İnsanlar Neden Spora Kafayı Takar?: İngilizce çalışma notları
AsapSCIENCE
Video özeti: Bu video spor izleme heyecanını hormonlar ve ayna nöronlarla açıklar, sonra race sözcüğüyle insan bağları üzerine bir oyun yapar. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “Your heart races” heyecan veya korkuyla hızlanan kalbi anlatan kalıplaşmış söz ve eşdizimdir; race sözcüğünü gerçek yarış sanmadan bedensel tepkiyi anlatabilirsiniz. 2. “not only” ve “but also” iki nedeni paralel bağlayıp ikincisini vurgulayan dil bilgisi kalıbıdır; açıklamayı dengeli öğelerle genişletebilirsiniz. 3. “the human race. While watching humans race.” race sözcüğünü ‘insanlık’ ve ‘yarışmak’ anlamlarında kullanan mecazlı ifadedir; düşünceyi bitiren söz oyununu fark edebilirsiniz.
Bu derste
Your heart races and your cheeks begin to flush Notlar
0:04Kalbin hızla çarpar ve yanakların kızarmaya başlar,
Your heart races: aniden hızlanan kalp atışı
Bu cümlede “Your heart races”, heyecan, gerginlik veya korku gibi güçlü bir duygu nedeniyle kalbin çok hızlı atmaya başlaması demektir. Race geçişsiz ve mecazi olarak kullanılır; kalp bir yarışa katılmaz. 「İyelik belirleyicisi + heart + races」kalıbı, anlık bir bedensel tepkiyi doğal biçimde anlatır. Belirleyici ve zaman gerektiği gibi değiştirilebilir: my heart raced, her heart is racing.
Alıştırma
“Your heart races” ifadesindeki races ne anlama gelir?
- Kalp tamamen hareketsiz kalır.
- Kalp bir yarışa katılır.
- Kalp çok hızlı atar.
Cevabı göster
Kalp çok hızlı atar.
Your cheeks begin to flush: yanakların kızarmaya başlaması
Burada “your cheeks begin to flush”, cilde daha fazla kan geldikçe yanakların kızarmaya ve ısınmaya başlaması demektir. Bu durum genellikle heyecan, utanç, sıcaklık veya fiziksel çaba nedeniyle olur. Flush geçişsizdir: yanaklar kendiliğinden renk değiştirir; kimse onları yıkamaz veya boyamaz. 「Begin to + fiilin yalın biçimi」değişimin başlangıcını gösterir. Benzer biçimler her cheeks began to flush ve his face is beginning to flush ifadeleridir.
Alıştırma
“Sıcaktan kızarmaya başlamak” anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: After playing in the sun, your cheeks ____.
Cevabı göster
begin to flush
as you anticipate the surge of energy this win will bring.
0:06bu galibiyetin getireceği enerji dalgasını beklerken.
Çok sevmeyi anlatan “can't get enough”
"Can't get enough", birinin bir şeyi o kadar sevdiğini veya istediğini ve sürekli daha fazlasını arzuladığını anlatır. Bu cümlede yeterli miktarı elde edememeyi değil, o heyecanı tekrar yaşama isteğini ifade eder. Nesne açıkça söylendiğinde "can't get enough of + isim veya zamir" yapısını kullanın: I can't get enough of this song. Nesnenin ne olduğu zaten belliyse ifade "enough" ile bitebilir.
Alıştırma
Cümleyi “o kadar seviyor ki daha fazlasını istiyor” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: Nina plays this song every morning because she ____.
Cevabı göster
can't get enough of it
So why are we so passionately involved or obsessed with sports? Notlar
0:12Peki neden sporla böylesine tutkuyla ilgileniyor, hatta onu takıntı hâline getiriyoruz?
Ana soruya geçiş sağlayan “So why...?”
Baştaki "So", soruyu daha önceki gözlemlere bağlar. Aslında, “Bu tepkiler meydana geliyor; şimdi bunlara neyin sebep olduğunu soralım” mesajını verir. Burada konuşmacı, izleyicilerden hemen cevap istemekten çok açıklamanın yönünü gösteren bir soru kullanır. Bu soru, sonraki bölümde açıklanacak temel konuyu ortaya koyar. Bu yapı, bir örnek veya gözlemden neden açıklamasına geçmeye yardımcı olur.
Alıştırma
Bir sunucu şöyle diyor: "The class remembers more after taking short breaks. So why do breaks help us learn?" Burada "So why...?" ifadesinin temel görevi nedir?
- Tamamen ilgisiz bir konuya geçer.
- Dinleyicilerden bir mola saati seçmelerini ister.
- Gözlemi ardından gelecek açıklamaya bağlar.
Cevabı göster
Gözlemi ardından gelecek açıklamaya bağlar.
Involved with sports ile obsessed with sports arasındaki fark
Burada involved with sports, sporla aktif olarak ilgilenmek veya spora derinden katılmak anlamına gelir. Obsessed with sports ise spora, onu düşünmeyi bırakmak zorlaşacak kadar güçlü biçimde odaklanmak demektir. Bu iki ifade aynı güçte değildir. Passionately genel ilginin yoğunluğunu artırır; ancak obsessed yine de daha güçlü ve riskli bir sözcüktür ve aşırılık ya da denge kaybı anlamı verebilir. Tekrar kullanılabilecek kalıp obsessed with + isim veya -ing biçimidir.
Alıştırma
Maya bir takımda oynuyor ve sporu önemsiyor, ancak spor düşüncelerini kontrol etmiyor. Hangi cümle en uygundur?
- Maya is involved with sports.
- Maya is obsessed in sports.
- Maya is obsessed with sports.
Cevabı göster
Maya is involved with sports.
Hormones control the way we feel and are stimulated by every action we take.
0:16Hormonlar nasıl hissettiğimizi kontrol eder; yaptığımız her eylem de onları harekete geçirir.
Hugging a friend releases oxytocin, making you feel calm, Dilbilgisi
0:19Bir arkadaşına sarıldığında oksitosin salgılanır ve kendini sakin hissedersin,
Making you feel calm: sonuç bildiren -ing yan cümlesi
Making you feel calm, önceki durumun sonucunu belirten bir şimdiki zaman ortaç yan cümlesidir: oksitosinin salgılanması sakinlik hissine yol açar. Making, releases ile yan yana duran ikinci bir tam temel fiil değildir. Bu yan cümlede make, make + nesne + sıfat kalıbını izler: you nesnedir, calm ise ortaya çıkan durumu anlatır. Tekrar kullanılabilecek yapı temel cümle, making + nesne + tamamlayıcı biçimindedir.
Alıştırma
Sonuç yan cümlesini tamamlamak için make fiilinin -ing biçimini kullanın: The warm bath relaxed Liam, ____ him feel sleepy.
Cevabı göster
making
while cramming for an exam releases cortisol leading to irritability, but also alertness. Notlar
0:22bir sınava son anda harıl harıl çalışırken ise kortizol salgılanır; bu da seni asabileştirir ama aynı zamanda tetikte tutar.
whereas anlamındaki while
Burada while, “buna karşılık” anlamına gelir ve whereas ile benzer bir işlev görür. Sarılmanın etkisiyle sınava son anda çalışmanın farklı etkisini yan yana getirir. İki bilgiyi karşılaştırmak üzere düzenler. Asıl anlatılan, iki etkinliğin aynı anda gerçekleşmesi değildir.
Alıştırma
“The red bag is heavy, while the blue bag is light,” cümlesinde while ne yapar?
- Çantalar arasında karşıtlık gösterir.
- İki durumun aynı anda gerçekleştiğini söyler.
- Mavi çantanın neden hafif olduğunu açıklar.
Cevabı göster
Çantalar arasında karşıtlık gösterir.
cramming for an exam: sınava son anda çalışmak
Cramming for an exam, genellikle sınavdan hemen önce kısa ve aceleli bir süre içinde çok fazla çalışmak demektir. Düzenli bir çalışma planını değil, son dakika baskısını çağrıştırır. Yaygın kalıp cram for + exam/test biçimindedir. Burada -ing yapısındaki cramming for an exam bir etkinliğin adını verir.
Alıştırma
Cram for ifadesinin geçmiş zamanını kullanın. Kai had not studied all week, so he ____ the science test the night before.
Cevabı göster
crammed for
leading to irritability: lead to + bir sonuç
Bu cümlede leading to irritability, sonucu bildiren bir -ing yan yapısıdır. Mantıksal olarak hemen önceki kortizol salınımına bağlanır: bu salınım sinirliliğe neden olur. -ing yapısı, yeni ve tam bir cümle başlatmadan sonucu ekler. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp lead to + isim öbeği veya gerund yapısıdır ve “bir sonuca neden olmak” anlamına gelir: lead to delays; lead to feeling tired. Burada to bir edattır; bu nedenle ardından fiil gelirse mastar değil -ing biçimi kullanılır.
Alıştırma
lead ve doğru edatı kullanarak cümleyi tamamlayın: Heavy rain can ____ flooding.
Cevabı göster
lead to
Simply watching sports stimulates hormone levels as well. Kalıp ifadeler
0:27Sadece spor izlemek bile hormon seviyelerini yükseltir.
Cümle sonunda as well
Burada as well, cümle sonunda kullanılan ve “de, ayrıca” anlamına gelen ekleyici bir zarftır. Dinleyiciye, daha önce verilen örneklere ek olarak yalnızca spor izlemenin de hormon seviyelerini uyaran başka bir etkinlik olduğunu anlatır. Bir yan cümlenin sonunda as well, paralel bir bilgi daha ekler. Bu kullanım, as well as bağlacı değildir; daha uzun olan as well as yapısından sonra başka bir eş görevli sözcük veya öbek gelmelidir.
Alıştırma
Hangi cümlede bir unsur daha eklemek için as well doğal bir konumda kullanılmıştır?
- Leo packed a coat, and he packed as well gloves.
- Leo packed a coat, and he as well packed gloves.
- Leo packed a coat, and he packed gloves as well.
Cevabı göster
Leo packed a coat, and he packed gloves as well.
Testosterone in particular is a hormone linked to dominance and social interaction, Notlar
0:30Özellikle testosteron, baskınlık ve sosyal etkileşimle bağlantılı bir hormondur,
Testosterone in particular: odağı daraltma
In particular, geniş bir konuyu seçilmiş tek bir üyeye daraltır. Önce genel olarak hormonlardan söz edilirken Testosterone in particular, dinleyiciye artık özel olarak testosterona odaklanıldığını bildirir. Bir isim öbeğinden sonra X in particular biçiminde kullanıldığında X'i en çok dikkat edilmesi gereken unsur olarak işaretler. Bilgiyi düzenler; X'in titiz, seçici veya memnun edilmesi zor olduğunu anlatmaz.
Alıştırma
Bu cümlede in particular ne işe yarıyor?
- Testosteronun titiz ve memnun edilmesi zor olduğunu söyler.
- Testosteronun her tür sosyal davranışa neden olduğunu kanıtlar.
- Daha geniş hormonlar konusu içinden testosteronu özellikle öne çıkarır.
Cevabı göster
Daha geniş hormonlar konusu içinden testosteronu özellikle öne çıkarır.
linked to dominance and social interaction: nedensellik değil, ilişki
Linked to, ilişkili veya bağlantılı anlamına gelir. Burada linked to dominance and social interaction hormonu tanımlar ve bir ilişki bulunduğunu bildirir. Bu ifade tek başına testosteronun baskınlığa veya sosyal etkileşime doğrudan neden olduğunu söylemez. Dil bilgisi bakımından linked to ..., that is linked to ... yapısının kısaltılmış biçimidir ve to sözcüğünden sonra isim öbekleri gelir.
Alıştırma
Bir çalışma ilişki buluyor ancak nedenselliği kanıtlamıyor. Bu cümle yeterince temkinli mi? 'The behavior is linked to several social factors.'
- Uygun
- Uygun değil
Cevabı göster
Uygun
but also increases brain power, spatial awareness, and muscle growth. Anlatım akışı
0:34ama aynı zamanda beyin gücünü, mekânsal farkındalığı ve kas gelişimini artırır.
but also: testosteronun başka bir etkisini eklemek
But also, ilk açıklamadan sonra ikinci bir etki grubunu ekler. Bu cümlede önce testosteronun baskınlık ve sosyal etkileşimle bağlantılı olduğu söylenir; ardından beyin gücünü, mekânsal farkındalığı ve kas gelişimini de etkilediği eklenir. But, eklenen bilgiye hafif bir karşıtlık veya şaşırtıcılık vurgusu verir. İlk bilgiyi reddetmez; konu hakkında söylenebilecek daha fazla şey olduğunu gösterir.
Alıştırma
İkinci bir özelliği hafif bir karşıtlık veya şaşırtıcılıkla ekleyen ifadeyi seçin. The new tablet is light, ____ powerful enough for video editing.
- but also
- even though
- and as a result
Cevabı göster
but also
And scientists have found that after watching your team win, Anlatım akışı
0:38Bilim insanları, tuttuğun takımın kazandığını izledikten sonra
skyrocket: çok hızlı ve büyük ölçüde yükselmek
Burada skyrocket, “son derece hızlı ve büyük ölçüde yükselmek” anlamında kullanılan bir fiildir. Roket imgesi mecazidir; testosteron seviyeleri gerçekten gökyüzüne fırlamaz. Bu fiil, hem hızı hem de miktarı vurgulayarak değişimi nötr rise veya increase fiillerinden daha güçlü anlatır.
Alıştırma
İngilizce cümleyi skyrocket fiilinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After the surprise announcement, ticket searches ____ within minutes, rising by 500 percent.
Cevabı göster
skyrocketed
especially compared to experiencing a loss. Dilbilgisi
0:43özellikle de bir yenilgi yaşamaya kıyasla.
scientists have found that: bilimsel bir bulguyu sunmak
Scientists have found that, kanıta dayalı bir çerçevedir; bilimsel araştırmayla elde edilmiş bir sonucu sunar. That ile başlayan yan cümle bulgunun içeriğini verir ve bunu basit, desteksiz bir kişisel görüş olarak sunmaz. Bu cümlede found, araştırma yoluyla keşfetmek anlamındadır; kayıp bir nesnenin yerini bulmak anlamında değildir. Have found kullanılan present perfect, daha önceki araştırmayı bugün de önemli olan bir bulguyla ilişkilendirir.
Alıştırma
Hangi cümle araştırmaya dayalı bir iddiayı tanıtmak için scientists have found that kullanıyor?
- Scientists have found a lost key in the lab.
- Scientists have found that regular sleep helps memory.
- I have found that regular sleep helps memory.
Cevabı göster
Scientists have found that regular sleep helps memory.
compared to experiencing a loss: -ing biçimiyle karşılaştırma
Compared to, önceki iddiayı değerlendirmekte kullanılan karşılaştırma ölçütünü belirtir: experiencing a loss, daha yüksek testosteron seviyelerinin değerlendirildiği diğer durumdur. Burada to, mastar işareti değil bir edattır. Bu yüzden ardından gelen fiil -ing biçimini alır ve bir isim öbeği gibi işlev görür: compared to experience değil, compared to experiencing denir.
Alıştırma
İngilizce cümleyi compared to ve wait fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: Booking online was easy ____ in line at the office.
Cevabı göster
compared to waiting
Funnily enough, this has even been documented in politics. Notlar
0:45İşin ilginç yanı, bu durum siyasette bile belgelenmiştir.
Şaşırtıcı bir geçiş olarak Funnily enough
“Funnily enough”, cümlenin başında kullanılan ve sonraki gerçeği şaşırtıcı, ilginç ya da tesadüfi olarak çerçeveleyen bir söylem belirtecidir. Burada dinleyiciyi önceki konudan siyaset alanındaki kanıtlara doğru beklenmedik bir geçişe hazırlar. “Funnily”, gerçeğin mutlaka kahkaha attıracak kadar komik olduğu anlamına gelmez. İfade, açıklamayı düzenler ve konuşanın hafifçe eğlenmiş ya da şaşırmış tutumunu ekler.
Alıştırma
Örnekte “Funnily enough” ifadesinin temel işlevi nedir?
- Sonraki gerçeği hafif bir tutumla şaşırtıcı veya ilginç olarak sunar.
- Sonraki ifadenin bir şaka olacağını vaat eder.
- Sonraki gerçeğin doğrulanmadığını gösterir.
Cevabı göster
Sonraki gerçeği hafif bir tutumla şaşırtıcı veya ilginç olarak sunar.
has even been documented: present perfect edilgen yapıda kanıt
“has even been documented” ifadesinde has ... been documented, has + been + geçmiş zaman ortacı yapısıyla present perfect edilgen yapıyı oluşturur. Bu yapı, olgunun şimdiden önceki bir zamanda kaydedildiğini veya gözlemlendiğini ve bu kanıtın mevcut tartışma açısından önemli olduğunu belirtir; kaydı kimin yaptığı odakta değildir. Burada documented, yalnızca bir belgeye yazılmış olmayı değil, sistemli kayıtlar, gözlemler veya yayımlanmış bulgularla desteklenmeyi ifade eder. Even, siyaseti kanıtın görüldüğü beklenmedik ek bir alan olarak işaretler.
Alıştırma
Hangi cümle, bugüne kadar kayıtlı kanıt bulunduğunu dikkatli biçimde belirtirken şaşırtıcı bir ek ortamı da vurgular?
- The effect has even been proven to occur in small online groups.
- The effect has even occurred in small online groups.
- The effect has even been documented in small online groups.
Cevabı göster
The effect has even been documented in small online groups.
males who voted for Obama were found to have much higher levels of testosterone after he won Dilbilgisi
0:51Obama'ya oy veren erkeklerin, onun zaferinin ardından testosteron seviyelerinin çok daha yüksek olduğu görüldü,
“were found to have” edilgen raporlama yapısı
“were found to have” ifadesinde found, fiziksel olarak bulunmak anlamına gelmez. Özne + was/were found to + fiil edilgen yapısı, bir çalışma, test veya araştırmanın özne hakkında bir sonuç ortaya koyduğunu belirtir. Burada çalışma, erkeklerin testosteron seviyelerinin daha yüksek olduğunu göstermiştir. Bu yapı kişileri veya sonucu öne çıkarır ve araştırmacıların kim olduğunu belirtmez. Bu nedenle resmî raporlarda yaygındır.
Alıştırma
Dersteki yapıyı kullanarak bu resmî araştırma raporunu tamamlayın: In the study, children who slept longer ____ better concentration in the morning.
Cevabı göster
were found to have
2008 ABD seçimi: Obama ve McCain
“2008 US election” burada 2008 ABD başkanlık seçimini ifade eder. Barack Obama ve John McCain iki ana adaydı ve seçimi Obama kazandı. Kazanan Obama olduğu için “he won” ifadesindeki he, Obama'yı belirtir. Cümle, kazanan adayı destekleyen erkeklerle kaybeden aday McCain'i destekleyen erkekleri karşılaştırır.
Alıştırma
Hangi ifade cümledeki isimleri ve gönderimi doğru açıklar?
- 2008 ABD başkanlık seçimini McCain kazandı ve Obama onun başlıca rakibiydi.
- Obama ve McCain bir spor müsabakasında oy kullanan kişilerdi.
- 2008 ABD başkanlık seçimini Obama kazandı ve McCain onun başlıca rakibiydi.
Cevabı göster
2008 ABD başkanlık seçimini Obama kazandı ve McCain onun başlıca rakibiydi.
When your favorite athlete takes home the gold, Deyimler
0:57En sevdiğin sporcu altın madalyayı kazandığında,
takes home the gold: en büyük ödülü kazanmak
Bu spor ifadesinde takes home the gold, altın madalyayı kazanmak veya birinci olmak anlamına gelir. The gold, altın madalyayı ve şampiyonluğu temsil eder. Kalıp take/takes/took home the gold biçimlerinde kullanılabilir. Odak noktası en iyi sonucu elde etmektir; altın renkli bir nesneyi gerçekten eve götürmek değildir.
Alıştırma
Cümleyi, birinci oldu anlamına gelen ders ifadesiyle tamamlayın: Maya finished ahead of every other swimmer and ____.
Cevabı göster
took home the gold
a surge of dopamine is also released. Kalıp ifadeler
0:59dopamin salgısında da ani bir artış yaşanır.
a surge of dopamine: ani ve güçlü bir artış
a surge of dopamine isim grubu, salgılanan dopamin miktarının aniden ve güçlü biçimde artması anlamına gelir. Surge, yalnızca dopaminin varlığını değil, hızlı bir yükselişi anlatır. a surge of + isim kalıbı, bir şeyin aniden büyük miktarda ortaya çıkmasını anlatmak için farklı bağlamlarda kullanılabilir. Örneğin a surge of energy veya a surge of requests denebilir.
Alıştırma
Cümleyi, aniden ortaya çıkan büyük bir miktarı anlatan ders ifadesiyle tamamlayın: After the winning goal, the fans felt ____ excitement.
Cevabı göster
a surge of
Biological rush: ani bir bedensel dalga
Burada biological rush, biyolojik süreçlerin oluşturduğu ani ve yoğun bir bedensel heyecan dalgasını ifade eden bir isim öbeğidir. Rush bu dalganın kendisini adlandırır; birinin acele ettiği anlamına gelmez. Biological, kaynağın beden ve beyindeki değişimler olduğunu belirtir. Rush kelimesinin bu anlamı a rush of excitement ve an adrenaline rush gibi ifadelerde de görülür.
Alıştırma
Bu cümlede biological rush ne anlama geliyor?
- Biyolojik araştırmaların yapıldığı bir bina
- Biyolojiyi hızlıca çalışma gereği
- Ani ve yoğun bir bedensel tepki
Cevabı göster
Ani ve yoğun bir bedensel tepki
Popüler bilimde pleasure centers in the brain
Popüler bilim dilinde pleasure centers in the brain, ödül ve hoş duygularla ilgili beyin bölgeleri veya ağları anlamına gelir. Centers geniş bir işlevsel etikettir; bir bina değildir ve mutlaka sınırları kesin olan tek bir noktayı ifade etmez. Bu çoğul ifadeyi, ödülle ilgili birkaç beyin bölümünün öğrenenler için kolaylaştırılmış özeti olarak anlayın.
Alıştırma
Popüler bilim yazılarında pleasure centers in the brain genellikle neyi ifade eder?
- Beyin bozukluklarını tedavi eden klinikler
- Ödül ve hoş duygularla ilgili beyin bölgeleri
- Beynin içinde oda şeklinde tek bir organ
Cevabı göster
Ödül ve hoş duygularla ilgili beyin bölgeleri
while increasing memory and learning: eş zamanlı eylemler
Burada while increasing memory and learning, ana etkiyle aynı anda gerçekleşen ikinci bir etki ekler. increasing ifadesinin örtük öznesi This biological rush ifadesidir; yani bu biyolojik yoğunluk haz merkezlerini etkinleştirir ve aynı zamanda hafızayı ve öğrenmeyi artırır. while + -ing kalıbı, özneyi tekrarlamadan iki eylemi veya etkiyi birbirine bağlamanızı sağlar. Kısa ve öz açıklamalarda yaygındır.
Alıştırma
Hangi cümlede kısa ve öz while + -ing kalıbı doğru kullanılmıştır?
- Hedef kalıp: The fan cools the room while using little energy.
- Yanlış biçim: The fan cools the room while use little energy.
- Yanlış biçim: The fan cools the room while it using little energy.
Cevabı göster
Hedef kalıp: The fan cools the room while using little energy.
This increased memory helps explain why some people continue to watch sports. Kalıp ifadeler
1:05Hafızadaki bu güçlenme, bazı insanların neden spor izlemeye devam ettiğini açıklamaya yardımcı olur.
helps explain why: nedenin bir bölümünü açıklamak
Burada helps explain why, bir şeyin neden gerçekleştiğini açıklayan nedenin bir bölümünü sağlaması anlamına gelir. Artan hafıza, bazı insanların neden spor izlemeye devam ettiğini anlamamıza yardımcı olabilecek bir etken olarak sunulur; tek neden olarak sunulmaz. Yapı, özne + helps + fiilin yalın hâli şeklindedir: increased memory helps explain. Bunun ardından bir why yan cümlesi gelir. Bu yapı, bir gözlemi veya kanıtı bir sonuçla temkinli biçimde ilişkilendirir.
Alıştırma
Hangi cümle, bir etkenin nedenin yalnızca bir parçası olduğu temkinli bir açıklama sunar?
- Güçlü kanıt: Bright signs prove that the store stays busy at night.
- Kısmi açıklama: Bright signs help explain why the store stays busy at night.
- Doğrudan neden: Bright signs cause the store to stay busy at night.
Cevabı göster
Kısmi açıklama: Bright signs help explain why the store stays busy at night.
They're looking to recreate the physiological excitement they can't seem to forget. Notlar
1:09Unutamadıkları o fizyolojik heyecanı yeniden yaşamaya çalışırlar.
looking to recreate: bir şeyi yeniden üretmeyi amaçlamak
Bu cümlede looking to recreate, “yeniden üretmeye çalışmak veya bunu amaçlamak” demektir. Buradaki look to + fiilin yalın hâli, gözlerle bakmayı anlatmaz; bir hedefi ya da planlanan eylemi belirtir. Recreate sözcüğündeki re- “yeniden” fikrini korur: aynı tür heyecanın tekrar yaşanmasını isterler. Bu ifade, başarının kesin olduğunu değil, umut edilen sonucu vurgular. Aynı kalıp bir duyguyu, atmosferi, etkiyi veya sonucu yeniden yaratma girişimini anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi “aynı sonucu yeniden üretmeye çalışmak” anlamındaki vurgulanan ifadeyle tamamlayın: After last year's successful event, the organizers are ____ its welcoming atmosphere.
Cevabı göster
looking to recreate
can't seem to forget: süregelen bir güçlüğü ifade etmek
Can't seem to forget, “unutamıyor gibi görünmek” ya da burada daha doğal biçimde “unutmaya çalışsa da hatırlamaya devam etmek” demektir. Olumsuzluk seem to forget düşüncesinin tamamını kapsar; seem kişinin rol yaptığı anlamına gelmez. Can't seem to + fiilin yalın hâli, bir güçlüğü konuşanın izlenimi veya tekrarlanan deneyimi olarak sunar. Yalnızca can't kullanmaya göre genellikle daha az kesin ve daha gözlemsel duyulur, ancak sorunun sürdüğünü yine de vurgular.
Alıştırma
Anının kalıcı olduğunu göstermek için cümleyi vurgulanan ifadeyle tamamlayın: Years later, I still ____ what she said.
Cevabı göster
can't seem to forget
The brain also contains cells called mirror neurons, Notlar
1:13Beyinde ayna nöron adı verilen hücreler de bulunur;
cells called mirror neurons: kısaltılmış edilgen ilgi cümleciği
cells called mirror neurons ifadesinde called mirror neurons, cells sözcüğünden sonra gelen bir geçmiş zaman ortacı öbeğidir. cells sözcüğünü niteler ve cells that are called mirror neurons ile aynı anlama gelir. Edilgen biçim önemlidir: hücrelere mirror neurons adı verilmektedir. Called, cümlenin geçmiş zamandaki ana fiili değildir; ana fiil contains sözcüğüdür.
Alıştırma
Özgün cümlede called mirror neurons ne işe yarar?
- Hücrelerin ne yaptığını anlatan, geçmiş zamandaki ana fiildir.
- cells sözcüğünü niteler ve cells that are called mirror neurons anlamına gelir.
- Hücrelerin diğer nöronlara yüksek sesle seslendiği anlamına gelir.
Cevabı göster
cells sözcüğünü niteler ve cells that are called mirror neurons anlamına gelir.
mirror neurons: gerçek değil, işlevsel bir ayna
Ayna nöronlar bir sinirbilim kavramıdır: bir kişi bir hareketi yaptığında ve başka birinin gerçekleştirdiği belirli hareketleri gözlemlediğinde etkinleşebilen nöronlardır. Bu bilgi, hareketleri görmek ile başkalarını anlamak arasındaki bağlantıların neden tartışıldığını kavramaya yardımcı olur. Mirror, görünüşü anlatan bir sözcük değil, işlevsel bir benzetmedir. Bu nöronlar görüntüleri yansıtmaz; adları, bir hareketi yaparken ve gözlemlerken oluşan etkinlik arasındaki kısmi benzerliğe işaret eder.
Alıştırma
Burada mirror neurons ifadesindeki mirror en doğru olarak neyi anlatır?
- Bir hareketi yaparken ve gözlemlerken oluşan bazı sinirsel etkinlikler arasındaki işlevsel benzerlik.
- Beynin içinde görsel bir görüntüyü yansıtan nöronlar.
- Yalnızca bir kişi aynaya baktığında var olan nöronlar.
Cevabı göster
Bir hareketi yaparken ve gözlemlerken oluşan bazı sinirsel etkinlikler arasındaki işlevsel benzerlik.
which are not only activated when completing an action, Dilbilgisi
1:15bunlar yalnızca bir eylemi gerçekleştirdiğimizde değil,
but also when viewing it or even hearing it.
1:18o eylemi izlediğimizde, hatta sesini duyduğumuzda bile etkinleşir.
Paralel eklemeler için not only ... but also
not only ... but also ... bağıntılı yapısı, are activated fiil grubuna bağlı iki paralel koşulu birleştirir. Bu cümlede ilk koşul when completing an action, eklenen koşul ise when viewing it or even hearing it bölümüdür. Buradaki but also, ilk fikirle ilgisiz bir karşıtlık başlatmaz. İkinci koşulu ilkinin ötesine geçen bir ek olarak sunar; even ise hearing sözcüğüne fazladan vurgu verir. Bu yapıyı başka durumlarda açık biçimde kullanmak için not only ve but also sonrasında birbiriyle eşleşen dil bilgisel biçimler kullanın.
Alıştırma
İkinci bir paralel hizmet ekleyen iki parçalı yapıyla cümleyi tamamlayın: “The library ____ lends books ____ offers free workshops.”
Cevabı göster
not only · but also
when completing ... / when viewing ...: kısaltılmış when yan cümleleri
Vurgulanan iki bölümde de when + -ing, kısaltılmış bir zarf yan cümlesidir. Daha tam kalıp when + özne + be + -ing şeklindedir: when completing an action, anlaşılmış öznenin bir eylemi gerçekleştirdiği zamanı anlatır; ikinci bölüm de viewing ve hearing için aynı şekilde çalışır. Anlaşılmış özne, which sözcüğünün gönderme yaptığı varlıktır; yani önceki bağlamdaki ayna nöronlardır, yeni ve genel bir izleyici değildir. Bu nedenle completing, viewing ve hearing birbirinden bağımsız temel fiiller değildir. Bu kısaltmayı başka durumlarda yalnızca anlaşılmış özne, nitelediği yan cümlenin öznesiyle aynı olduğunda kullanın.
Alıştırma
İki eylemi de Ava yaptığı için baştaki when yan cümlesini kısaltın: “When she is cycling to school, Ava wears a helmet.” Yalnızca kısaltılmış başlangıç yan cümlesini yazın: ____, Ava wears a helmet.
Cevabı göster
When cycling to school
Certain mirror neurons will be activated when throwing a ball,
1:20Bazı ayna nöronlar, top attığımızda,
seeing someone throw a ball: see + nesne + yalın fiil
seeing someone throw a ball ifadesinde seeing, see fiilinin -ing biçimidir. Seeing'den sonra nesne olan someone gelir; ardından to almayan yalın fiil throw kullanılır. Someone, throw eylemini yapan kişidir. see + nesne + yalın fiil yapısı, görülen eylemi bütünüyle gerçekleşen tek bir olay olarak sunar. Bu nedenle seeing someone throw denir; seeing someone to throw veya seeing someone throws denmez.
Alıştırma
Gördüğünüz tamamlanmış bir eylemi anlatan biçimi seçin: I saw Maya ___ the ball across the yard.
- throwing
- throws
- throw
- to throw
Cevabı göster
throw
or even hearing the word ball. Anlatım akışı
1:24hatta yalnızca “top” kelimesini duyduğumuzda bile etkinleşir.
artan bir listede or even
Or even, bir listedeki son unsuru daha şaşırtıcı veya uç bir olasılık olarak tanıtır. Or alternatifleri bağlar; even ise derecelendirme vurgusu ekleyerek son örneğin dinleyicinin beklediğinden daha ileri olduğunu gösterir. Bu cümlede örnekler top atmaktan birinin top attığını görmeye, ardından yalnızca ball kelimesini duymaya doğru ilerler. Or even son adımı, ilerlemedeki en çarpıcı ve en dolaylı olasılık olarak öne çıkarır.
Alıştırma
Son unsuru daha şaşırtıcı bir alternatif olarak gösteren ifadeyi seçin: The small device can count steps, track sleep, ___ translate short messages.
- or even
- or ever
- but even
- and even
Cevabı göster
or even
It's the reason we can put ourselves in another's shoes Deyimler
1:27Bu yüzden kendimizi bir başkasının yerine koyabiliriz
put ourselves in another's shoes: başka birinin durumunu hayal etmek
put ourselves in another's shoes bir deyimdir. Başka bir kişinin yaşadıklarını hayal ederek onun duygularını veya bakış açısını anlamak anlamına gelir. Burada ourselves konuşan kişiyi ve onun grubunu belirtir; another's shoes ise gerçek ayakkabıları değil, başka bir kişinin içinde bulunduğu durumu anlatır.
Alıştırma
Bu cümlede put yourself in another's shoes ne anlama geliyor?
- Başka bir kişinin sizinle aynı fikirde olmasını sağlamak
- Başka bir kişinin duygularını ve durumunu anlamaya çalışmak
- Başka bir kişinin kıyafetlerini anlatmak
- Başka bir kişinin gerçek ayakkabılarını giymek
Cevabı göster
Başka bir kişinin duygularını ve durumunu anlamaya çalışmak
and why we experience a similar emotional and physical reaction to somebody else winning. Dilbilgisi
1:29ve bir başkası kazandığında onunkine benzer duygusal ve fiziksel tepkiler yaşarız.
reaction to somebody else winning: başka birinin kazanmasına tepki
reaction to somebody else winning, başka bir kişinin kazanması olayına verilen duygusal veya fiziksel tepkiyi ifade eder. Temel yapı reaction to ve ardından isim gibi işlev gören bir olaydır: to edatından sonra -ing yapısındaki somebody else winning gelir. Bu yapıda somebody else, winning fiilinin anlamca öznesidir. Kazanan biz değiliz; tepkiyi yaşayan kişiler biziz.
Alıştırma
Cümleyi hangi ifade doğru tamamlar? She had a strong reaction to ___ .
- somebody else winning
- somebody else won
- somebody else win
- somebody else to win
Cevabı göster
somebody else winning
scientists monitoring both athletes and spectators see the same parts of the brain activated, Dilbilgisi
1:34hem sporcuları hem de seyircileri inceleyen bilim insanları, beynin aynı bölgelerinin etkinleştiğini görüyor;
scientists monitoring both athletes and spectators: scientists sözcüğünü niteleyen -ing grubu
Ana isim scientists'tır. Ardından gelen monitoring both athletes and spectators -ing grubu, hangi bilim insanlarının kastedildiğini açıklar. Bu yapı scientists who are monitoring both athletes and spectators biçiminde açılabilir. monitoring bu niteleyici grubun parçası olduğundan cümlenin ana fiili değildir. Ana fiil see'dir: bilim insanları bir şey görür. Önce ana ismi bulmak, haberlerdeki ve bilimsel yazılardaki uzun cümleleri takip etmeyi kolaylaştırır.
Alıştırma
“Researchers studying sleep patterns notice a change” cümlesinde tüm cümlenin ana fiili hangi sözcüktür?
- Researchers
- studying
- notice
Cevabı göster
notice
see the same parts of the brain activated: see + nesne + geçmiş zaman ortacı
Burada see fiilini bir nesne olan the same parts of the brain ve ardından geçmiş zaman ortacı activated izler. Activated, beynin bu bölümleriyle ilgili neyin gözlemlendiğini açıklar: bu bölgeler etkinleştirilmiş durumdadır. Görme eylemini bilim insanları yapar, ancak etkinleştirme eylemine maruz kalanlar beyin bölgeleridir. Activated, see ile yan yana duran ikinci bir ana fiil değildir. see + nesne + geçmiş zaman ortacı yapısı, nesnenin başına gelen bir eylemi veya nesnenin durumunu gözlemlediğimizi anlatır.
Alıştırma
“Mia saw the door pushed open” cümlesi ne anlama gelir?
- Kapı Mia'yı gördü.
- Mia kapıyı kendisi iterek açtı.
- Mia kapının itilerek açıldığını gördü.
Cevabı göster
Mia kapının itilerek açıldığını gördü.
as if the viewer were playing: gerçek dışı bir karşılaştırma
as if the viewer were playing the game ifadesinde as if, gözlemlenen beyin etkinliğiyle hayalî bir durumu karşılaştırır. Seyirci gerçekte oyunu oynamaz; beyin etkinliği, seyirci bir oyuncu olsaydı ortaya çıkabilecek etkinliğe benzer. Were gerçeklikten uzaklığı işaretler. Bu, be fiilinin gerçek dışı veya dilek kipi kullanımıdır; bu nedenle were, the viewer gibi tekil bir özneyle kullanılabilir ve geçmişte gerçekten yaşanmış bir olayı anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi as if ve be fiilinin resmî gerçek dışı biçimiyle tamamlayın: He describes the rescue ____ there himself.
Cevabı göster
as if he were
this allows us to understand the mental states of others
1:42bu sistem başkalarının zihinsel durumlarını anlamamızı,
From an evolutionary perspective: bir bakış açısını çerçevelemek
From an evolutionary perspective, bir bakış açısını belirleyen çerçevedir. Dinleyiciye, sonraki iddianın olguyu her olası açıdan değil, bir yeteneğin hayatta kalmaya veya toplumsal anlayışa nasıl katkıda bulunmuş olabileceği gibi evrim açısından açıklayacağını bildirir. İfade başa yerleştirildiğinde, sonraki yorumun dayanağını önceden açıklayarak savı düzenler. Virgül bu bakış açısı çerçevesini ana cümleden ayırır.
Alıştırma
Cümleyi evolutionary kullanan bakış açısı çerçevesiyle tamamlayın: ____, cooperation may have helped early humans survive.
Cevabı göster
From an evolutionary perspective
as well as ile son bir öge eklemek
Bu cümlede as well as, daha önce belirtilen understand ve interpret becerilerinden sonra bir beceri daha ekler: empathize. Anlamı ‘ve ayrıca’ ya da ‘-e ek olarak’ şeklindedir; ardından gelen öge çoğu zaman ek bir unsur gibi sunulur. Bağlanan biçimler paralel olmalıdır. Burada understand, interpret ve empathize, allows us to yapısına bağlı yalın fiil biçimleridir; bu nedenle as well as empathize yapıya uygundur.
Alıştırma
Son bir etkinlik ekleyen üç sözcüklü bağlayıcıyla cümleyi tamamlayın: The program teaches reading and writing, ____ public speaking.
Cevabı göster
as well as
empathize with someone kullanımı
Empathize with someone, o kişinin duygularını ya da deneyimini anlamak ve hayal ederek paylaşmak demektir. empathize with them ifadesindeki them, anlaşılmaya çalışılan diğer insanları belirtir. Yaygın kalıp empathize with + person biçimindedir; empathize with her, empathize with them veya empathize with people in that situation gibi kullanılır. Empati kurmak aynı fikirde olmayı gerektirmez: farklı bir değerlendirme yaparken de birinin nasıl hissettiğini anlayabilirsiniz.
Alıştırma
Empathize ve doğru edatı kullanarak cümleyi tamamlayın: I disagree with Leo's decision, but after hearing his story, I can ____ him.
Cevabı göster
empathize with
It also helps to explain why we find such pleasure and excitement Kalıp ifadeler
1:49Ayrıca neden böylesine büyük bir haz ve heyecan duyduğumuzu açıklamaya da yardımcı olur,
in seeing our favorite team or athlete become a champion.
1:52favori takımımızın ya da sporcumuzun şampiyon oluşunu izlerken.
find such pleasure and excitement in seeing: görmekten bu kadar büyük bir zevk ve heyecan duymak
Burada find, “bulmak” değil, “hissetmek” anlamındadır. find + duygu adı + in + -ing yapısı, o duyguyu doğuran etkinliği veya olayı belirtir. Such, and ile bağlanan pleasure ve excitement duygularının derecesini güçlendirir. in bir edat olduğu için see fiili -ing biçimiyle seeing olur.
Alıştırma
Cümleyi find pleasure in doing yapısında kullanılan edatla tamamlayın: Lena finds great pleasure ____ drawing animals after school.
Cevabı göster
in
scientists have found that some people have problems with this mirror neuron system.
1:55bilim insanları bazı insanların bu ayna nöron sistemiyle ilgili sorunlar yaşadığını keşfetmiştir.
Cümle başında tüm ifadeyi yorumlayan Curiously,
Burada Curiously, tüm cümle hakkında yorum yapan bir cümle zarfıdır. Ardından gelen gerçeğin beklenmedik veya dikkate değer olduğunu belirtir. Cümlenin başında yer alıp ardından virgül gelmesi, şaşırtıcı bir noktaya geçildiğini gösterir. Bilim insanlarının eylemi nasıl yaptığını anlatmaz.
Alıştırma
“Curiously, scientists have found that some people have problems with this mirror neuron system,” cümlesinde Curiously ne yapar?
- Bilim insanlarının araştırmayı merakla yürüttüğünü söyler.
- Keşfin tamamının şaşırtıcı veya dikkate değer olduğunu belirtir.
- Sorunu yaşayan kişilerin meraklı olduğunu söyler.
Cevabı göster
Keşfin tamamının şaşırtıcı veya dikkate değer olduğunu belirtir.
This renders them unable to empathize with others, Dilbilgisi
1:59Bu durum, onları başkalarıyla empati kuramaz hâle getirir
renders them unable to...: render + nesne + sıfat
“renders them unable to empathize with others,” ifadesinde render, render + nesne + sıfat yapısını izler: renders fiildir, them nesnedir ve unable ortaya çıkan durumu anlatır. Burada sorun nedeniyle etkilenen kişilerin başkalarıyla empati kuramaz duruma gelmesi anlamına gelir. unable sonrasındaki to mastarı, yapamadıkları eylemi belirtir: unable to empathize. Daha genel olarak bu ettirgen yapı, bir şeyin bir kişiyi veya nesneyi belirli bir duruma soktuğunu ifade eder.
Alıştırma
Cümleyi render fiilinin geçmiş zaman biçimi ve “yapamayan” anlamındaki sıfatla tamamlayın: The injury ____ him ____ to walk for several weeks.
Cevabı göster
rendered · unable
serial killers have been found to lack this mirror neuron system.
2:04seri katillerin bu ayna nöron sisteminden yoksun olduğu görülmüştür.
may be a great example of our adapted hormonal and neuronal systems at work Deyimler
2:09evrimle şekillenmiş hormonal ve nöral sistemlerimizin işleyişine harika bir örnek olabilir;
at work: sonuç üreten temel bir sistem
Burada at work, “iş yerinde” anlamına gelmez. “İşleyen” veya “etkin biçimde bir sonuç üreten” anlamındadır. Bu ifade, uyum sağlamış hormonal ve nöronal sistemleri, etkileri insanların spora duyduğu ilgide gözlemlenebilen mekanizmalar olarak sunar. Bu kullanım çoğu zaman bir isimden sonra gelir: forces at work, a principle at work veya a system at work. Bir örneğin ortaya çıkardığı temel nedeni veya süreci belirtmeye yardımcı olur.
Alıştırma
Cümleyi “etkin biçimde bir sonuç üretmek” anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: In this experiment, we can see natural selection ____.
Cevabı göster
at work
the human race ... humans race: race kelimesinin iki dil bilgisel görevi
“the human race” içinde race, bütün insanlık anlamına gelen kalıplaşmış bir isim öbeğinin içindeki isimdir. Burada bir koşu yarışması anlamına gelmez. “humans race” içinde humans öznedir ve race, hızlı hareket ederek yarışmak anlamına gelen bir fiildir. Aynı kelimeyi yeni bir dil bilgisel görev ve anlamla tekrarlamak bir kelime oyunu yaratır ve fikri yeniden spora bağlar.
Alıştırma
“the human race. While watching humans race.” ifadesini kelime oyunu yapan nedir?
- Her iki bölüm de herkesin aynı yarışmada koştuğu anlamına gelir.
- “the human race” bütün insanlar anlamına gelirken “humans race” insanların hızlı hareket ederek yarıştığı anlamına gelir.
- Her iki bölümde de “race” bir spor müsabakası anlamına gelir.
Cevabı göster
“the human race” bütün insanlar anlamına gelirken “humans race” insanların hızlı hareket ederek yarıştığı anlamına gelir.
Don't forget we have a new video out every day during the Olympics.
2:18Olimpiyatlar boyunca her gün yeni bir video yayımladığımızı unutma.
head to cbc.ca/olympics/ScienceSays for more.
2:22daha fazlası için cbc.ca/olympics/ScienceSays adresine git.
Keep asking those burning questions with the hashtag Deyimler
2:25Aklını kurcalayan o soruları şu etiketle sormaya devam et:
burning questions: acil veya çok merak edilen sorular
Burning questions, yanmakta olan sorular anlamına gelmez. Burning burada mecazidir: Sorular o kadar önemli, acil veya ilgi çekicidir ki insanlar cevaplarını öğrenmeyi çok ister. Burada bu ifade, izleyicileri çözmeyi en çok istedikleri bilim sorularını sormaya devam etmeye teşvik eder. Tekil biçim burning question, çoğul biçim ise burning questions şeklindedir.
Alıştırma
Herkesin cevabını çok merak ettiği önemli bir soruyu anlatmak için derste öğrendiğiniz tam ifadeyle cümleyi tamamlayın: Why the class plant stopped growing is our ____.
Cevabı göster
burning question
ScienceSays and subscribe for more awesome science videos.
2:28#ScienceSays. Daha fazla harika bilim videosu için de abone ol.