İğrenç, ölümcül sivrisinek - Rose Eveleth: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Bu bilimsel açıklama, sivrisineklerin neden hem rahatsız edici hem de ölümcül olduğunu, nasıl beslendiklerini ve onları yok etmenin hastalıkları azaltmak yerine öngörülemeyen ekolojik sonuçlar doğurup doğurmayacağını inceliyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. What's the worst bug on the planet? — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Doğrudan sorulan üstünlük bildiren bir sorunun açıklamayı nasıl başlattığını, ana tartışmayı nasıl sınırlandırdığını ve kanıtlarla karşıt görüşler sunulmadan önce nasıl merak uyandırdığını fark edip kullanın. 2. After landing, — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: After + -ing yapısını kısaltılmış zaman yan cümlesi olarak kullanarak bir sürecin aşamalarını özlü biçimde sıralayın; belirtilmeyen öznenin genellikle ana cümlenin öznesiyle aynı olduğunu anlayın. 3. willing to take that risk? — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: be willing to yapısını bir eylemle, take a risk ifadesini de risk kabulüyle ilişkilendirerek özellikle politika, sorumluluk veya zor seçim tartışmalarının sonunda belirsiz sonuçları göze alma isteğini sorun.
Bu derste
What's the worst bug on the planet?: açılışta merak uyandıran soru
Videonun başında bu sorunun tamamı yalnızca bilgi istemek için değil, ilgiyi çeken bir açılış olarak kullanılır. İzleyicilere zihinlerinde kolayca yanıtlayabilecekleri bir soru verir ve ardından gelecek yanıta karşı merak uyandırır. Üstünlük bildiren the worst ifadesi bir karşılaştırma çerçevesi kurarken on the planet kapsamı çok geniş ve çarpıcı gösterir. Burada bug, bir yazılım hatası değil, bir böcek ya da sürünen veya uçan benzer küçük bir canlı anlamına gelir.
Alıştırma
Bu sorunun videonun başındaki temel görevi nedir?
- İzleyicilerden bir yazılım hatasını bildirmelerini istemek
- Konuyu tanıtmak ve izleyicilerde merak uyandırmak
- Sivrisineklerle ilgili nihai kanıtı sunmak
Cevabı göster
Konuyu tanıtmak ve izleyicilerde merak uyandırmak
You might vote for the horsefly or perhaps the wasp, Ton ve niyet
0:09At sineği veya belki de yaban arısı için oy kullanabilirsiniz,
but for many people the worst offender is by far the mosquito. Notlar
0:12ancak birçok insan için açık ara en kötü suçlu sivrisinektir.
might vote for: varsayımsal ve kesin olmayan bir seçim
Bu cümlede might vote for, cevap olarak bir şeyi seçebileceğiniz anlamına gelir. Konuşmacı olası böcekler arasında gündelik ve hayali bir oylama tasarlar; gerçek bir seçim ya da oy pusulası söz konusu değildir. Might, seçimin kesin değil yalnızca olası olduğunu gösterir. Vote for ise izleyiciler bir listedeki adayı seçiyormuş gibi eğlenceli ve etkileşimli bir çerçeve ekler.
Alıştırma
Bir arkadaşınız grubun hangi filmi izlemesi gerektiğini soruyor. Hangi yanıt kesin olmayan, gündelik bir seçim belirtir?
- You must vote against every comedy.
- I might vote for the comedy.
- I already voted in the national election.
Cevabı göster
I might vote for the comedy.
worst offender: bir sorunun en büyük kaynağı
Bu cümlede worst offender, en ağır suçu işlemiş kişi anlamına gelmez. Offender, en fazla rahatsızlığa veya zarara yol açtığı düşünülen şeyi belirtmek için mecazi anlamda kullanılır; böylece sivrisinek en büyük baş belası veya sorunun ana kaynağı olarak gösterilir. Bu genişletilmiş kullanım, insanları, nesneleri, alışkanlıkları veya etkenleri istenmeyen bir sonuca ne kadar katkıda bulunduklarına göre sıralamayı sağlar. Worst, en üstünlük dereceli bir değerlendirme ekler ve bu unsurun en fazla sorumlu tutulduğunu gösterir.
Alıştırma
“Of all the appliances, the dryer is the worst offender for high energy use,” cümlesinde worst offender ne anlama gelir?
- Kelimenin gerçek anlamıyla yasayı çiğnemiş cihaz
- Diğerlerinden en uzakta bulunan cihaz
- Soruna en fazla katkıda bulunan cihaz
Cevabı göster
Soruna en fazla katkıda bulunan cihaz
by far: bir sıralamadaki büyük farkı belirtmek
By far, en üstünlük dereceli the worst yargısını güçlendirir. Sivrisineğin diğer seçeneklerden yalnızca biraz daha kötü değil, büyük ve açık bir farkla en kötü sorun kaynağı olduğunu belirtir. Buradaki far fiziksel mesafeyi değil, karşılaştırmadaki farkın büyüklüğünü ölçer. By far çoğunlukla doğrudan en üstünlük derecesinden önce gelse de bu cümledeki The worst offender is by far the mosquito sıralaması da sivrisineği bu olumsuz sıralamanın açık ara birincisi olarak gösterir.
Alıştırma
Cümleyi, bu derste geçen ve “büyük bir farkla” anlamına gelen iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: Of the four routes, this one is ____ the safest.
Cevabı göster
by far
The buzzing, the biting, the itching: the + -ing ile paralel sıralama
The buzzing, the biting, the itching ifadesindeki her bölüm, bir deneyimi veya olguyu adlandıran ad öbeği olarak the + -ing biçimini kullanır. Yardımcı fiil görevinde bir be biçimi bulunmadığı için bunlar present progressive yüklemleri değildir. Aynı yapının tekrarı, ayrıntıları hızlı ve ritmik bir liste hâlinde düzenler. Bu paralel yapı, cümle ana düşüncesine geçmeden önce rahatsızlık hissini art arda biriktirir.
Alıştırma
The buzzing, the biting, the itching ifadesindeki üç -ing biçiminin temel görevi nedir?
- Hoş olmayan deneyimleri sıralayan paralel ad öbekleri oluştururlar.
- Şu anda gerçekleşen eylemleri anlatan üç present progressive fiildirler.
- mosquito sözcüğünü doğrudan niteleyen sıfatlardır.
Cevabı göster
Hoş olmayan deneyimleri sıralayan paralel ad öbekleri oluştururlar.
the mosquito is one of the most commonly detested pests in the world. Dilbilgisi
0:19sivrisinek dünyada en yaygın olarak nefret edilen haşerelerden biridir.
one of the most commonly detested pests: üstünlük grubunun bir üyesi
one of the most commonly detested pests, sivrisineğin yaygın biçimde nefret edilen bir zararlı grubuna ait olduğu anlamına gelir. Yapı one of + the + üstünlük ifadesi + çoğul sayılabilir addır. Ad pests biçiminde çoğuldur; çünkü one of, birkaç üyesi bulunan bir gruptan bir üyeyi seçer. commonly detested içinde commonly, detested sözcüğünü niteleyen bir zarftır ve olumsuz tepkinin yaygın olduğunu belirtir.
Alıştırma
landmark sözcüğünün doğru biçimiyle cümleyi tamamlayın: This bridge is one of the oldest ____ in the city.
Cevabı göster
landmarks
swarms of mosquitoes can get so thick that they actually asphyxiate caribou. Notlar
0:23sivrisinek sürüleri o kadar kalınlaşabilir ki ren geyiklerini gerçekten boğabilirler.
swarms of mosquitoes: yoğun sivrisinek sürüleri
“Swarms of mosquitoes”, birlikte hareket eden veya bir araya gelen bir ya da daha fazla yoğun sivrisinek grubunu anlatır. Swarm yalnızca sayının çok olduğunu değil, çok sayıda böceğin bir grup gibi hareket ettiğini de gözümüzde canlandırır. Çoğul swarms, birden fazla grubu veya tekrar tekrar görülen yoğun kitleleri düşündürür. Yeniden kullanılabilir kalıp a swarm of + çoğul böcek adı ya da swarms of + çoğul addır.
Alıştırma
Swarm sözcüğünün çoğulunu ve ardından of kullanarak cümleyi tamamlayın: After the rain, ____ mosquitoes gathered near the pond.
Cevabı göster
swarms of
get so thick that: o kadar yoğunlaşmak ki…
“Get so thick that”, “yoğunlaşmak” anlamındaki get + sıfat yapısını so + sıfat + that + sonuç yapısıyla birleştirir. Bir şeyin yüksek bir dereceye ulaşıp that yan cümlesindeki sonucu doğurduğunu gösterir. Burada thick yoğunluğu anlatır: sivrisinek sürüleri, karibuların boğulmasına yol açacak kadar sıklaşır. Tek bir katı nesnenin fiziksel kalınlığını anlatmaz. Yeniden kullanılabilir kalıp get so + sıfat + that + sonuçtur.
Alıştırma
Cümleyi get so thick that yapısının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The fog ____ we had to stop driving.
Cevabı göster
got so thick that
asphyxiate caribou: boğulmaya yol açmayı anlatan resmî ifade
asphyxiate caribou ifadesinde asphyxiate geçişli bir fiildir ve caribou etkilenen hayvanları belirtir. Bu fiil, hayvanları ısırmak ya da enfekte etmek değil, oksijensiz bırakarak nefes alamaz hâle getirmek demektir. Bu resmî fiil, anlatıma bilimsel ve ciddi bir ton katar. Son derece yoğun bir sivrisinek sürüsünün sıradan ısırıklardan fazlasına yol açıp hayvanların nefes almasını tehdit edebileceğini vurgular.
Alıştırma
Hangi cümlede asphyxiate en doğal ve doğru biçimde kullanılmıştır?
- Leaking nitrogen could asphyxiate anyone who enters the sealed room.
- The mosquito asphyxiated my arm and left an itchy bump.
- I asphyxiated on a crumb for a moment, then drank some water.
Cevabı göster
Leaking nitrogen could asphyxiate anyone who enters the sealed room.
And mosquito-borne diseases kill millions of people every year. Kelime
0:27Ve sivrisinek kaynaklı hastalıklar her yıl milyonlarca insanı öldürür.
mosquito-borne diseases: taşıyıcı + -borne kalıbı
mosquito-borne diseases ifadesinde mosquito-borne, diseases sözcüğünü niteleyen birleşik bir sıfattır. Sivrisinekler tarafından taşınan veya bulaştırılan hastalıklar demektir; -borne eki taşıyıcıyı ya da bulaşma yolunu belirtir. Buradaki borne, bear fiilinin “taşımak” anlamındaki geçmiş zaman ortacıdır. Doğumla ilgili olan born biçimi değildir. Kısa çizgi mosquito ile borne sözcüklerini birleştirerek diseases önünde birlikte sıfat görevi yapmalarını sağlar.
Alıştırma
“Sivrisinekler tarafından taşınan veya bulaştırılan” anlamındaki birleşik sıfatla cümleyi tamamlayın: Malaria is a ____ disease.
Cevabı göster
mosquito-borne
The scourge that is the mosquito isn't new. Anlatım akışı
0:31Sivrisinek denilen bu bela yeni değildir.
The scourge that is the mosquito: değerlendirici bir etiketle yeniden adlandırma
Bu ifade önce sivrisineği scourge, yani ciddi, yaygın veya uzun süreli zarara yol açan bir bela olarak etiketler. Değerlendirme bildiren ismin öne alınması, anlatımı tarafsız olmaktan çıkarıp güçlü biçimde olumsuz yapar. the + label + that is + X kalıbında that is X, etiketi alan şeyin X olduğunu belirtir. Buradaki etki kabaca “mosquito adı verilen scourge” şeklindedir; önce yargı, sonra konu sunulur.
Alıştırma
The scourge that is the mosquito ifadesi cümlede ne yapıyor?
- Sivrisineği tarafsız biçimde bir böcek olarak sınıflandırır.
- Sivrisineğin kısa süre önce ortaya çıktığını söyler.
- Sivrisineği adlandırmadan önce onu ciddi bir zarar kaynağı olarak etiketler.
Cevabı göster
Sivrisineği adlandırmadan önce onu ciddi bir zarar kaynağı olarak etiketler.
Mosquitoes have been around for over 100 million years Dilbilgisi
0:34Sivrisinekler 100 milyon yıldan fazla bir süredir varlar
have been around for over 100 million years: şimdiye kadar süren varlık
Burada have been around, “yakınlarda bulundu” değil, “var oldu” anlamına gelir. Present perfect geçmişte başlayan bir durumu şimdiye bağlar; dolayısıyla cümle, sivrisineklerin çok uzun zaman önce var olduğunu ve bugün de var olmaya devam ettiğini söyler. have/has been around for + süre kalıbı türler, kuruluşlar, gelenekler, ürünler ve fikirler için kullanılabilir. For sürenin uzunluğunu verir; over ise “-den fazla” anlamındadır.
Alıştırma
Cümleyi “geçmişten beri var ve hâlâ varlığını sürdürüyor” anlamındaki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: This community theater ____ for more than sixty years.
Cevabı göster
has been around
and over that time have co-evolved with all sorts of species, Notlar
0:36ve bu süre zarfında her türlü türle birlikte evrimleştiler,
over that time: daha önce belirtilen zaman aralığına gönderme
Bu cümlede over that time, “az önce sözü edilen dönemin tamamı boyunca” anlamına gelir. That time, daha önce belirtilen 100 milyon yılı aşkın süreye gönderme yapar ve ifade bu süreyi ortak evrimin zaman çerçevesi hâline getirir. Buradaki over, değişimi belirli tek bir anda değil, bir dönem boyunca gerçekleşen bir süreç olarak sunar. Genel olarak bu ifade, daha önce belirtilen bir zaman aralığını o sırada gerçekleşen gelişmelere bağlar.
Alıştırma
Bu cümlede over that time ne anlama geliyor?
- Daha önce belirtilen dönemin tamamı boyunca
- Beklenenden daha uzun bir süre boyunca
- Geçmişteki belirli tek bir anda
Cevabı göster
Daha önce belirtilen dönemin tamamı boyunca
co-evolved with: karşılıklı evrimsel değişim
Co-evolved with, “birlikte evrim geçirdi” anlamına gelir. Biyolojide, uzun süreli etkileşimleri sonucunda birbirlerinin evrimsel değişimlerini etkileyen türleri anlatır; yalnızca tek bir türün kendi başına değişmesi demek değildir. co- ön eki birlikte veya ortaklaşa olma fikrini ekler; with ise bu ilişkideki diğer türü ya da grubu belirtir.
Alıştırma
“Karşılıklı evrimsel değişim geçirdi” anlamındaki ifadeyle cümleyi tamamlayın: Flowers have ____ their pollinators over millions of years.
Cevabı göster
co-evolved with
all sorts of species: tür çeşitliliğini vurgulama
all sorts of species ifadesinde sort, “tür” veya “çeşit” anlamındadır. İfade çok çeşitli canlı türlerini belirtir; bu nedenle yalnızca sayının çokluğunu değil, çeşitliliği vurgular. all sorts of + isim yapısı, birçok türü bir arada ifade etmenin yaygın bir yoludur. Buradaki gibi çoğul sayılabilen bir isimle veya sayılamayan bir isimle kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümle, bütün bir grubu kapsamak veya yalnızca sayıyı belirtmek yerine balık çeşitliliğini açıkça vurgular?
- The aquarium is home to all of the fish in this rescue group.
- The aquarium is home to all sorts of fish.
- The aquarium is home to many fish.
Cevabı göster
The aquarium is home to all sorts of fish.
including our own: tekrarlanan species ismini kullanmama
Burada our own, our own species ifadesinin yerine geçer ve bağlam içinde insan türünü belirtir. species ismi hemen önce geçtiği ve kolayca anlaşılabildiği için çıkarılmıştır. “İyelik belirleyicisi + own” yapısında, dinleyen kişi hangi ismin kastedildiğini zaten biliyorsa tekrar eden isim kullanılmayabilir. Own ayrıca vurgu katar: konuşan kişi bizim de ait olduğumuz türü kapsama alır.
Alıştırma
“Some local schools changed their schedules, including our own,” cümlesinde our own ne anlama gelir?
- our own school
- our own schedule
- something we possess
Cevabı göster
our own school
There are actually thousands of species of mosquitoes in the world,
0:41Dünyada aslında binlerce sivrisinek türü var,
but they all share one insidious quality. Kalıp ifadeler
0:43ancak hepsinin sinsi bir ortak özelliği var.
share one insidious quality: fark edilmesi zor, zararlı bir özelliğe ortaklaşa sahip olmak
share one insidious quality ifadesinde share, “ortak olarak sahip olmak” anlamındadır: gruptaki her üye aynı niteliğe sahiptir. Buradaki quality, başka birine verilen bir nesne değil, bir özelliktir. Insidious, sessizce etkisini gösteren veya gelişen ve ilk başta fark edilmeyebilen zararlı bir şeyi anlatır. İfade bütünüyle, ayrıntısı daha sonra açıklanabilecek ortak ve gizli bir tehlikeyi tanıtır.
Alıştırma
Bu cümlede share one insidious quality ne anlama gelir?
- Zararsız bir farklılığı açıkça gösterirler.
- İyi bir özelliği başka birine verirler.
- Hepsinde, ilk başta fark edilmesi zor olan aynı zararlı özellik vardır.
Cevabı göster
Hepsinde, ilk başta fark edilmesi zor olan aynı zararlı özellik vardır.
be good at + -ing: good at sucking blood ile bir eylemde iyi olmayı anlatmak
good at sucking blood ifadesinde be good at, “bir etkinlikte becerikli olmak” veya “o işi iyi yapmak” demektir. at bir edat olduğu için arkasından gelen eylem -ing biçimini alır; kalıp be good at + fiil-ing şeklindedir. at sözcüğünden sonra suck değil, sucking kullanılır. Aynı kalıp be good at math örneğindeki gibi bir isim de alabilir.
Alıştırma
Cümleyi be good at yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: Maya ____ solving logic puzzles.
Cevabı göster
is good at
Here's how they do it: sürecin açıklamasına geçiş yapmak
Here's how they do it, ardından gelecek açıklamayı sunar. Buradaki here fiziksel bir yeri değil, “birazdan gösterilecek olanı” ifade eder; it ise daha önce sözü edilen eyleme gönderme yapar. Here's how + özne + fiil kalıbı, bir iddia veya sonuçtan bunun arkasındaki yöntem ya da işleyişe geçer. how yan cümlesinde düz cümle dizilişi kullanılır: do they değil, they do.
Alıştırma
Bir bilim videosunda “Here's how they do it.” cümlesi neyin işaretidir?
- Konuşmacı izleyicilere doğrudan soru soruyordur.
- Konuşmacı fiziksel bir yeri gösteriyordur.
- Sürecin açıklaması başlamak üzeredir.
Cevabı göster
Sürecin açıklaması başlamak üzeredir.
the mosquito will slather some saliva onto the victim's skin, Kalıp ifadeler
0:53sivrisinek kurbanın cildine biraz tükürük sürer,
After landing: after + -ing ile eylemleri sıralamak
After landing, “sivrisinek konduktan sonra” anlamına gelen bir zaman ifadesidir. landing eylemini ana eylemden önceye yerleştirir ve cümlenin ana fiili değildir. landing eylemini yapanın ana cümlenin öznesi olan the mosquito olduğu anlaşılır. after + -ing ifadelerinde bu örtük öznenin normalde ana cümlenin öznesiyle aynı olması gerekir.
Alıştırma
Cümleyi arrive fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: After ____ at the station, Leo called his sister.
Cevabı göster
arriving
slather some saliva onto: bir maddeyi yüzeye bolca sürmek
Slather + madde + onto + yüzey, bir maddeyi bir yüzeye bol miktarda veya oldukça kalın bir tabaka hâlinde yaymak anlamına gelir. Bu fiil, put fiiline göre daha güçlü ve canlı bir görüntü oluşturur. Onto, hareketin ulaştığı yeri gösterir: sürme eyleminin sonucunda tükürük derinin üzerine gelir. Yapıyı slather + madde + onto + yüzey şeklinde başka durumlarda da kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Cümleyi slather fiilinin geçmiş zaman biçimiyle ve bir yüzeye doğru hareketi gösteren edatla tamamlayın: Before the hike, Maya ____ sunscreen ____ both arms.
Cevabı göster
slathered · onto
works like an antiseptic: işlev benzerliği
Work like + isim, benzer bir işleve veya etkiye sahip olmak anlamına gelir. Burada which, önceki saliva sözcüğüne gönderme yapar; antiseptic ise canlı doku üzerinde zararlı mikroorganizmaları azaltmak için kullanılan bir maddedir. Karşılaştırma tam kimlikle değil işlevle ilgilidir: cümle tükürüğün antiseptiğe benzer biçimde etki ettiğini söyler, ancak onun gerçekten antiseptik olduğunu kesin olarak belirtmez. Bu benzetme yapısı, tanıdık bir işlevle bilinmeyen bir mekanizmayı açıklarken sık kullanılır.
Alıştırma
"The coating works like an antiseptic" cümlesi ne anlama gelir?
- Antiseptiğe benzer bir işlev görür, ancak mutlaka antiseptik değildir.
- Kesin olarak antiseptik sınıfındadır.
- Antiseptikleri tercih eder.
Cevabı göster
Antiseptiğe benzer bir işlev görür, ancak mutlaka antiseptik değildir.
numbing the spot so we don't notice their attack. Dilbilgisi
0:57saldırılarını fark etmememiz için orayı uyuşturur.
numbing the spot so ...: etki ekleyen bir -ing yan cümlesi
numbing the spot, önceki ifadeye bağlı bir -ing ortaç yan cümlesidir. Yeni bir temel cümle başlatmaz. Önceki eylemin etkisini ekler: ısırılan bölge uyuşur. so we don't notice their attack bu uyuşmanın sonucunu ve saldıran tarafın bakış açısından amacını gösterir. Bu yapı, açıklamanın bir eylemden onun etkisine, ardından da sonraki sonuca ilerlemesini sağlar.
Alıştırma
Örnekte numbing the spot ifadesinin dil bilgisel görevi nedir?
- Saldırıyı gerçekleştiren kişi veya şeyi adlandırır.
- Ayrı ve tamamlanmış yeni bir temel cümle başlatır.
- Hemen önce açıklanan eylemin etkisini ekler.
Cevabı göster
Hemen önce açıklanan eylemin etkisini ekler.
This is what causes the itchy red bumps, Dilbilgisi
0:59Kaşıntılı kırmızı şişliklere neden olan şey budur,
This is what causes ...: önceden açıklanan nedeni belirlemek
This is what causes + sonuç, az önce açıklanan bir mekanizmaya veya duruma gönderme yapar ve onu neden olarak tanımlar. Buradaki This, önceki mekanizmanın tamamını belirtirken the itchy red bumps sonucu belirtir. what causes the itchy red bumps yapısında what, buna neden olan şey anlamına gelir ve causes fiilinin öznesidir. the itchy red bumps isim grubu ise özne değil nesnedir. what ile başlayan yan cümlenin tamamı This is yapısını tamamlar.
Alıştırma
Açıklamayı hedef yapı This is what causes ile tamamlayın: We found a loose wire. ____ the screen to flicker.
Cevabı göster
This is what causes
by the way: Ek bir bilgiyi belirtme
By the way, cümleyi bir ara bilgi olarak sunan söylem belirtecidir: Bilgi ana açıklamayla ilişkilidir, ancak açıklamanın temel akışının yanına eklenir. Bu cümlenin sonunda kullanılması, kabarcıkların nedenini sıradaki ana adım yerine sonradan hafifçe eklenmiş bir açıklama gibi gösterir. Burada bir yola gönderme yapmaz ve “bir şey aracılığıyla” anlamına gelmez. Genel olarak dinleyicinin kısa bir yan notu veya mevcut odaktan küçük bir sapmayı fark etmesini sağlar.
Alıştırma
Bu cümlede by the way ne işe yarıyor? “The meeting starts at nine, by the way.”
- Toplantıya giden yolu açıklıyor.
- Saati konuşanın ana sonucu olarak işaretliyor.
- Saati sonradan eklenen bir yan bilgi olarak sunuyor.
Cevabı göster
Saati sonradan eklenen bir yan bilgi olarak sunuyor.
Then the bug will use its serrated mandibles to carve a little hole in your skin, Notlar
1:02Daha sonra böcek, cildinizde küçük bir delik açmak için tırtıklı çenelerini kullanır,
serrated mandibles: tırtıklı böcek ağız parçaları
Serrated, küçük dişleri olan testere benzeri bir kenar demektir. Mandibles, böceklerde ve bazı başka hayvanlarda bulunan, çoğunlukla ısırmak, kesmek veya kavramak için kullanılan çift ve çene benzeri ağız parçalarıdır. Bu nedenle serrated mandibles, bir insanın çene ucunu değil, dişli ağız parçalarını anlatır. Bu cümlede ifade, deride küçük bir açıklık kesmek için kullanılan vücut parçalarını tam olarak adlandırır. Dilbilgisi açısından serrated, çoğul isim mandiblesı niteleyen sıfattır.
Alıştırma
Bu bilim cümlesinde serrated mandibles ne anlama geliyor? “The beetle used its serrated mandibles to cut the leaf.”
- Uçmak için kullanılan pürüzsüz bir çift kanat
- Isırmak veya kesmek için kullanılan dişli ağız parçaları
- İnsan çene ucunun yumuşak dış bölümü
Cevabı göster
Isırmak veya kesmek için kullanılan dişli ağız parçaları
carve a little hole in: keserek bir açıklık oluşturmak
carve a little hole in your skin ifadesindeki carve, yüzeyi keserek, kazıyarak veya şekillendirerek deliği oluşturmak anlamına gelir. Hem eylemi hem de sonucu anlattığı için betimlemeyi fiziksel ve canlı hâle getirir. Yaygın kalıp carve + açıklık veya şekil + in/into + malzeme biçimindedir. Carve yalnızca sanatsal oyma için kullanılmaz; bir malzemede delik, oluk, kanal veya başka bir şekil oluşturmayı da anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi carve üzerine kurulu hedef ifadeyle tamamlayın: To pass the cord through, the craftsperson will ____ the leather with a small knife.
Cevabı göster
carve a small hole in
allowing it to probe around with its proboscis, Notlar
1:05böylece hortumuyla etrafı araştırmasına olanak tanır,
allowing it to: önceki eylemin sonucunu göstermek
Allowing it to probe around with its proboscis, önceki cümleciğe bağlanan bir -ing ortaç cümleciğidir. Bir sonucu veya yeni olanağı gösterir: deliğin açılması böceğin çevreyi yoklamasını mümkün kılar. Burada it böceği belirtir ve to sözcüğünden sonra probe fiilinin yalın biçimi gelir. Kısaltılmış yapı, tam bir cümlecik ile ardından gelen allowing + nesne + to + fiilin yalın biçiminden oluşur. Genellikle and this allows... veya which allows... anlamına gelir. Yeni ve bağımsız bir ana cümlecik değildir.
Alıştırma
Allowing + object + to burada hangi ilişkiyi ifade ediyor? The new ramp removed the step, allowing wheelchair users to enter the building more easily.
- Rampadaki değişiklik daha kolay girişi mümkün kılar.
- Tekerlekli sandalye kullananlar rampaya hareket etme izni verir.
- İlgisiz ikinci bir olay başlar.
Cevabı göster
Rampadaki değişiklik daha kolay girişi mümkün kılar.
probe around: farklı noktaları yoklayarak aramak
Probe around, tek bir kesin noktayı kontrol etmek yerine yakındaki birkaç noktayı deneyerek aramak veya incelemek demektir. Around, tam konumun henüz bilinmediğini ve bu nedenle eylemin yakın bir alandaki farklı noktaları kapsadığını gösterir. Burada sivrisineğin bir kan damarını bulmak için hortumunu küçük bir alan içinde hareket ettirmesini anlatır. Bir şeyin çevresinde daire çizerek hareket etmek anlamına gelmez.
Alıştırma
“During the inspection, the technician probed around inside the pipe.” cümlesinde teknisyen ne yaptı?
- Borunun dışında tam bir daire çizdi
- Bir şey bulmak için borunun içindeki farklı noktaları kontrol etti
- Yakınları aramadan yalnızca tek bir kesin noktayı inceledi
Cevabı göster
Bir şey bulmak için borunun içindeki farklı noktaları kontrol etti
proboscis: uzun ve özelleşmiş bir ağız parçası
Proboscis, bazı hayvanlarda bulunan uzun ve dışa doğru uzanan bir organdır; birçok böcekte beslenme, sıvı emme veya yoklama için kullanılan özelleşmiş bir ağız parçasıdır. Bu cümlede, sivrisineğin deriye giren ve bir kan damarı arayan ağız parçasını anlatır. Bu sözcük mouth kelimesinden daha özeldir: sıradan bir ağzı veya bütün hayvanların ağzı için kullanılan genel bir terimi değil, özelleşmiş ve dışa uzanan bir yapıyı adlandırır.
Alıştırma
Bir kelebek hakkındaki bilimsel bir makalede proboscis büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Sıvı almak için kullanılan uzun bir beslenme yapısı
- Herhangi bir hayvanın ağzı için kullanılan genel bir sözcük
- Uçmak için kullanılan saydam bir kanat
Cevabı göster
Sıvı almak için kullanılan uzun bir beslenme yapısı
the lucky parasite can suck two to three times its weight in blood. Kalıp ifadeler
1:09şanslı parazit ağırlığının iki ila üç katı kadar kan emebilir.
hits one: bir kan damarına rastlamak
Bu bağlamda hits, “yoklama sırasında bir hedefe ulaşmak veya temas etmek” anlamına gelir; “sertçe vurmak” anlamında değildir. one sözcüğü, daha önce sözü edilen bir blood vessel, yani bir kan damarının yerini tutar. hit sözcüğünü çevresindeki eyleme göre yorumlayın: arama veya yoklama bağlamında amaçlanan noktaya ya da nesneye rastlamayı anlatabilir.
Alıştırma
Bu cümlede hits one ne anlama gelir?
- Bir kan damarını sayar.
- Bir kan damarına ulaşır.
- Bir kan damarına sertçe vurur.
Cevabı göster
Bir kan damarına ulaşır.
two to three times its weight in blood: ağırlık katı
Bu ifade, emebildiği kanın parazitin kendi ağırlığının iki ila üç katı olduğunu söyler. Its paraziti gösterir; two to three ise bir aralık verir. Burada times, kaç kez olduğunu değil, çarpan oranını belirtir. sayı + times + iyelik + weight + in + madde kalıbı, o maddenin miktarını öznenin kendi ağırlığıyla karşılaştırır.
Alıştırma
Karıncanın kendi ağırlığının üç katını anlatmak için its sözcüğünü içeren tam beş İngilizce sözcük kullanın: The ant can carry ____ food.
Cevabı göster
three times its weight in
Turns out we don't really like that too much. Notlar
1:13Görünüşe göre bundan pek de hoşlanmıyoruz.
Turns out: sonucu gündelik bir dille sunma
Turns out ifadesi, It turns out (that) + yan cümle yapısının öznesiz ve gündelik biçimidir. Genellikle yeni bilgi edinildikten sonra açıklığa kavuşan bir gerçeği veya sonucu sunar. Burada açıklamayı önceki gerçekten insanların tepkisine geçirerek bilgiyi düzenler. Bu gündelik geçiş, sonuca hafif bir alaycı ton da katabilir.
Alıştırma
Cümleyi It turns out that yapısının öznesiz gündelik biçimiyle tamamlayın: ____ the keys were in my jacket all along.
Cevabı göster
Turns out
don't really like that too much ile mizahi biçimde hafife alma
Yüzeyde don't really like that too much hafif bir hoşnutsuzluk gibi görünür. Burada that, az önce anlatılan ve açıkça tatsız olan duruma gönderme yapar; bu nedenle yumuşak sözler bilinçli bir hafife alma biçimidir. Yumuşak sözlerle gerçekte güçlü olan tepki arasındaki fark kuru bir mizah yaratır. Bu bağlamda konuşanın yalnızca biraz olumsuz düşündüğünü değil, durumdan ciddi biçimde hoşlanmadığını anlayın.
Alıştırma
İddiayı değerlendirin: Bir fırtına bir ailenin çadırını uçurduktan sonra biri 'We don't really like that too much.' diyor. Bu cümle yalnızca biraz hoşnutsuzluk ifade ediyor.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Yanlış
humans hate mosquitoes so much that we spend billions of dollars worldwide to keep them away from us. Notlar
1:16insanlar sivrisineklerden o kadar nefret eder ki, onları kendimizden uzak tutmak için dünya çapında milyarlarca dolar harcarız.
spend billions of dollars worldwide: miktar ve küresel kapsam
spend billions of dollars worldwide ifadesinde spend harcama eylemini, billions of dollars miktarı, worldwide ise coğrafi kapsamı belirtir. İfade, yalnızca tek bir ülkede değil, dünya genelinde toplamda çok büyük miktarda para harcandığını bildirir. Bu kalıp olgusal anlatımlarda kullanışlıdır: spend + miktar + worldwide. Gerektiğinde ardından on + harcama kalemi ya da to + amaç gelebilir.
Alıştırma
Cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: Each year, companies ____ on digital advertising.
Cevabı göster
spend billions of dollars worldwide
keep them away from us: onları bizden uzak tutmak
keep + nesne + away from + kişi/yer kalıbı, nesnenin o kişi ya da yerden uzakta kalmasını sağlamak anlamına gelir. Burada them sivrisinekleri, us ise insanları ifade eder. Keep yalnızca bir kez uzaklaşma hareketine değil, ayrı kalma durumunun sürdürülmesine odaklanır. Bu cümlede sivrisineklerin insanlara yaklaşmasını önleme amacını anlatır.
Alıştırma
Cümleyi keep ... away from kalıbıyla tamamlayın: Please ____ cleaning products ____ children.
Cevabı göster
keep · away from
From citronella candles to bug sprays to heavy-duty agricultural pesticides. Notlar
1:21İdris otu mumlarından böcek spreylerine ve ağır tarımsal böcek ilaçlarına kadar.
From ... to ... to ...: genişleyen bir aralık düzenlemek
From A to B to C, birkaç örneği bir aralık olarak düzenler. Burada liste, tanıdık bir ev ürünü olan sitronella mumlarından böcek spreylerine, oradan da daha güçlü ve profesyonel tarım ilaçlarına ilerler. to sözcüğünün tekrarı, ölçeğin genişlediği veya yoğunluğun arttığı hissini verir. Bu sözler tam bir yan cümle değil, liste biçiminde bir parçadır. Bağlamda önceki harcama fikrine bağlanır ve paranın nelere harcandığını belirtir; anlatımda böyle bir parça bilinçli olarak kullanılabilir.
Alıştırma
Örnekteki From ... to ... to ... yapısının bilgiyi düzenlemedeki temel işlevi nedir?
- Örnekleri ölçeği büyüyen bir aralık olarak düzenlemek
- Üç yer arasındaki fiziksel hareketi göstermek
- Listeyi özne ve yüklemi olan tam bir cümleciğe dönüştürmek
Cevabı göster
Örnekleri ölçeği büyüyen bir aralık olarak düzenlemek
heavy-duty agricultural pesticides: yoğun ve profesyonel ölçekli kullanım
Heavy-duty; zorlu, yoğun veya profesyonel kullanım için tasarlanmış anlamına gelen birleşik bir sıfattır. Burada agricultural pesticides ifadesini niteleyerek tarım ilaçlarının daha güçlü veya daha endüstriyel ölçekte olduğunu anlatır; “ağır bir görev” anlamına gelmez. Agricultural kullanım alanının tarım olduğunu belirtir; pesticides ise zararlı organizmaları kontrol etmek için kullanılan maddeleri adlandırır. İfade bir bütün olarak listenin en uzmanlaşmış ve en yüksek yoğunluklu ucunu gösterir.
Alıştırma
“The farm uses heavy-duty agricultural pesticides during severe infestations,” cümlesinde heavy-duty en olası olarak ne anlama gelir?
- Zor bir kişisel sorumlulukla ilgili
- Yoğun veya profesyonel kullanım için tasarlanmış
- Fiziksel ağırlığı olağan dışı ölçüde fazla yapılmış
Cevabı göster
Yoğun veya profesyonel kullanım için tasarlanmış
But it's not just that mosquitoes are annoying, Dilbilgisi
1:25Ancak sivrisinekler sadece sinir bozucu değildir,
not just that ... they're also ...: Bir noktayı giderek güçlendirmek
It's not just that A; B also ... kalıbı, A'nın açıklamanın tamamı olduğu düşüncesini reddeder ve ardından B'yi ekler. Bu cümlede sivrisineklerin rahatsız edici olduğu önce kabul edilir, ancak daha ciddi ve temel nokta deadly ifadesidir. Also, not just ile birlikte dinleyiciyi sınırlı bir bakıştan daha geniş bir bakışa taşır. Bu kalıp yalnızca başka bir gerçeği de ekleyebilir; bu cümledeki daha güçlü ilerleme hissi, daha önemli gerçeğin ikinci sıraya konmasından kaynaklanır.
Alıştırma
not just ... also kalıbını tamamlayın: It's ____ the room is small; it is ____ difficult to heat.
Cevabı göster
not just that · also
Mosquitoes can transmit everything from malaria to yellow fever to West Nile virus to dengue. Notlar
1:29Sivrisinekler sıtmadan sarıhummaya, Batı Nil virüsünden dang hummasına kadar her şeyi bulaştırabilirler.
transmit everything from ... to ...: geniş bir hastalık yelpazesini anlatmak
Burada transmit, bir patojeni veya hastalığı bir konaktan başka bir konağa taşıyıp geçirmek anlamına gelir. Nesneleri malaria, yellow fever, West Nile virus ve dengue olduğu için veri ya da mesaj gönderme anlamında değil, halk sağlığı alanındaki anlamında kullanılmıştır. Everything from ... to ... geniş bir aralık sunar. Tekrarlanan to öbekleri listeye daha fazla örnek ekler; buradaki everything, sivrisineklerin her hastalığı taşıdığına dair gerçek anlamlı bir iddia değil, geniş kapsamı anlatan retorik bir ifadedir.
Alıştırma
Vurgulanan bölüm burada ne anlama geliyor?
- Sivrisinekler birçok hastalığı bulaştırabilir ve liste bunlara örnekler verir.
- Sivrisinekler dört hastalıkla ilgili bilgileri elektronik olarak gönderir.
- Sivrisinekler yalnızca listenin ilk ve son öğesini bulaştırabilir.
Cevabı göster
Sivrisinekler birçok hastalığı bulaştırabilir ve liste bunlara örnekler verir.
West Nile virus: halk sağlığı bağlamında sabit bir özel ad
West Nile virus, sivrisineklerin bulaştırabildiği belirli bir virüsün sabit İngilizce adıdır. Bu listede üç sözcüğün tamamını, sivrisinek kaynaklı hastalık adlarının yanında yer alan tek bir halk sağlığı özel adı olarak anlamak gerekir. West ve Nile bu adın parçalarıdır; sıradan bir yön ve yer ifadesi oluşturmazlar. Bu ifade virüsün kendisini adlandırır; West Nile virus infection gibi ifadeler ise onun yol açtığı enfeksiyonu belirtir.
Alıştırma
Bir halk sağlığı haberinde West Nile virus neyi ifade eder?
- Sivrisineklerin bulaştırabildiği belirli bir virüsü
- Bir sivrisinek türünü
- Nil Nehri’nin batısında bulunan herhangi bir virüsü
Cevabı göster
Sivrisineklerin bulaştırabildiği belirli bir virüsü
Over a million people worldwide die every year from mosquito-borne diseases. Kalıp ifadeler
1:33Dünya çapında her yıl bir milyondan fazla insan sivrisinek kaynaklı hastalıklardan ölüyor.
Over a million people worldwide: miktar ve küresel kapsam
Over a million, “bir milyondan fazla” anlamına gelir. Burada over sayısal bir alt sınır belirler; bir şeyin başka bir şeyin üstündeki konumunu anlatmaz. worldwide, bu kişi sayısının dünyanın tamamını kapsadığını gösterir. over + sayı + çoğul isim + worldwide kalıbı, hem miktarı hem de coğrafi kapsamı verdiği için haberlerde ve istatistiklerde yaygındır.
Alıştırma
“Dünya genelinde bir milyondan fazla insan” anlamını vermek için over ve worldwide kullanılan hedef kalıpla cümleyi tamamlayın: ____ have signed the online pledge.
Cevabı göster
Over a million people worldwide
die every year from: die from arasına giren sıklık ifadesi
Temel kalıp die from + neden biçimindedir; belirtilen nedenin bir insanın veya hayvanın ölümüne yol açtığını anlatır. Bu cümlede neden mosquito-borne diseases ifadesidir. Sıklık ifadesi every year, die ile from arasına girer. Olayın ne sıklıkta gerçekleştiğini belirtir, ancak neden ilişkisini bozmaz; cümleyi yorumlarken die ... from parçalarını birbiriyle ilişkilendirin.
Alıştırma
"Many birds die every year from habitat loss," cümlesinde "from habitat loss" neyi belirtir?
- Ölüm nedenini belirtir.
- Kuşların ayrıldığı yeri belirtir.
- Kuşların öldüğü yılı belirtir.
Cevabı göster
Ölüm nedenini belirtir.
that's just people: sınırlı bir kapsamı belirtmek
that's just people ifadesinde that, daha önce verilen ölüm sayısına gönderme yapar; just ise bu sayının kapsamını yalnızca insanlarla sınırlar. İfade, insanların önemsiz olduğu anlamına gelmez. Bu kısa yorum, sonraki bilgiyi düzenler. Önce önceki sayının bütünün yalnızca bir parçası olduğunu gösterir, ardından dinleyiciyi gelecek olan daha geniş hayvan grubuna hazırlar. Daha genel olarak, That's just + isim öbeği daha fazla bilgi eklenmeden önce sınırlı bir bölümü işaretleyebilir.
Alıştırma
"Two thousand adults visit the library each week. That's just adults. Children visit too," bölümünde "That's just adults" ne işe yarar?
- Sayının zaten herkesi kapsadığını söyler.
- Sayıyı yetişkinlerle sınırlar ve çocukların da ek ziyaretçiler olduğunu belirtir.
- Yetişkinlerin önemsiz olduğunu söyler.
Cevabı göster
Sayıyı yetişkinlerle sınırlar ve çocukların da ek ziyaretçiler olduğunu belirtir.
so dastardly: teatral ve eski tarz kötü karakter dili
Dastardly, “kötü ve zalim” anlamına gelir; ancak sıradan bad sözcüğünden çok daha teatral ve eski tarz bir havası vardır. Böcekleri dastardly diye nitelemek, onları masal kötülerine benzetir ve bilimsel anlatıma eğlenceli bir abartı katar. So dastardly ifadesindeki so, “bu derece” anlamını veren bir derece sözcüğüdür. Sahte kötü karakter betimlemesini güçlendirir ve ardından gelen çözüm önerisine zemin hazırlar.
Alıştırma
Bu bilimsel anlatımda dastardly nasıl bir etki yaratıyor?
- Böcekleri tarafsız biçimde sınıflandırır.
- Böcekleri teatral biçimde kötü karakterler olarak gösterir.
- Böceklerin görülmesinin zor olduğunu söyler.
Cevabı göster
Böcekleri teatral biçimde kötü karakterler olarak gösterir.
why don't we just ... ile doğrudan bir öneri sunmak
Why don't we just + fiilin yalın hâli, çoğu zaman gerçek anlamda neden sormaktan çok bir öneri işlevi görür. Burada en bariz görünen sonraki adımı önerir: böceklerden doğrudan kurtulmak. Just, eylemi doğrudan veya kolay bir çözüm gibi sunar. Böylece konuşmacı dinleyicinin aklına gelmesi muhtemel soruyu dile getirip açıklamayı ilerletir ve gerçek yanıtın daha karmaşık olabileceğini sezdirir.
Alıştırma
“Maya'ya doğrudan soralım” anlamındaki öneriyi hedef başlangıçla tamamlayın: ____ ask Maya?
Cevabı göster
Why don't we just
get rid of them?: onları ortadan kaldırmak veya yok etmek
Get rid of, “istenmeyen bir şeyi kaldırmak, atmak veya ortadan kaldırmak” anlamına gelen kalıplaşmış çok sözcüklü bir fiildir. Nesne of sözcüğünden sonra gelir; bu nedenle buradaki them sivrisinekleri belirtir. Get burada “elde etmek” anlamında değildir. İfadenin gücü, nesneye ve bağlama göre değişir. Eşya veya sorunlarla kullanıldığında temizlemek, atmak ya da çözmek anlamına gelebilir. Bir hayvan topluluğu veya tür için get rid of them denmesi onları yok etmeyi ya da öldürmeyi ima edebilir; bu yüzden soru, onları yalnızca başka bir yere taşımaktan çok daha güçlüdür.
Alıştırma
Cümleyi get rid of kullanarak tamamlayın: The broken printer takes up too much space, so we need to ____ it.
Cevabı göster
get rid of
after all: destekleyici bir neden eklemek
After all, çevresindeki düşünceyi destekleyen bir neden veya hatırlatma ekleyen bir söylem belirtecidir. We are humans after all ifadesinde insan olmak, önceki düşüncenin mümkün görünebilmesinin bir nedeni olarak sunulur; ifade zaman içinde daha sonra olan bir şeyi anlatmaz. İnsanların türleri ortadan kaldırmakta iyi olduğunu söyleyen sonraki iddia, bu desteği ironik hâle getirir. Konuşmacı insanlığı övmüyor; bu nedeni insanların verdiği zarara eleştirel biçimde dikkat çekmek için kullanıyor.
Alıştırma
Bu cümlede after all ne işe yarıyor? "We can trust Elena's advice; she is a doctor after all."
- Elena'nın doktor olup olmadığı konusunda belirsizlik gösteriyor.
- Elena'ya güvenmeyi destekleyen bir neden ekliyor.
- Elena'nın bir olay dizisinin sonunda doktor olduğunu söylüyor.
Cevabı göster
Elena'ya güvenmeyi destekleyen bir neden ekliyor.
not quite so simple: düzeltmeyi yumuşatmak
Bu cümlede not quite so simple, “ilk bakışta göründüğünden daha karmaşık” demektir. Not quite olumsuzluğu yumuşatır: konuşan kişi önceki fikri doğrudan reddetmez, ancak bu fikrin önemli etkenleri dışarıda bıraktığını belirtir. not quite so + sıfat kalıbı, aşırı basitleştirilmiş bir görüşü nazikçe düzeltmek ve dinleyeni gelecek açıklamaya hazırlamak için kullanılabilir.
Alıştırma
Bir arkadaşınız projeyi çevrim içi ortama taşımanın bütün sorunları çözeceğini söylüyor. Siz de "It's not quite so simple." diyorsunuz. Ne anlatıyorsunuz?
- Plan imkânsız ve terk edilmeli.
- Planın açıklanması gereken önemli karmaşıklıkları var.
- Plan tamamen kolay ve kullanıma hazır.
Cevabı göster
Planın açıklanması gereken önemli karmaşıklıkları var.
Getting rid of the mosquito removes a food source for lots of organisms like frogs and fish and birds. Notlar
1:53Sivrisinekten kurtulmak; kurbağalar, balıklar ve kuşlar gibi birçok organizma için bir besin kaynağını ortadan kaldırır.
Getting rid of the mosquito ifadesinin gerund özne olması
Getting rid of the mosquito bir gerund, yani isim-fiil öbeğidir. Öbeğin tamamı bir eylemi adlandırır ve removes fiilinin öznesi olur; tekil removes fiili bu eylemin hangi sonuca yol açtığını belirtir. Bu yapı şimdiki zamanın devam biçimi değildir. Devam yapısı, We are getting rid of the mosquito. örneğindeki gibi be fiilinin bir biçimini gerektirir. Cümlenin başındaki -ing öbeği ise bir eylemi konuşulacak bir konu hâline getirebilir; bu kullanım özellikle nedenleri, sonuçları, maliyetleri veya yararları açıklarken görülür.
Alıştırma
Hangi cümlede bir -ing öbeği ana fiilin öznesi olarak kullanılmıştır?
- Removing unused apps frees up storage.
- We are removing unused apps now.
- They started removing unused apps.
Cevabı göster
Removing unused apps frees up storage.
a food source: ekolojik bir beslenme rolü
A food source, başka bir canlıya yiyecek sağlayan bir organizma, madde veya yerdir. Bu cümlede sivrisinekler kurbağalar, balıklar ve kuşlar için bu rolü üstlenir. Bu ifade, bir şeyi yalnızca food olarak adlandırmak yerine onun besin ağındaki rolünü vurgular. Kullanılabilecek kalıp X is a food source for Y şeklindedir; a, bunun Y için birden fazla besin kaynağından biri olabileceğini gösterir.
Alıştırma
Yiyecek sağlayan bir şey anlamındaki ifadeyle ekoloji cümlesini tamamlayın: Seeds are ____ for many birds.
Cevabı göster
a food source
Without them, plants would lose ...: kısa bir varsayım koşulu
Without them, onların bulunmadığı varsayımsal bir koşul kurar. Them sivrisinekleri gösterir. Virgül, cümlenin başındaki edat öbeğinin bittiği yeri belirtir. Plants would lose bu koşul altında ortaya çıkacak sonucu anlatır; daha önce gerçekleşmiş bir kaybı bildirmez. Kullanılabilecek kalıp Without + isim veya zamir, özne + would + fiilin yalın hâli şeklindedir.
Alıştırma
Parantez içindeki sözcüklerle kısa varsayım kalıbını tamamlayın: ____, the hikers ____ get lost after dark. (a map; would)
Cevabı göster
Without a map · would
But some scientists say that mosquitoes aren't actually all that important. Ton ve niyet
2:00Ancak bazı bilim insanları sivrisineklerin aslında o kadar da önemli olmadığını söylüyor.
aren't actually all that important: değerlendirmeyi yumuşatmak
aren't actually all that important ifadesinde not all that + sıfat, bir değerlendirmenin gücünü azaltır. Bir şeyin beklenebileceği kadar önemli olmadığını anlatır; tamamen önemsiz olduğu anlamına gelmez. Actually, bu görüşün bir beklentiyi düzelttiğini ya da sorguladığını gösterir. Sözcükler birlikte, sivrisineklere atfedilen önemi yumuşak bir şekilde azaltır.
Alıştırma
The presentation wasn't actually all that long cümlesinin en doğal anlamı nedir?
- Bu hiçbir şekilde bir sunum değildi.
- İnsanların bekleyebileceğinden daha kısaydı.
- Son derece uzundu.
Cevabı göster
İnsanların bekleyebileceğinden daha kısaydı.
another species would simply take their place Kalıp ifadeler
2:05başka bir tür sadece onların yerini alırdı
they argue: görüşün kime ait olduğunu belirtmek
Bu cümlede they argue, ara söz olarak kullanılan bir aktarım yan cümlesidir. Ardından gelen tahmini anlatıcının doğruladığı bir sonuç olarak sunmak yerine, daha önce sözü edilen bilim insanlarına bağlar. Burada argue, “kavga etmek” değil, “bir görüş ileri sürmek ve onu gerekçelerle desteklemek” anlamındadır. Bu yapı haberlerde, akademik yazılarda ve açıklamalarda bir iddianın kime ait olduğunu takip etmeye yardımcı olur.
Alıştırma
Bu cümlede ara söz olarak kullanılan they argue ne işe yarıyor?
- Bilim insanlarının birbirlerine bağırdığını gösteriyor.
- Ardından gelen tahmini bir grup bilim insanına bağlıyor.
- Tahmini anlatıcının doğruladığı bir gerçek olarak sunuyor.
Cevabı göster
Ardından gelen tahmini bir grup bilim insanına bağlıyor.
and we'd probably have far fewer deaths from malaria. Kalıp ifadeler
2:07ve muhtemelen sıtmadan ölenlerin sayısı çok daha az olurdu.
If we got rid of them: if yan cümlesinde varsayımsal geçmiş
If we got rid of them hayal edilen bir koşul kurar: insanların sivrisinekleri ortadan kaldırması. Them, sivrisinekleri ifade eder. Got geçmiş zaman biçiminde olsa da burada geçmişte olmuş bir olayı anlatmaz; durumu varsayımsal olarak işaretler. Beklenen sonuçlarda would + fiilin yalın hâli kullanılır: başka bir tür would take their place ve we'd probably have daha az ölüm. If + geçmiş biçim, ... would + yalın fiil şeklindeki bu ikinci koşul yapısı, mümkün fakat gerçekleşmemiş ya da belirsiz bir durumu incelemek için kullanılır.
Alıştırma
Politika değişikliğini varsayımsal bir ikinci koşul olarak doğru biçimde sunan cümle hangisidir?
- If the city removed the rule, residents would have more choices.
- If the city removed the rule, residents will have more choices.
- If the city removes the rule, residents would have more choices.
Cevabı göster
If the city removed the rule, residents would have more choices.
take their place: bir rolün veya işlevin yerini almak
Take their place, “onların bulunduğu konumun, üstlendiği rolün veya işlevin yerini almak” demektir. Bu cümlede their sivrisinekleri gösterir; place ise yalnızca fiziksel bir yeri değil, onların ekolojik rolünü ifade eder. Yeniden kullanılabilen kalıp take + iyelik belirleyicisi + place biçimindedir: take my place, take her place, take its place gibi. İyelik biçimi, yerine geçilen kişiyi veya şeyi belirtir.
Alıştırma
Cümleyi “onun rolünü üstlenmek” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: If Leo cannot lead the meeting, Maya will ____.
Cevabı göster
take his place
far fewer deaths from malaria: sıtmadan kaynaklanan çok daha az ölüm
far fewer deaths ifadesinde fewer, ölüm sayısını beklenen ya da daha önce belirtilen başka bir sayıyla karşılaştırır. Deaths sayılabilen çoğul bir isim olduğu için fewer kullanılır; far karşılaştırmayı güçlendirir ve fiziksel uzaklığı değil, “çok daha” anlamını verir. Deaths from malaria, sıtmanın neden olduğu ölümler demektir. İfade bir bütün olarak sayılabilen bir sonuçtaki büyük azalmayı bildirir ve bu ölümlerin nedenini belirtir.
Alıştırma
Cümleyi far + sayılabilen çoğul bir isme uygun karşılaştırma biçimiyle tamamlayın: Compared with last year, the factory reported ____ injuries.
Cevabı göster
far fewer
The problem is that nobody knows what would happen if we killed off all the mosquitoes. Notlar
2:11Sorun şu ki, bütün sivrisinekleri öldürürsek ne olacağını kimse bilmiyor.
The problem is that ...: temel engeli belirtmek
The problem is that ... temel engeli veya sınırlamayı bildirir; ardından gelen that yan cümlesi bunun tam olarak ne olduğunu açıklar. Bir fikirden ya da olası yarardan dikkatli olmayı gerektiren temel nedene geçerek savı düzenler. Bu cümlede engel, sonuçların belirsiz olmasıdır. Bu kalıp yalnızca şikâyet etmez; dinleyiciye tartışmanın geri kalanında hangi gerçeğe odaklanılması gerektiğini gösterir.
Alıştırma
Temel engeli tanıtan bu dersteki dört sözcüklü İngilizce kalıpla cümleyi tamamlayın: ____ we cannot verify the results.
Cevabı göster
The problem is that
what would happen if: cümleye yerleştirilmiş varsayımsal sonuç
what would happen if ... sözleri, nobody knows ifadesinden sonra tek bir dolaylı soru oluşturur. What would happen bilinmeyen sonucu, if yan cümlesi ise hayal edilen koşulu belirtir; bu iki bölüm ayrı sorular değil, birlikte çalışan tek bir yapıdır. Would, sonucu varsayımsal olarak sunar. Bu kalıp, Nobody knows what would happen if ... veya We need to consider what would happen if ... örneklerinde olduğu gibi belirsiz bir sonucu daha büyük bir cümlenin içine yerleştirerek anlatmayı sağlar.
Alıştırma
what, would, happen ve if sözcüklerini doğru sıraya koyarak cümleyi tamamlayın: No one knows ____ the backup generator failed.
Cevabı göster
what would happen if
killed off all the mosquitoes: bütün bir grubu yok etmek
Kill off, bir grubun çok sayıda üyesini öldürmek ya da bir türün veya grubun tamamen ortadan kalkmasına yol açmak demektir. Off sonucun bütünlüğünü vurgular; burada uzaklaşma yönünü anlatmaz. killed off all the mosquitoes ifadesinde all the mosquitoes kapsamı bütünüyle grubun tamamına taşır. Bu nedenle hayal edilen eylem birkaç sivrisineği öldürmek değil, sivrisinek grubunun tamamını yok etmektir.
Alıştırma
Cümleyi kill off ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The disease ____ most of the trees in the valley.
Cevabı göster
killed off
take their spot: boşalan bir konumu veya rolü üstlenmek
Bu cümlede take their spot, onların geride bıraktığı konumu ya da rolü üstlenmek demektir. their sivrisineklere gönderme yapar; spot ise bir leke değil, ekosistemdeki bir konumdur. take + iyelik ifadesi + spot yapısı, bir kişi ya da şeyin takım, iş, sıralama veya başka bir rolde diğerinin yerini alması durumunda kullanılabilir. İyelik ifadesi, doldurulan yerin önceden kime ait olduğunu gösterir.
Alıştırma
Nina yerine doğru iyelik sözcüğünü kullanarak cümleyi take ... spot ile tamamlayın: When Nina leaves the debate team, Omar will ____.
Cevabı göster
take her spot
The question is: tartışmayı temel karara odaklamak
Burada The question is, sıradan bir soru sormaktan daha fazlasını yapar. Önceki bilgileri ve belirsizliği, dinleyicilerin artık değerlendirmesi gereken tek bir kararda toplar: risk kabul edilebilir mi? Söylemi düzenleyen bir ifade olarak, sıradaki sorunun asıl mesele olduğunu dinleyicilere bildirir. Nedenler, kanıtlar veya olası sonuçlar sunulduktan sonra özellikle yararlıdır.
Alıştırma
Bir ekip daha güvenli ama pahalı bir planı, daha ucuz ama riskli bir planla karşılaştırdı. Hangi cümle tartışmayı temel karara en iyi şekilde odaklar?
- For example, the cheaper plan takes less time.
- The fact is, the safer plan costs more.
- The question is, are we willing to pay more for better safety?
Cevabı göster
The question is, are we willing to pay more for better safety?
be willing to take that risk: o riski göze almaya istekli olmak
Be willing to + fiilin temel hâli, bir şeyi yapmaya veya kabul etmeye hazır olmak anlamına gelir. Bu soruda willing to take that risk, bu zararı kimse istemese bile grubun kendi seçiminin yol açabileceği olası zararı göze alıp almadığını sorar. Take a risk, kötü bir sonuç olasılığını göze almak demektir; take burada fiziksel olarak taşımak ya da ortadan kaldırmak anlamına gelmez. That risk, sivrisinekleri ortadan kaldırmanın öngörülemeyen ekolojik sonuçlarına gönderme yapar.
Alıştırma
Cümleyi “o olası kötü sonucu kabul etmeye hazır olmak” anlamındaki tam ifadeyle tamamlayın: The shortcut may be dangerous, but are we ____?
Cevabı göster
willing to take that risk