Nineler Evden Çıkmayı Reddediyor 🏠 | YEPYENİ KLİP - Hayalet Sepet 👻🧺 | Bluey: İngilizce çalışma notları

Bluey - Official Channel

Öğrenme zorluğu
312 kelime 189 kel/dk

Video özeti: Kaotik bir ev gezisi sırasında emlakçı, yaşlı bir çiftin evini tanıtmaya çalışır; ancak ev sakinleri muhtemel alıcıyı vazgeçirmek için turu sürekli sabote eder. Çıkardıkları olaylar satışı neredeyse bozar, fakat ziyaretçi ilgisini kaybetmez ve çift sonunda beklenmedik biçimde son bir özelliğin tanıtılmasına yardım eder. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Notice the lovely period floorboards. — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Notice ifadesinin ardından gelen isim grubuyla dinleyicinin dikkatinin belirli bir satış avantajına nasıl yöneltildiğini öğrenin. Ev gösterimlerinde, rehberli turlarda ve sunumlarda bir ayrıntıyı açıklamadan önce öne çıkarmaya yarayan bu anlatım hamlesini tanıyıp kullanabilirsiniz. 2. get on with my job. — Phrasal verbs: get on with ifadesinin bir işi sürdürmek ya da yeniden ele almak anlamına geldiğini ve burada ayrıca kesintilerin sona ermesi talebini taşıdığını anlayın. İşe dönmek, ilerlemeyi teşvik etmek veya birinin görevi tamamlamanızı engellediğini anlatmak için kullanabilirsiniz. 3. I can if you like. — Konuşma edimbilimi ve tutum: Bunu eksiltili ve baskısız bir teklif olarak tanıyın; söylenmeyen eylem önceki sorudan anlaşılırken if you like kararı karşı tarafa bırakır. Açıklama, gösterim veya başka bir yardımı ısrarcı görünmeden nazikçe sunabilirsiniz.

Bu derste

Notice the lovely period floorboards. Notlar

0:00

Şu güzel, döneme ait ahşap döşemelere bakın.

Anlatım akışı

Dikkati yönlendiren Notice + isim öbeği

Burada Notice, dikkat edin ya da bakın anlamında emir kipindeki bir fiildir. Dinleyenin dikkatini döşeme tahtalarına yöneltir; konuşanın bir bildirim aldığı veya gönderdiği anlamına gelmez. Gezi anlatımlarında, gösterimlerde ve sunumlarda Notice + isim öbeği, izleyiciye sırada hangi görünür ayrıntının önemli olduğunu söyleyerek bilgiyi düzenler. Ardından gelen isim öbeği odaklanılacak ayrıntıyı belirtir.

Alıştırma

Bir rehber, ziyaretçilerin dikkatini tek bir ayrıntıya çekmek istiyor. Cümleyi derste geçen emir fiiliyle tamamlayın: ____ the carved initials above the doorway.

Cevabı göster

Notice

Kelime

period floorboards: tarihsel dönem özellikli döşeme tahtaları

period floorboards ifadesinde period, geçmişteki belirli bir tarihsel dönemden kalma veya o döneme özgü anlamında bir sıfattır. Döşeme tahtalarını eski bir mimari unsur ya da böyle bir unsurun tarzını ve karakterini taşıyan bir şey olarak tanımlar; bir zaman dilimi anlamına gelmez. Bu kullanım İngiliz emlak, mimari, antika ve iç tasarım dilinde yaygındır. İfade genellikle döşeme tahtalarını değerli bir tarihî özellik olarak sunar, ancak period sözcüğü tek başına bunların özgün olduğunu kanıtlamaz.

Alıştırma

Derste geçen ve geçmişteki bir tarihsel dönemden kalma veya o döneme özgü anlamına gelen emlak sıfatıyla cümleyi tamamlayın: The hallway still has its original ____ tiles.

Cevabı göster

period

Hmm.

0:02

Hımm.

Is anyone living here at the moment? Kalıp ifadeler

0:03

Şu anda burada yaşayan biri var mı?

Kalıp ifadeler

at the moment: mevcut durumu sormak

At the moment, “şimdi” veya “şu anda” demektir. Bu soruda living here durumunun hangi zaman için geçerli olduğunu gösterir: konuşan kişi mevcut durumu öğrenmek ister. Bu ifade, şimdi geçerli olan ancak daha sonra değişebilecek bir durumu anlatmak için sık kullanılır. Buradaki gibi genellikle cümlenin sonunda yer alır.

Alıştırma

Cümleyi “şimdi” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: Is the doctor available ____?

Cevabı göster

at the moment

Yes, but they're not home.

0:05

Evet, ama evde değiller.

Is everything okay?

0:08

Her şey yolunda mı?

Uh I'll be right back. Kalıp ifadeler

0:09

Uh, hemen döneceğim.

Kalıp ifadeler

I'll be right back: hemen döneceğini söylemek

I'll be right back, konuşan kişinin kısa süreliğine ayrılıp çok yakında döneceğini belirten günlük ve kalıplaşmış bir ifadedir. Burada right, back sözcüğüne “çok yakında” anlamını katar; “sağ” yönünü belirtmez. Bu ifade, aranın geçici olduğunu söyleyerek dinleyeni rahatlatır ve beklemesini ister.

Alıştırma

Çok kısa bir ayrılık için kullanılan kalıplaşmış ifadeyi tamamlayın: Please wait here. I'll ____.

Cevabı göster

be right back

What are you doing here?

0:12

Sizin burada ne işiniz var?

You said you'd be at lawn bowls. Notlar

0:14

Çim topu oynamaya gideceğinizi söylemiştiniz.

Dilbilgisi

You said you'd be at...: daha önceki bir planı aktarmak

You said you'd be at... ifadesinde you'd, you would'ın kısaltmasıdır. Said, aktarılan sözü geçmişe yerleştirirken would orada bulunmayı bu geçmiş sözden daha sonraki bir durum olarak gösterir. Bu, varsayım değil, geçmişten bakıldığında gelecektir. Bu yapı, daha önceki bir planı, sözü veya beklentiyi güncel konuşmaya taşımak ve çoğu zaman gerçekte olanlarla karşılaştırmak için kullanılır. Burada konuşan kişi, dinleyiciye daha önce belirttiği planı hatırlatıyor.

Alıştırma

“You said you'd be at work,” cümlesinde you'd ne anlama gelir?

  1. you had
  2. you did
  3. you would
Cevabı göster

you would

Kültür

lawn bowls: açık havada oynanan bir bowling sporu

Lawn bowls ya da çim bowlingi, oyuncuların düz bir oyun alanında topları jack adı verilen küçük bir hedef topa doğru yuvarladığı açık hava sporudur. Bu cümleyi anlamak için önemli olan, bunun düzenli olarak yapılan bir boş zaman etkinliği olduğunu bilmektir. You said you'd be at lawn bowls cümlesinde at lawn bowls, planlanmış bir seans, maç veya kulüp etkinliğinde olmak anlamına gelir. Konuşan kişi, diğer kişinin dışarıda bu etkinliğe katılmasını ya da oynamasını bekliyordu.

Alıştırma

Bu cümlede lawn bowls neyi ifade eder?

  1. Çimlerin üzerine konmuş bir kâse takımı
  2. Çimleri kesmek için kullanılan bir alet
  3. Yeşil bir alanda oynanan açık hava bowling sporu
Cevabı göster

Yeşil bir alanda oynanan açık hava bowling sporu

Phyllis had to cancel. Kalıp ifadeler

0:15

Phyllis iptal etmek zorunda kaldı.

Kalıp ifadeler

had to cancel: geçmişte zorunluluk

Had to, have to yapısının geçmiş zaman biçimidir. Geçmişteki bir durumun iptali gerekli kıldığını gösterir; yalnızca Phyllis'in iptal etmek istediğini söylemez. had to'dan sonra cancel fiilinin yalın hâli kullanılır. Bu ifade, bir planın neden değiştiğini açıklamaya da yardımcı olur: neden açıkça söylenmese bile bir sebep ya da kısıtlama olduğunu düşündürür.

Alıştırma

Cümleyi have to'nun geçmiş zaman biçimi ve ardından cancel ile tamamlayın: Because the venue closed, the organizers ____ the concert.

Cevabı göster

had to cancel

Yeah, she went water skiing. Kalıp ifadeler

0:17

Evet, su kayağı yapmaya gitti.

Kalıp ifadeler

went water skiing: go + etkinliğin -ing biçimi

Went water skiing, go water skiing ifadesinin geçmiş zaman biçimidir. go + etkinliğin -ing biçimi kalıbında go, bir boş zaman ya da spor etkinliğine katılmayı anlatır. Zaman ve kişi bilgisi go'nun biçiminde gösterilir: go water skiing, went water skiing veya is going water skiing. Etkinlik ifadesi -ing biçiminde kalır.

Alıştırma

Cümleyi go'nun geçmiş zaman biçimi ve parantezdeki etkinlikle tamamlayın: Last Saturday, Mia ____ at the indoor pool. (swim)

Cevabı göster

went swimming

Well, beat it, ya old fossils. Notlar

0:21

Hadi ikileyin, sizi yaşlı fosiller.

Deyimler

beat it: gitmeyi emreden kaba bir ifade

Beat it, “hemen gidin” veya “defolun” anlamına gelen gayriresmî bir deyimdir. Bu cümlede emir işlevindedir: konuşan kişi diğerlerine gitmelerini emreder. Burada beat, “vurmak” anlamına gelmez. Bu ifade genellikle sabırsızlık, düşmanlık veya kovma tavrı taşır. Onu kalıplaşmış bir emir olarak tanımak, çatışmalı diyalogları kelimesi kelimesine çevirmeden anlamaya yardımcı olur.

Alıştırma

Bu cümlede beat it ne anlama geliyor?

  1. Hemen gidin.
  2. Ritme göre hareket edin.
  3. Şu nesneye vurun.
Cevabı göster

Hemen gidin.

Kelime

ya old fossils: alaycı bir hitap

Ya, you sözcüğünün son derece gayriresmî bir yazımıdır. Old fossils burada doğrudan hitap olarak kullanılan çoğul bir isim öbeğidir: konuşan kişi gerçek fosillerden bahsetmek yerine insanlara “yaşlı fosiller” diye seslenir. Yaşlı kişilere fossils demek, onların çok eski, çağ dışı veya yavaş olduğunu ima eder. Hitabın tamamı alaycı ve saygısızdır; emrin düşmanca tonunu güçlendirir.

Alıştırma

Değerlendirme: ya old fossils, tanımadığınız yaşlı kişilere saygılı bir hitap şekli midir?

  1. Evet.
  2. Hayır.
Cevabı göster

Hayır.

I'm trying to sell this place. Dilbilgisi

0:22

Ben burayı satmaya çalışıyorum.

Dilbilgisi

I'm trying to sell: bir hedefe yönelik çaba

I'm trying to sell this place cümlesindeki I'm trying, çabanın şu anda sürdüğünü gösterir. Bu, try fiilinin şimdiki zamanın devam eden biçimidir; to sell ise hedefi belirtir. Try to + fiil, bir sonuca ulaşma çabasına odaklanır. Bu nedenle sonucun çoktan gerçekleştiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi try fiilinin devam eden şimdiki zaman biçimiyle tamamlayın: I'm ____ finish my homework before dinner.

Cevabı göster

trying to

We don't want you to sell this place. Dilbilgisi

0:24

Burayı satmanı istemiyoruz.

Dilbilgisi

want you to sell: want + kişi + to-infinitive

Want + kişi + to + fiilin yalın biçimi, öznenin o kişinin eylemi yapmasını istediği anlamına gelir. want you to sell ifadesinde you, want fiilinin nesnesidir ve aynı zamanda satma eylemini yapacak kişidir. Cümle We don't want... ile başladığı için istek olumsuzdur: sizin orayı satmanızı istemezler.

Alıştırma

want + kişi + to-infinitive yapısını wait ile tamamlayın: The teacher wants us ____ quietly.

Cevabı göster

to wait

Yeah.

0:26

Evet.

Look, we've been through this. Notlar

0:27

Bakın, bunu daha önce konuşmuştuk.

Ton ve niyet

Konuşmayı yönlendiren bir söylem belirteci olarak Look,

Bu cümlenin başındaki Look, bir söylem belirtecidir; “dinle” ya da “söyleyeceğim noktaya dikkat et” anlamına gelir, bir şeye gözlerinle bakmanı istemez. Konuşanın sohbetin kontrolünü ele almasına ve doğrudan, kararlı bir görüş ortaya koymasına yardımcı olur. Bu kullanım açıklama, düzeltme veya itiraz sırasında yaygındır.

Alıştırma

Bu cümlenin başındaki Look, ne işe yarıyor?

  1. Konuşanın bir şeyi fark ettiğini söylüyor
  2. Kararlı bir görüş belirtmeden önce dinleyicinin dikkatini çekiyor
  3. Dinleyiciye görünür bir nesneye bakmasını söylüyor
Cevabı göster

Kararlı bir görüş belirtmeden önce dinleyicinin dikkatini çekiyor

Deyimler

we've been through this: daha önce ele alınmış bir konu

Burada we've been through this, ilgili kişilerin aynı konuyu daha önce konuştuğu, ele aldığı veya tartıştığı anlamına gelir. Through fiziksel bir hareketi anlatmaz. Present perfect yapıdaki we've been, önceki konuşmayı şimdiki anla ilişkilendirir. Konuşan kişi bunu tekrarlamanın gereksiz olduğunu ima eder ve sabırsızlık gösteriyor olabilir.

Alıştırma

“Bu konuyu daha önce konuştuk veya ele aldık” anlamındaki kalıp ifadeyi tamamlayın: We don't need to repeat the same argument; we've ____.

Cevabı göster

been through this

It's not up to me. Deyimler

0:29

Bu bana bağlı bir şey değil.

Deyimler

It's not up to me: karar yetkisi bende değil

It's not up to me, konuşanın bu kararı verme yetkisine sahip kişi olmadığını anlatır. be up to someone yapısında to'dan sonra gelen kişi seçme veya karar verme yetkisine sahiptir. Buradaki not, konuşanın yetki sınırını belirtir. Bu, konuşanın durumu bilmediği ya da hiç ilgisi olmadığı anlamına gelmez; yalnızca son seçimin başka birine ait olduğunu gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle konuşanın karar verme yetkisine sahip olmadığını anlatır?

  1. It's not up to me.
  2. It doesn't belong to me.
  3. It's not for me.
Cevabı göster

It's not up to me.

Your kids are sticking you in an old codgers home, Kelime

0:30

Çocuklarınız sizi bir huzurevine tıkıyor,

Kelime

sticking you in: birini kaba ve umursamaz biçimde bir yere yerleştirmek

Burada stick someone in somewhere, birini bir yere put ya da place etmenin gündelik bir anlatımıdır. Sticking you in, seni yapıştırıcıyla yapıştırmak değil, yaşlı bakım evine yerleştirmek anlamına gelir. Tarafsız put ile karşılaştırıldığında stick, eylemi kaba, özensiz veya kişinin istekleri fazla önemsenmeden yapılmış gibi gösterir. Konuşan kişi, çocukların yaşlı kişiye davranışını eleştiriyor.

Alıştırma

Hangi cümlede stick, özensiz veya umursamaz bir yerleştirmeye yönelik eleştiriyi açıkça gösterir?

  1. He put the clean cups in the cupboard.
  2. She stuck the label on the box.
  3. They stuck the visiting musicians in a tiny room with no windows.
Cevabı göster

They stuck the visiting musicians in a tiny room with no windows.

Kelime

old codgers home: aşağılayıcı bir kurum adı

old codgers home, yaşlılara yönelik yatılı bir bakım tesisini aşağılayıcı biçimde adlandırmak için uydurulmuş bir ifadedir. Codger, yaşlı bir erkek için kullanılan gayriresmî bir kelimedir ve alaycı ya da küçümseyici gelebilir. Burada home özel bir evi değil, bir kurumu ifade eder. Bu ifade konuşanın saygısız tavrını gösterir; bu tür bir tesisin standart adı değildir.

Alıştırma

Yargılayın: Nazik ve tarafsız bir konuşmada old codgers home, bir bakım tesisi için uygun bir addır.

  1. Doğru
  2. Yanlış
Cevabı göster

Yanlış

and they told me to sell it. Dilbilgisi

0:32

ve burayı satmamı söylediler.

Dilbilgisi

they told me to sell it: tell + nesne + to-infinitive

Cümle tell + nesne + to-infinitive yapısını kullanır: told + me + to sell. Me, talimatı alan kişiyi belirtir ve aynı zamanda sell eyleminin örtük öznesidir. Bu yapı bir talimat veya yönlendirme aktarır. Yalnızca birinin ne istediğini söylemekten daha güçlüdür; ancak rica ile emir arasındaki kesin güç bağlama ve tona bağlıdır.

Alıştırma

Cümleyi tell + kişi + to + fiil yapısının geçmiş zamanıyla tamamlayın: The manager ____ the door. tell, us ve close kelimelerini kullanın.

Cevabı göster

told us to close

Those cheeky kids. Kelime

0:34

Şu arsız çocuklar.

Kelime

cheeky kids: hafif saygısız ya da şakacı biçimde yaramaz

Those cheeky kids ifadesinde cheeky, çocukların davranışını biraz kaba, cüretkâr veya saygısız olarak tanımlar. Çocukların yanaklarından söz etmez. Gündelik Britanya İngilizcesinde bu sözcük gerçek ama hafif bir eleştiri ya da eğlenerek ve sevgiyle yapılan bir yorum olabilir. Hangi anlamın geçerli olduğunu ilişki, durum ve ses tonu gösterir.

Alıştırma

Britanyalı bir konuşmacı gülümseyerek "You ate the last biscuit, you cheeky thing!" diyor. cheeky en olası olarak ne anlatır?

  1. Kişinin yanakları hakkında bir yorum
  2. Şakacı ve hafif bir hoşnutsuzluk
  3. Ciddi bir zalimlik suçlaması
Cevabı göster

Şakacı ve hafif bir hoşnutsuzluk

If you've got a problem, Dilbilgisi

0:36

Eğer bir sorununuz varsa,

Dilbilgisi

If you've got a problem: ‘eğer bir sorunun varsa’ anlamındaki koşul

If you've got a problem, bir koşul belirleyen if yan cümlesidir. Burada you've got, you have anlamına gelir: have got, bir şeyi alma eyleminin tamamlanmasını değil, şimdiki bir durumu veya sahipliği anlatır. Bu yan cümlenin ardından genellikle tavsiye veya sonuç gibi, daha sonra ne olacağını söyleyen bir ana cümle gelir. Bağlama göre a problem, pratik bir zorluğu ya da bir şeye yönelik itirazı ifade edebilir.

Alıştırma

Cümleyi you için have got yapısının kısaltılmış biçimiyle tamamlayın: If ____ a question, ask me after class.

Cevabı göster

you've got

take it up with them. Öbek fiiller

0:36

gidin onlarla halledin.

Öbek fiiller

take it up with: sorunu ilgili kişiye iletmek

Take it up with someone, sorunu konuşması, çözmesi ya da yanıtlaması için ilgili kişiye iletmek demektir. Burada it daha önce sözü edilen sorunu, them ise konuşana göre bu sorunla ilgilenmesi gereken kişileri gösterir. Kullanılabilecek kalıp take + sorun + up with + kişi veya grup şeklindedir. Sorun bir zamirle ifade edildiğinde zamir up sözcüğünden önce gelir: take it up with them.

Alıştırma

Sorunun müdüre iletilmesini doğal biçimde söyleyen cümle hangisidir?

  1. Take it up with the manager.
  2. Take up it with the manager.
  3. Take it up with the problem.
Cevabı göster

Take it up with the manager.

But please, let me get on with my job. Öbek fiiller

0:38

Ama lütfen, bırakın işimi yapayım.

Öbek fiiller

get on with my job: göreve devam etmek

get on with my job ifadesinde get on with, bir görevi sürdürmek veya kesintiden sonra göreve geri dönmek demektir. with sözcüğünden sonraki isim sürdürülecek görevi belirtir; burada bu görev my job ifadesidir. Let me get on with my job, başkalarından konuşanı daha fazla geciktirmemelerini veya bölmemelerini isteyen bir ifadedir. Please isteği daha kibar yapar, ancak ifade yine de kararlı duyulabilir.

Alıştırma

Bu yeni cümlede get on with ifadesini tamamlayın: The interruption is over, so I can get ____ my report.

Cevabı göster

on with

But we've lived in this house for fifty years. Dilbilgisi

0:40

Ama biz bu evde elli yıldır yaşıyoruz.

Dilbilgisi

we've lived ... for fifty years: for ile present perfect

We've lived, we have lived ifadesinin kısaltmasıdır ve present perfect yapısındadır. for fifty years ile birlikte bu bağlamda, evde yaşamaya elli yıl önce başladıklarını ve hâlâ orada yaşadıklarını anlatır. For bir sürenin uzunluğunu belirtir. Yeniden kullanılabilecek yapı have/has + past participle + for + süre biçimindedir; devam eden bir durumu veya deneyimi şimdiki zamanla ilişkilendirir.

Alıştırma

Cümleyi work fiilinin present perfect biçimiyle ve süreyi başlatan sözcükle tamamlayın: Ben ____ at this café ____ six years, and he still works there.

Cevabı göster

has worked · for

No, you haven't.

0:43

Hayır, yaşamıyorsunuz.

You won it in a raffle at the surf club last April. Notlar

0:44

Geçen nisan ayında sörf kulübündeki çekilişte kazandınız.

Kalıp ifadeler

won it in a raffle: rastgele çekilişte ödül kazanmak

Won it in a raffle, söz konusu nesnenin kişinin bir çekilişten aldığı ödül olduğu anlamına gelir. Won, win fiilinin geçmiş zaman biçimidir; it ödülü, in a raffle ise ödülün kazanıldığı etkinliği belirtir. Raffle, numaralı biletler veya katılımlar arasından rastgele kazanan seçilen bir çekiliştir ve genellikle para toplamak için düzenlenir. Beceriye dayalı bir yarışma değildir; bu nedenle ifade kişinin bir rakibi yendiğini söylemez.

Alıştırma

Win fiilinin geçmiş zaman biçimini ve doğru edatı kullanın: Nina ____ a tablet ____ a charity raffle.

Cevabı göster

won · in

Kültür

surf club: sahil cankurtarma ve toplum kulübü

Bu cümlede surf club büyük olasılıkla sahilde cankurtarma ve toplum etkinlikleriyle bağlantılı bir kulübü ifade eder; bu kullanım Avustralya'da yaygındır. Yalnızca eğlence amacıyla sörf yapılan bir kulüp olması gerekmez. Bu tür kulüpler çekilişler, bağış toplama etkinlikleri ve sosyal buluşmalar düzenleyebilir. Bu yüzden at the surf club, raffle için toplumsal ortamı belirtir.

Alıştırma

Doğru mu, yanlış mı? Bu cümlede surf club yalnızca sörf dersi veren bir işletme anlamına gelmek zorundadır.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Yanlış

Did we?

0:47

Öyle mi?

Yes.

0:48

Evet.

Look, just stay out of my way, okay? Deyimler

0:48

Bakın, sadece ayağımın altında dolaşmayın, tamam mı?

Deyimler

stay out of my way: yolumu kesme ve bana engel olma

Stay out of my way, 'yolumu kesme veya yaptığım işe karışma' anlamına gelen doğrudan bir emir cümlesidir. My way, bir odadan geçen yol gibi gerçek bir güzergâhı ya da bir plan veya görev gibi mecazi bir yolu ifade edebilir. Burada Look ve just, cümleyi kararlı ve sabırsız bir uyarı hâline getirir. Sondaki okay?, dinleyiciden emri kabul etmesini ister; emri gerçekten kibar yapmaz.

Alıştırma

'Birinin yolunu kapatmamak' anlamındaki yaygın ifadeyi tamamlayın: I'm carrying a ladder, so please stay ____ my way.

Cevabı göster

out of

Okay, love. Kelime

0:50

Tamam tatlım.

Kelime

Gayriresmî bir hitap olarak love

Burada love, dinleyiciye doğrudan seslenmek için kullanılan bir hitap sözüdür. Okay, love. cümlesinde samimi veya dostça bir ton katar; tek başına konuşanın karşı tarafa romantik aşk duyduğu anlamına gelmez. Bu kullanım özellikle gayriresmî Britanya İngilizcesiyle ilişkilidir ve Avustralya İngilizcesi dâhil başka İngilizce çeşitlerinde de görülür. Kesin tutum ilişkiye ve ses tonuna bağlıdır; sıcak, sıradan, yatıştırıcı ya da bazen küçümseyici gelebilir.

Alıştırma

Bir mağaza çalışanı Thanks, love. sözünü rahat bir tonda söylediğinde love büyük olasılıkla ne yapar?

  1. Dinleyicinin romantik olarak sevildiğini söyler.
  2. Satın alınan nesnenin adını belirtir.
  3. Dinleyiciye gayriresmî biçimde hitap eder.
Cevabı göster

Dinleyiciye gayriresmî biçimde hitap eder.

We will.

0:51

Dolaşmayız.

Please, come in.

0:55

Lütfen, içeri girin.

So, here we have a lovely period... Anlatım akışı

0:59

Evet, burada güzel, döneme ait bir...

Anlatım akışı

Sıradaki öğeyi tanıtmak için here we have

here we have, bir şeyi gösterirken veya açıklarken kullanılan bir sunum kalıbıdır. here, sözleri mevcut yer ya da görüntüyle ilişkilendirir; kalıbın tamamı dikkati ardından gelen öğeye yöneltir. Temel görevi bilgiyi düzenlemektir: konuşanın bakılacak bir sonraki şeye geçtiğini bildirir. İfade have sözcüğünü içerir, ancak kalıbın bütünü sahipliği vurgulamak yerine bir öğeyi sunar.

Alıştırma

Rehberin cümlesini here + özne + have şeklindeki üç kelimelik sunum kalıbıyla tamamlayın: ____ a map from 1700.

Cevabı göster

Here we have

Get 'em off me! Öbek fiiller

1:02

Şunları üstümden alın!

Öbek fiiller

Get 'em off me!: bir şeyi kişinin üzerinden kaldırmak

Get 'em off me!, o şeylerin konuşanın bedeninden uzaklaştırılmasını isteyen acil bir emirdir. 'em, them sözcüğünün günlük ve kısaltılmış biçimidir; get fiilinin nesnesidir. get + nesne + off + kişi/yer kalıbı sonuca odaklanır: nesne artık o kişiye temas etmez veya o yerin üzerinde durmaz. Burada get, almak değil, hareket ettirmek anlamındadır.

Alıştırma

get + nesne + off + kişi kalıbını tamamlayın: A beetle is crawling on my back. Get it ____ me!

Cevabı göster

off

Don't look 'em in the eye! Biscuits! Kalıp ifadeler

1:03

Gözlerinin içine bakmayın! Hay aksi!

Kalıp ifadeler

look 'em in the eye: doğrudan göz teması kurmak

Look someone in the eye, biriyle doğrudan göz teması kurmayı anlatan sabit kalıptır. Örnekte 'em, them anlamındadır; dolayısıyla uyarı onlarla göz teması kurmamayı söyler. Kişi, look fiilinin hemen ardından gelir ve in the eye ifadeyi tamamlar. Bağlama göre bu doğrudan bakış dürüstlük, özgüven veya meydan okuma gösterebilir ya da göz temasıyla ilgili gerçek bir uyarıda kullanılabilir.

Alıştırma

Doğrudan göz teması anlatan sabit ifadeyi tamamlayın: She looked the interviewer ____ and answered calmly.

Cevabı göster

in the eye

What was that?

1:05

O da neydi?

Nothing.

1:06

Hiçbir şey.

Uh let's just check out the kitchen, Öbek fiiller

1:07

Uh, mutfağa bir göz atalım,

shall we? Ton ve niyet

1:09

ne dersiniz?

Öbek fiiller

let's just check out: gidip kısaca bakmayı önermek

Burada let's just check out, gidip bir göz atmayı önerir. Check out + bir yer veya şey, ona bakmak, onu ziyaret etmek ya da keşfetmek anlamında kullanılan günlük bir öbek fiildir. Let's, önerilen eyleme hem konuşanı hem de dinleyeni dahil eder. Just, sonraki adımı küçük ve kolay gösterir; böylece konuşan kişi grubu buyurgan görünmeden yönlendirebilir.

Alıştırma

Bir ev turundaki bu cümlede check out the kitchen ne anlama gelir?

  1. Gidip mutfağa bir göz atmak
  2. Güvenlik sorunu için mutfağı kontrol etmek
  3. Otel konaklamasını bitirmek
Cevabı göster

Gidip mutfağa bir göz atmak

Ton ve niyet

shall we?: Let's önerisinden sonra gelen nazik soru eki

Bir Let's önerisinden sonra gelen shall we?, “uygun mu?” veya “bunu birlikte yapalım mı?” anlamına gelen kalıplaşmış bir soru ekidir. Ortak eylemi ilerletirken karşı tarafın onayını ister. Bu cümlede gelecekle ilgili bir tahmin sorulmaz. Konuşan kişi dinleyeni mutfağa yönlendirir, ancak soru eki bu yönlendirmeyi emirden çok nazik ve ortak bir karar gibi gösterir.

Alıştırma

Let's önerisinden sonraki kalıplaşmış soru ekini tamamlayın: Let's begin the tour, ____?

Cevabı göster

shall we

Uh oven, stove, fridge.

1:10

Uh fırın, ocak, buzdolabı.

Uh you got some drawers that can open and shut. Kalıp ifadeler

1:12

Uh açılıp kapanabilen birkaç çekmece var.

Kalıp ifadeler

open and shut: iki yöndeki hareket

open and shut ikilisi, bir çekmecenin birbirine zıt iki hareketini anlatır: çekmece açık konuma gelebilir ve ardından kapalı konuma dönebilir. Örnekte iki fiil de can’den sonra geldiği için can kelimesini tekrarlamak gerekmez: can open and shut. Bu ikili kapılar, pencereler, çekmeceler, kapaklar ve açık ile kapalı konum arasında hareket eden diğer parçalar için kullanışlıdır.

Alıştırma

Hangi cümle bir çekmecenin hem açılma hem de kapanma hareketini yapabildiğini söylüyor?

  1. The drawer will not open.
  2. The drawer is already open.
  3. The drawer can open and shut.
Cevabı göster

The drawer can open and shut.

Alrighty, on to the living room. Anlatım akışı

1:14

Pekala, şimdi oturma odasına geçelim.

Anlatım akışı

on to the living room: geçiş ifadesi

On to the living room kısa bir geçiş ifadesidir. Turdaki bir sonraki durağı duyurur ve dinleyicinin dikkatini mevcut bölümden oturma odasına yöneltir. on to + sıradaki yer, konu veya görev kalıbı bir rotayı ya da sıralamayı düzenleyebilir. Tam anlamı Let's move on to the living room ifadesine benzer; ancak gündelik konuşmada Let's move bölümü çoğu zaman söylenmez.

Alıştırma

Hangi cümle sıradaki konuya geçmek için kullanılan kısa geçiş ifadesini doğru biçimde kullanıyor?

  1. Now, onto the first question.
  2. Now, on to the first question.
  3. Now, on the first question.
Cevabı göster

Now, on to the first question.

Well, hey, hang on. Öbek fiiller

1:15

Ah, hey, bir saniye.

Öbek fiiller

hang on: birinden kısa süreliğine durmasını istemek

Burada hang on, “bir dakika bekle” veya “kısa süreliğine dur” anlamına gelir. Konuşan kişi, olaylar devam etmeden önce araya girip karşısındakinin dikkatini çekmek için bunu kullanır. Bu cümlede konuşma diline ait kalıplaşmış bir ifadedir; bir şeye sıkıca tutunma yönünde gerçek anlamlı bir talimat değildir.

Alıştırma

Hangi cümle birinden kısa süreliğine durmasını doğal biçimde ister?

  1. Go on, I need to check the address.
  2. Hang up, I need to check the address.
  3. Hang on, I need to check the address.
Cevabı göster

Hang on, I need to check the address.

I like these worktops. Kelime

1:16

Bu tezgâhları çok sevdim.

Kelime

worktops: mutfak tezgâhı için Britanya İngilizcesi terimi

Worktops, worktop sözcüğünün çoğuludur. Mutfakta yemek hazırlamak veya cihazları yerleştirmek için kullanılan düz yüzeyleri ifade eder. these çoğul olduğu için cümlede -s ekli worktops kullanılır. Bu sözcük özellikle Britanya İngilizcesinde yaygındır. Diğer İngilizce çeşitlerinde mutfağın aynı bölümü için genellikle farklı bir bölgesel terim kullanılır.

Alıştırma

Britanya İngilizcesindeki worktop sözcüğünü doğru biçime getirerek cümleyi tamamlayın: The new kitchen has two stone ____.

Cevabı göster

worktops

Is this silky oak?

1:18

Bu ipeksi meşe mi?

Here comes the grannies! Dilbilgisi

1:20

Büyükanne baskını!

Dilbilgisi

Here comes the grannies!: Here comes/come + isim yapısı

Here comes/come + isim, birinin ya da bir şeyin geldiğini veya görünür hâle geldiğini anında bildiren bir yapıdır. Cümleye here ile başlamak “bak, geliyorlar” gibi canlı bir etki yaratır ve isim olan özne fiilden sonra gelir. Standart İngilizcede fiil, kendisinden sonra gelen özneyle yine uyumlu olmalıdır: Here comes the bus, fakat Here come the grannies. Özgün cümle anlaşılırdır, ancak çoğul grannies ile comes kullanılması standart dışı bir özne-fiil uyumudur.

Alıştırma

Çoğul özneyle uyumlu fiili yazarak standart geliş yapısını tamamlayın: Look! Here ____ the school buses.

Cevabı göster

come

No!

1:21

Hayır!

Okay, I was just asking. Ton ve niyet

1:22

Tamam, sadece sormuştum.

Ton ve niyet

I was just asking: savunmacı bir yanıtı yumuşatmak

Burada I was just asking, konuşanın yalnızca bir soru sorduğunu; eleştirme, suçlama veya bir şey talep etme niyeti olmadığını anlatır. Just, konuşanın ifade ettiği niyeti “yalnızca sormak” ile sınırlar ve önceki soruyu daha az tehditkâr gösterir. Geçmişte devam eden eylem biçimindeki was asking, az önce güçlü bir tepki alan soruya dönüp bakar. Bir yanıt olarak cümle çatışmadan geri adım atar; ancak konuşan yine de incinmiş veya savunmacı duyulabilir.

Alıştırma

Birisi basit bir soruya öfkeyle tepki veriyor. I was just asking en doğal olarak ne anlatır?

  1. Konuşan önceki soruyu yumuşatıyor ve düşmanca bir niyeti olmadığını belirtiyor.
  2. Konuşan hemen yanıt verilmesini talep ediyor.
  3. Konuşan sorunun bir suçlama olduğunu kabul ediyor.
Cevabı göster

Konuşan önceki soruyu yumuşatıyor ve düşmanca bir niyeti olmadığını belirtiyor.

Uh why don't you check out the spacious dining room? Ton ve niyet

1:24

Uh neden şu ferah yemek odasına bir göz atmıyorsunuz?

Ton ve niyet

Why don't you check out... ile nazikçe öneride bulunmak

Bu cümlede Why don't you check out...? gerçek bir neden sormaz; öneri sunar. Konuşan kişi, dinleyeni yemek odasına gidip bakmaya nazikçe yönlendirir. Why don't you + fiilin yalın hâli kalıbı, birini harekete geçmeye davet eder. Burada check out gidip bakmak veya incelemek anlamındadır; bu yüzden tüm ifade doğrudan bir emirden daha yumuşaktır.

Alıştırma

Why don't you ve check out öbek fiilini kullanarak öneriyi tamamlayın: ____ the new science exhibit?

Cevabı göster

Why don't you check out

I'll be right back.

1:28

Hemen döneceğim.

What do you think you're doing? Ton ve niyet

1:30

Ne yaptığınızı sanıyorsunuz?

Ton ve niyet

What do you think you're doing? ile sert bir çıkış

What do you think you're doing? genellikle tarafsız bir soru değil, bir azarlama veya sert çıkıştır. Konuşan kişi davranışı zaten görür ve bunun yanlış, tehlikeli ya da kabul edilemez göründüğünü belirtir. Bu ifade çoğu zaman “Ne yapıyorsun?” kadar “Dur ve kendini açıkla” anlamını da taşır. do you think sözleri çıkışın gücünü artırır ve hemen yanıt verilmesini talep edebilir.

Alıştırma

Yargı: Çoğu bağlamda What do you think you're doing? tarafsız bir bilgi talebidir.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Yanlış

We told you, you're not selling our house.

1:31

Sana söyledik, evimizi satmayacaksın.

Look, relax.

1:35

Bakın, sakin olun.

I don't think she's interested anyway. Dilbilgisi

1:36

Zaten onun da ilgilendiğini sanmıyorum.

Dilbilgisi

I don't think...: olumsuzluğu think'ten önce kurmak

I don't think she's interested cümlesinde not, think fiilinin bulunduğu ana cümlededir; ancak bütün cümle normalde “Onun ilgilenmediğini düşünüyorum” anlamında anlaşılır. Konuşan kişi sonraki yan cümle hakkında olumsuz bir yargı verirken İngilizcede olumsuzluk sıkça think'ten önce kurulur. Buna çoğu zaman olumsuzluk aktarımı denir. Bu yapı, yargıyı konuşanın görüşü olarak sunduğu için I think she isn't interested biçiminden genellikle daha az keskin gelir. anyway, “her hâlükârda” anlamı katar: daha önce başka ne konuşulmuş olursa olsun konuşan bu yargıyı sürdürür.

Alıştırma

Yaygın olumsuzluk aktarımı kalıbıyla cümleyi tamamlayın: I ____ the train will arrive on time.

Cevabı göster

don't think

I'm interested.

1:38

Ben ilgileniyorum.

No!

1:39

Hayır!

Bad grannies!

1:40

Yaramaz nineler!

Oh, and who is this?

1:41

Ah, bu kim?

Oh, uh this is Rita and Janet.

1:43

Ah, uh bunlar Rita ve Janet.

And this is our house.

1:47

Ve bu da bizim evimiz.

Not for long. Deyimler

1:49

Çok yakında olmayacak.

Deyimler

Not for long: mevcut durum yakında sona erecek

Not for long. eksiltili bir yanıttır. “Az önce sözü edilen durum çok daha uzun süre devam etmeyecek” anlamına gelir; eksik özne ve durum önceki cümleden anlaşılır. Buradaki önceki iddia, söz konusu yerin “bizim evimiz” olduğudur. Yanıt bunun yakında doğru olmaktan çıkacağını öngörür, evin satılacağını ima eder ve keskin bir karşı çıkış gibi duyulur.

Alıştırma

A, “The office is quiet today.” diyor. B, inşaat işçilerinin yakında geleceğini görüyor. Hangi yanıt sessizliğin yakında sona ereceği anlamına gelir?

  1. Not at all.
  2. Not so far.
  3. Not for long.
Cevabı göster

Not for long.

I think I want to buy it. Ton ve niyet

1:50

Sanırım burayı satın almak istiyorum.

Ton ve niyet

I think I want to: kesinleşmemiş bir isteği ifade etmek

I think, I want to buy it ifadesini kesin bir karar yerine konuşanın o anki düşüncesi olarak sunar. I think I want to... henüz kesinleşmemiş veya yeni oluşmuş bir tercih ya da niyet belirtir ve yeniden düşünmeye veya konuşmaya yer bırakır. Kalıp I think + özne + want to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Yumuşatılan yan cümle I want to buy it olduğu için ikinci I gereklidir.

Alıştırma

Yeni oluşmuş bir tercihi anlatmak için I think ve I want to ifadelerini doğru sırayla yerleştirin: ____ try the blue one.

Cevabı göster

I think I want to

Really?

1:51

Gerçekten mi?

Well, dearie... Kelime

1:55

Eh, canım...

Kelime

dearie: sevecen veya küçümseyici olabilen bir hitap

Dearie doğrudan bir hitap biçimidir: konuşan kişi karşısındakini tarif etmek yerine ona sevecen bir adla seslenir. Dear sözcüğünün küçültme ve sevgi bildiren bir biçimidir; çoğu zaman eski moda ya da daha yaşlı birinin çocuğa veya genç birine söylediği bir söz gibi duyulur. Well, dearie... içinde gerçekten sıcak olabilir; ancak ses tonu ve ilişki, sahte bir tatlılık veya küçümseyici bir tavır da katabilir. Bu sözcük tek başına kişilerin romantik bir ilişki içinde olduğunu göstermez.

Alıştırma

Yargı: Resmî bir iş toplantısında yeni tanıştığınız bir müşteriye dearie diye hitap etmek genellikle uygun mudur?

  1. Hayır, genellikle uygun değildir.
  2. Evet, genellikle uygundur.
Cevabı göster

Hayır, genellikle uygun değildir.

Has he told you about the... Dilbilgisi

1:56

Sana şeyden bahsetti mi...

Custom fittings in the en-suite? Notlar

1:58

Ebeveyn banyosundaki özel yapım dolaplardan?

Dilbilgisi

Has he told you about...?: bilginin iletilip iletilmediğini kontrol etme

Has he told you about...? İngilizcede present perfect yapısında bir sorudur: has + özne + geçmiş zaman ortacı told + you + about + konu. Bilginin şu ana kadar herhangi bir zamanda dinleyiciye ulaşıp ulaşmadığını sorar. Konuşan kişi, genellikle bir özelliği açıklamadan veya eksik bilgiyi tamamlamadan önce, dinleyicinin şu anda ne bildiğini kontrol eder. Daha önce tam olarak ne zaman söylendiği önemli değildir.

Alıştırma

Bir iş arkadaşı bir kuralı daha önce açıklamış olabilir. She ve tell you about kullanarak present perfect sorusunu tamamlayın: ____ the new return policy?

Cevabı göster

Has she told you about

Kalıp ifadeler

Custom fittings: bir odaya göre hazırlanmış yerleşik donanımlar

Custom fittings, belirli bir oda veya müşterinin ihtiyaçları için üretilmiş, uyarlanmış ya da seçilmiş donanımlar anlamına gelir. Britanya İngilizcesindeki emlak ve iç tasarım dilinde fittings; musluk, kulp, raf veya dolap gibi bir alana yerleştirilmiş eşya ya da parçaları ifade eder. Burada custom, belirli bir amaç için yapılmış anlamında bir sıfattır. Geleneksel bir uygulama anlamındaki custom isim değildir.

Alıştırma

Bir emlak tanıtımında custom fittings ifadesi büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Her odada bulunan standart eşyalar
  2. Belirli bir oda için üretilmiş veya uyarlanmış yerleşik eşyalar
  3. Orada yaşayan insanların izlediği geleneksel uygulamalar
Cevabı göster

Belirli bir oda için üretilmiş veya uyarlanmış yerleşik eşyalar

Kelime

en-suite: yatak odasına doğrudan bağlı banyo

Bu soruda en-suite isim olarak kullanılır ve yatak odasına doğrudan bağlı bir banyo anlamına gelir. “The en-suite”, “the en-suite bathroom” ifadesinin kısaltılmış biçimidir; dolayısıyla konuşmacı bu banyodaki özel yapım donanımları soruyor. Bu ifade odalardan oluşan süitin tamamını anlatmaz. Britanya'daki emlak ve otel dilinde temel nokta, banyoya yatak odasından doğrudan girilebilmesidir.

Alıştırma

Britanya emlak dilinde kullanılan ve burada öğretilen kısa çizgili terimle cümleyi tamamlayın: The main bedroom has an ____.

Cevabı göster

en-suite

No, but I can if you like. Ton ve niyet

2:00

Hayır, ama isterseniz ben bahsedebilirim.

Ton ve niyet

I can if you like: nazik bir teklifte eksiltme

I can if you like cümlesinde, önceki soru eylemi açıkça gösterdiği için can sonrasındaki ana fiil öbeği söylenmez. Buradaki I can, “I can tell you about the custom fittings” anlamındadır. If you like, “bunu yapmamı istersen” veya “yardımcı olacaksa” anlamına gelir. İfadeyi nazik bir teklife dönüştürür ve seçimi dinleyiciye bırakır; “if you like me” anlamına gelmez.

Alıştırma

“I can if you like.” hangi kullanımda açık ve naziktir?

  1. “if you like me” demek istediğiniz için “I can if you like.” dersiniz.
  2. Birisi “Can you explain the map?” diye sorar. Siz “I can if you like.” diye cevap verirsiniz.
  3. Herhangi bir eylemden söz etmeden “I can if you like.” diyerek konuşmaya başlarsınız.
Cevabı göster

Birisi “Can you explain the map?” diye sorar. Siz “I can if you like.” diye cevap verirsiniz.