Kız kardeşler arasındaki bağ ⏲️ 6 Minute English: İngilizce çalışma notları
BBC Learning English
Video özeti: Neil ve Georgie, İrlandalı üç kız kardeşin yeniden buluşması ve bir psikoterapistin doğum sırasına ilişkin kalıp yargıları değerlendirmesi üzerinden kız kardeş ilişkilerini inceliyor. Farklı aile deneyimleri, büyük, ortanca ve küçük kız kardeşlere sabit roller yüklenmesini destekleyen bilimsel bir kanıt olmadığı sonucuyla karşılaştırılıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. put you on the spot, — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: Bu deyimin, birini hazırlıksız biçimde zor bir soruya hemen cevap vermeye mecbur bırakmayı ve bazen utandırıp rahatsız etmeyi anlattığını öğrenin. Mülakat, toplantı veya sosyal açıdan sıkıntılı bir istekten söz ederken doğal biçimde kullanabilirsiniz. 2. the elder sister is bossy, the middle sister is a peacemaker, and the little sister is spoiled. — Kültür, Medya ve Gerçek Dünya Bağlamı: Doğum sırasına dair yaygın bir kalıp yargıyı ve kız kardeşlere verilen farklı etiketleri tanıyın. Böylece bilimsel kanıt bulunmamasına rağmen ailelerin ve toplumun insanları nasıl kategorilere ayırdığını sorgulayan konuşmaları takip edebilirsiniz. 3. I'm not sure I agree with these stereotypes — Konuşma Edimbilimi ve Tutum: Karşı tarafın görüşünü sertçe reddetmek yerine anlaşmazlığınızı ihtiyatlı biçimde belirtmeyi öğrenin. Bu ifade, hassas konularda ayrıntılara yer bırakır ve kendi deneyiminizin neden farklı olduğunu açıklamadan önce uygun bir geçiş sağlar.
Bu derste
Hello, this is 6 Minute English from BBC Learning English.
0:07Merhaba, bu BBC Learning English'ten 6 Minute English.
So, Georgie, I'd like to know if you have any brothers or sisters and Ton ve niyet
0:13Peki Georgie, erkek veya kız kardeşin olup olmadığını bilmek isterim ve
I'd like to know if: bir soruyu nazikçe dile getirmek
“I'd like to know if”, konuşanın öğrenmek istediği bilgiyi nazikçe dile getirir. Burada aileyle ilgili kişisel bir soruyu yumuşatır; bu, güçlü bir talep değil, bilgi istemedir. if ile başlayan bölüm dolaylı bir evet-hayır sorusudur. Bu nedenle düz cümle söz dizimi kullanılır: if you have..., if do you have... değil.
Alıştırma
Hangi cümle bilgiyi nazikçe sorar ve if sonrasında doğru söz dizimini kullanır?
- I'd like to know if the course includes lunch.
- I'd like know if the course includes lunch.
- I'd like to know if does the course include lunch.
Cevabı göster
I'd like to know if the course includes lunch.
get on well with them: onlarla iyi geçinmek
“Get on well with someone”, o kişiyle dostça ve rahat bir ilişkiye sahip olmak demektir. Örnekte them, brothers or sisters ifadesine gönderme yapar; yani aile içindeki bu ilişkilerin iyi olup olmadığı sorulmaktadır. Bu, bir bütün olarak anlam taşıyan bir fiil ifadesidir; on fiziksel bir konumu anlatmaz. Get on well with Britanya İngilizcesinde yaygındır. Get along well with aynı anlama gelen bir ifadedir ve özellikle Amerikan İngilizcesinde yaygındır.
Alıştırma
get, on, well ve with sözcüklerini birer kez kullanarak cümleyi tamamlayın: I ____ my new neighbours.
Cevabı göster
get on well with
but now that we're adults, we get on well. Dilbilgisi
0:25ama şimdi yetişkin olduğumuz için iyi anlaşıyoruz.
now that we're adults: yeni bir durumu neden olarak kullanmak
Now that, yakın zamanda gerçek olmuş veya şu anda geçerli olan bir durumu tanıtır ve bu durumu ardından gelen sonucun nedeni ya da arka planı olarak sunar. Burada yetişkin olmak değişen durumdur ve artık neden iyi anlaştıklarını açıklamaya yardımcı olur. Now that ifadesini tek bir bağlaç olarak düşünün. Yaklaşık olarak artık böyle olduğu için veya bu artık doğru olduğundan anlamına gelir; now ve that sözcüklerini ayrı ayrı yorumlamayın.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki iki sözcüklü bağlaçla tamamlayın. Now ile başlar ve yeni bir durumu neden olarak sunar: ____ the school day is over, we can go home.
Cevabı göster
Now that
we'll be discussing one of the closest relationships there is, Dilbilgisi
0:29var olan en yakın ilişkilerden birini tartışacağız,
one of the closest relationships there is: en üst gruptaki öğelerden biri
one of + the + üstünlük derecesindeki sıfat + çoğul isim yapısı, bir kişiyi veya şeyi karşılaştırmanın en üstündeki gruba yerleştirir. One of the closest relationships, tek bir en yakın ilişkiyi değil, en yakın ilişkiler arasında bulunan bir ilişkiyi ifade eder. Relationships sözcüğünden sonra gelen there is yaklaşık olarak var olan anlamına gelir. Örtülü karşılaştırmayı bu tür ilişkilerin tamamına genişletir ve vurgu ekler; ayrı bir cümleyi başlatmaz.
Alıştırma
Bir bulmacanın en zorlar grubuna ait olduğunu göstermek için one of + the + üstünlük derecesi + çoğul isim yapısını hangi cümle doğru kullanıyor?
- This is one hardest puzzles there is.
- This is one of the hardest puzzles there is.
- This is one of the hardest puzzle there is.
Cevabı göster
This is one of the hardest puzzles there is.
We'll hear from three Irish sisters reuniting on a radio show Anlatım akışı
0:35Bir radyo programında yeniden bir araya gelen üç İrlandalı kız kardeşi dinleyeceğiz
and from a psychotherapist on some stereotypes about sisterhood.
0:39ve bir psikoterapistten kardeşliğe dair bazı klişeler hakkında bilgi alacağız.
We'll hear from: sırada kimin konuşacağını duyurmak
Bir program tanıtımında We'll hear from, sırada sesini, yorumlarını veya uzman görüşünü duyacağımız kişileri tanıtır. Burada from tekrarlanarak üç İrlandalı kız kardeş ve bir psikoterapist olmak üzere iki bilgi kaynağı bağlanır. Aynı ifade kişisel bir konuşmada “birinden haber almak” anlamına da gelebilir, ancak burada bu anlamda kullanılmamıştır. Bağlamda bir program, röportaj veya uzman geçiyorsa hear from ifadesini “bu kişinin söyleyeceklerini dinlemek” olarak anlayın.
Alıştırma
Bir doktorun radyo programındaki sıradaki konuşmacı olduğunu doğal biçimde duyuran cümle hangisidir?
- Next, we'll hear from a doctor.
- Next, we'll listen from a doctor.
- Next, we'll hear about a doctor.
Cevabı göster
Next, we'll hear from a doctor.
Plus, we'll be learning some useful new vocabulary too.
0:44Ayrıca işe yarar bazı yeni kelimeler de öğreneceğiz.
And remember, if you want to read along while you listen, Kalıp ifadeler
0:48Ve unutmayın, eğer dinlerken bir yandan da okumak isterseniz,
you can find the script for this program on our website, bbclearningenglish.com.
0:51bu programın metnini bbclearningenglish.com adresindeki web sitemizde bulabilirsiniz.
read along while you listen: dinlerken metni takip etmek
To read along, yazılı bir metni konuşma veya ses kaydıyla aynı hızda takip ederek okumak demektir. While you listen, okuma ve dinlemenin aynı anda gerçekleştiğini gösterir; burada along bir yönü değil, ilerleyişi takip etmeyi anlatır. Hangi metnin kastedildiği zaten belliyse read along tek başına kullanılabilir. Metni adlandırırken read along with the script veya read along with the book denebilir. Bu cümlede script, takip edilerek okunacak yazılı metindir.
Alıştırma
Öğrenme yönergesini eksik fiil ve edatla tamamlayın: ____ while you listen to the story.
Cevabı göster
Read along
our history and culture is full of sisters. Kalıp ifadeler
0:59tarihimiz ve kültürümüz kız kardeşlerle doludur.
whether you have one or not: iki durumu da kapsamak
Whether you have one or not, sonraki ifadenin iki durumda da geçerli olduğunu anlatır: bir kız kardeşin olabilir ya da olmayabilir. Burada one, sister sözcüğünün yerini alır; böylece isim tekrar edilmez. Cümle başındaki whether ... or not yan cümlesi, ana fikri değiştirmeyen bir koşul sunar. Böylece konu tek bir kişinin durumundan herkesi kapsayan bir ifadeye genişler.
Alıştırma
Cümleyi whether ... or not ile tamamlayın: ____ you win ____, you will learn something.
Cevabı göster
Whether · or not
is full of sisters: çok sayıda örnek içermek
Be full of + isim, bir yerin, eserin, dönemin ya da konunun belirli bir şeyden çok miktarda içerdiğini anlatır. Burada tarih ve kültürün çok sayıda kız kardeş, kız kardeş figürü ve kız kardeşlerle ilgili hikâye içerdiği söylenir; bunlar fiziksel kaplar değildir. Bu ifade hem somut hem de soyut içerikleri anlatabilir. Bu cümlede kız kardeşlerin tarih ve kültürde ne kadar sık yer aldığına dair genel bir görünüm verir.
Alıştırma
Cümleyi, tekil özneye uyan be full of yapısının şimdiki zaman biçimiyle tamamlayın: The book ____ funny stories.
Cevabı göster
is full of
From the fairy tale of Cinderella and her ugly sisters Anlatım akışı
1:02Külkedisi ve onun çirkin üvey kız kardeşlerinin masalından
From the fairy tale of Cinderella ... to tennis players Venus and Serena Williams: geniş bir kapsam göstermek
From A to B bir kapsamın iki uç noktasını gösterir. Burada ilk uç bir masal, ikinci uç ise gerçek hayattaki iki tenis oyuncusudur. Konuşmacı bir yerden başka bir yere hareketi anlatmıyor. Bu yapı, birbirinden çok farklı örnekleri bir araya getirerek kız kardeşler temasının hem hikâyelerde hem de gerçek hayatta görüldüğünü gösteriyor.
Alıştırma
Geniş bir kapsam gösteren ikili yapıyı tamamlayın: The learning fair has everything ____ picture books ____ science experiments.
Cevabı göster
from · to
are senior ministers in the British government. Kelime
1:12İngiliz hükümetinde kıdemli bakanlardır.
senior ministers in the British government: yaş değil, rütbe
senior ministers ifadesinde senior rütbeyi belirtir: Bu bakanlar hükûmette üst düzey görevler yürütür ve genellikle önemli sorumluluklar taşır. Bakanların yaşlı olduğu anlamına gelmez. in the British government, görev yaptıkları kurumu belirtir. Sözcükler birlikte, siyasi haber ve tartışmalarda sık kullanılan resmî bir ifade oluşturur.
Alıştırma
“Maya is a senior engineer at the company,” cümlesinde senior büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Artık mühendis olarak çalışmıyordur.
- Şirketteki en yaşlı kişidir.
- Daha üst düzey bir mühendislik görevindedir.
Cevabı göster
Daha üst düzey bir mühendislik görevindedir.
which is the name for the Finance Minister in the UK.
1:32bu Birleşik Krallık'taki Finans Bakanı'nın unvanıdır.
Chancellor of the Exchequer: Birleşik Krallık Maliye Bakanı
Chancellor of the Exchequer, ülkenin mali işlerinden sorumlu Birleşik Krallık hükümeti bakanının resmî unvanıdır; basitçe söylemek gerekirse Birleşik Krallık Maliye Bakanıdır. Bu bilgi yarışmasında ifadenin tamamı tek bir hükümet görevini adlandırır. Bunu sabit bir unvan olarak düşünün: Exchequer adın bir parçasıdır, bakanın çalıştığı bir yer değildir.
Alıştırma
Chancellor of the Exchequer hangi görevi ifade eder?
- Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı
- Birleşik Krallık Maliye Bakanı
- Birleşik Krallık İçişleri Bakanı
Cevabı göster
Birleşik Krallık Maliye Bakanı
We'll find out if that's the correct answer later in the program. Anlatım akışı
1:36Bunun doğru cevap olup olmadığını programın ilerleyen kısımlarında öğreneceğiz.
We'll find out if ... later: cevabı daha sonra açıklama sözü
Sunucu, cevabı ertelemek için We'll find out if ... later ifadesini kullanır. Dinleyicilere sorunun şu anda çözümsüz kaldığını ve daha sonra cevaplanacağını bildirir; böylece merak yaratır ve programın akışını gösterir. Burada find out, mutlaka araştırmak değil, sonuç açıklandığında öğrenmek anlamına gelir. if, cevabı evet veya hayır olan soruyu başlatır; that ise az önce verilen cevaba gönderme yapar.
Alıştırma
Sunucunun sonucu daha sonra açıklama vaadini, vurgulanan ifadeyi kullanarak tamamlayın: We'll ____ Maya's guess is correct at the end of the show.
Cevabı göster
find out if
so they're joining me on a video call. Kalıp ifadeler
1:47bu yüzden bana bir video görüşmesiyle katılıyorlar.
Program adı olarak BBC Radio 4's Woman's Hour
BBC Radio 4, BBC'nin bir radyo kanalıdır ve Woman's Hour bu kanaldaki programlardan birinin adıdır. İngilizcedeki iyelik eki 's, kanalla programı birbirine bağlar: BBC Radio 4's Woman's Hour, BBC Radio 4 kanalındaki Woman's Hour programı demektir. Burada tam ad, Nuala McGovern'ın sunduğu programı belirtir. Woman's Hour ifadesini özel bir program adı olarak anlamak gerekir; kadınlara ayrılmış altmış dakikalık sıradan bir zaman ifadesi değildir.
Alıştırma
Bu cümlede BBC Radio 4's Woman's Hour neyi ifade ediyor?
- Kadınlar için altmış dakikalık bir süreyi
- Bağımsız bir radyo şirketini
- Bir BBC radyo programını
Cevabı göster
Bir BBC radyo programını
they're joining me on a video call: görüntülü olarak uzaktan katılmak
Burada they, Nuala'nın iki kız kardeşini ifade eder. they're joining me yapısında join fiilinden hemen sonra kişi gelir: join me, konuşan kişiyle aynı sohbete veya etkinliğe katılmak demektir. They're, they are ifadesinin kısaltmasıdır; şimdiki zaman yapısı bağlantının şu anda veya röportaj başlarken gerçekleştiğini gösterir. On a video call, kız kardeşlerin nasıl katıldığını belirtir. Yüz yüze gelmek yerine görüntülü olarak uzaktan bağlanırlar. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp join someone on a video call şeklindedir.
Alıştırma
Leo'nun görüntülü olarak bize uzaktan katıldığı anlamını vermek için join someone on a video call kalıbını ve join fiilinin doğru biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: At eight, Leo is ____ from home.
Cevabı göster
joining us on a video call
Nuala was born in Dublin and moved to New York, Anlatım akışı
1:55Nuala, Dublin'de doğmuş ve gazeteci olarak çalışmak üzere önce New York'a,
was born in ... and moved to ..., then ... to work as ...: yaşam yolculuğunu kısa biçimde anlatmak
Bu cümle bir yaşam yolculuğunu tek bir zaman çizgisinde özetler: was born in Dublin başlangıç noktasını, moved to New York ilk taşınmayı, then London ise sonraki durağı verir. London'dan önce anlam zaten açık olduğu için moved to tekrarlanmaz; yani then London, then moved to London demektir. Sondaki to work as a journalist, Londra'ya taşınma amacını açıklar. Bu kalıp kısa biyografiler ve tanıtımlar için kullanışlıdır.
Alıştırma
“Maya moved to Paris, then Berlin to work as an architect,” cümlesinde “Berlin”den önce hangi sözler anlaşılır?
- moved to
- was born in
- worked as
Cevabı göster
moved to
while her two sisters stayed in Ireland: karşıtlık bildiren while
Burada while yalnızca bir zaman ilişkisi değil, karşıtlık kurar. Nuala başka şehirlere taşınırken kız kardeşleri İrlanda'da kaldı; iki yan cümle farklı yaşam yollarını gösterir. While iki tam durumu birbirine bağladığında, anlamın during the time that, yani “-dığı sırada” mı, yoksa whereas, yani “oysa” mı olduğunu bağlamdan belirleyin. Bu cümlede doğru yorum whereas anlamıdır.
Alıştırma
“She moved abroad, while her sisters stayed in Ireland” cümlesinde while sözcüğünün temel görevi nedir?
- Yalnızca kız kardeşleri İrlanda'dan ayrıldıktan sonra taşındığını söyler.
- Kız kardeşlerinin İrlanda'da ne kadar kaldığını anlatır.
- Onun taşınmasıyla kız kardeşlerinin kalma kararını karşılaştırır.
Cevabı göster
Onun taşınmasıyla kız kardeşlerinin kalma kararını karşılaştırır.
Ailedeki yaş sırasını belirten older sister ... younger sister
Older sister, karşılaştırıldığı kişiden daha büyük olan kız kardeşi, yani ablayı belirtir; younger sister ise daha küçük olan kız kardeşi belirtir. Bu cümlede Vera older sister, Eileen ise younger sister olarak tanıtılıyor. Aile terimlerinde older ve younger, göreceli yaşı ve kardeşler arasındaki yaş sırasını gösterir. Birini genel olarak yaşlı veya genç diye tanımlamak asıl amaç değildir.
Alıştırma
Hangi cümle Maya'nın konuşan kişiden daha büyük olan kız kardeş olduğunu doğal biçimde belirtir?
- My older sister Maya lives nearby.
- My old sister Maya lives nearby.
- My more old sister Maya lives nearby.
Cevabı göster
My older sister Maya lives nearby.
Nuala was a little worried what her sisters would say about her on the radio. Dilbilgisi
2:11Nuala, radyoda kız kardeşlerinin onun hakkında ne söyleyeceğinden biraz endişeliydi.
a little worried what ... would say about her: başkalarının onun hakkında ne söyleyeceğinden biraz endişeli
A little worried, “biraz endişeli” demektir. What her sisters would say about her yan cümlesi endişenin içeriğini açıklar: kız kardeşlerinin kendisi hakkında yapacağı yorumları önceden düşünüyordu. What bir dolaylı soru başlatır, bu nedenle yan cümlede düz cümle sırası kullanılır: what her sisters would say. What would her sisters say kullanılmaz. Would, beklenen yorumları was worried ile anlatılan geçmiş andan daha sonraya yerleştirir.
Alıştırma
Dolaylı soruyu what, they, would ve say sözcükleriyle tamamlayın: I was worried about ____.
Cevabı göster
what they would say
Program geçişinde let's listen in and find out
Bu program geçişinde let's listen in, izleyiciyi sıradaki konuşmayı dinlemeye davet eder. in, devam eden bir konuşmaya dinleyici olarak katılma veya o konuşmaya bağlanma hissi verir; fiziksel bir yere girmek anlamına gelmez. And find out, dinlemenin cevabı ortaya çıkaracağını belirtir. İfade bir bütün olarak sunucunun girişinden kaydedilmiş konuşmaya geçiş yapar.
Alıştırma
Hangi cümle izleyiciyi yaklaşan bir konuşmayı dinlemeye ve cevabı öğrenmeye doğal biçimde davet eder?
- The astronauts are discussing the delay, so let's speak up and find out why they changed the plan.
- The astronauts are discussing the delay, so let's look around and find out why they changed the plan.
- The astronauts are discussing the delay, so let's listen in and find out why they changed the plan.
Cevabı göster
The astronauts are discussing the delay, so let's listen in and find out why they changed the plan.
Eileen, what would you say if you were to describe our relationship as sisters? Dilbilgisi
2:17Eileen, kız kardeşler olarak ilişkimizi tarif etmen gerekseydi ne söylerdin?
what would you say if you were to describe ... ile soruyu daha yumuşak sorma
what would you say if you were to describe ... yapısı, birinden bir şeyi tarif etme görevini hayal etmesini ve ardından cevabını vermesini ister. Bu cümlede were to + fiilin yalın hâli geçmişteki bir olayı değil, varsayımsal bir durumu anlatır. would ve if kullanımı, isteği Describe our relationship gibi bir emir cümlesinden daha dolaylı yapar. Karşı tarafa düşünme alanı tanıdığı için röportaj tarzı sorulara uygundur.
Alıştırma
what would you say if you were to describe ... soru yapısı burada ne işe yarıyor?
- Tarif etme işini varsayımsal bir görev olarak sunar ve düşünülmüş bir cevaba davet eder.
- Kişinin tarifi geçmişte tamamlayıp tamamlamadığını sorar.
- Kişiye tek ve sabit bir cevabı hemen vermesini emreder.
Cevabı göster
Tarif etme işini varsayımsal bir görev olarak sunar ve düşünülmüş bir cevaba davet eder.
do get on very well ifadesindeki vurgulayıcı do
Burada do, olumlu cümleyi daha güçlü yapmak için get sözcüğünden önce gelir. We do get on very well, “gerçekten çok iyi anlaşıyoruz” demektir. do ayrı bir eylem anlatmaz. Başka cümlelerde de kullanılabilen kalıp do/does/did + fiilin yalın hâlidir. Ardından gelen ifadeyi güçlü biçimde doğrular; çoğu zaman samimi görünmek veya olası bir şüpheye cevap vermek için kullanılır.
Alıştırma
Bir arkadaşınız oyunu sevmediğinizi düşünüyor. Cevabı vurgulayıcı do ile tamamlayın: I ____ this game.
Cevabı göster
do like
which I'm proud to say ile önceki gerçeğe yorum eklemek
Burada which, yakındaki tek bir sözcüğü değil, önceki we do get on very well gerçeğinin tamamını anlatır. I'm proud to say, konuşanın duygusunu ekler: Bu ifadenin doğru olmasından memnun ve gururludur. Virgül + which ile kurulan yan cümle, daha önce söylenen tam bir fikir hakkında yorum yapabilir. Yeni bir ana olay anlatmak yerine konuşanın değerlendirmesini ekler.
Alıştırma
“Our class raised enough money, which I'm proud to say,” cümlesinde which yan cümlesi ne yapar?
- Parayı hangi sınıfın topladığını belirtir.
- Konuşanın money sözcüğüyle gurur duyduğu anlamına gelir.
- Para toplama gerçeğinin tamamı hakkında yorum yapar ve konuşanın gururunu gösterir.
Cevabı göster
Para toplama gerçeğinin tamamı hakkında yorum yapar ve konuşanın gururunu gösterir.
What word would you use to describe me as a sister?
2:30Beni bir kız kardeş olarak tanımlamak için hangi kelimeyi kullanırdın?
put you on the spot: birini anında cevap vermeye zorlamak
Put someone on the spot, birini zor bir soruya hemen cevap vermek veya anında karar vermek zorunda bırakmak anlamına gelen bir deyimdir. Genellikle hazırlanmak için çok az zaman vardır. Burada konuşmacı, Vera'dan kendisini tek kelimeyle değerlendirmesini istemeden önce onu uyarıyor. Ton şakacı olsa bile bu ifade sorunun utandırıcı olabileceğini veya baskı yaratabileceğini kabul eder.
Alıştırma
Cümleyi ‘birini zor bir soruya hemen cevap vermek zorunda bırakmak’ anlamındaki deyimle tamamlayın: The interviewer ____ when she asked about my biggest mistake.
Cevabı göster
put me on the spot
but you definitely march to your own drum. Deyimler
2:37ama sen kesinlikle kendi bildiğini okuyorsun.
I couldn't give you a word: tereddüdü yumuşatarak ifade etmek
Bu cevapta I couldn't give you a word, ‘Şu anda senin için tek bir kelimeyi kolayca seçemiyorum’ anlamına gelir. Couldn't, tereddüdü daha yumuşak biçimde anlatır; konuşmacının bu yeteneğe kalıcı olarak sahip olmadığını söylemez. Konuşmacı cevap vermeyi bırakmaz; but ile daha uzun bir açıklamaya geçer. Bu nedenle ifade kesin bir ret değil, tek kelimelik bir cevabın zor olduğunu nazikçe belirtme yoludur.
Alıştırma
Bu bağlamda I couldn't give you a word ne anlama geliyor?
- Konuşmacı kelimeyi telaffuz edemiyor.
- Şu anda yalnızca bir kelime seçmek zordur.
- Konuşmacı hiçbir koşulda cevap vermeyi kabul etmiyor.
Cevabı göster
Şu anda yalnızca bir kelime seçmek zordur.
march to your own drum: kendi bildiği gibi hareket etmek
March to your own drum, çoğunluğun yaptığını kopyalamak yerine kendi düşüncelerine göre karar vermek veya hareket etmek anlamına gelen bir deyimdir. Davul görüntüsü mecazidir; gerçek müzikten ya da yürüyüşten söz edilmez. Bu cümlede definitely, tanımlamayı güçlendirir. Konuşan kişi, karşısındaki kişinin kendine özgü bir tarzı olduğundan emindir. Burada yorum takdir edici olsa da deyim bazı bağlamlarda kişinin alışılmışın dışında olduğunu da düşündürebilir.
Alıştırma
“Bağımsız hareket eder” anlamındaki deyimle cümleyi tamamlayın: Ava does not copy her friends; she ____.
Cevabı göster
marches to her own drum
Eileen thinks she gets on with her sisters.
2:46Eileen kız kardeşleriyle iyi anlaştığını düşünüyor.
To get on with someone means to like them and have a good relationship with them.
2:49Biriyle iyi anlaşmak (get on with someone) onu sevmek ve onunla iyi bir ilişkisi olmak anlamına gelir.
Nuala puts her older sister on the spot by asking Vera to describe her in one word.
2:53Nuala, Vera'dan kendisini tek bir kelimeyle tanımlamasını isteyerek ablasını zor duruma düşürüyor.
you make them answer a difficult question then and there, Kalıp ifadeler
3:01onlara o anda zor bir soruyu yanıtlatırsınız,
sometimes making them embarrassed or uncomfortable.
3:04bazen onların utanmalarına veya rahatsız olmalarına neden olursunuz.
then and there: tam o anda ve orada, hemen
Then and there, “hemen, tam o anda ve o yerde” anlamına gelen kalıplaşmış bir zarf ifadesidir. Bir eylemin ertelenmeden ve başka bir yere geçilmeden gerçekleştiğini gösterir. Burada answer fiilini niteler: kişi hazırlanmak için ek süre bulamadan hemen yanıt vermelidir. Then, bütün ifadenin bir parçasıdır ve olay sırasındaki basit bir “sonra” anlamına gelmez.
Alıştırma
“Hemen, tam o anda ve o yerde” anlamına gelen üç sözcüklük ifadeyle cümleyi tamamlayın: The head teacher approved the plan ____.
Cevabı göster
then and there
But Nuala didn't need to worry what her sisters would say.
3:07Fakat Nuala'nın kız kardeşlerinin ne söyleyeceği konusunda endişelenmesine gerek yoktu.
Vera simply said that Nuala marches to her own drum.
3:10Vera sadece Nuala'nın kendi bildiğini okuduğunu (marches to her own drum) söyledi.
which may be different from how other people do things.
3:16ki bu, diğer insanların işleri yapma şeklinden farklı olabilir.
It seems Vera, Nuala, and Eileen have remained close friends as they've grown up. Kalıp ifadeler
3:20Görünüşe göre Vera, Nuala ve Eileen büyüdükçe yakın arkadaş kalmaya devam etmişler.
have remained close friends: bugüne kadar süren yakın arkadaşlık
Have remained close friends, Vera, Nuala ve Eileen'ın daha önce de yakın arkadaş olduklarını ve zaman geçerken bu arkadaşlığı sürdürdüklerini anlatır. Present perfect biçimindeki have remained, önceki durumu bugüne bağlar. Remain burada bir bağ fiili gibi çalışır. Close friends devam eden ilişkiyi belirtir; close fiziksel olarak yakında olmayı değil, duygusal yakınlığı anlatır.
Alıştırma
Cümleyi remain fiilinin present perfect biçimi ve close friends sözleriyle tamamlayın: Although Ben and Leo go to different schools, they ____ for many years.
Cevabı göster
have remained close friends
But the relationship between older, middle, and younger sisters isn't always so harmonious. Kelime
3:24Fakat büyük, ortanca ve küçük kız kardeşler arasındaki ilişki her zaman bu kadar uyumlu olmaz.
isn't always so harmonious: uyum her durumda geçerli değildir
Harmonious, ilişkileri barışçıl ve iş birliğine dayalı olan insanları veya grupları anlatır. Bu cümlede müzikteki armoniyi değil, kız kardeşlerin iyi geçinmesini ifade eder. Isn't always kısmi olumsuzluktur: ilişki bazı ailelerde veya bazı zamanlarda uyumlu olabilir, ancak her durumda böyle değildir. So, daha önce anlatılan yüksek uyum derecesine gönderme yaparken But karşıtlığı başlatır.
Alıştırma
The relationship isn't always so harmonious cümlesi ne anlama gelir?
- İlişki her durumda uyumludur.
- İlişki hiçbir zaman uyumlu değildir.
- İlişki uyumlu olabilir, ancak her durumda veya her zaman değil.
Cevabı göster
İlişki uyumlu olabilir, ancak her durumda veya her zaman değil.
Let's listen to BBC Radio 4's Woman's Hour special program as Nuala is joined by psychotherapist Jennifer Gledhill. Kalıp ifadeler
3:30Nuala'ya psikoterapist Jennifer Gledhill'in katıldığı BBC Radio 4'ün Woman's Hour özel programını dinleyelim.
Konuk tanıtmak için is joined by
Bu program tanıtımında Nuala is joined by Jennifer Gledhill, Jennifer'ın Nuala ile yapılan sohbete katıldığı anlamına gelir. Bu, join fiilinin edilgen biçimidir; ancak kötü bir şey olduğunu veya birinin zorlandığını anlatmaz. A is joined by B kalıbı, A'yı —sunucuyu veya zaten orada olan kişiyi— konunun odağında tutar ve ardından B'yi yeni konuk olarak tanıtır. Bilginin bu şekilde düzenlenmesi yayınlarda, röportajlarda, toplantılarda ve etkinliklerde yaygındır.
Alıştırma
Konuk tanıtmada kullanılan standart edilgen kalıbı üç kelimeyle tamamlayın: On today's podcast, the host ____ a climate scientist.
Cevabı göster
is joined by
What a treat to have a chat with my sisters about sisters. Ton ve niyet
3:40Kız kardeşlerimle kız kardeşler hakkında sohbet etmek ne büyük bir zevk.
What a treat to have a chat: sohbet edebilmek ne güzel
What a treat!, “Ne güzel!” veya “Ne hoş bir deneyim!” anlamına gelen bir ünlemdir. Burada treat, zevk veren bir şeyi anlatan isimdir; yiyecek, tıbbi tedavi veya treat fiili anlamında değildir. to ile kurulan mastar, hangi deneyimin hoş olduğunu belirtir: What a treat to have a chat, sohbet edebilmenin özel bir mutluluk olduğu anlamına gelir. Bu ifade, konuşanın sıcak ve içten biçimde sevindiğini gösterir.
Alıştırma
What a treat to have a chat ifadesinde treat ne anlama gelir?
- keyifli bir deneyim
- ödül olarak verilen yiyecek
- tıbbi bir tedavi
Cevabı göster
keyifli bir deneyim
I want to bring in Jennifer here who's listening to it all. Öbek fiiller
3:44Tüm bunları dinleyen Jennifer'ı da buraya dâhil etmek istiyorum.
bring in Jennifer here: birini tartışmaya dahil etmek
Bu cümlede bring in Jennifer, Jennifer'ı konuşmaya katılıp görüşünü paylaşmaya davet etmek anlamına gelir. Onu fiziksel olarak bir odaya getirmek anlamına gelmez. Buradaki here, tartışmanın bu anını gösterir: konuşan kişi sözü Jennifer'a veriyor. Tekrar kullanılabilen bring in + person kalıbı, bir sunucu veya başkan yeni bir konuşmacıyı sohbete kattığında yaygındır.
Alıştırma
Toplantı başkanının cümlesini bring in + person + here ile tamamlayın: Priya has been listening. I want to ____ and hear her view.
Cevabı göster
bring in Priya here
the stereotypes around siblings: around sözcüğünün 'hakkında' anlamı
the stereotypes around siblings ifadesinde around konuyu belirtir: kardeşler hakkında veya kardeşlerle bağlantılı anlamına gelir. Fiziksel bir konumu anlatmaz. Bu kullanım discussion, questions, concerns, ideas ve stereotypes gibi isimlerden sonra sık görülür. noun + around + topic kalıbı geniş bir konu alanını belirtir.
Alıştırma
the stereotypes around siblings ifadesinde around ne anlama gelir?
- kardeşlerle yaklaşık olarak aynı
- kardeşler konusu hakkında veya bu konuyla bağlantılı
- kardeşlerin fiziksel olarak çevresinde
Cevabı göster
kardeşler konusu hakkında veya bu konuyla bağlantılı
the elder sister is bossy ... the little sister is spoiled: doğum sırasıyla ilgili bir kalıp yargı
Bu bölüm, doğum sırasıyla ilgili yaygın bir kalıp yargıyı sıralar: büyük kız kardeş bossy, ortanca kız kardeş peacemaker ve en küçük kız kardeş spoiled olarak tanımlanır. Burada elder, middle ve little, aile içindeki göreceli doğum sırasını belirtir. Konuşmacı bu tanımları stereotypes olarak sunduğu için bunlar incelenen basitleştirilmiş toplumsal etiketlerdir; kanıtlanmış gerçekler ya da her aile için geçerli kurallar değildir.
Alıştırma
İfadeyi değerlendirin: Bu cümlede bossy, peacemaker ve spoiled etiketleri tüm kız kardeşlerle ilgili kanıtlanmış gerçekler olarak sunulmaktadır.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Yanlış
is there any substance to that: bir iddianın dayanağı olup olmadığını sormak
is there any substance to that? ifadesinde substance, fiziksel madde değil; gerçek dayanak, doğruluk payı veya destekleyici kanıt anlamına gelir. That, daha önce sözü edilen doğum sırası kalıp yargısına gönderme yapar. Soru, iddianın ciddiye alınacak kadar geçerli olup olmadığını sorar. Bir söylentiyi, fikri, teoriyi veya suçlamayı açık fakat biraz kuşkucu bir biçimde incelemenin yoludur.
Alıştırma
İddianın gerçek bir dayanağı olup olmadığını soran vurgulanmış ifadeyle soruyu tamamlayın: People repeat this claim, but is there ____?
Cevabı göster
any substance to that
get bandied around: fazla kontrol edilmeden tekrarlanmak
“get bandied around” ifadesinde bandied, edilgen bir yapının parçasıdır: bir fikir, iddia, isim veya sayı tekrar tekrar dile getirilir ve kişiden kişiye yayılır. Fiziksel olarak fırlatılan bir şey yoktur. Buradaki that, daha önce sözü edilen kalıp yargıya gönderme yapar. why ve even kuşku ve şaşkınlık gösterir: iddianın pek kanıtı olmayabilirken insanlar onu neden tekrarlamaya devam ediyor?
Alıştırma
“That number gets bandied around online,” cümlesinde “gets bandied around” neyi düşündürür?
- Belki de fazla kontrol edilmeden tekrar tekrar dile getiriliyor ve paylaşılıyor.
- Fiziksel olarak bir kişiden diğerine fırlatılıyor.
- Uzmanlar tarafından doğru olduğu kanıtlanıyor.
Cevabı göster
Belki de fazla kontrol edilmeden tekrar tekrar dile getiriliyor ve paylaşılıyor.
We love giving people labels, don't we? Ton ve niyet
4:00İnsanlara etiket yapıştırmayı seviyoruz, değil mi?
We love ..., don't we?: soru eklentisiyle onay istemek
“Don't we?”, olumlu “We love giving people labels” ifadesine eklenen olumsuz bir soru eklentisidir. Yardımcı fiil do ve zamir we, geniş zamandaki ana cümleyle uyumludur. Konuşan kişi asıl olarak bilinmeyen bir bilgiyi sormaz. Soru eklentisi, dinleyeni bu gözleme katılmaya çağırır ve ifadeyi daha sohbet havasında, ortak bir düşünce gibi gösterir.
Alıştırma
Onay isteyen soru eklentisini tamamlayın: We need more time, ____?
Cevabı göster
don't we
We we like to put people into categories, Kalıp ifadeler
4:02İnsanları kategorilere ayırmayı seviyoruz,
and then we can make sense of behaviors. Kalıp ifadeler
4:05ve böylece davranışları anlamlandırabiliyoruz.
put people into categories: insanları kategorilere ayırmak
Put people into categories, insanları ortak özelliklerine göre sınıflandırmak demektir. Buradaki put ... into mecazidir; kimse fiziksel olarak bir yere yerleştirilmiyor. Bu cümlede like to, sınıflandırmayı insanların sıklıkla tercih ettiği bir kestirme yol olarak gösterir. Kategoriler davranışları açıklamayı daha kolay gösterebilir, ancak bireyler arasındaki önemli farkları da gizleyebilir.
Alıştırma
Bu dersteki “insanları sınıflandırmak” anlamına gelen ifadeyle cümleyi tamamlayın: It can be unfair to ____ after one brief meeting.
Cevabı göster
put people into categories
make sense of behaviors: davranışları anlamlandırmak
Make sense of something, karmaşık veya kafa karıştırıcı görünen bir şeyi anlamak ya da ona bir açıklama bulmak demektir. Burada behaviors, yorumlanan şeyleri belirtir. Yapı make sense of + isim veya zamirdir. Nesneden önce of zorunludur: make sense of behaviors denir, make sense behaviors denmez.
Alıştırma
“Anlamak” anlamındaki kalıplaşmış ifadeyi tamamlayın: I am trying to make sense ____ these confusing results.
Cevabı göster
of
scientists find no no proof of being these roles in the families.
4:09bilim insanları ailelerde bu rollerin var olduğuna dair hiçbir kanıt bulamadılar.
siblings: kardeşleri cinsiyet belirtmeden anlatan sözcük
Bu cümlede siblings, sibling sözcüğünün çoğuludur. Bir sibling erkek ya da kız kardeş olabilir; dolayısıyla sözcük kişinin cinsiyetini belirtmez. Aile bağı önemliyken cinsiyet önemli değilse sibling kullanılır. Büyük veya küçük erkek ve kız kardeşleri kapsayabilir.
Alıştırma
Erkek ya da kız kardeş anlamına gelebilen, cinsiyet belirtmeyen aile sözcüğüyle cümleyi tamamlayın: Maya is my sister, so she is my ____.
Cevabı göster
sibling
bossy: sürekli emir veren biri için olumsuz bir sözcük
Bossy, başkalarına sık sık kontrolcü veya rahatsız edici bir biçimde ne yapmaları gerektiğini söyleyen birini anlatır. Sonraki cümle olan She enjoys telling people what to do, ablanın neden bossy diye tanımlandığını açıklar. Bu sözcük genellikle eleştireldir. Yalnızca kendine güvenen, düzenli veya insanları yönetmekte iyi olmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Değerlendirin: Resmî bir tavsiye yazısında biri liderliğini övmek için 'Lena is bossy' yazıyor. Bossy burada uygun bir iltifat mıdır?
- Hayır
- Evet
Cevabı göster
Hayır
you mean they are allowed to do anything they want,
4:32onun istediği her şeyi yapmasına izin verildiğini,
often with the result that they behave badly.
4:35ve genellikle bunun sonucunda kötü davrandığını kastedersiniz.
spoiled: aşırı şımartıldığı için kötü davranan
Burada spoiled, yeterli sınırlar olmadan çok fazla şeye sahip olmasına veya çok fazla şey yapmasına izin verilen, bu yüzden talepkârlaşabilen ya da kötü davranabilen bir çocuğu anlatır. Bu, çocuğun yalnızca sevildiğini söylemek değil, aşırı şımartılmanın sonucu hakkında olumsuz bir yargıda bulunmaktır. spoiled bir çocuğu anlatırken “fazla yüz verildiği için şımarmış” olarak anlaşılmalıdır. Yiyecek gibi şeyler için kullanılabilen “bozulmuş” veya “artık iyi durumda olmayan” anlamından farklıdır.
Alıştırma
Bu örnekte çocuğu tanımlayan spoiled ne anlama geliyor?
- Çocuk seviliyor ve iyi bakılıyor.
- Çocuk fiziksel olarak bir şeye zarar verdi.
- Çocuğa çok fazla özgürlük veriliyor ve çocuk kötü davranıyor.
Cevabı göster
Çocuğa çok fazla özgürlük veriliyor ve çocuk kötü davranıyor.
What do you think about these stereotypes, Georgie?
4:38Bu klişeler hakkında ne düşünüyorsun, Georgie?
Um I'm not sure I agree with these stereotypes Ton ve niyet
4:43Hımm, bu klişelere katıldığımdan emin değilim,
because the older sister is meant to be bossy, Dilbilgisi
4:46çünkü büyük kız kardeşin otoriter olması gerekir,
I'm not sure I agree with...: karşı çıkışı yumuşatmak
Bu cümlede I'm not sure I agree with..., konuşanın katılmadığını kibar ve yumuşatılmış biçimde söylemesidir. I'm not sure sözleri karşı çıkışın gücünü azaltır; konuşanın mutlaka hiçbir fikri olmadığı anlamına gelmez. Konuşan bu kalıbın ardından because, but veya bir örnek kullanarak konuşmayı iş birliğine açık tutarken karşı görüşünü netleştirebilir.
Alıştırma
Hangi cümle kibarca karşı çıkarken tartışmaya devam etmek için alan bırakır?
- Your idea is wrong.
- I do not understand your idea.
- I'm not sure I agree with your idea.
Cevabı göster
I'm not sure I agree with your idea.
is meant to be bossy: dışarıdan gelen bir beklentiyi anlatmak
the older sister is meant to be bossy yan cümlesinde be meant to be, buyurganlığı büyük kız kardeşten beklenen bir rol veya onunla ilgili yaygın bir düşünce olarak sunar. Buradaki beklenti, büyük kız kardeşin kendi planından değil, kalıp yargıdan gelir. Bu yapı insanların ne beklediğini, bir kuralın ne söylediğini veya bir şeyin nasıl tasarlandığını anlatabilir. Beklentinin doğru olduğunu kanıtlamaz; but ile başlayan bölüm, gerçeğin farklı olabileceğini gösterir.
Alıştırma
Bu cümlede the older sister is meant to be bossy ifadesine en uygun anlam hangisidir?
- Kalıp yargıya göre büyük kız kardeşin buyurgan olması beklenir.
- Büyük kız kardeş kesinlikle buyurgan olacak.
- Büyük kız kardeş buyurgan olmayı amaçlıyor.
Cevabı göster
Kalıp yargıya göre büyük kız kardeşin buyurgan olması beklenir.
bossy at all: olumsuzluğu güçlendirmek
I don't think I'm bossy at all cümlesinde at all olumsuzluğu güçlendirir. Konuşan kişi yalnızca basit bir olumsuz yanıt vermiyor; kendisinin hiçbir ölçüde buyurgan olduğunu düşünmediğini söylüyor. Bu kullanımda at all genellikle olumsuz yan cümlenin sonuna yakın gelir. Olumsuzluğun kapsamında hiçbir biçimde veya hiçbir ölçüde anlamını taşır; at ve all sözcüklerinin ayrı ayrı gerçek anlamlarıyla yorumlanmaz.
Alıştırma
Olumsuzluğu güçlendirmek için cümleyi at ile başlayan hedef ifadeyle tamamlayın: The soup isn't spicy ____.
Cevabı göster
at all
Jennifer did say that there's no scientific proof. Dilbilgisi
4:53Jennifer gerçekten de bilimsel bir kanıt olmadığını söyledi.
did say: geçmişteki bir eylemi doğrulayan vurgulu did
Bu olumlu cümlede did say vurguludur; ‘gerçekten söyledi’ veya ‘kesinlikle söyledi’ anlamına gelir. Geçmiş zamanı did taşıdığı için say yalın hâlde kalır. Bu yapı, daha önce geçen bir gerçeği yeniden öne çıkarır. Genellikle bir izlenimi düzeltmek veya başka bir şey eklemeden önce bir noktayı kabul etmek için kullanılır. Burada konuşmacı, Jennifer'ın bilimsel kanıt olmadığını gerçekten belirttiğini hatırlatır.
Alıştırma
Cümleyi say fiilinin vurgulu geçmiş biçimiyle tamamlayın: She ____ she would help, even though she arrived late.
Cevabı göster
did say
Anyway, it's time now to find out the answer to your question, Georgie.
4:57Her neyse, şimdi sorunun cevabını bulma zamanı, Georgie.
And you guessed she was the Chancellor of the Exchequer,
5:06Ve sen onun Maliye Bakanı olduğunu tahmin ettin,
Okay, let's recap the vocabulary we've learned in this program, Anlatım akışı
5:13Tamam, bu programda öğrendiğimiz kelimeleri özetleyelim,
let's recap...: tekrar bölümüne geçildiğini bildirmek
Let's recap... programın içeriğini düzenleyen bir geçiş işaretidir. Let's dinleyicileri bir sonraki aşamaya katılmaya çağırır; recap ise daha önce ele alınan içeriği kısaca özetlemek anlamına gelir. Bu işareti duyduğunuzda ana konuşmanın tekrar bölümüne geçmesini bekleyebilirsiniz. Yeni bir konu geliştirmek yerine genellikle önemli sözcükler veya sonuçlar yeniden söylenir.
Alıştırma
Bir derste öğretmen Let's recap the vocabulary we've learned. diyor. Dinleyiciler sırada ne beklemelidir?
- Dinlemeyi bırakma talimatı
- Hiç tekrar içermeyen tamamen yeni bir konu
- Daha önce ele alınan sözcüklerin kısa bir tekrarı
Cevabı göster
Daha önce ele alınan sözcüklerin kısa bir tekrarı
starting with the phrasal verb get on with someone,
5:17onlarla iyi bir ilişkiye sahip olmak anlamına gelen
meaning to have a good relationship with them.
5:20get on with someone deyimsel fiiliyle başlayarak.
If you put someone on the spot,
5:23Eğer put someone on the spot yaparsanız (birini zor duruma düşürürseniz),
you cause them embarrassment by forcing them to answer a difficult question at that very moment.
5:25onları tam o anda zor bir soruyu cevaplamaya zorlayarak utanmalarına neden olursunuz.
If you march to your own drum,
5:30Eğer march to your own drum yaparsanız (kendi bildiğinizi okursanız),
regardless of how other people do them. Kalıp ifadeler
5:34işleri kendi özgün yönteminizle yaparsınız.
regardless of how other people do them: “başkaları nasıl yaparsa yapsın”
Regardless of how other people do them, “başkaları o işleri nasıl yaparsa yapsın” demektir. Kişinin kendi yönteminin başkalarının yöntemleri yüzünden değişmediğini gösterir. Yapı, regardless of + how ile başlayan yan cümledir. Bu cümlede how other people do them, etkisi olmayan faktördür. how sözcüğünden önceki of korunmalıdır.
Alıştırma
Cümleyi derste öğrenilen ve regardless ile başlayan üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: We will keep practising, ____ difficult the song becomes.
Cevabı göster
regardless of how
A sibling can mean either a brother or sister.
5:36Sibling erkek veya kız kardeş anlamına gelebilir.
People who are bossy enjoy telling other people what to do.
5:39Bossy (otoriter) kişiler başkalarına ne yapacaklarını söylemekten hoşlanırlar.
And finally, a spoiled child is allowed to do whatever they want,
5:43Ve son olarak, spoiled (şımarık) bir çocuğun istediği her şeyi yapmasına izin verilir,
our 6 minutes are up: ayrılan süre bitti
Our 6 minutes are up, program için ayrılan altı dakikalık sürenin bittiği anlamına gelir. Burada up, “bitmiş” veya “tükenmiş” demektir; “daha yüksek bir konumda” anlamına gelmez. Başka durumlarda da kullanılabilen yapı time is up veya “ayrılan süre + be up” biçimindedir. Etkinliğin artık durması ya da tamamlanması gerektiğini bildirir.
Alıştırma
Ayrılan sürenin bittiğini göstermek için cümleyi up ile biten iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The five minutes ____, so please put your pencils down.
Cevabı göster
are up
but remember to head over to bbclearningenglish.com, Öbek fiiller
5:52ama bbclearningenglish.com adresine uğramayı unutmayın,
where you can find loads more fun and helpful resources, Kelime
5:56orada bu program için çalışma sayfası ve kısa sınav dâhil,
head over to a website: samimi ve gündelik bir yönlendirme
Head over to, “gitmek” veya “ziyaret etmek” anlamına gelir. Buradaki hedef bir web adresi olduğundan remember to head over to... ifadesi, dinleyiciye o siteyi açıp ziyaret etmesini samimi biçimde hatırlatır. head over to + yer kalıbında head, hareket bildiren bir fiildir; başı fiziksel olarak hareket ettirmeyi anlatmaz. Hedef gerçek bir yer de çevrim içi bir adres de olabilir.
Alıştırma
Hangi cümle bir web sitesini ziyaret etmeye yönelik doğal, samimi ve gündelik bir davettir?
- Please move your head to our website for the timetable.
- Please head over to our website for the timetable.
- Please head over our website for the timetable.
Cevabı göster
Please head over to our website for the timetable.
loads more resources: Britanya İngilizcesinde gündelik miktar ifadesi
loads more fun and helpful resources ifadesinde loads more, “çok daha fazla” veya “daha pek çok” anlamına gelir. Loads, more sözcüğündeki miktar vurgusunu güçlendirirken fun ve helpful, çoğul resources adını niteler. Buradaki loads, taşınan veya yüklenen büyük miktarlardaki “yükler” anlamındaki gerçek çoğul isim değildir. Öneriye canlı ve konuşma diline yakın bir ton veren gündelik bir miktar ifadesidir.
Alıştırma
Çok sayıda ek oyunun bulunduğunu söyleyen samimi ve gündelik bir Britanya İngilizcesi mesajına en uygun cümle hangisidir?
- There are fewer games on the website.
- There are loads more games on the website.
- There are many more games on the website.
Cevabı göster
There are loads more games on the website.
including a worksheet and quiz for this program.
5:59çok daha fazla eğlenceli ve yararlı kaynak bulabilirsiniz.