Nükleer Savaş Çıkarsa Ne Olur?: İngilizce çalışma notları

AsapSCIENCE

Öğrenme zorluğu
850 kelime 185 kel/dk

Video özeti: Video, nükleer patlamanın etkilerini ısıdan küresel kıtlık riskine kadar izliyor. Başlıca İngilizce noktaları: 1. "comes in the form of" — Kalıplaşmış öbekler ve eşdizimler: enerji, kanıt, yardım veya bir fikrin hangi biçimde ortaya çıktığını bilimsel açıklamalarda doğal biçimde söyleyin. 2. "not all radiation is harmful." — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: kısmi olumsuzluğu tanıyın; bazı radyasyon türleri zararlı olabilir, bazıları olmayabilir; bu, hiçbirinin zararlı olmadığı demek değildir. 3. "in the wake of" — Deyimler ve mecazlı ifadeler: afet, çatışma, politika veya ekonomi bağlamında büyük bir olaydan sonraki sonuçları resmi biçimde anlatın.

Bu derste

70 years ago the nuclear bombs dropped over Hiroshima and Nagasaki exploded Kültür

0:00

70 yıl önce Hiroşima ve Nagazaki'ye atılan nükleer bombalar patladı

and to this day remain the only use of nuclear weapons for warfare. Kalıp ifadeler

0:04

ve bugüne dek nükleer silahların savaşta kullanıldığı tek örnek olarak kaldı.

Kültür

Hiroşima ve Nagazaki: 1945’teki savaş dönemi atom bombalamaları

Hiroşima ve Nagazaki, İkinci Dünya Savaşı’nın sonlarına doğru 1945’te atom bombalarının kullanıldığı iki Japon şehridir. Bu nedenle adlar, nükleer deneme alanlarını değil, savaş sırasında gerçekleşen gerçek bombardımanları ifade eder. Bu bağlam, “the only use ... for warfare” ifadesinin ağırlığını ortaya koyar: Cümle, bu iki saldırıyı konuşma anına kadar nükleer silahların savaşta kullanıldığı tek olay olarak sunar.

Alıştırma

“Hiroshima and Nagasaki” bu cümlenin anlamına ne katar?

  1. Nükleer silahların savaşta kullanılmadan gösterildiği iki deneme alanını belirtir.
  2. İlk nükleer silahları geliştiren ülkeleri belirtir.
  3. 1945’te nükleer silahların savaşta gerçekten kullanıldığı iki Japon şehrini belirtir.
Cevabı göster

1945’te nükleer silahların savaşta gerçekten kullanıldığı iki Japon şehrini belirtir.

Kalıp ifadeler

to this day: geçmişten bugüne devam etme

Bu cümlede “to this day”, “geçmişteki o olaydan şu ana kadar” anlamına gelir. Söz konusu gerçeğin konuşma anında hâlâ geçerli olduğunu gösterir. İfade geçmişe dönük ve vurguludur: Yalnızca “still” demekle karşılaştırıldığında, durumun ne kadar uzun süredir devam ettiğine dikkat çeker. Buradaki “this day” belirli bir tarihi ifade etmez.

Alıştırma

Cümleyi, durumun geçmişten şimdiye kadar devam ettiğini belirten üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: “The painting vanished in 1998, and its location remains unknown ____.”

Cevabı göster

to this day

But with around 15,000 warheads remaining in the world, Kelime

0:08

Fakat dünyada hâlâ yaklaşık 15.000 savaş başlığı varken,

Kelime

warheads: füzelerin tamamı değil, savaş başlıkları

Bu cümlede warheads, hedefte veya hedefin yakınında patlayıp yıkıcı etki oluşturmak üzere tasarlanmış savaş başlıkları anlamına gelir. Küresel stok bağlamında burada özellikle nükleer savaş başlıklarından söz edilmektedir. Savaş başlığı, bir silah sisteminin yalnızca bir parçasıdır; füze, roket veya torpido tarafından taşınabilir. Bu nedenle savaş başlığı sayısı otomatik olarak füze, fırlatıcı veya her tür silah sayısı değildir.

Alıştırma

Bir güvenlik raporunda “300 warheads” ifadesi en doğru biçimde neyi sayar?

  1. Füzeler veya diğer taşıma sistemleri tarafından taşınabilen yıkıcı yük birimleri
  2. Herhangi bir yükü taşımak için kullanılan füzeler
  3. Rapordaki her tür askerî silah
Cevabı göster

Füzeler veya diğer taşıma sistemleri tarafından taşınabilen yıkıcı yük birimleri

what happens if we have a nuclear war?

0:12

bir nükleer savaş çıkarsa ne olur?

The impact of a single nuclear bomb depends on many factors like the weather, weapon design,

0:14

Tek bir nükleer bombanın etkisi hava durumu, silahın tasarımı,

geographical layout of where the bomb hits,

0:19

bombanın düştüğü yerin coğrafi yapısı

and if it explodes in the air or on the ground.

0:21

ve havada mı yoksa yerde mi patladığı gibi birçok etkene bağlıdır.

Approximately 35% of the energy comes in the form of thermal radiation or heat. Notlar

0:24

Enerjinin yaklaşık %35'i termal radyasyon, yani ısı biçiminde açığa çıkar.

Kalıp ifadeler

comes in the form of: bir şeyin hangi biçimde ortaya çıktığını belirtmek

Comes in the form of, “bir biçimde ortaya çıkar, sağlanır veya gerçekleşir” anlamına gelir. Burada enerjinin bir kısmı termal radyasyon ya da ısı olarak ortaya çıkar; come bir yere doğru hareketi anlatmaz. Yeniden kullanılabilir kalıp özne + come in the form of + isim öbeğidir. Fiil, zamana ve özne-yüklem uyumuna göre comes, came veya will come biçimini alır.

Alıştırma

İngilizce cümleyi “... biçiminde sağlandı” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: Part of her compensation ____ company shares.

Cevabı göster

came in the form of

Kelime

thermal radiation: Elektromanyetik dalgalar hâlinde yayılan enerji

Thermal radiation, maddenin sıcaklığı nedeniyle elektromanyetik dalgalar hâlinde yaydığı enerjidir. Bu cümlede, patlama enerjisinin yoğun ısı ve ışık olarak hissedilen bölümünü adlandırır; bu enerji uzayda ışık hızında ilerleyebilir. Burada radiation, dalgalar hâlinde ilerleyen enerji anlamına gelir. Bu sözcük otomatik olarak atomlardan elektron kopararak onlara zarar verebilen ionizing radiation anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi, sıcaklık nedeniyle elektromanyetik dalgalar hâlinde yayılan enerjiyi belirten iki sözcüklü bilimsel terimle tamamlayın: "The hot surface transfers energy by ____."

Cevabı göster

thermal radiation

Since thermal radiation travels at approximately the speed of light,

0:29

Termal radyasyon yaklaşık ışık hızında ilerlediği için

the flash of light and the heat comes several seconds before the blast wave.

0:32

ışık parlaması ve ısı, şok dalgasından birkaç saniye önce ulaşır.

And this causes flash blindness to anyone looking, Kelime

0:36

Bu da bakan herkeste parlama körlüğüne yol açar;

a temporary blindness of a few minutes.

0:39

bu, birkaç dakika süren geçici bir görme kaybıdır.

Kelime

flash blindness: Yoğun ışıktan kaynaklanan geçici görme kaybı

Flash blindness, son derece parlak ve ani bir ışığın neden olduğu geçici görme kaybıdır. Birleşik bir isimdir: flash, körlüğe neden olan ani ışığı belirtir. a temporary blindness of a few minutes ifadesi bu cümlede terimin anlamını başka sözlerle açıklar. Terim tek başına kalıcı körlük anlamına gelmez; flash, ışığı üreten cihazı değil, ani ışık parlamasını belirtir.

Alıştırma

Cümleyi, yoğun ışığın neden olduğu geçici görme kaybını belirten iki sözcüklü güvenlik terimiyle tamamlayın: "The pilot looked toward the flare and experienced ____ for several minutes."

Cevabı göster

flash blindness

With a 1 megaton bomb, Kelime

0:41

Bir megatonluk bir bomba ele alındığında,

which is 80 times larger than the Hiroshima bomb,

0:43

bu bomba Hiroşima bombasından 80 kat daha güçlü,

but much smaller than many modern nuclear weapons,

0:45

ama birçok modern nükleer silahtan çok daha küçüktür.

those 21 km away would experience flash blindness on a clear day

0:48

Açık bir günde 21 km uzaktakiler parlama körlüğü yaşar,

and even up to 85 km away on a clear night.

0:52

açık bir gecede ise bu etki 85 km uzakta bile görülür.

Kelime

Patlama gücü ölçüsü olarak megaton

Nükleer silah bağlamında megaton bir patlama gücü birimidir: bir milyon ton TNT'nin patlamasıyla açığa çıkan enerjiye eşittir. a 1 megaton bomb ifadesinde sayı, bombanın fiziksel ağırlığını değil, ortaya çıkarabileceği patlama enerjisini belirtir. Bu birim güç karşılaştırması yapılmasını sağlar. Cümle, bir megatonluk patlamayı Hiroşima bombası ve modern nükleer silahlarla karşılaştırır; larger nesnenin boyutunu değil, patlama gücünün daha yüksek olduğunu ifade eder.

Alıştırma

Şu cümleyi okuyun: The device had a yield of one megaton. one megaton neyi ölçüyor?

  1. Patlamanın görülebileceği mesafe
  2. Cihazın bir milyon ton TNT'ye eşdeğer patlama enerjisi
  3. Cihazın bir milyon tonluk fiziksel ağırlığı
Cevabı göster

Cihazın bir milyon ton TNT'ye eşdeğer patlama enerjisi

Thermal radiation burns happen closer to the bomb with first-degree burns occurring around 11 km, Kelime

0:55

Termal radyasyon yanıkları bombaya daha yakın yerlerde oluşur; birinci derece yanıklar yaklaşık 11 km'de,

second-degree burns at 10 km,

1:01

ikinci derece yanıklar 10 km'de,

and third-degree burns destroying skin tissue at 8 km.

1:03

cilt dokusunu yok eden üçüncü derece yanıklar ise 8 km'de görülür.

Kelime

first-degree, second-degree ve third-degree burns ifadelerinde ciddiyet

First-degree burns, second-degree burns ve third-degree burns geleneksel, sıralı bir derece sistemi oluşturur. Ciddiyet birinci dereceden üçüncü dereceye yükselir: birinci derece yanıklar cildin en dış katmanını etkiler, ikinci derece yanıklar daha derine uzanır ve üçüncü derece yanıklar bu üç derecenin en ağırıdır. Yapı sıra sayısı + degree + burn(s) biçimindedir. burn(s) önündeki birleşik niteleyici first-degree burns örneğindeki gibi kısa çizgiyle yazılır. Burada degree sıcaklık ölçüsünü değil, yaralanmanın ciddiyet kategorisini belirtir.

Alıştırma

Cümleyi geleneksel yanık derecesi terimiyle tamamlayın: In this three-level scale, the most severe injury is a ____.

Cevabı göster

third-degree burn

Third-degree burns that cover over 24% of the body will likely be fatal without quick medical care.

1:06

Vücudun %24'ünden fazlasını kaplayan üçüncü derece yanıklar, hızlı tıbbi müdahale olmazsa büyük olasılıkla ölümcüldür.

These distances are variable depending on the weather and what clothing you're wearing. Kalıp ifadeler

1:11

Bu mesafeler hava durumuna ve giydiğiniz kıyafetlere göre değişir.

Kalıp ifadeler

depending on: belirleyici bir koşulu tanıtma

Depending on, hangi sonucun geçerli olacağını belirleyen etkenleri tanıtır. Burada mesafeler hava durumuna ve giyilen kıyafetlere göre değişebilir; ifade bir kişinin bir şeye bağımlı olduğunu anlatmaz. Bu ifade bir sayıyı, planı veya sonucu koşula bağlayarak kesin yanıtın ancak ilgili koşul bilindiğinde belirlenebileceğini gösterir.

Alıştırma

Cümleyi depend fiilinin -ing biçimi ve gereken edatla tamamlayın: Delivery can take two to five days, ____ the destination.

Cevabı göster

depending on

White clothing, for example, can reflect some of the energy

1:15

Örneğin beyaz giysiler enerjinin bir kısmını yansıtabilirken

while darker clothes absorb it. Dilbilgisi

1:18

koyu renkli giysiler onu soğurur.

Dilbilgisi

while: karşıt olguları bağlama

While, karşıtlık göstermek için iki yan cümleyi birbirine bağlar: beyaz giysiler enerjinin bir kısmını yansıtırken koyu renkli giysiler onu emer. İki olgu aynı anda doğru olabilir, ancak while burada bir olayı zamana yerleştirmek için değil, zıt etkileri karşılaştırmak için kullanılır. Aktarılabilir A, while B kalıbı paralel olguları yan yana getirir ve aralarındaki farkı vurgular.

Alıştırma

Örnekte while hangi ilişkiyi ifade ediyor?

  1. Koyu renkli giysilerin enerjiyi neden emdiğini açıklar.
  2. Açık ve koyu renkli giysilerin etkilerini karşılaştırır.
  3. İki etkinin aynı süre boyunca gerçekleştiğini söyler.
Cevabı göster

Açık ve koyu renkli giysilerin etkilerini karşılaştırır.

At its center, the Hiroshima explosion was estimated to be 300,000 °C, Dilbilgisi

1:20

Hiroşima patlamasının merkezindeki sıcaklığın 300.000 °C olduğu tahmin ediliyor;

Dilbilgisi

was estimated to be: yaklaşık bir değeri aktarmak

Bu cümlede was estimated to be, 300,000 °C değerini hesaplamaya dayalı yaklaşık bir sonuç olarak sunar. Edilgen yapı, tahmini yapan kişi veya yöntemden çok sonuca odaklanır. Kanıtlar olası bir değeri, miktarı veya tanımı destekliyor ancak bunun kesin olduğu belirlenmemişse be estimated to be + değer, miktar veya tanım yapısını kullanın. Bu yapı kesinlik değil, temkinlilik bildirir.

Alıştırma

Tarihî bir kaynak yalnızca yaklaşık bir nüfus veriyor. Hangi cümle en uygundur?

  1. The city's population was confirmed to be exactly 80,000.
  2. The city's population was known to be exactly 80,000.
  3. The city's population was estimated to be 80,000.
Cevabı göster

The city's population was estimated to be 80,000.

which is over 300 times hotter than the temperature bodies are cremated at. Dilbilgisi

1:25

bu, cenazelerin yakıldığı sıcaklığın 300 katından fazladır.

Dilbilgisi

over 300 times hotter than: kat üzerinden karşılaştırma

Over, 300 times çarpanını niteler; dolayısıyla ifade 300’den büyük bir katsayıyı anlatır. over + sayı + times + karşılaştırma sıfatı + than kalıbı, bir özellik veya miktarı bir referansla kat açısından karşılaştırır. Burada amaçlanan anlam, ilk sıcaklığın referans sıcaklığın 300 katından fazla olmasıdır; yalnızca 300 dereceden biraz daha yüksek olması değildir. Times hotter than çok titiz metinlerde aritmetik açıdan belirsiz olabileceği için over 300 times as hot as oranı daha açık ifade eder.

Alıştırma

Hangi cümle birim farkı veya yüzde yerine 300’den büyük bir çarpan kullanır?

  1. The new processor is over 300 percent faster than the old one.
  2. The new processor is over 300 times faster than the old one.
  3. The new processor is over 300 megahertz faster than the old one.
Cevabı göster

The new processor is over 300 times faster than the old one.

This intense heat reduces a body to its basic elements.

1:30

Bu yoğun ısı, bir bedeni temel elementlerine ayırır.

The radiation from the blast also behaves like sunlight,

1:33

Patlamadan yayılan radyasyon da güneş ışığı gibi davranır,

so objects cast shadows where the radiation doesn't directly hit. Kalıp ifadeler

1:36

dolayısıyla radyasyonun doğrudan ulaşmadığı yerlerde nesnelerin gölgeleri oluşur.

Kalıp ifadeler

cast shadows: gölge düşürmek

Bu cümlede cast shadows, nesnelerin radyasyonu engelleyerek “gölge düşürmesi” demektir; tıpkı güneş ışığını engellemeleri gibi. Buradaki cast, “fırlatmak” ya da “bir role oyuncu seçmek” anlamında değildir. Yaygın kalıp object + cast + a shadow/shadows şeklindedir. Tek bir gölge için a shadow, birden fazla nesne veya gölge biçimi için shadows kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi cast shadows kalıbıyla tamamlayın: Under the bright stage lights, the dancers ____ on the backdrop.

Cevabı göster

cast shadows

But most of the energy released in a nuclear explosion is in the blast,

1:39

Ancak bir nükleer patlamada açığa çıkan enerjinin büyük bölümü şok dalgasındadır;

which drives air away from the site of the explosion,

1:43

bu dalga havayı patlama bölgesinden dışarı doğru iter

creating a sudden change in air pressure that can crush objects or knock them down. Dilbilgisi

1:46

ve nesneleri ezebilen ya da devirebilen ani bir hava basıncı değişimi yaratır.

Dilbilgisi

creating a sudden change in air pressure: sonuç bildiren -ing yan cümlesi

creating a sudden change in air pressure ifadesi, önceki sürecin sonucunu veren virgül + -ing yan cümlesidir: basınç dalgası havayı uzaklaştırır ve bu hareket basınç değişikliğini yaratır. Creating, hava basıncının kendisinin bir şey yarattığı anlamına gelmez. Bu sonuç yan cümlesi, neden-sonuç zincirini tek bir cümlede sıkıştırmayı sağlar. İfadeyi ayrı ve ilgisiz bir eylem olarak değil, “ve bunun sonucunda bu, ... yaratır” şeklinde anlayın.

Alıştırma

Bu cümlede -ing yan cümlesinin görevi nedir? The river overflowed, flooding several nearby fields.

  1. Aynı anda gerçekleşen ilgisiz bir eylemi anlatır.
  2. Tarlaların su altında kalmasını nehrin taşmasının sonucu olarak sunar.
  3. Nehrin hangi amaçla taştığını belirtir.
  4. Tarlaların nehrin taşmasına neden olduğunu söyler.
Cevabı göster

Tarlaların su altında kalmasını nehrin taşmasının sonucu olarak sunar.

If we use a 1 megaton bomb as an example again, Anlatım akışı

1:50

Yine bir megatonluk bombayı örnek alırsak,

Anlatım akışı

Somut bir durumu sunmak için use X as an example

use X as an example kalıbı, X’in daha geniş bir fikri veya hesabı açıklamak için seçilen somut durum olduğunu dinleyiciye gösterir. Burada bomba, ardından gelen sayılar için referans alınan durumdur; herhangi bir kategorinin numunesi olarak tanımlanmamaktadır. Yapı use + isim öbeği + as an example şeklindedir. Önce durumu adlandırır, sonra gelen ayrıntıların bu durumla bağlantılı olarak anlaşılmasını sağlar ve böylece bilgiyi düzenler. Again, aynı referans durumunun daha önce de kullanıldığını gösterir.

Alıştırma

Cümleyi use X as an example kalıbıyla tamamlayın: To explain the calculation, let's ____ a family of four ____ an example.

Cevabı göster

use · as

within a 6 km radius,

1:53

6 km'lik yarıçap içinde

there would be an estimated 180 tons of force on the wall of every two-story building Dilbilgisi

1:55

iki katlı her binanın duvarına tahminen 180 tonluk bir kuvvet uygulanır

with wind speeds of 255 km/h.

2:00

ve rüzgâr hızı 255 km/saate ulaşır.

Dilbilgisi

there would be: varsayımsal bir sonucu sunmak

There would be, there is/are varlık yapısının varsayımsal biçimidir. Varsayılan bir koşul altında var olacak veya meydana gelecek bir şeyi sunar: there + would be + isim öbeği. Bu cümlede tahmini kuvvet, bir megatonluk bomba senaryosunun içindeki bir sonuçtur. Would, modelle hesaplanan sonucu belirtir; dolayısıyla cümle bu kuvvetin şu anda var olduğunu veya olayın gerçekten gerçekleştiğini iddia etmez.

Alıştırma

Varsayımsal sonucu tamamlayın: If the main road were closed, ____ a twenty-minute delay.

Cevabı göster

there would be

Within a 1 km radius,

2:04

1 km'lik yarıçap içinde

the peak pressure is four times greater and wind speeds reach 756 km/h.

2:05

en yüksek basınç dört kat daha fazladır ve rüzgâr hızı 756 km/saate ulaşır.

The human body can endure this amount of pressure.

2:12

İnsan bedeni bu kadar basınca dayanabilir.

However, the winds would create fatal collisions with nearby objects,

2:14

Ancak rüzgâr, yakındaki nesnelerle ölümcül çarpışmalara yol açar;

so deaths would largely be from collapsed buildings.

2:18

bu yüzden ölümlerin çoğu çöken binalardan kaynaklanır.

All this at 1 megaton.

2:20

Üstelik tüm bunlar yalnızca bir megatonla olur.

Compare that with the largest nuclear bomb ever detonated, Anlatım akışı

2:23

Bunu şimdiye kadar patlatılmış en büyük nükleer bomba olan

the 50 megaton Tsar Bomba dropped on an isolated island in Russia, Kültür

2:26

Rusya'daki ıssız bir adaya atılmış 50 megatonluk Çar Bombası'yla karşılaştırdığınızda,

Kültür

Tsar Bomba: bir nükleer test aygıtının adı

Tsar Bomba, 1961'de denenen Sovyet termonükleer aygıtının yaygın olarak kullanılan adıdır. Bu cümlede özel ad, daha büyük karşılaştırma noktası olarak kullanılan 50 megatonluk patlamayı belirtir. Deneme bir şehre saldırı olarak değil, Kuzey Kutbu bölgesindeki uzak bir test sahasında yapıldı. Bomba adın bir parçasıdır; bu nedenle Tsar Bomba, kelime kelime çevrilecek sıradan bir İngilizce ifade değil, tek bir özel ad olarak anlaşılmalıdır.

Alıştırma

Bu cümlede Tsar Bomba'yı en iyi hangi açıklama tanımlar?

  1. uzak bir yerde yapılan nükleer denemede kullanılan Sovyet aygıtının özel adı
  2. her çok büyük bomba için kullanılan genel bir İngilizce terim
  3. saldırıya uğrayan bir Rus şehrinin adı
Cevabı göster

uzak bir yerde yapılan nükleer denemede kullanılan Sovyet aygıtının özel adı

and you're looking at 3,333 Hiroshima bombs combined. Deyimler

2:30

3.333 Hiroşima bombasının toplam gücüyle karşı karşıya kalırsınız.

Anlatım akışı

Karşılaştırmaya geçiş olarak Compare that with

Compare that with, dinleyene önceki değeri ardından gelen çok daha büyük yeni örnekle yan yana getirip karşılaştırmasını söyler. Buradaki that, daha önceki bir megatonluk patlamaya gönderme yapar; daha sonra sözü edilen Tsar Bomba'yı göstermez. Bu ifade açıklamayı düzenler: Compare doğrudan bir karşılaştırma talimatı verir, that bilinen bilgiyi taşır, with ise yeni karşılaştırma noktasını tanıtır. Böylece konuşan kişi iki değer arasındaki ilişkiyi açık tutarak ölçek değiştirebilir.

Alıştırma

Cümlede Compare that with ifadesindeki that neye gönderme yapıyor?

  1. hemen ardından sözü edilen Tsar Bomba
  2. Rusya'daki ıssız ada
  3. önceki bir megatonluk örnek
Cevabı göster

önceki bir megatonluk örnek

Deyimler

you're looking at + hesaplanmış bir toplam

Burada you're looking at bir şeyi görme eylemini anlatmaz. Karşılaştırmanın sonucunu sunar: miktar, 3.333 Hiroşima bombasının toplamına eşdeğerdir. you're looking at + isim öbeği veya sayı kalıbı, dikkate alınması gereken toplamın, ölçeğin ya da sonucun ardından gelen değer olduğunu ifade edebilir. Hesaplanmış bir sayıyı daha doğrudan ve çarpıcı hâle getirir.

Alıştırma

Cümleyi tahmini toplamın şu olduğu anlamına gelen vurgulanmış ifadeyle tamamlayın: After installation and taxes, ____ a final cost of about $2,400.

Cevabı göster

you're looking at

If you happen to survive all this, Dilbilgisi

2:35

Tüm bunlardan sağ çıkmayı başarırsanız,

now you have to worry about radiation.

2:37

artık radyasyon konusunda endişelenmeniz gerekir.

Dilbilgisi

happen to survive: şans eseri hayatta kalmak

Happen to + fiilin yalın hâli, bir şeyin tesadüfen veya beklenmedik biçimde gerçekleştiğini ifade eder. Burada happen to survive, hayatta kalmayı beklenen bir sonuç değil, belirsiz ve neredeyse tesadüfi bir durum olarak sunar. Bu yapıda happen sözcüğünü to-infinitive izler: happen to survive, happen to know, happened to meet. Olayın kendisi to sonrasındaki fiille ifade edilir.

Alıştırma

Cümleyi tesadüfen anlamına gelen yapıyla tamamlayın: If you ____ find my notebook at the coffee shop, please call me.

Cevabı göster

happen to

Now, not all radiation is harmful. Dilbilgisi

2:39

Elbette her tür radyasyon zararlı değildir.

Dilbilgisi

Radyasyon türlerinin hepsi zararlı değildir: kısmi olumsuzluk

not all radiation is harmful ifadesinde not ögesinin olumsuzluk kapsamına all girer. Bu, kısmi olumsuzluktur: en azından bazı radyasyon türleri zararlı değildir. Hiçbir radyasyonun zararlı olmadığı anlamına gelmez. not all + isim + yüklem yapısı, grubun tamamına ilişkin bir iddiayı reddeder. Kaç istisna olduğunu belirtmez; bu nedenle cümle tek başına hangi türlerin zararlı veya güvenli olduğunu göstermez.

Alıştırma

'Not all radiation is harmful' cümlesi ne anlama gelir?

  1. Hiçbir radyasyon zararlı değildir.
  2. En azından bazı radyasyon türleri zararlı değildir, ancak cümle bütün radyasyonun güvenli olduğunu söylemez.
  3. Her radyasyon türü zararlıdır.
Cevabı göster

En azından bazı radyasyon türleri zararlı değildir, ancak cümle bütün radyasyonun güvenli olduğunu söylemez.

We're exposed to different forms of radiation every day like our phones, Kalıp ifadeler

2:41

Telefonlarımızdan yayılanlar gibi farklı radyasyon türlerine her gün maruz kalıyoruz,

Kalıp ifadeler

Exposed to: bir şeye maruz kalmak

Be exposed to, çoğunlukla çevre yoluyla bir şeyle temas etmek veya onun etkisine maruz kalmak anlamına gelir. Burada we're exposed to, farklı radyasyon türleriyle günlük teması anlatır. İfade tek başına bu temasın zararlı olduğunu söylemez. Yapı özne + be + exposed to + isim öbeği veya -ing biçimidir. Maruz kalmayı yaşayan kişi ya da nesneye odaklanır. Etken yapı expose + biri veya bir şey + to + kaynak ya da etki biçimindedir.

Alıştırma

Cümleyi be exposed to ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: During the hike, we were ____ strong sunlight for several hours.

Cevabı göster

exposed to

but ionizing radiation at the center of a nuclear bomb has enough energy to rip electrons from atoms. Notlar

2:44

fakat bir nükleer bombanın merkezindeki iyonlaştırıcı radyasyon, elektronları atomlardan koparacak kadar enerjiye sahiptir.

Kelime

ionizing radiation: atomlardan elektron koparan radyasyon

Burada ionizing, parçacıkları veya fotonları atomlardan elektron koparıp geride yüklü iyonlar bırakmaya yetecek enerji taşıyan radyasyonu niteler. rip fiili bu uzaklaştırmayı canlı bir biçimde anlatır; atomların nesneler gibi fiziksel olarak yırtıldığı anlamına gelmez. Bu nedenle ionizing, geniş anlamlı radiation ismini daraltır. Cümle bir enerji eşiğine ulaşıldığını söyler; her radyasyon türünün elektron koparabildiğini söylemez.

Alıştırma

Bilimsel veya sağlıkla ilgili bir raporda ionizing radiation özellikle ne anlama gelir?

  1. Atomlardan elektron koparmaya yetecek enerjiye sahip radyasyon
  2. Yalnızca fark edilir ısı üreten radyasyon
  3. Uzayda hareket eden her türlü enerji
Cevabı göster

Atomlardan elektron koparmaya yetecek enerjiye sahip radyasyon

Dilbilgisi

has enough energy to + fiilin yalın hâli

Yapı have/has + enough + isim + to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Enough, energy ismini niteler; to ile kurulan mastar ise bu enerji miktarının mümkün kıldığı sonucu belirtir. Cümlede enerji, elektronları atomlardan koparmak için gereken eşiğe ulaşır. Buradaki to mastar işaretidir; bu yüzden ardından bir isim veya -ing biçimi değil, rip fiilinin yalın hâli gelir.

Alıştırma

Cümleyi enough energy to ile tamamlayın: The battery has ____ power the alarm all night.

Cevabı göster

enough energy to

But the amount of radiation you encounter is greatly affected by whether you're outside or inside, Dilbilgisi

2:50

Ancak maruz kalacağınız radyasyon miktarı dışarıda ya da içeride olmanıza,

in a wooden structure or a cement structure, and so on.

2:55

ahşap ya da beton bir yapıda bulunmanıza ve benzeri etkenlere göre büyük ölçüde değişir.

Dilbilgisi

Gömülü bir seçenek yapısı olarak whether you're outside or inside

Burada whether you're outside or inside, iki olası koşulu belirten bir yan cümledir. Yan cümlenin tamamı is greatly affected by ifadesindeki by edatının tümlecidir; dinleyiciye yöneltilmiş bir soru değildir. whether A or B kalıbı, seçenekleri bir sonucu etkileyen henüz belirlenmemiş bir etken olarak sunar. Daha büyük bir cümlenin içine yerleştirilebildiği için bir sonucun neye bağlı olduğunu açıklamada kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi standart gömülü seçenek çifti whether ... or ile tamamlayın: My travel time depends on ____ I take the train ____ the bus.

Cevabı göster

whether · or

Exposure to 600 REM radiation has a 90% chance of creating fatal illness, Kelime

2:58

600 REM'lik radyasyona maruz kalmanın ölümcül bir hastalığa yol açma olasılığı %90'dır;

while a dose of 450 REM is estimated to create a fatal dose within half of those affected.

3:03

450 REM'lik bir doz ise maruz kalanların yarısı için ölümcül kabul edilir.

Kelime

Radyasyon dozu birimi olarak REM

REM, biyolojik etkiyi temsil edecek biçimde ayarlanmış iyonlaştırıcı radyasyon dozu için kullanılan geleneksel bir birimdir. Cümlede 600 REM ve 450 REM, sağlık riskiyle ilişkili maruz kalma düzeylerini karşılaştırır; REM, radyoaktif madde miktarı veya bir mesafe değildir. Birimin geleneksel adı rem biçimindedir ve tarihsel olarak roentgen equivalent man ifadesinden gelir. 100 rem, 1 sievert'e yani 1 Sv'ye eşittir. Modern bilimsel ve düzenleyici belgeler genellikle sievert'i tercih eder; ancak rem eski kaynaklarda ve halka yönelik bazı içeriklerde hâlâ yaygındır.

Alıştırma

Bir raporda 450 REM en doğrudan neyi tanımlar?

  1. Biyolojik ağırlıklandırma olmadan rad cinsinden ölçülen soğurulmuş doz değeri
  2. Radyasyonun beton içinde ilerlediği mesafe
  3. Bir kaptaki radyoaktif maddenin kütlesi
  4. Biyolojik olarak ağırlıklandırılmış iyonlaştırıcı radyasyon dozunun geleneksel bir ölçüsü
Cevabı göster

Biyolojik olarak ağırlıklandırılmış iyonlaştırıcı radyasyon dozunun geleneksel bir ölçüsü

But even those who recover still suffer long-term.

3:09

Fakat iyileşenler bile uzun vadeli etkiler yaşamaya devam eder.

Molecular bonds and strands of DNA are broken,

3:12

Moleküler bağlar ve DNA zincirleri kırılır;

and while most repair, around a quarter don't, Dilbilgisi

3:14

çoğu onarılsa da yaklaşık dörtte biri onarılamaz

which can result in future genetic mutations and increased probability of cancer. Kalıp ifadeler

3:17

ve bu durum gelecekte genetik mutasyonlara ve kanser riskinin artmasına yol açabilir.

Dilbilgisi

while most repair, around a quarter don't ifadesinde karşıtlık ve eksiltme

Burada while, iki farklı oranı karşılaştırır: hasarlı moleküler bağların ve DNA zincirlerinin çoğu onarılır, ancak yaklaşık dörtte biri onarılmaz. Don't yardımcı fiili don't repair ifadesinin yerini tutar. Tekrarlanan fiil öbeği bağlamdan zaten açık olduğunda İngilizce, anlamı değiştirmeden karşılaştırmayı kısaltmak için yalnızca yardımcı fiili bırakabilir.

Alıştırma

Work sözcüğünü tekrarlamamak için cümleyi tek bir kısaltmayla tamamlayın: Most of these devices work, while a few ____.

Cevabı göster

don't

Kalıp ifadeler

result in: bir sonucu belirtmek

Result in, belirli bir sonuca neden olmak veya o sonucu doğurmak anlamına gelir. Bu cümlede onarılmamış moleküler hasar nedendir; gelecekteki genetik mutasyonlar ve kanser olasılığındaki artış ise sonuçlardır. İfadenin hemen ardından sonucu adlandıran bir isim veya isim öbeği gelir: result in + sonuç.

Alıştırma

Elektrik kesintisinin gecikmeye neden olduğunu hangi cümle doğru biçimde ifade eder?

  1. The power cut resulted in the delay.
  2. The power cut resulted the delay.
  3. The power cut resulted from the delay.
Cevabı göster

The power cut resulted in the delay.

Then there is the fallout. Notlar

3:22

Bir de radyoaktif serpinti vardır.

Anlatım akışı

Konu ekleyen bir geçiş olarak Then there is X

Then there is X, önceki noktalar ele alındıktan sonra önemli bir etken daha ekleyen kısa bir geçiş yapısıdır. Varoluş yapısı X’i dikkate alınması gereken başka bir unsur olarak sunar; kısa ve bağımsız cümle de ona ek vurgu kazandırır. Buradaki then, konular arasındaki ilerlemeyi düzenler. Radyoaktif serpintinin ancak diğer bütün etkiler sona erdikten sonra başladığı anlamına gelmek zorunda değildir.

Alıştırma

Cümleyi Then there is X geçiş yapısıyla tamamlayın: “We have discussed the cost and the schedule. ____ the safety risk.”

Cevabı göster

Then there is

Kelime

Radyoaktif madde anlamında fallout

Bu cümlede fallout, nükleer patlamayla yukarı taşınan ve daha sonra tekrar yere çöken radyoaktif parçacıkları ve kalıntıları belirten sayılamayan bir kütle adıdır. Çevredeki nükleer etkiler tartışması bu fiziksel anlamı seçtirir. Başka bağlamlarda fallout, bir olaydan sonra devam eden zararlı sonuçları ifade eder. Burada bu mecaz anlam amaçlanmadığı için yalnızca “olumsuz yansımalar” anlamına gelen bir çeviri fiziksel tehlikeyi gözden kaçırır.

Alıştırma

“The wind carried the fallout toward nearby farms,” cümlesinde fallout ne anlama gelir?

  1. Bir arkadaşlığı bitiren anlaşmazlık
  2. Nükleer bir olaydan sonra çöken radyoaktif parçacıklar ve kalıntılar
  3. Bir kararın zararlı siyasi sonuçları
Cevabı göster

Nükleer bir olaydan sonra çöken radyoaktif parçacıklar ve kalıntılar

When a bomb is detonated on or near the surface of the Earth,

3:23

Bir bomba yeryüzünde ya da yüzeye yakın bir yerde patlatıldığında,

the blast creates a crater and the material that used to be deposited in the crater

3:26

patlama bir krater oluşturur ve daha önce o bölgede bulunan malzeme

is carried up into the air as vaporized dirt particles,

3:30

buharlaşmış toprak parçacıkları hâlinde havaya yükselir

forming the familiar mushroom cloud.

3:33

ve bildiğimiz mantar bulutunu oluşturur.

These particles become radioactive and eventually condense

3:35

Bu parçacıklar radyoaktif hâle gelir ve sonunda yoğunlaşarak

and come back down as fallout.

3:39

serpinti olarak yeniden yeryüzüne düşer.

Depending on wind conditions,

3:41

Rüzgâr koşullarına bağlı olarak

radioactive fallout can travel for hundreds of miles.

3:42

radyoaktif serpinti yüzlerce mil yol alabilir.

And though it can fall in the form of black rain,

3:45

Kara yağmur biçiminde yağabilse de

for the most part, you can't detect fallout with your senses. Kalıp ifadeler

3:47

serpinti çoğunlukla duyularla fark edilemez.

Kalıp ifadeler

For the most part: istisnalara yer bırakan bir genelleme

For the most part, “genel olarak” veya “çoğu durumda” anlamına gelir. Birkaç istisnaya yer bırakırken ana eğilimi belirtir. Burada serpintinin duyularla tespit edilemeyeceği iddiasını sınırlar: siyah yağmur bazen görülebilir, ancak bu istisna olağan durumu değiştirmez. Bu ifade, bir genellemeyi mutlak bir iddia gibi sunmayı önler.

Alıştırma

Hangi cümle otobüslerin genellikle zamanında geldiğini, ancak bazı istisnaların olabileceğini söyler?

  1. The most important part of the plan is punctuality.
  2. Most of the buses in the garage are electric.
  3. For the most part, the buses arrive on time, though snow can cause delays.
Cevabı göster

For the most part, the buses arrive on time, though snow can cause delays.

Luckily, fallout radiation decays fairly quickly,

3:51

Neyse ki serpintideki radyasyon oldukça hızlı azalır

and within 2 weeks material will have declined to about 1% of its initial radiation level. Dilbilgisi

3:54

ve iki hafta içinde başlangıçtaki radyasyon seviyesinin yaklaşık %1'ine iner.

Dilbilgisi

Will have declined: gelecekteki süre sınırına kadar ulaşılmış sonuç

Will have declined, gelecek zamanın tamamlanmış biçimidir: will have + geçmiş zaman ortacı declined. Gelecekteki bir noktadan bakar ve o zamana kadar azalmanın çoktan gerçekleşerek belirtilen sonuca ulaşmış olacağını anlatır. Within 2 weeks gelecekteki süre sınırını verir, to about 1% ise bu süre içinde ulaşılması beklenen seviyeyi belirtir. Cümle, seviyenin şimdi zaten %1 olduğunu veya azalmanın iki hafta sonra başlayacağını söylemez.

Alıştırma

Cümleyi decline fiilinin gelecek zamanın tamamlanmış biçimiyle tamamlayın: By next Friday, the river level ____ by two meters.

Cevabı göster

will have declined

But you would have to stay in a shelter until then.

3:59

Ancak o zamana kadar bir sığınakta kalmanız gerekir.

So, what if a multi-bomb nuclear war broke out? Notlar

4:02

Peki birden fazla bombanın kullanıldığı bir nükleer savaş çıkarsa ne olur?

Dilbilgisi

what if: varsayımsal bir durum ortaya koymak

Bu soruda what if, birden fazla bombanın kullanıldığı nükleer savaş gibi hayali bir olayı ortaya koyar. Konuşan kişi savaşın gerçekleştiğini söylemez; dinleyenden savaşın olası sonuçlarını düşünmesini ister. Kalıp What if + özne + fiil? şeklindedir. Buradaki broke out geçmiş zaman biçimindedir. Bu cümlede geçmiş zaman, durumun doğrulanmış bir gerçek değil, varsayım olarak sunulmasına yardımcı olur.

Alıştırma

Soruyu hayali bir riski ortaya koyan iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: '____ the power goes out during the storm?'

Cevabı göster

What if

Öbek fiiller

broke out: bir olayın aniden başlaması

Broke out ifadesinde break out, “aniden başladı” veya “patlak verdi” anlamına gelir. Savaş, yangın, kavga ya da hastalık gibi istenmeyen bir olay başladığında sıkça kullanılır. Bu anlamda break out geçişsizdir: olay özne olur ve doğrudan nesne almaz. Broke, break fiilinin basit geçmiş zaman biçimidir; bu nedenle broke out, ani başlangıcı hayali durumun içine yerleştirir.

Alıştırma

Cümleyi “aniden başladı” anlamındaki break out öbek fiilinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: 'A fire ____ in the kitchen overnight.'

Cevabı göster

broke out

A recent study imagined what 100 detonated warheads,

4:05

Yakın tarihli bir çalışma, 100 savaş başlığının patlatıldığı bir senaryoyu ele aldı;

the approximate size of a Hiroshima bomb,

4:08

bunların her biri yaklaşık Hiroşima bombası büyüklüğündeydi,

would look like if India and Pakistan went to war.

4:10

ve Hindistan ile Pakistan'ın savaşa girmesi durumunda neler olacağını inceledi.

These two nations have relatively small stockpiles of weapons

4:13

Bu iki ülkenin silah stoku nispeten küçüktür,

compared to countries like the US, Russia, and China.

4:16

özellikle ABD, Rusya ve Çin gibi ülkelerle karşılaştırıldığında.

However, this would still do huge damage. Kalıp ifadeler

4:19

Buna rağmen ortaya çıkacak hasar çok büyük olurdu.

Kalıp ifadeler

Do huge damage: zararı ifade eden doğal bir birleşim

Do damage, “bir şeye zarar vermek veya onu olumsuz etkilemek” anlamına gelen doğal fiil-ad birleşimidir. Bu cümlede huge, zararın boyutunu güçlendirir: varsayımsal olay çok kapsamlı zarara yol açacaktır. Damage bu anlamda sayılamayan bir addır. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp do + sıfat + damage şeklindedir ve ardından etkilenen kişiyi veya şeyi belirten to + ad gelebilir: do serious damage to the economy.

Alıştırma

Cümleyi do + huge + damage birleşimiyle tamamlayın: The chemical spill could ____ to marine life.

Cevabı göster

do huge damage

After the nuclear exchange, Kelime

4:22

Nükleer saldırıların ardından

5 megatons of black carbon would immediately enter the atmosphere,

4:23

beş megaton siyah karbon hemen atmosfere karışır,

causing global temperatures to fall and receive 9% less rain annually.

4:27

küresel sıcaklıkların düşmesine ve yıllık yağış miktarının %9 azalmasına neden olurdu.

Kelime

Nuclear exchange: karşılıklı nükleer saldırılar

Askerî ve güvenlik haberlerinde nuclear exchange, karşıt tarafların birbirlerine karşı nükleer silah kullandığı bir saldırı dizisini ifade eder. Exchange, saldırıların karşılıklı olduğunu gösterir; nesne, bilgi veya görüşlerin olağan şekilde değiş tokuş edilmesi anlamına gelmez. Bu ifade teknik ve duygusal açıdan tarafsız gelebilir, ancak anlatılan olay yine de nükleer savaştır. Burada senaryoyu iki ülke arasında gerçekleşen birden fazla nükleer saldırı olarak çerçeveler.

Alıştırma

“After the nuclear exchange, ...,” cümlesinde nuclear exchange ne anlama gelir?

  1. Ülkelerin nükleer politika hakkındaki görüşlerini paylaştığı bir tartışma
  2. Nükleer teknolojinin barışçıl biçimde aktarılması
  3. Karşıt tarafların birbirlerine yönelik karşılıklı nükleer saldırılar dizisi
Cevabı göster

Karşıt tarafların birbirlerine yönelik karşılıklı nükleer saldırılar dizisi

Though these changes sound small,

4:31

Bu değişiklikler küçük görünse de

they could be enough to trigger crop failures and famine. Dilbilgisi

4:33

mahsul kayıplarını ve kıtlığı tetiklemeye yetebilir.

Dilbilgisi

could be enough to trigger: bir eşiğe ulaşma olasılığı

could be enough to trigger yapısında could kesinliği değil, olasılığı belirtir. be enough gerekli en düşük düzeye ulaşmak demektir; trigger ise bunun sonucunda gerçekleşen olayı tanıtır. Burada yapı, küçük görünen değişikliklerin bile bir eşiği aşarak mahsul kıtlığına ve açlığa yol açabileceğini anlatır. X ciddi bir süreci veya olayı başlatmaya yeterli olabilirken X could be enough to trigger Y yapısını kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Cümleyi, ‘neden olmak için gereken eşiğe ulaşabilir’ anlamındaki tam ifadeyle tamamlayın: A brief voltage spike ____ the safety shutdown.

Cevabı göster

could be enough to trigger

A separate study estimated 2 billion people would starve in the wake of a 100 A-bomb war. Deyimler

4:36

Başka bir çalışma, 100 atom bombasının kullanıldığı bir savaşın ardından iki milyar insanın açlıktan öleceğini tahmin etti.

Deyimler

in the wake of: büyük bir olaydan sonraki sonuçlar

in the wake of, büyük bir olaydan sonra ve çoğu zaman o olayın etkileri nedeniyle anlamına gelir. Bir durumu yalnızca zaman bakımından daha sonraya yerleştirmez; sonraki durumu önceki olayın artçı sonuçlarının bir parçası olarak sunar. Burada açlık, bir nükleer savaşın iklime ve gıda sistemlerine verdiği zararın dolaylı sonucu olarak sunulmaktadır. İfade, hareket eden bir teknenin arkasında bıraktığı iz görüntüsünden gelir ancak mecazi anlamda kullanılır.

Alıştırma

Artçı sonuçları ve devam eden etkileri en iyi vurgulayan ifadeyi seçin: Many families needed temporary housing ___ the flood.

  1. after
  2. because of
  3. in the wake of
Cevabı göster

in the wake of

So, what should you do?

4:41

Peki siz ne yapmalısınız?

We created a video called How to Survive a Nuclear War

4:42

“Nükleer Bir Savaştan Nasıl Sağ Çıkılır?” adlı bir video hazırladık;

that looks into strategies for safety in the event of a nuclear bomb near you, Notlar

4:45

bu videoda yakınınızda bir nükleer bomba patlaması durumunda güvende kalma stratejilerini inceliyoruz.

which you can click on here to check out.

4:49

Buraya tıklayarak videoyu izleyebilirsiniz.

Öbek fiiller

looks into: bir konuyu araştırmak

Burada looks into, “daha iyi anlamak için araştırır veya inceler” anlamına gelir. Özne bir video olduğu için ifade, videonun hangi konuyu ele aldığını anlatır; bir yerin içine gerçek anlamda bakmayı anlatmaz. Yeniden kullanılabilecek yapı look into + konu şeklindedir. Nesne bir sorun, soru, iddia, neden veya olasılık olabilir. Fiil, özneye ve zamana göre looks into, looked into, will look into biçimlerini alır.

Alıştırma

Cümleyi, “araştırmak” anlamındaki öbek fiili oluşturacak şekilde look ve doğru parçacıkla tamamlayın: The support team will ____ the complaint tomorrow.

Cevabı göster

look into

Kalıp ifadeler

in the event of + isim öbeği

Burada in the event of, “eğer ... olursa” anlamına gelir. Olası bir koşulu belirtir ve bu koşul gerçekleşirse neyin geçerli olacağını açıklar. Güvenlik ve politika bağlamlarında bu koşul genellikle acil bir durum veya istenmeyen başka bir olaydır. Bu bir edat öbeğidir ve ardından bir isim öbeği gelir: in the event of a fire, a power failure veya an emergency. Tam bir yan cümle kullanmak için if yapısına geçilir: if the system fails.

Alıştırma

Resmî güvenlik talimatını “bu gerçekleşirse” anlamındaki dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: ____ a fire, use the stairs instead of the elevator.

Cevabı göster

In the event of

Don't forget to subscribe for more weekly science videos every Thursday

4:51

Her perşembe daha fazla bilim videosu için kanalımıza abone olmayı unutmayın

and click that bell to make sure you get notifications for our videos.

4:55

ve videolarımızın bildirimlerini aldığınızdan emin olmak için zil simgesine tıklayın.

We'll see you next week.

4:58

Gelecek hafta görüşürüz.