GERÇEK HAYATTA Pokémon mu?: İngilizce çalışma notları

AsapSCIENCE

Öğrenme zorluğu
462 kelime 174 kel/dk

Video özeti: Bu bilim videosu Pokémon Go ile gerçek hayvanlar arasında bağ kuruyor ve doğayı gözlemleme, özellikleri açıklama ve bulguları paylaşma göreviyle bitiyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. not to mention — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: ornitorengin yumurtlaması ve zehirli olmasından sonra elektrik algısı gibi daha çarpıcı bir olguyu ekleyerek açıklamayı güçlendirin. 2. many of which — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: daha önce anılan grubun bir bölümü hakkında bilgi veren açıklayıcı ilgi cümleciğini başlatın. 3. break down — Öbek fiiller: bir hayvanın güçlerini ve özelliklerini anlaşılır parçalara ayırıp inceleyin; fiziksel olarak kırma anlamıyla karıştırmayın.

Bu derste

Dear fellow curious minds and world explorers, Anlatım akışı

0:00

Sevgili meraklı dostlarımız ve dünya kâşifleri,

Anlatım akışı

Dear fellow curious minds and world explorers ile dinleyiciye doğrudan hitap etme

Bu satırın tamamı bir hitaptır: fiili eksik bir bildirme cümlesi değil, doğrudan dinleyiciye seslenen bir açılıştır. Dear bir selamlamayı belirtirken curious minds ve world explorers hitap edilen kişileri adlandırır. Fellow, konuşmacıyı ve izleyicileri aynı grubun üyeleri olarak gösterir. Ana mesajdan önce dinleyiciyi tanımlayan iki paralel ifade kullanmak kapsayıcı ve coşkulu bir topluluk hissi yaratır; yeniden kullanılabilecek kalıp Dear fellow + dinleyiciyi belirten çoğul ad biçimindedir.

Alıştırma

'Dear fellow curious minds and world explorers,' açılışı ne yapar?

  1. Dinleyiciler arasında bulunmayan kişileri anlatır.
  2. Konuşmacının birkaç kâşiften mektup aldığını söyler.
  3. Dinleyiciye, merak ve keşif duygusunu paylaşan aynı grubun üyeleri olarak doğrudan hitap eder.
Cevabı göster

Dinleyiciye, merak ve keşif duygusunu paylaşan aynı grubun üyeleri olarak doğrudan hitap eder.

it's come to our attention that many folks, Kalıp ifadeler

0:03

pek çok kişinin,

including us,

0:05

biz de dâhil,

have been enjoying the excitement that is Pokémon Go. Dilbilgisi

0:06

Pokémon Go’nun heyecanını doyasıya yaşadığını fark ettik.

Kalıp ifadeler

it's come to our attention that ile yeni fark edilen bir gerçeği sunma

it's come to our attention that ifadesinde it's, it has anlamındadır ve come, present perfect yapısındaki geçmiş zaman ortacıdır. it has come to someone's attention that + yan cümle kalıbı, kişinin veya grubun yan cümledeki gerçeğin farkına vardığını ya da bu gerçeği öğrendiğini belirtir. Kişisel olmayan it, ardından gelen that yan cümlesine işaret eder. Bu yapı, konuşmacının gözlemi tam olarak kimin ya da nasıl keşfettiğini söylemeden sunmasını sağlar ve ifadeye ölçülü, biraz resmî bir ton verir.

Alıştırma

“Şunun farkına vardık” anlamındaki kalıpla resmî güncellemeyi tamamlayın: ____ several customers received duplicate invoices.

Cevabı göster

It's come to our attention that

Dilbilgisi

have been enjoying: bugüne kadar devam eden bir etkinlik

Have been enjoying, have + been + enjoying biçimindeki present perfect continuous yapısıdır. Çoğul özne many folks ile kullanıldığında, keyif alma eylemini konuşma anından önce başlamış ve yakın geçmiş ya da şu anki dönem boyunca sürmüş bir etkinlik olarak gösterir. Bu yapı tamamlanmış bir sonuçtan çok süreyi ve devam eden deneyimi öne çıkarır. Edilgen değil, etkendir; keyif alan kişiler many folks grubudur.

Alıştırma

Cümleyi enjoy fiilinin present perfect continuous biçimiyle tamamlayın: We ____ the new game every evening since Monday.

Cevabı göster

have been enjoying

It's created a great sense of adventure and lust to get out, Notlar

0:09

Bu oyun, içimizde güçlü bir macera duygusu ve dışarı çıkıp

explore the world,

0:12

dünyayı keşfetme

Öbek fiiller

Kapalı bir yerden ayrılıp dışarı çıkma anlamındaki “get out”

Burada get out, kapalı veya alışılmış bir yerden ayrılıp dışarıda bir şey yapmaya başlamak anlamına gelir. Ardından gelen explore the world ifadesi, fiziksel bir nesnenin içinden dışarı çıkmayı anlatmaktan öte, ona hareketli ve maceracı bir anlam kazandırır. Bu kullanım çoğu zaman evden veya rutinden çıkmayı temiz hava almak, yürümek, seyahat etmek ya da keşfetmek gibi bir etkinliğin ilk adımı olarak sunar.

Alıştırma

“After working inside all morning, Maya wants to get out and visit the park,” cümlesinde get out ne anlama gelir?

  1. Kapalı ortamdan ayrılıp başka bir yere gitmek
  2. Başka birine öfkeyle gitmesini emretmek
  3. Küçük bir kabın içinden çıkmak
Cevabı göster

Kapalı ortamdan ayrılıp başka bir yere gitmek

and catch them all. Kültür

0:13

ve hepsini yakalama arzusu uyandırdı.

Kalıp ifadeler

a great sense of adventure: güçlü bir keşif ve macera duygusu

A great sense of adventure; keşfetme, yeni bir şey deneme veya sonucu belirsiz bir deneyime atılma konusunda güçlü bir heyecanı anlatan bir isim öbeğidir. Great bu duygunun şiddetini artırır. a sense of + soyut isim yapısında sense, görme veya işitme gibi fiziksel bir duyu değil; izlenim, farkındalık ya da atmosfer anlamına gelir. Bu yapı, bir deneyimin oluşturduğu niteliği veya duyguyu adlandırmayı sağlar.

Alıştırma

Cümleyi 'keşfetme konusunda heyecan duygusu' anlamına gelen a sense of + soyut isim öbeğiyle tamamlayın: The trip gave the children ____.

Cevabı göster

a sense of adventure

Kültür

Pokémon sloganına gönderme olarak “catch them all”

Bu cümlede catch them all, Pokémon'un iyi bilinen Gotta catch 'em all! sloganını çağrıştırır. Them farklı Pokémonları belirtir; all ise her türü elde etmeyi oyunu tamamlama hedefi olarak sunar. Bu gönderme, keşfetmeyi eğlenceli bir koleksiyon mücadelesine dönüştürür. Bu fikir gerçek hayvanları aramakla karşılaştırıldığında güvenli aktarım; türleri bulmak, gözlemlemek, fotoğraflamak veya kaydetmektir, yaban hayvanlarını yakalamak değil.

Alıştırma

Videodaki cümlede catch them all hangi ek anlamı taşır?

  1. İzleyicilere gördükleri her yaban hayvanını yakalamalarını söyler.
  2. Yalnızca evden çıkıp seyahat etmek anlamına gelir.
  3. Pokémon'daki her Pokémon türünü toplama hedefini çağrıştırır.
Cevabı göster

Pokémon'daki her Pokémon türünü toplama hedefini çağrıştırır.

But, dear friends,

0:14

Ama sevgili dostlar,

please don't forget about the Pokémon in real life. Notlar

0:15

lütfen gerçek hayattaki Pokémon’ları unutmayın.

Ton ve niyet

please don't forget about + isim: nazik bir hatırlatma

Please, olumsuz emir yapısı don't forget about ifadesini yumuşatarak sert bir emir yerine sıcak bir hatırlatmaya dönüştürür. Forget about bir kişi ya da şeyle kullanıldığında onu akılda tutmayı bırakmak veya göz ardı etmek anlamına gelir. Burada konuşmacı, dinleyicilerin bir gerçeği zaten unuttuğunu iddia etmiyor. Oyunu düşünürken gerçek hayvanları göz ardı etmemelerini istiyor. please don't forget about + isim kalıbı, unutulabilecek kişi veya şeyleri nazikçe hatırlatmak için de kullanılabilir.

Alıştırma

Hatırlatmayı dersteki ifadeyle tamamlayın: The new students need help too, so ____ them.

Cevabı göster

please don't forget about

Kalıp ifadeler

in real life: gerçek hayatta

In real life, çevrim içi, kurgusal, oyun içi veya simüle edilmiş bir ortamın aksine gerçek dünyada anlamına gelen kalıplaşmış bir zarf ifadesidir. Bu cümlede Pokémon in real life, sıra dışı gerçek hayvanlar için yapılmış eğlenceli bir benzetmedir; kurgusal Pokémon'ların gerçekten var olduğu iddiası değildir. İfade, dinleyicilerin hayalî veya dijital bir çerçeveden gerçeğe geçmesini sağlar.

Alıştırma

Karşıtlığı dersteki ifadeyle tamamlayın: The castle looks enormous in the game, but it is tiny ____.

Cevabı göster

in real life

You know,

0:18

Bilirsiniz,

like the electric, poison, and water Pokémon,

0:18

Elektrik, Zehir ve Su türü Pokémon olan

the platypus.

0:22

ornitorenk gibi.

It's one of the only egg-laying and venomous mammals,

0:23

O, hem yumurtlayan hem de zehirli olan birkaç memeliden biridir;

not to mention they use electroreception to locate their prey. Notlar

0:26

üstelik avının yerini belirlemek için elektroresepsiyondan yararlanır.

Anlatım akışı

not to mention: düşünceyi güçlendiren bir gerçek eklemek

Not to mention, bir nokta belirtildikten sonra bir gerçek daha ekler. Bu cümlede, daha önce sıralanan sıra dışı ornitorenk özelliklerine elektroresepsiyon yeteneğini de ekler. Sözcük anlamı bir sonraki gerçeğin söylenmeyeceğini düşündürse de ifade tam tersine o gerçeği açıkça söyler ve vurgular. Genellikle şaşırtıcı veya ikna edici bir bilgi ekler.

Alıştırma

Örnek cümlede not to mention ne işe yarıyor?

  1. İlk açıklamayla çelişen bir gerçek sunar.
  2. Anlatımı güçlendiren başka bir şaşırtıcı gerçek ekler.
  3. Konuşmacıya bir sonraki gerçeği gizlemesini söyler.
Cevabı göster

Anlatımı güçlendiren başka bir şaşırtıcı gerçek ekler.

Kelime

electroreception: elektrik alanlarını algılama

Electroreception, bir hayvanın çevresindeki elektrik alanlarını veya elektrik sinyallerini algılama yeteneğidir. Bu cümlede ornitorenk, avının yerini belirlemek için bu duyuyu kullanır. Sözcük, elektriği belirten electro- ile burada bilgiyi algılamak veya almak anlamındaki reception bölümlerini birleştirir.

Alıştırma

Cümleyi elektrik alanlarını algılama yeteneğini ifade eden bilimsel isimle tamamlayın: A shark can find hidden prey by using ____.

Cevabı göster

electroreception

Or what about the ever-mysterious dark ground Pokémon, Anlatım akışı

0:30

Peki ya hep gizemini koruyan Karanlık ve Yer türü Pokémon,

the raccoon,

0:34

rakun?

using their high intelligence

0:35

Yüksek zekâsını kullanarak

to remember solutions to tasks for up to three years. Kalıp ifadeler

0:37

görevlerin çözümlerini üç yıla kadar hatırlayabilir.

Anlatım akışı

Or what about ...? ile başka bir örnek sunmak

Burada Or what about, izleyiciden bir yanıt vermesini istemez. Bu, sözbilimsel bir geçiştir: anlatıcı hemen ardından rakunu sıradaki örnek olarak tanıtır. Bir veya daha fazla fikirden sonra Or what about + isim veya konu? yapısını kullanarak dinleyicileri bir başka durumu, seçeneği veya karşı örneği düşünmeye davet edebilirsiniz. Bu yapı, listeye yalnızca and ile yeni bir madde eklemekten daha etkileşimli duyulur.

Alıştırma

Geçişi başka bir örnek sunan tam ifadeyle tamamlayın: We have discussed dolphins and crows. ____ octopuses?

Cevabı göster

Or what about

Kalıp ifadeler

for up to + süre: en yüksek sınırı belirtmek

for up to three years ifadesinde for süreyi belirtir, up to ise üç yılı en yüksek sınır olarak belirler. Gerçek süre daha kısa olabilir; ifade, her çözümün tam üç yıl boyunca hatırlanacağını garanti etmez. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp for up to + süre uzunluğu şeklindedir ve genellikle last, wait, stay, keep veya remember gibi fiillerden sonra gelir.

Alıştırma

Cümleyi “en fazla şu süre boyunca” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: The museum stores lost items ____ 30 days.

Cevabı göster

for up to

Of course, there are many rare Pokémon to find around planet Earth, too.

0:40

Elbette Dünya’nın dört bir yanında bulunacak daha pek çok nadir Pokémon da var.

Try looking for the psychic, ground, Dilbilgisi

0:44

Psişik ve Yer türü bir Pokémon için

star-nosed mole with its 22 pink fleshy appendages on its snout,

0:46

burnunda 22 pembe, etli uzantı bulunan yıldız burunlu köstebeğe bakın;

Dilbilgisi

Try looking for: yöntem önermek için try + -ing

“Try looking for” ifadesinde try fiilinden sonra -ing biçimi looking gelir. Konuşan kişi, köstebeği arama eylemini denemeye değer bir yöntem olarak önerir; onu bulmayı başarmak için gösterilecek çabayı vurgulamaz. Başka durumlara aktarılabilen try + -ing yapısı, “bu yöntemi dene ve ne olacağını gör” anlamına gelir. Burada looking for, “aramak” demektir.

Alıştırma

Öneriyi tamamlamak için add fiilini try + -ing yapısında kullanın: When the soup tastes bland, ____ a little lemon juice.

Cevabı göster

try adding

hosting 25,000 minute sensory receptors, Kelime

0:50

bu uzantılarda 25.000 küçücük duyu reseptörü vardır.

Kelime

minute sensory receptors: “son derece küçük” anlamındaki minute

Burada minute, “son derece küçük” anlamına gelen bir sıfattır. sensory receptors ifadesini niteler; dolayısıyla ifade, algılama için kullanılan çok küçük yapıları anlatır. Bu anlam, zaman birimini belirten minute isim anlamı değildir. İfadenin çevresindeki sayı ve bilimsel açıklama, sıfat anlamını tek mantıklı yorum hâline getirir.

Alıştırma

İngilizce cümlenin tamamını dinleyin ve duyduğunuzu seçin. changes önündeki sıfatın minute, minor veya major olmasına odaklanın.

  1. The sensor detected minute changes in pressure.
  2. The sensor detected minor changes in pressure.
  3. The sensor detected major changes in pressure.
Cevabı göster

The sensor detected minute changes in pressure.

or the blue dragon nudibranch,

0:54

Ya da mavi ejder deniz salyangozuna bakın;

which floats upside down in the water using surface tension Notlar

0:56

suyun yüzey geriliminden yararlanarak baş aşağı süzülür

and camouflages with the water.

0:59

ve suyla bütünleşerek kamufle olur.

Kalıp ifadeler

upside down (yukarı-aşağı ters)

Upside down, bir şeyin üst kısmının normalde alt kısmının bulunacağı yerde olması, yani yukarı-aşağı yönünün ters dönmesi demektir. Burada mavi ejder deniz salyangozunun yüzerkenki yönünü anlatır: alt yüzü yukarı bakacak şekilde su yüzeyinde durur. Cümlede bu ifade, floats fiilinden sonra zarf işlevli bir tamamlayıcı olarak nasıl yüzdüğünü açıklar. Daha genel olarak normal dik konumuna göre 180 derece döndürülmüş bir nesneyi, resmi veya ekranı anlatabilir.

Alıştırma

Yukarı-aşağı yönünün tersliğini belirten kalıplaşmış ifadeyle cümleyi tamamlayın: The map is ____, so rotate it 180 degrees.

Cevabı göster

upside down

Kelime

surface tension (yüzey gerilimi)

Surface tension, bir sıvının yüzeyinin gerilmiş bir zar gibi davranmasını sağlayan fiziksel etkidir. Sıvı moleküllerinin birbirini çekmesinden kaynaklanır. Bu cümlede using surface tension, mavi ejder deniz salyangozunun su yüzeyinde kalmasını sağlayan aracı belirtir. Bu terim damlaları, böceklerin veya küçük nesnelerin su üzerinde durmasını ve sabunun etkilerini açıklarken de sık kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi sıvı yüzeyindeki etkiye verilen bilimsel terimle tamamlayın: A water strider can stand on the water because of ____.

Cevabı göster

surface tension

This treehopper is a rare Grass and Bug Pokémon

1:01

Bu ağaç çekirgesi, nadir bir Çimen ve Böcek türü Pokémon’dur;

with a unique horn-like extension or helmet. Kelime

1:05

kendine özgü, boynuza benzeyen bir uzantısı ya da miğferi vardır.

Kelime

horn-like extension: -like ile sıfat oluşturma

horn-like extension ifadesinde horn-like, extension sözcüğünü niteler. horn ismine -like eki getirildiğinde “boynuza benzeyen” anlamı oluşur. Yani bu uzantı şekil veya görünüş bakımından boynuza benzer, ancak gerçek bir boynuz olmak zorunda değildir. Birçok isme -like ekleyerek leaf-like, shell-like ve claw-like gibi sıfatlar oluşturabilirsin. Bu yapı benzerliği kısa biçimde anlatır.

Alıştırma

“Yaprağa benzeyen” anlamını vermek için cümleyi isim + -like ile tamamla: The insect has a ____ body.

Cevabı göster

leaf-like

And who's that Pokémon? Kültür

1:08

Peki, bu Pokémon da kim?

Why, it's the red-lipped batfish, Ton ve niyet

1:10

Tabii ki kırmızı dudaklı yarasa balığı.

Kültür

Who's that Pokémon?: eğlenceli bir açıklama sözü

Who's, who is ifadesinin kısaltmasıdır. Bu nedenle cümle kelimesi kelimesine Pokémon'un kimliğini sorar. Burada Who's that Pokémon?, Pokémon çizgi filmindeki tekrar eden silüet tahmin oyununu hatırlatır. Gerçek bir balık gösterilmeden önce kullanılması, cevabı eğlenceli bir şakaya dönüştürür ve diziyi uzun zamandır izleyenlere nostaljik gelebilir. Bu bir göndermedir; balığın gerçekten Pokémon olduğu iddiası değildir.

Alıştırma

Eğlenceli bir silüet oyununda cevabı açıklamak üzeresin. Hangi söz tanıdık Pokémon tarzı etkiyi oluşturur?

  1. What is the animal's scientific name?
  2. Where is the Pokémon Center?
  3. Who's that Pokémon?
Cevabı göster

Who's that Pokémon?

Ton ve niyet

Eğlenceli bir açıklama belirleyicisi olarak Why,

Bu cümlede Why bir neden sormaz. Önceki sorunun yanıtı olan “it’s the red-lipped batfish” ifadesini sunan ünlemsi bir söylem belirleyicisidir. Yanıt açıklanmadan hemen önce kullanılması, cevaba teatral, eğlenceli ve biraz eski moda bir hava verir. why sözcüğünün ardından bir neden sorusu değil de doğrudan yanıt geliyorsa, onu “neden” anlamında değil, vurgulu bir “işte” ya da “meğer” gibi anlamak yararlı bir ipucudur.

Alıştırma

“Why, it’s the red-lipped batfish” cümlesinde Why ne işe yarar?

  1. Balığın neden kırmızı olduğunu sorar.
  2. Yanıtın açıklanmasına eğlenceli ve teatral bir vurgu katar.
  3. Konuşanın yanıttan emin olmadığını gösterir.
Cevabı göster

Yanıtın açıklanmasına eğlenceli ve teatral bir vurgu katar.

which uses its pectoral fins to walk on the ocean floor

1:12

Göğüs yüzgeçlerini kullanarak okyanus tabanında yürür

and the structure on its head to attract prey,

1:15

ve başındaki yapıyla avını kendine çeker;

much like the lures in Pokémon Go attract you. Anlatım akışı

1:17

tıpkı Pokémon Go’daki yemlerin sizi çekmesi gibi.

Anlatım akışı

Güçlü bir işlev karşılaştırması için much like

much like, cümlenin sonundaki karşılaştırmayı başlatır ve bilgiyi düzenler. Balığın başındaki yapının avı çekme biçimiyle Pokémon Go’daki yemlerin oyuncuları çekme biçimi arasında bağlantı kurar. Burada much, like ile belirtilen benzerliğin derecesini güçlendirir ve ifade “çok benzer bir biçimde” anlamına gelir; “büyük miktarda” anlamına gelmez. Karşılaştırma yalnızca ortak bir işlevle, yani bir hedefi çekmekle sınırlıdır ve iki şeyin diğer yönlerden de birbirine benzediğini ileri sürmez.

Alıştırma

Cümleyi, derste öğrenilen ve “in a very similar way to” anlamına gelen iki sözcüklü karşılaştırma belirleyicisiyle tamamlayın: The filter traps dust, ____ a net catching fish.

Cevabı göster

much like

You may not want to take on Notlar

1:21

Yine de şununla karşı karşıya gelmek istemeyebilirsiniz:

the rhinoceros beetle, though. Anlatım akışı

1:22

gergedan böceği.

Ton ve niyet

may not want to: nazik bir uyarı

Bu cümlede may not want to dolaylı bir uyarıdır: konuşan kişi, böceğe meydan okumanın iyi bir fikir olmadığını nazikçe ima eder. Doğrudan emir vermek yerine kararı dinleyene bırakır. you may not want to + fiil kalıbı çoğu zaman “bunu yapmamak muhtemelen daha akıllıca olur” anlamına gelir. Bunun tavsiye olup olmadığını bağlam gösterir; burada asıl amaç dinleyenin ne istediğini tahmin etmek değildir.

Alıştırma

Cümleyi derste öğrendiğiniz nazik uyarı ifadesiyle tamamlayın: The ladder is damaged, so you ____ climb it.

Cevabı göster

may not want to

Öbek fiiller

take on: rakibe meydan okumak veya görev üstlenmek

Burada take on, bir rakiple yüzleşmek veya ona meydan okumak anlamına gelir. Nesne gergedan böceğidir ve bağlam onu güçlü bir rakip olarak gösterir; bu nedenle ifade onunla bir yarışa veya mücadeleye girmeyi anlatır. Nesne, anlamı seçmeye yardımcı olur: take on + kişi, takım veya rakip genellikle yarışmak ya da yüzleşmek; take on + görev, iş veya sorumluluk ise onu yapmayı veya üstlenmeyi kabul etmek demektir. Nesneyi fiziksel olarak vücudun üzerine koymak anlamına gelmez.

Alıştırma

“Maya agreed to take on the regional champion,” cümlesinde take on ne anlama gelir?

  1. Şampiyonun yerine geçip kontrolü ele almak
  2. Şampiyona karşı yarışmak
  3. Şampiyonu başka bir yere taşımak
Cevabı göster

Şampiyona karşı yarışmak

Anlatım akışı

Cümle sonunda though

Cümle sonunda kullanılan though, sonradan eklenen bir düşünce gibi karşıtlık katar. Konuşan kişi önce sıra dışı canlıları arama veya onlarla mücadele etme fikrini sürdürür, sonra gergedan böceğine meydan okumanın iyi bir fikir olmayabileceğini söyleyerek bu fikri sınırlar. Burada though yeni bir yan cümle başlatmak yerine kendisinden önceki cümlenin tamamına dönük bir yorum yapar. Bu cümle sonu kalıbı, hafif bir düzeltme, istisna veya çekince eklemenin konuşma diline özgü bir yoludur.

Alıştırma

Hangi seçenek, küçük bir karşıtlık eklemek için though sözcüğünü cümle sonunda doğal biçimde kullanır?

  1. The hike is easy. The last mile is though steep.
  2. The hike is easy. Though the last mile is steep.
  3. The hike is easy. The last mile is steep, though.
Cevabı göster

The hike is easy. The last mile is steep, though.

This fighter can lift 850 times its own weight. Dilbilgisi

1:23

Bu dövüşçü kendi ağırlığının 850 katını kaldırabilir.

Dilbilgisi

850 times its own weight: kendi ağırlığının 850 katı

number + times + karşılaştırma ölçütünü belirten isim öbeği kalıbı, çarpma oranını ifade eder. 850 times its own weight, kaldırılabilen en yüksek yükün böceğin vücut ağırlığının 850 ile çarpımına eşit olduğu anlamına gelir. its own weight karşılaştırmanın temelini verir; own ise ağırlığın aynı canlıya ait olduğunu vurgular. Burada times, “ile çarpılmış” anlamındadır; 850 ayrı kaldırma eylemini saymaz.

Alıştırma

Bir robot, kendi ağırlığının yirmi katına eşit bir yükü kaldırabilir. Cümleyi rakam ve its own weight ifadesini kullanarak tamamlayın: This robot can lift ____.

Cevabı göster

20 times its own weight

If you had the strength, Dilbilgisi

1:27

Siz de bu kadar güçlü olsaydınız,

you could lift close to two 18-wheeler trucks.

1:28

neredeyse iki tane 18 tekerlekli kamyon kaldırabilirdiniz.

Dilbilgisi

Şimdiki zamanda gerçek dışı bir koşul için If you had ..., you could ...

Burada If you had, geçmiş zaman biçimini kullanarak şu anda gerçek olmayan ya da gerçekleşmesi çok düşük bir koşulu, yani o olağanüstü güce sahip olmayı hayal eder. Koşulun geçmişte olduğu anlamına gelmez. Ana cümledeki you could lift, hayal edilen durumda mümkün olacak bir yeteneği veya sonucu belirtir. Başka durumlara aktarılabilen kalıp If + özne + geçmiş zaman biçimi, özne + could + fiilin yalın hâli şeklindedir.

Alıştırma

Hangi cümle şu anda gerçek olmayan veya gerçekleşmesi düşük bir koşulu hayal ediyor?

  1. I had more time last summer, so I could learn another language.
  2. If I have more time, I can learn another language.
  3. If I had more time, I could learn another language.
Cevabı göster

If I had more time, I could learn another language.

While you're chasing a Caterpie,

1:32

Bir Caterpie’nin peşinden koşarken

why not look for caterpillars, Ton ve niyet

1:33

neden tırtıllara da bakmayasınız?

Ton ve niyet

Dostça bir öneri olarak why not look for ...

Why not + fiilin yalın hâli, soru biçiminde öneri sunmanın bir yoludur. Buradaki why not look for, “onları da aramayı düşünebilirsin” anlamına gelir; “aramayı neden reddettiğini açıkla” anlamına gelmez. Bu yapı genellikle kolay ve isteğe bağlı bir fikir sunar; Look for caterpillars gibi bir emir cümlesinden daha az doğrudan gelir.

Alıştırma

Dostça öneriyi dersteki iki kelimelik kalıpla tamamlayın: “We have ten minutes before the bus comes. ____ play a quick game?”

Cevabı göster

Why not

an awesome creature that literally evolves Notlar

1:35

Tırtıllar kelimenin tam anlamıyla evrim geçiren harika canlılardır;

from one form to another,

1:37

bir biçimden diğerine dönüşürler.

Kelime

Literally evolves: tam anlamıyla gerçekleşen, mecazsız değişim

literally evolves ifadesinde literally, evolves fiilini niteler ve değişimin mecaz olarak değil, sözcüklerin tam anlamıyla gerçekleştiğini belirtir. Canlı fiziksel olarak farklı bir biçime girer; dolayısıyla zarf, gözlemlenebilecek bir gerçeğe dayanır. evolve, oyunlardaki bir mekanik olarak da tanıdık olduğundan, gerçek dünyadaki kesin anlam eğlenceli bir örtüşme yaratır: canlı gerçekten biyolojik bir değişim geçirirken ifade aynı zamanda oyun dilini andırır. Daha genel olarak literally, dinleyiciden sözleri yalnızca canlı bir anlatım olarak değil, tam anlamıyla doğru kabul etmesini ister.

Alıştırma

Örnekte literally neden doğru bir kullanımdır?

  1. Canlının fiziksel biçimi gerçekten değişir; bu nedenle evolves yalnızca bir mecaz değildir.
  2. Canlının çok hızlı değiştiği anlamına gelir.
  3. Konuşanın herhangi bir değişim olup olmadığından emin olmadığı anlamına gelir.
Cevabı göster

Canlının fiziksel biçimi gerçekten değişir; bu nedenle evolves yalnızca bir mecaz değildir.

Kalıp ifadeler

Evolves from one form to another: iki aşamayı da belirtmek

evolve from A to B kalıbı, başlangıç durumunu from sonrasına, sonuç durumunu ise to sonrasına yerleştirir. Buradaki one form ve another, canlının fiziksel gelişimindeki iki aşamayı genel olarak temsil eder. Tam kalıp, her iki uç noktayı da açıkça göstererek bir süreci düzenler. Değişim zaman içinde gerçekleştiğinde biyolojik, teknolojik, kurumsal veya düşünsel gelişimi anlatabilir.

Alıştırma

evolve from A to B kalıbını tamamlayın: Over many years, the neighborhood evolved ____ a quiet village ____ a busy commercial center.

Cevabı göster

from · to

many of which create beautiful metallic-looking chrysalises Dilbilgisi

1:39

Birçoğu da metalik görünümlü, güzel krizalitler oluşturur.

in the process. Kalıp ifadeler

1:42

Bu da dönüşüm sürecinde gerçekleşir.

Dilbilgisi

Bir grubun büyük bölümü hakkında bilgi eklemek için “many of which”

Many of which, önceden verilen bilgiye ek açıklama getiren tanımlayıcı olmayan bir ilgi cümleciği başlatır. Which, daha önce sözü edilen bir gruba —bu cümlede caterpillars grubuna— gönderme yapar; many ise bu grubun tamamını değil, büyük bir bölümünü belirtir. quantity + of which kalıbı, ismi tekrarlamadan grubun bir bölümü hakkında ek bilgi verir: isim öbeği, many/some/most of which + fiil. Virgül, bu bilginin ek bir açıklama olduğunu gösterir.

Alıştırma

Cümleyi, dersteki ‘o şeylerin büyük bir bölümü’ anlamına gelen üç sözcüklü miktar + ilgi zamiri ifadesiyle tamamlayın: The art room has twenty paintbrushes, ____ are new.

Cevabı göster

many of which

Kalıp ifadeler

Bir şey olurken anlamında “in the process”

In the process, bir eylem veya değişim sürerken anlamına gelir ve çoğu zaman bu sırada ortaya çıkan bir olayı ya da sonucu belirtir. Burada the process, tırtılların geçirdiği dönüşümdür; krizalitlerin oluşması da bu dönüşümün bir parçasıdır. Bu ifade genellikle dinleyicinin bağlamdan anlayabildiği bir etkinliğe veya değişime gönderme yapar. Çoğu zaman ek olaydan ya da sonuçtan sonra gelir: bir şey yapmak ve bu süreçte bir şey öğrenmek, bulmak, kaybetmek veya oluşturmak.

Alıştırma

Cümleyi, dersteki ‘bunu yaparken’ anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Leo organized the closet and found his missing hat ____.

Cevabı göster

in the process

Found a Pidgey? Dilbilgisi

1:43

Bir Pidgey mi buldunuz?

Dilbilgisi

Eksiltili soru olarak “Found a Pidgey?”

Found a Pidgey?, konuşmada kısaltılmış bir evet-hayır sorusudur. Burada özne you ve yardımcı fiil have düşürülmüş olarak Have you found a Pidgey? anlamında kullanılır. Soru işareti ve konuşma tonlaması, konuşanın geçmiş zamanlı bir bildirimde bulunmadığını, dinleyenin deneyimini sorduğunu gösterir. Eksik sözcükler bağlamdan açıkça anlaşıldığında bu eksiltme hızlı bir takip sorusu oluşturur.

Alıştırma

“Found a Pidgey?” sözünün en olası tam soru biçimi hangisidir?

  1. You found a Pidgey.
  2. Have you found a Pidgey?
  3. Where did a Pidgey go?
  4. A Pidgey found you.
Cevabı göster

Have you found a Pidgey?

Look around and you might see a pigeon too.

1:44

Etrafınıza bakın; bir güvercin de görebilirsiniz.

This amazing bird can learn to distinguish

1:47

Bu inanılmaz kuş ayırt etmeyi öğrenebilir:

every letter of the alphabet,

1:49

alfabenin her bir harfini.

and many have the unique ability

1:51

Ayrıca birçoğunun benzersiz bir yeteneği vardır;

to find their way home over huge distances Kalıp ifadeler

1:52

çok uzak mesafelerden bile evlerinin yolunu bulurlar

using magnetoreception. Kelime

1:55

manyetoresepsiyon sayesinde.

Kalıp ifadeler

“find their way home”: yönünü bulup başarıyla eve ulaşmak

find their way home ifadesinde find one's way, özellikle rota zor veya bilinmiyorsa yönünü başarıyla bulmak ya da bir yere ulaşmayı başarmak anlamına gelir. Burada their kuşlarla uyumludur ve home hedef işlevi gördüğü için standart İngilizcede önüne to getirilmez. İfade, çok uzun bir mesafede kendi kendine yön bulup başarıyla eve ulaşmayı vurgular. Sözcüğü sözcüğüne bir yol bulmak anlamına gelmez ve yalnızca ev yönünde ilerlemekten daha fazla anlam taşır.

Alıştırma

Cümleyi find fiilinin geçmiş zamanı, doğru iyelik ifadesi ve home öncesinde edat kullanmadan tamamlayın: Even without a map, the children ____ before sunset.

Cevabı göster

found their way home

Kelime

magnetoreception: Dünya'nın manyetik alanını algılama

Magnetoreception, bir hayvanın Dünya'nın manyetik alanını algılama ve bu bilgiyi yönünü belirlemek için kullanma yeteneğidir. Bu cümlede, güvercinlerin çok uzak mesafelerden evlerinin yönünü bulmasına yardımcı olan bir duyu mekanizmasını adlandırır. İngilizce sözcük, manyetizmayla ilgili magneto- ile bilginin alınması veya algılanması anlamındaki reception parçalarından oluşur. Hayvanın kendisinin bir mıknatıs olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi Dünya'nın manyetik alanını algılamayı ifade eden bilimsel terimle tamamlayın: Some migrating animals may use ____ to help them navigate.

Cevabı göster

magnetoreception

And if you come across a Geodude, Öbek fiiller

1:57

Bir Geodude’a rastlarsanız da

it never hurts to stop and check out the local rocks, Notlar

1:59

durup çevredeki taşlara göz atmaktan zarar gelmez;

Öbek fiiller

come across: tesadüfen bulmak veya karşılaşmak

Come across, önceden planlamadan biriyle tesadüfen karşılaşmak veya bir şeyi bulmak demektir. Burada come across a Geodude, beklenmedik biçimde bir Geodude ile karşılaşmak anlamına gelir. Nesne, öbek fiilin tamamından sonra gelir: come across + kişi, nesne veya bilgi. Bu kullanımda bir yüzeyin üzerinden fiziksel olarak geçmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede come across “tesadüfen bulmak veya karşılaşmak” anlamında kullanılmıştır?

  1. After dinner, Maya came over to visit us.
  2. His email came across as impatient.
  3. While cleaning the attic, I came across an old map.
Cevabı göster

While cleaning the attic, I came across an old map.

Ton ve niyet

Nazik öneriler için it never hurts to + fiilin yalın hâli

It never hurts to, nazik ve baskı oluşturmayan bir öneri sunar. Burada durup kayalara bakmanın muhtemelen faydalı olacağı ve sorun çıkarma ihtimalinin düşük olduğu anlatılır; hurts gerçek bir fiziksel acıyı ifade etmez. Kalıp it never hurts to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Dinleyiciye emir vermeden bir eylem önerir ancak bu eylemin kesinlikle yararlı veya tamamen risksiz olduğunu vadetmez.

Alıştırma

Nazik ve düşük riskli bir öneri bildiren kalıpla cümleyi tamamlayın: Before we leave, ____ check the weather.

Cevabı göster

it never hurts to

Öbek fiiller

check out + yer veya şey: gidip bakmak

Burada check out, gidip bakmak veya keşfetmek anlamına gelir. the local rocks nesnesi, bunu ilginç bir şeye dikkat etmeye yönelik gündelik bir davet hâline getirir. Aktarılabilir kalıp check out + yer veya şey şeklindedir. Anlamı bağlam ve dil bilgisi yapısı belirler; dolayısıyla bu cümlede otelden ayrılma veya ödeme anlamı yoktur.

Alıştırma

Gidip bakmak anlamındaki iki kelimeli öbek fiille cümleyi tamamlayın: After lunch, let's ____ the new art exhibit.

Cevabı göster

check out

which can be pretty dang neat, too. Kelime

2:02

onlar da epey havalı olabilir.

Kelime

pretty dang neat: Şakacı ve gündelik bir övgü

Bu cümlede neat, “düzenli” değil, “havalı, çekici veya ilginç” anlamına gelir. Pretty “oldukça” demektir; dang ise fazladan, gündelik bir vurgu katar. Bu nedenle pretty dang neat, hevesli ama hafif ve eğlenceli bir övgüdür. Pekiştiriciler sıfatın önünde birlikte kullanılır: pretty + dang + neat. Bu kalıp, olumlu bir değerlendirmeyi daha canlı ve şakacı gösterir.

Alıştırma

“That little exhibit is pretty dang neat,” cümlesinde pretty dang neat ne anlama gelir?

  1. Tamamen temiz ve düzenlidir.
  2. Biraz tehlikelidir.
  3. Oldukça havalı veya ilginçtir.
Cevabı göster

Oldukça havalı veya ilginçtir.

These Pokémon have always been all around us,

2:04

Bu Pokémon’lar aslında hep etrafımızdaydı.

which is why we're proposing Anlatım akışı

2:07

İşte bu yüzden size

the Pokémon in real life challenge,

2:08

“Gerçek Hayattaki Pokémon” meydan okumasını öneriyoruz.

Anlatım akışı

which is why: Bir nedeni sonuca dönüştürmek

Which is why yalnızca en yakındaki isim veya zamire değil, önceki düşüncenin tamamına gönderme yapar. Burada bu Pokémonların her zaman çevremizde bulunmuş olması neden olarak sunulur. Bağlayıcı daha sonra sonucu veya karşılığı getirir: konuşmacılar bir meydan okuma önerir. Bilgi düzeni “neden, which is why + sonuç” şeklindedir; böylece bilinen bir gerçek doğal biçimde sonuca, karara veya eyleme dönüştürülür.

Alıştırma

Nedeni sonuca bağlayan, dersteki bağlayıcıyla cümleyi tamamlayın: The roads were icy, ____ school started two hours late.

Cevabı göster

which is why

inspired by Asia Murphy,

2:10

Bu fikir, Asia Murphy’den esinlendi;

who created the rules for this game.

2:12

oyunun kurallarını da kendisi oluşturdu.

Simply find or pick an animal that inspires you,

2:14

Size ilham veren bir hayvan bulun ya da seçin,

break down its powers and unique attributes, Öbek fiiller

2:16

güçlerini ve benzersiz özelliklerini tek tek inceleyin,

Öbek fiiller

break down: bir şeyi küçük parçalara ayırarak analiz etmek

Bu cümlede break down, hayvanın güçlerini ve benzersiz özelliklerini daha küçük parçalara ayırarak her birini incelemek ve açıklamak anlamına gelir. Fiziksel olarak zarar vermeyi değil, analiz etmeyi anlatır. Bir konu, sorun, süreç, görev veya veri grubu karmaşık göründüğünde bu öbek fiil kullanılabilir: onu parçalara ayırmak, bölümleri anlamayı ya da ele almayı kolaylaştırır.

Alıştırma

“Daha küçük parçalara ayırarak analiz etmek” anlamındaki öbek fiille cümleyi tamamlayın: To understand the survey, ____ the results by age group.

Cevabı göster

break down

and then share with the world

2:19

ardından tüm dünyayla paylaşın

using the #PokémonIRL.

2:20

#PokémonIRL etiketiyle.

Extra points if you took the picture yourself. Dilbilgisi

2:22

Fotoğrafı kendiniz çektiyseniz ekstra puan kazanırsınız.

Dilbilgisi

Extra points if ...: kısaltılmış bir ek puan koşulu

Extra points if, “You get extra points if ...” veya “Extra points are awarded if ...” anlamına gelen kısa bir kural ifadesidir. Oyun ve meydan okuma yönergeleri tam cümleler yerine sık sık kısa etiketler kullandığı için özne ile fiil atılmıştır. if yan cümlesi ek puan koşulunu belirtir. Burada took, fotoğrafı kendiniz çekme eylemini tamamlanmış bir koşul olarak sunar; konuşanların önceden bildiği belirli bir geçmiş olaya işaret etmez.

Alıştırma

Günlük meydan okuma kuralını, ek puan belirten üç sözcüklük kısa ifadeyle tamamlayın: ____ you bring a reusable bottle.

Cevabı göster

Extra points if

Found a creature during your adventures you aren't sure about? Dilbilgisi

2:25

Maceranız sırasında ne olduğundan emin olamadığınız bir canlı mı buldunuz?

Dilbilgisi

a creature ... you aren't sure about: nesne görevindeki ilgi zamirini düşürme

a creature during your adventures you aren't sure about ifadesinde you aren't sure about, creature sözcüğünü niteleyen tanımlayıcı bir ilgi cümleciğidir. Tam biçim a creature that you aren't sure about olarak düşünülebilir: nesne görevindeki that ilgi zamiri düşürülür ve about edatının örtük nesnesi creature olduğu için about sonda kalır. during your adventures, yaratığın ne zaman bulunduğunu belirtir ve isim ile ilgi cümleciğinin arasına girer; you aren't sure about, adventures sözcüğünü nitelemez. Bu isim + özne + fiil + edat yapısı doğal konuşmada yaygındır.

Alıştırma

Konuşanın oyun hakkında emin olmadığını ifade etmek için cümleyi tamamlayın. I am not sure ifadesini kullanın ve gerekli edatı sona koyun: That is a game ____.

Cevabı göster

I am not sure about

Snap a photo and use the #PokéBlitz

2:28

Bir fotoğraf çekip #PokéBlitz etiketini kullanın;

to have others help you figure out what it is. Notlar

2:31

böylece başkaları onun ne olduğunu bulmanıza yardım edebilir.

Dilbilgisi

have others help you: have + nesne + fiilin yalın hâli

have others help you ifadesinde have, ettirgen have + nesne + fiilin yalın hâli yapısıyla kullanılır. Others eylemi gerçekleştiren kişileri belirtir ve help, to almadan yalın hâlde kullanılır. Bu ifade, başka insanlara sahip olmak değil, onların size yardım etmesini ayarlamak veya sağlamaktır. Daha geniş yapıda you, help fiilinin nesnesidir ve figure out, help fiilinden sonra to olmadan gelebilir: help you figure out what it is. Bir kişi başka birinin eylemini ayarladığında, yönlendirdiğinde veya mümkün kıldığında have + kişi + fiilin yalın hâli yapısını kullanın.

Alıştırma

Mia'nın haritayı kontrol etmesini ayarlayacağımızı göstermek için cümleyi have, Mia ve check ile tamamlayın: We can ____ the map before we leave.

Cevabı göster

have Mia check

Öbek fiiller

figure out: cevabı bulmak

Burada figure out, “düşünerek, kontrol ederek veya ipuçlarından yararlanarak cevabı bulmak ya da bir şeyin ne olduğunu belirlemek” anlamına gelir. Diğer insanlar fotoğrafa bakarak bilinmeyen canlının ne olduğunu belirlemeye yardımcı olacaktır. Figure out bir öbek fiildir: figure + out tek bir birim olarak iş görür ve what it is onun nesnesidir. Figure sözcüğünü “sayı”, “kişi” veya “vücut şekli” olarak yorumlamak yerine ifadenin tamamını öğrenin.

Alıştırma

Örnekte figure out what it is ne anlama geliyor?

  1. Fotoğrafı ve diğer ipuçlarını düşünerek onun ne olduğunu belirlemek.
  2. Onun fotoğrafını çekmek.
  3. Boyutunu ve şeklini ölçmek.
Cevabı göster

Fotoğrafı ve diğer ipuçlarını düşünerek onun ne olduğunu belirlemek.

Dilbilgisi

what it is: gömülü soruda düz cümle dizilişi

What it is, daha büyük bir cümlenin içinde it ifadesinin ne olduğunu soran gömülü bir sorudur. Yan tümcenin tamamı figure out ifadesinin nesnesidir. Gömülü wh- sorularında düz cümle dizilişi kullanılır; bu nedenle özne it, is fiilinden önce gelir. Doğrudan soru What is it? şeklindedir; ancak figure out, know, tell me veya wonder sonrasında what is it değil, what it is kullanılır.

Alıştırma

“What is it?” doğrudan sorusunu gömülü bir soruya dönüştürün: I can't tell ____.

Cevabı göster

what it is

And spread this video

2:33

Bu videoyu da paylaşın ki

to get others inspired by the natural world.

2:34

başkaları doğadan ilham alsın.

We'll be sharing our favorites on Twitter and Instagram,

2:36

En sevdiklerimizi Twitter ve Instagram’da paylaşacağız;

so follow and tag us in your discoveries.

2:39

bu yüzden bizi takip edin ve keşiflerinizde etiketleyin.

And subscribe for more weekly science videos.

2:41

Her hafta yeni bilim videoları için kanalımıza abone olun.