Bilim insanları bu göle takıntılı - Nicola Storelli ve Daniele Zanzi: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
689 kelime 132 kel/dk

Video özeti: İsviçre Alpleri’ndeki Cadagno Gölü, kalıcı olarak birbirinden ayrılmış iki katmandan oluşur: balık bakımından zengin, oksijenli bir üst katman ile tuzlu, oksijensiz ve anaerobik mikropların yaşadığı bir alt katman. İki katmanın sınırı üstteki besin zincirini desteklerken bilim insanlarına oksijenin gezegeni değiştirmesinden önceki Dünya’yı araştırabilecekleri canlı bir model sunar. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. And the name of this powerful, poisonous, world-changing gas? Oxygen. — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Bir sorunun hemen ardından gelen kısa cevabın nasıl çarpıcı bir açıklama etkisi yarattığını fark edin. Bu kalıbı bilimsel ya da tarihsel anlatımlarda merakı çözüme bağlamak ve bir zamanlar zehirli olan gazın oksijen çıkması gibi şaşırtıcı bir ters köşeyi vurgulamak için kullanabilirsiniz. 2. all the while shedding its oxygen and picking up salts. — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: all the while ifadesini paralel -ing biçimleriyle kullanarak ana süreç sürerken devam eden iki değişimi gösterebilirsiniz. Burada suyun dolomitten geçerken oksijen kaybedip tuz toplaması açık ve eş zamanlı biçimde izlenir. 3. model the world before the Great Oxygen Catastrophe. — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: model sözcüğünü gündelik isim anlamından farklı olarak, koşulları incelemek üzere temsil etmek veya yeniden kurmak anlamına gelen bilimsel bir fiil şeklinde anlayın. Böylece erişilebilir bir anaerobik ekosistemin araştırmacılara kaybolmuş bir çevreyi inceleme olanağı verdiğini anlatabilirsiniz.

Bu derste

Roughly 3 billion years ago, Anlatım akışı

0:07

Yaklaşık 3 milyar yıl önce,

Anlatım akışı

Zaman çerçevesi açılışı olarak Roughly 3 billion years ago

Roughly 3 billion years ago ifadesi başta kullanıldığında, ana olaydan önce dinleyiciye geniş bir zaman çerçevesi sunar. Ardından anlatılacakların Dünya tarihinin çok erken bir dönemine ait olduğunu gösterir. Roughly, 3 milyar sayısının bir tahmin olduğunu belirtirken ago zamanı bugünden geriye doğru ölçer. roughly + süre + ago kalıbı bilim, tarih veya zaman içindeki değişimler hakkında bir açıklamaya başlamak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Bir olayı geniş ve yaklaşık bir zaman çizgisine yerleştirerek bilimsel bir açıklamaya başlamak için en uygun cümle hangisidir?

  1. Mammals are an interesting topic.
  2. Roughly 200 million years ago, the first mammals appeared.
  3. Long ago, mammals were there.
Cevabı göster

Roughly 200 million years ago, the first mammals appeared.

a single-celled photosynthetic bacterium Kelime

0:08

tek hücreli fotosentetik bir bakteri

began burping a new chemical Deyimler

0:12

yeni bir kimyasal madde püskürtmeye başladı.

Kelime

Bir isim öbeği kurmak: a single-celled photosynthetic bacterium

Temel isim bacterium sözcüğüdür. a artikeli ile single-celled ve photosynthetic sıfatlarının ikisi de aynı isim öbeğine aittir; ayrı şeyleri tanımlamazlar. Öbeği temel isimden dışarı doğru okuyun: bu bir bacteriumdur, fotosentez yapar ve tek bir hücreden oluşur. Bilimsel yazılarda ayrıntıları kısa bir öbekte toplamak için tek bir temel ismin önüne birkaç niteleyici getirilebilir.

Alıştırma

a single-celled photosynthetic bacterium ifadesini doğru biçimde açan seçenek hangisidir?

  1. a bacterium made of one cell that performs photosynthesis
  2. a single cell produced by several photosynthetic bacteria
  3. a bacterium that consumes single-celled photosynthetic organisms
Cevabı göster

a bacterium made of one cell that performs photosynthesis

Deyimler

began burping a new chemical: canlı bir bilimsel benzetme

Bu cümlede began burping a new chemical, “yeni bir kimyasalı salmaya veya dışarı vermeye başladı” anlamına gelir. Burping gerçek anlamda kullanılmamıştır; bakteri bir insan ya da hayvanmış gibi anlatılır. Bu canlı ve gündelik fiil, görünmeyen bir bilimsel süreci gözde canlandırılması kolay bir harekete dönüştürür. Sonraki bağlam, bu yeni kimyasalın oksijen olduğunu belirtir.

Alıştırma

Bu cümlede began burping a new chemical ne anlama gelir?

  1. Yeni bir kimyasalı yiyecek olarak yutmaya başladı.
  2. Yeni bir kimyasalı salmaya başladı ve bu olay canlı, insana benzer bir hareketle anlatıldı.
  3. Yeni bir kimyasala ad vermek için ses çıkarmaya başladı.
Cevabı göster

Yeni bir kimyasalı salmaya başladı ve bu olay canlı, insana benzer bir hareketle anlatıldı.

that was poisonous to nearly every species on Earth. Kalıp ifadeler

0:14

Bu madde Dünya'daki neredeyse her canlı türü için zehirliydi.

Kalıp ifadeler

poisonous to + zehirden etkilenen canlı

poisonous to + bir insan, hayvan, bitki veya başka bir canlı yapısı, bir şeyin o hedefi zehirleyebileceğini ya da ona ciddi zarar verebileceğini belirtir. to edatı, zehirden etkilenen hedefi tanıtır. Bu cümlede söz konusu hedef nearly every species on Earth ifadesidir. Nearly, iddianın kapsamını çok geniş tutar ancak olası istisnalara izin verir; istisnasız bütün türler anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi standart edatla tamamlayın: This mushroom is poisonous ____ humans.

Cevabı göster

to

Over the following hundreds of millions of years, Anlatım akışı

0:19

Sonraki yüz milyonlarca yıl boyunca,

more microorganisms began producing this toxic gas,

0:22

daha fazla mikroorganizma bu toksik gazı üretmeye başladı,

Anlatım akışı

Over the following hundreds of millions of years: zaman çizgisini ileri taşımak

Over the following hundreds of millions of years yeni gelişmenin zaman çerçevesini belirler. Over, değişimi çok uzun bir dönemin tamamına yayılarak gerçekleşen bir süreç olarak sunarken the following bu dönemi hemen önce sözü edilen olaya bağlar ve “sonraki” anlamını verir. Cümlenin başında kullanılan bu ifade zaman çizgisini ileri taşır ve dinleyiciyi tek ve ani bir olay yerine aşamalı bir değişime hazırlar. Bu kalıp tarih, evrim veya herhangi bir uzun süreç anlatısını düzenlemek için kullanışlıdır.

Alıştırma

Vurgulanan zaman geçişi kalıbıyla cümleyi tamamlayın: ____ fifty years, the small settlement gradually became a major city.

Cevabı göster

Over the following

first saturating Earth's oceans Anlatım akışı

0:27

önce Dünya'nın okyanuslarını

and eventually its atmosphere.

0:29

ve sonunda atmosferini bu gazla doyurdu.

Anlatım akışı

first ... and eventually ...: bir süreçteki aşamaları işaretlemek

First ... and eventually ... gelişmekte olan tek bir süreci erken bir aşamaya ve daha sonraki bir son noktaya ayırır. First, ilk etkilenen yerin okyanuslar olduğunu belirtir; eventually ise yeterli zaman veya ara değişimlerden sonra etkinin atmosfere de ulaştığını gösterir. first saturating ... biçimindeki -ing ifadesi önceki cümleciğe bağlanır ve gaz üretme sürecinin nasıl geliştiğini açıklar. and eventually its atmosphere bölümünde tekrarlanacak olan saturating sözcüğü söylenmez, ancak “and eventually saturating its atmosphere” anlamı korunur. Bu kısa paralel yapı, sürecin etki alanının genişlemesini vurgular.

Alıştırma

İki aşamayı first ve eventually ile tamamlayın: The new service ____ opened in the city center and ____ expanded to nearby towns.

Cevabı göster

first · eventually

Up here, Anlatım akışı

0:32

Yukarıda,

this chemical changed the composition of pre-existing gases

0:32

bu kimyasal mevcut gazların bileşimini öyle büyük ölçüde değiştirdi ki

Anlatım akışı

Mekânsal geçiş olarak Up here

Bu cümlede here, hemen önce sözü edilen atmosfere gönderme yapar. Up, bu yerin okyanusun üzerinde olduğunu belirtir; dolayısıyla Up here, izleyicinin dikkatini okyanustan atmosfere taşır. Görsel bir anlatımda yön bildiren bir sözcük ile here, bilgiyi kamera hareketi gibi düzenleyebilir. Dinleyiciye artık bir resmin, haritanın veya sahnenin hangi bölümünün anlatıldığını gösterir; yalnızca konuşanın genel konumunu belirtmez.

Alıştırma

Bu cümlede Up here büyük olasılıkla nereyi gösteriyor?

  1. Hemen önce sözü edilen atmosfer
  2. Okyanusun dibindeki çamur
  3. Konuşanın sohbet ettiği oda
Cevabı göster

Hemen önce sözü edilen atmosfer

so drastically that it caused a global ice age. Dilbilgisi

0:36

küresel bir buzul çağına neden oldu.

Dilbilgisi

so drastically that it caused...: sonuç doğuran güçlü derece

Bu ifade so + zarf + that + sonuç cümleciği kalıbını kullanır. So drastically, değişimin aşırı derecesini belirtir; that it caused... ise sonucu açıklar. Bu yapı, iki olayı yalnızca yan yana getirmez. İlk eylemin, that cümleciğindeki sonucu ortaya çıkaracak kadar güçlü bir derecede gerçekleştiğini anlatır.

Alıştırma

Hangi cümle, güçlü bir derecenin sonuca yol açtığını göstermek için so + zarf + that yapısını doğru kullanıyor?

  1. The wind so blew hard because it broke a window.
  2. The wind blew so that hard it broke a window.
  3. The wind blew so hard that it broke a window.
Cevabı göster

The wind blew so hard that it broke a window.

And the name of this powerful, Anlatım akışı

0:41

Peki dünyayı değiştiren bu güçlü,

poisonous, world-changing gas?

0:42

zehirli gazın adı neydi?

Oxygen.

0:45

Oksijen.

Anlatım akışı

And the name ...? Oxygen. ile soru-cevap biçiminde açıklama

Anlatıcı bir soru sorar ve hemen tek kelimelik yanıtı verir: Oxygen. Bu retorik bir sorudur; izleyiciden gerçekten cevap vermesini istemez. Bu “soru + kısa cevap” kalıbı, önemli adı sona kadar geciktirir. Önceki betimlemeleri akılda kalıcı bir açıklamada birleştirir ve dikkati güçlü biçimde cevaba yöneltir.

Alıştırma

Hangi cümle, bir cevabı öne çıkarmak için aynı soru ve hemen ardından açıklama kalıbını kullanıyor?

  1. Was a distant star the cause of the strange signal?
  2. A distant star caused the strange signal.
  3. The cause of the strange signal? A distant star.
Cevabı göster

The cause of the strange signal? A distant star.

In the millions of years since the great oxygen catastrophe,

0:47

Büyük Oksijen Felaketi'nden bu yana geçen milyonlarca yıl içinde,

most life, including all multicellular organisms,

0:51

tüm çok hücreli organizmalar da dahil olmak üzere çoğu yaşam formu,

have evolved to rely on this gas. Kalıp ifadeler

0:55

bu gaza bağımlı olacak şekilde evrimleşti.

Kalıp ifadeler

have evolved to rely on: zamanla oluşan bağımlılık

Have evolved to rely on, present perfect biçimindeki have evolved ile iki kalıbı birleştirir: evolve to do something ve rely on something. Uzun süren evrimin, bu gaza yönelik bugünkü bağımlılığı oluşturduğunu anlatır. Buradaki to, evrimin sonucunu gösterir; bir amaç veya bilinçli seçim anlatmaz. Biyoloji dışında evolve, bir sistemin zamanla değişmesini de anlatabilir, ancak bu kullanım daha geniş ve mecazidir.

Alıştırma

Cümleyi derste öğrendiğiniz present perfect hedef ifadenin tamamıyla tamamlayın: Over many generations, these cave fish ____ vibrations in the water.

Cevabı göster

have evolved to rely on

However,

0:58

Ancak,

there are some places where oxygen-averse microorganisms, Kelime

0:58

Dünya'nın ilk günlerinde olduğu gibi,

like those from Earth's earliest days,

1:02

oksijenden kaçınan mikroorganizmaların

have re-emerged. Kelime

1:05

yeniden ortaya çıktığı bazı yerler vardır.

Kelime

oxygen-averse microorganisms: isim + -averse yapısı

oxygen-averse ifadesinde oxygen kaçınılan şeyi belirtir; -averse ise ondan kaçınma veya ona karşı olma eğilimi anlamına gelir. Bileşik sıfatın tamamı microorganisms sözcüğünü niteler: ifade, oksijeni bu canlılar için elverişsiz olarak sunar; bu nedenle az oksijenli veya oksijensiz yerlerde yaşama eğilimindedirler. Yeniden kullanılabilen kalıp isim + -averse biçimindedir ve risk-averse ile conflict-averse örneklerinde olduğu gibi adı verilen şeyden kaçınma eğilimini anlatır. Genellikle bir eğilimi belirtir; duygusal ve güçlü bir nefret anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi riskten kaçınma eğilimi anlamındaki -averse bileşiğiyle tamamlayın: The ____ client chose the safest investment.

Cevabı göster

risk-averse

Kelime

have re-emerged: re- yeniden anlamına gelir

Emerge, görünür, bilinir veya mevcut hâle gelmek demektir. re- eklenince re-emerge oluşur: bir süre yok veya daha az belirgin olduktan sonra yeniden ortaya çıkmak. Cümle ilk kez ortaya çıkmayı değil, geri dönüşü anlatır. Have re-emerged, present perfect biçimidir. Yeniden ortaya çıkmayı şu andan önce gerçekleşmiş ve mevcut durumla ilgili bir olay olarak sunar.

Alıştırma

Cümleyi re-emerge fiilinin present perfect biçimiyle tamamlayın: After many quiet years, several old debates ____ in public discussion.

Cevabı göster

have re-emerged

Many of these places are in the ocean depths,

1:07

Bu yerlerin çoğu,

beyond the reach of researchers, Kalıp ifadeler

1:10

araştırmacıların ulaşamayacağı okyanus derinliklerindedir,

Kalıp ifadeler

Beyond the reach of researchers: araştırmacıların ulaşamayacağı yerde

Beyond the reach of researchers, araştırmacıların bu yerlere ulaşamadığı veya erişemediği anlamına gelir. Buradaki reach, yalnızca uzatılmış bir elin erişebileceği mesafeyi değil, okyanusun derin bölgelerine fiziksel erişimi anlatır. beyond the reach of + kişi veya grup kalıbı, birinin yeteneğinin, etkisinin, teknolojisinin ya da hizmetlerinin sınırını da gösterebilir.

Alıştırma

Dağcıların çıkıntıya ulaşamadığını belirten kalıpla cümleyi tamamlayın: The ledge was ____ the climbers.

Cevabı göster

beyond the reach of

but there are other bodies of water

1:12

fakat başka su kütleleri de vardır;

completely devoid of oxygen, Kelime

1:14

tamamen oksijenden yoksundur

yet close enough to the surface to explore. Dilbilgisi

1:16

ama keşfedilebilecek kadar yüzeye yakındır.

Kelime

Completely devoid of oxygen: oksijenden tamamen yoksun

Devoid of, “bir şeyden hiç olmaması” veya “ondan tamamen yoksun olması” anlamına gelir. completely devoid of oxygen ifadesinde devoid bir sıfattır ve of eksik olan şeyi tanıtır. devoid zaten güçlü biçimde yokluk bildirir; completely ise tam yokluk düşüncesini daha da pekiştirir. Bu ifade cümleye resmî ve bilimsel bir ton verir. Başka durumlarda kullanılabilecek kalıp be + (completely) devoid of + isim şeklindedir.

Alıştırma

“Hiç yoktu” anlamındaki hedef ifadeyle resmî açıklamayı tamamlayın: Despite its polished design, the brochure was ____ useful information.

Cevabı göster

completely devoid of

Dilbilgisi

yet close enough ... to explore: sıfat + enough + to ile karşıtlıktan sonra yeterli koşul belirtme

Yet bir karşıtlık kurar: bu su kütlelerinde oksijen bulunmaması ciddi bir kısıttır, ancak yine de yararlı bir koşul vardır — yüzeye yakındırlar. close enough to the surface to explore ifadesinde sıfat + enough + to mastarı, derecenin gereken eşiğe ulaştığını belirtir. Burada mesafe, insanların bu su kütlelerini keşfedebilmesine yetecek kadar azdır; keşfi yapan kişiler belirtilmez ve su kütleleri explore fiilinin örtük nesnesidir.

Alıştırma

Hangi cümle, bir yerin olumsuz bir yönü olsa da ziyaret için gereken koşulu hâlâ karşıladığını anlatır?

  1. The island is remote, yet a boat visited it yesterday.
  2. The island is remote, yet close enough to visit by boat.
  3. The island is remote, so it is too far to visit by boat.
Cevabı göster

The island is remote, yet close enough to visit by boat.

And one such lake is hidden high in the Swiss Alps Piora Valley.

1:19

Ve bu göllerden biri de İsviçre Alplerindeki Piora Vadisi'nin yükseklerinde gizlidir.

Formed over 10,000 years ago, Dilbilgisi

1:24

10.000 yılı aşkın süre önce oluşan

Lake Cadagno is one of roughly 200 known meromictic lakes, Kültür

1:27

Cadagno Gölü bilinen yaklaşık 200 meromiktik gölden biridir,

Dilbilgisi

Formed over 10,000 years ago: indirgenmiş edilgen cümle başlangıcı

Formed over 10,000 years ago indirgenmiş bir edilgen yan cümledir. Anlamı Lake Cadagno was formed over 10,000 years ago cümlesine yakındır, ancak was ve yinelenen özne çıkarılmıştır. Cümlenin başında kullanılan bu ifade, ana bilgiden önce zamanla ilgili arka planı verir. formed fiilinin örtük öznesi virgülden hemen sonraki isim olmalıdır; burada bu isim Lake Cadagno’dur.

Alıştırma

İndirgenmiş edilgen başlangıcı tamamlamak için build fiilinin geçmiş zaman ortacını kullanın: ____ in 1890, the bridge still carries trains.

Cevabı göster

Built

meaning it's actually two distinct bodies of water

1:32

bu da aslında birbirinden farklı iki su kütlesinin

stacked on top of each other. Kalıp ifadeler

1:35

üst üste binmiş olması anlamına gelir.

Kültür

meromictic lakes: su katmanları tamamen karışmayan göller

Meromiktik göl, üst ve alt su katmanlarının uzun süre tamamen karışmak yerine ayrı kaldığı göldür. Bu cümlede meromictic lakes teknik bir terimdir, gölün adı değildir. meaning sözcüğünden sonraki bölüm, temel fikri daha basit bir şekilde yeniden açıklar: göl, biri diğerinin üzerinde bulunan iki ayrı su kütlesi gibi davranır. Bilimsel bir metin bilinmeyen bir terimden sonra meaning kullanıyorsa, devamındaki ifade genellikle terimin açıklamasını verir.

Alıştırma

Bu cümlede meromictic lakes ifadesini en iyi hangi açıklama anlatır?

  1. Bir gölün fiziksel olarak başka bir gölün üzerine yerleştirildiği göllerdir.
  2. İki farklı yağmur türünden oluşan göllerdir.
  3. Su katmanları tamamen karışmak yerine ayrı kalır.
Cevabı göster

Su katmanları tamamen karışmak yerine ayrı kalır.

Kalıp ifadeler

stacked on top of each other: dikey katmanlar hâlinde dizilmiş

Stacked on top of each other, birden fazla şeyin biri diğerinin üzerinde olacak şekilde dikey olarak dizildiğini anlatır. Stacked katman veya yığın görüntüsü verir, each other ise bu şeylerin birbirlerine göre konumunu gösterir. Burada ifade, iki su kütlesini üst ve alt katmanlar olarak betimler. Bu görsel bir benzetmedir; suyun katı nesneler gibi gerçekten üst üste yığıldığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi, biri diğerinin üzerinde dizilmiş anlamına gelen dersteki ifadeyle tam olarak tamamlayın: The empty trays were ____ beside the sink.

Cevabı göster

stacked on top of each other

The top layer functions like a standard body of freshwater. Kelime

1:38

Üst katman standart bir tatlı su kütlesi gibi işlev görür.

Kelime

functions like a standard body of freshwater: işleyişi karşılaştırma

functions like... ifadesinde function, “belirli bir şekilde çalışmak veya davranmak” anlamında bir fiildir. Cümle, üst katmanın pratikte standart bir tatlı su kütlesine benzer şekilde davrandığını söyler; görünüşlerini karşılaştırmaz. X functions like Y kalıbı, X ile Y’nin ilgili işlev veya davranış bakımından benzer olduğunu anlatmanın nispeten resmî bir yoludur.

Alıştırma

Cümleyi function fiilinin doğru biçimi ve like ile tamamlayın: In this simulation, the digital model ____ the real control panel.

Cevabı göster

functions like

It's safe for swimming

1:41

Yüzmek için güvenlidir

and known mostly for a plump and plentiful fish population

1:43

ve daha çok yüzyıllardır yerel balıkçılık efsanelerine konu olmuş,

that's been the subject of local fishing legends for centuries. Kalıp ifadeler

1:47

tombul ve bol bir balık popülasyonuyla tanınır.

Kalıp ifadeler

subject of local fishing legends: efsanelerin konusu

the subject of... ifadesinde subject, bir hikâyenin, tartışmanın, araştırmanın veya sanat eserinin hakkında olduğu kişi, şey ya da düşünceyi belirten bir isimdir. Burada that ile belirtilen şey, yerel balıkçılık efsanelerinde anlatılan konudur. Kullanılabilir kalıp X is, was veya has been the subject of Y şeklindedir. Y, X’e odaklanan hikâyeleri, tartışmayı, araştırmayı ya da başka bir içeriği belirtir.

Alıştırma

Cümleyi “bir belgeselin hakkında olduğu şey” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: The rescue mission became ____ a new documentary.

Cevabı göster

the subject of

But just 13 meters beneath that bounty Deyimler

1:51

Ancak bu bolluğun sadece 13 metre altında,

is a dense, sulfurous, oxygen-free pool

1:54

balıklar da dahil olmak üzere tüm çok hücreli yaşam formları için ölümcül olan

lethal to any multicellular life forms, fish included. Kalıp ifadeler

1:58

yoğun, sülfürlü, oksijensiz bir havuz vardır.

Deyimler

beneath that bounty: bolluk anlamındaki bounty

Bu cümlede that bounty, üstteki bol ve iyi beslenmiş balık nüfusuna gönderme yapar. Burada bounty, ödül olarak verilen para değil, zengin bir kaynak veya bolluk anlamındadır. Anlatıcı, olumlu biçimde betimlenen bu bolluğun altına ölümcül bir su birikintisi yerleştirerek sahneyi keskin bir dikey karşıtlıkla düzenler: üstte yaşam boldur, ancak hemen altta yaşam mümkün değildir.

Alıştırma

Cümlede that bounty neye gönderme yapıyor?

  1. balık yakalamak için sunulan paraya
  2. alttaki ölümcül su birikintisine
  3. üstteki bol balık nüfusuna
Cevabı göster

üstteki bol balık nüfusuna

Kalıp ifadeler

lethal to ...; fish included: ölümcül kapsam ve açıkça dâhil etme

Lethal to, to kelimesinden sonra belirtilen insanın, hayvanın veya organizmanın ölümüne neden olabilecek anlamına gelir. Burada lethal sıfatı su birikintisini tanımlar; any multicellular life forms ise onun öldürebileceği her şeyi belirtir. Fish included, balıkların da dâhil olduğunu belirten kısa bir ek açıklamadır. İsim included kelimesinden önce gelir ve bu ifade, balıkların geniş grubun dışında bir istisna olmadığını açıklamak için onları özellikle belirtir.

Alıştırma

“Bir grup için ölümcül olan ve grubun bir üyesini açıkça dâhil eden” hedef yapıyla cümleyi tamamlayın: The chemical is ____ insects, bees ____.

Cevabı göster

lethal to · included

In a typical lake,

2:03

Tipik bir gölde,

the entire body of water

2:04

su kütlesinin tamamı

would gradually mix, Dilbilgisi

2:05

kademeli olarak birbirine karışır

diffusing oxygen from the surface throughout.

2:07

ve oksijeni yüzeyden her yere yayar.

Dilbilgisi

would gradually mix: tipik koşullarda beklenen sonuç

Burada would gradually mix, In a typical lake ifadesinin kurduğu durumda beklenen sonucu anlatır. Normal göl koşullarında suyun azar azar karışmasının beklendiği anlamına gelir; would, karışma olayını geçmiş zamana yerleştirmez. Would'un bu kullanımı tipik veya varsayılan bir durumu sunar ve çoğu zaman bunu söz konusu gölde gerçekte yaşananlarla karşılaştırır. in a typical lake, under normal conditions veya without the barrier gibi bir koşul ya da çerçeve arayın.

Alıştırma

Bu cümlede would gradually mix neyi ifade ediyor?

  1. belirli bir gölün geleceğine ilişkin tahmin
  2. geçmişte bir kez gerçekleşip tamamlanmış bir karışma
  3. tipik göl koşullarında beklenen bir sonuç
Cevabı göster

tipik göl koşullarında beklenen bir sonuç

But these two layers never mix,

2:11

Fakat bu iki katman asla birbirine karışmaz,

as is the case with any meromictic lake. Kalıp ifadeler

2:13

tıpkı diğer tüm meromiktik göllerde olduğu gibi.

Kalıp ifadeler

as is the case with...: ortak bir durumu belirtme

as is the case with... “aynı durum ... için de geçerlidir” anlamına gelir. Burada önceki ifade olan “bu iki katman hiçbir zaman karışmaz” bilgisini daha geniş bir kategori olan any meromictic lake için de geçerli kılar. Bu kalıp bilgiyi düzenlemeye yardımcı olur: önce mevcut örnekle ilgili bir gerçek belirtilir, ardından bunun özel bir durum olmadığı ve başka bir nesne ya da grup tarafından da paylaşıldığı gösterilir. Bu kalıpta case, hukuki “dava” değil “durum” anlamındadır.

Alıştırma

Cümleyi, yukarıda öğretilen ve “aynı durum ... için de geçerlidir” anlamına gelen beş kelimelik resmî kalıpla tamamlayın: This machine needs regular checks, ____ most safety equipment.

Cevabı göster

as is the case with

And the reason for this divide in Cadagno Dilbilgisi

2:16

Cadagno'daki bu ayrışmanın nedeni ise

is the waters' unique chemical compositions.

2:19

suların eşsiz kimyasal bileşimleridir.

Dilbilgisi

the reason for X is Y: bir durumu nedenine bağlamak

the reason for X is Y kalıbı, bir sonucu veya durumu (X) onun nedenine (Y) bağlar. Bu cümlede X, this divide in Cadagno; Y ise the waters' unique chemical compositions ifadesidir. Okuyucuyu iki adımda yönlendirir: önce for sonrasında açıklanması gereken durumu belirtir, ardından is sonrasında nedeni verir. Bu nedenle raporlarda, sunumlarda ve diğer açıklayıcı metinlerde kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi the reason for X is Y kalıbıyla tamamlayın: The ____ the school closure ____ the heavy snow.

Cevabı göster

reason for · is

Both layers are fed by rainwater flowing down the mountains. Kelime

2:23

Her iki katman da dağlardan akan yağmur sularıyla beslenir.

Kelime

are fed by rainwater: bir su kaynağından beslenmek

Bu coğrafya bağlamında are fed by, ‘… kaynağından su almak’ veya ‘… tarafından suyla beslenmek’ anlamına gelir. Yağmur suyu iki katmana akar ve suyu yeniler; burada yemek yeme anlamı yoktur. Edilgen yapı su kütlesi + be fed by + su kaynağı şeklindedir. Gölü, nehri, rezervuarı veya katmanı önce verir ve kaynağını by sonrasında belirtir.

Alıştırma

‘… kaynağından su almak’ anlamındaki feed fiilinin edilgen biçimiyle tamamlayın: This reservoir ____ two mountain streams.

Cevabı göster

is fed by

However,

2:27

Ancak,

this water can take two paths. Kalıp ifadeler

2:28

bu su iki yol izleyebilir.

Kalıp ifadeler

can take two paths: iki olası yol

take a path ifadesindeki take, “alıp götürmek” değil, “bir yolu kullanmak, izlemek veya seçmek” demektir. Burada can olasılık bildirir: su iki güzergâhtan herhangi biri boyunca ilerleyebilir. Bu yapı hem gerçek yollar hem de bir planın take a different path yapması gibi soyut yönler için kullanılabilir. can take two paths ifadesindeki iki yol, aynı noktadan başlayan olası seçeneklerdir.

Alıştırma

“İki olası güzergâha sahip olmak” anlamındaki ders ifadesiyle İngilizce cümleyi tamamlayın: From this point, visitors can ____ to the museum.

Cevabı göster

take two paths

The first is to trickle down the granitic mountain

2:30

Birincisi, granit dağdan aşağı süzülerek

directly into the top layer.

2:33

doğrudan üst katmana inmektir.

The second is to seep into the Piora Valley's vein of dolomite, Kelime

2:36

İkincisi, sülfat gibi tuzlarla dolu gözenekli bir kaya olan

a porous rock full of salts such as sulfate.

2:41

Piora Vadisi'nin dolomit damarına sızmaktır.

Kelime

to seep into a vein of dolomite: bir dolomit damarına sızmak

to seep into mastar yapısı ikinci yolu belirtir. Seep into, bir sıvının çok küçük boşluklardan veya çatlaklardan geçerek bir şeyin içine yavaşça girmesi demektir; kayanın gözenekli yapısı bu hareketi mümkün kılar. Burada vein, başka kayaların içinde bulunan uzun ve dar bir kaya ya da mineral şeridini anlatan jeoloji terimidir. A vein of dolomite bir dolomit damarıdır, kan damarı değildir. İfadenin tamamı suyun bu kaya şeridine yavaşça girmesini anlatır.

Alıştırma

Vurgulanan ifadede ne oluyor?

  1. Su, dolomitin yüzeyinden hızla akıyor.
  2. Su, çok küçük boşluklardan geçerek dar bir dolomit damarına yavaşça giriyor.
  3. Su, vadideki bir kan damarına giriyor.
Cevabı göster

Su, çok küçük boşluklardan geçerek dar bir dolomit damarına yavaşça giriyor.

Rainwater that sinks into the dolomite

2:45

Dolomite sızan yağmur suyu

will slowly inch towards the lake, Kelime

2:47

yavaş yavaş göle doğru ilerler,

Kelime

inch towards: bir hedefe doğru çok yavaş ilerlemek

Burada inch, “genellikle çok küçük adımlarla, çok yavaş hareket etmek” anlamına gelen bir fiildir. Inch towards the lake, mesafenin inç cinsinden ölçüldüğünü değil, yağmur suyunun göl yönünde azar azar ilerlediğini anlatır. Aynı kalıp fiziksel hareketi ya da bir sayıya, duruma veya hedefe doğru yavaş ilerlemeyi anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi inch towards ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The long line slowly ____ the exit.

Cevabı göster

inched towards

all the while shedding its oxygen and picking up salts. Kalıp ifadeler

2:50

bu sırada oksijeninden arınır ve tuzları toplar.

Kalıp ifadeler

all the while shedding ... and picking up ...: sürekli eşlik eden değişimler

All the while, “aynı sürenin tamamı boyunca” anlamına gelir. Bu parçayı önceki hareketle ilişkilendirir ve diğer değişimlerin bütün süreç boyunca devam ettiğini vurgular. Shedding its oxygen ve picking up salts, ortak örtük öznesi yağmur suyu olan iki sıralı -ing yapısıdır. Biri bir kaybı, diğeri bir kazanımı anlatır.

Alıştırma

Eşlik eden eylem yapısını all the while ile tamamlayın: The puppy followed us, ____ wagging its tail.

Cevabı göster

all the while

Finally,

2:55

Son olarak,

this heavier water will cascade from sublacustrine springs Kelime

2:55

bu daha ağır su, göl yüzeyinin altındaki

below the lake surface,

3:00

denizaltı benzeri kaynaklardan aşağı dökülerek

forming the dense, salt-rich bottom layer. Dilbilgisi

3:02

yoğun, tuz açısından zengin alt katmanı oluşturur.

Kelime

cascade from sublacustrine springs: göl altındaki kaynaklardan çağlayarak akmak

Burada cascade, suyun düşer veya çağlar gibi hızlı biçimde akması anlamına gelir. cascade from + kaynak yapısı, hareket eden suyun nereden çıktığını belirtir. Sublacustrine, bir gölün suyunun altında, genellikle göl yatağında veya onun altında bulunan şeyleri tanımlayan bilimsel bir sıfattır. Bu nedenle sublacustrine springs, göl yatağıyla bağlantılı su altı kaynaklarıdır; ifadenin tamamı suyun bu göl altı kaynaklarından çıkışını anlatır.

Alıştırma

Bu cümlede "cascade from sublacustrine springs" ne anlama gelir?

  1. göl yüzeyinin altındaki kaynaklardan hızla akmak
  2. kıyıdaki kaynakların üzerinde buharlaşmak
  3. göl kenarındaki kaynakların çevresinde donmak
Cevabı göster

göl yüzeyinin altındaki kaynaklardan hızla akmak

Dilbilgisi

forming the dense, salt-rich bottom layer: sonucu -ing yapısıyla anlatmak

Virgülden sonraki forming ifadesi, ana olayın sonucunu ekleyen bir şimdiki zaman ortaç yan cümlesidir. Daha ağır su göle akar ve bu süreç yoğun, tuz bakımından zengin dip tabakasını oluşturur. Bu yapı, and this will form... veya thereby forming... gibi bir fikri tek cümlede toplar. Bilimsel metinlerde bir süreci doğrudan sonucuna bağlar. Forming, -ing biçiminde olsa da şimdiki zamanı göstermez. Zaman will cascade yapısından gelir; bu nedenle burada iki eylem de gelecekte gerçekleşecek şekilde anlaşılır.

Alıştırma

Sonucu eklemek için form fiilinin -ing biçimini kullanın: The lava cooled, ____ a hard crust.

Cevabı göster

forming

This lower layer is anoxic, Kelime

3:05

Bu alt katman anoksiktir,

meaning oxygen-free,

3:07

yani oksijensizdir,

and will suffocate any oxygen-dependent life. Kelime

3:09

ve oksijene bağımlı her türlü yaşamı boğacaktır.

Kelime

anoxic, meaning oxygen-free: bir terimi basit sözlerle tanımlama

Anoxic, ‘oksijensiz’ anlamına gelen bilimsel bir sıfattır. Burada oxygen-free, anoxic sözcüğünü daha basit sözlerle yeniden açıklar. Virgülden sonraki meaning ... ifadesi, kendisinden önceki terimi hemen tanımlar. Bilimsel açıklamalarda bu yapı, ana cümleyi kesmeden bilinmeyen sözcükleri açıklamak için sık kullanılır.

Alıştırma

Cümlede meaning oxygen-free ifadesinin görevi nedir?

  1. Bilimsel anoxic terimini daha basit sözlerle açıklar.
  2. Farklı bir konuya geçer.
  3. Katmanda bol miktarda oksijen olduğunu söyler.
Cevabı göster

Bilimsel anoxic terimini daha basit sözlerle açıklar.

Kelime

oxygen-dependent life: X-dependent birleşik sıfatı

oxygen-dependent, oxygen ismi ile dependent sözcüğünden oluşan birleşik bir sıfattır. ‘Oksijene bağımlı’ veya ‘oksijene ihtiyaç duyan’ anlamına gelir. life sözcüğünden önce gelerek oksijene ihtiyaç duyan canlıları belirtir. X-dependent kalıbı, bir şeyin X’e bağlı olduğunu veya X’e göre değiştiğini anlatabilir. data-dependent ve context-dependent de aynı kalıptadır.

Alıştırma

Cümleyi dersteki birleşik sıfatla tamamlayın: These organisms need oxygen to survive, so they are ____.

Cevabı göster

oxygen-dependent

But it's ideal for the kind of anaerobic bacteria Kelime

3:12

Fakat Büyük Oksijen Felaketi'nde ölen

that died off in the Great Oxygen Catastrophe. Öbek fiiller

3:15

anaerobik bakteriler için idealdir.

Kelime

anaerobic bacteria: oksijen olmadan yaşayabilen bakteriler

Bu cümlede anaerobic bacteria, oksijen olmadan yaşayabilen ve yaşamsal süreçlerini sürdürebilen bakteriler demektir. İfade, bakterileri şekillerine veya bulundukları yere göre değil, oksijenle ilişkilerine göre sınıflandırır. Bazı anaerobik bakteriler oksijenden zarar görür; ancak anaerobic sözcüğü, oksijenin her anaerobik türü mutlaka öldürdüğü anlamına gelmez. Burada Büyük Oksijen Felaketi'ne yapılan gönderme, söz konusu grubun oksijen düzeyleri yükseldiğinde ciddi biçimde etkilendiğini gösterir.

Alıştırma

Bu cümlede anaerobic bacteria ne anlama geliyor?

  1. her ortamı tamamen oksijensiz hâle getiren bakteriler
  2. yalnızca parlak ışıkta büyüyebilen bakteriler
  3. oksijen olmadan yaşayabilen bakteriler
Cevabı göster

oksijen olmadan yaşayabilen bakteriler

Öbek fiiller

died off: bir grup içindeki geniş çaplı ölüm

Died off, die off fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Bir grubun çok sayıda üyesinin, çoğu zaman belli bir süre içinde, ölmesi ve bunun sonucunda grubun çok küçülmesi anlamına gelir. Özne genellikle bakteriler, balıklar, ağaçlar veya hücreler gibi bir popülasyon ya da çoğul bir gruptur. İfade tek başına bütün üyelerin yok olduğu anlamına gelmez; bu cümlede anaerobik bakterileri geniş çaplı ölüm yaşamış bir grup olarak sunar.

Alıştırma

'Zaman içinde çok sayıda ölmek' anlamındaki öbek fiille cümleyi tamamlayın: During the heat wave, many fish ____ in the shallow pond.

Cevabı göster

died off

The flow from the sublacustrine springs creates microenvironments,

3:19

Su altı kaynaklarından gelen akıntı, mikro ortamlar yaratır;

which feed large aggregates of microorganisms Kelime

3:24

bunlar, garip ve dünya dışı şekillerde göl yatağından ortaya çıkan

that emerge from the lakebed in strange and otherworldly shapes.

3:27

devasa mikroorganizma kümelerini besler.

Kelime

which feed large aggregates of microorganisms: büyük mikroorganizma kümelerini besleyip yaşatmak

Burada which, önceki microenvironments sözcüğüne gönderme yapar. Feed, “bir hayvanın ağzına yiyecek vermek” değil, “yaşamı destekleyen kaynakları veya koşulları sağlamak” demektir. Mikro ortamlar, mikroorganizma kümelerinin yaşamını sürdürmesini sağlar. Aggregate, birçok küçük şeyin bir araya gelmesiyle oluşan grup veya kütledir. Large aggregates of microorganisms, çok sayıda mikroorganizmadan oluşan büyük kümeler demektir.

Alıştırma

Vurgulanan yan cümlede feed ne anlama gelir?

  1. mikroorganizma kümelerine yaşamaları için gerekenleri sağlamak
  2. mikroorganizma kümelerini daha küçük gruplara ayırmak
  3. mikroorganizma kümelerini besin olarak yemek
Cevabı göster

mikroorganizma kümelerine yaşamaları için gerekenleri sağlamak

Various anaerobic microorganisms take in the water's sulfate Öbek fiiller

3:31

Çeşitli anaerobik mikroorganizmalar sudaki sülfatı alır

and emit toxic sulfide. Kelime

3:36

ve toksik sülfit yayar.

Öbek fiiller

take in: bir maddeyi içine almak veya emmek

Burada take in, “bir maddeyi vücuda veya hücrelere almak ya da emmek” demektir. Nesnesi the water's sulfate olduğundan, mikroorganizmaların çevredeki sudan sülfat aldığı anlatılır. Take in başka anlamlara da gelir, ancak nesne ve bağlam doğru anlamı seçmemizi sağlar. Nesne sülfat, oksijen veya su gibi bir maddeyse ifade genellikle fiziksel olarak içeri alma ya da emme anlamındadır.

Alıştırma

Bu cümlede take in ne anlama gelir: “Various anaerobic microorganisms take in the water's sulfate and emit toxic sulfide.”?

  1. birine barınak sağlamak
  2. bir maddeyi emmek veya içine almak
  3. bir düşünceyi anlamak
Cevabı göster

bir maddeyi emmek veya içine almak

Kelime

emit toxic sulfide: bir kaynaktan madde salmak

emit fiili, bir kaynağın bir şeyi “dışarı vermesi” veya “salması” anlamına gelir. Bu cümlede mikroorganizmalar sülfatı alıp ardından emit toxic sulfide yaptığı için ifade, onların saldığı maddeyi belirtir. emit; gaz, ısı, ışık, ses, radyasyon veya sinyal gibi nesnelerle sık kullanılır. Özellikle bilimsel ve teknik açıklamalarda yaygındır.

Alıştırma

Hangi cümlede emit sözcüğü alışılmış bilimsel veya teknik anlamıyla kullanılmıştır?

  1. The technician emits the sensor onto the table.
  2. The sensor emits a warning signal every ten seconds.
  3. The courier emits a package to the office.
Cevabı göster

The sensor emits a warning signal every ten seconds.

And at the border of these layers,

3:39

Ve bu katmanların sınırında,

there's a thin blanket mainly composed of pink-bodied Chromatium okenii, Notlar

3:41

daha çok pembe gövdeli Chromatium okenii'den oluşan ince bir örtü vardır.

Deyimler

thin blanket mainly composed of: örtü tabakası benzetmesi

thin blanket ifadesindeki blanket, bir alana yayılmış ince ve kesintisiz bir tabaka için kullanılan bir benzetmedir. Cümle yatak örtüsünü anlatmaz; okuyucunun bir mikroorganizma tabakasını gözünde canlandırmasına yardımcı olmak için tanıdık bir görüntü kullanır. mainly composed of, bu tabakanın neyden oluştuğunu açıklar. mainly, Chromatium okenii'nin başlıca bileşen olduğunu ancak tek bileşen olmak zorunda olmadığını belirtir.

Alıştırma

Bilimsel bir açıklamada “a thin blanket mainly composed of bacteria” ne anlama gelir?

  1. Çoğunlukla bakterilerden oluşan ince bir örtü tabakası
  2. Yalnızca bakteri saklayan kalın bir kap
  3. Bakterileri sıcak tutmak için kullanılan bir yatak örtüsü
Cevabı göster

Çoğunlukla bakterilerden oluşan ince bir örtü tabakası

Kelime

pink-bodied Chromatium okenii: özelliği belirten birleşik niteleyici

pink-bodied Chromatium okenii ifadesinde Chromatium okenii bilimsel addır; pink-bodied ise addan önce gelen birleşik bir sıfattır. “Pembe gövdeli” anlamına gelir: bir eylemi değil, canlının bir özelliğini anlatır. Böyle bir ad öbeğini okurken önce ana adı bulun, sonra kısa çizgili niteleyiciyi bir özellik açıklaması olarak açın. Renk sözcüğü + -bodied kalıbı, “gövdesi o renkte olan” demektir.

Alıştırma

pink-bodied Chromatium okenii ifadesinde pink-bodied ne işe yarar?

  1. pink-bodied ifadesini bilimsel adın bir parçası sayar.
  2. Chromatium okenii'nin başka bir nesneyi pembeye çevirdiğini söyler.
  3. Chromatium okenii'nin pembe gövdeli olduğunu belirtir.
Cevabı göster

Chromatium okenii'nin pembe gövdeli olduğunu belirtir.

a photosynthesizing bacterium that relies on this sulfur Dilbilgisi

3:47

Bu, çoğu bitkinin oksijene güvendiği gibi

the way most plants rely on oxygen.

3:51

bu sülfüre güvenen fotosentez yapan bir bakteridir.

Dilbilgisi

relies on ... the way ... rely on ...: bağımlılık ilişkilerini benzetmeyle karşılaştırma

Burada the way bir karşılaştırma başlatır; “yol” anlamına gelmez ve bir yöntemin ne olduğunu sormaz. Cümle, bakterinin kükürde bağımlılığı ile çoğu bitkinin oksijene bağımlılığını karşılaştırır. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp A relies on X the way B relies on Y şeklindedir. “A, X'e; B'nin Y'ye bağımlı olduğu gibi bağımlıdır” anlamına gelir. Böylece tanıdık bir ilişki, daha az tanıdık bir ilişkiyi açıklamaya yardımcı olur.

Alıştırma

Dersteki karşılaştırma kalıbını tamamlayın: The town relies on the river ____ the farm relies on rain.

Cevabı göster

the way

However,

3:54

Ancak,

while neither water nor organisms move between the layers, Dilbilgisi

3:55

ne su ne de organizmalar katmanlar arasında hareket etmese de,

these ecosystems aren't completely out of touch. Deyimler

3:59

bu ekosistemler tamamen birbirinden kopuk değildir.

Dilbilgisi

while neither A nor B ...: ana düşünceden önce ödünleme

Buradaki while, “... sırasında” değil, “... olsa da” anlamındadır. Bir ödünleme yan cümlesi başlatır: önce suyun ve organizmaların katmanlar arasında hareket etmediği sınırlayıcı gerçeği kabul edilir. Neither A nor B, iki özneyi aynı olumsuz yargının kapsamına alır. Ardından ana cümle daha önemli ve karşıt düşünceyi verir. Bir gerçeği kabul edip buna rağmen geçerli olan sonucu belirtmek için While + ödünleme, ana cümle kalıbını kullanabilirsiniz.

Alıştırma

İki yolun da kullanılamadığını belirten ikili yapıyla cümleyi tamamlayın: ____ the north road ____ the south road is open today.

Cevabı göster

Neither · nor

Deyimler

out of touch: bağlantısız veya güncel bilgilerden uzak

Out of touch, iletişim eksikliğini veya güncel bilgilerden kopuk olmayı ifade eden bir deyimdir. Burada ekosistemleri mecazi olarak tanımlar; fiziksel dokunma duyusuyla ilgili değildir. Aren't completely out of touch, “bağlantıları tamamen kopmuş değil” anlamına gelir. Olumsuzluk ile completely birleşince bir miktar bağlantıya yer kalır; dolayısıyla cümle, ekosistemlerin birbirini hâlâ bir şekilde etkileyebildiğini ima eder.

Alıştırma

“Bağlantısı tamamen kopmamış” anlamındaki deyimle cümleyi tamamlayın: Mia moved overseas, but she isn't completely ____ with her old team; they message every week.

Cevabı göster

out of touch

Chromatium okenii live at the top of the bottom layer

4:02

Chromatium okenii, güneşe olabildiğince yakın olmaları gerektiği için

because they need to be as close to the sun as possible. Dilbilgisi

4:06

alt katmanın en üstünde yaşar.

Dilbilgisi

as close to ... as possible: mümkün olduğunca ... yakın

as + sıfat veya zarf + as possible kalıbı, koşulların izin verdiği en yüksek dereceyi anlatır. Burada close to the sun sıfat bölümünü doldurur; yani bakterilerin güneşe olabildiğince yakın olmaları gerekir. Possible, pratik bir sınır olduğunu gösterir. İfade fiziksel temas ya da tamamen sabit bir mesafe anlamına gelmez; mevcut koşullarda ulaşılabilen en yakın konumu anlatır.

Alıştırma

Cümleyi as ... as possible kalıbıyla tamamlayın: During the storm, park ____ close to the shelter ____.

Cevabı göster

as · as possible

But while they never cross into the deadly oxygenated waters,

4:10

Onlar asla ölümcül oksijenli sulara geçmeseler de,

they're close enough that organisms like zooplankton can dive down, Dilbilgisi

4:14

zooplankton gibi organizmaların dalıp,

Dilbilgisi

close enough that ... can ...: bir sonucu mümkün kılacak kadar yakın

close enough that ... can ... bir mesafenin, bir sonucu mümkün kılmak için gereken seviyeye ulaştığını anlatır. Enough, close sıfatından sonra gelir ve that yan cümlesi sonucu belirtir. Burada can, bu mesafenin oluşturduğu imkânı gösterir: bakteriler oksijenli suyun dışında kalır, ancak zooplankton yine de aşağıya, onların yanına dalabilir.

Alıştırma

Bir kapı aralığı, bir arabanın geçmesi için gereken en düşük genişliği karşılıyor. Hangi cümle bu düşünceyi ifade eder?

  1. The doorway is wide enough that the cart can pass.
  2. The doorway is enough wide that the cart can pass.
  3. The doorway is so narrow that the cart cannot pass.
Cevabı göster

The doorway is wide enough that the cart can pass.

eat them,

4:19

onları yiyip,

and get back up. Öbek fiiller

4:20

geri çıkabileceği kadar yakındadırlar.

Öbek fiiller

get back up: daha yüksek bir seviyeye geri dönmek

Bu cümlede get back up, “aşağı indikten sonra daha yüksek bir konuma geri dönmek” demektir. Back önceki yere veya seviyeye dönüşü, up ise yukarı yönü gösterir. Buradaki get, o konuma ulaşmayı anlatır; “elde etmek” anlamına gelmez. dive down, eat them, and get back up sıralaması tam bir hareket yolunu gösterir: önce aşağı, ardından yeniden yukarı. Başka bir bağlamda get back up, “düştükten sonra yeniden ayağa kalkmak” anlamına gelebilir; ancak dalış bağlamı burada yukarı geri dönme anlamını seçtirir.

Alıştırma

Leo bir merdivenden sığ bir çukura indi. Hangi cümle onun üst seviyeye geri döndüğünü açıkça söyler?

  1. He got back up after finding the tool.
  2. He got up after finding the tool.
  3. He went back after finding the tool.
Cevabı göster

He got back up after finding the tool.

In fact,

4:22

Aslında,

this relationship forms the bottom of the upper layer's robust food chain, Kelime

4:22

bu ilişki üst katmanın güçlü besin zincirinin temelini oluşturarak

supporting the lake's legendary fish population.

4:27

gölün efsanevi balık popülasyonunu destekler.

Kelime

forms the bottom of ... food chain: besin zincirinin temelini oluşturmak

Burada forms, “oluşturur” veya “meydana getirir” anlamında bir fiildir. The relationship forms the bottom of the upper layer's robust food chain ifadesi, bu ilişkinin besin zincirinin temel ve en düşük trofik seviyesi olarak görev yaptığını anlatır. Besin ve enerji sistem boyunca hareket ederken bu temel üst seviyeleri destekler. The upper layer's hangi besin zincirinin kastedildiğini belirtir; robust ise bu zinciri güçlü ve sağlam olarak tanımlar. Bottom, ekolojik yapı içindeki bir konumu adlandırır; gölün fiziksel dibini anlatmaz.

Alıştırma

“Microscopic algae form the bottom of this coastal food chain.” cümlesinde alglerin rolü nedir?

  1. Temel trofik seviyeyi oluştururlar.
  2. Denizin fiziksel tabanında yaşarlar.
  3. Besin zincirini sona erdirirler.
Cevabı göster

Temel trofik seviyeyi oluştururlar.

This unique ecology is more than just a boon for Cadagno's fishermen. Kalıp ifadeler

4:31

Bu eşsiz ekoloji, Cadagno balıkçıları için sadece bir nimetten ibaret değildir.

Kalıp ifadeler

is more than just a boon for ...: ... için yalnızca bir faydadan fazlası olmak

Bir kişi veya grup için a boon for olan bir şey, onlara açık bir yarar sağlar. Buradaki is more than just a boon for, ekolojinin Cadagno'daki balıkçılara gerçekten yarar sağladığını, ancak öneminin bununla sınırlı olmadığını anlatır. be more than just + isim öbeği kalıbı önce bir rolü veya değeri kabul eder, ardından daha geniş ya da daha önemli bir noktanın geleceğini belirtir. Bir açıklamayı tek ve sınırlı bir yarardan daha büyük bir anlama taşımak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi “yalnızca ... için yararlı değil” anlamındaki dersin tam ifadesiyle tamamlayın: The new transit line ____ commuters; it also reduces pollution across the city.

Cevabı göster

is more than just a boon for

Having access to an isolated anaerobic ecosystem Dilbilgisi

4:35

İzole bir anaerobik ekosisteme erişim sahibi olmak,

allows scientists to model the world before the Great Oxygen Catastrophe. Kelime

4:39

bilim insanlarının Büyük Oksijen Felaketi öncesi dünyayı modellemelerine olanak tanır.

Dilbilgisi

Having access to ... allows scientists to ...: bir koşulun mümkün kıldığı eylemi anlatmak

Having access to an isolated anaerobic ecosystem, özne görevinde kullanılan bir isim-fiil öbeğidir. Böyle bir ekosisteme ulaşıp onu inceleyebilmek anlamına gelir. Öbeğin tamamı tek bir koşulu adlandırdığı için tekil fiil allows kullanılır. Having access to + isim + allows + kişi + to + fiilin yalın hâli kalıbı, bir koşulu o koşulun mümkün kıldığı şeyle ilişkilendirir. Neden ve yeteneği açıklamanın kısa ve oldukça resmî bir yoludur.

Alıştırma

Cümleyi dersteki koşul ve yetenek bildiren tam kalıbı kullanarak tamamlayın: ____ the school lab ____ run their own experiments.

Cevabı göster

Having access to · allows students to

Kelime

model the world before ...: bilimsel bir fiil olarak model

Burada model, doğrudan gözlemlenemeyen bir şeyi incelemek için onun basitleştirilmiş bir temsilini oluşturmak veya kullanmak anlamına gelen bir fiildir. Bilim insanları, Büyük Oksijen Felaketi'nden önce dünyanın nasıl olabileceğini modellemek için yalıtılmış ekosistemi kanıt olarak kullanır. Yapı model + nesne biçimindedir: model the world, model a system veya model a process. Bu kullanım bir araştırma eylemini anlatır; poz veren bir kişiyi ya da bir temsili adlandıran isim kullanımını anlatmaz.

Alıştırma

model the world before the Great Oxygen Catastrophe ifadesindeki model ne anlama gelir?

  1. Tüm dünyanın küçük ve dekoratif bir kopyasını yapmak.
  2. Dünya rolünde fotoğraf için poz vermek.
  3. Daha önceki dünyayı incelemek için basitleştirilmiş bir temsil oluşturmak veya kullanmak.
Cevabı göster

Daha önceki dünyayı incelemek için basitleştirilmiş bir temsil oluşturmak veya kullanmak.

For example,

4:45

Örneğin,

when Chromatium okenii form their blanket, Deyimler

4:46

Chromatium okenii kendi örtüsünü oluşturduğunda,

they increase the density of that thin layer of water.

4:48

o ince su katmanının yoğunluğunu artırırlar.

Deyimler

form their blanket: bakteri katmanı oluşumunu anlatan bir mecaz

form their blanket ifadesinde form “oluşturmak veya bir araya gelerek bir yapı meydana getirmek” anlamındadır; blanket ise mecazdır. Bakteriler ince ve kesintisiz bir katman hâlinde toplanır; kumaştan gerçek bir örtü yapmazlar. their sözcüğü daha önce anlatılan aynı bakteri katmanına gönderme yapar. blanket sözcüğünün tekrarlanması aynı görsel imgeyi korur ve dinleyenin bu katmanın daha sonra ne yaptığını takip etmesini sağlar.

Alıştırma

Bu cümlede form their blanket ne anlama gelir?

  1. İnce ve kesintisiz bir katman hâlinde toplanırlar.
  2. İnce su katmanından ayrılırlar.
  3. Kumaştan gerçek bir örtü dokurlar.
Cevabı göster

İnce ve kesintisiz bir katman hâlinde toplanırlar.

As the water sinks, Dilbilgisi

4:52

Su battıkça,

these microorganisms are forced to swim back up, Dilbilgisi

4:53

bu mikroorganizmalar yukarı doğru yüzmeye zorlanır

creating a minute mixing of water called bioconvection. Kelime

4:57

ve biyokonveksiyon adı verilen ince bir su karışımını yaratırlar.

Dilbilgisi

As the water sinks: eş zamanlı değişimleri anlatan as

As the water sinks ifadesindeki as, because kadar doğrudan bir neden bildirmek yerine, temel olarak ‘bir değişim olurken’ veya ‘bir değişim oldukça’ anlamına gelir. Ana olayla birlikte ilerleyen bir süreci tanıtır: su aşağı çökerken mikroorganizmalar yukarı hareket eder. As’in bu kullanımı iki gelişmeyi aynı zaman çizgisi içinde düzenler. Süreçlerin yakından bağlantılı olduğunu da düşündürebilir, ancak buradaki temel görevi eş zamanlı değişimi göstermektir.

Alıştırma

Örnekte As the water sinks temel olarak neyi gösterir?

  1. Mikroorganizmalar suyun çökmesini sağlamak için yukarı hareket eder.
  2. Su ancak mikroorganizmalar hareket etmeyi bitirdikten sonra çöker.
  3. Suyun çökmesi, mikroorganizmaların yukarı hareketiyle aynı anda gerçekleşir.
Cevabı göster

Suyun çökmesi, mikroorganizmaların yukarı hareketiyle aynı anda gerçekleşir.

Dilbilgisi

are forced to swim back up: be forced to + fiil

are forced to swim sözlerinde, edilgen be forced to + fiilin yalın hâli yapısı kullanılır. Dış koşullar mikroorganizmaların yüzmesini gerekli kılar; bu yüzden eylem özgür bir seçim olarak değil, zorunluluk olarak sunulur. Cümle, mikroorganizmaların başına gelene odaklanır ve baskıyı neyin oluşturduğunu belirtmez. swim back up ifadesinde back önceki bir konuma dönüşü, up ise yukarı yönü gösterir. İfade bütünüyle yüzerek yukarı geri dönmek anlamına gelir.

Alıştırma

Edilgen be forced to + fiil yapısını doğru geçmiş zaman çoğul biçimiyle tamamlayın: Because the bridge was closed, the drivers ____ take another road.

Cevabı göster

were forced to

Kelime

called bioconvection: called ile bir olguyu adlandırmak

Bu cümlede called bioconvection, a minute mixing of water ifadesinden sonra gelir ve bu olgunun bilimsel adını verir. Called, call fiilinin geçmiş zaman ortacıdır ve bu bölüm kısaltılmış bir edilgen ilgi cümleciğidir: a minute mixing of water which is called bioconvection. Bu yapı, bir şeyi önce betimleyip sonra adlandırmayı sağlar: isim öbeği + called + ad veya terim. Burada bioconvection, mikroorganizmaların toplu biçimde yüzmesinin oluşturduğu akışkan hareketi ve karışımının adıdır.

Alıştırma

Cümleyi call fiilinin kısaltılmış edilgen biçimiyle tamamlayın: The team observed a ring of light ____ a halo.

Cevabı göster

called

This billions of years-old phenomenon Kelime

5:02

Milyarlarca yıllık bu fenomen,

might be a clue to how early life evolved the ability to swim. Kalıp ifadeler

5:04

ilk canlıların yüzme yeteneğini nasıl evrimleştirdiğine dair bir ipucu olabilir.

Kelime

This billions of years-old phenomenon: bir ismin çevresinde yaş ifade etmek

Vurgulanan isim öbeği, “milyarlarca yıllık bu olgu” anlamına gelmek isteniyor. Yaş bildiren bölüm phenomenon sözcüğünü niteler ve bu olgunun son derece eski olduğunu vurgular. Ancak billions of years-old, isimden önce gelen bir niteleyici için standart bir tireleme değildir. Billions of years gibi kesin olmayan bir süreyle bir cümlecik kullanın veya yaşı isimden sonra yerleştirin: this phenomenon, which is billions of years old. İsimden önce kesin bir sayı kullanıldığında tüm bölümleri tireyle bağlanan bir bileşik yapı kurulur ve year tekil olur: a two-billion-year-old phenomenon.

Alıştırma

Hangi cümle kesin olmayan bir yaşı standart biçimde ifade ediyor?

  1. The monument is thousands of year old.
  2. The thousands of years-old monument stands here.
  3. The monument is thousands of years old.
Cevabı göster

The monument is thousands of years old.

Kalıp ifadeler

might be a clue to how: Bir süreç hakkında temkinli bir ipucu

Bu cümlede might, iddianın kesinlik düzeyini azaltır. Olgu, kesinleşmiş bir sonuç olarak değil, olası bir kanıt kaynağı olarak sunulur. A clue, bir şeyi açıklamaya yardımcı olabilecek bilgi parçasıdır. a clue to how + yan cümle kalıbı, ipucunun anlamamıza yardımcı olabileceği süreci belirtir. Burada how early life evolved ... dolaylı sorudur; bu yüzden how did early life evolve değil, düz cümle sözcük dizilişi kullanılır.

Alıştırma

“The pattern might be a clue to how the error began” cümlesi ne anlatır?

  1. Örüntü, süreci açıklamaya yardımcı olabilir ancak onu kanıtlamaz.
  2. Örüntünün hatayla ilgisi yoktur.
  3. Örüntü, eksiksiz ve kesin bir açıklama sunar.
Cevabı göster

Örüntü, süreci açıklamaya yardımcı olabilir ancak onu kanıtlamaz.

Kalıp ifadeler

evolved the ability to swim: Evrim yoluyla kazanılan bir yeti

Burada evolved the ability to swim, ilk yaşam biçimlerinin bu yetiyi birçok nesil boyunca gerçekleşen biyolojik evrim yoluyla kazandığı anlamına gelir. Tek bir canlının alıştırma yaparak yüzmeyi öğrendiği anlamına gelmez. evolve the ability to + fiilin yalın hâli kalıbı, aşamalı evrimsel değişimle ortaya çıkan bir yetiyi anlatır. Bu kullanımda özne genellikle öğrenen tek bir birey değil; bir tür, popülasyon veya canlı grubudur.

Alıştırma

Hangi cümle nesiller boyunca ortaya çıkan biyolojik bir yetiyi açıkça anlatır?

  1. Over many generations, the cave fish evolved the ability to sense movement in the dark.
  2. The young fish learned to follow the trainer's hand.
  3. The fish was able to cross the tank yesterday.
Cevabı göster

Over many generations, the cave fish evolved the ability to sense movement in the dark.

And it's just one of the many insights that await researchers Anlatım akışı

5:09

Ve bu, araştırmacıları bekleyen birçok içgörüden sadece biridir

studying Cadagno's mysterious depths.

5:13

Cadagno'nun gizemli derinliklerini incelerken.

Anlatım akışı

it's just one of the many insights: bir bulguyu daha büyük bir kümenin içine yerleştirmek

it's just one of the many insights ifadesindeki just, “az önce” değil, “yalnızca” anlamına gelir. one of the many + çoğul isim kalıbı, mevcut bulguyu daha büyük bir kümenin tek bir üyesi olarak sunar; bu nedenle bulgunun önemsiz olduğu anlamına gelmez. Bu yapı kapanışta kullanıldığında az önce anlatılan bulguyu toparlar, ardından bakış açısını daha geniş bir araştırma alanına taşır ve keşfedilecek daha çok şey olduğunu sezdirir.

Alıştırma

it's just one of the many insights kapanış ifadesi olarak ne yapar?

  1. Bulguyu daha büyük bir kümenin içine yerleştirir ve keşfedilecek daha çok şey olduğunu sezdirir.
  2. Bulgunun tartışılamayacak kadar önemsiz olduğunu söyler.
  3. Bulguyu mümkün olan tek sonuç olarak sunar.
Cevabı göster

Bulguyu daha büyük bir kümenin içine yerleştirir ve keşfedilecek daha çok şey olduğunu sezdirir.

Anlatım akışı

await researchers studying ...: gelecekteki keşifleri kişileştirmek

that await researchers studying Cadagno's mysterious depths ilgi cümleciğinde await fiilinin öznesi insights sözcüğüdür. Fiil, içgörüleri sanki zaten oradaymış ve ortaya çıkarılmayı bekliyormuş gibi gösterir. Asıl anlam, araştırmacıların bunları gelecekte keşfedebileceğidir; araştırmacıların gerçekten ayakta beklediği değildir. -ing cümleciği studying Cadagno's mysterious depths, researchers sözcüğünü niteler ve hangi araştırmacılardan söz edildiğini belirtir. Kapanışta kullanılan bu kişileştirme, henüz bilinmeyen sonuçları ileride karşılaşılacak olasılıklara dönüştürür ve keşif sürecini açık bırakır.

Alıştırma

insights that await researchers studying the depths ifadesine en uygun yorum hangisidir?

  1. Derinlikleri inceleyen araştırmacılar gelecekte daha fazla içgörü ortaya çıkarabilir.
  2. Araştırmacılar, gölün kendi başına içgörüler üretmesini bekliyor.
  3. İçgörüler araştırmacılar tarafından zaten tamamen açıklanmış.
Cevabı göster

Derinlikleri inceleyen araştırmacılar gelecekte daha fazla içgörü ortaya çıkarabilir.

Did you know that the largest river on Earth is actually in the sky? Anlatım akışı

5:17

Dünyadaki en büyük nehrin aslında gökyüzünde olduğunu biliyor muydunuz?

Anlatım akışı

Did you know that...? ile merak uyandıran giriş

Did you know that + yan cümle? evet ya da hayır cevabı isteyen bir soru gibi görünür, ancak burada dikkat çekici bir giriş olarak kullanılır. Önce şaşırtıcı bir gerçek sunarak izleyicinin dikkatini çeker ve açıklamayı dinleme isteği uyandırır. Bilim videolarında, sunumlarda ve samimi yazılarda konuşmacı çoğu zaman cevap beklemeden devam eder. Bu soru, bilgiyi düzenler ve “İşte ilginç bir gerçek” mesajı verir.

Alıştırma

Bir bilim videosunun açılışında “Did you know that...?” ifadesinin temel işlevi nedir?

  1. Şaşırtıcı bir gerçeği tanıtıp merak uyandırmak
  2. Gerçeğin yalnızca geçmişte gerçekleştiğini göstermek
  3. Devam etmeden önce evet ya da hayır cevabı talep etmek
Cevabı göster

Şaşırtıcı bir gerçeği tanıtıp merak uyandırmak

Explore the essential waterways known as flying rivers with this video. Kalıp ifadeler

5:21

Uçan nehirler olarak bilinen hayati su yollarını bu videoyla keşfedin.

Kalıp ifadeler

known as flying rivers: bir adı tanıtma

known as flying rivers ifadesinde known as + ad, “o adla anılan” anlamına gelir. Bu ifade, önceki isim olan essential waterways için kullanılan adın flying rivers olduğunu gösterir. Dil bilgisi açısından known as flying rivers, waterways that are known as flying rivers şeklindeki edilgen ilgi cümleciğinin kısaltılmış hâlidir. Bu yapı, bir ismin hemen arkasına ad, etiket, lakap veya rol eklemenizi sağlar.

Alıştırma

Cümleyi “adı verilen” anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: This tiny animal is ____ the water bear.

Cevabı göster

known as

Or find out what makes the Great Lakes so, well,

5:27

Veya Büyük Göller'i (Great Lakes) neyin bu kadar, şey,

great with this video.

5:31

büyük (great) yaptığını bu videoyla öğrenin.