Tüm Arılar Ölürse Ne Olur?: İngilizce çalışma notları
AsapSCIENCE
Video özeti: Arıların tozlaşması gıda sistemini destekler; koloni kaybı bu yüzden geniş ekolojik ve ekonomik zararlara yol açabilir. Başlıca İngilizce noktaları: 1. "play a crucial role"; kalıp ifadeler ve eşdizimler: bir unsurun sistemde gerekli olduğunu, onu tek neden ilan etmeden söyleyin. 2. "buzzed off."; deyimler ve mecazlar: “çekip gitmek” anlamını ve arı sesine dayanan kelime oyununu tanıyıp gerçek vızıltıdan ayırın. 3. "should the downward trend persist,"; dil bilgisi ve cümle kalıpları: "if the downward trend should persist" ile eşdeğer resmi koşul devrikliğini anlayıp riskleri temkinli öngörmek için kullanın.
Bu derste
play a crucial role: hayati bir rol oynamak
play a crucial role, bir sonuca veya bir sistemin işleyişine son derece önemli bir katkıda bulunmak demektir. Bu cümledeki geniş bağlam, Dünya'nın ekosistemleri ve insanlığın gıda tedarikidir. Yapı, özne + play/plays a crucial role şeklindedir. Crucial, role sözcüğünün önemini güçlendirir: katkı belirleyici veya vazgeçilmezdir, ancak söz konusu şeyin tek etken olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
'Son derece önemlidir' anlamındaki kalıp ifadeyle cümleyi tamamlayın: Trust ____ effective teamwork.
Cevabı göster
plays a crucial role in
if they go extinct, humanity would be next: arılar yok olursa sırada insanlık olur
Burada they, bees sözcüğünü ifade eder. If yan cümlesi arıların yok olmasını henüz gerçekleşmemiş bir koşul olarak sunar; would ise insanlığın kaderini geçmişte yaşanmış bir olay olarak değil, öngörülen varsayımsal bir sonuç olarak gösterir. Be next eksiltili bir ifadedir; sıradaki yok olacak veya benzer bir felaket yaşayacak varlık olmak demektir. Cümle, zaten gerçekleşmiş bir olayı değil, olası bir sonuçlar zinciri hakkındaki iddiayı aktarır.
Alıştırma
'If the protective reef disappeared, coastal villages would be next,' cümlesindeki 'would be next' ne anlama gelir?
- Resif yok olursa kıyı köylerinin de benzer bir kader yaşayacağı öngörülüyor.
- Kıyı köyleri resiften önce zaten zarar gördü.
- Resifin yok olmasının tek nedeni kıyı köyleridir.
Cevabı göster
Resif yok olursa kıyı köylerinin de benzer bir kader yaşayacağı öngörülüyor.
go extinct: nesli tükenmiş duruma geçmek
“Go extinct”, nesli tükenmek anlamına gelir: Bir türün tamamı veya başka bir grup artık var olmaz. Bu cümlede “go”, “go silent” ve “go missing” örneklerindeki gibi durum değişikliği bildiren bir fiildir; hareket anlamına gelmez. Özne grup olarak arıları ifade ettiği için bu söz, tek bir arının ölümünü değil grubun tamamının yok olmasını öngörür.
Alıştırma
Bir türün tamamının yok olmasını anlatan go + sıfat ifadesiyle cümleyi tamamlayın: If the last breeding pairs are lost, the bird may ____ within a generation.
Cevabı göster
go extinct
So with the dramatic decline in bee population,
0:05Öyleyse arı nüfusundaki bu çarpıcı düşüş karşısında
should we be worried?: risk değerlendirmesine geçiş sorusu
Bu bağlamda “should we be worried?”, “bu gerçekler endişelenmemiz için geçerli bir neden sunuyor mu?” anlamına gelir. Burada “should”, endişenin haklı olup olmadığını değerlendirir; endişelenme yükümlülüğü ifade etmez. Ciddi düşüşün ardından yer alan soru, arka plan kanıtlarını açıklamanın yanıtlayacağı ana meseleye dönüştürür. Bir sunumda bu tür bir soru, yalnızca evet ya da hayır yanıtı istemek yerine sonraki bölümü çerçeveler ve dinleyiciyi gerçeklerden risk değerlendirmesine yönlendirir.
Alıştırma
Bir sunumda soru bu dizide nasıl bir işlev görür? “Local water levels have fallen for five straight years. Should we be worried?”
- Dinleyicilerin endişeli hissetme yükümlülüğü olduğunu söyler.
- Kanıtların endişelenmek için neden verip vermediğini sorar ve risk tartışmasını başlatır.
- Dinleyicilerin zaten endişeli olup olmadığını sorar.
Cevabı göster
Kanıtların endişelenmek için neden verip vermediğini sorar ve risk tartışmasını başlatır.
Simply put, if a plant produces a flower, Anlatım akışı
0:11Basitçe söylemek gerekirse, bir bitki çiçek açıyorsa
you can bet that bees help them reproduce. Deyimler
0:13arıların onun üremesine yardımcı olduğuna emin olabilirsiniz.
Basitleştirme işareti olarak “Simply put”
“Simply put” bir söylem işaretidir. Dinleyiciye, ardından gelecek bilginin daha karmaşık bir konunun özellikle basitleştirilmiş hâli veya temel açıklaması olduğunu bildirir. Burada ayrıntılı mekanizmadan önce genel sonucu sunarak bilgiyi düzenler. “Simply”, fikrin nasıl sunulduğunu anlatır; bitkilerin veya tozlaşmanın kendisinin basit olduğunu iddia etmez.
Alıştırma
Basitleştirilmiş bir açıklama geleceğini bildiren, dersteki iki kelimelik ifadeyi tam olarak yazarak cümleyi tamamlayın: “The process has several technical steps. ____, the filter removes anything the system does not need.”
Cevabı göster
Simply put
Güçlü ve gayriresmî kesinlik için “can bet that”
“You can bet that + yan cümle”, konuşanın yan cümlede söylenen şeyin doğru olduğundan veya gerçekleşeceğinden çok emin olduğunu belirten deyimsel bir ifadedir. Gerçek bir bahis önerilmez. Bu cümlede, ardından gelen genellemeye güçlü ve konuşma diline özgü bir ton katar. Yüksek bir güven düzeyi gösterir, ancak bu retorik ifade hiçbir istisnaya izin vermeyen bilimsel bir iddia olarak okunmamalıdır.
Alıştırma
Güçlü ve gayriresmî bir kesinlik gösteren, dersteki üç kelimelik ifadeyi tam olarak yazarak cümleyi tamamlayın: “The team has rehearsed every day, so you ____ they are ready.”
Cevabı göster
can bet that
with flowers being bright and fragrant to attract bees, Dilbilgisi
0:17çiçeklerin arıları çekmek için canlı renkler ve hoş kokular geliştirmesi,
Ekolojik bir mecaz olarak long-standing working relationship
Bu cümlede long-standing, “uzun süredir var olan ve yerleşmiş” anlamına gelir. Working relationship ise iki tarafın ortak bir sonuca katkıda bulunduğu veya birbirinin eylemlerinden yararlandığı pratik bir ilişkiyi anlatır. Çiçeklerle arılar arasındaki etkileşime working relationship denmesi, ekolojik bir süreci kişileştirir. Bu, onların bilinçli biçimde anlaşma yaptığı anlamına gelmez; karşılıklı yararlarını güvenilir ortaklar arasındaki bir ilişki gibi sunar.
Alıştırma
Örnekte long-standing working relationship, çiçeklerle arılar hakkında ne anlatıyor?
- Daha yeni başlamış bir ilişki
- Çiçeklerle arıların bilinçli olarak görüşüp yaptığı bir iş sözleşmesi
- Her iki tarafın özelliklerinin diğerini desteklediği kalıcı bir etkileşim
Cevabı göster
Her iki tarafın özelliklerinin diğerini desteklediği kalıcı bir etkileşim
Velcro-like: -like ile sıfat oluşturma
Velcro-like, Velcro adına -like son eki getirilerek oluşturulan ve “Velcro’ya benzer” anlamına gelen bir sıfattır. Burada arıların tüylü vücutlarını niteler. Benzetme işleve yöneliktir: tüyler, kancalı ve halkalı bir bandın tutunması gibi poleni yakalayıp üzerinde tutar. Arının vücudunun şekil veya malzeme bakımından Velcro ile tamamen aynı olduğu anlamına gelmez. “İsim + -like” kalıbı, bilinmeyen bir özelliği tanıdık bir karşılaştırmayla açıklamayı sağlar.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için sponge + -like yapısından bir sıfat oluşturun: The padding has a soft, ____ texture.
Cevabı göster
sponge-like
from the male part of the plant to the female part.
0:24bitkinin erkek kısmından dişi kısmına taşımasıyla evrimleşti.
with flowers being ... the bees' ... bodies helping: with + isim + -ing
Burada with, tamamlayıcı bir yapı başlatır: with + isim öbeği + -ing biçimi. Flowers ismi, being fiilinin anlamca öznesidir; the bees' fuzzy Velcro-like bodies ise helping fiilinin öznesidir. And bağlacı, bu iki paralel birimi aynı with altında birleştirir. Bu birimler birlikte, ilişkinin nasıl evrimleştiğine eşlik eden ve bunu açıklamaya yardımcı olan mekanizmaları ekler. Being ve helping ana çekimli fiiller değildir; bu yapı, ayrı tam cümlecikleri tekrarlamadan birbiriyle ilişkili açıklayıcı ayrıntıları bir araya getirir.
Alıştırma
Cümleyi with + isim + -ing tamamlayıcı yapısını oluşturan sözcükle tamamlayın: The kitchen stayed organized, ____ Maya preparing the dishes and Leo washing the pans.
Cevabı göster
with
transfer pollen from ... to ...: poleni ...den ...e taşımak
Bu cümlede transfer pollen, poleni bir yerden başka bir yere taşımak veya aktarmak anlamına gelir. Transfer, hareket sürecini adlandırır; tek başına döllenmenin ya da bitkinin üremesinin başarıyla gerçekleştiği anlamına gelmez. transfer + nesne + from + kaynak + to + hedef kalıbı tüm güzergâhı belirtir. Burada pollen nesne, erkek kısım kaynak ve dişi kısım hedeftir. Aynı güzergâh kalıbı dosya, para veya ısı gibi şeylerle de kullanılabilir.
Alıştırma
Polenin taşınmasını anlatan iki sözcüklü kalıpla cümleyi tamamlayın: In the greenhouse, workers ____ from one flower to another.
Cevabı göster
transfer pollen
is directly responsible for the production of 70% of fruits, Kalıp ifadeler
0:28her gün tükettiğimiz meyve,
directly responsible for: güçlü bir neden-sonuç ilişkisi
be directly responsible for kalıbı, özneyi ardından gelen sonucun doğrudan nedeni olarak sunar. Burada mekanizma üretime doğrudan neden olur veya üretimi mümkün kılar; responsible sözcüğü vicdanlı ya da ahlaken iyi davranan anlamına gelmez. Directly iddiayı güçlendirir: yalnızca gevşek bir bağlantıyı veya dolaylı etkiyi değil, yakın bir neden-sonuç ilişkisini belirtir. Başka durumlara aktarılabilen yapı be directly responsible for + isim veya -ing biçimidir.
Alıştırma
Cümleyi, bir şeyin doğrudan neden olduğunu belirten hedef ifadeyle tamamlayın: The investigation found that a faulty valve was ____ the leak.
Cevabı göster
directly responsible for
vegetables, seeds, and nuts we consume on a daily basis. Notlar
0:31sebze, tohum ve yemişlerin %70'inin üretilmesini doğrudan sağlar.
nuts we consume: nesne görevindeki ilgi zamirinin atılması
nuts we consume ifadesinde we consume, hangi nuts öğelerinin kastedildiğini belirleyen bir tanımlayıcı ilgi cümleciğidir. Tam biçimi nuts that we consume veya nuts which we consume şeklindedir. İlgi zamiri consume fiilinin nesnesidir, we ise cümleciğin öznesidir; bu nedenle nesne görevindeki ilgi zamiri atılabilir. Özne görevindeki bir ilgi zamiri normalde atılamaz: nuts that contain protein, nuts contain protein biçimine dönüşemez.
Alıştırma
Hangi cümlede parantez içindeki ilgi zamiri atılabilir?
- The nuts (that) contain the most protein are listed first.
- The nuts (that) we buy are unsalted.
- The chef (who) prepared the meal is here.
Cevabı göster
The nuts (that) we buy are unsalted.
on a daily basis: resmî biçimde “her gün”
On a daily basis, “her gün” veya “düzenli bir günlük rutinin parçası olarak” anlamına gelen bir sıklık ifadesidir. Burada consume fiilini niteler ve bu gıdaların insanların düzenli olarak yediklerinin bir parçası olduğunu gösterir. on a daily basis ifadesinde daily, basis sözcüğünü niteler. İfadenin tamamını belirli bir zaman noktası olarak değil, tek bir zarf birimi olarak değerlendirin.
Alıştırma
Resmî cümleyi hedef dört kelimelik sıklık ifadesiyle tamamlayın: The safety equipment is inspected ____.
Cevabı göster
on a daily basis
which translates into almost $200 billion in global agriculture revenue. Anlatım akışı
0:36bu da küresel tarımda neredeyse 200 milyar dolarlık gelir demek.
which translates into: bir sayıyı somut sonuca dönüştürmek
Which, önceki sayı olan 70% ifadesine gönderme yapar ve which translates into almost $200 billion yan cümlesi bu yüzdeyi somut bir mali tutar olarak yeniden ifade eder. Burada translates into, “karşılık gelir” veya “başka bir biçimde ifade edildiğinde bu miktara ulaşır” demektir; “başka bir dile çevrilir” anlamına gelmez. Bu kalıp, soyut bir istatistikten daha kolay anlaşılır bir sonuca veya eşdeğere geçerek bilgiyi düzenler. Bir rapor ya da sunumda bir sayının pratikte ne anlama geldiğini göstermek gerektiğinde kullanışlıdır.
Alıştırma
Yüzdeyi somut bir eşdeğere dönüştüren hedef bağlama ifadesiyle rapor cümlesini tamamlayın: The new system reduces waste by 12%, ____ roughly 800 fewer tons per year.
Cevabı göster
which translates into
This huge responsibility is accomplished by droves of commercial bees Notlar
0:41Bu büyük sorumluluğu ticari amaçla kullanılan arı sürüleri üstleniyor.
droves of: çok büyük miktarı canlı biçimde anlatan ifade
Burada droves of, “çok büyük sayılarda” anlamına gelir. Ticari olarak yönetilen arıları çok sayıda grup hâlinde sunar ve tarafsız many sözcüğünden daha güçlü, daha canlı bir vurgu yaratır. Yapı droves of + çoğul sayılabilen isim biçimindedir. Miktar kasıtlı olarak kesin değildir; bu yüzden belirli bir sayı bildirmek yerine ölçeğin büyüklüğünü hissettirir.
Alıştırma
Hangi cümlede droves of, canlı bir çoğul miktar ifadesi olarak doğal biçimde kullanılmıştır?
- A droves of visitor arrived early.
- Droves of traffic blocked the road.
- Droves of visitors arrived for the festival.
Cevabı göster
Droves of visitors arrived for the festival.
reared by professional beekeepers for the sole purpose of being transported Kalıp ifadeler
0:44Bu arılar, profesyonel arıcılar tarafından yalnızca taşınmak üzere yetiştiriliyor
to farms or orchards to pollinate crops.
0:48ve ekinleri tozlaştırmaları için çiftliklere ya da meyve bahçelerine götürülüyor.
commercial bees: tarımsal işler için kullanılan yönetilen koloniler
Bu bağlamda commercial bees, bir tarım işletmesinin parçası olarak yetiştirilen ve yönetilen arı kolonileridir. Profesyonel arıcılar kolonileri yetiştirir ve arıların ekinleri tozlaştırabilmesi için onları çiftliklere veya meyve bahçelerine taşır. Commercial, arıların yönetilen ekonomik rolünü anlatır; ayrı bir türü veya gerçekten ticaret yapan arıları ifade etmez. Genel terim farklı ticari kullanımları kapsayabilir, ancak bu cümle özellikle tek amaçlarının tozlaşma olduğunu belirtir.
Alıştırma
Örnekte commercial bees neyi ifade ediyor?
- Profesyoneller tarafından yönetilen ve ekinlerin tozlaştırılması için taşınan arı kolonileri
- Ürün alıp satan arılar
- Doğal olarak çiftliklerde yaşayan ayrı bir arı türü
Cevabı göster
Profesyoneller tarafından yönetilen ve ekinlerin tozlaştırılması için taşınan arı kolonileri
for the sole purpose of: bir eylemi tek bir amaçla sınırlamak
“for the sole purpose of” ifadesi, bir eylemin yapılmasının tek nedenini belirtir. Burada arıların yalnızca tozlaşma için çiftliklere veya meyve bahçelerine taşınabilmeleri amacıyla yetiştirildiğini anlatır; “sole”, amaçlanan diğer bütün nedenleri dışarıda bırakır. “of” sözcüğünden sonra bir isim veya -ing biçimi kullanılır. Bu cümlede “being transported” edilgen bir -ing yapısıdır; yani arılar taşıma eylemini yapan değil, bu eyleme maruz kalan taraftır.
Alıştırma
Cümleyi, derste geçen ve “yalnızca bu tek amaç için” anlamına gelen resmî ifadeyle tamamlayın: The room was designed ____ recording music; no other use was intended.
Cevabı göster
for the sole purpose of
But since 2006, these hardworking busy bees have been mysteriously disappearing. Notlar
0:50Ancak 2006'dan beri bu çalışkan arılar gizemli bir şekilde ortadan kayboluyor.
since 2006 ... have been mysteriously disappearing: devam eden bir eğilim
“Since 2006”, anlatının şimdiki zamanına kadar süren bir durumun başlangıç noktasını verir. “Have been mysteriously disappearing” present perfect continuous yapısındadır ve geçmişteki bu başlangıç noktasını hâlâ devam eden bir eğilime bağlar. Süreklilik biçimi, kaybolmaları tamamlanmış tek bir olay olarak değil, zaman içinde gözlemlenen ve gelişmeye devam eden bir süreç olarak sunar.
Alıştırma
Cümleyi başlangıç zamanını belirten edat ve “disappear” fiilinin present perfect continuous biçimiyle tamamlayın: ____ 2020, the bees ____ from this region.
Cevabı göster
Since · have been disappearing
busy bees: mecaz ve gerçek anlamın aynı anda kullanılması
Busy bee, sürekli hareketli ve çalışkan bir kişiyi anlatan gayriresmî bir benzetmedir. Çoğul busy bees, böyle birkaç kişiyi ifade edebilir. Ancak burada bees gerçek böcekleri ifade eder. Hardworking ve busy sözcüklerinin bees ile birlikte kullanılması, insanlar için kullanılan tanıdık benzetmeyi çağrıştırırken arıların gerçek davranışlarını da betimler. Böylece hafif bir söz oyunu ve kişileştirme oluşur. Cümlenin gerçek anlamı yine de böceklerin ortadan kaybolduğudur.
Alıştırma
Bu cümlede busy bees ifadesini şakacı yapan nedir?
- Gerçek arıları anlatırken çalışkan insanlar için kullanılan gayriresmî benzetmeyi de çağrıştırır.
- Kovanı terk eden arıların bilimsel adıdır.
- Yalnızca meşgul insanları ifade eder, böcekleri değil.
Cevabı göster
Gerçek arıları anlatırken çalışkan insanlar için kullanılan gayriresmî benzetmeyi de çağrıştırır.
colony collapse disorder: adı konmuş koloni düzeyinde bir olgu
Genellikle CCD olarak kısaltılan colony collapse disorder, yönetilen bir bal arısı kolonisindeki işçi arıların çoğunun ortadan kaybolduğu ve kovanın normal biçimde çalışamaz hâle geldiği olgunun adıdır. Bu cümlede terim, verilen oranı ve kovanların terk edilmesini bilinen tek bir tarımsal ve ekolojik sorun altında toplar. Disorder, bu örüntüyü adlandırır; tek başına doğrulanmış belirli bir hastalığı veya tek bir nedeni göstermez.
Alıştırma
Bir haber metninde colony collapse disorder en doğru olarak neyi adlandırır?
- Arıcının arıları yeni bir kovana taşıdığı herhangi bir durum
- Kovandaki her arıya bulaşan, doğrulanmış belirli bir virüs
- İşçi arıların çoğunun kaybolduğu koloni düzeyinde bir olgu; kanıtlanmış tek bir hastalık değil
Cevabı göster
İşçi arıların çoğunun kaybolduğu koloni düzeyinde bir olgu; kanıtlanmış tek bir hastalık değil
In fact, some beekeepers have even reported that 90% of their bees have simply buzzed off. Deyimler
1:00Hatta bazı arıcılar, arılarının %90'ının bir anda uçup gittiğini bildirdi.
buzzed off: böcek kelime oyunuyla ayrılmak
Buzzed off, buzz off deyimsel fiilinin geçmiş zaman biçimidir ve günlük dilde “ayrıldı” ya da “çekip gitti” anlamına gelir. Burada arıların kolonilerinden kaybolduğunu anlatır. Bu ifade eğlenceli bir kelime oyunudur çünkü buzz, arıların çıkardığı vızıltıyı da belirtir. Böylece cümle hem arıların ayrılışını anlatır hem de gerçek arı sesini çağrıştırır.
Alıştırma
Cümleyi “ayrılmak” anlamına gelen ve böceklerle ilgili kelime oyununa da uyan günlük deyimsel fiille tamamlayın: When we came back to the picnic table, all the wasps had ____.
Cevabı göster
buzzed off
In some colonies, mites, viruses, and parasites have been to blame, Kalıp ifadeler
1:06Bazı kolonilerde akarlar, virüsler ve parazitler sorumlu tutuldu,
have been to blame: present perfect ile nedeni belirtmek
Have been to blame, be to blame kalıbının present perfect biçimidir. Bu sabit yapı, kötü bir sonuçtan “sorumlu olmuş olmak” veya “o sonucun nedeni olmak” anlamına gelir. Özne mites, viruses, and parasites olduğu için cümle ahlaki bir suç yüklemekten çok bunları neden olarak gösterir. Burada to blame, been sonrasında gelen bir özne tamamlayıcısıdır; amaç bildiren bir mastar değildir. Çoğul özne have alır ve yapı özne + have been + to blame şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi be to blame kalıbının present perfect biçimiyle tamamlayın: Loose connections ____ for several electrical fires.
Cevabı göster
have been to blame
but many are now looking at a class of insecticides called neonicotinoids. Notlar
1:09ancak artık birçok kişi neonikotinoidler denen bir böcek ilacı grubuna odaklanıyor.
Olası Bir Etkeni Araştırma Anlamında “Looking at”
Bu cümlede looking at, böcek ilaçlarını olası bir etken olarak incelemek veya araştırmak anlamına gelir. Yalnızca gözleri onlara çevirip bakmayı anlatmaz. Bu kullanım bir araştırma alanı sunar, sonuç bildirmez. İlgili kişiler neonikotinoidlerin etkili olup olmadığını değerlendiriyor; ifade tek başına bir nedenin kanıtlandığını söylemez.
Alıştırma
Cümlede looking at neyi gösteriyor?
- Böcek ilaçlarının tek neden olduğunu kanıtladılar.
- Böcek ilaçlarının hareketini gözleriyle izliyorlar.
- Böcek ilaçlarını olası bir etken olarak araştırıyorlar.
Cevabı göster
Böcek ilaçlarını olası bir etken olarak araştırıyorlar.
Teknik Bir Adı Tanıtmak İçin “a class of X called Y”
Bu ifade neonikotinoidleri önce geniş bir kategoriye yerleştirir: bunlar bir böcek ilacı sınıfıdır. Ardından called sözcüğünden sonra özel teknik adlarını verir. Burada called, kısaltılmış bir ilgi cümleciğindeki geçmiş zaman ortacıdır: insecticides [that are] called neonicotinoids. Önce kategoriyi veren bu kalıp, bilinmeyen bir terimi ayrı bir cümleye başlamadan tanımlamayı sağlar.
Alıştırma
Tanımı a class of X called Y kalıbında kullanılan adlandırma sözcüğüyle tamamlayın: Scientists are testing a class of materials ____ perovskites.
Cevabı göster
called
This neurotoxin is used to kill off crop-eating insects and pests, Öbek fiiller
1:13Bu nörotoksin, ekinleri yiyen böcek ve zararlıları öldürmek için kullanılıyor,
kill off: bir grubu veya popülasyonu ortadan kaldırmak
Kill off, bir grubun veya popülasyonun tüm üyelerinin ya da büyük bir bölümünün ölmesine neden olmak demektir. off parçacığı bir sonuç anlamı ekler: grup ortadan kalkar veya büyük ölçüde azalır. Bu, tek bir eylemden ziyade zaman içinde gerçekleşen bir süreci de anlatabilir. Burada böcekler ve zararlılar, ortadan kaldırılması hedeflenen popülasyonlar olarak sunulur. Bu ifade her bir bireyin mutlaka öldüğü anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle bir grubun çok sayıda üyesinin ortadan kaldırılmasını en açık biçimde vurgular?
- The disease could move most of the island's rabbits.
- The disease could kill one rabbit near the river.
- The disease could kill off most of the island's rabbits.
Cevabı göster
The disease could kill off most of the island's rabbits.
but also affects the central nervous systems of bees when they consume contaminated nectar.
1:16ancak arılar kirlenmiş nektarı tükettiğinde onların merkezi sinir sistemini de etkiliyor.
And since nectar is brought back to hives, the entire colony can be affected, Kelime
1:20Nektar kovana geri taşındığı için tüm koloni bundan etkilenebiliyor
because anlamındaki since
Bu cümlede since, because yani “çünkü” veya “-dığı için” anlamına gelen bir yan cümle bağlacıdır. since ile başlayan yan cümle, koloninin tamamının neden etkilenebileceğini açıklar: nektar kovana geri taşınır. Zaman bildiren since, since 2020 örneğinde olduğu gibi bir başlangıç noktasını gösterir. Burada bir başlangıç noktası belirtilmediğinden neden-sonuç anlamı gerekir.
Alıştırma
“Since the roads are icy, the school is closed,” cümlesinde since ne anlama gelir?
- -den beri
- -e rağmen
- çünkü
Cevabı göster
çünkü
leading to mass confusion and disorientation. Anlatım akışı
1:24ve bu da koloni genelinde kafa karışıklığına ve yön kaybına yol açıyor.
leading to: bir sonuç eklemek
Bu cümlede leading to, önceki durumun tamamından doğan sonucu ekler: koloninin etkilenmesi, büyük çaplı kafa karışıklığına ve yön kaybına neden olur. Buradaki leading, bir şeyi kelimenin gerçek anlamıyla yönlendirmek değildir. Dil bilgisi açısından leading to, tam bir cümlecikten sonra, çoğunlukla virgülle eklenen şimdiki zaman ortacı biçiminde bir sonuç öbeğidir. so ile yeni bir cümlecik başlatmadan neden-sonuç zincirini sürdürmeyi sağlar.
Alıştırma
Cümleyi derste vurgulanan iki sözcüklük sonuç bağlayıcısının aynısıyla tamamlayın: The software update failed, ____ hours of downtime.
Cevabı göster
leading to
On top of this, other factors such as extremely cold and long winters, Anlatım akışı
1:27Bunlara ek olarak aşırı soğuk ve uzun kışlar,
a lack of genetic diversity in commercial bees, Kalıp ifadeler
1:31ticari arılardaki genetik çeşitlilik eksikliği
Bir eksikliği adlandıran a lack of + isim
a lack of + isim yapısında lack, adı geçen şeyin yeterli miktarda olmadığını veya hiç bulunmadığını belirtir. Burada a lack of genetic diversity, ticari arılardaki yetersiz genetik çeşitliliği bir sorun olarak gösterir. İfadenin tamamı bir isim öbeğidir. Nedenler listesine kısa ve düzenli biçimde eklenebilir, because of gibi bir edattan sonra gelebilir veya özne olabilir. Bu nedenle raporlarda ve sorun analizlerinde yaygındır.
Alıştırma
Resmî rapor cümlesini dersteki üç sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın: The delay was caused by ____ trained staff.
Cevabı göster
a lack of
and less variable nectar in the fields may be at fault. Kalıp ifadeler
1:33ve tarlalardaki nektar çeşitliliğinin azalması da sorumlu olabilir.
On top of this, ekleme bağlayıcısı olarak
On top of this, konuşmacının daha önce belirtilen noktalara başka bir etken eklediğini gösterir. Burada this, daha önce ele alınan risklere gönderme yapar; soğuk kışlar, sınırlı genetik çeşitlilik ve daha az çeşitli nektar ise ek olası nedenlerdir. İfade, bilgiyi birikimli biçimde düzenler: yeni içerik önceki savla karşıtlık oluşturmaz veya onun sonucu olarak sunulmaz; sava eklenir. Bu kullanımda mekânsal anlam taşımaz.
Alıştırma
İkinci cümleyi derste vurgulanan ekleme bağlayıcısının aynısıyla tamamlayın: We need a larger venue. ____, we must arrange transportation for everyone.
Cevabı göster
On top of this
Temkinli neden belirtmek için may be at fault
May be at fault, may kip belirtecini be at fault yapısıyla birleştirir. May, yapılan değerlendirmenin kesin değil olası olduğunu gösterirken at fault bir sorundan sorumlu olmak veya soruna neden olmak anlamına gelir. Burada özne bir kişi değil, bir koşuldur; dolayısıyla ifade ahlaki bir suçlama yapmadan olası bir neden belirtir. Kalıp, özne + may be at fault biçimindedir. Kanıtlar eksikken, açıklamanın kanıtlandığını iddia etmeden olası bir açıklama ileri sürmek için kullanışlıdır.
Alıştırma
Temkinli bir neden değerlendirmesi yapmak için cümleyi dersteki dört sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın: The network cable ____.
Cevabı göster
may be at fault
entire food chains and webs may be at risk.
1:37tüm besin zincirleri ve besin ağları risk altına girebilir.
Eğilim devam ederse……risk altında olabilir
“If the trend continues”, gerçekleşmesi mümkün ve gerçekçi bir koşul ortaya koyar. Bu yaygın birinci koşul cümlesi yapısında, gelecekten söz edilse bile if yan cümlesinde will değil geniş zaman kullanılır. “May be at risk” olası sonucu verir. May belirsizlik bildirir; dolayısıyla cümle, zararın kaçınılmaz olduğunu ileri sürmeden gerçek bir tehlikeye karşı uyarır.
Alıştırma
Hangi cümle gerçekçi bir gelecek koşulu hakkında temkinli bir tahmin yapıyor?
- If the decline continues, the habitat may be at risk.
- If the decline continues, the habitat will be at risk.
- If the decline will continue, the habitat may be at risk.
Cevabı göster
If the decline continues, the habitat may be at risk.
Take almond plants for example: belirli bir örnek sunmak
“Take X for example”, dinleyiciden X'i temsilî bir örnek olarak düşünmesini isteyen eksiksiz bir söylem kalıbıdır. Buradaki take, bir şeyi gerçekten eline alma veya kaldırma talimatı değildir. Bu kalıp, genel bir iddiadan somut bir kanıta geçiş sağlar. Burada “almond plants”, sonraki açıklamanın geliştirebileceği belirli bir örnek başlatır.
Alıştırma
Konuşmacı temiz enerji teknolojileri hakkında genel bir iddiada bulundu. Cümleyi “Take X for example” kalıbıyla tamamlayın: “____ rooftop solar panels ____.”
Cevabı göster
Take · for example
The hulls of these nuts are used as feed for farm cattle and chickens. Kelime
1:42Bu yemişlerin kabukları, çiftliklerdeki sığır ve tavuklara yem olarak verilir.
Sayılamayan isim olarak feed
Burada feed, çiftlik hayvanlarına yemeleri için verilen maddeyi ifade eden sayılamayan bir isimdir. be used as feed yapısında as, maddenin görevini veya kullanım amacını belirtir. Yiyecek verme eylemini anlatmaz. animal feed, cattle feed ve use something as feed gibi ifadelerde de bu isim anlamı kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi hedef sayılamayan isim feed ile tamamlayın: The leftover grain is dried and used as ____ for dairy cows.
Cevabı göster
feed
and ultimately less milk, cheese, eggs, and meat production.
1:49ve nihayetinde süt, peynir, yumurta ve et üretiminin düşmesine yol açabilir.
means ... which could mean ... ultimately ile neden-sonuç zinciri kurmak
Cümle, birbirinden ayrı olgular yerine bir sonuç zinciri sunar. Fewer bees means fewer almonds ilk bağlantıyı kurar. Which, bademlerin azalması durumunun tamamına gönderme yapar ve bunu çiftlik hayvanları üzerindeki olası bir etkiye taşır. mean ve means sözcüklerinin tekrarı, her aşamayı bir öncekinin sonucu olarak çerçeveler. Could ikinci bağlantının kesin değil, olası olduğunu gösterirken ultimately en uzaktaki sonucu, yani süt, peynir, yumurta ve et üretiminin azalmasını tanıtır. Bu işaretler birlikte dinleyiciyi doğrudan etkiden daha sonraki sonuca yönlendirir.
Alıştırma
Örnekteki which could mean ve ultimately ifadelerinin görevlerine en uygun yorum hangisidir?
- İlgisiz bir karşıtlık getirip ardından asıl konuya geri dönerler.
- Tüm sonuçların zaten gerçekleştiğini ve istatistiksel olarak kesin olduğunu gösterirler.
- İlk sonucu daha sonraki olası bir sonuca uzatır ve ardından en uzaktaki sonucu işaretlerler.
Cevabı göster
İlk sonucu daha sonraki olası bir sonuca uzatır ve ardından en uzaktaki sonucu işaretlerler.
Not to mention almonds are used in cereal, baking, and many other food products. Anlatım akışı
1:53Üstelik badem, kahvaltılık gevreklerde, unlu mamullerde ve daha pek çok gıdada kullanılır.
Vurgulu bir ekleme olarak“Not to mention”
Not to mention, konuşmacının atlanamayacak kadar önemli veya açık gördüğü ek bir noktayı sunar. İfade kelime anlamıyla not içerse de aslında ardından gelen bilgiyi konuşmaya dahil eder. Burada, savı daha önceki bir sonuçtan bademlerin gıda ürünlerindeki çok sayıdaki kullanımına doğru genişletir. Bilgiyi düzenleyen bir araç olarak yeni noktaya nötr also sözcüğünden daha fazla retorik ağırlık verir.
Alıştırma
Son niteliği önemli bir ek nokta olarak sunan bu dersteki ifadeyle cümleyi tamamlayın: The course is practical, ____ affordable.
Cevabı göster
not to mention
Beef and dairy cows would also be harshly affected by the vanishing alfalfa fields,
1:57Besi sığırları ve süt inekleri de yonca tarlalarının yok olmasından ciddi biçimde etkilenirdi;
which are used to harvest hay for cattle.
2:01çünkü sığırlara verilen kuru ot bu tarlalardan elde edilir.
“Looking for...?”içindeki mecazî“morning buzz”
Bu giriş ifadesinde morning buzz, birçok kişinin günün erken saatlerinde kafeinden almak istediği uyanık ve enerjik hissi anlatır. Kısaltılmış Looking for that morning buzz? sorusu Are you looking for that feeling? anlamına gelir ve izleyiciyi bir sonraki örneğe çeken bir başlık gibi çalışır. Buzz ayrıca bir arının vızıltısını çağrıştırır. Sonraki konu arıların tozlaşmadaki rolüyle ilgili olduğu için cümle bir kelime oyunu ve akıcı bir geçiş oluşturur; ancak asıl davet, bir sesin yerini bulmakla değil enerji hissiyle ilgilidir.
Alıştırma
Looking for that morning buzz? cümlesinde buzz, izleyiciyi öncelikle neyi düşünmeye yöneltir?
- Birini uyandıran çalar saat sesi
- Arı sesinin nereden geldiğini bulmaya yönelik gerçek bir istek
- Kafeinin verdiği enerji hissi ve arıları şakacı biçimde çağrıştıran bir gönderme
Cevabı göster
Kafeinin verdiği enerji hissi ve arıları şakacı biçimde çağrıştıran bir gönderme
whose seeds we grind for coffee, Dilbilgisi
2:08kahve için öğüttüğümüz çekirdeklerin de bu bitkiden geldiğini düşünürsek
whose seeds: tanımlayıcı olmayan ilgi cümleciğinde aitlik
Whose bir ilgi cümleciği başlatır ve aitlik ilişkisi kurar. Öncülü Coffea arabica olduğundan whose seeds, “Coffea arabica'nın çekirdekleri” anlamına gelir. Whose yalnızca insanlar için değil, nesneler için de kullanılabilir. Cümlecik virgülle ayrıldığı için whose seeds we grind for coffee, bitki hakkında ek bilgi verir; hangi Coffea arabica'nın kastedildiğini belirlemez. Başka cümlelere aktarılabilecek kalıp “isim, whose + isim + cümlecik, ...” biçimindedir.
Alıştırma
Cümleyi aitlik bildiren ilgi sözcüğüyle tamamlayın: Our school, ____ library was renovated last year, is reopening today.
Cevabı göster
whose
count that out: bir ihtimali elemek
Count that out, “o ihtimali ele” veya “bunun olmasını bekleme” anlamına gelen gündelik bir deyimdir. That, konuşulan seçeneğe veya beklentiye gönderme yapar; sayıları saymakla ilgisi yoktur. Out, ihtimali değerlendirme dışına çıkarılmış olarak sunar. You can count that out ifadesinde konuşan kişi dinleyiciden hesaplama yapmasını istemez; seçeneğin mümkün olmadığına veya kullanılamayacağına kesin biçimde karar verir.
Alıştırma
Yanıtı “o ihtimali elemek” anlamındaki gündelik ifadeyle tamamlayın: “Could we hold the picnic outside during the hurricane?” “No, you can ____.”
Cevabı göster
count that out
Without bees, our diets would consist of mostly corn, Dilbilgisi
2:11Arılar olmasaydı beslenme düzenimiz büyük ölçüde mısır,
Without bees, ... would: örtük bir varsayımsal koşul
Without bees, “if there were no bees” anlamındaki bir if yan cümlesi gibi işlev görür. Bu edat öbeği koşulu belirler; zaman ifadesi değildir. Would, sonucu mevcut bir gerçek olarak değil, hayal edilen bir durum olarak gösterir. Başka durumlara aktarılabilen kalıp Without + noun or pronoun, subject + would + base verb şeklindedir.
Alıştırma
Örtük varsayımsal koşulu be fiilinin iki sözcüklü biçimiyle tamamlayın: Without clean water, the village ____ unable to survive.
Cevabı göster
would be
Like your clothes, not only is cotton the biggest cash crop in the US, Notlar
2:17Kıyafetlerinizi seviyor musunuz? Pamuk yalnızca ABD'nin en büyük ticari tarım ürünü değil,
cash crop: öncelikle satış için yetiştirilen ürün
Bu cümlede cash crop, öncelikle satılmak ve gelir elde etmek için yetiştirilen tarım ürünü demektir. Cash, ürünün ekonomik amacını anlatır; bitkinin gerçekten para ürettiği anlamına gelmez. Bu sınıflandırma ürünün temel kullanım amacına dayanır, bu yüzden cash crop yenebilir bir ürün de olabilir. Burada pamuğa en büyük cash crop denmesi, onun ABD tarım gelirleri için önemini vurgular.
Alıştırma
Cash crop ifadesine en uygun tanım hangisidir?
- Satın alınması pahalı olan herhangi bir ürün
- Gıda olarak kullanılamayan bir ürün
- Öncelikle satılmak ve gelir elde etmek için yetiştirilen bir ürün
Cevabı göster
Öncelikle satılmak ve gelir elde etmek için yetiştirilen bir ürün
it also makes up about 35% of the world's fiber use. Öbek fiiller
2:20aynı zamanda dünyadaki lif kullanımının yaklaşık %35'ini oluşturuyor.
Not only is ... it also: öne alınmış vurgu ve devriklik
not only bir yan cümlenin başına geldiğinde, öne alınmış olumsuz bir ifade gibi davranır ve özne-yardımcı fiil devrikliğini tetikler. be ile sıra not only + is + cotton şeklindedir; not only + cotton + is şeklinde değildir. İkinci yan cümle it also ile paralel bir bilgi ekler ve normal özne-fiil sırasını korur. Tam bağlantı but it also şeklindedir; ancak also ilişkiyi açıkça gösteriyorsa but atılabilir.
Alıştırma
Vurgulu not only ... also yapısını tamamlayın: ____ the hotel close to the station, ____ offers free breakfast.
Cevabı göster
Not only is · it also
makes up + yüzde: belirli bir payı oluşturur
Burada makes up, “oluşturur” veya “payına sahiptir” anlamına gelir. X makes up Y% of Z yapısı, X’in Z’nin bir parçası olduğunu ve payının Y% olduğunu anlatır. Özne olan it, cotton sözcüğünü ifade eder: pamuk, dünya genelindeki lif kullanımının yaklaşık %35’ini oluşturur. Makes up, “miktarı %35’e kadar tamamlamak” anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi, derste öğrendiğiniz ve “belirli bir yüzdeyi oluşturmak” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Renewable energy sources ____ 40% of the city's electricity supply.
Cevabı göster
make up
So you can forget about those blue jeans, Öbek fiiller
2:24Yani o kot pantolonları unutabilirsiniz,
towels, mattresses, and high-quality paper products.
2:26havluları, yatakları ve yüksek kaliteli kâğıt ürünlerini de.
Bir beklentiyi dışlamak için “you can forget about ...” kullanımı
“you can forget about those ...” ifadesinde forget about, “bir şeyin mevcut olmasını beklemekten veya onu bir seçenek olarak değerlendirmekten vazgeçmek” anlamına gelir. Bir şeyi hatırlayamamayı anlatmaz; konuşmacı, artık bulunmayacak bir kaynağa bağlı oldukları için bu ürünleri kesin bir biçimde seçenek dışı bırakmaktadır. you can forget about + isim veya -ing biçimi, bir seçeneğin, planın ya da umulan sonucun artık gerçekçi olmadığını belirtmek için sık kullanılan aktarılabilir bir kalıptır.
Alıştırma
Örnekteki “you can forget about those products” ne anlama gelir?
- Birisi bu ürünleri hatırlamak için daha çok çaba göstermeli.
- Ürünler farklı bir yerde saklanmalı.
- Bu ürünler artık gerçekçi olarak elde edilemeyecek.
Cevabı göster
Bu ürünler artık gerçekçi olarak elde edilemeyecek.
Simply put, we'd be living in a completely different world without bees.
2:29Kısacası arılar olmasaydı bambaşka bir dünyada yaşardık.
Not to mention suffering a substantial economic strain from their disappearance. Kalıp ifadeler
2:32Üstelik ortadan kaybolmalarının yarattığı ciddi ekonomik yükü de unutmamak gerek.
“Substantial economic strain”: ciddi fakat mutlaka yıkıcı olmayan baskı
Substantial economic strain; bir ekonominin, sektörün, kurumun veya grubun kaynakları ve mali yapısı üzerindeki önemli baskı anlamına gelir. substantial, ölçeğin önemsenmeyecek kadar küçük olmadığını belirtirken strain bu etkiyi bir yük veya baskı olarak sunar. İfade resmîdir ve tek başına tam bir çöküş yaşandığını iddia etmez. Bu cümlede arıların ortadan kaybolması, tarımda ve bağlantılı sektörlerde birbiriyle ilişkili büyük maliyetlere ve kayıplara yol açacaktır.
Alıştırma
Tam bir çöküş anlamına gelmesi gerekmeyen ciddi ekonomik baskıyı en iyi hangi ifade anlatır?
- a minor inconvenience
- substantial economic strain
- an economic collapse
Cevabı göster
substantial economic strain
So while we may not necessarily go extinct should the downward trend persist, Dilbilgisi
2:36Yani bu düşüş sürerse insanlığın neslinin mutlaka tükeneceği söylenemez,
while we may not necessarily go extinct: temkinli bir ödün
Bu cümlede while bir ödün bildirir: konuşmacı, yok oluşun kesin bir sonuç olmadığını geçici olarak kabul eder. Böylece, yine de ciddi sonuçlar doğabileceğini belirten sonraki ana iddiaya zemin hazırlar. may belirsizlik ekler; not necessarily ise olasılığı değil, kaçınılmazlığı reddeder. Birlikte may not necessarily go extinct, yok oluşun kaçınılmaz bir sonuç olmadığı anlamına gelir; kesinlikle yok olmayacağımız anlamına gelmez.
Alıştırma
while we may not necessarily go extinct bu savda nasıl bir işlev görüyor?
- Düşüş eğiliminin zaten sona erdiğini belirtir.
- Yok oluşun gerçekleşemeyeceğini garanti eder.
- Yok oluşun kaçınılmaz olmadığını kabul ederken bu olasılığı ve diğer riskleri açık bırakır.
Cevabı göster
Yok oluşun kaçınılmaz olmadığını kabul ederken bu olasılığı ve diğer riskleri açık bırakır.
should the downward trend persist: resmî koşul devrikliği
Should the downward trend persist, devrik bir koşul cümleciğidir. if the downward trend should persist veya daha doğal biçimde if the downward trend persists ile aynı anlama gelir. Kalıp should + özne + fiilin yalın hâlidir ve if kullanılmaz. Burada should tavsiye veya zorunluluk bildirmez. Düşüşün sürmesini ana cümledeki sonucun gerçekleşmesi için olası bir koşul olarak sunar ve çoğu zaman temkinli ya da biraz resmî bir ton taşır.
Alıştırma
Koşulu resmî devriklikle yeniden yazın: If the downward trend persists, the plan will need revision. → ____ the downward trend ____, the plan will need revision.
Cevabı göster
Should · persist
a world without the buzz of bees would definitely sting. Deyimler
2:41ama arı vızıltısının olmadığı bir dünya canımızı kesinlikle yakardı.
buzz of bees ... sting ifadesindeki arı temalı kelime oyunu
Cümle sonu, arılar temasına dayalı bir kelime oyunu kurar. Buzz, arıların çıkardığı vızıltının adıdır; sting ise kelimenin gerçek anlamıyla bir arının yapabileceği şeyi, yani sokmayı ifade eder. Ancak burada would definitely sting, arıları kaybetmenin acı verici ve zararlı sonuçları olacağı anlamına gelir. Arıların olmadığı bir dünyada insanlar gerçek anlamda arılar tarafından sokulamayacağı için sonucu mecaz anlam verir; gerçek anlam ise arı imgesini canlı tutar.
Alıştırma
Örnekte would definitely sting öncelikle ne anlama geliyor?
- Arılar yok olsa da insanlar gerçekten arılar tarafından sokulmaya devam ederdi.
- Acı verici veya zararlı sonuçlara yol açardı.
- Arılar yok olduğu için dünya daha gürültülü olurdu.
Cevabı göster
Acı verici veya zararlı sonuçlara yol açardı.
Now you can get one from audible.com/asap,
2:46Artık audible.com/asap adresinden bir tane edinebilirsiniz.
which is the leading provider of audiobooks
2:48Audible sesli kitap alanının önde gelen sağlayıcısıdır
with over 150,000 downloadable titles across all types of literature.
2:50ve tüm edebiyat türlerinden indirilebilir 150.000'den fazla eser sunar.
“yayımlandı veya piyasaya çıktı” anlamındaki came out
Özne bir kitap olduğunda came out, halka sunulmuş veya erişilebilir hâle gelmiş demektir; yani kitap yayımlanmış ya da piyasaya çıkmıştır. Bu, öbeksi fiilin geçişsiz kullanımıdır: Özne eserin kendisidir ve eser comes out. This past week zaman ifadesi, çıkışın ne zaman gerçekleştiğini belirtir. Bağlam; come out ifadesinin bir yerin içinden dışarı çıkmak, bir bilginin ortaya çıkması veya kişisel bir kimliği kamuya açıklamak gibi diğer anlamlarını eler.
Alıştırma
İngilizce cümleyi “halka sunuldu” anlamına gelen iki sözcüklü öbeksi fiille tamamlayın: The documentary ____ last month.
Cevabı göster
came out
and it covers a ton of questions that have never been answered in our videos, Kelime
2:56ve videolarımızda hiç yanıtlamadığımız bir sürü soruyu ele alıyor;
a ton of: büyük miktarı belirten gayriresmî ifade
a ton of questions ifadesinde a ton of, “çok sayıda” anlamına gelen gayriresmî bir miktar kalıbıdır. Çoğul ve sayılabilen questions ismini niteler; buradaki ton gerçek anlamda bir ağırlık birimi değildir. Bu kalıp kesin bir sayı vermek yerine miktarın büyüklüğünü bilinçli olarak abartır. a ton of work örneğinde olduğu gibi sayılamayan isimlerle de kullanılabilir.
Alıştırma
Altyazıda a ton of questions ne anlama geliyor?
- Soruların kesin toplam ağırlığını verir.
- Yalnızca bir sorunun yanıtsız kaldığı anlamına gelir.
- Gayriresmî olarak çok sayıda soru anlamına gelir.
Cevabı göster
Gayriresmî olarak çok sayıda soru anlamına gelir.
You can download it or another audiobook of your choice
3:01Kitabımızı veya seçtiğiniz başka bir sesli kitabı
Special thanks to Audible for making these videos possible
3:07Bu videoları mümkün kıldığı için Audible'a özel teşekkürler,
and to you for continually supporting our show and science education.
3:09programımızı ve bilim eğitimini sürekli desteklediğiniz için de sizlere teşekkür ederiz.
It means a lot: içten bir önem ve minnettarlık ifade etmek
Bu cümlede It, izleyicilerin devam eden desteğini ifade eder. means a lot kalıbı, bu desteğin duygusal açıdan önemli olduğunu ve derinden takdir edildiğini anlatır; buradaki a lot, anlam sayısını değil dereceyi veya önemi belirtir. Tam bir yanıt olarak It means a lot., yalnızca Thank you demekten daha sıcak bir ifadedir; çünkü karşıdaki kişiye yaptığı şeyin konuşan için gerçek ve kişisel bir değeri olduğunu söyler.
Alıştırma
Bir arkadaşınız aylardır projenizi destekliyor. Hangi yanıt bu desteğin duygusal önemini en iyi vurgular?
- Şöyle söyleyin: It weighs a lot.
- Şöyle söyleyin: It has a lot of meanings.
- Şöyle söyleyin: It means a lot.
Cevabı göster
Şöyle söyleyin: It means a lot.
And if you missed our live science stream last week
3:14Geçen haftaki canlı bilim yayınımızı kaçırdıysanız,
where we performed the Periodic Table Song live and answered your burning questions, Deyimler
3:16orada Periyodik Tablo Şarkısı'nı canlı seslendirdik ve en çok merak ettiğiniz soruları yanıtladık;
Burning questions: güçlü merak veya hissedilen aciliyet
burning questions ifadesinde burning mecazidir: questions sözcüğünü güçlendirerek insanların yanıtını özellikle, hatta sabırsızlıkla beklediği soruları anlatır. Burada izleyiciler, sunucuların canlı yayında ele almasını çok istedikleri soruları göndermiştir. Bu ifade gerçek ateşi değil, güçlü merakı veya kişinin hissettiği aciliyeti öne çıkarır. Tek başına soruların tehlikeli ya da tartışmalı olduğu anlamına da gelmez.
Alıştırma
"Send us your burning questions before the interview," cümlesinde "burning questions" ne anlama gelir?
- Kesinlikle kamuoyunda anlaşmazlık yaratacak sorular
- Yangın güvenliğiyle ilgili sorular
- Anlık bir acil durum nedeniyle yanıtlanması gereken sorular
- Dinleyicilerin yanıtlanmasını özellikle sabırsızlıkla beklediği sorular
Cevabı göster
Dinleyicilerin yanıtlanmasını özellikle sabırsızlıkla beklediği sorular
be sure to check it out here or by using the link in the description.
3:21buradan ya da açıklamadaki bağlantıdan mutlaka izleyin.
And subscribe for more weekly science videos.
3:24Her hafta yeni bilim videoları için kanalımıza abone olun.