Ya yarın herkes et yemeyi bıraksaydı ne olurdu? - Carolyn Beans: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Bir düşünce deneyi, etsiz bir dünyanın beslenme, geçim kaynakları, arazi kullanımı, sağlık, biyolojik çeşitlilik ve iklim üzerindeki kısa ve uzun vadeli etkilerini izliyor; ardından tüm eti ortadan kaldırmadan da sığır eti ve süt ürünlerini azaltarak pek çok fayda sağlanabileceğini savunuyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Let's explore a hypothetical together. — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Bu kapsayıcı açılışın, bir iddiayı kesinleşmiş gerçek olarak sunmak yerine dinleyiciyi düşünce deneyine nasıl davet ettiğini öğrenin. Kalıbı bir sunumda, derste veya düzenli tartışmada hayalî bir senaryo açmak ve dinleyicileri koşullu akıl yürütmeye hazırlamak için kullanabilirsiniz. 2. In turn, — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Bu geçiş ifadesini, bir ekolojik değişimin başka bir sonuca yol açtığı neden-sonuç zincirinin halkası olarak tanıyın. Önceki aşamanın sonucunun sonraki aşamanın nedenine dönüştüğü açıklamaları düzenlemek ve çok adımlı bir savın izlenmesini kolaylaştırmak için kullanabilirsiniz. 3. Even if we suddenly stopped burning fossil fuels, — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Even if yapısının aşırı bir varsayımı ödünleme anlamıyla sunduğunu ve ardından gelen sonucun yine de geçerli kalacağını anlayın. Böylece iklim tahminlerindeki mantığı yorumlayabilir ve sıradan bir koşulla karıştırmadan “bu gerçekleşse bile” anlamındaki güçlü karşıtlığı ifade edebilirsiniz.
Bu derste
Let's explore a hypothetical together. Anlatım akışı
0:07Gelin hep birlikte varsayımsal bir durumu inceleyelim.
Let's explore a hypothetical together: düşünce deneyine giriş
Bu cümle, bir durumu gerçek olarak sunmak yerine dinleyicileri hayalî bir durum üzerinde düşünmeye davet eder. Let's explore, konuşmacı ile dinleyicilerin birlikte akıl yürüteceği ortak bir giriş oluşturur. Burada a hypothetical bir isimdir ve “tartışma için kullanılan varsayımsal durum” anlamına gelir. Bu ifade, neler olabileceğini sormadan önce bir düşünce deneyi kurmak için kullanışlıdır.
Alıştırma
“Let's explore a hypothetical together,” cümlesindeki “a hypothetical” ne anlama gelir?
- Herkesin ziyaret etmesi gereken bir yer
- Tartışma için kullanılan hayalî bir durum
- Daha önce gerçekleşmiş bir olay
Cevabı göster
Tartışma için kullanılan hayalî bir durum
There are over four times as many livestock as people. Dilbilgisi
0:09Dünya üzerinde insanlardan dört kat daha fazla çiftlik hayvanı bulunmaktadır.
over four times as many A as B: A'nın sayısı B'nin dört katından fazla
over four times as many livestock as people bir miktar karşılaştırmasıdır. over + sayı + times as many + sayılabilen ögeler + as + karşılaştırma grubu yapısı, ilk grubun sayısının ikinci grubun sayısının belirtilen katından fazla olduğunu anlatır. Burada over, “üstünde” değil “daha fazla” anlamındadır. Hayvanların sayısı karşılaştırıldığı için many kullanılır. Bu ifade, yalnızca çok daha fazla çiftlik hayvanı olduğunu söylemekten daha kesindir.
Alıştırma
Karşılaştırmayı over four times as many ... as yapısıyla tamamlayın: The wildlife center has ____ rescued birds ____ rescued turtles.
Cevabı göster
over four times as many · as
Farmed cattle alone weigh nearly 10 times as much as all wild mammals combined. Notlar
0:12Sadece yetiştirilen sığırların ağırlığı, tüm vahşi memelilerin toplam ağırlığının yaklaşık 10 katıdır.
Farmed cattle alone: alone ile bu grup tek başına anlamı
Farmed cattle alone ifadesinde alone, isim öbeğinden sonra gelir ve yalnızca yetiştirilen sığırlar ya da bu grup tek başına anlamını verir. Dikkati tek bir kategoriyle sınırlar ve sadece bu kategorinin bile çarpıcı bir toplam oluşturduğunu vurgular. Burada sığırların yalnız veya arkadaşsız olduğu anlatılmaz. İsim öbeğinden sonra kullanılan alone, tek bir öğenin, grubun veya kaynağın bir iddiayı desteklemek için yeterli olduğunu belirtirken yaygındır.
Alıştırma
Farmed cattle alone weigh nearly 10 times as much as all wild mammals combined cümlesinde alone ne işe yarar?
- Yetiştirilen sığırların yakınında başka hayvan olmadığını söyler.
- Yetiştirilen her hayvanın ayrı ayrı tartıldığını söyler.
- Vurgulanan sayıyı yalnızca yetiştirilen sığırlarla sınırlar.
Cevabı göster
Vurgulanan sayıyı yalnızca yetiştirilen sığırlarla sınırlar.
nearly 10 times as much as ... combined: toplam ağırlığı karşılaştırma
Nearly 10 times as much as, bir toplamın başka bir toplamın on katına yakın ama on kattan biraz az olduğunu belirtir. Fiil weigh olduğu için much ağırlık miktarını temsil eder; cümle hayvanların sayısını karşılaştırmaz. All wild mammals combined, bu memelilerin ağırlıklarının toplanıp tek bir karşılaştırma toplamı olarak ele alındığını gösterir. Kullanılabilir kalıp X weighs/costs/uses nearly N times as much as Y şeklindedir; çoğul Y'nin üyeleri birlikte hesaplandığında sonuna combined gelebilir.
Alıştırma
Miktar karşılaştırmasını as much as kalıbıyla tamamlayın: The large tank holds nearly twice ____ water ____ the two smaller tanks combined.
Cevabı göster
as much · as
So imagine if a wizard of meatless dining Anlatım akışı
0:17Öyleyse etsiz yemekler yapan bir büyücünün
So imagine if ...: varsayımsal bir durum açmak
So, yeni düşünceyi daha önce söylenenlere bağlar. Ardından imagine if, dinleyicileri varsayımsal bir durumu gözlerinde canlandırmaya ve sonuçlarını düşünmeye çağırır. Büyücüden söz eden yan cümle bir gerçeği değil, hayal edilen başlangıç durumunu verir. Bu geçiş, tartışmayı kanıtlardan bir düşünce deneyine taşır.
Alıştırma
Cümledeki So imagine if ifadesinin temel söylem işlevi nedir?
- Önceki tartışmaya dayanarak varsayımsal bir durum açar.
- Büyücünün gerçekten ortaya çıktığını bildirir.
- Önceki tartışmadaki bir hatayı düzeltir.
Cevabı göster
Önceki tartışmaya dayanarak varsayımsal bir durum açar.
With One Wave of a Wand: sihir gibi anlık bir değişim
With one wave of a wand, sözcük anlamıyla sihirli değnekle yapılan tek bir hareketi göz önünde canlandırır. Bu hayalî büyücü sahnesinde o hareket, olağan çaba ve adımların hiçbiri olmadan büyük bir değişimin anında gerçekleşmesini sağlar. Bir fantastik hikâyenin dışında aynı görüntü çoğunlukla mecazlı veya esprili biçimde kullanılır. Sıradan bir fiziksel hareketi anlatmak yerine sonucu ani, kolay ve neredeyse gerçek dışı gösterir.
Alıştırma
With one wave of a wand, Maya made all the error messages disappear. cümlesinde with one wave of a wand neyi anlatır?
- Maya her teknik adımı ayrıntılı olarak açıkladı.
- Maya sorunları neredeyse sihir gibi görünecek kadar hızlı çözdü.
- Maya yavaşça daha fazla hata mesajı oluşturdu.
Cevabı göster
Maya sorunları neredeyse sihir gibi görünecek kadar hızlı çözdü.
wipe away: bir şeyi tamamen ortadan kaldırmak
Wipe away ifadesinde away, net bir sonuç anlamı katar: Bir şey kaldırılır ve artık orada değildir. Buradaki wiped away, raflardaki bütün etin yok olduğunu söyler; yalnızca bir yüzeyi silme eylemini anlatmaz. Bu öbek fiil, gerçek anlamda kaldırmayı veya izleri, nesneleri ya da etkileri tamamen yok eden bir gücü anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi wipe away ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: A wave ____ our message in the sand.
Cevabı göster
wiped away
along with any desire to eat it. Kalıp ifadeler
0:24ve onunla birlikte et yeme arzumuzu da yok ettiğini hayal edin.
along with: eşlik eden bilgi eklemek
Along with, ana unsura eşlik eden ek bir kişiyi, şeyi veya sonucu belirtir. Bu parçada any desire to eat it, daha önce ortadan kalktığı söylenen şeye eklenir; yani onu yeme isteği de ortadan kalkmıştır. And ile karşılaştırıldığında along with, genellikle ilk unsuru ana odak olarak tutar ve sonraki unsuru eşlik eden ek bilgi olarak sunar.
Alıştırma
Cümleyi along with kullanarak tamamlayın: The laptop comes ____ a protective case.
Cevabı göster
along with
Farm animals destined for food vanish, Kalıp ifadeler
0:26Yiyecek olmak üzere yetiştirilen çiftlik hayvanları ortadan kaybolur,
destined for food: yiyecek olarak kullanılmak üzere ayrılan
Bu cümlede destined for food, farm animals ifadesini niteler. Hayvanların sonunda yiyecek olması beklendiği veya bunun amaçlandığı anlamına gelir; for food onların peşinde olduğu bir amacı değil, son kullanımını belirtir. be destined for + isim kalıbı, gelecekteki bir varış noktasını, kullanımı veya sonucu önceden planlanmış ya da gerçekleşmesi güçlü biçimde beklenen bir şey olarak sunar. Buradaki tam biçim farm animals (that are) destined for food olur.
Alıştırma
Farm animals destined for food vanish cümlesinde destined for food neyi anlatır?
- Yiyecek bulmaya çalışıyorlar.
- Yiyecek olarak kullanılmaları amaçlanıyor.
- Yiyecek satın alabilmeleri için taşınıyorlar.
Cevabı göster
Yiyecek olarak kullanılmaları amaçlanıyor.
whisked away: hızlı ve aniden götürülmek
Bu cümlede whisked away, çok hızlı ve aniden götürülmek anlamına gelir. Taken away ifadesinden daha canlıdır ve bir kişinin ya da şeyin neredeyse sihirle yok olduğu görüntüsünü oluşturabilir. Burada whisked edilgen anlam taşır: sözü edilen çiftlik hayvanları eyleme maruz kalır. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıplar whisk someone or something away ve be whisked away biçimleridir.
Alıştırma
whisked away to another planet ifadesinde whisked away ne anlama gelir?
- Hızlı ve aniden götürüldükleri anlamına gelir.
- Kendi başlarına yavaşça uzaklaştıkları anlamına gelir.
- Yiyeceği mutfak çırpıcısıyla karıştırmayı anlatır.
Cevabı göster
Hızlı ve aniden götürüldükleri anlamına gelir.
What happens in the following days, years, and even millennia? zaman ölçeği yol haritası olarak
Bu, yönlendirici bir sorudur: konuşmacı bunu dinleyiciden hemen cevap istemek için değil, ardından gelecek bilgileri tanıtmak için kullanır. days, years, and even millennia dizisi kısa bir zaman ölçeğinden son derece uzun bir ölçeğe ilerler. Sonraki bölümün nasıl düzenleneceğini önceden gösterirken even, millennia ifadesini şaşırtıcı son aşama olarak vurgular.
Alıştırma
Vurgulanan sorunun bu açıklamadaki temel görevi nedir?
- Konuşmacının konuyu düzenleme planı olmadığını göstermek
- Dinleyiciden hemen kişisel bir cevap istemek
- Sonraki bilgilerin kısa zaman ölçeklerinden uzun zaman ölçeklerine ilerleyeceğini göstermek
Cevabı göster
Sonraki bilgilerin kısa zaman ölçeklerinden uzun zaman ölçeklerine ilerleyeceğini göstermek
food-related greenhouse gas emissions drop by about 63%. Notlar
0:36gıdaya bağlı sera gazı emisyonları yaklaşık %63 oranında düşer.
food-related greenhouse gas emissions ifadesini çözümleme
Ana isim emissions sözcüğüdür; bu yüzden ifadenin tamamı emisyonları adlandırır. Greenhouse gas neyin salındığını, food-related ise bu emisyonların hangi kaynak veya alanla bağlantılı olduğunu açıklar. Uzun isim öbeklerini sondan başa doğru okuyun: önce emissions ile başlayın, greenhouse gas ifadesini, ardından food-related ifadesini ekleyin. Kısa çizgi, food ve related sözcüklerini isim öbeğinin önündeki tek bir niteleyicide birleştirir.
Alıştırma
food-related greenhouse gas emissions ifadesinde, ele alınan şeyi adlandıran ana isim hangisidir?
- emissions
- gas
- food-related
Cevabı göster
emissions
drop by about 63%: bir şeyin ne kadar azaldığını söylemek
Drop by about 63%, miktarın öncekinden yaklaşık %63 daha düşük hâle gelmesi demektir. By edatı değişimin büyüklüğünü belirtir; about ise %63 değerinin yaklaşık olduğunu gösterir. Bir şeyin ne kadar azaldığını söylemek için drop by + miktar veya yüzde kullanılır. Son değeri belirtmek için ise drop to + seviye kullanılır.
Alıştırma
Bir fiyat 100 dolardan 40 dolara düşüyor. Hangi cümle azalmanın büyüklüğünü doğru ifade eder?
- The price dropped by 40%.
- The price dropped to 60%.
- The price dropped by 60%.
Cevabı göster
The price dropped by 60%.
We no longer get protein and key nutrients from the approximately 70 billion chickens, Dilbilgisi
0:40Artık her yıl tüketim için işlenen yaklaşık 70 milyar tavuktan,
no longer get: geçmişteki bir durumun sona ermesi
No longer get, bir şeyi eskiden elde ettiğimiz ancak artık elde etmediğimiz anlamına gelir. No longer zaman içindeki değişimi açıkça gösterir: Bir şeyi alma veya elde etmenin önceki yolu sona ermiştir. Çoğu ana fiilde no longer fiilden önce gelir: We no longer get updates. Aynı yapı bir alışkanlığın, durumun veya düzenli kaynağın sona erdiğini de gösterebilir.
Alıştırma
Hangi cümle güncellemelerin eskiden geldiğini ancak artık gelmediğini ifade eder?
- We never get the updates.
- We do not get the updates yet.
- We no longer get the updates.
Cevabı göster
We no longer get the updates.
and 200 million tons of fish and shellfish processed for consumption each year. Kelime
0:50ve 200 milyon ton balık ile kabuklu deniz ürününden protein ve temel besinleri alamıyoruz.
processed for consumption: tüketim için işlenmiş
Bu ifadede processed, fish and shellfish sözlerini açıklayan bir geçmiş zaman ortacıdır: bunlar gıda olarak hazırlanmış veya işlem görmüştür. Bu işlemler temizleme, koruma, kesme veya paketlemeyi içerebilir; ifade tek bir yöntemi belirtmez. for consumption, işlemenin amacını gösterir. Gıda sektörü bağlamında consumption resmî bir biçimde yeme veya gıda olarak kullanma anlamına gelir. Bu nedenle processed for consumption, insanların yiyebilmesi için işlenmiş demektir. consumption sözcüğünün eskiden “verem” anlamında kullanılması burada söz konusu değildir.
Alıştırma
Bir gıda sektörü raporunda processed for consumption ne anlama gelir?
- Bilgi üretmek amacıyla analiz edilmiş
- Yenmesi güvenli olmadığı için yok edilmiş
- Gıda olarak kullanılabilmesi için hazırlanmış veya işlem görmüş
Cevabı göster
Gıda olarak kullanılabilmesi için hazırlanmış veya işlem görmüş
To help fill this nutritional gap, Anlatım akışı
0:54Bu beslenme açığını doldurmaya yardımcı olmak için
To help fill this nutritional gap: amaç bildiren giriş
To help fill this nutritional gap, cümlenin başında kullanılan ve amaç bildiren bir to-infinitive grubudur. Okura, ardından gelen ana cümledeki eylem veya değişimin neden sunulduğunu açıklar: amaç, gerekli besinlerdeki eksikliği azaltmaktır. Bu giriş, bilgiyi bir sorundan bir çözüme doğru düzenler. Buradaki gap fiziksel bir boşluk değil, soyut bir eksikliktir ve help sözcüğünden sonra fiilin yalın hâli fill gelir.
Alıştırma
Amaç bildiren girişi bu kalıptaki tam ifadeyle tamamlayın: ____ this skills gap, the company offers free training.
Cevabı göster
To help fill
demand for + isim: neye ihtiyaç olduğunu belirtmek
Burada demand bir isimdir. demand for + isim öbeği kalıbı, 'o şeye yönelik ihtiyaç veya istek' anlamına gelir. Bu cümlede for, insanların daha çok istediği veya ihtiyaç duyduğu şeyler olarak fruits, vegetables, and legumes öbeğini tanıtır. Bu kalıp, talebin neye yönelik olduğunu belirtmenizi sağlar: demand for water, demand for tickets, demand for nurses.
Alıştırma
Cümleyi demand isminden sonra kullanılan edatla tamamlayın: Demand ____ affordable housing is growing.
Cevabı göster
for
go up: miktar veya düzey bakımından artmak
Burada go up, 'artmak' veya 'miktar ya da düzey bakımından yükselmek' anlamına gelir. Özne demand olduğu için bir kişinin veya nesnenin yukarı doğru hareketini değil, bir eğilimi anlatır. Aynı ifade We go up the stairs. gibi bir cümlede gerçek anlamda yukarı doğru hareketi anlatabilir. go up ifadesinin hareketi mi yoksa değerdeki değişimi mi anlattığını özne ve bağlamdan anlayın.
Alıştırma
Cümleyi vurgulanan iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: When fewer apartments are available, rents may ____.
Cevabı göster
go up
contains all of the nutrients we need for a healthy life.
1:03sağlıklı bir yaşam için ihtiyacımız olan tüm besinleri barındırır.
that most dietitians agree contains: contains fiilinin öznesini bulma
that most dietitians agree contains sözleri, A diet ifadesini niteleyen bir ilgi cümlesi oluşturur. Araya giren most dietitians agree aktarım cümleciğini geçici olarak çıkarırsanız yapı kolayca görülür: a diet that contains all of the nutrients we need. Tam yapıda most dietitians agree, bu beslenme düzeninin söz konusu besin öğelerini içerdiği iddiasına yorum katar. contains ile anlaşılan özne hâlâ that sözcüğünün işaret ettiği A diet ifadesidir; dietitians yalnızca agree fiilinin öznesidir.
Alıştırma
“A diet that most dietitians agree contains all of the nutrients we need” ifadesinde contains ile anlaşılan özne hangisidir?
- A diet
- most dietitians
- all of the nutrients
Cevabı göster
A diet
there aren't enough of these foods to go around. Kalıp ifadeler
1:07herkese yetecek kadar bu yiyeceklerden yoktur.
But initially: başlangıç aşamasındaki bir soruna geçiş
But önceki fikirle bir karşıtlık kurarken initially yeni sorunu başlangıç dönemiyle sınırlar. But initially, birlikte kullanıldığında genel planın işe yarayabileceğini, ancak ilk aşamada farklı bir zorluk bulunduğunu anlatır. Bu geçiş ifadesi, erken dönemdeki koşulu daha sonra olabileceklerden ayırarak açıklamayı düzenler. Yetersizliğin sonsuza kadar süreceğini söylemez.
Alıştırma
But initially, bu cümlede hangi işlevi görür?
- Başlangıçta ortaya çıkan kısa süreli bir sorunu tanıtır.
- Sorunun hiçbir zaman çözülemeyeceğini söyler.
- Önceki olumlu noktayı karşıtlık kurmadan tekrarlar.
Cevabı göster
Başlangıçta ortaya çıkan kısa süreli bir sorunu tanıtır.
enough ... to go around: herkese yetecek kadar
enough of these foods to go around, bu yiyeceklerden herkesin biraz almasını sağlayacak miktarı ifade eder. İfade aren't sonrasında geldiği için tüm cümle, miktarın herkese yetmediğini söyler. Kaynakların paylaşıldığı bağlamlarda enough + isim + to go around, ilgili gruptaki her kişi için yeterli miktar bulunduğunu belirtir. Buradaki go around, bir yerden başka bir yere hareket etmeyi değil, dağıtımı anlatır.
Alıştırma
'Herkese yetecek kadar' anlamındaki kalıp ifadeyi tamamlayın: We have enough copies ____, so everyone can take one.
Cevabı göster
to go around
The rise in demand causes produce costs to soar. Notlar
1:10Talepteki artış, tarımsal ürün maliyetlerinin fırlamasına neden olur.
The rise in demand: isim olarak rise
The rise in demand, talepteki artış anlamına gelen bir isim öbeğidir. Burada rise bir isimdir; the rise, causes fiilinin öznesidir ve in demand neyin arttığını belirtir. a/the rise in + isim yapısı, bir değişimi hakkında konuşulabilen, ölçülebilen veya bir sonuçla ilişkilendirilebilen bir olguya dönüştürür. Bu yapı raporlarda, haberlerde ve eğilim açıklamalarında yaygındır.
Alıştırma
Hangi cümlede rise, talepteki artışı adlandıran bir isim olarak kullanılmıştır?
- Demand rises every summer.
- Online ads can raise demand.
- The rise in demand surprised the shop owner.
Cevabı göster
The rise in demand surprised the shop owner.
produce costs ifadesindeki isim produce
produce costs ifadesinde produce, gıda olarak satılan tarım ürünlerini, özellikle taze meyve ve sebzeleri belirten bir isimdir. İfade, bu ürünlerin maliyetini anlatır. Buradaki produce sözcüğünü “üretmek” veya “yetiştirmek” anlamındaki fiil olarak okumayın. İngilizcede bir şeyi üretmenin maliyeti için normalde production costs kullanılır.
Alıştırma
“The rise in demand causes produce costs to soar.” cümlesinde produce costs ne anlama gelir?
- Makine üretme maliyetleri
- Daha fazla gıda yetiştirme eylemi
- Meyve, sebze ve benzer tarım ürünlerinin maliyetleri
Cevabı göster
Meyve, sebze ve benzer tarım ürünlerinin maliyetleri
to soar: hızlı ve keskin biçimde yükselmek
Bu cümlede to soar, çok hızlı ve genellikle büyük ölçüde yükselmek anlamına gelir. Talep, tarım ürünü maliyetlerinin yalnızca biraz değil, keskin biçimde artmasına yol açar. Soar sözcüğü gerçek anlamıyla yüksekte uçmak demek olabilir; ancak eğilimleri anlatan haberlerde fiyatlar, maliyetler, sıcaklıklar ve sayılar için mecazi olarak kullanılır.
Alıştırma
“Fuel prices began to soar” ne anlama gelir?
- Yakıt fiyatları aniden düştü.
- Yakıt fiyatları hızlı ve keskin biçimde yükseldi.
- Yakıt fiyatları çok az ve çok yavaş arttı.
Cevabı göster
Yakıt fiyatları hızlı ve keskin biçimde yükseldi.
where the harsh environment makes it difficult to grow vegetables, Dilbilgisi
1:14sert çevresel koşulların sebze yetiştirmeyi zorlaştırdığı yerlerde,
“makes it difficult to grow”: make it + sıfat + to do yapısı
makes it difficult to grow ifadesinde make, “bir sonuca yol açmak” anlamındadır. Yapı make + it + sıfat + to do şeklindedir: makes + it + difficult + to grow. Buradaki it, belirli bir şeyi göstermeyen yer tutucu bir nesnedir. Zor olduğu söylenen gerçek eylem to grow vegetables kısmıdır. Bu yapı, bir koşulun bir eylemi nasıl kolay, zor, mümkün veya imkânsız hâle getirdiğini anlatmak için kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi make it + sıfat + to do yapısıyla tamamlayın: The rocky soil makes ____ difficult ____ grow carrots.
Cevabı göster
it · to
“leaves people with little to eat”: sonuç bildiren leave someone with ...
a sudden lack of meat leaves people with little to eat cümlesinde leave, “ayrılmak” değil, “birini belirli bir durumda bırakmak” anlamındadır. Neden ani et kıtlığıdır; ortaya çıkan sonuç ise insanların yiyecek neredeyse hiçbir şeyinin kalmamasıdır. Tekrar kullanılabilen yapı leave + kişi + with + şey veya durum şeklindedir. Bir olayın ortaya çıkardığı sonuç ya da etkiyi vurgular. little to eat ifadesindeki little, “çok az” anlamına gelir ve olumsuz bir anlam taşır.
Alıştırma
Hangi cümlede leave ... with ... bir olayın neden olduğu sonucu anlatmak için kullanılmıştır?
- They left their bags at the front desk.
- The travelers left the hotel before sunrise.
- The cancellation left the travelers with nowhere to stay.
Cevabı göster
The cancellation left the travelers with nowhere to stay.
Cultures built around meat: built around ifadesinin mecaz kullanımı
Built around meat, cultures kelimesini açıklar. Dil bilgisi bakımından isimden sonra gelen bir geçmiş zaman ortacı öbeğidir. Buradaki built around mecazdır: Et, bir şey inşa etmek için kullanılan malzeme değil, bu kültürleri şekillendiren merkezi bir unsurdur. something built around X kalıbı, X'in bir şeyin düzenlendiği ana odak olduğunu anlatır. Bir kültürü, şirketi, programı veya sistemi tanımlayabilir.
Alıştırma
a culture built around meat ne anlama gelir?
- Kültür, eti yapı malzemesi olarak kullanır.
- İnsanlar etin çevresinde daire şeklinde durur.
- Et, kültürü şekillendiren merkezi bir unsurdur.
Cevabı göster
Et, kültürü şekillendiren merkezi bir unsurdur.
lose their foundations: temel desteği kaybetmek
Lose their foundations bir mecazdır. Foundations, binaların altındaki beton temelleri değil, kültürlerin var olmasını ve devam etmesini sağlayan temel destekleri anlatır. lose its foundation ve lose their foundations kalıpları, bir şeyin bağlı olduğu ana desteğe artık sahip olmadığını anlatır. Bir kültürü, ilişkiyi, kurumu veya fikri tanımlayabilirler.
Alıştırma
Bu cümlede cultures lose their foundations ne anlama gelir?
- Binalarının temellerini yeni bir yere taşırlar.
- Bu kültürlerdeki binalar toprağa batar.
- Devam etmelerini sağlayan temel desteği kaybederler.
Cevabı göster
Devam etmelerini sağlayan temel desteği kaybederler.
Members of salmon-eating tribes in the Pacific Northwest of the United States Kültür
1:25Amerika Birleşik Devletleri'nin Pasifik Kuzeybatısında somon yiyen kabilelerin üyeleri,
ABD'nin Pasifik Kuzeybatısı'nda somonla güçlü bağları olan kabileler
Bu metinde salmon-eating tribes, ABD'nin Pasifik Kuzeybatısı'nda somonla güçlü bağları olan kabile topluluklarını genel olarak ifade eder. Bu topluluklar için somon, ara sıra yenen bir yiyecekten fazlasıdır; gıda kaynaklarını, geçim yollarını, gelenekleri ve dinî yaşamı destekleyebilir. Bu yüzden ifade, yalnızca bir damak zevkini değil, kültürel bir ilişkiyi gösterir. Pacific Northwest, ABD'nin Pasifik Okyanusu'na yakın kuzeybatı bölgesidir.
Alıştırma
Bu metinde salmon-eating, kabileler hakkında esas olarak neyi gösterir?
- Yalnızca başka yiyecek bulunmadığı için somon yerler.
- Somon onların beslenmesi, geçimi ve kültürü için önemlidir.
- Amerika Birleşik Devletleri'ndeki her kabilenin somonla ilgili gelenekleri aynıdır.
Cevabı göster
Somon onların beslenmesi, geçimi ve kültürü için önemlidir.
but an integral component of their religion. Kalıp ifadeler
1:32aynı zamanda dinlerinin ayrılmaz bir parçasını da kaybederler.
not only A, but B: daha önemli ikinci bir noktayı eklemek
not only A, but B yapısı A'yı geçersiz kılmaz; A'ya B'yi ekler. Burada sustenance and livelihoods ile an integral component of their religion bölümlerinin ikisi de lose fiilini tamamlar. Dinî unsurun ikinci sıraya konması düşüncenin önemini artırır: kayıp, pratik ihtiyaçların ötesine geçerek topluluk yaşamının daha derin bir bölümüne ulaşır. but kelimesinden sonra also sık kullanılır, ancak bu cümlede görüldüğü gibi zorunlu değildir.
Alıştırma
not only ... but also ... yapısını tamamlayın: The storm damaged ____ the roof ____ also the front wall.
Cevabı göster
not only · but
an integral component of ...: bir bütünün vazgeçilmez bileşeni
an integral component of their religion ifadesinde integral, bütün için gerekli olmayı; component ise daha büyük bir bütünün bir parçasını anlatır. Konuşmacı, söz konusu şeyi isteğe bağlı bir ek olarak değil, dinin kendi parçası olarak sunar. an integral component of + isim kalıbı; bir sistem, uygulama, plan veya inanç içindeki vazgeçilmez bir unsuru belirtmenin resmî bir yoludur.
Alıştırma
Hangi cümle düzenli geri bildirimin eğitim programının gerekli bir parçası olduğunu doğru biçimde anlatır?
- Regular feedback is an integral component of the training program.
- Regular feedback is an integer component of the training program.
- Regular feedback is an integral component from the training program.
Cevabı göster
Regular feedback is an integral component of the training program.
Tens of millions of anglers lose work that was already threatened by dwindling fish populations. Kelime
1:35On milyonlarca olta balıkçısı, zaten azalan balık popülasyonları nedeniyle tehdit altında olan işlerini kaybeder.
dwindling fish populations: sürekli ve endişe verici biçimde azalan balık popülasyonları
dwindling fish populations ifadesindeki dwindling, sayının zaman içinde giderek azalması anlamına gelir. Azalmayı tek bir değişiklik olarak değil, devam eden ve endişe uyandıran bir eğilim olarak sunar. Buradaki populations, insan nüfusu değil, belirli bir bölgede bulunan belirli türdeki balık toplulukları için kullanılan bir ekoloji terimidir. dwindling + kaynak, popülasyon veya stok kalıbı, giderek tükenen bir şeyi anlatabilir.
Alıştırma
Bir rapor arı popülasyonlarını dwindling olarak tanımlıyor. Bu ne anlama gelir?
- Sayıları giderek azalıyor ve bu eğilim endişe verici.
- Sayıları birdenbire çok arttı.
- Sayıları az, ancak aynı düzeyde kalıyor.
Cevabı göster
Sayıları giderek azalıyor ve bu eğilim endişe verici.
As the meat industry collapses: Değişen bir arka plan sunan As
As the meat industry collapses ifadesinde As, “bu değişim yaşanırken” veya “bu eğilim geliştikçe” anlamına gelir. Bu yan cümle tek başına mesajı tamamlamaz; ardından gelen ana cümle için arka plan oluşturur. Bu kalıp bilgiyi As + özne + fiil ve ardından ana sonuç biçiminde düzenler. Nedeni tek odak hâline getirmeden, gelişmekte olan bir durumun başka bir değişime eşlik ettiğini gösterir.
Alıştırma
Hangi cümlede As değişen bir arka planı sunmak için kullanılmıştır?
- Mia is as tall as her brother.
- As a guide, Mia knows the trail well.
- As the town grows, it needs more buses.
Cevabı göster
As the town grows, it needs more buses.
many households in developing countries are left scrambling for income Kalıp ifadeler
1:42gelişmekte olan ülkelerdeki pek çok hane gelir bulmak için çabalamak zorunda kalır,
are left scrambling for income: baskı yaratan bir sonuç durumu
Are left scrambling for income, zor bir değişimden sonra hanelerin para kazanmanın bir yolunu acilen aramak zorunda kaldıkları bir durumda kalmaları anlamına gelir. Be left + -ing, bir şey olduktan sonra geriye kalan ve devam eden durumu anlatır. Scramble for, bir şeyi hızlıca ve güçlükle elde etmeye çalışmak anlamına gelir. Burada eller ve ayaklar üzerinde ilerlemek ya da yumurta çırpmak demek değildir; yalnızca look for income demeye kıyasla baskı ve seçeneklerin sınırlı olduğu hissini ekler.
Alıştırma
Cümleyi “sonunda acilen bulmaya çalışmak zorunda kaldı” anlamındaki hedef kalıpla tamamlayın: After the shelter lost funding, its staff ____ enough money to stay open.
Cevabı göster
were left scrambling for
Some meat producers shift to agricultural crops, Kalıp ifadeler
1:48Bazı et üreticileri tarımsal mahsullere geçerler,
tarımsal ürün yetiştiriciliğine geçmek
“Shift to agricultural crops”, et üretiminden tarımsal ürün yetiştirmeye geçmek anlamına gelir. Buradaki shift fiziksel bir hareketi değil, faaliyet veya üretim yönündeki değişikliği anlatır. Kalıp shift to + isim veya isim öbeğidir. Yöntem, alan, plan ya da alışkanlık değişikliğini anlatabilir. Başlangıç noktasını da belirtmek gerektiğinde shift from A to B kullanılır.
Alıştırma
Değişim kalıbını doğru edatla tamamlayın: The company plans to shift from plastic wrap ____ recycled paper packaging next year.
Cevabı göster
to
which leave workers and neighboring communities less susceptible to respiratory diseases associated with livestock production. Notlar
1:51bu da işçileri ve çevre toplulukları hayvancılık üretimiyle ilişkili solunum yolu hastalıklarına karşı daha az duyarlı hale getirir.
solunum yolu hastalıklarına daha az yatkın
“Less susceptible to respiratory diseases”, bu hastalıklara yakalanma veya bunlardan etkilenme olasılığının daha düşük olması demektir. Susceptible to, özellikle hastalık, hasar ya da başka bir zararlı etki karşısında kolay etkilenmeyi anlatır. Less karşılaştırmalı olarak riski azaltır; riskin sıfır olduğunu söylemez. Kalıp be + susceptible to + isim veya -ing biçimidir.
Alıştırma
“Less susceptible to respiratory diseases” ne anlama gelir?
- Solunum yolu hastalıklarına yakalanma veya bunlardan etkilenme olasılığının daha düşük olması
- Solunum yolu hastalıklarıyla daha fazla ilgilenmek
- Tüm solunum yolu hastalıklarına karşı tamamen korunmak
Cevabı göster
Solunum yolu hastalıklarına yakalanma veya bunlardan etkilenme olasılığının daha düşük olması
associated with livestock production: kanıtlanmış nedensellik değil, bağlantı
associated with livestock production ifadesi respiratory diseases ifadesinden sonra gelir ve bu isim grubunu niteler. Hastalıkların hayvancılık üretimiyle bağlantılı olduğunu belirtir. Associated with bir ilişkiyi veya bağıntıyı anlatır. Tek başına hayvancılık üretiminin hastalıklara doğrudan neden olduğunu söylemez. Bu nedenle kanıtların bir bağlantıyı desteklediği, ancak doğrudan nedenselliği kesin olarak kanıtlamadığı durumlarda kullanışlıdır.
Alıştırma
Bu cümlede associated with livestock production ne anlama geliyor?
- Hayvancılık üretimiyle bağlantılı, ancak bunun doğrudan neden olduğunu kesin olarak kanıtlamayan
- Yalnızca çiftlik hayvanlarında görülen ve insanlarda hiç görülmeyen
- Her durumda doğrudan hayvancılık üretiminden kaynaklandığı kanıtlanan
Cevabı göster
Hayvancılık üretimiyle bağlantılı, ancak bunun doğrudan neden olduğunu kesin olarak kanıtlamayan
prices come down: fiyatlar düşer
prices come down ifadesinde come down, daha düşük hâle gelmek veya ucuzlamak anlamındadır. Değişen şey özne olan prices olduğu için ifade fiziksel bir hareketi değil, düşüş eğilimini anlatır. Bu geçişsiz yapı costs, rates, temperatures ve başka düzey bildiren kelimelerle de kullanılabilir. Günlük İngilizcede prices come down, prices fall veya prices decrease ifadelerine doğal bir alternatiftir.
Alıştırma
Cümleyi, “daha düşük hâle gelmek” anlamını vermek için come ve bir kelime daha kullanarak tamamlayın: If demand falls, prices may ____.
Cevabı göster
come down
vegetarianism becomes less expensive than meat-eating in most countries. Dilbilgisi
2:03çoğu ülkede vejetaryenlik, et yemekten daha ucuz hale gelir.
becomes less expensive than meat-eating: et yemekten daha ucuz hâle gelir
Bu cümlede becomes bir durum değişikliğini gösterir: vejetaryen beslenmenin maliyeti değişir ve et yemeye göre daha düşük hâle gelir. Less expensive than, “...den daha ucuz” anlamına gelir; yani iki beslenme biçiminin maliyetleri karşılaştırılır. become + less + sıfat + than kalıbı, bir karşılaştırmadaki değişimi anlatabilir: become less risky than, become less difficult than veya become less costly than.
Alıştırma
Cümleyi less expensive than kullanarak tamamlayın: The basic plan has become ____ the premium plan.
Cevabı göster
less expensive than
we don't need to clear new farmland to grow all this food. Kelime
2:08tüm bu gıdaları yetiştirmek için yeni tarım arazileri açmamıza gerek yok.
clear new farmland: arazi kullanımı fiili olarak clear
Burada clear, arazinin tarım için kullanılabilmesi amacıyla ağaçları, bitkileri veya diğer engelleri kaldırmak anlamında kullanılan bir fiildir. New farmland, tarımsal kullanım için hazırlanan ek araziyi ifade eder. Arazi kullanımı ve çevre bağlamlarında clear, “anlaşılması kolay hâle getirmek” anlamına gelmez. Land, forest veya field gibi bir nesne, fiziksel olarak kaldırma anlamını gösterir.
Alıştırma
Hangi cümlede clear, clear new farmland ifadesindeki arazi kullanımı anlamıyla kullanılmıştır?
- Her explanation cleared up my confusion.
- Workers cleared the field before planting corn.
- The sky cleared after the storm.
Cevabı göster
Workers cleared the field before planting corn.
Without animals raised for meat: without + ad + geçmiş zaman ortacı
Bu ifadede without sözcüğünden sonra animals adı gelir. Raised for meat, animals adını niteleyen geçmiş zaman ortaç öbeğidir ve animals that are raised for meat ifadesinin kısaltılmış hâlidir. Burada raise, “bir hayvanı yetiştirmek” anlamındadır; “artırmak” anlamında değildir. Without ile başlayan öbeğin tamamı, eksik olan bir koşulu veya arka planı belirtir. “Et üretimi için yetiştirilen hayvanlar olmasaydı” düşüncesini, açıklama ve analizlerde sık kullanılan daha kısa bir biçime dönüştürür.
Alıştırma
Hangi cümlede without + ad + geçmiş zaman ortaç öbeği doğru kullanılmıştır?
- Without shoes made for wet weather, our feet would get soaked.
- Without shoes were made for wet weather, our feet would get soaked.
- Without shoes making for wet weather, our feet would get soaked.
Cevabı göster
Without shoes made for wet weather, our feet would get soaked.
has been used to grow feed: present perfect edilgen yapı ve amaç
Has been used, has + been + geçmiş zaman ortacı biçimindeki present perfect edilgen yapıdır. Land eylemden etkilenen ögedir; dolayısıyla yan cümle, insanların araziyi kullandığını belirtir. Present perfect, önceki kullanımı şimdiki durumla ilişkilendirir; ancak tek başına kullanımın kesintisiz sürdüğü anlamına gelmez. To grow feed, kullanım amacını belirtir. Feed burada hayvanlar için yiyecek, yani “yem” anlamındaki bir addır. İlgi cümleciğinin tamamı, artık hangi arazinin kullanılabilir olduğunu açıklar.
Alıştırma
Cümleyi use fiilinin present perfect edilgen biçimi ve amaç bildiren bir mastarla tamamlayın: This room ____ art supplies for years, but it is now empty.
Cevabı göster
has been used to store
All things considered: genel bir sonuç sunmak
All things considered, “önemli gerçekler ve farklı yönler hesaba katıldıktan sonra” anlamına gelen kalıplaşmış bir söylem belirtecidir. “Her şey” hakkında bir cümleymiş gibi kelime kelime yorumlanmaz. Bir sonuçtan önce kullanıldığında, sonraki düşüncenin konuşmacının önceki noktaları tarttıktan sonra vardığı genel yargı olduğunu gösterir.
Alıştırma
Cümleyi “tüm etkenleri tarttıktan sonra” anlamına gelen sabit özetleme ifadesiyle tamamlayın: ____, the smaller apartment is the better choice overall.
Cevabı göster
All things considered
our new diets require less land and water. Kalıp ifadeler
2:17yeni diyetlerimiz daha az toprak ve su gerektirir.
require less land and water: daha düşük kaynak ihtiyacını ifade etmek
require less land and water ifadesinde require, bir koşul veya kaynak olarak ihtiyaç duymak ya da gerektirmek anlamına gelir. İfade, beslenme biçimlerinin iki kaynağı, yani toprağı ve suyu daha az miktarda gerektirdiğini söyler. Less hem land hem de water için geçerlidir. Burada ikisi de sayılamayan kaynak adları olarak ele alındığından miktar belirtirken fewer değil, less kullanmak doğaldır.
Alıştırma
Daha düşük kaynak ihtiyacını anlatmak için cümleyi require fiilinin doğru biçimi ve less ile tamamlayın: Compared with the old model, the new filter ____ electricity and space.
Cevabı göster
requires less
Millions of deaths are avoided: edilgen yapıyla sonuca odaklanmak
Millions of deaths are avoided, millions of deaths + are + avoided yapısındaki geniş zaman edilgenidir. Deaths eylemi yapan değil, eylemden etkilenen ögedir. Doğal anlamı, aksi durumda gerçekleşebilecek milyonlarca ölümün gerçekleşmemesidir. Edilgen yapı, dikkati belirli bir kişi ya da kurumdan çok sonuca ve sonucun büyüklüğüne yöneltir. Birçok eylem veya grubun etkili olabileceği halk sağlığı, bilim ve politika açıklamalarında bu kullanım yaygındır.
Alıştırma
Cümleyi avoid fiilinin geniş zaman edilgen biçimiyle tamamlayın: With safer street design, many accidents ____ each year.
Cevabı göster
are avoided
thanks in part to lower rates of heart disease, Kalıp ifadeler
2:23bu durum kısmen daha düşük kalp hastalığı oranlarına,
thanks in part to: birden fazla nedenden birini belirtmek
thanks in part to, “kısmen ... sayesinde” veya “kısmen ... sonucunda” anlamına gelir. To sözcüğünden sonra gelen ifade, sonuca katkıda bulunan nedenlerden birini belirtir. In part iddianın kapsamını sınırlar: daha düşük kalp hastalığı oranları sonuca katkıda bulunmuştur, ancak başka nedenler de önemlidir. Buradaki thanks, birinin gerçekten “teşekkür ederim” dediği anlamına gelmez.
Alıştırma
Hafta sonu saatlerinin nedenlerden yalnızca biri olduğunu göstermek için cümleyi vurgulanan ifadeyle tamamlayın: The library gets more visitors, ____ its weekend hours.
Cevabı göster
thanks in part to
lower rates of heart disease: daha düşük kalp hastalığı oranları
Sağlık ve istatistik bağlamında lower rates of heart disease, ele alınan grup veya dönemde kalp hastalığının daha küçük bir insan oranını etkilediği ya da daha seyrek görüldüğü anlamına gelir. Burada rates of, bir şeyin ne sıklıkla gerçekleştiğini belirtir. Lower, karşılaştırılan grup, yer veya zaman bu parçada açıkça söylenmese bile başka bir grup, yer ya da zamana göre daha düşük olduğunu gösterir.
Alıştırma
Bir sağlık raporunda lower rates of heart disease ne anlama gelir?
- Kalp hastalığı daha küçük bir insan oranını etkiler veya daha seyrek görülür.
- Kalp hastalığı daha yavaş hareket eder.
- Kalp hastalığı tedavisinin maliyeti daha düşüktür.
Cevabı göster
Kalp hastalığı daha küçük bir insan oranını etkiler veya daha seyrek görülür.
cancer, and other conditions associated with red meat consumption. Kalıp ifadeler
2:26kansere ve kırmızı et tüketimiyle ilişkili diğer rahatsızlıklara bağlanabilir.
conditions associated with red meat consumption: kırmızı et tüketimiyle ilişkili sağlık sorunları
Bu tıbbi bağlamda conditions, hastalıklar veya sağlık sorunları anlamına gelir. Associated with red meat consumption, conditions sözcüğünden sonra gelen ve hangi sağlık sorunlarından söz edildiğini belirten geçmiş zaman ortacıyla kurulmuş bir ifadedir: kırmızı et yemekle bağlantılı olanlar. Associated with, kanıtlarda bulunan veya tartışılan bir ilişkiyi belirtir. Bu ifade tek başına kırmızı etin söz konusu sağlık sorunlarına doğrudan ya da tek başına neden olduğunu kanıtlamaz.
Alıştırma
Bu cümlede conditions associated with red meat consumption ifadesine en uygun yorum hangisidir?
- yalnızca kırmızı etten kaynaklandığı kanıtlanmış sağlık sorunları
- kırmızı et yemeden önce karşılanması gereken koşullar
- kırmızı et yemekle bağlantılı sağlık sorunları
Cevabı göster
kırmızı et yemekle bağlantılı sağlık sorunları
We no longer contract new pathogens from wild animals hunted for food, Notlar
2:29Artık yiyecek için avlanan vahşi hayvanlardan yeni patojenlere,
contract new pathogens: contract fiilinin tıbbi anlamı
contract new pathogens ifadesinde contract, “enfekte olmak” veya “enfeksiyon yoluyla edinmek” anlamına gelen bir fiildir. Nesnesinin new pathogens olması, sözcüğün tıbbi ya da bilimsel bağlamda kullanıldığını gösterir. Burada contract, “sözleşme imzalamak” veya “küçülmek” anlamına gelmez. contract + disease, infection, virus veya pathogen yapısı, “ona yakalanmak ya da onunla enfekte olmak” şeklinde anlaşılabilir.
Alıştırma
“Workers can contract a respiratory infection in crowded shelters,” cümlesinde contract ne anlama gelir?
- ona yakalanmak
- onu fiziksel olarak küçültmek
- onun hakkında bir anlaşma imzalamak
Cevabı göster
ona yakalanmak
wild animals hunted for food: kısaltılmış edilgen ilgi cümleciği
Hunted for food, wild animals ifadesinden sonra gelir ve bu hayvanları tanımlar. That are hunted for food ile aynı anlama gelir; yani hayvanlar avlama eylemini yapan değil, bu eyleme maruz kalan taraftır. Bu, kısaltılmış bir edilgen ilgi cümleciğidir ve yapısı isim + geçmiş zaman ortacı grubudur. Bilgi veren metinleri daha kısa ve yoğun hâle getirir. Bu grup new pathogens ifadesini değil, wild animals ifadesini niteler.
Alıştırma
Hangi cümle “the books that were written for children” anlamını kısaltılmış edilgen ilgi cümleciğiyle verir?
- The children reading the books finished quickly.
- The authors writing for children sold their books quickly.
- The books written for children sold quickly.
Cevabı göster
The books written for children sold quickly.
or novel influenza viruses from farmed pigs, Kelime
2:33ya da çiftlikte yetiştirilen domuzlardan yeni grip virüslerine,
novel influenza viruses: novel “yeni veya daha önce bilinmeyen” demektir
novel influenza viruses ifadesinde novel, ilgili bilimsel bağlamda “yeni” veya “daha önce bilinmeyen” anlamına gelen bir sıfattır. Doğrudan influenza viruses ifadesini niteler; kurgu ya da kitap anlamına gelmez. Bilim ve sağlık haberlerinde novel, bir virüsün yakın zamanda tanımlandığını veya bir topluluk için yeni olduğunu gösterebilir. Bu sözcük tek başına virüsün daha tehlikeli olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
“Scientists identified a novel strain of influenza,” cümlesinde novel ne anlama gelir?
- Bilimsel bağlamda yeni veya daha önce bilinmeyen
- Yaygın ve iyi bilinen
- Bir kurgu eseriyle ilgili
Cevabı göster
Bilimsel bağlamda yeni veya daha önce bilinmeyen
or drug-resistant superbugs that develop in beef cattle Kelime
2:36veya sığırlarda gelişen ilaca dirençli süper mikroplara maruz kalmıyoruz,
drug-resistant superbugs: ilaçların kolayca kontrol edemediği mikroplar
drug-resistant superbugs ifadesinde drug-resistant, superbugs sözcüğünü niteleyen, kısa çizgili bir birleşik sıfattır. Hastalığa yol açan bu mikroplara karşı kullanılan bir veya daha fazla ilacın onları iyi biçimde kontrol edemediğini ya da öldüremediğini belirtir. Burada drug, ilaç anlamındadır. Superbug, antimikrobiyal direnç nedeniyle tedavisi zor olan ve çoğu zaman bakteri olan bir mikrop için kullanılan, halk sağlığına ait resmî olmayan bir terimdir. Böcek anlamına gelmez ve drug-resistant mutlaka her ilaca dirençli demek değildir.
Alıştırma
Cümleyi “ilaçlarla iyi biçimde kontrol edilemeyen” anlamındaki dersin hedef birleşik sıfatıyla tamamlayın: The hospital is tracking ____ infections.
Cevabı göster
drug-resistant
that have been preemptively fed antibiotics. Dilbilgisi
2:40çünkü onlara artık önceden antibiyotik verilmiyor.
have been preemptively fed antibiotics: edilgen present perfect yapısı
Have been fed, edilgen present perfect yapısıdır: have been geçmişteki bir eylemin şimdiyle bağlantısını gösterir, fed ise hayvanların eylemi yapan değil, eylemden etkilenen taraf olduğunu belirtir. Feed someone something yapısında alıcı edilgen cümlenin öznesi olabilir; bu nedenle they have been fed antibiotics, birinin onlara antibiyotik verdiği anlamına gelir. Preemptively, bir hastalık ya da beklenen başka bir sorun ortaya çıkmadan önce, onu önlemek amacıyla harekete geçmek demektir. Sözcük önleyici bir amaç taşır; yalnızca early anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi have been + preemptively + feed fiilinin geçmiş zaman ortacıyla tamamlayın: The cattle ____ antibiotics to reduce the risk of disease.
Cevabı göster
have been preemptively fed
As the years pass: uzun vadeli bir değişimi tanıtmak
Burada as, “zaman ilerlerken” veya “zamanın geçmesiyle” anlamına gelir; dolayısıyla As the years pass, “yıllar birbiri ardına geçtikçe” demektir. Bu yan cümle başta kullanıldığında, ardından gelen ana cümle için uzun vadeli bir zaman çerçevesi oluşturur. Dinleyiciye sonraki değişimin yıllar içinde yavaş yavaş geliştiğini gösterir; bu nedenle öykülerde, tarih anlatılarında ve açıklamalarda kullanışlı bir geçiştir.
Alıştırma
Bu cümlede As the years pass hangi görevi görür? As the years pass, the small town becomes busier.
- Kademeli bir değişim için uzun vadeli bir zaman çerçevesi oluşturur.
- Değişim için kesin bir tarih verir.
- Küçük kasabanın üstlendiği rolü belirtir.
Cevabı göster
Kademeli bir değişim için uzun vadeli bir zaman çerçevesi oluşturur.
pesticide use, and other pressures from agriculture subside.
2:48pestisit kullanımı ve tarımdan kaynaklanan diğer baskılar azalır.
Bağlantılı eğilimler için as ... subside
Burada as, “-dıkça” veya “aynı anda” anlamına gelir ve birlikte değişen iki eğilimi gösterir. Habitat kaybı, pestisit kullanımı ve diğer tarımsal baskılar zayıflarken biyolojik çeşitlilik artar. Bu ilişki bir nedeni düşündürebilir, ancak ifade esas olarak değişimlerin birlikte ilerlediğini gösterir. Üç isim grubu birleşik bir özne oluşturduğu için yan cümlede çoğul özneyle kullanılan subside fiili yer alır. Subside, “gücünü veya şiddetini kaybetmek” demektir; “yerin altına batmak” ya da mutlaka tamamen yok olmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Vurgulanan yan cümleye en uygun yorum hangisidir?
- Tarımsal baskıların fiziksel olarak toprağa battığını gösterir.
- Birkaç tarımsal baskı zayıflarken biyolojik çeşitliliğin arttığını gösterir.
- Biyolojik çeşitliliğin yalnızca bütün tarımsal baskılar tamamen yok olduktan sonra arttığını gösterir.
Cevabı göster
Birkaç tarımsal baskı zayıflarken biyolojik çeşitliliğin arttığını gösterir.
Amazonian birds have more forest to fly over.
2:51Amazon kuşları uçmak için daha fazla ormana sahip olurlar.
Fewer cheetahs are shot for stalking too close to livestock.
2:54Çiftlik hayvanlarına çok yaklaştıkları için vurulan çitaların sayısı azalır.
Bee, wasp, and butterfly communities thrive as natural areas expand. Kalıp ifadeler
2:57Doğal alanlar genişledikçe arı, yaban arısı ve kelebek toplulukları gelişir.
thrive as natural areas expand: doğal alanlar genişledikçe gelişmek
Thrive, “büyümek, gelişmek veya çok iyi durumda olmak” demektir. Burada doğal alanlar genişledikçe arı, yaban arısı ve kelebek toplulukları daha sağlıklı ya da daha başarılı hâle gelir; yalnızca hayatta kalmakla yetinmezler. X thrives as Y expands kalıbı, birlikte gelişen iki olumlu eğilimi birbirine bağlar. Thrive; canlıların, toplulukların, kuruluşların veya faaliyetlerin elverişli koşullarda özellikle iyi gelişmesini anlatabilir.
Alıştırma
Hangi cümle bahçenin yalnızca hayatta kalmadığını, çok iyi durumda olduğunu ifade eder?
- The garden thrives as the weather becomes warmer.
- The garden stays the same during spring.
- The garden survives a week without water.
Cevabı göster
The garden thrives as the weather becomes warmer.
insect-pollinated crops produce higher yields. Notlar
3:04böcekler tarafından tozlanan mahsuller daha yüksek verim üretir.
In turn: bir sonraki sonucu belirtmek
In turn, neden-sonuç zincirindeki bir sonraki etkiyi tanıtır. Burada gelişen bir böcek topluluğu, böcekler tarafından tozlaştırılan ürünlerin daha yüksek verim vermesine yardımcı olur. Bilgiyi A, B'ye yol açar ve B de C'nin oluşmasına katkı sağlar biçiminde düzenler. İfade önceki sonuca gönderme yapar ve açıklamayı onun bir sonraki sonucuna taşır.
Alıştırma
Neden-sonuç zincirini tamamlayan ifadeyi seçin: The new bus route cuts travel time; ___, shorter trips reduce stress.
- in turn
- in return
- take turns
Cevabı göster
in turn
insect-pollinated crops: kısa çizgili edilgen bir niteleyici
insect-pollinated, crops sözcüğünü niteleyen birleşik bir sıfattır. “Böcekler tarafından tozlaştırılan” anlamına gelir: ürünler eyleme maruz kalır, böcekler eylemi gerçekleştirir. Kısa çizgi, isimden önceki insect ve pollinated sözcüklerini tek bir niteleme birimi hâline getirir. Böylece iki sözcüğün birlikte “ne tür ürünler?” sorusunu yanıtladığı anlaşılır.
Alıştırma
insect-pollinated crops ne anlama gelir?
- Böcekler tarafından tozlaştırılan ürünler
- Böcekleri tozlaştıran ürünler
- Ürün olarak yetiştirilen böcekler
Cevabı göster
Böcekler tarafından tozlaştırılan ürünler
produce higher yields: daha yüksek verim sağlamak
produce higher yields ifadesinde produce, “oluşturmak veya ortaya çıkarmak” anlamındaki ana fiildir; yields ise hasat edilen ya da elde edilen miktarları belirten çoğul bir isimdir. İfadenin tamamı “daha fazla çıktı sağlamak” anlamına gelir. Dil bilgisi yapısı sözcük türlerini açıkça gösterir: crops öznedir, produce fiildir ve higher yields nesnedir. Buradaki produce, meyve ve sebze gibi tarım ürünlerini belirten isim değildir.
Alıştırma
“Daha fazla miktarda ürün elde edilmesini sağlamak” anlamındaki üç sözcüklü eşdizimle cümleyi tamamlayın: Better soil can ____.
Cevabı göster
produce higher yields
Many ocean species rebound from overfishing. Kalıp ifadeler
3:07Birçok okyanus türü aşırı avlanmadan sonra toparlanır.
rebound from overfishing: aşırı avlanmanın etkilerinden toparlanmak
rebound from overfishing ifadesinde rebound, “bir düşüşten sonra toparlanmak veya yeniden yükselmek” anlamında mecazi bir fiildir. from edatı, gerilemeye yol açan sorunu tanıtır: overfishing. Cümle, zarar gördükten sonra daha sağlıklı veya daha kalabalık hâle gelen okyanus türlerini ya da onların popülasyonlarını anlatır. Rebound, düşük bir noktadan yeniden yükselmeyi ifade eder; bir topun fiziksel olarak sekmesi anlamında değildir.
Alıştırma
Cümleyi, dersteki “bir gerilemeden sonra toparlandı” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The park's bird population ____ a harsh winter and grew again in spring.
Cevabı göster
rebounded from
humans in traditionally vegetarian regions have evolved a genetic mutation Kalıp ifadeler
3:11geleneksel olarak vejetaryen olan bölgelerdeki insanlar genetik bir mutasyon geçirmişlerdir;
that helps them more efficiently process fats from plants. Dilbilgisi
3:15bu mutasyon, bitkilerdeki yağları daha verimli bir şekilde işlemelerine yardımcı olur.
Throughout history: geniş bir tarihsel çerçeve kurmak
Throughout history, “tarih boyunca” veya “tarihin tamamı boyunca” anlamına gelir. Cümlenin başında kullanıldığında ana iddiadan önce okuyucuya geniş bir zaman çerçevesi sunar. Yalnızca şimdi ya da geçmişteki belirli bir anda geçerli olan bir durumdan değil, uzun vadeli bir tarihsel genellemeden söz edildiğini gösterir.
Alıştırma
Cümleyi “tarih boyunca” anlamına gelen iki kelimelik İngilizce ifadeyle tamamlayın: ____, communities have passed knowledge from one generation to the next.
Cevabı göster
Throughout history
have evolved a genetic mutation: uzun süreli evrimin günümüzdeki sonucu
Bu bilimsel açıklamada have evolved a genetic mutation, bir insan topluluğunun birçok nesil boyunca evrim yoluyla kalıtsal bir genetik değişim geliştirdiği anlamına gelir. Evolve, bir bireyin değişmeye karar vermesini değil, topluluk düzeyindeki biyolojik değişimi anlatır. Present perfect yapıdaki have evolved, geçmişteki bu uzun süreci günümüzdeki sonucuna bağlar: mutasyon bugün toplulukta bulunmaktadır ve bazı insanların bitkisel yağları işleme biçimini etkiler.
Alıştırma
Hangi cümlede have evolved, bir topluluğun birçok nesil boyunca geçirdiği biyolojik değişimi anlatmak için kullanılmıştır?
- The biologist has evolved the bird by giving it instructions.
- After one workout, Mia has evolved stronger muscles.
- Over many generations, the island birds have evolved shorter wings.
Cevabı göster
Over many generations, the island birds have evolved shorter wings.
helps them more efficiently process: help + nesne + fiilin yalın hâli
Buradaki helps them process, help + nesne + fiilin yalın hâli yapısını kullanır: helps + them + process. Bir şeyin, onların bu eylemi daha kolay yapmasını sağladığı anlamına gelir. help + nesne yapısında to ile mastar kullanmak da mümkündür, ancak bu cümlede to olmadan fiilin yalın hâli kullanılmıştır. More efficiently, process fiilini niteler ve burada ondan önce gelir: bitkisel yağları daha yüksek verimle işlerler. Sağlıkla ilgili bu bağlamda process, vücudun besinleri işlemesi veya kullanması anlamındadır; bir kişinin dosya ya da görevle ilgilenmesi anlamında değildir.
Alıştırma
Cümleyi more efficiently process ile aynı sözcük sırasını kullanarak tamamlayın. more, efficiently ve use sözcüklerini kullanın: This filter helps the engine ____ fuel.
Cevabı göster
more efficiently use
our bodies may evolve to make the most of our veggies. Deyimler
3:20vücudumuz sebzelerimizden en iyi şekilde yararlanacak evrimi geçirebilir.
make the most of: bir şeyden en iyi şekilde yararlanmak
Make the most of, elde bulunan bir şeyi mümkün olduğunca tam veya etkili biçimde kullanmak anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Bu cümlede vücudun sebzelerdeki besinlerden daha iyi yararlanabilir hâle gelebileceği anlamındadır; en büyük miktarı oluşturmak anlamına gelmez. Kalıp make the most of + isim veya zamir şeklindedir. of'tan sonraki sözcük ya da söz öbeği, değerinden tam olarak yararlanmak istediğiniz zamanı, fırsatı, kaynağı veya durumu belirtir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki ifadeyle tamamlayın: We have one free hour, so let's ____ it.
Cevabı göster
make the most of
ability to extract iron from meat: ability to + fiil yapısı
Ability to + fiilin yalın hâli, bir insanın, hayvanın, sistemin veya uyum özelliğinin ne yapabildiğini belirtir. Burada to extract, söz konusu yeteneğin ne olduğunu açıklar. Extract A from B, “A’yı B’den elde etmek” demektir. Beslenme bağlamında extract iron from meat, vücudun etten kullanabileceği demiri alması anlamına gelir; etin içinden gözle görülen bir metal parçası çıkarmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Ability sözcüğünden sonra detect fiilinin doğru biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: This scanner has the ability ____ tiny cracks in metal.
Cevabı göster
to detect
a wizard will not turn our world meatless. Kalıp ifadeler
3:28bir büyücü dünyamızı etsiz hale getirmeyecektir.
Of course: devam etmeden önce gerçeği kabul etmek
Burada Of course bir söylem belirtecidir. Önce gerçek dünyaya ait açık bir gerçeği kabul eder: Bir büyücü dünyayı gerçekten etsiz hâle getirmeyecektir. Konuşan kişi bu gerçeği önce belirterek hayalî senaryoyu kapatır ve dinleyiciyi ardından gelecek gerçek noktaya hazırlar. Bu kalıp bir açıklamayı düzenleyebilir: Önce açık olanı kabul edin, sonra ilerleyin.
Alıştırma
“Of course, one test cannot tell the whole story,” cümlesinde Of course ne işe yarar?
- Konuyla hiç ilgisi olmayan bir başlık açar.
- Tartışma devam etmeden önce açık bir sınırlamayı kabul eder.
- Konuşanın ifadenin doğru olup olmadığından emin olmadığını gösterir.
Cevabı göster
Tartışma devam etmeden önce açık bir sınırlamayı kabul eder.
turn our world meatless: turn + nesne + sıfat
turn our world meatless ifadesinde turn, sonuç bildiren turn + nesne + sıfat yapısını izler. Our world nesnedir; meatless ise değişimden sonraki yeni durumu, yani dünyanın etsiz hâle gelmesini anlatır. Buradaki turn, dönmek veya yön değiştirmek değil, bir durum değişikliğine neden olmak anlamındadır. Bu yapı, turn the water green veya turn his fingers blue örneklerinde olduğu gibi sıfat net bir sonucu belirttiğinde en doğal biçimde kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi turn fiilinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The cold ____ his fingers blue.
Cevabı göster
turned
Though many individuals are choosing to go vegetarian, Dilbilgisi
3:30Birçok kişi vejetaryen olmayı seçmesine rağmen,
Though many individuals are choosing to go vegetarian: Though ile kurulan ödünleme yan cümlesi
Though, ödünleme bildiren bir yan cümle başlatır. Bu yan cümle, birçok kişinin şu anda vejetaryen olmayı seçtiğini kabul eder; ancak bu gerçek, ardından gelen karşıt ana düşünceyi geçersiz kılmaz. Bu bölüm virgülle bittiği için düşünce bir ana cümleyle devam eder. Yeniden kullanılabilecek kalıp Though A, B şeklindedir: A'nın doğru olduğu kabul edilir, asıl veya şaşırtıcı mesajı ise B taşır.
Alıştırma
'Though the hike was difficult, we finished it,' cümlesinde Though hangi ilişkiyi ifade eder?
- Neden: Zorluk bitirmemize neden oldu.
- Ödünleme: Zorluk kabul ediliyor, ama yine de bitirdik.
- Zaman: Yürüyüş zorlaşırken aynı anda bitirdik.
Cevabı göster
Ödünleme: Zorluk kabul ediliyor, ama yine de bitirdik.
still on the rise: devam eden bir artış
On the rise, “artmakta olmak” veya “daha yaygın hâle gelmek” anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Tek bir nesnenin fiziksel olarak yukarı hareketini değil, gelişmekte olan bir eğilimi anlatır. Still, artışın şu ana kadar devam ettiğini gösterir. Ayrıca insanların eğilimin yavaşlamasını veya durmasını beklemesine rağmen devam ettiğini de düşündürebilir.
Alıştırma
Cümleyi derste öğrendiğiniz ve “artmaya devam etmek” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: Despite efforts to reduce it, plastic waste is ____.
Cevabı göster
still on the rise
trend spells trouble: sorunları haber veren bir eğilim
Bu cümlede spells, “işaret eder” veya “getirmesi muhtemeldir” anlamındadır. Spells trouble olan bir eğilim gelecekteki sorunlara işaret eder; burada bir sözcüğün harflerini söylemekten bahsedilmez. X spells trouble for Y kalıbı, X'i Y için zararlı sonuçların uyarı işareti olarak sunar. Burada et tüketimindeki devam eden artış, iklim için bir uyarı işareti olarak gösterilir.
Alıştırma
Cümleyi derste öğrendiğiniz ve “sorunların habercisi olmak” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: One more injury could ____ for the team.
Cevabı göster
spell trouble
Even if we suddenly stopped burning fossil fuels, Dilbilgisi
3:38Fosil yakıtları yakmayı aniden bıraksak bile,
Even if...: sonucu değiştirmeyen bir koşul
Even if, ödünleyici bir koşul sunar: mümkün veya varsayımsal bir koşul belirtir, ancak ana sonucun yine de geçerli olduğunu anlatır. Kalıp even if + koşul, ana sonuç şeklindedir. Buradaki stopped, geçmişteki bir olayı değil, varsayımsal bir değişikliği anlatan geçmiş zaman biçimidir. Ardından gelen would yan cümlesi, bu değişikliğe rağmen doğru kalması beklenen sonucu verir.
Alıştırma
Yağmurun sonucu değiştirmeyeceğini gösteren iki sözcüklü bağlaçla cümleyi tamamlayın: The game will continue ____ it starts to rain.
Cevabı göster
even if
would push global temperatures over 1.5 degrees Celsius by the end of the century. Dilbilgisi
3:44bu yüzyılın sonunda küresel sıcaklıkları 1,5 santigrat derecenin üzerine itecektir.
business as usual: büyük bir değişiklik olmadan devam etmek
Business as usual, normal veya mevcut uygulamaların büyük bir değişiklik olmadan devam ettiğini anlatan kalıplaşmış bir ifadedir. Bu cümlede food systems ifadesinden önce gelir ve mevcut biçimde çalışmayı sürdüren sistemleri tanımlar. Buradaki business özellikle bir şirket anlamına gelmez. İfadenin tamamı, özellikle politika, iklim ve planlama tartışmalarında değişiklik yapılmayan bir temel senaryoyu adlandırır.
Alıştırma
Büyük bir değişiklik planlanmadığı anlamına gelen kalıplaşmış ifadeyle cümleyi tamamlayın: Without a new policy, next year will be ____.
Cevabı göster
business as usual
paired with a growing population: artan bir nüfusla birleştiğinde
Bu cümlede paired with a growing population, artan nüfusun sonuca katkıda bulunan başka bir etken olarak eklendiğini belirtir. Her zamanki gibi işleyen gıda sistemleri ile nüfus artışını, öngörülen sonucu birlikte oluşturan iki koşul olarak birbirine bağlar. Paired with yalnızca insanları veya nesneleri ikili gruplar hâlinde eşleştirmek için kullanılmaz. Analitik metinlerde X paired with Y, iki soyut nedeni, koşulu veya etkiyi birbirine bağlayabilir.
Alıştırma
Bu cümlede paired with neyi gösteriyor? High demand paired with limited supply caused prices to rise.
- Yüksek talep sınırlı arzın yerini aldı.
- İki etken, sonucu oluşturmak için birlikte çalıştı.
- İki kişi eş olarak görevlendirildi.
Cevabı göster
İki etken, sonucu oluşturmak için birlikte çalıştı.
would push ... over ... by the end of the century: son tarihe kadar eşiği aşacak öngörülen sonuç
Would, daha önce belirtilen koşullar altında öngörülen sonucu anlatır; geçmişte yaşanmış bir olayı veya koşulsuz bir gerçeği değil, o senaryonun sonucunu sunar. Push global temperatures over 1.5 degrees Celsius ifadesinde push mecaz anlamdadır: bu koşullar küresel ısınmanın 1,5 derecelik eşiği aşmasına neden olurdu. By the end of the century bir son tarih verir; dolayısıyla eşiğin en geç o zamana kadar aşılması öngörülmektedir. İklim tartışmalarında 1,5 santigrat derece, hava raporundaki sıradan bir yerel sıcaklık değil, küresel ısınma açısından önemli bir eşiktir.
Alıştırma
Bu cümle ne anlama geliyor? If demand keeps rising, higher shipping costs would push the price over $50 by July.
- Bu koşulda fiyatın en geç temmuz ayında 50 doları aşması bekleniyor.
- Fiyat temmuz ayında zaten 50 doların altına düştü.
- Nakliye maliyetleri temmuzdan sonra 50 dolarlık bir nesneyi fiziksel olarak hareket ettirecek.
Cevabı göster
Bu koşulda fiyatın en geç temmuz ayında 50 doları aşması bekleniyor.
biggest culprit: bir sorunun başlıca nedeni
Bu cümlede the biggest culprit, en fazla soruna yol açan veya bir soruna en çok katkıda bulunan etken anlamına gelir. Culprit yanlış bir şey yapan kişiyi de anlatabilir, ancak burada sığırları gıdayla ilgili emisyonların başlıca kaynağı olarak göstermek için mecaz anlamda kullanılmıştır. the biggest culprit yapısı, birkaç olası neden arasındaki en önemli olumsuz nedeni belirtir. Yalnızca the biggest cause demekten daha canlıdır ve daha güçlü bir suçlama duygusu taşır.
Alıştırma
Poor ventilation was the biggest culprit behind the mold cümlesinde biggest culprit ne anlama gelir?
- Binanın en yeni kısmıydı.
- Sorunun ana nedeni oydu.
- Küfü temizledi.
Cevabı göster
Sorunun ana nedeni oydu.
Beef and dairy production are responsible for over 60% of all food-based emissions, Kalıp ifadeler
3:51Sığır eti ve süt üretimi, gıdaya bağlı tüm emisyonların %60'ından fazlasından sorumludur,
are responsible for over 60%: bir yüzdeyi nedene bağlamak
Burada are responsible for over 60%, sığır eti ve süt ürünleri üretiminin toplamın %60'ından fazlasına neden olduğu veya katkıda bulunduğu anlamına gelir. Responsible for burada bir görev ya da ahlaki sorumluluk değil, nedensel bir ilişki belirtir. Yapı subject + be responsible for + percentage + of + total biçimindedir. Over daha fazla demektir; bu yüzden over 60% tam olarak %60 anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi be responsible for ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Delivery trucks ____ 35% of the air pollution near the school.
Cevabı göster
are responsible for
while only providing around 18% of the world's calories. Dilbilgisi
3:56ancak dünyadaki kalorinin sadece yaklaşık %18'ini sağlarlar.
while only providing around 18%: while + -ing ile karşıtlık
Burada while, zaman bildiren '-iken' değil, karşıtlık bildiren 'oysa' veya 'buna karşılık' anlamındadır. Küçük kalori payını daha önce belirtilen çok daha büyük bir oranla karşılaştırır; only ise bu uyumsuzluğu özellikle belirginleştirir. Providing, kısaltılmış bir -ing yan tümcesini başlatır. Söylenmeyen özne, önceki ana tümcenin öznesiyle aynıdır. Bu kısa yapı, aynı şey hakkındaki iki olguyu karşılaştırmak için kullanışlıdır: ana tümce + while + -ing yan tümcesi.
Alıştırma
Karşıtlık göstermek için cümleyi while + reach fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The campaign spent most of its budget ____ only a few people.
Cevabı göster
while reaching
modest portions of meats: ölçülü et porsiyonları
modest portions of meats ifadesinde modest miktarı anlatır: et porsiyonları sınırlı ve ölçülüdür, büyük değildir. Burada “alçak gönüllü” anlamına gelmez. modest + miktar veya porsiyon yapısı, miktarı sınırlı ama makul olarak sunar. Dengeli öneriler verirken veya verileri ölçülü bir dille anlatırken sık kullanılır.
Alıştırma
“The meal includes modest portions of meat,” cümlesindeki modest ne anlama gelir?
- Alçak gönüllü ve övünmeyen
- Ölçülü ve büyük olmayan
- Tamamen bulunmayan
Cevabı göster
Ölçülü ve büyük olmayan
often produce less greenhouse gas than vegetarian diets high in dairy. Kalıp ifadeler
4:03çoğu zaman yüksek süt ürünü içeren vejetaryen diyetlerinden daha az sera gazı üretir.
In fact: bir görüşü güçlendirmek veya düzeltmek
In fact, sonraki ifadenin daha güçlü, daha kesin veya kolayca yapılabilecek bir varsayıma aykırı olduğunu bildiren bir söylem belirtecidir. Burada şaşırtıcı bir karşılaştırma sunarak genel görüşü daha doğru hâle getirir: önemli olan yalnızca bir beslenme biçiminin vejetaryen ya da et içeren olarak adlandırılması değil, yiyeceklerin türü ve miktarıdır. Bir görüşü düzenlemek için önce bir fikir belirtin veya ima edin, ardından ilgili bir olguyla okuyucunun anlayışını güçlendirmek ya da düzeltmek için In fact kullanın. Cümle başında normalde ardından virgül gelir; yalnızca 'sonra' anlamına gelmez.
Alıştırma
The map seems simple. In fact, it contains several hidden symbols. cümlelerinde In fact ne yapar?
- Olayların aynı anda gerçekleştiğini gösterir.
- İlk izlenimi düzelten bir olgu sunar.
- Gizli bir sembole örnek verir.
Cevabı göster
İlk izlenimi düzelten bir olgu sunar.
high in dairy: süt ürünü oranı yüksek
High in dairy, bir beslenme düzeninin süt, peynir veya yoğurt gibi süt ürünlerini görece yüksek miktarda içerdiği anlamına gelir. High burada fiziksel yüksekliği değil, içeriği veya oranı anlatır. Tekrar kullanılabilen high in + isim yapısı, bir yiyeceğin veya beslenme düzeninin neyi çok içerdiğini açıklar: high in sugar, high in protein veya high in fiber.
Alıştırma
Besin açıklamasını tamamlayın: This cereal is high ____ fiber.
Cevabı göster
in
could go a long way towards achieving many of the benefits of a meatless world, Deyimler
4:10etsiz bir dünyanın getireceği birçok faydayı elde etmek için büyük bir adım olabilir,
could go a long way towards achieving: bir sonuca büyük katkı sağlamak
Burada could go a long way towards achieving, bir şeyin bir sonuca ulaşılmasına büyük katkı sağlayabileceğini belirtir. go a long way toward(s) deyimi fiziksel bir mesafeyi değil, etkinin büyüklüğünü anlatır. Kalıp go a long way toward(s) + isim veya -ing biçimidir. Could ifadeyi temkinli kılar: bu gıdaları azaltmak faydaların büyük bir bölümünü sağlayabilir, ancak hedefin tamamına ulaşılacağını garanti etmez.
Alıştırma
Cümleyi, towards ile biten vurgulanmış kalıpla tamamlayın: Adding clear labels could ____ preventing mistakes.
Cevabı göster
go a long way towards
no magic required: açılıştaki imgeye dönerek savı tamamlama
Videonun sonunda no magic required, az önce anlatılan faydaların imkânsız bir sihirli çözüme bağlı olmadığını belirtir. Sıradan ve gerçekçi değişiklikler bu faydaları sağlayabilir. Bu ifade ayrıca, sihir kullanarak etsiz bir dünya yaratma şeklindeki açılış fikrine dönerek savı tamamlar. Bu temel imgenin tekrarlanması, tartışmayı hayalî bir başlangıç noktasından uygulanabilir bir sonuca geri getirir ve bitişi kısa, akılda kalıcı hâle getirir.
Alıştırma
Video, sihirle etsiz bir dünya yaratma hayaliyle başlıyor ve no magic required ifadesiyle bitiyor. Bu kapanış ifadesinin temel işlevi nedir?
- Sahne sihrinin nasıl çalıştığını anlatan yeni bir bölüme başlar.
- Önerilen faydalar imkânsız olduğu için kanıtları reddeder.
- Açılıştaki imgeye dönerek savı gerçekçi bir eyleme geri getirir.
Cevabı göster
Açılıştaki imgeye dönerek savı gerçekçi bir eyleme geri getirir.
So is plant-based meat really better for you and the planet? Kelime
4:15Peki bitki bazlı et sizin ve gezegen için gerçekten daha mı iyi?
plant-based meat: bitkilerden yapılan bir et alternatifi
Plant-based meat, temel olarak bitkisel malzemelerden yapılan ve görünüş, tat veya kullanım bakımından hayvan etine benzemesi amaçlanan yiyecek demektir. Normal sebze ya da hayvandan elde edilen et değil, bir et alternatifidir. Burada plant-based, meat sözcüğünü niteleyen birleşik bir sıfattır. Bu ifade gıda, sağlık, iş dünyası ve çevre hakkındaki konuşmalarda sık görülür.
Alıştırma
Bu cümlede plant-based meat ne anlama geliyor?
- Sebzelerle servis edilen hayvan eti
- İşlenmemiş herhangi bir sebze
- Temel olarak bitkisel malzemelerden yapılan bir et alternatifi
Cevabı göster
Temel olarak bitkisel malzemelerden yapılan bir et alternatifi
Find out: cevabı öğrenmek veya keşfetmek
Find out, daha önce bilinmeyen bir bilgiyi veya cevabı öğrenmek demektir. Bu kısa emir cümlesinde izleyici, önceki sorunun cevabını keşfetmek için videoyu izlemeye davet edilir. Eksik bilginin ne olduğu açıksa bu öbek fiil tek başına kullanılabilir. Ayrıca about + konu veya bir soru yan cümlesiyle kullanılabilir: find out about the event; find out why it happened.
Alıştırma
Cümleyi find out ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Read the final page to ____ who won.
Cevabı göster
find out
to learn about the exciting efforts to reserve our planet
4:24gezegenimizi korumak için halihazırda sürdürülen heyecan verici çalışmaları
already underway: çoktan başlamış ve devam ediyor
Already underway, bir faaliyetin başlamış ve hâlâ devam ediyor olduğunu belirtir. Already, bunun yalnızca geleceğe yönelik bir plan olmadığını vurgular. Bu cümlede already underway, efforts sözcüğünden sonra gelir ve bu çalışmaların mevcut durumunu açıklar. efforts that are already underway ifadesinin kısaltılmış hâlidir.
Alıştırma
Cümleyi “çoktan başlamış ve hâlâ devam ediyor” anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The bridge repairs are ____; crews began this morning.
Cevabı göster
already underway
how you can get involved: nasıl katılabileceğiniz
how you can get involved ifadesinde get involved, karmaşık hâle gelmek değil, katılmak ve yardım etmek anlamına gelir. How, bunu yapmanın yollarını veya adımlarını sorar. Bu sözcükler how ile başlayan bir dolaylı soru yan cümlesi oluşturur; bu yüzden can you değil, düz cümle sırası olan you can kullanılır. Bu kapanış cümlesinde yan cümle, dinleyiciyi öğrenmekten eyleme geçmeye davet eder.
Alıştırma
Cümleyi “katılabileceğiniz yollar” anlamındaki ders ifadesiyle tamamlayın: The guide explains ____ in the community garden.
Cevabı göster
how you can get involved