Yerçekimini Işığa Dönüştürmek - Smarter Every Day 146: İngilizce çalışma notları
SmarterEveryDay
Video özeti: GravityLight, yerçekimi dişlileri ve LED kontrolüyle gazyağından daha güvenli şebeke dışı ışık sağlar. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “off the grid.” — Deyimler ve mecazlı ifadeler: gerçek ızgarayı değil, kamu altyapısı dışındaki yaşamı anlayın. 2. “The further through the drivetrain you go, the fewer the teeth you have to engage” — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: iki değişkenin birlikte değişmesini bağlantılı karşılaştırmalarla gösterin. 3. “which drives these gears, which drives this motor, which powers this light, which changes the world.” — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: ilgi cümleciklerini yineleyerek mekanizmadan sonuca ve toplumsal etkiye ilerleyin.
Bu derste
you know that I spend a lot of time off the grid. Deyimler
0:03vaktimin çoğunu şebekeden uzak yerlerde geçirdiğimi bilirsiniz.
off the grid: kamu altyapı şebekesinden bağımsız
Bu cümlede off the grid, elektrik şebekesi gibi olağan kamu hizmetlerine ve altyapıya bağlı olmayan bir yerde yaşamak veya zaman geçirmek anlamına gelir. Tam olarak hangi hizmetlerin bulunmadığı bağlama göre değişir; burada ortam özellikle elektrik altyapısının sınırlı olduğuna işaret eder. Bu bir deyimdir: grid sözcüğü gerçek anlamda kareli bir deseni değil, birbirine bağlı bir kamu sistemini ifade eder. İfade bazen internet veya telefon bağlantısının zayıf olduğunu da düşündürebilir, ancak yalnızca “çevrimdışı” demek değildir.
Alıştırma
Olağan kamu hizmetlerinden kopuk olmayı anlatan, dersteki üç sözcüklü deyimle İngilizce cümleyi tamamlayın: “Their solar-powered cabin is ____.”
Cevabı göster
off the grid
I'm in the Amazon rainforest and I don't really know what this thing is.
0:06Amazon yağmur ormanındayım ve bunun ne olduğunu gerçekten bilmiyorum.
I think it's some kind of termite thing on a tree.
0:09Sanırım ağaçta bir tür termit yuvası gibi bir şey.
so one thing about being off the grid or in a developing nation is light is always an issue.
0:13şebekeden uzak olmanın ya da gelişmekte olan bir ülkede bulunmanın getirdiği şeylerden biri de ışığın her zaman sorun olmasıdır.
But what if you live off the grid so far that you don't have access to batteries? Kalıp ifadeler
0:24Peki ya şebekeden o kadar uzakta yaşıyorsanız ve pillere bile erişiminiz yoksa?
have access to: edinme veya kullanma imkânına sahip olmak
Bu soruda have access to batteries, pilleri edinebilmek ve kullanabilmek anlamına gelir. Access burada bir yere fiziksel olarak girmeyi değil, pratikte mevcut olma durumunu ifade eder. Kalıp have access to + isim veya isim öbeğidir. Bu kullanımda access genellikle sayılamayan bir isimdir; bu nedenle have an access to değil, have access to denir.
Alıştırma
Cümleyi have + access + to ile oluşturulan üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: “All students ____ the online library.”
Cevabı göster
have access to
Gündelik bir pekiştirici olarak stinking excited
Stinking excited ifadesinde stinking bir kokuyu anlatmaz. Very veya extremely anlamına gelen, gündelik bir pekiştirici olarak kullanılır ve heyecan düzeyinin çok yüksek olduğunu vurgular. Bu seçim söyleyişe eğlenceli, enerjik ve biraz abartılı bir hava da katar. Benzer sıfat ifadelerinde stinking sözcüğünü otomatik olarak gerçek anlamıyla yorumlamak yerine ton ve bağlamdan pekiştirici olup olmadığını anlayın.
Alıştırma
Bu cümlede stinking excited ne anlama geliyor?
- yalnızca biraz ilgili
- son derece heyecanlı
- bir şey kötü koktuğu için heyecanlı
Cevabı göster
son derece heyecanlı
about to make: be about to + fiilin yalın hâli
About to make, be about to + fiilin yalın hâli yapısının bir parçasıdır. Buradaki am about to make, konuşanın ışık üretmek üzere olduğunu ve eylemin neredeyse hemen gerçekleşmesinin beklendiğini anlatır. Bu yapı bir olayı çok yakın ve gerçekleşmek üzere gösterir; çoğu zaman mevcut durum olayın başlamaya hazır olduğunu zaten gösterir. Burada about bütün yapının parçasıdır ve hakkında anlamına gelmez.
Alıştırma
Olayın neredeyse hemen gerçekleşeceğini anlatan sabit ifadeyle cümleyi tamamlayın: The train is ____ leave.
Cevabı göster
about to
alone with nothing but gravity. Kalıp ifadeler
0:37tek başıma, yerçekiminden başka hiçbir şey kullanmadan ışık üretmek üzereyim.
nothing but gravity: “sadece” yapısı
nothing but + isim öbeği, “yalnızca + o isim öbeği” anlamına gelir. “nothing but gravity” ifadesinde gravity, işin içinde olan tek kuvvet veya tek şey olarak sunulur; bu nedenle yapı, diğer her şeyin dışarıda bırakıldığını vurgular. Alone ayrı bir bölümdür ve yanında kimse ya da yardım olmadığını belirtir. nothing but gravity ise geriye kalan veya kullanılan tek şeyi gösterir. nothing ve but ayrı ayrı olumsuz görünebilse de burada ikisi birlikte çift olumsuzluk oluşturmaz; bütün ifade “sadece” anlamındadır.
Alıştırma
The box held only a compass. only yerine geçip “sadece” anlamını vurgulayabilecek ifade hangisidir?
- nothing but
- nothing about
- anything but
Cevabı göster
nothing but
I'm going to have to put this head strap camera on because I don't have enough hands.
0:39Ellerim dolu olduğu için bu kafa bandı kamerasını takmam gerekecek.
powering a light with nothing but gravity
0:59yerçekiminden başka hiçbir şey kullanmadan bir ışığa güç sağlıyorum.
a pretty big deal: bir şeyin oldukça önemli olduğunu söylemek
A big deal, önemli, anlamlı veya dikkat edilmeye değer bir şeyi anlatan deyimsel bir isim öbeğidir. “A pretty big deal” ifadesinde pretty, “oldukça” veya “epey” anlamında kullanılan gayriresmî bir derece zarfıdır; big kelimesinin derecesini artırır, “güzel” anlamına gelmez. Bu ifade, durumu oldukça önemli olarak değerlendirir. Başındaki “that's”, az önce söylenen bir gerçeğe veya olaya gönderme yapar ve bu ifadeyi konuşanın değerlendirmesi olarak sunar.
Alıştırma
The team finished its first robot. Bu başarının onlar için oldukça önemli olduğunu en iyi hangi ifade anlatır?
- a pretty picture
- a pretty big box
- a pretty big deal
Cevabı göster
a pretty big deal
because humans have powered things with gravity for thousands of years,
1:04çünkü insanlar binlerce yıldır yerçekimiyle bir şeylere güç sağladılar,
but we've never done personal source lighting.
1:07ancak bunu kişisel aydınlatma için hiç kullanmamıştık.
So we're gonna figure out how this thing works, Öbek fiiller
1:10Bu yüzden bunun nasıl çalıştığını çözeceğiz,
figure out: bir şeyin nasıl çalıştığını çözmek
Figure out, düşünerek, deneyerek veya araştırarak bir şeyi anlamak ya da çözmek anlamına gelen bir phrasal verb'dür. Bu cümlede tamamlayıcısı how yan cümlesidir: how this thing works, anlamak istedikleri sorunu belirtir; fiziksel bir figure veya sayı anlamına gelmez. Bu ifade, anlamayı bir keşif ve problem çözme süreci olarak gösterir. Aynı yapı figure out what happened, why it stopped veya how to fix it ile de kullanılabilir.
Alıştırma
Düşünerek anlamak veya çözmek anlamındaki phrasal verb ile cümleyi tamamlayın: We need to ____ how this machine works.
Cevabı göster
figure out
make a pit stop: yolda kısa bir mola vermek
Make a pit stop, bir yolculuk veya devam eden başka bir etkinlik sırasında kısa süreliğine durup sonra devam etmek anlamına gelir. Bu ifade, yarış arabalarının yakıt almak, lastik değiştirmek veya onarım yapmak için pit alanında kısa süre durmasından gelir. Bu cümlede ifade, güzergâh üzerindeki kısa bir molayı belirtir; son varış noktasını belirtmez. Bir planın veya sürecin içindeki kısa bir ara için de kullanılabilir.
Alıştırma
Başka bir şehre araba kullanıyorsunuz ve devam etmeden önce kahve için kısa bir süre durmak istiyorsunuz. Aşağıdaki cümlelerden hangisi make a pit stop ifadesini doğal kullanır?
- Let's make a pit stop when we finally arrive at our destination.
- Let's make a pit stop and stay at the café for three days.
- Let's make a pit stop for coffee before we continue.
Cevabı göster
Let's make a pit stop for coffee before we continue.
Harnessing the energy of gravity to power things
1:18Yerçekimi enerjisini eşyalara güç vermek için kullanmak
and see if we can come up with any bright ideas. Notlar
1:32ve aklımıza parlak bir fikir gelip gelmeyeceğine bakacağız.
Come up with ile bir fikir üretmek
Come up with, bir fikir, plan, cevap veya çözüm “düşünüp üretmek” anlamına gelir. Buradaki see if we can come up with any bright ideas, deney yaparak işe yarar fikirler bulmaya çalışacaklarını anlatır. Bu, üç sözcüklü bir öbek fiildir: come up with + isim veya zamir. With ifadenin bir parçasıdır; bu nedenle come up with an idea denir, come up an idea denmez.
Alıştırma
Cümleyi “düşünüp üretmek” anlamına gelen üç sözcüklü öbek fiille tamamlayın: We need a safer plan. Can you ____ one before tomorrow?
Cevabı göster
come up with
Bright ideas: zekice fikirler ve ışıkla ilgili söz oyunu
Bright idea normalde zekice veya umut vadeden bir fikir demektir. Any bright ideas ifadesindeki bright, fikirlerin ne kadar zekice veya yararlı olabileceğini anlatır; normalde fikirlerin ışık yaydığı anlamına gelmez. Burada konuşanlar aydınlatmayla ilgili bir cihazı inceliyor. Bu yüzden bright sözcüğü, “ışıkla dolu” biçimindeki gerçek anlamını da çağrıştırır. Bu çift anlam küçük bir söz oyunu oluşturur, ancak temel mesaj hâlâ “zekice fikirler”dir.
Alıştırma
Videodaki cümlede any bright ideas öncelikle ne anlama geliyor?
- Daha önce sınanmış fikirler
- Zekice veya yararlı fikirler; ayrıca ışıkla ilgili bir söz oyunu
- Fiziksel olarak parlayan fikirler
Cevabı göster
Zekice veya yararlı fikirler; ayrıca ışıkla ilgili bir söz oyunu
and what's claimed to be the oldest working mechanical clock in the entire world.
1:40ve tüm dünyadaki çalışan en eski mekanik saat olduğu iddia edilen şeye ev sahipliği yapıyor.
Magna Carta, ... bir katedralin tarihî hazinesi olarak
Magna Carta, ilk kez 1215’te yayımlanan tarihî bir İngiliz belgesinin sabit adıdır. Genellikle “Büyük Ferman” diye çevrilir; ancak İngilizcede özel ad olarak kullanılır ve bu cümlede iki kelime ayrı ayrı sıradan kelimeler gibi yorumlanmamalıdır. Burada “one of the original copies of the Magna Carta”, bu belgenin günümüze ulaşan ilk nüshalarından biri demektir. Bu ad, katedralin hukuk ve siyaset tarihi açısından önemli bir belgeyi koruduğunu gösterir.
Alıştırma
Bu cümlede “Magna Carta” neyi ifade ediyor?
- Erken dönem bir mekanik saati
- Bir tür koro müziğini
- Kraliyet gücüne getirilen sınırlara bağlı tarihî bir fermanı
- Modern bir gezi rehberini
Cevabı göster
Kraliyet gücüne getirilen sınırlara bağlı tarihî bir fermanı
Clock expert Chris McKay agreed to walk me through the ancient technology of powering something using gravity. Öbek fiiller
1:44Saat uzmanı Chris McKay, yerçekimini kullanarak bir şeye güç sağlayan eski teknolojiyi bana anlatmayı kabul etti.
walk me through ... bir süreci adım adım açıklamak
Walk someone through something, bir kişiyi bir sürecin içinde adım adım yönlendirmek; genellikle her bölümü açıklamak veya göstermek anlamına gelen bir deyimdir. “walk me through the ancient technology” ifadesinde me, yönlendirilen kişidir; through’dan sonra gelen bölüm ise açıklanan teknolojidir. Bu ifade normalde konuşan kişiyle uzmanın teknoloji boyunca fiziksel olarak yürümesi anlamına gelmez. Açık ve düzenli bir yardımı vurgular.
Alıştırma
“Could you walk me through the account setup process?” cümlesinde walk me through ne anlama gelir?
- Beni gerçek bir yürüyüşe çıkarmak
- Hesabın ne zaman icat edildiğini söylemek
- Hiçbir şey açıklamadan süreci tamamlamak
- Süreci adım adım açıklamak
Cevabı göster
Süreci adım adım açıklamak
Most machinery is you're turning something fast and
1:55Çoğu makinede hızlı dönen bir şeyi çevirirsiniz ve
And the rate is being governed by the escapement.
2:21Ve bu hız, eşapman tarafından kontrol ediliyor.
And it's stopped with the pawl and ratchet here.
2:37Ve buradaki mandal ve cırcır ile durduruluyor.
Olumlu ifade + isn't it?
Isn't it?, olumlu bir ifadenin sonuna eklenen olumsuz bir soru takısıdır. Burada 's, is anlamına gelir ve özne tekil kabul edilir; bu nedenle soru takısı is yardımcı fiilini tekrarlar ve it zamirini kullanır. Konuşmacı esas olarak yeni bir bilgi istemez. Bu takı, dinleyiciyi very clunky değerlendirmesini doğrulamaya veya paylaşmaya davet eder. Başka durumlara aktarılabilen kalıp, ana cümlenin yardımcı fiili ve zamiriyle eşleşen olumsuz bir soru takısının olumlu cümleden sonra gelmesidir.
Alıştırma
Soru takısını tamamlayın: The new gear is very noisy, ____?
Cevabı göster
isn't it
and then you have this clunk clunk clunk clunk clunk.
2:45ve ardından tak tak tak tak sesleri geliyor.
so there's two takeaways to remember about clocks powered by gravity. Anlatım akışı
2:47öyleyse yerçekimiyle çalışan saatler hakkında hatırlanması gereken iki önemli nokta var.
Özet çerçevesi two takeaways to remember
Burada takeaways, alıp götürülen nesneleri değil, dinleyicilerin akıllarında tutmaları gereken temel dersleri veya sonuçları ifade eder. Two, beklenen madde sayısını belirler; to remember ise bunların önemli noktalar olduğunu vurgular. Bu ifade, ayrıntılı açıklamadan kısa bir özete geçerek bilgiyi düzenler. Dinleyicilere açıkça ayrılmış iki nokta beklemelerini söyler; bu nedenle konuşmacı ardından tam olarak iki ana sonuç sunmalıdır.
Alıştırma
Bir sunumcu ayrıntılardan, dinleyicilerin aklında tutması gereken iki ana derse geçiyor. Bu geçişi en iyi hangi cümle yapar?
- There are two action items to complete.
- There are two background details to add.
- There are two takeaways to remember.
Cevabı göster
There are two takeaways to remember.
there's an escapement that regulates the release of potential energy. Kalıp ifadeler
2:55potansiyel enerjinin salınımını düzenleyen bir eşapman vardır.
Konuşma noktalarını sıralamak için Number one, ... And number two,
Number one ve And number two, konuşmada sıralamayı gösteren işaretlerdir: dinleyene ilk noktanın nerede başladığını ve sonraki noktanın ne zaman geldiğini bildirirler. Bilgiyi düzenlerler; fikirleri önem sırasına koymazlar. Number one ilk maddeyi tanıtır, And number two ise genellikle ilk madde tamamen açıklandıktan sonra sonraki maddeyi ekler. Bu kalıp, dinleyenin bir öğreticiyi, açıklamayı veya düzenli bir yanıtı takip etmesine yardımcı olur.
Alıştırma
Açık bir sözlü açıklamada ilk nokta ____ ile, sonraki nokta ise ____ ile başlayabilir.
Cevabı göster
Number one · And number two
Teknik bir açıklamada regulates the release of potential energy
Bu teknik ifadede regulates, bir şeyin zaman içinde nasıl gerçekleştiğini kontrol etmek veya ayarlamak anlamına gelir. Fiilin nesnesi the release olduğu için eşapman enerjiyi üretmez; depolanmış enerjinin ne zaman ve ne hızla dışarı verileceğini yönetir. Potansiyel enerji, bir konum veya durum nedeniyle depolanmış enerjidir. Bu nedenle ifadenin tamamı, enerji çıkışının zamanlamasını veya hızını kontrol eden bir mekanizmayı anlatır; kural koyma sürecini anlatmaz.
Alıştırma
Bir basınç valfi suyun tanktan ne kadar hızlı çıktığını kontrol ediyor. Bu eylemi en doğru biçimde anlatan cümle hangisidir?
- The valve regulates the release of water.
- The valve stores the water.
- The valve releases the water.
Cevabı göster
The valve regulates the release of water.
Gündelik selamlaşma olarak What's up, man?
Bu cümlede what's up, yaklaşık olarak “nasıl gidiyor?” ya da sadece “selam” anlamına gelen gündelik bir selamlaşma işlevi görür. Genellikle kısa bir yanıt bekler; belirli bir olayın ayrıntılı biçimde anlatılmasını istemez. Man, samimi ve rahat bir ton katan gayriresmî bir hitap sözüdür. Burada toplumsal yakınlık kurmaya yardımcı olur; sorunun gerçek anlamdaki içeriğinin bir parçası değildir.
Alıştırma
Rahat bir tanışma sırasında What's up, man? büyük olasılıkla hangi işlevi görür?
- Genellikle kısa bir yanıt bekleyen gündelik bir selamlaşma
- Dinleyicinin başının belada olduğuna dair bir uyarı
- Bir olayın ayrıntılı biçimde anlatılmasına yönelik resmî bir talep
Cevabı göster
Genellikle kısa bir yanıt bekleyen gündelik bir selamlaşma
Nazik bir ilk tanışmada Pleased to meet you
Pleased to meet you, biriyle ilk kez tanıştırıldıktan hemen sonra kullanılan kalıplaşmış ve nazik bir ifadedir. I'm pleased to meet you cümlesinin eksiltili biçimidir. Bu ifade, tanıştırılmaya nazikçe karşılık verme amaçlı toplumsal nezaketi yerine getirir; güçlü bir kişisel duyguyu anlatması gerekmez. Jim adı, yeni tanışılan kişiye doğrudan hitap eder.
Alıştırma
Bir müşteriyle ilk kez tanıştırıldıktan hemen sonra hangi cümle en uygundur?
- What's wrong, Ms. Rivera?
- Pleased to meet you, Ms. Rivera.
- Good to see you again, Ms. Rivera.
Cevabı göster
Pleased to meet you, Ms. Rivera.
where he had met people who had to use kerosene lamps at night
3:06ve orada geceleri gaz lambası kullanmak zorunda kalan insanlarla tanıştığını anlattı,
had visited Kenya ... had met people: told öncesini gösteren past perfect
had + geçmiş zaman ortacı yapısı past perfect oluşturur. Told geçmişte bir referans noktası belirler; had visited ve had met, iki deneyimin de Jim'in bunları anlatmasından önce gerçekleştiğini gösterir. İki past perfect kullanılması iki ayrı ziyaret olduğu anlamına gelmez ve ziyaret ile tanışmanın hangisinin önce olduğunu belirtmez. Where, tanışmayı Kenya ile ilişkilendirir; yani bu tanışma önceki Kenya ziyareti sırasında gerçekleşmiştir.
Alıştırma
Cümleyi visit fiilinin past perfect biçimiyle tamamlayın: By the time Maya told us about her trip, she ____ the museum twice.
Cevabı göster
had visited
so their children could: geçmişte amaç bildirme
so their children could do their homework ifadesinde so, lambaları kullanma amacını belirtir: ışık, çocukların geceleri çalışabilmesini sağlamıştır. Burada so, so that anlamındadır ve that atılabilir. Could geçmişteki duruma uyar ve lambaların sağladığı imkânı ya da yeteneği ifade eder. Yalnızca bu nedenle gibi bir sonuç bildirmez; insanların lambaları ne amaçla kullandığını açıklar.
Alıştırma
Hangi cümle geçmişteki bir eylemin amacını so ... could ile açıklar?
- We moved the table, so everyone saw the screen.
- We moved the table because everyone could see the screen.
- We moved the table so everyone could see the screen.
Cevabı göster
We moved the table so everyone could see the screen.
You've got to pay for: have got to ile konuşma dilinde zorunluluk
You've got to pay for ifadesinde 've got to, have got to + fiilin yalın hâli yapısının kısaltılmış biçimidir. Ödeme yapmanın gerekli veya kaçınılmaz olduğunu anlatır; konuşanın bir şeyi elde ettiği anlamına gelmez. Bu yapı, masrafı pratik bir zorunluluk olarak sunar: gazyağı gerektiğinde bunun için para ödenmelidir. have got to + fiilin yalın hâli yapısını şu andaki güçlü bir gerekliliği anlatmak için de kullanabilirsin.
Alıştırma
Cümleyi have got to yapısının kısaltılmış biçimiyle tamamla: You____ leave now, or you'll miss the bus.
Cevabı göster
've got to
You're burning an open container of fuel inside your house.
3:16Evinizin içinde kapağı açık bir yakıt kabı yakıyorsunuz.
fire hazard: olası bir yangın kaynağı
fire hazard, yangın çıkarabilecek veya yangının daha kolay yayılmasına neden olabilecek bir nesne, durum ya da faaliyettir. Bu ifade, hâlihazırda yanan bir yangını değil, olası bir tehlikeyi belirtir. İfade, bir riski sınıflandırmak için çoğunlukla be fiilinden sonra gelir: It's a fire hazard veya Those boxes are a fire hazard.
Alıştırma
Aşırı yüklenmiş bir prizin yangına neden olabileceğini hangi cümle doğru biçimde ifade eder?
- An overloaded outlet is a fire drill.
- An overloaded outlet is on fire.
- An overloaded outlet is a fire hazard.
Cevabı göster
An overloaded outlet is a fire hazard.
take something apart: bir şeyi parçalarına ayırmak
Take something apart, bir nesneyi genellikle incelemek, onarmak veya yapısını anlamak amacıyla bilinçli olarak parçalarına ayırmak demektir. Bu cümlede one, bir GravityLight cihazını ifade eder; cihazı söktükten sonra içinde doğru akım jeneratörünü buldular.
Alıştırma
Cümleyi take apart ifadesinin doğru biçimi ve sözcük sırasıyla tamamlayın: The remote stopped working, so Mia decided to ____ and check the battery contacts.
Cevabı göster
take it apart
we're going to set up the GravityLight prototype up here
3:30GravityLight prototipini kapağı olmadan
So I would expect that the side under tension is where it's going to be moving slowest Ton ve niyet
3:36Gerilim altındaki tarafın en yavaş hareket eden yer olacağını
Temkinli bir tahmin için I would expect that ...
I would expect that, akıl yürütmeye veya eldeki kanıtlara dayanan bir tahmin sunar. Burada konuşmacı, gözlem tamamlanmadan önce hareketin nerede en yavaş olacağını tahmin ediyor. Would, iddiayı yumuşatır ve yeni kanıtların tahmini değiştirmesine yer bırakır. Burada geçmişten bakılan bir geleceği anlatmaz. Yeniden kullanılabilir yapı I would expect that + yan cümledir.
Alıştırma
Hangi cümle, yeni kanıtlara yer bırakırken gerekçeli bir tahmini en iyi şekilde sunar?
- I know that the backup battery will last exactly two hours.
- I promise that the backup battery will last about two hours.
- I would expect that the backup battery will last about two hours.
Cevabı göster
I would expect that the backup battery will last about two hours.
and near the gear on the or the belt on the motor with the generator,
3:41ve jeneratörlü motorun dişlisinin veya kayışının yakınında,
that's where it's going to be driving fastest.
3:47en hızlı döndüğü yerin orası olacağını tahmin ediyorum.
So the weight on GravityLight moves very slow
3:49GravityLight'taki ağırlık çok yavaş hareket ediyor
So how is this slow motion converted into something fast enough to move that generator?
3:53Peki bu yavaş hareket, o jeneratörü hareket ettirecek kadar hızlı bir şeye nasıl dönüştürülüyor?
The clock in the church had really large metal teeth
3:58Kilisedeki saat, o büyük ağırlığı tutabilecek
capable of holding back that large weight. Kalıp ifadeler
4:00gerçekten büyük metal dişlere sahipti.
capable of holding back: fiziksel olarak tutabilme kapasitesi
capable of + fiilin -ing biçimi, bir yetenek veya kapasiteyi ifade eder. Burada capable of holding back, büyük metal dişlerin ne yapabildiğini anlatır: ağır yükün çekme kuvvetine direnebilir ve onu tutabilirler. Hold back burada fiziksel bir anlam taşır. Duyguları gizlemek veya birinin ilerlemesini engellemek anlamında değildir; bir kuvvetin ya da nesnenin serbestçe hareket etmesini önlemek demektir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki “fiziksel olarak tutabilecek durumda” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: This floodgate is ____ a wall of water.
Cevabı göster
capable of holding back
Wouldn't those teeth just break off under such a large load? Öbek fiiller
4:05Bu dişler bu kadar büyük bir yük altında kırılmaz mı?
break off: kırılıp ana gövdeden ayrılmak
Break off, bağlı bir parçanın bağlantı noktasından kırılıp daha büyük nesneden ayrılması anlamına gelir. Soruda dişler, ağır yük nedeniyle kopabilecek parçalardır. Burada öbek fiil geçişsizdir: parçaların kendileri break off olur. break a piece off veya break off a piece örneklerinde olduğu gibi geçişli de kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümle, bağlı bir parçanın kırılıp ana nesneden ayrıldığını söyler?
- One of the plastic tabs fell off without snapping.
- One of the plastic tabs broke off.
- One of the plastic tabs cracked but stayed attached.
Cevabı göster
One of the plastic tabs broke off.
Jim taught me something interesting about how gears work.
4:08Jim bana dişlilerin nasıl çalıştığına dair ilginç bir şey öğretti.
If you have two gears touching on the outer diameter,
4:10Dış çapta birbirine temas eden iki dişliniz varsa,
But if you have a gear running on the inner diameter of another gear,
4:15Ancak başka bir dişlinin iç çapında çalışan bir dişliniz varsa,
which has serious implications for the life of the gear. Kalıp ifadeler
4:20ki bunun da dişlinin ömrü açısından ciddi sonuçları vardır.
serious implications for: bir şey açısından ciddi sonuçlar
Bu cümlede serious implications for, “…… açısından önemli sonuçlar doğurmak” anlamına gelir. Tasarım, birden fazla dişin yükü paylaşmasını sağlar ve bu durum dişlinin ne kadar dayanacağını önemli ölçüde etkileyebilir. Buradaki implications, dolaylı imalar değil, sonuçlar anlamındadır. Yeniden kullanılabilir kalıp have implications for + etkilenen kişi, sistem veya konudur. Serious, sonuçların dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini belirterek ifadeyi güçlendirir.
Alıştırma
Bir değişikliğin kamu güvenliği açısından önemli sonuçlar doğurabileceğini belirten resmî ifadeyi tamamlayın: The design change could have ____ public safety.
Cevabı göster
serious implications for
I went to school for 4 years and you just taught me something in 10 seconds. Anlatım akışı
4:364 yıl okula gittim ve sen bana 10 saniyede bir şey öğrettin.
I went to school for 4 years ... in 10 seconds: mizahi bir zaman karşıtlığı
Cümle iki paralel zaman çerçevesi üzerine kuruludur: I went to school for 4 years ve you just taught me something in 10 seconds. Uzun bir süreyi çok kısa bir sürenin yanına koymak, yeni açıklamanın olağanüstü derecede verimli ve akılda kalıcı görünmesini sağlar. Bu karşıtlık şakacı bir abartıdır. Konuşmacı diğer kişiyi över ve şaşkınlığını ifade eder; dört yıllık eğitimin gerçekten işe yaramaz olduğunu iddia etmez. Mizah yaratmak veya güçlü bir takdir ifade etmek için uzun çaba + and + hızlı sonuç kalıbını başka durumlarda da kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Hangi cümle etkilenmiş bir övgü ifade etmek için aynı paralel zaman karşıtlığını kullanıyor?
- I studied this for three days, and you explained it in two minutes.
- You explained it in two minutes, so I studied for three days afterward.
- I studied this for three days because the test lasted two minutes.
Cevabı göster
I studied this for three days, and you explained it in two minutes.
One side of the mechanism is closest to the weight
4:41Mekanizmanın bir tarafı ağırlığa en yakın olandır,
Jim uses internal gearing here to distribute that load across more teeth. Kalıp ifadeler
4:45Jim burada, o yükü daha fazla dişe dağıtmak için içten dişli sistemi kullanıyor.
Yükü daha fazla dişe dağıtmak
Burada distribute that load across more teeth, mekanik kuvveti yalnızca bir veya iki dişin taşıması yerine birkaç dişin birlikte paylaşmasını sağlamak demektir. Load burada mekanizmaya uygulanan kuvveti veya ağırlığı belirten bir isimdir. Yeniden kullanılabilen kalıp distribute a load across several points or parts şeklindedir. Distribute eylemi, the load paylaştırılan şeyi, across ise onu paylaşan birden fazla yeri belirtir.
Alıştırma
Birkaç parçanın yükü paylaştığını anlatmak için distribute a load across kalıbını doğru kullanan cümle hangisidir?
- The frame distributes the load away from four supports.
- The frame distributes the load across four supports.
- The frame distributes four supports across the load.
- The frame carries the load beside four supports.
Cevabı göster
The frame distributes the load across four supports.
The further ..., the fewer ...: ne kadar..., o kadar az...
The further ... you go, the fewer ... you have to engage, the + karşılaştırma cümleciği, the + karşılaştırma cümleciği biçimindeki bağıntılı karşılaştırma yapısını kullanır. Bu yapı değişen iki miktarı birbirine bağlar. Aktarma sistemi boyunca ilerleme arttıkça birbirine geçmesi gereken dişlerin sayısı azalır. further sözcüğünden önceki the ile fewer sözcüğünden önceki the sıradan belirteçler değildir; bağlantılı karşılaştırmayı işaretler. Daha sonra gelen the teeth içindeki the ise isim grubuna aittir. İlk cümlecik değişen koşulu, ikinci cümlecik de buna karşılık gelen sonucu verir.
Alıştırma
Bağıntılı karşılaştırmayı tamamlamak için much ve easy sözcüklerinin karşılaştırma biçimlerini kullanın: ____ you practice, ____ it gets.
Cevabı göster
The more · the easier
because the torque gets lighter and lighter as the speed runs faster.
4:51çünkü hız arttıkça tork giderek hafifler.
they're even light enough so that the generator can run with just a small rubber band, which has the added bonus of being quiet at high speeds. Kalıp ifadeler
4:56jeneratörün küçük bir lastik bantla bile çalışabileceği kadar hafif olurlar, ki bu da yüksek hızlarda sessiz olma gibi ek bir avantaj sağlar.
the added bonus of being quiet: sessiz olmanın ek avantajı
the added bonus of + isim veya -ing biçimi, ana faydanın üzerine eklenen başka bir avantajı belirtir. Bu cümlede lastik bant zaten jeneratörü çalıştırabiliyor; yüksek hızlarda sessiz çalışma ise ek bir avantajdır. of sonrasında bir isim öbeği veya -ing biçimi kullanılır. Burada being quiet ek avantajı adlandırır. Bu kullanımda bonus, para ödülü anlamına gelmez.
Alıştırma
Sessiz çalışmayı ek bir avantaj olarak sunan bu dersteki tam ifadeyle cümleyi tamamlayın: The new fan uses less electricity, with ____ running almost silently.
Cevabı göster
the added bonus of
When you said the motor itself is at 1,600 RPMs?
5:02Motorun kendisinin 1.600 RPM'de olduğunu mu söylemiştin?
And that's one of the reasons why we use a belt at the end Dilbilgisi
5:05Ve sonunda bir kayış kullanmamızın nedenlerinden biri de bu,
one of the reasons why: birkaç nedenden biri
one of the reasons why + yan cümle, bir açıklamayı birkaç nedenden biri olarak sunar. Bunun tek neden veya motivasyon olduğunu söylemekten özellikle kaçınır. Bu yapı “birkaç nedenden biri” anlamına geldiği için reasons çoğul olmalıdır. why sonrasındaki yan cümle, açıklanan eylemi, sonucu veya seçimi belirtir: one of the reasons why we use a belt.
Alıştırma
Maliyetin tek etken olmadığını göstermek için one of + çoğul isim reasons + why yapısını kullanarak cümleyi tamamlayın: Cost was ____ we chose the smaller model.
Cevabı göster
one of the reasons why
sound like a bag of nails: bir torba çivi gibi takırdamak
Bu cümlede sound like a bag of nails, “sert ve takırtılı bir metal sesi çıkarmak” anlamına gelir. Bir torbanın içindeki gevşek çivilerin sallanması görüntüsünü çağrıştırır; bu nedenle benzetme, dişlinin çok gürültülü ve dinlemesi rahatsız edici olacağını anlatır. Bu mecazi ve oldukça olumsuz bir ifadedir. Bir makinenin sert çalıştığı, parçalarının gevşek olduğu veya mekanik durumunun kötü olduğu izlenimini verebilir; makinenin içinde gerçekten çivi olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Sert ve takırtılı bir makine sesini anlatan canlı ifadeyle cümleyi tamamlayın: The old engine rattles so badly that it ____.
Cevabı göster
sounds like a bag of nails
wear out: kullanımla zamanla aşınmak
Wear out, bir şeyin tekrarlanan kullanım, sürtünme veya eskime nedeniyle zamanla zarar görüp düzgün çalışamaz hâle gelmesi demektir. Burada they parçaları ifade eder ve wear out geçişsizdir: parçaların kendileri aşınır. Neden belirtildiğinde geçişli olarak da kullanılabilir: Rough roads wear tires out. Nesne bir isimse hem wear the tires out hem de wear out the tires mümkündür; zamirse wear them out denir.
Alıştırma
“Kullanıldıkça yavaş yavaş kullanılamaz hâle gelmek” anlamındaki öbek fiille cümleyi tamamlayın: Even strong hiking boots eventually ____.
Cevabı göster
wear out
Why doesn't the weight just speed up until it hits the ground?
5:33Ağırlık neden yere çarpana kadar hızlanıp gitmiyor?
LEDs are way more efficient than traditional bulbs, Dilbilgisi
5:36LED'ler geleneksel ampullerden çok daha verimlidir,
way more efficient than: çok daha güçlü bir karşılaştırma
way more efficient than ifadesinde way, more efficient karşılaştırma öbeğini güçlendirir. Verimlilik farkının küçük değil, büyük olduğunu belirtir; way burada “yol” veya “yöntem” anlamına gelmez. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp way + karşılaştırma biçimi + than şeklindedir: way more efficient than, way faster than veya way better than. Bir şeyin belirtilen ölçüt bakımından diğerinden çok ileride olduğunu gösterir.
Alıştırma
Cümleyi way + reliable sözcüğünün karşılaştırma biçimini kullanarak tamamlayın: This backup system is ____ the old one.
Cevabı göster
way more reliable than
won't let it turn any faster: let + nesne + fiilin yalın biçimi
won't let it turn any faster ifadesinde let sözcüğünden sonra it nesnesi ve turn fiilinin yalın biçimi gelir; to kullanılmaz. Olumsuz won't let, “izin vermeyecek” anlamına gelir; any faster ise “ulaştığı hızdan daha hızlı” demektir. Burada LED’in bilinçli bir seçim yaptığı anlatılmıyor. Cümle, fiziksel bir kısıtlamayı ifade etmek için aynı ettirgen yapıyı kullanıyor: sınıra ulaşıldığında yük, jeneratörün hızını artırmasını engeller.
Alıştırma
Cümleyi doğru let + the machine + start yapısıyla tamamlayın: The safety lock won't ____ until the door is closed.
Cevabı göster
let the machine start
This is how GravityLight can run for so long.
5:56GravityLight bu kadar uzun süre bu şekilde çalışabilir.
One of the advantages of GravityLight is there's no limit
5:59GravityLight'ın avantajlarından biri, geri dönüp
Koşul bildiren as long as
Burada as long as, provided that yani “yeter ki” anlamına gelir. Önceki sonucun geçerli olması için yeterli bir koşul sunar: geri dönüp ağırlığı yerden yeniden kaldırmaya istekli olmak, o sonucun geçerli olması için yeterlidir. Fiziksel uzunlukları karşılaştırmaz ve bir şeyin ne kadar sürdüğünü anlatmaz. Aktarılabilir kalıp sonuç + as long as + koşul şeklindedir. Bir sonucu, izni veya sözü bu koşula bağlar.
Alıştırma
Hangi cümlede as long as bir koşul belirtmek için kullanılmıştır?
- The cable is as long as the desk.
- We waited as long as the meeting lasted.
- You can borrow the tablet as long as you return it before dinner.
Cevabı göster
You can borrow the tablet as long as you return it before dinner.
You can let that run all night for no cost.
6:06Hiçbir maliyet olmadan bütün gece çalışmaya bırakabilirsiniz.
Jim and his team are using their technical talent
6:09Jim ve ekibi, gaz lambalarına güvenli, temiz ve sürdürülebilir bir alternatif sağlamak için
to provide a safe, clean, sustainable alternative to kerosene lamps. Kalıp ifadeler
6:11teknik yeteneklerini kullanıyorlar.
provide an alternative to ...: ... için bir alternatif sunmak
Provide an alternative to X, X'in yerine kullanılabilecek başka bir seçenek oluşturmak veya sunmak demektir. Buradaki seçenek gaz lambalarının yerini almayı amaçlar; safe, clean ve sustainable ise bu seçeneğin özelliklerini anlatır. Yapı provide + an alternative + to + yerine geçilen şey biçimindedir. Alternative sözcüğünden önce ek sıfatlar kullanılabilir; bu cümlede safe, clean ve sustainable aynı alternatifi paralel olarak tanımlar.
Alıştırma
Yerine geçilen şeyi gösteren edatla cümleyi tamamlayın: Solar lanterns offer an alternative ____ candles.
Cevabı göster
to
Connected the dots: cevabı görmek için bilgileri ilişkilendirmek
Bu cümlede connected the dots mecaz anlamda kullanılmıştır. Eski düzenek ile günümüz teknolojisi gibi ayrı bilgilerin ilişkilendirilmesi ve böylece basit çözümün görülmesi anlamına gelir. Burada önemli olan, her parçayı sıfırdan keşfetmek değil, zaten bilinen şeyler arasındaki ilişkiyi fark etmektir. Genel olarak connect the dots, bir örüntüyü, nedeni veya cevabı anlamak için ipuçlarını, gerçekleri ya da fikirleri birbirine bağlamak demektir.
Alıştırma
Cümleyi connect the dots ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After comparing the reports, Maya ____ and found the cause.
Cevabı göster
connected the dots
All we had to do was apply an ancient technology Dilbilgisi
6:22Tek yapmamız gereken eski bir teknolojiyi
All we had to do was + yalın fiil: gerekli olan tek adım
All we had to do was apply ... eski teknolojiyi uygulamanın gerekli olan tek eylem olduğunu anlatır. all + özne + had to do + was + fiilin yalın hâli kalıbı, bir ana adımı gerekenlerin tamamı olarak sunar ve çoğu zaman çözümü sonradan bakıldığında basit gösterir. Bu kalıpta was sözcüğünden sonra fiilin yalın hâli kullanılır: was apply. Burada apply fiilinin nesnesi an ancient technology, to sözcüğünden sonra gelen bölüm ise yöntemin uygulandığı modern teknoloji veya durumdur.
Alıştırma
Hangi cümle cihazı yeniden başlatmanın gerekli olan tek eylem olduğunu anlatır?
- All we had to do was restarted the device.
- All we did was restart the device.
- All we had to do was restart the device.
Cevabı göster
All we had to do was restart the device.
So you plug the audio plug in the side of the product
6:34Ses fişini ürünün yan tarafına takıyorsunuz
so you've got a really bright task light.
6:40böylece gerçekten parlak bir görev ışığı elde ediyorsunuz.
You can turn off.. What like a child's schoolwork or something at night,
6:42Geceleri çocuğun okul ödevi veya başka bir şey için kapatabiliyorsunuz,
What we're attempting to do here is to provide a really cost-effective solution
6:45Burada yapmaya çalıştığımız şey, şebekeden uzak insanlara
But one of the ways in which we're doing that Dilbilgisi
6:50Ancak bunu yapma yollarımızdan biri de
one of the ways in which ... is to ... kalıbı
One of the ways in which we're doing that is to market the product, one of the ways in which + yan cümle + is to + fiilin yalın hâli kalıbını kullanır. Bu kalıp belirli bir yöntemi tanıtırken başka yöntemlerin de bulunduğunu gösterir. Özne grubunun dil bilgisel başı tekil one olduğundan bağlayıcı fiil are değil is olur. In which, ways sözcüğünü hedefe nasıl ulaşıldığını anlatan yan cümleye daha resmî bir biçimde bağlar; to ile kurulan mastar da belirli yöntemi adlandırır.
Alıştırma
Cümleyi, birden fazla yöntemden birini sunan resmî kalıpla tamamlayın: One ____ we can reduce office waste is to reuse shipping boxes.
Cevabı göster
of the ways in which
on-grid markets: elektrik şebekesine bağlı pazarlar
On-grid markets, ana kamu elektrik şebekesine bağlı yerlere hizmet veren pazarları ifade eder. Burada grid, elektrik dağıtım sistemi anlamındadır; dolayısıyla ifade pazarları altyapı kapsamına göre sınıflandırır. On-grid, markets sözcüğünü niteleyen kısa çizgili bir birleşik sıfattır. Kısa çizgi, iki sözcüğün tek bir niteleme olarak işlev görmesini sağlar.
Alıştırma
Bir şirket bir köyü on-grid market olarak tanımlıyor. Bu ifade burada ne anlama geliyor?
- Ürünler yalnızca internet üzerinden satılmaktadır.
- Köy, ana şebekeye bağlı olmadan elektriğinin tamamını kendisi üretmektedir.
- Köy kamu elektrik şebekesine bağlıdır.
Cevabı göster
Köy kamu elektrik şebekesine bağlıdır.
for people who might be wanting to put something away Öbek fiiller
6:56bir sonraki kasırga veya bir sonraki tsunami için
put something away: daha sonra kullanmak için kaldırmak
Burada put something away, bir eşyayı daha sonra kullanılabilmesi için güvenli ya da uygun bir yere kaldırmak demektir. Bu bağlamda amaç acil durum ekipmanını hazır tutmaktır, onu atmak değildir. Bu fiil öbeği, günlük bir eşyayı normal saklama yerine geri koymayı da anlatabilir. Ortak fikir, eşyayı elde tutarken onu o anki kullanımdan kaldırmaktır.
Alıştırma
“Uygun yerine kaldırmak” anlamındaki hedef fiil öbeğiyle cümleyi tamamlayın: Once the board game is dry, please ____ it ____ in the cupboard.
Cevabı göster
put · away
go out: elektrik kesildiğinde
Burada go out geçişsiz bir anlama sahiptir: elektrik tedariki çalışmayı bırakır. when the power's gonna go out yan cümlesinde beklenen sonuç elektrik kesintisidir; birinin bir yerden ayrılması değildir. Aynı kalıp ışıklar, alevler ve diğer ışık ya da enerji kaynaklarıyla da yaygındır: The lights went out. Özne, ışık veya enerji sağlamayı bırakan şeydir; out sözcüğünden sonra doğrudan nesne gelmez.
Alıştırma
İngilizce cümleyi dinleyin ve duyduğunuz cümlenin aynısını seçin. may sözcüğünden sonraki iki sözcüğe odaklanın.
- The power may go out during the storm.
- The power may cut out during the storm.
- The power may stay on during the storm.
Cevabı göster
The power may go out during the storm.
degrade over time: zamanla bozulmak
Bu cümlede degrade over time, “zaman geçtikçe performansını veya kalitesini yavaş yavaş kaybetmek” anlamına gelir. Burada degrade geçişsizdir: kötüleşen şey cihazın kendisidir; hiç kimse cihaza etkin biçimde zarar vermemektedir. Bu ifade pillerin, malzemelerin, verilerin veya sistem performansının uzun süre içindeki değişimini anlatmak için kullanılabilir. Genellikle ani bir arızadan ziyade aşamalı bir süreci belirtir.
Alıştırma
“Zaman geçtikçe kalitesini yavaş yavaş kaybetmek” anlamındaki ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: Rubber seals can ____ even when a machine is stored.
Cevabı göster
degrade over time
and it's still going to be ready to go for you whenever you need it. Kalıp ifadeler
7:08ve ihtiyacınız olduğunda her an kullanıma hazır olacaktır.
ready to go: kullanıma hazır
Burada ready to go, “tamamen hazırlanmış ve hemen kullanıma uygun” anlamına gelir. Go, ayrılmak anlamında değildir: özne depolanmış bir cihaz olduğu için ifade, cihazın gerektiğinde çalışacağını anlatır. Be ready to go yapısı ekipmanları, insanları, planları veya görevleri anlatabilir. Go sözcüğünün başlamak, ayrılmak ya da yalnızca kullanılabilir olmak anlamlarından hangisini taşıdığını bağlam gösterir.
Alıştırma
“Tamamen hazırlanmış ve hemen kullanıma uygun” anlamındaki ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The emergency radio is charged and ____.
Cevabı göster
ready to go
If you'd like to learn more about the GravityLight project,
7:11GravityLight projesi hakkında daha fazla bilgi edinmek isterseniz,
And thank you very much to Shell
7:14Ve beni Jim ile tanıştırdığı ve bu proje hakkında daha fazla şey öğrenmemi sağladığı için
for connecting me with Jim and letting me learn more about this project.
7:15Shell'e çok teşekkür ederim.
means a lot to me: benim için çok şey ifade ediyor
means a lot to me ifadesinde mean, “önemli olmak” veya “değer taşımak” anlamındadır. A lot, önem derecesini güçlendirir; çok sayıda veya büyük miktarda bir şeyi belirtmez. Bu ifade, söz konusu önemin konuşan kişi için kişisel olduğunu gösterir. Yardıma, desteğe, güvene ya da duygusal veya kişisel değeri olan bir fırsata içtenlikle karşılık verirken sıkça kullanılır.
Alıştırma
Yanıtı hedef ifadeyle tamamlayın: “Thank you for checking on me every day. It ____.”
Cevabı göster
means a lot to me
I've spent a lot of time in Africa and South America
7:19Afrika ve Güney Amerika'da çok zaman geçirdim
So to summarize everything that we've come up with here,
7:25Burada bulduğumuz her şeyi özetlemek gerekirse,
which drives ... which powers ... which changes: nedensel bir zincir kurmak
Tekrarlanan which yan cümleleri açıklamayı bir zincir hâlinde düzenler: zincir dişlileri hareket ettirir; bu hareket motoru çalıştırır; motor lambaya güç sağlar; lamba da daha geniş bir etkiye yol açar. Her yeni yan cümle, önceki adımın sonucunu alıp dinleyiciyi bir sonraki adıma taşır. Sondaki which changes the world, cihazın gerçek çalışma mekanizmasından olası toplumsal etkisi hakkındaki değerlendirici ve ikna edici bir sonuca geçer. Bu, retorik bir doruk noktasıdır; tek bir lambanın kelimenin tam anlamıyla tüm dünyayı değiştireceğinin garantisi değildir.
Alıştırma
Cümlede tekrarlanan which yapısının temel işlevi nedir?
- Birbiriyle ilgisiz, ancak hepsi lambayı tanımlayan özellikleri sıralar.
- Her sonucun bir sonrakine yol açtığı adım adım bir zincir kurar ve daha geniş bir iddiayla sona erer.
- Önceki her adımı değiştirerek daha önceki açıklamayı düzeltir.
Cevabı göster
Her sonucun bir sonrakine yol açtığı adım adım bir zincir kurar ve daha geniş bir iddiayla sona erer.