İsis ve yedi akrebin Mısır miti - Alex Gendler: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Mısır tanrıçası İsis, bebek yaştaki oğlu ve onları koruyan yedi akreple birlikte saklanır. Varlıklı bir kadın ona sığınacak yer vermeyince akrepler kadının çocuğunu sokar; ancak İsis merhameti seçer, zehri etkisiz hâle getirir ve akrep sokmalarına yönelik geleneksel bir tedaviye kaynaklık eder. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. slammed the door in her face. — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: Bu canlı ifadenin yalnızca birinin yüzüne kapıyı sertçe kapatmayı değil, o kişiyi bilinçli biçimde kaba ve aşağılayıcı şekilde reddetmeyi de anlattığını kavrayabilirsiniz. Açıkça düşmanca bir geri çevirmeyi hikâyeleştirirken kullanabilirsiniz. 2. couldn't risk using her powers. — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: Bir eylem tehlikeli sonuçlara yol açabilecekse risk fiilinden sonra -ing biçiminin geldiğini öğrenebilirsiniz. Bu kalıp, birinin belirli bir şeyi neden yapmaktan kaçındığını açıklamayı sağlar ve yaygın risk to do hatasını önler. 3. she'd brought under her roof, — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: Bring someone under one’s roof, birini eve kabul edip ona barınak sağlamak demektir. Bring home ifadesinden daha güçlü bir misafirperverlik ve koruma anlamı taşır; ev sahibinin ağırladığı kişinin İsis olduğunu öğrenince neden şaşırdığını da açıklar.
Bu derste
woman in rags: yırtık pırtık giysiler içindeki bir kadın
In rags, çok yırtılmış ve eskimiş, neredeyse paçavraya dönmüş giysiler giymek demektir. Burada rags kadının üzerindeki giysileri anlatır; yanında taşıdığı temizlik bezlerini değil. In rags edat öbeği woman sözcüğünü niteler ve hızla yoksulluk, sıkıntı veya bakımsızlık görüntüsü oluşturur. Anlatıda, yalnızca birinin eski giysiler giydiğini söylemekten daha canlı ve güçlüdür.
Alıştırma
Bu cümlede a woman in rags, kadın hakkında ne anlatıyor?
- Temizlik için bez parçaları taşıyor.
- Temiz ve düzenli resmî giysiler giyiyor.
- Çok yırtılmış ve yıpranmış giysiler giyiyor.
Cevabı göster
Çok yırtılmış ve yıpranmış giysiler giyiyor.
emerged from the swamp: gizli bir yerden çıkarak görünür hâle gelmek
Emerged from + yer, birinin veya bir şeyin o yerden çıkarak görünür hâle geldiğini anlatır. Genellikle öznenin daha önce gizli, örtülü ya da izleyenin görüş alanı dışında olduğunu düşündürür. Burada from the swamp kadının nereden geldiğini belirtirken emerged onu görsel bir ortaya çıkışla sahneye getirir. Fiil, girişi yalnızca bir hareket bilgisi olmaktan çıkarıp bir belirme anı gibi gösterir.
Alıştırma
Cümleyi emerge fiilinin geçmiş zamanı ve çıkış yerini belirten edatla tamamlayın: A deer ____ the trees and stepped into the road.
Cevabı göster
emerged from
flanked by seven giant scorpions: iki yanında eşlik edilmesi
Flanked by seven giant scorpions, kadın ortaya çıkarken onun durumunu betimleyen bir geçmiş ortaç öbeğidir. be flanked by X yapısında X, merkezdeki kişi ya da nesnenin yanlarında bulunur veya onunla birlikte hareket eder. Burada akrepler kadına muhafızlar gibi eşlik eder; ona saldırmazlar. Bu ifade, kadının ortaya çıkışına resmî ve güçlü biçimde görsel bir anlatım tonu katar.
Alıştırma
Cümleyi flank fiilinin doğru biçimi ve gereken edatla tamamlayın: The ambassador entered the chamber, ____ two guards.
Cevabı göster
flanked by
she headed for the nearest village to beg for food. Notlar
0:17yiyecek dilenmek için en yakın köye doğru yola koyuldu.
Carrying a baby: cümle başındaki -ing öbeğini öznesine bağlamak
Carrying a baby, cümlenin başında kullanılan bir şimdiki zaman ortacı (-ing) öbeğidir. Ana cümlenin öznesinin asıl eylem gerçekleşirken ne yaptığını belirten arka plan bilgisi verir. carrying eyleminin örtük öznesi, headed fiilinin de öznesi olan she sözcüğüdür. Bu yapı “She was carrying a baby” ile “she headed...” ifadelerini tek bir cümlede birleştirir; village sözcüğünü betimlemez.
Alıştırma
Cümleyi okuyun ve bebeği kimin taşıdığını belirleyin: Carrying a baby, she headed for the nearest village to beg for food.
- she ile belirtilen kadın
- yiyecek
- en yakın köy
Cevabı göster
she ile belirtilen kadın
headed for the nearest village: bir hedefe doğru ilerlemek
Head for + bir yer, o hedefe doğru ilerlemek demektir. Bu cümlede headed simple past biçimindedir; head ise vücuttaki “baş” anlamındaki isim değil, fiildir. Daha nötr olan go to ile karşılaştırıldığında head for, hareketin yönünü veya varış noktasını daha çok öne çıkarır. Günlük yolculuk anlatımlarında ve hikâye dilinde yaygındır.
Alıştırma
Cümleyi head for ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: When the rain started, we ____ the nearest cafe.
Cevabı göster
headed for
to beg for food: to-infinitive ile amaç belirtme
to beg for food, amaç bildiren bir to-infinitive yapısıdır. Onun neden köye yöneldiğini açıklar: amacı insanlardan kendisine yiyecek vermelerini istemekti. Kalıp, eylem + to + fiilin yalın hâli biçimindedir. Burada to mastar işaretleyicisi, beg ise fiilin yalın hâlidir; to the village gibi öbeklerdeki yön bildiren edat değildir.
Alıştırma
Cümleyi get fiilinin amaç bildiren mastar biçimiyle tamamlayın: Mia went to the kitchen ____ a glass of water.
Cevabı göster
to get
but the mistress of the house took one look at her grimy clothes and unusual companions Notlar
0:24ama evin hanımı onun kirli kıyafetlerine ve sıra dışı yoldaşlarına bir bakış atıp
the mistress of the house: evin yönetiminden sorumlu kadın
Bu cümlede the mistress of the house, evin başında olan veya evi yöneten kadın anlamına gelir. İfadenin tamamı onun evdeki konumunu belirtir; burada “metres” anlamına gelmez. Mistress geçmişte bir ev, hizmetliler veya bir kurum üzerinde yetkisi bulunan kadın için yaygın biçimde kullanılırdı. Eski ya da resmî anlatılarda bu ifade, kadının evdeki statüsünü ve eve kimin kabul edileceğine karar verme yetkisini gösterebilir.
Alıştırma
Bu cümlede the mistress of the house kimdir?
- Evde çalışan bir kadın hizmetli
- Evdeki biriyle gizli ilişki yaşayan kadın
- Evin yönetiminden sorumlu kadın
Cevabı göster
Evin yönetiminden sorumlu kadın
took one look at her grimy clothes: tek bakışla hızlı bir yargıya varmak
Take one look at, birine veya bir şeye kısaca bakmak anlamına gelir. Burada took, take fiilinin geçmiş zaman biçimidir; one ise kadının yargıya varmadan önce ne kadar az gözlem yaptığını vurgular. Anlatılarda take one look at X çoğu zaman hemen gelen bir sonuç veya eylemi hazırlar: kişi X’i görür ve hızla anlar, karar verir ya da tepki gösterir. Kişi yalnızca görünüşe dayanıyorsa yüzeysel bir yargıyı düşündürebilir, ancak ifade kendi başına her zaman önyargı anlamına gelmez.
Alıştırma
take one look at ifadesini geçmiş zamana getirerek cümleyi tamamlayın: Mia ____ the cracked screen and knew the phone had fallen off the desk.
Cevabı göster
took one look at
slammed the door in her face: sert ve aşağılayıcı bir ret
Bu cümlede slammed the door, kapıyı genellikle yüksek bir ses çıkaracak kadar büyük bir güçle kapatmak demektir. In her face, eylemin doğrudan onun önünde ve ona yönelik yapıldığını gösterir; bu da kasıtlı saygısızlık ve aşağılanma duygusu katar. Slam the door in someone's face kalıbının tamamı hem gerçek kapı kapatma eylemini anlatabilir hem de kişiye yönelik sert bir reddi ifade eder. Birinin yalnızca kapıyı kapattığını söylemekten çok daha güçlüdür.
Alıştırma
Burada slammed the door in her face, fiziksel eylemin ötesinde ne anlatıyor?
- Kişiyi dışarıda beklemeye davet etti.
- Kişiyi sert ve aşağılayıcı bir şekilde reddetti.
- Konuşmayı bitirmek için kapıyı yavaşça kapattı.
Cevabı göster
Kişiyi sert ve aşağılayıcı bir şekilde reddetti.
The woman there took pity on the stranger and offered her what she could, Notlar
0:36Oradaki kadın yabancıya acıdı ve ona elinden geleni,
took pity on the stranger: yardıma dönüşen merhamet
Take pity on someone, bir kişi acı çektiği veya zor durumda olduğu için ona karşı merhamet duymak demektir. Took, take fiilinin geçmiş zaman biçimidir; on ise merhamet duyulan kişiyi tanıtır. Bu ifade çoğu zaman ardından bir yardım eylemi getirir; burada da offered her what she could ifadesinden önce bunu yapar. Ancak take pity on yalnızca merhamet tepkisini anlatır; yardımın gerçekten gelip gelmediğini çevredeki bağlam gösterir.
Alıştırma
Cümleyi take pity on ifadesinin geçmiş zamanıyla tamamlayın: The shopkeeper ____ the hungry dog and gave it some food.
Cevabı göster
took pity on
offered her what she could: ona elinden geleni sunmak
offered her what she could ifadesinde offer, offer + kişi + şey kalıbıyla kullanılır: her alan kişidir, what she could ise sunulan şeydir. Burada what she could, “sunabildiği ya da verebildiği şey” anlamına gelir. Tekrarlanacak fiil bağlamdan anlaşıldığı için ifade eksik veya hatalı değildir. Could, geçmişteki sınırlı imkânını anlatır ve elinden geldiğince yardım ettiğini vurgular.
Alıştırma
Cümleyi “verebildiği şey” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: Although Lena had very little, she offered the family ____.
Cevabı göster
what she could
no ordinary beggar: sıradan bir dilenci olmadığını belirtmek
no ordinary + tekil sayılabilen isim kalıbı, “hiç de sıradan olmayan” anlamına gelir. Genellikle ordinary sözcüğünü yalnızca olumsuzlamaz; kişinin veya şeyin dikkat çekici, güçlü, sıra dışı ya da önemli olduğunu belirtir. Burada no ordinary beggar merak ve gerilim yaratır. Misafir bir dilenci gibi görünür, ancak bu ifade dinleyiciyi şaşırtıcı bir kimlik veya özellik beklemeye hazırlar.
Alıştırma
Cümleyi iki sözcüklü hedef kalıpla tamamlayın: This is ____ school project; it won an international engineering prize.
Cevabı göster
no ordinary
Isis, the most powerful goddess in Egypt: appozisyonla kimliği belirtme
İsis, Antik Mısır mitolojisindeki önemli bir tanrıçadır. Bu cümlede isim sıradan bir insan karakterini belirtmez; devamındaki ifade onun ilahi ve olağanüstü güçlü bir varlık olduğunu açıklar. Virgülden sonraki ad öbeği the most powerful goddess in Egypt bir appozisyondur: İsis’i başka bir ifadeyle yeniden adlandırır ve onun kim olduğunu anlamak için gereken bilgiyi verir. “İsim+kimliği belirten ad öbeği” yapısı, ayrı bir cümle kurmadan kimlik bilgisi ekler.
Alıştırma
Bu cümlede the most powerful goddess in Egypt ifadesinin görevi nedir?
- İsis’ten farklı bir kişiyi anlatır.
- Mısır’ın nerede olduğunu açıklar.
- İsis’in kimliğini belirtir ve onun hakkında ek bilgi verir.
Cevabı göster
İsis’in kimliğini belirtir ve onun hakkında ek bilgi verir.
Isis was in hiding from her brother Set, Notlar
0:51İsis, kocası Osiris'i öldüren ve küçük oğlu Horus'u da öldürmek isteyen
in hiding from her brother Set: birinden kaçmak için sürekli saklanma durumu
Be in hiding from someone, o kişinin sizi bulamaması için saklanmayı sürdürmek demektir. Burada İsis yalnızca kısa bir süreliğine saklanmıyor; Set’ten kaçınmak için devam eden bir gizlenme durumunda bulunuyor. In hiding gizlenme durumunu anlatırken from kaçınılan kişiyi veya tehdidi belirtir. Başka durumlarda kullanılabilecek kalıp be, remain veya stay in hiding from + kişi ya da grup şeklindedir.
Alıştırma
“Birinden kaçınmak için saklanmayı sürdürmek” anlamına gelen bu dersteki üç kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: The witness remained ____ the gang for several months.
Cevabı göster
in hiding from
who murdered her husband and wanted to murder her infant son Horus. Kültür
0:53kardeşi Set'ten saklanıyordu.
erkek kardeşi Set: aynı zamanda tehdit olan bir aile üyesi
Set, İsis'in erkek kardeşinin adıdır. Bu cümlede brother, aralarındaki aile bağını belirtir; ancak sevgi veya güvenlik anlamına gelmez. Ardından gelen ilgi cümleciği Set'in tehdit olduğunu açıkça gösterir: İsis'in kocasını öldürmüş ve Horus'u da öldürmek istemiştir. Bu arka plan, İsis'in neden saklandığını açıklar.
Alıştırma
Bu cümlede her brother Set ifadesinin en doğru yorumu hangisidir?
- Set, bir şeyi bir yere koymak anlamındaki sıradan fiildir.
- Set, İsis'in erkek kardeşi ve ailesini tehdit eden kişidir.
- Set, İsis'in saklanmasına yardım eden bir erkek kardeştir.
Cevabı göster
Set, İsis'in erkek kardeşi ve ailesini tehdit eden kişidir.
infant son Horus: İsis'in çok küçük oğlu Horus
infant son Horus ifadesi, Horus'un İsis'in oğlu olduğunu ve henüz bir bebek olduğunu gösterir. Infant, son sözcüğünü niteler; Horus ise oğlun adını verir. Horus, Mısır mitolojisinde önemli bir tanrıdır; ancak hikâyenin bu anında kendini koruyamayacak kadar küçük bir çocuktur. Bu yüzden İsis'in koruması gereken kişi odur.
Alıştırma
Bu cümlede infant son Horus ifadesine en uygun yorum hangisidir?
- Horus, İsis'in kocasının adıdır.
- Horus, İsis'in yetişkin erkek kardeşidir.
- Horus, İsis'in oğludur ve henüz bir bebektir.
Cevabı göster
Horus, İsis'in oğludur ve henüz bir bebektir.
was looking for them: bağlamın tehditkâr hâle getirdiği tarafsız bir arayış
Look for someone, birini bulmaya çalışmak demektir. Burada was looking for them, aramanın o sırada devam ettiğini anlatır; he Set'i, them ise Isis ile Horus'u gösterir. Bu öbek fiil kendi başına tarafsızdır, ancak bağlam ona daha güçlü bir anlam kazandırır. Set onlar için bir tehlike olduğundan, onun arayışı sıradan birini bulma çabasından çok takip gibi hissedilir.
Alıştırma
Bu cümlede was looking for them neden tehditkâr hissettiriyor?
- Çünkü hikâyenin bağlamı, Set'in arayışını Isis ve Horus için bir tehlike hâline getirir.
- Çünkü geçmişte devam eden zaman biçimleri her zaman tehditkâr gelir.
- Çünkü look for öbek fiili her zaman “avlamak” anlamına gelir.
Cevabı göster
Çünkü hikâyenin bağlamı, Set'in arayışını Isis ve Horus için bir tehlike hâline getirir.
to keep her cover: gizli bir kimliği korumak
Keep her cover ifadesinde cover, Isis'in gerçekte kim olduğunu gizleyen sahte kimlik veya görünüş anlamındaki bir isimdir. Keep, bu kimliği fark edilmeden sürdürmek demektir; burada fiziksel bir örtüden söz edilmez. Cümlenin başındaki to keep her cover, amaç bildiren bir mastar yapısıdır. Isis'in neden dikkatli olması gerektiğini açıklar: dikkatli davranmasının amacı gizli kimliğinin ortaya çıkmasını önlemektir.
Alıştırma
Cümleyi keep ve cover sözcüğünün doğru iyelik biçimini kullanarak tamamlayın: During the undercover operation, Maya used a different name to ____.
Cevabı göster
keep her cover
had to be very discreet: dikkat çekmemek veya sırları açığa vurmamak için ihtiyatlı davranmak
Discreet, dikkat çekmemek veya özel ya da hassas bilgileri açığa vurmamak için ihtiyatlı davranmak demektir. Burada had to be very discreet, gizli kimliğini korumasının sessizce hareket etmesini ve kim olduğunu belli etmemesini gerektirdiğini anlatır. Daha genel bir sözcük olan careful ile karşılaştırıldığında discreet özellikle gizlilik, özel hayata saygı veya incelik çağrıştırır. had to be ise bunun kişisel bir tercih değil, durumun doğurduğu bir zorunluluk olduğunu ekler.
Alıştırma
Hangi cümlede discreet, özel bilgileri açığa vurmamak için ihtiyatlı olmak anlamında doğru kullanılmıştır?
- Please be discreet about the surprise until Friday.
- The report divides the data into discreet categories.
- Please be discrete about the surprise until Friday.
Cevabı göster
Please be discreet about the surprise until Friday.
couldn't risk using: olası sonuçları olan bir eylem için risk + -ing
Risk + -ing, kötü bir sonuç doğurabilecek bir eylemi belirtir: risk doing something, eylemi yaparak bu sonucun gerçekleşme ihtimalini göze almak demektir. couldn't risk using her powers ifadesinde using her powers, sonuçları kabul edilemeyecek kadar tehlikeli olan eylemdir. Risk sözcüğünden sonra eylem normalde -ing biçimindeki gerund ile gelir: risk doing something. Bu anlamda risk to do kullanılmaz. Couldn't risk doing something, olası sonucun kabul edilemez görüldüğünü anlatır.
Alıştırma
Cümleyi lose fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: We can't risk ____ the only copy.
Cevabı göster
losing
not without aid: yardımın var olduğunu belirten çift olumsuzluk
she was not without aid ifadesinde not, without aid yani “yardım olmadan” bölümünü olumsuzlar. Bu yüzden iki olumsuzluk olumlu bir anlam oluşturur: yardım almıştır ve tamamen tek başına değildir. Bu çift olumsuzluk, olumlu ifadeyi daha dolaylı kılar. Anlatıcı doğrudan she had help demek yerine yardımın yok olmadığını söyler; böylece cümle ölçülü ve edebî bir ton kazanır.
Alıştırma
Bu bağlamda She was not without aid. ne anlama gelir?
- Biraz yardım aldı.
- Hiç kimseye yardım edemedi.
- Hiç yardım almadı.
Cevabı göster
Biraz yardım aldı.
Serket, goddess of venomous creatures: Serket'i tanıtan appozitif ifade
goddess of venomous creatures ad öbeği appozitif bir ifadedir: Serket'ten sonra gelir ve onun kim olduğunu açıklar. İkinci bir kişi ya da yeni bir özne değildir; ad ve açıklama aynı tanrıçayı belirtir. Bu kısmı anlamak için Serket'in zehirli canlılarla ve onların tehlikelerine karşı korunmayla ilişkilendirilen bir Mısır tanrıçası olduğunu bilmek yeterlidir. Bu bağlantı, akreplerin hikâyede ilahi koruyucular olmasını anlamlı kılar.
Alıştırma
Serket'ten sonra gelen goddess of venomous creatures ifadesinin temel görevi nedir?
- Serket'in konuştuğunu belirtir.
- Farklı bir tanrıçayı tanıtır.
- Rolünü belirterek Serket'in kim olduğunu açıklar.
Cevabı göster
Rolünü belirterek Serket'in kim olduğunu açıklar.
had sent seven of her fiercest servants to guard Isis and her son. Kelime
1:14İsis'i ve oğlunu korumaları için en vahşi hizmetkarlarından yedisini göndermişti.
seven of her fiercest servants: takipçi anlamındaki servants
Bu mitte seven of her fiercest servants, ona hizmet eden ve itaat eden en tehlikeli varlıklardan yedisi anlamına gelir. Çevredeki anlatı, bunların ev işi yapan insanlar değil, muhafız olarak gönderilen yedi akrep olduğunu gösterir. Buradaki servant, güçlü bir kişinin emirlerini yerine getiren takipçi veya ast şeklindeki eski ve edebî anlamıyla kullanılmıştır. Fiercest, onların ne kadar tehditkâr ve korkutucu olduğunu vurgular.
Alıştırma
Bu mitte seven of her fiercest servants ne anlama gelir?
- Muhafızlık yapmak üzere gönderilen yedi tehlikeli takipçi.
- Hizmet almayı bekleyen yedi müşteri.
- Bir evi temizlemek için işe alınmış yedi modern çalışan.
Cevabı göster
Muhafızlık yapmak üzere gönderilen yedi tehlikeli takipçi.
As Isis and Horus settled into their humble accommodation, Kalıp ifadeler
1:19İsis ve Horus bu mütevazı konaklama yerine yerleşirken,
settled into their humble accommodation: bir yere yerleşmek
Settled into their humble accommodation, İsis ve Horus'un kalacakları sade yere girip oraya yerleşmeye başladıkları anlamına gelir. Settle into yalnızca kapıdan içeri girmeyi değil, yeni bir yerde rahatlamaya veya oraya alışmaya başlama sürecini anlatır. Burada accommodation, konaklama yeri veya kalacak yer anlamındadır. Humble, yerin sade ve lüks olmadığını belirtir; insanların alçakgönüllü olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi, derste geçen ve “yeni yerde rahatlayıp yerleşti” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: After unpacking, Maya ____ her new apartment.
Cevabı göster
settled into
the scorpions fumed at how the wealthy woman had offended their divine mistress. Notlar
1:23akrepler zengin kadının ilahi hanımlarına nasıl hakaret ettiğine çok öfkelendiler.
fumed at: bir nedene yönelik yoğun öfke
Burada fumed at, “…… yüzünden son derece öfkeliydi” anlamına gelir. Fume burada duygu bildiren bir fiildir; duman veya gaz anlamındaki isim değildir. Duman imgesi, öfkeyi sıcak, yoğun ve içeride birikmiş gibi gösterir. Kalıp person + fume at + hedef veya neden şeklindedir. fumed at how... yapısında how yan cümlesi öfkeye yol açan durumu belirtir.
Alıştırma
Cümleyi fume at ifadesinin canlı geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After the referee ignored the foul, the coach ____ the unfair decision.
Cevabı göster
fumed at
divine mistress: mitolojik dilde kutsal bir kadın efendi
Bu mitolojik cümlede divine mistress, akreplerin hizmet ettiği kutsal kadın efendi olarak Isis'i ifade eder. Divine, “kutsal veya bir tanrıyla bağlantılı” demektir; mistress ise master sözcüğünün kadın karşılığı olan eski anlamıyla kullanılır. Bu ifade romantik bir ilişkiyi değil, saygı ve bağlılığı gösterir. Mitolojik bağlam, mistress sözcüğünün eski görev ve konum anlamını seçtirir.
Alıştırma
Bu mitolojik cümlede divine mistress ne anlama gelir?
- Gizli bir romantik partner
- Akreplerin hizmet ettiği tanrıça
- Sıradan bir ev çalışanı
Cevabı göster
Akreplerin hizmet ettiği tanrıça
combined their venom: zehirlerini bir araya getirmek
combined their venom ifadesinde combine geçişli bir fiildir; their venom ise bir araya getirilen şeyi gösteren nesnedir. Cümle, hepsinden gelen zehrin tek bir miktar hâlinde toplandığını veya karıştırıldığını anlatır. Burada combine; malzemeleri, kaynakları, bilgileri veya gücü bir araya getirmeyi de anlatabilir. Yalnızca öznelerin iş birliği yaptığını söylemez; neyi birleştirdiklerini de belirtir.
Alıştırma
Bu cümlede combined their venom ne anlama gelir?
- Hiç zehir karıştırmadan birlikte çalıştılar.
- Bütün zehri ortadan kaldırdılar.
- Zehirlerini tek bir miktar hâlinde bir araya getirdiler.
Cevabı göster
Zehirlerini tek bir miktar hâlinde bir araya getirdiler.
In the dead of the night: gecenin en sessiz vakti
In the dead of the night, her şeyin hareketsiz ve sessiz göründüğü gecenin çok geç bir saatini anlatan bir deyimdir. Buradaki dead ölüm anlamında değildir; sessizlik ve hareketsizlik duygusunu güçlendirir. Bu ifade yalnızca bir olayı zaman içinde konumlandırmaz. Sahneye gizemli, saklı veya gergin bir anlatı havası da katar.
Alıştırma
in the dead of the night ifadesinin en doğal anlamı nedir?
- Güneş batarken gecenin başladığı an.
- Her şeyin sessiz olduğu, gecenin çok geç bir saati.
- Gecenin sona erdiği zaman.
Cevabı göster
Her şeyin sessiz olduğu, gecenin çok geç bir saati.
crept over to the mansion: bir yere sessizce yaklaşmak
Crept, creep fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Burada crept over to the mansion, fark edilmemek istercesine malikaneye doğru yavaş ve sessiz bir hareketi anlatır. Over to içinde over, bulunulan noktadan başka bir noktaya gitme hissi katar; to ise hedefi gösterir. Bu cümlede over, “üstünde” anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi creep over to ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: At dusk, the fox ____ the campsite without making a sound.
Cevabı göster
crept over to
As he crawled under the door: eş zamanlı eylemler için as kullanımı
As + özne + fiil, zaman bildiren bir yan cümle başlatabilir. Burada As he crawled under the door, zaten sürmekte olan bir eylemi arka plan olarak sunar; ana cümledeki olay bu hareket sırasında gerçekleşir. Buradaki as, because değil while veya when anlamındadır. Bu yapı, iki eylemi aynı zaman dilimine yerleştirir.
Alıştırma
“As Lina walked home, the rain grew heavier,” cümlesinde as temel olarak neyi gösterir?
- Yağmur ancak Lina eve ulaştıktan sonra şiddetlendi.
- Eve yürümek yağmurun şiddetlenmesine neden oldu.
- İki olay aynı zamanda gerçekleşiyordu.
Cevabı göster
İki olay aynı zamanda gerçekleşiyordu.
he saw the owner's young son sleeping peacefully Dilbilgisi
1:39sahibinin küçük oğlunun huzur içinde uyuduğunu gördü
saw the owner's young son sleeping peacefully: see + nesne + -ing
saw the owner's young son sleeping peacefully ifadesinde the owner's young son, saw fiilinin nesnesidir; sleeping peacefully ise oğlun görüldüğü anda ne yaptığını açıklar. see + nesne + -ing kalıbı, görme anında zaten devam etmekte olan bir eylemi gösterir. -ing öbeği çekimli bir fiil içeren yeni bir yan cümle değildir; bu nedenle was eklenmez. saw him sleeping denir, saw him was sleeping denmez.
Alıştırma
Cümleyi water fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: Through the window, I saw my neighbor ____ the plants.
Cevabı göster
watering
gave him a mighty sting: give someone a + eylem adı
Burada gave him a mighty sting, “onu çok fena soktu” anlamına gelir. him eylemden etkilenen kişidir ve a mighty sting, ona verilen bir nesneyi değil, tek bir güçlü sokma olayını adlandırır. give + kişi + a/an + eylem veya deneyim adı kalıbı, bir olayı sayılabilir tek bir gerçekleşme olarak sunabilir. give someone a push, a hug ve a scare buna örnektir. mighty, sting sözcüğünün gücünü artırır ve anlatımı dramatik hâle getirir.
Alıştırma
Bu cümlede gave him a mighty sting ne anlama gelir?
- Ona güçlü bir nesne verdi.
- Ondan birini sokmasını istedi.
- Onu çok fena soktu.
Cevabı göster
Onu çok fena soktu.
Isis and her hostess were soon awakened by loud wailing. Dilbilgisi
1:45İsis ve ev sahibi çok geçmeden yüksek sesli feryatlarla uyandılar.
were awakened by: etkilenen kişileri öne çıkarmak
were soon awakened by loud wailing ifadesinde were awakened, awaken fiilinin edilgen biçimidir. Etkilenen kişiler olan İsis ile ev sahibesini merkeze alır; loud wailing onların uyanmasına neden olan sestir. Aktarılabilir kalıp be + awakened + by + neden veya kaynak biçimindedir. Burada by bir yer ya da zaman değil, uyanmanın nedenini belirtir. Soon, uyanmanın önceki olaydan kısa süre sonra gerçekleştiğini gösterir.
Alıştırma
Cümleyi awaken fiilinin edilgen biçimi ve by ile tamamlayın: At midnight, Maya ____ the fire alarm.
Cevabı göster
was awakened by
As they peered out of the doorway of the cottage, Kalıp ifadeler
1:49Kulübenin kapısından dışarı baktıklarında,
peered out of the doorway: çaba göstererek dışarı bakmak
peered out of the doorway ifadesindeki peered, dikkatle bakmak anlamına gelir. Genellikle görüş net olmadığında ya da kişi temkinli veya meraklı olduğunda kullanılır. Sade looked fiilinde bulunmayan bir çaba anlamı ekler. peer out of + açıklık veya yer kalıbı, birinin içeriden dışarıya baktığını gösterir. Burada doorway, dışarı baktıkları açıklıktır.
Alıştırma
Hedef kalıp peer out of ifadesini tamamlayın: From inside the tent, Leo peered ____ the tent to see whether the rain had stopped.
Cevabı göster
out of
“weeping as she cradled her son” ifadesinde eş zamanlı eylemleri gösteren as
“weeping as she cradled her son” ifadesindeki as, zaman bildiren “-ken” anlamındadır. Kadının ağlamasıyla oğlunu dikkatle tutmasının aynı anda gerçekleştiğini göstererek iki ayrı olay yerine tek bir görüntü oluşturur. Burada as neden bildirmez. Burada cradle fiildir. Cradle someone, birini kollarında nazikçe ve koruyucu biçimde tutmak demektir; “beşik” anlamındaki cradle isim değildir.
Alıştırma
Eylemlerin aynı anda gerçekleştiğini as ile gösterin: Maya waved ____ she stepped onto the train.
Cevabı göster
as
When Isis recognized the woman who had turned her away, Öbek fiiller
1:56İsis onu geri çeviren kadını tanıdığında,
who had turned her away: giriş veya yardım talebini reddetmek
Turn someone away, birinin içeri girmesine veya kabul edilmesine izin vermemek ya da istediği yardım veya hizmeti reddetmek demektir. “Who had turned her away” ifadesinde kadın daha önce İsis’i kabul etmeyi veya ona yardım etmeyi reddetmiştir; İsis’in bedenini fiziksel olarak döndürdüğü anlamına gelmez. Reddedilen kişi turn ile away arasına gelir: turn her away, turn the visitors away. Bu ayrılabilen dizilim, nesne bir zamir olduğunda özellikle önemlidir.
Alıştırma
Cümleyi turn away yapısının geçmiş zamanıyla tamamlayın: The guard ____ the visitors ____ because the building was full.
Cevabı göster
turned · away
understood what her scorpions had done: nesne görevindeki gömülü wh yan cümlesi
understood what her scorpions had done ifadesinde what her scorpions had done yan cümlesi, understood fiilinin nesnesidir. Onun neyi anladığını belirtir; buradaki what doğrudan bir soru başlatmak yerine yaklaşık olarak “yaptıkları şey” anlamını verir. Bu, gömülü bir wh yan cümlesi olduğu için bildirme cümlesi sırasını kullanır: what + özne + fiil. Doğru sıra what her scorpions had done şeklindedir; what had her scorpions done değildir.
Alıştırma
Nesne görevindeki yan cümleyi parantezdeki sözcüklerle tamamlayın: She finally understood ____. (what / the warning / meant)
Cevabı göster
what the warning meant
took the boy in her arms: take someone in one's arms kalıbı
Take someone in one's arms, birini kendine çekip veya kaldırıp kucaklamak anlamına gelir. Bu cümlede took, oğlanı yakına getirip kucaklama hareketini vurgular; in her arms ise onu daha sonra tuttuğu konumu anlatır. Kalıp take + kişi + in + iyelik sözcüğü + arms şeklindedir. Her, Isis'i belirtir. Burada in, kişinin tutulduğu konumu belirten in her arms edat öbeğini başlatır; take in öbek fiilindeki in değildir.
Alıştırma
Cümleyi take ... in one's arms kalıbıyla tamamlayın: When the child began to cry, his mother ____ and comforted him.
Cevabı göster
took him in her arms
began to recite a powerful spell: güçlü bir büyü sözünü okumaya başlamak
began to kalıbı bir eylemin başladığını belirtir. Recite, öğrenilmiş veya hazırlanmış bir metni çoğunlukla bilinçli ya da resmî bir biçimde sesli söylemek demektir. Burada a spell, sihirli gücü olduğuna inanılan sözler bütünüdür; powerful ise bu sözlerin amaçlanan gücünü anlatır. Dolayısıyla ifade, karakterin sihirli sözleri sesli söylemeye başladığını gösterir; bir sözcüğün harflerini söylemeye başladığını değil.
Alıştırma
Bu cümlede “began to recite a powerful spell” ne anlama gelir?
- Zor bir sözcüğün harflerini yazmaya başladı.
- Güçlü bir sihirli formülü sesli söylemeye başladı.
- Sıradan bir konuşma yapmaya başladı.
Cevabı göster
Güçlü bir sihirli formülü sesli söylemeye başladı.
O poison of Tefen: O ile şiirsel doğrudan sesleniş
O poison of Tefen ifadesinde O, doğrudan hitap edilen varlığı veya şeyi belirten bir seslenme ögesi getirir. Konuşan kişi zehri, ardından gelen emri duyup yerine getirebilecekmiş gibi ele alır. Bu büyük O, şiirsel, dinî, eski veya törensel dilde kullanılan geleneksel bir doğrudan seslenme işaretidir. Büyü sözlerine ciddi ve dramatik bir ton verir; sıradan şaşkınlığı anlatan günlük oh ünlemi değildir.
Alıştırma
“O poison of Tefen” ifadesindeki O'nun işlevi nedir?
- Konuşanın poison sözcüğünü harf harf söylediğini belirtir.
- Zehre şiirsel veya törensel bir üslupla doğrudan seslenir.
- Zehri görünce verilen sıradan bir şaşkınlık tepkisini gösterir.
Cevabı göster
Zehre şiirsel veya törensel bir üslupla doğrudan seslenir.
come out of him ... fall upon the ground: bedeninden çıkıp yere düşmek
come out of him ifadesinde come out of, “bir kişinin ya da şeyin içinden dışarıya doğru hareket etmek” anlamına gelir. of edatı çıkış kaynağını belirtir; him ise burada onun bedenini ifade eder. and fall upon the ground şeklindeki bağlı emir, bedenden çıktıktan sonraki hareketi verir. Burada içeriden dışarıya fiziksel bir hareket söz konusudur; come out ifadesinin bir ürünün piyasaya çıkması gibi başka bir kullanımı değildir.
Alıştırma
Cümleyi come out of ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The rabbit ____ its cage and ran across the yard.
Cevabı göster
came out of
advance not: eski tarz bir olumsuz emir
Advance not, “Do not advance” anlamına gelen eski tarz bir olumsuz emirdir. Modern do not + fiilin yalın hâli yapısı yerine not sözcüğünü doğrudan advance fiilinden sonra getirir. Bu emirde advance, “ilerlemek veya yayılmaya devam etmek” anlamındadır. Alışılmadık söz dizimi bir dil bilgisi hatası değil, bilinçli bir tercihtir; eski ve ciddi bir ton oluşturur.
Alıştırma
Özgün emirdeki advance not ifadesine en uygun modern İngilizce cümle hangisidir?
- Do not advance.
- Advance carefully.
- You did not advance.
Cevabı göster
Do not advance.
penetrate no farther: daha derine girmeyi durdurmak
Bu emirde penetrate, “bir şeyin içine girmek veya içeriye doğru ilerlemek” anlamına gelir; no farther ise durulması gereken sınırı belirler: zehir çocuğun bedeninde daha derine ilerlememelidir. “Fiilin yalın hâli + no farther” yapısı, “do not ... any farther” ifadesine yakın, kısa ve edebî bir olumsuz emirdir. Penetrate yalnızca sert bir yüzeyi delmek anlamına gelmez; bir bedenin, maddenin, alanın veya soyut konunun daha derinine girmeyi ya da ulaşmayı da anlatabilir.
Alıştırma
Bu cümlede penetrate no farther, zehre ne yapmasını emrediyor?
- Yalnızca dış yüzeyi kırmasını.
- Bedenin daha derinine ilerlemeyi durdurmasını.
- Bedenin içinde daha hızlı hareket etmesini.
Cevabı göster
Bedenin daha derinine ilerlemeyi durdurmasını.
For I am Isis: for ile gerekçe sunma
Buradaki For, “çünkü” veya “bunun nedeni” anlamına gelen bir bağlaçtır; for you ifadesindeki edat değildir. Önceki emrin dayanağını sunar: konuşanın İsis kimliği, bu emri vermesi için ona yetki sağlar. Bu for geriye, önceki ifadeye işaret eder ve mesajı önce emir, ardından onu destekleyen gerekçe gelecek şekilde düzenler. Ayrıca cümleye resmî, ciddi ve edebî bir ton verir.
Alıştırma
For I am Isis ifadesinde For hangi görevi görüyor?
- Bir şeyi kimin alacağını gösteriyor.
- Önceki emri destekleyen gerekçeyi sunuyor.
- Emrin ne kadar süreceğini belirtiyor.
Cevabı göster
Önceki emri destekleyen gerekçeyi sunuyor.
the great enchantress, the speaker of spells: törensel bir unvan dizisi
Bu iki isim öbeği, Isis için kullanılan paralel unvanlardır. Enchantress onun büyülü güçleri olan bir kadın olduğunu belirtirken speaker of spells sıradan bir konuşmacıyı değil, büyülü sözleri söyleyip büyü yapan kişiyi ifade eder. Unvanları bu şekilde art arda sıralamak otorite kurar ve törensel, mitolojik bir ton yaratır. Yüksek üsluplu anlatılarda bir unvan dizisi, aynı kişinin rolünün farklı yönlerini gösterebilir ve bir yakarışı ya da emri daha güçlü duyurabilir.
Alıştırma
Bu cümledeki unvan dizisinin temel işlevi nedir?
- Farklı işleri olan iki sıradan konuşmacıyı tanıtır.
- Tek bir kişiye büyülü otorite ve törensel bir ton kazandırır.
- Bir büyülü sözün nasıl telaffuz edildiğini açıklar.
Cevabı göster
Tek bir kişiye büyülü otorite ve törensel bir ton kazandırır.
With each name she invoked: ciddi ve törensel bir başvuru olarak invoke
Burada invoked, “bir güç kaynağına ciddi ve törensel biçimde başvurdu” anlamındadır. O, her adı yalnızca söylemiyor; onu törensel bir eylemin parçası olarak kullanıyor. With each name tekrarlanan bir bağlantı kurar: başka bir adı her çağırdığında buna karşılık gelen bir etki ortaya çıkar. Daha genel olarak invoke; bir ruha, yasaya, hakka, kurala ya da otoriteye resmî biçimde başvurmak anlamına gelir.
Alıştırma
Cümleyi invoke fiilinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: To end the dispute, the chair ____ a rule of procedure.
Cevabı göster
invoked
was neutralized: zehri etkisiz hâle getirmek
Was neutralized, neutralize fiilinin edilgen biçimidir. Burada bir şey akrebin zehri üzerinde etkili olmuş ve zararlı etkisini ortadan kaldırmıştır; odak, işlemi yapan kişide değil, zehrin değişen durumundadır. Neutralize çoğunlukla bir maddenin, etkinin veya tehlikenin artık eskisi gibi işlememesi için etkisinin giderilmesi anlamına gelir. Bu cümlede siyasi açıdan tarafsızlaşmak değil, zehirli etkinin ortadan kalkması kastedilir.
Alıştırma
Cümleyi neutralize fiilinin geçmiş zaman ortacıyla tamamlayın: The toxin was ____ before it entered the water supply.
Cevabı göster
neutralized
The child stirred: hafif bir hareket belirtisi
Burada stirred, çocuğun hareketsiz durduktan sonra hafifçe kıpırdadığı anlamına gelir. Anlatı dilinde uyuyan, bilinci kapalı veya hareketsiz bir kişinin tepki vermeye başladığının ilk işareti olabilir; çocuğun tamamen uyandığı anlamına gelmez. Burada fiil geçişsizdir: çocuk kendisi hareket eder ve herhangi bir nesne karıştırılmaz.
Alıştırma
The child stirred. cümlesinde stirred büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Çocuk bir şeyi kaşıkla karıştırdı.
- Çocuk hareketsiz durduktan sonra hafifçe hareket etti.
- Çocuk odanın karşısına yürüdü.
Cevabı göster
Çocuk hareketsiz durduktan sonra hafifçe hareket etti.
wept with gratitude: minnettarlıktan ağladı
wept with gratitude, derin bir minnettarlık duyduğu için ağladı demektir. Gözyaşlarının nedeni üzüntü değil, minnettarlıktır. Eylem + with + duygu adı yapısında with, eyleme eşlik eden ya da eylemi doğuran duyguyu gösterir. Aynı yapı smiled with relief ve trembled with fear ifadelerinde de görülür.
Alıştırma
Vurgulanan ifadeyle cümleyi tamamlayın: When the volunteers rebuilt his burned home, he ____.
Cevabı göster
wept with gratitude
lamented her earlier callousness: önceki duyarsızlığından derin pişmanlık duydu
lament fiili, bir şey hakkında derin üzüntü veya pişmanlık duymak ya da bunu ifade etmek demektir. lamented her earlier callousness ifadesinde nesne her earlier callousness bölümüdür: daha önceki soğuk ve ilgisiz davranışından derin pişmanlık duyar. Buradaki callousness, başkalarına karşı duygusal duyarsızlık anlamındadır; nasır veya sertleşmiş deri değildir. Earlier bu tavrı geçmişe yerleştirir ve lamented ile birlikte, kişinin artık eski davranışını olumsuz değerlendirdiğini gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle lamented her earlier callousness ifadesini en doğru biçimde açıklar?
- Daha önce soğuk ve ilgisiz davrandığı için derin pişmanlık duydu.
- Acı veren sert bir deri bölgesinden şikâyet etti.
- Daha önce gösterdiği cesareti övdü.
Cevabı göster
Daha önce soğuk ve ilgisiz davrandığı için derin pişmanlık duydu.
offering all her wealth to Isis in repentance. Dilbilgisi
2:51tövbe edip tüm servetini İsis'e sundu.
offering ... in repentance: ek bir eylemle pişmanlığı göstermek
-ing yapısındaki offering all her wealth to Isis ifadesi, ana cümleyle yakından bağlantılı ve aynı kadın tarafından yapılan ek bir eylem bildirir. Yeni bir ana olay başlatmak yerine, kadının tepkisini hangi eylemle gösterdiğini açıklar. In repentance, bu eylemin nedenini ve ahlaki anlamını belirtir. Repentance yalnızca üzgün hissetmekten daha güçlüdür; ciddi bir yanlışı kabul edip telafi etmeye çalışmayı ifade eder.
Alıştırma
Bu anlatıda offering all her wealth to Isis ifadesinin temel görevi nedir?
- Farklı bir özneye sahip ayrı bir olay başlatır.
- İsis'in kadının servetini dağıttığını söyler.
- Kadının pişmanlığını hangi eylemle gösterdiğini ekler.
Cevabı göster
Kadının pişmanlığını hangi eylemle gösterdiğini ekler.
The woman who had taken Isis in watched in awe. Notlar
2:55İsis'i evine alan kadın huşu içinde izledi.
had taken Isis in: İsis'e kalacak yer sağlamış olmak
take someone in, genellikle yardıma veya korunmaya ihtiyacı olan bir insanı ya da hayvanı eve kabul edip kalacak yer sağlamak demektir. Burada kadın, Isis'e barınacak yer sağlamıştır. Past perfect yapıdaki had taken, bu önceki eylemi watched eyleminden daha önceye yerleştirir. Ayrılabilen bu öbek fiilde nesne take ile in arasına gelebilir; nesne bir zamirse mutlaka arada olmalıdır: take her in.
Alıştırma
Cümleyi barınacak yer sağlamak anlamındaki take in fiilinin geçmiş zamanıyla tamamlayın: During last night's storm, they ____ a stranded traveler.
Cevabı göster
took in
watched in awe: derin hayranlık ve saygıyla izlemek
Bu cümlede watched in awe, kadının güçlü bir hayranlık, saygı ve belki biraz korku hissederek izlediğini anlatır. Awe, sıradan bir şaşkınlıktan daha güçlüdür ve saygıyla karışık bir huşu içerir. Bazı kalıplaşmış ifadelerde, eyleme eşlik eden durumu veya biçimi anlatmak için fiilden sonra in ve bir durum adı kullanılır. Burada in awe, watched fiilini niteler; izleme yerini belirtmez.
Alıştırma
“Derin hayranlık ve saygıyla” anlamındaki ifadeyi oluşturacak edatı yazın: The audience watched ____ awe as the rocket lifted off.
Cevabı göster
in
She had had no idea who she'd brought under her roof, Notlar
2:59Çatısının altına kimi getirdiğinden haberi yoktu,
She had had no idea: had sözcüğünün iki görevi
had had no idea içinde ilk had, past perfect yapısını kuran yardımcı fiildir. İkinci had, have no idea ifadesindeki asıl fiil have'in past participle biçimidir; have no idea “bilmemek” anlamına gelir. Bu tekrar dil bilgisi açısından doğrudur. Past perfect, onun bilgisiz olduğu durumu daha sonra gerçekleşen geçmişteki bir öğrenme veya olaydan önceye yerleştirir. Yeniden kullanılabilecek yapı özne + had + had no idea + yan cümle şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi have no idea ifadesinin kısaltılmamış, tam past perfect biçimiyle tamamlayın: Before the guide arrived, we ____ no idea where to go.
Cevabı göster
had had
bring someone under one's roof: birini evine alıp barındırmak
Bring someone under one's roof, birini kendi evine kabul edip ona kalacak bir yer vermek demektir. Bu cümlede she'd brought ... under her roof, onun bu kişiyi kendi hanesine kabul etmiş olduğunu anlatır. Aynı çatıyı paylaşma imgesi; barınak, ilgi veya sorumluluk anlamı katar. Birini kısa bir ziyaret için eve getirmekten daha fazlasını ifade eder.
Alıştırma
Hangi durum "Priya brought Leo under her roof" cümlesiyle en iyi eşleşir?
- Priya, Leo'ya kendi evinde yaşayacak bir yer verdi.
- Priya, Leo'yu kısa bir konuşma için içeri davet etti.
- Priya, Leo'dan çatıyı onarmasını istedi.
Cevabı göster
Priya, Leo'ya kendi evinde yaşayacak bir yer verdi.
and from that day on: ve o günden itibaren
From that day on, geçmişteki belirli bir günü daha sonra devam eden bir durumun, alışkanlığın veya tekrarlanan eylemin başlangıç noktası olarak gösterir. Burada on fiziksel bir konumu değil, o noktadan ileriye doğru devam etmeyi anlatır. Baştaki and, bu kalıcı sonucu hemen önce sözü edilen olaya bağlar. İfade özellikle bir hikâyede dönüm noktası, yeni bir alışkanlık veya geleneğin kökeni anlatılırken yaygındır.
Alıştırma
Cümleyi “o gün başlayıp sonrasında da devam eden” anlamındaki kalıpla tamamlayın: Jordan once lost a full day's work. ____, he saved a copy of every important file.
Cevabı göster
From that day on
the people learned to make a poultice to treat scorpion bites, Kültür
3:04insanlar tıpkı tanrıçanın yaptığı gibi sihirli büyüler söyleyerek
make a poultice to treat scorpion bites: akrep sokması için haricen uygulanan bir lapa hazırlamak
Poultice, geleneksel bir tedavi olarak cilde konan yumuşak ve nemli bir karışımdır. Burada make a poultice to treat scorpion bites, etkilenen bölgeye dışarıdan uygulanacak bir karışım hazırlamak anlamına gelir; hap ya da içecek yapmak anlamına gelmez. Hikâyede insanların bu yöntemi tanrıçanın örneğini izleyerek öğrendiği anlatılır. Bu mitolojik köken, tedavinin kültürel rolünü açıklar; ancak bir lapanın akrep sokması için yeterli bir modern tedavi olduğunu kanıtlamaz.
Alıştırma
Bu cümlede poultice nedir?
- Tedavi amacıyla cilde konan yumuşak ve nemli bir madde
- Akrep sokmasını önlemek için yutulan bir hap
- Zehri çıkarmak için hazırlanan bir içecek
Cevabı göster
Tedavi amacıyla cilde konan yumuşak ve nemli bir madde
speaking magical incantations just as the goddess had. Dilbilgisi
3:08akrep sokmalarını tedavi etmek için lapa yapmayı öğrendiler.
just as the goddess had: had sonrasında bilinen eylemin eksiltilmesi
Just as bir karşılaştırma başlatır: insanlar büyülü sözleri tanrıçanın daha önce söylediği şekilde söylediler. Buradaki had, İngilizcedeki past perfect yapısının yardımcı fiilidir ve sonrasında tekrarlanacak eylem söylenmemiştir. Tam anlam just as the goddess had done ya da daha açık biçimde just as the goddess had spoken magical incantations şeklindedir. İngilizcede zaten açık olan bir eylem sıkça eksiltilir; bu nedenle yan cümlenin had ile bitmesi dil bilgisi açısından doğrudur ve tekrarı önler.
Alıştırma
Şu İngilizce cümleyi okuyun: "Lena checked every window, just as her father had." had sonrasında hangi anlam vardır?
- Babası bütün pencereleri daha önce kontrol etmişti.
- Babası bir pencereye dönüşmüştü.
- Babası bütün pencereleri daha sonra kontrol edecekti.
Cevabı göster
Babası bütün pencereleri daha önce kontrol etmişti.
Disguise plays a significant role in many ancient myths. Kalıp ifadeler
3:14Kılık değiştirme birçok eski efsanede önemli bir rol oynar.
play a significant role in: önemli bir etkiyi ifade etmek
Play a significant role in, “belirli bir alanda veya süreçte önemli bir etkiye ya da işleve sahip olmak” anlamına gelir. Burada kılık değiştirme, birçok antik mitin önemli bir unsuru olarak sunulur. Role, tiyatrodaki bir karakteri değil, işlevi veya etkiyi ifade eder. Yapı play a significant role in + isim veya -ing biçimidir. Bir etkeni, etkilediği alan veya süreçle açıkça ilişkilendirir.
Alıştırma
Cümleyi play a significant role in ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Regular exercise ____ maintaining bone strength.
Cevabı göster
plays a significant role in
Why is everyone being so sneaky?: geçiş kancası olarak kullanım
Bu cümle bilgi isteme sorusu gibi görünse de buradaki temel görevi bir geçiş kancası oluşturmaktır. Soru, önceki kılık değiştirme fikrini sonraki ilgili konuya bağlar ve hafif bir merak bırakarak izleyiciyi izlemeye devam etmeye teşvik eder. Everyone being so sneaky, insanların mevcut durumda gizli davranmasını anlatır. be fiilini ilerleyen biçimde is being olarak kullanmak, dikkat çeken geçici davranışa işaret eder; so ise tepkiyi daha etkileyici hâle getirir.
Alıştırma
Bir video bölümünün sonunda “Why is everyone being so sneaky?” sorusunun bu bağlamdaki temel amacı nedir?
- Merak uyandırmak ve ilgili bir konuya geçmek
- Her izleyiciden hemen olgusal bir cevap istemek
- disguise sözcüğünün sözlük tanımını vermek
Cevabı göster
Merak uyandırmak ve ilgili bir konuya geçmek
Here are two more hand-wringing classics from Chinese and Greek mythology. Kelime
3:21İşte Çin ve Yunan mitolojisinden iki heyecan verici klasik daha.
hand-wringing classics: kaygı veya ahlaki gerilimle şekillenen klasik hikâyeler
Hand-wringing, endişeli birinin ellerini büküp sıktığı görüntüyü çağrıştırır. hand-wringing classics ifadesinde, classics sözcüğünü niteleyen bir sıfat olarak mecazi biçimde kullanılır: bunlar kaygı, kararsızlık ya da ahlaki açıdan gerilimli seçimlerle belirginleşen klasik hikâyelerdir. Bu ifade tarafsız değildir; değerlendirme tonu taşır. Endişe ve iç çatışmayı hikâyelerin belirleyici özellikleri olarak gösterir ve endişenin uzun sürdüğünü ya da aşırı olduğunu hafifçe ima edebilir.
Alıştırma
“The review calls it a hand-wringing classic.” cümlesinde hand-wringing büyük olasılıkla ne anlatır?
- El yapımıdır.
- Kaygı, kararsızlık veya ahlaki endişeyle belirgindir.
- Temelde hızlı tempolu ve gerilim doludur.
Cevabı göster
Kaygı, kararsızlık veya ahlaki endişeyle belirgindir.