Ketçap dökmek neden bu kadar zor? - George Zaidan: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
733 kelime 200 kel/dk

Video özeti: Bu video, ketçabın neden Newton tipi olmayan bir akışkan gibi davrandığını açıklar: Görünür yoğunluğu, uygulanan kuvvetin şiddetine ve süresine göre değişir. Domates parçacıklarının hareketini ketçabı akıtmanın iki pratik yoluyla ilişkilendirir ve kontrollü bir çalkalama ile dökme yöntemiyle sona erer. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. a little slice of heaven. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Bu eğlenceli abartının gerçek anlamda cennetten bir parçayı değil, son derece keyifli bir yiyecek ya da deneyime yönelik övgüyü anlattığını fark edin. Yemekleri, boş zaman etkinliklerini veya başka küçük mutlulukları doğal biçimde değerlendirirken kullanın. 2. One possibility is that — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Mekanizma henüz kesinleşmemişken makul bir hipotez sunmak için bu kalıbı kullanın. Bilimsel, mesleki veya günlük açıklamalarda kanıta dayalı bir olasılığı yerleşmiş bir sonuçtan ayırmanıza yardımcı olur. 3. What the real pros do is — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: What yan cümlesinin özne görevi görerek dikkati uzman yöntemine nasıl yönelttiğini anlayın. Önerilen bir yaklaşımı tanıtmak ya da ustaca uygulamayı insanların genellikle yaptıklarıyla karşılaştırmak için bu kalıptan yararlanın.

Bu derste

French fries are delicious.

0:07

Patates kızartması lezzetlidir.

French fries with ketchup are a little slice of heaven. Deyimler

0:08

Ketçaplı patates kızartması ise cennetten küçük bir kesittir.

Deyimler

a little slice of heaven: küçük ama harika bir mutluluk

Bu cümlede a little slice of heaven, büyük keyif veren bir şeyi anlatan eğlenceli bir benzetmedir. Patates kızartması ve ketçabı küçük ama harika bir deneyim olarak över; gerçek anlamda cennetten kesilmiş bir parçayı anlatmaz. a slice of heaven kalıbı özellikle keyifli veya huzurlu hissettiren bir yiyeceği, yeri, anı ya da etkinliği anlatabilir. Little sözcüğü övgüyü sıcak ve kişisel kılar.

Alıştırma

“This quiet garden is a little slice of heaven.” cümlesinde a little slice of heaven ne anlama gelir?

  1. Özel bir keyif vermeyen sıradan bir yer
  2. Harika derecede keyifli hissettiren küçük bir deneyim veya yer
  3. Dinî bir yerin fiziksel bir parçası
Cevabı göster

Harika derecede keyifli hissettiren küçük bir deneyim veya yer

The problem is it's basically impossible to pour exactly the right amount. Anlatım akışı

0:12

Sorun şu ki, tam olarak doğru miktarı dökmek temelde imkansızdır.

Anlatım akışı

The problem is: temel zorluğu belirtmek

The problem is, konuşanın birazdan temel zorluğu söyleyeceğini belirtir. Burada açıklamayı genel bir konudan belirli bir engele, yani tam olarak doğru miktarı elde etme sorununa taşır. Bu kullanımda kalıp The problem is + cümlecik şeklindedir. Cümlecikten önce that gelebilir, ancak konuşmada sık sık atılır. Kalıp, ardından gelen bilgiyi açıklanması veya çözülmesi gereken sorun olarak işaretleyerek bilgiyi düzenler.

Alıştırma

Temel zorluğu belirtmek için nottaki kalıbı kullanın: We can print the posters today. ____ the printer is broken.

Cevabı göster

The problem is

We're so used to pouring ketchup that we don't realize how weird its behavior is. Dilbilgisi

0:17

Ketçap dökmeye o kadar alışmışız ki davranışının ne kadar tuhaf olduğunun farkına varmıyoruz.

Dilbilgisi

so used to ... that ...: o kadar alışkın ki...

be so used to + isim veya -ing biçimi + that yan cümlesi yapısı, birinin bir şeye çok alışkın olması nedeniyle that yan cümlesindeki sonucun ortaya çıktığını anlatır. Bu cümlede pouring ketchup alışılmış eylemdir; don't realize ise sonucu getirir: aşinalık, garip davranışı gözden kaçırmayı kolaylaştırır. be used to yapısında to bir edattır, bu nedenle ardından pouring gibi bir -ing biçimi gelebilir.

Alıştırma

Cümleyi so used to ... that yapısıyla tamamlayın: Maya ____ studying with music ____ she can focus even in a noisy cafe.

Cevabı göster

is so used to · that

Imagine a ketchup bottle filled with a straight up solid like steel. Kelime

0:22

İçi çelik gibi dümdüz bir katıyla dolu bir ketçap şişesi hayal edin.

Kelime

straight up solid: tamamen katı

straight up solid ifadesinde straight up, “tamamen” veya “düpedüz” anlamına gelen gayriresmî bir pekiştiricidir. Sınıflandırmayı vurgular: hayal edilen madde, çelik gibi gerçek ve tartışmasız bir katıdır. Burada up yukarı doğru bir yönü anlatmaz. straight up ifadesini solid sözcüğünü güçlendiren tek bir bütün olarak okuyun.

Alıştırma

“Tamamen” anlamındaki gayriresmî pekiştiriciyi kullanın: That excuse is ____ ridiculous.

Cevabı göster

straight up

No amount of shaking would ever get the steel out. Dilbilgisi

0:26

Ne kadar sallarsanız sallayın çeliği asla dışarı çıkaramazsınız.

Dilbilgisi

No amount of ... would ever ...: ne kadar ... olursa olsun asla ... olmaz

No amount of + isim veya -ing biçimi + would ever + fiilin yalın hâli, mümkün olan en büyük miktar ya da çabanın bile bir sonuç doğuramayacağını anlatır. Burada no amount of shaking, daha fazla ya da daha güçlü sallamanın bile çeliği dışarı çıkaramayacağı anlamına gelir. Bu ifade, yöntemin işe yarayıp yaramayacağı konusunda güçlü ve kesin bir olumsuz yargı bildirir. “Çok sallamak” demek değildir; “ne kadar sallanırsa sallansın bu sonuç için işe yaramaz” demektir.

Alıştırma

Klavye bağlı değil. Cümleyi üç sözcüklük hedef ifadeyle tamamlayın: ____ typing would ever unlock the computer.

Cevabı göster

No amount of

Now imagine that same bottle full of a liquid like water.

0:29

Şimdi aynı şişenin su gibi bir sıvıyla dolu olduğunu hayal edin.

That would pour like a dream. Deyimler

0:32

Rüya gibi akıp dökülürdü.

Deyimler

pour like a dream: son derece akıcı biçimde dökülmek

Fiil + like a dream yapısında like a dream, “son derece akıcı, kolay ya da başarılı biçimde” anlamına gelen bir deyimdir. Bu cümlede pour like a dream, dökülen şeyin sorunsuz ve düzgün biçimde akacağını anlatır. Dream burada gerçek anlamıyla “rüya” değildir. İfade, bir eylemin ya da sürecin ne kadar iyi ilerlediğini sıcak ve coşkulu biçimde över.

Alıştırma

“The new app runs like a dream” ne anlama gelir?

  1. Uygulama yalnızca kullanıcı uyurken çalışır.
  2. Uygulama son derece akıcı çalışıyor.
  3. Uygulama rüyalarla ilgilidir.
Cevabı göster

Uygulama son derece akıcı çalışıyor.

Ketchup, though,

0:34

Ketçap ise

can't seem to make up its mind. Deyimler

0:35

kararını veremiyor gibi görünür.

Deyimler

can't seem to make up its mind: eğlenceli kişileştirme

Make up one's mind karar vermek demektir. Can't seem to make up its mind, bir seçenekte ya da durumda karar kılamıyor gibi görünmek anlamına gelir. Buradaki its, ketchup sözcüğünü ifade eder. Ketçap gerçekten düşünemez; bu yüzden ifade onu kişileştirir. Davranışı, katı gibi mi yoksa sıvı gibi mi hareket edeceğine karar veremiyormuş gibi gösterilir. Bu kişileştirme, soyut bir bilimsel düşünceyi gözde canlandırmayı kolaylaştırır.

Alıştırma

The old printer can't seem to make up its mind: it works one minute and stops the next cümlesinde bu ifade ne anlatır?

  1. Yazıcı tutarsız biçimde çalışıyor.
  2. Yazıcı kesin bir karar verdi.
  3. Yazıcı gerçekten düşünebilir.
Cevabı göster

Yazıcı tutarsız biçimde çalışıyor.

Is it a solid or a liquid?

0:36

Katı mı yoksa sıvı mı?

The answer is Anlatım akışı

0:39

Cevap şu ki

it depends.

0:40

duruma göre değişir.

Anlatım akışı

The answer is it depends: koşullu bir cevabı belirtme

The answer is it depends önce kısa bir yanıt verir: Her durumda geçerli olan tek bir cevap yoktur. it depends yan cümlesi, sonucun koşullara göre değiştiği anlamına gelir. Bir söylem çerçevesi olarak The answer is, ardından gelecek bilgiyi düzenler. Konuşanın ilgili etkenleri şimdi söyleyeceğini veya açıklayacağını belirtir; çoğunlukla ardından It depends on ... ya da bir koşul listesi gelir.

Alıştırma

Tek bir cevap olmadığını ve ilgili koşulların birazdan açıklanacağını en iyi belirten yanıt hangisidir?

  1. The answer is yes in every case.
  2. The answer is it depends.
  3. I do not know the answer yet.
Cevabı göster

The answer is it depends.

The world's most common fluids

0:41

Dünyanın en yaygın akışkanları

like water, oils, and alcohols

0:43

su, yağ ve alkol gibi,

respond to force linearly. Kelime

0:45

kuvvete doğrusal olarak tepki verir.

Kelime

respond to force linearly: kuvvete doğrusal olarak tepki vermek

Burada respond to force, “bir kuvvet uygulandığında davranışı değişmek” anlamına gelir. Özne yaygın akışkanlardır; linearly ise uygulanan kuvvet ile tepki arasındaki ilişkiyi açıklar. Bölümdeki basitleştirilmiş modele göre kuvvet iki katına çıktığında hareket hızı da iki katına çıkar. Fluids, akabilen maddeler için kullanılan bir fizik terimidir. Su, yağ ve alkol gibi sıvıları kapsar; yalnızca içecek anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede respond to force linearly ne anlama gelir?

  1. Akışkan her zaman düz bir yol boyunca ilerler.
  2. Tepki, uygulanan kuvvetle doğru orantılı olarak değişir.
  3. Kuvvet uygulandığında akışkan değişmez.
Cevabı göster

Tepki, uygulanan kuvvetle doğru orantılı olarak değişir.

If you push on them twice as hard, Dilbilgisi

0:47

Onları iki kat daha güçlü iterseniz,

they move twice as fast.

0:49

iki kat daha hızlı hareket ederler.

Dilbilgisi

twice as hard ... twice as fast: iki kat derece karşılaştırması

twice as + sıfat/zarf + as kalıbı, bir derece veya miktarın karşılaştırma ölçütünün iki katı olduğunu belirtir. Karşılaştırılan öğe açıkça söylenirse twice as fast as the old machine denir. Altyazıda ölçüt belirtilmez; çünkü bunun normal miktar veya önceki durum olduğu anlaşılır. Twice as hard, “iki kat itme kuvvetiyle”; twice as fast ise “iki kat hızla” anlamına gelir. Burada hard ve fast zarf olarak sırasıyla push ve move fiillerini açıklar.

Alıştırma

Karşılaştırmayı twice as ... as kalıbıyla tamamlayın: Maya types 80 words per minute, and Leo types 40. Maya types ____ Leo.

Cevabı göster

twice as fast as

Sir Isaac Newton of apple fame Kültür

0:51

Elma şöhretiyle bilinen Sir Isaac Newton

first proposed this relationship,

0:53

bu ilişkiyi ilk öne süren kişiydi,

Kültür

of apple fame: elma hikâyesiyle tanınan

Bu cümlede of apple fame, “elma hikâyesiyle yaygın olarak tanınan” anlamına gelen kısa bir arka plan ifadesidir. Düşen bir elmanın Newton’ı yer çekimi üzerine düşünmeye yönelttiği anlatılan popüler hikâyeye gönderme yapar; elmanın kendisinin ünlü olduğunu söylemez. Yeniden kullanılabilen of X fame kalıbı, bir kişiyi dinleyicinin tanıyabileceği bir eser, rol, olay, kuruluş veya hikâye üzerinden belirtir. Burada Sir Isaac Newton’ı niteler ve onunla ilgili bilinen çağrışımın kaynağını açıklar.

Alıştırma

Özgün cümlede of apple fame, Newton hakkında ne anlatıyor?

  1. Bilimsel ilişkisi yalnızca elmalar için geçerlidir.
  2. Elmaları ünlü hâle getirmiştir.
  3. Elma hikâyesi sayesinde yaygın olarak tanınır.
Cevabı göster

Elma hikâyesi sayesinde yaygın olarak tanınır.

and so those fluids are called Newtonian fluids. Kelime

0:54

bu yüzden de bu akışkanlara Newton tipi akışkanlar denir.

Kelime

Newtonian fluids: viskozitesi sabit Newtonyen akışkanlar

Newtonian fluids, kayma gerilmesi ile kayma hızı arasındaki Newton’a ait doğrusal ilişkiye uyan akışkanların adıdır. Sabit koşullarda kayma hızı değişse bile viskoziteleri sabit kalır. Newtonian, Newton adından türetilmiş bir sıfattır. Newtonyen modelin açıkladığı akış davranışını belirtir; Newton’ın bu akışkanı ürettiği veya bizzat keşfettiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi açıklama Newtonian fluid terimine en iyi uyar?

  1. Daha hızlı karıştırıldığında viskozitesi mutlaka artan bir akışkan.
  2. Sabit koşullarda kayma hızı değişirken viskozitesi sabit kalan bir akışkan.
  3. Newton tarafından üretilen veya bizzat keşfedilen bir akışkan.
Cevabı göster

Sabit koşullarda kayma hızı değişirken viskozitesi sabit kalan bir akışkan.

Ketchup, though,

0:57

Ketçap ise,

is part of a merry band of linear rule breakers called non-Newtonian fluids. Notlar

0:58

doğrusal kuralları yıkan Newton tipi olmayan akışkanlar adlı neşeli bir grubun parçasıdır.

Deyimler

a merry band of linear rule breakers: eğlenceli bir bilim benzetmesi

Bu ifade, Newtonyen olmayan akışkanları bir kuralı bozan neşeli bir grup gibi kişileştirir. Buradaki linear rule breakers, uygulanan kuvvet ile akış biçimi arasında beklenen doğrusal ilişkiye uymayan akışkanları anlatır; suçlular ya da kötü davranan insanlar anlamına gelmez. Merry band ifadeye hafif ve öyküleyici bir hava katar. Bu benzetme ketçabı başka sıra dışı akışkanlarla aynı gruba yerleştirir ve soyut bir bilimsel sınıfın gözde canlandırılmasını ve hatırlanmasını kolaylaştırır.

Alıştırma

Cümlede a merry band of linear rule breakers ne anlama geliyor?

  1. Newton hakkında şarkılar çalan bir müzik grubu.
  2. Alışılmış doğrusal örüntüye uymayan bir grup olarak eğlenceli biçimde betimlenen akışkanlar.
  3. Bilimsel yasaları çiğnediği için cezalandırılması gereken insanlar.
Cevabı göster

Alışılmış doğrusal örüntüye uymayan bir grup olarak eğlenceli biçimde betimlenen akışkanlar.

Kelime

non-Newtonian fluids: Newtonyen doğrusal kuralı bozan akış

Newtonyen olmayan akışkanlar, bütün akış koşullarında sabit bir viskoziteyi korumayan akışkanlardır. Görünür viskoziteleri; karıştırılma, sıkıştırılma ya da akmaya zorlanma kuvveti ve hızı gibi kayma koşullarına göre değişebilir. Teknik olarak, kayma gerilmesi ile kayma hızı arasında Newtonyen bir akışkanı tanımlayan doğru orantılı ilişki bulunmaz. non- ön eki “değil” anlamına gelir; bu nedenle non-Newtonian, Newtonyen akışkan modeline göre davranmayan demektir. Bu, maddenin akışkan olmadığı ya da “Newton'a karşı olduğu” anlamına gelmez.

Alıştırma

Burada non-Newtonian fluid ifadesinin en kesin anlamı nedir?

  1. Akış tepkisi Newtonyen doğrusal ilişkiye uymayan bir akışkan.
  2. Hiçbir koşulda akamayan bir madde.
  3. Newton'un yaşadığı dönemden sonra keşfedilen herhangi bir sıvı.
Cevabı göster

Akış tepkisi Newtonyen doğrusal ilişkiye uymayan bir akışkan.

Mayonnaise, toothpaste, blood, paint, peanut butter,

1:03

Mayonez, diş macunu, kan, boya, fıstık ezmesi

and lots of other fluids

1:06

ve daha birçok akışkan

respond to force non-linearly.

1:07

kuvvete doğrusal olmayan şekilde tepki verir.

That is, Anlatım akışı

1:09

Yani,

their apparent thickness changes

1:10

görünürdeki kalınlıkları değişir;

depending on how hard you push Dilbilgisi

1:11

onları ne kadar güçlü ittiğinize,

Anlatım akışı

Yeniden anlatma işareti olarak That is,

That is, önceki ifadeye dönerek onu daha açık veya daha kesin sözlerle yeniden anlatır. Bu cümlede ardından gelen yan cümle, soyut bir açıklamayı neyin değiştiğine ilişkin somut bir açıklamaya dönüştürür. Bir söylem işareti olarak sıradaki kısmın yeni bir konu başlatmadığını, aynı düşünceyi daha sade biçimde ifade ettiğini göstererek bilgiyi düzenler.

Alıştırma

Cümleyi okuyun ve That is, ifadesinin işlevini seçin: The material is flexible. That is, it bends without breaking.

  1. Esnek bir malzemeye olası bir örnek vermek
  2. flexible sözcüğünü daha açık sözlerle yeniden anlatmak
  3. İkinci ifadenin birinciyle çeliştiğini göstermek
Cevabı göster

flexible sözcüğünü daha açık sözlerle yeniden anlatmak

or how long,

1:13

ne kadar süre,

or how fast.

1:14

veya ne kadar hızlı ittiğinize bağlı olarak.

Dilbilgisi

depending on how hard ... how long ... how fast ile paralel koşulları sıralamak

Depending on, bir sonucu kontrol eden koşulları tanıtır. Burada aynı işlevi gören üç paralel how yan cümlesi gelir: how hard you push, how long [you push] ve how fast [you push]. Tekrarlanan özne ve fiil ilk yan cümleden anlaşılabildiği için İngilizcede sonraki sıralı bölümlerde bunlar kullanılmaz. Bu yapı; kuvveti, süreyi ve hızı sonucu değiştirebilecek etkenler olarak kısa ve etkili biçimde sunar.

Alıştırma

Hangi cümle paralel how yan cümlelerini tanıtmak için depending on yapısını doğru kullanır?

  1. The cost changes depending on how far you travel and how long you stay.
  2. The cost changes depending on how far do you travel and how long do you stay.
  3. The cost changes depending to how far you travel and how long you stay.
Cevabı göster

The cost changes depending on how far you travel and how long you stay.

And ketchup is actually non-Newtonian in two different ways. Anlatım akışı

1:15

Ve aslında ketçap, iki farklı açıdan Newton tipi olmayan özellik gösterir.

Anlatım akışı

in two different ways: iki bölümü önceden bildirmek

In two different ways, dinleyene açıklamanın nasıl düzenleneceğini bildirir: ardından iki ayrı yön gelecektir. Bu ifade, ketçapla ilgili ek bir ayrıntı olmanın ötesinde, bilgi akışını gösteren bir işaret görevi görür. two sayısı belirgin bir beklenti oluşturur. Bu ön bildirimin ardından konuşmacı normalde buna karşılık gelen iki noktayı sunar; Way number one ilkini başlatır.

Alıştırma

Bu cümlede in two different ways dinleyeni neye hazırlar? The tool helps us in two different ways.

  1. Zaten tamamen açıklanmış tek bir nokta
  2. Açıklanacak iki ayrı nokta
  3. Hiçbir açık açıklamanın olmaması
Cevabı göster

Açıklanacak iki ayrı nokta

Way number one:

1:18

Birinci yol:

the harder you push, Dilbilgisi

1:20

ne kadar sert iterseniz,

the thinner ketchup seems to get.

1:21

ketçap o kadar inceliyor gibi görünür.

Dilbilgisi

the harder ..., the thinner ...: bağlantılı değişimler

The harder you push, the thinner ketchup seems to get, iki değişimin bağlantılı olduğunu anlatır: itme kuvveti arttıkça ketçap daha akışkan hâle geliyor gibi görünür. Bu, the + comparative ..., the + comparative ... biçimindeki bağlantılı karşılaştırma yapısıdır. Buradaki the sıradan bir tanımlık değil, yapının bir parçasıdır; iki bölümde de harder ve thinner karşılaştırma biçimleri bulunur. Yapı, değişimlerin bağlantılı olduğunu gösterirken seems to get ifadeyi kesin bir iddia yerine daha temkinli hâle getirir.

Alıştırma

Bağlantılı değişim yapısını tamamlamak için often ve easy sözcüklerinin karşılaştırma biçimlerini kullanın: The ____ you review the material, the ____ it becomes.

Cevabı göster

more often · easier

Below a certain pushing force, Kelime

1:23

Belirli bir itme kuvvetinin altında,

ketchup basically behaves like a solid.

1:24

ketçap temelde katı gibi davranır.

Kelime

Below a certain pushing force: bir eşik koşulu

Below a certain pushing force, cümle başında yer alan ve bir koşul belirleyen bir edat öbeğidir: uygulanan itme kuvveti, değeri verilmeyen bir eşiğin altındadır. Virgülden sonraki ifade, bu eşiğin altındaki aralıkta geçerlidir. Burada below fiziksel bir konumu değil, bir ölçek üzerindeki miktar karşılaştırmasını anlatır. A certain, konuşmacı tam sayıyı vermese de belirli bir değerin var olduğu anlamına gelir.

Alıştırma

Bu cümlede “Below a certain pushing force” ne anlama geliyor?

  1. İtme kuvveti belirli bir eşiğin altındayken
  2. İtme kuvveti aşağıdan gelirken
  3. İtme kuvveti tam olarak ölçülmüşken
Cevabı göster

İtme kuvveti belirli bir eşiğin altındayken

But once you pass that breaking point, Kalıp ifadeler

1:27

Ancak o kırılma noktasını geçtiğinizde,

it switches gears and becomes a thousand times thinner Notlar

1:29

vites değiştirir ve eskisinden

than it was before.

1:32

bin kat daha ince hale gelir.

Kalıp ifadeler

But once you pass that breaking point: değişimi tetikleyen koşul

Burada once bir koşul başlatır ve “olur olmaz” ya da “olduğunda” anlamına gelir. Kırılma noktası geçildiği anda ana cümledeki sonuç başlar; “bir kez” anlamında değildir. Pass that breaking point, maddenin davranışının değiştiği kritik bir eşiği aşmak demektir. Bu ifade bilgiyi, bir tetikleyicinin ardından yeni bir durum gelecek şekilde düzenler.

Alıştırma

“once you pass that breaking point” ifadesindeki once ne anlama geliyor?

  1. O eşik aşılır aşılmaz
  2. Geçmişte bir kez
  3. Eşiğe ulaşılmadan önce
Cevabı göster

O eşik aşılır aşılmaz

Deyimler

switches gears: aniden çalışma biçimini değiştirmek

Burada switches gears, bir şeyin davranış veya çalışma biçiminin aniden değişmesini anlatan bir mecazdır. Kritik eşik geçilince farklı bir duruma girer ve çok daha akışkan olur; gerçek anlamda değişen dişliler yoktur. Aynı mecaz konu, strateji, tempo veya çalışma modundaki belirgin bir değişimi de anlatabilir.

Alıştırma

Örnekte it switches gears ifadesi ne anlama geliyor?

  1. Öncekiyle tamamen aynı hâle gelir.
  2. Davranış biçimi aniden değişir.
  3. Bir makinenin dişlilerini gerçekten değiştirir.
Cevabı göster

Davranış biçimi aniden değişir.

Dilbilgisi

a thousand times thinner than...: katlı karşılaştırma

Sayı + times + comparative + than kalıbı katlı bir karşılaştırma belirtir. Burada a thousand times, thinner sözcüğünü niteler; than it was before ise yeni durumu aynı şeyin önceki durumuyla karşılaştırır. Bu bağlamda thinner, daha düşük viskoziteli veya daha kolay akan anlamına gelir. Günlük açıklamalarda büyük farkları anlatmak için times + comparative yaygın olarak kullanılır. Ancak thinner gibi sözcüklerde geriye kalan kesin oran belirsiz olabilir; kesinlik önemliyse one-thousandth as viscous as before denebilir.

Alıştırma

Hangi cümle sayı + times + comparative + than kalıbını doğru kullanıyor?

  1. The new filter is five times thinner than the old one.
  2. The new filter is five times thin than the old one.
  3. The new filter is five thinner than the old one.
Cevabı göster

The new filter is five times thinner than the old one.

Sounds familiar, right? Ton ve niyet

1:33

Kulağa tanıdık geliyor, değil mi?

Ton ve niyet

Ortak bir deneyimi doğrulamak için Sounds familiar, right?

Sounds familiar, right? esas olarak yeni bilgi istemek için kullanılmaz. Konuşmacı, tanıdık gelmesi beklenen bir durumu anlattıktan sonra dinleyiciyi “Evet, bu deneyimi biliyorum” diye düşünmeye davet eder. Sondaki kısa right? bölümü onay bekler ve ortak bir anlayış duygusu oluşturur. Bir açıklamada kullanıldığında konuşma tonunu daha sohbet havasına sokar ve düşünceyi günlük deneyimle ilişkilendirir.

Alıştırma

Bir konuşmacı yaygın bir durumu anlattıktan sonra Sounds familiar, right? diyerek esas olarak ne yapar?

  1. Dinleyiciyi ortak bir deneyimi hatırlayıp onaylamaya davet eder
  2. Dinleyiciden tamamen yeni bir gerçeği açıklamasını ister
  3. Dinleyiciyi durumun tehlikeli olduğu konusunda uyarır
Cevabı göster

Dinleyiciyi ortak bir deneyimi hatırlayıp onaylamaya davet eder

Way number two:

1:35

İkinci yol:

if you push with a force below the threshold force, Dilbilgisi

1:36

eğer eşik kuvvetinin altında bir kuvvetle iterseniz,

eventually the ketchup will start to flow.

1:39

sonunda ketçap akmaya başlayacaktır.

Dilbilgisi

Gecikmeli koşul-sonuç bağlantısı için if ... eventually ...

if ile başlayan yan cümle koşulu belirtir: eşik kuvvetinin altında bir kuvvetle itmek. Ana cümle sonucu belirtir: ketçap akmaya başlayacaktır. Eventually, sonucun hemen değil, bir süre veya süreçten sonra ortaya çıktığını gösterir. if + koşul, eventually + sonuç yapısı, bir koşulu izleyen gecikmeli değişimi açıklamak için kullanışlıdır.

Alıştırma

If the room keeps warming up, eventually the ice will melt İngilizce cümlesinde eventually bize ne anlatır?

  1. Buz hemen erir.
  2. Oda ısınırken buz eriyemez.
  3. Buz bir süre veya süreç geçtikten sonra erir.
Cevabı göster

Buz bir süre veya süreç geçtikten sonra erir.

In this case, time, not force, Anlatım akışı

1:41

Bu durumda kuvvet değil, zaman

is the key to releasing ketchup from its glassy prison. Deyimler

1:43

ketçabı cam hapishanesinden çıkarmanın anahtarıdır.

Anlatım akışı

time, not force, is the key to ...: yanlış odağı düzeltme

“time, not force”, doğru etken olan time’ı olası görünen ancak yanlış olan force ile yan yana koyar. Araya giren “not force”, dinleyicinin beklentisini düzeltir ve time’ı ana odak yapar. “X, not Y, is the key to Z” kalıbı, önemli olanı söyleyip diğer düşünceyi açıkça reddederek açıklamadaki bilgiyi düzenler. “the key to” ifadesinden sonra Z, bir isim ya da “releasing” gibi -ing biçimi olabilir.

Alıştırma

“X, not Y, is the key to Z” kalıbını tamamlayın: Practice, ____ luck, is the key ____ improvement.

Cevabı göster

not · to

Deyimler

glassy prison: şişeyi hapishaneye benzeten eğlenceli bir metafor

“glassy prison”, cam şişeyi anlatan yaratıcı bir metafordur. Ketçap içeride kalmış bir mahkûm gibi hayal edilir; bu nedenle onu “releasing”, dışarı akmasını sağlamak anlamına gelir. Bu ifade bir kabın standart adı değildir. Bilimsel açıklamaya mizah ve canlı bir görüntü katarken şişenin ketçabın hareketini sınırladığı gerçek düşüncesini de aktarır.

Alıştırma

Bu cümlede “glassy prison” ne anlama geliyor?

  1. Camdan yapılmış gerçek bir hapishane
  2. Ketçabı içinde tutan bir cam şişe
  3. Cama dönüşmüş ketçap
Cevabı göster

Ketçabı içinde tutan bir cam şişe

Alright, so why does ketchup act all weird? Anlatım akışı

1:47

Pekala, peki ketçap neden böyle tuhaf davranıyor?

Anlatım akışı

Alright, so why...? ile nedene geçiş yapmak

Alright, konuşmacının açıklamanın bir aşamasını toparladığını gösterir. So, sonraki soruyu dinleyicinin az önce gördüğü şeyle bağlar; why ise dikkati tuhaf davranıştan bunun nedenine çevirir. Alright, so why...? bütünüyle sözlü bir yön işareti gibi çalışır: “Sonucu gördük; şimdi nedenini açıklayalım.” Dinleyicinin fikirlerin sırasını izlemesine yardım eder.

Alıştırma

Bir açıklamada Alright, so why...? esas olarak neyi belirtir?

  1. Konuyla ilgisiz bir örnek listesi başlatır.
  2. Gözlemlenen bir sonuçtan, bunun nedeni hakkındaki soruya geçer.
  3. Açıklamanın tamamen sona erdiğini belirtir.
Cevabı göster

Gözlemlenen bir sonuçtan, bunun nedeni hakkındaki soruya geçer.

Well, it's made from tomatoes,

1:49

Çünkü o domatesten yapılmıştır;

pulverized, smashed, thrashed, Anlatım akışı

1:51

toz haline getirilmiş, ezilmiş, pataklanmış,

utterly destroyed tomatoes.

1:52

tamamen parçalanmış domateslerden.

Anlatım akışı

pulverized, smashed, thrashed...: sözcükleri yığarak yoğunluğu artırmak

Konuşmacı tek bir tarafsız sözcük seçmek yerine pulverized, smashed, thrashed ve utterly destroyed ifadelerini art arda dizer. Hepsi güçlü bir hasarı veya parçalanmayı anlatır; bu yüzden her ekleme yoğunluğu artırır ve hızlı, komik bir ritim oluşturur. Bu liste, ketçap yapımındaki dört resmî aşamayı değil, söz sanatına dayalı bir abartıyı gösterir. Bu birikimli kalıp, yalnızca very eklemek yerine birbiriyle ilişkili bir dizi sözcükle betimlemeyi güçlendirir.

Alıştırma

pulverized, smashed, thrashed, utterly destroyed dizisinin temel etkisi nedir?

  1. Yoğunluğu artırır ve komik bir ritim oluşturur.
  2. Betimlemeyi daha zayıf ve belirsiz hâle getirir.
  3. Domates işlemenin dört resmî aşamasını belirtir.
Cevabı göster

Yoğunluğu artırır ve komik bir ritim oluşturur.

See these tiny particles?

1:55

Bu küçücük parçacıkları görüyor musunuz?

This is what remains of tomato cells Kalıp ifadeler

1:56

Ketçap işleminden geçtikten sonra

after they go through the ketchup treatment. Deyimler

1:58

domates hücrelerinden geriye kalanlar bunlardır.

Kalıp ifadeler

what remains of tomato cells: domates hücrelerinden geriye kalan kısım

Burada what remains of tomato cells, “domates hücrelerinden geriye kalan kısım” demektir. Bu yapıda what, “the thing that” fikrini zaten içerir; bu nedenle grubun tamamı is fiilinden sonra bir isim gibi görev yapar. Hasar, zaman, kullanım veya işleme sonucunda özgün şeyin yalnızca bir kısmı kaldığında what remains of + isim kullanılabilir. Odak, özgün şeyin değişmeden varlığını sürdürmesi değil, geriye kalan malzemedir.

Alıştırma

Cümleyi “özgün şeyden geriye kalan kısım” anlamındaki vurgulanan yapıyla tamamlayın: After the storm, this doorway is ____ the beach house.

Cevabı göster

what remains of

Deyimler

after they go through the ketchup treatment: ketçap yapım işleminden geçtikten sonra

after ile başlayan yan cümle, sonucu işleme sürecinden sonraya yerleştirir. They, tomato cells ifadesine gönderme yapar; go through + süreç veya işlem ise o prosedürü deneyimlemekten ya da geçirmekten söz eder. Burada the ketchup treatment, domatesleri ketçaba dönüştüren işleme sürecine verilen eğlenceli bir addır. Treatment tıbbi bakım değil, işleme anlamındadır ve bu ifade hücreleri özel bir muamele görüyormuş gibi hafifçe kişileştirir.

Alıştırma

Vurgulanan cümledeki iki sözcüklü öbek fiili “bir süreçten geçmek” anlamında kullanarak cümleyi tamamlayın: Every application must ____ a review process before approval.

Cevabı göster

go through

And the liquid around those particles,

2:01

Ve bu parçacıkların etrafındaki sıvı,

that's mostly water and some vinegar,

2:02

çoğunlukla su ve biraz sirke,

sugar, and spices.

2:04

şeker ve baharattan oluşur.

When ketchup is just sitting around, Öbek fiiller

2:06

Ketçap öylece durduğunda,

the tomato particles are evenly and randomly distributed.

2:08

domates parçacıkları eşit ve rastgele dağılmıştır.

Öbek fiiller

just sitting around: kullanılmadan veya hareketsiz kalmak

Bu cümlede just sitting around, ketçabın üzerinde belirgin bir işlem yapılmadan kendi hâline bırakılması demektir. Domates parçacıklarının gerçek anlamda bir şeyin etrafında oturduğu anlamına gelmez. Bir nesne veya malzeme için sit around, onun kullanılmadan, hareketsiz veya dokunulmadan kalmasını gündelik bir şekilde anlatabilir. Just, o anda olan şeyin yalnızca bu olduğunu vurgular.

Alıştırma

“The old printer has been sitting around for months,” cümlesinde “sitting around” ne anlama gelir?

  1. Daha hızlı çalışmaya başlamıştır.
  2. Kullanılmadan veya çalışmadan kalmıştır.
  3. Bir çember şeklinde yerleştirilmiştir.
Cevabı göster

Kullanılmadan veya çalışmadan kalmıştır.

Now let's say you apply a weak force very quickly. Anlatım akışı

2:11

Şimdi diyelim ki çok hızlı bir şekilde zayıf bir kuvvet uyguladınız.

Anlatım akışı

let's say you apply a weak force: varsayımsal bir durum oluşturmak

Let's say you apply a weak force, dinleyiciden bu koşulu bir süreliğine hayal etmesini ister. Burada let's say, “varsayalım” veya “hayal edelim” anlamına gelir; konuşma daveti değildir. You apply a weak force yan cümlesi, varsayılan koşulu belirtir. Bu kalıp önce bir durum oluşturarak açıklamadaki bilgileri düzenler; böylece konuşmacı daha sonra ne olduğunu anlatabilir veya bunun üzerine akıl yürütebilir. You belirli bir kişiyi değil, hayal edilen herhangi bir dinleyiciyi ifade eder.

Alıştırma

“Let's” ile başlayan ve “varsayalım” anlamına gelen iki sözcüklük hedef kalıbı yazın: ____ the battery lasts only one hour. What should we change?

Cevabı göster

Let's say

The particles bump into each other,

2:13

Parçacıklar birbirine çarpar,

but can't get out of each other's way, Deyimler

2:15

ancak birbirlerinin yolundan çekilemezler,

so the ketchup doesn't flow.

2:17

bu yüzden ketçap akmaz.

Deyimler

can't get out of each other's way: birbirlerinin yolundan çekilememek

Get out of someone's way, hareket edip ya da konum değiştirip artık o kişinin yolunu kapatmamak demektir. Each other's kullanıldığında eylem karşılıklı olur: her parçacığın diğerlerini engellemeyi bırakması gerekir. Can't bu ifadeyi olumsuz yaptığı için parçacıklar sıkışık kalır ve birbirlerine yer açamaz. Bu ifade fiziksel hareketi anlatabileceği gibi, insanların birbirlerini engellememek için işlerini düzenlemesini de anlatabilir.

Alıştırma

"The two crews changed their schedules to get out of each other's way." cümlesinde program değişikliği ekiplerin ne yapmasına yardımcı oldu?

  1. Birbirlerini engellemeyi bırakmalarına
  2. Birbirlerinin işini kopyalamalarına
  3. Birbirlerine doğru hareket etmelerine
Cevabı göster

Birbirlerini engellemeyi bırakmalarına

Now let's say you apply a strong force very quickly.

2:18

Şimdi de çok hızlı bir şekilde güçlü bir kuvvet uyguladığınızı varsayalım.

That extra force is enough to squish the tomato particles, Dilbilgisi

2:21

Bu ekstra kuvvet domates parçacıklarını ezmek için yeterlidir,

Dilbilgisi

is enough to squish: ezmeye yetecek kadar olmak

be enough to + fiilin yalın hâli, bir şeyin, miktarın veya koşulun bir eylem ya da sonuç için gereken düzeye ulaştığını belirtir. Burada ek kuvvet, domates parçacıklarını ezmek için gereken düzeye ulaşır. Özne neyin yeterli olduğunu, to + fiil bölümü ise bunun oluşturabileceği sonucu gösterir: that extra force + is enough + to squish.

Alıştırma

Cümleyi vurgulanan be enough to kalıbının doğru şimdiki zaman biçimiyle tamamlayın: One lantern ____ light the whole tent.

Cevabı göster

is enough to

so maybe instead of little spheres,

2:24

bu yüzden küçük küreler olmak yerine,

they get smushed into little ellipses. Kalıp ifadeler

2:26

küçük elipsler halinde ezilebilirler.

Kalıp ifadeler

get smushed into ...: ezilip yeni bir şekle dönüşmek

Get + geçmiş zaman ortacı konuşma dilinde edilgen bir yapı kurabilir. Burada they get smushed, kürelerin eyleme maruz kaldığını anlatır: küreler etkin biçimde bir şey yapmak yerine basınçla ezilir. Into little ellipses bu basıncın sonucunu gösterir. Aktarılabilir get + geçmiş zaman ortacı + into + sonuç kalıbı, bir şeyin yeni bir şekle veya duruma dönüştürülmesini anlatır; smushed ise basılıp ezilerek şekli bozulan bir şeyi ifade eden samimi ve canlı bir sözcüktür.

Alıştırma

Cümleyi vurgulanan get edilgen yapısının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Yesterday, under the heavy box, the soft ball ____ a flat oval.

Cevabı göster

got smushed into

And boom, now you have enough space Notlar

2:28

Ve güm, artık bir grup parçacığın

for one group of particles to get passed others

2:29

diğerlerinin yanından geçebilmesi için yeterli alanınız vardır

and the ketchup flows.

2:32

ve ketçap akar.

Anlatım akışı

And boom: ani bir sonucu vurgulamak

And boom, ileride gelecek bir sonuca işaret eden sözlü bir etkidir: önceki koşul gerçekleşince sonuç aniden ve açıkça ortaya çıkar. Burada boom gerçek anlamda kullanılmaz; bir patlama olduğu söylenmez. Bir söylem belirleyicisi olarak neden ile sonuç arasındaki geçişi fark etmeyi kolaylaştırır ve açıklamayı düzenler. Ayrıca anlatıma hız, vurgu ve biraz dramatik etki katar.

Alıştırma

And boom bu açıklamada ne işe yarıyor?

  1. Gerçek bir patlamanın meydana geldiğini bildiriyor.
  2. Parçacık hareketiyle ilgili teknik bir terim tanıtıyor.
  3. Sonucun tam bu noktada ortaya çıktığını dramatik biçimde gösteriyor.
Cevabı göster

Sonucun tam bu noktada ortaya çıktığını dramatik biçimde gösteriyor.

Dilbilgisi

have enough space for ... to ...: birinin veya bir şeyin hareket etmesine yetecek alan

have enough space for + isim öbeği + to + fiil kalıbı, mevcut alanın belirtilen kişinin veya şeyin bir eylemi yapmasına yetecek kadar olduğunu anlatır. Bu cümlede one group of particles, for sonrasındaki isim öbeğidir; to ile başlayan bölüm ise ek alanın neyin gerçekleşmesini sağladığını gösterir. Daha genel kalıp enough + isim + for + özne + to + fiil biçimindedir. Bu kalıp, yeterli bir koşulu o koşul sağlandığında hareket edebilen kişi veya şeyle bağlar.

Alıştırma

Hedef yapıyı tamamlayın: The locker has enough space ____ the large box ____ fit.

Cevabı göster

for · to

Now let's say you apply a very weak force,

2:34

Şimdi çok zayıf bir kuvvet uyguladığınızı düşünelim,

but for a very long time.

2:36

ama çok uzun bir süre boyunca.

Turns out, we're not exactly sure Anlatım akışı

2:37

Görünüşe göre, bu senaryoda

what happens in this scenario.

2:39

ne olduğundan tam olarak emin değiliz.

Anlatım akışı

Turns out ... we're not exactly sure: beklentiyi düzeltip kesinliği sınırlamak

Turns out, konuşanın dinleyicilerin beklediğinden farklı olabilecek yeni bir bilgi veya sonuç sunacağını belirtir. Açıklamayı net bir yanıt beklentisinden gerçekte ulaşılan bulguya taşır. Ardından we're not exactly sure, kesinlik düzeyini azaltır. İki bölüm birlikte mesajı şu sırayla düzenler: önce beklentiyi düzeltir, sonra mevcut bilginin sınırını belirtir. Not exactly sure, tam olarak emin olmamak demektir; otomatik olarak hiçbir şey bilmemek anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle beklenmedik bir gelişmeyi sunarken belirsizliği dikkatli biçimde kabul eder?

  1. We have always known exactly what caused the delay.
  2. We know absolutely nothing about the delay.
  3. Turns out, we're not exactly sure what caused the delay.
Cevabı göster

Turns out, we're not exactly sure what caused the delay.

One possibility is that the tomato particles Anlatım akışı

2:41

Bir olasılık şudur: domates parçacıkları

near the walls of the container

2:43

kabın çeperlerine yakın olanlar

slowly get bumped towards the middle,

2:45

yavaşça ortaya doğru itilir

leaving the soup they were dissolved in, Kalıp ifadeler

2:47

ve içinde çözüldükleri çorbayı (ki

which remember is basically water, Anlatım akışı

2:48

bunun temelde su olduğunu unutmayın)

Kalıp ifadeler

leaving the soup they were dissolved in: sonuç bildiren bir -ing yan cümlesi

Virgülden sonra gelen leaving ..., önceki sürecin sonucunu bildiren bir -ing yan cümlesidir. Parçacıklar ortaya doğru hareket eder ve bunun sonucunda çevrelerindeki sıvıyı geride bırakır. Buradaki leaving, sıvının kendisinin bir yere gittiği anlamına gelmez. the soup they were dissolved in ifadesindeki they, domates parçacıklarını belirtir. Bu, doğal biçimde kısaltılmış bir ilgi yan cümlesidir: the soup that they were dissolved in. in edatı sonda kalır.

Alıştırma

Hangi cümle aynı şekilde sonuç göstermek için virgül + leaving kullanıyor?

  1. Leaving the room, Maya waved goodbye.
  2. The ice melted, leaving a puddle on the floor.
  3. I heard that Leo was leaving after lunch.
Cevabı göster

The ice melted, leaving a puddle on the floor.

near the edges.

2:50

kenarlarda bırakırlar.

Anlatım akışı

One possibility is that: bir varsayım ortaya koymak

One possibility is that, doğrulanmış bir sonuç değil, olası açıklamalardan birini sunar. One, başka açıklamaların da bulunabileceğini gösterir. Bu kalıp, ardından gelen bilgiyi bir varsayım olarak düzenler. Gözlemlenen gerçeklerle konuşanın önerdiği neden veya mekanizmayı ayırmaya yardımcı olur.

Alıştırma

Yalnızca olası açıklamalardan birini sunan kalıpla cümleyi tamamlayın: We do not know why the sensor failed. ____ dust blocked it.

Cevabı göster

One possibility is that

Anlatım akışı

which remember is basically water: dinleyiciye hatırlatma yapan remember

Burada which, önceki the soup hakkında ek bilgi verir: bunun temelde su olduğunu söyler. Konuşmadaki which remember is basically water ifadesini, remember’ın ilgi cümleciğinin içine girdiği which, remember, is basically water biçiminde anlayın. Remember doğrudan dinleyiciye seslenip daha önce verilen bilgiyi hatırlatır. Konuşmacı açıklamaya devam etmeden önce bu gerçeği yeniden odağa getirir; which’in ya da suyun bir şeyi hatırladığı anlamına gelmez.

Alıştırma

“which remember is basically water” ifadesinde remember ne yapar?

  1. Dinleyiciden yeni bir bilgiyi ezberlemesini ister.
  2. Dinleyiciye daha önce verilen bir bilgiyi hatırlatır.
  3. Suyun bir şeyi hatırlayabildiğini söyler.
Cevabı göster

Dinleyiciye daha önce verilen bir bilgiyi hatırlatır.

That water serves as a lubricant Kelime

2:51

Bu su, cam şişe ile ortadaki ketçap tıkacı arasında

between the glass bottle and the center plug of ketchup,

2:53

bir kayganlaştırıcı görevi görür

and so the ketchup flows.

2:56

ve böylece ketçap akar.

Kelime

That water serves as a lubricant: serve as + rol

Serve as + isim, “o ismin belirttiği rolü veya işlevi yerine getirmek” anlamına gelir. Cümlede su, cam ile ortadaki ketçap kütlesi arasında kayganlaştırıcı işlevi görerek ketçabın hareket etmesine yardımcı olur. Bu ifade, suyun bu durumdaki işlevini anlatır; suyun bir kişiye hizmet ettiğini söylemez. Water burada tekil kabul edilen sayılamayan bir isim olduğu için fiil serves biçimindedir.

Alıştırma

Cümleyi serve as ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The red light ____ a warning when the door is open.

Cevabı göster

serves as

Another possibility is that the particles

2:59

Başka bir olasılık da, parçacıkların

slowly rearrange themselves into lots of small groups, Kalıp ifadeler

3:00

yavaşça kendilerini birçok küçük gruba ayırması

which then flow past each other.

3:03

ve ardından birbirlerinin yanından akıp gitmesidir.

Kalıp ifadeler

slowly rearrange themselves into lots of small groups: yavaşça yeniden dizilip çok sayıda küçük grup oluşturmak

Slowly rearrange themselves into lots of small groups, parçacıkların düzeninde kademeli bir değişimi anlatır. Dönüşlülük zamiri themselves, particles sözcüğüne döner: konumları değişen şeyler yine parçacıklardır ve onları düzenleyen ayrı bir özne belirtilmez. Bu kullanım, parçacıkların düşündüğü veya seçim yaptığı anlamına gelmez. Into, değişimin sonucu olan lots of small groups ifadesini getirir; slowly ise değişimin hızını belirtir. Yeniden kullanılabilecek kalıp subject + rearrange itself/themselves into + new arrangement şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi rearrange themselves into ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: As the liquid cooled, the molecules ____ a regular pattern.

Cevabı göster

rearranged themselves into

Scientists who study fluid flows Kelime

3:05

Akışkanların akışını inceleyen bilim insanları,

are still actively researching Kalıp ifadeler

3:07

ketçabın ve neşeli dostlarının nasıl çalıştığını

how ketchup and its merry friends work.

3:08

hala aktif olarak araştırıyorlar.

Kelime

Scientists who study fluid flows: who cümleciğiyle tanımlanan bilim insanları

Who study fluid flows, Scientists sözcüğünü niteleyen tanımlayıcı bir ilgi cümleciğidir. Cümlenin hangi bilim insanlarından söz ettiğini, yani alanı akışkan akışı olanları belirtir. Who, insan bildiren Scientists ismine döner ve study fiilinin öznesi görevini görür. Yeniden kullanılabilecek kalıp plural people noun + who + base-form verb + details şeklindedir; engineers who design bridges buna örnektir. Bu isim öbeğinin tamamı daha sonra ana cümlenin öznesi olabilir. Altyazıdaki ana fiil are sözcüğüdür.

Alıştırma

Who sözcüğünün bir uzman grubunu belirten cümleciği doğru biçimde başlattığı cümleyi seçin.

  1. Engineers who design bridges must consider strong winds.
  2. Engineers who designing bridges must consider strong winds.
  3. Engineers which design bridges must consider strong winds.
Cevabı göster

Engineers who design bridges must consider strong winds.

Kalıp ifadeler

are still actively researching: hâlâ etkin biçimde süren araştırma

Are researching fiil öbeği şimdiki zaman yapısındadır; bu nedenle araştırmanın şu anda sürdüğünü gösterir. Still, etkinliği daha önceki bir zamana bağlayarak henüz bitmediğini gösterir; actively ise bilim insanlarının gerçek bir çabayla çalışmayı sürdürdüğünü vurgular. İfade bir bütün olarak konuyu hâlen etkin biçimde araştırılan bir alan olarak sunar. Ayrıca kesin bir cevabın henüz ortaya konmadığını düşündürür.

Alıştırma

Cümlede are still actively researching neyi vurgular?

  1. Çalışma şu anda devam ediyor ve araştırmacılar etkin biçimde çaba gösteriyor.
  2. Bilim insanları konuyu yalnızca ara sıra düşünüyor.
  3. Araştırma daha önce tamamlandı.
Cevabı göster

Çalışma şu anda devam ediyor ve araştırmacılar etkin biçimde çaba gösteriyor.

Ketchup basically gets thinner the harder you push,

3:11

Ketçap temelde ne kadar sert iterseniz o kadar incelir,

but other substances like Oobleck Kültür

3:13

ancak Oobleck gibi diğer maddeler

or some natural peanut butters

3:15

veya bazı doğal fıstık ezmeleri

actually get thicker the harder you push.

3:16

siz ne kadar sert iterseniz aslında o kadar kalınlaşır.

Kültür

Oobleck: kuvvete duyarlı, Newtonyen olmayan bir karışım

Oobleck, Newtonyen olmayan bir akışkanı göstermek için sıkça kullanılan mısır nişastası ve su karışımıdır. Yavaşça tutulduğunda akabilir; ancak hızlı bir kuvvet uygulandığında harekete direnip daha katıymış gibi hissedilebilir. Bu bilgi, cümlede neden geçtiğini açıklar: Oobleck, daha sert itildiğinde direnci artabilen bir madde örneğidir.

Alıştırma

Bu bilimsel bağlamda Oobleck nedir?

  1. Sıvıların akış hızını ölçen bir araç
  2. Ani kuvvete direnebilen mısır nişastası ve su karışımı
  3. Fen sınıfları için üretilmiş bir ketçap markası
Cevabı göster

Ani kuvvete direnebilen mısır nişastası ve su karışımı

Others can climb up rotating rods Kelime

3:19

Diğerleri ise dönen çubuklara tırmanabilir

or continue to pour themselves out of a beeker Deyimler

3:21

veya onları bir kez akıttığınızda

once you get them started. Kalıp ifadeler

3:24

bir deney bardağından kendi kendilerine akmaya devam edebilirler.

Kelime

climb up rotating rods: cansız maddelerin yukarı hareketi

Burada climb up, ellerini ya da ayaklarını kullanan bir insanı veya hayvanı anlatmaz. Others öznesi başka maddeleri ifade eder ve söz öbeği, çubuklar dönerken bu maddelerin çubuklar boyunca yukarı hareket ettiği anlamına gelir. Climb kullanımı bu sıra dışı hareketi gözde canlandırmayı kolaylaştırır. Özne cansız olduğunda climb, gerçek anlamda tırmanmak yerine yavaş veya şaşırtıcı bir yukarı hareketi anlatabilir.

Alıştırma

Bu cümlede Others can climb up rotating rods ne anlama gelir?

  1. İnsanlar çubuklar dönerken onlara tırmanır.
  2. Maddeler dönen çubuklar boyunca yukarı hareket eder.
  3. Çubuklar maddelerin içinden kendiliğinden yükselir.
Cevabı göster

Maddeler dönen çubuklar boyunca yukarı hareket eder.

Deyimler

continue to pour themselves out of a beeker: dönüşlü yapı ve kişileştirme

Bu dönüşlü yapıda themselves, çoğul özne Others'a geri gönderme yapar. İfade, maddeleri hem eylemi gerçekleştiren hem de kaptan çıkan şey olarak sunar. Bu hafif bir kişileştirmedir; maddelerin niyeti olduğu iddiası değildir. Gerçek anlamı, süreç bir kez başladıktan sonra birinin onları tekrar tekrar dökmesine gerek kalmadan akmaya devam etmeleridir.

Alıştırma

These liquids ifadesine geri gönderme yapan dönüşlü zamirle cümleyi tamamlayın: Once the flow begins, these liquids continue to pour ____ out of the container.

Cevabı göster

themselves

Kalıp ifadeler

once you get them started: devam eden bir süreci başlatmak

Burada once, “koşul karşılanır karşılanmaz” anlamına gelir; “bir kez” anlamında değildir. Once you get them started, bu maddeleri akmaya başlattığınız anda dışarı akmaya devam ettikleri anlamındadır. get + nesne + started kalıbı “bir kişiyi, şeyi ya da süreci başlatmak” demektir. Bir etkinliği başlatan ve ardından sürmesini sağlayan dış etkiyi vurgular.

Alıştırma

Cümleyi once ve get + object + started kalıbıyla tamamlayın: The toy cars may stick at first, but ____, they keep moving.

Cevabı göster

once you get them started

From a physics perspective, though, Anlatım akışı

3:26

Ancak fiziksel bir perspektiften bakıldığında,

ketchup is one of the more complicated mixtures out there. Kalıp ifadeler

3:27

ketçap piyasadaki en karmaşık karışımlardan biridir.

Anlatım akışı

From a physics perspective: bakış açısını belirlemek

Cümlenin başındaki bu ifade, dinleyiciye açıklamayı hangi bakış açısından değerlendirmesi gerektiğini bildirir. Önce bakış açısını, ardından yargıyı sunarak bilgiyi düzenler. Burada complicated, ketçabın fiziksel bir karışım olarak karmaşık olduğunu belirtir; tadının, fiyatının ya da her yönünün karmaşık olduğunu söylemez. Yeniden kullanılabilen From a/an + alan veya konu + perspective kalıbı, belirli bir açıdan analiz başlatır. Bakış açısı değiştiğinde aynı konu hakkında farklı bir yargıya varılmasını sağlar.

Alıştırma

Güvenlik bakış açısını ve From a/an ... perspective kalıbını kullanarak cümleyi tamamlayın: ____, the helmet needs a stronger strap.

Cevabı göster

From a safety perspective

Kalıp ifadeler

one of the more ... out there: mevcut olanlar arasında nispeten karmaşık olanlardan biri

One of the more complicated mixtures, ketçabın daha geniş karışımlar sınıfı içinde nispeten karmaşık gruba ait olduğunu belirtir. Kalıp one of + the + karşılaştırma sıfatı + çoğul isim şeklindedir. Güçlü bir karşılaştırma yapar, ancak ketçabın karmaşıklık düzeyi kesinlikle en yüksek gruba ait olduğunu iddia etmez. Out there burada gayriresmî olarak “var olan veya değerlendirmeye alınabilecek örnekler arasında” anlamına gelir. Karşılaştırmayı genel olarak karışımlara yayar; fiziksel olarak dışarıda bulunmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Burada "one of the more complicated mixtures out there" ne anlama geliyor?

  1. Dışarıda bulunan bir karışımdır.
  2. Karmaşıklık düzeyi kesinlikle en yüksek karışımlar grubuna aittir.
  3. Var olan karışımlar arasında nispeten karmaşık olanlardan biridir.
Cevabı göster

Var olan karışımlar arasında nispeten karmaşık olanlardan biridir.

And as if that weren't enough, Deyimler

3:30

Ve bu kadarı yetmezmiş gibi,

Deyimler

as if that weren't enough: dikkat çekici bir olgu daha eklemek

As if that weren't enough, önceki olguyu zaten dikkat çekici, sorunlu veya etkileyici olarak sunan ve ardından etkiyi artıran bir olgu daha ekleyen bir bağlantı ifadesidir. Olumsuz bir bağlamda çoğu zaman “işleri daha da kötüleştirmek için” anlamına gelir; daha genel olarak “üstelik daha fazlası da var” demektir. Weren't, miktarın gerçekten yeterli olup olmadığına dair bir soru değil, hayalî bir “yeterli olmama” durumunu anlatır. Bu bölüm virgülle bittiği için ardından yeni bir bilginin gelmesi gerekir.

Alıştırma

Cümleyi, bir sorun daha eklemek için derste öğrenilen ifadeyle tamamlayın: The bus was late. ____, it started to rain.

Cevabı göster

As if that weren't enough

the balance of ingredients Kalıp ifadeler

3:31

malzemelerin dengesi

Kalıp ifadeler

the balance of ingredients: malzemelerin göreli oranları

Bu ifadede balance, farklı malzemelerin göreli oranlarını ve birlikte nasıl iş gördüklerini anlatır; tartı aleti anlamına gelmez. İfade, tek bir malzemeden çok malzemeler arasındaki ilişkiye odaklanır. balance of X kalıbı, birkaç parçanın bir bütün içinde nasıl bir araya geldiğini anlatır. Malzeme kümesi aynı kalsa bile bir parçanın oranını değiştirmek dengeyi değiştirebilir.

Alıştırma

Bir tarif açıklamasında “the balance of ingredients” neyi vurgular?

  1. Malzemelerin oranlarını ve birlikte nasıl iş gördüklerini
  2. Malzemeleri tartmak için hangi aletin kullanıldığını
  3. Hangi malzemelerin geriye kaldığını
Cevabı göster

Malzemelerin oranlarını ve birlikte nasıl iş gördüklerini

and the presence of natural thickeners Kelime

3:32

ve ksantan sakızı gibi

Kelime

and the presence of natural thickeners: varlığı resmî bir biçimde ifade etmek

Temel ifade olan the presence of natural thickeners, doğal kıvam artırıcıların mevcut olduğu anlamına gelen bir isim öbeğidir. Presence, “doğal kıvam artırıcılar var” düşüncesini, bir etken ya da koşul olarak sıralanabilecek bir yapıya dönüştürür. Baştaki and, bu etkeni aynı listedeki önceki bir etkene bağlar. İsimlere dayalı bu anlatım, resmî açıklamalarda birden fazla neden ya da koşulu düzenli biçimde sunmaya yardımcı olur.

Alıştırma

Resmî cümleyi the presence of X kalıbıyla tamamlayın: ____ bacteria in the sample may affect the result.

Cevabı göster

The presence of

like xanthan gum, Kültür

3:34

doğal koyulaştırıcıların varlığı

which is also found in many fruit drinks and milkshakes,

3:35

(ki bu pek çok meyve içeceğinde ve milkshake'te de bulunur)

Kültür

xanthan gum: gıda kıvam artırıcısı ve stabilizatörü

Xanthan gum, yani ksantan gam, çoğunlukla kıvam artırıcı ve stabilizatör olarak kullanılan bir gıda bileşeninin adıdır. Sıvıyı koyulaştırabilir ve bileşenlerin eşit biçimde karışmış kalmasına yardımcı olabilir. Bu bilgi, aynı bileşenin neden meyveli içeceklerde, milkshake'lerde ve soslarda bulunabildiğini açıklar: dokuyu ve akışkanlığı değiştirir.

Alıştırma

Bu cümlede xanthan gum neyi ifade ediyor?

  1. Karışımları koyulaştırmak ve dengeli tutmak için kullanılan bir gıda bileşenini
  2. İçeceklerde kullanılan bir meyve türünü
  3. Yalnızca milkshake'lerde kullanılan bir tatlandırıcıyı
Cevabı göster

Karışımları koyulaştırmak ve dengeli tutmak için kullanılan bir gıda bileşenini

can mean that two different ketchups Dilbilgisi

3:38

iki farklı ketçabın

behave completely differently.

3:39

tamamen farklı davranması anlamına gelebilir.

Dilbilgisi

can mean that: olası bir sonucu belirtmek

Can mean that, daha önce belirtilen bir koşulu veya gerçeği olası bir anlam ya da sonuca bağlar. That ile başlayan yan cümle, neyin gerçekleşebileceğini belirtir; burada iki ketçabın çok farklı davranabileceğini söyler. Can yardımcı fiili ifadeyi daha temkinli yapar. Sonucun bazı koşullarda mümkün olduğunu, her seferinde mutlaka gerçekleşmediğini gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle sonucu kesin değil, olası olarak en iyi biçimde sunuyor?

  1. A loose connection can mean that the screen flickers.
  2. A loose connection cannot mean that the screen flickers.
  3. A loose connection means that the screen always flickers.
Cevabı göster

A loose connection can mean that the screen flickers.

But most will show two telltale properties: Kelime

3:41

Ancak çoğu iki belirgin özellik gösterir:

Kelime

ipucu niteliğindeki iki özellik

Bu cümlede telltale, “bir şeyi ele veren” veya “kanıt olarak kolayca tanınan” anlamına gelir. Two telltale properties, anlatılan davranışın ya da malzemenin türünü belirlemeye yardımcı olan iki özelliktir. İki nokta, bu iki özelliğin hemen ardından sıralanacağını gösterir. Telltale, özelliklerin hikâye anlattığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede telltale, properties sözcüğünün anlamına ne ekler?

  1. Bu özellikler anlatılan bir hikâyeye aittir.
  2. Bu özellikler gizlidir ve gözlemlenemez.
  3. Bu özellikler davranışı belirlemeye yardımcı olan ipuçları sunar.
Cevabı göster

Bu özellikler davranışı belirlemeye yardımcı olan ipuçları sunar.

sudden thinning at a threshold force Kelime

3:44

bir eşik kuvvetinde ani incelme

Kelime

kuvvet eşik değerine ulaştığında ani incelme

Bu kısa ve yoğun isim öbeği bir özelliği adlandırır. Sudden thinning, bir malzemenin hızla daha az koyu hâle gelmesi ve daha kolay akması demektir. At a threshold force, değişimi başlatan koşulu verir: uygulanan kuvvet kritik bir düzeye ulaştığında değişim gerçekleşir. Buradaki at bir yeri değil, bir değere ulaşmayı anlatır.

Alıştırma

“sudden thinning at a threshold force” hangi özelliği anlatır?

  1. Tüm kuvvet kaldırıldığında malzeme her seferinde yavaşça koyulaşır.
  2. Uygulanan kuvvet kritik bir düzeye ulaşınca malzeme hızla daha kolay akar hâle gelir.
  3. Malzeme yalnızca belirli bir yere ulaştığı için değişir.
Cevabı göster

Uygulanan kuvvet kritik bir düzeye ulaşınca malzeme hızla daha kolay akar hâle gelir.

and more gradual thinning after a small force Kelime

3:46

ve uzun süre küçük bir kuvvet uygulandıktan sonra

is applied for a long time.

3:48

daha kademeli incelme.

Kelime

more gradual thinning after a small force is applied for a long time

Burada thinning, viskozitenin azalması demektir: malzeme daha kolay akar; şekil olarak fiziksel biçimde incelmez. More gradual, bu süreci daha önce belirlenen karşılaştırma noktasına göre daha yavaş ve daha az ani olarak sunar. After a small force is applied for a long time koşulu ve zamanlamayı verir. Is applied edilgen yapıdadır; bu nedenle odak, kuvveti kimin uyguladığında değil, malzemenin aldığı kuvvettedir. For a long time, kademeli viskozite azalması gelişmeden önce küçük kuvvetin uzun süre devam ettiğini belirtir. Baştaki and, bu özelliği aynı açıklamadaki başka bir özelliğe ekler.

Alıştırma

Vurgulanan bilimsel açıklamayı doğru biçimde açan ifade hangisidir?

  1. Küçük bir kuvvet uzun süre uygulanır ve ardından viskozite kademeli olarak azalır.
  2. Hiç kuvvet uygulanmaz ve malzeme fiziksel olarak giderek kalınlaşır.
  3. Küçük bir kuvvet kısa süre uygulanır ve viskozitenin mutlaka bir anda azalması gerekir.
Cevabı göster

Küçük bir kuvvet uzun süre uygulanır ve ardından viskozite kademeli olarak azalır.

And that means you could get ketchup out of the bottle Notlar

3:50

Bu da demek oluyor ki ketçabı şişeden

in two ways:

3:52

iki şekilde çıkarabilirsiniz:

Anlatım akışı

that means you could get: açıklamadan pratik olasılığa geçiş

That, hemen önce verilen açıklamaya gönderme yapar; means ise bir çıkarıma işaret eder: konuşmacı, bu gerçeklerden nasıl bir sonuç çıktığını söylemek üzeredir. Bu ifade, dinleyiciyi bilimsel bilgiden pratik bir sonuca taşır. You could get..., bu sonuca dayanarak uygulanabilecek bir yolu sunar. Burada could geçmişteki bir yeteneği veya emri değil, pratik bir olasılığı ifade eder; you ise bu durumdaki herhangi bir kişiyi genel olarak belirtir.

Alıştırma

That means you could get... burada hangi söylem görevini yerine getiriyor?

  1. Önceki açıklamayı pratik bir olasılığa dönüştürür.
  2. Önceki açıklamanın yanlış olduğunu söyleyerek onu düzeltir.
  3. Önceki açıklamayla ilgisiz bir tanım sunar.
Cevabı göster

Önceki açıklamayı pratik bir olasılığa dönüştürür.

Öbek fiiller

get ketchup out of the bottle: get ... out of ... kullanımı

get + object + out of + place kalıbı, bir nesneyi bir yerin içinden dışına çıkarmak veya çıkarmayı başarmak anlamına gelir. Bu cümlede get sonucu anlatır: ketçap şişeden dışarı çıkar. Almak veya teslim almak anlamında değildir. Bu, sallamak, sıkmak veya çekmek gibi kesin yöntemin önemli olmadığı günlük eylemleri anlatmak için kullanılan yaygın ve konuşma diline uygun bir yapıdır.

Alıştırma

get + object + out of + place kalıbını tamamlayın: I can't get the coin ____ the jar.

Cevabı göster

out of

either give it a series of long, Dilbilgisi

3:53

ya arka arkaya uzun,

slow, languid shakes, Kelime

3:54

yavaş ve uyuşukça sallamalar yapıp

Kelime

languid shakes: yavaş, gevşek ve telaşsız sarsmalar

languid shakes ifadesinde languid, sarsmaların yavaş, gevşek ve acele etmeden, ani bir enerji hissi vermeden yapıldığını anlatır. Farklı bir eylem adlandırmak yerine long ve slow sözcüklerine canlı bir hareket biçimi ekler. Burada bu sözcük, uzatılmış hareketi kısa ve keskin bir sarsmayla karşılaştırır. Sarsmanın nasıl göründüğünü ve hissedildiğini anlatır; bütün kuvvetin kesildiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede languid, shakes sözcüğüne hangi anlamı katıyor?

  1. Sarsmaların kısa, ani ve keskin olduğunu söyler.
  2. Sarsmalar sırasında kuvvet uygulamanın tamamen durduğunu söyler.
  3. Sarsmaların yavaş, gevşek ve telaşsız olduğunu gösterir.
Cevabı göster

Sarsmaların yavaş, gevşek ve telaşsız olduğunu gösterir.

making sure you don't ever stop applying force, Kalıp ifadeler

3:56

kuvvet uygulamayı asla bırakmadığınızdan emin olursunuz,

Kalıp ifadeler

making sure ...: gerekli bir koşul eklemek

Making sure you don't ever stop applying force, önceki talimata bağlanan bir -ing yan cümlesidir. O eylemi yaparken hangi koşulun sürekli geçerli kalması gerektiğini anlatır: baştan sona kuvvet uygulamaya devam etmek. Ever, don't ifadesini güçlendirir; yani hiçbir kesinti olmamalıdır. Talimatlarda virgül + making sure + yan cümle, ana adıma sık sık bir kontrol veya koşul ekler. Anlaşılan özne ana eylemi yapan kişidir, bu nedenle iki eylem aynı anda gerçekleşir.

Alıştırma

Talimatı make sure ifadesinin -ing biçimiyle tamamlayın: Hold the ladder firmly, ____ it does not slip.

Cevabı göster

making sure

or you could hit the bottle once,

3:58

ya da şişeye bir kez,

very, very hard.

4:00

çok ama çok sert vurabilirsiniz.

Dilbilgisi

either ... or ... ile iki alternatif yöntem

Either iki alternatiften ilkini, or ise ikincisini tanıtır: either A or B. Burada A uzun süre yavaşça sallamak, B ise bir kez çok sert vurmaktır. Bu yapı, birlikte yapılması gereken iki eylemi değil, iki olası yöntemi sunar. Uzun bir cümlede either ve or sözcüklerini yol işaretleri gibi kullanın. Either sözcüğünden sonra başlayıp or sözcüğünden önce biten bölüm ilk seçenektir; or sözcüğünden sonraki bölüm ise ikinci seçenektir.

Alıştırma

İki alternatiften biri anlamına gelen eşleşmiş yapıyı tamamlayın: You can ____ take the stairs ____ use the elevator.

Cevabı göster

either · or

What the real pros do is keep the lid on, Notlar

4:02

Gerçek profesyonellerin yaptığı ise kapağı kapalı tutup,

Dilbilgisi

What the real pros do is ...: temel eylemi vurgulamak

What the real pros do is ... bir odaklama yapısıdır. What the real pros do biçimindeki what yan cümlesi özne görevindedir ve “gerçek profesyonellerin yaptığı şey” anlamına gelir. Ardından is, vurgulanan eylemi sunar: keep the lid on. Eylemi is sonrasına koymak, önemli veya uzmanlara özgü yöntemin açıklanmak üzere olduğu hissini verir. Yeniden kullanılabilen kalıp What + özne + do/does + is + yalın fiil öbeği şeklindedir.

Alıştırma

What + özne + do/does + is + eylem odaklama kalıbını tamamlayın: What skilled photographers ____ check the light first.

Cevabı göster

do is

give the bottle a few short, sharp shakes Kalıp ifadeler

4:04

tüm o domates parçacıklarını uyandırmak için

to wake up all those tomato particles, Deyimler

4:06

şişeyi kısa ve sert bir şekilde birkaç kez sallamak,

Kalıp ifadeler

few short, sharp shakes: kısa ve güçlü birkaç hareket

a few short, sharp shakes ifadesinde a few sayının az olduğunu, short her hareketin yalnızca kısa bir an sürdüğünü, sharp ise hareketin yumuşak değil hızlı, güçlü ve kararlı olduğunu gösterir. Shakes, ayrı sallama hareketlerini anlatan sayılabilir bir isimdir. give something a few ... shakes kalıbı, eylemi birbirinden ayrı birkaç sallama olarak sunar. Uzun ve rahat tek bir hareket yerine az sayıda hızlı sarsıntı düşünmemizi sağlar.

Alıştırma

a few short, sharp shakes en doğal olarak nasıl bir hareketi anlatır?

  1. Ani bir güç içermeyen tek bir kesintisiz hareket
  2. Az sayıda kısa ve güçlü hareket
  3. Uzun bir dizi yavaş ve yumuşak hareket
Cevabı göster

Az sayıda kısa ve güçlü hareket

Deyimler

to wake up all those tomato particles: canlı bir kişileştirme

to wake up all those tomato particles ifadesinde to wake up mastarı, kısa ve sert sallamaların amacını açıklar. Domates parçacıkları gerçekten uyanamaz; bu nedenle ifade onları kişileştirir. Sallama, dibe çökmüş veya kümelenmiş parçacıkların yeniden hareket edip gevşemesini sağlar. Daha genel olarak wake up, bir eylem cansız bir şeyi etkinleştirdiğinde veya etkisini belirginleştirdiğinde o şeye uygulanabilir. Bu imge canlı ve anlaşılması kolaydır, ancak fiziksel sürecin kesin bir açıklaması değildir.

Alıştırma

Doğru mu yanlış mı: to wake up all those tomato particles ifadesindeki wake up, parçacıkların gerçekten uyuduğunu söyler.

  1. Doğru
  2. Yanlış
Cevabı göster

Yanlış

and then take the lid off

4:08

ve ardından kapağı açıp

Öbek fiiller

keep the lid on ... take the lid off: bir durumu korumak ve değiştirmek

Keep the lid on, kapağı takılı ve yerinde bırakmak anlamına gelir. Keep, on durumunun devam ettiğini gösterir. Take the lid off ise kapağı çıkarmak demektir; böylece durum on hâlinden off hâline geçer. Bu ifadeler birlikte sıralı bir yönerge verir: bir işlem sırasında kapak takılı kalır, ardından çıkarılır. Bu kalıp kıyafet ve ekipmanlarla da kullanılabilir: önce keep it on, sonra take it off.

Alıştırma

Yönergeyi önce on, sonra off kullanarak tamamlayın: Keep your helmet ____ while you ride, and take it ____ after you stop.

Cevabı göster

on · off

and do a nice controlled pour Kalıp ifadeler

4:10

cennet gibi patates kızartmalarının üzerine

Kalıp ifadeler

do a nice controlled pour: pour sözcüğünün eylem adı olarak kullanımı

Burada pour, “bir kez dökme hareketi” anlamına gelen sayılabilen bir isimdir. do a ... pour kalıbı, hareketi nitelenebilen tek bir eylem olarak ele alır: a controlled pour, sıvının istenen hızda çıkması için sabit ve bilinçli biçimde dökmektir. Nice olumlu ve konuşma diline özgü bir ton katar. Hareketin akıcı görünmesi ve iyi sonuç vermesi gerektiğini belirtir; dökme hareketinin “nazik” olduğu anlamına gelmez. Sözlü, adım adım anlatımlarda do + eylem adı belirli bir harekete ad verebilir.

Alıştırma

Talimatı “bir kez dökme hareketi” anlamına gelen isimle tamamlayın: For a neat finish, do a slow, controlled ____ into the glass.

Cevabı göster

pour

onto their heavenly fries. Anlatım akışı

4:12

güzel, kontrollü bir döküş yapmaktır.

Anlatım akışı

heavenly fries: mesajı bitirmek için heaven imgesini yinelemek

Heavenly, burada patates kızartmalarını son derece lezzetli ve keyif verici olarak niteler; cennet hakkında gerçek anlamlı bir ifade değil, coşkulu bir övgüdür. Burada daha önemli olan, heavenly sözcüğünün başlangıca yakın kullanılan heaven imgesini tekrarlamasıdır. Bu imgeyi son ifadede geri getirmek, bitişi başlangıca bağlar ve açıklamaya hafif, tatmin edici bir tamamlanmışlık duygusu verir.

Alıştırma

Bu bitişte heavenly fries ifadesinin temel etkisi nedir?

  1. İlgisiz bir dinî konu ortaya atar.
  2. Patates kızartmalarını över ve önceki heaven imgesini yineleyerek bitişe tamamlanmışlık duygusu verir.
  3. Patates kızartmalarının gerçek konumunu belirtir.
Cevabı göster

Patates kızartmalarını över ve önceki heaven imgesini yineleyerek bitişe tamamlanmışlık duygusu verir.