Dünyanın en kurak yerinde su tasarrufu ⏲️ 6 Minute English: İngilizce çalışma notları

BBC Learning English

Öğrenme zorluğu
905 kelime 157 kel/dk

Video özeti: Bu bölüm, kuraklıktan etkilenen Yuma’daki çiftçiler üzerinden su kıtlığını ele alıyor. Sıvı kilin kumlu toprağın suyu ve besinleri tutmasına nasıl yardımcı olduğunu, teknoloji için öne sürülen su tasarrufunu ve maliyeti, ayrıca uzun vadeli etkiler hakkındaki belirsizliği açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. over 2 billion people, around a quarter of the world's population, — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Haber ve bilim anlatımında çok büyük bir sayının ardından açıklayıcı bir oran verilerek dinleyicinin küresel bir sorunun boyutunu daha kolay kavramasının nasıl sağlandığını anlayın; istatistikleri açık ve ikna edici biçimde sunarken aynı yapıyı kullanın. 2. can turn the sandy desert soil into a sponge, — Deyimler ve mecazlı ifadeler: İşlenmiş kumun suyu ve besinleri tutmasını süngere benzeten somut mecazı fark edin; bilinmeyen bir teknik etkiyi, dönüşümün gerçek anlamda gerçekleştiğini ileri sürmeden, tanıdık bir nesne aracılığıyla açıklamayı öğrenin. 3. only time will tell — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Yeni teknolojinin uzun vadeli sonucunun bugün bilinemeyeceğini ve ancak gelecekte değerlendirilebileceğini anlayın; yeniliklerin, kararların, tahminlerin veya politikaların belirsiz sonuçlarını tartışırken bu deyimi doğal biçimde kullanın.

Bu derste

Six Minute English from bbclearningenglish.com.

0:01

bbclearningenglish.com'dan Six Minute English.

Hello, this is Six Minute English from BBC Learning English.

0:08

Merhaba, bu BBC Learning English'ten Six Minute English.

I'm Neil.

0:11

Ben Neil.

And I'm Beth.

0:12

Ben de Beth.

We all know how horrible it feels to be thirsty. Dilbilgisi

0:13

Susamanın ne kadar berbat bir his olduğunu hepimiz biliriz.

Dilbilgisi

how horrible it feels to be thirsty: bir hissin derecesini vurgulamak

Bu yan cümlede how, derece bildirmek için horrible sıfatından önce gelir: hissin ne kadar kötü olduğunu veya kötülüğün derecesini anlatır. Doğrudan bir soru sormaz. how + sıfat + it feels + to-infinitive kalıbı önce hissi öne çıkarır, ardından bu hissi oluşturan deneyimi belirtir. know how... gibi daha büyük bir cümlenin içinde güçlü bir bedensel veya duygusal deneyimi vurgulamak için kullanılabilir.

Alıştırma

Derece kalıbını tek kelimeyle tamamlayın: We all know ____ horrible it feels to be thirsty.

Cevabı göster

how

Human bodies need around 3 litres of water a day,

0:17

İnsan vücudu günde yaklaşık 3 litre suya ihtiyaç duyar,

and thankfully, most of us can just turn on the kitchen tap to get clean drinking water. Öbek fiiller

0:20

ve ne mutlu ki çoğumuz temiz içme suyuna ulaşmak için mutfaktaki musluğu açabiliyoruz.

Öbek fiiller

turn on the kitchen tap: mutfak musluğunu açmak

Burada turn on, bir şeyin çalışmaya veya bir şey sağlamaya başlamasını sağlamak demektir. kitchen tap ile kullanıldığında, suyun akmaya başlaması için musluğu çalıştırmak anlamına gelir; on bir yön değil, öbek fiilin parçasıdır. Aynı öbek fiil cihazlarla ve akış sağlayan araçlarla da kullanılır: turn on a light, fan veya tap gibi.

Alıştırma

Cümleyi “suyun akmaya başlamasını sağlamak” anlamındaki iki kelimelik öbek fiille tamamlayın: Please ____ the tap so I can wash my hands.

Cevabı göster

turn on

But globally, over 2 billion people, Anlatım akışı

0:26

Ancak küresel olarak, 2 milyardan fazla insan,

around a quarter of the world's population,

0:29

yani dünya nüfusunun yaklaşık dörtte biri,

Anlatım akışı

2 milyardan fazla insan, dünya nüfusunun yaklaşık dörtte biri

Cümle önce over 2 billion people büyük sayısını verir. Virgülden sonraki around a quarter of the world's population ifadesi, aynı grubu dünya nüfusundaki yaklaşık payını vererek yeniden açıklar. Bu büyük sayı + açıklayıcı oran düzeni, ölçeği anlamayı kolaylaştırır. Haberlerde ve bilgi veren açıklamalarda ikinci sayıyı yeni bir grup olarak değil, ilk sayıyı açıklayan ek bilgi olarak değerlendirin.

Alıştırma

Bu cümlede around a quarter of the world's population ne işe yarar?

  1. Sayının büyüklüğünü açıklayan yaklaşık bir oran verir.
  2. Farklı bir insan grubunu tanıtır.
  3. İnsanların dünyanın kenarı çevresinde yaşadığını söyler.
Cevabı göster

Sayının büyüklüğünü açıklayan yaklaşık bir oran verir.

live in water-stressed countries Kelime

0:32

içme,

where access to water for drinking, Dilbilgisi

0:35

yemek pişirme ve yıkanma amaçlı suya erişimin garanti edilmediği

cooking, and washing is not guaranteed.

0:37

su stresi çeken ülkelerde yaşıyor.

Kelime

water-stressed countries: su stresi yaşayan ülkeler

water-stressed, countries sözcüğünü niteleyen bileşik bir sıfattır. Bu ülkelerde talep düzeyine göre güvenilir biçimde kullanılabilen su çok azdır; bu nedenle suya erişim sınırlı veya belirsiz olabilir. Kısa çizgi, water ve stressed sözcüklerinin countries önünde tek bir niteleme olarak birlikte çalışmasını sağlar. Burada stressed, bir ülkenin veya kişinin duygularını değil, su kaynağı üzerindeki baskıyı belirtir.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki bileşik sıfatla tamamlayın: The report identifies several ____ regions where demand exceeds the reliable water supply.

Cevabı göster

water-stressed

Dilbilgisi

access to water ... is not guaranteed: suya erişim garanti edilmiyor

Burada access to water, suyu elde etme ve kullanma olanağı ya da koşulu anlamına gelir. for drinking, cooking, and washing bölümü suyun içme, yemek pişirme ve yıkanma amacıyla gerektiğini belirtir. access to water for drinking, cooking, and washing isim öbeği öznedir; is not guaranteed ise bu erişimin güvence altına alınamadığını anlatan edilgen bir yapı kullanır. Bu kişisiz kalıp, temel bir hizmetin eksikliğini resmî ve nesnel biçimde sunar; sağlık ve eğitim gibi hizmetler için de kullanılabilir.

Alıştırma

Eksik edatı ekleyerek resmî kalıbı tamamlayın: Access ____ safe housing is not guaranteed in every area.

Cevabı göster

to

What's more, Anlatım akışı

0:40

Dahası,

water is also needed to grow food,

0:41

yiyecek yetiştirmek için de suya ihtiyaç vardır,

Anlatım akışı

What's more: ek bir nokta sunmak

What's more, “ayrıca, eklenecek bir nokta daha var” anlamına gelen kalıplaşmış bir bağlayıcıdır. Soru sormaz. Bu cümlede, yiyecek yetiştirmek için su gerektiği bilgisinin daha önce belirtilen su kullanımlarına eklendiğini gösterir. Genellikle önceki düşünceyi destekleyen veya güçlendiren tam bir ifadeyi başlatır ve dinleyenin adım adım ilerleyen bir savı izlemesine yardımcı olur.

Alıştırma

What's more, sonraki ifadeden önce neyin işaretini verir?

  1. Daha büyük bir miktarı soran bir soru
  2. Önceki noktayı güçlendiren veya ona eklenen yeni bir nokta
  3. Önceki noktanın yerine geçen bir düzeltme
Cevabı göster

Önceki noktayı güçlendiren veya ona eklenen yeni bir nokta

and that's getting harder due to droughts, Dilbilgisi

0:43

ve iklim değişikliğiyle birlikte artan kuraklıklar nedeniyle

which are increasing with climate change.

0:45

bu giderek zorlaşıyor.

Dilbilgisi

due to droughts: due to + isim öbeği

Due to bir şeyin nedenini gösterir ve burada ardından droughts ismi gelir. Bu ifade, “that” ile anlatılan şeyin neden giderek zorlaştığını açıklar: nedeni kuraklıklardır. Tekrar kullanılabilecek kalıp due to + isim veya isim öbeğidir. Özellikle açıklamalarda, haberlerde ve raporlarda yaygındır ve çoğu zaman because of ifadesinden biraz daha resmî duyulur.

Alıştırma

Hangi cümlede due to bir nedeni açıklamak için doğru kullanılmıştır?

  1. The outdoor event was canceled due to the rain was heavy.
  2. The outdoor event was canceled due to it rained heavily.
  3. The outdoor event was canceled due to heavy rain.
Cevabı göster

The outdoor event was canceled due to heavy rain.

In this program,

0:48

Bu programda,

we'll visit farmers in one of the driest places on Earth, Dilbilgisi

0:49

dünyanın en kurak yerlerinden birindeki,

Dilbilgisi

one of the driest places on Earth: one of + the + en üstünlük derecesi + çoğul isim

One of the driest places on Earth, kuraklığın en uç düzeyde olduğu yerler grubunun bir üyesi demektir. Yalnızca bir kurak yer bulunduğu veya bu yerin kesinlikle tek başına en kurak yer olduğu anlamına gelmez. Kalıp one of + the + en üstünlük derecesindeki sıfat + çoğul sayılabilen isim şeklindedir. One bir üyeyi seçerken places daha büyük grubu adlandırdığı için çoğul kalır. On Earth karşılaştırmanın kapsamını belirler.

Alıştırma

Cümleyi place sözcüğünün doğru biçimiyle tamamlayın: This library is one of the quietest ____ in town.

Cevabı göster

places

Yuma, in the USA,

0:52

ABD'deki Yuma'da bulunan çiftçileri ziyaret edeceğiz;

where a new technology involving liquid clay is helping farmers grow fruit and vegetables in the desert. Dilbilgisi

0:54

burada sıvı kil içeren yeni bir teknoloji, çiftçilerin çölde meyve ve sebze yetiştirmesine yardımcı oluyor.

Dilbilgisi

technology sözcüğünü niteleyen involving liquid clay

involving liquid clay sıfat-fiil grubu, a new technology ifadesinin hemen ardından gelir ve bu teknolojinin neyi içerdiğini ya da kullandığını açıklar. technology sözcüğünü niteler; cümlenin devam eden ana eylemi değildir. Bu yapı a new technology which involves liquid clay şeklinde açılabilir. İngilizcede bir isim hakkında daha kısa yoldan bilgi eklemek için ilgi cümlecikleri sık sık bu şekilde kısaltılır.

Alıştırma

Cümlede involving liquid clay hangi isim grubunu niteliyor?

  1. a new technology
  2. farmers
  3. fruit and vegetables
Cevabı göster

a new technology

And as usual, Kalıp ifadeler

1:01

Ve her zamanki gibi,

we'll be learning some useful new vocabulary too.

1:01

bazı yararlı yeni kelimeler de öğreneceğiz.

Kalıp ifadeler

Beklenen bir rutini tanıtan And as usual,

As usual, “normal ya da beklendiği şekilde” anlamına gelen sabit bir zarf ifadesidir. Burada dinleyicilere kelime öğrenmenin programın düzenli bir parçası olduğunu anlatır. Baştaki And bu noktayı önceki anlatıma bağlarken as usual dinleyicilerin yeniden bekleyebileceği bir şeyi tanıtır. Usual, sabit ifadenin içinde bir sıfattır; ancak as usual bütünü, ardından gelen yan cümlenin tamamını niteler.

Alıştırma

Cümleyi, derste geçen ve “normal ya da beklendiği şekilde” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: ____, Elena checked the doors before leaving.

Cevabı göster

As usual

But first,

1:04

Ama önce,

I have a question for you, Neil.

1:05

sana bir sorum var Neil.

Everyone knows that plants need sunlight and water to grow,

1:08

Bitkilerin büyümek için güneş ışığına ve suya ihtiyacı olduğunu herkes bilir,

but soil is just as important. Dilbilgisi

1:12

fakat toprak da en az o kadar önemlidir.

Dilbilgisi

just as important: eşit önemi ifade etmek

Just as important, daha önemli değil, aynı derecede önemli demektir. as + sıfat + as karşılaştırma yapısında just, iki tarafın aynı seviyede olduğu fikrini güçlendirir. Karşılaştırmanın tam biçimi soil is just as important as sunlight and water olabilir. Burada karşılaştırılan unsur önceki cümlecikten zaten anlaşıldığı için as ile başlayan son bölüm kullanılmamıştır.

Alıştırma

Hangi cümle uyku ile egzersizin aynı derecede önemli olduğunu söyler?

  1. Sleep is important too.
  2. Sleep is more important than exercise.
  3. Sleep is just as important as exercise.
Cevabı göster

Sleep is just as important as exercise.

One of the most useful soils is clay,

1:15

En faydalı topraklardan biri kildir;

a dense, smooth soil which is very fertile, Kelime

1:18

çok verimli ama yapışkan olan,

but sticky.

1:21

yoğun ve pürüzsüz bir topraktır.

Kelime

very fertile: bitki büyümesini destekleyen toprak

Very fertile ifadesinde fertile, bitkilerin güçlü biçimde büyümesini destekleyebilen toprağı anlatır. Böyle bir toprakta çoğu zaman yararlı besinler ve uygun koşullar bulunur. Very, derecenin yüksek olduğunu belirtir. Soil ismi burada fertile sözcüğünün toprak ve büyümeyle ilgili anlamını seçer. Bu cümlede bir insanın veya hayvanın üreyebilme yeteneğini anlatmaz.

Alıştırma

The farm has very fertile soil İngilizce cümlesinde fertile ne anlama gelir?

  1. suyu tutamayan
  2. bitkilerin sağlıklı büyümesini destekleyebilen
  3. kullanılamayacak kadar yapışkan
Cevabı göster

bitkilerin sağlıklı büyümesini destekleyebilen

Clay has been used in agriculture for thousands of years, Dilbilgisi

1:22

Kil, binlerce yıldır tarımda kullanılmaktadır,

but what is its more modern use?

1:26

peki ama bunun daha modern kullanımı nedir?

Dilbilgisi

has been used ... for thousands of years: present perfect edilgen yapı ve süre

Has been used, present perfect yapının edilgen biçimidir. Clay eylemi yapan değil, eylemden etkilenen öznedir; bu nedenle cümle, onu kullanan kişilerden çok malzemeye ve kullanımına odaklanır. For thousands of years bir zaman uzunluğunu belirtir. Yapının bütünü, tarımdaki bu kullanımın çok önce başladığını ve günümüze kadar sürdüğünü ya da bugün hâlâ geçerli olduğunu anlatır.

Alıştırma

Cümleyi use fiilinin hedef present perfect edilgen biçimiyle tamamlayın: This natural dye ____ in textiles for centuries.

Cevabı göster

has been used

Is clay good for A,

1:28

Kil aşağıdakilerden hangisi için iyidir? A,

curing headaches,

1:31

baş ağrılarını iyileştirmek,

B,

1:32

B,

digesting food,

1:33

yiyecekleri sindirmek,

or C,

1:34

veya C,

smoothing face skin?

1:35

yüz cildini pürüzsüzleştirmek?

Well,

1:37

Şey,

I think clay can be used to smooth the skin on people's faces. Dilbilgisi

1:38

bence kil, insanların yüzündeki cildi pürüzsüzleştirmek için kullanılabilir.

Dilbilgisi

can be used to smooth: olası bir amacı ifade etme

Can be used to + fiilin yalın hâli, olası bir amaç veya işlevi anlatır. Özne eylemden etkilenir: clay insanların kullanabileceği malzemedir; smooth ise bu malzemenin oluşturabileceği sonucu belirtir. Burada be used edilgen yapıdır ve to smooth amaç bildiren bir mastardır. Used to ifadesini geçmiş alışkanlık bildiren ayrı yapı olarak yorumlamayın.

Alıştırma

Cümleyi amaç bildiren dört kelimelik hedef yapıyla tamamlayın: This filter ____ remove dust from the air.

Cevabı göster

can be used to

Okay, Neil.

1:42

Tamam, Neil.

We'll find out if that's the correct answer later. Öbek fiiller

1:43

Bunun doğru cevap olup olmadığını daha sonra öğreneceğiz.

Öbek fiiller

find out if: bir şeyin doğru olup olmadığını öğrenmek

Find out, bir nesnenin yerini bulmak değil, “bilgi edinmek veya bir şeyi öğrenmek” demektir. Ardından if geldiğinde evet ya da hayırla cevaplanabilecek bir soru aktarılır: find out if + yan cümle, yan cümlede söylenenin doğru olup olmadığını öğrenmek anlamına gelir. Burada konuşan kişi cevabın doğru olup olmadığını henüz bilmiyor ve sonucun daha sonra öğrenileceğini söylüyor. Bu yapı; kontrol etme, bekleme veya araştırma sonucunda bilinmeyen bir şeyin öğrenildiği durumlarda kullanışlıdır.

Alıştırma

Örnekteki find out if hangi anlama gelir?

  1. Cevabı fiziksel bir nesne gibi bulmak
  2. Cevabın doğru olup olmadığı hakkında bilgi edinmek
  3. Cevabın doğru olduğunu zaten bilmek
Cevabı göster

Cevabın doğru olup olmadığı hakkında bilgi edinmek

Lack of water and farming are closely connected. Kalıp ifadeler

1:47

Su eksikliği ve tarım birbiriyle yakından bağlantılıdır.

Kalıp ifadeler

are closely connected: güçlü bir ilişkiyi anlatmak

Closely connected, iki şey arasında güçlü bir ilişki olduğunu belirtir. Closely, connected sözcüğünü niteleyen bir zarftır; fiziksel mesafeyi değil, bağlantının gücünü anlatır. X and Y are closely connected yapısı, açıklamalarda fikirleri, sorunları, olayları veya sistemleri ilişkilendirmek için kullanışlıdır. Burada su kıtlığı ile tarımın güçlü biçimde ilişkili olduğu söylenir; ancak bu ifade tek başına ilişkinin kesin nedenini veya yönünü göstermez.

Alıştırma

Örnek, su kıtlığı ile tarım hakkında ne söylüyor?

  1. Fiziksel olarak birbirlerine yakındırlar.
  2. Aralarında hiçbir ilişki yoktur.
  3. Aralarında güçlü bir ilişki vardır.
Cevabı göster

Aralarında güçlü bir ilişki vardır.

Agriculture uses a massive 70% of the world's fresh water supply. Kelime

1:50

Tarım, dünyadaki tatlı su arzının devasa bir kısmını, %70'ini kullanır.

Kelime

a massive 70%: çarpıcı derecede büyük bir sayıyı vurgulamak

a massive 70% ifadesinde massive, oranın olağanüstü derecede büyük veya çarpıcı olduğunu belirtir. Fiziksel olarak devasa bir nesneyi anlatmaz. Massive sözcüğünü rakamın önüne koymak, konuşanın vurgusunu ekler. Bu sözcük olmadan 70% yalnızca sayıyı bildirir; sözcük eklendiğinde ise bu büyüklüğün önemli olduğu dinleyiciye aktarılır.

Alıştırma

a massive 70% ifadesinde massive ne işe yarar?

  1. Yüzde 70'in kesin bir ölçüm olduğunu gösterir.
  2. Yüzde 70'in olağanüstü büyük bir oran olduğunu vurgular.
  3. Suyun fiziksel olarak ağır olduğunu anlatır.
Cevabı göster

Yüzde 70'in olağanüstü büyük bir oran olduğunu vurgular.

So ways to use water more efficiently are much needed. Kelime

1:56

Bu nedenle suyu daha verimli kullanmanın yollarına çok ihtiyaç var.

Kelime

are much needed: acil gereklilik ifade etmek

Are much needed, “çok gerekli” veya “acilen ihtiyaç duyulan” anlamına gelir. Much, needed sözcüğünü güçlendirir; çok sayıda şeye ihtiyaç duyulduğu anlamına gelmez. Burada ways to use water more efficiently çoğul öznedir ve are much needed yüklemdir. Bir kaynak, değişiklik veya çözümün gerekli olduğunu değerlendirmek için be + much needed yapısını başka durumlarda da kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Cümleyi, nottaki “acilen gerekli” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: More childcare places are ____.

Cevabı göster

much needed

Ole Sivertson's company, Desert Control,

2:00

Ole Sivertson'ın şirketi Desert Control,

works with date farmers in Yuma, Kelime

2:03

Kaliforniya ve Meksika sınırındaki bir bölge olan

Kelime

date farmers: date sözcüğünün hurma ürünü anlamı

date farmers ifadesindeki date, hurma palmiyesinin yenilebilir meyvesi olan hurmayı anlatır. Burada date, farmers sözcüğünden önce gelerek çiftçilerin yetiştirdiği ürünü belirten bir isimdir; dolayısıyla date farmers, hurma yetiştiren çiftçilerdir. Yakındaki tarım bağlamı bu anlamı açık eder. Burada date, takvim tarihi ya da romantik buluşma anlamına gelmez.

Alıştırma

date farmers ifadesinde date ne anlama gelir?

  1. Hurma palmiyesinin meyvesi
  2. Romantik bir buluşma
  3. Takvimdeki bir gün
Cevabı göster

Hurma palmiyesinin meyvesi

an area on the border of California and Mexico. Kültür

2:06

Yuma'daki hurma çiftçileriyle çalışıyor.

Kültür

on the border of California and Mexico: bir bölgenin konumunu belirtmek

Burada on the border of California and Mexico coğrafi arka plan sağlar: Yuma bölgesini ABD'nin güneybatısında, Kaliforniya ve Meksika yakınındaki sınır bölgesine yerleştirir. Bu ifade bölgenin ne yaptığını değil, nerede olduğunu söyler. Kaliforniya bir ABD eyaleti, Meksika ise bir ülkedir. Bu konum, sahneyi sulamanın önemli olduğu sıcak ve kurak bir tarım bölgesiyle ilişkilendirmek için yeterlidir.

Alıştırma

Cümlede on the border of California and Mexico ifadesi temel olarak hangi bilgiyi ekler?

  1. Bölgenin coğrafi konumu
  2. Bölgede satılan ürünler
  3. Bir tarım şirketinin adı
Cevabı göster

Bölgenin coğrafi konumu

One of the hottest places on Earth,

2:09

Dünyanın en sıcak yerlerinden biri olan

Yuma has been experiencing its worst drought in 500 years, Dilbilgisi

2:12

Yuma, son 500 yılın en kötü kuraklığını yaşıyor

Dilbilgisi

has been experiencing: şimdiye kadar süren bir sorun

Has been experiencing, has + been + -ing yapısındaki present perfect continuous zamandır. Kuraklığı, şimdiden önce başlayan ve günümüze kadar uzanan bir süre boyunca devam eden bir durum olarak sunar. Haber burada kuraklığı geçmişte kalmış ve bitmiş bir olay gibi anlatmaz. Yuma hâlâ bu kuraklığı yaşamaktadır veya etkileri günümüzde devam etmektedir; bu zaman, süren sorunları ve değişimleri anlatmak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Bir haberde kuraklığın aylar önce başladığı ve kasabayı hâlâ etkilediği söyleniyor. Hangi cümle bu zaman anlamını en iyi korur?

  1. The town is experiencing a severe drought.
  2. The town has been experiencing a severe drought.
  3. The town experienced a severe drought.
Cevabı göster

The town has been experiencing a severe drought.

forcing farmers to pump water from rivers Dilbilgisi

2:17

ve çiftçileri hurma ağaçlarını yetiştirmek için

to grow their date palm trees. Kelime

2:20

nehirlerden su pompalamaya zorluyor.

Dilbilgisi

forcing farmers to pump water from rivers: sonucu gösteren bir -ing yan cümlesi

Forcing farmers to pump water from rivers ifadesinde forcing, kuraklıkla ilgili önceki ifadeye bağlanan bir present participle yan cümlesi başlatır. Bu durumun sonucunu bildirir: kuraklık, çiftçileri su pompalamak zorunda bırakır. Bu -ing yan cümlesi bağımsız bir ana cümle değildir. Yapı, tam bir ifadeden sonra virgül ve sonucu bildiren bir -ing yan cümlesi gelmesidir. Yan cümlenin içinde force, bir nesne ve to-infinitive alır: force someone to do something.

Alıştırma

Yolun kapanmasının sürücülerin geri dönmesine neden olduğunu virgül ve -ing yan cümlesiyle doğru biçimde gösteren cümle hangisidir?

  1. The fallen tree blocked the road, forced drivers to turn back.
  2. The fallen tree blocked the road, forcing drivers to turn back.
  3. The fallen tree blocked the road, forcing drivers turn back.
Cevabı göster

The fallen tree blocked the road, forcing drivers to turn back.

Kelime

date palm trees: meyve adı olarak date

date palm trees ifadesinde date, hurma adlı tatlı meyveyi belirtir; date palm ise bu meyveyi veren palmiye türüdür. İfade “hurma palmiyeleri” anlamına gelir; takvimdeki bir tarih veya romantik bir buluşmayla ilgili ağaçları anlatmaz. farmers, grow ve trees gibi sözcükler tarım bağlamını gösterir. date birden çok anlama gelebiliyorsa meyve anlamını seçmek için bu bağlam ipuçlarını kullanın.

Alıştırma

Şu cümlede date palm trees ne anlama gelir: "The farmers need water to grow their date palm trees."?

  1. Romantik bir buluşma yeri olarak kullanılan palmiyeler
  2. Hurma adlı meyveyi veren palmiyeler
  3. Takvimde belirli bir tarihte dikilen palmiyeler
Cevabı göster

Hurma adlı meyveyi veren palmiyeler

Fortunately,

2:22

Neyse ki,

Ole's team have created a liquid that they say

2:23

Ole'nin ekibi, kumlu çöl toprağını

can turn the sandy desert soil into a sponge, Deyimler

2:26

suyu ve besinleri tutan bir süngere dönüştürebileceğini

which holds water and nutrients.

2:29

söyledikleri bir sıvı yarattı.

Deyimler

turn the sandy desert soil into a sponge: işlevsel bir metafor

Turn A into B, A'yı değiştirip B hâline getirmek demektir. Buradaki a sponge bir metafordur: sıvı, toprağı kelimenin gerçek anlamıyla sünger malzemesine dönüştürmez. Kumlu toprağın suyu ve besin maddelerini tutarak sünger gibi davranmasını sağlar. Bilimsel açıklamalarda tanıdık bir nesne ortak bir işlevi temsil edebilir. Bu yapıyla karşılaştığınızda B'nin hangi özelliğinin A'daki değişimi açıkladığını düşünün; burada bu özellik sıvıyı tutmaktır.

Alıştırma

Doğru mu yanlış mı: Orijinal cümlede turn the sandy desert soil into a sponge, toprağın gerçekten sünger malzemesine dönüştüğü anlamına gelir.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Yanlış

Here,

2:31

Burada,

he explains his invention to Anthony Wallace,

2:31

icatlarını BBC World Service programı olan

reporter for BBC World Service program,

2:34

People Fixing the World muhabiri

People Fixing the World.

2:37

Anthony Wallace'a açıklıyor.

To understand how it works, Anlatım akışı

2:39

Bunun nasıl çalıştığını anlamak için,

we need to look at the difference between sandy soil and clay soil. Kalıp ifadeler

2:40

kumlu toprak ile killi toprak arasındaki farka bakmamız gerekir.

Anlatım akışı

To understand ..., we need to ...: açıklamanın amacını başta belirtmek

To understand how it works, nasıl çalıştığını anlamak için anlamına gelen ve amaç bildiren bir mastar öbeğidir. Cümlenin ana bölümü we need to look... olduğundan To understand ana fiil değildir. Buradaki it, daha önce sözü edilen sıvı kil buluşunu gösterir. Amacı başa koymak, dinleyiciye bir sonraki açıklama adımının neden gerekli olduğunu anlatır. Yeniden kullanılabilen To understand X, we need to look at Y kalıbı, anlama hedefinden bu hedef için gereken arka plan bilgisine veya kanıta geçer.

Alıştırma

Cümleyi amaç bildiren To understand girişiyle tamamlayın: ____ how the game works, we need to read the rules.

Cevabı göster

To understand

Kalıp ifadeler

the difference between A and B: iki şeyi karşılaştırmak

difference between sandy soil and clay soil ifadesi, the difference between A and B kalıbını kullanır. A ve B karşılaştırılan iki şeydir; between sözcüğünden sonra bunları and bağlar. İfade bir bütün olarak açıklamada incelenecek karşılaştırmayı duyurur. Yeniden kullanılabilen bu kalıpta A ve B isim, daha uzun isim öbeği veya -ing biçimi olabilir.

Alıştırma

between A and B karşılaştırma kalıbını tamamlayın: The lesson explains the difference ____ a fact ____ an opinion.

Cevabı göster

between · and

Sandy desert soil has a lot of gaps in it,

2:44

Kumlu çöl toprağında çok fazla boşluk vardır,

so water drains through it quickly, Kelime

2:47

bu nedenle su içinden hızla süzülüp akar (drain),

Kelime

water drains through it: sıvının bir malzemenin içinden geçip akması

Burada water, drains fiilinin öznesidir; bu nedenle drain geçişsizdir. Birinin suyu etkin biçimde boşaltması yerine su akıp gider. Through it, suyun kumlu topraktaki boşluklardan geçtiğini belirtir. Liquid + drain(s) through + material or opening kalıbı, bir sıvının bir şeyin içinden geçip dışarı akmasını anlatır.

Alıştırma

Hangi cümlede drain, örnektekiyle aynı geçişsiz anlamda kullanılmıştır?

  1. The worker drains the water from the tank.
  2. Rainwater drains through the gravel into the pipe.
  3. The towel absorbs the spilled water.
Cevabı göster

Rainwater drains through the gravel into the pipe.

making it hard for plants to establish a root system in the ground. Dilbilgisi

2:49

bu da bitkilerin toprakta bir kök sistemi kurmasını zorlaştırır.

Dilbilgisi

making it hard for plants to establish...: make it + sıfat + for...to... ile sonuç belirtme

making it hard... biçimindeki -ing yan cümlesi, önceki olayın tamamının sonucunu sunar: suyun hızla akıp gitmesi bitkiler için zorluk yaratır. Make + it + sıfat + for + kişi veya şey + to + fiil yapısında it biçimsel nesnedir. Gerçekte zor olduğu belirtilen eylem for plants to establish a root system bölümüdür.

Alıştırma

Sonuç yapısını tamamlayın: The tiny print makes ____ hard for older readers ____ see the instructions.

Cevabı göster

it · to

But clay soil is made up of much smaller particles Öbek fiiller

2:53

Ancak killi toprak çok daha küçük parçacıklardan oluşur

that cling together and naturally stop water from escaping. Notlar

2:56

bu parçacıklar birbirine tutunur (cling) ve doğal olarak suyun kaçmasını engeller.

Öbek fiiller

is made up of: bir bütünü oluşturan parçaları belirtmek

Be made up of, “belirli parçalardan oluşmak” anlamına gelir. Bu cümlede clay soil bütündür; much smaller particles ise onu oluşturan parçalardır. Burada made, “uydurulmuş” anlamına gelmez. be made up of + parçalar, üyeler veya unsurlar kalıbı bir yapının bileşimini anlatır ve malzemeler, gruplar ve sistemler için kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi is made up of ile tamamlayın: The class ____ twenty students.

Cevabı göster

is made up of

Kalıp ifadeler

cling together: birbirine sıkıca bağlı kalmak

Cling together, “birbirine sıkıca bağlı kalmak” veya “grup hâlinde birbirine sokulmak” anlamına gelir. Burada özne, küçük kil parçacıklarıdır: birbirinden ayrılmak yerine sıkıca bir arada kalırlar. Cling, stay together gibi nötr bir ifadeye göre daha güçlü ve ayrılması daha zor bir bağ hissi verir. Aynı ifade fiziksel yapışmayı veya insanların rahatlık ya da güvenlik için birbirine yakın durmasını anlatabilir.

Alıştırma

Küçük nesnelerin birbirine sıkıca bağlı kaldığını göstermek için cling together ifadesini doğal biçimde kullanan cümle hangisidir?

  1. The wet paper pieces cling the table together.
  2. The wet paper pieces cling together.
  3. The wet paper pieces cling each other together.
Cevabı göster

The wet paper pieces cling together.

Dilbilgisi

stop water from escaping: stop + nesne + from + -ing

stop water from escaping ifadesinde stop + nesne + from + -ing yapısı, nesnenin bir eylemi yapmasını veya bir değişime uğramasını engellemek anlamına gelir. Water nesnedir; escaping ise suyun toprakta kalmak yerine dışarı çıkmasını anlatır. From kullanıldığında sonraki fiil -ing biçiminde olmalıdır: escaping kullanılır, escape veya to escape kullanılmaz. Britanya İngilizcesinde stop water escaping örneğindeki gibi from bazen atılır, ancak vurgulanan biçim tarafsız ve açıktır.

Alıştırma

Cümleyi escape fiilinin doğru -ing biçimiyle tamamlayın: The insulated bottle stops heat from ____.

Cevabı göster

escaping

It creates the habitat

2:59

Ayrıca bu durum, toprak mikrobiyolojisinin de gelişmeye ve evrimleşmeye

for the soil microbiology to also start to develop and evolve. Kelime

3:01

başlaması için bir yaşam alanı yaratır.

Kelime

soil microbiology: topraktaki mikrobiyal yaşam ve etkinlik

Soil microbiology normalde topraktaki mikroorganizmaları bilimsel olarak inceleyen alanı ifade eder. Bu cümlede ise uygun bir yaşam ortamında gelişebilen küçük canlıları ve süreçleri, yani toprağın mikrobiyal topluluğunu ve etkinliğini daha geniş anlamda belirtmek için kullanılmıştır. Tek bir mikroorganizma anlamına gelmez. Bu ifade, yeni yaşam ortamının yalnızca toprağın su tutma yeteneğini değil, topraktaki canlı süreçleri de desteklediğini gösterir.

Alıştırma

Bu cümlede soil microbiology en yakın olarak neyi ifade eder?

  1. Tek bir mikroorganizma
  2. Toprağın mikrobiyal topluluğu ve etkinliği
  3. Toprağı sulayan bir makine
Cevabı göster

Toprağın mikrobiyal topluluğu ve etkinliği

So it's kind of a kickstart as well to nature's natural processes. Notlar

3:05

Yani bu, doğanın doğal süreçleri için bir nevi başlangıç itici gücüdür (kickstart).

Ton ve niyet

it's kind of: yaklaşık bir tanımı yumuşatmak

Bu cümlede it's kind of, a kickstart tanımını yumuşatır. Konuşan kişi “biraz benziyor” veya “böyle tanımlanabilir” demek ister; kickstart ifadesinin kesin bir teknik tanım olduğunu söylemez. Burada kind of, tanımın ne kadar tam uyduğunu gösterir. “Bir tür” anlamına gelmez. Bu konuşma dili yumuşatıcısı, fazla kesin konuşmadan yaklaşık bir benzetme yapmayı sağlar.

Alıştırma

Cümleyi “yaklaşık olarak” anlamındaki iki sözcüklü konuşma dili yumuşatıcısıyla tamamlayın: It's ____ a shortcut, not a complete solution.

Cevabı göster

kind of

Deyimler

a kickstart: bir şeyi harekete geçiren ilk itici güç

Sayılabilen bir isim olarak a kickstart, bir sürecin başlamasına, yeniden başlamasına veya ivme kazanmasına yardımcı olan ilk desteği ifade eder. Burada uygulama, doğal süreçlerin yeniden harekete geçmesini sağlayan bir unsur olarak sunulur. Kullanım mecazidir; kimse gerçekten bir şeyi tekmelemiyor. Yaygın bir kalıp olan give something a kickstart, bir şeye başlangıçta ihtiyaç duyduğu itici gücü sağlamak demektir.

Alıştırma

Bu cümlede a kickstart ne anlama gelir? “The small grant gave the project a kickstart.”

  1. Başarılı bir projeyi değişmeden tutan destek
  2. Projenin başlamasına yardımcı olan ilk itici güç
  3. Projeye gerçekten atılan bir tekme
Cevabı göster

Projenin başlamasına yardımcı olan ilk itici güç

The problem with sandy soil is that it drains water. Dilbilgisi

3:10

Kumlu toprağın sorunu, suyu süzmesidir (drain).

Dilbilgisi

The problem with X is that...: X'in temel sorununu belirtmek

The problem with X is that... kalıbı önce X ile konuyu belirtir, ardından asıl güçlüğü that ile başlayan tam bir yan cümlede açıklar. Bu cümlede X, sandy soil; güçlüğü belirten bölüm ise it drains water ifadesidir. Buradaki with, “birlikte” değil, “hakkında” veya “söz konusu olduğunda” anlamındadır. Bu kalıbı bir dezavantajı, riski veya pratik engeli açıkça anlatmak için kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Sorunu belirten kalıbı tamamlayın: The problem ____ this laptop ____ the battery dies quickly.

Cevabı göster

with · is that

If you drain something,

3:13

Eğer bir şeyi drain ederseniz,

you remove the liquid from it.

3:15

içindeki sıvıyı boşaltmış olursunuz.

Clay soil,

3:17

Killi toprak,

on the other hand, Anlatım akışı

3:18

öte yandan,

is made of smaller particles which cling or stick together tightly and hold water,

3:19

sıkıca birbirine tutunan veya yapışan (cling) ve suyu tutan daha küçük parçacıklardan oluşur,

helping plants grow.

3:24

böylece bitkilerin büyümesine yardımcı olur.

Anlatım akışı

on the other hand: karşıt yönü tanıtmak

On the other hand, az önce söylenenle karşıtlık oluşturan bir yönü tanıtan söylem belirtecidir. Burada su kaybeden kumlu topraktan, sıkı parçacıkları suyu tutan killi toprağa geçildiğini gösterir. Bu ifadeyi duyduğunuzda veya okuduğunuzda farklı bir seçenek, özellik, bakış açısı ya da sonuç bekleyebilirsiniz. İfade karşılaştırmayı düzenler; kelimenin gerçek anlamıyla bir ele gönderme yapmaz.

Alıştırma

Vurgulanan söylem belirteciyle karşılaştırmayı tamamlayın: The apartment is small. ____, it is close to the station.

Cevabı göster

On the other hand

Ole makes a liquid by mixing clay and water, Dilbilgisi

3:26

Ole, kil ve suyu karıştırarak bir sıvı yapar,

Dilbilgisi

by mixing clay and water: yöntemi anlatan by + -ing

by mixing clay and water, ana eylemin hangi yöntemle gerçekleştirildiğini by + fiilin -ing biçimiyle anlatır. Ole bu malzemeleri karıştırarak sıvıyı yapar; bu nedenle ifade “Bunu nasıl yapıyor?” sorusuna cevap verir. Burada by bir ilgeçtir, dolayısıyla ardından fiilin -ing biçimi gelir: by mixing kullanılır, by to mix kullanılmaz. Bu kalıp, bir eylemin ardından gelerek eylemin nasıl yapıldığını açıklayabilir.

Alıştırma

Parantezdeki fiili by + -ing biçiminde kullanarak cümleyi tamamla: Mia improved her drawing skills ____ every day. (practice)

Cevabı göster

by practicing

which changes the soil composition Kelime

3:29

bu, toprağın bileşimini değiştirir

and kickstarts the growth of his trees. Deyimler

3:31

ve ağaçlarının büyümesine ivme kazandırır (kickstarts).

Kelime

soil composition: toprağın nelerden oluştuğu

Soil composition; mineral parçacıklar, organik madde, su ve hava gibi toprağı oluşturan maddeleri ve bunların göreli miktarlarını ifade eder. Bu cümlede changing the soil composition, toprağın içinde bulunan maddeleri değiştirmek demektir; composition burada yazılı bir kompozisyon anlamına gelmez. Bilim ve tarım bağlamlarında composition, bir maddenin yapısındaki bileşenleri anlatmak için sık sık madde adından sonra gelir. chemical composition ve mineral composition buna örnektir.

Alıştırma

Bu cümlede soil composition ne anlama gelir?

  1. Topraktaki maddeler ve bunların göreli miktarları
  2. Toprak parçacıklarının nasıl düzenlendiği
  3. Nem ve verimlilik dâhil toprağın genel durumu
Cevabı göster

Topraktaki maddeler ve bunların göreli miktarları

Deyimler

kickstarts the growth: büyümeye ilk itici gücü vermek

kickstarts the growth ifadesinde kickstart, bir sürece güçlü bir başlangıç desteği vererek onun başlamasını veya daha hızlı gelişmesini sağlamak anlamına gelen geçişli bir fiildir. Buradaki nesnesi the growth of his trees ifadesidir. Kelime burada mecaz anlamdadır; kimse gerçekten bir şeyi tekmelememektedir. İfade, topraktaki değişimi büyümeyi harekete geçiren dış neden olarak sunar.

Alıştırma

Bu cümlede kickstarts the growth ne anlatıyor?

  1. Büyüme sürecine gelişebilmesi için ilk itici gücü verir.
  2. Büyüme sürecinin durdurulduğu anlamına gelir.
  3. Birinin ağaçları gerçekten tekmelediğini söyler.
Cevabı göster

Büyüme sürecine gelişebilmesi için ilk itici gücü verir.

The liquid makes the trees start growing more quickly.

3:34

Bu sıvı, ağaçların daha hızlı büyümeye başlamasını sağlar.

Liquid clay technology is still new,

3:37

Sıvı kil teknolojisi hala yenidir,

and costing around $2,000 an acre, Kelime

3:40

ve dönüm başına yaklaşık 2.000 dolara mal olduğu için,

it's not cheap.

3:43

ucuz değildir.

Kelime

costing around $2,000 an acre: yaklaşık birim maliyet eklemek

costing around $2,000 an acre ortaç ifadesi teknolojinin fiyatı hakkında bilgi ekler ve neden ucuz olmadığını açıklamaya yardımcı olur. Costing burada -ing biçimidir; ayrı bir temel fiil değildir. Around, rakamın yaklaşık olduğunu gösterir. Birim fiyat veya oran anlatırken “miktar + a/an + tekil birim”, birim başına miktar anlamına gelir. Bu nedenle $2,000 an acre, işlenen her acre için yaklaşık 2.000 dolar demektir.

Alıştırma

"$40 per hour" anlamını vermek için oranı a/an + tekil birim yapısıyla tamamlayın: The service costs $40 ____.

Cevabı göster

an hour

But Ole claims his technique halves the amount of water needed to grow fruit trees, Kelime

3:44

Ancak Ole, tekniğinin meyve ağaçları yetiştirmek için gereken su miktarını yarıya indirdiğini,

Kelime

halves the amount of water needed to grow fruit: gereken miktarı %50’ye indirmek

Bu cümlede halves, halve fiilinin üçüncü tekil şahıs biçimidir. Özne his technique, nesne ise the amount of water needed to grow fruit trees ifadesidir. İddia, bu tekniğin gereken miktarı önceki düzeyinin %50’sine indirdiğidir. Ölçülebilir bir miktar tam olarak eski değerinin yarısına düştüğünde halve kullanılır. reduce ... by half ifadesinin daha kısa bir alternatifidir.

Alıştırma

Cümleyi halve fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: This new schedule ____ the time needed to process each order.

Cevabı göster

halves

and that most farmers will make back their investment within 2 years. Öbek fiiller

3:49

ve çoğu çiftçinin yatırımlarını 2 yıl içinde geri kazanacağını iddia ediyor.

Öbek fiiller

make back their investment: yatırılan parayı geri kazanmak

Make back their investment, başlangıçta harcanan parayı geri kazanacak kadar para kazanmak veya tasarruf etmek anlamına gelir. Burada their, çiftçileri ifade eder ve cümle, çiftçilerin ilk maliyetlerini iki yıl içinde geri kazanmalarının beklendiğini söyler. Make back + money/cost/investment, daha önce yapılan bir harcamayı geri kazanmaya odaklanır. Bu miktarı geri kazanmak, bunun üzerinde kâr elde etmekle aynı şey değildir.

Alıştırma

Bir fırın yeni bir fırın makinesine para harcıyor ve aynı miktarı bir yıl içinde yeniden kazanıyor. Bunu doğru ifade eden cümle hangisidir?

  1. The bakery made a new investment within a year.
  2. The bakery made back its investment within a year.
  3. The bakery paid back its loan within a year.
Cevabı göster

The bakery made back its investment within a year.

Ole's claims sound too good to be true, Deyimler

3:53

Ole'nin iddiaları kulağa gerçek olamayacak kadar iyi geliyor,

Deyimler

too good to be true: görünürdeki övgünün arkasındaki şüphe

Too good to be true, bir şeyin gerçek olamayacak kadar çekici veya etkileyici görünmesini anlatan bir deyimdir. Bu cümlede sounds, konuşanın izlenimini bildirir; yani konuşan Ole'nin iddialarını yalnızca övmek yerine sorgulamaktadır. Bu ifade, birinin yalan söylediğini doğrudan belirtmeden temkinli bir şüphe dile getirir.

Alıştırma

Maya şu cümleyle ne demek istiyor: This prize offer sounds too good to be true?

  1. Teklif o kadar çekici ki gerçek olmayabileceğinden şüpheleniyor.
  2. Teklifin kesinlikle gerçek ve tamamen risksiz olduğundan emin.
  3. Teklifin sıradan ve ilgi çekici olmadığını düşünüyor.
Cevabı göster

Teklif o kadar çekici ki gerçek olmayabileceğinden şüpheleniyor.

but are there downsides to interfering with nature in this way? Kelime

3:56

ama doğaya bu şekilde müdahale etmenin dezavantajları var mı?

Kelime

downsides to interfering with nature: downside(s) to + -ing yapısı

Are there downsides to ...? bir eylemin dezavantajları veya zararlı sonuçları olup olmadığını sorar. downside(s) to + isim veya -ing biçimi yapısında, to sonrasındaki bölüm değerlendirilen eylemi belirtir. Burada to bir edattır; bu nedenle interfere değil, interfering kullanılır.

Alıştırma

use fiilini doğru biçimde kullanın: Is there a downside to ____ this app every day?

Cevabı göster

using

Presenters Myra Anubi and Anthony Wallace

4:00

Sunucular Myra Anubi ve Anthony Wallace,

discuss this question for BBC World Service's

4:03

bu soruyu BBC World Service'in

People Fixing the World.

4:07

People Fixing the World programı için tartışıyorlar.

Anthony,

4:09

Anthony,

I'm still left wondering, right, Ton ve niyet

4:10

hala merak ediyorum, tamam mı,

when you manipulate soil like this,

4:11

toprağı bu şekilde manipüle ettiğinizde (manipulate),

could you be causing problems down the line? Notlar

4:13

gelecekte (down the line) sorunlara yol açabilir misiniz?

Ton ve niyet

I'm still left wondering: hâlâ çözülmemiş bir soruyu dile getirmek

be left + -ing yapısı, bir şey olduktan sonra devam eden durumu anlatır. I'm left wondering, bir açıklamanın veya durumun konuşanın zihninde bir soru bıraktığı anlamına gelir; still ise bu sorunun hâlâ ortadan kalkmadığını gösterir. Burada konuşan kişi, zararlı bir sonucun kanıtlandığını iddia etmeden bir endişeyi gündeme getirir. Böylece devamındaki soru açık ve daha az çatışmacı duyulur.

Alıştırma

Cümleyi be left wondering hedef ifadesini ve still sözcüğünü kullanarak tamamlayın: After the briefing, I ____ whether the budget is realistic.

Cevabı göster

am still left wondering

Dilbilgisi

could you be causing: gelişmekte olan olası bir nedeni sormak

Could + özne + be + -ing, devam eden bir eylem veya sürecin bir sonuç doğuruyor ya da o sonuca zemin hazırlıyor olma ihtimalini sorar. could you be causing içinde could geçmiş zamanı değil, şimdiki bir olasılığı belirtir; be causing ise devam eden yapıdır. Konuşan kişi, karşısındaki kişinin kesinlikle bu sonuca neden olduğunu söylemek yerine olası bir riski değerlendirir. Bu yüzden soru Are you causing...? ifadesinden daha az doğrudandır.

Alıştırma

Soruyu could ve cause fiilinin devam eden biçimiyle tamamlayın: ____ the new filter ____ the low water pressure?

Cevabı göster

Could · be causing

Deyimler

down the line: gelecekte bir zaman

Bu cümlede down the line, “gelecekte bir zaman” anlamına gelir. Soru, toprağı şimdi değiştirmenin hemen değil de daha sonra ortaya çıkacak sorunlar yaratıp yaratamayacağını soruyor. Bu ifade, özellikle sonuçlardan veya etkilerden söz ederken kesin olmayan bir gelecek zamanını gösterir. Belirli bir son tarih bildirmez.

Alıştırma

Cümleyi “gelecekte kesin olmayan bir zamanda” anlamındaki bu derste öğrendiğiniz ifadeyle tamamlayın: Ignoring this small leak could cause serious damage ____.

Cevabı göster

down the line

Yeah,

4:16

Evet,

I think anytime that there's a new technology where you are,

4:16

bence ne zaman yeni bir teknoloji olsa ve siz,

like you said, Ton ve niyet

4:20

dediğiniz gibi,

manipulating nature,

4:20

doğayı manipüle ediyorsanız,

Ton ve niyet

like you said: başka birinin önceki fikrine bağlanmak

Like you said, “daha önce söylediğiniz gibi” anlamına gelir. Diğer kişinin sözlerine veya düşüncesine kısaca geri döner. Burada manipulating nature ifadesinin ya da düşüncesinin konuşmada daha önce ortaya konduğunu gösterir. Bu ifadeyi kullanmak, cevabınızın diğer kişinin katkısıyla bağlantılı olduğunu gösterir. Ardından bu noktaya katılabilir, onu özetleyebilir veya geliştirebilirsiniz.

Alıştırma

Bir ekip arkadaşı verileri yeniden kontrol etmeyi zaten önerdi. Hangi cevap bu öneriyi en açık şekilde kabul edip tartışmayı onun üzerinden sürdürür?

  1. I said that we should check the data again.
  2. You said that we should check the data again.
  3. Like you said, we should check the data again before deciding.
Cevabı göster

Like you said, we should check the data again before deciding.

only time will tell what the long-term effects that will be. Notlar

4:22

uzun vadeli etkilerin ne olacağını sadece zaman gösterecektir (only time will tell).

Deyimler

only time will tell: cevabı geleceğin göstermesini beklemek

Only time will tell, cevabın şu anda bilinmediğini ve ancak olaylar geliştikçe netleşeceğini anlatan kalıplaşmış bir ifadedir. Burada zaman gerçekten konuşmaz; gelecek, sonucu ortaya çıkaracak kanıt gibi sunulur. Bu cümlede ifade, kesin bir tahminde bulunmak yerine uzun vadeli etkiler konusunda temkinli olunduğunu gösterir. Tek başına kullanılabilir veya Only time will tell whether..., if... ya da what... biçiminde gelecekle ilgili bir soruyu başlatabilir.

Alıştırma

Cevabın henüz bilinmediğini anlatan kalıplaşmış ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____ whether the new safety plan will work.

Cevabı göster

Only time will tell

Kelime

long-term effects: uzun bir döneme yayılan etkiler

Long-term effects, uzun bir süre içinde ortaya çıkan, devam eden veya belirginleşen değişiklik ya da sonuçları ifade eder. Bu cümlede effects, görsel efektler değil, etkiler veya sonuçlar anlamındadır. Long-term, çoğul effects isminden önce gelen birleşik bir sıfattır. Kısa çizgi long ve term sözcüklerini tek bir niteleyici olarak birleştirir; ifade, etkilerin zaman ölçeğini belirtir.

Alıştırma

Uzun bir döneme yayılan etkileri anlatan vurgulanmış ifadeyle cümleyi tamamlayın: Scientists are tracking the ____ of air pollution on children's health.

Cevabı göster

long-term effects

Um

4:26

Hımm

but Ole did stress that their liquid clay does not use any chemicals, Dilbilgisi

4:26

ama Ole, sıvı killerinde hiçbir kimyasal kullanılmadığını,

um only clay,

4:30

hımm sadece kil,

air, and water.

4:32

hava ve su kullanıldığını vurguladı.

Dilbilgisi

Ole did stress that: vurgu için did kullanımı

Ole did stress that ifadesinde did, geçmiş zamandaki olumlu bir cümlede vurgu yapan yardımcı fiildir. Ole’ın bu noktayı gerçekten vurguladığını belirtir; cümleyi soru yapmaz. Vurgu yapan did’den sonra ana fiil yalın hâlde kalır: did stress doğrudur, did stressed değildir. do, does veya did + fiilin yalın hâli yapısı bir gerçeği doğrular; çoğu zaman bir şüpheyi düzeltmek ya da önemli bir kanıtı öne çıkarmak için kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi call fiilinin iki kelimelik vurgulu biçimiyle tamamlayın: She ____ me before she left.

Cevabı göster

did call

Ole's liquid clay involves manipulating soil Kelime

4:34

Ole'nin sıvı kili toprağı manipüle etmeyi (manipulating),

using and controlling it skillfully to achieve some result.

4:37

bazı sonuçlar elde etmek için onu ustalıkla kullanmayı ve kontrol etmeyi içerir.

Kelime

manipulating soil: toprağı tarafsız ve teknik biçimde kontrol etmek

manipulating soil ifadesindeki manipulate, bir sonuç elde etmek için toprağı ustaca kullanmak, ayarlamak veya kontrol etmek anlamına gelir. Nesne teknik bir süreçteki malzeme olduğu için fiil burada tarafsızdır; bir insanı haksız biçimde kontrol etmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede manipulate tarafsız ve teknik bir anlam taşır?

  1. The scammer manipulated voters with false stories.
  2. An engineer manipulated the robotic arm to pick up a tiny part.
  3. He manipulated his classmate into doing all the work.
Cevabı göster

An engineer manipulated the robotic arm to pick up a tiny part.

Myra worries that when people do this,

4:41

Myra, insanlar bunu yaptığında,

they could create problems down the line

4:44

gelecekte belli olmayan bir zamanda (down the line)

at some unspecified point in the future.

4:46

sorunlar yaratabileceklerinden endişe ediyor.

In fact,

4:49

Aslında,

only time will tell

4:50

sıvı kilin su kıtlığı sorununa uzun vadeli bir çözüm olup olmadığını

if liquid clay is a long-term solution to the problem of water scarcity. Kalıp ifadeler

4:51

sadece zaman gösterecektir (only time will tell).

Kalıp ifadeler

a long-term solution to the problem of ...: bir soruna uzun vadeli çözüm

A long-term solution to the problem of ..., uzun bir süre boyunca işe yaramaya devam edebilecek bir çözüm veya plan anlamına gelir. Bu cümledeki tam sorun water scarcity, yani su kıtlığıdır. Temel kalıp solution to + sorun şeklindedir. the problem of ifadesinden sonra a solution to the problem of waste örneğindeki gibi belirli sorun söylenir. İngilizcede solution sözcüğünden sonra normalde of değil, to kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi solution sözcüğünden sonra normalde kullanılan edatla tamamlayın: The city needs a long-term solution ____ the problem of air pollution.

Cevabı göster

to

The phrase only time will tell

4:57

Only time will tell ifadesi,

means that the result of something happening now will not be known until the future. Dilbilgisi

4:59

şimdi olan bir şeyin sonucunun ancak gelecekte bilinebileceği anlamına gelir.

Dilbilgisi

will not be known until ...: ancak belirli bir zamanda bilinecek

Will not be known until the future, bir zaman sınırı belirlemek için not ... until ... yapısını kullanır. Sonucun o noktadan önce bilinmediğini ve ancak o zaman ya da daha sonra bilinebileceğini ifade eder. Burada until, will be known ifadesinin gerçekleşebileceği en erken zamanı gösterir. İnsanların sonucu şimdi bildiği ve gelecekte artık bilmeyeceği anlamına gelmez.

Alıştırma

“The answer will not be known until Friday” ne anlama gelir?

  1. Cuma, insanların cevabı öğrenebileceği en erken zamandır.
  2. İnsanlar cuma günü cevabı bilmeyi bırakacak.
  3. İnsanlar cevabı cuma gününden önce öğrenecek.
Cevabı göster

Cuma, insanların cevabı öğrenebileceği en erken zamandır.

Something we can know, Anlatım akışı

5:04

Bilebileceğimiz bir şey ise,

though,

5:05

yine de,

is the answer to my question,

5:06

benim sorumun cevabıdır,

Neil.

5:07

Neil.

Anlatım akışı

Something we can know, though: dikkati bilinen şeye yönlendirmek

Something we can know, bir bilgiyi bilinebilecek bir şey olarak öne çıkarır; devamındaki is the answer to my question ise bu bilginin ne olduğunu belirtir. Böylece konuşmacı önceki belirsizlikten uzaklaşıp sınırlı ama kesin bir bilgiye odaklanır. Araya eklenen though burada ancak veya yine de anlamındadır. Önceki belirsiz noktaya bağlanır ve konuşmayı nazikçe şimdi verilebilecek bir cevaba yönlendirir; tek başına bir ödünleme yan cümlesi başlatmaz.

Alıştırma

Bu cümlede araya eklenen though temel olarak ne yapıyor?

  1. Cevabın neden bilindiğini açıklar.
  2. Hafif bir karşıtlık kurar ve dikkati bilinebilen şeye yönlendirir.
  3. Tam bir ödünleme yan cümlesi başlatır.
Cevabı göster

Hafif bir karşıtlık kurar ve dikkati bilinebilen şeye yönlendirir.

Yes,

5:08

Evet,

you asked about a modern use for clay,

5:08

kilin modern bir kullanımı hakkında soru sormuştun,

and I guessed it was for smoothing facial skin.

5:11

ve ben de yüz cildini pürüzsüzleştirmek için olduğunu tahmin etmiştim.

Which was the correct answer.

5:15

Ki bu doğru cevaptı.

A clay mask,

5:18

Çamur maskesi olarak da adlandırılan

also called a mud pack, Dilbilgisi

5:19

kil maskesi,

is used to smooth the skin on your face.

5:21

yüzünüzdeki cildi pürüzsüzleştirmek için kullanılır.

Dilbilgisi

also called a mud pack: başka bir ad eklemek

also called a mud pack, a clay mask için başka bir ad ekler. Bu, kısaltılmış edilgen bir ilgi cümleciğidir: tam biçimi which is also called a mud pack şeklindedir ve called burada adlandırılan anlamına gelir. Virgüller, bu ifadenin ek ve parantez içi bilgi olduğunu gösterir. İfade çıkarıldığında A clay mask is used to smooth the skin on your face hâlâ tam bir cümledir.

Alıştırma

Başka bir ad sunan, dersteki iki kelimelik ifadeyi aynen kullanarak cümleyi tamamlayın: The red panda, ____ the lesser panda, lives in Asia.

Cevabı göster

also called

Okay,

5:24

Tamam,

let's recap the vocabulary we've learned in this program, Anlatım akışı

5:24

bu programda öğrendiğimiz kelimeleri tekrarlayalım,

starting with the verb to drain, Anlatım akışı

5:28

sıvıyı çıkarmak anlamına gelen

which means to remove liquid.

5:30

drain fiiliyle başlıyoruz.

Anlatım akışı

Let's recap the vocabulary we've learned: kısa bir gözden geçirme başlatmak

Let's recap ... yeni bir konu öğretme bölümünden daha önce anlatılanları kısaca gözden geçirme bölümüne geçildiğini gösterir. Recap, her şeyi yeniden öğretmek değil, ana noktaları özetlemek demektir. Let's bu geçişi bir davete dönüştürür: konuşan kişi dinleyicileri de gözden geçirmeye dahil eder. the vocabulary we've learned in this program ifadesi tam olarak neyin gözden geçirileceğini belirtir.

Alıştırma

"Let's recap what we've learned," cümlesinde konuşan kişi gruptan ne yapmasını istiyor?

  1. Konunun tamamını baştan yeniden öğrenmek
  2. Tamamen yeni bir konuya geçmek
  3. Ana noktaları kısaca gözden geçirmek
Cevabı göster

Ana noktaları kısaca gözden geçirmek

Anlatım akışı

Starting with + isim öbeği: ilk öğeyi belirtmek

Starting with + isim öbeği bir liste, sıra veya gözden geçirmedeki ilk öğeyi belirtir. Burada kelime tekrarı to drain fiiliyle başlar. starting with the verb to drain ifadesi, önceki Let's recap yönergesine sıralama bilgisi ekler. the sözcüğü the verb to drain isim öbeğinin parçasıdır; starting with yapısının zorunlu bir parçası değildir.

Alıştırma

İlk öğeyi belirtmek için starting with + isim öbeği kullanın: We'll check the equipment, ____ the brakes.

Cevabı göster

starting with

To cling

5:31

Cling

means to stick or hold tightly onto something.

5:32

bir şeye sıkıca yapışmak veya tutunmak anlamına gelir.

If you kickstart something,

5:35

Eğer bir şeye kickstart yaparsanız,

you make it start or develop more quickly.

5:37

onun daha hızlı başlamasını veya gelişmesini sağlarsınız.

To manipulate

5:40

Manipulate

means to skillfully use or control something.

5:41

bir şeyi ustaca kullanmak veya kontrol etmek anlamına gelir.

The phrase down the line

5:44

Down the line ifadesi

means sometime in the future.

5:46

gelecekte bir zaman anlamına gelir.

And finally,

5:47

Ve son olarak,

the idiom only time will tell

5:48

only time will tell deyimi,

means that the truth about something happening now

5:51

şimdi olan bir şey hakkındaki gerçeğin

will only be known in the future.

5:53

ancak gelecekte bilinebileceği anlamına gelir.

Once again,

5:55

Bir kez daha,

our 6 minutes are up, Kelime

5:56

6 dakikamız doldu,

but remember to join us again next time Ton ve niyet

5:57

ama bir dahaki sefere tekrar bize katılmayı unutmayın

Kelime

our 6 minutes are up: ayrılan süre sona erdi

our 6 minutes are up ifadesinde be up, ayrılan sürenin sona erdiği anlamına gelir. Yukarı doğru hareketi anlatmaz. Başka durumlara aktarılabilen kalıp «süre + be + up» şeklindedir; Time is up veya Your ten minutes are up örneklerinde olduğu gibi. Burada our 6 minutes, programın altı dakikalık süresini ifade eder.

Alıştırma

Ayrılan sürenin sona erdiğini göstermek için be up içeren standart ifadeyi tamamlayın: Your time ____.

Cevabı göster

is up

for more trending topics and useful vocabulary Kelime

5:59

daha fazla trend konu ve faydalı kelimeler için

Kelime

more trending topics: şu anda gündemde olan daha fazla konu

More trending topics, şu anda çok ilgi gören veya çok konuşulan ek konular anlamına gelir. Trending, topics sözcüğünü niteler; more ise başka konuların da ekleneceğini gösterir. Burada trending, özellikle haberlerde ve çevrim içi medyada görülen güncel popülerliği anlatır. Yalnızca bir eğilimle ilgili veya gelecekte önemli olabilecek anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede more trending topics ne anlama geliyor?

  1. Anlaşılması zor ek konular
  2. Şu anda yaygın biçimde konuşulan ek konular
  3. Uzun vadeli değişimlerle ilgili ek konular
Cevabı göster

Şu anda yaygın biçimde konuşulan ek konular

here at Six Minute English.

6:02

burada, Six Minute English'te.

Ton ve niyet

remember to join us again next time: gelecekteki bir eylemi hatırlatma

Remember to join us again next time, programın sonunda kullanılan samimi bir hatırlatma ve davettir. Bir program bağlamında join us, yeniden dinlemek, izlemek veya katılmak anlamına gelir; mutlaka üye olmak demek değildir. remember to + fiilin yalın hâli yapısı, hâlâ yapılması gereken bir eyleme işaret eder. Buradaki gelecekteki eylem, bir sonraki program için geri dönmektir.

Alıştırma

Gelecekteki bir eylemi hatırlatan cümleyi doğru remember kalıbıyla tamamlayın: ____ join us again tomorrow.

Cevabı göster

Remember to

Goodbye for now. Kalıp ifadeler

6:04

Şimdilik hoşça kalın.

Kalıp ifadeler

Goodbye for now: geçici bir vedalaşma sözü

Goodbye for now, konuşanın şu anda vedalaştığını ancak bunun mutlaka sonsuza kadar sürecek bir ayrılık olmadığını belirten kalıplaşmış bir sözdür. For now, vedalaşmaya geçici bir anlam katar. Gelecekte yeniden iletişim kurulması beklendiğinde veya en azından bu olasılık açık bırakıldığında bir programı, görüşmeyi, dersi ya da konuşmayı doğal biçimde bitirir. Bir sonraki görüşmenin yakında olacağını garanti etmez.

Alıştırma

Vurgulanan geçici vedalaşma sözünü tamamlayın: The host will return next week. Goodbye ____.

Cevabı göster

for now

Bye.

6:04

Görüşürüz.

Six Minute English

6:06

Six Minute English

from bbclearningenglish.com.

6:08

bbclearningenglish.com'dan.