Ay'dan çıkarılacak dersler ⏲️ 6 Minute English: İngilizce çalışma notları
BBC Learning English
Video özeti: Ay’a yönelik yeniden canlanan ilgi yalnızca bir uzay yarışı değildir. Ay’ın değişmeden kalan yüzeyi, kuyruklu yıldız ve asteroit çarpmalarının genç Dünya’ya suyu ve nihayetinde yaşam olasılığını getirip getirmediğini gösteren kanıtları koruyor olabilir. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. one small step for man, one giant leap for mankind. — Kültür, Medya ve Gerçek Dünya Bağlamı: Neil Armstrong’un Apollo 11 sırasında söylediği bu sözü tanıyın ve karşıtlığın bir astronotun fiziksel adımını nasıl insanlık için dev bir ilerleme simgesine dönüştürdüğünü anlayın; böylece bilim haberleri veya popüler kültürdeki göndermeleri yorumlayabilirsiniz. 2. frozen in time — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: Neredeyse hiç değişmeden korunmuş bir şeyi anlatan bu mecazı anlayın; geçmiş bir dönemi hâlâ yansıtan manzaraları, şehirleri, fotoğrafları, anıları veya kayıtları betimlerken kullanın. 3. trace that back — Phrasal Verb’ler: Güncel bir kanıttan başlayıp kaynağa veya nedene doğru geriye giden araştırmayı anlatmayı öğrenin; Ay’daki su ve krater geçmişiyle suyun Dünya’ya nasıl gelmiş olabileceğini yeniden kuran çalışmalar buna örnektir.
Bu derste
this is 6 Minute English from BBC Learning English.
0:08bu BBC Learning English'ten 6 Minute English.
insan için küçük bir adım, insanlık için dev bir sıçrayış
Bu, Apollo 11 görevi sırasında Neil Armstrong'un Ay'a adım atmasıyla ilişkilendirilen ünlü sözdür. Cümlede one small step, tek bir kişinin attığı fiziksel adımı; one giant leap ise bu olayın bütün insanlık için temsil ettiği büyük ilerlemeyi anlatır. Sözün gücü small ile giant ve step ile leap arasındaki karşıtlıktan gelir. Basit bir hareketi insanlığın tarihî ilerlemesinin simgesine dönüştürür. Bu nedenle giant leap mecazdır; gerçekten uzağa atılan bir sıçrayış değildir.
Alıştırma
Bu alıntıda one giant leap for mankind ne anlama gelir?
- Daha büyük bir sıçrayıştan önceki ilk küçük alıştırma adımı.
- Ay'da fiziksel olarak çok uzağa atlanan bir sıçrayış.
- Bütün insanlık için büyük bir ilerleme.
Cevabı göster
Bütün insanlık için büyük bir ilerleme.
the first person to land: the first + isim + to mastarı
Kalıp the first person + to mastarı şeklindedir. Burada to land on the moon, person sözcüğünden sonra gelir ve bu kişiyi ilk yapan eylemi belirtir. to mastarı person sözcüğünü niteler; in order to land gibi bir amaç bildirmez. Aynı isim kalıbı the first child to finish veya the first team to arrive gibi başka başarıları da anlatabilir.
Alıştırma
Boşluğu şu kalıpla doldurun: the first person to + verb. Mia finished the race before everyone else. Mia was ____ finish the race.
Cevabı göster
the first person to
landed Neil Armstrong on the moon: land fiilinin geçişli kullanımı
Burada landed, Apollo 11 uzay aracının Neil Armstrong'u Ay yüzeyine indirdiği anlamına gelir. Dilbilgisel olarak land geçişli bir fiildir: uzay aracı özne, Neil Armstrong ise doğrudan nesnedir. Tekrar kullanılabilen yapı land + kişi veya şey + yer ifadesi şeklindedir. Bu kişiyi veya şeyi zemine ya da başka bir yüzeye ulaştırmak anlamına gelir; nesnenin oraya kendi başına indiğini söylemez.
Alıştırma
“The helicopter landed the rescue team on the island.” cümlesinde landed ne anlama gelir?
- Helikopter zaten adada bulunan kurtarma ekibini buldu.
- Kurtarma ekibi helikopteri indirdi.
- Helikopter kurtarma ekibini adaya götürüp oraya indirdi.
Cevabı göster
Helikopter kurtarma ekibini adaya götürüp oraya indirdi.
interest in returning: interest in + fiil-ing yapısı
Burada interest in returning to the moon, Ay'a geri dönme etkinliğine veya fikrine duyulan ilgi anlamına gelir. in sözcüğü ilginin neye yönelik olduğunu gösterir. interest in + fiil-ing yapısında in bir edattır; bu nedenle sonraki fiil -ing biçimini alır. interest in ifadesinden sonra bir isim de kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi yukarıda öğretilen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: There is growing ____ exploring the ocean.
Cevabı göster
interest in
faded away: giderek zayıflayıp kaybolmak
Burada faded away, bir şeyin giderek zayıflaması ve sonunda neredeyse ya da tamamen ortadan kalkması demektir. Ay'a dönmeye duyulan ilgi bir anda sona ermedi; yavaş yavaş gücünü kaybetti. Bu anlam renklerin solmasıyla ilgili değildir. Fade away; ilgi, ses, anı veya etki gibi zamanla azalan şeyleri anlatmak için sık kullanılır.
Alıştırma
Ay'a dönme ilgisini anlatan cümlede faded away ne anlama gelir?
- Giderek zayıfladı veya önemini kaybetti, sonra neredeyse ya da tamamen ortadan kalktı.
- Daha açık bir renge dönüştü.
- Birden çok daha güçlü hâle geldi.
Cevabı göster
Giderek zayıfladı veya önemini kaybetti, sonra neredeyse ya da tamamen ortadan kalktı.
Summer 2023 saw the start: zaman dönemini özne olarak kullanmak
Summer 2023 saw the start ifadesinde Summer 2023 öznedir. Saw, yaz mevsiminin gözleriyle bir şey gördüğü anlamına gelmez; olayın o dönemde başladığını belirtir. “Zaman veya yer + saw + olay/değişim” yapısı, ortamı ve olayı tek bir kısa cümlecikte birleştirir. Bir şeyin belirli bir dönemde veya yerde gerçekleştiğini kısa biçimde anlatır.
Alıştırma
'The 1990s saw the start of online shopping,' cümlesinde saw neyi ifade eder?
- Çevrim içi alışveriş 1990'lardan önce çoktan sona ermişti.
- Çevrim içi alışveriş 1990'larda başladı.
- 1990'lardaki insanlar çevrim içi alışverişi gözleriyle izledi.
Cevabı göster
Çevrim içi alışveriş 1990'larda başladı.
new race for the moon: race for + hedef
new race for the moon ifadesindeki race, koşu yarışı anlamına gelmez. Rusya ile Hindistan'ın bir Ay görevi hedefine diğerinden önce ulaşmaya çalıştığı bir rekabeti anlatır. race for + hedef veya kaynak yapısında for sonrasındaki isim, rekabetin ödülü ya da hedefi olarak sunulur. Bu yapı genellikle aciliyet ve rekabet duygusu verir.
Alıştırma
Cümledeki new race for the moon ne anlama geliyor?
- Ay ile ilgili bir hedefe diğerlerinden önce ulaşma rekabeti
- Ay'da yapılan bir koşu yarışı
- Uzay araçları için inşa edilen yeni bir pist
Cevabı göster
Ay ile ilgili bir hedefe diğerlerinden önce ulaşma rekabeti
but Chandrayaan-3 successfully touched down on the 23rd of August, Öbek fiiller
0:51ancak Chandrayaan-3, 23 Ağustos'ta başarıyla iniş yaptı,
on landing: zaman ifadesi olarak on + -ing
Burada on landing bir zaman ifadesidir: “roket inerken” veya “iniş anında” anlamına gelir. On, bir yüzey üzerindeki konumu anlatmaz. on + -ing yapısında -ing biçimi, ana eylemin zamanını belirleyen olayı adlandırır. Bağlama göre ana eylem bu olay sırasında ya da olayın hemen ardından gerçekleşebilir.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için on ve land fiilinin -ing biçimini kullanın: The rocket crashed ____.
Cevabı göster
on landing
touched down: bir yüzeye iniş yapmak
Burada touched down, “iniş yaptı” anlamına gelir: uzay aracı Ay'ın yüzeyine ulaşıp inişini tamamlamıştır. Touch down bir öbek fiildir; bu nedenle touch ve down iki ayrı hareket gibi anlaşılmamalıdır. Bu fiil geçişsizdir: iniş yapan özne uçak veya uzay aracıdır. Yer belirtirken touched down on the Moon örneğindeki gibi bir edat kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi touch down ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın. After circling the airport, the plane ____ safely.
Cevabı göster
touched down
making India only the fourth country ...: sonuç belirtmek
Vurgulanan bölümde making, önceki cümlenin sonucunu belirtir. Chandrayaan-3 başarıyla indi ve bunun sonucunda Hindistan Ay'a başarıyla inen dünyadaki dördüncü ülke oldu. Making, aynı anda gerçekleşen ayrı bir eylemi anlatmaz. Kalıp ana olay, making + nesne + tümleç şeklindedir. India nesnedir; only the fourth country to successfully land ise Hindistan'ın ne hâle geldiğini anlatan tümleçtir.
Alıştırma
Hangi cümlede making, kazanmanın sonucunu göstermek için doğru kullanılmıştır?
- The team won the final, making national champions them.
- The team won the final, and making them national champions.
- The team won the final, making them national champions.
Cevabı göster
The team won the final, making them national champions.
But why this sudden interest in going back to the moon?
1:01Peki aya geri dönmeye yönelik bu ani ilgi neden?
That's what we'll be discussing in this program. Anlatım akışı
1:04Bu programda tartışacağımız şey bu.
That's what we'll be discussing: sıradaki konuyu önceden tanıtmak
Burada That's what we'll be discussing, programın birazdan ele alacağı konuyu belirtir. That, hemen önce sözü edilen bir düşünceye veya soruya gönderme yapar; what we'll be discussing ise ‘konuşacağımız şey’ anlamına gelir. Cümlenin asıl görevi programın akışını düzenlemektir: giriş bölümünü bitirir ve ana konuşmanın sırada olduğunu bildirir. Gelecekte devam eden yapı planlanmış bir etkinliği anlatır, ancak cümlenin bütünü esas olarak konuyu önceden tanıtır.
Alıştırma
That's what we'll be discussing in this program. cümlesini okuyun. Bu cümlenin temel görevi nedir?
- Dinleyiciden bir konu seçmesini istemek
- Konuşmanın çoktan bittiğini söylemek
- Sırada ele alınacak konuyu önceden tanıtmak
Cevabı göster
Sırada ele alınacak konuyu önceden tanıtmak
before we blast off: ‘başlamadan önce’ demenin eğlenceli bir yolu
Blast off sözcük anlamıyla bir roketin yerden ayrılması demektir. Ancak bu cümlede before we blast off, ‘başlamadan önce’ anlamına gelir. Konuşan kişiler gerçekten uzaya fırlatılmayacaktır. Bu uzay ifadesi Ay'la ilgili konuya uyar ve soruya geçişi eğlenceli hâle getirir. Aynı zamanda sıralamayı da açıkça gösterir: önce soru gelir, ardından programın ana bölümü başlar.
Alıştırma
Şu cümleyi okuyun: But before we blast off, I have a question for you. before we blast off ne anlama gelir?
- Programı bitirdikten sonra
- Bir roketle Dünya'dan ayrılmadan önce
- Başlamadan önce
Cevabı göster
Başlamadan önce
Everyone knows that Neil Armstrong was the first man on the moon
1:15Herkes Neil Armstrong'un aydaki ilk insan olduğunu
and was followed by a second astronaut, Buzz Aldrin. Dilbilgisi
1:19ve onu ikinci bir astronot olan Buzz Aldrin'in takip ettiğini bilir.
was followed by a second astronaut: edilgen yapıyla sıra bildirme
A was followed by B kalıbı bir sıralama gösterir: önce A, sonra B gelir. Bu cümlede sıradaki kişi ikinci astronot Buzz Aldrin'dir. Buradaki followed by sırayı düzenler; Buzz Aldrin'in ilk astronotu izlediği veya kovaladığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi derste öğrendiğiniz üç kelimelik edilgen sıralama ifadesiyle tamamlayın: The opening speech ____ a short film.
Cevabı göster
was followed by
flew the command module: Apollo komuta kabinini kullanmak
Apollo görevlerinde command module, uzay aracının mürettebat kabiniydi. Ay'a iniş sırasında Ay yörüngesinde kaldı ve daha sonra astronotları Dünya'ya geri taşıdı. Burada flew, “pilotluk yaptı veya kullandı” anlamına gelir. Apollo 11'de Neil Armstrong ve Buzz Aldrin Ay yüzeyindeyken komuta modülünü Michael Collins kullandı. Bu ifade, onun görevdeki farklı rolünü belirtir.
Alıştırma
Bu Apollo cümlesinde flew the command module ne anlama geliyor?
- Apollo uzay aracının yakınında bir uçak uçurdu.
- İki astronotla birlikte Ay'a inen aracı kullandı.
- Ay yörüngesinde kalan uzay aracı bölümünü kullandı.
Cevabı göster
Ay yörüngesinde kalan uzay aracı bölümünü kullandı.
while his crewmates walked on the moon: aynı anda gerçekleşen eylemler
Burada while, “aynı sırada” veya “…iken” anlamına gelir. İki eylemi aynı zaman dilimine yerleştirir: bir astronot komuta modülünü uçururken ekip arkadaşları Ay'da yürüyordu. while ile başlayan bölüm, ana eylemin zamanla ilgili arka planını verir. Bu, bir olayın başka bir olay sürerken gerçekleştiğini göstermenin yaygın bir yoludur.
Alıştırma
Videodaki cümlede while his crewmates walked on the moon ne anlama geliyor?
- çünkü ekip arkadaşları Ay'da yürüdü
- ama ekip arkadaşları Ay'da yürüdü
- ekip arkadaşları Ay'da yürürken
Cevabı göster
ekip arkadaşları Ay'da yürürken
we'll find out the answer at the end of the program. Anlatım akışı
1:40cevabı programın sonunda öğreneceğiz.
we'll find out the answer at the end of the ...: cevabın açıklanmasını ertelemek
Sunucu cevabın daha sonra, programın sonunda verileceğini söylüyor. Soruyu hemen cevaplamak yerine cevabın açıklanmasını erteliyor. Bu ifade programın akışını gösteren bir işaret de olur: dinleyicilere ne bekleyeceklerini anlatır ve program devam ederken cevapsız soruyu gündemde tutar.
Alıştırma
we'll find out the answer at the end of the program ifadesinin temel işlevi nedir?
- Georgie'den hemen cevap vermesini istemek
- Cevabı ertelemek ve ne zaman açıklanacağını dinleyicilere söylemek
- Herkesin cevabı zaten bildiğini göstermek
Cevabı göster
Cevabı ertelemek ve ne zaman açıklanacağını dinleyicilere söylemek
the current interest in the moon is really more about the origins of Earth. Anlatım akışı
1:46aya olan mevcut ilgi aslında daha çok Dünya'nın kökenleriyle ilgilidir.
In some ways: bir iddiayı belirli açılarla sınırlamak
In some ways, “bir durumun yalnızca belirli yönlerine veya açılara bakıldığında” anlamına gelir. Cümlenin başında kullanıldığında, ardından gelen ifadenin tamamını sınırlar. Bu ifade, iddiayı daha az kesin hâle getirir: fikir bazı açılardan doğru olabilir, ancak her açıdan doğru olmak zorunda değildir. Burada Ay'a duyulan ilgiyi anlamanın bir yolu olduğu, tek olası açıklama olmadığı belirtilir.
Alıştırma
Cümleyi, iddiayı belirli açılarla sınırlayan ve derste geçen üç kelimelik İngilizce ifadeyle tamamlayın: ____, taking the bus is easier than driving.
Cevabı göster
In some ways
is really more about ...: asıl odağı göstermek
be really more about + isim veya -ing biçimi, daha derin veya daha önemli odağı gösterir. Başta başka bir şey konu gibi görünebilir, ancak asıl nokta about sözcüğünden sonra gelir. Burada Ay'ı incelemek, Dünya'nın nereden geldiğini anlamakla ilişkilendirilir. Really, odak değişimini daha belirgin hâle getirir. More, nesnelerin sayısını değil, önemi veya odağı karşılaştırır.
Alıştırma
Cümleyi, dikkati asıl odağa yönlendiren ve derste geçen dört kelimelik İngilizce ifadeyle tamamlayın: Although the workshop looks like a competition, it ____ learning from one another than winning.
Cevabı göster
is really more about
during the early days of the solar system: Güneş sisteminin başlangıç dönemi
During bir olayı belirli bir zaman diliminin içine yerleştirir. Burada the early days of the solar system, Güneş sisteminin var olmaya başladığı ilk dönemi ifade eder. Buradaki days sözcüğü gerçek anlamıyla birkaç gün demek değildir. Bu dönem birkaç günden çok daha uzun sürebilir; uzunluğu, anlatılan şeye bağlıdır.
Alıştırma
During ile başlayan hedef ifadeyi yazın: ____ the company, only three people worked there.
Cevabı göster
During the early days of
One theory is that: dayanaklı bir açıklama sunmak
One theory is that olası açıklamalardan birini sunar. One başka açıklamalara da yer bırakır; that'ten sonraki tam yan cümle ise teorinin ne söylediğini belirtir. Bilim bağlamında theory rastgele bir tahmin değildir. Genellikle kanıt veya akıl yürütmeyle desteklenen bir açıklamadır; yine de bilim insanları onu sınamaya veya başka açıklamalarla karşılaştırmaya devam edebilir.
Alıştırma
Cümle başındaki One theory is that okuyucuya ne anlatır?
- Sıradaki fikir dayanaklı bir açıklamadır, ancak kesinleşmiş son sonuç değildir.
- Sıradaki fikir hiçbir belirsizlik taşımayan gözlemlenmiş bir gerçektir.
- Konuşan kişi hiçbir kanıt olmadan şaka yapmaktadır.
Cevabı göster
Sıradaki fikir dayanaklı bir açıklamadır, ancak kesinleşmiş son sonuç değildir.
crashed into Earth: Dünya'ya şiddetle çarpma
crashed into Earth ifadesinde crash into, çoğunlukla hızlı veya kontrolsüz bir hareketten sonra bir şeye büyük bir kuvvetle çarpmak demektir. Into, çarpışmanın hedefi olan Earth sözcüğünü getirir. Başka durumlarda da kullanılabilen yapı crash into + hedef biçimindedir. Olayı basit bir temastan çok ciddi bir çarpışma olarak anlatır.
Alıştırma
Cümleyi crash into ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: During the storm, the boat ____ the rocks.
Cevabı göster
crashed into
breaking off a part, which then formed the Moon. Öbek fiiller
1:59bir parçayı kopardı ve bu parça daha sonra Ay'ı oluşturdu.
breaking off a part: bir parçanın ayrılmasına neden olmak
Burada breaking off a part, bir parçanın daha büyük bir bütünden ayrılmasına neden olmak demektir. Çarpışma kuvvet oluşturur ve Dünya'nın bir parçası kopar. -ing yapısı ana olaydan sonra gelir ve olayın sonucunu verir. Fiziksel break off + part veya piece kalıbı, bir kısmın bütünden ayrılmasına odaklanır.
Alıştırma
Hangi cümle, bir darbenin heykelden bir parçanın ayrılmasına neden olduğunu anlatır?
- The impact broke off a piece of the statue.
- The impact broke up the whole statue.
- A piece of the statue broke the window.
Cevabı göster
The impact broke off a piece of the statue.
Unlike the Earth's surface, which is constantly moving, Dilbilgisi
2:03Sürekli hareket halinde olan Dünya'nın yüzeyinin aksine,
Unlike the Earth's surface, which is constantly moving: unlike ile karşıtlık kurmak
Unlike burada bir edattır ve “…den farklı olarak” anlamına gelir. Karşılaştırılan isim öbeği the Earth's surface ifadesinin hemen önüne gelir; cümlenin ana fiili değildir. which ile başlayan yan cümle, Dünya'nın yüzeyi hakkında ek bilgi verir. Bu girişin ardından, öznesi Dünya'nın yüzeyiyle karşılaştırılan şey olan bir ana cümle gelir.
Alıştırma
İki okulu karşılaştırırken Unlike A, which ..., B ... yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?
- Unlike the old school, which has no gym, the new school has a large one.
- The old school unlike, which has no gym, the new school has a large one.
- Unlike with the old school, which has no gym, the new school has a large one.
Cevabı göster
Unlike the old school, which has no gym, the new school has a large one.
of what happened at the birth of the solar system. Deyimler
2:13mükemmel bir şekilde korunmuş bir kayıt oluşturmak için zamanda donmuştur.
frozen in time: zaman durmuş gibi korunmuş
Frozen in time bir mecazdır: Zaman durmuş gibi neredeyse hiç değişmeden kalmak anlamına gelir. Soğuğun neden olduğu gerçek bir donmayı anlatmaz. Burada Ay'ın çok eski kanıtları koruduğunu ve yüzeyinin erken Güneş Sistemi'nin bir kaydı gibi işlediğini anlatır.
Alıştırma
Cümleyi “zaman durmuş gibi korunmuş” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: The museum's 1950s kitchen looked ____.
Cevabı göster
frozen in time
a perfectly preserved record: kusursuz biçimde korunmuş bir kayıt
a perfectly preserved record ifadesinde preserved, hasar görmekten, kaybolmaktan veya büyük ölçüde değişmekten korunmuş bir kaydı anlatır. Perfectly, preserved sözcüğünün derecesini güçlendirir ve bilgilerin son derece eksiksiz kaldığını belirtir. Burada record, geçmişe ilişkin kalıcı kanıt veya bilgi anlamındaki bir isimdir. Bilimde bir nesne ya da yüzey, özellikleri geçmişte ne olduğunu araştırmayı sağladığı için record olabilir; bunun bir ses kaydı olması gerekmez.
Alıştırma
Bu cümlede a perfectly preserved record ne anlama gelir?
- Hiç çalınmamış bir müzik albümü
- Çok iyi durumda kalmış, geçmişe ait kanıt veya bilgi
- Yeni bir ses kaydı yapma eylemi
Cevabı göster
Çok iyi durumda kalmış, geçmişe ait kanıt veya bilgi
at the birth of the solar system: Güneş Sistemi’nin doğuşunda
Burada birth, Güneş Sistemi’nin kökenini veya oluşumunu anlatan bir görüntü olarak kullanılır. Bu bir mecazdır: Güneş Sistemi canlı bir varlık gibi gerçek anlamda doğmamıştır; ifade onu var olmaya başlayan bir şey olarak sunar. at the birth of + isim kalıbı, “o şeyin ilk başladığı veya oluştuğu sırada” anlamına gelir. Bilimsel ya da tarihî bir anlatımda gelişimin en erken aşamasını göstermeye yardımcı olur.
Alıştırma
Cümleyi “bir şeyin ilk kez var olmaya başladığı zaman” anlamına gelen ders ifadesiyle tamamlayın: These ideas appeared ____ modern computing.
Cevabı göster
at the birth of
explaining more to BBC Radio 4 program Inside Science.
2:19BBC Radio 4 programı Inside Science'a daha fazlasını açıklıyor.
Whereas on the Moon, it's just this inert rock. Notlar
2:24Oysa Ay'da, bu sadece eylemsiz bir kayadır.
Whereas on the Moon: karşılaştırmanın diğer tarafını sunma
Whereas, Ay’ı bir karşılaştırmanın karşıt tarafı olarak sunar. Burada “buna karşılık” veya “oysa” anlamındadır; “olduğu zaman” anlamına gelmez. Dinleyiciye Ay’daki durumun az önce anlatılan durumdan farklı olduğunu bildirir. Tam bir yazılı karşılaştırmada whereas genellikle karşıt iki yan cümleyi bağlar. Bu sözlü cümlede ilk taraf önceki bağlamdan anlaşılır, bu nedenle Whereas on the Moon dikkati diğer tarafa çevirir.
Alıştırma
“Whereas on the Moon,” ifadesinde Whereas hangi ilişkiyi gösterir?
- Bir şeyin gerçekleştiği zaman
- Daha önce anlatılan durumla karşıtlık
- Bir şeyin gerçekleşme nedeni
Cevabı göster
Daha önce anlatılan durumla karşıtlık
inert rock: bilimsel anlamda etkin olmayan madde
inert rock ifadesinde inert, “etkin olmayan ve fazla değişime uğramayan” anlamına gelir. Bilim dilinde, fiziksel etkinliği az olan veya kimyasal tepkimelere kolayca katılmayan maddeleri anlatabilir; “tembel” anlamına gelmez. Burada ifade, Ay’ın kayalık yüzeyini Dünya’nın değişen yüzeyine kıyasla görece etkisiz olarak sunar. Bu düşünce, eski izlerin nasıl görünür kalabildiğini açıklamaya yardımcı olur.
Alıştırma
inert rock ifadesinde inert, bu bilimsel bağlamda ne anlama gelir?
- Görece etkisiz ve fazla değişmeyen
- Hızla hareket eden ve tepki veren
- Tembel ve çalışmak istemeyen
Cevabı göster
Görece etkisiz ve fazla değişmeyen
So every single thing that's happened to the Moon
2:29Bu yüzden Ay'ın 4 buçuk milyar yıllık tarihi boyunca
4 and 1/2 billion years' worth of: birikmiş miktarı belirtmek
“4 and 1/2 billion years' worth of history” ifadesinde zaman bölümü ne kadar tarihin biriktiğini, yani 4,5 milyar yılı kapsayan bir tarihi belirtir. Burada worth fiyatı değil, miktarı anlatır. Tekrar kullanılabilen kalıp sayı + iyelik biçimindeki zaman birimi + worth of + isim şeklindedir. Örneğin “three days' worth of food” denir. Bu, belirtilen süreyle bağlantılı miktar anlamına gelir.
Alıştırma
“Üç gün yetecek kıyafet” anlamını verecek şekilde cümleyi tamamlayın: I packed three ____ worth of clothes.
Cevabı göster
days'
so the side of the Moon that we cannot see from Earth,
2:42yani Dünya'dan göremediğimiz Ay'ın tarafının bir görüntüsünü gördüyse,
the far side of the Moon: Ay'ın Dünya'dan uzağa bakan yarısı
The far side of the Moon, Ay'ın Dünya'dan uzağa bakan ve Dünya yüzeyinden doğrudan görülemeyen yarısıdır. Burada far side bir konum terimidir; yalnızca “uzakta olan bir taraf” anlamına gelmez. Ay, Dünya'nın çevresinde dönerken yaklaşık olarak aynı yüzünü Dünya'ya dönük tutar. Bu nedenle terim, Dünya'dan gizli kalan yarıyı belirtir. Ay'ın uzak yüzü de güneş ışığı alır; far, sürekli karanlık demek değildir.
Alıştırma
Hangi ifade the far side of the Moon terimini doğru açıklar?
- Ay'ın uzak yüzü her zaman Güneş'ten uzağa bakar ve hiç güneş ışığı almaz.
- Ay'ın uzak yüzü, Ay'ın herhangi bir gözlemciye en uzak olan kısmıdır.
- Ay'ın uzak yüzü Dünya'dan uzağa bakar ve tamamı Dünya yüzeyinden doğrudan görülemez.
Cevabı göster
Ay'ın uzak yüzü Dünya'dan uzağa bakar ve tamamı Dünya yüzeyinden doğrudan görülemez.
incredibly pockmarked: küçük çukurlarla kaplı bir yüzey
Pockmarked, çok sayıda küçük çukur, göçük veya yara izine benzer izle kaplı bir yüzeyi anlatır. Burada, görünür çok sayıda çarpma krateri bulunan Ay'ın uzak yüzünü tanımlar; incredibly ifadenin derecesini çok daha güçlü hâle getirir. Bu sözcük sık sık ciltle ilişkilendirilse de araziyi ve başka fiziksel yüzeyleri anlatmak için de kullanılabilir.
Alıştırma
“The old wall was pockmarked.” cümlesinde pockmarked duvar hakkında ne anlatır?
- Duvar yeni boyanmıştı.
- Duvar tamamen pürüzsüzdü.
- Duvarda çok sayıda küçük çukur veya yara izine benzer iz vardı.
Cevabı göster
Duvarda çok sayıda küçük çukur veya yara izine benzer iz vardı.
when we're thinking about what happened to the early Earth as well,
2:53erken Dünya'ya ne olduğu hakkında da düşündüğümüzde,
this is a really big deal: bir şeyin çok önemli olduğunu söylemek
this is a really big deal ifadesinde a big deal, önemli olan veya büyük bir etki yaratabilecek bir şeyi anlatan bir deyimdir. Really bu değerlendirmeyi güçlendirir; yani konuşmacı bunun çok önemli olduğunu söyler. Bu ifade ticari bir alışverişten söz etmez. Konuşmacının kısa bir an durup az önce verilen bilginin önemini değerlendirmesine yardımcı olur.
Alıştırma
Konuşmacı burada “This is a really big deal” derken ne anlatıyor?
- Bu büyük bir ticari alışveriş.
- Bu çok önemli.
- Bunun fiziksel boyutu çok büyük.
Cevabı göster
Bu çok önemli.
in the very early days of the solar system.
3:02kuyruklu yıldızlar ve asteroitlerle olan çarpışmalardan geldiğini düşünüyoruz.
came from impacts with comets and asteroids: fiziksel bir kaynak
Burada came from, öne sürülen bir kaynağı belirtir: Suyun, kuyruklu yıldızların ve asteroitlerin yer aldığı çarpışmalar yoluyla geldiği düşünülmektedir. Bu uzay bilimi bağlamında impacts, genel etkileri değil, fiziksel çarpışmaları ifade eder. We think, konuşanın suyun kaynağını kesin biçimde tanımlamak yerine bilimsel bir açıklama sunduğunu gösterir.
Alıştırma
Özgün cümlede impacts with comets and asteroids ne anlama gelir?
- kuyruklu yıldızların ve asteroitlerin yer aldığı fiziksel çarpışmalar
- kuyruklu yıldızların ve asteroitlerin içinde su keşfedilmesi
- kuyruklu yıldızların ve asteroitlerin genel etkisi
Cevabı göster
kuyruklu yıldızların ve asteroitlerin yer aldığı fiziksel çarpışmalar
The rock which makes up the Moon is inert. Öbek fiiller
3:04Ay'ı oluşturan kaya eylemsizdir (inert).
makes up the Moon: A makes up B yapısı
Burada makes up, “oluşturur” veya “meydana getirir” anlamındadır. the rock malzemedir, the Moon ise bu malzemenin oluşturduğu bütündür. which makes up the Moon ilgi cümleciği rock sözcüğünü açıklar. Başka durumlara aktarılabilecek yapı A makes up B şeklindedir: Bir parça, malzeme veya grup olan A, daha büyük bir bütün olan B'nin tamamını ya da bir bölümünü oluşturur.
Alıştırma
Cümleyi “oluşturmak” anlamındaki make up ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Water ____ most of the soup.
Cevabı göster
makes up
It's also full of craters, Kalıp ifadeler
3:08Ayrıca bir şeyin ona çarpması sonucu oluşan büyük delikler olan
large holes in the ground caused by something hitting it. Dilbilgisi
3:10kraterlerle (craters) doludur.
full of craters: “çok sayıda var” demek için full of + isim kullanımı
Burada full of craters, “çok sayıda krateri olan” anlamına gelir. Bir yüzeye yayılmış çok sayıda deliği anlatır; bir kabın gerçek anlamda doldurulmuş olması gerekmez. Başka durumlarda da kullanılabilen yapı be full of + isim şeklindedir. Bir yerde, nesnede veya içerikte bir şeyden çok miktarda bulunduğunda somut şeyleri, bilgileri ya da fikirleri anlatabilir.
Alıştırma
Derste geçen ve “çok sayıda içeren” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyi kullanın: The old wall is ____ cracks.
Cevabı göster
full of
caused by something hitting it: isimden sonra nedeni eklemek
Caused by something hitting it, large holes ifadesinden sonra gelir ve delikleri neyin oluşturduğunu açıklar. Bu, large holes that were caused by something hitting it biçiminde genişletilebilen geçmiş zaman ortaçlı bir yan cümledir. Bu parçada caused ana fiil değildir; yan cümlenin tamamı holes sözcüğünü niteler. By sonrasındaki something hitting it, delikleri oluşturan olayı, yani bir şeyin gövdeye veya yüzeye çarpmasını belirtir. İsim + caused by + neden yapısı, tanımlarda ve olgusal açıklamalarda kısa ve açık bir neden verir.
Alıştırma
“They repaired damage caused by a falling branch,” cümlesinde “caused by a falling branch” ne işe yarar?
- Cümlenin ana eylemini verir.
- Hasarı niteler ve nedenini açıklar.
- Hasarın bir dalı düşürdüğünü söyler.
Cevabı göster
Hasarı niteler ve nedenini açıklar.
it's described as pockmarked, Kalıp ifadeler
3:16küçük izler ve yara izleriyle kaplı bir yüzeye sahip olduğu için
having a surface that's covered in small marks and scars. Kalıp ifadeler
3:19çukurlarla dolu (pockmarked) olarak tanımlanır.
be described as pockmarked: çukur izleriyle dolu olarak betimlenmek
Be described as + isim veya sıfat, birinin bir şeyin nasıl olduğunu anlatmak için o sözcüğü ya da etiketi kullanması demektir. Burada Ay'ın yüzeyinde çok sayıda küçük çukur ve iz bulunduğu için pockmarked sıfatı Ay'ı tanımlamakta kullanılır. As, ardından gelen tanımı sunar; betimleme eyleminin nasıl yapıldığını anlatmaz.
Alıştırma
Be described as kalıbında eksik olan sözcükle cümleyi tamamlayın: The newly discovered planet is described ____ Earth-like.
Cevabı göster
as
that's covered in small marks and scars: küçük izler ve yara izleriyle kaplı olan
That's, that is ifadesinin kısaltmasıdır. that's covered in small marks and scars yan cümlesi surface sözcüğünü açıklar ve yüzeyin nasıl göründüğünü anlatır. Be covered in + isim, bir yüzeyde o maddeden, nesneden veya iz türünden çok sayıda bulunması demektir. Burada küçük izler ve yara izleri yüzeye yayılmıştır; ifade kasıtlı bir eylemden çok bir durumu anlatır.
Alıştırma
Hangi cümle botların her tarafına çamur bulaştığını doğal biçimde anlatır?
- The boots were described as mud.
- The boots were covered in mud.
- The boots were covered by mud.
Cevabı göster
The boots were covered in mud.
These craters play an important part in the story. Kalıp ifadeler
3:22Bu kraterler hikayede önemli bir rol oynamaktadır.
play an important part in the story: hikâyede önemli bir rol oynamak
Burada play an important part in, “bir şeyde önemli bir role veya etkiye sahip olmak” anlamına gelir. Kraterler bilimsel açıklama için önemli bilgiler sağlar; play burada “oyun oynamak” anlamında değildir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp X + play an important part in + Y şeklindedir ve play özneye göre değişir. X’in bir sürece, sonuca veya açıklamaya önemli katkıda bulunduğunu anlatır. Buradaki story, olanların birbirine bağlı anlatımını ifade eder; mutlaka kurgusal bir hikâye değildir.
Alıştırma
Cümleyi “önemli bir rol oynar” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: Good communication ____ solving problems as a team.
Cevabı göster
plays an important part in
finding water there would explain a lot Dilbilgisi
3:28orada su bulmak, suyun ve dolayısıyla Dünya'da yaşamın
about how water and therefore life started on Earth.
3:30nasıl başladığı hakkında çok şey açıklayacaktır.
Because the Moon's surface does not change: önce neden, sonra sonuç
Baştaki Because yan cümleciği, Ay’ın yüzeyinin değişmemesini neden olarak önce sunar. Ardından ana cümle sonucu verir: Orada bulunan su, Dünya’daki suyun ve yaşamın başlangıcı hakkında önemli kanıtlar ortaya çıkarabilir. Because + neden yapısını başa getirmek açıklamayı “önce neden, sonra sonuç veya önem” sırasına koyar. Baştaki yan cümlecik tek başına tamamlanmış değildir; arkasından gelen ana cümleyle birlikte kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümle, önce nedeni ve ardından tamamlanmış bir sonucu vermek için başta Because yan cümleciği kullanır?
- The battery was empty because the toy would not start.
- Because the battery was empty.
- Because the battery was empty, the toy would not start.
Cevabı göster
Because the battery was empty, the toy would not start.
finding water there would explain a lot: özne olan -ing öbeği ve varsayımsal sonuç
Finding water there cümlenin öznesidir. Buradaki finding, suyu keşfetme eylemini veya olayını anlatır; devam etmekte olan bir eylemi göstermez. Would explain hayal edilen sonucu verir: orada su bulunsaydı bu keşif birçok soruyu yanıtlayabilirdi. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp, özne görevindeki bir -ing'li isim-fiil öbeğinin ardından would + fiilin yalın hâlinin gelmesidir. Bu kalıp olası bir keşfi ve onun önemini anlatır.
Alıştırma
"Finding water there would explain a lot" cümlesindeki "finding water there" neyi ifade eder?
- birinin tam şu anda orada yaptığı bir eylemi
- orada su keşfedilmesi olasılığını
- suyun bir şeyi bulma eylemini yapmasını
Cevabı göster
orada su keşfedilmesi olasılığını
That's why Dr. Smethhurst calls the Moon mission a big deal, Dilbilgisi
3:35Bu yüzden Dr. Smethurst Ay görevini büyük bir mesele (a big deal) olarak adlandırıyor,
calls the Moon mission a big deal içindeki call X Y yapısı
Call X Y, X'e Y adını ya da tanımını vermek veya X'in Y olduğuna karar vermek anlamına gelir. Burada X the Moon mission, Y ise a big deal ifadesidir; dolayısıyla konuşmacı görevi önemli olarak sunar. Y bir nesne tamamlayıcısıdır: X'i yeniden adlandırır veya tanımlar. call + nesne + isim öbeği/sıfat kalıbında doğrudan X'in ardından gelir.
Alıştırma
Projenin başarılı olduğuna karar verdiklerini doğru biçimde anlatan cümle hangisidir?
- They called the project a success.
- They called as the project a success.
- They called the project as a success.
Cevabı göster
They called the project a success.
Astronomers know that comets are full of ice Kalıp ifadeler
3:43Gökbilimciler kuyruklu yıldızların buzla dolu olduğunu biliyorlar
comets are full of ice: be full of kullanımı
comets are full of ice ifadesindeki are full of, “çok miktarda içerir” anlamına gelir. Kuyruklu yıldızlarda bol miktarda buz bulunur; bu, kuyruklu yıldızın her parçasının buz olduğu anlamına gelmez. be + full of + isim kalıbı kapları, yerleri, doğal nesneleri ve fikirler gibi içerikleri anlatabilir. be, özneye ve zamana göre is full of, are full of veya was full of biçimine girer.
Alıştırma
Cümleyi be full of ifadesinin geniş zaman biçimiyle tamamlayın: The basket ____ fresh apples.
Cevabı göster
is full of
by the constantly moving surfaces on Earth,
3:52Dünya'daki sürekli hareket eden yüzeyler tarafından silinmiştir,
has been erased by: present perfect edilgen yapı
has been erased, present perfect edilgen bir yapıdır: has/have + been + geçmiş zaman ortacı. Sayılamayan evidence ismi has alır. Kanıt geçmişte bir etkiden zarar görmüştür ve sonuç şimdi önemlidir: artık orada değildir. by, eylemin nedenini veya yapanını tanıtır. Burada kanıtı bilerek saklayan bir kişiyi değil, Dünya’nın sürekli hareket eden yüzeylerini gösterir.
Alıştırma
Cümleyi erase fiilinin present perfect edilgen biçimiyle tamamlayın: The chalk marks ____ by the rain, so none are visible now.
Cevabı göster
have been erased
but not on the Moon: eksiltili karşıtlık
Bu karşıtlıkta but not on the Moon, “but the evidence has not been erased on the Moon” anlamına gelir. İlk yan cümledeki bilgiyi tekrar edecek olan özne ve edilgen fiil grubu çıkarılmıştır. Bu kısa son bölüm, bilinen bilgiyi söylemeden bırakır ve dikkati değişen kısma yöneltir: on Earth ve on the Moon. Bu, dil bilgisine uygun bir eksiltidir; hatalı ve tamamlanmamış bir cümle değildir.
Alıştırma
Bu cümledeki son ifade but not on the Moon ne anlama gelir?
- Çarpışmalar Ay'da gerçekleşmemiştir.
- Ay'ın yüzeyi hareket etmez.
- Kanıtlar Ay'da silinmemiştir.
Cevabı göster
Kanıtlar Ay'da silinmemiştir.
So comparing water from the Moon with water on Earth Kalıp ifadeler
3:57Yani Ay'dan gelen suyu Dünya'daki suyla karşılaştırmak,
could provide scientists with vital information, Kalıp ifadeler
4:00Dr. Smethurst'ün BBC Radio 4'un Inside Science programına açıkladığı gibi,
comparing water from the Moon with water on Earth: compare A with B kalıbı
compare A with B, benzerlikleri veya farkları belirlemek için A ve B'yi birlikte incelemek demektir. Burada A ögesi water from the Moon, B ögesi ise water on Earth ifadesidir. comparing ile başlayan -ing öbeğinin tamamı could provide yapısının öznesidir. Karşılaştırma eylemini bilgi sağlayabilecek bir araştırma yöntemi olarak sunar; with, karşılaştırılan ikinci ögeyi başlatır.
Alıştırma
Belirtilen compare A with B kalıbını tamamlayın: The scientist is comparing the new sample ____ the old sample.
Cevabı göster
with
provide scientists with vital information: bilim insanlarına hayati bilgiler sağlamak
could provide scientists with vital information ifadesinde provide, provide + someone + with + something kalıbıyla kullanılır. scientists alan tarafı, vital information ise alabilecekleri şeyi belirtir. Bu kalıp hem alıcıyı hem de sağlanan şeyi açıkça gösterir. could, sonucun kesin değil, mümkün olduğunu belirtir.
Alıştırma
provide someone with something kalıbındaki eksik sözcükle cümleyi tamamlayın: The museum provides visitors ____ free maps.
Cevabı göster
with
as Dr. Smethurst explained to BBC Radio 4's Inside Science.
4:03bilim insanlarına hayati bilgiler sağlayabilir.
to see if it has the same characteristics Kalıp ifadeler
4:09buradaki, Dünya'daki su ile aynı özelliklere
the same characteristics as: …ile aynı özellikler
the same + noun + as + comparison target yapısı, belirli bir özelliğin veya özellik grubunun aynı olduğunu belirtir. Burada characteristics özelliği adlandıran isim, water here on Earth ise karşılaştırma unsurudur. İlk unsurun neyle karşılaştırıldığını belirtmek için as kullanın: the same characteristics as water.
Alıştırma
Standart the same ... as yapısını tamamlayın: This rock has the same shape ____ the sample in the lab.
Cevabı göster
as
And then we can sort of trace that back Öbek fiiller
4:13Ve sonra bunu geriye doğru takip edebiliriz
trace that back: kanıtları izleyerek daha eski bir kaynağa ulaşmak
Trace something back, ipuçlarını izleyerek mevcut bir sonuçtan daha önceki bir kaynağa veya nedene ulaşmak demektir. Trace that back ifadesindeki that, araştırılan şeyi belirtir. Back, geçmişe veya kökene doğru bir yönü gösterir. Trace burada çizgi çizmek ya da bir çizginin üzerinden geçmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi önce trace fiilinin geçmiş zaman biçimiyle, sonra back to ile tamamlayın: The team ____ the leak ____ a broken pipe.
Cevabı göster
traced · back to
working out what actually happened: work out ile cevabı bulmak
Work out burada düşünerek, gerçekleri kontrol ederek veya bir sorunu çözerek bir cevaba ya da anlayışa ulaşmak demektir. Working out what actually happened, olayların gerçekte nasıl geliştiğini bulmak anlamına gelir. What actually happened, çözülmesi gereken soruyu belirtir; actually ise ilk tahmin veya görünüş yerine gerçek olayları vurgular.
Alıştırma
Hangi cümlede work out, “düşünerek veya gerçekleri kontrol ederek cevabı bulmak” anlamındadır?
- I did a short workout before breakfast.
- Luckily, everything worked out well in the end.
- We need to work out why the door will not close.
Cevabı göster
We need to work out why the door will not close.
Also various other minerals that might be there,
4:21Ayrıca orada olabilecek diğer çeşitli mineraller,
these very heavy minerals that we know come from comets and asteroids. Kelime
4:23kuyruklu yıldızlardan ve asteroitlerden geldiğini bildiğimiz bu çok ağır mineraller.
these very heavy minerals: yüksek yoğunluklu bilimsel bir kategori
Jeoloji ve gezegen biliminde heavy minerals ifadesi, yaygın kaya oluşturan minerallere göre yoğunluğu daha yüksek olan mineralleri anlatır. Heavy, elde tutulabilecek bir parçanın toplam ağırlığını değil, malzemenin bir özelliği olan yoğunluğu belirtir. these very heavy minerals ifadesinde these, konuşulan mineral grubunu gösterir; very ise vurgu ekler. Bu ifade, söz konusu mineral grubunun maddenin nereden geldiğini gösteren bir kanıt olarak değerlendirilmesini sağlar.
Alıştırma
Bu bilimsel cümlede these very heavy minerals esas olarak neyi ifade ediyor?
- Yoğunluğu görece yüksek mineraller
- Koyu renkli mineraller
- Kaldırılamayacak kadar büyük mineral parçaları
Cevabı göster
Yoğunluğu görece yüksek mineraller
smoking gun: kesin ve belirleyici kanıt
Smoking gun, önemli bir iddiayı doğrudan kanıtlayan veya sorumluluğu ortaya çıkaran belirleyici bir kanıtı anlatan bir deyimdir. İfade, ateşlendikten sonra hâlâ duman çıkaran bir silah görüntüsüne dayanır; ancak genellikle gerçek bir silahı değil, kanıtı anlatır. Burada bulunması beklenen mineral kanıtı, suyun kaynağını güçlü biçimde belirleyebileceği için smoking gun işlevi görür. Konuşan kişi, bu kanıtın sonucu inkâr etmeyi zorlaştıracağını söylüyor.
Alıştırma
Cümleyi “belirleyici kanıt” anlamındaki iki kelimelik İngilizce deyimle tamamlayın: The photo of the muddy footprints was the ____ that proved who entered the house.
Cevabı göster
smoking gun
Gayriresmî bir alıntıyı başlatan to be like
Burada to be like, hayalî sözleri başlatır: “Yes, that's where this water came from.” Kanıt gerçekten konuşmaz; konuşmacı ona bir ses vererek bu kanıtın sonucu açık hâle getireceğini canlı bir biçimde anlatır. Daha genel olarak be like, gayriresmî bir anlatıda bir kişinin tepkisini, düşüncesini veya yaklaşık sözlerini aktarabilir. Biçimi cümleye göre değişir: burada to be like kullanılırken geçmişteki bir tepki için was like kullanılabilir.
Alıştırma
Gayriresmî bir tepkiyi başlatmak için cümleyi be like ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: When I saw the long queue, I ____, "We'll be here all day."
Cevabı göster
was like
And it's likely that Earth's water came from there as well. Dilbilgisi
4:31Ve muhtemelen Dünya'nın suyunun da oradan gelmiş olması muhtemel.
Olası fakat kesin olmayan bir iddia için it's likely that
It's likely that + yan cümle, mevcut kanıtlara göre bir şeyin muhtemelen doğru olduğu veya muhtemelen gerçekleşeceği anlamına gelir. Kesinlik değil, olasılık ifade eder. It olasılık kalıbını başlatır, that ise değerlendirilen düşüncenin tamamını tanıtır. Bu yapı, belirsiz bir sonucu gerçekmiş gibi sunmak yerine dikkatli bir iddiada bulunmayı sağlar.
Alıştırma
Hangi cümle iptali kesin değil ama muhtemel olarak sunuyor?
- The outdoor concert will definitely be cancelled because of the storm.
- Is the outdoor concert cancelled because of the storm?
- It's likely that the outdoor concert will be cancelled because of the storm.
Cevabı göster
It's likely that the outdoor concert will be cancelled because of the storm.
Scientists can trace the existence of water on the Moon back
4:34Bilim insanları, Dünya'da ne olduğunu bulmak için
For this reason: önceki nedene gönderme yapıp sonuç çıkarma
For this reason, daha önce verilmiş bir nedene gönderme yapar. Ardından bu nedenden doğan sonucu, çıkarımı veya eylemi sunar. Buradaki this reason, yeni bir neden değil, az önce belirtilen nedendir. Cümlenin başında kullanıldığında, sıradaki ifadeyi anlamak için önceki bilgiyi kullanmanız gerektiğini gösterir.
Alıştırma
Cümleyi, önceki nedene gönderme yapan bu dersteki ifadeyle tamamlayın: The playground is wet. ____, we will play indoors.
Cevabı göster
For this reason
would be finding a smoking gun,
4:50tartışılmaz bir kanıt veya ispat anlamına gelen modern bir deyim olan
a modern idiom meaning indisputable evidence or proof. Kelime
4:52kesin bir kanıt (a smoking gun) bulmak olacağını söylüyor.
indisputable evidence or proof: tartışılmaz kanıt veya ispat
Indisputable evidence or proof, hiç kimsenin makul biçimde inkâr veya itiraz edemeyeceği kadar ikna edici kanıt ya da ispat demektir. Indisputable, strong kelimesinden çok daha güçlüdür: iddiayı makul bir anlaşmazlığın ötesinde gösterir. Bu tanımda evidence or proof, bir iddiayı destekleyen şeyi adlandırmanın birbiriyle yakından ilişkili iki yoludur.
Alıştırma
Hangi seçenek makul biçimde itiraz edilemeyen kanıt anlamına gelir?
- indisputable evidence
- henüz bulunmamış kanıt
- güçlü fakat hâlâ itiraza açık kanıt
Cevabı göster
indisputable evidence
but we still don't know the answer to your question,
4:58ama senin sorunun cevabını hala bilmiyoruz,
Michael Collins never set foot on the Moon himself, Deyimler
5:10Michael Collins kendisi Ay'a hiç ayak basmadı,
never set foot on the Moon himself: Ay’a kendisi hiç ayak basmadı
Bir yere set foot on demek, fiziksel olarak oraya varıp üzerine ayak basmak demektir. Bu cümlede never set foot on the Moon, Michael Collins'in Ay'da bizzat yürümediğini anlatır. Himself, söz konusu kişinin Michael Collins'in kendisi olduğunu vurgular. Bu yapı, birinin kişisel deneyimiyle yalnızca bir olayla bağlantılı olmasını ayırmaya yardımcı olur.
Alıştırma
Nina watched the island from a boat but never set foot on it. Burada never set foot on it ne anlama geliyor?
- Adaya hiç bakmadı.
- Adanın yakınına hiç gitmedi.
- Adaya fiziksel olarak hiç ayak basmadı.
Cevabı göster
Adaya fiziksel olarak hiç ayak basmadı.
but afterwards said the experience of looking back at Earth
5:14ancak daha sonra Apollo uzay aracından Dünya'ya
from the Apollo spacecraft changed his life forever. Kalıp ifadeler
5:17geri bakma deneyiminin hayatını sonsuza dek değiştirdiğini söyledi.
changed his life forever: hayatını sonsuza dek değiştirdi
Changed his life forever, bu deneyimin onun hayatında büyük ve kalıcı bir etkisi olduğu anlamına gelir. Forever, yalnızca kısa bir süre farklı hissettiğini değil, sonucun o andan çok sonra da devam ettiğini vurgular. Change someone's life forever kalıbı, bir deneyimin, kişinin, keşfin veya kararın derin etkisini özetlemek için sıkça kullanılır.
Alıştırma
Lena, "Learning to read changed my life forever." diyor. Neyi vurguluyor?
- Bunun hayatında derin ve kalıcı bir etkisi oldu.
- Etkisi yalnızca kısa bir süre devam etti.
- Hemen yeni bir eve taşındı.
Cevabı göster
Bunun hayatında derin ve kalıcı bir etkisi oldu.
let's recap the vocabulary we've learned: kelime tekrarına geçiş yapmak
“Let's recap...” konuşmanın yönünü gösteren bir ifadedir. Dinleyicilere, ana bölümden daha önce öğrenilen önemli kelimelerin kısa bir özetine geçildiğini bildirir. “Let's” dinleyicileri de etkinliğe dahil eder. “Recap”, her kelimeyi yeniden söylemek değil, ana noktaları özetlemek demektir.
Alıştırma
Hangi cümlede recap, ana noktaların kısa bir özetine geçmek için kullanılmıştır?
- Let's recap the three main ideas before we finish.
- Please repeat the password exactly as you heard it.
- Let's begin a completely new topic.
Cevabı göster
Let's recap the three main ideas before we finish.
A crater is a very large hole in the ground.
5:30Bir krater (crater), yerdeki çok büyük bir deliktir.
Pockmarked means marked by small holes and scars.
5:34Çukurlarla dolu (pockmarked), küçük delikler ve yara izleriyle işaretlenmiş anlamına gelir.
If you say something is a big deal,
5:38Eğer bir şeyin büyük bir mesele (a big deal) olduğunu söylerseniz,
To trace something back means to discover its causes
5:43Bir şeyi geçmişe dönük takip etmek (trace something back), nasıl geliştiğini inceleyerek
the idiom a smoking gun refers to indisputable evidence
5:49a smoking gun deyimi, tartışılmaz kanıta
our 6 minutes are up: altı dakikamız doldu
Bir zaman aralığı + be up, belirlenen sürenin sona erdiğini ifade eder. Burada “our 6 minutes are up”, altı dakikalık programın bittiğini bildirir. Bu ifadede “up”, yukarı doğru bir yönü anlatmaz.
Alıştırma
Belirlenen sürenin sona erdiğini göstermek için cümleyi be up ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Stop writing; your ten minutes ____.
Cevabı göster
are up
and useful vocabulary here at 6 Minute English.
6:00ve faydalı kelimeler için bir dahaki sefere bize katılın.
Join us next time for + isim öbeği
Join us next time for ... bir sunucunun izleyici veya dinleyiciyi daha sonraki bir bölüm ya da oturuma yeniden davet etmek için kullandığı kapanış kalıbıdır. Burada join us, bizimle birlikte dinlemek veya katılmak anlamındadır; bir kuruluşa üye olmak anlamında değildir. Bu ifade kapanıştaki bilgiyi de düzenler: next time dikkati sonraki buluşmaya yöneltir, for ise dinleyicinin bekleyebileceği içeriği tanıtır. Yaygın yapı Join us next time for + isim öbeği biçimindedir.
Alıştırma
Program kapanışındaki daveti beş sözcüklük kalıpla tamamlayın: ____ more animal facts.
Cevabı göster
Join us next time for
scintillating science: mecazlı bir övgü
scintillating science ifadesinde scintillating mecaz anlamda kullanılır: son derece ilgi çekici, canlı ve heyecan verici demektir. Bilim içeriği gerçekten ışık parlamaları yaymıyordur. Bu sıfat interesting sözcüğünden daha güçlü ve daha özenli bir tona sahiptir. scintillating science içindeki başlangıç /s/ seslerinin tekrarı bir aliterasyondur; bu da program kapanışını eğlenceli ve tanıtıcı gösterir.
Alıştırma
Bu cümleyi okuyun: The host promised a scintillating discussion about dinosaurs. scintillating ne anlama gelir?
- Son derece ilgi çekici ve canlı
- Sessiz ve duyulması zor
- Gerçek ışık parlamaları yayan
Cevabı göster
Son derece ilgi çekici ve canlı