Dünyanın en kurak yerinde su tasarrufu ⏲️ 6 Minute English: İngilizce çalışma notları
BBC Learning English
Video özeti: Bu bölüm, kuraklıktan etkilenen Yuma’daki çiftçiler üzerinden su kıtlığını ele alıyor. Sıvı kilin kumlu toprağın suyu ve besinleri tutmasına nasıl yardımcı olduğunu, teknoloji için öne sürülen su tasarrufunu ve maliyeti, ayrıca uzun vadeli etkiler hakkındaki belirsizliği açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. over 2 billion people, around a quarter of the world's population, — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Haber ve bilim anlatımında çok büyük bir sayının ardından açıklayıcı bir oran verilerek dinleyicinin küresel bir sorunun boyutunu daha kolay kavramasının nasıl sağlandığını anlayın; istatistikleri açık ve ikna edici biçimde sunarken aynı yapıyı kullanın. 2. can turn the sandy desert soil into a sponge, — Deyimler ve mecazlı ifadeler: İşlenmiş kumun suyu ve besinleri tutmasını süngere benzeten somut mecazı fark edin; bilinmeyen bir teknik etkiyi, dönüşümün gerçek anlamda gerçekleştiğini ileri sürmeden, tanıdık bir nesne aracılığıyla açıklamayı öğrenin. 3. only time will tell — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Yeni teknolojinin uzun vadeli sonucunun bugün bilinemeyeceğini ve ancak gelecekte değerlendirilebileceğini anlayın; yeniliklerin, kararların, tahminlerin veya politikaların belirsiz sonuçlarını tartışırken bu deyimi doğal biçimde kullanın.
Bu derste
Hello, this is Six Minute English from BBC Learning English.
0:08Merhaba, bu BBC Learning English'ten Six Minute English.
We all know how horrible it feels to be thirsty. Dilbilgisi
0:13Susamanın ne kadar berbat bir his olduğunu hepimiz biliriz.
how horrible it feels to be thirsty: bir hissin derecesini vurgulamak
Bu yan cümlede how, derece bildirmek için horrible sıfatından önce gelir: hissin ne kadar kötü olduğunu veya kötülüğün derecesini anlatır. Doğrudan bir soru sormaz. how + sıfat + it feels + to-infinitive kalıbı önce hissi öne çıkarır, ardından bu hissi oluşturan deneyimi belirtir. know how... gibi daha büyük bir cümlenin içinde güçlü bir bedensel veya duygusal deneyimi vurgulamak için kullanılabilir.
Alıştırma
Derece kalıbını tek kelimeyle tamamlayın: We all know ____ horrible it feels to be thirsty.
Cevabı göster
how
Human bodies need around 3 litres of water a day,
0:17İnsan vücudu günde yaklaşık 3 litre suya ihtiyaç duyar,
and thankfully, most of us can just turn on the kitchen tap to get clean drinking water. Öbek fiiller
0:20ve ne mutlu ki çoğumuz temiz içme suyuna ulaşmak için mutfaktaki musluğu açabiliyoruz.
turn on the kitchen tap: mutfak musluğunu açmak
Burada turn on, bir şeyin çalışmaya veya bir şey sağlamaya başlamasını sağlamak demektir. kitchen tap ile kullanıldığında, suyun akmaya başlaması için musluğu çalıştırmak anlamına gelir; on bir yön değil, öbek fiilin parçasıdır. Aynı öbek fiil cihazlarla ve akış sağlayan araçlarla da kullanılır: turn on a light, fan veya tap gibi.
Alıştırma
Cümleyi “suyun akmaya başlamasını sağlamak” anlamındaki iki kelimelik öbek fiille tamamlayın: Please ____ the tap so I can wash my hands.
Cevabı göster
turn on
But globally, over 2 billion people, Anlatım akışı
0:26Ancak küresel olarak, 2 milyardan fazla insan,
2 milyardan fazla insan, dünya nüfusunun yaklaşık dörtte biri
Cümle önce over 2 billion people büyük sayısını verir. Virgülden sonraki around a quarter of the world's population ifadesi, aynı grubu dünya nüfusundaki yaklaşık payını vererek yeniden açıklar. Bu büyük sayı + açıklayıcı oran düzeni, ölçeği anlamayı kolaylaştırır. Haberlerde ve bilgi veren açıklamalarda ikinci sayıyı yeni bir grup olarak değil, ilk sayıyı açıklayan ek bilgi olarak değerlendirin.
Alıştırma
Bu cümlede around a quarter of the world's population ne işe yarar?
- Sayının büyüklüğünü açıklayan yaklaşık bir oran verir.
- Farklı bir insan grubunu tanıtır.
- İnsanların dünyanın kenarı çevresinde yaşadığını söyler.
Cevabı göster
Sayının büyüklüğünü açıklayan yaklaşık bir oran verir.
where access to water for drinking, Dilbilgisi
0:35yemek pişirme ve yıkanma amaçlı suya erişimin garanti edilmediği
water-stressed countries: su stresi yaşayan ülkeler
water-stressed, countries sözcüğünü niteleyen bileşik bir sıfattır. Bu ülkelerde talep düzeyine göre güvenilir biçimde kullanılabilen su çok azdır; bu nedenle suya erişim sınırlı veya belirsiz olabilir. Kısa çizgi, water ve stressed sözcüklerinin countries önünde tek bir niteleme olarak birlikte çalışmasını sağlar. Burada stressed, bir ülkenin veya kişinin duygularını değil, su kaynağı üzerindeki baskıyı belirtir.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki bileşik sıfatla tamamlayın: The report identifies several ____ regions where demand exceeds the reliable water supply.
Cevabı göster
water-stressed
access to water ... is not guaranteed: suya erişim garanti edilmiyor
Burada access to water, suyu elde etme ve kullanma olanağı ya da koşulu anlamına gelir. for drinking, cooking, and washing bölümü suyun içme, yemek pişirme ve yıkanma amacıyla gerektiğini belirtir. access to water for drinking, cooking, and washing isim öbeği öznedir; is not guaranteed ise bu erişimin güvence altına alınamadığını anlatan edilgen bir yapı kullanır. Bu kişisiz kalıp, temel bir hizmetin eksikliğini resmî ve nesnel biçimde sunar; sağlık ve eğitim gibi hizmetler için de kullanılabilir.
Alıştırma
Eksik edatı ekleyerek resmî kalıbı tamamlayın: Access ____ safe housing is not guaranteed in every area.
Cevabı göster
to
What's more: ek bir nokta sunmak
What's more, “ayrıca, eklenecek bir nokta daha var” anlamına gelen kalıplaşmış bir bağlayıcıdır. Soru sormaz. Bu cümlede, yiyecek yetiştirmek için su gerektiği bilgisinin daha önce belirtilen su kullanımlarına eklendiğini gösterir. Genellikle önceki düşünceyi destekleyen veya güçlendiren tam bir ifadeyi başlatır ve dinleyenin adım adım ilerleyen bir savı izlemesine yardımcı olur.
Alıştırma
What's more, sonraki ifadeden önce neyin işaretini verir?
- Daha büyük bir miktarı soran bir soru
- Önceki noktayı güçlendiren veya ona eklenen yeni bir nokta
- Önceki noktanın yerine geçen bir düzeltme
Cevabı göster
Önceki noktayı güçlendiren veya ona eklenen yeni bir nokta
and that's getting harder due to droughts, Dilbilgisi
0:43ve iklim değişikliğiyle birlikte artan kuraklıklar nedeniyle
due to droughts: due to + isim öbeği
Due to bir şeyin nedenini gösterir ve burada ardından droughts ismi gelir. Bu ifade, “that” ile anlatılan şeyin neden giderek zorlaştığını açıklar: nedeni kuraklıklardır. Tekrar kullanılabilecek kalıp due to + isim veya isim öbeğidir. Özellikle açıklamalarda, haberlerde ve raporlarda yaygındır ve çoğu zaman because of ifadesinden biraz daha resmî duyulur.
Alıştırma
Hangi cümlede due to bir nedeni açıklamak için doğru kullanılmıştır?
- The outdoor event was canceled due to the rain was heavy.
- The outdoor event was canceled due to it rained heavily.
- The outdoor event was canceled due to heavy rain.
Cevabı göster
The outdoor event was canceled due to heavy rain.
we'll visit farmers in one of the driest places on Earth, Dilbilgisi
0:49dünyanın en kurak yerlerinden birindeki,
one of the driest places on Earth: one of + the + en üstünlük derecesi + çoğul isim
One of the driest places on Earth, kuraklığın en uç düzeyde olduğu yerler grubunun bir üyesi demektir. Yalnızca bir kurak yer bulunduğu veya bu yerin kesinlikle tek başına en kurak yer olduğu anlamına gelmez. Kalıp one of + the + en üstünlük derecesindeki sıfat + çoğul sayılabilen isim şeklindedir. One bir üyeyi seçerken places daha büyük grubu adlandırdığı için çoğul kalır. On Earth karşılaştırmanın kapsamını belirler.
Alıştırma
Cümleyi place sözcüğünün doğru biçimiyle tamamlayın: This library is one of the quietest ____ in town.
Cevabı göster
places
where a new technology involving liquid clay is helping farmers grow fruit and vegetables in the desert. Dilbilgisi
0:54burada sıvı kil içeren yeni bir teknoloji, çiftçilerin çölde meyve ve sebze yetiştirmesine yardımcı oluyor.
technology sözcüğünü niteleyen involving liquid clay
involving liquid clay sıfat-fiil grubu, a new technology ifadesinin hemen ardından gelir ve bu teknolojinin neyi içerdiğini ya da kullandığını açıklar. technology sözcüğünü niteler; cümlenin devam eden ana eylemi değildir. Bu yapı a new technology which involves liquid clay şeklinde açılabilir. İngilizcede bir isim hakkında daha kısa yoldan bilgi eklemek için ilgi cümlecikleri sık sık bu şekilde kısaltılır.
Alıştırma
Cümlede involving liquid clay hangi isim grubunu niteliyor?
- a new technology
- farmers
- fruit and vegetables
Cevabı göster
a new technology
Beklenen bir rutini tanıtan And as usual,
As usual, “normal ya da beklendiği şekilde” anlamına gelen sabit bir zarf ifadesidir. Burada dinleyicilere kelime öğrenmenin programın düzenli bir parçası olduğunu anlatır. Baştaki And bu noktayı önceki anlatıma bağlarken as usual dinleyicilerin yeniden bekleyebileceği bir şeyi tanıtır. Usual, sabit ifadenin içinde bir sıfattır; ancak as usual bütünü, ardından gelen yan cümlenin tamamını niteler.
Alıştırma
Cümleyi, derste geçen ve “normal ya da beklendiği şekilde” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: ____, Elena checked the doors before leaving.
Cevabı göster
As usual
Everyone knows that plants need sunlight and water to grow,
1:08Bitkilerin büyümek için güneş ışığına ve suya ihtiyacı olduğunu herkes bilir,
just as important: eşit önemi ifade etmek
Just as important, daha önemli değil, aynı derecede önemli demektir. as + sıfat + as karşılaştırma yapısında just, iki tarafın aynı seviyede olduğu fikrini güçlendirir. Karşılaştırmanın tam biçimi soil is just as important as sunlight and water olabilir. Burada karşılaştırılan unsur önceki cümlecikten zaten anlaşıldığı için as ile başlayan son bölüm kullanılmamıştır.
Alıştırma
Hangi cümle uyku ile egzersizin aynı derecede önemli olduğunu söyler?
- Sleep is important too.
- Sleep is more important than exercise.
- Sleep is just as important as exercise.
Cevabı göster
Sleep is just as important as exercise.
very fertile: bitki büyümesini destekleyen toprak
Very fertile ifadesinde fertile, bitkilerin güçlü biçimde büyümesini destekleyebilen toprağı anlatır. Böyle bir toprakta çoğu zaman yararlı besinler ve uygun koşullar bulunur. Very, derecenin yüksek olduğunu belirtir. Soil ismi burada fertile sözcüğünün toprak ve büyümeyle ilgili anlamını seçer. Bu cümlede bir insanın veya hayvanın üreyebilme yeteneğini anlatmaz.
Alıştırma
The farm has very fertile soil İngilizce cümlesinde fertile ne anlama gelir?
- suyu tutamayan
- bitkilerin sağlıklı büyümesini destekleyebilen
- kullanılamayacak kadar yapışkan
Cevabı göster
bitkilerin sağlıklı büyümesini destekleyebilen
Clay has been used in agriculture for thousands of years, Dilbilgisi
1:22Kil, binlerce yıldır tarımda kullanılmaktadır,
has been used ... for thousands of years: present perfect edilgen yapı ve süre
Has been used, present perfect yapının edilgen biçimidir. Clay eylemi yapan değil, eylemden etkilenen öznedir; bu nedenle cümle, onu kullanan kişilerden çok malzemeye ve kullanımına odaklanır. For thousands of years bir zaman uzunluğunu belirtir. Yapının bütünü, tarımdaki bu kullanımın çok önce başladığını ve günümüze kadar sürdüğünü ya da bugün hâlâ geçerli olduğunu anlatır.
Alıştırma
Cümleyi use fiilinin hedef present perfect edilgen biçimiyle tamamlayın: This natural dye ____ in textiles for centuries.
Cevabı göster
has been used
I think clay can be used to smooth the skin on people's faces. Dilbilgisi
1:38bence kil, insanların yüzündeki cildi pürüzsüzleştirmek için kullanılabilir.
can be used to smooth: olası bir amacı ifade etme
Can be used to + fiilin yalın hâli, olası bir amaç veya işlevi anlatır. Özne eylemden etkilenir: clay insanların kullanabileceği malzemedir; smooth ise bu malzemenin oluşturabileceği sonucu belirtir. Burada be used edilgen yapıdır ve to smooth amaç bildiren bir mastardır. Used to ifadesini geçmiş alışkanlık bildiren ayrı yapı olarak yorumlamayın.
Alıştırma
Cümleyi amaç bildiren dört kelimelik hedef yapıyla tamamlayın: This filter ____ remove dust from the air.
Cevabı göster
can be used to
We'll find out if that's the correct answer later. Öbek fiiller
1:43Bunun doğru cevap olup olmadığını daha sonra öğreneceğiz.
find out if: bir şeyin doğru olup olmadığını öğrenmek
Find out, bir nesnenin yerini bulmak değil, “bilgi edinmek veya bir şeyi öğrenmek” demektir. Ardından if geldiğinde evet ya da hayırla cevaplanabilecek bir soru aktarılır: find out if + yan cümle, yan cümlede söylenenin doğru olup olmadığını öğrenmek anlamına gelir. Burada konuşan kişi cevabın doğru olup olmadığını henüz bilmiyor ve sonucun daha sonra öğrenileceğini söylüyor. Bu yapı; kontrol etme, bekleme veya araştırma sonucunda bilinmeyen bir şeyin öğrenildiği durumlarda kullanışlıdır.
Alıştırma
Örnekteki find out if hangi anlama gelir?
- Cevabı fiziksel bir nesne gibi bulmak
- Cevabın doğru olup olmadığı hakkında bilgi edinmek
- Cevabın doğru olduğunu zaten bilmek
Cevabı göster
Cevabın doğru olup olmadığı hakkında bilgi edinmek
Lack of water and farming are closely connected. Kalıp ifadeler
1:47Su eksikliği ve tarım birbiriyle yakından bağlantılıdır.
are closely connected: güçlü bir ilişkiyi anlatmak
Closely connected, iki şey arasında güçlü bir ilişki olduğunu belirtir. Closely, connected sözcüğünü niteleyen bir zarftır; fiziksel mesafeyi değil, bağlantının gücünü anlatır. X and Y are closely connected yapısı, açıklamalarda fikirleri, sorunları, olayları veya sistemleri ilişkilendirmek için kullanışlıdır. Burada su kıtlığı ile tarımın güçlü biçimde ilişkili olduğu söylenir; ancak bu ifade tek başına ilişkinin kesin nedenini veya yönünü göstermez.
Alıştırma
Örnek, su kıtlığı ile tarım hakkında ne söylüyor?
- Fiziksel olarak birbirlerine yakındırlar.
- Aralarında hiçbir ilişki yoktur.
- Aralarında güçlü bir ilişki vardır.
Cevabı göster
Aralarında güçlü bir ilişki vardır.
Agriculture uses a massive 70% of the world's fresh water supply. Kelime
1:50Tarım, dünyadaki tatlı su arzının devasa bir kısmını, %70'ini kullanır.
a massive 70%: çarpıcı derecede büyük bir sayıyı vurgulamak
a massive 70% ifadesinde massive, oranın olağanüstü derecede büyük veya çarpıcı olduğunu belirtir. Fiziksel olarak devasa bir nesneyi anlatmaz. Massive sözcüğünü rakamın önüne koymak, konuşanın vurgusunu ekler. Bu sözcük olmadan 70% yalnızca sayıyı bildirir; sözcük eklendiğinde ise bu büyüklüğün önemli olduğu dinleyiciye aktarılır.
Alıştırma
a massive 70% ifadesinde massive ne işe yarar?
- Yüzde 70'in kesin bir ölçüm olduğunu gösterir.
- Yüzde 70'in olağanüstü büyük bir oran olduğunu vurgular.
- Suyun fiziksel olarak ağır olduğunu anlatır.
Cevabı göster
Yüzde 70'in olağanüstü büyük bir oran olduğunu vurgular.
So ways to use water more efficiently are much needed. Kelime
1:56Bu nedenle suyu daha verimli kullanmanın yollarına çok ihtiyaç var.
are much needed: acil gereklilik ifade etmek
Are much needed, “çok gerekli” veya “acilen ihtiyaç duyulan” anlamına gelir. Much, needed sözcüğünü güçlendirir; çok sayıda şeye ihtiyaç duyulduğu anlamına gelmez. Burada ways to use water more efficiently çoğul öznedir ve are much needed yüklemdir. Bir kaynak, değişiklik veya çözümün gerekli olduğunu değerlendirmek için be + much needed yapısını başka durumlarda da kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Cümleyi, nottaki “acilen gerekli” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: More childcare places are ____.
Cevabı göster
much needed
date farmers: date sözcüğünün hurma ürünü anlamı
date farmers ifadesindeki date, hurma palmiyesinin yenilebilir meyvesi olan hurmayı anlatır. Burada date, farmers sözcüğünden önce gelerek çiftçilerin yetiştirdiği ürünü belirten bir isimdir; dolayısıyla date farmers, hurma yetiştiren çiftçilerdir. Yakındaki tarım bağlamı bu anlamı açık eder. Burada date, takvim tarihi ya da romantik buluşma anlamına gelmez.
Alıştırma
date farmers ifadesinde date ne anlama gelir?
- Hurma palmiyesinin meyvesi
- Romantik bir buluşma
- Takvimdeki bir gün
Cevabı göster
Hurma palmiyesinin meyvesi
an area on the border of California and Mexico. Kültür
2:06Yuma'daki hurma çiftçileriyle çalışıyor.
on the border of California and Mexico: bir bölgenin konumunu belirtmek
Burada on the border of California and Mexico coğrafi arka plan sağlar: Yuma bölgesini ABD'nin güneybatısında, Kaliforniya ve Meksika yakınındaki sınır bölgesine yerleştirir. Bu ifade bölgenin ne yaptığını değil, nerede olduğunu söyler. Kaliforniya bir ABD eyaleti, Meksika ise bir ülkedir. Bu konum, sahneyi sulamanın önemli olduğu sıcak ve kurak bir tarım bölgesiyle ilişkilendirmek için yeterlidir.
Alıştırma
Cümlede on the border of California and Mexico ifadesi temel olarak hangi bilgiyi ekler?
- Bölgenin coğrafi konumu
- Bölgede satılan ürünler
- Bir tarım şirketinin adı
Cevabı göster
Bölgenin coğrafi konumu
Yuma has been experiencing its worst drought in 500 years, Dilbilgisi
2:12Yuma, son 500 yılın en kötü kuraklığını yaşıyor
has been experiencing: şimdiye kadar süren bir sorun
Has been experiencing, has + been + -ing yapısındaki present perfect continuous zamandır. Kuraklığı, şimdiden önce başlayan ve günümüze kadar uzanan bir süre boyunca devam eden bir durum olarak sunar. Haber burada kuraklığı geçmişte kalmış ve bitmiş bir olay gibi anlatmaz. Yuma hâlâ bu kuraklığı yaşamaktadır veya etkileri günümüzde devam etmektedir; bu zaman, süren sorunları ve değişimleri anlatmak için kullanışlıdır.
Alıştırma
Bir haberde kuraklığın aylar önce başladığı ve kasabayı hâlâ etkilediği söyleniyor. Hangi cümle bu zaman anlamını en iyi korur?
- The town is experiencing a severe drought.
- The town has been experiencing a severe drought.
- The town experienced a severe drought.
Cevabı göster
The town has been experiencing a severe drought.
forcing farmers to pump water from rivers Dilbilgisi
2:17ve çiftçileri hurma ağaçlarını yetiştirmek için
forcing farmers to pump water from rivers: sonucu gösteren bir -ing yan cümlesi
Forcing farmers to pump water from rivers ifadesinde forcing, kuraklıkla ilgili önceki ifadeye bağlanan bir present participle yan cümlesi başlatır. Bu durumun sonucunu bildirir: kuraklık, çiftçileri su pompalamak zorunda bırakır. Bu -ing yan cümlesi bağımsız bir ana cümle değildir. Yapı, tam bir ifadeden sonra virgül ve sonucu bildiren bir -ing yan cümlesi gelmesidir. Yan cümlenin içinde force, bir nesne ve to-infinitive alır: force someone to do something.
Alıştırma
Yolun kapanmasının sürücülerin geri dönmesine neden olduğunu virgül ve -ing yan cümlesiyle doğru biçimde gösteren cümle hangisidir?
- The fallen tree blocked the road, forced drivers to turn back.
- The fallen tree blocked the road, forcing drivers to turn back.
- The fallen tree blocked the road, forcing drivers turn back.
Cevabı göster
The fallen tree blocked the road, forcing drivers to turn back.
date palm trees: meyve adı olarak date
date palm trees ifadesinde date, hurma adlı tatlı meyveyi belirtir; date palm ise bu meyveyi veren palmiye türüdür. İfade “hurma palmiyeleri” anlamına gelir; takvimdeki bir tarih veya romantik bir buluşmayla ilgili ağaçları anlatmaz. farmers, grow ve trees gibi sözcükler tarım bağlamını gösterir. date birden çok anlama gelebiliyorsa meyve anlamını seçmek için bu bağlam ipuçlarını kullanın.
Alıştırma
Şu cümlede date palm trees ne anlama gelir: "The farmers need water to grow their date palm trees."?
- Romantik bir buluşma yeri olarak kullanılan palmiyeler
- Hurma adlı meyveyi veren palmiyeler
- Takvimde belirli bir tarihte dikilen palmiyeler
Cevabı göster
Hurma adlı meyveyi veren palmiyeler
turn the sandy desert soil into a sponge: işlevsel bir metafor
Turn A into B, A'yı değiştirip B hâline getirmek demektir. Buradaki a sponge bir metafordur: sıvı, toprağı kelimenin gerçek anlamıyla sünger malzemesine dönüştürmez. Kumlu toprağın suyu ve besin maddelerini tutarak sünger gibi davranmasını sağlar. Bilimsel açıklamalarda tanıdık bir nesne ortak bir işlevi temsil edebilir. Bu yapıyla karşılaştığınızda B'nin hangi özelliğinin A'daki değişimi açıkladığını düşünün; burada bu özellik sıvıyı tutmaktır.
Alıştırma
Doğru mu yanlış mı: Orijinal cümlede turn the sandy desert soil into a sponge, toprağın gerçekten sünger malzemesine dönüştüğü anlamına gelir.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Yanlış
we need to look at the difference between sandy soil and clay soil. Kalıp ifadeler
2:40kumlu toprak ile killi toprak arasındaki farka bakmamız gerekir.
To understand ..., we need to ...: açıklamanın amacını başta belirtmek
To understand how it works, nasıl çalıştığını anlamak için anlamına gelen ve amaç bildiren bir mastar öbeğidir. Cümlenin ana bölümü we need to look... olduğundan To understand ana fiil değildir. Buradaki it, daha önce sözü edilen sıvı kil buluşunu gösterir. Amacı başa koymak, dinleyiciye bir sonraki açıklama adımının neden gerekli olduğunu anlatır. Yeniden kullanılabilen To understand X, we need to look at Y kalıbı, anlama hedefinden bu hedef için gereken arka plan bilgisine veya kanıta geçer.
Alıştırma
Cümleyi amaç bildiren To understand girişiyle tamamlayın: ____ how the game works, we need to read the rules.
Cevabı göster
To understand
the difference between A and B: iki şeyi karşılaştırmak
difference between sandy soil and clay soil ifadesi, the difference between A and B kalıbını kullanır. A ve B karşılaştırılan iki şeydir; between sözcüğünden sonra bunları and bağlar. İfade bir bütün olarak açıklamada incelenecek karşılaştırmayı duyurur. Yeniden kullanılabilen bu kalıpta A ve B isim, daha uzun isim öbeği veya -ing biçimi olabilir.
Alıştırma
between A and B karşılaştırma kalıbını tamamlayın: The lesson explains the difference ____ a fact ____ an opinion.
Cevabı göster
between · and
water drains through it: sıvının bir malzemenin içinden geçip akması
Burada water, drains fiilinin öznesidir; bu nedenle drain geçişsizdir. Birinin suyu etkin biçimde boşaltması yerine su akıp gider. Through it, suyun kumlu topraktaki boşluklardan geçtiğini belirtir. Liquid + drain(s) through + material or opening kalıbı, bir sıvının bir şeyin içinden geçip dışarı akmasını anlatır.
Alıştırma
Hangi cümlede drain, örnektekiyle aynı geçişsiz anlamda kullanılmıştır?
- The worker drains the water from the tank.
- Rainwater drains through the gravel into the pipe.
- The towel absorbs the spilled water.
Cevabı göster
Rainwater drains through the gravel into the pipe.
making it hard for plants to establish a root system in the ground. Dilbilgisi
2:49bu da bitkilerin toprakta bir kök sistemi kurmasını zorlaştırır.
making it hard for plants to establish...: make it + sıfat + for...to... ile sonuç belirtme
making it hard... biçimindeki -ing yan cümlesi, önceki olayın tamamının sonucunu sunar: suyun hızla akıp gitmesi bitkiler için zorluk yaratır. Make + it + sıfat + for + kişi veya şey + to + fiil yapısında it biçimsel nesnedir. Gerçekte zor olduğu belirtilen eylem for plants to establish a root system bölümüdür.
Alıştırma
Sonuç yapısını tamamlayın: The tiny print makes ____ hard for older readers ____ see the instructions.
Cevabı göster
it · to
But clay soil is made up of much smaller particles Öbek fiiller
2:53Ancak killi toprak çok daha küçük parçacıklardan oluşur
that cling together and naturally stop water from escaping. Notlar
2:56bu parçacıklar birbirine tutunur (cling) ve doğal olarak suyun kaçmasını engeller.
is made up of: bir bütünü oluşturan parçaları belirtmek
Be made up of, “belirli parçalardan oluşmak” anlamına gelir. Bu cümlede clay soil bütündür; much smaller particles ise onu oluşturan parçalardır. Burada made, “uydurulmuş” anlamına gelmez. be made up of + parçalar, üyeler veya unsurlar kalıbı bir yapının bileşimini anlatır ve malzemeler, gruplar ve sistemler için kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi is made up of ile tamamlayın: The class ____ twenty students.
Cevabı göster
is made up of
cling together: birbirine sıkıca bağlı kalmak
Cling together, “birbirine sıkıca bağlı kalmak” veya “grup hâlinde birbirine sokulmak” anlamına gelir. Burada özne, küçük kil parçacıklarıdır: birbirinden ayrılmak yerine sıkıca bir arada kalırlar. Cling, stay together gibi nötr bir ifadeye göre daha güçlü ve ayrılması daha zor bir bağ hissi verir. Aynı ifade fiziksel yapışmayı veya insanların rahatlık ya da güvenlik için birbirine yakın durmasını anlatabilir.
Alıştırma
Küçük nesnelerin birbirine sıkıca bağlı kaldığını göstermek için cling together ifadesini doğal biçimde kullanan cümle hangisidir?
- The wet paper pieces cling the table together.
- The wet paper pieces cling together.
- The wet paper pieces cling each other together.
Cevabı göster
The wet paper pieces cling together.
stop water from escaping: stop + nesne + from + -ing
stop water from escaping ifadesinde stop + nesne + from + -ing yapısı, nesnenin bir eylemi yapmasını veya bir değişime uğramasını engellemek anlamına gelir. Water nesnedir; escaping ise suyun toprakta kalmak yerine dışarı çıkmasını anlatır. From kullanıldığında sonraki fiil -ing biçiminde olmalıdır: escaping kullanılır, escape veya to escape kullanılmaz. Britanya İngilizcesinde stop water escaping örneğindeki gibi from bazen atılır, ancak vurgulanan biçim tarafsız ve açıktır.
Alıştırma
Cümleyi escape fiilinin doğru -ing biçimiyle tamamlayın: The insulated bottle stops heat from ____.
Cevabı göster
escaping
for the soil microbiology to also start to develop and evolve. Kelime
3:01başlaması için bir yaşam alanı yaratır.
soil microbiology: topraktaki mikrobiyal yaşam ve etkinlik
Soil microbiology normalde topraktaki mikroorganizmaları bilimsel olarak inceleyen alanı ifade eder. Bu cümlede ise uygun bir yaşam ortamında gelişebilen küçük canlıları ve süreçleri, yani toprağın mikrobiyal topluluğunu ve etkinliğini daha geniş anlamda belirtmek için kullanılmıştır. Tek bir mikroorganizma anlamına gelmez. Bu ifade, yeni yaşam ortamının yalnızca toprağın su tutma yeteneğini değil, topraktaki canlı süreçleri de desteklediğini gösterir.
Alıştırma
Bu cümlede soil microbiology en yakın olarak neyi ifade eder?
- Tek bir mikroorganizma
- Toprağın mikrobiyal topluluğu ve etkinliği
- Toprağı sulayan bir makine
Cevabı göster
Toprağın mikrobiyal topluluğu ve etkinliği
So it's kind of a kickstart as well to nature's natural processes. Notlar
3:05Yani bu, doğanın doğal süreçleri için bir nevi başlangıç itici gücüdür (kickstart).
it's kind of: yaklaşık bir tanımı yumuşatmak
Bu cümlede it's kind of, a kickstart tanımını yumuşatır. Konuşan kişi “biraz benziyor” veya “böyle tanımlanabilir” demek ister; kickstart ifadesinin kesin bir teknik tanım olduğunu söylemez. Burada kind of, tanımın ne kadar tam uyduğunu gösterir. “Bir tür” anlamına gelmez. Bu konuşma dili yumuşatıcısı, fazla kesin konuşmadan yaklaşık bir benzetme yapmayı sağlar.
Alıştırma
Cümleyi “yaklaşık olarak” anlamındaki iki sözcüklü konuşma dili yumuşatıcısıyla tamamlayın: It's ____ a shortcut, not a complete solution.
Cevabı göster
kind of
a kickstart: bir şeyi harekete geçiren ilk itici güç
Sayılabilen bir isim olarak a kickstart, bir sürecin başlamasına, yeniden başlamasına veya ivme kazanmasına yardımcı olan ilk desteği ifade eder. Burada uygulama, doğal süreçlerin yeniden harekete geçmesini sağlayan bir unsur olarak sunulur. Kullanım mecazidir; kimse gerçekten bir şeyi tekmelemiyor. Yaygın bir kalıp olan give something a kickstart, bir şeye başlangıçta ihtiyaç duyduğu itici gücü sağlamak demektir.
Alıştırma
Bu cümlede a kickstart ne anlama gelir? “The small grant gave the project a kickstart.”
- Başarılı bir projeyi değişmeden tutan destek
- Projenin başlamasına yardımcı olan ilk itici güç
- Projeye gerçekten atılan bir tekme
Cevabı göster
Projenin başlamasına yardımcı olan ilk itici güç
The problem with sandy soil is that it drains water. Dilbilgisi
3:10Kumlu toprağın sorunu, suyu süzmesidir (drain).
The problem with X is that...: X'in temel sorununu belirtmek
The problem with X is that... kalıbı önce X ile konuyu belirtir, ardından asıl güçlüğü that ile başlayan tam bir yan cümlede açıklar. Bu cümlede X, sandy soil; güçlüğü belirten bölüm ise it drains water ifadesidir. Buradaki with, “birlikte” değil, “hakkında” veya “söz konusu olduğunda” anlamındadır. Bu kalıbı bir dezavantajı, riski veya pratik engeli açıkça anlatmak için kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Sorunu belirten kalıbı tamamlayın: The problem ____ this laptop ____ the battery dies quickly.
Cevabı göster
with · is that
is made of smaller particles which cling or stick together tightly and hold water,
3:19sıkıca birbirine tutunan veya yapışan (cling) ve suyu tutan daha küçük parçacıklardan oluşur,
on the other hand: karşıt yönü tanıtmak
On the other hand, az önce söylenenle karşıtlık oluşturan bir yönü tanıtan söylem belirtecidir. Burada su kaybeden kumlu topraktan, sıkı parçacıkları suyu tutan killi toprağa geçildiğini gösterir. Bu ifadeyi duyduğunuzda veya okuduğunuzda farklı bir seçenek, özellik, bakış açısı ya da sonuç bekleyebilirsiniz. İfade karşılaştırmayı düzenler; kelimenin gerçek anlamıyla bir ele gönderme yapmaz.
Alıştırma
Vurgulanan söylem belirteciyle karşılaştırmayı tamamlayın: The apartment is small. ____, it is close to the station.
Cevabı göster
On the other hand
Ole makes a liquid by mixing clay and water, Dilbilgisi
3:26Ole, kil ve suyu karıştırarak bir sıvı yapar,
by mixing clay and water: yöntemi anlatan by + -ing
by mixing clay and water, ana eylemin hangi yöntemle gerçekleştirildiğini by + fiilin -ing biçimiyle anlatır. Ole bu malzemeleri karıştırarak sıvıyı yapar; bu nedenle ifade “Bunu nasıl yapıyor?” sorusuna cevap verir. Burada by bir ilgeçtir, dolayısıyla ardından fiilin -ing biçimi gelir: by mixing kullanılır, by to mix kullanılmaz. Bu kalıp, bir eylemin ardından gelerek eylemin nasıl yapıldığını açıklayabilir.
Alıştırma
Parantezdeki fiili by + -ing biçiminde kullanarak cümleyi tamamla: Mia improved her drawing skills ____ every day. (practice)
Cevabı göster
by practicing
and kickstarts the growth of his trees. Deyimler
3:31ve ağaçlarının büyümesine ivme kazandırır (kickstarts).
soil composition: toprağın nelerden oluştuğu
Soil composition; mineral parçacıklar, organik madde, su ve hava gibi toprağı oluşturan maddeleri ve bunların göreli miktarlarını ifade eder. Bu cümlede changing the soil composition, toprağın içinde bulunan maddeleri değiştirmek demektir; composition burada yazılı bir kompozisyon anlamına gelmez. Bilim ve tarım bağlamlarında composition, bir maddenin yapısındaki bileşenleri anlatmak için sık sık madde adından sonra gelir. chemical composition ve mineral composition buna örnektir.
Alıştırma
Bu cümlede soil composition ne anlama gelir?
- Topraktaki maddeler ve bunların göreli miktarları
- Toprak parçacıklarının nasıl düzenlendiği
- Nem ve verimlilik dâhil toprağın genel durumu
Cevabı göster
Topraktaki maddeler ve bunların göreli miktarları
kickstarts the growth: büyümeye ilk itici gücü vermek
kickstarts the growth ifadesinde kickstart, bir sürece güçlü bir başlangıç desteği vererek onun başlamasını veya daha hızlı gelişmesini sağlamak anlamına gelen geçişli bir fiildir. Buradaki nesnesi the growth of his trees ifadesidir. Kelime burada mecaz anlamdadır; kimse gerçekten bir şeyi tekmelememektedir. İfade, topraktaki değişimi büyümeyi harekete geçiren dış neden olarak sunar.
Alıştırma
Bu cümlede kickstarts the growth ne anlatıyor?
- Büyüme sürecine gelişebilmesi için ilk itici gücü verir.
- Büyüme sürecinin durdurulduğu anlamına gelir.
- Birinin ağaçları gerçekten tekmelediğini söyler.
Cevabı göster
Büyüme sürecine gelişebilmesi için ilk itici gücü verir.
The liquid makes the trees start growing more quickly.
3:34Bu sıvı, ağaçların daha hızlı büyümeye başlamasını sağlar.
costing around $2,000 an acre: yaklaşık birim maliyet eklemek
costing around $2,000 an acre ortaç ifadesi teknolojinin fiyatı hakkında bilgi ekler ve neden ucuz olmadığını açıklamaya yardımcı olur. Costing burada -ing biçimidir; ayrı bir temel fiil değildir. Around, rakamın yaklaşık olduğunu gösterir. Birim fiyat veya oran anlatırken “miktar + a/an + tekil birim”, birim başına miktar anlamına gelir. Bu nedenle $2,000 an acre, işlenen her acre için yaklaşık 2.000 dolar demektir.
Alıştırma
"$40 per hour" anlamını vermek için oranı a/an + tekil birim yapısıyla tamamlayın: The service costs $40 ____.
Cevabı göster
an hour
But Ole claims his technique halves the amount of water needed to grow fruit trees, Kelime
3:44Ancak Ole, tekniğinin meyve ağaçları yetiştirmek için gereken su miktarını yarıya indirdiğini,
halves the amount of water needed to grow fruit: gereken miktarı %50’ye indirmek
Bu cümlede halves, halve fiilinin üçüncü tekil şahıs biçimidir. Özne his technique, nesne ise the amount of water needed to grow fruit trees ifadesidir. İddia, bu tekniğin gereken miktarı önceki düzeyinin %50’sine indirdiğidir. Ölçülebilir bir miktar tam olarak eski değerinin yarısına düştüğünde halve kullanılır. reduce ... by half ifadesinin daha kısa bir alternatifidir.
Alıştırma
Cümleyi halve fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: This new schedule ____ the time needed to process each order.
Cevabı göster
halves
and that most farmers will make back their investment within 2 years. Öbek fiiller
3:49ve çoğu çiftçinin yatırımlarını 2 yıl içinde geri kazanacağını iddia ediyor.
make back their investment: yatırılan parayı geri kazanmak
Make back their investment, başlangıçta harcanan parayı geri kazanacak kadar para kazanmak veya tasarruf etmek anlamına gelir. Burada their, çiftçileri ifade eder ve cümle, çiftçilerin ilk maliyetlerini iki yıl içinde geri kazanmalarının beklendiğini söyler. Make back + money/cost/investment, daha önce yapılan bir harcamayı geri kazanmaya odaklanır. Bu miktarı geri kazanmak, bunun üzerinde kâr elde etmekle aynı şey değildir.
Alıştırma
Bir fırın yeni bir fırın makinesine para harcıyor ve aynı miktarı bir yıl içinde yeniden kazanıyor. Bunu doğru ifade eden cümle hangisidir?
- The bakery made a new investment within a year.
- The bakery made back its investment within a year.
- The bakery paid back its loan within a year.
Cevabı göster
The bakery made back its investment within a year.
Ole's claims sound too good to be true, Deyimler
3:53Ole'nin iddiaları kulağa gerçek olamayacak kadar iyi geliyor,
too good to be true: görünürdeki övgünün arkasındaki şüphe
Too good to be true, bir şeyin gerçek olamayacak kadar çekici veya etkileyici görünmesini anlatan bir deyimdir. Bu cümlede sounds, konuşanın izlenimini bildirir; yani konuşan Ole'nin iddialarını yalnızca övmek yerine sorgulamaktadır. Bu ifade, birinin yalan söylediğini doğrudan belirtmeden temkinli bir şüphe dile getirir.
Alıştırma
Maya şu cümleyle ne demek istiyor: This prize offer sounds too good to be true?
- Teklif o kadar çekici ki gerçek olmayabileceğinden şüpheleniyor.
- Teklifin kesinlikle gerçek ve tamamen risksiz olduğundan emin.
- Teklifin sıradan ve ilgi çekici olmadığını düşünüyor.
Cevabı göster
Teklif o kadar çekici ki gerçek olmayabileceğinden şüpheleniyor.
but are there downsides to interfering with nature in this way? Kelime
3:56ama doğaya bu şekilde müdahale etmenin dezavantajları var mı?
downsides to interfering with nature: downside(s) to + -ing yapısı
Are there downsides to ...? bir eylemin dezavantajları veya zararlı sonuçları olup olmadığını sorar. downside(s) to + isim veya -ing biçimi yapısında, to sonrasındaki bölüm değerlendirilen eylemi belirtir. Burada to bir edattır; bu nedenle interfere değil, interfering kullanılır.
Alıştırma
use fiilini doğru biçimde kullanın: Is there a downside to ____ this app every day?
Cevabı göster
using
could you be causing problems down the line? Notlar
4:13gelecekte (down the line) sorunlara yol açabilir misiniz?
I'm still left wondering: hâlâ çözülmemiş bir soruyu dile getirmek
be left + -ing yapısı, bir şey olduktan sonra devam eden durumu anlatır. I'm left wondering, bir açıklamanın veya durumun konuşanın zihninde bir soru bıraktığı anlamına gelir; still ise bu sorunun hâlâ ortadan kalkmadığını gösterir. Burada konuşan kişi, zararlı bir sonucun kanıtlandığını iddia etmeden bir endişeyi gündeme getirir. Böylece devamındaki soru açık ve daha az çatışmacı duyulur.
Alıştırma
Cümleyi be left wondering hedef ifadesini ve still sözcüğünü kullanarak tamamlayın: After the briefing, I ____ whether the budget is realistic.
Cevabı göster
am still left wondering
could you be causing: gelişmekte olan olası bir nedeni sormak
Could + özne + be + -ing, devam eden bir eylem veya sürecin bir sonuç doğuruyor ya da o sonuca zemin hazırlıyor olma ihtimalini sorar. could you be causing içinde could geçmiş zamanı değil, şimdiki bir olasılığı belirtir; be causing ise devam eden yapıdır. Konuşan kişi, karşısındaki kişinin kesinlikle bu sonuca neden olduğunu söylemek yerine olası bir riski değerlendirir. Bu yüzden soru Are you causing...? ifadesinden daha az doğrudandır.
Alıştırma
Soruyu could ve cause fiilinin devam eden biçimiyle tamamlayın: ____ the new filter ____ the low water pressure?
Cevabı göster
Could · be causing
down the line: gelecekte bir zaman
Bu cümlede down the line, “gelecekte bir zaman” anlamına gelir. Soru, toprağı şimdi değiştirmenin hemen değil de daha sonra ortaya çıkacak sorunlar yaratıp yaratamayacağını soruyor. Bu ifade, özellikle sonuçlardan veya etkilerden söz ederken kesin olmayan bir gelecek zamanını gösterir. Belirli bir son tarih bildirmez.
Alıştırma
Cümleyi “gelecekte kesin olmayan bir zamanda” anlamındaki bu derste öğrendiğiniz ifadeyle tamamlayın: Ignoring this small leak could cause serious damage ____.
Cevabı göster
down the line
I think anytime that there's a new technology where you are,
4:16bence ne zaman yeni bir teknoloji olsa ve siz,
like you said: başka birinin önceki fikrine bağlanmak
Like you said, “daha önce söylediğiniz gibi” anlamına gelir. Diğer kişinin sözlerine veya düşüncesine kısaca geri döner. Burada manipulating nature ifadesinin ya da düşüncesinin konuşmada daha önce ortaya konduğunu gösterir. Bu ifadeyi kullanmak, cevabınızın diğer kişinin katkısıyla bağlantılı olduğunu gösterir. Ardından bu noktaya katılabilir, onu özetleyebilir veya geliştirebilirsiniz.
Alıştırma
Bir ekip arkadaşı verileri yeniden kontrol etmeyi zaten önerdi. Hangi cevap bu öneriyi en açık şekilde kabul edip tartışmayı onun üzerinden sürdürür?
- I said that we should check the data again.
- You said that we should check the data again.
- Like you said, we should check the data again before deciding.
Cevabı göster
Like you said, we should check the data again before deciding.
only time will tell what the long-term effects that will be. Notlar
4:22uzun vadeli etkilerin ne olacağını sadece zaman gösterecektir (only time will tell).
only time will tell: cevabı geleceğin göstermesini beklemek
Only time will tell, cevabın şu anda bilinmediğini ve ancak olaylar geliştikçe netleşeceğini anlatan kalıplaşmış bir ifadedir. Burada zaman gerçekten konuşmaz; gelecek, sonucu ortaya çıkaracak kanıt gibi sunulur. Bu cümlede ifade, kesin bir tahminde bulunmak yerine uzun vadeli etkiler konusunda temkinli olunduğunu gösterir. Tek başına kullanılabilir veya Only time will tell whether..., if... ya da what... biçiminde gelecekle ilgili bir soruyu başlatabilir.
Alıştırma
Cevabın henüz bilinmediğini anlatan kalıplaşmış ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____ whether the new safety plan will work.
Cevabı göster
Only time will tell
long-term effects: uzun bir döneme yayılan etkiler
Long-term effects, uzun bir süre içinde ortaya çıkan, devam eden veya belirginleşen değişiklik ya da sonuçları ifade eder. Bu cümlede effects, görsel efektler değil, etkiler veya sonuçlar anlamındadır. Long-term, çoğul effects isminden önce gelen birleşik bir sıfattır. Kısa çizgi long ve term sözcüklerini tek bir niteleyici olarak birleştirir; ifade, etkilerin zaman ölçeğini belirtir.
Alıştırma
Uzun bir döneme yayılan etkileri anlatan vurgulanmış ifadeyle cümleyi tamamlayın: Scientists are tracking the ____ of air pollution on children's health.
Cevabı göster
long-term effects
but Ole did stress that their liquid clay does not use any chemicals, Dilbilgisi
4:26ama Ole, sıvı killerinde hiçbir kimyasal kullanılmadığını,
Ole did stress that: vurgu için did kullanımı
Ole did stress that ifadesinde did, geçmiş zamandaki olumlu bir cümlede vurgu yapan yardımcı fiildir. Ole’ın bu noktayı gerçekten vurguladığını belirtir; cümleyi soru yapmaz. Vurgu yapan did’den sonra ana fiil yalın hâlde kalır: did stress doğrudur, did stressed değildir. do, does veya did + fiilin yalın hâli yapısı bir gerçeği doğrular; çoğu zaman bir şüpheyi düzeltmek ya da önemli bir kanıtı öne çıkarmak için kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi call fiilinin iki kelimelik vurgulu biçimiyle tamamlayın: She ____ me before she left.
Cevabı göster
did call
using and controlling it skillfully to achieve some result.
4:37bazı sonuçlar elde etmek için onu ustalıkla kullanmayı ve kontrol etmeyi içerir.
manipulating soil: toprağı tarafsız ve teknik biçimde kontrol etmek
manipulating soil ifadesindeki manipulate, bir sonuç elde etmek için toprağı ustaca kullanmak, ayarlamak veya kontrol etmek anlamına gelir. Nesne teknik bir süreçteki malzeme olduğu için fiil burada tarafsızdır; bir insanı haksız biçimde kontrol etmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümlede manipulate tarafsız ve teknik bir anlam taşır?
- The scammer manipulated voters with false stories.
- An engineer manipulated the robotic arm to pick up a tiny part.
- He manipulated his classmate into doing all the work.
Cevabı göster
An engineer manipulated the robotic arm to pick up a tiny part.
if liquid clay is a long-term solution to the problem of water scarcity. Kalıp ifadeler
4:51sadece zaman gösterecektir (only time will tell).
a long-term solution to the problem of ...: bir soruna uzun vadeli çözüm
A long-term solution to the problem of ..., uzun bir süre boyunca işe yaramaya devam edebilecek bir çözüm veya plan anlamına gelir. Bu cümledeki tam sorun water scarcity, yani su kıtlığıdır. Temel kalıp solution to + sorun şeklindedir. the problem of ifadesinden sonra a solution to the problem of waste örneğindeki gibi belirli sorun söylenir. İngilizcede solution sözcüğünden sonra normalde of değil, to kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi solution sözcüğünden sonra normalde kullanılan edatla tamamlayın: The city needs a long-term solution ____ the problem of air pollution.
Cevabı göster
to
means that the result of something happening now will not be known until the future. Dilbilgisi
4:59şimdi olan bir şeyin sonucunun ancak gelecekte bilinebileceği anlamına gelir.
will not be known until ...: ancak belirli bir zamanda bilinecek
Will not be known until the future, bir zaman sınırı belirlemek için not ... until ... yapısını kullanır. Sonucun o noktadan önce bilinmediğini ve ancak o zaman ya da daha sonra bilinebileceğini ifade eder. Burada until, will be known ifadesinin gerçekleşebileceği en erken zamanı gösterir. İnsanların sonucu şimdi bildiği ve gelecekte artık bilmeyeceği anlamına gelmez.
Alıştırma
“The answer will not be known until Friday” ne anlama gelir?
- Cuma, insanların cevabı öğrenebileceği en erken zamandır.
- İnsanlar cuma günü cevabı bilmeyi bırakacak.
- İnsanlar cevabı cuma gününden önce öğrenecek.
Cevabı göster
Cuma, insanların cevabı öğrenebileceği en erken zamandır.
Something we can know, though: dikkati bilinen şeye yönlendirmek
Something we can know, bir bilgiyi bilinebilecek bir şey olarak öne çıkarır; devamındaki is the answer to my question ise bu bilginin ne olduğunu belirtir. Böylece konuşmacı önceki belirsizlikten uzaklaşıp sınırlı ama kesin bir bilgiye odaklanır. Araya eklenen though burada ancak veya yine de anlamındadır. Önceki belirsiz noktaya bağlanır ve konuşmayı nazikçe şimdi verilebilecek bir cevaba yönlendirir; tek başına bir ödünleme yan cümlesi başlatmaz.
Alıştırma
Bu cümlede araya eklenen though temel olarak ne yapıyor?
- Cevabın neden bilindiğini açıklar.
- Hafif bir karşıtlık kurar ve dikkati bilinebilen şeye yönlendirir.
- Tam bir ödünleme yan cümlesi başlatır.
Cevabı göster
Hafif bir karşıtlık kurar ve dikkati bilinebilen şeye yönlendirir.
and I guessed it was for smoothing facial skin.
5:11ve ben de yüz cildini pürüzsüzleştirmek için olduğunu tahmin etmiştim.
also called a mud pack: başka bir ad eklemek
also called a mud pack, a clay mask için başka bir ad ekler. Bu, kısaltılmış edilgen bir ilgi cümleciğidir: tam biçimi which is also called a mud pack şeklindedir ve called burada adlandırılan anlamına gelir. Virgüller, bu ifadenin ek ve parantez içi bilgi olduğunu gösterir. İfade çıkarıldığında A clay mask is used to smooth the skin on your face hâlâ tam bir cümledir.
Alıştırma
Başka bir ad sunan, dersteki iki kelimelik ifadeyi aynen kullanarak cümleyi tamamlayın: The red panda, ____ the lesser panda, lives in Asia.
Cevabı göster
also called
let's recap the vocabulary we've learned in this program, Anlatım akışı
5:24bu programda öğrendiğimiz kelimeleri tekrarlayalım,
Let's recap the vocabulary we've learned: kısa bir gözden geçirme başlatmak
Let's recap ... yeni bir konu öğretme bölümünden daha önce anlatılanları kısaca gözden geçirme bölümüne geçildiğini gösterir. Recap, her şeyi yeniden öğretmek değil, ana noktaları özetlemek demektir. Let's bu geçişi bir davete dönüştürür: konuşan kişi dinleyicileri de gözden geçirmeye dahil eder. the vocabulary we've learned in this program ifadesi tam olarak neyin gözden geçirileceğini belirtir.
Alıştırma
"Let's recap what we've learned," cümlesinde konuşan kişi gruptan ne yapmasını istiyor?
- Konunun tamamını baştan yeniden öğrenmek
- Tamamen yeni bir konuya geçmek
- Ana noktaları kısaca gözden geçirmek
Cevabı göster
Ana noktaları kısaca gözden geçirmek
Starting with + isim öbeği: ilk öğeyi belirtmek
Starting with + isim öbeği bir liste, sıra veya gözden geçirmedeki ilk öğeyi belirtir. Burada kelime tekrarı to drain fiiliyle başlar. starting with the verb to drain ifadesi, önceki Let's recap yönergesine sıralama bilgisi ekler. the sözcüğü the verb to drain isim öbeğinin parçasıdır; starting with yapısının zorunlu bir parçası değildir.
Alıştırma
İlk öğeyi belirtmek için starting with + isim öbeği kullanın: We'll check the equipment, ____ the brakes.
Cevabı göster
starting with
means to stick or hold tightly onto something.
5:32bir şeye sıkıca yapışmak veya tutunmak anlamına gelir.
you make it start or develop more quickly.
5:37onun daha hızlı başlamasını veya gelişmesini sağlarsınız.
means to skillfully use or control something.
5:41bir şeyi ustaca kullanmak veya kontrol etmek anlamına gelir.
but remember to join us again next time Ton ve niyet
5:57ama bir dahaki sefere tekrar bize katılmayı unutmayın
our 6 minutes are up: ayrılan süre sona erdi
our 6 minutes are up ifadesinde be up, ayrılan sürenin sona erdiği anlamına gelir. Yukarı doğru hareketi anlatmaz. Başka durumlara aktarılabilen kalıp «süre + be + up» şeklindedir; Time is up veya Your ten minutes are up örneklerinde olduğu gibi. Burada our 6 minutes, programın altı dakikalık süresini ifade eder.
Alıştırma
Ayrılan sürenin sona erdiğini göstermek için be up içeren standart ifadeyi tamamlayın: Your time ____.
Cevabı göster
is up
for more trending topics and useful vocabulary Kelime
5:59daha fazla trend konu ve faydalı kelimeler için
more trending topics: şu anda gündemde olan daha fazla konu
More trending topics, şu anda çok ilgi gören veya çok konuşulan ek konular anlamına gelir. Trending, topics sözcüğünü niteler; more ise başka konuların da ekleneceğini gösterir. Burada trending, özellikle haberlerde ve çevrim içi medyada görülen güncel popülerliği anlatır. Yalnızca bir eğilimle ilgili veya gelecekte önemli olabilecek anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede more trending topics ne anlama geliyor?
- Anlaşılması zor ek konular
- Şu anda yaygın biçimde konuşulan ek konular
- Uzun vadeli değişimlerle ilgili ek konular
Cevabı göster
Şu anda yaygın biçimde konuşulan ek konular
remember to join us again next time: gelecekteki bir eylemi hatırlatma
Remember to join us again next time, programın sonunda kullanılan samimi bir hatırlatma ve davettir. Bir program bağlamında join us, yeniden dinlemek, izlemek veya katılmak anlamına gelir; mutlaka üye olmak demek değildir. remember to + fiilin yalın hâli yapısı, hâlâ yapılması gereken bir eyleme işaret eder. Buradaki gelecekteki eylem, bir sonraki program için geri dönmektir.
Alıştırma
Gelecekteki bir eylemi hatırlatan cümleyi doğru remember kalıbıyla tamamlayın: ____ join us again tomorrow.
Cevabı göster
Remember to
Goodbye for now: geçici bir vedalaşma sözü
Goodbye for now, konuşanın şu anda vedalaştığını ancak bunun mutlaka sonsuza kadar sürecek bir ayrılık olmadığını belirten kalıplaşmış bir sözdür. For now, vedalaşmaya geçici bir anlam katar. Gelecekte yeniden iletişim kurulması beklendiğinde veya en azından bu olasılık açık bırakıldığında bir programı, görüşmeyi, dersi ya da konuşmayı doğal biçimde bitirir. Bir sonraki görüşmenin yakında olacağını garanti etmez.
Alıştırma
Vurgulanan geçici vedalaşma sözünü tamamlayın: The host will return next week. Goodbye ____.
Cevabı göster
for now