Altın Çocuk Sendromu: İngilizce çalışma notları
The School of Life
Video Özeti: Bu deneme, bir çocuğu olağanüstü görmenin ona ebeveynlerin gerçekleşmemiş umutlarını yüklediğini, sahtekârlık hissi ve çöküş yarattığını; sıradan ama değerli benliği kabul etmenin özgürlük getirdiğini anlatır. Başlıca İngilizce Noktaları: 1. "not so much because" / "but because" — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: alışılmış açıklamayı daha önemli veya şaşırtıcı nedenle karşılaştırın. 2. "shake off a sense" — Öbek Fiiller: kurtulması zor, kalıcı bir duygu veya etki için shake off kullanın. 3. "live in baser metal forms, in pewter or iron," — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: sakin ve sıradan bir yaşamı insanî değer eksikliğinden ayıran genişletilmiş metal mecazını izleyin.
Bu derste
We are used to thinking of many of the psychological problems of adulthood as stemming from a lack of adequate love in our early years. Notlar
0:00Yetişkinlikteki pek çok psikolojik sorunun, ilk yıllarımızdaki yeterli sevgi eksikliğinden kaynaklandığını düşünmeye alışkınız.
are used to thinking of: be used to + -ing biçimi
Be used to + isim veya -ing biçimi, “bir şeye alışkın olmak” ya da “bir şeyi tanıdık bulmak” anlamına gelir. Bu cümlede are used to thinking of, yetişkinlikteki psikolojik sorunları bu şekilde açıklamanın bizim için alışılmış hâle geldiğini belirtir. Buradaki to bir edattır; bu yüzden ardından thinking gibi bir -ing biçimi gelir. Be, özneye ve zamana göre am/is/are used to, was/were used to gibi biçimlere girer.
Alıştırma
Hangi cümle Mia'nın artık kalabalık grupların önünde konuşmaya alışkın olduğu anlamına gelir?
- Mia used to speak in front of large groups.
- Mia is used to speak in front of large groups.
- Mia is used to speaking in front of large groups.
Cevabı göster
Mia is used to speaking in front of large groups.
think of A as stemming from B: A'yı B'den kaynaklanıyor olarak görmek
Think of A as B, “A'yı B olarak görmek veya anlamak” demektir. Burada A, many of the psychological problems of adulthood; B ise stemming from a lack of adequate love in our early years biçimindeki neden açıklamasıdır. As stemming from B yapısında stemming bir -ing biçimidir ve örtük öznesi A'dır: eksiklikten kaynaklanan şey sorunlardır. Bu, we'nin yaptığı eylemi anlatmaz. Yeniden kullanılabilir think of A as stemming from B kalıbı, B'yi A'nın kaynağı veya nedeni olarak sunar.
Alıştırma
Cümleyi think of A as stemming from B yapısının iki bölümüyle tamamlayın: Many researchers ____ the drop in bee populations ____ several environmental pressures.
Cevabı göster
think of · as stemming from
stem from: sonuçtan nedene gitmek
Bu cümlede stemming from, “kaynaklanmak” veya “neden olunmak” anlamındadır. Psikolojik sorunlar sonuç, erken çocuklukta yeterli sevginin eksikliği ise bunların kaynağı olarak sunulur. think of X as stemming from Y kalıbı, X'i Y'den doğan bir şey olarak çerçeveler. stemming, as'ten sonra gelen -ing biçimi olduğu için konuşanın X'in kökenini nasıl gördüğünü anlatır.
Alıştırma
Hangi cümle kötü planlamanın gecikmelerin nedeni olduğunu söylüyor?
- The delays result in poor planning.
- The delays stem from poor planning.
- Poor planning stems from the delays.
Cevabı göster
The delays stem from poor planning.
prey to underconfidence: zararlı bir duruma karşı savunmasızlık
Burada prey to underconfidence, özgüven eksikliğine karşı savunmasız olmak ve ondan etkilenmek anlamına gelir. Prey mecazi kullanılmıştır: kişi, zararlı bir durumun kontrol edebileceği bir kurban gibidir. Virgülden sonra gelen prey to underconfidence, anxiety, paranoia, and shame betimleyici bir ek açıklamadır. Kişinin girebileceği durumu anlatır; duyguların gerçekten avlandığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle birinin zararlı bir duyguya karşı savunmasız hâle geldiğini anlatır?
- She prayed to God when doubt overwhelmed her.
- She fell prey to doubt after months of isolation.
- The con artist preyed on people who were full of doubt.
Cevabı göster
She fell prey to doubt after months of isolation.
What we can term the golden child syndrome. Kelime
0:29Altın çocuk sendromu olarak adlandırabileceğimiz şey.
term ... the golden child syndrome: bir etiket verme
Burada term, “bir şeyi belirli bir adla adlandırmak veya tanımlamak” anlamına gelen resmî bir fiildir. Konuşmacı, daha önce ele alınan duruma the golden child syndrome etiketini verir. Burada term sözcüğünün “okul dönemi”, “süre” veya “uzmanlık terimi” şeklindeki isim anlamları kullanılmaz. Aktarılabilir yapı term X Y biçimindedir: X adlandırılan şey, Y ise verilen etikettir. what we can term the golden child syndrome ifadesinde what, X’i; the golden child syndrome ise Y’yi temsil eder.
Alıştırma
“We may term this reaction a defense mechanism,” cümlesinde term ne yapıyor?
- Tepkiyi sona erdirir.
- Tepkiye belirli bir etiket verir.
- Tepki için bir süre sınırı koyar.
Cevabı göster
Tepkiye belirli bir etiket verir.
not so much because we were ignored or maltreated, Dilbilgisi
0:36görmezden gelindiğimiz veya kötü muamele gördüğümüz için değil,
but because we were loved with a distinctive and troubling overintensity.
0:39farklı ve rahatsız edici derecede aşırı bir yoğunlukla sevildiğimiz için.
wind up mentally unwell: son bir duruma gelmek
Burada wind up, “bir sürecin ardından sonunda belirli bir duruma gelmek” anlamına gelir; bu durum çoğu zaman planlanmamış veya istenmemiştir. Mentally unwell son durumu belirtir, dolayısıyla bu bölüm bunun nihai sonuç olabileceğini söyler. Aktarılabilir yapı wind up + sonuç biçimindedir. Sonuç, wind up exhausted örneğindeki gibi bir sıfat, wind up waiting örneğindeki gibi bir -ing biçimi veya wind up in trouble örneğindeki gibi bir edat öbeği olabilir.
Alıştırma
Cümleyi, wind ile kurulan ve “sonunda istenmeyen bir sonuca ulaşmak” anlamına gelen phrasal verb ile tamamlayın: If we ignore the leak, we could ____ with a flooded kitchen.
Cevabı göster
wind up
not so much because ... but because: daha güçlü nedeni vurgulamak
Not so much because A, but because B iki olası nedeni düzenleyen bir yapıdır. A'yı daha zayıf veya daha yetersiz bir açıklama olarak sunar ve asıl vurguyu B'ye verir. Bu cümlede görmezden gelinmek veya kötü muamele görmek temel neden olarak sunulmuyor. Rahatsız edici olan, sevginin kendisinin olağan dışı derecede yoğun olmasıdır. Bu yapı, A'nın tamamen imkânsız olduğunu söylemeden beklenen bir açıklamayı düzeltebilir.
Alıştırma
İlk nedenin önemini azaltıp ikinci nedeni vurgulayan iki parçalı yapıyla cümleyi tamamlayın: The trip was memorable ____ the hotel was luxurious, ____ the people we met were so welcoming.
Cevabı göster
not so much because · but because
that we did not possess and could not identify with, Öbek fiiller
0:47kapasiteler için övüldüğümüz için
identify with: kişisel bir bağ hissetmek
Identify with, bir kişinin, deneyimin, özelliğin veya kimliğin anlamlı bir yönden size uyduğunu hissetmek demektir. With'ten sonraki nesne, bağ kurduğunuz veya kendinizin bir parçası olarak gördüğünüz şeydir. Bu cümlede nesne capacities sözcüğüdür. Konuşan kişiler gerçekte sahip olmadıkları ve kim olduklarını yansıttığını kabul edemedikleri yetenekler için övülüyordu. Bu nedenle identify with yalnızca bir şeyi fark etmek veya adlandırmak değil, psikolojik özdeşleşme ya da kişisel bağ anlamına gelir.
Alıştırma
Identify with ifadesinin bir şeyin kendi deneyiminizi veya kimliğinizi yansıttığını hissetmek anlamına geldiği cümleyi seçin.
- The witness can identify the driver.
- Please identify the error in this calculation.
- I can identify with the main character's fear of failure.
Cevabı göster
I can identify with the main character's fear of failure.
Görünürdeki nezaket ve altta yatan kasıtsız manipülasyon
Bu ifade değerlendirmeyi iki katman hâlinde düzenler. apparent kindness yüzeydeki izlenimdir; but ise dikkati bunun altında işleyen daha derin etkiye, yani underlying unwitting manipulation ifadesine yöneltir. Apparent, nezaketin sahte olduğunu kanıtlamaz. unwitting ise bakım verenlerin uyguladıkları manipülatif baskının farkında olmayabileceklerini belirtir. Başka metinlere de aktarılabilecek okuma kalıbı şudur: önce yüzeydeki izlenim verilir, ardından but ile daha derin bir düzeltme sunulur.
Alıştırma
with apparent kindness, but underlying unwitting manipulation ifadesi okura ne anlatır?
- İstek açıkça manipülatifti; bu yüzden kimse onu nezaket sanmadı.
- Bakım verenler çocukları bilinçli olarak kontrol etmek istedikleri için yalnızca nazikmiş gibi davrandılar.
- İstek nazik görünüyordu, ancak bakım verenlerin fark etmemiş olabileceği daha derin bir etki de yaratıyordu.
Cevabı göster
İstek nazik görünüyordu, ancak bakım verenlerin fark etmemiş olabileceği daha derin bir etki de yaratıyordu.
Umutları ve özlemleri omuzlamak
Burada shoulder, ağır bir sorumluluğu taşımak veya üstlenmek anlamına gelen bir fiildir. Umutlar ve özlemler fiziksel nesneler değildir; cümle, başkalarının beklentilerini bir kişinin üzerine konan ağırlık gibi sunar. Bu ifade yalnızca destek vermeyi değil, duygusal bir yükü anlatır. shoulder someone's hopes, bu umutlar kişinin kendi en derin istekleriyle uyuşmasa bile onları gerçekleştirmekten kendini sorumlu hissetmek demektir.
Alıştırma
Zor bir görevi ağır bir yük gibi sunan hedef fiille cümleyi tamamlayın: With the coach away, Omar had to ____ the responsibility of leading the team.
Cevabı göster
shoulder
the infant is quickly described by one or more of its parents Dilbilgisi
1:07ebeveynlerinden biri veya her ikisi tarafından hızla
be described as + değerlendirme
Edilgen be described as + isim veya sıfat yapısı, bir kişiye ya da şeye verilen etiketi, kimliği veya değerlendirmeyi aktarır. Burada bebeğe profoundly exceptional değerlendirmesi veriliyor. by ile başlayan bölüm değerlendirmeyi yapan kişileri, yani ebeveynlerden birini veya her ikisini belirtir; as ise onların bebeği nasıl adlandırdığını ya da değerlendirdiğini gösterir. Buradaki as, “-dığında” anlamına gelmez. Yapı, ebeveynlerin görüşünü aktarır ama bunu kendiliğinden gerçek olarak sunmaz.
Alıştırma
Cümleyi describe fiilinin edilgen biçimiyle ve değerlendirmeyi tanıtan sözcükle tamamlayın: In the review, the new actor ____ a rising star by several critics.
Cevabı göster
was described as
and resolutely set for a special destiny. Kalıp ifadeler
1:19ve kesinlikle özel bir kadere sahip olduğu ilan edilir.
resolutely set for a special destiny: özel bir kadere kesin biçimde yönelmiş
Be set for + isim, bir olayın veya sonucun beklendiği bir durumda olmak anlamına gelir. a special destiny ile kullanıldığında bebeği olağanüstü bir geleceğe ilerleyen biri olarak gösterir; bu bir öngörüdür, gerçekleşmiş bir başarı değildir. Resolutely, ebeveynlerin gösterişli iddiasına güçlü bir kesinlik katar. Geleceğin ne kadar kararlı biçimde ileri sürüldüğünü anlatır; bebeğin kendi başına kararlı bir seçim yaptığını göstermez.
Alıştırma
Cümleyi be set for ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: After three strong interviews, Maya ____ a promising career in engineering.
Cevabı göster
is set for
Not for this child the ordinary sorrows and stumblings Anlatım akışı
1:21Sıradan bir yaşamın alışılagelmiş üzüntüleri ve tökezlemeleri
Not for this child ...: fiilsiz, dramatik öne alma
Not for this child, olumsuz bir for öbeğini başa taşır ve are ya da will be gibi anlamdan çıkarılabilen bir fiili düşürür. Normal söz diziminde düşünce şöyle açılabilir: The ordinary sorrows and stumblings of an average life are not meant for this child. Baştaki öbek önce kimin kaderinden söz edildiğini gösterir; ardından gelen uzun ad öbeği ise sözde bu kaderden neyin çıkarıldığını açıklar. Bu belirgin ve edebî biçim, kader hakkında görkemli bir ilan gibi duyulur. Burada anne babanın yüceltilmiş inancı eleştirel bir mesafeyle aktarılır: Bu bir emir değildir ve çocuğun hiç acı çekmeyeceğini kanıtlamaz.
Alıştırma
Hangi yeniden ifade, cümlenin anlamını ve dramatik tonunu en iyi korur?
- Birisi çocuğa sıradan bir üzüntü hissetmemesini emrediyor.
- Çocuğun sıradan bir yaşamın olağan zorluklarından kaçacak bir kadere sahip olduğu ileri sürülüyor.
- Çocuk tamamen acısız bir yaşamı çoktan tamamladı.
Cevabı göster
Çocuğun sıradan bir yaşamın olağan zorluklarından kaçacak bir kadere sahip olduğu ileri sürülüyor.
While perhaps still no taller than a chair, Dilbilgisi
1:26Belki de hala bir sandalyeden daha uzun değilken,
whose name will reverberate down the centuries. Deyimler
1:32bir figür olarak kararlılıkla tanımlanır.
no taller than a chair: üst sınır belirtmek
No taller than a chair bir üst boy sınırı koyar: Çocuğun boyu sandalyenin yüksekliğine eşit ya da ondan daha azdır. İki yüksekliğin kesinlikle eşit olduğunu söylemez. no + karşılaştırmalı sıfat + than + ölçüt kalıbı, bir niteliğe üst sınır getirir; no older than ten ve no wider than a door buna örnektir. Buradaki çok küçük fiziksel ölçek, ününün yüzyıllarca süreceği yönündeki büyük iddiayla karşıtlık oluşturur.
Alıştırma
“En fazla bu yükseklikte” anlamını vermek için tall sözcüğünü no + karşılaştırmalı biçim + than kalıbında kullanarak cümleyi tamamlayın: At six weeks old, the kitten was ____ a coffee mug.
Cevabı göster
no taller than
whose name will reverberate down the centuries: adı yüzyıllar boyunca yankılanacak
Bu cümlede reverberate, sese dayalı bir mecazdır. Bir ses yankılanarak sürüp gidebilir; burada ise sonraki kuşakların bu kişiyi hatırlayıp ondan söz etmesiyle adının tarih boyunca yaşayacağı düşünülüyor. Down the centuries, zaman içinde yüzyıllar boyunca ileriye doğru sürmek anlamına gelir. Will ile birlikte tüm yan cümle, çocuğun gelecekteki ünü hakkında büyük bir öngörüde bulunur; bu etkinin şimdiden gerçekleştiğini iddia etmez.
Alıştırma
Bu cümlede whose name will reverberate down the centuries ne anlama gelir?
- Kişinin adı birçok kuşak boyunca ünlü ve etkili kalacak.
- Kişinin yasal adı her yüzyılda değiştirilecek.
- İnsanlar eski binaların içinde kişinin adını gerçekten bağıracak.
Cevabı göster
Kişinin adı birçok kuşak boyunca ünlü ve etkili kalacak.
this could seem to offer a route to enormous self-confidence and security.
1:36bu, muazzam bir özgüven ve güven duygusuna giden bir yol sunuyor gibi görünebilir.
On the surface: yaklaşan karşıtlığı bildiren bir söylem işareti
On the surface, bir yargının yalnızca hemen görünen veya ilk bakışta doğru gibi duran şeylere dayandığını okura bildirir. Yargıyı bütün gerçek olarak sunmak yerine kapsamını sınırlar. Bir söylem işareti olarak okuru, ilk izlenimi sınırlayabilecek veya tersine çevirebilecek daha derin bir noktaya hazırlar. Burada önce görünürdeki yarar sunulur; ifade ise analizin birazdan daha karmaşık hâle geleceğini haber verir.
Alıştırma
On the surface okurdan nasıl bir okuma yapmasını ister?
- Sonraki düşünceyi yakında sınırlandırılabilecek bir ilk izlenim olarak ele almak.
- Sonraki düşünceyi başka hiçbir açıklamanın mümkün olmadığını kanıtlayan kesin bir delil olarak kabul etmek.
- Fiziksel bir nesnenin dış katmanını hayal etmek.
Cevabı göster
Sonraki düşünceyi yakında sınırlandırılabilecek bir ilk izlenim olarak ele almak.
But to place such expectations on someone Kalıp ifadeler
1:41Ancak palto düğmeleriyle bile hala mücadele eden birine
leave a child feeling hollow and particularly incapable. Dilbilgisi
1:48çocukta boşluk ve özellikle de yetersizlik hissi bırakabilir.
place such expectations on someone: birine böyle beklentiler yüklemek
To place such expectations on someone, daha önce sözü edilen umutları ve standartları o kişiye yöneltmek veya yüklemek demektir. Place burada mecazidir: beklentiler bir ağırlık gibi ele alınır ve on bu baskıyı alan kişiyi gösterir. Yapı place + expectations + on + kişi veya grup şeklindedir. Expectations sözcüğü high, unrealistic veya such gibi sözcüklerle nitelenebilir.
Alıştırma
Hangi cümle bir ailenin genç bir kişiye büyük beklentiler yüklediğini doğal biçimde ifade eder?
- The family is placing high expectations on the teenager.
- The family is placing high expectations at the teenager.
- The family is placing the teenager on high expectations.
Cevabı göster
The family is placing high expectations on the teenager.
leave a child feeling hollow and particularly incapable: bir çocuğun kendini boşlukta ve özellikle yetersiz hissetmesine yol açmak
Burada leave, gitmek veya ayrılmak anlamına gelmez. leave + kişi + feeling + sıfat yapısı, bir olayın sonuç olarak devam eden bir duygu durumu yaratması anlamına gelir. Yüksek beklentiler çocuğun sonunda bu duygulara kapılmasına neden olur. Hollow duygusal olarak boş hissetmeyi anlatan bir mecazdır; incapable ise kişinin kendini yeteneksiz veya yeterince iyi değilmiş gibi hissetmesidir. Feeling incapable çocuğun kendine ilişkin algısını bildirir; gerçekten yeteneksiz olduğunu söylemez. Particularly, incapable sözcüğünü güçlendirir.
Alıştırma
leave + kişi + feeling + sıfat sonuç yapısını tamamlayın: The criticism left Daniel ____ useless for hours.
Cevabı göster
feeling
Unable to sense any resources within itself Dilbilgisi
1:52Sevdiği ve bağımlı olduğu kişilerin umutlarını onurlandırmak için
to honor the hopes of those it loves and depends on,
1:55kendi içinde herhangi bir kaynak hissedemeyen çocuk,
Unable to...: ana cümleyle aynı özneyi paylaşan önden sıfat öbeği
Baştaki Unable to sense any resources within itself ifadesi, ana cümlenin öznesini tanımlayan bir sıfat öbeğidir. Bu öbeğin örtük öznesi the child olduğu için within itself de çocuğa gönderme yapar. Öbek ana cümleden önce kullanılarak çocuğun durumu, ardından gelen sonucun arka planı ya da nedeni olarak sunulur: çocuk bu duygularla büyür. Bu bir ek ögedir; tek başına tam bir cümle değildir.
Alıştırma
Cümlede kendi içinde kaynak hissedemeyen kimdir?
- those it loves
- the child
- the hopes
Cevabı göster
the child
a latent sense of fraudulence: kişinin kendisini sahte hissetmesi
Bu ifadede latent, bir duygunun var olduğunu ancak gizli kaldığını ya da henüz açıkça ortaya çıkmadığını belirtir. A sense of fraudulence, kişinin kimliğinin, değerinin veya özel konumunun bir şekilde sahte olduğunu hissetmesidir. Bu ifade gerçek bir aldatmayı ya da suç eylemini değil, içsel bir algıyı anlatır. Çocuk, başkalarının düşündüğü kadar gerçek veya yetenekli olmadığının ortaya çıkmasına ilişkin sessiz bir korkuyla büyür.
Alıştırma
Bu bağlamda a latent sense of fraudulence ne anlama gelir?
- Birinin mali dolandırıcılık yaptığına dair kanıt
- Diğer insanları aldatmak için açıkça ilan edilmiş bir plan
- Kişinin kendi kimliğinin veya değerinin bir şekilde sahte olduğuna dair gizli bir duygu
Cevabı göster
Kişinin kendi kimliğinin veya değerinin bir şekilde sahte olduğuna dair gizli bir duygu
that it will be unmasked: sahte bir kimliğin açığa çıkması
Bu that yan cümlesinde it çocuğu gösterir ve be unmasked edilgen yapıdadır. Ortada gerçek bir maske yoktur; ifade, çocuğun sözde özel kimliğinin sahte olduğunun ortaya çıkarılması anlamına gelir. Daha genel olarak unmask someone veya be unmasked, gerçeğin ikna edici bir örtünün kaldırılması gibi ortaya çıkmasını anlatır. Genellikle gizli bir kimliğin, güdünün veya aldatmacanın sonunda açığa çıkması anlamını taşır.
Alıştırma
Bu cümlede “that it will be unmasked” ne anlama geliyor?
- Çocuğun sıra dışı olduğuna dair sahte görüntü açığa çıkacak.
- Çocuk başka birinin sırrını açıklayacak.
- Birisi çocuğun maskesini kelimenin gerçek anlamıyla çıkaracak.
Cevabı göster
Çocuğun sıra dışı olduğuna dair sahte görüntü açığa çıkacak.
that others will recognize its sensational destiny
2:09kendisinin bu sansasyonel kaderini fark etmelerini beklerken
entirely unsure as to why or how: dolaylı soruları başlatma
Entirely, unsure sözcüğünü güçlendirir: çocuk tamamen belirsizlik içindedir. Burada as to, «hakkında» veya «konusunda» anlamına gelir ve why ile how dolaylı sorularını başlatır; bir karşılaştırma değildir. Why nedeni, how ise yöntemi veya süreci sorar. İki soru sözcüğü de sonraki they might in fact do so yan cümlesini paylaşır. Bu nedenle ifade, çocuğun başkalarının onun kaderini neden fark edeceğini de bunu nasıl yapacağını da bilmediği anlamına gelir.
Alıştırma
Cümleyi resmî “unsure as to + question word” kalıbıyla tamamlayın. Neden soran soru sözcüğünü kullanın: The committee remains ____ the figures changed so suddenly.
Cevabı göster
unsure as to why
The golden child cannot shake off a sense Öbek fiiller
2:18Altın çocuk, çok özel olduğu hissinden kurtulamaz
that it's very special and yet can't identify
2:20ve yine de kendi içinde bunun neden böyle olması gerektiğine dair
shake off a sense: kalıcı bir duygudan kurtulmak
Bu cümlede shake off, kişiyi etkilemeye devam eden bir şeyden kurtulmak demektir. Nesnesi olan a sense that it's very special, fiziksel bir şey değil, kalıcı bir iç duygudur. Bu öbek fiil, istenmeyen bir duygu veya etkiyi sanki kişiye yapışmış gibi anlatır. Ondan kurtulmanın zor olduğunu ya da zaman aldığını sıkça sezdirir.
Alıştırma
Kalıcı bir duygudan kurtulmak anlamındaki öbek fiille cümleyi tamamlayın: Even after the good news, Mara couldn't ____ a sense of unease.
Cevabı göster
shake off
Its underlying longing is not to revolutionize nations
2:27Onun temelindeki özlemi milletlerde devrim yaratmak
It is to be accepted and loved Kalıp ifadeler
2:33Çoğunlukla etkileyici olmayan ve bocalayan tüm gerçekliğiyle,
accepted and loved for who it is: gerçek benliği için kabul edilip sevilmek
Bu cümlede be accepted and loved for who it is, başarıları ya da etkileyici bir görüntüsü nedeniyle değil, sıradan ve kusurlu yanları da dâhil olmak üzere gerçek benliği nedeniyle kabul ve sevgi görmek demektir. Accepted ve loved, edilgen bir yapıda birbirine bağlanan iki geçmiş zaman ortacıdır. For bu kabulün dayanağını sunar; who it is ise kimliği soran bir soru değil, gerçekte olduğu kişiyi anlatan bir iç cümledir.
Alıştırma
Cümleyi for ve Leo hakkında bir who yan cümlesiyle tamamlayın: Leo wants to be accepted and loved ____, not only for his achievements.
Cevabı göster
for who he is
to have its faults and frailties forgiven
2:47hatalarının ve zayıflıklarının inkar edilmesi veya örtbas edilmesi yerine
and acknowledged rather than denied or glossed over. Öbek fiiller
2:50bağışlanmasını ve kabul edilmesini arzular.
be glossed over: bir sorunu yüzeysel ele almak
Burada be glossed over, 'asıl sorunla yüzleşilmeyecek kadar yüzeysel biçimde bahsedilmek veya ele alınmak' anlamına gelir. Edilgen yapı, bunu yapan kişiye değil, bu yüzeysel muameleye maruz kalan kusur ve zayıflıklara odaklanır. Gloss over genellikle eleştirel bir anlam taşır: önemli veya rahatsız edici bir ayrıntı daha az ciddi gösterilir ya da dürüstçe incelenmez. Yalnızca bir şeyi kısaca özetlemekle aynı değildir.
Alıştırma
Cümleyi gloss over ifadesinin edilgen biçimiyle tamamlayın: The report mentioned the risk, but it was ____ in the final discussion.
Cevabı göster
glossed over
as much of an insult to one's authentic reality Dilbilgisi
2:55kişinin kendi otantik gerçekliğine bir hakarettir
as much of an insult ... and as psychologically painful ... as yapısı
Cümle iki deneyimi karşılaştırır: size ait olmayan başarılar için övülmek ve işlemediğiniz yanlışlar yüzünden saldırıya uğramak. İlk deneyim iki yönden ikincisine eşit gösterilir: kişinin gerçek kimliğine aynı ölçüde hakarettir ve psikolojik açıdan aynı ölçüde acı vericidir. Yapı, iki eşgüdümlü karşılaştırma kalıbını üst üste getirir: as much of an insult ... as ve as psychologically painful ... as. to be praised mastarı ilk deneyimi adlandırırken, sondaki as to be attacked and blamed ... bölümü iki açıklama için ortak karşılaştırma noktasını sağlar. Son as bölümünün iki kalıbı da tamamladığını görmek uzun cümleyi izlemeyi kolaylaştırır.
Alıştırma
Eşgüdümlü karşılaştırmayı as much of a + noun ve as + adjective + as ile tamamlayın: It is ____ a mistake and ____ costly to skip the inspection ____ to ignore its results.
Cevabı göster
as much of · as · as
be innocent of + belirli bir suç veya eylem
Be innocent of something, belirtilen suçu, yanlışı veya eylemi işlememiş ve bundan sorumlu olmamak demektir. Yapı be + innocent + of + isim veya -ing biçimidir. Bu cümlede one is innocent of the sins, kişinin işlemediği günahlar yüzünden suçlandığını belirtir.
Alıştırma
Cümleyi be innocent of ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The security video proved that Marco ____ the theft.
Cevabı göster
was innocent of
should involve an agnosticism around a child's eventual level of worldly success. Kelime
3:12çocuğun dünyevi başarı seviyesi konusunda bilinmezci bir yaklaşımı içermesi gerektiğini göstermektedir.
an agnosticism around ... worldly success: dünyevi başarıyı önceden belirlememek
Burada agnosticism, kesin bilgiye sahip olduğunu iddia etmeme biçimindeki olağan anlamından ödünç alınmıştır. an artikeli bunu belirli bir tutum olarak sunar: sonuç konusunda açık ve önceden bağlanmamış bir yaklaşım. Gerçek sevgi, çocuğun sonunda ne kadar başarılı olması gerektiğini baştan belirlemez. Around burada hakkında anlamındadır; worldly success ise zenginlik, statü, mesleki başarı veya toplumun takdiri gibi dış ölçütleri ifade eder. İfade, ebeveynlerin çocuğa kayıtsız kalması gerektiğini söylemez; sevginin önceden belirlenen bir başarı düzeyine bağlı olmaması gerektiğini söyler.
Alıştırma
Bu cümlede an agnosticism around a child's eventual level of worldly success ne anlama gelir?
- Çocuğun esenliğiyle ilgilenmemek
- Çocuğun ne kadar statü veya zenginlik elde edeceğini önceden belirlememeye istekli olmak
- Çocuğun bütün dinî fikirleri reddetmesi gerektiğine inanmak
Cevabı göster
Çocuğun ne kadar statü veya zenginlik elde edeceğini önceden belirlememeye istekli olmak
where a child ends up: end up ile nihai sonucu ifade etmek
Burada end up, “zaman geçtikten sonra en sonunda belirli bir durumda veya konumda olmak” anlamına gelir. Where, bilinmeyen sonucu; yani çocuğun sonunda nasıl bir yaşam konumuna ya da başarı düzeyine ulaşacağını belirtir. Bu öbek fiil, özellikle sonuç önceden belirlenmemişse, bir sürecin nihai sonucuna odaklanır. Burada bir yolculuğun fiziksel olarak nerede sona erdiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi end up ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın. İfade, Maya’nın sonunda planlanmamış bir duruma geldiğini anlatmalıdır: No one chose a leader at first, but Maya ____ in charge.
Cevabı göster
ended up
in so far as, and no further than, Dilbilgisi
3:24çocuğun önemsediği kadarıyla ve ondan daha fazla olmamak kaydıyla
in so far as ... no further than: kesin bir üst sınır koymak
Bu ikili ifade, “yalnızca belirli olduğu ölçüde ve bu ölçünün ötesine geçmeden” anlamına gelir. İki bölüm de it matters to the child yan cümlesini paylaşır. Çocuğun kendi verdiği önem, ebeveynin vereceği önemin üst sınırını belirler. Burada far ve further fiziksel mesafeyi değil, soyut bir dereceyi veya kapsamı belirtir. Konuşmacı önceki ifadesini düzeltiyor: konu ebeveyn için önemli olabilir, ancak yalnızca bu sınır içinde.
Alıştırma
Cümleyi derste öğrenilen ikili sınırlama ifadesinin iki bölümüyle tamamlayın: We should restrict personal choices only ____, and ____, they harm other people.
Cevabı göster
in so far as · no further than
see their child in golden terms: çocuğu idealize edilmiş bir çerçevede görmek
Burada see their child in golden terms, çocuğu olağanüstü parlak ve idealize edilmiş bir çerçeveden görmek demektir. Golden mecazidir; gerçek bir rengi değil, parlaklığı, olağanüstü potansiyeli ve neredeyse kusursuz bir imgeyi anlatır. see someone in ... terms yapısı, birine bakışı hangi değerlendirme çerçevesinin şekillendirdiğini gösterir. Bu nedenle cümle çocuğun görünüşünü değil, ebeveynlerin çocuğu yorumlama biçimini eleştirir.
Alıştırma
"Mara saw the young leader in golden terms," cümlesindeki vurgulanan ifade ne anlama gelir?
- Genç liderin mali değerini altınla hesaplar.
- Genç lideri aşırı idealize edilmiş ve hayranlık dolu bir çerçevede sunar.
- Genç liderin altın renkli kıyafetler giydiğini söyler.
Cevabı göster
Genç lideri aşırı idealize edilmiş ve hayranlık dolu bir çerçevede sunar.
are not, of course, consciously cruel: suçlamayı yumuşatan bir kabul
Of course burada ara söz niteliğinde bir kabul işlevi görür. Bu ebeveynlerin zalim olmayı amaçlamadığı şeklindeki makul noktayı kısaca kabul eder; böylece eleştiri onları bilerek kötü niyetli kişiler olarak nitelemez. Bu kabul dikkati niyetten sonuca yöneltir: Bir kişi iyi niyetli olup yine de zarar verebilir. Virgüller of course ifadesini ara söz olarak gösterir; ifade çıkarıldığında temel dil bilgisi korunur, ancak suçlamayı yumuşatan ve dinleyiciyi gözeten işlev kaybolur.
Alıştırma
"The mistake was not, of course, deliberate, but it still damaged the project" cümlesinde of course hangi işlevi görür?
- Hatanın bilerek zalimce yapıldığını vurgular.
- Hatanın neden olduğunu herkesin zaten kesin olarak bildiğini iddia eder.
- Hatanın kasıtlı olmadığını kabul ettikten sonra yol açtığı zarara odaklanır.
Cevabı göster
Hatanın kasıtlı olmadığını kabul ettikten sonra yol açtığı zarara odaklanır.
misdirecting energies that have failed to find a better destination. Deyimler
3:37daha iyi bir varış noktası bulamayan enerjileri yanlış yönlendiriyorlardır.
Bir yol metaforu olarak “Misdirecting energies ... a better destination”
Burada energies, fiziksel güç değil, duygusal çaba, boşa çıkan umutlar ve hırs anlamına gelir. Misdirecting bu iç dürtüleri yanlış bir yola gönderilebilen şeyler olarak sunarken destination onları alan kişi ya da hedefi temsil eder. Cümle, bu duyguların daha sağlıklı bir çıkış yolu bulamadığını ve bu yüzden çocuğa yöneltildiğini anlatır. Bu yol metaforu, direct ve misdirect fiilleriyle dikkatin, çabanın ya da duygunun nereye gittiğini anlatmayı sağlar.
Alıştırma
“misdirecting energies that have failed to find a better destination” ifadesindeki metaforu en iyi hangi seçenek açıklar?
- En yararlı hedefi sakince seçiyorlar.
- Daha iyi bir yer ortaya çıkana kadar çabalarını saklıyorlar.
- Hayal kırıklığına uğramış duyguları ve hırsları yanlış hedefe yöneltiyorlar.
- Tüm fiziksel güçlerini tükettiler.
Cevabı göster
Hayal kırıklığına uğramış duyguları ve hırsları yanlış hedefe yöneltiyorlar.
“Redeem a career”: kariyer hayal kırıklığını telafi etmek
Burada redeem, hayal kırıklığı yaratan bir kariyeri değerliymiş gibi göstermek veya ona bağlı başarısızlık duygusunu onarmak anlamına gelir. Bir şeyi para karşılığında bozdurmak ya da bir nesneyi geri almak anlamında değildir. Kariyer ebeveyne aittir, ancak çocuktan kendi başarısıyla bu kariyeri telafi etmesi sessizce beklenir. Daha genel olarak redeem, başarısızlıktan sonra değeri, itibarı veya anlamı geri kazandırmak anlamına gelebilir.
Alıştırma
Bir ebeveyn, çocuğunun başarılarını kendi hayal kırıklığı yaratan iş geçmişini değerli hissettirmenin bir yolu olarak görüyor. Bu düşünceyi hangi ifade anlatır?
- redeem the parent's career
- redeem a gift card
- revive the parent's career
- resume the parent's career
Cevabı göster
redeem the parent's career
a depressed mood that did not lift, Deyimler
3:47veya olağandışı derecede dayanılmaz olduğu kanıtlanan bir evliliği
did not lift: sürüp giden çökkün bir ruh hâli
did not lift ifadesinde lift geçişsizdir ve mecazi anlamda kullanılır. Düşük veya ağır bir duygu durumu, yükselebilen ya da dağılabilen bir şey gibi düşünülür; bu nedenle ifade, çökkün ruh hâlinin hafiflemediğini veya geçmediğini anlatır. that did not lift yan cümlesi bu ruh hâlinin sürdüğünü belirtir. Aynı yapı spirits, tension, clouds ve fog ile de kullanılarak zorlayıcı ya da engelleyici bir durumun hafiflemesini veya dağılmasını anlatabilir.
Alıştırma
En doğal tamamlamayı seçin: After Maya heard that her friend was safe, her worried mood began to ____.
- lift
- lifted
- raise
Cevabı göster
lift
or a marriage that proved unusually intolerable. Dilbilgisi
3:49gizlice telafi etmesi isteniyordur.
proved unusually intolerable: prove + sıfat
Burada proved, sonradan öyle olduğu ortaya çıkmak anlamında bağlayıcı bir fiildir. unusually intolerable sıfat öbeği marriage sözcüğünü niteler: zaman içinde bu evliliğe katlanmanın özellikle zor olduğu anlaşılmıştır. Kalıp: özne + prove + sıfat. Bu yapı, bir gerçeği resmî olarak kanıtlama eylemini değil, deneyim yoluyla ortaya çıkan sonucu bildirir.
Alıştırma
Cümleyi prove fiilinin geçmiş zamanıyla tamamlayın: The simple repair ____ more expensive than expected.
Cevabı göster
proved
destined for a moment of breakdown: bir çöküş anı yaşamaya yazgılı
Burada be destined for + isim öbeği, bir sonucu uzun bir sürecin muhtemel son noktası olarak sunar. Yalnızca bir şeyin olabileceğini söylemekten daha güçlüdür; ancak kaderin bu sonucu değiştirilemez kıldığı anlamına gelmek zorunda değildir. Bu cümlede a moment of breakdown, psikolojik ya da duygusal bir çöküş anıdır. Uzun süren beklentilerin baskı biriktirip kişinin artık başa çıkamamasına yol açması anlatılır.
Alıştırma
destined for ifadesini ve breakdown ismini kullanarak cümleyi tamamlayın: Without rest or support, he seemed ____.
Cevabı göster
destined for a breakdown
the hopes invested in it: ona bağlanan umutlar
the hopes invested in it, başka insanların gözde çocuğa bağladığı umutlar demektir. Invest burada mecazidir: Bu umutları taşıyan kişiler, çocuğu geleceğe dair dileklerinin gerçekleşeceği yer olarak görür. Dil bilgisi açısından invested in it, kısaltılmış edilgen bir ilgi cümleciğidir: the hopes that were invested in it. Edilgen yapı odağı hopes üzerine getirir ve çocuğun bu umutları taşımayı seçtiği ya da kabul ettiği anlamına gelmez.
Alıştırma
“Programa bağlanan beklentiler” anlamındaki derste geçen beş sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: The new program could not fulfill ____.
Cevabı göster
the hopes invested in it
never materialize: hiçbir zaman gerçekleşmemek
Burada materialize, “gerçekleşmek” veya “gerçekten meydana gelmek” anlamındadır. Never ifadeyi kesinleştirir: beklenen altın gelecek hiçbir zaman gerçekleşmeyecektir. Materialize burada geçişsiz bir fiildir. Özne olan future, gerçeğe dönüşemeyen şeyi belirtir. Aynı yapı planlar, umutlar, anlaşmalar ve fırsatlarla da kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi, bu derste geçen ve “gerçeğe dönüştü” anlamına gelen fiille tamamlayın: After years of negotiations, the agreement finally ____.
Cevabı göster
materialized
a feeling of liberation from expectations Kalıp ifadeler
4:09her zaman gerçeklikten kopuk olan beklentilerden
a bigger prize awaits: ileride daha iyi bir kazanım var
Bu ifade mecazdır: ortada bir yarışma veya fiziksel ödül yoktur. A bigger prize daha değerli bir kazanım anlamına gelir; awaits ise bunu hâlâ ileride olan bir şey gibi sunar. Virgülden sonraki ifade bu kazanımın ne olduğunu açıklar: gerçeklikle uyuşmayan beklentilerden kurtulmak. Buna a bigger prize demek, hayal edilen bir geleceğin kaybını daha iyi bir şey kazanma fırsatı olarak yeniden çerçeveler.
Alıştırma
Burada a bigger prize awaits ne anlama geliyor? The first project failed, but a bigger prize awaits: the freedom to build something of her own.
- Kadın daha büyük bir fiziksel ödülün yanında beklemek zorundadır.
- Daha değerli bir kazanım hâlâ ileridedir.
- Bir yarışma ödülü zaten teslim edilmiştir.
Cevabı göster
Daha değerli bir kazanım hâlâ ileridedir.
liberation from expectations: beklentilerden kurtulma
Burada liberation, bir baskıdan veya kısıtlamadan kurtulup özgürleşmek anlamına gelir. Liberation from expectations, gerçeklikle uyuşmayan beklentilerin kontrolünden çıkınca hissedilen özgürleşmedir. liberation from + isim kalıbında from sonrasındaki isim, geride bırakılan kısıtlamanın kaynağını belirtir. Bu isim, etkisini kaybeden şeydir; bir ödülün kaynağı değildir.
Alıştırma
Hangi cümlede liberation, bir kısıtlamanın kaynağını belirtmek için doğru kullanılmıştır?
- Changing schools gave him a sense of liberation from constant comparison.
- Changing schools gave him a sense of liberation of constant comparison.
- Changing schools gave him a sense of liberation for constant comparison.
Cevabı göster
Changing schools gave him a sense of liberation from constant comparison.
The golden child is freed to enjoy a momentous truth
4:15Altın çocuk, muazzam bir gerçeğin tadını çıkarmakta özgürdür:
does not need to be A in order to be B: B olmak için A olmak gerekmez
X does not need to be A in order to be B kalıbı, A'nın B için gerekli bir koşul olduğu düşüncesini reddeder. A olmasa bile B'nin doğru olabileceğini anlatır. Bu cümlede golden mecazidir ve olağanüstü derecede başarılı ya da etkileyici bir hayatı anlatır. İddia, başarıdan kaçınmak gerektiği değildir; olağanüstü başarının bir hayatın değerli olması için şart olmadığıdır.
Alıştırma
Para kazanmanın gerekli olmadığını göstermek için cümleyi hedef kalıbın iki parçasıyla tamamlayın: A hobby ____ make money ____ be worthwhile.
Cevabı göster
does not need to · in order to
Bir hayatın değerli olması için altın gibi olması gerekmez
Burada golden mecaz anlamdadır: olağanüstü derecede başarılı, hayranlık uyandıran veya ideal görünen bir hayatı anlatır. Valuable pahalı demek değildir; insan olarak değere sahip olmayı, ilgi ve saygıyı hak etmeyi ifade eder. Cümle metal imgesini tersine çevirir. Bir hayat, altınla ilişkilendirilen parıltı ve saygınlıktan yoksun olsa bile önemli olabilir. Daha genel olarak, dışarıdan görülen başarı içsel değerin şartı değildir.
Alıştırma
"a life does not need to be golden in order to be valuable" ifadesine en uygun yorum hangisidir?
- Bir hayat para kazandığında değerli hâle gelir.
- Yalnızca olağanüstü başarıya ulaşan hayatların değeri vardır.
- Sıradan bir hayat, olağanüstü başarı olmadan da değerli olabilir.
Cevabı göster
Sıradan bir hayat, olağanüstü başarı olmadan da değerli olabilir.
and still be worthy of love and adequate self-esteem. Kalıp ifadeler
4:29ve yine de sevgiye ve yeterli bir özsaygıya layık olabiliriz.
Daha sıradan metal biçimlerinde yaşamak: kalay alaşımı veya demir
Buradaki live in baser metal forms ifadesi gerçek anlamlı bir betimleme değil, genişletilmiş bir mecazdır. Golden olağanüstü başarı veya statüyle idealize edilen bir hayatı; kalay alaşımı ve demir gibi daha sıradan metaller ise daha olağan ve daha az hayranlık uyandıran yaşam biçimlerini temsil eder. Metallerin sıralanışı bir anlam dönüşü hazırlar: Altın bir kimliği olmasa bile insan sevgiye ve sağlıklı bir özsaygıya layık olmaya devam eder. Parça, sıradan insanların insan olarak daha az değerli olduğunu ileri sürmez.
Alıştırma
"live in baser metal forms, in pewter or iron" ifadesini en iyi hangi yorum açıklar?
- Yalnızca altınla ilişkilendirilen insanlar yeterli özsaygıya sahiptir.
- Sıradan ve daha az gösterişli yaşam biçimleri yine de sevgiyi ve özsaygıyı hak edebilir.
- İnsanlar gerçekten daha ucuz metallere dönüşebilir.
Cevabı göster
Sıradan ve daha az gösterişli yaşam biçimleri yine de sevgiyi ve özsaygıyı hak edebilir.
worthy of love and adequate self-esteem: sevgiye ve yeterli özsaygıya layık olmak
Be worthy of + isim öbeği, “o şeyi hak etmek veya ona layık olmak” demektir. Burada of, iki eş görevli öğeyi getirir: love ve adequate self-esteem. Worthy, kişinin değerini ve bir şeyi hak etmesini anlatır; zenginliği anlatmaz. Burada adequate, sağlıklı bir özsaygı için yeterli anlamındadır; düşük kaliteli veya zar zor kabul edilebilir anlamına gelmez. Yakındaki still, başlangıçtaki beklentiler karşılanmasa bile bu temel değerin devam ettiğini gösterir.
Alıştırma
Cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: Every person is ____ respect, regardless of status.
Cevabı göster
worthy of
with the original expectations one was asked to shoulder,
4:35orijinal beklentilerle hiçbir ilgisi olmamasına rağmen,
has nothing to do with: hiçbir ilgisi olmamak
Have nothing to do with + isim, zamir veya -ing biçimi, “onunla hiçbir bağlantısı veya ilgisi olmamak” demektir. Burada has, tekil özne this ile uyumludur; with ise bağlantısı reddedilen original expectations öğesini getirir. Bu kalıplaşmış ifadede do bir işi yapmak anlamında değildir. İfade, varsayılan bir nedeni, konuyu, sorumluluğu veya kişisel katılımı reddetmek için kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümle yağmurun gecikmeyle bağlantılı olmadığını söyler?
- The delay has something to do with the rain.
- The delay has nothing to do with the rain.
- The delay has everything to do with the rain.
Cevabı göster
The delay has nothing to do with the rain.
that realization will be the truly exceptional achievement. Anlatım akışı
4:39bu farkındalık gerçekten olağanüstü bir başarı olacaktır.
that realization ... the truly exceptional achievement: başarıyı yeniden tanımlamak
Bu sonuç cümlesinde that realization, bir hayatın değerli ve sevilmeye layık olması için göz kamaştırıcı ya da sıra dışı görünmesi gerekmediği yönündeki önceki fikre gönderme yapar. Bu ifade, daha önce geliştirilen düşünceyi tek ve açık bir geriye dönük gönderimde toplar. Ardından cümle, exceptional achievement için yeni bir ölçüt koyar. Buradaki başarı; şöhret ya da görkemli bir kariyer değil, sıradan benliğin değerini fark edip kabul etmektir. achievement sözcüğünün yeniden kullanılması, savı ironik bir tersine dönüşle kapatır: daha önce dış başarıyla ilişkilendirilen sözcük artık içsel öz kabulü adlandırır.
Alıştırma
Bu cümle, savın sonucu olarak neyi gerçekleştiriyor?
- Olağanüstü başarıyı, sıradan bir hayatın yine de değerli ve sevilmeye layık olabileceğini kavramak şeklindeki içsel farkındalık olarak yeniden tanımlar.
- Meslek hayatında ödüllerin nasıl ölçüldüğüne dair yeni bir konu açar.
- Kişinin olağanüstü bir kariyer sayesinde sonunda ünlü olacağını öngörür.
Cevabı göster
Olağanüstü başarıyı, sıradan bir hayatın yine de değerli ve sevilmeye layık olabileceğini kavramak şeklindeki içsel farkındalık olarak yeniden tanımlar.
and click the bell icon to turn on notifications.
4:50ve bildirimleri açmak için zil simgesine tıklayın.