GERÇEK BİLİM: Ağır Çekimde Slapshot Fiziği - Smarter Every Day 112: İngilizce çalışma notları
SmarterEveryDay
Video özeti: Testler slap shot hareketinin neden önce buza vurduğunu, sopanın enerjiyi nasıl bıraktığını ve nereden kırıldığını gösteriyor. Başlıca İngilizce noktaları: 1. rite of passage — Kültür, medya ve gerçek yaşam: diş kaybetmeyi hokeye giriş gibi sunan şakayı anlayın; bunu gerçek koşul veya tören sanmayın. 2. not just ... but also — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: iki etkeni paralel bağlayın; enerji bırakma süresinin buza temas yeri kadar önemli olduğunu vurgulayın. 3. sticking with me — Deyimler ve mecazi ifadeler: izlemeyi sürdürenlere edilen teşekkürü anlayın ve hockey stick ile kurulan son sözcük oyununu yakalayın.
Bu derste
Hey, it's me Destin and welcome back to Smarter Every Day.
0:03Merhaba, ben Destin ve Smarter Every Day'e tekrar hoş geldiniz.
So, it might surprise you to know that we have hockey at the university that I went to. Anlatım akışı
0:05Okuduğum üniversitede hokey takımımız olduğunu bilmek sizi şaşırtabilir.
it might surprise you to know that ...: beklenmedik bir olguyu tanıtmak
it might surprise you to know that kalıbı, dinleyeni gelecek bilginin şaşırtıcı olabileceğine hazırlar. Burada konuşmacının okuduğu üniversitede bir hokey takımı olduğunu tanıtır ve bilgiyi söylemeden önce merak oluşturur. Might takımın varlığının belirsiz olduğunu değil, dinleyenin verebileceği tepkiyi anlatır. Konuşmacı gerçekten emin olabilir; yalnızca karşı tarafın tepkisini yumuşak bir şekilde öngörür.
Alıştırma
Kesin ama beklenmedik bir olguyu tanıtmak için bu kalıbı kullanan cümle hangisidir?
- Our town might have a submarine museum, and that may surprise you.
- You might surprise the museum to know our town has one.
- It might surprise our town that you know the museum.
- It might surprise you to know that our town has a submarine museum.
Cevabı göster
It might surprise you to know that our town has a submarine museum.
Anyway, today we're going to talk about the physics of a slap shot.
0:08Her neyse, bugün bir vuruşun fiziği (slap shot) hakkında konuşacağız.
No way, ...: güçlü şaşkınlıkla tepki vermek
No way! güçlü şaşkınlık veya inanmama ifade eden, resmî olmayan bir ünlemdir. Bu cümlede konuşmacı birinin bir dişinin eksik olduğunu görünce tepki veriyor; yani ifadenin anlamı kabaca Buna inanamıyorum! şeklindedir, ortada hiçbir şekilde mümkün değil anlamında değildir. İfade sorudan önce gelerek konuşmacının duygusal tepkisini önce verir; you're missing a tooth? bölümü ise doğrulama ister.
Alıştırma
No way, you won the contest on your first try? cümlesinde No way ne ifade ediyor?
- Güçlü şaşkınlık veya inanmama
- Kelimenin tam anlamıyla yol olmaması
- Sakin bir yol tarifi isteği
- Resmî bir ret
Cevabı göster
Güçlü şaşkınlık veya inanmama
get your tooth knocked out: get + nesne + geçmiş zaman ortacı
get your tooth knocked out ifadesinde yapı get + nesne + geçmiş zaman ortacıdır. Nesne olan your tooth eyleme maruz kalır: bir kişi veya şey dişe vurarak onu yerinden çıkarır. Burada get, kişinin başına gelen istenmeyen bir olayı anlatır. Soru yaralanmanın ne zaman olduğunu sorar; kişinin dişini çektirmek için önceden ayarlama yaptığı anlamına gelmez.
Alıştırma
“He got his tooth knocked out during the game,” cümlesindeki yapı en doğal biçimde ne anlama gelir?
- Kişi yeni bir yedek diş aldı.
- Kişi, diş hekimine dişini çektirmeyi ayarladı.
- Bir darbe kişinin dişinin yerinden çıkmasına neden oldu.
Cevabı göster
Bir darbe kişinin dişinin yerinden çıkmasına neden oldu.
Is it like a rite of passage that you have to lose a tooth in order to play hockey? Notlar
0:34Hokey oynamak için diş kaybetmek bir çeşit geçiş töreni gibi bir şey mi?
Mizahi bir dönüm noktası olarak rite of passage
A rite of passage, kişinin hayatında yeni bir aşamaya girmesini veya bir grup içinde yeni bir statü kazanmasını gösteren olay, tören ya da deneyimdir. Burada konuşan kişi, bir diş kaybetmeyi şakayla karışık biçimde birini gerçek hokey oyuncusu yapan adım gibi gösterir. Bu bir abartıdır; hokey oynamanın gerçek bir şartı değildir.
Alıştırma
Dersin üç sözcüklük ifadesini kullanarak cümleyi tamamlayın: Moving into her first apartment felt like a ____.
Cevabı göster
rite of passage
in order to ile amacı açıkça belirtme
in order to + fiilin yalın hâli amacı açıkça belirtir: ifadenin önündeki eylem, ardından belirtilen hedefe hizmet eden bir eylem olarak sunulur. Burada bir diş kaybetmek, gerçek bir kural olarak değil, hokey oynamak için gerekli bir hazırlıkmış gibi şakayla anlatılıyor. Bu ifade sırayı değil, amacı anlatır. “Hangi amaçla?” diye sor: bir diş kaybetmek, sözde hokey oynayabilmek amacıyla yapılıyor.
Alıştırma
Amacı açıkça belirten üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamla: Maya set an alarm ____ wake up early.
Cevabı göster
in order to
All right, so here's what we're going to do today. Anlatım akışı
0:41Pekala, bugün yapacağımız şey şu.
here's what we're going to do today ile planı duyurma
Here's what we're going to do today ardından gelecek planı duyuran bir geçiş ifadesidir. Here's, here is ifadesinin kısaltmasıdır; ancak bu yapıda dinleyicinin dikkatini fiziksel bir yere değil, sunulacak bilgiye yöneltir. what we're going to do today yan cümlesinin tamamı sunulan bilgiyi belirtir. Yeniden kullanılabilen Here's what + özne + be going to + fiilin yalın hâli kalıbı, konuşmacının giriş sözlerinden gündeme, gösterime veya bir dizi adıma geçmesine yardımcı olur.
Alıştırma
Bir bilim gösterimine başlıyor ve planı duyurmak istiyorsun. Hangi cümle bu kalıbı doğal biçimde kullanıyor?
- Here's what we're going to do today: first, we'll measure the water.
- Here's what are we going to do today: first, we'll measure the water.
- Here what we're going to do today: first, we'll measure the water.
Cevabı göster
Here's what we're going to do today: first, we'll measure the water.
and record it with a Phantom, which I have set up over there. Notlar
0:44ve bunu oraya kurduğum bir Phantom kamerayla kaydedeceğiz.
a Phantom: hayalet değil, kamera markası
Bu cümlede “a Phantom”, doğaüstü bir varlığı değil, Phantom markasına ait yüksek hızlı bir kamerayı ifade eder. “a” bu markadan bir kamerayı belirtir; büyük P harfi de “Phantom”un bir marka veya ürün adı olduğunu gösterir. Çekim bağlamı, konuşanın hareketi kaydetmek için kullanılan ekipmanı belirttiğini açıkça gösterir. “Phantom”, bütün yüksek hızlı kameralar için kullanılan genel bir ad değildir.
Alıştırma
“The science team recorded the balloon popping with a Phantom” cümlesinde “a Phantom” burada ne anlama geliyor?
- Phantom markasının ürettiği yüksek hızlı bir kamera
- Herhangi bir yüksek hızlı kamera için kullanılan genel bir ifade
- Fırlatma videosunda görünen bir hayalet
Cevabı göster
Phantom markasının ürettiği yüksek hızlı bir kamera
set up: ekipmanı kullanıma hazırlamak
“Set up”, bir şeyi kullanıma hazır olacak şekilde kurmak, düzenlemek ve ayarlamak anlamına gelen bir phrasal verb'dür. Burada konuşan kişi, Phantom kamerasını kayıt yapmak için belirli bir yere hazırlamıştır. Bu ifade yalnızca ekipmanın nerede olduğunu değil, hazırlanmış olduğunu anlatır. “Over there” kameranın nerede olduğunu söyler; “set up” ise kameranın iş için hazır hale getirildiğini belirtir.
Alıştırma
Hangi cümlede “set up”, ekipmanı kullanıma hazır olacak şekilde hazırlamak anlamında kullanılmıştır?
- The teacher turned off the projector before class.
- The teacher put the projector over there without connecting it.
- The teacher set up the projector before class.
Cevabı göster
The teacher set up the projector before class.
And then we're going to see exactly what's happening.
0:47Ve sonra tam olarak ne olduğunu göreceğiz.
I've heard that you don't actually hit the puck first, Ton ve niyet
0:49Aslında ilk olarak paka vurmadığınızı duydum,
I've heard that: doğrulanmamış bilgiyi aktarmak
I've heard that, ardından gelen bilgiyi konuşanın bizzat doğruladığı bir gerçek olarak değil, başka insanlardan öğrendiği bir şey olarak sunar. Burada paka ilk vurulup vurulmadığına ilişkin iddianın kesinliğini yumuşatır. I've heard biçimindeki present perfect, geçmişte bir zamanda alınmış ve şu anki konuşmayla hâlâ ilgili olan bilgiyi anlatır.
Alıştırma
I've, hear fiilinin geçmiş zaman ortacı ve that ile kurulan üç kelimelik present perfect aktarım ifadesiyle cümleyi tamamlayın: ____ the cafe may close next month.
Cevabı göster
I've heard that
but I want to look at the dynamics of how that happens.
0:52ama bunun nasıl gerçekleştiğinin dinamiklerine bakmak istiyorum.
Whippier: whippy sözcüğünün gündelik karşılaştırma biçimi
Whippier, gündelik bir sıfat olan whippy sözcüğünün karşılaştırma biçimidir. Bu bağlamda sopanın daha kolay büküldüğü ve ardından hızla eski biçimine döndüğü, böylece daha çok kırbaç benzeri bir his verdiği anlamına gelir. -ier eki bir sopayı diğeriyle karşılaştırır: happy sözcüğünün happier olması gibi whippy de whippier olur.
Alıştırma
"This practice stick feels whippier than my old one," cümlesinde whippier en doğal olarak ne anlama gelir?
- Rengi daha koyudur.
- Daha ağırdır ve sallanması daha zordur.
- Daha kolay bükülür ve hızla eski biçimine döner.
Cevabı göster
Daha kolay bükülür ve hızla eski biçimine döner.
Yeah, well Can you say that as much as possible during this video?
1:06Evet, şey... Bu videoda o kelimeyi mümkün olduğunca çok söyleyebilir misin?
You can get a stiffer one for the bigger guys.
1:11Daha iri adamlar için daha sert bir tane alabilirsin.
Bir meydan okumayı özgüvenle kabul eden “Bring it”
Bu cümlede “bring it”, “hadi, elinden gelen en zorlu şeyi yap” anlamına gelir. Konuşan kişi birinden bir nesneyi taşımasını istemez; kendine güvendiğini ve olacaklara hazır olduğunu gösterir. Bu kısa emir, bir meydan okumayı kabul etmek veya şakacı biçimde cesaret vermek için kullanılır. Anlamı, bring fiilinin olağan fiziksel anlamından değil, durumdan ve ses tonundan gelir.
Alıştırma
Bir takım arkadaşınız “Think you can handle the hardest level?” diyor. Siz “Bring it.” diye cevap veriyorsunuz. Ne anlatıyorsunuz?
- Başlamadan önce durmak istiyorum.
- Meydan okumaya hazırım.
- Lütfen ekipmanı buraya taşı.
Cevabı göster
Meydan okumaya hazırım.
Now what we're going to do is we're going to transition to a wide shot.
2:01Şimdi yapacağımız şey geniş bir çekime geçmek.
Kadraj ölçeği için “close-up shot” ve “wide shot”
close-up shot, izleyicilerin yüz, el veya nesne gibi küçük ayrıntıları görebilmesi için konuyu dar biçimde çerçeveler. wide shot çok daha geniş bir alanı gösterir ve genellikle konuyu çevresindeki mekânla birlikte sunar. Bu cümlede konuşan kişi, ayrıntılı çekimden daha geniş kapsamlı çekime geçerek çekim sırasını düzenler. Bu terimler, sahnenin ne kadarının kadrajda göründüğünü anlatır.
Alıştırma
Yönetmen, izleyicilerin oyuncunun tüm vücudunu ve odanın büyük bölümünü görmesini istiyor. Hangi talimat bu amaca en uygun?
- Use a wide shot.
- Use a close-up shot.
- Zoom in on the actor's eyes.
Cevabı göster
Use a wide shot.
We're going to keep the Phantom at 3200 frames per second, Kelime
2:04Phantom'u saniyede 3200 karede tutacağız,
frames per second (fps): kare hızı birimi
Frames per second, kare hızının birimidir. Bir kameranın bir saniyede kaç ayrı görüntü kaydettiğini belirtir. Burada 3,200 frames per second, her saniye 3.200 ayrı görüntünün yakalandığı anlamına gelir. Yaygın kısaltması fps’dir. Her saniye daha fazla kare kaydetmek zamanı daha küçük aralıklara böler ve görüntüler ağır çekimde izlendiğinde çok hızlı hareketlerin görülmesine yardımcı olur.
Alıştırma
Kamera özelliğini standart birim ifadesiyle tamamlayın: The camera records 3,200 ____, often shortened to fps.
Cevabı göster
frames per second
preload: ana hareketten önce kuvvet uygulamak
Preload, ana hareket başlamadan önce bir nesneye yük veya kuvvet uygulamak anlamına gelen teknik bir fiildir. Bu cümlede sopa önce bastırılıp bükülür ve böylece şuttan önce enerji depolar. Pre- ön eki “önce” anlamına gelir; load ise nesneye uygulanan kuvveti ifade eder. Temel fikir zamanlamadır: ilk kuvvet, ana hareketten önce zaten uygulanmıştır.
Alıştırma
“Before the launch, the mechanism preloads the spring,” cümlesinde preloads ne anlama gelir?
- Fırlatmadan sonra bilgisayara talimat yükler
- Ana hareketten önce yaya kuvvet uygular
- Yalnızca ana hareket başladığında yaya kuvvet uygular
Cevabı göster
Ana hareketten önce yaya kuvvet uygular
and get the entire flex or the deformation of the stick
2:10ve vuruş için (slap shot) hamle yaparken
So, what's the advantage of having a flexible stick?
2:17Peki, esnek bir sopaya sahip olmanın avantajı nedir?
check out: birini bakmaya davet etmek
Burada check out, “bakmak ve dikkat vermek” anlamındadır. Let's check out, izleyiciyi sıradaki yüksek hızlı çekimi birlikte izlemeye çağırır; bu bağlamda high speed, high-speed video veya high-speed images yerine kullanılmıştır. Bu konuşma dili öbek fiili, konuşanın başkalarının fark etmesini istediği bir şeyi tanıtır. Nesne isimse hem check out the replay hem de check the replay out kullanılabilir; nesne zamirse check it out kullanılır.
Alıştırma
Daveti dersteki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Let's ____ this new science exhibit.
Cevabı göster
check out
The player stores potential energy in the stick by striking the ice before he hits the puck. Notlar
2:23Oyuncu, paka vurmadan önce buza vurarak sopada potansiyel enerji depolar.
potential energy: depolanmış enerji
Potential energy, bir nesnenin konumu veya durumu nedeniyle depolanan enerjidir. Bu cümlede hokey sopasını buza bastırmak sopayı büker; böylece sopa, paka vurmadan önce esneklik potansiyel enerjisi depolar. Sopa eski biçimine dönerken bu depolanmış enerji paka aktarılabilir. Fizikteki sabit potential energy teriminde potential yalnızca “mümkün” anlamına gelmez.
Alıştırma
Sıkıştırılmış bir yay hareketsiz tutuluyor. Sıkıştırılması nedeniyle depoladığı enerjiyi hangi İngilizce terim adlandırır?
- Kinetic energy
- Electrical energy
- Potential energy
Cevabı göster
Potential energy
by striking: yöntemi by + -ing ile belirtme
Bu cümlede by striking the ice, oyuncunun sopada potansiyel enerjiyi nasıl depoladığını anlatır. Buradaki by, “bir eylemi yaparak” anlamındadır; “yanında” anlamında değildir. Bir sonucu ortaya çıkaran yöntemi belirtmek için by + fiilin -ing biçimini kullanın: sonuç + by + yöntem. Sonraki before he hits the puck bölümü ise zamanı belirtir ve bu nedenle farklı bir görev üstlenir.
Alıştırma
Yöntemi tamamlamak için test fiilini by + -ing yapısında kullanın: We found the leak ____ each pipe one at a time.
Cevabı göster
by testing
Now, this seems like it would waste energy and slow down his shot, Dilbilgisi
2:28Şimdi, bu enerji harcayacak ve vuruşunu yavaşlatacak gibi görünebilir,
seems like it would: temkinli bir beklenen sonuç
Bu cümlede seems like it would, ilk bakışta olası görünen bir sonucu ortaya koyar: enerjiyi boşa harcamak ve şutu yavaşlatmak. Konuşan kişi bunu ölçülmüş bir gerçek olarak değil, bir izlenim olarak sunar. Burada would, ele alınan durumda hayal edilen veya beklenen bir sonucu belirtir. Geçmişten bakılan bir gelecek anlamı taşımaz. Bu kalıp, daha sonra düzeltilebilecek ilk sezgiyi ifade etmek için kullanışlıdır.
Alıştırma
Katlanır bir masa tasarımına bakıyorsunuz, ancak masa henüz üretilmedi. Hangi cümle kesin bir gelecek tahmini veya geçmişteki bir bakış açısı yerine temkinli biçimde hayal edilen bir sonucu ifade eder?
- It seems like it will take up too much space.
- It seemed like it would take up too much space.
- It seems like it would take up too much space.
Cevabı göster
It seems like it would take up too much space.
does the opposite: ters etki yaratmak
Bu cümlede does the opposite, “ters sonucu doğurur” anlamına gelir. Bir etkinin ortaya çıkması beklenmiştir, ancak gerçek eylem bunun tam tersi bir etkiye yol açar. Buradaki does, daha önce sözü edilen eylemin yerini tutan bir fiildir; böylece konuşan kişi bütün fiil öbeğini tekrarlamaz. Özne it olduğu için üçüncü tekil kişi biçimindedir. "it does work" gibi bir yapıda vurgu yapan yardımcı fiil değildir.
Alıştırma
Cümleyi “ters etki yaratır” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: I thought this button would make the screen brighter, but it ____ and makes it darker.
Cevabı göster
does the opposite
By gradually releasing that potential energy stored up in the stick like a slingshot, Öbek fiiller
2:34Bir sapan gibi sopada depolanan bu potansiyel enerjiyi yavaşça serbest bırakarak,
stored up: biriktirilip sonrası için tutulmuş
Stored up, “daha sonra kullanılabilmesi veya serbest bırakılabilmesi için biriktirilip tutulmuş” anlamına gelir. Burada serbest bırakılmadan önce sopanın içinde biriken potansiyel enerjiyi anlatır. Dil bilgisi bakımından stored up, potential energy ifadesinden sonra gelen bir geçmiş zaman ortacı öbeğidir. "potential energy that is stored up" yapısının kısaltılmış biçimidir. Up parçacığı yukarı yönü değil, birikme veya tamamlanma anlamını ekler.
Alıştırma
Cümleyi store fiilinin “daha sonra serbest bırakılmak üzere biriktirilip tutulmuş” anlamındaki iki sözcüklü biçimiyle tamamlayın: The spring has energy ____ inside it, ready to be released.
Cevabı göster
stored up
the player can make the puck go even faster than he can swing the stick. Dilbilgisi
2:39oyuncu pakın sopayı sallayabildiğinden bile daha hızlı gitmesini sağlayabilir.
make the puck go: make + nesne + fiilin yalın hâli
make the puck go ifadesinde make ettirgen işlevdedir: oyuncu diskin hareket etmesine neden olur. The puck, make fiilinin nesnesidir; go ise ortaya çıkan eylemi belirtir. Etken cümlelerde make + nesne + fiilin yalın hâli kullanılır. go önüne to getirmeyin: make the puck go denir, make the puck to go denmez.
Alıştırma
“Kapının açılmasını sağlamak” anlamı için make + nesne + fiilin yalın hâlini kullanın: Pressing the green button will ____.
Cevabı göster
make the door open
even faster than: karşılaştırmayı güçlendirme
even faster than ifadesinde faster, fast sözcüğünün karşılaştırma biçimidir; than ise karşılaştırma ölçütünü belirtir. Burada diskin hızı, oyuncunun sopayı sallama hızıyla karşılaştırılır. Even karşılaştırma biçimini güçlendirir. Farkın özellikle çarpıcı veya beklenenden büyük olduğunu anlatır; burada “ayrıca” anlamına gelmez ve çift sayıyla ilgili değildir.
Alıştırma
Hız karşılaştırmasını even + karşılaştırma biçimi + than ile tamamlayın: The express train is ____ the local train.
Cevabı göster
even faster than
Look at the over-flex here as the stick outruns the player's hands. Deyimler
2:43Sopa oyuncunun ellerini geçerken buradaki aşırı esnemeye bakın.
outruns the player's hands: mecazi hız karşılaştırması
Burada outruns, bir şeyin başka bir şeyden daha hızlı hareket etmesi anlamına gelir. Sopa gerçekten koşmaz; bu fiil hız farkını bir yarış gibi gösterir. X outruns Y kalıbı, X'in Y'den daha hızlı hareket ettiği ya da geliştiği için öne geçtiğini anlatır. Teknik açıklamalarda X ve Y yalnızca koşucular değil, nesneler veya süreçler de olabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede outruns, bir şeyden daha hızlı hareket etmek veya gelişmek anlamında mecazi bir teknik karşılaştırma olarak kullanılmıştır?
- The technician runs the test twice.
- Maya outruns Leo in the final lap.
- The incoming data outruns the software's ability to process it.
Cevabı göster
The incoming data outruns the software's ability to process it.
This means that a good slap shot is all about timing. Kalıp ifadeler
3:02Bu, iyi bir slap shot'ın tamamen zamanlamayla ilgili olduğu anlamına gelir.
all about timing: temel etkeni belirtme
Burada is all about timing, iyi bir slap shot yapmada temel etkenin zamanlama olduğu anlamına gelir. All about, zamanlamanın tek etken olduğu anlamına gelmek zorunda değildir; en önemli noktayı güçlü biçimde öne çıkarır. Aktarılabilir kalıp be all about + isim ya da -ing biçimidir. Bir etkinliğin merkezindeki fikri, beceriyi veya unsuru belirtmek için kullanılır.
Alıştırma
Zamanlamanın temel etken olduğunu belirten dersteki ifadeyi aynen kullanarak cümleyi tamamlayın: A smooth relay handoff is ____.
Cevabı göster
all about timing
And not just the timing about where you're going to hit the ice, Dilbilgisi
3:05Ve sadece buza nereye vuracağınızın zamanlaması değil,
but also knowing how long it takes that stored up energy to whip out of your stick.
3:08aynı zamanda o depolanmış enerjinin sopanızdan fırlaması için ne kadar zaman gerektiğini bilmektir.
İkinci bir noktayı eklemek için not just ... but also
not just ... but also ... birlikte geçerli olan iki noktayı bağlar. Bu cümlede konuşan kişi hem sopanın buza temas ettiği yeri ve zamanı hem de depolanmış enerjinin sopadan çıkmasının ne kadar sürdüğünü ele alıyor. not just, düşüncenin ilk noktayla sınırlı olmadığını belirtir. but also ek noktayı getirir ve genellikle sonraki bilgiye daha fazla vurgu yapar.
Alıştırma
Cümleyi not just ... but also yapısıyla tamamlayın: “The workshop teaches ____ how to write code, ____ how to test it.”
Cevabı göster
not just · but also
So, to understand the flexibility of a hockey stick,
3:13Bu yüzden, bir hokey sopasının esnekliğini anlamak için,
I once tried to convince him to shoot a coyote in his pasture cuz I thought no,
3:20Bir keresinde onu merasında bir çakalı vurmaya ikna etmeye çalışmıştım çünkü hayır diye düşündüm,
He thought it was a coyote, but it was a donkey.
3:26O onun bir çakal olduğunu düşündü ama bir eşekti.
We break things by pushing, pulling, twisting, fatigue. Kelime
3:31Bir şeyleri iterek, çekerek, bükerek, yorarak kırarız.
fatigue: malzemelerde tekrarlanan yük hasarı
Burada fatigue, tekrarlanan veya değişen yükler altında bir malzemede biriken hasarı anlatan bir mühendislik terimidir. Küçük gerilme döngüleri çatlakları başlatıp büyütebilir ve tek bir döngü malzemeyi kırmaya yetmese bile sonunda malzemenin bozulmasına yol açabilir. Bu kısaltılmış sözlü listede fatigue; itme, çekme ve burmanın yanında başka bir bozulma mekanizmasını adlandırır. Bir insanın yorgun hissetmesini anlatmaz.
Alıştırma
“The bridge was inspected for fatigue after years of traffic,” cümlesinde fatigue ne anlama gelir?
- Tekrarlanan yükleme nedeniyle biriken hasar
- Denetçilerin fiziksel yorgunluğu
- Alışılmadık derecede büyük tek bir kuvvetin yol açtığı kırılma
Cevabı göster
Tekrarlanan yükleme nedeniyle biriken hasar
wear them out: wear out fiilini zamirle kullanmak
Bu cümlede wear them out, nesneleri tekrar tekrar kullanıp veya test edip hasar görerek artık işe yaramaz hâle gelmelerine neden olmak demektir. Burada geçişli kullanılmıştır: bir kişi bir şeyi eskitir. Wear out ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne bir zamirse wear ile out arasına gelir: wear them out denir, wear out them denmez. Geçişsiz biçim ise bir nesnenin kullanımla eskimesini anlatır; These shoes wore out buna örnektir.
Alıştırma
Cümleyi wear out ve them zamiriyle tamamlayın: Because we test these pads every day, we ____ quickly.
Cevabı göster
wear them out
One interesting thing I discovered while doing this Anlatım akışı
3:47Bunu yaparken keşfettiğim ilginç bir şey
is hockey players often have no idea what the flex number on their stick means. Dilbilgisi
3:48hokey oyuncularının sopalarındaki esneklik (flex) numarasının ne anlama geldiği hakkında genellikle hiçbir fikrinin olmamasıdır.
One interesting thing I discovered ... is ...: bir bulguyu sunmak
One interesting thing I discovered while doing this is ... kalıbı, ana bulguyu vermeden önce dinleyiciyi hazırlar. Önce bulguyu ilginç olarak değerlendirir, ardından bir etkinlik yapılırken ortaya çıktığını belirtir ve son olarak bulguyu is sözcüğünden sonra sunar. Dil bilgisi açısından One interesting thing öznedir. I discovered, thing sözcüğünü açıklayan ve that sözcüğünün atıldığı bir ilgi cümleciğidir; while doing this ise keşfin gerçekleştiği etkinliği veya zamanı belirtir. Is sonrasındaki tam cümlecik bulguyu açıklar; that kullanılabilir veya atılabilir. Bu yapı, anlatımı bağlamdan sonuca açıkça taşır.
Alıştırma
Bir etkinlikten elde edilen bulguyu tanıtmak için bu kalıbı doğru kullanan cümle hangisidir?
- While doing this experiment, I found it interesting that the ice with salt melted first.
- One interesting thing I discovered while doing this experiment is that the ice with salt melted first.
- I discovered an interesting experiment about putting salt on ice.
Cevabı göster
One interesting thing I discovered while doing this experiment is that the ice with salt melted first.
have no idea what ... means: dolaylı soru söz dizimi
have no idea what ... yapısında have no idea “hiç bilmemek” anlamına gelir; what ise bilinmeyen bilgiyi belirten dolaylı soruyu başlatır. Burada bilinmeyen bilgi, sopadaki flex numarasının anlamıdır. Bu soru bir bildirme cümlesinin içine yerleştirildiği için what the flex number ... means şeklinde düz cümle söz dizimi kullanılır. Bağımsız bir sorudaki gibi do/does eklenmez.
Alıştırma
Dolaylı soruyu tamamlamak için verilen sözcükleri doğru sıraya koyun: “I have no idea ____.” Sözcükler: what / this button / does
Cevabı göster
what this button does
If you uh support a stick on both sides here and you hang weights right in the center,
3:52Eğer, uh, bir sopayı buradan her iki taraftan desteklerseniz ve ağırlıkları tam merkeze asarsanız,
is an indication for how much weight it takes to deflect a hockey stick 1 in.
3:59bir hokey sopasını 1 inç esnetmek için ne kadar ağırlık gerektiğini gösteren bir belirtidir.
flex number: hokey sopasının sertlik derecesi
Bir hokey sopasındaki flex number, sertlik derecesidir. Standart bir testte sapı bir inç bükmek veya saptırmak için yaklaşık kaç libre kuvvet gerektiğini gösterir. Daha yüksek bir sayı genellikle daha sert bir sopa anlamına gelir: aynı bir inçlik bükülmeyi oluşturmak için daha fazla kuvvet gerekir. Bu sayı, sopanın kaç kez büküldüğünü göstermez.
Alıştırma
Daha yüksek bir flex number genellikle neyi gösterir?
- Sopa daha serttir ve bir inç bükmek için daha fazla kuvvet gerekir.
- Sopa tam olarak bir inç daha uzundur.
- Sopa daha önce daha çok kez bükülmüştür.
Cevabı göster
Sopa daha serttir ve bir inç bükmek için daha fazla kuvvet gerekir.
The problem is, often manufacturers don't do it correctly,
4:03Sorun şu ki, genellikle üreticiler bunu doğru yapmıyor,
so we have all these sticks from different manufacturers and
4:06bu yüzden farklı üreticilerden gelen tüm bu sopalarımız var ve
Dr. Evans is going to take the data as I apply weight to the stick and
4:08Ben sopaya ağırlık uygularken Dr. Evans verileri alacak ve
we're going to measure the actual flex number against the claimed flex number. Kalıp ifadeler
4:12gerçek esneklik değerini iddia edilen esneklik değerine karşı ölçeceğiz.
measure A against B: B'yi karşılaştırma ölçütü olarak kullanmak
measure A against B kalıbında A, test edilen veya değerlendirilen sonuçtur; B ise karşılaştırmada kullanılan referanstır. Bu cümlede, ölçümle bulunan esneklik değeri üreticinin beyan ettiği değerle karşılaştırılarak kontrol ediliyor. Against burada fiziksel temas veya çatışmayı değil, bir ölçütle karşılaştırmayı belirtir. Bir kanıtı ya da ölçüm sonucunu belirtilen bir değer, standart, hedef veya iddiayla kontrol ederken bu kalıp kullanılabilir.
Alıştırma
Laboratuvarın ölçüm sonucunu şirketin yayımladığı değerle karşılaştırarak test edeceğini doğru şekilde anlatan cümle hangisidir?
- The company's published value will measure our test result.
- We will measure our test result against the company's published value.
- We will measure our test result with the company's published value.
Cevabı göster
We will measure our test result against the company's published value.
We hung calibrated weights from four different sticks, each with a different flex number.
4:16Her biri farklı bir esneklik numarasına sahip dört farklı sopaya kalibre edilmiş ağırlıklar astık.
Then we recorded the deflection values for each stick and generated a curve representing its stiffness. Kelime
4:20Ardından her sopa için esneme değerlerini kaydettik ve sertliğini temsil eden bir eğri oluşturduk.
generate a curve representing ...: bir şeyi gösteren eğri oluşturmak
Generated a curve, kaydedilen değerlerin işlenerek grafikte çizilmiş bir eğriye dönüştürüldüğü anlamına gelir. Buradaki curve, sopanın fiziksel olarak bükülmüş şekli değil, veriler arasındaki ilişkiyi gösteren bir grafiktir. Representing its stiffness, curve sözcüğünü niteleyen bir present participle yapısıdır. a curve that represents the stick's stiffness ile aynı anlamdadır ve grafiğin neyi gösterdiğini kısa biçimde açıklar.
Alıştırma
Verilerin grafiğe dönüştürüldüğünü ve grafiğin pil performansını gösterdiğini doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?
- We generated a curve representing the battery's performance.
- We generated a curve representation the battery's performance.
- We generated a curve represented the battery's performance.
Cevabı göster
We generated a curve representing the battery's performance.
The flex value is the weight in pounds required to deflect the stick 1 in.
4:26Esneklik değeri, sopayı 1 inç esnetmek için gereken pound cinsinden ağırlıktır.
The numbers we measured, however, were much lower than the manufacturers' numbers, Anlatım akışı
4:30Ancak ölçtüğümüz rakamlar üreticilerin rakamlarından çok daha düşüktü,
Cümle ortasındaki however
However, bu sonucun bir beklentiyle veya daha önce ele alınan bilgiyle çeliştiğini gösterir. Burada ölçülen değerler, belirtilen değerlere yakın olmak yerine üreticilerin değerlerinden çok daha düşüktür. However, The numbers we measured öznesi ile were fiili arasında parantez içi bir bağlayıcı zarf gibi kullanılmıştır. Tüm yan cümledeki karşıtlığı düzenler ve iki virgül bu araya girişi gösterir. Uygun noktalama işaretleriyle başa ya da sona taşınabilir, ancak iki cümleyi tek başına bağlayabilen bir bağlaç değildir.
Alıştırma
Parantez içi however ifadesini özne ile fiil arasına doğru yerleştiren cümle hangisidir?
- The new plan however, costs more.
- The new plan, however, costs more.
- The new plan, however costs more.
Cevabı göster
The new plan, however, costs more.
but this is probably because the sticks were used and they lost their stiffness over time. Anlatım akışı
4:34ama bu muhtemelen sopaların kullanılmış olması ve zamanla sertliklerini kaybetmiş olmaları yüzündendir.
Olası bir neden için probably because
Probably because, kanıtlanmış bir neden değil, olası bir açıklama sunar. Ölçümlerin düşük olması gözlemlenmiştir; kullanımın sopaların zamanla sertliğini kaybetmesine yol açtığı düşüncesi ise konuşanın en uygun gördüğü açıklamadır. Probably, because ile sunulan nedenin tamamını niteler. Bu nedensel bağa duyulan kesinliği azaltır; sopaların kullanılıp kullanılmadığı konusunda şüphe belirtmez. Bu ifade, gözlemi çıkarımdan ayırmaya yardımcı olur.
Alıştırma
Sokakların ıslak olduğunu görüyorsunuz ancak havayı gözlemlemediniz. Hangi cümle yağmuru olası fakat doğrulanmamış bir açıklama olarak sunar?
- The streets are wet because it rained.
- The streets are wet, probably because it rained.
- The streets are wet, although it rained.
Cevabı göster
The streets are wet, probably because it rained.
A beam deflection equation can be used to model a hockey stick's flex. Dilbilgisi
4:42Bir hokey sopasının esnekliğini modellemek için bir kiriş sapma denklemi kullanılabilir.
can be used to model: amacı belirten edilgen yapı
Can be used to + fiilin yalın hâli, özneyi birinin belirli bir amaçla kullanabileceği araç veya yöntem olarak sunar. Burada insanların kullanabileceği şey denklemdir; to model ise amacı belirtir. Yapı, kiplik bildiren can + edilgen be used + amaç bildiren to model mastarından oluşur. Denklemi kullanan kişiyi belirtmeden nesnel ve teknik bir açıklama sağlar.
Alıştırma
Teknik açıklamayı dersteki edilgen amaç yapısıyla tamamlayın: This simulation ____ traffic flow during rush hour.
Cevabı göster
can be used to model
and this force represents the stick hitting the ice.
4:47ve bu kuvvet de buzla buluşan sopayı temsil eder.
The maximum displacement happens right here in the middle where the player's hand pushes on the stick.
4:50Maksimum yer değiştirme, oyuncunun elinin sopayı ittiği tam bu ortada gerçekleşir.
to understand the stresses on the inside of a beam.
4:58bir kirişin içindeki gerilimleri anlamak için.
kiriş analizinde shear and moment diagrams
Shear and moment diagrams, birlikte kullanılan bir çift mühendislik grafiğidir. Shear diagram, iç kesme kuvvetinin kiriş boyunca nasıl değiştiğini; moment diagram ise iç eğilme momentinin nasıl değiştiğini gösterir. Mühendisler bu grafikleri yoğun yük taşıyan kesitleri bulmak ve kiriş benzeri bir nesnenin nerede eğilebileceğini ya da hasar görebileceğini anlamak için okur. Bu terimde moment, kısa bir zaman dilimini değil, bir kuvvetin döndürme etkisini belirtir.
Alıştırma
Kiriş analizinde shear and moment diagrams neyi gösterir?
- İç kesme kuvveti ile eğilme momentinin kiriş boyunca nasıl değiştiğini
- Yalnızca dış yükleri ve mesnet tepkilerini
- Yalnızca kirişin dış şeklini ve boyutlarını
Cevabı göster
İç kesme kuvveti ile eğilme momentinin kiriş boyunca nasıl değiştiğini
So, if our hockey player is strong enough to actually break a stick while doing a slap shot, Dilbilgisi
5:01Yani, eğer hokey oyuncumuz bir slap shot yaparken sopayı kıracak kadar güçlüyse,
sıfat + enough to + fiil: strong enough to
Strong enough to, hokey oyuncusunun gücünün sonraki eylem için gereken düzeye ulaştığını belirtir. Burada bu düzeyi belirleyen eylem sopayı kırmaktır. Tekrar kullanılabilen kalıp adjective + enough + to + fiilin yalın hâli biçimindedir: strong enough to break. Enough sıfattan sonra gelir; to bölümü ise bu derecenin neyi mümkün kıldığını söyler.
Alıştırma
Cümleyi “bir şeyi yapacak kadar güçlü olmak” anlamındaki üç kelimelik İngilizce ifadeyle tamamlayın: Maya is ____ lift the box.
Cevabı göster
strong enough to
according to science, where exactly along the stick is it going to break?
5:06bilime göre, sopa tam olarak neresinden kırılacak?
So, where do you think it broke relative to where your hand was? Kalıp ifadeler
5:17Peki, elinin olduğu yere göre sence nereden kırıldı?
relative to: bir referans noktası kullanmak
Relative to, bir konumu ya da başka bir ilişkiyi açıklamak için kullanılan referans noktasını belirtir. Soru yalnızca sopanın nerede kırıldığını sormaz; oyuncunun elini referans alarak kırılma noktasının nerede olduğunu sorar. X relative to Y kalıbı, “X'i Y'ye göre açıklamak ya da değerlendirmek” demektir. Burada X kırılma konumu, Y ise elin konumudur.
Alıştırma
Bir rehber, kütüphaneyi referans noktası olarak kullanıp kafenin konumunu sormak istiyor. En uygun soru hangisidir?
- Which cafe is inside the library?
- How is the cafe related to the library?
- Where is the cafe relative to the library?
Cevabı göster
Where is the cafe relative to the library?
All right, let's make sure I got it on slow mo. Kelime
5:27Pekala, ağır çekimde yakaladığımdan emin olayım.
slow mo: slow motion ifadesinin gündelik kısa biçimi
Slow mo, slow motion ifadesinin gündelik ve kısaltılmış biçimidir. Burada got it on slow mo, olayın daha düşük hızda izlenebilmesi için kaydedildiği anlamına gelir. Medya bağlamında bu ifade, kayıt veya oynatma biçimini anlatır; gerçek olayın kendisinin yavaş gerçekleştiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede slow mo ne anlama geliyor?
- sesi kısılmış bir klip
- düşük hızda kaydedilen veya gösterilen video
- bir ay sonra yapılan kayıt
Cevabı göster
düşük hızda kaydedilen veya gösterilen video
There are two types of loading that added up to break the stick.
5:43Sopayı kırmak için üst üste eklenen iki tür yükleme vardı.
but it wasn't until he tried to actually accelerate the puck Dilbilgisi
5:48ancak pakı gerçekten hızlandırmaya çalışana kadar
that it kicked it up over its maximum stress limit and actually broke the stick. Kelime
5:50maksimum stres limitini aşıp sopayı gerçekten kırana kadar olmadı.
It wasn't until X that Y: geciken sonucu vurgulama
It wasn't until X that Y kalıbı, Y'nin X'ten önce gerçekleşmediğini vurgular. X geç zamanı veya tetikleyici olayı belirtir; that ile başlayan yan cümle ise sonunda gerçekleşen sonucu verir. Bu cümlede X, diski gerçekten hızlandırmaya çalışması; Y ise gerilimin sınırı aşması ve sopanın kırılmasıdır. Kalıp, hızlandırmayı olay sırasındaki herhangi bir hareket değil, belirleyici tetikleyici olarak öne çıkarır.
Alıştırma
Cümleyi tam olarak wasn't until ... that kalıbıyla tamamlayın: It ____ the final rehearsal ____ Maya remembered every line.
Cevabı göster
wasn't until · that
malzeme kırılmasında maximum stress limit
Bu cümlede maximum stress limit, bir malzemenin bozulmadan önce dayanabileceği en yüksek iç gerilme anlamına gelir. Buradaki stress, kişinin endişesi veya gerginliği değil, malzemenin içine dağılan kuvveti ifade eden bir mühendislik büyüklüğüdür. Maximum, bunun güvenli aralığın üst sınırı olduğunu vurgular. Birleşik yükler çubuğu bu sınırın ötesine ittiğinde kırılma, beklenen bozulma sonucudur. Bu ifade yalnızca çubuğun gerilme altında olduğunu söylemez, neden kırıldığını açıklar.
Alıştırma
Bu cümlede maximum stress limit neyi ifade ediyor?
- Bir oyuncunun hissettiği gerginlik miktarını
- Bir malzemenin dayanabileceği en yüksek iç gerilmeyi
- Bir kişinin taşıyabileceği en ağır nesneyi
Cevabı göster
Bir malzemenin dayanabileceği en yüksek iç gerilmeyi
So, thanks for sticking with me as I try to explain a sport I don't truly understand. Deyimler
5:57Benim gerçekten anlamadığım bir sporu açıklamaya çalışırken benimle kaldığınız için teşekkürler.
sticking with me: sabırla dinleyen kişiye teşekkür etmek
Buradaki sticking with me, stick with someone öbek fiilidir: dinlemeye devam etmek, ilgiyi sürdürmek veya konuşmacıya dikkat ve destek vermeye devam etmek anlamına gelir. Konuşmacı, zor ya da yabancı gelebilecek bir açıklama boyunca kendisini dinleyen izleyicilere teşekkür eder; onlardan fiziksel olarak kendisine yapışmalarını istemez. Bu ifade aynı zamanda hokeyle ilgili hafif bir kelime oyunu yapar: stick, videoda konuşulan hokey sopasını yeniden çağrıştırır. Bu ek anlam kapanış cümlesine eğlenceli bir hava verir.
Alıştırma
Burada Thanks for sticking with me ne anlama geliyor?
- Her görüşüme katıldığınız için teşekkürler
- Fiziksel olarak bana yapıştığınız için teşekkürler
- Dinlemeye ve ilgilenmeye devam ettiğiniz için teşekkürler
Cevabı göster
Dinlemeye ve ilgilenmeye devam ettiğiniz için teşekkürler
If you'd like to help us smarter every day and help me do crazy stuff like this,
6:00Smarter Every Day'e yardım etmek ve benim böyle çılgınca şeyler yapmama yardımcı olmak isterseniz,
you can support the sponsor, which is audible.com.
6:03sponsor olan audible.com'u destekleyebilirsiniz.
Go to audible.com/smarter and get a free audiobook.
6:06audible.com/smarter adresine gidin ve ücretsiz bir sesli kitap alın.
You can do a free trial, free book, free trial.
6:10Ücretsiz deneme yapabilirsiniz, ücretsiz kitap, ücretsiz deneme.
You can download it and listen to it, and if you don't like it, you can return it and get another one.
6:13İndirip dinleyebilirsiniz ve beğenmezseniz iade edip bir başkasını alabilirsiniz.
I used it long before they asked to sponsor Smarter Every Day,
6:17onlar Smarter Every Day'e sponsor olmak istemeden çok önce kullanıyordum,
so I'm more than happy to suggest it to you. Kalıp ifadeler
6:20bu yüzden size önermekten mutluluk duyuyorum.
More than happy to: güçlü ve içten isteklilik
Be more than happy to do something, bir şeyi yapmaya çok istekli ve bundan memnun olmak anlamına gelir. Bu cümlede konuşan kişi, hizmeti önermenin kendisi için hiç sorun olmadığını sıcak bir biçimde vurgular. Buradaki more than, happy sözcüğünü güçlendirir; mutluluğun gerçek anlamda ölçülmesi değildir. Teklifte bulunmak, bir isteği kabul etmek veya içten destek göstermek için be more than happy to + fiilin yalın hâli yapısını kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Bir iş arkadaşınız bir rapor için yardım istiyor. Hangi yanıt sıcak ve güçlü bir istekliliği en açık biçimde gösterir?
- I am not available to help.
- I'm more than happy to help.
- I can help, but I would rather not.
Cevabı göster
I'm more than happy to help.
I get credit for you checking out Audible Kalıp ifadeler
6:24Audible'a göz atmanız benim için bir kredi sağlar
Get credit for: takdir veya atıf almak
Get credit for something, bir şey sayesinde takdir, atıf veya bir fayda elde etmek anlamına gelir. Burada izleyicinin konuşan kişinin Audible yönlendirmesi üzerinden yaptığı ziyaret konuşan kişinin hanesine yazılır; böylece konuşan kişi tanıtım kredisi alır. Faydanın tam olarak ne olduğu belirtilmez. Yaygın yapı get credit for + isim, -ing biçimi veya someone doing something şeklindedir. Krediyi özne alır; for ise buna yol açan eylemi veya sonucu tanıtır.
Alıştırma
Hangi cümle Maya'nın çözümü bulduğu için takdir aldığını ifade eder?
- Maya gives Leo credit for finding the solution.
- Maya takes credit for Leo's solution.
- Maya gets credit for finding the solution.
Cevabı göster
Maya gets credit for finding the solution.
and it helps Smarter Every Day move forward and do more crazy stuff.
6:26ve Smarter Every Day'in ilerlemesine ve daha fazla çılgınca şey yapmasına yardımcı olur.
“Have a good one.”: samimi ve genel bir vedalaşma
Have a good one. karşıdaki kişiye iyi dilekte bulunarak vedalaşmanın samimi ve resmî olmayan bir yoludur. Buradaki one, duruma uygun zamanı veya deneyimi genel olarak temsil eder; karşıdaki kişinin sahip olması gereken bir nesne anlamına gelmez. one kelimesinin tam olarak neyi gösterdiği duruma bağlıdır: günün geri kalanı, akşam, bir yolculuk ya da zaten belli olan başka bir dönem olabilir. Böylece konuşan kişi zamanı açıkça belirtmeden doğal bir şekilde vedalaşır.
Alıştırma
Kastedilen zaman belli olduğu hâlde onu adlandırmak istemediğinizde, samimi ve resmî olmayan bir veda için en doğal ifade hangisidir?
- I had a good one.
- Have a good one.
- Have one good.
- Have a good day.
Cevabı göster
Have a good one.
“a smashing good time.”: bir deneyimi neşeli biçimde övme
a smashing good time ifadesinde smashing, “mükemmel” veya “çok eğlenceli” anlamına gelen resmî olmayan bir sıfattır. İfadenin tamamı yaşanan deneyimin özellikle eğlenceli olduğunu söyler; normalde güzel zamanın parçalandığı anlamına gelmez. Bağlamda bir şeylerin ezilmesi veya kırılması da bulunduğu için smashing, “parçalamak” fiilinin gerçek anlamını çağrıştırırken övgü anlamını da taşır. Bu anlam örtüşmesi kelime oyununu oluşturur.
Alıştırma
“The school fair was a smashing good time” cümlesinde smashing ne anlama gelir?
- Okul panayırını fiziksel olarak parçalamak
- Sessiz ve resmî
- Mükemmel ve çok eğlenceli
- Çok pahalı
Cevabı göster
Mükemmel ve çok eğlenceli
You want more whippiness or more stiffiness? Kelime
6:40Daha fazla esneklik mi yoksa daha fazla sertlik mi istersin?
Esprili isimler whippiness ve stiffiness
“Whippiness”, esnek, yaylanan ve kamçı hareketini andıran bir niteliği adlandırır. Burada “stiffiness” bunun karşıtı olarak, daha az bükülen sert bir nitelik anlamında kullanılır. -ness son eki bir niteliği, “o niteliğin durumu veya derecesi” anlamındaki bir isme dönüştürür. Whippiness, normal whippy → whippiness kalıbına uyar. Stiffiness ise ona uysun diye şaka amacıyla oluşturulmuştur; standart İngilizcede normalde stiffness kullanılır. Bu dengeli ikili soruya eğlenceli bir ton verir.
Alıştırma
Resmî bir mühendislik raporu için en uygun cümle hangisidir?
- The shaft's flexibility and stiffness were measured.
- The shaft's whippiness and stiffiness were measured.
- The shaft's whipping and stiffing were measured.
Cevabı göster
The shaft's flexibility and stiffness were measured.