Bir gün ışınlanabilecek miyiz? - Sajan Saini: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Video, kuantum ışınlamanın maddenin kendisini değil, bir parçacığın kuantum durumunu tanımlayan bilgiyi aktardığını açıklıyor. Belirsizlik, kuantum dolanıklığı ve klasik mesajın süreçteki rolünü izliyor; ardından günümüzde atom ölçeğinde elde edilen sonuçlarla büyük nesneleri ışınlamanın olağanüstü zorluğunu karşılaştırıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. There's a wrinkle, though. — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: Bir fikir umut verici göründükten sonra ortaya çıkan güçlüğü haber veren konuşma dilindeki mecazı tanıyın; açıklamanın akışını aniden kesmeden önemli bir sınırlamayı gündeme getirmek için kullanın. 2. While it does seem that — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: While ile ödünleyici bir kabulün nasıl başladığını, vurgulu does ile seem fiilinin nasıl güçlendirildiğini anlayın; makul görünen kanıtı kabul ettikten sonra iddiaya dikkatli bir sınır koymak için bu kalıbı kullanın. 3. has advanced from / to reliably teleporting — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: Zaman içindeki ilerlemeyi özetlemek için present perfect ile advance from A to B yapısını kullanın; from ve to sonrasındaki ögeler paralel aşama veya etkinlikleri anlattığında to’dan sonra neden -ing biçiminin geldiğini ayırt edin.
Bu derste
Is teleportation possible? ile merak uyandıran bir açılış yapmak
Bu, izleyiciden yalnızca bir cevap isteyen sıradan bir soru değil, konuya ilgi uyandıran bir açılış sorusudur. Konuyu en başta ortaya koyup merak yaratır; böylece sonraki açıklama mümkün olmanın gerçekte ne anlama geldiğini inceleyebilir. Burada teleportation geniş bir konu olarak sunulur. Tartışma daha sonra sihirli biçimde bütün bir nesnenin yer değiştirmesine değil, kuantum bilgisine odaklanır. Açılış sorusu bu ayrımı başlangıçta bilerek açık bırakır.
Alıştırma
Bu açılış sorusunun temel işlevi nedir?
- Daha önce belirlenmiş bir sonucu özetler.
- Bir konuyu tanıtır ve izleyiciyi araştırmaya davet eder.
- İzleyiciden hemen olgusal bir cevap vermesini ister.
Cevabı göster
Bir konuyu tanıtır ve izleyiciyi araştırmaya davet eder.
Could ... transform into ... travel through ... bounce around ... change back into ...? ile varsayımsal eylemleri sıralamak
Baştaki Could, eylemlerin tamamını tek bir varsayımsal sorunun içine yerleştirir. Beyzbol topunun dönüşmesi, ilerlemesi, yansıması ve eski hâline dönmesi yalnızca hayal edilmektedir; bu eylemlerin hiçbiri gerçek olarak sunulmaz. Could, transform fiilinin yalın hâliyle kullanılır. Sonraki yalın fiiller travel, bounce ve change, transform ile sıralanır ve aynı özneyle aynı kipliği paylaşır: Could a baseball transform ..., travel ..., bounce ..., and change ...? Böylece tek bir kiplik, karmaşık bir süreci adımlara ayırır.
Alıştırma
Hangi cümle, birden fazla varsayımsal eylemi tek bir could ile doğru biçimde anlatır?
- Could the signal travel through the wall, turn a corner, and reach the receiver?
- Could the signal travels through the wall, turns a corner, and reaches the receiver?
- Could the signal traveled through the wall, turned a corner, and reached the receiver?
Cevabı göster
Could the signal travel through the wall, turn a corner, and reach the receiver?
something like a radio wave: yaklaşık bir benzetme kurmak
Something like a radio wave yaklaşık bir benzetme kurar. Something tam kategoriyi açık bırakırken like tanıdık bir model sunar: hayal edilen biçim, ilgili yönüyle bir radyo dalgasına benzeyecektir. Bu ifade, söz konusu biçimi sıradan bir radyo dalgası olarak tanımlamaz veya ikisinin tamamen aynı olduğunu ileri sürmez. Genel olarak something like + isim öbeği, karşılaştırmanın kesin olmadığını gösterirken bilinmeyen bir fikri gözde canlandırmayı kolaylaştırır.
Alıştırma
Karşılaştırmayı yaklaşık hâle getiren iki kelimelik hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The robot's map is ____ a simple picture of the room, not an exact copy.
Cevabı göster
something like
Oddly enough: şaşırtıcı bir dönüşü haber vermek
Oddly enough, tüm cümleye yönelik konuşmacı tutumunu gösteren ve şaşırtıcı biçimde ya da tuhaf görünse de anlamına gelen bir ifadedir. Cümlenin başında kullanıldığında ardından gelen ifadenin tamamını değerlendirir ve dinleyeni normal beklentilere aykırı bir bilgiye hazırlar. Buradaki soru hayır cevabını çağrıştırdığı için Oddly enough, koşullu evet cevabının sezgilere aykırı olacağını gösterir. Belirli bir nesnenin tuhaf olduğunu değil, ardından gelen iddianın doğru olmasının şaşırtıcı olduğunu belirtir.
Alıştırma
Şaşkınlık bildiren hedef başlangıç ifadesiyle cümleyi tamamlayın: ____, the smallest box was the heaviest.
Cevabı göster
Oddly enough
thanks to quantum mechanics: sonucu mümkün kılan nedeni belirtmek
Bu cümlede thanks to quantum mechanics, 'kuantum mekaniği nedeniyle' ya da 'kuantum mekaniğinin mümkün kıldığı' anlamına gelir. Şaşırtıcı bir evet olasılığını, bunu mümkün kılan kurama bağlar. thanks to + isim öbeği kalıbı bir nedeni veya sonucu mümkün kılan etkeni tanıtır. Birinin thank you dediğini anlatmaz; burada etkene hafifçe pay biçen, çoğunlukla nötr bir bilimsel açıklamadır.
Alıştırma
Sonucu yararlı bir etkene bağlayan bu dersteki iki kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____ better maps, the hikers found the trail.
Cevabı göster
Thanks to
might actually be yes, sort of: koşullu bir evet vermek
might kesinlikten çok olasılığı gösterir. actually, evet yanıtının şaşırtıcı olduğunu veya dinleyenlerin beklentisiyle çeliştiğini belirtir. sort of ise yes ifadesini 'bir bakıma' ya da 'bir ölçüde' anlamıyla sınırlar. Bu sözcükler birlikte yanıtı koşullu bir evet olarak düzenler: özel bir tanım veya koşul altında doğru olabilir, ancak tam ve sınırsız bir evet değildir. Bu kalıp, konuşanın önce temel yanıtı verip hemen ardından onu yumuşatmasını sağlar.
Alıştırma
Yargı: 'The answer is yes, sort of,' cümlesinde sort of, yes ifadesini daha kesin değil, daha sınırlı yapar.
- Doğru
- Yanlış
Cevabı göster
Doğru
Here's the trick: temel mekanizmayı tanıtmak
Here's the trick. anlaşılması güç bir iddiadan, onu anlaşılır kılan temel fikre geçildiğini gösterir. Bu bağlamda trick, bir aldatmaca değil, önemli fikir veya akıllıca yöntem anlamındadır. Bu ifade, dinleyiciye hemen ardından gelen açıklamanın odaklanılması gereken bölüm olduğunu bildirir. Temel bir yöntem veya mekanizma açıklanmadan önce Here's the trick: ... biçiminde de kullanılabilir.
Alıştırma
Açıklamayı dersteki geçiş ifadesini aynen kullanarak tamamlayın: The maze looks impossible. ____: start at the exit and work backward.
Cevabı göster
Here's the trick
The baseball itself couldn't be sent by radio, Anlatım akışı
0:27Beyzbol topunun kendisi radyoyla gönderilemez,
itself couldn't be sent ... but all the information about it could: karşıtlık ve eksiltme
Itself, fiziksel bir nesne olarak beyzbol topunun kendisine özel vurgu yapar. Ardından but, odağı all the information about it bölümüne kaydırarak sınırı belirler: nesne radyoyla aktarılamazken onunla ilgili bilgiler aktarılabilirdi. Sondaki could, could be sent by radio ifadesinin yerini tutar. İngilizcede eksik sözcükler açıkça anlaşıldığında, yardımcı veya kiplik bildiren bir fiilden sonra tekrarlanan fiil öbeği çoğu zaman atılır. Bu nedenle kısa son bölüm eksik değil, tamamlanmış bir yapıdır.
Alıştırma
Örnekte, sondaki could sözcüğünden sonra hangi sözcükler anlaşılmaktadır?
- send the baseball itself
- contain all the information
- be sent by radio
Cevabı göster
be sent by radio
atoms and electrons are interpreted as a collection of distinct properties, Kelime
0:35atomlar ve elektronlar belirgin özelliklerin bir koleksiyonu olarak yorumlanır,
Bilimsel açıklamalarda are interpreted as a collection of ...
Are interpreted as, interpret A as B yapısının edilgen biçimidir. Bir teori veya analizin A’yı B olarak anlamlandırdığını gösterir; burada kuantum fiziği atomları ve elektronları ayrı özelliklerden oluşan bir bütün olarak açıklar, diller arasında çeviri yapılmasından söz edilmez. A collection of distinct properties, ayrı ayrı tanımlanabilen birden çok özellik demektir. Bu ifade konum, momentum ve spin gibi sonraki örneklere zemin hazırlar.
Alıştırma
Cümleyi interpret as yapısının geniş zamandaki edilgen biçimiyle tamamlayın: In the report, the sudden change ____ evidence of a leak.
Cevabı göster
is interpreted as
Parçacığa özgü kuantum özelliği olarak intrinsic spin
Intrinsic, bir özelliğin dışarıdan eklenmesi yerine bir şeye doğal olarak ait olması demektir. Burada spin sözcüğünü niteler ve bunun parçacığın doğuştan sahip olduğu özelliklerden biri olduğunu gösterir. Kuantum fiziğinde spin, bir kuantum özelliğinin teknik adıdır. Küçük bir topun gözle görülür biçimde dönmesiyle aynı şey değildir; bu nedenle intrinsic spin, gündelik bir dönme hareketi olarak değil, parçacığa özgü bir kuantum özelliği olarak anlaşılmalıdır.
Alıştırma
Bu cümlede intrinsic spin ne anlama gelir?
- Küçük bir top gibi gözle görülür biçimde dönen parçacık
- Parçacığa momentum kazandıran dış kuvvet
- Bir parçacığa özgü kuantum özelliği
Cevabı göster
Bir parçacığa özgü kuantum özelliği
configure the particle: özellik değerleri parçacığın durumunu belirler
Bu cümlede configure, bir şeyin nasıl düzenlendiğini veya yapılandırıldığını belirlemek demektir. Özne The values of these properties olduğundan, değerler parçacığın kuantum durumunu birlikte belirler; parçacığı elle ayarlayan bir kişi yoktur. Bu kullanım, configure fiilinin teknik anlamını bilgisayar ayarlarının ötesine taşır. Parametreler veya özellikler, değerleri bir nesnenin belirli düzenini ya da durumunu tanımladığında o nesneyi configure edebilir.
Alıştırma
Bu cümlede configure the particle ne anlama gelir?
- Bir kişinin parçacığı elle ayarlamasını sağlamak
- Parçacığın nereye doğru hareket ettiğini açıklamak
- Parçacığın nasıl yapılandırıldığını veya düzenlendiğini belirlemek
Cevabı göster
Parçacığın nasıl yapılandırıldığını veya düzenlendiğini belirlemek
giving it a quantum state identity: sonucu ekleyen bir -ing yan cümlesi
Giving it a quantum state identity, ana cümlenin sonucunu ekleyen -ing'li bir ortaç yan cümlesidir: parçacığın yapılandırılması, onun bu kimliğe sahip olmasını sağlar. Giving burada ayrı ve çekimli bir fiil değildir. it zamiri the particle ifadesine gönderme yapar. Yeniden kullanılabilen kalıp ana cümle, giving + nesne + sonuç şeklindedir; -ing yan cümlesi önceki eylemin neye yol açtığını gösterir.
Alıştırma
give fiilinin -ing biçimini ve ardından menu sözcüğünün yerine geçen nesne zamirini kullanın: The update redesigned the menu, ____ a cleaner look.
Cevabı göster
giving it
If two electrons have the same quantum state, Dilbilgisi
0:50Eğer iki elektron aynı kuantum durumuna sahipse,
If ... have the same ..., they're ...: genel bir kural belirtme
if yan cümlesi koşulu, ana cümle ise sonucu verir. Bu cümle genel bir bilimsel kuralı anlattığı için iki bölümde de geniş zaman kullanılır. Yapı, If two things have the same X, they are Y şeklinde özetlenebilir ve mantık ya da sınıflandırma kurallarını anlatmak için de kullanılabilir. Burada identical, iki elektronun söz konusu kuantum durumuna göre birbirinden ayırt edilemediği anlamına gelir. Günlük anlamda aynı görünüme veya kişiliğe sahip oldukları anlamına gelmez.
Alıştırma
Genel bir kuralı belirtmek için If ... have the same ..., they ... yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?
- If two samples have the same composition, they belong to the same category.
- If two samples had the same composition, they will belong to the same category.
- Two samples may belong to the same category, but their composition is different.
Cevabı göster
If two samples have the same composition, they belong to the same category.
our baseball is defined by a collective quantum state Dilbilgisi
0:55beyzbol topumuz kolektif bir kuantum durumu tarafından tanımlanır
In a literal sense: ifadeyi mecazi olmayan anlamda çerçeveleme
In a literal sense, ardından gelen ifadenin tamamının nasıl yorumlanacağını gösteren bir çerçeveleme sözüdür. İddianın yalnızca bir mecaz olarak değil, sözcüklerin doğrudan veya kesin anlamına göre doğru olduğunu belirtir. Burada beyzbol topunun kolektif bir kuantum durumuyla tanımlanmasını, gerçek anlamda kullanılması amaçlanan bilimsel bir ifade olarak gösterir. Literal, “basit” veya “kolay” demek değildir.
Alıştırma
Cümleyi “doğrudan, mecazi olmayan anlama göre” demek olan dersteki ifadeyle tamamlayın: ____, the city is slowly sinking as the ground settles.
Cevabı göster
In a literal sense
is defined by: bir özellik veya ölçüt bir şeyin ne olduğunu belirler
Bu cümlede is defined by, define fiilinin edilgen biçimidir: baseball tanımlanan şeydir; collective quantum state ise onun ne olduğunu söylemede kullanılan temeldir. Burada by, tanımı yazan bir kişiyi göstermez. Açıklamada nesnenin kimliğini belirleyen özellik ya da ölçütü tanıtır. A is defined by B kalıbı bilimde, kurallarda ve kimlik tartışmalarında da kullanılabilir.
Alıştırma
Bir kuralın zaferin ne anlama geldiğini belirttiğini göstermek için is defined by ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?
- Victory is defined from reaching the final square first.
- Victory is defined by reaching the final square first.
- Victory defines by reaching the final square first.
Cevabı göster
Victory is defined by reaching the final square first.
resulting from: sonuca bir neden eklemek
resulting from its many atoms, a collective quantum state ifadesini niteleyen bir şimdiki zaman ortaç grubudur. Bu durumun nereden geldiğini anlatır; ikinci bir ana fiil değildir. Tam ilişki A results from B biçimindedir ve “A, B yüzünden gerçekleşir veya var olur” anlamına gelir. resulting from B biçimi, bir ismin ardından nedeni kısa ve öz şekilde eklemeyi sağlar.
Alıştırma
Hangi ifade “şiddetli yağmurun yol açtığı sorunlar” anlamına gelir?
- the heavy rain resulting from the problems
- the problems resulting from the heavy rain
- the problems resulting in the heavy rain
Cevabı göster
the problems resulting from the heavy rain
If this quantum state information could be read in Boston Dilbilgisi
1:02Eğer bu kuantum durumu bilgisi Boston'da okunup
could have this information imprinted on them in Bangalore
1:09Bangalore'da bu bilgiyle damgalanıp,
and be carefully directed to assemble, Dilbilgisi
1:13dikkatlice birleşmeleri için yönlendirilebilirdi,
If ... could be read ... could have ... imprinted: varsayımsal bir edilgen zincir
If yan tümcesinde could be read, yani could + be + geçmiş zaman ortacı kullanılır. Bu yapı, varsayımsal bir koşulda eylemden etkilenen unsurun bilgi olduğunu gösterir. Ana cümlede could have this information imprinted on them, yani have + nesne + geçmiş zaman ortacı kullanılır. Bilgiyi işleyen atomlar değildir; bilgi atomlara işlenir. Bu biçimler birlikte bir koşul-sonuç zinciri oluşturur: bilgi okunup aktarılabilseydi daha sonra başka atomlara yerleştirilebilirdi. İki could kullanımı da teorik olasılık bildirir; bu teknolojinin zaten var olduğunu iddia etmez.
Alıştırma
Aynı türde varsayımsal edilgen zinciri doğru kuran cümle hangisidir?
- The blueprint was scanned, and the workshop makes the parts locally every week.
- If the blueprint could scan, the workshop could have the parts make locally.
- If the blueprint could be scanned, the workshop could have the parts made locally.
Cevabı göster
If the blueprint could be scanned, the workshop could have the parts made locally.
be carefully directed to assemble: edilgen yönlendirme ve mastar
Be directed to assemble, edilgen be directed yapısını to-infinitive ile birleştirir. Atomlar yönlendirme veya kontrol görür; assemble ise yapmaları için yönlendirildikleri eylemi belirtir. Carefully, directed sözcüğünü niteler ve yönlendirmenin ne kadar hassas yapıldığını açıklar. Directed, “yönlendirmek, talimat vermek veya kontrol etmek” anlamındaki direct fiilinin geçmiş zaman ortacıdır. “Düz” veya “açık sözlü” anlamındaki direct sıfatı değildir. Yeniden kullanılabilecek kalıp be directed to + fiilin yalın hâlidir.
Alıştırma
Cümleyi be directed to + fiilin yalın hâli kalıbıyla tamamlayın: During the safety drill, visitors were carefully ____ follow the marked route.
Cevabı göster
directed to
There's a wrinkle, though: bir pürüzü gündeme getirmek
Bu cümlede wrinkle mecaz anlamdadır: fiziksel bir kırışıklığı değil, bir fikri, planı veya açıklamayı karmaşıklaştıran sorunu ya da ayrıntıyı anlatır. Cümle sonundaki though, anlatımın yön değiştirdiğini gösterir. Bir şey kolay görünmüş olabilir, ancak konuşmacı şimdi bir sınırlama getirir. There's a wrinkle, though çoğu zaman “dikkate alınması gereken bir pürüz var” anlamına gelir.
Alıştırma
Bu cümlede There's a wrinkle, though. ne anlama geliyor?
- Dikkate alınması gereken küçük bir pürüz var.
- Her şey tamamen çözüldü.
- Bir giyside kırışıklık var.
Cevabı göster
Dikkate alınması gereken küçük bir pürüz var.
Quantum states aren't so easy to measure. Dilbilgisi
1:19Kuantum durumlarını ölçmek o kadar kolay değil.
aren't so easy to measure: gerçek bir zorluğu yumuşakça anlatmak
aren't so easy to measure ifadesinde so, easy sözcüğünü niteleyen bir derece zarfıdır; “o derece” anlamına gelir, “bu nedenle” anlamına gelmez. Olumsuz be not so easy to + fiilin yalın hâli kalıbı, bir eylemin oldukça zor olduğunu anlatır. Özne, eylemden etkilenen şeyi adlandırabilir. Quantum states aren't so easy to measure cümlesi “It is not so easy to measure quantum states.” şeklinde yeniden kurulabilir.
Alıştırma
Cümleyi aren't, so ve easy sözcüklerini içeren, dersteki dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: These tiny labels ____ read in the dark.
Cevabı göster
aren't so easy to
Kuantum fiziğinde belirsizlik ilkesi
Belirsizlik ilkesi, kuantum fiziğinde adı olan belirli bir kavramdır. Bir parçacığın konumu ve momentumu için niceliklerden biri ne kadar kesin belirlenirse diğeri aynı anda o kadar az kesin belirlenebilir. Burada uncertainty, bir bilim insanının kendinden emin olmaması anlamına gelmez. Kuantum fiziğine özgü bir sınırın adıdır; cümledeki can't be measured ifadesi bu sınırı basitleştirerek anlatır.
Alıştırma
Bu bilimsel açıklamada The uncertainty principle neyi ifade ediyor?
- Hareket eden bir parçacığı izlerken yapılan sıradan bir hatayı
- Bir bilim insanının deney konusunda kendine güvenmemesini
- Konum ve momentumun birlikte ne kadar kesin bilinebileceğine ilişkin kuantum fiziği sınırını
- Laboratuvar ekipmanı kullanmaya ilişkin bir güvenlik kuralını
Cevabı göster
Konum ve momentumun birlikte ne kadar kesin bilinebileceğine ilişkin kuantum fiziği sınırını
can't be measured at the same time: modal edilgen yapı
Can't be measured, modal edilgen yapı olan can't + be + past participle düzenini izler. Can't imkânsızlığı veya bir sınırı ifade ederken be measured eyleme maruz kalan şeyi öne çıkarır; ölçümü yapan kişi belirtilmez. At the same time, “aynı anda” demektir. Bu cümlede konum ve momentum birlikte ölçülemeyen iki niceliktir; bu, onların var olmadığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için can't ve measure fiilinin edilgen biçimini kullanın: With this device, these two signals ____ at the same time.
Cevabı göster
can't be measured
The simplest way to measure the exact position of an electron Dilbilgisi
1:31Bir elektronun tam konumunu ölçmenin en basit yolu
requires scattering a particle of light, Dilbilgisi
1:34bir ışık parçacığını yansıtmayı gerektirir,
The simplest way to measure: yöntemi belirtmek için way + to mastarı
The simplest way to measure the exact position, “tam konumu ölçmenin en az karmaşık yöntemi” anlamına gelen bir ad öbeğidir. to measure mastarı, bu yöntemin ne yapmak için kullanıldığını gösterir. the simplest/easiest/best way to + fiil yapısı, önce amacı, ardından yöntemi veya gerekli adımları belirterek bir açıklamayı düzenler. Özgün cümlede bu uzun öbeğin tamamı requires fiilinin öznesidir.
Alıştırma
Cümleyi The simplest way to kalıbıyla tamamlayın: ____ check the lock is to try the key.
Cevabı göster
The simplest way to
requires scattering: require + -ing yapısı
requires scattering ifadesinde require, “gerekli bir adım olarak ihtiyaç duymak” anlamına gelir. -ing biçimindeki scattering, ölçümü gerçekleştirmek için gereken eylemi belirtir. Özne bir yöntem, görev veya sonuç olduğunda ve bir faaliyet onun gerekli koşullarından birini oluşturduğunda require + -ing kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için inspect fiilinin -ing biçimini kullanın: The safety check requires ____ every cable.
Cevabı göster
inspecting
a particle of light, a photon: eş adlandırma olarak verilen teknik terim
Bu cümlede a photon, a particle of light ile anlatılan şeyi bilimsel terimle yeniden adlandırır. İki isim öbeği aynı parçacığa gönderme yapar; a photon ek bir nesne değildir. Virgüller, ek bilgi veren bir eş adlandırmayı ayırır. Bilimsel açıklamalarda bir kavram sıkça önce günlük sözcüklerle tanıtılır, ardından teknik adı eklenir: genel bir açıklama, teknik bir terim.
Alıştırma
Cümlede a photon ile a particle of light arasında nasıl bir ilişki vardır?
- Aynı şeyin bilimsel terimini verir.
- Işığı toplayan mikroskobun adını verir.
- İkinci bir parçacık tanıtır.
Cevabı göster
Aynı şeyin bilimsel terimini verir.
But that scattering changes the momentum of the electron Anlatım akışı
1:41Ancak bu yansıma elektronun momentumunu
that scattering: önceki sürece geri gönderme
that scattering, az önce sözü edilen ve bir fotonun elektron tarafından saçıldığı sürece geri gönderme yapar. Buradaki that, fiziksel olarak uzaktaki bir şeyi göstermekten çok açıklamanın önceki kısmına işaret eder. Yazar that sözcüğünü tekrarlanan scattering ismiyle birleştirerek önceki adımı yeni cümlenin konusu yapar ve sonra onun sonucunu açıklayabilir. this/that + isim yapısı, bilimsel ve diğer açıklayıcı metinlerde adımları bağlamanın yaygın bir yoludur.
Alıştırma
that scattering açıklamada ne işlev görür?
- Fiziksel olarak uzakta olan farklı bir saçılma olayını gösterir.
- Yazarın herhangi bir saçılma olup olmadığından emin olmadığını gösterir.
- Daha önce belirtilen saçılma sürecine geri döner ve onu yeni konu yapar.
Cevabı göster
Daha önce belirtilen saçılma sürecine geri döner ve onu yeni konu yapar.
in an unpredictable way: bir değişimin nasıl gerçekleştiğini anlatmak
In an unpredictable way, changes fiilini niteleyen bir durum zarfı öbeğidir. Elektronun momentumunun önceden tahmin edilemeyecek bir şekilde değiştiğini anlatır. in a/an + sıfat + way yapısı bir eylemin, tepkinin veya değişimin nasıl gerçekleştiğini anlatabilir. Burada unpredictable, elektronun kendisini değil, değişimin gerçekleşme biçimini niteler.
Alıştırma
Cümleyi bu derste geçen ve “tahmin edilemeyecek bir şekilde” anlamına gelen dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The rescue drone moved ____ in the strong wind.
Cevabı göster
in an unpredictable way
We lose all previous information about momentum. Kalıp ifadeler
1:46Momentumla ilgili önceki tüm bilgileri kaybederiz.
lose information about ...: bilgilerin artık mevcut olmaması
Lose information about something, bir konu hakkındaki bilgilerin artık mevcut veya kullanılabilir olmaması demektir. Burada lose, fiziksel bir nesneyi kaybetmeyi değil, soyut bir bilgi kaybını anlatır. All previous information about momentum, saçılmadan önce momentum hakkında var olan bilgilerin tamamını ifade eder. lose information about + konu yapısı, veri, kanıt veya kayıtların eksikliği nedeniyle bilgi kaybedilmesini de anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi bu derste geçen ve “bir konu hakkında kullanılabilir bilgilere artık sahip olmamak” anlamına gelen üç sözcüklü yapıyla tamamlayın: If the research file is damaged, we may ____ the experiment.
Cevabı göster
lose information about
In a sense: bir iddiayı belirli bir bakış açısıyla sınırlamak
In a sense, belirli bir bakış açısından demektir. Burada kuantum bilgisinin kırılgan olduğu iddiasını sınırlar: bu betimleme açıklanan bilimsel anlam içinde yararlıdır, ancak mümkün olan her yön hakkında kesin bir iddia değildir. Cümlenin başında kullanıldığında, dinleyiciye virgülden sonraki bölümün tamamını nasıl yorumlaması gerektiğini gösterir. Konuşanın yalnızca emin olmadığını belirtmek yerine, iddianın geçerli olduğu bakış açısını daraltır.
Alıştırma
Belirli bir bakış açısından anlamına gelen ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: ____, a map is a simplified story about a place.
Cevabı göster
In a sense
quantum information is fragile: fragile sözcüğünün soyut anlamı
Fragile genellikle kolayca kırılan veya zarar gören bir şeyi anlatır. Burada kuantum bilgisine mecaz yoluyla uygulanır: bilgi durumu ölçüm veya girişim nedeniyle kolayca değişebilir ya da yok olabilir. Fiziksel olarak paramparça olan bir şey yoktur. Bilimsel açıklamalar, soyut fikirleri anlatmak için çoğu zaman somut sıfatlar kullanır. Soyut bir sistem veya durum fragile olarak nitelendiğinde, bunu cam gibi gerçekten kırılabilir değil, kolayca bozulabilir şeklinde anlayın.
Alıştırma
quantum information is fragile cümlesinde fragile ne anlama gelir?
- Çok yavaş hareket eder.
- Ölçüm veya girişim nedeniyle kolayca değişebilir ya da yok olabilir.
- Fiziksel ağırlığı çok azdır.
- Kolay kırılan camın içinde saklanır.
Cevabı göster
Ölçüm veya girişim nedeniyle kolayca değişebilir ya da yok olabilir.
Measuring the information changes it: özne olarak kullanılan -ing grubu
Measuring the information, bir eylemi adlandıran -ing grubudur. Grubun tamamı changes fiilinin öznesidir; measuring, önünde be biçimi olmadığı için ilerleyen zaman yapısının parçası değildir. Bu şekilde kullanılan eylem tek bir etkinlik sayılır, bu yüzden fiil tekildir: changes. Bu cümlede it, the information ifadesine geri döner; yani ölçme eylemi bilginin kendisini değiştirir.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için wear fiilinin -ing biçimini kullanın: ____ a helmet protects your head.
Cevabı göster
Wearing
So how can we...?: açıklamayı ilerletmek için soru kullanmak
So, soruyu hemen önce sunulan çelişkiye bağlar. Konuşmacının bilgiyi iletmesi gerekir, ancak bilgiyi tamamen okumak onu yok edecektir; bu nedenle so how can we...? bu gerçekleri temel probleme dönüştürür. Bir açıklamada veya sunumda böyle bir soru, gerçekten cevap istemek yerine anlatımın yönünü gösteren bir işaret olabilir. Problemin hazırlığını bitirir, dinleyiciyi düşünmeye çağırır ve konuşmacının çözüm sunduğu bölümü açar.
Alıştırma
Açıklayıcı bir konuşmada burada So how can we...? ifadesinin temel işlevi nedir?
- Konuşmacının cevaba dair hiçbir fikri olmadığını kanıtlar.
- Önceki çelişkiyi konuşmacının sırada ele alacağı probleme dönüştürür.
- Dinleyiciden konuyla ilgisiz kişisel bir görüş ister.
- Konuşmacının konuyu bitirdiğini gösterir.
Cevabı göster
Önceki çelişkiyi konuşmacının sırada ele alacağı probleme dönüştürür.
we're not permitted to fully read: be permitted to do kalıbı
we're not permitted to fully read, edilgen be + permitted + to + fiilin yalın hâli kalıbını kullanır. We're, we are anlamına gelir; not izni olumsuz yapar ve tam okuma işlemine izin verilmediğini belirtir. Buradaki kısıtlama bir kişinin emrinden değil, kuantum fiziğinin yasalarından kaynaklanır. Fully, read fiilini niteler ve “tamamen” anlamına gelir; yasaların izin vermediği okuma derecesini gösterir.
Alıştırma
Cümleyi be permitted to kalıbıyla tamamlayın: Visitors are not ____ enter the laboratory.
Cevabı göster
permitted to
The answer can be found in the strange phenomena of quantum entanglement. Notlar
2:01Cevap kuantum dolanıklığının garip fenomenlerinde bulunabilir.
The answer can be found in ...: açıklamanın kaynağını tanıtmak
Açıklayıcı bir metinde The answer can be found in ..., dinleyiciye in ifadesinden sonra gelen sözlerin açıklamanın kaynağını belirttiğini anlatır. Answer, bir şeyin içinde saklanan fiziksel bir nesne olarak sunulmaz. Bu kalıp önceki bir soruyu bir sonraki konuya bağlar; burada bu konu kuantum dolanıklığıdır. Dinleyiciyi sorudan, o soruyu yanıtlayacak mekanizmaya, kanıta veya teoriye yönlendirir.
Alıştırma
The answer can be found in the strange phenomena of quantum entanglement bu açıklamada hangi işlevi görür?
- Kuantum dolanıklığını birazdan gelecek açıklamanın kaynağı olarak gösterir.
- “Cevap” adlı fiziksel bir nesnenin kuantum dolanıklığının içinde saklı olduğunu iddia eder.
- Açıklamanın bittiğini ve hiçbir kaynak verilmeyeceğini belirtir.
Cevabı göster
Kuantum dolanıklığını birazdan gelecek açıklamanın kaynağı olarak gösterir.
Kuantum dolanıklığı: bağlantılı kuantum durumları
Kuantum dolanıklığı, iki veya daha fazla kuantum sisteminin durumları arasındaki özel bir bağlantının kuantum fiziğindeki adıdır. Bu bağlantı nedeniyle, sistemler birbirinden çok uzakta olsa bile ölçümler güçlü biçimde ilişkili sonuçlar verebilir. Bu cümlede terim, cevabı bulmanın anahtarı olarak sunulan olguyu adlandırır. Parçacıkların fiziksel olarak birbirine dolandığını anlatmaz.
Alıştırma
Bu bilimsel bağlamda quantum entanglement ne anlama gelir?
- Bütün parçacıkların aynı konumda bulunmasını gerektiren bir kural
- Sıradan mesajları anında gönderen bir makine
- Parçacıkları birbirine bağlayan fiziksel iplikler
- İlişkili ölçüm sonuçları üreten özel bir kuantum bağlantısı
Cevabı göster
İlişkili ölçüm sonuçları üreten özel bir kuantum bağlantısı
Kuantum fiziğinin ilk günlerinden kalma eski bir gizem
Burada an old mystery, bir gizem öyküsünü değil, uzun süredir açıklanması zor olan bilimsel bir soruyu ifade eder. from the early days of quantum physics sözleri, bu soruyu alanın tarihinin başlangıcına yakın bir döneme yerleştirir. İfade bir bütün olarak dolanıklığı uzun süredir devam eden bir sorun şeklinde sunar. Ardından gelen still not entirely understood sözleri, bilim insanlarının henüz eksiksiz bir açıklamaya sahip olmadığını doğrular.
Alıştırma
an old mystery from the early days of quantum physics ifadesi dolanıklık hakkında ne anlatıyor?
- Bilim insanlarının artık incelemediği, geçerliliğini yitirmiş bir sorundur.
- Kuantum fiziği başladığında yazılmış bir dedektif öyküsüdür.
- Alanın ilk dönemlerinden beri tartışılan ve hâlâ tam olarak açıklanamamış bilimsel bir sorundur.
- Uzun zaman önce tamamen çözülmüş bir gizemdir.
Cevabı göster
Alanın ilk dönemlerinden beri tartışılan ve hâlâ tam olarak açıklanamamış bilimsel bir sorundur.
it's still not entirely understood: dikkatli kısmi olumsuzluk
Burada it's still not entirely understood, dolanıklığın bir ölçüde anlaşıldığını ancak bu anlayışın eksik olduğunu belirtir. not entirely kısmi olumsuzluk kurar; tamamen bilinmediği anlamına gelmez. still, bu eksik anlayışın geçmişten bugüne devam ettiğini gösterir. Bu ifade, bilinen veya bilinmeyen şeyleri abartmadan dikkatli bir iddiada bulunmayı sağlar.
Alıştırma
Cümleyi vurgulanan dikkatli ifadeyle tamamlayın: The cause of the condition ____.
Cevabı göster
is still not entirely understood
Entangling... results in...: -ing öznesi ve sonucu
Entangling the spin of two electrons, özne görevinde olan bir -ing yan cümlesidir: eylemin veya sürecin tamamı tek bir fikir olarak ele alınır. Bu özne tekil olduğu için fiil result değil, results olur. result in sonucu tanıtır. Burada ardından an influence isim öbeği gelir. Yeniden kullanılabilen kalıp Doing X results in Y şeklindedir.
Alıştırma
Neden-sonuç cümlesini vurgulanan fiil öbeğiyle tamamlayın: Leaving the freezer door open ____ wasted energy.
Cevabı göster
results in
transcends distance: bir sınırın ötesine geçmek
Burada transcends, “sınırlarının ötesine geçer” anlamındadır. Etki, sıradan mesafeyle kısıtlanmayan bir şey olarak sunulur; uzayda fiziksel olarak yol alan bir şey anlatılmaz. Transcend, bir fikir, etki veya niteliğin soyut bir sınırı aşmasını anlatırken sık kullanılan resmî bir fiildir. transcend + sınır kalıbında nesne, artık tam olarak geçerli olmayan sınırı adlandırır.
Alıştırma
Örnekte transcends distance ne anlama gelir?
- Mesafeyi tam olarak hesaplar.
- Sıradan mesafenin sınırlarının ötesine geçer.
- Ölçülmüş bir alanda fiziksel olarak yol alır.
- Mesafeyi kısaltır.
Cevabı göster
Sıradan mesafenin sınırlarının ötesine geçer.
determines what spin will measure for the second,
2:21ikincisi için dönüşün ne olarak ölçüleceğini belirler,
Measuring ... determines ...: eylemin özne olması
Measuring the spin of the first electron, özne olarak kullanılan bir -ing yan tümcesidir. Ölçümü yapma eyleminin tamamını adlandırdığı için tek bir birim olarak değerlendirilir ve tekil fiil determines ile kullanılır. Burada determines, “kişisel bir karar verir” değil, “sonucu belirler veya ortaya koyar” anlamındadır. Yeniden kullanılabilecek kalıp Doing X determines Y şeklindedir: bir eylem veya işlem, ardından gelecek sonucu kontrol eder.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için measure fiilinin -ing biçimini ve determine fiilinin doğru geniş zaman biçimini kullanın: ____ the room temperature ____ whether the heater turns on.
Cevabı göster
Measuring · determines
whether ... a mile or a light year apart: iki durumda da aynı sonuç
Burada whether A or B, “A ya da B olması fark etmeksizin” anlamına gelir; soru sormaz. A mile ile a light year, görece kısa bir mesafe ile son derece uzun bir mesafeyi temsil eder ve sonuç her iki durumda da aynıdır. Bu yapıyı iki seçeneği değişmeyen tek bir sonucun altında toplamak için kullanın: Bir şey whether A or B doğru olur ya da gerçekleşir.
Alıştırma
Kuralın değişmediğini göstermek için cümleyi whether ... or ... ile tamamlayın: The same fee applies ____ you pay online ____ at the desk.
Cevabı göster
whether · or
a light year apart: mesafe + apart yapısı
Light year bir mesafe birimidir: Işığın bir yılda katettiği mesafeyi ifade eder. Bu cümlede iki parçacık arasındaki çok büyük uzamsal mesafeyi anlatır; bir yılın geçtiği anlamına gelmez. İki kişi, yer veya nesne arasındaki uzaklığı belirtmek için apart sözcüğünden önce bir mesafe getirin: X and Y are one mile apart. Bu nedenle a light year apart, “aralarında bir ışık yılı mesafe bulunan” demektir.
Alıştırma
Mesafe + apart yapısını tamamlayın: The two cabins are three miles ____.
Cevabı göster
apart
information about the first electron's quantum state,
2:29ilk elektronun kuantum durumu hakkındaki bilgi,
without transmission across the intervening space. Kalıp ifadeler
2:36aradaki boşluktan hiçbir iletim olmadan.
called a qubit of data: teknik bir terimi tanıtma
called a qubit of data, önceki information about the first electron's quantum state isim öbeğini açıklayan kısaltılmış edilgen bir yan cümledir. which is called a qubit of data biçiminde açılabilir. Burada called, “telefon etti” değil, “adı verildi” veya “olarak adlandırılır” anlamındadır. Bilimsel açıklamalar, ana cümleyi kesmeden bir kavramın adını tanıtmak için kavramdan sonra sık sık noun, called + term, yapısını kullanır. Virgüller bunun ek adlandırma bilgisi olduğunu gösterir; ana cümlenin iskeleti information ... influences its partner olarak kalır.
Alıştırma
called a qubit of data ifadesi cümlede ne işe yarıyor?
- Bilginin telefon ettiğini söylüyor.
- Bilginin uzayı nasıl geçtiğini açıklıyor.
- Önceki bilgiye teknik bir ad veriyor.
Cevabı göster
Önceki bilgiye teknik bir ad veriyor.
without transmission across the intervening space: bir sürecin yokluğunu belirtme
Bu ifade, bir sürecin bulunmadığını belirtmek için without + isim öbeği yapısını kullanır. Transmission bu süreçtir; across the intervening space ise bu iletimin normalde nereden geçeceğini belirtir. Bu cümlede etki, parçacıkların arasındaki uzaydan herhangi bir iletim geçmeden gerçekleşiyor şeklinde anlatılır. Burada intervening, “iki şeyin arasında bulunan” demektir ve space sözcüğünü niteler. Uzayın müdahale ettiği veya bir eylem yaptığı anlamına gelmez. Bu resmî ifade daha basit biçimde “aralarındaki uzaydan hiçbir şey gönderilmeden” diye anlaşılabilir.
Alıştırma
İnternet bağlantısı kullanılmadığı anlamına gelmesi için cümleyi tek sözcükle tamamlayın: The update finished ____ an internet connection.
Cevabı göster
without
Einstein and his colleagues called this strange communication
2:40Einstein ve meslektaşları bu garip iletişime
spooky action at a distance: kuşkucu tonda tarihsel bir adlandırma
Spooky action at a distance, Einstein'ın kuantum dolanıklığına yönelik eleştirisiyle ilişkilendirilen ünlü bir tarihsel ifadedir. Parçacıkların birbirinden ayrı olsalar bile bağlantılı kalıyor gibi görünmesini canlı bir biçimde anlatır. Burada spooky, garip ve huzursuz edici anlamına gelir; kuşkucu veya hafif alaycı bir ton taşır. Hayaletlerden söz etmez. Bu ifade kesin bir bilimsel tanım değil, gayriresmî bir adlandırmadır.
Alıştırma
Bu popüler bilim bağlamında spooky action at a distance temel olarak ne anlatır?
- Kuantum dolanıklığını mesafe üzerinden canlı ve kuşkucu biçimde anlatan bir ifade
- Mesajları anında gönderen bir cihazın resmî adı
- Hayaletlerin parçacıkları fiziksel olarak hareket ettirdiği iddiası
Cevabı göster
Kuantum dolanıklığını mesafe üzerinden canlı ve kuşkucu biçimde anlatan bir ifade
While it does seem that entanglement between two particles Dilbilgisi
2:47İki parçacık arasındaki dolanıklık
helps transfer a qubit instantaneously across the space between them, Kalıp ifadeler
2:50bir kübiti aralarındaki boşluk üzerinden anında aktarmaya yardımcı gibi görünse de,
While it does seem that: önce kabul et, sonra sınır getir
While it does seem that X, Y yapısında while karşıtlık içeren bir kabul bildirir: burada bir şeyin olduğu sırada değil, her ne kadar anlamındadır. Konuşan kişi önce X'in doğru göründüğünü kabul eder, ardından Y ile bir sınır veya karşıt nokta ekler. Burada does vurgu yapar. Seem fiilini güçlendirerek bir şeyin gerçekten doğru göründüğünü belirtir; böylece konuşan kişi sorunu açıklamadan önce dengeli bir yaklaşım sergiler.
Alıştırma
Tam olarak ‘gerçekten öyle görünüyor olsa da’ anlamına gelen ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____ the new app is free, some features require payment.
Cevabı göster
While it does seem that
instantaneously across the space between them: zaman ile mesafeyi ayırmak
Instantaneously, transfer fiilini niteleyen bir zarftır. Aktarımın neredeyse hiç zaman gecikmesi olmadan gerçekleştiğini ifade eder. Parçacıklar arasındaki fiziksel mesafeyi değil, zamanı anlatır. Across the space between them, söz konusu uzamsal aralığı belirtir ve them iki parçacığa gönderme yapar. İfade bir bütün olarak, parçacıklar uzayda ayrı olsa bile aktarımın hemen gerçekleşiyor gibi göründüğünü söyler.
Alıştırma
Vurgulanan ifadede instantaneously neyi anlatır?
- Aktarımın neredeyse hiç zaman gecikmesi olmadan gerçekleştiği ifade edilir.
- Parçacıklar arasındaki uzay küçülür.
- İki parçacık birbirine çok yakın olmak zorundadır.
Cevabı göster
Aktarımın neredeyse hiç zaman gecikmesi olmadan gerçekleştiği ifade edilir.
there's a catch: gizli bir sınırlamayı belirtmek
There's a catch, cazip görünen bir iddia, teklif veya durumun gizli bir koşulu, dezavantajı ya da sorunu olduğunu anlatan yaygın bir konuşma ifadesidir. Catch burada isimdir; bir şeyi yakalama eylemini anlatmaz. Bir söylem işareti olarak bu ifade, dinleyicinin önceki sözü olduğu gibi kabul etmeden önce durmasını sağlar. Önemli bir sınırlama veya ek koşulun birazdan açıklanacağını bildirir.
Alıştırma
Cümleyi vurgulanan ifadenin aynısıyla tamamlayın: The course is free, but ____: you must buy the materials.
Cevabı göster
there's a catch
interaction must begin locally: fizikte yerel anlam
Bu fizik cümlesinde locally, begin fiilini niteler ve “uzayın sınırlı bir bölgesinde” anlamına gelir. Yani etkileşim, iki elektron birbirine yakınken başlar; başlangıçta çok uzak noktalar arasında gerçekleşmez. Must, sınırlı bir bölgede başlamayı gerekli bir koşul olarak gösterir. Daha genel olarak bilimsel İngilizcede local ve locally, bir kasaba ya da yerel toplulukla ilgili olmayı değil, uzayın veya bir sistemin küçük bir bölgesiyle sınırlı olmayı anlatabilir.
Alıştırma
This interaction must begin locally. fizik cümlesinde locally ne anlama gelir?
- yerel bir dilde
- çevredeki kasaba veya toplulukta
- sınırlı bir fiziksel alan içinde
Cevabı göster
sınırlı bir fiziksel alan içinde
The two electrons must be entangled in close proximity Kalıp ifadeler
3:00İki elektron çok yakın mesafede dolanık hale gelmelidir
before one of them is transported to a new site. Dilbilgisi
3:04içlerinden biri yeni bir yere taşınmadan önce.
in close proximity: çok yakın olmayı anlatan resmî ifade
In close proximity, “birbirine çok yakın” anlamına gelir. Burada iki elektronun dolanık hâle geldiklerinde nerede bulunmaları gerektiğini anlatan, zarf işlevli bir edat öbeğidir. Proximity, yakınlık anlamına gelen bir isimdir; close ise mesafenin kısa olduğunu vurgular. Her sözcüğü ayrı ayrı çevirmek yerine tüm ifadeyi doğal bir birim olarak öğrenin.
Alıştırma
“Çok yakın” anlamına gelen, bu dersteki resmî ifadeyle cümleyi tamamlayın: The backup generator must be placed ____ to the main building.
Cevabı göster
in close proximity
before one of them is transported: edilgen yan cümleyle işlem sırasını gösterme
Before daha sonra gerçekleşen adımı tanıtır ve önceki adımı bir koşul hâline getirir: iki elektron önce dolanık hâle gelmelidir; ancak bundan sonra biri yeni bir konuma taşınır. one of them is transported bölümünde, geniş zaman edilgen yapısı is + transported, taşıyan kişiye değil elektrona ve sürece odaklanır. One of them, iki elektrondan biri demektir. Burada transported yalnızca başka bir yere taşınmış anlamındadır; tek başına teleported anlamına gelmez.
Alıştırma
Mühürleme işleminin önce gerçekleştiğini gösteren sözcükle süreç cümlesini tamamlayın: The container must be sealed ____ it is transported to the lab.
Cevabı göster
before
By itself, X isn't Y: tek bir parçanın yeterli olmadığını belirtme
By itself, iddiayı yalnızca kuantum dolanıklığının tek başına ele alındığı durumla sınırlar. Ardından cümle, dolanıklığın ışınlanma sürecinin tamamıyla aynı olmadığını belirtir: sürecin bir parçası olabilir ama sürecin bütünü değildir. By itself, X isn't Y kalıbı önce kapsamı daraltır, ardından bir parçayı bütün sanan aşırı genellemeyi düzeltir. X'in tek başına Y için yeterli olmadığını anlatır. X'in düşünebildiğini veya bilinçli biçimde bağımsız hareket ettiğini söylemez.
Alıştırma
Yararlı bir parçanın çözümün tamamı olmadığını göstermek için By itself ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?
- By itself, complete online security isn't a strong password.
- By itself, a strong password isn't complete online security.
- A strong password creates complete online security by itself.
Cevabı göster
By itself, a strong password isn't complete online security.
we need a digital message to help interpret the qubit at the receiving end. Kalıp ifadeler
3:13alıcı tarafta kübiti yorumlamaya yardımcı olacak dijital bir mesaja ihtiyacımız var.
To complete the teleport: amaç bildiren mastar yapısı
To complete the teleport, amaç bildiren bir mastar öbeğidir. “Işınlanmayı tamamlamak için” anlamına gelir ve dijital mesaja neden ihtiyaç duyulduğunu açıklar; gelecek zamanı göstermez. Cümlenin başına To + fiilin yalın hâlini getirmek, önce amacı; ardından bu amaca ulaşmak için gereken eylemi, aracı veya koşulu belirtmenizi sağlar.
Alıştırma
Boşluğu to + complete ile oluşturulan iki sözcüklü amaç ifadesiyle doldurun: ____ the setup, restart the device.
Cevabı göster
To complete
at the receiving end: iletimin alıcı ucu
At the receiving end, “bir mesajın, sinyalin veya iletilen başka bir şeyin ulaştığı ve işlendiği uçta” anlamına gelir. Burada end, bir olayın bitişini değil, bir sistemin veya bağlantının bir ucunu ifade eder. Bu ifade süreçteki bir role işaret eder: bir uç gönderir, receiving end ise ulaşan şeyi alır veya yorumlar. Özellikle teknik açıklamalarda doğaldır.
Alıştırma
Hangi cümlede at the receiving end, bir iletimin teknik hedef ucunu belirtmek için kullanılmıştır?
- Leo was on the receiving end of a rude joke.
- The file is decoded at the receiving end of the network.
- We waited at the end of the road.
Cevabı göster
The file is decoded at the receiving end of the network.
Two bits of data created by measuring the first particle. Notlar
3:18İlk parçacığın ölçülmesiyle oluşturulan iki veri biti.
Two bits of data: iki ikili veri birimi
Two bits of data ifadesinde bit, dijital bilgi birimidir. Bir bit, genellikle 0 ya da 1 olmak üzere iki değerden birini alabilir. Bu yüzden two bits, belirsiz iki bilgi parçası değil, iki ikili veri birimi demektir. Buradaki iki bit, ölçümün ürettiği klasik veridir. Bunlar kuantum bilgi birimleri olan qubits değildir.
Alıştırma
Bu cümlede Two bits of data ne anlama gelir?
- Belirsiz iki bilgi parçası
- İki ikili veri birimi
- İki qubit
Cevabı göster
İki ikili veri birimi
created by measuring the first particle: isimden sonra gelen geçmiş zaman ortacı
Created by measuring the first particle, Two bits of data ifadesinden sonra yer alan bir geçmiş zaman ortacı grubudur. Hangi verinin kastedildiğini belirtir ve nasıl üretildiğini açıklar. that are created by measuring the first particle biçiminde açılabilir. Bu altyazı etiket benzeri bir parçadır, tam bir cümle değildir. Bu nedenle created onun ana fiili değildir. Tam bir cümlede isim grubunun tamamı bir ana fiile ihtiyaç duyar; örneğin Two bits of data created by the measurement are sent to the receiver.
Alıştırma
İsimden sonra gelen niteleyiciyi tamamlamak için capture fiilinin geçmiş zaman ortacı biçimini kullanın: The images ____ by the telescope revealed a new moon.
Cevabı göster
captured
These digital bits must be transmitted by a classical channel Dilbilgisi
3:22Bu dijital bitler klasik bir kanalla iletilmelidir
limited by the speed of light: ışık hızıyla sınırlı
Burada limited by the speed of light, that's limited... içindeki is fiilinden sonra gelir. Klasik kanalın fiziksel bir üst sınıra bağlı olduğunu, yani kanal üzerinden gönderilen bilginin ışıktan daha hızlı ilerleyemeyeceğini belirtir. be limited by + etken yapısı, kısıtlamayı neyin oluşturduğunu belirtir. Zaman, para, alan, kurallar veya fiziksel koşullardan kaynaklanan sınırları anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi bu derste geçen ve «tarafından kısıtlanmak» anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: The robot's working time is ____ its battery capacity.
Cevabı göster
limited by
must be transmitted by a classical channel: klasik bir kanal üzerinden iletilmelidir
must be transmitted yapısında must bir zorunluluğu belirtir, be + transmitted ise edilgen yapıyı oluşturur. Dijital bitler eylemden etkilendiği için cümle, onları kimin gönderdiğine değil neyin gerçekleşmesi gerektiğine odaklanır. by a classical channel, iletimde kullanılan yolu veya aracı belirtir. Bu fizik bağlamında classical; radyo, mikrodalga veya fiber optik gibi sıradan, kuantum olmayan bir iletişim kanalını ifade eder. Klasik müzik kanalı anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi must sonrasında transmit fiilinin edilgen biçimiyle tamamlayın: For safety, the coordinates ____ by a secure channel.
Cevabı göster
must be transmitted
fiber optics: bir iletişim teknolojisi
Burada fiber optics, bilgiyi çok ince cam veya plastik liflerden ışık darbeleri hâlinde ileten teknolojiyi ifade eder. radio ve microwaves ile birlikte, olası başka bir iletişim ortamı olarak sıralanır. fiber optics ifadesini fiber ve optics sözcüklerinin geçici, kelimesi kelimesine birleşimi olarak değil, bütün bir teknik terim olarak düşünün.
Alıştırma
Örnekte fiber optics neyi ifade ediyor?
- Işıklı ipliklerden yapılmış kumaş
- Havadan gönderilen radyo sinyalleri
- Bilgiyi ince cam veya plastik liflerden ışıkla taşıyan teknoloji
Cevabı göster
Bilgiyi ince cam veya plastik liflerden ışıkla taşıyan teknoloji
When we measure a particle for this digital message, Dilbilgisi
3:32Bu dijital mesaj için bir parçacığı ölçtüğümüzde,
When we measure...: bilimsel bir süreçte “her gerçekleştiğinde” anlamı
Bu cümlede When we measure..., genel bir bilimsel süreçte sonucun meydana geldiği noktayı tanıtır. İfade düzenli bir neden-sonuç ilişkisini anlattığı için when, whenever veya once anlamına yaklaşır: ölçüm her yapıldığında parçacığın kuantum bilgisi yok olur. for this digital message ifadesi ölçümün amacını belirtir: parçacık, dijital mesajı oluşturmak için ölçülür. when ile başlayan yan cümle önce adımı kurar, ana cümle de bunun sonucunu belirtir.
Alıştırma
Genel bir bilimsel açıklamada “When we measure the sample, its state changes” ne anlama gelir?
- Durum yalnızca biri saate bakarken değişir.
- Konuşan kişi ölçümün saat kaçta yapıldığını soruyor.
- Ölçüm her yapıldığında durum değişir.
Cevabı göster
Ölçüm her yapıldığında durum değişir.
destroy its quantum information: kuantum bilgisini yok etmek
Bu cümlede destroy fiilinin nesnesi soyut quantum information kavramıdır. Parçacığın ölçülmesi, onun ilk kuantum durumunda kodlanmış bilginin artık bozulmadan kalmamasına neden olur; parçacığın patlatıldığı anlamına gelmez. its zamiri ölçülen parçacığa gönderme yapar. Genel olarak destroy, information, data, evidence veya state gibi soyut isimlerle de kullanılabilir; bu durumda bir şeyin kullanılamaz, geri getirilemez ya da korunamaz hâle gelmesini anlatır.
Alıştırma
Cümlede we destroy its quantum information ne anlama geliyor?
- Parçacığın özgün kuantum bilgisinin artık bozulmadan kalmamasına yol açar.
- Parçacığı fiziksel olarak patlatır.
- Parçacığın bilgisini dijital mesaja kopyalar.
Cevabı göster
Parçacığın özgün kuantum bilgisinin artık bozulmadan kalmamasına yol açar.
which means: bir durumu sonucuna bağlamak
Which means, önceki durumun tamamına gönderme yapar ve bu durumdan çıkan sonucu sunar. Buradaki which, yakındaki tek bir isme değil, ölçümün özgün kuantum bilgisini yok ettiği önceki sürece gönderme yapar. Bu yapı, açıklamayı “durum veya mekanizma → çıkarım” şeklinde düzenler. Virgül + which means gördüğünüzde bunu “ve bu, ... anlamına gelir” şeklinde anlayabilirsiniz.
Alıştırma
Cümleyi, sonuç bildiren ve bu derste ele alınan iki kelimelik bağlayıcıyla tamamlayın: The last bus has left, ____ we need to walk home.
Cevabı göster
which means
must disappear ... for it to teleport: for + ad veya zamir + to yapısı
must disappear from Boston gerekli bir koşulu belirtir: beyzbol topu Bangalore'a ışınlanacaksa Boston'da kalamaz. for it to teleport to Bangalore ifadesindeki for + ad veya zamir + to-infinitive yapısı, mastarın kendi mantıksal öznesini belirtir. it zamiri beyzbol topuna gönderme yapar ve teleport fiilinin mantıksal öznesidir. Burada for it to... “onun ... yapabilmesi için” demektir; “onun yerine bir şey yapmak” anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi for + ad veya zamir + to yapısıyla tamamlayın: The gate must open ____ the bus ____ enter the parking lot.
Cevabı göster
for · to
teleportation transfers the information about the baseball between the two cities Anlatım akışı
3:44ışınlanma beyzbol topu hakkındaki bilgiyi iki şehir arasında aktarır
Thanks to the uncertainty principle: bir neden belirtmek
Thanks to + isim öbeği bir sonucun nedenini veya açıklayıcı etkenini belirtir. Bu popüler bilim cümlesinde Thanks to the uncertainty principle, “belirsizlik ilkesi nedeniyle” anlamına gelir: bu ilke, bilginin neden kopyalanmak yerine aktarıldığını açıklar. Burada ilkeye teşekkür edilmiyor. İfade, etkeni sonuçla ilişkilendirir ve bu bağlamdaki tonu minnettarlık bildirmekten çok nötrdür.
Alıştırma
Thanks to the uncertainty principle ifadesi cümlede ne yapıyor?
- Sonucun belirsizlik ilkesine rağmen gerçekleştiğini söyler.
- Belirsizlik ilkesine doğrudan minnettarlık ifade eder.
- Belirsizlik ilkesini sonucun nedeni olarak tanıtır.
Cevabı göster
Belirsizlik ilkesini sonucun nedeni olarak tanıtır.
transfers ... and never duplicates it: kopyalamadan aktarmak
Birbirine bağlanan transfers ve never duplicates fiilleri, olumlu bir eylem ile olumsuz bir sınırı bir araya getirerek süreci tanımlar. Bilgi yerler arasında taşınır; ikinci ve tamamen aynı bir sürüm oluşturulmaz. Açıklamalarda X does A and never B yapısı, bir şeyin ne yaptığını belirtirken olası bir yanlış anlamayı kısa yoldan dışlar. Burada never önemlidir; çünkü transfer, duplicate olarak anlaşılmamalıdır.
Alıştırma
transfers ... and never duplicates it yapısı neyi açıklığa kavuşturur?
- Bilgi taşınır ve ek bir kopya oluşturulma olasılığı dışlanır.
- Bilgi önce kopyalanır, sonra geri taşınır.
- İki eylem de eşit derecede olası seçenekler olarak sunulur.
Cevabı göster
Bilgi taşınır ve ek bir kopya oluşturulma olasılığı dışlanır.
So in principle: teorik bir sonuca varmak
So, ifadenin önceki açıklamadan çıkarılan bir sonuç olduğunu gösterir. In principle ise bu sonucu temel kuralların izin verdiği durumlarla sınırlar: nesneleri veya insanları ışınlamak teorik olarak mümkündür. Bu ifade, teknolojinin şu anda çalıştığını iddia etmez. İlkeler kapsamında mümkün olanla günümüzdeki pratik yeterliliği birbirinden ayırır.
Alıştırma
Cümleyi, bu derste öğrendiğiniz ve teorik olasılığı belirten ifadeyle tamamlayın: ____, the rescue drone could reach the island, but strong winds may prevent the flight.
Cevabı göster
In principle
the quantum states of the trillion trillion or more atoms in large objects Kelime
3:59büyük nesnelerdeki trilyon kere trilyon veya daha fazla atomun kuantum durumlarını
trillion trillion or more: çok büyük bir alt sınır
Kısa ölçeği kullanan Amerikan İngilizcesinde a trillion, 10^12 demektir. Bu büyük sayı yapısında trillion trillion, bir trillion ile başka bir trillion sayısının çarpımını, yani 10^24 sayısını ifade eder. Dolayısıyla ifade son derece büyük bir miktarı belirtir. Or more bu miktarı alt sınır yapar: en az bu kadar atom vardır ve gerçek sayı daha yüksek olabilir.
Alıştırma
Örnekte trillion trillion or more ne anlama geliyor?
- Yaklaşık bir trillion çarpı bir trillion, muhtemelen daha az
- En az bir trillion çarpı bir trillion
- Tam olarak bir trillion
Cevabı göster
En az bir trillion çarpı bir trillion
but at present: güncel sınırlamalara geçiş
but, bir şeyin prensipte mümkün olabileceğine dair önceki düşünceyle karşıtlık kurar. at present yargıyı mevcut durumla sınırlar; böylece cümle teorik bir olasılıktan şu anki pratik sınırlamaya geçer. Bu zaman ifadesi, durumun ileride değişebilme olasılığını da açık bırakır. İşin her zaman imkânsız olacağı anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede but at present ne işe yarıyor?
- Önceki konuyla ilgisiz bir geçmiş zaman örneği sunuyor.
- Sınırlamanın her zaman var olduğunu ve asla değişmeyeceğini söylüyor.
- Teorik bir olasılıktan şu anda geçerli olan bir sınırlamaya geçiyor.
Cevabı göster
Teorik bir olasılıktan şu anda geçerli olan bir sınırlamaya geçiyor.
it seems unlikely: düşük olasılığı temkinli biçimde belirtmek
it seems unlikely, ardından gelen durumun gerçekleşme olasılığının düşük olduğuna dair temkinli bir değerlendirme sunar. Burada it, sonrasında gelen we can measure the quantum states ifadesine işaret eder. It seems unlikely that... biçiminde that eklenebilir veya atılabilir. seems sonucu bir gerçek yerine değerlendirme olarak sunar; unlikely ise olasılığın sıfır değil, düşük olduğunu belirtir. Bu nedenle ifade it is impossible sözünden daha temkinlidir.
Alıştırma
Yargılayın: It seems unlikely, It is impossible ifadesine göre belirsizliğe daha fazla yer bırakır.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Doğru
is astronomical: son derece büyük
Burada astronomical, astronomiyle ilgili anlamına gelmez. Miktarın, ölçeğin veya derecenin son derece büyük olduğunu anlatan mecazlı bir sıfattır. is sonrasında görevin karmaşıklığını ve enerji gereksinimini ezici derecede yüksek olarak tanımlar. Bu güçlü kullanım, karşılaşılan zorluğun devasa boyutunu vurgular.
Alıştırma
Örnekteki is astronomical ifadesine en uygun açıklama hangisidir?
- Karmaşıklık ve gereken enerji son derece yüksektir.
- Görev astronomiyle ilgilidir.
- Görev basittir ve az enerji kullanır.
Cevabı göster
Karmaşıklık ve gereken enerji son derece yüksektir.
we can reliably teleport single electrons and atoms,
4:11tek elektronları ve atomları güvenilir bir şekilde ışınlayabiliyoruz,
For now: ifadeyi mevcut aşamayla sınırlamak
For now, ifadenin geçerliliğini mevcut aşamayla sınırlar. Burada tek tek elektronların ve atomların şu anda güvenilir biçimde ışınlanabildiğini belirtir; bunun her zaman sınır olarak kalacağını söylemez. Cümlenin başında kullanıldığında, ardından gelen her şeyi mevcut durumla ilgili bir güncelleme olarak çerçeveler ve gelecekte değişiklik olabileceğini açık bırakır.
Alıştırma
Geçici bir mevcut aşamayı belirten ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: ____, the community center closes at six, but the hours may change in summer.
Cevabı göster
For now
which may lead to: olası bir sonuç eklemek
Virgül + which yan cümlesi, önceki durumun tamamı hakkında yorum yapar: tek tek elektronları ve atomları güvenilir biçimde ışınlayabilmek. Yalnızca atoms sözcüğünü açıklamaz. Bu yan cümlede may lead to olası bir sonucu tanıtır. May, iddiayı belirsiz tutar; lead to ise önceki durumu to’dan sonra belirtilen sonuca bağlar.
Alıştırma
Olası bir sonuç ekleyen ders yapısıyla cümleyi tamamlayın: The school added more bike racks, ____ less traffic at the gate.
Cevabı göster
which may lead to
super-secured data encryption: son derece yüksek güvenlikli veri şifreleme
Bu kullanımda super-secured data encryption, birden fazla katmandan oluşan bir isim öbeğidir. Temel isim encryption'dır; bu, yetkisiz kişilerin okuyamaması için bilgiyi kodlama sürecidir. Data neyin şifrelendiğini belirtir, super-secured ise amaçlanan güvenlik seviyesinin çok yüksek olduğunu anlatır. Öbeğin tamamı, gelecekteki kuantum bilgisayarlarında veriyi korumanın olası bir yolunu adlandırır. Öbeği sağdan sola okuyun: encryption → data encryption → super-secured data encryption. Super-secured güçlü bir vurgu ekler, ancak tek başına belirli bir güvenlik standardının adı değildir.
Alıştırma
super-secured data encryption nasıl bir yapıya sahiptir?
- Data temel isimdir; encryption veri türünü açıklar.
- Super temel isimdir; secured data bir bilgisayarı adlandırır.
- Encryption temel isimdir; data ve super-secured onun hakkında ek bilgi verir.
Cevabı göster
Encryption temel isimdir; data ve super-secured onun hakkında ek bilgi verir.
The philosophical implications of quantum teleportation are subtle. Kelime
4:21Kuantum ışınlanmasının felsefi sonuçları incedir.
The philosophical implications: daha derin sonuçlar ve önem
The philosophical implications, bir şeyin felsefi düşünceler açısından ortaya çıkardığı daha derin soruları, sonuçları veya önemi anlatır. Burada implications, kuantum ışınlanmasının kimlik, madde ve bilgiye nasıl baktığımız açısından ne anlama gelebileceğini belirtir; bir konuşmacının bilerek verdiği ipuçları anlamına gelmez. [adjective] implications of X kalıbı analitik yazılarda yaygındır. Sıfat, ele alınan alanı; of X ise daha geniş anlamı incelenen gelişmeyi veya düşünceyi belirtir.
Alıştırma
Bu cümlede implications ne anlama gelir: The ethical implications of the policy are serious.
- Politikanın doğurabileceği daha geniş sonuçlar ve sorunlar
- Politikanın içine saklanmış gizli ipuçları
- Politikayı uygulamak için yazılmış talimatlar
Cevabı göster
Politikanın doğurabileceği daha geniş sonuçlar ve sorunlar
are subtle: fark edilmesi veya değerlendirilmesi zor
are subtle ifadesinde subtle, felsefi sonuçların açık olmadığını veya basitçe anlatılmasının kolay olmadığını belirtir. Dikkatle düşünülmesi gereken ince ama önemli ayrımlar vardır. Subtle, small ya da önemsiz demek değildir. Anlamı, etkisi veya farklılıkları ilk bakışta fark edilmesi ya da değerlendirilmesi zor olan bir şeyi anlatır.
Alıştırma
Bu cümlede subtle ne anlama geliyor?
- Fiziksel olarak küçüktür ve bu yüzden önemsizdir.
- İlk bakışta tamamen açıktır.
- Dikkat edilmeden fark edilmesi veya değerlendirilmesi zordur.
Cevabı göster
Dikkat edilmeden fark edilmesi veya değerlendirilmesi zordur.
nor does it exactly transmit across space Dilbilgisi
4:31ne de tam olarak uzayda bir yere aktarılır
doesn't exactly transport across space: sınırlayıcı bir düzeltme
doesn't exactly transport across space ifadesinde exactly, olumsuzluğu sınırlar. Bu ifade, uzayda gerçekleşen sıradan bir taşınmanın olanları bütünüyle doğru biçimde açıklamadığını belirtir. Bu, tamamen reddetmek değil, söyleneni daha doğru hâle getiren bir düzeltmedir. not exactly çoğu zaman «tam olarak değil» veya «kesin konuşmak gerekirse değil» anlamına gelir; bir miktar benzerliğe yer bırakırken aşırı basitleştirilmiş bir etiketi reddeder.
Alıştırma
Cümleyi dersteki iki sözcüklü sınırlayıcı düzeltmeyle tamamlayın: The robot ____ understand emotions; it only recognizes patterns.
Cevabı göster
doesn't exactly
nor does it exactly transmit across space: nor sonrasında devrik yapı
Nor ikinci bir olumsuz ifadeyi başlatır. İlk cümlecik nesnenin madde gibi tam olarak taşınmadığını söyler; nor does it exactly transmit ise nesnenin bilgi gibi tam olarak iletilmediğini de ekler. Nor ikinci cümleciğin başına geldiğinde İngilizcede özne ile yardımcı fiil yer değiştirir: nor + does + özne + fiilin yalın hâli. Bu nedenle doğru sıra it does transmit değil, does it transmit şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi nor kullanılan resmî devrik yapıyla tamamlayın: The app does not sell your data, ____ track your location.
Cevabı göster
nor does it
tangible matter ... intangible information: somut madde ve soyut bilgi
“Tangible matter”, somut ve algılanabilir bir biçimi olan fiziksel maddeyi; “intangible information” ise kendine ait fiziksel biçimi olmayan içeriği anlatır. Buradaki tangible yalnızca “kolayca dokunulabilen” anlamına gelmez; karşıtlığın fiziksel tarafını gösterir. İki like öbeği karşıt karşılaştırma modelleri kurar: madde olarak hareket ve bilgi olarak iletim. Böylece konuşmacı, iki modelden birinin tamamen doğru olduğunu söylemeden fiziksel ve fiziksel olmayan kategorileri karşılaştırır.
Alıştırma
Tangible ve intangible sözcüklerini doğru kullanan cümle hangisidir?
- A printed book is intangible because it contains information.
- A wooden chair is intangible, but a promise is tangible.
- A printed book is tangible, but the ideas in it are intangible.
Cevabı göster
A printed book is tangible, but the ideas in it are intangible.
do a little of both: ikisinden de biraz yapmak
do a little of both ifadesindeki do, daha önce konuşulan eylemlerin veya işlevlerin yerini tutar; both ise tam olarak iki seçeneğe gönderme yapar. Burada kuantum ışınlanması, kısmen madde taşımaya ve kısmen bilgi aktarmaya benzer. Bu ifade, iki seçenekten yalnızca birini seçen kesin bir yanıtı reddeder. Her iki seçeneğin de bir ölçüde doğru olduğunu veya gerçekleştiğini belirtir; bu nedenle planları, süreçleri ve karma çözümleri anlatmak için kullanılabilir.
Alıştırma
Sam'in okumaya ve basketbol oynamaya zamanı var. Hangi cümle, her etkinliğe biraz zaman ayıracağını ifade eder?
- He won't do either activity.
- He'll do a little of both.
- He'll read twice and skip basketball.
Cevabı göster
He'll do a little of both.
Quantum physics gives us a strange new vision Kalıp ifadeler
4:38Kuantum fiziği bize garip, yeni bir vizyon sunar
gives us a strange new vision: bize tuhaf ve yeni bir bakış sunar
gives us a strange new vision, give + kişi + isim öbeği kalıbını kullanır: kuantum fiziği bir şeyi görmenin veya anlamanın yeni bir yoluna sahip olmamızı sağlar. Buradaki vision mecazidir; fiziksel görme yetisini değil, geniş bir zihinsel resmi veya bakış açısını ifade eder. Cümlenin tamamında bu yeni bakış açısı, evrendeki maddeyi kırılgan bilgi kümeleri olarak ele alır. Yeniden kullanılabilen bir kalıp something gives someone a new vision of a subject şeklindedir; bir şeyin kişinin o konuyu hayal etme veya anlama biçimini değiştirdiğini belirtir.
Alıştırma
Örnekteki gives us a strange new vision ne anlama gelir?
- Maddeyi anlamamız için bize yeni bir yol sunar.
- Bize maddenin gerçek bir fotoğrafını gösterir.
- Fiziksel görme yetimizi geliştirir.
Cevabı göster
Maddeyi anlamamız için bize yeni bir yol sunar.
as collections of fragile information: maddeyi bilgi olarak çerçevelemek
Bu cümlede as collections of fragile information, all the matter in our universe ifadesini yeni bir çerçevede sunar: madde, birçok hassas bilgi durumundan oluşan kümeler olarak anlaşılır. Burada collections, kişisel eşya koleksiyonları değil, düzenli kümeler anlamındadır. see, view, describe, present veya imagine X as Y gibi yapılarda as, X'e verilen kimliği ya da modeli tanıtır. Bu, yalnızca X'in Y'ye benzediğini söylemekten daha güçlüdür.
Alıştırma
As collections of fragile information özgün cümlede hangi işlevi görür?
- Yalnızca maddenin bilgiye biraz benzediğini söyler.
- Maddenin bir koleksiyonun içinde bulunduğunu söyler.
- Maddeyi kırılgan bilgilerden oluşan kümeler olarak çerçeveler.
Cevabı göster
Maddeyi kırılgan bilgilerden oluşan kümeler olarak çerçeveler.
And quantum teleportation reveals new ways to influence this fragility. Kalıp ifadeler
4:45Ve kuantum ışınlanması bu kırılganlığı etkilemenin yeni yollarını ortaya koyuyor.
reveals new ways to + fiil: yeni yöntemleri görünür kılmak
reveals new ways to influence this fragility, kuantum ışınlanmasının bu kırılganlığı etkilemeye yönelik daha önce bilinmeyen yöntemleri görünür hâle getirdiği anlamına gelir. Burada reveal ortaya çıkarmak demektir; influence ise sosyal medyadaki popülerlikle ilgili isim değil, etkilemek anlamındaki fiildir. new ways to + fiilin yalın hâli yapısında mastar, yolların ne işe yaradığını açıklar: ways to influence, ways to measure veya ways to protect. Baştaki And, bu ek iddiayı önceki düşünceye bağlar; yeniden kullanılabilen yapı özne + reveals new ways to + fiilin yalın hâlidir.
Alıştırma
Cümleyi hedef yapıyla tamamlayın: The new software ____ protect personal data.
Cevabı göster
reveals new ways to
never say never: gelecekteki olasılıkları kesin biçimde dışlama
Never say never, “bir şeyin hiçbir zaman gerçekleşemeyeceğini kesin olarak söyleme” anlamına gelen bir deyimdir. Koşulların değişebileceğine veya yeni olasılıkların ortaya çıkabileceğine yer bırakmayı öğütler. Bu kapanış yorumunda, şu anda gerçekçi olmayan bir konu konuşulduktan sonra geleceği açık bırakır. never sözcüğünü söylemeyi yasaklayan gerçek anlamlı bir kural değildir.
Alıştırma
never say never bu cümlede ne anlama geliyor?
- Gelecekteki bir olasılığı çok erken dışlama.
- Bir cümlede never sözcüğünü kullanma.
- Her yeni fikri tartışmadan reddet.
Cevabı göster
Gelecekteki bir olasılığı çok erken dışlama.
In a little over a century: 100 yıldan biraz daha uzun bir süre
Bir yüzyıl 100 yıldır; bu nedenle a little over a century, 100 yıldan biraz daha uzun bir süre demektir. Burada over miktar belirtir: uzamsal olarak “üstünde” değil, “-den fazla” anlamındadır. Baştaki In edatı, ardından anlatılan gelişmenin bu süre içinde gerçekleştiğini gösterir. a little over + zaman, sayı veya miktar kalıbı bir eşik verir ve bu eşiğin az farkla aşıldığını belirtir.
Alıştırma
Cümleyi bu derste öğrendiğiniz ve “biraz daha fazla” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: The meeting lasted ____ an hour.
Cevabı göster
a little over
mankind has advanced from an uncertain new understanding Dilbilgisi
4:55insanoğlu elektronların atomik ölçekteki davranışlarına dair
at the atomic scale: bir şeyin gözlemlendiği ölçek düzeyi
At the atomic scale, tek tek atomların veya atom büyüklüğündeki mesafelerin düzeyinde anlamına gelir. Davranışın hangi büyüklük düzeyinde gözlemlendiğini veya açıklandığını belirtir. Burada scale, bir tartı aleti değil, büyüklük veya çözünürlük düzeyi anlamındadır. Yeniden kullanılabilen bilimsel kalıp at the + sıfat + scale biçimindedir; örneğin at the molecular scale.
Alıştırma
Bilim insanları tek tek atomlar arasındaki etkileşimleri inceliyor. Cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? These interactions occur ___.
- on a global scale
- at the atomic scale
- with an atomic scale
Cevabı göster
at the atomic scale
to reliably teleporting them across a room.
5:02onları bir odanın diğer tarafına güvenilir bir şekilde ışınlamaya kadar ilerledi.
has advanced from ... to reliably teleporting: A’dan B’ye ilerleme
has advanced from A to B, geçmişte başlayıp şimdi daha ileri bir aşamaya ulaşmış ilerlemeyi present perfect ile özetler. Bu cümlede başlangıç noktası belirsiz bir anlayış, sonraki başarı ise elektronları güvenilir biçimde ışınlayabilmektir. From ve to iki uç noktayı gösterir. Buradaki to, from A to B yapısındaki bir edattır. Bu yüzden ardından bir eylem gelirse -ing biçimi kullanılır: to reliably teleporting doğrudur; to reliably teleport değildir.
Alıştırma
Cümleyi has advanced from ... to ile tamamlayın: The project ____ a rough sketch ____ becoming a working machine.
Cevabı göster
has advanced from · to
What new technical mastery of such phenomena might we have Anlatım akışı
5:06Bu tür olaylara dair ne gibi yeni teknik ustalıklarımız olabilir
What new technical mastery ... might we have?: geleceğe yönelten bir soru
Soru sözcüğü What, gelecekteki bilinmeyen kazanımı başa getirir: konuşmacı, insanların daha önce sözü edilen olgular üzerinde gelecekte nasıl yeni bir teknik kontrol elde edebileceğini sorar. Such phenomena, daha önce anılan kuantum olgularına gönderme yaparak soruyu önceki tartışmaya bağlar. Konuşmanın sonunda bu açık uçlu soru, dikkati bugün mümkün olanlardan uzak gelecekte mümkün olabilecek şeylere yöneltir. Dinleyiciden hemen cevap vermesini değil, hayal kurmasını ister. Might, gelecekteki bir olasılığın belirsizliğini anlatır; izin istemez.
Alıştırma
Konuşmanın sonunda What new technical mastery ... might we have? sorusunun temel işlevi nedir?
- Teknolojiyi kullanmak için izin ister.
- Dinleyiciyi belirsiz gelecek olasılıklarını hayal etmeye davet eder.
- Dinleyiciden hemen olgusal bir cevap vermesini ister.
Cevabı göster
Dinleyiciyi belirsiz gelecek olasılıklarını hayal etmeye davet eder.
Only time and space will tell: deyimin temaya göre değiştirilmiş biçimi
Only time will tell, cevabın şu anda bilinmediğini ve gelecekte ortaya çıkacağını anlatan bir deyimdir. Buradaki tell, “cevabı ortaya çıkarmak” anlamındadır; zaman gerçekten konuşmaz. Konuşmacı bu tanıdık deyimi Only time and space will tell biçiminde değiştirir. Space sözcüğünü ekleyerek kuantum olguları ve uzay boyunca ışınlanma konusuna gönderme yapar. Böylece cümle hem konuyu kapatır hem de akılda kalıcı bir kelime oyunu oluşturur.
Alıştırma
Konuşmacı neden yaygın Only time will tell yerine Only time and space will tell diyor?
- Deyimdeki gelecek belirsizliği anlamını korurken uzay konusuna da gönderme yapmak için.
- Cevabın zaten bilindiğini iddia etmek için.
- Zaman ile uzayın gerçekten konuşabildiğini söylemek için.
Cevabı göster
Deyimdeki gelecek belirsizliği anlamını korurken uzay konusuna da gönderme yapmak için.