At Düğünü | Atçılık Oynamak | Bluey: İngilizce çalışma notları

Bluey - Official Channel

Öğrenme zorluğu
114 kelime 121 kel/dk

Video özeti: Çocukların canlandırdığı at düğünü, karakterler törene karşı çıkınca, çocuklar oyunun kurallarında ısrar edince ve Polly’yi geri getirmeye çalışınca beklenmedik biçimde dağılır. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. the luckiest horse in the world. — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: Üstünlük derecesinden sonra gelen kapsam ifadesinin, birini grubun tamamı içindeki en şanslı kişi olarak nasıl sunduğu görülebilir. Öğrenci bu kalıbı yalnızca very lucky demek yerine öz değerlendirme, övgü veya eğlenceli bir abartı amacıyla farklı durumlara aktarabilir. 2. My heart is breaking. — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: Bunun gerçek bir fiziksel olayı değil, çok yoğun üzüntüyü dramatik biçimde anlatan bir mecaz olduğunu kavramak gerekir. Bu ayrım, diyalogdaki duygu şiddetini değerlendirmeyi ve ifadeyi kişisel tepkilerde ya da hikâye anlatırken uygun biçimde kullanmayı sağlar. 3. have to say I do. — Kültür, Medya ve Gerçek Yaşam Bağlamı: I do, İngilizce yapılan düğünlerde evliliğe onay veren geleneksel cevaptır; have to say ise bu sözün törenin gerekli bir adımı olduğunu belirtir. Bu kültürel bilgi, sözcüğü sözcüğüne yanlış anlamayı önler ve düğün sahnelerini takip etmeyi kolaylaştırır.

Bu derste

Bluey!

0:02

Bluey!

I'm the luckiest horse in the world. Dilbilgisi

0:10

Dünyadaki en şanslı at benim.

Dilbilgisi

the luckiest ... in the world: dünyadaki en ...

Luckiest, lucky sıfatının en üstünlük derecesidir. the luckiest horse ad öbeğinde the, bu atın karşılaştırma grubunun en üstünde sunulduğunu gösterir: seçilen grupta ondan daha şanslı başka bir at yoktur. in the world çok geniş bir karşılaştırma alanı belirtir, ancak burada asıl işlevi duyguyu güçlendirmektir. Konuşan kişi ölçülmüş, dünya çapında bir gerçek bildirmiyor; sevincini abartılı biçimde ifade ediyor. Güçlü bir övgü ya da heyecan için the + superlative + noun + in the world kalıbını başka durumlarda da kullanabilirsin.

Alıştırma

Cümleyi lucky sözcüğünün en üstünlük derecesiyle tamamla: After winning two tickets, Leo shouted, "I'm ____ person in the world!"

Cevabı göster

the luckiest

Horses can't talk.

0:12

Atlar konuşamaz.

Ladies and gentlemen, Kalıp ifadeler

0:15

Bayanlar ve baylar,

Kalıp ifadeler

Ladies and gentlemen: dinleyicilere yönelik resmî hitap

Ladies and gentlemen, bütün bir dinleyici topluluğuna hitap etmek için kullanılan kalıplaşmış ve resmî bir ifadedir. Grubun dikkatini çeker ve bir konuşmanın, törenin, gösterinin ya da duyurunun başladığını bildirir. Buradaki törensel ifade, bir yetişkinin yaptığı düğün tarzı açılışı taklit etmeye yardımcı olur. Belirli kadın ve erkeklerin adını tek tek saymak yerine dinleyicilere hitap etme işlevi görür.

Alıştırma

Hangi cümle bütün dinleyicilere yönelik resmî bir duyurmayı en doğal şekilde başlatır?

  1. Hi, Sam, are you ready?
  2. Ladies and gentlemen, please take your seats.
  3. Hey, everyone, grab a chair.
Cevabı göster

Ladies and gentlemen, please take your seats.

May Sparkles marry Gallahop today. Dilbilgisi

0:17

Bugün Sparkles ve Gallahop'un evlendiği gün.

Dilbilgisi

Resmî dilek veya törensel izin için May + özne + fiilin yalın hâli

Bir bildirme cümlesinin başında May + özne + fiilin yalın hâli resmî bir dileği ifade edebilir; törensel bağlamlarda izin veya davet gibi de duyulabilir. Burada bir düğün canlandırıldığı için May Sparkles marry Gallahop today, evliliğin bugün gerçekleşmesini törensel biçimde dileme ya da buna izin verme ifadesi gibi duyulur. may olasılık bildirmez ve May ay adı değildir. Bu bildirme yapısında may özneden önce gelir, ancak cümle soru değildir. Özneden sonraki fiil yalın hâlde kalır: May + Sparkles + marry.

Alıştırma

Resmî dileği doğru başlangıç sözcüğüyle tamamlayın: ____ your journey bring you joy.

Cevabı göster

May

Socks, the wedding has started. Dilbilgisi

0:22

Socks, düğün başladı.

Dilbilgisi

The wedding has started: şu anki sonucu gösteren present perfect

the wedding has started, present perfect yapısını kullanır: has + geçmiş zaman ortacı started. Başlama şu andan önce gerçekleşmiştir ve sonucu şimdi önemlidir; düğün artık devam etmektedir. Konuşan kişi present perfect kullanarak yalnızca geçmişteki bir olayı kaydetmez. Bu söz Socks'ı mevcut durumdan haberdar eder: etkinlik başladı, dolayısıyla artık katılma zamanıdır.

Alıştırma

Cümleyi start fiilinin present perfect biçimiyle tamamlayın: The concert ____, so please turn off your phone.

Cevabı göster

has started

It's not working.

0:27

İşe yaramıyor.

Get them to say some things. Dilbilgisi

0:29

Onlara bir şeyler söylet.

Dilbilgisi

Get them to say: get someone to do something yapısı

Get them to say, get + kişi + to + fiilin yalın hâli kalıbını kullanır. Birinin bir şeyi yapmasını sağlamak, onu ikna etmek veya bunun için düzenleme yapmak anlamına gelir; burada konuşan kişi onların konuşmaya başlamasını istiyor. Fiilden önceki to korunmalıdır: get them to say standart yapıdır, get them say ise doğru değildir.

Alıştırma

Cümleyi get someone to do yapısı ve parantezdeki fiille tamamlayın: Can you get Sam ____ us? (help)

Cevabı göster

to help

You may now say some things. Kalıp ifadeler

0:31

Artık bir şeyler söyleyebilirsiniz.

Kalıp ifadeler

You may now say: bir sonraki aşamayı başlatmak için resmî izin

You may now + fiilin yalın hâli, resmî olarak izin verir ve bir sonraki aşamanın başlayabileceğini bildirir. Bu cümlede may, 'izinli olmak' anlamına gelir; now ise konuşmaya izin verilen anı gösterir. Burada belirsizlik anlatmaz. Konuşan kişi konuşabileceğiniz ihtimalinden söz etmiyor; size konuşma izni veriyor.

Alıştırma

'You may now begin the test' cümlesinde konuşan kişi ne yapıyor?

  1. Sınavın başlayabileceğini tahmin etmek.
  2. Başlamak için resmî olarak izin vermek.
  3. Başlama becerisini açıklamak.
Cevabı göster

Başlamak için resmî olarak izin vermek.

Uh,

0:34

Ih,

I'm not marrying him. Ton ve niyet

0:35

Onunla evlenmeyeceğim.

Ton ve niyet

“I'm not marrying him.” ile doğrudan reddetme

Bu sahnede “I'm not marrying him.” gelecekteki bir planı bildirmekten fazlasını yapar. Olumsuz sürekli şimdiki zaman yapısı, gerçekleşmesi beklenen evliliği doğrudan reddeder. İngilizcedeki sürekli şimdiki zaman, planlanmış ya da çok yakında gerçekleşecek bir olayı da anlatabilir. Konuşan kişi, olayın gerçekleşmesinin beklendiği anda bunu kararlı biçimde olumsuzladığında cümle sınır koyan doğrudan bir ret işlevi görür.

Alıştırma

Bir törende biri “I'm not marrying him.” diyor. Bu cümleyle ne yapıyor?

  1. Onun evlenmek isteyip istemediğini soruyor.
  2. Onunla evlenmeyi doğrudan reddediyor.
  3. Uzak bir olasılığı tarafsız biçimde anlatıyor.
Cevabı göster

Onunla evlenmeyi doğrudan reddediyor.

He stinks.

0:36

Çok pis kokuyor.

My heart is breaking. Deyimler

0:39

Kalbim kırılıyor.

Deyimler

Duygusal bir mecaz olarak “My heart is breaking.”

“My heart is breaking.” yoğun duygusal acı veya üzüntüyü anlatan bir mecazdır. Heart duyguları temsil eder; breaking ise bu duyguların acı verici biçimde zarar gördüğünü düşündürür. Organın gerçekten parçalandığını anlatmaz. Sürekli yapıdaki “is breaking”, acıyı şu anda gelişiyormuş gibi sunar. Bu nedenle cümle anlık ve dramatik duyulabilir.

Alıştırma

Duygusal bir sahnede “My heart is breaking.” büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Biraz sabırsız hissediyorum.
  2. Kalbimde fiziksel bir çatlak var.
  3. Yoğun bir üzüntü hissediyorum.
Cevabı göster

Yoğun bir üzüntü hissediyorum.

I said horses can't talk. Ton ve niyet

0:40

Atlar konuşamaz demiştim.

Ton ve niyet

I said ... ile önceki sözü hatırlatma ve düzeltme

Burada I said yalnızca geçmişte söylenen bir şeyi aktarmıyor. Dinleyiciye kuralın daha önce söylendiğini hatırlatıyor ve önceki sözü şu anki durumu düzeltmek için kullanıyor. Bu kullanım, bir talimat, kural veya görüş gözden kaçırıldığında ya da uygulanmadığında sık görülür. Bağlama ve vurguya göre kararlılık veya sabırsızlık da gösterebilir.

Alıştırma

Bu cümlede I said ifadesinin temel işlevi nedir?

  1. Önceki bir kuralı hatırlatırken mevcut durumu da düzeltme.
  2. Dinleyiciyi yeni bir kural oluşturmaya davet etme.
  3. İlgisiz bir geçmiş konuşmanın tarafsız aktarımı.
Cevabı göster

Önceki bir kuralı hatırlatırken mevcut durumu da düzeltme.

Oh, I mean, Ton ve niyet

0:43

Ah, yani,

neigh.

0:45

ihihi.

Ton ve niyet

I mean, ... ile anında kendini düzeltme

Burada I mean anında yapılan bir öz düzeltmeyi gösterir. Konuşan kişi önceki ifadenin duruma uymadığını fark eder ve onu hızla at sesinin yazılı biçimi olan neigh ile değiştirir. Bu yapıda I mean, ardından gelen düzeltilmiş sözcüğü veya bilgiyi gösterir. Resmî bir anlam tanımı yapmaz; “hayır, onu düzelteyim” gibi işlev görür.

Alıştırma

I mean kullanarak anlık düzeltmeyi tamamlayın: Turn left—I ____, right.

Cevabı göster

mean

Let them get married. Dilbilgisi

0:46

Bırakın evlensinler.

Dilbilgisi

Let them get married: let + nesne + fiilin yalın hâli

Burada Let them get married, “evlenmelerine izin ver” veya “onları engelleme” anlamına gelir. Let, dinleyene yöneltilen bir emir cümlesini başlatır; them nesnedir ve get married izin verilen eylemdir. Başka durumlara aktarılabilen kalıp let + nesne + fiilin yalın hâlidir. Fiilden önce to kullanılmaz: let them get denir, let them to get denmez.

Alıştırma

Cümleyi choose fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: Let Maya ____ her own answer.

Cevabı göster

choose

You may now get married. Kalıp ifadeler

0:48

Artık evlenebilirsiniz.

Kalıp ifadeler

You may now get married: törensel izin kalıbı

You may now ... yapısında may resmî izin verir, now ise törenin bir sonraki aşamaya geldiğini gösterir. Bu cümlede konuşan kişi sıradan bir plan anlatmaktan çok, töreni yöneten biri gibi duyuru yapar. Get married, “evlenmek” veya “evli hâle gelmek” anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Buradaki get “elde etmek” anlamına gelmez; bütün ifade evli duruma geçişi anlatır.

Alıştırma

Nikâh görevlisini taklit eden biri, hayalî bir törende bir sonraki aşamaya geçilmesine resmî olarak izin veriyor. Hangi cümle bu törensel tona en uygundur?

  1. They are getting married next year.
  2. They got married last year.
  3. You may now get married.
Cevabı göster

You may now get married.

Neigh.

0:50

İhihi.

She said you now get married. Anlatım akışı

0:53

Artık evlendiniz dedi.

Anlatım akışı

Oyunda bir sesi söz olarak yorumlayan She said

Burada She said, önceki at sesini bir mesaj olarak düzenler: çocuk, kişnemeyi at sanki karakterlerin artık evlenebileceğini söylemiş gibi yorumlar. said sonrasındaki sözler birebir bir alıntı değil, sesin yorumudur. Hayalî bir oyunda konuşan kişi, bir sese, harekete veya karakterin davranışına açık bir anlam vermek ve hikâyeyi ilerletmek için said yapısını bu şekilde kullanabilir.

Alıştırma

Hayalî bir oyun sırasında oyuncak bir dinozor kükrüyor. Hangi cümlede said, altyazıdakiyle aynı şekilde kullanılmıştır?

  1. The dinosaur roared, and Ava said it wanted a sandwich.
  2. Ava said, “The dinosaur roared.”
  3. The dinosaur heard Ava say hello.
Cevabı göster

The dinosaur roared, and Ava said it wanted a sandwich.

You have to say I do. Kültür

0:57

Kabul ediyorum demelisin.

Kültür

have to say I do: düğündeki kalıplaşmış yanıt

Bu temsili düğünde have to say, I do demenin törendeki zorunlu sonraki adım olduğunu gösterir. I do, evlilik taahhüdünü kabul eden kalıplaşmış bir yanıttır; burada bir eylemi yapmak değil, evlenmeyi kabul etmek anlamına gelir. Bu kalıp genellikle Do you take ...? gibi do ile kurulan bir soruya yanıt verir. Düğünlerle ilgili bu küçük arka plan bilgisi cümleyi anlamak için yeterlidir.

Alıştırma

Do ile eşleşen standart iki sözcüklü düğün yanıtını tamamlayın: “Do you take Alex as your spouse?” “____.”

Cevabı göster

I do

Yeah, but in horse talk. Kelime

0:59

Evet, ama at dilinde.

Kelime

in horse talk: in + bir dil veya konuşma tarzı

In horse talk, “atların diliyle veya konuşma biçimiyle” demektir. Burada in, ifadenin biçimini ya da tarzını belirtir; yer bildirmez. Horse talk bir isim öbeğidir, talk fiili değildir. Başka durumlara aktarılabilen kalıp in + dil, ifade biçimi veya üsluptur: in English, in plain language, in baby talk.

Alıştırma

Dili veya üslubu tanıtan edatla cümleyi tamamlayın: Please explain it ____ plain English.

Cevabı göster

in

Sparkles!

1:09

Sparkles!

No!

1:11

Hayır!

Come back, Sparkles. Öbek fiiller

1:12

Geri dön, Sparkles.

Öbek fiiller

Come back: buraya geri dönmek

Come back, “buraya geri dönmek” veya “şu anda odaklandığımız yere geri dönmek” anlamına gelen bir öbek fiildir. Back, geri dönüş anlamını eklediği için ifade, come fiilinin tek başına verdiği anlamdan daha fazlasını taşır. Burada Sparkles’a geri dönmesini söyleyen bir emir cümlesidir. Come back ifadesini tek bir bütün olarak öğrenin ve dinlerken kısa yön sözcüğü back’e de dikkat edin.

Alıştırma

Bir kafenin içindesiniz. Leo az önce dışarı çıktı ve yanınıza dönmesini istiyorsunuz. Ne söylemelisiniz?

  1. Leo, come back!
  2. Leo, come by!
  3. Leo, go back!
Cevabı göster

Leo, come back!

You have to do it properly. Ton ve niyet

1:14

Bunu düzgün yapmalısın.

Ton ve niyet

have to do it properly: doğru yöntemi kullanmaya yönelik kesin zorunluluk

Have to, bir şeyin yalnızca önerilmediğini, yapılmasının zorunlu olduğunu gösterir. Properly, doğru veya beklenen biçimde demektir. Burada konuşan kişi eylemin nasıl yapıldığını düzeltiyor: yalnızca yapmak yetmez; kurallara ya da adımlara uymak gerekir. Aktarılabilir kalıp have to + fiil + properly şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi have to ve properly ile tamamlayın: The rules are clear. You ____ do it ____.

Cevabı göster

have to · properly

Come back, Sparkles.

1:21

Geri dön, Sparkles.

Marry Gallahop.

1:22

Gallahop'la evlen.

I want Polly back. Kalıp ifadeler

1:27

Polly'yi geri istiyorum.

Kalıp ifadeler

want ... back: bir kişinin dönmesini veya bir şeyin geri verilmesini istemek

want + nesne + back yapısında back, kişinin ya da şeyin daha önce bulunduğu yere veya kişinin yanına dönmesi gerektiğini gösterir. I want Polly back, konuşanın Polly'yi yalnızca istediği değil, Polly'nin yeniden yanında olmasını istediği anlamına gelir. Back nesneden sonra gelir: want Polly back.

Alıştırma

Cümleyi want + nesne + back yapısıyla tamamlayın: I lent Mia my red pen, and now I want it ____.

Cevabı göster

back

Where'd he go. Dilbilgisi

1:34

Nereye gitti?

Dilbilgisi

Where'd he go: Where'd ifadesinin Where did anlamı

Bu cümlede Where'd, Where did anlamına gelir. Where did he go? daha önce ayrılmış birinin nereye gittiğini sorar. Geçmiş zamanı did taşıdığı için ana fiil yalın hâliyle kalır: go. Sondaki 'd, would anlamına da gelebilir. Hem did hem de would sonrasında go fiilinin yalın hâli gelebilir; bu yüzden yalnızca go sözcüğüne bakarak karar verilemez. Burada ayrılmış birini arama bağlamı, doğru yorumun did olduğunu gösterir.

Alıştırma

İngilizce cümleyi dinleyin ve duyduğunuz cümleyi seçin. Kısa biçim Where'd ifadesine odaklanın.

  1. Where'd Leo go yesterday?
  2. Where was Leo yesterday?
  3. Where did Leo go yesterday?
Cevabı göster

Where'd Leo go yesterday?

He's watching the cricket. Get him! Notlar

1:39

Kriket izliyor. Yakalayın onu!

Kültür

the cricket: kriket maçı veya yayını

He's watching the cricket cümlesinde the cricket, böcek değil, bir kriket maçı veya onun yayını anlamına gelir. Watch ile the cricket birleşimi, Britanya ve Avustralya İngilizcesinde bu sporu izlemekten söz etmenin yaygın bir yoludur. Anlamı seçmek için yapılan etkinliğe ve cricket önündeki the sözcüğüne bakın. Bir kişi televizyonda watch the cricket diyebilir; tek bir böcek ise genellikle a cricket olarak adlandırılır ve böceklerle ilgili bir bağlam gerektirir.

Alıştırma

He's watching the cricket cümlesinde the cricket ne anlama gelir?

  1. bir kriket maçı veya yayını
  2. onun gözlemlediği bir böcek
  3. böcek şeklinde bir oyuncak
Cevabı göster

bir kriket maçı veya yayını

Ton ve niyet

Bir harekete geçme emri olarak “Get him!”

Bu sahnede Get him!, dinleyiciye o kişinin yanına gidip onu o anki etkinliğe geri döndürmesini söyler. Yapılacak şey onu çağırmak, ona yetişmek veya geri getirmek olabilir; ayrıntıyı bağlam belirler. Kısa bir emirde get + kişi, “o kişiyi çağırmak, gidip almak, yakalamak veya getirmek” anlamına gelebilir. Burada “ona sahip olmak” anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu bağlamda Get him! dinleyiciye ne yapmasını söylüyor?

  1. Onun sahibi olmak.
  2. Onun yanına gitmek ve onu etkinliğe geri getirmek.
  3. Ne demek istediğini anlamak.
Cevabı göster

Onun yanına gitmek ve onu etkinliğe geri getirmek.

Good one, Socks. Ton ve niyet

1:56

İyi iş, Socks.

Ton ve niyet

Anlık övgü olarak “Good one”

Good one, diğer kişinin az önce yaptığı veya söylediği bir şeyi öven, gündelik konuşmaya ait bir tepkidir. Burada doğrudan Socks’a söylenen “aferin” veya “güzel hareket” anlamındadır. One, az önceki hareketi, cevabı, fikri veya şakayı ifade eder. Gerçek bir nesneyi saymaz; bu nedenle one sözcüğünden sonra isim gelmese de ifade tek başına tam bir tepki olur.

Alıştırma

Yanıtı burada öğretilen iki sözcüklük ifadeyle tamamlayın: A: I caught the ball! B: ____!

Cevabı göster

Good one