GERÇEK BİLİM: Ağır Çekimde Slapshot Fiziği - Smarter Every Day 112: İngilizce çalışma notları

SmarterEveryDay

Öğrenme zorluğu
1.116 kelime 239 kel/dk

Video özeti: Testler slap shot hareketinin neden önce buza vurduğunu, sopanın enerjiyi nasıl bıraktığını ve nereden kırıldığını gösteriyor. Başlıca İngilizce noktaları: 1. rite of passage — Kültür, medya ve gerçek yaşam: diş kaybetmeyi hokeye giriş gibi sunan şakayı anlayın; bunu gerçek koşul veya tören sanmayın. 2. not just ... but also — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: iki etkeni paralel bağlayın; enerji bırakma süresinin buza temas yeri kadar önemli olduğunu vurgulayın. 3. sticking with me — Deyimler ve mecazi ifadeler: izlemeyi sürdürenlere edilen teşekkürü anlayın ve hockey stick ile kurulan son sözcük oyununu yakalayın.

Bu derste

Hey, it's me Destin and welcome back to Smarter Every Day.

0:03

Merhaba, ben Destin ve Smarter Every Day'e tekrar hoş geldiniz.

So, it might surprise you to know that we have hockey at the university that I went to. Anlatım akışı

0:05

Okuduğum üniversitede hokey takımımız olduğunu bilmek sizi şaşırtabilir.

Anlatım akışı

it might surprise you to know that ...: beklenmedik bir olguyu tanıtmak

it might surprise you to know that kalıbı, dinleyeni gelecek bilginin şaşırtıcı olabileceğine hazırlar. Burada konuşmacının okuduğu üniversitede bir hokey takımı olduğunu tanıtır ve bilgiyi söylemeden önce merak oluşturur. Might takımın varlığının belirsiz olduğunu değil, dinleyenin verebileceği tepkiyi anlatır. Konuşmacı gerçekten emin olabilir; yalnızca karşı tarafın tepkisini yumuşak bir şekilde öngörür.

Alıştırma

Kesin ama beklenmedik bir olguyu tanıtmak için bu kalıbı kullanan cümle hangisidir?

  1. Our town might have a submarine museum, and that may surprise you.
  2. You might surprise the museum to know our town has one.
  3. It might surprise our town that you know the museum.
  4. It might surprise you to know that our town has a submarine museum.
Cevabı göster

It might surprise you to know that our town has a submarine museum.

Anyway, today we're going to talk about the physics of a slap shot.

0:08

Her neyse, bugün bir vuruşun fiziği (slap shot) hakkında konuşacağız.

Get smarter every day.

0:11

Her gün daha akıllı olun.

No way, you're missing a tooth? Ton ve niyet

0:21

Yok artık, dişin mi eksik?

Ton ve niyet

No way, ...: güçlü şaşkınlıkla tepki vermek

No way! güçlü şaşkınlık veya inanmama ifade eden, resmî olmayan bir ünlemdir. Bu cümlede konuşmacı birinin bir dişinin eksik olduğunu görünce tepki veriyor; yani ifadenin anlamı kabaca Buna inanamıyorum! şeklindedir, ortada hiçbir şekilde mümkün değil anlamında değildir. İfade sorudan önce gelerek konuşmacının duygusal tepkisini önce verir; you're missing a tooth? bölümü ise doğrulama ister.

Alıştırma

No way, you won the contest on your first try? cümlesinde No way ne ifade ediyor?

  1. Güçlü şaşkınlık veya inanmama
  2. Kelimenin tam anlamıyla yol olmaması
  3. Sakin bir yol tarifi isteği
  4. Resmî bir ret
Cevabı göster

Güçlü şaşkınlık veya inanmama

That's so stereotypical hockey player.

0:24

Bu çok klişe bir hokey oyuncusu durumu.

Can I see it?

0:26

Görebilir miyim?

When did you get your tooth knocked out? Dilbilgisi

0:27

Dişin ne zaman kırıldı?

Dilbilgisi

get your tooth knocked out: get + nesne + geçmiş zaman ortacı

get your tooth knocked out ifadesinde yapı get + nesne + geçmiş zaman ortacıdır. Nesne olan your tooth eyleme maruz kalır: bir kişi veya şey dişe vurarak onu yerinden çıkarır. Burada get, kişinin başına gelen istenmeyen bir olayı anlatır. Soru yaralanmanın ne zaman olduğunu sorar; kişinin dişini çektirmek için önceden ayarlama yaptığı anlamına gelmez.

Alıştırma

“He got his tooth knocked out during the game,” cümlesindeki yapı en doğal biçimde ne anlama gelir?

  1. Kişi yeni bir yedek diş aldı.
  2. Kişi, diş hekimine dişini çektirmeyi ayarladı.
  3. Bir darbe kişinin dişinin yerinden çıkmasına neden oldu.
Cevabı göster

Bir darbe kişinin dişinin yerinden çıkmasına neden oldu.

3 years ago.

0:29

3 yıl önce.

3 what?

0:30

3 ne?

3 and 1/2 years ago.

0:31

3 buçuk yıl önce.

That's awesome, dude.

0:32

Bu harika, dostum.

Is it like a rite of passage that you have to lose a tooth in order to play hockey? Notlar

0:34

Hokey oynamak için diş kaybetmek bir çeşit geçiş töreni gibi bir şey mi?

Kültür

Mizahi bir dönüm noktası olarak rite of passage

A rite of passage, kişinin hayatında yeni bir aşamaya girmesini veya bir grup içinde yeni bir statü kazanmasını gösteren olay, tören ya da deneyimdir. Burada konuşan kişi, bir diş kaybetmeyi şakayla karışık biçimde birini gerçek hokey oyuncusu yapan adım gibi gösterir. Bu bir abartıdır; hokey oynamanın gerçek bir şartı değildir.

Alıştırma

Dersin üç sözcüklük ifadesini kullanarak cümleyi tamamlayın: Moving into her first apartment felt like a ____.

Cevabı göster

rite of passage

Dilbilgisi

in order to ile amacı açıkça belirtme

in order to + fiilin yalın hâli amacı açıkça belirtir: ifadenin önündeki eylem, ardından belirtilen hedefe hizmet eden bir eylem olarak sunulur. Burada bir diş kaybetmek, gerçek bir kural olarak değil, hokey oynamak için gerekli bir hazırlıkmış gibi şakayla anlatılıyor. Bu ifade sırayı değil, amacı anlatır. “Hangi amaçla?” diye sor: bir diş kaybetmek, sözde hokey oynayabilmek amacıyla yapılıyor.

Alıştırma

Amacı açıkça belirten üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamla: Maya set an alarm ____ wake up early.

Cevabı göster

in order to

No, I mean uh Just the good players?

0:37

Hayır, yani, uh, sadece iyi oyuncular mı?

Just the good ones.

0:40

Sadece iyiler.

All right, so here's what we're going to do today. Anlatım akışı

0:41

Pekala, bugün yapacağımız şey şu.

Anlatım akışı

here's what we're going to do today ile planı duyurma

Here's what we're going to do today ardından gelecek planı duyuran bir geçiş ifadesidir. Here's, here is ifadesinin kısaltmasıdır; ancak bu yapıda dinleyicinin dikkatini fiziksel bir yere değil, sunulacak bilgiye yöneltir. what we're going to do today yan cümlesinin tamamı sunulan bilgiyi belirtir. Yeniden kullanılabilen Here's what + özne + be going to + fiilin yalın hâli kalıbı, konuşmacının giriş sözlerinden gündeme, gösterime veya bir dizi adıma geçmesine yardımcı olur.

Alıştırma

Bir bilim gösterimine başlıyor ve planı duyurmak istiyorsun. Hangi cümle bu kalıbı doğal biçimde kullanıyor?

  1. Here's what we're going to do today: first, we'll measure the water.
  2. Here's what are we going to do today: first, we'll measure the water.
  3. Here what we're going to do today: first, we'll measure the water.
Cevabı göster

Here's what we're going to do today: first, we'll measure the water.

We're going to do hit the puck

0:43

Paka vuracağız

and record it with a Phantom, which I have set up over there. Notlar

0:44

ve bunu oraya kurduğum bir Phantom kamerayla kaydedeceğiz.

Kültür

a Phantom: hayalet değil, kamera markası

Bu cümlede “a Phantom”, doğaüstü bir varlığı değil, Phantom markasına ait yüksek hızlı bir kamerayı ifade eder. “a” bu markadan bir kamerayı belirtir; büyük P harfi de “Phantom”un bir marka veya ürün adı olduğunu gösterir. Çekim bağlamı, konuşanın hareketi kaydetmek için kullanılan ekipmanı belirttiğini açıkça gösterir. “Phantom”, bütün yüksek hızlı kameralar için kullanılan genel bir ad değildir.

Alıştırma

“The science team recorded the balloon popping with a Phantom” cümlesinde “a Phantom” burada ne anlama geliyor?

  1. Phantom markasının ürettiği yüksek hızlı bir kamera
  2. Herhangi bir yüksek hızlı kamera için kullanılan genel bir ifade
  3. Fırlatma videosunda görünen bir hayalet
Cevabı göster

Phantom markasının ürettiği yüksek hızlı bir kamera

Öbek fiiller

set up: ekipmanı kullanıma hazırlamak

“Set up”, bir şeyi kullanıma hazır olacak şekilde kurmak, düzenlemek ve ayarlamak anlamına gelen bir phrasal verb'dür. Burada konuşan kişi, Phantom kamerasını kayıt yapmak için belirli bir yere hazırlamıştır. Bu ifade yalnızca ekipmanın nerede olduğunu değil, hazırlanmış olduğunu anlatır. “Over there” kameranın nerede olduğunu söyler; “set up” ise kameranın iş için hazır hale getirildiğini belirtir.

Alıştırma

Hangi cümlede “set up”, ekipmanı kullanıma hazır olacak şekilde hazırlamak anlamında kullanılmıştır?

  1. The teacher turned off the projector before class.
  2. The teacher put the projector over there without connecting it.
  3. The teacher set up the projector before class.
Cevabı göster

The teacher set up the projector before class.

And then we're going to see exactly what's happening.

0:47

Ve sonra tam olarak ne olduğunu göreceğiz.

I've heard that you don't actually hit the puck first, Ton ve niyet

0:49

Aslında ilk olarak paka vurmadığınızı duydum,

Ton ve niyet

I've heard that: doğrulanmamış bilgiyi aktarmak

I've heard that, ardından gelen bilgiyi konuşanın bizzat doğruladığı bir gerçek olarak değil, başka insanlardan öğrendiği bir şey olarak sunar. Burada paka ilk vurulup vurulmadığına ilişkin iddianın kesinliğini yumuşatır. I've heard biçimindeki present perfect, geçmişte bir zamanda alınmış ve şu anki konuşmayla hâlâ ilgili olan bilgiyi anlatır.

Alıştırma

I've, hear fiilinin geçmiş zaman ortacı ve that ile kurulan üç kelimelik present perfect aktarım ifadesiyle cümleyi tamamlayın: ____ the cafe may close next month.

Cevabı göster

I've heard that

but I want to look at the dynamics of how that happens.

0:52

ama bunun nasıl gerçekleştiğinin dinamiklerine bakmak istiyorum.

But first, let's look at your stick here.

0:54

Ama önce, şu sopana bir bakalım.

What kind of stick is that?

0:55

Bu ne tür bir sopa?

Is it a wooden stick?

0:56

Tahta bir sopa mı?

No, it's a one piece composite.

0:58

Hayır, tek parça kompozit.

Mine's an 85 flex.

1:01

Benimki 85 esneklik (flex) değerine sahip.

I like mine a little whippier. Kelime

1:02

Ben benimkini biraz daha esnek seviyorum.

Kelime

Whippier: whippy sözcüğünün gündelik karşılaştırma biçimi

Whippier, gündelik bir sıfat olan whippy sözcüğünün karşılaştırma biçimidir. Bu bağlamda sopanın daha kolay büküldüğü ve ardından hızla eski biçimine döndüğü, böylece daha çok kırbaç benzeri bir his verdiği anlamına gelir. -ier eki bir sopayı diğeriyle karşılaştırır: happy sözcüğünün happier olması gibi whippy de whippier olur.

Alıştırma

"This practice stick feels whippier than my old one," cümlesinde whippier en doğal olarak ne anlama gelir?

  1. Rengi daha koyudur.
  2. Daha ağırdır ve sallanması daha zordur.
  3. Daha kolay bükülür ve hızla eski biçimine döner.
Cevabı göster

Daha kolay bükülür ve hızla eski biçimine döner.

Whippier is 85

1:04

Daha esnek olanı 85.

I love that word.

1:05

Bu kelimeyi sevdim.

Yeah, well Can you say that as much as possible during this video?

1:06

Evet, şey... Bu videoda o kelimeyi mümkün olduğunca çok söyleyebilir misin?

Yeah, I can say it.

1:09

Evet, söyleyebilirim.

It's a little more whip uh to it.

1:09

Bunda biraz daha fazla esneklik var.

You can get a stiffer one for the bigger guys.

1:11

Daha iri adamlar için daha sert bir tane alabilirsin.

I don't understand how you can hit that hard.

1:17

Nasıl bu kadar sert vurabildiğini anlamıyorum.

That's crazy.

1:19

Bu çılgınca.

I respect goalies a lot more now.

1:20

Artık kalecilere çok daha fazla saygı duyuyorum.

Okay, let's get the Phantom.

1:21

Tamam, Phantom'u alalım.

Whoa, I've fallen!

1:23

Vay canına, düştüm!

All right, bring it. Ton ve niyet

1:25

Pekala, getir onu.

Ton ve niyet

Bir meydan okumayı özgüvenle kabul eden “Bring it”

Bu cümlede “bring it”, “hadi, elinden gelen en zorlu şeyi yap” anlamına gelir. Konuşan kişi birinden bir nesneyi taşımasını istemez; kendine güvendiğini ve olacaklara hazır olduğunu gösterir. Bu kısa emir, bir meydan okumayı kabul etmek veya şakacı biçimde cesaret vermek için kullanılır. Anlamı, bring fiilinin olağan fiziksel anlamından değil, durumdan ve ses tonundan gelir.

Alıştırma

Bir takım arkadaşınız “Think you can handle the hardest level?” diyor. Siz “Bring it.” diye cevap veriyorsunuz. Ne anlatıyorsunuz?

  1. Başlamadan önce durmak istiyorum.
  2. Meydan okumaya hazırım.
  3. Lütfen ekipmanı buraya taşı.
Cevabı göster

Meydan okumaya hazırım.

Okay, so we got the close-up shot. Kelime

2:00

Tamam, yakın çekimi aldık.

Now what we're going to do is we're going to transition to a wide shot.

2:01

Şimdi yapacağımız şey geniş bir çekime geçmek.

Kelime

Kadraj ölçeği için “close-up shot” ve “wide shot”

close-up shot, izleyicilerin yüz, el veya nesne gibi küçük ayrıntıları görebilmesi için konuyu dar biçimde çerçeveler. wide shot çok daha geniş bir alanı gösterir ve genellikle konuyu çevresindeki mekânla birlikte sunar. Bu cümlede konuşan kişi, ayrıntılı çekimden daha geniş kapsamlı çekime geçerek çekim sırasını düzenler. Bu terimler, sahnenin ne kadarının kadrajda göründüğünü anlatır.

Alıştırma

Yönetmen, izleyicilerin oyuncunun tüm vücudunu ve odanın büyük bölümünü görmesini istiyor. Hangi talimat bu amaca en uygun?

  1. Use a wide shot.
  2. Use a close-up shot.
  3. Zoom in on the actor's eyes.
Cevabı göster

Use a wide shot.

We're going to keep the Phantom at 3200 frames per second, Kelime

2:04

Phantom'u saniyede 3200 karede tutacağız,

Kelime

frames per second (fps): kare hızı birimi

Frames per second, kare hızının birimidir. Bir kameranın bir saniyede kaç ayrı görüntü kaydettiğini belirtir. Burada 3,200 frames per second, her saniye 3.200 ayrı görüntünün yakalandığı anlamına gelir. Yaygın kısaltması fps’dir. Her saniye daha fazla kare kaydetmek zamanı daha küçük aralıklara böler ve görüntüler ağır çekimde izlendiğinde çok hızlı hareketlerin görülmesine yardımcı olur.

Alıştırma

Kamera özelliğini standart birim ifadesiyle tamamlayın: The camera records 3,200 ____, often shortened to fps.

Cevabı göster

frames per second

but the goal here, the data we're looking for,

2:06

ama buradaki amaç, aradığımız veri,

is we're going to try to preload that stick Kelime

2:08

o sopaya ön yükleme yapmaya çalışmak

Kelime

preload: ana hareketten önce kuvvet uygulamak

Preload, ana hareket başlamadan önce bir nesneye yük veya kuvvet uygulamak anlamına gelen teknik bir fiildir. Bu cümlede sopa önce bastırılıp bükülür ve böylece şuttan önce enerji depolar. Pre- ön eki “önce” anlamına gelir; load ise nesneye uygulanan kuvveti ifade eder. Temel fikir zamanlamadır: ilk kuvvet, ana hareketten önce zaten uygulanmıştır.

Alıştırma

“Before the launch, the mechanism preloads the spring,” cümlesinde preloads ne anlama gelir?

  1. Fırlatmadan sonra bilgisayara talimat yükler
  2. Ana hareketten önce yaya kuvvet uygular
  3. Yalnızca ana hareket başladığında yaya kuvvet uygular
Cevabı göster

Ana hareketten önce yaya kuvvet uygular

and get the entire flex or the deformation of the stick

2:10

ve vuruş için (slap shot) hamle yaparken

while he goes in for the slap shot.

2:13

sopanın tüm esnemesini veya deformasyonunu yakalamaktır.

The slap shot is the fastest shot in hockey.

2:14

Slap shot hokeydeki en hızlı vuruştur.

So, what's the advantage of having a flexible stick?

2:17

Peki, esnek bir sopaya sahip olmanın avantajı nedir?

Let's check out the high speed. Öbek fiiller

2:21

Hızlı çekimi kontrol edelim.

Öbek fiiller

check out: birini bakmaya davet etmek

Burada check out, “bakmak ve dikkat vermek” anlamındadır. Let's check out, izleyiciyi sıradaki yüksek hızlı çekimi birlikte izlemeye çağırır; bu bağlamda high speed, high-speed video veya high-speed images yerine kullanılmıştır. Bu konuşma dili öbek fiili, konuşanın başkalarının fark etmesini istediği bir şeyi tanıtır. Nesne isimse hem check out the replay hem de check the replay out kullanılabilir; nesne zamirse check it out kullanılır.

Alıştırma

Daveti dersteki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Let's ____ this new science exhibit.

Cevabı göster

check out

The player stores potential energy in the stick by striking the ice before he hits the puck. Notlar

2:23

Oyuncu, paka vurmadan önce buza vurarak sopada potansiyel enerji depolar.

Kelime

potential energy: depolanmış enerji

Potential energy, bir nesnenin konumu veya durumu nedeniyle depolanan enerjidir. Bu cümlede hokey sopasını buza bastırmak sopayı büker; böylece sopa, paka vurmadan önce esneklik potansiyel enerjisi depolar. Sopa eski biçimine dönerken bu depolanmış enerji paka aktarılabilir. Fizikteki sabit potential energy teriminde potential yalnızca “mümkün” anlamına gelmez.

Alıştırma

Sıkıştırılmış bir yay hareketsiz tutuluyor. Sıkıştırılması nedeniyle depoladığı enerjiyi hangi İngilizce terim adlandırır?

  1. Kinetic energy
  2. Electrical energy
  3. Potential energy
Cevabı göster

Potential energy

Dilbilgisi

by striking: yöntemi by + -ing ile belirtme

Bu cümlede by striking the ice, oyuncunun sopada potansiyel enerjiyi nasıl depoladığını anlatır. Buradaki by, “bir eylemi yaparak” anlamındadır; “yanında” anlamında değildir. Bir sonucu ortaya çıkaran yöntemi belirtmek için by + fiilin -ing biçimini kullanın: sonuç + by + yöntem. Sonraki before he hits the puck bölümü ise zamanı belirtir ve bu nedenle farklı bir görev üstlenir.

Alıştırma

Yöntemi tamamlamak için test fiilini by + -ing yapısında kullanın: We found the leak ____ each pipe one at a time.

Cevabı göster

by testing

Now, this seems like it would waste energy and slow down his shot, Dilbilgisi

2:28

Şimdi, bu enerji harcayacak ve vuruşunu yavaşlatacak gibi görünebilir,

Dilbilgisi

seems like it would: temkinli bir beklenen sonuç

Bu cümlede seems like it would, ilk bakışta olası görünen bir sonucu ortaya koyar: enerjiyi boşa harcamak ve şutu yavaşlatmak. Konuşan kişi bunu ölçülmüş bir gerçek olarak değil, bir izlenim olarak sunar. Burada would, ele alınan durumda hayal edilen veya beklenen bir sonucu belirtir. Geçmişten bakılan bir gelecek anlamı taşımaz. Bu kalıp, daha sonra düzeltilebilecek ilk sezgiyi ifade etmek için kullanışlıdır.

Alıştırma

Katlanır bir masa tasarımına bakıyorsunuz, ancak masa henüz üretilmedi. Hangi cümle kesin bir gelecek tahmini veya geçmişteki bir bakış açısı yerine temkinli biçimde hayal edilen bir sonucu ifade eder?

  1. It seems like it will take up too much space.
  2. It seemed like it would take up too much space.
  3. It seems like it would take up too much space.
Cevabı göster

It seems like it would take up too much space.

but it actually does the opposite. Kalıp ifadeler

2:31

ama aslında tam tersini yapar.

Kalıp ifadeler

does the opposite: ters etki yaratmak

Bu cümlede does the opposite, “ters sonucu doğurur” anlamına gelir. Bir etkinin ortaya çıkması beklenmiştir, ancak gerçek eylem bunun tam tersi bir etkiye yol açar. Buradaki does, daha önce sözü edilen eylemin yerini tutan bir fiildir; böylece konuşan kişi bütün fiil öbeğini tekrarlamaz. Özne it olduğu için üçüncü tekil kişi biçimindedir. "it does work" gibi bir yapıda vurgu yapan yardımcı fiil değildir.

Alıştırma

Cümleyi “ters etki yaratır” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: I thought this button would make the screen brighter, but it ____ and makes it darker.

Cevabı göster

does the opposite

By gradually releasing that potential energy stored up in the stick like a slingshot, Öbek fiiller

2:34

Bir sapan gibi sopada depolanan bu potansiyel enerjiyi yavaşça serbest bırakarak,

Öbek fiiller

stored up: biriktirilip sonrası için tutulmuş

Stored up, “daha sonra kullanılabilmesi veya serbest bırakılabilmesi için biriktirilip tutulmuş” anlamına gelir. Burada serbest bırakılmadan önce sopanın içinde biriken potansiyel enerjiyi anlatır. Dil bilgisi bakımından stored up, potential energy ifadesinden sonra gelen bir geçmiş zaman ortacı öbeğidir. "potential energy that is stored up" yapısının kısaltılmış biçimidir. Up parçacığı yukarı yönü değil, birikme veya tamamlanma anlamını ekler.

Alıştırma

Cümleyi store fiilinin “daha sonra serbest bırakılmak üzere biriktirilip tutulmuş” anlamındaki iki sözcüklü biçimiyle tamamlayın: The spring has energy ____ inside it, ready to be released.

Cevabı göster

stored up

the player can make the puck go even faster than he can swing the stick. Dilbilgisi

2:39

oyuncu pakın sopayı sallayabildiğinden bile daha hızlı gitmesini sağlayabilir.

Dilbilgisi

make the puck go: make + nesne + fiilin yalın hâli

make the puck go ifadesinde make ettirgen işlevdedir: oyuncu diskin hareket etmesine neden olur. The puck, make fiilinin nesnesidir; go ise ortaya çıkan eylemi belirtir. Etken cümlelerde make + nesne + fiilin yalın hâli kullanılır. go önüne to getirmeyin: make the puck go denir, make the puck to go denmez.

Alıştırma

“Kapının açılmasını sağlamak” anlamı için make + nesne + fiilin yalın hâlini kullanın: Pressing the green button will ____.

Cevabı göster

make the door open

Dilbilgisi

even faster than: karşılaştırmayı güçlendirme

even faster than ifadesinde faster, fast sözcüğünün karşılaştırma biçimidir; than ise karşılaştırma ölçütünü belirtir. Burada diskin hızı, oyuncunun sopayı sallama hızıyla karşılaştırılır. Even karşılaştırma biçimini güçlendirir. Farkın özellikle çarpıcı veya beklenenden büyük olduğunu anlatır; burada “ayrıca” anlamına gelmez ve çift sayıyla ilgili değildir.

Alıştırma

Hız karşılaştırmasını even + karşılaştırma biçimi + than ile tamamlayın: The express train is ____ the local train.

Cevabı göster

even faster than

Look at the over-flex here as the stick outruns the player's hands. Deyimler

2:43

Sopa oyuncunun ellerini geçerken buradaki aşırı esnemeye bakın.

Deyimler

outruns the player's hands: mecazi hız karşılaştırması

Burada outruns, bir şeyin başka bir şeyden daha hızlı hareket etmesi anlamına gelir. Sopa gerçekten koşmaz; bu fiil hız farkını bir yarış gibi gösterir. X outruns Y kalıbı, X'in Y'den daha hızlı hareket ettiği ya da geliştiği için öne geçtiğini anlatır. Teknik açıklamalarda X ve Y yalnızca koşucular değil, nesneler veya süreçler de olabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede outruns, bir şeyden daha hızlı hareket etmek veya gelişmek anlamında mecazi bir teknik karşılaştırma olarak kullanılmıştır?

  1. The technician runs the test twice.
  2. Maya outruns Leo in the final lap.
  3. The incoming data outruns the software's ability to process it.
Cevabı göster

The incoming data outruns the software's ability to process it.

This means that a good slap shot is all about timing. Kalıp ifadeler

3:02

Bu, iyi bir slap shot'ın tamamen zamanlamayla ilgili olduğu anlamına gelir.

Kalıp ifadeler

all about timing: temel etkeni belirtme

Burada is all about timing, iyi bir slap shot yapmada temel etkenin zamanlama olduğu anlamına gelir. All about, zamanlamanın tek etken olduğu anlamına gelmek zorunda değildir; en önemli noktayı güçlü biçimde öne çıkarır. Aktarılabilir kalıp be all about + isim ya da -ing biçimidir. Bir etkinliğin merkezindeki fikri, beceriyi veya unsuru belirtmek için kullanılır.

Alıştırma

Zamanlamanın temel etken olduğunu belirten dersteki ifadeyi aynen kullanarak cümleyi tamamlayın: A smooth relay handoff is ____.

Cevabı göster

all about timing

And not just the timing about where you're going to hit the ice, Dilbilgisi

3:05

Ve sadece buza nereye vuracağınızın zamanlaması değil,

but also knowing how long it takes that stored up energy to whip out of your stick.

3:08

aynı zamanda o depolanmış enerjinin sopanızdan fırlaması için ne kadar zaman gerektiğini bilmektir.

Dilbilgisi

İkinci bir noktayı eklemek için not just ... but also

not just ... but also ... birlikte geçerli olan iki noktayı bağlar. Bu cümlede konuşan kişi hem sopanın buza temas ettiği yeri ve zamanı hem de depolanmış enerjinin sopadan çıkmasının ne kadar sürdüğünü ele alıyor. not just, düşüncenin ilk noktayla sınırlı olmadığını belirtir. but also ek noktayı getirir ve genellikle sonraki bilgiye daha fazla vurgu yapar.

Alıştırma

Cümleyi not just ... but also yapısıyla tamamlayın: “The workshop teaches ____ how to write code, ____ how to test it.”

Cevabı göster

not just · but also

So, to understand the flexibility of a hockey stick,

3:13

Bu yüzden, bir hokey sopasının esnekliğini anlamak için,

we're here with my friend Dr. Jeff Evans.

3:15

arkadaşım Dr. Jeff Evans ile buradayız.

We are friends, correct?

3:18

Biz arkadaşız, doğru mu?

Can I say that?

3:18

Bunu söyleyebilir miyim?

We are friends.

3:19

Biz arkadaşız.

We are friends.

3:19

Biz arkadaşız.

I once tried to convince him to shoot a coyote in his pasture cuz I thought no,

3:20

Bir keresinde onu merasında bir çakalı vurmaya ikna etmeye çalışmıştım çünkü hayır diye düşündüm,

it wasn't a coyote.

3:24

o bir çakal değildi.

We thought it was a coyote.

3:25

Biz onun bir çakal olduğunu düşündük.

He thought it was a coyote, but it was a donkey.

3:26

O onun bir çakal olduğunu düşündü ama bir eşekti.

It was a donkey.

3:28

O bir eşekti.

You break things, right?

3:29

Siz bir şeyleri kırıyorsunuz, değil mi?

We do.

3:30

Evet, yapıyoruz.

We break things by pushing, pulling, twisting, fatigue. Kelime

3:31

Bir şeyleri iterek, çekerek, bükerek, yorarak kırarız.

Kelime

fatigue: malzemelerde tekrarlanan yük hasarı

Burada fatigue, tekrarlanan veya değişen yükler altında bir malzemede biriken hasarı anlatan bir mühendislik terimidir. Küçük gerilme döngüleri çatlakları başlatıp büyütebilir ve tek bir döngü malzemeyi kırmaya yetmese bile sonunda malzemenin bozulmasına yol açabilir. Bu kısaltılmış sözlü listede fatigue; itme, çekme ve burmanın yanında başka bir bozulma mekanizmasını adlandırır. Bir insanın yorgun hissetmesini anlatmaz.

Alıştırma

“The bridge was inspected for fatigue after years of traffic,” cümlesinde fatigue ne anlama gelir?

  1. Tekrarlanan yükleme nedeniyle biriken hasar
  2. Denetçilerin fiziksel yorgunluğu
  3. Alışılmadık derecede büyük tek bir kuvvetin yol açtığı kırılma
Cevabı göster

Tekrarlanan yükleme nedeniyle biriken hasar

We wear them out. Öbek fiiller

3:34

Onları yıpratırız.

Öbek fiiller

wear them out: wear out fiilini zamirle kullanmak

Bu cümlede wear them out, nesneleri tekrar tekrar kullanıp veya test edip hasar görerek artık işe yaramaz hâle gelmelerine neden olmak demektir. Burada geçişli kullanılmıştır: bir kişi bir şeyi eskitir. Wear out ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne bir zamirse wear ile out arasına gelir: wear them out denir, wear out them denmez. Geçişsiz biçim ise bir nesnenin kullanımla eskimesini anlatır; These shoes wore out buna örnektir.

Alıştırma

Cümleyi wear out ve them zamiriyle tamamlayın: Because we test these pads every day, we ____ quickly.

Cevabı göster

wear them out

We break them.

3:35

Onları kırarız.

Okay, some bonus footage.

3:36

Tamam, biraz bonus görüntü.

We're going to crush a hockey puck here.

3:37

Burada bir hokey pakını ezeceğiz.

Check it out.

3:43

Şuna bak.

80,000 lb on a hockey puck.

3:44

Bir hokey pakının üzerinde 80.000 pound.

One interesting thing I discovered while doing this Anlatım akışı

3:47

Bunu yaparken keşfettiğim ilginç bir şey

is hockey players often have no idea what the flex number on their stick means. Dilbilgisi

3:48

hokey oyuncularının sopalarındaki esneklik (flex) numarasının ne anlama geldiği hakkında genellikle hiçbir fikrinin olmamasıdır.

Anlatım akışı

One interesting thing I discovered ... is ...: bir bulguyu sunmak

One interesting thing I discovered while doing this is ... kalıbı, ana bulguyu vermeden önce dinleyiciyi hazırlar. Önce bulguyu ilginç olarak değerlendirir, ardından bir etkinlik yapılırken ortaya çıktığını belirtir ve son olarak bulguyu is sözcüğünden sonra sunar. Dil bilgisi açısından One interesting thing öznedir. I discovered, thing sözcüğünü açıklayan ve that sözcüğünün atıldığı bir ilgi cümleciğidir; while doing this ise keşfin gerçekleştiği etkinliği veya zamanı belirtir. Is sonrasındaki tam cümlecik bulguyu açıklar; that kullanılabilir veya atılabilir. Bu yapı, anlatımı bağlamdan sonuca açıkça taşır.

Alıştırma

Bir etkinlikten elde edilen bulguyu tanıtmak için bu kalıbı doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. While doing this experiment, I found it interesting that the ice with salt melted first.
  2. One interesting thing I discovered while doing this experiment is that the ice with salt melted first.
  3. I discovered an interesting experiment about putting salt on ice.
Cevabı göster

One interesting thing I discovered while doing this experiment is that the ice with salt melted first.

Dilbilgisi

have no idea what ... means: dolaylı soru söz dizimi

have no idea what ... yapısında have no idea “hiç bilmemek” anlamına gelir; what ise bilinmeyen bilgiyi belirten dolaylı soruyu başlatır. Burada bilinmeyen bilgi, sopadaki flex numarasının anlamıdır. Bu soru bir bildirme cümlesinin içine yerleştirildiği için what the flex number ... means şeklinde düz cümle söz dizimi kullanılır. Bağımsız bir sorudaki gibi do/does eklenmez.

Alıştırma

Dolaylı soruyu tamamlamak için verilen sözcükleri doğru sıraya koyun: “I have no idea ____.” Sözcükler: what / this button / does

Cevabı göster

what this button does

If you uh support a stick on both sides here and you hang weights right in the center,

3:52

Eğer, uh, bir sopayı buradan her iki taraftan desteklerseniz ve ağırlıkları tam merkeze asarsanız,

that flex number that's on every single hockey stick Kelime

3:56

her bir hokey sopasının üzerinde bulunan o esneklik numarası

is an indication for how much weight it takes to deflect a hockey stick 1 in.

3:59

bir hokey sopasını 1 inç esnetmek için ne kadar ağırlık gerektiğini gösteren bir belirtidir.

Kelime

flex number: hokey sopasının sertlik derecesi

Bir hokey sopasındaki flex number, sertlik derecesidir. Standart bir testte sapı bir inç bükmek veya saptırmak için yaklaşık kaç libre kuvvet gerektiğini gösterir. Daha yüksek bir sayı genellikle daha sert bir sopa anlamına gelir: aynı bir inçlik bükülmeyi oluşturmak için daha fazla kuvvet gerekir. Bu sayı, sopanın kaç kez büküldüğünü göstermez.

Alıştırma

Daha yüksek bir flex number genellikle neyi gösterir?

  1. Sopa daha serttir ve bir inç bükmek için daha fazla kuvvet gerekir.
  2. Sopa tam olarak bir inç daha uzundur.
  3. Sopa daha önce daha çok kez bükülmüştür.
Cevabı göster

Sopa daha serttir ve bir inç bükmek için daha fazla kuvvet gerekir.

The problem is, often manufacturers don't do it correctly,

4:03

Sorun şu ki, genellikle üreticiler bunu doğru yapmıyor,

so we have all these sticks from different manufacturers and

4:06

bu yüzden farklı üreticilerden gelen tüm bu sopalarımız var ve

Dr. Evans is going to take the data as I apply weight to the stick and

4:08

Ben sopaya ağırlık uygularken Dr. Evans verileri alacak ve

we're going to measure the actual flex number against the claimed flex number. Kalıp ifadeler

4:12

gerçek esneklik değerini iddia edilen esneklik değerine karşı ölçeceğiz.

Kalıp ifadeler

measure A against B: B'yi karşılaştırma ölçütü olarak kullanmak

measure A against B kalıbında A, test edilen veya değerlendirilen sonuçtur; B ise karşılaştırmada kullanılan referanstır. Bu cümlede, ölçümle bulunan esneklik değeri üreticinin beyan ettiği değerle karşılaştırılarak kontrol ediliyor. Against burada fiziksel temas veya çatışmayı değil, bir ölçütle karşılaştırmayı belirtir. Bir kanıtı ya da ölçüm sonucunu belirtilen bir değer, standart, hedef veya iddiayla kontrol ederken bu kalıp kullanılabilir.

Alıştırma

Laboratuvarın ölçüm sonucunu şirketin yayımladığı değerle karşılaştırarak test edeceğini doğru şekilde anlatan cümle hangisidir?

  1. The company's published value will measure our test result.
  2. We will measure our test result against the company's published value.
  3. We will measure our test result with the company's published value.
Cevabı göster

We will measure our test result against the company's published value.

We hung calibrated weights from four different sticks, each with a different flex number.

4:16

Her biri farklı bir esneklik numarasına sahip dört farklı sopaya kalibre edilmiş ağırlıklar astık.

Then we recorded the deflection values for each stick and generated a curve representing its stiffness. Kelime

4:20

Ardından her sopa için esneme değerlerini kaydettik ve sertliğini temsil eden bir eğri oluşturduk.

Kelime

generate a curve representing ...: bir şeyi gösteren eğri oluşturmak

Generated a curve, kaydedilen değerlerin işlenerek grafikte çizilmiş bir eğriye dönüştürüldüğü anlamına gelir. Buradaki curve, sopanın fiziksel olarak bükülmüş şekli değil, veriler arasındaki ilişkiyi gösteren bir grafiktir. Representing its stiffness, curve sözcüğünü niteleyen bir present participle yapısıdır. a curve that represents the stick's stiffness ile aynı anlamdadır ve grafiğin neyi gösterdiğini kısa biçimde açıklar.

Alıştırma

Verilerin grafiğe dönüştürüldüğünü ve grafiğin pil performansını gösterdiğini doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. We generated a curve representing the battery's performance.
  2. We generated a curve representation the battery's performance.
  3. We generated a curve represented the battery's performance.
Cevabı göster

We generated a curve representing the battery's performance.

The flex value is the weight in pounds required to deflect the stick 1 in.

4:26

Esneklik değeri, sopayı 1 inç esnetmek için gereken pound cinsinden ağırlıktır.

The numbers we measured, however, were much lower than the manufacturers' numbers, Anlatım akışı

4:30

Ancak ölçtüğümüz rakamlar üreticilerin rakamlarından çok daha düşüktü,

Anlatım akışı

Cümle ortasındaki however

However, bu sonucun bir beklentiyle veya daha önce ele alınan bilgiyle çeliştiğini gösterir. Burada ölçülen değerler, belirtilen değerlere yakın olmak yerine üreticilerin değerlerinden çok daha düşüktür. However, The numbers we measured öznesi ile were fiili arasında parantez içi bir bağlayıcı zarf gibi kullanılmıştır. Tüm yan cümledeki karşıtlığı düzenler ve iki virgül bu araya girişi gösterir. Uygun noktalama işaretleriyle başa ya da sona taşınabilir, ancak iki cümleyi tek başına bağlayabilen bir bağlaç değildir.

Alıştırma

Parantez içi however ifadesini özne ile fiil arasına doğru yerleştiren cümle hangisidir?

  1. The new plan however, costs more.
  2. The new plan, however, costs more.
  3. The new plan, however costs more.
Cevabı göster

The new plan, however, costs more.

but this is probably because the sticks were used and they lost their stiffness over time. Anlatım akışı

4:34

ama bu muhtemelen sopaların kullanılmış olması ve zamanla sertliklerini kaybetmiş olmaları yüzündendir.

Anlatım akışı

Olası bir neden için probably because

Probably because, kanıtlanmış bir neden değil, olası bir açıklama sunar. Ölçümlerin düşük olması gözlemlenmiştir; kullanımın sopaların zamanla sertliğini kaybetmesine yol açtığı düşüncesi ise konuşanın en uygun gördüğü açıklamadır. Probably, because ile sunulan nedenin tamamını niteler. Bu nedensel bağa duyulan kesinliği azaltır; sopaların kullanılıp kullanılmadığı konusunda şüphe belirtmez. Bu ifade, gözlemi çıkarımdan ayırmaya yardımcı olur.

Alıştırma

Sokakların ıslak olduğunu görüyorsunuz ancak havayı gözlemlemediniz. Hangi cümle yağmuru olası fakat doğrulanmamış bir açıklama olarak sunar?

  1. The streets are wet because it rained.
  2. The streets are wet, probably because it rained.
  3. The streets are wet, although it rained.
Cevabı göster

The streets are wet, probably because it rained.

Check it out, though.

4:38

Ama şuna bir bakın.

Real science.

4:39

Gerçek bilim.

Let's take a closer look, though.

4:40

Yine de daha yakından bir bakalım.

A beam deflection equation can be used to model a hockey stick's flex. Dilbilgisi

4:42

Bir hokey sopasının esnekliğini modellemek için bir kiriş sapma denklemi kullanılabilir.

Dilbilgisi

can be used to model: amacı belirten edilgen yapı

Can be used to + fiilin yalın hâli, özneyi birinin belirli bir amaçla kullanabileceği araç veya yöntem olarak sunar. Burada insanların kullanabileceği şey denklemdir; to model ise amacı belirtir. Yapı, kiplik bildiren can + edilgen be used + amaç bildiren to model mastarından oluşur. Denklemi kullanan kişiyi belirtmeden nesnel ve teknik bir açıklama sağlar.

Alıştırma

Teknik açıklamayı dersteki edilgen amaç yapısıyla tamamlayın: This simulation ____ traffic flow during rush hour.

Cevabı göster

can be used to model

This force represents the pivot hand

4:45

Bu kuvvet, pivot elini temsil eder

and this force represents the stick hitting the ice.

4:47

ve bu kuvvet de buzla buluşan sopayı temsil eder.

The maximum displacement happens right here in the middle where the player's hand pushes on the stick.

4:50

Maksimum yer değiştirme, oyuncunun elinin sopayı ittiği tam bu ortada gerçekleşir.

In engineering, we use two types of diagrams called shear and moment diagrams Kelime

4:55

Mühendislikte, kesme ve moment diyagramları adı verilen iki tür diyagram kullanırız

to understand the stresses on the inside of a beam.

4:58

bir kirişin içindeki gerilimleri anlamak için.

Kelime

kiriş analizinde shear and moment diagrams

Shear and moment diagrams, birlikte kullanılan bir çift mühendislik grafiğidir. Shear diagram, iç kesme kuvvetinin kiriş boyunca nasıl değiştiğini; moment diagram ise iç eğilme momentinin nasıl değiştiğini gösterir. Mühendisler bu grafikleri yoğun yük taşıyan kesitleri bulmak ve kiriş benzeri bir nesnenin nerede eğilebileceğini ya da hasar görebileceğini anlamak için okur. Bu terimde moment, kısa bir zaman dilimini değil, bir kuvvetin döndürme etkisini belirtir.

Alıştırma

Kiriş analizinde shear and moment diagrams neyi gösterir?

  1. İç kesme kuvveti ile eğilme momentinin kiriş boyunca nasıl değiştiğini
  2. Yalnızca dış yükleri ve mesnet tepkilerini
  3. Yalnızca kirişin dış şeklini ve boyutlarını
Cevabı göster

İç kesme kuvveti ile eğilme momentinin kiriş boyunca nasıl değiştiğini

So, if our hockey player is strong enough to actually break a stick while doing a slap shot, Dilbilgisi

5:01

Yani, eğer hokey oyuncumuz bir slap shot yaparken sopayı kıracak kadar güçlüyse,

Dilbilgisi

sıfat + enough to + fiil: strong enough to

Strong enough to, hokey oyuncusunun gücünün sonraki eylem için gereken düzeye ulaştığını belirtir. Burada bu düzeyi belirleyen eylem sopayı kırmaktır. Tekrar kullanılabilen kalıp adjective + enough + to + fiilin yalın hâli biçimindedir: strong enough to break. Enough sıfattan sonra gelir; to bölümü ise bu derecenin neyi mümkün kıldığını söyler.

Alıştırma

Cümleyi “bir şeyi yapacak kadar güçlü olmak” anlamındaki üç kelimelik İngilizce ifadeyle tamamlayın: Maya is ____ lift the box.

Cevabı göster

strong enough to

according to science, where exactly along the stick is it going to break?

5:06

bilime göre, sopa tam olarak neresinden kırılacak?

You get it?

5:15

Anladın mı?

So, where do you think it broke relative to where your hand was? Kalıp ifadeler

5:17

Peki, elinin olduğu yere göre sence nereden kırıldı?

Kalıp ifadeler

relative to: bir referans noktası kullanmak

Relative to, bir konumu ya da başka bir ilişkiyi açıklamak için kullanılan referans noktasını belirtir. Soru yalnızca sopanın nerede kırıldığını sormaz; oyuncunun elini referans alarak kırılma noktasının nerede olduğunu sorar. X relative to Y kalıbı, “X'i Y'ye göre açıklamak ya da değerlendirmek” demektir. Burada X kırılma konumu, Y ise elin konumudur.

Alıştırma

Bir rehber, kütüphaneyi referans noktası olarak kullanıp kafenin konumunu sormak istiyor. En uygun soru hangisidir?

  1. Which cafe is inside the library?
  2. How is the cafe related to the library?
  3. Where is the cafe relative to the library?
Cevabı göster

Where is the cafe relative to the library?

Huh?

5:21

Ha?

Probably in it.

5:22

Muhtemelen onda.

Like you think it was in your hand when it broke?

5:23

Sence kırıldığında elinin içinde miydi?

Oh, yeah.

5:25

Ah, evet.

Yeah.

5:26

Evet.

All right, let's make sure I got it on slow mo. Kelime

5:27

Pekala, ağır çekimde yakaladığımdan emin olayım.

Kelime

slow mo: slow motion ifadesinin gündelik kısa biçimi

Slow mo, slow motion ifadesinin gündelik ve kısaltılmış biçimidir. Burada got it on slow mo, olayın daha düşük hızda izlenebilmesi için kaydedildiği anlamına gelir. Medya bağlamında bu ifade, kayıt veya oynatma biçimini anlatır; gerçek olayın kendisinin yavaş gerçekleştiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede slow mo ne anlama geliyor?

  1. sesi kısılmış bir klip
  2. düşük hızda kaydedilen veya gösterilen video
  3. bir ay sonra yapılan kayıt
Cevabı göster

düşük hızda kaydedilen veya gösterilen video

Did you see that?

5:42

Bunu gördün mü?

There are two types of loading that added up to break the stick.

5:43

Sopayı kırmak için üst üste eklenen iki tür yükleme vardı.

First, he flexed it on the ice,

5:46

İlk olarak, onu buzun üzerinde esnetti,

but it wasn't until he tried to actually accelerate the puck Dilbilgisi

5:48

ancak pakı gerçekten hızlandırmaya çalışana kadar

that it kicked it up over its maximum stress limit and actually broke the stick. Kelime

5:50

maksimum stres limitini aşıp sopayı gerçekten kırana kadar olmadı.

Dilbilgisi

It wasn't until X that Y: geciken sonucu vurgulama

It wasn't until X that Y kalıbı, Y'nin X'ten önce gerçekleşmediğini vurgular. X geç zamanı veya tetikleyici olayı belirtir; that ile başlayan yan cümle ise sonunda gerçekleşen sonucu verir. Bu cümlede X, diski gerçekten hızlandırmaya çalışması; Y ise gerilimin sınırı aşması ve sopanın kırılmasıdır. Kalıp, hızlandırmayı olay sırasındaki herhangi bir hareket değil, belirleyici tetikleyici olarak öne çıkarır.

Alıştırma

Cümleyi tam olarak wasn't until ... that kalıbıyla tamamlayın: It ____ the final rehearsal ____ Maya remembered every line.

Cevabı göster

wasn't until · that

Kelime

malzeme kırılmasında maximum stress limit

Bu cümlede maximum stress limit, bir malzemenin bozulmadan önce dayanabileceği en yüksek iç gerilme anlamına gelir. Buradaki stress, kişinin endişesi veya gerginliği değil, malzemenin içine dağılan kuvveti ifade eden bir mühendislik büyüklüğüdür. Maximum, bunun güvenli aralığın üst sınırı olduğunu vurgular. Birleşik yükler çubuğu bu sınırın ötesine ittiğinde kırılma, beklenen bozulma sonucudur. Bu ifade yalnızca çubuğun gerilme altında olduğunu söylemez, neden kırıldığını açıklar.

Alıştırma

Bu cümlede maximum stress limit neyi ifade ediyor?

  1. Bir oyuncunun hissettiği gerginlik miktarını
  2. Bir malzemenin dayanabileceği en yüksek iç gerilmeyi
  3. Bir kişinin taşıyabileceği en ağır nesneyi
Cevabı göster

Bir malzemenin dayanabileceği en yüksek iç gerilmeyi

That is awesome.

5:55

Bu harika.

So, thanks for sticking with me as I try to explain a sport I don't truly understand. Deyimler

5:57

Benim gerçekten anlamadığım bir sporu açıklamaya çalışırken benimle kaldığınız için teşekkürler.

Deyimler

sticking with me: sabırla dinleyen kişiye teşekkür etmek

Buradaki sticking with me, stick with someone öbek fiilidir: dinlemeye devam etmek, ilgiyi sürdürmek veya konuşmacıya dikkat ve destek vermeye devam etmek anlamına gelir. Konuşmacı, zor ya da yabancı gelebilecek bir açıklama boyunca kendisini dinleyen izleyicilere teşekkür eder; onlardan fiziksel olarak kendisine yapışmalarını istemez. Bu ifade aynı zamanda hokeyle ilgili hafif bir kelime oyunu yapar: stick, videoda konuşulan hokey sopasını yeniden çağrıştırır. Bu ek anlam kapanış cümlesine eğlenceli bir hava verir.

Alıştırma

Burada Thanks for sticking with me ne anlama geliyor?

  1. Her görüşüme katıldığınız için teşekkürler
  2. Fiziksel olarak bana yapıştığınız için teşekkürler
  3. Dinlemeye ve ilgilenmeye devam ettiğiniz için teşekkürler
Cevabı göster

Dinlemeye ve ilgilenmeye devam ettiğiniz için teşekkürler

If you'd like to help us smarter every day and help me do crazy stuff like this,

6:00

Smarter Every Day'e yardım etmek ve benim böyle çılgınca şeyler yapmama yardımcı olmak isterseniz,

you can support the sponsor, which is audible.com.

6:03

sponsor olan audible.com'u destekleyebilirsiniz.

Go to audible.com/smarter and get a free audiobook.

6:06

audible.com/smarter adresine gidin ve ücretsiz bir sesli kitap alın.

They've got thousands to choose from.

6:08

Aralarından seçim yapabileceğiniz binlerce kitap var.

Get whatever you want.

6:09

İstediğinizi alın.

You can do a free trial, free book, free trial.

6:10

Ücretsiz deneme yapabilirsiniz, ücretsiz kitap, ücretsiz deneme.

You can download it and listen to it, and if you don't like it, you can return it and get another one.

6:13

İndirip dinleyebilirsiniz ve beğenmezseniz iade edip bir başkasını alabilirsiniz.

It's a pretty good deal.

6:16

Oldukça iyi bir fırsat.

Anyway,

6:17

Her neyse,

I used it long before they asked to sponsor Smarter Every Day,

6:17

onlar Smarter Every Day'e sponsor olmak istemeden çok önce kullanıyordum,

so I'm more than happy to suggest it to you. Kalıp ifadeler

6:20

bu yüzden size önermekten mutluluk duyuyorum.

Kalıp ifadeler

More than happy to: güçlü ve içten isteklilik

Be more than happy to do something, bir şeyi yapmaya çok istekli ve bundan memnun olmak anlamına gelir. Bu cümlede konuşan kişi, hizmeti önermenin kendisi için hiç sorun olmadığını sıcak bir biçimde vurgular. Buradaki more than, happy sözcüğünü güçlendirir; mutluluğun gerçek anlamda ölçülmesi değildir. Teklifte bulunmak, bir isteği kabul etmek veya içten destek göstermek için be more than happy to + fiilin yalın hâli yapısını kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Bir iş arkadaşınız bir rapor için yardım istiyor. Hangi yanıt sıcak ve güçlü bir istekliliği en açık biçimde gösterir?

  1. I am not available to help.
  2. I'm more than happy to help.
  3. I can help, but I would rather not.
Cevabı göster

I'm more than happy to help.

audible.com/smarter.

6:22

audible.com/smarter.

I get credit for you checking out Audible Kalıp ifadeler

6:24

Audible'a göz atmanız benim için bir kredi sağlar

Kalıp ifadeler

Get credit for: takdir veya atıf almak

Get credit for something, bir şey sayesinde takdir, atıf veya bir fayda elde etmek anlamına gelir. Burada izleyicinin konuşan kişinin Audible yönlendirmesi üzerinden yaptığı ziyaret konuşan kişinin hanesine yazılır; böylece konuşan kişi tanıtım kredisi alır. Faydanın tam olarak ne olduğu belirtilmez. Yaygın yapı get credit for + isim, -ing biçimi veya someone doing something şeklindedir. Krediyi özne alır; for ise buna yol açan eylemi veya sonucu tanıtır.

Alıştırma

Hangi cümle Maya'nın çözümü bulduğu için takdir aldığını ifade eder?

  1. Maya gives Leo credit for finding the solution.
  2. Maya takes credit for Leo's solution.
  3. Maya gets credit for finding the solution.
Cevabı göster

Maya gets credit for finding the solution.

and it helps Smarter Every Day move forward and do more crazy stuff.

6:26

ve Smarter Every Day'in ilerlemesine ve daha fazla çılgınca şey yapmasına yardımcı olur.

Anyway, I'm Destin.

6:29

Her neyse, ben Destin.

Get smarter every day.

6:30

Her gün daha akıllı olun.

Thank you very much.

6:31

Çok teşekkür ederim.

Have a good one. Ton ve niyet

6:32

İyi günler.

Ton ve niyet

“Have a good one.”: samimi ve genel bir vedalaşma

Have a good one. karşıdaki kişiye iyi dilekte bulunarak vedalaşmanın samimi ve resmî olmayan bir yoludur. Buradaki one, duruma uygun zamanı veya deneyimi genel olarak temsil eder; karşıdaki kişinin sahip olması gereken bir nesne anlamına gelmez. one kelimesinin tam olarak neyi gösterdiği duruma bağlıdır: günün geri kalanı, akşam, bir yolculuk ya da zaten belli olan başka bir dönem olabilir. Böylece konuşan kişi zamanı açıkça belirtmeden doğal bir şekilde vedalaşır.

Alıştırma

Kastedilen zaman belli olduğu hâlde onu adlandırmak istemediğinizde, samimi ve resmî olmayan bir veda için en doğal ifade hangisidir?

  1. I had a good one.
  2. Have a good one.
  3. Have one good.
  4. Have a good day.
Cevabı göster

Have a good one.

Before and after.

6:33

Öncesi ve sonrası.

It was a smashing good time. Deyimler

6:36

Gerçekten parçalayıcı derecede iyi bir zamandı.

Deyimler

“a smashing good time.”: bir deneyimi neşeli biçimde övme

a smashing good time ifadesinde smashing, “mükemmel” veya “çok eğlenceli” anlamına gelen resmî olmayan bir sıfattır. İfadenin tamamı yaşanan deneyimin özellikle eğlenceli olduğunu söyler; normalde güzel zamanın parçalandığı anlamına gelmez. Bağlamda bir şeylerin ezilmesi veya kırılması da bulunduğu için smashing, “parçalamak” fiilinin gerçek anlamını çağrıştırırken övgü anlamını da taşır. Bu anlam örtüşmesi kelime oyununu oluşturur.

Alıştırma

“The school fair was a smashing good time” cümlesinde smashing ne anlama gelir?

  1. Okul panayırını fiziksel olarak parçalamak
  2. Sessiz ve resmî
  3. Mükemmel ve çok eğlenceli
  4. Çok pahalı
Cevabı göster

Mükemmel ve çok eğlenceli

You want more whippiness or more stiffiness? Kelime

6:40

Daha fazla esneklik mi yoksa daha fazla sertlik mi istersin?

Kelime

Esprili isimler whippiness ve stiffiness

“Whippiness”, esnek, yaylanan ve kamçı hareketini andıran bir niteliği adlandırır. Burada “stiffiness” bunun karşıtı olarak, daha az bükülen sert bir nitelik anlamında kullanılır. -ness son eki bir niteliği, “o niteliğin durumu veya derecesi” anlamındaki bir isme dönüştürür. Whippiness, normal whippy → whippiness kalıbına uyar. Stiffiness ise ona uysun diye şaka amacıyla oluşturulmuştur; standart İngilizcede normalde stiffness kullanılır. Bu dengeli ikili soruya eğlenceli bir ton verir.

Alıştırma

Resmî bir mühendislik raporu için en uygun cümle hangisidir?

  1. The shaft's flexibility and stiffness were measured.
  2. The shaft's whippiness and stiffiness were measured.
  3. The shaft's whipping and stiffing were measured.
Cevabı göster

The shaft's flexibility and stiffness were measured.

Oh, all in preference.

6:43

Oh, tamamen tercih meselesi.

It's for science.

6:47

Bilim için.

I need a new stick.

6:48

Yeni bir sopaya ihtiyacım var.