Parmaklarınızı çıtlatınca neden ses çıkar? - Eleanor Nelsen: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video açıklaması: Bu video, sinovyal sıvıdaki basınç değişikliklerinin eklem çıtlamasının ardındaki kabarcıkları nasıl oluşturduğunu, aynı eklemin yeniden çıtlaması için neden beklemek gerektiğini ve kanıtların artrit ile diğer olası riskler hakkında ne söylediğini açıklar. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. the most common explanation for why your stretched-out joints sound like bubbles popping is that, — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Gözlemlenen bir olgunun en yaygın açıklamasını sunan bu uzun neden çerçevesini öğrenin. Yapı, why yan cümlesini açık bir bilimsel yanıta bağlarken karmaşık bir cümlenin düşünce akışını izlenebilir tutmanızı sağlar. 2. which is why it can take a while — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: which sözcüğünün yalnızca önceki bir kelimeye değil, anlatılan mekanizmanın tamamına gönderme yaparak onu gözlenebilir bir sonuca bağladığını fark edin. Gazların yeniden çözünmesi gibi bir sürecin neden gecikmeye veya başka bir sonuca yol açtığını bu kalıpla açıklayabilirsiniz. 3. The jury's still out on that one. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: İfadenin gerçek anlamda bir mahkeme jürisinden değil, kanıtların henüz kesin bir sonuca ulaştırmamasından söz ettiğini anlayın. Bir iddia hâlâ belirsiz, tartışmaya açık veya araştırılmakta olduğunda bunu gündelik konuşmada kullanabilirsiniz.
Bu derste
Açılışta dikkat çeken What's that sound? sorusu
Burada What's that sound? yalnızca bir sesin ne olduğunu sormaz; aynı zamanda açılışta dikkat çeken bir soru görevi görür. Soru, açıklama başlamadan önce izleyicinin dikkatini sese yöneltir ve merak uyandırır. Bu yapı, önce işitsel bir ipucu verip açıklamayı sonra sunarak bilgiyi düzenler. Bir sunumda veya videoda, konuşan kişi hemen yanıt beklemese bile basit bir soru konuyu çerçeveleyebilir.
Alıştırma
Bu açıklayıcı videonun başında What's that sound? sorusunun temel işlevi nedir?
- İzleyiciden hemen yanıt vermesini istemek
- Konuşmacının hiçbir şey duyamadığını söylemek
- Videonun açıklayacağı bir sesi tanıtmak
Cevabı göster
Videonun açıklayacağı bir sesi tanıtmak
Depending on whom you ask: yanıt sorulan kişiye göre değişir
Depending on whom you ask, yanıtın, görüşün veya tanımın danışılan kişiye göre değişebileceğini ifade eder. Genellikle yanıtı veren veya karşıt görüşleri sunan ana cümleden önce gelir. Whom, ask fiilinin nesnesidir: you ask whom. whom you ask yan cümlesi depending on ifadesini tamamladığı için on gereklidir.
Alıştırma
Cümleyi “yanıt, danıştığınız kişiye göre değişir” anlamındaki tam ifadeyle tamamlayın: ____, this restaurant is either a hidden gem or overrated.
Cevabı göster
Depending on whom you ask
the crackle of popping joints is either the sound of sweet relief Notlar
0:12eklem çıtlatmanın çıkardığı ses ya tatlı bir rahatlamanın
sweet relief: rahatsızlığın bitmesiyle gelen hoş rahatlama
Sweet relief; endişe, ağrı, baskı veya rahatsızlığın azalmasıyla gelen son derece hoş rahatlama anlamına gelir. Sweet burada mecazidir: şekerli bir tadı değil, rahatlamanın ne kadar memnuniyet verici ve hoş karşılandığını anlatır. Bu cümlede ifade, eklem çıtlatmayı seven kişiler için bunu rahatlatıcı bir gevşeme olarak sunar. Başka durumlarda, hoş olmayan bir hâl yeni sona erdiğinde veya hafiflediğinde kullanılabilir.
Alıştırma
“When the missing dog came home, the family felt sweet relief,” cümlesinde sweet relief ne anlama gelir?
- endişe veya rahatsızlık bittiğinde hissedilen hoş duygu
- sabırla beklemenin karşılığında verilen küçük ödül
- bir ilacın şekerli tadı
Cevabı göster
endişe veya rahatsızlık bittiğinde hissedilen hoş duygu
or the noxious tones of a stomach-turning habit. Kelime
0:16ya da mide bulandırıcı bir alışkanlığın iğrenç sesidir.
either ... or ... ile iki karşıt değerlendirmeyi düzenlemek
Either A or B, iki seçenek sunan eşli bir yapıdır. Burada aynı eklem sesi iki karşıt biçimde çerçevelenir: bir kişi için hoş bir rahatlama, başka biri içinse iğrenç bir alışkanlık. Either ile or birlikte anlaşılmalıdır: either ilk seçeneği, or ise ikinci seçeneği tanıtır. Bu yapı, aynı şey hakkındaki çok farklı görüşleri düzenlemeye yardımcı olur.
Alıştırma
İki seçenek sunan eşli yapıyla cümleyi tamamlayın: Depending on the reader, the story is ____ exciting ____ boring.
Cevabı göster
either · or
stomach-turning habit: güçlü bir bileşik niteleyici
Stomach-turning, “mide bulantısına veya güçlü bir tiksintiye yol açan” demektir. Midenin gerçekten döndüğünü anlatmaz. Stomach-turning habit ifadesinde kısa çizgi, stomach ve turning sözcüklerini habit sözcüğünden önce kullanılan tek bir bileşik sıfatta birleştirir. İfadenin tamamı bu alışkanlığı iğrenç olarak güçlü biçimde değerlendirir.
Alıştırma
Stomach-turning habit ifadesindeki stomach-turning ne anlama gelir?
- Sürekli daire çizerek dönen
- Egzersiz sırasında mideyi döndüren
- Mide bulantısına veya güçlü bir tiksintiye yol açan
Cevabı göster
Mide bulantısına veya güçlü bir tiksintiye yol açan
make them pop: make + nesne + fiilin yalın hâli
Make them pop, ettirgen make + nesne + fiilin yalın hâli kalıbını kullanır: make sözcüğünden sonra etkilenen şey, ardından to almayan bir fiil gelir. Burada them, joints sözcüğüne gönderme yapar; pop ise “kısa ve keskin bir ses çıkarmak” demektir. Bükme hareketi eklemlerin bu sesi çıkarmasına neden olur; ifade “onları oluşturmak” anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi parantezdeki fiilin doğru biçimiyle tamamlayın: The funny video made us ____. (laugh)
Cevabı göster
laugh
Scientists have offered several explanations, Kalıp ifadeler
0:27Bilim insanları birkaç açıklama sundular,
offer explanations: olası açıklamalar sunmak
Offer an explanation, insanların değerlendirmesi için bir açıklama sunmak demektir. Burada offer soyut anlamda kullanılır: fiziksel bir nesne verilmez ve bu ifade açıklamanın kanıtlandığı anlamına gelmez. Have offered biçimindeki present perfect, geçmişi bugüne bağlar: çeşitli açıklamalar ortaya konmuştur ve artık güncel tartışmanın bir parçasıdır.
Alıştırma
Cümleyi vurgulanan eşdizimle present perfect yapısında tamamlayın: Experts have ____ for the sudden decline.
Cevabı göster
offered several explanations
actual bones grinding against each other. Kalıp ifadeler
0:34kemiklerin birbirine sürtünmesi yer alıyor.
in severe cases: ifadeyi ciddi durumlarla sınırlamak
In severe cases, bir hastalığın veya sorunun yalnızca ciddi olduğu durumlarda anlamına gelir. Ardından gelen ifadenin kapsamını sınırlar: kemiklerin birbirine sürtünmesi her vakada gerçekleşen bir şey olarak değil, ciddi vakalarda ortaya çıkabilecek bir olasılık olarak sunulur. Buradaki cases, belirli durumları veya hastaların durumlarını ifade eder; hukuk davaları anlamına gelmez. Bu ifade, ciddi sonucu vermeden önce kapsamı belirleyerek bilgiyi düzenler.
Alıştırma
Vurgulanan ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: ____, the infection may require hospital treatment.
Cevabı göster
In severe cases
grinding against each other: birbirine kuvvetle sürtünmek
Grind against, iki sert yüzeyin basınçla temas edip kuvvetli biçimde birbirine sürtünmesini anlatır. Each other eylemi karşılıklı yapar: her kemik diğerine sürtünür. Buradaki against fiziksel teması ve birbirine dönük yönü gösterir; anlaşmazlık ya da karşı çıkma anlamına gelmez.
Alıştırma
Hedef ifade grinding against each other ifadesini tamamlayın: The machine made a harsh noise because its two metal gears were grinding ____.
Cevabı göster
against each other
But the most common explanation for why your stretched-out joints sound like bubbles popping Notlar
0:37Ancak gerilen eklemlerinizin neden patlayan baloncuklar gibi ses çıkardığına dair en yaygın açıklama
stretched-out joints: sonuç durumunu belirten birleşik sıfat
Stretched-out, stretch out öbek fiilinden türetilmiş birleşik bir sıfattır. joints sözcüğünden önce gelerek eklemlerin gerilme sonucunda oluşan durumda olduğunu anlatır. Buradaki out, stretch out ifadesinin bir parçasıdır ve uzama anlamına katkı sağlar. Eklemlerin “dışarıda” olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi stretch out ifadesinden oluşturulan geçmiş zaman ortacı biçimindeki birleşik sıfatla tamamlayın: The ____ elastic band no longer returned to its original shape.
Cevabı göster
stretched-out
sound like bubbles popping: sesleri karşılaştırmak
Sound like, “ses olarak benzemek” anlamına gelir. Bu cümlede eklemlerden gelen ses, patlayan baloncukların sesiyle karşılaştırılır; like benzerlik belirtir ve “hoşlanmak” anlamındaki fiil değildir. Bubbles popping bir -ing yan cümlesidir; pop eylemini yapan şey bubbles sözcüğüdür. Sound like sonrasında karşılaştırılan sesi belirten bir isim ya da kısa bir sahne kullanılabilir: It sounds like rain; It sounds like someone knocking.
Alıştırma
Cümleyi işitsel karşılaştırma bildiren iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The old fan ____ a helicopter taking off.
Cevabı göster
sounds like
the most common explanation for why ... is that: neden açıklama kalıbı
The most common explanation for why X is that Y kalıbı bir nedeni veya açıklamayı düzenler. Why yan cümlesi açıklanması gereken olguyu belirtir; is that sonrasındaki cümle ise açıklamayı verir. Most common, bunun en sık sunulan veya kabul edilen açıklama olduğunu belirtir; açıklamanın kesinlikle doğru olduğunu iddia etmez.
Alıştırma
Hedef kalıp the most common explanation for why X is that Y yapısını iki sözcükle tamamlayın: The most common explanation for why the lake is shrinking ____ less rain is falling.
Cevabı göster
is that
The joints in your fingers are the easiest ones to crack, Dilbilgisi
0:45Parmaklarınızdaki eklemler çıtlatılması en kolay olanlardır,
the easiest ones to crack: en üstünlük derecesi + ones + to'lu mastar
the easiest ones to crack ifadesinde easiest en üstünlük derecesidir; ones ise çoğul joints adının yerini tutar. İfade, parmak eklemlerini grupta çıtlatması en kolay olan eklemler olarak belirtir. to crack mastarı, kolay olarak değerlendirilen eylemi gösterir. Birinin bu eklemlere kolayca ne yapabildiğini anlatır; eklemlerin amacını ya da eylemi kendi başlarına yaptıklarını ifade etmez.
Alıştırma
En üstünlük derecesi + ones + to'lu mastar yapısını tek kelimeyle tamamlayın: Of all the bags, these are the easiest ones ____ carry.
Cevabı göster
to
but many people also crack the joints between vertebrae in their neck and back, Kalıp ifadeler
0:48ancak birçok kişi boyun ve sırtlarındaki omurlar arasındaki eklemleri
crack the joints: eklemleri çıtlatmak
Burada crack the joints, eklemleri büküp gererek kısa bir çıtlama sesi çıkarmak anlamına gelir. Crack sesi çıkarmayı anlatır; eklemleri çatlatıp kırmak anlamına gelmez. Eylemi kişi yapar, sesi çıkaran ise eklemlerdir. Parmak eklemlerini çıtlatmak için crack your knuckles çok yaygın bir ilgili ifadedir.
Alıştırma
“Maya cracks her knuckles when she is nervous,” cümlesinde cracks her knuckles ne anlama gelir?
- Parmak eklemlerinden çıtlama sesi çıkarır.
- Parmaklarındaki kemikleri kırar.
- Parmaklarına bandaj sarar.
Cevabı göster
Parmak eklemlerinden çıtlama sesi çıkarır.
and even their hips, wrists, shoulders, and so on. Kalıp ifadeler
0:53ve hatta kalça, el bileği, omuz vb. eklemlerini de çıtlatır.
Bir listenin sonunda and so on
Bu cümlede and so on, benzer vücut bölümlerinden oluşan bir listeyi bitirir. Kalçaların, bileklerin ve omuzların yalnızca örnek olduğunu ve aynı türden daha fazla öğenin sayılabileceğini gösterir. Bu ifade, konuşanın eksiksiz bir liste vermesine gerek bırakmaz. Başka bir eylemin ardından gerçekleşeceğini değil, aynı örüntünün devam ettiğini belirterek bilgiyi düzenler.
Alıştırma
hips, wrists, and shoulders ifadesinden sonra gelen and so on neyi gösterir?
- Listeye aynı türden daha fazla öğe eklenebilir.
- Yalnızca bu üç öğe dâhildir.
- Bir sonraki eylem hemen gerçekleşir.
Cevabı göster
Listeye aynı türden daha fazla öğe eklenebilir.
synovial joints: anatomik bir eklem sınıfı
Synovial joints, synovial joint ifadesinin çoğul biçimidir ve belirli bir anatomik eklem sınıfını ifade eder. Sinovyal eklemde sinovyal sıvı içeren bir eklem boşluğu bulunur; bu yapı genellikle önemli ölçüde harekete izin verir. Burada cümle, daha önce sıralanan eklemleri bu sınıfta toplar. Terimi tanımak, eklem boşluğundaki sıvı ve gazla ilgili sonraki açıklamaları anlamaya yardımcı olur.
Alıştırma
Anatomide synovial joint tanımına en uygun seçenek hangisidir?
- İki nesnenin birbirine değdiği herhangi bir yer
- Sinovyal sıvı içeren bir boşluğa sahip eklem
- Kafatası kemikleri arasındaki hareketsiz bir dikiş
Cevabı göster
Sinovyal sıvı içeren bir boşluğa sahip eklem
The space between the two bones is filled with a viscous liquid, Notlar
1:03İki kemik arasındaki boşluk viskoz bir sıvı ile doludur,
is filled with: içinde ne olduğunu anlatmak
Burada is filled with, boşluğun durumunu anlatan edilgen bir yapıdır: boşluğun içinde viskoz bir sıvı vardır ve bu sıvı boşluğu kaplar. The space between the two bones öznesi anlatılan şeydir; başka bir şeyi etkin biçimde doldurmaz. Yapı özne + be + filled with + içerik şeklindedir. be fiilini özneye ve zamana göre değiştirin: is filled with, are filled with veya was filled with.
Alıştırma
Cümleyi be filled with yapısıyla tamamlayın: The jar ____ rice.
Cevabı göster
is filled with
viscous liquid: yoğun kıvamlı, yavaş akan bir sıvı
Viscous, yoğun kıvamlı ve akmaya karşı dirençli demektir. viscous liquid ifadesinde viscous sıfatı liquid sözcüğünü niteler ve kemikler arasındaki sıvının fiziksel dokusunu anlatır. Viskoz bir sıvı, akışkan bir sıvıdan daha yavaş akar. Viscous, bal veya şurup gibi sıvıları anlatmak için sık kullanılan kesin ve teknik bir sıfattır.
Alıştırma
viscous liquid ne anlama gelir?
- Zalim veya saldırgan bir sıvı.
- Yoğun kıvamlı ve yavaş akan bir sıvı.
- Hızla yayılan bir gaz.
Cevabı göster
Yoğun kıvamlı ve yavaş akan bir sıvı.
which contains long lubricating molecules like hyaluronic acid and lubricin. Kültür
1:08bu sıvı hyalüronik asit ve lubrisin gibi uzun yağlayıcı moleküller içerir.
synovial fluid: eklemin kayganlaştırıcı sıvısı
Synovial fluid, sinovyal eklemin içinde bulunan belirli sıvıdır. Bu cümlede genel olarak herhangi bir sıvıyı değil, hemen önce sözü edilen viskoz sıvıyı adlandırır. Açıklamanın devamında bu sıvının içindeki maddelerden ve gazlardan söz edilir. Bu terimi doğru tanımak, eklemin içinde ne olduğunu takip etmeyi kolaylaştırır.
Alıştırma
Bu cümlede synovial fluid ne anlama geliyor?
- Sinovyal eklemin içindeki kayganlaştırıcı sıvı
- Kemiğin sert dış katmanı
- Bir kabarcığın içinde sıkışmış gaz
Cevabı göster
Sinovyal eklemin içindeki kayganlaştırıcı sıvı
hyaluronic acid and lubricin: örnek olarak verilen moleküller
Hyaluronic acid ve lubricin, sinovyal sıvıda bulunan ve kayganlaştırmaya yardımcı olan iki molekülün adıdır. İlki burada sözü edilen uzun moleküllerden biridir, ikincisi ise bir proteindir. molecules like X and Y yapısında like örnekleri tanıtır. Bu iki ad, long lubricating molecules genel ifadesini daha somut hâle getirir; cümlede bunlar sıradan niteleme sözcükleri olarak kullanılmaz.
Alıştırma
Hyaluronic acid and lubricin cümlede hangi görevi görür?
- Sıvının ne kadar yoğun olduğunu anlatan sıfatlardır.
- Bir eklemin çıkardığı iki sesin adıdırlar.
- Sinovyal sıvıdaki kayganlaştırıcı moleküllere örnektirler.
Cevabı göster
Sinovyal sıvıdaki kayganlaştırıcı moleküllere örnektirler.
Synovial fluid is more or less the texture of egg yolk, Notlar
1:15Sinoviyal sıvı az çok yumurta sarısı kıvamındadır
more or less: yaklaşık bir değer belirtmek
More or less tek bir kalıp olarak “yaklaşık olarak” veya “aşağı yukarı” anlamına gelir. Bu cümlede sinovyal sıvının dokusunun yumurta sarısına yaklaşık olarak benzediğini, tamamen aynı olmadığını belirtir. Bu ifade, kesinlik düzeyini azaltarak iddiayı yumuşatır. Konuşan kişi kesin bir ölçüm yerine yakın bir tahmin veya genel bir karşılaştırma verdiğinde bu anlamda kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi “yaklaşık olarak” anlamına gelen üç sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: The model is ____ the same size as the real object.
Cevabı göster
more or less
the texture of egg yolk: tanıdık bir karşılaştırmayla açıklamak
The texture of egg yolk ifadesi, bilinmeyen bir maddeyi anlamak için tanıdık bir referans sunar. Texture, bir şeyin nasıl hissedildiğini veya ne kadar yoğun ve pürüzsüz göründüğünü anlatır; burada yumurta sarısı, sinovyal sıvının dokusunu gözde canlandırmaya yardımcı olur. Bu, yalnızca tek bir özellik hakkında yapılan bir benzetmedir. Bilimsel bir terimi günlük deneyime bağlayarak açıklamayı düzenler; sinovyal sıvının yumurta sarısı olduğunu veya yumurta sarısı içerdiğini söylemez.
Alıştırma
The texture of egg yolk ifadesi cümlede ne işe yarar?
- Sinovyal sıvıyı hayal etmeye yardımcı olan tanıdık bir karşılaştırma sunar.
- Sinovyal sıvının yumurta sarısından yapıldığını söyler.
- Sinovyal sıvının kesin kimyasal ölçümünü verir.
Cevabı göster
Sinovyal sıvıyı hayal etmeye yardımcı olan tanıdık bir karşılaştırma sunar.
and its primary purpose is to cushion the bones Kalıp ifadeler
1:18ve asıl amacı kemiklere yastıklama yapmak
its primary purpose is to: temel işlevi belirtmek
“Its,” daha önce söz edilen şeyi, burada sinovyal sıvıyı belirtir. “its primary purpose is to + fiilin yalın hâli” kalıbı, o şeyin en önemli işlevini açıklar; bu cümlede işlev “to cushion the bones” ile ifade edilir. “Primary” burada “temel” veya “en önemli” demektir; “başlangıç düzeyinde” anlamına gelmez. Bir amacın primary olarak adlandırılması, başka amaçların da olabileceği ihtimalini genellikle açık bırakır.
Alıştırma
Temel işlevi belirten hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: A seat belt's ____ keep passengers safe.
Cevabı göster
primary purpose is to
and help them glide past each other. Kalıp ifadeler
1:21ve birbirlerinin üzerinden kaymalarına yardımcı olmaktır.
glide past each other: pürüzsüz göreli hareket
“Glide past each other” ifadesinde “glide” pürüzsüz ve kolay bir hareketi anlatır, “past” diğer nesnenin yanından veya boyunca hareket etmeyi gösterir, “each other” ise iki şey arasındaki karşılıklı ilişkiyi belirtir. Burada ifade, kemiklerin birbirlerine göre az sürtünmeyle ve pürüzsüzce hareket ettiğini vurgular. “Past” geçmiş zamanı değil, hareketin izlediği yolu anlatır.
Alıştırma
Hangi cümle “glide past each other” ifadesinin anlamını en iyi korur?
- The two panels remain still beside one another.
- The two panels pass one another smoothly.
- The two panels crash into one another.
Cevabı göster
The two panels pass one another smoothly.
phagocytic cells: kalıntıları içine alıp gideren hücreler
Phagocytic cells, fagositoz yapabilen hücrelerdir: hasarlı maddeler veya mikroplar gibi parçacıkları çevreler, içlerine alır ve parçalarlar. Phagocytic sıfatı cells sözcüğünü niteler; tek bir hücre türünün adı değildir. Bu cümlede terim, sonraki düşünceyi hazırlar: bu hücreler kemik veya kıkırdak kalıntılarının giderilmesine yardımcı olur. Bilimsel bir bağlamda phagocytic sözcüğünü gördüğünüzde onu maddeleri içine alıp temizleme işleviyle ilişkilendirin.
Alıştırma
Bu açıklamada phagocytic cells nedir?
- Kemik üreten hücreler
- Parçacıkları içine alıp kalıntıları gideren hücreler
- Bir eklemi kayganlaştıran hücreler
Cevabı göster
Parçacıkları içine alıp kalıntıları gideren hücreler
that help clean up any bone or cartilage debris Öbek fiiller
1:26bunlar herhangi bir kemik veya kıkırdak kalıntısını temizlemeye yardımcı olur
clean up: istenmeyen maddeleri kaldırmak
Clean up ifadesinde up, öbek fiilin bir parçasıdır; yukarı doğru hareket anlamına gelmez. Burada clean up, istenmeyen maddeleri kaldırıp ortadan kaldırmak anlamındadır ve özellikle kemik veya kıkırdak kalıntılarını anlatır. Odak noktası dağınıklığı, parçaları, atıkları veya kalıntıları gidermek olduğunda bu anlamı kullanın. İfade genellikle kalmaması gereken şeylerle ilgilenerek bir yeri veya sistemi düzenli ve temiz hâle getirmeyi anlatır.
Alıştırma
Cümleyi vurgulanan iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: After the art project, we had to ____ the paper scraps.
Cevabı göster
clean up
ends up in the joint: son konum
Bu cümlede ends up in the joint, bir şeyin sonunda eklemin içine girmesi veya orada kalması demektir. End up bir sürecin sonundaki sonucu anlatır; bu sonuç çoğu zaman planlanmamış veya doğrudan amaçlanmamıştır. Buradaki that, hemen önce sözü edilen kemik veya kıkırdak parçalarına gönderme yapar. End up ifadesini tek bir öbek fiil olarak düşünün; up yukarı doğru hareket anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi end up in yapısını kullanarak tamamlayın: Without a lid, dust can ____ the container.
Cevabı göster
end up in
But the reason it's important for knuckle cracking Dilbilgisi
1:32Ancak parmak çıtlatmak için önemli olmasının nedeni,
the reason ... is that: gerçek nedeni sunmak
The reason ... is that, bir nedeni açıkça sunmak için kullanılan bir cümle kalıbıdır. The reason ifadesinden sonraki yan cümle açıklanması gereken durumu belirtir; is that ise gerçek nedenin tam bir yan cümleyle sırada olduğunu gösterir. Burada it's important for knuckle cracking bölümü neden değildir. Yalnızca neyin açıklanması gerektiğini belirtir. But, konuyu yeniden parmak kütletmeye getirir; is that ifadesini duyduğunuzda, ardından gelen temel açıklamayı dinlemeye devam edin.
Alıştırma
The reason ... is that kalıbını tamamlayın: The reason this rule matters ____ it keeps everyone safe.
Cevabı göster
is that
dissolved gas molecules: sıvıda bulunan gaz molekülleri
Bu cümlede dissolved gas molecules, moleküler düzeyde bir sıvının içine dağılmış gaz molekülleridir. Dissolved, gas molecules ifadesini niteleyen bir sıfat gibi kullanılan geçmiş zaman ortacıdır. Dissolved, moleküllerin yok olduğu anlamına gelmez. Görünür kabarcıklar hâlinde toplanmamış olsalar bile moleküller hâlâ sıvının içindedir. Basınç değişimi, çözünmüş gazın bir bölümünün sıvıdan çıkıp kabarcık oluşturmasına yol açabilir.
Alıştırma
Bu cümlede dissolved gas molecules ne anlama geliyor?
- Bir sıvının üzerinde yüzen görünür katı parçalar
- Tamamen yok olmuş gaz molekülleri
- Bir sıvıya dağılmış ve hâlâ orada bulunan gaz molekülleri
Cevabı göster
Bir sıvıya dağılmış ve hâlâ orada bulunan gaz molekülleri
Knuckle crackers know that to get that satisfying pop, Notlar
1:40Parmak çıtlatanlar, o tatmin edici sesi elde etmek için,
Knuckle crackers: parmak eklemlerini çıtlatan kişiler
Knuckle crackers, parmak eklemlerini çıtlatan, yani parmak eklemlerinden çıt sesi çıkaran insanlar demektir. Burada cracker bir yapan kişi adıdır: crack + -er, eylemi yapan kişiyi adlandırır; çoğul -s ise grubu belirtir. Anlamı tam birleşik ifade belirler. Crackers tek başına çoğunlukla bir yiyeceğin adıdır, ancak knuckle sözcüğünden sonra geldiğinde parmak eklemlerini çıtlatan kişileri ifade eder.
Alıştırma
knuckle crackers kimlerdir?
- Hasarlı parmak eklemlerini onaran kişiler
- Parmak eklemlerinden çıt sesi çıkaran kişiler
- Küçük gevrek bisküviler pişiren kişiler
Cevabı göster
Parmak eklemlerinden çıt sesi çıkaran kişiler
to get that satisfying ...: amacı ve istenen sonucu belirtmek
to get that satisfying pop ifadesinde to'lu mastar, ardından gelen eylemin amacını belirtir: eklem, çıt sesini çıkarmak için gerilir. Buradaki get, “satın almak” değil, “bir sonucu elde etmek veya deneyimlemek” anlamındadır. Aktarılabilir to get + istenen sonuç kalıbı, bir şeyin neden yapıldığını açıklar; that satisfying ise hoş bir duygu veren belirli ve beklenen bir sonucu tanıtır.
Alıştırma
Cümleyi burada öğrenilen amaç ifadesiyle tamamlayın: Turn the dial slowly ____ a clearer signal.
Cevabı göster
to get
you stretch the joint farther than it normally goes, Dilbilgisi
1:44eklemi normalde gidebileceğinden daha uzağa esnetmeniz gerektiğini bilirler,
farther than it normally goes: normal hareket aralığının ötesinde
farther than it normally goes ifadesinde farther than, gerilmiş konumu eklemin olağan sınırıyla karşılaştırır. Hareketin eklemin normal fiziksel hareket aralığını aştığı anlamına gelir. Burada go “yürümek” değil, “bir noktaya ulaşmak veya hareket etmek” anlamındadır. Aynı kalıp bir çekmecenin, menteşenin, kapının veya vücut bölümünün olağan aralığını aşmasını anlatabilir.
Alıştırma
“The gate swung farther than it normally goes” cümlesi ne anlama gelir?
- Her zamanki kadar uzağa gitmedi.
- Olağan hareket aralığının ötesine geçti.
- Olağan yerine daha yavaş ulaştı.
Cevabı göster
Olağan hareket aralığının ötesine geçti.
move away from each other: katılımcılar arasındaki mesafenin artması
Move away from each other, iki ya da daha fazla öğe arasındaki mesafenin arttığını belirtir. Move away from ayrılmayı, each other ise ilişkinin karşılıklı olduğunu gösterir: her biri diğerlerinden uzaklaşır. Buradaki öğeler kemiklerdir. Bu ifade, kemikler arasındaki boşluğun büyüdüğünü anlatır; kemiklerin birlikte başka bir yere gittiğini anlatmaz.
Alıştırma
Hangi cümle, iki nesne ayrıldığı için aralarındaki mesafenin arttığını belirtir?
- The two robots move toward each other.
- The two robots move together in the same direction.
- The two robots move away from each other.
Cevabı göster
The two robots move away from each other.
but the amount of synovial fluid stays constant. Kalıp ifadeler
1:56ancak sinoviyal sıvının miktarı sabit kalır.
stays constant: değişmeden aynı kalmak
Stays constant, bir şeyin aynı değerde veya aynı durumda kalmaya devam ettiğini belirtir. Stay burada bağ fiili olarak kullanılır ve constant sıfatı devam eden durumu adlandırır. Özne the amount olduğu için fiilin tekil biçimi olan stays kullanılır. Bu ifade, başka bir şey değişse bile bu miktarın değişmediğini vurgular.
Alıştırma
Hangi cümle, bir değerin zaman içinde değişmediğini belirtir?
- The temperature changes constantly during the test.
- The temperature stays constant during the test.
- The temperature rises steadily during the test.
Cevabı göster
The temperature stays constant during the test.
That creates a low-pressure zone that pulls dissolved gases out of the synovial fluid, Notlar
1:59Bu durum sinoviyal sıvıdaki çözünmüş gazları dışarı çeken düşük basınçlı bir bölge yaratır,
low-pressure zone: basıncın daha düşük olduğu fiziksel bir bölge
low-pressure zone, basıncın çevredeki alanlardan daha düşük olduğu fiziksel bir bölgedir. Buradaki zone, belirli bir koşula sahip bölge anlamına gelir; idari bir bölge anlamına gelmez. Bu mekanizma açıklamasında eklem boşluğunun büyümesi daha düşük bir basınç oluşturur. Bu bölge daha sonra çözünmüş gazların sinovyal sıvıdan çıkmasına yardımcı olur.
Alıştırma
Bu cümlede low-pressure zone ne anlama gelir?
- Fiziksel basıncın görece düşük olduğu bir bölge
- İçinde neredeyse hiç sıvı olmayan bir kap
- Alçak bir yerde bulunan resmî idari bölge
Cevabı göster
Fiziksel basıncın görece düşük olduğu bir bölge
pulls ... out of ...: bir şeyi bulunduğu yerden dışarı çıkarmak
pull A out of B yapısı, A'nın B'nin içinden dışına çıkmasını sağlamak anlamına gelir. Bu cümlede A dissolved gases, B ise the synovial fluid ifadesidir; dolayısıyla out of, sıvıyı gazların çıktığı kaynak olarak gösterir. Buradaki pull, bir kişinin elleriyle çekmesini anlatmaz. Düşük basıncın etkisini anlatır: gazlar sıvıdan ayrılır ve sıvının dışına çıkar.
Alıştırma
pull A out of B yapısını tamamlayın: The exhaust fan pulls smoke ____ the kitchen.
Cevabı göster
out of
just like the carbon dioxide that fizzes out of soda Anlatım akışı
2:06tıpkı sodadan fışkıran karbondioksit gibi
just like ...: benzetme kurma işareti
Just like bir benzetme kurulduğunu gösterir. Önceki süreci—çözünmüş gazın eklem sıvısından çıkmasını—karbondioksitin gazlı içecekten kabarcıklar hâlinde çıkması gibi tanıdık bir görüntüyle anlamanızı sağlar. Like sözcüğünden sonraki bölüm, karşılaştırma için kullanılan olayı verir. Ortak özellik, gazın bir sıvıdan çıkmasıdır; bu, eklemin içinde gazlı içecek olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede just like, dinleyiciye ne yapmasını söyler?
- Gazlı içecek örneğini ilgisiz yeni bir konu olarak görmesini.
- Gazın çıkma sürecini karbondioksitin gazlı içecekten çıkmasıyla karşılaştırmasını.
- Eklemin içinde gazlı içecek olduğu sonucuna varmasını.
Cevabı göster
Gazın çıkma sürecini karbondioksitin gazlı içecekten çıkmasıyla karşılaştırmasını.
twist open the cap: hareket ve sonuç
Twist open the cap ifadesinde twist hareketin nasıl yapıldığını, open ise sonucunu belirtir: kapağı açık duruma gelene kadar çevirirsiniz. Bu, fiil + sonuç sıfatı yapısıdır. Open ayrı bir ikinci hareket değildir; çevirmenin oluşturduğu durumu anlatır. Push open ve tear open ifadelerinde de benzer sonuç yapıları bulunur.
Alıştırma
Cümleyi hedef twist + open yapısıyla tamamlayın: To open the bottle, ____ the cap gently.
Cevabı göster
twist open
the escaping gases form a bubble with a pop. Kalıp ifadeler
2:12kaçan gazlar bir sesle bir baloncuk oluşturur.
form a bubble with a pop: pat sesiyle bir kabarcık oluşturmak
Bu cümlede form a bubble, “bir kabarcık oluşturmak veya meydana getirmek” demektir. Kabarcığı dışarı kaçan gazlar oluşturur. With a pop, eyleme eşlik eden sesi ekler: kabarcık oluşurken kısa ve keskin bir “pat” sesi duyulur. Burada with “kullanarak” değil, “eşliğinde” anlamındadır; pop ise popülerlik değil, bir sestir.
Alıştırma
Burada with a pop neyi anlatıyor?
- Kabarcık oluşmadan önce sessizce kaybolur.
- Gazlar kabarcığı yapmak için popüler bir nesne kullanır.
- Kabarcık oluşurken aynı anda kısa bir pat sesi duyulur.
Cevabı göster
Kabarcık oluşurken aynı anda kısa bir pat sesi duyulur.
The surrounding fluid presses on it until it finally collapses. Dilbilgisi
2:19Çevredeki sıvı sonunda çökene kadar ona baskı yapar.
until it finally collapses: sonunda çökene kadar
Until, daha önce başlayan ve süren eylemin bitiş noktasını belirleyen olayı getirir. Çevredeki akışkan, kabarcığın çöktüğü ana kadar kabarcığa baskı yapmaya devam eder. It kabarcığı gösterir; finally ise baskı bir süre devam ettikten sonra kabarcığın sonunda çöktüğünü vurgular. Çökme, bu sürecin bitiş noktasıdır; baskıyla baştan sona aynı anda süren bir eylem değildir.
Alıştırma
Eylemin bir bitiş noktasına kadar sürdüğünü göstermek için vurgulanan ifadeden uygun sözcükle cümleyi tamamlayın: Keep pressing the switch ____ the indicator turns green.
Cevabı göster
until
The bubble's gases scatter throughout the synovial cavity Kelime
2:23Baloncuğun gazları sinoviyal boşluğa dağılır
scatter throughout the synovial cavity: sinovyal boşluğun tamamına yayılmak
Burada scatter, “birbirinden ayrılıp geniş bir alana yayılmak” anlamındadır. Throughout alanın tamamını belirtir: gazlar tek bir kabarcıkta kalmak veya yalnızca bir noktadan geçmek yerine sinovyal boşluğun her tarafına dağılır. Sinovyal boşluk, sinovyal bir eklemin içinde sıvıyla dolu olan alandır. Yeniden kullanılabilen scatter throughout + yer yapısı, bir şeyin bir alanın birçok bölümüne yayılmasını anlatır.
Alıştırma
“The bubble's gases scatter throughout the synovial cavity” cümlesinde throughout neyi belirtir?
- Gazlar boşluğun içindeki yalnızca bir noktadan geçer.
- Gazlar boşluktan tamamen çıkar.
- Gazlar boşluğun tamamına yayılır.
Cevabı göster
Gazlar boşluğun tamamına yayılır.
and slowly dissolve back into the fluid over the course of about 20 minutes, Notlar
2:27ve yaklaşık 20 dakika içinde yavaşça tekrar sıvıya çözünür,
slowly dissolve back into the fluid: yavaşça yeniden sıvının içinde çözünmek
Burada dissolve, gazların yeniden sıvıya karışıp ayrı bir kabarcık olarak kalmaması anlamına gelir. Slowly bu değişimin aşamalı olarak gerçekleştiğini gösterir. Back into geri dönüş anlamını ekler: gazlar kabarcık oluşturmak için sıvıdan çıkmış, ardından aynı ortama yeniden girmiştir. Fiil + back into + yer veya madde yapısında back “geri dönmek” anlamındadır; vücudun “sırt” kısmını anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi “dissolve back into” ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After the bubbles disappeared, the gas slowly ____ the liquid.
Cevabı göster
dissolved back into
over the course of about 20 minutes: yaklaşık 20 dakikalık süre boyunca
Over the course of about 20 minutes ifadesi, yaklaşık 20 dakikayı çözünmenin gerçekleştiği zaman aralığı olarak gösterir. Slowly sözcüğü, değişimin bir anda değil, bu aralık boyunca yavaş yavaş gerçekleştiğini açıkça belirtir. Burada course okul dersi değil, zamanın geçişi veya ilerleyişi anlamındadır. Yeniden kullanılabilir kalıp over the course of + zaman dilimi şeklindedir.
Alıştırma
Hangi cümle bir değişimin belirli bir süre boyunca geliştiğini en iyi şekilde vurgular?
- The paint dried over the course of two hours.
- The paint dried after two hours.
- The paint dried two hours ago.
Cevabı göster
The paint dried over the course of two hours.
which is why it can take a while: bu yüzden biraz zaman alabilir
Which, fluid veya minutes gibi tek bir isme değil, önceki cümlenin anlattığı fikrin tamamına gönderme yapar. Neden, which is why sonuç kalıbı, önceki fikri ardından gelen sonucun nedeni hâline getirir. it can take a while ifadesinde it, yer tutucu öznedir ve take a while biraz zaman gerektirmek anlamına gelir. Ardından gelen before yan cümlesi, hemen gerçekleşemeyecek şeyi belirtir: aynı eklemi yeniden çıtlatmak.
Alıştırma
Nedeni sonucuna doğru şekilde bağlayan ifadeyi seçin: The roads were icy, ___ the school opened late.
- even though
- which is because
- which is why
Cevabı göster
which is why
Some scientists think there may actually be two pops, Dilbilgisi
2:36Bazı bilim insanları aslında iki ses olabileceğini düşünüyor,
there may actually be two pops: bir olasılığı temkinli biçimde ifade etmek
“There may ...” varlık bildiren there + kiplik fiili may + be yapısını kullanarak bir şeyin var olabileceğini söyler. Konuşan kişi iki sesin kesinlikle oluştuğunu iddia etmez. Actually, bu olasılığın şaşırtıcı olabileceğini veya insanların beklentisinden farklı olduğunu vurgular. Vurgu katar, ancak may ile belirtilen belirsizliği ortadan kaldırmaz.
Alıştırma
Şaşırtıcı bir olasılık ifade etmek için cümleyi there + may + actually + be ile tamamlayın: ____ a simpler explanation.
Cevabı göster
There may actually be
Popping a joint temporarily enlarges it, Dilbilgisi
2:44Bir eklemi çıtlatmak onu geçici olarak büyütür,
Cümlenin öznesi olarak Popping a joint
“Popping a joint”, -ing biçimindeki bir isim-fiil öbeğidir. Bir eklemi çıtlatma eylemini adlandırır ve enlarges fiilinin öznesi olarak görev yapar. -ing öbeğinin tamamı tek bir etkinlik olarak görüldüğü için normalde tekil fiil alır: enlarge değil, enlarges. Bu yapı şimdiki zamanın devam biçimi değildir; devam yapısı is popping örneğindeki gibi çekimli bir be biçimi gerektirir.
Alıştırma
Etkinliği özne yapmak için stretch fiilinin -ing biçimini kullanın: ____ every morning keeps my body flexible.
Cevabı göster
Stretching
which may be why dedicated knuckle, neck, and back crackers Notlar
2:47kendini parmak, boyun ve sırt çıtlatmaya adamış kişilerin
dedicated knuckle, neck, and back crackers: bu bölgelerini sık sık çıtlatan kişiler için şakacı bir adlandırma
Ana sözcük olan crackers burada eylemi yapan kişiyi belirten gündelik bir isimdir; parmak eklemlerini, boyunlarını ve sırtlarını isteyerek çıtlatan kişiler anlamına gelir. Knuckle, neck, and back, hangi vücut bölgelerini çıtlattıklarını belirten sıralı niteleyicilerdir. Dedicated bütün grubu niteler. Bu işi profesyonel olarak yaptıkları anlamına gelmez; bunu sık sık yaptıklarını ve alışkanlığa çok bağlı olduklarını hafif ve biraz mizahi bir dille anlatır.
Alıştırma
Bu bağlamda dedicated knuckle, neck, and back crackers kimlerdir?
- Çeşitli kraker türleri yapan kişiler
- Bu vücut bölgelerini tedavi eden doktorlar
- Bu vücut bölgelerini düzenli olarak çıtlatan kişiler
Cevabı göster
Bu vücut bölgelerini düzenli olarak çıtlatan kişiler
say the habit makes their joints feel looser and more flexible. Dilbilgisi
2:51bu alışkanlığın eklemlerini daha gevşek ve esnek hissettirdiğini söylemesinin nedeni bu olabilir.
which may be why: ihtiyatlı bir açıklama sunmak
Bu cümlede which, önce anlatılan durumun tamamına gönderme yapar. which may be why + yan cümle yapısı, bu durumu açıklanması gereken bir sonuçla bağlar: insanlar eklemlerini daha gevşek ve esnek hissettiklerini söylüyor. May, bunu kanıtlanmış bir neden olarak değil, olası bir açıklama olarak sunar. Yapı “bu, neden … olduğunu açıklayabilir” şeklinde anlaşılmalı ve belirsizlik korunmalıdır.
Alıştırma
Hangi cümle, pilin az olmasını ekranın sürekli kararmasının yalnızca olası bir açıklaması olarak sunuyor?
- The battery is low, which is why the screen keeps dimming.
- The screen keeps dimming, which may be why the battery is low.
- The battery is low, which may be why the screen keeps dimming.
Cevabı göster
The battery is low, which may be why the screen keeps dimming.
eklemlerini daha gevşek ve esnek hissettirir
Buradaki makes their joints feel... ifadesi make + nesne + fiilin yalın hâli yapısını kullanır: makes + their joints + feel. Bu alışkanlık, eklemlerin belirli bir durumda hissedilmesine neden olur. Looser and more flexible, feel fiilinden sonra gelen ve eklemlerin nasıl hissedildiğini anlatan sıfatlardır. Yeniden kullanılabilecek yapı make + nesne + feel + sıfat biçimindedir; to veya to be kullanılmaz. Bu yapı hissedilen bir durumu anlatır ve tek başına ölçülebilir bir fiziksel değişikliği kanıtlamaz.
Alıştırma
Hangi cümle make + nesne + feel + sıfat yapısını doğru kullanıyor?
- The warm-up makes my legs to feel more flexible.
- The warm-up makes my legs feeling more flexible.
- The warm-up makes my legs feel more flexible.
Cevabı göster
The warm-up makes my legs feel more flexible.
But you may have heard from a concerned relative or annoyed officemate
2:56Ancak endişeli bir akrabanızdan veya rahatsız olmuş bir ofis arkadaşınızdan
that cracking your joints will give you arthritis. Kalıp ifadeler
3:00eklemlerinizi çıtlatmanın size artrit yapacağını duymuş olabilirsiniz.
artrite yakalanmana neden olacak
Give you arthritis ifadesindeki give, bir şeyi birine uzatmak değil, bir kişinin bir hastalığa yakalanmasına neden olmak demektir. Yapı give + kişi + hastalık veya sağlık sorunu biçimindedir. Will, artriti beklenen bir sonuç olarak sunar. Buradaki yan cümle insanların söylediği bir uyarıyı aktarır; kullanılan ifade tek başına bu uyarının tıbben doğru olduğunu kanıtlamaz.
Alıştırma
'That infection could give him arthritis,' cümlesinde give him arthritis ne anlama gelir?
- Onun artrite yakalanmasına neden olmak.
- Ona artrit ilacı vermek.
- Ona artrit hakkında bilgi öğretmek.
Cevabı göster
Onun artrite yakalanmasına neden olmak.
So, determined to disprove his mother's warnings, Dilbilgisi
3:08Bu yüzden, annesinin uyarılarını çürütmeye kararlı olarak,
determined to disprove...: güdü ve amaç bildiren cümle başı öbeği
Sonuç bildiren So bağlacından sonra gelen determined to disprove his mother's warnings, cümlenin başına yerleştirilmiş bir sıfat öbeğidir. Ardından gelen ana cümlenin öznesi he'yi niteler ve eylemden önce onun düşünce durumunu ve amacını açıklar. Determined burada edilgen biçimde «karar verildi» değil, «kesin kararlı» anlamındadır. to-infinitive hedefini belirtir; disprove ise uyarıların yanlış olduğunu kanıtlarla göstermek demektir. So, planlanan bu eylemi önceki içeriğe bir sonuç olarak bağlar.
Alıştırma
determined to + disprove + the claim kullanarak cümleyi tamamlayın: ____, Leo checked every source.
Cevabı göster
Determined to disprove the claim
he cracked the knuckles of his left hand repeatedly
3:11sol elinin eklemlerini tekrar tekrar çıtlattı
While the right hand knuckles went unpopped. Dilbilgisi
3:17Sağ elinin eklemlerini ise hiç çıtlatmadı.
While...went unpopped: karşıtlık ve süren durum
While burada whereas sözcüğüne yakın bir karşıtlık kurar. Sağ elin parmak eklemlerini, sol elin parmak eklemlerinin tekrar tekrar çıtlatıldığına dair önceki bilgiyle karşılaştırır. Altyazıda görülen bu while yan cümlesi, karşılaştırmanın tamamlanması için önceki ana cümleye bağlıdır. went unpopped ifadesindeki went hareket bildirmez. go + sıfat kalıbı «bir durumda kalmak veya sonunda o duruma gelmek» anlamına gelebilir; unpopped ise «çıtlatılmamış» demektir. Bu yüzden sağ el, karşılaştırılan taraf olarak işlem görmeden kalmıştır.
Alıştırma
Bağlam içinde While the right hand knuckles went unpopped. ne anlama gelir?
- İki elin parmak eklemleri aynı anda çıtlatıldı.
- Sağ elin parmak eklemleri, sol elinkilerin aksine çıtlatılmamış durumda kaldı.
- Sağ elin parmak eklemleri bir yere gitti ve sonra çıtladı.
Cevabı göster
Sağ elin parmak eklemleri, sol elinkilerin aksine çıtlatılmamış durumda kaldı.
36,500 cracks later: sayı + olay adı + later
Sayı + olay adı + later kalıbı, “o kadar olay veya tekrarlanan eylemden sonra” anlamına gelir. 36,500 cracks later ifadesindeki cracks, parmak eklemlerini çıtlatma eylemlerinin her birini belirtir. Bu nedenle ifade, hikâyeyi 36.500 eylemin tamamının sonrasına taşır. Bu kısa zaman ifadesi çoğunlukla bir sonraki sonuç veya durumdan önce gelir. Yalnızca “saat olarak daha geç” anlamına gelmez; arada yaşananları özetleyip anlatıda hızlı bir zaman atlaması oluşturur.
Alıştırma
fifty ve attempts sözcüklerini kullanarak cümleyi sayı + olay adı + later kalıbıyla tamamlayın: ____, the experiment finally worked.
Cevabı göster
Fifty attempts later
arthritis-free: “içermeyen” anlamında ad + -free
Arthritis-free, arthritis adı ile -free sonundan oluşan bir sıfattır. “Artritsiz” veya “artrit belirtisi göstermeyen” anlamına gelir. Cümlede her iki elde de artrit olmadığı belirtilir. Ad + -free kalıbı, adı geçen madde, sorun veya yükün bulunmadığını belirten bir sıfat oluşturur: sugar-free, smoke-free, stress-free. Buradaki free, “ücretsiz” anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi sugar + -free ile oluşturulan bileşik sıfatla tamamlayın: This drink is ____.
Cevabı göster
sugar-free
For this selfless act of devotion to science, Anlatım akışı
3:27Bilime yapılan bu özverili adanmışlık eylemi için
For this selfless act of devotion to science: mizah yaratan görkemli anlatım
Baştaki For this ... ifadesi, ardından gelen olayın nedenini sunar: Dr. Unger, az önce sözü edilen davranış nedeniyle bir ödül almıştır. Önceki deneyi sonucuna bağlar ve hikâyedeki bilgileri düzenler. Selfless act of devotion to science, büyük bir fedakârlığa yönelik ciddi ve görkemli bir övgü gibi duyulur. Burada ise uzun süren sıra dışı bir kişisel deneyi anlatır. Bu yüzden bilerek kullanılan ciddi üslup, bütünüyle ciddi bir takdirden çok mizahi bir abartı yaratır.
Alıştırma
Vurgulanan ifadede mizahı yaratan nedir?
- Bilimsel ekipmanları tarafsız biçimde listeler.
- Deneyin ciddi bir yaralanmaya yol açtığını söyler.
- Küçük ve sıra dışı bir deneyi görkemli bir övgüyle anlatır.
Cevabı göster
Küçük ve sıra dışı bir deneyi görkemli bir övgüyle anlatır.
Ig Nobel Prize ile Nobel Prize arasındaki fark
Ig Nobel Prize, gerçekten var olan mizahi bir ödülün adıdır. Adı Nobel Prize ifadesini çağrıştırır, ancak önce insanları güldüren, sonra da düşündüren başarıları onurlandırır. Bu cümlede ödülün adı, sıra dışı bir kişisel deneyin neden ilgi gördüğünü açıklar. Dr. Unger'ın resmî bir Nobel Ödülü kazandığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi açıklama Ig Nobel Prize ifadesine uygundur?
- Yalnızca hayalî bilim hikâyelerine verilen bir ödül.
- İnsanları önce güldüren, sonra düşündüren araştırmalar için verilen mizahi bir ödül.
- Nobel Ödülü'nün resmî bir bölümü.
Cevabı göster
İnsanları önce güldüren, sonra düşündüren araştırmalar için verilen mizahi bir ödül.
a parody of the Nobel Prize: mizahi bir taklit
Parody, tanınan bir şeyi genellikle mizah yaratmak veya onun hakkında yorum yapmak amacıyla bilinçli olarak taklit etmek demektir. a parody of the Nobel Prize ifadesinde of, taklit edilen ve herkesçe tanınan şeyi gösterir. Burada ifade, Ig Nobel Ödülü'nün mizahi bir amaçla Nobel Ödülü'nün adını ve ödül töreni biçimini kullandığını açıklar. Bu, resmî bir Nobel Ödülü değildir.
Alıştırma
'Bir şeyin mizahi taklidi' anlamındaki ifadeyle cümleyi tamamlayın: The comedy song is ____ a famous love song.
Cevabı göster
a parody of
wacky, but weirdly fascinating: şakacı bir karşıtlık
Bu ifadede wacky, eğlenceli ya da komik biçimde alışılmadık derecede tuhaf demektir. Weirdly, fascinating sözcüğünü niteler: başarılar beklenmedik ve garip bir nedenle ilgi çekicidir. But, iki betimlemeyi karşı karşıya getirir. Başarılar acayip gelebilir ama yine de insanların ilgisini çeker; wacky, bilimsel olarak yanlış veya değersiz demek değildir.
Alıştırma
Bu cümlede wacky, but weirdly fascinating ne anlama gelir?
- Şakacı biçimde tuhaf ama beklenmedik ölçüde ilgi çekici.
- Bilimsel olarak yanlış ve tamamen değersiz.
- Sıradan, resmî ve şaşırtıcı olmayan.
Cevabı göster
Şakacı biçimde tuhaf ama beklenmedik ölçüde ilgi çekici.
Unger wrote that his results should prompt investigation into other parental beliefs, Kalıp ifadeler
3:41Unger, sonuçlarının diğer ebeveyn inançlarının da araştırılmasını teşvik etmesi gerektiğini yazdı,
should prompt investigation into: daha fazla araştırma yapılmasını istemek
Bu cümlede prompt, “bir şeyin gerçekleşmesini sağlamak veya teşvik etmek” anlamında bir fiildir. should prompt investigation into + konu yapısı, sonuçların insanları o konuyu daha yakından incelemeye yöneltmesi gerektiğini anlatır. Bu ifade daha fazla araştırma yapılmasını ister; araştırmanın zaten yapıldığını veya iddianın kanıtlandığını söylemez.
Alıştırma
Cümleyi üç sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın: The unusual results should ____ the cause of the error.
Cevabı göster
prompt investigation into
The jury's still out on that one: Henüz bir sonuç yok
The jury's still out, bir sonuca varmak için henüz yeterli kanıt veya uzlaşma olmadığını belirten bir deyimdir. Gerçek bir mahkeme veya jüri söz konusu değildir. On that one, az önce sözü edilen belirli iddia veya soruya gönderme yapar; still ise cevabın hâlâ netleşmediğini vurgular.
Alıştırma
Burada “The jury's still out on that one” ne anlama geliyor?
- Herkes bunun doğru olduğu konusunda hemfikir.
- Bir dava az önce sona erdi.
- İnsanlar bu konuda henüz bir sonuca varmadı.
Cevabı göster
İnsanlar bu konuda henüz bir sonuca varmadı.
As for knuckle cracking: konuyu parmak eklemlerini çıtlatmaya döndürmek
As for + isim veya isim öbeği, “o konuya gelince” anlamına gelir ve konuşulacak konuyu başa yerleştirir. Burada As for knuckle cracking, konuşmacının kısa bir yan konudan sonra parmak eklemlerini çıtlatma konusuna döndüğünü gösterir. Bu ifade konuşmayı düzenler; bir neden belirtmez. As for X ifadesinden sonra genellikle X hakkında bilgi veya görüş gelir.
Alıştırma
Cümleyi, bu derste öğrenilen ve “konusuna gelince” anlamını taşıyan iki sözcüklü konu ifadesiyle tamamlayın: ____ the science project, we can discuss it tomorrow.
Cevabı göster
As for
one study suggests that all that joint stretching and bubble bursting Dilbilgisi
3:53bir çalışma, tüm bu eklem esnetme ve baloncuk patlatmanın
all that joint stretching and bubble bursting: önceki hareketleri tek bir bütün olarak toplamak
all that ifadesinden sonra bir etkinlik sözcüğü veya -ing öbeği geldiğinde, daha önce sözü edilen ya da bilinen bütün bir etkinliğe veya hareketler dizisine gönderme yapılabilir. Burada all that, joint stretching ve bubble bursting ifadelerini tek bir genel süreç olarak toplar. Buradaki all kesin bir sayı vermez; that bilinen bağlama işaret eder. Stretching ve bursting, süreçleri adlandırmak için isim gibi kullanılan -ing biçimleridir.
Alıştırma
“All that running and jumping made Leo tired,” cümlesinde all that running and jumping ne işe yarar?
- Hareketlerin kesin sayısını verir.
- İlgisiz yeni bir konu başlatır.
- Etkinliklere tek bir genel durum olarak geri gönderme yapar.
Cevabı göster
Etkinliklere tek bir genel durum olarak geri gönderme yapar.
can cause your hands to swell and weaken your grip. Dilbilgisi
3:57ellerinizin şişmesine ve tutuşunuzun zayıflamasına neden olabileceğini öne sürüyor.
Ellerinizin şişmesine ve kavrama gücünüzün zayıflamasına yol açabilir
can cause your hands to swell ifadesinde cause, cause + nesne + to-infinitive kalıbını izler. Your hands nesnedir; to swell ise sonucu, yani ellerin şişebileceğini belirtir. Sondaki and weaken your grip bölümü, can'in kapsamına ikinci bir sonuç ekler: bir şeyi tutma gücünü de azaltabilir. Burada grip, “kavrama gücü” anlamındadır ve can kesin bir sonucu değil, olası bir etkiyi gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle olası bir sonucu anlatırken cause + nesne + to-infinitive yapısını doğru kullanıyor?
- Cold weather can cause your fingers feel stiff.
- Cold weather can cause to your fingers feel stiff.
- Cold weather can cause your fingers to feel stiff.
Cevabı göster
Cold weather can cause your fingers to feel stiff.
But the biggest proven danger seems to be annoying those around you. Anlatım akışı
4:01Ancak kanıtlanmış en büyük tehlike etrafınızdakileri rahatsız etmek gibi görünüyor.
Kanıtlanmış en büyük tehlike çevrenizdekileri rahatsız etmek gibi görünüyor
Seems to be, sonucu daha az kesin hâle getirir: kanıtlara göre bunun kanıtlanmış başlıca tehlike olduğu anlaşılıyor. Böylece son bölüm, kesin bir iddia yerine temkinli bir sonuç olarak düzenlenir. Biggest proven danger ifadesi ciddi bir tıbbi uyarı gelecekmiş gibi duyulur, ancak sonuç yalnızca yakındaki insanları rahatsız etmektir. Ciddi bir hazırlıktan gündelik bir sosyal sıkıntıya geçiş, mizahi sonu oluşturur.
Alıştırma
Bu sonda seems to be nasıl bir işlev görüyor?
- Sonucu yumuşatıyor ve ciddi hazırlığın şakaya dönüşmesine yardımcı oluyor.
- Sonucu tamamen kesin olarak sunuyor ve karşıtlığı ortadan kaldırıyor.
- Konuşanın herhangi bir sonuca varmak için hiç kanıtı olmadığı anlamına geliyor.
Cevabı göster
Sonucu yumuşatıyor ve ciddi hazırlığın şakaya dönüşmesine yardımcı oluyor.