Bingo Kendi Sesini Buluyor 🗣️ | Kuaförler - 2. Sezon Öne Çıkanlar | Bluey: İngilizce çalışma notları
Bluey - Official Channel
Video açıklaması: Aile, Baba’nın saçında hâlâ bit olup olmadığını oyunla kontrol ederken Bingo düşüncesini söylemeye teşvik edilir ve ayrıntılı, çılgın bir tedavi oyunu tasarlar. Ailesi onun kendine güvenerek konuşmasını kutlar, planı canlandırır ve sahne esprili bir çay davetiyle sona erer. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. nits — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: Aile ve okul ortamlarında kullanılan bu gündelik sözcüğün genel olarak böcekleri ya da soyut bir sıkıntıyı değil, saç bitlerini veya yumurtalarını anlattığını öğrenin. Böylece kaşıntı kontrolleri, geride kalanları arama ve tedavi oyununun nedeni anlaşılır. 2. found your voice. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Bu ifadenin bir sesi gerçekten yeniden bulmak değil, kendi düşüncelerini dile getirecek özgüveni kazanmak anlamına geldiğini kavrayın. Bu bilgi hem Bingo’ya yöneltilen övgüyü hem de ardından aynı kalıpla kulaklarını bulduğu söylenerek yapılan kelime oyununu açıklar. 3. how could I resist that offer? — Konuşma edimi ve tutum: Gerçek bir açıklama istemek yerine cazip bir daveti sıcak ve esprili biçimde kabul eden retorik soruyu tanıyın. Bu kalıp, gündelik sosyal durumlarda neşeli bir onay verirken hafif, samimi ve şakacı bir konuşma tonu korumanızı sağlar.
Bu derste
nits: bit yumurtaları ve bit sorunu
Burada nits, nit sözcüğünün çoğuludur ve saça yapışmış bit yumurtalarını veya boş yumurta kabuklarını ifade eder. Günlük Britanya İngilizcesinde nits, bir çocuğun saçındaki bit sorununun tamamı için de daha geniş anlamda kullanılabilir. Bu, saç bakımıyla ilgili somut bir sorundur; küçük böceklerin genel adı veya soyut küçük kusurlar anlamında değildir.
Alıştırma
Bu cümlede nits neyi ifade ediyor?
- Birinin çalışmasındaki küçük kusurları
- Bit yumurtalarını veya günlük kullanımda bit sorununu
- Sıradan küçük uçan böcekleri
Cevabı göster
Bit yumurtalarını veya günlük kullanımda bit sorununu
have all gone: şu anda hiçbir şeyin kalmadığı sonuç
Have gone, go fiilinin present perfect biçimidir. Burada daha önce gerçekleşen bir kaybolma, şu an önemli olan bir sonuç olarak sunulur: bit yumurtaları artık orada değildir. All, have ile gone arasına gelir ve hiçbirinin kalmadığını gösterir. Yeniden kullanılabilen kalıp özne + have/has + all + gone şeklindedir.
Alıştırma
Şu anda hiçbir konuğun kalmadığını göstermek için go ve all kullanarak cümleyi tamamlayın: The guests ____.
Cevabı göster
have all gone
There definitely wasn't one or two left for Bingo? Ton ve niyet
0:06Bingo için kesinlikle bir iki tane kalmamıştı, değil mi?
There definitely wasn't...?: kuşku bildiren olumsuz soru
Sözcükler bildirme cümlesi düzenindedir (There ... wasn't ...), ancak soru işareti ve soru tonlaması bu sözü olumsuz bir soruya dönüştürür. Konuşan kişi tarafsız bir soru sormaz. Az sayıda şeyin hâlâ kalmış olabileceğinden kuşkulanır ve karşısındaki kişiden doğrulama ya da yeniden kontrol ister. Definitely, “Tamamen emin misin?” anlamında ısrar ekler. One or two burada çok küçük bir miktarı anlatır; her zaman tam olarak bir veya iki demek değildir. Left, önceki kontrol ya da temizlemeden sonra hâlâ kalan şeyi ifade eder.
Alıştırma
Arkadaşınız çantanın boş olduğunu söylüyor, ancak siz içinde bir şey kalmış olabileceğini düşünüyorsunuz. “There definitely wasn't a sock left in the bag?” sorusu en güçlü biçimde neyi ima eder?
- Konuşan kişi çantanın kime ait olduğunu sorar.
- Konuşan kişi yalnızca çantada çorap olmadığını belirtir.
- Konuşan kişi çantada hâlâ bir çorap olabileceğinden kuşkulanır ve yeniden kontrol edilmesini ister.
Cevabı göster
Konuşan kişi çantada hâlâ bir çorap olabileceğinden kuşkulanır ve yeniden kontrol edilmesini ister.
Are you sure you're not still a little bit itchy? Ton ve niyet
0:12Hâlâ birazcık kaşınmadığından emin misin?
Are you sure you're not still...?: nazikçe yeniden kontrol etme
Are you sure...? doğrulama ister, ancak konuşan kişinin biraz kuşkusu olduğunu da gösterir. Bu cümlede you're not still..., kişinin hâlâ kaşınıyor olabileceği ihtimaline işaret eder. Bu nedenle soru, doğrudan You are still itchy. demekten daha naziktir. Still, hissin şu ana kadar devam etmiş olabileceğini gösterir. A little bit, itchy sözcüğünün anlattığı şiddeti hafifletir ve soruyu yumuşatır; kaşıntının güçlü olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Arkadaşınız iyileştiğini söylüyor ancak hâlâ yorgun görünüyor. Are you sure...? kalıbıyla nazik yeniden kontrolü tamamlayın: ____ still a little bit tired?
Cevabı göster
Are you sure you're not
Süren bir durumu anlatan still got
He's still got nits cümlesinde 's, has anlamındadır; has got ise mevcut bir sahipliği veya durumu anlatan “sahip olmak” demektir. Buradaki got, bir şeyi edinme olayını anlatmaz. still, durumun daha önce başladığını ve bitmesi beklense bile şimdi de sürdüğünü gösterir. Cümle He still has nits ile aynı anlama gelir.
Alıştırma
Dersin gündelik Britanya İngilizcesi yapısını kullanarak cümleyi tamamlayın: Tedaviden sonra sorun devam ediyor. He's ____ nits.
Cevabı göster
still got
Sonraki adımı sormak için What should we do?
What should we do?, bir sorun veya plan karşısında sonraki en iyi ya da en mantıklı eylemin ne olduğunu sorar. Buradaki should, ahlaki bir yargıyı değil, pratik bir tavsiye isteğini ifade eder. Yapı What + should + özne + fiilin yalın hâli şeklindedir. do, yapılacak eylemi temsil eder; we ise kararı konuşanla dinleyenin birlikte ele alacağını gösterir.
Alıştırma
Bir arkadaşınızla yolunuzu kaybettiniz ve sonraki en iyi adım hakkında tavsiye istiyorsunuz. En doğrudan soru hangisidir?
- What do we have to do?
- What can we do?
- What should we do?
Cevabı göster
What should we do?
Why don't we...?: ortak bir öneride bulunmak
Why don't we + fiilin yalın hâli...? konuşan kişiyle dinleyicinin birlikte yapacağı bir eylemi önermek için kullanılan yaygın bir kalıptır. Genellikle “Hadi...” ya da “... yapmaya ne dersin?” anlamına gelir; bir şeyin neden gerçekleşmediğini gerçekten sormaz. Bu cümlede konuşan kişi öneriye başlıyor ama eylemi söylemeden duruyor. Üç nokta düşüncenin yarım kaldığını, hang on ise sözün kesildiğini gösteriyor. Başka durumlara aktarılabilecek nokta, Why don't we...? kalıbının sonraki fikri ortak bir öneri olarak sunmasıdır.
Alıştırma
Cümleyi dersteki üç kelimelik ortak öneri başlangıcıyla tamamlayın: ____ meet by the library after lunch?
Cevabı göster
Why don't we
hang on: konuşmayı kısa süre durduran gündelik bir ifade
Burada hang on, “bir dakika bekle” veya “dur” anlamına gelir. Konuşan kişi, devam etmeden ya da düşüncesinin yönünü değiştirmeden önce sözünün ortasında durmak için bu ifadeyi kullanır. Bu, konuşmadaki deyimsel kullanımdır; “asılı kalmak” veya “sıkıca tutunmak” şeklindeki gerçek anlam değildir. Başka bağlamlarda hang on bu gerçek anlamlara gelebilir, bu yüzden anlamı durum belirler.
Alıştırma
Cümleyi dersteki iki kelimelik gündelik duraklatma ifadesiyle tamamlayın: ____, I need to check the map before we leave.
Cevabı göster
Hang on
keep going: yapılan etkinliğe devam etmek
Burada keep going, yapmakta olduğun şeye devam et demektir. Bingo zaten fikrini anlatmaktadır; bu yüzden konuşan kişi ona yürümeye devam etmesini değil, konuşmayı sürdürmesini söyleyerek cesaret verir. Devam eden etkinlik bağlamdan belliyse keep going tek başına kullanılabilir. Bu ifade, bir eylemin durmadan sürdüğünü anlatan keep + fiilin -ing biçimi yapısıyla ilişkilidir.
Alıştırma
Bu dersteki ifadeyle teşvik cümlesini tamamlayın: Mia has more of her story to tell. 'Don't stop—____.'
Cevabı göster
keep going
upside down: üst kısmı aşağıda olacak şekilde
Upside down, normalde üstte bulunan kısmın altta olduğu ters bir konumu anlatır. Bu cümlede babanın başı ayaklarından daha aşağıda olacak şekilde asılı kalması söz konusudur. Upside down ifadesini tek bir kalıp olarak düşünün. Yukarıdan aşağıya doğru bir hareketi veya sırayı değil, yönelimi anlatır.
Alıştırma
A poster is upside down. Bu ne anlama gelir?
- Üst kısmı alttadır.
- Yüksek bir yerden alçak bir yere doğru hareket etmektedir.
- Düz şekilde yatmaktadır ancak yönü doğrudur.
Cevabı göster
Üst kısmı alttadır.
and throw water balloons at him and then cover him in nit powder Notlar
0:52ve ona su balonları fırlatıp üzerine bit tozu dökmek istiyorum,
throw water balloons at him: throw X at Y kalıbı
throw water balloons at him ifadesinde at, him sözcüğünü atışın hedefi olarak gösterir. Balonlar ona isabet edebilecek şekilde ona doğru atılır; bu, bir şeyi dostça ona vermek değildir. Tekrar kullanılabilen kalıp throw X at Y şeklindedir: X atılan nesne, Y ise hedef alınan kişi veya şeydir.
Alıştırma
Bu dersteki throw X at Y kalıbını tamamlayın: Mia threw a beanbag ____ the target.
Cevabı göster
at
cover him in nit powder: birinin her yanını bir maddeyle kaplamak
Bu cümlede cover him in nit powder, vücuduna veya kıyafetlerine yayılacak kadar çok pudra sürmek ya da dökmek anlamına gelir. Cover sonucu anlatır: sonunda her yanı pudra olur. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp cover + kişi veya nesne + in + madde şeklindedir. Burada in, yüzeye yayılan maddeyi getirir; cover, üzerine bir nesne koyarak onu korumak anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi cover someone in a substance kalıbında kullanılan edatla tamamlayın: At the festival, her friends covered Maya ____ bright green powder from head to toe.
Cevabı göster
in
which is flour, and then rake him with the rake. Notlar
0:56yani un, ve sonra onu tırmıkla tırmıklamak istiyorum.
and then ... and then: konuşurken adımları sıralama
Her and then, dinleyiciyi bir sonraki eyleme taşır. Tekrarlanması, cümleyi zaman sırasına göre düzenlenmiş bir zincire dönüştürür: bir eylem olur, ardından bir başkası ve sonra bir başkası gelir. Bu, konuşan kişi düşünürken sözlü bir hikâyeyi veya planı düzenlemenin basit bir yoludur. Burada tekrarlanan bağlayıcı, yeni ayrıntılar eklemekten çok sıralama işareti olarak çalışır.
Alıştırma
Örnekte tekrarlanan and then ifadesinin temel işlevi nedir?
- Eylemleri zaman sırasına koyar.
- Eylemlerin neden gerçekleştiğini açıklar.
- Bütün eylemlerin aynı anda gerçekleştiğini gösterir.
Cevabı göster
Eylemleri zaman sırasına koyar.
which is flour: ek bir açıklama eklemek
Which is flour, daha önce sözü edilen nit powder ifadesine geri döner ve dinleyene bunun gerçekte ne olduğunu söyler. Which, rake sözcüğüne veya sonraki eyleme işaret etmez. Virgül, bu bölümün pudrayı belirlemek için gerekli sözler değil, ek bilgi olduğunu gösterir. Bu tanımlayıcı olmayan ilgi yan cümlesi, ne olduğu zaten belli bir isme kimlik, malzeme veya bilgi eklemenizi sağlar.
Alıştırma
Cümleyi okuyun: We used cornstarch, which is a fine white powder. Which yan cümlesi ne yapıyor?
- Yeni bir ana eylem başlatıyor
- Mısır nişastası hakkında ek bilgi veriyor
- Konuşanın hangi mısır nişastasını kastettiğini belirliyor
Cevabı göster
Mısır nişastası hakkında ek bilgi veriyor
rake him ... the rake: aynı sözcüğün fiil ve isim olarak kullanımı
rake him ifadesinde rake bir fiildir ve him üzerinde yapılan eylemi belirtir. with the rake ifadesinde ise rake, aletin adını belirten bir isimdir; önündeki the, bunun bir isim öbeği olduğunu gösteren bir ipucudur. İngilizcede aynı sözcük biçimi, sonuna ek gelmeden hem bir nesnenin adı hem de bir eylem olabilir. Burada konum, görevi gösterir: ilk rake, him nesnesini alır; ikinci rake ise belirleyici the sözcüğünden sonra gelir.
Alıştırma
rake him with the rake ifadesindeki iki rake sözcüğünün dilbilgisel görevleri nelerdir?
- İkisi de isimdir.
- İlki isim, ikincisi fiildir.
- İlki fiil, ikincisi isimdir.
Cevabı göster
İlki fiil, ikincisi isimdir.
found your voice: kendini ifade edecek güveni kazanmak
Find your voice, düşüncelerini, duygularını veya bakış açını ifade edebilecek duruma gelmek ya da bunu yapacak güveni kazanmak anlamına gelen bir deyimdir. Geçmiş zamanlı You found your voice cümlesinde konuşan kişi, bu değişimin gerçekleştiğini fark eder. Buradaki voice, kaybolmuş fiziksel bir ses değil, kişinin kendini ifade etme biçimi veya cesaretidir. Bu nedenle cümle içten bir övgü olabilir; sessiz biri birden çok şey söylemeye başladığında hafif bir takılma da olabilir.
Alıştırma
You found your voice cümlesinde found your voice büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Bir sesin nereden geldiğini buldu.
- Kendini ifade edecek kadar güven kazandı.
- Daha yüksek sesle konuşmayı öğrendi.
Cevabı göster
Kendini ifade edecek kadar güven kazandı.
found your ears: find your voice ifadesinin eğlenceli bir yankısı
Found your ears, yaygın find your voice ifadesinin o anda yapılmış bir taklididir. Konuşmacı found your bölümünü koruyup voice yerine ears getirerek diğer kişinin de dinlemeye veya dikkat etmeye başladığını şakayla anlatır. Buradaki anlamı önceki cümleye bağlıdır. Bu bir söz oyunudur; işitme yetisini kazanmak anlamında yerleşik bir deyim değildir.
Alıştırma
Doğru mu yanlış mı? Bu kullanımda find your ears, normalde start listening yerine kullanılabilen yerleşik bir deyimdir.
- Doğru
- Yanlış
Cevabı göster
Yanlış
when you find your voice, you sure find your voice. Kalıp ifadeler
1:11sesini bulunca, gerçekten de buluyorsun.
you sure + fiil: konuşma dilinde güçlü vurgu
You sure find your voice ifadesinde sure, fiilden önce gelir ve samimi bir vurgu sözcüğü olarak kullanılır. Yaklaşık olarak “sesini gerçekten buluyorsun” veya “sesini kesinlikle buluyorsun” demektir; “emin oluyorsun” anlamına gelmez. Find your voice ifadesinin tekrarı, eğlenerek yapılan bir vurgu ekler: kişi özgüvenle konuşmaya başlayınca bunu çok belirgin biçimde yapar. Bu yapı şaşkınlık, hayranlık veya arkadaşça takılma ifade edebilir.
Alıştırma
Fiilden önce günlük bir vurgu yapmak için sure kullanın: You ____ know how to make people laugh.
Cevabı göster
sure
stragglers: geride kalan son birkaç kişi veya şey
Temel anlamıyla stragglers, bir grubun gerisinde kalmış insanları veya hayvanları ifade eder. Sözcük, çoğu bulunduktan, toplandıktan veya halledildikten sonra geriye kalan son birkaç şey için mecazi olarak da kullanılabilir. Burada konuşan kişi, geriye kalan bitleri yakalanmaktan kaçmış bir grubun üyeleriymiş gibi şakacı bir biçimde anlatıyor. Get the stragglers, son kalanları da yakalamak veya ortadan kaldırmak demektir.
Alıştırma
"Get the stragglers," cümlesinde stragglers neyi ifade ediyor?
- İşe yardım eden bütün çocuklar
- Henüz yakalanmamış son birkaç bit
- Henüz gelmiş yeni bir grup
Cevabı göster
Henüz yakalanmamış son birkaç bit
1,000 dollar bucks: şakacı ve standart dışı bir fiyat
1,000 dollar bucks, dollar ile bucks sözcüklerini birleştirir; oysa buck günlük konuşmada zaten bir dolar anlamına gelir. Buradaki tekrarlı ifade, çocuğun o anda hayalî bir fiyat uydurmuş gibi duyulan şakacı ve çocuksu bir söyleyiştir. Büyük sayı ve please ile birlikte bu ifade, hayalî bir hizmetten sonra abartılı bir ücret çıkarma etkisi yaratır. Gerçek bir fatura için standart bir söyleyiş değildir.
Alıştırma
Bir işletme 1.000 dolarlık gerçek bir fatura hazırlıyor. Hangi cümle standart İngilizcedir?
- The total is one thousand dollar bucks.
- The total is one thousand dollars.
- The total is one thousand dollar.
Cevabı göster
The total is one thousand dollars.
See you again soon. ile samimi biçimde vedalaşmak
See you again soon., bir hizmet görüşmesini, ziyareti veya gündelik konuşmayı sıcak ve doğal biçimde bitiren bir veda ifadesidir. Yakın zamanda yeniden görüşme umudunu ya da beklentisini anlatır. Buradaki soon çoğu zaman kibarca belirsiz bırakılır. Bir sonraki buluşma planlanmamış olsa bile bu ifade dostça bir veda olarak kullanılabilir.
Alıştırma
Bir kafe çalışanı, başka bir ziyaretin planlandığını söylemeden müşteriyle konuşmasını dostça bitirmek istiyor. Ne söylemelidir?
- See you again soon.
- See you at our scheduled appointment.
- Meet you again quickly.
Cevabı göster
See you again soon.
Sıfır miktar için don't have any
don't have any + çoğul sayılabilen isim veya sayılamayan isim yapısında don't cümleyi olumsuz yapar, any ise miktarın sıfır olduğunu gösterir. Örnekte konuşan kişi hiç bit sirkesi olmadığını söylüyor; any burada esas olarak farklı bit sirkesi türlerini anlatmaz. Kullanılabilir kalıp özne + don't/doesn't have + any + isim şeklindedir. Özne he, she veya it ise doesn't have kullanılır.
Alıştırma
Olumsuz bir fiilden sonra miktarın sıfır olduğunu belirtmek için genellikle kullanılan kelimeyle cümleyi tamamlayın: We don't have ____ tickets left.
Cevabı göster
any
Would you like to have a cup of tea with me? Notlar
1:47Benimle bir fincan çay içmek ister misiniz?
Would you like to + fiilin yalın hâli: nazik bir davet
Would you like to + fiilin yalın hâli, birinin bir şey yapmak isteyip istemediğini nazikçe sorar ve davet ya da öneri işlevi görür. Burada dinleyen kişi birlikte çay içmeye davet edilir; genel olarak çayı sevip sevmediği sorulmaz. Would daveti yumuşatır ve karşı tarafa rahatça kabul ya da ret alanı verir. Bu kalıp join, sit veya play gibi etkinlik bildiren fiillerden önce kullanılabilir.
Alıştırma
Yeni bir sınıf arkadaşınızı grubunuzla oturmaya nazikçe davet etmek istiyorsunuz. Hangi cümle en uygundur?
- Do you like sitting with us every day?
- You must sit with us.
- Would you like to sit with us?
Cevabı göster
Would you like to sit with us?
have a cup of tea with me: konuşan kişiyle birlikte çay içmek
have a cup of tea ifadesinde have, “sahip olmak” değil, “içmek” veya “keyfini çıkarmak” anlamına gelir. İfade çay içme eylemini anlatır. with me eklendiğinde, etkinliğin konuşan kişiyle birlikte yapıldığı belirtilir. Bir davette have a cup of tea with me, yalnızca içeceği değil, birlikte rahatça zaman geçirmeyi de anlatabilir.
Alıştırma
Hangi cümle birini konuşan kişiyle birlikte içecek içmeye doğal biçimde davet eder?
- Would you like to own a cup of coffee with me?
- Would you like to have a cup of coffee with me?
- Would you like to have a cup of coffee for me?
Cevabı göster
Would you like to have a cup of coffee with me?
how could I resist that offer?: retorik bir soruyla hevesle kabul etme
Burada how could I resist that offer? retorik bir sorudur. Teklifin o kadar cazip olduğunu ve konuşanın onu memnuniyetle kabul ettiğini anlatır; kişi teklifi nasıl reddedeceğini sormaz. Düz bir yes yerine soru kullanmak kabulü daha sıcak, hevesli ve şakacı gösterir. How could I resist ...? kalıbı, bir şey çok cazip olduğunda kullanılabilir.
Alıştırma
Bir arkadaşın sana ücretsiz bir konser bileti teklif ediyor. Hangi yanıt teklifi sıcak ve şakacı bir biçimde kabul eder?
- How could I resist that offer?
- How should I refuse that offer?
- Could you explain that offer?
Cevabı göster
How could I resist that offer?
Shall we?: ortak bir eylemi nazikçe başlatmak
Shall we? konuşan kişiyle dinleyicinin birlikte bir sonraki adıma geçmesini öneren kısa bir ifadedir. Duruma göre Shall we begin?, Shall we go? veya Shall we do it? anlamına gelebilir. Ne yapılacağı zaten açık olduğu için we sözcüğünden sonraki eylem söylenmez. Soru, ortak bir etkinliği nazikçe ilerletir; gelecek hakkında tahmin istemez.
Alıştırma
Bu dersteki kısa ve nazik öneriyle tamamlayın: Everyone is here, and the room is ready. ____?
Cevabı göster
Shall we