Mikroçipler nasıl üretiliyor? - George Zaidan ve Sajan Saini: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video açıklaması: Milyarlarca bağlantılı bileşen içeren bilgisayar çiplerinin tekrarlanan fotolitografi ve diğer hassas işlemlerle nasıl üretildiğini gösteren video, ardından çip imalatının yoğun kaynak tüketimini, oluşturduğu atıkları ve karşılaştığı çevresel sınırlamaları ele alıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. computing city with distinct neighborhoods for different functions. — Deyimler ve Mecazlı İfadeler — Şehir ve mahalle benzetmesinin, çipin farklı bölgelerinin birbirine bağlı kalırken uzmanlaşmış görevler üstlendiğini açıklamak için kullanıldığını fark edin; ifadeyi gerçek bir şehir tasviri olarak kelimesi kelimesine yorumlamayın. 2. it takes about three months to transform a single wafer from pure silicon into hundreds of chips. — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları — “it takes + süre + to” yapısını “transform ... from ... into ...” ile birleştirerek bir üretim, proje veya öğrenme sürecinin hem ne kadar sürdüğünü hem de başlangıç ve sonuç durumlarını belirtin. 3. is hitting hard sustainability limits. — Deyimler ve Mecazlı İfadeler — “hit limits” ifadesinin fiziksel bir çarpmayı değil, ciddi kısıtlarla karşılaşmayı anlattığını anlayın; kaynak talebinin, çevresel etkinin veya teknik kapasitenin daha fazla büyümeyi nasıl sınırladığını açıklarken kullanın.
Bu derste
This is a computer chip magnified 500 times. Kalıp ifadeler
0:07Bu, 500 kat büyütülmüş bir bilgisayar çipidir.
magnified 500 times: görüntünün büyütme oranını belirtmek
Bu cümlede magnified 500 times, bilgisayar çipinin görüntüde nasıl göründüğünü anlatır: ayrıntıları, çipin özgün boyutunun 500 katı ölçekte gösterilir. Magnified, a computer chip ifadesini niteleyen bir geçmiş zaman ortacıdır. Burada times, ayrı ayrı kaç kez bakıldığını değil, bir çarpma katsayısını belirtir. magnified + sayı + times kalıbı mikroskop görüntülerinde ve bilimsel açıklamalarda yaygındır.
Alıştırma
This is a computer chip magnified 500 times cümlesinde magnified 500 times ne anlama gelir?
- 500 ayrı seferde incelenmiştir.
- Özgün boyutunun 500 katı ölçekte görünür.
- Görüntüde 500 bilgisayar çipi vardır.
Cevabı göster
Özgün boyutunun 500 katı ölçekte görünür.
with distinct neighborhoods for different functions.
0:14farklı işlevler için ayrılmış farklı mahalleleriyle.
What you're looking at is ...: izleyicinin gördüğü şeyi tanımlamak
What you're looking at is ... bir what yan cümlesiyle başlar. Burada what, “…… olan şey” anlamına gelir; dolayısıyla What you're looking at, “baktığınız şey” demektir. Yan cümlenin tamamı is fiilinin öznesidir; bu bir soru değil, bildirme cümlesidir. Bu bilgi düzeni önce konuşmacı ile izleyicinin ortak olarak gördüğü bir görsele işaret eder, ardından is sonrasında onu tanımlar veya açıklar. Bir görüntüyü, modeli, grafiği ya da gösterimi anlatırken kullanışlıdır.
Alıştırma
you are ifadesinin kısaltılmış biçimini ve look at fiil öbeğini kullanarak sunum cümlesini tamamlayın: What ____ is a close-up of a snowflake.
Cevabı göster
you're looking at
computing city with distinct neighborhoods: şehir benzetmesi
Bu ifade çipi, bir şehir gibi düzenlenmiş karmaşık bir sistem olan “bilgi işlem şehri” şeklinde sunar. distinct neighborhoods for different functions, çipteki ayrı işlevsel alanları farklı görevler yapan şehir mahallelerine benzetir. city ve neighborhoods sözcükleri gerçek yerler olarak değil, mecaz olarak anlaşılmalıdır. Bilimsel açıklamalar, görünmeyen veya karmaşık bir sistemi gözde canlandırmayı kolaylaştırmak için sık sık tanıdık mekânsal düzenlerden yararlanır.
Alıştırma
Bu cümlede a computing city with distinct neighborhoods ifadesi ne anlama geliyor?
- Çipin üstüne gerçek bir şehir kurulmuştur.
- Çip esas olarak şehir mahallelerinin haritasını çıkarmak için kullanılır.
- Çipte farklı işlevleri yerine getiren ayrı alanlar vardır.
Cevabı göster
Çipte farklı işlevleri yerine getiren ayrı alanlar vardır.
They're linked by up to a 100 km of ultra-thin copper lines Kalıp ifadeler
0:16100 km'ye kadar ultra ince bakır hatlarla birbirine bağlanırlar,
up to + miktar + of: üst sınır belirtme
Bir sayının önündeki up to, üst sınırı belirtir: miktar daha az olabilir, ancak o sayıya kadar çıkabilir. Bu cümlede bakır hatların toplam uzunluğu yüz kilometreye kadar çıkabilir; uzunluğun mutlaka tam yüz kilometre olduğu söylenmez. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp up to + amount + of + measured thing şeklindedir; up to 100 km of cable bunun bir örneğidir. of sözcüğünden sonraki bölüm, neyin ölçüldüğünü belirtir.
Alıştırma
Cümleyi “en fazla 50 litre” anlamına gelen tam ifadeyle tamamlayın: The tank can hold ____ water.
Cevabı göster
up to 50 liters of
running across 10 or more stacked levels.
0:2010 veya daha fazla üst üste binmiş seviye boyunca uzanan.
digital traffic that pulses across the chip: çipteki dijital sinyal akışı
Burada digital traffic, çipin içindeki dijital sinyallerin veya bilginin akışı demektir. Traffic mecazlı bir kullanımdır: yoldaki araçları değil, bir sistem içinde hareket eden çok sayıda sinyali anlatır. that pulses across the chip sözleri, bu trafiği tekrarlanan elektrik darbeleri hâlinde ilerliyormuş gibi betimler. Pulses, soyut sinyal etkinliğine ritmik ve dalgaya benzer bir görüntü kazandırır.
Alıştırma
Cümlede digital traffic that pulses across the chip neyi anlatıyor?
- Elektronik aygıtları bir yolda taşıyan araçlar.
- Çip içinde tekrarlanan darbeler hâlinde hareket eden dijital sinyaller.
- Bilgisayar çipleriyle ilgili bir internet sitesini ziyaret eden kişiler.
Cevabı göster
Çip içinde tekrarlanan darbeler hâlinde hareket eden dijital sinyaller.
The most common of these devices is called a transistor. Kalıp ifadeler
0:30Bu cihazların en yaygını transistör olarak adlandırılır.
is called a transistor: bir terimi tanıtma
be called + ad kalıbı, bir kişinin, nesnenin veya fikrin adını ya da hangi adla bilindiğini tanıtır. is called a transistor ifadesinde is called edilgen yapıdadır: aygıta transistor adı verilir. Burada called, telefonla aranmış değil, adlandırılmış veya denilen anlamındadır. be fiilini özneye ve zamana göre değiştirin: it is called, they are called, it was called.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için be called yapısını doğru biçime getirin: The device that measures temperature ____ a thermometer.
Cevabı göster
is called
It's a switch that allows current to flow if it receives a voltage. Dilbilgisi
0:33Voltaj aldığında akımın geçmesine izin veren bir anahtardır.
allows current to flow içinde allow + nesne + to-infinitive
allows current to flow, allow + nesne + to-infinitive yapısını kullanır. current nesnedir; to flow ise mümkün hâle gelen eylemi belirtir. Burada current, ‘şu anki’ anlamındaki sıfat değil, ‘elektrik akımı’ anlamındaki isimdir. Özne bir cihaz veya parçaysa allow çoğu zaman ‘izin vermek’ yerine ‘mümkün kılmak’ anlamına gelir.
Alıştırma
Cihaz açıklamasını escape fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: A safety valve allows steam ____ when pressure rises.
Cevabı göster
to escape
if it receives a voltage içindeki if koşulu
if it receives a voltage bir if yan cümlesidir. Ana cümledeki sonucun gerçekleşme koşulunu belirtir: bu koşul karşılandığında anahtar akımın akmasını sağlar. it, anlatılan anahtarı veya transistörü ifade eder. Elektrik alanındaki İngilizcede receive a voltage, cihaza voltaj uygulanması veya girişinde voltaj bulunması demektir; fiziksel bir nesne almak anlamına gelmez. Sonuç + if + geniş zamanlı koşul yapısı cihazları, kuralları ve süreçleri açıklarken yaygındır.
Alıştırma
Mekanizma kuralını if ile tamamlayın: The alarm sounds ____ the sensor detects smoke.
Cevabı göster
if
Transistors can be as small as 20 nanometers, Dilbilgisi
0:37Transistörler 20 nanometre kadar küçük olabilir
can be as small as 20 nanometers: mümkün olan en küçük boyut
Can be as small as + bir ölçü, olası bir boyut aralığının alt sınırını belirtir. Burada bir transistörün yalnızca 20 nanometre büyüklüğe kadar küçülebileceği anlatılır ve ne kadar küçük olabileceği vurgulanır. As ... as yapısının buradaki kullanımı yalnızca iki belirli nesneyi karşılaştırmaz. İkinci as sözcüğünden sonra bir sayı veya ölçü geldiğinde yapı, ulaşılabilecek uç bir değeri vurgulayabilir.
Alıştırma
Olası en küçük boyutu göstermek için cümleyi as small as ve verilen on santimetre ölçüsüyle tamamlayın: The robot can be ____ tall.
Cevabı göster
as small as ten centimeters
and more than 50 billion of them can fit on a single chip. Dilbilgisi
0:40ve 50 milyardan fazlası tek bir çipe sığabilir.
more than 50 billion of them can fit: kapasite ve yoğunluk
More than 50 billion of them öznedir: more than kesin bir alt sınır koyar, them ise daha önce belirtilen transistors sözcüğüne gönderme yapar. Miktar tam olarak 50 milyar değil, 50 milyardan fazladır. Can fit, o kadar nesne için yeterli yer bulunduğu anlamına gelir. more than + sayı + of them + can fit kalıbı bir arada çok yüksek kapasiteyi veya yoğunluğu anlatır.
Alıştırma
“The beads are tiny, so more than a hundred of them can fit in the jar,” cümlesinin ikinci bölümü ne anlama gelir?
- Tam olarak 100 kavanoz boncukların içine sığabilir.
- Boncuklar kavanoza girecek kadar sağlıklıdır.
- Kavanozda 100’den fazla boncuk için yer vardır.
Cevabı göster
Kavanozda 100’den fazla boncuk için yer vardır.
Globally, we produce more than a trillion computer chips every year.
0:44Küresel olarak her yıl bir trilyondan fazla bilgisayar çipi üretiyoruz.
That's about 20 trillion transistors built every second,
0:48Bu, her saniye üretilen yaklaşık 20 trilyon transistör demektir
fabrication plants, known as fabs: fabs olarak bilinen çip fabrikaları
Burada fabrication plants, yarı iletken çiplerin üretildiği fabrikalar anlamına gelir. Eklenen known as fabs ifadesi, bu tesislerin sektörde yaygın olarak kullanılan kısa adı olan fabs sözcüğünü tanıtır. Bu kısa ad tanıtıldıktan sonra, sonraki fabs kullanımları çip üretim tesislerini ifade eder; muhteşem şeyler anlamına gelmez.
Alıştırma
Yarı iletken sektörüyle ilgili bir haberde fabs büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Özellikle etkileyici ürünler
- Yarı iletken üretim tesisleri
- Bilgisayar tasarım dosyaları
Cevabı göster
Yarı iletken üretim tesisleri
How do we build...?: açıklamaya geçişi gösteren soru
Bu soru öncelikle dinleyicilerden bir yanıt vermelerini istemez. Daha önceki şaşırtıcı gerçekleri —çok büyük miktarı, küçücük boyutu, karmaşık bağlantıları ve hızı— konuşmacının birazdan açıklayacağı tek bir temel problemde toplar. Bilim iletişiminde böyle bir soru yol gösterici işlev görür: merak uyandırır ve dinleyiciye yöntemin açıklanacağını bildirir.
Alıştırma
Örnekteki sorunun söylem içindeki temel işlevi nedir?
- Sonraki açıklamanın yanıtlayacağı temel problemi tanıtır.
- Açıklamanın bittiğini bildirir.
- Dinleyicilerden üretim talimatlarını vermelerini ister.
Cevabı göster
Sonraki açıklamanın yanıtlayacağı temel problemi tanıtır.
The answer involves a technology called photolithography, Notlar
1:04Cevap, fotolitografi adı verilen bir teknolojiyi içerir,
The answer involves ile açıklamanın önemli bir bölümünü tanıtmak
Bu cümlede The answer involves, daha önce sorulan bir nasıl sorusuna karşılık verir ve açıklamayı başlatır. The answer kısa bir yanıtı değil, açıklamanın ya da çözümün tamamını ifade eder. Involves burada “önemli bir parça olarak içerir veya ona dayanır” demektir. The answer involves + isim grubu yapısı, sorudan temel teknolojiye, nedene, adıma ya da sürece geçmeyi sağlar.
Alıştırma
Bir konuşmacı şunu soruyor: How can the building stay warm after sunset? Yanıtı, The answer ile başlayan hedef geçiş ifadesiyle tamamlayın: ____ a system that stores heat during the day.
Cevabı göster
The answer involves
a technology called photolithography: teknik bir terimi tanıtmak
a technology called photolithography ifadesi bir teknolojinin adını tanıtır. Buradaki called, “adı verilen” anlamındadır; dolayısıyla photolithography hangi teknolojiden söz edildiğini belirtir. Fotolitografi, ışık kullanarak çok küçük desenleri bir yonga plakasına aktaran yarı iletken üretim sürecidir. Bu kısa arka plan bilgisi ışık, maskeler ve desenlerin neden ilgili olduğunu açıklar.
Alıştırma
a technology called photolithography ifadesi dinleyiciye ne anlatır?
- Teknolojinin bir telefon çağrısını yanıtladığını söyler.
- photolithography sözcüğünü bir teknolojinin adı olarak tanıtır.
- photolithography sözcüğünün bir kişinin adı olduğunu söyler.
Cevabı göster
photolithography sözcüğünü bir teknolojinin adı olarak tanıtır.
which helps us build all the devices on a chip simultaneously.
1:07çip üzerindeki tüm cihazları aynı anda oluşturmamıza yardımcı olur.
It's like constructing all the buildings in a city at the same time, Anlatım akışı
1:11Bir şehirdeki tüm binaları aynı anda inşa etmek gibidir,
It's like constructing...: eş zamanlı çalışmayı benzetmeyle açıklamak
"It's like ..." bir benzetme başlatır: gözde canlandırılması zor bir süreci tanıdık bir sahneye dönüştürür. Karşılaştırma, bütün binaların aynı anda inşa edilmesine odaklanır ve açıklamayı birçok yapının birlikte oluşturulması etrafında düzenler. Şehir gerçek anlamda kullanılmaz. Bir benzetme yalnızca yararlı bir benzerliği — burada eş zamanlı inşayı — aktarır; şehir inşasının her ayrıntısının çip üretimiyle eşleştiğini ileri sürmez.
Alıştırma
Örnekte "It's like ..." ne işe yarıyor?
- İnşaat aşamalarını tam sırasıyla listeler.
- Eş zamanlı üretimi gözde canlandırmayı kolaylaştıran bir karşılaştırma başlatır.
- Fabrikanın içinde gerçek bir şehir inşa edildiğini söyler.
Cevabı göster
Eş zamanlı üretimi gözde canlandırmayı kolaylaştıran bir karşılaştırma başlatır.
and with no tiny construction crews to help,
1:15ve yardım edecek minik inşaat ekipleri olmadığı için,
we build using light as a measuring and sculpting tool. Deyimler
1:18ışığı bir ölçme ve şekillendirme aracı olarak kullanarak inşa ediyoruz.
using light as a measuring and sculpting tool: as ile işlev atamak
"using light as a measuring and sculpting tool" ifadesinde using yöntemi tanıtır, as ise ışığa bir rol verir: ışık, ölçme ve şekillendirme aracı olarak işlev görür. Sculpting işlevsel bir mecazdır. Işık fiziksel bir keski değildir; fotolitografide ince boyutların belirlenmesine ve yapılara şekil veren desenlerin aktarılmasına yardımcı olur.
Alıştırma
Telefonun geçici işlevini belirten sözcükle cümleyi tamamlayın: We used the phone ____ a flashlight during the blackout.
Cevabı göster
as
The process starts with a wafer of silicon, Anlatım akışı
1:22Süreç bir silikon plaka (wafer) ile başlar,
Süreç açıklamasını başlatan The process starts with ...
The process starts with ... sıralı bir sürecin ilk unsurunu tanıtır. Dinleyiciye sıranın nerede başladığını gösterir ve açıklamanın düzenlenmesine yardımcı olur. with'ten sonra ilk malzeme, başlangıç koşulu veya ilk eylem gelir. Burada a wafer of silicon başlangıç malzemesidir; with bir neden belirtmez.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki süreç başlangıcı ifadesinin aynısıyla tamamlayın: ____ a safety check.
Cevabı göster
The process starts with
to strip it clean before entering a furnace. Kalıp ifadeler
1:26bir fırına girmeden önce tertemiz bir şekilde soyulması için.
is doused in solvents and acids: yoğun sıvı kaplaması
is doused in solvents and acids edilgen bir yapıdır: be doused in + sıvı. Sıvıların nesneyi kaplayacak veya tamamen ıslatacak kadar bol miktarda uygulandığını anlatır. doused, yalnızca washed demekten daha güçlü ve canlıdır. Bu üretim açıklamasında temizleme işlemini yoğun bir sıvı uygulaması olarak gösterir.
Alıştırma
The machine parts were doused in cleaning fluid cümlesinde doused en güçlü biçimde neyi anlatır?
- Parçaları çok miktarda sıvı kapladı.
- Sıvı kullanılmadan ısıtıldılar.
- Kuru bir bezle hafifçe silindiler.
Cevabı göster
Parçaları çok miktarda sıvı kapladı.
to strip it clean: strip + nesne + sonuç sıfatı
to strip it clean ifadesinde strip, “bir yüzeydeki malzemeyi veya kirletici maddeleri kaldırmak” anlamındadır. it silikon plakayı gösterir; clean ise kaldırma işleminden sonra ulaşılan durumu belirtir. Burada strip “giysileri çıkarmak” anlamına gelmez. Bu, sonuç bildiren “fiil + nesne + sıfat” yapısıdır: strip + it + clean. Sıfat, eylemden sonra nesnenin durumunu anlatır; dolayısıyla ifade, üzerindekileri kaldırıp onu temiz hâle getirmek demektir.
Alıştırma
strip, the panel ve clean ögelerini sonuç yapısına uygun sıraya koyarak cümleyi tamamlayın: The solvent will ____ before the new coating is applied.
Cevabı göster
strip the panel clean
Here, oxygen gas reacts with the wafer Kalıp ifadeler
1:29Burada, oksijen gazı plaka ile reaksiyona girerek
reacts with ... to form ...: tepkimeye giren maddeleri ürüne bağlama
oxygen gas reacts with the wafer to form ... ifadesi A reacts with B to form C kalıbını izler. A ve B tepkimeye katılan maddeleri, C ise ürünü belirtir: bir silisyum dioksit tabakası. Burada to form, bilinçli bir amacı değil tepkimenin sonucunu ifade eder. Form, “üretmek” veya “oluşturmak” anlamında bir fiildir; belge anlamındaki “form” adı ya da “şekil” kavramı değildir.
Alıştırma
A reacts with B to form C kalıbını tamamlayın: Iron ____ oxygen ____ iron oxide.
Cevabı göster
reacts with · to form
Then a liquid called photoresist is spun on and baked to harden. Kelime
1:34Ardından, fotorezist adlı bir sıvı döndürülerek sürülür ve sertleşmesi için fırınlanır.
photoresist is spun on and baked to harden: döndürerek kaplama ve sertleştirme
Photoresist, çip üretiminde desen oluşturmak için kullanılan ışığa duyarlı sıvı bir kaplama malzemesidir. Burada işleme tabi tutulan malzemeyi belirtir. Is spun on edilgen yapıdadır: sıvı wafer yüzeyine yerleştirilir ve hızlı döndürme yoluyla ince, eşit bir tabaka hâlinde yayılır. Yalnızca sıvının döndürüldüğü anlamına gelmez. Is baked to harden bir sonraki edilgen işlem adımını ekler; to harden ise fırınlamanın amacını belirtir.
Alıştırma
Bu üretim adımında photoresist is spun on ne anlama gelir?
- Sıvı, ısıtılmadan önce kapatılır.
- Sıvı, döndürme yoluyla yüzeye uygulanır ve yayılır.
- Sıvı, bir yüzeye uygulanmadan yalnızca döndürülür.
Cevabı göster
Sıvı, döndürme yoluyla yüzeye uygulanır ve yayılır.
Next, ultraviolet light selectively illuminates the wafer
1:39Daha sonra ultraviyole ışık plakayı seçici olarak aydınlatır,
by passing through or reflecting off a specialized mask. Dilbilgisi
1:42özel bir maskeden geçerek veya yansıyarak.
by passing through or reflecting off: by + -ing ile yöntem ve yol belirtme
By + -ing yapısı, ana eylemin hangi yöntem, yol veya mekanizmayla gerçekleştiğini açıklar. Burada by passing through or reflecting off, illuminates fiilini niteler ve morötesi ışığın plakaya nasıl ulaşıp onu aydınlattığını belirtir; bunu neden yaptığını belirtmez. Or, aynı by altında iki alternatif -ing ifadesini bağlar. Pass through bir şeyin bir tarafından diğer tarafına geçmek; reflect off ise bir yüzeye çarpıp ondan uzaklaşacak şekilde yansımak demektir. Reflect off içindeki off, bir yüzeyden uzaklaşan hareketi anlatır; kapatılmış anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi by + -ing yapısıyla tamamlayın: The robot sorts the parts ____ scanning their shapes.
Cevabı göster
by
the lit areas: ışığa maruz kalan bölgeler
Burada lit, light fiilinin geçmiş zaman ortacıdır ve areas sözcüğünü niteler. The lit areas, ultraviyole ışığa maruz kalmış kısımları ifade eder. Bu teknik açıklamada lit, ışığın ulaştığı kısımları anlatır. Sözcük burada günlük dildeki “heyecan verici” veya “harika” anlamında kullanılmaz.
Alıştırma
Bu teknik cümlede the lit areas ne anlama gelir?
- Renkli görünen bölgeler
- Heyecan verici ve hareketli bölgeler
- Ultraviyole ışığın ulaştığı bölgeler
Cevabı göster
Ultraviyole ışığın ulaştığı bölgeler
a reaction weakens the photoresist's chemical bonds. Kalıp ifadeler
1:47bir reaksiyon fotorezistin kimyasal bağlarını zayıflatır.
weakens the photoresist's chemical bonds: fotorezistin kimyasal bağlarını zayıflatır
Weakens burada geçişli bir fiildir: tepkime, fotorezistin kimyasal bağlarının daha zayıf hâle gelmesine neden olur. Kimyasal bağlar, malzemedeki atomları bir arada tutan bağlantılardır. Buradaki bonds bir kimya terimidir; finansal tahvil veya kişiler arası bağ anlamına gelmez. Bu neden-sonuç anlatımı, ışığa maruz kalan fotorezistin daha sonra neden daha kolay çıkarılabildiğini açıklar: iç yapısı zayıflamıştır.
Alıştırma
Bilimsel cümleyi “daha az güçlü hâle getirmek” anlamına gelen fiille tamamlayın: The reaction ____ the material's chemical bonds.
Cevabı göster
weakens
to wash away that weakened photoresist, Öbek fiiller
1:53zayıflamış fotorezisti yıkayıp uzaklaştırmak için,
to wash away: sıvıyla bir malzemeyi uzaklaştırmak
Wash away, bir şeyi yalnızca temizlemek değil, bir sıvının etkisiyle uzaklaştırmak anlamına gelir. Away sonucu belirtir: zayıflamış fotorezist levhanın yüzeyinden taşınıp gider. Buradaki to wash away... amaç bildiren bir mastar yapısıdır. Başka bir kimyasalın neden uygulandığını açıklar.
Alıştırma
Hedef ifade wash away'i tamamlayın: Heavy rain can wash ____ loose soil from the path.
Cevabı göster
away
leaving ...: bir eylemin sonucunu eklemek
Leaving an image of the mask, önceki işlemin sonucunu bildiren bir -ing ortaç yan cümlesidir. Yıkama adımının sonucunda maske deseninin kaldığını anlatır. Yaygın yapı ana cümle, leaving + sonuç biçimindedir. Burada leaving, ayrılmak değil, bir şeyin kalmasına veya belirli bir durumda bulunmasına neden olmak anlamındadır.
Alıştırma
Sonucu belirtmek için leave fiilinin -ing biçimini yazın: The pipe burst, ____ the basement full of water.
Cevabı göster
leaving
reactive gases remove the exposed oxide, Kelime
1:59reaktif gazları açığa çıkan oksidi uzaklaştırır,
the exposed oxide: örtülmemiş malzeme
the exposed oxide ifadesindeki exposed, oksidin örtülmemiş veya korunmamış olduğunu belirtir; bu nedenle reaktif gaz ona ulaşıp onu kaldırabilir. Buradaki oxide, wafer üzerindeki silisyum dioksit katmanını ifade eder. Bu, özel bilgilerin açığa çıkarılması değil, yüzeyin fiziksel durumudur. Teknik açıklamalarda exposed + malzeme, çoğu zaman bir sonraki işleme açık olan kısmı belirtir.
Alıştırma
Bir üretim kılavuzunda the exposed oxide ne anlama gelir?
- Parlatma işlemi tamamlanmış oksit
- Örtülmemiş veya korunmamış oksit
- Başka bir katmanın altında kapalı olan oksit
Cevabı göster
Örtülmemiş veya korunmamış oksit
creating windows that drill the mask's pattern down: deseni aşağı taşıyan açıklıklar
Windows burada cam pencereler değil, oksit katmanında açılan boşluklardır. Bu açıklıkların oluşturulması, işlemin aşağıdaki malzemeye ulaşmasını sağlar. Drill ... down uzamsal bir benzetmedir: maskenin deseni, aşağı doğru delinirmiş gibi katmanı dikey olarak geçip wafer yüzeyine taşınır. Bu günlük sözcükler mikroskobik aktarım sürecini gözde canlandırmayı kolaylaştırır.
Alıştırma
Bu cümlede 'creating windows that drill the mask's pattern down' nasıl bir görüntü anlatır?
- Bir yazılım menüsü desenin ayrıntılı sürümünü gösterir.
- Wafer üzerine cam pencereler takılır.
- Bir katmandaki açıklıklar deseni wafer yüzeyine doğru taşır.
Cevabı göster
Bir katmandaki açıklıklar deseni wafer yüzeyine doğru taşır.
An implanter then accelerates boron or phosphorus ions
2:07Bir iyon yerleştirici (implanter) daha sonra bor veya fosfor iyonlarını hızlandırır
and slams them into the patterned openings. Kalıp ifadeler
2:11ve onları desenli açıklıklara şiddetle çarpar.
slams them into the patterned openings: güçlü hareket
slam A into B yapısında A, büyük bir kuvvetle B'nin içine ya da B'ye doğru hareket ettirilir. Burada them, bor veya fosfor iyonlarını gösterir; dolayısıyla fiil, hızlandırılmış iyonların desenli açıklıklara güçlü biçimde sürüldüğü izlenimini verir. Bu, insanın yaptığı gerçek bir eylemden çok canlı bir anlatımdır. Bilim anlatımında slam gibi güçlü bir günlük fiil, kontrollü bir teknik süreci anlatırken hız ve çarpma etkisini açıkça canlandırabilir.
Alıştırma
slams them into the patterned openings anlatıma nasıl bir etki katıyor?
- İyonların açıklıklara yavaşça ve dikkatle yerleştirildiğini söyler.
- İyonları açıklıklara büyük bir hız ve kuvvetle giriyormuş gibi gösterir.
- Süreçten sonra iyonların açıklıklardan çıkarıldığını söyler.
Cevabı göster
İyonları açıklıklara büyük bir hız ve kuvvetle giriyormuş gibi gösterir.
iletkenliği değiştiren elektropozitif veya elektronegatif bölgeler
Electropositive ve electronegative, bir şeyin iyi ya da kötü olduğunu değil, birbirine karşıt elektriksel eğilimleri anlatır. Burada eklenen atomlar, farklı elektriksel özelliklere sahip yerel bölgeler oluşturur. Conductivity, bir malzemenin elektrik akımını iletme yeteneğidir. that change silicon's conductivity sözleri bu bölgelerin ne yaptığını açıklar: silisyumun elektriği iletme biçimini değiştirirler. Böylece eklenen atomlar ile silisyumun elektriksel davranışındaki değişim arasında bağlantı kurulur.
Alıştırma
Vurgulanan bölümü en iyi açıklayan yeniden ifade hangisidir?
- Eklenen atomlar elektriksel davranışı değiştirmeden iyi ve kötü bölgeleri işaretler.
- Eklenen atomlar farklı elektriksel özelliklere sahip bölgeler oluşturur ve silisyumun akım iletme yeteneğini değiştirir.
- Eklenen atomlar silisyumun bazı kısımlarını renklendirir ve daha fazla ışık yansıtmasını sağlar.
Cevabı göster
Eklenen atomlar farklı elektriksel özelliklere sahip bölgeler oluşturur ve silisyumun akım iletme yeteneğini değiştirir.
creating the foundation of the transistor switch. Deyimler
2:20transistör anahtarının temelini oluşturarak.
creating the foundation of the transistor switch: yapı temeli mecazı
Burada foundation, yapı alanından alınmış bir mecazdır. Bir binanın altındaki gerçek temel değil, transistör anahtarının çalışmasını mümkün kılan temel koşul anlamına gelir. Bu nedenle creating the foundation, anahtarın çalışması için gereken koşulu oluşturmak demektir. foundation kelimesinin bu mecaz anlamı bir teknolojinin, planın, becerinin veya savın dayanağından söz ederken yaygındır.
Alıştırma
Örnekte foundation ne anlama geliyor?
- anahtarın çalışmasını mümkün kılan temel koşul
- bir binanın altındaki beton temel
- yararlı toplumsal amaçlara para veren bir vakıf
Cevabı göster
anahtarın çalışmasını mümkün kılan temel koşul
hill and valley features: pürüzlü yüzey mecazı
Burada hill ve valley, düzgün olmayan mikroskobik bir yüzeyi anlatan yeryüzü şekli mecazlarıdır. Hill yükselmiş bir alanı, valley ise daha alçak veya çukur bir alanı belirtir; çipin üzerinde gerçek tepeler ve vadiler yoktur. Bu teknik açıklamada features, fiziksel özellikler veya şekiller anlamına gelir. Bu nedenle hill and valley features, aşındırma işleminin yüzeyde çıkıntılar ve çukurlar oluşturduğunu anlatır.
Alıştırma
Burada hill and valley features neyi anlatıyor?
- mikroskobik bir yüzeyin yükselmiş ve alçalmış kısımları
- bir yazılım ürününün ana işlevleri
- çipin üzerinde oluşturulmuş gerçek yeryüzü şekilleri
Cevabı göster
mikroskobik bir yüzeyin yükselmiş ve alçalmış kısımları
before the next level of copper lines are added.
2:27bir sonraki seviye bakır hatları eklenmeden önce.
This one's uneven lines must be polished flat Kalıp ifadeler
2:30Bu katmanın düzensiz hatları düzleştirilmelidir,
uneven lines must be polished flat: cilalamanın sonucu
uneven lines must be polished flat ifadesinde must be polished edilgen yapıdadır ve flat sonucu bildiren bir sıfattır. Pürüzlü çizgilerin cilalama sonucunda ulaşması gereken durumu gösterir: cilalama işlemi çizgileri düz hâle getirmelidir. İfade yalnızca cilalama işleminin yapıldığını söylemez. İngilizcede daha genel olarak, eylemin oluşturduğu durumu göstermek için eylem fiilinden sonra sonuç sıfatı kullanılabilir. sand something smooth ve wipe something clean aynı yapının örnekleridir.
Alıştırma
"The metal sheet was hammered flat," cümlesinde flat neyi anlatır?
- Çekiçleme sırasında kullanılan aleti
- Çekiçleme işleminin yapıldığı yeri
- Çekiçleme işleminin ortaya çıkardığı sonucu
Cevabı göster
Çekiçleme işleminin ortaya çıkardığı sonucu
to near atomic precision: gerekli hassasiyet standardı
to near atomic precision ifadesinde to, cilalama işleminin ulaşması gereken standardı belirtir. near atomic precision, atom ölçeğine yaklaşan bir hassasiyet anlamına gelir; bu nedenle ifade son derece kesin bir üretim gereksinimini vurgular. Burada near derece bildirir ve yakın ya da neredeyse anlamına gelir. Yakındaki bir yeri anlatmaz. Yeniden kullanılabilen ‘to + hassasiyet düzeyi’ yapısı, bir eylemin sonucunun ne kadar kesin olması gerektiğini gösterir.
Alıştırma
"The surface must be polished to near atomic precision" cümlesinde to near atomic precision neyi açıklar?
- Farklı yüzeylerin cilalanma sırasını
- Cilalamadan önce yüzeyin durumunu
- Cilalamanın ulaşması gereken kesinlik standardını
Cevabı göster
Cilalamanın ulaşması gereken kesinlik standardını
called chemical mechanical polishing, or CMP. Kültür
2:37kimyasal mekanik parlatma veya CMP olarak adlandırılan.
chemical mechanical polishing, or CMP: or ile kısaltmayı tanıtma
Chemical mechanical polishing sürecin tam adıdır; CMP ise bu adın ilk harflerinden oluşan bir kısaltmadır. Bu yapıda or CMP aynı süreci daha kısa adıyla yeniden belirtir; or ikinci bir seçenek sunmaz. Teknik açıklamalarda bir terim sık sık “tam ad, or kısaltma” kalıbıyla tanıtılır. Bu tanıtımdan sonra kısaltma, aynı anlamla tek başına kullanılabilir.
Alıştırma
Kısaltmayı tanıtan sözcüğü yazarak terim tanıtımını tamamlayın: magnetic resonance imaging, ____ MRI.
Cevabı göster
or
CMP uses a controlled slurry of submicron ceramic particles Kelime
2:40CMP, kontrollü mikron altı seramik partikül bulamacı kullanır
a controlled slurry of submicron ceramic particles: parçacık içeren kontrollü bir sıvı
Slurry, içinde askıda katı parçacıklar bulunan sıvı bir karışımdır. Buradaki of submicron ceramic particles, karışımdaki katı maddelerin bir mikrometreden küçük seramik parçacıkları olduğunu belirtir. Bu madde yalnızca su değildir ve her şeyin tamamen çözündüğü bir çözelti de değildir. Controlled, bulamacın bileşiminin veya kullanım koşullarının süreç için denetlendiğini belirtir. İsim öbeğinin tamamı, CMP’de kullanılan kontrollü ve parçacık yüklü bir sıvıyı anlatır.
Alıştırma
Bu cümlede slurry nedir?
- Askıda katı parçacıklar içeren sıvı bir karışım
- Tamamen kuru bir seramik parçası yığını
- Hiç parçacık içermeyen saf su
Cevabı göster
Askıda katı parçacıklar içeren sıvı bir karışım
to gently scrape and flatten the bumpy features. Kalıp ifadeler
2:45tümsekli özellikleri nazikçe kazımak ve düzleştirmek için.
to gently scrape and flatten the bumpy features: pürüzlü yapıları nazikçe kazıyıp düzleştirmek
Bu ifade, to + zarf + birbirine bağlanmış iki yalın fiil yapısını kullanır. Scrape ve flatten, the bumpy features nesnesini paylaşır: scrape yüzeyden kazıyarak malzeme kaldırma işlemini, flatten ise yüzeyi daha düz hâle getirme amacını belirtir. Gently, iki eylemden oluşan sürecin hafif ve kontrollü biçimde yapıldığını gösterir; bu adımın önemsiz olduğu anlamına gelmez. The bumpy features, yüzeyi pürüzlü yapan küçük yüksek ve alçak yapıları ifade eder.
Alıştırma
Bu işlem açıklamasında scrape and flatten fiil çifti neyi gösterir?
- Her iki fiil de yüzeyin değiştirilmeden yalnızca ölçüldüğünü belirtir.
- Scrape yüzeyden malzeme kaldırma işlemini, flatten ise yüzeyi daha düz hâle getirme sonucunu belirtir.
- Scrape son şekli belirtirken flatten yüzeyi daha pürüzlü yapmak anlamına gelir.
Cevabı göster
Scrape yüzeyden malzeme kaldırma işlemini, flatten ise yüzeyi daha düz hâle getirme sonucunu belirtir.
are used hundreds of times on a wafer Kalıp ifadeler
2:52bir plaka üzerinde yüzlerce kez kullanılır
are used hundreds of times: yüzlerce kez kullanılır
Edilgen are used yapısı odağı araçlarda tutar ve işlem sırasında bu araçların tek bir yarı iletken plaka üzerinde tekrar tekrar kullanıldığını belirtir. Hundreds of times, eylemin yüzlerce ayrı durumda gerçekleştiğini anlatan bir sıklık ifadesidir. Burada times, çarpma ya da kat anlamında değil, gerçekleşme sayısı anlamındadır. Hundreds of kesin bir sayı yerine yaklaşık ve büyük bir sayı belirtir; bu nedenle ifade işlemin çok sık tekrarlandığını vurgular.
Alıştırma
Örnekteki are used hundreds of times ne anlama gelir?
- Yüzlerce ayrı durumda kullanılırlar.
- Her seferinde yüzlerce yarı iletken plaka kullanılır.
- Yüzlerce kat büyürler.
Cevabı göster
Yüzlerce ayrı durumda kullanılırlar.
to create and link transistors into computing logic gates Kelime
2:55transistörleri oluşturup bilgi işlem mantık kapılarına bağlamak için
link transistors into computing logic gates: transistörleri bağlayarak hesaplama mantık kapıları oluşturmak
Burada link A into B, birden fazla A öğesini bağlayıp daha büyük bir B yapısı oluşturmak anlamına gelir. Transistörler parçaları, hesaplama mantık kapıları ise ortaya çıkan birimleri temsil eder. Mantık kapısı, basit bir mantıksal işlem yapan temel dijital devre birimidir. Gates burada gerçek bir kapı değil, teknik bir terimdir; ifade, tek tek transistörlerin hesaplama için işlevsel yapı taşlarına nasıl dönüştüğünü gösterir.
Alıştırma
link A into B yapısını tamamlayın: The editor links several short clips ____ one video.
Cevabı göster
into
run around the clock: günün yirmi dört saati çalışmak
Fabs, semiconductor fabrication plants, yani yarı iletken üretim tesisleri ifadesinin kısaltmasıdır. Run around the clock, günün 24 saati kesintisiz çalışmak anlamına gelen bir deyimdir; run burada koşmak değil, çalışmak veya işletilmek anlamındadır. Bu cümlede üretim gece gündüz devam eder. Daha genel olarak run around the clock, durmadan çalışan bir tesis, hizmet veya sistemi anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki ifadeyle tamamlayın: The online support service ____, so help is always available.
Cevabı göster
runs around the clock
it takes + süre + to transform A from B into C
it takes + süre + to do kalıbı, bir eylemin veya sürecin ne kadar zaman gerektirdiğini anlatır. Buradaki it biçimsel öznedir ve plakayı göstermez. Asıl zaman gerektiren eylem, to transform a single wafer... mastar bölümüdür. Transform A from B into C, değişen şeyi, başlangıçtaki malzemeyi veya durumu ve sonucu belirtir. İki kalıp birlikte hem süreyi hem de değişimin baştan sona izlediği yolu anlatır.
Alıştırma
Odanın değiştirilmesinin iki hafta gerektirdiğini anlatırken iki kalıbı da doğru kullanan cümle hangisidir?
- It spends two weeks to transform the room from an office into a studio.
- It takes two weeks to transform the room from an office into a studio.
- It takes to transform the room from an office into a studio two weeks.
Cevabı göster
It takes two weeks to transform the room from an office into a studio.
fabs consume huge amounts of electricity, Kalıp ifadeler
3:12fabrikalar devasa miktarlarda elektrik tüketir,
fabs consume huge amounts of + kaynaklar
Fabs, semiconductor fabrication plants yani yarı iletken üretim tesisleri ifadesinin kısaltmasıdır. fabs consume huge amounts of... içinde consume, kaynakları kullanmak ve çoğu zaman tüketmek anlamına gelir; yalnızca yiyip içme anlamıyla sınırlı değildir. Huge amounts of çok büyük bir miktarı belirtir ve elektrik, su, gaz, para veya zaman gibi sayılamayan miktarlar olarak ele alınan kaynaklardan önce doğal biçimde kullanılır. Bu ifade, raporlarda kaynak kullanımının ölçeğini vurgular.
Alıştırma
Cümleyi ‘çok büyük miktarlarda kullanmak’ anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: Old cooling systems ____ electricity.
Cevabı göster
consume huge amounts of
Wafers are processed in ultra-high-purity tool chambers, Kelime
3:21Plakalar, ultra yüksek saflıkta alet odalarında işlenir,
ultra-high-purity tool chambers: birleşik bir niteleyici
ultra-high-purity, tool chambers ifadesinden önce gelen, birden çok sözcükten oluşan birleşik bir sıfattır. ultra, high-purity'nin derecesini artırır; bu nedenle bileşiğin tamamı “son derece yüksek saflıkta” anlamına gelir. Kısa çizgiler, bu sözcüklerin ayrı açıklamalar değil, tek bir niteleyici olarak birlikte çalıştığını gösterir. Burada tool chambers, aletlerin saklandığı odalar değil, wafer işleme ekipmanının içindeki kapalı haznelerdir. İfade, bu işlem haznelerinin olağanüstü temiz ve kirlenmenin sıkı biçimde denetlendiği bir ortam sağlaması gerektiğini belirtir.
Alıştırma
Cümleyi “son derece yüksek saflıkta” anlamına gelen, kısa çizgili tam birleşik sıfatla tamamlayın: The chip factory uses ____ gases to prevent contamination.
Cevabı göster
ultra-high-purity
to sustain a vacuum that resembles deep space. Notlar
3:27derin uzayı andıran bir vakumu korumak için.
to sustain a vacuum: vakum durumunu sürdürmek
To sustain a vacuum, düşük basınçlı ve neredeyse havasız durumun sona ermesini önleyerek devam ettirmek anlamına gelir. Burada sustain yalnızca yaşam, büyüme veya duygusal destek için değil, sürmesi gereken fiziksel bir durum için kullanılır; vacuum bir temizlik makinesini değil, vakum durumunu belirtir. to sustain mastarı, pompaların sürekli çalışmasının amacını açıklar. Pompaların kesintisiz çalışması vakumu zaman içinde korur.
Alıştırma
Bir pompa, havası önceden boşaltılmış bir hazneyi saatlerce düşük basınçta tutuyor. Hangi cümle pompanın görevini en iyi açıklar?
- The pump creates a vacuum once and then stops.
- The pump sustains a vacuum in the chamber.
- The pump cleans the chamber floor with a vacuum.
Cevabı göster
The pump sustains a vacuum in the chamber.
that resembles deep space: derin uzayla benzerlik anlatımı
That resembles deep space, a vacuum ifadesini niteleyen bir ilgi yan cümleciğidir. Resembles fiili “benzer” anlamına gelir; dolayısıyla bu yan cümlecik nasıl bir vakumun korunduğunu açıklar. Derin uzay, son derece az madde içerdiği için karşılaştırma noktası olarak kullanılır. Bu karşılaştırma çok yüksek vakum düzeyini gözde canlandırmayı kolaylaştırır; tesisin uzayda olduğunu veya iki ortamın tamamen aynı olduğunu söylemez.
Alıştırma
that resembles deep space yan cümleciği vakum hakkında ne anlatıyor?
- Vakum her ayrıntısıyla derin uzayla tamamen aynı.
- Vakum, derin uzayın neredeyse havasız koşullarına çok benziyor.
- Vakum fiziksel olarak derin uzayda bulunuyor.
Cevabı göster
Vakum, derin uzayın neredeyse havasız koşullarına çok benziyor.
to corral dust and tiny particles away from wafers. Deyimler
3:36tozu ve minik parçacıkları plakalardan uzak tutmak için.
Fab air handlers: yarı iletken tesisindeki temiz oda hava işleme ekipmanı
Fab, yarı iletken sektöründe çiplerin üretildiği fabrication facility için kullanılan yaygın bir kısaltmadır. Fab air handlers ifadesinde fab, isim niteleyicisi olarak çalışır ve hava işleme ünitelerinin hizmet verdiği tesisi belirtir. Air handler, bir binanın hava sisteminde havayı hareket ettiren ve işleyen, çoğunlukla filtreleme ve hava akışını kontrol etme görevlerini yerine getiren bir makinedir. Burada çoğul air handlers terimi, sürekli filtrelenmiş hava gönderen temiz oda ekipmanını ifade eder; handlers çalışanlar anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede Fab air handlers nedir?
- Yarı iletken üretim tesisinde havayı dolaştıran ve işleyen makineler
- Üretim tesisi içinde malzeme taşıyan çalışanlar
- Yarı iletken plakalarını filtrelenmiş havada saklayan kaplar
Cevabı göster
Yarı iletken üretim tesisinde havayı dolaştıran ve işleyen makineler
corral ... away from: kontrol edip uzakta tutmak
Bu teknik açıklamada corral mecazi anlamda kullanılmıştır. Bir ağılın hayvanları denetimli bir alanda tutması gibi, hava akışı da tozun ve küçük parçacıkların nereye gideceğini kontrol ederek wafer'lara ulaşmalarını önler. corral A away from B kalıbı, A'yı B'den uzakta kalacak biçimde yönlendirmek veya sınırlamak anlamına gelir. to corral mastarı, filtrelenmiş havanın dışarı verilme amacını belirtir.
Alıştırma
Cümlede to corral dust and tiny particles away from wafers ne anlama gelir?
- Parçacıkları kontrol edip wafer'lardan uzakta kalacak şekilde yönlendirmek
- Wafer'ların çevresine gerçek bir çit yapmak
- Parçacıkların wafer'ların üzerine çökmesine izin vermek
Cevabı göster
Parçacıkları kontrol edip wafer'lardan uzakta kalacak şekilde yönlendirmek
The chemicals and purified water used in cleaning
3:42Temizlikte kullanılan kimyasallar ve arıtılmış su
which needs to be filtered and pH treated. Kelime
3:48bu da filtrelenmeli ve pH işleminden geçirilmelidir.
nearly 5 gal of waste per wafer run: her çevrim başına miktar
Nearly 5 gal of waste miktarı belirtir: beş galondan biraz daha az atık. gal, gallon sözcüğünün yazılı kısaltmasıdır. Per wafer run bu miktarın birimini belirler. Per 'her biri için' anlamına gelir; run ise burada bir işlem veya üretim çevrimidir. Dolayısıyla istatistik, her wafer işleme çevrimi için yaklaşık beş galon atık oluştuğunu belirtir.
Alıştırma
'Her sayfa için' anlamını vermek üzere per kullanan iki sözcüklü bir birim ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The printer uses two milliliters of ink ____.
Cevabı göster
per page
filtered and pH treated: filtrelenmiş ve pH değerine göre işlenmiş
needs to be ifadesinden sonra filtered ve pH treated, birbirine bağlanmış iki edilgen biçimdir. Bunlar gerekli iki işlemi belirtir: malzemenin filtrelenmesi ve pH değerine göre işlenmesi. pH, asitlik veya alkalilik derecesini ölçer. Bu kısaltılmış teknik ifadede pH, treated sözcüğünü niteler. pH treated genellikle pH değerini gerekli aralıkta tutmak veya ayarlamak için işlem görmüş demektir; pH adlı bir marka ya da modelle işlenmiş demek değildir.
Alıştırma
Bu cümlede pH treated ne anlama gelir?
- asitliği veya alkaliliği kontrol etmek ya da ayarlamak için işlenmiş
- sıvı değiştirilmeden yalnızca parçacıklar açısından kontrol edilmiş
- pH adlı bir ürün markasıyla işlenmiş
Cevabı göster
asitliği veya alkaliliği kontrol etmek ya da ayarlamak için işlenmiş
Meanwhile, CMP slurries are continually flushed with water
3:51Bu arada, CMP bulamaçları sürekli olarak suyla yıkanır
to keep their fine particles from forming chunks Dilbilgisi
3:55ince parçacıklarının topaklanmasını önlemek için
to keep ... from forming chunks: topak oluşmasını önlemek
to keep ... mastar yapısı, bulamaçların sürekli suyla yıkanmasının amacını belirtir. keep + nesne + from + -ing yapısında keep “önlemek” anlamına gelir. Buradaki nesne their fine particles, önlenen sonuç ise forming chunks ifadesidir. From, kaçınılan eylemi veya sonucu tanıtır; bir şeyin nereden geldiğini göstermez.
Alıştırma
keep + nesne + from + -ing kalıbını tamamlayın: The safety rail ____ visitors ____ stepping onto the track.
Cevabı göster
keeps · from
that would tear apart the fragile copper lines. Öbek fiiller
3:57hassas bakır hatları parçalayabilecek olan.
tear apart the fragile copper lines: hassas bakır hatları parçalayıp bozmak
Tear apart something, bir şeye parçaları ayrılacak veya yapısı bozulacak kadar ağır zarar vermek demektir. Apart sonuca vurgu yapar: nesne artık bir bütün hâlinde durmaz. Bu cümlede hafif bir çizikten değil, ciddi fiziksel hasardan söz edilir. Aynı öbek fiil, bir çatışmanın aileyi veya ekibi bölmesi gibi mecazi ayrılıkları da anlatabilir.
Alıştırma
Burada tear apart the fragile copper lines ne anlama geliyor?
- Hatları birleştirerek daha güçlü bir bağlantı oluşturmak.
- Hatlara, yapıları parçalanacak kadar ciddi zarar vermek.
- Hatlara zarar vermeden yüzeylerini nazikçe temizlemek.
Cevabı göster
Hatlara, yapıları parçalanacak kadar ciddi zarar vermek.
adds five times more liquid waste: beş kat daha fazla sıvı atık oluşturur
Adds, yöntemin ek bir yük veya sonuç oluşturduğunu gösterir. Buradaki sonuç, daha fazla sıvı atıktır. Five times more yapısında times, miktarlar arasındaki katlı karşılaştırmayı belirtir. Burada times miktarla ilgilidir; birbirinden ayrı beş olayı anlatmaz. Ana fikir çok büyük bir artıştır, ancak karşılaştırma ölçütü belirtilmezse kesin matematiksel toplam belirsiz olabilir.
Alıştırma
This adds five times more liquid waste ne anlatıyor?
- Yöntem, miktarı bir kat çarpanıyla açıklanan ek atık oluşturur.
- Yöntem, beş dakika sonra tüm sıvı atığı ortadan kaldırır.
- Yöntem, birbirinden ayrı beş olayda atık ekler.
Cevabı göster
Yöntem, miktarı bir kat çarpanıyla açıklanan ek atık oluşturur.
Fabs plow through vast amounts of: hızlı ve yoğun kaynak tüketimi
Fabs, semiconductor fabrication plants yani yarı iletken üretim tesisleri ifadesinin kısaltmasıdır. Burada plow through mecazidir: tesisler azot ve helyumu çok büyük miktarlarda ve hızlı bir şekilde kullanır. Vast amounts of miktarın büyüklüğünü daha da vurgular. Plow through vast amounts of bir bütün olarak yalnızca use veya consume demekten daha canlıdır; hem yüksek talebi hem de hızlı kullanım oranını öne çıkarır.
Alıştırma
Cümleyi plow through vast amounts of ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The outdated cooling system ____ electricity every summer.
Cevabı göster
plows through vast amounts of
and other gases used and generated in these tools
4:07ve bu aletlerde kullanılan ve üretilen diğer gazlar
are greenhouse contributors: contributor sözcüğünün insan olmayan bir nedeni belirtmesi
Burada contributor, para, fikir veya içerik sağlayan bir kişiden ziyade bir sonucun ortaya çıkmasına katkıda bulunan şey anlamına gelir. Bu gazlara greenhouse contributors denir çünkü sera etkisini ve buna bağlı ısınmayı artırırlar. Onlara contributors denmesi, bu gazları başka nedenler arasındaki nedenlerden biri olarak sunar; tek neden oldukları anlamına gelmez. Buradaki greenhouse, bitki yetiştirilen bir binayı değil, ısıyı tutan çevresel etkiyi ifade eder.
Alıştırma
'The gases are greenhouse contributors,' cümlesinde greenhouse contributors ne anlama gelir?
- Yalnızca bitki yetiştirilen binaları ısıtmak için kullanılırlar.
- Ekipmanın daha az gaz tüketmesini sağlarlar.
- Sera etkisinin oluşmasına katkıda bulunurlar.
Cevabı göster
Sera etkisinin oluşmasına katkıda bulunurlar.
To minimize their emission: mastarla amaç belirtme
To minimize their emission, amaç bildiren bir mastar yapısıdır. Cümle başındaki To + fiilin yalın hâli, sonraki yan cümledeki eylemin neden yapıldığını gösterir. Burada makineleri kullanmanın amacını tanıtır: daha önce belirtilen gazların emisyonlarını olabildiğince azaltmak. Minimize, mutlaka tamamen ortadan kaldırmak değil, uygulamada mümkün olduğunca azaltmak demektir. Bu yapıda to, zaman bakımından daha önce gerçekleşen bir adımı değil, amacı belirtir.
Alıştırma
Cümleyi minimize fiilinin amaç bildiren biçimiyle tamamlayın: ____ water use, we fixed the leaking faucet.
Cevabı göster
To minimize
some gaseous byproducts into treatable wastewater.
4:16ayrıştırıp çözerek arıtılabilir atık suya dönüştürür.
machines called scrubbers: teknik bir adı tanıtma
machines called scrubbers ifadesinde called scrubbers, that are called scrubbers yapısının kısaltılmış biçimidir. Makinelerin adını verirken açıklamayı isim öbeğinin içinde tutar: scrubbers adına sahip makineler. Burada scrubbers, sıradan fırçalar veya temizlik yapan kişiler değil, endüstriyel emisyon kontrol makineleridir. Cümlenin geri kalanı gereken temel ipucunu verir: gaz hâlindeki yan ürünleri işleyerek ilgili maddenin arıtılabilir atık suya geçmesini sağlarlar.
Alıştırma
Bu cümlede machines called scrubbers ne anlama gelir?
- Scrubbers diye seslenen makineler
- Sıradan temizlik fırçası olarak kullanılan makineler
- Scrubbers adı verilen makineler
Cevabı göster
Scrubbers adı verilen makineler
As computing complexity grows: gelişen bir eğilimi sunmak
Burada as, “-dıkça” veya “aynı anda” anlamındadır; “olarak” anlamında değildir. As computing complexity grows yan cümlesi, bilgi işlem sistemlerinin zamanla daha karmaşık hâle gelmesi şeklindeki artan eğilimi ortaya koyar. Ana cümleden önce kullanılan As + subject + change verb, ilişkili sonuç için arka plan sağlar. Genellikle yalnızca tek bir olay sunmak yerine, sonucun bu eğilimle birlikte geliştiğini gösterir.
Alıştırma
Eğilim yan cümlesini As + enrollment + grows kullanarak tamamlayın: ____, the school needs more classrooms.
Cevabı göster
As enrollment grows
more copper and precious metals are needed to link up chips, Öbek fiiller
4:25çiplerin birbirine bağlanması için daha fazla bakır ve değerli metale ihtiyaç duyulur
to link up chips: parçaları bir sisteme bağlamak
to link up chips ifadesinde link up, “çipleri tek bir sistemin parçası olarak çalışabilmeleri için birbirine bağlamak” anlamına gelir. Up, bu öbek fiilin bir parçasıdır; yukarı yönü göstermez. to-infinitive, malzemelerin amacını belirtir: bu bağlantıları kurmak için malzemelere ihtiyaç vardır. Aynı öbek fiil cihazları, yerleri, ağları veya grupları bağlamayı da anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi derste öğrenilen iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: We used one cable to ____ all four monitors.
Cevabı göster
link up
new problems arise: yeni sorunlar ortaya çıkar
new problems arise ifadesinde arise, ortaya çıkmak, gelişmek veya fark edilir hâle gelmek anlamındaki geçişsiz bir fiildir. Özne, ortaya çıkan şeydir: new problems. Burada bir kişinin yataktan kalkması anlamına gelmez. Bu eşdizim, analitik ve açıklayıcı İngilizcede yaygındır. Sorunları, onları oluşturan bir kişiyi belirtmeden bir durumdan doğan şeyler olarak sunar.
Alıştırma
Bu dersteki fiille resmî eşdizimi tamamlayın: As the system becomes more complex, new problems may ____.
Cevabı göster
arise
Today, PFAS-based photoresists are essential Kültür
4:30Bugün PFAS tabanlı fotorezistler çok önemlidir
PFAS-based photoresists: PFAS bazlı fotorezistler
PFAS-based photoresists sözleri bir isim öbeği oluşturur. Photoresists, çip üretimi sırasında çok küçük desenler oluşturmak için kullanılan ışığa duyarlı malzemelerdir. PFAS-based, bu malzemelerin PFAS ailesinden kimyasallar kullandığını veya bunlara dayandığını belirten, kısa çizgili bir niteleyicidir; based burada konum bildirmez. Burada bilinmesi gereken temel arka plan, PFAS kimyasallarının son derece kalıcı olmasıdır. Malzemeleri PFAS-based olarak adlandırmak, önemli bir üretim malzemesini daha sonra ele alınan çevresel kaygılarla ilişkilendirir.
Alıştırma
Cümleyi «PFAS'a dayalı» anlamındaki kısa çizgili niteleyiciyle tamamlayın: The lab tested ____ coatings.
Cevabı göster
PFAS-based
ever smaller features: giderek daha küçük yapılar
Burada ever, karşılaştırma sıfatı smaller’ın önüne gelerek yapıların küçülmeye devam ettiğini gösterir. “Geçmişte bir zamanda” anlamına gelmez. Bu çip bağlamında features, bir çip üzerinde üretilen çok küçük yapıları ifade eder. ever + karşılaştırma yapısı, ever faster veya ever more complex örneklerinde olduğu gibi tek yönde devam eden bir değişimi anlatabilir.
Alıştırma
Devam eden bir eğilimi göstermek için cümleyi ever + fast sözcüğünün karşılaştırma biçimiyle tamamlayın: Delivery services are becoming ____.
Cevabı göster
ever faster
but PFAS waste in the environment is ending up in our bodies, Öbek fiiller
4:35ancak çevredeki PFAS atıkları vücudumuza ulaşır
is ending up in our bodies: sonunda vücudumuza girmek
End up in, bir sürecin ardından sonunda bir yere varmak veya girmek anlamına gelir; sonuç çoğu zaman beklenmedik ya da istenmeyen bir durumdur. Burada PFAS atıkları çevrede ilerleyerek sonunda insan vücuduna girer. Ending up, bir şeyi etkin biçimde “bitirmek” anlamına gelmez. Özne + end up in + yer yapısında özne, son konuma ulaşan kişi veya şeydir.
Alıştırma
İstenmeyen bir son varış noktasını anlatmak için end up in ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?
- Without proper disposal, old batteries can end in up landfills.
- Without proper disposal, old batteries can end up landfills.
- Without proper disposal, old batteries can end up in landfills.
Cevabı göster
Without proper disposal, old batteries can end up in landfills.
may be harmful: riski temkinli biçimde ifade etmek
Bu cümlede may izin değil, olasılık bildirir. It may be harmful, zararın gerçek bir olasılık olduğunu ancak konuşanın bunun kesin olduğunu ileri sürmediğini anlatır. Buradaki it, daha önce sözü edilen duruma, yani PFAS atıklarının insanların vücuduna girmesine gönderme yapar. Bu tür kiplik ifadeleri, bilimsel açıklamalarda iddianın kesinlik düzeyini kanıtın gücüne uydurmaya yardımcı olur. it is harmful gibi doğrudan bir ifadeyle karşılaştırıldığında may, risk yok demeden iddiayı daha temkinli hâle getirir.
Alıştırma
Bir bilim insanı risk olduğuna dair kanıt görüyor ancak tamamen emin değil. Hangi cümle riski en temkinli ve doğru biçimde ifade eder?
- The substance is permitted to be harmful.
- The substance may be harmful.
- The substance is definitely harmful.
Cevabı göster
The substance may be harmful.
modern marvels: günümüzün olağanüstü başarılarını övmek
Modern marvels, günümüzün etkileyici başarılarını anlatan değerlendirme içeren bir isim öbeğidir. Bilgisayar çiplerine modern marvels demek, onları teknolojinin ve insan becerisinin olağanüstü ürünleri olarak sunar. Marvels, “hayranlık uyandıran şeyler” anlamındaki genel ismin çoğuludur; Marvel marka adı değildir. Bu övgü bir düşünceyi düzenlemeye de yarayabilir: konuşan kişi bir şeyin maliyetlerine veya sorunlarına geçmeden önce onun olağanüstü olduğunu kabul edebilir. Olumlu ifade, daha sonraki eleştirinin küçümseyici değil dengeli duyulmasını sağlar.
Alıştırma
Cümleyi dersteki ifadeyle tamamlayın: The new space telescope is one of science's ____.
Cevabı göster
modern marvels
have transformed our world: bugüne etkisi süren köklü değişim
Bu cümlede have transformed our world, “dünyayı derin ve geniş kapsamlı biçimde değiştirmiş olmak” anlamına gelir. Transform, genel anlamdaki change sözcüğünden daha güçlüdür; insanların yaşama biçiminin veya toplumun işleyişinin artık önemli ölçüde farklı olduğunu belirtir. Have transformed, present perfect yapısındadır. Geçmişte meydana gelen değişiklikleri bugünkü dünyaya bağlar; bu nedenle sonuç konuşma anında hâlâ önemlidir.
Alıştırma
Geçmişteki bir gelişmenin derin bir değişime yol açtığını ve bugün de önemli olduğunu anlatan cümleyi seçin.
- Video calls have transformed how families stay in touch.
- Video calls have made a tiny change that no one notices.
- Video calls may transform communication someday.
Cevabı göster
Video calls have transformed how families stay in touch.
are themselves engineering wonders: vurgulayıcı themselves kullanımı
Buradaki themselves, pekiştirme işlevli bir dönüşlülük zamiridir. Odağı fabrikalara verir: Yalnızca ürettikleri çipler değil, fabrikaların kendileri de birer mühendislik harikasıdır. Bir eylemin nesnesi değildir ve fabrikaların kendilerini inşa ettiği anlamına gelmez. be ile kullanıldığında pekiştirme zamiri, are themselves engineering wonders örneğindeki gibi fiilden sonra gelerek betimlenen özneyi vurgulayabilir.
Alıştırma
Cümleyi çoğul özneyle uyumlu pekiştirme işlevli dönüşlülük zamiriyle tamamlayın: The machines are ____ remarkable inventions.
Cevabı göster
themselves
But as our demand for chips accelerates, Anlatım akışı
4:47Ancak çiplere olan talebimiz hızlandıkça,
“But as ... accelerates” ile ilerlemeden baskıya geçmek
Bu girişte But, önceki övgüden bir soruna geçiş yaparken as “bir değişim geliştikçe” anlamına gelir. as ile kurulan yan cümle, hızlanan çip talebini ardından gelen sonucun arka planı yapar. Bu kalıp, önce ilerlemeyi kabul edip sonra onunla birlikte artan baskıyı göstererek açıklamayı düzenler. Accelerates, talep artış hızının yükseldiğini belirtir; fiziksel hareketi anlatmaz.
Alıştırma
“But as our demand for chips accelerates,” bu metinde nasıl bir işlev görüyor?
- Büyüyen bir eğilimin, önceki noktayla karşıtlık oluşturan soruna arka plan hazırladığını gösterir.
- Çip talebinin önceki övgüye doğrudan neden olduğunu belirtir.
- Çip talebini bir aracın hızıyla karşılaştırır.
Cevabı göster
Büyüyen bir eğilimin, önceki noktayla karşıtlık oluşturan soruna arka plan hazırladığını gösterir.
their fabrication is hitting hard sustainability limits. Deyimler
4:49üretimleri zorlu sürdürülebilirlik sınırlarına dayanıyor.
“is hitting hard sustainability limits”:katı kısıtlarla karşılaşmayı anlatan bir mecaz
Is hitting ... limits mecazidir: üretim, daha fazla genişlemeyi zorlaştıran kısıtlara ulaşıyor; fiziksel olarak herhangi bir şeye çarpmıyor. Sürdürülebilirlik sınırları enerji ve su kullanımı, kimyasallar, atıklar ve kirliliğin oluşturduğu sınırlardır. Burada hard, limits sözcüğünü güçlendirir: kısıtlar katıdır veya aşılması zordur. İfade bunları dokunulduğunda sert olan nesneler olarak değil, ciddi ve pratik engeller olarak sunar.
Alıştırma
“The laboratory is hitting hard capacity limits” ne anlama gelir?
- Laboratuvar kapasitesiyle ilgili bütün sınırları kaldırdı.
- Laboratuvar, işleyebileceği miktar konusunda katı sınırlara dayanıyor.
- Laboratuvar sağlam ekipmanlara fiziksel olarak vuruyor.
Cevabı göster
Laboratuvar, işleyebileceği miktar konusunda katı sınırlara dayanıyor.
to farmers in favor of running fabs. Kalıp ifadeler
4:55çiftçiler yerine fabrikaların çalışmasını sağlamak için.
are beginning to ration water to farmers: çiftçilere verilen suyu sınırlamaya başlamak
Bu cümlede are beginning to ration water to farmers, bazı yerlerin çiftçilerin alabileceği su miktarını sınırlamaya başladığı anlamına gelir. Ration, kıt bir kaynak denetimli miktarlarda sağlandığında kullanılan resmî bir fiildir; kaynağın tamamen kesilmesi gerektiği anlamına gelmez. Kalıp ration + kaynak + to + alıcı şeklindedir: ration water to farmers. Are beginning to, uygulamanın şimdi başladığını veya görünür hâle gelmeye başladığını gösterir.
Alıştırma
“Yalnızca sınırlı miktarda sağlamak” anlamındaki resmî fiili yazın: During the drought, the county had to ____ water to farms.
Cevabı göster
ration
in favor of running fabs: çip üretim tesislerini çalıştırmaya öncelik vermek
Burada in favor of running fabs, kararın suyu çiftçilere vermek yerine yarı iletken üretim tesislerini çalışır durumda tutmaya öncelik verdiği anlamına gelir. Bu tür bir tercihte in favor of ifadesinden sonra gelen seçenek seçilen veya öncelik verilen taraftır. In favor of ifadesinden sonra bir isim veya -ing biçimi gelir. Running burada “çalıştırmak” anlamındadır; fabs ise fabrication plants ifadesinin yaygın kısaltmasıdır.
Alıştırma
“Bunun yerine ikinci seçeneği tercih etmek” anlamındaki üç sözcüklü ifadeyi yazın: The team rejected the complex plan ____ a simpler one.
Cevabı göster
in favor of
For the sake of the future of computing and our environment, Kalıp ifadeler
4:59Bilgi işlemin geleceği ve çevremiz için,
For the sake of + isim öbeği: önemli bir değere dayalı gerekçe sunmak
For the sake of + isim öbeği, 'o kişinin, grubun veya şeyin iyiliğini korumak ya da desteklemek için' veya 'o hedef önemli olduğu için' anlamına gelir. Burada korunmaya değer iki çıkarı öne çıkarır: bilişimin geleceği ve çevre. Bu ifade yalnızca bir amaç belirtmez. Ardından gelen iddiayı önemli uzun vadeli çıkarlar için gerekli bir şey olarak sunar ve savunmaya resmî, ikna edici bir ton katar. Bu ifadede sake, Japon içkisi değil, yarar veya gerekçe anlamındadır.
Alıştırma
'Herkesin güvenliğini korumak için' anlamındaki resmî ifadeyi tamamlayın: ____ everyone's safety, keep the exit clear.
Cevabı göster
For the sake of
tomorrow's leaner, cleaner, and greener fabs Anlatım akışı
5:02yarının daha verimli, daha temiz ve daha yeşil fabrikalarının
tomorrow's leaner, cleaner, and greener fabs: paralel bir liste
Tomorrow's burada yalnızca 'ertesi günün' değil, 'geleceğin' anlamına gelir. İsim öbeği tomorrow's + birbiriyle bağlanmış üç karşılaştırma sıfatı + fabs biçiminde düzenlenmiştir. Fabs, semiconductor fabrication plants, yani yarı iletken üretim tesisleri ifadesinin kısaltmasıdır. Leaner, cleaner, and greener üç hedefi tek bir listede toplar: daha az israf, daha az kirlilik ve çevreye karşı daha fazla sorumluluk. Aynı -er biçimleri ve benzer sesler paralel bir yapı ve güçlü bir ritim oluşturur. Bu, üç parçalı özeti daha kolay hatırlanır ve daha vurgulu hâle getirir. Leaner, fabrikanın fiziksel inceliğini değil, işleyişini ve kaynak kullanımını anlatır.
Alıştırma
Geleceğe yönelik hedefleri özetlemek için üç karşılaştırma sıfatından oluşan açık bir paralel liste kullanan cümle hangisidir?
- Future systems must be speed, safer, and more green.
- Future systems must be faster, more safety, and greenly.
- Future systems must be faster, safer, and greener.
Cevabı göster
Future systems must be faster, safer, and greener.
run even smarter than the very chips they build: tam da kendi ürettikleri çiplerden bile daha akıllıca çalışmak
run even smarter than... ifadesinde run, “koşmak” değil, “işlemek” veya “faaliyet göstermek” anlamındadır. Smarter daha akıllı ve verimli bir işleyiş biçimini anlatırken even karşılaştırmayı güçlendirir. Fabrika, kendi ürettiği akıllı çiplerden daha akıllıca çalışmak zorundaymış gibi sunulur. the very chips they build ifadesinde very, chips isminden hemen önce gelir ve “son derece” değil, “tam da o çipler” ya da “aynı çipler” anlamını verir. Vurgulanan bu isim grubunun sona konması çarpıcı bir karşıtlık yaratır: fabrika, ürettiği ürünlerden daha akıllıca çalışmalıdır. İfade, etki yaratmak için fabrikaya insana özgü bir yetenek verir; bu bir kişileştirmedir ve fabrikanın gerçekten düşünebildiği anlamına gelmez.
Alıştırma
“the very chips they build” ifadesinde very ne yapar?
- Çiplerin son derece akıllı olduğunu söyler.
- Söz edilenlerin tam da o belirli çipler olduğunu vurgular.
- Bunların ürettikleri tek çipler olduğunu gösterir.
Cevabı göster
Söz edilenlerin tam da o belirli çipler olduğunu vurgular.
Have you ever wondered what exactly makes your smartphone work?
5:10Akıllı telefonunuzu tam olarak neyin çalıştırdığını hiç merak ettiniz mi?
and find out how we can make this practice more sustainable.
5:18ve bu uygulamayı nasıl daha sürdürülebilir hale getirebileceğimizi öğrenin.