Pijama Partisi 🐷🛏 @PeppaPigOfficial 🦓🛏: İngilizce çalışma notları
Peppa Pig - Official Channel
Video özeti: Peppa, Zoey Zebra’nın evindeki pijama partisine katılır. Arkadaşlar müzik çalar, gizli bir gece ziyafeti hazırlamaya çalışır ve periyle canavar hakkında sırayla hikâye anlatır; sonunda Bay Zebra’nın şarkısı herkesi uyutur. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Sleepover. — Kültür, medya ve gerçek yaşam bağlamı: Sleepover sözcüğünün yalnızca uyumayı değil, çocukların bir arkadaşının evinde geceyi geçirdiği sosyal bir etkinliği anlattığını kavrarsınız. Böylece aile, okul ve çocuk hikâyelerinde bu ortamı tanıyabilir ve benzer etkinliklerden söz edebilirsiniz. 2. have a go? — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: Bu yaygın Britanya İngilizcesi ifadesini bir şeyi deneme ya da sırayı alma isteği olarak tanırsınız. Bir enstrüman çalmayı, oyuna katılmayı veya yeni bir etkinliği denemeyi isterken sözcükleri tek tek çevirmeden doğal biçimde kullanabilirsiniz. 3. sent everyone to sleep. — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: send someone to sleep kalıbının birini bir yere göndermek değil, uykuya dalmasını sağlamak anlamına geldiğini öğrenirsiniz; burada bunu Bay Zebra’nın şarkısı yapar. Böylece müziğin, hikâyelerin veya etkinliklerin uyutucu etkisini send fiilinin olağan “göndermek” anlamıyla karıştırmadan anlatabilirsiniz.
Bu derste
Sleepover: birinin evinde gecelemeli buluşma
Sleepover, birinin arkadaşını ziyaret ettiği, geceyi onun evinde geçirdiği ve genellikle uyumadan önce birlikte vakit geçirdiği samimi bir buluşmadır. Sözcük yalnızca uyuma eylemini değil, sosyal etkinliğin tamamını adlandırır. Burada tek sözcüklük başlık, bölümün hangi etkinlik hakkında olduğunu gösterir. Çocuk ve aile ortamlarında çoğu zaman pijama, uyku tulumu, oyunlar ve bir arkadaşın evinde geçirilen geceyi çağrıştırır.
Alıştırma
Bu başlıktaki sleepover ne anlama gelir?
- arkadaşların birinin evinde gecelediği samimi bir buluşma
- gündüz yapılan kısa bir uyku
- seyahat sırasında herhangi bir otelde geçirilen bir gece
Cevabı göster
arkadaşların birinin evinde gecelediği samimi bir buluşma
Peppa is going to a sleepover at Zoey Zebra's house. Kalıp ifadeler
0:06Peppa, Zoe Zebra'nın evine yatıya gidiyor.
at Zoey Zebra's house: etkinliğin yerini belirtmek
at Zoey Zebra's house ifadesinde at, sleepover etkinliğinin gerçekleştiği yeri gösterir. Zoey Zebra's, house sözcüğünden önce gelen iyelik biçimidir; bu yüzden bütün ifade Zoey'nin evini etkinliğin yeri olarak sunar. Hareket anlamını is going to a sleepover taşır; at bulunan ifade “evin içine girmek” anlamına gelmez. Bu kalıp etkinlikler ve ziyaretler için kullanışlıdır: at + someone's house.
Alıştırma
Etkinliğin yerini belirtmek için cümleyi at + Maya's + house ile tamamlayın: The birthday party is ____.
Cevabı göster
at Maya's house
Eksiksiz bir karşılama ifadesi olarak Welcome to ...
Welcome to + bir yer, etkinlik, ders veya program, konuğun nereye geldiğini ya da neye katıldığını belirten eksiksiz bir karşılama ifadesidir. Burada my sleepover etkinliğin adını belirtir. to sözcüğü welcome ile o yeri veya etkinliği birbirine bağlar. Welcome! tek başına kullanılabilir; Welcome to ... ise ortamın adını söyler.
Alıştırma
Ev sahibinin karşılama sözünü dersteki ifadeyle tamamlayın: ____ our school festival.
Cevabı göster
Welcome to
Gelip seni almak anlamında pick you up
Bir ulaşım planında pick someone up, kişinin bulunduğu yere gidip onu almak ve onunla birlikte oradan ayrılmak anlamına gelir; bu genellikle arabayla yapılır. Burada pick you up, sabah gelip seni almak demektir; seni seçmek veya kaldırmak değildir. you bir zamir olduğu için fiil ile parçacığın arasına gelir: pick you up. pick up you sıralaması doğal değildir.
Alıştırma
Ulaşım planını pick up ile tamamlayın: My aunt is coming to collect me. She will ____ at the station.
Cevabı göster
pick me up
Rebecca, Suzy and Emily are already here. Kalıp ifadeler
0:23Rebecca, Suzy ve Emily çoktan gelmişler.
are already here: birinin çoktan geldiğini söylemek
Burada are already here, Rebecca, Suzy ve Emily’nin gelmiş ve şu anda burada oldukları anlamına gelir. Already, bu durumun şimdiki andan önce gerçekleştiğini belirtir. Onların hızlı geldiği anlamına gelmez. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp be + already + yer/durum şeklindedir: durum şu anda geçerlidir ve daha önce başlamıştır.
Alıştırma
Doğru be biçimi + already here ile cümleyi tamamlayın: You don't need to call Mia; she ____.
Cevabı göster
is already here
I've got my teddy: have got ile şu anki sahipliği belirtmek
Bu cümlede I've got my teddy, “Oyuncak ayım şu anda yanımda” anlamına gelir. Have got, şu anki sahipliği belirtir; oyuncağı daha önce edinme eylemine odaklanmaz. I've, I have ifadesinin kısaltmasıdır. Bu sahiplik kalıbında have ve got birlikte çalışır: I've got + isim.
Alıştırma
“I've got my teddy” cümlesinde konuşan ne demek istiyor?
- Oyuncak ayımı evde bıraktım.
- Oyuncak ayım şu anda yanımda.
- Oyuncak ayımı az önce aldım.
Cevabı göster
Oyuncak ayım şu anda yanımda.
That's better: iyileşen bir durumu değerlendirmek
That's better, “Durum şimdi daha iyi” anlamına gelir. Konuşan kişi az önce gerçekleşen değişiklikten memnundur. Burada that's yeni duruma işaret eder; better ise iki durumu da açıkça belirtmeden bu durumu önceki durumla karşılaştırır.
Alıştırma
Oda çok karanlıktı. Biri bir lamba yakıyor ve siz “That's better.” diyorsunuz. Ne demek istiyorsunuz?
- Değişiklikten önceki odayı tercih ediyordum.
- Değişiklikten sonra oda şimdi daha iyi.
- İki lamba arasında seçim yapıyorum.
Cevabı göster
Değişiklikten sonra oda şimdi daha iyi.
I was watching that: geçmişte devam eden yapıyla itiraz etmek
I was watching that, geçmişte devam eden was + watching yapısını kullanır. İzleme eylemini geçmişteki bir anda zaten devam eden bir etkinlik olarak gösterir; tamamlanmış bir olay olarak değil. Bu konuşmada biri izleme eylemini kesintiye uğratmıştır. That, izlenen programa veya içeriğe işaret eder; bu nedenle cümle aynı zamanda “Henüz bitirmemiştim” anlamında bir itirazdır.
Alıştırma
Alex televizyon izlerken biri televizyonu kapatıyor. Alex “I was watching that.” diyor. Ne anlatıyor?
- Alex onu daha sonra izlemeyi planlıyor.
- Televizyon kapanmadan önce Alex izlemeyi bitirmişti.
- İzleme eylemi devam ediyordu ve kesintiye uğraması istenmiyordu.
Cevabı göster
İzleme eylemi devam ediyordu ve kesintiye uğraması istenmiyordu.
a bit boring: olumsuz bir yorumu yumuşatmak
a bit boring ifadesinde a bit, “biraz” veya “bir ölçüde” anlamına gelir. boring sıfatından önce gelir ve anlatılan derecenin gücünü azaltır. Konuşan kişi programın yine de sıkıcı olduğunu söylüyor, ancak eleştiri daha az doğrudan geliyor. a bit + sıfat kalıbı, özellikle olumsuz veya rahatsız edici değerlendirmeleri daha hafif ifade etmek için kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki yumuşatma ifadesiyle tamamlayın: The music is ____ loud, so could you turn it down?
Cevabı göster
a bit
going to bed: yatma rutinine başlamak
Go to bed, yatma rutininin bir parçası olarak yatağa girmek anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Uykunun tam o anda başladığı anlamına gelmek zorunda değildir. is going to bed yapısında go, is sonrasında going biçimine dönüşür. now sözcüğü, birinin yalnızca bir mobilyaya doğru yürümesini değil, yatma rutininin şimdiki zaman civarında başladığını gösterir.
Alıştırma
Cümleyi yatma rutini ifadesiyle tamamlayın: It's late, so I'm going ____ now.
Cevabı göster
to bed
He has to get up early to deliver the post. Notlar
1:02Postaları dağıtmak için erken kalkması gerekiyor.
has to get up early: programdan kaynaklanan zorunluluk
Has to + fiilin yalın hâli, bir kuralın, görevin, programın veya durumun bir eylemi gerekli kıldığını anlatır. Özne he olduğunda have to, has to olur ve sonraki fiil yalın hâlde kalır: he has to get. Get up early, yalnızca ayağa kalkmak değil, sabah erkenden yataktan kalkmak demektir. Burada has to get up early işle ilgili bir gerekliliği anlatır; has sahiplik bildirmez.
Alıştırma
Cümleyi has to ve get up early ile tamamlayın: The bus leaves at six, so Leo ____.
Cevabı göster
has to get up early
deliver the post: Britanya İngilizcesinde posta dağıtmak
Britanya İngilizcesinde the post, posta hizmetinin işlediği mektup ve paketleri ifade edebilir. Deliver, bunları alması gereken kişilere veya adreslere götürmek demektir; bu nedenle deliver the post posta dağıtım işini yapmak anlamına gelir. Burada post bir isimdir. İnternet gönderisi veya direk anlamına gelmez; deliver da bu cümlede konuşma yapmak anlamında değildir.
Alıştırma
Britanya İngilizcesinde bir posta görevlisi delivers the post yapıyorsa ne yapar?
- Mektup ve paketleri alıcılarına götürür.
- Postane aracılığıyla tek bir mektup gönderir.
- Bir internet sitesinde iletiler yayımlar.
Cevabı göster
Mektup ve paketleri alıcılarına götürür.
Very well: kabul bildiren nispeten resmî bir yanıt
Very well tek başına bir yanıt olarak kullanıldığında “Peki; bunu kabul ediyorum ve söyleneni yapacağım” anlamına gelir. Burada Zebra Anne'nin düzenlemesine karşılık verilir; bir şeyin ne kadar iyi yapıldığı anlatılmaz. Bu yanıt Okay'e göre daha resmî ve ölçülüdür. Bu yüzden bir karakteri özellikle kibar, söz dinleyen ya da biraz teatral gösterebilir.
Alıştırma
Bu konuşmada Very well ne anlatıyor? A: Please wait here. B: Very well.
- Talimatı kabul ediyorum.
- Ne kadar iyi beklediğini övüyorum.
- Fiziksel olarak sağlıklıyım.
Cevabı göster
Talimatı kabul ediyorum.
stay up too late: uygun saatten daha geçe kadar uyanık kalmak
stay up öbek fiili, yatağa gitmek yerine uyanık kalmak anlamına gelir. too late, uygun veya makul olandan daha geç demektir; bu nedenle stay up too late, uygun yatma saatini geçirerek uyanık kalmak anlamına gelir. Don't bu cümleyi doğrudan bir uyarı veya talimat hâline getirir: konuşan kişi, karşısındakine yatma saatini aşırı geciktirmemesini söyler.
Alıştırma
Bu dersteki ifadeyle hatırlatmayı tamamlayın: You have an early class tomorrow, so don't ____.
Cevabı göster
stay up too late
Peppa and her friends are getting into their sleeping bags. Kalıp ifadeler
1:12Peppa ve arkadaşları uyku tulumlarına giriyorlar.
getting into their sleeping bags: uyku tulumlarının içine girmek
Burada getting into, bedeni bir şeyin içine doğru hareket ettirmek anlamına gelir. Uyku tulumu bedeni sardığı için getting into their sleeping bags, çocukların kendi uyku tulumlarının içine tırmanarak veya kayarak girdiklerini anlatır. get into + yer veya nesne yapısı, fiziksel olarak içeri girmeyi anlatabilir. are getting into şimdiki zamanın devam eden biçimidir; bu yüzden hareketin o anda gerçekleştiğini gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle Leo'nun bedenini uyku tulumunun içine soktuğunu doğal biçimde anlatır?
- Leo got onto his sleeping bag.
- Leo got into his sleeping bag.
- Leo got out of his sleeping bag.
Cevabı göster
Leo got into his sleeping bag.
Zoey's baby twin sisters, Zuzu and Zaza, want to join the sleepover too. Kalıp ifadeler
1:16Zoe'nin ikiz kız kardeşleri Zuzu ve Zaza da partiye katılmak istiyor.
join the sleepover: pijama partisine katılmak
Join the sleepover, pijama partisinin bir parçası olmak ve etkinliğe katılmak demektir. Join, bir etkinliği veya olayı doğrudan nesne olarak alabilir; yalnızca kişiler, gruplar, kulüpler veya kuruluşlarla kullanılmaz. Yeniden kullanılabilecek yapı join + etkinlik veya olay biçimindedir ve nesneden önce to gelmez: join the game, join the discussion. Yalnızca etkinliğin bulunduğu yere gitmeyi değil, başkalarıyla birlikte katılmayı vurgular.
Alıştırma
Cümleyi join kullanarak tamamlayın: May I ____ the game?
Cevabı göster
join
only for big girls: kimlerin katılabileceğine sınır koymak
Only for + bir kişi veya grup bir sınır koyar: yalnızca o kişi veya grup bir şeye katılabilir, onu kullanabilir ya da alabilir. Burada only for big girls, pijama partisine yeterince büyümüş kabul edilen kızların katılabileceği anlamına gelir. Çocuk dilinde big girls, fiziksel olarak iri kızları değil, yaşı daha büyük veya daha olgun kızları anlatır. Bu adlandırma, çocukların insanları katılabilenler ve dışarıda kalanlar olarak nasıl ayırdığını da gösterebilir.
Alıştırma
“The room is only for members.” cümlesinde only for ne işe yarar?
- Odanın fiziksel olarak büyük olduğunu söyler.
- Odayı kimlerin kullanabileceğini sınırlar.
- Üyelerin beklemesi gerektiğini söyler.
Cevabı göster
Odayı kimlerin kullanabileceğini sınırlar.
Can they stay?: başkalarının kalması için izin istemek
Can they stay? başkaları adına izin istemek için Can + özne + fiilin yalın hâli yapısını kullanır. Burada can, “bunu yapabiliyorlar mı?” değil, “izin var mı?” anlamına gelir. Stay, bir ziyaret veya etkinlik sırasında bulunulan yerde kalmak ya da orada bulunmaya devam etmek demektir. Hareket etmeyi durdurmak anlamına gelmez.
Alıştırma
İki arkadaşın akşam yemeğine kalması için doğal biçimde izin isteyen soru hangisidir?
- Are they stay for dinner?
- Can they stay for dinner?
- Do they stay for dinner?
Cevabı göster
Can they stay for dinner?
Okay, but you must promise you'll stay awake. Ton ve niyet
1:34Tamam, ama uyanık kalacağınıza söz vermelisiniz.
must promise you'll stay awake: kesin bir söz istemek
Burada must promise, önceki izni bir koşula bağlar: izin ancak karşıdaki kişi kesin bir güvence verirse geçerlidir. Must bir tahmin değil, güçlü bir zorunluluk bildirir. Promise fiilinin ardından, verilen sözün içeriğini belirten you'll stay awake yan cümlesi doğrudan gelir. Stay awake, uykuya dalmak yerine uyanık kalmaya devam etmek demektir.
Alıştırma
Koşulu bu dersteki ifadenin aynısıyla tamamlayın: You can watch the late movie, but you ____.
Cevabı göster
must promise you'll stay awake
having lessons: ders almak
Burada have lessons, derslere katılmak veya eğitim almak demektir; have sahip olmak anlamına gelmez. Şimdiki zaman yapısındaki I'm having lessons, eğitimin şu anki dönem içinde devam ettiğini anlatır. Çoğunlukla bir ders dizisini belirtir ve konuşulan saniyede sınıfta olunduğu anlamına gelmek zorunda değildir. Konuyu veya beceriyi belirtmek için piano lessons, driving lessons ya da English lessons örneklerindeki gibi lessons sözcüğünün önüne getirin. Bir ders dizisi için çoğul biçimi kullanın.
Alıştırma
Konuşanın araba kullanmayı öğrendiğini söylemek için have lessons yapısını şimdiki zamanda kullanın: I'm ____ this summer.
Cevabı göster
having driving lessons
have a go: denemek veya sıra istemek
Have a go, Britanya İngilizcesinde yaygın kullanılan ve ‘denemek’ ya da ‘bir kez sıra almak’ anlamına gelen gündelik bir ifadedir. Can I have a go? cümlesinde konuşan kişi etkinliği yapma fırsatını kibarca ister. Burada have sözcüğü gerçek anlamda sahip olmayı anlatmaz; a go bir deneme veya sıra demektir. Bu kalıp, başka biri etkinliği yaparken ya da etkinliğin kullanımını kontrol ederken özellikle kullanışlıdır.
Alıştırma
İsteği ‘denemek veya sıra almak’ anlamındaki Britanya İngilizcesi konuşma ifadesiyle tamamlayın: You're flying the kite. Can I ____ after you?
Cevabı göster
have a go
And me.: ‘beni de katın’ anlamındaki eksiltili yanıt
And me. eksiltili bir devam yanıtıdır: konuşan kişi, önceki istekten zaten anlaşılan sözcükleri söylemez. Can I have a go? cümlesinden sonra ‘ben de bir kez yapmak istiyorum’ veya ‘beni de katın’ anlamına gelir. And, konuşan kişiyi aynı isteğe veya gruba ekler. Bu kısa yanıtta nesne biçimi olan me sözcüğünün tek başına kullanılması doğaldır; eksik eylem bağlamdan anlaşılır. İfade burada ‘benimle birlikte’ demek değildir.
Alıştırma
Bir çocuk ‘Can I have a turn?’ diye soruyor. Başka bir çocuk ‘And me.’ diye yanıtlıyor. Bu yanıt ne anlama gelir?
- İkinci çocuk da bir sıra istiyor.
- İkinci çocuk sıra almayı reddediyor.
- İkinci çocuk, ilk çocuğun kendisiyle gelmesini istiyor.
Cevabı göster
İkinci çocuk da bir sıra istiyor.
I wonder what you are: dolaylı soru söz dizimi
I wonder what you are cümlesindeki what you are, konuşanın öğrenmek istediği bilgiyi belirten bir dolaylı soru yan cümlesidir. wonder sonrasında dolaylı soru, düz cümle söz dizimini kullanır: what + you + are. Doğrudan soru söz dizimi olan What are you?, I wonder sonrasında kullanılamaz.
Alıştırma
Verilen sözcükleri doğru dolaylı soru sırasına koyun: I wonder ____. (what / this button / does)
Cevabı göster
what this button does
Shush, you must be quiet so Daddy Zebra can sleep. Notlar
2:01Şşşt, sessiz olmalısınız ki Baba Zebra uyuyabilsin.
Shush: hemen sessiz olunmasını isteyen bir işaret
Shush, birinin gürültü yapmayı bırakmasını veya sesini alçaltmasını istemek için kullanılan bir ünlemdir. Bu cümlede, konuşan kişi neden sessiz olunması gerektiğini açıklamadan önce kısa bir emir görevi görür. Tek başına kullanılabilir veya daha uzun bir rica ya da açıklamanın başına gelebilir. Burada bir isim değil, karşıdaki kişiye yöneltilen etkileşimsel bir işarettir.
Alıştırma
Bu dersteki tek sözcüklük sessizlik işaretini kullanın: ____! The baby is asleep.
Cevabı göster
Shush
Amaç bildiren so + özne + can ...
Bu cümlede so Daddy Zebra can sleep, be quiet eyleminin amacını belirtir: sessiz olmak, Baba Zebra’nın uyuyabilmesini sağlamak içindir. Yeniden kullanılabilen yapı eylem + so + özne + can + fiilin yalın hâli şeklindedir. Buradaki so, so that veya in order that anlamına yakındır.
Alıştırma
Cümleyi amaç bildiren tek bir kelimeyle tamamlayın: Speak quietly ____ the baby can sleep.
Cevabı göster
so
Into your sleeping bags, please: eksiltili bir yönerge
Into your sleeping bags, please, fiili söylenmeyen kısaltılmış bir yönergedir. Anlaşılan fiil go veya get olabilir; bu nedenle tam anlamı Please go into your sleeping bags ya da Please get into your sleeping bags şeklindedir. Into dışarıdan içeriye doğru hareketi gösterir; dolayısıyla dinleyenlere uyku tulumlarının içine girmeleri söylenir. Durum açık olduğunda İngilizce bir yönergede fiil atılıp yalnızca yön bildiren bir ifade ve please kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi tam yönerge Into your sleeping bags, please ile aynı anlama gelir?
- Please stand beside your sleeping bags.
- Please fold your sleeping bags.
- Please get into your sleeping bags.
Cevabı göster
Please get into your sleeping bags.
What do we do now?: Grubun sonraki adımını sormak
What do we do now?, konuşan kişi ile dinleyenin birlikte yapacağı sonraki eylemi veya atacağı adımı sorar. Bir grup duraklayıp devam etmek zorunda kaldığında kullanışlıdır. İlk do, simple present yapısındaki soruyu kurmaya yardım eden yardımcı fiildir. İkinci do, henüz kararlaştırılmamış eylemin yerini tutar; now ise “etkinliğin bu noktasında” demektir.
Alıştırma
Bir grup bir görevi tamamladı ve birlikte atacakları sonraki adımı sormak istiyor. Hangi soru en uygundur?
- What did we do yesterday?
- What do we do now?
- What are you doing now?
Cevabı göster
What do we do now?
On sleepovers, there's always a midnight feast. Notlar
2:13Pijama partilerinde her zaman gece yarısı ziyafeti olur.
On sleepovers: on ile bir etkinlik ortamını belirtmek
On sleepovers, “pijama partilerine katılırken” anlamına gelir. On, bir şeyin gerçekleştiği olayın veya etkinliğin türünü belirtir; burada bir yüzeyin üzerindeki konumu anlatmaz. Sleepovers sözcüğünün çoğul olması ifadeyi genelleştirir: konuşan kişi yalnızca belirli bir pijama partisini değil, bu tür etkinliklerde genellikle ne olduğunu anlatır.
Alıştırma
Hangi cümlede bir gezi türünü genel bir alışkanlığın ortamı olarak tanıtmak için on doğal biçimde kullanılmıştır?
- On meetings, we turn off our phones.
- On concerts, we clap after each song.
- On school trips, we stay with the group.
Cevabı göster
On school trips, we stay with the group.
pijama partisindeki a midnight feast
Bir pijama partisinde a midnight feast, çocukların normalde yatakta olması gereken saatten sonra, gece çok geç vakitte eğlenerek atıştırmalık yemesidir. Yiyecekler gizlice yenebilir ve bu da etkinliği küçük bir macera gibi hissettirir. Buradaki feast, eğlenceli bir abartıdır. Resmî bir ziyafet ya da büyük bir öğün olmak zorunda değildir; birkaç bisküvi veya başka atıştırmalıklar da a midnight feast olarak adlandırılabilir.
Alıştırma
Çocukların pijama partisinde a midnight feast genellikle ne anlama gelir?
- Tam gece yarısında düzenlenen resmî bir ziyafet
- Gece geç saatte eğlenerek atıştırmalık yeme etkinliği
- Sıradan bir aile yemeği
Cevabı göster
Gece geç saatte eğlenerek atıştırmalık yeme etkinliği
eylemin yapılış biçimini anlatan in secret
in secret, “başkalarının bilmesine izin vermeden” anlamına gelen sabit bir edat öbeğidir. Bu cümlede yeme eyleminin nasıl gerçekleştiğini anlatır. Öbeğin tamamı zarf gibi çalışır ve eat fiilini niteler. Secret, in sözcüğünden sonra gelen bir isimdir; ancak in secret bir bütün olarak eylemin yapılış biçimini anlatır.
Alıştırma
Cümleyi “başka hiç kimsenin bilmesine izin vermeden” anlamına gelen sabit ifadeyle tamamlayın: They planned the surprise ____.
Cevabı göster
in secret
I know where there's food, but we must be very quiet. Dilbilgisi
2:26Nerede yiyecek olduğunu biliyorum ama çok sessiz olmalıyız.
where there's food: gömülü bir where yan cümlesinde sözcük dizimi
where there's food, know’dan sonra gelen gömülü bir where yan cümlesidir. Yan cümlenin tamamı yiyeceğin bulunduğu bir yeri belirtir; bu nedenle I know where there's food, konuşanın yiyecek bulunan bir yeri bildiği anlamına gelir. Bu where yan cümlesi bir bildirme cümlesinin içine gömülü olduğu için düz cümle dizilişini korur: where + there is/there's + isim. I know’dan sonra doğrudan soru dizilişi olan where is there... biçimini kullanmayın.
Alıştırma
Hangi cümle know’dan sonra gömülü bir where yan cümlesini doğru kullanıyor?
- I know where the first-aid kit is.
- I know where does the first-aid kit stay.
- I know where is the first-aid kit.
Cevabı göster
I know where the first-aid kit is.
has woken up: şu andaki sonucu anlatan present perfect
Has woken up, present perfect yapısındadır: has + geçmiş ortaç woken + up. Uyanma eylemini tamamlanmış olarak sunar ve şu andaki sonuca odaklanır: Mummy Zebra artık uyanıktır. Burada wake up nesne almaz ve uyumayı bırakıp uyanmak anlamına gelir. Birinin başka bir kişiyi uyandırdığını söylemek için o kişiyi nesne olarak ekleyin: wake someone up.
Alıştırma
has, geçmiş ortaç woken ve up ile cümleyi tamamlayın: Nora ____, so she can answer the door now.
Cevabı göster
has woken up
We're going to have the best midnight feast ever. Dilbilgisi
2:43Şimdiye kadarki en iyi gece yarısı ziyafetini yapacağız.
Üstünlük derecesini güçlendiren the best ... ever
the best + isim + ever kalıbında ever, karşılaştırmanın kapsamını konuşanın düşünebildiği tüm zamanlara veya deneyimlere genişletir. Burada the best midnight feast ever, başka hiçbir gece yarısı ziyafetinin bundan daha iyi olamayacağı anlamına gelir. Bu ifade çoğunlukla nesnel bir karşılaştırmanın sonucu değil, heyecanlı bir abartıdır. Aynı kalıp the worst idea ever gibi başka üstünlük ifadelerini de güçlendirebilir.
Alıştırma
“Gelmiş geçmiş en iyi oyun” anlamındaki yaygın kalıbı tamamlayın: This is the best game ____.
Cevabı göster
ever
Mevcut durumu sormak için What's going on?
What's going on?, “Neler oluyor?” anlamına gelen yaygın bir konuşma dili sorusudur. Özellikle bir şey sıra dışı, kafa karıştırıcı veya gürültülü göründüğünde mevcut durumun açıklanmasını istemek için kullanılır. Bu soruda go on, “olmak” anlamına gelir; “yürümeye devam etmek” veya “bir planı sürdürmek” anlamında değildir. Sorunun tonu şaşkınlık, endişe veya rahatsızlık gösterebilir.
Alıştırma
Birisi yan odadan bir çarpma sesi duyuyor. What's going on? ifadesine en uygun anlam hangisidir?
- Nereye gidiyorsun?
- Neler oluyor?
- Ne devam etmeli?
Cevabı göster
Neler oluyor?
You'll ... ile olası bir sonuç hakkında uyarıda bulunmak
Burada You'll wake Daddy Zebra. çocukların o anda çıkardığı gürültüyü olası bir sonuca bağlar: Zebra Baba'nın uykusu bölünecektir. Wake, etkilenen kişiyi doğrudan belirtir; çocukların sesi Daddy Zebra'yı uyandırabilir. Yapı geleceğe dair bir tahmin gibi görünse de konuşan kişi istenmeyen bir sonucu söyleyerek çocukları uyarır ve dolaylı biçimde daha sessiz olmalarını ister. İngilizcede You'll + istenmeyen sonuç bu işlevle sık kullanılır.
Alıştırma
Durumu değerlendirin: Bir çocuk uyuyan bir bebeğin yanında bağırıyor. Bir yetişkin “You'll wake the baby.” diyor. Bu cümle yalnızca tarafsız bir tahmin olarak değil, uyarı olarak mı kullanılıyor?
- Evet, olası sonuç hakkında uyarıda bulunuyor.
- Hayır, yalnızca gelecekle ilgili tarafsız bilgi veriyor.
Cevabı göster
Evet, olası sonuç hakkında uyarıda bulunuyor.
Now, who knows a nice gentle bedtime story? Kültür
2:53Peki, kim güzel ve nazik bir uyku masalı biliyor?
bedtime story: uyumadan önce anlatılan hikâye
Bedtime story, çocuğa yatma vakti civarında, genellikle uyumadan hemen önce anlatılan veya okunan bir hikâyedir. Bedtime, olağan yatağa gitme zamanını ifade eder; bu nedenle bedtime story bir yatak hakkında anlatılan hikâye değildir. Uyku öncesi hikâyeleri çocukların yatma rutininin yaygın bir parçasıdır. Sakin bir hikâye çocukların rahatlamasına yardımcı olabilir; konuşan kişinin burada nice gentle bedtime story istemesinin nedeni budur.
Alıştırma
Cümlede bedtime story ne anlama geliyor?
- Mutlaka sabah anlatılması gereken bir hikâye.
- Bir çocuk uyumadan önce anlatılan veya okunan hikâye.
- Yatakların nasıl yapıldığıyla ilgili bir hikâye.
Cevabı göster
Bir çocuk uyumadan önce anlatılan veya okunan hikâye.
I'll start: ilk sırayı gönüllü olarak almak
Sırayla yapılan bir etkinlikte I'll start. “Ben başlayayım” veya “İlk ben yapayım” anlamına gelir. Konuşan kişi gönüllü olarak ilk sırayı alır. Hangi etkinliğin başlayacağı söylenmez, çünkü herkes bunu zaten bilir. Burada I'll içindeki will, yalnızca gelecekle ilgili bir tahmin değil, konuşma anında alınan bir kararı ve sorumluluğu üstlenmeyi ifade eder.
Alıştırma
Sırayla yapılan bir etkinlikte I'll start. ne anlatır?
- Etkinlik çoktan sona erdi.
- İlk sırayı almak için gönüllü oluyorum.
- Diğer herkesin durmasını istiyorum.
Cevabı göster
İlk sırayı almak için gönüllü oluyorum.
Once upon a time, there was a little fairy. Notlar
3:00Bir varmış bir yokmuş, küçük bir peri varmış.
Once upon a time: geleneksel hikâye başlangıcı
Once upon a time, masal veya hayalî bir hikâye başlatan geleneksel bir kalıptır. Yaklaşık olarak “uzun zaman önce” anlamına gelir, ancak gerçek veya kesin bir zamanı belirtmez. Bir başlangıç işareti olarak hikâyedeki bilgileri düzenler: Dinleyenler sonraki sözlerin bir karakteri, yeri veya olayı tanıtmasını bekler. Bu cümlede there was a little fairy bir karakteri tanıtarak tam olarak bunu yapar.
Alıştırma
Geleneksel masal başlangıcını tamamlayın: ____, there lived a tiny dragon.
Cevabı göster
Once upon a time
there was a little fairy: öyküye yeni bir karakter katmak
Bu cümlede there was, öyküde ilk kez var olan birini, yani a little fairy ifadesindeki küçük periyi tanıtır. Geçmiş zaman biçimi was, Once upon a time öykü başlangıcına uygundur. Buradaki there bir yeri göstermez. there was + tekil isim öbeği varlık yapısını başlatır; yeni bilgi, ardından gelen isim öbeğindedir.
Alıştırma
Geçmiş zaman varlık yapısını kullanarak yeni bir karakter tanıtın: Once upon a time, ____ a little robot.
Cevabı göster
there was
your turn: sırayı karşıdaki kişiye vermek
Your turn, şimdi hareket etme veya konuşma fırsatının karşıdaki kişide olduğu anlamına gelir. Burada öyküyü sürdürme görevi Peppa'ya verilir. Turn, sıralı bir etkinlikte bir kişiye düşen fırsatı ifade eder; yön değiştirme anlamına gelmez. Günlük konuşmada Your turn. veya Now your turn, Peppa., tam cümle olan It's your turn. yerine kullanılabilir.
Alıştırma
Sıradaki hamlenin karşıdaki kişiye ait olduğunu belirten iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: I've finished my move. Alex, it's ____.
Cevabı göster
your turn
what happens next: hikâyeyi ilerletmek
what happens next, bir hikâyede veya olay dizisinde sırada gelen olayı ifade eder. Tam cümlede bu yan cümle, grubun öğrenmek istediği eksik bilgiyi, yani hikâyenin sonraki bölümünü belirtir. Dikkati daha önce anlatılan olaylardan sonraki olaylara taşır. Buradaki next zaman sırasını gösterir; sıradaki nesneyi ifade etmez.
Alıştırma
Bir hikâyedeki sonraki olayı soran ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: Tell me what ____.
Cevabı göster
happens next
I'm not really sure: belirsizliği yumuşak biçimde ifade etmek
I'm not really sure, konuşanın tam olarak emin olmadığını gösterir. Konuşanın bir fikri olabilir, ancak kesin bir cevap verecek kadar güveni yoktur. Bu yapıda really, not really sure olumsuz grubunun parçasıdır; bu nedenle vurgu eklemek yerine eminlik derecesini azaltır. Bu ifade cevabı daha yumuşak hâle de getirir. Belirsizliği, doğrudan söylenen I don't know kadar keskin duyulmadan aktarır.
Alıştırma
Olası bir cevabınız var ancak belirsizliğinizi yumuşak biçimde göstermek istiyorsunuz. Hangi cevap en uygundur?
- I'm not really sure, but I think the meeting starts at ten.
- I don't know anything about the meeting.
- The meeting definitely starts at ten.
Cevabı göster
I'm not really sure, but I think the meeting starts at ten.
Just say anything Emily, as long as it's not boring. Notlar
3:21Herhangi bir şey söyle Emily, yeter ki sıkıcı olmasın.
Just say anything: just ile konuşma baskısını azaltmak
Just say anything ifadesindeki just, burada “öylece” ya da “çekinmeden” anlamına gelir; “az önce” demek değildir. Beklentiyi düşürür, anything ise belirli bir cevap istemek yerine söylenecek içeriği açık bırakır. Bu ifade, kişiyi kusursuz bir cevap bulmaya çalışmadan konuşmaya başlamaya teşvik eder. Tonlamaya bağlı olarak hafif bir cevap verme baskısı da yaratabilir.
Alıştırma
“Just say anything” ifadesinde just ne işe yarar?
- Baskıyı azaltır ve kişiden konuşmaya başlamasını ister.
- Kişiyi tek bir sözcük söylemekle sınırlar.
- Kişinin az önce konuştuğunu belirtir.
Cevabı göster
Baskıyı azaltır ve kişiden konuşmaya başlamasını ister.
as long as it's not boring: as long as ile koşul koymak
Burada as long as, “şu koşulla” ya da “yeter ki” anlamına gelir. İlk bölümdeki izne bağlı olan şartı belirtir: sıkıcı olmadığı sürece her şey kabul edilir. Ana ifade + as long as + koşul kalıbı, bir şart yerine getirildiğinde bir şeyin yapılmasına izin verildiğini veya mümkün olduğunu anlatır. Bu kullanımda long, zamanın ya da fiziksel uzunluğun miktarıyla ilgili değildir.
Alıştırma
as ile başlayan üç sözcüklü koşul bağlacını kullanın: You can borrow my bike ____ you wear a helmet.
Cevabı göster
as long as
The little fairy met a big monster who went... Kelime
3:28Küçük peri, şöyle ses çıkaran büyük bir canavarla karşılaşmış...
went... ile bir sesi veya doğrudan sözleri aktarmak
Burada went, “bir yerden başka bir yere gitti” anlamına gelmez. Samimi bir şekilde hikâye anlatırken go bir sesi veya birinin söylediği sözleri doğrudan aktarabilir. Hikâye geçmiş zamanda olduğu için go, went olur. went sonrasındaki duraklama, anlatıcının birazdan canavarın sesini taklit edeceğini gösterir. Şu kalıbı hatırlayın: kişi veya nesne + went + ses ya da doğrudan sözler.
Alıştırma
“The toy robot went beep-beep,” cümlesinde went ne yapıyor?
- Robotun çıkardığı sesi aktarıyor.
- Robotun yürüyerek uzaklaştığını söylüyor.
- Robotun çalışmayı bıraktığını söylüyor.
Cevabı göster
Robotun çıkardığı sesi aktarıyor.
What's all this noise? ile rahatsızlık belirten soru
What's all this noise? gürültünün ne olduğunu sorar, ancak genellikle yalnızca bilgi istemez. all this, gürültüyü aşırı ve istenmeyen bir şey gibi gösterir; bu yüzden konuşan kişi rahatsız olmuş ya da gürültüyü durdurmaya hazırmış gibi duyulur. Burada soru aynı zamanda bir şikâyettir: “Neden bu kadar gürültü var?” Ses tonu, suçlayıcı havayı hafifletebilir veya güçlendirebilir.
Alıştırma
Bir komşu uyumaya çalışıyor ve yan dairedeki yüksek sesten şikâyet etmek istiyor. Hangi cümle bu niyete en uygundur?
- Can you hear the music?
- What's all this noise?
- What's that sound?
Cevabı göster
What's all this noise?
There was a story about a fairy and a scary monster and we want to know what happens next. Dilbilgisi
3:45Bir peri ve korkunç bir canavar hakkında bir hikaye vardı ve sonra ne olduğunu bilmek istiyoruz.
want to know what happens next: dolaylı soruda sözcük dizilişi
Want to know ifadesinden sonra, birinin öğrenmek istediği bilgiyi belirten bir wh yan cümleciği gelebilir. Burada what happens next, know fiilinin içeriğidir: Konuşanlar sıradaki olayı öğrenmek ister. Bu wh cümleciği daha büyük bir bildirme cümlesinin içine gömüldüğü için soru yapısındaki do veya does eklenmez. What, happens fiilinin öznesidir; bu nedenle doğru biçim what happens next olur, what does happen next değil.
Alıştırma
Where is my hat? sorusunu I want to know ifadesinden sonra doğru biçimde kullanan cümle hangisidir?
- I want to know where is my hat.
- I want to know where my hat is.
Cevabı göster
I want to know where my hat is.
lifted up: yukarı doğru hareketi açıkça belirtmek
Lifted up, lift up fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Burada canavarın pençelerini daha yüksek bir konuma kaldırdığı anlamına gelir. Up, yukarı yönü özellikle belirginleştirir. Lift tek başına da kaldırmak anlamına gelebilir, ancak lift up yukarı doğru hareketi daha canlı biçimde gösterir.
Alıştırma
Cümleyi lift up fiilinin geçmiş zamanıyla tamamlayın: To look underneath the box, Mia ____ it ____.
Cevabı göster
lifted · up
and walked along on his big hairy feet. Kalıp ifadeler
4:01ve koca tüylü ayakları üzerinde yürümüş.
walked along: yürüyerek ilerlemeye devam etmek
Walked along, walk along ifadesinin geçmiş zaman biçimidir. Burada karakterin yürüyerek ileri doğru devam ettiğini anlatır. Belirli bir yol ya da patikadan söz edilmese de along, sahne boyunca ilerleme hissi katar. Bir güzergâh belirtilirse walk along + güzergâh yapısı, o güzergâhı takip ederek yürümek anlamına gelir; örneğin walk along the river.
Alıştırma
Cümleyi walk along ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Yesterday, we ____ the river path.
Cevabı göster
walked along
Mr. Zebra's song has sent everyone to sleep. Kalıp ifadeler
4:19Bay Zebra'nın şarkısı herkesi uyuttu.
sent everyone to sleep: herkesin uykuya dalmasına neden olmak
Sent everyone to sleep, send + kişi + to sleep kalıbını kullanır. Burada send, bir şeyi göndermek veya birini bir yere götürmek anlamına gelmez; birinin uykuya dalmasına neden olmak anlamına gelir. Has sent biçimindeki present perfect, şarkıyı şu anla ilgili bir sonucun nedeni olarak sunar: herkes uykuya dalmıştır.
Alıştırma
Cümleyi send someone to sleep ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The soft music ____ the baby ____.
Cevabı göster
sent · to sleep