Menenjit neden bu kadar tehlikeli? - Melvin Sanicas: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
670 kelime 153 kel/dk

Video özeti: Video, bakteriyel menenjitin nasıl yayıldığını, koruyucu engelleri nasıl aştığını, beyni çevreleyen dokuları nasıl iltihaplandırdığını ve hızla ciddi komplikasyonlara yol açabildiğini açıklıyor. Ayrıca özellikle yüksek risk altındaki kişiler için erken tedavi ile aşının neden gerekli olduğunu gösteriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. with which — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: Bir eylemin hızını veya gerçekleşme biçimini belirten, edat ile ilgi zamirini birleştiren resmî yapıyı çözümlemeyi öğrenin. Böylece yoğun bilimsel cümlelerde bir ayrıntının önceki isim grubuna nasıl kesin biçimde bağlandığını takip edebilirsiniz. 2. kicks into overdrive, — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: Bunun bir makineye yönelik gerçek anlamlı bir gönderme değil, bir sistemin aşırı etkin hâle gelmesini anlatan canlı bir benzetme olduğunu fark edin. İfadeyi bağışıklık tepkisi, iş yükü, üretim veya birdenbire yoğunlaşan başka faaliyetler için kullanabilirsiniz. 3. though cases do happen all over the world. — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: though sözcüğünün önceki açıklamaya nasıl bir sınırlama getirdiğini, vurgulu do kullanımının ise vakaların gerçekten meydana geldiğini nasıl doğruladığını anlayın. Bu kalıp, belli bir bölgede yoğunlaşan hastalığın yalnızca orada görüldüğü yanılgısını düzeltmeye yardımcı olur.

Bu derste

In 1987, tens of thousands of people gathered in Saudi Arabia Kalıp ifadeler

0:06

1987'de, on binlerce kişi Suudi Arabistan'da toplandı

Kalıp ifadeler

tens of thousands of: on binler düzeyinde yaklaşık bir miktar

tens of thousands of, on binler düzeyinde büyük ve yaklaşık bir miktarı ifade eder. Kesin bir sayı vermez; bu cümlede kalabalığın çok büyük olduğunu gösterir. Miktar bildiren ifadenin tamamı çoğul bir isimden önce gelir: tens of thousands of people. Yalnızca tens sözcüğüne bakıp miktarı birkaç düzine olarak yorumlamayın; of thousands bölümü ölçeği on binler düzeyine çıkarır.

Alıştırma

On binler düzeyinde yaklaşık bir sayıyı ifade eden söz öbeğiyle haberi tamamlayın: ____ people joined the march.

Cevabı göster

Tens of thousands of

for the annual Hajj pilgrimage. Kültür

0:11

yıllık Hac ibadeti için.

Kültür

annual Hajj pilgrimage: her yıl Mekke'ye yapılan Müslüman hac yolculuğu

Hajj, Suudi Arabistan'daki Mekke'ye yapılan önemli İslami hac ibadetidir. Her yıl belirli bir dönemde gerçekleşir ve Müslüman hacıları bir araya getirir; Hajj bir yerin değil, hac ibadetinin adıdır. annual Hajj pilgrimage ifadesinde annual her yıl gerçekleştiğini, pilgrimage ise dinî amaçla yapılan bir yolculuk olduğunu belirtir. Bu arka plan, Suudi Arabistan'da neden çok büyük bir kalabalığın toplandığını açıklar.

Alıştırma

Cümledeki annual Hajj pilgrimage neyi ifade eder?

  1. Her yıl düzenlenen bir tıp konferansı
  2. Her yıl Mekke'ye yapılan Müslüman hac yolculuğu
  3. Suudi Arabistan'da sıradan bir şehir
Cevabı göster

Her yıl Mekke'ye yapılan Müslüman hac yolculuğu

But what started out as a celebration led to a health crisis. Notlar

0:14

Fakat bir kutlama olarak başlayan şey bir sağlık krizine dönüştü.

Öbek fiiller

what started out as a celebration: değişimden önceki ilk durum

start out as + isim öbeği yapısında start out as, “belirli bir kimlik, biçim veya amaçla başlamak” anlamına gelir. Çoğu zaman daha sonraki bir değişime ya da şaşırtıcı bir sonuca zemin hazırlar. Burada what started out as a celebration, “başlangıçta bir kutlama olan olay” demektir. what yan tümcesinin tamamı led to fiilinin öznesidir; böylece olayın ilk biçimi, cümledeki karşıtlığın başlangıç noktası olarak sunulur.

Alıştırma

Cümleyi “belirli bir kimlikle başladı” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: The community garden ____ an empty lot but later became a neighborhood meeting place.

Cevabı göster

started out as

Kalıp ifadeler

led to: bir nedeni sonucuna bağlamak

Led to, lead to ifadesinin geçmiş zaman biçimidir. Burada “birini bir yere götürdü” değil, “neden oldu veya ortaya çıkardı” anlamına gelir. led to ifadesinden önceki olay neden, a health crisis ise sonuç olarak sunulur. Bu nedensel kullanımda lead to ifadesinden sonra bir isim öbeği veya -ing biçimi gelir: lead to a delay; lead to people leaving. Bu yapı haberlerde, açıklamalarda ve tartışmalarda yaygındır.

Alıştırma

Hasarlı kabloyu neden olarak sunan geçmiş zamanlı ifadeyle cümleyi tamamlayın: The damaged cable ____ a power outage.

Cevabı göster

led to

Just a few days after the pilgrimage,

0:18

Hac'dan sadece birkaç gün sonra,

more than 2,000 cases of meningitis broke out, Öbek fiiller

0:20

2.000'den fazla menenjit vakası patlak verdi,

Öbek fiiller

broke out: ani ve kontrol dışı bir başlangıç

Broke out, break out ifadesinin geçmiş zaman biçimidir. Bir hastalık, yangın, savaş veya benzer şekilde kontrol dışı bir olayın aniden başlamasını anlatır. Anlamı, break ve out sözcüklerinin düz anlamlarının toplamı değildir. Cümlede more than 2,000 cases of meningitis dil bilgisel öznedir. Verilmek istenen anlam, bu vakaların ani bir menenjit salgını sırasında ortaya çıkmasıdır.

Alıştırma

Cümleyi break out ifadesinin geçmiş zamanıyla tamamlayın: A new disease ____ in the coastal town.

Cevabı göster

broke out

spreading across Saudi Arabia and the rest of the world. Kalıp ifadeler

0:24

Suudi Arabistan'a ve dünyanın geri kalanına yayıldı.

Kalıp ifadeler

spreading across: bir alanın geneline yayılmak

Spreading across, spread ile across sözcüklerini birleştirerek bir şeyin bir yerin, grubun veya geniş alanın geneline yayılmasını anlatır. Buradaki across, yalnızca bir taraftan diğerine geçmeyi değil, alanın geniş biçimde kapsanmasını vurgular. -ing biçimi önceki yan cümledeki anlatımı sürdürür: hastalık Suudi Arabistan'ın geneline ve daha ötesindeki bölgelere ulaşıyordu.

Alıştırma

'The rumor spread across the school.' cümlesine en uygun anlam hangisidir?

  1. Söylenti okula ulaştı ancak daha fazla yayılmamış olabilir.
  2. Söylenti binayı fiziksel olarak düz bir çizgide geçti.
  3. Söylenti okulun genelinde duyuldu.
Cevabı göster

Söylenti okulun genelinde duyuldu.

The outbreak was so fierce Dilbilgisi

0:28

Salgın o kadar şiddetliydi ki

that it was believed to have sparked a wave of deadly meningitis epidemics Notlar

0:30

ölümcül menenjit salgınları dalgasını tetiklediğine inanılıyordu

Dilbilgisi

so fierce that: dereceyi sonuca bağlamak

so + sıfat/zarf + that + cümlecik kalıbı, bir derecenin that ile başlayan cümlecikteki sonuca yol açacak kadar yüksek olduğunu anlatır. Burada so fierce, salgının aşırı şiddetini anlatır. That cümleciği bunun sonucunda oluşan değerlendirmeyi verir: salgının daha sonraki menenjit salgınlarını tetiklediğine inanılıyordu. So sözcüğünü yalnızca bir pekiştirici olarak değil, that ile birlikte düşünün.

Alıştırma

so ... that sonuç kalıbını tamamlayın: The lake was ____ cold ____ nobody went swimming.

Cevabı göster

so · that

Dilbilgisi

was believed to have sparked: daha önceki bir olayı aktarmak

Edilgen aktarım kalıbı be believed to + fiil, doğrudan bir iddiada bulunmak yerine kim olduğu belirtilmeyen kişilerin, uzmanların veya kaynakların ne düşündüğünü aktarır. Bu cümlede it, hakkında değerlendirme yapılan öğedir. To have sparked, have + geçmiş zaman ortacı biçimindeki tamamlanmış mastardır. Sparked eylemini, geçmişteki was believed değerlendirmesinden daha önceye yerleştirir. Buna yakın etken ifade People believed that it had sparked ... şeklindedir. Dolayısıyla anlam, daha sonra tetiklemesinin beklendiği değil, daha önce zaten tetiklemiş olduğuna inanıldığıdır.

Alıştırma

"The vaccine was believed to have prevented many infections." ne anlama gelir?

  1. Aşı, enfeksiyonların sona erdiğine inanmaya zorlandı.
  2. İnsanlar aşının birçok enfeksiyonu zaten önlemiş olduğunu düşünüyordu.
  3. İnsanlar aşının daha sonra birçok enfeksiyonu önleyeceğini düşünüyordu.
Cevabı göster

İnsanlar aşının birçok enfeksiyonu zaten önlemiş olduğunu düşünüyordu.

Deyimler

Haber dilinde bir mecaz olarak a wave of deadly meningitis epidemics

Bu ifadede a wave of, birbiriyle ilişkili çok sayıda olayın yakın zamanlarda ya da art arda ortaya çıkmasını anlatan bir mecazdır. Belirgin bir artışı veya olay dizisini çağrıştırır; okyanustaki gerçek bir su dalgasını değil. epidemics sözcüğünün çoğul olması, ifadenin birden fazla ölümcül menenjit salgınına gönderme yaptığını gösterir. Dalga imgesi, haber ve halk sağlığı metinlerinde bunların tek tek olaylar değil, büyük ve bağlantılı bir örüntü olarak sunulmasına yardımcı olur.

Alıştırma

After the price increase, the company received a wave of complaints? cümlesinde a wave of complaints ne anlama gelir?

  1. Kısa bir sürede çok sayıda şikâyet geldi.
  2. Tek bir şikâyet tekrar tekrar tartışıldı.
  3. Okyanus suyu şikâyetleri taşıdı.
Cevabı göster

Kısa bir sürede çok sayıda şikâyet geldi.

that ultimately infected tens of thousands of people worldwide.

0:34

ki bu da sonunda dünya çapında on binlerce insana bulaştı.

Meningitis is the inflammation of the meninges, Kelime

0:40

Menenjit, menenkslerin (beyin zarlarının) iltihaplanmasıdır,

Kelime

Tıbbi bir tanımda inflammation of the meninges

Inflammation, yalnızca genel bir sorun değil, vücut dokusunda oluşan fiziksel bir iltihaplanma tepkisi anlamına gelir. inflammation of X yapısında X, etkilenen vücut bölümünü veya dokuyu belirtir; burada X, meninges sözcüğüdür. Meninges, beyni ve omuriliği çevreleyip koruyan doku katmanlarıdır. Bu nedenle inflammation of the meninges, menenjiti tanımlayan durumu belirtir ancak kesin nedeni açıklamaz.

Alıştırma

inflammation of the meninges en kesin olarak neyi belirtir?

  1. Meninkslerde mutlaka bakteriyel enfeksiyon vardır.
  2. Meninksler hareket etmektedir.
  3. Meninksler iltihaplanmıştır.
Cevabı göster

Meninksler iltihaplanmıştır.

three tissue layers responsible for protecting the brain and spinal cord. Kalıp ifadeler

0:43

beyni ve omuriliği korumaktan sorumlu olan üç doku katmanıdır.

Kalıp ifadeler

responsible for protecting: responsible for + -ing yapısı

responsible for protecting, “koruma görevine ya da işlevine sahip olmak” demektir. Burada üç doku katmanının işlevini açıklar. for bir edat olduğu için kalıp responsible for + isim ya da -ing biçimidir. Bu isim öbeğinde responsible for protecting, layers sözcüğünden sonra onu niteler ve that are responsible for protecting ifadesinin kısaltılmış hâli olarak anlaşılabilir.

Alıştırma

Cümleyi, -ing biçiminden önce gereken edatla tamamlayın: The safety team is responsible ____ checking every exit.

Cevabı göster

for

What makes meningitis so dangerous compared to other diseases Dilbilgisi

0:48

Menenjiti diğer hastalıklara kıyasla bu kadar tehlikeli yapan şey

is the sheer speed with which it invades a person's body. Notlar

0:52

bir kişinin vücudunu istila etme hızıdır.

Dilbilgisi

What makes X so + sıfat is Y: temel nedeni belirtme

What makes X so + sıfat is Y kalıbı, “X'in bu özelliğe sahip olmasına yol açan temel unsur Y'dir” anlamına gelir. What makes meningitis so dangerous, özne görevindeki eksiksiz bir isim cümleciğidir; doğrudan soru değildir. Is, temel nedeni, yani the sheer speed ifadesini tanıtır. Sheer, speed sözcüğünü güçlendirip hızın çarpıcı derecesini vurgular; böylece cümle, istila hızını tehlikenin ana nedeni olarak sunar.

Alıştırma

Temel nedeni vurgulayacak şekilde cümleyi tamamlayın: ____ this app so useful ____ its simple design.

Cevabı göster

What makes · is

Dilbilgisi

with which: hızı bir eyleme bağlamak

the speed with which it invades a person's body ad öbeğinde which, önceki speed sözcüğüne gönderme yapar. with edatı bu hızı invades eylemine bağlar; bu nedenle ifade “onun istila etme hızı”, daha basit söyleyişle “ne kadar hızlı istila ettiği” anlamına gelir. Bu, ad + edat + which + yan cümle biçimindeki resmî bir ilgi cümleciği yapısıdır. Yazar önce speed gibi bir özellik verir, ardından bu özelliğin hangi eylemi ölçtüğünü belirtir.

Alıştırma

“the speed with which the infection spreads” ne anlama gelir?

  1. enfeksiyon ile hızın birlikte yayıldığı
  2. enfeksiyonun ortaya çıkardığı hız
  3. enfeksiyonun ne kadar hızlı yayıldığı
Cevabı göster

enfeksiyonun ne kadar hızlı yayıldığı

Kelime

invades a person's body: tıbbi bağlamda zararlı giriş

Tıbbi veya biyolojik metinlerde invade, patojenlerin ya da anormal hücrelerin vücut dokusuna girip yayılmasını veya zarar vermesini anlatabilir. Sözcük, düşmanca bir askerî giriş imgesinden yararlanır; bu nedenle invades a person's body, yalnızca enters a person's body ifadesinden daha tehditkâr ve güçlü duyulur. Buradaki it, daha önce sözü edilen hastalığa, hastalık yapıcı etkene veya sürece gönderme yapar; bir insanın bedene gerçekten saldırdığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Tıbbi bir açıklamada “The bacteria invade healthy tissue” en güçlü olarak neyi anlatır?

  1. Bakteriler dokuya girer ve ona zarar verebilir.
  2. Doku, bakterileri bilinçli olarak içeri davet eder.
  3. Bakteriler zarar vermeden dokunun dışında bekler.
Cevabı göster

Bakteriler dokuya girer ve ona zarar verebilir.

In the worst cases, Kalıp ifadeler

0:56

En kötü durumlarda,

Kalıp ifadeler

In the worst cases: en ciddi durumlar

In the worst cases, “en ciddi durumlarda” anlamına gelir. Buradaki cases, hukuki davaları değil, durumları veya tek tek örnekleri ifade eder. Cümle başındaki bu ifade, konuşmacı gerçekleşebilecek aşırı bir sonucu söylemeden önce bir aralığın en ciddi ucunu gösterir. Bu sonucun olağan olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

“In the worst cases, a small leak can cause a fire,” cümlesindeki başlangıç ifadesi neyi belirtir?

  1. Sızıntıyla ilgili hukuki davalar
  2. En yaygın durumlar
  3. Gerçekleşebilecek en ciddi durumlar
Cevabı göster

Gerçekleşebilecek en ciddi durumlar

it causes death within a day. Kalıp ifadeler

0:57

bir gün içinde ölüme neden olur.

Kalıp ifadeler

within a day: en geç bir gün içinde

Within a day, ilgili bir başlangıç noktasından itibaren tam bir gün geçmeden önce anlamına gelir; dolayısıyla azami bir süre belirler. Olay daha erken de gerçekleşebilir. Bu cümlede ölümün ne kadar hızlı gerçekleşebileceğini vurgular. Takvimdeki belirli bir günü ifade etmez.

Alıştırma

Hangi cümle sonuçların talepten sonra en geç bir gün içinde geleceğini söylüyor?

  1. The lab will begin the test in a day.
  2. The lab will monitor the sample for a day.
  3. The lab will send the results within a day.
Cevabı göster

The lab will send the results within a day.

Fortunately, that's rare for patients who receive early medical treatment. Kalıp ifadeler

0:59

Neyse ki erken tıbbi tedavi gören hastalarda bu nadirdir.

Kalıp ifadeler

receive early medical treatment: erken tıbbi tedavi almak

Receive medical treatment, “sağlık uzmanları tarafından sağlanan tedaviyi almak” anlamına gelen doğal, resmî ya da nötr bir eşdizimdir. Receive, treatment sözcüğünü doğrudan nesne olarak alır. Burada early, bakımın hastalığın seyrine göre ne zaman başladığını belirtir: hastalığın erken bir aşamasında veya belirtiler ortaya çıktıktan kısa süre sonra. Tedavinin sabah erken saatte yapıldığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Hastaların hastalığın erken bir aşamasında tıbbi bakım aldığını resmî biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. Patients receive early medical treatment.
  2. Patients receive medical treatment early in the morning.
  3. Patients make early medical treatment.
Cevabı göster

Patients receive early medical treatment.

The disease primarily comes in three forms: Kalıp ifadeler

1:05

Hastalık temel olarak üç biçimde ortaya çıkar:

Kalıp ifadeler

primarily comes in three forms: başlıca üç biçimde görülür

Come in + sayı + çoğul kategori adı yapısında come in, fiziksel hareketi değil, “belirli biçimlerde var olmak veya sunulmak” anlamını taşır. Comes in three forms, hastalığın üç ana türü olduğunu söyler. Primarily “başlıca” demektir; bu nedenle cümle ana sınıflandırmaya odaklanırken daha nadir biçimlere de yer bırakabilir. İki nokta, ardından üç ana biçimin listesinin geleceğini gösterir.

Alıştırma

Comes in ... forms yapısını ve listede gösterilen sayıyı kullanın: The medication ____: tablets, capsules, and liquid.

Cevabı göster

comes in three forms

fungal, viral, and bacterial,

1:08

mantar, viral ve bakteriyel,

the last being the most deadly by far and what we'll focus on. Notlar

1:10

sonuncusu açık ara en ölümcül olanıdır ve bizim odaklanacağımız şeydir.

Dilbilgisi

the last being ...: son öğeyi açıklayan kısa ek yapı

Burada the last, önceki listedeki son öğeyi belirtir; bu bağlamda o öğe bacterial türüdür. “Önceki sefer” anlamına gelmez. İsim öbeği + being + tümleç kalıbında being, ek bilgi veren çekimsiz bir yan cümle kurar. The last being the most deadly, ana cümle sürerken “and the last one is the most deadly” bilgisini kısa yoldan ekler. being'in öznesi the last'tır.

Alıştırma

Hangi seçenek, listedeki son öğeyi anlatan kısa ek yapıyı kullanır? The lab tested three materials, ___ the strongest.

  1. the last being
  2. the last was
  3. being the last
Cevabı göster

the last being

Kalıp ifadeler

Üstünlük yapısıyla by far

By far, karşılaştırmalı bir yargıyı güçlendirir. the most deadly üstünlük yapısıyla birlikte kullanıldığında, son türün diğerlerinin hepsinden yalnızca biraz değil, açıkça veya önemli ölçüde daha ölümcül olduğunu belirtir. Bu ifade karşılaştırmayı niteler; buradaki far fiziksel mesafe anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi “açıkça büyük bir farkla” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Of all five routes, this one is ____ the safest.

Cevabı göster

by far

Anlatım akışı

what we'll focus on: sıradaki odak konusunu belirtmek

what we'll focus on yan cümlesi, “dikkatimizi vereceğimiz şey veya konu” anlamına gelir. what + özne + fiil öbeği kalıbı bir ad cümleciği oluşturur; dolayısıyla bütün ifade tek bir içerik birimi gibi işlev görür. Burada kapsamı daraltarak anlatımı düzenler: sırada ele alınacak konu bakteriyel menenjittir. İfade kendi başına tıbbi bir bilgi vermez.

Alıştırma

Burada what we'll focus on ifadesinin söylemi düzenleme işlevi nedir?

  1. Konuyla ilgisiz bir bilgi sunar.
  2. Anlatımda sırada ele alınacak konuyu belirtir.
  3. Konunun zaten tamamen açıklandığını söyler.
Cevabı göster

Anlatımda sırada ele alınacak konuyu belirtir.

People usually contract bacterial meningitis Kelime

1:15

İnsanlar genellikle bakteriyel menenjite yakalanırlar

Kelime

contract bacterial meningitis: hastalığa yakalanmayı anlatan resmî fiil

contract bacterial meningitis ifadesinde contract, “bir hastalığa yakalanmak veya hastalığı geliştirmek” anlamına gelen bir fiildir. Yapı contract + hastalık adı şeklindedir. Bu anlam resmî tıp, halk sağlığı ve haber dilinde yaygındır. “Hukuki sözleşme” anlamındaki contract ismiyle ilgili değildir.

Alıştırma

“Bir hastalığa yakalanmak” anlamındaki bu dersin resmî fiiliyle cümleyi tamamlayın: After close exposure, a person can ____ measles.

Cevabı göster

contract

by breathing in tiny particles of mucus and saliva Notlar

1:17

minik mukus ve tükürük parçacıklarını soluyarak

Dilbilgisi

by breathing in: yöntem bildiren by + fiilin -ing hâli

by breathing in ifadesinde by, bakteriyel menenjitin hangi yöntemle veya yolla kapıldığını gösterir. Anlamı soluma eylemi yoluyla şeklindedir; yanında anlamına gelmez. by sözcüğünden sonra bir eylem anlatıldığında genellikle fiilin -ing biçimi kullanılır: by + fiilin -ing hâli. Burada breathing in eylemdir; tiny particles of mucus and saliva ifadesi ise neyin solunduğunu belirtir.

Alıştırma

Cümleyi by ve listen fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: You can learn more ____ carefully.

Cevabı göster

by listening

Kelime

tiny particles of mucus and saliva: mucus ile saliva arasındaki fark

tiny particles çok küçük parçalar veya damlacıklar demektir. of ile başlayan bölüm, bu parçacıkların neden oluştuğunu belirtir: mucus ve saliva. Mucus, burun ve boğaz gibi bölgelerde üretilen yapışkan bir sıvıdır. Saliva, ağızda üretilen sıvıdır. İfade, solunabilecek kadar küçük parçacıklarda bulunabilen iki farklı vücut sıvısını adlandırır.

Alıştırma

Hangi ifade mucus ile saliva arasındaki farkı doğru açıklar?

  1. Mucus ve saliva tamamen aynı vücut sıvısının iki adıdır.
  2. Mucus havada yüzen herhangi bir küçük katı nesne demektir.
  3. Saliva ağızdaki sıvıdır; mucus ise burun ve boğaz gibi bölgelerde bulunan yapışkan bir sıvıdır.
Cevabı göster

Saliva ağızdaki sıvıdır; mucus ise burun ve boğaz gibi bölgelerde bulunan yapışkan bir sıvıdır.

that spray into the air Kalıp ifadeler

1:21

bunlar havaya saçılırlar

Kalıp ifadeler

spray into the air: havaya püskürüp dağılmak

Burada spray bir fiildir: küçük parçacıklar veya damlacıklar dışarı doğru püskürür ve dağılır. Into the air, hareketin yönünü ve ulaşılan yeri, yani havayı belirtir. spray into + yer kalıbı, bir maddenin dışarı püskürerek bir alana girmesini anlatır. Bu cümlede spray, “sprey” adlı bir madde veya püskürtme aracı anlamında değildir.

Alıştırma

'Fine powder sprayed into the air when the bag burst,' cümlesindeki 'sprayed into the air' ne anlama gelir?

  1. Toz dışarı doğru saçılıp havaya karıştı.
  2. Toz yavaşça yere çöktü.
  3. Birisi havayı spreyle kapladı.
Cevabı göster

Toz dışarı doğru saçılıp havaya karıştı.

when an infected person sneezes or coughs.

1:22

enfekte bir kişi hapşırdığında veya öksürdüğünde.

It can also be transmitted through kissing or sharing cigarettes, Kelime

1:26

Ayrıca öpüşmek veya sigara,

toothbrushes, or utensils.

1:30

diş fırçası veya mutfak eşyalarını paylaşmak yoluyla da bulaşabilir.

Kelime

be transmitted through: bir yol veya kanal belirtmek

Be transmitted, transmit fiilinin edilgen biçimidir: özne, bir kaynaktan diğerine aktarılan hastalık, sinyal veya bilgidir. Through, aktarımın yolunu, yöntemini veya kanalını belirtir. Bu cümlede through kissing or sharing..., enfeksiyonun nasıl yayılabileceğini açıklar. Buradaki through, “yoluyla” anlamına gelir; yalnızca bir nesnenin bir tarafından diğer tarafına fiziksel olarak geçmeyi anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi transmit fiilinin resmî edilgen biçimi ve kanalı belirten edatla tamamlayın: The data can ____ a secure connection.

Cevabı göster

be transmitted through

Some people can be infected and carry the disease Kelime

1:32

Bazı insanlar hastalık belirtisi göstermeden veya hastalanmadan

Kelime

carry the disease: bulaşıcı etkeni taşımak

Bu cümlede carry the disease, hastalığı elde tutmak değil, bulaşıcı etkeni vücutta barındırmak anlamına gelir. Buradaki carry, başkalarına geçebilecek bir şeyi vücutta bulundurma anlamına genişler. İfade, can be infected ile birlikte kullanıldığında kişilerin bir bulaşma kaynağı olabileceğini belirtir; ancak carry tek başına ne kadar hasta hissettiklerini anlatmaz.

Alıştırma

Yargılayın: Bir kişi can carry the disease durumundaysa mutlaka belirgin belirtileri vardır.

  1. Doğru
  2. Yanlış
Cevabı göster

Yanlış

without showing symptoms or getting sick, Kalıp ifadeler

1:35

enfekte olabilir ve hastalığı taşıyabilir,

Kalıp ifadeler

without showing symptoms or getting sick: belirti göstermeden veya hastalanmadan

Without showing symptoms or getting sick ifadesinde without, önceki eyleme eşlik etmeyen durumları belirtir. Without bir edat olduğu için ardından gelen fiil normalde -ing biçimini alır: showing ve getting. İki -ing ifadesi or ile bağlanır. Show symptoms, kişinin belirtileri bilerek sergilemesi değil, belirtilerin fark edilir hâle gelmesi demektir; get sick ise hastalanmak anlamına gelir. Without kapsamı altında ifadenin tamamı, bu iki olayın da gerçekleşmediğini anlatır.

Alıştırma

Without ile show ve get fiillerinin doğru biçimlerini kullanarak cümleyi tamamlayın: A person may carry an infection ____ symptoms or ____ sick.

Cevabı göster

without showing · getting

which helps the disease spread quickly to others. Dilbilgisi

1:38

bu da hastalığın başkalarına hızla yayılmasına yardımcı olur.

Dilbilgisi

which helps...: tüm bir duruma gönderme yapan which

Örnekte which, virgülden önce belirtilen durumun tamamına gönderme yapar: enfekte olan bazı kişiler belirti göstermeden veya hastalanmadan hastalığı taşır. Yalnızca yakındaki disease ismine gönderme yapmaz. Virgül, bu bütün durumun sonucunu bildiren ek bilgi niteliğindeki bir ilgi cümleciğini başlatır. Tam bir ifade, which + fiil kalıbıyla önceki ifadenin tamamı hakkında bir sonuç veya yorum ekleyebilirsiniz.

Alıştırma

Örnekte which neye gönderme yapıyor?

  1. others ile belirtilen kişiler
  2. Enfekte kişilerin belirti göstermeden veya hastalanmadan hastalığı taşıdığı durumun tamamı
  3. Yalnızca disease ismi
Cevabı göster

Enfekte kişilerin belirti göstermeden veya hastalanmadan hastalığı taşıdığı durumun tamamı

Once the bacteria enter the nose, mouth, and throat, Dilbilgisi

1:41

Bakteriler burun, ağız ve boğaza girdikten sonra,

they cross the surrounding membranes and enter the bloodstream. Kelime

1:45

çevredeki zarları geçer ve kan dolaşımına girerler.

Dilbilgisi

Once the bacteria enter: zaman koşulunu başlatan once

Once the bacteria enter... ifadesinde once, olur olmaz veya bu gerçekleştikten sonra anlamına gelen bir bağlaçtır. Sonraki aşamayı başlatan zaman koşulunu bildirir: bakteriler zarları aşar ve kan dolaşımına girer. Burada bir kez anlamına gelmez. Once ile başlayan yan cümlenin kendi öznesi ve fiili vardır: the bacteria enter. Genel süreçler anlatılırken bu cümlecikte normalde geniş zaman kullanılır; ana cümle ise daha sonra ne olduğunu belirtir.

Alıştırma

Hangi cümlede once, örnektekiyle aynı zaman tetikleyicisi anlamında kullanılmıştır?

  1. I downloaded the file once last year.
  2. Check the file once before sending it.
  3. Once the file finishes downloading, open it.
Cevabı göster

Once the file finishes downloading, open it.

Kelime

cross the surrounding membranes: biyolojik bir engeli aşmak

cross the surrounding membranes ifadesinde cross, zarların içinden geçerek bir taraftan diğer tarafa ilerlemek demektir. Burada bakterilerin biyolojik bir engeli aşması anlatılır; sözcük yalnızca günlük hayatta karşıdan karşıya geçmek anlamında değildir. Bilimsel İngilizcede cross; hücrelerin, mikropların, moleküllerin veya ilaçların bir zarı ya da başka bir sınırı aşmasını anlatabilir. Doğrudan nesne, aşılan engeli belirtir: cross a membrane, cross a barrier veya cross a boundary.

Alıştırma

They cross the surrounding membranes cümlesindeki cross ne anlama gelir?

  1. Zarları çarpı biçimine getirirler.
  2. Zarların bir tarafından diğer tarafına geçerler.
  3. Zarların yanında kalırlar.
Cevabı göster

Zarların bir tarafından diğer tarafına geçerler.

Kelime

enter the bloodstream: dolaşımdaki kana girmek

enter the bloodstream ifadesinde enter, içine girmek; bloodstream ise vücutta dolaşan kan anlamına gelir. İfade, bakterilerin dolaşımdaki kana ulaştığını ve kan yoluyla ilk bulundukları yerden daha uzağa taşınabileceklerini anlatır. The bloodstream belirli bir toplardamarı veya atardamarı ifade etmez. Dolaşımdaki kanı vücut boyunca uzanan bir taşıma yolu olarak ele alır.

Alıştırma

Cümleyi enter ve bloodstream sözcüklerini içeren hedef ifadeyle tamamlayın: Harmful bacteria can ____ through a deep wound.

Cevabı göster

enter the bloodstream

From there, bacteria have rapid access to the body's tissues, Kalıp ifadeler

1:49

Oradan, bakteriler vücudun dokularına hızlı erişim sağlarlar,

Kalıp ifadeler

have rapid access to: hızla ulaşabilmek veya kullanabilmek

have rapid access to ifadesinde access, bir şeye ulaşma, girme, onu kullanma veya elde etme imkânını ya da yolunu belirten bir isimdir. Burada bakteriler kan dolaşımına girdikten sonra vücudun dokularına hızla ulaşabilir. Rapid, access sözcüğünü niteler ve hızı vurgular. have access to + isim öbeği yapısında to bir edattır ve nesne ondan sonra gelir.

Alıştırma

İngilizce cümleyi “hızla ulaşabilir” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: Emergency vehicles ____ the highway from this station.

Cevabı göster

have rapid access to

including a membrane called the blood-brain barrier. Kelime

1:53

kan-beyin bariyeri adı verilen bir zar da buna dahildir.

Kelime

blood-brain barrier: koruyucu biyolojik bir sınır

Kan-beyin bariyeri, kan dolaşımı ile beyin dokusu arasında bulunan seçici ve koruyucu bir sınırdır. Büyük ölçüde beyin damarlarındaki sıkıca birleşmiş hücrelerden oluşur: bazı maddeler geçebilirken birçok başka maddenin geçişi kısıtlanır. Burada barrier, gözle görülebilen bir duvar anlamına gelmez. Cümlede bu terim, bakterilerin veya başka maddelerin beyne ulaşıp ulaşamayacağını açıklamaya yardımcı olan fizyolojik arayüzü adlandırır.

Alıştırma

blood-brain barrier neyi ifade eder?

  1. Kafatasının dışını çevreleyen görünür bir duvar.
  2. Yalnızca beyinde bulunan bir bakteri türü.
  3. Kan ile beyin dokusu arasında bulunan koruyucu biyolojik bir sınır.
Cevabı göster

Kan ile beyin dokusu arasında bulunan koruyucu biyolojik bir sınır.

This is made of a tight mesh of cells, Kelime

1:56

Bu, birbirine sıkıca bağlı bir hücre ağından oluşur,

Kelime

a tight mesh of cells: sıkıca bağlanmış ağ benzeri bir hücre tabakası

Bu bilimsel açıklamada a tight mesh of cells, kan-beyin bariyerini ağ benzeri bir tabaka oluşturan ve birbirine çok yakın şekilde bağlanmış çok sayıda hücre olarak betimler. Tight, boşlukların çok küçük olduğunu belirtir ve tabakanın nasıl bariyer görevi gördüğünü açıklamaya yardımcı olur. Mesh görsel bir benzetmedir, gerçek bir metal ağ değildir. a mesh of + çoğul isim kalıbı, birlikte bir ağ oluşturan çok sayıda bağlantılı parçayı anlatabilir.

Alıştırma

Bu cümlede a tight mesh of cells nasıl bir görüntü oluşturur?

  1. Geniş bir açıklıktan hızla geçen hücreler.
  2. Gerçek bir metal ağla sarılmış hücreler.
  3. Ağ benzeri bir tabakada birbirine sıkıca bağlanmış hücreler.
Cevabı göster

Ağ benzeri bir tabakada birbirine sıkıca bağlanmış hücreler.

which separate blood vessels from the brain

1:59

kan damarlarını beyinden ayıran

and block everything except for a specific set of particles, Dilbilgisi

2:02

ve su molekelleri ve bazı gazlar dahil

Dilbilgisi

block everything except for: izin verilen istisnayı belirtme

Block everything, tüm öğelerin durdurulduğu genel kuralı belirler. Except for ise daha sonra bir kısmı bu kuralın dışına çıkarır. Bu cümlede a specific set of particles istisnadır, dolayısıyla bu parçacıklar engellenmez. fiil + everything except for + isim kalıbında, except for sonrasında gelen bölüm eyleme eklenen başka bir öğe değil, eylemin dışında bırakılan durumdur.

Alıştırma

Cümleyi, istisna bildiren ve vurgulanan iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The scanner blocks everything ____ registered ID cards.

Cevabı göster

except for

including water molecules and some gases.

2:05

belirli bir dizi parçacık dışında her şeyi engelleyen.

But in ways that scientists are still trying to understand, Anlatım akışı

2:09

Ancak bilim insanlarının hala anlamaya çalıştığı yollarla,

meningitis bacteria can trick the barrier into letting them through. Dilbilgisi

2:12

menenjit bakterileri bariyeri kandırarak geçmelerine izin vermesini sağlayabilir.

Anlatım akışı

in ways that scientists are still trying to understand: bilim insanlarının hâlâ anlamaya çalıştığı şekillerde

Cümlenin başına alınan in ways that scientists are still trying to understand ifadesi, bakterilerin bariyeri nasıl kandırabildiğini belirtir. Ardından gelen iddiayı, gözlemlenmiş ancak kesin mekanizması henüz tam olarak açıklanmamış bir etki olarak çerçeveler. Still trying to understand, bilim insanlarının hiçbir şey bilmediği anlamına gelmez. Neyin gerçekleştiğinin bilinmesi ile nasıl gerçekleştiğinin ayrıntılarının henüz tam anlaşılmaması arasında ayrım yapar ve bilimsel iddiaların kesinliğini korur.

Alıştırma

Vurgulanan ifade, ardından gelen iddia hakkında dinleyiciye ne anlatır?

  1. Bilim insanlarının etkinin gerçekleştiğine dair hiçbir kanıtı yoktur.
  2. Bilim insanları etkinin her aşamasını tamamen açıklamıştır.
  3. Etki bilinmektedir, ancak kesin mekanizması hâlâ incelenmektedir.
Cevabı göster

Etki bilinmektedir, ancak kesin mekanizması hâlâ incelenmektedir.

Dilbilgisi

trick the barrier into letting them through: trick X into doing kalıbı

Trick X into doing, X'i aldatarak veya yönlendirerek ona bir eylem yaptırmak demektir. Burada X the barrier, eylem ise letting them through ifadesidir; them, meningitis bacteria ifadesine gönderme yapar. Cümle bariyeri kişileştirir. Bariyer bilinçli bir karar vermez, ancak ifade bakterileri bir savunma sistemini aşıp geçebilen varlıklar gibi sunar.

Alıştırma

Cümleyi trick X into doing kalıbının gerektirdiği edatla tamamlayın: The fake alert tricked users ____ sharing their passwords.

Cevabı göster

into

Inside the brain, the bacteria swiftly infect the meninges.

2:17

Beynin içinde, bakteriler beyin zarlarını hızla enfekte eder.

This triggers inflammation as the body's immune response kicks into overdrive, Notlar

2:21

Bu, vücudun bağışıklık tepkisi aşırı hıza geçerken iltihabı tetikler,

Kelime

triggers inflammation: iltihabi bir tepkiyi başlatmak

triggers inflammation ifadesinde trigger, “bir süreç veya tepkinin başlamasına neden olmak” anlamında bir fiildir. Nesnesi olan inflammation, başlatılan bedensel tepkidir. Buradaki This, beyin zarlarını etkileyen bakteriyel enfeksiyona gönderme yapar. Dolayısıyla ifade, enfeksiyonu iltihaplanmayı başlatan olay olarak gösterir; trigger burada silahın “tetiği” anlamındaki isim değildir.

Alıştırma

Hedef eşdizimi geniş zamanda kullanın: In sensitive skin, this chemical ____.

Cevabı göster

triggers inflammation

Deyimler

kicks into overdrive: aniden yüksek yoğunlukta çalışmaya geçmek

Kicks into overdrive, “aniden çok yüksek yoğunlukta çalışmaya başlamak” anlamına gelen bir mecazdır. Kick into yeni bir çalışma biçimine hızlı geçişi, overdrive ise normal düzeyin ötesindeki etkinliği anlatır. Burada özne vücudun bağışıklık tepkisidir; dolayısıyla ifade, bu tepkinin son derece ve muhtemelen aşırı derecede etkinleştiği anlamına gelir. Gerçekte bir şeye tekme atılmaz veya vites değiştirilmez.

Alıştırma

Cümleyi hedef deyimin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: With only two days left before launch, the team ____.

Cevabı göster

kicked into overdrive

bringing on fever and intense headaches. Öbek fiiller

2:26

ateş ve şiddetli baş ağrılarına yol açar.

Öbek fiiller

“bring on fever and intense headaches”: belirtileri tetiklemek

Burada bringing on, “başlamasına neden olmak” veya “tetiklemek” anlamındadır. Nesnesi fever and intense headaches olduğu için ifade, daha önce anlatılan bir sürecin bu belirtileri ortaya çıkardığını söyler. Bu kullanımda bring on geçişli bir öbek fiildir: bring on + belirti, rahatsızlık veya tepki. -ing biçimi bringing on, bunu parçanın hemen öncesinde anlatılan sürecin bir sonucu olarak sunar.

Alıştırma

"The reaction is bringing on fever and intense headaches," cümlesinde bringing on ne anlama gelir?

  1. belirtilerin ortaya çıkmasına neden olmak
  2. belirtileri yukarı taşımak
  3. belirtileri daha az şiddetli hâle getirmek
Cevabı göster

belirtilerin ortaya çıkmasına neden olmak

As swelling in the meninges worsens, Dilbilgisi

2:29

Beyin zarlarındaki şişlik kötüleştikçe,

Dilbilgisi

“As swelling in the meninges worsens”: birlikte ilerleyen değişimler

Burada as, “bir değişim gelişirken” veya “ona paralel olarak” anlamındadır. Şişlik giderek ağırlaşır ve ana cümle bu kötüleşme sırasında yaşanan başka bir gelişmeyi anlatır. “... olarak” ya da “... sıfatıyla” anlamına gelmez. As + özne + değişim bildiren fiil, ana cümle yapısı zaman içinde gelişen süreçleri birbirine bağlamak için kullanışlıdır. Zaman ilişkisini ve paralel ilerlemeyi vurgular. Geniş bağlam neden ilişkisi düşündürebilir, ancak as tek başına nedeni because kadar doğrudan belirtmez.

Alıştırma

"As swelling in the meninges worsens," ifadesinde as nasıl bir ilişki anlatır?

  1. Şişlik kötüleşmektedir ve bu değişim sırasında başka bir gelişme yaşanır.
  2. Başka bir gelişme başlamadan önce şişlik durur.
  3. Şişlik başka bir şey rolündedir.
Cevabı göster

Şişlik kötüleşmektedir ve bu değişim sırasında başka bir gelişme yaşanır.

the neck begins to stiffen. Kalıp ifadeler

2:31

boyun sertleşmeye başlar.

Kalıp ifadeler

begins to stiffen: sertleşmeye başlamak

Begin to + fiilin yalın hâli, bir eylemin veya değişimin başladığını gösterir. Burada begins, tekil özne the neck ile uyumludur ve to sözcüğünden sonra stiffen fiilinin yalın hâli gelir. Stiffen, “sertleşmek veya esnekliğini kaybetmek” anlamına gelir. Bu ifade fiziksel bir belirtinin ortaya çıkmaya başladığını anlatır; boynun güçlendiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi “sertleşmek” anlamındaki hedef fiille tamamlayın: After sitting at the desk for hours, my back began to ____.

Cevabı göster

stiffen

Swelling in the brain disrupts its normal function, Kalıp ifadeler

2:33

Beyindeki şişlik normal işlevini bozar,

Kalıp ifadeler

disrupts its normal function: normal işlevini bozmak

Disrupt, bir sürece veya sisteme müdahale ederek onun normal biçimde çalışmaya devam edememesine yol açmak demektir. its normal function nesnesi, bozulan şeyin “onun normal işlevi” olduğunu belirtir. Burada its, swelling sözcüğünü değil the brain ifadesini gösterir: beyindeki şişme, beynin olağan çalışmasını bozar. Bu kullanım tıbbi, bilimsel ve teknik açıklamalarda yaygındır ve bir konuşmayı bölmekten daha geniş bir anlam taşır.

Alıştırma

Parantez içindeki en uygun sözcüğü seçin: A blocked air filter can (disrupt / interrupt / describe) the engine's normal function.

  1. describe
  2. interrupt
  3. disrupt
Cevabı göster

disrupt

causing symptoms like hearing loss and extreme light sensitivity. Kelime

2:35

işitme kaybı ve aşırı ışık hassasiyeti gibi semptomlara neden olur.

Kelime

ışığa aşırı hassasiyet

Extreme light sensitivity, ışığa karşı olağan dışı derecede güçlü bir fiziksel hassasiyet anlamına gelir; tıbbi bir bağlamda ışık ciddi rahatsızlığa veya ağrıya yol açabilir. Extreme, belirtinin çok şiddetli olduğunu gösterir. Burada light uyaranı belirtir, sensitivity ise vücudun bu uyarana verdiği güçlü tepkiyi anlatır. Bu ifadede sensitivity duygusal hassasiyet anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir tıbbi raporda extreme light sensitivity ne anlama gelir?

  1. Işığa karşı olağan dışı derecede güçlü fiziksel hassasiyet
  2. Eleştiriye karşı olağan dışı derecede güçlü duygusal tepki
  3. Çok hızlı tepki veren bir lamba
Cevabı göster

Işığa karşı olağan dışı derecede güçlü fiziksel hassasiyet

As pressure increases in the cranium, Dilbilgisi

2:40

Kafatası içindeki basınç arttıkça,

it may also make the person confused, Dilbilgisi

2:42

kişinin kafasının karışmasına da neden olabilir,

Dilbilgisi

Basınç arttıkça

As pressure increases ifadesinde as, bir değişimin diğeriyle birlikte ilerlediğini gösterir: basınç zaman içinde yükselir ve ana cümle bu yükselişe eşlik eden bir gelişme ya da sonucu verir. As + değişken + değişim fiili kalıbı, bağlantılı iki gelişmeyi düzenler. Sonucun ilk değişkenle birlikte nasıl değiştiğini vurgular. Bağlam neden-sonuç ilişkisini düşündürebilir, ancak as tek başına mutlaka because anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle iki miktarın birlikte değişmesini en iyi şekilde gösterir?

  1. Because demand increased, the store ordered more stock.
  2. When demand reaches 100 units, send an alert.
  3. As demand increases, prices tend to rise.
Cevabı göster

As demand increases, prices tend to rise.

Dilbilgisi

make the person confused: make + nesne + sıfat

make the person confused ifadesinde make fiilinden sonra nesne olan the person ve sıfat olan confused gelir. Sıfat, nesne tamamlayıcısı olarak o kişide oluşan durumu anlatır. make + nesne + sıfat yapısı, birinin veya bir şeyin belirli bir duruma ya da duyguya girmesine neden olmak anlamına gelir. Burada basınç artışı kişinin kafa karışıklığı yaşamasına neden olabilir; make fiilinden sonra her zaman yalın hâlde bir fiil gelmek zorunda değildir.

Alıştırma

Verilen sözcükleri doğru sıraya koyarak cümleyi tamamlayın: make / the baby / restless. The loud music may ____.

Cevabı göster

make the baby restless

one of the hallmarks of the disease. Kelime

2:45

bu hastalığın ayırt edici özelliklerinden biridir.

Kelime

one of the hallmarks of the disease: hastalığın ayırt edici özelliklerinden biri

Burada hallmark, bir şeyi tanımaya veya nitelendirmeye yardımcı olan ayırt edici bir özelliktir. Bu nedenle one of the hallmarks of the disease, “hastalığın ayırt edici özelliklerinden biri” anlamına gelir; Hallmark markasını veya bir nesneye basılmış fiziksel bir damgayı anlatmaz. one of the + çoğul isim yapısı, daha büyük bir gruptan bir üyeyi seçer. Bu yüzden hallmarks çoğuldur. Sondaki of the disease bölümü, bu özelliklerin neye ait olduğunu gösterir.

Alıştırma

Cümleyi, notta geçen ve “birkaç ayırt edici özellikten biri” anlamına gelen beş sözcüklük ifadeyle tamamlayın: Careful sourcing is ____ this newspaper.

Cevabı göster

one of the hallmarks of

A few hours in, Kalıp ifadeler

2:47

Birkaç saat içinde,

Kalıp ifadeler

A few hours in: devam eden bir süreçte ulaşılan aşama

A few hours in, “bağlamdan anlaşılan bir süreç başladıktan birkaç saat sonra ulaşılan noktada” demektir. Buradaki süreç hastalığın ilerleyişidir. Bu ifade, birkaç saatlik bir zaman aralığındaki belirsiz bir anı anlatmaz. Cümlenin başına geldiğinde süre + in, ardından olacaklar için zaman çerçevesini belirler: A few hours in, something changed. Süreç genellikle daha önce belirtilir veya bağlamdan anlaşılır.

Alıştırma

Bir hastalık anlatımında A few hours in ne anlama gelir?

  1. Birkaç saat süren bir dönem boyunca
  2. Şu andan birkaç saat sonra
  3. Hastalık başladıktan birkaç saat sonra
Cevabı göster

Hastalık başladıktan birkaç saat sonra

the rapidly multiplying bacteria start to release toxins, Kelime

2:49

hızla çoğalan bakteriler toksin salgılamaya başlar,

Kelime

release toxins: zararlı maddeleri dışarı salmak

Release toxins, “zehirli maddeleri kaynağından çevredeki vücuda veya ortama çıkarmak” demektir. Bu cümlede hızla çoğalan bakteriler kaynak, release fiil ve toxins bu fiilin nesnesidir. Bilimsel İngilizcede release, release gas, release chemicals veya release heat örneklerinde olduğu gibi, bir madde ya da enerjinin kaynağından çıkmasını anlatır. Burada haber yayımlamak veya bir mahkûmu serbest bırakmak anlamında değildir.

Alıştırma

Hangi cümlede release, release toxins ile aynı bilimsel anlamda kullanılmıştır?

  1. The agency will release its report on Friday.
  2. Damaged cells release chemicals into the blood.
  3. The court may release the prisoner tomorrow.
Cevabı göster

Damaged cells release chemicals into the blood.

leading to septicemia, Dilbilgisi

2:53

septisemiye yol açar,

Dilbilgisi

leading to septicemia: sonuç belirtmek

-ing yapısındaki leading to septicemia yan cümleciği, septicemia durumunu hemen önce belirtilen olayın veya sürecin sonucu olarak sunar. Neden-sonuç bağını kısaltır: önceki durum gerçekleşir ve bunun sonucunda septisemi ortaya çıkar. Burada lead to, bir şeye neden olmak veya bir şeyle sonuçlanmak anlamındadır; birini fiziksel olarak bir yere götürmeyi anlatmaz. -ing biçimi, sonuç yan cümleciğinin önceki ifadeye akıcı biçimde bağlanmasını sağlar.

Alıştırma

Sonucu göstermek için cümleyi leading to ile tamamlayın: Heavy rain flooded the tracks, ____ long delays.

Cevabı göster

leading to

also known as blood poisoning. Kalıp ifadeler

2:54

kan zehirlenmesi olarak da bilinir.

Kalıp ifadeler

also known as blood poisoning: başka bir ad verme

Also known as, aynı kişi, yer, şey veya kavram için başka bir ad sunar. Bu cümlede blood poisoning, ayrı bir hastalık olarak değil, septicemia için daha tanıdık bir ad olarak verilir. Dil bilgisi açısından also known as blood poisoning, edilgen bir ilgi yan cümleciğinin kısaltılmış hâlidir: septicemia, which is also known as blood poisoning. Bu kalıp, yeni bir cümle başlatmadan takma ad, kısaltma veya yaygın ad eklemeyi sağlar.

Alıştırma

Aynı şeyin başka bir adını sunan üç sözcüklük ifadeyle cümleyi tamamlayın: Sodium bicarbonate is ____ baking soda.

Cevabı göster

also known as

This breaks down blood vessels, Öbek fiiller

2:57

Bu kan damarlarını parçalar,

Öbek fiiller

breaks down blood vessels: kan damarlarının yapısına zarar vermek

Burada This, daha önce sözü edilen septisemiye veya toksinlere gönderme yapar. breaks down geçişli bir öbek fiildir ve blood vessels onun nesnesidir. Sürecin damarların yapısına zarar verdiğini veya bu yapıyı parçaladığını, böylece damarların bütünlüğünü koruyamadığını anlatır. break down bir maddeyi, malzemeyi veya vücut dokusunu nesne olarak aldığında çoğunlukla “parçalamak” ya da “yapısına zarar vermek” anlamına gelir; “bir makine gibi çalışmayı durdurmak” anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede breaks down blood vessels ne anlama gelir?

  1. Kan damarlarının aşağı doğru hareket etmesini sağlar.
  2. Kan damarlarının yapısına zarar verir ve onu parçalar.
  3. Kan damarlarını ayrı gruplar hâlinde listeler.
Cevabı göster

Kan damarlarının yapısına zarar verir ve onu parçalar.

letting blood seep out and form what starts out looking like a rash Notlar

2:59

kanın sızmasına ve ilk başta döküntü gibi görünen bir şey oluşturmasına

Öbek fiiller

seep out: içeriden dışarıya yavaşça sızmak

letting blood seep out ifadesinde hareket eden şey blood sözcüğünün anlattığı kandır. seep out, bir sıvının çoğu zaman küçük açıklıklardan veya hasarlı dokudan geçerek yavaş ve aşamalı biçimde dışarı çıkması anlamına gelir. out parçacığı içeriden dışarıya doğru olan yönü ekler. Bu ifade ani veya yoğun bir akış değil, yavaş bir sızıntı görüntüsü oluşturur.

Alıştırma

Cümleyi seep ve içeriden dışarıya hareketi belirten parçacıkla tamamlayın: After the storm, water began to ____ through a crack in the basement wall.

Cevabı göster

seep out

and evolves into big discolored blots beneath the skin. Kelime

3:03

ve derinin altında büyük renkli lekelere dönüşmesine izin verir.

Anlatım akışı

what starts out looking like ... and evolves into ...: zaman içindeki değişimi düzenlemek

what starts out looking like X and evolves into Y kalıbı, aynı özneyi iki aşama üzerinden anlatır. What, anlatılan şeyi tanıtır; starts out looking like X ilk görünümü, and evolves into Y ise gelişimden sonraki biçimi verir. Looking like bir görünümü veya izlenimi anlatır; şeyin gerçek kimliğinin X olduğu anlamına gelmez. Starts out ve evolves ifadelerini, aynı özneye ait tek bir zaman çizgisi olarak okuyun; ilgisiz iki eylem olarak değil.

Alıştırma

Cümleyi start out looking like ve evolve into ifadelerinin geçmiş zaman biçimleriyle tamamlayın: The prototype ____ a toy and ____ a useful medical device.

Cevabı göster

started out looking like · evolved into

Kelime

big discolored blots beneath the skin: yüzeyin altındaki lekeleri betimlemek

Big discolored blots, rengi çevresindeki normal deriden belirgin biçimde farklı olan büyük ve düzensiz alanlar demektir. Beneath the skin, bunların yerini yüzeyin altında gösterir; dışarı sızan kan burada görünür lekeler oluşturabilir. Bu tıbbi anlatımda blots, yama benzeri izleri ifade eder. Kâğıt veya kumaşı kirleten sıradan mürekkep ya da kir lekesi anlamında değildir.

Alıştırma

Bu cümlede big discolored blots beneath the skin ne anlama gelir?

  1. Deri yüzeyindeki birkaç parlak süsleme
  2. Deri altında anormal renkte büyük ve düzensiz alanlar
  3. Bir kumaş parçasının üzerindeki büyük mürekkep lekeleri
Cevabı göster

Deri altında anormal renkte büyük ve düzensiz alanlar

At the same time, those toxins burn through oxygen in the blood, Deyimler

3:08

Aynı zamanda, o toksinler kandaki oksijeni yakıp tüketir,

Deyimler

burn through oxygen: oksijeni hızla tüketmek

Bu cümlede burn through oxygen mecazi anlamdadır. Toksinler kandaki oksijenin hızla tüketilmesine neden olur; ortada gerçek bir yanma yoktur. burn through + sınırlı bir kaynak, o kaynağın büyük bir kısmını çok hızlı kullanmak demektir ve çoğu zaman kaynağın yakında azalabileceğini düşündürür.

Alıştırma

Cümleyi “çok hızlı tüketmek” anlamındaki burn through ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: During the heat wave, the building ____ its emergency fuel.

Cevabı göster

burned through

reducing the amount that gets to major organs Dilbilgisi

3:12

başlıca organlara giden miktarı azaltarak

like the lungs and kidneys.

3:15

akciğerler ve böbrekler gibi.

Dilbilgisi

reducing the amount that gets to major organs: sonucu göstermek

Reducing ... önceki cümleciğe bağlanan bir şimdiki zaman ortaç cümleciğidir. Sonucu aynı cümle içinde kısaca ifade eder: toksinler oksijeni tüketir ve bunun sonucunda önemli organlara daha az oksijen ulaşır. The amount, oksijen miktarı anlamındadır. That gets to major organs, the amount ifadesini niteleyen bir ilgi cümleciğidir; dolayısıyla yeni bir cümle başlatmak yerine hangi miktarın azaldığını belirtir.

Alıştırma

Hangi cümlede sonucu göstermek için bir -ing cümleciği ve the amount ifadesini nitelemek için that ile başlayan bir cümlecik doğru biçimde kullanılmıştır?

  1. The new filter traps fine dust, reducing the amount that enters the room.
  2. The new filter traps fine dust so that less of it enters the room.
  3. The new filter traps fine dust, and less of it enters the room.
Cevabı göster

The new filter traps fine dust, reducing the amount that enters the room.

That increases the chance of organ shutdown Notlar

3:17

Bu durum organ yetmezliği olasılığını artırır

Kalıp ifadeler

increases the chance of: bir sonucu daha olası hâle getirmek

Bu cümlede increases the chance of, “ardından gelen sonucun gerçekleşmesini daha olası hâle getirir” anlamındadır. Buradaki chance, olumlu bir “fırsat” değil, “olasılık” demektir. Olumsuz anlam, ardından gelen organ shutdown sonucundan kaynaklanır. increase veya increases the chance of ifadesini bir isim öbeğinden ya da -ing biçiminden önce kullanın: increase the chance of infection; increase the chance of recovering. Bu ifade olasılığın arttığını, sonucun kesin olduğunu değil, anlatır.

Alıştırma

Cümleyi, derste geçen ve “olayın gerçekleşmesini daha olası hâle getirmek” anlamındaki dört kelimelik ifadeyle tamamlayın: Good lighting can ____ pedestrians being seen at night.

Cevabı göster

increase the chance of

Kelime

organ shutdown: organ işlevinin ciddi biçimde kaybı

Organ shutdown, bir veya daha fazla organın normal biçimde çalışmayı bırakması anlamına gelir. Burada shutdown, bir makine ya da sistemin çalışmasının durması fikrini bedene taşır; yalnızca bir bilgisayarı kapatmak anlamına gelmez. Bu ifade kesin bir tanıdan çok genel ve çarpıcıdır. Organ işlevinin ciddi biçimde kaybına işaret eder, ancak kesin tıbbi durum çevredeki bağlamdan anlaşılmalıdır.

Alıştırma

Genel kitleye yönelik bir açıklamada organ shutdown ne anlama gelir?

  1. Bir bilgisayar bir organı düğmeyle kapatır.
  2. Bir veya daha fazla organ normal biçimde çalışmayı bırakır.
  3. Bir organ kısa ve zararsız bir mola verir.
Cevabı göster

Bir veya daha fazla organ normal biçimde çalışmayı bırakır.

and alongside spreading septicemia, threatens death. Kalıp ifadeler

3:20

ve yayılan septisemiyle birlikte ölüm tehlikesi oluşturur.

Kalıp ifadeler

alongside spreading septicemia: eş zamanlı bir risk eklemek

Bu ifadede alongside, “... ile birlikte” ya da “...e ek olarak” anlamına gelen bir edattır; fiziksel olarak “yanında” anlamında değildir. spreading septicemia ifadesini daha önce sözü edilen organ yetmezliğiyle paralel biçimde sunar ve ikisini de ölüme yol açabilecek tehlikeler olarak gösterir. Yapı alongside + ad öbeği biçimindedir. Burada spreading, septicemia sözcüğünü niteleyerek durumun ilerlemekte olduğunu gösterir. Genel olarak alongside, paralel bir etkeni, riski, önlemi veya gelişmeyi eklemek için kullanılabilir.

Alıştırma

Örnekte alongside spreading septicemia nasıl bir ilişki ifade ediyor?

  1. Septisemi ancak diğer tehlike sona erdikten sonra yayılmaya başlar.
  2. Yayılan septisemi fiziksel olarak bir tehlikenin yanında bulunur.
  3. Yayılan septisemi, başka bir tehditle aynı anda ortaya çıkan ek bir tehlikedir.
Cevabı göster

Yayılan septisemi, başka bir tehditle aynı anda ortaya çıkan ek bir tehlikedir.

That all sounds scary, Anlatım akışı

3:24

Bütün bunlar korkutucu geliyor,

but doctors are so good at treating meningitis Dilbilgisi

3:26

ama doktorlar menenjiti tedavi etmede o kadar iyidir ki

that a visit to the hospital

3:29

hastaneye yapılacak bir ziyaret

can drastically reduce an adult's risk of dying from it. Kalıp ifadeler

3:30

bir yetişkinin bu hastalıktan ölme riskini büyük ölçüde azaltabilir.

Anlatım akışı

That all sounds scary, but: güven vermeden önce kaygıyı kabul etmek

That all, hemen önce sunulan korkutucu tıbbi ayrıntıların tümüne gönderme yapar. sounds scary, bu bilgilerin izleyicide yaratabileceği duyguyu kabul eder; ancak risklerin gerçek olduğunu inkâr etmez. but bağlacı daha sonra dikkati etkili tedaviyle ilgili güven verici bir gerçeğe yönlendirir. Yeniden kullanılabilen That sounds ..., but ... kalıbı önce bir kaygıyı kabul eder, ardından dengeleyici bir gerçek, çözüm veya olumlu sonuç sunar.

Alıştırma

Örnekte That all sounds scary, but ifadesinin temel söylem işlevi nedir?

  1. Bilginin korkutucu olduğunu kabul eder ve ardından güven verici bilgiye geçer.
  2. Daha önce belirtilen tıbbi risklerin gerçek olmadığını iddia eder.
  3. Doktorların kendilerinin korktuğunu gösterir.
Cevabı göster

Bilginin korkutucu olduğunu kabul eder ve ardından güven verici bilgiye geçer.

Dilbilgisi

so good at treating meningitis that: sonuca yol açan beceri

Be good at + isim veya -ing biçimi, bir etkinlikte becerikli olmak anlamına gelir. Burada at bir edattır; bu yüzden ardından treat değil, treating kullanılır. Good sözcüğünün önüne so getirip ardından that + sonuç cümleciği eklediğinizde be + so good at + -ing + that + cümlecik kalıbı oluşur. Bu kalıp, becerinin belirtilen sonuca yol açacak kadar güçlü olduğunu anlatır; that sonucu başlatır.

Alıştırma

Hedef yapıyı tamamlayın: The technician is so good ____ finding tiny cracks ____ the team asks her to check every part.

Cevabı göster

at · that

Kalıp ifadeler

drastically reduce an adult's risk of dying from it: risk azaltma kalıbı

Drastically reduce, bir şeyi büyük ölçüde azaltmak anlamına gelir. Burada drastically değişimin büyüklüğünü anlatır; şiddet içeren bir yöntem çağrıştırmaz. An adult's risk of dying from it ifadesinde istenmeyen sonucu belirtmek için risk of + -ing kullanılır. İyelik yapısındaki an adult's, ölçülen riskin kime ait olduğunu gösterirken die from ölüm nedenini belirtir. Burada it, meningitis sözcüğüne gönderme yapar.

Alıştırma

Cümleyi drastically reduce someone's risk of + -ing hedef kalıbıyla tamamlayın: Better ventilation can ____ workers' risk ____ inhaling harmful fumes.

Cevabı göster

drastically reduce · of

The longer it's left untreated, though, Dilbilgisi

3:34

Ancak ne kadar uzun süre tedavi edilmezse,

Dilbilgisi

left untreated: edilgen be left + durum kalıbı

Left untreated, be left + durum edilgen kalıbının bir parçasıdır. Etken biçimde leave a condition untreated, edilgen biçimde ise a condition is left untreated denebilir. Buradaki left, 'uzaklaştı' anlamına gelmez; 'o durumda bırakıldı' anlamına gelir ve untreated ortaya çıkan durumu belirtir. Bu cümlede it, menenjiti ifade eder. Bu ifade, hastalığın tedavi edilmeden devam ettiğini söyler.

Alıştırma

'Tedavi edilmeden o durumda bırakılmak' anlamındaki edilgen leave + durum ifadesiyle cümleyi tamamlayın: If a cut is ____, it may become infected.

Cevabı göster

left untreated

the more likely it will lead to lasting damage. Kelime

3:36

kalıcı hasara yol açma olasılığı o kadar artar.

Dilbilgisi

The longer ..., the more likely ...: bağlantılı değişimler

The longer ..., the more likely ... ifadesi, the + comparative ..., the + comparative ... bağıntılı karşılaştırma kalıbını kullanır. İki değişimi birbirine bağlar: tedavi edilmeden geçen süre arttıkça kalıcı hasar olasılığı da artar. Baştaki The bu kalıbın bir parçasıdır; longer sözcüğünü niteleyen bir tanımlık değildir. Though, iki bölümün arasına kısa bir karşıtlık belirten ara söz olarak girer. Kalıbı bozmaz: ilk bölüm değişen koşulu, ikinci bölüm ise olasılıktaki bağlantılı değişimi sunar.

Alıştırma

Her boşluğa bir sözcük yazarak bağıntılı karşılaştırma kalıbını tamamlayın: ____ longer you wait, ____ more likely you are to miss the train.

Cevabı göster

The · the

Kelime

lasting damage: uzun süreli hasar

Lasting damage, doğrudan olay sona erdikten sonra etkileri uzun süre devam eden hasar demektir. Lasting, burada “devam etmek” anlamına gelen last fiilinden türemiş bir sıfattır. Bu ifadede lasting, yalnızca uzun süren bir olayı değil, etkisi zaman içinde devam eden bir hasarı anlatır. “Son” veya “bir dizideki son hasar” anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede lasting damage ne anlama geliyor?

  1. meydana gelen son hasar
  2. etkileri uzun süre devam eden hasar
  3. hemen ortadan kalkan hasar
Cevabı göster

etkileri uzun süre devam eden hasar

If declining oxygen levels cause cell death Notlar

3:39

Eğer düşen oksijen seviyeleri hücre ölümüne neden olursa

Kelime

düşen oksijen seviyeleri

declining oxygen levels ifadesinde declining, decline fiilinin -ing biçimidir ve levels sözcüğünden önce onu niteler. Burada decline “azalmak” demektir; dolayısıyla ifade düşmekte olan oksijen seviyeleri anlamına gelir. Bu ifade değişimin yönünü anlatır. Tek başına seviyelerin ne kadar düşük olduğunu veya düşüşün tehlikeli olup olmadığını belirtmez.

Alıştırma

“The monitor shows declining oxygen levels,” cümlesinde declining oxygen levels ne anlama gelir?

  1. oksijen almayı kibarca reddetme
  2. aynı kalan oksijen seviyeleri
  3. azalmakta olan oksijen seviyeleri
Cevabı göster

azalmakta olan oksijen seviyeleri

Kelime

hücre ölümü

Cell death, biyoloji ve tıpta kullanılan bir isim bileşiğidir. Cell neyin öldüğünü belirtir; bu nedenle ifade, hücrelerin ölme süreci veya bu sürecin sonucu anlamına gelir. Bu cümlede, azalan oksijenin yol açabileceği biyolojik hasarı adlandırır; belirli bir hücreyi insan gibi anlatmaz.

Alıştırma

Bu biyoloji cümlesini en iyi hangi seçenek tamamlar? “The report examines the process of ___ after blood flow is reduced.”

  1. dead cells
  2. a dead cell
  3. cell death
Cevabı göster

cell death

in extreme parts of the body

3:42

vücudun uç kısımlarında

like fingers, toes, arms, and legs,

3:44

parmaklar, ayak parmakları, kollar ve bacaklar gibi,

the risk of amputation goes up. Kalıp ifadeler

3:47

ampütasyon (uzuv kesilmesi) riski artar.

Dilbilgisi

If declining oxygen levels cause cell death: sonucun koşulunu belirlemek

Baştaki if yan cümlesi, ana cümledeki sonucun gerçekleşme koşulunu belirler. Bu yan cümlede declining oxygen levels öznedir, cause fiildir ve cell death ortaya çıkan sonuçtur. Ardından ana cümle sonucu belirtir: amputasyon riski artar. Bilimsel açıklamalarda if, olası bir mekanizmayı onun sonucuna bağlayabilir. Bu kullanım ifadeyi söylentiye veya temelsiz bir tahmine dönüştürmez; belirtilen koşul karşılandığında sonucun geçerli olduğunu gösterir.

Alıştırma

Cümlenin başındaki if yan cümlesinin görevi nedir?

  1. Düşük oksijen için tedavileri listeler.
  2. Bir amputasyonun zaten gerçekleştiğini söyler.
  3. Amputasyon riskinin hangi koşulda arttığını belirtir.
Cevabı göster

Amputasyon riskinin hangi koşulda arttığını belirtir.

Kalıp ifadeler

the risk of amputation goes up: olasılıkta artış

the risk of amputation ifadesinde of amputation, olasılığı ölçülen zararlı sonucu belirtir. Goes up “artar” demektir; yani ampütasyon daha olası hâle gelir. Fiziksel olarak yukarı doğru hareket etmeyi anlatmaz. Yeniden kullanılabilen kalıp the risk of + isim veya -ing biçimi + goes up şeklindedir. Yalnızca zaten yüksek olan bir riski değil, olasılıktaki artışı anlatır.

Alıştırma

Hangi cümle çok sıcak havalarda susuz kalma olasılığının arttığını doğal biçimde ifade eder?

  1. In very hot weather, the risk of dehydration stays the same.
  2. In very hot weather, the risk of dehydration goes away.
  3. In very hot weather, the risk of dehydration goes up.
Cevabı göster

In very hot weather, the risk of dehydration goes up.

And if bacterial toxins accumulate in the brain Kelime

3:49

Ve eğer bakteriyel toksinler beyinde birikir

Kelime

accumulate in the brain: bir yerde zamanla birikme

Burada bacterial toxins biriken maddelerdir; in the brain ise bunun gerçekleştiği yeri gösterir. Accumulate, maddelerin bir anda gelmesi yerine miktarlarının zamanla yavaş yavaş artması anlamına gelir. Yeniden kullanılabilen yapı madde veya sorun + accumulate in + yer veya kap şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi accumulate ve yeri gösteren edatla tamamlayın: Without proper ventilation, moisture can ____ the room over time.

Cevabı göster

accumulate in

and trigger cell death, Kelime

3:52

ve hücre ölümünü tetiklerse,

Kelime

trigger cell death: hücre ölümünü tetiklemek

trigger cell death ifadesinde trigger, “biyolojik bir sürecin başlamasına neden olmak” anlamında bir fiildir. İfade, bir şeyin hücrelerin ölmesine yol açan süreci başlattığını anlatır; burada trigger, silahın bir parçası olan “tetik” isim değildir. Bilimsel açıklamalarda trigger, genellikle bir etkeni onun başlattığı tepki veya sonuçla ilişkilendirir. Sürecin başlangıcını vurgular, ancak bu etkenin tek neden olduğunu söylemek zorunda değildir.

Alıştırma

Tıbbi bir açıklamada trigger cell death ne anlama gelir?

  1. Hücrelerin ölmesini önlemek
  2. Bir cihazın fiziksel tetiğini kullanmak
  3. Hücrelerin öldüğü sürecin başlamasına neden olmak
Cevabı göster

Hücrelerin öldüğü sürecin başlamasına neden olmak

meningitis could also cause long-term brain damage and memory loss. Kelime

3:54

menenjit ayrıca uzun vadeli beyin hasarına ve hafıza kaybına neden olabilir.

Kelime

long-term brain damage and memory loss: uzun süreli beyin hasarı ve hafıza kaybı

Bu ifade iki ciddi sonucu adlandırır: beyinde hasar ve hafıza kaybı. Long-term, zararın kısa süreli bir belirti olmadığını, uzun bir dönem sürdüğünü gösterir; isimden önce kullanılan, kısa çizgili birleşik bir sıfattır. Bu tıbbi bağlamda memory loss, ara sıra bir şey unutmak değil, hatırlama yetisinin gerçekten bozulması veya kaybedilmesi anlamına gelir. Çevresindeki could also cause, bunları her vakada ortaya çıkan sonuçlar olarak değil, başka olası sonuçlar olarak sunar.

Alıştırma

Hangi ifade cümlenin anlamına en uygundur?

  1. Menenjit beyin ve hafızayla ilgili kalıcı sorunları önler.
  2. Menenjit her zaman kısa süreli bir unutkanlığa neden olur.
  3. Menenjit kalıcı beyin hasarına ve hafıza bozukluğuna yol açabilir.
Cevabı göster

Menenjit kalıcı beyin hasarına ve hafıza bozukluğuna yol açabilir.

So fast treatment, or better yet prevention, is critical. Kalıp ifadeler

3:58

Bu nedenle hızlı tedavi veya daha iyisi korunma kritik öneme sahiptir.

Kalıp ifadeler

or better yet: öneriyi daha iyi bir seçeneğe yükseltmek

Or better yet, konuşanın ilkinden daha iyi gördüğü ikinci bir seçeneği tanıtır. Bu cümlede hızlı tedavi önemlidir, ancak önleme daha güçlü bir seçenek olarak sunulur. Bu ifade, ilk öneriyi tamamen geri almadan öneriyi düzeltmenizi veya daha iyi hâle getirmenizi sağlar. Bu kalıp ifadede yet, better sözcüğünü vurgular; “şimdiye kadar” veya “henüz değil” anlamına gelmez.

Alıştırma

Öneriyi daha iyi bir seçeneğe yükselten üç sözcüklü hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın; ifade or ile başlayıp yet ile biter: Back up your files every week, ____, set up an automatic daily backup.

Cevabı göster

or better yet

That's why most countries have vaccines Anlatım akışı

4:03

Bu yüzden çoğu ülkede aşılar vardır

that defend against the disease in its deadliest forms. Kalıp ifadeler

4:05

hastalığın en ölümcül türlerine karşı savunma sağlayan.

Anlatım akışı

That's why: önceki nedenden bir sonuç çıkarmak

That's why, hemen önce verilen nedene gönderme yapar ve onun sonucunu, etkisini ya da bundan doğan eylemi tanıtır. Bu cümlede önleme işleminin kritik olduğu yönündeki önceki bilgi, çoğu ülkede aşı bulunması şeklindeki sonraki uygulamaya bağlanır. Bilgiyi düzenleyen bir geçiş ifadesi olarak That's why, dinleyiciye sıradaki ifadenin yeni bir konu olmadığını, önceki bilgilerden çıkan sonuç olduğunu gösterir.

Alıştırma

The roads are flooded after heavy rain. Bu durumun sonucunu vermek için That's why ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. That's why heavy rain fell last night.
  2. That's because the school is closed today.
  3. That's why the school is closed today.
Cevabı göster

That's why the school is closed today.

Kalıp ifadeler

defend against + bir tehdit

Defend against, “zararlı bir şeye karşı korumak veya direnmek” demektir. Burada that, daha önce geçen vaccines sözcüğüne gönderme yapar; yani ifade, aşıların hastalığın en ölümcül biçimlerine karşı koruma sağladığını anlatır. Kalıp defend against + tehdit şeklindedir. Against; hastalık, saldırı, suçlama veya güvenlik riski gibi zarar verebilecek şeyi gösterir. Savunmanın fiziksel olması gerekmez.

Alıştırma

Eksik edatı tamamlayın: The company used new evidence to defend ____ the false accusation.

Cevabı göster

against

Those are usually given to the people who are most at risk, Kalıp ifadeler

4:09

Bunlar genellikle en çok risk altında olan kişilere verilir,

Kalıp ifadeler

are most at risk: en fazla risk altında olmak

Are most at risk, konuşulan grup içinde “zarar görme olasılığı en yüksek olmak” demektir. Be at risk; birinin hastalık, yaralanma, kayıp veya başka bir olumsuz sonuca karşı savunmasız olduğunu belirtir. Most ise bu riski en yüksek düzeye çıkarır. People who are most at risk ifadesindeki ilgi cümleciği, aşıların verildiği kişileri belirler. Bu yapı kişilerin içinde bulunduğu durumu anlatır; kişilerin kendilerinin tehlikeli olduğunu söylemez.

Alıştırma

Hangi cümle, aşırı sıcaklarda yaşlıların zarar görme olasılığının en yüksek olduğunu belirtir?

  1. Older adults are most at risk during extreme heat.
  2. Older adults are most at danger during extreme heat.
  3. Older adults are the riskiest during extreme heat.
Cevabı göster

Older adults are most at risk during extreme heat.

like young children, people with weak immune systems, Kelime

4:12

küçük çocuklar, bağışıklık sistemi zayıf olan kişiler,

Kelime

weak immune systems: zayıf bağışıklık sistemleri

weak immune systems ifadesinde weak, bağışıklık işlevinin düşük olduğunu, yani vücudun savunma sisteminin enfeksiyonlarla mücadele etme kapasitesinin azaldığını anlatır. Bir kişinin karakterini tanımlamaz. People with weak immune systems, enfeksiyon kapma veya ağır hastalanma olasılığı daha yüksek olabilen sağlıkla ilgili bir grubu belirtir. people çoğul olduğu için systems de genellikle çoğul kullanılır; çünkü herkesin kendine ait bir bağışıklık sistemi vardır.

Alıştırma

people with weak immune systems ifadesinde weak neyi anlatır?

  1. vücut savunmasının enfeksiyonlarla mücadele etme kapasitesinin azalması
  2. utangaç veya çekingen bir kişilik
  3. asla ağırlaşamayacak bir hastalık
Cevabı göster

vücut savunmasının enfeksiyonlarla mücadele etme kapasitesinin azalması

or people who gather in large groups Kalıp ifadeler

4:15

veya büyük gruplar halinde toplanan kişiler gibi

where an outbreak of meningitis could potentially happen. Dilbilgisi

4:17

potansiyel olarak bir menenjit salgınının meydana gelebileceği yerlerde.

Kalıp ifadeler

gather in large groups: büyük gruplar hâlinde toplanmak

Gather in large groups, birçok kişinin aynı yerde bir araya gelmesi demektir. Gather eylemi belirtirken in large groups kalabalığın büyüklüğünü ve biçimini gösterir. Burada groups, aynı yeri paylaşan insan kalabalıklarını ifade eder. Bu halk sağlığı bağlamında ifade, bir salgının ortaya çıkabileceği kalabalık ortamları gösterir.

Alıştırma

Cümleyi derste geçen ve “kalabalık hâlinde bir araya gelmek” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: During the festival, visitors often ____ near the main stage.

Cevabı göster

gather in large groups

Dilbilgisi

where an outbreak of meningitis could potentially happen: bir ortamda neler olabileceği

Burada where bir ilgi tümceciği başlatır ve yaklaşık olarak in which anlamına gelir. İnsanların büyük gruplar hâlinde toplandığı ortamı işaret eder ve bu ortamda neler olabileceğini anlatır. Where bir yeri, ortamı veya durumu betimleyebilir; yalnızca adı belli bir yeri sormak için kullanılmaz. Bu tümcecik, böyle bir toplanmanın neden risk taşıyabileceğini açıklar.

Alıştırma

“large groups where an outbreak could happen” ifadesinde where tümceciği ne yapar?

  1. Grubun ne zaman kurulduğunu belirtir.
  2. Grubun tam olarak nerede bulunduğunu sorar.
  3. Büyük grubun bulunduğu bu ortamda ne olabileceğini anlatır.
Cevabı göster

Büyük grubun bulunduğu bu ortamda ne olabileceğini anlatır.

In addition to those gatherings, Anlatım akışı

4:21

Bu tür toplanmalara ek olarak,

Anlatım akışı

In addition to: başka bir öge eklemek

In addition to, “-e ek olarak” veya “-nın yanı sıra” anlamına gelir. Önce zaten konuşulmakta olan şeyi belirtir, ardından başka bir ögenin ya da kategorinin ekleneceğini gösterir. Bu parçada those gatherings, daha önce sözü edilen büyük toplanmaları ifade eder. Kalıp in addition to + isim öbeği, zamir veya -ing biçimidir. Buradaki to bir edattır; bu nedenle ardından bir tümleç gelmelidir.

Alıştırma

Cümleyi “-nın yanı sıra” anlamındaki ders ifadesiyle tamamlayın: ____ the written test, applicants must complete an interview.

Cevabı göster

In addition to

meningitis is most common in a region called the meningitis belt Kültür

4:23

menenjit, Afrika boyunca uzanan

that stretches across Africa,

4:27

menenjit kuşağı adı verilen bir bölgede en yaygındır,

Kültür

the meningitis belt: daha yüksek risk taşıyan coğrafi bölge

The meningitis belt, menenjit salgınlarının diğer birçok yere göre daha sık görüldüğü Sahra Altı Afrika’daki geniş bir bölgenin yerleşik adıdır. Cümlede hastalığın en yaygın olduğu bölgeyi belirtir. Burada belt, bele takılan bir nesneyi değil, ortak bir özellikle birbirine bağlanan uzun bir coğrafi kuşağı ifade eder. Bu ad coğrafi yoğunlaşmayı gösterir; kesin bir sınır ya da menenjitin görüldüğü tek yer anlamına gelmez.

Alıştırma

Örnekteki the meningitis belt ne anlama gelir?

  1. Menenjit tedavisinde kullanılan bir cihaz
  2. Menenjitin özellikle yaygın olduğu Afrika’daki bir bölge
  3. Doktorların kullandığı bir giysi
Cevabı göster

Menenjitin özellikle yaygın olduğu Afrika’daki bir bölge

though cases do happen all over the world. Dilbilgisi

4:29

gerçi dünyanın her yerinde vakalar meydana gelmektedir.

Dilbilgisi

though ... do happen: bir noktayı kabul edip gerçeği vurgulama

Though bir ödünleme sunar: Hastalık bir bölgede en yaygın olabilir, ancak bu, vakaların yalnızca o bölgeyle sınırlı olduğu anlamına gelmez. cases do happen ifadesinde do, happen fiilinin yalın hâlinden önce gelen vurgulu bir yardımcı fiildir. Olumlu ifadeyi—“gerçekten görülür”—güçlendirir ve başka yerlerde vaka olmadığı yönündeki olası varsayımı düzeltir. Do olmadan cases happen yine dil bilgisi açısından doğrudur, ancak daha tarafsızdır.

Alıştırma

Cümleyi though ve vurgulu bir yardımcı fiil kullanarak tamamlayın: The trail is quiet on weekdays, ____ crowds ____ gather there on weekends.

Cevabı göster

though · do

If you're concerned that you or someone you know may have meningitis, Ton ve niyet

4:32

Eğer kendinizin veya tanıdığınız birinin menenjit olabileceğinden endişeleniyorsanız,

get to the doctor as soon as possible. Ton ve niyet

4:36

en kısa sürede doktora gidin.

Ton ve niyet

If you're concerned that ...: tavsiyeden önce kaygı koşulunu belirtmek

If you're concerned that ... ifadesi, “olası bir sorunun gerçek olmasından endişeleniyorsanız” anlamına gelir. Buradaki concerned, yalnızca birini önemsemeyi değil, bir sağlık riski hakkındaki kaygıyı anlatır. if yan cümlesi, ardından gelen tavsiyenin hangi koşulda geçerli olduğunu belirler. Böylece öneri, dinleyicinin bu kaygıyı taşıdığı duruma bağlanır ve açıklamasız bir emir gibi duyulmaz.

Alıştırma

Hangi cümle, riskin kesin olduğunu söylemeden olası bir riskle ilgili tavsiyeyi doğal biçimde başlatır?

  1. If you're concerned that the message may be a scam, do not click the link.
  2. If you're interested in the message, do not click the link.
  3. Because the message is definitely a scam, do not click the link.
Cevabı göster

If you're concerned that the message may be a scam, do not click the link.

Ton ve niyet

Get to the doctor as soon as possible: acil eylem talimatı

Bu sağlık uyarısında get to the doctor, doktora gitmek veya tıbbi yardım alınabilecek bir yere ulaşmak anlamına gelir ve yardıma ulaşmayı vurgular. As soon as possible, gereksiz gecikme olmadan demektir. Cümle doğrudan bir emir cümlesidir; özne olan you söylenmez. Durum acil olabileceği için bu doğrudan biçim doğaldır.

Alıştırma

Hangi emir, birine gecikmeden bir yere ulaşmasını söyler?

  1. Get to the nearest exit as soon as possible.
  2. Check where the nearest exit is when you have time.
  3. Stay near the exit until the meeting ends.
Cevabı göster

Get to the nearest exit as soon as possible.

Quick action could save your life. Anlatım akışı

4:38

Hızlı hareket etmek hayatınızı kurtarabilir.

Anlatım akışı

Quick action could save your life: olası bir sonuç için could

Quick action, gecikmeden harekete geçmek demektir; burada mümkün olan en kısa sürede tıbbi yardım almayı ifade eder. Cümle, önceki tavsiyeyi şimdi harekete geçmek için açık bir nedene dönüştürür. Could, hayatın kurtulmasını geçmişteki bir beceri ya da garanti olarak değil, gelecekteki olası bir sonuç olarak sunar. Bu temkinli olasılık yine de son uyarıyı güçlü kılar: hızlı davranmak ölüm kalım farkı yaratabilir.

Alıştırma

“Quick action could save your life” cümlesinde could ne işe yarar?

  1. Birinin yalnızca geçmişte sahip olduğu bir beceriyi anlatır.
  2. Gelecekteki olası bir sonucu sunar ve hızlı davranma nedenini güçlendirir.
  3. Hızlı davranmanın herkesi kesinlikle kurtaracağını vaat eder.
Cevabı göster

Gelecekteki olası bir sonucu sunar ve hızlı davranma nedenini güçlendirir.

Find out more about how vaccines save lives

4:40

Aşıların nasıl hayat kurtardığı hakkında daha fazlasını

by watching this video.

4:44

bu videoyu izleyerek öğrenin.