Bir gün ışınlanabilecek miyiz? - Sajan Saini: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
686 kelime 149 kel/dk

Video özeti: Video, kuantum ışınlamanın maddenin kendisini değil, bir parçacığın kuantum durumunu tanımlayan bilgiyi aktardığını açıklıyor. Belirsizlik, kuantum dolanıklığı ve klasik mesajın süreçteki rolünü izliyor; ardından günümüzde atom ölçeğinde elde edilen sonuçlarla büyük nesneleri ışınlamanın olağanüstü zorluğunu karşılaştırıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. There's a wrinkle, though. — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: Bir fikir umut verici göründükten sonra ortaya çıkan güçlüğü haber veren konuşma dilindeki mecazı tanıyın; açıklamanın akışını aniden kesmeden önemli bir sınırlamayı gündeme getirmek için kullanın. 2. While it does seem that — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: While ile ödünleyici bir kabulün nasıl başladığını, vurgulu does ile seem fiilinin nasıl güçlendirildiğini anlayın; makul görünen kanıtı kabul ettikten sonra iddiaya dikkatli bir sınır koymak için bu kalıbı kullanın. 3. has advanced from / to reliably teleporting — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: Zaman içindeki ilerlemeyi özetlemek için present perfect ile advance from A to B yapısını kullanın; from ve to sonrasındaki ögeler paralel aşama veya etkinlikleri anlattığında to’dan sonra neden -ing biçiminin geldiğini ayırt edin.

Bu derste

Is teleportation possible? Anlatım akışı

0:07

Işınlanma mümkün mü?

Anlatım akışı

Is teleportation possible? ile merak uyandıran bir açılış yapmak

Bu, izleyiciden yalnızca bir cevap isteyen sıradan bir soru değil, konuya ilgi uyandıran bir açılış sorusudur. Konuyu en başta ortaya koyup merak yaratır; böylece sonraki açıklama mümkün olmanın gerçekte ne anlama geldiğini inceleyebilir. Burada teleportation geniş bir konu olarak sunulur. Tartışma daha sonra sihirli biçimde bütün bir nesnenin yer değiştirmesine değil, kuantum bilgisine odaklanır. Açılış sorusu bu ayrımı başlangıçta bilerek açık bırakır.

Alıştırma

Bu açılış sorusunun temel işlevi nedir?

  1. Daha önce belirlenmiş bir sonucu özetler.
  2. Bir konuyu tanıtır ve izleyiciyi araştırmaya davet eder.
  3. İzleyiciden hemen olgusal bir cevap vermesini ister.
Cevabı göster

Bir konuyu tanıtır ve izleyiciyi araştırmaya davet eder.

Could a baseball transform into something like a radio wave, Notlar

0:09

Bir beyzbol topu radyo dalgası gibi bir şeye dönüşüp,

travel through buildings,

0:13

binaların içinden geçip,

bounce around corners,

0:14

köşelerden seke seke gidip,

and change back into a baseball?

0:16

tekrar bir beyzbol topuna dönüşebilir mi?

Dilbilgisi

Could ... transform into ... travel through ... bounce around ... change back into ...? ile varsayımsal eylemleri sıralamak

Baştaki Could, eylemlerin tamamını tek bir varsayımsal sorunun içine yerleştirir. Beyzbol topunun dönüşmesi, ilerlemesi, yansıması ve eski hâline dönmesi yalnızca hayal edilmektedir; bu eylemlerin hiçbiri gerçek olarak sunulmaz. Could, transform fiilinin yalın hâliyle kullanılır. Sonraki yalın fiiller travel, bounce ve change, transform ile sıralanır ve aynı özneyle aynı kipliği paylaşır: Could a baseball transform ..., travel ..., bounce ..., and change ...? Böylece tek bir kiplik, karmaşık bir süreci adımlara ayırır.

Alıştırma

Hangi cümle, birden fazla varsayımsal eylemi tek bir could ile doğru biçimde anlatır?

  1. Could the signal travel through the wall, turn a corner, and reach the receiver?
  2. Could the signal travels through the wall, turns a corner, and reaches the receiver?
  3. Could the signal traveled through the wall, turned a corner, and reached the receiver?
Cevabı göster

Could the signal travel through the wall, turn a corner, and reach the receiver?

Anlatım akışı

something like a radio wave: yaklaşık bir benzetme kurmak

Something like a radio wave yaklaşık bir benzetme kurar. Something tam kategoriyi açık bırakırken like tanıdık bir model sunar: hayal edilen biçim, ilgili yönüyle bir radyo dalgasına benzeyecektir. Bu ifade, söz konusu biçimi sıradan bir radyo dalgası olarak tanımlamaz veya ikisinin tamamen aynı olduğunu ileri sürmez. Genel olarak something like + isim öbeği, karşılaştırmanın kesin olmadığını gösterirken bilinmeyen bir fikri gözde canlandırmayı kolaylaştırır.

Alıştırma

Karşılaştırmayı yaklaşık hâle getiren iki kelimelik hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The robot's map is ____ a simple picture of the room, not an exact copy.

Cevabı göster

something like

Oddly enough, Anlatım akışı

0:18

Ne garip ki,

thanks to quantum mechanics, Kalıp ifadeler

0:19

kuantum mekaniği sayesinde,

the answer might actually be yes, Anlatım akışı

0:21

cevap aslında evet olabilir,

sort of.

0:24

sayılır.

Anlatım akışı

Oddly enough: şaşırtıcı bir dönüşü haber vermek

Oddly enough, tüm cümleye yönelik konuşmacı tutumunu gösteren ve şaşırtıcı biçimde ya da tuhaf görünse de anlamına gelen bir ifadedir. Cümlenin başında kullanıldığında ardından gelen ifadenin tamamını değerlendirir ve dinleyeni normal beklentilere aykırı bir bilgiye hazırlar. Buradaki soru hayır cevabını çağrıştırdığı için Oddly enough, koşullu evet cevabının sezgilere aykırı olacağını gösterir. Belirli bir nesnenin tuhaf olduğunu değil, ardından gelen iddianın doğru olmasının şaşırtıcı olduğunu belirtir.

Alıştırma

Şaşkınlık bildiren hedef başlangıç ifadesiyle cümleyi tamamlayın: ____, the smallest box was the heaviest.

Cevabı göster

Oddly enough

Kalıp ifadeler

thanks to quantum mechanics: sonucu mümkün kılan nedeni belirtmek

Bu cümlede thanks to quantum mechanics, 'kuantum mekaniği nedeniyle' ya da 'kuantum mekaniğinin mümkün kıldığı' anlamına gelir. Şaşırtıcı bir evet olasılığını, bunu mümkün kılan kurama bağlar. thanks to + isim öbeği kalıbı bir nedeni veya sonucu mümkün kılan etkeni tanıtır. Birinin thank you dediğini anlatmaz; burada etkene hafifçe pay biçen, çoğunlukla nötr bir bilimsel açıklamadır.

Alıştırma

Sonucu yararlı bir etkene bağlayan bu dersteki iki kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____ better maps, the hikers found the trail.

Cevabı göster

Thanks to

Anlatım akışı

might actually be yes, sort of: koşullu bir evet vermek

might kesinlikten çok olasılığı gösterir. actually, evet yanıtının şaşırtıcı olduğunu veya dinleyenlerin beklentisiyle çeliştiğini belirtir. sort of ise yes ifadesini 'bir bakıma' ya da 'bir ölçüde' anlamıyla sınırlar. Bu sözcükler birlikte yanıtı koşullu bir evet olarak düzenler: özel bir tanım veya koşul altında doğru olabilir, ancak tam ve sınırsız bir evet değildir. Bu kalıp, konuşanın önce temel yanıtı verip hemen ardından onu yumuşatmasını sağlar.

Alıştırma

Yargı: 'The answer is yes, sort of,' cümlesinde sort of, yes ifadesini daha kesin değil, daha sınırlı yapar.

  1. Doğru
  2. Yanlış
Cevabı göster

Doğru

Here's the trick. Anlatım akışı

0:26

İşte işin sırrı burada.

Anlatım akışı

Here's the trick: temel mekanizmayı tanıtmak

Here's the trick. anlaşılması güç bir iddiadan, onu anlaşılır kılan temel fikre geçildiğini gösterir. Bu bağlamda trick, bir aldatmaca değil, önemli fikir veya akıllıca yöntem anlamındadır. Bu ifade, dinleyiciye hemen ardından gelen açıklamanın odaklanılması gereken bölüm olduğunu bildirir. Temel bir yöntem veya mekanizma açıklanmadan önce Here's the trick: ... biçiminde de kullanılabilir.

Alıştırma

Açıklamayı dersteki geçiş ifadesini aynen kullanarak tamamlayın: The maze looks impossible. ____: start at the exit and work backward.

Cevabı göster

Here's the trick

The baseball itself couldn't be sent by radio, Anlatım akışı

0:27

Beyzbol topunun kendisi radyoyla gönderilemez,

but all the information about it could.

0:30

ama onunla ilgili bütün bilgiler gönderilebilir.

Anlatım akışı

itself couldn't be sent ... but all the information about it could: karşıtlık ve eksiltme

Itself, fiziksel bir nesne olarak beyzbol topunun kendisine özel vurgu yapar. Ardından but, odağı all the information about it bölümüne kaydırarak sınırı belirler: nesne radyoyla aktarılamazken onunla ilgili bilgiler aktarılabilirdi. Sondaki could, could be sent by radio ifadesinin yerini tutar. İngilizcede eksik sözcükler açıkça anlaşıldığında, yardımcı veya kiplik bildiren bir fiilden sonra tekrarlanan fiil öbeği çoğu zaman atılır. Bu nedenle kısa son bölüm eksik değil, tamamlanmış bir yapıdır.

Alıştırma

Örnekte, sondaki could sözcüğünden sonra hangi sözcükler anlaşılmaktadır?

  1. send the baseball itself
  2. contain all the information
  3. be sent by radio
Cevabı göster

be sent by radio

In quantum physics,

0:33

Kuantum fiziğinde,

atoms and electrons are interpreted as a collection of distinct properties, Kelime

0:35

atomlar ve elektronlar belirgin özelliklerin bir koleksiyonu olarak yorumlanır,

Kelime

Bilimsel açıklamalarda are interpreted as a collection of ...

Are interpreted as, interpret A as B yapısının edilgen biçimidir. Bir teori veya analizin A’yı B olarak anlamlandırdığını gösterir; burada kuantum fiziği atomları ve elektronları ayrı özelliklerden oluşan bir bütün olarak açıklar, diller arasında çeviri yapılmasından söz edilmez. A collection of distinct properties, ayrı ayrı tanımlanabilen birden çok özellik demektir. Bu ifade konum, momentum ve spin gibi sonraki örneklere zemin hazırlar.

Alıştırma

Cümleyi interpret as yapısının geniş zamandaki edilgen biçimiyle tamamlayın: In the report, the sudden change ____ evidence of a leak.

Cevabı göster

is interpreted as

for example,

0:39

örneğin,

position,

0:40

konum,

momentum,

0:41

momentum,

and intrinsic spin. Kelime

0:41

ve içsel dönüş.

Kelime

Parçacığa özgü kuantum özelliği olarak intrinsic spin

Intrinsic, bir özelliğin dışarıdan eklenmesi yerine bir şeye doğal olarak ait olması demektir. Burada spin sözcüğünü niteler ve bunun parçacığın doğuştan sahip olduğu özelliklerden biri olduğunu gösterir. Kuantum fiziğinde spin, bir kuantum özelliğinin teknik adıdır. Küçük bir topun gözle görülür biçimde dönmesiyle aynı şey değildir; bu nedenle intrinsic spin, gündelik bir dönme hareketi olarak değil, parçacığa özgü bir kuantum özelliği olarak anlaşılmalıdır.

Alıştırma

Bu cümlede intrinsic spin ne anlama gelir?

  1. Küçük bir top gibi gözle görülür biçimde dönen parçacık
  2. Parçacığa momentum kazandıran dış kuvvet
  3. Bir parçacığa özgü kuantum özelliği
Cevabı göster

Bir parçacığa özgü kuantum özelliği

The values of these properties configure the particle, Kelime

0:44

Bu özelliklerin değerleri parçacığı yapılandırır,

giving it a quantum state identity. Dilbilgisi

0:47

ona bir kuantum durumu kimliği verir.

Kelime

configure the particle: özellik değerleri parçacığın durumunu belirler

Bu cümlede configure, bir şeyin nasıl düzenlendiğini veya yapılandırıldığını belirlemek demektir. Özne The values of these properties olduğundan, değerler parçacığın kuantum durumunu birlikte belirler; parçacığı elle ayarlayan bir kişi yoktur. Bu kullanım, configure fiilinin teknik anlamını bilgisayar ayarlarının ötesine taşır. Parametreler veya özellikler, değerleri bir nesnenin belirli düzenini ya da durumunu tanımladığında o nesneyi configure edebilir.

Alıştırma

Bu cümlede configure the particle ne anlama gelir?

  1. Bir kişinin parçacığı elle ayarlamasını sağlamak
  2. Parçacığın nereye doğru hareket ettiğini açıklamak
  3. Parçacığın nasıl yapılandırıldığını veya düzenlendiğini belirlemek
Cevabı göster

Parçacığın nasıl yapılandırıldığını veya düzenlendiğini belirlemek

Dilbilgisi

giving it a quantum state identity: sonucu ekleyen bir -ing yan cümlesi

Giving it a quantum state identity, ana cümlenin sonucunu ekleyen -ing'li bir ortaç yan cümlesidir: parçacığın yapılandırılması, onun bu kimliğe sahip olmasını sağlar. Giving burada ayrı ve çekimli bir fiil değildir. it zamiri the particle ifadesine gönderme yapar. Yeniden kullanılabilen kalıp ana cümle, giving + nesne + sonuç şeklindedir; -ing yan cümlesi önceki eylemin neye yol açtığını gösterir.

Alıştırma

give fiilinin -ing biçimini ve ardından menu sözcüğünün yerine geçen nesne zamirini kullanın: The update redesigned the menu, ____ a cleaner look.

Cevabı göster

giving it

If two electrons have the same quantum state, Dilbilgisi

0:50

Eğer iki elektron aynı kuantum durumuna sahipse,

they're identical.

0:53

onlar tamamen aynıdırlar.

Dilbilgisi

If ... have the same ..., they're ...: genel bir kural belirtme

if yan cümlesi koşulu, ana cümle ise sonucu verir. Bu cümle genel bir bilimsel kuralı anlattığı için iki bölümde de geniş zaman kullanılır. Yapı, If two things have the same X, they are Y şeklinde özetlenebilir ve mantık ya da sınıflandırma kurallarını anlatmak için de kullanılabilir. Burada identical, iki elektronun söz konusu kuantum durumuna göre birbirinden ayırt edilemediği anlamına gelir. Günlük anlamda aynı görünüme veya kişiliğe sahip oldukları anlamına gelmez.

Alıştırma

Genel bir kuralı belirtmek için If ... have the same ..., they ... yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. If two samples have the same composition, they belong to the same category.
  2. If two samples had the same composition, they will belong to the same category.
  3. Two samples may belong to the same category, but their composition is different.
Cevabı göster

If two samples have the same composition, they belong to the same category.

In a literal sense, Anlatım akışı

0:54

Kelimenin tam anlamıyla,

our baseball is defined by a collective quantum state Dilbilgisi

0:55

beyzbol topumuz kolektif bir kuantum durumu tarafından tanımlanır

resulting from its many atoms. Dilbilgisi

0:59

ki bu da onun içindeki birçok atomdan kaynaklanır.

Anlatım akışı

In a literal sense: ifadeyi mecazi olmayan anlamda çerçeveleme

In a literal sense, ardından gelen ifadenin tamamının nasıl yorumlanacağını gösteren bir çerçeveleme sözüdür. İddianın yalnızca bir mecaz olarak değil, sözcüklerin doğrudan veya kesin anlamına göre doğru olduğunu belirtir. Burada beyzbol topunun kolektif bir kuantum durumuyla tanımlanmasını, gerçek anlamda kullanılması amaçlanan bilimsel bir ifade olarak gösterir. Literal, “basit” veya “kolay” demek değildir.

Alıştırma

Cümleyi “doğrudan, mecazi olmayan anlama göre” demek olan dersteki ifadeyle tamamlayın: ____, the city is slowly sinking as the ground settles.

Cevabı göster

In a literal sense

Dilbilgisi

is defined by: bir özellik veya ölçüt bir şeyin ne olduğunu belirler

Bu cümlede is defined by, define fiilinin edilgen biçimidir: baseball tanımlanan şeydir; collective quantum state ise onun ne olduğunu söylemede kullanılan temeldir. Burada by, tanımı yazan bir kişiyi göstermez. Açıklamada nesnenin kimliğini belirleyen özellik ya da ölçütü tanıtır. A is defined by B kalıbı bilimde, kurallarda ve kimlik tartışmalarında da kullanılabilir.

Alıştırma

Bir kuralın zaferin ne anlama geldiğini belirttiğini göstermek için is defined by ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Victory is defined from reaching the final square first.
  2. Victory is defined by reaching the final square first.
  3. Victory defines by reaching the final square first.
Cevabı göster

Victory is defined by reaching the final square first.

Dilbilgisi

resulting from: sonuca bir neden eklemek

resulting from its many atoms, a collective quantum state ifadesini niteleyen bir şimdiki zaman ortaç grubudur. Bu durumun nereden geldiğini anlatır; ikinci bir ana fiil değildir. Tam ilişki A results from B biçimindedir ve “A, B yüzünden gerçekleşir veya var olur” anlamına gelir. resulting from B biçimi, bir ismin ardından nedeni kısa ve öz şekilde eklemeyi sağlar.

Alıştırma

Hangi ifade “şiddetli yağmurun yol açtığı sorunlar” anlamına gelir?

  1. the heavy rain resulting from the problems
  2. the problems resulting from the heavy rain
  3. the problems resulting in the heavy rain
Cevabı göster

the problems resulting from the heavy rain

If this quantum state information could be read in Boston Dilbilgisi

1:02

Eğer bu kuantum durumu bilgisi Boston'da okunup

and sent around the world,

1:05

dünyanın dört bir yanına gönderilebilseydi,

atoms for the same chemical elements

1:07

aynı kimyasal elementlerin atomları

could have this information imprinted on them in Bangalore

1:09

Bangalore'da bu bilgiyle damgalanıp,

and be carefully directed to assemble, Dilbilgisi

1:13

dikkatlice birleşmeleri için yönlendirilebilirdi,

becoming the exact same baseball.

1:15

ve tamamen aynı beyzbol topu haline gelebilirdi.

Dilbilgisi

If ... could be read ... could have ... imprinted: varsayımsal bir edilgen zincir

If yan tümcesinde could be read, yani could + be + geçmiş zaman ortacı kullanılır. Bu yapı, varsayımsal bir koşulda eylemden etkilenen unsurun bilgi olduğunu gösterir. Ana cümlede could have this information imprinted on them, yani have + nesne + geçmiş zaman ortacı kullanılır. Bilgiyi işleyen atomlar değildir; bilgi atomlara işlenir. Bu biçimler birlikte bir koşul-sonuç zinciri oluşturur: bilgi okunup aktarılabilseydi daha sonra başka atomlara yerleştirilebilirdi. İki could kullanımı da teorik olasılık bildirir; bu teknolojinin zaten var olduğunu iddia etmez.

Alıştırma

Aynı türde varsayımsal edilgen zinciri doğru kuran cümle hangisidir?

  1. The blueprint was scanned, and the workshop makes the parts locally every week.
  2. If the blueprint could scan, the workshop could have the parts make locally.
  3. If the blueprint could be scanned, the workshop could have the parts made locally.
Cevabı göster

If the blueprint could be scanned, the workshop could have the parts made locally.

Dilbilgisi

be carefully directed to assemble: edilgen yönlendirme ve mastar

Be directed to assemble, edilgen be directed yapısını to-infinitive ile birleştirir. Atomlar yönlendirme veya kontrol görür; assemble ise yapmaları için yönlendirildikleri eylemi belirtir. Carefully, directed sözcüğünü niteler ve yönlendirmenin ne kadar hassas yapıldığını açıklar. Directed, “yönlendirmek, talimat vermek veya kontrol etmek” anlamındaki direct fiilinin geçmiş zaman ortacıdır. “Düz” veya “açık sözlü” anlamındaki direct sıfatı değildir. Yeniden kullanılabilecek kalıp be directed to + fiilin yalın hâlidir.

Alıştırma

Cümleyi be directed to + fiilin yalın hâli kalıbıyla tamamlayın: During the safety drill, visitors were carefully ____ follow the marked route.

Cevabı göster

directed to

There's a wrinkle, Deyimler

1:18

Yalnız bir sorun var,

though.

1:19

yine de.

Deyimler

There's a wrinkle, though: bir pürüzü gündeme getirmek

Bu cümlede wrinkle mecaz anlamdadır: fiziksel bir kırışıklığı değil, bir fikri, planı veya açıklamayı karmaşıklaştıran sorunu ya da ayrıntıyı anlatır. Cümle sonundaki though, anlatımın yön değiştirdiğini gösterir. Bir şey kolay görünmüş olabilir, ancak konuşmacı şimdi bir sınırlama getirir. There's a wrinkle, though çoğu zaman “dikkate alınması gereken bir pürüz var” anlamına gelir.

Alıştırma

Bu cümlede There's a wrinkle, though. ne anlama geliyor?

  1. Dikkate alınması gereken küçük bir pürüz var.
  2. Her şey tamamen çözüldü.
  3. Bir giyside kırışıklık var.
Cevabı göster

Dikkate alınması gereken küçük bir pürüz var.

Quantum states aren't so easy to measure. Dilbilgisi

1:19

Kuantum durumlarını ölçmek o kadar kolay değil.

Dilbilgisi

aren't so easy to measure: gerçek bir zorluğu yumuşakça anlatmak

aren't so easy to measure ifadesinde so, easy sözcüğünü niteleyen bir derece zarfıdır; “o derece” anlamına gelir, “bu nedenle” anlamına gelmez. Olumsuz be not so easy to + fiilin yalın hâli kalıbı, bir eylemin oldukça zor olduğunu anlatır. Özne, eylemden etkilenen şeyi adlandırabilir. Quantum states aren't so easy to measure cümlesi “It is not so easy to measure quantum states.” şeklinde yeniden kurulabilir.

Alıştırma

Cümleyi aren't, so ve easy sözcüklerini içeren, dersteki dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: These tiny labels ____ read in the dark.

Cevabı göster

aren't so easy to

The uncertainty principle in quantum physics Kültür

1:23

Kuantum fiziğindeki belirsizlik ilkesi

implies the position and momentum of a particle

1:25

bir parçacığın konumunun ve momentumunun

can't be measured at the same time. Dilbilgisi

1:28

aynı anda ölçülemeyeceği anlamına gelir.

Kültür

Kuantum fiziğinde belirsizlik ilkesi

Belirsizlik ilkesi, kuantum fiziğinde adı olan belirli bir kavramdır. Bir parçacığın konumu ve momentumu için niceliklerden biri ne kadar kesin belirlenirse diğeri aynı anda o kadar az kesin belirlenebilir. Burada uncertainty, bir bilim insanının kendinden emin olmaması anlamına gelmez. Kuantum fiziğine özgü bir sınırın adıdır; cümledeki can't be measured ifadesi bu sınırı basitleştirerek anlatır.

Alıştırma

Bu bilimsel açıklamada The uncertainty principle neyi ifade ediyor?

  1. Hareket eden bir parçacığı izlerken yapılan sıradan bir hatayı
  2. Bir bilim insanının deney konusunda kendine güvenmemesini
  3. Konum ve momentumun birlikte ne kadar kesin bilinebileceğine ilişkin kuantum fiziği sınırını
  4. Laboratuvar ekipmanı kullanmaya ilişkin bir güvenlik kuralını
Cevabı göster

Konum ve momentumun birlikte ne kadar kesin bilinebileceğine ilişkin kuantum fiziği sınırını

Dilbilgisi

can't be measured at the same time: modal edilgen yapı

Can't be measured, modal edilgen yapı olan can't + be + past participle düzenini izler. Can't imkânsızlığı veya bir sınırı ifade ederken be measured eyleme maruz kalan şeyi öne çıkarır; ölçümü yapan kişi belirtilmez. At the same time, “aynı anda” demektir. Bu cümlede konum ve momentum birlikte ölçülemeyen iki niceliktir; bu, onların var olmadığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için can't ve measure fiilinin edilgen biçimini kullanın: With this device, these two signals ____ at the same time.

Cevabı göster

can't be measured

The simplest way to measure the exact position of an electron Dilbilgisi

1:31

Bir elektronun tam konumunu ölçmenin en basit yolu

requires scattering a particle of light, Dilbilgisi

1:34

bir ışık parçacığını yansıtmayı gerektirir,

a photon, Kelime

1:37

bir fotonu,

from it and collecting the light in a microscope.

1:38

ondan ve bir mikroskopta ışığı toplamayı.

Dilbilgisi

The simplest way to measure: yöntemi belirtmek için way + to mastarı

The simplest way to measure the exact position, “tam konumu ölçmenin en az karmaşık yöntemi” anlamına gelen bir ad öbeğidir. to measure mastarı, bu yöntemin ne yapmak için kullanıldığını gösterir. the simplest/easiest/best way to + fiil yapısı, önce amacı, ardından yöntemi veya gerekli adımları belirterek bir açıklamayı düzenler. Özgün cümlede bu uzun öbeğin tamamı requires fiilinin öznesidir.

Alıştırma

Cümleyi The simplest way to kalıbıyla tamamlayın: ____ check the lock is to try the key.

Cevabı göster

The simplest way to

Dilbilgisi

requires scattering: require + -ing yapısı

requires scattering ifadesinde require, “gerekli bir adım olarak ihtiyaç duymak” anlamına gelir. -ing biçimindeki scattering, ölçümü gerçekleştirmek için gereken eylemi belirtir. Özne bir yöntem, görev veya sonuç olduğunda ve bir faaliyet onun gerekli koşullarından birini oluşturduğunda require + -ing kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için inspect fiilinin -ing biçimini kullanın: The safety check requires ____ every cable.

Cevabı göster

inspecting

Kelime

a particle of light, a photon: eş adlandırma olarak verilen teknik terim

Bu cümlede a photon, a particle of light ile anlatılan şeyi bilimsel terimle yeniden adlandırır. İki isim öbeği aynı parçacığa gönderme yapar; a photon ek bir nesne değildir. Virgüller, ek bilgi veren bir eş adlandırmayı ayırır. Bilimsel açıklamalarda bir kavram sıkça önce günlük sözcüklerle tanıtılır, ardından teknik adı eklenir: genel bir açıklama, teknik bir terim.

Alıştırma

Cümlede a photon ile a particle of light arasında nasıl bir ilişki vardır?

  1. Aynı şeyin bilimsel terimini verir.
  2. Işığı toplayan mikroskobun adını verir.
  3. İkinci bir parçacık tanıtır.
Cevabı göster

Aynı şeyin bilimsel terimini verir.

But that scattering changes the momentum of the electron Anlatım akışı

1:41

Ancak bu yansıma elektronun momentumunu

in an unpredictable way. Kalıp ifadeler

1:44

öngörülemez bir şekilde değiştirir.

Anlatım akışı

that scattering: önceki sürece geri gönderme

that scattering, az önce sözü edilen ve bir fotonun elektron tarafından saçıldığı sürece geri gönderme yapar. Buradaki that, fiziksel olarak uzaktaki bir şeyi göstermekten çok açıklamanın önceki kısmına işaret eder. Yazar that sözcüğünü tekrarlanan scattering ismiyle birleştirerek önceki adımı yeni cümlenin konusu yapar ve sonra onun sonucunu açıklayabilir. this/that + isim yapısı, bilimsel ve diğer açıklayıcı metinlerde adımları bağlamanın yaygın bir yoludur.

Alıştırma

that scattering açıklamada ne işlev görür?

  1. Fiziksel olarak uzakta olan farklı bir saçılma olayını gösterir.
  2. Yazarın herhangi bir saçılma olup olmadığından emin olmadığını gösterir.
  3. Daha önce belirtilen saçılma sürecine geri döner ve onu yeni konu yapar.
Cevabı göster

Daha önce belirtilen saçılma sürecine geri döner ve onu yeni konu yapar.

Kalıp ifadeler

in an unpredictable way: bir değişimin nasıl gerçekleştiğini anlatmak

In an unpredictable way, changes fiilini niteleyen bir durum zarfı öbeğidir. Elektronun momentumunun önceden tahmin edilemeyecek bir şekilde değiştiğini anlatır. in a/an + sıfat + way yapısı bir eylemin, tepkinin veya değişimin nasıl gerçekleştiğini anlatabilir. Burada unpredictable, elektronun kendisini değil, değişimin gerçekleşme biçimini niteler.

Alıştırma

Cümleyi bu derste geçen ve “tahmin edilemeyecek bir şekilde” anlamına gelen dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The rescue drone moved ____ in the strong wind.

Cevabı göster

in an unpredictable way

We lose all previous information about momentum. Kalıp ifadeler

1:46

Momentumla ilgili önceki tüm bilgileri kaybederiz.

Kalıp ifadeler

lose information about ...: bilgilerin artık mevcut olmaması

Lose information about something, bir konu hakkındaki bilgilerin artık mevcut veya kullanılabilir olmaması demektir. Burada lose, fiziksel bir nesneyi kaybetmeyi değil, soyut bir bilgi kaybını anlatır. All previous information about momentum, saçılmadan önce momentum hakkında var olan bilgilerin tamamını ifade eder. lose information about + konu yapısı, veri, kanıt veya kayıtların eksikliği nedeniyle bilgi kaybedilmesini de anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi bu derste geçen ve “bir konu hakkında kullanılabilir bilgilere artık sahip olmamak” anlamına gelen üç sözcüklü yapıyla tamamlayın: If the research file is damaged, we may ____ the experiment.

Cevabı göster

lose information about

In a sense, Anlatım akışı

1:50

Bir bakıma,

quantum information is fragile. Deyimler

1:51

kuantum bilgisi kırılgandır.

Anlatım akışı

In a sense: bir iddiayı belirli bir bakış açısıyla sınırlamak

In a sense, belirli bir bakış açısından demektir. Burada kuantum bilgisinin kırılgan olduğu iddiasını sınırlar: bu betimleme açıklanan bilimsel anlam içinde yararlıdır, ancak mümkün olan her yön hakkında kesin bir iddia değildir. Cümlenin başında kullanıldığında, dinleyiciye virgülden sonraki bölümün tamamını nasıl yorumlaması gerektiğini gösterir. Konuşanın yalnızca emin olmadığını belirtmek yerine, iddianın geçerli olduğu bakış açısını daraltır.

Alıştırma

Belirli bir bakış açısından anlamına gelen ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: ____, a map is a simplified story about a place.

Cevabı göster

In a sense

Deyimler

quantum information is fragile: fragile sözcüğünün soyut anlamı

Fragile genellikle kolayca kırılan veya zarar gören bir şeyi anlatır. Burada kuantum bilgisine mecaz yoluyla uygulanır: bilgi durumu ölçüm veya girişim nedeniyle kolayca değişebilir ya da yok olabilir. Fiziksel olarak paramparça olan bir şey yoktur. Bilimsel açıklamalar, soyut fikirleri anlatmak için çoğu zaman somut sıfatlar kullanır. Soyut bir sistem veya durum fragile olarak nitelendiğinde, bunu cam gibi gerçekten kırılabilir değil, kolayca bozulabilir şeklinde anlayın.

Alıştırma

quantum information is fragile cümlesinde fragile ne anlama gelir?

  1. Çok yavaş hareket eder.
  2. Ölçüm veya girişim nedeniyle kolayca değişebilir ya da yok olabilir.
  3. Fiziksel ağırlığı çok azdır.
  4. Kolay kırılan camın içinde saklanır.
Cevabı göster

Ölçüm veya girişim nedeniyle kolayca değişebilir ya da yok olabilir.

Measuring the information changes it. Dilbilgisi

1:53

Bilgiyi ölçmek onu değiştirir.

Dilbilgisi

Measuring the information changes it: özne olarak kullanılan -ing grubu

Measuring the information, bir eylemi adlandıran -ing grubudur. Grubun tamamı changes fiilinin öznesidir; measuring, önünde be biçimi olmadığı için ilerleyen zaman yapısının parçası değildir. Bu şekilde kullanılan eylem tek bir etkinlik sayılır, bu yüzden fiil tekildir: changes. Bu cümlede it, the information ifadesine geri döner; yani ölçme eylemi bilginin kendisini değiştirir.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için wear fiilinin -ing biçimini kullanın: ____ a helmet protects your head.

Cevabı göster

Wearing

So how can we transmit something Anlatım akışı

1:56

O zaman tamamen okumamıza izin verilmeyen

we're not permitted to fully read Dilbilgisi

1:57

bir şeyi nasıl aktarabiliriz

without destroying it?

2:00

onu yok etmeden?

Anlatım akışı

So how can we...?: açıklamayı ilerletmek için soru kullanmak

So, soruyu hemen önce sunulan çelişkiye bağlar. Konuşmacının bilgiyi iletmesi gerekir, ancak bilgiyi tamamen okumak onu yok edecektir; bu nedenle so how can we...? bu gerçekleri temel probleme dönüştürür. Bir açıklamada veya sunumda böyle bir soru, gerçekten cevap istemek yerine anlatımın yönünü gösteren bir işaret olabilir. Problemin hazırlığını bitirir, dinleyiciyi düşünmeye çağırır ve konuşmacının çözüm sunduğu bölümü açar.

Alıştırma

Açıklayıcı bir konuşmada burada So how can we...? ifadesinin temel işlevi nedir?

  1. Konuşmacının cevaba dair hiçbir fikri olmadığını kanıtlar.
  2. Önceki çelişkiyi konuşmacının sırada ele alacağı probleme dönüştürür.
  3. Dinleyiciden konuyla ilgisiz kişisel bir görüş ister.
  4. Konuşmacının konuyu bitirdiğini gösterir.
Cevabı göster

Önceki çelişkiyi konuşmacının sırada ele alacağı probleme dönüştürür.

Dilbilgisi

we're not permitted to fully read: be permitted to do kalıbı

we're not permitted to fully read, edilgen be + permitted + to + fiilin yalın hâli kalıbını kullanır. We're, we are anlamına gelir; not izni olumsuz yapar ve tam okuma işlemine izin verilmediğini belirtir. Buradaki kısıtlama bir kişinin emrinden değil, kuantum fiziğinin yasalarından kaynaklanır. Fully, read fiilini niteler ve “tamamen” anlamına gelir; yasaların izin vermediği okuma derecesini gösterir.

Alıştırma

Cümleyi be permitted to kalıbıyla tamamlayın: Visitors are not ____ enter the laboratory.

Cevabı göster

permitted to

The answer can be found in the strange phenomena of quantum entanglement. Notlar

2:01

Cevap kuantum dolanıklığının garip fenomenlerinde bulunabilir.

Anlatım akışı

The answer can be found in ...: açıklamanın kaynağını tanıtmak

Açıklayıcı bir metinde The answer can be found in ..., dinleyiciye in ifadesinden sonra gelen sözlerin açıklamanın kaynağını belirttiğini anlatır. Answer, bir şeyin içinde saklanan fiziksel bir nesne olarak sunulmaz. Bu kalıp önceki bir soruyu bir sonraki konuya bağlar; burada bu konu kuantum dolanıklığıdır. Dinleyiciyi sorudan, o soruyu yanıtlayacak mekanizmaya, kanıta veya teoriye yönlendirir.

Alıştırma

The answer can be found in the strange phenomena of quantum entanglement bu açıklamada hangi işlevi görür?

  1. Kuantum dolanıklığını birazdan gelecek açıklamanın kaynağı olarak gösterir.
  2. “Cevap” adlı fiziksel bir nesnenin kuantum dolanıklığının içinde saklı olduğunu iddia eder.
  3. Açıklamanın bittiğini ve hiçbir kaynak verilmeyeceğini belirtir.
Cevabı göster

Kuantum dolanıklığını birazdan gelecek açıklamanın kaynağı olarak gösterir.

Kültür

Kuantum dolanıklığı: bağlantılı kuantum durumları

Kuantum dolanıklığı, iki veya daha fazla kuantum sisteminin durumları arasındaki özel bir bağlantının kuantum fiziğindeki adıdır. Bu bağlantı nedeniyle, sistemler birbirinden çok uzakta olsa bile ölçümler güçlü biçimde ilişkili sonuçlar verebilir. Bu cümlede terim, cevabı bulmanın anahtarı olarak sunulan olguyu adlandırır. Parçacıkların fiziksel olarak birbirine dolandığını anlatmaz.

Alıştırma

Bu bilimsel bağlamda quantum entanglement ne anlama gelir?

  1. Bütün parçacıkların aynı konumda bulunmasını gerektiren bir kural
  2. Sıradan mesajları anında gönderen bir makine
  3. Parçacıkları birbirine bağlayan fiziksel iplikler
  4. İlişkili ölçüm sonuçları üreten özel bir kuantum bağlantısı
Cevabı göster

İlişkili ölçüm sonuçları üreten özel bir kuantum bağlantısı

Entanglement is an old mystery from the early days of quantum physics Kültür

2:06

Dolanıklık kuantum fiziğinin ilk günlerinden kalma eski bir gizemdir

and it's still not entirely understood. Kalıp ifadeler

2:10

ve hala tam olarak anlaşılmamıştır.

Kültür

Kuantum fiziğinin ilk günlerinden kalma eski bir gizem

Burada an old mystery, bir gizem öyküsünü değil, uzun süredir açıklanması zor olan bilimsel bir soruyu ifade eder. from the early days of quantum physics sözleri, bu soruyu alanın tarihinin başlangıcına yakın bir döneme yerleştirir. İfade bir bütün olarak dolanıklığı uzun süredir devam eden bir sorun şeklinde sunar. Ardından gelen still not entirely understood sözleri, bilim insanlarının henüz eksiksiz bir açıklamaya sahip olmadığını doğrular.

Alıştırma

an old mystery from the early days of quantum physics ifadesi dolanıklık hakkında ne anlatıyor?

  1. Bilim insanlarının artık incelemediği, geçerliliğini yitirmiş bir sorundur.
  2. Kuantum fiziği başladığında yazılmış bir dedektif öyküsüdür.
  3. Alanın ilk dönemlerinden beri tartışılan ve hâlâ tam olarak açıklanamamış bilimsel bir sorundur.
  4. Uzun zaman önce tamamen çözülmüş bir gizemdir.
Cevabı göster

Alanın ilk dönemlerinden beri tartışılan ve hâlâ tam olarak açıklanamamış bilimsel bir sorundur.

Kalıp ifadeler

it's still not entirely understood: dikkatli kısmi olumsuzluk

Burada it's still not entirely understood, dolanıklığın bir ölçüde anlaşıldığını ancak bu anlayışın eksik olduğunu belirtir. not entirely kısmi olumsuzluk kurar; tamamen bilinmediği anlamına gelmez. still, bu eksik anlayışın geçmişten bugüne devam ettiğini gösterir. Bu ifade, bilinen veya bilinmeyen şeyleri abartmadan dikkatli bir iddiada bulunmayı sağlar.

Alıştırma

Cümleyi vurgulanan dikkatli ifadeyle tamamlayın: The cause of the condition ____.

Cevabı göster

is still not entirely understood

Entangling the spin of two electrons Dilbilgisi

2:13

İki elektronun dönüşünü dolanık hale getirmek

results in an influence that transcends distance. Kelime

2:15

mesafeyi aşan bir etkiyle sonuçlanır.

Dilbilgisi

Entangling... results in...: -ing öznesi ve sonucu

Entangling the spin of two electrons, özne görevinde olan bir -ing yan cümlesidir: eylemin veya sürecin tamamı tek bir fikir olarak ele alınır. Bu özne tekil olduğu için fiil result değil, results olur. result in sonucu tanıtır. Burada ardından an influence isim öbeği gelir. Yeniden kullanılabilen kalıp Doing X results in Y şeklindedir.

Alıştırma

Neden-sonuç cümlesini vurgulanan fiil öbeğiyle tamamlayın: Leaving the freezer door open ____ wasted energy.

Cevabı göster

results in

Kelime

transcends distance: bir sınırın ötesine geçmek

Burada transcends, “sınırlarının ötesine geçer” anlamındadır. Etki, sıradan mesafeyle kısıtlanmayan bir şey olarak sunulur; uzayda fiziksel olarak yol alan bir şey anlatılmaz. Transcend, bir fikir, etki veya niteliğin soyut bir sınırı aşmasını anlatırken sık kullanılan resmî bir fiildir. transcend + sınır kalıbında nesne, artık tam olarak geçerli olmayan sınırı adlandırır.

Alıştırma

Örnekte transcends distance ne anlama gelir?

  1. Mesafeyi tam olarak hesaplar.
  2. Sıradan mesafenin sınırlarının ötesine geçer.
  3. Ölçülmüş bir alanda fiziksel olarak yol alır.
  4. Mesafeyi kısaltır.
Cevabı göster

Sıradan mesafenin sınırlarının ötesine geçer.

Measuring the spin of the first electron Dilbilgisi

2:19

İlk elektronun dönüşünü ölçmek

determines what spin will measure for the second,

2:21

ikincisi için dönüşün ne olarak ölçüleceğini belirler,

Dilbilgisi

Measuring ... determines ...: eylemin özne olması

Measuring the spin of the first electron, özne olarak kullanılan bir -ing yan tümcesidir. Ölçümü yapma eyleminin tamamını adlandırdığı için tek bir birim olarak değerlendirilir ve tekil fiil determines ile kullanılır. Burada determines, “kişisel bir karar verir” değil, “sonucu belirler veya ortaya koyar” anlamındadır. Yeniden kullanılabilecek kalıp Doing X determines Y şeklindedir: bir eylem veya işlem, ardından gelecek sonucu kontrol eder.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için measure fiilinin -ing biçimini ve determine fiilinin doğru geniş zaman biçimini kullanın: ____ the room temperature ____ whether the heater turns on.

Cevabı göster

Measuring · determines

whether the two particles are a mile Dilbilgisi

2:24

iki parçacık ister bir mil uzakta olsun

or a light year apart. Kelime

2:26

ister bir ışık yılı uzakta.

Dilbilgisi

whether ... a mile or a light year apart: iki durumda da aynı sonuç

Burada whether A or B, “A ya da B olması fark etmeksizin” anlamına gelir; soru sormaz. A mile ile a light year, görece kısa bir mesafe ile son derece uzun bir mesafeyi temsil eder ve sonuç her iki durumda da aynıdır. Bu yapıyı iki seçeneği değişmeyen tek bir sonucun altında toplamak için kullanın: Bir şey whether A or B doğru olur ya da gerçekleşir.

Alıştırma

Kuralın değişmediğini göstermek için cümleyi whether ... or ... ile tamamlayın: The same fee applies ____ you pay online ____ at the desk.

Cevabı göster

whether · or

Kelime

a light year apart: mesafe + apart yapısı

Light year bir mesafe birimidir: Işığın bir yılda katettiği mesafeyi ifade eder. Bu cümlede iki parçacık arasındaki çok büyük uzamsal mesafeyi anlatır; bir yılın geçtiği anlamına gelmez. İki kişi, yer veya nesne arasındaki uzaklığı belirtmek için apart sözcüğünden önce bir mesafe getirin: X and Y are one mile apart. Bu nedenle a light year apart, “aralarında bir ışık yılı mesafe bulunan” demektir.

Alıştırma

Mesafe + apart yapısını tamamlayın: The two cabins are three miles ____.

Cevabı göster

apart

Somehow,

2:28

Bir şekilde,

information about the first electron's quantum state,

2:29

ilk elektronun kuantum durumu hakkındaki bilgi,

called a qubit of data, Kelime

2:33

bir veri kübiti olarak adlandırılır,

influences its partner

2:34

ortağını etkiler

without transmission across the intervening space. Kalıp ifadeler

2:36

aradaki boşluktan hiçbir iletim olmadan.

Kelime

called a qubit of data: teknik bir terimi tanıtma

called a qubit of data, önceki information about the first electron's quantum state isim öbeğini açıklayan kısaltılmış edilgen bir yan cümledir. which is called a qubit of data biçiminde açılabilir. Burada called, “telefon etti” değil, “adı verildi” veya “olarak adlandırılır” anlamındadır. Bilimsel açıklamalar, ana cümleyi kesmeden bir kavramın adını tanıtmak için kavramdan sonra sık sık noun, called + term, yapısını kullanır. Virgüller bunun ek adlandırma bilgisi olduğunu gösterir; ana cümlenin iskeleti information ... influences its partner olarak kalır.

Alıştırma

called a qubit of data ifadesi cümlede ne işe yarıyor?

  1. Bilginin telefon ettiğini söylüyor.
  2. Bilginin uzayı nasıl geçtiğini açıklıyor.
  3. Önceki bilgiye teknik bir ad veriyor.
Cevabı göster

Önceki bilgiye teknik bir ad veriyor.

Kalıp ifadeler

without transmission across the intervening space: bir sürecin yokluğunu belirtme

Bu ifade, bir sürecin bulunmadığını belirtmek için without + isim öbeği yapısını kullanır. Transmission bu süreçtir; across the intervening space ise bu iletimin normalde nereden geçeceğini belirtir. Bu cümlede etki, parçacıkların arasındaki uzaydan herhangi bir iletim geçmeden gerçekleşiyor şeklinde anlatılır. Burada intervening, “iki şeyin arasında bulunan” demektir ve space sözcüğünü niteler. Uzayın müdahale ettiği veya bir eylem yaptığı anlamına gelmez. Bu resmî ifade daha basit biçimde “aralarındaki uzaydan hiçbir şey gönderilmeden” diye anlaşılabilir.

Alıştırma

İnternet bağlantısı kullanılmadığı anlamına gelmesi için cümleyi tek sözcükle tamamlayın: The update finished ____ an internet connection.

Cevabı göster

without

Einstein and his colleagues called this strange communication

2:40

Einstein ve meslektaşları bu garip iletişime

spooky action at a distance. Kültür

2:44

uzaktan ürkütücü etki adını verdiler.

Kültür

spooky action at a distance: kuşkucu tonda tarihsel bir adlandırma

Spooky action at a distance, Einstein'ın kuantum dolanıklığına yönelik eleştirisiyle ilişkilendirilen ünlü bir tarihsel ifadedir. Parçacıkların birbirinden ayrı olsalar bile bağlantılı kalıyor gibi görünmesini canlı bir biçimde anlatır. Burada spooky, garip ve huzursuz edici anlamına gelir; kuşkucu veya hafif alaycı bir ton taşır. Hayaletlerden söz etmez. Bu ifade kesin bir bilimsel tanım değil, gayriresmî bir adlandırmadır.

Alıştırma

Bu popüler bilim bağlamında spooky action at a distance temel olarak ne anlatır?

  1. Kuantum dolanıklığını mesafe üzerinden canlı ve kuşkucu biçimde anlatan bir ifade
  2. Mesajları anında gönderen bir cihazın resmî adı
  3. Hayaletlerin parçacıkları fiziksel olarak hareket ettirdiği iddiası
Cevabı göster

Kuantum dolanıklığını mesafe üzerinden canlı ve kuşkucu biçimde anlatan bir ifade

While it does seem that entanglement between two particles Dilbilgisi

2:47

İki parçacık arasındaki dolanıklık

helps transfer a qubit instantaneously across the space between them, Kalıp ifadeler

2:50

bir kübiti aralarındaki boşluk üzerinden anında aktarmaya yardımcı gibi görünse de,

there's a catch. Deyimler

2:54

bir pürüz var.

Dilbilgisi

While it does seem that: önce kabul et, sonra sınır getir

While it does seem that X, Y yapısında while karşıtlık içeren bir kabul bildirir: burada bir şeyin olduğu sırada değil, her ne kadar anlamındadır. Konuşan kişi önce X'in doğru göründüğünü kabul eder, ardından Y ile bir sınır veya karşıt nokta ekler. Burada does vurgu yapar. Seem fiilini güçlendirerek bir şeyin gerçekten doğru göründüğünü belirtir; böylece konuşan kişi sorunu açıklamadan önce dengeli bir yaklaşım sergiler.

Alıştırma

Tam olarak ‘gerçekten öyle görünüyor olsa da’ anlamına gelen ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____ the new app is free, some features require payment.

Cevabı göster

While it does seem that

Kalıp ifadeler

instantaneously across the space between them: zaman ile mesafeyi ayırmak

Instantaneously, transfer fiilini niteleyen bir zarftır. Aktarımın neredeyse hiç zaman gecikmesi olmadan gerçekleştiğini ifade eder. Parçacıklar arasındaki fiziksel mesafeyi değil, zamanı anlatır. Across the space between them, söz konusu uzamsal aralığı belirtir ve them iki parçacığa gönderme yapar. İfade bir bütün olarak, parçacıklar uzayda ayrı olsa bile aktarımın hemen gerçekleşiyor gibi göründüğünü söyler.

Alıştırma

Vurgulanan ifadede instantaneously neyi anlatır?

  1. Aktarımın neredeyse hiç zaman gecikmesi olmadan gerçekleştiği ifade edilir.
  2. Parçacıklar arasındaki uzay küçülür.
  3. İki parçacık birbirine çok yakın olmak zorundadır.
Cevabı göster

Aktarımın neredeyse hiç zaman gecikmesi olmadan gerçekleştiği ifade edilir.

Deyimler

there's a catch: gizli bir sınırlamayı belirtmek

There's a catch, cazip görünen bir iddia, teklif veya durumun gizli bir koşulu, dezavantajı ya da sorunu olduğunu anlatan yaygın bir konuşma ifadesidir. Catch burada isimdir; bir şeyi yakalama eylemini anlatmaz. Bir söylem işareti olarak bu ifade, dinleyicinin önceki sözü olduğu gibi kabul etmeden önce durmasını sağlar. Önemli bir sınırlama veya ek koşulun birazdan açıklanacağını bildirir.

Alıştırma

Cümleyi vurgulanan ifadenin aynısıyla tamamlayın: The course is free, but ____: you must buy the materials.

Cevabı göster

there's a catch

This interaction must begin locally. Kelime

2:56

Bu etkileşim yerel olarak başlamalıdır.

Kelime

interaction must begin locally: fizikte yerel anlam

Bu fizik cümlesinde locally, begin fiilini niteler ve “uzayın sınırlı bir bölgesinde” anlamına gelir. Yani etkileşim, iki elektron birbirine yakınken başlar; başlangıçta çok uzak noktalar arasında gerçekleşmez. Must, sınırlı bir bölgede başlamayı gerekli bir koşul olarak gösterir. Daha genel olarak bilimsel İngilizcede local ve locally, bir kasaba ya da yerel toplulukla ilgili olmayı değil, uzayın veya bir sistemin küçük bir bölgesiyle sınırlı olmayı anlatabilir.

Alıştırma

This interaction must begin locally. fizik cümlesinde locally ne anlama gelir?

  1. yerel bir dilde
  2. çevredeki kasaba veya toplulukta
  3. sınırlı bir fiziksel alan içinde
Cevabı göster

sınırlı bir fiziksel alan içinde

The two electrons must be entangled in close proximity Kalıp ifadeler

3:00

İki elektron çok yakın mesafede dolanık hale gelmelidir

before one of them is transported to a new site. Dilbilgisi

3:04

içlerinden biri yeni bir yere taşınmadan önce.

Kalıp ifadeler

in close proximity: çok yakın olmayı anlatan resmî ifade

In close proximity, “birbirine çok yakın” anlamına gelir. Burada iki elektronun dolanık hâle geldiklerinde nerede bulunmaları gerektiğini anlatan, zarf işlevli bir edat öbeğidir. Proximity, yakınlık anlamına gelen bir isimdir; close ise mesafenin kısa olduğunu vurgular. Her sözcüğü ayrı ayrı çevirmek yerine tüm ifadeyi doğal bir birim olarak öğrenin.

Alıştırma

“Çok yakın” anlamına gelen, bu dersteki resmî ifadeyle cümleyi tamamlayın: The backup generator must be placed ____ to the main building.

Cevabı göster

in close proximity

Dilbilgisi

before one of them is transported: edilgen yan cümleyle işlem sırasını gösterme

Before daha sonra gerçekleşen adımı tanıtır ve önceki adımı bir koşul hâline getirir: iki elektron önce dolanık hâle gelmelidir; ancak bundan sonra biri yeni bir konuma taşınır. one of them is transported bölümünde, geniş zaman edilgen yapısı is + transported, taşıyan kişiye değil elektrona ve sürece odaklanır. One of them, iki elektrondan biri demektir. Burada transported yalnızca başka bir yere taşınmış anlamındadır; tek başına teleported anlamına gelmez.

Alıştırma

Mühürleme işleminin önce gerçekleştiğini gösteren sözcükle süreç cümlesini tamamlayın: The container must be sealed ____ it is transported to the lab.

Cevabı göster

before

By itself, Anlatım akışı

3:08

Kendi başına,

quantum entanglement isn't teleportation.

3:09

kuantum dolanıklığı ışınlanma değildir.

Anlatım akışı

By itself, X isn't Y: tek bir parçanın yeterli olmadığını belirtme

By itself, iddiayı yalnızca kuantum dolanıklığının tek başına ele alındığı durumla sınırlar. Ardından cümle, dolanıklığın ışınlanma sürecinin tamamıyla aynı olmadığını belirtir: sürecin bir parçası olabilir ama sürecin bütünü değildir. By itself, X isn't Y kalıbı önce kapsamı daraltır, ardından bir parçayı bütün sanan aşırı genellemeyi düzeltir. X'in tek başına Y için yeterli olmadığını anlatır. X'in düşünebildiğini veya bilinçli biçimde bağımsız hareket ettiğini söylemez.

Alıştırma

Yararlı bir parçanın çözümün tamamı olmadığını göstermek için By itself ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. By itself, complete online security isn't a strong password.
  2. By itself, a strong password isn't complete online security.
  3. A strong password creates complete online security by itself.
Cevabı göster

By itself, a strong password isn't complete online security.

To complete the teleport, Dilbilgisi

3:11

Işınlanmayı tamamlamak için,

we need a digital message to help interpret the qubit at the receiving end. Kalıp ifadeler

3:13

alıcı tarafta kübiti yorumlamaya yardımcı olacak dijital bir mesaja ihtiyacımız var.

Dilbilgisi

To complete the teleport: amaç bildiren mastar yapısı

To complete the teleport, amaç bildiren bir mastar öbeğidir. “Işınlanmayı tamamlamak için” anlamına gelir ve dijital mesaja neden ihtiyaç duyulduğunu açıklar; gelecek zamanı göstermez. Cümlenin başına To + fiilin yalın hâlini getirmek, önce amacı; ardından bu amaca ulaşmak için gereken eylemi, aracı veya koşulu belirtmenizi sağlar.

Alıştırma

Boşluğu to + complete ile oluşturulan iki sözcüklü amaç ifadesiyle doldurun: ____ the setup, restart the device.

Cevabı göster

To complete

Kalıp ifadeler

at the receiving end: iletimin alıcı ucu

At the receiving end, “bir mesajın, sinyalin veya iletilen başka bir şeyin ulaştığı ve işlendiği uçta” anlamına gelir. Burada end, bir olayın bitişini değil, bir sistemin veya bağlantının bir ucunu ifade eder. Bu ifade süreçteki bir role işaret eder: bir uç gönderir, receiving end ise ulaşan şeyi alır veya yorumlar. Özellikle teknik açıklamalarda doğaldır.

Alıştırma

Hangi cümlede at the receiving end, bir iletimin teknik hedef ucunu belirtmek için kullanılmıştır?

  1. Leo was on the receiving end of a rude joke.
  2. The file is decoded at the receiving end of the network.
  3. We waited at the end of the road.
Cevabı göster

The file is decoded at the receiving end of the network.

Two bits of data created by measuring the first particle. Notlar

3:18

İlk parçacığın ölçülmesiyle oluşturulan iki veri biti.

Kelime

Two bits of data: iki ikili veri birimi

Two bits of data ifadesinde bit, dijital bilgi birimidir. Bir bit, genellikle 0 ya da 1 olmak üzere iki değerden birini alabilir. Bu yüzden two bits, belirsiz iki bilgi parçası değil, iki ikili veri birimi demektir. Buradaki iki bit, ölçümün ürettiği klasik veridir. Bunlar kuantum bilgi birimleri olan qubits değildir.

Alıştırma

Bu cümlede Two bits of data ne anlama gelir?

  1. Belirsiz iki bilgi parçası
  2. İki ikili veri birimi
  3. İki qubit
Cevabı göster

İki ikili veri birimi

Dilbilgisi

created by measuring the first particle: isimden sonra gelen geçmiş zaman ortacı

Created by measuring the first particle, Two bits of data ifadesinden sonra yer alan bir geçmiş zaman ortacı grubudur. Hangi verinin kastedildiğini belirtir ve nasıl üretildiğini açıklar. that are created by measuring the first particle biçiminde açılabilir. Bu altyazı etiket benzeri bir parçadır, tam bir cümle değildir. Bu nedenle created onun ana fiili değildir. Tam bir cümlede isim grubunun tamamı bir ana fiile ihtiyaç duyar; örneğin Two bits of data created by the measurement are sent to the receiver.

Alıştırma

İsimden sonra gelen niteleyiciyi tamamlamak için capture fiilinin geçmiş zaman ortacı biçimini kullanın: The images ____ by the telescope revealed a new moon.

Cevabı göster

captured

These digital bits must be transmitted by a classical channel Dilbilgisi

3:22

Bu dijital bitler klasik bir kanalla iletilmelidir

that's limited by the speed of light, Dilbilgisi

3:26

ki bu da ışık hızıyla sınırlıdır,

Dilbilgisi

limited by the speed of light: ışık hızıyla sınırlı

Burada limited by the speed of light, that's limited... içindeki is fiilinden sonra gelir. Klasik kanalın fiziksel bir üst sınıra bağlı olduğunu, yani kanal üzerinden gönderilen bilginin ışıktan daha hızlı ilerleyemeyeceğini belirtir. be limited by + etken yapısı, kısıtlamayı neyin oluşturduğunu belirtir. Zaman, para, alan, kurallar veya fiziksel koşullardan kaynaklanan sınırları anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi bu derste geçen ve «tarafından kısıtlanmak» anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: The robot's working time is ____ its battery capacity.

Cevabı göster

limited by

radio,

3:28

radyo,

microwaves,

3:29

mikrodalgalar,

or perhaps fiber optics. Kelime

3:30

veya belki de fiber optik gibi.

Dilbilgisi

must be transmitted by a classical channel: klasik bir kanal üzerinden iletilmelidir

must be transmitted yapısında must bir zorunluluğu belirtir, be + transmitted ise edilgen yapıyı oluşturur. Dijital bitler eylemden etkilendiği için cümle, onları kimin gönderdiğine değil neyin gerçekleşmesi gerektiğine odaklanır. by a classical channel, iletimde kullanılan yolu veya aracı belirtir. Bu fizik bağlamında classical; radyo, mikrodalga veya fiber optik gibi sıradan, kuantum olmayan bir iletişim kanalını ifade eder. Klasik müzik kanalı anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi must sonrasında transmit fiilinin edilgen biçimiyle tamamlayın: For safety, the coordinates ____ by a secure channel.

Cevabı göster

must be transmitted

Kelime

fiber optics: bir iletişim teknolojisi

Burada fiber optics, bilgiyi çok ince cam veya plastik liflerden ışık darbeleri hâlinde ileten teknolojiyi ifade eder. radio ve microwaves ile birlikte, olası başka bir iletişim ortamı olarak sıralanır. fiber optics ifadesini fiber ve optics sözcüklerinin geçici, kelimesi kelimesine birleşimi olarak değil, bütün bir teknik terim olarak düşünün.

Alıştırma

Örnekte fiber optics neyi ifade ediyor?

  1. Işıklı ipliklerden yapılmış kumaş
  2. Havadan gönderilen radyo sinyalleri
  3. Bilgiyi ince cam veya plastik liflerden ışıkla taşıyan teknoloji
Cevabı göster

Bilgiyi ince cam veya plastik liflerden ışıkla taşıyan teknoloji

When we measure a particle for this digital message, Dilbilgisi

3:32

Bu dijital mesaj için bir parçacığı ölçtüğümüzde,

we destroy its quantum information, Kalıp ifadeler

3:35

onun kuantum bilgisini yok etmiş oluruz,

Dilbilgisi

When we measure...: bilimsel bir süreçte “her gerçekleştiğinde” anlamı

Bu cümlede When we measure..., genel bir bilimsel süreçte sonucun meydana geldiği noktayı tanıtır. İfade düzenli bir neden-sonuç ilişkisini anlattığı için when, whenever veya once anlamına yaklaşır: ölçüm her yapıldığında parçacığın kuantum bilgisi yok olur. for this digital message ifadesi ölçümün amacını belirtir: parçacık, dijital mesajı oluşturmak için ölçülür. when ile başlayan yan cümle önce adımı kurar, ana cümle de bunun sonucunu belirtir.

Alıştırma

Genel bir bilimsel açıklamada “When we measure the sample, its state changes” ne anlama gelir?

  1. Durum yalnızca biri saate bakarken değişir.
  2. Konuşan kişi ölçümün saat kaçta yapıldığını soruyor.
  3. Ölçüm her yapıldığında durum değişir.
Cevabı göster

Ölçüm her yapıldığında durum değişir.

Kalıp ifadeler

destroy its quantum information: kuantum bilgisini yok etmek

Bu cümlede destroy fiilinin nesnesi soyut quantum information kavramıdır. Parçacığın ölçülmesi, onun ilk kuantum durumunda kodlanmış bilginin artık bozulmadan kalmamasına neden olur; parçacığın patlatıldığı anlamına gelmez. its zamiri ölçülen parçacığa gönderme yapar. Genel olarak destroy, information, data, evidence veya state gibi soyut isimlerle de kullanılabilir; bu durumda bir şeyin kullanılamaz, geri getirilemez ya da korunamaz hâle gelmesini anlatır.

Alıştırma

Cümlede we destroy its quantum information ne anlama geliyor?

  1. Parçacığın özgün kuantum bilgisinin artık bozulmadan kalmamasına yol açar.
  2. Parçacığı fiziksel olarak patlatır.
  3. Parçacığın bilgisini dijital mesaja kopyalar.
Cevabı göster

Parçacığın özgün kuantum bilgisinin artık bozulmadan kalmamasına yol açar.

which means the baseball must disappear from Boston Notlar

3:37

bu da demek oluyor ki beyzbol topu Boston'da yok olmalıdır

for it to teleport to Bangalore.

3:40

Bangalore'a ışınlanabilmesi için.

Anlatım akışı

which means: bir durumu sonucuna bağlamak

Which means, önceki durumun tamamına gönderme yapar ve bu durumdan çıkan sonucu sunar. Buradaki which, yakındaki tek bir isme değil, ölçümün özgün kuantum bilgisini yok ettiği önceki sürece gönderme yapar. Bu yapı, açıklamayı “durum veya mekanizma → çıkarım” şeklinde düzenler. Virgül + which means gördüğünüzde bunu “ve bu, ... anlamına gelir” şeklinde anlayabilirsiniz.

Alıştırma

Cümleyi, sonuç bildiren ve bu derste ele alınan iki kelimelik bağlayıcıyla tamamlayın: The last bus has left, ____ we need to walk home.

Cevabı göster

which means

Dilbilgisi

must disappear ... for it to teleport: for + ad veya zamir + to yapısı

must disappear from Boston gerekli bir koşulu belirtir: beyzbol topu Bangalore'a ışınlanacaksa Boston'da kalamaz. for it to teleport to Bangalore ifadesindeki for + ad veya zamir + to-infinitive yapısı, mastarın kendi mantıksal öznesini belirtir. it zamiri beyzbol topuna gönderme yapar ve teleport fiilinin mantıksal öznesidir. Burada for it to... “onun ... yapabilmesi için” demektir; “onun yerine bir şey yapmak” anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi for + ad veya zamir + to yapısıyla tamamlayın: The gate must open ____ the bus ____ enter the parking lot.

Cevabı göster

for · to

Thanks to the uncertainty principle, Kalıp ifadeler

3:43

Belirsizlik ilkesi sayesinde,

teleportation transfers the information about the baseball between the two cities Anlatım akışı

3:44

ışınlanma beyzbol topu hakkındaki bilgiyi iki şehir arasında aktarır

and never duplicates it.

3:50

ve onu asla kopyalamaz.

Kalıp ifadeler

Thanks to the uncertainty principle: bir neden belirtmek

Thanks to + isim öbeği bir sonucun nedenini veya açıklayıcı etkenini belirtir. Bu popüler bilim cümlesinde Thanks to the uncertainty principle, “belirsizlik ilkesi nedeniyle” anlamına gelir: bu ilke, bilginin neden kopyalanmak yerine aktarıldığını açıklar. Burada ilkeye teşekkür edilmiyor. İfade, etkeni sonuçla ilişkilendirir ve bu bağlamdaki tonu minnettarlık bildirmekten çok nötrdür.

Alıştırma

Thanks to the uncertainty principle ifadesi cümlede ne yapıyor?

  1. Sonucun belirsizlik ilkesine rağmen gerçekleştiğini söyler.
  2. Belirsizlik ilkesine doğrudan minnettarlık ifade eder.
  3. Belirsizlik ilkesini sonucun nedeni olarak tanıtır.
Cevabı göster

Belirsizlik ilkesini sonucun nedeni olarak tanıtır.

Anlatım akışı

transfers ... and never duplicates it: kopyalamadan aktarmak

Birbirine bağlanan transfers ve never duplicates fiilleri, olumlu bir eylem ile olumsuz bir sınırı bir araya getirerek süreci tanımlar. Bilgi yerler arasında taşınır; ikinci ve tamamen aynı bir sürüm oluşturulmaz. Açıklamalarda X does A and never B yapısı, bir şeyin ne yaptığını belirtirken olası bir yanlış anlamayı kısa yoldan dışlar. Burada never önemlidir; çünkü transfer, duplicate olarak anlaşılmamalıdır.

Alıştırma

transfers ... and never duplicates it yapısı neyi açıklığa kavuşturur?

  1. Bilgi taşınır ve ek bir kopya oluşturulma olasılığı dışlanır.
  2. Bilgi önce kopyalanır, sonra geri taşınır.
  3. İki eylem de eşit derecede olası seçenekler olarak sunulur.
Cevabı göster

Bilgi taşınır ve ek bir kopya oluşturulma olasılığı dışlanır.

So in principle, Anlatım akışı

3:52

Yani prensipte,

we could teleport objects,

3:53

nesneleri ışınlayabiliriz,

even people,

3:55

hatta insanları bile,

Anlatım akışı

So in principle: teorik bir sonuca varmak

So, ifadenin önceki açıklamadan çıkarılan bir sonuç olduğunu gösterir. In principle ise bu sonucu temel kuralların izin verdiği durumlarla sınırlar: nesneleri veya insanları ışınlamak teorik olarak mümkündür. Bu ifade, teknolojinin şu anda çalıştığını iddia etmez. İlkeler kapsamında mümkün olanla günümüzdeki pratik yeterliliği birbirinden ayırır.

Alıştırma

Cümleyi, bu derste öğrendiğiniz ve teorik olasılığı belirten ifadeyle tamamlayın: ____, the rescue drone could reach the island, but strong winds may prevent the flight.

Cevabı göster

In principle

but at present, Anlatım akışı

3:56

ama şu an için,

it seems unlikely we can measure Ton ve niyet

3:57

ölçebilmemiz pek olası görünmüyor

the quantum states of the trillion trillion or more atoms in large objects Kelime

3:59

büyük nesnelerdeki trilyon kere trilyon veya daha fazla atomun kuantum durumlarını

Kelime

trillion trillion or more: çok büyük bir alt sınır

Kısa ölçeği kullanan Amerikan İngilizcesinde a trillion, 10^12 demektir. Bu büyük sayı yapısında trillion trillion, bir trillion ile başka bir trillion sayısının çarpımını, yani 10^24 sayısını ifade eder. Dolayısıyla ifade son derece büyük bir miktarı belirtir. Or more bu miktarı alt sınır yapar: en az bu kadar atom vardır ve gerçek sayı daha yüksek olabilir.

Alıştırma

Örnekte trillion trillion or more ne anlama geliyor?

  1. Yaklaşık bir trillion çarpı bir trillion, muhtemelen daha az
  2. En az bir trillion çarpı bir trillion
  3. Tam olarak bir trillion
Cevabı göster

En az bir trillion çarpı bir trillion

and then recreate them elsewhere.

4:04

ve sonra onları başka bir yerde yeniden yaratmayı.

Anlatım akışı

but at present: güncel sınırlamalara geçiş

but, bir şeyin prensipte mümkün olabileceğine dair önceki düşünceyle karşıtlık kurar. at present yargıyı mevcut durumla sınırlar; böylece cümle teorik bir olasılıktan şu anki pratik sınırlamaya geçer. Bu zaman ifadesi, durumun ileride değişebilme olasılığını da açık bırakır. İşin her zaman imkânsız olacağı anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede but at present ne işe yarıyor?

  1. Önceki konuyla ilgisiz bir geçmiş zaman örneği sunuyor.
  2. Sınırlamanın her zaman var olduğunu ve asla değişmeyeceğini söylüyor.
  3. Teorik bir olasılıktan şu anda geçerli olan bir sınırlamaya geçiyor.
Cevabı göster

Teorik bir olasılıktan şu anda geçerli olan bir sınırlamaya geçiyor.

Ton ve niyet

it seems unlikely: düşük olasılığı temkinli biçimde belirtmek

it seems unlikely, ardından gelen durumun gerçekleşme olasılığının düşük olduğuna dair temkinli bir değerlendirme sunar. Burada it, sonrasında gelen we can measure the quantum states ifadesine işaret eder. It seems unlikely that... biçiminde that eklenebilir veya atılabilir. seems sonucu bir gerçek yerine değerlendirme olarak sunar; unlikely ise olasılığın sıfır değil, düşük olduğunu belirtir. Bu nedenle ifade it is impossible sözünden daha temkinlidir.

Alıştırma

Yargılayın: It seems unlikely, It is impossible ifadesine göre belirsizliğe daha fazla yer bırakır.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Doğru

The complexity of this task and the energy needed

4:06

Bu görevin karmaşıklığı ve gereken enerji

is astronomical. Deyimler

4:09

astronomiktir.

Deyimler

is astronomical: son derece büyük

Burada astronomical, astronomiyle ilgili anlamına gelmez. Miktarın, ölçeğin veya derecenin son derece büyük olduğunu anlatan mecazlı bir sıfattır. is sonrasında görevin karmaşıklığını ve enerji gereksinimini ezici derecede yüksek olarak tanımlar. Bu güçlü kullanım, karşılaşılan zorluğun devasa boyutunu vurgular.

Alıştırma

Örnekteki is astronomical ifadesine en uygun açıklama hangisidir?

  1. Karmaşıklık ve gereken enerji son derece yüksektir.
  2. Görev astronomiyle ilgilidir.
  3. Görev basittir ve az enerji kullanır.
Cevabı göster

Karmaşıklık ve gereken enerji son derece yüksektir.

For now, Anlatım akışı

4:10

Şimdilik,

we can reliably teleport single electrons and atoms,

4:11

tek elektronları ve atomları güvenilir bir şekilde ışınlayabiliyoruz,

Anlatım akışı

For now: ifadeyi mevcut aşamayla sınırlamak

For now, ifadenin geçerliliğini mevcut aşamayla sınırlar. Burada tek tek elektronların ve atomların şu anda güvenilir biçimde ışınlanabildiğini belirtir; bunun her zaman sınır olarak kalacağını söylemez. Cümlenin başında kullanıldığında, ardından gelen her şeyi mevcut durumla ilgili bir güncelleme olarak çerçeveler ve gelecekte değişiklik olabileceğini açık bırakır.

Alıştırma

Geçici bir mevcut aşamayı belirten ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: ____, the community center closes at six, but the hours may change in summer.

Cevabı göster

For now

which may lead to super-secured data encryption Notlar

4:15

bu da süper güvenli veri şifrelemelerine yol açabilir

for future quantum computers.

4:17

gelecekteki kuantum bilgisayarları için.

Dilbilgisi

which may lead to: olası bir sonuç eklemek

Virgül + which yan cümlesi, önceki durumun tamamı hakkında yorum yapar: tek tek elektronları ve atomları güvenilir biçimde ışınlayabilmek. Yalnızca atoms sözcüğünü açıklamaz. Bu yan cümlede may lead to olası bir sonucu tanıtır. May, iddiayı belirsiz tutar; lead to ise önceki durumu to’dan sonra belirtilen sonuca bağlar.

Alıştırma

Olası bir sonuç ekleyen ders yapısıyla cümleyi tamamlayın: The school added more bike racks, ____ less traffic at the gate.

Cevabı göster

which may lead to

Kelime

super-secured data encryption: son derece yüksek güvenlikli veri şifreleme

Bu kullanımda super-secured data encryption, birden fazla katmandan oluşan bir isim öbeğidir. Temel isim encryption'dır; bu, yetkisiz kişilerin okuyamaması için bilgiyi kodlama sürecidir. Data neyin şifrelendiğini belirtir, super-secured ise amaçlanan güvenlik seviyesinin çok yüksek olduğunu anlatır. Öbeğin tamamı, gelecekteki kuantum bilgisayarlarında veriyi korumanın olası bir yolunu adlandırır. Öbeği sağdan sola okuyun: encryption → data encryption → super-secured data encryption. Super-secured güçlü bir vurgu ekler, ancak tek başına belirli bir güvenlik standardının adı değildir.

Alıştırma

super-secured data encryption nasıl bir yapıya sahiptir?

  1. Data temel isimdir; encryption veri türünü açıklar.
  2. Super temel isimdir; secured data bir bilgisayarı adlandırır.
  3. Encryption temel isimdir; data ve super-secured onun hakkında ek bilgi verir.
Cevabı göster

Encryption temel isimdir; data ve super-secured onun hakkında ek bilgi verir.

The philosophical implications of quantum teleportation are subtle. Kelime

4:21

Kuantum ışınlanmasının felsefi sonuçları incedir.

Kelime

The philosophical implications: daha derin sonuçlar ve önem

The philosophical implications, bir şeyin felsefi düşünceler açısından ortaya çıkardığı daha derin soruları, sonuçları veya önemi anlatır. Burada implications, kuantum ışınlanmasının kimlik, madde ve bilgiye nasıl baktığımız açısından ne anlama gelebileceğini belirtir; bir konuşmacının bilerek verdiği ipuçları anlamına gelmez. [adjective] implications of X kalıbı analitik yazılarda yaygındır. Sıfat, ele alınan alanı; of X ise daha geniş anlamı incelenen gelişmeyi veya düşünceyi belirtir.

Alıştırma

Bu cümlede implications ne anlama gelir: The ethical implications of the policy are serious.

  1. Politikanın doğurabileceği daha geniş sonuçlar ve sorunlar
  2. Politikanın içine saklanmış gizli ipuçları
  3. Politikayı uygulamak için yazılmış talimatlar
Cevabı göster

Politikanın doğurabileceği daha geniş sonuçlar ve sorunlar

Kelime

are subtle: fark edilmesi veya değerlendirilmesi zor

are subtle ifadesinde subtle, felsefi sonuçların açık olmadığını veya basitçe anlatılmasının kolay olmadığını belirtir. Dikkatle düşünülmesi gereken ince ama önemli ayrımlar vardır. Subtle, small ya da önemsiz demek değildir. Anlamı, etkisi veya farklılıkları ilk bakışta fark edilmesi ya da değerlendirilmesi zor olan bir şeyi anlatır.

Alıştırma

Bu cümlede subtle ne anlama geliyor?

  1. Fiziksel olarak küçüktür ve bu yüzden önemsizdir.
  2. İlk bakışta tamamen açıktır.
  3. Dikkat edilmeden fark edilmesi veya değerlendirilmesi zordur.
Cevabı göster

Dikkat edilmeden fark edilmesi veya değerlendirilmesi zordur.

A teleported object doesn't exactly transport across space Kelime

4:25

Işınlanan bir nesne tam olarak uzayda bir yere taşınmaz

like tangible matter, Kelime

4:29

somut madde gibi,

nor does it exactly transmit across space Dilbilgisi

4:31

ne de tam olarak uzayda bir yere aktarılır

like intangible information.

4:34

somut olmayan bilgi gibi.

Kelime

doesn't exactly transport across space: sınırlayıcı bir düzeltme

doesn't exactly transport across space ifadesinde exactly, olumsuzluğu sınırlar. Bu ifade, uzayda gerçekleşen sıradan bir taşınmanın olanları bütünüyle doğru biçimde açıklamadığını belirtir. Bu, tamamen reddetmek değil, söyleneni daha doğru hâle getiren bir düzeltmedir. not exactly çoğu zaman «tam olarak değil» veya «kesin konuşmak gerekirse değil» anlamına gelir; bir miktar benzerliğe yer bırakırken aşırı basitleştirilmiş bir etiketi reddeder.

Alıştırma

Cümleyi dersteki iki sözcüklü sınırlayıcı düzeltmeyle tamamlayın: The robot ____ understand emotions; it only recognizes patterns.

Cevabı göster

doesn't exactly

Dilbilgisi

nor does it exactly transmit across space: nor sonrasında devrik yapı

Nor ikinci bir olumsuz ifadeyi başlatır. İlk cümlecik nesnenin madde gibi tam olarak taşınmadığını söyler; nor does it exactly transmit ise nesnenin bilgi gibi tam olarak iletilmediğini de ekler. Nor ikinci cümleciğin başına geldiğinde İngilizcede özne ile yardımcı fiil yer değiştirir: nor + does + özne + fiilin yalın hâli. Bu nedenle doğru sıra it does transmit değil, does it transmit şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi nor kullanılan resmî devrik yapıyla tamamlayın: The app does not sell your data, ____ track your location.

Cevabı göster

nor does it

Kelime

tangible matter ... intangible information: somut madde ve soyut bilgi

“Tangible matter”, somut ve algılanabilir bir biçimi olan fiziksel maddeyi; “intangible information” ise kendine ait fiziksel biçimi olmayan içeriği anlatır. Buradaki tangible yalnızca “kolayca dokunulabilen” anlamına gelmez; karşıtlığın fiziksel tarafını gösterir. İki like öbeği karşıt karşılaştırma modelleri kurar: madde olarak hareket ve bilgi olarak iletim. Böylece konuşmacı, iki modelden birinin tamamen doğru olduğunu söylemeden fiziksel ve fiziksel olmayan kategorileri karşılaştırır.

Alıştırma

Tangible ve intangible sözcüklerini doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. A printed book is intangible because it contains information.
  2. A wooden chair is intangible, but a promise is tangible.
  3. A printed book is tangible, but the ideas in it are intangible.
Cevabı göster

A printed book is tangible, but the ideas in it are intangible.

It seems to do a little of both. Deyimler

4:36

İkisinden de biraz yapıyor gibi görünmektedir.

Deyimler

do a little of both: ikisinden de biraz yapmak

do a little of both ifadesindeki do, daha önce konuşulan eylemlerin veya işlevlerin yerini tutar; both ise tam olarak iki seçeneğe gönderme yapar. Burada kuantum ışınlanması, kısmen madde taşımaya ve kısmen bilgi aktarmaya benzer. Bu ifade, iki seçenekten yalnızca birini seçen kesin bir yanıtı reddeder. Her iki seçeneğin de bir ölçüde doğru olduğunu veya gerçekleştiğini belirtir; bu nedenle planları, süreçleri ve karma çözümleri anlatmak için kullanılabilir.

Alıştırma

Sam'in okumaya ve basketbol oynamaya zamanı var. Hangi cümle, her etkinliğe biraz zaman ayıracağını ifade eder?

  1. He won't do either activity.
  2. He'll do a little of both.
  3. He'll read twice and skip basketball.
Cevabı göster

He'll do a little of both.

Quantum physics gives us a strange new vision Kalıp ifadeler

4:38

Kuantum fiziği bize garip, yeni bir vizyon sunar

for all the matter in our universe

4:40

evrenimizdeki tüm madde için

as collections of fragile information. Deyimler

4:42

kırılgan bilgilerin koleksiyonları olarak.

Kalıp ifadeler

gives us a strange new vision: bize tuhaf ve yeni bir bakış sunar

gives us a strange new vision, give + kişi + isim öbeği kalıbını kullanır: kuantum fiziği bir şeyi görmenin veya anlamanın yeni bir yoluna sahip olmamızı sağlar. Buradaki vision mecazidir; fiziksel görme yetisini değil, geniş bir zihinsel resmi veya bakış açısını ifade eder. Cümlenin tamamında bu yeni bakış açısı, evrendeki maddeyi kırılgan bilgi kümeleri olarak ele alır. Yeniden kullanılabilen bir kalıp something gives someone a new vision of a subject şeklindedir; bir şeyin kişinin o konuyu hayal etme veya anlama biçimini değiştirdiğini belirtir.

Alıştırma

Örnekteki gives us a strange new vision ne anlama gelir?

  1. Maddeyi anlamamız için bize yeni bir yol sunar.
  2. Bize maddenin gerçek bir fotoğrafını gösterir.
  3. Fiziksel görme yetimizi geliştirir.
Cevabı göster

Maddeyi anlamamız için bize yeni bir yol sunar.

Deyimler

as collections of fragile information: maddeyi bilgi olarak çerçevelemek

Bu cümlede as collections of fragile information, all the matter in our universe ifadesini yeni bir çerçevede sunar: madde, birçok hassas bilgi durumundan oluşan kümeler olarak anlaşılır. Burada collections, kişisel eşya koleksiyonları değil, düzenli kümeler anlamındadır. see, view, describe, present veya imagine X as Y gibi yapılarda as, X'e verilen kimliği ya da modeli tanıtır. Bu, yalnızca X'in Y'ye benzediğini söylemekten daha güçlüdür.

Alıştırma

As collections of fragile information özgün cümlede hangi işlevi görür?

  1. Yalnızca maddenin bilgiye biraz benzediğini söyler.
  2. Maddenin bir koleksiyonun içinde bulunduğunu söyler.
  3. Maddeyi kırılgan bilgilerden oluşan kümeler olarak çerçeveler.
Cevabı göster

Maddeyi kırılgan bilgilerden oluşan kümeler olarak çerçeveler.

And quantum teleportation reveals new ways to influence this fragility. Kalıp ifadeler

4:45

Ve kuantum ışınlanması bu kırılganlığı etkilemenin yeni yollarını ortaya koyuyor.

Kalıp ifadeler

reveals new ways to + fiil: yeni yöntemleri görünür kılmak

reveals new ways to influence this fragility, kuantum ışınlanmasının bu kırılganlığı etkilemeye yönelik daha önce bilinmeyen yöntemleri görünür hâle getirdiği anlamına gelir. Burada reveal ortaya çıkarmak demektir; influence ise sosyal medyadaki popülerlikle ilgili isim değil, etkilemek anlamındaki fiildir. new ways to + fiilin yalın hâli yapısında mastar, yolların ne işe yaradığını açıklar: ways to influence, ways to measure veya ways to protect. Baştaki And, bu ek iddiayı önceki düşünceye bağlar; yeniden kullanılabilen yapı özne + reveals new ways to + fiilin yalın hâlidir.

Alıştırma

Cümleyi hedef yapıyla tamamlayın: The new software ____ protect personal data.

Cevabı göster

reveals new ways to

And remember,

4:52

Ve unutmayın,

never say never. Deyimler

4:52

asla asla demeyin.

Deyimler

never say never: gelecekteki olasılıkları kesin biçimde dışlama

Never say never, “bir şeyin hiçbir zaman gerçekleşemeyeceğini kesin olarak söyleme” anlamına gelen bir deyimdir. Koşulların değişebileceğine veya yeni olasılıkların ortaya çıkabileceğine yer bırakmayı öğütler. Bu kapanış yorumunda, şu anda gerçekçi olmayan bir konu konuşulduktan sonra geleceği açık bırakır. never sözcüğünü söylemeyi yasaklayan gerçek anlamlı bir kural değildir.

Alıştırma

never say never bu cümlede ne anlama geliyor?

  1. Gelecekteki bir olasılığı çok erken dışlama.
  2. Bir cümlede never sözcüğünü kullanma.
  3. Her yeni fikri tartışmadan reddet.
Cevabı göster

Gelecekteki bir olasılığı çok erken dışlama.

In a little over a century, Kalıp ifadeler

4:54

Yüz yıldan biraz daha uzun bir sürede,

Kalıp ifadeler

In a little over a century: 100 yıldan biraz daha uzun bir süre

Bir yüzyıl 100 yıldır; bu nedenle a little over a century, 100 yıldan biraz daha uzun bir süre demektir. Burada over miktar belirtir: uzamsal olarak “üstünde” değil, “-den fazla” anlamındadır. Baştaki In edatı, ardından anlatılan gelişmenin bu süre içinde gerçekleştiğini gösterir. a little over + zaman, sayı veya miktar kalıbı bir eşik verir ve bu eşiğin az farkla aşıldığını belirtir.

Alıştırma

Cümleyi bu derste öğrendiğiniz ve “biraz daha fazla” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: The meeting lasted ____ an hour.

Cevabı göster

a little over

mankind has advanced from an uncertain new understanding Dilbilgisi

4:55

insanoğlu elektronların atomik ölçekteki davranışlarına dair

of the behavior of electrons at the atomic scale Kelime

4:59

belirsiz, yeni bir anlayıştan,

Kelime

at the atomic scale: bir şeyin gözlemlendiği ölçek düzeyi

At the atomic scale, tek tek atomların veya atom büyüklüğündeki mesafelerin düzeyinde anlamına gelir. Davranışın hangi büyüklük düzeyinde gözlemlendiğini veya açıklandığını belirtir. Burada scale, bir tartı aleti değil, büyüklük veya çözünürlük düzeyi anlamındadır. Yeniden kullanılabilen bilimsel kalıp at the + sıfat + scale biçimindedir; örneğin at the molecular scale.

Alıştırma

Bilim insanları tek tek atomlar arasındaki etkileşimleri inceliyor. Cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? These interactions occur ___.

  1. on a global scale
  2. at the atomic scale
  3. with an atomic scale
Cevabı göster

at the atomic scale

to reliably teleporting them across a room.

5:02

onları bir odanın diğer tarafına güvenilir bir şekilde ışınlamaya kadar ilerledi.

Dilbilgisi

has advanced from ... to reliably teleporting: A’dan B’ye ilerleme

has advanced from A to B, geçmişte başlayıp şimdi daha ileri bir aşamaya ulaşmış ilerlemeyi present perfect ile özetler. Bu cümlede başlangıç noktası belirsiz bir anlayış, sonraki başarı ise elektronları güvenilir biçimde ışınlayabilmektir. From ve to iki uç noktayı gösterir. Buradaki to, from A to B yapısındaki bir edattır. Bu yüzden ardından bir eylem gelirse -ing biçimi kullanılır: to reliably teleporting doğrudur; to reliably teleport değildir.

Alıştırma

Cümleyi has advanced from ... to ile tamamlayın: The project ____ a rough sketch ____ becoming a working machine.

Cevabı göster

has advanced from · to

What new technical mastery of such phenomena might we have Anlatım akışı

5:06

Bu tür olaylara dair ne gibi yeni teknik ustalıklarımız olabilir

in a thousand or even 10,000 years?

5:09

bin veya hatta 10.000 yıl sonra?

Anlatım akışı

What new technical mastery ... might we have?: geleceğe yönelten bir soru

Soru sözcüğü What, gelecekteki bilinmeyen kazanımı başa getirir: konuşmacı, insanların daha önce sözü edilen olgular üzerinde gelecekte nasıl yeni bir teknik kontrol elde edebileceğini sorar. Such phenomena, daha önce anılan kuantum olgularına gönderme yaparak soruyu önceki tartışmaya bağlar. Konuşmanın sonunda bu açık uçlu soru, dikkati bugün mümkün olanlardan uzak gelecekte mümkün olabilecek şeylere yöneltir. Dinleyiciden hemen cevap vermesini değil, hayal kurmasını ister. Might, gelecekteki bir olasılığın belirsizliğini anlatır; izin istemez.

Alıştırma

Konuşmanın sonunda What new technical mastery ... might we have? sorusunun temel işlevi nedir?

  1. Teknolojiyi kullanmak için izin ister.
  2. Dinleyiciyi belirsiz gelecek olasılıklarını hayal etmeye davet eder.
  3. Dinleyiciden hemen olgusal bir cevap vermesini ister.
Cevabı göster

Dinleyiciyi belirsiz gelecek olasılıklarını hayal etmeye davet eder.

Only time and space will tell. Deyimler

5:12

Bunu sadece zaman ve uzay gösterecek.

Deyimler

Only time and space will tell: deyimin temaya göre değiştirilmiş biçimi

Only time will tell, cevabın şu anda bilinmediğini ve gelecekte ortaya çıkacağını anlatan bir deyimdir. Buradaki tell, “cevabı ortaya çıkarmak” anlamındadır; zaman gerçekten konuşmaz. Konuşmacı bu tanıdık deyimi Only time and space will tell biçiminde değiştirir. Space sözcüğünü ekleyerek kuantum olguları ve uzay boyunca ışınlanma konusuna gönderme yapar. Böylece cümle hem konuyu kapatır hem de akılda kalıcı bir kelime oyunu oluşturur.

Alıştırma

Konuşmacı neden yaygın Only time will tell yerine Only time and space will tell diyor?

  1. Deyimdeki gelecek belirsizliği anlamını korurken uzay konusuna da gönderme yapmak için.
  2. Cevabın zaten bilindiğini iddia etmek için.
  3. Zaman ile uzayın gerçekten konuşabildiğini söylemek için.
Cevabı göster

Deyimdeki gelecek belirsizliği anlamını korurken uzay konusuna da gönderme yapmak için.