Telekinezi gerçek mi? - Emma Bryce: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Video, telekineziyi bir inceleme örneği olarak kullanıp psişik güç iddialarını bilimsel yöntemle değerlendiriyor, doğrulanmamış anlatıları tekrarlanabilir kanıtlarla karşılaştırıyor ve düşünceyle kontrol edilen robot kolların neden telekinezi değil, gerçek bir teknoloji olduğunu açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. while Carrie is just a fictional film based upon a fictional book, belief in telekinesis isn't fictional at all. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: while sözcüğünün zaman değil, ödünleme ve karşıtlık bildiren bir bağlaç olduğunu ayırt edecek; kurgusal bir hikâyeyle gerçekten var olan bir inancı resmî bir anlatımda karşılaştırabileceksiniz. 2. replicate his results. — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: Bilimsel bağlamda tekrarlamanın bir çalışmayı yeniden yapıp tutarlı sonuçlar elde etmek anlamına geldiğini anlayacak ve bir bulgunun güvenilirliğini tartışırken bu ifadeyi kullanabileceksiniz. 3. measurable brain signals translated through wires into a robot. — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: Robot hareketine dönüştürülen, ölçülebilir beyin sinyallerini belirsiz zihin gücü iddialarından ayırabilecek ve robot kolu telekineziden farklı kılan ölçülebilir mekanizmayı açıklayabileceksiniz.
Bu derste
When the infamous fictional character Carrie White
0:06Kötü şöhretli kurgusal karakter Carrie White
leave + nesne + sıfat: left ... ablaze
left her high school prom hall ablaze ifadesinde left fiilinden sonra her high school prom hall nesnesi ve bu nesnenin durumunu açıklayan ablaze sıfatı gelir. leave + nesne + sıfat yapısı, bir eylemin nesneyi belirli bir durumda bıraktığını veya o durumda kalmasına yol açtığını anlatır. Buradaki durum “yanıyor olmak”tır. Cümle yalnızca Carrie’nin salondan ayrılmasına değil, onun yol açtığı sonuca odaklanır.
Alıştırma
Parantezdeki sonucu ifade etmek için leave fiilinin geçmiş zamanını kullanarak İngilizce cümleyi tamamlayın: The storm ____. (the streets became flooded)
Cevabı göster
left the streets flooded
bring terror upon + etkilenen kişi veya yer
Bring terror upon bir kişi veya yer, şiddetli korkunun o hedefe yayılmasına ya da onu etkilemesine neden olmak demektir. brought terror upon her town ifadesinde terror olumsuz etkiyi, upon her town ise etkilenen yeri ve insanları belirtir. Burada upon fiziksel bir konumu anlatmaz. bring + olumsuz soyut isim + upon + etkilenen hedef yapısının bir parçasıdır.
Alıştırma
İngilizce cümleyi resmî bring trouble upon ifadesinin geçmiş zamanıyla tamamlayın: The careless decision ____ the whole team.
Cevabı göster
brought trouble upon
the ability to manipulate physical objects Dilbilgisi
0:18fiziksel nesneleri manipüle etme yeteneğine,
powers of telekinesis: telekinezi güçleri
Telekinesis, nesnelere dokunmadan onları zihinle hareket ettirme veya kontrol etme şeklindeki, var olduğu iddia edilen ya da kurgusal doğaüstü yetenektir. powers of telekinesis ifadesinde powers, fiziksel güç veya elektrik değil, özel doğaüstü yetenekler anlamına gelir. Virgülden sonraki ifade aynı anlamı başka sözlerle açıklar; dolayısıyla burada sıradan bir güç türünden söz edilmiyor, terim tanımlanıyor.
Alıştırma
Bu cümlede powers of telekinesis ne anlama geliyor?
- Makineleri çalıştıran elektrik enerjisi
- Ağır nesneleri kaldırmak için kullanılan fiziksel güç
- Nesneleri zihinle hareket ettirmeye veya kontrol etmeye yarayan doğaüstü bir yetenek
Cevabı göster
Nesneleri zihinle hareket ettirmeye veya kontrol etmeye yarayan doğaüstü bir yetenek
the ability to ... ile terim açıklama
Virgülden sonraki ifade telekinesis sözcüğünü daha basit sözlerle açıklar. Dil bilgisi bakımından, başka bir isim öbeğinin yanına gelerek onu tanımlayan açıklayıcı bir isim öbeğidir. Ayrı bir eylem veya ikinci bir yetenek anlatmaz. Bu tanımda using the power of the mind alone, nesnelerin nasıl hareket ettirildiğini açıklar. Alone “yalnızca” demektir; yani dokunma, araç veya başka bir kuvvet söz konusu değildir. Kısa bir tanım yapmak için terim, the ability to + fiil... kalıbını yeniden kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Açıklayıcı tanımı hedef ifade the ability to ile tamamlayın: Flexibility, ____ bend without getting hurt, is useful in many sports.
Cevabı göster
the ability to
But while Carrie is just a fictional film Dilbilgisi
0:24Ancak Carrie sadece kurgusal bir kitaba dayanan
belief in telekinesis isn't fictional at all.
0:28telekineziye olan inanç hiç de kurgusal değildir.
while ... belief in telekinesis isn't fictional at all: ödünlemeli karşıtlık
Buradaki while, «... olduğu sırada» anlamına gelmez. Konuşanın kabul ettiği bir olguyu —Carrie'nin kurgu olduğunu— önce verir; ardından ana cümle karşıt noktayı sunar: telekineziye olan inanç gerçek dünyada vardır. Bu, telekinezinin kendisinin gerçek olduğu anlamına gelmez. Bu yapıda While A, B, «A olsa da B» şeklinde anlaşılabilir. Önce A'yı kabul edip sonra asıl odağı karşıt B ifadesine vererek düşünceyi düzenler.
Alıştırma
"While the app is free, some advanced features require payment," cümlesinde while ne işe yarıyor?
- İki eylemin aynı anda gerçekleştiğini gösterir.
- Uygulamanın ne kadar süre ücretsiz kalacağını sorar.
- Although benzeri bir karşıtlık getirir.
Cevabı göster
Although benzeri bir karşıtlık getirir.
have the power to control: kontrol etme yeteneği veya yetkisi
have the power to + fiilin yalın hâli, bir şeyi yapmak için gereken yeteneğe, yetkiye veya güce sahip olmak demektir. Burada the power to control the motion of objects, nesneleri istenen şekilde hareket ettirmeyi sağladığı iddia edilen olağanüstü bir yeteneği anlatır. Bu cümlede power “elektrik” anlamına gelmez. to control the motion of objects yapısı, bu gücün neyi mümkün kıldığını belirtir.
Alıştırma
Hangi cümle yasal yetki anlamında have the power to + fiilin yalın hâli yapısını doğru kullanır?
- Only the judge has the electricity to issue this order.
- Only the judge has the power for issue this order.
- Only the judge has the power to issue this order.
Cevabı göster
Only the judge has the power to issue this order.
really do have the power: vurgulayıcı do
really do have ifadesindeki do, olumlu have fiiline vurgu katan bir yardımcı fiildir. İfade «gerçekten sahip olmak» veya «kesinlikle sahip olmak» anlamına gelir; «sahip olma eylemini yapmak» anlamına gelmez. Şimdiki-geniş zamanın dil bilgisel işlevini do taşıdığı için have yalın halde kalır. Bu vurgu, insanların iddia ettiği içeriğin parçasıdır. Aktarılan iddiayı güçlü gösterir; ancak claimed yalnızca «iddia etti» demektir ve anlatıcının telekineziyi kanıtlanmış bir gerçek olarak kabul ettiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi özneyle uyumlu geniş zaman vurgulama yardımcı fiiliyle tamamlayın: She ____ remember your name.
Cevabı göster
does
at will: kişi ne zaman isterse
at will, bir kişinin istediği zaman veya istediği sıklıkta, eylem kendi kontrolündeyken anlamına gelen kalıplaşmış bir zarf ifadesidir. opening doors at will ifadesinde, kişinin istediği zaman kapıları açabilmesi demektir. Burada will, kişisel tercih veya irade anlamındaki bir isimdir. will open ifadesindeki gibi geleceği bildiren yardımcı fiil değildir.
Alıştırma
Cümleyi, derste öğrenilen ve “ne zaman isterse” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: During rehearsal, the singer can change the ending ____.
Cevabı göster
at will
and spoon bending are all intriguing examples. Kültür
0:43ve kaşık bükme bunların hepsi ilgi çekici örneklerdir.
Sözde psişik bir eylem olarak spoon bending
Telekinezi tartışmalarında spoon bending, metal bir kaşığı sıradan el gücüyle değil zihin gücüyle bükme iddiasını anlatır. Burada ifade, psişik gösterilerde ve paranormal tartışmalarda bilinen bir örneği adlandırır. Kaşığı elle bükmek gibi gündelik fiziksel bir hareket anlamına gelmez.
Alıştırma
Telekineziyle ilgili bir tartışmada spoon bending büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Kaşık üretmek için kullanılan bir fabrika yöntemi
- Bir kaşığı elle bükmeye yönelik sıradan hareket
- Bir kaşığı zihin gücüyle bükmeye yönelik sözde psişik eylem
Cevabı göster
Bir kaşığı zihin gücüyle bükmeye yönelik sözde psişik eylem
and it's a skill that Yoda has honed to a T. Deyimler
0:50ve bu Yoda'nın kusursuz bir şekilde ustalaştığı bir beceridir.
hone a skill to a T: bir beceriyi kusursuzlaştırmak
To hone a skill, bir beceriyi tekrar tekrar çalışarak geliştirmek demektir. To a T ise “tam olarak” veya “kusursuz biçimde” anlamına gelen bir deyimdir. Bu cümlede Yoda'nın geliştirdiği şey söz konusu beceridir; dolayısıyla ifade, onun bu beceriyi çok yüksek ve kesin bir düzeye taşıdığını söyler. T burada fiziksel bir şekil veya sahnedeki bir nesne değildir. Harfi ayrı yorumlamak yerine to a T ifadesini tek bir kalıp olarak anlayın.
Alıştırma
“Yoda has honed the skill to a T” ne anlama gelir?
- Yoda, beceriyi son derece iyi ve doğru biçimde uygulayabilene kadar geliştirmiştir.
- Yoda, beceriyi T harfi biçiminde bükmüştür.
- Yoda, beceriyi çalışmaya daha yeni başlamıştır.
Cevabı göster
Yoda, beceriyi son derece iyi ve doğru biçimde uygulayabilene kadar geliştirmiştir.
is telekinesis real or just as fictional as ...? — ana araştırma sorusunu ortaya koymak
Soru birbirine karşıt iki olasılık ortaya koyar: telekinezi gerçektir ya da Carrie, Yoda ve Neo kadar kurgusaldır. Buradaki combined, üç kurgusal karakteri tek bir karşılaştırma noktası olarak bir araya getirip karşılaştırmayı güçlendirir. Açıklayıcı bir metinde bu tür bir soru, önceki örnekleri tek bir ana meselede toplar ve araştırmanın geri kalanında neyin inceleneceğini gösterir. Son yanıt değil, yönlendirici bir sorudur.
Alıştırma
Vurgulanan sorunun açıklamanın yapısındaki temel işlevi nedir?
- Telekinezinin gerçek olduğuna dair nihai bilimsel sonucu verir.
- Önceki kurgusal örnekleri bir araya getirir ve araştırılacak ana konuyu ortaya koyar.
- Konuyu telekineziden karakterleri canlandıran oyunculara kaydırır.
Cevabı göster
Önceki kurgusal örnekleri bir araya getirir ve araştırılacak ana konuyu ortaya koyar.
through a scientific lens: bilimsel ölçütlerle analiz etmek
through a scientific lens ifadesi, bir şeyi bilimsel bir bakış açısından incelemek anlamına gelen bir benzetmedir. Burada lens gerçek bir cam parçası değil, bir konuyu incelerken kullanılan bakış açısı ya da çerçevedir. Bu cümlede ifade, iddiaların nasıl değerlendirileceğini gösterir: anlatılanları doğrudan kabul etmek yerine kanıtlar, testler ve bilimsel yöntemler kullanılacaktır. Yeniden kullanılabilen kalıp through a/an + adjective + lens şeklindedir.
Alıştırma
Cümlede through a scientific lens okuyucuya ne yapmasını söyler?
- İddiayı kanıtlar ve bilimsel yöntemler kullanarak değerlendirmek.
- Özel bir kamerayla iddianın fotoğrafını çekmek.
- İddiaya bir laboratuvar camının içinden bakmak.
Cevabı göster
İddiayı kanıtlar ve bilimsel yöntemler kullanarak değerlendirmek.
the scientific method: bilimsel yöntem
The scientific method, yani bilimsel yöntem, fikirleri gözlemlenebilir kanıtlarla sistemli biçimde sınamanın yoludur. Genellikle sınanabilir bir hipotez kurmayı, gözlem veya kontrollü deneylerle kanıt toplamayı, sonuçları incelemeyi ve sonuçların tekrarlanıp tekrarlanamadığını kontrol etmeyi içerir. Bu cümlede using the scientific method, bir iddiayı araştırırken kanıta dayalı sınamanın ölçüt olarak kullanıldığını anlatır. Buradaki method, herhangi bir kolay yöntem değil, bilimsel araştırma sürecidir.
Alıştırma
Hangi durum birinin the scientific method kullandığını en iyi gösterir?
- Kulağa en heyecanlı gelen açıklamayı seçmek
- Bir iddiayı birçok kişi tekrarladığı için kabul etmek
- Bir hipotezi kontrollü gözlemler ve tekrarlanabilir deneylerle sınamak
Cevabı göster
Bir hipotezi kontrollü gözlemler ve tekrarlanabilir deneylerle sınamak
the discipline called parapsychology: parapsikoloji adı verilen çalışma alanı
Burada discipline, kurallar veya ceza değil, düzenli bir çalışma alanı anlamına gelir. Called parapsychology alanın adını verir ve that is called parapsychology yapısının kısaltılmış biçimidir. Parapsychology, telepati veya telekinezi gibi bildirilmiş olguları araştıran alandır. Buna discipline denmesi, onu bir çalışma alanı olarak tanıtır; bu, iddialarının daha geniş bilim topluluğu tarafından kabul edildiği anlamına gelmez.
Alıştırma
the discipline called parapsychology ifadesinde discipline ne anlama gelir?
- Kişinin davranışlarını kontrol etme yeteneği
- Kuralları çiğnemenin cezası
- Akademik alan veya araştırma alanı
Cevabı göster
Akademik alan veya araştırma alanı
in which researchers study psychic phenomena. Dilbilgisi
1:12araştırmacıların psişik fenomenleri incelediği.
in which ...: resmî bir ilgi cümleciği
In which, daha önce geçen bir isim hakkında ek bilgi veren ilgi cümleciğini başlatır. Burada which, parapsikoloji denen bilim alanına gönderme yapar; in ise araştırmanın o alan içinde gerçekleştiğini gösterir. Buradaki psychic phenomena, sıradan psikolojik süreçleri değil, doğaüstü ya da zihinle ilgili olduğu öne sürülen olguları ifade eder. Bu yapı; bir alanı, kuruluşu, sistemi veya ortamı, içinde neler olduğunu açıklayarak tanımlamak için kullanışlıdır. Anlam “o yerin, alanın veya durumun içinde” olduğunda where seçeneğine göre daha resmîdir.
Alıştırma
Cümleyi “bu sistemin içinde” anlamındaki resmî “edat + which” ifadesiyle tamamlayın: They designed a system ____ every result is checked twice.
Cevabı göster
in which
Parapsychologists regard what they do as a science, Kalıp ifadeler
1:15Parapsikologlar yaptıklarını bir bilim olarak görürler,
regard X as Y: X’i Y olarak görmek veya sınıflandırmak
Regard X as Y, “X’i Y olarak görmek veya sınıflandırmak” anlamına gelir. Burada X, what they do, yani yaptıkları iştir; Y ise a science, yani bu işe verdikleri sınıflandırmadır. Cümle, parapsikologların kendi görüşünü aktarır. Anlatıcının veya diğer bilim insanlarının bu sınıflandırmaya katıldığını söylemez. Bu yapıda as, X’e verilen kimliği, sınıfı veya özelliği belirtir.
Alıştırma
Cümleyi regard X as Y yapısıyla tamamlayın: Many people ____ kindness ____ a strength.
Cevabı göster
regard · as
Birkaç temel gözlemle başlayalım.
Bu cümle açıklamayı düzenleyen bir işarettir. Let's start with... dinleyiciyi önce bir konuya odaklanmaya davet ederken a few basic observations ifadesi, ardından birkaç noktanın sunulacağını haber verir. Buradaki observations yalnızca gözle görülen şeyleri değil, üzerinde düşünülmüş noktaları veya ilk bulguları ifade eder. Cümle, açıklamayı giriş bölümünden düzenli bir fikir sıralamasına geçirir.
Alıştırma
Bu cümlenin bir açıklamadaki temel işlevi nedir?
- Sırada birkaç başlangıç noktasının sunulacağını bildirir.
- Konuşmacının açıklamayı bitirdiğini bildirir.
- Dinleyicilerden bilimsel bir deney yapmalarını ister.
Cevabı göster
Sırada birkaç başlangıç noktasının sunulacağını bildirir.
there's no scientific proof that it exists. Kalıp ifadeler
1:28var olduğuna dair bilimsel bir kanıt yoktur.
ortalıkta dolaşan pek çok kişisel anlatı
Loads of, many veya a lot of demenin günlük ve resmî olmayan bir yoludur. Anecdotes kişisel hikâyeleri veya tekil anlatıları ifade eder; out there ise bunların belirli bir gerçek yerde bulunmasını değil, toplum içinde dolaşmasını veya genel olarak erişilebilir olmasını anlatır. while ile başlayan yan cümle bu tür hikâyelerin çok olduğunu kabul eder, fakat no scientific proof ile kurulacak karşıtlığa hazırlar. Hikâye sayısının fazla olması, iddiayı bilimsel olarak kanıtlamaz.
Alıştırma
Cümledeki loads of anecdotes out there ifadesine en uygun yorum hangisidir?
- Hikâyeler dışarıdaki belirli bir yerde saklanıyor.
- Pek çok kişisel hikâye veya anlatı toplum içinde dolaşıyor.
- Birçok kontrollü çalışma iddiayı bilimsel olarak kanıtladı.
Cevabı göster
Pek çok kişisel hikâye veya anlatı toplum içinde dolaşıyor.
there's no scientific proof that it exists: var olduğuna dair bilimsel kanıt yok
There's, there is ifadesinin kısaltılmış biçimidir. there is no + isim + that yan cümlesi kalıbı, belirli bir iddianın adı belirtilen destek türünden yoksun olduğunu anlatır. Burada that it exists, bilimsel kanıtı bulunmayan iddiadır ve it, telekinesis sözcüğüne gönderme yapar. Anekdotlar deneyimleri anlatabilir, ancak tek başlarına bir iddiayı bilimsel olarak kanıtlamaz. No scientific proof, iddianın bilimsel olarak doğrulanmadığı anlamına gelir; tek başına bilimin iddianın yanlış olduğunu kanıtladığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi ifade "there's no scientific proof that it exists" cümlesinin anlamına en uygundur?
- İddianın doğru olduğu bilimsel kanıtla ortaya konmamıştır.
- Bu iddiayı daha önce hiç kimse bildirmemiştir.
- Bilim, iddianın yanlış olduğunu ortaya koymuştur.
Cevabı göster
İddianın doğru olduğu bilimsel kanıtla ortaya konmamıştır.
No studies conducted according to the scientific method Dilbilgisi
1:31Bilimsel yönteme göre yürütülen
studies conducted ... and repeated under lab conditions: yönteme göre yürütülen ve laboratuvar koşullarında tekrarlanan çalışmalar
Vurgulanan isim öbeğinde conducted according to the scientific method ve repeated under lab conditions, studies sözcüğünden sonra gelen iki sıralı geçmiş zaman ortacı öbeğidir. İkisi de studies sözcüğünü niteler: çalışmalar belirtilen yönteme göre yürütülmüş ve belirtilen koşullarda tekrarlanmıştır. Bu yapı, studies that were conducted according to the scientific method and that were repeated under lab conditions ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Niteleyiciler çıkarıldığında cümlenin iskeleti görülür: No studies can show that it's real. Conducted ve repeated, cümlenin ana fiilleri değildir.
Alıştırma
Hangi seçenek, iki niteleyiciyi de studies sözcüğüne bağlı tutarak vurgulanan ifadeyi doğru biçimde genişletir?
- studies that conducted according to the scientific method and repeated the lab conditions
- studies that were conducted according to the scientific method while the lab conditions were repeated
- studies that were conducted according to the scientific method and that were repeated under lab conditions
Cevabı göster
studies that were conducted according to the scientific method and that were repeated under lab conditions
parapsikolojinin sözde babası
Burada father of parapsychology, alanın kurucusu ya da ilk döneminin önemli öncülerinden biri sayılan bir erkek için kullanılan mecazi bir unvandır; father aile bağını anlatmaz. So-called, bu unvanı insanların kullandığı bir etiket olarak sunar. Çoğu zaman mesafe yaratır: konuşan kişi etiketi tam olarak desteklemeden aktarır ve hatta kuşku belirtebilir. Bu cümlede ifade, Rhine'ı tanıtırken unvana karşı belirli bir mesafeyi korur.
Alıştırma
Cümledeki the so-called father of parapsychology ifadesine en uygun yorum hangisidir?
- Parapsikolojinin kurucu isimlerinden biri olarak tanımlanan, ancak konuşanın unvana belli bir mesafe koyduğu bir erkek
- Parapsikoloji çalışan bir kişinin biyolojik babası
- Konuşanın tamamen ve sorgusuz biçimde kabul ettiği resmî bir görev
Cevabı göster
Parapsikolojinin kurucu isimlerinden biri olarak tanımlanan, ancak konuşanın unvana belli bir mesafe koyduğu bir erkek
make a dice roll ... wanted it to yapısı
Make + nesne + fiilin yalın biçimi, “nesnenin bir şey yapmasını sağlamak” anlamına gelir. make a dice roll içinde a dice ad öbeği nesnedir, roll ise fiilin yalın biçimidir; bu yüzden roll önünde to yoktur. The way they wanted it to, istenen biçimi veya sonucu anlatır. wanted it to sonrasında roll daha önce geçtiği için düşürülmüştür; yapıyı the way they wanted it to roll olarak anlayın. Geriye kalan to, want it to yapısına aittir; make sonrasındaki yapıya ait değildir.
Alıştırma
Parantezde verilen fiilin yalın biçimiyle cümleyi tamamlayın: The coach made the players ____ the drill the way she wanted them to. (repeat)
Cevabı göster
repeat
scientists couldn't replicate his results. Kelime
1:51bilim insanları onun sonuçlarını tekrarlayamadılar.
Bilimsel araştırmada replicate his results
Bilimsel araştırmada replicate someone's results, deneyi aynı ya da çok benzer bir yöntemle tekrarlayıp aynı bulguyu elde etmek demektir. Bir dosyayı kopyalamak veya bildirilen sayıları yalnızca yinelemek demek değildir. Burada diğer bilim insanları Rhine'ın bildirdiği sonucu yeniden elde edemediği için ilk bulguya kanıt olarak güvenmek daha zordu.
Alıştırma
Bir araştırma raporunda “Another team replicated the results” ne anlama gelir?
- Testi tekrarladılar ve aynı bulguyu elde ettiler.
- Sayıları yeni bir belgeye kopyaladılar.
- Raporu okuyup sonucuna katıldılar.
Cevabı göster
Testi tekrarladılar ve aynı bulguyu elde ettiler.
replication is key to proving an idea: be key to + -ing yapısı
X is key to Y, X'in Y'ye ulaşmak için son derece önemli olduğu anlamına gelir. Bu cümlede bir sonucu tekrarlayabilmek, bir fikrin sağlam olduğunu kanıtlamak için gerekli olarak sunulur. Be key to yapısında to bir edattır; bu yüzden ardından gelen fiil normalde -ing biçimini alır: key to proving kullanılır, key to prove kullanılmaz. Key to success örneğinde olduğu gibi ardından bir isim de gelebilir.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için solve fiilinin doğru biçimini kullanın: Clear communication is key to ____ the problem.
Cevabı göster
solving
Ek bilgiye geçiş sağlayan Aside from scientists
Bu cümlede Aside from scientists, “bilim insanlarının yanı sıra” anlamına gelir. Ardından gelen also, bilim insanlarının hâlâ tartışmaya dâhil olduğunu ve başka bir grubun eklendiğini doğrular. Cümle başındaki Aside from X, daha önce ele alınan grubu anıp ardından yeni bir grup veya bakış açısı sunarak fikirleri birbirine bağlayabilir. Bilgiyi düzenler; fiziksel bir konumu anlatmaz.
Alıştırma
“Aside from scientists, there are also countless self-proclaimed telekinetics,” cümlesinde başlangıçtaki ifade ne yapar?
- Bilim insanlarını tartışmanın dışında bırakır.
- Bilim insanlarından sonra başka bir grubu tartışmaya ekler.
- Diğer insanların fiziksel olarak bilim insanlarının yanında durduğunu söyler.
Cevabı göster
Bilim insanlarından sonra başka bir grubu tartışmaya ekler.
there are also countless self-proclaimed telekinetics. Kelime
1:59sayısız kendini telekinetik ilan eden kişi de var.
self-proclaimed telekinetics: doğrulanmamış bir öz tanımlama
Self-proclaimed, telekinetics sözcüğünü niteler. Bu insanların bu etiketi kendilerine verdiklerini söyler; iddia ettikleri yeteneğin başka biri tarafından doğrulandığını söylemez. Burada telekinetics, nesneleri zihinleriyle hareket ettirebildiklerini iddia eden kişileri ifade eder. Konuşmacı self-proclaimed sözcüğünü seçerek etiketi onaylamadan aktarır. Sözcük çoğu zaman mesafe yaratır ve şüphe ya da hafif eleştiri ima edebilir.
Alıştırma
Yargılayın: Bir yazar birine self-proclaimed expert diyorsa bu ifade, kişinin uzman olarak resmî biçimde belgelendirildiğini söyler.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Yanlış
But all have been exposed as tricksters Kalıp ifadeler
2:03Ancak hepsi dolandırıcı olarak ifşa edildi
have been exposed as tricksters: düzenbaz oldukları ortaya çıkarıldı
Edilgen be exposed as + kimlik veya nitelik yapısı, bir kişi hakkındaki gizli gerçeğin kamuya açık biçimde ortaya çıkarılması anlamına gelir. Burada exposed as tricksters, kanıtların bu kişilerin insanları aldatan düzenbazlar olduğunu gösterdiğini anlatır; fiziksel olarak açıkta kaldıkları anlamına gelmez. Have been exposed, edilgen present perfect yapısıdır: ifşa olayı şimdiden önce gerçekleşmiştir ve sonucu şu anda önem taşır. Yalnızca yanıldıklarının anlaşıldığını söylemekten daha güçlüdür, çünkü bir aldatmacanın ortaya çıkarıldığını ima eder.
Alıştırma
be exposed + kimlik kalıbını tamamlayın: After the investigation, the fake expert was exposed ____ a fraud.
Cevabı göster
as
or can't perform under conditions Kalıp ifadeler
2:06veya şartlar altında performans gösteremiyorlar
perform under conditions where they're not totally in control: tamamen kontrol edemedikleri koşullarda beceri göstermek
Burada perform, seyirci önünde gösteri yapmak değil, beklenen sonucu üretmek veya iddia edilen beceriyi göstermek anlamındadır. Under conditions, testin gerçekleştiği koşulları belirtir. where they're not totally in control ilgi cümleciği bu koşulları açıklar: başkaları ya da kurallar, test düzeni üzerindeki kontrollerini sınırlar. İfade bütünüyle, test ortamı tamamen kendi denetimlerinde olmadığında bu beceriyi gösteremediklerini anlatır.
Alıştırma
Bu cümlede perform under conditions where they're not totally in control ne anlama gelir?
- Başka biri sahneyi yönetirken seyirciyi eğlendirmek.
- Bir test zorlaştığında duygusal olarak sakin kalmak.
- Tamamen kontrol edemedikleri bir test ortamında iddia edilen beceriyi başarıyla göstermek.
Cevabı göster
Tamamen kontrol edemedikleri bir test ortamında iddia edilen beceriyi başarıyla göstermek.
suggesting that they manipulate the situation Dilbilgisi
2:10bu da durumu manipüle ettiklerini gösteriyor
suggesting that they manipulate the situation: kanıttan çıkarılan bir sonuç
Burada suggesting that, hemen önce anlatılan durumdan çıkarılan bir sonucu sunar. -ing yan cümlesi önceki kanıtı açıklar ve onların durumu yönlendirdiği sonucuna işaret eder. Bu yapıda suggest, «önermek» değil, «göstermek» veya «bir şeyin doğru olabileceğini düşündürmek» anlamındadır. that yan cümlesi çıkarılan sonucu belirtir.
Alıştırma
“The laptop was still warm, suggesting that someone had used it recently.” cümlesinde suggesting that ne yapar?
- birinin ne yapması gerektiği hakkında tavsiye verir
- önceki kanıtın ne anlama gelebileceğini gösterir
- birinin sözlerini aynen aktarır
Cevabı göster
önceki kanıtın ne anlama gelebileceğini gösterir
Today, there's even a huge stash of prize money Kelime
2:15Bugün, devasa miktarlarda ödül parası bile var
a huge stash of prize money: saklanan büyük bir ödül parası rezervi
Stash, daha sonra kullanılmak üzere bir yerde saklanan malzeme veya eşya topluluğudur; çoğu zaman para, yiyecek ya da başka yararlı şeyler için kullanılır. A huge stash of prize money, çok büyük miktarda paranın ödül olarak kullanılmak üzere ayrıldığı anlamına gelir. Stash canlı ve gündelik bir sözcüktür. Parayı finansal bir rapordaki tarafsız toplam yerine, saklanan bir yığın veya rezerv gibi gösterir.
Alıştırma
Bu cümlede a huge stash of prize money ifadesini en iyi hangi açıklama karşılar?
- ödül parası için kullanılan resmî bir muhasebe terimi
- yanlışlıkla saklanmış tek bir küçük ödül
- kullanıma hazır tutulan büyük miktarda ödül parasının gündelik bir anlatımı
Cevabı göster
kullanıma hazır tutulan büyük miktarda ödül parasının gündelik bir anlatımı
that psychic abilities like telekinesis are real. Kelime
2:22telekinezi gibi psişik yeteneklerin gerçek olduğunu.
psychic abilities like telekinesis: telekinezi gibi psişik yetenekler
Bu bağlamda psychic abilities, sıradan duyuların ya da bilinen fiziksel süreçlerin ötesine geçtiği iddia edilen zihin güçlerini anlatır. Sıradan zihinsel veya psikolojik beceriler anlamına gelmez. like telekinesis ifadesi daha geniş kategoriden bir örnek verir: telekinesis, nesneleri zihinle hareket ettirebildiği varsayılan yetenektir. İfade, “telekinezi gibi psişik yetenekler” şeklinde anlaşılır.
Alıştırma
Bu cümlede psychic abilities like telekinesis ne anlama gelir?
- Düşünce ve duyguları yönetmeye yönelik sıradan beceriler
- Telekinezinin bir örnek olduğu, zihne ait olduğu iddia edilen doğaüstü güçler
- Ağır nesneleri hareket ettirmek için kullanılan fiziksel güç
Cevabı göster
Telekinezinin bir örnek olduğu, zihne ait olduğu iddia edilen doğaüstü güçler
But these riches remain unclaimed. Kalıp ifadeler
2:25Ancak bu servetler sahipsiz kalmaya devam ediyor.
remain unclaimed: hâlâ kimse tarafından talep edilmemiş olmak
remain + sıfat, bir kişi veya şeyin aynı durumda kalmaya devam ettiğini anlatır. Unclaimed, hiç kimsenin hak talep etmediği veya teslim almadığı anlamına gelir; bu nedenle remain unclaimed, “talep edilmemiş ya da alınmamış durumda kalmak” demektir. Burada yapı, ödülü alamayan insanlardan çok riches sözcüğünün, yani daha önce sözü edilen ödül parasının değişmeyen durumuna odaklanır.
Alıştırma
Cümleyi “hiç kimse tarafından talep edilmemiş” anlamındaki hedef sıfatla tamamlayın: Although the contest ended a month ago, the cash prize remains ____.
Cevabı göster
unclaimed
Tam olarak neyin ölçüldüğü konusunda fikir birliği yok
There's no consensus about... bir grubun bir konu üzerinde geniş çaplı bir fikir birliğine varmadığını anlatır. Consensus, yalnızca bir tarafın daha fazla oy almış olmasından daha güçlü bir anlam taşır. what exactly is being measured, about sözcüğünden sonra gelen gömülü bir soru yapısıdır. Çözülmemiş konuyu belirtir ve bildirme cümlesi söz dizimini korur: what ... is being measured; what is it being measured değil.
Alıştırma
Cümleyi dersteki resmî ifadeyle tamamlayın: After months of debate, there is ____ how the funds should be spent.
Cevabı göster
no consensus about
At work: etkin olmak veya etki göstermek
At work burada etkin olmak veya etki göstermek anlamına gelir. Özne, hayalî bir güç olan powerful Yoda-like brain waves olduğu için ifade birinin iş yerinde olduğunu anlatmaz. Soru, gizli bir mekanizmanın bir şeye neden olabileceğini şakacı bir biçimde öne sürer. Daha genel olarak soyut bir güç, etken veya süreç bir durumu etkilediğinde at work olabilir.
Alıştırma
Etkin olmak veya etki göstermek anlamındaki ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: Several hidden factors are ____ here.
Cevabı göster
at work
it's difficult to apply a research standard, Kalıp ifadeler
2:41bir araştırma standardı uygulamak zordur,
Since nobody agrees ifadesinde neden bildiren since
Since nobody agrees ifadesinde since bir neden bildirir ve because sözcüğüne yakın bir anlam taşır. Burada zamanda bir başlangıç noktasını göstermez. since yan cümlesi, ana cümledeki sonucun arka planını verir: fikir birliği olmadığı için bir araştırma standardını uygulamak zordur. Bu nedensel kullanım, nedeni çoğu zaman ardından gelen bilginin arka planı olarak sunar.
Alıştırma
Since the road is flooded, the bus cannot pass cümlesinde Since neyi bildirir?
- Otobüsün hareket etmeye başladığı zamanı
- Otobüsün geçememesinin nedenini
- Yol ile otobüs arasındaki karşıtlığı
Cevabı göster
Otobüsün geçememesinin nedenini
something required in all other types of science,
2:43ki bu bilimin tüm diğer türlerinde gereklidir,
apply a research standard: bir araştırma standardını uygulamak
Burada apply, bir şeyi uygulamaya koymak anlamına gelir. apply a research standard ifadesi, fikirlerin geçerli olup olmadığını sınarken bir araştırma standardı kullanmak demektir; bir standart istemek veya standart için başvurmak demek değildir. Kullanışlı bir yapı apply + standart, kural veya yöntem + to + değerlendirilen şey biçimindedir. Örneğin apply the same standard to every proposal denebilir.
Alıştırma
Hangi cümlede apply, bir standardı uygulamaya koymak anlamında doğru kullanılmıştır?
- The reviewers applied the same standard to every report.
- The reviewers applied every report for the same standard.
- The reviewers applied for the same standard every report.
Cevabı göster
The reviewers applied the same standard to every report.
to test the validity of ideas: fikirlerin geçerliliğini sınamak
To test the validity of ideas, fikirlerin sağlam ve desteklenmiş olup olmadığını anlamak için kanıt, akıl yürütme veya bir yöntem kullanmak demektir. Burada validity, bir şeyin sağlam temellere dayanması veya amaca uygun olması anlamındadır; bir şeyin süresi dolmadan önceki dönemi ifade etmez. to test... mastar öbeği amaç bildirir: gerekliliğin ne işe yaradığını açıklar. test the validity of + idea, claim, method veya conclusion kalıbı bilimsel ve analitik yazılarda kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi hedefteki resmî ifadeyle tamamlayın: The team ran a second study to ____ the original claim.
Cevabı göster
test the validity of
The point of science is to discover the unknown. Dilbilgisi
2:50Bilimin amacı bilinmeyeni keşfetmektir.
The point of X is to...: X'in temel amacını belirtmek
The point of X is to + fiil kalıbı, X'in temel amacını veya ana nedenini belirtir. Bu cümlede point, nokta veya puan değil, “amaç” ya da “temel anlam” demektir. of sözcüğünden sonra bir isim veya -ing biçimi, to sözcüğünden sonra ise fiilin yalın hâli gelir: The point of the meeting is to decide. Bu kalıp çoğu zaman bir etkinlikte en önemli olan şeyi vurgular.
Alıştırma
Cümleyi hedef kalıpla tamamlayın: The ____ the safety drill ____ prepare everyone for an emergency.
Cevabı göster
point of · is to
that new discoveries have gone against established science Kalıp ifadeler
2:57yeni keşiflerin yerleşik bilime ters düştüğü
gone against established science: yerleşik bilimsel bilgilerle çelişmek
Burada gone against, fiziksel olarak ters yönde hareket etmek değil, “çelişmek” veya “karşıt olmak” anlamına gelir. Established science, o dönemde zaten yaygın biçimde kabul edilen bilimsel düşünce ve açıklamaları ifade eder. İfadenin tamamı, yeni keşifleri mevcut bir bilimsel çerçeveye meydan okuyan gelişmeler olarak sunar.
Alıştırma
“The latest results have gone against established science” cümlesindeki hedef ifade ne anlama gelir?
- Sonuçlar, bir bilim binasından fiziksel olarak uzaklaşır.
- Sonuçlar, daha önce kabul edilmiş bilimsel düşüncelerle çelişir.
- Sonuçlar, her yeni iddianın doğru olduğunu kanıtlar.
Cevabı göster
Sonuçlar, daha önce kabul edilmiş bilimsel düşüncelerle çelişir.
and even overturned whole branches of science. Kelime
3:01ve hatta bilimin bütün dallarını altüst ettiği.
overturned whole branches of science: bütün bilim alanlarında köklü bir dönüşüm yaratmak
Burada overturned mecaz anlamdadır. Fiziksel bir nesneyi devirmek değil, kabul edilmiş teori veya çerçeveleri artık geçerli olmaktan çıkarmak demektir. Branches of science, bilimin önemli dallarını veya araştırma alanlarını ifade eder. Whole, değişimin büyüklüğünü vurgular: keşifler yalnızca küçük bir ayrıntı eklememiş, bütün alanlarda köklü değişime yol açmıştır.
Alıştırma
“The discovery overturned the old theory” cümlesini en iyi destekleyen durum hangisidir?
- Bir çalışma, teoriyi değiştirmeden küçük bir ayrıntı ekledi.
- Yeni kanıtlar, teorinin temel iddiasının yanlış olduğunu gösterdi.
- Biri bir bilim kitabını baş aşağı çevirdi.
Cevabı göster
Yeni kanıtlar, teorinin temel iddiasının yanlış olduğunu gösterdi.
Such discoveries must be proven extra carefully Dilbilgisi
3:04Bu tür keşifler ekstra dikkatli bir şekilde kanıtlanmalıdır
must be proven ... to withstand skepticism: kanıtlanmalı ... şüpheciliğe dayanmak için
Must be proven, must + be + past participle biçiminde kurulan kiplik edilgen yapıdır. Discoveries kanıtlanan öğedir ve must güçlü bir gereklilik bildirir; cümle kanıtı kimin sunması gerektiğini söylemez. Extra carefully gereken dikkat düzeyini artırır. To withstand skepticism amacı veya ölçütü belirtir: kanıt, insanlar sorgulayıp delil istediğinde geçerliliğini koruyacak kadar güçlü olmalıdır.
Alıştırma
Hangi cümle kiplik edilgen yapıyı doğru kullanır ve bir iddianın sorgulama karşısında inandırıcılığını koruması gerektiğini belirtir?
- The claim must be proven carefully to withstand skepticism.
- The claim must be proven carefully to prevent anyone from asking questions.
- The claim must prove carefully to withstand skepticism.
Cevabı göster
The claim must be proven carefully to withstand skepticism.
but lacks the powerful evidence in favor of it. Kalıp ifadeler
3:14ancak onu destekleyen güçlü kanıtlardan yoksundur.
lacks evidence in favor of it: onu destekleyen kanıtlardan yoksun
Lacks, lack fiilinin üçüncü tekil kişi biçimidir ve nesnesini doğrudan alır: the idea lacks evidence. Gerekli destekleyici kanıtın bulunmadığı veya yeterince güçlü olmadığı anlamına gelir. In favor of it kanıtın yönünü, yani fikri destekleyen kanıtı belirtir. Bir tartışmadaki destekten söz eder; birinin bu fikri kişisel olarak beğenmesi anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle bir teoriyi destekleyen kanıtların yetersiz olduğunu söyler?
- The theory lacks strong evidence against it.
- The theory lacks strong evidence in favor of it.
- The theory presents strong evidence in favor of it.
Cevabı göster
The theory lacks strong evidence in favor of it.
the laws of physics: hukuk kuralları değil, doğa ilkeleri
the laws of physics ifadesi; madde, enerji, kuvvetler ve hareketin nasıl davrandığını açıklayan ve öngören doğa ilkelerini belirtir. Buradaki laws, bir hükûmetin koyduğu hukuk kuralları anlamına gelmez. Bu cümlede ifade, evrenin tutarlı fizik ilkeleriyle yönetildiğini ve açıklanabildiğini gösterir. İddia edilen bir etkinin mümkün olup olmadığını değerlendirmek için bilimsel bir temel oluşturur.
Alıştırma
Cümlede the laws of physics ne anlama gelir?
- Fiziksel dünyanın nasıl işlediğini açıklayan doğa ilkeleri.
- Fizik dersi için hazırlanmış yönergeler.
- Bir hükûmetin özellikle bilim insanları için çıkardığı yasalar.
Cevabı göster
Fiziksel dünyanın nasıl işlediğini açıklayan doğa ilkeleri.
us that brain waves can't control objects
3:22bize beyin dalgalarının nesneleri kontrol edemeyeceğini
because they're neither strong nor far-reaching enough Dilbilgisi
3:25çünkü onlar ne yeterince güçlüdür ne de yeterince uzağa ulaşır
to influence anything outside of our skulls.
3:28kafataslarımızın dışındaki herhangi bir şeyi etkilemek için.
neither strong nor far-reaching enough to influence: iki nitelik de yetersiz
neither A nor B enough to do something kalıbı, iki niteliğin de bir sonuç için gereken düzeyin altında olduğunu belirtir. Burada beyin dalgaları, kafatasının dışındaki herhangi bir şeyi etkileyecek kadar güçlü değildir ve yeterince uzağa erişmez. Bu fiziksel bağlamda far-reaching, uzun bir mesafeye uzanabilen veya etki edebilen anlamındadır. Geniş kapsamlı ya da önemli etkiler üretmek şeklindeki yaygın soyut anlamında değildir.
Alıştırma
Cümleyi neither ... nor ... enough to kalıbıyla tamamlayın: The radio signal is ____ strong ____ stable enough ____ reach the basement.
Cevabı göster
neither · nor · to
from afar: uzaktan
From afar, “uzak bir yerden” veya “belirli bir mesafeden” anlamına gelen bir zarf öbeğidir. Influence fiilini niteler ve eylemin kaynağıyla etkilenen nesne arasındaki mesafeyi anlatır. Bu cümlede manyetik kuvvetin ve kütle çekiminin doğrudan fiziksel temas olmadan, mesafe üzerinden etkili olabildiğini vurgular. Afar sözcüğü zaten uzaklık anlamını içerir.
Alıştırma
Cümleyi “uzaktan” anlamına gelen ders ifadesiyle tamamlayın: The photographer watched the nesting birds ____ so she would not disturb them.
Cevabı göster
from afar
Probably the closest thing to telekinesis Kalıp ifadeler
3:39Muhtemelen telekineziye en yakın olan şey
is the use of thoughts to control a robotic arm. Dilbilgisi
3:43düşüncelerin bir robot kolu kontrol etmek için kullanılmasıdır.
the closest thing to telekinesis: telekineziye en yakın ama onunla aynı olmayan şey
The closest thing to X kalıbı, “X'e en çok benzeyen kişi, nesne veya deneyim” anlamına gelir. İki şeyi karşılaştırırken önemli bir sınırı korur: en yakın şey, X'in kendisi olmak zorunda değildir. Burada düşünceyle robotik bir kolu kontrol etmek, bilimin açıklayabildiği ve telekineziye en çok benzeyen durum olarak sunulur; doğaüstü telekinezinin kanıtı olarak sunulmaz.
Alıştırma
Cümleyi “eldeki en yakın eşdeğer” anlamına gelen ders ifadesiyle tamamlayın: When the roads are closed, a virtual tour is ____ visiting the museum in person.
Cevabı göster
the closest thing to
the use of X to do Y yapısı
the use of X to do Y kalıbı, use X to do Y eylemini bir isim öbeğine dönüştürür. Burada X, thoughts sözcüğüdür; to control a robotic arm ise bu düşüncelerin ne yapmak için kullanıldığını gösterir. Bu adlaştırılmış yapı, bilimsel metinlerin bütün bir süreci tek bir kavram olarak ele almasını sağlar. Bu bağlamda thoughts, kontrol sinyali olarak kullanılan ölçülebilir beyin etkinliğini ifade eder; gizemli bir güç anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi the use of X to do Y yapısıyla tamamlayın: The ____ sensors ____ detect movement is common in modern phones.
Cevabı göster
use of · to
In the brains of stroke patients who can't move, Kelime
3:47Hareket edemeyen felçli hastaların beyinlerinde,
stroke patients: inme geçirmiş hastalar
stroke patients, inme geçirmiş hastalar anlamına gelir. Bu isim+isim birleşiminde stroke, hastalarla ilişkili tıbbi durumu belirtir. brains ve who can't move ipuçları tıbbi anlamı doğrular: İnme, beyne giden kan akışında ani bir sorun veya beyinde kanama oluşmasıdır ve hareketi etkileyebilir. Burada stroke; kalem çizgisi, yüzme kulaçı veya hafifçe okşama anlamına gelmez.
Alıştırma
brains ve who can't move ipuçlarına göre stroke patients ne anlama gelir?
- inme geçirmiş kişiler
- yüzme kulaçlarını öğrenen kişiler
- kalemle çizgi çizen kişiler
Cevabı göster
inme geçirmiş kişiler
implant tiny wires into the region: küçük telleri bölgenin içine implante etmek
Burada implant, tıbbi veya teknik bir işlemle bir cihazı vücudun ya da dokunun içine yerleştirmek anlamına gelen bir fiildir. Küçük teller, hareketi kontrol eden beyin bölgesinin içine yerleştirilir; dışarıya bağlanan sıradan teller değildir. implant + object + into + location kalıbında into, iç kısımdaki bir konuma doğru hareketi gösterir. Bu kalıp, neyin implante edildiğini ve nereye yerleştirildiğini anlamaya yardımcı olur.
Alıştırma
Hangi cümlede implant tıbbi bir işlem için doğal biçimde kullanılmıştır?
- Surgeons implanted a tiny electrode into the patient's brain.
- Technicians implanted a monitor on the outside wall.
- She implanted the book on the desk.
Cevabı göster
Surgeons implanted a tiny electrode into the patient's brain.
and then train the patient to concentrate Kalıp ifadeler
3:54ve ardından hastayı konsantre olması için eğitebilir
concentrate on moving a robotic arm: robotik bir kolu hareket ettirmeye odaklanmak
Concentrate on, dikkatin tamamını bir şeye yöneltmek anlamına gelir. Odak noktası bir eylem olduğunda on edatından sonra -ing biçimi gelir: concentrate on moving. concentrate on move veya concentrate to move denmez. Bu cümlede hasta, robotik bir kolu hareket ettirme yönündeki amaçlanan eyleme odaklanmak üzere eğitilir. -ing öbeği, hastanın dikkatini verdiği eylemi belirtir.
Alıştırma
keep sözcüğünü doğru biçimde kullanın: During practice, Mia must concentrate on ____ her balance.
Cevabı göster
keeping
which acts like an extension of their minds. Deyimler
3:58ki bu onların zihinlerinin bir uzantısı gibi işlev görür.
acts like an extension of their minds: zihnin bir uzantısı gibi işlev görmek
Burada acts like, “öyleymiş gibi işlev görür” anlamındadır. Robot kol, kullanıcılar onu beyin sinyalleriyle kontrol edebildiği için zihinlerinin bir uzantısına benzetilir. Bu, işlevsel bir benzetmedir; zihnin gerçekten uzadığı iddiası değildir. an extension of X kalıbı, bir şeyin X'in erişimini ya da kapasitesini genişlettiğini anlatır.
Alıştırma
Dersin benzetme kalıbıyla cümleyi tamamlayın: For Maya, her notebook ____ her memory.
Cevabı göster
acts like an extension of
but it isn't telekinesis: net bir sınır koymak
Burada but, ikinci düşünceyi ilk düşüncenin oluşturduğu beklentiyle karşı karşıya getirerek açıklamayı düzenler. Teknoloji şaşırtıcıdır, ancak bu onun telekinezi olduğu anlamına gelmez. Bu “önce kabul et, sonra netleştir” kalıbı önce bir noktayı kabul eder, ardından bir sınır koyar: X is impressive, but it isn't Y. Heyecan verici bir sonuca yanlış bir açıklama getirilmesini önlemeye yardımcı olur.
Alıştırma
Dersteki “önce kabul et, sonra netleştir” kalıbını tamamlayın: The effect looks magical, ____ magic.
Cevabı göster
but it isn't
measurable brain signals translated ... into a robot: ölçülebilir beyin sinyallerinin teknik olarak dönüştürülmesi
Measurable brain signals, cihazların algılayıp kaydedebildiği beyin etkinliğine ait elektriksel örüntülerdir. Measurable, buradaki düşünceleri gizemli ya da doğrulanamaz bir şey olarak değil, gözlemlenebilir fiziksel kanıt olarak sunar. Translated through wires into a robot ifadesindeki translated teknik anlamdadır: beyin sinyalleri kablolardan geçer ve robotun kullanabileceği bir biçime dönüştürülür. Bir insan dilinden başka bir dile çevirmek anlamına gelmez. Through wires fiziksel yolu, into a robot ise alıcı sistemi gösterir.
Alıştırma
Özgün cümlede translated ne anlama geliyor?
- başka bir insan dilinde yeniden yazılmış
- robotun kullanabileceği bir biçime dönüştürülmüş
- ölçülmesi imkânsız hâle getirilmiş
Cevabı göster
robotun kullanabileceği bir biçime dönüştürülmüş
measure, test, and explain: üç parçalı paralel fiil listesi
Measure, test ve explain, paralel biçimde bağlanmış üç yalın fiildir. Üçü de can yardımcı fiiline bağlıdır ve the motion nesnesini paylaşır; bu nedenle can veya the motion tekrar edilmez. Üç parçalı liste, iddiayı anlaşılır bir ilerleyiş içinde düzenler: ölçülebilir bilgi toplamak, bunu sınamak ve bir açıklama sunmak. Bu tür paralel bir liste, bir yöntemi veya savı kısa ve ritmik biçimde özetler. Dil bilgisi ilişkili becerileri sunar; mutlaka katı bir zaman sırası bildirmez.
Alıştırma
Hangi cümlede can sonrasında doğru bir üç parçalı paralel yapı kullanılmıştır?
- Researchers can observe, recording, and compared the results.
- Researchers can observation, record, and to compare the results.
- Researchers can observe, record, and compare the results.
Cevabı göster
Researchers can observe, record, and compare the results.
that's how we've shown: yöntemi sonucuna bağlamak
that's how we've shown az önce anlatılan adımlara geri gönderme yapar. Burada how “o yöntemle” demektir; bu yüzden ifade, önceki ölçme, test etme ve açıklama adımlarını ardından gelen sonuca bağlar. That's how + yan cümle kalıbı bir söylem bağlantısıdır: bir dizi eylemi, bu eylemlerin neyi başardığını anlatan kısa bir ifadeye dönüştürür. Bu bir bildirme cümlesidir, soru değildir.
Alıştırma
Örnekte that's how we've shown ne işe yarıyor?
- Önceki sürece gönderme yapıp onu sonuca bağlıyor.
- Önceki adımlarla ilgisiz yeni bir konuya geçiyor.
- Dinleyiciden yeni bir yöntem sunmasını istiyor.
Cevabı göster
Önceki sürece gönderme yapıp onu sonuca bağlıyor.
that either stands for or against an idea. Kalıp ifadeler
4:23bir fikri savunan veya ona karşı çıkan.
a slow process of accumulating the evidence: düşünceyi özetleyen bir tanım
a slow process of accumulating the evidence bilimi zaman içinde gelişen bir şey olarak tanımlar. Process bilimi süren bir dizi eylem olarak sunarken accumulating, kanıtın tek bir kesin gözlemle sağlanmak yerine azar azar toplandığını belirtir. Science is + isim öbeği kalıbında vurgulanan sözler önceki açıklamayı genel bir özete dönüştürür: bilimsel fikirler giderek büyüyen bir kanıt bütünüyle değerlendirilir.
Alıştırma
a slow process of accumulating the evidence ifadesinin düşünceyi nasıl düzenlediğini en iyi hangi cümle açıklar?
- Bilimi, kanıtların zaman içinde biriktiği, devam eden bir etkinlik olarak sunar.
- Tek bir gözlemin her bilimsel soruyu hemen çözebileceğini söyler.
- Kanıtın yalnızca bir fikir zaten kanıtlandıktan sonra toplandığını anlatır.
Cevabı göster
Bilimi, kanıtların zaman içinde biriktiği, devam eden bir etkinlik olarak sunar.
for or against an idea: bir fikri desteklemek ya da ona karşı çıkmak
Bu ifadede for “destekleyen”, against ise “karşı çıkan” anlamındadır. Bir şeyin amacını değil, bir tutumun veya kanıtın hangi yönde olduğunu gösterir. for or against + isim kalıbı, aynı konunun birbirine zıt iki tarafını sunar. Buradaki idea, desteklenen veya sorgulanan iddiadır.
Alıştırma
evidence against an idea ne anlama gelir?
- Fikre karşı çıkan kanıt
- Fikrin geçmişiyle ilgili kanıt
- Fikri destekleyen kanıt
Cevabı göster
Fikre karşı çıkan kanıt
stack up evidence: kanıtları üst üste yığma benzetmesi
Stack up evidence görsel bir benzetmedir: ayrı ayrı kanıtları bir yığın hâlinde üst üste konabilen nesneler gibi gösterir. Bu cümlede, iki taraftaki kanıtların miktarını veya gücünü karşılaştırmak için kanıt toplamak anlamındadır. Ardından gelen en yüksek kule görüntüsü de aynı benzetmeyi sürdürür. Gerçek bir kule inşa edilmez; daha yüksek “kule”, daha fazla veya daha güçlü desteğe sahip tarafı temsil eder.
Alıştırma
Bu cümlede stack up evidence nasıl bir görüntü oluşturur?
- Kanıtlar bir sese dönüştürülür.
- Kanıtlar incelenmeden önce kaybolur.
- Kanıtlar, bir yığına eklenen nesneler gibi ele alınır.
Cevabı göster
Kanıtlar, bir yığına eklenen nesneler gibi ele alınır.
can't fit within the confines of science: bilimin sınırları içine sığmamak
Bilim, sınırları olan bir alan gibi düşünülür. Bir iddia fits within those confines durumundaysa bilimsel yöntemler ve açıklamalar onu ele alabilir; can't fit within ise iddianın bu çerçevenin dışında kaldığının söylendiğini gösterir. Aynı sınır imgesi kuralların, bütçelerin, teorilerin veya kurumların sınırlamalarını anlatmak için de kullanılabilir.
Alıştırma
Bu cümlede can't fit within the confines of science ne anlama gelir?
- Bilimsel çerçeve içinde ele alınamaz veya açıklanamaz.
- Bilimsel çalışmayı daha gizemli hâle getirir.
- Bir fen sınıfına giremeyecek kadar büyüktür.
Cevabı göster
Bilimsel çerçeve içinde ele alınamaz veya açıklanamaz.
a matter of personal conviction: kişisel inanç meselesi
a matter of X kalıbı, bir şeyin neye bağlı olduğunu veya ne tür bir mesele olduğunu sınıflandırır. Burada a matter of personal conviction, yargının herkesin sınayabileceği kanıtlardan çok bir kişinin güçlü biçimde benimsediği inanca dayandığı anlamına gelir. Purely bu karşıtlığı güçlendirir: cümle, geriye kalan tek dayanağın inanç olduğunu sunar.
Alıştırma
Cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: With no evidence that everyone can test, the claim remains ____.
Cevabı göster
a matter of personal conviction
If something can't be assessed scientifically, Dilbilgisi
4:45Eğer bir şey bilimsel olarak değerlendirilemiyorsa,
If..., then... ile paralel can't be edilgen yapıları ve either
If bir koşul sunar, then ise bu koşuldan çıkarılan sonucu belirtir. İki yan cümle açık bir kural oluşturur: Bilimsel değerlendirme mümkün değilse, o şeye bilimsel de denemez. İki yan cümlede de paralel can't be + geçmiş zaman ortacı edilgen yapısı kullanılır: can't be assessed ve can't be described. Olumsuz bir yan cümlenin sonunda either “o da değil” anlamı verir; iki seçenek sunmaz.
Alıştırma
Cümlenin nasıl düzenlendiğini en iyi hangi açıklama anlatıyor?
- then yan cümlesi koşulu geçersiz kılar ve ilgisiz bir karşıtlık sunar.
- if yan cümlesi bir koşul verir, then yan cümlesi de buna paralel olumsuz bir sonuç verir.
- if yan cümlesi iki bilimsel seçenek verir ve either okuyucudan birini seçmesini ister.
Cevabı göster
if yan cümlesi bir koşul verir, then yan cümlesi de buna paralel olumsuz bir sonuç verir.
the force really is within us: Star Wars göndermesi
Buradaki the force, Star Wars'taki olağanüstü yeteneklerle bağlantılı mistik enerji olan Güç'e, yani the Force'a gönderme yapar. Sıradan bilimsel anlamdaki fiziksel kuvveti anlatmaz. really is within us bölümü, sıradan insanların da filmlerdeki gibi doğaüstü bir güce sahip olabileceğini şakacı bir şekilde hayal eder. Daha sonra Yoda'dan söz edilmesi bu göndermeyi doğrular; dolayısıyla cümle telekinezinin gerçek olduğuna dair kanıt değil, mizahi bir ifadedir.
Alıştırma
Bu cümlede the force büyük olasılıkla ne anlama geliyor?
- Sıradan bir fiziksel kuvvetin vücuda etki ettiği iddiası
- İnsanların içinde doğaüstü bir güç bulunduğunu şakacı biçimde hayal eden bir Star Wars göndermesi
- Telekinezinin bilimsel olarak doğrulandığının kanıtı
Cevabı göster
İnsanların içinde doğaüstü bir güç bulunduğunu şakacı biçimde hayal eden bir Star Wars göndermesi
however much we may want to believe ile derece bildiren ödünleme
However much + özne + fiil, derece bildiren bir ödünleme yapısı kurar ve “ne kadar ... olursa olsun” anlamına gelir. Burada however much we may want to believe, inanma isteğinin çok güçlü olabileceğini kabul eder. Bu isteğe rağmen ana sonuç geçerliliğini korur. May izin değil, olası bir tutum belirtir; ayrıca bu yapıda however “ancak” veya “bununla birlikte” anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi “ne kadar güçlü biçimde istersek isteyelim” anlamındaki hedef however ifadesiyle tamamlayın: ____ we may want to stay, the building is closing.
Cevabı göster
However much
the case for X remains weak: destekleyici kanıtların gücünü değerlendirmek
the case for + iddia ya da fikir kalıbında case, onu destekleyen gerekçe ve kanıtların bütününü anlatır; hukuki bir dava değildir. Burada the case for telekinesis, telekinezinin gerçek olduğu görüşünü destekleyen argümandır. Remain + sıfat, bir durumun devam ettiğini belirtir. Remains weak, araştırmadan sonra da destekleyici argümanın ikna edici olmadığını söyler; telekinetik gücün kendisinin zayıf olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi iki hedef ifadeyle tamamlayın: Even after the meeting, the ____ changing the school schedule ____.
Cevabı göster
case for · remains weak
mind-blowing: son derece şaşırtıcı veya etkileyici
Mind-blowing, bir şeyin son derece şaşırtıcı, etkileyici veya hayal edilmesi zor olduğunu anlatan güçlü ve gündelik bir sıfattır. Bir zihnin gerçekten patladığı anlamına gelmez. Burada becerileri eğlenceli ve abartılı bir şekilde över. Mind sözcüğü zihinsel güçler konusunu da hafifçe çağrıştırır, ancak ifade normal deyimsel anlamını korur.
Alıştırma
Cümleyi “son derece etkileyici” anlamındaki vurgulanan sıfatla tamamlayın: The dancers' perfect timing was ____.
Cevabı göster
mind-blowing
belong in the movies: film dünyasına uygun olmak
belong in + yer veya ortam yapısında belong, “orada bulunması uygun olmak” anlamına gelir; “birinin mülkü olmak” anlamına gelmez. Bu nedenle they belong in the movies, bu güçlerin sıradan gerçeklikten çok film dünyasına uygun olduğunu söyler. For now, sonucu geçici hâle getirir: mevcut bilgilere göre bu güçler hâlâ filmlere ait birer konudur.
Alıştırma
Cümleyi belong in ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: This dramatic story ____ a movie, not a news report.
Cevabı göster
belongs in