Dünyanın en dayanıklı hayvanı tardigrad ile tanışın - Thomas Boothby: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Video, tardigradların tun durumuna girip hücrelerini kararlı hâle getirerek susuzluğa ve başka aşırı koşullara nasıl dayandığını açıklıyor; ardından bu biyolojinin aşıların korunmasına, dayanıklı ürünlere, astronot güvenliğine ve Dünya dışındaki yaşam arayışına olası katkılarını ele alıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. go without it for decades. — Phrasal Verbs: go without ifadesini, bir şey olmadan yaşamayı veya işlevini sürdürmeyi anlatan tek bir anlam birimi olarak anlayıp kullanmayı öğrenirsiniz. Bu ifade su, yiyecek, uyku, elektrik ya da internet erişimi gibi bağlamlara doğal biçimde aktarılabilir; böylece go ve without sözcüklerini ayrı ayrı yorumlamanın doğuracağı yapaylıktan kaçınırsınız. 2. which fill the tardigrade's cells to replace lost water by forming a matrix. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Özel moleküllerin ne yaptığını, bunu hangi amaçla yaptığını ve sonucun hangi yöntemle elde edildiğini birbirine bağlayan bilimsel bir ilgi cümleciğini çözümlemeyi öğrenirsiniz. Bu kalıp, her aşamayı ayrı cümleye dönüştürmeden biyolojik ya da teknik mekanizmaları yoğun ve anlaşılır biçimde takip etmenize ve anlatmanıza yardımcı olur. 3. If we can understand how they and other creatures stabilize their sensitive biological molecules, perhaps we could apply this knowledge to — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: if yan cümlesiyle temkinli perhaps we could ifadesinin bir araştırma koşulunu olası uygulamaya nasıl bağladığını fark edersiniz. Bu yapıyla henüz belirsiz olan bir sonucu kanıtlanmış gerçek gibi sunmadan çıkarımları, önerileri ve gelecekteki kullanım alanlarını tartışabilirsiniz.
Bu derste
Without water, a human can only survive for about 100 hours. Dilbilgisi
0:07Su olmadan, bir insan sadece yaklaşık 100 saat hayatta kalabilir.
Without water: önce koşulu belirtmek
Without water, cümlenin başında kullanılan ve “su yoksa” ya da “su olmadığında” anlamına gelen bir edat öbeğidir. Ardından gelen ana cümlenin tamamı için önce bir koşul belirler. Koşul önce verildiği için hayatta kalma sınırının özellikle susuzluk durumunda geçerli olduğu, genel olarak insan ömrünü anlatmadığı anlaşılır.
Alıştırma
“Without a map, we might get lost,” cümlesinde “Without a map” ne işe yarar?
- Kaybolmamızın mümkün olduğu koşulu belirtir.
- Haritanın kaybolduğunu söyler.
- Yolculuğun ne kadar sürdüğünü belirtir.
Cevabı göster
Kaybolmamızın mümkün olduğu koşulu belirtir.
can only survive for about 100 hours: sınırlı süreyi ifade etmek
Can only + fiil, mümkün olan şeyin sınırlı olduğunu ifade eder. Burada only yalnızca hayatta kalmanın mümkün olduğunu söylemez; kişinin normalde bu yaklaşık süreden daha uzun süre hayatta kalamayacağını da belirtir. For + süre, durumun ne kadar devam ettiğini gösterir. About, 100 saatin kesin bir ölçüm değil, tahmin olduğunu anlatır.
Alıştırma
Sınırlı bir süreyi göstermek için cümleyi only ve for ile tamamlayın: This lamp can ____ stay on ____ about two hours.
Cevabı göster
only · for
But there's a creature so resilient that it can go without it for decades. Notlar
0:12Ancak su olmadan on yıllar boyunca yaşayabilecek kadar dirençli bir canlı vardır.
so resilient that: sonuç için so + sıfat + that
so resilient that... yapısında so, resilient sıfatının derecesini artırır; that ise sonucu başlatır. Buradaki so, “öyle bir dereceye kadar” anlamındadır, “bu yüzden” anlamında değildir. Aktarılabilir kalıp so + sıfat/zarf + that + sonuç cümleciği şeklindedir: bir özellik veya eylem, belirtilen sonuca yol açacak dereceye ulaşır. Bu cümledeki sonuç, canlının onlarca yıl susuz kalabilmesidir.
Alıştırma
Sonuç kalıbını eksik iki sözcükle tamamlayın: The backpack was ____ heavy ____ Maya had to put it down.
Cevabı göster
so · that
go without it for decades: bir şey olmadan devam etmek
Go without + isim veya zamir, bir şey mevcut olmadığında bir süre yaşamaya, çalışmaya ya da işlev görmeye devam etmek demektir. Burada go hareket etmeyi anlatmaz. Bu cümlede it suyu belirtir, for decades ise süreyi verir. Canlı, onlarca yıl susuz devam edebilir.
Alıştırma
Cümleyi, derste geçen ve “bir şeye erişemeden idare etmek” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: During the outage, we had to ____ internet for two days.
Cevabı göster
go without
This 1 millimeter animal can survive both the hottest and coldest environments on Earth Dilbilgisi
0:17Bu 1 milimetrelik hayvan, Dünya'daki hem en sıcak hem de en soğuk ortamlarda hayatta kalabilir
both the hottest and coldest: both ... and ... ile iki öğeyi eşleştirme
both A and B kalıbı iki öğeyi eşleşmiş bir çift olarak sunar ve ikisinin de dahil olduğunu belirtir. Burada eşleştirilen öğeler, birbirinin karşıtı olan hottest ve coldest üstünlük biçimleridir. both, iki uç noktanın da dahil olduğunu özellikle vurgular: hayvan her iki uçta da yaşayabilir. environments ismi iki özelliğe de uygulanır.
Alıştırma
İki özelliğin de doğru olduğunu belirten eşli yapıyla cümleyi tamamlayın: The backpack is ____ light ____ strong.
Cevabı göster
both · and
and can even withstand high levels of radiation. Kalıp ifadeler
0:24ve hatta yüksek seviyelerde radyasyona bile dayanabilir.
withstand high levels of radiation: zararlı koşullara dayanmak
Withstand, güçlü veya zararlı bir kuvvete hasar görmeden, yenilmeden ya da işlevini kaybetmeden direnmek anlamına gelir. Geçişli bir fiildir; bu nedenle high levels of radiation doğrudan nesnesi olur. High levels of radiation, büyük miktarda veya yüksek yoğunlukta radyasyon anlamına gelir. Bilimsel ve teknik yazılarda levels genellikle bir şeyin ölçülen miktarını veya yoğunluğunu anlatır.
Alıştırma
Hangi cümle zararlı bir koşula direnci withstand ile en doğal biçimde anlatır?
- This coating can withstand to extreme heat.
- This coating can withstand extreme heat.
- This coating can withstand extremely heat.
Cevabı göster
This coating can withstand extreme heat.
and it's one of the toughest creatures on Earth, Dilbilgisi
0:30ve Dünya'daki en dayanıklı canlılardan biridir,
one of the toughest creatures on Earth: one of the + en üstünlük derecesi + çoğul isim
One of the + en üstünlük derecesindeki sıfat + çoğul sayılabilen isim, bir kişi ya da şeyin bir özelliğin en üst düzeyindeki grubun üyelerinden biri olduğunu anlatır. Burada bu canlı, Dünya'nın en dayanıklı canlıları arasına yerleştirilir; tek ve mutlak olarak en dayanıklı canlı olduğu söylenmez. One of the ifadesinden sonra gelen sayılabilen isim, grubu adlandırdığı için çoğul olmalıdır: creature değil creatures. One yine tek bir üyeyi gösterdiğinden ana özne it is örneğindeki gibi tekil olabilir.
Alıştırma
Cümleyi runner sözcüğünün çoğul biçimiyle tamamlayın: Leo is one of the fastest ____ on the team.
Cevabı göster
runners
even if it does look more like a chubby eight-legged gummy bear. Notlar
0:33tombul, sekiz bacaklı bir jelibon ayıcığına daha çok benzese de.
even if: sonucu değiştirmeyen bir koşul
Even if, sonucun değişmediğini belirten ödünleyici bir koşul sunar. Konuşan kişi even if ifadesinden sonraki düşüncenin doğru olabileceğini kabul eder, ancak bunun ana sonucu değiştirmediğini söyler. Sonuçtan sonra ya da cümlenin başında kullanılabilir: Even if + koşul, sonuç. Burada does look anlamı vurgular: Bu canlı gerçekten tombul bir jelibon ayıcığa benzeyebilir. Bu görünüş kabul edilir, ancak canlının son derece dayanıklı olduğuna ilişkin önceki iddiayı zayıflatmaz.
Alıştırma
Geç kalan bir otobüsün sonucu değiştirmeyeceğini belirten iki sözcüklü bağlaçla cümleyi tamamlayın: ____ the bus is late, we will arrive before noon.
Cevabı göster
Even if
does look: does + fiilin yalın hâliyle vurgu
Bu olumlu yan cümlede does, look fiilini vurgular; dolayısıyla does look, “gerçekten öyle görünüyor” demektir. Burada soru ya da olumsuzluk oluşturmaz. Vurgu amaçlı does'tan sonra ana fiil yalın hâlde kalır: does look denir, does looks denmez. even if ile birlikte bu vurgu, görünüşü bir ödünleme olarak güçlü biçimde kabul eder.
Alıştırma
Vurgu amaçlı do kullanarak cümleyi tamamlayın: The old key ____ open the door.
Cevabı göster
does
look more like ...: görünüş benzerliğini karşılaştırma
Look like + isim öbeği, “görünüş olarak benzemek” anlamına gelir. more eklendiğinde, bu benzetmenin başka bir benzetmeden daha uygun olduğu anlatılır. Cümlede yaratığın şekli, tıknaz ve sekiz bacaklı bir jelibon ayıya daha çok benzer. Buradaki like, “benzer” anlamındaki bir edattır; “hoşlanmak” anlamındaki like fiili değildir. Diğer seçenek, looks more like A than B örneğindeki gibi than ile eklenebilir veya zaten belliyse söylenmeyebilir.
Alıştırma
look more like ifadesini doğru biçimde kullanın: From far away, the island ____ a sleeping whale than a mountain.
Cevabı göster
looks more like
Most organisms need water to survive. Dilbilgisi
0:37Çoğu organizma hayatta kalmak için suya ihtiyaç duyar.
need water to survive: need + isim + to’lu mastar
need + isim + to’lu mastar yapısı önce gerekli olan şeyi adlandırır, sonra onun ne için gerektiğini söyler. Burada water gerekli olan şeydir; to survive ise amacı belirtir. Mastar, water sözcüğünün yaptığı bir eylemi anlatmaz. Organizmaların suya neden ihtiyaç duyduğunu açıklar.
Alıştırma
Parantezdeki üç sözcüğü doğru sıraya koyun: A flashlight ____ work. (needs / batteries / to)
Cevabı göster
needs batteries to
allows metabolism to occur: allow + nesne + to’lu mastar
allow + nesne + to’lu mastar yapısı, öznenin nesnenin bir şeyi yapmasını ya da bir süreçten geçmesini mümkün kıldığını anlatabilir. Her zaman birinin izin vermesi anlamına gelmez. Burada metabolism, water sözcüğünün mümkün kıldığı süreçtir; to occur ise neyin gerçekleşebilir hâle geldiğini belirtir. Cümle emir ya da izni değil, olanak sağlayan bir koşulu açıklar.
Alıştırma
Parantezdeki dört sözcüğü doğru sıraya koyun: The clear cover ____ the gears. (allows / us / to see)
Cevabı göster
allows us to see
which is the process that drives all the biochemical reactions Anlatım akışı
0:42bu da tüm biyokimyasal reaksiyonları yönlendiren süreçtir
which is the process that drives ...: bir terimi tanımlamak
Burada which, metabolism sözcüğüne gönderme yapar. which is the process that drives ... yan cümlesi yeni bir konu başlatmaz; hemen önce geçen terimi açıklar. Bu yapı önce bir terimi söyler, ardından sınırlayıcı olmayan bir which yan cümlesiyle terimin tanımını veya işlevini ekler. Bu açıklamanın içinde that drives ... ifadesi process sözcüğünü niteler ve sürecin ne yaptığını belirtir.
Alıştırma
Bu cümlede which is the process that drives ... bölümünün görevi nedir?
- water sözcüğünü yeni bir bilimsel süreç olarak tanıtır.
- biochemical reactions ifadesinin metabolism terimini tanımladığını söyler.
- metabolism terimini tanımlar ve işlevini açıklamaya başlar.
Cevabı göster
metabolism terimini tanımlar ve işlevini açıklamaya başlar.
take place in cells: bir sürecin nerede gerçekleştiğini söylemek
Take place, “gerçekleşmek” veya “meydana gelmek” anlamına gelen sabit ve geçişsiz bir fiil öbeğidir. that take place in cells bölümünde that ile başlayan ilgi yan cümlesi all the biochemical reactions ifadesini niteler ve bu tepkimelerin nerede gerçekleştiğini söyler. Bu ifadede take ve place ayrı ayrı gerçek anlamlarıyla kullanılmaz; iki sözcük tek bir birim olarak çalışır.
Alıştırma
Cümleyi take place ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Every year, the science fair ____ in the school gym.
Cevabı göster
takes place
creatures like the tardigrade: örnek vermek için like
creatures like the tardigrade ifadesinde like, “... gibi” ya da “örneğin” anlamındadır. the tardigrade, creatures adlı geniş kategorinin bir örneğidir. Yapı “kategori adı + like + örnek” şeklindedir. Burada like, isim öbeği içinde örnek sunan bir edattır; “sevmek” anlamındaki fiil değildir.
Alıştırma
“Games like chess can improve your planning skills” cümlesinde like ne anlama gelir?
- görünüş olarak benzemek
- örneğin, ... gibi
- sevmek
Cevabı göster
örneğin, ... gibi
also known as the water bear: başka bir ad eklemek
Also known as the water bear, “su ayısı olarak da bilinen” anlamına gelir. Tardigrad için başka bir ad ekler. Bu ifade, the tardigrade, which is also known as the water bear edilgen yan cümlesinin kısaltılmış hâlidir. Bir isimden sonra kullanıldığında zorunlu olmayan tanıtıcı bilgi ekler.
Alıştırma
“Diğer adıyla” anlamındaki üç sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın: The aurora borealis is ____ the northern lights.
Cevabı göster
also known as
get around this restriction: bir sınırı aşmanın yolunu bulmak
Bu cümlede get around this restriction, kısıtlama tarafından engellenmemek için bir yol bulmak demektir. Burada around fiziksel bir yönü anlatmaz. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp get around + kural, sınır, kısıtlama veya sorun şeklindedir. Bir kişinin ya da şeyin engele rağmen devam etmesini sağlayan yönteme odaklanır.
Alıştırma
Örnekteki get around this restriction ne anlama geliyor?
- Kısıtlama tarafından engellenmemek için bir yol bulmak
- Fiziksel bir kısıtlamanın çevresinde daire çizerek hareket etmek
- Kısıtlamayı daha sert hâle getirmek
Cevabı göster
Kısıtlama tarafından engellenmemek için bir yol bulmak
a process called anhydrobiosis: bir terimi tanıtma
a process called + ad kalıbı önce bir süreci tanıtır, ardından sürecin adını verir. Burada called, telefonla aranan değil, bu adla bilinen anlamındadır. Called, a process that is called anhydrobiosis ifadesini kısaltan bir geçmiş zaman ortacıdır. Aynı isim + called + ad kalıbı başka terimleri de açık ve doğal biçimde tanıtabilir.
Alıştırma
Cümleyi a process called + ad kalıbıyla tamamlayın: Plants make food through a process ____ photosynthesis.
Cevabı göster
called
from the Greek meaning life without water. Kültür
0:57Yunancadan gelen bu kelime su olmadan yaşam anlamına gelir.
from the Greek meaning life without water: terimin kökeni ve gerçek anlamı
Bu köken ifadesinde from the Greek, bilimsel terimin kaynak dilinin Yunanca olduğunu belirtirken meaning life without water kökene dayalı gerçek anlamı verir. Buradaki Greek dili ifade eder; canlının şu anda Yunanistan'da bulunduğunu söylemez. Bilimsel açıklamalarda, bilinmeyen bir terimi anlamayı kolaylaştırmak için from + bir dil + meaning ... yapısı sıkça kullanılır. Bu tür bir köken anlamı adın yapısını çözmeye yardım eder, ancak terimin modern bilimdeki eksiksiz tanımı olmak zorunda değildir.
Alıştırma
from the Greek meaning life without water burada hangi bilgiyi verir?
- Canlıların şu anda yaşadığı yer
- Konuşanın uyruğu
- Terimin kaynak dili ve kökene dayalı gerçek anlamı
Cevabı göster
Terimin kaynak dili ve kökene dayalı gerçek anlamı
however extraordinary: ödünleme bildiren however + sıfat
Burada however, extraordinary sözcüğünü doğrudan niteler ve “ne kadar olağanüstü olurlarsa olsunlar” anlamında bir ödünleme kurar. Tam biçimi however extraordinary they are veya however extraordinary they may be olurdu. Cümle önce tardigradların dikkat çekici olduğunu kabul eder, ardından bunun temel sonucu değiştirmediğini söyler: onlar bu özelliğe sahip tek canlılar değildir. Bu yapıda however, “ancak” anlamına gelmez.
Alıştırma
“Ne kadar ... olursa olsun” anlamında bir ödünleme oluşturmak için cümleyi tek bir İngilizce sözcükle tamamlayın: ____ unusual the design may seem, it works well.
Cevabı göster
However
tardigrades aren't alone: başka örneklerin de olduğunu belirtmek
Buradaki tardigrades aren't alone, tardigradların yanında başkaları olduğu ya da kendilerini yalnız hissetmedikleri anlamına gelmez. Az önce söz edilen yeteneğe sahip tek canlıların onlar olmadığı anlamına gelir. Bu cümle, dikkat çekici tek bir örnekten daha geniş bir gruba geçiş sağlayan bir köprü görevi görür. Bilimsel anlatımlarda X isn't alone, aynı örüntüyü gösteren başka örneklerin de geleceğini sık sık haber verir.
Alıştırma
Burada tardigrades aren't alone ne anlama geliyor?
- Başka hiçbir organizma aynı hayatta kalma yeteneğine sahip değildir.
- Başka organizmalar da aynı hayatta kalma yeteneğine sahiptir.
- Tardigradlar fiziksel olarak birbirlerine yakın durur.
Cevabı göster
Başka organizmalar da aynı hayatta kalma yeteneğine sahiptir.
survive drying up: su kaybolurken canlı kalmak
survive drying up ifadesinde survive, bir olayı atlatarak canlı kalmak anlamına gelir; drying up da bu olayı adlandırır. -ing biçimi, bir canlının hangi sürece dayanıp hayatta kaldığını söylemek için survive fiilinden sonra gelebilir. Burada dry up, su kayboldukça çok kuru hâle gelmek demektir. Canlıların su kaybetmesini anlatır; birinin onları silerek kurutmasını değil.
Alıştırma
Cümleyi dry up ifadesinin -ing biçimiyle tamamlayın: Some yeast cells can survive ____ and become active again when water is added.
Cevabı göster
drying up
this requires that they go through something called a tun state. Notlar
1:14bu, fıçı durumu denilen bir aşamadan geçmelerini gerektirir.
requires that they go through: gerekli bir süreci belirtmek
require that + yan cümle kalıbı, başka bir şeyin gerçekleşmesi için gerekli olan koşulu veya süreci belirtir. Burada they yan cümlenin öznesidir, go through ise fiil grubudur: birçok su ayısının susuz yaşayabilmesi ancak tun durumunu deneyimlemesiyle mümkündür. Özne olan this, emir veren bir kişiyi değil, bir durumu belirtir. Bu nedenle requires, “emreder” değil, “gerekli kılar” anlamındadır. Resmî Amerikan İngilizcesinde require that sonrasındaki fiil genellikle yalın hâlde kalır: The rule requires that everyone wear a badge.
Alıştırma
Cümleyi require that kalıbıyla tamamlayın: The safety rule ____ every rider wear a helmet.
Cevabı göster
requires that
go through: bir süreci veya aşamayı yaşamak
Bu cümlede go through, “bir süreci, aşamayı veya durumu yaşamak ya da bundan geçmek” anlamındadır. Su ayıları tun durumu adı verilen biyolojik bir aşamayı yaşar; fiziksel bir yerin içinden hareket etmezler. Bu anlam prosedürler, eğitimler, testler, değişimler ve zor dönemlerle de kullanılabilir: go through training, go through testing ve go through a major change. Through sonrasındaki sözcükler, yaşanan deneyimi veya süreci belirtir.
Alıştırma
Cümleyi “bir süreci yaşamak” anlamındaki iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: Before release, every game must ____ several rounds of testing.
Cevabı göster
go through
tun state: su ayısının kuruluğu atlatmak için girdiği durum
tun state, bir su ayısının çevresi kuruduğunda girdiği özel ve neredeyse hareketsiz bir durumdur. Vücudu büzülür ve yeniden su bulunana kadar etkinliği çok düşük bir düzeye iner. Bu cümlede state, fiziksel bir durum ya da biçim demektir. tun state ifadesini bir ülke veya ABD eyaleti gibi bir yer olarak değil, tek bir bilimsel terim olarak anlayın.
Alıştırma
Bu cümlede tun state ne anlama geliyor?
- Çevresi kuruduğunda su ayısının girdiği özel bir hayatta kalma durumu
- Su ayılarının yaşadığı bir ABD eyaleti
- Su ayısının içinden geçtiği bir tünel
Cevabı göster
Çevresi kuruduğunda su ayısının girdiği özel bir hayatta kalma durumu
curl up into a ball: hareket ve ortaya çıkan şekil
Curl up, vücudu bükmek veya içe doğru çekmek demektir. Into a ball sonucu belirtir: hareketten sonra vücut küçük ve yuvarlak bir şekil alır. curl up into + şekil kalıbı bir insanı, hayvanı veya esnek bir nesneyi anlatabilir. Buradaki up, curl up ifadesinin bir parçasıdır; daha yüksek bir yere doğru hareketi anlatmaz.
Alıştırma
curl sözcüğünü geçmiş zamanda kullanarak hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The frightened hedgehog ____ under a bush.
Cevabı göster
curled up into a ball
pulling their head and eight legs inside their body, Dilbilgisi
1:20başlarını ve sekiz bacaklarını bedenlerinin içine çekerler,
pulling ... inside ...: aynı öznenin yaptığı bir eylemi eklemek
Pulling their head and eight legs inside their body, -ing biçimli bir ortaç öbeğidir. Aynı hayvanların nasıl top gibi kıvrıldığını ayrıntılandırır: kıvrılırken bu vücut kısımlarını içeri çekerler. Pulling yeni bir cümle başlatmaz veya yeni bir özne tanıtmaz. Anlaşılan özne hâlâ daha önce sözü edilen they, yani tardigradlardır. Bu yapı, birbiriyle yakından ilişkili iki eylemi tek cümlede toplar.
Alıştırma
pulling their head and eight legs inside their body cümlede hangi işlevi görür?
- Hayvanları çeken yeni bir özne tanıtır.
- Farklı bir hayvan hakkında tam bir yeni cümle başlatır.
- Aynı hayvanların aynı anda yaptığı bir eylemi ekler.
Cevabı göster
Aynı hayvanların aynı anda yaptığı bir eylemi ekler.
wait until water returns: bir bitiş noktasına kadar beklemek
wait until water returns ifadesinde until, beklemeyi sona erdiren olayı tanıtır. Bekleme sürer ve çevrede yeniden su bulunduğunda sona erer. Until, devam eden bir eylemin bitiş noktasını gösterir. before anlamına gelmez: before yalnızca bir şeyi başka bir olaydan daha önceye yerleştirir; eylemin o ana kadar sürdüğünü söylemez.
Alıştırma
Hangi cümle, beklemenin baba gelene kadar sürdüğü ve o geldiğinde bittiği anlamına gelir?
- Wait here after Dad arrives.
- Wait here before Dad arrives.
- Wait here until Dad arrives.
Cevabı göster
Wait here until Dad arrives.
It's thought that as water becomes scarce and tardigrades enter their tun state, Notlar
1:26Su kıtlaştıkça ve tardigradlar fıçı durumuna girdikçe,
It's thought that: bilimsel bir görüşü temkinli biçimde sunmak
It's thought that + yan cümlecik, görüş aktaran edilgen bir kalıptır. Görüşü taşıyan kişileri belirtmez; böylece okuyucu belirli bir araştırmacı yerine that sonrasındaki bilimsel açıklamaya odaklanır. Bu cümlede kalıp, devamındaki bilgiyi kesin bir gerçek olarak değil, mevcut kanıtlara dayanan güncel anlayış olarak sunar. Birinin rastgele ve dayanaksız bir tahminde bulunduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu bilimsel cümlede It's thought that okuyucuya ne anlatır?
- İddia, kanıta dayanan güncel bir görüştür; tamamen kesin bir gerçek değildir.
- İddia hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak biçimde kanıtlanmıştır.
- Konuşan kişi özel bir tercihini belirtiyordur.
Cevabı göster
İddia, kanıta dayanan güncel bir görüştür; tamamen kesin bir gerçek değildir.
as water becomes scarce: değişim sürerken kullanılan as
Burada as, bir değişim sürerken veya değişim geliştikçe anlamına gelen bir bağlaçtır. water becomes scarce yan cümleciği değişen bir arka plan kurar: ilgili süreç devam ederken kullanılabilir su miktarı azalmaktadır. Yapı as + özne + fiil şeklindedir. water, becomes fiilinin öznesi olduğu için buradaki as, rolünde anlamına gelmez. Bu kullanım, aynı anda ilerleyen iki değişimi veya süreci sık sık birbirine bağlar.
Alıştırma
as water becomes scarce ifadesinde as ne anlama gelir?
- kullanılabilir su miktarı giderek azalırken
- su rolünde
- suyun azalmasıyla aynı şekilde
Cevabı göster
kullanılabilir su miktarı giderek azalırken
enter their tun state: enter + durum
enter their tun state ifadesinde enter, “bir yere yürüyerek girmek” değil, “bir durumda olmaya başlamak” anlamındadır. their tun state, su azaldığında tardigradların geçtiği tun durumunu adlandırır. Başka durumlara aktarılabilen kalıp enter + bir durum, mod, evre veya aşama şeklindedir. Enter, isim öbeğini doğrudan alır: enter sleep mode ya da enter a dormant state.
Alıştırma
Cümleyi “bir durumda olmaya başlamak” anlamındaki tek sözcüklü resmî fiille tamamla. Edat ekleme: After ten minutes, the tablet will ____ sleep mode.
Cevabı göster
enter
they start to synthesize special molecules, Kalıp ifadeler
1:31özel moleküller sentezlemeye başladıkları düşünülmektedir,
start to synthesize special molecules: özel moleküller sentezlemeye başlamak
Start to synthesize special molecules, yeni bir biyolojik sürecin başladığı anlamına gelir: tardigradlar belirli molekülleri üretmeye başlar. Start to + fiilin yalın biçimi, bir eylemin başlangıcını gösterir. Biyoloji ve kimyada synthesize, biyolojik ya da kimyasal bir süreçle madde oluşturmak demektir; bu nedenle burada genel make fiilinden daha kesindir.
Alıştırma
“The cells start to synthesize a protective protein,” cümlesinde ne olmaya başlar?
- Hücreler protein hakkında kısa bir özet vermeye başlar.
- Hücreler proteini biyolojik bir süreçle üretmeye başlar.
- Hücreler proteini daha küçük parçalara ayırmaya başlar.
Cevabı göster
Hücreler proteini biyolojik bir süreçle üretmeye başlar.
to replace lost water by forming a matrix. Notlar
1:36ve bir matris oluşturarak kaybedilen suyun yerini alır.
which ... to ... by ...: eylem, amaç ve yöntemi bağlamak
Bu ilgi cümleciğinde which, special molecules ifadesine gönderme yapar. Cümleciğin ana eylemi fill the tardigrade's cells ifadesidir; bu moleküllerin ne yaptığını açıklar. to replace lost water biçimindeki to mastarı, hücreleri doldurmanın amacını; by forming a matrix ise bu amaca ulaşmak için kullanılan yöntemi belirtir. Zinciri birbiriyle ilgisiz üç olay olarak değil, eylem → amaç → yöntem şeklinde okuyun.
Alıştırma
Hangi yorum, vurgulanan cümlecikteki bilgi zincirini doğru biçimde izler?
- Özel moleküller hücreleri doldurur; amaçları kaybedilen suyun yerini almak, kullandıkları yöntem ise bir matris oluşturmaktır.
- Matris hücreleri doldurur; suyun yerini almak ise bununla ilgisiz bir olaydır.
- Su yerine konduktan sonra tardigradın hücreleri özel moleküller oluşturur.
Cevabı göster
Özel moleküller hücreleri doldurur; amaçları kaybedilen suyun yerini almak, kullandıkları yöntem ise bir matris oluşturmaktır.
by forming a matrix: by + -ing biçimiyle yöntem belirtmek
Burada by forming a matrix, “bir matris oluşturma yöntemiyle” anlamına gelir. by + -ing biçimi, önceki replace lost water eyleminin nasıl gerçekleştirildiğini açıklar. by bir edat olduğu için ardından form değil, forming gelir. by başka bağlamlarda konum veya edilgen cümlede işi yapan kişiyi gösterebilir; ancak bu yapıda bir etkinliğin önünde kullanıldığında aracı ya da yöntemi belirtir.
Alıştırma
Yöntemi göstermek için cümleyi by + hang fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The team made the room quieter ____ thick curtains over the windows.
Cevabı göster
by hanging
a matrix: bilimsel bağlamda destekleyici bir madde
Burada a matrix, moleküllerin oluşturduğu bir maddeyi ya da ağ benzeri bir yapıyı ifade eder. Hücrenin içinde bu yapı, kaybedilen suyun yerini alır. Matrix, alana göre farklı anlamlara gelir. Bu biyoloji cümlesinde forming a matrix, fiziksel bir destek malzemesi oluşturmayı anlatır; matematiksel bir matrisi ya da bir film adını değil.
Alıştırma
Bu cümlede a matrix büyük olasılıkla ne anlama geliyor?
- Bir bilim kurgu filminin adı
- Matematikte kullanılan dikdörtgen biçimli bir sayı düzeni
- Moleküllerin oluşturduğu destekleyici bir madde veya ağ
Cevabı göster
Moleküllerin oluşturduğu destekleyici bir madde veya ağ
Components of the cells that are sensitive to dryness, Kalıp ifadeler
1:40Hücrelerin kuruluğa karşı hassas olan bileşenleri,
are sensitive to dryness: kuraklıktan kolayca etkilenmek
be sensitive to + isim kalıbı, bir koşuldan veya uyarandan “kolayca etkilenmek” anlamına gelir. Buradaki are sensitive to dryness, bazı hücre bileşenlerinin kuru koşullardan etkilenebileceğini anlatır. Sensitive yalnızca duygular için kullanılmaz. Hücreler, malzemeler, cihazlar veya sistemlerle kullanıldığında genellikle fiziksel ya da işlevsel bir tepkiyi anlatır.
Alıştırma
be sensitive to + isim kalıbını tamamlayın: This sensor is sensitive ____ heat.
Cevabı göster
to
get trapped in this matrix: get ile kurulan edilgen yapı
Get trapped, get + trapped geçmiş zaman ortacıyla kurulur. Bu, get ile oluşturulan edilgen bir yapıdır: özne sıkıştırma eylemini yapmaz, sonunda sıkışmış durumda kalır. Buradaki get, “elde etmek” anlamına gelmez. In this matrix, öznenin nerede sıkıştığını gösterir. Get ile kurulan edilgen yapı, yalnızca sonraki durumu değil, durum değişikliğini veya sonucu da öne çıkarır.
Alıştırma
Cümleyi trap fiilinin get ile kurulan edilgen biçimi ve ardından in kullanarak tamamlayın: A leaf can ____ the drain.
Cevabı göster
get trapped in
It's thought that this keeps these molecules locked in position Dilbilgisi
1:48Bunun, bu molekülleri yerlerine kilitlediği düşünülmektedir
keeps these molecules locked in position: keep + nesne + tümleç
Keep, keep + nesne + tümleç düzeninde kullanılabilir ve “nesnenin belirli bir durumda kalmasını sağlamak” anlamına gelir. Keeps these molecules locked in position ifadesinde these molecules nesnedir; locked in position ise nesnenin korunan durumunu açıklayan tümleçtir. Locked in position ikinci bir ana fiil değildir. Ana fiil keeps sözcüğüdür; locked ise durumu açıklamak için kullanılan geçmiş zaman ortacıdır. Aynı yapı, keep the door open örneğindeki gibi bir sıfat tümleciyle de kullanılabilir.
Alıştırma
Keep, the drinks ve cold ifadelerini doğru biçim ve sırayla kullanın: The cooler ____ all afternoon.
Cevabı göster
keeps the drinks cold
to stop them from unfolding: stop ... from doing ile bir şeyi önlemek
to stop them from unfolding ifadesinde to stop ... amaç bildirir: mekanizma bir olayın gerçekleşmesini önlemek için çalışır. Them molekülleri, unfolding ise önlenmeye çalışılan değişimi ifade eder. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp stop + someone/something + from + fiilin -ing biçimidir. From bir edat olduğu için ardından gelen fiil -ing biçimini alır.
Alıştırma
stop ... from doing kalıbı ve access fiiliyle cümleyi tamamlayın: A password helps stop strangers ____ your account.
Cevabı göster
from accessing
breaking apart: parçalara ayrılmak
Breaking apart, parçalara veya daha küçük bölümlere ayrılmak anlamına gelir. Burada önlenmeye çalışılan olası değişimlerden birini anlatır: moleküller artık tek ve bütün bir yapı olarak kalmaz. Breaking sözcüğü -ing biçimindedir çünkü from sözcüğünden sonra unfolding ve fusing together ile birlikte sıralanan eylemlerden biridir.
Alıştırma
‘Parçalara ayrılmak’ anlamındaki vurgulanan öbek fiille cümleyi tamamlayın: After years in the rain, the wooden box began to ____.
Cevabı göster
break apart
fusing together: kaynaşıp tek bir bütün olmak
Fuse together, önceden ayrı olan iki veya daha fazla malzemenin, parçanın ya da yapının birleşip tek bir bütün hâline gelmesi demektir. Bu cümlede fusing, stop them from unfolding, breaking apart, or fusing together sıralamasındaki istenmeyen üçüncü süreçtir. Fuse zaten “eriyerek veya sıkı biçimde birleşerek tek parça olmak” anlamına gelir. Together sonucu özellikle belirginleştirir: ayrı parçalar yalnızca birbirine yaklaşmaz, sonunda tek bir birim olur.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki 'birleşip tek bir bütün olmak' anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Under intense heat, the two glass edges began to ____.
Cevabı göster
fuse together
Once the organism is rehydrated: zaman koşulu bildiren Once
Buradaki Once, “olur olmaz” veya “-dıktan sonra” anlamına gelen bir yan cümle bağlacıdır. Zamana bağlı bir koşul getirir: organizma yeniden su aldığında sonraki olay gerçekleşebilir. Burada “eskiden” veya “bir kez” anlamına gelmez. Yapı Once + özne + edilgen fiil şeklindedir: Once + the organism + is rehydrated. Is rehydrated, bir şeyin organizmaya yeniden su kazandırdığını gösterir; organizma eylemi alan taraftır.
Alıştırma
Hangi cümlede once, “olur olmaz” veya “-dıktan sonra” anlamında bir zaman koşulu getiriyor?
- I once owned a red bicycle.
- Press the button once.
- Once the battery is charged, the light will turn green.
Cevabı göster
Once the battery is charged, the light will turn green.
leaving behind undamaged functional cells. Öbek fiiller
2:00geride hasar görmemiş fonksiyonel hücreler bırakır.
leaving behind: bir süreçten sonra neyin kaldığını göstermek
Burada leaving behind, “bir süreçten sonra bir şeyin kalmasına yol açmak” anlamına gelir. Matris çözünürken hasar görmemiş işlevsel hücreler kalır. -ing yan cümlesi ana eylemin sonucunu ekler: something happens, leaving behind + isim öbeği. Bu kalıp, bir değişim veya olaydan sonra neyin hâlâ mevcut olduğunu açıklamaya yardımcı olur.
Alıştırma
Cümleyi “süreçten sonra bir şeyin kalmasına yol açmak” anlamındaki iki sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: The floodwater drained away, ____ a layer of mud.
Cevabı göster
leaving behind
tardigrades can also tolerate other extreme stresses, Kalıp ifadeler
2:04tardigradlar diğer aşırı streslere de tahammül edebilirler,
Beyond dryness: tartışmayı başka streslere genişletmek
Burada Beyond dryness, “kuruluğa ek olarak” demektir. Daha önce ele alınan bir konuya geri bağlanır ve ardından kapsamı başka aşırı streslere genişletir. Cümle başında Beyond + isim öbeği, bilinen bir etkenden ek etkenlere geçerek bilgiyi düzenleyebilir. Cümlenin devamındaki also ve other sözcükleri de bu genişlemeyi doğrular.
Alıştırma
Beyond dryness bu cümlede ne işe yarıyor?
- Stresleri fiziksel olarak kuru bir alanın öteki tarafına yerleştirir.
- Streslerin yalnızca koşullar kuruyken ortaya çıktığını söyler.
- Tartışmayı kuruluktan başka aşırı streslere genişletir.
Cevabı göster
Tartışmayı kuruluktan başka aşırı streslere genişletir.
Tardigradlar diğer aşırı çevresel streslere de dayanabilir
Burada tolerate, “zararlı bir şeye rağmen hayatta kalmak veya çalışmayı sürdürmek” anlamına gelir. Can also tolerate daha önce sözü edilen yeteneğe bir yenisini ekler; other ise bu streslerin kuruluk dışındaki koşullar olduğunu gösterir. Bilimsel İngilizcede stresses, bir canlıyı veya malzemeyi etkileyen zorlu koşulları ifade edebilir. Burada endişe duygusunu değil, aşırı sıcak veya soğuk gibi çevresel stresleri anlatır.
Alıştırma
Bu bilimsel cümlede extreme stresses ne anlama gelir?
- Ek vurgu ile söylenen heceler
- Bir kişinin yaşadığı yoğun kaygı duyguları
- Bir canlıyı etkileyen zorlu çevresel koşullar
Cevabı göster
Bir canlıyı etkileyen zorlu çevresel koşullar
Suyun kaynama noktasının ötesine kadar ısıtılmak
Burada heated up, sıcaklığın yükseltilmesini anlatan edilgen bir fiil öbeğidir. Past the boiling point of water, sıcaklığın bu noktaya yalnızca ulaşmadığını, onu aştığını belirtir. Past yalnızca bir yerin yanından geçmeyi değil; bir sayının, sınırın veya eşik değerinin ötesine geçmeyi de anlatabilir. Yeniden kullanılabilir yapı be heated up past + bir sıcaklık veya sınır şeklindedir.
Alıştırma
“Bir sınırın ötesine” anlamını vermek için örnektekiyle aynı ilgeci kullanın: During the test, the reactor was heated up ____ its recommended temperature limit.
Cevabı göster
past
the boiling point of water: çok yüksek sıcaklık için suyun kaynama noktası referansı
the boiling point of water, sıvı suyun kaynayıp su buharına dönüştüğü sıcaklıktır. Standart atmosfer basıncında yaygın olarak bilinen referans değer 100°C'dir (212°F); ancak kesin sıcaklık basınca göre değişir. Bu cümlede bu tanıdık eşik, yüksek sıcaklık için bir referans görevi görür. heated up past sözleri, sıcaklığın suyun normalde kaynayacağı noktayı aştığını belirtir ve ısının ne kadar aşırı olduğunu vurgular.
Alıştırma
Bu cümlede suyun kaynama noktası neden referans olarak kullanılıyor?
- Yüksek sıcaklığın ne kadar aşırı olduğunu göstermek için
- Isıtılan suyun tam miktarını belirtmek için
- Suyun neden donduğunu açıklamak için
Cevabı göster
Yüksek sıcaklığın ne kadar aşırı olduğunu göstermek için
the vacuum of outer space: uzayın neredeyse havasız vakum ortamı
Burada the vacuum of outer space, Dünya atmosferine kıyasla çok daha az maddenin ve neredeyse hiç havanın bulunmadığı, uzayın son derece düşük basınçlı ortamını ifade eder. Uzay kusursuz ve mutlak bir vakum değildir, ancak bu şekilde tanımlanacak kadar vakuma yakındır. Bu ifade aşırı bir çevre koşulunu adlandırır. Orada hayatta kalmanın neredeyse hiç hava olmayan ve basıncı son derece düşük bir ortama dayanmayı gerektirdiğini gösterir.
Alıştırma
Bu cümlede the vacuum of outer space ne anlama geliyor?
- Zeminleri temizlemek için kullanılan bir ev aleti
- Neredeyse hiç hava bulunmayan ve basıncı son derece düşük bir ortam
- Bir uzay aracının içindeki boş bir depolama alanı
Cevabı göster
Neredeyse hiç hava bulunmayan ve basıncı son derece düşük bir ortam
that tardigrades are extraterrestrial beings. Kültür
2:19tardigradların dünya dışı varlıklar olduğuna dair.
This has led to ... speculation: neden ve sonuç bildirmek
Buradaki This, tardigradların aşırı koşullarda yaşayabilmesiyle ilgili önceki olguya gönderme yapar. Has led to, “neden olmuştur” veya “sonuç olarak ortaya çıkarmıştır” demektir; birini bir yere götürmeyi anlatmaz. something has led to speculation that + cümle yapısı önce nedeni, ardından bunun doğurduğu tahmini veya kamusal tartışmayı verir. has led to biçimindeki present perfect, önceki olguyu daha sonraki tartışmada varlığını sürdüren spekülasyona bağlar.
Alıştırma
Cümleyi lead to ifadesinin present perfect biçimiyle tamamlayın: The unusual result ____ speculation about a hidden error.
Cevabı göster
has led to
some erroneous speculation: tahminleri resmî biçimde yanlış olarak nitelemek
Some erroneous speculation, konuşanın yanlış olduğuna hükmettiği belirsiz miktardaki spekülasyon anlamına gelir. Erroneous, “hatalı” anlamındaki resmî bir sıfattır; speculation ise yeterli ve doğrulanmış kanıt olmadan oluşturulmuş bir fikir veya açıklamadır. Bu ifade, fikrin yalnızca belirsiz olduğunu söylemez; erroneous onun yanlış olduğunu belirtir. Cümlede ardından gelen that cümlesi, spekülasyonun içeriğini açıklar.
Alıştırma
Bir tahminin yanlış olduğu artık gösterilmiştir. Hangi ifade onu en doğru biçimde tanımlar?
- some reliable evidence
- some unconfirmed speculation
- some erroneous speculation
Cevabı göster
some erroneous speculation
extraterrestrial beings: Dünya’nın ötesindeki canlılar
Extraterrestrial beings, Dünya’nın ötesinde ortaya çıkan canlı varlıklar demektir. extra- ön eki “dışında” veya “ötesinde” anlamına gelir; terrestrial ise burada Dünya ile ilgilidir. Bu cümlede ifade, su ayılarının ne olduğuna dair bir tahmini anlatır; kanıtlanmış bir gerçek değildir. Daha geniş bağlam bu tahmini reddeder ve kökenlerinin Dünya’da olduğunu söyler.
Alıştırma
extraterrestrial beings ifadesinde extraterrestrial ne anlama gelir?
- yalnızca karada yaşayan
- görülemeyecek kadar küçük olan
- Dünya’nın ötesinde ortaya çıkan
Cevabı göster
Dünya’nın ötesinde ortaya çıkan
scientific evidence places their origin firmly on Earth, Kalıp ifadeler
2:24bilimsel kanıtlar, kökenlerini sıkı bir şekilde Dünya'ya yerleştirir,
While that's fun to think about: ödün verme bildiren while
Burada While, “-dığı sırada” değil, “-sa da” veya “-mesine rağmen” anlamındadır. Bir ödün verme ilişkisi kurar: konuşan kişi önce bu fikri düşünmenin eğlenceli olduğunu kabul eder. Ardından ana cümle daha önemli noktayı verir: bilimsel kanıtlar kökenin Dünya’da olduğunu söyler. Bu yapı, çekici bir fikri önce kabul edip sonra düzeltmenizi veya sınırlamanızı sağlar.
Alıştırma
Bu cümlede While ne anlama gelir: “While the robot looks friendly, it can be dangerous.”?
- -dıktan sonra
- -sa da
- -dığı sırada
Cevabı göster
-sa da
scientific evidence places their origin firmly on Earth: bilimsel kanıtların kökeni kesin biçimde Dünya'ya yerleştirmesi
Burada places, 'fiziksel olarak koyar' değil, 'belirli bir yere ait olarak konumlandırır ya da belirler' anlamındadır. Bu yan cümle, bilimsel kanıtların Dünya'yı su ayılarının kökeni olarak belirlediğini söyler; their sözcüğü su ayılarını gösterir. Firmly sonucu güçlendirir: kanıtlar bu konumu bir tahmin olarak sunmak yerine açıkça destekler. Place sözcüğünün bu kullanımı; köken, tarih veya kategori belirleyen resmî açıklamalarda yaygındır.
Alıştırma
Bu cümlede places their origin firmly on Earth ne anlama gelir?
- Bilimsel kanıtlar onları fiziksel olarak Dünya'ya taşır.
- Bilimsel kanıtlar onların kökenini belirsiz bırakır.
- Bilimsel kanıtlar, Dünya'yı onların köken yeri olarak açıkça belirler.
Cevabı göster
Bilimsel kanıtlar, Dünya'yı onların köken yeri olarak açıkça belirler.
where they've evolved over time: where ile evrimin gerçekleştiği yeri açıklama
Where, hemen önce sözü edilen yer olan Earth hakkında bilgi ekleyen bir ilgi cümleciği başlatır. 'Dünya'da zaman içinde evrimleştiler' anlamına gelir; bir soru değildir. place + where + clause kalıbı önce bir yerin adını verir, sonra orada ne olduğunu açıklar. They've, they have ifadesinin kısaltmasıdır; have evolved ise değişimin zaman içinde gelişerek ilgili şimdiki zamana kadar ulaştığını gösterir.
Alıştırma
'O yerde' anlamına gelen tek sözcüklük ilgi terimiyle cümleyi tamamlayın: This is the island ____ the birds evolved over time.
Cevabı göster
where
this earthly evolution has given rise to over 1,100 known species of tardigrades, Notlar
2:30bu dünyevi evrim 1.100'den fazla bilinen tardigrad türünü ortaya çıkarmıştır,
has given rise to: bir sonucun ortaya çıkmasına yol açmak
Give rise to, “bir şeyin gelişmesine veya var olmaya başlamasına neden olmak” demektir. Burada Dünya’daki evrim neden, çok sayıdaki tardigrad türü ise sonuçtur. Has given rise to, present perfect yapısını kullanır: has + given + rise to + sonucu adlandıran bir isim öbeği. Bu yapı, sonucu şu anki durumla bağlantılı olarak sunar.
Alıştırma
“Gelişmesine neden oldu” anlamındaki kalıp ifadeyle cümleyi tamamlayın: The new technology has ____ several useful tools.
Cevabı göster
given rise to
over 1,100 known species of tardigrades: tanımlanmış 1.100'den fazla tür
Bir sayının önünde over, “-den fazla” anlamına gelir. Bu nedenle over 1,100, tam olarak 1.100 değil, 1.100’den büyük bir sayıyı anlatır. Species of tardigrades, farklı tardigrad türleri demektir. Known species, insanların ve özellikle bilim insanlarının tanımlayıp kaydettiği türlerdir. İfade bilinen sayıyı verir; başka tardigrad türlerinin var olmadığını iddia etmez.
Alıştırma
Bu cümlede “over 1,100 known species” ne anlama gelir?
- Tam olarak 1.100 tür vardır ve başka hiçbir tür olamaz.
- Bilim insanları yaklaşık 1.100 tür tanımlamıştır; sayı daha az olabilir.
- Bilim insanları 1.100’den fazla tür tanımlamıştır.
Cevabı göster
Bilim insanları 1.100’den fazla tür tanımlamıştır.
yet to be discovered: henüz keşfedilmemiş
Bu cümlede yet, “şu ana kadar” anlamındadır. İfade, diğer türlerin şimdiye kadar bulunmadığını söylerken gelecekte keşfedilebilecekleri olasılığını açık bırakır. To be discovered edilgen yapıdadır: türler keşfetme eylemini yapan değil, bu eylemden etkilenen taraftır. many others ifadesinden sonra, that are yet to be discovered yapısının kısaltılmış hâli gibi görev yapar.
Alıştırma
Cümleyi “şu ana kadar bulunmamış” anlamındaki vurgulanan ifadeyle tamamlayın: The cave may contain species ____.
Cevabı göster
yet to be discovered
because tardigrades are so hardy: nedeni önce vermek
Baştaki because tardigrades are so hardy yan cümlesi nedeni verir. Ana cümle olan they exist just about everywhere ise sonucu verir. Burada so, hardy sözcüğünün derecesini güçlendirir ve “çok” anlamına gelir. Cümle önce nedeni, sonra sonucu verir: zor koşullarda hayatta kalabilmeleri, neden bu kadar çok yerde yaşadıklarını açıklamaya yardımcı olur.
Alıştırma
because tardigrades are so hardy ifadesinin cümledeki görevi nedir?
- Neredeyse her yerde yaşayabilmelerinin nedenini verir.
- Tardigradları başka bir hayvanla karşılaştırır.
- Tardigradların ne zaman keşfedildiğini söyler.
Cevabı göster
Neredeyse her yerde yaşayabilmelerinin nedenini verir.
hardy: zorlu koşullarda hayatta kalabilen
Hardy, zor koşullarda hayatta kalabilen ve sağlıklı kalabilen anlamında bir sıfattır. Burada tardigradların sert çevre koşullarına karşı çok dayanıklı olduğunu anlatır; yalnızca fiziksel olarak güçlü olduklarını söylemez. So hardy ifadesinde so, sıfatın derecesini güçlendirir. Soğuk, kuraklık veya verimsiz toprak gibi koşullara dayanma düşüncesi önemli olduğunda, özellikle bitkiler, hayvanlar ve diğer canlılar için hardy kullanılır.
Alıştırma
Bir bitki dona, kuraklığa ve verimsiz toprağa dayanabiliyor. Bu bitkiyi en kesin biçimde hangi sıfat anlatır?
- strong
- hardly
- hardy
Cevabı göster
hardy
just about everywhere: hemen hemen her yerde
Bu ifadede just about, neredeyse veya hemen hemen anlamına gelir. Everywhere sözcüğünü niteler; bu yüzden just about everywhere, birkaç istisnaya izin vererek “neredeyse her yerde” demektir. Just about bu anlamıyla just about everyone ve just about finished örneklerinde olduğu gibi geniş kapsamlı veya tamamlanmaya çok yakın düşüncelerin önüne de gelebilir. Just ve about sözcüklerini ayrı ayrı gerçek anlamlarıyla değil, yaklaşık anlam veren tek bir ifade olarak okuyun.
Alıştırma
Cümleyi, dersteki “neredeyse bütün yerlerde” anlamına gelen tam ifadeyle tamamlayın: These days, you can pay by card ____.
Cevabı göster
just about everywhere
in diverse biomes: birçok ekosistem türünde
In diverse biomes, “birçok farklı ekolojik ortam türünde” anlamına gelir. Diverse “çeşitli” demektir; biome ise iklim, tipik bitkiler ve hayvanlar gibi koşullarla biçimlenen geniş bir ekosistem türü olan “biyom”dur. Burada bu ifade, ardından sıralanan farklı ortamları kapsayan bilimsel bir üst terimdir. Yalnızca “birçok sıradan yerde” anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede in diverse biomes ne anlama gelir?
- Çeşitli araştırma laboratuvarlarında
- Birçok farklı ekolojik ortam türünde
- Birçok sıradan binanın içinde
Cevabı göster
Birçok farklı ekolojik ortam türünde
But you can find tardigrades in the most ordinary places,
2:57Fakat tardigradları en sıradan yerlerde de bulabilirsiniz,
like moss or lichen: yaşam alanı örnekleri verme
Burada like, “örneğin” anlamına gelir. İfade, küçük ve çoğu zaman nemli yaşam alanları sağlayabilen iki doğal oluşumu örnek verir: yosun ve liken. Moss, küçük, yumuşak ve yeşil bir bitki olan yosundur. Lichen ise bir mantarın bir alg veya siyanobakteriyle birlikte yaşamasıyla oluşan likendir ve genellikle ağaç kabuğu ya da kaya üzerinde bulunur. Yaprağa veya kabuğa benzeyebilir ama sıradan bir yaprak ya da toprak değildir.
Alıştırma
Like moss or lichen ifadesi cümlede ne yapıyor?
- Küçük yaşam alanları sağlayabilen doğal oluşumlara örnek verir.
- Her parktaki toprak yığınlarından söz eder.
- İki tür sıradan yaprağın adını söyler.
Cevabı göster
Küçük yaşam alanları sağlayabilen doğal oluşumlara örnek verir.
All you need to find them is a little patience and a microscope. Dilbilgisi
3:04Onları bulmak için tek ihtiyacınız olan biraz sabır ve bir mikroskoptur.
All you need to ... is ...: gereken tek koşulu belirtme
All you need to find them is ... ifadesi, onları bulmak için gerekenlerin yalnızca listelenen şeyler olduğunu anlatır. All, gerekenlerin sınırlı olduğunu vurgular ve işi basit, yapılabilir gösterir; ifade kelimesi kelimesine “ihtiyacın olan her şey” diye yorumlanmamalıdır. Yapı All you need to + hedef + is + gereken koşul biçimindedir. To find them hedefi, a little patience and a microscope ise neyin gerektiğini belirtir. is sonrasında iki unsur bulunsa bile İngilizcede All you need ile başlayan tümceden sonra normalde is kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi All you need to ... is ... yapısıyla tamamlayın: ____ to open the box ____ a small key.
Cevabı göster
All you need · is
Scientists are now trying to find out whether tardigrades use the tun state, Öbek fiiller
3:08Bilim insanları şimdi tardigradların fıçı durumunu,
trying to find out whether: evet-hayır sorusunu araştırma
Trying to find out whether ... bir şeyin doğru olup olmadığını öğrenmeye çabalamak demektir. Find out araştırma, gözlem, kontrol veya soru sorma yoluyla yanıt elde etmeye odaklanır; whether ise evet-hayır sorusunu başlatır. Buradaki are now trying çalışmanın hâlâ sürdüğünü gösterir; dolayısıyla cümle, bilim insanlarının yanıtı zaten bildiğini söylemez.
Alıştırma
Cümleyi, incelemenin hâlâ sürdüğünü gösteren ifadeyle tamamlayın: The team is ____ the water is safe to drink.
Cevabı göster
trying to find out whether
to survive other stresses.
3:14diğer streslerden kurtulmak için kullanıp kullanmadıklarını öğrenmeye çalışıyorlar.
their anti-drying technique: önleme veya direnme anlamındaki anti-
anti-drying sözcüğündeki anti- ön eki “karşı”, “önleyen” veya “koruyan” anlamı verir. Bu nedenle anti-drying technique, bir canlının kurumanın verdiği zarara direnmesine yardımcı olan bir tekniktir; belirli bir eyleme karşı çıkmayı anlatmaz. Virgüller arasındaki their anti-drying technique ifadesi, the tun state ifadesini başka sözlerle açıklar. Yani anlatılan teknik tun durumunun kendisidir; ayrı bir teknik değildir.
Alıştırma
anti-drying technique ifadesinde anti- ne anlatır?
- Kurumayı önlemeye veya kurumaya direnmeye yardımcı olduğunu belirtir.
- İki şey arasında kuruma anlamına gelir.
- Kurumanın daha hızlı gerçekleşmesini sağlar.
Cevabı göster
Kurumayı önlemeye veya kurumaya direnmeye yardımcı olduğunu belirtir.
If we can understand how they and other creatures stabilize their sensitive biological molecules, Notlar
3:16Eğer onların ve diğer canlıların hassas biyolojik moleküllerini nasıl stabilize ettiklerini anlayabilirsek,
hassas biyolojik moleküllerini kararlı hâle getirmek
Burada stabilize, “bir şeyi kolayca değişmeyeceği veya zarar görmeyeceği bir durumda tutmak” anlamına gelir. Nesnesi their sensitive biological molecules ifadesidir; yani çevredeki değişikliklerden etkilenebilen biyolojik moleküllerdir. Bilimsel İngilizcede sensitive, koşullara güçlü tepki veren veya koşullardan kolayca etkilenen bir şeyi anlatır. Burada insanların duygusal hassasiyetinden söz edilmez.
Alıştırma
Örnekte stabilize their sensitive biological molecules ne anlama gelir?
- Kolay etkilenen moleküllerin değişmesini veya zarar görmesini önlemek
- Moleküllerin ne kadar güçlü hissedebildiğini ölçmek
- Canlıları duygusal açıdan daha az hassas yapmak
Cevabı göster
Kolay etkilenen moleküllerin değişmesini veya zarar görmesini önlemek
perhaps we could apply this knowledge to help us stabilize vaccines, Kalıp ifadeler
3:21belki bu bilgiyi aşıları stabilize etmemize yardımcı olmak için uygulayabiliriz,
If ... perhaps we could apply ...: olası bir sonucu temkinli sunmak
If we can understand ..., perhaps we could apply ... bir koşulu olası bir sonuca bağlar. If yan cümlesi gerekli ilk adımı, yani moleküllerin nasıl kararlı hâle getirildiğini anlamayı belirtir. Perhaps ve could sonucu özellikle temkinli biçimde sunar. Konuşan kişi, bilginin gelecekte kullanılabileceğini öne sürer; kullanımın zaten gerçekleştiğini bildirmez ve mutlaka gerçekleşeceğine söz vermez.
Alıştırma
Doğru mu, yanlış mı? “If we can understand the process, perhaps we could use it elsewhere,” cümlesinde konuşan kişi yeni kullanımın artık kesin olduğunu söylüyor.
- Doğru
- Yanlış
Cevabı göster
Yanlış
aşıları kararlı hâle getirmemize yardımcı olmak için bu bilgiyi uygulamak
Burada apply, “bilgiyi uygulamada kullanmak” anlamına gelir; “başvuruda bulunmak” anlamına gelmez. This knowledge, apply fiilinin doğrudan nesnesidir. to help us stabilize vaccines mastar grubu amacı belirtir: öğrendiklerimizi, aşıları kararlı durumda tutmamıza yardımcı olması için kullanmak. Yeniden kullanılabilecek yapı apply knowledge, methods, or findings to help + kişi + fiilin yalın hâli şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki apply ... to help yapısıyla tamamlayın: The team learned why the filter fails and will ____ improve the design.
Cevabı göster
apply this knowledge to help
that can cope with Earth's changing climate. Öbek fiiller
3:28Dünya'nın değişen iklimiyle başa çıkabilecek.
develop stress-tolerant crops: çevresel stres ve birleşik niteleyici
develop stress-tolerant crops ifadesinde develop, araştırma veya ıslah yoluyla ürün çeşitleri oluşturmak ya da geliştirmek anlamına gelir. Stress-tolerant crops; kuraklık, sıcaklık veya tuzlu toprak gibi zararlı çevre koşullarında büyümeyi sürdürebilen ürünlerdir. Buradaki stress duygusal değil, çevresel strestir. Stress-tolerant, crops sözcüğünden önce gelen birleşik bir sıfattır. Kısa çizgi, stress ve tolerant sözcüklerinin çevresel strese dayanabilen anlamını veren tek bir niteleyici olarak çalışmasını sağlar.
Alıştırma
Cümleyi kuraklığa dayanabilen anlamındaki -tolerant birleşimiyle tamamlayın: Farmers are planting ____ corn in dry regions.
Cevabı göster
drought-tolerant
can cope with Earth's changing climate: zor bir durumda cope with
Can cope with, zor bir durumu yönetebilmek veya o duruma rağmen devam edebilmek anlamına gelir. Burada ürünlerin Dünya'nın değişen ikliminin yol açtığı zorluklara rağmen büyümeyi sürdürebildiğini anlatır. Cope, karşılaşılan zorluğu doğrudan nesne olarak almaz. cope with + bir sorun, baskı veya değişim yapısını kullanın; can ise yeterlilik anlamı ekler.
Alıştırma
Cümleyi cope ve gerekli edatıyla tamamlayın: These trees can ____ extreme heat.
Cevabı göster
cope with
And by studying how tardigrades survive prolonged exposure to the vacuum of outer space, Notlar
3:31Ve tardigradların uzay boşluğuna uzun süre maruz kaldıklarında nasıl hayatta kaldıklarını inceleyerek,
by studying how ...: araştırmayla yöntemi belirtmek
by + -ing yapısı, bir şeyi yaparken veya keşfederken kullanılan yöntemi gösterir. Burada by studying, “araştırarak” anlamına gelir; how tardigrades survive ... ise neyin araştırıldığını belirtir. Baştaki ifade önce yöntemi kurar; ardından gelen ana cümle sonucu, ipucunu veya keşfi belirtir. Buradaki by, “yanında” anlamına gelmez ve edilgen bir cümlede eylemi yapanı gösteren by değildir.
Alıştırma
Yöntem ifadesini tamamlamak için by sözcüğünden sonra study fiilinin doğru biçimini kullanın: The designers made the helmet safer by ____ how children wore it.
Cevabı göster
studying
prolonged exposure to ...: bir koşula uzun süre maruz kalma
Prolonged exposure to something, bir şeyle uzun süre temas hâlinde olmak veya onun etkisine maruz kalmak demektir. Prolonged sürenin uzun olduğunu belirtir; to ise maddeyi, kuvveti ya da koşulu tanıtır. Bu cümledeki koşul uzayın vakumudur. Burada exposure, fotoğrafçılıktaki anlamında değil, bilim ve sağlık alanlarında kullanılan “bir şeyin etkisine maruz kalma” anlamındadır.
Alıştırma
Uzun süren zararlı bir koşulu anlatmak için prolonged exposure to ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?
- Prolonged exposure to loud noise can damage your hearing.
- Prolonged exposure of loud noise can damage your hearing.
- Prolonged exposure at loud noise can damage your hearing.
Cevabı göster
Prolonged exposure to loud noise can damage your hearing.
about the environmental limits of life and how to safeguard astronauts. Kelime
3:39yaşamın çevresel sınırları ve astronotları nasıl güvende tutacakları hakkında.
generate clues about ...: bir yanıta adım adım yaklaşmak
scientists can generate clues ifadesinde generate “üretmek” veya “ortaya çıkarmak”, clues ise bir açıklamaya yönelten bilgi parçaları anlamına gelir. Özne bir kişi, bir araştırma, bir deney ya da veriler olabilir. generate clues about + konu kalıbı, bir araştırma sonucunu temkinli biçimde sunar: sorunun tamamının kanıtlandığını ileri sürmeden sonraki araştırmalara yön verebilir.
Alıştırma
Hangi cümle, bir yanıta işaret eden bilgiyi anlatmak için generate clues about ... ifadesini doğal biçimde kullanıyor?
- The soil test may create a leak in the ground.
- The soil test may prove exactly where the leak began.
- The soil test may generate clues about where the leak began.
Cevabı göster
The soil test may generate clues about where the leak began.
the environmental limits of life: hayatta kalma sınırları
The environmental limits of life, canlıların işlevini sürdürebildiği veya hayatta kalabildiği çevresel koşullar aralığı anlamına gelir. Limits, yaşamın dayanabildiği sıcaklık, soğuk, basınç, radyasyon veya kuruluk düzeyi gibi doğal sınırları belirtir. Buradaki of life, bir kişinin deneyimleri veya yaşam biçimi değil, biyolojik anlamdaki yaşam demektir. İfade, yaşam olanaksız hâle gelmeden önce bir çevrenin ne kadar aşırı olabileceğini sorgular.
Alıştırma
Bu bilimsel bağlamda the environmental limits of life ne anlama gelir?
- Canlıların hayatta kalabildiği çevresel koşulların sınırı
- İnsanlara nasıl yaşamaları gerektiğini söyleyen yasalar
- Bir kişinin yaşamı için seçtiği hedefler
Cevabı göster
Canlıların hayatta kalabildiği çevresel koşulların sınırı
how to safeguard astronauts: önleyici korumayı resmî bir dille ifade etmek
how to safeguard astronauts ifadesinde safeguard, “astronotları zarar veya riskten korumak” anlamına gelen geçişli bir fiildir. Zararı önlemeye yönelik planlı tedbirleri, sistemleri ya da prosedürleri çağrıştırır. how to + fiilin yalın hâli kalıbı, bir şeyin hangi yöntemle gerçekleştirileceğini sorar. Burada, astronotları güvende tutabilecek yöntemlerin neler olduğu soruluyor.
Alıştırma
Bu bağlamda how to safeguard astronauts ne anlama gelir?
- Astronotlardan güvenlik görevlisi olarak çalışmalarını istemek.
- Astronotları tehlikeden korumak için planlı önlemler kullanmak.
- Hangi astronotların bir binaya girebileceğine karar vermek.
Cevabı göster
Astronotları tehlikeden korumak için planlı önlemler kullanmak.
tardigrades could even help us answer a critical question: Kalıp ifadeler
3:45tardigradlar kritik bir soruyu cevaplamamıza bile yardımcı olabilir:
In the process: bir eylemi ek bir sonuca bağlamak
In the process, “o faaliyet devam ederken” anlamına gelir. the sözcüğü daha önce sözü edilen araştırmaya gönderme yapar; böylece ifade, önceki faaliyeti başka bir olası sonuca bağlar. Bu cümlenin başında bir geçiş ifadesi olarak görev yapar. Araştırma yürütülürken önemli bir sorunun yanıtlanmasına da yardımcı olabileceğini gösterir.
Alıştırma
Cümleyi, önceki eylemin ek bir sonucunu anlatan dersteki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: We sorted the old books and, ____, found a missing photograph.
Cevabı göster
in the process
Araştırmanın değerini help us answer a critical question ile göstermek
Burada help us answer a critical question, su ayıları üzerine yapılan araştırmayı önemli bir bilimsel sorunun çözümüne kanıt sağlayabilecek bir çalışma olarak sunar. Help tam bir yanıt sözü vermez; araştırmanın yanıtı bulmaya katkıda bulunabileceğini belirtir. Buradaki critical, eleştiri ifade eden değil, çok önemli veya kilit anlamındadır. İki nokta, asıl sorunun hemen ardından geleceğini gösterir.
Alıştırma
Bu cümlede help us answer a critical question ne anlama gelir?
- Araştırma, birinin olumsuz bir değerlendirme yazmasına yardım edebilir.
- Araştırma, yaşamla ilgili bütün soruları kesin olarak zaten çözmüştür.
- Araştırma, önemli bir sorunun çözümüne katkıda bulunabilir.
Cevabı göster
Araştırma, önemli bir sorunun çözümüne katkıda bulunabilir.
Could life survive on planets much less hospitable than our own? Notlar
3:49Yaşam, bizimkine kıyasla çok daha az misafirperver olan gezegenlerde hayatta kalabilir mi?
Could life survive ...? ile açık uçlu bir kapanış sorusu sormak
Bu cümle bir olasılık hakkında açık uçlu bir sorudur; yaşamın orada kesinlikle hayatta kalabileceğini söylemez. Life genel olarak yaşamı anlatır. Planets much less hospitable than our own, yaşamı destekleme açısından Dünya'dan çok daha elverişsiz gezegenler demektir. Our own ifadesinde tekrarlanan planet adı kullanılmamıştır. Kapanış sorusu olarak konu, su ayıları üzerine yapılan belirli bir çalışmadan henüz yanıtlanmamış daha geniş bir bilimsel meseleye taşınır. Bu yapı, önceki kanıtların neden önemli olduğunu gösterir ve dinleyiciyi düşünmeye davet eder.
Alıştırma
Son sorunun temel söylem işlevi nedir?
- Bilim insanlarının daha zorlu gezegenlerde yaşamı zaten bulduğunu bildirir.
- Genel yaşam konusunu yalnızca su ayılarıyla sınırlar.
- Belirli bir çalışmayı henüz yanıtlanmamış daha geniş bir bilimsel olasılığa bağlar.
Cevabı göster
Belirli bir çalışmayı henüz yanıtlanmamış daha geniş bir bilimsel olasılığa bağlar.
much less hospitable than our own: kendi gezegenimizden çok daha az elverişli
Less hospitable than bir karşılaştırma kurar: söz konusu gezegenler yaşam için bizim gezegenimizden daha kötü koşullar sunar. Much, less sözcüğünü güçlendirir; bu yüzden fark büyüktür: yalnızca slightly less hospitable değil, far less hospitable anlamına gelir. Burada hospitable, misafirperver bir kişiyi değil, yaşam için uygun veya elverişli bir çevreyi anlatır. Our own, our own planet ifadesinin kısaltılmış biçimidir; planet sözcüğü bağlamdan anlaşıldığı için kullanılmamıştır.
Alıştırma
“Yaşam için Dünya'dan çok daha az elverişli” anlamını veren ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: This dry moon is ____ Earth.
Cevabı göster
much less hospitable than