Bir sosisin eldivenlerinizin yapamadığını nasıl yapabildiğinin sırrı - Charles Wallace ve Sajan Saini: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
668 kelime 141 kel/dk

Video açıklaması: Video, Güney Kore’deki son derece soğuk bir kış sırasında atıştırmalık sosislerin akıllı telefonları neden çalıştırabildiğini açıklıyor. Dokunmatik ekranların gelişimini izleyerek basınca tepki veren dirençli ekranlarla elektrik alanındaki değişimi algılayan kapasitif ekranları karşılaştırıyor. Ayrıca parmağın neden işe yaradığını, eldiven ve suyun ise neden sorun çıkardığını gösteriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. see a 40% rise in sausage sales. — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler. Satış, fiyat, talep veya başka göstergelerdeki ölçülebilir artışı iş raporları ve haberlerde kullanılan kısa, doğal üslupla aktarmayı öğrenin; “satışlar daha yüksek oldu” anlamındaki sözcüğü sözcüğüne ve yapay bir çeviriden kaçının. 2. while chemically pure water is an insulator, — Dil bilgisi ve cümle kalıpları. while sözcüğünün görünürdeki bilimsel çelişkiyi açıklayan bir karşıtlık kurduğunu fark edin: Kimyasal olarak saf su yalıtkandır, fakat sıradan su yüklü iyonlar içerir. Bu yapıyı genel bir görüşü önemli bir istisna, koşul veya sınırlamayla karşılaştırmak için kullanın. 3. come in clutch — Deyimler ve mecazlı ifadeler. Bu gündelik ifadenin, yardıma tam ihtiyaç duyulan kritik anda işe yaramak anlamına geldiğini anlayın. İfadeyi samimi konuşmalarda ve internet dilinde tanıyıp kullanabilir, “yararlı olmak” ya da “kritik anda yardım etmek” gibi nötr seçeneklerden ayırabilirsiniz.

Bu derste

In 2010, South Korea experienced a particularly cold winter. Kalıp ifadeler

0:07

2010 yılında Güney Kore özellikle soğuk bir kış geçirdi.

Kalıp ifadeler

experienced a particularly cold winter: fiil olarak experience

Burada experienced, experience fiilinin geçmiş zaman biçimidir ve “yaşadı” ya da “etkilendi” anlamına gelir. South Korea öznedir; a particularly cold winter ise ülkenin yaşadığı durumdur. experience fiilinin öznesi yalnızca bir kişi olmak zorunda değildir. Bir ülke, şehir, şirket veya sistem de hava koşulları, kriz, büyüme ya da başka bir değişim yaşayabilir. Bu yapıda experienced, “deneyimli veya bilgili” anlamındaki sıfat değildir.

Alıştırma

Cümleyi experience fiilinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Last summer, the region ____ its hottest month on record.

Cevabı göster

experienced

People couldn't activate their smartphones while wearing gloves, Dilbilgisi

0:12

İnsanlar eldiven takarken akıllı telefonlarını etkinleştiremediler,

Dilbilgisi

while wearing gloves: kısaltılmış while + V-ing yapısı

while wearing gloves, “while they were wearing gloves” anlamına gelir. while yan cümlesinin öznesi ana cümlenin öznesi olan people ile aynı olduğundan, they öznesi ve be fiilinin were biçimi çıkarılır; geriye while + wearing kalır. -ing grubu bağımsız başka bir ana fiil değildir. people couldn't activate their smartphones ile aynı anda gerçekleşen arka plan eylemini verir. Bu kısaltılmış yapı, anlaşılan özneleri aynı olduğunda eş zamanlı iki eylemi birbirine bağlayabilir.

Alıştırma

while he was washing ifadesini while + V-ing yapısına kısaltın: Ben listened to a podcast ____ the dishes.

Cevabı göster

while washing

so they began wielding snack sausages, Kelime

0:16

bu yüzden atıştırmalık sosisler kullanmaya başladılar,

Kelime

wielding snack sausages: güçlü ve komik bir ifade

Wield, özellikle bir silahı veya aleti elde tutup etkin biçimde kullanmak anlamına gelir. Burada wielding snack sausages, sosisleri insanların yalnızca tuttuğu yiyecekler olarak değil, geçici aletler olarak gösterir. Wield güçlü ve biraz dramatik bir fiil olduğu için sıradan bir atıştırmalıkla kullanıldığında anlatım abartılı ve komik olur.

Alıştırma

Cümledeki wielding etkisini en iyi koruyan yorum hangisidir?

  1. Sosisleri yemek için pişirmek
  2. Sosisleri neredeyse birer alet gibi etkin biçimde kullanmak
  3. Sosisleri kullanmadan yalnızca elde taşımak
Cevabı göster

Sosisleri neredeyse birer alet gibi etkin biçimde kullanmak

causing one company to see a 40% rise in sausage sales. Kalıp ifadeler

0:19

bu da bir şirketin sosis satışlarında %40'lık bir artış görmesine neden oldu.

Kalıp ifadeler

see a 40% rise in sausage sales: see ile değişim bildirmek

see a 40% rise in sausage sales ifadesinde see, 'bakmak' değil, 'yaşamak veya kaydetmek' anlamına gelir. Satışları değişen kuruluş cümlenin öznesi olan şirkettir. Yeniden kullanılabilen kalıp özne + see + a + yüzde veya sıfat + rise + in + ölçüttür: The store saw a 10% rise in orders. Bu yapı iş dünyası ve haber dilinde yaygındır.

Alıştırma

Verilerdeki bir değişimi bildirmek için see a rise in kalıbını doğal biçimde kullanan cümle hangisidir?

  1. The company saw online sales a rise of 20%.
  2. The company saw a 20% rise in online sales.
  3. The company watched online sales to become 20% higher.
Cevabı göster

The company saw a 20% rise in online sales.

So,

0:24

Peki,

what could sausages do that gloves couldn't?

0:25

sosislerin yapıp da eldivenlerin yapamadığı şey neydi?

In other words, Anlatım akışı

0:28

Başka bir deyişle,

how do touchscreens actually work? Anlatım akışı

0:29

dokunmatik ekranlar aslında nasıl çalışır?

Anlatım akışı

In other words ile bir fikri yeniden ifade edip odaklamak

“In other words”, sonraki fikrin önceki noktayı daha açık biçimde yeniden ifade ettiğini gösterir. Burada sıra dışı bir gözlemi, açıklamanın yanıtlayacağı temel soruya dönüştürür. Ayrı bir bilgi eklemek yerine bilgiyi düzenler: önce gözlem gelir, ardından gerçekten açıklanması gereken şey daha açık biçimde ifade edilir.

Alıştırma

Hangi seçenek ilk fikri daha açık biçimde yeniden ifade etmek için “In other words” kullanıyor?

  1. The train stops running at midnight. In other words, we need to leave before then.
  2. The train stops running at midnight. In other words, my sister likes buses.
  3. The train stops running at midnight. In other words, it also has free Wi-Fi.
Cevabı göster

The train stops running at midnight. In other words, we need to leave before then.

Anlatım akışı

actually work? ile gerçek mekanizmayı sormak

“how do ... actually work?” yapısında “actually”, soruyu gözlemlenen bir sonucun arkasındaki gerçek sürece odaklar. Konuşan kişi yalnızca dokunmatik ekranların ne yaptığını değil, ne sayesinde tepki verdiklerini sorar. Burada “actually” esas olarak mekanizmanın açıklanması isteğini vurgular. Sonucun şaşırtıcı olduğu anlamı ön planda değildir.

Alıştırma

Hangi soru gerçek mekanizmanın açıklanmasını istiyor?

  1. Does this air-quality sensor actually work?
  2. How does this air-quality sensor actually work?
  3. Why did this air-quality sensor stop working?
Cevabı göster

How does this air-quality sensor actually work?

In 1965,

0:33

1965'te,

the first ever touchscreen was invented to help British air traffic controllers efficiently update flight plans. Notlar

0:34

ilk dokunmatik ekran, İngiliz hava trafik kontrolörlerinin uçuş planlarını verimli bir şekilde güncellemesine yardımcı olmak için icat edildi.

Kalıp ifadeler

first ever touchscreen: tarihte bir ilk olduğunu vurgulama

first ever touchscreen ifadesinde ever, first sözcüğünü güçlendirir. İfade, yalnızca küçük bir listedeki ilk öğeyi değil, o ana kadarki tüm tarih içinde ortaya çıkan en eski dokunmatik ekranı anlatır. Burada ever, first için geniş bir zaman aralığı belirler. Ayrı bir zarf olarak “bir zamanlar” anlamına gelmez.

Alıştırma

“Okul tarihinde ilk” anlamına gelen, dersteki iki sözcüklü ifadeyle İngilizce cümleyi tamamlayın: This was our ____ science fair.

Cevabı göster

first ever

Dilbilgisi

was invented to help: edilgen yapı ve amaç

was invented to help yapısında was invented, basit geçmiş zamanda edilgen bir biçimdir. Odak, icat eden kişiden çok icadın üzerindedir ve icadı yapan kişinin adı verilmeyebilir. to help mastarı icadın amacını belirtir. Yeniden kullanılabilen kalıp something was invented, designed, or developed to + fiilin yalın hâlidir. to ile başlayan bölüm, bir şeyin neden yaratıldığını açıklar; sonradan gerçekleşen ikinci bir olayı anlatmaz.

Alıştırma

Bir cihazın insanların iletişim kurmasına yardım etmek amacıyla yaratıldığını hangi cümle doğru şekilde ifade eder?

  1. The device invented to help people communicate.
  2. The device was invented for help people communicate.
  3. The device was invented to help people communicate.
Cevabı göster

The device was invented to help people communicate.

Kültür

air traffic controllers: hava trafik kontrolörleri

Hava trafik kontrolörleri, uçakların güvenli ve düzenli biçimde hareket etmesine yardımcı olan uzmanlardır. Kalkış, iniş ve uçuş sırasında uçaklara talimat verirler. Buradaki air traffic, karayolundaki otomobilleri değil, havada ve havalimanlarının çevresinde hareket eden uçakları anlatır. Bu cümlede British, bu ilk kullanımın Britanya'daki hava trafik kontrolüyle ilgili olduğunu gösterir. Kontrolörlerin uçuş planlarını verimli biçimde güncelleme ihtiyacı, ilk dokunmatik ekranın desteklemek üzere tasarlandığı gerçek işi açıklar.

Alıştırma

Bu cümlede air traffic controllers ne anlama gelir?

  1. Yollardaki otomobilleri yöneten polisler
  2. Uçak bileti satan çalışanlar
  3. Uçak hareketlerini yöneten ve koordine eden uzmanlar
Cevabı göster

Uçak hareketlerini yöneten ve koordine eden uzmanlar

However,

0:41

Ancak,

the technology was too unwieldy and expensive for widespread use. Dilbilgisi

0:42

bu teknoloji yaygın kullanım için çok hantal ve pahalıydı.

Dilbilgisi

too unwieldy and expensive for widespread use: yaygın kullanım için fazla hantal ve pahalı

too + sıfat + for ... yapısı, bir özelliğin kabul edilebilir sınırı aştığını anlatır. for ifadesinden sonraki sözcükler, bir şeyin uygun olmadığı kişiyi, durumu veya kullanım alanını belirtir. Burada too hem unwieldy hem de expensive sözcüklerini etkiler; for widespread use ise değerlendirilen kullanım alanını gösterir. Unwieldy, bir şeyin boyutu, şekli veya karmaşıklığı nedeniyle taşınmasının, tutulmasının ya da kullanılmasının zor olduğunu belirtir. Yalnızca ağır anlamına gelmez. Bu iki sorun birlikte teknolojiyi geniş çapta benimsenmeye uygun olmaktan çıkarmıştır.

Alıştırma

Ağırlığın eylemi engellediğini göstermek için cümleyi too ... for ile tamamlayın: The backpack was ____ heavy ____ a young child to carry.

Cevabı göster

too · for

Over the following decades, Anlatım akışı

0:46

İlerleyen on yıllar boyunca,

Anlatım akışı

Over the following decades: zaman çizgisini ileri taşımak

Over the following decades, daha önce belirtilmiş bir noktadan sonraki birkaç on yılı kapsayan bir zaman çerçevesi kurar. Buradaki over, bir şeyin fiziksel olarak üstünde olmayı değil, o dönem boyunca anlamını taşır. Cümlenin başında kullanıldığında zaman çizgisini ileri taşır ve okuru daha sonraki tek bir olaya değil, uzun vadeli bir gelişmeye hazırlar.

Alıştırma

Bu cümlede baştaki ifade ne işe yarıyor: Over the following decades, the town grew into a major city?

  1. Büyümeyi, takip eden on yıllar boyunca gerçekleşen bir süreç olarak çerçeveler.
  2. Tüm büyümeyi on yıllar sonraki tek bir ana yerleştirir.
  3. Kasabanın fiziksel olarak birkaç on yılın üstünde olduğunu söyler.
Cevabı göster

Büyümeyi, takip eden on yıllar boyunca gerçekleşen bir süreç olarak çerçeveler.

engineers further developed this technology and experimented with alternative kinds of touchscreens. Kalıp ifadeler

0:48

mühendisler bu teknolojiyi daha da geliştirdiler ve alternatif dokunmatik ekran türleri üzerinde deneyler yaptılar.

Kalıp ifadeler

experimented with alternative kinds of touchscreens: alternatif dokunmatik ekran türlerini denemek

Experimented with, bir şeyin ne kadar iyi çalıştığını öğrenmek için test edildiği veya denendiği anlamına gelir. Alternative kinds of touchscreens, mevcut tasarımın yerini alabilecek diğer dokunmatik ekran türleridir. İfade bir bütün olarak mühendisliği, farklı teknik seçeneklerin düzenli biçimde araştırılması olarak sunar. Buradaki alternative tarafsızdır; tuhaf veya toplumsal açıdan alışılmadık anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi experiment with ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: To find a safer option, the team ____ alternative materials.

Cevabı göster

experimented with

Soon,

0:54

Kısa süre sonra,

resistive touchscreens dominated the market. Notlar

0:54

dirençli dokunmatik ekranlar piyasaya hakim oldu.

Kelime

resistive touchscreens: basınca dayalı dokunmatik ekran teknolojisi

Resistive touchscreens ifadesi, dokunmayı fiziksel basınç yoluyla algılayan ekranları anlatır. Yüzeye basıldığında iletken katmanlar birbirine temas eder ve ekran, ortaya çıkan direnç değişimini kullanarak dokunulan konumu bulur. Bu cümlede resistive, elektrik direnciyle ilgili teknik bir sınıflandırmadır. Birinin isteksiz veya iş birliğine kapalı olduğunu anlatmaz.

Alıştırma

Bir teknoloji yazısında resistive touchscreen ne anlama gelir?

  1. Yalnızca parlak renkleriyle tanımlanan bir dokunmatik ekran.
  2. Komutları kabul etmeyi reddeden bir ekran.
  3. İletken katmanların teması yoluyla basıncı algılayan bir dokunmatik ekran.
Cevabı göster

İletken katmanların teması yoluyla basıncı algılayan bir dokunmatik ekran.

Kalıp ifadeler

dominated the market: pazardaki lider konumu elinde tuttu

Dominated the market, bir pazardaki en güçlü konumu elinde tutmak anlamına gelir. Bir şirket, ürün veya teknoloji; pazar payı, kullanım oranı, satışları ya da etkisi rakiplerinden çok daha yüksek olduğunda pazara hâkim olabilir. Burada dominated geçmiş zamandadır; dolayısıyla pazar liderliği geçmişteki bir döneme aittir. Bu ifade fiziksel kontrolü değil, rekabet gücünü anlatır.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için dominate the market ifadesini basit geçmiş zamanda kullanın: For nearly ten years, one company ____.

Cevabı göster

dominated the market

But then,

0:57

Ancak daha sonra,

in 2007,

0:58

2007'de,

Apple released the first iPhone. Kelime

0:59

Apple ilk iPhone'u piyasaya sürdü.

Kelime

released the first iPhone: bir ürünü piyasaya sürmek

Nesnesi bir ürün olduğunda release, ürünü resmî olarak halka veya pazara sunmak anlamına gelir. Bu nedenle released the first iPhone, Apple’ın ürünü insanların satın alıp kullanabileceği şekilde piyasaya sürdüğünü anlatır; bir nesneyi fiziksel olarak serbest bırakmak anlamına gelmez. Bu anlam yazılım, film, oyun, müzik ve raporlar için de kullanılır. Nesneye bakın: Bir izleyici veya kullanıcı grubu için oluşturulmuş bir şeyse release çoğu zaman yayımlamak, piyasaya sürmek veya kullanıma sunmak demektir.

Alıştırma

Dersin “halka sunmak” anlamındaki fiiliyle tamamlayın: The developer will ____ the update on Friday so everyone can download it.

Cevabı göster

release

It was a breakthrough, Kelime

1:02

Bu bir dönüm noktasıydı,

Kelime

a breakthrough: önemli bir atılım

A breakthrough, önemli bir zorluğun aşılmasını sağlayan veya yeni ilerlemeleri mümkün kılan büyük bir gelişmedir. It was a breakthrough cümlesinde was sözcüğünden sonraki isim öbeği, önceki gelişmeyi sıradan bir değişiklik değil, olağanüstü derecede önemli bir sonuç olarak değerlendirir. Breakthrough burada tekil ve sayılabilen bir isimdir; bu yüzden a breakthrough biçiminde kullanılır. Anlam mecazidir: Bir şeyi fiziksel olarak kırıp geçmek değil, bir sınırı aşmak demektir.

Alıştırma

Dersin “önemli bir ilerleme” anlamındaki isim öbeğiyle tamamlayın: After years of failed tests, the discovery was ____.

Cevabı göster

a breakthrough

yet it functioned using the same principle as the first touchscreen: Notlar

1:03

ancak ilk dokunmatik ekranla aynı prensibi kullanarak çalışıyordu:

Anlatım akışı

yet: karşıtlık oluşturan bir gerçeği sunmak

Burada yet, önceki bilgiyle karşıtlık oluşturan bir gerçeği sunar. Cihaz büyük bir yenilik gibi görünmüş olabilir, ancak yine de ilk dokunmatik ekranla aynı temel fikre göre çalışıyordu. Bağlayıcı olarak yet, önceki beklentiyi yeniden değerlendirmen gerektiğini gösterir: ikinci gerçek, birincinin yanında şaşırtıcıdır. Burada “ama” veya “yine de” anlamına gelir; “şimdiye kadar” anlamına gelmez.

Alıştırma

Şunu oku: The battery is old, yet it still holds a full charge. Bu cümlede yet ne işe yarar?

  1. Nedeni açıklar.
  2. Pilin şimdiye kadar şarj olmadığını belirtir.
  3. Karşıtlık oluşturan bir gerçek ekler.
Cevabı göster

Karşıtlık oluşturan bir gerçek ekler.

Kalıp ifadeler

using the same principle as: nesnelerin çalışma biçimini karşılaştırmak

using the same principle as ifadesi, iki şeyin aynı temel mekanizmaya veya fikre dayandığını gösterir. Örnekte using, cihazın nasıl çalıştığını açıklar; as ise ilk dokunmatik ekranı karşılaştırma öğesi olarak sunar. Teknik açıklamalarda principle, bir çalışma fikri veya kuralı anlamına gelir. Aynı prensibi paylaşmak, iki cihazın tasarımının, parçalarının veya performansının aynı olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Ortak bir mekanizmayı belirtmek için bu nottaki beş sözcüklük ifadeyi aynen yaz: The backup sensor works ____ the main system.

Cevabı göster

using the same principle as

capacitance. Kelime

1:07

kapasitans.

Kelime

capacitance: elektrik yükünü depolama yeteneği

Capacitance yani kapasitans, bir nesnenin elektrik yükünü depolama yeteneğini tanımlayan elektriksel bir özelliktir. Dokunmatik ekranlarla ilgili bu açıklamada capacitive sıfatının temelindeki kavramdır. Burada capacitance, sıradan depolama alanını değil, belirli bir elektrik kavramını adlandırır.

Alıştırma

Bu dokunmatik ekran açıklamasında capacitance neyi ifade eder?

  1. bir ekranın parlaklığı
  2. elektrik yükünü depolama yeteneği
  3. bir telefonun depolayabileceği veri miktarı
Cevabı göster

elektrik yükünü depolama yeteneği

Nowadays,

1:08

Günümüzde,

capacitive and resistive touchscreens are two of the most common types. Kelime

1:09

kapasitif ve dirençli dokunmatik ekranlar en yaygın iki türdür.

Kelime

capacitive and resistive touchscreens: iki teknoloji türü

Bu ifade iki ayrı dokunmatik ekran kategorisini yan yana getirir: capacitive touchscreens ve resistive touchscreens. Capacitive sıfatı capacitance ile, resistive sıfatı ise elektrik direnciyle ilişkilidir. Çoğul touchscreens adı iki sıfat için de geçerlidir. Cümle, teknolojilerin farklı şekillerde çalıştığını açıklamadan önce iki adı tanıtır.

Alıştırma

Hangi ifade iki dokunmatik ekran türünü doğru biçimde ayırır?

  1. capacitive touchscreen türü bir ekran her zaman iki katman temas edene kadar bastırılmalıdır.
  2. resistive touchscreen türü bir ekran genellikle iletken katmanları temas ettiren basıncı algılar.
  3. capacitive touchscreen yalnızca resistive touchscreen için kullanılan başka bir addır.
Cevabı göster

resistive touchscreen türü bir ekran genellikle iletken katmanları temas ettiren basıncı algılar.

Both use an external input to complete their electric circuits. Kalıp ifadeler

1:14

Her ikisi de elektrik devrelerini tamamlamak için harici bir girdi kullanır.

Kalıp ifadeler

complete their electric circuits: kapalı bir yol oluşturmak

Burada complete, “yolu parçalarını bağlayarak bütün hâle getirmek” anlamındadır. To complete an electric circuit, akımın geçebileceği kesintisiz ve kapalı bir yol oluşturmak demektir. complete + circuit yapısında nesne, kapatılan yolu belirtir. Bu cümlede harici bir girdi eksik bağlantıyı sağlar ve böylece devreler tepki verebilir.

Alıştırma

Cümleyi complete ve doğru isimle tamamlayın: When the metal contacts touch, they ____, allowing current to flow.

Cevabı göster

complete the circuit

In conductive materials, Kelime

1:19

İletken malzemelerde,

Kelime

conductive materials: elektrik akımını ileten malzemeler

Conductive, elektriği veya ısıyı iletebilen anlamına gelen bir sıfattır. In conductive materials, “elektrik yükünün kolayca hareket edebildiği malzemelerin içinde” demektir; elektrikle ilgili anlam, devre bağlamından gelir. Bu ifadede conductive, materials sözcüğünü niteler. Böylece bir nesnenin veya ölçümün adını vermek yerine ne tür malzemelerden söz edildiğini belirtir.

Alıştırma

Cümleyi doğru tamamlayan sözcüğü seçin: Copper is a highly ___ material.

  1. conductive
  2. conductivity
  3. conductor
Cevabı göster

conductive

electrons flow around atoms,

1:21

elektronlar atomların etrafında akar,

forming an electric current. Kalıp ifadeler

1:24

bir elektrik akımı oluşturur.

Kalıp ifadeler

forming an electric current: sonucu ifade etme

Burada forming an electric current, önceki sürecin sonucunu belirtir: elektrik yüklerinin hareketi bir yük akışı oluşturur. -ing biçimindeki forming, bu sonucu ana açıklamaya ekler. Electric current, elektrik yükü akışını ifade eden standart isim öbeğidir. Bu ifadede current, bu akışı belirten bir isimdir; “güncel” anlamındaki sıfat değildir.

Alıştırma

Cümleyi elektrik yükü akışını ifade eden iki kelimelik bilimsel terimle tamamlayın: Moving electrons through the wire can form an ____.

Cevabı göster

electric current

In contrast to insulators, Anlatım akışı

1:26

Yalıtkanların aksine,

Anlatım akışı

In contrast to insulators: karşılaştırma noktası sunma

In contrast to insulators ifadesi, yalıtkanları karşılaştırma noktası yapar ve sonraki açıklamanın başka bir grubun nasıl farklı olduğunu göstereceğini belirtir. Burada elektrik yükünün kolayca hareket etmesine izin vermeyen malzemeler olan yalıtkanlar, iletkenleri açıklamak için başvuru noktasıdır. Kalıp in contrast to + isim öbeği veya zamir şeklindedir. to sözcüğü bağlantı ifadesinin tamamına aittir; bu ifade genel bir konu açma kalıbı değildir.

Alıştırma

Karşılaştırma ifadesini tamamlayın: In ____ to paper maps, map apps can update routes immediately.

Cevabı göster

contrast

the electrons in conductors are weakly bound and flow easily. Kelime

1:28

iletkenlerdeki elektronlar zayıf bir şekilde bağlıdır ve kolayca akar.

Kelime

weakly bound: zayıf bir kuvvetle bağlı

Burada weakly bound, “yalnızca zayıf bir kuvvetle tutulmuş veya bağlanmış” demektir. İletkendeki elektronların atomlar ya da malzemenin yapısı tarafından ne kadar güçlü tutulduğunu anlatır. Elektronları tutan kuvvet zayıf olduğu için elektronlar daha kolay hareket edebilir. Bu bilimsel kullanımda bound, bind fiilinin geçmiş ortaç biçimidir; “bir yere doğru yol alan” anlamına gelmez.

Alıştırma

Bilimsel bir metinde “The particles are weakly bound” ne anlama gelir?

  1. Hareket edemeyecek kadar sıkı tutulurlar.
  2. Bir yere doğru yol alırlar.
  3. Yalnızca zayıf bir kuvvetle tutulurlar.
Cevabı göster

Yalnızca zayıf bir kuvvetle tutulurlar.

A resistive touchscreen has two layers.

1:33

Dirençli bir dokunmatik ekranın iki katmanı vardır.

The top is a clear flexible material,

1:36

Üst kısım şeffaf esnek bir malzemedir,

usually plastic,

1:39

genellikle plastik,

while the bottom is something rigid, Dilbilgisi

1:40

alt kısım ise sert bir şeydir,

like glass.

1:42

cam gibi.

Dilbilgisi

while the bottom is something rigid: karşıtlık bildiren while

Burada while, “oysa” veya “buna karşılık” anlamındadır; “... sırasında” biçimindeki zaman anlamında değildir. İki cümleciği birbirine bağlar ve farklı özelliklerini yan yana koyar: üst kısım esnekken alt kısım serttir. clause A, while clause B kalıbı iki nesne, grup veya seçenek arasında dengeli bir karşılaştırma düzenlemek için kullanışlıdır.

Alıştırma

İki sırt çantasını karşılaştırmak için while kullanın: The blue backpack is lighter, ____ the red one has more pockets.

Cevabı göster

while

These layers are coated with a conductive substance and separated by a thin gap. Kalıp ifadeler

1:43

Bu katmanlar iletken bir maddeyle kaplanmıştır ve ince bir boşlukla ayrılır.

Kalıp ifadeler

be coated with a conductive substance: yüzeyi iletken bir maddeyle kaplı

Be coated with + malzeme, bir malzemenin bir şeyin yüzeyini kapladığını anlatır. Bu cümlede iletken bir madde, katmanların yüzeyinde bir kaplama oluşturur. Bu ifade yüzeydeki bir tabakayı anlatır; nesnenin tamamının hangi malzemeden yapıldığını belirtmez.

Alıştırma

Cümleyi be coated with yapısını kullanarak tamamlayın: The metal plate is ____ a thin layer of paint.

Cevabı göster

coated with

Kalıp ifadeler

be separated by a thin gap: ince bir boşlukla ayrılmış

Be separated by + boşluk veya nesne, iki şeyin arasında o boşluğun ya da nesnenin bulunduğunu anlatır. Bu cümlede ince bir boşluk katmanları birbirinden ayrı tutar. Bu yapıda by, iki şeyin arasında bulunan şeyi belirtir; eylemi yapan bir kişiyi ya da makineyi belirtmez.

Alıştırma

İki şeyin arasında ne olduğunu belirtmek için be separated by yapısını kullanın: The two rooms are ____ a thin wall.

Cevabı göster

separated by

When something pushes hard enough, Dilbilgisi

1:49

Bir şey yeterince sert bastırdığında,

the layers connect,

1:51

katmanlar birleşir,

completing the electric circuit.

1:53

elektrik devresini tamamlar.

Dilbilgisi

When something pushes hard enough: kuvvet koşulu

When ile başlayan yan cümle, ana cümledeki sonucun koşulunu belirtir: Katmanlar ancak itme gerekli kuvvete ulaştığında temas eder. Burada hard, pushes fiilini niteler ve “kuvvet uygulayarak” anlamına gelir. Enough, hard sözcüğünden sonra gelir ve kuvvetin gereken düzeye ulaştığını gösterir. Bir şeyin zor olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi hard ve gerekli dereceyi gösteren sözcükle tamamlayın: The safety latch opens when you push ____.

Cevabı göster

hard enough

This causes a change in voltage that the machine's software reacts to. Kalıp ifadeler

1:55

Bu, makinenin yazılımının tepki verdiği bir voltaj değişikliğine neden olur.

Kalıp ifadeler

a change in voltage: neyin değiştiğini adlandırma

A change in voltage, voltajın farklı hâle geldiğini belirten bir isim öbeğidir. a change in + isim yapısında, in sözcüğünden sonraki isim değişen şeyi veya ölçümü belirtir. Bu yapı, bilimsel bir açıklamada değişimin neden olunabilen, algılanabilen veya ölçülebilen bir olay olarak ele alınmasını sağlar. Bu cümlede yazılım, söz konusu voltaj değişimine tepki verir.

Alıştırma

a change in + ölçüm isim yapısını tamamlayın: The meter recorded a small ____ voltage.

Cevabı göster

change in

Kalıp ifadeler

reacts to: bir değişikliğe tepki vermek

React to something, bir şey olduğunda veya algılandığında ona tepki vermek anlamına gelir. to edatı, tepkiye neden olan olayı, sinyali veya değişikliği tanıtır. Burada that, önceki a change in voltage ifadesine gönderme yapar. İlgi cümleciğinde that, the machine's software ifadesinden önce geldiği için to sonda kalır: Yazılım değişikliğe tepki verir.

Alıştırma

Cümleyi react to ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The camera ____ movement near the door.

Cevabı göster

reacts to

Resistive touchscreens can be a little unresponsive, Kelime

1:59

Dirençli dokunmatik ekranlar biraz tepkisiz olabilir,

Kelime

a little unresponsive: biraz yavaş tepki veren

Cihazları anlatırken unresponsive, cihazın girdiye geç tepki vermesi veya düzgün tepki vermemesi anlamına gelir. Unresponsive bir dokunmatik ekran, dokunmayı hemen algılamayabilir. A little, eleştiriyi yumuşatır. A little unresponsive, ekranın tamamen çalışamaz durumda olduğunu değil, hafif bir tepki sorununu anlatır.

Alıştırma

Cümleyi a little ve unresponsive içeren hedef ifadeyle tamamlayın: The old tablet is ____, but it still works.

Cevabı göster

a little unresponsive

but they're generally cheap and durable,

2:03

ancak genellikle ucuz ve dayanıklıdırlar,

so they're favored for industrial or mass use. Kalıp ifadeler

2:05

bu yüzden endüstriyel veya toplu kullanım için tercih edilirler.

Kalıp ifadeler

favored for industrial or mass use: endüstriyel veya geniş ölçekli kullanım için tercih edilen

Bu cümlede are favored, “genellikle tercih edilir veya seçilir” anlamına gelir. Bir kişinin kişisel beğenisini değil, bir sektördeki genel seçim eğilimini anlatır. for ile başlayan bölüm, teknolojinin tercih edildiği uygulamaları belirtir: endüstriyel ortamlar veya geniş ölçekli kullanım. be favored for + amaç ya da uygulama yapısı, bir seçeneğin hangi kullanımda sıkça tercih edildiğini açıklamak için kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi be favored for yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: Because it resists rain, this coating ____ outdoor use.

Cevabı göster

is favored for

A vast majority of the touchscreens produced in 2007 were resistive, Kalıp ifadeler

2:08

2007'de üretilen dokunmatik ekranların büyük çoğunluğu dirençliydi,

Kalıp ifadeler

A vast majority of: çok büyük çoğunluğu

A vast majority of, “bir grubun çok büyük bir bölümü” anlamına gelir. Vast, majority sözcüğünü yalnızca a majority demekten çok daha güçlü hâle getirir ve oranın yarıdan çok daha fazla olduğunu belirtir. Of, sayılan grubu tanıtır: the touchscreens produced in 2007. Bu grup çoğul olduğu için cümlede doğal olarak were kullanılır.

Alıştırma

Bir anket, bölge sakinlerinin %96'sının bir planı desteklediğini gösterdi. Hangi cümle bu sonucu ezici bir çoğunluk olarak en iyi aktarır?

  1. A vast majority residents supported the plan.
  2. A vast majority of residents supported the plan.
  3. A majority of residents supported the plan.
Cevabı göster

A vast majority of residents supported the plan.

but in the years following the iPhone's release, Kalıp ifadeler

2:13

ancak iPhone'un piyasaya sürülmesinden sonraki yıllarda,

Kalıp ifadeler

in the years following...: bir olaydan sonraki yıllarda

“in the years following + event” yapısı, “o olaydan sonraki birkaç yıllık dönem boyunca” anlamına gelir. Burada following, “sonra” anlamı veren bir edat gibi işlev görür; bir şeyi fiziksel olarak takip etmeyi anlatmaz. Bu ifade bir olayı zaman işareti olarak belirler ve sonraki birkaç yılda gelişen bir değişimi ya da eğilimi çerçeveler. Tarihî, teknolojik ve diğer açıklayıcı anlatımlarda yaygındır.

Alıştırma

Cümleyi “sonraki birkaç yıllık dönem boyunca” anlamına gelen hedef ifadenin tamamıyla tamamlayın: ____ the policy change, public transit use grew steadily.

Cevabı göster

In the years following

most became capacitive.

2:16

çoğu kapasitif hale geldi.

Individual models vary, Anlatım akışı

2:18

Bireysel modeller değişebilir,

Anlatım akışı

Individual models vary: genel bir iddiayı sınırlamak

“Individual models vary”, belirli modellerin birbirinden farklı olduğu anlamına gelir. Individual, çoğul isim olan models sözcüğünü niteler; vary ise grup içinde farklılıklar bulunduğunu belirtir. Cümle daha genel bir açıklamadan önce kullanıldığında sınırlayıcı görevi görür: Sonraki açıklama tipik durumu anlatır, ancak her model için geçerli olduğu garanti edilmez. Bilgiyi bu şekilde düzenlemek genel açıklamayı daha doğru hâle getirir.

Alıştırma

“Individual models vary” genel bir açıklamadan önce neyi belirtir?

  1. Her modelin zamanla değiştiğini söyler.
  2. Belirli modeller arasındaki farklılıklara izin vererek iddianın kapsamını sınırlar.
  3. Model adlarından oluşan bir liste sunar.
Cevabı göster

Belirli modeller arasındaki farklılıklara izin vererek iddianın kapsamını sınırlar.

but smartphone touchscreens today typically consist of a protective insulating glass exterior Notlar

2:20

ancak günümüzdeki akıllı telefon dokunmatik ekranları tipik olarak koruyucu yalıtkan bir cam dış yüzeyden

and an LCD screen at the bottom that produces the images you see.

2:25

ve altta gördüğünüz görüntüleri üreten bir LCD ekrandan oluşur.

Kalıp ifadeler

typically consist of: olağan bir bileşimi anlatma

Consist of, bir bütünü oluşturan parçaları tanıtır. Burada akıllı telefon dokunmatik ekranları bütündür; dış cam katman ve LCD ekran ise parçalardır. Typically, bunun olağan düzen olduğunu belirtir; her dokunmatik ekranın tamamen aynı parçalara sahip olduğu anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilir kalıp bütün + typically consist(s) of + parçalar şeklindedir.

Alıştırma

Olağan tasarımı belirtmek için cümleyi vurgulanan kalıpla tamamlayın: A standard board game ____ a board, pieces, and a set of rules.

Cevabı göster

typically consists of

Kelime

a protective insulating glass exterior: ana ismi bulma

Ana isim exterior sözcüğüdür ve dış katman veya yüzey anlamına gelir. İfadeyi sondan okuyun: exterior açıklanan şeydir, glass malzemeyi belirtir, protective ve insulating ise işlevini açıklar. Bu sağdan sola okuma yöntemi, yoğun teknik isim gruplarını anlamaya yardımcı olur: önce sondaki ana ismi bulun, ardından tam anlamı oluşturmak için önceki niteleyicileri tek tek ekleyin.

Alıştırma

a protective insulating glass exterior ifadesinde ana isim hangi sözcüktür?

  1. protective
  2. insulating
  3. exterior
  4. glass
Cevabı göster

exterior

Between the glass exterior and the LCD screen are several sheets. Dilbilgisi

2:30

Cam dış yüzey ile LCD ekran arasında birkaç tabaka vardır.

Dilbilgisi

Between ... are several sheets: yer bildiren devrik yapı

Cümle, yer bildiren Between the glass exterior and the LCD screen öbeğiyle başlar. Gerçek dil bilgisel özne several sheets olduğundan çoğul are biçimi özneden önce gelir. Bu yapıya yer bildiren devrik yapı denir. Normal sözcük dizilişi Several sheets are between the glass exterior and the LCD screen. şeklindedir. Yeri başa almak, bir betimlemede önce konumu belirtip ardından orada bulunan şeyi tanıtmayı sağlar.

Alıştırma

Yer bildiren devrik cümleyi be fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: Between the two windows ____ a narrow bookcase.

Cevabı göster

is

One is lined with rows of a transparent conductive material that carry an alternating electric current. Notlar

2:35

Biri, alternatif bir elektrik akımı taşıyan şeffaf iletken malzeme sıralarıyla kaplıdır.

Kalıp ifadeler

is lined with rows of: bir yüzeyin tekrarlanan sıralarla kaplı olması

be lined with yapısında lined, bir iç yüzeyin veya başka bir alanın bir şeyle kaplı ya da döşenmiş olduğunu belirtir. Burada line fiilinin geçmiş zaman ortacıdır; insanların veya nesnelerin sırada beklediği anlamına gelmez. Rows of diziliş biçimini açıklar. Bu cümlede saydam iletken malzeme tabakayı tekrarlanan sıralar hâlinde kaplar; dolayısıyla is lined with rows of hem kaplamayı hem de sıralı düzeni anlatır.

Alıştırma

Cümleyi be lined with rows of kullanarak tamamlayın: The ceiling ____ small lights.

Cevabı göster

is lined with rows of

Kelime

an alternating electric current: yönünü tersine çeviren akım

an alternating electric current ifadesinde current, elektrik yükünün akışı anlamına gelen bir isimdir. Alternating, akımın yönünü düzenli aralıklarla tersine çevirdiğini ve şiddetinin zaman içinde değiştiğini belirtir. Daha kısa ve yaygın teknik terim alternating current olup İngilizcede genellikle AC diye kısaltılır. Cümledeki uzun biçim, current sözcüğünün elektrikle ilgili anlamını açıkça gösterir.

Alıştırma

Bilimsel bir açıklamada an alternating electric current nasıl davranır?

  1. Akım yönünü düzenli aralıklarla tersine çevirir.
  2. Akım her zaman tek yönde akar.
  3. Akım farklı bir cihazdan gelir.
Cevabı göster

Akım yönünü düzenli aralıklarla tersine çevirir.

A thin insulating layer separates these conductive lines from others that are arranged as columns. Kalıp ifadeler

2:42

İnce yalıtkan bir katman, bu iletken çizgileri sütunlar halinde düzenlenmiş diğerlerinden ayırır.

Kalıp ifadeler

separate X from Y: separates ... from others kalıbı

Bu ifade separate X from Y kalıbını izler: bir özne X ile Y’yi birbirinden ayrı tutar veya aralarında ayrım yapar. Burada ince katman öznedir, these conductive lines X’tir ve others Y’dir; others diğer iletken çizgileri ifade eder. Bu kalıpta from, bir eylemin kaynağını değil ayrılan ikinci tarafı tanıtır. Aynı kalıp fiziksel engelleri veya soyut ayrımları anlatabilir.

Alıştırma

separate X from Y kalıbını eksik edatla tamamlayın: A fence separates the playground ____ the parking lot.

Cevabı göster

from

Kalıp ifadeler

arranged as columns: sütunlar hâlinde düzenlenmiş

Be arranged as columns, “öğelerin sütunlar oluşturacak biçimde yerleştirilmesi” anlamına gelir. Be arranged edilgen bir yapıdır ve çizgilerin düzenini anlatır; as columns ise oluşturdukları şekli belirtir. Burada columns, bir ızgarada rows ile eşleşen dikey grupları ifade eder. Bir binayı taşıyan uzun sütunlar anlamında değildir.

Alıştırma

Cümlede “arranged as columns” iletken çizgiler hakkında ne anlatıyor?

  1. Dikey gruplar oluşturacak biçimde yerleştirilmişlerdir.
  2. Gazete makaleleri olarak yazılmışlardır.
  3. Bir binaya destek olmak için kullanılırlar.
Cevabı göster

Dikey gruplar oluşturacak biçimde yerleştirilmişlerdir.

One on top of the other, Kalıp ifadeler

2:48

Üst üste bindiğinde,

the lines form a grid.

2:49

çizgiler bir ızgara oluşturur.

Kalıp ifadeler

One on top of the other: biri diğerinin üstünde

One on top of the other, bir şeyin diğerinin üstünde bulunduğu katmanlı bir konumu anlatır. Bu cümlede baştaki ifade, ana cümle çizgilerin ne oluşturduğunu söylemeden önce iki çizgi grubunun nasıl konumlandığını açıklar. Top burada fiziksel konumu belirtir; “en iyi” anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi “bir tepsi diğerinin üstünde olacak şekilde” anlamındaki vurgulanan ifadeyle tamamlayın: Put the two trays ____.

Cevabı göster

one on top of the other

The points where they intersect are called nodes. Dilbilgisi

2:51

Kesiştikleri noktalara düğüm denir.

Dilbilgisi

are called nodes: bir terimi edilgen yapıyla tanıtma

subject + be called + name kalıbı, öznenin bu adla anıldığını belirtir. Burada are çoğul özne points ile uyumludur ve nodes bu noktaların teknik adıdır. Edilgen yapı, adı veren kişiye değil tanımlanan şeye odaklanır. Bilimsel açıklamalarda bir terimi tanıtmak için sık sık tekil isim + is called veya çoğul isim + are called kullanılır.

Alıştırma

Tanımı call fiilinin doğru edilgen biçimiyle tamamlayın: These meeting points ____ nodes.

Cevabı göster

are called

The phone's battery draws electrons along the first layer of lines, Kelime

2:54

Telefonun pili, çizgilerin ilk katmanı boyunca elektronları çeker,

Kelime

draws electrons along: draw fiilinin hareket ettirmek anlamı

draws electrons along ifadesinde draw, bir şeyi çekmek veya hareket ettirmek anlamına gelir. Burada resim çizmek anlamında değildir; batarya elektronların hareket etmesini sağlar. along, hareketin izlediği yolu, yani ilk çizgi katmanını belirtir. Başka durumlara aktarılabilen draw + nesne + along + yol kalıbı, bir kuvvetin veya cihazın bir şeyi belirli bir yol boyunca hareket ettirmesini anlatır.

Alıştırma

"The fan draws air along the duct," cümlesinde draws ne anlama gelir?

  1. havanın resmini yapar
  2. hava miktarını kaydeder
  3. havayı çeker veya hareket ettirir
Cevabı göster

havayı çeker veya hareket ettirir

and some electrons accumulate at every node, Kelime

2:59

ve her düğümde bazı elektronlar birikir,

Kelime

accumulate at every node: her düğümde birikmek

Burada accumulate, bazı elektronların bir anda gelmesi yerine zamanla ve yavaş yavaş birikmesi anlamına gelir. Bir yerdeki miktarın zaman içinde arttığı bir süreci anlatır. At every node, birikmenin nerede gerçekleştiğini gösterir. Every, her bir anlamına gelir; dolayısıyla aynı süreç söz konusu olan bütün düğümlerde gerçekleşir.

Alıştırma

Burada accumulate at every node ne anlama geliyor?

  1. Elektronlar bütün düğümlerden aniden kaybolur.
  2. Elektronlar her bir düğümde yavaş yavaş birikir.
  3. Elektronlar yalnızca tek bir düğüme bir kez ulaşır.
Cevabı göster

Elektronlar her bir düğümde yavaş yavaş birikir.

creating a small electric field. Kalıp ifadeler

3:02

küçük bir elektrik alanı yaratır.

Kalıp ifadeler

creating a small electric field: sonucu belirten öbek

Creating a small electric field, önceki sürecin sonucunu bildiren -ing biçiminde bir ortaç öbeğidir. “Ve bunun sonucunda bu süreç küçük bir elektrik alan oluşturur” şeklinde anlaşılabilir. Buradaki creating bir emir değildir ve tek başına tam bir şimdiki zaman fiili oluşturmaz. Anlaşılan neden önceki olayın tamamıdır, yani elektronların birikmesidir. Böylece bu öbek, yeni ve tam bir yan cümle başlatmadan süreci sonucuna bağlar.

Alıştırma

Örnekte creating a small electric field ne işe yarıyor?

  1. Dinleyiciye bir emir verir.
  2. Tek başına şimdiki zamanda tam bir cümle oluşturur.
  3. Önceki sürecin sonucunu belirtir.
Cevabı göster

Önceki sürecin sonucunu belirtir.

These screens are called capacitive touchscreens because the nodes act like capacitors by storing charge. Kalıp ifadeler

3:06

Bu ekranlara kapasitif dokunmatik ekranlar denir çünkü düğümler yük depolayarak kapasitör gibi davranırlar.

Kalıp ifadeler

act like capacitors: işlev karşılaştırması

act like capacitors ifadesindeki act like, benzer biçimde işlev görmek anlamına gelir. Düğümlerin kapasitör gibi davrandığı ya da kapasitör rolü yaptığı anlamına gelmez. Karşılaştırma, ortak bir işleve odaklanır: elektrik yükünü depolamak. Bilinmeyen bir parçayı tanıdık bir aygıtla açıklar ancak düğümlerin tam anlamıyla kapasitör olduğunu söylemez.

Alıştırma

İşlev karşılaştırmasını act like ile tamamlayın: In this circuit, the sensor can ____ a tiny switch.

Cevabı göster

act like

Kalıp ifadeler

storing charge: charge sözcüğünün elektriksel anlamı

Storing charge, elektrik yükünü bir yerde veya bileşende tutmak anlamına gelir. Buradaki charge, elektrikle ilgili bir isimdir; ücret, suçlama ya da charge a battery ifadesindeki fiil değildir. by storing charge ifadesindeki by + -ing yapısı, düğümlerin kapasitörler gibi nasıl işlev gördüğünü açıklar: ortak işlev elektrik yükünü tutmaktır.

Alıştırma

Elektrikle ilgili ifadeyi store charge ile tamamlayın: Capacitors can ____ for a short time.

Cevabı göster

store charge

They're generally easier to use than resistive touchscreens because they interact directly with your finger without the application of force. Notlar

3:13

Güç uygulamadan parmağınızla doğrudan etkileşime girdikleri için genellikle dirençli dokunmatik ekranlardan daha kolay kullanılırlar.

Dilbilgisi

easier to use than resistive touchscreens: kullanım kolaylığını karşılaştırma

easier to use than + isim kalıbı, iki şeyin kullanımının ne kadar zor olduğunu karşılaştırır. Easier, easy sözcüğünün karşılaştırma biçimidir; to use değerlendirilen eylemin kullanmak olduğunu belirtir, than ise karşılaştırılan ikinci öğeyi getirir. Bu cümlede they ile kastedilen ekranların, rezistif dokunmatik ekranlara göre daha kolay kullanıldığı söylenir. to use ifadesini bir bütün olarak düşünün; than mastarın değil, karşılaştırma yapısının parçasıdır.

Alıştırma

Kullanım kolaylığı karşılaştırmasını tamamlayın: This new app is easier ____ use ____ the old one.

Cevabı göster

to · than

Kalıp ifadeler

interact directly with your finger: parmağınızla doğrudan etkileşime girmek

Burada interact with, bir cihazın parmağa fiziksel olarak tepki vermesi veya ondan etkilenmesi anlamına gelir; sosyal etkileşim anlamına gelmez. Directly, bu tepkinin basınca dayalı ek bir mekanik adım olmadan gerçekleştiğini vurgular. Yeniden kullanılabilecek kalıp interact with + isim şeklindedir. İnsanları, yazılımları, cihazları veya maddeleri anlatabilir. Arada başka bir şey olmadığını vurgulamak istediğinizde directly sözcüğünü interact ile with arasına koyun.

Alıştırma

Bu cümlede interact directly with your finger ne anlama geliyor?

  1. Ekran kullanıcıyla sosyal bir konuşma yapar.
  2. Ekran, basınca dayalı ek bir adım olmadan parmağa fiziksel olarak tepki verir.
  3. Ekran ancak parmak mekanik bir kumandaya bastıktan sonra çalışır.
Cevabı göster

Ekran, basınca dayalı ek bir adım olmadan parmağa fiziksel olarak tepki verir.

Kalıp ifadeler

without the application of force: resmî teknik ifade

Bu cümlede without the application of force, “kuvvet uygulamadan” veya “bastırmaya gerek kalmadan” anlamına gelir. Application, apply fiiliyle ilişkili isimdir; burada telefon uygulamasını değil, kuvvet uygulama sürecini anlatır. the application of force isim öbeği, apply force eylemini adlaştırılmış bir yapıya dönüştürür ve açıklamaya daha resmî, teknik bir ton verir. Daha doğrudan biçimi without applying force ifadesidir.

Alıştırma

Cümleyi, bu derste geçen ve “kuvvet uygulamadan” anlamına gelen resmî isim öbeğiyle tamamlayın: The automatic door opens ____.

Cevabı göster

without the application of force

Your body is a great conductor and is constantly transmitting electric currents. Notlar

3:22

Vücudunuz harika bir iletkendir ve sürekli olarak elektrik akımları iletir.

Kelime

elektrik bağlamında a great conductor

Burada a great conductor, elektrik akımının içinden kolayca geçebildiği bir şey, yani çok iyi bir iletken anlamına gelir. Yakındaki transmitting electric currents sözleri conductor kelimesinin elektrikle ilgili anlamda kullanıldığını doğrular. Bu ifadede great, elektriği çok etkili biçimde ileten demektir; ahlaki açıdan yüce veya hayranlık uyandıran anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede conductor elektrikle ilgili anlamda kullanılmıştır?

  1. The conductor raised her baton before the orchestra began.
  2. Copper is a great conductor of electricity.
  3. The conductor checked our tickets after the train left.
Cevabı göster

Copper is a great conductor of electricity.

Dilbilgisi

is constantly transmitting: süregelen bir süreç

is constantly transmitting electric currents ifadesindeki is ... transmitting, şimdiki zaman yapısıdır. Aktarımı, tamamlanmış tek bir olay veya yalnızca konuşma anındaki kısa bir eylem olarak değil, zaman içinde devam eden bir süreç olarak gösterir. Constantly, devam etme veya tekrar tekrar gerçekleşme anlamı katar. Buradaki ton tarafsızdır: ifade, vücudun süregelen elektriksel etkinliğini açıklar.

Alıştırma

Bu bilimsel cümlede is constantly transmitting ne anlama gelir?

  1. Vücut zaman içinde elektrik akımlarını aktarmaya devam ediyor.
  2. Vücut elektrik akımlarını yalnızca bir kez aktardı.
  3. Vücut elektrik akımlarını daha sonra aktarmaya başlayacak.
Cevabı göster

Vücut zaman içinde elektrik akımlarını aktarmaya devam ediyor.

Why?

3:26

Neden mi?

Because about 60% of you is water. Dilbilgisi

3:27

Çünkü vücudunuzun yaklaşık %60'ı sudur.

Dilbilgisi

about 60% of you is water: yüzdelerde özne-yüklem uyumu

about 60% of you is water ifadesinde about, %60'ın yaklaşık bir değer olduğunu gösterir. Özne about 60% of you bölümüdür. Burada you, tek bir kişinin vücudunu ifade eder; bu yüzden yüzde, tek bir miktar veya vücudun bir bölümü olarak anlaşılır ve tekil fiil is kullanılır. percentage of ... yapısında uyum genellikle of sonrasındaki isim veya zamirin anlamına göre belirlenir: tek bir bütün, madde veya miktar için tekil fiil; sayılabilen çoğul insanlar ya da nesneler için çoğul fiil kullanılır. Water, bölümün neden oluştuğunu söyler ancak fiili tek başına belirlemez.

Alıştırma

About 60% of you is water cümlesinde is neden tekildir?

  1. Çünkü burada you tek bir kişinin vücudunu ifade eder ve yüzde tek bir miktar olarak değerlendirilir.
  2. Çünkü fiilden sonraki sözcük uyumu her zaman tek başına belirler.
  3. Çünkü her yüzde ifadesi her zaman tekil fiil alır.
Cevabı göster

Çünkü burada you tek bir kişinin vücudunu ifade eder ve yüzde tek bir miktar olarak değerlendirilir.

Now,

3:30

Şimdi,

while chemically pure water is an insulator, Dilbilgisi

3:31

kimyasal olarak saf su bir yalıtkan iken,

most water is impure.

3:33

çoğu su saf değildir.

Dilbilgisi

While ...: ödünlemeli bir karşıtlık sunmak

Burada while zaman ilişkisi değil, karşıtlık bildirir. while ile başlayan yan cümle bir olguyu — kimyasal olarak saf suyun yalıtkan olduğunu — sunar; ana cümle de bunu başka bir olguyla karşılaştırır: çoğu su saf değildir. Bu yapıyı, çelişkili görünse de farklı koşullarda geçerli olan olguları düzenlemek için kullanabilirsiniz: While A is true, B is also true.

Alıştırma

“while chemically pure water is an insulator, most water is impure.” cümlesinde while ne işe yarar?

  1. Farklı koşullarda geçerli olan iki olguyu karşılaştırır.
  2. İki olayın aynı anda gerçekleştiğini söyler.
  3. Çoğu suyun neden saf olmadığını açıklar.
Cevabı göster

Farklı koşullarda geçerli olan iki olguyu karşılaştırır.

The water inside you is loaded with ions, Kalıp ifadeler

3:35

İçinizdeki su iyonlarla yüklüdür,

Kalıp ifadeler

be loaded with ions: çok miktarda iyon içermek

loaded with ions ifadesindeki be loaded with, “çok miktarda ... içermek” anlamına gelir. Özne, bu büyük miktarı içeren şeyi belirtir; dolayısıyla burada suyun çok sayıda iyon içerdiği anlatılır. Bu ifade burada mecazidir. İyonların bir araca veya sevkiyata yüklendiğini anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi hedef ifade be loaded with ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: This guide ____ useful tips for first-time campers.

Cevabı göster

is loaded with

atoms or molecules that have a net electrical charge. Kelime

3:39

yani net bir elektrik yüküne sahip atomlar veya moleküllerle.

Kelime

a net electrical charge: net sözcüğünün anlamı

İyonların bu tanımında a net electrical charge, pozitif ve negatif yükler birlikte hesaplandıktan sonra kalan toplam yüktür. Birbirlerini tam olarak dengelerlerse net yük sıfırdır; dengelemezlerse sonuç pozitif ya da negatiftir. Burada net, electrical charge ifadesini niteleyen bir sıfattır. Bilimde ve sayılara dayalı diğer bağlamlarda net, çoğunlukla zıt miktar veya etkiler birlikte hesaba katıldıktan sonraki son sonucu gösterir.

Alıştırma

a net electrical charge ifadesinde net ne anlama gelir?

  1. Bir kişinin elektrik kullanmak için ödediği ücret.
  2. Pozitif ve negatif yükler birleştirildikten sonra kalan toplam yük.
  3. Bir balık ağının içinde taşınan elektrik yükü.
Cevabı göster

Pozitif ve negatif yükler birleştirildikten sonra kalan toplam yük.

So,

3:42

Bu yüzden,

when you click on an app, Kalıp ifadeler

3:42

bir uygulamaya tıkladığınızda,

Kalıp ifadeler

click on an app: bir arayüz öğesini seçmek

Click on an app, dijital bir arayüzde bir uygulamayı seçmek, genellikle de simgesine tıklamak anlamına gelir. click on + arayüz öğesi yapısında on, seçilen nesneyi tanıtır; yalnızca fiziksel konum bildiren bir sözcük değil, normal fiil kalıbının bir parçasıdır.

Alıştırma

Talimatı “tıklayarak seçmek” anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Using the mouse, ____ the link to open the page.

Cevabı göster

click on

your finger functions like a third electrical line. Kalıp ifadeler

3:44

parmağınız üçüncü bir elektrik hattı gibi işlev görür.

Kalıp ifadeler

functions like a third electrical line: işlevleri karşılaştırma

Burada functions, çalışmak veya bir işlev görmek anlamında kullanılan bir fiildir. Özne olan your finger tekil olduğu için function, üçüncü tekil kişi eki -s alır. function like + isim kalıbı biçimleri değil, işlevleri veya rolleri karşılaştırır. Parmak sistemde ek bir elektrik hattının görevini görür; fiziksel olarak bir tele benzediği söylenmez. Bu kalıbı bir şeyin ne görevi gördüğünü veya nasıl çalıştığını açıklamak için kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Cümleyi function like ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: In an emergency, this dining table ____ a desk.

Cevabı göster

functions like

It interacts with the existing electric field,

3:48

Mevcut elektrik alanıyla etkileşime girer,

which induces a weak electric current that travels through your finger and eventually back into the phone. Notlar

3:50

bu da parmağınızdan geçip sonunda telefona geri dönen zayıf bir elektrik akımını tetikler.

Kelime

induces a weak electric current: bilimsel bir nedeni ifade etme

Bu bilimsel bağlamda induces, fiziksel bir etkinin ortaya çıkmasına neden olmak demektir. Etkileşim zayıf bir elektrik akımı oluşturur; burada kimse kimseyi ikna etmez. Bir koşul, alan veya süreç ölçülebilir bir etki oluşturduğunda induce, cause fiilinden daha teknik bir seçimdir. Kalıp induce + etki şeklindedir; induce a current, induce a voltage veya induce stress buna örnektir.

Alıştırma

Bu bilimsel cümlede induces a weak electric current ne anlama gelir?

  1. zayıf bir elektrik akımının ortaya çıkmasına neden olur
  2. zayıf bir elektrik akımının gücünü ölçer
  3. zayıf bir elektrik akımını hareket etmeye ikna eder
Cevabı göster

zayıf bir elektrik akımının ortaya çıkmasına neden olur

Kalıp ifadeler

travels through ... back into ...: bir hareket yolunu anlatmak

Burada travels, “seyahate çıkar” değil, “hareket eder veya yayılır” anlamındadır. Elektrik akımı, ışık, ses ve sinyaller de travel fiilinin öznesi olabilir. Yol aşamalar hâlinde anlatılır: through your finger, akımın geçtiği ortamı veya alanı; back into the phone ise akımın geri dönerek telefonun içine girdiğini gösterir. Eventually bu yolun son aşamasını belirtir.

Alıştırma

Bir sinyalin duvarın içinden geçip alıcının içine geri döndüğünü göstermek için cümleyi through ve back into ile tamamlayın: The signal travels ____ the wall and eventually ____ the receiver.

Cevabı göster

through · back into

This changes the amount of charge at the affected nodes,

3:56

Bu, etkilenen düğümlerdeki yük miktarını değiştirir,

and voltage measurements along the second layer of lines tell the phone's microprocessor which part of the screen is being touched. Dilbilgisi

4:00

ve çizgilerin ikinci katmanı boyunca yapılan voltaj ölçümleri, telefonun mikroişlemcisine ekranın hangi bölümüne dokunulduğunu söyler.

Dilbilgisi

tell the phone's microprocessor which part ...: tell + nesne + wh yan cümlesi

tell + object + wh-clause kalıbı, “bir alıcıya belirli bir bilgi vermek” anlamına gelir. Bu cümlede measurements bilgi kaynağı, the phone's microprocessor alıcı nesne, which part of the screen is being touched ise alınan bilginin içeriğidir. Cümle içine yerleştirilen wh yan cümleleri normalde soru devriği yerine düz cümle sırasını kullanır. Bu örnekte which part of the screen, is being touched yapısının öznesidir; bu yüzden sıra doğrudan soru olan Which part of the screen is being touched? ile aynıdır. do/does veya fazladan bir özne eklemeyin.

Alıştırma

Bir sensörün bilgi sağladığını anlatmak için tell + nesne + wh yan cümlesini doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The sensor tells the controller which door is open.
  2. The sensor tells which door the controller is open.
  3. The sensor tells to the controller which door is open.
Cevabı göster

The sensor tells the controller which door is open.

However,

4:08

Ancak,

if you try using a smartphone while your hands are wet or gloved, Notlar

4:08

elleriniz ıslakken veya eldivenliyken bir akıllı telefon kullanmayı denerseniz,

Kelime

Gloved: eldiven takmış olmayı belirten sıfat

Gloved, bir eldiven ya da eldivenler takmış olma anlamına gelen bir sıfattır. your hands are wet or gloved ifadesinde are, hem wet hem de gloved sözcüğünü hands sözcüğüne bağlar; bu nedenle iki sıfat da ellerin durumunu anlatır. Gloved, a gloved hand örneğinde olduğu gibi bir isimden önce de gelebilir. Burada bir durumu anlatır; bir şeye eldiven giydirme eylemi cümlenin ana eylemi değildir.

Alıştırma

Cümleyi glove sözcüğünden türetilen -ed sıfatıyla tamamlayın: The scientist raised a ____ hand.

Cevabı göster

gloved

you'll probably have some trouble.

4:12

muhtemelen biraz sorun yaşarsınız.

Dilbilgisi

If you try using ... you'll probably have some trouble: koşul ve olası sonuç

If ile başlayan yan cümlenin tamamı gerçek ve mümkün bir koşulu belirtir: eller ıslakken veya eldivenliyken bir akıllı telefonu kullanmayı denemek. Ana cümle ise olası sonucu verir. Bu tahmin kalıbında if sonrasında geniş zaman, sonuç cümlesinde ise will + fiilin yalın hâli kullanılır. Burada probably, will sonrasında gelir ve tahmini güçlü fakat kesin olmayan bir hâle getirir. You'll, you will ifadesinin kısaltmasıdır; bu nedenle you'll probably have some trouble, o koşulda sorun yaşanmasının muhtemel olduğunu anlatır.

Alıştırma

Olası bir koşulu ve bu koşulun muhtemel sonucunu anlatmak için if + geniş zaman ve will probably + fiilin yalın hâlini doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. If you try using the tablet with wet hands, you'll probably had trouble.
  2. If you tried using the tablet with wet hands, you'll probably having trouble.
  3. If you try using the tablet with wet hands, you'll probably have trouble.
Cevabı göster

If you try using the tablet with wet hands, you'll probably have trouble.

Both interrupt the electrical connection between your finger and phone. Kalıp ifadeler

4:14

Her ikisi de parmağınız ve telefon arasındaki elektrik bağlantısını keser.

Kalıp ifadeler

interrupt the electrical connection between X and Y: iki uç arasındaki elektrik bağlantısını kesmek

Burada interrupt, “geçici olarak durdurmak veya engellemek” anlamına gelir; “konuşan birinin sözünü kesmek” anlamında kullanılmamıştır. Both kelimesi, daha önce sözü edilen iki durumun aynı etkiyi yarattığını gösterir: elektrik bağlantısının düzgün çalışmasını engellerler. the connection between X and Y kalıbı, tek bir bağlantının iki ucunu belirtir. Aynı yapı elektrik, internet, sinyal veya iletişim bağlantıları için de kullanılabilir.

Alıştırma

Bağlantının iki ucunu belirten ikili yapıyı tamamlayın: A metal cabinet can interrupt the wireless connection ____ the router ____ the sensor.

Cevabı göster

between · and

If water is splashed across the screen, Kalıp ifadeler

4:19

Ekrana su sıçrarsa,

Kalıp ifadeler

is splashed across the screen: sıvının bir yüzeye sıçrayıp yayılması

Edilgen yapı is splashed, suyu eylemden etkilenen şey olarak gösterir. Across the screen ise suyun farklı noktalara düştüğünü veya ekranın yüzeyine yayıldığını ekler. Burada across, bir yüzey üzerindeki dağılımı anlatır. Suyun ekranın içinden geçmesi anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir yüzeye sıçrayıp yayılan sıvıyı anlatan vurgulanmış ifadeyle cümleyi tamamlayın: After the dog shook itself, muddy water was ____ the white wall.

Cevabı göster

splashed across

it might trigger many underlying nodes, Kelime

4:21

altta yatan birçok düğümü tetikleyebilir,

Kelime

trigger many underlying nodes: alttaki birçok düğümü tetiklemek

Burada trigger, “bir sistem bileşeninin tepki vermesine veya etkinleşmesine neden olmak” anlamında bir fiildir. Bir silah parçası olan “tetik” isim anlamında kullanılmamıştır. Underlying, düğümlerin yüzeyin altında bulunduğunu belirtir. İfadenin tamamı, tek bir girdinin aşağıda gizli birçok dokunma noktasını etkinleştirebileceği anlamına gelir.

Alıştırma

trigger ve underlying sözcüklerini doğru yerlere yerleştirin: A little pressure can ____ several ____ sensors.

Cevabı göster

trigger · underlying

and the phone could act like you've touched it in multiple places at once. Kalıp ifadeler

4:24

ve telefon ona aynı anda birden fazla yerden dokunmuşsunuz gibi davranabilir.

Kalıp ifadeler

in multiple places at once: aynı anda birden fazla yerde

In multiple places, “birden fazla yerde”; at once ise burada “aynı anda” anlamına gelir. İfade, birden fazla konumu eş zamanlılıkla birleştirir. At once, “hemen” anlamına da gelebilir; ancak bu cümledeki anlamı bu değildir. Birden fazla dokunuştan söz edilmesi, burada “aynı anda” anlamının kullanıldığını açıkça gösterir.

Alıştırma

“The lights failed in multiple rooms at once.” cümlesinde at once ne anlama gelir?

  1. Aynı anda
  2. Hemen
  3. Yalnızca bir kez
Cevabı göster

Aynı anda

On the other hand, Anlatım akışı

4:28

Öte yandan,

Anlatım akışı

Karşıtlık sinyali olarak “On the other hand”

“On the other hand”, bir durumdan, fikirden veya sonuçtan farklı ya da karşıt başka bir duruma geçildiğini bildirir. Dinleyiciye, sıradaki bilginin önceki bilgiyle nasıl ilişkili olduğunu gösterir. Burada konuşmacı, suyun ne yaptığını açıklamaktan eldivenlerin ne yaptığını açıklamaya geçer. Bu ifade karşılaştırmayı düzenler; yalnızca duraklamayı dolduran bir söz değildir.

Alıştırma

Bu örnekte “On the other hand” dinleyiciye ne anlatır?

  1. Konuşmacı karşılaştırma yapmadan konuyu bitiriyor.
  2. Konuşmacı farklı veya karşıt bir duruma geçiyor.
  3. Konuşmacı aynı açıklamayı tekrarlıyor.
Cevabı göster

Konuşmacı farklı veya karşıt bir duruma geçiyor.

gloves are insulators,

4:29

eldivenler yalıtkandır,

so the charge has nowhere to go. Deyimler

4:31

bu yüzden yükün gidecek hiçbir yeri yoktur.

Deyimler

“has nowhere to go”: kullanılabilir bir yolun olmaması

“Has nowhere to go” kelime anlamıyla gidilebilecek hiçbir yer veya varış noktası olmaması demektir. Bu cümlede özne bir kişi değil, elektrik yüküdür. Konuşmacı hareket fikrini elektriğe aktarır: yükün akabileceği bir yol veya çıkış yoktur. Aynı kalıp, kullanılabilir bir varış noktası ya da çıkış olmadığında insanları, sıvıları, enerjiyi veya duyguları anlatmak için de kullanılabilir.

Alıştırma

“The drain is blocked, so the water has nowhere to go,” cümlesinde vurgulanan fikir ne anlama gelir?

  1. Su varış noktasına çoktan ulaşmıştır.
  2. Gider açık olmasına rağmen su hareketsiz kalmayı seçmektedir.
  3. Suyun kullanabileceği bir yol veya çıkış yoktur.
Cevabı göster

Suyun kullanabileceği bir yol veya çıkış yoktur.

Meanwhile,

4:33

Bu arada,

objects that conduct electricity about as well as your finger, Notlar

4:34

parmağınız kadar iyi elektrik ileten nesneler,

Kalıp ifadeler

conduct electricity: elektriği iletmek

Burada conduct electricity, “elektrik akımının geçmesine izin vermek”, yani “elektriği iletmek” demektir. Özne bir malzeme ya da nesnedir; conduct ise onun ne yapabildiğini anlatan fiildir. Aynı sözcük ailesi de bu anlamı taşır: conductor, akımın geçmesine izin veren bir iletkendir; conductive ise elektriği iletebilen anlamına gelir. electricity nesnesi, conduct fiilinin burada “gerçekleştirmek” ya da “yönetmek” anlamına gelmediğini de gösterir.

Alıştırma

Cümleyi yukarıda öğretilen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Copper can ____.

Cevabı göster

conduct electricity

Dilbilgisi

about as well as your finger: yaklaşık olarak parmağınız kadar iyi

Burada as + zarf + as, bir eylemin ne kadar başarılı yapıldığını karşılaştırır. well, conduct electricity ifadesini niteler; dolayısıyla nesneler akımı yaklaşık olarak parmakla aynı derecede geçirir. about, karşılaştırmanın tam değil yaklaşık olduğunu gösterir. your finger karşılaştırma unsurudur; tekrarlanacak conducts electricity fiil grubu yeniden söylenmez ama anlamda vardır. Yeniden kullanılabilen yapı şöyledir: fiil + about as well as + karşılaştırma unsuru.

Alıştırma

Cümleyi yukarıda öğretilen dört sözcüklü karşılaştırmayla tamamlayın: The school printer works ____ the newer one.

Cevabı göster

about as well as

like banana peels and certain processed meats,

4:38

muz kabukları ve belirli işlenmiş etler gibi,

can all activate the screen.

4:41

hepsi ekranı etkinleştirebilir.

Knowledge that can come in clutch when you're in a pickle. Deyimler

4:43

Başınız dertteyken hayat kurtarabilecek bir bilgi.

Deyimler

come in clutch: kritik anda işe yaramak

Come in clutch, “yardıma tam ihtiyaç duyulduğu anda çok işe yaramak” anlamına gelen gündelik bir ifadedir. Bu cümlede bilginin sorunu tam doğru anda çözebileceği anlatılıyor. Burada clutch tüm ifadenin bir parçasıdır; araçtaki “debriyaj” veya “kavramak” eylemi anlamına gelmez. can’den sonra come fiilinin yalın biçimi kullanılır: can come in clutch.

Alıştırma

“Kritik anda çok işe yaradı” anlamındaki gündelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: The spare key really ____ when we got locked out.

Cevabı göster

came in clutch

Deyimler

in a pickle: zor durumda olmak

In a pickle, “zor veya sıkıntılı bir durumda olmak” anlamına gelen bir deyimdir. Genellikle am in a pickle veya was in a pickle örneklerindeki gibi be fiilinin bir biçiminden sonra gelir. Burada pickle yiyecek anlamında değildir. Bu imge soruna hafif ve biraz esprili bir ton verir; bu nedenle ifade genellikle crisis gibi sözcüklerden daha az ciddi gelir.

Alıştırma

“Zor veya sıkıntılı bir durumda olmak” anlamındaki deyimle cümleyi tamamlayın: I agreed to help both groups at the same time, so now I'm ____.

Cevabı göster

in a pickle

Another new technology that feels like it was lifted from the pages of a sci-fi novel is the self-driving car. Notlar

4:47

Bir bilim kurgu romanının sayfalarından fırlamış gibi hissettiren bir başka yeni teknoloji de sürücüsüz arabalardır.

Deyimler

feels like it was lifted from the pages of a sci-fi novel: bilim kurgu romanından çıkmış gibi hissettirmek

Feels like + yan cümle yapısı, gerçek bir durumu değil bir izlenimi anlatır. Burada feels like it was lifted from the pages of a sci-fi novel, teknolojinin hayalî bir bilim kurgu dünyasından gelmiş olabilecek kadar geleceğe ait göründüğü anlamına gelir. Lifted from the pages of görsel bir benzetmedir: Bir fikri kitaptan çıkıp gerçek hayata geçmiş gibi gösterir. Şaşkınlık hissi yaratır ve kurmacanın gerçeğe dönüştüğünü düşündürür.

Alıştırma

Bu cümlede feels like it was lifted from the pages of a sci-fi novel ne anlama gelir?

  1. Bir romancıdan izinsiz kopyalanmıştır.
  2. Basılı bir romandan fiziksel olarak çıkarılmıştır.
  3. Bilim kurguda hayal edilen bir şey kadar geleceğe ait görünür.
Cevabı göster

Bilim kurguda hayal edilen bir şey kadar geleceğe ait görünür.

Kelime

self-driving car: kısa çizgili birleşik niteleyici

Self-driving car, otomatik sistemlerle sürüş görevlerini yerine getirebilen bir otomobil anlamına gelir. Self-driving, car adından önce kullanılan birleşik bir sıfattır: self- aracın kendi kendine çalıştığını gösterir ve kısa çizgi iki bölümü tek bir niteleyici olarak birleştirir. Bu terim, otomobile insani bir kişilik vermek yerine otomatik sürüş yeteneğini anlatır. Ulaşım teknolojisinden söz ederken yaygın olarak kullanılan kısa bir ifadedir.

Alıştırma

Cümleyi self ve driving sözcüklerinden oluşan kısa çizgili birleşik sıfatla tamamlayın: The airport is testing a ____ shuttle.

Cevabı göster

self-driving

How does it work?

4:53

Nasıl mı çalışıyor?

Explore how smart eyes help cars see with this video.

4:54

Bu video ile akıllı gözlerin arabaların görmesine nasıl yardımcı olduğunu keşfedin.

Or learn how so much information can fit onto a tiny hard drive with this video.

4:58

Veya bu video ile bu kadar çok bilginin minicik bir sabit diske nasıl sığabildiğini öğrenin.