Ketçap dökmek neden bu kadar zor? - George Zaidan: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Bu video, ketçabın neden Newton tipi olmayan bir akışkan gibi davrandığını açıklar: Görünür yoğunluğu, uygulanan kuvvetin şiddetine ve süresine göre değişir. Domates parçacıklarının hareketini ketçabı akıtmanın iki pratik yoluyla ilişkilendirir ve kontrollü bir çalkalama ile dökme yöntemiyle sona erer. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. a little slice of heaven. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Bu eğlenceli abartının gerçek anlamda cennetten bir parçayı değil, son derece keyifli bir yiyecek ya da deneyime yönelik övgüyü anlattığını fark edin. Yemekleri, boş zaman etkinliklerini veya başka küçük mutlulukları doğal biçimde değerlendirirken kullanın. 2. One possibility is that — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Mekanizma henüz kesinleşmemişken makul bir hipotez sunmak için bu kalıbı kullanın. Bilimsel, mesleki veya günlük açıklamalarda kanıta dayalı bir olasılığı yerleşmiş bir sonuçtan ayırmanıza yardımcı olur. 3. What the real pros do is — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: What yan cümlesinin özne görevi görerek dikkati uzman yöntemine nasıl yönelttiğini anlayın. Önerilen bir yaklaşımı tanıtmak ya da ustaca uygulamayı insanların genellikle yaptıklarıyla karşılaştırmak için bu kalıptan yararlanın.
Bu derste
French fries with ketchup are a little slice of heaven. Deyimler
0:08Ketçaplı patates kızartması ise cennetten küçük bir kesittir.
a little slice of heaven: küçük ama harika bir mutluluk
Bu cümlede a little slice of heaven, büyük keyif veren bir şeyi anlatan eğlenceli bir benzetmedir. Patates kızartması ve ketçabı küçük ama harika bir deneyim olarak över; gerçek anlamda cennetten kesilmiş bir parçayı anlatmaz. a slice of heaven kalıbı özellikle keyifli veya huzurlu hissettiren bir yiyeceği, yeri, anı ya da etkinliği anlatabilir. Little sözcüğü övgüyü sıcak ve kişisel kılar.
Alıştırma
“This quiet garden is a little slice of heaven.” cümlesinde a little slice of heaven ne anlama gelir?
- Özel bir keyif vermeyen sıradan bir yer
- Harika derecede keyifli hissettiren küçük bir deneyim veya yer
- Dinî bir yerin fiziksel bir parçası
Cevabı göster
Harika derecede keyifli hissettiren küçük bir deneyim veya yer
The problem is it's basically impossible to pour exactly the right amount. Anlatım akışı
0:12Sorun şu ki, tam olarak doğru miktarı dökmek temelde imkansızdır.
The problem is: temel zorluğu belirtmek
The problem is, konuşanın birazdan temel zorluğu söyleyeceğini belirtir. Burada açıklamayı genel bir konudan belirli bir engele, yani tam olarak doğru miktarı elde etme sorununa taşır. Bu kullanımda kalıp The problem is + cümlecik şeklindedir. Cümlecikten önce that gelebilir, ancak konuşmada sık sık atılır. Kalıp, ardından gelen bilgiyi açıklanması veya çözülmesi gereken sorun olarak işaretleyerek bilgiyi düzenler.
Alıştırma
Temel zorluğu belirtmek için nottaki kalıbı kullanın: We can print the posters today. ____ the printer is broken.
Cevabı göster
The problem is
We're so used to pouring ketchup that we don't realize how weird its behavior is. Dilbilgisi
0:17Ketçap dökmeye o kadar alışmışız ki davranışının ne kadar tuhaf olduğunun farkına varmıyoruz.
so used to ... that ...: o kadar alışkın ki...
be so used to + isim veya -ing biçimi + that yan cümlesi yapısı, birinin bir şeye çok alışkın olması nedeniyle that yan cümlesindeki sonucun ortaya çıktığını anlatır. Bu cümlede pouring ketchup alışılmış eylemdir; don't realize ise sonucu getirir: aşinalık, garip davranışı gözden kaçırmayı kolaylaştırır. be used to yapısında to bir edattır, bu nedenle ardından pouring gibi bir -ing biçimi gelebilir.
Alıştırma
Cümleyi so used to ... that yapısıyla tamamlayın: Maya ____ studying with music ____ she can focus even in a noisy cafe.
Cevabı göster
is so used to · that
Imagine a ketchup bottle filled with a straight up solid like steel. Kelime
0:22İçi çelik gibi dümdüz bir katıyla dolu bir ketçap şişesi hayal edin.
straight up solid: tamamen katı
straight up solid ifadesinde straight up, “tamamen” veya “düpedüz” anlamına gelen gayriresmî bir pekiştiricidir. Sınıflandırmayı vurgular: hayal edilen madde, çelik gibi gerçek ve tartışmasız bir katıdır. Burada up yukarı doğru bir yönü anlatmaz. straight up ifadesini solid sözcüğünü güçlendiren tek bir bütün olarak okuyun.
Alıştırma
“Tamamen” anlamındaki gayriresmî pekiştiriciyi kullanın: That excuse is ____ ridiculous.
Cevabı göster
straight up
No amount of shaking would ever get the steel out. Dilbilgisi
0:26Ne kadar sallarsanız sallayın çeliği asla dışarı çıkaramazsınız.
No amount of ... would ever ...: ne kadar ... olursa olsun asla ... olmaz
No amount of + isim veya -ing biçimi + would ever + fiilin yalın hâli, mümkün olan en büyük miktar ya da çabanın bile bir sonuç doğuramayacağını anlatır. Burada no amount of shaking, daha fazla ya da daha güçlü sallamanın bile çeliği dışarı çıkaramayacağı anlamına gelir. Bu ifade, yöntemin işe yarayıp yaramayacağı konusunda güçlü ve kesin bir olumsuz yargı bildirir. “Çok sallamak” demek değildir; “ne kadar sallanırsa sallansın bu sonuç için işe yaramaz” demektir.
Alıştırma
Klavye bağlı değil. Cümleyi üç sözcüklük hedef ifadeyle tamamlayın: ____ typing would ever unlock the computer.
Cevabı göster
No amount of
Now imagine that same bottle full of a liquid like water.
0:29Şimdi aynı şişenin su gibi bir sıvıyla dolu olduğunu hayal edin.
pour like a dream: son derece akıcı biçimde dökülmek
Fiil + like a dream yapısında like a dream, “son derece akıcı, kolay ya da başarılı biçimde” anlamına gelen bir deyimdir. Bu cümlede pour like a dream, dökülen şeyin sorunsuz ve düzgün biçimde akacağını anlatır. Dream burada gerçek anlamıyla “rüya” değildir. İfade, bir eylemin ya da sürecin ne kadar iyi ilerlediğini sıcak ve coşkulu biçimde över.
Alıştırma
“The new app runs like a dream” ne anlama gelir?
- Uygulama yalnızca kullanıcı uyurken çalışır.
- Uygulama son derece akıcı çalışıyor.
- Uygulama rüyalarla ilgilidir.
Cevabı göster
Uygulama son derece akıcı çalışıyor.
can't seem to make up its mind: eğlenceli kişileştirme
Make up one's mind karar vermek demektir. Can't seem to make up its mind, bir seçenekte ya da durumda karar kılamıyor gibi görünmek anlamına gelir. Buradaki its, ketchup sözcüğünü ifade eder. Ketçap gerçekten düşünemez; bu yüzden ifade onu kişileştirir. Davranışı, katı gibi mi yoksa sıvı gibi mi hareket edeceğine karar veremiyormuş gibi gösterilir. Bu kişileştirme, soyut bir bilimsel düşünceyi gözde canlandırmayı kolaylaştırır.
Alıştırma
The old printer can't seem to make up its mind: it works one minute and stops the next cümlesinde bu ifade ne anlatır?
- Yazıcı tutarsız biçimde çalışıyor.
- Yazıcı kesin bir karar verdi.
- Yazıcı gerçekten düşünebilir.
Cevabı göster
Yazıcı tutarsız biçimde çalışıyor.
The answer is it depends: koşullu bir cevabı belirtme
The answer is it depends önce kısa bir yanıt verir: Her durumda geçerli olan tek bir cevap yoktur. it depends yan cümlesi, sonucun koşullara göre değiştiği anlamına gelir. Bir söylem çerçevesi olarak The answer is, ardından gelecek bilgiyi düzenler. Konuşanın ilgili etkenleri şimdi söyleyeceğini veya açıklayacağını belirtir; çoğunlukla ardından It depends on ... ya da bir koşul listesi gelir.
Alıştırma
Tek bir cevap olmadığını ve ilgili koşulların birazdan açıklanacağını en iyi belirten yanıt hangisidir?
- The answer is yes in every case.
- The answer is it depends.
- I do not know the answer yet.
Cevabı göster
The answer is it depends.
respond to force linearly: kuvvete doğrusal olarak tepki vermek
Burada respond to force, “bir kuvvet uygulandığında davranışı değişmek” anlamına gelir. Özne yaygın akışkanlardır; linearly ise uygulanan kuvvet ile tepki arasındaki ilişkiyi açıklar. Bölümdeki basitleştirilmiş modele göre kuvvet iki katına çıktığında hareket hızı da iki katına çıkar. Fluids, akabilen maddeler için kullanılan bir fizik terimidir. Su, yağ ve alkol gibi sıvıları kapsar; yalnızca içecek anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede respond to force linearly ne anlama gelir?
- Akışkan her zaman düz bir yol boyunca ilerler.
- Tepki, uygulanan kuvvetle doğru orantılı olarak değişir.
- Kuvvet uygulandığında akışkan değişmez.
Cevabı göster
Tepki, uygulanan kuvvetle doğru orantılı olarak değişir.
twice as hard ... twice as fast: iki kat derece karşılaştırması
twice as + sıfat/zarf + as kalıbı, bir derece veya miktarın karşılaştırma ölçütünün iki katı olduğunu belirtir. Karşılaştırılan öğe açıkça söylenirse twice as fast as the old machine denir. Altyazıda ölçüt belirtilmez; çünkü bunun normal miktar veya önceki durum olduğu anlaşılır. Twice as hard, “iki kat itme kuvvetiyle”; twice as fast ise “iki kat hızla” anlamına gelir. Burada hard ve fast zarf olarak sırasıyla push ve move fiillerini açıklar.
Alıştırma
Karşılaştırmayı twice as ... as kalıbıyla tamamlayın: Maya types 80 words per minute, and Leo types 40. Maya types ____ Leo.
Cevabı göster
twice as fast as
of apple fame: elma hikâyesiyle tanınan
Bu cümlede of apple fame, “elma hikâyesiyle yaygın olarak tanınan” anlamına gelen kısa bir arka plan ifadesidir. Düşen bir elmanın Newton’ı yer çekimi üzerine düşünmeye yönelttiği anlatılan popüler hikâyeye gönderme yapar; elmanın kendisinin ünlü olduğunu söylemez. Yeniden kullanılabilen of X fame kalıbı, bir kişiyi dinleyicinin tanıyabileceği bir eser, rol, olay, kuruluş veya hikâye üzerinden belirtir. Burada Sir Isaac Newton’ı niteler ve onunla ilgili bilinen çağrışımın kaynağını açıklar.
Alıştırma
Özgün cümlede of apple fame, Newton hakkında ne anlatıyor?
- Bilimsel ilişkisi yalnızca elmalar için geçerlidir.
- Elmaları ünlü hâle getirmiştir.
- Elma hikâyesi sayesinde yaygın olarak tanınır.
Cevabı göster
Elma hikâyesi sayesinde yaygın olarak tanınır.
and so those fluids are called Newtonian fluids. Kelime
0:54bu yüzden de bu akışkanlara Newton tipi akışkanlar denir.
Newtonian fluids: viskozitesi sabit Newtonyen akışkanlar
Newtonian fluids, kayma gerilmesi ile kayma hızı arasındaki Newton’a ait doğrusal ilişkiye uyan akışkanların adıdır. Sabit koşullarda kayma hızı değişse bile viskoziteleri sabit kalır. Newtonian, Newton adından türetilmiş bir sıfattır. Newtonyen modelin açıkladığı akış davranışını belirtir; Newton’ın bu akışkanı ürettiği veya bizzat keşfettiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi açıklama Newtonian fluid terimine en iyi uyar?
- Daha hızlı karıştırıldığında viskozitesi mutlaka artan bir akışkan.
- Sabit koşullarda kayma hızı değişirken viskozitesi sabit kalan bir akışkan.
- Newton tarafından üretilen veya bizzat keşfedilen bir akışkan.
Cevabı göster
Sabit koşullarda kayma hızı değişirken viskozitesi sabit kalan bir akışkan.
is part of a merry band of linear rule breakers called non-Newtonian fluids. Notlar
0:58doğrusal kuralları yıkan Newton tipi olmayan akışkanlar adlı neşeli bir grubun parçasıdır.
a merry band of linear rule breakers: eğlenceli bir bilim benzetmesi
Bu ifade, Newtonyen olmayan akışkanları bir kuralı bozan neşeli bir grup gibi kişileştirir. Buradaki linear rule breakers, uygulanan kuvvet ile akış biçimi arasında beklenen doğrusal ilişkiye uymayan akışkanları anlatır; suçlular ya da kötü davranan insanlar anlamına gelmez. Merry band ifadeye hafif ve öyküleyici bir hava katar. Bu benzetme ketçabı başka sıra dışı akışkanlarla aynı gruba yerleştirir ve soyut bir bilimsel sınıfın gözde canlandırılmasını ve hatırlanmasını kolaylaştırır.
Alıştırma
Cümlede a merry band of linear rule breakers ne anlama geliyor?
- Newton hakkında şarkılar çalan bir müzik grubu.
- Alışılmış doğrusal örüntüye uymayan bir grup olarak eğlenceli biçimde betimlenen akışkanlar.
- Bilimsel yasaları çiğnediği için cezalandırılması gereken insanlar.
Cevabı göster
Alışılmış doğrusal örüntüye uymayan bir grup olarak eğlenceli biçimde betimlenen akışkanlar.
non-Newtonian fluids: Newtonyen doğrusal kuralı bozan akış
Newtonyen olmayan akışkanlar, bütün akış koşullarında sabit bir viskoziteyi korumayan akışkanlardır. Görünür viskoziteleri; karıştırılma, sıkıştırılma ya da akmaya zorlanma kuvveti ve hızı gibi kayma koşullarına göre değişebilir. Teknik olarak, kayma gerilmesi ile kayma hızı arasında Newtonyen bir akışkanı tanımlayan doğru orantılı ilişki bulunmaz. non- ön eki “değil” anlamına gelir; bu nedenle non-Newtonian, Newtonyen akışkan modeline göre davranmayan demektir. Bu, maddenin akışkan olmadığı ya da “Newton'a karşı olduğu” anlamına gelmez.
Alıştırma
Burada non-Newtonian fluid ifadesinin en kesin anlamı nedir?
- Akış tepkisi Newtonyen doğrusal ilişkiye uymayan bir akışkan.
- Hiçbir koşulda akamayan bir madde.
- Newton'un yaşadığı dönemden sonra keşfedilen herhangi bir sıvı.
Cevabı göster
Akış tepkisi Newtonyen doğrusal ilişkiye uymayan bir akışkan.
Mayonnaise, toothpaste, blood, paint, peanut butter,
1:03Mayonez, diş macunu, kan, boya, fıstık ezmesi
Yeniden anlatma işareti olarak That is,
That is, önceki ifadeye dönerek onu daha açık veya daha kesin sözlerle yeniden anlatır. Bu cümlede ardından gelen yan cümle, soyut bir açıklamayı neyin değiştiğine ilişkin somut bir açıklamaya dönüştürür. Bir söylem işareti olarak sıradaki kısmın yeni bir konu başlatmadığını, aynı düşünceyi daha sade biçimde ifade ettiğini göstererek bilgiyi düzenler.
Alıştırma
Cümleyi okuyun ve That is, ifadesinin işlevini seçin: The material is flexible. That is, it bends without breaking.
- Esnek bir malzemeye olası bir örnek vermek
- flexible sözcüğünü daha açık sözlerle yeniden anlatmak
- İkinci ifadenin birinciyle çeliştiğini göstermek
Cevabı göster
flexible sözcüğünü daha açık sözlerle yeniden anlatmak
depending on how hard ... how long ... how fast ile paralel koşulları sıralamak
Depending on, bir sonucu kontrol eden koşulları tanıtır. Burada aynı işlevi gören üç paralel how yan cümlesi gelir: how hard you push, how long [you push] ve how fast [you push]. Tekrarlanan özne ve fiil ilk yan cümleden anlaşılabildiği için İngilizcede sonraki sıralı bölümlerde bunlar kullanılmaz. Bu yapı; kuvveti, süreyi ve hızı sonucu değiştirebilecek etkenler olarak kısa ve etkili biçimde sunar.
Alıştırma
Hangi cümle paralel how yan cümlelerini tanıtmak için depending on yapısını doğru kullanır?
- The cost changes depending on how far you travel and how long you stay.
- The cost changes depending on how far do you travel and how long do you stay.
- The cost changes depending to how far you travel and how long you stay.
Cevabı göster
The cost changes depending on how far you travel and how long you stay.
And ketchup is actually non-Newtonian in two different ways. Anlatım akışı
1:15Ve aslında ketçap, iki farklı açıdan Newton tipi olmayan özellik gösterir.
in two different ways: iki bölümü önceden bildirmek
In two different ways, dinleyene açıklamanın nasıl düzenleneceğini bildirir: ardından iki ayrı yön gelecektir. Bu ifade, ketçapla ilgili ek bir ayrıntı olmanın ötesinde, bilgi akışını gösteren bir işaret görevi görür. two sayısı belirgin bir beklenti oluşturur. Bu ön bildirimin ardından konuşmacı normalde buna karşılık gelen iki noktayı sunar; Way number one ilkini başlatır.
Alıştırma
Bu cümlede in two different ways dinleyeni neye hazırlar? The tool helps us in two different ways.
- Zaten tamamen açıklanmış tek bir nokta
- Açıklanacak iki ayrı nokta
- Hiçbir açık açıklamanın olmaması
Cevabı göster
Açıklanacak iki ayrı nokta
the harder ..., the thinner ...: bağlantılı değişimler
The harder you push, the thinner ketchup seems to get, iki değişimin bağlantılı olduğunu anlatır: itme kuvveti arttıkça ketçap daha akışkan hâle geliyor gibi görünür. Bu, the + comparative ..., the + comparative ... biçimindeki bağlantılı karşılaştırma yapısıdır. Buradaki the sıradan bir tanımlık değil, yapının bir parçasıdır; iki bölümde de harder ve thinner karşılaştırma biçimleri bulunur. Yapı, değişimlerin bağlantılı olduğunu gösterirken seems to get ifadeyi kesin bir iddia yerine daha temkinli hâle getirir.
Alıştırma
Bağlantılı değişim yapısını tamamlamak için often ve easy sözcüklerinin karşılaştırma biçimlerini kullanın: The ____ you review the material, the ____ it becomes.
Cevabı göster
more often · easier
Below a certain pushing force: bir eşik koşulu
Below a certain pushing force, cümle başında yer alan ve bir koşul belirleyen bir edat öbeğidir: uygulanan itme kuvveti, değeri verilmeyen bir eşiğin altındadır. Virgülden sonraki ifade, bu eşiğin altındaki aralıkta geçerlidir. Burada below fiziksel bir konumu değil, bir ölçek üzerindeki miktar karşılaştırmasını anlatır. A certain, konuşmacı tam sayıyı vermese de belirli bir değerin var olduğu anlamına gelir.
Alıştırma
Bu cümlede “Below a certain pushing force” ne anlama geliyor?
- İtme kuvveti belirli bir eşiğin altındayken
- İtme kuvveti aşağıdan gelirken
- İtme kuvveti tam olarak ölçülmüşken
Cevabı göster
İtme kuvveti belirli bir eşiğin altındayken
But once you pass that breaking point: değişimi tetikleyen koşul
Burada once bir koşul başlatır ve “olur olmaz” ya da “olduğunda” anlamına gelir. Kırılma noktası geçildiği anda ana cümledeki sonuç başlar; “bir kez” anlamında değildir. Pass that breaking point, maddenin davranışının değiştiği kritik bir eşiği aşmak demektir. Bu ifade bilgiyi, bir tetikleyicinin ardından yeni bir durum gelecek şekilde düzenler.
Alıştırma
“once you pass that breaking point” ifadesindeki once ne anlama geliyor?
- O eşik aşılır aşılmaz
- Geçmişte bir kez
- Eşiğe ulaşılmadan önce
Cevabı göster
O eşik aşılır aşılmaz
switches gears: aniden çalışma biçimini değiştirmek
Burada switches gears, bir şeyin davranış veya çalışma biçiminin aniden değişmesini anlatan bir mecazdır. Kritik eşik geçilince farklı bir duruma girer ve çok daha akışkan olur; gerçek anlamda değişen dişliler yoktur. Aynı mecaz konu, strateji, tempo veya çalışma modundaki belirgin bir değişimi de anlatabilir.
Alıştırma
Örnekte it switches gears ifadesi ne anlama geliyor?
- Öncekiyle tamamen aynı hâle gelir.
- Davranış biçimi aniden değişir.
- Bir makinenin dişlilerini gerçekten değiştirir.
Cevabı göster
Davranış biçimi aniden değişir.
a thousand times thinner than...: katlı karşılaştırma
Sayı + times + comparative + than kalıbı katlı bir karşılaştırma belirtir. Burada a thousand times, thinner sözcüğünü niteler; than it was before ise yeni durumu aynı şeyin önceki durumuyla karşılaştırır. Bu bağlamda thinner, daha düşük viskoziteli veya daha kolay akan anlamına gelir. Günlük açıklamalarda büyük farkları anlatmak için times + comparative yaygın olarak kullanılır. Ancak thinner gibi sözcüklerde geriye kalan kesin oran belirsiz olabilir; kesinlik önemliyse one-thousandth as viscous as before denebilir.
Alıştırma
Hangi cümle sayı + times + comparative + than kalıbını doğru kullanıyor?
- The new filter is five times thinner than the old one.
- The new filter is five times thin than the old one.
- The new filter is five thinner than the old one.
Cevabı göster
The new filter is five times thinner than the old one.
Ortak bir deneyimi doğrulamak için Sounds familiar, right?
Sounds familiar, right? esas olarak yeni bilgi istemek için kullanılmaz. Konuşmacı, tanıdık gelmesi beklenen bir durumu anlattıktan sonra dinleyiciyi “Evet, bu deneyimi biliyorum” diye düşünmeye davet eder. Sondaki kısa right? bölümü onay bekler ve ortak bir anlayış duygusu oluşturur. Bir açıklamada kullanıldığında konuşma tonunu daha sohbet havasına sokar ve düşünceyi günlük deneyimle ilişkilendirir.
Alıştırma
Bir konuşmacı yaygın bir durumu anlattıktan sonra Sounds familiar, right? diyerek esas olarak ne yapar?
- Dinleyiciyi ortak bir deneyimi hatırlayıp onaylamaya davet eder
- Dinleyiciden tamamen yeni bir gerçeği açıklamasını ister
- Dinleyiciyi durumun tehlikeli olduğu konusunda uyarır
Cevabı göster
Dinleyiciyi ortak bir deneyimi hatırlayıp onaylamaya davet eder
if you push with a force below the threshold force, Dilbilgisi
1:36eğer eşik kuvvetinin altında bir kuvvetle iterseniz,
Gecikmeli koşul-sonuç bağlantısı için if ... eventually ...
if ile başlayan yan cümle koşulu belirtir: eşik kuvvetinin altında bir kuvvetle itmek. Ana cümle sonucu belirtir: ketçap akmaya başlayacaktır. Eventually, sonucun hemen değil, bir süre veya süreçten sonra ortaya çıktığını gösterir. if + koşul, eventually + sonuç yapısı, bir koşulu izleyen gecikmeli değişimi açıklamak için kullanışlıdır.
Alıştırma
If the room keeps warming up, eventually the ice will melt İngilizce cümlesinde eventually bize ne anlatır?
- Buz hemen erir.
- Oda ısınırken buz eriyemez.
- Buz bir süre veya süreç geçtikten sonra erir.
Cevabı göster
Buz bir süre veya süreç geçtikten sonra erir.
is the key to releasing ketchup from its glassy prison. Deyimler
1:43ketçabı cam hapishanesinden çıkarmanın anahtarıdır.
time, not force, is the key to ...: yanlış odağı düzeltme
“time, not force”, doğru etken olan time’ı olası görünen ancak yanlış olan force ile yan yana koyar. Araya giren “not force”, dinleyicinin beklentisini düzeltir ve time’ı ana odak yapar. “X, not Y, is the key to Z” kalıbı, önemli olanı söyleyip diğer düşünceyi açıkça reddederek açıklamadaki bilgiyi düzenler. “the key to” ifadesinden sonra Z, bir isim ya da “releasing” gibi -ing biçimi olabilir.
Alıştırma
“X, not Y, is the key to Z” kalıbını tamamlayın: Practice, ____ luck, is the key ____ improvement.
Cevabı göster
not · to
glassy prison: şişeyi hapishaneye benzeten eğlenceli bir metafor
“glassy prison”, cam şişeyi anlatan yaratıcı bir metafordur. Ketçap içeride kalmış bir mahkûm gibi hayal edilir; bu nedenle onu “releasing”, dışarı akmasını sağlamak anlamına gelir. Bu ifade bir kabın standart adı değildir. Bilimsel açıklamaya mizah ve canlı bir görüntü katarken şişenin ketçabın hareketini sınırladığı gerçek düşüncesini de aktarır.
Alıştırma
Bu cümlede “glassy prison” ne anlama geliyor?
- Camdan yapılmış gerçek bir hapishane
- Ketçabı içinde tutan bir cam şişe
- Cama dönüşmüş ketçap
Cevabı göster
Ketçabı içinde tutan bir cam şişe
Alright, so why does ketchup act all weird? Anlatım akışı
1:47Pekala, peki ketçap neden böyle tuhaf davranıyor?
Alright, so why...? ile nedene geçiş yapmak
Alright, konuşmacının açıklamanın bir aşamasını toparladığını gösterir. So, sonraki soruyu dinleyicinin az önce gördüğü şeyle bağlar; why ise dikkati tuhaf davranıştan bunun nedenine çevirir. Alright, so why...? bütünüyle sözlü bir yön işareti gibi çalışır: “Sonucu gördük; şimdi nedenini açıklayalım.” Dinleyicinin fikirlerin sırasını izlemesine yardım eder.
Alıştırma
Bir açıklamada Alright, so why...? esas olarak neyi belirtir?
- Konuyla ilgisiz bir örnek listesi başlatır.
- Gözlemlenen bir sonuçtan, bunun nedeni hakkındaki soruya geçer.
- Açıklamanın tamamen sona erdiğini belirtir.
Cevabı göster
Gözlemlenen bir sonuçtan, bunun nedeni hakkındaki soruya geçer.
pulverized, smashed, thrashed...: sözcükleri yığarak yoğunluğu artırmak
Konuşmacı tek bir tarafsız sözcük seçmek yerine pulverized, smashed, thrashed ve utterly destroyed ifadelerini art arda dizer. Hepsi güçlü bir hasarı veya parçalanmayı anlatır; bu yüzden her ekleme yoğunluğu artırır ve hızlı, komik bir ritim oluşturur. Bu liste, ketçap yapımındaki dört resmî aşamayı değil, söz sanatına dayalı bir abartıyı gösterir. Bu birikimli kalıp, yalnızca very eklemek yerine birbiriyle ilişkili bir dizi sözcükle betimlemeyi güçlendirir.
Alıştırma
pulverized, smashed, thrashed, utterly destroyed dizisinin temel etkisi nedir?
- Yoğunluğu artırır ve komik bir ritim oluşturur.
- Betimlemeyi daha zayıf ve belirsiz hâle getirir.
- Domates işlemenin dört resmî aşamasını belirtir.
Cevabı göster
Yoğunluğu artırır ve komik bir ritim oluşturur.
after they go through the ketchup treatment. Deyimler
1:58domates hücrelerinden geriye kalanlar bunlardır.
what remains of tomato cells: domates hücrelerinden geriye kalan kısım
Burada what remains of tomato cells, “domates hücrelerinden geriye kalan kısım” demektir. Bu yapıda what, “the thing that” fikrini zaten içerir; bu nedenle grubun tamamı is fiilinden sonra bir isim gibi görev yapar. Hasar, zaman, kullanım veya işleme sonucunda özgün şeyin yalnızca bir kısmı kaldığında what remains of + isim kullanılabilir. Odak, özgün şeyin değişmeden varlığını sürdürmesi değil, geriye kalan malzemedir.
Alıştırma
Cümleyi “özgün şeyden geriye kalan kısım” anlamındaki vurgulanan yapıyla tamamlayın: After the storm, this doorway is ____ the beach house.
Cevabı göster
what remains of
after they go through the ketchup treatment: ketçap yapım işleminden geçtikten sonra
after ile başlayan yan cümle, sonucu işleme sürecinden sonraya yerleştirir. They, tomato cells ifadesine gönderme yapar; go through + süreç veya işlem ise o prosedürü deneyimlemekten ya da geçirmekten söz eder. Burada the ketchup treatment, domatesleri ketçaba dönüştüren işleme sürecine verilen eğlenceli bir addır. Treatment tıbbi bakım değil, işleme anlamındadır ve bu ifade hücreleri özel bir muamele görüyormuş gibi hafifçe kişileştirir.
Alıştırma
Vurgulanan cümledeki iki sözcüklü öbek fiili “bir süreçten geçmek” anlamında kullanarak cümleyi tamamlayın: Every application must ____ a review process before approval.
Cevabı göster
go through
the tomato particles are evenly and randomly distributed.
2:08domates parçacıkları eşit ve rastgele dağılmıştır.
just sitting around: kullanılmadan veya hareketsiz kalmak
Bu cümlede just sitting around, ketçabın üzerinde belirgin bir işlem yapılmadan kendi hâline bırakılması demektir. Domates parçacıklarının gerçek anlamda bir şeyin etrafında oturduğu anlamına gelmez. Bir nesne veya malzeme için sit around, onun kullanılmadan, hareketsiz veya dokunulmadan kalmasını gündelik bir şekilde anlatabilir. Just, o anda olan şeyin yalnızca bu olduğunu vurgular.
Alıştırma
“The old printer has been sitting around for months,” cümlesinde “sitting around” ne anlama gelir?
- Daha hızlı çalışmaya başlamıştır.
- Kullanılmadan veya çalışmadan kalmıştır.
- Bir çember şeklinde yerleştirilmiştir.
Cevabı göster
Kullanılmadan veya çalışmadan kalmıştır.
Now let's say you apply a weak force very quickly. Anlatım akışı
2:11Şimdi diyelim ki çok hızlı bir şekilde zayıf bir kuvvet uyguladınız.
let's say you apply a weak force: varsayımsal bir durum oluşturmak
Let's say you apply a weak force, dinleyiciden bu koşulu bir süreliğine hayal etmesini ister. Burada let's say, “varsayalım” veya “hayal edelim” anlamına gelir; konuşma daveti değildir. You apply a weak force yan cümlesi, varsayılan koşulu belirtir. Bu kalıp önce bir durum oluşturarak açıklamadaki bilgileri düzenler; böylece konuşmacı daha sonra ne olduğunu anlatabilir veya bunun üzerine akıl yürütebilir. You belirli bir kişiyi değil, hayal edilen herhangi bir dinleyiciyi ifade eder.
Alıştırma
“Let's” ile başlayan ve “varsayalım” anlamına gelen iki sözcüklük hedef kalıbı yazın: ____ the battery lasts only one hour. What should we change?
Cevabı göster
Let's say
can't get out of each other's way: birbirlerinin yolundan çekilememek
Get out of someone's way, hareket edip ya da konum değiştirip artık o kişinin yolunu kapatmamak demektir. Each other's kullanıldığında eylem karşılıklı olur: her parçacığın diğerlerini engellemeyi bırakması gerekir. Can't bu ifadeyi olumsuz yaptığı için parçacıklar sıkışık kalır ve birbirlerine yer açamaz. Bu ifade fiziksel hareketi anlatabileceği gibi, insanların birbirlerini engellememek için işlerini düzenlemesini de anlatabilir.
Alıştırma
"The two crews changed their schedules to get out of each other's way." cümlesinde program değişikliği ekiplerin ne yapmasına yardımcı oldu?
- Birbirlerini engellemeyi bırakmalarına
- Birbirlerinin işini kopyalamalarına
- Birbirlerine doğru hareket etmelerine
Cevabı göster
Birbirlerini engellemeyi bırakmalarına
Now let's say you apply a strong force very quickly.
2:18Şimdi de çok hızlı bir şekilde güçlü bir kuvvet uyguladığınızı varsayalım.
That extra force is enough to squish the tomato particles, Dilbilgisi
2:21Bu ekstra kuvvet domates parçacıklarını ezmek için yeterlidir,
is enough to squish: ezmeye yetecek kadar olmak
be enough to + fiilin yalın hâli, bir şeyin, miktarın veya koşulun bir eylem ya da sonuç için gereken düzeye ulaştığını belirtir. Burada ek kuvvet, domates parçacıklarını ezmek için gereken düzeye ulaşır. Özne neyin yeterli olduğunu, to + fiil bölümü ise bunun oluşturabileceği sonucu gösterir: that extra force + is enough + to squish.
Alıştırma
Cümleyi vurgulanan be enough to kalıbının doğru şimdiki zaman biçimiyle tamamlayın: One lantern ____ light the whole tent.
Cevabı göster
is enough to
get smushed into ...: ezilip yeni bir şekle dönüşmek
Get + geçmiş zaman ortacı konuşma dilinde edilgen bir yapı kurabilir. Burada they get smushed, kürelerin eyleme maruz kaldığını anlatır: küreler etkin biçimde bir şey yapmak yerine basınçla ezilir. Into little ellipses bu basıncın sonucunu gösterir. Aktarılabilir get + geçmiş zaman ortacı + into + sonuç kalıbı, bir şeyin yeni bir şekle veya duruma dönüştürülmesini anlatır; smushed ise basılıp ezilerek şekli bozulan bir şeyi ifade eden samimi ve canlı bir sözcüktür.
Alıştırma
Cümleyi vurgulanan get edilgen yapısının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Yesterday, under the heavy box, the soft ball ____ a flat oval.
Cevabı göster
got smushed into
for one group of particles to get passed others
2:29diğerlerinin yanından geçebilmesi için yeterli alanınız vardır
And boom: ani bir sonucu vurgulamak
And boom, ileride gelecek bir sonuca işaret eden sözlü bir etkidir: önceki koşul gerçekleşince sonuç aniden ve açıkça ortaya çıkar. Burada boom gerçek anlamda kullanılmaz; bir patlama olduğu söylenmez. Bir söylem belirleyicisi olarak neden ile sonuç arasındaki geçişi fark etmeyi kolaylaştırır ve açıklamayı düzenler. Ayrıca anlatıma hız, vurgu ve biraz dramatik etki katar.
Alıştırma
And boom bu açıklamada ne işe yarıyor?
- Gerçek bir patlamanın meydana geldiğini bildiriyor.
- Parçacık hareketiyle ilgili teknik bir terim tanıtıyor.
- Sonucun tam bu noktada ortaya çıktığını dramatik biçimde gösteriyor.
Cevabı göster
Sonucun tam bu noktada ortaya çıktığını dramatik biçimde gösteriyor.
have enough space for ... to ...: birinin veya bir şeyin hareket etmesine yetecek alan
have enough space for + isim öbeği + to + fiil kalıbı, mevcut alanın belirtilen kişinin veya şeyin bir eylemi yapmasına yetecek kadar olduğunu anlatır. Bu cümlede one group of particles, for sonrasındaki isim öbeğidir; to ile başlayan bölüm ise ek alanın neyin gerçekleşmesini sağladığını gösterir. Daha genel kalıp enough + isim + for + özne + to + fiil biçimindedir. Bu kalıp, yeterli bir koşulu o koşul sağlandığında hareket edebilen kişi veya şeyle bağlar.
Alıştırma
Hedef yapıyı tamamlayın: The locker has enough space ____ the large box ____ fit.
Cevabı göster
for · to
Now let's say you apply a very weak force,
2:34Şimdi çok zayıf bir kuvvet uyguladığınızı düşünelim,
Turns out ... we're not exactly sure: beklentiyi düzeltip kesinliği sınırlamak
Turns out, konuşanın dinleyicilerin beklediğinden farklı olabilecek yeni bir bilgi veya sonuç sunacağını belirtir. Açıklamayı net bir yanıt beklentisinden gerçekte ulaşılan bulguya taşır. Ardından we're not exactly sure, kesinlik düzeyini azaltır. İki bölüm birlikte mesajı şu sırayla düzenler: önce beklentiyi düzeltir, sonra mevcut bilginin sınırını belirtir. Not exactly sure, tam olarak emin olmamak demektir; otomatik olarak hiçbir şey bilmemek anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle beklenmedik bir gelişmeyi sunarken belirsizliği dikkatli biçimde kabul eder?
- We have always known exactly what caused the delay.
- We know absolutely nothing about the delay.
- Turns out, we're not exactly sure what caused the delay.
Cevabı göster
Turns out, we're not exactly sure what caused the delay.
One possibility is that the tomato particles Anlatım akışı
2:41Bir olasılık şudur: domates parçacıkları
leaving the soup they were dissolved in: sonuç bildiren bir -ing yan cümlesi
Virgülden sonra gelen leaving ..., önceki sürecin sonucunu bildiren bir -ing yan cümlesidir. Parçacıklar ortaya doğru hareket eder ve bunun sonucunda çevrelerindeki sıvıyı geride bırakır. Buradaki leaving, sıvının kendisinin bir yere gittiği anlamına gelmez. the soup they were dissolved in ifadesindeki they, domates parçacıklarını belirtir. Bu, doğal biçimde kısaltılmış bir ilgi yan cümlesidir: the soup that they were dissolved in. in edatı sonda kalır.
Alıştırma
Hangi cümle aynı şekilde sonuç göstermek için virgül + leaving kullanıyor?
- Leaving the room, Maya waved goodbye.
- The ice melted, leaving a puddle on the floor.
- I heard that Leo was leaving after lunch.
Cevabı göster
The ice melted, leaving a puddle on the floor.
One possibility is that: bir varsayım ortaya koymak
One possibility is that, doğrulanmış bir sonuç değil, olası açıklamalardan birini sunar. One, başka açıklamaların da bulunabileceğini gösterir. Bu kalıp, ardından gelen bilgiyi bir varsayım olarak düzenler. Gözlemlenen gerçeklerle konuşanın önerdiği neden veya mekanizmayı ayırmaya yardımcı olur.
Alıştırma
Yalnızca olası açıklamalardan birini sunan kalıpla cümleyi tamamlayın: We do not know why the sensor failed. ____ dust blocked it.
Cevabı göster
One possibility is that
which remember is basically water: dinleyiciye hatırlatma yapan remember
Burada which, önceki the soup hakkında ek bilgi verir: bunun temelde su olduğunu söyler. Konuşmadaki which remember is basically water ifadesini, remember’ın ilgi cümleciğinin içine girdiği which, remember, is basically water biçiminde anlayın. Remember doğrudan dinleyiciye seslenip daha önce verilen bilgiyi hatırlatır. Konuşmacı açıklamaya devam etmeden önce bu gerçeği yeniden odağa getirir; which’in ya da suyun bir şeyi hatırladığı anlamına gelmez.
Alıştırma
“which remember is basically water” ifadesinde remember ne yapar?
- Dinleyiciden yeni bir bilgiyi ezberlemesini ister.
- Dinleyiciye daha önce verilen bir bilgiyi hatırlatır.
- Suyun bir şeyi hatırlayabildiğini söyler.
Cevabı göster
Dinleyiciye daha önce verilen bir bilgiyi hatırlatır.
That water serves as a lubricant: serve as + rol
Serve as + isim, “o ismin belirttiği rolü veya işlevi yerine getirmek” anlamına gelir. Cümlede su, cam ile ortadaki ketçap kütlesi arasında kayganlaştırıcı işlevi görerek ketçabın hareket etmesine yardımcı olur. Bu ifade, suyun bu durumdaki işlevini anlatır; suyun bir kişiye hizmet ettiğini söylemez. Water burada tekil kabul edilen sayılamayan bir isim olduğu için fiil serves biçimindedir.
Alıştırma
Cümleyi serve as ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The red light ____ a warning when the door is open.
Cevabı göster
serves as
slowly rearrange themselves into lots of small groups, Kalıp ifadeler
3:00yavaşça kendilerini birçok küçük gruba ayırması
slowly rearrange themselves into lots of small groups: yavaşça yeniden dizilip çok sayıda küçük grup oluşturmak
Slowly rearrange themselves into lots of small groups, parçacıkların düzeninde kademeli bir değişimi anlatır. Dönüşlülük zamiri themselves, particles sözcüğüne döner: konumları değişen şeyler yine parçacıklardır ve onları düzenleyen ayrı bir özne belirtilmez. Bu kullanım, parçacıkların düşündüğü veya seçim yaptığı anlamına gelmez. Into, değişimin sonucu olan lots of small groups ifadesini getirir; slowly ise değişimin hızını belirtir. Yeniden kullanılabilecek kalıp subject + rearrange itself/themselves into + new arrangement şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi rearrange themselves into ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: As the liquid cooled, the molecules ____ a regular pattern.
Cevabı göster
rearranged themselves into
Scientists who study fluid flows: who cümleciğiyle tanımlanan bilim insanları
Who study fluid flows, Scientists sözcüğünü niteleyen tanımlayıcı bir ilgi cümleciğidir. Cümlenin hangi bilim insanlarından söz ettiğini, yani alanı akışkan akışı olanları belirtir. Who, insan bildiren Scientists ismine döner ve study fiilinin öznesi görevini görür. Yeniden kullanılabilecek kalıp plural people noun + who + base-form verb + details şeklindedir; engineers who design bridges buna örnektir. Bu isim öbeğinin tamamı daha sonra ana cümlenin öznesi olabilir. Altyazıdaki ana fiil are sözcüğüdür.
Alıştırma
Who sözcüğünün bir uzman grubunu belirten cümleciği doğru biçimde başlattığı cümleyi seçin.
- Engineers who design bridges must consider strong winds.
- Engineers who designing bridges must consider strong winds.
- Engineers which design bridges must consider strong winds.
Cevabı göster
Engineers who design bridges must consider strong winds.
are still actively researching: hâlâ etkin biçimde süren araştırma
Are researching fiil öbeği şimdiki zaman yapısındadır; bu nedenle araştırmanın şu anda sürdüğünü gösterir. Still, etkinliği daha önceki bir zamana bağlayarak henüz bitmediğini gösterir; actively ise bilim insanlarının gerçek bir çabayla çalışmayı sürdürdüğünü vurgular. İfade bir bütün olarak konuyu hâlen etkin biçimde araştırılan bir alan olarak sunar. Ayrıca kesin bir cevabın henüz ortaya konmadığını düşündürür.
Alıştırma
Cümlede are still actively researching neyi vurgular?
- Çalışma şu anda devam ediyor ve araştırmacılar etkin biçimde çaba gösteriyor.
- Bilim insanları konuyu yalnızca ara sıra düşünüyor.
- Araştırma daha önce tamamlandı.
Cevabı göster
Çalışma şu anda devam ediyor ve araştırmacılar etkin biçimde çaba gösteriyor.
Ketchup basically gets thinner the harder you push,
3:11Ketçap temelde ne kadar sert iterseniz o kadar incelir,
actually get thicker the harder you push.
3:16siz ne kadar sert iterseniz aslında o kadar kalınlaşır.
Oobleck: kuvvete duyarlı, Newtonyen olmayan bir karışım
Oobleck, Newtonyen olmayan bir akışkanı göstermek için sıkça kullanılan mısır nişastası ve su karışımıdır. Yavaşça tutulduğunda akabilir; ancak hızlı bir kuvvet uygulandığında harekete direnip daha katıymış gibi hissedilebilir. Bu bilgi, cümlede neden geçtiğini açıklar: Oobleck, daha sert itildiğinde direnci artabilen bir madde örneğidir.
Alıştırma
Bu bilimsel bağlamda Oobleck nedir?
- Sıvıların akış hızını ölçen bir araç
- Ani kuvvete direnebilen mısır nişastası ve su karışımı
- Fen sınıfları için üretilmiş bir ketçap markası
Cevabı göster
Ani kuvvete direnebilen mısır nişastası ve su karışımı
once you get them started. Kalıp ifadeler
3:24bir deney bardağından kendi kendilerine akmaya devam edebilirler.
climb up rotating rods: cansız maddelerin yukarı hareketi
Burada climb up, ellerini ya da ayaklarını kullanan bir insanı veya hayvanı anlatmaz. Others öznesi başka maddeleri ifade eder ve söz öbeği, çubuklar dönerken bu maddelerin çubuklar boyunca yukarı hareket ettiği anlamına gelir. Climb kullanımı bu sıra dışı hareketi gözde canlandırmayı kolaylaştırır. Özne cansız olduğunda climb, gerçek anlamda tırmanmak yerine yavaş veya şaşırtıcı bir yukarı hareketi anlatabilir.
Alıştırma
Bu cümlede Others can climb up rotating rods ne anlama gelir?
- İnsanlar çubuklar dönerken onlara tırmanır.
- Maddeler dönen çubuklar boyunca yukarı hareket eder.
- Çubuklar maddelerin içinden kendiliğinden yükselir.
Cevabı göster
Maddeler dönen çubuklar boyunca yukarı hareket eder.
continue to pour themselves out of a beeker: dönüşlü yapı ve kişileştirme
Bu dönüşlü yapıda themselves, çoğul özne Others'a geri gönderme yapar. İfade, maddeleri hem eylemi gerçekleştiren hem de kaptan çıkan şey olarak sunar. Bu hafif bir kişileştirmedir; maddelerin niyeti olduğu iddiası değildir. Gerçek anlamı, süreç bir kez başladıktan sonra birinin onları tekrar tekrar dökmesine gerek kalmadan akmaya devam etmeleridir.
Alıştırma
These liquids ifadesine geri gönderme yapan dönüşlü zamirle cümleyi tamamlayın: Once the flow begins, these liquids continue to pour ____ out of the container.
Cevabı göster
themselves
once you get them started: devam eden bir süreci başlatmak
Burada once, “koşul karşılanır karşılanmaz” anlamına gelir; “bir kez” anlamında değildir. Once you get them started, bu maddeleri akmaya başlattığınız anda dışarı akmaya devam ettikleri anlamındadır. get + nesne + started kalıbı “bir kişiyi, şeyi ya da süreci başlatmak” demektir. Bir etkinliği başlatan ve ardından sürmesini sağlayan dış etkiyi vurgular.
Alıştırma
Cümleyi once ve get + object + started kalıbıyla tamamlayın: The toy cars may stick at first, but ____, they keep moving.
Cevabı göster
once you get them started
From a physics perspective, though, Anlatım akışı
3:26Ancak fiziksel bir perspektiften bakıldığında,
ketchup is one of the more complicated mixtures out there. Kalıp ifadeler
3:27ketçap piyasadaki en karmaşık karışımlardan biridir.
From a physics perspective: bakış açısını belirlemek
Cümlenin başındaki bu ifade, dinleyiciye açıklamayı hangi bakış açısından değerlendirmesi gerektiğini bildirir. Önce bakış açısını, ardından yargıyı sunarak bilgiyi düzenler. Burada complicated, ketçabın fiziksel bir karışım olarak karmaşık olduğunu belirtir; tadının, fiyatının ya da her yönünün karmaşık olduğunu söylemez. Yeniden kullanılabilen From a/an + alan veya konu + perspective kalıbı, belirli bir açıdan analiz başlatır. Bakış açısı değiştiğinde aynı konu hakkında farklı bir yargıya varılmasını sağlar.
Alıştırma
Güvenlik bakış açısını ve From a/an ... perspective kalıbını kullanarak cümleyi tamamlayın: ____, the helmet needs a stronger strap.
Cevabı göster
From a safety perspective
one of the more ... out there: mevcut olanlar arasında nispeten karmaşık olanlardan biri
One of the more complicated mixtures, ketçabın daha geniş karışımlar sınıfı içinde nispeten karmaşık gruba ait olduğunu belirtir. Kalıp one of + the + karşılaştırma sıfatı + çoğul isim şeklindedir. Güçlü bir karşılaştırma yapar, ancak ketçabın karmaşıklık düzeyi kesinlikle en yüksek gruba ait olduğunu iddia etmez. Out there burada gayriresmî olarak “var olan veya değerlendirmeye alınabilecek örnekler arasında” anlamına gelir. Karşılaştırmayı genel olarak karışımlara yayar; fiziksel olarak dışarıda bulunmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Burada "one of the more complicated mixtures out there" ne anlama geliyor?
- Dışarıda bulunan bir karışımdır.
- Karmaşıklık düzeyi kesinlikle en yüksek karışımlar grubuna aittir.
- Var olan karışımlar arasında nispeten karmaşık olanlardan biridir.
Cevabı göster
Var olan karışımlar arasında nispeten karmaşık olanlardan biridir.
as if that weren't enough: dikkat çekici bir olgu daha eklemek
As if that weren't enough, önceki olguyu zaten dikkat çekici, sorunlu veya etkileyici olarak sunan ve ardından etkiyi artıran bir olgu daha ekleyen bir bağlantı ifadesidir. Olumsuz bir bağlamda çoğu zaman “işleri daha da kötüleştirmek için” anlamına gelir; daha genel olarak “üstelik daha fazlası da var” demektir. Weren't, miktarın gerçekten yeterli olup olmadığına dair bir soru değil, hayalî bir “yeterli olmama” durumunu anlatır. Bu bölüm virgülle bittiği için ardından yeni bir bilginin gelmesi gerekir.
Alıştırma
Cümleyi, bir sorun daha eklemek için derste öğrenilen ifadeyle tamamlayın: The bus was late. ____, it started to rain.
Cevabı göster
As if that weren't enough
the balance of ingredients: malzemelerin göreli oranları
Bu ifadede balance, farklı malzemelerin göreli oranlarını ve birlikte nasıl iş gördüklerini anlatır; tartı aleti anlamına gelmez. İfade, tek bir malzemeden çok malzemeler arasındaki ilişkiye odaklanır. balance of X kalıbı, birkaç parçanın bir bütün içinde nasıl bir araya geldiğini anlatır. Malzeme kümesi aynı kalsa bile bir parçanın oranını değiştirmek dengeyi değiştirebilir.
Alıştırma
Bir tarif açıklamasında “the balance of ingredients” neyi vurgular?
- Malzemelerin oranlarını ve birlikte nasıl iş gördüklerini
- Malzemeleri tartmak için hangi aletin kullanıldığını
- Hangi malzemelerin geriye kaldığını
Cevabı göster
Malzemelerin oranlarını ve birlikte nasıl iş gördüklerini
and the presence of natural thickeners: varlığı resmî bir biçimde ifade etmek
Temel ifade olan the presence of natural thickeners, doğal kıvam artırıcıların mevcut olduğu anlamına gelen bir isim öbeğidir. Presence, “doğal kıvam artırıcılar var” düşüncesini, bir etken ya da koşul olarak sıralanabilecek bir yapıya dönüştürür. Baştaki and, bu etkeni aynı listedeki önceki bir etkene bağlar. İsimlere dayalı bu anlatım, resmî açıklamalarda birden fazla neden ya da koşulu düzenli biçimde sunmaya yardımcı olur.
Alıştırma
Resmî cümleyi the presence of X kalıbıyla tamamlayın: ____ bacteria in the sample may affect the result.
Cevabı göster
The presence of
which is also found in many fruit drinks and milkshakes,
3:35(ki bu pek çok meyve içeceğinde ve milkshake'te de bulunur)
xanthan gum: gıda kıvam artırıcısı ve stabilizatörü
Xanthan gum, yani ksantan gam, çoğunlukla kıvam artırıcı ve stabilizatör olarak kullanılan bir gıda bileşeninin adıdır. Sıvıyı koyulaştırabilir ve bileşenlerin eşit biçimde karışmış kalmasına yardımcı olabilir. Bu bilgi, aynı bileşenin neden meyveli içeceklerde, milkshake'lerde ve soslarda bulunabildiğini açıklar: dokuyu ve akışkanlığı değiştirir.
Alıştırma
Bu cümlede xanthan gum neyi ifade ediyor?
- Karışımları koyulaştırmak ve dengeli tutmak için kullanılan bir gıda bileşenini
- İçeceklerde kullanılan bir meyve türünü
- Yalnızca milkshake'lerde kullanılan bir tatlandırıcıyı
Cevabı göster
Karışımları koyulaştırmak ve dengeli tutmak için kullanılan bir gıda bileşenini
can mean that: olası bir sonucu belirtmek
Can mean that, daha önce belirtilen bir koşulu veya gerçeği olası bir anlam ya da sonuca bağlar. That ile başlayan yan cümle, neyin gerçekleşebileceğini belirtir; burada iki ketçabın çok farklı davranabileceğini söyler. Can yardımcı fiili ifadeyi daha temkinli yapar. Sonucun bazı koşullarda mümkün olduğunu, her seferinde mutlaka gerçekleşmediğini gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle sonucu kesin değil, olası olarak en iyi biçimde sunuyor?
- A loose connection can mean that the screen flickers.
- A loose connection cannot mean that the screen flickers.
- A loose connection means that the screen always flickers.
Cevabı göster
A loose connection can mean that the screen flickers.
ipucu niteliğindeki iki özellik
Bu cümlede telltale, “bir şeyi ele veren” veya “kanıt olarak kolayca tanınan” anlamına gelir. Two telltale properties, anlatılan davranışın ya da malzemenin türünü belirlemeye yardımcı olan iki özelliktir. İki nokta, bu iki özelliğin hemen ardından sıralanacağını gösterir. Telltale, özelliklerin hikâye anlattığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede telltale, properties sözcüğünün anlamına ne ekler?
- Bu özellikler anlatılan bir hikâyeye aittir.
- Bu özellikler gizlidir ve gözlemlenemez.
- Bu özellikler davranışı belirlemeye yardımcı olan ipuçları sunar.
Cevabı göster
Bu özellikler davranışı belirlemeye yardımcı olan ipuçları sunar.
kuvvet eşik değerine ulaştığında ani incelme
Bu kısa ve yoğun isim öbeği bir özelliği adlandırır. Sudden thinning, bir malzemenin hızla daha az koyu hâle gelmesi ve daha kolay akması demektir. At a threshold force, değişimi başlatan koşulu verir: uygulanan kuvvet kritik bir düzeye ulaştığında değişim gerçekleşir. Buradaki at bir yeri değil, bir değere ulaşmayı anlatır.
Alıştırma
“sudden thinning at a threshold force” hangi özelliği anlatır?
- Tüm kuvvet kaldırıldığında malzeme her seferinde yavaşça koyulaşır.
- Uygulanan kuvvet kritik bir düzeye ulaşınca malzeme hızla daha kolay akar hâle gelir.
- Malzeme yalnızca belirli bir yere ulaştığı için değişir.
Cevabı göster
Uygulanan kuvvet kritik bir düzeye ulaşınca malzeme hızla daha kolay akar hâle gelir.
more gradual thinning after a small force is applied for a long time
Burada thinning, viskozitenin azalması demektir: malzeme daha kolay akar; şekil olarak fiziksel biçimde incelmez. More gradual, bu süreci daha önce belirlenen karşılaştırma noktasına göre daha yavaş ve daha az ani olarak sunar. After a small force is applied for a long time koşulu ve zamanlamayı verir. Is applied edilgen yapıdadır; bu nedenle odak, kuvveti kimin uyguladığında değil, malzemenin aldığı kuvvettedir. For a long time, kademeli viskozite azalması gelişmeden önce küçük kuvvetin uzun süre devam ettiğini belirtir. Baştaki and, bu özelliği aynı açıklamadaki başka bir özelliğe ekler.
Alıştırma
Vurgulanan bilimsel açıklamayı doğru biçimde açan ifade hangisidir?
- Küçük bir kuvvet uzun süre uygulanır ve ardından viskozite kademeli olarak azalır.
- Hiç kuvvet uygulanmaz ve malzeme fiziksel olarak giderek kalınlaşır.
- Küçük bir kuvvet kısa süre uygulanır ve viskozitenin mutlaka bir anda azalması gerekir.
Cevabı göster
Küçük bir kuvvet uzun süre uygulanır ve ardından viskozite kademeli olarak azalır.
that means you could get: açıklamadan pratik olasılığa geçiş
That, hemen önce verilen açıklamaya gönderme yapar; means ise bir çıkarıma işaret eder: konuşmacı, bu gerçeklerden nasıl bir sonuç çıktığını söylemek üzeredir. Bu ifade, dinleyiciyi bilimsel bilgiden pratik bir sonuca taşır. You could get..., bu sonuca dayanarak uygulanabilecek bir yolu sunar. Burada could geçmişteki bir yeteneği veya emri değil, pratik bir olasılığı ifade eder; you ise bu durumdaki herhangi bir kişiyi genel olarak belirtir.
Alıştırma
That means you could get... burada hangi söylem görevini yerine getiriyor?
- Önceki açıklamayı pratik bir olasılığa dönüştürür.
- Önceki açıklamanın yanlış olduğunu söyleyerek onu düzeltir.
- Önceki açıklamayla ilgisiz bir tanım sunar.
Cevabı göster
Önceki açıklamayı pratik bir olasılığa dönüştürür.
get ketchup out of the bottle: get ... out of ... kullanımı
get + object + out of + place kalıbı, bir nesneyi bir yerin içinden dışına çıkarmak veya çıkarmayı başarmak anlamına gelir. Bu cümlede get sonucu anlatır: ketçap şişeden dışarı çıkar. Almak veya teslim almak anlamında değildir. Bu, sallamak, sıkmak veya çekmek gibi kesin yöntemin önemli olmadığı günlük eylemleri anlatmak için kullanılan yaygın ve konuşma diline uygun bir yapıdır.
Alıştırma
get + object + out of + place kalıbını tamamlayın: I can't get the coin ____ the jar.
Cevabı göster
out of
languid shakes: yavaş, gevşek ve telaşsız sarsmalar
languid shakes ifadesinde languid, sarsmaların yavaş, gevşek ve acele etmeden, ani bir enerji hissi vermeden yapıldığını anlatır. Farklı bir eylem adlandırmak yerine long ve slow sözcüklerine canlı bir hareket biçimi ekler. Burada bu sözcük, uzatılmış hareketi kısa ve keskin bir sarsmayla karşılaştırır. Sarsmanın nasıl göründüğünü ve hissedildiğini anlatır; bütün kuvvetin kesildiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede languid, shakes sözcüğüne hangi anlamı katıyor?
- Sarsmaların kısa, ani ve keskin olduğunu söyler.
- Sarsmalar sırasında kuvvet uygulamanın tamamen durduğunu söyler.
- Sarsmaların yavaş, gevşek ve telaşsız olduğunu gösterir.
Cevabı göster
Sarsmaların yavaş, gevşek ve telaşsız olduğunu gösterir.
making sure you don't ever stop applying force, Kalıp ifadeler
3:56kuvvet uygulamayı asla bırakmadığınızdan emin olursunuz,
making sure ...: gerekli bir koşul eklemek
Making sure you don't ever stop applying force, önceki talimata bağlanan bir -ing yan cümlesidir. O eylemi yaparken hangi koşulun sürekli geçerli kalması gerektiğini anlatır: baştan sona kuvvet uygulamaya devam etmek. Ever, don't ifadesini güçlendirir; yani hiçbir kesinti olmamalıdır. Talimatlarda virgül + making sure + yan cümle, ana adıma sık sık bir kontrol veya koşul ekler. Anlaşılan özne ana eylemi yapan kişidir, bu nedenle iki eylem aynı anda gerçekleşir.
Alıştırma
Talimatı make sure ifadesinin -ing biçimiyle tamamlayın: Hold the ladder firmly, ____ it does not slip.
Cevabı göster
making sure
either ... or ... ile iki alternatif yöntem
Either iki alternatiften ilkini, or ise ikincisini tanıtır: either A or B. Burada A uzun süre yavaşça sallamak, B ise bir kez çok sert vurmaktır. Bu yapı, birlikte yapılması gereken iki eylemi değil, iki olası yöntemi sunar. Uzun bir cümlede either ve or sözcüklerini yol işaretleri gibi kullanın. Either sözcüğünden sonra başlayıp or sözcüğünden önce biten bölüm ilk seçenektir; or sözcüğünden sonraki bölüm ise ikinci seçenektir.
Alıştırma
İki alternatiften biri anlamına gelen eşleşmiş yapıyı tamamlayın: You can ____ take the stairs ____ use the elevator.
Cevabı göster
either · or
What the real pros do is keep the lid on, Notlar
4:02Gerçek profesyonellerin yaptığı ise kapağı kapalı tutup,
What the real pros do is ...: temel eylemi vurgulamak
What the real pros do is ... bir odaklama yapısıdır. What the real pros do biçimindeki what yan cümlesi özne görevindedir ve “gerçek profesyonellerin yaptığı şey” anlamına gelir. Ardından is, vurgulanan eylemi sunar: keep the lid on. Eylemi is sonrasına koymak, önemli veya uzmanlara özgü yöntemin açıklanmak üzere olduğu hissini verir. Yeniden kullanılabilen kalıp What + özne + do/does + is + yalın fiil öbeği şeklindedir.
Alıştırma
What + özne + do/does + is + eylem odaklama kalıbını tamamlayın: What skilled photographers ____ check the light first.
Cevabı göster
do is
give the bottle a few short, sharp shakes Kalıp ifadeler
4:04tüm o domates parçacıklarını uyandırmak için
to wake up all those tomato particles, Deyimler
4:06şişeyi kısa ve sert bir şekilde birkaç kez sallamak,
few short, sharp shakes: kısa ve güçlü birkaç hareket
a few short, sharp shakes ifadesinde a few sayının az olduğunu, short her hareketin yalnızca kısa bir an sürdüğünü, sharp ise hareketin yumuşak değil hızlı, güçlü ve kararlı olduğunu gösterir. Shakes, ayrı sallama hareketlerini anlatan sayılabilir bir isimdir. give something a few ... shakes kalıbı, eylemi birbirinden ayrı birkaç sallama olarak sunar. Uzun ve rahat tek bir hareket yerine az sayıda hızlı sarsıntı düşünmemizi sağlar.
Alıştırma
a few short, sharp shakes en doğal olarak nasıl bir hareketi anlatır?
- Ani bir güç içermeyen tek bir kesintisiz hareket
- Az sayıda kısa ve güçlü hareket
- Uzun bir dizi yavaş ve yumuşak hareket
Cevabı göster
Az sayıda kısa ve güçlü hareket
to wake up all those tomato particles: canlı bir kişileştirme
to wake up all those tomato particles ifadesinde to wake up mastarı, kısa ve sert sallamaların amacını açıklar. Domates parçacıkları gerçekten uyanamaz; bu nedenle ifade onları kişileştirir. Sallama, dibe çökmüş veya kümelenmiş parçacıkların yeniden hareket edip gevşemesini sağlar. Daha genel olarak wake up, bir eylem cansız bir şeyi etkinleştirdiğinde veya etkisini belirginleştirdiğinde o şeye uygulanabilir. Bu imge canlı ve anlaşılması kolaydır, ancak fiziksel sürecin kesin bir açıklaması değildir.
Alıştırma
Doğru mu yanlış mı: to wake up all those tomato particles ifadesindeki wake up, parçacıkların gerçekten uyuduğunu söyler.
- Doğru
- Yanlış
Cevabı göster
Yanlış
keep the lid on ... take the lid off: bir durumu korumak ve değiştirmek
Keep the lid on, kapağı takılı ve yerinde bırakmak anlamına gelir. Keep, on durumunun devam ettiğini gösterir. Take the lid off ise kapağı çıkarmak demektir; böylece durum on hâlinden off hâline geçer. Bu ifadeler birlikte sıralı bir yönerge verir: bir işlem sırasında kapak takılı kalır, ardından çıkarılır. Bu kalıp kıyafet ve ekipmanlarla da kullanılabilir: önce keep it on, sonra take it off.
Alıştırma
Yönergeyi önce on, sonra off kullanarak tamamlayın: Keep your helmet ____ while you ride, and take it ____ after you stop.
Cevabı göster
on · off
do a nice controlled pour: pour sözcüğünün eylem adı olarak kullanımı
Burada pour, “bir kez dökme hareketi” anlamına gelen sayılabilen bir isimdir. do a ... pour kalıbı, hareketi nitelenebilen tek bir eylem olarak ele alır: a controlled pour, sıvının istenen hızda çıkması için sabit ve bilinçli biçimde dökmektir. Nice olumlu ve konuşma diline özgü bir ton katar. Hareketin akıcı görünmesi ve iyi sonuç vermesi gerektiğini belirtir; dökme hareketinin “nazik” olduğu anlamına gelmez. Sözlü, adım adım anlatımlarda do + eylem adı belirli bir harekete ad verebilir.
Alıştırma
Talimatı “bir kez dökme hareketi” anlamına gelen isimle tamamlayın: For a neat finish, do a slow, controlled ____ into the glass.
Cevabı göster
pour
heavenly fries: mesajı bitirmek için heaven imgesini yinelemek
Heavenly, burada patates kızartmalarını son derece lezzetli ve keyif verici olarak niteler; cennet hakkında gerçek anlamlı bir ifade değil, coşkulu bir övgüdür. Burada daha önemli olan, heavenly sözcüğünün başlangıca yakın kullanılan heaven imgesini tekrarlamasıdır. Bu imgeyi son ifadede geri getirmek, bitişi başlangıca bağlar ve açıklamaya hafif, tatmin edici bir tamamlanmışlık duygusu verir.
Alıştırma
Bu bitişte heavenly fries ifadesinin temel etkisi nedir?
- İlgisiz bir dinî konu ortaya atar.
- Patates kızartmalarını över ve önceki heaven imgesini yineleyerek bitişe tamamlanmışlık duygusu verir.
- Patates kızartmalarının gerçek konumunu belirtir.
Cevabı göster
Patates kızartmalarını över ve önceki heaven imgesini yineleyerek bitişe tamamlanmışlık duygusu verir.