Işık Nedir?: İngilizce çalışma notları
Kurzgesagt – In a Nutshell
Video tanıtımı: Animasyon ışığı tanımlar, görünür kısmı tayfa yerleştirir, elektronların nasıl ışık ürettiğini ve kütlesiz parçacıkların hız sınırını açıklar. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. "In a nutshell," — Deyimler ve mecazlı ifadeler: zor bir düşünceyi sadeleştirmeden önce özeti belirtin; ifade gerçek kabuğu değil kısalığı anlatır. 2. "c, the speed of light," — Anlam ve dil düzeyi: c'yi ışık hızı simgesi, sonraki ad öbeğini başka hız değil onun tanımı olarak okuyun. 3. "that's nice and all, but what about" — Konuşma edimbilimi ve tutum: sınırlı kabulden sonra yanıtsız konuya geçin; küçümseyici duyulabileceği için dikkatli kullanın.
Bu derste
Light is the connection between us and the universe.
0:01Işık bizimle evren arasındaki bağlantıdır.
Through light, we can experience distant stars and look back at the beginning of existence itself. Öbek fiiller
0:04Işık sayesinde uzak yıldızları deneyimleyebilir ve varoluşun başlangıcına dönüp bakabiliriz.
Geçmişi inceleme anlamında look back at
Bu cümlede look back at, evrenin daha eski bir dönemini ışık aracılığıyla gözlemlemek anlamına gelir. Uzaktaki ışığın bize ulaşması zaman aldığı için daha uzağı görmek, geçmişte daha geriyi görmek anlamına da gelebilir. look back at + nesne kalıbı, nesneyi daha sonraki bir zamandan bakılan veya incelenen şey olarak sunar. Buradaki nesne varoluşun başlangıcıdır; bu yüzden ifade başını çevirip arkaya bakmak ya da yalnızca kişisel bir deneyimi hatırlamak anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümlede look back at, geçmişi daha sonraki bir zamandan inceleme anlamında kullanılmıştır?
- Leo looked back at the dog following him.
- Maya looked back on her childhood with affection.
- Researchers looked back at the city's weather records from 1900.
Cevabı göster
Researchers looked back at the city's weather records from 1900.
light is the smallest quantity of energy that can be transported,
0:20ışık taşınabilen en küçük enerji miktarıdır,
In a nutshell: kısa bir özet sunmak
In a nutshell, çok kısa bir özeti sunmak için kullanılan bir deyimdir. Dinleyiciye, bundan sonraki sözlerin tüm ayrıntıları değil yalnızca ana fikri verdiğini bildirir. Burada ışığın ne olduğuna ilişkin sıkıştırılmış bir yanıtı sunar. Nutshell sözcüğü gerçek anlamında kullanılmaz; büyük bir fikri çok küçük bir alana sığdırma imgesi taşır.
Alıştırma
İngilizce cümleyi, nutshell sözcüğünü içeren ve kısa bir özeti sunan üç sözcüklü deyimle tamamlayın: ____, our team needs two more days to finish the project.
Cevabı göster
In a nutshell
an elementary particle without a real size that can't be split,
0:24bölünemeyen, gerçek boyutu olmayan temel bir parçacıktır,
being kind of a particle and a wave at the same time, Ton ve niyet
0:33yani aynı anda hem parçacık hem de dalga gibidir,
Wave-particle duality: tek bir olgudaki iki özellik türü
Wave-particle duality bir fizik terimidir. Bu cümlede, ışığın dalgalarla ilişkili özelliklerin yanı sıra parçacıklarla ilişkili özellikler de gösterebildiği anlamına gelir. Buradaki duality, iki sabit biçim arasında seçim yapmak değil, tek bir olgunun iki yönü demektir. Işığın “aynı anda” ikisi birden olduğunu söylemek, fikri tanıtmak için kullanılan basitleştirilmiş bir anlatımdır; eksiksiz bir bilimsel tanım değildir.
Alıştırma
Bu bilimsel bağlamda wave-particle duality ne anlama gelir?
- Işık kalıcı olarak tek bir biçim seçmek zorundadır: dalga ya da parçacık.
- Işık bir dalga nesnesiyle bir parçacık nesnesinden oluşur.
- Işık hem dalga benzeri hem de parçacık benzeri özellikler gösterebilir.
Cevabı göster
Işık hem dalga benzeri hem de parçacık benzeri özellikler gösterebilir.
Kind of: yaklaşık bir iddiayı yumuşatan samimi ifade
Burada kind of, ışığın “bir parçacık ve bir dalga olduğu” iddiasını yumuşatır. “Kabaca”, “bir bakıma” veya “tam olarak değil” anlamına gelir; böylece konuşmacı bu açıklamayı kesin bir gerçek değil, anlaşılması kolay bir yaklaşım olarak sunar. Bu ifade ışığı belirli bir tür olarak sınıflandırmaz. Ardından gelen “although this is a lie” ifadesi de basit açıklamanın yararlı ama eksik olduğunu vurgular.
Alıştırma
Cümleyi “biraz” anlamına gelen iki sözcüklü samimi yumuşatıcıyla tamamlayın: The instructions were ____ confusing at first.
Cevabı göster
kind of
although this is a lie: yararlı bir basitleştirmeyi düzeltmek
“although this is a lie” yan cümlesi, önceki açıklamayı aniden düzeltir. Konuşmacı önce ışığı hem dalga hem parçacık olarak gösteren basit bir resim sunar, ardından bu resmin kelimesi kelimesine doğru olmadığını belirtir. Although, yararlı ilk adımı onun kapsamını sınırlayan düzeltmeye bağlar. Buradaki “lie”, başka birinin dinleyicileri aldatmaya çalıştığına yönelik bir suçlama değil, konuşmacının kendi ifadesi hakkında yaptığı mizahi bir abartıdır. Önceki fikir hâlâ yararlı bir başlangıç noktasıdır; yalnızca eksik veya fazla basitleştirilmiştir.
Alıştırma
Konuşmacı “although this is a lie” ifadesiyle ne yapıyor?
- Başka birini dinleyicileri kasıtlı olarak aldatmakla suçlamak
- Konunun tamamını yanlış sayıp açıklamayı bitirmek
- Önceki bir basitleştirmeyi düzeltirken onu yararlı bir ilk adım olarak korumak
Cevabı göster
Önceki bir basitleştirmeyi düzeltirken onu yararlı bir ilk adım olarak korumak
when we say light, we actually mean visible light: light ile görünür ışığı kastetmek
“when we say X, we actually mean Y” kalıbı, geniş veya belirsiz bir ad olan X’i alır ve mevcut konuşmada amaçlanan daha dar anlamı, yani Y’yi verir. Burada light, elektromanyetik tayfın tamamı yerine visible light ile sınırlandırılır. Actually, dinleyicilerin varsayabileceği bir anlamın düzeltildiğini gösterir. Sakin bir açıklama sunabilir; mutlaka şaşkınlık veya tartışma bildirmez.
Alıştırma
Dersin ifadesiyle açıklamayı tamamlayın: When we say the file is public, ____ that anyone with the link can open it.
Cevabı göster
we actually mean
Electromagnetic radiation consists of an enormous range of wavelengths and frequencies. Kalıp ifadeler
0:46Elektromanyetik radyasyon çok geniş bir dalga boyu ve frekans aralığından oluşur.
consists of: bir bütünün nelerden oluştuğunu belirtme
Consist of, “-den/-dan oluşmak” demektir. Özne bütünü, of'tan sonraki ad öbeği ise bütünü oluşturan parçaları, türleri veya içeriği belirtir. Burada electromagnetic radiation bütündür; the range of wavelengths and frequencies ise onu oluşturan içeriği açıklar. Consist genellikle bir eylemi değil, bir durumu anlatır. Bu nedenle süreklilik yapısı yerine consists of, consisted of veya will consist of gibi etken biçimleri kullanın.
Alıştırma
Cümleyi consist of ifadesinin doğru geniş zaman biçimiyle tamamlayın: The school band ____ twenty musicians.
Cevabı göster
consists of
Gamma rays have the smallest wavelengths because they're the highest energy photons,
0:51Gama ışınları en kısa dalga boylarına sahiptir çünkü onlar en yüksek enerjili fotonlardır,
but most gamma rays are just under 10 picometers, Kalıp ifadeler
0:55ama çoğu gama ışını sadece 10 pikometrenin altındadır,
just under: bir sayıdan biraz daha az
Just under, belirtilen bir sayıdan, miktardan, sınırdan veya ölçümden biraz daha az demektir. Just, under ifadesini daraltır; böylece değer yalnızca sayının altında değil, aynı zamanda ona yakın olarak sunulur. Bu cümlede dalga boyu 10 pikometreden biraz daha kısadır; 10 pikometre kesin değer değil, yaklaşık bir üst referans noktasıdır.
Alıştırma
A ticket costs just under $20. Hangi fiyat en iyi eşleşir?
- Yaklaşık $19.80.
- Tam olarak $20.00.
- Yaklaşık $20.80.
Cevabı göster
Yaklaşık $19.80.
which is still way smaller than a hydrogen atom. Dilbilgisi
0:58ki bu hala bir hidrojen atomundan çok daha küçüktür.
way smaller than: karşılaştırmayı güçlü biçimde vurgulamak
Way, karşılaştırma biçimi olan smaller sıfatını güçlendirir ve farkın çok büyük olduğunu anlatır: way smaller, çok daha küçük demektir. Than ise karşılaştırma ölçütünü, yani hidrojen atomunu tanıtır. Tekrar kullanılabilen yapı way + karşılaştırma biçimi + than şeklindedir; way faster than ve way colder than buna örnektir. Burada way, dereceyi güçlendiren bir sözcüktür; yol veya yöntem anlamındaki isim değildir.
Alıştırma
Karşılaştırmayı güçlü biçimde vurgulamak için way sözcüğünü doğru kullanan cümle hangisidir?
- The new battery is way light than the old one.
- The new battery is way lighter than the old one.
- The new battery is very lighter than the old one.
Cevabı göster
The new battery is way lighter than the old one.
a hydrogen atom compared to a cent is about as big as a cent compared to the moon. Dilbilgisi
1:02bir hidrojen atomunun bir kuruşa olan oranı, bir kuruşun Ay'a olan oranıyla hemen hemen aynıdır.
For reference: yararlı bir karşılaştırma ölçütü sunmak
For reference bir söylem belirtecidir: Sonraki bilginin, önceki bilgiyi anlamaya yardımcı olan bir karşılaştırma ölçütü sunduğunu belirtir. Burada boyut benzetmesi, neredeyse hayal edilemeyen bir ölçeği karşılaştırılabilir hâle getirir. Cümle başında kullanıldığında genellikle tüm ifadeyi kapsar ve ardından virgül gelir. Buradaki reference, karşılaştırma için bağlam demektir; bir alıntının veya bilginin kaynağı değildir.
Alıştırma
Bir cihazın 120 gram olduğunu az önce söylediniz. Sonraki cümlelerden hangisi tanıdık bir karşılaştırma ölçütünü en iyi ekler?
- For example, the device comes in blue and green.
- For reference, a large apple can weigh about 200 grams.
- According to the manual, the device weighs 120 grams.
Cevabı göster
For reference, a large apple can weigh about 200 grams.
A compared to B is about as big as C compared to D: orantılı ölçek benzetmesi
Bu cümle orantılı bir ölçek benzetmesi kullanır: [A compared to B] is about as big as [C compared to D]. İki compared to ifadesi ayrı karşılaştırma çiftleri oluşturur. A’nın B’ye göre büyüklüğünün, C’nin D’ye göre büyüklüğüne yaklaşık olarak benzediğini anlatır. Burada hidrojen atomuyla bir sentlik madeni paranın aynı büyüklükte olduğu söylenmez. Hayal edilmesi daha kolay olan para-Ay oranı, atom-para arasındaki aşırı ölçek farkını canlandırmaya yardımcı olur. About eşleşmenin yaklaşık olduğunu gösterir; a cent burada bir sentlik madeni para demektir.
Alıştırma
About ve big sözcüklerini as ... as yapısına yerleştirerek ölçek benzetmesini tamamlayın: A button compared to a dinner plate ____ a dinner plate compared to a large tabletop.
Cevabı göster
is about as big as
Visible light is in the middle of the spectrum in the range of about 400 nanometers to 700 nanometers, Kalıp ifadeler
1:07Görünür ışık spektrumun ortasında yaklaşık 400 nanometre ile 700 nanometre aralığındadır,
in the range of about X to Y ile yaklaşık sayısal aralık belirtme
In the range of about 400 nanometers to 700 nanometers yaklaşık bir sayısal aralık verir. Kalıp in the range of + alt sınır + to + üst sınır şeklindedir; ölçüm birimi de sayılara eklenir. Burada about, sınırların kesin değil yaklaşık olduğunu gösterir. Bu tarafsız ve nispeten resmî kalıp; ölçümler, tahminler, fiyatlar ve diğer sayısal veriler bildirilirken sık kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi doğru tamamlayan ifadeyi seçin: The safe storage temperature is _____ about 2°C to 8°C.
- between
- in the range of
- among
Cevabı göster
in the range of
radio waves can be up to 100 km in diameter,
1:17radyo dalgaları çap olarak 100 kilometreye kadar ulaşabilirken,
On the other end of the spectrum: bir ölçeğin karşı ucuna geçmek
Burada On the other end of the spectrum, açıklamayı elektromanyetik spektrumun bir ucundan karşı ucuna taşır. Güçlü bir karşıtlık geleceğini bildirir: çok kısa dalga boylarından sonra konuşmacı çok daha büyük olanlara geçer. Aynı çerçeve, herhangi bir kesintisiz ölçekte bilgiyi düzenleyebilir. Yeni ayrıntılar gelmeden önce, sıradaki örneğin önceki örnekle nasıl ilişkili olduğunu dinleyiciye gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle aynı ölçeğin karşı ucuna geçmek için ifadeyi doğru kullanıyor?
- Small studio apartments can be very cheap. On the other end of the spectrum, the rent is due Friday.
- Small studio apartments can be very cheap. On the other end of the spectrum, luxury penthouses may cost millions.
- Small studio apartments can be very cheap. On the other end of the spectrum, I toured one yesterday.
Cevabı göster
Small studio apartments can be very cheap. On the other end of the spectrum, luxury penthouses may cost millions.
while the biggest wavelengths we know exist can span from 10,000 km to a baffling 100,000 km, Kalıp ifadeler
1:20var olduğunu bildiğimiz en büyük dalga boyları 10.000 km'den şaşırtıcı bir 100.000 km'ye kadar uzanabilir,
span from ... to ...: bir aralığın uç noktalarını belirtmek
Burada span, bir aralık boyunca uzanmak anlamına gelen bir fiildir. span from A to B kalıbı bir aralığın alt ve üst sınırlarını verir: dalga boyları 10.000 km'den 100.000 km'ye kadar uzanır. baffling sıfatı üst değere duyulan şaşkınlığı gösterir ancak aralık yapısını değiştirmez. Bu kalıbı mesafeler, zaman dilimleri, tarihler, fiyatlar ve sıralı diğer ölçümler için kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Cümleyi span from ... to ... ile tamamlayın: The project timeline will ____ January ____ June.
Cevabı göster
span from · to
From a physics standpoint: bir iddiayı tek bir bakış açısıyla sınırlamak
Baştaki From a physics standpoint ifadesi, iddianın hangi bakış açısı veya ölçütlere göre değerlendirildiğini gösterir. Fizik ölçütleriyle değerlendirildiği anlamına gelir; bu nedenle cümle, dalgaların mümkün olan her yönden tamamen aynı olduğunu söylemez. Bu kalıp bir savı düzenlemeye yardımcı olur: From a/an + alan veya bakış açısı + standpoint yapısı ve ardından gelen virgül, sonraki sonucun kapsamını sınırlar.
Alıştırma
Örneğin başındaki From a physics standpoint ifadesi ne işe yarar?
- Dalgaların gözlemlenebilir her özellikte aynı olduğunu söyler.
- Konuşan kişinin bir fizik laboratuvarında durduğunu gösterir.
- İddiayı fiziğin bakış açısı ve ölçütleriyle sınırlar.
Cevabı göster
İddiayı fiziğin bakış açısı ve ölçütleriyle sınırlar.
c, the speed of light: c'yi tanımlayan açıklayıcı ara söz
Fizikte küçük c, ışığın boşluktaki hızının geleneksel simgesidir. Bu cümlede c ve the speed of light aynı fiziksel sabiti ifade eder. Virgüller arasındaki the speed of light, açıklayıcı bir ara sözdür: Okuyucu için c'yi başka sözlerle ifade eder ve tanımlar. Bu yapı, teknik yazılarda daha büyük bir cümlenin içinde terim veya simge açıklamayı sağlar.
Alıştırma
Cümleyi, açıklayıcı ara sözün tanımladığı standart fizik simgesiyle tamamlayın: In the equation, ____, the speed of light in a vacuum, is a constant.
Cevabı göster
c
So what makes visible light special then? Anlatım akışı
1:38Peki görünür ışığı bu kadar özel kılan nedir?
Görünür ışığı özel yapan nedir? ... kesinlikle hiçbir şey
Soru, görünür ışığın benzersiz bir fiziksel konuma sahip olabileceği düşüncesini kısa süreliğine akla getirir. Kısa cevap olan “absolutely nothing” bu beklentiyi hemen tersine çevirir: tayfın bu bandında özünde özel olan hiçbir şey yoktur. Bu soru-cevap geçişi, gözlemciye bağlı nedene ilerlemeden önce olası bir cevabı reddederek açıklamayı düzenler. “Absolutely”, “nothing” sözcüğünü güçlendirip tam ve vurgulu bir olumsuzluk oluşturur; bu cevap, daha sonra evrimsel bir açıklama yapılabileceğini reddetmez.
Alıştırma
Şunu okuyun: "What makes the red folder more important than the others? Absolutely nothing; it was chosen at random." Burada “Absolutely nothing” ne yapıyor?
- Kırmızı klasörün özel bir önemi olduğu varsayımını reddeder.
- Hiç kırmızı klasör bulunmadığını söyler.
- Kırmızı klasörün fiziksel olarak neden benzersiz olduğunu açıklamayı vadeder.
Cevabı göster
Kırmızı klasörün özel bir önemi olduğu varsayımını reddeder.
We just happen to have evolved eyes that are good at registering exactly this part of the electromagnetic spectrum. Notlar
1:43Bizler sadece elektromanyetik spektrumun tam olarak bu kısmını kaydetmekte iyi olan gözler evrimleştirmişiz.
just happen to + fiilin yalın hâli
“Just happen to have evolved” ifadesinde “happen to”dan sonra “have” fiilinin yalın hâli gelir ve durumun zorunlu olmadığını anlatır: işler yalnızca böyle sonuçlanmıştır; bu planlanmış veya garanti edilmiş bir şey değildir. “Just”, bu rastlantısallık duygusunu daha da güçlendirir. Burada bu ifade, gözlerimizin bu banda uygun olmasının görünür ışığın özünde özel olduğunu kanıtlamadığını anlatır. Evrimin nedenleri olmadığını iddia etmez; yalnızca sonucu kaçınılmazmış gibi sunmaktan kaçınır.
Alıştırma
Gerçeği bir rastlantı olarak sunan, dersteki üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: We ____ have an extra ticket today.
Cevabı göster
just happen to
are good at registering: be good at + -ing yapısı
be good at yapısında at bir edattır; bu nedenle ardından bir eylem gelirse -ing biçimi kullanılır: are good at registering. be good at + isim/-ing kalıbı, “bir etkinliği iyi yapmak” veya “bir işleve uygun olmak” anlamına gelir. Burada özne bir insan değil, eyes sözcüğüdür. Cümle, insan gözlerinin biyolojik olarak tayfın bu bölümünü etkili biçimde algıladığını anlatır. Registering burada ışığı algılayıp ona tepki vermek demektir; kaydolmak veya resmî bir listeye bilgi girmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Parantez içindeki fiilin -ing biçimiyle cümleyi tamamlayın: This camera is good at ____ movement in low light. (detect)
Cevabı göster
detecting
This is not a complete coincidence though. Anlatım akışı
1:49Ancak bu tamamen bir tesadüf değildir.
Visible light is the only set of electromagnetic radiation that propagates well in water,
1:52Görünür ışık, suyun içinde iyi yayılan tek elektromanyetik radyasyon kümesidir,
which happens to be where most eyes first evolved millions of years ago.
1:57ve su da milyonlarca yıl önce gözlerin çoğunun ilk evrimleştiği yerdir.
This is not a complete coincidence though: cümle sonundaki though
Cümle sonundaki though burada however anlamına gelir. Bu eşleşmenin rastlantı gibi göründüğü düşüncesine dönüp onu nazikçe düzeltir: eşleşme tamamen tesadüfi değildir. Though tamamlanmış bir cümlenin ardından geldiği için burada bir yan cümlecik başlatmaz. Konuşma diline özgü bir söylem belirteci olarak çalışır ve dinleyiciyi ardından gelecek açıklamaya hazırlar.
Alıştırma
The plan sounds simple. It may take longer than expected, though. cümlelerinde sondaki though ne işe yarar?
- Planın neden basit göründüğünü açıklar.
- İkinci cümleyi bir koşula dönüştürür.
- Önceki ifadeye hafif bir karşıtlık ekler.
Cevabı göster
Önceki ifadeye hafif bir karşıtlık ekler.
That was a smart move because light not only interacts with matter, Dilbilgisi
2:01Bu çok zekice bir hamleydi çünkü ışık maddeyle sadece etkileşime girmekle kalmaz,
it's also altered by it and can be used to gather information about the world around us with almost no delay,
2:05madde tarafından değiştirilir ve neredeyse hiç gecikme olmadan etrafımızdaki dünya hakkında bilgi toplamak için kullanılabilir,
not only ... it's also ...: yalnızca... değil, ayrıca...
Not only ... also, ikisi de doğru olan iki olguyu birbirine bağlar ve ikinci olguya ek vurgu yapar. Burada ışık maddeyle etkileşime girer ve madde de ışığı değiştirir. Not, eşli yapının bir parçasıdır; ışığın maddeyle etkileşime girdiğini basitçe olumsuzlaştırmaz. İkinci cümlecikte öznenin yeniden belirtilmesi (it's = it is), iki olgunun kolayca takip edilmesini sağlar. Bu yapı birbiriyle eşleşen sözcükleri, sözcük gruplarını veya cümlecikleri bağlayabilir. Dinleyenin bunları hızla karşılaştırabilmesi için iki bölümü dil bilgisi bakımından dengeli tutun.
Alıştırma
Cümleyi not only ... also kullanarak tamamlayın: The library ____ lends books; it ____ offers free classes.
Cevabı göster
not only · also
which is arguably really helpful for survival.
2:11ki bu, hayatta kalmak için tartışmasız gerçekten faydalıdır.
A vast range of electromagnetic waves are created when atoms or molecules drop from a higher state of energy to a lower one.
2:16Atomlar veya moleküller daha yüksek bir enerji seviyesinden daha düşük bir seviyeye düştüğünde çok çeşitli elektromanyetik dalgalar oluşur.
They lose energy and emit it in the form of radiation. Kalıp ifadeler
2:23Enerji kaybederler ve bunu radyasyon şeklinde yayarlar.
in the form of: ... biçiminde
In the form of, bir şeyin belirli bir tür, şekil veya format olarak ortaya çıkması, verilmesi ya da ifade edilmesi anlamına gelir. Burada kaybedilen enerji, radyasyon olarak yayılır. Kalıplaşmış ifade in the form of + isim veya isim grubudur. Of sözcüğünden sonraki isim, bir şeyin aldığı biçimi belirtir.
Alıştırma
Cümleyi “belirli bir formatta” anlamındaki kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: The teacher shared the schedule ____ a table.
Cevabı göster
in the form of
visible light is created when an electron within an atom,
2:28görünür ışık bir atom içindeki bir elektronun,
Kesin açıklama işareti olarak that is,
That is, yeniden ifade etme işaretidir. Ardından gelen sözlerin önceki fikri daha kesin hâle getirdiğini gösterir. Burada in an excited state ifadesi atomu değil, elektronu açıklar. Virgüller that is ifadesini parantez içi bir ara açıklama olarak işaretler. Cümlenin temel yapısı bu ifadenin iki yanında devam eder; bu yüzden onu yeni bir yargının başlangıcı olarak değil, kısa bir netleştirme olarak okuyun.
Alıştırma
Kesin bir açıklama sunan işareti seçin: The meeting is at midday, ____, at 12:00 p.m.
- that is
- however
- for example
Cevabı göster
that is
drops to a lower energy state and loses this excess energy.
2:33daha düşük bir enerji seviyesine düşüp bu fazla enerjiyi kaybetmesiyle oluşur.
Analiz çerçevesi olarak At the microscopic level
At the microscopic level, açıklamanın bakış açısını belirleyen bir ifadedir. Okura, sonraki açıklamayı doğrudan görülemeyecek kadar küçük bir ölçekte anlaması gerektiğini söyler; burada gündelik ve görünür ölçekten atomların içine geçilir. Cümle başındaki bu çerçeve, analiz düzeyini değiştirerek bilgiyi düzenler. At the ... level, + yan cümle kalıbı bir tartışmayı bilimsel, toplumsal, kurumsal veya bireysel bir bakış açısına taşıyabilir.
Alıştırma
At the microscopic level ifadesi cümlede ne yapıyor?
- Açıklamayı çok küçük ölçekte gerçekleşen süreçlere taşır.
- Görünür ışığı diğer enerji türlerinin altında sıralar.
- Olayın daha alt bir katta gerçekleştiğini söyler.
Cevabı göster
Açıklamayı çok küçük ölçekte gerçekleşen süreçlere taşır.
Fizikte excited state
Fizikte excited state, yani uyarılmış durum, bir atomun, elektronun veya başka bir fiziksel sistemin temel durum adı verilen en düşük enerjili durumundan daha fazla enerjiye sahip olmasıdır. Burada excited bir enerji koşulunu belirtir; duygusal olarak heyecanlı veya mutlu olmak anlamına gelmez. Bu cümlede elektron uyarılmış durumdan çıkarak daha düşük bir enerji durumuna iner. Bu terim, fazla enerjinin neden görünür ışık olarak açığa çıkabildiğini açıklamaya yardımcı olur.
Alıştırma
Cümlede excited state ne anlama geliyor?
- Bir ülkenin duygusal tepki vermesi
- Elektronun temel durumundan daha fazla enerjiye sahip olduğu bir durum
- Elektronun heyecanlı veya mutlu hissetmesi
Cevabı göster
Elektronun temel durumundan daha fazla enerjiye sahip olduğu bir durum
The same way incoming light can elevate an electron to a higher state of energy by being absorbed by it. Anlatım akışı
2:37Gelen ışığın bir elektron tarafından emilerek onu daha yüksek bir enerji seviyesine çıkarması da aynı şekildedir.
Konuşmada bağlantı ifadesi olarak The same way
Bu açıklamanın başında The same way, az önce anlatılan sürece geri gönderme yapar ve dinleyiciye bunu sonraki fikir için bir model olarak kullanmasını söyler. Önceki süreçte elektron aşağı iner ve enerji açığa çıkarır; yeni fikirde ise buna karşılık gelen ters süreç anlatılır ve soğurulan ışık elektronun enerjisini yükseltir. Buradaki same, tam bir aynılık değil, paralel bir ilişki bildirir. Yön değişebilir ancak ışık ile elektronun enerjisi arasındaki temel bağlantı karşılaştırılabilir kalır.
Alıştırma
Cümlenin başındaki The same way ne işe yarıyor?
- Konuyla ilgisiz bir düzeltme sunar.
- İki enerji durumunun fiziksel olarak tamamen aynı olduğunu söyler.
- Yeni süreci daha önce açıklanan bir modelle ilişkilendirir.
Cevabı göster
Yeni süreci daha önce açıklanan bir modelle ilişkilendirir.
the moving charge of the electron creates an oscillating magnetic field,
2:44elektronun hareket eden yükü salınan bir manyetik alan yaratır,
which creates an oscillating electric field perpendicular to it. Kalıp ifadeler
2:47bu da ona dik salınan bir elektrik alanı yaratır.
perpendicular to it: 90 derecelik bir ilişki
Burada perpendicular to it, elektrik alanının manyetik alana 90 derecelik bir açıyla yöneldiği anlamına gelir. it zamiri, az önce sözü edilen salınımlı manyetik alanı belirtir. Perpendicular, iki yön, çizgi veya yüzey arasındaki ilişkiyi anlatır. Yalnızca “dikey” demek değildir; aralarındaki açı 90 derece olduğu sürece iki unsur da herhangi bir yönde olabilir.
Alıştırma
Cümleyi perpendicular ve onun gerektirdiği edatla tamamlayın: The side road is ____ the highway.
Cevabı göster
perpendicular to
These two fields move themselves through space,
2:51Bu iki alan uzayda kendi kendilerine hareket ederler,
transferring energy from one place to another, Kalıp ifadeler
2:53enerjiyi bir yerden başka bir yere aktarırlar,
from one place to another: yerler arasında hareket
From one place to another, hiçbir yerin adını vermeden hareketin veya aktarımın başlangıç noktasını ve varış noktasını belirtir. Bu cümlede enerjinin uzay boyunca aktarıldığını gösterir. One place ve another, iki farklı yeri ifade eder. from ... to ... yapısı, süreci iki uç noktasına göre düzenler; kaç yer olduğunu karşılaştırmaz.
Alıştırma
Cümleyi, bu derste geçen ve belirtilmemiş iki yer arasındaki hareketi anlatan ifadeyle tamamlayın: The delivery robot carries packages ____.
Cevabı göster
from one place to another
carrying information about its place of creation with it.
2:56oluştuğu yer hakkındaki bilgiyi de beraberinde taşırlar.
Why, of all the things in the universe, ...?: bir seçim karşısında şaşkınlık
“Of all the things in the universe” karşılaştırmanın bütün kapsamını belirler. Why sorusunun içinde virgüllerle ayrıldığında ana soruyu kısa bir süre duraklatır ve diğer her şey yerine ışığın seçilmiş olmasının şaşırtıcılığını vurgular. “Why, of all X, ...?” yalnızca bir neden sormaktan fazlasını yapar. Pek çok olasılık arasından neden özellikle o kişinin veya şeyin seçildiğine dair şaşkınlık, inanmama ya da hafif bir rahatsızlık gösterebilir.
Alıştırma
Bir arkadaş odadaki tek kırık sandalyeyi seçti. Hangi cümle bütün sandalyeler arasından özellikle bu seçimin yapılmasına duyulan şaşkınlığı doğal biçimde ifade eder?
- Why did you pick all the chairs in the room?
- Why, of all the chairs in the room, did you pick the broken one?
- Which of all the chairs in the room is the broken one?
Cevabı göster
Why, of all the chairs in the room, did you pick the broken one?
What is the fastest way to travel through space in the universe?
3:05Evrende uzayda seyahat etmenin en hızlı yolu nedir?
Let's change the question: sorunu yeniden çerçevelemek
“Let's change the question” tartışmayı yönlendiren bir adımdır: konuşan kişi mevcut soruyu bırakıp yanıtlaması daha kolay veya daha yararlı olan başka bir soruya geçer. Burada ışığın açıklanması gereken özel şey olduğu varsayımından başlamak yerine, uzayda yolculuk etmenin en hızlı yolunun ne olduğu sorulur. “Let's” bu değişikliği ortak bir öneri hâline getirir ve herkesi sorunun çerçevesini birlikte yeniden düşünmeye çağırır. Bu ifade yeni bir konuya geçildiği anlamına gelmez; konu aynı kalırken soru veya sorunun temelindeki varsayım değişir.
Alıştırma
Bir ekip sürekli “Which employee caused the failure?” diye soruyor. Arızayı konuşmaya devam etmek, ancak bir kişinin suçlu olduğunu varsaymak yerine kanıtlara odaklanmak istiyorsunuz. Bu geçişi en iyi hangi cümle başlatır?
- Let's rephrase the question: which person on the team caused the failure?
- Let's change the subject and talk about lunch.
- Let's change the question: what evidence shows how the failure happened?
Cevabı göster
Let's change the question: what evidence shows how the failure happened?
Electromagnetic radiation just happens to move this fast.
3:18Elektromanyetik radyasyon sadece bu kadar hızlı hareket eder.
Any particle that has no mass travels at c,
3:22Kütlesi olmayan herhangi bir parçacık c hızında seyahat eder,
The light that's been released from a candle does not speed up until it reaches light speed.
3:28Bir mumdan salınan ışık, ışık hızına ulaşana kadar hızlanmaz.
At the very instant of: tam o anda
At the very instant of, ‘bir şeyin gerçekleştiği tam anda’ demektir. Very sözcüğü instant sözcüğünü güçlendirerek zamanlamanın fark edilir bir gecikme olmadan kesin ve anlık olduğunu vurgular. Başka bir olayı tam o zaman noktasına yerleştirmek için at the very instant of + isim öbeği yapısını kullanın. Bu cümlede, yaratılma gerçekleşir gerçekleşmez hızın zaten c olduğu anlatılır.
Alıştırma
Cümleyi, derste öğrendiğiniz ve tek bir kesin anı vurgulayan ifadeyle tamamlayın: At ____ impact, the airbags opened.
Cevabı göster
the very instant of
built this way: kendine özgü bir yapıya veya doğaya sahip olmak
Built this way, build fiilinin edilgen bir yapısıdır; ancak buradaki düşünce mecazidir. Evrenin bu temel yapıya veya bu temel özelliklere sahip olduğu anlamına gelir. Bu ifade, davranışı düzenlenme biçiminden veya doğasından kaynaklanan sistemleri, ürünleri ya da insanları da anlatabilir. İfade tek başına gerçek bir kurucunun var olduğunu iddia etmez.
Alıştırma
‘Our universe is just built this way.’ cümlesinde built this way ne anlama gelir?
- Bu belirli yöntem kullanılarak onarıldı.
- Şu anda biri onu fiziksel olarak inşa ediyor.
- Bu temel özellikler, yapılanma biçiminin bir parçasıdır.
Cevabı göster
Bu temel özellikler, yapılanma biçiminin bir parçasıdır.
an elementary particle that also behaves like a wave,
3:47aynı zamanda dalga gibi davranan temel bir parçacıktır,
propelled by two perpendicular fields traveling at the speed limit of the universe.
3:50evrenin hız sınırında hareket eden birbirine dik iki alan tarafından itilir.
but what about all the crazy stuff about traveling at the speed of light and time,
3:56peki ya ışık hızında seyahat etmek ve zamanla ilgili o çılgınca şeyler,
that's nice and all, but what about ...: sınırlı onaydan sonra odağı değiştirmek
That's nice and all, önceki düşünceye sınırlı ve gündelik bir onay verir. Burada and all, “ve bununla bağlantılı her şey” anlamına gelir; ayrıca nice sözünün daha az hevesli duyulmasına yol açarak “iyi ama asıl önemsediğim şey bu değil” havası yaratır. But what about ... dikkati konuşmacının gerçekten tartışmak istediği konuya çevirir. Bu kalıp, bir fikri kabul ettikten sonra konuşmanın yönünü sorgular ve çoğu zaman hafif bir sabırsızlık, kuşku veya şakalaşma taşır.
Alıştırma
“The new chairs are nice and all, but what about the broken desks?” cümlesinde konuşmacı ne yapıyor?
- Güçlü bir övgüde bulunup tartışmayı bitirmek
- Her sandalyenin eksiksiz bir listesini istemek
- Daha önemli bir sorunu dile getirmeden önce sınırlı bir onay vermek
Cevabı göster
Daha önemli bir sorunu dile getirmeden önce sınırlı bir onay vermek
the twin paradox: ikizler paradoksu
İkizler paradoksu, özel görelilikteki ünlü bir düşünce deneyidir. İkizlerden biri son derece yüksek hızda yolculuk edip geri dönerken diğeri Dünya'da kalır; yeniden buluştuklarında yolculuk yapan ikiz daha az zaman yaşamış ve daha genç kalmıştır. Buna paradoks denmesinin nedeni, sonucun ilk bakışta imkânsız görünmesidir; yoksa görelilik kendi içinde çeliştiği için değildir. Bu cümlede terim, ışık hızında yolculuk ve zamanla bağlantılı şaşırtıcı konulardan biridir.
Alıştırma
Bu bağlamda the twin paradox neden paradox olarak adlandırılır?
- Göreliliğin mantıksal bir çelişki içerdiğini kanıtladığı için
- Her iki ikizin de her zaman tam olarak aynı yaşta kalması gerektiği için
- Sonucu ilk bakışta imkânsız görünse de görelilikle açıklanabildiği için
Cevabı göster
Sonucu ilk bakışta imkânsız görünse de görelilikle açıklanabildiği için
Listenin sonunda and things like that
Bu cümlede and things like that listeyi bitirir. ‘Ve buna benzer başka konular’ anlamına gelir; böylece konuşan kişinin her örneği tek tek söylemesi gerekmez. Buradaki that, yalnızca kuantum konusuna değil, listedeki fikirlerin genel türüne gönderme yapar. Bu ifade, örneklerin temsili olduğunu ve listenin tamamlanmadığını gösterir.
Alıştırma
Bu cümlede and things like that ne anlama geliyor?
- Yalnızca son konunun önemli olduğunu söyler.
- Konuşanın konuyu değiştirdiğini gösterir.
- Adı söylenmeyen başka benzer konuları da ekler.
Cevabı göster
Adı söylenmeyen başka benzer konuları da ekler.
We have to save them for another video. Kalıp ifadeler
4:03Onları başka bir videoya saklamak zorundayız.
save them for another video: bir konuyu sonraya bırakmak
save them for another video, ‘bu konuları şimdi ele alma; daha sonraki bir videoda konuşmak üzere sakla’ anlamına gelir. them daha önce sözü edilen konulara gönderme yapar. save something for a later time or occasion kalıbında save, ‘ayırmak’ veya ‘sonraya saklamak’ anlamındadır. Birini kurtarmak ya da bilgisayar dosyasını kaydetmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Konunun daha sonra konuşulacağını göstermek için save ... for kullanın: The class is almost over, so let's ____ the last question ____ tomorrow.
Cevabı göster
save · for
let's just be happy that we evolved eyes that pick up waves of information permeating the universe, Öbek fiiller
4:06evrene nüfuz eden bilgi dalgalarını algılayan gözler evrimleştirdiğimiz için sadece mutlu olalım,
Geçici bir tartışma çerçevesi olarak For now
For now, ardından gelen bilgi için geçici bir zaman çerçevesi belirler. Burada dinleyiciyi, daha zor soruları sonraya bırakarak bu aşamadaki daha basit sonuca odaklanmaya yönlendirir. Sonucu kalıcı hâle getirmek yerine açıklamanın akışını düzenler: şimdilik bu noktayı kabul edin; konu daha sonra yeniden ele alınabilir.
Alıştırma
Daha sonra yeniden değerlendirilebilecek geçici bir kararı en iyi hangi ifade tanıtır?
- From now on
- For now
- At first
Cevabı göster
For now
Algılamak veya almak anlamındaki pick up
pick up waves of information ifadesinde pick up, sinyalleri algılamak veya almak anlamına gelir. Gözler ışık dalgalarına tepki verir ve onlardan bilgi edinir; fiziksel olarak hiçbir şey kaldırılmaz. Bu öbek fiil, genellikle bir kişinin, duyunun, alıcının veya cihazın bir sinyali, sesi, kokuyu ya da ipucunu fark etmesini anlatır.
Alıştırma
Cümleyi, bir sinyali algılamak veya almak anlamındaki iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: The antenna can ____ very weak signals.
Cevabı göster
pick up
making us see things that help us to put our existence into perspective. Notlar
4:11zira onlar varoluşumuzu bir perspektife oturtmamıza yardımcı olan şeyleri görmemizi sağlıyorlar.
making us see: make + nesne + to almayan fiil
Burada making us see, “görmemizi sağlamak” anlamına gelir. Make fiilinden sonra nesne olan us ve ardından to almayan see fiilinin yalın hâli gelir: make us see doğrudur, make us to see değildir. making us see şeklindeki -ing yan cümlesi, önceki durumun tamamının sonucunu gösterir: gözler bilgiyi algılar ve bu da görmemizi sağlar. Yeniden kullanılabilecek yapı make + kişi veya şey + fiilin yalın hâlidir.
Alıştırma
Cümleyi laugh fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The silly joke made us ____.
Cevabı göster
laugh
put our existence into perspective: varoluşumuzu daha geniş bir bağlamda değerlendirmek
Put something into perspective, bir şeyi gerçek boyutunu, önemini veya ciddiyetini daha doğru değerlendirebilmek için daha geniş bir bağlama yerleştirmek demektir. Burada evrenin enginliği, insan varoluşunun ölçeğini değerlendirme biçimimizi değiştirir. Bu ifadede perspective, yalnızca kişisel bir görüşü ya da sanatta derinlik gösterme tekniğini değil, dengeli bir oran ve bütünlük duygusunu anlatır.
Alıştırma
Bu cümle ne anlama gelir: "Seeing the full trail map put our long walk into perspective."?
- Yürüyüşü görsel derinlik gösteren bir çizime dönüştürdü.
- Yürüyüşümüzü parkurun tamamıyla karşılaştırarak değerlendirmemize yardımcı oldu.
- Yürüyüş hakkında yalnızca bir kişinin görüşünü bildirdi.
Cevabı göster
Yürüyüşümüzü parkurun tamamıyla karşılaştırarak değerlendirmemize yardımcı oldu.