En İyi 10 Gerçek - Anime: İngilizce çalışma notları

LEMMiNO

Öğrenme zorluğu
795 kelime 152 kel/dk

Video özeti: Video manga ile animeyi ayırıyor; görsel etkileri, izleyici gruplarını ve medya terimlerini ele alıp sözcük kökenini modern sınıflandırmayla karşılaştırıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. the difference between — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: karıştırılan iki şeyi adlandırmak ve anlam, rol ya da özellik farklarını açıklamak için bu yapıyı kullanın. 2. target audience — Sözcük anlamı ve dil düzeyi: bir eserin yönelik olduğu grubu anlatan medya terimini anlayın; yaş, içerik ve hedeflenen kişileri tartışın. 3. It's okay if you don't want to — Konuşma edimbilimi ve tutum: birinin katılmamasına baskı kurmadan izin veren ve seçimine saygı gösteren ifadeyi tanıyın.

Bu derste

Something people often confuse is the difference between the words manga and anime. Kalıp ifadeler

0:19

İnsanların sıklıkla karıştırdığı şey, manga ve anime kelimeleri arasındaki farktır.

Kalıp ifadeler

the difference between A and B: A ile B arasındaki fark

The difference between A and B, iki şeyin hangi yönden aynı olmadığını anlatmak için kullanılan kalıplaşmış bir isim yapısıdır. Bu cümlede A ve B, manga ve anime kelimeleridir. between'den sonra ilk ögeyi söyleyin, and kullanın ve ardından ikinci ögeyi söyleyin: the difference between A and B. İfadenin tamamı explain, know veya understand gibi fiillerden sonra gelebilir.

Alıştırma

Soruyu hedef isim öbeğiyle tamamlayın: Can you explain ____ a tablet and a laptop?

Cevabı göster

the difference between

And I don't blame you if you do, Ton ve niyet

0:24

Karıştırırsanız da sizi suçlayamam,

Ton ve niyet

Anlayış bildiren I don't blame you

I don't blame you, anlayış göstermenin yaygın bir yoludur. Burada konuşan kişi “Bunları neden karıştırabileceğini anlıyorum” demektedir; suç konusunda resmî bir karar vermemektedir. Bu yapıdan sonra anlaşılabilir davranışı belirtmek için for + isim veya -ing biçimi gelebilir: I don't blame you for asking. Bir hata, seçim veya tepkiden sonra karşı tarafı rahatlatmak için sıkça kullanılır.

Alıştırma

“I don't blame you for leaving early; the storm was getting worse,” cümlesinde “I don't blame you” ne anlama gelir?

  1. Neden erken ayrıldığını anlıyorum.
  2. Ayrıldığın için özür dilemelisin.
  3. Fırtınaya senin neden olduğunu düşünüyorum.
Cevabı göster

Neden erken ayrıldığını anlıyorum.

because in Japan manga can refer to both animation and comics. Kalıp ifadeler

0:26

çünkü Japonya'da manga hem animasyon hem de çizgi roman anlamına gelebilir.

Kalıp ifadeler

“ifade etmek” anlamında refer to

Bu cümlede refer to, “ifade etmek” veya “bir şeyi adlandırmak için kullanılmak” anlamındadır. Özne manga sözcüğüdür; animation ve comics ise bu sözcüğün adlandırabildiği iki şey türüdür. Bir terimin, etiketin, zamirin veya simgenin kapsamını açıklarken X can refer to A and B kalıbını kullanabilirsin. Çevresindeki dil bilgisi, refer to ifadesinin amaçlanan anlamını seçmene yardımcı olur.

Alıştırma

Hangi cümlede refer to, “ifade etmek veya adlandırmak” anlamında kullanılmıştır?

  1. Please refer to the map before you leave.
  2. The review refers to several earlier films.
  3. In this glossary, the word bank can refer to a financial institution or the side of a river.
Cevabı göster

In this glossary, the word bank can refer to a financial institution or the side of a river.

However, outside of Japan manga strictly means Japanese comics. Kelime

0:30

Ancak Japonya dışında manga kesinlikle Japon çizgi romanı demektir.

Kelime

kapsam belirteci olarak outside of Japan

Burada outside of Japan, “Japonya dışındaki yerlerde ve dil topluluklarında” anlamına gelir. manga sözcüğünün anlamıyla ilgili ifadenin kapsamını sınırlar: daha dar anlam her yerde değil, Japonya dışındaki bağlamlar için açıklanır. Cümle başında outside of + place bir kapsam belirteci olarak kullanılabilir. Yalnızca bir nesnenin fiziksel konumunu değil, ifadenin nerede geçerli olduğunu gösterir.

Alıştırma

Bu cümlenin başındaki ifade ne anlama gelir? Outside of Brazil, the name is less common.

  1. Bu ad, Brezilya dışındaki yerlerde ve topluluklarda daha az yaygındır.
  2. Brezilya'daki insanlar bir binanın dışında bekliyor.
  3. Bu ad yalnızca Brezilya sınırının hemen ötesindeki bölgede daha az yaygındır.
Cevabı göster

Bu ad, Brezilya dışındaki yerlerde ve topluluklarda daha az yaygındır.

Anime, on the other hand, is simply the Japanese word for animation. Anlatım akışı

0:35

Anime ise öte yandan, basitçe animasyon kelimesinin Japoncasıdır.

Anlatım akışı

on the other hand: karşıtlığın diğer tarafını sunmak

On the other hand, daha önce belirtilmiş bir noktayla karşıtlık oluşturan bilgiyi sunar. Burada dinleyicinin iki terimi karşılaştırabilmesi için konunun manga’dan anime’ye geçtiğini gösterir. Bu ifade, bir karşılaştırmanın iki tarafını düzenler; gerçek anlamda bir “el”den söz etmez. İlk taraf belirtildikten sonra, çoğunlukla diğer tarafı sunan cümlenin başında kullanılabilir.

Alıştırma

Bu ifadeden sonra karşıtlık oluşturan ikinci bir noktayı en iyi hangi cümle ekler? This laptop is light and easy to carry.

  1. On the other hand, it has a very small screen.
  2. For example, it has a very small screen.
  3. As a result, it has a very small screen.
Cevabı göster

On the other hand, it has a very small screen.

And before the word anime came about around the 1980s, Öbek fiiller

0:39

Ve 1980'lerde anime kelimesi ortaya çıkmadan önce,

people used the word Japanimation to specifically describe Japanese animation.

0:43

insanlar Japon animasyonunu özellikle tanımlamak için Japanimation kelimesini kullanırlardı.

Öbek fiiller

came about: var olmaya başladı veya gerçekleşti

Came about içindeki come about öbek fiili; gerçekleşmek, gelişmek veya var olmaya başlamak anlamına gelir. Bu cümlede came geçmiş zamanı gösterir ve anime sözcüğünün 1980’ler civarında ortaya çıkıp kullanılmaya başladığını anlatır. Burada come ve about birlikte geçişsiz bir fiil oluşturur. About, “yakında” anlamına gelmez ve ifade fiziksel bir hareketi anlatmaz.

Alıştırma

Hangi seçenek cümleyi “var olmaya başladı” anlamıyla tamamlar? The custom ______ after families started meeting every week.

  1. came about
  2. brought about
  3. came across
Cevabı göster

came about

But to make it simple, Anlatım akışı

0:49

Ama basitleştirmek gerekirse,

anime means animation and manga means comics.

0:50

anime animasyon demektir, manga ise çizgi roman demektir.

Anlatım akışı

Basitleştirilmiş bir özetten önce to make it simple

To make it simple, bilinçli olarak basitleştirilmiş bir özeti başlatır. Dinleyiciye “Tüm ayrıntılara girmeden ana fikir şudur” mesajını verir. Açıklamayı ince ayrıntılardan net bir sonuca taşır. Önceki ayrıntılar önemini korur; ifade yalnızca sıradaki anlatımın daha kolay ve genel olacağını belirtir.

Alıştırma

Basitleştirilmiş bir özetin geleceğini belirten ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____, the two plans mainly differ in price.

Cevabı göster

To make it simple

One thing that makes manga and anime so iconic and recognizable Dilbilgisi

0:56

Manga ve animeyi bu kadar ikonik ve tanınabilir yapan bir şey

is often the large and exaggerated eyes.

1:00

genellikle büyük ve abartılı gözlerdir.

Dilbilgisi

One thing that makes X ... is Y kalıbı

Cümle One thing that makes X + adjective is Y kalıbını kullanır. Ana cümle One thing ... is Y biçimindedir: Y bir özelliği ya da nedeni belirtirken that makes X + adjective bunun X üzerindeki etkisini açıklar. Burada X, manga and anime; sıfatlar iconic and recognizable; Y ise the large and exaggerated eyes ifadesidir. Uzun that yan cümlesini öznenin bir parçası olarak bir arada tutun. Bu öznenin temel sözcüğü One thing ifadesidir; manga and anime, that yan cümlesinde makes fiilinin nesnesidir, is fiilinin öznesi değildir.

Alıştırma

Cümleyi One thing that makes X ... is Y kalıbıyla tamamlayın: ____ our app easy to use ____ its clear menu.

Cevabı göster

One thing that makes · is

You thought I would say boobs, didn't you? Dilbilgisi

1:04

Memeler diyeceğimi düşündünüz, değil mi?

Dilbilgisi

Olumsuz eklenti soru “didn't you?”

“You thought ..., didn't you?” cümlesinde “didn't you?”, olumlu ana cümle “You thought ...” sonuna eklenen olumsuz bir eklenti sorudur. Yardımcı fiil did, geçmiş zamandaki thought fiiliyle; you ise özneyle eşleşir. Konuşan kişi bağımsız bir evet-hayır sorusu daha sormaz. Bu eklenti soru onay ister ve burada dinleyicinin de muhtemelen aynı beklentiye sahip olduğunu şakacı bir biçimde ima eder.

Alıştırma

Cümleyi doğru eklenti soruyla tamamlayın: “You expected that ending, ____?”

Cevabı göster

didn't you

Well, we'll get to that in a moment. Anlatım akışı

1:06

Şey, ona da birazdan geleceğiz.

Anlatım akışı

Bir konuyu ertelemek için “we'll get to that in a moment”

“We'll get to that in a moment”, bilgilerin sırasını düzenleyen bir söylem yönlendirmesidir. Get to that bir yere fiziksel olarak gitmek değil, “az önce belirtilen konuyu ele almak veya tartışmak”; in a moment ise “kısa bir bekleyişten sonra” demektir. Konuşan kişi konuyu kısa süreliğine ertelerken yakında ona döneceğine söz verir. We, konuşan kişiyle dinleyicileri açıklamada birlikte ilerliyormuş gibi sunar; bu da ertelemenin ilgisiz değil, ilgili bir yanıt gibi duyulmasına yardımcı olur.

Alıştırma

Bir sunum yapan kişi bir soruyu kısa süreliğine erteleyip yakında ele alacağına söz vermek istiyor. Hangi cümle bunu açıkça ifade eder?

  1. We'll talk about that for a moment.
  2. We'll get to that in a moment.
  3. We're talking about that at the moment.
Cevabı göster

We'll get to that in a moment.

But the large eyes on many manga and anime characters can actually be credited to one man. Kalıp ifadeler

1:07

Ancak çoğu manga ve anime karakterindeki büyük gözler aslında tek bir adama borçludur.

Kalıp ifadeler

can actually be credited to: bir sonucun kaynağını belirtmek

Burada can actually be credited to, bir sonucun “aslında bir kişiye veya nedene atfedilebileceği” anlamına gelir. Açıklanan sonuç veya özellik ifadeden önce, takdir edilen kaynak ise to sözcüğünden sonra gelir. Buradaki credit, para veya kredi puanı değil; bir şeyi bir kaynağa ya da kişinin katkısına bağlama anlamındadır. Edilgen yapı be credited to, bir şeyi kimin ya da neyin etkilediğini, yarattığını veya ortaya çıkardığını açıklamak için kullanışlıdır. Actually, kaynağın beklenmedik olabileceğini vurgular.

Alıştırma

Bir sonucun kaynağını belirtmek için can be credited to ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The new recycling plan can be credited to the sharp drop in waste.
  2. The sharp drop in waste can be credited to the new recycling plan.
  3. The sharp drop in waste can credit to the new recycling plan.
Cevabı göster

The sharp drop in waste can be credited to the new recycling plan.

His name is Osamu Tezuka,

1:12

Adı Osamu Tezuka'dır,

and he's often considered the godfather of anime, Deyimler

1:14

ve genellikle animenin vaftiz babası olarak kabul edilir,

as he was basically the Japanese version of Walt Disney. Kalıp ifadeler

1:17

çünkü o temelde Walt Disney'in Japon versiyonuydu.

Deyimler

the godfather of anime: etkili bir öncü için mecazi unvan

the godfather of anime ifadesindeki godfather, bir alanda büyük bir öncü, akıl hocası veya o alanı şekillendiren bir etki olarak görülen erkek için kullanılan mecazi bir unvandır. Tezuka'nın anime üzerindeki temel etkisini över; dinî veya ailevi bir ilişkiyi anlatmaz. Bu tür unvanlar kişinin ününü özetler, ancak bütün alanı gerçekten tek bir kişinin kurduğunu kanıtlamaz. the godfather of + alan veya tür kalıbı biyografilerde ve medyadaki kişi tanıtımlarında sık görülür.

Alıştırma

Bir medya profilinde the godfather of a field genellikle ne anlama gelir?

  1. O alanda çok etkili bir erkek öncü veya kıdemli kişi
  2. O alanda çalışan herkesin gerçek vaftiz babası
  3. Bütün alanı resmî olarak kuran tek kişi
Cevabı göster

O alanda çok etkili bir erkek öncü veya kıdemli kişi

Kalıp ifadeler

Walt Disney'nin Japonya'daki karşılığı

the X version of Y kalıbı, bilinen bir kişi ya da şeyi, yani Y'yi, başka bir yer, grup, alan veya bağlamdaki X'i açıklamak için kullanır. Burada bilinen gönderme noktası Walt Disney'dir; Japanese ise diğer kültürel bağlamı belirtir. Version of; rol, konum, işlev veya etki bakımından benzerlik kurar. Kişinin Walt Disney'nin kopyası ya da onunla tamamen aynı olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

“Lena is our town's version of a famous TV chef,” cümlesinde version of ne anlama gelir?

  1. Şefin birebir kopyasıdır.
  2. Şefin televizyon programının yasal sahibidir.
  3. Kasabasında şefinkine benzer bir rolü veya konumu vardır.
Cevabı göster

Kasabasında şefinkine benzer bir rolü veya konumu vardır.

And that is actually what inspired Tezuka.

1:21

Ve aslında Tezuka'ya ilham veren şey de budur.

He was inspired by Disney cartoons, Kalıp ifadeler

1:23

Disney çizgi filmlerinden ilham almıştır,

where many of the characters such as Mickey Mouse and Bambi featured large eyes.

1:25

Mickey Mouse ve Bambi gibi birçok karakterin büyük gözleri olduğu çizgi filmlerden.

Kalıp ifadeler

was inspired by: ...den ilham aldı

Be inspired by, bir kişiye fikir veren ya da yaratıcı bir seçimini etkileyen kaynağı belirtir. Edilgen yapı şöyledir: etkilenen + be + inspired by + kaynak. Burada sanatsal etkinin kaynağı Disney cartoons ifadesidir. Bu nedenle inspired yalnızca duygusal olarak cesaretlendirilmek değil, yaratıcı açıdan etkilenmek anlamına gelir.

Alıştırma

“Yaratıcı açıdan ...den etkilendi” anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The game's visual style ____ traditional paper art.

Cevabı göster

was inspired by

Another iconic design for manga and anime characters is the hair and usually extreme hair colors.

1:33

Manga ve anime karakterleri için bir başka ikonik tasarım, saçlar ve genellikle aşırı saç renkleridir.

However, the colors aren't just selected randomly. Anlatım akışı

1:39

Ancak renkler öylece rastgele seçilmez.

In many cases, they express significant elements of that character's personality.

1:42

Çoğu durumda, karakterin kişiliğinin önemli unsurlarını ifade ederler.

Anlatım akışı

aren't just: sınırlı bir açıklamayı reddetmek

aren't just selected randomly ifadesinde just, “yalnızca” veya “sadece” anlamına gelir. Bu ifade, rastgele seçimin açıklamanın tamamı olmadığını söyler. Bu yapı önce basit bir görüş sunar, ardından bunun eksik olduğunu göstererek sonraki cümlede daha önemli bilgiler eklemeye zemin hazırlar. Yaygın kalıp X isn't/aren't just A; it is/they are also B şeklindedir.

Alıştırma

Hangi cümle, sınırlı bir açıklamayı reddedip daha derin bir nokta eklemek için isn't just kullanıyor?

  1. The library opened just ten minutes ago.
  2. The library isn't just a place for books; it also offers free classes.
  3. The library just isn't open on Sundays.
Cevabı göster

The library isn't just a place for books; it also offers free classes.

This is based on the color symbolism in Japan. Kalıp ifadeler

1:46

Bu, Japonya'daki renk sembolizmine dayanmaktadır.

Kalıp ifadeler

is based on: temeli veya kaynağı belirtmek

Be based on, “bir şeyi temel, kaynak veya yol gösteren fikir olarak kullanmak” anlamına gelir. Bu cümlede This, karakterlerin renkleri ile kişilikleri arasındaki bağlantıyı ifade eder; Japonya'daki renk sembolizmi de bu bağlantının çerçevesini oluşturur. Kalıp subject + be + based on + basis şeklindedir. be biçimi özneye ve zamana göre is based on, was based on ve are based on olarak değişir.

Alıştırma

Cümleyi bu nottaki hedef ifadeyle tamamlayın: Our science poster is ____ facts from the museum.

Cevabı göster

based on

For example, black can mean mystery or evil.

1:49

Örneğin siyah, gizem veya kötülük anlamına gelebilir.

Red means joy, love, or aggression.

1:53

Kırmızı, neşe, aşk veya saldırganlık anlamına gelir.

Gray can mean intelligence or boredom.

1:56

Gri, zeka veya can sıkıntısı anlamına gelebilir.

Every color has its own set of meanings. Kalıp ifadeler

1:59

Her rengin kendi anlamlar dizisi vardır.

Kalıp ifadeler

“its own set of”: her biri için ayrı bir grup

“Its own set of”, belirli bir nesneye veya kategoriye özgü, birbiriyle ilişkili şeylerden oluşan bir grubu anlatır. Bu cümlede her rengin birden fazla anlamı olabilir ve bu anlamlar diğer renklerin anlamlarından farklı olabilir. Yapı, iyelik belirleyicisi + own + set of + çoğul isim şeklindedir. “Own” ayrı ve özel bir ilişkiyi vurgularken “set of” tek bir öğeyi değil, bir grubu anlatır.

Alıştırma

Öğrendiğiniz hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın. Her cihazın kendine ait ayrı bir grubu olduğu anlamına gelmelidir: Each device has ____ safety features.

Cevabı göster

its own set of

However, not every anime and manga use it. Dilbilgisi

2:01

Ancak, her anime ve manga bunu kullanmaz.

Dilbilgisi

“not every”: hepsi değil, ama bazıları olabilir

“Not every”, bir grubun en az bir üyesinin ifadeye uymadığını, bazı diğer üyelerin ise uyabileceğini söyler. Bu cümlede bazı anime ve manga eserleri renk simgeciliği sistemini kullanabilir, bazıları ise kullanmaz. Bu, kısmi olumsuzluktur ve none ile aynı değildir. Herkes ya da her şey için geçerli olan bir iddiayı reddeder, ancak sayının sıfır olduğunu söylemez.

Alıştırma

“Not every seat has a clear view of the stage” ne anlama gelir?

  1. Bazı koltuklardan sahne net görünebilir, ancak en az birinden net görünmez.
  2. Hiçbir koltuktan sahne net görünmez.
  3. Bütün koltuklardan sahne net görünür.
Cevabı göster

Bazı koltuklardan sahne net görünebilir, ancak en az birinden net görünmez.

In Japan, around 200 new anime appears on television every year,

2:06

Japonya'da, her yıl televizyonda yaklaşık 200 yeni anime yayınlanıyor,

and more paper is used for printing manga than for making toilet paper.

2:11

ve manga basmak için tuvalet kağıdı yapmaktan daha fazla kağıt kullanılıyor.

Anime is such a huge phenomenon in Japan Dilbilgisi

2:16

Anime Japonya'da o kadar devasa bir fenomendir ki,

that Japanese animation accounts for over 60% of the whole world's animation-based entertainment.

2:18

Japon animasyonu tüm dünyanın animasyon tabanlı eğlencesinin %60'ından fazlasını oluşturmaktadır.

Dilbilgisi

such a huge phenomenon ... that: o kadar büyük bir olgu ki...

such + a/an + sıfat + tekil sayılabilen isim + that yan cümlesi kalıbı, derecenin çok yüksek olduğunu vurgular. Burada such a huge phenomenon, animenin Japonya'daki büyük ölçeğini ve etkisini anlatır; that ise bu ölçeği gösteren gerçeği başlatır. that yan cümlesi güçlü betimlemenin sonucunu gösterebilir veya bu cümlede olduğu gibi betimlemeyi destekleyen kanıt sunabilir. Temel nokta, such sözcüğünün yalnızca sıfatı değil, isim grubunun tamamını nitelemesidir.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için such, a, huge ve success sözcüklerini doğru sıraya koyun: The new game was ____ that every store sold out on the first day.

Cevabı göster

such a huge success

The highest grossing anime film of all time is Spirited Away by Studio Ghibli, Kalıp ifadeler

2:27

Tüm zamanların en çok hasılat yapan anime filmi, Studio Ghibli'nin Ruhların Kaçışı'dır,

which has grossed over $270 million. Kelime

2:32

ki 270 milyon dolardan fazla hasılat yapmıştır.

Kalıp ifadeler

highest grossing anime film of all time: tüm zamanların en yüksek hasılat yapan anime filmi

highest grossing anime film ifadesinde grossing, bilet satışlarından gelir elde etmek anlamına gelir. Bu nedenle ifade, toplam gişe geliri en yüksek anime filmini belirtir. Highest birinci sırayı gösterir; of all time ise karşılaştırmayı günümüze kadarki tüm tarihe yayar. Bu, ticari bir sıralamadır; sanatsal kalite hakkında bir değerlendirme veya mümkün olan her anlamda en popüler olduğu iddiası değildir.

Alıştırma

Hangi cümle yalnızca bir filmin tarihsel karşılaştırmadaki diğer tüm filmlerden daha fazla gişe geliri elde ettiğini söyler?

  1. It is the most watched film of all time.
  2. It is the most profitable film of all time.
  3. It is the highest-grossing film of all time.
Cevabı göster

It is the highest-grossing film of all time.

Kelime

has grossed over: belirli bir tutarı aşan toplam hasılat

Gişe ve iş dünyası haberlerinde gross fiili “toplam brüt gelir elde etmek” anlamına gelir. Buradaki has grossed, filmin gelirlerinin söz edilen zamana kadar biriktiğini belirtir. Filmin “iğrenç” olduğu anlamına gelmez ve bu rakam geliri gösterir; mutlaka kârı göstermez. Over, “-den fazla” anlamına gelir. Bu nedenle has grossed over $270 million, toplam gelirin bu miktardan fazla olduğunu belirtir. Kalıp have/has grossed over + miktar şeklindedir.

Alıştırma

Birikmiş gelirin gösterilen miktardan fazla olduğunu belirten üç kelimelik tam ifadeyle gişe haberini tamamlayın: Since its release, the film ____ fifty million dollars.

Cevabı göster

has grossed over

At second place comes another Studio Ghibli film, Howl's Moving Castle, Dilbilgisi

2:36

İkinci sırada ise 230 milyon doların üzerinde hasılatla

at over $230 million.

2:41

başka bir Studio Ghibli filmi olan Howl'un Yürüyen Şatosu geliyor.

Dilbilgisi

At second place comes: sıralama açıklamalarında devrik yapı

Cümle, At second place sıralama ifadesiyle başlar ve ardından fiil-özne devrikliği kullanır: comes, uzun özne another Studio Ghibli film, Howl's Moving Castle ifadesinden önce gelir. Temel kalıp sıralama ifadesi + come(s) + özne şeklindedir. Bu liste açıklama kalıbında comes, fiziksel hareketi değil, “sırada görünmeyi veya o konumda yer almayı” anlatır. Tekil özneyle comes, çoğul özneyle come kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümle, öne alınmış bir sıralama ifadesinin ardından fiil-özne devrikliğini doğru biçimde kullanır?

  1. In second place comes the blue team.
  2. The blue team is in second place.
  3. In second place the blue team comes.
Cevabı göster

In second place comes the blue team.

The longest running anime series,

2:45

En uzun soluklu anime serisi,

as well as the longest running animated series worldwide, Kalıp ifadeler

2:47

ve aynı zamanda dünya çapında en uzun soluklu animasyon serisi,

is a show called Sazae-san.

2:50

Sazae-san adında bir programdır.

Kalıp ifadeler

as well as: ilk özneyi merkezde tutarak bilgi eklemek

Burada as well as, aynı şekilde doğru olan ikinci bir açıklama ekler: Program hem en uzun süredir devam eden anime dizisidir hem de dünya çapında en uzun süredir devam eden animasyon dizisidir. İlk açıklama, dilbilgisel olarak ana odak olmaya devam eder. and ifadesinden farklı olarak as well as normalde yeni bir birleşik özne oluşturmaz. Fiili ilk özne öbeğinin temel sözcüğü belirler; bu nedenle tekil series sözcüğünden sonra is gelir. Bu yapı, ilk öğeyi merkezde tutarken ilgili bir bilgi eklemenizi sağlar.

Alıştırma

Bilgisayar laboratuvarını ek bilgi olarak verirken The school library ifadesini tekil ana özne olarak korumak için hangi ifade kullanılmalıdır? The school library, ___ the computer lab, is open after class.

  1. as well as
  2. both
  3. and
Cevabı göster

as well as

It began airing in Japan in 1969 and currently has over 2,255 individual episodes.

2:52

Japonya'da 1969'da yayınlanmaya başladı ve şu anda 2.255'in üzerinde ayrı bölümü var.

It could also be said to have over 6,000 episodes,

3:01

Ayrıca 6.000'den fazla bölümü olduğu da söylenebilir,

depending on what counting system you use. Kalıp ifadeler

3:04

hangi sayma sistemini kullandığınıza bağlı olarak.

Kalıp ifadeler

depending on: sonucu değiştirebilen bir koşulu belirtmek

Depending on what counting system you use, toplamın kullanılan yönteme göre değişebileceğini belirtir. Farklı sayım sistemleri farklı toplamlar verebilir; bu nedenle ifade, 6.000'den fazla bölüm olduğu iddiasını kesin bir sayı olarak sunmak yerine bir koşula bağlar. Burada depending on, tamamlanmış It could also be said to have over 6,000 episodes cümleciğine eklenen tamamlayıcı bir -ing öbeğidir. Cümlenin şimdiki zaman yapısındaki ana fiili değildir. Genel olarak depending on + isim veya soru sözcüğüyle başlayan bir yan cümlecik, sonucu, seçimi ya da öneriyi değiştirebilecek koşulu belirtir.

Alıştırma

Başlama saatinin hava durumuna göre değişebileceğini gösteren iki sözcüklü -ing öbeğiyle cümleyi tamamlayın: The game may start at ten or eleven, ____ the weather.

Cevabı göster

depending on

The most amazing thing about this series, though, Dilbilgisi

3:07

Yine de bu seri hakkındaki en şaşırtıcı şey,

is that it's still in production after all these years.

3:09

onca yıldan sonra hala yapım aşamasında olmasıdır.

Dilbilgisi

The most amazing thing about X is that Y ve ara söz olarak though

The most amazing thing about X is that Y kalıbı X ile konuyu belirtir, ardından Y'yi konuşanın en çok vurgulamak istediği tek gerçek olarak sunar. Burada Y, dizinin yıllardır yapılmaya devam etmesiyle ilgili şaşırtıcı gerçektir. Though, ara söz niteliğinde bir zarf olarak eklenmiştir. Önceki bilgiyle hafif bir karşıtlık kurar, ancak ayrı bir though yan cümlesi başlatmaz.

Alıştırma

Hangi cümle önemli bir gerçeği vurgulayan kalıbı doğru kullanır ve though sözcüğünü ara söz olarak yerleştirir?

  1. The most amazing thing about the museum, though, is that it stays open all night.
  2. The most amazing museum, though, is that it stays open all night.
  3. Though the museum stays open all night, it is the most amazing thing.
Cevabı göster

The most amazing thing about the museum, though, is that it stays open all night.

Compared to the Western world, where animation and comics Anlatım akışı

3:15

Animasyon ve çizgi romanların çoğunlukla sadece çocukların zevk aldığı

are mostly seen as something only enjoyed by and targeted towards children, Kalıp ifadeler

3:17

ve çocuklara yönelik olduğu düşünülen Batı dünyasıyla karşılaştırıldığında,

Kalıp ifadeler

are mostly seen as: genel bir algıyı ifade etmek

Bu cümlede are seen as, ‘olarak görülmek’ veya ‘olarak kabul edilmek’ anlamına gelir. Animasyon ve çizgi romanlarla ilgili yaygın bir algıyı anlatır; onları gözle görmek anlamında kullanılmaz. Mostly, bunun istisnasız bir gerçek değil, genel bir eğilim olduğunu gösterir. Yeniden kullanılabilecek yapı özne + be seen as + isim öbeği veya sıfattır.

Alıştırma

Hangi cümlede are mostly seen as genel bir algıyı bildirmek için kullanılmıştır?

  1. Graphic novels are mostly seen as entertainment, although many are used in classrooms.
  2. The actors are mostly seen as they leave the theater.
  3. The new signs are mostly seen from the main road.
Cevabı göster

Graphic novels are mostly seen as entertainment, although many are used in classrooms.

anime is quite the opposite. Deyimler

3:23

anime tam tersidir.

Anlatım akışı

Karşıtlık kalıbı olarak Compared to ... quite the opposite

Compared to the Western world, karşılaştırma ölçütünü en başta verir. where ile başlayan yan cümle bu ölçütün ilgili özelliğini açıklar; ardından ana cümle animeyi karşıt konu olarak sunar. Bu sıra, dinleyenin sonuca gelmeden önce ölçütü anlamasını sağlar. Quite the opposite, az önce açıklanan belirli açıdan, yani animasyonun kimler için görüldüğü konusunda güçlü biçimde farklı veya karşıt olmayı anlatır. Burada animenin her özelliğinin bütün Batılı animasyon eserlerinin tam tersi olduğu söylenmez.

Alıştırma

Cümleyi Compared to ... quite the opposite ile tamamlayın: ____ her old phone, which was slow and unreliable, the new one is ____: fast and dependable.

Cevabı göster

Compared to · quite the opposite

Deyimler

quite the opposite: güçlü bir tersliği vurgulamak

Quite the opposite, gerçek durumun az önce söylenen veya beklenen şeyle güçlü biçimde çeliştiğini belirtir. Burada the opposite, animasyon ve çizgi romanların çoğunlukla çocuk eğlencesi olduğu açıklamasına gönderme yapar; konuşmacı animeyi bu açıklamanın tersi olarak sunar. Quite burada tersliği güçlendirir. Yalnızca ‘oldukça zıt’ değil, ‘tam olarak’ veya ‘büsbütün’ zıt anlamına yakındır.

Alıştırma

Bu güçlü düzeltmeyi en iyi tamamlayan ifadeyi seçin: I expected the library to be noisy, but it was _____—everyone was whispering.

  1. not quite
  2. quite the opposite
  3. almost the same
Cevabı göster

quite the opposite

Even though there are a lot of stuff targeted just for children,

3:25

Sadece çocuklara yönelik pek çok şey olmasına rağmen,

there's just as much anime and manga targeted towards teens and adults, Dilbilgisi

3:29

ölüm, kan, cinsellik ve diğer tartışmalı temaları göstermekten korkmayan,

Dilbilgisi

just as much: eşit miktarları karşılaştırmak

Just as much “eşit miktarda” anlamına gelir. Buradaki just eşitliği vurgular: Konuşan kişi, gençler ve yetişkinlere yönelik anime ve manga miktarının çocuklara yönelik içerik miktarına eşit olduğunu söyler; yalnızca iki miktarın da büyük olduğunu söylemez. Just as much, sayılamayan bir isimle veya tek bir toplam miktar olarak görülen bir şeyle kullanılır: just as much time, just as much content. Karşılaştırma çoğunlukla as ile devam eder; ancak önceki cümlecik karşılaştırma ölçütünü zaten vermişse bu bölüm söylenmeyebilir.

Alıştırma

Eşit miktar ifade etmek için cümleyi öğrenilen ifadeyle tamamlayın: The new recipe uses ____ flour as the old one.

Cevabı göster

just as much

which is not afraid of showing death, gore, sex, and other controversial themes

3:34

genellikle aksi takdirde yalnızca canlı çekim filmlerde ve dizilerde görülen,

that's usually otherwise only seen in live action movies and series.

3:39

gençlere ve yetişkinlere yönelik eşit derecede anime ve manga da vardır.

Anime and manga even have specific categories to specify who the target audience is. Kelime

3:43

Anime ve mangaların, hedef kitlenin kim olduğunu belirtmek için belirli kategorileri bile vardır.

Kelime

target audience: amaçlanan grup

Target audience, bir eserin, ürünün veya mesajın özellikle kimler için tasarlandığını belirten gruptur. Bu cümlede kategoriler, anime ve mangaların çocuklara, gençlere veya yetişkinlere yönelik olup olmadığını gösterir. Burada target, audience sözcüğünü niteler ve “amaçlanan” ya da “yönelik olunan” anlamına gelir. İnsanlara saldırmayı ifade etmez. Ayrıca target audience ile içeriği gerçekten izleyen veya okuyan kişiler farklı olabilir.

Alıştırma

Bir yayınevi “Our target audience is children aged 9 to 12.” diyor. Target audience ne anlama gelir?

  1. Yayınevinin saldırmak istediği kişiler
  2. Kitaplardan birini bugüne kadar satın almış herkes
  3. Yayınevinin kitapları için amaçladığı grup
Cevabı göster

Yayınevinin kitapları için amaçladığı grup

Anime is a Japanese word, and since they don't use plurals in Japan,

3:52

Anime Japonca bir kelimedir ve Japonya'da çoğul ekleri kullanmadıkları için,

the plural of anime is anime and not animes. Kelime

3:57

animenin çoğulu animes değil, anime'dir.

Kelime

“the plural of anime is anime” ifadesindeki değişmeyen çoğul

Yaygın İngilizcede anime, bir veya birden fazla eserden söz ederken aynı biçimde kalabilir: one anime, two anime. Vurgulanan bölümdeki ikinci anime çoğul biçimdir, bu yüzden -s alması gerekmez. Japoncayla ilgili yorum basitleştirilmiş bir açıklamadır. İngilizcede başka durumlara da aktarılabilecek temel nokta, anime sözcüğünün çoğulunun genellikle değişmemesidir; two, many veya several gibi yakındaki sözcükler birden fazla şeyden söz edildiğini gösterebilir.

Alıştırma

Cümleyi anime sözcüğünün yaygın çoğul biçimiyle tamamlayın: Our club watched three ____ this month.

Cevabı göster

anime

Because anime and manga originates from Japan, Dilbilgisi

4:03

Anime ve manga Japonya çıkışlı olduğu için,

there's a lot of genres, definitions, and words not often used elsewhere. Dilbilgisi

4:06

başka yerlerde pek sık kullanılmayan pek çok tür, tanım ve kelime vardır.

Dilbilgisi

“anime and manga originate”; “originates” değil

Vurgulanan because yan cümlesinin anime and manga biçiminde birleşik bir öznesi vardır. and ile bağlanan iki isim normalde çoğul fiil alır; bu nedenle standart İngilizcede originate kullanılır: Because anime and manga originate from Japan, ... Originate, geniş zamanda yalnızca özne üçüncü tekil şahıs olduğunda -s alır. Örneğin: Manga originates from Japan. Altyazıdaki originates, birleşik özneyle uyumlu değildir.

Alıştırma

Originate fiilinin doğru geniş zaman biçimini kullanın: The custom and the name ____ in the same region.

Cevabı göster

originate

Dilbilgisi

not often used elsewhere: kısaltılmış edilgen ilgi cümleciği

not often used elsewhere ifadesi doğrudan words sözcüğünden sonra gelir ve hangi kelimelerden söz edildiğini açıklar. Bu, kısaltılmış edilgen bir ilgi cümleciğidir: words that are not often used elsewhere. Burada used edilgen anlam taşır. Eylemi kelimeler yapmaz; insanlar bu kelimeleri kullanır ve başka yerlerde bu kullanım yaygın değildir. Kısa olan “isim + geçmiş zaman ortacı ifadesi” yapısı, tam bir ilgi cümleciği kullanmadan edilgen bir açıklama ekler.

Alıştırma

“words not often used elsewhere” ifadesindeki kısaltılmış bölümü doğru biçimde açan seçenek hangisidir?

  1. words that are not often used elsewhere
  2. words that do not often use elsewhere
  3. words that are not often using elsewhere
Cevabı göster

words that are not often used elsewhere

Here are some examples.

4:11

İşte bazı örnekler.

Moe, while it does not have a concrete definition, Anlatım akışı

4:12

Moe, somut bir tanımı olmamakla birlikte,

generally it's used to describe that a female character or even a whole show or comic Kalıp ifadeler

4:16

genellikle bir kadın karakterin veya hatta bütün bir programın veya çizgi romanın,

Anlatım akışı

while it does not have a concrete definition: genellemeden önce ödünleme

Burada while, “... sırasında” değil, although gibi “... olmasına rağmen” anlamına gelir. Başlangıçtaki yan cümle bir sınırlamayı kabul eder: Moe’nun tek ve kesin bir tanımı yoktur. Bu ödünleme, dinleyiciyi ardından gelen yararlı genellemeye hazırlar. Generally de aynı temkinli yaklaşımı güçlendirir: konuşan kişi katı bir tanım ileri sürmeden yaygın kullanımı anlatır. “while + sınırlama, ana iddia” kalıbı, önce bir zayıflığı kabul edip sonra temkinli bir görüş sunarak bilgiyi düzenler.

Alıştırma

Bu cümlede “while” hangi görevi üstleniyor?

  1. İki olayın aynı zamanda gerçekleştiğini söyler.
  2. Konuşan kişi genel bir açıklama yapmadan önce bir sınırlamayı kabul eder.
  3. Moe’nun sözlükteki kesin tanımını sunar.
Cevabı göster

Konuşan kişi genel bir açıklama yapmadan önce bir sınırlamayı kabul eder.

Kalıp ifadeler

It's used to describe: tanımlarda kullanılan edilgen kalıp

Burada it's used to describe, insanların moe sözcüğünü bir şeyi açıklamak veya tanımlamak için kullandığı anlamına gelir. It zamiri moe'yu gösterir; edilgen yapı da odağı bu sözcüğü kullanan kişilerden çok sözcüğün kendisinde tutar. Başka durumlara aktarılabilen kalıp X is used to describe Y şeklindedir. Tanımlarda yaygındır: X sözcüğü, etiketi veya özelliği; Y ise bunun ne için kullanıldığını belirtir.

Alıştırma

Cümleyi tanımlarda kullanılan standart edilgen ifadeyle tamamlayın: The label 'eco-friendly' ____ products designed to reduce environmental harm.

Cevabı göster

is used to describe

is striving to be very cute Kalıp ifadeler

4:21

izleyicide bir sempati ve sevgi duygusu uyandırmak için

to invoke a feeling of sympathy and endearment within the viewer. Kalıp ifadeler

4:22

çok tatlı olmaya çabaladığını tanımlamak için kullanılır.

Kalıp ifadeler

Is striving to be: bir niteliğe yönelik sürekli çaba

Is striving to be, bir niteliği hâlen ulaşılmaya çalışılan bir hedef olarak sunar. Strive to be, bir niteliğe ulaşmak veya onu korumak için ciddi ve sürekli çaba göstermek demektir; şimdiki zamanın sürekli biçimi is striving ise ulaşılmış bir sonuçtan çok devam eden çabayı vurgular. Burada karakter, program veya çizgi roman, sevimliliği etkin biçimde amaçlıyormuş gibi kişileştirilir. Daha genel olarak subject + strive to be + sıfat veya isim öbeği; bir kişinin, kuruluşun veya tasarlanmış eserin bir niteliği amaçladığını anlatabilir.

Alıştırma

Hangi cümle bir niteliğe ulaşmak için gösterilen ciddi ve sürekli çabayı en iyi vurgular?

  1. The charity aims to be more transparent about its spending.
  2. The charity is trying to be more transparent about its spending.
  3. The charity is striving to be more transparent about its spending.
Cevabı göster

The charity is striving to be more transparent about its spending.

Kalıp ifadeler

invoke a feeling of: bir duygu uyandırmak

Bu cümlede invoke a feeling of, “belirli bir duygunun ortaya çıkmasını sağlamak” anlamına gelir. Sevimli tasarım, izleyicilerin sempati ve sevgi hissetmesini amaçlar. Kalıp invoke a feeling of + duygu veya özellik bildiren isim şeklindedir. Sanatın, tasarımın, bir konuşmanın veya olayın dinleyici ya da izleyici üzerindeki duygusal etkisini anlatan resmî ve çözümleyici bir ifadedir.

Alıştırma

Cümleyi, derste geçen ve “bir duygunun ortaya çıkmasını sağlamak” anlamına gelen resmî ifadeyle tamamlayın: The memorial was designed to ____ respect and gratitude.

Cevabı göster

invoke a feeling of

Fan service, Kültür

4:27

Fan service,

sexual elements specifically included to please the audience

4:28

özellikle izleyiciyi memnun etmek için dahil edilen,

that are usually unnecessary to plot development. Kalıp ifadeler

4:32

ve olay örgüsünün gelişimi için genellikle gereksiz olan cinsel unsurlardır.

Kültür

Fan service: hayranları memnun etmek için eklenen içerik

Fan service, hikâyeye hizmet etmekten çok mevcut izleyiciyi memnun etmek veya heyecanlandırmak için eklenen içerikleri anlatan bir medya terimidir. Bu cümlede özellikle olay örgüsünün gelişimi için genellikle gereksiz olan cinsel unsurları ifade eder. Terim cinsel içerikten daha geniştir. Eserin türüne göre açık görüntüler, önceki içeriklere göndermeler, sürpriz konuk oyuncular, romantik beklenti yaratan sahneler veya hayranları memnun etmeye yönelik başka anlar da fan service olabilir.

Alıştırma

Hangi durum en iyi fan service olarak tanımlanır?

  1. Bir danışma masası, bilet iadeleri hakkında hayranların sorularını yanıtlar.
  2. Olay örgüsünü etkilemese de uzun süredir takip eden hayranları sevindirmek için sürpriz bir konuk oyuncu eklenir.
  3. Bir sahne ana çatışmayı açıklar ve sonu anlamak için gereklidir.
Cevabı göster

Olay örgüsünü etkilemese de uzun süredir takip eden hayranları sevindirmek için sürpriz bir konuk oyuncu eklenir.

Kalıp ifadeler

usually unnecessary to plot development: olay örgüsünün gelişimi için genellikle gereksiz

Bu cümlede usually unnecessary to plot development, bu unsurların hikâyenin olay örgüsünü ilerletmek için genellikle gerekli olmadığını belirtir. Bu ifade, unsurların anlatıdaki rolünü değerlendirir; kimsenin onlardan hoşlanmadığını söylemez. be unnecessary to + isim öbeği yapısı, “o süreç, amaç veya sonuç için gerekli olmamak” anlamına gelir. Buradaki to, unnecessary ile plot development arasında bağlantı kuran bir edattır; to develop yapısındaki mastar işareti değildir.

Alıştırma

İncelemeyi “hikâyenin ilerlemesi için genellikle gerekli değil” anlamına gelen ders ifadesiyle tamamlayın: Costume montages can look great, but they are ____.

Cevabı göster

usually unnecessary to plot development

ONA, Kültür

4:35

ONA,

anime intended to be distributed via the internet through streaming or download.

4:36

akış veya indirme yoluyla internet üzerinden dağıtılması amaçlanan animedir.

Kültür

ONA: ilk kez çevrim içi yayımlanması amaçlanan anime

ONA, Original Net Animation ifadesinin kısaltmasıdır. İnternet üzerinden izleme veya indirme gibi yöntemlerle ilk kez çevrim içi yayımlanmak üzere oluşturulan animeleri tanımlar. Temel fikir, ilk dağıtımın çevrim içi olmasıdır. Bir anime, yalnızca daha sonra internetten izlenebildiği için ONA olmaz.

Alıştırma

Hangi eser doğru biçimde ONA olarak tanımlanır?

  1. İlk kez bir internet yayın sitesinde haftalık bölümler hâlinde yayımlanan anime
  2. İlk kez Blu-ray olarak satılıp daha sonra bir internet yayın hizmetine eklenen anime
  3. İlk kez televizyonda yayımlanıp yıllar sonra internete yüklenen anime
Cevabı göster

İlk kez bir internet yayın sitesinde haftalık bölümler hâlinde yayımlanan anime

OVA, Kültür

4:42

OVA,

anime intended to be distributed on VHS tapes or DVDs and not to be shown in cinema or on TV.

4:44

sinemada veya televizyonda gösterilmemesi ve VHS kasetlerinde veya DVD'lerde dağıtılması amaçlanan animedir.

Kültür

OVA: Doğrudan evde izlenmek üzere yayımlanan anime

OVA, Original Video Animation ifadesinin kısaltmasıdır. Tarihsel olarak VHS veya DVD gibi formatlarda, önce sinemada gösterilmek ya da televizyonda yayımlanmak yerine doğrudan evde izlenmek üzere piyasaya sürülen animeleri tanımlar. Buradaki video, ev videosu dağıtım yolunu ifade eder. Her tür video ya da daha sonra internette izlenebilen her anime anlamına gelmez.

Alıştırma

İngilizce cümleyi anime dağıtım terimiyle tamamlayın: An anime originally released directly on VHS or DVD rather than first airing on television is an ____.

Cevabı göster

OVA

Mecha, Kültür

4:51

Mecha,

uh giant fucking robots. Kelime

4:52

hımm, lanet olası dev robotlardır.

Kültür

Mecha: Dev makineler ve onların etrafında oluşan tür

Mecha, anime ve bilim kurguda büyük makineleri, özellikle de çoğu zaman pilotlar tarafından kullanılan dev robotları anlatan Japonca kökenli bir terimdir. Tek bir makineyi ya da bu tür makineleri merkezine alan bir türü adlandırabilir. Bu cümlede giant fucking robots, bilerek kaba ve vurgulu biçimde yapılmış kısa bir açıklamadır. Kategori olarak yararlı anlamı sıradan robot sözcüğünden daha geniştir: mecha yalnızca bağımsız çalışan robotları değil, pilotlu mekanik giysileri veya araçları da kapsayabilir.

Alıştırma

İngilizce cümleyi tür etiketiyle tamamlayın: A series about pilots controlling giant humanoid machines belongs to the ____ genre.

Cevabı göster

mecha

Kelime

fucking robots ifadesinde kaba pekiştirici olarak fucking

fucking robots ifadesinde fucking, robots isminden önce kullanılan kaba bir pekiştiricidir. Bir robot türünü anlatmaz; damn sözcüğüne benzer, fakat genellikle daha sert olan güçlü bir duygu katar. Burada gelişigüzel yapılan tanımı abartılı, samimi ve şakacı gösterir. Başka cümlelere aktarılabilen kalıp fucking + isim şeklindedir; ancak temel işlevi gerçek bilgi eklemek değil, tavır ve yoğunluk bildirmektir.

Alıştırma

Bir konuşmacı yeni bir müşteriyle yapılan resmî toplantıda "These fucking delays are unacceptable." diyor. Bu normalde uygun mudur?

  1. Uygun değil
  2. Uygun
Cevabı göster

Uygun değil

It can be very hard to describe what an anime is,

4:57

Bir animenin ne olduğunu tarif etmek çok zor olabilir,

because technically anime is just a simple abbreviation of the word animation. Notlar

5:00

çünkü teknik olarak anime, animasyon kelimesinin basit bir kısaltmasıdır.

Kelime

katı bir tanımı belirtmek için technically

Technically, bir iddiayı katı bir tanıma, kurala veya kesin bir incelemeye göre doğru olanla sınırlar. Bu cümlede, sözcüğün kökeni ya da biçimi incelendiğinde anime sözcüğünü animation sözcüğünün kısaltması olarak sunar. Genellikle bir karşıtlığa hazırlık yapar: Bir şey technically doğru olabilirken gündelik kullanım daha dar, karmaşık veya farklı olabilir. Bakış açısını sınırlar; teknolojiyle ilgili olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

İddianın katı bir tanıma göre doğru olduğunu gösteren zarfla cümleyi tamamlayın: "____, a tomato is a fruit, although people often treat it as a vegetable in cooking."

Cevabı göster

Technically

Kalıp ifadeler

abbreviation of: kısa biçimi tam kelimeye bağlamak

“An abbreviation of Y”, X’in Y’den gelen kısaltılmış bir biçim olduğunu belirtir. Bu cümlede anime, animation kelimesinin kısaltılmış biçimi olarak sunulur. Önce kısa biçimi, ardından tam kelimeyi söylerken “X is an abbreviation of Y” kalıbını kullanabilirsiniz. Abbreviation geniş kapsamlı bir terimdir; tek başına kısa biçimin yalnızca ilk harflerden oluşturulduğunu anlatmaz.

Alıştırma

Kısa biçimi tam kelimeye bağlayan iki kelimelik hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: “Lab” is an ____ “laboratory.”

Cevabı göster

abbreviation of

There are no predefined rules of what an anime should or should not include, Dilbilgisi

5:06

Bir animenin neleri içermesi veya içermemesi gerektiğine dair önceden tanımlanmış hiçbir kural yoktur,

Dilbilgisi

should or should not include: bir ölçütün iki tarafını da kapsamak

“Should or should not include”, bir ölçütün olumlu ve olumsuz taraflarını tek bir paralel yapıda birleştirir. Hem nelerin dâhil edilmesinin beklendiğini hem de nelerin dışarıda bırakılmasının beklendiğini kapsar. Olumsuz bölümde should kelimesinin tekrarlanması iki tarafı dengeli ve anlaşılır yapar; bu bilinçli bir kullanımdır, hata değildir. Hem should hem de should not, include fiilinin yalın biçimiyle kullanılır; ilk taraf sondaki fiili paylaşır. Burada should, bir animede nelerin bulunacağına ilişkin tahmini değil, kuralların veya ölçütlerin beklentisini anlatır.

Alıştırma

Hem olumlu hem olumsuz beklentileri belirten ikili kip yapısıyla cümleyi tamamlayın: The guide explains what visitors ____ bring.

Cevabı göster

should or should not

yet most of us would identify this as an anime, Kalıp ifadeler

5:10

ancak çoğumuz bunu bir anime olarak tanımlarız,

while this would be a cartoon.

5:14

oysa bu bir çizgi film olurdu.

Kalıp ifadeler

identify X as Y: gözlemlenen özelliklere göre sınıflandırma

identify X as Y yapısında X incelenen şey, Y ise ona verilen kategori veya etikettir. Burada izleyiciler, gösterilen eseri özelliklerine bakarak anime kategorisine yerleştirir. Bu fiil bir yargıyı veya tanımayı anlatır; birinin adını öğrenmek ya da kişisel kimliğini doğrulamak anlamına gelmez. Would, bunun tipik bir gözlemcinin muhtemel yargısı olduğunu gösterir.

Alıştırma

Cümleyi identify X as Y kalıbının iki parçasıyla tamamlayın: Experts ____ this symbol ____ a warning sign.

Cevabı göster

identify · as

However, the latter is the oldest preserved anime in existence, Anlatım akışı

5:16

Ne var ki ikincisi, 1907 civarında bilinmeyen bir animatör tarafından yaratılmış,

created around 1907 by an unknown animator. Dilbilgisi

5:21

varlığını sürdüren günümüze ulaşmış en eski animedir.

Anlatım akışı

the latter: iki öğeden ikincisine gönderme yapmak

The latter, az önce sözü edilen iki öğeden ikincisine gönderme yapar. Önceki karşılaştırmada önce anime, sonra çizgi film söylenmiştir; bu nedenle the latter, çizgi film olarak adlandırılan esere gönderme yapar. Bu bir bağdaşıklık aracıdır: İsmi tekrarlamadan cümleyi önceki iki öğeyle bağlantılı tutar. Burada daha yeni anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir inceleme önce bir tabletten, sonra bir laptoptan söz ediyor. Ardından "The latter has a larger keyboard." diyor. The latter neye gönderme yapar?

  1. Tablet
  2. Her iki cihaz
  3. Laptop
Cevabı göster

Laptop

Dilbilgisi

created around 1907 by an unknown animator: kısaltılmış edilgen ilgi cümleciği

Bu cümlede created around 1907 by an unknown animator, daha önce geçen anime ismini niteleyen bir geçmiş zaman ortacı öbeğidir. Eserin yaklaşık ne zaman ve kim tarafından yapıldığını belirtir; created edilgen anlam taşır, dolayısıyla yapılan şey anime eseridir. Bu öbek, which was created around 1907 by an unknown animator şeklindeki edilgen ilgi cümleciğinin kısaltılmış hâlidir. which was çıkarıldığında temel anlam değişmeden tarihî açıklama daha kısa olur.

Alıştırma

Köşeli parantez içindeki edilgen ilgi cümleciğini içeriğini değiştirmeden kısaltın: The mural, [which was painted by local artists in 1920], was restored last year. The mural, ____, was restored last year.

Cevabı göster

painted by local artists in 1920

But even though the word anime quite literally covers all of animation, Notlar

5:24

Ancak anime kelimesi kelimenin tam anlamıyla tüm animasyonları kapsasa da,

the modern usage of the word usually describes one of two things. Kelime

5:29

kelimenin modern kullanımı genellikle iki şeyden birini tanımlar.

Dilbilgisi

even though ile önce bir gerçeği kabul edip karşıt sonucu belirtmek

even though bir ödünleme ilişkisi kurar: farklı bir sonuç beklemenize yol açabilecek bir gerçeği sunar. Burada anime kelimesi gerçek anlamıyla tüm animasyonu kapsar, ancak ana cümle kelimenin modern kullanımının genellikle daha dar olduğunu belirtir. even though ifadesinden sonra tam bir cümlecik gelir; ardından, bu gerçeğe rağmen geçerli olan sonuç verilir. even karşıtlığı güçlendirdiği için ifade, though veya although sözcüklerinden biraz daha vurguludur.

Alıştırma

Yağmur yağması bilinen bir gerçektir. En uygun başlangıcı seçin: “_____ it was raining, the team finished the game as planned.”

  1. Even if
  2. Even though
  3. Because
Cevabı göster

Even though

Kelime

Quite literally: tam anlamıyla doğru bir iddia

Quite literally, ardından gelen iddianın mecazi değil, tam ve gerçek anlamda doğru olduğunu gösterir. Burada, sözcüğün gerçek kapsamı esas alındığında anime'nin tüm animasyonları kapsayabildiğini söyler. Quite, literally'yi güçlendirir: konuşan kişi bunun yalnızca bir abartı ya da gevşek bir benzetme olmadığını vurgular.

Alıştırma

The label quite literally says DANGER cümlesinde quite literally bize ne anlatır?

  1. Etiket bu sözcüğü kullanmadan hafif bir uyarı verir.
  2. Konuşan kişi etiketi tehlikeli bir şeye benzetir.
  3. Etikette yazan sözcük tam olarak DANGER'dır.
Cevabı göster

Etikette yazan sözcük tam olarak DANGER'dır.

Kelime

The modern usage of the word: sözcüğün günümüzdeki genel kullanımı

The modern usage of the word, insanların bugün o sözcüğü yaygın olarak nasıl kullandığını ve anladığını ifade eder. Usage, bir kişinin sözcüğü bir kez kullanmasını değil, paylaşılan bir dil kullanım biçimini adlandırır. Burada ifade, sözcüğün geniş gerçek kapsamından günlük iletişimdeki daha dar güncel anlamına geçer. Bu yapı, bir sözcüğün kökenini veya gerçek anlam kapsamını, konuşurların onunla genellikle ne kastettiğinden ayırmaya yardımcı olur.

Alıştırma

Hangi cümlede usage, belirli tek bir örnek yerine günümüzdeki genel kullanım biçimini anlatır?

  1. She used the word once in her email.
  2. I found a clever use of the word in one headline.
  3. The modern usage of the word has changed.
Cevabı göster

The modern usage of the word has changed.

The first is that anime is defined by the characters' unique features, Kalıp ifadeler

5:33

Birincisi, animenin sivri çene, büyük gözler, diken diken saçlar, uzun ince vücutlar ve uzuvlar

Kalıp ifadeler

is defined by: kimliği belirleyen özellik

is defined by yapısında be + defined biçim olarak edilgendir ve by, bir şeyin özünde ne olduğunu belirleyen özelliği tanıtır. Buradaki iddia, karakterlerin benzersiz özelliklerinin animeyi tanımanın veya sınıflandırmanın temeli olduğudur. Bu kalıp çoğu zaman “temel kimliğini …den alır” anlamına gelir; “birinden sözlük tanımı alır” anlamına gelmez. Y'nin belirleyici nitelik olduğunu vurgulamak için X is defined by Y kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi “temel niteliği … tarafından belirlenir” anlamına gelen tam ifadeyle tamamlayın: A trustworthy leader ____ honest actions, not empty promises.

Cevabı göster

is defined by

such as the pointed chin, large eyes, spiky hair, elongated thin bodies and limbs,

5:37

ve elbette olmazsa olmaz devasa meme sendromu gibi,

and of course the obligatory huge breast syndrome. Notlar

5:44

karakterlerin benzersiz özellikleriyle tanımlanmasıdır.

Anlatım akışı

of course: şakacı bir “zaten belli” işareti

Of course genellikle bir bilginin beklendiğini veya zaten açık olduğunu belirtir. Bu listede son maddeyi, sanki herkes onu doğal olarak bekliyormuş gibi tanıtır. Buradaki “açıkça belli” çerçevesi şakacı ve abartılıdır; özelliğin her zaman görüldüğüne dair gerçek bir iddia değildir. İfade, son maddeyi bir şaka gibi sunmaya yardımcı olur.

Alıştırma

“And, of course, the bus arrived just after we stopped waiting,” cümlesinde of course büyük olasılıkla ne yapar?

  1. Kötü zamanlamayı şakayla karışık biçimde tahmin edilebilir ve kaçınılmaz gösterir.
  2. Dinleyiciden izin ister.
  3. Otobüslerin her zaman geç geldiğini kanıtlar.
Cevabı göster

Kötü zamanlamayı şakayla karışık biçimde tahmin edilebilir ve kaçınılmaz gösterir.

Kelime

alaycı ve sözde resmî bir etiket olarak the obligatory huge breast syndrome

Burada obligatory sözcüğü alaycı bir anlam taşır: Anlatıcı, bazı anime karakterlerindeki abartılı göğüs tasarımını sanki zorunlu bir özellikmiş gibi sunar. Syndrome, sürekli tekrarlanan bu klişeyi uydurma ve sözde resmî bir teşhise dönüştürür. İfade, tıbbi bir terim ya da tarafsız bir kategori değil, mizahi bir eleştiridir.

Alıştırma

Bu yorumda 'the obligatory huge breast syndrome' ifadesi nasıl bir işlev görüyor?

  1. Konuşmacı gerçek bir tıbbi teşhis koymaktadır.
  2. Tekrarlanan bir anime tasarımı klişesini zorunlu bir rahatsızlıkmış gibi anlatarak onunla alay eder.
  3. Konuşmacı resmî bir sanat kategorisini tarafsız biçimde açıklamaktadır.
Cevabı göster

Tekrarlanan bir anime tasarımı klişesini zorunlu bir rahatsızlıkmış gibi anlatarak onunla alay eder.

The second popular definition

5:46

İkinci popüler tanım ise,

is that anime's own animation created by Japanese and or was created in Japan.

5:48

animenin Japonlar tarafından yaratılan ve/veya Japonya'da yaratılan kendine özgü animasyon olmasıdır.

It's okay if you don't want to sing along. Notlar

5:58

Eşlik etmek istemiyorsan sorun değil.

Ton ve niyet

Baskıyı azaltmak için It's okay if you don't want to

Burada It's okay if..., dinleyiciye hayır demesinin kabul edilebilir olduğunu söyleyerek onu rahatlatır. Bir davetin ardından baskıyı azaltır; etkinliğin yalnızca 'idare eder' olduğunu değerlendirmez. Kalıp It's okay if + özne + don't/doesn't want to + fiil şeklindedir. Altyazıda to, sing along ifadesini başlatır ve want to sing along yapısını oluşturur.

Alıştırma

Hangi devam cümlesi daveti reddetmeyi en kolay hâle getirir?

  1. You can sing with us. Don't disappoint us by saying no.
  2. You can sing with us. You are not allowed to refuse.
  3. You can sing with us. It's okay if you don't want to join.
Cevabı göster

You can sing with us. It's okay if you don't want to join.

Öbek fiiller

sing along: şarkıya veya başkalarına eşlik ederek söylemek

Bu cümlede sing along, “çalmakta olan şarkıyla ya da diğer şarkıcılarla aynı anda şarkı söylemek” demektir. Along, zaten söylenmekte olan şeye katılma anlamı ekler. Bir güzergâh boyunca ilerlerken şarkı söylemek anlamına gelmez. Neyle birlikte söylendiği belliyse sing along tek başına kullanılabilir; ayrıca sing along with + kişi, şarkı veya müzik yapısı da kullanılabilir.

Alıştırma

“Müzikle veya diğer insanlarla birlikte şarkı söylemek” anlamındaki iki kelimelik öbek fiille cümleyi tamamlayın: During the chorus, everyone knew the words, so I decided to ____.

Cevabı göster

sing along

But if you do, Dilbilgisi

6:05

Ama edersen,

I promise you you will feel like you belong. Ton ve niyet

6:06

sana söz veriyorum kendini ait hissedeceksin.

Dilbilgisi

if you do: anlaşılan bir fiil ifadesinin yerine kullanma

Burada do, yerine geçen bir fiil olarak kullanılır ve bağlamdan zaten anlaşılan bir fiil anlamının tekrarlanmasını önler. Bu bağlamda if you do, “şarkıya eşlik etmek istersen” demektir ve don't want to sing along ile belirtilen düşünceyi karşılar. Olumlu do biçimi önceki cümledeki don't ile karşıtlık oluşturur. Bu kalıp bağlantılı cümleleri kısa tutar: önce bir düşünceyi belirtin, sonra aynı düşünce anlaşılıyorsa if + özne + do/does/did kullanın.

Alıştırma

'want to join us' ifadesini tekrarlamaktan kaçınan yerine geçme fiilini kullanın: I don't know whether you want to join us, but if you ____, I'll save you a seat.

Cevabı göster

do

Ton ve niyet

Kişisel güvence olarak I promise you

Bu cümlede I promise you, “Bundan kişisel olarak çok eminim ve söylediklerime güvenmeni istiyorum” anlamına gelir. Teşviki güçlendirir; resmî bir söz verme sürecini anlatmaz. İlk you, promise fiilinin nesnesidir: I promise you. Sonraki you ise beklenen sonucu bildiren you will feel... yan cümlesinin öznesidir. Bu yüzden yan yana gelen iki you da doğrudur.

Alıştırma

Cümleyi dersteki üç kelimelik kişisel güvence ifadesiyle tamamlayın: Keep practicing, and ____ you'll notice progress.

Cevabı göster

I promise you

Ton ve niyet

feel like you belong: bir grubun kabul edilmiş parçası gibi hissetmek

Burada feel like you belong, “kabul edildiğini ve gerçekten grubun bir parçası olduğunu hissetmek” anlamına gelir. Belong, bir nesnenin sahibinden değil, sosyal bağdan söz eder. feel like + yan cümle yapısı kişisel bir izlenimi veya duyguyu anlatır: feel like [you belong]. Grup ya da yer bağlamdan zaten anlaşılıyorsa belirtilmeden bırakılabilir.

Alıştırma

Cümleyi belong fiilinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After a few weeks with the team, Lena finally felt like she ____.

Cevabı göster

belonged

Don't get me wrong, I'm not saying Ton ve niyet

6:12

Beni yanlış anlama, demiyorum ki

Ton ve niyet

Don't get me wrong: yanlış anlaşılmayı önlemek

Don't get me wrong, konuşmacının sıradaki sözünün amaçladığından daha olumsuz veya daha sert duyulabileceğini nazikçe belirten bir ifadedir. Burada dinleyiciyi I'm not saying... diye başlayan bir açıklamaya hazırlar. Genellikle olası bir yanlış anlaşılmayı önlemek için kullanılır; dinleyicinin zaten yanlış anladığı anlamına gelmez. Yaygın bir kalıp şöyledir: Don't get me wrong, + olumlu veya dengeleyici bir nokta + but + bir sınırlama veya eleştiri.

Alıştırma

Bir fikri genel olarak destekliyorsunuz, ancak onu reddediyormuş gibi görünmeden bir sorundan söz etmek istiyorsunuz. Hangi cümle en uygundur?

  1. You got me wrong—I like the idea, but the cost worries me.
  2. I got it wrong—I like the idea, but the cost worries me.
  3. Don't get me wrong—I like the idea, but the cost worries me.
Cevabı göster

Don't get me wrong—I like the idea, but the cost worries me.