SpaceX Neden Bütün Bir Köyü Satın Aldı: İngilizce çalışma notları
Primal Space
Video özeti: SpaceX Boca Chica'yı bir uzay alanına dönüştürür; roket denemeleri kasabayı etkiler ve evlerin satın alınması hukuki bir çatışma doğurur. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. broke ground — Deyimler ve mecazlı ifadeler: sözün toprağı kırmak değil, inşaata resmen başlamak olduğunu anlayın ve proje başlangıcını anlatırken kullanın. 2. buying out the entire town — Öbek fiiller: buy out ifadesinin eşya almak değil, mülk sahiplerinin haklarını satın alarak denetimi ele geçirmek olduğunu öğrenin. 3. eminent domain — Kültür ve gerçek yaşam bağlamı: ABD'de devletin kamu amacıyla özel mülkü alma yetkisini tanıyın ve bu çatışmada ilçe yönetiminin rolünü anlayın.
Bu derste
SpaceX were looking to expand their rocket launching business outside Florida.
0:01SpaceX roket fırlatma işini Florida dışına genişletmek istiyordu.
the company had only flown their Falcon 9 rocket a handful of times. Kalıp ifadeler
0:07şirket Falcon 9 roketini sadece birkaç kez uçurmuştu.
a handful of times: yalnızca birkaç kez
Bu cümlede a handful of times, “yalnızca birkaç kez” anlamına gelir. Yaklaşık ve küçük bir miktarı belirtir; kelime anlamıyla bir ele sığan miktarı anlatmaz. a handful of + çoğul sayılabilen isim yapısı, sayının sınırlı olduğunu gösterir. Buradaki only bu anlamı güçlendirir: şirket daha önce Falcon 9'u çok az kez uçurmuştu.
Alıştırma
Hangi cümlede a handful of, küçük ve yaklaşık bir olay sayısını belirtmek için doğal biçimde kullanılmıştır?
- I've visited that museum only a handful of times.
- I've visited that museum only a handful of traffic.
- I've visited that museum only a handful of time.
Cevabı göster
I've visited that museum only a handful of times.
an additional launch site was required to meet their needs.
0:14ihtiyaçlarını karşılamak için ek bir fırlatma alanına ihtiyaç vardı.
They started looking at a small village in Texas called Boca Chica,
0:17Teksas'ta Boca Chica adında küçük bir köyü incelemeye başladılar,
where they could start building their own private spaceport.
0:22burada kendi özel uzay limanlarını inşa etmeye başlayabilirlerdi.
made up of: bir bütünün parçalarını belirtmek
Made up of, “-den oluşan” veya “-den meydana gelen” anlamına gelir. Önce bir bütün sunulur, ardından bu bütünü oluşturan parçalar belirtilir. Tam yapı bütün + be + made up of + parçalar şeklindedir. Bu altyazı parçasında bağlamdan anlaşılan bütün topluluktur; just 35 houses ise onu oluşturan parçalardır.
Alıştırma
Cümleyi “-den oluşur” anlamındaki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The panel is ____ six experts.
Cevabı göster
made up of
it has been the dream spot for retirees and vacationers
0:31emekliler ve tatilciler için hayal edilen bir yer olmuştur
with waterfront properties far away from civilization.
0:35medeniyetten uzak, su kenarındaki mülkleriyle.
The village is located on such a quiet and untouched piece of land Dilbilgisi
0:39Köy o kadar sessiz ve el değmemiş bir arazide yer alıyor ki
that water must be trucked into the community once a month.
0:43topluluğa ayda bir kez kamyonla su taşınması gerekiyor.
such ... that sonuç yapısı
such + a/an + sıfat + tekil sayılabilen isim + that yan cümlesi kalıbı, güçlü bir betimlemeyi onun sonucuna bağlar. Bu cümlede such, a quiet and untouched piece of land isim öbeğini; that ise suyun kamyonla taşınması gerektiği sonucunu başlatır. Bir isim öbeğinden önce such kullanılır. that yan cümlesi, niteliğin veya derecenin çok güçlü olması nedeniyle ne olduğunu açıklar.
Alıştırma
Cümleyi such ... that sonuç yapısıyla tamamlayın: It was ____ a narrow road ____ two cars could not pass.
Cevabı göster
such · that
Basic errands like grocery shopping require a 40-minute commute
0:46Market alışverişi gibi temel işler 40 dakikalık bir yolculuk gerektiriyor
why would SpaceX choose such a poor and desolate part of the country
0:54SpaceX neden ülkenin bu kadar fakir ve ıssız bir bölümünü seçsin
Tartışma yönlendiricisi olarak This raises the question
This raises the question, önceki tartışmadaki gerçekleri veya bir sorunu konuşmacının sırada inceleyeceği soruya dönüştürür. This az önce söylenenlere gönderme yaparken raises, soruyu ilgili veya gerekli hâle getirmek anlamına gelir. Bu bir söylem yönlendiricisidir: dinleyiciye açıklamanın kanıtlardan ya da arka plandan temel bir soruya geçtiğini bildirir.
Alıştırma
Bir rapor, nedeni açıklanamayan birkaç gecikmeyi henüz anlattı. Hangi devam cümlesi bu gerçeklerin sıradaki konuya yol açtığını en iyi gösterir?
- This answers the question: the warnings arrived too late.
- This repeats the claim: the project was delayed.
- This raises the question: why were the warnings ignored?
Cevabı göster
This raises the question: why were the warnings ignored?
Despite the lack of basic infrastructure or a skilled workforce, Dilbilgisi
1:00Temel altyapı veya vasıflı iş gücü eksikliğine rağmen,
the quiet town of Boca Chica actually had a lot to offer SpaceX.
1:04sessiz Boca Chica kasabasının SpaceX'e sunabileceği çok şey vardı aslında.
Despite the lack of + isim
Despite bir ödünleme ilişkisi kurar: önce ana sonucu olası görünmekten çıkarabilecek bir engel sunar. Bu cümlede altyapı ve nitelikli iş gücü eksikliği engeldir; ancak ana cümle Boca Chica'nın yine de değerli avantajları olduğunu söyler. Despite the lack of + isim, bir şeyin bulunmadığını veya yeterli olmadığını anlatan bir edat yapısıdır. Despite sonrasında tam bir özne-yüklem cümlesi değil, bir isim öbeği gelir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki üç sözcüklü yapıyla tamamlayın: ____ a map, Maya found the trail.
Cevabı göster
Despite the lack of
Along with the abundance of cheap land and nearby access to the sea, Dilbilgisi
1:09Bol miktarda ucuz arazi ve denize yakın erişim ile birlikte,
Boca Chica also had a low population density,
1:13Boca Chica aynı zamanda düşük bir nüfus yoğunluğuna sahipti,
making it the perfect location to launch and land rockets. Dilbilgisi
1:16bu da onu roket fırlatmak ve indirmek için mükemmel bir konum yapıyordu.
Along with ... also
Along with ek bir unsuru tanıtır ve onu arka plan bilgisi olarak sunar. Bu cümlede ucuz arazi ve denize erişim destekleyici avantajlardır; ana cümle also ile düşük nüfus yoğunluğunu başka bir avantaj olarak ekler. Yeniden kullanılabilir yapı Along with + isim öbeği, özne + also + fiil ... biçimindedir. Along with sonrasındaki isim, dil bilgisel öznenin parçası olmaz; bu nedenle fiil ana özneyle uyum gösterir: Boca Chica also had. Also ekleme ilişkisini netleştirir, ancak along with sonrasında dil bilgisel olarak zorunlu değildir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki iki bağlantı ifadesiyle tamamlayın: ____ free breakfast, the hotel ____ offers airport transport.
Cevabı göster
Along with · also
making it the perfect location to launch and land rockets: sonuç bildiren bir -ing yan cümlesi
Bu cümlede making, önceki olgunun sonucunu anlatır. Boca Chica'nın nüfus yoğunluğunun düşük olması, burayı roket fırlatmaya ve indirmeye uygun hâle getirmiştir; making ayrı bir üretme eylemini anlatmaz. Ana cümle + virgül + -ing yan cümlesi kalıbı, sonucu kısa ve yoğun biçimde sunabilir. making it the perfect location ifadesinde it, Boca Chica'yı gösterir; launch ve land fiilleri rockets sözcüğünü ortak nesne olarak kullanır.
Alıştırma
Vurgulanan yan cümle bu cümlede hangi ilişkiyi ifade ediyor?
- Boca Chica roketler için bir yer üretiyordu.
- Boca Chica'nın düşük nüfus yoğunluğu, burayı roket fırlatmaya ve indirmeye uygun hâle getirdi.
- Roketlerin fırlatılması Boca Chica'nın nüfus yoğunluğunu düşürdü.
Cevabı göster
Boca Chica'nın düşük nüfus yoğunluğu, burayı roket fırlatmaya ve indirmeye uygun hâle getirdi.
The state of Texas was also offering a 15 million dollar incentive
1:20Teksas eyaleti ayrıca 15 milyon dolarlık bir teşvik sunuyordu
So SpaceX chose Boca Chica as their future spaceport
1:27Böylece SpaceX, gelecekteki uzay limanı olarak Boca Chica'yı seçti
broke ground: inşaata resmen başladı
Burada broke ground, break ground deyiminin geçmiş zaman biçimidir. SpaceX tesisindeki inşaatın resmen başladığı anlamına gelir; birinin yalnızca toprağa zarar verdiğini anlatmaz. Bu ifade, projenin tamamlanmasını veya açılmasını değil, inşaat aşamasının başlangıcını belirtir. Haberlerde bu dönüm noktasını proje zaman çizelgesine yerleştirmek için çoğu zaman bir tarihle birlikte kullanılır.
Alıştırma
Proje güncellemesini ‘inşaata resmen başladı’ anlamındaki deyimle tamamlayın: After two years of planning, the company ____ on its new factory in May.
Cevabı göster
broke ground
Although the Falcon 9's launch schedule was at an all-time high, Kalıp ifadeler
1:34Falcon 9'un fırlatma programı tüm zamanların en yüksek seviyesinde olmasına rağmen,
at an all-time high: tüm zamanların en yüksek seviyesi
At an all-time high, ele alınan bütün dönem içinde kaydedilmiş veya görülmüş en yüksek seviyede olmak demektir. Burada Falcon 9'un fırlatma takviminin önceki tüm dönemlerden daha yoğun olduğunu anlatır. Kalıp at an all-time high şeklindedir. Talep, fiyat, satış, faaliyet veya kamu ilgisi gibi ölçülebilen seviyeleri anlatmak için sık kullanılır. all-time yalnızca bir günü ya da yılı değil, tüm kayıt dönemini kapsar.
Alıştırma
“Kaydedilmiş en yüksek seviyede” anlamındaki kalıbı tamamlayın: Ticket demand is ____.
Cevabı göster
at an all-time high
several years went by without any construction at the site. Öbek fiiller
1:37sahada herhangi bir inşaat yapılmadan birkaç yıl geçti.
went by: zaman geçti
Bir zaman dilimi özne olduğunda went by, o sürenin geçtiği anlamına gelir. Bu nedenle several years went by, anlatıyı birkaç yıl ileri taşır. without ile başlayan bölüm, bu zaman aralığında neyin gerçekleşmediğini söyler: sahada hiçbir inşaat yapılmamıştır. Bu yapı, sonucu veya değişiklik olmadığını vurgularken anlatının bir zaman aralığını atlamasını sağlar.
Alıştırma
Cümleyi “geçmek” anlamındaki go by ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Three quiet hours ____ before the train arrived.
Cevabı göster
went by
many assumed that SpaceX had changed their mind Kalıp ifadeler
1:42birçok kişi SpaceX'in fikrini değiştirdiğini düşündü
about building their new spaceport in Boca Chica.
1:44Boca Chica'da yeni uzay limanlarını inşa etme konusunda.
changed their mind about building: change one's mind about + -ing kalıbı
Change one's mind about doing something, bir eylem hakkındaki önceki kararı, planı veya görüşü değiştirmek ya da tersine çevirmek demektir. Burada insanlar SpaceX'in uzay üssünü inşa etme planını yeniden değerlendirdiğini varsayıyordu; bağlam, şirketin artık inşa etmeyeceğini düşündüklerini gösteriyor. Kalıp change + iyelik belirleyicisi + mind + about + isim veya -ing biçimidir. İfade yalnızca önceki konumdan bir değişiklik olduğunu gösterir; değişikliğin yönünü bağlam açıklar.
Alıştırma
Lena'nın daha önceki taşınma planını değiştirdiğini gösteren ifadeyle cümleyi tamamlayın: 'After finding a new job nearby, Lena ____.'
Cevabı göster
changed her mind about moving
was about to change: be about to + fiilin yalın biçimi
Be about to + fiilin yalın biçimi, çoğu zaman durum artık değişim noktasına geldiği için bir olayın çok yakında gerçekleşmesinin beklendiğini anlatır. Was about to change bu anlamı geçmiş zamana yerleştirir. Hikâye anlatımında bu yapı, geçmişteki bir noktadan sonrasını haber vermek için de kullanılabilir. Burada yaklaşan bir dönüm noktasına işaret ederek dinleyiciyi sonraki gelişmeye hazırlar; forever ise gelecek değişimin kalıcı olduğunu gösterir.
Alıştırma
Cümleyi be about to yapısının doğru geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: 'The lights dimmed, and the concert ____ begin.'
Cevabı göster
was about to
a local resident shared an image of a new structure at the SpaceX site.
1:54yerel bir sakin SpaceX sahasında yeni bir yapının görüntüsünü paylaştı.
These images quickly spread around the space community
1:59Bu görüntüler uzay topluluğunda hızla yayıldı
and many suggested that the structure could in fact be the beginnings Anlatım akışı
2:02ve birçok kişi bu yapının aslında SpaceX'in yeni Starship roketinin
in fact: olası bir açıklamayı vurgulama
In fact, dinleyicinin dikkatini önceki bir izlenimi düzelten veya bir iddiayı daha güçlü hâle getiren bilgiye yöneltir. Burada yapının ilk bakışta göründüğünden farklı olarak Starship'in başlangıç aşaması olabileceği fikrini vurgular. Bu ifade savın akışını düzenler, ancak could sözcüğünün olasılık anlamını değiştirmez. Söylenen şey hâlâ bir olasılıktır; doğrulanmış bir gerçek değildir.
Alıştırma
Altyazıdaki cümlede in fact ne işlev görüyor?
- Yapının Starship olduğunun önceden doğrulandığını kanıtlar.
- Öne sürülen açıklamayı vurgular ancak could sözcüğündeki belirsizliği ortadan kaldırmaz.
- Birkaç farklı yapıdan birini örnek olarak verir.
Cevabı göster
Öne sürülen açıklamayı vurgular ancak could sözcüğündeki belirsizliği ortadan kaldırmaz.
and most people assumed that this was simply a new water tower
2:10ve çoğu kişi bunun sadece yeni bir su kulesi olduğunu varsaydı
SpaceX revealed that this structure really was the beginnings
2:17SpaceX bu yapının gerçekten de Starhopper adlı
designed as an early test bed for Starship. Kelime
2:23Starship için erken bir test yatağı olarak tasarlanmıştı.
test bed: teknoloji testleri için bir platform
Test bed, yeni teknolojileri denemek ve değerlendirmek için kullanılan bir platform, prototip, sistem veya kontrollü ortamdır. Bu cümlede aracın Starship'in erken dönem testleri için tasarlandığı anlatılır. Buradaki bed sözcüğü gerçek anlamında değildir ve bir test bed sabit bir yer olmak zorunda değildir. Bir ekipmanın kendisi test bed görevi görebilir.
Alıştırma
Yeni teknolojiyi denemek için kullanılan bir platform anlamındaki iki sözcüklü mühendislik terimiyle cümleyi tamamlayın: The team used a spare drone as a ____ for its new sensors.
Cevabı göster
test bed
and soon they were ready to test Starhopper.
2:30ve kısa süre sonra Starhopper'ı test etmeye hazırlandılar.
As the months went on: anlatıyı zamanda ileri taşımak
Bu cümlede As the months went on, “zaman geçmeye devam ettikçe” anlamına gelir. Tek bir kesin anı belirtmek yerine anlatıyı birkaç ay ileri taşır. Baştaki zaman yan cümlesi aşamalı bir gelişmeyi sunar: SpaceX'in bölgedeki varlığı bu süre boyunca arttı. Burada as, “çünkü” değil, “zaman geçtikçe” anlamındadır.
Alıştırma
As the months went on bu cümlede hangi işlevi görür?
- Hikâyeyi belirli bir süre ileri taşır ve aşamalı bir değişimi sunar.
- Ayların geçmesinin SpaceX'in varlığını doğrudan büyüttüğünü söyler.
- Testin gerçekleştiği kesin ayı belirtir.
Cevabı göster
Hikâyeyi belirli bir süre ileri taşır ve aşamalı bir değişimi sunar.
Took to the sky: ‘havalandı’ demenin canlı bir yolu
Bu cümlede took to the sky, yerden yükselip uçmaya başladı anlamına gelir. Starhopper kendi gücüyle havalandı; took burada bir şeyi taşıma eylemini anlatmaz. İfade canlı ve görseldir; bu nedenle kalkışı yalnızca teknik bir olay olarak değil, etkileyici bir sahne olarak sunar. take to the sky veya take to the skies kalıplarında sky/skies, uçuş anlamını gösterir.
Alıştırma
Starhopper cümlesinde took to the sky ne anlama gelir?
- Uçmaya hızla alıştı.
- Birisi onu gökyüzüne taşıdı.
- Havaya yükselip uçmaya başladı.
Cevabı göster
Havaya yükselip uçmaya başladı.
While this test was a major achievement for SpaceX,
2:43Bu test SpaceX için büyük bir başarı olsa da,
it didn't come without its disturbances. Anlatım akışı
2:46kendi rahatsızlıklarını da beraberinde getirdi.
didn't come without its disturbances: aksaklıklar yaşanmadan gerçekleşmedi
didn't come without + isim öbeği kalıbı, ölçülü bir çift olumsuzluktur. Burada başarının gerçekten bazı aksaklıklara yol açtığını veya bunlarla birlikte geldiğini belirtir; hiçbir aksaklık yaşanmadığı anlamına gelmez. Cümle önce testin başarılı olduğunu kabul eder, ardından but it caused disturbances kadar keskin olmayan bir geçişle olumsuz bir sonuç ekler. Yorum ve değerlendirmelerde bu kalıp, övgüden bir soruna veya bedele geçmek için sıkça kullanılır.
Alıştırma
Cümle SpaceX testi hakkında ne söylüyor?
- Aksaklıklar, testin bir başarı olmasını engelledi.
- Test bir başarıydı ve hiçbir aksaklığa yol açmadı.
- Test bir başarıydı, ancak aksaklıklara da yol açtı.
Cevabı göster
Test bir başarıydı, ancak aksaklıklara da yol açtı.
of their tests without putting the residents in danger. Kalıp ifadeler
2:59testlerinde, bölge sakinlerini tehlikeye atmadan.
putting the residents in danger: bölge sakinlerini tehlikeye atmak
Put someone in danger, bir kişiyi zarar görme ihtimaliyle karşı karşıya bırakmak anlamına gelir. Burada put fiziksel olarak bir yere yerleştirme eylemini anlatmaz; nesneyi in danger durumuna bağlar. Kalıp put + kişi/grup + in danger şeklindedir. Bu cümlede without putting..., test ölçeğini büyütmenin bölge sakinleri için kaçınılmaz olarak bir güvenlik riski yaratacağını belirtir.
Alıştırma
Uyarıyı put + nesne + in danger ile tamamlayın ve nesne olarak "the hikers" kullanın: The sudden storm could ____.
Cevabı göster
put the hikers in danger
SpaceX began the process of buying out the entire town Öbek fiiller
3:03SpaceX tüm kasabayı satın alma sürecini başlattı
buying out the entire town: satın alma yoluyla kontrolü ele geçirmek
Buy out ifadesindeki out, başka bir sahibin payını veya malını satın alarak kontrolü ele geçirme anlamı katar. Burada buying out the entire town, SpaceX'in kasabadaki mülkleri kontrol edebilene kadar sakinlerin evlerini satın almayı teklif etmesi anlamına gelir; kasabanın tek bir sıradan işlemle satın alındığı anlamına gelmez. Began the process of buying out ifadesi bunu bir dizi satın alma girişimi veya görüşmesi olarak sunar. Bütün evlerin o anda satın alınmış olduğunu kanıtlamaz.
Alıştırma
Cümleyi buy out ifadesinin geçmiş zamanıyla tamamlayın ve zamiri doğal yerine koyun: When Nadia left the partnership, the other two partners ____.
Cevabı göster
bought her out
and sent letters to residents offering to buy their homes
3:08ve sakinlere evlerini satın almayı teklif eden mektuplar gönderdi
at three times the market value: toplamın üç kat olduğunu belirtmek
At, fiyat düzeyini belirtir. Three times the market value, toplam fiyatın normal piyasa değerinin 3 katına eşit olduğu anlamına gelir. Piyasa değeri 100.000 sterlinse teklif edilen fiyat 300.000 sterlindir; 400.000 sterlin değildir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp at + multiplier + the + value/rate/price şeklindedir; at twice the normal rate buna bir örnektir. Çarpan, toplam miktarı bir temel değerle karşılaştırır.
Alıştırma
An old tablet has 8 GB of memory, and a new one has 24 GB. Cümleyi 3 × anlamına gelen iki sözcüklü çarpanla tamamlayın: The new tablet has ____ the memory of the old one.
Cevabı göster
three times
many understandably declined and refused to give up their dream life Öbek fiiller
3:16birçoğu anlaşılır bir şekilde reddetti ve hayallerindeki hayattan vazgeçmeyi reddetti
to a company that could easily offer so much more.
3:20kolayca çok daha fazlasını sunabilecek bir şirkete karşı.
give up their dream life: değer verilen bir yaşamdan vazgeçmek
Bu cümlede give up, değer verilen bir şeye sahip olmayı, onu yapmayı veya korumaya çalışmayı bırakmak anlamına gelir. Dream life, sakinlerin ideal yaşam tarzıdır; bu nedenle o yaşamdan vazgeçmeyi reddederler. Burada bir yarışmada teslim olmak veya yaşamı gerçek anlamda şirkete vermek kastedilmez. give up doğrudan nesne aldığında ayrılabilen bir öbek fiildir: give up their dream life ve give their dream life up kullanılabilir. Nesne bir zamirse zamir ortaya gelir: give it up denir, give up it denmez. Aynı yapı plan, opportunity veya habit gibi nesnelerle de kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi ‘vazgeçmek’ anlamındaki öbek fiille tamamlayın: The team offered Sam a place, and he did not want to ____ the opportunity.
Cevabı göster
give up
With an average property value of around $80,000,
3:24Yaklaşık 80.000 dolarlık ortalama mülk değeri ile,
But for the residents who were being pressured to move,
3:33Ancak taşınmaya zorlanan sakinler için,
even a triple value offer wouldn't be enough Dilbilgisi
3:35üç katı değerinde bir teklif bile yeterli olmazdı
wouldn't be enough to find: be enough to + fiil
Wouldn't be enough to find, yetersiz bir kaynak veya koşulu bu kaynakla elde edilemeyecek bir sonuca bağlar. Burada daha yüksek teklif bile sakinlerin başka bir yerde benzer bir ev bulmasına yetecek parayı sağlamaz. Temel kalıp subject + be (not) enough + to-infinitive şeklindedir. Özne, mevcut kaynak veya koşulu temsil eder ya da sağlar; to find ise amaçlanan sonucu belirtir. Enough, be ile birlikte be enough yapısını kurar. To find sonuç bildiren bir mastardır; find fiilinin derecesini belirten bir zarf değildir.
Alıştırma
Mevcut zamanın yeterli olduğunu göstermek için enough kullanarak cümleyi tamamlayın: One hour should ____ finish the quiz.
Cevabı göster
be enough to
While SpaceX doesn't have the right to kick residents out of their homes, Öbek fiiller
3:41SpaceX'in sakinleri evlerinden atma hakkı olmasa da,
Sakinleri evlerinden çıkarmak
Kick someone out of a place öbeksi fiili, birini bulunduğu yerden zorla göndermek anlamına gelir. Burada gerçekten tekmelemekten değil, sakinleri evlerini terk etmeye zorlamaktan söz edilir. Yapı kick + kişi + out of + yer şeklindedir. Zamir kullanıldığında zamir kick ile out arasına gelir: kick them out denir, kick out them denmez.
Alıştırma
Cümleyi kick someone out ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After Ben started a fight, the host ____.
Cevabı göster
kicked him out
the county does: yardımcı fiille ikame
İkinci yan cümlede does, daha uzun olan has the right to kick residents out of their homes fiil grubunun yerini alır. Anlamı “ilçe yönetiminin bu hakkı vardır” şeklindedir; yalnızca “ilçe yönetimi bir şey yapar” anlamına gelmez. İngilizcede bağlamdan anlaşılan sıradan bir fiil grubunu tekrar etmemek için sık sık do, does veya did kullanılır. Burada SpaceX doesn't have ile the county does karşıtlık oluşturur: özne değişir ve ikinci yan cümle olumludur.
Alıştırma
Enjoy spicy food ifadesini tekrarlamamak için do ile ikame yapısını kullanın: Mia doesn't enjoy spicy food, but her brother ____.
Cevabı göster
does
And while the county wants to avoid evicting people
3:46Ve ilçe insanları evlerinden tahliye etmekten
they have an opportunity to create a thriving industry
3:49gelişen bir endüstri yaratma fırsatına sahipler
to one of the most economically depressed regions of the country. Kelime
3:54ülkenin ekonomik olarak en çok çökmüş bölgelerinden birine.
Economically depressed regions: duygusal değil, ekonomik bir durum
Economically depressed regions, ekonomik faaliyetin uzun süre zayıf kaldığı ve iş, gelir, yatırım ile ticari fırsatların sınırlı olduğu bölgeleri anlatır. Buradaki depressed, bölge halkının duygularını değil, bölge ekonomisinin durumunu niteler. Economically zarfı, depressed kelimesinin anlamını ekonomiyle sınırlar: zayıf olan ekonomidir. Bir yer için kullanıldığında bu ifade genellikle kısa süreli bir dalgalanmadan çok, devam eden ekonomik sıkıntıyı belirtir.
Alıştırma
“The programme directs investment to economically depressed regions,” cümlesinde economically depressed regions ne anlama gelir?
- Ekonomik faaliyetin zayıf, iş, gelir ve yatırım fırsatlarının sınırlı olduğu bölgeleri anlatır.
- Arazisi yakınındaki yerlerden fiziksel olarak daha alçak olan bölgeleri anlatır.
- Çoğu kişinin geçici olarak üzgün hissettiği bölgeleri anlatır.
Cevabı göster
Ekonomik faaliyetin zayıf, iş, gelir ve yatırım fırsatlarının sınırlı olduğu bölgeleri anlatır.
Eminent domain: ABD hükümetinin özel mülkiyeti kamulaştırma yetkisi
Eminent domain, bir ABD hükümetinin özel mülkiyeti kamu yararı amacıyla alma konusundaki yasal yetkisidir. Mülk sahibinin onayı olmasa bile yasal şartlar karşılandığı ve adil tazminat ödendiği sürece bu yetki kullanılabilir. Özel bir şirket, projesi iş yaratabilir diye bu yetkiyi kendiliğinden elde etmez. Bu cümlede terim, önerilen proje için arazi edinilirken hükümet yetkisinin devreye girebileceğini gösterir. Belirli bir işlemin gerçekten yasal olacağını tek başına kanıtlamaz; kamu yararı, yasal usul ve tazminat koşullarının yine de gerekçelendirilmesi gerekir.
Alıştırma
Bir ABD haberinde eminent domain ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?
- A company can use eminent domain by itself to take any house it wants without payment.
- Eminent domain means that a neighbourhood is famous for expensive property.
- The city may use eminent domain to acquire the site for a public railway, with legally required compensation.
Cevabı göster
The city may use eminent domain to acquire the site for a public railway, with legally required compensation.
Texas law states that private property may only be taken Dilbilgisi
4:01Teksas yasaları, özel mülkiyetin ancak
by a government or private entity that is authorized to do so,
4:04buna yetkili bir hükümet veya özel kuruluş tarafından alınabileceğini belirtiyor,
may only be taken: edilgen yapıda sınırlı izin
may only be taken ifadesinde may izin bildirir, only bu iznin kapsamını sınırlar ve be taken edilgen yapıdadır. Mülk eylemden etkilenen taraftır; cümle, birinin mülke el koymak zorunda olduğunu söylemez. Bu hukuki bağlamda take, yasal yetkiye dayanarak bir mülkü edinmek veya ona el koymak anlamına gelir. may only be + geçmiş zaman ortacı kalıbı, bir şeye yalnızca belirli koşullar altında izin verildiğini belirtmek için kurallarda ve sözleşmelerde kullanılır.
Alıştırma
Politika cümlesini may only be + share fiilinin doğru geçmiş zaman ortacıyla tamamlayın: Personal data ____ with the user's written consent.
Cevabı göster
may only be shared
meaning that Cameron County could give SpaceX the right to seize the properties.
4:07bu da Cameron County'nin SpaceX'e mülklere el koyma hakkı verebileceği anlamına geliyor.
these legal requirements also state that seizing any property
4:13bu yasal gereklilikler, herhangi bir mülke el konulmasının
must only occur for a purpose that benefits the general public. Kelime
4:16yalnızca kamu yararına olan bir amaç için gerçekleşmesi gerektiğini de belirtmektedir.
benefits the general public: toplumun bütününe yarar sağlamak
Burada benefits geçişli bir fiildir: a purpose benefits the general public, bir amacın toplumun bütünü üzerinde olumlu etkisi olduğu anlamına gelir. The general public geniş halk kitlesini ifade eder; tek bir özel şirketi, onun müşterilerini veya sıradan tek bir kişiyi ifade etmez. that benefits the general public yan cümlesi purpose sözcüğünü niteler. Purpose tekil olduğu için fiil üçüncü tekil şahıs biçimi olan benefits şeklini alır.
Alıştırma
Cümleyi “toplumun bütününe yardımcı olur” anlamındaki ders ifadesiyle tamamlayın: The new flood barrier ____ by protecting thousands of homes.
Cevabı göster
benefits the general public
While Texas does not allow eminent domain for the benefit
4:20Teksas fayda sağlamak amacıyla istimlaka izin vermese de
there is an alternative which would involve SpaceX giving the land Öbek fiiller
4:24SpaceX'in araziyi devretmesini gerektiren bir alternatif bulunmaktadır
give the land over to the government: araziyi hükümete devretmek
give something over to someone yapısında give ve over, mülkiyetin, kontrolün veya sorumluluğun devredilmesi anlamına gelen ayrılabilir bir öbek fiil oluşturur. Burada giving the land over to the government, araziyi hükümetin mülkiyetine veya kontrolüne vermek demektir. Nesne, give the land over örneğinde olduğu gibi give ile over arasına gelebilir. Over fiilin bir parçasıdır; arazinin fiziksel olarak hükümetin üzerinde olduğunu anlatmaz.
Alıştırma
Bu cümlede vurgulanan ifade ne anlama geliyor?
- Arazinin mülkiyetini veya kontrolünü hükümete devretmek.
- Hükümetin araziyi kısa süreliğine ziyaret etmesine izin vermek.
- Araziyi fiziksel olarak hükümetin üzerine koymak.
Cevabı göster
Arazinin mülkiyetini veya kontrolünü hükümete devretmek.
since they would risk losing control over their first privately-owned spaceport. Dilbilgisi
4:31çünkü ilk özel sektöre ait uzay limanları üzerindeki kontrollerini kaybetme riskiyle karşı karşıya kalırlardı.
risk losing: risk + -ing yapısı
Risk, kötü bir sonucun ortaya çıkma olasılığıyla karşı karşıya kalmayı anlatır. Olası sonuç bir eylem veya olaysa risk kelimesinden sonra -ing biçimi gelir: risk losing control. Buradaki losing, yapmayı planladıkları bir eylem değildir. Gerçekleşebilecek istenmeyen sonucu belirtir.
Alıştırma
Cümleyi lose kelimesinin doğru -ing biçimiyle tamamlayın: If we skip the backup, we risk ____ all our files.
Cevabı göster
losing
SpaceX decided to extend their deadline and increase offers
4:36SpaceX son teslim tarihlerini uzatmaya ve teklifleri artırmaya karar verdi
Some residents were able to get their homes reevaluated
4:42Bazı sakinler evlerinin yeniden değerlendirilmesini sağlayabildi
for residents that were using their homes as an Airbnb.
4:49evlerini Airbnb olarak kullanan sakinler için.
taken into account: bir etken olarak hesaba katılmış
take something into account yapısında something, bir değerlendirme, hesaplama veya karar sırasında göz önünde bulundurulan etkendir. Burada önceki değerleme, sakinlerin ticari gelir kaybını bir etken olarak hesaba katmamıştı. Nesne take ile into account arasına gelebilir: take the loss into account. Altyazıdaki had not taken past perfect yapısındadır ve bu eksikliğin evlerin yeniden değerlendirilmesinden önce gerçekleştiğini gösterir.
Alıştırma
Cümleyi take ... into account ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The first estimate hadn't ____ delivery fees ____.
Cevabı göster
taken · into account
As of March: raporlama için zaman sınırı belirlemek
As of + tarih, bir durum veya rapor için zaman sınırı belirler. Bu bağlamda As of March, “mart ayında bildirilen en son noktada” veya “mart ayındaki o güncellemeye kadar” anlamına gelir. Ardından gelen ifade, o sırada bilinen durumu açıklar. Başka bağlamlarda as of, özellikle yeni bir kural veya değişiklikle birlikte, bir tarihten “itibaren” anlamına gelebilir. Hangi anlamın kastedildiğini fiil ve çevresindeki mesaj gösterir.
Alıştırma
Bu cümlede As of Friday ne anlama gelir? As of Friday, the bridge remains closed.
- Köprü cuma gününden sonra bir zamanda kapanmaya başlayacak.
- Köprü her cuma kapanır.
- Cuma günkü en son güncellemede köprü hâlâ kapalıydı.
Cevabı göster
Cuma günkü en son güncellemede köprü hâlâ kapalıydı.
and the negotiations could continue to go on for much longer.
4:57ve müzakereler çok daha uzun süre devam edebilir.
to purchase the remaining properties and claim the village to themselves.
5:03kalan mülkleri satın almak ve köyü kendi üzerlerine almak için.
to create a constant 24-hour production line.
5:11sürekli 24 saatlik bir üretim hattı oluşturmak için.
Although the residents of Boca Chica were essentially forced
5:14Boca Chica sakinleri temelde hayallerindeki hayattan
for the exciting future that SpaceX are trying to create for everyone.
5:21SpaceX'in herkes için yaratmaya çalıştığı heyecan verici gelecek adına.
olumlu bir çerçeveleme olarak an important sacrifice for the exciting future
Bu ifade, sakinlerin yaşam biçimlerini kaybetmesini daha büyük bir amaç uğruna yapılan bir sacrifice olarak adlandırır. for the exciting future edat öbeği, umut edilen geleceği bu kaybı haklı çıkaran amaç olarak sunar. Cümle önce although yan cümlesinde zorlamayı kabul eder, ancak ana cümle important ve exciting sözcükleriyle sona erer. Bu olumlu değerlendirmeler dikkati gelecekteki olası faydalara yöneltir. Bunlar, cümlenin nesnel olarak kanıtladığı bir gerçek değil, anlatıcının çerçevelemesidir.
Alıştırma
Özgün cümlede an important sacrifice for the exciting future ifadesinin temel işlevi nedir?
- Sakinlerin kaybını, umut edilen bir geleceğe hizmet eden bir şey olarak olumlu biçimde çerçeveler.
- Her sakinin taşınmayı kabul ettiğini tarafsız biçimde kanıtlar.
- Geleceğin kendisinin çoktan feda edildiğini söyler.
- Taşınma için kesin bir hukuki gerekçe verir.
Cevabı göster
Sakinlerin kaybını, umut edilen bir geleceğe hizmet eden bir şey olarak olumlu biçimde çerçeveler.