Sünnetli vs. Sünnetsiz - Hangisi Daha İyi?: İngilizce çalışma notları
AsapSCIENCE
Video özeti: Video, sünnetin kültürel ve dini uygulamadan tıbbi tartışmaya geçişini izliyor; enfeksiyon, hijyen, hassasiyet ve cinsel sonuçları farklı bağlamlarda karşılaştırıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. came into question (kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler): Kabul edilen bir fikrin kuşkulu olmasını anlayın ve kanıt ya da politika gözden geçirilirken kullanın. 2. prevent + nesne + from stimulating (dil bilgisi ve cümle kalıpları): Eylemi veya süreci neyin engellediğini anlatmak için prevent + nesne + from + -ing yapısını kullanın. 3. At the end of the day, (deyimler ve mecazlı ifadeler): Gerçek anlamlı olmayan bu özeti tanıyın ve unsurları tarttıktan sonra son yargıyı sunun.
Bu derste
Circumcision of the male penis has been practiced for thousands of years, Dilbilgisi
0:02Erkek sünneti binlerce yıldır uygulanıyor
often related to cultural and religious traditions.
0:06ve çoğu zaman kültürel ve dini geleneklerle bağlantılı.
has been practiced for thousands of years: binlerce yıldır uygulanmaktadır
has/have been + geçmiş zaman ortacı kalıbı, İngilizcede present perfect edilgen yapıyı oluşturur. Burada has been practiced, insanların bu uygulamayı uzun zamandır gerçekleştirdiğini anlatırken odağı uygulayan kişilerde değil, uygulamanın kendisinde tutar. for thousands of years, geçmişten bugüne uzanan süreyi belirtir. Yapı bütünüyle, bugün de var olan veya hâlâ güncelliğini koruyan köklü bir uygulamayı anlatır; burada practice, “bir beceriyi çalışmak” değil, “düzenli olarak uygulamak” anlamında bir fiildir.
Alıştırma
Cümleyi use fiilinin present perfect edilgen biçimiyle tamamlayın: This safety method ____ in hospitals for more than fifty years.
Cevabı göster
has been used
whether you're cut or uncut: sünnetli olup olmadığınız
whether A or B, herhangi birini seçmeden iki olasılığı sunar. Bu cümlede whether you're cut or uncut, iki olası durumu ardından gelen sorunun başlangıç noktası yapar. Burada cut ve uncut, circumcised ve uncircumcised sözcüklerinin gayriresmî kısa biçimleridir. Birinin o anda kesilerek yaralandığı anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilen kalıp whether + olasılık A + or + olasılık B şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi karara bağlanmamış iki alternatifi getiren sözcükle tamamlayın: We need to decide ____ to drive or take the train.
Cevabı göster
whether
Circumcision is a medical procedure that removes the foreskin from the head of the penis,
0:15Sünnet, penisin başındaki sünnet derisini çıkaran tıbbi bir işlemdir;
Sonuç bildiren -ing yan cümlesi olarak exposing the glans
Virgülden sonraki exposing the glans, önceki eylemin doğrudan sonucunu ekleyen bir şimdiki zaman ortaç yan cümlesidir: sünnet derisinin çıkarılması glansın açığa çıkmasına yol açar. Bu, ana fiil değildir; ana fiil removes sözcüğüdür. Sonuç bildiren bu -ing kalıbı, bir eylem ile sonucunu main clause, + -ing clause biçiminde kısa ve sıkı bir şekilde bağlar. Örtük neden ana cümledeki olaydır; dolayısıyla sonuç mantıken bu olaydan doğmalıdır.
Alıştırma
Hangi cümle, önceki eylemin doğrudan sonucunu göstermek için sonda bir -ing yan cümlesi kullanır?
- The heater failed overnight because the office was freezing cold.
- The heater failed overnight, but the office had been cold all week.
- The heater failed overnight, leaving the office freezing cold.
Cevabı göster
The heater failed overnight, leaving the office freezing cold.
Though its exact origin and intent is still debated,
0:21Kesin kökeni ve amacı hâlâ tartışmalı olsa da,
by the time it became common in the English-speaking world the 19th century,
0:2419. yüzyılda İngilizce konuşulan dünyada yaygınlaştığında,
which was believed to cause many mental and physical illnesses. Dilbilgisi
0:34çünkü mastürbasyonun birçok zihinsel ve fiziksel hastalığa yol açtığına inanılıyordu.
a deterrent to + isim veya -ing biçimi
Deterrent, bir eylemi daha az çekici, daha zor, riskli veya maliyetli hâle getirerek birini o eylemden vazgeçiren şeydir. a deterrent to masturbation ifadesinde to bir edattır; bu nedenle ardından masturbation ismi gelir. a deterrent to speeding örneğindeki gibi bir -ing biçimi de gelebilir. Bu tarihsel ifadede söz konusu kalıp, hazzın azaltılmasını mastürbasyonu caydırmak için tasarlanmış bir araç olarak sunar. Geçmişte ileri sürülen bir gerekçeyi aktarır ve cümlede belirtilen eski tıbbi inanışları kendi başına onaylamaz.
Alıştırma
Cümleyi “hırsızlığı caydıran bir şey” anlamındaki resmî ifadeyle tamamlayın: Visible security cameras can act as ____.
Cevabı göster
a deterrent to theft
Geçmişteki bir inancı aktarmak için 'was believed to cause'
Bu cümlede was believed to cause, ileri sürülen neden-sonuç ilişkisini o dönemde insanların sahip olduğu bir inanç olarak sunar. Edilgen yapı, buna kimin inandığını belirtmez. Bu aktarma yapısı, tarihsel bir iddiayı günümüzdeki anlatıcının kendi doğrulamasından ayırır. Kalıp subject + was/were believed to + base verb şeklindedir. Yapı tek başına iddianın doğru veya bilimsel olarak kanıtlanmış olduğunu göstermez.
Alıştırma
Eski iddiayı yerleşmiş gerçek değil, bir inanç olarak sunan edilgen aktarma yapısıyla cümleyi tamamlayın: In the nineteenth century, the treatment ____ memory loss.
Cevabı göster
was believed to cause
But the medical benefits of circumcision came into question in the late 1960s Kalıp ifadeler
0:37Ancak 1960'ların sonlarında sünnetin tıbbi yararları sorgulanmaya başladı
Şüphe edilmeye başlanan bir şey için 'came into question'
Burada came into question, öne sürülen tıbbi yararların artık itirazsız kabul edilmediği ve bunlardan şüphe duyulmaya ya da bunların yeniden incelenmeye başlandığı anlamına gelir. Özne, şüpheli hâle gelen iddia, yarar, politika veya güvenilirliktir. Come bir durum değişikliğini gösterir: bir şey görece kabul edilir durumdan sorgulanabilir duruma geçer. İfade “bir sorunun içine girmek” anlamına gelmez.
Alıştırma
“Şüphe edilmeye başlandı” anlamındaki üç sözcüklü deyimle cümleyi tamamlayın: After the data errors were discovered, the study's main conclusion ____.
Cevabı göster
came into question
when the research community came out against it, Öbek fiiller
0:42çünkü araştırma camiası buna karşı çıktı
came out against it: karşıt tutumu kamuoyuna açıklamak
Bu cümlede came out against it, “buna karşı olduğunu kamuoyuna açıkladı” anlamına gelir. Araştırma çevresi yalnızca özel olarak olumsuz bir görüş taşımamış, tutumunu başkalarına duyurmuştur. Kalıp come out against + isim veya zamir biçimindedir. Genellikle bir kişinin ya da grubun tutumunun açık ve kamuya malum hâle geldiği noktayı belirtir.
Alıştırma
Cümleyi “karşı olduğunu kamuoyuna açıkladı” anlamındaki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: After reviewing the plan, the neighborhood council ____ it.
Cevabı göster
came out against
This resulted in a decline in circumcised men. Kalıp ifadeler
0:50Bunun sonucunda sünnetli erkeklerin oranı azaldı.
resulted in: sonucu belirtmek
Resulted in, önceki durumun yol açtığı sonucu belirtir. Buradaki sonuç, sünnetli erkeklerin sayısında veya oranında görülen düşüştür. Result in + isim öbeği veya -ing biçimi kullanılır ve neden özne olur: neden veya durum + result in + sonuç.
Alıştırma
Cümleyi result in ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The extended drought ____ severe water shortages.
Cevabı göster
resulted in
circumcision rates in hospitals dropped from 64.5% in 1979 Dilbilgisi
0:54hastanelerdeki sünnet oranı 1979'da %64,5 iken
%64,5'ten %58,3'e düştü
drop from A to B kalıbı iki düzey verir: A başlangıç değeri, B ise son değerdir. Bu cümlede 64.5% 1979’daki, 58.3% ise 2010’daki orandır. Yıl ifadeleri her değerin karşılaştırma zamanını belirtir. Bu yapı düşüşün miktarını değil, ulaşılan son düzeyi bildirir; buradaki fark 6,2 yüzde puanıdır.
Alıştırma
Raporu drop from A to B kalıbıyla tamamlayın: The recycling rate ____ 72% in May ____ 65% in June.
Cevabı göster
dropped from · to
only around 33% of males are estimated to be circumcised. Dilbilgisi
1:03erkeklerin yalnızca yaklaşık %33'ünün sünnetli olduğu tahmin ediliyor.
sünnetli oldukları tahmin ediliyor
Are estimated to be, şu yapıya sahip edilgen bir aktarma kalıbıdır: özne + be fiilinin uygun biçimi + estimated + to mastarı. Yazarın tahmini yapan kişiyi belirtmesine gerek kalmadan hesaplanmış ya da yaklaşık bir sonucu aktarır. Bu cümlede to be circumcised, be + geçmiş zaman ortacı biçimindeki edilgen mastardır. Estimated, oranın her birey için doğrulanmadığını, çıkarım yoluyla belirlendiğini gösterir; bu nedenle kesin bir sayı olarak sunulmaz.
Alıştırma
Temkinli raporu edilgen tahmin yapısıyla tamamlayın: Because inspectors did not visit every building, about 20% of the homes ____ vacant.
Cevabı göster
are estimated to be
even more modern research has shown that it can reduce the risk of developing penile cancer Kalıp ifadeler
1:07daha güncel araştırmalar sünnetin penis kanserine yakalanma riskini
penis kanserine yakalanma riskini azaltmak
reduce the risk of developing penile cancer ifadesinde reduce, sonucu imkânsız hâle getirmek değil, gerçekleşme olasılığını düşürmek demektir. İfade, penis kanserine yakalanma ihtimalinin daha düşük olduğunu belirtir. Kalıp reduce the risk of + isim veya ulaç şeklindedir. Buradaki developing, of sonrasında kullanılan bir ulaçtır ve hastalığa yakalanmak ya da hastalığa sahip olmaya başlamak anlamına gelir. Cümle daha düşük bir riskten söz eder; hastalığın kesinlikle önleneceğini garanti etmez.
Alıştırma
Cümleyi hedef yapıyla tamamlayan ifadeyi seçin: Regular exercise can ___ heart disease.
- increase the chance of developing
- prevent
- reduce the risk of developing
Cevabı göster
reduce the risk of developing
It can also reduce HIV risk by up to 60%. Dilbilgisi
1:15Ayrıca HIV riskini %60'a kadar azaltabilir.
%60’a varan azalma
reduce HIV risk by up to 60% ifadesinde by, değişimin büyüklüğünü belirtir. Up to 60%, mümkün olan en yüksek azalma oranını %60 olarak sınırlar; bu nedenle gerçek azalma daha düşük olabilir. İfade, riskin %60’a varan oranda azalabileceği anlamına gelir; riskin %60’ının kaldığı anlamına gelmez. By 60% bir şeyin ne kadar değiştiğini, to 60% ise değişimden sonra ulaşılan düzeyi belirtir. Bu cümlede azalmanın büyüklüğü bildirildiği için by kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümle azalmanın %60’a kadar çıkabileceğini, ancak tam olarak %60 olmasının garanti edilmediğini ifade eder?
- It can reduce HIV risk by 60%.
- It can reduce HIV risk to 60%.
- It can reduce HIV risk by up to 60%.
Cevabı göster
It can reduce HIV risk by up to 60%.
A study done in Uganda involving heterosexual couples Dilbilgisi
1:19Uganda'da heteroseksüel çiftlerle yapılan bir araştırmada,
showed that none of the circumcised men received HIV over the 30 months
1:24ve 30 ay boyunca sünnetli erkeklerin hiçbirine HIV bulaşmadığı görüldü;
Uganda'da yapılmış ve heteroseksüel çiftleri içeren bir çalışma
done in Uganda ve involving heterosexual couples, study isim öbeğini niteleyen iki kısaltılmış ilgi cümleciğidir. Done geçmiş ortaçtır: a study done in Uganda, a study that was conducted in Uganda anlamına gelir; yani Uganda'da yürütülen bir çalışma demektir. Involving ise -ing biçimidir ve a study that involved heterosexual couples anlamına gelir; burada çiftleri kapsayan taraf çalışmanın kendisidir. Bu iki niteleyici, arka plan bilgilerini tek bir isim öbeğine sıkıştırır. Bu yapıyı gördüğünüzde her bölümü tam bir ilgi cümleciğine açın ve ismin eylemden etkilenen taraf mı, yoksa eylemin öznesi mi olduğunu kontrol edin.
Alıştırma
'A study done in Uganda involving heterosexual couples' ifadesinin doğru çözümlemesi hangisidir?
- done in Uganda etkendir ve involving heterosexual couples edilgendir.
- Her iki niteleyici de edilgendir.
- done in Uganda edilgendir ve involving heterosexual couples etkendir.
Cevabı göster
done in Uganda edilgendir ve involving heterosexual couples etkendir.
sonunda HIV'e yakalandılar
Ended up developing HIV, durum geliştikten sonra ortaya çıkan nihai sonucun bu erkeklerin HIV'e yakalanması olduğunu anlatır. End up + -ing, yalnızca bir gerçeği söylemek yerine olayların sonunda nereye vardığını vurgular. Buradaki ended up bir eylemi bitirmek anlamına gelmez. Enfeksiyonu daha sonra ortaya çıkan bir sonuç olarak çerçeveler; bağlamda bu sonuç istenmeyen veya beklenmeyen bir sonuçtur. Ancak bu ifade tek başına kişilerin bu sonucu istediğini ya da bundan sorumlu olduğunu söylemez.
Alıştırma
Üç otobüs durmadan geçtikten sonra, “After three buses passed without stopping, we ___ walking home.” cümlesinde bunun nihai sonuç olduğunu gösteren ifadeyi seçin.
- ended up
- ended
- end up to
- were ending
Cevabı göster
ended up
or between homosexual men where more studies are needed.
1:38eşcinsel erkekler söz konusu olduğunda da daha fazla araştırma gerekiyor.
holds true: belirtilen kapsam içinde geçerlilik
Burada holds true, kanıtın veya sonucun belirtilen alan içinde geçerliliğini koruduğu ya da uygulanabildiği anlamına gelir. Hold sözcüğü gerçek anlamında kullanılmaz; kanıt fiziksel olarak bir şeyi tutmaz. Bu ifade genellikle bir iddia, örüntü, ilke veya araştırma bulgusuyla kullanılır ve kapsam belirtilir: X holds true for, in, or across Y. Bu cümlede across sub-Saharan Africa kapsamı belirler; sonraki karşıtlık ise sonucun her topluluk için geçerli olduğunun öne sürülmediğini gösterir.
Alıştırma
"The pattern holds true for rural areas," cümlesinde holds true ne anlama gelir?
- Örüntü kırsal alanlarda fiziksel olarak tutulmaktadır.
- Örüntü kırsal alanlarda geçerliliğini korur.
- Örüntünün her yerde doğru olduğu kanıtlanmıştır.
Cevabı göster
Örüntü kırsal alanlarda geçerliliğini korur.
a circumcised sexual partner may have a reduced risk of HPV,
1:42sünnetli bir partnerle cinsel ilişki, HPV enfeksiyonu riskini azaltabilir,
thereby reducing their risk of developing cervical cancer. Anlatım akışı
1:46böylece rahim ağzı kanserine yakalanma riskleri de düşebilir.
thereby reducing: nedeni sonucuna bağlamak
Burada thereby reducing, az önce belirtilen durumun sonucunu açıklar: ilk risk azalmasının ikincisine yol açtığı ifade edilir. Thereby “bunun sonucunda” anlamına gelir; reducing ise ortaya çıkan süreci adlandıran -ing biçimidir. Yapı şöyledir: cümlecik, thereby + -ing. Neden-sonuç zincirini tek bir cümlede sıkıştırır. İkinci bölüm anlamını ilk bölümden alır; yalnızca daha sonra gerçekleşen başka bir eylem değildir.
Alıştırma
Cümleyi thereby ve reduce fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: Installing better insulation lowers heat loss, ____ energy use.
Cevabı göster
thereby reducing
how does circumcision protect against STIs?
1:50sünnet cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlara karşı nasıl koruma sağlıyor?
A study completed by Dr. Price and his team at Northern Arizona University
1:52Dr. Price ve Northern Arizona University'deki ekibi tarafından yürütülen bir araştırma,
the males ended up with 81% less bacteria on and around their penis.
1:59penis ve çevresindeki bakteri miktarının %81 azaldığını gösterdi.
the foreskin may be susceptible to infection Kalıp ifadeler
2:06sünnet derisinin enfeksiyona yatkın olabileceğini açıkladı;
susceptible to infection: mevcut bir enfeksiyonu değil, yatkınlığı ifade etme
Be susceptible to + isim, bir şeyin zararına veya etkisine karşı savunmasız olmak ya da ondan etkilenme olasılığı yüksek olmak anlamına gelir. Bu cümlede susceptible to infection, enfeksiyon kapma riskinin daha yüksek olduğunu anlatır; enfeksiyonun zaten gerçekleştiğini söylemez. Kalıplaşmış edat to'dur. May yardımcı fiili de ek bir ihtiyat anlamı katar; bu nedenle ifade kesinlik değil, olasılık bildirir.
Alıştırma
Cümleyi susceptible ile kurulan iki sözcüklü kalıpla tamamlayın: People with weakened immune systems may be ____ infection.
Cevabı göster
susceptible to
because the bacteria overload could prevent specialized skin cells known as Langerhans cells Dilbilgisi
2:09çünkü aşırı bakteri yükü, Langerhans hücreleri olarak bilinen özelleşmiş deri hücrelerinin
prevent ... from stimulating: prevent + nesne + from + -ing
Prevent + nesne + from + -ing yapısı, bir şeyin nesnenin ilgili eylemi gerçekleştirmesini engellediği veya imkânsız hâle getirdiği anlamına gelir. Burada the bacteria overload engelleyici nedendir, specialized skin cells known as Langerhans cells etkilenen nesnedir ve stimulating bu hücrelerin gerçekleştirmesi engellenen eylemdir. -ing fiilinden sonraki isim ayrı bir katılımcı olabilir: the immune system uyarımı alan taraftır; engellenen şey değildir. Bu rolleri takip etmek uzun teknik cümleleri anlamayı kolaylaştırır.
Alıştırma
Cümleyi prevent + nesne + from + -ing yapısıyla tamamlayın: The privacy setting ____ apps ____ tracking your location.
Cevabı göster
prevents · from
The benefits of circumcision begin to decrease when you study sexual pleasure.
2:18Cinsel haz incelendiğinde sünnetin faydaları azalmaya başlıyor.
Research indicates that the removal of the foreskin reduces sensitivity of the penis. Anlatım akışı
2:23Araştırmalar, sünnet derisinin alınmasının penisin hassasiyetini azalttığını gösteriyor.
Research indicates that: kanıtı temkinli biçimde sunmak
Research indicates that, ardından gelen yan cümleyi araştırmayla desteklenen bir sonuç olarak sunar. Önce iddianın kaynağını, ardından sonucu belirterek bilgiyi kanıttan sonuca doğru düzenler. Indicates temkinli bir ifadedir: kanıtlar sonuca işaret eder, ancak ifade bunun kesin olarak kanıtlandığını ileri sürmez. Kanıtlar anlamlı olsa da hâlâ sınırlamalar veya daha sonra değişiklik ihtimali bulunduğunda bu kalıp kullanışlıdır.
Alıştırma
Küçük bir gözlemsel çalışma bir bağlantı buldu ancak kesinlik ortaya koymadı. Hangi cümle bulguyu uygun bir temkinle bildiriyor?
- Research indicates that the two factors are related.
- Research proves that the two factors are always related.
- I feel that the two factors are related.
Cevabı göster
Research indicates that the two factors are related.
The foreskin is innervated with specialized nerves that can detect light touch like the nerves found on our fingertips and lips.
2:28Sünnet derisi, parmak uçlarımızda ve dudaklarımızda bulunanlar gibi hafif dokunuşları algılayabilen özel sinir uçlarına sahiptir.
The most sensitive part of the penis is found between the transition region
2:34Penisin en hassas bölümü geçiş bölgesinde,
between the external and internal part of the foreskin,
2:37sünnet derisinin dış ve iç kısımları arasında yer alır;
which is the region exposed when the foreskin rolls back during sexual activity. Öbek fiiller
2:40bu bölge, cinsel aktivite sırasında sünnet derisi geriye çekildiğinde açığa çıkar.
rolls back: fiziksel olarak geriye doğru hareket
Burada rolls back fiziksel bir hareketi anlatır: esnek doku dönerek veya katlanarak geriye gider ve altındaki bölge açığa çıkar. Back yönü, rolls ise hareketin nasıl gerçekleştiğini gösterir. Bu cümlede örtünün kendisi öznedir, dolayısıyla rolls back geçişsiz kullanılmıştır. Hareketi bir kişi yaptırdığında roll the cover back örneğindeki gibi geçişli olarak da kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için roll back ifadesini doğru biçimde kullanın: When I release the latch, the flexible cover ____ and reveals the screen.
Cevabı göster
rolls back
Studies have shown that even the most sensitive part of a circumcised penis
2:44Araştırmalar, sünnetli bir penisin en hassas bölümünün bile
is not as sensitive as the foreskin. Dilbilgisi
2:48sünnet derisi kadar hassas olmadığını gösteriyor.
not as sensitive as: eşitlik değil, daha düşük derece
not as + sıfat + as kalıbı iki kişiyi veya şeyi karşılaştırır ve birincisinin belirtilen niteliğe ikincisinden daha düşük derecede sahip olduğunu ifade eder. Bu cümlede, sünnet edilmiş bir penisin en hassas kısmının sünnet derisinden daha az hassas olduğu anlamına gelir. İlk as derece çerçevesini başlatırken ikinci as karşılaştırma ölçütünü getirir. Bu kalıpta ikisi de gereklidir: not as sensitive as the foreskin.
Alıştırma
Karşılaştırmayı not as ... as kalıbıyla tamamlayın: This fabric is ____ soft ____ the sample we tested yesterday.
Cevabı göster
not as · as
could allow men to last longer during sex. Dilbilgisi
2:53erkeklerin seks sırasında daha uzun süre dayanmasını sağlayabilir.
allow men to last longer: allow + nesne + to-infinitive
Allow + nesne + to-infinitive yapısı, bir şeyi mümkün kılan koşulu etkilenen kişi veya şeyle ve ortaya çıkan eylemle bağlar. allow men to last longer ifadesinde men, allow fiilinin nesnesi ve to last fiilinin anlamca öznesidir; could sonucun kesin değil, olası olduğunu gösterir. Burada last, belirli bir süre devam etmek anlamındaki bir fiildir; longer ise süreyi karşılaştırır. Cinsel sağlıkla ilgili bu bağlamda last longer, cinsel etkinliğin daha uzun süre devam etmesi anlamına gelir; last, son anlamındaki bir sıfat değildir.
Alıştırma
Cümleyi allow + nesne + to-infinitive yapısıyla tamamlayın: A larger battery could ____ the phone ____ last longer between charges.
Cevabı göster
allow · to
One study documented 47 men who experienced premature ejaculation.
2:55Bir araştırmada erken boşalma yaşayan 47 erkek incelendi.
increased almost tenfold once they were circumcised Kalıp ifadeler
3:04sünnetten sonra neredeyse on kat arttığı
It was found that: raporun odağını bulguya vermek
it was found that yapısında it biçimsel öznedir; belirli bir isme gönderme yapmaz. Gerçekte bulunan bilgiyi that sonrasındaki yan cümle taşır. Bu cümlede söz konusu bilgi, boşalmaya kadar geçen süre ve partner memnuniyetindeki değişikliklerdir. Edilgen was found araştırmacıları belirtmez ve sonucu öne çıkararak nesnel bir araştırma raporu tonu oluşturur. Bir çalışmanın ne bulduğunu aktarır; ancak çalışmanın veya sonucun güvenilir olduğunu kendi başına kanıtlamaz.
Alıştırma
Dersteki kişisiz edilgen raporlama yapısıyla İngilizce cümleyi tamamlayın: After the survey data were analyzed, ____ customer satisfaction was highest among repeat buyers.
Cevabı göster
it was found that
Increased almost tenfold: çarpanla değişimi ifade etmek
Increased tenfold, miktarın veya düzeyin başlangıçtaki değerin on katına çıktığı anlamına gelir. Almost, tenfold ifadesini niteler; dolayısıyla son değer başlangıçtaki değerin on katından biraz daha düşüktür. Bu, çarpanla ifade edilen bir değişimdir; on yüzde puanlık bir artış değildir. Örneğin bir süre 1 dakikadan 10 dakikanın biraz altına çıktıysa it increased almost tenfold denebilir.
Alıştırma
“A clinic's weekly appointments increased almost tenfold.” İngilizce cümlesinin doğru yorumu hangisidir?
- Haftalık randevu sayısı yüzde ondan biraz daha az arttı.
- Haftalık randevu sayısı on yüzde puandan biraz daha az arttı.
- Haftalık randevu sayısı başlangıçtaki sayının on katından biraz daha düşük bir değere geldi.
Cevabı göster
Haftalık randevu sayısı başlangıçtaki sayının on katından biraz daha düşük bir değere geldi.
When it comes to visual preference for circumcised or uncircumcised penises, Kalıp ifadeler
3:09Sünnetli ya da sünnetsiz penislerin görünümüne dair tercihler ise
it's mostly based on experiences and biases.
3:13büyük ölçüde deneyimlere ve önyargılara dayanıyor.
When it comes to + bir konu
When it comes to, konuşmacının ele almak üzere olduğu belirli konuyu veya boyutu tanıtır. Burada cümle, bu tercihi neyin biçimlendirdiğine dair bir genelleme yapmadan önce odağı görsel tercihe çevirir. Kalıp When it comes to + isim, isim öbeği veya -ing biçimidir. Buradaki comes to fiziksel olarak bir yere gelmek anlamına gelmez; bütün ifade “söz konusu olduğunda” veya “konusuna gelince” anlamındadır.
Alıştırma
Cümleyi comes içeren sabit konu tanıtma ifadesiyle tamamlayın: ____ customer privacy, the company follows strict rules.
Cevabı göster
When it comes to
because of the low risk of infection in North America,
3:18Kuzey Amerika'da enfeksiyon riskinin düşük olması nedeniyle
mandatory circumcision is not warranted. Kelime
3:21zorunlu sünnetin gerekli olmadığını belirtiyor.
not warranted: yetersiz gerekçe
Not warranted, mevcut gerekçelerin, kanıtların veya risk düzeyinin önerilen bir eylemi yeterince haklı çıkarmadığını belirten resmî bir değerlendirme ifadesidir. Bu cümlede düşük enfeksiyon riski, zorunlu sünneti reddetmenin dayanağı olarak sunulur; sünnetin her durumda yanlış olduğu iddia edilmez. Warranted, warrant fiilinin geçmiş zaman ortacıdır ve is sözcüğünden sonra sıfat görevinde kullanılmıştır. Aktarılabilir kalıp eylem veya politika + be + not warranted biçimindedir; ardından sıklıkla under the circumstances, by the evidence veya on these grounds gelir.
Alıştırma
“Yeterince haklı çıkarılmamış” anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle bu resmî, kanıta dayalı sonucu tamamlayın: The review found that a mandatory program was ____.
Cevabı göster
not warranted
the benefits of circumcision could outweigh the risk. Deyimler
3:26sünnetin faydaları risklerinden daha ağır basabilir.
STIs are rampant: yaygın ve kontrol edilmesi zor
STIs are rampant ifadesinde rampant, bağlayıcı fiil olan are'den sonra gelen bir sıfattır. Cinsel yolla bulaşan enfeksiyonların o bölgede yaygın olduğunu ve kontrol edilmesinin zor olduğunu anlatır; yalnızca sık görüldüklerini anlatmaz. Bu kelime güçlü bir olumsuz değerlendirme de taşır. Burada ciddi hastalık durumu, konuşanın böyle bir ortamda sünnetin faydalarının riskten daha ağır basabileceği yönündeki düşüncesini destekler.
Alıştırma
Yaygın ve kontrol edilmesi zor, zararlı bir sorunu anlatan kelimeyi seçin: In the region, drug-resistant infections are ___.
- rampant
- occasional
- popular
Cevabı göster
rampant
outweigh the risk: fayda ve riski karşılaştırmak
benefits could outweigh the risk ifadesinde outweigh geçişli bir fiildir: benefits öznedir, the risk ise karşılaştırılan unsurdur. Faydaların önem veya etki bakımından riskten daha büyük olduğuna hükmedildiğini anlatır. could, bu yargının koşula veya duruma bağlı olduğunu gösterir. Outweigh riskin ortadan kalktığı anlamına gelmez; fayda ve risk arasında göreli bir değerlendirme yapar.
Alıştırma
Faydaların risklerden daha büyük olduğuna hükmedildiğini anlatan ifadeyi seçin: For a small clinic, the long-term benefits could ___ the short-term risks.
- outweigh
- reduce
- offset
Cevabı göster
outweigh
if you live in a developed nation and are hygienic,
3:30gelişmiş bir ülkede yaşıyor ve hijyeninize dikkat ediyorsanız,
there isn't that big of a difference between the two. Kelime
3:33ikisi arasında o kadar büyük bir fark yok.
Sonuçta
At the end of the day, ilgili bütün gerçekler değerlendirildikten sonra nihai bir yargıyı tanıtmak için kullanılan deyimsel bir sonuç ifadesidir. “Her şey hesaba katıldığında” veya “sonuçta” anlamına gelir; kelimesi kelimesine günün sonundaki bir zamanı anlatmaz. Burada önceki karşılaştırmayı sonlandırıp konuşmacının pratik sonucunu veriyor: belirtilen koşullarda iki seçenek arasında çok büyük bir fark yok. Bu ifade, ardından gelen cümlenin nihai değerlendirme olduğunu gösterir.
Alıştırma
Bu cümlede At the end of the day ifadesinin hangi anlamı uygundur? “At the end of the day, the simpler plan was the better choice.”
- Geceleyin daha basit plan daha iyi seçimdi.
- Gün başlamadan önce daha basit plan daha iyi seçimdi.
- Her şeyi değerlendirdikten sonra daha basit plan daha iyi seçimdi.
Cevabı göster
Her şeyi değerlendirdikten sonra daha basit plan daha iyi seçimdi.
Böyle büyük bir fark
That big of a difference, that + sıfat + of a + isim biçimindeki konuşma dili derece yapısıdır. Bu cümlede big, difference kelimesinin ne kadar büyük olduğunu belirtir; that ise konuşulan veya beklenen bir dereceye işaret eder. Olumsuz yapı olan there isn't that big of a difference, farkın birinin düşünebileceği kadar büyük ya da önemli olmadığı anlamına gelir. Of a bu derece yapısının bir parçasıdır; difference kelimesini başka bir isme bağlayan sıradan bir edat değildir.
Alıştırma
Cümleyi doğal biçimde tamamlamak için derste öğretilen konuşma dili derece yapısını kullanan seçenek hangisidir? “Changing the meeting time won't make ___ to most people.”
- such a big difference
- that big of a difference
- that big a difference
Cevabı göster
that big of a difference
A huge thank you to Hims for sponsoring this episode.
3:36Bu bölüme sponsor olduğu için Hims'e çok teşekkür ederiz.
to get trusted quality medical recommendations and treatments
3:40güvenilir ve kaliteli tıbbi tavsiye ve tedavilere ulaşmalarına yardımcı oluyor,
for issues that can sometimes feel scary or embarrassing to approach.
3:43özellikle de yardım istemenin bazen korkutucu veya utandırıcı gelebildiği sorunlarda.
Whether it's hair loss or skin issues or erectile dysfunction,
3:46Saç dökülmesi, cilt sorunları ya da sertleşme bozukluğu olsun,
it can be tough to start addressing these issues.
3:50bu sorunları ele almaya başlamak zor olabilir.
Hims uses real doctors and medical grade products in order to offer you solutions.
3:52Hims size çözüm sunmak için gerçek doktorlardan ve tıbbi standartlara uygun ürünlerden yararlanıyor.
where they might want to go to the doctor for something like hair loss,
3:58saç dökülmesi gibi bir nedenle doktora gitmek istiyorlar,
Too nervous to: too + adjective + to ve mastar eksiltisi
too nervous to ifadesindeki too + adjective + to yapısı, sıfatın belirttiği derecenin eylemi engellediğini anlatır: Gerginlikleri doktora gitmelerini önleyecek kadar güçlüdür. go to the doctor hemen önce söylendiği için to sonrasındaki fiil grubu çıkarılmıştır. Sondaki to hâlâ mastarı işaret eder ve dinleyicinin eksik eylemi bağlamdan tamamlamasını sağlar; bir edat ya da yarım kalmış cümle değildir.
Alıştırma
Tekrarlanan eylemi söylemeden cümleyi too + nervous + to ile tamamlayın: Maya wants to call the clinic, but she is ____.
Cevabı göster
too nervous to
If you check out our link forhims.com/asaphair,
4:02forhims.com/asaphair bağlantımızı ziyaret ederseniz,
you'll get a month trial which includes a virtual visit with a doctor
4:05doktorla sanal görüşme içeren bir aylık deneme paketini
and this comprehensive hair kit for only $5.
4:08ve bu kapsamlı saç bakım setini yalnızca 5 dolara alabilirsiniz.
so you can take your health into your own hands. Deyimler
4:12böylece sağlığınızın kontrolünü elinize alabilirsiniz.
Take your health into your own hands: sağlığının kontrolünü kendi eline almak
Take your health into your own hands, pasif biçimde beklemeyi bırakıp sağlığınızla ilgili kararlar veya eylemler için kişisel sorumluluk almak anlamına gelen bir deyimdir. Burada dinleyiciyi kendisi için yardım aramaya teşvik eder. Sağlığı gerçekten elde tutmak anlamına gelmez; kontrolü ele almak, profesyonel tıbbi yardımı reddetmek yerine ondan yararlanmayı da içerebilir.
Alıştırma
Cümleyi take ... into your own hands deyimiyle tamamlayın: After delaying the appointment for months, Lena decided to ____ and call the clinic herself.
Cevabı göster
take her health into her own hands
We think it's really cool that they want to support a video about men's health.
4:15Erkek sağlığıyla ilgili bir videoyu desteklemek istemeleri gerçekten harika.
and we'll see you next Thursday for a new science video.
4:20gelecek perşembe yeni bir bilim videosunda görüşürüz.