Yolculuk Vakti | 2. Sezon | Bluey: İngilizce çalışma notları

Bluey - Official Channel

Öğrenme zorluğu
245 kelime 159 kel/dk

Video özeti: Aile kamp alanına doğru giderken çocuklar tabletlerinin evde unutulduğunu öğrenir ve yolculuk, ekransız oyunlardan oluşan bir eğlenceye dönüşür. Oyunlar, yavaş karavanların arkalarında kalma endişesiyle sürer; yol kenarındaki beklenmedik bir dikkat dağıtıcı olay ise herkesin yeniden arabaya binmesine ve oyunun yarıda kalmasına neden olur. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Grey Nomads. — Kültür, medya ve gerçek yaşam bağlamı: Karavanlarla uzun yolculuklara çıkan emeklileri anlatan bu Avustralya terimini öğrenin ve kamp alanına giderken onların yavaş araçlarının arkasında kalmanın neden sorun olarak görüldüğünü anlayın. 2. 4 hours worth. — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: “Süre + worth” yapısının, etkinliklerin ya da malzemelerin belirtilen bir dönem boyunca yeteceğini doğal biçimde anlattığını fark edin ve bir şeyin ihtiyacı ne kadar süre karşılayacağını söylerken bu yapıyı kullanın. 3. Biscuits! — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: Burada yiyecekten söz edilmediğini, ifadenin ani kızgınlık veya hayal kırıklığını aktaran aile dostu bir ünlem olduğunu anlayın; çocuk diyaloglarında kaba bir küfür yerine zararsız sözcüklerin nasıl kullanılabildiğini ayırt edin.

Bu derste

What is that?

0:02

O da ne?

Oh, no.

0:03

Olamaz.

We've got to go. Dilbilgisi

0:05

Gitmemiz lazım.

Dilbilgisi

We've got to go: acilen ayrılmak gerektiğini ifade etmek

We've got to, have got to yapısının kısaltılmış biçimini içerir. Bu cümlede have got to + fiilin yalın hâli, “zorunda olmak” veya “gerekmek” anlamına gelir; dolayısıyla gerekli eylem go fiilidir. Buradaki got, “elde etti” anlamında değildir. Bu kısa cümle, özellikle bir gecikmeyi ya da başka bir kaygıyı keserek söylendiğinde, hemen ayrılmak gerektiğini de belirtir.

Alıştırma

Cümleyi “zorunda olmak” anlamındaki kısaltılmış konuşma yapısıyla tamamlayın: We____ leave now.

Cevabı göster

've got to

But what about the tablets? Ton ve niyet

0:05

Peki ya tabletler ne olacak?

Ton ve niyet

what about the tablets?: çözülmemiş bir konuyu gündeme getirmek

What about + isim grubu? gözden kaçan veya henüz çözülmemiş bir konuyu yeniden konuşmaya getirir. Burada plan ayrılmaktır ve konuşan kişi bu plana devam etmeden önce tabletlere ne olacağını sorar. But, gitme kararıyla bir karşıtlık kurar: hâlâ çözülmemiş pratik bir sorun vardır. Bu soru yalnızca tabletler hakkında genel bilgi istemez.

Alıştırma

Aileniz ayrılmaya hazır, ancak piknik çantası hâlâ masanın üzerinde. Bu çözülmemiş konuyu doğal biçimde gündeme getiren cümle hangisidir?

  1. What about the picnic bag?
  2. Where is the picnic bag?
  3. What is inside the picnic bag?
Cevabı göster

What about the picnic bag?

Forget it. Ton ve niyet

0:07

Boşverin.

Ton ve niyet

Forget it. ifadesinin “konuyu kapat” anlamı

Burada Forget it., “Boş ver” veya “Artık bu konuyla uğraşmayalım” anlamına gelir. Birinden gerçekten bir anıyı silmesini istemez. Bu ifade bir isteği, sorunu veya konuyu doğrudan kapatır. Konuşanın artık onunla uğraşmak ya da onu tartışmak istemediğini gösterir.

Alıştırma

Maya küçük bir sorunu çözmeye çalışmaya devam edip etmemesi gerektiğini soruyor. Leo, “Forget it.” diyor. Leo büyük olasılıkla ne demek istiyor?

  1. Sorunu hatırlamak için çok çabalamak.
  2. Sorunla uğraşmayı bırakmak.
  3. Sorunu daha sonra bakmak üzere yazmak.
Cevabı göster

Sorunla uğraşmayı bırakmak.

What?

0:07

Ne?

Why?

0:08

Neden?

Grey Nomads. Kültür

0:09

Gri Göçebeler.

Kültür

Grey Nomads: Avustralya yollarındaki emekli gezginler

Grey Nomads, Avustralya’da yaşlı ve çoğunlukla emekli olup ülke içinde uzun süre karavan, motokaravan veya benzeri araçlarla gezen kişiler için kullanılan samimi bir tanımdır. Grey, kırlaşmış saçları ve yaşı; Nomads ise bir yerden diğerine gitmeyi anlatır. Bu ifade gri renkten veya geleneksel göçebe halklardan söz etmez. Karayolu yolculuğu bağlamında yaşlı gezginlere ve büyük, yavaş karavanlara yapılan göndermeleri anlamaya yardımcı olur.

Alıştırma

Avustralya’da geçen bir seyahat hikâyesinde “Grey Nomads” büyük olasılıkla kimlerdir?

  1. Karavan veya motokaravanla farklı yerleri gezen emekli kişiler.
  2. Geleneksel göçebe bir hayvancılık topluluğunun üyeleri.
  3. Gri kıyafet giyen genç sırt çantalı gezginler.
Cevabı göster

Karavan veya motokaravanla farklı yerleri gezen emekli kişiler.

Come on. Ton ve niyet

0:11

Hadi.

Ton ve niyet

Birini harekete geçirmek için Come on.

Bu sahnede Come on., birini hemen harekete geçmeye veya ilerlemeye teşvik eder; “Çabuk” ya da “Hadi gidelim” anlamına gelir. Kişiden kelimenin gerçek anlamıyla konuşana doğru gelmesini istemez. Bu kısa ifadenin işlevi bağlama ve ses tonuna bağlıdır. Burada karşı tarafı oyalanmayı bırakmaya yöneltir.

Alıştırma

Arkadaşınız yavaş hareket ediyor ve otobüs kalkmak üzere. Hangi cümle doğal ve gayriresmî bir teşviktir?

  1. Come in.
  2. Come over.
  3. Come on.
Cevabı göster

Come on.

Okay.

0:11

Tamam.

Okay.

0:12

Tamam.

That was too close. Kalıp ifadeler

0:15

Kıl payı kurtulduk.

Kalıp ifadeler

too close: kötü bir sonuçtan kıl payı kurtulmak

That was too close. cümlesinde too close, tehlikeli veya istenmeyen bir sonucun neredeyse gerçekleştiğini belirtir. Konuşan kişi bunu önledikten hemen sonra, çoğunlukla hem rahatlama hem de korkuyla tepki verir. Close, durumun kötü sonuca ne kadar yaklaştığını anlatır; bu nedenle mutlaka fiziksel mesafeden söz etmez.

Alıştırma

Bir bisikletli size yalnızca birkaç santimetre farkla çarpmıyor. Hangi tepki tehlikeden kıl payı kurtulduğunuzu anlatır?

  1. That cyclist was nearby.
  2. That was a long time ago.
  3. That was too close.
Cevabı göster

That was too close.

What are Grey Nomads?

0:16

Gri Göçebeler de ne?

They're nanas and grandads in big slow caravans. Kelime

0:18

Onlar, büyük ve yavaş karavanlarındaki nineler ve dedeler.

Kelime

nanas and grandads: aile içinde kullanılan sevecen hitaplar

'Nanas and grandads', büyükanneler ve büyükbabalar demektir. 'Nana' büyükanne için sevgi dolu bir aile hitabı, 'grandad' ise büyükbaba için kullanılan samimi bir aile hitabıdır. Anne ya da baba tarafını belirtip belirtmediği ailenin kullanımına bağlıdır. Bu çoğul ifade, yaşlı insanları resmî biçimde tanımlamak yerine cümleye sıcak, gündelik ve çocuklarla aile yaşamını çağrıştıran bir ton verir.

Alıştırma

Bir çocuğun kendi büyükanne ve büyükbabasından sıcak ve samimi biçimde söz etmesine en uygun cümle hangisidir?

  1. My grandmother and grandfather will attend the reception.
  2. Two senior citizens are coming for tea.
  3. My nana and grandad are coming for tea.
Cevabı göster

My nana and grandad are coming for tea.

Kelime

caravans: Britanya İngilizcesinde çekilen tatil römorkları

Bu Britanya seyahat bağlamında caravans, tatil veya kamp için tasarlanmış, genellikle otomobillerin arkasında çekilen ve yaşam ya da uyuma alanı olarak kullanılan römorklardır. 'Big slow caravans', bu tatil araçlarının yolda yavaşça ilerlemesini anlatır. Caravan başka bağlamlarda birlikte yolculuk eden bir grup anlamına da gelebilir, ancak burada bu anlamda değildir. Karayolu seyahati bağlamı, çekilen araç anlamını destekler.

Alıştırma

Britanya'daki bir karayolu gezisi bağlamında 'They are travelling in caravans' büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Kendi motoruyla giden bir motokaravan
  2. Birlikte ilerleyen bir otomobil grubu
  3. Yaşam alanı olan çekilebilir bir tatil römorku
Cevabı göster

Yaşam alanı olan çekilebilir bir tatil römorku

If we get stuck behind them, Notlar

0:22

Eğer arkalarına takılırsak,

Kalıp ifadeler

get stuck behind: öndeki kişi veya aracı geçememek

Get stuck behind someone or something, önde bulunan kişi ya da şey yüzünden ilerleyememek veya onu geçememek anlamına gelir. Get, bu engellenmiş duruma girildiğini vurgular. Bu ifade özellikle trafikte ve kuyruklarda doğaldır: yavaş bir aracın ya da büyük bir grubun arkasında sıkışıp kalabilirsiniz.

Alıştırma

Get stuck behind ifadesini geçmiş zamanda kullanın: On the narrow road, we ____ a slow tractor and could not pass it.

Cevabı göster

got stuck behind

we'll be the last to the campsite,

0:22

kamp alanına en son biz varırız,

and we'll have to camp next to the toilet block. Kelime

0:24

ve tuvaletlerin yanına kamp kurmak zorunda kalırız.

Dilbilgisi

If we get stuck behind them, we'll be...: olası bir koşulu sonucuna bağlamak

If yan cümlesi gerçekten gerçekleşmesi mümkün bir durumu, yani onların arkasında sıkışıp kalmayı anlatır. Gelecekten söz edilse de if sonrasındaki yan cümlede şimdiki zaman biçimi get kullanılır. Sonuç cümlesinde will kullanılır: we'll be the last to the campsite. Ardından we'll have to ile ikinci bir sonuç eklenir. If + geniş zaman, will + fiilin yalın hâli yapısı olası bir koşulu onun beklenen sonucuna bağlar.

Alıştırma

Hangi cümle gerçek bir gelecek olasılığını beklenen sonucuna doğal biçimde bağlar?

  1. If the motorway were closed, we'll take the train.
  2. If the motorway is closed, we'll take the train.
  3. If the motorway will be closed, we'll take the train.
Cevabı göster

If the motorway is closed, we'll take the train.

Kelime

toilet block: ortak tuvaletlerin bulunduğu bina

Bir kamp alanında toilet block, ortak tuvaletlerin bulunduğu ve lavabo ya da duşları da içerebilen bir binadır. Bu cümlede camp next to the toilet block, bu ortak tesis binasının yanında kamp yapmak anlamına gelir. Burada block, belirli bir amaca ayrılmış bina veya bölümü belirtir; engellemek ya da tıkamak anlamındaki fiil değildir.

Alıştırma

Bir kamp alanında toilet block büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. ortak tuvaletlerin bulunduğu bir bina
  2. suyu gitmeyen bir klozet
  3. klozetin yanına yerleştirilmiş bir engel
Cevabı göster

ortak tuvaletlerin bulunduğu bir bina

Eww.

0:26

Iyy.

I like the Grey Nomads.

0:27

Ben Gri Göçebeleri seviyorum.

Their horns are funny.

0:29

Kornaları çok komik.

But what about the tablets?

0:31

Peki ya tabletler ne olacak?

Look, Mum forgot to pack 'em, kids. Kelime

0:33

Bakın, anne onları size koymayı unutmuş, çocuklar.

Kelime

Mum: İngiliz İngilizcesinde “anne”

Mum, “anne” anlamına gelen samimi ve gündelik bir aile sözcüğüdür. İngiliz İngilizcesindeki yaygın yazımdır ve Avustralya İngilizcesi gibi çeşitlerde de sık kullanılır; Amerikan İngilizcesinde genellikle Mom kullanılır. Bu cümlede Mum, çocukların annesini sıcak ve sıradan bir aile ortamında belirtir.

Alıştırma

Hangi cümle “anne” anlamındaki gündelik aile sözcüğünün yaygın İngiliz yazımını kullanıyor?

  1. Mom says dinner is ready.
  2. Mum says dinner is ready.
  3. Mother says dinner is ready.
Cevabı göster

Mum says dinner is ready.

Kelime

'em: them sözcüğünün gündelik konuşmadaki kısalmış biçimi

'em, vurgusuz them zamirinin gayriresmî yazılı biçimidir. Baştaki kesme işareti, tam biçimin başlangıcının yazılmadığını gösterir. pack 'em ifadesinde 'em, pack fiilinin nesnesidir; bu yüzden pack 'em, pack them demektir. Altyazı veya diyaloglarda bunu ayrı bir kelime olarak öğrenmek yerine them biçimine dönüştürerek anlayın.

Alıştırma

Mum forgot to pack 'em cümlesinde 'em hangi sözcüğün yerini tutar?

  1. them
  2. am
  3. him
Cevabı göster

them

Huh.

0:34

Hıh.

Aw.

0:35

Tüh.

Don't worry. Ton ve niyet

0:36

Endişelenmeyin.

Ton ve niyet

Don't worry: birini sakinleştirmek ve rahatlatmak

Don't worry, kaygılı, hayal kırıklığına uğramış veya kararsız hisseden birini sakinleştirmenin yaygın bir yoludur. Burada, durumun çözülebileceğini belirterek dinleyeni rahatlatır. Genellikle kelimesi kelimesine yalnızca endişelenmeyi bırakma emri değildir. Çoğu zaman destek ifade eder ve ardından yardım, bir plan ya da her şeyin yoluna gireceğine dair bir neden gelir.

Alıştırma

Bir arkadaşınız biletini bulamadığı için gergin. Hangi yanıt onu doğal biçimde rahatlatır?

  1. Don't worry. I'll help you look for it.
  2. You lost your ticket.
  3. Please give me your ticket.
Cevabı göster

Don't worry. I'll help you look for it.

I know plenty of non-computer games we can play. Kalıp ifadeler

0:36

Bilgisayarsız oynayabileceğimiz bir sürü oyun biliyorum.

Kalıp ifadeler

plenty of: çok veya yeterli miktar

Plenty of, “çok” ya da “durum için yeterli miktarda” anlamına gelir ve bir isimden önce kullanılır. Burada plenty of non-computer games, bu tür birçok oyunun bulunduğunu ve bu nedenle bilgisayara gerek olmadığını anlatır. Plenty of, games gibi sayılabilen çoğul isimlerle ve time gibi sayılamayan isimlerle kullanılabilir. Çoğu zaman miktarın yeterli olduğunu belirten, rahatlatıcı bir anlam taşır.

Alıştırma

Cümleyi plenty of ile tamamlayın: We still have ____ time to finish the project.

Cevabı göster

plenty of

Hope you've got 4 hours worth. Kalıp ifadeler

0:39

Umarım 4 saat yetecek kadar vardır.

Kalıp ifadeler

4 hours worth: dört saat için gereken miktar

4 hours worth ifadesi, “dört saat boyunca yetecek miktar” anlamına gelir. Önceki cümlede games zaten geçtiği için neyin miktarından söz edildiği burada belirtilmemiştir. Hope you've got, “umarım sende vardır” anlamına gelir. Kullanılabilir kalıp “zaman süresi + worth” ya da “zaman süresi + worth of + isim” biçimindedir: two hours' worth ve two hours' worth of music. Burada worth, miktarı süreye göre ölçer; fiyat belirtmez.

Alıştırma

Cümleleri time + worth yapısıyla tamamlayın: We packed enough food for two days. We packed ____ food.

Cevabı göster

two days' worth of

Games like what? Ton ve niyet

0:41

Ne gibi oyunlar?

Ton ve niyet

like what?: somut örnek istemek

Burada like “örneğin” anlamındadır; what ise karşı taraftan bir veya daha fazla örnek vermesini ister. Games genel kategoriyi verir; bu yüzden Games like what? “Mesela hangi oyunlar?” demektir. Bu, konuşmada kullanılan kısa bir takip sorusudur. Yeniden kullanılabilen kalıp kategori + like what? şeklindedir. Kategori bağlamdan belliyse yalnızca Like what? demek de doğaldır.

Alıştırma

Biri “We can play some games.” diyor. Hangi cevap ondan en doğal biçimde örnek vermesini ister?

  1. What are games?
  2. Do you like games?
  3. Like what?
Cevabı göster

Like what?

Games like I spy. Kültür

0:43

Casusluk oyunları mesela.

Kültür

I Spy: çocuklar için nesne tahmin oyunu

Burada I Spy, çocuklar için bir nesne tahmin oyununun adıdır. Bir oyuncu herkesin görebildiği bir şeyi gizlice seçip ipucu verir; diğerleri nesneyi tahmin etmeye çalışır. Oyun genellikle I spy with my little eye... diye başlar. Buradaki spy “fark etmek” veya “görmek” anlamındadır. Konuşan kişinin gizli ajan olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

“Games like I spy” cümlesinde I Spy neyin adıdır?

  1. Çocuklar için bir nesne tahmin oyunu
  2. Özür dilemenin bir yolu
  3. Gizli bir ajanın kod adı
Cevabı göster

Çocuklar için bir nesne tahmin oyunu

Yeah.

0:45

Evet.

Me first. Ton ve niyet

0:45

Önce ben.

Ton ve niyet

Me first.: ilk sırayı istemek

Me first., ilk sıraya gönüllü olmanın veya ilk sırayı istemenin kısa ve samimi bir yoludur: I want to go first. Yapılan etkinlik zaten belli olduğu için İngilizcede cümlenin geri kalanı söylenmez. Normalde nesne biçimi olan me, tek başına kullanılan bu konuşma ifadesinde doğaldır. I first biçimine çevrilmez; tam bir cümle olarak I'll go first. denebilir.

Alıştırma

Bir oyunun başında ilk sırayı istemek için kullanılan iki kelimelik kalıbı tamamlayın: ____!

Cevabı göster

Me first

Okay, but please spy a hard one, Bingo. Dilbilgisi

0:46

Tamam ama lütfen zor bir şey bul Bingo.

Dilbilgisi

a hard one: anlaşılan bir ismin yerine one kullanmak

a hard one ifadesindeki one, durumdan zaten anlaşılan tekil ve sayılabilen bir ismin yerine geçer. Burada diğer oyuncunun tahmin edeceği bir şeyi ifade eder; bu nedenle thing veya object kelimesini tekrarlamak gerekmez. Burada hard, fiziksel sertliği değil zorluğu anlatır: a hard one, “tahmin etmesi zor bir tane” demektir. Tekrar kullanılabilen yapı belirleyici + sıfat + one şeklindedir; an easy one ve the blue one buna örnektir.

Alıştırma

Bir arkadaşınız “Which puzzle do you want?” diye soruyor. Zor bulmacayı istiyorsunuz. Hangi cevap puzzle kelimesini doğru biçimde tekrarlamadan söyler?

  1. The hard it.
  2. The one hard.
  3. The hard one.
Cevabı göster

The hard one.

It's boring when it's too easy. Dilbilgisi

0:50

Çok kolay olunca sıkıcı oluyor.

Dilbilgisi

when it's too easy: değerlendirmenin geçerli olduğu durumu when ile belirtmek

Burada when, “It's boring” değerlendirmesinin geçerli olduğu durumu anlatır: Etkinlik çok kolay olduğunda sıkıcı hâle gelir. Belirli bir zamanı sormaz. Aktarılabilir kalıp “değerlendirme veya duygu + when yan cümlesi”dir. Ana cümle yargıyı verir; when yan cümlesi ise bu yargıyı doğuran durumu açıklar.

Alıştırma

Hangi cümle, bir değerlendirmenin geçerli olduğu durumu açıklamak için when yan cümlesi kullanır?

  1. The walk is relaxing when the park is quiet.
  2. The walk is relaxing, but the park is quiet.
  3. When is the park quiet?
Cevabı göster

The walk is relaxing when the park is quiet.

Okay.

0:51

Tamam.

I spy with my little eye something colored blue. Kalıp ifadeler

0:53

Küçük gözlerimle mavi renkli bir şey görüyorum.

Kalıp ifadeler

I spy with my little eye: I Spy oyununun sabit açılışı

“I spy with my little eye”, çocukların tahmin oyunu I Spy'ın sabit açılış cümlesidir. Konuşan kişi, görünen bir şeyi gizlice seçer ve ardından something sözcüğünden sonra renk veya ilk harf gibi bir ipucu verir. Tüm ifadeyi kabaca “Tahmin etmen için bir şey görüyorum” anlamına gelen eğlenceli bir kalıp olarak düşünün. Little eye ifadeye uyak ve çocuk oyunu ritmi katar; konuşanın gözünün gerçekten çok küçük olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle I Spy tahmin oyununun geleneksel açılışıdır?

  1. I spy with my little eye something green.
  2. I can see something green.
  3. Look at something green.
Cevabı göster

I spy with my little eye something green.

Me.

0:59

Ben.

Yes.

1:00

Evet.

Uh please can I play computer games? Ton ve niyet

1:01

Şey, lütfen bilgisayar oyunu oynayabilir miyim?

Ton ve niyet

Please can I ...?: kibarca izin istemek

Please can I play computer games? kibarca izin istemektir. Konuşan kişi, dinleyenin bu etkinliğe izin vermesini ister; oyun oynama yeteneği olup olmadığını sormaz. Kullanılabilir kalıp Please can I + fiilin yalın hâli ...? şeklindedir. please sözcüğünü başa koymak, bunun kibar bir rica olduğunu en baştan belli eder. Bir çocuğun yetişkinden istediği bu izin, biraz yalvaran bir tonda da duyulabilir.

Alıştırma

please sözcüğünü can I ifadesinden önce getiren kalıpla ricayı tamamlayın: ____ borrow a pencil?

Cevabı göster

Please can I

What's so fun about them? Ton ve niyet

1:04

Nesi bu kadar eğlenceli ki?

Ton ve niyet

What's so + adjective + about ...?: bir değerlendirmeyi sorgulamak

What's so fun about them? diğer kişinin öne sürdüğü kadar eğlenceli olmalarını sağlayan şeyin ne olduğunu sorar. Burada kuşkuyu ifade eder ve karşı taraftan görüşünü açıklamasını ister; Why do you think they are so fun? anlamına yakındır. Kullanılabilir kalıp What's so + sıfat + about + isim veya zamir? şeklindedir. So, değerlendirmenin derecesini vurgular. Söyleyiş tonuna göre kalıp gerçek bir merak veya hafif bir meydan okuma ifade edebilir.

Alıştırma

What's so + adjective + about kalıbını exciting ile kullanın: ____ this new game?

Cevabı göster

What's so exciting about

Well, there's one where you have to make Chunky Chimp jump over barrels. Dilbilgisi

1:06

Şey, Tıknaz Şempanze'yi varillerin üzerinden atlatman gereken bir tane var.

Dilbilgisi

there's one where: seçeneklerden birinde ne olduğunu anlatma

there's one where ... kalıbında one, daha önce söz edilen bir grubun tek bir üyesinin yerine geçer; burada bir oyunu ifade eder. Böylece isim tekrar edilmez. Where, o oyunda ne olduğunu ya da oyuncunun oyunda ne yaptığını anlatan bir yan cümleyi başlatır. Anlamı in which ifadesine yakındır; bu nedenle gerçek bir fiziksel yeri belirtmek zorunda değildir.

Alıştırma

Oyunda ne olduğunu anlatan kelimeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: There's one ____ you guide a spaceship through a maze.

Cevabı göster

where

Dilbilgisi

make Chunky Chimp jump: make + nesne + fiilin yalın hâli

Make Chunky Chimp jump, oyun karakteri Chunky Chimp'in zıplamasını sağlamak demektir. Oyuncu karakterin hareketini kontrol eder; make burada yaratmak anlamına gelmez. Etken yapı make + nesne + fiilin yalın hâli şeklindedir. Chunky Chimp nesnedir ve jump yalın hâlde kalır: to, -s ya da -ed eklenmez.

Alıştırma

Hangi cümle etken make + nesne + fiilin yalın hâli yapısını doğru kullanıyor?

  1. The funny noise made the baby smiled.
  2. The funny noise made the baby smile.
  3. The funny noise made the baby to smile.
Cevabı göster

The funny noise made the baby smile.

You don't need computers to play jumping games. Dilbilgisi

1:09

Atlama oyunu oynamak için bilgisayara ihtiyacınız yok.

Dilbilgisi

don't need computers to play: don't need + isim + to'lu mastar

don't need computers to play ifadesinde computers, gerekli olmayan bir koşulu veya aracı belirtir. to play biçimindeki to'lu mastar, bu araca ihtiyaç duyulmayan etkinliği gösterir. don't need + isim + to + fiilin yalın hâli yapısını, bir etkinliğin o şey olmadan yapılabileceğini söylemek için kullan. Bu yapı, etkinliğin kendisinin gerekli olmadığını belirten don't need to play ifadesinden farklıdır.

Alıştırma

Hangi cümle, çizim yapmak için bilgisayarın gerekli olmadığını doğru biçimde anlatır?

  1. You aren't need a computer to draw.
  2. You don't need a computer to draw.
  3. You don't need to a computer draw.
Cevabı göster

You don't need a computer to draw.

Just use your fingers.

1:12

Sadece parmaklarınızı kullanın.

But there's no barrels to jump. Dilbilgisi

1:18

Ama atlayacak varil yok ki.

Dilbilgisi

there's no barrels to jump: no + isim + to'lu mastar

Amaçlanan oyun bağlamında no barrels to jump, oyuncunun üzerinden atlayabileceği hiçbir varil bulunmadığını anlatır. to jump biçimindeki to'lu mastar barrels'dan sonra gelir ve bulunmayan bu nesneler üzerinde yapılabilecek eylemi belirtir. no + isim + to'lu mastar yapısında isim, bir eylem için mevcut olan şeyi gösterebilir: no books to read, no chair to sit on. Burada bağlam, jump'tan sonra over anlamını tamamlar.

Alıştırma

Bir oyunda oyuncuların üzerinden atlayacağı varil olmadığını standart İngilizceyle en açık biçimde hangi cümle anlatır?

  1. There's no barrels to jump.
  2. There are no barrels to jump them over.
  3. There are no barrels to jump over.
Cevabı göster

There are no barrels to jump over.

Uh yeah, but you can jump cows. Kelime

1:20

Şey evet, ama ineklerin üzerinden atlayabilirsiniz.

Kelime

jump cows: bağlama göre jump over anlamı

Bu oyun bağlamında jump cows, jump over cows anlamına gelir. Atlayan oyuncu ya da oyun karakteridir; inekler ise üzerinden atlanan engellerdir. İneklerin atladığı anlamına gelmez. Burada jump, cows sözcüğünü doğrudan nesne olarak alır. Oyundaki hareket açık olduğu için dinleyici, over söylenmese de eksik olan “üzerinden” ilişkisini bağlamdan tamamlar.

Alıştırma

Bu oyun bağlamında jump cows ne anlama gelir?

  1. Oyuncu inekleri izlerken atlayabilir.
  2. Oyuncu ineklerin üzerinden atlayabilir.
  3. Oyuncu ineklerin atlamasını sağlayabilir.
Cevabı göster

Oyuncu ineklerin üzerinden atlayabilir.

Oh, yeah.

1:24

Aaa, evet.

1 point.

1:26

1 puan.

2 points.

1:27

2 puan.

3 points.

1:29

3 puan.

Hey, you can't play, you're driving. Ton ve niyet

1:30

Hey, sen oynayamazsın, araba kullanıyorsun.

Ton ve niyet

you can't play, you're driving: önce kısıtlama, ardından neden

You can't play anlık bir kısıtlama belirtir: can't burada “yapmasına izin verilmemek” anlamındadır, “yapabilecek durumda olmamak” anlamında değildir. Ardından you're driving bu kısıtlamanın nedenini verir. Hızlı bir konuşmada konuşan kişi acil mesajı önce söyleyip because demeden nedeni ikinci bir cümlecik olarak ekleyebilir. Dinleyici, durumdan neden-sonuç ilişkisini anlar.

Alıştırma

Şu konuşma dilindeki uyarıyı okuyun: “You can't use your phone, you're driving.” “you're driving” ne işe yarıyor?

  1. Araba kullanmanın imkânsız olduğunu gösterir.
  2. Kısıtlamanın nedenini verir.
  3. Telefonun ne zaman kullanılacağını söyler.
Cevabı göster

Kısıtlamanın nedenini verir.

Oh, yeah.

1:32

Ah, evet.

7 8 9 10

1:34

7 8 9 10

100, a million hundred, I win. Ton ve niyet

1:35

100, bir milyon yüz, ben kazandım.

Ton ve niyet

Anlık bir zaferi ilan etmek için I win.

Bir oyunda “I win.”, konuşan kişinin oyunun bittiğine inandığı anda sonucu ilan eder. Buradaki geniş zaman, o anda yapılan bir zafer ilanı işlevi görür: kişi gelecekte kazanacağını tahmin etmez, şimdi kazandığını açıklar.

Alıştırma

Son hamleyi yapıyorsun ve oyun bitiyor. O anda kazandığını doğal biçimde hangi cümleyle ilan edersin?

  1. I win.
  2. I won last year.
  3. I'll win tomorrow.
Cevabı göster

I win.

Great.

1:38

Harika.

All right, this is not an actual stop family. Notlar

1:41

Pekala, bu gerçek bir mola değil ailem.

Anlatım akışı

Bir açıklamaya geçiş olarak All right,

Bu cümlenin başındaki “All right,”, bir şeyin doğru olduğuna ilişkin bir yargı değil, konuşmayı düzenleyen bir söylem belirtecidir. Konuşan kişinin sözü aldığını, dikkati yeniden topladığını ve önceki etkinlikten veya karışıklıktan bir açıklamaya geçtiğini gösterir. Cümle başında “All right,” duyduğunda ardından ne geldiğine dikkat et: bir yönlendirme, karar, özet veya konu değişikliği gelebilir.

Alıştırma

“All right, everyone, let's review the plan,” cümlesinde All right esas olarak ne yapıyor?

  1. Her ayrıntının doğru olduğunu söylüyor.
  2. Konuşan kişinin kazandığını ilan ediyor.
  3. Dikkati topluyor ve sonraki adımı başlatıyor.
Cevabı göster

Dikkati topluyor ve sonraki adımı başlatıyor.

Kelime

an actual stop içindeki actual: gerçekten öyle sayılan şey

an actual stop ifadesinde actual, “gerçek” ya da “gerçekten o tür bir şey sayılan” anlamına gelir. Araç kısa süreliğine durmuş olabilir, ama konuşan kişi bu duraklamanın gerçek bir mola veya durak sayılmadığını söylüyor. Bir varsayımı düzeltmek istediğinde actual sözcüğünü bir isimden önce kullanabilirsin: Bir şey öyle görünebilir ama gerçekte öyle olmayabilir.

Alıştırma

Burada “This is not an actual stop” ne anlama geliyor?

  1. Araç bir dur işaretinin yanında.
  2. Bu, şu anda gerçekleşen duraktır.
  3. Bu kısa duraklama gerçekten bir durak veya mola sayılmaz.
Cevabı göster

Bu kısa duraklama gerçekten bir durak veya mola sayılmaz.

So, everyone just stay

1:43

Bu yüzden herkes içeride kalsın...

Sunnies! Car ride! Kelime

1:44

Güneş gözlüğü! Araba yolculuğu!

Kelime

Sunnies: sunglasses için kullanılan samimi bir sözcük

Sunnies, sunglasses yani “güneş gözlüğü” için kullanılan samimi ve çoğul bir sözcüktür. Özellikle Avustralya ve Yeni Zelanda İngilizcesiyle ilişkilidir; samimi Britanya İngilizcesinde de duyulur. Sunglasses gibi sunnies de normalde çoğul kalır: your sunnies, these sunnies. Klipte tek sözcüklük bu ünlem, nesnenin adını heyecanla söyler.

Alıştırma

“Güneş gözlüğü” anlamındaki bölgesel ve samimi sözcükle cümleyi tamamla: Grab your ____; it's bright outside.

Cevabı göster

sunnies

Those things!

1:45

Şunlar!

Put.

1:47

Koy.

There's nothing boring about this, is there, Bluey? Notlar

1:48

Bunda sıkıcı bir şey yok, değil mi Bluey?

Dilbilgisi

There's nothing boring about this: “hiç sıkıcı değil” vurgusu

There's nothing boring about this, söz konusu şeyin hiçbir bölümünün veya özelliğinin sıkıcı olmadığını belirtir. Nötr bir This isn't boring cümlesine göre “hiç sıkıcı değil” anlamını daha güçlü vurgular. Tekrar kullanılabilen kalıp There's nothing + adjective + about + noun/pronoun şeklindedir. Sıfat nothing sözcüğünü niteler; yani bu özellik konunun hiçbir yönü için geçerli değildir.

Alıştırma

“Bu güvenlik tatbikatı hiç sıkıcı değil” anlamını vermek için hedef kalıbı tamamlayın: There's ____ this safety drill.

Cevabı göster

nothing boring about

Ton ve niyet

is there, Bluey?: onay bekleyen bir soru takısı

is there?, ifadenin sonuna eklenen bir soru takısıdır. Bluey'yi aynı fikirde olmaya davet eder; bu nedenle konuşan kişi tamamen tarafsız bir soru sormaz. nothing ifadeyi anlamca olumsuz yaptığı için soru takısı olumlu biçimdedir: is there? Yardımcı fiil is ve varlık yapısının öznesi there tekrarlanır. Bluey dinleyiciye hitap etmek için kullanılan addır; soru takısının öznesi değildir.

Alıştırma

Soru takısını tamamlayın: There's nothing wrong with the door, ____?

Cevabı göster

is there

No.

1:51

Hayır.

Biscuits! Kelime

1:54

Bisküviler!

Kelime

Hafif ve aile dostu bir ünlem olarak Biscuits!

Burada Biscuits!, hafif bir hayal kırıklığı veya can sıkıntısını anlatan bir ünlemdir. Konuşan kişi yiyecek istemiyor veya bir yiyeceğin adını söylemiyor. Daha ağır bir küfrün yerine kullanılan, aile ortamına uygun bir sözdür. Sıradan bir isim ünlem olarak kullanıldığı için duygusal anlamı ses tonu ve durum verir.

Alıştırma

Bir karakter oyuncağını düşürüp Biscuits! diyor. Büyük olasılıkla ne demek istiyor?

  1. Karakter biraz canı sıkılmış hissediyor.
  2. Karakter biraz bisküvi istiyor.
  3. Karakter birine ağır biçimde hakaret ediyor.
Cevabı göster

Karakter biraz canı sıkılmış hissediyor.

Time to go. Kalıp ifadeler

1:55

Gitme vakti.

Kalıp ifadeler

Time to go.: ayrılmayı bildiren kısa bir hatırlatma

Time to go., It's time to go. ifadesinin günlük dildeki kısaltılmış biçimidir. Ayrılmak için uygun veya planlanan zamanın geldiğini belirtir. Time to + fiilin yalın hâli kalıbı, Time to eat. örneğinde olduğu gibi sıradaki eylemi bildirir. Saat hakkında gerçek anlamda bilgi vermek yerine kısa bir hatırlatma görevi görür.

Alıştırma

Hatırlatmayı Time to + fiilin yalın hâliyle tamamlayın: ____ pack your bag. The bus leaves in five minutes.

Cevabı göster

Time to

Come on, what?

1:57

Hadi, ne oldu?

We've got to go.

1:57

Gitmemiz lazım.

What's going on? Ton ve niyet

1:58

Ne oluyor?

Ton ve niyet

What's going on? ile belirsiz bir durumu sormak

What's going on? şu anda gerçekleşen bir durumun açıklamasını istemek için kullanılır. Özellikle durum beklenmedik, kafa karıştırıcı veya aniden değişmişse uygundur. Burada go on, olmak veya meydana gelmek anlamındadır. Soru yalnızca bir kişinin hareketine değil, durumun tamamına odaklanır.

Alıştırma

Herkesin aniden bağırdığı bir odaya giriyorsunuz. Soruyu bu dersteki ifadeyle tamamlayın: ____?

Cevabı göster

What's going on

It's not finished! Ton ve niyet

1:59

Daha bitmedi!

Ton ve niyet

It's not finished! ile durdurmaya karşı çıkmak

It's not finished! bir şeyin veya etkinliğin hâlâ tamamlanmadığını ya da sonuna gelmediğini belirtir. Finished, it ile gösterilen şeyin mevcut durumunu anlatır. Ünlem ve bir durdurma çatışmasıyla birlikte bu durum cümlesi aynı zamanda bir itiraz olur: konuşan kişi henüz durdurulmaması gerektiğini anlatır. Daha sakin bir bağlamda aynı sözler yalnızca ilerleme durumunu bildirebilir.

Alıştırma

Birisi hikâyeyi sonundan önce durdurmaya çalışıyor. İtirazı bu dersteki ifadeyle tamamlayın: Wait! ____!

Cevabı göster

It's not finished