Dünyanın en dayanıklı hayvanı tardigrad ile tanışın - Thomas Boothby: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
517 kelime 145 kel/dk

Video özeti: Video, tardigradların tun durumuna girip hücrelerini kararlı hâle getirerek susuzluğa ve başka aşırı koşullara nasıl dayandığını açıklıyor; ardından bu biyolojinin aşıların korunmasına, dayanıklı ürünlere, astronot güvenliğine ve Dünya dışındaki yaşam arayışına olası katkılarını ele alıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. go without it for decades. — Phrasal Verbs: go without ifadesini, bir şey olmadan yaşamayı veya işlevini sürdürmeyi anlatan tek bir anlam birimi olarak anlayıp kullanmayı öğrenirsiniz. Bu ifade su, yiyecek, uyku, elektrik ya da internet erişimi gibi bağlamlara doğal biçimde aktarılabilir; böylece go ve without sözcüklerini ayrı ayrı yorumlamanın doğuracağı yapaylıktan kaçınırsınız. 2. which fill the tardigrade's cells to replace lost water by forming a matrix. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Özel moleküllerin ne yaptığını, bunu hangi amaçla yaptığını ve sonucun hangi yöntemle elde edildiğini birbirine bağlayan bilimsel bir ilgi cümleciğini çözümlemeyi öğrenirsiniz. Bu kalıp, her aşamayı ayrı cümleye dönüştürmeden biyolojik ya da teknik mekanizmaları yoğun ve anlaşılır biçimde takip etmenize ve anlatmanıza yardımcı olur. 3. If we can understand how they and other creatures stabilize their sensitive biological molecules, perhaps we could apply this knowledge to — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: if yan cümlesiyle temkinli perhaps we could ifadesinin bir araştırma koşulunu olası uygulamaya nasıl bağladığını fark edersiniz. Bu yapıyla henüz belirsiz olan bir sonucu kanıtlanmış gerçek gibi sunmadan çıkarımları, önerileri ve gelecekteki kullanım alanlarını tartışabilirsiniz.

Bu derste

Without water, a human can only survive for about 100 hours. Dilbilgisi

0:07

Su olmadan, bir insan sadece yaklaşık 100 saat hayatta kalabilir.

Dilbilgisi

Without water: önce koşulu belirtmek

Without water, cümlenin başında kullanılan ve “su yoksa” ya da “su olmadığında” anlamına gelen bir edat öbeğidir. Ardından gelen ana cümlenin tamamı için önce bir koşul belirler. Koşul önce verildiği için hayatta kalma sınırının özellikle susuzluk durumunda geçerli olduğu, genel olarak insan ömrünü anlatmadığı anlaşılır.

Alıştırma

“Without a map, we might get lost,” cümlesinde “Without a map” ne işe yarar?

  1. Kaybolmamızın mümkün olduğu koşulu belirtir.
  2. Haritanın kaybolduğunu söyler.
  3. Yolculuğun ne kadar sürdüğünü belirtir.
Cevabı göster

Kaybolmamızın mümkün olduğu koşulu belirtir.

Dilbilgisi

can only survive for about 100 hours: sınırlı süreyi ifade etmek

Can only + fiil, mümkün olan şeyin sınırlı olduğunu ifade eder. Burada only yalnızca hayatta kalmanın mümkün olduğunu söylemez; kişinin normalde bu yaklaşık süreden daha uzun süre hayatta kalamayacağını da belirtir. For + süre, durumun ne kadar devam ettiğini gösterir. About, 100 saatin kesin bir ölçüm değil, tahmin olduğunu anlatır.

Alıştırma

Sınırlı bir süreyi göstermek için cümleyi only ve for ile tamamlayın: This lamp can ____ stay on ____ about two hours.

Cevabı göster

only · for

But there's a creature so resilient that it can go without it for decades. Notlar

0:12

Ancak su olmadan on yıllar boyunca yaşayabilecek kadar dirençli bir canlı vardır.

Dilbilgisi

so resilient that: sonuç için so + sıfat + that

so resilient that... yapısında so, resilient sıfatının derecesini artırır; that ise sonucu başlatır. Buradaki so, “öyle bir dereceye kadar” anlamındadır, “bu yüzden” anlamında değildir. Aktarılabilir kalıp so + sıfat/zarf + that + sonuç cümleciği şeklindedir: bir özellik veya eylem, belirtilen sonuca yol açacak dereceye ulaşır. Bu cümledeki sonuç, canlının onlarca yıl susuz kalabilmesidir.

Alıştırma

Sonuç kalıbını eksik iki sözcükle tamamlayın: The backpack was ____ heavy ____ Maya had to put it down.

Cevabı göster

so · that

Öbek fiiller

go without it for decades: bir şey olmadan devam etmek

Go without + isim veya zamir, bir şey mevcut olmadığında bir süre yaşamaya, çalışmaya ya da işlev görmeye devam etmek demektir. Burada go hareket etmeyi anlatmaz. Bu cümlede it suyu belirtir, for decades ise süreyi verir. Canlı, onlarca yıl susuz devam edebilir.

Alıştırma

Cümleyi, derste geçen ve “bir şeye erişemeden idare etmek” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: During the outage, we had to ____ internet for two days.

Cevabı göster

go without

This 1 millimeter animal can survive both the hottest and coldest environments on Earth Dilbilgisi

0:17

Bu 1 milimetrelik hayvan, Dünya'daki hem en sıcak hem de en soğuk ortamlarda hayatta kalabilir

Dilbilgisi

both the hottest and coldest: both ... and ... ile iki öğeyi eşleştirme

both A and B kalıbı iki öğeyi eşleşmiş bir çift olarak sunar ve ikisinin de dahil olduğunu belirtir. Burada eşleştirilen öğeler, birbirinin karşıtı olan hottest ve coldest üstünlük biçimleridir. both, iki uç noktanın da dahil olduğunu özellikle vurgular: hayvan her iki uçta da yaşayabilir. environments ismi iki özelliğe de uygulanır.

Alıştırma

İki özelliğin de doğru olduğunu belirten eşli yapıyla cümleyi tamamlayın: The backpack is ____ light ____ strong.

Cevabı göster

both · and

and can even withstand high levels of radiation. Kalıp ifadeler

0:24

ve hatta yüksek seviyelerde radyasyona bile dayanabilir.

Kalıp ifadeler

withstand high levels of radiation: zararlı koşullara dayanmak

Withstand, güçlü veya zararlı bir kuvvete hasar görmeden, yenilmeden ya da işlevini kaybetmeden direnmek anlamına gelir. Geçişli bir fiildir; bu nedenle high levels of radiation doğrudan nesnesi olur. High levels of radiation, büyük miktarda veya yüksek yoğunlukta radyasyon anlamına gelir. Bilimsel ve teknik yazılarda levels genellikle bir şeyin ölçülen miktarını veya yoğunluğunu anlatır.

Alıştırma

Hangi cümle zararlı bir koşula direnci withstand ile en doğal biçimde anlatır?

  1. This coating can withstand to extreme heat.
  2. This coating can withstand extreme heat.
  3. This coating can withstand extremely heat.
Cevabı göster

This coating can withstand extreme heat.

This is the tardigrade

0:28

Bu tardigrad'dır

and it's one of the toughest creatures on Earth, Dilbilgisi

0:30

ve Dünya'daki en dayanıklı canlılardan biridir,

Dilbilgisi

one of the toughest creatures on Earth: one of the + en üstünlük derecesi + çoğul isim

One of the + en üstünlük derecesindeki sıfat + çoğul sayılabilen isim, bir kişi ya da şeyin bir özelliğin en üst düzeyindeki grubun üyelerinden biri olduğunu anlatır. Burada bu canlı, Dünya'nın en dayanıklı canlıları arasına yerleştirilir; tek ve mutlak olarak en dayanıklı canlı olduğu söylenmez. One of the ifadesinden sonra gelen sayılabilen isim, grubu adlandırdığı için çoğul olmalıdır: creature değil creatures. One yine tek bir üyeyi gösterdiğinden ana özne it is örneğindeki gibi tekil olabilir.

Alıştırma

Cümleyi runner sözcüğünün çoğul biçimiyle tamamlayın: Leo is one of the fastest ____ on the team.

Cevabı göster

runners

even if it does look more like a chubby eight-legged gummy bear. Notlar

0:33

tombul, sekiz bacaklı bir jelibon ayıcığına daha çok benzese de.

Dilbilgisi

even if: sonucu değiştirmeyen bir koşul

Even if, sonucun değişmediğini belirten ödünleyici bir koşul sunar. Konuşan kişi even if ifadesinden sonraki düşüncenin doğru olabileceğini kabul eder, ancak bunun ana sonucu değiştirmediğini söyler. Sonuçtan sonra ya da cümlenin başında kullanılabilir: Even if + koşul, sonuç. Burada does look anlamı vurgular: Bu canlı gerçekten tombul bir jelibon ayıcığa benzeyebilir. Bu görünüş kabul edilir, ancak canlının son derece dayanıklı olduğuna ilişkin önceki iddiayı zayıflatmaz.

Alıştırma

Geç kalan bir otobüsün sonucu değiştirmeyeceğini belirten iki sözcüklü bağlaçla cümleyi tamamlayın: ____ the bus is late, we will arrive before noon.

Cevabı göster

Even if

Dilbilgisi

does look: does + fiilin yalın hâliyle vurgu

Bu olumlu yan cümlede does, look fiilini vurgular; dolayısıyla does look, “gerçekten öyle görünüyor” demektir. Burada soru ya da olumsuzluk oluşturmaz. Vurgu amaçlı does'tan sonra ana fiil yalın hâlde kalır: does look denir, does looks denmez. even if ile birlikte bu vurgu, görünüşü bir ödünleme olarak güçlü biçimde kabul eder.

Alıştırma

Vurgu amaçlı do kullanarak cümleyi tamamlayın: The old key ____ open the door.

Cevabı göster

does

Kalıp ifadeler

look more like ...: görünüş benzerliğini karşılaştırma

Look like + isim öbeği, “görünüş olarak benzemek” anlamına gelir. more eklendiğinde, bu benzetmenin başka bir benzetmeden daha uygun olduğu anlatılır. Cümlede yaratığın şekli, tıknaz ve sekiz bacaklı bir jelibon ayıya daha çok benzer. Buradaki like, “benzer” anlamındaki bir edattır; “hoşlanmak” anlamındaki like fiili değildir. Diğer seçenek, looks more like A than B örneğindeki gibi than ile eklenebilir veya zaten belliyse söylenmeyebilir.

Alıştırma

look more like ifadesini doğru biçimde kullanın: From far away, the island ____ a sleeping whale than a mountain.

Cevabı göster

looks more like

Most organisms need water to survive. Dilbilgisi

0:37

Çoğu organizma hayatta kalmak için suya ihtiyaç duyar.

Dilbilgisi

need water to survive: need + isim + to’lu mastar

need + isim + to’lu mastar yapısı önce gerekli olan şeyi adlandırır, sonra onun ne için gerektiğini söyler. Burada water gerekli olan şeydir; to survive ise amacı belirtir. Mastar, water sözcüğünün yaptığı bir eylemi anlatmaz. Organizmaların suya neden ihtiyaç duyduğunu açıklar.

Alıştırma

Parantezdeki üç sözcüğü doğru sıraya koyun: A flashlight ____ work. (needs / batteries / to)

Cevabı göster

needs batteries to

Water allows metabolism to occur, Dilbilgisi

0:40

Su, metabolizmanın gerçekleşmesini sağlar,

Dilbilgisi

allows metabolism to occur: allow + nesne + to’lu mastar

allow + nesne + to’lu mastar yapısı, öznenin nesnenin bir şeyi yapmasını ya da bir süreçten geçmesini mümkün kıldığını anlatabilir. Her zaman birinin izin vermesi anlamına gelmez. Burada metabolism, water sözcüğünün mümkün kıldığı süreçtir; to occur ise neyin gerçekleşebilir hâle geldiğini belirtir. Cümle emir ya da izni değil, olanak sağlayan bir koşulu açıklar.

Alıştırma

Parantezdeki dört sözcüğü doğru sıraya koyun: The clear cover ____ the gears. (allows / us / to see)

Cevabı göster

allows us to see

which is the process that drives all the biochemical reactions Anlatım akışı

0:42

bu da tüm biyokimyasal reaksiyonları yönlendiren süreçtir

Anlatım akışı

which is the process that drives ...: bir terimi tanımlamak

Burada which, metabolism sözcüğüne gönderme yapar. which is the process that drives ... yan cümlesi yeni bir konu başlatmaz; hemen önce geçen terimi açıklar. Bu yapı önce bir terimi söyler, ardından sınırlayıcı olmayan bir which yan cümlesiyle terimin tanımını veya işlevini ekler. Bu açıklamanın içinde that drives ... ifadesi process sözcüğünü niteler ve sürecin ne yaptığını belirtir.

Alıştırma

Bu cümlede which is the process that drives ... bölümünün görevi nedir?

  1. water sözcüğünü yeni bir bilimsel süreç olarak tanıtır.
  2. biochemical reactions ifadesinin metabolism terimini tanımladığını söyler.
  3. metabolism terimini tanımlar ve işlevini açıklamaya başlar.
Cevabı göster

metabolism terimini tanımlar ve işlevini açıklamaya başlar.

that take place in cells. Kalıp ifadeler

0:46

ki bunlar hücrelerde meydana gelir.

Kalıp ifadeler

take place in cells: bir sürecin nerede gerçekleştiğini söylemek

Take place, “gerçekleşmek” veya “meydana gelmek” anlamına gelen sabit ve geçişsiz bir fiil öbeğidir. that take place in cells bölümünde that ile başlayan ilgi yan cümlesi all the biochemical reactions ifadesini niteler ve bu tepkimelerin nerede gerçekleştiğini söyler. Bu ifadede take ve place ayrı ayrı gerçek anlamlarıyla kullanılmaz; iki sözcük tek bir birim olarak çalışır.

Alıştırma

Cümleyi take place ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Every year, the science fair ____ in the school gym.

Cevabı göster

takes place

But creatures like the tardigrade, Kelime

0:49

Ancak tardigrad gibi canlılar,

Kelime

creatures like the tardigrade: örnek vermek için like

creatures like the tardigrade ifadesinde like, “... gibi” ya da “örneğin” anlamındadır. the tardigrade, creatures adlı geniş kategorinin bir örneğidir. Yapı “kategori adı + like + örnek” şeklindedir. Burada like, isim öbeği içinde örnek sunan bir edattır; “sevmek” anlamındaki fiil değildir.

Alıştırma

“Games like chess can improve your planning skills” cümlesinde like ne anlama gelir?

  1. görünüş olarak benzemek
  2. örneğin, ... gibi
  3. sevmek
Cevabı göster

örneğin, ... gibi

also known as the water bear, Kalıp ifadeler

0:50

su ayısı olarak da bilinirler,

Kalıp ifadeler

also known as the water bear: başka bir ad eklemek

Also known as the water bear, “su ayısı olarak da bilinen” anlamına gelir. Tardigrad için başka bir ad ekler. Bu ifade, the tardigrade, which is also known as the water bear edilgen yan cümlesinin kısaltılmış hâlidir. Bir isimden sonra kullanıldığında zorunlu olmayan tanıtıcı bilgi ekler.

Alıştırma

“Diğer adıyla” anlamındaki üç sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın: The aurora borealis is ____ the northern lights.

Cevabı göster

also known as

get around this restriction Öbek fiiller

0:53

bu sınırlamanın üstesinden gelirler

Öbek fiiller

get around this restriction: bir sınırı aşmanın yolunu bulmak

Bu cümlede get around this restriction, kısıtlama tarafından engellenmemek için bir yol bulmak demektir. Burada around fiziksel bir yönü anlatmaz. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp get around + kural, sınır, kısıtlama veya sorun şeklindedir. Bir kişinin ya da şeyin engele rağmen devam etmesini sağlayan yönteme odaklanır.

Alıştırma

Örnekteki get around this restriction ne anlama geliyor?

  1. Kısıtlama tarafından engellenmemek için bir yol bulmak
  2. Fiziksel bir kısıtlamanın çevresinde daire çizerek hareket etmek
  3. Kısıtlamayı daha sert hâle getirmek
Cevabı göster

Kısıtlama tarafından engellenmemek için bir yol bulmak

with a process called anhydrobiosis, Kalıp ifadeler

0:54

anhidrobiyoz adı verilen bir süreçle,

Kalıp ifadeler

a process called anhydrobiosis: bir terimi tanıtma

a process called + ad kalıbı önce bir süreci tanıtır, ardından sürecin adını verir. Burada called, telefonla aranan değil, bu adla bilinen anlamındadır. Called, a process that is called anhydrobiosis ifadesini kısaltan bir geçmiş zaman ortacıdır. Aynı isim + called + ad kalıbı başka terimleri de açık ve doğal biçimde tanıtabilir.

Alıştırma

Cümleyi a process called + ad kalıbıyla tamamlayın: Plants make food through a process ____ photosynthesis.

Cevabı göster

called

from the Greek meaning life without water. Kültür

0:57

Yunancadan gelen bu kelime su olmadan yaşam anlamına gelir.

Kültür

from the Greek meaning life without water: terimin kökeni ve gerçek anlamı

Bu köken ifadesinde from the Greek, bilimsel terimin kaynak dilinin Yunanca olduğunu belirtirken meaning life without water kökene dayalı gerçek anlamı verir. Buradaki Greek dili ifade eder; canlının şu anda Yunanistan'da bulunduğunu söylemez. Bilimsel açıklamalarda, bilinmeyen bir terimi anlamayı kolaylaştırmak için from + bir dil + meaning ... yapısı sıkça kullanılır. Bu tür bir köken anlamı adın yapısını çözmeye yardım eder, ancak terimin modern bilimdeki eksiksiz tanımı olmak zorunda değildir.

Alıştırma

from the Greek meaning life without water burada hangi bilgiyi verir?

  1. Canlıların şu anda yaşadığı yer
  2. Konuşanın uyruğu
  3. Terimin kaynak dili ve kökene dayalı gerçek anlamı
Cevabı göster

Terimin kaynak dili ve kökene dayalı gerçek anlamı

And however extraordinary, Dilbilgisi

1:00

Ve ne kadar olağanüstü olsa da,

tardigrades aren't alone. Anlatım akışı

1:02

tardigradlar bu konuda yalnız değildir.

Dilbilgisi

however extraordinary: ödünleme bildiren however + sıfat

Burada however, extraordinary sözcüğünü doğrudan niteler ve “ne kadar olağanüstü olurlarsa olsunlar” anlamında bir ödünleme kurar. Tam biçimi however extraordinary they are veya however extraordinary they may be olurdu. Cümle önce tardigradların dikkat çekici olduğunu kabul eder, ardından bunun temel sonucu değiştirmediğini söyler: onlar bu özelliğe sahip tek canlılar değildir. Bu yapıda however, “ancak” anlamına gelmez.

Alıştırma

“Ne kadar ... olursa olsun” anlamında bir ödünleme oluşturmak için cümleyi tek bir İngilizce sözcükle tamamlayın: ____ unusual the design may seem, it works well.

Cevabı göster

However

Anlatım akışı

tardigrades aren't alone: başka örneklerin de olduğunu belirtmek

Buradaki tardigrades aren't alone, tardigradların yanında başkaları olduğu ya da kendilerini yalnız hissetmedikleri anlamına gelmez. Az önce söz edilen yeteneğe sahip tek canlıların onlar olmadığı anlamına gelir. Bu cümle, dikkat çekici tek bir örnekten daha geniş bir gruba geçiş sağlayan bir köprü görevi görür. Bilimsel anlatımlarda X isn't alone, aynı örüntüyü gösteren başka örneklerin de geleceğini sık sık haber verir.

Alıştırma

Burada tardigrades aren't alone ne anlama geliyor?

  1. Başka hiçbir organizma aynı hayatta kalma yeteneğine sahip değildir.
  2. Başka organizmalar da aynı hayatta kalma yeteneğine sahiptir.
  3. Tardigradlar fiziksel olarak birbirlerine yakın durur.
Cevabı göster

Başka organizmalar da aynı hayatta kalma yeteneğine sahiptir.

Bacteria,

1:04

Bakteriler,

single-celled organisms called archaea,

1:05

arkeler adı verilen tek hücreli organizmalar,

plants,

1:08

bitkiler,

and even other animals

1:08

ve hatta diğer bazı hayvanlar

can all survive drying up. Öbek fiiller

1:10

kurumaya karşı hepsi hayatta kalabilir.

Öbek fiiller

survive drying up: su kaybolurken canlı kalmak

survive drying up ifadesinde survive, bir olayı atlatarak canlı kalmak anlamına gelir; drying up da bu olayı adlandırır. -ing biçimi, bir canlının hangi sürece dayanıp hayatta kaldığını söylemek için survive fiilinden sonra gelebilir. Burada dry up, su kayboldukça çok kuru hâle gelmek demektir. Canlıların su kaybetmesini anlatır; birinin onları silerek kurutmasını değil.

Alıştırma

Cümleyi dry up ifadesinin -ing biçimiyle tamamlayın: Some yeast cells can survive ____ and become active again when water is added.

Cevabı göster

drying up

For many tardigrades,

1:13

Birçok tardigrad için,

this requires that they go through something called a tun state. Notlar

1:14

bu, fıçı durumu denilen bir aşamadan geçmelerini gerektirir.

Dilbilgisi

requires that they go through: gerekli bir süreci belirtmek

require that + yan cümle kalıbı, başka bir şeyin gerçekleşmesi için gerekli olan koşulu veya süreci belirtir. Burada they yan cümlenin öznesidir, go through ise fiil grubudur: birçok su ayısının susuz yaşayabilmesi ancak tun durumunu deneyimlemesiyle mümkündür. Özne olan this, emir veren bir kişiyi değil, bir durumu belirtir. Bu nedenle requires, “emreder” değil, “gerekli kılar” anlamındadır. Resmî Amerikan İngilizcesinde require that sonrasındaki fiil genellikle yalın hâlde kalır: The rule requires that everyone wear a badge.

Alıştırma

Cümleyi require that kalıbıyla tamamlayın: The safety rule ____ every rider wear a helmet.

Cevabı göster

requires that

Öbek fiiller

go through: bir süreci veya aşamayı yaşamak

Bu cümlede go through, “bir süreci, aşamayı veya durumu yaşamak ya da bundan geçmek” anlamındadır. Su ayıları tun durumu adı verilen biyolojik bir aşamayı yaşar; fiziksel bir yerin içinden hareket etmezler. Bu anlam prosedürler, eğitimler, testler, değişimler ve zor dönemlerle de kullanılabilir: go through training, go through testing ve go through a major change. Through sonrasındaki sözcükler, yaşanan deneyimi veya süreci belirtir.

Alıştırma

Cümleyi “bir süreci yaşamak” anlamındaki iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: Before release, every game must ____ several rounds of testing.

Cevabı göster

go through

Kültür

tun state: su ayısının kuruluğu atlatmak için girdiği durum

tun state, bir su ayısının çevresi kuruduğunda girdiği özel ve neredeyse hareketsiz bir durumdur. Vücudu büzülür ve yeniden su bulunana kadar etkinliği çok düşük bir düzeye iner. Bu cümlede state, fiziksel bir durum ya da biçim demektir. tun state ifadesini bir ülke veya ABD eyaleti gibi bir yer olarak değil, tek bir bilimsel terim olarak anlayın.

Alıştırma

Bu cümlede tun state ne anlama geliyor?

  1. Çevresi kuruduğunda su ayısının girdiği özel bir hayatta kalma durumu
  2. Su ayılarının yaşadığı bir ABD eyaleti
  3. Su ayısının içinden geçtiği bir tünel
Cevabı göster

Çevresi kuruduğunda su ayısının girdiği özel bir hayatta kalma durumu

They curl up into a ball, Öbek fiiller

1:18

Kıvrılarak bir top haline gelirler,

Öbek fiiller

curl up into a ball: hareket ve ortaya çıkan şekil

Curl up, vücudu bükmek veya içe doğru çekmek demektir. Into a ball sonucu belirtir: hareketten sonra vücut küçük ve yuvarlak bir şekil alır. curl up into + şekil kalıbı bir insanı, hayvanı veya esnek bir nesneyi anlatabilir. Buradaki up, curl up ifadesinin bir parçasıdır; daha yüksek bir yere doğru hareketi anlatmaz.

Alıştırma

curl sözcüğünü geçmiş zamanda kullanarak hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The frightened hedgehog ____ under a bush.

Cevabı göster

curled up into a ball

pulling their head and eight legs inside their body, Dilbilgisi

1:20

başlarını ve sekiz bacaklarını bedenlerinin içine çekerler,

Dilbilgisi

pulling ... inside ...: aynı öznenin yaptığı bir eylemi eklemek

Pulling their head and eight legs inside their body, -ing biçimli bir ortaç öbeğidir. Aynı hayvanların nasıl top gibi kıvrıldığını ayrıntılandırır: kıvrılırken bu vücut kısımlarını içeri çekerler. Pulling yeni bir cümle başlatmaz veya yeni bir özne tanıtmaz. Anlaşılan özne hâlâ daha önce sözü edilen they, yani tardigradlardır. Bu yapı, birbiriyle yakından ilişkili iki eylemi tek cümlede toplar.

Alıştırma

pulling their head and eight legs inside their body cümlede hangi işlevi görür?

  1. Hayvanları çeken yeni bir özne tanıtır.
  2. Farklı bir hayvan hakkında tam bir yeni cümle başlatır.
  3. Aynı hayvanların aynı anda yaptığı bir eylemi ekler.
Cevabı göster

Aynı hayvanların aynı anda yaptığı bir eylemi ekler.

and wait until water returns. Dilbilgisi

1:23

ve su geri dönene kadar beklerler.

Dilbilgisi

wait until water returns: bir bitiş noktasına kadar beklemek

wait until water returns ifadesinde until, beklemeyi sona erdiren olayı tanıtır. Bekleme sürer ve çevrede yeniden su bulunduğunda sona erer. Until, devam eden bir eylemin bitiş noktasını gösterir. before anlamına gelmez: before yalnızca bir şeyi başka bir olaydan daha önceye yerleştirir; eylemin o ana kadar sürdüğünü söylemez.

Alıştırma

Hangi cümle, beklemenin baba gelene kadar sürdüğü ve o geldiğinde bittiği anlamına gelir?

  1. Wait here after Dad arrives.
  2. Wait here before Dad arrives.
  3. Wait here until Dad arrives.
Cevabı göster

Wait here until Dad arrives.

It's thought that as water becomes scarce and tardigrades enter their tun state, Notlar

1:26

Su kıtlaştıkça ve tardigradlar fıçı durumuna girdikçe,

Anlatım akışı

It's thought that: bilimsel bir görüşü temkinli biçimde sunmak

It's thought that + yan cümlecik, görüş aktaran edilgen bir kalıptır. Görüşü taşıyan kişileri belirtmez; böylece okuyucu belirli bir araştırmacı yerine that sonrasındaki bilimsel açıklamaya odaklanır. Bu cümlede kalıp, devamındaki bilgiyi kesin bir gerçek olarak değil, mevcut kanıtlara dayanan güncel anlayış olarak sunar. Birinin rastgele ve dayanaksız bir tahminde bulunduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu bilimsel cümlede It's thought that okuyucuya ne anlatır?

  1. İddia, kanıta dayanan güncel bir görüştür; tamamen kesin bir gerçek değildir.
  2. İddia hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak biçimde kanıtlanmıştır.
  3. Konuşan kişi özel bir tercihini belirtiyordur.
Cevabı göster

İddia, kanıta dayanan güncel bir görüştür; tamamen kesin bir gerçek değildir.

Dilbilgisi

as water becomes scarce: değişim sürerken kullanılan as

Burada as, bir değişim sürerken veya değişim geliştikçe anlamına gelen bir bağlaçtır. water becomes scarce yan cümleciği değişen bir arka plan kurar: ilgili süreç devam ederken kullanılabilir su miktarı azalmaktadır. Yapı as + özne + fiil şeklindedir. water, becomes fiilinin öznesi olduğu için buradaki as, rolünde anlamına gelmez. Bu kullanım, aynı anda ilerleyen iki değişimi veya süreci sık sık birbirine bağlar.

Alıştırma

as water becomes scarce ifadesinde as ne anlama gelir?

  1. kullanılabilir su miktarı giderek azalırken
  2. su rolünde
  3. suyun azalmasıyla aynı şekilde
Cevabı göster

kullanılabilir su miktarı giderek azalırken

Kalıp ifadeler

enter their tun state: enter + durum

enter their tun state ifadesinde enter, “bir yere yürüyerek girmek” değil, “bir durumda olmaya başlamak” anlamındadır. their tun state, su azaldığında tardigradların geçtiği tun durumunu adlandırır. Başka durumlara aktarılabilen kalıp enter + bir durum, mod, evre veya aşama şeklindedir. Enter, isim öbeğini doğrudan alır: enter sleep mode ya da enter a dormant state.

Alıştırma

Cümleyi “bir durumda olmaya başlamak” anlamındaki tek sözcüklü resmî fiille tamamla. Edat ekleme: After ten minutes, the tablet will ____ sleep mode.

Cevabı göster

enter

they start to synthesize special molecules, Kalıp ifadeler

1:31

özel moleküller sentezlemeye başladıkları düşünülmektedir,

Kalıp ifadeler

start to synthesize special molecules: özel moleküller sentezlemeye başlamak

Start to synthesize special molecules, yeni bir biyolojik sürecin başladığı anlamına gelir: tardigradlar belirli molekülleri üretmeye başlar. Start to + fiilin yalın biçimi, bir eylemin başlangıcını gösterir. Biyoloji ve kimyada synthesize, biyolojik ya da kimyasal bir süreçle madde oluşturmak demektir; bu nedenle burada genel make fiilinden daha kesindir.

Alıştırma

“The cells start to synthesize a protective protein,” cümlesinde ne olmaya başlar?

  1. Hücreler protein hakkında kısa bir özet vermeye başlar.
  2. Hücreler proteini biyolojik bir süreçle üretmeye başlar.
  3. Hücreler proteini daha küçük parçalara ayırmaya başlar.
Cevabı göster

Hücreler proteini biyolojik bir süreçle üretmeye başlar.

which fill the tardigrade's cells Dilbilgisi

1:34

bu moleküller tardigradın hücrelerini doldurur

to replace lost water by forming a matrix. Notlar

1:36

ve bir matris oluşturarak kaybedilen suyun yerini alır.

Dilbilgisi

which ... to ... by ...: eylem, amaç ve yöntemi bağlamak

Bu ilgi cümleciğinde which, special molecules ifadesine gönderme yapar. Cümleciğin ana eylemi fill the tardigrade's cells ifadesidir; bu moleküllerin ne yaptığını açıklar. to replace lost water biçimindeki to mastarı, hücreleri doldurmanın amacını; by forming a matrix ise bu amaca ulaşmak için kullanılan yöntemi belirtir. Zinciri birbiriyle ilgisiz üç olay olarak değil, eylem → amaç → yöntem şeklinde okuyun.

Alıştırma

Hangi yorum, vurgulanan cümlecikteki bilgi zincirini doğru biçimde izler?

  1. Özel moleküller hücreleri doldurur; amaçları kaybedilen suyun yerini almak, kullandıkları yöntem ise bir matris oluşturmaktır.
  2. Matris hücreleri doldurur; suyun yerini almak ise bununla ilgisiz bir olaydır.
  3. Su yerine konduktan sonra tardigradın hücreleri özel moleküller oluşturur.
Cevabı göster

Özel moleküller hücreleri doldurur; amaçları kaybedilen suyun yerini almak, kullandıkları yöntem ise bir matris oluşturmaktır.

Dilbilgisi

by forming a matrix: by + -ing biçimiyle yöntem belirtmek

Burada by forming a matrix, “bir matris oluşturma yöntemiyle” anlamına gelir. by + -ing biçimi, önceki replace lost water eyleminin nasıl gerçekleştirildiğini açıklar. by bir edat olduğu için ardından form değil, forming gelir. by başka bağlamlarda konum veya edilgen cümlede işi yapan kişiyi gösterebilir; ancak bu yapıda bir etkinliğin önünde kullanıldığında aracı ya da yöntemi belirtir.

Alıştırma

Yöntemi göstermek için cümleyi by + hang fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The team made the room quieter ____ thick curtains over the windows.

Cevabı göster

by hanging

Kelime

a matrix: bilimsel bağlamda destekleyici bir madde

Burada a matrix, moleküllerin oluşturduğu bir maddeyi ya da ağ benzeri bir yapıyı ifade eder. Hücrenin içinde bu yapı, kaybedilen suyun yerini alır. Matrix, alana göre farklı anlamlara gelir. Bu biyoloji cümlesinde forming a matrix, fiziksel bir destek malzemesi oluşturmayı anlatır; matematiksel bir matrisi ya da bir film adını değil.

Alıştırma

Bu cümlede a matrix büyük olasılıkla ne anlama geliyor?

  1. Bir bilim kurgu filminin adı
  2. Matematikte kullanılan dikdörtgen biçimli bir sayı düzeni
  3. Moleküllerin oluşturduğu destekleyici bir madde veya ağ
Cevabı göster

Moleküllerin oluşturduğu destekleyici bir madde veya ağ

Components of the cells that are sensitive to dryness, Kalıp ifadeler

1:40

Hücrelerin kuruluğa karşı hassas olan bileşenleri,

Kalıp ifadeler

are sensitive to dryness: kuraklıktan kolayca etkilenmek

be sensitive to + isim kalıbı, bir koşuldan veya uyarandan “kolayca etkilenmek” anlamına gelir. Buradaki are sensitive to dryness, bazı hücre bileşenlerinin kuru koşullardan etkilenebileceğini anlatır. Sensitive yalnızca duygular için kullanılmaz. Hücreler, malzemeler, cihazlar veya sistemlerle kullanıldığında genellikle fiziksel ya da işlevsel bir tepkiyi anlatır.

Alıştırma

be sensitive to + isim kalıbını tamamlayın: This sensor is sensitive ____ heat.

Cevabı göster

to

like DNA,

1:43

DNA,

proteins, and membranes,

1:44

proteinler ve zarlar gibi,

get trapped in this matrix. Dilbilgisi

1:45

bu matrisin içinde hapsolur.

Dilbilgisi

get trapped in this matrix: get ile kurulan edilgen yapı

Get trapped, get + trapped geçmiş zaman ortacıyla kurulur. Bu, get ile oluşturulan edilgen bir yapıdır: özne sıkıştırma eylemini yapmaz, sonunda sıkışmış durumda kalır. Buradaki get, “elde etmek” anlamına gelmez. In this matrix, öznenin nerede sıkıştığını gösterir. Get ile kurulan edilgen yapı, yalnızca sonraki durumu değil, durum değişikliğini veya sonucu da öne çıkarır.

Alıştırma

Cümleyi trap fiilinin get ile kurulan edilgen biçimi ve ardından in kullanarak tamamlayın: A leaf can ____ the drain.

Cevabı göster

get trapped in

It's thought that this keeps these molecules locked in position Dilbilgisi

1:48

Bunun, bu molekülleri yerlerine kilitlediği düşünülmektedir

Dilbilgisi

keeps these molecules locked in position: keep + nesne + tümleç

Keep, keep + nesne + tümleç düzeninde kullanılabilir ve “nesnenin belirli bir durumda kalmasını sağlamak” anlamına gelir. Keeps these molecules locked in position ifadesinde these molecules nesnedir; locked in position ise nesnenin korunan durumunu açıklayan tümleçtir. Locked in position ikinci bir ana fiil değildir. Ana fiil keeps sözcüğüdür; locked ise durumu açıklamak için kullanılan geçmiş zaman ortacıdır. Aynı yapı, keep the door open örneğindeki gibi bir sıfat tümleciyle de kullanılabilir.

Alıştırma

Keep, the drinks ve cold ifadelerini doğru biçim ve sırayla kullanın: The cooler ____ all afternoon.

Cevabı göster

keeps the drinks cold

to stop them from unfolding, Dilbilgisi

1:51

açılmalarını,

Dilbilgisi

to stop them from unfolding: stop ... from doing ile bir şeyi önlemek

to stop them from unfolding ifadesinde to stop ... amaç bildirir: mekanizma bir olayın gerçekleşmesini önlemek için çalışır. Them molekülleri, unfolding ise önlenmeye çalışılan değişimi ifade eder. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp stop + someone/something + from + fiilin -ing biçimidir. From bir edat olduğu için ardından gelen fiil -ing biçimini alır.

Alıştırma

stop ... from doing kalıbı ve access fiiliyle cümleyi tamamlayın: A password helps stop strangers ____ your account.

Cevabı göster

from accessing

breaking apart, Öbek fiiller

1:53

parçalanmalarını,

or fusing together. Kalıp ifadeler

1:54

veya birbirine kaynaşmalarını durdurmak için.

Öbek fiiller

breaking apart: parçalara ayrılmak

Breaking apart, parçalara veya daha küçük bölümlere ayrılmak anlamına gelir. Burada önlenmeye çalışılan olası değişimlerden birini anlatır: moleküller artık tek ve bütün bir yapı olarak kalmaz. Breaking sözcüğü -ing biçimindedir çünkü from sözcüğünden sonra unfolding ve fusing together ile birlikte sıralanan eylemlerden biridir.

Alıştırma

‘Parçalara ayrılmak’ anlamındaki vurgulanan öbek fiille cümleyi tamamlayın: After years in the rain, the wooden box began to ____.

Cevabı göster

break apart

Kalıp ifadeler

fusing together: kaynaşıp tek bir bütün olmak

Fuse together, önceden ayrı olan iki veya daha fazla malzemenin, parçanın ya da yapının birleşip tek bir bütün hâline gelmesi demektir. Bu cümlede fusing, stop them from unfolding, breaking apart, or fusing together sıralamasındaki istenmeyen üçüncü süreçtir. Fuse zaten “eriyerek veya sıkı biçimde birleşerek tek parça olmak” anlamına gelir. Together sonucu özellikle belirginleştirir: ayrı parçalar yalnızca birbirine yaklaşmaz, sonunda tek bir birim olur.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki 'birleşip tek bir bütün olmak' anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Under intense heat, the two glass edges began to ____.

Cevabı göster

fuse together

Once the organism is rehydrated, Dilbilgisi

1:56

Organizma yeniden su kazandığında,

Dilbilgisi

Once the organism is rehydrated: zaman koşulu bildiren Once

Buradaki Once, “olur olmaz” veya “-dıktan sonra” anlamına gelen bir yan cümle bağlacıdır. Zamana bağlı bir koşul getirir: organizma yeniden su aldığında sonraki olay gerçekleşebilir. Burada “eskiden” veya “bir kez” anlamına gelmez. Yapı Once + özne + edilgen fiil şeklindedir: Once + the organism + is rehydrated. Is rehydrated, bir şeyin organizmaya yeniden su kazandırdığını gösterir; organizma eylemi alan taraftır.

Alıştırma

Hangi cümlede once, “olur olmaz” veya “-dıktan sonra” anlamında bir zaman koşulu getiriyor?

  1. I once owned a red bicycle.
  2. Press the button once.
  3. Once the battery is charged, the light will turn green.
Cevabı göster

Once the battery is charged, the light will turn green.

the matrix dissolves,

1:58

matris çözülür,

leaving behind undamaged functional cells. Öbek fiiller

2:00

geride hasar görmemiş fonksiyonel hücreler bırakır.

Öbek fiiller

leaving behind: bir süreçten sonra neyin kaldığını göstermek

Burada leaving behind, “bir süreçten sonra bir şeyin kalmasına yol açmak” anlamına gelir. Matris çözünürken hasar görmemiş işlevsel hücreler kalır. -ing yan cümlesi ana eylemin sonucunu ekler: something happens, leaving behind + isim öbeği. Bu kalıp, bir değişim veya olaydan sonra neyin hâlâ mevcut olduğunu açıklamaya yardımcı olur.

Alıştırma

Cümleyi “süreçten sonra bir şeyin kalmasına yol açmak” anlamındaki iki sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: The floodwater drained away, ____ a layer of mud.

Cevabı göster

leaving behind

Beyond dryness, Anlatım akışı

2:03

Kuruluğun ötesinde,

tardigrades can also tolerate other extreme stresses, Kalıp ifadeler

2:04

tardigradlar diğer aşırı streslere de tahammül edebilirler,

Anlatım akışı

Beyond dryness: tartışmayı başka streslere genişletmek

Burada Beyond dryness, “kuruluğa ek olarak” demektir. Daha önce ele alınan bir konuya geri bağlanır ve ardından kapsamı başka aşırı streslere genişletir. Cümle başında Beyond + isim öbeği, bilinen bir etkenden ek etkenlere geçerek bilgiyi düzenleyebilir. Cümlenin devamındaki also ve other sözcükleri de bu genişlemeyi doğrular.

Alıştırma

Beyond dryness bu cümlede ne işe yarıyor?

  1. Stresleri fiziksel olarak kuru bir alanın öteki tarafına yerleştirir.
  2. Streslerin yalnızca koşullar kuruyken ortaya çıktığını söyler.
  3. Tartışmayı kuruluktan başka aşırı streslere genişletir.
Cevabı göster

Tartışmayı kuruluktan başka aşırı streslere genişletir.

Kalıp ifadeler

Tardigradlar diğer aşırı çevresel streslere de dayanabilir

Burada tolerate, “zararlı bir şeye rağmen hayatta kalmak veya çalışmayı sürdürmek” anlamına gelir. Can also tolerate daha önce sözü edilen yeteneğe bir yenisini ekler; other ise bu streslerin kuruluk dışındaki koşullar olduğunu gösterir. Bilimsel İngilizcede stresses, bir canlıyı veya malzemeyi etkileyen zorlu koşulları ifade edebilir. Burada endişe duygusunu değil, aşırı sıcak veya soğuk gibi çevresel stresleri anlatır.

Alıştırma

Bu bilimsel cümlede extreme stresses ne anlama gelir?

  1. Ek vurgu ile söylenen heceler
  2. Bir kişinin yaşadığı yoğun kaygı duyguları
  3. Bir canlıyı etkileyen zorlu çevresel koşullar
Cevabı göster

Bir canlıyı etkileyen zorlu çevresel koşullar

being frozen,

2:08

dondurulmak,

heated up past the boiling point of water, Notlar

2:09

suyun kaynama noktasının üzerinde ısıtılmak,

Kalıp ifadeler

Suyun kaynama noktasının ötesine kadar ısıtılmak

Burada heated up, sıcaklığın yükseltilmesini anlatan edilgen bir fiil öbeğidir. Past the boiling point of water, sıcaklığın bu noktaya yalnızca ulaşmadığını, onu aştığını belirtir. Past yalnızca bir yerin yanından geçmeyi değil; bir sayının, sınırın veya eşik değerinin ötesine geçmeyi de anlatabilir. Yeniden kullanılabilir yapı be heated up past + bir sıcaklık veya sınır şeklindedir.

Alıştırma

“Bir sınırın ötesine” anlamını vermek için örnektekiyle aynı ilgeci kullanın: During the test, the reactor was heated up ____ its recommended temperature limit.

Cevabı göster

past

Kültür

the boiling point of water: çok yüksek sıcaklık için suyun kaynama noktası referansı

the boiling point of water, sıvı suyun kaynayıp su buharına dönüştüğü sıcaklıktır. Standart atmosfer basıncında yaygın olarak bilinen referans değer 100°C'dir (212°F); ancak kesin sıcaklık basınca göre değişir. Bu cümlede bu tanıdık eşik, yüksek sıcaklık için bir referans görevi görür. heated up past sözleri, sıcaklığın suyun normalde kaynayacağı noktayı aştığını belirtir ve ısının ne kadar aşırı olduğunu vurgular.

Alıştırma

Bu cümlede suyun kaynama noktası neden referans olarak kullanılıyor?

  1. Yüksek sıcaklığın ne kadar aşırı olduğunu göstermek için
  2. Isıtılan suyun tam miktarını belirtmek için
  3. Suyun neden donduğunu açıklamak için
Cevabı göster

Yüksek sıcaklığın ne kadar aşırı olduğunu göstermek için

high levels of radiation,

2:11

yüksek radyasyon seviyeleri,

and even the vacuum of outer space. Kültür

2:13

ve hatta dış uzayın vakumu gibi.

Kültür

the vacuum of outer space: uzayın neredeyse havasız vakum ortamı

Burada the vacuum of outer space, Dünya atmosferine kıyasla çok daha az maddenin ve neredeyse hiç havanın bulunmadığı, uzayın son derece düşük basınçlı ortamını ifade eder. Uzay kusursuz ve mutlak bir vakum değildir, ancak bu şekilde tanımlanacak kadar vakuma yakındır. Bu ifade aşırı bir çevre koşulunu adlandırır. Orada hayatta kalmanın neredeyse hiç hava olmayan ve basıncı son derece düşük bir ortama dayanmayı gerektirdiğini gösterir.

Alıştırma

Bu cümlede the vacuum of outer space ne anlama geliyor?

  1. Zeminleri temizlemek için kullanılan bir ev aleti
  2. Neredeyse hiç hava bulunmayan ve basıncı son derece düşük bir ortam
  3. Bir uzay aracının içindeki boş bir depolama alanı
Cevabı göster

Neredeyse hiç hava bulunmayan ve basıncı son derece düşük bir ortam

This has led to some erroneous speculation Notlar

2:16

Bu, bazı hatalı spekülasyonlara yol açmıştır

that tardigrades are extraterrestrial beings. Kültür

2:19

tardigradların dünya dışı varlıklar olduğuna dair.

Kalıp ifadeler

This has led to ... speculation: neden ve sonuç bildirmek

Buradaki This, tardigradların aşırı koşullarda yaşayabilmesiyle ilgili önceki olguya gönderme yapar. Has led to, “neden olmuştur” veya “sonuç olarak ortaya çıkarmıştır” demektir; birini bir yere götürmeyi anlatmaz. something has led to speculation that + cümle yapısı önce nedeni, ardından bunun doğurduğu tahmini veya kamusal tartışmayı verir. has led to biçimindeki present perfect, önceki olguyu daha sonraki tartışmada varlığını sürdüren spekülasyona bağlar.

Alıştırma

Cümleyi lead to ifadesinin present perfect biçimiyle tamamlayın: The unusual result ____ speculation about a hidden error.

Cevabı göster

has led to

Kelime

some erroneous speculation: tahminleri resmî biçimde yanlış olarak nitelemek

Some erroneous speculation, konuşanın yanlış olduğuna hükmettiği belirsiz miktardaki spekülasyon anlamına gelir. Erroneous, “hatalı” anlamındaki resmî bir sıfattır; speculation ise yeterli ve doğrulanmış kanıt olmadan oluşturulmuş bir fikir veya açıklamadır. Bu ifade, fikrin yalnızca belirsiz olduğunu söylemez; erroneous onun yanlış olduğunu belirtir. Cümlede ardından gelen that cümlesi, spekülasyonun içeriğini açıklar.

Alıştırma

Bir tahminin yanlış olduğu artık gösterilmiştir. Hangi ifade onu en doğru biçimde tanımlar?

  1. some reliable evidence
  2. some unconfirmed speculation
  3. some erroneous speculation
Cevabı göster

some erroneous speculation

Kültür

extraterrestrial beings: Dünya’nın ötesindeki canlılar

Extraterrestrial beings, Dünya’nın ötesinde ortaya çıkan canlı varlıklar demektir. extra- ön eki “dışında” veya “ötesinde” anlamına gelir; terrestrial ise burada Dünya ile ilgilidir. Bu cümlede ifade, su ayılarının ne olduğuna dair bir tahmini anlatır; kanıtlanmış bir gerçek değildir. Daha geniş bağlam bu tahmini reddeder ve kökenlerinin Dünya’da olduğunu söyler.

Alıştırma

extraterrestrial beings ifadesinde extraterrestrial ne anlama gelir?

  1. yalnızca karada yaşayan
  2. görülemeyecek kadar küçük olan
  3. Dünya’nın ötesinde ortaya çıkan
Cevabı göster

Dünya’nın ötesinde ortaya çıkan

While that's fun to think about, Dilbilgisi

2:22

Bunu düşünmek eğlenceli olsa da,

scientific evidence places their origin firmly on Earth, Kalıp ifadeler

2:24

bilimsel kanıtlar, kökenlerini sıkı bir şekilde Dünya'ya yerleştirir,

Dilbilgisi

While that's fun to think about: ödün verme bildiren while

Burada While, “-dığı sırada” değil, “-sa da” veya “-mesine rağmen” anlamındadır. Bir ödün verme ilişkisi kurar: konuşan kişi önce bu fikri düşünmenin eğlenceli olduğunu kabul eder. Ardından ana cümle daha önemli noktayı verir: bilimsel kanıtlar kökenin Dünya’da olduğunu söyler. Bu yapı, çekici bir fikri önce kabul edip sonra düzeltmenizi veya sınırlamanızı sağlar.

Alıştırma

Bu cümlede While ne anlama gelir: “While the robot looks friendly, it can be dangerous.”?

  1. -dıktan sonra
  2. -sa da
  3. -dığı sırada
Cevabı göster

-sa da

Kalıp ifadeler

scientific evidence places their origin firmly on Earth: bilimsel kanıtların kökeni kesin biçimde Dünya'ya yerleştirmesi

Burada places, 'fiziksel olarak koyar' değil, 'belirli bir yere ait olarak konumlandırır ya da belirler' anlamındadır. Bu yan cümle, bilimsel kanıtların Dünya'yı su ayılarının kökeni olarak belirlediğini söyler; their sözcüğü su ayılarını gösterir. Firmly sonucu güçlendirir: kanıtlar bu konumu bir tahmin olarak sunmak yerine açıkça destekler. Place sözcüğünün bu kullanımı; köken, tarih veya kategori belirleyen resmî açıklamalarda yaygındır.

Alıştırma

Bu cümlede places their origin firmly on Earth ne anlama gelir?

  1. Bilimsel kanıtlar onları fiziksel olarak Dünya'ya taşır.
  2. Bilimsel kanıtlar onların kökenini belirsiz bırakır.
  3. Bilimsel kanıtlar, Dünya'yı onların köken yeri olarak açıkça belirler.
Cevabı göster

Bilimsel kanıtlar, Dünya'yı onların köken yeri olarak açıkça belirler.

where they've evolved over time. Dilbilgisi

2:27

zamanla burada evrimleşmişlerdir.

Dilbilgisi

where they've evolved over time: where ile evrimin gerçekleştiği yeri açıklama

Where, hemen önce sözü edilen yer olan Earth hakkında bilgi ekleyen bir ilgi cümleciği başlatır. 'Dünya'da zaman içinde evrimleştiler' anlamına gelir; bir soru değildir. place + where + clause kalıbı önce bir yerin adını verir, sonra orada ne olduğunu açıklar. They've, they have ifadesinin kısaltmasıdır; have evolved ise değişimin zaman içinde gelişerek ilgili şimdiki zamana kadar ulaştığını gösterir.

Alıştırma

'O yerde' anlamına gelen tek sözcüklük ilgi terimiyle cümleyi tamamlayın: This is the island ____ the birds evolved over time.

Cevabı göster

where

In fact,

2:29

Aslında,

this earthly evolution has given rise to over 1,100 known species of tardigrades, Notlar

2:30

bu dünyevi evrim 1.100'den fazla bilinen tardigrad türünü ortaya çıkarmıştır,

Öbek fiiller

has given rise to: bir sonucun ortaya çıkmasına yol açmak

Give rise to, “bir şeyin gelişmesine veya var olmaya başlamasına neden olmak” demektir. Burada Dünya’daki evrim neden, çok sayıdaki tardigrad türü ise sonuçtur. Has given rise to, present perfect yapısını kullanır: has + given + rise to + sonucu adlandıran bir isim öbeği. Bu yapı, sonucu şu anki durumla bağlantılı olarak sunar.

Alıştırma

“Gelişmesine neden oldu” anlamındaki kalıp ifadeyle cümleyi tamamlayın: The new technology has ____ several useful tools.

Cevabı göster

given rise to

Kelime

over 1,100 known species of tardigrades: tanımlanmış 1.100'den fazla tür

Bir sayının önünde over, “-den fazla” anlamına gelir. Bu nedenle over 1,100, tam olarak 1.100 değil, 1.100’den büyük bir sayıyı anlatır. Species of tardigrades, farklı tardigrad türleri demektir. Known species, insanların ve özellikle bilim insanlarının tanımlayıp kaydettiği türlerdir. İfade bilinen sayıyı verir; başka tardigrad türlerinin var olmadığını iddia etmez.

Alıştırma

Bu cümlede “over 1,100 known species” ne anlama gelir?

  1. Tam olarak 1.100 tür vardır ve başka hiçbir tür olamaz.
  2. Bilim insanları yaklaşık 1.100 tür tanımlamıştır; sayı daha az olabilir.
  3. Bilim insanları 1.100’den fazla tür tanımlamıştır.
Cevabı göster

Bilim insanları 1.100’den fazla tür tanımlamıştır.

and there are probably many others

2:36

ve muhtemelen daha birçok tür vardır

yet to be discovered. Dilbilgisi

2:37

henüz keşfedilmeyi bekleyen.

Dilbilgisi

yet to be discovered: henüz keşfedilmemiş

Bu cümlede yet, “şu ana kadar” anlamındadır. İfade, diğer türlerin şimdiye kadar bulunmadığını söylerken gelecekte keşfedilebilecekleri olasılığını açık bırakır. To be discovered edilgen yapıdadır: türler keşfetme eylemini yapan değil, bu eylemden etkilenen taraftır. many others ifadesinden sonra, that are yet to be discovered yapısının kısaltılmış hâli gibi görev yapar.

Alıştırma

Cümleyi “şu ana kadar bulunmamış” anlamındaki vurgulanan ifadeyle tamamlayın: The cave may contain species ____.

Cevabı göster

yet to be discovered

And because tardigrades are so hardy, Notlar

2:39

Ve tardigradlar çok dayanıklı oldukları için,

they exist just about everywhere. Kalıp ifadeler

2:42

neredeyse her yerde bulunurlar.

Dilbilgisi

because tardigrades are so hardy: nedeni önce vermek

Baştaki because tardigrades are so hardy yan cümlesi nedeni verir. Ana cümle olan they exist just about everywhere ise sonucu verir. Burada so, hardy sözcüğünün derecesini güçlendirir ve “çok” anlamına gelir. Cümle önce nedeni, sonra sonucu verir: zor koşullarda hayatta kalabilmeleri, neden bu kadar çok yerde yaşadıklarını açıklamaya yardımcı olur.

Alıştırma

because tardigrades are so hardy ifadesinin cümledeki görevi nedir?

  1. Neredeyse her yerde yaşayabilmelerinin nedenini verir.
  2. Tardigradları başka bir hayvanla karşılaştırır.
  3. Tardigradların ne zaman keşfedildiğini söyler.
Cevabı göster

Neredeyse her yerde yaşayabilmelerinin nedenini verir.

Kelime

hardy: zorlu koşullarda hayatta kalabilen

Hardy, zor koşullarda hayatta kalabilen ve sağlıklı kalabilen anlamında bir sıfattır. Burada tardigradların sert çevre koşullarına karşı çok dayanıklı olduğunu anlatır; yalnızca fiziksel olarak güçlü olduklarını söylemez. So hardy ifadesinde so, sıfatın derecesini güçlendirir. Soğuk, kuraklık veya verimsiz toprak gibi koşullara dayanma düşüncesi önemli olduğunda, özellikle bitkiler, hayvanlar ve diğer canlılar için hardy kullanılır.

Alıştırma

Bir bitki dona, kuraklığa ve verimsiz toprağa dayanabiliyor. Bu bitkiyi en kesin biçimde hangi sıfat anlatır?

  1. strong
  2. hardly
  3. hardy
Cevabı göster

hardy

Kalıp ifadeler

just about everywhere: hemen hemen her yerde

Bu ifadede just about, neredeyse veya hemen hemen anlamına gelir. Everywhere sözcüğünü niteler; bu yüzden just about everywhere, birkaç istisnaya izin vererek “neredeyse her yerde” demektir. Just about bu anlamıyla just about everyone ve just about finished örneklerinde olduğu gibi geniş kapsamlı veya tamamlanmaya çok yakın düşüncelerin önüne de gelebilir. Just ve about sözcüklerini ayrı ayrı gerçek anlamlarıyla değil, yaklaşık anlam veren tek bir ifade olarak okuyun.

Alıştırma

Cümleyi, dersteki “neredeyse bütün yerlerde” anlamına gelen tam ifadeyle tamamlayın: These days, you can pay by card ____.

Cevabı göster

just about everywhere

They live on every continent,

2:44

Her kıtada yaşarlar,

including Antarctica.

2:46

Antarktika dahil.

And they're in diverse biomes, Kültür

2:48

Ve çeşitli biyomlarda bulunurlar,

Kültür

in diverse biomes: birçok ekosistem türünde

In diverse biomes, “birçok farklı ekolojik ortam türünde” anlamına gelir. Diverse “çeşitli” demektir; biome ise iklim, tipik bitkiler ve hayvanlar gibi koşullarla biçimlenen geniş bir ekosistem türü olan “biyom”dur. Burada bu ifade, ardından sıralanan farklı ortamları kapsayan bilimsel bir üst terimdir. Yalnızca “birçok sıradan yerde” anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede in diverse biomes ne anlama gelir?

  1. Çeşitli araştırma laboratuvarlarında
  2. Birçok farklı ekolojik ortam türünde
  3. Birçok sıradan binanın içinde
Cevabı göster

Birçok farklı ekolojik ortam türünde

including deserts,

2:49

çöller,

ice sheets,

2:51

buz örtüleri,

the sea,

2:52

deniz,

fresh water,

2:53

tatlı su,

rainforests,

2:54

yağmur ormanları,

and the highest mountain peaks.

2:55

ve en yüksek dağ zirveleri dahil.

But you can find tardigrades in the most ordinary places,

2:57

Fakat tardigradları en sıradan yerlerde de bulabilirsiniz,

too,

3:00

da,

like moss or lichen found in yards, Kültür

3:00

örneğin avlularda bulunan yosun veya likenlerde,

parks,

3:02

parklarda,

and forests.

3:03

ve ormanlarda.

Kültür

like moss or lichen: yaşam alanı örnekleri verme

Burada like, “örneğin” anlamına gelir. İfade, küçük ve çoğu zaman nemli yaşam alanları sağlayabilen iki doğal oluşumu örnek verir: yosun ve liken. Moss, küçük, yumuşak ve yeşil bir bitki olan yosundur. Lichen ise bir mantarın bir alg veya siyanobakteriyle birlikte yaşamasıyla oluşan likendir ve genellikle ağaç kabuğu ya da kaya üzerinde bulunur. Yaprağa veya kabuğa benzeyebilir ama sıradan bir yaprak ya da toprak değildir.

Alıştırma

Like moss or lichen ifadesi cümlede ne yapıyor?

  1. Küçük yaşam alanları sağlayabilen doğal oluşumlara örnek verir.
  2. Her parktaki toprak yığınlarından söz eder.
  3. İki tür sıradan yaprağın adını söyler.
Cevabı göster

Küçük yaşam alanları sağlayabilen doğal oluşumlara örnek verir.

All you need to find them is a little patience and a microscope. Dilbilgisi

3:04

Onları bulmak için tek ihtiyacınız olan biraz sabır ve bir mikroskoptur.

Dilbilgisi

All you need to ... is ...: gereken tek koşulu belirtme

All you need to find them is ... ifadesi, onları bulmak için gerekenlerin yalnızca listelenen şeyler olduğunu anlatır. All, gerekenlerin sınırlı olduğunu vurgular ve işi basit, yapılabilir gösterir; ifade kelimesi kelimesine “ihtiyacın olan her şey” diye yorumlanmamalıdır. Yapı All you need to + hedef + is + gereken koşul biçimindedir. To find them hedefi, a little patience and a microscope ise neyin gerektiğini belirtir. is sonrasında iki unsur bulunsa bile İngilizcede All you need ile başlayan tümceden sonra normalde is kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi All you need to ... is ... yapısıyla tamamlayın: ____ to open the box ____ a small key.

Cevabı göster

All you need · is

Scientists are now trying to find out whether tardigrades use the tun state, Öbek fiiller

3:08

Bilim insanları şimdi tardigradların fıçı durumunu,

Öbek fiiller

trying to find out whether: evet-hayır sorusunu araştırma

Trying to find out whether ... bir şeyin doğru olup olmadığını öğrenmeye çabalamak demektir. Find out araştırma, gözlem, kontrol veya soru sorma yoluyla yanıt elde etmeye odaklanır; whether ise evet-hayır sorusunu başlatır. Buradaki are now trying çalışmanın hâlâ sürdüğünü gösterir; dolayısıyla cümle, bilim insanlarının yanıtı zaten bildiğini söylemez.

Alıştırma

Cümleyi, incelemenin hâlâ sürdüğünü gösteren ifadeyle tamamlayın: The team is ____ the water is safe to drink.

Cevabı göster

trying to find out whether

their anti-drying technique, Kelime

3:12

yani kurumaya karşı bu tekniklerini,

to survive other stresses.

3:14

diğer streslerden kurtulmak için kullanıp kullanmadıklarını öğrenmeye çalışıyorlar.

Kelime

their anti-drying technique: önleme veya direnme anlamındaki anti-

anti-drying sözcüğündeki anti- ön eki “karşı”, “önleyen” veya “koruyan” anlamı verir. Bu nedenle anti-drying technique, bir canlının kurumanın verdiği zarara direnmesine yardımcı olan bir tekniktir; belirli bir eyleme karşı çıkmayı anlatmaz. Virgüller arasındaki their anti-drying technique ifadesi, the tun state ifadesini başka sözlerle açıklar. Yani anlatılan teknik tun durumunun kendisidir; ayrı bir teknik değildir.

Alıştırma

anti-drying technique ifadesinde anti- ne anlatır?

  1. Kurumayı önlemeye veya kurumaya direnmeye yardımcı olduğunu belirtir.
  2. İki şey arasında kuruma anlamına gelir.
  3. Kurumanın daha hızlı gerçekleşmesini sağlar.
Cevabı göster

Kurumayı önlemeye veya kurumaya direnmeye yardımcı olduğunu belirtir.

If we can understand how they and other creatures stabilize their sensitive biological molecules, Notlar

3:16

Eğer onların ve diğer canlıların hassas biyolojik moleküllerini nasıl stabilize ettiklerini anlayabilirsek,

Kalıp ifadeler

hassas biyolojik moleküllerini kararlı hâle getirmek

Burada stabilize, “bir şeyi kolayca değişmeyeceği veya zarar görmeyeceği bir durumda tutmak” anlamına gelir. Nesnesi their sensitive biological molecules ifadesidir; yani çevredeki değişikliklerden etkilenebilen biyolojik moleküllerdir. Bilimsel İngilizcede sensitive, koşullara güçlü tepki veren veya koşullardan kolayca etkilenen bir şeyi anlatır. Burada insanların duygusal hassasiyetinden söz edilmez.

Alıştırma

Örnekte stabilize their sensitive biological molecules ne anlama gelir?

  1. Kolay etkilenen moleküllerin değişmesini veya zarar görmesini önlemek
  2. Moleküllerin ne kadar güçlü hissedebildiğini ölçmek
  3. Canlıları duygusal açıdan daha az hassas yapmak
Cevabı göster

Kolay etkilenen moleküllerin değişmesini veya zarar görmesini önlemek

perhaps we could apply this knowledge to help us stabilize vaccines, Kalıp ifadeler

3:21

belki bu bilgiyi aşıları stabilize etmemize yardımcı olmak için uygulayabiliriz,

Dilbilgisi

If ... perhaps we could apply ...: olası bir sonucu temkinli sunmak

If we can understand ..., perhaps we could apply ... bir koşulu olası bir sonuca bağlar. If yan cümlesi gerekli ilk adımı, yani moleküllerin nasıl kararlı hâle getirildiğini anlamayı belirtir. Perhaps ve could sonucu özellikle temkinli biçimde sunar. Konuşan kişi, bilginin gelecekte kullanılabileceğini öne sürer; kullanımın zaten gerçekleştiğini bildirmez ve mutlaka gerçekleşeceğine söz vermez.

Alıştırma

Doğru mu, yanlış mı? “If we can understand the process, perhaps we could use it elsewhere,” cümlesinde konuşan kişi yeni kullanımın artık kesin olduğunu söylüyor.

  1. Doğru
  2. Yanlış
Cevabı göster

Yanlış

Kalıp ifadeler

aşıları kararlı hâle getirmemize yardımcı olmak için bu bilgiyi uygulamak

Burada apply, “bilgiyi uygulamada kullanmak” anlamına gelir; “başvuruda bulunmak” anlamına gelmez. This knowledge, apply fiilinin doğrudan nesnesidir. to help us stabilize vaccines mastar grubu amacı belirtir: öğrendiklerimizi, aşıları kararlı durumda tutmamıza yardımcı olması için kullanmak. Yeniden kullanılabilecek yapı apply knowledge, methods, or findings to help + kişi + fiilin yalın hâli şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki apply ... to help yapısıyla tamamlayın: The team learned why the filter fails and will ____ improve the design.

Cevabı göster

apply this knowledge to help

or to develop stress-tolerant crops Kelime

3:26

veya strese toleranslı mahsuller geliştirmek için

that can cope with Earth's changing climate. Öbek fiiller

3:28

Dünya'nın değişen iklimiyle başa çıkabilecek.

Kelime

develop stress-tolerant crops: çevresel stres ve birleşik niteleyici

develop stress-tolerant crops ifadesinde develop, araştırma veya ıslah yoluyla ürün çeşitleri oluşturmak ya da geliştirmek anlamına gelir. Stress-tolerant crops; kuraklık, sıcaklık veya tuzlu toprak gibi zararlı çevre koşullarında büyümeyi sürdürebilen ürünlerdir. Buradaki stress duygusal değil, çevresel strestir. Stress-tolerant, crops sözcüğünden önce gelen birleşik bir sıfattır. Kısa çizgi, stress ve tolerant sözcüklerinin çevresel strese dayanabilen anlamını veren tek bir niteleyici olarak çalışmasını sağlar.

Alıştırma

Cümleyi kuraklığa dayanabilen anlamındaki -tolerant birleşimiyle tamamlayın: Farmers are planting ____ corn in dry regions.

Cevabı göster

drought-tolerant

Öbek fiiller

can cope with Earth's changing climate: zor bir durumda cope with

Can cope with, zor bir durumu yönetebilmek veya o duruma rağmen devam edebilmek anlamına gelir. Burada ürünlerin Dünya'nın değişen ikliminin yol açtığı zorluklara rağmen büyümeyi sürdürebildiğini anlatır. Cope, karşılaşılan zorluğu doğrudan nesne olarak almaz. cope with + bir sorun, baskı veya değişim yapısını kullanın; can ise yeterlilik anlamı ekler.

Alıştırma

Cümleyi cope ve gerekli edatıyla tamamlayın: These trees can ____ extreme heat.

Cevabı göster

cope with

And by studying how tardigrades survive prolonged exposure to the vacuum of outer space, Notlar

3:31

Ve tardigradların uzay boşluğuna uzun süre maruz kaldıklarında nasıl hayatta kaldıklarını inceleyerek,

Dilbilgisi

by studying how ...: araştırmayla yöntemi belirtmek

by + -ing yapısı, bir şeyi yaparken veya keşfederken kullanılan yöntemi gösterir. Burada by studying, “araştırarak” anlamına gelir; how tardigrades survive ... ise neyin araştırıldığını belirtir. Baştaki ifade önce yöntemi kurar; ardından gelen ana cümle sonucu, ipucunu veya keşfi belirtir. Buradaki by, “yanında” anlamına gelmez ve edilgen bir cümlede eylemi yapanı gösteren by değildir.

Alıştırma

Yöntem ifadesini tamamlamak için by sözcüğünden sonra study fiilinin doğru biçimini kullanın: The designers made the helmet safer by ____ how children wore it.

Cevabı göster

studying

Kalıp ifadeler

prolonged exposure to ...: bir koşula uzun süre maruz kalma

Prolonged exposure to something, bir şeyle uzun süre temas hâlinde olmak veya onun etkisine maruz kalmak demektir. Prolonged sürenin uzun olduğunu belirtir; to ise maddeyi, kuvveti ya da koşulu tanıtır. Bu cümledeki koşul uzayın vakumudur. Burada exposure, fotoğrafçılıktaki anlamında değil, bilim ve sağlık alanlarında kullanılan “bir şeyin etkisine maruz kalma” anlamındadır.

Alıştırma

Uzun süren zararlı bir koşulu anlatmak için prolonged exposure to ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Prolonged exposure to loud noise can damage your hearing.
  2. Prolonged exposure of loud noise can damage your hearing.
  3. Prolonged exposure at loud noise can damage your hearing.
Cevabı göster

Prolonged exposure to loud noise can damage your hearing.

scientists can generate clues Kalıp ifadeler

3:37

bilim insanları ipuçları üretebilirler

about the environmental limits of life and how to safeguard astronauts. Kelime

3:39

yaşamın çevresel sınırları ve astronotları nasıl güvende tutacakları hakkında.

Kalıp ifadeler

generate clues about ...: bir yanıta adım adım yaklaşmak

scientists can generate clues ifadesinde generate “üretmek” veya “ortaya çıkarmak”, clues ise bir açıklamaya yönelten bilgi parçaları anlamına gelir. Özne bir kişi, bir araştırma, bir deney ya da veriler olabilir. generate clues about + konu kalıbı, bir araştırma sonucunu temkinli biçimde sunar: sorunun tamamının kanıtlandığını ileri sürmeden sonraki araştırmalara yön verebilir.

Alıştırma

Hangi cümle, bir yanıta işaret eden bilgiyi anlatmak için generate clues about ... ifadesini doğal biçimde kullanıyor?

  1. The soil test may create a leak in the ground.
  2. The soil test may prove exactly where the leak began.
  3. The soil test may generate clues about where the leak began.
Cevabı göster

The soil test may generate clues about where the leak began.

Kelime

the environmental limits of life: hayatta kalma sınırları

The environmental limits of life, canlıların işlevini sürdürebildiği veya hayatta kalabildiği çevresel koşullar aralığı anlamına gelir. Limits, yaşamın dayanabildiği sıcaklık, soğuk, basınç, radyasyon veya kuruluk düzeyi gibi doğal sınırları belirtir. Buradaki of life, bir kişinin deneyimleri veya yaşam biçimi değil, biyolojik anlamdaki yaşam demektir. İfade, yaşam olanaksız hâle gelmeden önce bir çevrenin ne kadar aşırı olabileceğini sorgular.

Alıştırma

Bu bilimsel bağlamda the environmental limits of life ne anlama gelir?

  1. Canlıların hayatta kalabildiği çevresel koşulların sınırı
  2. İnsanlara nasıl yaşamaları gerektiğini söyleyen yasalar
  3. Bir kişinin yaşamı için seçtiği hedefler
Cevabı göster

Canlıların hayatta kalabildiği çevresel koşulların sınırı

Kelime

how to safeguard astronauts: önleyici korumayı resmî bir dille ifade etmek

how to safeguard astronauts ifadesinde safeguard, “astronotları zarar veya riskten korumak” anlamına gelen geçişli bir fiildir. Zararı önlemeye yönelik planlı tedbirleri, sistemleri ya da prosedürleri çağrıştırır. how to + fiilin yalın hâli kalıbı, bir şeyin hangi yöntemle gerçekleştirileceğini sorar. Burada, astronotları güvende tutabilecek yöntemlerin neler olduğu soruluyor.

Alıştırma

Bu bağlamda how to safeguard astronauts ne anlama gelir?

  1. Astronotlardan güvenlik görevlisi olarak çalışmalarını istemek.
  2. Astronotları tehlikeden korumak için planlı önlemler kullanmak.
  3. Hangi astronotların bir binaya girebileceğine karar vermek.
Cevabı göster

Astronotları tehlikeden korumak için planlı önlemler kullanmak.

In the process, Anlatım akışı

3:44

Bu süreçte,

tardigrades could even help us answer a critical question: Kalıp ifadeler

3:45

tardigradlar kritik bir soruyu cevaplamamıza bile yardımcı olabilir:

Anlatım akışı

In the process: bir eylemi ek bir sonuca bağlamak

In the process, “o faaliyet devam ederken” anlamına gelir. the sözcüğü daha önce sözü edilen araştırmaya gönderme yapar; böylece ifade, önceki faaliyeti başka bir olası sonuca bağlar. Bu cümlenin başında bir geçiş ifadesi olarak görev yapar. Araştırma yürütülürken önemli bir sorunun yanıtlanmasına da yardımcı olabileceğini gösterir.

Alıştırma

Cümleyi, önceki eylemin ek bir sonucunu anlatan dersteki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: We sorted the old books and, ____, found a missing photograph.

Cevabı göster

in the process

Kalıp ifadeler

Araştırmanın değerini help us answer a critical question ile göstermek

Burada help us answer a critical question, su ayıları üzerine yapılan araştırmayı önemli bir bilimsel sorunun çözümüne kanıt sağlayabilecek bir çalışma olarak sunar. Help tam bir yanıt sözü vermez; araştırmanın yanıtı bulmaya katkıda bulunabileceğini belirtir. Buradaki critical, eleştiri ifade eden değil, çok önemli veya kilit anlamındadır. İki nokta, asıl sorunun hemen ardından geleceğini gösterir.

Alıştırma

Bu cümlede help us answer a critical question ne anlama gelir?

  1. Araştırma, birinin olumsuz bir değerlendirme yazmasına yardım edebilir.
  2. Araştırma, yaşamla ilgili bütün soruları kesin olarak zaten çözmüştür.
  3. Araştırma, önemli bir sorunun çözümüne katkıda bulunabilir.
Cevabı göster

Araştırma, önemli bir sorunun çözümüne katkıda bulunabilir.

Could life survive on planets much less hospitable than our own? Notlar

3:49

Yaşam, bizimkine kıyasla çok daha az misafirperver olan gezegenlerde hayatta kalabilir mi?

Anlatım akışı

Could life survive ...? ile açık uçlu bir kapanış sorusu sormak

Bu cümle bir olasılık hakkında açık uçlu bir sorudur; yaşamın orada kesinlikle hayatta kalabileceğini söylemez. Life genel olarak yaşamı anlatır. Planets much less hospitable than our own, yaşamı destekleme açısından Dünya'dan çok daha elverişsiz gezegenler demektir. Our own ifadesinde tekrarlanan planet adı kullanılmamıştır. Kapanış sorusu olarak konu, su ayıları üzerine yapılan belirli bir çalışmadan henüz yanıtlanmamış daha geniş bir bilimsel meseleye taşınır. Bu yapı, önceki kanıtların neden önemli olduğunu gösterir ve dinleyiciyi düşünmeye davet eder.

Alıştırma

Son sorunun temel söylem işlevi nedir?

  1. Bilim insanlarının daha zorlu gezegenlerde yaşamı zaten bulduğunu bildirir.
  2. Genel yaşam konusunu yalnızca su ayılarıyla sınırlar.
  3. Belirli bir çalışmayı henüz yanıtlanmamış daha geniş bir bilimsel olasılığa bağlar.
Cevabı göster

Belirli bir çalışmayı henüz yanıtlanmamış daha geniş bir bilimsel olasılığa bağlar.

Dilbilgisi

much less hospitable than our own: kendi gezegenimizden çok daha az elverişli

Less hospitable than bir karşılaştırma kurar: söz konusu gezegenler yaşam için bizim gezegenimizden daha kötü koşullar sunar. Much, less sözcüğünü güçlendirir; bu yüzden fark büyüktür: yalnızca slightly less hospitable değil, far less hospitable anlamına gelir. Burada hospitable, misafirperver bir kişiyi değil, yaşam için uygun veya elverişli bir çevreyi anlatır. Our own, our own planet ifadesinin kısaltılmış biçimidir; planet sözcüğü bağlamdan anlaşıldığı için kullanılmamıştır.

Alıştırma

“Yaşam için Dünya'dan çok daha az elverişli” anlamını veren ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: This dry moon is ____ Earth.

Cevabı göster

much less hospitable than