Sözel ironi nedir? - Christopher Warner: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
437 kelime 158 kel/dk

Video özeti: Bu ders, duruma uymayan övgüler üzerinden ton ve bağlamın sözel ironi oluşturmasını, alayın ironiyi nasıl iğneleyici hâle getirdiğini ve konuşanın içtenliğini nasıl açıkça gösterebildiğini anlatıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. tone of voice — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: Sesin, sözcüklerin düz anlamının ötesinde bir tutumu nasıl ilettiğini anlatan bu yaygın sözcük birlikteliğini öğrenin. Söyleniş biçimine dikkat ederek “Great weather” gibi bir övgünün içten, ironik, nazik ya da saldırgan olup olmadığını değerlendirebilirsiniz. 2. while all sarcasm fits the definition of verbal irony, not all verbal irony is sarcastic. — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Bu karşıtlığı, birbirine yakın iki kavram arasındaki ilişkiyi kesin biçimde tanımlayan bir yapı olarak anlayın. Aynı çerçeveyi, bir kategorinin diğerine dâhil olduğunu ancak ikisinin hatalı biçimde özdeş sayılamayacağını açıklamak için kullanabilirsiniz. 3. Seriously, I mean it. — Konuşma edimbilimi ve tutum: İçten bir sözün ironi sanılabileceği durumda bu cümleyi bir anlam düzeltmesi olarak tanıyın. Sözlerinizin gerçek anlamıyla anlaşılması gerektiğini doğrulamak, alaycı yorumu ortadan kaldırmak ve teşvik ya da iyi dileklerinizin kesinlikle samimi olduğunu göstermek için kullanabilirsiniz.

Bu derste

Great weather we're having.

0:15

Ne harika bir hava.

Awesome job.

0:17

Harika iş.

You're a tremendous athlete.

0:19

Muazzam bir sporcusun.

Compliments, right?

0:22

İltifat, değil mi?

Well, maybe.

0:25

Şey, belki.

Depending on the attitude and tone of voice behind these lines, Notlar

0:27

Bu cümlelerin ardındaki tutum ve ses tonuna bağlı olarak,

Kalıp ifadeler

tone of voice: konuşmada duyulan tutum

Tone of voice, bir kişinin konuşmasının nasıl duyulduğunu ve bu söyleyiş biçiminin ilettiği tutum ya da duyguyu anlatır. Burada dinleyicinin sözlerin gerçekte neyi aktarmak istediğine karar vermesine yardımcı olur. Tone of voice değiştiğinde aynı sözler dostça, kızgın, ciddi ya da alaycı duyulabilir. Bu nedenle ifade, sözcüklerin kendisinden daha fazlasını anlatır.

Alıştırma

Konuşmada duyulan tutumu belirten üç sözcüklü kalıplaşmış ifadeyle cümleyi tamamlayın: Her words were polite, but her ____ sounded annoyed.

Cevabı göster

tone of voice

they very well may be compliments. Dilbilgisi

0:31

pekâlâ iltifat olabilirler.

Dilbilgisi

Depending on + isim öbeği: sonucun neye bağlı olduğunu göstermek

Depending on + bir isim öbeği, sonucu değiştirebilecek etkeni belirtir. Burada sözlerin iltifat sayılıp sayılmayacağını tutum ve ses tonu belirler. Bu yapı ana cümleden önce kullanıldığında, dinleyiciye önce neyi göz önünde bulundurması gerektiğini söyler; ardından olası sonuç verilir. Devam eden bir eylem anlatmaz; yaklaşık olarak it depends on... anlamına gelir.

Alıştırma

Sonucun hava koşullarına göre belirlendiğini anlatan başlangıç ifadesini hangi cümle doğru kullanıyor?

  1. Depending the weather, the game may move indoors.
  2. Because the weather, the game may move indoors.
  3. Depending on the weather, the game may move indoors.
Cevabı göster

Depending on the weather, the game may move indoors.

Dilbilgisi

very well may be: güçlü ama temkinli bir olasılık

Bu cümlede very well, may kip belirtecini güçlendirir. They very well may be compliments, konuşanın bunların iltifat olma ihtimalini oldukça yüksek gördüğünü, ancak bundan kesin olarak emin olmadığını gösterir. Buradaki very well, ‘çok iyi bir şekilde’ anlamına gelmez. May ile birlikte temkinli bir yargıyı güçlendirir: may be ifadesinden daha güçlü, definitely are ifadesinden ise daha az kesindir.

Alıştırma

Cümleyi, nottaki ‘olma ihtimali oldukça yüksek’ anlamına gelen tam ifadeyle tamamlayın: The new coach ____ the right person for the job.

Cevabı göster

very well may be

They may also be, though, pointed and attacking lines. Kelime

0:34

Bununla birlikte iğneleyici ve saldırgan sözler de olabilirler.

Kelime

pointed and attacking lines: sivri ve düşmanca sözler

Pointed and attacking lines ifadesinde lines, çizilmiş çizgileri değil, söylenen veya yazılan sözleri belirtir. Pointed, genellikle eleştirmek ya da bir şeyi açığa çıkarmak için bir kişiyi veya meseleyi keskin biçimde hedef alan dili anlatır. Attacking daha güçlü bir düşmanlık ekler: sözler yalnızca açık bir noktaya değinmez, birine saldırır. İfade bir bütün olarak bu sözleri sivri, hedefli ve saldırgan gösterir.

Alıştırma

'The article contains several pointed and attacking lines about the mayor,' cümlesinde pointed and attacking lines ne anlama gelir?

  1. Uçları sivri çizilmiş çizgiler
  2. Birini hedef alan sivri ve düşmanca sözler
  3. Eleştiriden kaçınan dostça yorumlar
Cevabı göster

Birini hedef alan sivri ve düşmanca sözler

This slight change of attitude behind the lines reveals what we call verbal irony. Anlatım akışı

0:38

Sözlerin ardındaki bu ufak tutum değişikliği, sözel ironi dediğimiz şeyi ortaya çıkarır.

Anlatım akışı

what we call verbal irony: bir kavramı adlandırmak

what we call verbal irony ifadesinde call, “telefon etmek” değil, “adlandırmak” veya “olarak nitelemek” anlamına gelir. what we call sözleri, az önce açıklanan düşünce için verbal irony adını tanıtır. Bu yapı bir açıklamayı düzenlemeye yardım eder: önce bir şeyi anlatır, sonra what we call + isim veya terim yapısıyla ona ad verirsiniz.

Alıştırma

Kavramın adını tarafsız biçimde tanıtan üç kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: This pattern is ____ the passive voice.

Cevabı göster

what we call

So when someone says,

0:45

Yani biri,

"Great weather we're having," Ton ve niyet

0:46

"Ne harika bir hava," dediğinde,

it is quite possible that the person really means that. Dilbilgisi

0:48

bunu gerçekten kastetmiş olması oldukça muhtemeldir.

Ton ve niyet

Great weather we're having: samimi övgü mü, sözel ironi mi

Great weather we're having, hava hakkında olumlu bir yorumdur. Hava güzelse ve sıcak bir ses tonuyla söylenirse samimi bir günlük sohbet sözü olabilir. Hava kötüyse aynı olumlu sözler, özellikle rahatsız veya abartılı bir tonla söylendiğinde tersini ifade edebilir. Sözlerle durum arasındaki bu uyuşmazlık sözel ironi oluşturabilir; bu nedenle amaçlanan anlamı bağlam ve söyleyiş belirler.

Alıştırma

Konuşan kişi güneşli gökyüzüne bakıp gülümsüyor ve "Great weather we're having!" diyor. Bu cümle mutlaka sözel ironidir. Doğru mu, yanlış mı?

  1. Doğru
  2. Yanlış
Cevabı göster

Yanlış

Dilbilgisi

it is quite possible that: ihtimali temkinli biçimde ifade eden kalıp

It is quite possible that + yan cümlecik, konuşanın bir şeyi gerçek bir ihtimal olarak gördüğünü ancak kesin olduğunu söylemediğini belirtir. Burada that sonrasındaki “the person really means that” cümleciği, mümkün olup olmadığı değerlendirilen fikirdir. İlk it biçimsel öznedir; havaya veya önceki söze gönderme yapmaz. Değerlendirdiğiniz ihtimali ortaya koymak için kalıbın tamamını kullanın.

Alıştırma

Gerçek ancak kesin olmayan bir ihtimali belirten hedef kalıbın tamamıyla cümleyi tamamlayın: ____ the train will be delayed by the storm.

Cevabı göster

It is quite possible that

If the sun is shining, the birds are singing, and the wind is calm.

0:52

Eğer güneş parlıyorsa, kuşlar ötüyorsa ve rüzgâr sakince esiyorsa.

But if the weather is horrible,

0:56

Ancak hava berbat durumdaysa,

the clouds are looming, and the wind is a raging tempest, Kelime

0:58

kara bulutlar ufukta belirmiş ve rüzgâr öfkeli bir fırtınaya dönüşmüşse

Kelime

the clouds are looming: tehditkâr biçimde yaklaşan bulutlar

the clouds are looming ifadesinde looming, bulutların yakında, büyük ve tehditkâr olduğu hissini verir; sanki bulutlar yaklaşıyor veya manzaranın üzerinde asılı duruyordur. Yalnızca bulutların varlığını bildirmekle kalmaz, kötü havanın gelmek üzere olduğu duygusunu yaratır. Are looming şimdiki zamanın sürmekte olan biçimidir; bu nedenle tehditkâr durum şu anda gelişiyormuş gibi sunulur.

Alıştırma

Şu cümlede looming hangi hissi ekliyor: “Dark clouds are looming over the town”?

  1. Bulutlar uzaklaşıyor ve gökyüzü açılıyor.
  2. Bulutlar sıradan ve hareketleri özel bir his vermiyor.
  3. Bulutlar yakın ve tehditkâr görünerek kötü havanın yaklaştığını düşündürüyor.
Cevabı göster

Bulutlar yakın ve tehditkâr görünerek kötü havanın yaklaştığını düşündürüyor.

Kelime

a raging tempest: şiddetli ve dramatik bir fırtına

a raging tempest ifadesinde tempest şiddetli bir fırtına demektir; raging ise fırtınayı vahşi ve kontrol dışı gösterir. Buradaki raging, fırtınanın şiddetini anlatır; bir insanın öfkeli olduğu anlamına gelmez. Edebî ve abartılı anlatım, havayı son derece kötü gösterir. Böylece hava hakkındaki olumlu bir sözle güçlü bir karşıtlık oluşur.

Alıştırma

Bu cümlede a raging tempest ifadesine en uygun açıklama hangisidir?

  1. vahşi ve şiddetli bir fırtına
  2. yüksek sesle konuşan öfkeli bir kişi
  3. hafif ve hoş bir esinti
Cevabı göster

vahşi ve şiddetli bir fırtına

and someone says,

1:01

ve biri çıkıp,

"Great weather we're having,"

1:02

"Ne harika bir hava," derse,

he probably doesn't actually mean that. Ton ve niyet

1:05

muhtemelen aslında bunu kastetmiyordur.

Ton ve niyet

he probably doesn't actually mean: amaçlanan anlam ile sözcüklerin düz anlamı

he probably doesn't actually mean that ifadesinde mean, yalnızca söylenen sözcükleri değil, konuşanın iletmek istediği mesajı anlatır. Probably, bu yorumun kesin değil ama büyük olasılıkla doğru olduğunu gösterir. Actually, sözcüklerin düz anlamına göre yapılan yorumu düzeltir: olumlu sözler kötü durumla uyuşmadığı için konuşan kişi muhtemelen ironi yoluyla tam tersini iletiyordur. Birinin ne söylediğiyle ne demek istediğini ayırmak şakaları, iğnelemeleri ve abartıları anlamaya da yardımcı olur.

Alıştırma

Bu cümlede probably doesn't actually mean bize ne anlatıyor?

  1. Konuşan kişi muhtemelen hiçbir söz söylememiştir.
  2. Konuşan kişi havanın düzeleceğinden emindir.
  3. Konuşanın iletmek istediği mesaj, sözcüklerin düz anlamından büyük olasılıkla farklıdır.
Cevabı göster

Konuşanın iletmek istediği mesaj, sözcüklerin düz anlamından büyük olasılıkla farklıdır.

He probably means that the weather is horrible,

1:07

Büyük olasılıkla havanın berbat olduğunu kastediyordur,

but he has said the opposite. Anlatım akışı

1:10

ama tam tersini söylemiştir.

Anlatım akışı

'but he has said the opposite' kastedilen anlamı söylenen sözlere bağlar

but he has said the opposite bölümü, onun muhtemelen kastettiği anlam ile gerçekten söylediği sözleri karşılaştırır. Burada the opposite, anlamı ters olan bir mesajdır: büyük olasılıkla havanın berbat olduğunu düşünüyor, fakat sözleri havanın güzel olduğunu gösteriyor. Bu yapı önce bir yorum verir, ardından but kullanarak söylenen mesajın ters yönü gösterdiğini belirtir.

Alıştırma

Örnekteki 'but he has said the opposite' neyi gösteriyor?

  1. Sözleri, muhtemelen kastettiği anlamı daha açık biçimde tekrarlıyor.
  2. Sözleri başka bir konuya geçiyor.
  3. Sözleri, muhtemelen kastettiği anlamın tersini ifade ediyor.
Cevabı göster

Sözleri, muhtemelen kastettiği anlamın tersini ifade ediyor.

This is verbal irony,

1:12

İşte bu sözel ironidir;

when the speaker says the opposite of what he means. Anlatım akışı

1:15

konuşanın kastettiğinin tam tersini söylemesidir.

Anlatım akışı

'when the speaker says the opposite of what he means' sözlü ironiyi tanımlar

when ile başlayan bölüm, sözlü ironinin ne zaman ortaya çıktığını anlatarak onu tanımlar. Konuşmacının sözleri ile vermek istediği anlam ters yönleri gösterir. says the opposite of what he means ifadesinde says yüksek sesle söylenen sözleri, means ise konuşmacının vermek istediği mesajı belirtir. Bu iki katmanı ayrı tutmak tanımın anahtarıdır.

Alıştırma

Hangi açıklama 'when the speaker says the opposite of what he means' ifadesine en uygundur?

  1. Konuşmacının sözleri, vermek istediği anlamın tersini taşıyor.
  2. Konuşmacı önceki konuyla ilgisiz bir şey söylüyor.
  3. Konuşmacı aynı anlamı farklı sözlerle tekrarlıyor.
Cevabı göster

Konuşmacının sözleri, vermek istediği anlamın tersini taşıyor.

I know what you're thinking. Anlatım akışı

1:18

Ne düşündüğünüzü biliyorum.

Anlatım akışı

I know what you're thinking ile dinleyicinin düşüncesini öngören geçiş

Bu cümlede I know what you're thinking, konuşmacının dinleyicinin aklına gelebilecek bir soruyu veya itirazı birazdan dile getireceğine işaret eder. Açıklamayı mevcut noktadan beklenen bir tepkiye geçirerek düzenler. Bu, genellikle gerçekten zihin okuma iddiası değil, sözbilimsel bir ifadedir. Ardından gelen bir soru, iki noktadan sonraki ifade veya but yan cümlesi çoğu zaman bu düşünceyi belirtir ve cevaba, düzeltmeye ya da açıklamaya geçiş sağlar.

Alıştırma

I know what you're thinking bir açıklamada genellikle ne yapar?

  1. Dinleyicinin aklına gelebilecek bir soruyu, cevaplamadan önce ortaya koyar.
  2. Konuşmacının gerçekten zihin okuyabildiğini iddia eder.
  3. Tartışmanın bittiğini duyurur.
Cevabı göster

Dinleyicinin aklına gelebilecek bir soruyu, cevaplamadan önce ortaya koyar.

Isn't this sarcasm? Ton ve niyet

1:18

Bu sarkazm (iğneleme) değil mi?

Ton ve niyet

Isn't this sarcasm? ile beklenti içeren olumsuz soru

Isn't this sarcasm? cümlesi isn't + özne + tamamlayıcı yapısındadır. Olumsuz bir evet-hayır sorusudur ancak burada bir şeyin sarkazm olduğunu reddetmez. Konuşmacı, this is sarcasm sonucunu makul veya beklenen bir sonuç olarak görür ve onay ister. Aynı kalıp ses tonuna ve bağlama göre şaşkınlık ya da itiraz da gösterebilir. Bu nedenle olumsuz biçim fikri tersine çevirmek yerine bir beklenti ekler.

Alıştırma

Bir sözün zaten sarkazm olduğunu düşünüyor ve diğer kişinin bunu onaylamasını istiyorsanız en doğal soru hangisidir?

  1. This isn't sarcasm.
  2. Is this sarcasm?
  3. Isn't this sarcasm?
Cevabı göster

Isn't this sarcasm?

Isn't the speaker being sarcastic?

1:20

Konuşan kişi burada iğneleme yapmıyor mu?

Yes.

1:22

Evet.

When a speaker says the opposite of what he means,

1:23

Konuşan kişi kastettiğinin tam tersini söylediğinde,

that is verbal irony.

1:26

bu sözel ironidir.

When a speaker then goes the step farther to mean the opposite of what he says Kalıp ifadeler

1:28

Konuşan kişi bir adım daha ileri gidip söylediğinin tam tersini kastettiğinde

Kalıp ifadeler

goes the step farther: önceki noktadan bir adım daha ileri gitmek

Bu cümlede goes the step farther, “daha önce anlatılanın ötesine geçer” veya “bir derece daha ekler” anlamına gelir. Buradaki step mecazidir; kimse gerçekten yürümüyor. Bu ifade açıklamayı bir ilerleme sırası içinde düzenler: bir eylem zaten tanıtılmıştır ve sonraki eylem onu genişletir ya da güçlendirir. Günümüzün günlük İngilizcesinde olağan biçim goes a step further ifadesidir.

Alıştırma

Bu cümlede goes the step farther ne anlama gelir?

  1. Konuşmacı önceki eylemi bir derece daha ileri taşır.
  2. Konuşmacı önceki noktaya geri döner.
  3. Konuşmacı gerçekten bir adım daha yürür.
Cevabı göster

Konuşmacı önceki eylemi bir derece daha ileri taşır.

and seeks to be a little pointed and mean, Kelime

1:32

ve biraz iğneleyici ve acımasız olmaya çalıştığında,

Kelime

seeks to be a little pointed and mean: kasıtlı sözlü sertlik

Seeks to be, “kasıtlı olarak öyle olmaya çalışır veya bunu amaçlar” demektir. Sertliğin kazara değil, bilinçli olduğunu gösterir. Pointed, bir kişiyi veya zayıf noktayı keskin biçimde hedef alan dili anlatır; mean ise burada “kaba, incitici” anlamında bir sıfattır. A little dereceyi biraz yumuşatır, ancak yan cümle hâlâ saldırgan bir tonu anlatır. Bu açıklamada yalnızca söylenenin tersini belirtmeye eklenen bu kasıtlı saldırı, alaya iğneleyici bir özellik kazandırır.

Alıştırma

Vurgulanan yan cümle konuşmacının niyeti hakkında ne söylüyor?

  1. Konuşmacı sözcüklerin ne anlama geldiğini soruyor.
  2. Konuşmacı yanlışlıkla yakındaki bir şeyi işaret ediyor.
  3. Konuşmacı kasıtlı olarak iğneleyici ve kaba duyulmaya çalışıyor.
Cevabı göster

Konuşmacı kasıtlı olarak iğneleyici ve kaba duyulmaya çalışıyor.

like he's making fun of something, Deyimler

1:35

sanki bir şeyle alay ediyormuş gibi,

Deyimler

making fun of something: bir şeyi alay konusu yapmak

Make fun of + kişi veya şey, o kişiyi ya da şeyi alaya almak ve gülünecek bir hedef gibi görmek demektir. “Eğlence yaratmak” anlamına gelmez. he's making fun of something ifadesinde making devam eden bir eylemi gösterir, of ise alay edilen şeyi tanıtır. Bu ifade tutumu da gösterir: kişi yalnızca şakalaşmıyor veya eğlenmiyor, alaycı bir tavır sergiliyor.

Alıştırma

“Alay etmek” anlamındaki üç kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: They should not ____ her question.

Cevabı göster

make fun of

then you have sarcasm.

1:37

işte o zaman sarkazm ortaya çıkar.

Take the second example. Anlatım akışı

1:38

İkinci örneği ele alalım.

Anlatım akışı

Take the second example: dikkati bir örneğe yöneltmek

Take the second example, bir açıklamayı yönlendirmek için kullanılan bir emir cümlesidir. Burada take, fiziksel olarak taşımak değil, ele almak veya incelemek anlamına gelir. The second example isim öbeği, dinleyicinin odaklanması gereken örneği belirtir. Bilgiyi düzenleyen bir ifade olarak dikkati genel noktadan sonraki somut kanıta taşır. Second ayrıca bu örneğin sıralamadaki yerini gösterir.

Alıştırma

Bir açıklamada "Take the second example." dinleyiciden ne yapmasını ister?

  1. İkinci örneği fiziksel olarak alıp götürmek.
  2. İkinci örneği silmek.
  3. Sırada ikinci örneği ele almak.
Cevabı göster

Sırada ikinci örneği ele almak.

Awesome job.

1:40

Harika iş.

Someone accomplishing his lifelong dream? Kalıp ifadeler

1:41

Biri hayatının hayalini mi gerçekleştiriyor?

Awesome.

1:44

Harika.

Kalıp ifadeler

accomplishing his lifelong dream: hayat boyu kurduğu hayali gerçekleştirmek

Burada accomplishing his lifelong dream, hayatının büyük bölümünde taşıdığı önemli bir isteği başarıyla gerçeğe dönüştürmek demektir. Emek başarılı bir sonuca ulaştığında accomplish, dream veya goal ile doğal biçimde kullanılır. -ing biçimi accomplishing, Someone accomplishing ...? şeklindeki eksiltili ifadeye uyar: konuşanın Awesome. diyerek tepki vereceği bir durumu sunar.

Alıştırma

Hangi cümle, uzun süredir taşıdığı bir isteği başarıyla gerçekleştirdiğini doğal biçimde anlatır?

  1. After years of work, she accomplished her lifelong dream of opening a clinic.
  2. After years of work, she abandoned her lifelong dream of opening a clinic.
  3. After years of work, she finished her lifelong dream of opening a clinic.
Cevabı göster

After years of work, she accomplished her lifelong dream of opening a clinic.

Someone winning a sports championship?

1:44

Biri spor şampiyonluğu mu kazanıyor?

Awesome.

1:47

Harika.

Someone rear-ends another car? Kelime

1:47

Biri başka bir arabaya arkadan mı çarpıyor?

Not awesome.

1:50

Harika değil.

Kelime

rear-ends another car: başka bir arabaya arkadan çarpar

Rear-end burada geçişli bir fiildir. A rear-ends B denirse A, B'nin arkasındadır ve B'nin aracının arka kısmına çarpar. Bu nedenle rear-ends another car arkadan gerçekleşen bir çarpışmayı anlatır. Rear-end ifadesini tek bir birleşik fiil olarak okuyun; bir şeyin arka kısmı anlamındaki rear end isim öbeğiyle karıştırmayın.

Alıştırma

Bu trafik raporunu rear-end fiilinin geçmiş zamanıyla tamamlayın: A distracted driver ____ a taxi at the red light.

Cevabı göster

rear-ended

So when the passenger says,

1:52

Yani yolcu,

"Awesome job," Ton ve niyet

1:54

"Harika iş," dediğinde,

they probably mean the opposite with a hint of poking fun. Deyimler

1:56

muhtemelen bir alay dokunuşuyla tam tersini kastediyordur.

Ton ve niyet

Alaycı bir övgü olarak “Awesome job”

“Awesome job” normalde bir şeyi çok iyi yapan kişiyi över. Burada ise bir sürüş hatasından sonra söyleniyor. Bu nedenle övgü yaşananlarla çelişiyor ve tam tersini ifade ediyor: yolcu, sürücünün kötü bir iş çıkardığını düşünüyor. Bu, alaycı biçimde kullanılan sözlü ironidir. Çok olumlu bir yorum açıkça kötü bir sonuca uymuyorsa eleştiriyi veya takılmayı anlamak için yalnızca olumlu sözcüklere değil, duruma ve ses tonuna bakın.

Alıştırma

Birisi açık bir sürüş hatası yaptıktan sonra söylenen “Awesome job” büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Konuşan kişi sürücünün becerisini içtenlikle övüyor.
  2. Konuşan kişi kötü sürüşü alaycı biçimde eleştiriyor.
  3. Konuşan kişi sürücünün işini bitirip bitirmediğini soruyor.
Cevabı göster

Konuşan kişi kötü sürüşü alaycı biçimde eleştiriyor.

Deyimler

“with a hint of poking fun”: hafif bir takılma tonu

With a hint of, “az miktarda … içeren” veya “hafif bir … dokunuşuyla” anlamına gelir. Buradaki hint, ipucu ya da tavsiye demek değildir. Poking fun, biriyle veya bir şeyle hafifçe dalga geçmek ya da onun hakkında şaka yapmak demektir. Birlikte with a hint of poking fun, karşıt anlamın yalnızca tarafsız bir çelişki olmadığını, hafif bir takılma tonu da taşıdığını anlatır.

Alıştırma

“with a hint of poking fun” ifadesinde “a hint of” ne anlama gelir?

  1. Az miktarda veya hafif bir iz
  2. Hiç bulunmama durumu
  3. Birine nasıl yapacağını öğreten bir ipucu
Cevabı göster

Az miktarda veya hafif bir iz

That is verbal irony,

2:00

Bu sözel ironidir

and that is sarcastic.

2:01

ve bu sarkazmdır.

"You're a talented athlete."

2:03

"Yetenekli bir sporcusun."

Said to an Olympian? Dilbilgisi

2:05

Bir Olimpiyat sporcusuna söylendiğinde mi?

Authentic. Kelime

2:06

İçten.

No verbal irony present.

2:07

Burada sözel ironi yok.

Dilbilgisi

Said to an Olympian?: eksiltili koşul sorusu

Said to an Olympian?, önceki alıntıya bağlı olan eksiltili bir sorudur. Burada yaklaşık olarak“What if it is said to an Olympian?”şeklinde tamamlanabilir. it zamiri alıntılanan ifadeyi gösterir; said ise edilgen is said yapısının bir parçası olarak anlaşılır. Bu parça, aynı sözleri yeni bir durumda değerlendirebilmeniz için dinleyeni hızla değiştirir. Sözleri olimpiyat sporcusunun söyleyip söylemediğini sormaz.

Alıştırma

Bu bağlamda“Said to an Olympian?”ifadesinin anlamına en yakın seçenek hangisidir?

  1. What if someone speaks about an Olympian?
  2. What if an Olympian says it?
  3. What if it is said to an Olympian?
Cevabı göster

What if it is said to an Olympian?

Kelime

Authentic.:‘samimi’ anlamında bir yargı

Authentic., önceki iltifat hakkında verilen kısa bir yargıdır. Burada authentic, gerçek ve içtenlikle söylenmiş demektir: konuşanın vermek istediği mesaj olumlu sözlerle örtüşür. Bu sözcük yalnızca ürünleri anlatmaz. Bir yorumu, tepkiyi veya duyguyu değerlendirirken kişinin gerçek görüşünü yansıtıp yansıtmadığına bakılır; bu parçada sözel ironiyle karşıtlık oluşturur.

Alıştırma

Bu parçada“Authentic.”ne anlama geliyor?

  1. Taklit değil, gerçek bir ürün.
  2. Resmî olarak onaylanmış bir ifade.
  3. Sözel ironi değil, samimi bir ifade.
Cevabı göster

Sözel ironi değil, samimi bir ifade.

Said to the klutzy kid tripping into English class Kelime

2:09

İngilizce dersine tökezleyerek giren

and spilling his books and pencil case all over the room? Kalıp ifadeler

2:11

ve kitapları ile kalemliğini odanın her yerine saçan sakar çocuğa mı söyleniyor?

Kelime

klutzy kid: gündelik dilde, alaycı bir niteleme

Klutzy kid, hareketleri beceriksiz olan ve takılmaya, eşyaları düşürmeye ya da bir şeyleri devirmeye yatkın bir çocuk demektir. Klutzy gündelik ve hafif olumsuz bir sözcüktür; bu yüzden niteleme tarafsız değil, alaycı gelebilir. Bu cümlede çocuğun takılıp eşyalarını saçması, bu nitelemenin dayanağıdır. İfade, sakin ve nesnel bir tanımlama gibi gelmek yerine alaycı ya da iğneleyici tonu güçlendirir.

Alıştırma

Klutzy kid burada büyük olasılıkla nasıl bir ton taşır?

  1. Resmî bir iltifat
  2. Fiziksel koordinasyonla ilgili tarafsız bir açıklama
  3. Hafif olumsuz ve alaycı bir niteleme
Cevabı göster

Hafif olumsuz ve alaycı bir niteleme

Kalıp ifadeler

all over the room: bir yerin her yanına yayılmış

Burada all over the room, 'odanın birçok farklı yerinde' demektir. Kitapların ve kalem kutusunun geniş bir alana saçıldığını ve genellikle ortalığın dağıldığını anlatır. all over + yer yapısı, bir şeyin yayıldığı veya hareket ettiği alanı belirtir. 'Odanın üstünde' anlamına gelmez; over, kalıplaşmış all over ifadesinin bir parçasıdır.

Alıştırma

'Odanın birçok farklı yerinde' anlamına gelen ifadeyle cümleyi tamamlayın: After the box broke, puzzle pieces rolled ____.

Cevabı göster

all over the room

Now that's just harsh and verbally ironic, Ton ve niyet

2:14

İşte bu sadece kırıcı ve sözel olarak ironiktir,

Ton ve niyet

Now that's just harsh: bir yorumu acımasız bulmak

Now that's just harsh ifadesindeki harsh, az önceki söz ya da davranışın kaba veya adil olandan daha sert olduğunu belirtir. Burada kötü havayı, sert bir sesi ya da pürüzlü bir yüzeyi anlatmaz. Now az önce sözü edilen duruma dikkat çeker, just ise bu doğrudan değerlendirmeyi güçlendirir. Bu kısa cümle bir sınır çizer: Konuşan kişi söyleneni onaylamaz ve bunun fazla ileri gittiğini düşünür.

Alıştırma

Bu cümlede Now that's just harsh ne anlatıyor?

  1. Önceki söz kaba ve fazla ileri gidiyor.
  2. Konuşan kişinin sesi sert geliyor.
  3. Hava aniden kötüleşti.
Cevabı göster

Önceki söz kaba ve fazla ileri gidiyor.

because what you said is not what you meant.

2:18

çünkü söylediğiniz şey kastettiğiniz şey değildir.

That is verbal irony.

2:21

Sözel ironi budur.

You have said the opposite of what you mean.

2:23

Kastettiğiniz şeyin tam tersini söylediniz.

Additionally, since you have the intention of mocking this poor person, Kalıp ifadeler

2:25

Buna ek olarak, bu zavallı kişiyle alay etme niyetiniz olduğundan,

Kalıp ifadeler

since you have the intention of mocking: neden ve bilinçli amaç

Burada since, because anlamına gelir ve daha büyük ifadenin nedenini açıklar. “Geçmişteki bir zamandan şimdiye kadar” anlamında değildir. have the intention of + -ing yapısı bilinçli bir amacı belirtir: have the intention of mocking. Of bir edattır, bu nedenle sonraki fiil -ing biçimini alır. İfade bir bütün olarak alay etmenin kazara değil, kasıtlı olduğunu söyler.

Alıştırma

Neden bildiren since ve have the intention of + -ing yapısını kullanarak cümleyi tamamlayın: ____ you had the intention ____ mocking Lena, your apology did not sound sincere.

Cevabı göster

Since · of

you have been not only verbally ironic, Dilbilgisi

2:29

sadece sözel ironi yapmakla kalmadınız,

but sarcastic as well.

2:32

aynı zamanda sarkazm da yaptınız.

Dilbilgisi

not only ... but ... as well yapısı

not only A, but B as well kalıbı, ilk noktayı güçlendiren veya genişleten ikinci bir nokta ekler; yani “yalnızca A değil, B de” anlamını verir. Burada A verbally ironic, B ise sarcastic ifadesidir. Dolayısıyla iki tanım da geçerlidir ve sarcastic ek bir yargı olarak sunulur. A ve B dil bilgisel olarak paralel biçimlerde olmalıdır. Bu cümlede ikisi de have been sonrasında gelen sıfat öbekleridir; B’nin sonundaki as well de “-de/-da” anlamını tamamlar.

Alıştırma

Cümleyi tam not only ... but ... as well kalıbıyla tamamlayın: The hike was ____ long, ____ difficult ____.

Cevabı göster

not only · but · as well

Beware, though, Anlatım akışı

2:34

Yine de dikkatli olun,

while all sarcasm fits the definition of verbal irony, Anlatım akışı

2:35

tüm sarkazm örnekleri sözel ironi tanımına uyarken,

not all verbal irony is sarcastic. Dilbilgisi

2:38

her sözel ironi sarkazm değildir.

Anlatım akışı

Bir sınırlamayı haber veren Beware, though,

Beware, though, dinleyiciye özellikle dikkat etmesini söyler; çünkü sonraki ifade önceki bir fikri sınırlayacak veya düzeltecektir. Beware uyarıyı verirken though karşıtlığı belirtir. Burada açıklama, “her alaycı söz sözlü ironidir” şeklindeki genel ilişkiden, bunun tersinin her zaman doğru olmadığı sınırına geçer. Bu nedenle anlamsız bir dolgu sözü değil, bilgiyi düzenleyen bir işarettir.

Alıştırma

Bir açıklamada Beware, though, en çok neyi haber verir?

  1. Önceki noktanın basitçe tekrarlanması
  2. Ardından bir sınırlama veya istisna geleceğini belirten uyarı
  3. İlgisiz bir konuya geçiş
Cevabı göster

Ardından bir sınırlama veya istisna geleceğini belirten uyarı

Anlatım akışı

while all A are B, not all B are A: tek yönlü kapsama ilişkisi

Bu cümlede while, zaman bildiren “-dığı sırada” anlamında değil, “-se de” veya “oysa” anlamında kullanılır. İki yargıyı karşılaştırır. Bu yapı tek yönlü bir kapsama ilişkisi kurar: her sarkazm sözlü ironidir, ancak sözlü ironi daha geniş bir kategoridir ve sarkastik olmayan örnekleri de içerir. Genel olarak while all A are B, not all B are A, A’nın B’nin içinde olduğunu ancak iki kategorinin eşit olmadığını anlatır.

Alıştırma

Cümleyi aynı tek yönlü sınıflandırma kalıbıyla tamamlayın: While all poodles are dogs, ____.

Cevabı göster

not all dogs are poodles

Dilbilgisi

not all verbal irony is sarcastic: kısmi olumsuzluk

Not all X is Y, “her X, Y’dir” ifadesinin yanlış olduğu anlamına gelir. Burada her sözlü ironi örneğinin sarkastik olduğu iddiasını reddeder. En az bir örnek sarkastik değildir; ancak cümle tek başına diğer örneklerin kaçının sarkastik olduğunu söylemez. Olumsuzluk all sözcüğünü sınırlar; bu nedenle kısmi olumsuzluktur. Bu, iki kategorinin hiç örtüşmediğini belirten no verbal irony is sarcastic ile aynı değildir.

Alıştırma

Her çevrim içi yorumun güvenilir olduğu iddiasını not all kullanarak reddedin: ____ online reviews are trustworthy.

Cevabı göster

Not all

Verbal irony is where what is meant is the opposite of what is said, Anlatım akışı

2:42

Sözel ironi, kastedilen şeyin söylenenin tam tersi olmasıdır;

Anlatım akışı

Sözlü bir tanım kalıbı olarak Verbal irony is where ...

X is where ... kalıbı önce bir kavramın adını verir, ardından hangi durumun o kavrama karşılık geldiğini açıklar. Buradaki where bir yeri göstermez; sözel ironiyi tanımlayan durumu anlatmaya başlar. Bu açıklamada what is meant ve what is said isim öbekleri olarak görev yapar. Cümle, kastedilen anlamı gerçekten söylenen sözlerle karşılaştırır ve bunların birbirine zıt olduğunu belirtir.

Alıştırma

'Verbal irony is where what is meant is the opposite of what is said' cümlesinde where ne işe yarar?

  1. Birinin konuştuğu yeri belirtir.
  2. Hangi sözcüklerin önce söylendiğini sorar.
  3. Sözel ironiyi tanımlayan durumu anlatmaya başlar.
Cevabı göster

Sözel ironiyi tanımlayan durumu anlatmaya başlar.

while sarcasm adds that little punch of attitude. Deyimler

2:46

sarkazm ise o tutuma ekstra bir sille ekler.

Deyimler

adds that little punch of attitude ifadesinde mecazî punch

adds that little punch of attitude ifadesinde punch, fiziksel bir yumruk değil, fazladan güç veya etki anlamına gelen bir benzetmedir. Little bu ek gücün anlatımını yumuşatır, ancak etki yine de fark edilir. Bu karşılaştırmada ifade, sarkazmın kastedilen anlam ile gerçek sözcük anlamı arasındaki karşıtlığa ek olarak keskin bir tavır taşıdığını anlatır. Bu tavır çoğu zaman alaycı, küçümseyici veya incitici olabilir.

Alıştırma

'sarcasm adds that little punch of attitude' ifadesinde punch neyi anlatır?

  1. birinin yumruğuyla gerçekten vurması
  2. tavırdaki ek keskin ve güçlü etki
  3. sözlerdeki duyguyu ortadan kaldıran bir duraklama
Cevabı göster

tavırdaki ek keskin ve güçlü etki

There are times, though, Anlatım akışı

2:50

Bununla birlikte,

where another layer of meaning can be present without that sarcastic tone. Notlar

2:51

bu iğneleyici ton olmadan başka bir anlam katmanının mevcut olabileceği zamanlar da vardır.

Anlatım akışı

There are times, though, where ... ile bir istisna belirtmek

There are times, though, where ... kalıbı, az önce belirtilen genel noktaya tam olarak uymayan bir durumu tanıtır. Araya giren though karşıtlık bildirir: bu genellikle doğrudur, ancak ek bir durum ya da sınır vardır. Bu yapıda where fiziksel bir yeri değil, bir durumu ifade eder. Bu kalıp, konuşmacının genel bir açıklamadan daha kesin bir sınıra geçmesine yardımcı olur.

Alıştırma

Bu cümlede There are times, though, where neyi belirtir?

  1. Önceki noktayı sınırlayan bir istisna veya ek durum
  2. Hiçbir karşıtlık içermeyen nihai bir sonuç
  3. Olayın gerçekleştiği fiziksel bir yer
Cevabı göster

Önceki noktayı sınırlayan bir istisna veya ek durum

Deyimler

another layer of meaning: ek anlamı anlatan bir mecaz

Another layer of meaning bir mecazdır: anlam, katmanları olan bir şey gibi düşünülür. En doğrudan ya da sözcüğü sözcüğüne anlamın ötesindeki, çoğu zaman bağlamdan anlaşılan ek bir anlamı ifade eder. Bu cümlede söz konusu ek anlam, alaycı bir ton olmadan da bulunabilir. Bu nedenle örtük anlam ile alaycılık aynı şey değildir.

Alıştırma

Cümleyi bu notta geçen ve “sözcüğü sözcüğüne anlamın ötesindeki ek anlam” demek olan ifadeyle tamamlayın: The final image adds ____ to the story.

Cevabı göster

another layer of meaning

Kalıp ifadeler

without that sarcastic tone: ses yüksekliği değil, tutum

without that sarcastic tone, ek anlamın konuşan kişi alaycı veya incitici bir tavırla konuşmasa bile bulunabileceğini ifade eder. without, bu tavrın olmadığını gösterir. Burada tone, bir mesajın ses, sözcük seçimi ve bağlam yoluyla aktardığı tutumdur. pitch kavramından daha geniştir; bu yüzden ironik bir anlam, söyleyiş biçimini otomatik olarak alaycı yapmaz.

Alıştırma

Örnekte without that sarcastic tone bize neyi anlatır?

  1. Konuşan kişi hiç ses çıkarmaz.
  2. Konuşan kişi pes bir ses kullanır.
  3. Sözler alaycı veya incitici bir tutum taşımaz.
Cevabı göster

Sözler alaycı veya incitici bir tutum taşımaz.

All right.

2:57

Pekâlâ.

Now go out there and find those examples of verbal irony and sarcasm. Ton ve niyet

2:58

Şimdi dışarı çıkın ve bu sözel ironi ile sarkazm örneklerini bulun.

Ton ve niyet

Now go out there and find: teşvik edici bir eylem çağrısı

Now go out there and find, dinleyiciyi dinleme aşamasından harekete geçme aşamasına taşıyan teşvik edici bir emir cümlesidir. Now hemen başlama duygusu katar, find ise görevi belirtir. Burada go out there çoğu zaman mecazidir. Mutlaka dışarı çıkmak anlamına gelmez; gerçek durumlara, kaynaklara veya günlük hayata yönelip öğrenilenleri uygulamak demektir. Bu nedenle ifade, kapanışta kullanılan canlı bir eylem çağrısına dönüşür.

Alıştırma

Örnekte Now go out there and find ifadesinin temel işlevi nedir?

  1. Dersi uygulamaya başlamaya yönelik enerjik bir davet
  2. Binadan çıkmaya yönelik gerçek anlamlı bir emir
  3. Konuşanın gideceğine ilişkin bir duyuru
Cevabı göster

Dersi uygulamaya başlamaya yönelik enerjik bir davet

Good luck.

3:03

İyi şanslar.

No.

3:04

Hayır.

Seriously, I mean it. Ton ve niyet

3:05

Cidden, ciddi söylüyorum.

Ton ve niyet

Seriously, I mean it: samimiyeti açıkça belirtmek

Seriously, dinleyiciye söylenenleri şaka ya da alay olarak değil, içten sözler olarak anlaması gerektiğini bildirir. I mean it, konuşanın az önce söylediklerinin gerçekten arkasında olduğunu doğrular. Bu iki bölüm birlikte olası bir yanlış anlamayı düzeltir: Önceki bir söz ironik duyulabilecekse konuşan, bunun samimi olarak anlaşılması gerektiğini açıkça belirtir.

Alıştırma

“You did a great job” dedikten sonra “Seriously, I mean it.” diye ekliyorsunuz. Eklenen cümle ne anlatır?

  1. İşin kendisi tehlikeliydi.
  2. İltifat bir hakaret olarak anlaşılmalıdır.
  3. İltifat samimidir; şaka veya alay değildir.
Cevabı göster

İltifat samimidir; şaka veya alay değildir.

Good luck.

3:06

İyi şanslar.

No, no, no.

3:06

Hayır, hayır, hayır.

Really, I truly want to wish you luck on this difficult task. Notlar

3:07

Gerçekten, bu zor görevde size içtenlikle şans dilemek istiyorum.

Ton ve niyet

Really, I truly want ...: samimiyet belirteçlerini üst üste kullanmak

Baştaki Really, olası bir şüpheye karşılık verir; konuşan “evet, gerçekten” demektedir. Ardından truly, want sözcüğünü niteler ve dileğin samimi bir niyetten geldiği düşüncesini güçlendirir. Her iki belirtecin kullanılması bilinçli bir vurgudur. Anlamları örtüşse de dinleyicinin aksi hâlde alay sezebileceği bir durumda güveni yeniden kurmaya yardımcı olurlar. Her sıradan ifadede bunlara gerek yoktur.

Alıştırma

“Really, I truly want to apologize for the mistake” cümlesinde neden hem Really hem de truly kullanılmıştır?

  1. Özrün samimi olduğunu güçlü biçimde açıklamak için
  2. Hiç hata yapılmadığını iddia etmek için
  3. Özür dileme konusunda kararsızlık göstermek için
Cevabı göster

Özrün samimi olduğunu güçlü biçimde açıklamak için

Kalıp ifadeler

wish you luck on + bir etkinlik veya görev

Wish someone luck on something, belirli bir etkinlikte veya görevde birinin başarılı olmasını ya da iyi bir sonuç almasını dilemek anlamına gelir. Bu cümlede you, iyi dileğin yöneltildiği kişidir; luck bir isimdir ve on, this difficult task ifadesini cümleye bağlar. Temel wish + kişi + luck kalıbını koruyun. İsim olan luck yerine sıfat olan lucky kullanılmaz; bu tür bir iyi dileği ifade etmek için wish you lucky doğal değildir.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için wish, you, luck ve on sözcüklerinin her birini bir kez kullanın: Your final round starts soon. I want to ____ your final round.

Cevabı göster

wish you luck on

Okay?

3:11

Tamam mı?

Okay.

3:11

Tamam.

Sincerely, good luck.

3:12

İçtenlikle, iyi şanslar.

You can do it. Ton ve niyet

3:14

Bunu yapabilirsiniz.

Ton ve niyet

Doğrudan cesaret veren You can do it.

You can do it. yalnızca yetenek hakkında tarafsız bir ifade değildir; çoğu zaman doğrudan cesaret vermek için kullanılır. Can, konuşanın karşısındaki kişiye duyduğu güveni ifade eder; it ise o kişinin karşılaştığı zorluğu gösterir. Bu bağlamda konuşan kişi içtenlikle “Başarabileceğine inanıyorum” demektedir. Cümle, yalnızca neyin mümkün olduğunu bildirmek yerine dinleyeni destekler ve motive eder.

Alıştırma

Bir arkadaşın okul sunumundan hemen önce gergin. Hangi cümle doğrudan cesaret verir?

  1. You must do it.
  2. You did it.
  3. You can do it.
Cevabı göster

You can do it.

No verbal irony here. Anlatım akışı

3:14

Burada sözel ironi yok.

Anlatım akışı

No verbal irony here. — ironik yorumu dışlayan kapanış açıklaması

No verbal irony here. ifadesi, There is no verbal irony here. cümlesinin eksiltili biçimidir. Mevcut sözlerin gerçek anlamının tersini anlatmak için söylenmediğini açıkça belirtir: konuşan kişi samimidir ve sözcüklerin ifade ettiği şeyi gerçekten kasteder. Here yalnızca bir yeri göstermek yerine dinleyicinin yorumu nasıl yapacağını belirler. “Bu ifadede” veya “tartışmanın bu noktasında” anlamına gelir. Tartışmanın sonunda kullanıldığında konuyu kapatır ve ironik bir yorumu dışlar.

Alıştırma

Bir tartışmanın sonunda No verbal irony here. ne işe yarar?

  1. Mevcut ifadenin ironik değil, samimi olduğunu söyler.
  2. İroninin yalnızca başka bir yerde kullanılabileceğini söyler.
  3. Bu yerde kimsenin konuşmadığını söyler.
Cevabı göster

Mevcut ifadenin ironik değil, samimi olduğunu söyler.