Tereyağı vs Margarin: İngilizce çalışma notları

AsapSCIENCE

Öğrenme zorluğu
610 kelime 204 kel/dk

Video özeti: video tereyağı ile margarini karşılaştırıyor, bitkisel yağların işlenmesinin trans yağ oluşturabilmesini gösteriyor ve içerik etiketini okumanın önemini vurguluyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “on the other hand,” — Söylem, anlatı ve retorik: tereyağının bileşiminden margarinin farklı kimyasına geçen açık karşıtlığı tanıyın. 2. “lower melting point” — Sözcük anlamı ve dil düzeyi: bu kesin bilim terimini doymamış yağın daha az katı kalmasının nedeni ile ilişkilendirin. 3. “vary so drastically that” — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: ürün farkının seçimden önce etiketi kontrol etmeyi gerektirecek kadar büyük olduğunu anlatın.

Bu derste

Whether you use it to fry your eggs, Dilbilgisi

0:00

Onu ister yumurtanızı kızartmak için kullanın,

melt and bake potatoes,

0:01

ister patateslerin üzerinde eritip onları fırında pişirin,

use on popcorn or simply spread on toast, Kalıp ifadeler

0:03

ister patlamış mısıra ekleyin ya da sadece kızarmış ekmeğe sürün,

chances are butter has been part of your life and diet.

0:05

tereyağı büyük ihtimalle hayatınızın ve beslenmenizin bir parçası olmuştur.

Dilbilgisi

Whether ... chances are: olasılıklardan muhtemel bir sonuca

Burada Whether, olası birkaç durumu kapsar; soru sormaz. Tereyağının bütün kullanım biçimleri, whether ile başlayan bu ilk bölüme aittir. Ana mesaj chances are ile başlar. Bu kalıplaşmış ifade “büyük olasılıkla” anlamına gelir. Yapı önce farklı olasılıkları kapsar, ardından bunların hepsinde muhtemelen geçerli olacak bir sonuç verir.

Alıştırma

Whether ... chances are ... kalıbı bu cümlede ne yapıyor?

  1. Bir şeyin kaç kez gerçekleştiğini sayar.
  2. Evet ya da hayır sorusu sorar ve cevap bekler.
  3. Farklı olasılıkları kapsar ve ardından bir sonucun muhtemel olduğunu söyler.
Cevabı göster

Farklı olasılıkları kapsar ve ardından bir sonucun muhtemel olduğunu söyler.

Kalıp ifadeler

spread on toast: sürülebilir bir yiyeceği yüzeye yaymak

Spread, yumuşak bir yiyeceği bir yüzeyin üzerine yaymak anlamına gelir. Yaygın kalıp spread + yiyecek + on + yüzey şeklindedir: spread butter on toast. Altyazıda it, listenin önceki kısmında butter sözcüğünü zaten göstermiştir; bu nedenle nesne burada yine anlaşılır durumdadır: simply spread (it) on toast. On toast, tereyağının sürüldüğü yüzeyi belirtir.

Alıştırma

Hangi cümle, Leo'nun çilek reçelini kızarmış ekmeğine sürdüğünü anlatmak için spread + yiyecek + on + yüzey kalıbını kullanıyor?

  1. At breakfast, Leo spreads strawberry jam on his toast.
  2. At breakfast, Leo spreads his toast on strawberry jam.
  3. At breakfast, Leo spreads strawberry jam beside his toast.
Cevabı göster

At breakfast, Leo spreads strawberry jam on his toast.

Or is it margarine?

0:08

Yoksa o margarin miydi?

What is the difference between butter and margarine and is one healthier than the other? Dilbilgisi

0:09

Tereyağı ile margarin arasındaki fark nedir ve biri diğerinden daha mı sağlıklıdır?

Dilbilgisi

İki seçeneği karşılaştırmak için one ... than the other

“One healthier than the other” ifadesinde “one”, daha önce adı geçen iki yiyecekten birinin; “the other” ise geriye kalan diğerinin yerini tutar. “Healthier” karşılaştırma sıfatıdır ve “than” karşılaştırmanın ikinci tarafını getirir. “One + karşılaştırma sıfatı + than the other” kalıbı, iki ismi de tekrar etmeden bilinen iki seçeneği karşılaştırmanızı sağlar.

Alıştırma

Bilinen tam olarak iki plan arasındaki karşılaştırmayı tamamlayın: “We are choosing between these two plans. Is ____ more affordable ____?”

Cevabı göster

one · than the other

Butter, made from cream or milk, Dilbilgisi

0:13

Krema veya sütten yapılan tereyağı,

has been used for thousands of years, Dilbilgisi

0:14

binlerce yıldır kullanılmaktadır,

but scientists eventually took notice of its high levels of saturated fat. Kalıp ifadeler

0:16

ancak bilim insanları sonunda yüksek doymuş yağ oranına dikkat çekti.

Dilbilgisi

Kısaltılmış ilgi cümleciği olarak made from cream or milk

“Made from cream or milk”, “Butter” sözcüğünü niteleyen kısaltılmış edilgen bir ilgi cümleciğidir. “Which is made from cream or milk” ile aynı temel anlama sahiptir: “made” geçmiş zaman ortacıdır ve “Butter”ın bu malzemelerden yapılan şey olduğu anlaşılır. İfade virgüllerle ayrıldığı için belirli bir tereyağı türünü tanımlamak yerine tereyağı hakkında zorunlu olmayan ek bilgi verir. Bu kısa yapı açıklayıcı metinlerde yaygındır: “isim, + geçmiş zaman ortacı öbeği, + ana cümle”.

Alıştırma

“Which is” cümleciğini belirtildiği gibi kısaltın: “Paper, which is made from wood pulp, is recyclable.” → “Paper, ____, is recyclable.”

Cevabı göster

made from wood pulp

Dilbilgisi

has been used for thousands of years: bugüne uzanan edilgen yapı

Has been used, has + been + geçmiş zaman ortacı yapısındaki present perfect edilgen biçimidir. Odağı tereyağını kullanan kişilerde değil, eyleme maruz kalan tereyağında tutar. For thousands of years, uzak geçmişten bugüne uzanan bir süreyi belirtir. Bu iki biçim birlikte, tereyağı kullanımını bugün de önemini koruyan uzun bir geçmiş olarak sunar. Simple past edilgen biçimi ise normalde kullanımı tamamlanmış bir geçmiş döneme yerleştirir.

Alıştırma

Yöntemin geçmişte kullanılmaya başlandığını ve hâlâ kullanımda olduğunu gösterecek şekilde cümleyi tamamlayın: This method ____ for more than a century.

Cevabı göster

has been used

Kalıp ifadeler

took notice of: ciddi biçimde dikkat etmeye başlamak

Took notice of, take notice of ifadesinin geçmiş zaman biçimidir. Burada notice, take notice of + isim öbeği kalıbındaki bir isimdir ve tüm ifade “bir şeyin farkına varıp onu dikkate değer görmeye başlamak” anlamına gelir. Eventually, bu ilginin ancak bir süre geçtikten sonra ortaya çıktığını gösterir. İfade fiziksel olarak bir ilanı almak anlamına gelmez; bilim insanları yüksek doymuş yağ düzeylerine ciddi biçimde dikkat etmeye başlamıştır.

Alıştırma

“Ciddi biçimde dikkat etmeye başladı” anlamındaki geçmiş zaman ifadesiyle cümleyi tamamlayın: After several customer complaints, the company finally ____ the problem.

Cevabı göster

took notice of

With more than 35 calories per teaspoon,

0:19

Bir çay kaşığında 35 kaloriden fazla enerji bulunan

butter is fattening.

0:21

tereyağı kilo aldırır.

When we look at the molecules of butter,

0:23

Tereyağının moleküllerine baktığımızda,

we see some of the building blocks of life, Deyimler

0:24

yaşamın temel yapı taşlarından bazılarını görürüz:

carbon, hydrogen, and oxygen.

0:26

karbon, hidrojen ve oksijen.

Deyimler

building blocks of life: temel bileşenleri anlatan bir benzetme

“Building blocks”, küçük parçaların birleşerek daha büyük bir şey oluşturması düşüncesine dayanan bir benzetmedir. Bu nedenle “building blocks of life”, canlı sistemlerin oluştuğu temel bileşenler anlamına gelir. Burada carbon, hydrogen, and oxygen bu benzetmeyi açıklayan örneklerdir. İfade gerçek yapı malzemelerini anlatmaz ve bu elementlerin yalnızca canlılarda bulunduğunu ileri sürmez.

Alıştırma

Bu cümlede “building blocks of life” ne anlama gelir?

  1. yalnızca canlılarda bulunabilen elementler
  2. canlı sistemlerin oluştuğu temel bileşenler
  3. canlılar için ev yapmada kullanılan toprak ve taş
Cevabı göster

canlı sistemlerin oluştuğu temel bileşenler

But these carbon atoms are completely surrounded by the hydrogen atoms Kalıp ifadeler

0:28

Ancak bu karbon atomlarının çevresi hidrojen atomlarıyla tamamen sarılıdır

and this saturation level quickly became associated with and commonly believed to contribute to cardiovascular disease. Kalıp ifadeler

0:31

ve bu doymuşluk düzeyi kısa sürede kalp-damar hastalıklarıyla ilişkilendirilmiş ve bu hastalıklara katkıda bulunduğuna yaygın olarak inanılmıştır.

Kalıp ifadeler

are completely surrounded by: bütünüyle çevrelenmeyi anlatan edilgen yapı

“Are completely surrounded by” edilgen bir yapıdır. “These carbon atoms” öznesi çevrelenen taraftır; by ise onu çevreleyen şeyi, yani “the hydrogen atoms” ifadesini tanıtır. Completely, çevrelenmenin kısmi değil tam olduğu anlamını ekler. Yeniden kullanılabilecek kalıp X + be + completely surrounded by + Y şeklindedir. Fiziksel düzenleri ve destek ya da sorunlarla çevrili olmak gibi mecazi durumları anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi vurgulanan edilgen yapıyla tamamlayın ve tam çevrelenmeyi gösteren sözcüğü de kullanın: The research station ____ snow on every side.

Cevabı göster

is completely surrounded by

Kalıp ifadeler

became associated with: zamanla bağlantılı hâle gelmek

became associated with ifadesindeki became, zaman içinde gerçekleşen bir değişimi belirtir: insanlar daha sonra doygunluk düzeyi ile kardiyovasküler hastalık arasında bağlantı kurmaya başlamıştır. Associated with, algılanan, bildirilen veya gözlemlenen bir bağlantıyı anlatır. Bu ifade tek başına ilk şeyin ikinci şeye neden olduğunu söylemez. Bir bağlantının nasıl oluştuğunu, onu kanıtlanmış bir nedensellik olarak sunmadan aktarmayı sağlar.

Alıştırma

Altyazıdaki became associated with ne anlatıyor?

  1. İki şey aynı şeye dönüştü.
  2. Bilim insanları ilk şeyin ikinci şeyin tek doğrudan nedeni olduğunu kanıtladı.
  3. İnsanlar, birinin diğerine neden olduğunu ileri sürmeden ikisi arasında bir bağlantı görmeye başladı.
Cevabı göster

İnsanlar, birinin diğerine neden olduğunu ileri sürmeden ikisi arasında bir bağlantı görmeye başladı.

Kalıp ifadeler

contribute to: bir sonucun etkenlerinden biri olmak

Bu sağlık bağlamında contribute to, bir sonucun ortaya çıkmasına yardımcı olan etkenlerden biri olmak anlamına gelir. Doygunluk düzeyi, kardiyovasküler hastalıkta rol oynayan bir etken olarak sunulur; ancak başka etkenler de işin içinde olabilir. Bu ifade nedensel bir katkı ileri sürer, ancak bir şeyin sonucu garanti ettiğini veya sonucun tek nedeni olduğunu söylemekten daha zayıftır.

Alıştırma

Cümleyi, dersteki “bir sonuca yol açan etkenlerden biri olmak” anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Poor drainage can ____ flooding after heavy rain.

Cevabı göster

contribute to

Margarine, on the other hand, Anlatım akışı

0:38

Öte yandan margarin,

is created primarily from plant oils,

0:39

çoğunlukla bitkisel yağlardan üretilir,

which have a similar but different chemical composition.

0:41

ve bu yağların kimyasal bileşimi benzer, ancak birebir aynı değildir.

Anlatım akışı

Karşıtlık belirteci olarak on the other hand

on the other hand, dinleyiciye yeni bilgiyi hemen önce söylenen noktayla karşılaştırması gerektiğini gösterir. Burada konu tereyağından margarine geçer ve bitkisel yağlardan yapılması, yalnızca ek bir bilgi değil, karşılaştırmanın diğer tarafı olarak sunulur. Bu ifade genellikle iki yönlü bir karşılaştırmanın ikinci tarafını tanıtır. İlk taraf on the one hand ile açıkça söylenebilir veya önceki cümleden anlaşılabilir. İfade gerçek bir elden söz etmez.

Alıştırma

Karşılaştırmanın ikinci tarafını tanıtan dört kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: The first jacket is warm. The second one, ____, is light and easy to pack.

Cevabı göster

on the other hand

The carbons double bond with each other so that fewer hydrogen can fit, Dilbilgisi

0:43

Karbon atomları birbirleriyle çift bağ kurar, böylece daha az hidrojen için yer kalır,

Dilbilgisi

Amaç değil, sonuç bildiren so that

Burada so that, karbon atomlarının çift bağ kurmasının sonucunu tanıtır: daha az hidrojen atomu sığabilir. Yalnızca “amacıyla” değil, “bunun sonucunda” anlamına da gelebilir. Bu kullanımı belirlemek için ikinci yan cümlede anlatılan şeyi birinin gerçekleştirmeye çalışıp çalışmadığını sorun. Karbon atomlarının niyeti yoktur; bu yüzden ikinci yan cümle fiziksel bir sonucu bildirir. Kalıp neden + so that + sonuç şeklindedir.

Alıştırma

Hangi cümlede so that amaç değil, sonuç bildiriyor?

  1. The storm knocked down a tree, so that the road was completely blocked.
  2. Leo whispered so that the baby would not wake up.
  3. We left early so that we could catch the first train.
Cevabı göster

The storm knocked down a tree, so that the road was completely blocked.

and we call this unsaturated fat. Dilbilgisi

0:47

ve biz buna doymamış yağ deriz.

Dilbilgisi

call this unsaturated fat: call + nesne + isim ile ad verme

call this unsaturated fat ifadesinde call, “ad vermek” veya “bir sınıfa koymak” anlamındadır; “telefon etmek” değildir. this nesnedir: az önce anlatılan yağ yapısına gönderme yapar ve unsaturated fat ona verilen addır. Kalıp call + nesne + isim tamamlayıcısıdır: call something something. Ad, nesneden hemen sonra gelir; bu kalıpta as kullanılmaz.

Alıştırma

call + nesne + isim kalıbındaki geniş zaman fiilini kullanarak cümleyi tamamlayın: We ____ this tool a compass.

Cevabı göster

call

So far, so good. Deyimler

0:49

Buraya kadar her şey yolunda.

Deyimler

So far, so good.: şimdiye kadar her şey yolunda

So far, so good. “Şimdiye kadar işler yolunda gidiyor” anlamına gelir. so far zaman aralığını şu ana kadar sınırlar, so good ise durumu olumlu değerlendirir. Bu yalnızca bir ilerleme bildirimidir. İşlerin daha sonra da iyi gideceğini garanti etmez; bu yüzden konuşmacılar ve anlatıcılar ifadeyi sık sık yeni bir sorun veya sınırlamadan önce kullanır.

Alıştırma

Bir arkadaşınız projenizin nasıl gittiğini soruyor. Henüz bir sorun çıkmadı, ancak proje bitmedi. “So far, so good.” yanıtı doğal mıdır?

  1. Evet, bu doğal bir ilerleme bildirimidir.
  2. Hayır, projenin zaten bittiği anlamına gelir.
Cevabı göster

Evet, bu doğal bir ilerleme bildirimidir.

A similar tasting substitute with less saturated fat, right? Ton ve niyet

0:50

Benzer tada sahip, daha az doymuş yağ içeren bir alternatif, değil mi?

Ton ve niyet

Onay istemek için cümle sonunda right?

Burada right? tek başına "doğru" anlamına gelmez. Bir ifadenin sonuna eklendiğinde onu kısa bir onay sorusuna dönüştürür: Konuşan kişi fikrin makul göründüğünü düşünür ve dinleyiciyi aynı fikirde olmaya davet eder. Ayrıca konuşan kişi bu varsayıma itiraz etmeden önce dinleyiciyi o varsayıma yönlendirebilir. Bu yüzden bazen yeni bilgi edinmekten çok ortak bir anlayışı kontrol etmek veya hazırlamak için kullanılır.

Alıştırma

"The bus leaves at eight, right?" cümlesinde right? ne işe yarar?

  1. Otobüsün sağa dönmesi gerektiğini söyler.
  2. Tarifenin kesinlikle doğru olduğunu kanıtlar.
  3. Dinleyiciden, konuşan kişinin doğru olmasını beklediği bilgiyi onaylamasını ister.
Cevabı göster

Dinleyiciden, konuşan kişinin doğru olmasını beklediği bilgiyi onaylamasını ister.

Not so fast. Deyimler

0:54

O kadar acele etmeyin.

Deyimler

Acele bir sonuca Not so fast. ile itiraz etmek

Not so fast. çoğu zaman mecazi anlamda kullanılır. Burada "Bekle, bu sonucu henüz kabul etme" demektir; "daha yavaş hareket et" anlamına gelmez. Çok hızlı veya aşırı basit görünen bir sonucu kesintiye uğratır ve ardından bir düzeltme, istisna ya da eksik bilginin geleceğini gösterir.

Alıştırma

"Hemen bir sonuca varma" anlamındaki üç kelimelik ifadeyle cevabı tamamlayın: "____. One good result is not enough; we need more evidence."

Cevabı göster

Not so fast

Unsaturated fat has a lower melting point and so its natural state is less solid, Kelime

0:55

Doymamış yağın erime noktası daha düşüktür, dolayısıyla doğal hâli daha az katıdır;

like vegetable oil.

0:59

bitkisel yağ gibi.

Kelime

lower melting point: daha düşük erime noktası

Melting point, bir katının sıvıya dönüştüğü sıcaklıktır. Lower melting point ifadesinde lower, bu geçiş sıcaklığını başka bir maddeninkiyle veya beklenen bir değerle karşılaştırır ve daha düşük olduğunu gösterir. Burada ifade, doymamış yağın neden daha az katı olduğunu açıklar: daha düşük bir sıcaklıkta sıvı hâle geçmeye başlar. Point burada bir görüşü veya puanı değil, ölçülen belirli bir sıcaklığı ifade eder.

Alıştırma

Cümleyi vurgulanan üç kelimelik bilimsel karşılaştırmayla tamamlayın: This wax becomes liquid sooner because it has a ____.

Cevabı göster

lower melting point

In order to get the consistency of butter, Dilbilgisi

1:00

Tereyağı kıvamını elde etmek için

scientists decided to make it a little more saturated. Dilbilgisi

1:02

bilim insanları yağı biraz daha doymuş hâle getirmeye karar verdiler.

Dilbilgisi

In order to: amacı açıkça belirtmek

In order to, bir eylemin amacını belirtir ve ardından fiilin yalın hâli gelir. Bu cümlede get hedefi, scientists decided to make it more saturated ise bu hedef için yapılan eylemi bildirir. Amaç ifadesini cümlenin başına koymak, hedefi ana cümlenin çerçevesi hâline getirir. Burada In order to sabit bir amaç belirtecidir; order, emir veya sipariş anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi vurgulanan üç kelimelik amaç ifadesiyle tamamlayın: The lab labeled every sample ____ prevent mix-ups.

Cevabı göster

in order to

Dilbilgisi

make it a little more saturated: make + nesne + sıfat

make + nesne + sıfat kalıbı, “nesneyi bir duruma getirmek veya o duruma doğru değiştirmek” anlamına gelir. Burada it, yağ bazlı malzemeyi belirtir; saturated ise değişim sonucundaki durumu anlatır. Nesneden sonra to be kullanılmaz. A little more, saturated sözcüğünü bir bütün olarak niteler: more önceki duruma göre artışı, a little ise artışın küçük olduğunu gösterir. Bu nedenle cümle bir nesne üretmeyi değil, bir özelliği ayarlamayı anlatır.

Alıştırma

Cümleyi make + it + a little + bright sözcüğünün karşılaştırma biçimiyle tamamlayın: The screen is too dark, so please ____.

Cevabı göster

make it a little brighter

The problem is,

1:05

Sorun şu ki,

through this process called hydrogenation, Kelime

1:06

hidrojenasyon adı verilen bu süreçte,

where more hydrogen is added and the oil becomes more solid,

1:08

daha fazla hidrojen eklenip yağ daha katı hâle getirilirken,

high temperatures are used which cause some troublesome changes.

1:11

bazı sıkıntılı değişimlere yol açan yüksek sıcaklıklar kullanılır.

Kelime

hydrogenation: hidrojen ekleme süreci

Hydrogenation, başka bir maddeye hidrojen eklenen süreci adlandıran isimdir. Bu cümlede ardından gelen where yan cümlesi pratik bir açıklama sunar: daha fazla hidrojen eklenir ve yağ daha katı hâle gelir. -ation son eki çoğu zaman bir eylem veya süreci belirten isimler oluşturur. hydrogen + -ation yapısını fark etmek, uzun sözcüğü açıklanmamış bir nesne olarak değil, bir sürecin adı olarak anlamaya yardımcı olur.

Alıştırma

Cümleyi hydrogen sözcüğünden oluşan süreç ismiyle tamamlayın: Adding hydrogen to oil is called ____.

Cevabı göster

hydrogenation

You see, Ton ve niyet

1:15

Şöyle ki,

most of these double bonds are in a configuration known as cis bonds, Notlar

1:15

bu çift bağların çoğu cis bağları olarak bilinen bir düzendedir,

but hydrogenation often flips them into something called a trans configuration.

1:19

ancak hidrojenasyon bunları çoğu zaman trans konfigürasyonu denen bir biçime çevirir.

Ton ve niyet

Açıklamaya giriş yapan You see,

Buradaki "You see," gözleri kullanma talimatı değil, bir söylem belirleyicisidir. Dinleyiciyi akıl yürütme sürecine dahil eder ve bir açıklamanın başlayacağını bildirir. Genellikle bir nedenin, açıklamanın veya mekanizmanın önünde gelir. Bunu duyduğunuzda, konuşmacının önceki noktayı daha kolay anlaşılır hâle getirmesini bekleyebilirsiniz.

Alıştırma

“You see, the library closes early on Fridays, so we need to leave now.” cümlesinde “You see” ne yapar?

  1. Bir açıklama başlatır ve dinleyiciyi nedeni anlamaya yönlendirir.
  2. Dinleyicinin okumayı bilip bilmediğini sorar.
  3. Dinleyiciye kütüphaneye bakmasını söyler.
Cevabı göster

Bir açıklama başlatır ve dinleyiciyi nedeni anlamaya yönlendirir.

Kalıp ifadeler

Bir adı tanıtmak için known as

“a configuration known as cis bonds” ifadesinde known as, yapının kabul edilmiş adını veren ve configuration sözcüğünü niteleyen geçmiş zaman ortacı grubudur. “a configuration that is known as cis bonds” biçiminde genişletilebilir. Bir şeyin insanlar tarafından nasıl adlandırıldığını belirtmek için isim + known as + ad veya etiket yapısını kullanın. Bu ifade, bir şeyin ünlü olma nedenini değil, tanınan adını veya kimliğini vurgular.

Alıştırma

Cümleyi yerleşmiş bir adı tanıtan iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The yearly meteor shower is ____ the Perseids.

Cevabı göster

known as

Kelime

cis bonds (cis bağları) ... trans configuration (trans konfigürasyonu)

Burada cis ve trans, bir çift bağ çevresindeki birbirine karşıt iki uzamsal dizilimi adlandırır. Basitleştirilmiş bir gösterimde cis, ilgili grupları aynı tarafta; trans ise karşı taraflarda konumlandırır. Cümle, yapısal bir değişimi izlemek için bu çifti kullanır: hidrojenasyon, başlangıçtaki cis dizilimini trans dizilimine dönüştürebilir. Bunlar ayrı besinlerin adları değil, moleküler geometri etiketleridir.

Alıştırma

Bir çift bağın basit şemasında ilgili gruplar karşı taraflardadır. Bu dizilimi hangi terim tanımlar?

  1. a cis configuration
  2. a hydrogenated nutrient
  3. a trans configuration
Cevabı göster

a trans configuration

Ah, the dawn of trans fats. Deyimler

1:23

İşte trans yağların doğuşu.

Deyimler

the dawn of trans fats (trans yağların doğuşu)

The dawn of, bir şeyin başlangıcı veya ilk kez ortaya çıkışı anlamına gelir. Gün doğumu görüntüsünü bir zaman metaforuna dönüştürür: şafak bir günü başlattığı gibi, yeni bir gelişme de bir dönemi veya süreci başlatır. Bu cümlede konuşmacı, trans yağların az önce anlatılan değişimden doğduğunu dramatik biçimde duyurur. İfade, açıklamadaki bir başlangıç noktasını belirtir; gerçek anlamda sabahı veya bilim insanlarının onları ilk keşfettiği anı belirtmek zorunda değildir.

Alıştırma

Başlangıcı gün doğumuna benzeten hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The discovery marked ____ modern medicine.

Cevabı göster

the dawn of

And while it may seem trivial, Dilbilgisi

1:25

Önemsiz görünebilir,

this simple yet unwitting flip from cis to trans

1:26

ama cis biçiminden trans biçimine gerçekleşen bu basit ve istemsiz dönüşüm

leads to significant changes in the way our body processes and metabolizes the molecules. Notlar

1:29

vücudumuzun molekülleri işleme ve metabolize etme biçiminde önemli değişikliklere yol açar.

Dilbilgisi

while it may seem trivial: ödünleme bildiren bir giriş

Burada while, “-dığı sırada” değil, “-se de” anlamına gelir ve bir ödünleme yan cümlesi başlatır. May seem trivial yalnızca bir şeyin ilk bakışta önemsiz görünebileceğini kabul eder. Konuşanın gerçekten önemsiz olduğunu düşündüğü anlamına gelmez. Ardından ana cümle önemli bir sonucu açıklar. Yeniden kullanılabilen While X may seem Y, ... kalıbı, önce dinleyicinin olası ilk izlenimini kabul eder, sonra daha önemli veya karşıt bir sonuç sunar.

Alıştırma

Cümleyi dersteki ödünleme girişiyle tamamlayın: ____, changing one setting can greatly improve battery life.

Cevabı göster

While it may seem trivial

Kalıp ifadeler

leads to significant changes: resmî bir sebab-akibat ifadesi

Leads to, “neden olur” veya “bir sonuç doğurur” anlamına gelir. Bu cümlede tekil özne this ... flip olduğu için leads kullanılır; significant changes ise ortaya çıkan sonuçtur. Temel kalıp neden + lead(s) to + isim veya -ing biçimidir. Ardından changes in the way something works örneğindeki gibi, etkilenen alanı belirtmek için in ile başlayan bir ifade kullanılabilir. Burada significant, dikkate alınacak kadar önemli demektir; kendiliğinden “istatistiksel olarak anlamlı” anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi dersteki neden-sonuç ifadesiyle tamamlayın: A small change in temperature ____ in how the material behaves.

Cevabı göster

leads to significant changes

Dilbilgisi

Bir şeyin nasıl olduğunu anlatan the way + özne + fiil

in the way our body processes and metabolizes the molecules ifadesinde the way, “... biçimi” anlamına gelir. our body processes and metabolizes the molecules yan tümcesi bu biçimin ne olduğunu açıklar; iki fiilin ortak öznesi our body'dir. Bir şeyin nasıl gerçekleştiği fikrini ad öbeği hâline getirmek için the way + özne + fiil yapısını kullanın. Burada bu ad öbeği in sözcüğünden sonra gelir. the way our body processes... veya the way in which our body processes... deyin; the way how our body processes... demeyin.

Alıştırma

Hangi cümlede the way + yan tümce yapısı doğru kullanılmıştır?

  1. I like the way in how you explain hard ideas.
  2. I like the way how you explain hard ideas.
  3. I like the way you explain hard ideas.
Cevabı göster

I like the way you explain hard ideas.

Essentially,

1:34

Özünde,

trans fats lower good cholesterol and higher the bad cholesterol,

1:34

trans yağlar iyi kolesterolü düşürüp kötü kolesterolü yükseltir

which increases the risk of coronary heart disease. Kalıp ifadeler

1:38

ve bu da koroner kalp hastalığı riskini artırır.

Kalıp ifadeler

increases the risk of coronary heart disease: olasılık, kesinlik değil

increases the risk of coronary heart disease ifadesinde increase the risk of, zararlı bir sonucun gerçekleşme olasılığını artırmak demektir. of'tan sonraki ad öbeği olası sonucu adlandırır: coronary heart disease. Bu ifade kesin bir sonucu değil, olasılıktaki değişimi anlatır. Yaygın kalıp X increases the risk of Y biçimindedir. Etkilenen kişiyi belirtmek için X increases someone's risk of Y kullanılır.

Alıştırma

"Too little sleep can increase the risk of health problems" cümlesi ne anlama gelir?

  1. Sağlık sorunlarının kesinlikle ortaya çıkacağını garanti eder.
  2. Sağlık sorunlarının ortaya çıkma olasılığını artırabilir.
  3. Sağlık sorunlarının ortaya çıkma olasılığını azaltabilir.
Cevabı göster

Sağlık sorunlarının ortaya çıkma olasılığını artırabilir.

So while margarine was initially seen as a healthier option, Notlar

1:41

Yani margarin başlangıçta daha sağlıklı bir seçenek olarak görülse de,

its own hazards slowly came to light. Deyimler

1:43

kendi tehlikeleri zamanla ortaya çıktı.

Dilbilgisi

While ...: karşıtlıktan önce ilk görüşü kabul etmek

Burada while, “-dığı sırada” değil, “-se de” veya “her ne kadar” anlamındadır. Ana cümle ters yöndeki kanıtı sunmadan önce, margarinin daha sağlıklı olduğuna dair ilk inanışı kabul eder. initially ve slowly zaman ifadeleri değişimi açıkça gösterir: olumlu değerlendirme önce gelmiş, riskler ise daha sonra öğrenilmiştir. Bu yapı, ilk izlenim ile sonraki bir bulguyu karşılaştırmak için kullanılabilir.

Alıştırma

“While the plan was initially popular, later reports exposed its flaws” cümlesinde while ne işe yarar?

  1. Raporların planın popüler olmasına neden olduğunu açıklar.
  2. Popülerliğin ve raporların tam olarak aynı anda gerçekleştiğini söyler.
  3. Planın başlangıçta popüler olduğunu kabul edip daha sonra buna karşıt kanıt sunar.
Cevabı göster

Planın başlangıçta popüler olduğunu kabul edip daha sonra buna karşıt kanıt sunar.

Kalıp ifadeler

Was initially seen as: ilk algıyı aktarmak

was initially seen as ifadesindeki edilgen be seen as yapısı, “olarak görülmek veya değerlendirilmek” anlamına gelir. Cümle, insanların margarini nasıl gördüğünü aktarır; margarinin gerçekten daha sağlıklı olduğunu doğrudan iddia etmez. Initially, bu değerlendirmeyi olayların başlangıç aşamasıyla sınırlar. Yeniden kullanılabilen X was initially seen as Y kalıbı, ilk itibar veya sınıflandırmanın daha sonra değiştiği durumlarda yararlıdır.

Alıştırma

Cümleyi, ilk kamuoyu görüşünü aktaran vurgulanmış dört kelimelik ifadeyle tamamlayın: “The device ____ an expensive novelty, but it later became widely used.”

Cevabı göster

was initially seen as

Deyimler

came to light: gizli bilgilerin ortaya çıkması

“came to light” ifadesinde özne olan “its own hazards”, gizli veya belirsiz kaldıktan sonra yavaş yavaş öğrenilen bilgileri anlatır. Bu ifade, fiziksel olarak ışığa doğru hareket etmek anlamına gelmez; “slowly”, kanıtların zaman içinde ortaya çıktığını gösterir. Bu deyimde yeni öğrenilen gerçek, risk, sorun veya kanıt özne konumundadır.

Alıştırma

Cümleyi “gizli kaldıktan sonra öğrenildi” anlamındaki deyimle tamamlayın: During the investigation, new evidence ____.

Cevabı göster

came to light

But the truth is, Anlatım akışı

1:46

Ama gerçek şu ki,

many margarine companies claim to be trans fat-free nowadays, Dilbilgisi

1:47

günümüzde birçok margarin şirketi ürünlerinin trans yağ içermediğini iddia ediyor

and some are. Dilbilgisi

1:50

ve bazı ürünler gerçekten içermiyor.

Anlatım akışı

the truth is: aşırı basitleştirilmiş bir izlenimi düzeltmek

“The truth is”, bir düzeltme veya önemli bir sınırlama geleceğini gösteren söylem işaretidir. Burada margarin hakkındaki genel olumsuz izlenimden daha güncel ve kesin bir noktaya geçilir: artık bazı ürünlerin trans yağ içermediği iddia ediliyor ve bazıları gerçekten içermiyor. Bu ifade, daha önce söylenen her şeyin yanlış olduğu anlamına gelmek zorunda değildir. Dinleyiciye, konuşmacının aşırı basitleştirilmiş bir izlenimi kendi gördüğü daha eksiksiz gerçeklikle değiştireceğini bildirir.

Alıştırma

Okuyun: “The game looks simple. The truth is, it takes a lot of planning.” Burada “The truth is” ne yapıyor?

  1. İlk izlenimi düzeltir ve daha doğru bir gerçekliği sunar.
  2. İlk cümle hakkında yorum yapmadan konuyu değiştirir.
  3. Önceki tüm ifadelerin kasıtlı yalanlar olduğunu bildirir.
Cevabı göster

İlk izlenimi düzeltir ve daha doğru bir gerçekliği sunar.

Dilbilgisi

claim to be trans fat-free: doğrulanmamış bir durumu aktarmak

Claim to be + tümleç, öznenin kendi kimliği veya durumu hakkındaki iddiasını aktarır. Burada şirketler, ürünlerinin trans yağ içermediğini söylüyor. Claim kullanılması kanıt bakımından mesafe yaratır: konuşan kişi iddiayı aktarır ancak onu doğrulanmış bir gerçek olarak sunmaz. Ardından gelen some are ifadesi tüm iddiaları değil, kümenin yalnızca bir bölümünü doğrular.

Alıştırma

Haberi vurgulanan yapıyla tamamlayın: The startup has not provided evidence, but it ____ carbon-neutral.

Cevabı göster

claims to be

Dilbilgisi

some are: bir tümleci tekrarlamamak için be kullanmak

Some are, some margarine products are trans fat-free anlamına gelir. Are önceki be yapısını taşırken trans fat-free tümleci bağlamdan anlaşılabildiği için söylenmeden bırakılır. Bu ikame tekrarı önler. Some, doğrulamayı grubun bir bölümüyle sınırlar; dolayısıyla bütün ürünlerin koşulu karşıladığı anlamına gelmez. Ayrıca buradaki are, var olmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Tekrarlanan tümleci atmak için cümleyi be fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The ad says all the bags are waterproof, but only some ____.

Cevabı göster

are

At the end of the day, Deyimler

1:51

Sonuçta,

if we compare them side by side, Kalıp ifadeler

1:52

ikisini yan yana karşılaştırdığımızda,

there are pros and cons for each. Kalıp ifadeler

1:53

her birinin artıları ve eksileri var.

Deyimler

At the end of the day: son değerlendirmeyi sunmak

Burada At the end of the day, tüm önemli gerçekler değerlendirildikten sonra veya son karar verilirken anlamına gelir. Konuşanın ayrıntılardan iki seçenek hakkındaki genel sonuca geçtiğini gösterir. Bu ifade çoğu zaman mecazidir; bu nedenle bağlam gerçekten bir programdan söz etmiyorsa day belirli bir zamanı anlatmaz.

Alıştırma

Hangi cümlede at the end of the day zaman belirtmek yerine son bir değerlendirmeyi sunmak için kullanılmıştır?

  1. Please finish the poster by the end of the day.
  2. We will clean the classroom at the end of the day.
  3. After hearing both plans, Mia said, "At the end of the day, safety matters most."
Cevabı göster

After hearing both plans, Mia said, "At the end of the day, safety matters most."

Kalıp ifadeler

side by side: doğrudan karşılaştırma yapmak

Compare them side by side ifadesinde side by side, iki seçeneğin doğrudan ve eşleştirilmiş bir karşılaştırma içinde birlikte incelendiğini anlatır. Her ikisi için aynı özellikler veya ölçütler kontrol edilebilir. İfade fiziksel konumu da anlatabilir, ancak burada compare sözcüğü karşılaştırma anlamını etkinleştirir. Seçeneklerin eşit olduğunu veya birinin daha iyi olduğunu söylemez.

Alıştırma

"The coach reviewed the two videos side by side," cümlesinde side by side neyi vurgular?

  1. Videoların tamamen eşit olduğuna karar verildi.
  2. Videolar karşılaştırılmadan teker teker incelendi.
  3. Videolar doğrudan karşılaştırılarak incelendi.
Cevabı göster

Videolar doğrudan karşılaştırılarak incelendi.

Kalıp ifadeler

Dengeli bir değerlendirme için pros and cons

Pros and cons, avantajlar ve dezavantajlar anlamına gelen kalıplaşmış bir sözcük çiftidir. Bu cümlede for each, her seçeneğin hem olumlu hem de olumsuz yönleri olduğunu gösterir; yani konuşmacı tek taraflı bir yargı yerine dengeli bir değerlendirme yapmaktadır. Bir karar veya incelemeyi iki tarafı da göz önünde bulundurarak düzenlemek için bu çifti kullanın.

Alıştırma

Cümleyi advantages and disadvantages anlamındaki kalıplaşmış çiftle tamamlayın: Before we choose a supplier, we should consider the ____ of each option.

Cevabı göster

pros and cons

Butter is completely natural and typically made from one ingredient,

1:55

Tereyağı tamamen doğaldır ve genellikle tek bir malzemeden yapılır,

whereas margarine is processed and has many ingredients. Dilbilgisi

1:58

margarin ise işlenmiştir ve birçok malzeme içerir.

Dilbilgisi

A ile B arasında açık karşıtlık kuran whereas

Whereas, iki yan cümleyi doğrudan karşılaştıran bir bağlaçtır. Burada tereyağının doğal ve tek malzemeli oluşunu, margarinin işlenmiş ve çok malzemeli oluşuyla karşılaştırır. Başka durumlarda da kullanılabilen yapı A ..., whereas B ... biçimindedir. Her iki tarafta da ayrı bir özne ve fiil bulunur; whereas karşıtlığı zaten ifade ettiği için but eklemek gereksizdir.

Alıştırma

Cümleyi açık bir A ve B karşılaştırması kuran hedef bağlaçla tamamlayın: The north office handles sales, ____ the south office handles customer support.

Cevabı göster

whereas

Butter also has some essential vitamins and minerals such as vitamin A and E, Kalıp ifadeler

2:01

Tereyağında ayrıca A ve E vitaminleri gibi bazı temel vitamin ve mineraller bulunur,

but margarines now vary so much,

2:05

ancak margarinler artık birbirinden o kadar farklı ki

it's difficult to make an accurate comparison. Kalıp ifadeler

2:06

doğru bir karşılaştırma yapmak zor.

Kalıp ifadeler

Such as: eksiksiz liste değil, örnek sunmak

“Such as”, daha geniş bir kategoriden örnekler verir. Burada “vitamin A and E”, tereyağında bulunan “essential vitamins and minerals” için örnek oluşturur. Bu ifade normalde eksiksiz bir listeyi belirtmez. “Some” sözcüğü de bu anlamı güçlendirir: cümle, A ve E’nin tek seçenekler olduğunu söylemek yerine bazı besinleri örnek olarak verir.

Alıştırma

Hangi cümle portakal ve limonu eksiksiz bir liste olarak değil, örnek olarak sunar?

  1. Some citrus fruits, such as oranges and lemons, are rich in vitamin C.
  2. Oranges and lemons are the complete list of citrus fruits.
  3. All citrus fruits are oranges and lemons.
Cevabı göster

Some citrus fruits, such as oranges and lemons, are rich in vitamin C.

Kalıp ifadeler

Make an accurate comparison: doğruluk ve güvenilirlik

“Make a comparison”, benzerlikleri ve farklılıkları incelemek için kullanılan yerleşik bir sözcük birleşimidir. “Accurate”, karşılaştırmanın yeterince tutarlı ve güvenilir bilgilere dayanması gerektiği anlamını ekler. Bu cümlede margarin ürünleri o kadar çok değişiklik gösterir ki tereyağıyla yapılacak genel bir karşılaştırma onları doğru biçimde yansıtmayabilir. “Accurate” doğruluğa odaklanır; tek başına “fair” veya “comprehensive” anlamına gelmez.

Alıştırma

İki test farklı puanlama sistemleri kullandı. Hangi cümle, karşılaştırmanın verileri doğru yansıtıp yansıtamayacağına özellikle odaklanır?

  1. The scoring systems differ, so it is difficult to make a comprehensive comparison.
  2. The scoring systems differ, so it is difficult to make a fair comparison.
  3. The scoring systems differ, so it is difficult to make an accurate comparison.
Cevabı göster

The scoring systems differ, so it is difficult to make an accurate comparison.

Many hard stick margarines are still high in trans fats and much worse than butter, Notlar

2:09

Birçok sert kalıp margarin hâlâ yüksek miktarda trans yağ içerir ve tereyağından çok daha kötüdür,

Kalıp ifadeler

high in trans fats: be high in + besin öğesi

high in trans fats ifadesinde high in, bir şeyi yüksek miktarda içermek anlamına gelir. Burada tüm margarin türleri değil, pek çok sert çubuk margarinin trans yağ miktarı anlatılır. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp be high in + besin öğesi veya içerik şeklindedir: Milk can be high in calcium. in edatını atmayın.

Alıştırma

Cümleyi “yüksek miktarda içermek” anlamına gelen vurgulanmış kalıpla tamamlayın: This cereal is ____ fiber.

Cevabı göster

high in

Dilbilgisi

much worse than butter: much + karşılaştırma sıfatı + than

Much worse than butter, margarinin tereyağıyla karşılaştırıldığında çok daha kötü olduğunu anlatır. Worse, bad sıfatının karşılaştırma biçimidir; much farkı güçlendirir, than ise karşılaştırma hedefini getirir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp much + karşılaştırma sıfatı + than + isim veya zamir şeklindedir. Örnek: much easier than this.

Alıştırma

İkinci öğünün birinciden belirgin biçimde daha kötü olduğunu doğal şekilde anlatan cümle hangisidir?

  1. The second meal was much worse than the first.
  2. The second meal was much bad than the first.
  3. The second meal was very worse than the first.
Cevabı göster

The second meal was much worse than the first.

but some newer margarines are much lower in saturated fat, Dilbilgisi

2:13

ancak bazı yeni margarinlerde doymuş yağ oranı çok daha düşüktür,

lower their calorie count,

2:16

kalori miktarı daha azdır

and contain zero trans fats.

2:17

ve hiç trans yağ yoktur.

Dilbilgisi

much lower in saturated fat: daha güçlü bir karşılaştırma

Burada lower, yeni margarinleri niteler ve low sözcüğünün karşılaştırma biçimidir. In saturated fat, ölçülen içeriği belirtir; bu yüzden much lower in saturated fat, karşılaştırılan ürünlerden “çok daha az doymuş yağ içeriyor” demektir. Much, lower ile yapılan karşılaştırmayı güçlendirir. Bir şeydeki madde veya özellik miktarı başka bir şeydekinden açıkça azsa be much lower in + madde veya özellik yapısını kullanın.

Alıştırma

Cümleyi “önemli ölçüde daha az içerir” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: Compared with the original version, this snack is ____ sugar.

Cevabı göster

much lower in

The bottom line is to be aware of what you're eating. Notlar

2:19

İşin özü, ne yediğinizin farkında olmaktır.

Anlatım akışı

The bottom line is: temel sonucu sunma

The bottom line is, çeşitli ayrıntı veya seçeneklerden sonra en önemli sonucu işaret eden bir özet kalıbıdır. Burada konu, yiyecekleri karşılaştırmaktan ne yediğinin farkında olma şeklindeki pratik bir eyleme geçer. Bu ifade, dinleyiciye “Hatırlanması gereken bölüm bu” diyerek bilgiyi düzenler. Ardından bir isim öbeği, that yan cümlesi veya buradaki gibi to’lu mastar gelebilir.

Alıştırma

Cümleyi hedef özet kalıbıyla tamamlayın: After discussing every route, ____ that the bus is the safest choice.

Cevabı göster

the bottom line is

Kalıp ifadeler

Be aware of: bir şeyi bilinçli olarak fark etmek

be aware of yapısında aware, be fiilinden sonra kullanılan bir sıfattır; of ise dikkat edilmesi gereken şeyi tanıtır. Burada be aware of what you're eating, bir gerçeği tesadüfen bilmekten ziyade tükettiğiniz yiyecekleri bilinçli biçimde fark etmek ve takip etmek anlamına gelir. Bir kişinin seçim yaparken ilgili bilgiyi aklında tutmasını istediğinizde be aware of + isim, zamir veya wh-cümleciği yapısını kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Cümleyi be + aware + gerekli edatla tamamlayın: Before sharing a photo, ____ the personal information in the background.

Cevabı göster

be aware of

Margarine can vary so drastically Dilbilgisi

2:21

Margarinler arasında çok büyük farklılıklar olabilir;

that looking at the label to understand what is or isn't in it will help you make informed decisions. Kalıp ifadeler

2:23

bu yüzden içinde ne olup olmadığını anlamak için etiketi okumak, bilinçli kararlar vermenize yardımcı olur.

Dilbilgisi

Vary so drastically that: dereceyi sonuca bağlamak

Vary so drastically that, derece ve sonucu bağlayan so + zarf + that-cümleciği kalıbını kullanır. So, drastically sözcüğünün derecesini güçlendirir; that-cümleciği ise bu aşırı farklılığın sonucunu verir. Burada so, therefore anlamına gelmez ve that bir işaret sözcüğü değildir. Yeniden kullanılabilen kalıp fiil + so + zarf + that + sonuç biçimindedir. Bu cümlede büyük farklılık, karar vermeden önce etiketi kontrol etme yönündeki pratik davranışa yol açar.

Alıştırma

Cümleyi vary + so + drastically + that ile tamamlayın: Hotel prices ____ travelers compare several dates before booking.

Cevabı göster

vary so drastically that

Kalıp ifadeler

make informed decisions: ilgili bilgilere dayalı seçimler

make informed decisions ifadesinde informed, decisions sözcüğünü niteler. İlgili ve güvenilir bilgileri değerlendirdikten sonra karar vermek anlamına gelir; kararların kendisine bir bildirim yapıldığı anlamına gelmez. Bu eşdizim yalnızca seçim yapma eylemini değil, seçimin dayanağını ve karar verme sürecinin niteliğini vurgular. Bu cümlede içerik etiketi, ürünleri sorumlu biçimde karşılaştırmak için gereken bilgiyi sağlar.

Alıştırma

Cümleyi “ilgili bilgilere dayanarak seçim yapmak” anlamındaki eşdizimle tamamlayın: Facts about price and quality help shoppers ____.

Cevabı göster

make informed decisions

And there are healthier alternatives to both,

2:28

Ayrıca her ikisinin de daha sağlıklı alternatifleri vardır:

such as vegetable oil spreads or using olive oil to dip your bread instead of buttering up. Kelime

2:30

bitkisel yağ bazlı sürülebilir ürünler ya da ekmeğe tereyağı sürmek yerine onu zeytinyağına batırmak gibi.

Kelime

buttering up: tindakan mengoleskan mentega dan idiom butter someone up

Burada buttering up, ekmeğe tereyağı sürmeyi anlatan, bağlama bağlı kısaltılmış bir ifadedir. Konu ekmek ve daha sağlıklı alternatifler olduğu için buttering sonrasındaki nesne söylenmese de yiyecekle ilgili gerçek eylem anlaşılır. Çok daha yaygın olan butter someone up kalıbı ise bir kişiyi, çoğu zaman gözüne girmek amacıyla, pohpohlamak anlamındaki bir deyimdir. Amaçlanan anlamı belirlemek için çevredeki konuya ve nesnenin yiyecek mi yoksa insan mı olduğuna bakın.

Alıştırma

"Leo buttered his older sister up before asking to borrow her game," cümlesinde buttered ... up ne anlama gelir?

  1. Bir yiyeceğin üzerine tereyağı sürdü.
  2. Ablasından yemek yapmasını istedi.
  3. Gözüne girmek için ablasını pohpohladı.
Cevabı göster

Gözüne girmek için ablasını pohpohladı.

No matter what you choose, Dilbilgisi

2:35

Hangisini seçerseniz seçin,

the recommended goal is to limit the intake of saturated fat and avoid trans fats altogether. Kalıp ifadeler

2:36

önerilen hedef, doymuş yağ tüketimini sınırlamak ve trans yağlardan tamamen kaçınmaktır.

Dilbilgisi

No matter what you choose: sonuç aynı kalır

No matter what you choose bir ödünleme ilişkisi kurar: olası bütün seçimleri kapsarken ana cümledeki öneri aynı kalır. Burada what, choose fiilinin nesnesidir; dolayısıyla ifade “hangi seçeneği seçersen seç” anlamına gelir. Tekrar kullanılabilen kalıp No matter what + özne + fiil, ana cümle biçimindedir. Konuşan kişi önce seçim özgürlüğünü kabul eder, sonra değişmeyecek bir sonuç, kural, söz veya tavsiye belirtir.

Alıştırma

Sözü “No matter” ile başlayan dört sözcüklük ifadeyle tamamlayın: “____, I'll support your decision.”

Cevabı göster

No matter what you choose

Kalıp ifadeler

limit the intake of saturated fat: ortadan kaldırmak değil, azaltmak

Limit the intake of saturated fat, tüketilen doymuş yağ miktarını kontrol altında tutmak demektir. Intake, vücuda alınan miktarı ifade eder; of saturated fat ise ölçülen maddenin ne olduğunu belirtir. Tekrar kullanılabilen limit the intake of + yiyecek, besin veya madde kalıbı, tamamen yasaklama değil azaltma hedefi verir.

Alıştırma

Genel sağlık yönergesini “ne kadar tüketildiğini kontrol etmek” anlamındaki resmî ifadeyle tamamlayın: “The goal is to ____ added sugar, not ban every sweet food.”

Cevabı göster

limit the intake of

Kalıp ifadeler

avoid trans fats altogether: tamamen kaçınma

Avoid something altogether, bir şeyden tamamen uzak durmak ya da onu hiç tüketmemek veya kullanmamak anlamına gelir. Altogether, avoid fiilini güçlendirir: hedeflenen miktar yalnızca daha az değil, sıfırdır. Bu cümlede bu güçlü tavsiye, limit the intake of saturated fat ifadesinin yanında yer alır. Limit belirli bir sınır içinde bir miktara izin verirken avoid trans fats altogether hiç trans yağ tüketilmemesini önerir.

Alıştırma

“Onu hiç kullanmamak” anlamını vermesi için İngilizce cümleyi avoid ve altogether ile tamamlayın: Because this cleaner irritates my skin, I ____.

Cevabı göster

avoid it altogether

This episode of AsapSCIENCE is supported by audible.com,

2:42

AsapSCIENCE'ın bu bölümü audible.com tarafından desteklenmektedir;

the leading provider of audiobooks with over 100,000 downloadable titles across all types of literature.

2:45

audible.com, tüm edebiyat türlerinde indirilebilir 100.000'den fazla eser sunan lider sesli kitap sağlayıcısıdır.

If you'd like to learn more about food science,

2:50

Gıda bilimi hakkında daha fazla bilgi edinmek isterseniz,

I recommend the book What Einstein Told His Cook by Robert Wolke.

2:51

Robert Wolke'nin What Einstein Told His Cook adlı kitabını öneririm.

You can download this audiobook or another of your choice for free at audible.com/asap.

2:55

Bu sesli kitabı veya seçtiğiniz başka bir sesli kitabı audible.com/asap adresinden ücretsiz indirebilirsiniz.

Special thanks to audible.com for making these videos possible

3:00

Bu videoları mümkün kılan audible.com'a özel teşekkürler;

and for offering you a free audiobook at audible.com/asap.

3:02

audible.com/asap adresinde size ücretsiz bir sesli kitap sunduğu için de ayrıca teşekkür ederiz.

And subscribe for more weekly science videos.

3:06

Her hafta daha fazla bilim videosu için abone olun.