Zeka Oyunları - Beyniniz İşte Böyle Çalışır: İngilizce çalışma notları
AsapSCIENCE
Video özeti: Yanılsamalar ve bulmacalar hızlı yargıyı yavaş akıl yürütmeyle karşılaştırır. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. making quick work of — Deyim: bir işi hızla ve kolayca bitirmek demektir; kelimesi kelimesine çevirmeden verimli işler için kullanın. 2. Moses — Kültürel bağlam: gemiye hayvanları alan Moses değil Noah'dı; bu bilgi yanılsamadaki yanlış öncülü görmenizi sağlar. 3. have even been shown to — Dil bilgisi: araştırmacıları adlandırmadan kanıt aktaran present perfect edilgen yapıyı tanıyın ve dikkatle kullanın.
Bu derste
but your brain actually processes information in two very distinct ways.
0:01ama beyniniz aslında bilgiyi birbirinden çok farklı iki şekilde işler.
You may not realize it, but ile merak uyandırmak ve ana fikri sunmak
“You may not realize it”, dinleyicinin bir şeyin farkında olmayabileceğini nazikçe belirtir. Burada may olasılık bildirir ve karşı çıkışın tonunu yumuşatır; izin istemez. Ardından virgül ve but, bu hazırlık bölümünden ana iddiaya geçiş sağlar. Bu kalıp, dinleyicinin bakış açısını değiştirebilecek bilgiyi vermeden önce kısa süreli bir merak uyandırır.
Alıştırma
You may not realize it, but bu cümlede nasıl bir işlev görüyor?
- Bilgi vermeden önce dinleyiciden izin ister.
- Dinleyicinin bir şeyin farkında olmayabileceğini nazikçe belirtir ve ardından ana fikri sunar.
- Konuşmacının ana fikrin doğru olup olmadığından emin olmadığını gösterir.
Cevabı göster
Dinleyicinin bir şeyin farkında olmayabileceğini nazikçe belirtir ve ardından ana fikri sunar.
and likely has some choice words to yell. Deyimler
0:09ve muhtemelen ağzına geleni bağıracağını anında anlarsınız.
Öfkeli sözlere dolaylı gönderme yapan choice words
Bu bağlamda choice words, öfkeli, sert biçimde eleştirel veya muhtemelen kaba sözler anlamına gelir. İfade dolaylıdır ve çoğu zaman hafif mizahi ya da ironik bir ton taşır: konuşmacı, sözleri aynen aktarmadan sert bir dil kullanıldığını ima edebilir. Çevredeki öfke belirtileri olumsuz anlamı açıkça gösterir. Yalnızca özenle seçilmiş sözcükler anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi öfkeli veya sert biçimde eleştirel sözler anlamına gelen hedef deyimle tamamlayın: After discovering the hidden fee, Maya had some ____ for the company.
Cevabı göster
choice words
Without any effort: hiç çaba harcamadan
Without any effort, bir şeyin bilinçli bir zihinsel çalışma veya fiziksel çaba olmadan gerçekleştiğini belirtir. Burada hızlı düşünmenin bilinçli biçimde düşünülüp bulunmuş değil, otomatik olduğunu anlatır. without + isim öbeği yapısı, isim öbeğinin belirttiği şeyin bulunmadığını gösterir. Any, without ile oluşan olumsuz anlamı güçlendirerek hiçbir çabanın gerekmediğini vurgular.
Alıştırma
Cümleyi bilinçli zihinsel çalışma veya fiziksel çaba olmaması anlamına gelen vurgulanan ifadeyle tamamlayın: I recognized the familiar face ____.
Cevabı göster
without any effort
Sure, you immediately know it's a multiplication problem,
0:17Elbette bunun bir çarpma işlemi olduğunu hemen anlarsınız
and you knew you could solve it if you had the energy,
0:19ve enerjiniz olsa çözebileceğinizi de bilirsiniz,
Heart rate will increase: kalp atış hızı artacak
Heart rate, kalbin belirli bir sürede kaç kez attığını gösterir. Heart rate will increase, bu ölçümün yükseleceği anlamına gelir; cümlede, çaba gerektiren düşünmenin yol açacağı tahmin edilen birkaç fiziksel tepkiden biridir. Burada increase geçişsizdir: değişen şey heart rate olduğu için increase fiilinden sonra nesne gelmez. Will, tahmin edilen sonucu belirtir ve bu yan cümleyi your muscles will tense ile your pupils will dilate yapılarına paralel hâle getirir.
Alıştırma
Ölçümün kendisinin yükseldiğini anlatan vurgulanmış yan cümleyle cümleyi tamamlayın: During a sprint, your ____.
Cevabı göster
heart rate will increase
dictate much of our perception and reaction in life.
0:31hayattaki algı ve tepkilerimizin büyük kısmını belirler.
Take X, for example: X’i örnek olarak ele almak
“Take X, for example” kalıbında take, “ele alıp düşünmek” anlamına gelir; “yerden almak” veya “taşımak” anlamında değildir. X, ardından konuşulacak belirli örneği belirtir. Bu kalıp, genel bir düşünceden açık bir örneğe geçmeyi sağlar. Bu cümlede örnek “these lines” ifadesidir.
Alıştırma
Belirli bir örnek sunan sabit kalıbı tamamlayın: ____ electric cars, ____. They are often quieter than gas-powered cars.
Cevabı göster
Take · for example
they're actually the exact same length.
0:38aslında uzunluklarının birebir aynı olduğunu görürsünüz.
can't stop seeing the illusion because it acts automatically. Dilbilgisi
0:44otomatik çalıştığı için bu yanılsamayı görmeyi bırakamaz.
now that: yeni gerçekleşmiş bir durum
Now that, gerçekleşmiş veya artık önemli hâle gelmiş bir durumu tanıtır: “you know”. Ana cümle, bu yeni durumda neyin geçerli olduğunu söyler. Bu ifade çoğu zaman nedene benzer bir anlam taşır: çünkü durum artık böyledir. Burada even, sonucun şaşırtıcı olduğunu gösterir; gerçeği bilmek yanılsamayı görmeyi yine de durdurmaz. Now that tek bir bağlaçtır; now ile işaret sözcüğü olan that’in ayrı anlamlarının toplamı değildir.
Alıştırma
Hangi ifade boyanın zaten kuru olduğunu ve bu yeni durumun sonraki eylemi mümkün kıldığını en iyi gösterir? Cümleyi tamamlayın: “_____ the paint is dry, we can hang the picture.”
- Until
- Now that
- If
- Now
Cevabı göster
Now that
can't stop seeing: can't stop + -ing yapısı
Burada can't stop seeing, bir şeyi algılamayı durduramamak anlamına gelir. Bu algı otomatiktir; bakmaya devam etmek için bilinçli olarak verilmiş bir karar değildir. can't stop + -ing yapısı, bir eylem, düşünce, duygu veya algının zaten sürmekte olduğunu ve onu durdurmanın zor ya da imkânsız olduğunu anlatır. stop sözcüğünden sonraki -ing biçimi devam eden deneyimi belirtir.
Alıştırma
İngilizce cümleyi can't stop ve notice fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: Ever since Maya pointed out the tiny crack, I ____ it.
Cevabı göster
can't stop noticing
even though it's on a flat two-dimensional surface. Dilbilgisi
0:57oysa resim düz, iki boyutlu bir yüzeyde.
causes your system one to interpret: cause + nesne + to-infinitive
causes your system one to interpret ifadesi bir nedeni bir sonuca bağlar. Perspektif ve derinlik izlenimi nedendir; hızlı düşünme sisteminin düz resmi üç boyutlu olarak yorumlaması ise ortaya çıkan eylemdir. cause + nesne + to-infinitive yapısı kullanılır: causes [your system one] [to interpret ...]. Bu etken yapıda sonuç fiilinden önce to zorunludur. Bu yapı, bir etkenin nasıl sonuç ürettiğini açıklamak için kullanışlıdır.
Alıştırma
İngilizce cümleyi causes sonrasında gereken interpret mastar biçimiyle tamamlayın: The dim lighting causes the camera ____ the colors incorrectly.
Cevabı göster
to interpret
resmi üç boyutlu olarak yorumlamak: interpret X as Y
interpret the picture as three-dimensional ifadesinde interpret, resmin neyi temsil ettiğine dair bir anlayış oluşturmak demektir. picture X'tir; three-dimensional ise gözlemcinin resme atadığı algı veya sınıflandırma olan Y'dir. Kalıp interpret + X + as + Y şeklindedir. Y bir isim grubu ya da sıfat olabilir; gözlemcinin X hakkında ulaştığı yorumu belirtir, kişinin hangi sıfatla yorumlama yaptığını değil.
Alıştırma
Cümleyi interpret X as Y kalıbının doğru biçimiyle tamamlayın: The software may ____ a shadow ____ a solid object.
Cevabı göster
interpret · as
olgusal bir karşıtlık için even though
even though it's on a flat two-dimensional surface ifadesinde even though, ana sonuçla çelişen bir gerçeği belirtir: yüzey aslında düz olmasına rağmen zihin derinlik görür. Gerçek veya kabul edilmiş bir olguyu teslim ederken ana önermenin doğruluğunu korumak için even though + yan cümle kullanın. Even, beklenmedik karşıtlığı tek başına though kullanımından daha güçlü vurgular.
Alıştırma
Konuşmacı yolun kapalı olduğunu biliyor. Hangi cümle bu gerçeği şaşırtıcı bir karşıtlık olarak sunar?
- Because the road is closed, the bus is still running.
- Even though the road is closed, the bus is still running.
- Even if the road is closed, the bus is still running.
Cevabı göster
Even though the road is closed, the bus is still running.
It's making quick work of the available information, Deyimler
0:59Sistem 1, eldeki bilgileri hızla işliyor,
make quick work of: bir işi hızla ve kolayca bitirmek
make quick work of something deyimi, bir şeyi çok hızlı biçimde ele almak, bitirmek, yenmek ya da tüketmek anlamına gelir ve çoğu zaman işin pek zor olmadığı hissini de verir. Bu cümlede making, It's ile şimdiki zamanın sürekli biçimini kurar; of sözcüğünden sonraki isim öbeği ise the available information'dır. Temel kalıp make quick work of + isim veya zamirdir. Make, zamana ve özneye göre made, makes ya da making biçimini alırken quick work of sabit kalır.
Alıştırma
Ekibin görevi hızla bitirdiğini göstermek için cümleyi make quick work of ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: With two extra volunteers, we ____ the packing before lunch.
Cevabı göster
made quick work of
and so your conscious system two or slow thinking
1:01bu yüzden bilinçli Sistem 2’niz, yani yavaş düşünme biçiminiz,
and choose not to believe your intuition or instinct.
1:06ve sezginize ya da içgüdünüze inanmamayı seçmeli.
after the fact: bir şey gerçekleştikten sonra harekete geçmek
After the fact, ilgili olay, karar ya da ilk yargı zaten gerçekleştikten sonra demektir. Bu cümlede yavaş ve bilinçli düşünme, sezgi zaten bir sonuca ulaştıktan sonra devreye girer; bu nedenle ifade sonradan düzeltme veya yeniden değerlendirme anlamı taşır. Bu ifade yalnızca bir olayı sırada başka bir olayın arkasına yerleştirmez; çoğu zaman önemli anın geçtiğini vurgular. Böylece sonraki eylem gecikmiş, geriye dönük ya da telafi edici görünebilir.
Alıştırma
İncelemenin ancak önemli karar zaten verildikten sonra gerçekleştiğini vurgulayan ifadeyle cümleyi tamamlayın: The contract was signed first, and the legal team reviewed it ____.
Cevabı göster
after the fact
Want to see your system two in action? Kalıp ifadeler
1:09Sistem 2’nizi çalışırken görmek ister misiniz?
See Something in Action: Bir şeyi çalışırken görmek
Burada in action, “gerçekten çalışırken veya kullanılırken” anlamına gelir. system two ifadesini niteler ve soru, izleyiciyi yalnızca açıklamayı dinlemek yerine sistemin nasıl çalıştığını gözlemlemeye davet eder. Yeniden kullanılabilen kalıp see + kişi veya şey + in action şeklindedir. Birinin nasıl performans gösterdiğini ya da bir şeyin nasıl çalıştığını canlı bir gösterimle sunar.
Alıştırma
“Gerçekten çalışırken veya kullanılırken” anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: The technician has explained how the robot works. Now let's see it ____.
Cevabı göster
in action
Few people can cope with more than four digits, Notlar
1:47Dört rakamdan fazlasıyla başa çıkabilen kişi sayısı azdır,
Few People ile A Few People arasındaki fark
Few + çoğul sayılabilen isim, “çok değil” anlamına gelir ve genellikle sayıyı umulandan, beklenenden ya da gerekenden daha az gösterir. Bu nedenle Few people olumsuz bir vurgu taşır: dört haneden fazlasıyla neredeyse hiç kimse başa çıkamaz. a eklemek bakış açısını değiştirir. A few people, küçük sayıda da olsa bazı insanların gerçekten var olduğunu vurgulayarak “bazı insanlar” anlamına gelir.
Alıştırma
Talimatları neredeyse hiç kimsenin anlamadığı yönündeki olumsuz düşünceyi en iyi hangi cümle aktarır?
- A few people understood the instructions.
- No people understood the instructions.
- Few people understood the instructions.
Cevabı göster
Few people understood the instructions.
cope with: zor bir şeyle başa çıkmak
Bu cümlede cope with, zor bir talebi yönetmek veya ona dayanmak demektir. Dörtten fazla rakam çoğu kişinin zihinsel kapasitesini aşırı yüklediği için ifade, sıradan bir eylemden çok zorluğu vurgular. Burada cope genellikle geçişsizdir: cope with + isim veya zamir kalıbını kullanın; örneğin cope with pressure ya da cope with it. Zorluğa yol açan şeyden önce with'i atmayın.
Alıştırma
Cümleyi cope ve gerekli edatıyla tamamlayın: After the move, Leo found it hard to ____ all the changes.
Cevabı göster
cope with
The interesting bit is that though your pupils would have dilated,
1:51İlginç olan şu ki göz bebekleriniz büyümüş olsa da,
effectively blind: görebildiği hâlde fark edememek
Effectively, pratikte veya fiilen demektir; blind ise burada mecazidir. İzleyicilerin gözleri çalışmaya devam eder, ancak ikinci sisteme yoğun biçimde odaklanmak dikkatin o kadar büyük kısmını kullanır ki görünür durumdaki diğer değişiklikleri bilinçli olarak fark edemezler. Effectively + sıfat kalıbı, kullanılan niteleme gerçek veya teknik anlamda tam doğru olmasa bile önemli pratik sonucu anlatır. Buradaki effectively blind, gerçek bir görme kaybı iddia etmez ve tıbbi tanı değildir.
Alıştırma
'While checking the map, Noor was effectively blind to the cyclist beside her,' cümlesinde effectively blind ne anlama gelir?
- Gözlerini bilerek kapattı.
- Bisikletli tamamen karanlıkta gizlenmişti.
- Görme yetisini kalıcı olarak kaybetmişti.
- Görebiliyordu ama dikkati bisikletliyi fark etmesini engelledi.
Cevabı göster
Görebiliyordu ama dikkati bisikletliyi fark etmesini engelledi.
Or how about the fact that the numbers completely changed Ton ve niyet
2:00Peki, sayıların tamamen değiştiğini fark ettiniz mi
How about the fact that ...? ile itiraz yöneltmek
How about the fact that ...? birinin bir gerçeği sevip sevmediğini soran bir soru değildir. Dinleyicinin gözden kaçırmış olabileceği başka bir gerçeği ortaya koyar ve onu dikkate almaya zorlar. Burada konuşmacı, başka bir değişime işaret ettikten sonra sayıların değişmesini ek kanıt olarak sunuyor. Soru biçimi, özellikle bir düzeltmeyi veya karşı savı desteklediğinde meydan okuyucu gelebilir.
Alıştırma
Konuşmacı cümlede how about the fact that ifadesini kullanarak ne yapıyor?
- Dinleyiciye bir seçenek sunmak
- Gözden kaçırılan bir gerçeğe meydan okurcasına dikkat çekmek
- Dinleyicinin bu gerçeği sevip sevmediğini sormak
Cevabı göster
Gözden kaçırılan bir gerçeğe meydan okurcasına dikkat çekmek
your system one intuition was yelling 10 cents. Deyimler
2:13Sistem 1 kaynaklı sezginiz “10 sent!” diye haykırdı.
Olası bir tahmin için Chances are, ...
Chances are, ... “büyük olasılıkla...” anlamına gelen, konuşma diline özgü bir cümle başlangıcıdır. Hemen ardından tam bir yan cümle gelir. Deneyime veya kanıta dayalı güçlü bir beklenti ifade eder, ancak kesinlik iddiasında bulunmaz. Chances are ifadesini birkaç fırsata gönderme olarak değil, kalıplaşmış bir ifade olarak ele alın.
Alıştırma
Cümleyi “büyük olasılıkla” anlamına gelen konuşma dilindeki başlangıçla tamamlayın: ____, the museum will be crowded this afternoon.
Cevabı göster
Chances are
intuition was yelling: güçlü bir içsel sinyalin kişileştirilmesi
Burada intuition kişileştirilir: soyut bir zihinsel tepki, sanki bağırabiliyormuş gibi anlatılır. Was yelling, “10 sent” cevabının zihinde çarpıcı bir güç ve aciliyetle belirdiğini ifade eder; gerçekten duyulan bir sesi anlatmaz. Bu kalıp, içsel bir sinyali konuşan bir aktör gibi sunar. Whisper, tell, scream veya yell gibi konuşma fiilleri bir düşüncenin, içgüdünün ya da şüphenin ne kadar zayıf veya güçlü hissedildiğini gösterebilir. Anlatımın güçlü olması cevabın doğru olduğu anlamına gelmez: burada güçlü sezgi hızlı ama yanlış bir cevap üretir.
Alıştırma
“my intuition was yelling that the plan was risky” cümlesinde “was yelling” ne anlatır?
- Konuşan kişi hiçbir içsel tepki hissetmedi.
- Birisi uyarıyı gerçekten yüksek sesle bağırdı.
- Sezgi çok güçlü ve anlık bir içsel uyarı verdi.
Cevabı göster
Sezgi çok güçlü ve anlık bir içsel uyarı verdi.
you likely thought of 10 cents along the way. Deyimler
2:23muhtemelen bir noktada 10 senti düşündünüz.
worked out: akıl yürüterek cevaba ulaşmak
Burada worked out, “düşünerek veya hesaplayarak buldu” anlamına gelir. The correct answer nesnesi akıl yürütmenin sonucunu belirtir; dolayısıyla cümle, dinleyicinin egzersiz yaptığını değil cevaba ulaştığını söyler. Bu problem çözme kalıbında work out + a problem, answer, total, or solution kullanılır. Nesne bir zamirse ortaya yerleştirilir: work it out denir, work out it denmez.
Alıştırma
Cümleyi vurgulanan öbek fiille tamamlayın: After comparing all the receipts, Nina ____ the final total.
Cevabı göster
worked out
Bir süreçteki olaylar için along the way
Burada along the way, “bir sürecin herhangi bir noktasında” anlamına gelir. “Way”, gerçek bir yol değil, cevaba götüren düşünce yoludur. Bu ifade, ne zaman gerçekleştiğini tam olarak belirtmeden süreçte ortaya çıkan bir düşünceden, keşiften veya olaydan söz etmeyi sağlar. Akıl yürütme, öğrenme, projeler ve başka süreçler için kullanılabilir.
Alıştırma
“Süreç sırasında” anlamındaki ifadeyle İngilizce cümleyi tamamlayın: Maya learned several useful shortcuts ____ while building her first app.
Cevabı göster
along the way
System one is trying to work out an answer as quickly and seamlessly as possible, Dilbilgisi
2:25Sistem 1, olabildiğince hızlı ve zahmetsizce bir cevap bulmaya çalışır;
As quickly and seamlessly as possible: as ... as possible kalıbı
as + zarf + as possible kalıbı, “gerçekçi olarak mümkün olan en yüksek derecede” anlamına gelir. Burada quickly ve seamlessly eş görevli zarflardır; ikisi de birinci sistemin cevabı nasıl bulmaya çalıştığını anlatır. İki zarf aynı kalıbı paylaşır, bu yüzden as possible ifadesini tekrarlamak gerekmez. Possible, hız ve akıcılığın pratik sınırını belirler; cevap bulmanın yalnızca belirsiz bir olasılık olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
“Pratikte mümkün olan en yüksek hız ve akıcılıkla” anlamındaki hedef kalıpla İngilizce cümleyi tamamlayın: The new system should run ____.
Cevabı göster
as quickly and seamlessly as possible
If every activity required full mental effort, Dilbilgisi
2:32Her iş tam bir zihinsel çaba gerektirseydi,
If ... required ..., it would be ...: ikinci koşul cümlesi
Bu, hayal edilen bir şimdiki durumdan söz eden ikinci koşul cümlesidir. Required geçmiş zaman biçiminde görünür, ancak burada varsayımsal bir uzaklık yaratır: Konuşmacı her etkinliğin gerçekten tam zihinsel çaba gerektirdiğini söylemez. Kalıp if + geçmiş zaman, would + fiilin yalın hâli şeklindedir. if yan cümlesi gerçek dışı koşulu, it would be exhausting ise hayal edilen sonucu verir. Standart yapılarda if yan cümlesine would konmaz.
Alıştırma
Bu ikinci koşul cümlesini have ve learn fiillerinin doğru biçimleriyle tamamlayın: If I ____ more free time, I ____ another language.
Cevabı göster
had · would learn
that not all of our first impressions are correct. Kalıp ifadeler
2:38ilk izlenimlerimizin her zaman doğru olmadığını anlamamızı sağlar.
first impressions: ilk yargılar
First impressions, insanların biri veya bir şey hakkında çoğu zaman yeterli kanıta sahip olmadan önce oluşturduğu ilk görüş ya da yargılardır. Burada ifade, hızla oluşan ilk yargılara gönderme yapar ve cümle bu yargıların yanlış olabileceğini belirtir. Bu nedenle impression bu bağlamda zihinsel bir görüş anlamındadır; basılı bir iz veya taklit anlamında değildir.
Alıştırma
Cümleyi ‘hemen oluşan ilk yargı’ anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Her ____ of the city was positive, but it changed after a week.
Cevabı göster
first impression
How many animals of each kind did Moses take into the ark?
2:41Musa, gemiye her hayvan türünden kaç tane aldı?
So few people detect what is wrong with this question
2:45Bu sorudaki yanlışı fark edenlerin sayısı öylesine az ki
it's been dubbed: yerleşmiş bir adlandırma
Bu cümlede it's been dubbed, “ona bu ad verilmiş” anlamına gelir. it zamiri yanıltıcı soruya veya sorunun ortaya çıkardığı etkiye gönderme yaparken, the Moses illusion buna verilen etikettir. Yapı, present perfect edilgen biçimidir: has been + dubbed. Adı kimin bulduğunu veya kullandığını belirtmeden, bu adın zaten kullanılmaya başladığını vurgular. Aynı kalıp haber ve açıklama metinlerinde yerleşmiş bir lakabı ya da etiketi tanıtmak için kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi dub fiilinin kısaltılmamış present perfect edilgen biçimiyle tamamlayın: The unusual pattern ____ the “weekend effect” by researchers.
Cevabı göster
has been dubbed
Gemi öyküsünde Moses ve Noah
Moses ve Noah, Kutsal Kitap'taki farklı kişilerdir. Yaratılış kitabındaki tufan öyküsünde gemiyi yapan ve hayvanları gemiye alan kişi Noah'tır; Moses ise daha sonraki Çıkış öyküsüyle ilişkilidir. Bu nedenle ilk soru yanlış bir varsayıma dayanır: Noah yerine Moses adının kullanılması, sorunun yeterince tanıdık gelmesine ve birçok kişinin yanlış adı fark etmeden cevap vermesine yol açar. “Moses took no animals. Noah did.” bir sayı vermek yerine bu yanlış varsayımı düzeltir.
Alıştırma
“How many animals of each kind did Moses take into the ark?” sorusundaki yanlış varsayımı hangi ifade doğru biçimde belirtiyor?
- Hayvanları gemiye almakla ilişkilendirilen Kutsal Kitap kişisi Moses değil, Noah'tır.
- Moses hayvanları gemiye aldı, ancak sayıları bilinmiyor.
- Moses ve Noah aynı Kutsal Kitap kişisinin iki farklı adıdır.
Cevabı göster
Hayvanları gemiye almakla ilişkilendirilen Kutsal Kitap kişisi Moses değil, Noah'tır.
Noah did. içinde yerine kullanılan did
Kısa Noah did yanıtında did, önceki cümledeki geçmiş zamanlı took animals eylem öbeğinin yerine geçen bir yardımcı fiildir. Tam anlam Noah took animals şeklindedir; Noah'ın ne olduğu belirtilmeyen bir eylem yaptığı anlamına gelmez. Bu tür bir yerine koyma, fiil öbeğini tekrar etmeyi önler ve Moses ile Noah arasında kısa ve net bir karşıtlık kurar. Yerine geçen do, zaman ve özneyle uyumlu olmalıdır: did geçmiş zamandır; şimdiki zamanda ise do veya does kullanılır.
Alıştırma
took the early train ifadesini tekrarlamamak için ikinci cümleyi geçmiş zaman yardımcı fiiliyle tamamlayın: Lena took the early train. Omar ____, too.
Cevabı göster
did
our brain invests as little resources as necessary
2:52beynimiz yalnızca gerektiği kadar kaynak kullanır,
Amaçlanan sonucu anlatan so that
Bu cümlede so that, things run quickly and smoothly yan cümlesini başlatır. Bu yan cümle, beynin sınırlı kaynak kullanımından beklenen sonucu belirtir: çabadan tasarruf etmek, işlemenin hızlı ve akıcı kalmasını amaçlar. So that ifadesini, ardından kendi öznesi ve fiili bulunan bir yan cümle gelen tek bir bağlaç olarak düşünün; burada yapı things + run şeklindedir. İki ayrı sözcük gibi işlemek yerine bir eylemi veya düzenlemeyi amacına ya da hedeflenen sonucuna bağlar.
Alıştırma
Cümleyi hedeflenen sonucu belirten iki sözcüklü bağlaçla tamamlayın: She lowered the screen brightness ____ the battery would last longer.
Cevabı göster
so that
Because Moses is not abnormal in the biblical context,
2:57Musa, Kutsal Kitap bağlamında sıra dışı bir isim olmadığından,
system one unconsciously detects an association between Moses and ark Kalıp ifadeler
3:00Sistem 1, Musa ile gemi arasında bilinçsizce bir ilişki algılar
an association between Moses and ark: Musa ile gemi arasındaki ilişki
Burada an association between Moses and ark, Musa ve gemi fikirlerini birbirine bağlayan zihinsel bir ilişki anlamına gelir. İkisi de tanıdık bir Kutsal Kitap bağlamına ait olduğu için bu bağlantı otomatik olarak ortaya çıkar. Başka durumlara aktarılabilen kalıp an association between A and B şeklindedir. Zihinsel, olgusal veya istatistiksel bir bağlantıyı bildirir; ancak tek başına A'nın B'ye neden olduğunu ya da biriyle bağlantılı her ayrıntının diğeri için de geçerli olduğunu göstermez.
Alıştırma
Nedensellik iddiasında bulunmadan bağlantı bildiren hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The report found ____ screen time and sleep quality, but it did not say that one caused the other.
Cevabı göster
an association between
system one generates context without you knowing. Dilbilgisi
3:07Sistem 1, siz fark etmeden bağlam oluşturur.
without you knowing: without + nesne + -ing
Without you knowing, siz bunun farkında değilken bir şeyin gerçekleştiği anlamına gelir. without + object + -ing yapısında nesne, -ing fiilinin anlamca öznesi olarak anlaşılır: you sözcüğü bilmeyen kişiyi gösterir. Burada ifade, bağlamın otomatik olarak ve bilinçli farkındalığın dışında oluşturulduğunu belirtir. Yapı, without me noticing veya without them agreeing örneklerinde olduğu gibi farklı kişiler ve eylemlerle yeniden kullanılabilir.
Alıştırma
Emma'nın habersiz olduğunu göstermek için cümleyi without + object + -ing ile tamamlayın: The decision was made ____.
Cevabı göster
without Emma knowing
Reading each of the following may seem fairly simple:
3:10Aşağıdakilerin her birini okumak oldukça basit görünebilir:
But your brain actually interpreted these ambiguous statements
3:16Ama beyniniz aslında bu belirsiz ifadeleri
could have read it as: geçmişteki alternatif bir yorum
Could have + past participle, geçmişte mümkün olan fakat burada gerçekte seçilen yorum hâline gelmeyen bir olasılığa işaret eder. Bu cümlede belirsiz simgenin başka şekillerde de anlaşılabileceğini gösterir. Read X as Y, X'i Y olarak yorumlamak demektir. Bu nedenle could have read it as A, bağlam beyninizi başka bir okumaya yöneltmiş olsa da onu A olarak yorumlamanızın mümkün olduğu anlamına gelir.
Alıştırma
Cümleyi, geçmişte mümkün olan alternatif bir yorumu gösteren tam kalıpla tamamlayın: Without the label, you ____ a warning.
Cevabı göster
could have read it as
walking towards a building with tellers.
3:30gişe görevlilerinin bulunduğu bir binaya doğru yürüdüğünü hayal ettiniz.
money on her mind: dikkatini meşgul eden bir düşünce
Money on her mind, paranın onun düşüncelerini veya dikkatini meşgul ettiği anlamına gelir. Bir endişeyi, önceliği ya da yalnızca o anki güçlü bir odağı gösterebilir; gerçek bir konumu anlatmaz. with money on her mind ifadesi kadının durumunu betimler. Anlam bakımından who has money on her mind ile aynıdır. İyelik sözcüğü kişiye göre değişir: on my mind, on her mind veya on their minds.
Alıştırma
Kirayı düşünmenin Maya'nın zihnini meşgul etmeyi sürdürdüğünü anlatan ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: Maya checked her budget again, with next month's rent ____.
Cevabı göster
on her mind
because bank is no longer associated with money. Kelime
3:37çünkü artık “bank” sözcüğü parayla ilişkilendirilmeyecekti.
bank: finans kuruluşu mu, nehir kıyısı mı?
Bu cümlede bank, bir finans kuruluşu değil, nehrin kenarındaki kara parçası olarak yorumlanır. down the river ifadesi, “nehir kıyısı” anlamını etkinleştiren bağlam ipucunu verir. Daha genel olarak, çok anlamlı bir sözcük her cümlede tek bir sabit anlama sahip değildir. Tüm sahneyi tutarlı kılan anlamı seçmek için yakındaki sözcükleri ve durumu kullanın; no longer associated with money, yorumun değiştiğini anlatır, nehir kıyılarının gerçek hayatta parayla hiçbir bağlantısı olmadığını iddia etmez.
Alıştırma
"After the storm, we climbed up the bank and watched the river," cümlesinde bank ne anlama gelir?
- Nehir kenarındaki kara parçası
- Bir sıra anahtar veya makine
- Bir finans kuruluşu
Cevabı göster
Nehir kenarındaki kara parçası
system one quickly generates one based on previous experience. Kalıp ifadeler
3:42Sistem 1 geçmiş deneyimlere dayanarak hemen bir bağlam oluşturur.
based on previous experience: dayanağı belirtmek
Based on, bir şeyi oluşturmak için kullanılan kanıtı veya temeli belirtir. Burada örtük bağlam, zihnin daha önce karşılaştığı şeylerden oluşturulur ve previous experience geçmişte birikmiş deneyim anlamına gelir. Yapı be based on + isim veya isim öbeği biçimindedir: Bir şey evidence, data, a report veya experience üzerine kurulabilir. Bir yargının ya da sonucun dayanağını belirtir, ancak bu dayanağın güvenilir veya sonucun doğru olduğunu garanti etmez.
Alıştırma
Cümleyi “temel olarak kullanmak” anlamına gelen iki sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: "The recommendation is ____ three years of customer data."
Cevabı göster
based on
you've likely visited more banks than rivers,
3:46muhtemelen nehir kıyılarından çok bankaları ziyaret etmişsinizdir,
This ties into a concept called priming. Öbek fiiller
3:51Bu, “hazırlama” denen bir kavramla bağlantılıdır.
ties into: bir örneği daha geniş bir kavramla ilişkilendirmek
Bu cümlede ties into, “bağlantılıdır” veya “ilişkilidir” anlamına gelir. Konuşmacı bu ifadeyle az önce ele alınan olguyu daha geniş bir kavram olan priming ile ilişkilendirir. X ties into Y kalıbı açıklamayı düzenlemeye yardımcı olur: X o anda ele alınan noktadır; Y ise onun ait olduğu daha geniş konu, fikir, plan veya sistemdir.
Alıştırma
Cümleyi, dersteki “daha geniş bir konuyla bağlantılıdır” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: This finding ____ our wider discussion of memory.
Cevabı göster
ties into
but had I just shown you the word eat, Dilbilgisi
3:58ama size hemen önce “eat” sözcüğünü göstermiş olsaydım,
Had I just shown you ... you'd be more likely: devrik koşul yapısı
Had I just shown you, “if I had just shown you” anlamına gelen devrik bir koşul yan cümlesidir. had yardımcı fiili öznenin önüne getirildiğinde if kaldırılabilir; sözcük dizilişi soru gibi görünse de bu bir soru değildir. Past perfect ile kurulan koşul gerçeğe aykırı bir varsayımdır: anlatılan durumda konuşmacı önce eat sözcüğünü göstermemiştir. Burada you'd, ardından yalın be geldiği için you would biçiminin kısaltmasıdır. be more likely to + fiil kalıbı, varsayımsal sonucun kesin olduğunu değil, olasılığının arttığını belirtir.
Alıştırma
“had I just shown you ... you'd be more likely” ifadesinin dil bilgisini ve anlamını hangi seçenek doğru açıklar?
- Size kesinlikle eat sözcüğünü gösterdiğimi ve sizin kesinlikle soup gördüğünüzü belirtir.
- Şunu sorar: Did I just show you the word eat?
- Şuna eşdeğerdir: If I had just shown you the word eat, you would be more likely to see soup.
Cevabı göster
Şuna eşdeğerdir: If I had just shown you the word eat, you would be more likely to see soup.
both eat and wash prime your thoughts. Kelime
4:03hem “eat” hem de “wash” düşüncelerinizi önceden yönlendirir.
Süreçten sonuca bağlayıcı olarak In this way
“In this way”, az önce açıklanan sürece gönderme yapar: eat ve wash, ilişkili bir sözcük tamamlamasının fark edilmesini kolaylaştırır. Burada “bu yöntemle ya da mekanizmayla” demektir; “bu güzergâh boyunca” anlamında değildir. Cümlenin başında, açıklamayı belirli örneklerden bu örneklerin ortak sonucuna taşır. Daha genel olarak, adımları, kanıtları veya bir mekanizmayı açıkladıktan sonra gelen yan cümle bu sürecin ne sağladığını belirtiyorsa kullanılır.
Alıştırma
Öğretmen her kutuya renkli bir etiket koyuyor. Hangi sonraki cümle bu yöntemin sonucunu doğru biçimde sunar?
- By the way, the children can sort the cards faster.
- The labels are in the way of the children sorting the cards.
- In this way, the children can sort the cards faster.
Cevabı göster
In this way, the children can sort the cards faster.
Prime your thoughts: psikoloji fiili olarak prime
“Prime your thoughts” ifadesinde prime bir fiildir. Daha önce görülen bir ipucunun belirli düşünceleri, yorumları veya tepkileri daha sonra etkinleştirmeyi kolaylaştırması anlamına gelir. Burada eat ve wash, ilişkili sözcük tamamlamalarının akla gelme olasılığını artırır. Priming, hazır olma durumunu veya olasılığı değiştirir; birine bilinçli olarak bir şey öğretmek, onu ikna etmek ya da düşüncelerini tamamen kontrol etmek anlamına gelmez. Psikolojideki priming adı, prime fiilinin bu kullanımından gelir.
Alıştırma
“Daha sonraki bir tepkiyi etkinleştirmeyi kolaylaştırmak” anlamındaki psikoloji fiiliyle cümleyi tamamlayın: Seeing the restaurant logo first can ____ customers to notice food words faster.
Cevabı göster
prime
Though system two likes to think that it's in charge and knows what's going on, Notlar
4:06Sistem 2 kontrolün kendisinde olduğunu ve olup biteni bildiğini düşünmek istese de
in charge: kontrol veya sorumluluk sahibi olmak
In charge, bir durumu kontrol etmek veya onu yönlendirmekten sorumlu kişi olmak anlamına gelir. Burada ikinci sistem, zihni kontrol ettiğine ve olayları anladığına inanan bir kişi gibi gösterilir. Durum zaten belliyse ifade tek başına kullanılabilir: Who is in charge? Sorumluluğun ne olduğunu belirtmek için be in charge of + kişi, ekip, görev veya nesne kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi belirli bir sorumluluğu gösteren in charge biçimiyle tamamlayın: At the class picnic, Mr. Chen is ____ the first-aid kit.
Cevabı göster
in charge of
Dolaylı soruda what's going on
What's going on, ‘ne oluyor’ veya ‘mevcut durum gerçekte nasıl’ anlamına gelir. Burada doğrudan bir soru değil, knows fiilinin nesnesidir; dolayısıyla cümle, sistem ikinin durumu anladığını düşündüğünü belirtir. Dolaylı soruda soru işaretine gerek yoktur; yan cümle daha büyük bir bildirimin içinde yer alır. what is going on yapısında what özne olduğu için sözcük dizilişi doğrudan soru olan What's going on? ile aynı görünür.
Alıştırma
Cümleyi what's going on ile tamamlayın: Maya understands ____.
Cevabı göster
what's going on
have even been shown to affect and modify behavior. Dilbilgisi
4:11davranışları etkileyip değiştirebildiği bile gösterilmiştir.
Though ... the truth is that: güçlü bir düzeltmeden önce kabul etme
Baştaki Though yan cümlesi, ikinci sistemin kendisi hakkındaki görüşünü önce kabul eder. Bu görüşü yazarın sonucu olarak sunmak yerine arka plana yerleştirir. Ardından the truth is that, yazarın düzeltmesini ana fikir olarak sunar: ikinci sistem kendini kontrol sahibi sansa da hazırlama davranışı değiştirebilir. Başka durumlara aktarılabilen Though X, the truth is that Y kalıbı önce X'i kabul eder, sonra Y'yi daha güçlü ve güvenilir iddia olarak sunar.
Alıştırma
Eksik sözcükleri yazarak kabul ve düzeltme kalıbını tamamlayın: Though the puppy looks sleepy, ____ it still wants to play.
Cevabı göster
the truth is that
have even been shown to + fiil
Have been shown to, edilgen çatıda present perfect ile kurulan bir aktarma kalıbıdır: çoğul özne + have been shown + to + fiilin yalın hâli. Araştırmacıları adlandırmadan, araştırma veya kanıtların öznenin bir özelliğini ya da etkisini ortaya koyduğunu belirtir. Burada priming effects araştırma bulgusunu alan ögedir; aktif olarak bir şey göstermez. Even, have ile been arasına gelir. Sonucun beklenmedik ölçüde güçlü veya geniş kapsamlı olduğunu belirtir: hazırlama etkisi yalnızca düşünceleri değil, davranışı da etkileyebilir. Bu yapı, günümüzde de geçerli olan kanıtları özetlerken yaygındır.
Alıştırma
Araştırma üslubundaki cümleyi even içeren edilgen present perfect kalıbıyla tamamlayın: Simple checklists ____ reduce errors.
Cevabı göster
have even been shown to
and you have no conscious access to them. Kalıp ifadeler
4:15ve onlara bilinçli olarak erişemezsiniz.
Have no conscious access to: bir şeyi bilinçli olarak algılayamamak
“Have no conscious access to”, “bir şeyi bilinçli olarak fark edememek veya inceleyememek” anlamına gelir. Buradaki them, otomatik olarak ortaya çıkan zihinsel etkileri belirtir. Bunların gerçekleştiğini gözlemleyemeseniz bile sizi etkileyebilirler. Yapı have + no + conscious access + to + isim veya zamir şeklindedir. Access burada isimdir; to ise bilinçli olarak ulaşılamayan veya bilinemeyen şeyi tanıtır.
Alıştırma
Dersteki ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: Your brain recognizes the face instantly, but you ____ each step of that process.
Cevabı göster
have no conscious access to
If you'd like to learn more about the thinking systems in your brain,
4:18Beyninizdeki düşünme sistemleri hakkında daha fazla bilgi edinmek isterseniz,
check out the book Thinking Fast and Slow by Daniel Kahneman, Öbek fiiller
4:20Daniel Kahneman’ın Hızlı ve Yavaş Düşünme adlı kitabına göz atın;
Samimi bir öneri olarak check out
Burada check out, “bir göz atmak” veya “hakkında daha fazla bilgi edinmeye çalışmak” anlamına gelir. Konuşmacı kitabı samimi bir dille öneriyor; mağazada ödeme yapmaktan veya otelden ayrılmaktan söz etmiyor. Nesne, anlamı seçmeye yardımcı olur: check out ifadesinden sonra kitap, internet sitesi, program, yer veya etkinlik gelmesi genellikle birini onu keşfetmeye davet eder.
Alıştırma
Hangi cümle yeni bir podcast’i keşfetmeye yönelik samimi bir öneriyi en doğal biçimde ifade eder?
- Check out this new podcast when you have time.
- Look up this new podcast when you have time.
- Check this new podcast when you have time.
Cevabı göster
Check out this new podcast when you have time.
in great detail: çok ayrıntılı biçimde
In great detail, “çok ayrıntılı biçimde; birçok somut bilgi ya da açıklamayla” demektir. Burada covers fiilini niteler ve kitabın konuyu kısaca değil, kapsamlı biçimde ele aldığını gösterir. Great, detail sözcüğünün miktarını veya derinliğini güçlendirir; ayrıntıların kendisinin mükemmel olduğunu söylemez. Yeniden kullanılabilir yapı fiil + konu + in great detail şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi “çok ayrıntılı biçimde” anlamındaki üç sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: The documentary explores life in the deep ocean ____.
Cevabı göster
in great detail
Got a burning question you want answered? Deyimler
4:28Yanıtını çok merak ettiğiniz bir soru mu var?
burning question: yanıtı çok merak edilen soru
Burning question, özellikle önemli veya merak uyandırıcı gelen ve birinin yanıtını çok güçlü biçimde öğrenmek istediği soru için kullanılan bir deyimdir. Gerçekte yanan hiçbir şey yoktur. Bu davette ifade, isteği canlı ve ilgi çekici hâle getirir: izleyicilere çok merak ettikleri bir konu olup olmadığını sorar. Başka durumlara aktarılabilecek fikir, mutlaka acil bir durum değil, duygusal yoğunluk ve yanıtı öğrenme isteğidir.
Alıştırma
Cümleyi, yanıtını son derece merak ettiğiniz bir soruyu anlatan iki sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: My ____ is why cats purr.
Cevabı göster
burning question
And subscribe for more weekly science videos.
4:32Her hafta yeni bilim videoları için abone olmayı da unutmayın.