Cadılar Bayramı Hakkında En İyi 10 Gerçek: İngilizce çalışma notları
LEMMiNO
Video özeti: Cadılar Bayramı öyküleri, souling, balkabağı, şeker, korku evleri, dolunay ve kostüm harcamaları mizahi bir sapmaya bağlanıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “is believed to have originated in Ireland” — Dilbilgisi ve cümle kalıpları: aktarım edilgeni ile perfect infinitive, kökeni yaygın inanış olarak sunar ve tarih özetlerinde kullanılır. 2. “only skin deep” — Deyimler ve mecazlı ifadeler: gerçek kabuk ile “yüzeysel” anlamı arasındaki oyun, renk bilgisini ve şakayı açıklar. 3. “or more correctly,” — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: öz düzeltme, doğal olmayan edilgeni etkene çevirip tutarı insan kostümleriyle sınırlar ve akışı korur.
Bu derste
Samhainophobia is when you have an irrational fear of Halloween. Kalıp ifadeler
0:07Samhainofobi, Cadılar Bayramı'na karşı duyulan mantıksız korkudur.
an irrational fear of + isim veya -ing biçimi
An irrational fear of + isim veya -ing biçimi, gerçek tehlikeden çok daha güçlü olan ya da makul bir riske dayanmayan korkuyu anlatır. Bu cümlede of Halloween korkunun yöneldiği şeyi belirtir; irrational sözcüğü Halloween'i değil, fear sözcüğünü niteler. Bir fobiyi tanımlamak veya çok güçlü bir korkuyu açıklamak için have an irrational fear of something kalıbını kullanabilirsin.
Alıştırma
Cümleyi hedef ifade an irrational fear of ile tamamla: Maya has ____ thunderstorms, even when she is indoors and safe.
Cevabı göster
an irrational fear of
Many animal shelters do not allow people to adopt black cats around the time of Halloween Notlar
0:13Pek çok hayvan barınağı, Cadılar Bayramı civarında insanların kara kedi sahiplenmesine izin vermez,
allow + kişi + to + fiil: allow people to adopt
Allow, allow + kişi + to + fiilin yalın biçimi kalıbını kullanır. allow people to adopt ifadesinde people, allow fiilinin nesnesidir ve aynı zamanda adopt eylemini yapan taraftır. Burada to zorunludur. Olumsuz do not allow biçimi, izin verilmediğini anlatır.
Alıştırma
Hangi cümle izin kalıbını doğru kullanıyor?
- The library allows children borrow five books.
- The library allows children to borrow five books.
- The library lets children to borrow five books.
Cevabı göster
The library allows children to borrow five books.
Yaklaşık bir zaman aralığı için around the time of Halloween
around the time of + olay/tarih, bir şeyi o olaydan kısa süre önceyi, olay sırasını ve kısa süre sonrasını kapsayan yaklaşık bir döneme yerleştirir. Kesin bir gün veya an belirtmez. Burada ifade, sahiplenme kısıtlamasının Cadılar Bayramı'na yakın dönemde geçerli olduğunu gösterir. Around zamanla ilgilidir, fiziksel bir alanı anlatmaz. Dönemin kesin başlangıç ve bitiş noktaları önemli olmadığında bu yapıyı kullanabilirsin.
Alıştırma
Cümleyi around ile başlayan ve “bir olaydan kısa süre önceki ve sonraki dönem” anlamına gelen dört kelimelik hedef ifadeyle tamamla: Hotel prices often rise ____ the film festival.
Cevabı göster
around the time of
as they fear people might torture or sacrifice them.
0:18çünkü insanların onlara işkence edebileceğinden veya kurban edebileceğinden korkarlar.
That's because some people actually believe that black cats protect witches and their powers. Anlatım akışı
0:21Bunun nedeni, bazı insanların kara kedilerin cadıları ve onların güçlerini koruduğuna gerçekten inanmasıdır.
That's because: Önce sonuç, sonra neden
That's because, az önce söylenen bir duruma veya sonuca dönerek onun nedenini açıklar. That tek bir ismi değil, önceki düşüncenin tamamını temsil eder. Bilgi sırası önce sonuç, sonra nedendir: The game was canceled. That's because the field was flooded. Bu düzen, neden-sonuç açıklamasının kolayca takip edilmesini sağlar.
Alıştırma
Bu ifadeye nedeni doğru biçimde ekleyen cümle hangisidir: The game was canceled.?
- That's why the field was flooded.
- That's because the field was flooded.
Cevabı göster
That's because the field was flooded.
Before the use of pumpkins became a standard, Kalıp ifadeler
0:28Balkabaklarının kullanımı standart hale gelmeden önce,
became a standard: kabul gören bir uygulama hâline gelmek
Bu cümlede became a standard, “zamanla yaygın biçimde kabul edilen veya olağan bir uygulamaya dönüştü” anlamına gelir. Balkabağı kullanmak her zaman yaygın bir gelenek değildi; ancak zamanla insanlar bunu yerleşik bir uygulama olarak görmeye başladı. Buradaki a standard mutlaka resmî olarak yazılmış bir kural demek değildir. Birçok kişinin izlediği bir teamül de olabilir.
Alıştırma
Bu bağlamda became a standard ne anlama gelir?
- Resmî bir ölçü birimiyle ölçüldü.
- Zamanla yaygın kabul gören bir uygulama hâline geldi.
- Kimse fark etmeden önce bir kez gerçekleşti.
Cevabı göster
Zamanla yaygın kabul gören bir uygulama hâline geldi.
people used turnips, gourds, or beets to make jack-o'-lanterns.
0:31insanlar Jack-o'-lantern yapmak için şalgam, su kabağı veya pancar kullanırdı.
The name jack-o'-lantern comes from English folklore about a man named Jack who tricked the devil several times Kültür
0:35Jack-o'-lantern adı, şeytanı birkaç kez kandıran Jack adında bir adam hakkındaki İngiliz folklorundan gelir
jack-o'-lantern comes from English folklore: adın İngiliz folklorundaki kökeni
comes from English folklore ifadesi, jack-o'-lantern adını geleneksel İngiliz öyküleri ve inançlarıyla ilişkilendirir. Folklor, topluluklarda kuşaktan kuşağa aktarılır ve doğrulanmış bir tarih kaydıyla aynı şey değildir. Burada cümle, Jack adlı bir adamın efsanesini adın geleneksel açıklaması olarak sunar. Bunu adın kültürel arka planı olarak okuyun; kesin kökeninin katı bir kanıtı olarak değil.
Alıştırma
comes from English folklore, ad hakkında ne anlatıyor?
- Ad eksiksiz bir tarih kaydıyla kanıtlanmıştır.
- Ad geleneksel olarak İngiliz öyküleri ve inançlarıyla ilişkilendirilir.
- Ad İngiltere'den fiziksel olarak taşınmıştır.
Cevabı göster
Ad geleneksel olarak İngiliz öyküleri ve inançlarıyla ilişkilendirilir.
and therefore was forbidden entrance into both heaven and hell.
0:41ve bu yüzden onun hem cennete hem de cehenneme girmesi yasaklanmıştır.
He was condemned to roam the earth with only a lantern in his hand. Kalıp ifadeler
0:44Elinde sadece bir fenerle dünyayı dolaşmaya mahkum edilmiştir.
was condemned to roam: be condemned to + fiil
was condemned to roam, edilgen be condemned to + fiilin yalın hâli kalıbını kullanır. Bir otoritenin, cezanın veya kaçınılmaz kaderin dolaşıp durmayı kişinin süregelen durumu hâline getirdiğini anlatır. Bu cümlede ifade gerçek anlamlı ve ağırdır: kişinin dolaşmaya devam etmekten başka seçeneği yoktur. Aynı kalıp, be condemned to repeat the same mistake örneğindeki gibi, kaçışı olmayan kötü bir sonucu mecazen de anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi resmen mahkûm edilmek veya bir şeye mecbur bırakılmak anlamındaki güçlü ifadeyle tamamlayın: The prisoner was ____ work in the mines for life.
Cevabı göster
condemned to
The correct way of spelling Halloween is actually like this.
0:52Halloween'in doğru yazılışı aslında bu şekildedir.
Halloween is short for All Hallows' Eve or Hallows' Evening Kalıp ifadeler
0:58Halloween, All Hallows' Eve veya Hallows' Evening'in kısaltmasıdır
is short for: tam biçimi belirtme
X is short for Y, X'in tam ad olan Y'nin kısaltılmış biçimi veya kısaltması olduğunu belirtir. Cümlede Halloween kısa biçim, All Hallows' Eve veya Hallows' Evening ise uzun biçim olarak sunulur. Yönü karıştırmayın: kısa biçim is short for ifadesinden önce, tam biçim ise sonra gelir. Tam biçimi sormak için What is X short for? denir.
Alıştırma
Cümleyi tam biçimi tanıtan ifadeyle tamamlayın: USB ____ Universal Serial Bus.
Cevabı göster
is short for
and is believed to have originated in Ireland over 2,000 years ago. Dilbilgisi
1:02ve 2.000 yıldan daha uzun bir süre önce İrlanda'da ortaya çıktığına inanılmaktadır.
is believed to have originated: daha önce gerçekleşen bir olayı aktarma
Özne + be believed + to have + fiilin üçüncü hâli, edilgen bir aktarma yapısıdır. Bir görüşü kimin taşıdığını belirtmeden yaygın bir kanı olarak sunar; böylece doğrudan bir olgu iddiasıyla arasında mesafe bırakır. Tamamlanmış mastar yapısı to have originated, kökenin şimdiki inanış veya aktarma zamanından önce gerçekleştiğini gösterir. Burada Halloween'in geçmişte ortaya çıktığına inanıldığı anlatılır; süreç hâlâ devam ediyor demek değildir.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için believe fiilini edilgen, originate fiilini ise tamamlanmış mastar yapısında kullanın: The board game ____ in ancient Egypt.
Cevabı göster
is believed to have originated
Souling meant that poor people would go door-to-door on Hallowmas Dilbilgisi
1:10Souling, fakir insanların Azizler Günü'nde kapı kapı dolaşıp
Geçmişte tekrarlanan bir alışkanlık için would go
Burada would go, insanların geçmişte tekrar tekrar yaptığı bir eylemi anlatır. Şimdiki bir isteği veya varsayımsal bir koşulu ifade etmez. Geçmiş zaman ya da durum zaten belliyse ve o dönemde tipik olarak tekrarlanan bir eylemi anlatmak istiyorsanız would + fiilin yalın hâlini kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Hangi cümlede would geçmişte tekrarlanan bir alışkanlığı en açık şekilde anlatır?
- Would the villagers visit us tomorrow?
- The villagers would visit us if they had time.
- Every autumn, the villagers would visit each house after sunset.
Cevabı göster
Every autumn, the villagers would visit each house after sunset.
and receive food in return for prayers for the dead. Kalıp ifadeler
1:13ölüler için dua etme karşılığında yiyecek alması anlamına geliyordu.
a medieval practice called souling: souling adı verilen bir Orta Çağ geleneği
Bu cümlede souling, Hallowmas ile ilişkili tarihî bir geleneğin adıdır. Buradaki açıklamaya göre yoksul insanlar kapı kapı dolaşır ve ölüler için dua etmeleri karşılığında yiyecek alırlardı. Metin, souling geleneğini trick-or-treating uygulamasının tarihî kaynaklarından biri olarak sunar. Souling ile günümüzdeki trick-or-treating etkinliğinin aynı şey olduğunu söylemez.
Alıştırma
Metinde souling neyi ifade ediyor?
- Modern trick-or-treating etkinliğinin başka bir adı
- Ölüler için dua etme karşılığında yiyecek alınan tarihî bir uygulama
- Yalnızca çocukların oynadığı bir Halloween oyunu
Cevabı göster
Ölüler için dua etme karşılığında yiyecek alınan tarihî bir uygulama
In return for: karşılığında bir şey vermek
In return for, karşılığı verilen şeyi veya eylemi tanıtır. Burada insanların sunduğu şey dualardır; karşılığında aldıkları şey ise yiyecektir. Yaygın bir yapı give/receive/do A in return for B biçimindedir. B bir isim, zamir veya -ing biçimi olabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede in return for bir karşılıklı alışverişi göstermek için doğal biçimde kullanılmıştır?
- Leo watered my plants, so I cooked dinner for him in return for his help.
- Leo stayed home in return for the heavy rain.
- Leo missed the bus in return for waking up late.
Cevabı göster
Leo watered my plants, so I cooked dinner for him in return for his help.
Trick-or-treating is also believed to have originated from Ireland.
1:16Şeker mi şaka mı geleneğinin de İrlanda'da ortaya çıktığına inanılıyor.
The color orange often reminds people of Halloween Kalıp ifadeler
1:21Turuncu renk genellikle insanlara Cadılar Bayramı'nı hatırlatır
because of the holiday's extreme use of orange pumpkins.
1:24çünkü bu bayramda turuncu balkabakları aşırı derecede kullanılır.
reminds people of Halloween: remind someone of something kalıbı
Bu cümlede reminds people of Halloween, “insanlara Cadılar Bayramı'nı düşündürür” anlamına gelir. Özne çağrışımı tetikleyen şeydir; people çağrışımı yaşayan kişileri, Halloween ise akla gelen düşünceyi belirtir. Renkler, kokular, sesler, yerler veya deneyimlerin oluşturduğu çağrışımlar için remind + someone + of + isim ya da isim öbeği kalıbını kullanın. Bu kalıp, birine bir eylemi yapmasını hatırlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi geniş zamanda remind someone of something kalıbının doğru biçimiyle tamamlayın. Çağrışımı yaşayan kişi için me kullanın: The smell of sunscreen ____ summer vacations.
Cevabı göster
reminds me of
However, pumpkins can also be pink, red, green, white, gray, yellow, and blue,
1:27Ancak balkabakları pembe, kırmızı, yeşil, beyaz, gri, sarı ve mavi de olabilir,
but the color is only skin deep as the insides are still orange. Deyimler
1:33ancak içleri hala turuncu olduğu için renk sadece kabukta kalır.
only skin deep: yüzeydeki görünüş ve daha derindeki gerçeklik
Skin deep, yüzeyle sınırlı olan ve daha derindeki ya da daha önemli gerçekliğe ulaşmayan bir şeyi anlatan deyimdir. Only bu sınırlamayı güçlendirir: balkabağının sıra dışı rengi dışarıdadır, içi ise turuncu kalır. Cümlede bir söz oyunu da vardır. Skin sözcüğü gerçek anlamıyla balkabağının dış kabuğunu belirtirken skin deep, “yüzeysel” şeklindeki mecaz anlamını da taşır. Kabuğun kendisinin derin olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Burada skin deep ne anlama geliyor? The redesign looks dramatic, but the change is only skin deep; the old system works exactly as before.
- Sistemi fiziksel olarak daha derin hâle getirir.
- Yüzeydeki görünüşü değiştirir, ancak temel sistemi değiştirmez.
- Sistemin çalışma biçimini tamamen değiştirir.
Cevabı göster
Yüzeydeki görünüşü değiştirir, ancak temel sistemi değiştirmez.
If you or your kids plan on going out trick-or-treating, Dilbilgisi
1:39Eğer siz veya çocuklarınız şeker mi şaka mı yapmaya çıkmayı planlıyorsanız,
plan on going: plan on + -ing biçimi
plan on going ifadesindeki plan on, “bir şeyi yapmaya niyet etmek veya yapmayı beklemek” anlamına gelir. Planlanan etkinlik on'dan sonra gelir. Buradaki on bir edattır; bu yüzden ardından gelen fiil -ing biçimini alır: plan on going doğrudur, plan on go değildir. Yeniden kullanılabilen kalıp plan on + isim veya -ing biçimidir.
Alıştırma
Cümleyi leave fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: We plan on ____ early tomorrow.
Cevabı göster
leaving
you should be careful as it's been reported on several occasions Dilbilgisi
1:42dikkatli olmalısınız çünkü birkaç kez bildirildiğine göre
that people have inserted razors, poison, and other dangerous materials in the candy they hand out. Öbek fiiller
1:45insanlar dağıttıkları şekerlerin içine jilet, zehir ve diğer tehlikeli maddeler yerleştirmişlerdir.
it's been reported on several occasions that: adı verilmeyen bir kaynaktan tekrarlanan bildirimler
it's been reported ... that yapısında it's, it has anlamına gelir. Yapı, present perfect edilgendir: it has been reported. Cümle başındaki it biçimsel öznedir; that ile başlayan yan cümle ise bildirilen iddiayı içerir. on several occasions, benzer bildirimlerin birden fazla kez ortaya çıktığını söyler. Edilgen yapı, bildirimi yapan kişileri veya kaynakları belirtmez; böylece odak iddianın üzerinde kalır. Reported, proved anlamına gelmez. Bu ifade bir iddianın dolaşımda olduğunu bildirir, ancak tek başına iddianın doğru olduğunu doğrulamaz.
Alıştırma
“It has been reported on several occasions that the bridge is unsafe” ne anlatır?
- Köprü belirli bir olayda denetlenmiş ve resmî olarak güvensiz olduğu kanıtlanmıştır.
- Konuşan kişi köprünün birkaç kez güvensiz hâle geldiğini bizzat görmüştür.
- İddia birden fazla kez bildirilmiştir, ancak bildiren kişi belirtilmemiş ve iddianın doğru olduğu kanıtlanmamıştır.
Cevabı göster
İddia birden fazla kez bildirilmiştir, ancak bildiren kişi belirtilmemiş ve iddianın doğru olduğu kanıtlanmamıştır.
hand out: bir şeyi insanlara dağıtmak
Bu cümlede hand out, genellikle birden fazla kişiye “bir şeyi vermek veya dağıtmak” anlamına gelir. the candy they hand out, “o kişilerin çocuklara dağıttığı şekerler” demektir. Hand out ayrılabilen bir öbek fiildir: hand out candy ve hand candy out kullanımlarının ikisi de doğaldır. Nesne bir zamirse ortaya gelir: hand it out denir, hand out it denmez.
Alıştırma
Cümleyi hand out ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: At the entrance, volunteers will ____ maps to every family.
Cevabı göster
hand out
a boy died after eating candy laced with cyanide. Kelime
1:52bir çocuk siyanürlü şeker yedikten sonra öldü.
laced with cyanide: bir şeye siyanür eklenmesi
Laced with cyanide, siyanürün şekere karıştırıldığı veya eklendiği anlamına gelir. Buradaki laced sözcüğünün süsleme amacıyla kullanılan dantelle ilgisi yoktur; bir maddenin başka bir şeye eklenmesini veya karıştırılmasını anlatır. Kalıp X is laced with Y şeklindedir. Genellikle Y'nin X'in içine yayıldığını ve gizlenmiş olabileceğini düşündürür. İfade tek başına her zaman tehlike anlamına gelmez; burada bu anlamı siyanür ve ölümcül sonuç oluşturur.
Alıştırma
"The candy was laced with cyanide" cümlesi ne anlama gelir?
- Şeker dantelle süslenmişti.
- Şeker siyanürün yanına konmuştu.
- Şekere siyanür eklenmişti.
Cevabı göster
Şekere siyanür eklenmişti.
Haunted houses are a popular attraction on Halloween,
1:57Perili evler Cadılar Bayramı'nda popüler bir eğlencedir,
If you worked ... things might be: varsayımsal bir şimdiki koşul
if you worked ifadesindeki worked, varsayımsal bir uzaklık oluşturmak için kullanılan geçmiş zaman biçimidir. Burada geçmişte bitmiş bir işten değil, çalışan olmak gibi farklı bir şimdiki durumdan söz edilir. Ana cümledeki things might be ... kesin olmayan, olası bir sonuç verir. if + geçmiş zaman, ... might + fiilin yalın hâli kalıbıyla hayal edilen veya gerçekleşmesi düşük bir şimdiki koşul altında neler olabileceği anlatılabilir.
Alıştırma
Varsayımsal cümleyi tamamlayın. manage fiilinin doğru biçimini ve might kiplik fiilini kullanın: If you ____ the store, the schedule ____ be more flexible.
Cevabı göster
managed · might
There have been many reports of people punching, kicking, elbowing,
2:09Cadılar Bayramı'nda perili evlerde insanların yumruk attığına, tekmelediğine, dirsek attığına,
and even biting people in haunted houses on Halloween.
2:13ve hatta insanları ısırdığına dair birçok rapor var.
That's because even though we know it's not real, Dilbilgisi
2:16Bunun nedeni, gerçek olmadığını bilsek bile,
Even though ile bilinen karşıt bir olguyu anlatmak
Even though bir ödünleme ilişkisi kurar: ardından gelen yan cümle gerçek bir olgu olarak kabul edilir, fakat başka bir olgu normalde beklenen durumla çelişir. Burada durumun gerçek olmadığını bilmek, sonraki tepkinin ortaya çıkmasını engellemez. Yaygın kalıp even though + yan cümle, ana cümle şeklindedir. Ana cümle önce gelip ardından even though + yan cümle de kullanılabilir.
Alıştırma
Yağmur bilinen bir olgudur. En uygun bağlacı seçin: We kept playing outside, ___ it was raining.
- even if
- even though
- because
Cevabı göster
even though
out of pure instinct: otomatik bir dürtüyle hareket etmek
Burada out of + isim öbeği, bir eylemin nedenini veya arkasındaki dürtüyü belirtir. Out of pure instinct, bir yerin içinden dışarı hareket etmek değil, yalnızca içgüdü nedeniyle hareket etmek demektir. Pure, instinct sözcüğünü güçlendirir: tepki, bilinçli düşüncenin sonucu değil, otomatik ve plansızdır. Bu kalıp out of curiosity, out of fear ve out of kindness gibi nedenlerle de kullanılabilir.
Alıştırma
Hareketin otomatik ve plansız olduğunu göstermek için cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? When the ball flew toward her face, she lifted her hands ____.
- out of the room
- out of pure instinct
- after careful thought
Cevabı göster
out of pure instinct
you might start fighting back for dear life. Notlar
2:22canınızı kurtarmak için karşılık vermeye başlayabilirsiniz.
fighting back: saldırıya direnerek karşılık vermek
Fighting back, biri veya bir şey size saldırdıktan, sizi tehdit ettikten ya da üzerinizde baskı kurduktan sonra direnmek veya karşılık vermek demektir. Back, eylemin bir karşılık olduğunu gösterir; geriye doğru hareket etmek anlamına gelmez. Bu karşılık fiziksel olabilir, ancak öbek fiil mecazi olarak da kullanılır: bir kişi illness, unfair treatment veya harsh criticism karşısında fight back edebilir.
Alıştırma
Hangi cümlede fight back, bir tehdide direnerek karşılık vermek anlamında kullanılmıştır?
- The villagers fought among themselves.
- The villagers fought back when the raiders attacked.
- The villagers stepped back to make room.
Cevabı göster
The villagers fought back when the raiders attacked.
for dear life: can havliyle hareket etmek
For dear life, kişinin güvenliği ya da hayatta kalması yaptığı harekete bağlıymış gibi tüm gücüyle veya olabildiğince hızlı davranması anlamına gelen bir deyimdir. Burada karşı koyma eylemini içgüdüsel ve son derece acil gösterir; dear burada «sevgili» anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilen kalıp eylem fiili + for dear life biçimindedir; hold on for dear life ve run for dear life buna örnektir.
Alıştırma
«Can havliyle ve var gücüyle» anlamındaki deyimle cümleyi tamamlayın: When the raft tipped, Leo held on ____.
Cevabı göster
for dear life
A full moon can often be associated with the spookiness of Halloween, Kalıp ifadeler
2:26Dolunay genellikle Cadılar Bayramı'nın ürkütücülüğüyle ilişkilendirilebilir,
be associated with: bir bağlantıyı ifade etmek
Be associated with, bir şeyin insanların zihninde başka bir şeyle bağlantılı olması ya da gözlemlenen bir ilişki bulunması anlamına gelir. Bu cümlede insanlar dolunayı genellikle Cadılar Bayramı'nın ürkütücü havasıyla ilişkilendirir. Edilgen kalıp X + be + associated with + Y biçimindedir. Bu kalıp bir bağlantıyı bildirir; tek başına X'in Y'ye neden olduğunu kanıtlamaz.
Alıştırma
En uygun ifadeyi seçin: In many cultures, the color white is ____ peace in people's minds.
- associated with
- caused by
- correlated with
Cevabı göster
associated with
in actuality: beklentiden gerçek duruma geçiş
In actuality, insanların bekleyebileceği veya varsayabileceği şeyden gerçekten doğru olan duruma geçildiğini gösterir. Burada dinleyiciyi, olayın çok nadir gerçekleştiği yönündeki düzeltmeye hazırlar. Cümle zarfı olarak bilgiyi iki parçaya ayırır: önce beklenti, ardından gerçek durum gelir. Genellikle düzeltme yapan yan cümlenin başında, but sözcüğünden sonra da kullanılabilir.
Alıştırma
“Many people expect a delay, but in actuality the train is on time,” cümlesinde in actuality neyi gösterir?
- Konuşmacı aynı beklentiye ilişkin ikinci bir örnek veriyor.
- Konuşmacı durumun ne zaman başladığını gösteriyor.
- Konuşmacı bir beklentinin yerine gerçek durumu koyuyor.
Cevabı göster
Konuşmacı bir beklentinin yerine gerçek durumu koyuyor.
The last time a full moon occurred on Halloween was in 2001, Dilbilgisi
2:33Cadılar Bayramı'nda dolunayın en son görüldüğü zaman 2001 yılıydı,
The last time ... was ...: en son gerçekleşme zamanını belirtmek
The last time + yan cümle + was + zaman kalıbı, bir olayın en son ne zaman gerçekleştiğini söyler. The last time + yan cümle bölümünün tamamı özne görevindedir ve was bu olayı bir tarih veya saatle ilişkilendirir. Buradaki last, ‘sonsuza dek son’ değil, ‘en yakın geçmişteki’ anlamına gelir. Tamamlanmış bir olayı anlatan yan cümlede genellikle geçmiş zaman kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi The last time ... was ... kalıbıyla tamamlayın: ____ our town hosted the festival ____ in 2022.
Cevabı göster
The last time · was
and it has only happened four times before that starting in 1925.
2:37ve 1925'ten bu yana ondan önce sadece dört kez gerçekleşmişti.
The next full moon to occur on Halloween is predicted to happen in 2020. Dilbilgisi
2:41Cadılar Bayramı'na denk gelecek bir sonraki dolunayın 2020'de olması öngörülüyor.
is predicted to happen: tahmini yapanın belirtilmediği bir öngörü
“Is predicted to happen”, be + predicted + to mastar biçimindeki edilgen yapıyı kullanır. Kanıt veya analiz birinin olayı öngörmesine yol açar, ancak tahmini yapan kişi ya da grup belirtilmez. Bu ifade kesin bir gerçeği, programı veya sözü değil, bir tahmini anlatır. Bu cümle ilk söylendiğinde 2020 gelecekteydi; bu nedenle tarih o zamana göre yorumlanmalıdır.
Alıştırma
Cümleyi predict fiilinin edilgen biçimi ve rise fiiliyle tamamlayın: According to the new climate model, sea levels ____ over the next century.
Cevabı göster
are predicted to rise
Around $2 billion are spent on costumes every Halloween in the US, Dilbilgisi
2:47ABD'de her Cadılar Bayramı'nda kostümlere yaklaşık 2 milyar dolar harcanıyor,
$2 billion is spent: tek bir toplam miktar için tekil uyum
Altyazıdaki “$2 billion are spent” ifadesinde standart olmayan bir özne-fiil uyumu vardır. Bir para miktarı tek bir toplam olarak anlaşıldığında standart yazılı İngilizcede tekil kabul edilir: “$2 billion is spent.” Sayı büyüktür ve ifade sesli söylendiğinde çoğul dollars kelimesini içerir; ancak uyum, miktarın bütün olarak taşıdığı anlama göre yapılır. Çoğul fiil yalnızca ayrı ayrı sayılabilen birimler gerçek özneyse uygundur; ifade tek bir maliyeti veya toplamı belirttiğinde uygun değildir.
Alıştırma
Cümleyi tek bir toplam miktar için kullanılan standart fiille tamamlayın: Five hundred dollars ____ enough to cover the repair.
Cevabı göster
is
we spend $2 billion on costumes for humans. Kalıp ifadeler
2:53insanların kostümlerine 2 milyar dolar harcıyoruz.
öz düzeltme işareti olarak or more correctly,
Or more correctly, konuşanın hemen bir öz düzeltme yaptığını gösterir. Konuşan, önceki ifadenin ardından gelen daha doğru ifadeyle değiştirilmesini ister; aynı öneme sahip ayrı bir bilgi eklemez. Bu ifade, bakış açısı değişirken veya iddianın kapsamı daraltılırken açıklamanın akışını korur. Burada konuşan, harcanan parayla ilgili edilgen ifadeyi, öznesi we olan etken bir ifadeyle değiştirir ve kostümlerin insanlar için olduğunu belirtir.
Alıştırma
Or more correctly bu cümlede ne yapar: "The event is on Friday—or more correctly, early Saturday morning."?
- İlk ifadeyi bir kenara bırakıp daha doğru bir ifadeyle değiştirir.
- Konuşanın hangi ifadenin doğru olduğundan emin olmadığını gösterir.
- Aynı derecede önemli, ayrı bir bilgi ekler.
Cevabı göster
İlk ifadeyi bir kenara bırakıp daha doğru bir ifadeyle değiştirir.
spend + amount + on + thing yapısı
Spend + amount + on + thing, bir şeye ne kadar para harcandığını belirtir. Harcamayı yapan kişi veya kurum öznedir, miktar spend fiilinden sonra gelir ve on, satın alınan şeyi ya da harcama kategorisini tanıtır: subject + spend + amount + on + thing. Zamana uygun spend biçimini kullanın: şimdiki veya geniş zamanda spend/spends, geçmiş zamanda spent. Altyazıda we harcamayı yapanı, $2 billion miktarı ve costumes harcama kategorisini gösterir.
Alıştırma
Cümleyi tam spend + amount + on kalıbıyla ve belirtilen 500 dollars miktarıyla tamamlayın: Last month, the school ____ new library books.
Cevabı göster
spent 500 dollars on
We spend another $330 million on costumes for our pets.
2:56Evcil hayvanlarımızın kostümlerine de 330 milyon dolar daha harcıyoruz.
Seriously. Seriously.: İnanamamayı güçlendiren tekrar
Burada Seriously bir tepki ifadesidir: az önce söylenen miktara karşı duyulan inanamama ve eleştiriyi gösterir. Birinin samimi konuşup konuşmadığına cevap vermez. Aynı tek kelimelik cümleyi tekrarlamak iki ayrı vurgu anı oluşturur. İkinci Seriously yeni bir bilgi eklemez; tepkiyi yeniden dile getirip güçlendirir ve konuşanın daha da inanamaz görünmesini sağlar.
Alıştırma
Beklenmedik derecede yüksek bir maliyet duyan biri "Seriously. Seriously." diyor. Tekrar ne işe yarıyor?
- Konuşanın söyleneni unuttuğunu gösterir.
- Konuşanın inanamamasını ve eleştirisini güçlendirir.
- İlgisiz ikinci bir bilgi verir.
Cevabı göster
Konuşanın inanamamasını ve eleştirisini güçlendirir.
$330 million that we could spend on anything else,
3:05Başka herhangi bir şeye harcayabileceğimiz 330 milyon doları,
anything at all: at all ile sınırsızlığı vurgulamak
anything at all ifadesinde at all, anything sözcüğünü güçlendirir. Seçeneklerin tamamen açık olduğunu, hiçbir sınırlama olmadan mümkün olan her alternatifin kabul edildiğini belirtir. Cümlede anything else önce paranın başka kullanım alanlarını gösterir; ardından anything at all bu fikri genişletip güçlendirir. Buradaki at all, yer veya zaman bildiren bir ifade değil, vurgu parçacığıdır.
Alıştırma
Cümleyi “hiçbir sınırlama olmadan herhangi bir seçim” anlamındaki üç sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın: You may choose ____ from the menu.
Cevabı göster
anything at all
get off topic: ana konudan uzaklaşmak
“I'm getting off topic here” cümlesinde get off topic, konuşurken ana konudan uzaklaşmak anlamına gelir. “I'm getting” biçimi, konuşanın bu sapmayı gerçekleştiği sırada fark ettiğini gösterir. Bu cümle kısa bir öz düzeltme işlevi görür: söylenenlerin ana nokta olmadığını belirtir ve çoğu zaman asıl konuya dönmeye hazırlık yapar. Tartışmayı bitirmek anlamına gelmez.
Alıştırma
“I'm getting off topic here” diyen kişinin amacını en iyi hangi seçenek açıklar?
- Söylediklerinin ana konudan uzaklaştığını fark ediyor.
- Herkesin konuyu tartışmayı hemen bırakmasını istiyor.
- Konunun anlaşılmayacak kadar zor olduğunu söylüyor.
Cevabı göster
Söylediklerinin ana konudan uzaklaştığını fark ediyor.
It's okay if ...: birinin seçimini kabul etmek
“It's okay if you don't want to sing along” cümlesindeki It's okay if + yan cümle yapısı, dinleyiciye seçiminin kabul edildiğini söyler. Burada okay, “kalitesi yeterli” değil, “sorun değil” anlamına gelir. Olumsuz don't want to sing along yan cümlesi, dinleyicinin yapabileceği seçimi belirtir. Cümlenin tamamı baskıyı azaltır ve katılmanın isteğe bağlı olduğu konusunda kişiyi rahatlatır.
Alıştırma
Bir arkadaşınıza katılmanın isteğe bağlı olduğunu söyleyip onu rahatlatmak için hedef yapıyı tamamlayın: “____ you don't want to come with us.”
Cevabı göster
It's okay if
But if you do: önceki eylemin yerine kullanılan do
Bu koşul yan cümlesinde do, daha önce sözü edilen sing along eyleminin yerini tutar. Böylece fiil öbeğinin tamamı tekrarlanmaz; if you do, if you sing along anlamına gelir. Buradaki do, bilinen bir eylemin yerine geçen yardımcı fiildir. Yeni bir eylem anlatmaz ve vurgu amaçlı do değildir. Dinleyen kişi, eksiltilen fiil öbeğini önceki bağlamdan çıkarır.
Alıştırma
join the dance ifadesini tekrarlamamak için do fiilinin doğru biçimini yazın: You may join the dance, and if you ____, you'll learn the steps quickly.
Cevabı göster
do
I promise you you will feel like you belong. Notlar
3:30ait olduğunuzu hissedeceğinize söz veriyorum.
I promise you you will yapısındaki iki you sözcüğünün görevi
I promise you you will yapısında promise fiilinden sonra iki bölüm gelir: ilk you, söz verilen kişiyi gösterir; you will feel like you belong ise sözün içeriğidir. İkinci you, bu içerik yan cümlesinin öznesidir. Cümleye that da eklenebilir: I promise you that you will feel like you belong. Konuşma dilinde that sık sık atılır, bu yüzden aynı yazılan iki sözcük yan yana gelebilir. Bu tekrar dil bilgisine uygundur; bir hata değildir.
Alıştırma
I promise you you will enjoy the trip cümlesinde her you hangi görevi üstlenir?
- İlk you, ikinci you sözcüğünü vurgular.
- Her iki you da will enjoy yapısının öznesidir.
- İlk you sözün muhatabıdır; ikinci you, will enjoy yapısının öznesidir.
Cevabı göster
İlk you sözün muhatabıdır; ikinci you, will enjoy yapısının öznesidir.
feel like you belong: kendini ait hissetmek
Burada feel like ifadesinden sonra tam bir yan cümle olan you belong gelir. İfade, “o gruba ait olduğunu hissetmek” demektir; “ait olmak istemek” anlamına gelmez. Buradaki belong sosyal aidiyeti anlatır: kendini grubun kabul edilmiş bir üyesi gibi hisseder ve orada kendin olabilirsin. feel like + yan cümle kalıbı, kişinin öznel izlenimini veya içsel hissini anlatabilir.
Alıştırma
Hangi cümle bir kişinin kendini grubun kabul edilmiş bir üyesi gibi hissettiğini anlatır?
- I feel like joining the club.
- I feel like I belong here.
- I feel like taking a break.
Cevabı göster
I feel like I belong here.
Don't get me wrong: beni yanlış anlama
Don't get me wrong, bir açıklama veya karşıt bir nokta söylemeden önce kullanılan bir konuşma başlangıcıdır. “Ne demek istediğimi lütfen yanlış anlama” anlamına gelir. Genellikle konuşmacıyı olası bir yanlış yorumdan korur; dinleyiciyi daha önce hata yapmakla doğrudan suçlamaz. Bu ifade, asıl açıklamanın hemen ardından geleceği beklentisini yaratır ve çoğu zaman but ile kullanılır.
Alıştırma
“Don't get me wrong—I like the plan, but it needs more work,” cümlesinde başlangıçtaki ifade ne işe yarar?
- Dinleyicinin planı daha önce yanlış açıkladığını söyler.
- Eleştirinin plandan tamamen hoşlanmama şeklinde anlaşılmasını önler.
- Dinleyiciden planı kelimesi kelimesine tekrarlamasını ister.
Cevabı göster
Eleştirinin plandan tamamen hoşlanmama şeklinde anlaşılmasını önler.