Vitaminler nasıl çalışır? - Ginnie Trinh Nguyen: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
702 kelime 168 kel/dk

Video özeti: Bu bilimsel anlatım, vitaminlerin neden gerekli olduğunu; suda ve yağda çözünen türlerin nasıl emildiğini, taşındığını, depolandığını ya da atıldığını ve hem eksikliğin hem de fazlalığın neden dengeli alımı önemli kıldığını açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. If you need convincing about vitamin value, — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: Şüpheyi önceden hesaba katıp eski denizcilerin yaşadıklarını kanıt olarak sunan koşullu açılışı tanıyın; If you need convincing... kalıbıyla sunumlarda veya açıklayıcı metinlerde destekleyici örnekleri doğal biçimde devreye sokun. 2. The body treats these parts like a pantry, — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: Karaciğer ile yağ hücrelerinin vitaminleri saklayıp gerektiğinde paylaştıran bir kilere benzetilmesini anlayın; treat ... like ... yapısıyla soyut bir depolama ya da dağıtım mekanizmasını somut ve kolay canlandırılır hâle getirin. 3. On the other hand, — Söylem, Hikâye Anlatımı ve Retorik: Bu bağlayıcının sonucu vitamin eksikliğinin zararlarından aşırı alımın karşıt riskine nasıl çevirdiğini fark edin; ikinci görüş ilkini tersine çevirdiğinde veya sınırladığında dengeli bir sav kurmak için kullanın.

Bu derste

A

0:06

A

C

0:07

C

E

0:08

E

D

0:08

D

B

0:09

B

K.

0:10

K.

No,

0:11

Hayır,

this isn't some random out of order alphabet. Kalıp ifadeler

0:11

bu rastgele dizilmiş bir alfabe değil.

Kalıp ifadeler

out of order alphabet: yanlış sıraya dizilmiş bir alfabe

out of order alphabet ifadesinde out of order, alphabet sözcüğünü niteler ve harflerin beklenen alfabetik sırada dizilmediğini belirtir. Burada order, sıra veya diziliş anlamındadır. Bu anlam, nitelenen şeyden anlaşılır: Harflerin normalde bilinen bir sırası vardır. İfade, alfabenin kendisinin bozuk olduğunu söylemez.

Alıştırma

The numbered cards are out of order. cümlesinde out of order ne anlama gelir?

  1. Yanlış sıradalar.
  2. Bozuklar ve çalışamıyorlar.
  3. Rastgele seçildiler.
Cevabı göster

Yanlış sıradalar.

These are vitamins.

0:14

Bunlar vitaminler.

And just like letters build words, Anlatım akışı

0:16

Ve tıpkı harflerin kelimeleri oluşturması gibi,

they're the building blocks that keep the body running. Notlar

0:18

bunlar da vücudun çalışmasını sağlayan yapı taşlarıdır.

Anlatım akışı

And just like letters build words: bir benzetme kurmak

And, bu cümleyi önceki anlatıma bağlar. Just like letters build words önce tanıdık bir ilişki sunar: Harfler, sözcükleri oluşturmak için kullanılan temel parçalardır. Ardından ana cümle, vitaminlerin rolünü açıklamak için bu yapı taşı fikrinden yararlanır. just like yan cümlesini başa getirmek, bilgiyi tanıdık olandan yeni olana doğru düzenler. Just like A, B kalıbında A, gözde canlandırılması kolay bir karşılaştırma sunar; B ise dinleyicinin anlaması istenen asıl noktayı belirtir.

Alıştırma

Cümlenin başındaki Just like letters build words bölümü ne işe yarar?

  1. Dinleyiciyi ana açıklamaya hazırlayan tanıdık bir ilişki sunar.
  2. Harflerin yanlış sırada olduğunu gösterir.
  3. Konuyu yazım kurallarına çevirir.
Cevabı göster

Dinleyiciyi ana açıklamaya hazırlayan tanıdık bir ilişki sunar.

Deyimler

building blocks that: temel parçalar ve görevleri

building blocks, birleşerek daha büyük bir şeyi oluşturan veya destekleyen temel parçaları anlatan bir benzetmedir. Burada vitaminler, vücudun çalışması için gereken temel unsurlar olarak anlatılır; blocks “engeller” anlamına gelmez. building blocks that ... yapısında that, bu parçaların ne yaptığını açıklayan bir ilgi cümleciğini başlatır. Bu kalıp önce temel parçaları adlandırır, sonra görevlerini ekler.

Alıştırma

Cümleyi okuyun: Healthy habits are the building blocks of lifelong fitness. Burada building blocks ne anlama geliyor?

  1. şu anda bir evin yapımında kullanılan malzemeler
  2. hareketi engelleyen nesneler
  3. daha büyük bir sonucu destekleyen temel parçalar
Cevabı göster

daha büyük bir sonucu destekleyen temel parçalar

Kalıp ifadeler

keep the body running: vücudun çalışmaya devam etmesini sağlamak

Keep + nesne + running, bir şeyin çalışmaya veya işlevini sürdürmeye devam etmesini sağlamak demektir. keep the body running ifadesinde vücut, çalışan bir sistem gibi düşünülür. Bu nedenle running, “çalışır durumda olmak” anlamındadır; koşmak anlamına gelmez. Bu kalıp devam eden işleyişi vurgular: destek, enerji veya bakım bir makinenin, hizmetin, kuruluşun ya da vücudun çalışmasını sürdürür.

Alıştırma

keep + nesne + running kalıbını ve the app sözcüklerini kullanarak cümleyi tamamlayın: Regular updates ____ smoothly.

Cevabı göster

keep the app running

Vitamins are organic compounds we need to ingest in small amounts to keep functioning. Notlar

0:21

Vitaminler, işlevimizi sürdürmek için küçük miktarlarda almamız gereken organik bileşiklerdir.

Dilbilgisi

need to ingest ... to keep functioning: düşürülmüş ilgi zamiri ve amaç bildiren mastar

“organic compounds we need to ingest in small amounts” ifadesinde “we need to ingest in small amounts”, “organic compounds” sözünü niteleyen bir ilgi cümleciğidir. Nesne görevindeki “that” ilgi zamiri düşürülmüştür: “organic compounds that we need to ingest in small amounts”. “Organic compounds”, anlam bakımından “ingest” fiilinin nesnesidir. Sondaki “to keep functioning” mastar yapısı amaç bildirir; bu bileşikleri neden almamız gerektiğini açıklar. İsim + nesne ilgi zamirinin düşürüldüğü ilgi cümleciği + amaç ifadesi kalıbı, kısa bilimsel tanımlarda yaygındır.

Alıştırma

Vurgulanan sözlerin doğru çözümlemesi hangisidir?

  1. “Small amounts” sözünü nitelerler ve “to keep functioning” bu miktarları açıklar.
  2. “Organic compounds” sözünün hiçbir rolü olmadığı ayrı bir cümle oluştururlar.
  3. “Organic compounds” sözünü niteleyen bir ilgi cümleciği oluştururlar; nesne görevindeki “that” zamiri düşürülmüştür ve “to keep functioning” amacı belirtir.
Cevabı göster

“Organic compounds” sözünü niteleyen bir ilgi cümleciği oluştururlar; nesne görevindeki “that” zamiri düşürülmüştür ve “to keep functioning” amacı belirtir.

Kelime

need to ingest: bir şeyi vücuda alma anlamındaki resmî ifade

“Need to ingest”, genellikle ağız ve sindirim sistemi yoluyla “vücuda almak gerekmek” anlamına gelir. Odak noktası günlük yemek yeme eylemi değil, bir maddenin vücuda girmesidir. “Ingest”; bilim, tıp, beslenme ve güvenlik bilgilerinde yaygın olan resmî bir terimdir. Hem katıları hem de sıvıları kapsayabildiğinden yalnızca “eat” veya “drink” demekten daha kesin olabilir.

Alıştırma

Yargılayın: Aile kahvaltısında “Please ingest your toast” doğal bir günlük rica ifadesidir.

  1. Doğru
  2. Yanlış
Cevabı göster

Yanlış

They're the body's builders, defenders, and maintenance workers, Deyimler

0:27

Vücudun yapıcıları, savunucuları ve bakım işçileridir,

helping it to build muscle and bone,

0:30

kas ve kemik oluşturmasına,

Deyimler

The body's builders, defenders, and maintenance workers: rol benzetmesi

Bu ifade vitaminleri vücudun “yapıcıları, savunucuları ve bakım görevlileri” olarak adlandırır. Bunlar mecazi meslek rolleridir; vücudun içinde gerçekten çalışan insanlar değildir. Her rol, soyut bir işlevi gözde canlandırması kolay bir görüntüye dönüştürür: yapıcılar vücut yapılarını oluşturmaya, savunucular vücudu korumaya, bakım görevlileri ise vücudun çalışmasını sürdürmesine ve hasarları onarmasına yardımcı olur. Bilimsel açıklamalarda rol benzetmeleri sıkça bu şekilde kullanılır.

Alıştırma

“the body's builders, defenders, and maintenance workers” tanımı ne işe yarıyor?

  1. Vücudun içinde küçük insanların çalıştığını söyler.
  2. İnsanların hastanede yaptığı üç işi sıralar.
  3. Meslek rollerini farklı vücut işlevleri için bir benzetme olarak kullanır.
Cevabı göster

Meslek rollerini farklı vücut işlevleri için bir benzetme olarak kullanır.

make use of nutrients, Kalıp ifadeler

0:32

besinleri kullanmasına,

Kalıp ifadeler

make use of nutrients: besin maddelerinden yararlanmak

make use of nutrients ifadesinde make use of, “kullanılabilir bir şeyi kullanmak” anlamına gelir ve çoğu zaman ondan değer ya da fayda elde etme düşüncesini taşır. Burada vücudun kendi süreçleri için besin maddelerini kullanmasını anlatır. Yapı make use of + isim veya isim öbeği şeklindedir. of sözcüğü zorunludur.

Alıştırma

Verilen üç sözcüğü doğru sırada kullanarak cümleyi tamamlayın: make, use, of. We can ____ the extra time to check our work.

Cevabı göster

make use of

capture and use energy,

0:34

enerjiyi yakalayıp kullanmasına,

and heal wounds.

0:35

ve yaraları iyileştirmesine yardımcı olurlar.

If you need convincing about vitamin value, Dilbilgisi

0:37

Eğer vitaminlerin değeri hakkında ikna olmaya ihtiyacınız varsa,

just consider the plight of olden day sailors Notlar

0:40

sadece eski zaman denizcilerinin durumunu düşünün

Dilbilgisi

Kanıt sunmak için If you need convincing about... kullanımı

If you need convincing about vitamin value, dinleyicinin hâlâ emin olmayabileceğini gösteren bir if koşul yan cümlesidir. need convincing içindeki convincing, edilgen anlam taşıyan bir -ing biçimidir: dinleyicinin ikna edilmesi gerekir. Burada “ikna edici” anlamındaki sıfat değildir. Bu yan cümle, ana cümlede kanıt sunulmasına zemin hazırlar. Başka durumlara uygulanabilen If you need convincing about X, ... kalıbı, sonraki örnek, olgu veya karşılaştırmanın X’i kanıtlamak için verildiğini belirtir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki iki sözcüklü kalıpla tamamlayın: If you ____ about the value of sleep, compare how alert you feel after a full night's rest.

Cevabı göster

need convincing

who had no access to vitamin-rich fresh produce. Kalıp ifadeler

0:43

vitamin yönünden zengin taze ürünlere erişimleri yoktu.

Anlatım akışı

Destekleyici örnek olarak just consider the plight of... kullanımı

Just consider..., dinleyiciyi belirli bir olay üzerinde düşünmeye yönelten emir biçiminde bir ifadedir. Just, bu olayın tek başına yeterli olduğunu hissettirir: yalnızca bu örneği düşünmek, görüşü anlaşılır kılacaktır. The plight of olden day sailors somut örneği sağlar. Plight ciddi ve zor bir durum anlamına gelir; bu nedenle ifade, savı vitaminlerle ilgili genel bir iddiadan, duygudaşlık taşıyan tarihsel bir kanıta geçirir.

Alıştırma

Bu savda just consider the plight of... ne işe yarar?

  1. Önceki iddiayı destekleyen ciddi bir örnek sunmak
  2. Denizcilerin sorununun önemsiz olduğunu öne sürmek
  3. Konuşmacının ilgisiz bir konuya geçtiğini bildirmek
Cevabı göster

Önceki iddiayı destekleyen ciddi bir örnek sunmak

Kelime

the plight of olden day sailors: eski zaman denizcilerinin ciddi sıkıntısı

Bu cümlede the plight of olden day sailors, eski zaman denizcilerinin karşılaştığı ciddi sıkıntıyı anlatır. Plight sıradan bir problem değil, ilgi ve kaygı uyandıran zor bir durum anlamına gelir. Olden day belirli bir tarihsel dönemi adlandırmaz; geçmişe ilişkin genel ve hikâye anlatır gibi bir hava verir. Bir isimden önce kullanıldığında, düzenlenmiş yazılarda genellikle olden-day sailors biçiminde kısa çizgiyle yazılır.

Alıştırma

Hangi seçenek plight ve olden-day ifadelerini aynı ciddi ve tarihsel hikâye anlatımı etkisiyle kullanıyor?

  1. The cafe reports the plight of a customer whose napkin arrived one minute late.
  2. The phrase olden day names the exact years from 1800 to 1809.
  3. The documentary examines the plight of olden-day workers living in dangerous camps.
Cevabı göster

The documentary examines the plight of olden-day workers living in dangerous camps.

Kalıp ifadeler

no access to vitamin-rich fresh produce: vitamin açısından zengin taze ürünlere erişememek

Had no access to ..., denizcilerin bir şeyi edinmek veya kullanmak için gerçekçi bir yolu ya da fırsatı olmadığını belirtir. Burada erişilemeyen kaynak vitamin-rich fresh produce, yani vitamin sağlayan taze meyveler, sebzeler ve diğer tarım ürünleridir. Access burada isimdir ve ardından to edatı gelir: access to food, education, health care veya information. Bu kalıp çoğunlukla kişinin bir şeyi isteyip istemediğini değil, önemli bir kaynağın gerçekten mevcut olup olmadığını anlatır.

Alıştırma

Bir şeyi edinme veya kullanma fırsatı ya da imkânı anlamına gelen iki kelimelik isim ve edat kalıbıyla cümleyi tamamlayın: Without a library or internet connection, the students have no ____ reliable research materials.

Cevabı göster

access to

They got scurvy,

0:46

İskorbüt oldular,

but vitamin C,

0:47

ama meyve ve sebzelerde

abundant in fruits and vegetables, Dilbilgisi

0:48

bolca bulunan C vitamini,

was the simple antidote to this disease. Kelime

0:50

bu hastalığın basit bir panzehiriydi.

Dilbilgisi

abundant in fruits and vegetables: virgüller arasındaki ek açıklama

Virgüllerle ayrılan abundant in fruits and vegetables, vitamin C ifadesini niteleyen ek bir sıfat öbeğidir. which is abundant in fruits and vegetables biçiminde açılabilir ve C vitamininin nerede bol olduğunu belirtir. Bu öbek ek bilgi verdiği için çıkarıldığında ana cümle yine tamamlanmış olur: vitamin C was the simple antidote to this disease. Okurken veya dinlerken önce bu ana yapıyı bulun, ardından virgüller arasındaki bilgiyi ekleyin.

Alıştırma

Virgüller arasındaki ek açıklama çıkarıldığında hangi sözcükler ana cümleyi oluşturur?

  1. abundant in fruits and vegetables
  2. vitamin C was the simple antidote to this disease
  3. vitamin C, abundant in fruits and vegetables
Cevabı göster

vitamin C was the simple antidote to this disease

Kelime

was the simple antidote to this disease: antidote to + sorun

Bu cümlede was the simple antidote to this disease, C vitamininin hastalığa karşı etkili olan basit ve doğrudan çözüm olduğunu anlatır. Antidote çoğunlukla bir zehrin etkisini gideren maddeyi ifade eder, ancak zararlı bir durumu veya sorunu azaltan bir şey anlamında da kullanılabilir. Başka durumlara aktarılabilen yapı an antidote to + isim öbeğidir. Buradaki to, hastalığı veya sorunu tanıtan bir edattır; mastar işareti değildir.

Alıştırma

Cümleyi antidote ve onunla kullanılan yaygın edatla tamamlayın: Humor can be an ____ boredom.

Cevabı göster

antidote to

While bacteria, fungi, and plants produce their own vitamins, Dilbilgisi

0:53

Bakteriler, mantarlar ve bitkiler kendi vitaminlerini üretirken,

our bodies can't.

0:57

vücutlarımız üretemez.

Dilbilgisi

While ...: karşıtlık kurmak

Burada while bir zaman ilişkisi değil, karşıtlık kurar. While ile başlayan yan cümle bir olguyu sunar; ana cümle ise insan vücudunun aynı şeyi yapamamasını bunun karşısına koyar. While A, B kalıbı çoğu zaman iki farklı veya karşıt olguyu yan yana getirir. Bağlama göre “A olmasına rağmen B” ya da “A iken B” biçiminde anlaşılabilir.

Alıştırma

“While Leo prefers tea, Mia chooses coffee,” cümlesinde while ne yapar?

  1. Leo’nun neden çayı tercih ettiğini açıklar.
  2. İki seçimin aynı anda yapıldığını söyler.
  3. İki farklı tercih arasında karşıtlık kurar.
Cevabı göster

İki farklı tercih arasında karşıtlık kurar.

So we have to get them from other sources. Anlatım akışı

0:58

Yani onları başka kaynaklardan almamız gerekir.

Anlatım akışı

So we have to ...: sonucu belirtmek

So, bu cümlenin önceki olgudan çıkarılan sonuç olduğunu gösterir. İnsan vücudu vitaminleri kendi başına üretemez; bu nedenle onları başka bir yerden almak gerekir. Açıklamalarda cümle başındaki so bir yön işareti gibi çalışır. Dinleyiciyi bir neden veya kanıttan bunun sonucuna, çıkarımına ya da gerekli sonraki adıma götürür.

Alıştırma

The bus has stopped running for the night. Hangi devam cümlesi bunun sonucunda gereken sonraki adımı so ile belirtir?

  1. So we have to walk home.
  2. We have to walk home because the bus has stopped running.
  3. While the bus has stopped running, taxis are still available.
Cevabı göster

So we have to walk home.

So how does the body get vitamins from out there Anlatım akışı

1:01

Peki vücut vitaminleri dışarıdan buraya

into here?

1:03

nasıl alır?

Anlatım akışı

from out there into here: dışarıdan içeriye uzanan bir yol

Bu soruda out there vücudun dışındaki kaynakları, here ise vücudun içini gösterir. from ... into ... kalıbı dışarıdan içeriye geçen bir yol çizer. Bu mekânsal karşıtlık, vitaminlerin emilmesi gibi soyut bir süreci gözde canlandırmayı kolaylaştırır. Ayrıca açıklamanın bir sonraki kısmını, yani bu hareketin nasıl gerçekleştiğini hazırlar.

Alıştırma

Özgün soruda from out there into here dinleyicinin neyi gözünde canlandırmasına yardımcı olur?

  1. Vücudun açık havadaki bir yerden başka bir yere hareket etmesi
  2. Vitaminlerin bir türden başka bir türe dönüşmesi
  3. Vitaminlerin vücudun dışından içine hareket etmesi
Cevabı göster

Vitaminlerin vücudun dışından içine hareket etmesi

That's dependent on the form these compounds take. Dilbilgisi

1:04

Bu, söz konusu bileşiklerin aldığı forma bağlıdır.

Dilbilgisi

dependent on the form these compounds take: bu bileşiklerin aldığı biçime bağlı olmak

Be dependent on, «... tarafından belirlenmek» ya da «... bağlı olmak» anlamına gelir. Cümle, gerçekleşen şeyin bileşiklerin biçimine göre değiştiğini söyler. the form these compounds take ifadesinde these compounds take, that sözcüğünün düşürüldüğü bir ilgi yan cümlesidir: the form (that) these compounds take. take a form ifadesindeki take, bir şeyi «eline almak» değil, bir biçim «almak» veya bir biçime «sahip olmak» anlamındadır.

Alıştırma

Cümleyi be dependent on ve the form ... takes yapılarıyla tamamlayın: The storage method ____ the form the medicine ____.

Cevabı göster

is dependent on · takes

Vitamins come in two types, Kalıp ifadeler

1:08

Vitaminler ikiye ayrılır,

lipid soluble and water soluble. Kelime

1:10

yağda çözünenler ve suda çözünenler.

Kalıp ifadeler

come in two types: bir sınıflandırma başlatmak

Burada come in two types, 'iki kategoride bulunmak' veya 'iki türü olmak' anlamına gelir. İfade bir sınıflandırma başlatır ve virgülden sonraki iki ad bu kategorileri belirtir. Buradaki come, konuşana doğru hareket etmeyi anlatmaz. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp özne + come/comes in + sayı veya aralık + kategori sözcüğüdür. Türleri, boyutları, renkleri, şekilleri ve sürümleri tanıtabilir.

Alıştırma

Ürün açıklamasını come in ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: This notebook ____ three sizes.

Cevabı göster

comes in

Kelime

lipid soluble and water soluble: X-soluble kalıbının anlamı

Lipid soluble, 'lipitlerde çözünebilen'; water soluble ise 'suda çözünebilen' anlamına gelir. Lipit, belirli bir yağ değil, yağları ve yağ benzeri maddeleri kapsayan geniş bir sınıftır. Bu cümlede iki sıfat öbeği, iki vitamin kategorisinin adını verir. Başka bilimsel bağlamlarda da kullanılabilen kalıp X + soluble biçimindedir. X, bir şeyin hangi maddede çözünebildiğini belirtir. Soluble, bir yetenek veya özelliği anlatır; maddenin mutlaka zaten çözünmüş olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle maddenin suda çözünebildiğini doğru biçimde ifade eder?

  1. The substance is lipid soluble.
  2. The substance is a water solution.
  3. The substance is water soluble.
Cevabı göster

The substance is water soluble.

And the difference between them determines Dilbilgisi

1:12

Ve aralarındaki fark,

how the body transports and stores vitamins,

1:14

vücudun vitaminleri nasıl taşıyıp depolayacağını,

and gets rid of the excess. Öbek fiiller

1:17

ve fazlasından nasıl kurtulacağını belirler.

Dilbilgisi

the difference between them determines how...: aralarındaki fark, nasıl gerçekleştiğini belirler

Bu cümlede the difference between them neden ya da belirleyici etkendir. determines, “sonucu belirler veya şekillendirir” anlamına gelir; how the body transports and stores vitamins ise bu farktan etkilenen süreci anlatır. Kullanılabilir kalıp A determines how B happens or works biçimindedir ve “A, B’nin nasıl gerçekleştiğini veya çalıştığını belirler” demektir. how’dan sonra, olayın gerçekleşme biçimini açıklayan bir özne ve fiil gelir. Buradaki how soru değil, açıklama başlatır.

Alıştırma

Cümleyi, dersteki “gerçekleşme biçimini belirler” anlamına gelen iki kelimelik kalıpla tamamlayın: The shape of the channel ____ water flows through it.

Cevabı göster

determines how

Öbek fiiller

gets rid of the excess: fazlasını atar

Get rid of, “istenmeyen bir şeyi kaldırmak, atmak veya ondan kurtulmak” anlamına gelen sabit, çok sözcüklü bir ifadedir. Burada gets rid of the excess, vücudun ihtiyacından fazla olan miktarı atması demektir. İfadeyi tek bir bütün olarak düşünün. Get, özneye veya zamana göre get rid of, gets rid of, got rid of biçimlerine dönüşür. of’tan sonraki isim, neyin ortadan kaldırıldığını belirtir.

Alıştırma

Cümleyi, dersteki “ortadan kaldırmak” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: A good wash can ____ the mud on your shoes.

Cevabı göster

get rid of

The water solubles are vitamin C

1:19

Suda çözünenler, her biri benzersiz bir iş yapan

and B complex vitamins that are made up Dilbilgisi

1:21

sekiz farklı türden oluşan

of eight different types that each do something unique. Öbek fiiller

1:24

C vitamini ve B kompleks vitaminleridir.

Dilbilgisi

B complex vitamins that... eight different types that each...: iç içe iki that yan cümlesi

Ana cümle, suda çözünen vitaminleri C vitamini ve B kompleks vitaminleri olarak tanımlar. İlk that yan cümlesi olan that are made up of eight different types, B complex vitamins ifadesini niteler ve bunların yapısı hakkında bilgi verir. Bu yan cümlenin içindeki that each do something unique, B complex vitamins grubunun tamamını değil, eight different types ifadesini niteler. Each, bu türlerin her biri demektir. Uzun bir isim grubunda her that yan cümlesini, kendisinden önce gelen ve anlamca uygun olan en yakın isimle ilişkilendirin.

Alıştırma

Şu cümleyi okuyun: The museum has three galleries that display paintings that each tell a story. İkinci that neyi niteler?

  1. resimleri
  2. galerileri
  3. müzeyi
Cevabı göster

resimleri

Öbek fiiller

be made up of eight different types: sekiz farklı türden oluşmak

Be made up of, “-den oluşmak” anlamına gelir ve bir şeyi birkaç parçadan oluşan bir bütün olarak sunar. are made up of eight different types ifadesinde B complex vitamins bütündür, sekiz tür ise bu bütünü oluşturan parçalardır. Ardından gelen that each do something unique yan cümlesi bu sekiz türü anlatır. Temel yapı değişmez: bütün + be made up of + parçalar.

Alıştırma

“-den oluşmak” anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The safety kit is ____ three basic tools.

Cevabı göster

made up of

These are dissolved in the watery parts of fruits,

1:27

Bunlar meyve,

vegetables, and grains,

1:29

sebze ve tahılların sulu kısımlarında çözülürler,

meaning their passage through the body is relatively straightforward. Notlar

1:31

bu da vücuttan geçişlerinin nispeten basit olduğu anlamına gelir.

Anlatım akışı

meaning + yan cümle: sonuç veya çıkarım belirtme

Virgülden sonraki meaning, önceki ifadenin tamamının sonucunu veya çıkarımını belirtir. Burada bu maddelerin sulu kısımlarda çözünmesi, vücuttan nispeten kolay geçtikleri sonucuna bağlanır. Kalıp şöyledir: tamamlanmış bir ifade, meaning + yan cümle. Tamamlanmış ifadenin ardından ayrı bir This means that + yan cümle kullanmanın daha kısa biçimidir. Açıklamanın bir olgudan o olgunun gösterdiği sonuca doğrudan geçmesini sağlar.

Alıştırma

İlk olgunun sonucunu belirten mean fiilinin -ing biçimiyle cümleyi tamamlayın: The bridge is closed, ____ we need another route.

Cevabı göster

meaning

Kalıp ifadeler

their passage through the body: bir sistemin içinden geçme süreci

Their passage through the body ifadesinde passage, bir şeyin içinden veya üzerinden geçme süreci anlamına gelir. Their, daha önce sözü edilen maddeleri belirtir; through the body ise bu maddelerin içinden geçtiği sistemi gösterir. Başka durumlarda da kullanılabilecek isim kalıbı, bir kişinin veya şeyin passage through + yer/sistem yapısıdır. Ayrıca the passage of X through Y da denebilir. Bilimsel açıklamalarda hareket sürecinin kendisini ele almak için bu isim yapıları kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümlede passage, bir yerin veya sistemin içinden geçme süreci anlamında kullanılmıştır?

  1. She read a passage from the novel.
  2. The sensor recorded the animal's passage through the tunnel.
  3. They waited in the narrow passage.
Cevabı göster

The sensor recorded the animal's passage through the tunnel.

Once inside the system, Anlatım akışı

1:35

Sisteme girdiklerinde,

these foods are digested and the vitamins

1:36

bu yiyecekler sindirilir ve içlerindeki

within them are taken up directly by the bloodstream. Öbek fiiller

1:38

vitaminler doğrudan kan dolaşımına alınır.

Anlatım akışı

Once inside the system: sürecin sonraki aşamasını belirtme

Baştaki Once inside the system ifadesi bir sürecin sonraki aşamasını gösterir: yiyecekler vücudun sindirim sistemine girdikten sonra ana cümledeki olaylar gerçekleşir. Burada once, “bir kez” anlamındaki zarf değil, zaman bağlantısı kuran bir sözcüktür. Bu, kısaltılmış bir zaman yan cümlesidir. Açık hâli Once these foods are inside the system şeklindedir. Konuşmacı bu ifadeyi başa koyarak önce koşulu veya aşamayı verir, ardından ne olduğunu açıklar.

Alıştırma

“Once inside the greenhouse, the plants are checked for pests,” cümlesinde baştaki ifade ne yapar?

  1. Bitkilerin seraya yalnızca bir kez girdiğini söyler.
  2. Bitkilerin seraya girmesinden sonraki aşamayı gösterir.
  3. Kontrolün seranın dışında yapıldığını açıklar.
Cevabı göster

Bitkilerin seraya girmesinden sonraki aşamayı gösterir.

Öbek fiiller

within them ... are taken up directly by the bloodstream: edilgen yapıda bilimsel emilim

Within them ifadesindeki them, foods sözcüğüne gönderme yapar; dolayısıyla the vitamins within them, o yiyeceklerin içinde bulunan vitaminler demektir. The vitamins within them isim grubunun tamamı are taken up yapısının öznesidir. Bu bilimsel bağlamda take up “emmek” anlamına gelir. Are taken up ... by the bloodstream edilgen yapıdadır: vitaminler eylemden etkilenir ve by sonrasındaki the bloodstream emilimi yapan tarafı belirtir. Directly, başka bir ara aşamadan söz edilmeden doğrudan kana girdiklerini vurgular; fiziksel olarak yerden kaldırılmaları anlamına gelmez.

Alıştırma

“Emmek” anlamındaki take up fiilinin edilgen biçimiyle bilimsel cümleyi tamamlayın: Water ____ by plant roots.

Cevabı göster

is taken up

Because blood plasma is water-based, Dilbilgisi

1:41

Kan plazması su bazlı olduğu için,

water-soluble vitamin C and B

1:43

suda çözünen C ve B vitaminlerinin

have their transport cut out for them Deyimler

1:46

taşınmaları çok kolaylaşır

Dilbilgisi

Because blood plasma is water-based: sonuçtan önce neden

Because bir neden yan cümlesi başlatır. Burada Because blood plasma is water-based nedeni verir; ana cümle ise bunun suda çözünen vitaminler için doğurduğu sonucu belirtir. Because yan cümlesini başa koymak, açıklamanın nedenden sonuca ilerlemesini sağlar. Virgül, baştaki neden yan cümlesinin bittiğini gösterir; bu kalıpta Because sonrasında blood plasma is örneğindeki gibi bir özne ve fiil gelir.

Alıştırma

Şu cümleyi okuyun: Because the roads were icy, school opened late. Because yan cümlesinin görevi nedir?

  1. Okulun geç açılmasının nedenini verir.
  2. Karşıt bir düşünce belirtir.
  3. Okulun geç açılmasının sonucunu verir.
Cevabı göster

Okulun geç açılmasının nedenini verir.

and can move around freely within the body. Kalıp ifadeler

1:47

ve vücut içinde serbestçe dolaşabilirler.

Deyimler

have their transport cut out for them: bir deyimin esprili biçimde değiştirilmesi

Have their transport cut out for them, have your work cut out for you deyiminin esprili ve standart olmayan bir uyarlamasıdır. Bu cümlede, su bazlı plazmanın taşıma için uygun koşulları zaten sağladığı ve böylece vitaminlerin kolayca hareket edebildiği anlamına gelir. Burada cut out gerçek anlamda kullanılmaz. Standart deyim genellikle “önünde zorlu bir iş olmak” anlamına gelir; ancak anlatıcı work yerine transport kullanır. Ardından gelen and can move around freely sözleri, amaçlanan olumlu anlamı gösterir.

Alıştırma

Videodaki cümlede have their transport cut out for them ne anlama geliyor?

  1. Vitaminler fiziksel olarak daha küçük parçalara kesilmiştir.
  2. Bu vitaminler özellikle zorlu bir taşıma göreviyle karşı karşıyadır.
  3. Su bazlı plazma bu vitaminlerin kolayca taşınmasını sağlar.
Cevabı göster

Su bazlı plazma bu vitaminlerin kolayca taşınmasını sağlar.

Kalıp ifadeler

move around freely within the body: vücudun içinde serbestçe hareket etmek

Move around, bir noktadan diğerine tek seferlik gitmekten ziyade bir alan içinde farklı yerlere veya yönlere hareket etmek demektir. Freely, çok az kısıtlama olduğunu ekler; within the body ise sınırı, yani vücudun içini belirtir. Bu cümlede and can move around... vitaminlerin yapabildiği başka bir şeyi ekler. can move around freely within + yer kalıbı, insanların, hayvanların, havanın veya maddelerin belirli bir alan ya da sistem içindeki hareketini de anlatabilir.

Alıştırma

move, around, freely ve within sözcüklerini kullanarak hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The puppies can ____ the fenced yard.

Cevabı göster

move around freely within

For lipid-soluble vitamins, Dilbilgisi

1:50

Yağda çözünen vitaminler için,

dissolved in fat and found in foods

1:52

yağda çözünen ve süt ürünleri,

like dairy, butter, and oils,

1:54

tereyağı ve sıvı yağlar gibi gıdalarda bulunanların

this trip into the blood is a little more adventurous. Deyimler

1:56

kana doğru bu yolculuğu biraz daha maceralıdır.

Dilbilgisi

Yağda çözünen ve … gibi gıdalarda bulunan vitaminler için

For lipid-soluble vitamins, konuyu veya çerçeveyi belirler: sonraki ifade bu vitamin türü için geçerlidir. Buradaki for, amaç bildirmez; “ele alındığında” veya “söz konusu olduğunda” anlamına gelir. Dissolved in fat ve found in foods like... ifadeleri, lipid-soluble vitamins hakkında ek bilgi veren iki paralel geçmiş zaman ortaç öbeğidir. Cümlenin iskeletini bulmak için bunları geçici olarak atlayabilirsiniz: For lipid-soluble vitamins, this trip into the blood is a little more adventurous.

Alıştırma

“For electric cars, powered by batteries and charged at stations, cold weather can reduce driving range.” cümlesinde başlangıç bölümü ne yapar?

  1. Soğuk havanın elektrikli otomobillere yardım etme amacıyla var olduğunu söyler.
  2. Elektrikli otomobilleri konu olarak belirler ve onlar hakkında iki açıklama ekler.
  3. Elektrikli otomobillerin soğuk havayı azaltma eylemini yaptığını söyler.
Cevabı göster

Elektrikli otomobilleri konu olarak belirler ve onlar hakkında iki açıklama ekler.

Deyimler

a little more adventurous: bir süreci maceraya benzetmek

Burada adventurous, vitaminlerin kişiliğini değil, kana girme sürecini anlatan yolculuğu niteler. Süreç daha dolambaçlı veya karmaşık bir yol içerdiği için bir macera gibi gösterilir. Karşılaştırma biçimi olan more, bu yolun daha önce anlatılandan daha karmaşık olduğunu gösterir; a little ise ifadeyi yumuşatır. Canlı anlatımlarda yolculuk ve macera sözcükleri, görünmeyen bir süreci hayal etmeyi kolaylaştırabilir.

Alıştırma

İfadeyi değerlendirin: Bu cümlede adventurous, vitaminlerin tehlikeden hoşlanan bir kişiliğe sahip olduğu anlamına gelir.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Yanlış

These vitamins make it through the stomach and the intestine, Kalıp ifadeler

1:59

Bu vitaminler mide ve bağırsaktan geçer,

Kalıp ifadeler

make it through: sonuna başarıyla ulaşmak

Make it through, bir şeyin öteki tarafına veya sonuna başarıyla ulaşmak demektir. Bu cümlede vitaminler mide ve bağırsaktan tamamen geçer; ifade bu geçişi başarıyla tamamladıkları bir aşama olarak sunar. make it through + isim kalıbında it, sabit ifadenin bir parçasıdır ve ayrı bir nesneye gönderme yapmaz. İsim bir yeri, olayı veya zor bir dönemi belirtebilir.

Alıştırma

Cümleyi make it through ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The players were exhausted, but they ____ the final round.

Cevabı göster

made it through

where an acidic substance called bile flows in from the liver, Dilbilgisi

2:02

burada karaciğerden gelen safra adlı asidik bir madde,

breaking up the fat and preparing it for absorption Notlar

2:06

yağı parçalar ve emilim için hazırlar

through the intestinal wall.

2:08

bağırsak duvarı yoluyla.

Dilbilgisi

substance called bile: isim + called + ad

substance called bile ifadesinde called bile, substance sözcüğünden sonra gelen ve maddeye adını veren bir geçmiş ortaç öbeğidir. substance that is called bile biçiminde açılabilir. İsim + called + ad kalıbı bir terimi tanıtırken sık kullanılır: önce onun ne tür bir şey olduğu, ardından adı söylenir.

Alıştırma

Cümleyi isim + called + ad kalıbıyla tamamlayın: The lab uses a device ____ a spectrometer.

Cevabı göster

called

Öbek fiiller

breaking up the fat and preparing it for absorption: yağı dağıtıp emilmeye hazırlamak

Burada break up, yağı daha küçük parçalara veya damlacıklara ayırmak ya da dağıtmak anlamına gelir. Yağ üzerinde fiziksel bir etkiyi anlatır; romantik bir ilişkiyi bitirmek anlamında değildir. Breaking up ve preparing, safra içeri akarken ne olduğunu anlatan eş görevli iki -ing biçimidir. preparing it for absorption ifadesindeki it, the fat sözüne gönderme yapar.

Alıştırma

Burada break up ne anlama geliyor? A whisk can break up the lumps in the batter.

  1. romantik bir ilişkiyi bitirmek
  2. topakları daha küçük parçalara ayırmak
  3. topakları tek bir büyük kütlede toplamak
Cevabı göster

topakları daha küçük parçalara ayırmak

Kalıp ifadeler

prepare it for absorption through the intestinal wall: bağırsak duvarından emilmeye hazırlamak

Burada preparing it for absorption, yağı bir sonraki süreç olan emilmeye hazır duruma getirmek anlamına gelir. it zamiri yağı belirtir. Başka durumlarda da kullanılabilen yapı prepare + nesne + for + isim veya -ing biçimidir. Through the intestinal wall, emilimin izlediği yolu açıklar.

Alıştırma

prepare A for B yapısını tamamlayın: A short warm-up prepares your muscles ____ exercise.

Cevabı göster

for

Because fat-soluble vitamins can't make use of the blood's watery nature, Kalıp ifadeler

2:10

Yağda çözünen vitaminler kanın su bazlı doğasından faydalanamadıkları için,

they need something else to move them around. Kalıp ifadeler

2:14

etrafta hareket etmek için başka bir şeye ihtiyaç duyarlar.

Kalıp ifadeler

make use of the blood's watery nature: kanın sulu yapısından yararlanmak

Make use of, elde bulunan bir şeyi kullanmak veya ondan yararlanmak demektir. Olumsuz yapı can't make use of, vitaminlerin kanın sulu olmasından yararlanamadığını anlatır. the blood's watery nature ifadesinde nature, doğal dünya değil, özellik veya nitelik anlamındadır. Bu neden, vitaminlerin taşınmak için neden başka bir yola ihtiyaç duyduğunu açıklar.

Alıştırma

make use of kalıbını tamamlayın: We should ____ the free tools already available.

Cevabı göster

make use of

Kalıp ifadeler

need something else to move them around: onları taşımak için başka bir şeye ihtiyaç duymak

Bu cümlede need something else, yağda çözünen vitaminlerin ek bir taşıyıcıya ihtiyaç duyduğunu anlatır. they ve them zamirlerinin ikisi de vitaminleri belirtirken something else yardımcı olabilecek başka bir şeyi belirtir. to move them around mastar yapısı, bu şeyin amacını açıklar. Buradaki move them around, vitaminlerin kendi kendine hareket etmesi değil, vücutta taşınması anlamına gelir.

Alıştırma

İlk alet düğmeye ulaşamıyor. Düğmeye basmak için başka bir alet gerektiğini hangi cümle doğal biçimde anlatır?

  1. We need else something to press it.
  2. We need something else press it.
  3. We need something else to press it.
Cevabı göster

We need something else to press it.

And that comes from proteins that attach to the vitamins Dilbilgisi

2:17

Bu da vitaminlere bağlanan proteinlerden gelir,

and act like couriers, Deyimler

2:20

ve kurye gibi davranarak,

Dilbilgisi

that comes from proteins that attach... yapısında that sözcüğünün iki görevi

Bu cümlede that iki kez kullanılır, ancak her kullanımın görevi farklıdır. İlk that, comes fiilinin öznesidir ve önceki cümlede sözü edilen gerekli taşıma aracını belirtir. That comes from proteins, bu taşıma yardımının proteinler tarafından sağlandığı anlamına gelir. proteins that attach to the vitamins yapısında ikinci that, proteins sözcüğünü niteleyen bir ilgi cümleciği başlatır. Bu cümlecik hangi proteinlerin kastedildiğini açıklar: vitaminlere bağlanan proteinler.

Alıştırma

That comes from sensors that detect smoke cümlesinde ikinci that ne işe yarar?

  1. sensors sözcüğünü niteleyen bir ilgi cümleciği başlatır.
  2. because anlamına gelir ve bir neden belirtir.
  3. Önceki düşünceyi belirtir ve comes fiilinin öznesidir.
Cevabı göster

sensors sözcüğünü niteleyen bir ilgi cümleciği başlatır.

Deyimler

act like couriers: bir işlevi benzetmeyle açıklamak

Bu cümlede act like couriers, proteinlerin görevini kuryelerin yaptığı işe benzetir. Proteinler gerçekten teslimat görevlisi değildir; bu benzetme, vitaminleri bir yerden başka bir yere taşımaya yardımcı olduklarını anlatır. act like + isim yapısı, bir şeyin nasıl davrandığını veya hangi işlevi gördüğünü tanıdık bir rol ya da nesneyle karşılaştırarak açıklayabilir.

Alıştırma

Bu cümlede act like couriers ne anlama gelir?

  1. Vitaminler proteinleri vücudun her yerine taşır.
  2. Kuryelerin teslimat taşıması gibi proteinler de vitaminlerin taşınmasına yardımcı olur.
  3. Proteinler insan teslimat görevlileriymiş gibi davranır.
Cevabı göster

Kuryelerin teslimat taşıması gibi proteinler de vitaminlerin taşınmasına yardımcı olur.

transporting fat solubles into the blood and around the body. Kalıp ifadeler

2:21

yağda çözünenleri kana ve vücudun her yerine taşırlar.

Kalıp ifadeler

transporting ... into ... and around ...: bir taşıma rotasını göstermek

Burada transporting, proteinlerin nasıl kurye gibi çalıştığına ilişkin önceki açıklamayı sürdüren bir -ing sıfat-fiilidir. Yeni ve tam bir cümle başlatmak yerine proteinlerin yaptığı eylemi ekler. transport A into B and around C kalıbı bir rota çizer. Into, kanın dışından içine doğru hareketi belirtirken around the body, vücudun farklı bölgelerinden geçmek veya bu bölgelere ulaşmak anlamına gelir. Bu bağlamda fat solubles, fat-soluble vitamins ifadesinin kısaltılmış biçimidir.

Alıştırma

Cümleyi transport A into B and around C kalıbındaki iki rota sözcüğüyle tamamlayın: A small train transports visitors ____ the zoo and ____ its main exhibits.

Cevabı göster

into · around

So this difference between water or fat-soluble vitamins Anlatım akışı

2:26

Yani suda veya yağda çözünen vitaminler arasındaki bu fark

determines how they get into the blood,

2:29

kana nasıl girdiklerini belirlediği gibi,

but also how they're stored or rejected from the body. Öbek fiiller

2:31

vücutta nasıl depolandıklarını veya atıldıklarını da belirler.

Anlatım akışı

So this difference ... determines how ..., but also how ...: sonucu genişletmek

So, konuşmacının önceki karşılaştırmadan bir sonuç çıkardığını gösterir. Cümlenin ana yapısı this difference ... determines ... şeklindedir ve bir farkı vücudun vitaminleri işleme biçimleriyle ilişkilendirir. İlk how yan cümlesi kana giriş biçimini açıklar. But also, aynı determines fiiline bağlı ikinci bir how yan cümlesi ekler: depolama veya vücuttan atılma. Burada but ilk noktayı tersine çevirmez; sonucu başka bir etkiyi de kapsayacak şekilde genişletir.

Alıştırma

Örnek cümlede but also ne işe yarıyor?

  1. Aynı farkın belirlediği ikinci bir sonucu ekliyor.
  2. Sonuçtan ilgisiz bir konuya geçiyor.
  3. Vitaminlerin kana girdiği iddiasını geçersiz kılıyor.
Cevabı göster

Aynı farkın belirlediği ikinci bir sonucu ekliyor.

Öbek fiiller

stored or rejected from the body: rejected sözcüğünün biyolojik anlamı

stored or rejected from the body ifadesinde stored, vücutta tutulup depolanmak anlamına gelir. Rejected ise vücudun işleyişi tarafından tutulmamak ve bu nedenle dışarı gönderilmek ya da çıkarılmak demektir. Bu, reject fiilinin biyolojik veya sistemlerle ilgili bir kullanımıdır; bir insanı sosyal anlamda reddetmek değildir. İfade, bir madde için iki farklı sonucu gösterir: vücutta kalmak veya vücuttan ayrılmak.

Alıştırma

stored or rejected from the body ifadesinde rejected ne anlama gelir?

  1. Vücudun içinde kalması istenmek
  2. Vücudun işleyişi tarafından tutulmamak ve bu nedenle dışarı atılmak
  3. Diğer vitaminler tarafından sevilmemek
Cevabı göster

Vücudun işleyişi tarafından tutulmamak ve bu nedenle dışarı atılmak

The system's ability to circulate water-soluble vitamins Dilbilgisi

2:35

Sistemin suda çözünen vitaminleri kan dolaşımında

in the bloodstream so easily

2:38

böyle kolayca dolaştırma yeteneği,

means that most of them can be passed out Notlar

2:39

onların çoğunun da aynı kolaylıkla

equally easily via the kidneys.

2:42

böbrekler yoluyla atılabileceği anlamına gelir.

Dilbilgisi

The system's ability to ...: means that ... öncesindeki uzun özne

Vurgulanan bölümün tamamı means fiilinin öznesidir. Bu uzun ad öbeğinin baş sözcüğü ability'dir: The system's yeteneğin kime ait olduğunu, to circulate ... ise bunun hangi yetenek olduğunu belirtir. Cümleyi şu iskelete indirin: The system's ability to do X means that Y. Bilimsel metinler, bir mekanizmayı ad öbeği olarak sunup ardından sonucunu belirtmek için bu yapıyı sıkça kullanır.

Alıştırma

Dersteki iki ifadeyle neden-sonuç yapısını tamamlayın: The scanner's ____ detect tiny cracks ____ engineers can find damage early.

Cevabı göster

ability to · means that

Dilbilgisi

means that ... can be passed out ... via the kidneys: sonuç ve edilgen biçimde atılma

Means that, önceki mekanizmanın ortaya çıkardığı sonucu bildirir. Burada most of them, suda çözünen vitaminlerin çoğunu ifade eder; equally easily ise atılmanın kolaylığını daha önce sözü edilen dolaşım kolaylığıyla ilişkilendirir. Can be passed out edilgen yapıdadır: atılan şey vitaminlerdir, via the kidneys ise yolu belirtir. Açıklayıcı metinlerde means that, bir mekanizma veya olgudan onun sonucuna geçmek için sıkça kullanılır.

Alıştırma

Vurgulanan yan cümle, cümlede hangi işlevi görüyor?

  1. Farklı bir vitamin türüyle ilgili bağlantısız bir örnek verir.
  2. Böbreklerin vitaminleri kan dolaşımından daha kolay dolaştırdığını söyler.
  3. Önceki mekanizmanın sonucunu belirtir ve vitaminlerin böbrekler yoluyla atılmasına odaklanır.
Cevabı göster

Önceki mekanizmanın sonucunu belirtir ve vitaminlerin böbrekler yoluyla atılmasına odaklanır.

Öbek fiiller

be passed out via the kidneys: vücuttan atılmak

Bu cümlede them, suda çözünen vitaminleri gösterir. Edilgen can be passed out ... via the kidneys yapısı, bunların böbrekler yoluyla vücuttan atılabileceği anlamına gelir. Burada “bayılmak” anlamına gelmez. Bu anlamda özne genellikle bir insan veya hayvandır ve pass out etken bir cümlede kullanılır. Anlamı seçmek için özneye, edilgen yapıya ve yolu belirten ifadeye bakın. Bir maddeden söz edilirken passed out of the body veya passed out via the kidneys içindeki pass out, “vücuttan atmak” anlamına gelebilir.

Alıştırma

"The excess water can be passed out via the kidneys," cümlesinde passed out ne anlama gelir?

  1. Bir grup insana dağıtılır.
  2. Vücuttan atılır.
  3. Bilincini kaybeder.
Cevabı göster

Vücuttan atılır.

Because of that, Anlatım akışı

2:44

Bu yüzden,

most water-soluble vitamins need to be replenished Kelime

2:45

çoğu suda çözünen vitaminin her gün

on a daily basis through the food we eat.

2:48

yediğimiz yiyeceklerle yenilenmesi gerekir.

Anlatım akışı

Because of that: önceki nedeni sonucuna bağlamak

Because of that, daha önce sözü edilen bir duruma gönderme yapar ve bu durumu ardından gelen şeyin nedeni olarak sunar. Burada that, vitaminlerin böbrekler yoluyla kolayca atılması durumunu gösterir; cümlenin geri kalanı ise bunun sonucunu, yani vitaminlerin her gün yeniden alınması gerektiğini belirtir. Cümlenin başında bu ifade bilgiyi “önce neden, sonra sonuç” sırasıyla düzenler. Because of that ifadesini duyduğunuzda veya okuduğunuzda, sonraki bölümde bunun sonucunda ne olduğu ya da ne yapılması gerektiği anlatılır.

Alıştırma

Cümleyi Because of that ile tamamlayın: The printer is out of ink. ____, we cannot print the posters today.

Cevabı göster

Because of that

Kelime

Suda çözünen vitaminlerin çoğunun yeniden alınması gerekir

Vurgulanan bölümde most, hepsi değil çoğu anlamına gelir. Need to be replenished, bu vitaminlerin bir kısmı kullanıldıkça veya kaybedildikçe vücuttaki rezervin düzenli olarak yeniden tamamlanması gerektiğini belirtir. need to be + geçmiş zaman ortacı kalıbı edilgendir: işlem vitaminlere uygulanır. Replenish, miktarı azalmış ve yeniden tamamlanması gereken malzeme, besin, sıvı veya enerji için yaygın olarak kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi need to be + replenish yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: The shelter uses some of its food stocks every day, so they ____ regularly.

Cevabı göster

need to be replenished

But fat-soluble vitamins have staying power Deyimler

2:51

Ancak yağda çözünen vitaminlerin kalıcılığı vardır

because they can be packed into the liver Öbek fiiller

2:54

çünkü karaciğere

and in fat cells.

2:56

ve yağ hücrelerine paketlenebilirler.

Deyimler

Yağda çözünen vitaminler kalıcılığa sahiptir

Have staying power, uzun süre dayanabilmek, etkili kalmak veya insanların ilgisini korumak anlamına gelen bir deyimdir. Burada yağda çözünen vitaminlerin hızla kaybolmak yerine vücutta depolanabildiğini belirtir. Staying power, bir yerde kalmak için gereken fiziksel güç anlamına gelmez. Aynı ifade, zaman içinde önemini koruyan bir ürünü, fikri, şarkıyı veya etkiyi de tanımlayabilir.

Alıştırma

Cümleyi “uzun süre popüler kalma yeteneği” anlamındaki kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: This simple game has real ____; families have enjoyed it for generations.

Cevabı göster

staying power

Öbek fiiller

can be packed into the liver and in fat cells: daha sonra kullanılmak üzere depolanmak

Bu bilimsel açıklamada can be packed into ... ifadesi, nesneleri bir depolama alanına koyma görüntüsünden yararlanır. Vitaminlerin karaciğerde ve yağ hücrelerinde depolanabileceği anlamına gelir; gerçekten paketlere kondukları anlamına gelmez. Can be packed, can + be + geçmiş zaman ortacı biçiminde kurulan kipli bir edilgen yapıdır. Vitaminlerin depolanmasının mümkün olduğunu gösterir.

Alıştırma

Bu cümlede can be packed into the liver and in fat cells ne anlama gelir?

  1. Vitaminler bu yerlerde depolanabilir.
  2. Vitaminler bu yerleri paketlerle sarabilir.
  3. Vitaminler bu yerlerden hemen ayrılmak zorundadır.
Cevabı göster

Vitaminler bu yerlerde depolanabilir.

The body treats these parts like a pantry, Deyimler

2:58

Vücut bu kısımlara bir kiler gibi davranır,

storing the vitamins there and rationing them out when needed, Kalıp ifadeler

3:00

vitaminleri orada depolar ve gerektiğinde azar azar verir,

Deyimler

treats these parts like a pantry: treat A like B benzetmesi

Treat A like B, A’ya B’ye davranıldığı gibi davranmak, A’yı B gibi kullanmak veya görmek anlamına gelir. Burada vücut, karaciğer ile yağ hücrelerini depolama alanı olarak kullandığı için onları bir kilere benzetir. Kiler, yiyecek ve malzemelerin daha sonra kullanılmak üzere saklandığı yerdir. Bu benzetme hem vitaminlerin depolanmasını hem de gerektiğinde küçük miktarlarda serbest bırakılmasını açıklar; bu vücut bölgeleri gerçekten bir kiler değildir.

Alıştırma

Treat A like B kalıbıyla benzetmeyi tamamlayın: The coach ____ every practice ____ a real match.

Cevabı göster

treats · like

Kalıp ifadeler

storing the vitamins ... rationing them out when needed: vitaminleri depolayıp gerektiğinde ölçülü biçimde dağıtmak

İki -ing ifadesi birbirine bağlı eylemleri belirtir: önce vitaminler depolanır, ardından ihtiyaç olduğunda bu stoktan sınırlı miktarlar salınır. ration them out ifadesindeki ration out, sınırlı bir kaynağı zaman içinde dikkatle dağıtmak anlamına gelir. them bir nesne zamiri olduğu için ration ile out arasına gelir: ration them out denir, ration out them denmez.

Alıştırma

Cümleyi ration out ifadesinin geçmiş zamanıyla ve it zamiriyle tamamlayın: We had one bottle of water, so we ____ over the whole day.

Cevabı göster

rationed it out

meaning we shouldn't overload on this type of vitamin Notlar

3:04

bu da bu tür vitaminleri aşırı yüklemememiz gerektiği anlamına gelir

because the body is generally well-stocked.

3:06

çünkü vücut genellikle bunlardan bolca depolamıştır.

Dilbilgisi

meaning we shouldn't overload ...: pratik bir sonuç sunmak

Meaning, önceki açıklamanın sonucunu veya pratik çıkarımını sunar. Burada vücudun bu vitamini depoladığı gerçeğini bir öneriye dönüştürür: bundan fazla miktarda almamak gerekir. meaning sözcüğünün anlaşılması gereken öznesi önceki fikrin tamamıdır; bu nedenle which means olarak yorumlanabilir. Bu -ing yan cümlesi, bir açıklamayı sonucuna kısa ve öz biçimde bağlar.

Alıştırma

Cümlede meaning sözcüğünün görevi nedir?

  1. Önceki açıklamanın nedenini verir.
  2. Konuyu ilgisiz bir vitamine çevirir.
  3. Önceki açıklamadan çıkarılan pratik bir sonucu sunar.
Cevabı göster

Önceki açıklamadan çıkarılan pratik bir sonucu sunar.

Öbek fiiller

overload on this type of vitamin: bu vitamin türünü gereğinden fazla almak

Burada overload on this type of vitamin, vücudun ihtiyaç duyduğundan daha fazla bu vitamin türünü almak anlamına gelir. on this type of vitamin bölümü, neyin aşırı miktarda alındığını belirtir. Overload, bir sisteme gereğinden fazla şey yükleme görüntüsü oluşturur. Bu nedenle yalnızca bir şeyden çok miktarda bulunduğunu söylemekten daha güçlü ve canlıdır.

Alıştırma

Hedef ifadeyi tamamlayın: At the party, don't overload ____ sugary snacks.

Cevabı göster

on

Once we figured the logistics of transport and storage, Kelime

3:09

Taşıma ve depolama lojistiğini çözdüğümüzde,

Kelime

the logistics of transport and storage: pratik düzenlemeler ve süreçler

Burada the logistics of transport and storage, taşıma ve depolamanın işlemesini sağlayan pratik ayrıntılar ve süreçler anlamına gelir: nelerin gerçekleşmesi gerektiği, bunların hangi sırayla olacağı ve parçaların nasıl koordine edildiği. Logistics yalnızca teslimat şirketleri veya ticari taşımacılıkla sınırlı değildir. Karmaşık bir işleyişin arkasındaki düzenlemeyi anlatabilir; burada biyolojik bir sistem içindeki taşıma ve depolama için kullanılmıştır.

Alıştırma

Örnekteki the logistics of transport and storage ifadesinin en uygun anlamını seçin.

  1. taşıma ve depolamanın işlemesini sağlayan pratik düzenlemeler ve süreçler
  2. tek bir vitaminde depolanan besinler
  3. bir teslimat şirketinin aldığı ücret
Cevabı göster

taşıma ve depolamanın işlemesini sağlayan pratik düzenlemeler ve süreçler

the vitamins are left to do the work Dilbilgisi

3:12

vitaminler baştan buraya yapmak için

they came here to do in the first place. Kalıp ifadeler

3:14

geldikleri işi yapmaya bırakılır.

Dilbilgisi

be left to do the work ... in the first place: amaçlanan görevi yerine getirmek

Bu cümlede are left to do, önceki aşamalar tamamlandıktan sonra vitaminlerin artık asıl görevlerini yerine getirebileceğini anlatır. Left, süreçte geriye kalan aşamayı gösterir; vitaminlerin terk edildiği anlamına gelmez. The work they came here to do, ardından ilgi zamirinin düşürüldüğü bir ilgi cümleciği gelen bir isim grubudur: the work (that) they came here to do. In the first place, ilk amaca gönderme yapar. Cümlenin bütünü, hazırlık aşamasından vitaminlerin temel işlevine geçer.

Alıştırma

Bu cümlede are left to do the work ne anlama geliyor?

  1. Geriye kalan bir sonraki aşama, vitaminlerin amaçlanan görevlerini yerine getirmesidir.
  2. Vitaminler terk edilmiştir ve artık işlev göremez.
  3. Vitaminler iş başlamadan önce ayrılmalıdır.
Cevabı göster

Geriye kalan bir sonraki aşama, vitaminlerin amaçlanan görevlerini yerine getirmesidir.

Kalıp ifadeler

here to do ... in the first place: asıl amacı vurgulamak

Here to do amaç bildirir: bir şeyi yapmak için buraya geldiler. Do fiilinin söylenmeyen nesnesi, daha önce geçen work isminden anlaşılır. In the first place burada “başlangıçta” veya “en başından beri” anlamındadır. Sonda yer aldığında dikkati, bir sıralama ya da yarışmadaki birinciliğe değil, onları buraya getiren ilk amaca döndürür.

Alıştırma

Cümleyi asıl amaca döndüren dört sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: I came here to return the book ____, not to argue about the fine.

Cevabı göster

in the first place

Some, like many of the B complex vitamins, Dilbilgisi

3:16

B kompleks vitaminlerinin çoğu gibi bazıları,

make up coenzymes, Öbek fiiller

3:19

koenzimleri oluşturur,

whose job it is to help enzymes Dilbilgisi

3:20

bunların görevi enzimlere yardımcı olmaktır

release the energy from food.

3:22

gıdalardaki enerjiyi açığa çıkarmada.

Dilbilgisi

Some, like many of the B complex vitamins, ...: Some sözcüğünden sonra örnek eklemek

Ana cümle yapısını görmek için iki virgül arasındaki sözcükleri çıkarın: Some make up coenzymes. Burada Some öznedir; make up ise onun fiil öbeğidir. Like many of the B complex vitamins, Some kapsamına nelerin girdiğini gösteren bir ara örnektir. Bu yapıda like “örneğin” anlamına gelir ve cümle ikinci virgülden sonra ana noktaya döner.

Alıştırma

Ara örneği asıl cümleden çıkarırsanız geriye hangi cümle kalır?

  1. Some make up coenzymes.
  2. Many of the B complex vitamins make up some.
  3. Some like coenzymes.
Cevabı göster

Some make up coenzymes.

Öbek fiiller

make up coenzymes: “oluşturmak” anlamındaki make up

make up coenzymes ifadesinde make up “oluşturmak” ya da “meydana getirmek” anlamına gelir. Özne parçaları, nesne ise bu parçaların oluşturduğu bütünü belirtir: some vitamins make up coenzymes. Bu anlamı nesne ve bağlam belirler. Burada make up “uydurmak”, “makyaj yapmak” ya da “barışmak” anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi “oluşturmak” anlamına gelen iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: Seven small islands ____ the nation.

Cevabı göster

make up

Dilbilgisi

whose job it is to help enzymes: bir şeyin işlevini whose ile belirtmek

Whose, daha önce sözü edilen şeyin işlevini açıklayan bir ilgi yan cümlesi başlatır. Burada whose job “o şeyin görevi” anlamındadır; dolayısıyla yan cümle, enzimlere yardım etmenin onun görevi olduğunu söyler. Whose hem insanlar hem de nesneler için kullanılabilir. whose job it is to + fiil kalıbı, bir kişinin, parçanın, aracın ya da maddenin ne yapmakla görevli olduğunu tanımlarken yaygındır.

Alıştırma

Hangi cümle, oksijen taşımayı proteinin görevi olarak belirtmek için ilgi yan cümlesini doğru kullanır?

  1. This protein, whose job is it to carry oxygen, is found in blood.
  2. This protein, whose job it is to carry oxygen, is found in blood.
  3. This protein, who’s job it is to carry oxygen, is found in blood.
Cevabı göster

This protein, whose job it is to carry oxygen, is found in blood.

Other B vitamins then help the body Anlatım akışı

3:24

Diğer B vitaminleri ise vücuda yardım eder

to use that energy.

3:26

bu enerjiyi kullanması için.

Anlatım akışı

Other B vitamins then...: açıklamada sonraki gruba geçmek

Other B vitamins, dikkati daha önce açıklanan B vitaminlerinden aynı kategorinin diğer üyelerine çevirir. other + çoğul isim yapısı tek bir vitamini değil, farklı veya ek bir grubu sunar. Then açıklamayı bir sonraki noktaya taşır; burada bu vitaminlerin zaman bakımından daha sonra çalıştığı anlamına gelmesi gerekmez. Other... then... birlikte kategori kategori ilerlemeyi gösterir: bir grup açıklanmıştır, şimdi konuşmacı başka bir grubun ne yaptığını anlatır.

Alıştırma

Bu açıklamada Other B vitamins then... neyin işaretidir?

  1. Konuşmacı bu vitaminlerin mutlaka daha sonra çalıştığını söyler.
  2. Konuşmacı diğer B vitaminlerine ve açıklamanın sonraki bölümüne geçer.
  3. Konuşmacı az önce sözünü ettiği vitaminlerin adını düzeltir.
Cevabı göster

Konuşmacı diğer B vitaminlerine ve açıklamanın sonraki bölümüne geçer.

From vitamin C, Dilbilgisi

3:28

C vitamininden,

you get the ability to fight infection

3:29

enfeksiyonla savaşma

and make collagen,

3:31

ve kolajen üretme yeteneğini elde edersiniz,

a kind of tissue that forms bones Dilbilgisi

3:32

bu, kemikleri ve dişleri oluşturan

and teeth and heals wounds.

3:34

ve yaraları iyileştiren bir tür dokudur.

Dilbilgisi

From vitamin C, you get the ability to...: kaynağı bir yararla ilişkilendirmek

From vitamin C kaynağı başa yerleştirir. Ardından you get the ability to..., bu kaynağın ne yapabilmenizi sağladığını belirtir. Burada get, “bir yarar elde etmek” anlamındadır; “gidip almak” anlamında değildir. Ability to ifadesinden sonra fight ve make yalın hâlde paralel iki fiildir: the ability to fight infection and make collagen. Yeniden kullanılabilen From + kaynak, you get + yarar kalıbı; bir yiyecek, araç, kurs veya deneyim ile onun sağladığı yararı birbirine bağlar.

Alıştırma

“Kapasite” anlamındaki ismi kullanarak cümleyi tamamlayın: From this safety class, you get the ____ to respond in an emergency.

Cevabı göster

ability

Dilbilgisi

a kind of tissue that forms bones: kategori ve işlevle tanımlama

Daha geniş cümlede a kind of tissue, collagen sözcüğünden sonra gelir ve onu başka bir ifadeyle yeniden adlandırır: cümle collagen sözcüğünü tissue olarak sınıflandırır. a tanımlığı, a kind of + tekil isim kalıbının bir parçasıdır. that forms bones... yan cümlesi tissue sözcüğünü niteleyen bir ilgi yan cümlesidir. Kategoriden sonra işlev ekler; bu nedenle a kind of + kategori + that + fiil, bilinmeyen bir şeyi açıklamanın açık bir yoludur.

Alıştırma

Scanner sözcüğünü tanımlamak için a kind of + kategori + that yan cümlesi yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. A scanner is a kind of machine turns paper documents into digital files.
  2. A scanner is a kind machine that turns paper documents into digital files.
  3. A scanner is a kind of machine that turns paper documents into digital files.
Cevabı göster

A scanner is a kind of machine that turns paper documents into digital files.

Vitamin A helps make white blood cells,

3:37

A vitamini beyaz kan hücreleri yapmaya yardımcı olur,

key in the body's defense, Kelime

3:40

vücudun savunmasında kilit rol oynar,

helps shape bones,

3:41

kemiklerin şekillenmesine yardımcı olur,

and improves vision by keeping the cells Kalıp ifadeler

3:43

ve göz hücrelerini kontrol altında tutarak

of the eye in check. Deyimler

3:45

görme yetisini geliştirir.

Kelime

key in the body's defense ifadesinde sıfat olan key

Burada key, “çok önemli” veya “vazgeçilmez” anlamında bir sıfattır; kilit açmaya yarayan araç anlamına gelmez. key in the body's defense ifadesi beyaz kan hücrelerini niteler ve bunların neden önemli olduğunu açıklar. Tam bir yan cümlede bu anlam genellikle X is key in + isim veya -ing biçiminde görülür ve X’in bir süreçte ya da etkinlikte önemli bir rol oynadığını belirtir. Asıl cümlede is yazılmamıştır; çünkü key in the body's defense, white blood cells ifadesinden sonra eklenen kısa bir sıfat grubudur.

Alıştırma

“Good timing is key in taking a clear photo,” cümlesinde key ne anlama gelir?

  1. çok önemli
  2. kilit açan bir araç
  3. doğru cevapların listesi
Cevabı göster

çok önemli

Kalıp ifadeler

improves vision by keeping ... in check: by + -ing ile yöntem anlatımı

By + -ing, bir sonuca ulaşmak için kullanılan yöntemi açıklar. Burada by keeping ..., improves vision sonucunu bunun nasıl gerçekleştiğine bağlar. Keep + nesne + in check, bir şeyin büyümemesi, yayılmaması veya aşırı güçlenmemesi için onu kontrol altında tutmak demektir. Bu nedenle keeping the cells of the eye in check, kontrollü hücre faaliyetini görmeyi iyileştiren yöntem olarak sunar.

Alıştırma

Cümleyi keep fiilinin doğru biçimi ve in check ifadesiyle tamamlayın: The filter improves air quality by ____ dust ____.

Cevabı göster

keeping · in check

Deyimler

in check: kontrol altında

In check, “kontrol altında” veya “büyümesi ya da bir soruna dönüşmesi engellenmiş” anlamına gelen bir deyimdir. Bu parçada gözle ilgili bir şeyin kontrol altında tutulduğunu anlatır; bir incelemenin yapıldığı anlamına gelmez. Yaygın yapı keep + isim + in check şeklindedir. Örneğin keep costs in check denebilir. İsim, kontrol edilen şeyi belirtir.

Alıştırma

Cümleyi keep ... in check kullanarak tamamla: A weekly budget helps ____ our spending ____.

Cevabı göster

keep · in check

Vitamin D gathers calcium and phosphorus Dilbilgisi

3:47

D vitamini kalsiyum ve fosforu toplar

so we can make bones.

3:50

böylece kemik yapabiliriz.

Dilbilgisi

so + özne + can: amaç veya mümkün hâle gelen sonuç

so we can make bones ifadesinde so, tam bir yan cümle başlatır: we öznedir ve can make fiil grubudur. Bu yan cümle, önceki eylemin neyi mümkün kıldığını açıklar. Bir eylemi amacıyla veya mümkün kıldığı sonuçla bağlamak için eylem + so + özne + can + fiil yapısını kullan. so'dan sonraki özne, so'dan önceki özneden farklı olabilir.

Alıştırma

so + özne + can ile cümleyi tamamla: I put a label on the box ____ find it later.

Cevabı göster

so I can

And vitamin E works as an antioxidant, Kalıp ifadeler

3:51

Ve E vitamini bir antioksidan olarak görev yapar,

getting rid of elements in the body Öbek fiiller

3:54

vücuttaki unsurlardan kurtulmamızı sağlar

that can damage cells.

3:55

ki bunlar hücrelere zarar verebilir.

Kalıp ifadeler

works as an antioxidant: işlevi work as ile ifade etmek

Burada works as, “bir şey olarak görev yapar veya işlev görür” anlamındadır. Bir insanın yaptığı işten değil, E vitamininin yerine getirdiği işlevden söz edilir. work as + rol bildiren isim yapısı, bir kişinin mesleğini veya bir nesnenin, maddenin ya da yöntemin işlevini anlatabilir. Bu cümlede an antioxidant, E vitamininin işlevsel rolüdür.

Alıştırma

“Bir şeyin görevini görmek” anlamındaki yapıyı work kullanarak tamamlayın: During the picnic, this box can ____ a small table.

Cevabı göster

work as

Öbek fiiller

getting rid of elements in the body: get rid of ifadesi

Get rid of, “istenmeyen bir şeyi kaldırmak veya ortadan kaldırmak” anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. getting rid of elements in the body bölümünde of sözcüğünden sonra gelen nesne elements in the body ifadesidir. Getting sözcüğü -ing biçimindedir çünkü bu bölüm antioksidanın ne yaptığını, yani bu maddeleri ortadan kaldırdığını ekler. get rid of yapısını bir bütün olarak kullanın; of, kaldırılan şeyi belirtir.

Alıştırma

Cümleyi, get ile başlayan ve “istenmeyen bir şeyi kaldırmak” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: We need to ____ these broken toys before moving.

Cevabı göster

get rid of

Finally, Anlatım akışı

3:57

Son olarak,

from vitamin K,

3:58

K vitamininden,

we score the ability to clot blood, Kelime

3:59

kan pıhtılaştırma yeteneğini kazanırız,

Kelime

score the ability to clot blood: “elde etmek” anlamında gündelik score

Bu cümlede score, “elde etmek” veya “kazanmak” anlamına gelen gündelik bir fiildir. Elde edilen şey kanı pıhtılaştırma yeteneğidir; dolayısıyla score burada bir oyunda puan kazanmakla ilgili değildir. Score çoğu zaman yararlı, istenen veya şans eseri bulunan bir şeyi başarıyla elde etmeyi çağrıştırır. Biyolojik bir yarar için kullanılması, bilimsel açıklamaya eğlenceli ve konuşma diline yakın bir ton verir.

Alıştırma

Şu cümleyi okuyun: Maya scored a front-row seat. scored ne anlama geliyor?

  1. Ön sıradaki bir koltuğa sayısal puan verdi.
  2. Ön sırada otururken oyun puanı kazandı.
  3. Ön sırada bir koltuk bulmayı başardı.
Cevabı göster

Ön sırada bir koltuk bulmayı başardı.

since it helps make the proteins Dilbilgisi

4:01

çünkü bu işi yapan

that do this job.

4:03

proteinlerin yapımına yardımcı olur.

Anlatım akışı

Finally, from vitamin K ...: açıklamadaki son maddeyi belirtme

Finally, bunun vitaminlerin yararlarını sıralayan dizinin son maddesi olduğunu gösterir. Burada açıklamayı düzenler; bir şeyin uzun bir bekleyişten sonra gerçekleştiği anlamına gelmez. Başa alınan from vitamin K ifadesi, cümle yararı söylemeden önce kaynağı belirtir. Bu yapı, dinleyicinin hem listedeki konumu hem de kaynak ile yarar arasındaki ilişkiyi takip etmesini sağlar.

Alıştırma

Bu cümlede Finally sözcüğünün temel görevi nedir?

  1. K vitamininin protein üretimine yardım etme nedenini açıklar.
  2. Açıklamadaki son maddeyi belirtir.
  3. Kanın pıhtılaşmasının uzun bir bekleyişten sonra gerçekleştiğini söyler.
Cevabı göster

Açıklamadaki son maddeyi belirtir.

Dilbilgisi

since ... proteins that do this job: neden ve işlev belirtme

Burada since “çünkü” anlamındadır. Önceki ifadenin nedenini açıklar: söz konusu şey belirli proteinlerin üretilmesine yardımcı olur. that do this job bölümünde that, proteins sözcüğünü niteleyen bir ilgi yan cümlesi başlatır. Bu yan cümle proteinleri işlevlerine göre tanımlar; this job ise daha önce belirtilen işleve gönderme yapar.

Alıştırma

“The tool is useful since it has a blade that cuts rope” cümlesine en uygun yorum hangisidir?

  1. Bıçağın takıldığı zamandan beri yararlıdır ve ipi kesen şey aletin kendisidir.
  2. Bıçağı ipi kesememesine rağmen yararlıdır.
  3. Bir bıçağı olduğu ve bu bıçak ipi kestiği için yararlıdır.
Cevabı göster

Bir bıçağı olduğu ve bu bıçak ipi kestiği için yararlıdır.

Without this vitamin variety, Dilbilgisi

4:04

Bu vitamin çeşitliliği olmadan,

humans face deficiencies that cause a range of problems, Kalıp ifadeler

4:06

insanlar çeşitli sorunlara neden olan eksikliklerle yüzleşirler,

like fatigue, nerve damage,

4:09

yorgunluk, sinir hasarı,

heart disorders,

4:11

kalp rahatsızlıkları,

or diseases like rickets and scurvy. Kültür

4:13

veya raşitizm ve iskorbüt gibi hastalıklar.

Dilbilgisi

Without this vitamin variety: eksik bir koşulun sonucunu belirtme

Without this vitamin variety, cümlenin başına getirilmiş bir edat öbeğidir. Burada without, “eğer yoksa” veya “insanlarda bulunmuyorsa” anlamındadır; this vitamin variety ise gerekli farklı vitaminler yelpazesini ifade eder. Ana cümle, bu koşul eksik olduğunda ortaya çıkan sonucu verir. Başka durumlara aktarılabilen kalıp Without + isim öbeği, sonuç şeklindedir: X olmadan Y olur.

Alıştırma

Cümleyi “eğer yoksa” anlamındaki edatla tamamlayın: ____ a key, you cannot open this door.

Cevabı göster

Without

Kalıp ifadeler

face deficiencies that cause a range of problems: çeşitli sorunlara yol açan eksikliklerle karşılaşmak

Burada face, “yaşamak veya başa çıkmak zorunda kalmak” anlamında bir fiildir. Doğrudan nesnesi deficiencies sözcüğüdür; dolayısıyla humans face deficiencies, insanların vücut için gerekli besin maddelerinin eksikliğini yaşayabileceğini anlatır. that cause a range of problems ilgi cümleciği deficiencies sözcüğünü niteler ve bu eksikliklerin neye yol açtığını açıklar. a range of, tek bir sorun değil, birkaç farklı türde sorun olduğunu belirtir.

Alıştırma

Hangi cümlede face doğru biçimde “bir sorun yaşamak” anlamında kullanılmış ve sorunun etkisi that ile açıklanmıştır?

  1. Many towns face water shortages that reduce crop yields.
  2. Many towns face with water shortages that reduce crop yields.
  3. Many towns face water shortages, that reduce crop yields.
Cevabı göster

Many towns face water shortages that reduce crop yields.

Kültür

like rickets and scurvy: raşitizm ve iskorbüt gibi

Burada like örnekleri tanıtır. Rickets, kemiklerin yumuşamasına veya zayıflamasına yol açan ve özellikle büyüme çağındaki çocuklarda çoğunlukla D vitamini eksikliğiyle bağlantılı olan raşitizmdir. Scurvy, ciddi C vitamini eksikliğinin neden olduğu iskorbüttür. Bu hastalık adları, bir eksikliğin yalnızca yorgunluk gibi hafif bir belirtiye değil, ciddi bir hastalığa da yol açabileceğini gösterir.

Alıştırma

Bu cümlede rickets ve scurvy neyi ifade ediyor?

  1. Vitamin eksiklikleriyle ilişkili iki hastalık
  2. Vücudun ihtiyaç duyduğu iki vitamin
  3. Egzersizin yol açtığı iki geçici his
Cevabı göster

Vitamin eksiklikleriyle ilişkili iki hastalık

On the other hand, Anlatım akışı

4:15

Öte yandan,

too much of any vitamin can cause toxicity in the body. Dilbilgisi

4:16

herhangi bir vitaminin fazlası vücutta zehirlenmeye neden olabilir.

Anlatım akışı

On the other hand: karşıt yönü sunmak

On the other hand, konuşmacının aynı konunun karşıt bir yönüne geçtiğini gösterir. Burada anlatım, yeterince vitamin almamanın zararlarından fazla vitamin almanın zararlarına geçer. Bu ifadeyi duyduğunuzda, sonraki düşüncenin önceki düşünceyi sınırlamasını, dengelemesini veya ona karşı çıkmasını bekleyin. İfade, savı düzenler; gerçek anlamda bir elden söz etmez.

Alıştırma

Karşıt bir dezavantaj sunmak için This plan saves money. cümlesinin ardından en uygun hangi cümle gelir?

  1. On the other hand, it takes more time.
  2. On the other hand, it also saves fuel.
  3. On the other hand, my sister has a bicycle.
Cevabı göster

On the other hand, it takes more time.

Dilbilgisi

too much of any... can...: genel bir aşırılık riskini ifade etmek

Too much of any vitamin, hangi vitamin seçilirse seçilsin aşırı miktarda olması anlamına gelir. Any, uyarının yalnızca belirli bir vitamine değil, kategorinin tamamına uygulanmasını sağlar. Can cause, zararlı bir sonucun ortaya çıkma ihtimalini belirtir. Bu cümlede toxicity, vücuttaki aşırı miktarın yol açtığı zararlı etkileri ifade eder. Bu nedenle cümle, zararın her seferinde kesinlikle oluştuğunu değil, genel bir riski bildirir.

Alıştırma

Cümleyi too + miktar sözcüğü + of hedef yapısıyla tamamlayın: ____ any spice can hide the other flavors.

Cevabı göster

Too much of

So there goes the myth that Deyimler

4:19

İşte böylece yıkılır o

loading yourself with supplements is a great idea. Kalıp ifadeler

4:20

kendinizi takviyelere boğmanın harika bir fikir olduğu efsanesi.

Deyimler

So there goes the myth that ...: yaygın bir inanışı çürütmek

“There goes the myth that ...”, yeni bir kanıtın yaygın bir inanışı çürüttüğünü bildirir. Buradaki “there goes” fiziksel bir hareketi anlatmaz; o inanışın artık kabul edilemeyeceğini belirtir. “So”, bunun önceki bilgilerden çıkarılan bir sonuç olduğunu gösterir. that yan cümlesi reddedilen inanışın ne olduğunu açıklar.

Alıştırma

Bir inanışın çürütüldüğünü bildiren ifadeyle sonucu tamamlayın: The keyboard battery lasted six months, so ____ wireless keyboards need new batteries every week.

Cevabı göster

there goes the myth that

Kalıp ifadeler

loading yourself with supplements is a great idea: aşırılık ve cümle yapısı

“Load yourself with”, büyük miktarda bir şeyi kendi içine doldurma veya kendi üzerine yükleme görüntüsü oluşturur. Supplements ile kullanıldığında çok fazla takviye almak anlamına gelir ve yalnızca önerilen dozu almaktan farklı olarak, miktarın aşırı olduğuna dair hafif eleştirel bir ima taşır. “Loading yourself with supplements” biçimindeki -ing yan cümlesi, “is a great idea” bölümünün öznesidir. Tam bağlamda bu düşüncenin bütünü çürütülen efsanedir; dolayısıyla konuşanın tavsiyesi değildir.

Alıştırma

Bu cümlede “loading yourself with supplements” neyi ima ediyor?

  1. Hiçbir eleştiri olmadan olağan önerilen dozu almak.
  2. Büyük miktarda, muhtemelen makul olandan fazla almak.
  3. Takviye şişelerini bir bavula yerleştirmek.
Cevabı göster

Büyük miktarda, muhtemelen makul olandan fazla almak.

In reality, Anlatım akışı

4:23

Gerçekte,

it's all about getting the balance right Kalıp ifadeler

4:24

asıl mesele doğru dengeyi kurmak

and hitting that vitamin jackpot. Deyimler

4:26

ve o vitamin büyük ikramiyesini vurmaktır.

Anlatım akışı

Önceki bir izlenimi düzeltmek için In reality,

In reality, daha önceki bir inanışı ya da yanıltıcı bir izlenimi düzelten bir ifadeyi başlatır. Burada konuşanın, insanların varsayabileceği şeyden gerçek sonuca geçtiğini gösterir. Cümle başında, dinleyiciye “Bundan sonra gerçek durum geliyor” mesajını vererek bilgiyi düzenler. Buradaki temel işlevi “gerçek hayatın içinde” gibi bir yer belirtmek değildir.

Alıştırma

In reality burada hangi işlevi görüyor? The plan sounds easy. In reality, it will take several weeks.

  1. İkinci cümlenin daha önce gerçekleştiğini gösterir.
  2. İlk izlenimi düzeltir ve gerçek durumu sunar.
  3. Planın yalnızca fiziksel dünyada var olduğunu söyler.
Cevabı göster

İlk izlenimi düzeltir ve gerçek durumu sunar.

Kalıp ifadeler

it's all about getting the balance right: önemli olan doğru dengeyi kurmaktır

It's all about + bir isim veya -ing biçimi, “en önemli şey...” ya da “işin anahtarı...” anlamına gelir. Bu cümlede yalnızca konunun denge olduğunu söylemek yerine getting the balance right ifadesini ana nokta hâline getirir. Get + nesne + right, bir şeyi doğru şekilde seçmek, ayarlamak veya ele almak demektir. Bu nedenle getting the balance right, mümkün olduğunca fazlasını almak değil, doğru oranları bulmak anlamına gelir.

Alıştırma

“Anahtar, doğru anı seçmektir” anlamındaki iki parçalı yapıyla cümleyi tamamlayın: It's ____ getting the timing ____.

Cevabı göster

all about · right

Deyimler

hitting that vitamin jackpot: mükemmel sonuç için eğlenceli bir benzetme

Hit the jackpot ifadesi kelime anlamıyla en büyük ödülü kazanma fikrinden gelir; ancak çoğu zaman “olağanüstü derecede iyi ya da şanslı bir sonuç elde etmek” anlamına gelir. Bu cümlede hitting that vitamin jackpot, gerçek bir ödül kazanmak değil, vitamin dengesini doğru kurarak çok iyi bir sonuç elde etmek demektir. Vitamin kelimesi, bilinen deyimi konuya bağlamak için jackpot kelimesinden önce getirilmiştir. Bu eğlenceli değişiklik, son kısmı canlı ve akılda kalıcı hâle getirirken ana fikri de özetler: doğru denge en iyi sonucu getirir.

Alıştırma

“A balanced diet can help you hit the vitamin jackpot,” cümlesinde “hit the vitamin jackpot” ne anlama gelir?

  1. Mağazadaki bütün vitamin takviyelerini satın almak
  2. Bir vitamin piyangosundan para kazanmak
  3. Vitaminleri iyi dengeleyerek özellikle iyi bir sonuç elde etmek
Cevabı göster

Vitaminleri iyi dengeleyerek özellikle iyi bir sonuç elde etmek