At Düğünü | Atçılık Oynamak | Bluey: İngilizce çalışma notları
Bluey - Official Channel
Video özeti: Çocukların canlandırdığı at düğünü, karakterler törene karşı çıkınca, çocuklar oyunun kurallarında ısrar edince ve Polly’yi geri getirmeye çalışınca beklenmedik biçimde dağılır. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. the luckiest horse in the world. — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: Üstünlük derecesinden sonra gelen kapsam ifadesinin, birini grubun tamamı içindeki en şanslı kişi olarak nasıl sunduğu görülebilir. Öğrenci bu kalıbı yalnızca very lucky demek yerine öz değerlendirme, övgü veya eğlenceli bir abartı amacıyla farklı durumlara aktarabilir. 2. My heart is breaking. — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: Bunun gerçek bir fiziksel olayı değil, çok yoğun üzüntüyü dramatik biçimde anlatan bir mecaz olduğunu kavramak gerekir. Bu ayrım, diyalogdaki duygu şiddetini değerlendirmeyi ve ifadeyi kişisel tepkilerde ya da hikâye anlatırken uygun biçimde kullanmayı sağlar. 3. have to say I do. — Kültür, Medya ve Gerçek Yaşam Bağlamı: I do, İngilizce yapılan düğünlerde evliliğe onay veren geleneksel cevaptır; have to say ise bu sözün törenin gerekli bir adımı olduğunu belirtir. Bu kültürel bilgi, sözcüğü sözcüğüne yanlış anlamayı önler ve düğün sahnelerini takip etmeyi kolaylaştırır.
Bu derste
the luckiest ... in the world: dünyadaki en ...
Luckiest, lucky sıfatının en üstünlük derecesidir. the luckiest horse ad öbeğinde the, bu atın karşılaştırma grubunun en üstünde sunulduğunu gösterir: seçilen grupta ondan daha şanslı başka bir at yoktur. in the world çok geniş bir karşılaştırma alanı belirtir, ancak burada asıl işlevi duyguyu güçlendirmektir. Konuşan kişi ölçülmüş, dünya çapında bir gerçek bildirmiyor; sevincini abartılı biçimde ifade ediyor. Güçlü bir övgü ya da heyecan için the + superlative + noun + in the world kalıbını başka durumlarda da kullanabilirsin.
Alıştırma
Cümleyi lucky sözcüğünün en üstünlük derecesiyle tamamla: After winning two tickets, Leo shouted, "I'm ____ person in the world!"
Cevabı göster
the luckiest
Ladies and gentlemen: dinleyicilere yönelik resmî hitap
Ladies and gentlemen, bütün bir dinleyici topluluğuna hitap etmek için kullanılan kalıplaşmış ve resmî bir ifadedir. Grubun dikkatini çeker ve bir konuşmanın, törenin, gösterinin ya da duyurunun başladığını bildirir. Buradaki törensel ifade, bir yetişkinin yaptığı düğün tarzı açılışı taklit etmeye yardımcı olur. Belirli kadın ve erkeklerin adını tek tek saymak yerine dinleyicilere hitap etme işlevi görür.
Alıştırma
Hangi cümle bütün dinleyicilere yönelik resmî bir duyurmayı en doğal şekilde başlatır?
- Hi, Sam, are you ready?
- Ladies and gentlemen, please take your seats.
- Hey, everyone, grab a chair.
Cevabı göster
Ladies and gentlemen, please take your seats.
Resmî dilek veya törensel izin için May + özne + fiilin yalın hâli
Bir bildirme cümlesinin başında May + özne + fiilin yalın hâli resmî bir dileği ifade edebilir; törensel bağlamlarda izin veya davet gibi de duyulabilir. Burada bir düğün canlandırıldığı için May Sparkles marry Gallahop today, evliliğin bugün gerçekleşmesini törensel biçimde dileme ya da buna izin verme ifadesi gibi duyulur. may olasılık bildirmez ve May ay adı değildir. Bu bildirme yapısında may özneden önce gelir, ancak cümle soru değildir. Özneden sonraki fiil yalın hâlde kalır: May + Sparkles + marry.
Alıştırma
Resmî dileği doğru başlangıç sözcüğüyle tamamlayın: ____ your journey bring you joy.
Cevabı göster
May
The wedding has started: şu anki sonucu gösteren present perfect
the wedding has started, present perfect yapısını kullanır: has + geçmiş zaman ortacı started. Başlama şu andan önce gerçekleşmiştir ve sonucu şimdi önemlidir; düğün artık devam etmektedir. Konuşan kişi present perfect kullanarak yalnızca geçmişteki bir olayı kaydetmez. Bu söz Socks'ı mevcut durumdan haberdar eder: etkinlik başladı, dolayısıyla artık katılma zamanıdır.
Alıştırma
Cümleyi start fiilinin present perfect biçimiyle tamamlayın: The concert ____, so please turn off your phone.
Cevabı göster
has started
Get them to say: get someone to do something yapısı
Get them to say, get + kişi + to + fiilin yalın hâli kalıbını kullanır. Birinin bir şeyi yapmasını sağlamak, onu ikna etmek veya bunun için düzenleme yapmak anlamına gelir; burada konuşan kişi onların konuşmaya başlamasını istiyor. Fiilden önceki to korunmalıdır: get them to say standart yapıdır, get them say ise doğru değildir.
Alıştırma
Cümleyi get someone to do yapısı ve parantezdeki fiille tamamlayın: Can you get Sam ____ us? (help)
Cevabı göster
to help
You may now say: bir sonraki aşamayı başlatmak için resmî izin
You may now + fiilin yalın hâli, resmî olarak izin verir ve bir sonraki aşamanın başlayabileceğini bildirir. Bu cümlede may, 'izinli olmak' anlamına gelir; now ise konuşmaya izin verilen anı gösterir. Burada belirsizlik anlatmaz. Konuşan kişi konuşabileceğiniz ihtimalinden söz etmiyor; size konuşma izni veriyor.
Alıştırma
'You may now begin the test' cümlesinde konuşan kişi ne yapıyor?
- Sınavın başlayabileceğini tahmin etmek.
- Başlamak için resmî olarak izin vermek.
- Başlama becerisini açıklamak.
Cevabı göster
Başlamak için resmî olarak izin vermek.
“I'm not marrying him.” ile doğrudan reddetme
Bu sahnede “I'm not marrying him.” gelecekteki bir planı bildirmekten fazlasını yapar. Olumsuz sürekli şimdiki zaman yapısı, gerçekleşmesi beklenen evliliği doğrudan reddeder. İngilizcedeki sürekli şimdiki zaman, planlanmış ya da çok yakında gerçekleşecek bir olayı da anlatabilir. Konuşan kişi, olayın gerçekleşmesinin beklendiği anda bunu kararlı biçimde olumsuzladığında cümle sınır koyan doğrudan bir ret işlevi görür.
Alıştırma
Bir törende biri “I'm not marrying him.” diyor. Bu cümleyle ne yapıyor?
- Onun evlenmek isteyip istemediğini soruyor.
- Onunla evlenmeyi doğrudan reddediyor.
- Uzak bir olasılığı tarafsız biçimde anlatıyor.
Cevabı göster
Onunla evlenmeyi doğrudan reddediyor.
Duygusal bir mecaz olarak “My heart is breaking.”
“My heart is breaking.” yoğun duygusal acı veya üzüntüyü anlatan bir mecazdır. Heart duyguları temsil eder; breaking ise bu duyguların acı verici biçimde zarar gördüğünü düşündürür. Organın gerçekten parçalandığını anlatmaz. Sürekli yapıdaki “is breaking”, acıyı şu anda gelişiyormuş gibi sunar. Bu nedenle cümle anlık ve dramatik duyulabilir.
Alıştırma
Duygusal bir sahnede “My heart is breaking.” büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Biraz sabırsız hissediyorum.
- Kalbimde fiziksel bir çatlak var.
- Yoğun bir üzüntü hissediyorum.
Cevabı göster
Yoğun bir üzüntü hissediyorum.
I said ... ile önceki sözü hatırlatma ve düzeltme
Burada I said yalnızca geçmişte söylenen bir şeyi aktarmıyor. Dinleyiciye kuralın daha önce söylendiğini hatırlatıyor ve önceki sözü şu anki durumu düzeltmek için kullanıyor. Bu kullanım, bir talimat, kural veya görüş gözden kaçırıldığında ya da uygulanmadığında sık görülür. Bağlama ve vurguya göre kararlılık veya sabırsızlık da gösterebilir.
Alıştırma
Bu cümlede I said ifadesinin temel işlevi nedir?
- Önceki bir kuralı hatırlatırken mevcut durumu da düzeltme.
- Dinleyiciyi yeni bir kural oluşturmaya davet etme.
- İlgisiz bir geçmiş konuşmanın tarafsız aktarımı.
Cevabı göster
Önceki bir kuralı hatırlatırken mevcut durumu da düzeltme.
I mean, ... ile anında kendini düzeltme
Burada I mean anında yapılan bir öz düzeltmeyi gösterir. Konuşan kişi önceki ifadenin duruma uymadığını fark eder ve onu hızla at sesinin yazılı biçimi olan neigh ile değiştirir. Bu yapıda I mean, ardından gelen düzeltilmiş sözcüğü veya bilgiyi gösterir. Resmî bir anlam tanımı yapmaz; “hayır, onu düzelteyim” gibi işlev görür.
Alıştırma
I mean kullanarak anlık düzeltmeyi tamamlayın: Turn left—I ____, right.
Cevabı göster
mean
Let them get married: let + nesne + fiilin yalın hâli
Burada Let them get married, “evlenmelerine izin ver” veya “onları engelleme” anlamına gelir. Let, dinleyene yöneltilen bir emir cümlesini başlatır; them nesnedir ve get married izin verilen eylemdir. Başka durumlara aktarılabilen kalıp let + nesne + fiilin yalın hâlidir. Fiilden önce to kullanılmaz: let them get denir, let them to get denmez.
Alıştırma
Cümleyi choose fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: Let Maya ____ her own answer.
Cevabı göster
choose
You may now get married: törensel izin kalıbı
You may now ... yapısında may resmî izin verir, now ise törenin bir sonraki aşamaya geldiğini gösterir. Bu cümlede konuşan kişi sıradan bir plan anlatmaktan çok, töreni yöneten biri gibi duyuru yapar. Get married, “evlenmek” veya “evli hâle gelmek” anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Buradaki get “elde etmek” anlamına gelmez; bütün ifade evli duruma geçişi anlatır.
Alıştırma
Nikâh görevlisini taklit eden biri, hayalî bir törende bir sonraki aşamaya geçilmesine resmî olarak izin veriyor. Hangi cümle bu törensel tona en uygundur?
- They are getting married next year.
- They got married last year.
- You may now get married.
Cevabı göster
You may now get married.
Oyunda bir sesi söz olarak yorumlayan She said
Burada She said, önceki at sesini bir mesaj olarak düzenler: çocuk, kişnemeyi at sanki karakterlerin artık evlenebileceğini söylemiş gibi yorumlar. said sonrasındaki sözler birebir bir alıntı değil, sesin yorumudur. Hayalî bir oyunda konuşan kişi, bir sese, harekete veya karakterin davranışına açık bir anlam vermek ve hikâyeyi ilerletmek için said yapısını bu şekilde kullanabilir.
Alıştırma
Hayalî bir oyun sırasında oyuncak bir dinozor kükrüyor. Hangi cümlede said, altyazıdakiyle aynı şekilde kullanılmıştır?
- The dinosaur roared, and Ava said it wanted a sandwich.
- Ava said, “The dinosaur roared.”
- The dinosaur heard Ava say hello.
Cevabı göster
The dinosaur roared, and Ava said it wanted a sandwich.
have to say I do: düğündeki kalıplaşmış yanıt
Bu temsili düğünde have to say, I do demenin törendeki zorunlu sonraki adım olduğunu gösterir. I do, evlilik taahhüdünü kabul eden kalıplaşmış bir yanıttır; burada bir eylemi yapmak değil, evlenmeyi kabul etmek anlamına gelir. Bu kalıp genellikle Do you take ...? gibi do ile kurulan bir soruya yanıt verir. Düğünlerle ilgili bu küçük arka plan bilgisi cümleyi anlamak için yeterlidir.
Alıştırma
Do ile eşleşen standart iki sözcüklü düğün yanıtını tamamlayın: “Do you take Alex as your spouse?” “____.”
Cevabı göster
I do
in horse talk: in + bir dil veya konuşma tarzı
In horse talk, “atların diliyle veya konuşma biçimiyle” demektir. Burada in, ifadenin biçimini ya da tarzını belirtir; yer bildirmez. Horse talk bir isim öbeğidir, talk fiili değildir. Başka durumlara aktarılabilen kalıp in + dil, ifade biçimi veya üsluptur: in English, in plain language, in baby talk.
Alıştırma
Dili veya üslubu tanıtan edatla cümleyi tamamlayın: Please explain it ____ plain English.
Cevabı göster
in
Come back: buraya geri dönmek
Come back, “buraya geri dönmek” veya “şu anda odaklandığımız yere geri dönmek” anlamına gelen bir öbek fiildir. Back, geri dönüş anlamını eklediği için ifade, come fiilinin tek başına verdiği anlamdan daha fazlasını taşır. Burada Sparkles’a geri dönmesini söyleyen bir emir cümlesidir. Come back ifadesini tek bir bütün olarak öğrenin ve dinlerken kısa yön sözcüğü back’e de dikkat edin.
Alıştırma
Bir kafenin içindesiniz. Leo az önce dışarı çıktı ve yanınıza dönmesini istiyorsunuz. Ne söylemelisiniz?
- Leo, come back!
- Leo, come by!
- Leo, go back!
Cevabı göster
Leo, come back!
have to do it properly: doğru yöntemi kullanmaya yönelik kesin zorunluluk
Have to, bir şeyin yalnızca önerilmediğini, yapılmasının zorunlu olduğunu gösterir. Properly, doğru veya beklenen biçimde demektir. Burada konuşan kişi eylemin nasıl yapıldığını düzeltiyor: yalnızca yapmak yetmez; kurallara ya da adımlara uymak gerekir. Aktarılabilir kalıp have to + fiil + properly şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi have to ve properly ile tamamlayın: The rules are clear. You ____ do it ____.
Cevabı göster
have to · properly
want ... back: bir kişinin dönmesini veya bir şeyin geri verilmesini istemek
want + nesne + back yapısında back, kişinin ya da şeyin daha önce bulunduğu yere veya kişinin yanına dönmesi gerektiğini gösterir. I want Polly back, konuşanın Polly'yi yalnızca istediği değil, Polly'nin yeniden yanında olmasını istediği anlamına gelir. Back nesneden sonra gelir: want Polly back.
Alıştırma
Cümleyi want + nesne + back yapısıyla tamamlayın: I lent Mia my red pen, and now I want it ____.
Cevabı göster
back
Where'd he go: Where'd ifadesinin Where did anlamı
Bu cümlede Where'd, Where did anlamına gelir. Where did he go? daha önce ayrılmış birinin nereye gittiğini sorar. Geçmiş zamanı did taşıdığı için ana fiil yalın hâliyle kalır: go. Sondaki 'd, would anlamına da gelebilir. Hem did hem de would sonrasında go fiilinin yalın hâli gelebilir; bu yüzden yalnızca go sözcüğüne bakarak karar verilemez. Burada ayrılmış birini arama bağlamı, doğru yorumun did olduğunu gösterir.
Alıştırma
İngilizce cümleyi dinleyin ve duyduğunuz cümleyi seçin. Kısa biçim Where'd ifadesine odaklanın.
- Where'd Leo go yesterday?
- Where was Leo yesterday?
- Where did Leo go yesterday?
Cevabı göster
Where'd Leo go yesterday?
the cricket: kriket maçı veya yayını
He's watching the cricket cümlesinde the cricket, böcek değil, bir kriket maçı veya onun yayını anlamına gelir. Watch ile the cricket birleşimi, Britanya ve Avustralya İngilizcesinde bu sporu izlemekten söz etmenin yaygın bir yoludur. Anlamı seçmek için yapılan etkinliğe ve cricket önündeki the sözcüğüne bakın. Bir kişi televizyonda watch the cricket diyebilir; tek bir böcek ise genellikle a cricket olarak adlandırılır ve böceklerle ilgili bir bağlam gerektirir.
Alıştırma
He's watching the cricket cümlesinde the cricket ne anlama gelir?
- bir kriket maçı veya yayını
- onun gözlemlediği bir böcek
- böcek şeklinde bir oyuncak
Cevabı göster
bir kriket maçı veya yayını
Bir harekete geçme emri olarak “Get him!”
Bu sahnede Get him!, dinleyiciye o kişinin yanına gidip onu o anki etkinliğe geri döndürmesini söyler. Yapılacak şey onu çağırmak, ona yetişmek veya geri getirmek olabilir; ayrıntıyı bağlam belirler. Kısa bir emirde get + kişi, “o kişiyi çağırmak, gidip almak, yakalamak veya getirmek” anlamına gelebilir. Burada “ona sahip olmak” anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu bağlamda Get him! dinleyiciye ne yapmasını söylüyor?
- Onun sahibi olmak.
- Onun yanına gitmek ve onu etkinliğe geri getirmek.
- Ne demek istediğini anlamak.
Cevabı göster
Onun yanına gitmek ve onu etkinliğe geri getirmek.
Anlık övgü olarak “Good one”
Good one, diğer kişinin az önce yaptığı veya söylediği bir şeyi öven, gündelik konuşmaya ait bir tepkidir. Burada doğrudan Socks’a söylenen “aferin” veya “güzel hareket” anlamındadır. One, az önceki hareketi, cevabı, fikri veya şakayı ifade eder. Gerçek bir nesneyi saymaz; bu nedenle one sözcüğünden sonra isim gelmese de ifade tek başına tam bir tepki olur.
Alıştırma
Yanıtı burada öğretilen iki sözcüklük ifadeyle tamamlayın: A: I caught the ball! B: ____!
Cevabı göster
Good one