Noel Yüzüşü | Tam Bölüm | Bluey: İngilizce çalışma notları
Bluey - Official Channel
Video özeti: Heeler ailesinin hareketli Noel buluşmasında Bluey, yeni oyuncağı Bartleby’yi ailesiyle tanıştırır. Art arda yaşanan karmaşık kazalar onun hoş karşılanmadığını düşündürür; ancak Frisky, ailenin sert ve tuhaf görünebilse de sevgi dolu olduğunu anlatır. Sonunda herkes Bartleby’yi ailenin yeni bir üyesi olarak karşılar. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. getting blown towards — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: Konuşma dilindeki get edilgeninin, birinin dışarıdan gelen bir kuvvetle hareket ettirilmesini nasıl anlattığını kavrayabilirsiniz. get + geçmiş zaman ortacı yapısını bir yönle birleştirerek, beklenmedik fiziksel bir deneyimi kişi ya da nesnenin başına gelene odaklanarak ifade edebilirsiniz. 2. then Dad broke his arm, then Nana jiggled it all about. — Söylem, Hikâye Anlatımı ve Retorik: Tekrarlanan then sözcüğünün aksilikleri zaman sırasına koyarken anlatıyı giderek daha felaketli gösterdiğini fark edebilirsiniz. Bu kalıpla hızlı bir olay zincirini açıkça aktarabilir ve uzun geçişler kullanmadan komik bir tırmanış yaratabilirsiniz. 3. just between you and me, — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: Bu sabit ifadenin sıradaki yorumun özel, gizli ya da samimi biçimde açık sözlü olduğunu bildirdiğini anlayabilirsiniz. Hassas bir görüşten önce kullanarak güven ve yakınlık kurabilir, aynı zamanda ortamın yeterince gündelik olup olmadığını değerlendirebilirsiniz.
Bu derste
Who else have we got here? ile başka kimin dahil olduğunu sormak
Who else, başka hangi kişi demektir. Who else have we got here? içinde have got, have anlamına gelir ve birinin orada ya da gruba dahil olduğunu belirtir; konuşanın birini elde ettiği anlamına gelmez. Bu soru bir grup, liste veya kişi kümesi kontrol edilirken kullanılır. Here, konuşanın önündeki veya o anda değerlendirdiği kişilere baktığı hissini katar.
Alıştırma
Have got kullanarak Britanya İngilizcesindeki konuşma kalıbını tamamlayın: Who else ____ on the guest list?
Cevabı göster
have we got
Hediye etiketlerinde To ... from ...
Bir hediye etiketi veya kart üzerinde To + alıcı, hediyeyi alan kişiyi; from + veren kişi ise hediyeyi gönderen ya da veren kişiyi gösterir. Bu örnekte Uncle Stripe alıcı, Nana ise hediyeyi veren kişidir. Bu bir etiket biçimidir, tam bir cümle değildir; bu nedenle özne veya fiil gerekmez. Edatlar hareket yönünü anlatmak yerine iki kişinin rolünü belirtir.
Alıştırma
Hediye Leo'dan geliyor ve Mia için. Etiketi tamamlayın: ____ Mia ____ Leo.
Cevabı göster
To · from
Bir şeyin başladığını bildiren “Here we go”
“Here we go”, bir hareketin, etkinliğin veya açıklamanın başlamak üzere olduğunu bildiren yaygın bir konuşma ifadesidir. Bu cümlede “şimdi başlıyor” anlamına gelir ve çoğu zaman beklenti ya da heyecan taşır. Burada “here” adlı bir yere gitmekten söz edilmez. İfadenin tamamını, dikkati sırada olacak şeye yönelten bir konuşma işareti olarak düşünün.
Alıştırma
Bir kutuyu açmak üzeresiniz ve hareketin başladığını belirtmek istiyorsunuz. Söylenecek en doğal ifade hangisidir?
- Here we go.
- There you go.
- There we go.
Cevabı göster
Here we go.
Bir şeyi uzatırken kullanılan “There you go”
“There you go”, başka birine bir şey uzatırken söylenen samimi ve günlük bir ifadedir. Burada konuşan kişi Stripe Amca'ya bir şey verdiği için ifade “bu senin için” veya “işte burada” anlamına gelir. Aynı ifade, biri için bir ayarı düzeltmek gibi küçük bir yardımın tamamlandığını da gösterebilir. Nesneyi veya yardımı alan kişiye verilen bir karşılıktır; bir yere gitme talimatı değildir.
Alıştırma
Bir arkadaşınıza istediği şarj cihazını veriyorsunuz. Hangi karşılık doğal biçimde “bu senin için” anlamına gelir?
- There you go.
- There we are.
- Here we go.
Cevabı göster
There you go.
Ah, I thought I was the world's best chef. Dilbilgisi
0:38Ah, dünyanın en iyi şefinin ben olduğumu sanıyordum.
I thought I was: önceki bir inancı düzeltmek
I thought I was... yapısında thought, inancı geçmişe yerleştirir: konuşan kişi daha önce buna inanıyordu. Ardından gelen was, bu eski inancın içindeki yargının parçasıdır: I was the world's best chef. Bu bağlamda geçmiş zaman çoğu kez şimdiki durumla bir karşıtlık olduğunu düşündürür. Konuşan kişi, eski inancını şüpheli ya da yanlış hâle getiren yeni bir bilgi almıştır. Daha önce doğru olduğuna inandığınız bir kimlik veya durumu anlatmak için I thought I was + isim ya da sıfat yapısını kullanın.
Alıştırma
Sonradan yanlış olduğu anlaşılan eski bir inancı anlatan yapıyla cümleyi tamamlayın: I ____ the team captain, but then I learned that Mia was.
Cevabı göster
thought I was
you both are: tekrarlanan tamamlayıcıyı atmak
Burada are sonda kalır, çünkü tamamlayıcısı önceki cümleden anlaşılır. Atlanan sözcükler önceki the world's best chef betimlemesini taşır. İngilizcede kısa bir yanıtta tekrarlanan bölüm sık sık atılır, ancak gerekli be biçimi korunur. Both tam olarak iki kişiyi kapsar. Bu nedenle yanıt, yalnızca birinin değil, iki kişinin de önceki betimlemeye uyduğunu doğrular.
Alıştırma
Kısa yanıtı both ve be fiilinin doğru şimdiki zaman biçimiyle tamamlayın: Are Lina and I registered? Yes, ____.
Cevabı göster
you both are
Samimi bir yanıt olarak No worries
No worries, “Sorun değil” veya “Bunun için kendini kötü hissetme” anlamına gelen kalıplaşmış ve samimi bir yanıttır. Bu cümlede gerçek endişelerden söz etmek yerine anneyi rahatlatır. Bir teşekküre de küçük bir sorun için dilenen özre de yanıt olabilir. Konunun kolayca kabul edilebilir veya çözülebilir olduğunu gösterir.
Alıştırma
Bir arkadaşınız “Sorry I spilled a little water.” diyor. Hangi yanıt bunun sorun olmadığını samimi biçimde gösterir?
- I have worries.
- No worries.
- You're welcome.
Cevabı göster
No worries.
Kısa süre bekletmek için Hang on
Hang on, “Bir dakika bekle” anlamına gelen kısa ve samimi bir istektir. Burada konuşan kişi gözlüğünü alabilmek için etkileşimi kısa süreliğine durdurur. Bu ifade çoğu zaman Hang on, I'll check. örneğinde olduğu gibi bekleme nedeninden veya sonraki eylemden önce gelir. Bu kullanımda fiziksel olarak bir şeyi asmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Adresi kontrol etmek için kısa bir araya ihtiyacınız var. Hangi cümle karşıdaki kişiden doğal biçimde beklemesini ister?
- Go on, I'll check the address.
- Come on, I'll check the address.
- Hang on, I'll check the address.
Cevabı göster
Hang on, I'll check the address.
call you Bartleby: call + nesne + ad
Burada call, “telefon etmek” değil, “birine ad vermek ya da birini belirli bir adla çağırmak” anlamındadır. Kalıp call + nesne + ad şeklindedir: call + you + Bartleby. Bu kalıp; bir kişi, hayvan, oyuncak veya başka bir şey için hangi adı seçtiğinizi ya da kullandığınızı anlatır. Nesne, addan önce gelir.
Alıştırma
Cümleyi call + nesne kullanarak tamamlayın: We chose a name for our son. We're going to ____ Leo.
Cevabı göster
call him
Let me introduce you to: nazik bir tanıştırma kalıbı
Let me introduce you to ..., dinleyiciyi başka bir kişi ya da grupla tanıştırmanın doğal ve nazik bir yoludur. Kalıp introduce + kişi + to + kişi veya grup şeklindedir: you tanıştırılan kişidir, my family ise onun tanışacağı gruptur. Let me ..., konuşanın birazdan sunacağı yardımı nazikçe bildirir. Bu bağlamda genellikle tanıştırmayı teklif eder; izin almak için güçlü bir talep değildir.
Alıştırma
Tanıştırma cümlesini gerekli edatla tamamlayın: Let me introduce you ____ my neighbour, Priya.
Cevabı göster
to
Are you sure you know how to do the crackling? Notlar
1:36Çıtır kızartmayı nasıl yapacağını bildiğine emin misin?
Are you sure...?: endişe veya şüpheyle doğrulama
Are you sure...? karşınızdaki kişinin bir şeyin doğru olduğundan gerçekten emin olup olmadığını veya bir şeyi yapabileceğine güvenip güvenmediğini sorar. Bu cümlede konuşan kişi, diğer kişinin yöntemi gerçekten bilip bilmediğini kontrol ediyor. Bu ifade çoğu zaman yalnızca bilgi istemez; nazikçe endişe, şüphe ya da yeniden düşünme uyarısı da taşıyabilir. Kesin etkisi bağlama ve ses tonuna bağlıdır.
Alıştırma
İfadeyi değerlendirin: Are you sure? her bağlamda yalnızca tarafsız bir bilgi isteğidir ve hiçbir zaman endişe ya da şüphe içermez.
- Doğru
- Yanlış
Cevabı göster
Yanlış
know how to + fiilin yalın hâli
know how to + fiilin yalın hâli, bir şeyi yapma yöntemini bilmek veya onu yapabilecek beceriye sahip olmak demektir. Bu cümlede know how to do, çıtır deriyi hazırlamak için gereken pratik bilginin olup olmadığını sorar. to sözcüğünden sonra fiilin yalın hâli gelir: know how to cook, know how to open it. Bu yapı yalnızca bir gerçeği bilmeyi değil, bir eylemin nasıl yapılacağını anlatır.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için know how to ifadesini ve fix fiilini kullanın: Do you ____ this toy?
Cevabı göster
know how to fix
do the crackling: genel bir görev fiili olarak do
do the crackling ifadesinde do, bir görevi genel olarak anlatan bir fiildir. Crackling hazır olsun diye onu hazırlamak veya onunla ilgilenmek anlamına gelir. Crackling, fırında pişmiş etin çıtır derisidir; yapılacak belirli pişirme işlemleri duruma göre anlaşılır. Günlük konuşmada herkes hangi işin yapılması gerektiğini zaten biliyorsa do + görev veya yiyecek adı, daha kesin bir fiilin yerine kullanılabilir.
Alıştırma
Bir aile yemeğinde biri “Can you do the salad while I cook the pasta?” diye soruyor. Burada “do the salad” ne anlama gelir?
- Salatayı kaldırmak
- Salatanın hepsini yemek
- Salatayı hazırlamak veya onunla ilgilenmek
Cevabı göster
Salatayı hazırlamak veya onunla ilgilenmek
getting blown towards: dış kuvvetin neden olduğu hareket için get edilgeni
Getting blown, get + geçmiş zaman ortacıyla kurulan bir get edilgenidir ve özne eylemden etkilenen taraftır. Burada rüzgâr gibi dış bir kuvvet konuşan kişiyi hareket ettirmektedir; hareket kişinin kendi isteğiyle gerçekleşmez. Towards hareketin yönünü belirtir. Süreklilik yapısındaki I'm getting blown, bu sürecin şu anda gerçekleştiğini gösterir.
Alıştırma
Cümleyi blow fiilinin get edilgen biçimi ve ardından towards ile tamamlayın: The empty box is ____ the gate.
Cevabı göster
getting blown towards
Don't worry. ... does that to everyone.: rahatlatıp bunun herkese yapılan bir davranış olduğunu açıklamak
Don't worry dinleyeni rahatlatır. She does that to everyone ise nedenini açıklar: Bu davranış genel bir alışkanlıktır ve yalnızca dinleyene yönelik değildir. Buradaki does that, iki kişinin de hangi davranış olduğunu anlayabildiği bir şeye gönderme yapar. Önce rahatlatıp ardından durumun normal olduğunu açıklayan bu kalıp, korkuyu veya mahcubiyeti azaltabilir.
Alıştırma
Bir dükkân kedisi arkadaşınızı sürekli kokluyor ve arkadaşınız gergin görünüyor. Hangi cevap arkadaşınızı rahatlatıp kedinin herkese böyle davrandığını açıklar?
- Don't worry. Everyone does that to him.
- Don't worry. He does that to everyone.
- You should worry. He only does that to you.
Cevabı göster
Don't worry. He does that to everyone.
I'm sorry I'm late: geç kalmak için doğrudan özür dilemek
I'm sorry I'm late, geç kalındığı için doğrudan özür dilemenin bir yoludur. I'm sorry ifadesinden sonraki I'm late cümleciği, ne için özür dilendiğini belirtir; isteğe bağlı that konuşma dilinde genellikle kullanılmaz. for work, for class veya for the meeting gibi bir ifade, geç kalınan işi, dersi ya da etkinliği belirtir.
Alıştırma
Geç kalmak için doğrudan özür cümlesini tamamlayın: I'm ____ I'm late for class.
Cevabı göster
sorry
ferry's about to leave: be about to + fiilin yalın hâli
ferry's ifadesindeki 's, is anlamındadır. be about to + fiilin yalın hâli kalıbı, bir şeyin çok yakında gerçekleşeceğini belirtir. Burada leave, hareket etmek anlamına gelir; yani feribot kalkmak üzeredir. Kalkış çok yakın olduğu için bu cümle aynı zamanda acele edilmesi gerektiğini bildiren acil bir uyarı işlevi görür.
Alıştırma
Trenin çok yakında kalkacağını belirtecek şekilde cümleyi tamamlayın: The train is about ____ leave.
Cevabı göster
to
you made it: zamanında yetişmek
Made it, kalıplaşmış günlük ifade make it'in geçmiş zaman biçimidir. Burada You made it, kişinin zamanında varmayı başardığı anlamına gelir; Yay ise sevinç ve rahatlama duygusu katar. Kişinin bir nesne yaptığı anlamına gelmez. Daha genel olarak make it; bir yere, etkinliğe, son tarihe veya hedefe ulaşmayı başarmak anlamına gelebilir. Ne tür bir başarıdan söz edildiğini bağlam gösterir.
Alıştırma
Bir arkadaşınız mekânın kapıları kapanmadan hemen önce geliyor. Söylenecek en doğal şey hangisidir?
- You got it!
- You made it!
- You did it!
Cevabı göster
You made it!
a bit busy right now: şu anda müsait olmadığını nazikçe söylemek
Bu cümlede a bit, busy sözcüğünden önce gelerek ifadeyi daha az keskin yapar. “Biraz” anlamındadır, ancak aynı zamanda nezaket amacıyla tonu yumuşatır: konuşan kişi Muffin'in neden müsait olmadığını nazikçe açıklamaktadır. right now durumu şu anla sınırlar. a bit busy right now birlikte sorunu hafif ve geçici gösterir, ancak Muffin'in tam olarak ne zaman müsait olacağına dair söz vermez.
Alıştırma
Şu anda konuşamayacağınızı nazikçe ve geçici bir durum olarak açıklamak için hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: I can't talk at the moment—I'm ____.
Cevabı göster
a bit busy right now
Let go of + nesne: birinden bırakmasını istemek
Let go of + kişi veya nesne, o kişiyi ya da nesneyi tutmayı, kavramayı veya ısırmayı bırakmak anlamına gelir. Burada of, timsahın bırakması gereken Bartleby'yi belirtir. Bırakılacak kişi veya nesne durumdan belliyse yalnızca Let go! diyebilirsiniz. Nesneyi go sözcüğünden sonra söylerseniz of kalmalıdır: Let go of the rope.
Alıştırma
Bir köpek yavrusu atkınızı ağzında tutuyor. Emri tamamlayın: Let ____ my scarf!
Cevabı göster
go of
making me late: make + nesne + sıfat
making me late ifadesinde make, make + nesne + sıfat yapısını izler. Me etkilenen kişidir; late ise ortaya çıkan durumu belirtir: karşıdaki kişinin davranışları konuşanın geç kalmasına neden olmaktadır. Bu cümledeki are making şimdiki zaman yapısıyla sorunun şu anda sürdüğünü gösterir. İfade sorumluluğu you üzerine de yüklediği için yalnızca tarafsız bir bilgi değil, şikâyet gibi de duyulabilir.
Alıştırma
Cümleyi make + nesne + sıfat yapısının geniş zaman biçimiyle tamamlayın: The heavy bag ____ tired.
Cevabı göster
makes me
Maybe we should go and meet: nazik bir öneride bulunmak
Maybe we should..., konuşanın da içinde olduğu bir gruba bir fikri nazik bir öneri olarak sunar. Maybe, should ifadesinin gücünü azaltır; böylece konuşan emir vermek yerine uygun bir sonraki adım konusunda anlaşmaya davet eder. go and meet ifadesinde go başka bir yere hareket etmeyi, meet ise amacı veya sonraki eylemi anlatır. Go and + fiil günlük konuşma İngilizcesinde yaygındır; burada vurgulanan ifadenin tamamı sırada ne yapılacağını nazikçe önerir.
Alıştırma
Bir arkadaşınızla yeni antrenörü ziyaret edip etmeyeceğinize karar veriyorsunuz. Hangi cümle en nazik ortak öneriyi yapar?
- We should go and meet the new coach.
- Maybe we should go and meet the new coach.
- Go and meet the new coach.
Cevabı göster
Maybe we should go and meet the new coach.
How's it going?: samimi bir selamlama
How's it going? birinin nasıl olduğunu veya hayatının nasıl gittiğini soran samimi bir konuşma dili selamıdır. Burada Bartleby'yi selamlamak için kullanılır; nereye gittiğini sormaz. Selam olarak kullanıldığında genellikle Good, thanks veya Not bad gibi kısa bir yanıt yeterlidir. How's the project going? örneğindeki gibi belirli bir konu söylenirse aynı kalıp o konunun ilerleyişini sorar.
Alıştırma
Bir arkadaşınız az önce geldi. Hangi soru onun nasıl olduğunu soran samimi bir selamlamadır?
- Where are you going?
- How's it going?
- How far is it?
Cevabı göster
How's it going?
You want a turn at classic catches? Kalıp ifadeler
3:31Klasik yakalamada sıranı denemek ister misin?
want a turn at + etkinlik: sıranın kendisine gelmesini istemek
A turn, insanlar bir etkinliği paylaşırken veya sırayla yaparken bir kişiye ait olan yapma fırsatıdır. Want a turn at + etkinlik, o etkinliği denemek için bu fırsatı istemek anlamına gelir; at sonrasında fırsatın hangi etkinlik için olduğu belirtilir. Bu cümlede classic catches etkinliğin adıdır. Konuşan kişi Bartleby'ye bir sonraki oynama fırsatını isteyip istemediğini sorar.
Alıştırma
Birine sıradaki fırsatı sunmak için want ve turn kullanılan ifadeyle soruyu tamamlayın: Do you ____ painting the sign?
Cevabı göster
want a turn at
keep your eye on the ball: topu izlemek ve odaklanmayı sürdürmek
Bu cümlede keep your eye on the ball, zamanında tepki verebilmek için topu izlemeye devam etmeye yönelik doğrudan bir talimattır. Aynı kalıp ifade mecazi anlamda da sık kullanılır. Bu kullanımda dikkatin dağılmadan ana göreve veya hedefe odaklanmaya devam etmek demektir. Ball sözcüğünün gerçek mi mecazi mi olduğunu durum belirler.
Alıştırma
“Ana hedefe odaklanmayı sürdürmek” anlamındaki kalıp ifadeyi tamamlayın: Keep your ____.
Cevabı göster
eye on the ball
if you like: seçenek bırakarak teklifi yumuşatmak
I can do the gravy ifadesinden sonra gelen if you like, “bunu yapmamı istersen” veya “bu sana uyarsa” anlamına gelir. Seçimi diğer kişiye bırakarak teklifi daha az zorlayıcı hâle getirir. Burada like, “et sosunu sevmek” anlamına gelmez. Bir teklif veya öneriden sonra gelen if you like, çoğu zaman önerilen eylemin kabul edilip edilmemesini anlatır.
Alıştırma
I can carry the box if you like. teklifinde if you like ne anlatır?
- Dinleyici teklifi kabul etmek zorundadır.
- Konuşan kişi dinleyicinin kutuyu sevip sevmediğini bilmek istiyor.
- Dinleyici teklifi kabul edip etmemeyi seçebilir.
Cevabı göster
Dinleyici teklifi kabul edip etmemeyi seçebilir.
do a proper one: beklenen standardı karşılayan bir sürüm yapmak
Burada proper, yalnızca “uygun” değil, “beklenen standardı karşılayacak kadar iyi” veya “olması gerektiği gibi yapılmış” demektir. Konuşan kişi kötü ya da geçici bir şeyle yetinmek yerine daha eksiksiz veya inandırıcı bir sürüm yapmak istiyor. One, konuşmada ne olduğu zaten belli olan sayılabilir bir şeyin veya sürümün yerini tutar. Bu nedenle do a proper one, “olması gerektiği gibi bir sürüm yapmak” anlamına gelir; dinleyenin one ile neyin kastedildiğini bağlamdan anlayabilmesi gerekir.
Alıştırma
“Let me do a proper one” cümlesinde proper, yeni sürüm hakkında büyük olasılıkla ne belirtir?
- Beklenen standardı karşılayacak ve iyi yapılacak.
- Sahte değil, gerçek olacak.
- Yalnızca belirli bir amaca uygun olacak.
Cevabı göster
Beklenen standardı karşılayacak ve iyi yapılacak.
Can I borrow a towel for Bartleby, please? Ton ve niyet
4:07Lütfen Bartleby için bir havlu ödünç alabilir miyim?
Can I borrow ...?: geçici kullanım için kibarca istemek
Can I borrow + nesne? bir şeyi geçici olarak almak veya kullanmak için izin istemeyi sağlar. I öznesi alan taraftır: I nesneyi borrow eder, sahibi ise onu lend eder. Bu cümlede for Bartleby, havlunun kimin için kullanılacağını belirtir; isteği kimin yaptığı değişmez. Doğrudan Can I...? isteğine please eklemek onu daha kibar yapar.
Alıştırma
Bir arkadaşınızın kalemini alıp kısa süre kullanmak ve geri vermek istiyorsunuz. Hangi istek doğaldır?
- Can I lend your pen, please?
- Can you borrow me your pen, please?
- Can I borrow your pen, please?
Cevabı göster
Can I borrow your pen, please?
Would you be able to grab a towel for Bluey, please? Ton ve niyet
4:10Lütfen Bluey için bir havlu alabilir misin?
Would you be able to grab...: nazikçe rica etmek
Would you be able to + fiilin yalın hâli...? nazik ve dolaylı bir rica kalıbıdır. Dil bilgisi açısından yetenek sorusu gibi görünse de burada dinleyicinin yardım etmeye istekli ve müsait olup olmadığını sorar. Bu cümlede grab, günlük konuşmada 'alıp getirmek' veya 'gidip almak' anlamındadır. Please nezaketi artırır; bu uzun rica biçimi, Grab a towel. emrine göre dinleyiciye daha fazla seçim alanı bırakır.
Alıştırma
Bir misafirden küçük bir iyilik istiyorsunuz. En düşünceli rica hangisidir?
- Are you physically able to grab a chair?
- Grab a chair.
- Would you be able to grab a chair, please?
Cevabı göster
Would you be able to grab a chair, please?
Oh, deary me: hafif ve eski moda bir tepki
Oh, deary me. hafif bir ünlemdir. Bağlama ve tonlamaya göre şaşkınlık, endişe, moral bozukluğu veya hafif bir bıkkınlık gösterebilir; genellikle öfke ya da panik belirtisi değildir. Burada deary sözcüğü kelimesi kelimesine sevilen bir kişiye hitap etmez. Kalıplaşmış ifadenin tamamı konuşana nazik ve eski moda bir hava verir; bazen bilerek şakacı veya teatral de duyulabilir.
Alıştırma
Oh, deary me. ifadesinin olağan tonunu en iyi hangisi açıklar?
- Resmî bir onay bildirimi
- Endişe veya şaşkınlığı anlatan hafif ve eski moda bir ifade
- Başka bir kişiye yöneltilmiş saldırgan bir hakaret
Cevabı göster
Endişe veya şaşkınlığı anlatan hafif ve eski moda bir ifade
I had no idea: öğrenmeden önce tamamen habersiz olmak
I had no idea, konuşanın bir şeyi öğrenmeden önce bundan hiç haberi olmadığını belirtir. Geçmiş zamandaki had, daha önceki bu bilmeme durumuna dönüp bakar. Bu ifade yalnızca bilgi eksikliğini bildirmekten fazlasını yapabilir: bir şeyi öğrendikten sonra şaşkınlık gösterebilir ve kişinin davranışını açıklamasına ya da özür dilemesine yardımcı olabilir. Buradaki idea, öneri veya plan değil, bilgi ve farkındalık anlamındadır.
Alıştırma
Dükkânın daha önce kapandığını yeni öğrendiniz. Bu keşiften önce tamamen habersiz olduğunuzu en güçlü biçimde hangi cümle anlatır?
- I have no idea when the shop closes.
- I didn't know the shop had closed.
- I had no idea the shop had closed.
Cevabı göster
I had no idea the shop had closed.
Stripe, are you sure you know how to do the crackling, mate?
4:30Stripe, çıtır kızartmayı nasıl yapacağını bildiğine emin misin, dostum?
I wish you guys could be here: wish + could ile mevcut gerçeğe aykırı bir istek
I wish you guys could be here, konuşanın grubun orada olmasını istediğini ama şu anda orada bulunamayacaklarını bildiğini anlatır. Burada could yalnızca yeteneği belirtmez; wish ile birlikte durumu şu anda gerçekleşemeyen veya mevcut gerçeğe aykırı bir istek olarak sunar. I wish + özne + could + fiilin yalın hâli kalıbı, ilgili zamanda mümkün olmayan veya gerçekleşme olasılığı çok düşük olan bir eylem ya da duruma yönelik isteği anlatır. Genellikle üzüntü, özlem veya hayal kırıklığı ifade eder.
Alıştırma
Kız kardeşiniz bu akşamki konsere kesinlikle katılamıyor. Hangi cümle mevcut durumla ilgili üzüntüyü ifade eder?
- I wish she could be at the concert with us.
- I know she can be at the concert with us.
- I hope she can be at the concert with us.
Cevabı göster
I wish she could be at the concert with us.
you guys: bir gruba gündelik biçimde hitap etmek
Bu cümlede you guys doğrudan birden fazla kişiyi ifade eder ve “hepiniz” ya da “konuştuğum grup” anlamına gelir. Buradaki you sözcüğünün çoğul olduğunu açıkça gösterir. Guy tek başına “erkek” anlamına gelebilir, ancak you guys gündelik konuşmalarda karma veya cinsiyeti belirtilmemiş gruplar için de sıkça kullanılır. Cümleye samimi ve rahat bir ton verir.
Alıştırma
Şu ifadeyi değerlendirin: Tercihlerini bilmediğiniz bir dinleyici kitlesine yönelik resmî bir konuşmada you guys her zaman en güvenli ve tarafsız hitap biçimidir.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Yanlış
Look what I got for Christmas: alınan bir şeyi göstermek için dikkat çekme
Look what I got for Christmas ifadesindeki Look what... dikkat çekmek için kullanılan bir kalıptır. Konuşan kişi soru sormaz; göstermek üzere olduğu bir şeye dinleyicinin heyecanla dikkat etmesini ister. What sözcüğünden sonraki bölüm düz cümle sırasını korur: what + özne + fiil. What I got bunun bir örneğidir. Burada got for Christmas, “Noel hediyesi olarak aldım” anlamına gelir. Aynı kalıp Look what I made veya Look what I found örneklerinde olduğu gibi başka eylemlerle de kullanılabilir.
Alıştırma
Resminizi birine göstermek için eksik olan tek sözcüğü doldurun: Look ____ I drew for the school fair!
Cevabı göster
what
I'm sorry it's been a bit crazy, Bartleby. Dilbilgisi
4:49Ortalık biraz karıştığı için üzgünüm, Bartleby.
It's been a bit crazy: yakın bir dönemi özetlemek
It's been, it has been ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Present perfect, daha önce başlayıp şu ana ulaşan ya da yeni bitmiş olsa da şu anla hâlâ ilgili olan bir döneme bakar. Burada tek bir geçmiş olayı değil, yakın zamandaki durumun genelini özetler. Crazy burada mecazidir: durumun yoğun, düzensiz veya yönetilmesi zor olduğunu anlatır. A bit ifadeyi yumuşatır; böylece özür daha az abartılı duyulur.
Alıştırma
Bu present perfect özetini tamamlamak için it has been ifadesinin kısaltmasını kullan: The café has been busy from opening time until now. ____ a bit crazy all morning.
Cevabı göster
It's been
I hope you're still having a good time: ilgiyi sürdürmek
I hope + yan cümle, olumlu bir dilek veya beklenti ifade eder. Bu yan cümlede you're still having a good time, araya giren bir şey olmuş olsa bile keyifli deneyimin devam etmesinin umulduğunu anlatır. Burada konuşan kişi, yaşanan bir aksaklıktan sonra karşısındakinin deneyimini önemsediğini gösterir. Bu, evet ya da hayır cevabı isteyen doğrudan bir soru değildir; cevap gerekiyorsa Are you still having a good time? diye sor.
Alıştırma
Bir müze turu kısa süreliğine kesintiye uğradı. Misafirinden doğrudan onay istemeden, turdan keyif almaya devam etmesini sıcak bir biçimde dileyen cümle hangisidir?
- I hope you're still enjoying the tour.
- Are you still enjoying the tour?
- You must still enjoy the tour.
Cevabı göster
I hope you're still enjoying the tour.
You want to go home?: gündelik bir doğrulama sorusu
Cümle, düz cümle söz dizimini korur ve baştaki yardımcı fiil do'yu düşürür. Tam biçimi Do you want to go home? şeklindedir. Gündelik konuşmada bu biçim genellikle konuşanın az önce duyduğu, fark ettiği veya tahmin ettiği bir düşünceyi doğrulamak için kullanılır. Konuşmada tonlama ve bağlam, yazıda ise soru işareti bunun bir soru olduğunu gösterir. Yalnızca bir olguyu belirtmek yerine ilgi veya şaşkınlık da ifade edebilir.
Alıştırma
Konuşan ‘You want to go home?’ diye sorarken büyük olasılıkla ne yapıyor?
- Dinleyicinin her gün eve gittiğini belirtmek
- Dinleyiciye hemen ayrılmasını emretmek
- Dinleyicinin ayrılmak isteyip istemediğini gündelik biçimde kontrol etmek
Cevabı göster
Dinleyicinin ayrılmak isteyip istemediğini gündelik biçimde kontrol etmek
Who's that you've got there?: birinin yanındaki kişiyi sormak
Who's, who is ifadesinin kısaltmasıdır. That, konuşanın yeni fark ettiği kişiyi veya kişi gibi ele alınan karakteri gösterir; you've got there yan cümlesi de bu kişinin kim olduğunu belirler. Burada have got, yanında, yakınında veya ellerinde bulunmak anlamındadır; elde etmiş olmak anlamına gelmez. There, dinleyicinin bulunduğu yeri gösterir. Bu nedenle tüm soru yaklaşık olarak “Yanındaki o kişi veya karakter kim?” demektir.
Alıştırma
Bir arkadaşınızı tanımadığınız birinin yanında görüyorsunuz. O kişinin kim olduğunu doğal biçimde soran soru hangisidir?
- What's that you've got there?
- Who's that you've got there?
- Who did you meet there yesterday?
Cevabı göster
Who's that you've got there?
got attacked by: konuşma dilinde get ile kurulan edilgen
Burada got attacked by, got + fiilin üçüncü hâliyle get edilgenini kurar. Özne olan he eylemden etkilenir; by a crocodile ise saldıranın kim olduğunu belirtir. Bu yapı, etkilenen kişinin başına ne geldiğine odaklanır. Konuşarak hikâye anlatırken got attacked, özellikle istenmeyen veya beklenmedik bir deneyim için was attacked ifadesinden daha doğrudan ve konuşma diline yakın gelebilir.
Alıştırma
Bu geçmiş zaman cümlesini got ve bite fiilinin üçüncü hâliyle tamamlayın: Yesterday, Leo ____ by a dog.
Cevabı göster
got bitten
then Dad ... then Nana ...: olayları sıralamak için then sözcüğünü tekrarlamak
Tekrarlanan then, her yeni yan cümleyi sıradaki olay olarak tanıtır: Babanın eylemi timsah saldırısından sonra, Nana'nın eylemi de babanın eyleminden sonra gelir. Böylece nedenleri açıklamak için durmadan dinleyiciye açık bir zaman çizgisi sunulur. Then sözcüğünü tekrarlamak hızlı ve giderek biriken bir ritim de yaratır. Burada bu ritim, aksilikler zincirinin gittikçe daha karmaşık görünmesini sağlar; then tek başına sıra bildirir, neden veya eş zamanlılık bildirmez.
Alıştırma
Hangi cümle neden veya eş zamanlılık belirtmeden açık bir olay sırası göstermek için then sözcüğünü tekrarlar?
- We found the key, then we opened the door, then the alarm rang.
- While I looked for the key, Mia waited by the door.
- Because we found the key, we were able to open the door.
Cevabı göster
We found the key, then we opened the door, then the alarm rang.
too rough: fazla sert veya taşkın davranış
Burada rough, bir yüzeyin dokusunu değil, ailenin nasıl davrandığını ve etkileşim kurduğunu anlatır. Onları değerlendiren kişiye göre tavırları fazla sert, taşkın veya yeterince nazik olmayabilir. Too, kabul edilebilir veya rahat bir düzeyin aşıldığını gösterir. Bu yüzden too rough, ailenin tavrını onun rahatça kaldırabileceğinden daha yoğun gösterir; yalnızca kaba ve görgüsüz oldukları anlamına gelmek zorunda değildir.
Alıştırma
He says my family's too rough. cümlesinde too rough en büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Fazla sert veya taşkın bir şekilde davranıyor ya da oynuyorlar.
- Çok sessiz konuşuyorlar.
- Derilerinin yüzeyi pürüzlü.
Cevabı göster
Fazla sert veya taşkın bir şekilde davranıyor ya da oynuyorlar.
let me have a word with: kısaca konuşmayı üstlenmek
Let me have a word with him, “bırak onunla kısaca ben konuşayım” anlamına gelir; konuşma genellikle özel olarak ve belirli bir amaçla yapılır. Have a word with someone kalıplaşmış bir ifadedir; word burada kelime hazinesindeki tek bir sözcüğü anlatmaz. Let me, konuşanın inisiyatif aldığını gösterir: kişi konuşmayı kendisinin yapmasını teklif eder. Bağlama göre konuşma tavsiye verme, hatırlatma, düzeltme veya bir sorunu çözme amacı taşıyabilir. Bu yüzden sıradan sohbetten daha amaçlıdır, ancak mutlaka bir çatışma anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi bu nottaki kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: Let me ____ the coach before practice.
Cevabı göster
have a word with
just between you and me: özel bir söze giriş yapmak
Just between you and me, “birazdan söyleyeceğim şey aramızda kalsın” anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Bir sırrı, kişisel görüşü veya özel bir yorumu başlatır ve dinleyenden bunu başkasına anlatmamasını ister. Just, çevrenin ne kadar dar olduğunu vurgular: bilgi yalnızca konuşan kişiyle dinleyen kişi arasında kalmalıdır. Bu ifade samimi ve gizli bir hava da yaratabilir, ancak gerçek bir gizlilik garantisi vermez.
Alıştırma
Konuşan kişi “just between you and me” diyerek neyi belirtir?
- Sonraki yorumu herkes duymalıdır.
- Konuşan kişi konuyu değiştiriyor.
- Sonraki yorum özeldir ve tekrarlanmamalıdır.
Cevabı göster
Sonraki yorum özeldir ve tekrarlanmamalıdır.
give them a chance: yargılamadan önce beklemek
Give someone a chance, bir kişiyi, fikri veya şeyi reddetmeden ya da yargılamadan önce ona biraz zaman veya fırsat vermek demektir. Bu cümlede fırsatı alan taraf them sözcüğünün gösterdiği kişilerdir; konuşan kişi “onlar hakkında henüz olumsuz karar verme” demektedir. Başka durumlarda da kullanılabilen yapı give + person or thing + a chance şeklindedir. Genellikle açık fikirli olmayı ve ne olacağını görmeyi öneren nazik bir ikna biçimidir.
Alıştırma
Hangi cümle, yeni bir antrenörü çok çabuk yargılamamayı doğal bir şekilde ister?
- Don't judge the new coach yet. Give her a chance.
- Don't judge the new coach yet. Give her a mistake.
- Don't judge the new coach yet. Give her a chair.
Cevabı göster
Don't judge the new coach yet. Give her a chance.
Yeah, but that's not why I voted for him. Dilbilgisi
5:49Evet, ama ona oy vermemin nedeni bu değil.
That's not why I voted for him: bir nedeni reddetmek
That's not why + yan cümle, az önce belirtilen nedenin why yan cümlesindeki eylemin gerçek nedeni olmadığını anlatır. Bu cümlede konuşan kişi ona gerçekten oy vermiştir; reddettiği şey, bu oyun nedenine ilişkin açıklamadır. Bu kalıbı birinin amacı hakkındaki yanlış varsayımı düzeltmek için kullanabilirsiniz. not, öne sürülen nedeni olumsuz yapar; why yan cümlesindeki eylemi olumsuz yapmaz.
Alıştırma
Bir arkadaşınız düşük maaş yüzünden ayrıldığınızı düşünüyor. Ayrıldınız, fakat nedeniniz farklıydı. Hangi cevap arkadaşınızın düşüncesini düzeltir?
- I didn't leave.
- That's why I left.
- That's not why I left.
Cevabı göster
That's not why I left.
They're full of love: full of + soyut isim
Be full of + isim, kelime anlamıyla bir kabın bir şeyle büyük ölçüde dolu olduğunu anlatabilir. Burada they insanları, love ise soyut bir kavramı belirttiği için ifade mecazidir: bu kişiler büyük bir sevgi taşır ve bunu gösterir. Aynı kalıp bir insanı, sesi, mesajı veya yeri umut, sıcaklık ya da heyecan gibi bir duygu veya niteliğe bolca sahip olarak tanımlayabilir.
Alıştırma
Cümleyi full of love ifadesinde kullanılan iki sözcükle tamamlayın: Her letter was ____ hope.
Cevabı göster
full of
And here's to Bartleby: kadeh kaldırma ifadesi
Here's to + bir kişi veya şey, kadeh kaldırmak ya da herkesin önünde saygı ve takdir göstermek için kullanılan kalıplaşmış bir ifadedir. Bu cümlede And, az önce söylenenlere bu kadeh kaldırma sözünü ekler; grup Bartleby'yi onurlandırmakta veya kutlamaktadır. Bu yapıda Here's, kelimesi kelimesine “işte burada” anlamına gelmez. Here's to ... ifadesini “…… şerefine içelim” veya içki olmasa bile “…… kutlayalım ya da …… için iyi dileklerde bulunalım” anlamına gelen bir bütün olarak düşünün.
Alıştırma
Kalıplaşmış kadeh kaldırma ifadesiyle cümleyi tamamlayın: ____ a fresh start!
Cevabı göster
Here's to
Welcome to the family, mate: sıcak ve samimi bir karşılama
Welcome to the family, yeni bir üyeye artık yakın bir grubun parçası olarak kabul edildiğini söyler. Family gerçek bir aile anlamına gelebileceği gibi kendisini birbirine bağlı gören bir ekip, iş yeri, kulüp veya topluluğu da anlatabilir. Mate burada birine doğrudan seslenmek için kullanılan, “arkadaş” veya “dost” anlamındaki samimi bir hitaptır. Karşılamayı daha sıcak ve rahat hâle getirir; bu cümlede “eş” anlamına gelmez.
Alıştırma
“Welcome to the family, mate.” en doğal olarak ne yapar?
- Bir arkadaşa konuşanın akrabalarının nerede olduğunu söyler.
- Kişinin eşini resmî olarak belirtir.
- Birini yakın bir gruba sıcak biçimde kabul eder ve mate sözü dostça, samimi bir ton katar.
Cevabı göster
Birini yakın bir gruba sıcak biçimde kabul eder ve mate sözü dostça, samimi bir ton katar.