Parmaklarınızı çıtlatınca neden ses çıkar? - Eleanor Nelsen: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
562 kelime 148 kel/dk

Video açıklaması: Bu video, sinovyal sıvıdaki basınç değişikliklerinin eklem çıtlamasının ardındaki kabarcıkları nasıl oluşturduğunu, aynı eklemin yeniden çıtlaması için neden beklemek gerektiğini ve kanıtların artrit ile diğer olası riskler hakkında ne söylediğini açıklar. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. the most common explanation for why your stretched-out joints sound like bubbles popping is that, — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Gözlemlenen bir olgunun en yaygın açıklamasını sunan bu uzun neden çerçevesini öğrenin. Yapı, why yan cümlesini açık bir bilimsel yanıta bağlarken karmaşık bir cümlenin düşünce akışını izlenebilir tutmanızı sağlar. 2. which is why it can take a while — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: which sözcüğünün yalnızca önceki bir kelimeye değil, anlatılan mekanizmanın tamamına gönderme yaparak onu gözlenebilir bir sonuca bağladığını fark edin. Gazların yeniden çözünmesi gibi bir sürecin neden gecikmeye veya başka bir sonuca yol açtığını bu kalıpla açıklayabilirsiniz. 3. The jury's still out on that one. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: İfadenin gerçek anlamda bir mahkeme jürisinden değil, kanıtların henüz kesin bir sonuca ulaştırmamasından söz ettiğini anlayın. Bir iddia hâlâ belirsiz, tartışmaya açık veya araştırılmakta olduğunda bunu gündelik konuşmada kullanabilirsiniz.

Bu derste

What's that sound? Anlatım akışı

0:08

Bu ses de ne?

Anlatım akışı

Açılışta dikkat çeken What's that sound? sorusu

Burada What's that sound? yalnızca bir sesin ne olduğunu sormaz; aynı zamanda açılışta dikkat çeken bir soru görevi görür. Soru, açıklama başlamadan önce izleyicinin dikkatini sese yöneltir ve merak uyandırır. Bu yapı, önce işitsel bir ipucu verip açıklamayı sonra sunarak bilgiyi düzenler. Bir sunumda veya videoda, konuşan kişi hemen yanıt beklemese bile basit bir soru konuyu çerçeveleyebilir.

Alıştırma

Bu açıklayıcı videonun başında What's that sound? sorusunun temel işlevi nedir?

  1. İzleyiciden hemen yanıt vermesini istemek
  2. Konuşmacının hiçbir şey duyamadığını söylemek
  3. Videonun açıklayacağı bir sesi tanıtmak
Cevabı göster

Videonun açıklayacağı bir sesi tanıtmak

Depending on whom you ask, Kalıp ifadeler

0:10

Kime sorduğunuza bağlı olarak,

Kalıp ifadeler

Depending on whom you ask: yanıt sorulan kişiye göre değişir

Depending on whom you ask, yanıtın, görüşün veya tanımın danışılan kişiye göre değişebileceğini ifade eder. Genellikle yanıtı veren veya karşıt görüşleri sunan ana cümleden önce gelir. Whom, ask fiilinin nesnesidir: you ask whom. whom you ask yan cümlesi depending on ifadesini tamamladığı için on gereklidir.

Alıştırma

Cümleyi “yanıt, danıştığınız kişiye göre değişir” anlamındaki tam ifadeyle tamamlayın: ____, this restaurant is either a hidden gem or overrated.

Cevabı göster

Depending on whom you ask

the crackle of popping joints is either the sound of sweet relief Notlar

0:12

eklem çıtlatmanın çıkardığı ses ya tatlı bir rahatlamanın

Kalıp ifadeler

sweet relief: rahatsızlığın bitmesiyle gelen hoş rahatlama

Sweet relief; endişe, ağrı, baskı veya rahatsızlığın azalmasıyla gelen son derece hoş rahatlama anlamına gelir. Sweet burada mecazidir: şekerli bir tadı değil, rahatlamanın ne kadar memnuniyet verici ve hoş karşılandığını anlatır. Bu cümlede ifade, eklem çıtlatmayı seven kişiler için bunu rahatlatıcı bir gevşeme olarak sunar. Başka durumlarda, hoş olmayan bir hâl yeni sona erdiğinde veya hafiflediğinde kullanılabilir.

Alıştırma

“When the missing dog came home, the family felt sweet relief,” cümlesinde sweet relief ne anlama gelir?

  1. endişe veya rahatsızlık bittiğinde hissedilen hoş duygu
  2. sabırla beklemenin karşılığında verilen küçük ödül
  3. bir ilacın şekerli tadı
Cevabı göster

endişe veya rahatsızlık bittiğinde hissedilen hoş duygu

or the noxious tones of a stomach-turning habit. Kelime

0:16

ya da mide bulandırıcı bir alışkanlığın iğrenç sesidir.

Dilbilgisi

either ... or ... ile iki karşıt değerlendirmeyi düzenlemek

Either A or B, iki seçenek sunan eşli bir yapıdır. Burada aynı eklem sesi iki karşıt biçimde çerçevelenir: bir kişi için hoş bir rahatlama, başka biri içinse iğrenç bir alışkanlık. Either ile or birlikte anlaşılmalıdır: either ilk seçeneği, or ise ikinci seçeneği tanıtır. Bu yapı, aynı şey hakkındaki çok farklı görüşleri düzenlemeye yardımcı olur.

Alıştırma

İki seçenek sunan eşli yapıyla cümleyi tamamlayın: Depending on the reader, the story is ____ exciting ____ boring.

Cevabı göster

either · or

Kelime

stomach-turning habit: güçlü bir bileşik niteleyici

Stomach-turning, “mide bulantısına veya güçlü bir tiksintiye yol açan” demektir. Midenin gerçekten döndüğünü anlatmaz. Stomach-turning habit ifadesinde kısa çizgi, stomach ve turning sözcüklerini habit sözcüğünden önce kullanılan tek bir bileşik sıfatta birleştirir. İfadenin tamamı bu alışkanlığı iğrenç olarak güçlü biçimde değerlendirir.

Alıştırma

Stomach-turning habit ifadesindeki stomach-turning ne anlama gelir?

  1. Sürekli daire çizerek dönen
  2. Egzersiz sırasında mideyi döndüren
  3. Mide bulantısına veya güçlü bir tiksintiye yol açan
Cevabı göster

Mide bulantısına veya güçlü bir tiksintiye yol açan

Really, though,

0:19

Ama gerçekten,

what's that sound?

0:20

bu ses de ne?

I mean,

0:22

Yani,

why does bending your joints in a certain way

0:22

eklemlerinizi belirli bir şekilde bükmek

make them pop like that? Dilbilgisi

0:25

neden böyle ses çıkarmalarına sebep olur?

Dilbilgisi

make them pop: make + nesne + fiilin yalın hâli

Make them pop, ettirgen make + nesne + fiilin yalın hâli kalıbını kullanır: make sözcüğünden sonra etkilenen şey, ardından to almayan bir fiil gelir. Burada them, joints sözcüğüne gönderme yapar; pop ise “kısa ve keskin bir ses çıkarmak” demektir. Bükme hareketi eklemlerin bu sesi çıkarmasına neden olur; ifade “onları oluşturmak” anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi parantezdeki fiilin doğru biçimiyle tamamlayın: The funny video made us ____. (laugh)

Cevabı göster

laugh

Scientists have offered several explanations, Kalıp ifadeler

0:27

Bilim insanları birkaç açıklama sundular,

Kalıp ifadeler

offer explanations: olası açıklamalar sunmak

Offer an explanation, insanların değerlendirmesi için bir açıklama sunmak demektir. Burada offer soyut anlamda kullanılır: fiziksel bir nesne verilmez ve bu ifade açıklamanın kanıtlandığı anlamına gelmez. Have offered biçimindeki present perfect, geçmişi bugüne bağlar: çeşitli açıklamalar ortaya konmuştur ve artık güncel tartışmanın bir parçasıdır.

Alıştırma

Cümleyi vurgulanan eşdizimle present perfect yapısında tamamlayın: Experts have ____ for the sudden decline.

Cevabı göster

offered several explanations

including rapidly stretching ligaments

0:29

bunlar arasında bağların hızla gerilmesi

and in severe cases, Kalıp ifadeler

0:32

ve ciddi vakalarda

actual bones grinding against each other. Kalıp ifadeler

0:34

kemiklerin birbirine sürtünmesi yer alıyor.

Kalıp ifadeler

in severe cases: ifadeyi ciddi durumlarla sınırlamak

In severe cases, bir hastalığın veya sorunun yalnızca ciddi olduğu durumlarda anlamına gelir. Ardından gelen ifadenin kapsamını sınırlar: kemiklerin birbirine sürtünmesi her vakada gerçekleşen bir şey olarak değil, ciddi vakalarda ortaya çıkabilecek bir olasılık olarak sunulur. Buradaki cases, belirli durumları veya hastaların durumlarını ifade eder; hukuk davaları anlamına gelmez. Bu ifade, ciddi sonucu vermeden önce kapsamı belirleyerek bilgiyi düzenler.

Alıştırma

Vurgulanan ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: ____, the infection may require hospital treatment.

Cevabı göster

In severe cases

Kalıp ifadeler

grinding against each other: birbirine kuvvetle sürtünmek

Grind against, iki sert yüzeyin basınçla temas edip kuvvetli biçimde birbirine sürtünmesini anlatır. Each other eylemi karşılıklı yapar: her kemik diğerine sürtünür. Buradaki against fiziksel teması ve birbirine dönük yönü gösterir; anlaşmazlık ya da karşı çıkma anlamına gelmez.

Alıştırma

Hedef ifade grinding against each other ifadesini tamamlayın: The machine made a harsh noise because its two metal gears were grinding ____.

Cevabı göster

against each other

But the most common explanation for why your stretched-out joints sound like bubbles popping Notlar

0:37

Ancak gerilen eklemlerinizin neden patlayan baloncuklar gibi ses çıkardığına dair en yaygın açıklama

Kelime

stretched-out joints: sonuç durumunu belirten birleşik sıfat

Stretched-out, stretch out öbek fiilinden türetilmiş birleşik bir sıfattır. joints sözcüğünden önce gelerek eklemlerin gerilme sonucunda oluşan durumda olduğunu anlatır. Buradaki out, stretch out ifadesinin bir parçasıdır ve uzama anlamına katkı sağlar. Eklemlerin “dışarıda” olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi stretch out ifadesinden oluşturulan geçmiş zaman ortacı biçimindeki birleşik sıfatla tamamlayın: The ____ elastic band no longer returned to its original shape.

Cevabı göster

stretched-out

Dilbilgisi

sound like bubbles popping: sesleri karşılaştırmak

Sound like, “ses olarak benzemek” anlamına gelir. Bu cümlede eklemlerden gelen ses, patlayan baloncukların sesiyle karşılaştırılır; like benzerlik belirtir ve “hoşlanmak” anlamındaki fiil değildir. Bubbles popping bir -ing yan cümlesidir; pop eylemini yapan şey bubbles sözcüğüdür. Sound like sonrasında karşılaştırılan sesi belirten bir isim ya da kısa bir sahne kullanılabilir: It sounds like rain; It sounds like someone knocking.

Alıştırma

Cümleyi işitsel karşılaştırma bildiren iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The old fan ____ a helicopter taking off.

Cevabı göster

sounds like

is that,

0:42

şudur ki,

Dilbilgisi

the most common explanation for why ... is that: neden açıklama kalıbı

The most common explanation for why X is that Y kalıbı bir nedeni veya açıklamayı düzenler. Why yan cümlesi açıklanması gereken olguyu belirtir; is that sonrasındaki cümle ise açıklamayı verir. Most common, bunun en sık sunulan veya kabul edilen açıklama olduğunu belirtir; açıklamanın kesinlikle doğru olduğunu iddia etmez.

Alıştırma

Hedef kalıp the most common explanation for why X is that Y yapısını iki sözcükle tamamlayın: The most common explanation for why the lake is shrinking ____ less rain is falling.

Cevabı göster

is that

well,

0:42

şey,

there are bubbles in there.

0:43

içeride baloncuklar vardır.

The joints in your fingers are the easiest ones to crack, Dilbilgisi

0:45

Parmaklarınızdaki eklemler çıtlatılması en kolay olanlardır,

Dilbilgisi

the easiest ones to crack: en üstünlük derecesi + ones + to'lu mastar

the easiest ones to crack ifadesinde easiest en üstünlük derecesidir; ones ise çoğul joints adının yerini tutar. İfade, parmak eklemlerini grupta çıtlatması en kolay olan eklemler olarak belirtir. to crack mastarı, kolay olarak değerlendirilen eylemi gösterir. Birinin bu eklemlere kolayca ne yapabildiğini anlatır; eklemlerin amacını ya da eylemi kendi başlarına yaptıklarını ifade etmez.

Alıştırma

En üstünlük derecesi + ones + to'lu mastar yapısını tek kelimeyle tamamlayın: Of all the bags, these are the easiest ones ____ carry.

Cevabı göster

to

but many people also crack the joints between vertebrae in their neck and back, Kalıp ifadeler

0:48

ancak birçok kişi boyun ve sırtlarındaki omurlar arasındaki eklemleri

Kalıp ifadeler

crack the joints: eklemleri çıtlatmak

Burada crack the joints, eklemleri büküp gererek kısa bir çıtlama sesi çıkarmak anlamına gelir. Crack sesi çıkarmayı anlatır; eklemleri çatlatıp kırmak anlamına gelmez. Eylemi kişi yapar, sesi çıkaran ise eklemlerdir. Parmak eklemlerini çıtlatmak için crack your knuckles çok yaygın bir ilgili ifadedir.

Alıştırma

“Maya cracks her knuckles when she is nervous,” cümlesinde cracks her knuckles ne anlama gelir?

  1. Parmak eklemlerinden çıtlama sesi çıkarır.
  2. Parmaklarındaki kemikleri kırar.
  3. Parmaklarına bandaj sarar.
Cevabı göster

Parmak eklemlerinden çıtlama sesi çıkarır.

and even their hips, wrists, shoulders, and so on. Kalıp ifadeler

0:53

ve hatta kalça, el bileği, omuz vb. eklemlerini de çıtlatır.

Kalıp ifadeler

Bir listenin sonunda and so on

Bu cümlede and so on, benzer vücut bölümlerinden oluşan bir listeyi bitirir. Kalçaların, bileklerin ve omuzların yalnızca örnek olduğunu ve aynı türden daha fazla öğenin sayılabileceğini gösterir. Bu ifade, konuşanın eksiksiz bir liste vermesine gerek bırakmaz. Başka bir eylemin ardından gerçekleşeceğini değil, aynı örüntünün devam ettiğini belirterek bilgiyi düzenler.

Alıştırma

hips, wrists, and shoulders ifadesinden sonra gelen and so on neyi gösterir?

  1. Listeye aynı türden daha fazla öğe eklenebilir.
  2. Yalnızca bu üç öğe dâhildir.
  3. Bir sonraki eylem hemen gerçekleşir.
Cevabı göster

Listeye aynı türden daha fazla öğe eklenebilir.

All these joints are synovial joints, Kelime

0:58

Tüm bu eklemler sinoviyal eklemlerdir

Kelime

synovial joints: anatomik bir eklem sınıfı

Synovial joints, synovial joint ifadesinin çoğul biçimidir ve belirli bir anatomik eklem sınıfını ifade eder. Sinovyal eklemde sinovyal sıvı içeren bir eklem boşluğu bulunur; bu yapı genellikle önemli ölçüde harekete izin verir. Burada cümle, daha önce sıralanan eklemleri bu sınıfta toplar. Terimi tanımak, eklem boşluğundaki sıvı ve gazla ilgili sonraki açıklamaları anlamaya yardımcı olur.

Alıştırma

Anatomide synovial joint tanımına en uygun seçenek hangisidir?

  1. İki nesnenin birbirine değdiği herhangi bir yer
  2. Sinovyal sıvı içeren bir boşluğa sahip eklem
  3. Kafatası kemikleri arasındaki hareketsiz bir dikiş
Cevabı göster

Sinovyal sıvı içeren bir boşluğa sahip eklem

and they're the most flexible ones in your body.

1:00

ve vücudunuzdaki en esnek olanlarıdır.

The space between the two bones is filled with a viscous liquid, Notlar

1:03

İki kemik arasındaki boşluk viskoz bir sıvı ile doludur,

Dilbilgisi

is filled with: içinde ne olduğunu anlatmak

Burada is filled with, boşluğun durumunu anlatan edilgen bir yapıdır: boşluğun içinde viskoz bir sıvı vardır ve bu sıvı boşluğu kaplar. The space between the two bones öznesi anlatılan şeydir; başka bir şeyi etkin biçimde doldurmaz. Yapı özne + be + filled with + içerik şeklindedir. be fiilini özneye ve zamana göre değiştirin: is filled with, are filled with veya was filled with.

Alıştırma

Cümleyi be filled with yapısıyla tamamlayın: The jar ____ rice.

Cevabı göster

is filled with

Kelime

viscous liquid: yoğun kıvamlı, yavaş akan bir sıvı

Viscous, yoğun kıvamlı ve akmaya karşı dirençli demektir. viscous liquid ifadesinde viscous sıfatı liquid sözcüğünü niteler ve kemikler arasındaki sıvının fiziksel dokusunu anlatır. Viskoz bir sıvı, akışkan bir sıvıdan daha yavaş akar. Viscous, bal veya şurup gibi sıvıları anlatmak için sık kullanılan kesin ve teknik bir sıfattır.

Alıştırma

viscous liquid ne anlama gelir?

  1. Zalim veya saldırgan bir sıvı.
  2. Yoğun kıvamlı ve yavaş akan bir sıvı.
  3. Hızla yayılan bir gaz.
Cevabı göster

Yoğun kıvamlı ve yavaş akan bir sıvı.

synovial fluid, Kelime

1:07

sinoviyal sıvı,

which contains long lubricating molecules like hyaluronic acid and lubricin. Kültür

1:08

bu sıvı hyalüronik asit ve lubrisin gibi uzun yağlayıcı moleküller içerir.

Kelime

synovial fluid: eklemin kayganlaştırıcı sıvısı

Synovial fluid, sinovyal eklemin içinde bulunan belirli sıvıdır. Bu cümlede genel olarak herhangi bir sıvıyı değil, hemen önce sözü edilen viskoz sıvıyı adlandırır. Açıklamanın devamında bu sıvının içindeki maddelerden ve gazlardan söz edilir. Bu terimi doğru tanımak, eklemin içinde ne olduğunu takip etmeyi kolaylaştırır.

Alıştırma

Bu cümlede synovial fluid ne anlama geliyor?

  1. Sinovyal eklemin içindeki kayganlaştırıcı sıvı
  2. Kemiğin sert dış katmanı
  3. Bir kabarcığın içinde sıkışmış gaz
Cevabı göster

Sinovyal eklemin içindeki kayganlaştırıcı sıvı

Kültür

hyaluronic acid and lubricin: örnek olarak verilen moleküller

Hyaluronic acid ve lubricin, sinovyal sıvıda bulunan ve kayganlaştırmaya yardımcı olan iki molekülün adıdır. İlki burada sözü edilen uzun moleküllerden biridir, ikincisi ise bir proteindir. molecules like X and Y yapısında like örnekleri tanıtır. Bu iki ad, long lubricating molecules genel ifadesini daha somut hâle getirir; cümlede bunlar sıradan niteleme sözcükleri olarak kullanılmaz.

Alıştırma

Hyaluronic acid and lubricin cümlede hangi görevi görür?

  1. Sıvının ne kadar yoğun olduğunu anlatan sıfatlardır.
  2. Bir eklemin çıkardığı iki sesin adıdırlar.
  3. Sinovyal sıvıdaki kayganlaştırıcı moleküllere örnektirler.
Cevabı göster

Sinovyal sıvıdaki kayganlaştırıcı moleküllere örnektirler.

Synovial fluid is more or less the texture of egg yolk, Notlar

1:15

Sinoviyal sıvı az çok yumurta sarısı kıvamındadır

Kalıp ifadeler

more or less: yaklaşık bir değer belirtmek

More or less tek bir kalıp olarak “yaklaşık olarak” veya “aşağı yukarı” anlamına gelir. Bu cümlede sinovyal sıvının dokusunun yumurta sarısına yaklaşık olarak benzediğini, tamamen aynı olmadığını belirtir. Bu ifade, kesinlik düzeyini azaltarak iddiayı yumuşatır. Konuşan kişi kesin bir ölçüm yerine yakın bir tahmin veya genel bir karşılaştırma verdiğinde bu anlamda kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi “yaklaşık olarak” anlamına gelen üç sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: The model is ____ the same size as the real object.

Cevabı göster

more or less

Anlatım akışı

the texture of egg yolk: tanıdık bir karşılaştırmayla açıklamak

The texture of egg yolk ifadesi, bilinmeyen bir maddeyi anlamak için tanıdık bir referans sunar. Texture, bir şeyin nasıl hissedildiğini veya ne kadar yoğun ve pürüzsüz göründüğünü anlatır; burada yumurta sarısı, sinovyal sıvının dokusunu gözde canlandırmaya yardımcı olur. Bu, yalnızca tek bir özellik hakkında yapılan bir benzetmedir. Bilimsel bir terimi günlük deneyime bağlayarak açıklamayı düzenler; sinovyal sıvının yumurta sarısı olduğunu veya yumurta sarısı içerdiğini söylemez.

Alıştırma

The texture of egg yolk ifadesi cümlede ne işe yarar?

  1. Sinovyal sıvıyı hayal etmeye yardımcı olan tanıdık bir karşılaştırma sunar.
  2. Sinovyal sıvının yumurta sarısından yapıldığını söyler.
  3. Sinovyal sıvının kesin kimyasal ölçümünü verir.
Cevabı göster

Sinovyal sıvıyı hayal etmeye yardımcı olan tanıdık bir karşılaştırma sunar.

and its primary purpose is to cushion the bones Kalıp ifadeler

1:18

ve asıl amacı kemiklere yastıklama yapmak

Kalıp ifadeler

its primary purpose is to: temel işlevi belirtmek

“Its,” daha önce söz edilen şeyi, burada sinovyal sıvıyı belirtir. “its primary purpose is to + fiilin yalın hâli” kalıbı, o şeyin en önemli işlevini açıklar; bu cümlede işlev “to cushion the bones” ile ifade edilir. “Primary” burada “temel” veya “en önemli” demektir; “başlangıç düzeyinde” anlamına gelmez. Bir amacın primary olarak adlandırılması, başka amaçların da olabileceği ihtimalini genellikle açık bırakır.

Alıştırma

Temel işlevi belirten hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: A seat belt's ____ keep passengers safe.

Cevabı göster

primary purpose is to

and help them glide past each other. Kalıp ifadeler

1:21

ve birbirlerinin üzerinden kaymalarına yardımcı olmaktır.

Kalıp ifadeler

glide past each other: pürüzsüz göreli hareket

“Glide past each other” ifadesinde “glide” pürüzsüz ve kolay bir hareketi anlatır, “past” diğer nesnenin yanından veya boyunca hareket etmeyi gösterir, “each other” ise iki şey arasındaki karşılıklı ilişkiyi belirtir. Burada ifade, kemiklerin birbirlerine göre az sürtünmeyle ve pürüzsüzce hareket ettiğini vurgular. “Past” geçmiş zamanı değil, hareketin izlediği yolu anlatır.

Alıştırma

Hangi cümle “glide past each other” ifadesinin anlamını en iyi korur?

  1. The two panels remain still beside one another.
  2. The two panels pass one another smoothly.
  3. The two panels crash into one another.
Cevabı göster

The two panels pass one another smoothly.

It also contains phagocytic cells Kelime

1:24

Ayrıca fagositik hücreler içerir

Kelime

phagocytic cells: kalıntıları içine alıp gideren hücreler

Phagocytic cells, fagositoz yapabilen hücrelerdir: hasarlı maddeler veya mikroplar gibi parçacıkları çevreler, içlerine alır ve parçalarlar. Phagocytic sıfatı cells sözcüğünü niteler; tek bir hücre türünün adı değildir. Bu cümlede terim, sonraki düşünceyi hazırlar: bu hücreler kemik veya kıkırdak kalıntılarının giderilmesine yardımcı olur. Bilimsel bir bağlamda phagocytic sözcüğünü gördüğünüzde onu maddeleri içine alıp temizleme işleviyle ilişkilendirin.

Alıştırma

Bu açıklamada phagocytic cells nedir?

  1. Kemik üreten hücreler
  2. Parçacıkları içine alıp kalıntıları gideren hücreler
  3. Bir eklemi kayganlaştıran hücreler
Cevabı göster

Parçacıkları içine alıp kalıntıları gideren hücreler

that help clean up any bone or cartilage debris Öbek fiiller

1:26

bunlar herhangi bir kemik veya kıkırdak kalıntısını temizlemeye yardımcı olur

Öbek fiiller

clean up: istenmeyen maddeleri kaldırmak

Clean up ifadesinde up, öbek fiilin bir parçasıdır; yukarı doğru hareket anlamına gelmez. Burada clean up, istenmeyen maddeleri kaldırıp ortadan kaldırmak anlamındadır ve özellikle kemik veya kıkırdak kalıntılarını anlatır. Odak noktası dağınıklığı, parçaları, atıkları veya kalıntıları gidermek olduğunda bu anlamı kullanın. İfade genellikle kalmaması gereken şeylerle ilgilenerek bir yeri veya sistemi düzenli ve temiz hâle getirmeyi anlatır.

Alıştırma

Cümleyi vurgulanan iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: After the art project, we had to ____ the paper scraps.

Cevabı göster

clean up

that ends up in the joint. Öbek fiiller

1:30

eklemde son bulan.

Öbek fiiller

ends up in the joint: son konum

Bu cümlede ends up in the joint, bir şeyin sonunda eklemin içine girmesi veya orada kalması demektir. End up bir sürecin sonundaki sonucu anlatır; bu sonuç çoğu zaman planlanmamış veya doğrudan amaçlanmamıştır. Buradaki that, hemen önce sözü edilen kemik veya kıkırdak parçalarına gönderme yapar. End up ifadesini tek bir öbek fiil olarak düşünün; up yukarı doğru hareket anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi end up in yapısını kullanarak tamamlayın: Without a lid, dust can ____ the container.

Cevabı göster

end up in

But the reason it's important for knuckle cracking Dilbilgisi

1:32

Ancak parmak çıtlatmak için önemli olmasının nedeni,

is that, like other fluids in your body,

1:34

vücudunuzdaki diğer sıvılar gibi,

Dilbilgisi

the reason ... is that: gerçek nedeni sunmak

The reason ... is that, bir nedeni açıkça sunmak için kullanılan bir cümle kalıbıdır. The reason ifadesinden sonraki yan cümle açıklanması gereken durumu belirtir; is that ise gerçek nedenin tam bir yan cümleyle sırada olduğunu gösterir. Burada it's important for knuckle cracking bölümü neden değildir. Yalnızca neyin açıklanması gerektiğini belirtir. But, konuyu yeniden parmak kütletmeye getirir; is that ifadesini duyduğunuzda, ardından gelen temel açıklamayı dinlemeye devam edin.

Alıştırma

The reason ... is that kalıbını tamamlayın: The reason this rule matters ____ it keeps everyone safe.

Cevabı göster

is that

it contains lots of dissolved gas molecules. Kelime

1:37

birçok çözünmüş gaz molekülü içermesidir.

Kelime

dissolved gas molecules: sıvıda bulunan gaz molekülleri

Bu cümlede dissolved gas molecules, moleküler düzeyde bir sıvının içine dağılmış gaz molekülleridir. Dissolved, gas molecules ifadesini niteleyen bir sıfat gibi kullanılan geçmiş zaman ortacıdır. Dissolved, moleküllerin yok olduğu anlamına gelmez. Görünür kabarcıklar hâlinde toplanmamış olsalar bile moleküller hâlâ sıvının içindedir. Basınç değişimi, çözünmüş gazın bir bölümünün sıvıdan çıkıp kabarcık oluşturmasına yol açabilir.

Alıştırma

Bu cümlede dissolved gas molecules ne anlama geliyor?

  1. Bir sıvının üzerinde yüzen görünür katı parçalar
  2. Tamamen yok olmuş gaz molekülleri
  3. Bir sıvıya dağılmış ve hâlâ orada bulunan gaz molekülleri
Cevabı göster

Bir sıvıya dağılmış ve hâlâ orada bulunan gaz molekülleri

Knuckle crackers know that to get that satisfying pop, Notlar

1:40

Parmak çıtlatanlar, o tatmin edici sesi elde etmek için,

Kelime

Knuckle crackers: parmak eklemlerini çıtlatan kişiler

Knuckle crackers, parmak eklemlerini çıtlatan, yani parmak eklemlerinden çıt sesi çıkaran insanlar demektir. Burada cracker bir yapan kişi adıdır: crack + -er, eylemi yapan kişiyi adlandırır; çoğul -s ise grubu belirtir. Anlamı tam birleşik ifade belirler. Crackers tek başına çoğunlukla bir yiyeceğin adıdır, ancak knuckle sözcüğünden sonra geldiğinde parmak eklemlerini çıtlatan kişileri ifade eder.

Alıştırma

knuckle crackers kimlerdir?

  1. Hasarlı parmak eklemlerini onaran kişiler
  2. Parmak eklemlerinden çıt sesi çıkaran kişiler
  3. Küçük gevrek bisküviler pişiren kişiler
Cevabı göster

Parmak eklemlerinden çıt sesi çıkaran kişiler

Dilbilgisi

to get that satisfying ...: amacı ve istenen sonucu belirtmek

to get that satisfying pop ifadesinde to'lu mastar, ardından gelen eylemin amacını belirtir: eklem, çıt sesini çıkarmak için gerilir. Buradaki get, “satın almak” değil, “bir sonucu elde etmek veya deneyimlemek” anlamındadır. Aktarılabilir to get + istenen sonuç kalıbı, bir şeyin neden yapıldığını açıklar; that satisfying ise hoş bir duygu veren belirli ve beklenen bir sonucu tanıtır.

Alıştırma

Cümleyi burada öğrenilen amaç ifadesiyle tamamlayın: Turn the dial slowly ____ a clearer signal.

Cevabı göster

to get

you stretch the joint farther than it normally goes, Dilbilgisi

1:44

eklemi normalde gidebileceğinden daha uzağa esnetmeniz gerektiğini bilirler,

Dilbilgisi

farther than it normally goes: normal hareket aralığının ötesinde

farther than it normally goes ifadesinde farther than, gerilmiş konumu eklemin olağan sınırıyla karşılaştırır. Hareketin eklemin normal fiziksel hareket aralığını aştığı anlamına gelir. Burada go “yürümek” değil, “bir noktaya ulaşmak veya hareket etmek” anlamındadır. Aynı kalıp bir çekmecenin, menteşenin, kapının veya vücut bölümünün olağan aralığını aşmasını anlatabilir.

Alıştırma

“The gate swung farther than it normally goes” cümlesi ne anlama gelir?

  1. Her zamanki kadar uzağa gitmedi.
  2. Olağan hareket aralığının ötesine geçti.
  3. Olağan yerine daha yavaş ulaştı.
Cevabı göster

Olağan hareket aralığının ötesine geçti.

by bending your fingers backwards, for example.

1:47

örneğin parmaklarınızı geriye doğru bükerek.

When you do that,

1:50

Bunu yaptığınızda,

the bones move away from each other. Kalıp ifadeler

1:51

kemikler birbirinden uzaklaşır.

Kalıp ifadeler

move away from each other: katılımcılar arasındaki mesafenin artması

Move away from each other, iki ya da daha fazla öğe arasındaki mesafenin arttığını belirtir. Move away from ayrılmayı, each other ise ilişkinin karşılıklı olduğunu gösterir: her biri diğerlerinden uzaklaşır. Buradaki öğeler kemiklerdir. Bu ifade, kemikler arasındaki boşluğun büyüdüğünü anlatır; kemiklerin birlikte başka bir yere gittiğini anlatmaz.

Alıştırma

Hangi cümle, iki nesne ayrıldığı için aralarındaki mesafenin arttığını belirtir?

  1. The two robots move toward each other.
  2. The two robots move together in the same direction.
  3. The two robots move away from each other.
Cevabı göster

The two robots move away from each other.

The space between bones gets bigger,

1:53

Kemikler arasındaki boşluk büyür,

but the amount of synovial fluid stays constant. Kalıp ifadeler

1:56

ancak sinoviyal sıvının miktarı sabit kalır.

Kalıp ifadeler

stays constant: değişmeden aynı kalmak

Stays constant, bir şeyin aynı değerde veya aynı durumda kalmaya devam ettiğini belirtir. Stay burada bağ fiili olarak kullanılır ve constant sıfatı devam eden durumu adlandırır. Özne the amount olduğu için fiilin tekil biçimi olan stays kullanılır. Bu ifade, başka bir şey değişse bile bu miktarın değişmediğini vurgular.

Alıştırma

Hangi cümle, bir değerin zaman içinde değişmediğini belirtir?

  1. The temperature changes constantly during the test.
  2. The temperature stays constant during the test.
  3. The temperature rises steadily during the test.
Cevabı göster

The temperature stays constant during the test.

That creates a low-pressure zone that pulls dissolved gases out of the synovial fluid, Notlar

1:59

Bu durum sinoviyal sıvıdaki çözünmüş gazları dışarı çeken düşük basınçlı bir bölge yaratır,

Kelime

low-pressure zone: basıncın daha düşük olduğu fiziksel bir bölge

low-pressure zone, basıncın çevredeki alanlardan daha düşük olduğu fiziksel bir bölgedir. Buradaki zone, belirli bir koşula sahip bölge anlamına gelir; idari bir bölge anlamına gelmez. Bu mekanizma açıklamasında eklem boşluğunun büyümesi daha düşük bir basınç oluşturur. Bu bölge daha sonra çözünmüş gazların sinovyal sıvıdan çıkmasına yardımcı olur.

Alıştırma

Bu cümlede low-pressure zone ne anlama gelir?

  1. Fiziksel basıncın görece düşük olduğu bir bölge
  2. İçinde neredeyse hiç sıvı olmayan bir kap
  3. Alçak bir yerde bulunan resmî idari bölge
Cevabı göster

Fiziksel basıncın görece düşük olduğu bir bölge

Kalıp ifadeler

pulls ... out of ...: bir şeyi bulunduğu yerden dışarı çıkarmak

pull A out of B yapısı, A'nın B'nin içinden dışına çıkmasını sağlamak anlamına gelir. Bu cümlede A dissolved gases, B ise the synovial fluid ifadesidir; dolayısıyla out of, sıvıyı gazların çıktığı kaynak olarak gösterir. Buradaki pull, bir kişinin elleriyle çekmesini anlatmaz. Düşük basıncın etkisini anlatır: gazlar sıvıdan ayrılır ve sıvının dışına çıkar.

Alıştırma

pull A out of B yapısını tamamlayın: The exhaust fan pulls smoke ____ the kitchen.

Cevabı göster

out of

just like the carbon dioxide that fizzes out of soda Anlatım akışı

2:06

tıpkı sodadan fışkıran karbondioksit gibi

Anlatım akışı

just like ...: benzetme kurma işareti

Just like bir benzetme kurulduğunu gösterir. Önceki süreci—çözünmüş gazın eklem sıvısından çıkmasını—karbondioksitin gazlı içecekten kabarcıklar hâlinde çıkması gibi tanıdık bir görüntüyle anlamanızı sağlar. Like sözcüğünden sonraki bölüm, karşılaştırma için kullanılan olayı verir. Ortak özellik, gazın bir sıvıdan çıkmasıdır; bu, eklemin içinde gazlı içecek olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede just like, dinleyiciye ne yapmasını söyler?

  1. Gazlı içecek örneğini ilgisiz yeni bir konu olarak görmesini.
  2. Gazın çıkma sürecini karbondioksitin gazlı içecekten çıkmasıyla karşılaştırmasını.
  3. Eklemin içinde gazlı içecek olduğu sonucuna varmasını.
Cevabı göster

Gazın çıkma sürecini karbondioksitin gazlı içecekten çıkmasıyla karşılaştırmasını.

when you twist open the cap. Kalıp ifadeler

2:09

kapağı çevirip açtığınızda.

Kalıp ifadeler

twist open the cap: hareket ve sonuç

Twist open the cap ifadesinde twist hareketin nasıl yapıldığını, open ise sonucunu belirtir: kapağı açık duruma gelene kadar çevirirsiniz. Bu, fiil + sonuç sıfatı yapısıdır. Open ayrı bir ikinci hareket değildir; çevirmenin oluşturduğu durumu anlatır. Push open ve tear open ifadelerinde de benzer sonuç yapıları bulunur.

Alıştırma

Cümleyi hedef twist + open yapısıyla tamamlayın: To open the bottle, ____ the cap gently.

Cevabı göster

twist open

Inside the joint,

2:11

Eklem içinde,

the escaping gases form a bubble with a pop. Kalıp ifadeler

2:12

kaçan gazlar bir sesle bir baloncuk oluşturur.

Kalıp ifadeler

form a bubble with a pop: pat sesiyle bir kabarcık oluşturmak

Bu cümlede form a bubble, “bir kabarcık oluşturmak veya meydana getirmek” demektir. Kabarcığı dışarı kaçan gazlar oluşturur. With a pop, eyleme eşlik eden sesi ekler: kabarcık oluşurken kısa ve keskin bir “pat” sesi duyulur. Burada with “kullanarak” değil, “eşliğinde” anlamındadır; pop ise popülerlik değil, bir sestir.

Alıştırma

Burada with a pop neyi anlatıyor?

  1. Kabarcık oluşmadan önce sessizce kaybolur.
  2. Gazlar kabarcığı yapmak için popüler bir nesne kullanır.
  3. Kabarcık oluşurken aynı anda kısa bir pat sesi duyulur.
Cevabı göster

Kabarcık oluşurken aynı anda kısa bir pat sesi duyulur.

But the bubble doesn't last long.

2:17

Ancak baloncuk uzun süre dayanmaz.

The surrounding fluid presses on it until it finally collapses. Dilbilgisi

2:19

Çevredeki sıvı sonunda çökene kadar ona baskı yapar.

Dilbilgisi

until it finally collapses: sonunda çökene kadar

Until, daha önce başlayan ve süren eylemin bitiş noktasını belirleyen olayı getirir. Çevredeki akışkan, kabarcığın çöktüğü ana kadar kabarcığa baskı yapmaya devam eder. It kabarcığı gösterir; finally ise baskı bir süre devam ettikten sonra kabarcığın sonunda çöktüğünü vurgular. Çökme, bu sürecin bitiş noktasıdır; baskıyla baştan sona aynı anda süren bir eylem değildir.

Alıştırma

Eylemin bir bitiş noktasına kadar sürdüğünü göstermek için vurgulanan ifadeden uygun sözcükle cümleyi tamamlayın: Keep pressing the switch ____ the indicator turns green.

Cevabı göster

until

The bubble's gases scatter throughout the synovial cavity Kelime

2:23

Baloncuğun gazları sinoviyal boşluğa dağılır

Kelime

scatter throughout the synovial cavity: sinovyal boşluğun tamamına yayılmak

Burada scatter, “birbirinden ayrılıp geniş bir alana yayılmak” anlamındadır. Throughout alanın tamamını belirtir: gazlar tek bir kabarcıkta kalmak veya yalnızca bir noktadan geçmek yerine sinovyal boşluğun her tarafına dağılır. Sinovyal boşluk, sinovyal bir eklemin içinde sıvıyla dolu olan alandır. Yeniden kullanılabilen scatter throughout + yer yapısı, bir şeyin bir alanın birçok bölümüne yayılmasını anlatır.

Alıştırma

“The bubble's gases scatter throughout the synovial cavity” cümlesinde throughout neyi belirtir?

  1. Gazlar boşluğun içindeki yalnızca bir noktadan geçer.
  2. Gazlar boşluktan tamamen çıkar.
  3. Gazlar boşluğun tamamına yayılır.
Cevabı göster

Gazlar boşluğun tamamına yayılır.

and slowly dissolve back into the fluid over the course of about 20 minutes, Notlar

2:27

ve yaklaşık 20 dakika içinde yavaşça tekrar sıvıya çözünür,

Öbek fiiller

slowly dissolve back into the fluid: yavaşça yeniden sıvının içinde çözünmek

Burada dissolve, gazların yeniden sıvıya karışıp ayrı bir kabarcık olarak kalmaması anlamına gelir. Slowly bu değişimin aşamalı olarak gerçekleştiğini gösterir. Back into geri dönüş anlamını ekler: gazlar kabarcık oluşturmak için sıvıdan çıkmış, ardından aynı ortama yeniden girmiştir. Fiil + back into + yer veya madde yapısında back “geri dönmek” anlamındadır; vücudun “sırt” kısmını anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi “dissolve back into” ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After the bubbles disappeared, the gas slowly ____ the liquid.

Cevabı göster

dissolved back into

Kalıp ifadeler

over the course of about 20 minutes: yaklaşık 20 dakikalık süre boyunca

Over the course of about 20 minutes ifadesi, yaklaşık 20 dakikayı çözünmenin gerçekleştiği zaman aralığı olarak gösterir. Slowly sözcüğü, değişimin bir anda değil, bu aralık boyunca yavaş yavaş gerçekleştiğini açıkça belirtir. Burada course okul dersi değil, zamanın geçişi veya ilerleyişi anlamındadır. Yeniden kullanılabilir kalıp over the course of + zaman dilimi şeklindedir.

Alıştırma

Hangi cümle bir değişimin belirli bir süre boyunca geliştiğini en iyi şekilde vurgular?

  1. The paint dried over the course of two hours.
  2. The paint dried after two hours.
  3. The paint dried two hours ago.
Cevabı göster

The paint dried over the course of two hours.

which is why it can take a while Dilbilgisi

2:32

bu yüzden aynı eklemi tekrar çıtlatabilmeniz

before you can pop the same joint again.

2:34

biraz zaman alabilir.

Dilbilgisi

which is why it can take a while: bu yüzden biraz zaman alabilir

Which, fluid veya minutes gibi tek bir isme değil, önceki cümlenin anlattığı fikrin tamamına gönderme yapar. Neden, which is why sonuç kalıbı, önceki fikri ardından gelen sonucun nedeni hâline getirir. it can take a while ifadesinde it, yer tutucu öznedir ve take a while biraz zaman gerektirmek anlamına gelir. Ardından gelen before yan cümlesi, hemen gerçekleşemeyecek şeyi belirtir: aynı eklemi yeniden çıtlatmak.

Alıştırma

Nedeni sonucuna doğru şekilde bağlayan ifadeyi seçin: The roads were icy, ___ the school opened late.

  1. even though
  2. which is because
  3. which is why
Cevabı göster

which is why

Some scientists think there may actually be two pops, Dilbilgisi

2:36

Bazı bilim insanları aslında iki ses olabileceğini düşünüyor,

Dilbilgisi

there may actually be two pops: bir olasılığı temkinli biçimde ifade etmek

“There may ...” varlık bildiren there + kiplik fiili may + be yapısını kullanarak bir şeyin var olabileceğini söyler. Konuşan kişi iki sesin kesinlikle oluştuğunu iddia etmez. Actually, bu olasılığın şaşırtıcı olabileceğini veya insanların beklentisinden farklı olduğunu vurgular. Vurgu katar, ancak may ile belirtilen belirsizliği ortadan kaldırmaz.

Alıştırma

Şaşırtıcı bir olasılık ifade etmek için cümleyi there + may + actually + be ile tamamlayın: ____ a simpler explanation.

Cevabı göster

There may actually be

one when the bubble forms,

2:40

biri baloncuk oluştuğunda,

and another when it bursts.

2:42

diğeri ise patladığında.

Popping a joint temporarily enlarges it, Dilbilgisi

2:44

Bir eklemi çıtlatmak onu geçici olarak büyütür,

Dilbilgisi

Cümlenin öznesi olarak Popping a joint

“Popping a joint”, -ing biçimindeki bir isim-fiil öbeğidir. Bir eklemi çıtlatma eylemini adlandırır ve enlarges fiilinin öznesi olarak görev yapar. -ing öbeğinin tamamı tek bir etkinlik olarak görüldüğü için normalde tekil fiil alır: enlarge değil, enlarges. Bu yapı şimdiki zamanın devam biçimi değildir; devam yapısı is popping örneğindeki gibi çekimli bir be biçimi gerektirir.

Alıştırma

Etkinliği özne yapmak için stretch fiilinin -ing biçimini kullanın: ____ every morning keeps my body flexible.

Cevabı göster

Stretching

which may be why dedicated knuckle, neck, and back crackers Notlar

2:47

kendini parmak, boyun ve sırt çıtlatmaya adamış kişilerin

Kelime

dedicated knuckle, neck, and back crackers: bu bölgelerini sık sık çıtlatan kişiler için şakacı bir adlandırma

Ana sözcük olan crackers burada eylemi yapan kişiyi belirten gündelik bir isimdir; parmak eklemlerini, boyunlarını ve sırtlarını isteyerek çıtlatan kişiler anlamına gelir. Knuckle, neck, and back, hangi vücut bölgelerini çıtlattıklarını belirten sıralı niteleyicilerdir. Dedicated bütün grubu niteler. Bu işi profesyonel olarak yaptıkları anlamına gelmez; bunu sık sık yaptıklarını ve alışkanlığa çok bağlı olduklarını hafif ve biraz mizahi bir dille anlatır.

Alıştırma

Bu bağlamda dedicated knuckle, neck, and back crackers kimlerdir?

  1. Çeşitli kraker türleri yapan kişiler
  2. Bu vücut bölgelerini tedavi eden doktorlar
  3. Bu vücut bölgelerini düzenli olarak çıtlatan kişiler
Cevabı göster

Bu vücut bölgelerini düzenli olarak çıtlatan kişiler

say the habit makes their joints feel looser and more flexible. Dilbilgisi

2:51

bu alışkanlığın eklemlerini daha gevşek ve esnek hissettirdiğini söylemesinin nedeni bu olabilir.

Dilbilgisi

which may be why: ihtiyatlı bir açıklama sunmak

Bu cümlede which, önce anlatılan durumun tamamına gönderme yapar. which may be why + yan cümle yapısı, bu durumu açıklanması gereken bir sonuçla bağlar: insanlar eklemlerini daha gevşek ve esnek hissettiklerini söylüyor. May, bunu kanıtlanmış bir neden olarak değil, olası bir açıklama olarak sunar. Yapı “bu, neden … olduğunu açıklayabilir” şeklinde anlaşılmalı ve belirsizlik korunmalıdır.

Alıştırma

Hangi cümle, pilin az olmasını ekranın sürekli kararmasının yalnızca olası bir açıklaması olarak sunuyor?

  1. The battery is low, which is why the screen keeps dimming.
  2. The screen keeps dimming, which may be why the battery is low.
  3. The battery is low, which may be why the screen keeps dimming.
Cevabı göster

The battery is low, which may be why the screen keeps dimming.

Dilbilgisi

eklemlerini daha gevşek ve esnek hissettirir

Buradaki makes their joints feel... ifadesi make + nesne + fiilin yalın hâli yapısını kullanır: makes + their joints + feel. Bu alışkanlık, eklemlerin belirli bir durumda hissedilmesine neden olur. Looser and more flexible, feel fiilinden sonra gelen ve eklemlerin nasıl hissedildiğini anlatan sıfatlardır. Yeniden kullanılabilecek yapı make + nesne + feel + sıfat biçimindedir; to veya to be kullanılmaz. Bu yapı hissedilen bir durumu anlatır ve tek başına ölçülebilir bir fiziksel değişikliği kanıtlamaz.

Alıştırma

Hangi cümle make + nesne + feel + sıfat yapısını doğru kullanıyor?

  1. The warm-up makes my legs to feel more flexible.
  2. The warm-up makes my legs feeling more flexible.
  3. The warm-up makes my legs feel more flexible.
Cevabı göster

The warm-up makes my legs feel more flexible.

But you may have heard from a concerned relative or annoyed officemate

2:56

Ancak endişeli bir akrabanızdan veya rahatsız olmuş bir ofis arkadaşınızdan

that cracking your joints will give you arthritis. Kalıp ifadeler

3:00

eklemlerinizi çıtlatmanın size artrit yapacağını duymuş olabilirsiniz.

Kalıp ifadeler

artrite yakalanmana neden olacak

Give you arthritis ifadesindeki give, bir şeyi birine uzatmak değil, bir kişinin bir hastalığa yakalanmasına neden olmak demektir. Yapı give + kişi + hastalık veya sağlık sorunu biçimindedir. Will, artriti beklenen bir sonuç olarak sunar. Buradaki yan cümle insanların söylediği bir uyarıyı aktarır; kullanılan ifade tek başına bu uyarının tıbben doğru olduğunu kanıtlamaz.

Alıştırma

'That infection could give him arthritis,' cümlesinde give him arthritis ne anlama gelir?

  1. Onun artrite yakalanmasına neden olmak.
  2. Ona artrit ilacı vermek.
  3. Ona artrit hakkında bilgi öğretmek.
Cevabı göster

Onun artrite yakalanmasına neden olmak.

A doctor named Donald Unger heard this, too.

3:04

Donald Unger adında bir doktor da bunu duymuştu.

So, determined to disprove his mother's warnings, Dilbilgisi

3:08

Bu yüzden, annesinin uyarılarını çürütmeye kararlı olarak,

Dilbilgisi

determined to disprove...: güdü ve amaç bildiren cümle başı öbeği

Sonuç bildiren So bağlacından sonra gelen determined to disprove his mother's warnings, cümlenin başına yerleştirilmiş bir sıfat öbeğidir. Ardından gelen ana cümlenin öznesi he'yi niteler ve eylemden önce onun düşünce durumunu ve amacını açıklar. Determined burada edilgen biçimde «karar verildi» değil, «kesin kararlı» anlamındadır. to-infinitive hedefini belirtir; disprove ise uyarıların yanlış olduğunu kanıtlarla göstermek demektir. So, planlanan bu eylemi önceki içeriğe bir sonuç olarak bağlar.

Alıştırma

determined to + disprove + the claim kullanarak cümleyi tamamlayın: ____, Leo checked every source.

Cevabı göster

Determined to disprove the claim

he cracked the knuckles of his left hand repeatedly

3:11

sol elinin eklemlerini tekrar tekrar çıtlattı

for 50 years.

3:15

tam 50 yıl boyunca.

While the right hand knuckles went unpopped. Dilbilgisi

3:17

Sağ elinin eklemlerini ise hiç çıtlatmadı.

Dilbilgisi

While...went unpopped: karşıtlık ve süren durum

While burada whereas sözcüğüne yakın bir karşıtlık kurar. Sağ elin parmak eklemlerini, sol elin parmak eklemlerinin tekrar tekrar çıtlatıldığına dair önceki bilgiyle karşılaştırır. Altyazıda görülen bu while yan cümlesi, karşılaştırmanın tamamlanması için önceki ana cümleye bağlıdır. went unpopped ifadesindeki went hareket bildirmez. go + sıfat kalıbı «bir durumda kalmak veya sonunda o duruma gelmek» anlamına gelebilir; unpopped ise «çıtlatılmamış» demektir. Bu yüzden sağ el, karşılaştırılan taraf olarak işlem görmeden kalmıştır.

Alıştırma

Bağlam içinde While the right hand knuckles went unpopped. ne anlama gelir?

  1. İki elin parmak eklemleri aynı anda çıtlatıldı.
  2. Sağ elin parmak eklemleri, sol elinkilerin aksine çıtlatılmamış durumda kaldı.
  3. Sağ elin parmak eklemleri bir yere gitti ve sonra çıtladı.
Cevabı göster

Sağ elin parmak eklemleri, sol elinkilerin aksine çıtlatılmamış durumda kaldı.

36,500 cracks later, Kalıp ifadeler

3:20

36.500 çıtlatmadan sonra,

Kalıp ifadeler

36,500 cracks later: sayı + olay adı + later

Sayı + olay adı + later kalıbı, “o kadar olay veya tekrarlanan eylemden sonra” anlamına gelir. 36,500 cracks later ifadesindeki cracks, parmak eklemlerini çıtlatma eylemlerinin her birini belirtir. Bu nedenle ifade, hikâyeyi 36.500 eylemin tamamının sonrasına taşır. Bu kısa zaman ifadesi çoğunlukla bir sonraki sonuç veya durumdan önce gelir. Yalnızca “saat olarak daha geç” anlamına gelmez; arada yaşananları özetleyip anlatıda hızlı bir zaman atlaması oluşturur.

Alıştırma

fifty ve attempts sözcüklerini kullanarak cümleyi sayı + olay adı + later kalıbıyla tamamlayın: ____, the experiment finally worked.

Cevabı göster

Fifty attempts later

both hands were arthritis-free. Kelime

3:24

iki eli de artritten uzaktı.

Kelime

arthritis-free: “içermeyen” anlamında ad + -free

Arthritis-free, arthritis adı ile -free sonundan oluşan bir sıfattır. “Artritsiz” veya “artrit belirtisi göstermeyen” anlamına gelir. Cümlede her iki elde de artrit olmadığı belirtilir. Ad + -free kalıbı, adı geçen madde, sorun veya yükün bulunmadığını belirten bir sıfat oluşturur: sugar-free, smoke-free, stress-free. Buradaki free, “ücretsiz” anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi sugar + -free ile oluşturulan bileşik sıfatla tamamlayın: This drink is ____.

Cevabı göster

sugar-free

For this selfless act of devotion to science, Anlatım akışı

3:27

Bilime yapılan bu özverili adanmışlık eylemi için

Anlatım akışı

For this selfless act of devotion to science: mizah yaratan görkemli anlatım

Baştaki For this ... ifadesi, ardından gelen olayın nedenini sunar: Dr. Unger, az önce sözü edilen davranış nedeniyle bir ödül almıştır. Önceki deneyi sonucuna bağlar ve hikâyedeki bilgileri düzenler. Selfless act of devotion to science, büyük bir fedakârlığa yönelik ciddi ve görkemli bir övgü gibi duyulur. Burada ise uzun süren sıra dışı bir kişisel deneyi anlatır. Bu yüzden bilerek kullanılan ciddi üslup, bütünüyle ciddi bir takdirden çok mizahi bir abartı yaratır.

Alıştırma

Vurgulanan ifadede mizahı yaratan nedir?

  1. Bilimsel ekipmanları tarafsız biçimde listeler.
  2. Deneyin ciddi bir yaralanmaya yol açtığını söyler.
  3. Küçük ve sıra dışı bir deneyi görkemli bir övgüyle anlatır.
Cevabı göster

Küçük ve sıra dışı bir deneyi görkemli bir övgüyle anlatır.

Dr. Unger received an Ig Nobel Prize, Kültür

3:30

Dr. Unger'a bir Ig Nobel Ödülü verildi,

Kültür

Ig Nobel Prize ile Nobel Prize arasındaki fark

Ig Nobel Prize, gerçekten var olan mizahi bir ödülün adıdır. Adı Nobel Prize ifadesini çağrıştırır, ancak önce insanları güldüren, sonra da düşündüren başarıları onurlandırır. Bu cümlede ödülün adı, sıra dışı bir kişisel deneyin neden ilgi gördüğünü açıklar. Dr. Unger'ın resmî bir Nobel Ödülü kazandığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi açıklama Ig Nobel Prize ifadesine uygundur?

  1. Yalnızca hayalî bilim hikâyelerine verilen bir ödül.
  2. İnsanları önce güldüren, sonra düşündüren araştırmalar için verilen mizahi bir ödül.
  3. Nobel Ödülü'nün resmî bir bölümü.
Cevabı göster

İnsanları önce güldüren, sonra düşündüren araştırmalar için verilen mizahi bir ödül.

a parody of the Nobel Prize that recognizes wacky, Notlar

3:34

tuhaf, ancak garip bir şekilde büyüleyici bilimsel başarıları tanıyan

but weirdly fascinating scientific accomplishments.

3:37

Nobel Ödülü'nün bir parodisi.

Kültür

a parody of the Nobel Prize: mizahi bir taklit

Parody, tanınan bir şeyi genellikle mizah yaratmak veya onun hakkında yorum yapmak amacıyla bilinçli olarak taklit etmek demektir. a parody of the Nobel Prize ifadesinde of, taklit edilen ve herkesçe tanınan şeyi gösterir. Burada ifade, Ig Nobel Ödülü'nün mizahi bir amaçla Nobel Ödülü'nün adını ve ödül töreni biçimini kullandığını açıklar. Bu, resmî bir Nobel Ödülü değildir.

Alıştırma

'Bir şeyin mizahi taklidi' anlamındaki ifadeyle cümleyi tamamlayın: The comedy song is ____ a famous love song.

Cevabı göster

a parody of

Kelime

wacky, but weirdly fascinating: şakacı bir karşıtlık

Bu ifadede wacky, eğlenceli ya da komik biçimde alışılmadık derecede tuhaf demektir. Weirdly, fascinating sözcüğünü niteler: başarılar beklenmedik ve garip bir nedenle ilgi çekicidir. But, iki betimlemeyi karşı karşıya getirir. Başarılar acayip gelebilir ama yine de insanların ilgisini çeker; wacky, bilimsel olarak yanlış veya değersiz demek değildir.

Alıştırma

Bu cümlede wacky, but weirdly fascinating ne anlama gelir?

  1. Şakacı biçimde tuhaf ama beklenmedik ölçüde ilgi çekici.
  2. Bilimsel olarak yanlış ve tamamen değersiz.
  3. Sıradan, resmî ve şaşırtıcı olmayan.
Cevabı göster

Şakacı biçimde tuhaf ama beklenmedik ölçüde ilgi çekici.

Unger wrote that his results should prompt investigation into other parental beliefs, Kalıp ifadeler

3:41

Unger, sonuçlarının diğer ebeveyn inançlarının da araştırılmasını teşvik etmesi gerektiğini yazdı,

Kalıp ifadeler

should prompt investigation into: daha fazla araştırma yapılmasını istemek

Bu cümlede prompt, “bir şeyin gerçekleşmesini sağlamak veya teşvik etmek” anlamında bir fiildir. should prompt investigation into + konu yapısı, sonuçların insanları o konuyu daha yakından incelemeye yöneltmesi gerektiğini anlatır. Bu ifade daha fazla araştırma yapılmasını ister; araştırmanın zaten yapıldığını veya iddianın kanıtlandığını söylemez.

Alıştırma

Cümleyi üç sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın: The unusual results should ____ the cause of the error.

Cevabı göster

prompt investigation into

like the importance of eating spinach.

3:47

ıspanak yemenin önemi gibi.

The jury's still out on that one. Deyimler

3:49

Bu konuda henüz kesin bir karara varılmış değil.

Deyimler

The jury's still out on that one: Henüz bir sonuç yok

The jury's still out, bir sonuca varmak için henüz yeterli kanıt veya uzlaşma olmadığını belirten bir deyimdir. Gerçek bir mahkeme veya jüri söz konusu değildir. On that one, az önce sözü edilen belirli iddia veya soruya gönderme yapar; still ise cevabın hâlâ netleşmediğini vurgular.

Alıştırma

Burada “The jury's still out on that one” ne anlama geliyor?

  1. Herkes bunun doğru olduğu konusunda hemfikir.
  2. Bir dava az önce sona erdi.
  3. İnsanlar bu konuda henüz bir sonuca varmadı.
Cevabı göster

İnsanlar bu konuda henüz bir sonuca varmadı.

As for knuckle cracking, Anlatım akışı

3:51

Parmak çıtlatmaya gelince,

Anlatım akışı

As for knuckle cracking: konuyu parmak eklemlerini çıtlatmaya döndürmek

As for + isim veya isim öbeği, “o konuya gelince” anlamına gelir ve konuşulacak konuyu başa yerleştirir. Burada As for knuckle cracking, konuşmacının kısa bir yan konudan sonra parmak eklemlerini çıtlatma konusuna döndüğünü gösterir. Bu ifade konuşmayı düzenler; bir neden belirtmez. As for X ifadesinden sonra genellikle X hakkında bilgi veya görüş gelir.

Alıştırma

Cümleyi, bu derste öğrenilen ve “konusuna gelince” anlamını taşıyan iki sözcüklü konu ifadesiyle tamamlayın: ____ the science project, we can discuss it tomorrow.

Cevabı göster

As for

one study suggests that all that joint stretching and bubble bursting Dilbilgisi

3:53

bir çalışma, tüm bu eklem esnetme ve baloncuk patlatmanın

Dilbilgisi

all that joint stretching and bubble bursting: önceki hareketleri tek bir bütün olarak toplamak

all that ifadesinden sonra bir etkinlik sözcüğü veya -ing öbeği geldiğinde, daha önce sözü edilen ya da bilinen bütün bir etkinliğe veya hareketler dizisine gönderme yapılabilir. Burada all that, joint stretching ve bubble bursting ifadelerini tek bir genel süreç olarak toplar. Buradaki all kesin bir sayı vermez; that bilinen bağlama işaret eder. Stretching ve bursting, süreçleri adlandırmak için isim gibi kullanılan -ing biçimleridir.

Alıştırma

“All that running and jumping made Leo tired,” cümlesinde all that running and jumping ne işe yarar?

  1. Hareketlerin kesin sayısını verir.
  2. İlgisiz yeni bir konu başlatır.
  3. Etkinliklere tek bir genel durum olarak geri gönderme yapar.
Cevabı göster

Etkinliklere tek bir genel durum olarak geri gönderme yapar.

can cause your hands to swell and weaken your grip. Dilbilgisi

3:57

ellerinizin şişmesine ve tutuşunuzun zayıflamasına neden olabileceğini öne sürüyor.

Dilbilgisi

Ellerinizin şişmesine ve kavrama gücünüzün zayıflamasına yol açabilir

can cause your hands to swell ifadesinde cause, cause + nesne + to-infinitive kalıbını izler. Your hands nesnedir; to swell ise sonucu, yani ellerin şişebileceğini belirtir. Sondaki and weaken your grip bölümü, can'in kapsamına ikinci bir sonuç ekler: bir şeyi tutma gücünü de azaltabilir. Burada grip, “kavrama gücü” anlamındadır ve can kesin bir sonucu değil, olası bir etkiyi gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle olası bir sonucu anlatırken cause + nesne + to-infinitive yapısını doğru kullanıyor?

  1. Cold weather can cause your fingers feel stiff.
  2. Cold weather can cause to your fingers feel stiff.
  3. Cold weather can cause your fingers to feel stiff.
Cevabı göster

Cold weather can cause your fingers to feel stiff.

But the biggest proven danger seems to be annoying those around you. Anlatım akışı

4:01

Ancak kanıtlanmış en büyük tehlike etrafınızdakileri rahatsız etmek gibi görünüyor.

Anlatım akışı

Kanıtlanmış en büyük tehlike çevrenizdekileri rahatsız etmek gibi görünüyor

Seems to be, sonucu daha az kesin hâle getirir: kanıtlara göre bunun kanıtlanmış başlıca tehlike olduğu anlaşılıyor. Böylece son bölüm, kesin bir iddia yerine temkinli bir sonuç olarak düzenlenir. Biggest proven danger ifadesi ciddi bir tıbbi uyarı gelecekmiş gibi duyulur, ancak sonuç yalnızca yakındaki insanları rahatsız etmektir. Ciddi bir hazırlıktan gündelik bir sosyal sıkıntıya geçiş, mizahi sonu oluşturur.

Alıştırma

Bu sonda seems to be nasıl bir işlev görüyor?

  1. Sonucu yumuşatıyor ve ciddi hazırlığın şakaya dönüşmesine yardımcı oluyor.
  2. Sonucu tamamen kesin olarak sunuyor ve karşıtlığı ortadan kaldırıyor.
  3. Konuşanın herhangi bir sonuca varmak için hiç kanıtı olmadığı anlamına geliyor.
Cevabı göster

Sonucu yumuşatıyor ve ciddi hazırlığın şakaya dönüşmesine yardımcı oluyor.