Öfke tuzağı (Rage bait): Çevrimiçi öfke nasıl para kazandırır ⏲️ 6 Minute English: İngilizce çalışma notları

BBC Learning English

Öğrenme zorluğu
877 kelime 153 kel/dk

Video özeti: Bu bölüm, öfke tuzağının yorum, paylaşım, trafik ve reklam geliri elde etmek için insanları nasıl kızdırdığını açıklıyor. Bu yönlendirici yöntem daha güvenilir içerik kancalarıyla karşılaştırılıyor; psikolojik önyargıların ve algoritmaların erişimi nasıl büyüttüğü inceleniyor ve tepki vermeden ya da paylaşmadan önce durup düşünmek öneriliyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. designed to make you angry or outraged. — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: designed to + fiil yapısının bir içeriğin, ürünün veya kuralın amaçlanan etkisini nasıl belirttiğini öğrenin. Böylece öfke tuzağının insanları tesadüfen rahatsız etmediğini, güçlü duygular uyandırmak üzere bilinçli biçimde üretildiğini net olarak anlatabilirsiniz. 2. more eyeballs on my content? — Sözcük Anlamı ve Dil Düzeyi: eyeballs sözcüğünü gerçek anlamda gözler değil, medya ve reklamcılıkta izleyicileri ya da izleyici ilgisini anlatan gündelik bir terim olarak tanıyın. Bu sayede daha geniş bir çevrim içi kitle çekmeye ilişkin soruları anlayabilir ve sektöre özgü bu kullanımın hangi durumlarda uygun olduğunu değerlendirebilirsiniz. 3. take a moment to think before reacting — Kalıplaşmış Söz Öbekleri ve Eşdizimler: Yorum yapmadan, paylaşmadan veya karar vermeden önce kısa süre durup düşünmeyi tavsiye etmek için bu doğal ifadeyi kullanın. Özellikle çevrim içi tartışmalarda, yoğun duygulu durumlarda ve anlık bir tepkinin sorunu ağırlaştırabileceği başka bağlamlarda özdenetim önermek için yararlıdır.

Bu derste

6 Minute English from bbclearningenglish.com.

0:00

bbclearningenglish.com'dan 6 Minute English.

Hello, this is 6 Minute English from BBC Learning English.

0:08

Merhaba, bu BBC Learning English'ten 6 Minute English.

I'm Phil.

0:12

Ben Phil.

And I'm Beth.

0:12

Ve ben Beth.

If you use the internet and nearly everyone does, Dilbilgisi

0:14

Eğer internet kullanıyorsanız, ki neredeyse herkes kullanır,

you've probably read headlines like this.

0:17

muhtemelen bunun gibi başlıklar okumuşsunuzdur.

Dilbilgisi

nearly everyone does: tekrarlanan eylemin yardımcı fiille karşılanması

nearly everyone does ifadesinde does, daha önce geçen use the internet fiil öbeğinin yerini tutar. Açık biçimi nearly everyone uses the internet şeklindedir; does burada “yapmak” veya “üretmek” anlamında yeni bir eylem anlatmaz. İngilizcede bağlamdan açıkça anlaşılan bir eylemi tekrarlamamak için yardımcı fiil kullanılabilir. Everyone dilbilgisel olarak tekildir ve bu cümlecik geniş zamandadır; bu nedenle does kullanılır. Dinlerken eksiltilen eylemi bulmak için önceki cümleciğe dönün.

Alıştırma

Eylemi tekrar etmemek için doğru yardımcı fiili kullanın: Lena uses the internet every day, and her brother ____ too.

Cevabı göster

does

You won't believe what plastic surgery this celebrity has had done. Notlar

0:20

Bu ünlünün nasıl bir estetik ameliyat geçirdiğine inanamayacaksınız.

Kalıp ifadeler

You won't believe what...: merak uyandıran başlık başlangıcı

Bu başlıkta You won't believe what... ifadesi, okuyucunun neye inanacağı hakkında temel olarak sözcüğü sözcüğüne bir tahminde bulunmaz. Bilgiyi sözde şok edici veya olağanüstü bir şey olarak sunar. What ile başlayan yan cümle, eksik bir yanıta —burada belirli ameliyata— işaret eder ancak bu yanıtı açıklamaz. Bu bilgi boşluğu merak yaratır ve okuyucuyu tıklamaya ya da okumaya devam etmeye yönlendirir. İfadeyi hikâyenin gerçekten olağanüstü olduğuna dair kanıt olarak değil, dikkat çekici bir sunum biçimi olarak değerlendirin.

Alıştırma

You won't believe what happened next başlığındaki başlangıcın temel amacı nedir?

  1. Önemli bilgiyi saklamak, merak yaratmak ve dikkat çekmek
  2. Olayın imkânsız olduğuna dair doğrulanmış kanıt sunmak
  3. Okuyucuya hikâyeye inanıp inanmadığını nazikçe sormak
Cevabı göster

Önemli bilgiyi saklamak, merak yaratmak ve dikkat çekmek

Dilbilgisi

has had ... done: have something done yapısının present perfect biçimi

Burada has had done, have + nesne + geçmiş zaman ortacı yapısının bir parçasıdır. Nesne olan what plastic surgery, iç cümlenin başına taşınmıştır. Temel sıra şöyledir: this celebrity has had plastic surgery done. Bu yapı, ünlüyü işlemi alan veya ayarlayan kişi olarak gösterirken işlemi bir uzman gerçekleştirir. Has present perfect zamanı belirtir, had ettirgen have fiilinin geçmiş zaman ortacıdır ve done tamamlanan işlemi anlatır; ünlünün ameliyatı bizzat yaptığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Tamiri Maya'nın değil bir tamircinin yaptığını anlatan cümle hangisidir?

  1. Maya has had her car repaired.
  2. Maya has been repairing her car.
  3. Maya has repaired her car.
Cevabı göster

Maya has had her car repaired.

Known as clickbait, Dilbilgisi

0:25

Tık tuzağı (clickbait) olarak bilinen

Dilbilgisi

Known as clickbait: kısaltılmış edilgen bir etiket

Known as clickbait, “clickbait olarak adlandırılan” veya “clickbait adıyla bilinen” anlamına gelen bir geçmiş zaman ortacı grubudur. which is known as clickbait gibi edilgen bir yan cümleyi kısaltır. Known burada tek başına tamamlanmış çekimli bir fiil değildir. Grup, çevredeki cümlede anlaşılabilen bir ad öbeğini nitelemelidir; cümlenin başına geldiğinde ana cümlenin öznesi bu etiketi taşıyan şey olmalıdır.

Alıştırma

Cümle başındaki Known as... yapısını özneyi etiketlemek için doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Known as clickbait, writers use these headlines to attract clicks.
  2. Known as clickbait, attracting clicks is the writers' goal.
  3. Known as clickbait, these headlines are designed to attract clicks.
Cevabı göster

Known as clickbait, these headlines are designed to attract clicks.

headlines like these are used to grab your attention Kalıp ifadeler

0:26

bu gibi başlıklar dikkatinizi çekmek

and make you read more. Dilbilgisi

0:30

ve size daha fazla okutmak için kullanılır.

Kalıp ifadeler

grab your attention: bir şeyi hızlıca fark etmenizi sağlamak

grab your attention ifadesinde grab mecaz anlamda kullanılır: Bir şeyi elle tutmak değil, birinin bir şeyi hızlı ve güçlü biçimde fark etmesini sağlamak demektir. Kalıp grab + kişiyi gösteren iyelik sözcüğü + attention şeklindedir. Buradaki your, başlıkların kimin dikkatini çekmeye çalıştığını gösterir.

Alıştırma

Bu cümlede grab your attention ne anlama gelir?

  1. bir şeyi hızlıca fark etmenizi sağlamak
  2. sizi fiziksel olarak tutmak
  3. sizi kabul etmeye zorlamak
Cevabı göster

bir şeyi hızlıca fark etmenizi sağlamak

Dilbilgisi

make you read more: make + nesne + fiilin yalın hâli

Make you read more, make + nesne + fiilin to almayan yalın hâli yapısını izler. You etkilenen kişidir; read ise başlıkların yaptırdığı veya teşvik ettiği eylemdir. Etken bir cümlede nesneden sonraki fiil to almaz: make you to read değil, make you read denir. Bu yapı, bir şeyin bir kişiye bir eylem yaptırdığını veya o eylemi yapması için güçlü biçimde etkilediğini anlatır.

Alıştırma

Cümleyi laugh fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: A funny story can make people ____ aloud.

Cevabı göster

laugh

But now,

0:31

Fakat şimdi,

a new trend called rage bait is spreading across social media. Kalıp ifadeler

0:32

öfke tuzağı (rage bait) adı verilen yeni bir trend sosyal medyada yayılıyor.

Kalıp ifadeler

spreading across social media: sosyal medyada geniş çapta yayılmak

Buradaki spreading, kullanıcıların akımı yeniden paylaşması, tartışması veya önermesiyle akımın giderek daha fazla kişiye ulaşması demektir. Fiziksel bir nesneyi yayma eylemini değil, bilgi veya içeriğin dolaşıma girmesini anlatır. Across social media, sosyal medya hesapları, toplulukları veya platformları arasındaki geniş çaplı dolaşımı vurgular. spread across + yer veya ağ yapısı, bir şeyin geniş bir alana yayılmasını anlatabilir.

Alıştırma

“The rumour is spreading across social media,” cümlesindeki spreading across social media ne anlama gelir?

  1. Özel olarak yalnızca bir arkadaşa gönderiliyor.
  2. Sosyal medyada çok sayıda kullanıcıya, topluluğa veya platforma ulaşıyor.
  3. Fiziksel olarak sosyal medya ekipmanlarının üzerine seriliyor.
Cevabı göster

Sosyal medyada çok sayıda kullanıcıya, topluluğa veya platforma ulaşıyor.

Rage bait is online content designed to make you angry or outraged. Notlar

0:36

Öfke tuzağı, sizi öfkelendirmek veya kızdırmak için tasarlanmış çevrimiçi içeriktir.

Kelime

Rage bait: öfkeyi yem olarak kullanan içerik

Rage bait, insanların tıklamasını, yorum yapmasını, paylaşmasını veya tartışmasını sağlamak için kasıtlı olarak öfke ya da kızgınlık uyandıran çevrim içi içeriktir. Bait burada mecazdır: içerik, ilgiyi çekmek için öfkeyi bir “yem” olarak kullanır. Bu terim, tesadüfen rahatsız edici olan her gönderiyi değil, belirli bir içerik stratejisini adlandırır. Beklenen duygusal tepki, etkileşimi ve görünürlüğü artırmak için kullanılır.

Alıştırma

Tanımı uygun internet terimiyle tamamlayın: Content deliberately made to anger people and attract engagement is called ____.

Cevabı göster

rage bait

Dilbilgisi

designed to make...: amaçlanan işlevi ifade etmek

Burada designed to make you angry or outraged, online content ifadesini niteler. Bu, that is designed to make you angry or outraged yapısının kısaltılmış biçimidir. be designed to + fiilin yalın hâli yapısı bir amacı veya hedeflenen etkiyi belirtir. Cümle, içeriğin tesadüfen böyle bir tepki oluşturduğunu değil, öfke ya da kızgınlık yaratmak için bilinçli olarak üretildiğini anlatır.

Alıştırma

designed to ve reduce fiilini kullanarak cümleyi tamamlayın: This filter is ____ noise during calls.

Cevabı göster

designed to reduce

In this programme,

0:42

Bu programda,

we'll explore the trend of rage baiting,

0:42

öfke tuzağı trendini keşfedeceğiz,

and as usual,

0:45

ve her zamanki gibi,

we'll learn some useful new vocabulary,

0:46

bazı faydalı yeni kelimeler öğreneceğiz,

all of which you can find on our website, Dilbilgisi

0:48

ki bunların hepsini web sitemizde bulabilirsiniz,

bbclearningenglish.com.

0:51

bbclearningenglish.com.

Dilbilgisi

all of which: bir gruptaki her unsur hakkında ek bilgi vermek

All of which, virgülden sonra açıklayıcı bir ilgi cümleciği başlatır. Which, some useful new vocabulary ifadesine gönderme yapar; all ise eklenen bilginin grubun tamamı için geçerli olduğunu gösterir. Eklenen cümlecikte all of which, find fiilinin nesnesidir: bu kelimelerin tamamını internet sitesinde bulabilirsiniz. İfade, cümleciğin daha ilerisinde geçen website sözcüğüne gönderme yapmaz.

Alıştırma

Cümleyi doğru tamamlayan seçeneği seçin: She borrowed three books, ___ were about space.

  1. all of them
  2. all of which
  3. all which
Cevabı göster

all of which

Great.

0:53

Harika.

But first,

0:54

Ama önce,

it's time for my question, Beth,

0:55

benim sorumun zamanı geldi Beth,

which is about the two terms we've been using, Dilbilgisi

0:57

sorum kullandığımız bu iki terim hakkında,

clickbait and rage bait.

0:59

tık tuzağı (clickbait) ve öfke tuzağı (rage bait).

Dilbilgisi

we've been using: şimdiye kadar süren bir etkinlik

We've been using, have + been + fiil-ing yapısındaki present perfect continuous biçimidir. Bu cümlede iki terimi kullanma eylemi konuşmanın daha önceki bölümünde başlamış ve şimdiye kadar sürmüştür. Bu biçim, geçmişte belirli bir anda bitmiş bir eylemi değil, devam eden süreci ve onun şimdiki zamanla bağlantısını vurgular.

Alıştırma

Cümleyi discuss fiilinin present perfect continuous biçimiyle tamamlayın: We ____ the budget since nine o'clock, and the meeting is still going on.

Cevabı göster

have been discussing

Both contain the word bait,

1:02

Her ikisi de 'bait' (yem) kelimesini içeriyor,

but what is its actual meaning?

1:05

peki bunun gerçek anlamı nedir?

Is bait A, Kelime

1:07

Yem (bait) A mı,

a strong feeling of anger,

1:09

güçlü bir öfke hissi,

B,

1:11

B mi,

food put on a hook to catch fish or animals,

1:12

balık veya hayvan yakalamak için oltaya takılan yiyecek,

Kelime

bait: gerçek yem ve çevrim içi bir mecaz

İsim olarak bait, gerçek anlamıyla balıkları veya hayvanları çekip yakalamak için kullanılan ve çoğunlukla bir kancaya ya da tuzağa konan yiyecek veya başka bir madde demektir. Sorudaki B seçeneği bu anlamdır. Clickbait ve rage bait ifadelerinde bait mecazdır: Çevrim içi içerik, gerçek yemin bir hayvanı çekmesi gibi insanları tıklamaya veya tepki vermeye çekmek için tasarlanır.

Alıştırma

Bait sözcüğünün temel ve gerçek anlamı nedir?

  1. Başka bir hayvan tarafından avlanan hayvan
  2. Bir hayvanı çekip yakalamak için kullanılan yiyecek veya başka bir madde
  3. Güçlü bir öfke duygusu
Cevabı göster

Bir hayvanı çekip yakalamak için kullanılan yiyecek veya başka bir madde

or C,

1:15

yoksa C mi,

a piece of computer software?

1:16

bir bilgisayar yazılımı?

Uh, I am fairly confident that it is B, Kalıp ifadeler

1:17

Ah, oldukça eminim ki cevap B,

food put on a hook.

1:20

oltaya takılan yiyecek.

Kalıp ifadeler

fairly confident: güçlü ama tam olmayan güven

Fairly confident, güçlü bir güven duymak ancak tamamen emin olmamak anlamına gelir. Bu cümlede konuşan kişi B seçeneğinin muhtemelen doğru olduğunu düşünüyor, fakat yanılabileceğini de kabul ediyor. Burada fairly, confident sözcüğünü niteleyen bir derece zarfıdır ve “oldukça yüksek bir derecede” anlamına gelir; “adil bir biçimde” demek değildir. Bu ifade, mutlak kesinlik iddiasında bulunmadan cevap vermeyi sağlar.

Alıştırma

I am fairly confident that the train will arrive on time cümlesine en uygun yorum hangisidir?

  1. Tamamen eminim ve yanılmam mümkün değil.
  2. Bunun oldukça muhtemel olduğunu düşünüyorum, ama yanılıyor olabilirim.
  3. Bunun gerçekleşeceğine dair güvenim çok az.
Cevabı göster

Bunun oldukça muhtemel olduğunu düşünüyorum, ama yanılıyor olabilirim.

Okay, well,

1:22

Tamam, pekâlâ,

we'll find out the correct answer later in the programme. Öbek fiiller

1:22

doğru cevabı programın ilerleyen kısımlarında öğreneceğiz.

Öbek fiiller

find out: bilmemekten bilmeye geçmek

Find out, daha önce bilinmeyen bir bilgiyi kontrol ederek, sorarak, araştırarak veya açıklanmasını bekleyerek öğrenmek anlamına gelir. Burada doğru cevap henüz bilinmiyor ve daha sonra açıklanacak. Find ve out birlikte bir öbek fiil oluşturur. Fiziksel bir nesnenin yerini bulmak anlamına gelmez; odak noktası bilmemekten bilmeye geçiştir.

Alıştırma

“Bilgiyi keşfetmek veya öğrenmek” anlamındaki iki sözcüklü öbek fiille cümleyi tamamlayın: We need to ____ what time the museum closes.

Cevabı göster

find out

Here's how rage bait works. Anlatım akışı

1:27

İşte öfke tuzağı böyle çalışıyor.

Anlatım akışı

Here's how ... works: bir mekanizmanın açıklamasını başlatmak

Here's how X works, dinleyiciye birazdan bir süreç ya da mekanizmanın açıklanacağını bildiren bir söylem işaretidir. Bu cümlede konu, rage bait yönteminin nasıl işlediğine ilişkin açıklamaya geçer. Buradaki works, birinin işi olması değil, bir şeyin işlemesi veya çalışması anlamındadır. how X works yan cümlesi düz cümle dizilimini kullanır: how + özne + fiil.

Alıştırma

Bir sürecin açıklamasını başlatmak için dersteki kalıbı kullanın: ____ the emergency alert system works.

Cevabı göster

Here's how

A creator posts a provocative piece of content online, Kelime

1:29

Bir içerik üreticisi çevrimiçi olarak kışkırtıcı bir içerik yayınlıyor,

Kelime

provocative piece of content: güçlü tepki uyandıran bir içerik

Bu medya bağlamında a provocative piece of content; gönderi, video, görsel veya makale gibi güçlü ve çoğu zaman tartışmalı bir tepki uyandırabilecek ya da bunu amaçlayan tek bir içerik öğesidir. Burada provocative yalnızca ilginç olmayı değil, insanları harekete geçirmeyi veya kışkırtmayı anlatır. piece of content, normalde sayılamayan content adını sayılabilir hâle getirir: one piece of content, two pieces of content.

Alıştırma

"The moderator flagged a provocative piece of content," cümlesinde provocative piece of content büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Henüz yayımlanmamış özel bir dosya
  2. Güçlü veya tartışmalı bir tepki uyandırması muhtemel tek bir medya öğesi
  3. Dikkat çekmemek için hazırlanmış sıradan bir güncelleme
Cevabı göster

Güçlü veya tartışmalı bir tepki uyandırması muhtemel tek bir medya öğesi

a message maybe,

1:33

belki bir mesaj,

or a video.

1:34

veya bir video.

People see it, feel outraged, Kelime

1:35

İnsanlar bunu görüyor, öfkeleniyor

and comment angrily.

1:38

ve sinirli bir şekilde yorum yapıyor.

Kelime

feel outraged: kabul edilemez bir şeye karşı büyük öfke duymak

Burada feel bir bağlayıcı fiildir ve outraged insanların duygusal durumunu anlatan bir sıfattır. Feel outraged, özellikle bir şey ahlaken yanlış, adaletsiz veya aşağılayıcı göründüğü için çok yoğun öfke duymak demektir. Feel angry ifadesinden daha güçlüdür ve daha belirgin bir yargı içerir. Bu cümlede insanları yorum yapmaya iten yoğun tepkiyi gösterir.

Alıştırma

Ahlaki bir yargıya dayanan güçlü öfkeyi en doğal biçimde hangi cümle gösterir?

  1. Residents felt outraged when officials hid the safety report.
  2. Residents felt annoyed because the meeting started five minutes late.
  3. Residents felt tired after the long meeting.
Cevabı göster

Residents felt outraged when officials hid the safety report.

Others see it, like it, and share it around. Öbek fiiller

1:40

Başkaları bunu görüyor, beğeniyor ve etrafta paylaşıyor.

Öbek fiiller

share it around: içeriği daha fazla kişiye yaymak

Share it around, içeriği bir grup veya ağ içinde yayılması için birkaç kişiye göndermek ya da göstermek demektir. Around daha geniş dağıtım anlamı katar; daire çizerek hareket etmeyi anlatmaz. Nesne zamiri share ile around arasına gelir: share it around. Bu cümlede it, insanların az önce gördüğü içeriği belirtir.

Alıştırma

Share içeren ve “onu birçok kişi arasında dolaşıma sokmak” anlamına gelen üç kelimelik ifadeyi yazın: This guide may help the whole team, so please ____.

Cevabı göster

share it around

Either way, Anlatım akışı

1:43

Öyle ya da böyle,

the content creates interest,

1:44

içerik ilgi yaratıyor,

increases internet traffic, Kelime

1:46

internet trafiğini artırıyor,

and makes money for the creator.

1:48

ve içerik üreticisine para kazandırıyor.

Anlatım akışı

Either way: iki olasılık, tek ortak sonuç

Either way, “iki olasılıktan hangisi gerçekleşirse gerçekleşsin” anlamına gelir. Burada öfkeli yorumlar ile beğeni veya paylaşımlar farklı tepkilerdir, ancak ikisi de içerik açısından aynı sonuca yol açar. Cümlenin başında kullanıldığında önceki iki yolu bir araya getirip ikisi için de geçerli olan sonucu sunarak düşünceyi düzenler. “Herhangi bir yöntemle” anlamına gelmez.

Alıştırma

Aynı sonucun iki seçenek için de geçerli olduğunu doğru biçimde gösteren geçiş ifadesi hangisidir? We can meet online or in person. ___, we need to finish the plan today.

  1. Either way
  2. For example
  3. On the other hand
Cevabı göster

Either way

Kelime

increases internet traffic: çevrim içi ziyaretleri artırır

Bu cümlede internet traffic, yollardaki araçları değil, çevrim içi içeriğe yönelen ziyaretleri ve kullanıcı etkinliğini ifade eder. Increases internet traffic, içeriğin daha fazla kullanıcı, görüntüleme, tıklama veya ziyaret çekmesi anlamına gelir. Kesin ölçüm değişebilir, ancak burada dijital medya alanındaki temel anlam bir site, platform veya içerik çevresindeki çevrim içi etkinliğin artmasıdır.

Alıştırma

"A popular review increased internet traffic to the store's website," cümlesinde internet traffic ne anlama gelir?

  1. Fiziksel mağazaya yürüyerek giren daha fazla insan
  2. Mağazanın yakınındaki yollarda daha fazla araç
  3. Web sitesinde daha fazla ziyaret ve çevrim içi etkinlik
Cevabı göster

Web sitesinde daha fazla ziyaret ve çevrim içi etkinlik

Here's marketing strategist Andrea Jones explaining more to Megan Lawton, Kelime

1:50

İşte pazarlama stratejisti Andrea Jones, BBC World Service programı Business Daily sunucusu

presenter of BBC World Service programme Business Daily.

1:55

Megan Lawton'a daha fazlasını açıklıyor.

Kelime

marketing strategist: pazarlama stratejisi uzmanı

Marketing alanı belirtir; strategist ise hedef kitle, mesaj, kanallar ve amaçlar gibi yön ve yöntemleri belirlemekle görevli kişiyi anlatır. Bu unvan, daha genel olan marketer kelimesinden daha özeldir. Burada ifade, Andrea Jones'u mesleki rolüyle tanıtır. Sonraki açıklamasının pazarlama stratejisi bakış açısından geldiğini gösterir; strategist yalnızca askerî bağlamlarda kullanılan bir kelime değildir.

Alıştırma

Bu cümlede marketing strategist ifadesinin en doğru anlamı nedir?

  1. Tek görevi reklam satın almak olan kişi
  2. Askerî strateji üzerine çalışan kişi
  3. Pazarlama yönünü ve yöntemlerini planlayan kişi
Cevabı göster

Pazarlama yönünü ve yöntemlerini planlayan kişi

The more content they create, Dilbilgisi

1:59

Ne kadar çok içerik oluştururlarsa,

the more engagement they get,

2:00

o kadar çok etkileşim alıyorlar,

the more that they get paid.

2:01

o kadar çok para kazanıyorlar.

Dilbilgisi

The more..., the more...: birden fazla değişimi bağlama

the + comparative..., the + comparative... bağıntılı karşılaştırma kalıbı, bir etkendeki değişimin başka bir etkendeki değişimle bağlantılı olduğunu gösterir. Her more kelimesini tek başına ek bir miktar olarak değil, bütün kalıbı birlikte okuyarak anlayın. Bu cümlede kalıp üç yan cümleye genişletilir: daha çok içerik, daha çok etkileşim ve daha çok ödeme. Her yan cümle the more ile başlar; son bölümde that, ardından gelen özne-fiil yan cümlesini başlatır ve burada genellikle atılabilir: the more they get paid.

Alıştırma

Cümleyi easy kelimesinin karşılaştırma biçimiyle tamamlayın: The more clearly you explain the plan, ____ it is for everyone to follow.

Cevabı göster

the easier

And so, they will do anything,

2:03

Bu yüzden, her şeyi yapacaklardır,

some creators will do anything to get more views, Kalıp ifadeler

2:05

bazı içerik üreticileri daha fazla izlenme elde etmek için her şeyi yapacaktır,

Kalıp ifadeler

will do anything to get more views: daha fazla görüntülenme için her şeyi yapmak

will do anything to get more views, daha fazla görüntülenme elde etme hedefinin o kadar güçlü olduğunu ve içerik üreticilerinin aşırı yöntemlere başvurmaya hazır olduklarını anlatır. Bu bağlamda eleştirel bir tını taşır ve normal sınırları ya da sonuçları göz ardı edebileceklerini düşündürür. Anything bilinçli bir abartıdır; akla gelebilecek her eylemin gerçekten gerçekleşeceğine dair sözcüğü sözcüğüne bir tahmin değildir. Başka durumlarda da kullanılabilen will do anything to + fiilin yalın hâli yapısı, bir hedefe ulaşma konusunda çok güçlü bir motivasyonu vurgular.

Alıştırma

'Some people will do anything to become famous' en güçlü biçimde neyi düşündürür?

  1. Ünlü olup olmayacaklarını önemsemiyorlardır.
  2. Son derece güçlü bir motivasyonları vardır ve normal sınırları aşabilirler.
  3. Olası her eylemi zaten gerçekleştirmişlerdir.
Cevabı göster

Son derece güçlü bir motivasyonları vardır ve normal sınırları aşabilirler.

because the more views they get,

2:08

çünkü ne kadar çok izlenme alırlarsa,

the more that they get paid,

2:09

o kadar çok para kazanıyorlar,

even if those views are negative or inciting rage and anger in people. Dilbilgisi

2:11

bu izlenmeler olumsuz olsa veya insanlarda öfke ve sinir uyandırsa bile.

Dilbilgisi

even if: sonucu değiştirmeyen bir koşul

Even if bir ödünleme koşulu getirir: koşul olası, olumsuz veya şaşırtıcı olsa bile sonuç geçerliliğini korur. Burada olumsuz ya da öfke uyandıran görüntülenmeler, daha fazla görüntülenmenin daha fazla ödeme anlamına gelebileceği iddiasını değiştirmez. Yapı ana cümle + even if + koşul ya da Even if + koşul, ana cümle şeklindedir. Koşulun gerçekleşebileceğini ama sonucun yine de geçerli olacağını anlatır; sonucun nedenini vermez.

Alıştırma

Olası bir koşulun planı değiştirmeyeceğini gösteren iki sözcüklü bağlacı yazın: I'll attend the outdoor concert ____ it rains.

Cevabı göster

even if

Andrea, how is rage bait different to clickbait or other online tactics? Kelime

2:17

Andrea, öfke tuzağı tık tuzağından veya diğer çevrimiçi taktiklerden nasıl farklı?

Kelime

Britanya İngilizcesinde different to clickbait

different to clickbait ifadesinde different sıfatı rage bait’i niteler, to ise karşılaştırma öğesi olan clickbait’i getirir. İfadenin bütünü “clickbait’ten farklı” demektir; buradaki to yön bildirmez. Britanya İngilizcesinde different to yerleşik ve doğal bir kullanımdır; edat hatası değildir.

Alıştırma

Hangi cümle örnekteki Britanya İngilizcesi kalıbını doğal biçimde kullanır?

  1. Our new plan is different to the old one.
  2. Our new plan is different the old one.
  3. Our new plan differs to the old one.
Cevabı göster

Our new plan is different to the old one.

As a marketer, Anlatım akışı

2:22

Bir pazarlamacı olarak,

I'm always, um, you know,

2:23

ben her zaman, bilirsiniz,

coaching my clients and talking to them about using hooks in their marketing, Kelime

2:24

müşterilerime koçluk yapıyor ve onlarla pazarlamalarında dikkat çekiciler (hooks) kullanmaları hakkında konuşuyorum,

right?

2:27

değil mi?

Anlatım akışı

As a marketer, ile profesyonel bakış açısını çerçevelemek

Cümlenin başındaki As a marketer bir rol çerçevesi kurar: konuşmacı, devamındaki düşünceleri pazarlamacı olarak sahip olduğu profesyonel bakış açısından sunar. Bu, müşterilerle ilgili deneyiminin neden konuyla bağlantılı olduğunu dinleyiciye gösterir. As + rol, ... kalıbı, sonraki ifadenin arkasındaki bakış açısını veya sorumluluğu adlandırarak bilgiyi düzenler. Burada as, “... sıfatıyla” demektir; “... olduğu zaman” anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümlenin başındaki As a marketer ne işe yarar?

  1. Konuşmacının o anda pazarlamacı olduğunu söyler.
  2. Yorumun konuşmacının profesyonel rolünden ve bakış açısından geldiğini gösterir.
  3. Konuşmacının bu role sahip olduğunu belirtmeden onu bir pazarlamacıya benzetir.
Cevabı göster

Yorumun konuşmacının profesyonel rolünden ve bakış açısından geldiğini gösterir.

Kelime

using hooks in their marketing: pazarlamada hook kullanmak

Pazarlama ve içerik üretiminde hook, izleyicinin dikkatini çekip izlemeye, okumaya veya dinlemeye devam etmesini sağlamak için tasarlanmış bir başlangıç, bakış açısı, görsel, soru ya da başka bir öğedir. Burada using hooks in their marketing, bu dikkat çekici öğeleri pazarlama içeriğine katmak anlamına gelir. Sözcük burada gerçek bir balıkçı kancasını değil, dikkati yakalama fikrini anlatan bir metafordur.

Alıştırma

İçerik pazarlaması bağlamında hook terimini en iyi hangi açıklama karşılar?

  1. Etkileşim uğruna temel olarak öfke yaratmak için tasarlanan bir gönderi
  2. İnsanları tıklamaya yöneltmek için mutlaka aldatan bir başlık
  3. İçeriği dürüstçe yansıtabilen dikkat çekici bir başlangıç veya yaklaşım
Cevabı göster

İçeriği dürüstçe yansıtabilen dikkat çekici bir başlangıç veya yaklaşım

And I think the difference between a hook and rage bait or even its, uh, long-lost cousin clickbait content, Notlar

2:28

Ve bence bir dikkat çekici ile öfke tuzağı, hatta onun, ee, uzun zamandır kayıp olan kuzeni tık tuzağı içeriği arasındaki fark,

Dilbilgisi

the difference between a hook and rage bait: hook ile rage bait arasındaki fark

The difference between A and B isim öbeği, iki şeyin hangi bakımdan aynı olmadığını belirtir. Bu cümlede A, a hook; B ise rage baittir. İfade, konuşmacının açıklamak üzere olduğu karşılaştırmayı başlatır. Yeniden kullanılabilecek kalıp the difference between A and B şeklindedir. Between karşılaştırılan çifti tanıtır, and ise ikinci öğeyi bağlar.

Alıştırma

Karşılaştırmayı tamamlayın: The difference ____ the basic plan ____ the premium plan is the amount of storage.

Cevabı göster

between · and

Deyimler

long-lost cousin clickbait content: aile ilişkisine dayalı bir benzetme

long-lost cousin clickbait content ifadesinde cousin, ilişkili ama farklı bir çevrim içi içerik türünü anlatan bir benzetmedir. İfade, clickbait'i rage bait ile aynı kavramsal aileye aitmiş gibi gösterir; gerçek bir akrabalıktan söz etmez. Long-lost, eğlenceli bir abartı katar. Kesin bir teknik sınıflandırma yapmak yerine, ilişkiyi canlı ve biraz mizahi gösterir.

Alıştırma

long-lost cousin clickbait content burada esas olarak neyi düşündürüyor?

  1. Clickbait, tamamen aynı içerik türünün başka bir adıdır.
  2. Clickbait, yıllardır kayıp olan gerçek bir akrabadır.
  3. Clickbait, rage bait ile ilişkilidir ama tam olarak aynı şey değildir.
Cevabı göster

Clickbait, rage bait ile ilişkilidir ama tam olarak aynı şey değildir.

when we think about a hook,

2:34

bir dikkat çekici hakkında düşündüğümüzde,

to me, a hook accurately reflects what's in that piece of content, Kalıp ifadeler

2:36

bana göre, bir dikkat çekici o içeriğin içinde olanı doğru bir şekilde yansıtır

Kalıp ifadeler

accurately reflects what's in that piece of content: reflect sözcüğünün soyut anlamı

Burada accurately reflects, “gerçeğe uygun biçimde gösterir veya temsil eder” anlamına gelir. Kanca, içeriğin gerçekte sunduklarıyla örtüşür; reflect burada ışığın bir yüzeyden sekmesi gibi fiziksel değil, soyut bir anlamdadır. Accurately, bu uyumun doğru ve sadık olduğunu vurgular: kanca dikkat çekebilir, ancak içeriği çarpıtmamalı veya içerikte bulunmayan bir şeyi vaat etmemelidir.

Alıştırma

Cümleyi derste geçen ve “gerçeğe uygun biçimde gösterir” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The summary is reliable because it ____ the findings in the full report.

Cevabı göster

accurately reflects

and it comes from a place of trust. Deyimler

2:40

ve güvene dayalı bir yerden gelir.

Deyimler

comes from a place of trust: güveni çıkış noktası yapmak

Bu cümlede comes from a place of trust, yaklaşımın güven ve dürüstlükten doğan bir motivasyona sahip olduğu anlamına gelir. Place burada mecazidir; fiziksel bir yeri değil, bir eylemin ardındaki tutumu veya değeri gösterir. Başka durumlara aktarılabilen come from a place of + soyut isim kalıbı; sözlerin, kararların veya davranışların duygusal ya da etik temelini açıklar.

Alıştırma

Bu cümlede comes from a place of trust ne anlama geliyor?

  1. Eylemin motivasyonu güven ve dürüstlüktür.
  2. Eylem fiziksel olarak güvenli bir yerde başlar.
  3. Eylem, izleyicinin her sonuca güvenmesini sağlar.
Cevabı göster

Eylemin motivasyonu güven ve dürüstlüktür.

Whereas rage baiting content is designed to be manipulative. Notlar

2:43

Oysa öfke tuzağı (rage baiting) içeriği manipülatif olmak üzere tasarlanmıştır.

Anlatım akışı

Whereas: belirgin bir karşıtlık sunmak

Whereas, önceki düşünceyle belirgin bir karşıtlık oluşturan bir yan cümleyi başlatır. Burada öfke tuzağı içeriğinin, az önce açıklanan güven temelli yaklaşımın aksine, manipülatif olduğunu gösterir. Cümlenin başındaki Whereas, dinleyiciye yeni yan cümleyi önceki bilgilerle karşılaştırarak yorumlaması gerektiğini bildirir. İlgisiz yeni bir bilgi eklemek yerine iki düşünceyi karşılaştırma ilişkisi içinde düzenler. Buradaki anlamı “buna karşılık”tır; “…… olduğu zaman” değildir.

Alıştırma

Örnekte Whereas hangi ilişkiyi gösteriyor?

  1. Önceki ifadenin nedeni.
  2. Hemen önce belirtilen düşünceyle açık bir karşıtlık.
  3. İki olayın aynı anda gerçekleşmesi.
Cevabı göster

Hemen önce belirtilen düşünceyle açık bir karşıtlık.

Kelime

manipulative: başkalarını kasıtlı olarak yönlendiren

Bu cümlede manipulative, üreticinin yararı için kitlenin duygularını ve davranışlarını yönlendirmek üzere bilinçli biçimde hazırlanmış içeriği niteler. Yalnızca etki yaratmayı değil, hesaplı ve haksız ya da aldatıcı bir etkiyi anlatır. Bu sıfat bir kişiyi, mesajı, tekniği veya tasarımı niteleyebilir. Burada be designed to be yapısından sonra gelerek öfke kışkırtan içeriğe kazandırılmak istenen niteliği belirtir.

Alıştırma

Hangi cümlede manipulative doğru gerekçeyle kullanılmıştır?

  1. The campaign is manipulative because its argument is clear and convincing.
  2. The campaign is manipulative because it reaches a large audience.
  3. The campaign is manipulative because it hides key facts and uses fear to pressure people.
Cevabı göster

The campaign is manipulative because it hides key facts and uses fear to pressure people.

Andrea says, the more reaction a post gets,

2:48

Andrea, bir gönderi ne kadar çok tepki alırsa,

the more money the creator makes,

2:51

içerik üreticisinin o kadar çok para kazandığını söylüyor,

even if the reactions are hateful.

2:54

tepkiler nefret dolu olsa bile.

She uses the structure,

2:56

O bu yapıyı kullanıyor,

the more one thing happens,

2:58

bir şey ne kadar çok olursa,

the more something else happens,

3:00

başka bir şey o kadar çok olur,

to show that as one thing happens repeatedly,

3:02

bir şeyin tekrar tekrar olmasının,

another thing increases as a result.

3:05

bunun sonucunda başka bir şeyin artışına neden olduğunu göstermek için.

For example,

3:08

Örneğin,

the more you practice English,

3:09

İngilizceyi ne kadar çok pratik yaparsanız,

the more you'll improve.

3:11

o kadar çok gelişirsiniz.

It doesn't matter that the content is designed to incite outrage, Notlar

3:12

İçeriğin insanları galeyana getirmek,

Dilbilgisi

It doesn't matter that...: Bu olgu sonucu değiştirmez

It doesn't matter that + yan cümle bir olguyu kabul eder ve bu olgunun ilgili sonucu, kararı veya değerlendirmeyi değiştirmediğini belirtir. Burada içeriğin öfke uyandırmak üzere tasarlandığı kabul edilir, ancak bu durum konuşanın daha geniş değerlendirmesini değiştirmez. Hazırlayıcı özne It, ileride gelen that yan cümlesine işaret eder. Bu kalıp, o yan cümleyi mevcut sonuç açısından belirleyici olmayan bir unsur olarak ayırır; olgunun her bakımdan önemsiz olduğunu otomatik olarak iddia etmez.

Alıştırma

Bir olguyu belirleyici olmayan unsur olarak ayıran dört sözcüklük hedef kalıpla cümleyi tamamlayın: ____ the room is small; it still works well for our meeting.

Cevabı göster

It doesn't matter that

to encourage unpleasant or violent reactions.

3:16

nahoş veya şiddet içeren tepkileri teşvik etmek için tasarlanmış olması önemli değildir.

Kalıp ifadeler

to incite outrage: öfkeyi körüklemek

to incite outrage, “yoğun öfkeyi kasıtlı olarak körüklemek” demektir. Bu cümlede to'lu mastar, içeriğin ne yapmak üzere tasarlandığını belirtir: insanları çok öfkelendirip tepki vermelerini sağlamak. Incite, kasıt ve suçlama anlamı katar. Outrage hafif bir rahatsızlık değil; çoğu zaman yanlış veya saldırgan görülen bir şeye karşı duyulan güçlü öfkedir.

Alıştırma

Bir grup, kamuoyunun öfkesini körüklemek için kasıtlı olarak yanlış iddialar yayımlıyor. Bu niyeti ve sorumluluğu en açık biçimde hangi cümle ifade eder?

  1. The group's false claims happened to cause outrage.
  2. The group encouraged a public discussion.
  3. The group tried to incite outrage with false claims.
Cevabı göster

The group tried to incite outrage with false claims.

That's why Andrea thinks rage bait is worse than clickbait. Anlatım akışı

3:19

İşte bu yüzden Andrea, öfke tuzağının tık tuzağından daha kötü olduğunu düşünüyor.

Anlatım akışı

That's why + sonuç

That's why, az önce verilen nedeni bir bütün olarak ele alır ve onun sonucuna ya da çıkarımına yöneltir. Buradaki that, uzaktaki bir nesneye değil önceki açıklamanın tamamına gönderme yapar; Andrea'nın değerlendirmesi sonuçtur. Kalıp şöyledir: neden. That's why + sonuç cümleciği. Bu ifade yeni bir neden sunmak yerine bir akıl yürütme zincirini tamamlar.

Alıştırma

Sonucu sunan hedef ifadeyi boşluğa yazın: The shop had already closed. ____ we came back the next morning.

Cevabı göster

That's why

While clickbait is more truthful about its content, Anlatım akışı

3:24

Tık tuzağı içeriği konusunda daha dürüstken,

rage bait is manipulative,

3:27

öfke tuzağı manipülatiftir,

Anlatım akışı

While A, B: iki gerçeği karşılaştırma

Burada while, “... sırasında” anlamına gelmez. İlk gerçeği ana cümledeki gerçekle karşılaştırmak için sunar: Tıklama tuzağı içeriği konusunda nispeten daha dürüstken öfke tuzağı manipülatiftir. While A, B kalıbı, iki tamamlanmış düşünceyi aynı karşılaştırma çerçevesine yerleştirir. Cümleler farklı veya karşıt özellikleri, kişileri ya da seçenekleri anlatıyorsa bu anlamı kullanın.

Alıştırma

“While the first route is shorter, the second route is safer” cümlesinde while hangi ilişkiyi ifade eder?

  1. Aynı anda gerçekleşen iki olay
  2. İki gerçek arasındaki karşıtlık
  3. Rotaların amacı
Cevabı göster

İki gerçek arasındaki karşıtlık

meaning it tries to influence something to its own advantage. Kalıp ifadeler

3:29

yani kendi çıkarı için bir şeyleri etkilemeye çalışır.

Kalıp ifadeler

to its own advantage: kendisine yarar sağlamak

To its own advantage, “kendisine yarar sağlayacak şekilde” veya “kendi çıkarı için” anlamına gelir. Buradaki its, bir içerik stratejisi türü olarak ele alınan rage bait ifadesine döner: Bir şeyi kendisine yarar sağlayacak biçimde etkilemeye çalışır. Bu ifade, bir eylemden veya durumdan kimin yararlandığını gösterir. İyelik sözcüğü yararlanana göre to my advantage, to her advantage ya da to their advantage şeklinde değişir. Own, söz konusu kişisel çıkarı vurgular.

Alıştırma

Cümleyi “platformun kendi çıkarı için” anlamına gelen dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The platform changed the rules ____.

Cevabı göster

to its own advantage

So, it's not hard to see why many people think rage bait is toxic. Notlar

3:33

Bu yüzden pek çok insanın öfke tuzağının zehirli olduğunu düşünmesinin nedenini anlamak zor değil.

Kalıp ifadeler

not hard to see why: kolayca anlaşılabilen bir neden

Bu cümlede it's not hard to see why, nedenin kolayca anlaşılabildiği anlamına gelir. Buradaki see, gözle görmek değil, anlamak veya fark etmek demektir. why ile başlayan yan cümle, nedeni açıklanan tepkiyi, görüşü ya da sonucu belirtir. Bu ifade, Obviously demenin keskinliğine kaçmadan sonucu makul gösterir. Dinleyiciyi mevcut bilgilerden bu sonuca varmaya yönlendirir.

Alıştırma

Bu cümlede it's not hard to see why ne anlama gelir?

  1. Nedeni anlamak kolaydır.
  2. Nedeni keşfetmek zordur.
  3. Neden gözle görülebilir.
Cevabı göster

Nedeni anlamak kolaydır.

Kelime

toxic: sosyal bağlamda zararlı veya yıkıcı

Burada toxic mecaz anlamda kullanılır. Bir içeriğin veya davranışın insanlara, ilişkilere ya da bir topluluğun atmosferine ciddi zarar verdiğini anlatır; kimyasal zehir içerdiği anlamına gelmez. rage bait için toxic denmesi, çevrim içi etkileşim üzerindeki etkisinin yalnızca rahatsız edici değil, zararlı ve sağlıksız olduğunu belirtir.

Alıştırma

Toxic, rage bait içeriğini tanımlarken ne anlama gelir?

  1. Sıra dışı ama zararsız.
  2. Çevrim içi etkileşime ve ortamına ciddi şekilde zarar veren.
  3. Kimyasal zehir içeren.
Cevabı göster

Çevrim içi etkileşime ve ortamına ciddi şekilde zarar veren.

So, if you're wondering why people react in the first place, Kalıp ifadeler

3:38

Eğer insanların en başta neden tepki verdiğini merak ediyorsanız,

Kalıp ifadeler

in the first place: ilk nedeni sormak

Burada in the first place fiziksel bir yeri anlatmaz. Why ile birlikte, insanların tepki vermesinin ilk veya en temel nedenini sorar. Bu ifade dikkati görünen tepkiden, o tepkinin başlamasına yol açan nedene çevirir. Benzer sorularda why ... in the first place, bütün durumun en başta neden başladığını veya gerçekleştiğini sormak anlamına gelir.

Alıştırma

Hangi cümle bir kararın başlangıçtaki nedenini soruyor?

  1. We approved the first plan.
  2. At first, we approved the plan.
  3. Why did we approve the plan in the first place?
Cevabı göster

Why did we approve the plan in the first place?

listen as Dr. William Brady explains the psychology behind rage bait to BBC World Service's Business Daily.

3:42

Dr. William Brady'nin BBC World Service Business Daily'de öfke tuzağının arkasındaki psikolojiyi nasıl açıkladığını dinleyin.

If you are an influencer and you want to figure out, Öbek fiiller

3:51

Eğer bir fenomenseniz ve şunu bulmak istiyorsanız,

Öbek fiiller

figure out: düşünerek veya deneyerek bir sonuca ulaşmak

Figure out, düşünerek, inceleyerek veya deneyerek bir cevaba ya da anlayışa ulaşmak anlamındaki öbeksi fiildir. Burada want to figure out, influencerın anlamak veya çözmek istediği bir şeyi anlatmaya başlar. Ardından bir isim veya soru sözcüklü yan cümle gelebilir: figure out the problem; figure out how it works. Nesne bir zamirse zamiri fiil ile parçacığın arasına koyun: figure it out doğrudur, figure out it değildir.

Alıştırma

Hangi cümle figure out ifadesini düşünerek veya deneyerek bir problemi çözme anlamında en iyi gösteriyor?

  1. After testing three passwords, Lena figured out how to unlock the tablet.
  2. Lena understood the word tablet.
  3. Lena found out that the tablet was already unlocked.
Cevabı göster

After testing three passwords, Lena figured out how to unlock the tablet.

well, how do I get more eyeballs on my content? Kelime

3:54

peki, içeriğime nasıl daha fazla göz (eyeballs) çekebilirim?

Kelime

more eyeballs on my content: daha fazla izleyici ve görünürlük

Burada eyeballs, izleyicileri veya kitlenin ilgisini anlatan gündelik bir ifadedir. More eyeballs on my content, konuşanın gönderilerini, videolarını ya da diğer materyallerini daha fazla kişinin görmesi demektir; gerçek gözlerden söz edilmez. Başka durumlarda da kullanılabilen get more eyeballs on + something kalıbı, bir şeye daha fazla görünürlük veya tanıtım kazandırmak anlamına gelir. Bu kalıp erişimi anlatır; insanların içeriği beğendiğini, ona güvendiğini veya onunla anlamlı biçimde etkileşim kurduğunu tek başına göstermez.

Alıştırma

“Daha fazla izleyici çekmek” anlamındaki gündelik medya ifadesini tamamlayın: Sharing the link in the newsletter could ____ the report.

Cevabı göster

get more eyeballs on

Well, you need to exploit those biases we have in our psychology, Kalıp ifadeler

3:57

Pekâlâ, psikolojimizde var olan o önyargılardan yararlanmanız gerekir,

Kalıp ifadeler

exploit those biases: psikolojik önyargıları haksızca kullanmak

Exploit those biases ifadesinde exploit, avantaj elde etmek için insanların psikolojik önyargılarını kasıtlı olarak kullanmak anlamına gelir. Buradaki biases, dikkati çekmek için tetiklenebilen psikolojik eğilimlerdir. Exploit sözcüğünün nesnesi bir zayıflık, korku veya önyargı olduğunda genellikle eleştirel bir anlam taşır. Bir kaynağın tarafsız biçimde geliştirilmesini değil, manipülasyonu veya haksız avantaj sağlamayı ifade eder.

Alıştırma

Örnekteki exploit those biases ifadesine en uygun açıklama hangisidir?

  1. Psikolojik eğilimleri tamamen ortadan kaldırmak
  2. Avantaj elde etmek için psikolojik eğilimleri kasıtlı olarak kullanmak
  3. Psikolojik eğilimleri tarafsız biçimde ölçmek
Cevabı göster

Avantaj elde etmek için psikolojik eğilimleri kasıtlı olarak kullanmak

because that's the content we'll pay more attention to. Kalıp ifadeler

4:02

çünkü bunlar bizim daha fazla dikkat edeceğimiz içeriklerdir.

Kalıp ifadeler

pay more attention to: bir şeye daha fazla dikkat etmek

Pay more attention to, dikkatin daha büyük bir kısmını bir kişiye veya şeye yöneltmek anlamına gelir. Pay, pay attention to kalıplaşmış ifadesinin bir parçasıdır; burada para ödemek anlamına gelmez. More, dikkat düzeyini artırır. Yapı pay attention to + nesne şeklindedir. Bu ilgi cümleciğinde to, daha önce geçen content sözcüğüne bağlanır: the content [that] we'll pay more attention to. Bu nedenle to edatı doğal olarak sonda kalabilir.

Alıştırma

Kalıplaşmış ifadeyi tamamlayın: The first draft had several errors, so please pay more ____ the punctuation.

Cevabı göster

attention to

In turn, that's the content that algorithms will amplify, Notlar

4:04

Buna karşılık, algoritmaların da güçlendireceği içerik budur,

which ultimately means more advertising revenue.

4:07

ki bu sonuçta daha fazla reklam geliri anlamına gelir.

Anlatım akışı

In turn: neden-sonuç zincirindeki bir sonraki sonucu gösterme

In turn, bilgiyi bir neden-sonuç zinciri olarak düzenler. Az önce belirtilen sonucun bir sonraki sonucun nedeni hâline geldiğini gösterir: daha fazla dikkat, algoritmik büyütmeye; bu da daha fazla reklam gelirine yol açar. Burada ek bir sonuç olarak veya dolayısıyla anlamındadır. İnsanların ya da nesnelerin sırayla hareket etmesini anlatmaz.

Alıştırma

Örnekte In turn hangi ilişkiyi gösteriyor?

  1. Reklam gelirini dikkat karşılığında yapılan bir ödeme olarak sunuyor.
  2. Algoritmaların sabit bir sırayla dönüşümlü olarak hareket ettiğini söylüyor.
  3. Algoritmik büyütmeyi neden-sonuç zincirindeki bir sonraki sonuç olarak sunuyor.
Cevabı göster

Algoritmik büyütmeyi neden-sonuç zincirindeki bir sonraki sonuç olarak sunuyor.

Kelime

algorithms will amplify: içeriğin erişimini artırmak

Medya ve teknoloji bağlamlarında amplify genellikle “bir şeyi daha görünür, yaygın veya etkili hâle getirmek” anlamına gelir; “sesini yükseltmek” anlamına gelmez. Burada algorithms will amplify, platform sistemlerinin bu içeriği daha fazla kişiye dağıtacağı veya önereceği anlamındadır. Bu kullanım, erişimin veya etkinin artmasına odaklanır. İfade, algoritmanın bunu tam olarak nasıl yaptığını belirtmez; sıralama, öneriler veya tekrar tekrar gösterme bir içeriği amplify edebilir.

Alıştırma

Bu cümlede algorithms will amplify ne anlama geliyor?

  1. Algoritmalar içeriğin ses düzeyini yükseltecek.
  2. Algoritmalar bütün içeriği kendileri oluşturacak.
  3. Algoritmalar içeriğin erişimini artıracak.
Cevabı göster

Algoritmalar içeriğin erişimini artıracak.

Influencers want more eyeballs on their content,

4:10

Fenomenler içeriklerinde daha fazla göz istiyor,

more people to view their website or social media posts,

4:14

daha çok insanın web sitelerini veya sosyal medya paylaşımlarını görmesini istiyor

and use human psychology to do it.

4:18

ve bunu yapmak için insan psikolojisini kullanıyorlar.

Psychologically speaking, Anlatım akışı

4:21

Psikolojik olarak konuşursak,

we all have biases, feelings which are often unconscious,

4:22

hepimizin çoğu zaman bilinçdışı olan duygular olan önyargıları (biases) vardır,

Anlatım akışı

Psychologically speaking: psikolojik bir bakış açısı belirlemek

Psychologically speaking, cümlenin başında kullanılan bir bakış açısı çerçevesidir. Dinleyiciye, sonraki iddiayı ahlaki, hukuki veya teknik bir yargı olarak değil, psikolojik bir bakış açısından anlaması gerektiğini bildirir. Yeniden kullanılabilen kalıp, technically speaking veya legally speaking örneklerindeki gibi zarf + speaking yapısıdır. Ana iddiadan önce yaklaşımı belirterek bilgiyi düzenler; speaking burada psikolojiye özgü bir dil kullanma eylemini anlatmaz.

Alıştırma

Cümlenin başındaki Psychologically speaking hangi işlevi görür?

  1. Sonraki ifadeyi psikolojik bir bakış açısıyla çerçeveler.
  2. Konuşmacının çok sessiz konuştuğunu gösterir.
  3. Konuşmacının psikoloji terimleri kullandığını söyler.
Cevabı göster

Sonraki ifadeyi psikolojik bir bakış açısıyla çerçeveler.

either for or against a certain idea or group of people. Kalıp ifadeler

4:27

belirli bir fikrin veya bir grup insanın lehine ya da aleyhine.

Kalıp ifadeler

either for or against: iki karşıt tutum

Either for or against iki karşıt tutumu sunar. Burada for destekleme, against ise karşı çıkma anlamındadır; ifade, bir fikir ya da gruba yönelik tutumu anlatır. Either A or B kalıbında A ve B paralel seçeneklerdir. Burada for ve against aynı dil bilgisel görevi üstlenerek karşıt iki taraf arasında dengeli bir seçim oluşturur.

Alıştırma

Cümleyi either ile başlayan ve iki karşıt tutumu sunan dört kelimelik ifadeyle tamamlayın: The survey classified each response as ____ the proposal.

Cevabı göster

either for or against

Biases are emotional,

4:31

Önyargılar duygusaldır

and since listening to our emotions has been vital to the evolution of the human species, Kalıp ifadeler

4:33

ve duygularımızı dinlemek insan türünün evrimi için hayati olduğundan,

Kalıp ifadeler

been vital to: zaman içinde süren temel önem

Has been vital to yapısında vital, bir sonuç veya süreç için son derece önemli ya da gerekli anlamına gelir. To edatı, bundan yararlanan veya buna bağlı olan şeyi belirtir; burada bu, the evolution of the human species ifadesidir. Been, has ile birlikte present perfect yapısını oluşturur. Bu yapı, söz konusu önemin geçmişteki tek bir olayla sınırlı olmadığını, daha önceki bir dönemden bahsedilen zamana kadar sürdüğünü gösterir.

Alıştırma

Cümleyi been + vital + gerekli edatla tamamlayın: Reliable data has ____ making good decisions throughout the project.

Cevabı göster

been vital to

creators know that provoking our emotions will grab our attention. Kalıp ifadeler

4:38

içerik üreticileri duygularımızı kışkırtmanın dikkatimizi çekeceğini bilirler.

Kalıp ifadeler

provoking our emotions will grab our attention: duyguları tetikleyerek dikkati çekmek

Burada provoking our emotions nedeni, yani içimizde bir duygu uyandırmayı anlatır. -ing ile kurulan bu yan cümlenin tamamı will grab ifadesinin öznesidir; will grab our attention ise beklenen sonucu verir: duygu, içeriği fark edip ona odaklanmamızı sağlar. Cümle iki kullanışlı kalıbı birleştirir: provoke an emotion or reaction ve grab someone's attention. grab burada mecazidir; fiziksel olarak bir şeyi tutmak değil, “dikkati güçlü biçimde çekmek” anlamına gelir.

Alıştırma

Duygunun dikkate yol açtığını göstermek için iki hedef eşdizimi de doğal biçimde kullanan cümle hangisidir?

  1. A dramatic image can provoke the viewer to attention and grab fear.
  2. A dramatic image can grab fear and provoke the viewer's attention.
  3. A dramatic image can provoke fear and grab the viewer's attention.
Cevabı göster

A dramatic image can provoke fear and grab the viewer's attention.

So, what can be done to combat rage bait? Dilbilgisi

4:43

Peki, öfke tuzağı ile mücadele etmek için ne yapılabilir?

Dilbilgisi

What can be done to combat ...?: çözümleri sormak için modal edilgen yapı

What can be done to combat rage bait? cümlesindeki can be done, can + be + past participle biçiminde modal edilgen bir yapıdır. Hangi kişi veya grubun harekete geçmesi gerektiğini belirtmeden hangi eylemlerin mümkün olduğunu sorar. done, “zaten tamamlanmış” anlamına gelmez. to-infinitive bu eylemlerin amacını belirtir. Burada combat, zararlı bir soruna aktif biçimde karşı çıkmak veya onu azaltmak anlamındadır; gerçek anlamda bir savaşta dövüşmek değildir.

Alıştırma

Çözüm odaklı soruyu can, do fiilinin edilgen biçimi ve combat kullanarak tamamlayın: What ____ online scams?

Cevabı göster

can be done to combat

Well, we could all take a moment to think before reacting Kalıp ifadeler

4:46

Eh, hepimiz tepki vermeden önce düşünmek için bir an durabiliriz

Kalıp ifadeler

take a moment to think before reacting: tepki vermeden önce düşünmek

Take a moment to + fiil, kısa süre durup o eyleme biraz zaman ayırmak demektir. Bu cümlede think before reacting, özellikle duygular tepkiyi yönlendirebilecekken hemen cevap vermemeyi veya harekete geçmemeyi önerir. we could all kullanıldığında konuşan kişi kendisini de öneriye dahil eder; böylece ifade sert bir emir yerine kapsayıcı ve nazik bir öneri olur. Yeniden kullanılabilen yapı take a moment to + fiilin yalın hâli before + -ing şeklindedir.

Alıştırma

take a moment to think before reacting insanlara ne yapmalarını önerir?

  1. Düşünmeden hemen cevap vermek.
  2. Bir daha asla cevap vermemek veya harekete geçmemek.
  3. Kısa süre durup cevap vermeden veya harekete geçmeden önce düşünmek.
Cevabı göster

Kısa süre durup cevap vermeden veya harekete geçmeden önce düşünmek.

and remember that by sharing something outrageous, Dilbilgisi

4:50

ve öfke uyandıran bir şeyi paylaşarak

Dilbilgisi

by sharing something outrageous: yöntem bildiren by + -ing

By + -ing, bir sonucu üretmek için yöntem veya araç görevi gören eylemi gösterir. Burada by sharing something outrageous, şoke edici veya ciddi biçimde kabul edilemez bir içeriği paylaşmanın sonraki sonucun gerçekleşmesini sağlayan eylem olduğu anlamına gelir. Bu ifade ana cümleden önce gelir ve virgülle biter; böylece sonuç belirtilmeden önce yöntem sunulur. by sonrasında -ing biçimi kullanılır: by sharing denir, by share veya by shared denmez.

Alıştırma

Yöntem bildiren sözcükle cümleyi tamamlayın: You can reduce mistakes ____ checking your work carefully.

Cevabı göster

by

you might be making things worse, Kalıp ifadeler

4:52

işleri daha da kötüleştirebileceğinizi hatırlayabiliriz,

Kalıp ifadeler

be making things worse: durumu daha da kötüleştirmek

make things worse ifadesi, var olan bir durumun ya da sorunun daha ciddi veya daha zor hâle gelmesine neden olmak demektir. Buradaki things, fiziksel nesneleri değil genel olarak durumu anlatır. might be making yapısındaki devam eden zaman, olumsuz sonucun şu anda gerçekleşiyor veya bu eylemle gelişiyor olabileceğini gösterir. Konuşan kişi bunu kesin bir gerçek olarak sunmaz; olası bir etki konusunda uyarır.

Alıştırma

Cümleyi “durumu kötüleştiriyor olmak” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: Your constant interruptions may ____.

Cevabı göster

be making things worse

while also making the creator richer. Dilbilgisi

4:54

aynı zamanda içerik üreticisini daha zengin ederken.

Dilbilgisi

while also making the creator richer: paralel bir sonuç eklemek

while also + -ing, ilk sonuçla birlikte ortaya çıkan ikinci bir etki ekler. Düşüncenin tamamında aynı eylem hem durumu kötüleştirebilir hem de içerik üreticisini zenginleştirebilir; bu yüzden while yalnızca bir zaman çerçevesi vermek yerine paralel sonuçları düzenler. make + nesne + karşılaştırma sıfatı, “nesnenin daha ... hâle gelmesine neden olmak” anlamına gelir. Bu nedenle making the creator richer, içerik üreticisinin daha fazla para kazanmasını sağlamak demektir.

Alıştırma

Cümleyi ikinci bir paralel sonuç ekleyen hedef yapıyla tamamlayın: The update saves time ____ the app safer.

Cevabı göster

while also making

Okay, Phil, let's reveal the answer to your question.

4:57

Tamam, Phil, hadi senin sorunun cevabını açıklayalım.

You asked me what bait is.

5:00

Bana 'bait' (yem) ne anlama geliyor diye sormuştun.

I did, and the correct answer is B,

5:02

Sordum ve doğru cevap B idi,

food put on a hook to catch a fish or an animal.

5:05

balık veya hayvan yakalamak için oltaya konan yiyecek.

And isn't that what you said, Beth?

5:08

Ve sen de böyle demiştin, değil mi Beth?

It is, yes.

5:10

Evet, öyle.

Right again.

5:11

Yine doğru.

Okay, let's recap the vocabulary we've learned in the programme,

5:12

Tamam, programda öğrendiğimiz kelimeleri tekrar edelim,

starting with rage bait,

5:16

öfke tuzağı (rage bait) ile başlayalım,

social media content designed to provoke anger,

5:19

öfke kışkırtmak için tasarlanmış sosyal medya içeriği,

thereby encouraging people to engage with it. Anlatım akışı

5:22

böylece insanları bununla etkileşime girmeye teşvik eder.

Anlatım akışı

thereby encouraging people to engage with it: sonucu belirtmek

Burada thereby encouraging people to engage with it, önceki açıklamanın sonucunu gösterir: içerik öfke uyandıracak şekilde tasarlanmıştır ve bu tasarım daha fazla etkileşime neden olur veya bunu teşvik eder. Thereby, “bu yolla” ya da “bunun sonucunda” demektir; “sonra” anlamına gelmez. Yapı, ana cümle, thereby + -ing biçimindedir. Yeni ve tam bir cümlecik başlatmadan önceki ana cümleye bir sonuç ekler. Sosyal medya dilinde engage with it, içeriğe tepki vermek, yorum yapmak, tıklamak veya paylaşmak gibi yollarla içerikle etkileşime geçmek anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi thereby ve encourage fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: Clear feedback helps writers improve, ____ them to keep practising.

Cevabı göster

thereby encouraging

The structure, the more, the more,

5:25

'the more, the more' (ne kadar, o kadar) yapısı,

describes the situation when one thing happening repeatedly

5:28

tekrarlanan bir olayın gerçekleşmesinin

results in another thing happening too. Kalıp ifadeler

5:31

başka bir olayın da gerçekleşmesine neden olduğu durumu açıklar.

Kalıp ifadeler

results in: nedeni sonucuna bağlamak

Results in, “neden olur” veya “ortaya çıkarır” anlamına gelir. Cümlede one thing happening repeatedly neden, another thing happening too ise sonuçtur. Yapı A results in B biçimindedir. in sonrasındaki bölüm sonucu belirtir ve results in delays ya da results in people leaving örneklerinde olduğu gibi isim öbeği veya -ing biçimi olabilir. Burada özne one thing tekil olduğu için results kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi result in ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Too little sleep often ____ poor concentration.

Cevabı göster

results in

To incite someone means to encourage them to do or feel something unpleasant or violent.

5:34

Birini kışkırtmak (incite), onları nahoş veya şiddet içeren bir şey yapmaya veya hissetmeye teşvik etmek anlamına gelir.

The adjective manipulative describes trying to influence or control someone to your own advantage.

5:41

Manipülatif (manipulative) sıfatı, kendi çıkarınız için birini etkilemeye veya kontrol etmeye çalışmayı tanımlar.

Eyeballs is an informal word for the number of people viewing a particular website or television programme. Kelime

5:48

Gözler (eyeballs), belirli bir web sitesini veya televizyon programını izleyen insan sayısı için kullanılan gayri resmi bir kelimedir.

Kelime

İzleyiciler İçin Gayriresmî Bir Sözcük Olarak Eyeballs

"X is an informal word for Y" kalıbı hem anlamı hem de kullanım düzeyini belirtir. Burada çoğul isim eyeballs, bir internet sitesini veya televizyon programını izleyen kişileri ifade eder; fiziksel göz organlarını ifade etmez. İzleyicilere eyeballs demek, onları içeriğin çekebileceği ilgi olarak sunar. Bu ifade gündelik, medya veya pazarlama odaklı bir tını taşır; bu nedenle sektör konuşmalarında tanıyıp kullanabilirsiniz, ancak resmî bağlamlarda tarafsız bir terim seçin.

Alıştırma

Yargılayın: Resmî bir araştırma raporunda "The programme attracted 50,000 eyeballs" ifadesi, izleyici kitlesini tarafsız ve kesin biçimde bildirir.

  1. Uygun
  2. Uygun değil
Cevabı göster

Uygun değil

And finally, biases are feelings, often unconscious,

5:54

Ve son olarak, önyargılar (biases), genellikle bilinçdışı hislerdir,

either for or against an idea or a group of people.

5:58

bir fikrin veya bir grup insanın lehine veya aleyhine olan.

Once again, our 6 minutes are up.

6:02

Bir kez daha 6 dakikamız doldu.

Goodbye for now.

6:04

Şimdilik hoşça kalın.

Bye.

6:05

Hoşça kalın.

6 Minute English from bbclearningenglish.com.

6:07

bbclearningenglish.com'dan 6 Minute English.