Kuantum Bilgisayarlar Anlatıldı – İnsan Teknolojisinin Sınırları: İngilizce çalışma notları
Kurzgesagt – In a Nutshell
Video: Küçük transistörler kuantum sınırlarına ulaşır; süperpozisyon ve dolanıklık kübitleri ayırır; kuantum hesaplama arama ile simülasyonu hızlandırabilir, ancak şifrelemeyi tehdit edebilir. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “In a nutshell,” — Deyimler ve mecazi ifadeler: ayrıntıdan özete geçin ve nutshell sözcüğünü gerçek anlamıyla yorumlamayın. 2. “no matter how far they are apart.” — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: no matter how + sıfat, mesafenin sonucu değiştirmediğini belirtir. 3. “trial and error.” — Kalıplaşmış öbekler ve eşdizimler: yinelenen deneme ve düzeltmeleri adlandırır, klasik şifre çözmenin yavaşlığını açıklar ve deney ya da hata ayıklamada kullanılır.
Bu derste
Uzun vadeli zaman çerçevesi olarak For most of our history
For most of our history, cümlenin başında kullanılan bir zaman çerçevesidir. “İnsanlık tarihinin büyük bölümünde” anlamına gelir; böylece ardından gelen ifade, bazı istisnalar olsa da çok uzun bir dönem boyunca geçerli olarak sunulur. Burada most of, ortak tarihimizdeki zaman miktarını ölçer. “Tarihle ilgili hikâyelerin çoğu” veya “tarihî olayların çoğu” anlamına gelmez. Bu tür bir çerçeve, konuşmacının daha sonraki bir değişimi uzun bir arka planın önüne yerleştirmesini sağlar.
Alıştırma
“For most of the trip, the sea was calm,” cümlesindeki başlangıç ifadesi ne anlama gelir?
- Yolculuktaki olayların çoğu sakin denizle ilgiliydi.
- Deniz, yolculuğun her anında sakindi.
- Deniz, yolculuğun büyük bölümünde sakindi.
Cevabı göster
Deniz, yolculuğun büyük bölümünde sakindi.
While fire and sharp sticks became power plants and nuclear weapons, Dilbilgisi
0:06Ateş ve sivri sopalar zamanla enerji santrallerine ve nükleer silahlara dönüşürken,
Karşıtlık bildiren while: While X changed, the biggest upgrade...
Burada while yalnızca “bir şey olurken” anlamına gelmez; yaklaşık olarak whereas, yani “buna karşılık” anlamındadır. Dış araçlardaki değişimi başka bir değişimin yanına koyar ve dinleyiciden ikisini karşılaştırmasını ister. İlk yan cümle, basit araçlardan elektrik santrallerine ve nükleer silahlara uzanan büyük gelişimi kısaca özetler. Ana cümle daha sonra insanın düşünme kapasitesinin genişlemesini “en büyük yükseltme” diye adlandırır: beyinler gerçek anlamda makineye dönüşmemiştir; bilgisayar gibi teknolojiler insanların zihinleriyle yapabileceklerini artırmıştır. while yapısı, düşünme gücündeki bu değişimi araçlardaki çarpıcı değişimden daha önemli gösterir.
Alıştırma
Hangi cümlede while, iki gelişmenin yalnızca aynı anda olduğunu söylemek yerine onları karşılaştırmak için kullanılmıştır?
- While the laptop became lighter, its battery became more powerful.
- While I was reading, the rain started.
- While the bell was ringing, everyone stood quietly.
Cevabı göster
While the laptop became lighter, its battery became more powerful.
the power of our brain machines has kept growing exponentially,
0:14beyin makinelerimizin gücü üstel olarak büyümeye devam etti
allowing computers to get smaller and more powerful at the same time.
0:18ve bilgisayarların aynı anda hem küçülmesine hem de daha güçlü hale gelmesine olanak tanıdı.
But this process is about to meet its physical limits. Notlar
0:22Ancak bu süreç fiziksel sınırlarıyla karşılaşmak üzere.
is about to + fiil: olmak üzere
Be about to + fiilin yalın hâli, bir şeyin çok kısa süre içinde gerçekleşmesinin beklendiğini anlatır. Bu cümlede süreç bir sınıra ulaşmaya son derece yakındır; about kalıp yapının parçasıdır ve 'yaklaşık' anlamına gelmez. Bu yapı, bir olayın veya değişimin hemen öncesindeki ana odaklanır. Gelecekle ilgili genel bir ifadeden daha güçlü bir yakınlık hissi verir.
Alıştırma
Be about to yapısının doğru biçimiyle cümleyi tamamlayın: The doors are closing, and the train ____ leave.
Cevabı göster
is about to
meet its physical limits: fiziksel sınırlarına ulaşmak
Meet a limit ifadesinde meet, 'birini görmek' değil, 'bir engele rastlamak' veya 'ulaşmak' anlamına gelir. Süreç, bir kısıtlamanın daha fazla ilerlemeyi engelleyebileceği noktaya kadar gelişmiştir. Physical limits, fizik yasalarının, malzemelerin veya boyutun getirdiği kısıtlamalardır. Burada its bu sınırları sürece bağlar; dolayısıyla ifade, sürecin devam edebileceği fiziksel sınır noktalarına ulaştığını anlatır.
Alıştırma
'The chip design is beginning to meet its physical limits,' cümlesindeki 'meet its physical limits' ifadesi ne anlama gelir?
- fiziksel gerçekliğin getirdiği kısıtlamalara ulaşmak
- laboratuvar kurallarını görüşmek için toplantı yapmak
- geçici bir iş hedefi seçmek
Cevabı göster
fiziksel gerçekliğin getirdiği kısıtlamalara ulaşmak
Computer parts are approaching the size of an atom.
0:25Bilgisayar parçaları bir atomun boyutuna yaklaşıyor.
clear up: kafa karışıklığını gidermek
Burada clear up, bir şeyi açıklayarak kafa karışıklığını gidermek anlamına gelir. Konuşan kişi, daha sonraki sorunun anlaşılmasını kolaylaştırmak için önce bazı temel fikirleri açıklayacaktır. Bu öbek fiil havanın açılmasını da anlatabilir; ancak some basics nesnesi, buradaki kullanımın anlamaya yönelik olduğunu gösterir.
Alıştırma
Hangi cümlede clear up, “açıklayarak kafa karışıklığını gidermek” anlamında kullanılmıştır?
- We should wait for the sky to clear up before we leave.
- We should clear up this misunderstanding before the meeting.
- We should clean up the meeting room before everyone arrives.
Cevabı göster
We should clear up this misunderstanding before the meeting.
A computer is made up of very simple components Öbek fiiller
0:39Bir bilgisayar çok basit bileşenlerden oluşur
made up of: bir bütünün parçalarını göstermek
Bu cümlede is made up of, consists of yani “-den oluşur” anlamına gelir. Bilgisayar bütündür; very simple components ise onu oluşturan parçalardır. “Bütün + be + made up of + parçalar” kalıbını kullanın. be fiilinin biçimi zamana ve özneye göre değişir: The team is made up of..., The teams were made up of....
Alıştırma
Hangi cümle bir bütünün üyelerini sıralamak için made up of ifadesini doğru kullanır?
- Twelve students are made up of the science club.
- The science club is made up of twelve students.
- The science club is made of twelve students.
Cevabı göster
The science club is made up of twelve students.
which contain ... which contain ...: bir hiyerarşi kurmak
İlk which, modules sözcüğünü açıklayan bir ilgi cümleciği başlatır: modüller mantık kapıları içerir. İkinci which ise kendisine en yakın isim öbeği olan logic gates ifadesini açıklar: mantık kapıları transistörler içerir. Bu yapı bilgisayar çipleri, modüller, mantık kapıları ve transistörlerden oluşan düzenli bir hiyerarşi kurar. Böyle bir zincirde her which cümleciğini açıkladığı ismin hemen arkasına getirerek katmanları açık tutun.
Alıştırma
Makinenin bir kontrol birimi içerdiğini, kontrol biriminin bir kart içerdiğini ve kartın da birkaç sensör içerdiğini açıkça anlatan cümle hangisidir?
- The machine contains a control unit, which contains a board, which contains several sensors.
- The machine contains a control unit, a board, and several sensors.
- The machine, which contains a control unit and a board, contains several sensors.
Cevabı göster
The machine contains a control unit, which contains a board, which contains several sensors.
A transistor is the simplest form of a data processor in computers,
0:54Bir transistör, bilgisayarlardaki veri işlemcisinin en basit şeklidir,
basically a switch that can either block or open the way for information coming through.
0:58temelde gelen bilginin yolunu kapatabilen veya açabilen bir anahtardır.
Combinations of several bits are used to represent more complex information.
1:09Birkaç bitin kombinasyonları daha karmaşık bilgileri temsil etmek için kullanılır.
Transistors are combined to create logic gates,
1:13Transistörler mantık kapılarını oluşturmak için birleştirilir,
an AND gate sends an output of one if all of its inputs are one, Dilbilgisi
1:19bir VE kapısı (AND gate), tüm girdileri bir ise bir çıktısı gönderir,
if ..., otherwise: bir kuralın iki dalını belirtmek
if cümleciği ilk sonucun koşulunu verir: kapı yalnızca tüm girişler bir olduğunda bir çıkışı verir. Otherwise, “bu koşul doğru değilse” anlamına gelir; dolayısıyla diğer sonuç sıfırdır. Bu yapı bir kuralı iki dala ayırır: if koşulu, sonuç A; otherwise, sonuç B. Otherwise yalnızca son sözcüğe veya ifadeye değil, koşulun tamamına gönderme yapar.
Alıştırma
Kuralı “bu koşul doğru değilse” anlamına gelen sözcükle tamamlayın: If the door is unlocked, enter; ____, wait outside.
Cevabı göster
otherwise
Combinations of logic gates finally form meaningful modules,
1:25Mantık kapılarının kombinasyonları en sonunda anlamlı modüller oluşturur,
örnek verme belirteci olarak say
Bu cümlede say, olası bir örneği, yani iki sayıyı toplamayı tanıtır. Burada “konuşmak” değil, “örneğin” veya “diyelim ki” anlamına gelir. Bu kullanım, konuşanın bunun tek örnek olduğunu ileri sürmeden açıklamaya kısa bir örnek eklemesini sağlar.
Alıştırma
“We could choose a simple test, say one that checks whether the light turns on” cümlesinde say hangi işlevdedir?
- Testin yalnızca bir kez yapılabileceği anlamına gelir.
- Işığı kontrol etmeyi olası bir örnek olarak tanıtır.
- Başka bir kişinin söylediği sözleri aktarır.
Cevabı göster
Işığı kontrol etmeyi olası bir örnek olarak tanıtır.
Once you can ... you can ... ile ilerleme zinciri
Burada once, “-ebilir hâle gelir gelmez” veya “o noktaya ulaştıktan sonra” anlamına gelir. Her once you can ... yan cümlesi, bir sonraki becerinin önünü açan bir yeteneği belirtir; “bir kez” anlamına gelmez. Kalıbın tekrarlanması bir ilerleme zinciri kurar: önce toplama, sonra çarpma, ardından daha karmaşık işler. Öğrenilmiş bir becerinin sonraki beceriyi nasıl mümkün kıldığını açıklamak için bu yapıyı kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Beceri zincirini derste tekrarlanan bağlayıcıyla tamamlayın: ____ you can read short sentences, you can read a simple story, and ____ you can read a simple story, you can discuss it.
Cevabı göster
Once · once
Since all basic operations are literally simpler than first grade math,
1:37Tüm temel işlemler kelimenin tam anlamıyla birinci sınıf matematiğinden daha basit olduğu için,
you can imagine a computer as a group of 7-year-olds answering really basic math questions.
1:41bir bilgisayarı, çok temel matematik sorularını cevaplayan 7 yaşındaki çocuklardan oluşan bir grup olarak hayal edebilirsiniz.
A large enough bunch of them could compute anything from astrophysics to Zelda. Anlatım akışı
1:46Yeterince büyük bir grup, astrofizikten Zelda'ya kadar her şeyi hesaplayabilir.
Geniş bir aralığı göstermek için from A to B kullanımı
From astrophysics to Zelda, bilinçli olarak birbirinden çok uzak iki uç nokta verir: ciddi bir bilim alanı ve bir video oyunu. Aralarındaki büyük fark, olası kullanım alanlarını son derece geniş gösterir; beklenmedik eşleşme de mizah katar. Burada from ... to ..., bir aralığın iki ucunu adlandırarak bilgiyi düzenler. Her birini sıralamadan başka birçok uygulama olduğunu düşündürür. Bir konudan başka bir konuya hareket etmeyi anlatmaz.
Alıştırma
Hangi cümle from A to B kalıbını hareketi veya sayısal bir aralığı anlatmak yerine geniş bir çeşitliliği özetlemek için kullanıyor?
- Read chapters from five to ten.
- The library has books on topics from ancient history to modern robotics.
- She walked from the library to the station.
Cevabı göster
The library has books on topics from ancient history to modern robotics.
Getting tinier and tinier: tekrarlanan karşılaştırma biçimleri
Getting tinier and tinier, parçaların zaman geçtikçe küçülmeye devam ettiği anlamına gelir. Karşılaştırma biçiminin tekrarı, iki farklı parça grubunu karşılaştırmaz; tek ve devam eden bir değişim eğilimini anlatır. Yapı get + karşılaştırma biçimi + and + aynı karşılaştırma biçimidir. Getting değişimi başlatır; tinier and tinier ise değişimin aynı yönde sürdüğünü gösterir.
Alıştırma
Cümleyi loud sözcüğünün tekrarlanan karşılaştırma biçimiyle tamamlayın: As the parade approached, the music grew ____.
Cevabı göster
louder and louder
In a nutshell: kısa bir özet sunmak
In a nutshell, “birkaç kelimeyle” veya “yalnızca ana fikri söylemek” anlamına gelen bir deyimdir. Burada dinleyiciye karmaşık bir konunun tek ve basit bir açıklamaya indirgeneceğini bildirir. Bu ifade genellikle kısa özetten önce gelir ve cümle başındaysa ardından çoğunlukla virgül konur. Nutshell burada gerçek anlamıyla kullanılmaz.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki özet ifadesiyle tamamlayın: ____, our club needs more members and a larger meeting room.
Cevabı göster
In a nutshell
Electricity is electrons moving from one place to another,
2:00Elektrik, elektronların bir yerden başka bir yere hareket etmesidir,
so a switch is a passage that can block electrons from moving in one direction. Dilbilgisi
2:03bu yüzden bir anahtar, elektronların bir yönde hareket etmesini engelleyebilen bir geçittir.
block electrons from moving: block + nesne + from + -ing
block + nesne + from + -ing yapısı, nesnenin bir eylemi yapmasını veya yaşamasını engellemek anlamına gelir. block electrons from moving ifadesinde electrons nesnedir, from engellenen eylemi başlatır ve moving -ing biçimidir. from sonrasında fiilin yalın hâli değil, bir isim veya -ing biçimi kullanılır: block electrons from moving denir, block electrons from move denmez.
Alıştırma
Cümleyi from ve enter fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The filter blocks dust ____ the engine.
Cevabı göster
from entering
a typical scale for transistors is 14 nanometers,
2:08transistörler için tipik bir ölçek 14 nanometredir,
which is about eight times less than the HIV virus's diameter, Dilbilgisi
2:12bu da HIV virüsünün çapından yaklaşık sekiz kat daha küçük,
and 500 times smaller than a red blood cell.
2:15ve bir kırmızı kan hücresinden 500 kat daha küçüktür.
about eight times less than ... ve 500 times smaller than ile ölçek karşılaştırmaları
Sayı + times + karşılaştırma sıfatı + than kalıbı, bir farkı oran olarak sunar. Burada anlatılmak istenen, 14 nanometrenin virüs çapının yaklaşık sekizde biri ve bir alyuvarın boyutunun 500'de biri olduğudur. About, ilk çarpanın yaklaşık olduğunu gösterir. Bunlar ölçek karşılaştırmalarıdır; 8 veya 500 ölçü biriminin çıkarıldığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede 500 times smaller than a red blood cell ifadesiyle anlatılmak istenen nedir?
- Bir alyuvarın yaklaşık 500'de biri büyüklüğündedir.
- Bir alyuvardan 500 ölçü birimi daha kısadır.
- Bir alyuvarın yaklaşık 500 katı büyüklüğündedir.
Cevabı göster
Bir alyuvarın yaklaşık 500'de biri büyüklüğündedir.
As transistors are shrinking to the size of only a few atoms,
2:19Transistörler sadece birkaç atom boyutuna kadar küçüldüğünde,
electrons may just transfer themselves to the other side of a blocked passage
2:22elektronlar kendilerini bloke edilmiş bir geçidin diğer tarafına
via a process called quantum tunneling. Notlar
2:26kuantum tünelleme adı verilen bir süreçle aktarabilirler.
Bir mekanizmayı adlandırmak için via a process called ... kullanımı
via a process called quantum tunneling ifadesi, “adı quantum tunneling olan bir süreç aracılığıyla” anlamına gelir. Via mekanizmayı tanıtır; called ise genel process adını teknik adıyla bağlar. via a process called + terim yapısı, dinleyiciler terimi henüz bilmiyor olabileceğinde kullanışlıdır: terimi adlandırmadan önce rolünü açıklar. Bu cümlede süreç, elektronların klasik açıklamaya göre onları durdurması gereken bir engeli aşma yolu olarak sunulur.
Alıştırma
Cümleyi via ile başlayan dört sözcüklük hedef ifadeyle tamamlayın: The file is protected ____ encryption.
Cevabı göster
via a process called
Kuantum tünelleme: kuantum bariyerini aşmak
Kuantum tünelleme, klasik fiziğe göre aşmaya yetecek enerjisi bulunmayan bir parçacığın bir enerji bariyerinin diğer tarafında tespit edilebildiği kuantum fiziği olayıdır. Burada transistörün bariyerleri yalnızca birkaç atom genişliğine iner. Bu nedenle bazı elektronlar bariyerlerden geçerek istenmeyen elektrik akımı oluşturabilir. Tunneling gerçek anlamda tünel kazmak değildir ve cümle, gündelik nesnelerin duvarların içinden kolayca geçebileceğini söylemez.
Alıştırma
Çok küçük bir transistörde quantum tunneling ne anlama gelir?
- Bir elektron transistörün içinden fiziksel bir tünel kazar.
- Bir elektron, klasik fiziğe göre geçememesi gereken bir bariyeri geçebilir.
- Her nesne istediği zaman her duvarın içinden geçebilir.
Cevabı göster
Bir elektron, klasik fiziğe göre geçememesi gereken bir bariyeri geçebilir.
physics works quite differently from the predictable ways we're used to, Dilbilgisi
2:30fizik alışık olduğumuz öngörülebilir yollardan oldukça farklı çalışır
ways we're used to: düşürülen ilgi zamiri
the predictable ways we're used to ifadesinde we're used to yan cümlesi ways sözcüğünü niteler. İngilizcede ilgi zamiri nesne görevindeyken düşürülebilir. Bu nedenle daha açık biçim the predictable ways that we're used to olur. to edatı yan cümlenin sonunda kalır. Burada be used to, bir şeye aşina veya alışık olmak anlamına gelir. to bir edattır; fiilin yalın biçiminden önce gelen mastar işareti değildir. Bu yapı, geçmişteki bir alışkanlığı veya durumu anlatan used to do something yapısından farklıdır.
Alıştırma
Hangi biçim, düşürülen ilgi zamirini doğru şekilde eklerken the ways we're used to ifadesinin anlamını değiştirmez?
- the predictable ways that we used to follow
- the predictable ways that are used to predict results
- the predictable ways that we're used to
Cevabı göster
the predictable ways that we're used to
and traditional computers just stop making sense. Kalıp ifadeler
2:33ve geleneksel bilgisayarlar artık mantıklı gelmez.
stop making sense: artık anlamlı gelmemek
Stop making sense, artık mantıklı, makul veya anlaşılır olmamak demektir. stop fiili bir değişimi gösterir: Bir şey daha önce işe yarıyor veya tutarlı görünüyordur, ancak yeni koşullarda artık öyle değildir. Buradaki sense, fiziksel duyuları değil mantıksal geçerliliği anlatır. Bu ifade; artık gerçeklerle uyuşmayan bir açıklama, kural, plan, sistem veya davranış için kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi stop making sense ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The old plan used to work, but after the rules changed, it ____.
Cevabı göster
stopped making sense
We are approaching a real physical barrier for our technological progress.
2:37Teknolojik ilerlememiz için gerçek bir fiziksel bariyere yaklaşıyoruz.
scientists are trying to use these unusual quantum properties to their advantage Kalıp ifadeler
2:43bilim insanları bu alışılmadık kuantum özelliklerini kendi avantajlarına kullanmak amacıyla
use something to your advantage: bir şeyi kendi yararına kullanmak
Use something to your advantage, bir gerçeği, kaynağı, hatta zorluğu size yardımcı olacak bir şeye dönüştürmek demektir. Yapı use + şey + to + iyelik biçimi + advantage şeklindedir. Bu cümlede yarar sağlayan kişiler bilim insanlarıdır; dolayısıyla their bilim insanlarını gösterir. Kuantum özellikleri kullanılan şeydir, avantajın sahibi değildir.
Alıştırma
my, your, his, her, our, or their arasından doğru iyelik biçimini seçerek hedef yapıyı tamamlayın: Leo used the short deadline ____ by focusing on one task.
Cevabı göster
to his advantage
bits ... qubits: iki tür bilgi birimi
Burada bits, normal bilgisayarların kullandığı temel bilgi birimleridir; qubits ise kuantum bilgisayarların kullandığı karşılık gelen birimlerdir. Qubit, quantum bit ifadesinin standart kısaltmasıdır; bit sözcüğünün gayriresmî bir yazımı değildir. Her ikisi de ölçüldüğünde iki değerden birini verebilir, ancak qubit yalnızca yeni ad verilmiş sıradan bir bit değildir. Cümle, bir qubitin ölçümden önce süperpozisyonda bulunabilmesi gibi daha sonra açıklanan farkların anlaşılması için iki terimi tanıtır.
Alıştırma
Cümleyi, kuantum bilgisayarın kullandığı temel bilgi birimlerinin standart terimiyle tamamlayın: A quantum computer processes ____.
Cevabı göster
qubits
A qubit can be any two-level quantum system,
2:58Bir kübit herhangi bir iki seviyeli kuantum sistemi olabilir,
like the photon's horizontal or vertical polarization.
3:07tıpkı fotonun yatay veya dikey polarizasyonu gibi.
the qubit doesn't have to be in just one of those, Dilbilgisi
3:12kübitin sadece bu durumlardan birinde olması gerekmez,
it can be in any proportions of both states at once.
3:14aynı anda her iki durumun herhangi bir oranında bulunabilir.
doesn't have to ... can ...: bir kısıtlamayı kaldırmak
“doesn't have to be in just one of those” ifadesinde doesn't have to, “zorunda değildir” anlamına gelir. Those, daha önce sözü edilen iki duruma, yani sıfır ve bire gönderme yapar. Bu ifade, tek bir durumda bulunmanın yasak olduğu anlamına gelmez. Ardından gelen can yan cümlesi ek bir olasılığı belirtir: qubit aynı anda iki durumun oranlarını içeren bir durumda bulunabilir. doesn't have to X; can Y kalıbı önce varsayılan bir zorunluluğu kaldırır, ardından mümkün veya izin verilen bir alternatif sunar.
Alıştırma
Cümleyi, basılı bilet getirmenin zorunlu olmadığını belirten ifadeyle tamamlayın: At this event, you ____ bring a printed ticket; you can show it on your phone.
Cevabı göster
don't have to
superposition (süperpozisyon)
Superposition, önceki cümlede açıklanan durumun adıdır: ölçümden önce bir kübit, iki olası baz durumunun farklı oranlardaki birleşimi olarak gösterilebilir. Bu basitleştirilmiş açıklamada superposition, ölçümün iki sonucu birden göstereceği anlamına gelmez. Kübit ölçüldüğünde tek ve belirli bir durum elde edilir.
Alıştırma
Bu basitleştirilmiş açıklamada superposition ne anlama gelir?
- Bir kübit ancak ölçümden sonra iki durum arasında geçiş yapar.
- Bir kübit her zaman iki ölçüm sonucunu aynı anda gösterir.
- Ölçümden önce bir kübit, iki olası baz durumunun birleşiminde bulunabilir.
Cevabı göster
Ölçümden önce bir kübit, iki olası baz durumunun birleşiminde bulunabilir.
it has to decide to be either vertically or horizontally polarized.
3:24dikey veya yatay olarak polarize olmaya karar vermek zorundadır.
as soon as (olur olmaz)
As soon as iki olayı birbirine bağlar ve “olur olmaz” ya da “hemen ... olduğunda” anlamına gelir. Burada değeri test etmek tetikleyicidir; o anda kübit belirli bir sonuç vermek zorundadır. As soon as ile başlayan yan cümle, ana cümleden önce veya sonra gelebilir: As soon as you test it, it changes; It changes as soon as you test it. Zaman yan cümlesi önce geldiğinde normalde virgül kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi, derste geçen ve “olur olmaz” anlamına gelen üç sözcüklü zaman ifadesiyle tamamlayın: ____ the alarm sounds, leave the building.
Cevabı göster
As soon as
the qubit is in a superposition of probabilities for zero and one,
3:31kübit sıfır ve bir için bir olasılıklar süperpozisyonundadır
Koşul belirten as long as
Bu cümlede as long as, sonraki ifadenin geçerli olduğu koşulu belirtir. ‘Şu koşulla ki’ anlamına gelir: kübit gözlemlenmezse bu durum açıklaması geçerlidir. Burada long, uzunluk veya süre karşılaştırmaz. Yeniden kullanılabilen kalıp as long as + yan cümledir; sonuç bu koşuldan önce veya sonra gelebilir.
Alıştırma
Hangi cümlede as long as bir koşul belirtmek için kullanılmıştır?
- We waited for as long as two hours.
- The rope is as long as the table.
- You can borrow my bike as long as you wear a helmet.
Cevabı göster
You can borrow my bike as long as you wear a helmet.
Dolaylı soru: which it will be
predict fiilinden sonra gelen which it will be, fiilin nesnesi olan dolaylı bir sorudur. Which olası sonuçlardan birini belirtir; bu yan cümle dinleyiciye doğrudan soru sormak yerine belirsizliği aktarır. it özne olduğunda dolaylı soru sırası which + it + will + be şeklindedir. Bu nedenle predict fiilinden sonra which it will be doğrudur; Which will it be? ise doğrudan soru biçimidir.
Alıştırma
Cümleyi doğal biçimde tamamlayan seçeneği bulun: After reviewing the two possible winners, I still can't predict ___.
- which it will be
- which will it be
- it will be which
Cevabı göster
which it will be
Anında gerçekleşmeyi anlatan the instant + yan cümle
“the instant you measure it” ifadesinde the instant, doğrudan “you measure it” yan cümlesinin önüne gelen bir zaman bağlayıcısıdır. “Tam … olduğu anda” veya “… olur olmaz” anlamına gelir; ayrıca when eklemek gerekmez. Bu yapı, ana cümledeki olayın zaman yan cümlesindeki olay gerçekleşir gerçekleşmez meydana geldiğini anlatır. Kesin ve ani zamanlamanın önemli olduğu anlatılarda ve süreç açıklamalarında kullanışlıdır.
Alıştırma
Güvenlik talimatını bu dersteki ifadeyle tamamlayın: ____ the alarm sounds, leave the building.
Cevabı göster
The instant
Kuantum ölçümünde collapses into a definite state
Bu basitleştirilmiş kuantum açıklamasında “collapses into”, daha önce süperpozisyonda olan sistemin gözlenen sonuç olarak tek bir belirli durumu aldığı şeklinde açıklanmasıdır. Bu ifade fiziksel bir nesnenin yere düşmesini değil, sistemin durumundaki değişimi anlatır. Kalıp collapse into + ortaya çıkan durum şeklindedir. Buradaki into, bir yere hareketi değil, “one of the definite states” sonucunu gösterir.
Alıştırma
“After measurement, the qubit collapses into a definite state,” cümlesinde “collapses into” ne anlama gelir?
- Durum adlı farklı bir yere hareket eder.
- Ölçüm sonucu olarak tek bir belirli durumu aldığı şeklinde açıklanır.
- Fiziksel olarak düşüp bir kabın içine girer.
Cevabı göster
Ölçüm sonucu olarak tek bir belirli durumu aldığı şeklinde açıklanır.
Superposition is a game-changer. Deyimler
3:42Süperpozisyon oyunun kurallarını değiştiren bir şeydir.
Game-changer: mümkün olanları kökten değiştiren şey
Game-changer, eski beklentilerin veya olasılıkların artık geçerli olmayacağı kadar büyük bir durum değişikliği yaratan kişi, fikir, olay ya da teknoloji için kullanılan deyimsel ve sayılabilen bir isimdir. Gerçek bir oyunla ilgili olması gerekmez. Burada konuşmacı, hesaplamanın yapabileceklerini değiştirdiği için süperpozisyonu büyük bir atılım olarak değerlendiriyor. Bu ifade yalnızca tarafsız biçimde bir iyileşme anlatmaz; güçlü ve olumlu bir değerlendirme taşır.
Alıştırma
'A cheap, long-lasting battery would be a game-changer for electric buses,' cümlesinde game-changer ne anlama gelir?
- Oyun sırasında kuralları değiştiren biri
- Mümkün olanları büyük ölçüde değiştirecek bir şey
- Etkisi az olan küçük bir iyileşme
Cevabı göster
Mümkün olanları büyük ölçüde değiştirecek bir şey
Four classical bits can be in one of two to the power of four different configurations at a time. Kelime
3:45Dört klasik bit aynı anda ikinin dördüncü kuvveti kadar farklı konfigürasyondan birinde olabilir.
Two to the power of four: 2^4 ifadesini sesli okuma
Two to the power of four, 2^4 ifadesinin İngilizce sözlü okunuşudur. Two taban, four ise üstür; yani dört tane 2'nin çarpılması anlamına gelir: 2 × 2 × 2 × 2 = 16. Kalıp, taban + to the power of + üs şeklindedir. Buradaki power, güç veya elektrik değil, matematikteki kuvvet ya da üs kavramıdır.
Alıştırma
3^4 ifadesini İngilizce olarak doğru okuyan seçenek hangisidir?
- three times four
- four to the power of three
- three to the power of four
Cevabı göster
three to the power of four
can be in all of those 16 combinations at once.
3:57aynı anda bu 16 kombinasyonun hepsinde olabilir.
This number grows exponentially with each extra qubit. Kalıp ifadeler
4:01Bu sayı eklenen her kübitle üstel olarak büyür.
eklenen her kübitle birlikte üstel olarak büyümek
“Grows exponentially with each extra qubit”, her kübit eklendiğinde sayının aynı çarpanla çarpıldığı anlamına gelir. Burada bu çarpan ikidir; dolayısıyla sayı sabit bir miktar artmak yerine ikinin kuvvetlerini izler. Buradaki exponentially sözcüğünün kesin bir matematiksel anlamı vardır. Girdi değiştikçe tekrarlanan çarpma işlemini anlatır; yalnızca “çok hızlı” anlamına gelmez.
Alıştırma
“The amount of data grows exponentially with each extra sensor,” cümlesinde exponentially ne anlama gelir?
- Her ek sensörde aynı sabit miktarda artar.
- Her ek sensörde sabit bir çarpanla çarpılır.
- Hızla artar, ancak herhangi bir büyüme örüntüsü belirtilmez.
Cevabı göster
Her ek sensörde sabit bir çarpanla çarpılır.
20 of them can already store a million values in parallel. Kelime
4:04Bunlardan 20 tanesi şimdiden bir milyon değeri paralel olarak depolayabilir.
bilişimde in parallel
“In parallel”, birden fazla işlemin veya gösterimin art arda ele alınmak yerine aynı anda gerçekleşmesi anlamına gelir. Bilişim bağlamında işin veya bilginin nasıl düzenlendiğini anlatır; paralel çizgilerin geometrik anlamını taşımaz. Bu cümlede ifade, birçok olası değerin aynı anda temsil edilebildiğine dair basitleştirilmiş düşünceyi anlatır. Tek bir ölçümün bütün bu değerleri ayrı sonuçlar olarak verdiğini iddia etmez.
Alıştırma
Cümleyi “birbiri ardına değil, aynı anda” anlamına gelen iki sözcüklü bilişim ifadesiyle tamamlayın: The two processors handle the jobs ____.
Cevabı göster
in parallel
a close connection that makes each of the qubits react to a change in the other's state instantaneously,
4:13her bir kübitin, aralarındaki mesafe ne kadar uzak olursa olsun,
no matter how far they are apart. Dilbilgisi
4:18diğerinin durumundaki bir değişikliğe anında tepki vermesini sağlayan yakın bir bağlantı.
Kuantum fiziğinde entanglement
Bu cümlede entanglement, iki veya daha fazla kuantum sisteminin ayrı bireysel durumlar olarak tam biçimde açıklanamayan ortak bir duruma sahip olduğu bağlantıyı anlatan kuantum fiziği terimidir. Cümle, uzaklık boyunca devam eden bu korelasyonu sezgisel biçimde açıklar. Bu, kullanılabilir bilgilerin ışıktan daha hızlı gönderilebileceği anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir kuantum fiziği yazısında entanglement neyi anlatır?
- Kontrol edilebilir mesajları ışıktan daha hızlı gönderme yöntemi
- Maddi bir iple fiziksel olarak birbirine bağlanmış iki parçacık
- Parçaları birbirinden bağımsız olarak tam biçimde açıklanamayan ortak bir kuantum durumu
Cevabı göster
Parçaları birbirinden bağımsız olarak tam biçimde açıklanamayan ortak bir kuantum durumu
no matter how far ... apart yapısı
Burada no matter how far bir ödünleme koşulu başlatır: mesafe az veya son derece fazla olabilir, ancak ana ifade yine de doğru olarak sunulur. How far olası her uzaklık derecesini temsil eder; doğrudan bir soru değildir. no matter how + sıfat veya zarf kalıbı, “ne kadar ... olursa olsun” anlamına gelir. be apart yapısındaki apart, nesneleri birbirinden ayıran mesafeyi anlatır.
Alıştırma
Cümleyi no matter + soru sözcüğü biçimindeki üç sözcüklü kalıpla tamamlayın: The two friends stay in touch ____ far apart they live.
Cevabı göster
no matter how
This means that when measuring just one entangled qubit, Dilbilgisi
4:20Bu, sadece bir dolanık kübiti ölçtüğünüzde,
you can directly deduce properties of its partners without having to look. Dilbilgisi
4:23bakmanıza gerek kalmadan partnerlerinin özelliklerini doğrudan çıkarabileceğiniz anlamına gelir.
when measuring ...: eylemi ana cümlenin öznesi yapar
when measuring just one entangled qubit ifadesinde measuring eyleminin örtük öznesi, ana cümlenin öznesi olan you sözcüğüdür. Açık ve tam biçimi when you are measuring just one entangled qubit şeklindedir. Bu kısaltılmış -ing zaman cümleciği açıklayıcı metinleri daha özlü yapar. Yalnızca -ing eylemini gerçekleştiren kişi ana cümlenin öznesiyle aynıysa kullanılır. Burada qubit ölçülen nesnedir; ölçümü yapan değildir.
Alıştırma
Maya'nın her iki eylemi de yaptığını göstermek için kısaltılmış when cümleciğini doğru kullanan cümle hangisidir?
- When checking the results, Maya noticed one missing value.
- When checking the results, a missing value caught Maya's attention.
Cevabı göster
When checking the results, Maya noticed one missing value.
without having to look: bir adımın gereksiz olması
Without having to look, bakmanın gerekli olmadığı anlamına gelir. without having to + fiilin yalın biçimi kalıbı, ana eylemin normalde beklenen bir adım veya gereklilik olmadan yapılabildiğini gösterir. Burada vurgulanan yalnızca bakma eyleminin gerçekleşmemesi değil, bakma gereğinin bulunmamasıdır.
Alıştırma
Parola girmenin gereksiz olduğunu göstermek için cümleyi without having to + fiilin yalın biçimi ile tamamlayın: The app signs you in ____ a password.
Cevabı göster
without having to enter
Qubit manipulation is a mind-bender as well. Deyimler
4:28Kübit manipülasyonu da akıllara durgunluk veren bir şeydir.
mind-bender: zor bir fikri anlatan mecazlı ifade
Mind-bender, anlaşılması çok zor olan ya da bildiğiniz şeyleri yeniden düşünmenize neden olan bir şeyi anlatan gayriresmî bir isimdir. Bu cümlede kübitleri yönlendirmenin sezgiye çok aykırı ve zihinsel olarak zor olduğu anlatılıyor. Bu mecazlı bir ifadedir; bir şeyin beyni gerçekten büktüğünü söylemez. Zorluğun yanı sıra şaşkınlık veya hayranlık da ifade edebilir, bu yüzden mutlaka olumsuz bir değerlendirme değildir.
Alıştırma
The new puzzle is a mind-bender cümlesinde mind-bender ne anlama gelir?
- anlaşılması çok zor veya şaşırtıcı bir şey
- kolayca tahmin edilebilen bir şey
- bir makineyi onarmak için kullanılan bir şey
- beyni fiziksel olarak büken bir şey
Cevabı göster
anlaşılması çok zor veya şaşırtıcı bir şey
A normal logic gate gets a simple set of inputs
4:31Normal bir mantık kapısı basit bir girdiler kümesi alır
A quantum gate manipulates an input of superpositions,
4:36Bir kuantum kapısı ise süperpozisyonlardan oluşan bir girdiyi manipüle eder,
and produces another superposition as its output.
4:41ve çıktı olarak başka bir süperpozisyon üretir.
So, a quantum computer sets up some qubits, Öbek fiiller
4:45Yani, bir kuantum bilgisayarı bazı kübitler kurar,
sets up ... kübitleri sonraki işlemlere hazırlar
Sets up, set up fiil öbeğinin üçüncü tekil şahıs biçimidir. Bir şeyi sonraki adım için hazır hâle getirmek, düzenlemek veya yapılandırmak anlamına gelir. Bu cümlede kuantum bilgisayarı, sonraki işlemlerden ve ölçümden önce kübitleri hazırlar. Nesne qubits'tir. Bilgisayar onları yalnızca bir yere koymaz; hesaplama için gereken başlangıç düzenine getirir.
Alıştırma
The technician sets up the microscope before the lesson cümlesinde sets up burada ne anlama gelir?
- Bir yolculuğu başlatmak veya bir olayı tetiklemek
- Birini bilerek kandırmak
- Bir şeyi dik konuma getirmek
- Bir şeyi kullanım için hazırlamak ve düzenlemek
Cevabı göster
Bir şeyi kullanım için hazırlamak ve düzenlemek
applies quantum gates to entangle them and manipulate probabilities,
4:48onları dolanık hale getirmek ve olasılıkları manipüle etmek için kuantum kapıları uygular
collapsing superpositions to an actual sequence of zeros and ones.
4:53süperpozisyonları gerçek bir sıfırlar ve birler dizisine çökertir.
What this means is that you get the entire lot of calculations Anlatım akışı
4:58Bunun anlamı, kurulumunuzla mümkün olan
that are possible with your setup all done at the same time.
5:01tüm hesaplamaların aynı anda yapılmasıdır.
What this means is that ile açıklamanın sonucunu sunma
What this means is that, az önce verilen bilgilerin sonucunu veya daha sade bir yorumunu sunar. Buradaki this, daha önce açıklanan sürecin tamamına gönderme yapar; that sonrasındaki sözler ise bu sürecin pratik sonucunu belirtir. Bu kalıpta what, “... olan şey” anlamındadır. Bu nedenle What this means bir isim yan cümlesidir, doğrudan soru değildir. Karmaşık bir noktayı açık bir sonuca dönüştürmek için What X means is that + sonuç kalıbını kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Cümleyi dersteki beş sözcüklü açıklama kalıbıyla tamamlayın: The road is closed. ____ we need another route.
Cevabı göster
What this means is that
Ultimately, you can only measure one of the results,
5:04Sonuçta, sadece sonuçlardan birini ölçebilirsiniz,
and it will only probably be the one you want,
5:07ve muhtemelen sadece istediğiniz sonuç olacaktır,
so you may have to double-check and try again.
5:09bu yüzden tekrar kontrol etmeniz ve yeniden denemeniz gerekebilir.
But by cleverly exploiting superposition and entanglement,
5:12Ancak süperpozisyon ve dolanıklığı zekice kullanarak,
this can be exponentially more efficient than would ever be possible on a normal computer. Dilbilgisi
5:16bu, normal bir bilgisayarda asla mümkün olamayacak kadar üstel olarak daha verimli olabilir.
exponentially more efficient than would ever be possible ile üst sınır karşılaştırması
Exponentially more efficient, sorun büyüdükçe avantajın sabit bir miktar eklenerek değil, katlanarak arttığını belirtir. Bu cümlede yalnızca küçük bir hız artışını değil, ölçek büyüdüğünde ortaya çıkan çok büyük bir verimlilik avantajını ifade eder. than yan cümlesi karşılaştırmanın üst sınırını belirler. Than would ever be possible on a normal computer, than could possibly be achieved on a normal computer ifadesinin kısaltılmış ve resmî bir biçimidir. Would varsayımsal sınırı belirtir; ever ise kapsamı düşünülebilecek her duruma genişletir. Geçmiş zamanı anlatmaz.
Alıştırma
Hangi cümle vurgulanan karşılaştırmayı en iyi şekilde yeniden ifade eder?
- Yalnızca normal bir bilgisayar mevcut olduğunda verimlidir.
- Geçmişteki bir testte bir normal bilgisayardan biraz daha verimliydi.
- Sorun büyüdükçe verimlilik avantajı, normal bir bilgisayarın ulaşabileceği düzeyin ötesinde üstel olarak artabilir.
Cevabı göster
Sorun büyüdükçe verimlilik avantajı, normal bir bilgisayarın ulaşabileceği düzeyin ötesinde üstel olarak artabilir.
So, while quantum computers will probably not replace our home computers,
5:21Bu nedenle, kuantum bilgisayarları muhtemelen ev bilgisayarlarımızın yerini almayacak olsa da,
vastly superior: güçlü bir karşılaştırma
Vastly superior, önemli ve açık biçimde çok daha iyi olmak demektir. Vastly, superior sıfatını güçlendirir; bu nedenle küçük değil, çok büyük bir fark anlatılır. Superior zaten karşılaştırma anlamı taşır. Bu cümlede in some areas ifadesi iddiayı sınırlar: Kuantum bilgisayarlar belirli iş türlerinde daha iyi performans gösterir, her bakımdan değil.
Alıştırma
Hangi cümle güçlü ve resmî bir karşılaştırmayı doğal biçimde ifade eder?
- For image analysis, this tool is vastly superior to the old one.
- For image analysis, this tool is very better than the old one.
- For image analysis, this tool is more superior than the old one.
Cevabı göster
For image analysis, this tool is vastly superior to the old one.
a normal computer may have to test every single one of its entries. Kalıp ifadeler
5:32normal bir bilgisayarın veritabanındaki her bir girdiyi test etmesi gerekebilir.
every single one of: hiçbir istisna olmadan
Every single one of, bir gruptaki her bir üyeyi hiçbir istisna olmadan ifade eder. Single, every sözcüğünü vurgular; burada bekâr anlamına gelmez. Yapı, every single one of + belirleyici veya iyelik sözcüğü + çoğul isim şeklindedir; every single one of its entries buna örnektir. İfadenin tamamı özne olduğunda one tekil olduğu için fiil de normalde tekil olur: Every single one of the files is checked.
Alıştırma
Hiçbirinin atlanmadığını vurgulamak için dört sözcüklü yapıyı kullanın: Before the trip, Mia checked ____ the seat belts.
Cevabı göster
every single one of
Quantum algorithms need only the square root of that time, Dilbilgisi
5:36Kuantum algoritmaları bu sürenin sadece kareköküne ihtiyaç duyar,
which for large databases is a huge difference.
5:39ki bu da büyük veritabanları için çok büyük bir farktır.
need only: gereken miktarı veya eylemi sınırlamak
need only yapısında only, ana fiil need sözcüğünden sonra gelir ve gereken miktarı ya da eylemi sınırlar. Burada gereken sürenin karşılaştırılan sürenin yalnızca karekökü olduğu anlatılır; sadece kuantum algoritmalarının bir şeye ihtiyaç duyduğu söylenmez. Bu sözcük dizilişi, gereksinimin az olduğunu kısa ve güçlü biçimde vurgular. Only need çoğu zaman neredeyse aynı anlamda kullanılabilir, ancak need only özellikle özenli açıklamalarda ve savlarda yaygındır.
Alıştırma
Talimatı, only sözcüğünü need sözcüğünden sonra getiren iki sözcüklü yapıyla tamamlayın: To open the file, you ____ click this button.
Cevabı göster
need only
The most famous use of quantum computers is ruining IT security.
5:42Kuantum bilgisayarlarının en ünlü kullanımı BT güvenliğini mahvetmesidir.
Right now, your browsing, email, and banking data
5:47Şu anda tarama, e-posta ve bankacılık verileriniz
is being kept secure by an encryption system Dilbilgisi
5:50bir şifreleme sistemi tarafından güvende tutuluyor,
is being kept secure: şimdiki zamanın sürekli edilgen biçimi
Is being kept secure, keep something secure yapısının şimdiki zamanın sürekli edilgen biçimidir. Yapı özne + am/is/are + being + geçmiş zaman ortacıdır: data + is + being + kept. Koruma işlemini şu anda devam eden bir süreç olarak sunar. Secure, veriler için korunan durumu açıklar; by an encryption system ise korumayı sağlayan mekanizmayı belirtir. Being, edilgen fiil öbeğinin bir parçasıdır; tek başına “var olmak” anlamına gelmez.
Alıştırma
Keep fiilinin şimdiki zamanın sürekli edilgen biçimini kullanın: During the software update, customer data ____ secure by a backup system.
Cevabı göster
is being kept
to encode messages only you can decode.
5:54yalnızca sizin çözebileceğiniz mesajları şifrelemeleri için.
can actually be used to calculate your secret private key.
5:59aslında gizli özel anahtarınızı hesaplamak için kullanılabilir.
public key ve private key: şifrelemedeki görevleri
Bu cümlede public key, başkalarının sizin için veri şifreleyebilmesi amacıyla paylaşılabilen bilgidir. Bununla eşleşen private key ise sahibinin gizli tuttuğu ve bu verilerin şifresini çözmek için kullandığı bilgidir. Buradaki key, fiziksel bir anahtar ya da hesap parolası değil, kriptografik veri anlamına gelir. Bu, public key kullanılarak private key hesaplanmasının neden güvenliği tehdit edeceğini açıklayan basitleştirilmiş bir anahtar çifti modelidir; bütün şifreleme sistemlerini açıklamaz.
Alıştırma
Anlatılan basitleştirilmiş sistemde sahibinin gizli tuttuğu ve mesajların şifresini çözmek için kullandığı anahtarın adı hangisidir?
- private key
- public key
- password
Cevabı göster
private key
doing the necessary math on any normal computer
6:03herhangi bir normal bilgisayarda gerekli matematiği yapmak
would literally take years of trial and error. Notlar
6:05kelimenin tam anlamıyla yıllar süren deneme yanılma gerektirir.
would literally take years: koşula bağlı süre tahmini
Would take + bir süre, koşula bağlı tahmin verir: biri hesaplamayı sıradan bir bilgisayarda deneseydi işlem bu kadar zamana ihtiyaç duyardı. Buradaki would, geçmişte tekrarlanan bir alışkanlığı anlatmaz. Literally, years ifadesinin yalnızca bir abartı değil, gerçek bir tahmin olduğunu belirtir. Yeniden kullanılabilen kalıp özne + would take + süre şeklindedir; if koşulu açıkça söylenebilir veya bağlamdan anlaşılabilir.
Alıştırma
Cümleyi gerçek bir koşullu tahmin anlatan dört sözcüklük tam ifadeyle tamamlayın: Without a faster method, the calculation ____.
Cevabı göster
would literally take years
trial and error: tekrarlanan denemelerle problem çözmek
Trial and error, bir olasılığı deneyip neyin başarısız olduğunu görerek ve işe yarayan bir sonuç bulunana kadar ayarlamalar yaparak problem çözme veya öğrenme sürecini anlatır. Bu cümlede, normal bir bilgisayarın ihtiyaç duyacağı çok büyük sayıdaki tekrarlı denemeyi vurgular. Burada trial “duruşma” değil, “deneme” anlamındadır; ifadenin tamamı genellikle tek tek sayılabilen olayları değil, bir süreci adlandırır.
Alıştırma
Tekrar tekrar deneyip hataları düzelterek bir şeyi çözmek anlamına gelen sabit ifadeyle cümleyi tamamlayın: We found the right settings through ____.
Cevabı göster
trial and error
But a quantum computer with exponential speedup
6:08Ancak üstel hızlanmaya sahip bir kuantum bilgisayarı
Another really exciting new use is simulations.
6:12Bir başka gerçekten heyecan verici yeni kullanım ise simülasyonlardır.
Simulations of the quantum world are very intense on resources,
6:15Kuantum dünyasının simülasyonları çok fazla kaynak gerektirir,
and even for bigger structures such as molecules,
6:19ve moleküller gibi daha büyük yapılar için bile
Why not simulate quantum physics?: retorik bir öneri
Why not + fiilin yalın hâli? çoğu zaman öneri yapar; her zaman bir neden sormaz. Bir eylemi denemeye değer veya doğal bir sonraki adım olarak sunar. Bu cümlede why not simulate ... anlatımı zor bir problemden önerilen bir çözüme taşır. Simulate, not sözcüğünden hemen sonra yalın fiil biçiminde gelir; önüne to getirilmez ve -ing biçimi kullanılmaz.
Alıştırma
Hangi cümle öneri yapmak için Why not + fiilin yalın hâli yapısını doğru kullanıyor?
- Why not to take the train? It is faster.
- Why not take the train? It is faster.
- Why not taking the train? It is faster.
Cevabı göster
Why not take the train? It is faster.
Quantum simulations could provide new insights on proteins
6:29Kuantum simülasyonları proteinler hakkında, tıpta devrim yaratabilecek
or a big revolution for humanity.
6:38yoksa insanlık için büyük bir devrim mi olacağını bilmiyoruz.
İki belirsiz sonuç için don't know if ... or ...
Burada don't know if dolaylı bir soru başlatır. If, whether anlamındadır: konuşanlar iki olası gelecekten hangisinin gerçekleşeceğini henüz bilemez. Yan cümlede quantum computers öznedir ve tek bir will be fiil grubu iki seçeneğin de önünde ortak kullanılır: just a very specialized tool ve a big revolution for humanity. Bu, doğrudan soru sırası değil, düz cümle sırasıdır. don't know if/whether X will be A or B kalıbı, iki sonuç hâlâ belirsiz olduğunda kullanışlıdır.
Alıştırma
Hangi cümle gelecekteki iki olası sonuç arasındaki belirsizliği doğru biçimde ifade eder?
- We don't know if the project will remain local or grow worldwide.
- We don't know if will the project remain local or grow worldwide.
- If the project will remain local, it will grow worldwide.
Cevabı göster
We don't know if the project will remain local or grow worldwide.
We have no idea where the limits of technology are, Dilbilgisi
6:41Teknolojinin sınırlarının nerede olduğu hakkında hiçbir fikrimiz yok,
İç soruda have no idea where ... are
Have no idea hiçbir şekilde bilmemek anlamına gelir, bu nedenle basitçe don't know demekten daha güçlüdür. Where eksik bilgiyi, yani teknolojinin sınırlarının nerede olduğunu belirtir. Where the limits of technology are iç içe geçmiş bir sorudur; bu yüzden özne (the limits of technology) + fiil (are) şeklindeki düz cümle sırasını kullanır. Where are the limits of technology? doğrudan sorusundaki devrik sıra, have no idea ifadesinden sonra kaybolur.
Alıştırma
Hangi cümlede have no idea ifadesinden sonra iç soru doğru kullanılmıştır?
- We have no idea where does the nearest station be.
- We have no idea where the nearest station is.
- We have no idea where is the nearest station.
Cevabı göster
We have no idea where the nearest station is.
There's only one way to find out: bunu öğrenmenin tek bir yolu var
There's only one way to find out, tahmin yürütmenin veya konuşmanın cevabı vermeyeceğini söyleyerek tartışmayı sonuca bağlar. Birinin denemesi, test etmesi, kontrol etmesi ya da araştırmaya devam etmesi gerekir. Burada find out, 'cevabı öğrenmek veya neyin doğru olduğunu ortaya çıkarmak' demektir. İfadenin tamamı, belirsizliği bir sonraki adımı atma nedenine dönüştürür.
Alıştırma
Test etmenin cevabı öğrenmenin tek yolu olduğunu belirten hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: We cannot tell whether the new battery will last all day. ____.
Cevabı göster
There's only one way to find out
This video is supported by the Australian Academy of Science,
6:47Bu video, bilimde mükemmelliği teşvik eden ve destekleyen
which promotes and supports excellence in science.
6:50Avustralya Bilim Akademisi tarafından desteklenmektedir.
Learn more about this topic and others like it
6:54Bu konu ve benzerleri hakkında daha fazla bilgiyi
a blast: çok eğlenceli bir deneyim
a blast ifadesinde blast, çok eğlenceli bir zaman veya deneyim anlamına gelen samimi bir isimdir. It was a blast to work with them, bu kişilerle çalışmanın çok eğlenceli olduğunu söyler. Burada ifade son derece olumludur ve bir patlamadan söz etmez. be a blast kalıbı bir etkinliği, olayı, geziyi veya belirli bir dönemi anlatabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede a blast, çok eğlenceli bir deneyim anlamında kullanılmıştır?
- The workers heard a blast from the construction site.
- The school festival was a blast, and everyone wants to do it again.
- A blast of cold wind came through the open door.
Cevabı göster
The school festival was a blast, and everyone wants to do it again.
Our videos are also made possible by your support on patreon.com. Kalıp ifadeler
7:02Videolarımız aynı zamanda patreon.com üzerinden verdiğiniz destekler sayesinde mümkün oluyor.
be made possible by: bir sonucu neyin mümkün kıldığını belirtmek
Bu cümlede are made possible by, videoların sizin desteğiniz sayesinde üretilebildiğini belirtir. Videolar sonuçtur; Patreon’daki destek ise bu sonucu mümkün kılan unsurdur. Sonuç + be + made possible + by + ad öbeği kalıbı, bir sonucu mümkün kılan kişiyi, kaynağı veya koşulu gösterir. Önemli bir katkıyı takdir eder ancak bunun tek neden olduğunu ya da destekçinin sonucu doğrudan yarattığını ileri sürmez.
Alıştırma
Teşekkür cümlesini bu nottaki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The free art program was ____ support from local families.
Cevabı göster
made possible by
and become part of the Kurzgesagt bird army,
7:08ve Kurzgesagt kuş ordusunun bir parçası olmak isterseniz,