İklim değişikliği ve evrim - 6 Minute English: İngilizce çalışma notları

BBC Learning English

Öğrenme zorluğu
868 kelime 157 kel/dk

Video özeti: Program, Darwin’ın Galapagos ispinozları üzerindeki gözlemlerinden hareketle hayvanların insan kaynaklı iklim değişikliğine karşı evrim geçirip geçiremeyeceğini soruyor. Kuşlar ile geyiklerin küçülen bedenleri ve özellikle Karayip kertenkelelerinin kasırgalara uyumu, yararlı kalıtsal özelliklerin yaklaşık 40 yıl içinde yayılabildiğini gösteriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. the idea that — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Bu yapının idea veya theory gibi soyut bir isimden sonra tanım ya da temel iddia eklediğini öğrenin. Bilimsel kavramları ve savları açıkça anlatabilir, that sözcüğünün bir sonuç değil, düşüncenin içeriğini sunduğunu ayırt edebilirsiniz. 2. cope with — Phrasal verb’ler: İklim değişikliği, stres veya baskı gibi zor etkileri yönetmek ve bunlara dayanmak için kullanılan bu fiili anlayıp kullanın. Zorluk altında işlevini sürdürebilmeyi öne çıkarır ve kapsamı daha geniş olan deal with ifadesine göre daha güçlü bir direnç anlamı taşıyabilir. 3. proof of evolution in action. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: in action ifadesinin soyut bir sürecin gerçek dünyada işlerken gözlemlenebildiğini anlattığını fark edin. Böylece kertenkelelerin kasırgada hayatta kalmasını sağlayan kalıtsal özellikleri evrimin görünür kanıtı olarak yorumlayabilir ve başka kavramları somut sonuçlarıyla açıklayabilirsiniz.

Bu derste

6 Minute English from bbclearningenglish.com.

0:01

bbclearningenglish.com'dan 6 Minute English.

Hello, this is 6 Minute English from BBC Learning English.

0:08

Merhaba, BBC Learning English'ten 6 Minute English programındasınız.

I'm Rob.

0:12

Ben Rob.

And I'm Sam.

0:13

Ve ben Sam.

Now, when we think about famous figures in the history of science, Kelime

0:14

Bilim tarihindeki ünlü figürleri düşündüğümüzde,

Kelime

famous figures in the history of science: figures ile önemli kişiler

Buradaki figures, tanınmış veya etkili kişiler anlamına gelir. Famous sıfatı, burada sayıların, şekillerin veya vücut biçiminin değil, insanların kastedildiğini açıkça gösterir. in the history of science ifadesi grubu, bilimin tarihi ve gelişiminde önemli olan kişilerle sınırlar. Bu kalıp a major figure in politics veya famous figures in literature gibi ifadelerde de kullanılabilir.

Alıştırma

Bu cümlede figures ne anlama geliyor?

  1. çizimler veya şekiller
  2. tanınmış kişiler
  3. sayılar veya istatistikler
Cevabı göster

tanınmış kişiler

the name of Charles Darwin often comes up. Öbek fiiller

0:17

Charles Darwin'in adı sıkça öne çıkar.

Öbek fiiller

often comes up: bir ad veya konu sık sık gündeme gelir

Buradaki comes up, bir şeyin anılması veya tartışmaya girmesi anlamına gelir. Özne the name of Charles Darwin olduğundan, fiziksel olarak hareket eden Darwin değil, insanların konuşmasına düzenli olarak giren onun adıdır. Özne name, topic, question veya issue gibi bir sözcük olduğunda come up, konuyu kimin ortaya attığını belirtmeden bir şeyin konuşmada belirmesini anlatır. Often bunun tekrar tekrar gerçekleştiğini gösterir.

Alıştırma

Cümleyi come up ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The same question often ____ in class discussions.

Cevabı göster

comes up

Darwin is most famous for his theory of evolution, Kalıp ifadeler

0:21

Darwin en çok, hayvanların çevrelerine tepki olarak değiştiklerini ve uyum sağladıklarını savunan

Kalıp ifadeler

most famous for: en çok neyle tanındığını belirtmek

be most famous for + isim, isim öbeği veya -ing biçimi, bir kişinin ya da şeyin en çok hangi başarısı, özelliği veya etkinliğiyle tanındığını belirtir. Most, bunun yalnızca bilinen bir gerçek değil, en güçlü çağrışım olduğunu gösterir. Bu cümlede his theory of evolution, for sözcüğünden sonra gelir ve Darwin’in en çok bilinen katkısını belirtir.

Alıştırma

Kalıp ifadeyi tek sözcükle tamamlayın: The museum is most famous ____ its dinosaur collection.

Cevabı göster

for

the idea that animals change and adapt in response to their environment. Notlar

0:25

evrim teorisiyle tanınır.

Dilbilgisi

the idea that + tam cümlecik: bir fikrin içeriğini belirtmek

the idea that + tam cümlecik yapısında tam cümlecik, fikrin ne olduğunu açıklar. That sonrasındaki cümleciğin kendi öznesi ve fiili vardır; burada animals change and adapt in response to their environment, fikrin içeriğini verir. Buradaki that, idea sözcüğünü açıklayan eş görevli bir içerik cümleciği başlatır. Cümlecik içinde idea sözcüğünün yerini almaz veya eksik bir ögeyi tamamlamaz; bu nedenle burada ilgi zamiri değildir.

Alıştırma

Hangi cümlede that bir fikrin içeriğini belirtmek için kullanılmıştır?

  1. The idea that small steps can save energy is gaining support.
  2. The idea was discussed after lunch.
  3. The idea that changed the school came from Maya.
Cevabı göster

The idea that small steps can save energy is gaining support.

Kalıp ifadeler

in response to: Dış bir koşula verilen tepkiyi belirtmek

In response to, tepki verilen durumu, olayı veya uyaranı belirtir. Bu cümlede hayvanların değişmesi ve uyum sağlaması, çevre koşullarına verilen tepkiler olarak sunuluyor. Bu ifade bir tepki ilişkisini vurgular: bir şey olur, ardından bir insan, hayvan veya kuruluş tepki verir ya da kendini uyarlar. Buradaki to bir ilgeç olduğu için ardından bir isim öbeği veya -ing biçimi gelir.

Alıştırma

“Bir şeye tepki olarak” anlamındaki ifadeyle cümleyi tamamlayın: The coach changed the training plan ____ the players' feedback.

Cevabı göster

in response to

In the 1830s, he visited the Galapagos,

0:30

1830'larda, Büyük Okyanus'ta bir dizi ada olan

a string of islands in the Pacific Ocean, Kalıp ifadeler

0:34

ve orada yaşayan benzersiz hayvanlarıyla ünlü

Kalıp ifadeler

a string of islands: Zincir gibi sıralanmış bir ada dizisi

A string of islands ifadesinde string, çoğu zaman düz veya kıvrımlı bir zincir hâlinde art arda uzanan birkaç ada için kullanılan bir benzetmedir. Birbirine bağlı görünen konumları canlandırır; ortada gerçek bir ip yoktur. a string of + çoğul isim kalıbı, art arda gerçekleşen olayları, sorunları, başarıları veya başka şeyleri de anlatabilir.

Alıştırma

“Bir dizi” anlamındaki string benzetmesiyle cümleyi tamamlayın: The town faced ____ power cuts during the winter.

Cevabı göster

a string of

famous because of the unique animals living there.

0:36

Galapagos'u ziyaret etti.

It was while in the Galapagos, Dilbilgisi

0:40

İşte bu Galapagos seyahatinde,

observing small birds called finches,

0:42

ispinoz adı verilen küçük kuşları gözlemlerken,

that Darwin started forming his theory of evolution.

0:45

Darwin evrim teorisini oluşturmaya başladı.

Dilbilgisi

It was ... that: zaman ve durumu odağa almak

It was ... that, cümlenin bir bölümünü odağa alan it-cleft adlı vurgu yapısıdır. Burada odaklanan bölüm while in the Galapagos, observing small birds called finches, yani Darwin’ın düşüncesinin oluşmaya başladığı zaman ve ortamdır. Vurgu yapısı kaldırıldığında temel ileti Darwin started forming his theory of evolution while in the Galapagos, observing finches olur. Bu kalıpta it bir nesneye gönderme yapmaz; It was ile that, öne çıkarılan bilgiyi çerçeveler.

Alıştırma

during lunch ifadesi odaklanan zaman ifadesi olacak şekilde it-cleft yapısını tamamlayın: ____ during lunch ____ Leo solved the puzzle.

Cevabı göster

It was · that

But today, the animals of the Galapagos

0:49

Ancak bugün Galapagos'taki hayvanlar,

face the same pressures as animals across the world Kalıp ifadeler

0:51

insan kaynaklı iklim değişikliğinin etkileri nedeniyle,

because of the effects of man-made climate change. Notlar

0:55

dünyanın dört bir yanındaki hayvanlarla aynı baskılarla karşı karşıyadır.

Kalıp ifadeler

face the same pressures as: aynı baskılarla karşı karşıya kalmak

Burada face, bir durumla karşı karşıya kalmak ve onunla uğraşmak zorunda olmak anlamında bir fiildir. Pressures fiziksel itme değil, zararlı etkiler, talepler veya zorluklar anlamına gelir. face the same + çoğul isim + as + karşılaştırılan grup kalıbı, iki grubun aynı tür zorluklarla karşılaştığını belirtir. Cümle Galapagos hayvanlarını dünyanın farklı yerlerindeki hayvanlarla karşılaştırır.

Alıştırma

Boşluğa doğal biçimde uyan ifadeyi seçin: During a heat wave, rural hospitals … city hospitals.

  1. meet the same pressures as
  2. face the same pressures as
  3. face the same pressures than
Cevabı göster

face the same pressures as

Kalıp ifadeler

because of the effects of: sonuçları açıkça neden olarak gösterme

Because of, neden bildiren bir ad öbeğini başlatır. because of the effects of X yapısında bu ad öbeği the effects of X'tir; bu nedenle sonuç, özellikle X'in sonuçlarıyla veya etkisiyle ilişkilendirilir. Bu yapı, yalnızca because of X demekten daha odaklıdır. Hasar, aksama veya sağlık sorunları gibi etkilerin kendisi başka bir sonuca yol açtığında kullanışlıdır.

Alıştırma

Fırtınanın etkilerini neden olarak gösteren beş sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: Several roads were closed ____ the storm.

Cevabı göster

because of the effects of

Kelime

man-made climate change: insan faaliyetlerinden kaynaklanan iklim değişikliği

man-made climate change ifadesinde man-made, climate change ifadesini niteleyen, tireyle yazılan birleşik bir sıfattır. İnsan faaliyetlerinin neden olduğu anlamına gelir; dolayısıyla ifade, yalnızca erkeklerin neden olduğu bir şeyi değil, insan faaliyetlerinden kaynaklanan iklim değişikliğini anlatır. Burada made, bir nesnenin fiziksel olarak üretilmesini değil, nedenselliği anlatır. Aynı anlam man-made pollution ve man-made disasters gibi ifadelerde de görülür.

Alıştırma

'The river is damaged by man-made pollution,' cümlesinde man-made ne anlama gelir?

  1. insan olmadan makineler tarafından yapılan
  2. insan faaliyetlerinden kaynaklanan
  3. yalnızca yetişkin erkeklerden kaynaklanan
Cevabı göster

insan faaliyetlerinden kaynaklanan

Warming sea waters and more frequent extreme weather events Kelime

0:59

Isınan deniz suları ve daha sık görülen aşırı hava olayları,

Kelime

more frequent extreme weather events: daha sık görülen aşırı hava olayları

Extreme weather events; sıcak hava dalgaları, seller veya güçlü fırtınalar gibi olağan dışı derecede şiddetli hava olaylarını anlatan yaygın bir isim öbeğidir. Ana isim events sözcüğüdür; extreme weather ise olayların türünü belirtir. More frequent bütün öbeği niteler ve bu olayların daha sık gerçekleştiğini söyler. Her bir olayın daha şiddetli olduğu anlamına gelmez. Dört sözcüğü tek bir isim öbeği olarak anlamak gerekir.

Alıştırma

more frequent extreme weather events ne anlama gelir?

  1. Aşırı hava olayları daha sık gerçekleşir.
  2. Hava her zaman aşırıdır.
  3. Her aşırı hava olayı daha şiddetli hâle gelir.
Cevabı göster

Aşırı hava olayları daha sık gerçekleşir.

are affecting animals as much as humans. Dilbilgisi

1:04

insanlar kadar hayvanları da etkiliyor.

Dilbilgisi

as much as: etkinin eşit derecede olduğunu karşılaştırma

Burada as much as, iki grup üzerindeki etkinin derecesini karşılaştırır. Hayvanlar üzerindeki etkinin insanlar üzerindeki etki kadar büyük olduğunu belirtir. Karşılaştırmanın daha açık hâli are affecting animals as much as they are affecting humans olabilir. İngilizcede tekrarlanan sözler genellikle çıkarılır. Humans karşılaştırma hedefi olduğu için bu yapı as much as possible ifadesinin kısaltması değildir.

Alıştırma

İki grubun aynı derecede etkilendiğini göstermek için cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: The policy affects small businesses ____ large companies.

Cevabı göster

as much as

So in this program, we'll be asking, Anlatım akışı

1:07

Bu yüzden bu programda şunu soracağız:

can animals evolve to deal with climate change? Öbek fiiller

1:09

Hayvanlar iklim değişikliğiyle başa çıkmak için evrimleşebilir mi?

Anlatım akışı

So in this program, we'll be asking: ana soruyu tanıtmak

So, önceki arka plan bilgisini bundan sonra söylenecek olanlara bağlar. In this program konuşmanın kapsamını belirler, we'll be asking ise programın inceleyeceği ana soruyu tanıtır. Buradaki asking, tek bir kişiye tek bir soru sormak anlamına gelmez. İfadenin tamamı konuşmayı düzenler: giriş bölümünü kapatır ve dinleyicileri ana konuya yönlendirir.

Alıştırma

Cümlede vurgulanan girişin temel işlevi nedir?

  1. Programın sona erdiğini duyurmak.
  2. Arka plan bilgisinden programın ana sorusuna geçmek.
  3. İklim sorusunun kesin yanıtını vermek.
Cevabı göster

Arka plan bilgisinden programın ana sorusuna geçmek.

Öbek fiiller

deal with: bir sorunla ilgilenmek veya başa çıkmak

Bu cümlede deal with, zor bir duruma yanıt vermek veya onu yönetmek anlamına gelir. Hayvanlar için deal with climate change, iklim değişikliğinin etkileri altında hayatta kalmak veya bu etkilere uyum sağlamak demektir; sorunu bilinçli biçimde çözmek ya da iklim değişikliğini ortadan kaldırmak anlamına gelmez. Bu öbek fiil deal with + isim veya isim grubu yapısını izler: deal with a problem, pressure veya change.

Alıştırma

Derste öğrendiğiniz ve ‘ilgilenmek veya yanıt vermek’ anlamına gelen iki sözcüklü öbek fiille cümleyi tamamlayın: The team must ____ the safety issue today.

Cevabı göster

deal with

But first, I have a question for you, Sam, Ton ve niyet

1:13

Ama önce, sana bir sorum var Sam,

Ton ve niyet

I have a question for you: birinin cevaplayacağı soruyu başlatmak

I have a question for you, “sana bir şey sormak istiyorum” anlamına gelir. Konuşmacı asıl soruyu henüz sormamıştır; bu kısa giriş, Sam’i dinlemeye ve cevap vermeye hazırlar. for you, cevap vermesi beklenen kişiyi belirtir. İfadenin tamamı soruya geçişi daha az ani ve daha etkileşimli hâle getirir, ancak hassas bir soruyu tek başına uygun kılmaz.

Alıştırma

Bir öğretmen “I have a question for you, Leo.” diyor. Bu girişin temel işlevi nedir?

  1. Leo’yu konuşmacının bir sonraki sorusuna cevap vermeye hazırlar.
  2. Leo’nun daha önce bir soru sorduğu anlamına gelir.
  3. Leo’dan konuşmacı için bir soru bulmasını ister.
Cevabı göster

Leo’yu konuşmacının bir sonraki sorusuna cevap vermeye hazırlar.

and it's about Charles Darwin's trip to the Galapagos.

1:16

ve bu Charles Darwin'in Galapagos yolculuğu hakkında.

In 1831, Darwin set sail around the world Kalıp ifadeler

1:19

Darwin 1831'de, ziyaret ettiği yerlerin bitki ve hayvanları olan

Kalıp ifadeler

Set sail: deniz yolculuğuna başlamak

Set sail, “gemi veya tekneyle bir yolculuğa başlamak” anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Yolculuğun başladığı ana odaklandığı için tarih, keşif ve seyahat öykülerinde sık görülür. Bu cümlede yolculuk 1831’de başladığı için set geçmiş zamandadır. Set fiilinin yalın hâli ile geçmiş zaman biçimi aynıdır: set kullanılır, setted değil.

Alıştırma

“Su yolculuğuna başladı” anlamındaki kalıplaşmış ifadeyi kullanın: The research ship ____ before sunrise.

Cevabı göster

set sail

collecting samples of flora and fauna, Kelime

1:23

flora ve fauna örnekleri toplamak için

the plants and animals of the places he visited.

1:25

dünyanın etrafında yelken açtı.

Kelime

flora and fauna: bitkiler ve hayvanlar için resmî bir ikili terim

flora and fauna, bir yerin veya çevrenin bitki ve hayvan yaşamını belirten resmî bir ikili terimdir. Bu cümlede ardından gelen the plants and animals... ifadesi, terimi daha basit sözlerle yeniden açıklar. Bu ikiliyi birbiriyle ilgisiz iki sözcük olarak değil, tek bir ekolojik kavram olarak düşünün. Flora bir bölgedeki bitkilerin, fauna ise hayvanların tümünü belirtir.

Alıştırma

Cümleyi bir bölgedeki bitkiler ve hayvanlar için kullanılan resmî ikili terimle tamamlayın: The survey records the region's ____.

Cevabı göster

flora and fauna

But what was the name of the ship he sailed in? Dilbilgisi

1:29

Peki, onun seyahat ettiği geminin adı neydi?

Dilbilgisi

the ship he sailed in: sonunda edat bulunan bir ilgi cümleciği

the ship he sailed in ad öbeğinde he sailed in, the ship ifadesini niteleyen bir ilgi cümleciğidir. in sonrasında bulunmayan nesnenin the ship olduğu anlaşılır; ship sonrasında that veya which gelebilirdi, ancak burada kullanılmamıştır. İngilizcede bir edat doğal biçimde ilgi cümleciğinin sonunda kalabilir. Bu yapıya preposition stranding denir ve özellikle konuşmada ve genel yazılarda standarttır. Sondaki in gereksiz değildir; sailed ile ship arasındaki ilişkiyi gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle doğal biçimde buranın buluştuğumuz oda olduğunu ifade eder?

  1. This is the room we met in.
  2. This is the room we met in it.
  3. This is the room in we met.
Cevabı göster

This is the room we met in.

Was it A, HMS Beagle,

1:32

A, HMS Beagle mıydı,

B, HMS Victory,

1:35

B, HMS Victory mi,

or C, SS Great Britain?

1:36

yoksa C, SS Great Britain mi?

Hmm.

1:39

Hmm.

Maybe it was B, HMS Victory? Ton ve niyet

1:40

Belki B, HMS Victory'di?

Ton ve niyet

Maybe it was ...?: kesin olmayan bir yanıt

Maybe, cevabı bir gerçek değil, bir olasılık olarak sunar. Maybe it was B ifadesinde konuşan kişi B’yi bir tahmin olarak öne sürer ve yanılma ihtimalini açık bırakır. Soru işareti, diğer kişiyi tahmini doğrulamaya çağıran soru tonunu gösterir. Net hatırlamadığında veya yeterli bilgin olmadığında Maybe it was + kişi, şey veya cevap kalıbını kullanabilirsin.

Alıştırma

Kesin olmayan tahmini maybe + it + was ile tamamla: I can't remember who called. ____ Maya?

Cevabı göster

Maybe it was

Are you sure? Ton ve niyet

1:43

Emin misin?

Ton ve niyet

Are you sure?: karşıdaki kişinin emin olup olmadığını sormak

Are you sure?, diğer kişinin bir ifadenin, cevabın veya seçimin doğru olduğundan emin olup olmadığını sorar. Kesin olmayan bir cevaptan sonra, kişinin yeniden kontrol etmesi gerektiğini de ima edebilir. Etkisi nasıl söylendiğine bağlıdır. Sakin bir soru tarafsız bir kontrol olabilirken sure sözcüğüne güçlü vurgu yapmak şüpheci veya meydan okuyucu duyulabilir.

Alıştırma

Takım arkadaşın bir test sorusuna cevap veriyor ve cevabından emin olup olmadığını kontrol etmek istiyorsun. Ne söylemelisin?

  1. Do you remember?
  2. Are you ready?
  3. Are you sure?
Cevabı göster

Are you sure?

No.

1:44

Hayır.

Okay.

1:44

Pekala.

Well, I'll reveal the correct answer later in the program. Anlatım akışı

1:45

Neyse, doğru cevabı programın ilerleyen kısımlarında açıklayacağım.

Anlatım akışı

reveal the correct answer later in the program: doğru cevabı programın ilerleyen bölümünde açıklamak

Sunucu, bilgi sırasını yönetmek için reveal the correct answer later in the program ifadesini kullanır: yanıt şimdi verilmez, aynı programın daha sonraki bir bölümünde açıklanmak üzere saklanır. Bu ifade aynı zamanda merak yaratır. Reveal, daha önce gizlenmiş veya bekletilmiş bir bilgiyi açığa çıkarmayı anlatır; böylece dinleyici yanıtı duymak için programı takip etmeye devam etmesi gerektiğini anlar.

Alıştırma

Bir yarışma programı sunucusu cevabı aynı bölümün ilerleyen kısmına kadar saklamak istiyor. En uygun cümle hangisidir?

  1. I'll reveal the correct answer later in the program.
  2. I've already revealed the correct answer.
  3. I'll reveal the correct answer in a later program.
Cevabı göster

I'll reveal the correct answer later in the program.

Now, it may have been the Galapagos finches Dilbilgisi

1:48

Charles Darwin'i hayvanların çevrelerine nasıl uyum sağladıkları hakkında düşünmeye sevk eden şey

that started Charles Darwin thinking about how animals adapt to their environment, Kalıp ifadeler

1:51

Galapagos ispinozları olabilir,

Dilbilgisi

it may have been ... that: geçmişteki bir nedeni belirsizlikle vurgulamak

It may have been X that... belirsizlik bildiren bir it-cleft vurgu yapısıdır. X'i odağa alır ve ‘belki de özellikle X idi’ anlamını verir. Burada Galapagos ispinozları, Darwin'in düşünmesini başlatmış olabilecek etken olarak sunulur. Bu yapı iki iş yapar: may have been geçmişteki bir neden hakkında belirsiz bir tahmin bildirir, that ise X'in ne yaptığını anlatan kısmı başlatır. Bu, sıradan bir geçmiş zamanın hikâyesi değil, kiplik bildiren tamamlanmış yapı içeren bir vurgu cümlesidir; vurgu, It ... that kalıbının tamamından gelir.

Alıştırma

Cümleyi It may have been X that... kalıbıyla tamamlayın: ____ the icy road ____ caused the delay.

Cevabı göster

It may have been · that

Kalıp ifadeler

started Charles Darwin thinking about: start someone thinking about something kalıbı

started Charles Darwin thinking about... ifadesinde that ile gönderme yapılan şey, Darwin'ın bu sorunu düşünmeye başlamasına neden olur. Darwin, started eyleminden etkilenen kişidir; start fiilinin dil bilgisel öznesi değildir. Yeniden kullanılabilen kalıp start + someone + thinking about + konu veya soru biçimindedir. Bir olayı, soruyu ya da keşfi birinin düşünmeye başlamasını tetikleyen unsur olarak sunar.

Alıştırma

Geçmiş zamanlı start someone thinking about kalıbını ve düşünen kişi olarak Mia'yı kullanarak cümleyi tamamlayın: Yesterday's museum visit ____ how cities change over time.

Cevabı göster

started Mia thinking about

but as naturalist Kiyoko Gotanda explained Anlatım akışı

1:56

ancak doğa bilimci Kiyoko Gotanda'nın

to BBC World Service program The Climate Question,

1:59

BBC World Service programı The Climate Question'a açıkladığı gibi,

Anlatım akışı

as naturalist Kiyoko Gotanda explained to ...: kaynağı belirten bir çerçeve

Baştaki as yan cümlesi bir kaynak çerçevesidir: Dinleyiciye, virgülden sonraki görüşün Kiyoko Gotanda'nın The Climate Question'a yaptığı açıklamaya dayandığını bildirir. Ana görüş bu çerçeveden sonra gelir. Burada as yaklaşık olarak “belirttiği gibi” anlamına gelir; otomatik olarak “-iken” anlamına gelmez. naturalist unvanı uzmanın rolünü belirtirken explained to açıklamayı alan medya kuruluşunu veya dinleyici kitlesini gösterir.

Alıştırma

Bu cümlede baştaki yan cümlenin temel işlevi nedir? As marine biologist Dr. Shah explained to the podcast host, warmer seas can change fish migration.

  1. Sonraki görüşü sunmadan önce uzman kaynağı ve açıklamanın alıcısını belirtir.
  2. Açıklama ile balık göçünün aynı anda gerçekleştiğini söyler.
  3. Podcast sunucusunun sözlerini birebir doğrudan alıntı olarak sunar.
Cevabı göster

Sonraki görüşü sunmadan önce uzman kaynağı ve açıklamanın alıcısını belirtir.

Darwin's first impression of the small birds wasn't very good. Kalıp ifadeler

2:03

Darwin'in bu küçük kuşlar hakkındaki ilk izlenimi pek iyi değildi.

Kalıp ifadeler

first impression of someone or something: biri veya bir şey hakkındaki ilk izlenim

Bir kişi veya şey hakkındaki ilk izlenim, onunla ilk karşılaşmada oluşan görüş ya da duygudur. Bu cümlede Darwin'ın küçük kuşlar hakkındaki ilk görüşü pek olumlu değildi. Yapı someone's first impression of + kişi veya şey biçimindedir. of ile başlayan bölüm, değerlendirilen kişi ya da şeyi belirtir; daha fazla deneyimden sonra bu izlenim değişebilir.

Alıştırma

İlk görüşü anlatan standart ifadeyi tamamlayın: My first impression ____ the new school was very positive.

Cevabı göster

of

When Darwin got to the Galapagos Islands, Öbek fiiller

2:08

Darwin Galapagos Adaları'na ulaştığında,

Öbek fiiller

got to + bir yer: bir hedefe vardı

Get to + bir yer, o yere varmak anlamına gelir. Got, get fiilinin geçmiş zaman biçimidir; bu nedenle got to the Galapagos Islands, Darwin'ın geçmişte oraya vardığını anlatır. Burada get, bir hâle gelmek veya elde etmek anlamına gelmez. to sözcüğünden sonraki hedef, yolculukla ilgili varma anlamını gösterir.

Alıştırma

İngilizce 'We got to the museum before it opened,' cümlesinde got to ne anlama gelir?

  1. elde etti
  2. vardı
  3. hâline geldi
Cevabı göster

vardı

he actually wasn't that interested in the finches. Dilbilgisi

2:10

aslında ispinozlarla o kadar da ilgilenmemişti.

Dilbilgisi

wasn't that interested in: derece zarfı olarak that

wasn't that interested in ifadesindeki that, interested sözcüğünün derecesini belirleyen bir zarftır. Olumsuz not/wasn't that + sıfat kalıbında “o kadar değil” veya “özellikle değil” anlamına gelir; dolayısıyla cümle, ispinozlara ilgisinin oldukça düşük olduğunu söyler. Bu söyleyiş genellikle ifadeyi yumuşatır. Hiç ilgisi olmadığı anlamına gelmek zorunda değildir; ayrıca that burada “şu” veya “o” anlamındaki bir işaret sözcüğü değildir.

Alıştırma

"Lena wasn't that interested in chess" en büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Hangi satranç takımından söz edildiğini anlayamıyordu.
  2. Satrançla son derece ilgiliydi.
  3. Satranca ilgisi oldukça düşüktü.
Cevabı göster

Satranca ilgisi oldukça düşüktü.

They were kind of a drab color Ton ve niyet

2:13

Oldukça donuk (drab) bir renge sahiptiler

Ton ve niyet

“biraz” anlamında yumuşatıcı olarak kind of

Burada kind of, a drab color betimlemesinden önce gelir ve dereceyi azaltan gündelik bir ifade olarak kullanılır. Yaklaşık olarak “biraz” veya “bir ölçüde” anlamına gelir; “bir tür” anlamında değildir. Betimlemeyi yumuşatarak olumsuz değerlendirmeyi daha az doğrudan ve daha az kesin hâle getirir. Birisi temkinli veya nazik görünmek istediğinde bu kullanım yaygındır.

Alıştırma

"The room is kind of small" cümlesinde kind of ne yapar?

  1. Belirli bir oda türünü adlandırır.
  2. Betimlemeyi yumuşatarak odanın biraz küçük olduğunu belirtir.
  3. Small sözcüğünü güçlendirerek odanın aşırı derecede küçük olduğunu belirtir.
Cevabı göster

Betimlemeyi yumuşatarak odanın biraz küçük olduğunu belirtir.

and they didn't have a very interesting song.

2:14

ve pek ilginç bir ötüşleri yoktu.

He sampled, though, the finches from different islands, Notlar

2:17

Yine de farklı adalardan ispinoz örnekleri topladı,

Kelime

sampled: bilimsel örnek seçmek veya toplamak

Burada sampled, bilimsel bir çalışma için bazı ispinozları örnek ya da veri olarak seçti veya topladı anlamına gelir. finches nesnesi ve from different islands ifadesi, fiilin araştırma bağlamında kullanıldığını gösterir. sample fiilinin anlamı nesneye ve duruma göre değişir. Bilimde genellikle bütünü temsil eden bir kısmı seçmek veya örnek elde etmek anlamına gelir; bir şeyin tadına bakmak anlamında değildir.

Alıştırma

Bu cümlede sampled ne anlama gelir: "The biologists sampled insects in the forest."?

  1. Böceklerin tadına baktılar.
  2. İncelemek için bazı böcekleri topladılar.
  3. Gördükleri her böceğin resmini çizdiler.
Cevabı göster

İncelemek için bazı böcekleri topladılar.

Anlatım akışı

parantez işlevli karşıtlık belirteci olarak though

Burada though, however veya nevertheless gibi “ancak” ya da “yine de” anlamına gelen, cümle içine yerleştirilmiş bir zarftır. Önceki bilginin oluşturduğu beklentiye rağmen örnekleme işleminin gerçekleştiğini anlatır. Though yan cümlenin içine yerleştirilip virgüllerle ayrıldığı için bir though yan cümlesi başlatmak yerine tüm ifadeye karşıtlık katar. Çıkarıldığında temel yapı değişmez: He sampled the finches from different islands.

Alıştırma

Bu örnekte though neyi gösterir: "Most people left early. Ana, though, stayed until the end."?

  1. Ana'nın davranışı çoğu kişinin yaptığıyla karşıtlık oluşturur.
  2. Ana, diğer herkesle aynı şeyi yaptı.
  3. Ana, diğer herkes ayrıldığı için kaldı.
Cevabı göster

Ana'nın davranışı çoğu kişinin yaptığıyla karşıtlık oluşturur.

and so when he got back to England Öbek fiiller

2:20

ve İngiltere'ye döndüğünde,

Öbek fiiller

got back to England: İngiltere'ye geri dönmek

got back to England ifadesinde got, get fiilinin geçmiş zaman biçimidir. get back to + yer, bir süre uzakta kaldıktan sonra o yere dönmek anlamına gelir; back dönüş yönünü ekler. Bu yapı bir yolculuk anlatısında geri dönüşü sıradan bir varıştan ayırır. England veya London gibi varış yerlerinden önce to kullanılmaya devam eder.

Alıştırma

Cümleyi get back to ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After a week in Paris, we ____ London on Sunday.

Cevabı göster

got back to

and he was looking at all the variation Kalıp ifadeler

2:21

gaga şekli ve boyutu ile vücut boyutu ve şeklindeki

in beak shape and size and body size and shape,

2:23

tüm varyasyonlara baktığında,

Kalıp ifadeler

variation in beak shape and size: gaga şekli ve boyutundaki farklılık

Variation in + özellik, farklılıkların hangi özellikte bulunduğunu belirtir. Burada karşılaştırılan kuşların hepsi aynı gaga şekline veya gaga boyutuna sahip değildir. Bu isim kalıbı bilimsel açıklamalarda ve veri anlatımında yaygındır: variation, değerlerin veya biçimlerin farklı olduğunu gösterir; in ise karşılaştırılan boyutu tanıtır.

Alıştırma

Tek bir özellik içindeki farklılıkları anlatan standart isim kalıbını tamamlayın: The survey found wide variation ____ response times.

Cevabı göster

in

and he was recalling how certain finches were found on certain islands, Dilbilgisi

2:26

belirli ispinozların belirli adalarda bulunurken

but not on other islands.

2:30

diğer adalarda bulunmadığını hatırladı.

Dilbilgisi

how ... were found ..., but not ... ile dağılım farkını belirtmek

he was recalling how... yapısında how, hatırlanan bir gözlemin içeriğini sunar. Kuşların hangi yöntemle bulunduğunu soran doğrudan bir soru değildir. Burada ispinozların gözlemlendiği durumu veya dağılım örüntüsünü gösterir. but not on other islands bölümünde tekrar edilecek were found sözleri çıkarılmıştır. Bu kısa karşıtlık, ispinozların belirli adalarda gözlemlendiğini ama diğerlerinde gözlemlenmediğini anlatır ve bağlam içinde dağılım farkını vurgular.

Alıştırma

Bu cümlede how ... but not ... ne yapıyor?

  1. Aynı ispinozların her adada bulunduğunu söyler.
  2. Hatırlanan bir dağılım örüntüsünü sunar ve diğer adaları dışarıda bırakır.
  3. Kuşları bulmak için kullanılan yöntemi doğrudan sorar.
Cevabı göster

Hatırlanan bir dağılım örüntüsünü sunar ve diğer adaları dışarıda bırakır.

In contrast to more colorful birds like Galapagos parrots, Anlatım akışı

2:33

Galapagos papağanları gibi daha renkli kuşların aksine,

Anlatım akışı

In contrast to + isim öbeği

In contrast to, “ile karşılaştırıldığında” anlamına gelir ve karşılaştırma unsurunu hemen belirtir. Burada more colorful birds önce referans noktası olarak sunulur; bu nedenle ardından gelen ana cümlenin önemli bir farkı anlatması beklenir. Cümlenin başında kullanılan bu edat öbeği bilgiyi düzenler: Dinleyiciye, sonraki açıklamayı bu referans noktasıyla nasıl ilişkilendireceğini gösterir. Kalıp In contrast to + isim öbeği şeklindedir ve ardından bir ana cümle gelir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki hedef ifadeyle tamamlayın: ____ the noisy main road, this street is peaceful.

Cevabı göster

In contrast to

the finches Darwin observed were drab, Kelime

2:37

Darwin'in gözlemlediği ispinozlar drab'dı,

dull and boring looking with little color.

2:41

yani mat ve çok az renk barındıran sıkıcı görünümlüydü.

Kelime

drab: soluk görünen ve az renkli

Burada drab, ispinozların görünüşünü ve rengini anlatır: soluk, sıradan ve görsel olarak ilgi çekici değildirler. Ardından gelen dull and boring looking with little color sözleri bu anlamı açıklar. Drab, bad gibi genel bir sözcükten daha özeldir. Her açıdan kalitesizliği değil; parlaklık, renk veya görsel canlılık eksikliğini belirtir.

Alıştırma

"The curtains looked drab in the dim room," cümlesinde drab neyi anlatır?

  1. Birçok parlak ve canlı renkleri vardı.
  2. Parlak renkleri yoktu ve ilgi çekici görünmüyorlardı.
  3. Hasarlıydılar ve kapanmıyorlardı.
Cevabı göster

Parlak renkleri yoktu ve ilgi çekici görünmüyorlardı.

Instead, what Darwin noticed Dilbilgisi

2:44

Bunun yerine, Darwin'in dikkatini çeken şey,

were variations in the finches' beak,

2:46

ispinozların gagalarındaki (beak) farklılıklardı,

Dilbilgisi

What Darwin noticed were variations: what yapısıyla odağı vurgulama

What Darwin noticed were variations, what ile kurulan bir sözde bölünmüş cümledir. what Darwin noticed bölümü “Darwin'ın fark ettiği şey veya şeyler” anlamına gelir; önce içeriği daha sonra açıklanacak bir alan oluşturur, ardından were sonrasındaki variations bu içeriği belirtir. Bu düzenleme önemli bilgiyi geciktirir ve variations sözcüğüne özel vurgu yapar. Instead ile birlikte, dikkati kuşların dikkat çekmeyen renginden önemli olan özelliğe yöneltir. Daha basit olan Darwin noticed variations aynı temel olayı daha tarafsız biçimde aktarır.

Alıştırma

"What Darwin noticed were variations" yapısının temel etkisi nedir?

  1. Önemli gözlem olarak variations sözcüğüne özel vurgu yapar.
  2. Darwin'ın gözlemi hakkında bir soru sorar.
  3. variations sözcüğünün Darwin'ı fark ettiğini söyler.
Cevabı göster

Önemli gözlem olarak variations sözcüğüne özel vurgu yapar.

the hard pointed part of a bird's mouth.

2:49

yani bir kuşun ağzının sert ve sivri kısmı.

Finches born with a beak that could help them get more food Dilbilgisi

2:53

Daha fazla yiyecek bulmalarına yardımcı olabilecek bir gagayla doğan ispinozlar,

Dilbilgisi

Finches born with a beak: kısaltılmış bir ilgi cümleciği

born with a beak sözleri Finches sözcüğünden sonra gelir ve hangi ispinozların kastedildiğini açıklar. Bu, kısaltılmış bir ilgi cümleciğidir: Finches that were born with a beak. Burada born geçmiş zaman ortacıdır; cümlenin ana fiili değildir. Born with, bir şeye doğuştan sahip olmak anlamına gelir ve cümlenin ana yüklemi daha sonra gelir.

Alıştırma

“Puppies born with thick coats stay warmer,” cümlesinde “born with thick coats” ne işe yarar?

  1. Hangi yavruların kastedildiğini belirtir.
  2. Cümlenin ana eylemini bildirir.
  3. Kürkleri niteler.
Cevabı göster

Hangi yavruların kastedildiğini belirtir.

were more likely to survive and have babies. Dilbilgisi

2:56

hayatta kalma ve yavrulara sahip olma konusunda daha fazla şansa sahipti.

Dilbilgisi

were more likely to: daha yüksek bir olasılık

Were more likely to, be more likely to yapısının geçmiş zaman biçimidir. Bir grubun veya durumun, bir olayla karşılaşma olasılığının başka bir gruba ya da duruma göre daha yüksek olduğunu belirtir. to sözcüğünden sonra fiilin yalın biçimi kullanılır. more likely to survive and have babies ifadesinde hem survive hem de have, to sözcüğüne bağlıdır. More likely olasılık bildirir; sonucun kesin olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi be more likely to yapısının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: With a map, the hikers ____ find the right path.

Cevabı göster

were more likely to

Over time, as the birds passed on their successful genes, Notlar

3:00

Zamanla kuşlar başarılı genlerini aktardıkça,

Anlatım akışı

Over time: kademeli değişimi çerçevelemek

Over time, “zaman geçtikçe” veya “uzun bir dönem boyunca yavaş yavaş” demektir. Bu cümlenin başında açıklamayı tek bir andan alıp birçok nesil boyunca biriken bir değişime taşır. Evrim, alışkanlık, beceri veya eğilim gibi önemli bir sonuç azar azar geliştiğinde bu geçiş ifadesini kullanabilirsin. Geçen sürenin tam olarak ne kadar olduğunu belirtmez.

Alıştırma

“Over time, the seedlings grew into tall trees” cümlesinde Over time okuyucuya ne anlatır?

  1. Değişim kesin bir anda gerçekleşti.
  2. Eylem bir zaman sınırını aşarak devam etti.
  3. Değişim belirli bir süre içinde kademeli olarak gerçekleşti.
Cevabı göster

Değişim belirli bir süre içinde kademeli olarak gerçekleşti.

Öbek fiiller

passed on their successful genes: sonraki nesle gen aktarımı

Burada pass on, “başka birine veya sonraki nesle aktarmak” demektir. Kuşların yavruları bu genleri miras aldığında, kuşlar genlerini sonraki nesle aktarmış olur. Successful genes, genlerin başarıya ulaşmaya çalıştığı anlamına gelmez. Kuşların hayatta kalmasına veya üremesine yardımcı olan genetik varyantları anlatır; bu nedenle bu varyantların sonraki nesillerde devam etme olasılığı daha yüksektir. Aynı öbek fiil bilgi, gelenek ve bazı hastalıkların aktarımı için de kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede pass on, passed on their successful genes ifadesindekiyle aynı anlamda kullanılmıştır?

  1. Parents can pass on certain traits to their children.
  2. We decided to pass on the expensive offer.
  3. After a long illness, the old dog passed on.
Cevabı göster

Parents can pass on certain traits to their children.

they adapted to fit in with their environment, Öbek fiiller

3:03

çevrelerine uyum sağladılar,

Öbek fiiller

fit in with: çevreyle uyum sağlamak

Burada fit in with, “uygun olmak” ya da “uyum içinde olmak” anlamına gelir. Çevre, uyumun ölçütüdür; bu yüzden fiziksel bir alana sıkışarak girmekten söz edilmez. fit in with + isim kalıbı; çevreye, bir gruba, plana veya programa uygunluğu anlatabilir. Bir şeyin başka bir şeyle ne kadar iyi çalıştığına veya uyum sağladığına odaklanır.

Alıştırma

“Eşleşmek veya uygun olmak” anlamındaki ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The meeting time must ____ everyone's schedule.

Cevabı göster

fit in with

what we know as evolution. Kalıp ifadeler

3:06

işte bunu evrim olarak biliyoruz.

Kalıp ifadeler

what we know as: bir kavramın adını tanıtmak

what we know as evolution ifadesindeki what bir soru sormaz. “Olan şey ya da süreç” anlamını taşır ve evolution, bu şeyin ya da sürecin bilinen adını verir. Yeniden kullanılabilen what we know as + ad kalıbı, daha önce açıklanmış bir şeye ad verir. Açıklamalarda ve tanımlarda yaygındır. Daha kişisiz olan what is known as + ad kalıbı da benzer bir adlandırma işlevine sahiptir.

Alıştırma

Bir kavramın adını tanıtan ders kalıbıyla cümleyi tamamlayın: The change from liquid water to water vapour is ____ evaporation.

Cevabı göster

what we know as

So, if animals can evolve to survive their environment, Dilbilgisi

3:10

Peki, eğer hayvanlar çevrelerinde hayatta kalmak için evrimleşebiliyorlarsa,

can they also evolve to cope with the impact humans are having on the climate? Öbek fiiller

3:13

insanların iklim üzerindeki etkileriyle başa çıkmak için de evrimleşebilirler mi?

Dilbilgisi

If X can do A, can X also do B?: benzetme yoluyla soru sormak

if yan cümlesi, tartışmada zaten kabul edilen bir yeteneği veya olasılığı önce verir: Hayvanlar çevrelerinde hayatta kalmak için evrimleşebilir. Ardından ana soru, bununla bağlantılı başka bir yeteneğin de mümkün olup olmadığını sorar. Yeniden kullanılabilen kalıp If X can do A, can X also do B? şeklindedir. Bu kalıp B’nin doğru olduğunu iddia etmez. Mantıklı bir devam sorusu sormak için A’yı başlangıç noktası olarak kullanır.

Alıştırma

Eksik kip fiilini yazarak If X can do A, can X also do B? kalıbını tamamlayın: If this battery can power a lamp, ____ it also power a small fan?

Cevabı göster

can

Öbek fiiller

cope with: zor bir durumla başa çıkmak

Cope with, zor bir duruma rağmen onu yönetmek ve işlevini sürdürmek anlamına gelir. Burada hayvanların, insan faaliyetlerinin iklim üzerindeki zararlı etkilerini kaldırabilecek kadar uyum sağlayıp sağlayamayacağı soruluyor. Zorluğu belirten bir nesne geldiğinde kalıp cope with + sorun şeklindedir. Bu ifade yalnızca bir konuda harekete geçmeyi değil, zorluğa dayanma veya uyum sağlama kapasitesini öne çıkarır.

Alıştırma

Cümleyi cope ve onun gerektirdiği edatla tamamlayın: During the heatwave, the hospital had to ____ a sharp rise in patients.

Cevabı göster

cope with

Well, there's already some evidence to show they can. Anlatım akışı

3:19

Bunu yapabileceklerini gösteren bazı kanıtlar zaten var.

Anlatım akışı

evidence to show: kanıtla desteklenen bir sonucu sunmak

Evidence to show ifadesi, kanıtların desteklediği sonucu sunar. there's already some evidence to show they can cümlesinde they can, kanıtların neyi desteklediğini belirtir; can ise önceki konuşmadan bilinen bir eyleme gönderme yapar. Bilgiyi düzenleyen bir işaret olarak there is evidence to show..., tartışmayı bir soru veya iddiadan kanıta dayalı bir cevaba taşır. Burada show yalnızca 'göstermek' değil, 'şu sonucu desteklemek' anlamındadır.

Alıştırma

Bu cümlede evidence to show neyin işaretidir?

  1. Ardından gelen sonucu destekleyen kanıtları sunmak
  2. Konuyla ilgisiz bir hikâyeye başlamak
  3. Hiçbir cevabın mümkün olmadığını söylemek
Cevabı göster

Ardından gelen sonucu destekleyen kanıtları sunmak

Studies on birds in the Brazilian Amazon

3:22

Brezilya Amazonlarındaki kuşlar

and red deer on the Isle of Rum in Scotland

3:25

ve İskoçya'daki Rum Adası'nda bulunan kızıl geyikler üzerinde yapılan araştırmalar,

show warmer temperatures have caused animals to evolve smaller bodies. Dilbilgisi

3:28

daha sıcak havaların hayvanların evrimleşerek daha küçük vücutlara sahip olmalarına yol açtığını gösteriyor.

Dilbilgisi

have caused animals to evolve smaller: cause + nesne + to-infinitive

Bu yan cümle cause + object + to-infinitive yapısını kullanır: warmer temperatures neden, animals etkilenen nesne, to evolve smaller bodies ise ortaya çıkan değişimdir. Bu bilimsel bağlamda evolve smaller bodies, hayvanların nesiller boyunca daha küçük bedenler geliştirmesi demektir. Have caused, present perfect biçimindedir. Nedensel süreci gerçekleşmiş ve şu anda tartışılan kanıt açısından hâlâ önemli bir durum olarak sunar.

Alıştırma

Cümleyi cause ve leave fiillerinin doğru biçimleriyle tamamlayın: The new road has ____ many birds ____ their nesting area.

Cevabı göster

caused · to leave

It's easier to keep cool when you're small. Kalıp ifadeler

3:33

Küçük olduğunuzda serin kalmak daha kolaydır.

Kalıp ifadeler

keep cool: rahat ve serin bir sıcaklıkta kalmak

Burada keep cool, rahat ve serin bir vücut sıcaklığında kalmak ya da fazla ısınmamak demektir. Küçük olma fikri duygulara değil, vücut sıcaklığına işaret eder. keep + sıfat yapısı, o durumda kalmaya devam etmek anlamına gelir. Hangi durumun kastedildiğini bağlam gösterir: sıcaklık, gölge veya beden büyüklüğü gibi ipuçları varsa cool genellikle fiziksel sıcaklığı anlatır; gergin bir durumda ise keep cool sakin kalmak anlamına da gelebilir.

Alıştırma

Örnek cümlede keep cool ne anlama geliyor?

  1. duygusal olarak sakin kalmak
  2. fazla ısınmamak
  3. modaya uygun görünmek
Cevabı göster

fazla ısınmamak

American conservationist Thor Hanson records and measures anole lizards in the Caribbean. Notlar

3:36

Amerikalı çevreci Thor Hanson, Karayipler'deki anol kertenkelelerini kaydedip ölçüyor.

Kelime

records and measures: birbirine bağlanan iki araştırma eylemi

and sözcüğü, records ve measures adlı iki şimdiki zaman eylemini birbirine bağlar. Her iki eylemi de Thor Hanson yapar ve ikisi de anol kertenkelelerine uygulanır. Bu araştırma bağlamında records, kertenkeleler hakkındaki bilgileri belgelemek anlamına gelir. Measures ise uzunluk veya ağırlık gibi sayısal değerleri bir yöntem ya da araç kullanarak elde etmek demektir. Bu iki fiil birlikte, sıradan bir bakıştan ziyade sistemli veri toplamayı gösterir. and, eylemlerden birinin mutlaka diğerinden önce gerçekleştiğini belirtmez.

Alıştırma

records and measures, doğa korumacının ne yaptığını gösteriyor?

  1. kontrol etmeden gerçekleri tahmin etmek
  2. bilgileri belgelemek ve ölçüm yapmak
  3. veri toplamadan kertenkeleleri izlemek
Cevabı göster

bilgileri belgelemek ve ölçüm yapmak

Kültür

anole lizards in the Caribbean: incelenen hayvanlar ve yer

Anol kertenkeleleri, Karayipler'deki birçok ada dâhil olmak üzere Amerika kıtasının sıcak bölgelerinde yaşayan ve çoğunlukla küçük olan bir kertenkele grubudur. Buradaki in the Caribbean, incelenen hayvanların nerede yaşadığını belirtir. Bu arka plan, konuyu kasırgaların yaşandığı bir bölgedeki belirli bir kertenkele türüyle sınırlar. Ayrıca ileride anlatılan ayak parmağı yastıkları, bacaklar ve tutunma yeteneğiyle ilgili ayrıntıların neden önemli olduğunu açıklar.

Alıştırma

Vurgulanan ifade, araştırma hakkında neyi anlamanıza yardımcı olur?

  1. Her tür evcil kertenkelenin ölçüldüğünü söylüyor.
  2. Araştırma, Karayipler'de yaşayan anol kertenkelelerine odaklanıyor.
  3. Thor Hanson'ın Karayipler'den geldiğini söylüyor.
Cevabı göster

Araştırma, Karayipler'de yaşayan anol kertenkelelerine odaklanıyor.

He wants to see how the effects of man-made climate change,

3:42

O, insan kaynaklı iklim değişikliğinin etkilerinin,

in this case hurricanes, is affecting the lizards. Anlatım akışı

3:45

bu durumda kasırgaların, kertenkeleleri nasıl etkilediğini görmek istiyor.

Anlatım akışı

in this case hurricanes: konuyu tek bir duruma indirgemek

In this case, man-made climate change şeklindeki geniş konuyu burada incelenen belirli meseleye, yani hurricanes konusuna indirger. Hurricanes adı, hangi durumdan söz edildiğini belirtir. Bu ifade, daha büyük bir konunun o anda önemli olan bölümünü dinleyiciye göstererek bilgiyi düzenler. Hurricanes ifadesinin climate change kavramının bütün anlamı olduğunu söylemez; kasırgaların bu araştırmayla ilgili özel durum olduğunu belirtir.

Alıştırma

Şu cümleyi okuyun: 'Many things can damage a roof; in this case, strong winds tore off the tiles.' In this case neyi gösteriyor?

  1. Konuşulan belirli neden şiddetli rüzgârlardır.
  2. Çatı hasarının olası bütün nedenleri şiddetli rüzgârlardır.
  3. Konuşan kişi ilgisiz bir konuya geçiyor.
Cevabı göster

Konuşulan belirli neden şiddetli rüzgârlardır.

Listen to what Thor found out Öbek fiiller

3:49

Thor'un BBC World Service programı The Climate Question sunucularıyla konuşurken

Öbek fiiller

Thor found out: kontrol ederek bilgi edinmek

Thor found out, Thor'un kontrol ederek, gözlemleyerek, sorarak veya araştırarak bir gerçeği öğrendiği ya da ortaya çıkardığı anlamına gelir. Found, find fiilinin geçmiş zaman biçimidir; out ile birlikte find out öbek fiilini oluşturur. Listen to what Thor found out ifadesinde what, Thor'un öğrendiği bilgiyi temsil eder. Vurgu, fiziksel bir nesnenin yerini bulmakta değil, bilgi edinmektedir.

Alıştırma

Hangi cümlede found out, «kontrol ettikten sonra bir gerçeği öğrenmek» anlamında kullanılmıştır?

  1. We found the missing alarm clock.
  2. We found out why the alarm went off.
  3. We listened to the alarm.
Cevabı göster

We found out why the alarm went off.

as he speaks with presenters of BBC World Service's The Climate Question.

3:51

neler bulduğunu dinleyelim.

But what you can see is that large toe pads Notlar

3:56

Ama burada görebildiğiniz şey, büyük ayak yastıklarının

Anlatım akışı

what you can see is that: dikkati görünür kanıtlara yöneltmek

what you can see is that ... kalıbı, dinleyeni bakması gereken yerden kanıtın desteklediği ifadeye yönlendirir. Yaklaşık olarak görünür kanıtların sonraki iddiayı desteklediği anlamına gelir; böylece gözlem, sonuçtan önce sunulur. Dil bilgisi açısından what you can see özne görevindeki bir isim cümleciğidir; is bunu bir that yan cümlesine bağlar ve that yan cümlesi gözlemi açıklar. Bu kalıp resim, gösterim ve veri açıklamalarını düzenlemek için kullanışlıdır.

Alıştırma

Dersle tamamen aynı gözlem kalıbını kullanarak cümleyi tamamla: In this chart, ____ temperatures fell after sunset.

Cevabı göster

what you can see is that

Kelime

large toe pads: bir hayvanın ayak parmaklarındaki büyük yastıkçıklar

Toe pads, bir hayvanın ayak parmaklarının üzerinde veya altında bulunan geniş, yastık benzeri bölgelerdir. Bir yüzeye temas ederek hayvanın tutunmasına yardımcı olurlar. large toe pads ifadesinde large, toe pads bileşik adının tamamını niteler. Burada bu ifade, bazı kertenkelelerin neden daha sağlam tutunabildiğini açıklamaya yardımcı olan bir vücut özelliğini adlandırır.

Alıştırma

Cümlede large toe pads neyi ifade ediyor?

  1. Ön bacaklardan uzayan uzun pençeleri.
  2. Kertenkelelerin tutunduğu yumuşak yaprakları.
  3. Bir hayvanın ayak parmaklarındaki, yüzeylere tutunmasına yardımcı olabilen geniş ve yastık benzeri yapıları.
Cevabı göster

Bir hayvanın ayak parmaklarındaki, yüzeylere tutunmasına yardımcı olabilen geniş ve yastık benzeri yapıları.

and strong front legs give some lizards a tighter grip. Kalıp ifadeler

3:59

ve güçlü ön bacakların bazı kertenkelelere daha sıkı bir tutuş sağladığıdır.

Kalıp ifadeler

give some lizards a tighter grip: give + nesne + isim öbeği

give some lizards a tighter grip ifadesinde give, bir şeyi elden vermek değil, sağlamak veya birinin bir şeye sahip olmasını sağlamak anlamındadır. Özne olan strong front legs sonucu oluşturan özelliktir; some lizards yararı alanı, a tighter grip ise yararı belirtir. Kullanılabilir kalıp A + give/gives + B + isim öbeği şeklindedir: bir özellik, araç veya eylem B'ye bir yetenek, avantaj, duygu ya da başka bir sonuç sağlar. Tighter karşılaştırma biçimidir; bu nedenle a tighter grip, öncekinden veya başka bir durumdakinden daha sağlam ve güvenli bir tutuş demektir.

Alıştırma

give + nesne + isim öbeği kalıbını ve parantez içindeki tüm sözcükleri kullanarak cümleyi tamamlayın: Textured gloves ____. (workers / a better grip)

Cevabı göster

give workers a better grip

When they do start to let go Notlar

4:02

Tutunmayı bırakmaya başladıklarında

Dilbilgisi

they do start to: “gerçekten başlamak” anlamında vurgulu do

they do start to ifadesinde do, olumlu cümleye vurgu katan bir yardımcı fiildir. Eylemin gerçekten başladığını anlatır; burada do, “bir şey yapmak” anlamındaki ana fiil değildir. Kalıp özne + do/does/did + fiilin yalın hâli şeklindedir. Çoğul özne they ile do kullanılır ve start yalın hâlde kalır. Bu vurgu çoğu zaman bir gerçeği doğrular veya beklenenin tersine bir durumu belirtir.

Alıştırma

Şimdiki zamandaki vurgulu yardımcı fiili ekleyin: The lights ____ start to flash when the battery is low.

Cevabı göster

do

Öbek fiiller

to let go: tutmayı bırakmak

to let go ifadesinde to, start sonrasındaki mastar işaretidir; let go ise “tutmayı bırakmak” veya “kavrayışı bırakmak” anlamına gelir. Bu cümlede bir kişinin gitmesine izin vermeyi değil, fiziksel olarak tutuşun kaybedilmesini anlatır. Let go, bırakılan nesne belirtilmeden kullanılabilir. Bırakılan şeyi söylerseniz let go of + isim yapısını kullanın; örneğin let go of the rope.

Alıştırma

let go ifadesini doğru yapıyla kullanın: When I say 'now,' ____ the rope.

Cevabı göster

let go of

and their body starts flapping in the air like a flag, Deyimler

4:03

ve vücutları bir bayrak gibi havada dalgalanmaya başladığında,

Deyimler

starts flapping in the air like a flag: canlı bir benzetme

starts flapping, havanın etkisiyle gevşek biçimde ileri geri tekrarlanan bir hareketin başlamasını anlatır. like a flag bir benzetmedir: vücudun hareketini rüzgârda hareket eden bir kumaşa benzetir. Vücut gerçekten bir bayrak değildir. Bu benzetme, rüzgârda ileri geri savrulan ve sabit kalmakta zorlanan bir şeyin canlı bir görüntüsünü oluşturur.

Alıştırma

starts flapping in the air like a flag nasıl bir görüntü oluşturur?

  1. Vücut hareket etmeden dinlenir.
  2. Vücut gerçek bir bayrağa dönüşür.
  3. Vücut, rüzgârdaki bir kumaş gibi ileri geri savrulur.
Cevabı göster

Vücut, rüzgârdaki bir kumaş gibi ileri geri savrulur.

smaller back legs reduce the drag Kelime

4:06

daha küçük arka bacaklar hava direncini azaltır

Kelime

reduce the drag: hava direncini azaltmak

Burada drag, bir nesne havanın veya suyun içinde hareket ettiğinde ya da bu akışkanlar nesnenin yanından geçtiğinde oluşan direnç kuvvetini anlatan bilimsel bir isimdir. Bu nedenle reduce the drag, bu direnci azaltmak demektir. Burada drag, bir şeyi çekmek anlamındaki fiil değildir. Cümle, daha küçük arka bacakların hareket eden havadan kaynaklanan kuvveti azalttığını söyler.

Alıştırma

smaller back legs reduce the drag cümlesinde drag ne anlama gelir?

  1. Harekete karşı koyan hava direnci.
  2. Arka bacakların ağırlığı.
  3. Bir şeyi yerde çekme eylemi.
Cevabı göster

Harekete karşı koyan hava direnci.

and allow them to cling on and survive the hurricane. Öbek fiiller

4:08

ve kasırgada sıkıca tutunup (cling on) hayatta kalmalarını sağlar.

Öbek fiiller

cling on: dış kuvvete karşı sıkıca tutunmak

Bu cümlede cling on, kertenkelelerin rüzgârda savrulmaması için çok sıkı tutunması anlamına gelir. Dışarıdan gelen bir kuvvet yüzeye bağlı kalmayı zorlaştırsa da bırakmadıklarını anlatır. Tutunulan nesne veya yüzey bağlamdan belliyse cling on tek başına kullanılabilir. Nesneyi belirtmek için cling on to + isim yapısı kullanılır; örneğin cling on to a branch.

Alıştırma

Kasırga hakkındaki cümlede cling on ne anlama gelir?

  1. Tehlikeden yavaşça uzaklaşmak.
  2. Bir şeye hafifçe dokunup sonra bırakmak.
  3. Sıkıca tutunmak ve bırakmamak.
Cevabı göster

Sıkıca tutunmak ve bırakmamak.

So the survivors were those lizards with those characteristics,

4:11

Yani hayatta kalanlar bu özelliklere sahip olan kertenkelelerdi,

and they passed those traits along to their offspring. Öbek fiiller

4:16

ve onlar da bu özellikleri yavrularına aktardılar.

Öbek fiiller

passed those traits along to their offspring: özellikleri sonraki nesle aktarmak

Passed those traits along to their offspring, özelliklerin ebeveynlerden sonraki nesle aktarıldığı anlamına gelir. Bu biyoloji bağlamında passed along kalıtımı anlatır; hayvanların hangi özellikleri aktaracaklarını seçtiğini ifade etmez. Kalıp pass + something + along to + receiver şeklindedir. Burada those traits aktarılan şeyi, their offspring ise alıcıları belirtir. Aynı kalıp bilgi aktarmayı veya bir geleneği sürdürmeyi de anlatabilir.

Alıştırma

Hangi cümle bir özelliğin ebeveynlerden yavrulara aktarılmasını pass ... along to ile anlatır?

  1. Parents can pass certain traits along to their offspring.
  2. Offspring can pass certain traits along to their parents.
  3. Parents can inherit certain traits from their offspring.
Cevabı göster

Parents can pass certain traits along to their offspring.

Thor's lizards developed stronger front legs and smaller back legs, Dilbilgisi

4:20

Thor'un kertenkeleleri daha güçlü ön bacaklar ve daha küçük arka bacaklar geliştirdi,

Dilbilgisi

developed stronger ... and smaller ...: iki değişikliği paralel anlatmak

Burada developed, “icat etti” değil, “bir özelliği zamanla kazandı veya geliştirdi” anlamına gelir. Zaman içinde değişen vücut özelliklerini tanıtır. Birbirine bağlanan stronger front legs ve smaller back legs öbekleri iki değişikliği paralel olarak anlatır. Stronger ve smaller, bu kertenkeleleri daha önceki bir durum veya grupla karşılaştırır; ön bacaklarla arka bacakları doğrudan karşılaştırmaz.

Alıştırma

Hangi cümle, zaman içindeki değişimi anlatmak için developed sözcüğünü iki paralel karşılaştırmalı özellikle doğal biçimde kullanır?

  1. Over time, the island rabbits invented longer legs and smaller ears.
  2. Over time, the island rabbits developed the longest legs and the smallest ears.
  3. Over time, the island rabbits developed longer legs and smaller ears.
Cevabı göster

Over time, the island rabbits developed longer legs and smaller ears.

allowing them to cling on,

4:25

kasırgalar geçerken

hold on to something tightly,

4:27

sıkıca tutunmalarını,

when hurricanes pass through. Öbek fiiller

4:29

bir şeye sıkıca yapışmalarını sağladı.

Öbek fiiller

hurricanes pass through: kasırgaların bir bölgeden geçmesi

Hurricanes pass through ifadesinde pass through, “bir bölgeye girmek, bölgenin içinden geçmek ve ilerlemeye devam etmek” anlamına gelir. Kasırgayı hareket hâlindeki bir hava sistemi olarak gösterir. Bu altyazı parçasında through sözcüğünden sonra yer belirtilmez, çünkü bölge çevredeki bağlamdan anlaşılır. Bağımsız ve tam bir cümlede yer söylenebilir: Hurricanes pass through the region.

Alıştırma

Cümleyi, derste geçen ve “bir bölgenin içinden geçip ilerlemeye devam etmek” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: A cold front will ____ the region tonight.

Cevabı göster

pass through

It's this trait, a genetically determined characteristic, Kelime

4:31

Kertenkelelerin hayatta kalmasını sağlayan

Kelime

genetically determined characteristic: trait için resmî bir tanım

Bu cümlede a genetically determined characteristic, trait sözcüğünü yeniden adlandırıp açıklar. characteristic “özellik”, genetically determined ise özelliğin genler tarafından belirlendiği anlamına gelir. İsim öbeğinin tamamı, daha genel olan trait sözcüğünden sonra kesin bir tanım ekleyen açıklayıcı bir eşlemedir. Burada determined, “kararlı” değil, “bir neden tarafından belirlenmiş” anlamındadır. Bilimsel yazılarda bir terimin yanına daha kesin bir isim öbeği getirilerek tanım yapılabilir.

Alıştırma

“Genler tarafından belirlenen bir özellik” anlamındaki üç sözcüklük ifadeyle cümleyi tamamlayın: Blood type is a ____.

Cevabı göster

genetically determined characteristic

that allows the lizards to survive

4:35

ve yavrularına aktarılan şey bu özelliktir (trait),

and is passed on to their babies. Öbek fiiller

4:37

yani genetik olarak belirlenmiş bir özelliktir.

Öbek fiiller

is passed on to their ...: edilgen aktarım yapısı

is passed on to, pass on fiilinin edilgen biçimidir; to ise alıcıyı gösterir. “Birine aktarılır” anlamına gelir. Burada aktarılan şey trait, alıcılar ise their babies ifadesidir; biyolojik bağlamda bu, yavruların özelliği miras aldığı anlamına gelir. Yeniden kullanılabilen kalıp something + be + passed on + to + recipient şeklindedir. Edilgen yapı, aktarılan şeyi dilbilgisel özne yapar; böylece dikkat, kimin aktardığından çok trait üzerinde kalır.

Alıştırma

Cümleyi, pass on fiilinin ardından to gelen doğru edilgen biçimiyle tamamlayın: The family recipe ____ younger generations.

Cevabı göster

is passed on to

Thor checked other areas of the Caribbean

4:40

Thor, Karayipler'in kasırgaların sık görüldüğü

where hurricanes were frequent

4:42

başka bölgelerini de kontrol etti

and found the same traits in lizards there,

4:44

ve oradaki kertenkelelerde de aynı özellikleri buldu,

proof of evolution in action. Deyimler

4:47

bu da eyleme geçmiş evrimin bir kanıtı.

Deyimler

proof of evolution in action: soyut bir süreci görünür kılmak

Bu isim öbeğinde evolution in action, evrimin gerçek dünyada işlediği ve insanların gözlemleyebileceği biçimde gerçekleştiği anlamına gelir. In action, soyut bir süreç olan evolution kavramını somut bir örnekle görünür kılar; bir aksiyon sahnesi ya da yalnızca fiziksel hareket anlamına gelmez. Bu nedenle proof of evolution in action, evrim sürecini görünür kılan kanıt demektir. Gerçek bir olay soyut bir fikrin nasıl işlediğini gösterdiğinde X in action kalıbını başka fikirlere de aktarabilirsin.

Alıştırma

Dersi anlatan iki kelimelik ifadeyle cümleyi tamamla: The quick rescue was proof of teamwork ____.

Cevabı göster

in action

But whereas we often think of evolution happening Anlatım akışı

4:49

Ancak biz genelde evrimin yüzlerce,

over hundreds, even thousands of years, Kalıp ifadeler

4:52

hatta binlerce yıl sürdüğünü düşünürken,

the changes in the Caribbean lizards happened in around 40 years,

4:55

Karayipler'deki kertenkelelerdeki değişimler yaklaşık 40 yıl içinde gerçekleşti,

Anlatım akışı

But whereas: konu değişimini iki parçalı bir karşıtlığa bağlamak

Whereas karşıtlığın ilk tarafını tanıtır: evrimin yüzlerce ya da binlerce yıl sürdüğüne dair yaygın düşünce. Ardından ana cümle karşıt durumu verir: kertenkelelerdeki değişimler yaklaşık 40 yıl sürmüştür. Dinleyiciye iki fikirde de aynı özelliği, yani sürenin uzunluğunu karşılaştırmasını söyler. But ayrı bir söylem görevi üstlenir. Karşılaştırmanın tamamını önceki anlatıma bağlar ve bir yön değişikliği olduğunu gösterir. Whereas cümlenin içinde karşıtlığı zaten kurduğu için But yalnızca geçişi güçlendirir; whereas tarafından zorunlu kılınmaz.

Alıştırma

Bu cümlede But whereas ne işe yarıyor?

  1. Önceki anlatıma bağlanır ve yaygın düşünceyle kertenkelelerden gelen kanıt arasında karşıtlık kurar.
  2. Bütün evrimsel değişimlerin neden binlerce yıl sürmesi gerektiğini açıklar.
  3. Karayipler’i yaygın düşüncenin başladığı yer olarak tanıtır.
Cevabı göster

Önceki anlatıma bağlanır ve yaygın düşünceyle kertenkelelerden gelen kanıt arasında karşıtlık kurar.

Kalıp ifadeler

over hundreds, even thousands of years: zamana yayılan bir süreç

Burada over + zaman aralığı, o dönem boyunca anlamına gelir. Evrimi tek bir anda gerçekleşen bir olay olarak değil, değişimlerin uzun bir zamana yayıldığı bir süreç olarak gösterir. hundreds, even thousands of years ifadesinde even, zaten uzun olan yüzlerce yıllık tahmini daha da uzun olan binlerce yıla çıkarır. Bu ifade around 40 years ile karşıtlığı çok daha güçlü hâle getirir.

Alıştırma

Hangi cümle, uzun bir zaman aralığına yayılan süreci hedef yapıyla gösterir?

  1. The coastline changed over hundreds of years.
  2. The coastline changed for hundreds of years.
  3. The coastline changed hundreds of years ago.
Cevabı göster

The coastline changed over hundreds of years.

something that would have surprised Charles Darwin. Dilbilgisi

5:00

bu Charles Darwin'i bile şaşırtacak bir şeydi.

Dilbilgisi

would have surprised: varsayılan bir geçmiş sonuç

Would have surprised, would have + geçmiş zaman ortacı yapısındadır. Charles Darwin’ın şaşırmasını, konuşanın gördüğü gerçek bir tepki olarak değil, geçmişte varsayılan bir sonuç olarak sunar. Koşul bağlamdan anlaşılır: Darwin bu kadar hızlı bir değişimi bilseydi şaşırırdı. İngilizcede koşul açık olduğunda bu if cümleciği sık sık söylenmez.

Alıştırma

Varsayılan geçmiş sonucu would have ve surprise fiilinin geçmiş zaman ortacıyla tamamlayın: The photograph ____ her if she had seen it.

Cevabı göster

would have surprised

Which reminds me of your question, Rob. Anlatım akışı

5:03

Bu da bana senin sorunu hatırlattı, Rob.

Anlatım akışı

Which reminds me of your question: önceki konuya gönderme yapıp soruya dönmek

Burada which, tek bir isme ya da seçenekler arasındaki bir tercihe değil, az önce söylenen düşüncenin tamamına gönderme yapar. Bu yan cümle “Bu bana senin sorunu hatırlatıyor” anlamındadır. Konuşmacı Which reminds me of... ile başlayarak güncel tartışmayı önceki bir soruya bağlar ve konuşmayı doğal biçimde o soruya döndürür. Konuşmayı düzenleyen kalıp şöyledir: Which reminds me of + isim veya konu.

Alıştırma

Which reminds me of your question konuşmada ne işe yarar?

  1. Rob’dan sorulardan birini seçmesini ister.
  2. Önceki düşünceyi daha önceki bir soruya bağlar ve konuşmayı o soruya döndürür.
  3. Rob’un soruyu unuttuğunu söyler.
Cevabı göster

Önceki düşünceyi daha önceki bir soruya bağlar ve konuşmayı o soruya döndürür.

Ah, yes.

5:05

Ah, evet.

I asked you the name of the ship Darwin sailed around the world in.

5:06

Sana Darwin'in dünyanın etrafını dolaştığı geminin adını sormuştum.

Darwin's ship was called the HMS Beagle,

5:11

Darwin'in gemisinin adı HMS Beagle'dı,

and appropriately enough, it was named after an animal. Notlar

5:14

ve oldukça uygun bir şekilde, adını bir hayvandan almıştı.

Anlatım akışı

and appropriately enough: bir ayrıntının duruma çok uygun olduğunu belirtmek

and bağlacı başka bir bilgi ekler. Appropriately enough, “duruma veya konuya çok iyi uyan bir biçimde” anlamına gelen bir ara yorumdur. Konuşmacının ardından gelen bilgiyi, yani bir hayvandan adını almasını, özellikle uygun veya tartışmayla hoş biçimde bağlantılı gördüğünü gösterir. Enough burada ölçülebilir bir miktarı ifade etmez. Bu yorum kalıbında, uyumun dikkat çekici veya belirtilmeye değer olduğu anlamını katar. Ana bilgi it was named after an animal bölümüdür; araya giren ifade konuşmacının değerlendirmesini ekler.

Alıştırma

Cümleyi, bu nottaki “duruma uygun biçimde” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The team planned a discussion about books, and ____, they met in the library.

Cevabı göster

appropriately enough

Kalıp ifadeler

be named after: bir adın kaynağını belirtmek

Was named after an animal, söz konusu şeye bir hayvandan alınan veya bir hayvandan esinlenen bir ad verildiği anlamına gelir. Kullanılabilir kalıp A + be named after + B şeklindedir: A adı taşıyan kişi ya da şeydir, B ise adın kaynağıdır. Bu kalıpta after, ad verme işinin zaman bakımından daha sonra gerçekleştiğini göstermez. Named after, bir adın kaynağını açıklayan tek bir ifade olarak çalışır.

Alıştırma

Dersi öğrendiğiniz ifadeyle cümleyi tamamlayın: A poet inspired the school's name. The school was ____ the poet.

Cevabı göster

named after

A beagle is a type of dog. Kalıp ifadeler

5:18

Beagle bir tür köpektir.

Kalıp ifadeler

a type of: bir kategoriyi tanımlamak

A beagle is a type of dog cümlesinde a type of, beagle'ın ait olduğu daha geniş grubu belirtir. Beagle daha özel türdür, dog ise genel kategoridir. Bir şeyi tanımlamak veya sınıflandırmak için A is a type of B kalıbını kullanın. B daha geniş kategoriyi adlandırdığı için A ve B'nin sırası önemlidir.

Alıştırma

Tanımı dersteki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: A tulip is ____ flower.

Cevabı göster

a type of

Okay, let's recap the vocabulary from this program about evolution, Anlatım akışı

5:19

Peki, evrim, yani canlıların çevrelerine uyum sağlama

Anlatım akışı

Özetlemeye geçiş sinyali olarak Okay, let's recap

Okay, let's recap, ana anlatım bölümünden kısa bir tekrara geçildiğini gösteren bir söylem işaretidir. Dinleyicilere sıradaki bilgilerin yeni bir konuyu geliştirmek yerine önemli kelimeleri veya fikirleri yeniden ele alacağını bildirir. Okay geçişi belirtir ve dikkat çeker. Let's recap hem konuşanı hem de dinleyicileri tekrara dâhil eder; recap, ana noktaları yeniden ve kısaca anlatmak demektir.

Alıştırma

Okay, let's recap dinleyicilere birazdan ne olacağını bildirir?

  1. Konuşan kişi tamamen ilgisiz bir konu açacaktır.
  2. Konuşan kişi programdaki her kelimeyi tekrar edecektir.
  3. Konuşan kişi ana noktaları kısaca gözden geçirecektir.
Cevabı göster

Konuşan kişi ana noktaları kısaca gözden geçirecektir.

the way living things adapt to their environment

5:24

ve bu uyumları çocuklarına aktarma süreciyle ilgili

and pass these adaptations onto their children.

5:27

bu programdaki kelimeleri özetleyelim.

Flora and fauna is another way of saying Kalıp ifadeler

5:31

Flora ve fauna,

Kalıp ifadeler

Eşdeğer ifadeleri açıklayan X is another way of saying Y

X is another way of saying Y, X'i Y için alternatif bir ifade olarak sunar. Altyazıda Flora and fauna, X konumundadır ve saying sözcüğünden sonraki bölüm daha bilinen bir karşılık verir. of sözcüğünden sonra say değil, -ing biçimi olan saying kullanılır. Bu kalıp, kelime açıklamak veya başka şekilde ifade etmek için kullanışlıdır: X is another way of saying Y.

Alıştırma

Kelime açıklamasını hedef kalıpla tamamlayın: “Purchase” ____ “buy.”

Cevabı göster

is another way of saying

the plants and animals of a place.

5:34

bir yerin bitkilerini ve hayvanlarını ifade etmenin başka bir yoludur.

Drab means dull and colorless in appearance.

5:37

Drab, görünüşte donuk ve renksiz demektir.

A bird's beak is the hard pointed part of its mouth.

5:41

Bir kuşun gagası (beak), ağzının sert ve sivri olan kısmıdır.

To cling on means to hold on very tightly.

5:45

Sıkıca tutunmak (to cling on), bir yere çok sıkı tutunmak anlamına gelir.

And finally, a trait is a genetically determined characteristic.

5:49

Ve son olarak, bir özellik (trait), genetik olarak belirlenmiş bir niteliktir.

Once again, our 6 minutes are up. Anlatım akışı

5:54

Bir kez daha, 6 dakikamızın sonuna geldik.

Anlatım akışı

Once again, our 6 minutes are up: kapanış sinyali

Our 6 minutes are up, ayrılan altı dakikalık sürenin sona erdiği anlamına gelir. Buradaki be up, fiziksel bir konumu değil, zamanın sona ermesini anlatan bir ifadedir. Once again, bunun düzenli olarak tekrarlanan ve tanıdık bir kapanış olduğunu gösterir. Cümlenin tamamı, programın ana içerikten kapanışa geçtiğinin sinyalini verir.

Alıştırma

Bir öğretmen süreli bir etkinliği bitiriyor. Ayrılan sürenin sona erdiğini söylemek için cümleyi be up kalıbıyla tamamlayın: Your ten minutes ____.

Cevabı göster

are up

Join us again soon for more interesting topics

5:57

Burada, 6 Minute English'te daha ilginç konular

and useful vocabulary here at 6 Minute English.

5:59

ve yararlı kelimeler için yakında tekrar bize katılın.

Goodbye for now.

6:03

Şimdilik hoşça kalın.

Bye.

6:04

Hoşça kalın.

6 Minute English from the BBC.

6:06

BBC'den 6 Minute English.