Çağrı merkezleri: Yapay zekayla mı konuşuyorsunuz? ⏲️ 6 Minute English: İngilizce çalışma notları
BBC Learning English
Video özeti: Bu bölüm, yapay zekâ destekli izleme ve otomasyonun özellikle Filipinler ile Hindistan’daki çağrı merkezi işlerini nasıl değiştirdiğini inceliyor. İşlerin ortadan kalkması riskini, insan temsilcilerin zor müşteri görüşmelerine kattığı empatiyle karşılaştırıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. the impact of AI on jobs — Kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimler: Teknoloji, politika veya ekonomik değişimlerin istihdamı ve günlük yaşamı nasıl etkilediğini resmî konuşma ve yazılarda açıkça anlatmak için üretken “the impact of X on Y” kalıbını öğrenin. 2. If that wasn't stressful enough, — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Konuşmacının mevcut bir sorunu anlattıktan sonra daha da kötü bir güçlük eklemek için bu geçişi nasıl kullandığını fark edin. Birbiriyle bağlantısız şikâyetleri sıralamak yerine giderek ağırlaşan sorunlardan oluşan net bir akış kurun. 3. put itself in someone else's place — Deyimler ve mecazi ifadeler: Bunun fiziksel olarak başkasının yerini almak değil, o kişinin durumunu ve duygularını hayal etmek olduğunu anlayın. Bir insanın veya yapay zekâ sisteminin neden empatiyle karşılık verebildiğini ya da veremediğini açıklarken zamiri özneye göre uyarlayın.
Bu derste
Six Minute English from bbclearningenglish.com.
0:01bbclearningenglish.com'dan Altı Dakikada İngilizce.
Hello, this is Six Minute English from BBC Learning English.
0:08Merhaba, bu BBC Learning English'ten Altı Dakikada İngilizce.
Have you ever phoned up a company and had your call held in a queue? Notlar
0:14Hiç bir şirketi arayıp aramanızın bir sırada bekletildiği oldu mu?
phone up: bir kişiyi veya kurumu telefonla aramak
Phoned up, phone up öbek fiilinin geçmiş zaman biçimidir ve “telefonla aradı” anlamına gelir. Bu cümlede kişi bir şirketi aramıştır. Buradaki up, yukarı doğru bir hareket göstermez. phone up + kişi veya kurum yapısını tek bir fiil kalıbı olarak öğrenirseniz bunu müşteri hizmetleri, randevu ve bilgi alma aramalarında da kullanabilirsiniz.
Alıştırma
“Telefonla aradı” anlamındaki gündelik Britanya İngilizcesi öbek fiiliyle cümleyi tamamlayın: Yesterday, I ____ the clinic to change my appointment.
Cevabı göster
phoned up
had your call held in a queue ifadesindeki have + nesne + geçmiş zaman ortacı
Had your call held, have + nesne + geçmiş zaman ortacı yapısını kullanır. Your call nesnedir; held ise ona ne yapıldığını belirtir: telefon sistemi çağrıyı sırada bekletmiştir. Buradaki had, “sahipti” anlamına gelmez. Arayan kişinin çağrısını etkileyen bir deneyimi anlatır. Present perfect yapısındaki tam soruda had, phoned ile eş görevde kullanılır: Have you ever phoned ... and (have you ever) had ...? Bu yapı, sorumlu kişi veya sistemi söylemeden nesnenin başına ne geldiğine odaklanır.
Alıştırma
Biletlerin eyleme maruz kaldığını göstermek için cümleyi have + nesne + geçmiş zaman ortacı yapısının geçmiş biçimiyle tamamlayın: At the entrance, we ____.
Cevabı göster
had our tickets checked
then you've probably heard messages like this.
0:19o zaman muhtemelen bunun gibi mesajlar duymuşsunuzdur.
Müşteri hizmetlerinde rahatlatma ifadesi olarak Your call is important to us
Otomatik bir müşteri hizmetleri mesajında your call is important to us, arayan kişiyi rahatlatmak için kullanılan standart bir ifadedir. Kurumun aramaya değer verdiğini belirtir ve kişiyi beklemeye devam etmeye teşvik eder. Bu, yalnızca tarafsız bir bilgi değil, nazik bir hizmet ifadesidir. Bekleme sırası uzunsa kalıplaşmış, hatta ironik gelebilir; ancak kısa sürede yanıt verileceğini vaat etmez.
Alıştırma
Otomatik bir müşteri hizmetleri mesajında Your call is important to us ifadesinin temel işlevi nedir?
- Bir görevlinin hemen yanıt vereceğini vaat eder.
- Arayan kişileri rahatlatır ve beklemeye devam etmelerini teşvik eder.
- Arayan kişinin telefon numarasının kaydedildiğini bildirir.
Cevabı göster
Arayan kişileri rahatlatır ve beklemeye devam etmelerini teşvik eder.
Bekleme konumunu belirten number 89 in the queue
number 89 in the queue ifadesindeki number 89, arayan kişinin bekleme sırasındaki konumunu, yani 89. sırada olduğunu belirtir. Bu bir telefon numarası değildir. Queue, hizmet bekleyen kişi veya taleplerin sırasıdır. Telefon sisteminde bu sıra sanaldır; ancak aynı ifade çevrim içi destek veya sıralı başka bekleme durumları için de kullanılabilir.
Alıştırma
Bekleme konumunun 12 olduğunu gösterecek şekilde hizmet mesajını tamamlayın. Sayıyı İngilizce bir kelimeyle yazın ve number + position + in the queue yapısını kullanın: You are ____ the queue.
Cevabı göster
number twelve in
If you'd like to continue to hold press one, Ton ve niyet
0:28Beklemeye devam etmek isterseniz bire basın,
if you'd like to return to the main menu press zero. Kelime
0:30ana menüye dönmek isterseniz sıfıra basın.
If you'd like to ... ile seçenekleri nazikçe sunma
If you'd like to, If you would like to ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Burada gerçek dışı bir dileği anlatmaz; arayan kişinin seçebileceği bir işlemi nazikçe sunar. Kalıp, If you'd like to + eylem biçimindedir ve ardından bu seçenek için yapılacak işlem gelir. Bu başlangıç tekrarlanarak iki paralel seçenek verilir: hatta beklemeye devam etmek veya ana menüye dönmek.
Alıştırma
Nazik hizmet talimatını you would like to ifadesinin kısaltılmış biçimiyle tamamlayın: If ____ speak to an adviser, press two.
Cevabı göster
you'd like to
return to the main menu: sistemde ana menüye dönme
Return to the main menu, sistemin en üst düzeyindeki ana seçenekler listesine geri dönmek anlamına gelir. Bu telefon mesajında arayan kişi mevcut bekleme seçeneğinden çıkıp ana seçenekleri yeniden dinleyebilir. Burada menu, yemek listesi değil; telefon, uygulama, web sitesi, oyun veya makinedeki komutlar ya da seçenekler bütünüdür. Return to, önceki bir ekrana veya düzeye geri gitmeyi belirtir.
Alıştırma
Bir telefon sisteminde return to the main menu ne anlama gelir?
- Bir restoran menüsünden yemek sipariş etmek.
- Sistemin ana seçenekler listesine geri dönmek.
- Aramayı sonlandırıp tüm hizmetleri kapatmak.
Cevabı göster
Sistemin ana seçenekler listesine geri dönmek.
How do you feel when your phone call is put on hold, Phil? Öbek fiiller
0:33Telefon görüşmen beklemeye alındığında nasıl hissediyorsun, Phil?
Telefon görüşmesinde put on hold
Put on hold, telefon görüşmelerinde kullanılan kalıplaşmış bir ifadedir. Arama bağlı kalırken kişinin beklemesi anlamına gelir. Buradaki hold, bekleme durumunu belirtir; telefonu fiziksel olarak elde tutmak anlamına gelmez. Edilgen yapı your phone call is put on hold, aramaya ne olduğuna odaklanır. Etken yapı put someone on hold şeklindedir: bir görevli veya telefon sistemi, görüşmeyi sonlandırmadan kişiyi bekletir.
Alıştırma
Telefon cümlesini put ... on hold ile tamamlayın: The nurse needed to speak to the doctor, so she ____ for a moment.
Cevabı göster
put me on hold
Although, I do like it when there's a number saying how many people are in front of you. Notlar
0:40Yine de önünüzde kaç kişi olduğunu söyleyen bir numara olmasını seviyorum.
I do like it: Olumlu ifadeyi vurgulayan do
I do like it ifadesinde do, olumlu bir cümlede kullanılan vurgu yardımcı fiilidir. Like fiilini güçlendirir ve konuşanın bundan gerçekten ya da kesinlikle hoşlandığını belirtir; sıradan bir olumlu cümle kurmak için gerekli değildir. Bu vurgu çoğunlukla karşıtlık, düzeltme veya güvence belirtir. Burada although, daha az beklenen olumlu bir noktayı tanıtır ve do bu olumlu tutumu netleştirir. Başka durumlara aktarılabilen yapı do, does veya did + fiilin yalın hâlidir.
Alıştırma
Vurgu yardımcı fiiliyle tamamlayın: The game is difficult, but I ____ like its music.
Cevabı göster
do
Sıradaki konumu belirten in front of you
Bu cümlede in front of you, “sırada sizden önde” anlamına gelir. Bu kişilere sizden önce hizmet verilecektir; fiziksel olarak önünüzde durmaları veya onları görebilmeniz gerekmez. Bağlam sıralamayı açıkça gösterdiğinde aynı konum ifadesi gerçek bir sıra, telefon kuyruğu veya çevrim içi bekleme listesi için kullanılabilir.
Alıştırma
in front of ve dinleyiciyi belirten zamiri kullanarak sıra bilgisini tamamlayın: There are five callers ____.
Cevabı göster
in front of you
your call is finally connected: aramanız sonunda bağlandı
Your call is finally connected, bekleme aşamasının sona erdiğini ve telefon bağlantısının kurulduğunu, dolayısıyla hizmetle veya telefonu yanıtlayan kişiyle konuşabileceğinizi belirtir. Cümle edilgen bir yapı kullanır: your call bağlanma eylemine maruz kalan ögedir. Finally, bunun fark edilir derecede uzun veya can sıkıcı bir bekleyişten sonra gerçekleştiği anlamını ekler.
Alıştırma
finally ve connect sözcüğünün -ed biçimini kullanarak telefon hizmeti mesajını tamamlayın: Your call is ____.
Cevabı göster
finally connected
it's usually a call center worker you'll speak to. Kelime
0:48genellikle bir çağrı merkezi çalışanıyla konuşursunuz.
call center worker: çağrı merkezi çalışanı
Call center worker, bir kuruluş için müşteri aramalarını yanıtlayan; çoğunlukla soruları cevaplayan, sorunları çözen veya destek sağlayan çalışandır. Bu birleşik isimde call center iş yerinin ya da hizmetin türünü, worker ise kişiyi belirtir. Yalnızca o anda telefon görüşmesi yapan herhangi bir kişi anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede call center worker ne anlama geliyor?
- telefon görüşmesi yapan bir müşteri
- bir kuruluş için müşteri aramalarını yanıtlayan çalışan
- telefonları tamir eden bir teknisyen
Cevabı göster
bir kuruluş için müşteri aramalarını yanıtlayan çalışan
A real-live person who'll hopefully fix your problem. Kelime
0:51Umarım sorununuzu çözecek gerçek, canlı bir kişiyle.
A real-live person: otomatik sistem değil, gerçek bir insan
Burada a real-live person, arayan kişiyle doğrudan iletişim kurabilen gerçek bir insan anlamına gelir ve otomatik menü, kayıt, sohbet botu ya da yapay zekâ sistemiyle karşılaştırılır. Vurgulu ve günlük bu ifade, bir insana ulaşmanın özellikle sevindirici olduğunu hissettirir. Altyazıda real-live kısa çizgiyle yazılmış ve vurgulu bir sıfat olarak person sözcüğünün önüne getirilmiştir.
Alıştırma
Cümleyi bir bot yerine gerçek bir insanı güçlü biçimde vurgulayan günlük ifadeyle tamamlayın: The chatbot couldn't help, so I asked to speak to ____.
Cevabı göster
a real-live person
this work is now done using artificial intelligence or AI. Kültür
0:56bu iş artık yapay zeka veya AI kullanılarak yapılıyor.
artificial intelligence or AI: bir kısaltmayı tanıtma
artificial intelligence or AI ifadesinde or bir seçim sunmaz. AI'ı artificial intelligence ifadesinin kısaltması olarak tanıtır; bu nedenle iki ad aynı kavramı belirtir. Bu “tam terim + or + kısaltma” yapısı, dinleyenin yeni bir terimle daha sonra kullanılabilecek kısa biçimi ilişkilendirmesine yardımcı olur.
Alıştırma
Kısaltmayı tanıtmak için or kullanın: The scan uses magnetic resonance imaging, ____.
Cevabı göster
or MRI
And this is causing problems in countries like India and the Philippines,
1:01Ve bu, çağrı merkezi işlerinin ekonominin büyük bir bölümünü oluşturduğu Hindistan ve Filipinler gibi ülkelerde sorunlara neden oluyor.
where call center jobs make up a big part of the economy. Kalıp ifadeler
1:05Bu ülkelerde çağrı merkezi işleri ekonominin büyük bir bölümünü oluşturuyor.
make up a big part of: büyük bir payı anlatma
Bu cümlede make up a big part of, “büyük bir bölümünü oluşturmak” anlamına gelir. Çağrı merkezi işleri bir bileşendir; ekonomi ise daha büyük bütündür. Bileşim veya oran anlatmak için A make(s) up a big part of B kalıbını kullanın. A öznesine göre make ya da makes seçin.
Alıştırma
Cümleyi dersteki kalıpla tamamlayın: Tourism ____ the local economy.
Cevabı göster
makes up a big part of
we'll be asking who's really in charge at the call center. Kelime
1:09çağrı merkezinde gerçekten kimin sorumlu olduğunu soracağız.
in charge: sorumluluk ve yetki
In charge, bir şeyi yönetme sorumluluğuna veya karar verme yetkisine sahip olmak demektir. Bu cümledeki who's really in charge, çağrı merkezinin işleyişini gerçekte kimin kontrol ettiğini sorar. Bu ifade be fiilinden sonra gelir: bir kişi veya grup is in charge. Sorumluluk alanını belirtmek için in charge of the team örneğindeki gibi of + isim veya -ing biçimi eklenir.
Alıştırma
Cümleyi ‘sorumlu olmak’ anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: At the school fair, Mei is ____ the games table.
Cevabı göster
in charge of
And remember, you can read along with the program Kalıp ifadeler
1:19Ve unutmayın, programla birlikte metni okuyabilir
read along with: dinlerken metni takip etmek
Read along with, ses, video veya başka bir kişinin okuması devam ederken bunlara karşılık gelen yazılı metni takip etmek demektir. Burada dinleyici programı dinlerken programın yazılı dökümünü takip edebilir. Temel fikir eş zamanlı okumadır: metindeki yeriniz duyduklarınızla birlikte ilerler. Bu ifade yalnızca iki kişinin tesadüfen birlikte okuması anlamına gelmez.
Alıştırma
Yönergeyi hedef ifadeyle tamamlayın: While the recording plays, open the transcript and ____ the audio.
Cevabı göster
read along with
by visiting our website bbclearningenglish.com.
1:24bbclearningenglish.com web sitemizi ziyaret ederek bulabilirsiniz.
numbers of call center workers have grown rapidly in recent years. Dilbilgisi
1:34çağrı merkezi çalışanlarının sayısı son yıllarda hızla arttı.
have grown rapidly in recent years: günümüzle bağlantılı bir eğilim
Present perfect yapıdaki have grown, yakın geçmişte gerçekleşen bir değişimi şimdiki durumla ilişkilendirir. Çoğul özne numbers ile have kullanılır; özne tekil olsaydı has kullanılırdı. In recent years, günümüze kadar uzanan bir dönemi belirtir; rapidly ise büyümenin hızını anlatır. have/has + past participle + in recent years kalıbı, yalnızca tamamlanmış bir geçmiş zamana ait değişimleri değil, bugünle bağlantılı güncel eğilimleri aktarmak için kullanılır.
Alıştırma
Eğilim cümlesini grow fiilinin present perfect biçimi ve rapidly zarfıyla tamamlayın: Demand for online banking ____ in recent years.
Cevabı göster
has grown rapidly
So, approximately how many people work in call centers globally, Phil?
1:42Peki Phil, dünya çapında yaklaşık olarak kaç kişi çağrı merkezlerinde çalışıyor?
Well, you'll have to listen to the end to find out the answer. Öbek fiiller
1:58Peki, cevabı bulmak için sonuna kadar dinlemen gerekecek.
find out: daha önce bilinmeyen bir bilgiyi öğrenmek
Find out, daha önce bilmediğiniz bir bilgiyi öğrenmek veya ortaya çıkarmak anlamına gelir. Bu cümlede sonuna kadar dinlemek, dinleyicinin cevabı bilmediği durumdan bildiği duruma geçmesini sağlar. Sıklıkla the answer, the truth veya the reason gibi bilgi belirten bir nesneyle ya da find out who won gibi bir soru yan cümlesiyle kullanılır. Bu phrasal verb, fiziksel bir nesnenin yerini bulmaya değil, bilgi edinmeye odaklanır.
Alıştırma
Cümleyi, find ile kurulan ve ‘daha önce bilinmeyen bir bilgiyi öğrenmek’ anlamına gelen iki kelimeli phrasal verb ile tamamlayın: Check the results page to ____ who won.
Cevabı göster
find out
Now, one worker worried about the impact of AI on jobs in the Philippines Kalıp ifadeler
2:02Şimdi, yapay zekanın Filipinler'deki işler üzerindeki etkisinden endişe duyan bir çalışan
the impact of AI on jobs: the impact of X on Y kalıbı
the impact of AI on jobs ifadesinde AI olası bir değişikliğe yol açan şeydir; jobs ise bu değişiklikten etkilenebilecek unsurdur. Kalıp the impact of X on Y şeklindedir ve X'in Y üzerindeki etkisi anlamına gelir. Buradaki on fiziksel bir konumu anlatmaz. Etkinin yöneldiği kişiyi, şeyi veya alanı belirtir.
Alıştırma
Etkilenen şeyi belirten edatla kalıbı tamamlayın: The report examines the impact of longer school days ____ family routines.
Cevabı göster
on
president of the Call Center Workers Union BIEN.
2:09Çağrı Merkezi İşçileri Sendikası BIEN'in başkanı.
Here, she tells BBC World Service program Tech Life
2:14Burada BBC World Service programı Tech Life'a anlatıyor
fear for the future: gelecek için ciddi kaygı duymak
fears for the future ifadesinde fear for, birinin ya da bir şeyin zarar görebileceği veya kötü bir sonuca ulaşabileceği konusunda ciddi endişe duymak demektir. Burada future bu endişenin konusudur; yani kadın gelecekte neler olabileceği konusunda kaygılıdır. Buradaki for, bir amaç bildiren için anlamına gelmez. fear for ayrıca bir kişinin güvenliği, bir iş ya da bir yerin veya sektörün geleceğiyle birlikte kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi tam olarak fear for the future ifadesiyle tamamlayın: After the town's only factory closed, many families began to ____.
Cevabı göster
fear for the future
keeps on yelling: devam eden veya tekrarlanan eylemler için keep on + -ing
Keep on + -ing, bir eylemin sürmesi veya tekrar tekrar gerçekleşmesi demektir. keeps on yelling ifadesinde yalnızca bir kez bağırma değil, bağırmanın sürmesi ya da tekrar tekrar gerçekleşmesi anlatılır. Keep, özneye veya zamana göre değişen fiildir: he keeps on yelling, they keep on yelling ve he kept on yelling. on sözcüğünden sonraki eylem -ing biçimini alır.
Alıştırma
Tekrarlanan söz kesmeleri anlatmak için cümleyi keep on + -ing kalıbının geniş zaman biçimiyle tamamlayın: During every meeting, he ____ me before I finish.
Cevabı göster
keeps on interrupting
mental stress: psikolojik veya duygusal baskı
Mental stress, psikolojik veya duygusal baskı, yani kişinin düşünce ve duygularında hissettiği yük demektir. Bu cümlede yalnızca fiziksel yorgunluğu değil, işin oluşturduğu başka bir zorlayıcı etkiyi adlandırır. Burada mental, stress sözcüğünü zihinsel alanla sınırlar. Sözcük, gündelik dildeki 'çılgın' veya 'deli' anlamında kullanılmaz ve bu ifade tek başına bir ruhsal hastalığın adı değildir.
Alıştırma
İş sağlığıyla ilgili bir konuşmada mental stress neyi ifade eder?
- Psikolojik veya duygusal baskı
- Çılgınca veya mantıksız bir fikir
- Kaslardaki çaba veya yorgunluk
Cevabı göster
Psikolojik veya duygusal baskı
pacify the client: öfkeli bir müşteriyi sakinleştirmek
Pacify the client, öfkeli veya çok gergin bir müşteriyi iletişim devam edebilecek kadar sakinleştirmek anlamına gelir. Bu fiil, duygusal gerilimi azaltmaya odaklanır. Tek başına müşterinin sorununu çözmek veya müşteriyi memnun bırakmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir müşteri teslimat gecikmesi yüzünden bağırıyor. Yönetici pacify the customer yapmaya çalışırken neyi amaçlıyor?
- Müşterinin şikâyet etmek için bir nedeni olmadığını açıklamak
- Müşterinin her talebinin kabul edileceğini garanti etmek
- Sakin konuşabilmeleri için müşterinin öfkesini azaltmak
Cevabı göster
Sakin konuşabilmeleri için müşterinin öfkesini azaltmak
and you have to make sure you're able to resolve the concern Kelime
2:36ve sorunu çözebileceğinden emin olmalısın
resolve the concern: müşterinin sorununu çözüme ulaştırmak
Resolve the concern, müşterinin dile getirdiği sorun, itiraz veya endişeyi ele alıp tatmin edici bir sonuca ulaştırmak anlamına gelir. Müşteri hizmetleri İngilizcesinde concern, ilgilenilmesi gereken bir sorun veya şikâyeti nazikçe adlandırmak için sıkça kullanılır; yalnızca endişe hissini ifade etmez. Resolve, konuyu yalnızca konuşmayı değil, bir sonuca ulaştırmayı da anlatır.
Alıştırma
Müşterinin sorununu başarılı bir sonuca ulaştırmak anlamındaki iki sözcüklü hizmet ifadesiyle cümleyi tamamlayın: After correcting the billing error, the team was able to ____.
Cevabı göster
resolve the concern
is that you're being monitored by an AI. Dilbilgisi
2:44bir yapay zeka tarafından izleniyor olmandır.
you're being monitored by an AI: şimdiki zamanda edilgen yapı
You're being monitored, şimdiki zamanda edilgen yapıdır: are + being + monitored. İzlemenin devam ettiğini ve eylemi yapanın değil, eylemden etkilenenin sen olduğunu anlatır. am/is/are being + geçmiş zaman ortacı kalıbı, birine veya bir şeye şu anda ya da içinde bulunulan dönemde bir eylem yapıldığını belirtir. By an AI, izlemeyi yapanın yapay zekâ olduğunu gösterir.
Alıştırma
Cümleyi review fiilinin şimdiki zamanda edilgen biçimiyle tamamlayın: Please wait; your application ____ by our team right now.
Cevabı göster
is being reviewed
would replace us: öngörülen bir gelecek sonucu
Bu cümlede would replace us, yapay zekânın çalışanların yerini almasını kesin ve doğrudan bir tahmin olarak değil, öngörülen bir sonuç olarak sunar. Koşul açıkça söylenmese de düşünce “bu eğilim devam etseydi” veya “o durumda” şeklinde anlaşılabilir. Eventually, bu olası sonucu gelecekte daha ileri bir zamana yerleştirir. Endişeli ton, durumdan ve replace us ifadesinin anlamından gelir; would varsayımsal bir mesafe katar, ancak tek başına “endişe” anlamına gelmez.
Alıştırma
"Eventually, AI would replace us" cümlesinde would en güçlü biçimde neyi belirtir?
- Geçmişte tamamlanmış bir yer değiştirme
- İma edilen bir olasılığa veya koşula dayalı olarak öngörülen sonuç
- Yapay zekâya verilen doğrudan bir emir
Cevabı göster
İma edilen bir olasılığa veya koşula dayalı olarak öngörülen sonuç
displace workers: çalışanların mevcut işlerini kaybetmesine yol açmak
İstihdam tartışmalarında displace workers, teknoloji, politika veya ekonomik değişim bazı görevleri gereksiz hâle getirdiği için çalışanların mevcut işlerini kaybetmesine ya da bırakmasına yol açmak demektir. Bu fiil, değişimin çalışanlar üzerindeki etkisine odaklanır. Çalışanların sonsuza kadar işsiz kalacağı anlamına gelmez; daha sonra başka bir iş bulabilir veya başka bir göreve geçebilirler.
Alıştırma
Hangi cümle, insanların mevcut işlerinden çıkarılmasına en doğrudan biçimde odaklanır?
- Automation may relocate workers to a different floor.
- Automation may replace workers with machines in routine roles.
- Automation may displace workers in routine roles.
Cevabı göster
Automation may displace workers in routine roles.
as a matter of fact: destekleyici veya düzeltici gerçekleri sunmak
As a matter of fact, sıradaki bilgiyi az önce söyleneni güçlendiren, açıklığa kavuşturan veya düzelten bir gerçek olarak sunan bir söylem belirtecidir. Burada konuşanın genel bir kaygıdan bir araştırmanın sunduğu kanıta geçtiğini gösterir. İfade, bilginin konuşmayla nasıl bağlantı kurduğunu belirtir; matter sözcüğüne gerçek anlamıyla gönderme yapmaz.
Alıştırma
Cümleyi, dersteki düzeltici bir gerçeği sunan beş sözcüklü söylem belirteciyle tamamlayın: ____, the museum is open on Mondays.
Cevabı göster
As a matter of fact
about 300,000 workers or around 27% of workers Kelime
3:02yaklaşık 300.000 çalışan veya çalışanların yaklaşık %27'si
about 300,000 ... around 27%: yaklaşık değer belirtmek
Bu cümlede about ve around sözcüklerinin ikisi de “yaklaşık” anlamındadır. About 300,000 tahminî çalışan sayısını, around 27% ise aynı tahmini oran olarak verir. Bu sözcüklerden birini bir değerin önüne getirmek, sayının kesin kabul edilmemesi gerektiğini gösterir. Sayısal ifadelerde about ve around genellikle birbirinin yerine kullanılabilir.
Alıştırma
Bir raporda “Around 40% of households use the service.” deniyor. Buradaki sayı ne anlama gelir?
- %40’a yakın bir tahmindir.
- Hanelerin nerede bulunduğunu anlatır.
- Hiçbir belirsizlik olmadan tam olarak %40’tır.
Cevabı göster
%40’a yakın bir tahmindir.
Call center work involves dealing with customers who phoned up to complain. Kalıp ifadeler
3:12Çağrı merkezi çalışması, şikayet etmek için telefon eden müşterilerle ilgilenmeyi içerir.
involves dealing with customers: involve + -ing yapısı
Burada involves dealing with customers, müşterilerle olan etkileşimleri yönetmenin çağrı merkezi işinin olağan bir parçası olduğunu anlatır. Deal with customers, müşterilere yanıt vermek veya onların ihtiyaçlarıyla ilgilenmek demektir; onlarla ticaret yapmak anlamına gelmez. involve sözcüğünden sonra bir faaliyet geldiğinde fiilin -ing biçimi kullanılır: involve + doing. Call center work tekil olduğu için fiil involves olur ve work involves dealing with customers yapısı ortaya çıkar.
Alıştırma
İş tanımını tamamlamak için answer fiilinin doğru biçimini kullanın: The role involves ____ customer questions every day.
Cevabı göster
answering
shouting down the phone: telefon görüşmesinde bağırmak
Britanya İngilizcesinde shouting down the phone, telefon görüşmesi sırasında karşıdaki kişiye bağırmak anlamına gelir. down the phone ifadesi telefonu sesin iletildiği kanal olarak gösterir; down aşağı yönü belirtmez. Shouting, çok yüksek ve çoğu zaman öfkeli ya da sert bir ses anlamı katar. Bu nedenle ifadenin tamamı yalnızca talking on the phone demekten daha güçlüdür.
Alıştırma
Bu cümlede shouting down the phone ne anlama geliyor?
- Telefon görüşmesi sırasında birine bağırmak
- Telefonu tutarken alt kata doğru bağırmak
- Bir tartışmadan sonra telefonu kapatmak
Cevabı göster
Telefon görüşmesi sırasında birine bağırmak
calm them down: onları sakinleştirmek
Calm someone down, bir kişinin öfkesini, kaygısını, korkusunu veya heyecanını azaltıp onu sakinleştirmek anlamına gelir. Bu cümlede calm them down, daha resmî olan pacify fiilini günlük bir ifadeyle açıklar. Calm down, nesne aldığında ayrılabilen bir öbek fiildir. them gibi bir zamir calm ile down arasına gelir: calm them down denir, calm down them denmez. Buradaki down fiziksel bir hareketi değil, duygusal yoğunluğun azalmasını anlatır.
Alıştırma
Cümleyi calm ... down ifadesinin doğru sözcük sırasıyla tamamlayın: The children were frightened, so I spoke softly to ____.
Cevabı göster
calm them down
If that wasn't stressful enough, Mylene's conversations are monitored by AI systems Anlatım akışı
3:26Bu yeterince stresli değilmiş gibi, Mylene'in konuşmaları yapay zeka sistemleri tarafından izleniyor
If that wasn't stressful enough ile anlatıda sorunları giderek artırma
If that wasn't stressful enough burada sonucu gerçekten açık olan bir koşul belirtmez. Konuşan kişi önceki durumun zaten stresli olduğunu kabul eder ve bu ifadeyle başka bir sorun ortaya koyar. İfade, anlatıyı giderek ağırlaştırır: kötü bir durumdan söz edilmiştir ve şimdi buna daha fazla baskı eklenir.
Alıştırma
Örnekte If that wasn't stressful enough ifadesinin görevini en iyi hangi seçenek açıklar?
- Önceki durumun hiç stres yaratmadığını söyler.
- Önceki bir sorundan sonra başka bir stres kaynağı ekler.
- Önceki durumun gerçekten stresli olup olmadığını sorar.
Cevabı göster
Önceki bir sorundan sonra başka bir stres kaynağı ekler.
to see how well she fixes her client's problems. Dilbilgisi
3:32müşterilerinin sorunlarını ne kadar iyi çözdüğünü görmek için.
Performansı değerlendirmek için to see how well + yan cümle
to see burada izlemenin amacını, yani bir şeyi öğrenmeyi veya değerlendirmeyi belirtir. Buradaki see yalnızca gözle bakmak değil, “belirlemek” anlamına gelir. how well başarı derecesini sorar. Ardından özne ve fiil düz cümle sırasıyla gelir: how well she fixes..., how well does she fix... değil.
Alıştırma
Cümleyi “ne kadar başarılı olduğunu değerlendirmek için” anlamındaki dört kelimelik ifadeyle tamamlayın: We tested the robot ____ it carried the boxes.
Cevabı göster
to see how well
You might think AI was built to support workers like Mylene, Dilbilgisi
3:35Yapay zekanın Mylene gibi çalışanları desteklemek için yapıldığını düşünebilirsiniz,
was built to support: amaçlanan işlevi ifade etmek
was built to support ifadesinde was built edilgen yapıdadır: Yapay zekâ, insanların tasarladığı veya geliştirdiği şeydir. Teknolojiden söz ederken build, fiziksel bir bina inşa etmekten farklı olarak yaratmak veya geliştirmek anlamına gelebilir. to support biçimindeki to’lu mastar, amaçlanan işlevi belirtir. Tekrar kullanılabilen be built to + fiilin yalın hâli kalıbı, “bir şeyi yapmak üzere tasarlanmak veya yaratılmak” anlamına gelir.
Alıştırma
Cümleyi build fiiliyle kurulan, üç sözcüklü geçmiş zaman edilgen amaç yapısıyla tamamlayın: This app ____ help children practise spelling.
Cevabı göster
was built to
but she fears AI will replace her in the near future, Kalıp ifadeler
3:39ancak o, yapay zekanın yakın gelecekte onun yerini almasından korkuyor,
a phrase meaning very soon or within a short time.
3:43çok yakında veya kısa bir süre içinde anlamına gelen bir ifade.
in the near future: kesin olmayan yakın bir zaman
In the near future, “şu andan itibaren çok uzun zaman geçmeden” veya “oldukça kısa bir süre içinde” anlamına gelir. Buradaki near fiziksel mesafeyi değil, zamansal yakınlığı anlatır. Bu ifade kesin bir tarih vermez. Near sözcüğünün ne kadar yakın bir zamanı belirttiği konuya göre değişir: bir durumda birkaç gün, başka bir durumda aylar veya yıllar anlamına gelebilir.
Alıştırma
Cümleyi near ve future sözcüklerini içeren ve “şu andan itibaren çok uzun zaman geçmeden” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: The library hopes to add more computers ____.
Cevabı göster
in the near future
Mylene emphasizes her fears about being replaced by giving details about a study she read,
3:47Mylene, okuduğu bir çalışma hakkında detaylar vererek değiştirilme konusundaki korkularını vurguluyor,
which claimed that 27% of workers will be displaced by AI. Dilbilgisi
3:53bu çalışma çalışanların %27'sinin yapay zeka tarafından işinden edileceğini iddia ediyordu.
claimed that: bir iddiayı kaynağa atfetmek
Claimed that, bir araştırma, rapor veya kişi gibi bir kaynağın yaptığı açıklamanın içeriğini tanıtır. Dil bilgisi açısından claimed aktarım fiilidir; that ile başlayan yan cümle iddianın içeriğini verir. Bu yapı, düşünceyi mevcut konuşanın doğruladığı bir gerçek olarak sunmak yerine o kaynağa atfeder. Claim fiili tek başına kaynağın yanıldığını veya yalan söylediğini göstermez.
Alıştırma
Bu cümlede claimed that ne işe yarıyor? The article claimed that the medicine worked within an hour.
- Açıklamayı makaleye atfeder ancak doğru olduğunu kendiliğinden kanıtlamaz.
- Makalenin bir açıklama yapmayı reddettiğini gösterir.
- Yazarın açıklamanın yanlış olduğunu bildiğini kanıtlar.
Cevabı göster
Açıklamayı makaleye atfeder ancak doğru olduğunu kendiliğinden kanıtlamaz.
will be displaced by AI: gelecek zaman edilgen yapısında odak
Will be displaced gelecek zaman edilgen yapısıdır: will be + geçmiş zaman ortacı. Etkilenen taraf çalışanlar olduğu için cümle, yapay zekânın ne yaptığına değil, çalışanlara ne olabileceğine odaklanır. Burada displace, çalışanları mevcut işlerinden veya rollerinden çıkarmak anlamına gelir. By AI, gelecekteki bu sonucun nedenini veya eyleyicisini belirtir; bir yeri göstermez.
Alıştırma
Displace fiilini gelecek zaman edilgen yapısında kullanarak tahmini tamamlayın: Experts predict that some roles ____ AI.
Cevabı göster
will be displaced by
She uses the phrase as a matter of fact to emphasize what she's saying
3:57Söylediklerini vurgulamak için "as a matter of fact" (aslında) ifadesini kullanıyor
and to give more detail as evidence to support it.
4:03ve bunu desteklemek için kanıt olarak daha fazla ayrıntı veriyor.
But Mylene thinks AI will never fully replace humans.
4:06Ancak Mylene, yapay zekanın asla insanların yerini tamamen alamayacağını düşünüyor.
She says AI lacks one important quality, empathy. Kelime
4:10Yapay zekanın önemli bir nitelikten, empatiden yoksun olduğunu söylüyor.
“lacks one important quality” ifadesinde lack + isim
Buradaki lacks, gerekli bir niteliğe “sahip olmamak” anlamına gelir. lack fiilinin üçüncü tekil kişi biçimidir; one important quality ise doğrudan nesnesidir. Virgülden sonraki empathy sözcüğü, eksik olan niteliğin ne olduğunu belirtir. Genel olarak lack, eksik olan şeyden hemen önce kullanılır: bir sistem lack a feature, bir plan ise lack detail yapısıyla anlatılabilir.
Alıştırma
lack fiilinin doğru biçimini kullanın: The new plan ____ a clear safety rule.
Cevabı göster
lacks
Here she explains more to BBC World Service's Tech Life.
4:15Burada BBC World Service'ten Tech Life'a daha fazlasını açıklıyor.
I mean, if ever a machine or a robot talks to them,
4:25yani, eğer bir makine veya robot onlarla konuşursa,
you know, um people are more compassionate than,
4:29biliyorsun, hımm insanlar şundan daha merhametlidir,
Mylene says that AI is not empathetic. Kelime
4:36Mylene, yapay zekanın empatik olmadığını söylüyor.
empathetic: başka bir kişinin duygularını anlamak
Empathetic, başka bir kişinin duygularını ve bakış açısını anlayabilmek anlamına gelir. Bu cümlede not empathetic, AI’ın insanların duygularını ele alınan insani biçimde anlamadığını belirtir. Empathetic bir sıfattır. be empathetic örneğindeki gibi be fiilinden sonra veya an empathetic response örneğindeki gibi bir isimden önce kullanılabilir.
Alıştırma
En uygun tanımı seçin: A counselor listens carefully and tries to understand a client's feelings.
- The counselor is automatic.
- The counselor is empathetic.
- The counselor is impatient.
Cevabı göster
The counselor is empathetic.
put oneself in someone else's place: kendini başka birinin yerine koymak
Put oneself in someone else's place, başka birinin düşünce veya duygularını anlayabilmek için kendini onun durumunda hayal etmek anlamına gelen mecazlı bir ifadedir. Buradaki place gerçek bir yer değil, “durum” veya “bakış açısı” anlamındadır. Dönüşlü zamir özneye göre değişir: it ile itself, you ile yourself, she ile herself kullanılır. Bu cümlede itself, it ile uyumludur.
Alıştırma
Empati anlatan kalıp ifadeyi tamamlayın: Before you judge Maya, try to ____.
Cevabı göster
put yourself in her place
and share their feelings or experiences. Kalıp ifadeler
4:43ve onların duygu veya deneyimlerini paylaşamaz.
share someone's feelings or experiences: birinin duygu veya deneyimlerini paylaşmak
Bu empati açıklamasında share their feelings or experiences, bir şeyi bölmek, birine vermek ya da yayımlamak anlamına gelmez. Buradaki share, başka birininkine benzer duygular hissetmek veya onunla ortak bir deneyime sahip olmak demektir. İyelik bildiren their, duygu veya deneyimlerin başka kişilere ait olduğunu gösterir. Bu bağlamda ifade, biri hakkında yalnızca bazı gerçekleri bilmek yerine onunla birlikte hissetmeyi anlatır.
Alıştırma
Empati açıklamasında share their feelings en doğal olarak ne anlama gelir?
- Onlarınkine benzer duygular hissetmek.
- Onlara kendi duygularınızı anlatmak.
- Onların duygularını ayrı parçalara bölmek.
Cevabı göster
Onlarınkine benzer duygular hissetmek.
If you listen carefully to Mylene's speech, Kalıp ifadeler
4:46Mylene'in konuşmasını dikkatle dinlerseniz,
listen carefully to + dinlenen kişi veya şey
“Listen carefully to”, “bir şeyi ayrıntılarına dikkat ederek dinlemek” anlamına gelir. “Carefully” nasıl dinlendiğini belirtir; “to” ise dinlenen kişiyi, konuşmayı, sesi veya başka bir şeyi tanıtır. Bu cümlede “if” yan cümlesi, dinleyicileri Mylene’in konuşmasındaki ayrıntılara odaklanıp tekrarlanan bir özelliği fark etmeye yönlendirir. Küçük ayrıntıların önemli olduğu her dinleme görevini aynı ifadeyle başlatabilirsiniz.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki üç sözcüklük ifadeyle tamamlayın: Please ____ the safety announcement.
Cevabı göster
listen carefully to
you'll notice she says, "You know," a lot. Ton ve niyet
4:49çok fazla "You know" dediğini fark edeceksiniz.
Konuşma belirteci olarak “You know”
Burada “you know” gerçek bir soru değildir ve yeni bir bilgi eklemez. Konuşma dilinde bir söylem belirtecidir: konuşmacı bunu düşünmek için kısa bir süre kazanmak, konuşmanın akışını sürdürmek veya dinleyiciyi ortak bir düşünceyi takip etmeye çağırmak için kullanabilir. Röportajlarda ve kendiliğinden gelişen konuşmalarda, çoğu zaman ana mesajdan çok konuşmanın ritminin bir parçasıdır. Dinlerken her kullanımını kelimesi kelimesine çevirmek yerine çevresindeki asıl içeriğe odaklanın.
Alıştırma
“It was, you know, a difficult decision,” cümlesinde “you know” temel olarak ne yapıyor?
- Kararın kolay olduğunu gösterir.
- Konuşmacıya düşünmesi için kısa bir süre verir ve konuşmanın akışını sürdürür.
- Dinleyiciden cevabı bildiğini kanıtlamasını ister.
Cevabı göster
Konuşmacıya düşünmesi için kısa bir süre verir ve konuşmanın akışını sürdürür.
Phrases like, "You know," um, and "uh," are called filler words Kelime
4:52"You know", "um" ve "uh" gibi ifadelere dolgu kelimeleri denir
filler words: um ve uh gibi dolgu sözcükleri
Filler words, konuşmacıların duraksarken kullandığı um, uh ve you know gibi sözcük, ifade veya seslerdir. Genellikle çok az olgusal bilgi ekler; ancak konuşmacının düşündüğünü, tereddüt ettiğini veya sözünü henüz bitirmediğini gösterebilir. Filler words ifadelerini tanımak doğal konuşmayı takip etmeyi kolaylaştırır. Bunları ana mesajın bir parçası olarak değil, konuşmacının sohbeti yönetme biçiminin bir parçası olarak değerlendirin.
Alıştırma
Hangi grup konuşma İngilizcesindeki yaygın filler words örneklerinden oluşur?
- um, uh, you know
- red, blue, green
- Monday, Tuesday, Wednesday
Cevabı göster
um, uh, you know
and are used to give the speaker time to think or to express uncertainty. Anlatım akışı
4:56ve konuşmacıya düşünmek için zaman vermek veya belirsizliği ifade etmek için kullanılır.
give the speaker time to think: konuşmacıya düşünmesi için zaman tanımak
Bu cümlede give the speaker time to think, filler words ifadelerinin bir sohbette ne yaptığını açıklar: konuşmacı sırada ne söyleyeceğini planlarken kısa bir duraklama oluştururlar. Bu ifade, başka bir filler word örneği eklemek yerine bunların amacını belirterek açıklamayı düzenler. Yeniden kullanılabilen kalıp give + person + time to + base verb şeklindedir. Birine bir şey yapması için zaman tanımak anlamına gelir. Burada kişi the speaker, eylem ise think sözcüğüdür.
Alıştırma
Cümleyi vurgulanan ifadeyle tamamlayın: A brief pause can give the speaker ____.
Cevabı göster
time to think
Right, I think it's time I revealed the answer to my question, Dilbilgisi
5:01Pekala, sanırım sorumun cevabını açıklamanın zamanı geldi,
it's time I revealed: It's time + özne + geçmiş zaman biçimi
it's time I revealed ifadesindeki yapı It's time + özne + geçmiş zamanlı fiildir. Bu yapı, eylemin şimdi yapılması gerektiğini anlatır: konuşan kişi cevabı açıklamak üzeredir; daha önce açıkladığını bildirmiyordur. Geçmiş zaman biçimi burada kiplik işlevindedir. Eylemi şimdi yapılması gereken bir şey olarak sunar ve uygun anın çoktan geldiğini, hatta biraz gecikildiğini düşündürebilir.
Alıştırma
Şimdi başlamamız gerektiği anlamını veren cümleyi start fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: It's time we ____.
Cevabı göster
started
I asked you how many call center workers are there globally?
5:05Sana küresel çapta kaç çağrı merkezi çalışanı var diye sordum?
Okay, let's recap the vocabulary we've learned in this program, Anlatım akışı
5:15Tamam, bu programda öğrendiğimiz kelimeleri özetleyelim,
let's recap: kısa bir gözden geçirmeye geçiş
Let's recap, dinleyiciyi en önemli noktaları kısaca gözden geçirmeye çağıran bir geçiş ifadesidir. Burada programın ana bölümünden sondaki kelime tekrarına geçildiğini gösterir. Let's, let us ifadesinin yaygın kısaltmasıdır ve ardından recap fiilinin yalın biçimi gelir. Recap, her şeyi baştan sona tekrarlamak değil, kısa bir özet yapmak demektir.
Alıştırma
Kısa bir gözden geçirmeyi başlatmak için cümleyi vurgulanan iki sözcüklü geçiş ifadesiyle tamamlayın: ____ the main points before the quiz.
Cevabı göster
Let's recap
starting with yelling, another word for shouting. Kalıp ifadeler
5:19shouting (bağırmak) kelimesinin başka bir karşılığı olan yelling (bağırmak) ile başlayarak.
another word for: yakın anlamlı bir sözcükle açıklama
Another word for, aynı ya da çok yakın anlama sahip farklı bir sözcük veya ifadeyi tanıtır. Bu altyazıda another word for shouting, yelling sözcüğünü açıklar; yeni bir konu başlatmaz. Yaygın tam kalıp X is another word for Y şeklindedir. Buradaki kısa biçimde another word for Y, X'i tanımlamak veya açıklamak için X'ten sonra yer alır.
Alıştırma
Cümleyi another word for kullanarak tamamlayın: Physician is ____ doctor.
Cevabı göster
another word for
To pacify someone means to calm them down
5:23Birini pacify (yatıştırmak) onu sakinleştirmek anlamına gelir
In the near future means very soon or within a short time.
5:27In the near future (yakın gelecekte) çok yakında veya kısa bir süre içinde demektir.
The phrase as a matter of fact is used to add emphasis to what you're saying, Kalıp ifadeler
5:32As a matter of fact (aslında) ifadesi, söylediğiniz şeye vurgu katmak,
is used to add emphasis to: bir işlevi açıklama
X is used to + fiilin yalın hâli kalıbı, X'in amacını veya işlevini açıklar. Burada as a matter of fact, konuşanın söylediği şeye vurgu ekleme işlevine sahiptir. add emphasis to something ifadesindeki emphasis, fazladan güç veya önem demektir; to sonrasındaki sözler ise neyin vurgulandığını belirtir.
Alıştırma
Hangi cümle kalın yazının amacının anahtar terimleri daha belirgin kılmak olduğunu söyler?
- Bold type is used to add emphasis to key terms.
- Editors are used to adding emphasis to key terms with bold type.
- Editors used to add emphasis to key terms with bold type.
Cevabı göster
Bold type is used to add emphasis to key terms.
to give more detail about what you've just said,
5:36az önce söylediğiniz şey hakkında daha fazla ayrıntı vermek
or to introduce something that contrasts with it.
5:39veya onunla zıtlık oluşturan bir şeyi sunmak için kullanılır.
you're able to put yourself in someone else's position
5:44kendinizi bir başkasının yerine koyabilirsiniz
If you're ..., you're able to ...: bir niteliği bir beceriyle ilişkilendirmek
If you're empathetic, you're able to ... yapısı, if + geniş zaman kullanarak bir niteliği o niteliğin genellikle sağladığı beceriyle ilişkilendirir. Burada empati sahibi birinin ne yapabildiği açıklanır; gelecekteki tek bir olaya ilişkin tahmin yapılmaz, genel bir tanım verilir. Yeniden kullanılabilen kalıp If you're + sıfat, you're able to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Be able to, bir şeyi yapma becerisine veya olanağına sahip olmak demektir; onu yapmaya istekli olmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Kalıbı be able to kullanarak tamamlayın: If you're observant, ____ notice small changes.
Cevabı göster
you're able to
and share their feelings or experiences.
5:47ve onların hislerini veya deneyimlerini paylaşabilirsiniz.
filler words like, um, uh, and you know,
5:51um, uh ve you know gibi dolgu kelimeleri (filler words),
give the speaker more time to think or to express uncertainty.
5:56konuşmacıya düşünmek için veya belirsizliği ifade etmek için daha fazla zaman verir.
are up: ayrılan sürenin bittiğini söylemek
our 6 minutes are up cümlesindeki are up, ayrılan altı dakikanın bittiği anlamına gelir. Burada up deyimsel olarak kullanılmaktadır; yukarı doğru bir yönü değil, kullanılabilir sürenin sona ermesini belirtir. Fiil, süre ifadesiyle uyum gösterir: six minutes are up, ancak time is up denir. Yaygın kısaltma Time's up da aynı anlama gelir.
Alıştırma
“Your time is up” ne anlama gelir?
- Saat yüksek bir yerde duruyor.
- Hâlâ bolca zaman var.
- Ayrılan süre sona erdi.
Cevabı göster
Ayrılan süre sona erdi.
Six Minute English from bbclearningenglish.com.
6:07bbclearningenglish.com'dan Altı Dakikada İngilizce.