Ay'dan çıkarılacak dersler ⏲️ 6 Minute English: İngilizce çalışma notları

BBC Learning English

Öğrenme zorluğu
926 kelime 163 kel/dk

Video özeti: Ay’a yönelik yeniden canlanan ilgi yalnızca bir uzay yarışı değildir. Ay’ın değişmeden kalan yüzeyi, kuyruklu yıldız ve asteroit çarpmalarının genç Dünya’ya suyu ve nihayetinde yaşam olasılığını getirip getirmediğini gösteren kanıtları koruyor olabilir. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. one small step for man, one giant leap for mankind. — Kültür, Medya ve Gerçek Dünya Bağlamı: Neil Armstrong’un Apollo 11 sırasında söylediği bu sözü tanıyın ve karşıtlığın bir astronotun fiziksel adımını nasıl insanlık için dev bir ilerleme simgesine dönüştürdüğünü anlayın; böylece bilim haberleri veya popüler kültürdeki göndermeleri yorumlayabilirsiniz. 2. frozen in time — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: Neredeyse hiç değişmeden korunmuş bir şeyi anlatan bu mecazı anlayın; geçmiş bir dönemi hâlâ yansıtan manzaraları, şehirleri, fotoğrafları, anıları veya kayıtları betimlerken kullanın. 3. trace that back — Phrasal Verb’ler: Güncel bir kanıttan başlayıp kaynağa veya nedene doğru geriye giden araştırmayı anlatmayı öğrenin; Ay’daki su ve krater geçmişiyle suyun Dünya’ya nasıl gelmiş olabileceğini yeniden kuran çalışmalar buna örnektir.

Bu derste

6 Minute English from bbclearningenglish.com.

0:01

bbclearningenglish.com'dan 6 Minute English.

Hello,

0:08

Merhaba,

this is 6 Minute English from BBC Learning English.

0:08

bu BBC Learning English'ten 6 Minute English.

I'm Neil.

0:11

Ben Neil.

And I'm Georgie.

0:12

Ve ben Georgie.

That's one small step for man, Kültür

0:13

Bu, insan için küçük,

one giant leap for mankind.

0:15

insanlık için dev bir adım.

Kültür

insan için küçük bir adım, insanlık için dev bir sıçrayış

Bu, Apollo 11 görevi sırasında Neil Armstrong'un Ay'a adım atmasıyla ilişkilendirilen ünlü sözdür. Cümlede one small step, tek bir kişinin attığı fiziksel adımı; one giant leap ise bu olayın bütün insanlık için temsil ettiği büyük ilerlemeyi anlatır. Sözün gücü small ile giant ve step ile leap arasındaki karşıtlıktan gelir. Basit bir hareketi insanlığın tarihî ilerlemesinin simgesine dönüştürür. Bu nedenle giant leap mecazdır; gerçekten uzağa atılan bir sıçrayış değildir.

Alıştırma

Bu alıntıda one giant leap for mankind ne anlama gelir?

  1. Daha büyük bir sıçrayıştan önceki ilk küçük alıştırma adımı.
  2. Ay'da fiziksel olarak çok uzağa atlanan bir sıçrayış.
  3. Bütün insanlık için büyük bir ilerleme.
Cevabı göster

Bütün insanlık için büyük bir ilerleme.

Famous words,

0:18

Ünlü sözler,

but do you know who said them?

0:19

ama bunları kimin söylediğini biliyor musun?

Of course,

0:20

Elbette,

that was Neil Armstrong,

0:21

aya ilk ayak basan kişi olan

the first person to land on the moon. Dilbilgisi

0:23

Neil Armstrong'du.

Dilbilgisi

the first person to land: the first + isim + to mastarı

Kalıp the first person + to mastarı şeklindedir. Burada to land on the moon, person sözcüğünden sonra gelir ve bu kişiyi ilk yapan eylemi belirtir. to mastarı person sözcüğünü niteler; in order to land gibi bir amaç bildirmez. Aynı isim kalıbı the first child to finish veya the first team to arrive gibi başka başarıları da anlatabilir.

Alıştırma

Boşluğu şu kalıpla doldurun: the first person to + verb. Mia finished the race before everyone else. Mia was ____ finish the race.

Cevabı göster

the first person to

Right.

0:25

Doğru.

The Apollo 11 spacecraft landed Neil Armstrong on the moon Kelime

0:26

Apollo 11 uzay aracı Neil Armstrong'u aya indirdi,

on the 20th of July, 1969.

0:29

20 Temmuz 1969'da.

Kelime

landed Neil Armstrong on the moon: land fiilinin geçişli kullanımı

Burada landed, Apollo 11 uzay aracının Neil Armstrong'u Ay yüzeyine indirdiği anlamına gelir. Dilbilgisel olarak land geçişli bir fiildir: uzay aracı özne, Neil Armstrong ise doğrudan nesnedir. Tekrar kullanılabilen yapı land + kişi veya şey + yer ifadesi şeklindedir. Bu kişiyi veya şeyi zemine ya da başka bir yüzeye ulaştırmak anlamına gelir; nesnenin oraya kendi başına indiğini söylemez.

Alıştırma

“The helicopter landed the rescue team on the island.” cümlesinde landed ne anlama gelir?

  1. Helikopter zaten adada bulunan kurtarma ekibini buldu.
  2. Kurtarma ekibi helikopteri indirdi.
  3. Helikopter kurtarma ekibini adaya götürüp oraya indirdi.
Cevabı göster

Helikopter kurtarma ekibini adaya götürüp oraya indirdi.

But in decades after that famous event,

0:32

Fakat bu ünlü olaydan sonraki on yıllarda,

interest in returning to the moon faded away, Notlar

0:34

aya dönme ilgisi azaldı,

Kalıp ifadeler

interest in returning: interest in + fiil-ing yapısı

Burada interest in returning to the moon, Ay'a geri dönme etkinliğine veya fikrine duyulan ilgi anlamına gelir. in sözcüğü ilginin neye yönelik olduğunu gösterir. interest in + fiil-ing yapısında in bir edattır; bu nedenle sonraki fiil -ing biçimini alır. interest in ifadesinden sonra bir isim de kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi yukarıda öğretilen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: There is growing ____ exploring the ocean.

Cevabı göster

interest in

until now.

0:37

ta ki şimdiye kadar.

Öbek fiiller

faded away: giderek zayıflayıp kaybolmak

Burada faded away, bir şeyin giderek zayıflaması ve sonunda neredeyse ya da tamamen ortadan kalkması demektir. Ay'a dönmeye duyulan ilgi bir anda sona ermedi; yavaş yavaş gücünü kaybetti. Bu anlam renklerin solmasıyla ilgili değildir. Fade away; ilgi, ses, anı veya etki gibi zamanla azalan şeyleri anlatmak için sık kullanılır.

Alıştırma

Ay'a dönme ilgisini anlatan cümlede faded away ne anlama gelir?

  1. Giderek zayıfladı veya önemini kaybetti, sonra neredeyse ya da tamamen ortadan kalktı.
  2. Daha açık bir renge dönüştü.
  3. Birden çok daha güçlü hâle geldi.
Cevabı göster

Giderek zayıfladı veya önemini kaybetti, sonra neredeyse ya da tamamen ortadan kalktı.

Summer 2023 saw the start of a new race for the moon Notlar

0:39

2023 yazı, ay için yeni bir yarışın başlangıcına sahne oldu,

between Russia's Luna-25 spacecraft

0:42

Rusya'nın Luna-25 uzay aracı

and India's Chandrayaan-3.

0:46

ve Hindistan'ın Chandrayaan-3'ü arasında.

Dilbilgisi

Summer 2023 saw the start: zaman dönemini özne olarak kullanmak

Summer 2023 saw the start ifadesinde Summer 2023 öznedir. Saw, yaz mevsiminin gözleriyle bir şey gördüğü anlamına gelmez; olayın o dönemde başladığını belirtir. “Zaman veya yer + saw + olay/değişim” yapısı, ortamı ve olayı tek bir kısa cümlecikte birleştirir. Bir şeyin belirli bir dönemde veya yerde gerçekleştiğini kısa biçimde anlatır.

Alıştırma

'The 1990s saw the start of online shopping,' cümlesinde saw neyi ifade eder?

  1. Çevrim içi alışveriş 1990'lardan önce çoktan sona ermişti.
  2. Çevrim içi alışveriş 1990'larda başladı.
  3. 1990'lardaki insanlar çevrim içi alışverişi gözleriyle izledi.
Cevabı göster

Çevrim içi alışveriş 1990'larda başladı.

Kelime

new race for the moon: race for + hedef

new race for the moon ifadesindeki race, koşu yarışı anlamına gelmez. Rusya ile Hindistan'ın bir Ay görevi hedefine diğerinden önce ulaşmaya çalıştığı bir rekabeti anlatır. race for + hedef veya kaynak yapısında for sonrasındaki isim, rekabetin ödülü ya da hedefi olarak sunulur. Bu yapı genellikle aciliyet ve rekabet duygusu verir.

Alıştırma

Cümledeki new race for the moon ne anlama geliyor?

  1. Ay ile ilgili bir hedefe diğerlerinden önce ulaşma rekabeti
  2. Ay'da yapılan bir koşu yarışı
  3. Uzay araçları için inşa edilen yeni bir pist
Cevabı göster

Ay ile ilgili bir hedefe diğerlerinden önce ulaşma rekabeti

Russia's rocket crashed on landing, Kalıp ifadeler

0:49

Rusya'nın roketi inişte düştü,

but Chandrayaan-3 successfully touched down on the 23rd of August, Öbek fiiller

0:51

ancak Chandrayaan-3, 23 Ağustos'ta başarıyla iniş yaptı,

Kalıp ifadeler

on landing: zaman ifadesi olarak on + -ing

Burada on landing bir zaman ifadesidir: “roket inerken” veya “iniş anında” anlamına gelir. On, bir yüzey üzerindeki konumu anlatmaz. on + -ing yapısında -ing biçimi, ana eylemin zamanını belirleyen olayı adlandırır. Bağlama göre ana eylem bu olay sırasında ya da olayın hemen ardından gerçekleşebilir.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için on ve land fiilinin -ing biçimini kullanın: The rocket crashed ____.

Cevabı göster

on landing

Öbek fiiller

touched down: bir yüzeye iniş yapmak

Burada touched down, “iniş yaptı” anlamına gelir: uzay aracı Ay'ın yüzeyine ulaşıp inişini tamamlamıştır. Touch down bir öbek fiildir; bu nedenle touch ve down iki ayrı hareket gibi anlaşılmamalıdır. Bu fiil geçişsizdir: iniş yapan özne uçak veya uzay aracıdır. Yer belirtirken touched down on the Moon örneğindeki gibi bir edat kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi touch down ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın. After circling the airport, the plane ____ safely.

Cevabı göster

touched down

making India only the fourth country Dilbilgisi

0:56

böylece Hindistan aya başarıyla inen

to successfully land on the moon.

0:58

sadece dördüncü ülke oldu.

Dilbilgisi

making India only the fourth country ...: sonuç belirtmek

Vurgulanan bölümde making, önceki cümlenin sonucunu belirtir. Chandrayaan-3 başarıyla indi ve bunun sonucunda Hindistan Ay'a başarıyla inen dünyadaki dördüncü ülke oldu. Making, aynı anda gerçekleşen ayrı bir eylemi anlatmaz. Kalıp ana olay, making + nesne + tümleç şeklindedir. India nesnedir; only the fourth country to successfully land ise Hindistan'ın ne hâle geldiğini anlatan tümleçtir.

Alıştırma

Hangi cümlede making, kazanmanın sonucunu göstermek için doğru kullanılmıştır?

  1. The team won the final, making national champions them.
  2. The team won the final, and making them national champions.
  3. The team won the final, making them national champions.
Cevabı göster

The team won the final, making them national champions.

But why this sudden interest in going back to the moon?

1:01

Peki aya geri dönmeye yönelik bu ani ilgi neden?

That's what we'll be discussing in this program. Anlatım akışı

1:04

Bu programda tartışacağımız şey bu.

Anlatım akışı

That's what we'll be discussing: sıradaki konuyu önceden tanıtmak

Burada That's what we'll be discussing, programın birazdan ele alacağı konuyu belirtir. That, hemen önce sözü edilen bir düşünceye veya soruya gönderme yapar; what we'll be discussing ise ‘konuşacağımız şey’ anlamına gelir. Cümlenin asıl görevi programın akışını düzenlemektir: giriş bölümünü bitirir ve ana konuşmanın sırada olduğunu bildirir. Gelecekte devam eden yapı planlanmış bir etkinliği anlatır, ancak cümlenin bütünü esas olarak konuyu önceden tanıtır.

Alıştırma

That's what we'll be discussing in this program. cümlesini okuyun. Bu cümlenin temel görevi nedir?

  1. Dinleyiciden bir konu seçmesini istemek
  2. Konuşmanın çoktan bittiğini söylemek
  3. Sırada ele alınacak konuyu önceden tanıtmak
Cevabı göster

Sırada ele alınacak konuyu önceden tanıtmak

And as usual,

1:07

Ve her zamanki gibi,

we'll be learning some useful new vocabulary too.

1:08

bazı faydalı yeni kelimeler de öğreneceğiz.

But before we blast off, Deyimler

1:11

Ancak fırlatmadan önce,

I have a question for you, Georgie.

1:13

sana bir sorum var Georgie.

Deyimler

before we blast off: ‘başlamadan önce’ demenin eğlenceli bir yolu

Blast off sözcük anlamıyla bir roketin yerden ayrılması demektir. Ancak bu cümlede before we blast off, ‘başlamadan önce’ anlamına gelir. Konuşan kişiler gerçekten uzaya fırlatılmayacaktır. Bu uzay ifadesi Ay'la ilgili konuya uyar ve soruya geçişi eğlenceli hâle getirir. Aynı zamanda sıralamayı da açıkça gösterir: önce soru gelir, ardından programın ana bölümü başlar.

Alıştırma

Şu cümleyi okuyun: But before we blast off, I have a question for you. before we blast off ne anlama gelir?

  1. Programı bitirdikten sonra
  2. Bir roketle Dünya'dan ayrılmadan önce
  3. Başlamadan önce
Cevabı göster

Başlamadan önce

Everyone knows that Neil Armstrong was the first man on the moon

1:15

Herkes Neil Armstrong'un aydaki ilk insan olduğunu

and was followed by a second astronaut, Buzz Aldrin. Dilbilgisi

1:19

ve onu ikinci bir astronot olan Buzz Aldrin'in takip ettiğini bilir.

Dilbilgisi

was followed by a second astronaut: edilgen yapıyla sıra bildirme

A was followed by B kalıbı bir sıralama gösterir: önce A, sonra B gelir. Bu cümlede sıradaki kişi ikinci astronot Buzz Aldrin'dir. Buradaki followed by sırayı düzenler; Buzz Aldrin'in ilk astronotu izlediği veya kovaladığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi derste öğrendiğiniz üç kelimelik edilgen sıralama ifadesiyle tamamlayın: The opening speech ____ a short film.

Cevabı göster

was followed by

But who was the third Apollo astronaut

1:23

Ancak komuta modülünü uçuran,

who flew the command module Kültür

1:26

mürettebat arkadaşları ayda yürürken

while his crewmates walked on the moon? Dilbilgisi

1:28

üçüncü Apollo astronotu kimdi?

Kültür

flew the command module: Apollo komuta kabinini kullanmak

Apollo görevlerinde command module, uzay aracının mürettebat kabiniydi. Ay'a iniş sırasında Ay yörüngesinde kaldı ve daha sonra astronotları Dünya'ya geri taşıdı. Burada flew, “pilotluk yaptı veya kullandı” anlamına gelir. Apollo 11'de Neil Armstrong ve Buzz Aldrin Ay yüzeyindeyken komuta modülünü Michael Collins kullandı. Bu ifade, onun görevdeki farklı rolünü belirtir.

Alıştırma

Bu Apollo cümlesinde flew the command module ne anlama geliyor?

  1. Apollo uzay aracının yakınında bir uçak uçurdu.
  2. İki astronotla birlikte Ay'a inen aracı kullandı.
  3. Ay yörüngesinde kalan uzay aracı bölümünü kullandı.
Cevabı göster

Ay yörüngesinde kalan uzay aracı bölümünü kullandı.

Dilbilgisi

while his crewmates walked on the moon: aynı anda gerçekleşen eylemler

Burada while, “aynı sırada” veya “…iken” anlamına gelir. İki eylemi aynı zaman dilimine yerleştirir: bir astronot komuta modülünü uçururken ekip arkadaşları Ay'da yürüyordu. while ile başlayan bölüm, ana eylemin zamanla ilgili arka planını verir. Bu, bir olayın başka bir olay sürerken gerçekleştiğini göstermenin yaygın bir yoludur.

Alıştırma

Videodaki cümlede while his crewmates walked on the moon ne anlama geliyor?

  1. çünkü ekip arkadaşları Ay'da yürüdü
  2. ama ekip arkadaşları Ay'da yürüdü
  3. ekip arkadaşları Ay'da yürürken
Cevabı göster

ekip arkadaşları Ay'da yürürken

Was it A, Yuri Gagarin,

1:30

A, Yuri Gagarin miydi,

B, Michael Collins,

1:33

B, Michael Collins miydi,

or C, Alan Shepard?

1:35

yoksa C, Alan Shepard mıydı?

Hmm,

1:37

Hmm,

I think it was Michael Collins.

1:38

sanırım Michael Collins'ti.

Okay, Georgie,

1:40

Pekala Georgie,

we'll find out the answer at the end of the program. Anlatım akışı

1:40

cevabı programın sonunda öğreneceğiz.

Anlatım akışı

we'll find out the answer at the end of the ...: cevabın açıklanmasını ertelemek

Sunucu cevabın daha sonra, programın sonunda verileceğini söylüyor. Soruyu hemen cevaplamak yerine cevabın açıklanmasını erteliyor. Bu ifade programın akışını gösteren bir işaret de olur: dinleyicilere ne bekleyeceklerini anlatır ve program devam ederken cevapsız soruyu gündemde tutar.

Alıştırma

we'll find out the answer at the end of the program ifadesinin temel işlevi nedir?

  1. Georgie'den hemen cevap vermesini istemek
  2. Cevabı ertelemek ve ne zaman açıklanacağını dinleyicilere söylemek
  3. Herkesin cevabı zaten bildiğini göstermek
Cevabı göster

Cevabı ertelemek ve ne zaman açıklanacağını dinleyicilere söylemek

In some ways, Anlatım akışı

1:45

Bazı açılardan,

the current interest in the moon is really more about the origins of Earth. Anlatım akışı

1:46

aya olan mevcut ilgi aslında daha çok Dünya'nın kökenleriyle ilgilidir.

Anlatım akışı

In some ways: bir iddiayı belirli açılarla sınırlamak

In some ways, “bir durumun yalnızca belirli yönlerine veya açılara bakıldığında” anlamına gelir. Cümlenin başında kullanıldığında, ardından gelen ifadenin tamamını sınırlar. Bu ifade, iddiayı daha az kesin hâle getirir: fikir bazı açılardan doğru olabilir, ancak her açıdan doğru olmak zorunda değildir. Burada Ay'a duyulan ilgiyi anlamanın bir yolu olduğu, tek olası açıklama olmadığı belirtilir.

Alıştırma

Cümleyi, iddiayı belirli açılarla sınırlayan ve derste geçen üç kelimelik İngilizce ifadeyle tamamlayın: ____, taking the bus is easier than driving.

Cevabı göster

In some ways

Anlatım akışı

is really more about ...: asıl odağı göstermek

be really more about + isim veya -ing biçimi, daha derin veya daha önemli odağı gösterir. Başta başka bir şey konu gibi görünebilir, ancak asıl nokta about sözcüğünden sonra gelir. Burada Ay'ı incelemek, Dünya'nın nereden geldiğini anlamakla ilişkilendirilir. Really, odak değişimini daha belirgin hâle getirir. More, nesnelerin sayısını değil, önemi veya odağı karşılaştırır.

Alıştırma

Cümleyi, dikkati asıl odağa yönlendiren ve derste geçen dört kelimelik İngilizce ifadeyle tamamlayın: Although the workshop looks like a competition, it ____ learning from one another than winning.

Cevabı göster

is really more about

One theory is that during the early days of the solar system, Notlar

1:51

Bir teoriye göre, güneş sisteminin ilk günlerinde,

around 4 billion years ago,

1:55

yaklaşık 4 milyar yıl önce,

Kalıp ifadeler

during the early days of the solar system: Güneş sisteminin başlangıç dönemi

During bir olayı belirli bir zaman diliminin içine yerleştirir. Burada the early days of the solar system, Güneş sisteminin var olmaya başladığı ilk dönemi ifade eder. Buradaki days sözcüğü gerçek anlamıyla birkaç gün demek değildir. Bu dönem birkaç günden çok daha uzun sürebilir; uzunluğu, anlatılan şeye bağlıdır.

Alıştırma

During ile başlayan hedef ifadeyi yazın: ____ the company, only three people worked there.

Cevabı göster

During the early days of

another planet crashed into Earth, Kalıp ifadeler

1:57

başka bir gezegen Dünya'ya çarptı,

Anlatım akışı

One theory is that: dayanaklı bir açıklama sunmak

One theory is that olası açıklamalardan birini sunar. One başka açıklamalara da yer bırakır; that'ten sonraki tam yan cümle ise teorinin ne söylediğini belirtir. Bilim bağlamında theory rastgele bir tahmin değildir. Genellikle kanıt veya akıl yürütmeyle desteklenen bir açıklamadır; yine de bilim insanları onu sınamaya veya başka açıklamalarla karşılaştırmaya devam edebilir.

Alıştırma

Cümle başındaki One theory is that okuyucuya ne anlatır?

  1. Sıradaki fikir dayanaklı bir açıklamadır, ancak kesinleşmiş son sonuç değildir.
  2. Sıradaki fikir hiçbir belirsizlik taşımayan gözlemlenmiş bir gerçektir.
  3. Konuşan kişi hiçbir kanıt olmadan şaka yapmaktadır.
Cevabı göster

Sıradaki fikir dayanaklı bir açıklamadır, ancak kesinleşmiş son sonuç değildir.

Kalıp ifadeler

crashed into Earth: Dünya'ya şiddetle çarpma

crashed into Earth ifadesinde crash into, çoğunlukla hızlı veya kontrolsüz bir hareketten sonra bir şeye büyük bir kuvvetle çarpmak demektir. Into, çarpışmanın hedefi olan Earth sözcüğünü getirir. Başka durumlarda da kullanılabilen yapı crash into + hedef biçimindedir. Olayı basit bir temastan çok ciddi bir çarpışma olarak anlatır.

Alıştırma

Cümleyi crash into ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: During the storm, the boat ____ the rocks.

Cevabı göster

crashed into

breaking off a part, which then formed the Moon. Öbek fiiller

1:59

bir parçayı kopardı ve bu parça daha sonra Ay'ı oluşturdu.

Öbek fiiller

breaking off a part: bir parçanın ayrılmasına neden olmak

Burada breaking off a part, bir parçanın daha büyük bir bütünden ayrılmasına neden olmak demektir. Çarpışma kuvvet oluşturur ve Dünya'nın bir parçası kopar. -ing yapısı ana olaydan sonra gelir ve olayın sonucunu verir. Fiziksel break off + part veya piece kalıbı, bir kısmın bütünden ayrılmasına odaklanır.

Alıştırma

Hangi cümle, bir darbenin heykelden bir parçanın ayrılmasına neden olduğunu anlatır?

  1. The impact broke off a piece of the statue.
  2. The impact broke up the whole statue.
  3. A piece of the statue broke the window.
Cevabı göster

The impact broke off a piece of the statue.

Unlike the Earth's surface, which is constantly moving, Dilbilgisi

2:03

Sürekli hareket halinde olan Dünya'nın yüzeyinin aksine,

Dilbilgisi

Unlike the Earth's surface, which is constantly moving: unlike ile karşıtlık kurmak

Unlike burada bir edattır ve “…den farklı olarak” anlamına gelir. Karşılaştırılan isim öbeği the Earth's surface ifadesinin hemen önüne gelir; cümlenin ana fiili değildir. which ile başlayan yan cümle, Dünya'nın yüzeyi hakkında ek bilgi verir. Bu girişin ardından, öznesi Dünya'nın yüzeyiyle karşılaştırılan şey olan bir ana cümle gelir.

Alıştırma

İki okulu karşılaştırırken Unlike A, which ..., B ... yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Unlike the old school, which has no gym, the new school has a large one.
  2. The old school unlike, which has no gym, the new school has a large one.
  3. Unlike with the old school, which has no gym, the new school has a large one.
Cevabı göster

Unlike the old school, which has no gym, the new school has a large one.

the Moon is completely still,

2:07

Ay tamamen hareketsizdir,

frozen in time to create a perfectly preserved record Notlar

2:09

güneş sisteminin doğuşunda ne olduğuna dair

of what happened at the birth of the solar system. Deyimler

2:13

mükemmel bir şekilde korunmuş bir kayıt oluşturmak için zamanda donmuştur.

Deyimler

frozen in time: zaman durmuş gibi korunmuş

Frozen in time bir mecazdır: Zaman durmuş gibi neredeyse hiç değişmeden kalmak anlamına gelir. Soğuğun neden olduğu gerçek bir donmayı anlatmaz. Burada Ay'ın çok eski kanıtları koruduğunu ve yüzeyinin erken Güneş Sistemi'nin bir kaydı gibi işlediğini anlatır.

Alıştırma

Cümleyi “zaman durmuş gibi korunmuş” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: The museum's 1950s kitchen looked ____.

Cevabı göster

frozen in time

Kalıp ifadeler

a perfectly preserved record: kusursuz biçimde korunmuş bir kayıt

a perfectly preserved record ifadesinde preserved, hasar görmekten, kaybolmaktan veya büyük ölçüde değişmekten korunmuş bir kaydı anlatır. Perfectly, preserved sözcüğünün derecesini güçlendirir ve bilgilerin son derece eksiksiz kaldığını belirtir. Burada record, geçmişe ilişkin kalıcı kanıt veya bilgi anlamındaki bir isimdir. Bilimde bir nesne ya da yüzey, özellikleri geçmişte ne olduğunu araştırmayı sağladığı için record olabilir; bunun bir ses kaydı olması gerekmez.

Alıştırma

Bu cümlede a perfectly preserved record ne anlama gelir?

  1. Hiç çalınmamış bir müzik albümü
  2. Çok iyi durumda kalmış, geçmişe ait kanıt veya bilgi
  3. Yeni bir ses kaydı yapma eylemi
Cevabı göster

Çok iyi durumda kalmış, geçmişe ait kanıt veya bilgi

Deyimler

at the birth of the solar system: Güneş Sistemi’nin doğuşunda

Burada birth, Güneş Sistemi’nin kökenini veya oluşumunu anlatan bir görüntü olarak kullanılır. Bu bir mecazdır: Güneş Sistemi canlı bir varlık gibi gerçek anlamda doğmamıştır; ifade onu var olmaya başlayan bir şey olarak sunar. at the birth of + isim kalıbı, “o şeyin ilk başladığı veya oluştuğu sırada” anlamına gelir. Bilimsel ya da tarihî bir anlatımda gelişimin en erken aşamasını göstermeye yardımcı olur.

Alıştırma

Cümleyi “bir şeyin ilk kez var olmaya başladığı zaman” anlamına gelen ders ifadesiyle tamamlayın: These ideas appeared ____ modern computing.

Cevabı göster

at the birth of

Here's astronomer Dr. Becky Smethurst

2:17

İşte gökbilimci Dr. Becky Smethurst,

explaining more to BBC Radio 4 program Inside Science.

2:19

BBC Radio 4 programı Inside Science'a daha fazlasını açıklıyor.

Whereas on the Moon, it's just this inert rock. Notlar

2:24

Oysa Ay'da, bu sadece eylemsiz bir kayadır.

Anlatım akışı

Whereas on the Moon: karşılaştırmanın diğer tarafını sunma

Whereas, Ay’ı bir karşılaştırmanın karşıt tarafı olarak sunar. Burada “buna karşılık” veya “oysa” anlamındadır; “olduğu zaman” anlamına gelmez. Dinleyiciye Ay’daki durumun az önce anlatılan durumdan farklı olduğunu bildirir. Tam bir yazılı karşılaştırmada whereas genellikle karşıt iki yan cümleyi bağlar. Bu sözlü cümlede ilk taraf önceki bağlamdan anlaşılır, bu nedenle Whereas on the Moon dikkati diğer tarafa çevirir.

Alıştırma

“Whereas on the Moon,” ifadesinde Whereas hangi ilişkiyi gösterir?

  1. Bir şeyin gerçekleştiği zaman
  2. Daha önce anlatılan durumla karşıtlık
  3. Bir şeyin gerçekleşme nedeni
Cevabı göster

Daha önce anlatılan durumla karşıtlık

Kelime

inert rock: bilimsel anlamda etkin olmayan madde

inert rock ifadesinde inert, “etkin olmayan ve fazla değişime uğramayan” anlamına gelir. Bilim dilinde, fiziksel etkinliği az olan veya kimyasal tepkimelere kolayca katılmayan maddeleri anlatabilir; “tembel” anlamına gelmez. Burada ifade, Ay’ın kayalık yüzeyini Dünya’nın değişen yüzeyine kıyasla görece etkisiz olarak sunar. Bu düşünce, eski izlerin nasıl görünür kalabildiğini açıklamaya yardımcı olur.

Alıştırma

inert rock ifadesinde inert, bu bilimsel bağlamda ne anlama gelir?

  1. Görece etkisiz ve fazla değişmeyen
  2. Hızla hareket eden ve tepki veren
  3. Tembel ve çalışmak istemeyen
Cevabı göster

Görece etkisiz ve fazla değişmeyen

There's no atmosphere.

2:28

Atmosfer yoktur.

So every single thing that's happened to the Moon

2:29

Bu yüzden Ay'ın 4 buçuk milyar yıllık tarihi boyunca

in its 4 and 1/2 billion years' worth of history Kalıp ifadeler

2:32

başına gelen her bir şey

is still recorded there on it.

2:35

hala orada üzerinde kayıtlıdır.

Kalıp ifadeler

4 and 1/2 billion years' worth of: birikmiş miktarı belirtmek

“4 and 1/2 billion years' worth of history” ifadesinde zaman bölümü ne kadar tarihin biriktiğini, yani 4,5 milyar yılı kapsayan bir tarihi belirtir. Burada worth fiyatı değil, miktarı anlatır. Tekrar kullanılabilen kalıp sayı + iyelik biçimindeki zaman birimi + worth of + isim şeklindedir. Örneğin “three days' worth of food” denir. Bu, belirtilen süreyle bağlantılı miktar anlamına gelir.

Alıştırma

“Üç gün yetecek kıyafet” anlamını verecek şekilde cümleyi tamamlayın: I packed three ____ worth of clothes.

Cevabı göster

days'

And so if anyone's ever seen an image of the far side of the Moon, Kültür

2:38

Ve eğer biri Ay'ın uzak tarafının,

so the side of the Moon that we cannot see from Earth,

2:42

yani Dünya'dan göremediğimiz Ay'ın tarafının bir görüntüsünü gördüyse,

is incredibly pockmarked. Kelime

2:46

inanılmaz derecede çukurlarla doludur.

Kültür

the far side of the Moon: Ay'ın Dünya'dan uzağa bakan yarısı

The far side of the Moon, Ay'ın Dünya'dan uzağa bakan ve Dünya yüzeyinden doğrudan görülemeyen yarısıdır. Burada far side bir konum terimidir; yalnızca “uzakta olan bir taraf” anlamına gelmez. Ay, Dünya'nın çevresinde dönerken yaklaşık olarak aynı yüzünü Dünya'ya dönük tutar. Bu nedenle terim, Dünya'dan gizli kalan yarıyı belirtir. Ay'ın uzak yüzü de güneş ışığı alır; far, sürekli karanlık demek değildir.

Alıştırma

Hangi ifade the far side of the Moon terimini doğru açıklar?

  1. Ay'ın uzak yüzü her zaman Güneş'ten uzağa bakar ve hiç güneş ışığı almaz.
  2. Ay'ın uzak yüzü, Ay'ın herhangi bir gözlemciye en uzak olan kısmıdır.
  3. Ay'ın uzak yüzü Dünya'dan uzağa bakar ve tamamı Dünya yüzeyinden doğrudan görülemez.
Cevabı göster

Ay'ın uzak yüzü Dünya'dan uzağa bakar ve tamamı Dünya yüzeyinden doğrudan görülemez.

Kelime

incredibly pockmarked: küçük çukurlarla kaplı bir yüzey

Pockmarked, çok sayıda küçük çukur, göçük veya yara izine benzer izle kaplı bir yüzeyi anlatır. Burada, görünür çok sayıda çarpma krateri bulunan Ay'ın uzak yüzünü tanımlar; incredibly ifadenin derecesini çok daha güçlü hâle getirir. Bu sözcük sık sık ciltle ilişkilendirilse de araziyi ve başka fiziksel yüzeyleri anlatmak için de kullanılabilir.

Alıştırma

“The old wall was pockmarked.” cümlesinde pockmarked duvar hakkında ne anlatır?

  1. Duvar yeni boyanmıştı.
  2. Duvar tamamen pürüzsüzdü.
  3. Duvarda çok sayıda küçük çukur veya yara izine benzer iz vardı.
Cevabı göster

Duvarda çok sayıda küçük çukur veya yara izine benzer iz vardı.

There are craters all over that thing.

2:48

O şeyin her yerinde kraterler var.

And so this is a really big deal Deyimler

2:52

Ve bu yüzden bu gerçekten büyük bir mesele,

when we're thinking about what happened to the early Earth as well,

2:53

erken Dünya'ya ne olduğu hakkında da düşündüğümüzde,

Deyimler

this is a really big deal: bir şeyin çok önemli olduğunu söylemek

this is a really big deal ifadesinde a big deal, önemli olan veya büyük bir etki yaratabilecek bir şeyi anlatan bir deyimdir. Really bu değerlendirmeyi güçlendirir; yani konuşmacı bunun çok önemli olduğunu söyler. Bu ifade ticari bir alışverişten söz etmez. Konuşmacının kısa bir an durup az önce verilen bilginin önemini değerlendirmesine yardımcı olur.

Alıştırma

Konuşmacı burada “This is a really big deal” derken ne anlatıyor?

  1. Bu büyük bir ticari alışveriş.
  2. Bu çok önemli.
  3. Bunun fiziksel boyutu çok büyük.
Cevabı göster

Bu çok önemli.

because we think all of the Earth's water

2:56

çünkü Dünya'nın tüm suyunun

came from impacts with comets and asteroids Kültür

3:00

güneş sisteminin çok erken dönemlerinde

in the very early days of the solar system.

3:02

kuyruklu yıldızlar ve asteroitlerle olan çarpışmalardan geldiğini düşünüyoruz.

Kültür

came from impacts with comets and asteroids: fiziksel bir kaynak

Burada came from, öne sürülen bir kaynağı belirtir: Suyun, kuyruklu yıldızların ve asteroitlerin yer aldığı çarpışmalar yoluyla geldiği düşünülmektedir. Bu uzay bilimi bağlamında impacts, genel etkileri değil, fiziksel çarpışmaları ifade eder. We think, konuşanın suyun kaynağını kesin biçimde tanımlamak yerine bilimsel bir açıklama sunduğunu gösterir.

Alıştırma

Özgün cümlede impacts with comets and asteroids ne anlama gelir?

  1. kuyruklu yıldızların ve asteroitlerin yer aldığı fiziksel çarpışmalar
  2. kuyruklu yıldızların ve asteroitlerin içinde su keşfedilmesi
  3. kuyruklu yıldızların ve asteroitlerin genel etkisi
Cevabı göster

kuyruklu yıldızların ve asteroitlerin yer aldığı fiziksel çarpışmalar

The rock which makes up the Moon is inert. Öbek fiiller

3:04

Ay'ı oluşturan kaya eylemsizdir (inert).

Öbek fiiller

makes up the Moon: A makes up B yapısı

Burada makes up, “oluşturur” veya “meydana getirir” anlamındadır. the rock malzemedir, the Moon ise bu malzemenin oluşturduğu bütündür. which makes up the Moon ilgi cümleciği rock sözcüğünü açıklar. Başka durumlara aktarılabilecek yapı A makes up B şeklindedir: Bir parça, malzeme veya grup olan A, daha büyük bir bütün olan B'nin tamamını ya da bir bölümünü oluşturur.

Alıştırma

Cümleyi “oluşturmak” anlamındaki make up ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Water ____ most of the soup.

Cevabı göster

makes up

It doesn't move.

3:07

Hareket etmez.

It's also full of craters, Kalıp ifadeler

3:08

Ayrıca bir şeyin ona çarpması sonucu oluşan büyük delikler olan

large holes in the ground caused by something hitting it. Dilbilgisi

3:10

kraterlerle (craters) doludur.

Kalıp ifadeler

full of craters: “çok sayıda var” demek için full of + isim kullanımı

Burada full of craters, “çok sayıda krateri olan” anlamına gelir. Bir yüzeye yayılmış çok sayıda deliği anlatır; bir kabın gerçek anlamda doldurulmuş olması gerekmez. Başka durumlarda da kullanılabilen yapı be full of + isim şeklindedir. Bir yerde, nesnede veya içerikte bir şeyden çok miktarda bulunduğunda somut şeyleri, bilgileri ya da fikirleri anlatabilir.

Alıştırma

Derste geçen ve “çok sayıda içeren” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyi kullanın: The old wall is ____ cracks.

Cevabı göster

full of

Dilbilgisi

caused by something hitting it: isimden sonra nedeni eklemek

Caused by something hitting it, large holes ifadesinden sonra gelir ve delikleri neyin oluşturduğunu açıklar. Bu, large holes that were caused by something hitting it biçiminde genişletilebilen geçmiş zaman ortaçlı bir yan cümledir. Bu parçada caused ana fiil değildir; yan cümlenin tamamı holes sözcüğünü niteler. By sonrasındaki something hitting it, delikleri oluşturan olayı, yani bir şeyin gövdeye veya yüzeye çarpmasını belirtir. İsim + caused by + neden yapısı, tanımlarda ve olgusal açıklamalarda kısa ve açık bir neden verir.

Alıştırma

“They repaired damage caused by a falling branch,” cümlesinde “caused by a falling branch” ne işe yarar?

  1. Cümlenin ana eylemini verir.
  2. Hasarı niteler ve nedenini açıklar.
  3. Hasarın bir dalı düşürdüğünü söyler.
Cevabı göster

Hasarı niteler ve nedenini açıklar.

The Moon has so many of these craters,

3:14

Ay'ın o kadar çok krateri vardır ki,

it's described as pockmarked, Kalıp ifadeler

3:16

küçük izler ve yara izleriyle kaplı bir yüzeye sahip olduğu için

having a surface that's covered in small marks and scars. Kalıp ifadeler

3:19

çukurlarla dolu (pockmarked) olarak tanımlanır.

Kalıp ifadeler

be described as pockmarked: çukur izleriyle dolu olarak betimlenmek

Be described as + isim veya sıfat, birinin bir şeyin nasıl olduğunu anlatmak için o sözcüğü ya da etiketi kullanması demektir. Burada Ay'ın yüzeyinde çok sayıda küçük çukur ve iz bulunduğu için pockmarked sıfatı Ay'ı tanımlamakta kullanılır. As, ardından gelen tanımı sunar; betimleme eyleminin nasıl yapıldığını anlatmaz.

Alıştırma

Be described as kalıbında eksik olan sözcükle cümleyi tamamlayın: The newly discovered planet is described ____ Earth-like.

Cevabı göster

as

Kalıp ifadeler

that's covered in small marks and scars: küçük izler ve yara izleriyle kaplı olan

That's, that is ifadesinin kısaltmasıdır. that's covered in small marks and scars yan cümlesi surface sözcüğünü açıklar ve yüzeyin nasıl göründüğünü anlatır. Be covered in + isim, bir yüzeyde o maddeden, nesneden veya iz türünden çok sayıda bulunması demektir. Burada küçük izler ve yara izleri yüzeye yayılmıştır; ifade kasıtlı bir eylemden çok bir durumu anlatır.

Alıştırma

Hangi cümle botların her tarafına çamur bulaştığını doğal biçimde anlatır?

  1. The boots were described as mud.
  2. The boots were covered in mud.
  3. The boots were covered by mud.
Cevabı göster

The boots were covered in mud.

These craters play an important part in the story. Kalıp ifadeler

3:22

Bu kraterler hikayede önemli bir rol oynamaktadır.

Kalıp ifadeler

play an important part in the story: hikâyede önemli bir rol oynamak

Burada play an important part in, “bir şeyde önemli bir role veya etkiye sahip olmak” anlamına gelir. Kraterler bilimsel açıklama için önemli bilgiler sağlar; play burada “oyun oynamak” anlamında değildir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp X + play an important part in + Y şeklindedir ve play özneye göre değişir. X’in bir sürece, sonuca veya açıklamaya önemli katkıda bulunduğunu anlatır. Buradaki story, olanların birbirine bağlı anlatımını ifade eder; mutlaka kurgusal bir hikâye değildir.

Alıştırma

Cümleyi “önemli bir rol oynar” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: Good communication ____ solving problems as a team.

Cevabı göster

plays an important part in

Because the Moon's surface does not change, Anlatım akışı

3:25

Ay'ın yüzeyi değişmediği için,

finding water there would explain a lot Dilbilgisi

3:28

orada su bulmak, suyun ve dolayısıyla Dünya'da yaşamın

about how water and therefore life started on Earth.

3:30

nasıl başladığı hakkında çok şey açıklayacaktır.

Anlatım akışı

Because the Moon's surface does not change: önce neden, sonra sonuç

Baştaki Because yan cümleciği, Ay’ın yüzeyinin değişmemesini neden olarak önce sunar. Ardından ana cümle sonucu verir: Orada bulunan su, Dünya’daki suyun ve yaşamın başlangıcı hakkında önemli kanıtlar ortaya çıkarabilir. Because + neden yapısını başa getirmek açıklamayı “önce neden, sonra sonuç veya önem” sırasına koyar. Baştaki yan cümlecik tek başına tamamlanmış değildir; arkasından gelen ana cümleyle birlikte kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümle, önce nedeni ve ardından tamamlanmış bir sonucu vermek için başta Because yan cümleciği kullanır?

  1. The battery was empty because the toy would not start.
  2. Because the battery was empty.
  3. Because the battery was empty, the toy would not start.
Cevabı göster

Because the battery was empty, the toy would not start.

Dilbilgisi

finding water there would explain a lot: özne olan -ing öbeği ve varsayımsal sonuç

Finding water there cümlenin öznesidir. Buradaki finding, suyu keşfetme eylemini veya olayını anlatır; devam etmekte olan bir eylemi göstermez. Would explain hayal edilen sonucu verir: orada su bulunsaydı bu keşif birçok soruyu yanıtlayabilirdi. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp, özne görevindeki bir -ing'li isim-fiil öbeğinin ardından would + fiilin yalın hâlinin gelmesidir. Bu kalıp olası bir keşfi ve onun önemini anlatır.

Alıştırma

"Finding water there would explain a lot" cümlesindeki "finding water there" neyi ifade eder?

  1. birinin tam şu anda orada yaptığı bir eylemi
  2. orada su keşfedilmesi olasılığını
  3. suyun bir şeyi bulma eylemini yapmasını
Cevabı göster

orada su keşfedilmesi olasılığını

That's why Dr. Smethhurst calls the Moon mission a big deal, Dilbilgisi

3:35

Bu yüzden Dr. Smethurst Ay görevini büyük bir mesele (a big deal) olarak adlandırıyor,

meaning important or significant.

3:39

yani önemli veya kayda değer.

Dilbilgisi

calls the Moon mission a big deal içindeki call X Y yapısı

Call X Y, X'e Y adını ya da tanımını vermek veya X'in Y olduğuna karar vermek anlamına gelir. Burada X the Moon mission, Y ise a big deal ifadesidir; dolayısıyla konuşmacı görevi önemli olarak sunar. Y bir nesne tamamlayıcısıdır: X'i yeniden adlandırır veya tanımlar. call + nesne + isim öbeği/sıfat kalıbında doğrudan X'in ardından gelir.

Alıştırma

Projenin başarılı olduğuna karar verdiklerini doğru biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. They called the project a success.
  2. They called as the project a success.
  3. They called the project as a success.
Cevabı göster

They called the project a success.

That's right.

3:42

Bu doğru.

Astronomers know that comets are full of ice Kalıp ifadeler

3:43

Gökbilimciler kuyruklu yıldızların buzla dolu olduğunu biliyorlar

Kalıp ifadeler

comets are full of ice: be full of kullanımı

comets are full of ice ifadesindeki are full of, “çok miktarda içerir” anlamına gelir. Kuyruklu yıldızlarda bol miktarda buz bulunur; bu, kuyruklu yıldızın her parçasının buz olduğu anlamına gelmez. be + full of + isim kalıbı kapları, yerleri, doğal nesneleri ve fikirler gibi içerikleri anlatabilir. be, özneye ve zamana göre is full of, are full of veya was full of biçimine girer.

Alıştırma

Cümleyi be full of ifadesinin geniş zaman biçimiyle tamamlayın: The basket ____ fresh apples.

Cevabı göster

is full of

and think comets brought water to Earth

3:45

ve Dünya'ya çarptıklarında kuyruklu yıldızların

when they crashed into it.

3:48

Dünya'ya su getirdiğini düşünüyorlar.

Evidence of those crashes has been erased Dilbilgisi

3:50

O çarpışmaların kanıtları,

by the constantly moving surfaces on Earth,

3:52

Dünya'daki sürekli hareket eden yüzeyler tarafından silinmiştir,

but not on the Moon. Anlatım akışı

3:55

ancak Ay'da değil.

Dilbilgisi

has been erased by: present perfect edilgen yapı

has been erased, present perfect edilgen bir yapıdır: has/have + been + geçmiş zaman ortacı. Sayılamayan evidence ismi has alır. Kanıt geçmişte bir etkiden zarar görmüştür ve sonuç şimdi önemlidir: artık orada değildir. by, eylemin nedenini veya yapanını tanıtır. Burada kanıtı bilerek saklayan bir kişiyi değil, Dünya’nın sürekli hareket eden yüzeylerini gösterir.

Alıştırma

Cümleyi erase fiilinin present perfect edilgen biçimiyle tamamlayın: The chalk marks ____ by the rain, so none are visible now.

Cevabı göster

have been erased

Anlatım akışı

but not on the Moon: eksiltili karşıtlık

Bu karşıtlıkta but not on the Moon, “but the evidence has not been erased on the Moon” anlamına gelir. İlk yan cümledeki bilgiyi tekrar edecek olan özne ve edilgen fiil grubu çıkarılmıştır. Bu kısa son bölüm, bilinen bilgiyi söylemeden bırakır ve dikkati değişen kısma yöneltir: on Earth ve on the Moon. Bu, dil bilgisine uygun bir eksiltidir; hatalı ve tamamlanmamış bir cümle değildir.

Alıştırma

Bu cümledeki son ifade but not on the Moon ne anlama gelir?

  1. Çarpışmalar Ay'da gerçekleşmemiştir.
  2. Ay'ın yüzeyi hareket etmez.
  3. Kanıtlar Ay'da silinmemiştir.
Cevabı göster

Kanıtlar Ay'da silinmemiştir.

So comparing water from the Moon with water on Earth Kalıp ifadeler

3:57

Yani Ay'dan gelen suyu Dünya'daki suyla karşılaştırmak,

could provide scientists with vital information, Kalıp ifadeler

4:00

Dr. Smethurst'ün BBC Radio 4'un Inside Science programına açıkladığı gibi,

Kalıp ifadeler

comparing water from the Moon with water on Earth: compare A with B kalıbı

compare A with B, benzerlikleri veya farkları belirlemek için A ve B'yi birlikte incelemek demektir. Burada A ögesi water from the Moon, B ögesi ise water on Earth ifadesidir. comparing ile başlayan -ing öbeğinin tamamı could provide yapısının öznesidir. Karşılaştırma eylemini bilgi sağlayabilecek bir araştırma yöntemi olarak sunar; with, karşılaştırılan ikinci ögeyi başlatır.

Alıştırma

Belirtilen compare A with B kalıbını tamamlayın: The scientist is comparing the new sample ____ the old sample.

Cevabı göster

with

Kalıp ifadeler

provide scientists with vital information: bilim insanlarına hayati bilgiler sağlamak

could provide scientists with vital information ifadesinde provide, provide + someone + with + something kalıbıyla kullanılır. scientists alan tarafı, vital information ise alabilecekleri şeyi belirtir. Bu kalıp hem alıcıyı hem de sağlanan şeyi açıkça gösterir. could, sonucun kesin değil, mümkün olduğunu belirtir.

Alıştırma

provide someone with something kalıbındaki eksik sözcükle cümleyi tamamlayın: The museum provides visitors ____ free maps.

Cevabı göster

with

as Dr. Smethurst explained to BBC Radio 4's Inside Science.

4:03

bilim insanlarına hayati bilgiler sağlayabilir.

Yeah, so they'll be looking essentially

4:08

Evet, bu yüzden temelde bakacaklar

to see if it has the same characteristics Kalıp ifadeler

4:09

buradaki, Dünya'daki su ile aynı özelliklere

as water here on Earth.

4:12

sahip olup olmadığını görmek için.

Kalıp ifadeler

the same characteristics as: …ile aynı özellikler

the same + noun + as + comparison target yapısı, belirli bir özelliğin veya özellik grubunun aynı olduğunu belirtir. Burada characteristics özelliği adlandıran isim, water here on Earth ise karşılaştırma unsurudur. İlk unsurun neyle karşılaştırıldığını belirtmek için as kullanın: the same characteristics as water.

Alıştırma

Standart the same ... as yapısını tamamlayın: This rock has the same shape ____ the sample in the lab.

Cevabı göster

as

And then we can sort of trace that back Öbek fiiller

4:13

Ve sonra bunu geriye doğru takip edebiliriz

Öbek fiiller

trace that back: kanıtları izleyerek daha eski bir kaynağa ulaşmak

Trace something back, ipuçlarını izleyerek mevcut bir sonuçtan daha önceki bir kaynağa veya nedene ulaşmak demektir. Trace that back ifadesindeki that, araştırılan şeyi belirtir. Back, geçmişe veya kökene doğru bir yönü gösterir. Trace burada çizgi çizmek ya da bir çizginin üzerinden geçmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi önce trace fiilinin geçmiş zaman biçimiyle, sonra back to ile tamamlayın: The team ____ the leak ____ a broken pipe.

Cevabı göster

traced · back to

from sort of the crater history as well

4:15

krater tarihinden yola çıkarak da

to working out what actually happened, Öbek fiiller

4:17

aslında ne olduğunu çözmek için,

Öbek fiiller

working out what actually happened: work out ile cevabı bulmak

Work out burada düşünerek, gerçekleri kontrol ederek veya bir sorunu çözerek bir cevaba ya da anlayışa ulaşmak demektir. Working out what actually happened, olayların gerçekte nasıl geliştiğini bulmak anlamına gelir. What actually happened, çözülmesi gereken soruyu belirtir; actually ise ilk tahmin veya görünüş yerine gerçek olayları vurgular.

Alıştırma

Hangi cümlede work out, “düşünerek veya gerçekleri kontrol ederek cevabı bulmak” anlamındadır?

  1. I did a short workout before breakfast.
  2. Luckily, everything worked out well in the end.
  3. We need to work out why the door will not close.
Cevabı göster

We need to work out why the door will not close.

how long has it been there for as well.

4:19

ne kadar zamandır orada olduğunu da.

Also various other minerals that might be there,

4:21

Ayrıca orada olabilecek diğer çeşitli mineraller,

these very heavy minerals that we know come from comets and asteroids. Kelime

4:23

kuyruklu yıldızlardan ve asteroitlerden geldiğini bildiğimiz bu çok ağır mineraller.

Kelime

these very heavy minerals: yüksek yoğunluklu bilimsel bir kategori

Jeoloji ve gezegen biliminde heavy minerals ifadesi, yaygın kaya oluşturan minerallere göre yoğunluğu daha yüksek olan mineralleri anlatır. Heavy, elde tutulabilecek bir parçanın toplam ağırlığını değil, malzemenin bir özelliği olan yoğunluğu belirtir. these very heavy minerals ifadesinde these, konuşulan mineral grubunu gösterir; very ise vurgu ekler. Bu ifade, söz konusu mineral grubunun maddenin nereden geldiğini gösteren bir kanıt olarak değerlendirilmesini sağlar.

Alıştırma

Bu bilimsel cümlede these very heavy minerals esas olarak neyi ifade ediyor?

  1. Yoğunluğu görece yüksek mineraller
  2. Koyu renkli mineraller
  3. Kaldırılamayacak kadar büyük mineral parçaları
Cevabı göster

Yoğunluğu görece yüksek mineraller

Again, that would be this sort of smoking gun Deyimler

4:27

Yine, bu türden kesin bir kanıt (smoking gun) olurdu,

to be like, Kelime

4:28

şöyle demek için,

"Yes, that's where this water came from."

4:29

"Evet, bu suyun geldiği yer orası."

Deyimler

smoking gun: kesin ve belirleyici kanıt

Smoking gun, önemli bir iddiayı doğrudan kanıtlayan veya sorumluluğu ortaya çıkaran belirleyici bir kanıtı anlatan bir deyimdir. İfade, ateşlendikten sonra hâlâ duman çıkaran bir silah görüntüsüne dayanır; ancak genellikle gerçek bir silahı değil, kanıtı anlatır. Burada bulunması beklenen mineral kanıtı, suyun kaynağını güçlü biçimde belirleyebileceği için smoking gun işlevi görür. Konuşan kişi, bu kanıtın sonucu inkâr etmeyi zorlaştıracağını söylüyor.

Alıştırma

Cümleyi “belirleyici kanıt” anlamındaki iki kelimelik İngilizce deyimle tamamlayın: The photo of the muddy footprints was the ____ that proved who entered the house.

Cevabı göster

smoking gun

Kelime

Gayriresmî bir alıntıyı başlatan to be like

Burada to be like, hayalî sözleri başlatır: “Yes, that's where this water came from.” Kanıt gerçekten konuşmaz; konuşmacı ona bir ses vererek bu kanıtın sonucu açık hâle getireceğini canlı bir biçimde anlatır. Daha genel olarak be like, gayriresmî bir anlatıda bir kişinin tepkisini, düşüncesini veya yaklaşık sözlerini aktarabilir. Biçimi cümleye göre değişir: burada to be like kullanılırken geçmişteki bir tepki için was like kullanılabilir.

Alıştırma

Gayriresmî bir tepkiyi başlatmak için cümleyi be like ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: When I saw the long queue, I ____, "We'll be here all day."

Cevabı göster

was like

And it's likely that Earth's water came from there as well. Dilbilgisi

4:31

Ve muhtemelen Dünya'nın suyunun da oradan gelmiş olması muhtemel.

Dilbilgisi

Olası fakat kesin olmayan bir iddia için it's likely that

It's likely that + yan cümle, mevcut kanıtlara göre bir şeyin muhtemelen doğru olduğu veya muhtemelen gerçekleşeceği anlamına gelir. Kesinlik değil, olasılık ifade eder. It olasılık kalıbını başlatır, that ise değerlendirilen düşüncenin tamamını tanıtır. Bu yapı, belirsiz bir sonucu gerçekmiş gibi sunmak yerine dikkatli bir iddiada bulunmayı sağlar.

Alıştırma

Hangi cümle iptali kesin değil ama muhtemel olarak sunuyor?

  1. The outdoor concert will definitely be cancelled because of the storm.
  2. Is the outdoor concert cancelled because of the storm?
  3. It's likely that the outdoor concert will be cancelled because of the storm.
Cevabı göster

It's likely that the outdoor concert will be cancelled because of the storm.

Scientists can trace the existence of water on the Moon back

4:34

Bilim insanları, Dünya'da ne olduğunu bulmak için

to find out what happened on Earth.

4:38

Ay'daki suyun varlığını geçmişe dönük takip edebilirler.

If you trace something back,

4:40

Bir şeyi geçmişe dönük takip ederseniz (trace something back),

you discover the causes of something

4:42

onun nasıl geliştiğini araştırarak

by investigating how it developed.

4:44

bir şeyin nedenlerini keşfedersiniz.

For this reason, Anlatım akışı

4:46

Bu nedenden dolayı,

Anlatım akışı

For this reason: önceki nedene gönderme yapıp sonuç çıkarma

For this reason, daha önce verilmiş bir nedene gönderme yapar. Ardından bu nedenden doğan sonucu, çıkarımı veya eylemi sunar. Buradaki this reason, yeni bir neden değil, az önce belirtilen nedendir. Cümlenin başında kullanıldığında, sıradaki ifadeyi anlamak için önceki bilgiyi kullanmanız gerektiğini gösterir.

Alıştırma

Cümleyi, önceki nedene gönderme yapan bu dersteki ifadeyle tamamlayın: The playground is wet. ____, we will play indoors.

Cevabı göster

For this reason

Dr. Smethurst says finding water on the Moon

4:47

Dr. Smethurst Ay'da su bulmanın,

would be finding a smoking gun,

4:50

tartışılmaz bir kanıt veya ispat anlamına gelen modern bir deyim olan

a modern idiom meaning indisputable evidence or proof. Kelime

4:52

kesin bir kanıt (a smoking gun) bulmak olacağını söylüyor.

Kelime

indisputable evidence or proof: tartışılmaz kanıt veya ispat

Indisputable evidence or proof, hiç kimsenin makul biçimde inkâr veya itiraz edemeyeceği kadar ikna edici kanıt ya da ispat demektir. Indisputable, strong kelimesinden çok daha güçlüdür: iddiayı makul bir anlaşmazlığın ötesinde gösterir. Bu tanımda evidence or proof, bir iddiayı destekleyen şeyi adlandırmanın birbiriyle yakından ilişkili iki yoludur.

Alıştırma

Hangi seçenek makul biçimde itiraz edilemeyen kanıt anlamına gelir?

  1. indisputable evidence
  2. henüz bulunmamış kanıt
  3. güçlü fakat hâlâ itiraza açık kanıt
Cevabı göster

indisputable evidence

We've learned a lot about the Moon,

4:56

Ay hakkında çok şey öğrendik,

but we still don't know the answer to your question,

4:58

ama senin sorunun cevabını hala bilmiyoruz,

Neil.

5:00

Neil.

Who was the third Apollo astronaut

5:00

1969'daki o meşhur ilk inişte

on that famous first landing in 1969?

5:03

üçüncü Apollo astronotu kimdi?

I said it was Michael Collins.

5:06

Michael Collins olduğunu söyledim.

Which was the correct answer.

5:08

Ki bu doğru cevaptı.

Michael Collins never set foot on the Moon himself, Deyimler

5:10

Michael Collins kendisi Ay'a hiç ayak basmadı,

Deyimler

never set foot on the Moon himself: Ay’a kendisi hiç ayak basmadı

Bir yere set foot on demek, fiziksel olarak oraya varıp üzerine ayak basmak demektir. Bu cümlede never set foot on the Moon, Michael Collins'in Ay'da bizzat yürümediğini anlatır. Himself, söz konusu kişinin Michael Collins'in kendisi olduğunu vurgular. Bu yapı, birinin kişisel deneyimiyle yalnızca bir olayla bağlantılı olmasını ayırmaya yardımcı olur.

Alıştırma

Nina watched the island from a boat but never set foot on it. Burada never set foot on it ne anlama geliyor?

  1. Adaya hiç bakmadı.
  2. Adanın yakınına hiç gitmedi.
  3. Adaya fiziksel olarak hiç ayak basmadı.
Cevabı göster

Adaya fiziksel olarak hiç ayak basmadı.

but afterwards said the experience of looking back at Earth

5:14

ancak daha sonra Apollo uzay aracından Dünya'ya

from the Apollo spacecraft changed his life forever. Kalıp ifadeler

5:17

geri bakma deneyiminin hayatını sonsuza dek değiştirdiğini söyledi.

Kalıp ifadeler

changed his life forever: hayatını sonsuza dek değiştirdi

Changed his life forever, bu deneyimin onun hayatında büyük ve kalıcı bir etkisi olduğu anlamına gelir. Forever, yalnızca kısa bir süre farklı hissettiğini değil, sonucun o andan çok sonra da devam ettiğini vurgular. Change someone's life forever kalıbı, bir deneyimin, kişinin, keşfin veya kararın derin etkisini özetlemek için sıkça kullanılır.

Alıştırma

Lena, "Learning to read changed my life forever." diyor. Neyi vurguluyor?

  1. Bunun hayatında derin ve kalıcı bir etkisi oldu.
  2. Etkisi yalnızca kısa bir süre devam etti.
  3. Hemen yeni bir eve taşındı.
Cevabı göster

Bunun hayatında derin ve kalıcı bir etkisi oldu.

Okay, let's recap the vocabulary Anlatım akışı

5:21

Pekala, Ay'a olan yolculuğumuzdan

we've learned from our trip to the Moon,

5:23

öğrendiğimiz kelimeleri özetleyelim,

starting with inert,

5:25

inert ile başlayarak,

Anlatım akışı

let's recap the vocabulary we've learned: kelime tekrarına geçiş yapmak

“Let's recap...” konuşmanın yönünü gösteren bir ifadedir. Dinleyicilere, ana bölümden daha önce öğrenilen önemli kelimelerin kısa bir özetine geçildiğini bildirir. “Let's” dinleyicileri de etkinliğe dahil eder. “Recap”, her kelimeyi yeniden söylemek değil, ana noktaları özetlemek demektir.

Alıştırma

Hangi cümlede recap, ana noktaların kısa bir özetine geçmek için kullanılmıştır?

  1. Let's recap the three main ideas before we finish.
  2. Please repeat the password exactly as you heard it.
  3. Let's begin a completely new topic.
Cevabı göster

Let's recap the three main ideas before we finish.

not moving or unable to move.

5:27

hareket etmeyen veya hareket edemeyen.

A crater is a very large hole in the ground.

5:30

Bir krater (crater), yerdeki çok büyük bir deliktir.

Pockmarked means marked by small holes and scars.

5:34

Çukurlarla dolu (pockmarked), küçük delikler ve yara izleriyle işaretlenmiş anlamına gelir.

If you say something is a big deal,

5:38

Eğer bir şeyin büyük bir mesele (a big deal) olduğunu söylerseniz,

it's important or significant in some way.

5:40

bu bir şekilde önemlidir veya kayda değerdir.

To trace something back means to discover its causes

5:43

Bir şeyi geçmişe dönük takip etmek (trace something back), nasıl geliştiğini inceleyerek

by examining how it developed.

5:46

onun nedenlerini keşfetmek anlamına gelir.

And finally,

5:48

Ve son olarak,

the idiom a smoking gun refers to indisputable evidence

5:49

a smoking gun deyimi, tartışılmaz kanıta

or conclusive proof of something.

5:53

veya bir şeyin kesin kanıtına atıfta bulunur.

Once again,

5:55

Bir kez daha,

our 6 minutes are up. Öbek fiiller

5:56

6 dakikamız doldu.

Öbek fiiller

our 6 minutes are up: altı dakikamız doldu

Bir zaman aralığı + be up, belirlenen sürenin sona erdiğini ifade eder. Burada “our 6 minutes are up”, altı dakikalık programın bittiğini bildirir. Bu ifadede “up”, yukarı doğru bir yönü anlatmaz.

Alıştırma

Belirlenen sürenin sona erdiğini göstermek için cümleyi be up ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Stop writing; your ten minutes ____.

Cevabı göster

are up

Join us next time for more scintillating science Notlar

5:58

Burada, 6 Minute English'te daha parlak bilim

and useful vocabulary here at 6 Minute English.

6:00

ve faydalı kelimeler için bir dahaki sefere bize katılın.

Anlatım akışı

Join us next time for + isim öbeği

Join us next time for ... bir sunucunun izleyici veya dinleyiciyi daha sonraki bir bölüm ya da oturuma yeniden davet etmek için kullandığı kapanış kalıbıdır. Burada join us, bizimle birlikte dinlemek veya katılmak anlamındadır; bir kuruluşa üye olmak anlamında değildir. Bu ifade kapanıştaki bilgiyi de düzenler: next time dikkati sonraki buluşmaya yöneltir, for ise dinleyicinin bekleyebileceği içeriği tanıtır. Yaygın yapı Join us next time for + isim öbeği biçimindedir.

Alıştırma

Program kapanışındaki daveti beş sözcüklük kalıpla tamamlayın: ____ more animal facts.

Cevabı göster

Join us next time for

Kelime

scintillating science: mecazlı bir övgü

scintillating science ifadesinde scintillating mecaz anlamda kullanılır: son derece ilgi çekici, canlı ve heyecan verici demektir. Bilim içeriği gerçekten ışık parlamaları yaymıyordur. Bu sıfat interesting sözcüğünden daha güçlü ve daha özenli bir tona sahiptir. scintillating science içindeki başlangıç /s/ seslerinin tekrarı bir aliterasyondur; bu da program kapanışını eğlenceli ve tanıtıcı gösterir.

Alıştırma

Bu cümleyi okuyun: The host promised a scintillating discussion about dinosaurs. scintillating ne anlama gelir?

  1. Son derece ilgi çekici ve canlı
  2. Sessiz ve duyulması zor
  3. Gerçek ışık parlamaları yayan
Cevabı göster

Son derece ilgi çekici ve canlı

Goodbye for now.

6:04

Şimdilik hoşça kalın.

Goodbye.

6:05

Hoşça kal.

6 Minute English from bbclearningenglish.com.

6:07

bbclearningenglish.com'dan 6 Minute English.