Helikopter | 2. Sezon | Bluey: İngilizce çalışma notları

Bluey - Official Channel

Öğrenme zorluğu
264 kelime 178 kel/dk

Video özeti: Çocuklar hayali bir helikopter oyununda kimin pilot, kimin yolcu olacağını konuşur; babanın evindeki havuza ve Büyük Set Resifi’ne uçar. Uçuşun ortasında araçtan çıkılması ve bir telefonun balinanın yakınına düşmesi gibi aksiliklere de tepki verirler. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Can I fly it? — Konuşma Edimbilimi ve Tutum: Can I…? kalıbının yalnızca bir şeyi yapabilme becerisini sormadığını, izin istemek için de kullanıldığını anlayın. Bu doğal ve nazik yapıyla oyunlarda ve günlük konuşmalarda sıra isteyebilir, bir nesneyi kullanmak için izin alabilir veya belirli bir davranışa izin verilip verilmediğini sorabilirsiniz. 2. the one with — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: Bir kişiyi, yeri ya da nesneyi ayırt edici bir özelliğini söyleyerek seçenekler arasından belirlemeyi öğrenin. Bu yapı, sığ ve derin bölümü olan havuz örneğindeki gibi, hangi şeyin kastedildiğini açıklarken ismin tamamını tekrar etmenizi veya uzun bir tarif yapmanızı önler. 3. about to — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: be about to yapısından sonra gelen fiilin, bir olayın neredeyse hemen gerçekleşeceğini bildirdiğini fark edin. Yapıyı gözünüzün önünde gelişen bir durumu anlatmak veya acil bir uyarı vermek için kullanabilir; zamanlamayı genel bir will cümlesine göre daha yakın ve kesin gösterebilirsiniz.

Bu derste

This is a helicopter.

0:00

Bu bir helikopter.

Oh, okay.

0:01

Oh, tamam.

Can I fly it? Ton ve niyet

0:02

Ben uçurabilir miyim?

Ton ve niyet

Can I fly it?: Can I ...? ile izin istemek

Bu cümlede Can I + fiilin yalın hâli? başka birinden izin istemek için kullanılır. Anlamı “Bunu yapmam uygun mu?”, “Bunu yapabilecek durumda mıyım?” değildir. Buradaki fly it, hayalî helikopteri kontrol etmek ya da kullanmak anlamındadır. Can I ...? yapısını bağlama göre anlayın: eylem başka birinin onayına bağlıysa yapı genellikle izin isteme işlevi görür.

Alıştırma

Can I fly it? cümlesinde konuşan kişi esas olarak ne yapıyor?

  1. Onu kontrol etmek için izin istiyor
  2. Onu nasıl kontrol edeceğini zaten bildiğini söylüyor
  3. Onu kontrol edebilecek durumda olup olmadığını soruyor
Cevabı göster

Onu kontrol etmek için izin istiyor

No, I'm the pilot.

0:03

Hayır, pilot benim.

Uh, okay.

0:05

Uh, tamam.

Can you take me to my dad's house? Kalıp ifadeler

0:07

Beni babamın evine götürebilir misin?

Kalıp ifadeler

Can you take me to ...: take + kişi + to + yer

take + kişi + to + yer, birine bir varış noktasına kadar eşlik etmek ya da onu oraya götürmek anlamına gelir. Can you take me to ...? içinde me yolculuk eden kişidir; to sonrasındaki sözcükler ise varış noktasını belirtir. Buradaki take, “bir nesneyi yerden almak ya da taşımak” anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilen kalıp take + kişi + to + varış noktasıdır.

Alıştırma

İsteği take + kişi + to + yer yapısıyla tamamlayın: Can you ____ the station?

Cevabı göster

take me to

Um, no.

0:09

Hmm, hayır.

I say where we go and what we do. Notlar

0:11

Nereye gideceğimize ve ne yapacağımıza ben karar veririm.

Kelime

“Ben karar veririm” anlamında I say

Burada I say yalnızca “konuşurum” değil, “ben karar veririm” veya “son sözü ben söylerim” anlamına gelir. Konuşan kişi, gidilecek yeri ve yapılacak etkinliği seçme hakkının kendisinde olduğunu söylüyor. I say + yan cümle yapısı, konuşanın seçimini herkesin uyacağı karar olarak sunabilir.

Alıştırma

Bu cümlede I say ne anlama geliyor?

  1. Konuşan kişinin herkesin nereye gideceğine ve ne yapacağına karar verdiği anlamına gelir.
  2. Konuşan kişinin başka birinin planını tekrarladığı anlamına gelir.
  3. Konuşan kişinin yolu yüksek sesle anlattığı anlamına gelir.
Cevabı göster

Konuşan kişinin herkesin nereye gideceğine ve ne yapacağına karar verdiği anlamına gelir.

Dilbilgisi

where we go and what we do yapısında düz cümle sırası

where we go ve what we do, birbirine bağlanmış iki wh yan cümlesidir. Birlikte konuşanın karar verdiği içeriği, yani yeri ve etkinliği belirtirler. Bu yan cümleler daha büyük bir düz cümlenin içinde olduğu için özne–fiil sırasını kullanır: where we go ve what we do. Doğrudan soru sırası olan where do we go ve what do we do kullanılmaz.

Alıştırma

I decide ifadesinden sonra gömülü wh yan cümlesi sırasını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. I decide where do we go and what do we do.
  2. I decide where we go and what we do.
  3. I decide where we do go and what do we do.
Cevabı göster

I decide where we go and what we do.

But you can be the passenger. Ton ve niyet

0:13

Ama yolcu olabilirsin.

Ton ve niyet

But you can be the passenger: reddettikten sonra alternatif sunmak

But, konuşmayı önceki bir ret ya da sınırlamadan kabul edilebilir bir alternatife çevirir. Bu cümlede bir role izin verilmez, ama yolcu olmak hâlâ mümkündür. Ret veya sınır + but you can ... kalıbı önce sınır koyar, sonra diğer kişinin bunun yerine ne yapabileceğini gösterir. Yalnızca no demekle yetinmeye göre genellikle daha iş birliğine açık bir yanıt verir.

Alıştırma

Hangi yanıt istenen eşyayı vermeyi reddederken gerçek bir alternatif de sunuyor?

  1. I can't lend you my laptop, but you can use the tablet.
  2. I can't lend you my laptop because the tablet is new.
  3. I can lend you both my laptop and the tablet.
Cevabı göster

I can't lend you my laptop, but you can use the tablet.

Okay.

0:15

Tamam.

Ready for takeoff? Kalıp ifadeler

0:16

Kalkışa hazır mısın?

Kalıp ifadeler

Ready for takeoff?: kısaltılmış bir konuşma sorusu

Ready for takeoff?, Are you ready for takeoff? sorusunun konuşmada kısaltılmış biçimidir. Dinleyen kişi ve durum açık olduğu için özne you ile are fiili söylenmez. Ready for ...?, birinin bir olaya, etkinliğe veya şeye hazır olup olmadığını sorar. For'dan sonra bir isim ya da isim öbeği gelir; takeoff, bir hava aracının yerden ayrıldığı anı ifade eden isimdir.

Alıştırma

Are you ready for ...? sorusunun kısaltılmış biçimini kullanarak samimi soruyu tamamlayın: ____ the game?

Cevabı göster

Ready for

I'm a bit bored. Kalıp ifadeler

0:24

Biraz sıkıldım.

Kalıp ifadeler

a bit bored: a bit ile duyguyu yumuşatmak

Burada a bit “azıcık, biraz” anlamına gelir. bored sıfatından önce gelir; dolayısıyla konuşan kişi aşırı derecede değil, yalnızca biraz sıkılmıştır. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp a bit + sıfattır. Bu kalıp, olumsuz bir duygu veya değerlendirmeyi tam şiddetiyle söylemek yerine çoğu zaman yumuşatır.

Alıştırma

Hangi cümle konuşan kişinin biraz sıkıldığını söyler?

  1. I'm very bored.
  2. I'm not bored at all.
  3. I'm a bit bored.
Cevabı göster

I'm a bit bored.

I might go now. Dilbilgisi

0:25

Ben gideyim artık.

Dilbilgisi

might go now: kesinleşmemiş bir sonraki adım

I might go now cümlesinde might, ayrılmayı bir olasılık veya kesinleşmemiş bir plan olarak sunar. Konuşan kişi kesin bir karar açıklamak yerine şimdi gitmeyi düşünmektedir. Might'tan sonra fiilin yalın hâli gelir: might go. Burada olası bir sonraki eylemi anlatır; geçmiş zamanı göstermez.

Alıştırma

Ayrılmayı düşünüyorsunuz ancak henüz tamamen karar vermediniz. Ne söylemelisiniz?

  1. I have to go now.
  2. I might go now.
  3. I'll go now.
Cevabı göster

I might go now.

Ah! Winton!

0:26

Ah, Winton!

You can't just get out of a helicopter in the middle of the sky. Notlar

0:28

Gökyüzünün ortasında helikopterden öylece inemezsin.

Ton ve niyet

can't just: uygunsuz bir eylemi durdurmak

can't just + fiilin yalın hâli yapısında can't, eylemin izin verilen ya da kabul edilebilir olmadığını belirtir; just ise kuralları, gerekli adımları veya sonuçları düşünmeden “öylece” yapma anlamı katar. Burada kişi helikopterden bu şekilde çıkamaz; konu fiziksel olarak bunu yapamaması değildir. Bu yapıda just, “az önce” demek değildir. Kalıp, bir eylemin kolayca, serbestçe veya kendiliğinden kabul edilebilir olduğu düşüncesini düzeltir.

Alıştırma

“You can't just walk into the staff room.” cümlesinde can't just ne anlatır?

  1. Kişi fiziksel olarak yürüyemiyor.
  2. Kişi odaya az önce girdi.
  3. İzin veya uygun bir neden olmadan odaya girmek öylece kabul edilebilir bir davranış değildir.
Cevabı göster

İzin veya uygun bir neden olmadan odaya girmek öylece kabul edilebilir bir davranış değildir.

Öbek fiiller

get out of + kapalı bir araç veya alan

Get out of, bir şeyin içinden dışına çıkmak anlamına gelir. Of kelimesinden sonraki isim, terk edilen aracı veya alanı belirtir; burada bu isim a helicopter ifadesidir. Nesneyi söylediğinizde of kelimesini koruyun: get out of the car, get out of the room. Burada fiziksel olarak dışarı çıkma anlamı vardır; bir şeyi yapmaktan kaçınmak anlamındaki get out of doing something kalıbından farklıdır.

Alıştırma

Cümleyi get out of kalıbının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: When the car stopped, Leo ____ the car.

Cevabı göster

got out of

Kalıp ifadeler

in the middle of: ortasında / sırasında

In the middle of, “bir şeyle çevrili bir noktada” veya “bir etkinlik ya da zaman dilimi sırasında” anlamına gelir. Burada in the middle of the sky, helikopterin gökyüzünün tam geometrik merkezinde olduğunu değil, açık gökyüzünde yüksekte bulunduğunu anlatır. Yapı in the middle of + isim veya isim öbeği şeklindedir. in the middle of the room örneğindeki gibi bir yeri ya da in the middle of class örneğindeki gibi devam eden bir durumu anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi “film hâlâ devam ederken” anlamındaki dört kelimelik hedef ifadeyle tamamlayın: Please don't talk ____ the movie.

Cevabı göster

in the middle of

Oh, sorry.

0:31

Oh, özür dilerim.

I forgot.

0:33

Unutmuşum.

You're slipping.

0:34

Kayıyorsun.

What are we going to do? Ton ve niyet

0:36

Ne yapacağız peki?

Ton ve niyet

What are we going to do?: acil bir sorunda sonraki adımı sormak

Bu sahnede What are we going to do?, “Şimdi hangi adımı atmalıyız?” anlamına gelir. Konuşan kişi o anda ortaya çıkan bir soruna tepki verip gruptan bir çözüm bulmasını istiyor; uzun vadeli bir programı sakin biçimde sormuyor. Aynı ifade başka bir bağlamda sıradan gelecek planlarını sormak için de kullanılabilir. Burada sorun ve konuşanın endişeli tonu ifadeye “Ne yapmalıyız?” anlamını verir.

Alıştırma

"The car has broken down. What are we going to do?" durumunda konuşan kişi ne soruyor?

  1. Her gün yaptığımız olağan etkinlikler nelerdir?
  2. Şimdiye kadar neyi bitirdik?
  3. Bundan sonra hangi adımı atmalıyız?
Cevabı göster

Bundan sonra hangi adımı atmalıyız?

Fly over my dad's house. Kalıp ifadeler

0:38

Babamın evinin üstünden uçacağız.

Kalıp ifadeler

fly over: bir yerin üzerinden uçarak geçmek

fly over + yer, o yerin yukarısından havada ilerleyip geçmek demektir. over yalnızca sabit bir konumu değil, hareketin izlediği yolu anlatır. Bu cümlede istenen rota, konuşanın babasının evinin üzerinden geçer. Oraya inmeyi ya da evi varış noktası yapmayı anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi, havada bir yerin üzerinden geçmek anlamındaki bu derste öğrendiğiniz iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The helicopter will ____ the stadium without landing there.

Cevabı göster

fly over

He has a pool.

0:40

Onun havuzu var.

Oh, yeah.

0:42

Oh, evet.

I can drop you in it. Kelime

0:43

Seni içine bırakabilirim.

Kelime

drop you in it: birini gerçek bir yerin içine bırakmak

Bu cümlede drop + kişi + in + yer gerçek anlamındadır: kişinin o yere düşmesine ya da indirilmesine neden olmak. it daha önce söz edilen havuza gönderme yapar; bu nedenle drop you in it, seni havuza bırakmak demektir. Aynı sözcükler, İngiliz İngilizcesindeki gündelik drop someone in it deyimini de oluşturabilir; bu deyim birinin başını derde sokmak demektir. Burada it gerçek bir havuzu gösterdiği ve helikopterden havuza doğru hayal edilen bir hareket olduğu için gerçek anlam doğrudur.

Alıştırma

Havuz bağlamında I can drop you in it ne demektir?

  1. Seni havuza bırakabilirim.
  2. Seni arabayla eve götürebilirim.
  3. Başını derde sokabilirim.
Cevabı göster

Seni havuza bırakabilirim.

Where does he live?

0:44

Nerede yaşıyor?

I don't know.

0:45

Bilmiyorum.

Winton!

0:47

Winton!

I know he doesn't live with my mum. Kalıp ifadeler

0:48

Sadece annemle yaşamadığını biliyorum.

Kalıp ifadeler

doesn't live with: biriyle aynı evde yaşamamak

Live with someone, o kişiyle aynı evde yaşamak demektir. Bu cümlede live, “hayatta olmak” değil “ikamet etmek” anlamındadır; doesn't live with ise onun ve konuşanın annesinin aynı evde yaşamadığını belirtir. Kalıp live with + kişi şeklindedir. doesn't sonrasında live fiilinin yalın hâli kullanılır: he doesn't live with doğrudur, he doesn't lives with değildir.

Alıştırma

Dersin kısaltılmış ifadesini kullanarak cümleyi tamamlayın: Noah has a different home from his aunt. He ____ his aunt.

Cevabı göster

doesn't live with

Well, I'll just look for his pool. Öbek fiiller

0:51

Pekâlâ, o zaman havuzunu ararım.

Öbek fiiller

look for: aramak, bulmuş olmak değil

Look for, bir kişiyi veya şeyi bulmaya çalışmak demektir. Arama sürecini anlatır; bu yüzden aramanın başarılı olup olmadığını belirtmez. Bu cümlede I'll look for his pool, konuşanın sırada neyi aramayı planladığını söyler. Aranan kişi veya şey for sonrasında gelir: look for + kişi veya şey.

Alıştırma

“Bulmaya çalışmak” anlamındaki iki sözcüklü ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: I can't see my hat, so I'll ____ it.

Cevabı göster

look for

It's the one with the shallow end and the deep end. Notlar

0:52

Sığ yeri ve derin yeri olan havuz.

Dilbilgisi

the one with ...: bir şeyi özelliğiyle belirtme

the one with ... yapısında one, konuşmadan ya da ortamdan zaten bilinen tek bir şeyin adının yerini tutar. Burada 1 sayısını değil, ayırt edilen belirli havuzu ifade eder. with edatı, dinleyenin onu benzerleri arasından seçmesini sağlayan özelliği tanıtır. Tekrar kullanılabilir kalıp the one with + ayırt edici özellik şeklindedir.

Alıştırma

“Belirli bir özelliğe sahip olan şey” anlamındaki üç sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın: Pick ____ the green strap.

Cevabı göster

the one with

Kelime

shallow end and the deep end: havuzun derinliğe göre ayrılan bölümleri

Bir yüzme havuzunda the shallow end, suyun daha az derin olduğu bölümdür; the deep end ise suyun daha derin olduğu bölümdür. End burada bir şeyin bitmesini değil, havuzun bir tarafını ya da bölümünü ifade eder. Bu ifadeler, havuzu su derinliğine göre bölümlere ayırdıkları için sık sık birlikte kullanılır.

Alıştırma

Bir yüzme havuzunda the shallow end ne anlama gelir?

  1. Havuzun dışındaki alan.
  2. Yüzme etkinliğinin bittiği zaman.
  3. Suyun daha az derin olduğu bölüm.
Cevabı göster

Suyun daha az derin olduğu bölüm.

We do backstroke in the deep end. Kalıp ifadeler

0:55

Derin kısmında sırtüstü yüzüyoruz.

Kalıp ifadeler

do backstroke: sırtüstü yüzme etkinliğini adlandırmak

Do backstroke, “sırtüstü yüzmek” demektir. Burada do, backstroke sözcüğünü grubun çalıştığı veya derste yaptığı bir etkinlik olarak sunar. Bu ifade hangi yüzme stilinin kullanıldığını söyler; do burada “üretmek” anlamına gelmez. Swim backstroke da doğaldır. Do backstroke özellikle bir dersin, rutinin veya planın parçasını adlandırırken kullanışlıdır.

Alıştırma

Hangi cümlede do backstroke yüzme etkinliğini adlandırmak için doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. We play backstroke during the last ten minutes of class.
  2. We do backstroke during the last ten minutes of class.
  3. We make backstroke during the last ten minutes of class.
Cevabı göster

We do backstroke during the last ten minutes of class.

There it is. Ton ve niyet

0:58

İşte orada.

Ton ve niyet

There it is.: bir hedefi görünce veya bulunca verilen tepki

There it is., konuşan kişi belirli bir şeyi az önce gördüğünde, bulduğunda veya işaret ettiğinde kullanılan kalıplaşmış bir tepkidir. Yaklaşık olarak “Şimdi görüyorum, orada” demektir. It, konuşmada zaten bilinen bir şeyi gösterir. Bu kelime sırası, hedefi göründüğü anda gösterir. Bir şeyin var olduğunu söyleyen alışılmış there is yapısı değildir.

Alıştırma

Bir oyuncağı ararken onu aniden sandalyenin altında görüyorsunuz. En doğal anlık tepki hangisidir?

  1. There it is!
  2. There is a toy.
  3. It is somewhere.
Cevabı göster

There it is!

I'll drop you on three. Kalıp ifadeler

0:59

Üçe kadar sayıp bırakıyorum.

Kalıp ifadeler

on three: üç sayıldığında harekete geçmek

Bu cümlede on three, “sayım üçe geldiğinde” demektir. Three, eylemi başlatan ortak işarettir; on fiziksel bir konumu anlatmaz. İnsanların aynı anda hareket etmesini sağlamak için eylem + on three kalıbı kullanılır; lift on three veya jump on three gibi.

Alıştırma

Talimatı “sayım üçe geldiğinde” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: Everyone jump ____.

Cevabı göster

on three

1

1:00

1

2

1:01

2

Make sure you aim for the deep end. Notlar

1:02

Derin tarafı nişan aldığına emin ol.

Ton ve niyet

Make sure + cümlecik: kesin bir hatırlatma

Burada Make sure, dinleyicinin derin tarafı hedeflemesi gerektiğini bildiren kesin bir hatırlatma veya talimat verir. Yalnızca bunun zaten doğru olup olmadığını kontrol etmek anlamına gelmez. Yaygın kalıp Make sure + özne + fiil şeklindedir; Make sure you lock the door. gibi. Unutulmaması gereken bir eylemi veya koşulu vurgular.

Alıştırma

Kesin bir hatırlatma vermek için Make sure + özne + fiil yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Make sure you lock the door before you leave.
  2. Make sure lock the door before you leave.
  3. Make sure you to lock the door before you leave.
Cevabı göster

Make sure you lock the door before you leave.

Kalıp ifadeler

aim for: bir hedef seçmek

Burada aim for, derin tarafı ulaşılacak veya düşülecek yer olarak seçmek anlamına gelir. for edatı hedefi belirtir; burada “amacıyla” anlamına gelmez. aim for + yer, sayı, puan veya sonuç kalıbı hem fiziksel bir hedefi hem de istenen bir sonucu ifade edebilir.

Alıştırma

aim for ifadesinin -ing biçimiyle tamamlayın: We are ____ a score of 90.

Cevabı göster

aiming for

Okay.

1:04

Tamam.

3

1:05

3

Hi, Dad.

1:08

Merhaba baba.

Okay, that was fun.

1:09

Tamam, bu eğlenceliydi.

Chup chup chup chup

1:10

Çup çup çup çup

Hey, Chloe.

1:11

Hey, Chloe.

Hi, Bluey.

1:12

Merhaba, Bluey.

Land.

1:13

İniş.

This is a helicopter.

1:14

Bu bir helikopter.

Get in. Öbek fiiller

1:15

Bin.

Öbek fiiller

Get in: bir araca veya kapalı alana girmek

Get in. “İçeri gir” veya “İçine bin” anlamına gelen kısa bir emir cümlesidir. you öznesi söylenmez ama anlaşılır. Burada sahne, nereye girileceğini açıkça gösterdiği için in sözcüğünden sonra nesne yoktur. Bu ifade arabaya, taksiye veya başka bir kapalı araca girmek için yaygın olarak kullanılır. Aracı belirtirseniz get in the car veya get into the car diyebilirsiniz.

Alıştırma

Bir arkadaşınız arabanın kapısını açıp binmenizi söylüyor. En doğal cümle hangisidir?

  1. Get in.
  2. Get on.
  3. Get out.
Cevabı göster

Get in.

Okay.

1:16

Tamam.

Can I fly it?

1:17

Ben uçurabilir miyim?

No, you're the passenger.

1:18

Hayır, sen yolcusun.

But you can tell me where you want me to take you. Dilbilgisi

1:19

Ama beni nereye götürmemi istediğini söyleyebilirsin.

Dilbilgisi

where you want me to take you: dolaylı wh yan cümlesinde sözcük dizilişi

where you want me to take you, tell me ifadesinden sonra geldiği için dolaylı bir wh yan cümlesidir. İstenen varış yeri bilgisini verir. Dolaylı sorunun içinde düz cümle dizilişi kullanılır: where you want... denir, where do you want... denmez. Bu yan cümledeki want me to take you, want + kişi + to'lu mastar yapısını izler. “Senin”, başka bir kişinin yapmasını istediğin eylemi seçtiğini anlatır.

Alıştırma

Hangi cümlede tell me ifadesinden sonra dolaylı wh yan cümlesi doğru kullanılmıştır?

  1. Please tell me where do you want me to wait.
  2. Please tell me where you want me to wait.
  3. Please tell me where you want me wait.
Cevabı göster

Please tell me where you want me to wait.

Oh, can you take me to see the Great Barrier Reef? Notlar

1:22

Oh, beni Büyük Set Resifi'ni görmeye götürebilir misin?

Kalıp ifadeler

take me to see: birini ziyaret etmeye veya bir şeyi görmeye götürmek

take me to see ifadesinde take, birini bir yere götürmek veya ona eşlik etmek anlamına gelir; to see ise gitme amacını belirtir. Yapı take + kişi + to see + kişi, yer veya şey şeklindedir. Buradaki see, bir şeyi yalnızca gözle fark etmek değil, birini ziyaret etmek ya da bir yeri veya şeyi özellikle gidip görmek ve deneyimlemek anlamına gelir. Bu istekte konuşan kişi, Büyük Set Resifi'ni görebilmek için oraya götürülmesini istiyor.

Alıştırma

İsteği hedef yapı olan take + kişi + to see ile tamamlayın: Could you ____ a doctor tomorrow?

Cevabı göster

take me to see

Kültür

Great Barrier Reef: Avustralya'nın doğal simgelerinden biri

Great Barrier Reef, Avustralya'nın kuzeydoğu kıyıları açıklarındaki dev bir mercan resifi sisteminin özel adıdır ve ünlü bir doğal simgedir. Bu cümlede konuşanın ziyaret etmek istediği yeri belirtir. İfadenin tamamı gerçek bir yerin adıdır. Reef, deniz yüzeyine yakın kaya veya mercan alanı anlamına gelir; burada bir kişinin adı ya da sıradan bir engel değildir.

Alıştırma

Bu cümlede Great Barrier Reef neyi ifade ediyor?

  1. Avustralya'daki ünlü bir mercan resifi doğal alanını
  2. Bir kişinin adını
  3. Yoldaki sıradan bir engeli
Cevabı göster

Avustralya'daki ünlü bir mercan resifi doğal alanını

Um, sure.

1:25

Hmm, elbette.

That's fine. Ton ve niyet

1:25

Sorun değil.

Ton ve niyet

That's fine: bir isteği veya düzenlemeyi kabul etmek

Burada That's fine. karşıdaki kişinin isteğini kabul eder ve “Evet, benim için uygun” anlamına gelir. That, az önce belirtilen isteğe veya plana gönderme yapar; fine ise kabul edilebilir ya da sorun değil anlamındadır. Bu kısa yanıt izin veya onay bildirir. Bir şeyin narin, yüksek kaliteli ya da sağlıklı olduğunu söylemez.

Alıştırma

Biri “Can we meet at ten instead?” diye soruyor. Hangi yanıt değişikliği en doğrudan biçimde kabul eder?

  1. That's fine.
  2. Ten is too early for me.
  3. Why do we need to change it?
Cevabı göster

That's fine.

There it is.

1:29

İşte orada.

The Great Barrier Reef.

1:30

Büyük Set Resifi.

Oh, I'll take some photos. Kalıp ifadeler

1:31

Oh, biraz fotoğraf çekeceğim.

Kalıp ifadeler

take some photos: fotoğraf çekmek için doğal İngilizce eşdizim

Take some photos ifadesindeki take, bir şeyi yanında götürmek değil, kamerayla görüntü kaydetmek anlamına gelir. Take photos, fotoğraf çekme eylemini anlatan standart ve günlük İngilizce eşdizimdir. Some, sayının belirtilmediğini gösterir. Bu nedenle take some photos, tam sayıyı söylemeden birkaç fotoğraf çekmeyi anlatır.

Alıştırma

Vurgulanan ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: We have a few minutes, so let's ____ by the lake.

Cevabı göster

take some photos

I dropped my phone and it landed in the whale's spout thing. Notlar

1:37

Telefonumu düşürdüm ve balinanın su püskürttüğü deliğe girdi.

Kalıp ifadeler

landed in: bir yerin içine düşüp kalmak

Landed in ifadesindeki land, hareket eden veya düşen bir nesnenin sonunda nerede durduğunu anlatır. Burada it telefonun yerine kullanılır; in ise telefonun balinanın soluk deliğine benzeyen açıklığın içine girdiğini gösterir. Land yalnızca uçaklar için kullanılmaz. Sıradan nesnelerin son konumu bir kabın, kapalı alanın, sıvının veya bölgenin içindeyse land in kullanılabilir.

Alıştırma

Bir bilye kavanozun ağzından düşüp içinde kalıyor. Hangi cümle doğrudur?

  1. The marble landed on the jar.
  2. The marble landed the jar.
  3. The marble landed in the jar.
Cevabı göster

The marble landed in the jar.

Kelime

whale's spout thing: kesin olmayan bir ad için noun + thing

whale's spout thing ifadesindeki thing, konuşanın kesin adı bilmediğini veya hatırlayamadığını gösterir. Spout, betimlemeyi balinanın su püskürtmesiyle ilişkilendirir ancak ifade belirli bir vücut bölümünü veya yapıyı kesin olarak tanımlamaz. Gündelik konuşmada noun + thing, bağlam dinleyenin neyin kastedildiğini anlamasına yardım ettiğinde geçici bir ad olarak kullanılabilir. Thing, bu adın resmî değil yaklaşık olduğunu gösterir.

Alıştırma

Yargı: Resmî bir bilim raporunda balinanın solunum deliğine the whale's spout thing demek uygundur.

  1. Uygun
  2. Uygun değil
Cevabı göster

Uygun değil

Oh, I'll get that back for you. Öbek fiiller

1:41

Oh, onu senin için geri alacağım.

Öbek fiiller

get that back for you: bir şeyi başkası için geri almak

Get that back, o nesneyi sahibine veya bulunması gereken yere geri dönecek şekilde almak anlamına gelir. Burada back, bir şeyin arkasındaki konumu değil geri dönüşü ifade eder. For you, eylemden yararlanan kişiyi belirtir; yani konuşan kişi nesneyi bir iyilik olarak geri almayı teklif eder. Nesne bir zamirse doğal sıra get it back olur: it, get ile back arasına gelir.

Alıştırma

get ... back kullanarak topu geri almayı teklif eden beş kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: The ball rolled under the bench, but I'll ____.

Cevabı göster

get it back for you

Uh, can you fly the helicopter for a second?

1:44

Uh, bir saniyeliğine helikopteri uçurabilir misin?

Sure.

1:46

Tabii.

But just for a second. Ton ve niyet

1:47

Ama sadece bir saniyeliğine.

Ton ve niyet

“just for a second” ile kısa bir süre sınırı koymak

Burada just for a second, az önce verilen izni sınırlar: diğer kişi bunu yapabilir, ancak yalnızca kısa bir süreliğine. Just, süre sınırını daha güçlü ve net hâle getirir. Günlük konuşmada a second çoğu zaman tam olarak ölçülmüş bir saniye değil, “çok kısa bir süre” anlamına gelir. Bu ifade, bir isteği kabul ederken sınırı korumanızı sağlar.

Alıştırma

Doğru mu, yanlış mı? “You can look, but just for a second,” cümlesindeki ifade genellikle tam olarak ölçülmüş bir saniye değil, kısa bir süre bakmaya izin verir.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Doğru

I'm still the pilot, okay? Ton ve niyet

1:49

Hâlâ pilot benim, tamam mı?

Ton ve niyet

“I'm still the pilot, okay?” ile sınırı korumak

Still, başka birinin geçici olarak kontrolü almasına izin verildikten sonra bile konuşanın rolünün değişmediğini gösterir. Bu ödün, diğer kişinin ne yapabileceğini değiştirir; pilotun kim olduğunu değiştirmez. Sondaki okay?, dinleyiciden bu sınırı kabul ettiğini göstermesini ister. Burada nötr biçimde bir şeyin uygun olup olmadığını sormaktan çok “Anlıyor ve kabul ediyor musun?” anlamına yakındır.

Alıştırma

Konuşan kişi “You can help, but I’m still the team leader, okay?” cümlesinde ne yapıyor?

  1. Takım liderliği rolünü kalıcı olarak diğer kişiye veriyor.
  2. Diğer kişiye takım liderlerinin iyi olup olmadığını soruyor.
  3. Diğer kişinin yardım etmesine izin verirken kendi rolünün değişmediğini kabul etmesini istiyor.
Cevabı göster

Diğer kişinin yardım etmesine izin verirken kendi rolünün değişmediğini kabul etmesini istiyor.

Okay.

1:50

Tamam.

Give me that phone, whale.

1:52

O telefonu bana ver, balina.

Look out. Ton ve niyet

1:54

Dikkat et.

Ton ve niyet

Look out!: yakındaki tehlikeye karşı uyarı

Look out!, tehlikenin çok yakın olduğunu bildiren kalıplaşmış bir sözlü uyarıdır. Dinleyene hemen dikkat etmesini veya kenara çekilmesini söyler; 'dışarı bak' anlamına gelmez. Kısa ve doğrudan olduğu için bir şey çarpmak, düşmek veya başka bir zarar vermek üzereyken acil uyarı olarak kullanılır.

Alıştırma

Bir top arkadaşınıza doğru uçarken en doğal uyarı hangisidir?

  1. Look around!
  2. Look outside!
  3. Look out!
Cevabı göster

Look out!

She's about to blow her whale spout thing. Notlar

1:55

Deliğinden su püskürtmek üzere.

Dilbilgisi

be about to + fiilin yalın hâli: gerçekleşmek üzere olan olay

be about to + fiilin yalın hâli, bir eylem veya olayın çok yakında gerçekleşmesinin beklendiğini anlatır. She's about to blow ifadesinde She's, She is anlamına gelir ve blow, to sonrasında kullanılan fiilin yalın hâlidir. Burada yapı, su püskürtmenin genel bir gelecek bilgisi değil, hemen sırada beklenen ve gerçekleşmek üzere olan olay olduğunu gösterir.

Alıştırma

Kalkışın her an gerçekleşeceğini göstermek için cümleyi be about to yapısıyla tamamlayın: The train ____ leave.

Cevabı göster

is about to

Kelime

blow her whale spout thing: balinanın soluk püskürtmesi

Balina bağlamında blow, solunum deliğinden nefes verip görünen püskürmeyi oluşturmak demektir. Bir nesneye üflemek, onu şişirmek ya da ona zarar vermek anlamına gelmez. her whale spout thing, balinanın püskürtme hareketi ya da bu hareketle ilgili bölüm için kullanılan, çocukça ve o anda uydurulmuş belirsiz bir addır. Başka durumlara aktarılabilecek fikir şudur: a whale can blow, balinanın su yüzüne çıkıp solunum deliğinden nefes verdiği anlamına gelebilir.

Alıştırma

Burada "She's about to blow her whale spout thing" ne anlama geliyor?

  1. Balina, solunum deliğinden nefes verip görünür bir püskürme oluşturmak üzere.
  2. O, oyuncak bir balinayı şişirmek üzere.
  3. O, balina biçimindeki bir nesneye üflemek üzere.
Cevabı göster

Balina, solunum deliğinden nefes verip görünür bir püskürme oluşturmak üzere.