Güneşi Dünya'ya Getirirsek Ne Olur?: İngilizce çalışma notları
Kurzgesagt – In a Nutshell
Video özeti: Bu düşünce deneyi, Güneş’in dört katmanından alınan ev büyüklüğündeki örnekleri Dünya’ya getiriyor; sonuçlar yangından uygarlığın yok oluşuna kadar ağırlaşıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “The deeper you go, the denser and weirder the goo becomes.” — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: birlikte artan iki değişimi bağıntılı karşılaştırmayla anlatın. 2. “On the bright side,” — Deyimler ve mecazlı ifadeler: felaket sonrası iyimser görünen sözün ironik kullanımını tanıyın. 3. “To give you a sense of scale,” — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: aşırı bir sayıyı somut karşılaştırmayla hayal edilebilir kılın.
Bu derste
What would happen if you were to bring a tiny piece of the Sun to Earth? Dilbilgisi
0:00Güneş'in küçük bir parçasını Dünya'ya getirseydiniz ne olurdu?
“What would happen if you were to ...?” varsayım yapısı
What would happen if ... were to + fiilin yalın hâli ...? hayal edilen bir durumun sonucunun ne olacağını sorar. Ana cümlede would, if cümleciğinde ise were to ve ardından fiilin yalın hâli kullanılır: were to bring. Buradaki were geçmiş zamanı göstermez. Were to, durumu bilinçli olarak kurulmuş ve gerçeklikten biraz uzak bir varsayım gibi sunar; bu nedenle düşünce deneylerine uygundur.
Alıştırma
Soruyu were to varsayım kalıbıyla tamamlayın: What would happen if you ____ open the door in zero gravity?
Cevabı göster
were to
Yanıtı “Short answer, ... Long answer, ...” ile düzenlemek
Short answer, ve Long answer, tek bir yanıtı iki düzeyde düzenleyen kısa işaretlerdir. Short answer, hızlı sonucu verir; Long answer, konuşanın koşul, neden veya ayrıntı eklemek üzere olduğunu gösterir. Bunlar The short answer is ... ve The long answer is ... ifadelerinin konuşma dilindeki eksiltili biçimleridir. İki bölüm birbiriyle çelişmez: ilki sonucu kısaltır, ikincisi ise ona koşul ekler veya onu açıklar.
Alıştırma
Hangi yanıt bu iki işareti önce hızlı bir sonuç, ardından koşullu bir açıklama vermek için en doğru biçimde kullanıyor?
- Long answer, yes. Short answer, here are the three conditions we need to consider.
- Short answer, the meeting starts at nine.
- Short answer, yes. Long answer, we can do it only if the weather stays calm.
Cevabı göster
Short answer, yes. Long answer, we can do it only if the weather stays calm.
it depends which + gömülü soru
Burada it depends ifadesini doğrudan which ile başlayan gömülü soru bölümü izler: which piece of the Sun. Anlaşılan anlam, yanıtın hangi parçanın konuşulduğuna göre değişmesidir; bu nedenle which bölümünden önce on kullanmak gerekmez. Tam bir gömülü soruda düz cümle söz dizimi kullanılır: It depends which route we take. Doğrudan soru söz dizimi kullanılmaz. Ardından sıradan bir ad öbeği gelirse on kullanılır: It depends on the route.
Alıştırma
Cümleyi on kullanmadan it depends + which yan cümlesi yapısıyla tamamlayın: "Will we arrive by noon? It ____ route we take."
Cevabı göster
depends which
neither solid, liquid, or gas, but plasma: dışlama ve düzeltme
Bu yapı önce neither ile birkaç kategoriyi dışlar, ardından doğru kategori olan plasma ifadesini but ile tanıtır. Güneş'in listelenen üç bilinen hâlden hiçbiri olmadığı, farklı bir hâle ait olduğu anlamına gelir. Konuşma dilindeki altyazıda son dışlanan öğe or ile bağlanmıştır. Bu, konuşmada anlaşılır; ancak özenle düzenlenmiş İngilizcede neither normalde nor ile eşleştirilir: neither solid, liquid, nor gas, but plasma.
Alıştırma
Üç kategorinin de dışlandığı ve gerçek kategorinin plasma olduğu durumda, özenle düzenlenmiş İngilizce için en uygun cümle hangisidir?
- The material is neither solid, liquid, or gas, but plasma.
- The material is either solid, liquid, or gas, but plasma.
- The material is neither solid, liquid, nor gas, but plasma.
Cevabı göster
The material is neither solid, liquid, nor gas, but plasma.
Plasma is when stuff is so hot that the nuclei and electrons can separate Dilbilgisi
0:17Plazma, maddenin çekirdek ve elektronlarının ayrılabileceği kadar sıcak olduğu durumdur
so hot that: sonuç doğuran bir derece
so + adjective + that + clause kalıbı, bir derecenin sonuç doğuracak kadar yüksek olduğunu gösterir. so hot that... ifadesinde so, hot sıfatının derecesini artırır; that ile başlayan yan cümle ise sonucu verir: çekirdekler ve elektronlar ayrılıp serbestçe hareket eder. Sonuç fiziksel bir etki, bir eylem veya bir durum olabilir. so sözcüğünü derece belirteci, that sözcüğünü de sonuca bağlayan unsur olarak düşünün; bu, amaç bildiren so that kalıbı değildir.
Alıştırma
so + adjective + that derece-sonuç kalıbını tamamlayın: The box was ____ heavy ____ I could not lift it.
Cevabı göster
so · that
So, you can imagine our Sun as an extremely big spherical ocean of very hot goo. Kalıp ifadeler
0:25Bu yüzden Güneş'imizi çok sıcak yapışkanımsı maddeden oluşan son derece büyük küresel bir okyanus olarak hayal edebilirsiniz.
can imagine our Sun as: bir benzetme kurmak
can imagine A as B kalıbı, dinleyiciyi A'yı B'nin biçiminde veya rolünde zihninde canlandırmaya davet eder. Burada A, our Sun; B ise an extremely big spherical ocean of very hot goo ifadesidir. Bu, anlamayı kolaylaştıran bir modeldir; gerçek anlamda bir sınıflandırma değildir. Can, ifadeyi bir emirden çok nazik bir öneriye dönüştürür. Bir benzetme yabancı bir fikri anlamayı kolaylaştırdığında You can imagine A as B kalıbını kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Hangi cümle yararlı bir benzetme sunmak için imagine A as B kalıbını kullanır?
- You can imagine the computer's memory as a wall of labeled boxes.
- You can imagine the computer's memory to be full.
- You can imagine that the computer's memory is full.
Cevabı göster
You can imagine the computer's memory as a wall of labeled boxes.
The deeper..., the denser...: bağlantılı karşılaştırmalar
Bu cümlede the + comparative..., the + comparative... bağlantılı karşılaştırma kalıbı kullanılır. İlk yan cümle değişen bir ölçüyü, yani içeriye doğru gittikçe derinleşmeyi belirtir. İkinci yan cümle buna eşlik eden değişimleri gösterir: yapışkan maddenin yoğunluğu ve tuhaflığı artar. Buradaki iki the, normal belirli tanımlıklar değil, dil bilgisel işaretlerdir. Kalıp yaklaşık olarak “bir şey değiştikçe başka bir şey de değişir” anlamına gelir.
Alıştırma
İki değişimin birlikte ilerlediğini göstermek için bağlantılı karşılaştırma kalıbını kullanan cümle hangisidir?
- We walked farther because the road became quieter.
- We walked far, and the road was quiet.
- The farther we walked, the quieter the road became.
Cevabı göster
The farther we walked, the quieter the road became.
to our lab here on Earth and see what happens.
0:39Dünya'daki laboratuvarımıza ve ne olduğuna bakalım.
Kısa bir ek açıklama olarak each the size of a house
each the size of a house ifadesi, three samples için aynı büyüklük bilgisini ekleyen bir açıklamadır. Each, samples sözcüğüne geri döner; dolayısıyla anlamı “her örnek bir ev büyüklüğündedir” şeklindedir. Bu ek açıklamada çekimli fiil yoktur. İfade each being the size of a house biçiminde açılabilir, ancak İngilizce bu kısa yapıda being sözcüğünü çoğu zaman atar. Virgüller ek bilgiyi ana cümleden ayırır; bu ifade tek başına tam bir cümle değildir.
Alıştırma
Her kutuyu tanımlamak için each + ad grubuyla virgülle ayrılmış bir ek açıklama kullanan cümle hangisidir?
- The courier delivered three boxes, each the size of a suitcase.
- The courier delivered three boxes, and each box was the size of a suitcase.
- The courier delivered each three boxes the size of a suitcase.
Cevabı göster
The courier delivered three boxes, each the size of a suitcase.
a forest of plasma spikes ifadesinin görsel metafor olarak kullanımı
Bu cümlede a forest of plasma spikes bir metafordur. Forest, sivri uçları çok sayıda, uzun ve birbirine yakın şekiller olarak sunar; böylece dik duran yapılardan oluşan yoğun bir alanı gözünüzde canlandırır. Gerçek ağaçların bulunduğu anlamına gelmez. a forest of + çoğul isim kalıbı, yukarı doğru yükselen veya çıkıntı yapan şeylerden oluşan büyük ve yoğun bir grubu anlatabilir. Yalnızca sayıyı değil, görsel düzeni de vurgular.
Alıştırma
a forest of plasma spikes ifadesi cümlede nasıl bir görüntü oluşturuyor?
- Tek parça geniş ve düz bir plazma tabakası
- Sıcak gazın içinde büyüyen birkaç ağaç
- Çok sayıda uzun ve birbirine yakın sivri uç
Cevabı göster
Çok sayıda uzun ve birbirine yakın sivri uç
It's pretty hot here between 6,000 and 20,000 °C,
1:07Burası oldukça sıcaktır, 6.000 ile 20.000 °C arasında,
Getting our money's worth: harcananın karşılığını almak
Get one's money's worth, kişinin ödediği veya ortaya koyduğu şey karşılığında yeterli değer, yarar ya da keyif alması demektir. İyelik sözcüğü kişiye göre değişir: get my, your, our veya their money's worth. Bu cümlede güneşten alınan örneği kimse satın almamıştır. Konuşmacı, onu Dünya'ya getirme çabasını şakayla karışık bir yatırım gibi ele alır ve sonucun yeterince değerli ya da etkileyici olmayacağını söyler.
Alıştırma
Yeterli değer elde etmek anlamındaki sabit deyimi tamamlayın: The museum ticket was expensive, but we stayed all day and got ____.
Cevabı göster
our money's worth
the chromosphere is over a million times less dense than air, Dilbilgisi
1:18kromosfer havadan bir milyon kat daha az yoğundur,
over a million times less dense than ile aşırı yoğunluk farkı
Burada over a million times less dense than, yoğunlukta son derece büyük bir fark olduğunu belirtir. Kromosferin yoğunluğunun hava yoğunluğunun yaklaşık milyonda birinden daha az olduğu anlamına gelir; daha düşük yoğunluğa sahip olan hava değil, kromosferdir. X is N times less + adjective + than Y gibi yapılarda karşılaştırmanın yönünü bulmak için less sözcüğünü izleyin. Bu ifade matematiksel açıdan belirsiz olabildiğinden, kesin bilimsel yazılarda kesir veya oran çoğunlukla doğrudan belirtilir.
Alıştırma
Bu cümledeki karşılaştırma ne anlama geliyor?
- Kromosferin yoğunluğu, hava yoğunluğunun yaklaşık milyonda birinden azdır.
- Kromosferin yoğunluğu, hava yoğunluğunun bir milyon katından fazladır.
- Kromosfer ile hava neredeyse aynı yoğunluğa sahiptir.
Cevabı göster
Kromosferin yoğunluğu, hava yoğunluğunun yaklaşık milyonda birinden azdır.
so compared to our atmosphere at sea level,
1:21bu yüzden deniz seviyesindeki atmosferimizle karşılaştırıldığında,
it's basically the same as bringing the vacuum of space down to Earth.
1:23temelde uzay boşluğunu Dünya'ya getirmekle aynı şeydir.
it would immediately be crushed by Earth's atmospheric pressure and implode.
1:29Dünya'nın atmosfer basıncı tarafından anında ezilir ve içe çökerdi.
Anında gerçekleşmeyi anlatan The moment + yan cümle
The moment, our sample arrives zaman yan cümlesini başlatır ve as soon as anlamına gelir. Ezilmenin örnek ulaşır ulaşmaz gerçekleştiğini gösterir; böylece nötr when ifadesine göre daha güçlü bir anlık neden-sonuç duygusu verir. Zaman gelecekten söz ettiğinde İngilizcede the moment sonrasında normalde şimdiki zaman biçimi kullanılır: The moment it arrives, ... denir, The moment it will arrive, ... denmez. Gelecek veya varsayımsal sonuç ana cümlede ifade edilir.
Alıştırma
Cümleyi, derste geçen ve as soon as anlamına gelen iki sözcüklü bağlaçla tamamlayın: ____ the timer beeps, turn off the heat.
Cevabı göster
The moment
and use as much energy as 12 kg of TNT in the process. Dilbilgisi
1:35ve bu süreçte 12 kg TNT kadar enerji kullanırdı.
as much energy as: sayılamayan bir isimle eşitlik karşılaştırması
as much + sayılamayan isim + as yapısı eşit miktarları karşılaştırır. Burada energy sayılamayan bir isimdir; bu nedenle as much energy as bir enerji miktarını başka bir miktarla karşılaştırır. Bu cümlede miktar, 12 kg TNT’nin açığa çıkaracağı enerjiye eşittir; havanın gerçekten TNT kullandığı anlamına gelmez. İlk as dereceyi belirler, ikinci as ise karşılaştırma ölçütünü getirir.
Alıştırma
Cümleyi sayılamayan energy ismine uygun eşitlik karşılaştırmasıyla tamamlayın: The backup battery can store ____ the main battery.
Cevabı göster
as much energy as
you'd better: had better ile güçlü bir uyarı
you'd better ifadesindeki 'd, had sözcüğünün kısaltmasıdır; dolayısıyla tam biçim you had better olur. Had better + fiilin yalın hâli, tavsiyeye uyulmamasının kötü bir sonuca yol açabileceği durumlarda güçlü bir tavsiye verir. Önceki cümlede ölümcül bir tehlikeden söz edildiği için burada tavsiye bir uyarı işlevi görür. Yapıda had bulunmasına rağmen ifade genellikle geçmişi değil, kişinin şimdi veya gelecekte ne yapması gerektiğini anlatır. Better sonrasında fiilin yalın hâlini kullanın: you'd better keep doğrudur, you'd better to keep yanlıştır.
Alıştırma
Acil uyarıyı had better yapısının kısaltılmış biçimiyle tamamlayın: ____ leave now, or you'll miss the last train.
Cevabı göster
You'd better
keep your distance: mesafeni korumak
Keep your distance, bir kişiden, nesneden veya yerden yeterince uzakta durmak demektir. Bu cümlede bir güvenlik uyarısıdır: dinleyen kişi tehlikenin yakınında durmamalıdır. İyelik sözcüğü kişiye göre değişir: keep my/your/his/her/our/their distance. Bu kalıpta distance genellikle tekildir. Başka bağlamlarda duygusal ya da sosyal yakınlıktan kaçınmak anlamına da gelebilir.
Alıştırma
Cümleyi keep one's distance ile tamamlayın ve one's yerine Visitors ile uyumlu biçimi kullanın: Visitors must ____ from the moving machinery.
Cevabı göster
keep their distance
Beneath the chromosphere is the glowing surface of the Sun,
1:57Kromosferin altında Güneş'in parlayan yüzeyi vardır,
each of them about as big as the United States
2:06her biri neredeyse Amerika Birleşik Devletleri kadar büyük
These granules are the tops of convective columns,
2:12Bu granüller, konvektif sütunların üst kısımlarıdır,
churning gas that ...: açıklayıcı ad öbeği
Virgülden sonraki bölüm açıklayıcı bir ad öbeğidir: churning gas ... ifadesi convective columns terimini daha somut sözlerle açıklar. Churning, gas sözcüğünü niteleyen ve gazın sürekli hareketini anlatan bir -ing biçimidir; başka bir ana fiil değildir. Bu ad öbeğinin içindeki that brings the heat up ... bölümü gas sözcüğünü niteleyen bir ilgi cümleciğidir. Hareket eden gazın ne yaptığını, yani ısıyı Güneş'in merkezinden yüzeyine taşıdığını açıklar. Bu teknik terim + açıklayıcı ad öbeği + ilgi cümleciği yapısı, tanımı ve işlevi tek bir cümlede birleştirir.
Alıştırma
Aşağıdaki cümlede virgülden sonraki öbek ne işe yarar? The device contains a gyroscope, a spinning wheel that helps it stay balanced.
- a gyroscope ifadesini yeniden adlandırıp açıklar; that sözcüğü wheel sözcüğüne gönderme yapar.
- Gyroscope sözcüğünün farklı bir wheel sözcüğünü hareket ettirdiğini söyler.
- Device tarafından yapılan ayrı bir eylemi anlatır.
Cevabı göster
a gyroscope ifadesini yeniden adlandırıp açıklar; that sözcüğü wheel sözcüğüne gönderme yapar.
It has about the same pressure as our atmosphere on Earth,
2:24Dünya'daki atmosferimizle yaklaşık olarak aynı basınca sahiptir,
though still much less dense than air: kısaltılmış ödünleme yan cümlesi
Burada though bir ödünleme ilişkisi kurar: örnek yaklaşık aynı basınca sahip olsa da yoğunluğu çok daha düşüktür. Önceki ifadeyle birlikte şaşırtıcı görünebilecek bir gerçeği ekler; neden bildirmez. Özne ve be fiilinin biçimi bağlamdan anlaşıldığı için it is atılmıştır: though it is still much less dense than air. Kısaltılmış yan cümle yakındaki ana cümleyle aynı özneyi betimlediğinde bu kısa yapı doğaldır.
Alıştırma
Beklenmedik bir karşıtlık göstermek için though sözcüğünü kısaltılmış bir sıfat öbeğinden önce doğru kullanan cümle hangisidir?
- Though was very tired, Maya finished the project.
- Though very tired, Maya finished the project.
- Though Maya very tired, she finished the project.
Cevabı göster
Though very tired, Maya finished the project.
Our sphere now carries twice as much energy, Dilbilgisi
2:32Küremiz şimdi iki kat daha fazla enerji taşıyor,
twice as much energy: twice as much + sayılamayan isim
Twice as much energy, referans alınan enerji miktarının iki katı demektir. Energy sayılamayan bir isimdir; bu nedenle twice as much + sayılamayan isim kalıbı kullanılır. Burada tekrarlanmasa da karşılaştırma noktasını önceki örnek sağlar. Referans açıkça belirtildiğinde twice as much energy as the other sample kullanılır. more eklemeyin; twice as much ikiye bir oranındaki karşılaştırmayı zaten tam olarak ifade eder.
Alıştırma
'Miktarın iki katı' anlamına gelen bu dersteki üç sözcüklü kalıpla cümleyi tamamlayın: The new battery stores ____ energy as the old one—20 watt-hours instead of 10.
Cevabı göster
twice as much
the brightness of the Sun seen from Earth,
2:43Dünya'dan görülen Güneş'in parlaklığının bir milyon katı ile parlardı,
a million times the brightness of the Sun: Güneş'in parlaklığının bir milyon katı
[multiplier] times the [measure noun] of [reference] kalıbı, brightness, size veya speed gibi bir isim kullanarak miktarları karşılaştırır. Bu cümlede plazmanın parlaklığı, Dünya'dan görüldüğü hâliyle Güneş'in parlaklığının bir milyonla çarpımına eşit olurdu. Times, “ile çarpılmış” anlamına gelir; ayrı ayrı “parlaklıkları” saymaz. seen from Earth sözleri referans noktasını sınırlar: Güneş'in Dünya'dan gözlemlenen parlaklığını anlatır. Karşılaştırmanın tamamı a million times as bright as the Sun seen from Earth şeklinde anlaşılabilir.
Alıştırma
Yeni lambanın eskisinin üç katı parlaklığa sahip olduğunu anlatan isim temelli karşılaştırmayı tamamlayın: The new lamp has ____ the old lamp.
Cevabı göster
three times the brightness of
instantly lighting fires throughout our lab. Dilbilgisi
2:46ve anında tüm laboratuvarımızı ateşe verirdi.
instantly lighting fires throughout our lab: sonuç bildiren bir -ing yan cümleciği
Virgülden sonraki instantly lighting fires throughout our lab -ing yan cümleciği, plazmanın parlamasının sonucunu verir. Bu yapının açıkça söylenmeyen öznesi this plasma'dır: plazma o kadar yoğun parlardı ki laboratuvarın her yerinde hemen yangın çıkarırdı. Burada light fires, “yangın çıkarmak” demektir; “yangınları aydınlatmak” değil. Bu -ing yan cümleciği, and would instantly light fires throughout our lab gibi daha uzun bir eşgüdümlü yapıyı kısaltır. lighting sözcüğü would'u tekrar etmese de sonuç aynı varsayımsal durumun parçasıdır.
Alıştırma
“The pipe burst, flooding the kitchen,” cümlesinde flooding the kitchen neyi ifade eder?
- Birinin boruyu patlatma amacı
- Borunun patlamasının doğrudan bir sonucu
- Mutfağın daha önce yaptığı bir eylem
Cevabı göster
Borunun patlamasının doğrudan bir sonucu
X is all that's left: geriye yalnızca X kaldı
X is all that's left yapısında X, diğer her şey yok olduktan veya sona erdikten sonra kalan tek şeyi belirtir. Burada o yangınlar, sürmeye devam eden tek sonuçtur. All, “kalan tek şey” anlamında bir zamirdir. That's, that is ifadesinin kısaltmasıdır; left ise “ayrılmış” değil, “kalmış” demektir. X is/are all that's left kalıbı, nihai sonucu daha canlı ve öyküleyici gösterebilir.
Alıştırma
Cümleyi all that's left ile tamamlayın: Everyone has packed up; these two chairs are ____ in the hall.
Cevabı göster
all that's left
Here, the plasma is about 2 million degrees Celsius
3:03Burada plazma yaklaşık 2 milyon santigrat derecedir
but has to wander for hundreds of thousands of years,
3:13ancak yüz binlerce yıl dolaşmak zorundadır,
creates a sort of maze ... to wander ... finds an exit: genişletilmiş bir metafor
Üç ifade birlikte tek bir genişletilmiş metafor oluşturur. Yoğun plazma “bir tür labirent yaratır”, fotonlar bu labirentte “dolaşır” ve sonunda biri “bir çıkış bulur”; böylece zor bir fiziksel süreç, labirentten çıkmaya çalışan bir yolcu gibi betimlenir. Fotonlar düşünüp bir rota seçmez, plazma da kasıtlı olarak bir şey inşa etmez. Birbiriyle bağlantılı imgeler, enerjinin parçacıklar arasında tekrar tekrar yön değiştirdiğini ve bu yüzden kaçmasının son derece uzun sürdüğünü anlatır. Birbiriyle ilişkili mecazlı sözcükler yan cümleler veya cümleler boyunca devam ettiğinde, bunları ayrı gerçek eylemler olarak değil, tek bir model olarak anlayın.
Alıştırma
“The project hit a wall, found a way around it, and finally crossed the finish line.” cümlesindeki bağlantılı imgeler ne anlatıyor?
- Gerçek bir duvarın çevresinden yarışın bitiş çizgisine giden bir rotayı anlatırlar.
- Projenin bir spor yarışmasına dönüştüğünü söylerler.
- Projenin bir engelle karşılaştığını ve ardından tamamlanmaya ulaştığını gösterirler.
Cevabı göster
Projenin bir engelle karşılaştığını ve ardından tamamlanmaya ulaştığını gösterirler.
is what experts call a very bad idea. Ton ve niyet
3:23uzmanların çok kötü bir fikir dediği şeydir.
is what experts call a very bad idea: uzman çerçevesi ve bilinçli hafife alma
X is what people call Y kalıbı, “insanlar X’e Y etiketini ya da değerlendirmesini verir” demektir. Buradaki what, is sonrasındaki yan cümleyi başlatır; soru sormaz. Experts call mutlaka resmî bir terim sunmaz; yargıya otorite ve biraz mesafe katar. Planı a very bad idea diye adlandırmak, anlatılan tehlikeye göre bilerek çok hafif bir ifadedir. Bu hafife alma, çok güçlü bir uyarı iletirken kuru bir mizah da yaratır.
Alıştırma
Bu cümlede what experts call a very bad idea ifadesinin temel işlevi nedir?
- Tehlikeyi hafife alarak uyarıya mesafeli ve kuru mizahlı bir ton katar.
- Planın yalnızca küçük bir rahatsızlık yaratacağı anlamına gelir.
- Maddenin resmî teknik adını tanıtır.
- Plan hakkında uzmanlara doğrudan soru sorar.
Cevabı göster
Tehlikeyi hafife alarak uyarıya mesafeli ve kuru mizahlı bir ton katar.
the extreme pressure that holds the plasma tightly together is gone, Öbek fiiller
3:29plazmayı sıkıca bir arada tutan aşırı basınç ortadan kalkar
hold the plasma tightly together: ayrılabilen hold ... together yapısı
hold the plasma tightly together ifadesinde hold ... together, “plazmayı tek bir kütle hâlinde birleşik tutmak” anlamına gelir. Nesne olan the plasma, hold ile together arasındadır; tightly ise ne kadar güçlü biçimde bir arada tutulduğunu belirtir. Bu, ayrılabilen bir yapıdır. Nesne bir zamir olduğunda zamiri ortaya koyun: hold it together; hold together it değil. İki parça arasındaki nesneyi tanımak, nesne uzun olsa bile bütün anlamı bulmanıza yardım eder.
Alıştırma
Çatlamış kutu için it kullanarak cümleyi hold ... together yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: The box is cracked, but this tape will ____.
Cevabı göster
hold it together
A, as well as B, ve özne-fiil uyumu
A, as well as B, yapısında ana özne A’dır. as well as B bölümü B’yi ikincil bilgi olarak ekler; virgüller de bu bölümün ara bilgi olduğunu gösterir. Bu cümlede ana özne our lab, the city around it ise etkilenen alanı genişleten ek bilgidir. Will be tekil-çoğul ayrımını biçim olarak göstermez; ancak is/are veya has/have gibi biçimlerde fiil genellikle B’ye değil A’ya uyar.
Alıştırma
Hangi cümle as well as yapısını doğru kullanırken Mia’yı ana özne olarak korur?
- Mia, as well as her cousins, is joining us.
- Mia, as well as her cousins, are joining us.
- Mia and her cousins is joining us.
Cevabı göster
Mia, as well as her cousins, is joining us.
Olumlu veya ironik bir dönüş olarak On the bright side
On the bright side, genel olarak kötü olan bir durumun içindeki olumlu bir noktayı anlatmaya geçer. Bir iyi yön ararsak anlamına gelir; ışık veya parlaklıkla ilgili değildir. Burada sözde yarar olan radyoaktif serpintinin bulunmaması, laboratuvarın ve şehrin yok olması yanında çok küçük kalır. Bu aşırı karşıtlık, sözü kara mizahlı ve muhtemelen ironik yapar; bu yalnızca iyimserlik değildir.
Alıştırma
Bir takım her maçı kaybediyor ve kaptan “On the bright side, we never have to worry about defending a trophy.” diyor. İfade burada ne anlatıyor?
- Parlak ışık karşısında gerçek anlamda heyecanlanma
- Kötü bir sonuca bilerek mizahi ve olumlu bir açıdan bakma
- Kaybetmenin kazanmaktan daha iyi olduğuna dair ciddi bir iddia
Cevabı göster
Kötü bir sonuca bilerek mizahi ve olumlu bir açıdan bakma
we can abandon the illusion that we're trying to do any science today. Kalıp ifadeler
3:45bugün herhangi bir bilim yapmaya çalıştığımız yanılsamasını bir kenara bırakabiliriz.
With our lab destroyed: with + isim + geçmiş zaman ortacı
With our lab destroyed, with + isim öbeği + geçmiş zaman ortacı yapısında bir mutlak yapıdır. Our lab, destroy eyleminden etkilenen taraftır; bu yüzden destroyed laboratuvarın ortaya çıkan durumunu anlatır ve ayrı bir çekimli fiil değildir. İfadenin tamamı ana cümleye kısa ve yoğun bir arka plan sağlar. Burada bu durum, konuşanların bugün bilim yaptıklarını artık neden ciddi biçimde iddia edemeyeceklerini de açıklar. Başka bağlamlarda aynı yapı bir durumu, nedeni veya koşulu gösterebilir; kesin ilişki bağlamdan anlaşılır.
Alıştırma
Hangi cümle sonuç durumunu arka plan olarak sunmak için with + isim + geçmiş zaman ortacı yapısını doğru kullanır?
- With the gate locked, we took another path.
- With the guard locked the gate, we took another path.
- With the gate locking, we took another path.
Cevabı göster
With the gate locked, we took another path.
abandon the illusion that: yanlış bir inancı reddetmek
Abandon the illusion that ... konuşanın yanlış veya gerçek dışı saydığı bir düşünceye tutunmayı bırakmak demektir. Burada illusion görsel bir yanılsama değil, yanlış bir inanç anlamındadır; that yan cümlesi bu inancın tam olarak ne olduğunu açıklar. Bu ifade basitçe stop believing demekten daha resmî ve daha serttir. Konuşan, düşüncenin içeriğini vermeden önce ona illusion diyerek onu baştan reddeder. Bu cümlede seçim, bugün gerçek anlamda bilim yapılamayacağının kabulüne kuru bir alay ekler.
Alıştırma
Cümleyi ‘açıkça yanlış olan bir inancı sürdürmeyi bırakmak’ anlamındaki resmî ve eleştirel ifadeyle tamamlayın: We must ____ deadlines can be ignored without consequences.
Cevabı göster
abandon the illusion that
hot enough to make helium by smashing together hydrogen, Dilbilgisi
4:08hidrojeni birbirine çarparak helyum yapacak kadar sıcaktır,
hot enough to: yeterli derece ve sonuç
adjective + enough to + base verb yapısında enough sıfattan sonra gelir ve derecenin sonucu doğuracak kadar yeterli olduğunu gösterir. Burada hot enough to make helium, sıcaklığın hidrojen çekirdeklerinin birleşip helyum oluşturması için gereken düzeye ulaştığı anlamına gelir. Buradaki to mastar işaretidir; bu yüzden ardından make fiilinin yalın hâli gelir. Bu kalıp, bir eylemi veya sonucu mümkün kılan eşiği anlatmak için kullanılabilir.
Alıştırma
Sonuç kalıbını iki sözcükle tamamlayın: The rope is strong ____ hold the box.
Cevabı göster
enough to
cause a lot of inconvenience: kasıtlı olarak hafif anlatma
Cause a lot of inconvenience normalde önemli ölçüde güçlük veya aksama yaratmak anlamına gelir. Ancak bu cümlede daha sonra anlatılan sonuç felaket boyutundadır; bu yüzden ifade, gerçekte olacakları anlatmak için fazlasıyla hafif kalır. Bu kasıtlı fark bir understatement, yani olduğundan hafif anlatmadır: konuşan kişi aşırı bir olayı sıradan ve ölçülü bir dille anlatır. Bu uyumsuzluk kuru bir mizah yaratır ve sonucun sözcüklerin düz anlamda anlattığından çok daha kötü olacağını gösterir.
Alıştırma
'A giant wave destroyed the harbor, causing a lot of inconvenience,' cümlesinde causing a lot of inconvenience neden olduğundan hafif anlatımdır?
- Çünkü inconvenience düz anlamıyla bir yerin tamamen yok edilmesi demektir.
- Çünkü bir felaketi yalnızca sıradan bir güçlükmüş gibi anlatır.
- Çünkü cause a lot of inconvenience dev bir dalga için kullanılan gündelik bir argo ifadedir.
Cevabı göster
Çünkü bir felaketi yalnızca sıradan bir güçlükmüş gibi anlatır.
The biggest nuclear weapon ever detonated Dilbilgisi
4:25Şimdiye kadar patlatılan en büyük nükleer silah,
or a cube the size of the Empire State Building.
4:30veya Empire State Binası büyüklüğünde bir küpe eşdeğerdi.
Şimdiye kadar patlatılmış en büyük nükleer silah
Bu isim grubunda ever detonated, edilgen ilgi cümleciği the biggest nuclear weapon that was ever detonated yapısının kısaltılmış biçimidir. Weapon sözcüğünü niteler ve anlatımı daha kısa yapmak için that was çıkarılır. Burada ever, sonsuza kadar değil, tarihteki o noktaya kadar herhangi bir zamanda anlamına gelir. Detonated, iddiayı yalnızca gerçekten patlatılan silahlarla sınırlar; sadece tasarlanmış veya üretilmiş bütün silahları kapsamaz.
Alıştırma
that was ever recovered ifadesini iki sözcüklük kısa biçimle değiştirin: This is the oldest message ____ from the site.
Cevabı göster
ever recovered
Our sample has the equivalent of 4,000 megatons.
4:33Örneğimizin 4.000 megatona eşdeğer bir enerjisi var.
Ölçek hakkında fikir vermek için
Baştaki To give you a sense of scale ifadesi, konuşmacının neden bir karşılaştırma veya referans noktası göstereceğini açıklar. Dinleyiciye, bir şeyin ne kadar büyük ya da küçük olduğunu anlamak için sıradaki görüntüyü veya bilgiyi kullanmasını söyler. A sense of scale, göreli boyut ya da büyüklük hakkında sezgisel bir fikir demektir; kesin bir harita ölçeği veya hassas oran değildir. Bu amaç ifadesini başa koymak, örnek gelmeden önce açıklamanın akışını düzenler.
Alıştırma
Sezgisel bir boyut karşılaştırması sunan ifadeyi aynen kullanın: ____, the sculpture is as tall as a six-story building.
Cevabı göster
To give you a sense of scale
“well, the Sun.”: duraklamadan sonra gelen açıklama
Buradaki well bir söylem belirtecidir. “İyi veya ustaca bir şekilde” anlamına gelmez. Konuşana kısa bir süre durma, sözlerini ayarlama ve cevabı sunma fırsatı verir: Güneş. Kısa son ifadenin hemen önüne konan well, cevabın açıklanmasını da geciktirir. Sakin duraklama, bu devasa karşılaştırmanın etkisini artırır. Başka bağlamlarda well’in bu kullanımı tereddüt, düzeltme veya dikkatle seçilmiş bir cevap gösterebilir.
Alıştırma
Bu cümlede well ne işe yarıyor?
- Genişlemenin fiziksel nedenini sunar.
- Son açıklamadan önce duraklar ve açıklamanın etkisini artırır.
- Patlamanın iyi veya ustaca bir şekilde gerçekleştiği anlamına gelir.
Cevabı göster
Son açıklamadan önce duraklar ve açıklamanın etkisini artırır.
what looks like a second sunrise, Dilbilgisi
5:01ikinci bir gün doğumu gibi görünen bir şey görürdü,
what looks like: kesinlik olmadan görünüşü anlatma
see what looks like + isim öbeği kalıbı, “... gibi görünen bir şey görmek” anlamına gelir. what looks like ... yan cümlesinin tamamı see fiilinin nesnesidir. What zaten “the thing that” fikrini içerir ve aynı zamanda looks fiilinin öznesidir. Bu ifade, görünen kimliğin gerçek olduğunu iddia etmeden görsel bir izlenim aktarır. Cümlede gözlemciler gerçek bir ikinci gün doğumu değil, ikinci gün doğumuna benzeyen bir ışık görür.
Alıştırma
Cümleyi what + look like kalıbının geçmiş zamanıyla tamamlayın: From the boat, we saw ____ a small island, but it was only a low cloud.
Cevabı göster
what looked like
and hotter and hotter until London burns to ashes. Kalıp ifadeler
5:06ve giderek daha da sıcaklaşan, ta ki Londra küle dönene kadar.
Gittikçe daha parlak ve daha sıcak hâle gelmek
Get bir durum değişikliğini belirtir. Brighter and brighter, ışığın parlaklığının sürekli arttığını; hotter and hotter ise sıcaklığın sürekli yükseldiğini anlatır. Kalıp, karşılaştırma biçimi + and + aynı karşılaştırma biçimidir. Tekrarlanan iki kalıp paraleldir; bu nedenle cümle aynı anda iki değişimi izler. Very bright veya very hot ifadelerinden farklı olarak bu yapı, süren ve adım adım güçlenen bir artışı gösterir.
Alıştırma
Süren bir değişimi göstermek için cümleyi bright sıfatının tekrarlanan karşılaştırma biçimiyle tamamlayın: The room gets ____ as the sun rises.
Cevabı göster
brighter and brighter
Yanıp küle dönmek
Burn to ashes, yalnızca kül kalacak kadar tamamen yanmak demektir. Örnekte to ashes bir yönü değil, yanmanın sonucunu belirtir. Bu sonuç ifadesinde ashes çoğuldur ve yanma sonrasında kalanları anlatır. Bu ifade, tek başına burn fiiline göre tamamen yok olmayı çok daha güçlü biçimde vurgular.
Alıştırma
Cümleyi burn to ashes ifadesinin geniş zaman biçimiyle tamamlayın: In the tale, the cursed letter ____ before anyone can read it.
Cevabı göster
burns to ashes
In a radius of about 300 km around the blast,
5:10Patlamanın etrafındaki yaklaşık 300 km'lik bir yarıçap içinde,
The shock wave would travel around the Earth multiple times.
5:15Şok dalgası Dünya'nın etrafında birçok kez dolaşırdı.
Most buildings in Central Europe would be flattened,
5:20Orta Avrupa'daki binaların çoğu yerle bir olurdu,
possibly human civilization ending: olası bir sonucu sıkıştırarak anlatma
Burada possibly human civilization ending, tamamlanmış cümleciğin ardından gelen sıkıştırılmış bir ek ifadedir. Olası bir sonucu veya son durumu ekler: patlama, insan uygarlığını sona erdirecek kadar büyük bir felaket olabilir. Human civilization, ending fiilinin mantıksal öznesidir ve possibly bu sonucun tamamını niteler. Daha açık bir biçim possibly with human civilization ending veya possibly causing human civilization to end olabilir.
Alıştırma
possibly human civilization ending cümleye hangi anlamı ekliyor?
- Yalnızca human sözcüğünün belirsiz olduğunu söyler.
- İnsan uygarlığının patlamadan önce sona erdiğini bildirir.
- İnsan uygarlığının sona ermesini patlamanın olası sonuçlarından biri olarak sunar.
Cevabı göster
İnsan uygarlığının sona ermesini patlamanın olası sonuçlarından biri olarak sunar.
did survive: olumlu cümlecikte vurgu yapan did
Burada did bir soru ya da olumsuzluk oluşturmuyor. Olumlu bir if cümleciğinde vurgu yapan do görevindedir; did survive, hayal edilen durumda gerçekten hayatta kalmak anlamına gelir. Hayatta kalma olasılığı düşük gösterildiği için did üzerindeki vurgu, koşulun beklentiye aykırı olduğunu öne çıkarır. Cümleciğin geçmiş biçim işaretini did taşır; bu nedenle ana fiil survived değil, yalın biçimde survive olur.
Alıştırma
Olasılığı düşük koşulu vurgulu did ile tamamlayın: If the emergency radio ____ work, we could call for help.
Cevabı göster
did
count on + nesne + to’lu mastar
Count on öbek fiili “güvenmek” veya “olacağından emin olmak” anlamına gelir. Burada saymak ya da hesaplamak anlamında değildir. Bir sonuç kötü olsa bile yüksek ölçüde öngörülebiliyorsa ona count on ile kesin bir beklenti olarak değinilebilir. Count on + nesne + to’lu mastar yapısında nesne, eylemi gerçekleştirmesi beklenen kişi veya şeydir. Buradaki nesne atmosfere savrulan tozdur; to create ise beklenen sonucu, yani küçük bir buzul çağını belirtir.
Alıştırma
Güvenilir bir beklentiyi ifade etmek için count on + nesne + to’lu mastar yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?
- We can count on the alarm to wake us before sunrise.
- We can count on the alarm for wake us before sunrise.
- We can count the alarm to wake us before sunrise.
Cevabı göster
We can count on the alarm to wake us before sunrise.
it would be that the explosion might be an effective way
5:40bu da patlamanın etkili bir yol olabileceği olurdu
to control human-caused climate change for a few decades.
5:43insan kaynaklı iklim değişikliğini birkaç on yıl boyunca kontrol etmek için.
“Küçücük de olsa olumlu bir yanı varsa o da…” kalıbı
If there is one ..., it would be that ... kalıbı, genel olarak kötü bir durumun içinde sınırlı tek bir olumlu noktayı kabul etmeyi sağlar. If there is one iddiayı tek bir noktayla sınırlar; tiny ise övgüyü daha da zayıflatır. That ile başlayan yan cümle, olası olumlu yanın ne olduğunu açıklar. Burada would be, normal bir koşulun sonucunu tahmin etmekten çok olumlu noktayı temkinli veya varsayımsal biçimde sunar. Bu cümlede sözde “fayda” bir felaketten doğduğu için bu temkinlilik kara mizah yaratır.
Alıştırma
Bir proje başarısız oldu, ancak ekip yararlı bir ders çıkardı. Genel değerlendirmeyi olumsuz tutarken bu küçük faydayı en temkinli biçimde kabul eden cümle hangisidir?
- If there is one tiny bright side, it would be that we found the weakest part of the plan.
- If there is one tiny bright side, the project would be successful.
- The bright side is that the whole project was a success.
Cevabı göster
If there is one tiny bright side, it would be that we found the weakest part of the plan.
all in all, we conclude that we should not try Anlatım akışı
5:48sonuç olarak, denemememiz gerektiği sonucuna varıyoruz
Nihai yargıyı belirtmek için “all in all, we conclude that” kullanımı
“All in all”, dinleyiciye önceki noktaların tümünü birlikte değerlendirmesi gerektiğini anlatır. Yeni bir ayrıntı eklemek yerine tartışmanın özetlendiğini gösterir. “We conclude that”, bu değerlendirmenin sonucu olarak nihai yargıyı sunar. Burada iki işaret, kapanışın resmî ve dikkatlice düşünülmüş gibi duyulmasını sağlar; bu resmiyet, zaten açık olan sonucu biraz komik de yapar. Başka durumlarda kullanılabilecek kalıp şudur: özet işareti + sonuç bildiren yan cümle.
Alıştırma
Hangi cümle birkaç test sonucunu doğru biçimde özetleyip nihai yargıyı sunar?
- All in all, we conclude to choose that the new battery is best.
- All in all, we conclude that the new battery is the best choice.
- We conclude all in all the tests that the new battery.
Cevabı göster
All in all, we conclude that the new battery is the best choice.
We'll first add some more mass to this protostar.
5:59İlk olarak bu ön yıldıza biraz daha kütle ekleyeceğiz.
“we've just created” ifadesinde present perfect
“We’ve”, “we have” ifadesinin kısaltılmış biçimidir. have + just + geçmiş zaman ortacı yapısı, bir eylemin çok kısa süre önce tamamlandığını gösterir: we’ve just created. Present perfect, tamamlanmış eylemi şu anki durumla da ilişkilendirir. Yıldız ortaya çıkmıştır ve şu anda görülebilmektedir; bu nedenle cümle, bir olayı yalnızca geçmişteki bir hikâyeye yerleştirmek yerine yeni bir sonucu duyurur.
Alıştırma
Robot şimdi hazır. Cümleyi build fiilinin present perfect biçimi ve just ile tamamlayın: We ____ the robot.
Cevabı göster
have just built
Let's now add a couple of million years and see what happens.
6:11Şimdi birkaç milyon yıl ekleyelim ve ne olacağını görelim.
And look, it leaves behind a black hole. Öbek fiiller
6:17Ve bakın, geride bir kara delik bırakıyor.
leave behind: geride kalan bir sonuç
Bu cümlede leaves behind, “olay bittikten sonra bir şeyin kalmasına neden olur” demektir. Sonuç olarak kara delik bırakan şey süpernova olayıdır; behind kara deliğin fiziksel konumunu anlatmaz. Leave behind ayrılabilen bir öbek fiildir. İsim nesnesi leaves behind a black hole örneğindeki gibi tüm öbekten sonra ya da leaves a black hole behind örneğindeki gibi fiil ile behind arasına gelebilir. Zamir mutlaka ortaya gelir: leaves it behind.
Alıştırma
Bir olay bittikten sonra sonucun kaldığını anlatan öbek fiille cümleyi tamamlayın: When the campfire went out, it ____ a pile of ash.
Cevabı göster
left behind
record our findings: araştırma sonuçlarını belgelemek
Burada record, bilgileri kalıcı bir yazılı veya dijital biçime aktarmak anlamına gelen bir fiildir. Our findings, konuşanların tesadüfen bulduğu eşyaları değil, bir araştırmadan elde edilen sonuçları ifade eder. Record findings araştırma bağlamında standart bir eşdizimdir. Bilgilerin kontrol edilebilmesi veya paylaşılabilmesi için gözlem, test ya da analiz sonrasında sonuçların belgelenmesi aşamasını anlatır.
Alıştırma
Hangi cümle bir ekibin araştırma sonuçlarını belgelediğini doğal biçimde anlatır?
- We recorded our belongings in the lab notebook.
- We recorded our findings in the lab notebook.
- We wrote our discoveries in the lab notebook.
Cevabı göster
We recorded our findings in the lab notebook.
a nail-biter: sonucu belirsiz, gerilimli bir olay
A nail-biter, sonucu belirsiz olduğu için insanı çok gergin tutan bir olay veya durumdur. Bu cümlede This one, kontrolü ya da olayı ifade eder; gerçekten tırnaklarını yiyen bir kişiyi değil. Bu ifade, gerginlikten tırnak yeme görüntüsünden gelir; ancak dil bilgisel olarak sayılabilen bir isimdir: a nail-biter. Özellikle başa baş maçlar, oylamalar, yarışmalar, kontroller ve heyecanlı sonlar için kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi dersteki isim deyimiyle tamamlayın: The championship game stayed tied until the final second, so it was ____.
Cevabı göster
a nail-biter
have high standards: kalite konusunda yüksek beklentilere sahip olmak
Have high standards, kalite, davranış veya performans konusunda çok yüksek bir düzey beklemek demektir. Cümlede incredibly, high sözcüğünü güçlendirir ve onun beklentilerinin özellikle zorlayıcı olduğunu gösterir. High, standards ile doğal bir eşdizim oluşturur. Bu ifade beklentinin düzeyini anlatır; kişinin şu anki becerisini veya sonucun gerçek kalitesini zorunlu olarak anlatmaz.
Alıştırma
Hangi cümle yöneticinin takımdan mükemmel iş beklediğini doğal biçimde anlatır?
- The manager is a high level for the team's work.
- The manager has tall standards for the team's work.
- The manager has high standards for the team's work.
Cevabı göster
The manager has high standards for the team's work.
Lucky for us, our work is scientifically accurate, Ton ve niyet
6:35Şansımıza, işimiz bilimsel olarak doğru,
Lucky for us: Kimin yarar gördüğünü belirtmek
“Lucky for us”, ardından belirtilen durumun konuşan kişi ve us kapsamındaki grup için iyi olduğu anlamına gelir. “Fortunately for us” ifadesine yakındır ve yararlı bilgi verilmeden önce konuşanın olumlu bakış açısını gösterir. Kalıp Lucky for + person şeklindedir. for'dan sonra gelen kişi yarar gören kişidir; lucky ardından gelen şeyi nitelemez. Burada çalışmanın kendisine “şanslı” denmiyor.
Alıştırma
Konuşan kişinin ve arkadaşlarının yarar gördüğünü belirtmek için cümleyi Lucky for + pronoun konuşma kalıbıyla tamamlayın: “____, we found a dry place before the storm.”
Cevabı göster
Lucky for us
offers an overview of important astrophysical processes, Kalıp ifadeler
6:39önemli astrofiziksel süreçlere genel bir bakış sunuyor
Offers an overview of: Beklenen ayrıntı düzeyini belirlemek
Offers an overview of, “genel bir bakış sunar” anlamına gelir. Bu cümlede, çalışmanın temel astrofiziksel süreçleri genel düzeyde ele aldığını izleyiciye bildirir. Kalıp offer an overview of + topic şeklindedir ve içeriğin derinliğine bir sınır koyar: büyük resmi sunar, ancak her ayrıntıyı veya eksiksiz bir teknik analizi vadetmez. Buradaki offer “sağlamak” anlamındadır; “fiyat teklifi vermek” anlamında değildir.
Alıştırma
Bir kurs açıklamasında “The first lesson offers an overview of the solar system.” yazıyor. Öğrenenler ne beklemelidir?
- Konunun temel bölümlerine genel bir giriş
- Güneş sistemini satın almak için fiyat teklifi
- Her ayrıntının eksiksiz teknik incelemesi
Cevabı göster
Konunun temel bölümlerine genel bir giriş
Güçlü ve gündelik bir övgü olarak a real stunner
Bu cümlede a real stunner, görünüşü olağanüstü derecede etkileyici bir şey için kullanılan güçlü ve gündelik bir övgüdür. Real değerlendirmeyi güçlendirir ve yaklaşık olarak “gerçekten” ya da “özellikle” anlamına gelir. Konuşan kişi bitmiş ürünün görsel etkisini övmektedir; kimse kelimenin gerçek anlamıyla sersemletilmemiştir. a real + isim kalıbı, a real beauty veya a real surprise örneklerinde olduğu gibi, çoğu zaman güçlü bir değerlendirme bildirir. Burada stunner, a sözcüğünden sonra gelen isimdir ve etkileyici şeyi adlandırır.
Alıştırma
“The finished poster is a real stunner” cümlesindeki a real stunner ne anlama gelir?
- Birinin bilincini kaybetmesine neden olmuştur.
- Görünüşü olağanüstü derecede etkileyicidir.
- Tamamlanmamıştır ve üzerinde daha fazla çalışılması gerekir.
Cevabı göster
Görünüşü olağanüstü derecede etkileyicidir.
along with many other sciency and spacey things
6:55diğer birçok bilimsel ve uzaysal şeyle birlikte
created with love and care from our shop.
6:58mağazamızdan sevgi ve özenle yaratılmış olarak alabilirsiniz.
Every Kurzgesagt product you buy directly funds another moment
7:01Satın aldığınız her Kurzgesagt ürünü doğrudan başka bir anı finanse eder
Get to spend: zorunluluk değil fırsat
Get to spend, “ayırma fırsatına sahip olmak” anlamına gelir. get to + fiilin yalın hâli, bir eylemi mümkün hâle gelen ve genellikle memnuniyetle karşılanan bir şey olarak sunar. Burada gelir, ekibe videolar üzerinde çalışmak için daha fazla zaman sağlar ve ifade biçimi onların bu zamana değer verdiğini gösterir. Spend fiilinin nesnesi another moment ifadesidir. Working on our videos bu zamanın nasıl kullanıldığını açıklar; para harcamak anlamına gelmez.
Alıştırma
Mia’nın bunu memnuniyetle karşılanan bir fırsat olarak gördüğünü göstermek için cümleyi get to ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Mia ____ visit the science lab tomorrow.
Cevabı göster
gets to
Thank you so much for being a part of our story
7:08Hikayemizin bir parçası olduğunuz için çok teşekkür ederiz