Şizofreni nedir? - Anees Bahji: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
697 kelime 138 kel/dk

Video özeti: Kanıta dayalı bu anlatım; şizofreninin belirti gruplarını, genetik ve çevresel risklerin birleşimini, beyindeki sinyal iletimini, tedavi seçeneklerini ve bakıma başvurmayı geciktirebilen damgalamayı ele alıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. negative symptoms. — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: Bu psikiyatri teriminin yalnızca zararlı ya da rahatsız edici belirtileri değil; motivasyon, duyguları ifade etme veya konuşma gibi yetilerin azalmasını anlattığını kavrayın ve terimi positive symptoms ile doğru biçimde karşılaştırın. 2. might tip the balance. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Ek bir riskin, yatkınlığı bulunan kişide sonucu bir yöne çevirmesini anlatan bu mecazı tanıyın. Tek bir etkeni doğrudan neden olarak göstermeden, birden fazla etkinin birleşerek sonucu nasıl değiştirebileceğini temkinli biçimde açıklamak için kullanın. 3. And yet, — Söylem, anlatı ve retorik: Beklenen sonuçla gerçeklik çatıştığında kullanılan bu güçlü geçişi fark edin: erken müdahale önemlidir, ancak insanlıktan çıkarıcı damgalama yine de kişilerin yardım istemesini engelleyebilir. Önceki düşüncenin mantığını korurken çarpıcı bir karşıtlık sunmak için bu ifadeden yararlanın.

Bu derste

Schizophrenia was first identified more than a century ago, Notlar

0:06

Şizofreni ilk olarak bir asırdan daha uzun bir süre önce tanımlandı,

Dilbilgisi

was first identified: simple past edilgen yapı

Was first identified, was + geçmiş zaman ortacı identified biçimindeki simple past edilgen yapıdır. Özne olan schizophrenia eylemden etkilenir; first ise bunun en erken tanımlama olduğunu gösterir. Bu edilgen yapı, tanımlamayı yapan kişi veya grubu belirtmez. Olayın eylemi yapandan daha önemli olduğu bilimsel ve tarihsel arka plan anlatımlarında kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi tam olarak was first identified ifadesiyle tamamlayın: The unusual pattern ____ during a routine review.

Cevabı göster

was first identified

Kalıp ifadeler

more than a century ago: bugünden 100 yıldan daha uzun süre önce

More than a century ago, bugünden 100 yıldan daha uzun süre önce anlamına gelir. More than, a century zaman miktarını niteler; ago ise şimdiki zamandan geçmişe doğru sayar. İfadenin tamamı geçmiş zaman zarfıdır. Tarihsel arka planda tamamlanmış bir olayı anlatırken genellikle simple past ile kullanılır; buradaki was first identified da buna örnektir.

Alıştırma

Cümleyi “bugünden 100 yıldan daha uzun süre önce” anlamındaki tam ifadeyle tamamlayın: The town hall was built ____.

Cevabı göster

more than a century ago

but we still don't know its exact causes. Anlatım akışı

0:10

ancak kesin nedenlerini hâlâ bilmiyoruz.

Anlatım akışı

but we still don't know: bilinen gerçeklerden yanıtsız bir soruya geçiş

Burada but yalnızca genel bir karşıtlık kurmaz. Anlatımı bilinen bir gerçekten önemli bir bilgi boşluğuna taşır: kesin nedenler bilinmemektedir. Still, bu bilmeme durumunun bugüne kadar sürdüğü anlamını ekler. Bilinen arka plan + but we still don't know + yanıtsız soru kalıbı, bir açıklamayı ana sorusuna yönlendirmek için kullanışlıdır.

Alıştırma

Bu cümlede but we still don't know ne işe yarar?

  1. Anlatımı bilinen bir arka plandan hâlâ yanıtsız olan bir soruya taşır.
  2. Önceki bilginin muhtemelen yanlış olduğunu gösterir.
  3. Nedenlerin artık önemli olmadığını söyleyerek tartışmayı bitirir.
Cevabı göster

Anlatımı bilinen bir arka plandan hâlâ yanıtsız olan bir soruya taşır.

It remains one of the most misunderstood and stigmatized illnesses today. Notlar

0:13

Günümüzde en çok yanlış anlaşılan ve damgalanan hastalıklardan biri olmaya devam ediyor.

Dilbilgisi

remains one of the most ... illnesses: en ... hastalıklardan biri olmaya devam eder

Burada remains, “geride kalır” değil, “olmaya devam eder” anlamındadır. Aynı durumun bugün de geçerli olduğunu söyler. remains one of the most + sıfat(lar) + çoğul sayılabilen isim yapısı, bir şeyin bir niteliği en güçlü biçimde taşıyan grubun içinde kalmaya devam ettiğini belirtir. İsim one of the most yapısından sonra geldiği için illnesses çoğuldur; misunderstood ve stigmatized sözcüklerinin ikisi de illnesses ismini niteler.

Alıştırma

Hangi cümlede remains one of the most ... doğru kullanılmıştır?

  1. Air pollution remains in one of the most urgent public health issues today.
  2. Air pollution remains one of the most urgent public health issue today.
  3. Air pollution remains one of the most urgent public health issues today.
Cevabı göster

Air pollution remains one of the most urgent public health issues today.

Kelime

stigmatized illnesses: toplumsal olarak damgalanan hastalıklar

“Stigmatized illnesses”, toplumun olumsuz kalıp yargılar veya utançla ilişkilendirdiği hastalıklardır. Bu hastalıklara sahip kişiler, durumları nedeniyle yargılanabilir, dışlanabilir veya ayrımcılığa uğrayabilir. Burada stigmatized, misunderstood kelimesinden daha fazlasını ifade eder: yalnızca doğru bilgi eksikliğini değil, zararlı bir toplumsal etiketi ve bunun etkilerini vurgular.

Alıştırma

Bu cümlede stigmatized illnesses ne anlama gelir: “The clinic supports people with stigmatized illnesses.”?

  1. Her zaman teşhis edilmesi zor olan hastalıklar
  2. Olumsuz toplumsal etiketler ve olası ayrımcılıkla ilişkilendirilen hastalıklar
  3. Hiçbir tedavisi bulunmayan hastalıklar
Cevabı göster

Olumsuz toplumsal etiketler ve olası ayrımcılıkla ilişkilendirilen hastalıklar

So let's walk through what we do know Öbek fiiller

0:18

Öyleyse, bildiklerimizin üzerinden geçelim,

Öbek fiiller

walk through: adım adım açıklamak

Bu cümlede walk through, bir şeyi düzenli ve adım adım açıklamak veya gözden geçirmek anlamına gelir. Bir yerin içinden fiziksel olarak yürümek anlamında kullanılmamıştır. Yapı, walk through what we know örneğindeki gibi walk through + konu veya içerik olabilir. Walk someone through + süreç yapısı ise bir kişiye süreci adım adım anlatıp yol göstermek anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi, bu derste öğrendiğiniz ve “sırayla açıklamak” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: Before we begin, let's ____ the main steps.

Cevabı göster

walk through

from symptoms to causes and treatments. Anlatım akışı

0:20

belirtilerden nedenlere ve tedavilere kadar.

Anlatım akışı

from symptoms to causes and treatments: açıklamanın kapsamını belirlemek

from ... to ... kalıbı, açıklamanın kapsamını ve izleyeceği yolu belirtir. Buradaki başlangıç ve bitiş noktaları konulardır: konuşmacı belirtilerden nedenlere ve tedavilere geçecektir; yerler arasında hareket etmekten söz etmez. Bu kalıp, bilgilerin nasıl düzenleneceğini dinleyicinin önceden anlamasına yardımcı olur. Symptoms başlangıç konusu, causes and treatments ise planlanan açıklamada daha sonra ele alınacak konulardır.

Alıştırma

Aynı kapsam belirleme yapısını kullanarak atölye tanıtımını tamamlayın: The workshop takes you ____ choosing a topic ____ giving the final presentation.

Cevabı göster

from · to

Schizophrenia is considered a syndrome, Kelime

0:24

Şizofreni bir sendrom olarak kabul edilir,

which means it may encompass a number of related disorders Kelime

0:26

bu da birbiriyle ilişkili birtakım rahatsızlıkları kapsayabileceği

Kelime

may encompass a number of related disorders: birbiriyle ilişkili birkaç bozukluğu kapsayabilir

Bu cümlede encompass, “daha geniş bir kategorinin kapsamına dahil etmek” anlamındadır. Kategori birbiriyle ilişkili birkaç bozukluğu içerebilir; burada bunların fiziksel olarak çevrelenmesi anlatılmaz. May ifadeyi kesin bir iddia olmaktan çıkarıp ihtiyatlı kılar. A number of “birkaç” demektir; dolayısıyla tüm ifade kategorinin kapsamının geniş olabileceğini belirtir.

Alıştırma

Cümleyi, bu derste geçen ve “kapsamına dahil etmek” anlamına gelen resmî fiille tamamlayın: The review may ____ several related safety issues.

Cevabı göster

encompass

that have similar symptoms but varying causes. Anlatım akışı

0:30

ve bu rahatsızlıkların benzer belirtilere ancak farklı nedenlere sahip olabileceği anlamına gelir.

Kelime

a syndrome: ortak bir klinik örüntü

Tıbbi İngilizcede syndrome, birlikte ortaya çıkan ve tanınabilen belirti veya bulgular grubudur. Bu adlandırma ortak klinik örüntüye odaklanır; tek başına bütün vakaların bilinen tek bir nedeni olduğu anlamına gelmez. Bu cümlede şizofreniye a syndrome denmesi, ilişkili bozuklukların benzer belirtiler gösterirken farklı nedenlere sahip olabileceği düşüncesine hazırlık yapar.

Alıştırma

Bu cümlede şizofreni neden a syndrome olarak tanımlanıyor?

  1. Altta yatan nedenleri farklı olabilen ortak bir belirti örüntüsünü vurgulamak için
  2. Durumun tıbbi açıdan önemsiz olduğunu söylemek için
  3. Her vakanın nedeninin tamamen aynı olduğunu iddia etmek için
Cevabı göster

Altta yatan nedenleri farklı olabilen ortak bir belirti örüntüsünü vurgulamak için

Anlatım akışı

similar symptoms but varying causes: benzer belirtiler, ancak farklı nedenler

But bağlacı, ortak have fiiline bağlı iki paralel isim grubunu birbirine bağlar: similar symptoms ve varying causes. Tanımı temel bir karşıtlık çevresinde düzenler: bozukluklar belirtileri bakımından birbirine benzer, ancak nedenleri farklıdır. Burada varying, “bir bozukluktan diğerine farklılık gösteren” veya “çeşitli” demektir. Nedenlerin zaman içinde değişmekte olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi bu derste geçen iki sözcüklü karşıtlık ifadesiyle tamamlayın: These plans have similar goals ____ costs.

Cevabı göster

but varying

Every person with schizophrenia has slightly different symptoms,

0:34

Şizofreni hastası olan herkesin belirtileri birbirinden biraz farklıdır,

and the first signs can be easy to miss. Kalıp ifadeler

0:38

ve ilk işaretleri gözden kaçırmak kolay olabilir.

Kalıp ifadeler

can be easy to miss: kolayca gözden kaçabilir

can be easy to miss ifadesindeki miss, “fark etmemek veya tanıyamamak” anlamına gelir; “birini özlemek” anlamında değildir. Cümle, ilk belirtilerin mevcut olabileceğini ancak fark edilecek kadar belirgin olmayabileceğini söylüyor. something can be easy to miss kalıbı, bir belirti, ayrıntı, hata veya riskin gözden kaçabileceğini doğal bir şekilde belirtir.

Alıştırma

Bu cümlede can be easy to miss ne anlama geliyor?

  1. Birinin kendini yalnız hissetmesine yol açabilir.
  2. Hızla kaybolmak zorundadır.
  3. Fark edilmeyebilir veya tanınmayabilir.
Cevabı göster

Fark edilmeyebilir veya tanınmayabilir.

Subtle personality changes,

0:41

İnce kişilik değişiklikleri,

irritability,

0:43

sinirlilik,

or a gradual encroachment of unusual thoughts. Kelime

0:44

veya olağandışı düşüncelerin kademeli olarak zihni işgal etmesi.

Kelime

a gradual encroachment of unusual thoughts: alışılmadık düşüncelerin yavaş yavaş zihne sızması

Burada a gradual encroachment of unusual thoughts, alışılmadık düşüncelerin yavaşça zihne girip kişinin zihinsel alanında giderek daha fazla yer kaplamasını anlatan resmî bir isim öbeğidir. Gradual sürecin yavaşlığını belirtirken encroachment bunu bir sınırın istenmeyen şekilde aşılması olarak sunar. Encroachment genellikle toprakların, hakların veya sınırların ihlal edilmesini anlatır. Bu cümlede mecazidir: fiziksel bir bölgeden değil, kişinin normal düşünme biçiminin sınırından söz edilir.

Alıştırma

Burada a gradual encroachment of unusual thoughts neyi vurguluyor?

  1. Alışılmadık düşünceler kişinin zihnine yavaşça sızıyor.
  2. Kişi sıradan bir olayı aniden hatırlıyor.
  3. Alışılmadık düşünceler giderek kayboluyor.
Cevabı göster

Alışılmadık düşünceler kişinin zihnine yavaşça sızıyor.

Patients are usually diagnosed after the onset of psychosis, Kelime

0:47

Hastalara genellikle psikozun başlamasından sonra tanı konur,

Kelime

the onset of psychosis: resmî bir tıp eşdizimi

The onset of psychosis, psikozun başladığı nokta veya dönem anlamına gelir. Yapı the onset of + hastalık ya da belirti şeklindedir ve onset bu başlangıcı klinik açıdan önemli bir olay olarak sunar. Bu cümlede after the onset of psychosis, tanının genellikle psikoz başladıktan sonra konduğu anlamına gelir. Aynı yapı belirtilerin, ağrının veya bir hastalığın başlangıcını da anlatabilir.

Alıştırma

Hedef resmî tıp eşdizimini tamamlayın: The nurse documented the ____ of the patient's symptoms.

Cevabı göster

onset

which typically occurs in the late teens or early 20s for men Kalıp ifadeler

0:51

ki bu genellikle erkeklerde geç ergenlik veya 20'li yaşların başlarında

and the late 20s or early 30s for women.

0:55

ve kadınlarda 20'li yaşların sonlarında veya 30'lu yaşların başlarında görülür.

Kalıp ifadeler

the late teens or early 20s ... late 20s or early 30s: yaklaşık yaş aralıklarını anlatma

The late teens yaklaşık 17–19 yaşlarını, the early 20s ise yaklaşık 20–23 yaşlarını ifade eder. The late 20s yaklaşık 27–29, the early 30s ise yaklaşık 30–33 yaşlarını belirtir. Bu sınırlar yaklaşık değerlerdir ve sabit değildir. Bir kişiyi belirli bir yaş aralığının içine yerleştirmek için yaş grubunun önünde early, mid veya late kullanılır. Teens 13–19 yaşlarını kapsarken 20s ve 30s sırasıyla 20–29 ve 30–39 yaş aralıklarını ifade eder.

Alıştırma

Hedef yaş aralığı ifadelerini tamamlayın: Someone who is about 18 is in their ____, while someone who is about 31 is in their ____.

Cevabı göster

late teens · early 30s

A first psychotic episode can feature delusions, Kelime

0:59

İlk psikotik epizod sanrılar,

Kelime

can feature: bir özelliği içerebilme olasılığını belirtmek

Bu cümlede feature, «belirgin bir özellik olarak içermek veya sunmak» anlamına gelen bir fiildir. Can feature, sanrıların ilk psikotik epizodun olası bir belirtisi olduğunu, ancak her vakada bulunmadığını ifade eder. Aktarılabilir kalıp özne + can feature + isim öbeğidir. Bir hastalığın, etkinliğin, eserin veya ürünün olası özelliklerini ya da içeriğini anlatmak için kullanılabilir.

Alıştırma

Yeni cümleyi, bu derste öğrenilen ve «belirgin bir özellik olarak içerebilir» anlamına gelen iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: A migraine ____ nausea and sensitivity to light.

Cevabı göster

can feature

hallucinations,

1:02

halüsinasyonlar,

and disordered speech and behavior. Kelime

1:03

ve düzensiz konuşma ile davranışlar içerebilir.

Kelime

Klinik bir tanım olarak disordered speech and behavior

Disordered hem speech hem de behavior sözcüğünü niteler. Bu klinik bağlamda, konuşma ve davranışın olağan düzeninin, tutarlılığının veya örüntüsünün bozulduğu anlamına gelir; ifade yalnızca dağınık görünen bir şeyi değil, işlevdeki anormalliği anlatır. Gözlemlenebilir belirtilerin tarafsız ve resmî bir tanımıdır. Kişi hakkında ahlaki bir yargı bildirmez.

Alıştırma

Klinik bir makalede disordered speech and behavior en doğru biçimde neyi anlatır?

  1. Sessiz konuşmayı ve kibar davranışı
  2. Yalnızca dağınık veya kaba davranışı
  3. Düzeni veya normal örüntüsü bozulmuş konuşma ve davranışı
Cevabı göster

Düzeni veya normal örüntüsü bozulmuş konuşma ve davranışı

These are called positive symptoms, Kelime

1:06

Bunlara pozitif belirtiler denir,

meaning they occur in people with schizophrenia

1:08

yani bunlar şizofreni hastalarında ortaya çıkar

but not in the general population.

1:10

ancak genel popülasyonda görülmez.

Kelime

positive symptoms: iyi belirtiler anlamına gelmeyen klinik bir terim

Psikiyatride positive symptoms, kişinin olağan zihinsel işleyişine ek olarak ortaya çıkan deneyim veya davranışları anlatır. Buradaki positive, mevcut ya da eklenmiş demektir; yararlı, umut verici veya hafif anlamına gelmez. Meaning ile başlayan bölüm bu teknik kullanımı açıklar: Bu belirtiler hastada görülür, ancak genel nüfusta görülmez. Terim, bir şeyin mevcut olup olmadığını sınıflandırır; iyi olup olmadığını değerlendirmez.

Alıştırma

Burada positive symptoms ifadesindeki positive ne anlama geliyor?

  1. Belirtilerin hafif olduğu anlamına gelir.
  2. Olağan işleyişe ek olarak mevcut olan veya ortaya çıkan belirtileri gösterir.
  3. Belirtilerin yararlı olduğu anlamına gelir.
Cevabı göster

Olağan işleyişe ek olarak mevcut olan veya ortaya çıkan belirtileri gösterir.

It's a common misperception that people with schizophrenia have multiple personalities, Notlar

1:13

Şizofreni hastalarının çoklu kişiliklere sahip olduğu yaygın bir yanılgıdır,

Anlatım akışı

It's a common misperception that ...: yaygın bir yanılgıyı tanıtma kalıbı

It's a common misperception that + yan cümle, ardından gelen düşünceyi yaygın fakat yanlış bir inanış olarak sunar. Bu cümlede that sonrasındaki bölüm yanılgının içeriğini verir; sonrasında bir düzeltme veya açıklama gelmesi beklenir. Misperception, yalnızca bir yazım hatası ya da tek seferlik dikkatsiz bir hata değil, bir şeyi yanlış anlama biçimidir. Bu kalıp önce yanlış inanışı belirtip ardından doğru bilgiyle değiştirerek olgusal bir açıklamayı düzenler.

Alıştırma

Yanlış bir inanışı düzeltmeye başlayan cümleyi dersteki tam ifadeyle tamamlayın: ____ bats are blind.

Cevabı göster

It's a common misperception that

Kelime

multiple personalities: şizofreni hakkında yanlış bir inanış

“multiple personalities” ifadesi, bir kişinin birden fazla ayrı kişiliğe sahip olduğu düşüncesini gayriresmî biçimde anlatır. Cümle, şizofreni yaşayan kişilerin böyle kişiliklere sahip olduğu iddiasını bir gerçek olarak değil, yaygın bir yanlış kanı olarak sunar. Çevredeki açıklama belirtileri başka bir kişiliğin ortaya çıkışına değil, düşünce süreçlerindeki bozulmaya bağlar. Şizofreni ayrıca farklı kimlik durumlarıyla ilişkili olan dissosiyatif kimlik bozukluğuyla (DID) aynı tanı değildir. Bu terimleri ayırmak, tıbben yanlış ve damgalayıcı bir kalıp yargıyı önler.

Alıştırma

İfadeyi değerlendirin: Bu cümlede multiple personalities, schizophrenia için doğru bir tanım olarak sunuluyor.

  1. Doğru
  2. Yanlış
Cevabı göster

Yanlış

but these symptoms indicate a disruption of thought processes

1:19

ancak bu belirtiler başka bir kişiliğin tezahürü olmaktan ziyade

rather than the manifestation of another personality. Anlatım akışı

1:23

düşünce süreçlerinin bozulduğuna işaret eder.

Anlatım akışı

rather than: bir açıklamayı seçip diğerini elemek

Rather than iki alternatifi birbirine bağlar ve ikinciyi reddederken ya da daha az uygun gösterirken dikkati birinciye yöneltir. indicate X rather than Y yapısında X, konuşanın desteklediği açıklama; Y ise elediği açıklamadır. Burada X, a disruption of thought processes; Y ise the manifestation of another personality ifadesidir. Bu söz öbeği düzeltmeyi düzenler; Y'yi ikinci bir belirti olarak eklemez.

Alıştırma

Cümleyi “ve ... değil” anlamındaki ders ifadesiyle tamamlayın: The stain came from spilled juice ____ paint.

Cevabı göster

rather than

Schizophrenia also has negative symptoms. Kelime

1:26

Şizofreninin negatif belirtileri de vardır.

Kelime

negative symptoms: şiddet değil, işlev azalması

Psikiyatride negative symptoms («negatif belirtiler»), motivasyon, duygusal ifade veya konuşma gibi normalde mevcut işlevlerin azalması ya da kaybı anlamına gelir. Negative, bir şeyin eksik veya azalmış olduğunu belirtir; belirtilerin kötü ya da şiddetli olduğu anlamına gelmez. Bu terim genellikle normal işleyişe yeni deneyimlerin veya davranışların eklenmesini ifade eden positive symptoms («pozitif belirtiler») ile eşleştirilir. Bu teknik ikilide positive ve negative iyi ve kötü anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede negative symptoms ne anlama gelir?

  1. Özellikle şiddetli veya zararlı belirtiler.
  2. Normalde mevcut yeteneklerin veya davranışların azalmasını içeren belirtiler.
  3. Olumsuz sözcüklerle anlatılan olumlu deneyimler.
Cevabı göster

Normalde mevcut yeteneklerin veya davranışların azalmasını içeren belirtiler.

These are qualities that are reduced in people with schizophrenia,

1:29

Bunlar şizofreni hastalarında azalan niteliklerdir,

such as motivation,

1:33

örneğin motivasyon,

expression of emotion,

1:34

duygu ifadesi,

or speech.

1:36

veya konuşma gibi.

There are cognitive symptoms as well,

1:37

Bilişsel belirtiler de vardır,

like difficulty concentrating, Dilbilgisi

1:39

örneğin konsantre olmakta,

remembering information,

1:41

bilgiyi hatırlamakta,

and making decisions.

1:43

ve karar vermekte zorluk gibi.

Dilbilgisi

difficulty concentrating... içinde difficulty + -ing

Difficulty isminden sonra zor olan eylemi belirtmek için -ing biçimi kullanılır: difficulty concentrating. Bu cümlede concentrating, remembering ve making paralel -ing biçimleridir ve üçü de difficulty sözcüğünün anlamını tamamlar. Başka durumlarda kullanılabilecek kalıplar difficulty doing something ve have difficulty doing something yapılarıdır. Bu anlam için difficulty to concentrate doğal bir biçim değildir.

Alıştırma

Parantez içindeki fiili kullanarak difficulty + -ing kalıbını tamamlayın: After moving, I had difficulty ____ to the new time zone. (adjust)

Cevabı göster

adjusting

So what causes the onset of psychosis?

1:45

Peki psikozun başlamasına ne sebep olur?

There likely isn't one single cause, Anlatım akışı

1:48

Büyük olasılıkla tek bir neden yoktur,

but a combination of genetic and environmental risk factors that contribute. Kelime

1:50

ancak katkıda bulunan genetik ve çevresel risk faktörlerinin bir kombinasyonudur.

Anlatım akışı

There likely isn't one single cause, but a combination of...: tek nedenden birden çok etkene geçiş

Bu kalıp önce aşırı basitleştirilmiş bir açıklamayı, yani tek bir neden olduğu düşüncesini reddeder. Ardından but ile bunun yerine daha doğru bir çerçeve, yani birden çok etkenin birleşimini getirir. Buradaki but yalnızca karşıtlık bildirmez. Bilgiyi “tek bir neden değil, birlikte işleyen birkaç etken” şeklinde düzenler. likely, iddiayı kesin değil temkinli hâle getirir.

Alıştırma

Dersteki düzeltme çerçevesini aynen kullanarak tamamlayın: There likely isn't one single cause, ____ economic and social pressures.

Cevabı göster

but a combination of

Kelime

genetic and environmental risk factors: genetik ve çevresel risk faktörleri

Tıbbi ve bilimsel açıklamalarda genetic and environmental risk factors ifadesi, riski artıran iki geniş kaynak grubunu bir araya getirir: kalıtsal veya genlerle ilgili etkiler ile çevre, maruz kalma ya da yaşam koşullarından gelen etkiler. Bir risk factor, bir sonucun olasılığını artırır; sonucun kesinleştiğini göstermez veya doğrudan nedenselliği kendiliğinden kanıtlamaz. Cümlede bu etkenler sonuca katkıda bulunur, sonucu tek başlarına belirlemez.

Alıştırma

Şu ifadeyi değerlendirin: If something is a risk factor for a disease, it will necessarily cause that disease.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Yanlış

Schizophrenia has some of the strongest genetic links of any psychiatric illness. Dilbilgisi

1:55

Şizofreni, herhangi bir psikiyatrik hastalığın sahip olduğu en güçlü genetik bağlantılardan bazılarına sahiptir.

Dilbilgisi

some of the strongest ... of any ... ile bir gruptaki en üst düzeyi belirtmek

some of the + en üstünlük derecesindeki sıfat + çoğul isim kalıbı, bir şeyi en üst düzeydeki küçük bir grubun içine yerleştirir. Burada some of the strongest genetic links, genetik bağlantıların en güçlüler arasında olduğunu belirtir; yalnızca bir tane benzersiz en güçlü bağlantı bulunduğunu iddia etmez. of any psychiatric illness karşılaştırma kümesini tanımlar: şizofreni, psikiyatrik hastalıklarla karşılaştırılmaktadır. Bu ifade, her psikiyatrik hastalığın aynı genetik bağlantılara sahip olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

of any psychiatric illness ifadesi cümlede ne işe yarar?

  1. Şizofreninin psikiyatrik hastalık kategorisinin dışında olduğunu söyler.
  2. Her psikiyatrik hastalığın eşit derecede güçlü genetik bağlantıları olduğunu söyler.
  3. Psikiyatrik hastalıkları karşılaştırma grubu olarak belirler.
Cevabı göster

Psikiyatrik hastalıkları karşılaştırma grubu olarak belirler.

Though about 1% of people have schizophrenia, Dilbilgisi

2:00

İnsanların yaklaşık %1'inde şizofreni görülse de,

children or siblings of people with schizophrenia

2:03

şizofreni hastalarının çocuklarının veya kardeşlerinin

are 10 times likelier to develop the disease,

2:06

bu hastalığa yakalanma olasılığı 10 kat daha fazladır,

Dilbilgisi

Though ... 10 times likelier to ... ile risk karşıtlığı kurmak

Though, ödünleyici bir arka plan gerçeği sunar: genel yaygınlık yaklaşık %1’dir. Bu düşük temel oran, yüksek risk bildiren sonucu beklenmedik gösterebilir; bu nedenle virgülden sonraki ana cümle, çocuklar veya kardeşlerle ilgili temel sonucu taşır. 10 times likelier to develop the disease, akrabaların hastalığa yakalanma olasılığını genel temel oranla karşılaştırır ve büyük bir göreli artışa işaret eder. Bu ifade tek başına onların mutlak hastalanma olasılığını belirtmez.

Alıştırma

Hangi cümle, göreli risk karşıtlığı kurmak için Though ve times likelier to ifadelerini doğru kullanıyor?

  1. Because the overall rate is low, this group cannot develop the condition.
  2. Though the overall rate is low, this group is five times likelier to develop the condition.
  3. Though this group develops five conditions, the overall rate is low.
Cevabı göster

Though the overall rate is low, this group is five times likelier to develop the condition.

and an identical twin of someone with schizophrenia

2:10

ve şizofreni hastası birinin tek yumurta ikizinin

has a 40% chance of being affected. Kalıp ifadeler

2:13

etkilenme ihtimali %40'tır.

Kalıp ifadeler

has a 40% chance of being affected: olasılık ve edilgen sonuç

Has a 40% chance of + -ing, bir olayın gerçekleşme olasılığını belirtir. Özne has sözcüğünden önce gelir, yüzde olasılığın büyüklüğünü gösterir ve of sonrasında bir isim ya da -ing biçimi kullanılır. Being affected, being + geçmiş zaman ortacı yapısındaki edilgen -ing biçimidir. İkiz eylemi yapan değil, etkisini alan taraftır. Buradaki affected, yalnızca duygusal olarak etkilenmek değil, şizofreniden etkilenmek ve hastalığın o kişide de ortaya çıkabilmesi anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi select fiilinin edilgen -ing biçimiyle tamamlayın: Every ticket holder has a 10% chance of ____ for a free upgrade.

Cevabı göster

being selected

Often immediate relatives of people with schizophrenia Kelime

2:16

Genellikle şizofreni hastalarının birinci derece akrabaları

Kelime

immediate relatives: zaman değil, akrabalık yakınlığı

immediate relatives ifadesinde immediate, hemen gerçekleşen değil, aile ilişkisi bakımından en yakın anlamına gelir. Bu tıbbi bağlamda ifade, bir kişinin en yakın akrabalarını, genellikle anne babasını, çocuklarını ve kardeşlerini belirtir. Bu ifade geniş bir resmî sınıflandırmadır; her yerde geçerli tek bir teknik tanım değildir. Bir belge, yasa veya kurum eşi ya da başka aile üyelerini kapsama alabilir veya dışında tutabilir. Bu nedenle ilgili bağlamda verilen tanım esas alınır.

Alıştırma

immediate relatives tıbbi ifadesinde immediate neyi anlatır?

  1. Akrabaların ne kadar çabuk geldiğini
  2. Aile ilişkisinin ne kadar yakın olduğunu
  3. Akrabaların kaç yaşında olduğunu
Cevabı göster

Aile ilişkisinin ne kadar yakın olduğunu

exhibit milder versions of traits associated with the disorder, Kalıp ifadeler

2:19

bu rahatsızlıkla ilişkili özelliklerin daha hafif versiyonlarını sergiler,

Kalıp ifadeler

traits associated with the disorder: bozuklukla ilişkili özellikler

Burada associated with, “bağlantılı veya ilişkili” anlamına gelir. Geçmiş zaman ortacı yapısındaki associated with the disorder, traits sözcüğünden sonra gelir ve hangi özelliklerin kastedildiğini belirtir: traits that are associated with the disorder. Bu ifade kanıtlanmış bir nedeni değil, bir ilişkiyi belirtir. Bilimsel veya tıbbi metinlerde, nedensellik ayrıca kanıtlanmadıkça associated with ifadesini caused by olarak yorumlamayın.

Alıştırma

Doğru veya yanlış: traits associated with the disorder ifadesinde associated with, bozukluğun özelliklere doğrudan neden olduğunu kanıtlar.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Yanlış

but not to an extent that requires treatment. Dilbilgisi

2:23

ancak tedavi gerektirecek ölçüde değil.

Dilbilgisi

not to an extent that requires treatment: tedavi gerektirecek ölçüde değil

Not to an extent that... “belirtilen eşiğe ulaşacak derecede değil” anlamına gelir. Cümle, özelliklerin varlığını reddetmez; bunların tedavi gerektirecek kadar ciddi olmadığını söyler. Extent “derece” anlamına gelir. that requires treatment ilgi cümleciği bu dereceyi tanımlar; requires tekildir çünkü that, traits sözcüğüne değil extent sözcüğüne gönderme yapar.

Alıştırma

Burada but not to an extent that requires treatment ne anlama gelir?

  1. Özellikler, tedavinin zaten gerekli olacağı kadar ciddidir.
  2. Özellikler tamamen yoktur.
  3. Özellikler mevcut olabilir, ancak tedavi gerektirecek kadar ciddi değildir.
Cevabı göster

Özellikler mevcut olabilir, ancak tedavi gerektirecek kadar ciddi değildir.

Multiple genes almost certainly play a role, Kalıp ifadeler

2:26

Birden fazla genin rol oynadığı neredeyse kesindir,

Kalıp ifadeler

play a role: tek neden olmadan sonuca katkıda bulunmak

Bu cümlede play a role, “bir sonuca katkıda bulunmak” veya “bir miktar etkili olmak” anlamına gelir. Role mecazidir: genler, bir açıklamadaki etkenlerdir; bir gösterideki oyuncular değildir. Bu ifade, genlerin tek neden olduğunu söylemez. Genleri çok etkenli bir açıklamanın parçası olarak sunar ve onların sonuca cause olduğunu söylemekten daha temkinli bir iddiada bulunur.

Alıştırma

“Tek neden olmadan katkıda bulunmak” anlamındaki kalıplaşmış ifadeyle araştırma üslubundaki cümleyi tamamlayın: Family history may ____ in the condition.

Cevabı göster

play a role

but we don't know how many or which ones.

2:29

fakat kaç tanesinin ya da hangilerinin olduğunu bilmiyoruz.

Environmental factors like exposure to certain viruses in early infancy Kelime

2:32

Erken bebeklik döneminde belirli virüslere maruz kalma gibi çevresel faktörler

Kelime

exposure to certain viruses in early infancy: isim öbeği yapısı

Sağlık ve çevre metinlerinde exposure to certain viruses, bu virüslerle temas etmek veya temasın gerçekleşebileceği bir durumda bulunmak anlamına gelir. Exposure bir isimdir; to ise temas edilen şeyi belirtir. In early infancy, maruz kalmanın gerçekleştiği yaşam dönemini, yani bebekliğin ilk dönemlerini belirtir. İfadenin tamamı like sözcüğünden sonra gelen bir isim öbeğidir ve çevresel etkene örnek verir.

Alıştırma

“Temas” anlamındaki isim yapısıyla sağlık cümlesini tamamlayın: Early ____ air pollution may affect lung development.

Cevabı göster

exposure to

might increase the chance that someone will develop schizophrenia, Dilbilgisi

2:37

birinin şizofreni geliştirme şansını artırabilir,

Dilbilgisi

Birinin şizofreni geliştirme olasılığını artırmak

increase the chance that ... ifadesi, “that sözcüğünden sonra belirtilen sonucun olasılığını artırmak” anlamına gelir. that sonrasında someone will develop schizophrenia gibi tam bir yan cümle bulunur. Buradaki will, olasılığı değerlendirilen gelecekteki sonucu belirtir; sonucun kesinlikle gerçekleşeceğini garanti etmez. Sağlık bağlamında develop + hastalık veya sağlık durumu, onu yaratmak ya da iyileştirmek değil, “o hastalığa yakalanmaya başlamak” anlamına gelir.

Alıştırma

Hedef olasılık yapısıyla cümleyi tamamlayın: Poor ventilation can ____ passengers will catch an infection.

Cevabı göster

increase the chance that

and use of some drugs,

2:41

ve bazı uyuşturucu maddelerin,

including marijuana,

2:43

marihuana da dâhil,

may trigger the onset of psychosis Kelime

2:45

kullanımı psikozun başlamasını tetikleyebilir,

Kelime

Psikozun başlangıcını tetiklemek

trigger the onset of psychosis, “psikozun başlamasını tetiklemek veya ortaya çıkarmak” anlamına gelir. Onset, bir durumun başladığı noktayı belirten resmî bir isimdir; trigger ise bir etkeni bu başlangıcın ortaya çıkmasına katkıda bulunan unsur olarak sunar. İfade may trigger dediği için olası bir tetikleme ilişkisini anlatır. Bu etkenin her zaman psikoza yol açtığını veya altta yatan tek neden olduğunu söylemez.

Alıştırma

“may trigger the onset of psychosis” ifadesinin en doğru anlamı nedir?

  1. Tek bir etkenin psikozun tek nedeni olduğunu kanıtlar.
  2. Psikozun başlamasını önleyebilir.
  3. Psikozun başlamasını tetikleyebilir.
Cevabı göster

Psikozun başlamasını tetikleyebilir.

in highly susceptible individuals. Kelime

2:47

özellikle yüksek derecede duyarlı bireylerde.

Kelime

highly susceptible individuals: etkilenmeye son derece yatkın bireyler

Bu ifadede susceptible, “kolayca etkilenen veya zarar gören” anlamına gelir; highly ise bu anlamı güçlendirir. Highly susceptible individuals, bir hastalık, risk, baskı veya başka bir etkenden etkilenme olasılığı olağan dışı derecede yüksek olan kişileri anlatır. Individuals, insanlardan tek tek veya tanımlanmış bir grup olarak söz etmenin resmî bir yoludur. Bu ifade tıbbi, bilimsel ve riskle ilgili açıklamalarda yaygındır.

Alıştırma

Hangi cümlede susceptible, yüksek risk taşıyan bir grubu anlatmak için doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. People with weakened immune systems may be highly susceptible to infection.
  2. People with weakened immune systems may be highly suspicious to infection.
  3. People with weakened immune systems may be highly susceptible at infection.
Cevabı göster

People with weakened immune systems may be highly susceptible to infection.

These factors don't affect everyone the same way. Kalıp ifadeler

2:50

Bu faktörler herkesi aynı şekilde etkilemez.

Kalıp ifadeler

don't affect everyone the same way: herkesi aynı şekilde etkilemez

X doesn't affect everyone the same way kalıbı, aynı nedenin farklı kişilerde farklı tepkiler, etki düzeyleri veya sonuçlar ortaya çıkarabileceği anlamına gelir. The same way, fiziksel bir yolu değil etkinin nasıl gerçekleştiğini anlatır. Olumsuzluk, etkinin herkes için aynı olduğu iddiasına yöneliktir. Hiç kimsenin etkilenmediği anlamına gelmez; birçok kişi, hatta herkes etkilenebilir, ancak etkiler aynı olmayabilir.

Alıştırma

“This medicine doesn't affect everyone the same way.” ne anlama gelir?

  1. İnsanlar ilaca farklı tepkiler verebilir.
  2. İlacın hiç kimse üzerinde etkisi yoktur.
  3. İlaç herkesi tamamen aynı şekilde etkiler.
Cevabı göster

İnsanlar ilaca farklı tepkiler verebilir.

For those with very low genetic risk, Anlatım akışı

2:53

Genetik riski çok düşük olanlar için,

no amount of exposure to environmental risk factors Dilbilgisi

2:55

çevresel risk faktörlerine ne kadar maruz kalındığı fark etmeksizin,

will lead them to develop schizophrenia.

2:59

bu durum onların şizofreni geliştirmesine yol açmayacaktır.

Dilbilgisi

no amount of exposure: miktar ne kadar çok olursa olsun sonuç gerçekleşmez

no amount of exposure to environmental risk factors ifadesinde no amount of, “mümkün olan hiçbir miktar” anlamına gelir. İsim öbeğinin tamamını güçlü biçimde olumsuz yapar; çok yüksek düzeyde maruz kalma bile bu olumsuzlamaya dahildir. Daha geniş no amount of X will/can Y kalıbı, “X ne kadar çok olursa olsun Y gerçekleşmez ya da gerçekleşemez” anlamına gelir. Burada isim öbeğinin tamamı will lead fiilinin öznesidir; bu yüzden yalnızca maruz kalmanın az olduğunu söylemekten daha güçlüdür.

Alıştırma

“Miktar ne kadar çok olursa olsun” anlamındaki kalıpla vurgulu olumsuz cümleyi tamamlayın: ____ polishing will repair a cracked screen.

Cevabı göster

No amount of

For those with very high risk,

3:01

Çok yüksek riski olanlar içinse,

moderate additional risk might tip the balance. Deyimler

3:03

orta düzeyde ek bir risk dengeleri alt üst edebilir.

Anlatım akışı

For those with very low genetic risk ... For those with very high risk: paralel karşılaştırma çerçevesi

Cümle başında tekrarlanan For those with very low genetic risk ve For those with very high risk ifadeleri paralel bir karşıtlık kurar. Her edat öbeği önce bir grubu belirler, cümlenin geri kalanı da o grup için geçerli sonucu verir. Bu iki başlangıç, açıklamayı risk düzeyine göre düzenler: önce düşük riskli grup, sonra yüksek riskli grup gelir. Bunları birbiriyle ilgisiz giriş ifadeleri olarak değil, tek bir karşılaştırma çerçevesi olarak okuyun. Farklı gruplar için farklı sonuçlar gerektiğinde For those with X, ... For those with Y, ... kalıbı yeniden kullanılabilir.

Alıştırma

İki For those with... başlangıcının bilgiyi düzenlemedeki temel görevi nedir?

  1. İnsanları risk düzeyine göre gruplandırır ve her gruba farklı bir sonuç bağlar.
  2. Tek bir grup hakkındaki aynı iddiayı tekrarlar.
  3. İkinci cümlenin birinci cümleyle ilgisiz olduğunu gösterir.
Cevabı göster

İnsanları risk düzeyine göre gruplandırır ve her gruba farklı bir sonuç bağlar.

Deyimler

might tip the balance: dengeyi belirleyici biçimde değiştirebilir

Tip the balance bir mecazdır: küçük bir ek etken, birbirine yakın veya belirsiz bir durumu sonuçlardan birine doğru yöneltir. Gerçek bir teraziyi fiziksel olarak devirmek anlamına gelmez. Might, sonucun hâlâ belirsiz olduğunu gösterir. Bu nedenle might tip the balance, ek riskin nihai değerlendirmeyi veya sonucu değiştiren etken olabileceğini, ancak bunun kesin olmadığını anlatır.

Alıştırma

Bu cümlede might tip the balance ne anlama geliyor?

  1. Tüm riski ortadan kaldırabilir.
  2. Sonuçlardan birini daha olası hâle getirebilir.
  3. Gerçek bir teraziyi fiziksel olarak devirebilir.
Cevabı göster

Sonuçlardan birini daha olası hâle getirebilir.

The antipsychotic drugs used to treat schizophrenia Dilbilgisi

3:07

Şizofreni tedavisinde kullanılan antipsikotik ilaçlar

Dilbilgisi

used to treat schizophrenia: kısaltılmış ilgi cümleciği

Used to treat schizophrenia, drugs sözcüğünden sonra gelen bir geçmiş zaman ortacı öbeğidir. İlaçları kullanım amaçlarına göre belirtir ve that are used to treat schizophrenia biçiminde açılabilir. Bu kısa yapıya kısaltılmış ilgi cümleciği denir. Burada used edilgen anlam taşır: ilaçlar tedavi amacıyla kullanılır. Geçmiş alışkanlığı anlatan ‘özne + used to + fiilin yalın hâli’ yapısı değildir.

Alıştırma

Örnekteki used to treat schizophrenia öbeğinin dil bilgisel görevi nedir?

  1. İlaçların geçmişte bunu düzenli olarak yaptığını, ancak artık yapmadığını söyler.
  2. schizophrenia sözcüğünü niteler ve schizophrenia'nın geçmişte kullanıldığını söyler.
  3. drugs sözcüğünü niteler ve ilaçların ne amaçla kullanıldığını belirtir.
Cevabı göster

drugs sözcüğünü niteler ve ilaçların ne amaçla kullanıldığını belirtir.

have helped researchers work backwards Öbek fiiller

3:11

araştırmacıların tersine mühendislik yaparak

Öbek fiiller

work backwards: sonuçtan nedene doğru geriye yürütmek

work backwards, bilinen bir sonuçtan veya gözlemden başlayıp önceki adımlara doğru geriye giderek nedeni, mekanizmayı ya da başlangıç noktasını bulmak demektir. Bu cümlede araştırmacılar, daha önce ne olduğunu yeniden oluşturmak için bilinen bilgilerden yararlanıyor. backwards fiziksel olarak geri hareket etmeyi değil, akıl yürütmenin yönünü anlatır.

Alıştırma

Cümleyi dersteki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The engineer started with the final error and decided to ____ to find its source.

Cevabı göster

work backwards

to trace signatures of the disorder in the brain. Kalıp ifadeler

3:13

beyindeki rahatsızlığın izlerini sürmelerine yardımcı olmuştur.

Kalıp ifadeler

trace signatures of the disorder: bozukluğun ayırt edilebilir izlerini takip etmek

Burada trace, bir şeyi bulmak veya tanımlamak için kanıtları takip etmek anlamına gelir. Signatures ayırt edici ve tanınabilir örüntüler ya da işaretler demektir; of the disorder ise bu örüntülerin neye işaret edebileceğini belirtir. Dolayısıyla ifade, bozukluğun beyindeki kanıtlarını aramayı anlatır. El yazısıyla atılan imzalardan söz etmez; trace de burada bir şeklin dış çizgisini çizmek anlamında değildir.

Alıştırma

Araştırma yazılarında “signatures of the disorder” büyük olasılıkla neyi ifade eder?

  1. Bozukluğu ortadan kaldıran bir tedavi
  2. Hastaların el yazısıyla yazdığı adlar
  3. Bozuklukla ilişkili tanınabilir örüntüler veya işaretler
Cevabı göster

Bozuklukla ilişkili tanınabilir örüntüler veya işaretler

Traditional antipsychotics block dopamine receptors. Kelime

3:17

Geleneksel antipsikotikler dopamin reseptörlerini bloke eder.

Kelime

block dopamine receptors: bir ilacın etki mekanizmasını anlatmak

Burada block dopamine receptors, bir ilacın dopaminin ilgili reseptörleri etkinleştirmesini engellediğini veya azalttığını anlatan bir farmakoloji ifadesidir. Block, sinyal iletimi üzerindeki bir etkiyi anlatır; fiziksel bir engel oluşturmak veya reseptörleri ortadan kaldırmak anlamına gelmez. Dopamine receptors, dopamine yanıt veren hücre proteinleridir. block + receptor(s) kalıbı, bir ilacın nasıl etki ettiğini belirtmek için yaygın olarak kullanılır.

Alıştırma

Bir farmakoloji metninde The drug blocks dopamine receptors ne anlama gelir?

  1. Dopaminin bu reseptörleri etkinleştirmesini engeller veya azaltır.
  2. Vücuttaki bütün dopamin reseptörlerini fiziksel olarak çıkarır.
  3. Reseptörlerin içine fazladan dopamin gönderir.
Cevabı göster

Dopaminin bu reseptörleri etkinleştirmesini engeller veya azaltır.

They can be very effective in reducing positive symptoms, Kalıp ifadeler

3:20

Bunlar pozitif belirtileri azaltmada çok etkili olabilir,

Kalıp ifadeler

effective in reducing: effective in + -ing kalıbı

Effective in reducing, bir şeyin belirli bir sonucu ortaya çıkarmada başarılı olduğunu anlatmak için sıfat + in + -ing yapısını kullanır. Cümlede reducing positive symptoms, değerlendirilen somut sonucu belirtir. in bir edat olduğu için ardından gelen fiil -ing biçimini alır: effective in reducing, effective in preventing, effective in improving. Bu kalıp bir tedaviyi, politikayı, yöntemi veya programı resmî biçimde değerlendirirken kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi effective in + -ing kalıbında kullanılan edatla tamamlayın: The new filter is effective ____ reducing indoor air pollution.

Cevabı göster

in

which are linked to an excess of dopamine in particular brain pathways. Kalıp ifadeler

3:24

ki bu belirtiler belirli beyin yollarındaki dopamin fazlalığıyla bağlantılıdır.

Kalıp ifadeler

linked to an excess of dopamine: kanıtlanmış nedensellik değil, ilişki

Be linked to, “bir şeyle bağlantılı veya ilişkili olmak” anlamına gelir. Bu cümlede ilgi cümleciği, daha önce belirtilen belirtilerle belirli beyin yollarındaki aşırı dopamin arasında bir ilişki olduğunu anlatır. An excess of dopamine, dopamin miktarının normal veya uygun düzeyin üzerinde olması demektir. Bu ifade bir ilişki belirtir; tek başına dopamin fazlalığının belirtilere doğrudan neden olduğunu kanıtlamaz.

Alıştırma

Bu ifadeyi değerlendirin: Araştırma yazılarında "is linked to" her zaman "is directly caused by" ile aynı anlama gelir.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Yanlış

But the same drugs can make negative symptoms worse, Dilbilgisi

3:28

Ancak aynı ilaçlar negatif belirtileri daha da kötüleştirebilir,

Dilbilgisi

can make negative symptoms worse: make + nesne + sıfat

Can make negative symptoms worse, can + make + nesne + sıfat yapısını kullanır. Negative symptoms ifadesi make fiilinin nesnesidir; worse ise nesnenin sonuçta ulaştığı durumu anlatan bir sıfattır. Bu yapı, ilaçların belirtilerin daha şiddetli hâle gelmesine yol açabileceğini ifade eder. Buradaki make “yaratmak” anlamına gelmez; can ise kesin bir sonuçtan çok olası bir etkiyi belirtir.

Alıştırma

Cümleyi bad sözcüğünün tek kelimelik karşılaştırma biçimiyle tamamlayın: Loud noise can make headaches ____.

Cevabı göster

worse

and we've found that negative symptoms of schizophrenia

3:32

ve şizofreninin negatif belirtilerinin

may be tied to too little dopamine in other brain areas. Kalıp ifadeler

3:34

diğer beyin bölgelerindeki yetersiz dopaminle bağlantılı olabileceğini bulduk.

Kalıp ifadeler

may be tied to too little dopamine: dopamin azlığıyla olası bağlantı

May be tied to, “bağlantılı veya ilişkili olabilir” anlamına gelir. May, bağlantının yalnızca bir olasılık olduğunu gösterirken edilgen be tied to ifadesi, bir şeyin diğerine doğrudan neden olduğunu kanıtlamadan aradaki ilişkiyi anlatır. Too little, sayılamayan bir isimden önce gelir ve “gerekli ya da sağlıklı olandan daha az” anlamını taşır. Buradaki too little dopamine, dopamin miktarının yetersiz olması demektir; yalnızca biraz daha az olması demek değildir.

Alıştırma

Hangi cümle, kanıtlanmış bir nedensellik iddiasında bulunmadan olası bir bağlantı bildirir?

  1. Too little dopamine definitely causes the symptom.
  2. The symptom may cause too little dopamine.
  3. The symptom may be tied to too little dopamine.
Cevabı göster

The symptom may be tied to too little dopamine.

Some people with schizophrenia

3:39

Bazı şizofreni hastaları

show a loss of neural tissue, Kelime

3:41

sinir dokusu kaybı gösterir,

Kelime

loss of neural tissue: sinir dokusu kaybı

A loss of neural tissue, sinir dokusunun miktarında veya hacminde azalmayı anlatan resmî bir isim öbeğidir. Show a loss of neural tissue ifadesinde show, “kanıtını veya belirtisini göstermek” anlamına gelir; dolayısıyla bu ifade gözlemlenen biyolojik bir değişimi anlatır. Loss of + isim yapısı; doku, işlev, hafıza veya veri gibi bir şeyin azalmasını ya da artık mevcut olmamasını anlatabilir. Buradaki loss, birinin bir nesneyi nereye koyduğunu bilmemesi anlamına gelmez.

Alıştırma

Tıbbi bir açıklamada loss of neural tissue ifadesine en uygun anlam hangisidir?

  1. Sinir dokusu miktarında azalma
  2. Birinin bulamadığı sinir dokusu
  3. Neural tissue sözcüklerini unutmak
Cevabı göster

Sinir dokusu miktarında azalma

and it's unclear whether this atrophy is a result of the disease itself Dilbilgisi

3:43

ve bu atrofinin hastalığın kendisinin bir sonucu mu,

or drug-induced suppression of signaling. Kelime

3:47

yoksa ilaca bağlı sinyal baskılanmasından mı kaynaklandığı belirsizdir.

Dilbilgisi

it's unclear whether ... or ...: henüz çözümlenmemiş olasılıkları sunmak

it's unclear whether henüz sonuca bağlanmamış bir soruyu ortaya koyar. Bu cümlede whether, or ile bağlanan iki rakip açıklamayı başlatır: atrofi hastalığın kendisinden ya da ilacın yol açtığı sinyal iletimi baskılanmasından kaynaklanıyor olabilir. Bu kalıp, kanıtların sınırını belirtir. Konuşanın iki olasılıktan birinin kanıtlandığını iddia etmeden bunları sunmasını sağlar. Başka bağlamlarda whether, or ile bir alternatif açıkça belirtilmese bile cevabı evet ya da hayır olan bir belirsizliği de başlatabilir.

Alıştırma

Dersin dikkatli anlatım kalıbını aynen kullanarak cümleyi tamamlayın: ____ the delay was caused by weather or a mechanical problem.

Cevabı göster

It is unclear whether

Kelime

drug-induced suppression of signaling: nedensellik ve teknik anlam

drug-induced, suppression adını niteleyen birleşik bir sıfattır. Baskılanmaya bir ilacın neden olduğunu belirtir. Kısa çizgi, drug ve induced sözcüklerinin addan önce birlikte çalıştığını gösterir. suppression of signaling, sinyal etkinliğinin azaltılması veya engellenmesi anlamına gelen resmî bir biyotıp ad öbeğidir. Burada signaling, biyolojik bir sistem içindeki iletişimdir; suppression bir sinyali fiziksel olarak aşağı bastırmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi bir ilacın neden olduğu anlamına gelen birleşik sıfatla tamamlayın: The team investigated ____ liver damage.

Cevabı göster

drug-induced

Fortunately,

3:50

Neyse ki,

newer generations of antipsychotics aim to address some of these issues Kalıp ifadeler

3:51

yeni nesil antipsikotikler bu sorunların bazılarını ele almayı amaçlıyor,

Kalıp ifadeler

aim to address some of these issues: sınırlı bir hedef belirtmek

Bu cümlede aim to address, “bir konuyu ele almayı hedeflemek” anlamına gelir. Aim to ifadesinden sonra fiilin yalın biçimi olan address gelir; address an issue, adres vermek veya konuşma yapmak değil, bir sorunu incelemek ya da iyileştirmek için adım atmak demektir. Some of these issues, iddianın kapsamını sınırlar. İlaçların sorunların bir kısmını ele alması amaçlanmaktadır; bu, bütün sorunları tamamen çözecekleri anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi aim to address ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The new policy ____ several barriers to care.

Cevabı göster

aims to address

by targeting multiple neurotransmitters like serotonin

3:56

dopaminin yanı sıra

in addition to dopamine. Kalıp ifadeler

4:00

serotonin gibi birden fazla nörotransmitteri hedef alarak.

Kalıp ifadeler

in addition to dopamine: başka bir öğe eklemek

In addition to dopamine, “dopamine ek olarak” anlamına gelir. Dopamini başka bir şeyle değiştirmek yerine kümenin içinde tutar; bu cümlede serotonin de hedeflenen başka bir nörotransmitterdir. In addition to + isim, zamir veya -ing biçimi kalıbı, bir listeyi ya da kapsamı genişletir. Bir şeyin diğerinden sonra gerçekleştiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle dersin hem tasarım hem de kodlama içerdiğini söyler?

  1. The course teaches design in addition to coding.
  2. The course teaches design after coding.
  3. The course teaches design instead of coding.
Cevabı göster

The course teaches design in addition to coding.

It's clear that no one transmitter system is responsible for all symptoms, Dilbilgisi

4:02

Tüm belirtilerden tek bir iletici sisteminin sorumlu olmadığı açıktır,

Dilbilgisi

no one transmitter system ... all symptoms: tek sistemli bir açıklamayı reddetmek

one sözcüğü transmitter system ad öbeğinin parçasıdır: no one transmitter system, “tek başına hiçbir nörotransmiter sistemi” anlamına gelir; “hiç kimse” demek değildir. no one + tekil sayılabilir isim kalıbı, o kategorideki tek bir üyenin bütün sonucu açıklayabileceği düşüncesini reddeder. Bu bilimsel bağlamda is responsible for all symptoms, “bütün belirtilere neden olur veya hepsini açıklar” anlamındadır. Cümle, tek sistemli eksiksiz bir açıklamayı reddeder; nörotransmiter sistemlerinin hiçbir rolü olmadığını söylemez.

Alıştırma

Hangi cümle vurgulanan bölümün anlamını en iyi korur?

  1. No single transmitter system accounts for every symptom.
  2. One transmitter system causes every symptom.
  3. Transmitter systems do not affect any symptoms.
Cevabı göster

No single transmitter system accounts for every symptom.

and because these drugs affect signaling throughout the brain and body, Kalıp ifadeler

4:07

ve bu ilaçlar beyin ve vücuttaki sinyalleri etkilediği için,

they can have other side effects like weight gain. Kelime

4:10

kilo alımı gibi başka yan etkilere de sahip olabilirler.

Kalıp ifadeler

throughout the brain and body: tüm alana yayılan kapsam

Throughout + bir yer veya alan, o alanın “her tarafında” ya da “tamamı boyunca” anlamına gelir. Burada throughout the brain and body, ilaçların sinyal iletimini yalnızca tek bir noktada veya tek bir güzergâh boyunca değil, hem beyinde hem de vücutta geniş ölçüde etkilediğini söyler. Bu edat öbeği affect signaling ifadesinin kapsamını belirler. Etki geniş bir alana yayıldığı için cümle, bu yaygın etkiyi vücudun başka bölümlerinde oluşabilecek yan etkilerle ilişkilendirir.

Alıştırma

Bir müze kuralı bütün galerilerde ve koridorlarda geçerlidir. Hangi cümle bu tam kapsam anlamını en açık şekilde ifade eder?

  1. The rule passes through the museum.
  2. The rule applies throughout the museum.
  3. The rule applies in the museum.
Cevabı göster

The rule applies throughout the museum.

Kelime

side effects like weight gain: kilo alma gibi yan etkiler

Side effects, bir ilaç veya tedavinin amaçlanan etkisiyle birlikte ortaya çıkan istenmeyen ya da ek etkileri ifade eder. Burada like “örneğin” anlamındadır; weight gain ise olası yan etkilerden biridir. Bu ifade yalnızca bir örnek verir; eksiksiz bir liste sunmaz ve herkesin kilo alacağını söylemez.

Alıştırma

“The medicine can have side effects like weight gain” cümlesindeki ifade hangi anlama gelir?

  1. Her kullanıcının kesinlikle yaşayacağı tek bir etki
  2. İstenmeyen veya ek etkiler; kilo alma bunlardan bir örnektir
  3. Vücut ağırlığındaki bir değişikliğin yanında bulunan etkiler
Cevabı göster

İstenmeyen veya ek etkiler; kilo alma bunlardan bir örnektir

In spite of these complications, Anlatım akışı

4:14

Bu komplikasyonlara rağmen,

Anlatım akışı

In spite of these complications: engeli kabul edip sonuca geçmek

In spite of these complications bir ödünleme ifadesidir. Önce daha önce söz edilen yan etkileri ve karmaşık noktaları kabul eder, ardından okuru bu sorunlara rağmen geçerli olan bir sonraki iddiaya hazırlar. Yapı in spite of + isim öbeği veya -ing biçimidir. Anlamı “-e rağmen”dir, “-den dolayı” değildir; ana cümle genellikle zorlukla karşıtlık oluşturan sonucu verir.

Alıştırma

Cümleyi “-e rağmen” anlamındaki üç sözcüklü ödünleme ifadesiyle tamamlayın: ____ the heavy traffic, we arrived on time.

Cevabı göster

In spite of

antipsychotics can be very effective,

4:16

antipsikotikler çok etkili olabilir,

especially when combined with other interventions Dilbilgisi

4:18

özellikle diğer müdahalelerle birleştirildiğinde,

like cognitive behavioral therapy. Kelime

4:21

bilişsel davranışçı terapi gibi.

Dilbilgisi

especially when combined with other interventions: edilgen koşulun kısaltılmış biçimi

especially when combined with other interventions ifadesinde especially, when ile verilen koşulun özellikle önemli olduğunu vurgular. when combined with other interventions, edilgen bir yan cümlenin kısaltılmış biçimidir; anlamca tam hâli when they are combined with other interventions şeklindedir. Buradaki they, daha önce sözü edilen antipsikotikleri ifade eder. Geçmiş zaman ortacı combined, tedavilerin başka yöntemlerle birlikte kullanıldığını gösterir; tedavilerin kendilerinin aktif olarak bir şeyi birleştirdiği anlamına gelmez. when + geçmiş zaman ortacı yapısı, düşürülen özne açık olduğunda ve eylemden etkilendiğinde kullanılır.

Alıştırma

Edilgen koşulun kısaltılmış biçimini combine fiilinin geçmiş zaman ortacıyla tamamlayın: The treatment is most effective when ____ with regular counseling.

Cevabı göster

combined

Kelime

cognitive behavioral therapy (CBT): bilişsel davranışçı terapi

Cognitive behavioral therapy, bir psikolojik tedavi türünün yerleşmiş adıdır ve genellikle CBT olarak kısaltılır. İnsanların yararsız düşünce ve davranış kalıplarını fark edip değiştirmelerine yardımcı olur. Bu üç kelimeyi rastgele oluşturulmuş bir ifade olarak değil, tek bir teknik terim olarak anlamak gerekir. Bu parçada ifade, like sözcüğünden sonra başka bir müdahale örneği olarak yer alır; dolayısıyla bir ilacın değil, bir terapi türünün adıdır.

Alıştırma

Cognitive behavioral therapy burada neyi ifade eder?

  1. her türlü fiziksel egzersiz için kullanılan genel bir ad
  2. beyin kimyasını değiştiren bir ilaç
  3. bir tür psikolojik tedavi
Cevabı göster

bir tür psikolojik tedavi

Electroconvulsive therapy, Kültür

4:24

Elektrokonvülsif terapi,

Kültür

Klinik bir terim olarak Electroconvulsive therapy

Electroconvulsive therapy (ECT), yani elektrokonvülsif terapi, bazı ciddi ruh sağlığı durumlarında kullanılan tıbbi bir tedavinin adıdır. Bu cümlede değerlendirilen tedaviyi belirtir; sonraki yan cümle, etkili bir seçenek olarak yeniden öne çıktığını söyler. Terimi, cezalandırma veya kontrolsüz işlemleri gösteren dramatik yapımlara bakarak otomatik olarak yorumlamayın. Burada nötr bir klinik anlam taşır.

Alıştırma

Bu bağlamda electroconvulsive therapy ne anlama gelir?

  1. Bir tedavi seçeneği olarak ele alınan tıbbi tedavi
  2. Tıbbi işlevi olmayan gayriresmî bir ceza
  3. Elektrikli cihazları onarma yöntemi
Cevabı göster

Bir tedavi seçeneği olarak ele alınan tıbbi tedavi

though it provides relatively short-lived relief, Anlatım akışı

4:25

nispeten kısa süreli bir rahatlama sağlasa da,

is also re-emerging as an effective treatment, Kalıp ifadeler

4:28

etkili bir tedavi olarak yeniden ortaya çıkıyor,

Anlatım akışı

though it provides relatively short-lived relief: araya eklenen ödünleme

Though ile başlayan yan cümle, araya eklenmiş bir ödünleme yapısıdır. Rahatlamanın görece kısa sürmesi biçimindeki sınırlamayı kabul eder ancak cümlenin ana iddiasının yerini almaz. Uzun cümleyi takip etmek için bu yan cümleyi geçici olarak bir kenara bırakın ve önceki özne Electroconvulsive therapy ile ana fiil is also re-emerging arasında bağlantı kurun. Yazarın dengeli mesajı şudur: yarar uzun sürmeyebilir, ancak tedavi yine de etkili kabul edilebilir.

Alıştırma

Vurgulanan though yan cümlesi bu cümlede ne yapar?

  1. Cümlenin tek ana sonucunu verir.
  2. Bir sınırlamayı kabul ederken olumlu ana iddiayı korur.
  3. Rahatlamanın kalıcı olduğunu söyler.
Cevabı göster

Bir sınırlamayı kabul ederken olumlu ana iddiayı korur.

Kalıp ifadeler

re-emerging as an effective treatment: etkili bir tedavi olarak yeniden öne çıkmak

Bu cümlede re-emerging, daha önce tanınmış bir şeyin yeniden ilgi görmeye veya kullanılmaya başlaması anlamına gelir. re- ön eki ilk kez ortaya çıkmayı değil, geri dönüşü belirtir. re-emerge as + isim öbeği yapısı, bir şeyin yeniden üstlendiği rolü veya statüyü belirtir. Burada as sonrasındaki ifade, yöntemin yeniden etkili bir tedavi olarak görüldüğünü anlatır.

Alıştırma

Cümleyi re-emerge as yapısıyla tamamlayın: After years out of fashion, vinyl records are ____ a popular way to listen to music.

Cevabı göster

re-emerging as

especially when other options have failed. Anlatım akışı

4:31

özellikle diğer seçenekler başarısız olduğunda.

Anlatım akışı

especially when other options have failed: önemli bir koşulu öne çıkarmak

Especially when ... önceki ifadenin özellikle doğru veya yararlı olduğu bir koşul ekler. Alternatiflerin işe yaramamasından sonraki önemli durumu öne çıkarır, ancak bunun tek durum olduğunu söylemez. Other options have failed yapısında İngilizcedeki present perfect kullanılır; çünkü başarısız girişimler daha önce gerçekleşmiştir ve sonuçları şimdi önemlidir: başka bir seçenek değerlendirilmektedir. Bu yan cümle, önceki ifadedeki bilgiyi daraltır ve öncelikli durumu belirtir.

Alıştırma

Bu cümlede especially when the usual fixes have failed ne işe yarar? Contact a specialist, especially when the usual fixes have failed.

  1. Alışılmış çözümlerin gelecekte başarısız olacağını öngörür.
  2. Bir uzmanla iletişime geçmenin ancak mümkün olan bütün çözümler başarısız olduktan sonra yararlı olduğunu söyler.
  3. Bir uzmanla iletişime geçmenin özellikle önemli olduğu bir durumu öne çıkarır.
Cevabı göster

Bir uzmanla iletişime geçmenin özellikle önemli olduğu bir durumu öne çıkarır.

Early intervention is also extremely important. Kelime

4:34

Erken müdahale de son derece önemlidir.

Kelime

Early intervention: erken aşamada profesyonel destek

Early intervention, bir sorun, gelişimsel gecikme veya belirti grubu tespit edildikten kısa süre sonra sağlanan profesyonel yardım için kullanılan yaygın bir terimdir. Değerlendirme, tedavi, eğitim veya destek içerebilir; early zamanı, intervention ise amaçlı eylemi belirtir. Bu cümlede ifade, hızlı davranmanın önemli olduğunu vurgular. Birinin özel hayatına gelişigüzel karışmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Sağlık veya eğitim bağlamında early intervention genellikle ne anlama gelir?

  1. Bir sorun tespit edildikten kısa süre sonra planlı destek sağlamak
  2. Harekete geçmeden önce sorunun ağırlaşmasını beklemek
  3. Birinin özel kararlarına sebepsiz yere karışmak
Cevabı göster

Bir sorun tespit edildikten kısa süre sonra planlı destek sağlamak

After months or years of untreated psychosis, Kelime

4:37

Aylar veya yıllar süren tedavi edilmemiş psikozdan sonra,

Kelime

untreated psychosis: untreated + klinik bir durum

untreated psychosis ifadesinde untreated, “henüz tedavi edilmemiş” anlamına gelen bir sıfattır ve gerçeklikle bağın kopmasını içeren, halüsinasyon veya sanrı gibi belirtilerle görülebilen klinik bir durum olan psychosis sözcüğünü doğrudan niteler. Bu nedenle ifade, tedavi edilmeden devam etmiş psikoz anlamına gelir. untreated + hastalık, durum veya belirti yapısı sağlık metinlerinde yaygındır. Bir kişiye ne kadar kibar veya adil davranıldığını değil, tıbbi sorunu anlatır.

Alıştırma

untreated psychosis ifadesinde untreated bize ne anlatır?

  1. Tedavi hemen başarısız olmuştur.
  2. Psikoz tedavi edilmemiştir.
  3. Kişiye kaba davranılmıştır.
Cevabı göster

Psikoz tedavi edilmemiştir.

certain psychoses can become embedded in someone's personality. Deyimler

4:40

belirli psikozlar birinin kişiliğine yerleşebilir.

Deyimler

become embedded in someone's personality: birinin kişiliğine kökleşmek

Bu cümlede become embedded in someone's personality ifadesindeki embedded mecazi anlamda kullanılır. Belirli örüntülerin o kadar sağlam biçimde yerleşebileceğini anlatır ki bunları kişinin alışılmış düşünme, hissetme veya davranma biçimlerinden ayırmak zorlaşabilir. become embedded in + isim yapısı, derinlemesine yerleşmiş bir duruma dönüşmeye odaklanır. Bir şeyin fiziksel olarak içine sokulmasını anlatmaz ve tek başına bu durumun asla değişemeyeceği anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede embedded in, derinlemesine yerleşmiş ve ayrılması zor anlamında mecazi olarak kullanılmıştır?

  1. The habit became embedded in the team's daily routine.
  2. The journalist became embedded with the rescue unit.
  3. A small stone became embedded in the tire.
Cevabı göster

The habit became embedded in the team's daily routine.

And yet, Anlatım akışı

4:45

Yine de,

Anlatım akışı

And yet: beklenmedik bir karşıtlığı belirtmek

And yet, önceki noktayı kabul eden ve ardından gelen ifadenin beklenen sonuca ters düştüğünü belirten bir söylem bağlacıdır. Burada erken müdahalenin önemi, insanların yardım arayacağı beklentisini doğurur; And yet ise damgalanmanın onları bundan alıkoyabileceği yönündeki karşıt gerçeği sunar. And yalnızca başka bir bilgi eklemez. Karşıtlığı Yet taşırken And, konuşmacının savını ek bir retorik güçle sürdürmesine yardımcı olur.

Alıştırma

İlk olguyu kabul edip beklenmedik bir karşıtlık sunan iki sözcüklü bağlacı seçin: The plan is affordable. ____ few people have adopted it.

  1. For example,
  2. As a result,
  3. And yet,
Cevabı göster

And yet,

the dehumanizing stigma attached to this diagnosis Kelime

4:45

bu teşhise eklenen insanlık dışı damgalama

Kelime

dehumanizing stigma attached to this diagnosis: bu tanıyla ilişkilendirilen, insanlık onurunu zedeleyici damga

Burada stigma, zararlı bir toplumsal damga veya yargı anlamına gelir. Dehumanizing stigma, insanları tam anlamıyla insan olarak görmeyen bir damgayı anlatır; onları bir tanı etiketine indirger, bireyselliklerini ve onurlarını göz ardı eder. stigma attached to this diagnosis ifadesinde attached to mecazidir: önyargı tanıyla toplumsal olarak ilişkilidir; ona fiziksel olarak yapıştırılmış değildir. stigma attached to something kalıbı bir durum, kimlik veya eylemle bağlantılı olumsuz tutumları anlatabilir.

Alıştırma

Bu ifadede attached to this diagnosis ne anlama gelir?

  1. Bir tıbbi belgeye fiziksel olarak yapıştırılmış
  2. Tanının bütün belirtilerinin doğrudan neden olduğu
  3. Tanıyla toplumsal olarak ilişkilendirilmiş
Cevabı göster

Tanıyla toplumsal olarak ilişkilendirilmiş

can prevent people from seeking help. Dilbilgisi

4:49

insanların yardım aramasını engelleyebilir.

Dilbilgisi

prevent people from seeking: prevent + nesne + from + -ing

Prevent genellikle prevent + nesne + from + -ing kalıbıyla kullanılır ve bir şeyin bir eylemi durdurduğunu veya engellediğini anlatır. prevent people from seeking ifadesinde people nesnedir; seeking ise engellenen eylemi belirtir. Bu kalıpta from sözcüğünden sonra -ing biçimi kullanılır: from seeking doğrudur; from seek veya to seek değildir. Yapı hem etkilenen kişi ya da şeyi hem de gerçekleşmeyen eylemi belirtir.

Alıştırma

seek sözcüğünü prevent + nesne + from + -ing kalıbında kullanarak cümleyi tamamlayın: Fear can prevent people ____ help.

Cevabı göster

from seeking

People with schizophrenia are often perceived as dangerous, Kalıp ifadeler

4:51

Şizofreni hastaları genellikle tehlikeli olarak algılanır,

Kalıp ifadeler

be perceived as dangerous: gerçek değil, dışarıdan bir algı

Be perceived as + sıfat, başka insanların birini o şekilde gördüğü veya değerlendirdiği anlamına gelir. Buradaki perceived as dangerous yaygın bir toplumsal algıyı aktarır; şizofrenisi olan kişilerin gerçekten tehlikeli olduğunu söylemez. Edilgen yapı, yargıyı taşıyanlardan çok yargılanan kişilere odaklanır. Bu kalıp bir itibarı, izlenimi veya kalıp yargıyı gerçeklikten ayırmak için kullanılabilir.

Alıştırma

Bu cümlede perceived as dangerous ne anlatıyor?

  1. Tehlikeli oldukları kanıtlanmıştır.
  2. Tehlikeliymiş gibi davranıyorlar.
  3. Bu görüş doğru olsun ya da olmasın, başkaları onları çoğu zaman tehlikeli görüyor.
Cevabı göster

Bu görüş doğru olsun ya da olmasın, başkaları onları çoğu zaman tehlikeli görüyor.

but are actually much more likely to be the victims of violence Dilbilgisi

4:55

ancak gerçekte failler olmaktan çok

than the perpetrators.

4:59

şiddetin kurbanı olma ihtimalleri çok daha yüksektir.

Dilbilgisi

much more likely to be the victims of violence: şiddet mağduru olma olasılığının çok daha yüksek olması

Be likely to + fiilin yalın hâli olasılık bildirir. More likely olasılıkları karşılaştırır; much ise bu karşılaştırmayı güçlendirir. Much more likely, farkın küçük değil büyük olduğunu gösterir. Buradaki be the victims of violence, daha olası olan rolün şiddet mağdurluğu olduğunu belirtir. The perpetrators ile yapılan karşılaştırma, şiddete uğramak ile şiddet uygulamayı karşı karşıya getirir; bu nedenle victims sözcüğü kalıp yargının tersine çevrilmesi için temel önemdedir.

Alıştırma

Much ile güçlendirilmiş more likely ve mağdur rolünü bildiren the victims of ifadelerini kullanarak cümleyi tamamlayın: Without secure passwords, users are ____ online fraud.

Cevabı göster

much more likely to be the victims of

And proper treatment may help reduce the likelihood of violence associated with schizophrenia. Kalıp ifadeler

5:00

Ve uygun tedavi, şizofreni ile ilişkili şiddet olasılığını azaltmaya yardımcı olabilir.

Kalıp ifadeler

help reduce the likelihood of ... associated with ...: ilişkili bir riskin azalmasını temkinli biçimde anlatmak

help reduce the likelihood of ... ifadesi “…… olasılığını azaltmaya yardımcı olmak” demektir; “hiç gerçekleşmeyeceğini garanti etmek” anlamına gelmez. help fiilinden sonra reduce yalın fiil biçiminde gelir; bu cümlede likelihood of ifadesinden sonra violence associated with schizophrenia ad öbeği gelir. associated with schizophrenia ortaç öbeği violence sözcüğünü niteler ve “şizofreniyle bağlantılı” anlamına gelir. Bu, bir ilişki bildirir; şizofreninin her şiddet eylemine doğrudan neden olduğunu ya da şizofreni tanısı olan kişilerin genellikle şiddete eğilimli olduğunu söylemez.

Alıştırma

Hangi yeniden ifade, vurgulanan bölümün temkinli anlamını en iyi korur?

  1. Uygun tedavi, şizofreniyle ilişkili şiddetin ortadan kalkacağını garanti eder.
  2. Şizofreni tüm şiddetin doğrudan nedenidir ve tedavi bunu her zaman durdurur.
  3. Uygun tedavi, önlemeyi garanti etmeden veya doğrudan nedenselliği kanıtlamadan, şizofreniyle bağlantılı şiddeti daha az olası hâle getirebilir.
Cevabı göster

Uygun tedavi, önlemeyi garanti etmeden veya doğrudan nedenselliği kanıtlamadan, şizofreniyle bağlantılı şiddeti daha az olası hâle getirebilir.

That's why education for patients, Anlatım akışı

5:06

İşte bu yüzden hastalar,

their families,

5:09

aileleri

and their communities

5:10

ve toplulukları için eğitim

helps erode the stigma and improves access to treatment. Notlar

5:11

damgalamayı aşındırmaya yardımcı olur ve tedaviye erişimi iyileştirir.

Anlatım akışı

That's why: nedenden sonuca geçmek

That's why daha önce verilmiş bir neden ya da soruna gönderme yapar ve bunun sonucunda ortaya çıkan sonucu, çıkarımı veya eylemi tanıtır. Burada damgalama ve yanlış anlamalarla ilgili önceki tartışmayı, eğitimin gerekli ve yararlı olduğu sonucuna bağlar. Kalıp şöyledir: neden veya sorun. That's why + sonucu anlatan tam cümlecik. Dinleyiciye “Şimdi, az önce söylediğimin sonucu geliyor” işareti vererek bilginin akışını düzenler.

Alıştırma

Hedef ifadeyi kullanarak neden-sonuç bağlantısını tamamlayın: The buses have stopped running. ____ we need to walk.

Cevabı göster

That's why

Deyimler

helps erode the stigma: mecazi ve kademeli zayıflatma

helps erode the stigma ifadesinde erode mecaz anlamdadır. Fiziksel erozyonun bir şeyi zamanla aşındırması gibi, erode a stigma da bir durumla veya grupla bağlantılı olumsuz toplumsal tutumları yavaş yavaş zayıflatmak demektir; bunları bir anda yok etmek demek değildir. Yapı help + fiilin yalın hâli şeklindedir: helps erode. Helps, ifadeyi daha ölçülü yapar: eylem değişime katkıda bulunur, ancak değişimi tek başına yaratmaz.

Alıştırma

helps erode the stigma ifadesinde erode ne anlama gelir?

  1. hemen ve tamamen ortadan kaldırmak
  2. zamanla zayıflatmak
  3. daha görünür hâle getirmek
Cevabı göster

zamanla zayıflatmak

Kalıp ifadeler

improves access to treatment: improve access to + isim

improves access to treatment ifadesinde access, yalnızca bir yere girmek değil, tedaviyi gerçekten alma ve kullanma fırsatı ile imkânı anlamına gelir. Improving access, engelleri azaltarak tedaviye ulaşmayı veya tedavi almayı kolaylaştırmak demektir. Başka durumlara aktarılabilen yapı improve access to + isim şeklindedir. İsim, treatment, healthcare, education veya information gibi bir hizmeti ya da kaynağı belirtir.

Alıştırma

Cümleyi “alma fırsatı” anlamına gelen isim ve edat grubuyla tamamlayın: The new clinic will improve ____ treatment for families in the area.

Cevabı göster

access to

Continue to educate yourself about the symptoms,

5:16

Belirtiler hakkında kendinizi eğitmeye devam edin,

causes,

5:19

nedenleri,

and treatments of different mental health conditions

5:20

ve farklı ruh sağlığı koşullarının tedavileri

with this playlist.

5:22

bu oynatma listesiyle.