Sıvı Azot Ete Ne Yapar?: İngilizce çalışma notları
TKOR
Video özeti: Sunucu yiyecekleri sıvı azotla dondurup doku, renk ve sesi karşılaştırıyor; ardından sponsorluğu açıklayıp güvenlik uyarısı ve kalan yiyeceklerin değerlendirilmesiyle bitiriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. what would happen if — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: dolaylı varsayım sorusunu tanıyın; belirsiz sonucu öngörmek için would ile if kullanın. 2. meal kit delivery service — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: ölçülmüş malzeme ve tarif ulaştıran hizmeti anlatan ad zincirini çözerek benzer sınıfları anlayın. 3. along for the ride — Deyimler ve mecazlı ifadeler: sunucunun izleyiciyi ortak deneyime kattığını anlayın; ride gerçek yolculuk değil, mecazdır.
Bu derste
it's turning into liquid nitrogen week on The King of Random and today is no exception for bizarre happenings. Kalıp ifadeler
0:02The King of Random'da sıvı nitrojen haftasına dönüşüyor ve bugün de tuhaf olaylar için bir istisna değil.
is no exception: istisna değil
Genel bir örüntü belirtildikten sonra is no exception, mevcut öznenin de bu örüntüye uyduğunu söyler. Burada hafta zaten sıra dışı sıvı nitrojen olaylarıyla dolu olarak anlatılmıştır; bu yüzden bugün de aynı şekilde sıra dışı olacaktır. Aktarılabilir yapı özne + be + no exception biçimindedir. Daha önce sözü edilen bir kuralı, eğilimi veya ortak özelliği işaret eder ve mevcut durumu da bunun içine alır.
Alıştırma
Departmanımızın da aynı maliyet azaltma eğilimine uyduğunu belirten kalıp ifadeyle cümleyi tamamlayın: Every department has reduced its budget, and ours ____.
Cevabı göster
is no exception
Welcome back to The King of Random Cooking Show.
0:07The King of Random Yemek Şovu'na tekrar hoş geldiniz.
This video is sponsored by a company called HelloFresh.
0:10Bu video HelloFresh adlı bir şirket tarafından desteklenmektedir.
They send boxes of food to your door to make it easier and more convenient to make your meals.
0:13Yemeklerinizi hazırlamanızı daha kolay ve pratik hale getirmek için kapınıza yiyecek kutuları gönderiyorlar.
But my wife will tell you I am not much of a cook. Kalıp ifadeler
0:17Ancak karım size pek iyi bir aşçı olmadığımı söyleyecektir.
not much of a cook: pek iyi bir aşçı olmamak
Not much of a + tekil rol ismi, bir kişinin o rolde çok iyi veya etkileyici olmadığını belirtir. not much of a cook ifadesindeki much, konuşanın ne ölçüde iyi bir aşçı sayılabileceğini gösterir; aşçıların sayısını belirtmez. Bu ifade olumsuz bir değerlendirmeyi genellikle daha yumuşak hâle getirir. Burada konuşan, yemek yapma becerisinin sınırlı olduğunu hafifçe kendisiyle dalga geçerek kabul eder.
Alıştırma
Hangi cümle konuşanın yemek yapma becerisinin sınırlı olduğunu hafif ve öz eleştirel biçimde en doğal şekilde kabul eder?
- I'm not a cook.
- I'm not much of a cook.
- I never cook.
Cevabı göster
I'm not much of a cook.
So, rather than taking these ingredients and turning them into three gourmet meals like you're supposed to do, Dilbilgisi
0:20Bu yüzden, bu malzemeleri alıp yapmanız gerektiği gibi üç gurme yemeğe dönüştürmek yerine,
Rather than taking: bir eylemden vazgeçmek
Rather than + -ing, seçilmeyen bir eylemi belirtir. Burada rather than taking..., malzemeleri yemek yapmak için kullanma şeklindeki normal planı bir kenara bırakır; ardından gelen ana cümle, gerçekten seçilen farklı eylemi sunar. Bu ifade cümlenin başında kullanıldığında karşıtlığı “A'yı yapmak değil, B'yi yapmak” şeklinde düzenler. Taking ve turning, vazgeçilen eylem içinde eş görevli iki -ing biçimidir; than miktar karşılaştırması yapmaz.
Alıştırma
Cümleyi buy fiilinin rather than + -ing biçimiyle tamamlayın: ____ a new phone, Maya repaired her old one.
Cevabı göster
Rather than buying
You're supposed to do: beklenen bir eylem
Be supposed to + fiilin yalın biçimi, bir eylemin kural, plan, talimat veya normal amaç nedeniyle beklendiğini anlatır. Bu cümlede beklenen eylem, malzemeleri kullanarak yemekleri hazırlamaktır; konuşmacı bu normal beklentiyi başka bir planla karşılaştırır. Buradaki do bir ikame fiildir: take these ingredients and turn them into three gourmet meals ifadesini tekrarlamak yerine daha önce sözü edilen eylemin yerini tutar. Bu kullanım, beklenen şeyi anlatır; supposed kelimesinin aktarılan duyum anlamını taşımaz.
Alıştırma
Cümleyi be supposed to ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Museum visitors ____ leave their bags at the front desk.
Cevabı göster
are supposed to
I wondered what would happen if we took some fruits, vegetables, and even meats, Dilbilgisi
0:24bazı meyveleri, sebzeleri ve hatta etleri alıp,
and dipped them in a bath of liquid nitrogen just to see what would happen.
0:28neler olacağını görmek için sıvı nitrojen banyosuna daldırsak ne olur diye merak ettim.
what would happen if: varsayımsal bir sonucu sormak
Burada what would happen if, wondered fiilinden sonra dolaylı bir soru başlatır. Bir koşulun varsayımsal sonucunu, yani yiyecekleri sıvı nitrojene koyunca ne olacağını sorar. if yan cümlesinde özne + fiil sırası kullanılır: if we took; if did we take denmez. Took biçimindeki geçmiş zaman, geçmişteki bir zamanı değil, durumun varsayımsal olduğunu gösterir. Bu kalıpta if, “… koşuluyla” anlamındadır; “olup olmadığını” anlamındaki whether değildir.
Alıştırma
Hangi cümle varsayımsal bir sonucu sormak için dolaylı soruyu doğru kullanıyor?
- I wondered what would happen if did we mix the two liquids.
- I wondered whether we would mix the two liquids.
- I wondered what would happen if we mixed the two liquids.
Cevabı göster
I wondered what would happen if we mixed the two liquids.
start off with: ilk öğeyi tanıtmak
Start off with, bir dizideki ilk öğe veya ilk adım olarak bir şeyi seçmek anlamına gelir. Altyazıda with, ilk öğe olan a piece of lettuce ifadesini tanıtır. Kalıp start off with + isim öbeği şeklindedir. Gösterileri, dersleri, yemekleri, listeleri ve adım adım ilerleyen diğer etkinlikleri düzenlemek için kullanışlıdır.
Alıştırma
İlk adımı tanıtmak için cümleyi vurgulanan ifadeyle tamamlayın: Let's ____ a quick safety check.
Cevabı göster
start off with
all it takes is + gerekli koşul
all it takes is X kalıbında take, 'gerektirmek' anlamına gelir. all gerekenlerin tamamını kapsar; is'ten sonraki X ise bu gereksinimin ne olduğunu belirtir. Burada X a couple of seconds olduğundan, konuşmacı işlemin yalnızca çok kısa bir süre gerektirdiğini söylüyor. Bu kalıp gereken zamanın, emeğin, paranın veya eylemin ne kadar az olduğunu vurgular: All it takes is + gerekli koşul. Yapılacak iş veya elde edilecek sonuç genellikle bağlamdan anlaşılır.
Alıştırma
'Gereken tek şey' anlamındaki kalıpla İngilizce cümleyi tamamlayın: ____ one phone call to confirm the reservation.
Cevabı göster
All it takes is
You know, it just flakes in your hands and turns
0:53Biliyorsunuz, ellerinizde pul pul dökülüyor ve
Well, that's one way to shred your lettuce. Ton ve niyet
1:15Eh, bu da marulunuzu doğramanın bir yolu.
çekinceli veya alaycı bir yorum olarak that's one way to
That's one way to + fiilin yalın hâli, bir yöntemin mümkün olduğunu kelime anlamıyla kabul eder. One, bunun normal, en iyi veya önerilen yöntem olduğunu söylemekten özellikle kaçınır. Bu sahnede yöntem işe yaradı, ancak aşırı ve sıra dışıydı. Well ve bağlamla birlikte cümle hafif alaycı bir yoruma dönüşür: konuşmacı sonucu kabul ederken yöntemle arasına biraz mesafe koyar.
Alıştırma
Bir arkadaşın sıkışmış bir paketi bütün kutuyu parçalayarak açıyor. Hangi yorum, yöntemin işe yaradığını ama sıra dışı olduğunu hafif bir mizahla doğal biçimde anlatır?
- That's one way to open it.
- That's the only way to open it.
- That's the best way to open it.
Cevabı göster
That's one way to open it.
Next up, I think it'd be fun to try this chicken breast. Anlatım akışı
1:18Sırada bu tavuk göğsünü denemenin eğlenceli olacağını düşünüyorum.
“Next up” ile sıradaki öğeyi tanıtmak
“Next up”, sıralı bir akıştaki bir sonraki öğeyi duyurur ve dinleyiciyi bir bölümden diğerine doğal biçimde geçirir. Burada konuşmacının önceki deneyi bırakıp tavuk göğsünü tanıtmaya başladığını gösterir. Bu ifade, yeni bölümün başında bir söylem belirleyicisi olarak görev yapar. Up burada yukarı doğru hareket anlamına gelmez; Next up yaklaşık olarak “sırada sunulacak veya denenecek şey” demektir.
Alıştırma
Bir sunumcu bir konuyu bitirdi ve sıradaki konuyu tanıtmak istiyor. Ne söylemelidir?
- Please lift the two designs up.
- We compared the two designs first.
- Next up, we'll compare the two designs.
Cevabı göster
Next up, we'll compare the two designs.
So, let's see what liquid nitrogen does to meat.
1:23Öyleyse sıvı nitrojenin ete ne yaptığına bakalım.
Now, you know it's done when the bubbling starts to settle down. Notlar
1:50Şimdi, köpürme yatışmaya başladığında bittiğini anlıyorsunuz.
Tamamlanma kalıbı “it's done when ...”
“It's done when + yan cümle”, tamamlanmayı belirlemek için pratik bir ölçüt verir: when yan cümlesindeki gözlemlenebilir olay gerçekleştiğinde süreç veya öğe tamamlanmış olur. Bu cümlede kabarcıklanmanın azalmaya başlaması, sürecin tamamlandığını gösteren işarettir. Done burada “bitmiş” veya “hazır” anlamına gelir; sıradan edilgen yapıdaki “gerçekleştirildi” anlamında değildir. When, tamamlanmayı değerlendirmek için kullanılan koşulu tanıtır; zaman hakkında soru sormaz.
Alıştırma
Hangi cümle bir sürecin tamamlandığını gösteren gözlemlenebilir bir işaret verir?
- The bread is done, so check the center later.
- The bread is done when the center reaches 190 degrees Fahrenheit.
- When is the bread done?
Cevabı göster
The bread is done when the center reaches 190 degrees Fahrenheit.
Etkinliğin azalıp dengelendiğini anlatan settle down
Bu cümlede settle down, “daha az hareketli ve daha dengeli hâle gelmek” anlamındadır. Kabarcıklanma önce güçlüdür, sonra yavaş yavaş azalır. Özne bir süreç, ses, hava durumu veya durum olduğunda settle down, hareketliliğin ya da karışıklığın azalmasını anlatabilir. Burada bir kişiye sakin olması söylenmiyor.
Alıştırma
Altyazıda "the bubbling starts to settle down" ne anlama geliyor?
- Kabarcıklanma daha az hareketli ve daha dengeli olmaya başlar.
- Birisi aşçıya sessiz olmasını söyler.
- Sıvı daha hızlı ısınmaya başlar.
Cevabı göster
Kabarcıklanma daha az hareketli ve daha dengeli olmaya başlar.
Now, that right there is what you call flash frozen. Kelime
1:53Şimdi, şuradaki şeye şok dondurma deniyor.
flash frozen: son derece hızlı dondurulmuş
Flash frozen, çok soğuk koşullarda son derece hızlı dondurulmuş demektir. Bu cümlede hızlı dondurma sonucunda oluşan durumu adlandırır; flash, bir ışık parlaması değil, “çok hızlı” anlamındadır. Terim, dondurma işleminin hızını vurgular. Yalnızca yüzeyde kırağı olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
“Son derece hızlı dondurulmuş” anlamındaki derste geçen iki sözcüklü terimle cümleyi tamamlayın: The berries were ____ right after picking.
Cevabı göster
flash frozen
Başarılı bir sonucu onaylayan There we go.
There we go. bir eylem henüz işe yaradığında veya istenen sonuç elde edildiğinde kullanılan kalıplaşmış bir konuşma ifadesidir. Bu cümlede “Tamamlandı” ya da “İşe yaradı” anlamına gelir; birinin bir yere gittiğini anlatmaz. Konuşan kişi bir şeyi bitirdiğinde, düzelttiğinde veya ortaya çıkardığında sonucu hemen onaylar. Küçük bir iş başarıyla tamamlandıktan sonra kişi bunu kendi kendine de söyleyebilir.
Alıştırma
Bir kabloyu yeniden bağladıktan sonra, bu derste öğrendiğiniz sonucu onaylayan ifadeyi tamamlayın: “____! The monitor is on again.”
Cevabı göster
There we go
Gündelik dikkat çekme ifadesi olarak Check this out.
Check this out. konuşanın ilginç bulduğu bir şeye bakmaya, onu dinlemeye veya fark etmeye yönelik gündelik bir davettir. Burada dinleyiciyi birazdan yapılacak gösterime hazırlar; check out ödeme yapmak, otelden ayrılmak veya resmî bir araştırma yürütmek anlamına gelmez. Bu ifade dikkati yönlendirir: sıradaki nesnenin, sesin, bilginin veya sonucun fark edilmeye değer olduğunu söyler. this zamiri, konuşanın göstermek üzere olduğu şeyi belirtir.
Alıştırma
Bir arkadaşınıza şaşırtıcı bir video göstermeden önce dikkatini gündelik bir şekilde çekmek için en uygun cümle hangisidir?
- I checked out yesterday.
- Please verify this.
- Check this out.
Cevabı göster
Check this out.
it almost sounds like pieces of glass dropping down. Dilbilgisi
2:15neredeyse düşen cam parçaları gibi ses çıkarıyor.
sounds like ... looks in fact just like ile duyusal karşılaştırmalar
Sound like işitmeye dayalı bir izlenimi, look like ise görmeye dayalı bir izlenimi karşılaştırır. Burada hareket eden nesne, sesi bakımından düşen cama; görünüşü bakımından da cam kırıklarına benzetilir. Almost, sesle ilgili karşılaştırmanın yaklaşık olduğunu gösterir. In fact, görsel kanıtın söylenen şeyi gerçekten desteklediğini belirtir; just like ise benzerliğin özellikle güçlü olduğunu vurgular. Her iki yapıda da like, karşılaştırılan şeyi veya olayı tanıtır; “hoşlanmak” anlamına gelmez.
Alıştırma
sound like ve look like ifadelerinin doğru biçimlerini kullanın: From the hallway, the machine ____ heavy rain, but up close it ____ a silver drum.
Cevabı göster
sounds like · looks like
You can see this stuff is really limp and flimsy.
2:28Bunun gerçekten gevşek ve narin olduğunu görebilirsiniz.
Look how the tomato's changed color as it freezes.
2:59Domatesin donarken renginin nasıl değiştiğine bakın.
Konuşma dilinde yumuşatıcı olarak kind of
Burada kind of, “biraz” veya “bir ölçüde” anlamına gelen konuşma diline özgü bir yumuşatıcıdır. Cracked ifadesini daha az kesin hâle getirir: konuşan kişi çatlama gördüğünü belirtir, ancak bunun ne kadar ciddi veya tamamlanmış olduğu konusunda belirsizliğe yer bırakır. Bu yapıda kind of, bir sıfatın veya fiil öbeğinin önüne gelir. a kind of fruit ifadesindeki kategori anlamını taşımaz.
Alıştırma
"The screen is kind of blurry," cümlesinde kind of ne işe yarar?
- Ekranı belirli bir tür olarak sınıflandırır.
- Betimlemeyi güçlendirir ve tam kesinlik ifade eder.
- Betimlemeyi daha az kesin yapar ve “biraz” anlamına gelir.
Cevabı göster
Betimlemeyi daha az kesin yapar ve “biraz” anlamına gelir.
Değişmiş bir geçmiş durum için used to be
That used to be a tomato cümlesinde used to be, geçmişte doğru olan ancak artık geçerli olmayan bir durumu belirtir: nesne bir zamanlar tanınabilir bir domatesti, fakat şimdi değildir. Geçmişteki bir durumu şimdiki durumla karşılaştırmak için özne + used to be + isim, sıfat veya yer ifadesi yapısını kullanın.
Alıştırma
Cümleyi used to ve be fiilinin yalın hâliyle tamamlayın: This building is a cafe now, but it ____ a bank.
Cevabı göster
used to be
You couldn't tell by looking at it, could you? Dilbilgisi
3:28Ona bakarak bunu söyleyemezdin, değil mi?
Onay isteyen couldn't ..., could you? soru eklentisi
Couldn't, ana ifadedeki olumsuz modal biçimdir; could you? ise buna uyan olumlu soru eklentisidir. Soru eklentisi could sözcüğünü tekrarlar ve kutbu olumsuzdan olumluya çevirir. Konuşan kişi esas olarak dinleyenin bakabilme yeteneğini sormaz. Yalnızca görünüşten anlamanın imkânsız olduğu yargısına katılmasını bekler ve soru eklentisiyle onay ister.
Alıştırma
Soru eklentisini tamamlayın: You couldn't hear the announcement, ____?
Cevabı göster
could you
a little bit cold. ifadesinin hafifletici kullanımı
Bu cümlede a little bit cold, kelime anlamıyla “biraz soğuk” demektir; konuşan kişi sıcaklığın yalnızca hafifçe düşük olduğunu söylüyor gibi görünür. A little bit, cold derecesini azaltır ve ifadeyi gündelik, yumuşak bir hale getirir. Ancak nesne sıvı nitrojene maruz kaldığı için bu ifade gerçek duruma göre açıkça fazla hafiftir. Mizah, aşırı soğuğu yalnızca biraz soğukmuş gibi bilerek küçümsemekten doğar; konuşan kişi kesin bir sıcaklık ölçümü vermiyordur.
Alıştırma
Bir arkadaş sıvı nitrojenle soğutulmuş bir nesneyi görüp 'It is a little bit cold.' diyor. Buradaki espri nedir?
- Aşırı soğuğu bilerek hafif bir şeymiş gibi sunuyor
- Nesnenin içinin sıcak olduğunu söylüyor
- Nesnenin gerçekten yalnızca biraz serin olduğunu söylüyor
Cevabı göster
Aşırı soğuğu bilerek hafif bir şeymiş gibi sunuyor
I'm going to try ground beef because everybody knows what ground beef is like. Kelime
3:36kıymayı deneyeceğim çünkü herkes kıymanın nasıl bir şey olduğunu bilir.
ground beef: dana kıyma
Ground beef, Amerikan İngilizcesinde küçük parçalara çekilmiş ya da kıyılmış sığır etini anlatan standart terimdir; hamburger, köfte, taco ve benzeri yemeklerde kullanılır. Bu cümlede konuşan kişi, dondurulan nesneyle karşılaştırma yapmak için herkesin tanıdığı yumuşak bir yiyeceği seçiyor. Buradaki ground, grind fiilinin geçmiş zaman ortacıdır ve etin nasıl hazırlandığını anlatır. “Yerdeki sığır eti” anlamına gelmez; ground beef birlikte bir yiyecek adı oluşturur.
Alıştırma
Amerikan İngilizcesinde, tarifte kullanılacak küçük parçalara çekilmiş sığır eti için genellikle hangi ifade kullanılır?
- ground beef
- minced beef
- beef on the ground
Cevabı göster
ground beef
This is the kind of stuff you make your hamburger patties out of. Dilbilgisi
3:42Hamburger köftelerinizi bu tür şeylerden yaparsınız.
make X out of Y ve sonda kalan out of
make X out of Y yapısında X üretilen nesne, Y ise kullanılan malzemedir. Bu cümlede hamburger patties X'e, this stuff ise Y'ye karşılık gelir. Temel ve tam cümle You make your hamburger patties out of this stuff. şeklindedir. Bu düşünce stuff sözcüğünü nitelediğinde İngilizcede ilgi sözcüğü that atılabilir ve the kind of stuff you make your hamburger patties out of yapısı oluşur. Out of doğal biçimde sonda kalır; dolayısıyla cümle eksik değildir.
Alıştırma
Cümleyi make X out of Y yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: The campers ____ a table ____ fallen branches.
Cevabı göster
made · out of
Turn it into a nice little hamburger ball. Öbek fiiller
3:50Güzel küçük bir hamburger topuna dönüştürelim.
Biçim veya kullanım değişikliği için turn X into Y
Turn X into Y, X'in değişerek Y olmasına neden olmak anlamına gelir. X etkilenen şey, Y ise ortaya çıkan biçim, kullanım, durum veya roldür. Burada it kıymayı, a nice little hamburger ball ise kıymanın yeni şeklini belirtir. Into burada bir yerin içine doğru hareketi değil, değişimin sonucunu gösterir. Aynı yapı hem fiziksel hem de soyut değişimleri anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi turn X into Y ile tamamlayın: With a few cushions, we can ____ this bench ____ a comfortable reading spot.
Cevabı göster
turn · into
So, I know this might seem a little bit wasteful. Ton ve niyet
4:38Biliyorum, bu biraz israf gibi görünebilir.
I know this might seem a little bit wasteful: bir kaygıyı önceden kabul etmek
Burada I know, konuşanın dinleyicinin verebileceği bir tepkiyi fark ettiğini gösterir; eylemin gerçekten savurganca olduğunun kanıtlandığı anlamına gelmez. Bu giriş, yanıt vermeden önce dinleyicinin kaygısına yer açar. might seem, wasteful yargısını bir gerçek değil olası bir izlenim olarak sunar; a little bit ise olumsuz yargıyı yumuşatır. Birlikte nazik bir ödün verme stratejisi oluştururlar: önce kaygıyı kabul et, sonra açıkla veya güvence ver.
Alıştırma
I know this might seem a little bit wasteful ifadesinin işlevini en iyi hangi açıklama anlatır?
- Dinleyicinin kaygısını mantıksız bularak reddetmek
- Açıklama yapmadan önce olası bir kaygıyı kabul etmek
- Eylemin kesinlikle savurganca olduğunu doğrulamak
Cevabı göster
Açıklama yapmadan önce olası bir kaygıyı kabul etmek
every scrap that you see used here is going to be used for some purpose. Kelime
4:42burada kullanıldığını gördüğünüz her atık bir amaç için kullanılacak.
every scrap: arta kalan her küçük parça
Bu cümlede scrap, yiyecekten veya malzemeden arta kalan küçük bir parçayı belirten sayılabilir bir isimdir. Parçalar düzensiz olabilir veya ilk iş için artık gerekmeyebilir, ancak yine de kullanılabilir; scrap otomatik olarak işe yaramaz çöp anlamına gelmez. Every, her bir parçayı kapsayan bir belirleyicidir. every tekil sayılabilir bir isimle kullanıldığı için every scraps değil, every scrap denir. Bu ifade küçük parçaların hiçbirinin atılmayacağını vurgular.
Alıştırma
Cümleyi every + “arta kalan küçük bir parça” anlamındaki isimle tamamlayın: The workshop saves ____ of wood for later projects.
Cevabı göster
every scrap
taken care of ... bir şeyin uygun şekilde halledilmesi
Bu cümlede taken care of, bir şeyin uygun şekilde ele alınması veya halledilmesi anlamına gelir. Bir kişiye bakmak anlamında kullanılmıyor; it, önceki bağlamda sözü edilen yiyecek artıklarını belirtir ve bunların öylece bırakılmayacağını ya da ziyan olmayacağını anlatır. Will be taken care of edilgen yapısı, sorumlu kişinin kim olduğunu ve işin tam olarak nasıl yapılacağını söylemez. Gerekli düzenlemelerin yapılacağını belirten, karşı tarafı rahatlatan bir ifadedir.
Alıştırma
"The old batteries will be taken care of at the collection center" cümlesinde taken care of ne anlama gelir?
- uygun bir süreçle ele alınmak
- bir çocuk gibi kişisel ilgi görmek
- bulunduğu yerde bırakılmak
Cevabı göster
uygun bir süreçle ele alınmak
that's it for this video ... ana içeriğin sonunu belirtmek
“that's it for this video” ifadesinde that's it bir kapanış işaretidir ve ana açıklamanın ya da etkinliğin bittiğini gösterir. for this video kapsamı belirler; yani konuşmacı bu videonun asıl içeriğinin burada sona erdiğini söylüyor. Bu ifade mutlaka sabırsızlık anlamına gelmez ve ardından başka sözlerin gelemeyeceğini de göstermez. Konuşmacı bu kalıptan sonra teşekkür, jenerik veya bir hatırlatma ekleyebilir; bunlar kapanan ana içeriğin ardından gelen eklerdir.
Alıştırma
Tamamlanan içeriğin kapsamını belirten edatı ekleyerek kapanış cümlesini tamamlayın: That's it ____ this presentation.
Cevabı göster
for
I hope you enjoyed some of these experiments.
4:49Umarım bu deneylerin bazılarından keyif almışsınızdır.
I had a lot of fun and I hope you did as well.
4:51Ben çok eğlendim ve umarım siz de eğlenmişsinizdir.
And in all honesty, this is stuff we are going to eat. Anlatım akışı
4:57Ve dürüst olmak gerekirse, bu yiyeceğimiz bir şey.
Samimi bir çerçeveleyici olarak “in all honesty”
“in all honesty”, ardından gelen ifadeyi açık sözlü ve samimi bir açıklama olarak çerçeveleyen bir söylem belirtecidir. Burada yiyeceklerin sadece teknik olarak yenebilir olmadığını, gerçekten yeneceğini daha güçlü biçimde vurgular. Bu ifade, önceki sözlerin dürüst olmadığı anlamına gelmez. Açık bir netleştirme, kabul veya kesin bir değerlendirme sunmak için kullanılabilir.
Alıştırma
Bu cümlede “in all honesty” esas olarak ne yapıyor?
- Konuşanın daha önce dürüst olmadığını söyler.
- Önceki cümledeki bir bilgi hatasını düzeltir.
- Sonraki iddiayı açık sözlü ve samimi olarak sunar.
Cevabı göster
Sonraki iddiayı açık sözlü ve samimi olarak sunar.
Now, when a company like HelloFresh reaches out to sponsor a video, Öbek fiiller
5:00Şimdi, HelloFresh gibi bir şirket bir videoya sponsor olmak için ulaştığında,
“İletişimi başlatır” anlamındaki “reaches out”
“reaches out”, reach out öbeksi fiilinin üçüncü tekil kişi biçimidir. Burada “kendiliğinden iletişim kurar” anlamına gelir: şirket, bir videoya sponsor olmayı görüşmek için iletişimi başlatır. İletişim kurulan kişi veya kurum reach out to + kişi ya da kuruluş yapısıyla belirtilebilir. Özgün cümledeki to sponsor a video bir amaç mastarıdır; şirketin neden iletişime geçtiğini açıklar, muhatap ise bağlamdan anlaşılır.
Alıştırma
Cümleyi “kendiliğinden iletişim kurmak” anlamındaki iki sözcüklü öbeksi fiille tamamlayın: If you would like to discuss a partnership, please ____ to our team.
Cevabı göster
reach out
they also send these things called talking points, Kelime
5:02ayrıca konuşma noktaları denen bu şeyleri gönderiyorlar,
talking points: iletilmek üzere hazırlanmış mesajlar
Bu cümlede talking points, sponsorun konuşmacının değinmesini istediği, önceden hazırlanmış temel mesajlardır. Nelerin söyleneceğini ve ürünün nasıl sunulacağını yönlendirir. Bu ifade yalnızca insanların sohbet edebileceği konular anlamına gelmez. Halkla ilişkilerde, siyasette, röportajlarda ve iş dünyasında talking points çoğu zaman bir kurumun planlanmış mesajını yansıtır.
Alıştırma
Bir halkla ilişkiler ekibi, sözcüye röportajda kullanması için onaylanmış mesajlardan oluşan kısa bir liste verir. Bu mesajların İngilizcedeki en doğal adı nedir?
- talking points
- discussion topics
- small talk
Cevabı göster
talking points
which are basically the things that they want me to tell you about their product.
5:05ki bunlar temelde ürünleri hakkında size anlatmamı istedikleri şeylerdir.
they want you to know that HelloFresh is the meal kit delivery service Kelime
5:08HelloFresh'in yemek pişirmeyi eğlenceli, kolay ve pratik hale getiren
meal kit delivery service: isim dizisinin yapısı
Meal kit delivery service ifadesinde ana isim service sözcüğüdür: ifadenin tamamı bir hizmet türünü adlandırır. Delivery hizmetin nasıl işlediğini, meal kit ise neyin teslim edildiğini açıklar. Bir meal kit normalde porsiyonlanmış malzemeler ve müşterinin evde uygulayacağı bir tarif içerir. İsim dizisini sağdan sola okumak anlamayı kolaylaştırır: bu, yemek kitlerini teslim eden bir hizmettir; pişmiş yemekleri teslim eden bir hizmet değildir.
Alıştırma
Bir şirket size ölçülmüş malzemeler ve tarif kartları getiriyor, yemekleri de siz pişiriyorsunuz. Hangi tanım en uygundur?
- prepared-meal delivery service
- meal kit delivery service
- grocery delivery service
Cevabı göster
meal kit delivery service
that makes cooking fun, easy, and convenient.
5:11yemek kiti teslimat hizmeti olduğunu bilmenizi istiyorlar.
And each week, HelloFresh creates new delicious recipes with step-by-step instructions
5:13Ve her hafta HelloFresh, acemilerden zamanı kısıtlı deneyimli ev aşçılarına kadar herkes için
designed to take around 30 minutes for everyone from novices to seasoned home cooks short on time. Notlar
5:17yaklaşık 30 dakika sürecek şekilde tasarlanmış adım adım talimatlarla yeni lezzetli tarifler yaratıyor.
designed to take + bir süre
Designed to take around 30 minutes, önceki yan cümledeki recipes sözcüğünü niteleyen bir geçmiş zaman ortacı öbeğidir. that are designed to take around 30 minutes yapısının kısaltılmış hâlidir; dolayısıyla bu şekilde tasarlananlar aşçılar değil, tariflerdir. Burada take, “belirli bir süre gerektirmek” anlamına gelir. İsim + designed to take + süre kalıbı, bir tasarım hedefini veya beklenen süreyi kısa bir açıklamayla aktarır.
Alıştırma
Hangi cümle antrenmanın yaklaşık 20 dakika gerektirecek şekilde planlandığını anlatır?
- The workout was designed in about 20 minutes.
- The workout is designed to take about 20 minutes.
- The workout is designed to begin in about 20 minutes.
Cevabı göster
The workout is designed to take about 20 minutes.
seasoned home cooks: deneyimli anlamındaki seasoned
Seasoned, home cooks ifadesini niteler ve burada uzun süreli pratik sayesinde çok deneyimli ve becerikli anlamına gelir. İnsanlara tuz ya da baharat eklendiği anlamına gelmez. Bu ifade, from novices to seasoned home cooks aralığının deneyimli ucunu oluşturur. Bu kullanım, zaman içinde gelişme fikrini belirli bir roldeki insanlara aktarır: a seasoned teacher, traveler veya negotiator.
Alıştırma
Seasoned hangi cümlede “tatlandırılmış” değil, “deneyimli” anlamına gelir?
- We added more salt because the soup was not seasoned.
- Maya is a seasoned editor who can spot problems quickly.
- The chef served seasoned rice with vegetables.
Cevabı göster
Maya is a seasoned editor who can spot problems quickly.
short on time: zamanı kısıtlı olmak
Bu cümlede short on time, “yeterli kullanılabilir zamana sahip olmamak” anlamına gelir. İfade ev aşçılarını niteler; pişirme süresinin kısalığını veya aşçıların boyunu anlatmaz. İfade be + short on + kaynak yapısını izler. Buradaki home cooks short on time, home cooks who are short on time ifadesinin kısaltılmış biçimidir.
Alıştırma
Cümleyi short on ve yetersiz olan kaynağın adıyla tamamlayın: We have only five minutes, so we're ____.
Cevabı göster
short on time
They source the freshest ingredients measured to the exact quantities needed, Notlar
5:22Gereken tam miktarlarda ölçülmüş en taze malzemeleri tedarik ediyorlar,
source the freshest ingredients: en taze malzemeleri tedarik etmek
Burada source, uygun tedarikçileri bulmak ve malzemeleri onlardan temin etmek anlamına gelen bir fiildir. Şirket yalnızca malzemelerin nereden geldiğini belirlemiyor; bunların tedarikini veya satın alınmasını düzenliyor. source, temin edilen şeyin doğrudan önünde source + ürün veya malzeme yapısıyla kullanılır. Bu cümlede the freshest ingredients, source fiilinin nesnesidir.
Alıştırma
Şu cümleyi okuyun: The café sources its coffee beans from small farms. sources burada en güçlü biçimde ne anlama gelir?
- Kafe yalnızca çekirdeklerin nerede yetiştirildiğini belirtir.
- Kafe çekirdekleri bir raporda kanıt olarak kullanır.
- Kafe uygun tedarikçileri bulur ve çekirdekleri onlardan temin eder.
Cevabı göster
Kafe uygun tedarikçileri bulur ve çekirdekleri onlardan temin eder.
Art arda geçmiş zaman ortacı niteleyicileri olarak measured ... needed
measured to the exact quantities needed ifadesinde measured, ingredients sözcüğünü niteleyen bir geçmiş zaman ortacıdır. Edilgen bir ilgi cümleciğini kısaltır: ingredients that are measured to the exact quantities needed. Needed da quantities sözcüğünü niteleyen başka bir geçmiş zaman ortacıdır: the quantities that are needed. İki ortaç da bu cümleciğin ana fiili değildir. Buradaki to amaç değil, ölçme sonucunda ulaşılan hedef miktarı gösterir.
Alıştırma
“Use the parts labeled with the numbers shown in the diagram,” cümlesinde labeled ve shown ne işlev görür?
- Amaç bildirirler: parts, numbers göstermek için bir şeyi etiketler.
- Cümlenin iki ana fiilidir.
- Geçmiş zaman ortacı biçiminde niteleyicilerdir: labeled, parts sözcüğünü; shown ise numbers sözcüğünü niteler.
Cevabı göster
Geçmiş zaman ortacı biçiminde niteleyicilerdir: labeled, parts sözcüğünü; shown ise numbers sözcüğünü niteler.
They employ a full-time registered dietitian on staff Kalıp ifadeler
5:27Tam zamanlı kayıtlı bir diyetisyeni kadrolarında çalıştırıyorlar
on staff: kuruluş tarafından istihdam edilmek
On staff, bir kuruluşun çalışan kadrosunun üyesi olarak istihdam edilmek anlamına gelir. Burada kayıtlı diyetisyen yalnızca dışarıdan danışmanlık yapmak yerine şirketin çalışanı olarak görev yapar. Bu ifade fiziksel konumu veya kişinin o anda çalışıp çalışmadığını değil, istihdam durumunu anlatır. Genellikle have, keep ya da be fiilinin bir biçiminden sonra gelir; örneğin We have a nurse on staff. Özgün cümlede full-time çalışma düzenini ayrıca belirtir.
Alıştırma
“Kuruluşun bir parçası olarak istihdam edilen” anlamına gelen iki sözcüklük İngilizce ifadeyle cümleyi tamamlayın: The clinic has a dietitian ____.
Cevabı göster
on staff
who reviews each recipe to ensure it's nutritionally balanced.
5:30ve beslenme açısından dengeli olmasını sağlamak için her tarifi inceliyorlar.
And it's all delivered to your doorstep in a special insulated box for free. Kalıp ifadeler
5:33Ve hepsi ücretsiz olarak özel yalıtımlı bir kutuda kapınıza kadar teslim ediliyor.
Delivered to your doorstep: kapınıza teslim
Edilgen be delivered to + varış yeri yapısı, bir şeyin o yere getirildiğini anlatır. Burada your doorstep, doğrudan evinizin girişine kadar anlamına gelir; yani hizmet mağazadan teslim alma değil, eve teslim sunar. Teslimat bağlamında doorstep, bir evdeki teslim noktasının genel adıdır. Sözcüğün gerçek anlamındaki basamak veya eşik olmak zorunda değildir; güvenli bırakma yeri değişebilir.
Alıştırma
Cümleyi “doğrudan evine getirilmiş” anlamındaki dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The groceries will be ____ by noon.
Cevabı göster
delivered to your doorstep
There you have it: bir açıklamayı kapatmak
Burada there you have it, konuşanın ilgili bilgileri vermeyi bitirdiğini ve bunları eksiksiz olarak sunduğunu belirtir: açıklamanın tamamı budur. Fiziksel bir nesneye değil, az önce söylenenlere gönderme yapar. Bir liste, gösterim, açıklama veya sonuçtan sonra kapanış söylem belirteci olarak kullanılır. Konuşan devam etmeden önce bir bölümün bittiğini dinleyicinin fark etmesine yardımcı olur.
Alıştırma
Hangi cümle, tamamlanmış bir açıklamayı kapatmak için there you have it ifadesini en açık biçimde kullanıyor?
- Here you are—the form you requested.
- There you go—you balanced the bicycle by yourself!
- There you have it—the full process from start to finish.
Cevabı göster
There you have it—the full process from start to finish.
If you have any interest in the kind of service HelloFresh has to offer, Kalıp ifadeler
5:37HelloFresh'in sunduğu türden bir hizmete herhangi bir ilginiz varsa,
has to offer: bir şirketin sunabildiği şey
the kind of service HelloFresh has to offer ifadesinde service, HelloFresh'in sağlayabileceği şeyi belirtir. İlişki cümlesinden önce görünse de anlam bakımından offer fiilinin eksik nesnesidir. İfade, şirketin sunduğu hizmet türünü anlatır. Buradaki has, sıradan have fiilidir; to offer ise nelerin sunulabildiğini açıklar. “Sunmak zorunda olmak” anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilen have something to offer kalıbı; bir kişinin, yerin veya kuruluşun sağlayabileceği değeri, becerileri, kaynakları ya da hizmetleri anlatabilir.
Alıştırma
Bu cümlede has several free programs to offer ne anlama gelir? “The museum has several free programs to offer local families.”
- birkaç ücretsiz program sunabilir
- tüm ücretsiz programları durdurmuştur
- birkaç ücretsiz program oluşturmak zorundadır
Cevabı göster
birkaç ücretsiz program sunabilir
go check them out and use the promo code The King of Random. Öbek fiiller
5:40onları kontrol edin ve The King of Random promosyon kodunu kullanın.
check them out: göz atmak veya daha fazla bilgi edinmek
Check them out, HelloFresh'e ve hizmetlerine bakmayı, onlar hakkında daha fazla bilgi edinmeyi ve ilginizi çekip çekmediklerine karar vermeyi öneren gündelik bir ifadedir. Bu bağlamda resmî bir inceleme veya otelden ayrılma anlamına gelmez. Check out ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne bir zamir olduğunda zamiri check ile out arasına koyun: check them out veya check it out; check out them değil. Nesne bir isim olduğunda hem check the website out hem de check out the website mümkündür, ancak ikincisi çoğu zaman daha akıcıdır.
Alıştırma
Öneriyi check ... out ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: “I found two useful study apps. You should ____.”
Cevabı göster
check them out
I was just glad to have you along for the ride today. Deyimler
5:44Sadece bugün yolculuk boyunca benimle olmanızdan memnun oldum.
along for the ride ifadesinin mecaz anlamı
Bu cümlede along for the ride mecaz anlamda kullanılır. İzleyicilerin videodaki deneyime dâhil olduğunu ve onu paylaştığını anlatır; herhangi birinin araçla yolculuk yaptığı anlamına gelmez. Bu ifade bir deneyimi yolculuk gibi gösterir. Birini along for the ride olarak anlatmak, onu sıcak bir biçimde deneyime dâhil eder ve çoğu zaman süreci yönlendirmek yerine ona eşlik ettiğini veya süreci izlediğini düşündürür.
Alıştırma
Orijinal cümlede along for the ride ne anlama geliyor?
- Deneyim gerçekleşirken ona dâhil olmak
- Bir araçla bir yere yolculuk etmek
- Deneyin her bölümünü kontrol etmek
Cevabı göster
Deneyim gerçekleşirken ona dâhil olmak
Of course, liquid nitrogen is for professionals and experts only.
5:46Elbette sıvı nitrojen sadece profesyoneller ve uzmanlar içindir.
This isn't something that I can recommend doing at home, Dilbilgisi
5:49Bu evde yapmanızı önerebileceğim bir şey değil,
recommend doing yapısı
Recommend doğrudan bir -ing biçimiyle kullanılabilir: recommend + doing something. Buradaki doing, something ile belirtilen eylemi gerçekleştirmek anlamına gelir; dolayısıyla konuşan kişi bu eylemi evde denemenin uygun olmadığını söyler. That I can recommend doing ilgi cümleciğinde that, something sözcüğüne bağlanır ve doing fiilinin nesnesi anlamca tamamlanır: recommend doing that activity. Bu yapı bir eylemi önermek veya önermemek için kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi recommend ve use fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: For safety, I don't ____ this machine without protective gloves.
Cevabı göster
recommend using
but it is something that I sure enjoyed doing with you today. Kelime
5:51ama bugün sizinle yapmaktan kesinlikle keyif aldığım bir şey.
sure enjoyed doing ifadesinde pekiştirici sure
sure enjoyed doing ifadesinde sure, enjoyed fiilini güçlendiren gündelik bir zarftır. certainly veya really anlamına gelir; konuşan kişi etkinlikten gerçekten keyif aldığını vurgular. Buradaki sure, doing sözcüğünü nitelemez ve onay istemez. Başka durumlara aktarılabilecek kalıp özne + sure + fiil şeklindedir; örneğin I sure liked it.
Alıştırma
“I sure enjoyed the concert,” cümlesinde sure ne işe yarar?
- Konuşan kişinin gerçekten keyif aldığını gündelik bir biçimde vurgular.
- Konserin kesin olduğunu belirtir.
- Konuşan kişinin keyif alıp almadığını sorar.
Cevabı göster
Konuşan kişinin gerçekten keyif aldığını gündelik bir biçimde vurgular.
Clean up: dağınıklıktan sonra düzeni yeniden sağlamak
Clean up, bir yeri yeniden düzenli hâle getirmek için kiri, etrafa saçılmış eşyaları veya dağınıklığı ortadan kaldırmak demektir. Buradaki this mess, yerinde olmayan her şeyi ifade eder. up parçacığı çoğu zaman yalnızca bir yüzeyi temizlemeyi değil, her şeyi tamamen yeniden düzene koymayı vurgular. İfade, We need to clean up. örneğinde olduğu gibi nesne belirtilmeden de kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede clean up, it zamiriyle doğru biçimde kullanılmıştır?
- The kitchen was a mess, so we cleaned up it.
- The kitchen was a mess, so we up cleaned it.
- The kitchen was a mess, so we cleaned it up.
Cevabı göster
The kitchen was a mess, so we cleaned it up.
My wife salvaged all those scraps and the big mess that I made, Kelime
5:59Karım tüm o artıkları ve yaptığım büyük dağınıklığı topladı,
salvaged all those scraps: artıkları kurtarıp değerlendirmek
Burada salvaged, boşa gidecek veya atılacak gibi görünen malzemeden işe yarar bir şeyi geri kazanmak demektir. Artıklar yalnızca saklanmamış, yeniden işe yarar hâle getirilmiştir. Salvage genellikle bir şeyin hasarlı, istenmeyen ya da kaybolma riski altında olduğunu ima eder. Bu ek anlam, onu geniş anlamlı save fiilinden daha özel kılar.
Alıştırma
Ağır hasarlı bir şeyden kullanılabilir parçalar geri kazanıldığında cümleyi en özel anlamla hangi fiil tamamlar? After the flood, workers were able to ___ several doors from the old building.
- save
- store
- salvage
Cevabı göster
salvage
How awesome is that?: coşkulu bir retorik soru
How + sıfat + is that? biçim olarak bir sorudur, ancak burada ünlem işlevi görür. How awesome is that? kabaca That is really awesome! anlamına gelir. Konuşan kişi bir puan veya ne kadar harika olduğuna dair bir derece sormaz. Bu soru, dinleyiciyi konuşanın şaşkınlığını ve takdirini paylaşmaya davet eder.
Alıştırma
Coşkulu ve retorik tepkiyi tamamlamak için awesome ve that kullanın: Your friend repaired ten donated bicycles for local children. How ____ is ____?
Cevabı göster
awesome · that