GERÇEK HAYATTA Pokémon mu?: İngilizce çalışma notları
AsapSCIENCE
Video özeti: Bu bilim videosu Pokémon Go ile gerçek hayvanlar arasında bağ kuruyor ve doğayı gözlemleme, özellikleri açıklama ve bulguları paylaşma göreviyle bitiyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. not to mention — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: ornitorengin yumurtlaması ve zehirli olmasından sonra elektrik algısı gibi daha çarpıcı bir olguyu ekleyerek açıklamayı güçlendirin. 2. many of which — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: daha önce anılan grubun bir bölümü hakkında bilgi veren açıklayıcı ilgi cümleciğini başlatın. 3. break down — Öbek fiiller: bir hayvanın güçlerini ve özelliklerini anlaşılır parçalara ayırıp inceleyin; fiziksel olarak kırma anlamıyla karıştırmayın.
Bu derste
Dear fellow curious minds and world explorers, Anlatım akışı
0:00Sevgili meraklı dostlarımız ve dünya kâşifleri,
Dear fellow curious minds and world explorers ile dinleyiciye doğrudan hitap etme
Bu satırın tamamı bir hitaptır: fiili eksik bir bildirme cümlesi değil, doğrudan dinleyiciye seslenen bir açılıştır. Dear bir selamlamayı belirtirken curious minds ve world explorers hitap edilen kişileri adlandırır. Fellow, konuşmacıyı ve izleyicileri aynı grubun üyeleri olarak gösterir. Ana mesajdan önce dinleyiciyi tanımlayan iki paralel ifade kullanmak kapsayıcı ve coşkulu bir topluluk hissi yaratır; yeniden kullanılabilecek kalıp Dear fellow + dinleyiciyi belirten çoğul ad biçimindedir.
Alıştırma
'Dear fellow curious minds and world explorers,' açılışı ne yapar?
- Dinleyiciler arasında bulunmayan kişileri anlatır.
- Konuşmacının birkaç kâşiften mektup aldığını söyler.
- Dinleyiciye, merak ve keşif duygusunu paylaşan aynı grubun üyeleri olarak doğrudan hitap eder.
Cevabı göster
Dinleyiciye, merak ve keşif duygusunu paylaşan aynı grubun üyeleri olarak doğrudan hitap eder.
have been enjoying the excitement that is Pokémon Go. Dilbilgisi
0:06Pokémon Go’nun heyecanını doyasıya yaşadığını fark ettik.
it's come to our attention that ile yeni fark edilen bir gerçeği sunma
it's come to our attention that ifadesinde it's, it has anlamındadır ve come, present perfect yapısındaki geçmiş zaman ortacıdır. it has come to someone's attention that + yan cümle kalıbı, kişinin veya grubun yan cümledeki gerçeğin farkına vardığını ya da bu gerçeği öğrendiğini belirtir. Kişisel olmayan it, ardından gelen that yan cümlesine işaret eder. Bu yapı, konuşmacının gözlemi tam olarak kimin ya da nasıl keşfettiğini söylemeden sunmasını sağlar ve ifadeye ölçülü, biraz resmî bir ton verir.
Alıştırma
“Şunun farkına vardık” anlamındaki kalıpla resmî güncellemeyi tamamlayın: ____ several customers received duplicate invoices.
Cevabı göster
It's come to our attention that
have been enjoying: bugüne kadar devam eden bir etkinlik
Have been enjoying, have + been + enjoying biçimindeki present perfect continuous yapısıdır. Çoğul özne many folks ile kullanıldığında, keyif alma eylemini konuşma anından önce başlamış ve yakın geçmiş ya da şu anki dönem boyunca sürmüş bir etkinlik olarak gösterir. Bu yapı tamamlanmış bir sonuçtan çok süreyi ve devam eden deneyimi öne çıkarır. Edilgen değil, etkendir; keyif alan kişiler many folks grubudur.
Alıştırma
Cümleyi enjoy fiilinin present perfect continuous biçimiyle tamamlayın: We ____ the new game every evening since Monday.
Cevabı göster
have been enjoying
Kapalı bir yerden ayrılıp dışarı çıkma anlamındaki “get out”
Burada get out, kapalı veya alışılmış bir yerden ayrılıp dışarıda bir şey yapmaya başlamak anlamına gelir. Ardından gelen explore the world ifadesi, fiziksel bir nesnenin içinden dışarı çıkmayı anlatmaktan öte, ona hareketli ve maceracı bir anlam kazandırır. Bu kullanım çoğu zaman evden veya rutinden çıkmayı temiz hava almak, yürümek, seyahat etmek ya da keşfetmek gibi bir etkinliğin ilk adımı olarak sunar.
Alıştırma
“After working inside all morning, Maya wants to get out and visit the park,” cümlesinde get out ne anlama gelir?
- Kapalı ortamdan ayrılıp başka bir yere gitmek
- Başka birine öfkeyle gitmesini emretmek
- Küçük bir kabın içinden çıkmak
Cevabı göster
Kapalı ortamdan ayrılıp başka bir yere gitmek
a great sense of adventure: güçlü bir keşif ve macera duygusu
A great sense of adventure; keşfetme, yeni bir şey deneme veya sonucu belirsiz bir deneyime atılma konusunda güçlü bir heyecanı anlatan bir isim öbeğidir. Great bu duygunun şiddetini artırır. a sense of + soyut isim yapısında sense, görme veya işitme gibi fiziksel bir duyu değil; izlenim, farkındalık ya da atmosfer anlamına gelir. Bu yapı, bir deneyimin oluşturduğu niteliği veya duyguyu adlandırmayı sağlar.
Alıştırma
Cümleyi 'keşfetme konusunda heyecan duygusu' anlamına gelen a sense of + soyut isim öbeğiyle tamamlayın: The trip gave the children ____.
Cevabı göster
a sense of adventure
Pokémon sloganına gönderme olarak “catch them all”
Bu cümlede catch them all, Pokémon'un iyi bilinen Gotta catch 'em all! sloganını çağrıştırır. Them farklı Pokémonları belirtir; all ise her türü elde etmeyi oyunu tamamlama hedefi olarak sunar. Bu gönderme, keşfetmeyi eğlenceli bir koleksiyon mücadelesine dönüştürür. Bu fikir gerçek hayvanları aramakla karşılaştırıldığında güvenli aktarım; türleri bulmak, gözlemlemek, fotoğraflamak veya kaydetmektir, yaban hayvanlarını yakalamak değil.
Alıştırma
Videodaki cümlede catch them all hangi ek anlamı taşır?
- İzleyicilere gördükleri her yaban hayvanını yakalamalarını söyler.
- Yalnızca evden çıkıp seyahat etmek anlamına gelir.
- Pokémon'daki her Pokémon türünü toplama hedefini çağrıştırır.
Cevabı göster
Pokémon'daki her Pokémon türünü toplama hedefini çağrıştırır.
please don't forget about the Pokémon in real life. Notlar
0:15lütfen gerçek hayattaki Pokémon’ları unutmayın.
please don't forget about + isim: nazik bir hatırlatma
Please, olumsuz emir yapısı don't forget about ifadesini yumuşatarak sert bir emir yerine sıcak bir hatırlatmaya dönüştürür. Forget about bir kişi ya da şeyle kullanıldığında onu akılda tutmayı bırakmak veya göz ardı etmek anlamına gelir. Burada konuşmacı, dinleyicilerin bir gerçeği zaten unuttuğunu iddia etmiyor. Oyunu düşünürken gerçek hayvanları göz ardı etmemelerini istiyor. please don't forget about + isim kalıbı, unutulabilecek kişi veya şeyleri nazikçe hatırlatmak için de kullanılabilir.
Alıştırma
Hatırlatmayı dersteki ifadeyle tamamlayın: The new students need help too, so ____ them.
Cevabı göster
please don't forget about
in real life: gerçek hayatta
In real life, çevrim içi, kurgusal, oyun içi veya simüle edilmiş bir ortamın aksine gerçek dünyada anlamına gelen kalıplaşmış bir zarf ifadesidir. Bu cümlede Pokémon in real life, sıra dışı gerçek hayvanlar için yapılmış eğlenceli bir benzetmedir; kurgusal Pokémon'ların gerçekten var olduğu iddiası değildir. İfade, dinleyicilerin hayalî veya dijital bir çerçeveden gerçeğe geçmesini sağlar.
Alıştırma
Karşıtlığı dersteki ifadeyle tamamlayın: The castle looks enormous in the game, but it is tiny ____.
Cevabı göster
in real life
It's one of the only egg-laying and venomous mammals,
0:23O, hem yumurtlayan hem de zehirli olan birkaç memeliden biridir;
not to mention they use electroreception to locate their prey. Notlar
0:26üstelik avının yerini belirlemek için elektroresepsiyondan yararlanır.
not to mention: düşünceyi güçlendiren bir gerçek eklemek
Not to mention, bir nokta belirtildikten sonra bir gerçek daha ekler. Bu cümlede, daha önce sıralanan sıra dışı ornitorenk özelliklerine elektroresepsiyon yeteneğini de ekler. Sözcük anlamı bir sonraki gerçeğin söylenmeyeceğini düşündürse de ifade tam tersine o gerçeği açıkça söyler ve vurgular. Genellikle şaşırtıcı veya ikna edici bir bilgi ekler.
Alıştırma
Örnek cümlede not to mention ne işe yarıyor?
- İlk açıklamayla çelişen bir gerçek sunar.
- Anlatımı güçlendiren başka bir şaşırtıcı gerçek ekler.
- Konuşmacıya bir sonraki gerçeği gizlemesini söyler.
Cevabı göster
Anlatımı güçlendiren başka bir şaşırtıcı gerçek ekler.
electroreception: elektrik alanlarını algılama
Electroreception, bir hayvanın çevresindeki elektrik alanlarını veya elektrik sinyallerini algılama yeteneğidir. Bu cümlede ornitorenk, avının yerini belirlemek için bu duyuyu kullanır. Sözcük, elektriği belirten electro- ile burada bilgiyi algılamak veya almak anlamındaki reception bölümlerini birleştirir.
Alıştırma
Cümleyi elektrik alanlarını algılama yeteneğini ifade eden bilimsel isimle tamamlayın: A shark can find hidden prey by using ____.
Cevabı göster
electroreception
Or what about the ever-mysterious dark ground Pokémon, Anlatım akışı
0:30Peki ya hep gizemini koruyan Karanlık ve Yer türü Pokémon,
to remember solutions to tasks for up to three years. Kalıp ifadeler
0:37görevlerin çözümlerini üç yıla kadar hatırlayabilir.
Or what about ...? ile başka bir örnek sunmak
Burada Or what about, izleyiciden bir yanıt vermesini istemez. Bu, sözbilimsel bir geçiştir: anlatıcı hemen ardından rakunu sıradaki örnek olarak tanıtır. Bir veya daha fazla fikirden sonra Or what about + isim veya konu? yapısını kullanarak dinleyicileri bir başka durumu, seçeneği veya karşı örneği düşünmeye davet edebilirsiniz. Bu yapı, listeye yalnızca and ile yeni bir madde eklemekten daha etkileşimli duyulur.
Alıştırma
Geçişi başka bir örnek sunan tam ifadeyle tamamlayın: We have discussed dolphins and crows. ____ octopuses?
Cevabı göster
Or what about
for up to + süre: en yüksek sınırı belirtmek
for up to three years ifadesinde for süreyi belirtir, up to ise üç yılı en yüksek sınır olarak belirler. Gerçek süre daha kısa olabilir; ifade, her çözümün tam üç yıl boyunca hatırlanacağını garanti etmez. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp for up to + süre uzunluğu şeklindedir ve genellikle last, wait, stay, keep veya remember gibi fiillerden sonra gelir.
Alıştırma
Cümleyi “en fazla şu süre boyunca” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: The museum stores lost items ____ 30 days.
Cevabı göster
for up to
Of course, there are many rare Pokémon to find around planet Earth, too.
0:40Elbette Dünya’nın dört bir yanında bulunacak daha pek çok nadir Pokémon da var.
star-nosed mole with its 22 pink fleshy appendages on its snout,
0:46burnunda 22 pembe, etli uzantı bulunan yıldız burunlu köstebeğe bakın;
Try looking for: yöntem önermek için try + -ing
“Try looking for” ifadesinde try fiilinden sonra -ing biçimi looking gelir. Konuşan kişi, köstebeği arama eylemini denemeye değer bir yöntem olarak önerir; onu bulmayı başarmak için gösterilecek çabayı vurgulamaz. Başka durumlara aktarılabilen try + -ing yapısı, “bu yöntemi dene ve ne olacağını gör” anlamına gelir. Burada looking for, “aramak” demektir.
Alıştırma
Öneriyi tamamlamak için add fiilini try + -ing yapısında kullanın: When the soup tastes bland, ____ a little lemon juice.
Cevabı göster
try adding
hosting 25,000 minute sensory receptors, Kelime
0:50bu uzantılarda 25.000 küçücük duyu reseptörü vardır.
minute sensory receptors: “son derece küçük” anlamındaki minute
Burada minute, “son derece küçük” anlamına gelen bir sıfattır. sensory receptors ifadesini niteler; dolayısıyla ifade, algılama için kullanılan çok küçük yapıları anlatır. Bu anlam, zaman birimini belirten minute isim anlamı değildir. İfadenin çevresindeki sayı ve bilimsel açıklama, sıfat anlamını tek mantıklı yorum hâline getirir.
Alıştırma
İngilizce cümlenin tamamını dinleyin ve duyduğunuzu seçin. changes önündeki sıfatın minute, minor veya major olmasına odaklanın.
- The sensor detected minute changes in pressure.
- The sensor detected minor changes in pressure.
- The sensor detected major changes in pressure.
Cevabı göster
The sensor detected minute changes in pressure.
upside down (yukarı-aşağı ters)
Upside down, bir şeyin üst kısmının normalde alt kısmının bulunacağı yerde olması, yani yukarı-aşağı yönünün ters dönmesi demektir. Burada mavi ejder deniz salyangozunun yüzerkenki yönünü anlatır: alt yüzü yukarı bakacak şekilde su yüzeyinde durur. Cümlede bu ifade, floats fiilinden sonra zarf işlevli bir tamamlayıcı olarak nasıl yüzdüğünü açıklar. Daha genel olarak normal dik konumuna göre 180 derece döndürülmüş bir nesneyi, resmi veya ekranı anlatabilir.
Alıştırma
Yukarı-aşağı yönünün tersliğini belirten kalıplaşmış ifadeyle cümleyi tamamlayın: The map is ____, so rotate it 180 degrees.
Cevabı göster
upside down
surface tension (yüzey gerilimi)
Surface tension, bir sıvının yüzeyinin gerilmiş bir zar gibi davranmasını sağlayan fiziksel etkidir. Sıvı moleküllerinin birbirini çekmesinden kaynaklanır. Bu cümlede using surface tension, mavi ejder deniz salyangozunun su yüzeyinde kalmasını sağlayan aracı belirtir. Bu terim damlaları, böceklerin veya küçük nesnelerin su üzerinde durmasını ve sabunun etkilerini açıklarken de sık kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi sıvı yüzeyindeki etkiye verilen bilimsel terimle tamamlayın: A water strider can stand on the water because of ____.
Cevabı göster
surface tension
This treehopper is a rare Grass and Bug Pokémon
1:01Bu ağaç çekirgesi, nadir bir Çimen ve Böcek türü Pokémon’dur;
with a unique horn-like extension or helmet. Kelime
1:05kendine özgü, boynuza benzeyen bir uzantısı ya da miğferi vardır.
horn-like extension: -like ile sıfat oluşturma
horn-like extension ifadesinde horn-like, extension sözcüğünü niteler. horn ismine -like eki getirildiğinde “boynuza benzeyen” anlamı oluşur. Yani bu uzantı şekil veya görünüş bakımından boynuza benzer, ancak gerçek bir boynuz olmak zorunda değildir. Birçok isme -like ekleyerek leaf-like, shell-like ve claw-like gibi sıfatlar oluşturabilirsin. Bu yapı benzerliği kısa biçimde anlatır.
Alıştırma
“Yaprağa benzeyen” anlamını vermek için cümleyi isim + -like ile tamamla: The insect has a ____ body.
Cevabı göster
leaf-like
Who's that Pokémon?: eğlenceli bir açıklama sözü
Who's, who is ifadesinin kısaltmasıdır. Bu nedenle cümle kelimesi kelimesine Pokémon'un kimliğini sorar. Burada Who's that Pokémon?, Pokémon çizgi filmindeki tekrar eden silüet tahmin oyununu hatırlatır. Gerçek bir balık gösterilmeden önce kullanılması, cevabı eğlenceli bir şakaya dönüştürür ve diziyi uzun zamandır izleyenlere nostaljik gelebilir. Bu bir göndermedir; balığın gerçekten Pokémon olduğu iddiası değildir.
Alıştırma
Eğlenceli bir silüet oyununda cevabı açıklamak üzeresin. Hangi söz tanıdık Pokémon tarzı etkiyi oluşturur?
- What is the animal's scientific name?
- Where is the Pokémon Center?
- Who's that Pokémon?
Cevabı göster
Who's that Pokémon?
Eğlenceli bir açıklama belirleyicisi olarak Why,
Bu cümlede Why bir neden sormaz. Önceki sorunun yanıtı olan “it’s the red-lipped batfish” ifadesini sunan ünlemsi bir söylem belirleyicisidir. Yanıt açıklanmadan hemen önce kullanılması, cevaba teatral, eğlenceli ve biraz eski moda bir hava verir. why sözcüğünün ardından bir neden sorusu değil de doğrudan yanıt geliyorsa, onu “neden” anlamında değil, vurgulu bir “işte” ya da “meğer” gibi anlamak yararlı bir ipucudur.
Alıştırma
“Why, it’s the red-lipped batfish” cümlesinde Why ne işe yarar?
- Balığın neden kırmızı olduğunu sorar.
- Yanıtın açıklanmasına eğlenceli ve teatral bir vurgu katar.
- Konuşanın yanıttan emin olmadığını gösterir.
Cevabı göster
Yanıtın açıklanmasına eğlenceli ve teatral bir vurgu katar.
which uses its pectoral fins to walk on the ocean floor
1:12Göğüs yüzgeçlerini kullanarak okyanus tabanında yürür
much like the lures in Pokémon Go attract you. Anlatım akışı
1:17tıpkı Pokémon Go’daki yemlerin sizi çekmesi gibi.
Güçlü bir işlev karşılaştırması için much like
much like, cümlenin sonundaki karşılaştırmayı başlatır ve bilgiyi düzenler. Balığın başındaki yapının avı çekme biçimiyle Pokémon Go’daki yemlerin oyuncuları çekme biçimi arasında bağlantı kurar. Burada much, like ile belirtilen benzerliğin derecesini güçlendirir ve ifade “çok benzer bir biçimde” anlamına gelir; “büyük miktarda” anlamına gelmez. Karşılaştırma yalnızca ortak bir işlevle, yani bir hedefi çekmekle sınırlıdır ve iki şeyin diğer yönlerden de birbirine benzediğini ileri sürmez.
Alıştırma
Cümleyi, derste öğrenilen ve “in a very similar way to” anlamına gelen iki sözcüklü karşılaştırma belirleyicisiyle tamamlayın: The filter traps dust, ____ a net catching fish.
Cevabı göster
much like
may not want to: nazik bir uyarı
Bu cümlede may not want to dolaylı bir uyarıdır: konuşan kişi, böceğe meydan okumanın iyi bir fikir olmadığını nazikçe ima eder. Doğrudan emir vermek yerine kararı dinleyene bırakır. you may not want to + fiil kalıbı çoğu zaman “bunu yapmamak muhtemelen daha akıllıca olur” anlamına gelir. Bunun tavsiye olup olmadığını bağlam gösterir; burada asıl amaç dinleyenin ne istediğini tahmin etmek değildir.
Alıştırma
Cümleyi derste öğrendiğiniz nazik uyarı ifadesiyle tamamlayın: The ladder is damaged, so you ____ climb it.
Cevabı göster
may not want to
take on: rakibe meydan okumak veya görev üstlenmek
Burada take on, bir rakiple yüzleşmek veya ona meydan okumak anlamına gelir. Nesne gergedan böceğidir ve bağlam onu güçlü bir rakip olarak gösterir; bu nedenle ifade onunla bir yarışa veya mücadeleye girmeyi anlatır. Nesne, anlamı seçmeye yardımcı olur: take on + kişi, takım veya rakip genellikle yarışmak ya da yüzleşmek; take on + görev, iş veya sorumluluk ise onu yapmayı veya üstlenmeyi kabul etmek demektir. Nesneyi fiziksel olarak vücudun üzerine koymak anlamına gelmez.
Alıştırma
“Maya agreed to take on the regional champion,” cümlesinde take on ne anlama gelir?
- Şampiyonun yerine geçip kontrolü ele almak
- Şampiyona karşı yarışmak
- Şampiyonu başka bir yere taşımak
Cevabı göster
Şampiyona karşı yarışmak
Cümle sonunda though
Cümle sonunda kullanılan though, sonradan eklenen bir düşünce gibi karşıtlık katar. Konuşan kişi önce sıra dışı canlıları arama veya onlarla mücadele etme fikrini sürdürür, sonra gergedan böceğine meydan okumanın iyi bir fikir olmayabileceğini söyleyerek bu fikri sınırlar. Burada though yeni bir yan cümle başlatmak yerine kendisinden önceki cümlenin tamamına dönük bir yorum yapar. Bu cümle sonu kalıbı, hafif bir düzeltme, istisna veya çekince eklemenin konuşma diline özgü bir yoludur.
Alıştırma
Hangi seçenek, küçük bir karşıtlık eklemek için though sözcüğünü cümle sonunda doğal biçimde kullanır?
- The hike is easy. The last mile is though steep.
- The hike is easy. Though the last mile is steep.
- The hike is easy. The last mile is steep, though.
Cevabı göster
The hike is easy. The last mile is steep, though.
This fighter can lift 850 times its own weight. Dilbilgisi
1:23Bu dövüşçü kendi ağırlığının 850 katını kaldırabilir.
850 times its own weight: kendi ağırlığının 850 katı
number + times + karşılaştırma ölçütünü belirten isim öbeği kalıbı, çarpma oranını ifade eder. 850 times its own weight, kaldırılabilen en yüksek yükün böceğin vücut ağırlığının 850 ile çarpımına eşit olduğu anlamına gelir. its own weight karşılaştırmanın temelini verir; own ise ağırlığın aynı canlıya ait olduğunu vurgular. Burada times, “ile çarpılmış” anlamındadır; 850 ayrı kaldırma eylemini saymaz.
Alıştırma
Bir robot, kendi ağırlığının yirmi katına eşit bir yükü kaldırabilir. Cümleyi rakam ve its own weight ifadesini kullanarak tamamlayın: This robot can lift ____.
Cevabı göster
20 times its own weight
you could lift close to two 18-wheeler trucks.
1:28neredeyse iki tane 18 tekerlekli kamyon kaldırabilirdiniz.
Şimdiki zamanda gerçek dışı bir koşul için If you had ..., you could ...
Burada If you had, geçmiş zaman biçimini kullanarak şu anda gerçek olmayan ya da gerçekleşmesi çok düşük bir koşulu, yani o olağanüstü güce sahip olmayı hayal eder. Koşulun geçmişte olduğu anlamına gelmez. Ana cümledeki you could lift, hayal edilen durumda mümkün olacak bir yeteneği veya sonucu belirtir. Başka durumlara aktarılabilen kalıp If + özne + geçmiş zaman biçimi, özne + could + fiilin yalın hâli şeklindedir.
Alıştırma
Hangi cümle şu anda gerçek olmayan veya gerçekleşmesi düşük bir koşulu hayal ediyor?
- I had more time last summer, so I could learn another language.
- If I have more time, I can learn another language.
- If I had more time, I could learn another language.
Cevabı göster
If I had more time, I could learn another language.
Dostça bir öneri olarak why not look for ...
Why not + fiilin yalın hâli, soru biçiminde öneri sunmanın bir yoludur. Buradaki why not look for, “onları da aramayı düşünebilirsin” anlamına gelir; “aramayı neden reddettiğini açıkla” anlamına gelmez. Bu yapı genellikle kolay ve isteğe bağlı bir fikir sunar; Look for caterpillars gibi bir emir cümlesinden daha az doğrudan gelir.
Alıştırma
Dostça öneriyi dersteki iki kelimelik kalıpla tamamlayın: “We have ten minutes before the bus comes. ____ play a quick game?”
Cevabı göster
Why not
Literally evolves: tam anlamıyla gerçekleşen, mecazsız değişim
literally evolves ifadesinde literally, evolves fiilini niteler ve değişimin mecaz olarak değil, sözcüklerin tam anlamıyla gerçekleştiğini belirtir. Canlı fiziksel olarak farklı bir biçime girer; dolayısıyla zarf, gözlemlenebilecek bir gerçeğe dayanır. evolve, oyunlardaki bir mekanik olarak da tanıdık olduğundan, gerçek dünyadaki kesin anlam eğlenceli bir örtüşme yaratır: canlı gerçekten biyolojik bir değişim geçirirken ifade aynı zamanda oyun dilini andırır. Daha genel olarak literally, dinleyiciden sözleri yalnızca canlı bir anlatım olarak değil, tam anlamıyla doğru kabul etmesini ister.
Alıştırma
Örnekte literally neden doğru bir kullanımdır?
- Canlının fiziksel biçimi gerçekten değişir; bu nedenle evolves yalnızca bir mecaz değildir.
- Canlının çok hızlı değiştiği anlamına gelir.
- Konuşanın herhangi bir değişim olup olmadığından emin olmadığı anlamına gelir.
Cevabı göster
Canlının fiziksel biçimi gerçekten değişir; bu nedenle evolves yalnızca bir mecaz değildir.
Evolves from one form to another: iki aşamayı da belirtmek
evolve from A to B kalıbı, başlangıç durumunu from sonrasına, sonuç durumunu ise to sonrasına yerleştirir. Buradaki one form ve another, canlının fiziksel gelişimindeki iki aşamayı genel olarak temsil eder. Tam kalıp, her iki uç noktayı da açıkça göstererek bir süreci düzenler. Değişim zaman içinde gerçekleştiğinde biyolojik, teknolojik, kurumsal veya düşünsel gelişimi anlatabilir.
Alıştırma
evolve from A to B kalıbını tamamlayın: Over many years, the neighborhood evolved ____ a quiet village ____ a busy commercial center.
Cevabı göster
from · to
many of which create beautiful metallic-looking chrysalises Dilbilgisi
1:39Birçoğu da metalik görünümlü, güzel krizalitler oluşturur.
Bir grubun büyük bölümü hakkında bilgi eklemek için “many of which”
Many of which, önceden verilen bilgiye ek açıklama getiren tanımlayıcı olmayan bir ilgi cümleciği başlatır. Which, daha önce sözü edilen bir gruba —bu cümlede caterpillars grubuna— gönderme yapar; many ise bu grubun tamamını değil, büyük bir bölümünü belirtir. quantity + of which kalıbı, ismi tekrarlamadan grubun bir bölümü hakkında ek bilgi verir: isim öbeği, many/some/most of which + fiil. Virgül, bu bilginin ek bir açıklama olduğunu gösterir.
Alıştırma
Cümleyi, dersteki ‘o şeylerin büyük bir bölümü’ anlamına gelen üç sözcüklü miktar + ilgi zamiri ifadesiyle tamamlayın: The art room has twenty paintbrushes, ____ are new.
Cevabı göster
many of which
Bir şey olurken anlamında “in the process”
In the process, bir eylem veya değişim sürerken anlamına gelir ve çoğu zaman bu sırada ortaya çıkan bir olayı ya da sonucu belirtir. Burada the process, tırtılların geçirdiği dönüşümdür; krizalitlerin oluşması da bu dönüşümün bir parçasıdır. Bu ifade genellikle dinleyicinin bağlamdan anlayabildiği bir etkinliğe veya değişime gönderme yapar. Çoğu zaman ek olaydan ya da sonuçtan sonra gelir: bir şey yapmak ve bu süreçte bir şey öğrenmek, bulmak, kaybetmek veya oluşturmak.
Alıştırma
Cümleyi, dersteki ‘bunu yaparken’ anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Leo organized the closet and found his missing hat ____.
Cevabı göster
in the process
Eksiltili soru olarak “Found a Pidgey?”
Found a Pidgey?, konuşmada kısaltılmış bir evet-hayır sorusudur. Burada özne you ve yardımcı fiil have düşürülmüş olarak Have you found a Pidgey? anlamında kullanılır. Soru işareti ve konuşma tonlaması, konuşanın geçmiş zamanlı bir bildirimde bulunmadığını, dinleyenin deneyimini sorduğunu gösterir. Eksik sözcükler bağlamdan açıkça anlaşıldığında bu eksiltme hızlı bir takip sorusu oluşturur.
Alıştırma
“Found a Pidgey?” sözünün en olası tam soru biçimi hangisidir?
- You found a Pidgey.
- Have you found a Pidgey?
- Where did a Pidgey go?
- A Pidgey found you.
Cevabı göster
Have you found a Pidgey?
to find their way home over huge distances Kalıp ifadeler
1:52çok uzak mesafelerden bile evlerinin yolunu bulurlar
“find their way home”: yönünü bulup başarıyla eve ulaşmak
find their way home ifadesinde find one's way, özellikle rota zor veya bilinmiyorsa yönünü başarıyla bulmak ya da bir yere ulaşmayı başarmak anlamına gelir. Burada their kuşlarla uyumludur ve home hedef işlevi gördüğü için standart İngilizcede önüne to getirilmez. İfade, çok uzun bir mesafede kendi kendine yön bulup başarıyla eve ulaşmayı vurgular. Sözcüğü sözcüğüne bir yol bulmak anlamına gelmez ve yalnızca ev yönünde ilerlemekten daha fazla anlam taşır.
Alıştırma
Cümleyi find fiilinin geçmiş zamanı, doğru iyelik ifadesi ve home öncesinde edat kullanmadan tamamlayın: Even without a map, the children ____ before sunset.
Cevabı göster
found their way home
magnetoreception: Dünya'nın manyetik alanını algılama
Magnetoreception, bir hayvanın Dünya'nın manyetik alanını algılama ve bu bilgiyi yönünü belirlemek için kullanma yeteneğidir. Bu cümlede, güvercinlerin çok uzak mesafelerden evlerinin yönünü bulmasına yardımcı olan bir duyu mekanizmasını adlandırır. İngilizce sözcük, manyetizmayla ilgili magneto- ile bilginin alınması veya algılanması anlamındaki reception parçalarından oluşur. Hayvanın kendisinin bir mıknatıs olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi Dünya'nın manyetik alanını algılamayı ifade eden bilimsel terimle tamamlayın: Some migrating animals may use ____ to help them navigate.
Cevabı göster
magnetoreception
it never hurts to stop and check out the local rocks, Notlar
1:59durup çevredeki taşlara göz atmaktan zarar gelmez;
come across: tesadüfen bulmak veya karşılaşmak
Come across, önceden planlamadan biriyle tesadüfen karşılaşmak veya bir şeyi bulmak demektir. Burada come across a Geodude, beklenmedik biçimde bir Geodude ile karşılaşmak anlamına gelir. Nesne, öbek fiilin tamamından sonra gelir: come across + kişi, nesne veya bilgi. Bu kullanımda bir yüzeyin üzerinden fiziksel olarak geçmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümlede come across “tesadüfen bulmak veya karşılaşmak” anlamında kullanılmıştır?
- After dinner, Maya came over to visit us.
- His email came across as impatient.
- While cleaning the attic, I came across an old map.
Cevabı göster
While cleaning the attic, I came across an old map.
Nazik öneriler için it never hurts to + fiilin yalın hâli
It never hurts to, nazik ve baskı oluşturmayan bir öneri sunar. Burada durup kayalara bakmanın muhtemelen faydalı olacağı ve sorun çıkarma ihtimalinin düşük olduğu anlatılır; hurts gerçek bir fiziksel acıyı ifade etmez. Kalıp it never hurts to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Dinleyiciye emir vermeden bir eylem önerir ancak bu eylemin kesinlikle yararlı veya tamamen risksiz olduğunu vadetmez.
Alıştırma
Nazik ve düşük riskli bir öneri bildiren kalıpla cümleyi tamamlayın: Before we leave, ____ check the weather.
Cevabı göster
it never hurts to
check out + yer veya şey: gidip bakmak
Burada check out, gidip bakmak veya keşfetmek anlamına gelir. the local rocks nesnesi, bunu ilginç bir şeye dikkat etmeye yönelik gündelik bir davet hâline getirir. Aktarılabilir kalıp check out + yer veya şey şeklindedir. Anlamı bağlam ve dil bilgisi yapısı belirler; dolayısıyla bu cümlede otelden ayrılma veya ödeme anlamı yoktur.
Alıştırma
Gidip bakmak anlamındaki iki kelimeli öbek fiille cümleyi tamamlayın: After lunch, let's ____ the new art exhibit.
Cevabı göster
check out
pretty dang neat: Şakacı ve gündelik bir övgü
Bu cümlede neat, “düzenli” değil, “havalı, çekici veya ilginç” anlamına gelir. Pretty “oldukça” demektir; dang ise fazladan, gündelik bir vurgu katar. Bu nedenle pretty dang neat, hevesli ama hafif ve eğlenceli bir övgüdür. Pekiştiriciler sıfatın önünde birlikte kullanılır: pretty + dang + neat. Bu kalıp, olumlu bir değerlendirmeyi daha canlı ve şakacı gösterir.
Alıştırma
“That little exhibit is pretty dang neat,” cümlesinde pretty dang neat ne anlama gelir?
- Tamamen temiz ve düzenlidir.
- Biraz tehlikelidir.
- Oldukça havalı veya ilginçtir.
Cevabı göster
Oldukça havalı veya ilginçtir.
which is why: Bir nedeni sonuca dönüştürmek
Which is why yalnızca en yakındaki isim veya zamire değil, önceki düşüncenin tamamına gönderme yapar. Burada bu Pokémonların her zaman çevremizde bulunmuş olması neden olarak sunulur. Bağlayıcı daha sonra sonucu veya karşılığı getirir: konuşmacılar bir meydan okuma önerir. Bilgi düzeni “neden, which is why + sonuç” şeklindedir; böylece bilinen bir gerçek doğal biçimde sonuca, karara veya eyleme dönüştürülür.
Alıştırma
Nedeni sonuca bağlayan, dersteki bağlayıcıyla cümleyi tamamlayın: The roads were icy, ____ school started two hours late.
Cevabı göster
which is why
Simply find or pick an animal that inspires you,
2:14Size ilham veren bir hayvan bulun ya da seçin,
break down its powers and unique attributes, Öbek fiiller
2:16güçlerini ve benzersiz özelliklerini tek tek inceleyin,
break down: bir şeyi küçük parçalara ayırarak analiz etmek
Bu cümlede break down, hayvanın güçlerini ve benzersiz özelliklerini daha küçük parçalara ayırarak her birini incelemek ve açıklamak anlamına gelir. Fiziksel olarak zarar vermeyi değil, analiz etmeyi anlatır. Bir konu, sorun, süreç, görev veya veri grubu karmaşık göründüğünde bu öbek fiil kullanılabilir: onu parçalara ayırmak, bölümleri anlamayı ya da ele almayı kolaylaştırır.
Alıştırma
“Daha küçük parçalara ayırarak analiz etmek” anlamındaki öbek fiille cümleyi tamamlayın: To understand the survey, ____ the results by age group.
Cevabı göster
break down
Extra points if you took the picture yourself. Dilbilgisi
2:22Fotoğrafı kendiniz çektiyseniz ekstra puan kazanırsınız.
Extra points if ...: kısaltılmış bir ek puan koşulu
Extra points if, “You get extra points if ...” veya “Extra points are awarded if ...” anlamına gelen kısa bir kural ifadesidir. Oyun ve meydan okuma yönergeleri tam cümleler yerine sık sık kısa etiketler kullandığı için özne ile fiil atılmıştır. if yan cümlesi ek puan koşulunu belirtir. Burada took, fotoğrafı kendiniz çekme eylemini tamamlanmış bir koşul olarak sunar; konuşanların önceden bildiği belirli bir geçmiş olaya işaret etmez.
Alıştırma
Günlük meydan okuma kuralını, ek puan belirten üç sözcüklük kısa ifadeyle tamamlayın: ____ you bring a reusable bottle.
Cevabı göster
Extra points if
Found a creature during your adventures you aren't sure about? Dilbilgisi
2:25Maceranız sırasında ne olduğundan emin olamadığınız bir canlı mı buldunuz?
a creature ... you aren't sure about: nesne görevindeki ilgi zamirini düşürme
a creature during your adventures you aren't sure about ifadesinde you aren't sure about, creature sözcüğünü niteleyen tanımlayıcı bir ilgi cümleciğidir. Tam biçim a creature that you aren't sure about olarak düşünülebilir: nesne görevindeki that ilgi zamiri düşürülür ve about edatının örtük nesnesi creature olduğu için about sonda kalır. during your adventures, yaratığın ne zaman bulunduğunu belirtir ve isim ile ilgi cümleciğinin arasına girer; you aren't sure about, adventures sözcüğünü nitelemez. Bu isim + özne + fiil + edat yapısı doğal konuşmada yaygındır.
Alıştırma
Konuşanın oyun hakkında emin olmadığını ifade etmek için cümleyi tamamlayın. I am not sure ifadesini kullanın ve gerekli edatı sona koyun: That is a game ____.
Cevabı göster
I am not sure about
to have others help you figure out what it is. Notlar
2:31böylece başkaları onun ne olduğunu bulmanıza yardım edebilir.
have others help you: have + nesne + fiilin yalın hâli
have others help you ifadesinde have, ettirgen have + nesne + fiilin yalın hâli yapısıyla kullanılır. Others eylemi gerçekleştiren kişileri belirtir ve help, to almadan yalın hâlde kullanılır. Bu ifade, başka insanlara sahip olmak değil, onların size yardım etmesini ayarlamak veya sağlamaktır. Daha geniş yapıda you, help fiilinin nesnesidir ve figure out, help fiilinden sonra to olmadan gelebilir: help you figure out what it is. Bir kişi başka birinin eylemini ayarladığında, yönlendirdiğinde veya mümkün kıldığında have + kişi + fiilin yalın hâli yapısını kullanın.
Alıştırma
Mia'nın haritayı kontrol etmesini ayarlayacağımızı göstermek için cümleyi have, Mia ve check ile tamamlayın: We can ____ the map before we leave.
Cevabı göster
have Mia check
figure out: cevabı bulmak
Burada figure out, “düşünerek, kontrol ederek veya ipuçlarından yararlanarak cevabı bulmak ya da bir şeyin ne olduğunu belirlemek” anlamına gelir. Diğer insanlar fotoğrafa bakarak bilinmeyen canlının ne olduğunu belirlemeye yardımcı olacaktır. Figure out bir öbek fiildir: figure + out tek bir birim olarak iş görür ve what it is onun nesnesidir. Figure sözcüğünü “sayı”, “kişi” veya “vücut şekli” olarak yorumlamak yerine ifadenin tamamını öğrenin.
Alıştırma
Örnekte figure out what it is ne anlama geliyor?
- Fotoğrafı ve diğer ipuçlarını düşünerek onun ne olduğunu belirlemek.
- Onun fotoğrafını çekmek.
- Boyutunu ve şeklini ölçmek.
Cevabı göster
Fotoğrafı ve diğer ipuçlarını düşünerek onun ne olduğunu belirlemek.
what it is: gömülü soruda düz cümle dizilişi
What it is, daha büyük bir cümlenin içinde it ifadesinin ne olduğunu soran gömülü bir sorudur. Yan tümcenin tamamı figure out ifadesinin nesnesidir. Gömülü wh- sorularında düz cümle dizilişi kullanılır; bu nedenle özne it, is fiilinden önce gelir. Doğrudan soru What is it? şeklindedir; ancak figure out, know, tell me veya wonder sonrasında what is it değil, what it is kullanılır.
Alıştırma
“What is it?” doğrudan sorusunu gömülü bir soruya dönüştürün: I can't tell ____.
Cevabı göster
what it is
We'll be sharing our favorites on Twitter and Instagram,
2:36En sevdiklerimizi Twitter ve Instagram’da paylaşacağız;
so follow and tag us in your discoveries.
2:39bu yüzden bizi takip edin ve keşiflerinizde etiketleyin.
And subscribe for more weekly science videos.
2:41Her hafta yeni bilim videoları için kanalımıza abone olun.