Nükleer Savaş Çıkarsa Ne Olur?: İngilizce çalışma notları
AsapSCIENCE
Video özeti: Video, nükleer patlamanın etkilerini ısıdan küresel kıtlık riskine kadar izliyor. Başlıca İngilizce noktaları: 1. "comes in the form of" — Kalıplaşmış öbekler ve eşdizimler: enerji, kanıt, yardım veya bir fikrin hangi biçimde ortaya çıktığını bilimsel açıklamalarda doğal biçimde söyleyin. 2. "not all radiation is harmful." — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: kısmi olumsuzluğu tanıyın; bazı radyasyon türleri zararlı olabilir, bazıları olmayabilir; bu, hiçbirinin zararlı olmadığı demek değildir. 3. "in the wake of" — Deyimler ve mecazlı ifadeler: afet, çatışma, politika veya ekonomi bağlamında büyük bir olaydan sonraki sonuçları resmi biçimde anlatın.
Bu derste
and to this day remain the only use of nuclear weapons for warfare. Kalıp ifadeler
0:04ve bugüne dek nükleer silahların savaşta kullanıldığı tek örnek olarak kaldı.
Hiroşima ve Nagazaki: 1945’teki savaş dönemi atom bombalamaları
Hiroşima ve Nagazaki, İkinci Dünya Savaşı’nın sonlarına doğru 1945’te atom bombalarının kullanıldığı iki Japon şehridir. Bu nedenle adlar, nükleer deneme alanlarını değil, savaş sırasında gerçekleşen gerçek bombardımanları ifade eder. Bu bağlam, “the only use ... for warfare” ifadesinin ağırlığını ortaya koyar: Cümle, bu iki saldırıyı konuşma anına kadar nükleer silahların savaşta kullanıldığı tek olay olarak sunar.
Alıştırma
“Hiroshima and Nagasaki” bu cümlenin anlamına ne katar?
- Nükleer silahların savaşta kullanılmadan gösterildiği iki deneme alanını belirtir.
- İlk nükleer silahları geliştiren ülkeleri belirtir.
- 1945’te nükleer silahların savaşta gerçekten kullanıldığı iki Japon şehrini belirtir.
Cevabı göster
1945’te nükleer silahların savaşta gerçekten kullanıldığı iki Japon şehrini belirtir.
to this day: geçmişten bugüne devam etme
Bu cümlede “to this day”, “geçmişteki o olaydan şu ana kadar” anlamına gelir. Söz konusu gerçeğin konuşma anında hâlâ geçerli olduğunu gösterir. İfade geçmişe dönük ve vurguludur: Yalnızca “still” demekle karşılaştırıldığında, durumun ne kadar uzun süredir devam ettiğine dikkat çeker. Buradaki “this day” belirli bir tarihi ifade etmez.
Alıştırma
Cümleyi, durumun geçmişten şimdiye kadar devam ettiğini belirten üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: “The painting vanished in 1998, and its location remains unknown ____.”
Cevabı göster
to this day
But with around 15,000 warheads remaining in the world, Kelime
0:08Fakat dünyada hâlâ yaklaşık 15.000 savaş başlığı varken,
warheads: füzelerin tamamı değil, savaş başlıkları
Bu cümlede warheads, hedefte veya hedefin yakınında patlayıp yıkıcı etki oluşturmak üzere tasarlanmış savaş başlıkları anlamına gelir. Küresel stok bağlamında burada özellikle nükleer savaş başlıklarından söz edilmektedir. Savaş başlığı, bir silah sisteminin yalnızca bir parçasıdır; füze, roket veya torpido tarafından taşınabilir. Bu nedenle savaş başlığı sayısı otomatik olarak füze, fırlatıcı veya her tür silah sayısı değildir.
Alıştırma
Bir güvenlik raporunda “300 warheads” ifadesi en doğru biçimde neyi sayar?
- Füzeler veya diğer taşıma sistemleri tarafından taşınabilen yıkıcı yük birimleri
- Herhangi bir yükü taşımak için kullanılan füzeler
- Rapordaki her tür askerî silah
Cevabı göster
Füzeler veya diğer taşıma sistemleri tarafından taşınabilen yıkıcı yük birimleri
The impact of a single nuclear bomb depends on many factors like the weather, weapon design,
0:14Tek bir nükleer bombanın etkisi hava durumu, silahın tasarımı,
and if it explodes in the air or on the ground.
0:21ve havada mı yoksa yerde mi patladığı gibi birçok etkene bağlıdır.
Approximately 35% of the energy comes in the form of thermal radiation or heat. Notlar
0:24Enerjinin yaklaşık %35'i termal radyasyon, yani ısı biçiminde açığa çıkar.
comes in the form of: bir şeyin hangi biçimde ortaya çıktığını belirtmek
Comes in the form of, “bir biçimde ortaya çıkar, sağlanır veya gerçekleşir” anlamına gelir. Burada enerjinin bir kısmı termal radyasyon ya da ısı olarak ortaya çıkar; come bir yere doğru hareketi anlatmaz. Yeniden kullanılabilir kalıp özne + come in the form of + isim öbeğidir. Fiil, zamana ve özne-yüklem uyumuna göre comes, came veya will come biçimini alır.
Alıştırma
İngilizce cümleyi “... biçiminde sağlandı” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: Part of her compensation ____ company shares.
Cevabı göster
came in the form of
thermal radiation: Elektromanyetik dalgalar hâlinde yayılan enerji
Thermal radiation, maddenin sıcaklığı nedeniyle elektromanyetik dalgalar hâlinde yaydığı enerjidir. Bu cümlede, patlama enerjisinin yoğun ısı ve ışık olarak hissedilen bölümünü adlandırır; bu enerji uzayda ışık hızında ilerleyebilir. Burada radiation, dalgalar hâlinde ilerleyen enerji anlamına gelir. Bu sözcük otomatik olarak atomlardan elektron kopararak onlara zarar verebilen ionizing radiation anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi, sıcaklık nedeniyle elektromanyetik dalgalar hâlinde yayılan enerjiyi belirten iki sözcüklü bilimsel terimle tamamlayın: "The hot surface transfers energy by ____."
Cevabı göster
thermal radiation
Since thermal radiation travels at approximately the speed of light,
0:29Termal radyasyon yaklaşık ışık hızında ilerlediği için
the flash of light and the heat comes several seconds before the blast wave.
0:32ışık parlaması ve ısı, şok dalgasından birkaç saniye önce ulaşır.
flash blindness: Yoğun ışıktan kaynaklanan geçici görme kaybı
Flash blindness, son derece parlak ve ani bir ışığın neden olduğu geçici görme kaybıdır. Birleşik bir isimdir: flash, körlüğe neden olan ani ışığı belirtir. a temporary blindness of a few minutes ifadesi bu cümlede terimin anlamını başka sözlerle açıklar. Terim tek başına kalıcı körlük anlamına gelmez; flash, ışığı üreten cihazı değil, ani ışık parlamasını belirtir.
Alıştırma
Cümleyi, yoğun ışığın neden olduğu geçici görme kaybını belirten iki sözcüklü güvenlik terimiyle tamamlayın: "The pilot looked toward the flare and experienced ____ for several minutes."
Cevabı göster
flash blindness
which is 80 times larger than the Hiroshima bomb,
0:43bu bomba Hiroşima bombasından 80 kat daha güçlü,
but much smaller than many modern nuclear weapons,
0:45ama birçok modern nükleer silahtan çok daha küçüktür.
those 21 km away would experience flash blindness on a clear day
0:48Açık bir günde 21 km uzaktakiler parlama körlüğü yaşar,
and even up to 85 km away on a clear night.
0:52açık bir gecede ise bu etki 85 km uzakta bile görülür.
Patlama gücü ölçüsü olarak megaton
Nükleer silah bağlamında megaton bir patlama gücü birimidir: bir milyon ton TNT'nin patlamasıyla açığa çıkan enerjiye eşittir. a 1 megaton bomb ifadesinde sayı, bombanın fiziksel ağırlığını değil, ortaya çıkarabileceği patlama enerjisini belirtir. Bu birim güç karşılaştırması yapılmasını sağlar. Cümle, bir megatonluk patlamayı Hiroşima bombası ve modern nükleer silahlarla karşılaştırır; larger nesnenin boyutunu değil, patlama gücünün daha yüksek olduğunu ifade eder.
Alıştırma
Şu cümleyi okuyun: The device had a yield of one megaton. one megaton neyi ölçüyor?
- Patlamanın görülebileceği mesafe
- Cihazın bir milyon ton TNT'ye eşdeğer patlama enerjisi
- Cihazın bir milyon tonluk fiziksel ağırlığı
Cevabı göster
Cihazın bir milyon ton TNT'ye eşdeğer patlama enerjisi
and third-degree burns destroying skin tissue at 8 km.
1:03cilt dokusunu yok eden üçüncü derece yanıklar ise 8 km'de görülür.
first-degree, second-degree ve third-degree burns ifadelerinde ciddiyet
First-degree burns, second-degree burns ve third-degree burns geleneksel, sıralı bir derece sistemi oluşturur. Ciddiyet birinci dereceden üçüncü dereceye yükselir: birinci derece yanıklar cildin en dış katmanını etkiler, ikinci derece yanıklar daha derine uzanır ve üçüncü derece yanıklar bu üç derecenin en ağırıdır. Yapı sıra sayısı + degree + burn(s) biçimindedir. burn(s) önündeki birleşik niteleyici first-degree burns örneğindeki gibi kısa çizgiyle yazılır. Burada degree sıcaklık ölçüsünü değil, yaralanmanın ciddiyet kategorisini belirtir.
Alıştırma
Cümleyi geleneksel yanık derecesi terimiyle tamamlayın: In this three-level scale, the most severe injury is a ____.
Cevabı göster
third-degree burn
Third-degree burns that cover over 24% of the body will likely be fatal without quick medical care.
1:06Vücudun %24'ünden fazlasını kaplayan üçüncü derece yanıklar, hızlı tıbbi müdahale olmazsa büyük olasılıkla ölümcüldür.
These distances are variable depending on the weather and what clothing you're wearing. Kalıp ifadeler
1:11Bu mesafeler hava durumuna ve giydiğiniz kıyafetlere göre değişir.
depending on: belirleyici bir koşulu tanıtma
Depending on, hangi sonucun geçerli olacağını belirleyen etkenleri tanıtır. Burada mesafeler hava durumuna ve giyilen kıyafetlere göre değişebilir; ifade bir kişinin bir şeye bağımlı olduğunu anlatmaz. Bu ifade bir sayıyı, planı veya sonucu koşula bağlayarak kesin yanıtın ancak ilgili koşul bilindiğinde belirlenebileceğini gösterir.
Alıştırma
Cümleyi depend fiilinin -ing biçimi ve gereken edatla tamamlayın: Delivery can take two to five days, ____ the destination.
Cevabı göster
depending on
White clothing, for example, can reflect some of the energy
1:15Örneğin beyaz giysiler enerjinin bir kısmını yansıtabilirken
while: karşıt olguları bağlama
While, karşıtlık göstermek için iki yan cümleyi birbirine bağlar: beyaz giysiler enerjinin bir kısmını yansıtırken koyu renkli giysiler onu emer. İki olgu aynı anda doğru olabilir, ancak while burada bir olayı zamana yerleştirmek için değil, zıt etkileri karşılaştırmak için kullanılır. Aktarılabilir A, while B kalıbı paralel olguları yan yana getirir ve aralarındaki farkı vurgular.
Alıştırma
Örnekte while hangi ilişkiyi ifade ediyor?
- Koyu renkli giysilerin enerjiyi neden emdiğini açıklar.
- Açık ve koyu renkli giysilerin etkilerini karşılaştırır.
- İki etkinin aynı süre boyunca gerçekleştiğini söyler.
Cevabı göster
Açık ve koyu renkli giysilerin etkilerini karşılaştırır.
At its center, the Hiroshima explosion was estimated to be 300,000 °C, Dilbilgisi
1:20Hiroşima patlamasının merkezindeki sıcaklığın 300.000 °C olduğu tahmin ediliyor;
was estimated to be: yaklaşık bir değeri aktarmak
Bu cümlede was estimated to be, 300,000 °C değerini hesaplamaya dayalı yaklaşık bir sonuç olarak sunar. Edilgen yapı, tahmini yapan kişi veya yöntemden çok sonuca odaklanır. Kanıtlar olası bir değeri, miktarı veya tanımı destekliyor ancak bunun kesin olduğu belirlenmemişse be estimated to be + değer, miktar veya tanım yapısını kullanın. Bu yapı kesinlik değil, temkinlilik bildirir.
Alıştırma
Tarihî bir kaynak yalnızca yaklaşık bir nüfus veriyor. Hangi cümle en uygundur?
- The city's population was confirmed to be exactly 80,000.
- The city's population was known to be exactly 80,000.
- The city's population was estimated to be 80,000.
Cevabı göster
The city's population was estimated to be 80,000.
which is over 300 times hotter than the temperature bodies are cremated at. Dilbilgisi
1:25bu, cenazelerin yakıldığı sıcaklığın 300 katından fazladır.
over 300 times hotter than: kat üzerinden karşılaştırma
Over, 300 times çarpanını niteler; dolayısıyla ifade 300’den büyük bir katsayıyı anlatır. over + sayı + times + karşılaştırma sıfatı + than kalıbı, bir özellik veya miktarı bir referansla kat açısından karşılaştırır. Burada amaçlanan anlam, ilk sıcaklığın referans sıcaklığın 300 katından fazla olmasıdır; yalnızca 300 dereceden biraz daha yüksek olması değildir. Times hotter than çok titiz metinlerde aritmetik açıdan belirsiz olabileceği için over 300 times as hot as oranı daha açık ifade eder.
Alıştırma
Hangi cümle birim farkı veya yüzde yerine 300’den büyük bir çarpan kullanır?
- The new processor is over 300 percent faster than the old one.
- The new processor is over 300 times faster than the old one.
- The new processor is over 300 megahertz faster than the old one.
Cevabı göster
The new processor is over 300 times faster than the old one.
This intense heat reduces a body to its basic elements.
1:30Bu yoğun ısı, bir bedeni temel elementlerine ayırır.
The radiation from the blast also behaves like sunlight,
1:33Patlamadan yayılan radyasyon da güneş ışığı gibi davranır,
so objects cast shadows where the radiation doesn't directly hit. Kalıp ifadeler
1:36dolayısıyla radyasyonun doğrudan ulaşmadığı yerlerde nesnelerin gölgeleri oluşur.
cast shadows: gölge düşürmek
Bu cümlede cast shadows, nesnelerin radyasyonu engelleyerek “gölge düşürmesi” demektir; tıpkı güneş ışığını engellemeleri gibi. Buradaki cast, “fırlatmak” ya da “bir role oyuncu seçmek” anlamında değildir. Yaygın kalıp object + cast + a shadow/shadows şeklindedir. Tek bir gölge için a shadow, birden fazla nesne veya gölge biçimi için shadows kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi cast shadows kalıbıyla tamamlayın: Under the bright stage lights, the dancers ____ on the backdrop.
Cevabı göster
cast shadows
But most of the energy released in a nuclear explosion is in the blast,
1:39Ancak bir nükleer patlamada açığa çıkan enerjinin büyük bölümü şok dalgasındadır;
which drives air away from the site of the explosion,
1:43bu dalga havayı patlama bölgesinden dışarı doğru iter
creating a sudden change in air pressure that can crush objects or knock them down. Dilbilgisi
1:46ve nesneleri ezebilen ya da devirebilen ani bir hava basıncı değişimi yaratır.
creating a sudden change in air pressure: sonuç bildiren -ing yan cümlesi
creating a sudden change in air pressure ifadesi, önceki sürecin sonucunu veren virgül + -ing yan cümlesidir: basınç dalgası havayı uzaklaştırır ve bu hareket basınç değişikliğini yaratır. Creating, hava basıncının kendisinin bir şey yarattığı anlamına gelmez. Bu sonuç yan cümlesi, neden-sonuç zincirini tek bir cümlede sıkıştırmayı sağlar. İfadeyi ayrı ve ilgisiz bir eylem olarak değil, “ve bunun sonucunda bu, ... yaratır” şeklinde anlayın.
Alıştırma
Bu cümlede -ing yan cümlesinin görevi nedir? The river overflowed, flooding several nearby fields.
- Aynı anda gerçekleşen ilgisiz bir eylemi anlatır.
- Tarlaların su altında kalmasını nehrin taşmasının sonucu olarak sunar.
- Nehrin hangi amaçla taştığını belirtir.
- Tarlaların nehrin taşmasına neden olduğunu söyler.
Cevabı göster
Tarlaların su altında kalmasını nehrin taşmasının sonucu olarak sunar.
If we use a 1 megaton bomb as an example again, Anlatım akışı
1:50Yine bir megatonluk bombayı örnek alırsak,
Somut bir durumu sunmak için use X as an example
use X as an example kalıbı, X’in daha geniş bir fikri veya hesabı açıklamak için seçilen somut durum olduğunu dinleyiciye gösterir. Burada bomba, ardından gelen sayılar için referans alınan durumdur; herhangi bir kategorinin numunesi olarak tanımlanmamaktadır. Yapı use + isim öbeği + as an example şeklindedir. Önce durumu adlandırır, sonra gelen ayrıntıların bu durumla bağlantılı olarak anlaşılmasını sağlar ve böylece bilgiyi düzenler. Again, aynı referans durumunun daha önce de kullanıldığını gösterir.
Alıştırma
Cümleyi use X as an example kalıbıyla tamamlayın: To explain the calculation, let's ____ a family of four ____ an example.
Cevabı göster
use · as
there would be an estimated 180 tons of force on the wall of every two-story building Dilbilgisi
1:55iki katlı her binanın duvarına tahminen 180 tonluk bir kuvvet uygulanır
there would be: varsayımsal bir sonucu sunmak
There would be, there is/are varlık yapısının varsayımsal biçimidir. Varsayılan bir koşul altında var olacak veya meydana gelecek bir şeyi sunar: there + would be + isim öbeği. Bu cümlede tahmini kuvvet, bir megatonluk bomba senaryosunun içindeki bir sonuçtur. Would, modelle hesaplanan sonucu belirtir; dolayısıyla cümle bu kuvvetin şu anda var olduğunu veya olayın gerçekten gerçekleştiğini iddia etmez.
Alıştırma
Varsayımsal sonucu tamamlayın: If the main road were closed, ____ a twenty-minute delay.
Cevabı göster
there would be
the peak pressure is four times greater and wind speeds reach 756 km/h.
2:05en yüksek basınç dört kat daha fazladır ve rüzgâr hızı 756 km/saate ulaşır.
However, the winds would create fatal collisions with nearby objects,
2:14Ancak rüzgâr, yakındaki nesnelerle ölümcül çarpışmalara yol açar;
so deaths would largely be from collapsed buildings.
2:18bu yüzden ölümlerin çoğu çöken binalardan kaynaklanır.
Compare that with the largest nuclear bomb ever detonated, Anlatım akışı
2:23Bunu şimdiye kadar patlatılmış en büyük nükleer bomba olan
the 50 megaton Tsar Bomba dropped on an isolated island in Russia, Kültür
2:26Rusya'daki ıssız bir adaya atılmış 50 megatonluk Çar Bombası'yla karşılaştırdığınızda,
Tsar Bomba: bir nükleer test aygıtının adı
Tsar Bomba, 1961'de denenen Sovyet termonükleer aygıtının yaygın olarak kullanılan adıdır. Bu cümlede özel ad, daha büyük karşılaştırma noktası olarak kullanılan 50 megatonluk patlamayı belirtir. Deneme bir şehre saldırı olarak değil, Kuzey Kutbu bölgesindeki uzak bir test sahasında yapıldı. Bomba adın bir parçasıdır; bu nedenle Tsar Bomba, kelime kelime çevrilecek sıradan bir İngilizce ifade değil, tek bir özel ad olarak anlaşılmalıdır.
Alıştırma
Bu cümlede Tsar Bomba'yı en iyi hangi açıklama tanımlar?
- uzak bir yerde yapılan nükleer denemede kullanılan Sovyet aygıtının özel adı
- her çok büyük bomba için kullanılan genel bir İngilizce terim
- saldırıya uğrayan bir Rus şehrinin adı
Cevabı göster
uzak bir yerde yapılan nükleer denemede kullanılan Sovyet aygıtının özel adı
and you're looking at 3,333 Hiroshima bombs combined. Deyimler
2:303.333 Hiroşima bombasının toplam gücüyle karşı karşıya kalırsınız.
Karşılaştırmaya geçiş olarak Compare that with
Compare that with, dinleyene önceki değeri ardından gelen çok daha büyük yeni örnekle yan yana getirip karşılaştırmasını söyler. Buradaki that, daha önceki bir megatonluk patlamaya gönderme yapar; daha sonra sözü edilen Tsar Bomba'yı göstermez. Bu ifade açıklamayı düzenler: Compare doğrudan bir karşılaştırma talimatı verir, that bilinen bilgiyi taşır, with ise yeni karşılaştırma noktasını tanıtır. Böylece konuşan kişi iki değer arasındaki ilişkiyi açık tutarak ölçek değiştirebilir.
Alıştırma
Cümlede Compare that with ifadesindeki that neye gönderme yapıyor?
- hemen ardından sözü edilen Tsar Bomba
- Rusya'daki ıssız ada
- önceki bir megatonluk örnek
Cevabı göster
önceki bir megatonluk örnek
you're looking at + hesaplanmış bir toplam
Burada you're looking at bir şeyi görme eylemini anlatmaz. Karşılaştırmanın sonucunu sunar: miktar, 3.333 Hiroşima bombasının toplamına eşdeğerdir. you're looking at + isim öbeği veya sayı kalıbı, dikkate alınması gereken toplamın, ölçeğin ya da sonucun ardından gelen değer olduğunu ifade edebilir. Hesaplanmış bir sayıyı daha doğrudan ve çarpıcı hâle getirir.
Alıştırma
Cümleyi tahmini toplamın şu olduğu anlamına gelen vurgulanmış ifadeyle tamamlayın: After installation and taxes, ____ a final cost of about $2,400.
Cevabı göster
you're looking at
happen to survive: şans eseri hayatta kalmak
Happen to + fiilin yalın hâli, bir şeyin tesadüfen veya beklenmedik biçimde gerçekleştiğini ifade eder. Burada happen to survive, hayatta kalmayı beklenen bir sonuç değil, belirsiz ve neredeyse tesadüfi bir durum olarak sunar. Bu yapıda happen sözcüğünü to-infinitive izler: happen to survive, happen to know, happened to meet. Olayın kendisi to sonrasındaki fiille ifade edilir.
Alıştırma
Cümleyi tesadüfen anlamına gelen yapıyla tamamlayın: If you ____ find my notebook at the coffee shop, please call me.
Cevabı göster
happen to
Radyasyon türlerinin hepsi zararlı değildir: kısmi olumsuzluk
not all radiation is harmful ifadesinde not ögesinin olumsuzluk kapsamına all girer. Bu, kısmi olumsuzluktur: en azından bazı radyasyon türleri zararlı değildir. Hiçbir radyasyonun zararlı olmadığı anlamına gelmez. not all + isim + yüklem yapısı, grubun tamamına ilişkin bir iddiayı reddeder. Kaç istisna olduğunu belirtmez; bu nedenle cümle tek başına hangi türlerin zararlı veya güvenli olduğunu göstermez.
Alıştırma
'Not all radiation is harmful' cümlesi ne anlama gelir?
- Hiçbir radyasyon zararlı değildir.
- En azından bazı radyasyon türleri zararlı değildir, ancak cümle bütün radyasyonun güvenli olduğunu söylemez.
- Her radyasyon türü zararlıdır.
Cevabı göster
En azından bazı radyasyon türleri zararlı değildir, ancak cümle bütün radyasyonun güvenli olduğunu söylemez.
We're exposed to different forms of radiation every day like our phones, Kalıp ifadeler
2:41Telefonlarımızdan yayılanlar gibi farklı radyasyon türlerine her gün maruz kalıyoruz,
Exposed to: bir şeye maruz kalmak
Be exposed to, çoğunlukla çevre yoluyla bir şeyle temas etmek veya onun etkisine maruz kalmak anlamına gelir. Burada we're exposed to, farklı radyasyon türleriyle günlük teması anlatır. İfade tek başına bu temasın zararlı olduğunu söylemez. Yapı özne + be + exposed to + isim öbeği veya -ing biçimidir. Maruz kalmayı yaşayan kişi ya da nesneye odaklanır. Etken yapı expose + biri veya bir şey + to + kaynak ya da etki biçimindedir.
Alıştırma
Cümleyi be exposed to ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: During the hike, we were ____ strong sunlight for several hours.
Cevabı göster
exposed to
but ionizing radiation at the center of a nuclear bomb has enough energy to rip electrons from atoms. Notlar
2:44fakat bir nükleer bombanın merkezindeki iyonlaştırıcı radyasyon, elektronları atomlardan koparacak kadar enerjiye sahiptir.
ionizing radiation: atomlardan elektron koparan radyasyon
Burada ionizing, parçacıkları veya fotonları atomlardan elektron koparıp geride yüklü iyonlar bırakmaya yetecek enerji taşıyan radyasyonu niteler. rip fiili bu uzaklaştırmayı canlı bir biçimde anlatır; atomların nesneler gibi fiziksel olarak yırtıldığı anlamına gelmez. Bu nedenle ionizing, geniş anlamlı radiation ismini daraltır. Cümle bir enerji eşiğine ulaşıldığını söyler; her radyasyon türünün elektron koparabildiğini söylemez.
Alıştırma
Bilimsel veya sağlıkla ilgili bir raporda ionizing radiation özellikle ne anlama gelir?
- Atomlardan elektron koparmaya yetecek enerjiye sahip radyasyon
- Yalnızca fark edilir ısı üreten radyasyon
- Uzayda hareket eden her türlü enerji
Cevabı göster
Atomlardan elektron koparmaya yetecek enerjiye sahip radyasyon
has enough energy to + fiilin yalın hâli
Yapı have/has + enough + isim + to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Enough, energy ismini niteler; to ile kurulan mastar ise bu enerji miktarının mümkün kıldığı sonucu belirtir. Cümlede enerji, elektronları atomlardan koparmak için gereken eşiğe ulaşır. Buradaki to mastar işaretidir; bu yüzden ardından bir isim veya -ing biçimi değil, rip fiilinin yalın hâli gelir.
Alıştırma
Cümleyi enough energy to ile tamamlayın: The battery has ____ power the alarm all night.
Cevabı göster
enough energy to
But the amount of radiation you encounter is greatly affected by whether you're outside or inside, Dilbilgisi
2:50Ancak maruz kalacağınız radyasyon miktarı dışarıda ya da içeride olmanıza,
in a wooden structure or a cement structure, and so on.
2:55ahşap ya da beton bir yapıda bulunmanıza ve benzeri etkenlere göre büyük ölçüde değişir.
Gömülü bir seçenek yapısı olarak whether you're outside or inside
Burada whether you're outside or inside, iki olası koşulu belirten bir yan cümledir. Yan cümlenin tamamı is greatly affected by ifadesindeki by edatının tümlecidir; dinleyiciye yöneltilmiş bir soru değildir. whether A or B kalıbı, seçenekleri bir sonucu etkileyen henüz belirlenmemiş bir etken olarak sunar. Daha büyük bir cümlenin içine yerleştirilebildiği için bir sonucun neye bağlı olduğunu açıklamada kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi standart gömülü seçenek çifti whether ... or ile tamamlayın: My travel time depends on ____ I take the train ____ the bus.
Cevabı göster
whether · or
while a dose of 450 REM is estimated to create a fatal dose within half of those affected.
3:03450 REM'lik bir doz ise maruz kalanların yarısı için ölümcül kabul edilir.
Radyasyon dozu birimi olarak REM
REM, biyolojik etkiyi temsil edecek biçimde ayarlanmış iyonlaştırıcı radyasyon dozu için kullanılan geleneksel bir birimdir. Cümlede 600 REM ve 450 REM, sağlık riskiyle ilişkili maruz kalma düzeylerini karşılaştırır; REM, radyoaktif madde miktarı veya bir mesafe değildir. Birimin geleneksel adı rem biçimindedir ve tarihsel olarak roentgen equivalent man ifadesinden gelir. 100 rem, 1 sievert'e yani 1 Sv'ye eşittir. Modern bilimsel ve düzenleyici belgeler genellikle sievert'i tercih eder; ancak rem eski kaynaklarda ve halka yönelik bazı içeriklerde hâlâ yaygındır.
Alıştırma
Bir raporda 450 REM en doğrudan neyi tanımlar?
- Biyolojik ağırlıklandırma olmadan rad cinsinden ölçülen soğurulmuş doz değeri
- Radyasyonun beton içinde ilerlediği mesafe
- Bir kaptaki radyoaktif maddenin kütlesi
- Biyolojik olarak ağırlıklandırılmış iyonlaştırıcı radyasyon dozunun geleneksel bir ölçüsü
Cevabı göster
Biyolojik olarak ağırlıklandırılmış iyonlaştırıcı radyasyon dozunun geleneksel bir ölçüsü
But even those who recover still suffer long-term.
3:09Fakat iyileşenler bile uzun vadeli etkiler yaşamaya devam eder.
and while most repair, around a quarter don't, Dilbilgisi
3:14çoğu onarılsa da yaklaşık dörtte biri onarılamaz
which can result in future genetic mutations and increased probability of cancer. Kalıp ifadeler
3:17ve bu durum gelecekte genetik mutasyonlara ve kanser riskinin artmasına yol açabilir.
while most repair, around a quarter don't ifadesinde karşıtlık ve eksiltme
Burada while, iki farklı oranı karşılaştırır: hasarlı moleküler bağların ve DNA zincirlerinin çoğu onarılır, ancak yaklaşık dörtte biri onarılmaz. Don't yardımcı fiili don't repair ifadesinin yerini tutar. Tekrarlanan fiil öbeği bağlamdan zaten açık olduğunda İngilizce, anlamı değiştirmeden karşılaştırmayı kısaltmak için yalnızca yardımcı fiili bırakabilir.
Alıştırma
Work sözcüğünü tekrarlamamak için cümleyi tek bir kısaltmayla tamamlayın: Most of these devices work, while a few ____.
Cevabı göster
don't
result in: bir sonucu belirtmek
Result in, belirli bir sonuca neden olmak veya o sonucu doğurmak anlamına gelir. Bu cümlede onarılmamış moleküler hasar nedendir; gelecekteki genetik mutasyonlar ve kanser olasılığındaki artış ise sonuçlardır. İfadenin hemen ardından sonucu adlandıran bir isim veya isim öbeği gelir: result in + sonuç.
Alıştırma
Elektrik kesintisinin gecikmeye neden olduğunu hangi cümle doğru biçimde ifade eder?
- The power cut resulted in the delay.
- The power cut resulted the delay.
- The power cut resulted from the delay.
Cevabı göster
The power cut resulted in the delay.
Konu ekleyen bir geçiş olarak Then there is X
Then there is X, önceki noktalar ele alındıktan sonra önemli bir etken daha ekleyen kısa bir geçiş yapısıdır. Varoluş yapısı X’i dikkate alınması gereken başka bir unsur olarak sunar; kısa ve bağımsız cümle de ona ek vurgu kazandırır. Buradaki then, konular arasındaki ilerlemeyi düzenler. Radyoaktif serpintinin ancak diğer bütün etkiler sona erdikten sonra başladığı anlamına gelmek zorunda değildir.
Alıştırma
Cümleyi Then there is X geçiş yapısıyla tamamlayın: “We have discussed the cost and the schedule. ____ the safety risk.”
Cevabı göster
Then there is
Radyoaktif madde anlamında fallout
Bu cümlede fallout, nükleer patlamayla yukarı taşınan ve daha sonra tekrar yere çöken radyoaktif parçacıkları ve kalıntıları belirten sayılamayan bir kütle adıdır. Çevredeki nükleer etkiler tartışması bu fiziksel anlamı seçtirir. Başka bağlamlarda fallout, bir olaydan sonra devam eden zararlı sonuçları ifade eder. Burada bu mecaz anlam amaçlanmadığı için yalnızca “olumsuz yansımalar” anlamına gelen bir çeviri fiziksel tehlikeyi gözden kaçırır.
Alıştırma
“The wind carried the fallout toward nearby farms,” cümlesinde fallout ne anlama gelir?
- Bir arkadaşlığı bitiren anlaşmazlık
- Nükleer bir olaydan sonra çöken radyoaktif parçacıklar ve kalıntılar
- Bir kararın zararlı siyasi sonuçları
Cevabı göster
Nükleer bir olaydan sonra çöken radyoaktif parçacıklar ve kalıntılar
When a bomb is detonated on or near the surface of the Earth,
3:23Bir bomba yeryüzünde ya da yüzeye yakın bir yerde patlatıldığında,
the blast creates a crater and the material that used to be deposited in the crater
3:26patlama bir krater oluşturur ve daha önce o bölgede bulunan malzeme
is carried up into the air as vaporized dirt particles,
3:30buharlaşmış toprak parçacıkları hâlinde havaya yükselir
These particles become radioactive and eventually condense
3:35Bu parçacıklar radyoaktif hâle gelir ve sonunda yoğunlaşarak
radioactive fallout can travel for hundreds of miles.
3:42radyoaktif serpinti yüzlerce mil yol alabilir.
for the most part, you can't detect fallout with your senses. Kalıp ifadeler
3:47serpinti çoğunlukla duyularla fark edilemez.
For the most part: istisnalara yer bırakan bir genelleme
For the most part, “genel olarak” veya “çoğu durumda” anlamına gelir. Birkaç istisnaya yer bırakırken ana eğilimi belirtir. Burada serpintinin duyularla tespit edilemeyeceği iddiasını sınırlar: siyah yağmur bazen görülebilir, ancak bu istisna olağan durumu değiştirmez. Bu ifade, bir genellemeyi mutlak bir iddia gibi sunmayı önler.
Alıştırma
Hangi cümle otobüslerin genellikle zamanında geldiğini, ancak bazı istisnaların olabileceğini söyler?
- The most important part of the plan is punctuality.
- Most of the buses in the garage are electric.
- For the most part, the buses arrive on time, though snow can cause delays.
Cevabı göster
For the most part, the buses arrive on time, though snow can cause delays.
Luckily, fallout radiation decays fairly quickly,
3:51Neyse ki serpintideki radyasyon oldukça hızlı azalır
and within 2 weeks material will have declined to about 1% of its initial radiation level. Dilbilgisi
3:54ve iki hafta içinde başlangıçtaki radyasyon seviyesinin yaklaşık %1'ine iner.
Will have declined: gelecekteki süre sınırına kadar ulaşılmış sonuç
Will have declined, gelecek zamanın tamamlanmış biçimidir: will have + geçmiş zaman ortacı declined. Gelecekteki bir noktadan bakar ve o zamana kadar azalmanın çoktan gerçekleşerek belirtilen sonuca ulaşmış olacağını anlatır. Within 2 weeks gelecekteki süre sınırını verir, to about 1% ise bu süre içinde ulaşılması beklenen seviyeyi belirtir. Cümle, seviyenin şimdi zaten %1 olduğunu veya azalmanın iki hafta sonra başlayacağını söylemez.
Alıştırma
Cümleyi decline fiilinin gelecek zamanın tamamlanmış biçimiyle tamamlayın: By next Friday, the river level ____ by two meters.
Cevabı göster
will have declined
But you would have to stay in a shelter until then.
3:59Ancak o zamana kadar bir sığınakta kalmanız gerekir.
So, what if a multi-bomb nuclear war broke out? Notlar
4:02Peki birden fazla bombanın kullanıldığı bir nükleer savaş çıkarsa ne olur?
what if: varsayımsal bir durum ortaya koymak
Bu soruda what if, birden fazla bombanın kullanıldığı nükleer savaş gibi hayali bir olayı ortaya koyar. Konuşan kişi savaşın gerçekleştiğini söylemez; dinleyenden savaşın olası sonuçlarını düşünmesini ister. Kalıp What if + özne + fiil? şeklindedir. Buradaki broke out geçmiş zaman biçimindedir. Bu cümlede geçmiş zaman, durumun doğrulanmış bir gerçek değil, varsayım olarak sunulmasına yardımcı olur.
Alıştırma
Soruyu hayali bir riski ortaya koyan iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: '____ the power goes out during the storm?'
Cevabı göster
What if
broke out: bir olayın aniden başlaması
Broke out ifadesinde break out, “aniden başladı” veya “patlak verdi” anlamına gelir. Savaş, yangın, kavga ya da hastalık gibi istenmeyen bir olay başladığında sıkça kullanılır. Bu anlamda break out geçişsizdir: olay özne olur ve doğrudan nesne almaz. Broke, break fiilinin basit geçmiş zaman biçimidir; bu nedenle broke out, ani başlangıcı hayali durumun içine yerleştirir.
Alıştırma
Cümleyi “aniden başladı” anlamındaki break out öbek fiilinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: 'A fire ____ in the kitchen overnight.'
Cevabı göster
broke out
A recent study imagined what 100 detonated warheads,
4:05Yakın tarihli bir çalışma, 100 savaş başlığının patlatıldığı bir senaryoyu ele aldı;
the approximate size of a Hiroshima bomb,
4:08bunların her biri yaklaşık Hiroşima bombası büyüklüğündeydi,
would look like if India and Pakistan went to war.
4:10ve Hindistan ile Pakistan'ın savaşa girmesi durumunda neler olacağını inceledi.
These two nations have relatively small stockpiles of weapons
4:13Bu iki ülkenin silah stoku nispeten küçüktür,
compared to countries like the US, Russia, and China.
4:16özellikle ABD, Rusya ve Çin gibi ülkelerle karşılaştırıldığında.
However, this would still do huge damage. Kalıp ifadeler
4:19Buna rağmen ortaya çıkacak hasar çok büyük olurdu.
Do huge damage: zararı ifade eden doğal bir birleşim
Do damage, “bir şeye zarar vermek veya onu olumsuz etkilemek” anlamına gelen doğal fiil-ad birleşimidir. Bu cümlede huge, zararın boyutunu güçlendirir: varsayımsal olay çok kapsamlı zarara yol açacaktır. Damage bu anlamda sayılamayan bir addır. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp do + sıfat + damage şeklindedir ve ardından etkilenen kişiyi veya şeyi belirten to + ad gelebilir: do serious damage to the economy.
Alıştırma
Cümleyi do + huge + damage birleşimiyle tamamlayın: The chemical spill could ____ to marine life.
Cevabı göster
do huge damage
5 megatons of black carbon would immediately enter the atmosphere,
4:23beş megaton siyah karbon hemen atmosfere karışır,
causing global temperatures to fall and receive 9% less rain annually.
4:27küresel sıcaklıkların düşmesine ve yıllık yağış miktarının %9 azalmasına neden olurdu.
Nuclear exchange: karşılıklı nükleer saldırılar
Askerî ve güvenlik haberlerinde nuclear exchange, karşıt tarafların birbirlerine karşı nükleer silah kullandığı bir saldırı dizisini ifade eder. Exchange, saldırıların karşılıklı olduğunu gösterir; nesne, bilgi veya görüşlerin olağan şekilde değiş tokuş edilmesi anlamına gelmez. Bu ifade teknik ve duygusal açıdan tarafsız gelebilir, ancak anlatılan olay yine de nükleer savaştır. Burada senaryoyu iki ülke arasında gerçekleşen birden fazla nükleer saldırı olarak çerçeveler.
Alıştırma
“After the nuclear exchange, ...,” cümlesinde nuclear exchange ne anlama gelir?
- Ülkelerin nükleer politika hakkındaki görüşlerini paylaştığı bir tartışma
- Nükleer teknolojinin barışçıl biçimde aktarılması
- Karşıt tarafların birbirlerine yönelik karşılıklı nükleer saldırılar dizisi
Cevabı göster
Karşıt tarafların birbirlerine yönelik karşılıklı nükleer saldırılar dizisi
they could be enough to trigger crop failures and famine. Dilbilgisi
4:33mahsul kayıplarını ve kıtlığı tetiklemeye yetebilir.
could be enough to trigger: bir eşiğe ulaşma olasılığı
could be enough to trigger yapısında could kesinliği değil, olasılığı belirtir. be enough gerekli en düşük düzeye ulaşmak demektir; trigger ise bunun sonucunda gerçekleşen olayı tanıtır. Burada yapı, küçük görünen değişikliklerin bile bir eşiği aşarak mahsul kıtlığına ve açlığa yol açabileceğini anlatır. X ciddi bir süreci veya olayı başlatmaya yeterli olabilirken X could be enough to trigger Y yapısını kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Cümleyi, ‘neden olmak için gereken eşiğe ulaşabilir’ anlamındaki tam ifadeyle tamamlayın: A brief voltage spike ____ the safety shutdown.
Cevabı göster
could be enough to trigger
A separate study estimated 2 billion people would starve in the wake of a 100 A-bomb war. Deyimler
4:36Başka bir çalışma, 100 atom bombasının kullanıldığı bir savaşın ardından iki milyar insanın açlıktan öleceğini tahmin etti.
in the wake of: büyük bir olaydan sonraki sonuçlar
in the wake of, büyük bir olaydan sonra ve çoğu zaman o olayın etkileri nedeniyle anlamına gelir. Bir durumu yalnızca zaman bakımından daha sonraya yerleştirmez; sonraki durumu önceki olayın artçı sonuçlarının bir parçası olarak sunar. Burada açlık, bir nükleer savaşın iklime ve gıda sistemlerine verdiği zararın dolaylı sonucu olarak sunulmaktadır. İfade, hareket eden bir teknenin arkasında bıraktığı iz görüntüsünden gelir ancak mecazi anlamda kullanılır.
Alıştırma
Artçı sonuçları ve devam eden etkileri en iyi vurgulayan ifadeyi seçin: Many families needed temporary housing ___ the flood.
- after
- because of
- in the wake of
Cevabı göster
in the wake of
We created a video called How to Survive a Nuclear War
4:42“Nükleer Bir Savaştan Nasıl Sağ Çıkılır?” adlı bir video hazırladık;
looks into: bir konuyu araştırmak
Burada looks into, “daha iyi anlamak için araştırır veya inceler” anlamına gelir. Özne bir video olduğu için ifade, videonun hangi konuyu ele aldığını anlatır; bir yerin içine gerçek anlamda bakmayı anlatmaz. Yeniden kullanılabilecek yapı look into + konu şeklindedir. Nesne bir sorun, soru, iddia, neden veya olasılık olabilir. Fiil, özneye ve zamana göre looks into, looked into, will look into biçimlerini alır.
Alıştırma
Cümleyi, “araştırmak” anlamındaki öbek fiili oluşturacak şekilde look ve doğru parçacıkla tamamlayın: The support team will ____ the complaint tomorrow.
Cevabı göster
look into
in the event of + isim öbeği
Burada in the event of, “eğer ... olursa” anlamına gelir. Olası bir koşulu belirtir ve bu koşul gerçekleşirse neyin geçerli olacağını açıklar. Güvenlik ve politika bağlamlarında bu koşul genellikle acil bir durum veya istenmeyen başka bir olaydır. Bu bir edat öbeğidir ve ardından bir isim öbeği gelir: in the event of a fire, a power failure veya an emergency. Tam bir yan cümle kullanmak için if yapısına geçilir: if the system fails.
Alıştırma
Resmî güvenlik talimatını “bu gerçekleşirse” anlamındaki dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: ____ a fire, use the stairs instead of the elevator.
Cevabı göster
In the event of
Don't forget to subscribe for more weekly science videos every Thursday
4:51Her perşembe daha fazla bilim videosu için kanalımıza abone olmayı unutmayın
and click that bell to make sure you get notifications for our videos.
4:55ve videolarımızın bildirimlerini aldığınızdan emin olmak için zil simgesine tıklayın.