Amerika Neden Sahte Bir Sayı Üzerine Tartışıyor?: İngilizce çalışma notları

CGP Grey

Öğrenme zorluğu
694 kelime 200 kel/dk

Video özeti: ABD Kongresi harcamayı onaylar fakat borçlanmayı ayrı sınırlar; kriz ödemeleri tehdit eder ve siyasi pazarlık aracına dönüşür. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “financial weapon of mass destruction” (Deyimler ve mecazi ifadeler): aşırı benzetmeyi gerçek silah değil, hükümetin yarattığı sistemik risk uyarısı olarak yorumlayın. 2. “paying bills already incurred.” (Kültür, medya ve gerçek dünya bağlamı): incurred doğmuş yükümlülükleri anlatır; tavanı yükseltmek gelecek harcamayı onaylamaz. 3. “as leverage in negotiations” (Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi): leverage sözcüğünün politik mecazını öğrenin ve tehdidin taviz almak için kullanımını fark edin.

Bu derste

The debt limit is a kind of financial weapon of mass destruction Deyimler

0:00

Borç limiti, bir tür finansal kitle imha silahıdır ve

chained to the United States government by the United States government.

0:03

Amerika Birleşik Devletleri hükümeti tarafından Amerika Birleşik Devletleri hükümetine zincirlenmiştir.

Deyimler

siyasi bir metafor olarak financial weapon of mass destruction

Burada financial weapon of mass destruction, borç limitini anlatan bir metafordur. Bir finans kuralını çok büyük zarar verebilecek bir silaha benzetir ve gerçek bir silahı tarif etmek yerine ekonominin tamamına yönelik riski vurgular. Bu ifade cümledeki ironiyi de güçlendirir: Tehlike, ABD hükümetinin kendi kendisine zincirlediği bir şey olarak anlatılır. Güçlü imge, riskin hem ciddi hem de kişinin kendisine dayattığı bir risk olduğunu gösterir.

Alıştırma

Cümlede financial weapon of mass destruction, borç limiti hakkında neyi ima ediyor?

  1. Geniş çaplı sistemik zarara yol açabilecek bir finansal mekanizmadır.
  2. Etkileri sınırlı, küçük bir muhasebe sorunudur.
  3. Hükümet tarafından finanse edilen ve resmen sınıflandırılmış bir askerî silahtır.
Cevabı göster

Geniş çaplı sistemik zarara yol açabilecek bir finansal mekanizmadır.

Confused?

0:06

Kafanız mı karıştı?

Then it's time for the United States debt limit explained.

0:07

O zaman Amerika Birleşik Devletleri borç limitini açıklama zamanı geldi.

To understand the debt limit, Anlatım akışı

0:10

Borç limitini anlamak için,

you need to know the US splits financial responsibility between the President and Congress. Kalıp ifadeler

0:11

ABD'nin finansal sorumluluğu Başkan ve Kongre arasında paylaştırdığını bilmeniz gerekir.

Anlatım akışı

açıklama yönlendiricisi olarak To understand ..., you need to know ...

To understand X, you need to know Y kalıbı, dinleyiciye X açıkça anlatılmadan önce Y'nin gerekli bir arka plan bilgisi olduğunu söyler. Bu cümlede dinleyicileri mali sorumluluğun nasıl paylaştırıldığına ilişkin bilgiye hazırlar. Bir söylem yönlendiricisi olarak açıklamayı düzenler: Önce ana konuyu belirtir, ardından sırada anlatılacak ön koşul niteliğindeki düşünceye işaret eder. Need to know, ‘bu bilgi konuyu anlaşılır kılar’ demektir; ‘bunu ezberlemelisiniz’ anlamına gelmez.

Alıştırma

Hedef kalıbın iki bölümünü kullanarak yönlendirici ifadeyi tamamlayın: ____ how solar panels work, ____ that they turn sunlight into electricity.

Cevabı göster

To understand · you need to know

Kalıp ifadeler

split responsibility between A and B: sorumluluğu A ile B arasında paylaştırmak

Bu cümlede splits financial responsibility between the President and Congress, ABD sisteminin mali yetki ve sorumluluğun bazı bölümlerini iki kuruma verdiği anlamına gelir. Burada split, ‘bölmek veya paylaştırmak’ demektir; kurumların çatışma içinde olduğunu göstermez. split responsibility between A and B kalıbı, sorumluluğu üstlenen iki tarafı belirtir. Tek başına sorumluluğun tam yarı yarıya bölündüğünü ya da iki tarafın aynı görevleri yaptığını anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi split responsibility between ile tamamlayın: For the contract review, the company will ____ its finance team and its legal team.

Cevabı göster

split responsibility between

The President has two jobs when it comes to money. Kalıp ifadeler

0:16

Konu para olduğunda Başkan'ın iki görevi vardır.

Kalıp ifadeler

when it comes to: …söz konusu olduğunda

When it comes to money, ‘konu para olduğunda’ veya ‘para açısından’ anlamına gelir. Başkanın görevleri şeklindeki geniş konuyu mali alanla sınırlar. Burada comes gerçek bir hareketi anlatmaz. İfadenin tamamı konuyu belirleyen bir çerçevedir; dinleyiciye bir sonraki cümlenin hangi yönle ilgili olduğunu bildirir.

Alıştırma

when it comes to ile tamamlayın: ____ learning a language, regular practice matters more than one long study session.

Cevabı göster

When it comes to

One, collect taxes and two,

0:18

Birincisi, vergileri toplamak ve ikincisi,

spend those taxes to run the government.

0:20

hükümeti yönetmek için o vergileri harcamak.

This might give you the impression that the President with regards to money is all powerful, Kalıp ifadeler

0:22

Bu durum size Başkan'ın para konusunda her şeye kadir olduğu izlenimini verebilir,

Kalıp ifadeler

give someone the impression that: birine … izlenimini vermek

Give someone the impression that, “birinin belirli bir düşünceye kapılmasına yol açmak” anlamına gelir. Bu cümlede, Başkan ve para konusuyla ilgili dışarıdan görülenler dinleyicinin onun tüm güce sahip olduğunu düşünmesine neden olur. Bu ifade kanıtlanmış bir gerçeği değil, bir görünümü veya yorumu aktarır. Çoğu zaman ardından gelecek bir düzeltmeye zemin hazırlar; oluşan izlenim yanlış çıkabilir.

Alıştırma

Cümleyi give someone the impression that ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Her confident answer ____ she had prepared, but we later learned she had not.

Cevabı göster

gave me the impression that

especially when you hear news reports on the President's new budget

0:26

özellikle de Başkan'ın yeni bütçesi hakkında haberler duyduğunuzda

or his plan to raise taxes on haberdashers

0:29

veya tuhafiyecilerin vergilerini artırma planını

or lower taxes on apiarists.

0:31

ya da arıcıların vergilerini düşürme planını işittiğinizde.

But reality is just the opposite Anlatım akışı

0:33

Ancak gerçek tam tersidir

Anlatım akışı

reality is just the opposite: gerçek tam tersidir

But, önceki izlenimden farklı bir yöne geçildiğini gösterir. Ardından gelen Reality is just the opposite bu izlenimi reddeder ve dinleyiciye gerçek durumun tersine döndüğünü söyler. Burada just vurgu katar ve “tam olarak” anlamına gelir. The opposite önceki iddiaya gönderme yaptığı için cümle, konuşmacı gerçekte neyin doğru olduğunu açıklamadan önce güçlü bir geçiş işlevi görür.

Alıştırma

Durumu okuyun: People say the new schedule gives us more free time, but it actually leaves us less. Bu düzeltmeyi en iyi hangi cümle başlatır?

  1. Reality is somewhat different.
  2. Reality gives us another option.
  3. Reality is just the opposite.
Cevabı göster

Reality is just the opposite.

and the President is the one who takes orders. Kalıp ifadeler

0:34

ve Başkan emirleri alan kişidir.

From whom?

0:37

Kimden mi?

Congress.

0:38

Kongre'den.

Kalıp ifadeler

take orders: talimatlara uymak

Burada takes orders, talimatlara uymak anlamına gelir. Çoğul orders sözcüğü emirleri ifade eder; müşterilerin satın alma veya yemek siparişi taleplerini değil. take orders from + kişi veya grup yapısı yetkinin yönünü gösterir: özne, from sonrasında gelen kişi ya da grubun kararlarına uyar.

Alıştırma

Hangi cümlede take orders, talimatlara uymak anlamında kullanılmıştır?

  1. At lunch, I take an order for two sandwiches.
  2. The shop takes online orders until midnight.
  3. At work, I take orders from the head chef.
Cevabı göster

At work, I take orders from the head chef.

Congress has the jobs of setting the tax level

0:38

Kongre, vergi seviyesini belirleme

and determining how much the government will spend by writing a budget.

0:41

ve bir bütçe hazırlayarak hükümetin ne kadar harcayacağına karar verme görevlerine sahiptir.

So, while the President does get to submit budgets to Congress Dilbilgisi

0:44

Yani, Başkan Kongre'ye bütçeler sunup

and asks for changes in the tax level,

0:46

vergi seviyesinde değişiklikler talep etse de,

these are just requests that Congress doesn't have to pay attention to. Dilbilgisi

0:48

bunlar sadece Kongre'nin dikkate almak zorunda olmadığı taleplerdir.

Dilbilgisi

does get to submit: gerçek izni vurgulama

Bu olumlu yan cümlede does vurgu amacıyla kullanılır. Başkanın sınırlı bir yetkiye gerçekten sahip olduğunu vurgular; soru veya olumsuzluk oluşturmaz. get to + fiilin yalın hâli, bir şeyi yapmaya izinli veya bunu yapma fırsatına sahip olmak anlamına gelir. does get to submit, iznin gerçek olduğunu kabul eder ve ardından önemini sınırlar: bir bütçe sunabilmek, Kongrenin onu kabul etmek zorunda olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle, başkanın bir öneri sunmaya gerçekten izni olduğunu ancak son yetkiye sahip olmadığını anlatır?

  1. The chair does present a proposal, so the committee must approve it.
  2. The chair gets to the meeting, but the committee makes the final decision.
  3. The chair does get to present a proposal, but the committee makes the final decision.
Cevabı göster

The chair does get to present a proposal, but the committee makes the final decision.

Dilbilgisi

doesn't have to: zorunluluk yok, yasak değil

doesn't have to pay attention ifadesinde doesn't have to + fiilin yalın hâli, eylemi yapma zorunluluğu olmadığını belirtir. Kongre dikkate alabilir, ancak almamayı da seçebilir. Bu yapı gerekliliği ortadan kaldırır; eylemi yasaklayan bir kural oluşturmaz.

Alıştırma

Hangi cümle toplantıya katılmanın yasak değil, isteğe bağlı olduğunu belirtir?

  1. Nina can't attend the meeting.
  2. Nina mustn't attend the meeting.
  3. Nina doesn't have to attend the meeting.
Cevabı göster

Nina doesn't have to attend the meeting.

Congress can add or subtract anything they want from the President's budget

0:52

Kongre, Başkan'ın bütçesine istediği her şeyi ekleyebilir veya çıkarabilir

or throw it out entirely Öbek fiiller

0:55

veya tamamen çöpe atıp

and write a new one.

0:56

yenisini yazabilir.

Öbek fiiller

throw it out: bir şeyi tamamen reddetmek

Burada throw it out, Başkan'ın bütçesini tamamen reddetmek veya bir kenara atmak anlamına gelir. Kullanım mecazidir; fiziksel olarak bir şey fırlatılmaz. Throw out ayrılabilen bir fiil öbeğidir. Nesne bir zamirse zamiri fiille parçacık arasına yerleştirin: throw it out denir, throw out it denmez. Nesne bir isimse hem throw the budget out hem de throw out the budget kullanılabilir.

Alıştırma

İkinci cümleyi throw out ve it zamiriyle tamamlayın: The committee rejected the old plan completely. They decided to ____.

Cevabı göster

throw it out

The same goes for the level of taxes. Kalıp ifadeler

0:57

Aynı şey vergi seviyesi için de geçerlidir.

Kalıp ifadeler

The same goes for: aynı düşünceyi başka bir duruma uygulamak

“The same goes for X”, az önce belirtilen bir kuralın, gerçeğin veya değerlendirmenin X için de geçerli olduğu anlamına gelir. Burada Kongrenin yetkisiyle ilgili önceki düşünce vergi düzeyine de uygulanır. Bu ifade, açıklamanın tamamını tekrarlamadan iki durum arasında paralellik kurar. Bu kalıpta goes hareket etmek anlamına gelmez; goes for, “için geçerli olmak” demektir.

Alıştırma

Hangi devam cümlesi kayıt kuralının teslimat sürücüleri için de geçerli olduğunu en açık biçimde belirtir?

  1. All visitors must sign in. The same goes for delivery drivers.
  2. All visitors must sign in because delivery drivers arrive early.
  3. All visitors must sign in, but delivery drivers follow a different rule.
Cevabı göster

All visitors must sign in. The same goes for delivery drivers.

So, Congress decides what it wants,

1:00

Kısacası Kongre ne istediğine karar verir;

bridges, tanks, buildings, courts, robots on Mars, robots on Earth,

1:01

köprüler, tanklar, binalar, mahkemeler, Mars'taki robotlar, Dünya'daki robotlar,

national parks, whatever,

1:05

milli parklar, her neyse,

and approves a budget with that stuff in it.

1:06

ve içinde bunların olduğu bir bütçeyi onaylar.

Once approved, Dilbilgisi

1:08

Onaylandıktan sonra,

the President is required by law to spend the money Congress listed in the budget Kalıp ifadeler

1:09

Başkan yasalar gereği Kongre'nin bütçede listelediği parayı harcamak

Dilbilgisi

Once approved: kısaltılmış edilgen yan cümle

Once approved, kısaltılmış bir edilgen yan cümledir; once it is approved veya once it has been approved anlamına gelir. Bu cümlede Başkan'a değil, önceki bağlamda sözü edilen bütçeye gönderme yapar. once + geçmiş zaman ortacı yapısı, tamamlanmış edilgen bir olayı sonraki durumun koşulu veya zaman noktası olarak sunar. Özne ve be fiilinin bir biçimi söylenmediği için kısa bir yapıdır; bu nedenle kastedilen unsur bağlamdan kolayca anlaşılmalıdır.

Alıştırma

“Once signed, the contract becomes legally binding.” cümlesindeki “Once signed” ne anlama gelir?

  1. Sözleşme hâlâ yeniden yazılırken
  2. Sözleşme imzalandıktan sonra
  3. Sözleşme başka bir belgeyi imzaladıktan sonra
Cevabı göster

Sözleşme imzalandıktan sonra

Kalıp ifadeler

required by law to + fiilin yalın hâli

Be required by law to + fiilin yalın hâli, bir eylemin kanun tarafından resmen zorunlu kılındığını belirtir. Bu cümlede Başkan parayı yalnızca ihtiyaç olduğu veya kendisi seçtiği için harcamaz; bunu hukuk kuralları zorunlu kılar. Bir yükümlülüğün kanundan kaynaklandığını açıkça göstermek için özne + be required by law to + fiilin yalın hâli yapısını kullanın.

Alıştırma

Cümleyi required ile başlayan ve yükümlülüğün kaynağının kanun olduğunu açıkça belirten dört kelimelik ifadeyle tamamlayın: Employers are ____ provide a safe workplace.

Cevabı göster

required by law to

and pay for it using the taxes that Congress set.

1:13

ve bunu Kongre'nin belirlediği vergileri kullanarak ödemek zorundadır.

As long as more taxes come in than spending goes out, Notlar

1:16

Harcanandan daha fazla vergi geldiği sürece,

Öbek fiiller

come in ... goes out: paranın girişi ve çıkışı

Burada come in, “gelir olarak alınmak”; goes out ise “harcanmak veya ödenmek” anlamındadır. Yön bildiren sözcükler fiziksel hareketi değil, para akışını anlatır. Bu paralel ikili vergi gelirini harcamayla karşılaştırır: para vergiler yoluyla içeri girer ve harcamalar yoluyla dışarı çıkar. Aynı in/out düzeni bilgi veya malzeme gibi başka kaynakların akışını da anlatabilir.

Alıştırma

“Donations come in every month, but rent and bills go out immediately,” cümlesinde come in ve go out neyi anlatır?

  1. Vergi oranlarının yükselip düşmesi
  2. İnsanların binaya girip çıkması
  3. Paranın alınması ve paranın ödenmesi
Cevabı göster

Paranın alınması ve paranın ödenmesi

everything is fine.

1:19

her şey yolundadır.

Dilbilgisi

As long as + koşul

Bu cümlenin başındaki As long as, provided that ile aynı anlamda “şu koşulla ki” veya “yeter ki” demektir. Her şeyin yolunda olması için gereken koşulu belirtir: vergi gelirleri harcamalardan yüksek kalmalıdır. Bu kullanım bir koşul belirler; fiziksel uzunluğu veya bir şeyin ne kadar sürdüğünü anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi as ile başlayan ve provided that anlamına gelen üç kelimelik bağlaçla tamamlayın: You may use the study room ____ you leave it tidy.

Cevabı göster

as long as

But almost always Congress puts more stuff in the budget than they cover with taxes,

1:21

Ancak hemen hemen her zaman Kongre bütçeye vergilerle karşılayabileceklerinden daha fazlasını koyar,

which means that the President must borrow money to cover the difference. Notlar

1:25

bu da Başkan'ın aradaki farkı kapatmak için borç alması gerektiği anlamına gelir.

Anlatım akışı

which means that: sonucu önceki ifadeye bağlamak

Which means that, önceki durumun tamamına gönderme yapar ve bu durumdan çıkan sonucu belirtir. Burada bütçedeki harcamalar vergilerin karşılayabileceği miktarı aşar; bu nedenle Başkan eksik miktarı borç almak zorundadır. which means that virgülden sonra geldiği için önceki ifadenin tamamı hakkında yorum yapan açıklayıcı bir ilgi yan cümlesi oluşturur. Bu yapı, açıklamayı önce gerçek, sonra sonuç şeklinde düzenler.

Alıştırma

Cümleyi dersteki üç sözcüklü sonuç ifadesiyle tamamlayın: The shop sold out before noon, ____ we need to make more tomorrow.

Cevabı göster

which means that

Kelime

cover the difference ile mali açığı karşılama

Bu mali bağlamda cover, “bir şeyi ödemeye yetecek parayı sağlamak” anlamına gelir. The difference, gelen para ile harcanan para arasındaki açık olduğundan cover the difference eksik tutarı finanse etmek demektir. Bu kalıp başka durumlarda da kullanılabilir: Bir ödeme masrafın bir kısmını karşılar, başka bir kaynak ise aradaki farkı karşılar.

Alıştırma

Cümleyi “kalan tutarı ödemeye yetecek parayı sağlamak” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: The grant pays most of the fee, and the school will ____.

Cevabı göster

cover the difference

In most countries,

1:29

Çoğu ülkede,

the story ends here because if their legislatures approved more spending than they have income,

1:30

hikaye burada biter çünkü yasama organları gelirlerinden daha fazla harcamayı onayladıysa,

they've also implicitly approved the necessary borrowing.

1:34

dolaylı olarak gerekli borçlanmayı da onaylamış olurlar.

But not in America.

1:37

Ancak Amerika'da değil.

Here, Congress also limits the total amount of debt the United States can have.

1:39

Burada Kongre aynı zamanda Amerika Birleşik Devletleri'nin sahip olabileceği toplam borç miktarını da sınırlandırır.

A debt limit sounds like a good idea Kültür

1:44

Borç limiti iyi bir fikirmiş gibi gelir,

Kültür

ABD federal maliyesinde debt limit

ABD federal maliyesinde debt limit, federal hükûmetin sahip olabileceği toplam federal borç miktarına Kongre tarafından konulan yasal üst sınırdır. Debt ceiling aynı üst sınır için kullanılan diğer yaygın addır. Bu sınır, harcamaları ve vergileri onaylayan kararlardan ayrıdır. Önceki kararlar borçlanma gerektiren ödeme yükümlülükleri doğurabilir; debt limit yeni programları doğrudan seçmek yerine bu yükümlülükleri yerine getirmek için gereken borçlanma yetkisini sınırlar.

Alıştırma

ABD federal maliyesinde debt limit neyi ifade eder?

  1. Hükûmetin sahip olabileceği toplam federal borç miktarına getirilen yasal üst sınır
  2. Bir kişinin kredi kartından harcayabileceği en yüksek tutar
  3. Kongrenin gelecekteki harcamalar için onayladığı programların listesi
Cevabı göster

Hükûmetin sahip olabileceği toplam federal borç miktarına getirilen yasal üst sınır

until you see the real world consequences of these two branches of government interacting.

1:45

ta ki bu iki hükümet organının etkileşiminin gerçek dünyadaki sonuçlarını görene kadar.

As the total amount borrowed gets closer to the limit,

1:50

Ödünç alınan toplam miktar limite yaklaştıkça,

Congress usually points to the President and acts shocked, Ton ve niyet

1:52

Kongre genellikle Başkan'ı işaret eder ve şok olmuş gibi davranır,

shocked that his reckless spending has brought us so close to the debt limit

1:55

pervasız harcamalarının bizi,

that they reasonable prudent Congress have set.

1:58

makul ve basiretli Kongre'nin belirlediği borç limitine bu kadar yaklaştırmasına şok olmuş gibi.

Ton ve niyet

acts shocked: gerçek olmayabilecek bir şaşkınlık sergilemek

Act + adjective, “sıfatın belirttiği durumdaymış gibi davranmak veya kendini öyle göstermek” demektir. Bu nedenle acts shocked, şaşkınlığın dışarıdan sergilenişini anlatır; is shocked ifadesinin aksine duygunun gerçek olduğunu garanti etmez. Burada shocked sözcüğünün tekrarı ve suçu başkasına atma bağlamı, tepkiyi gösteriş amaçlı ve ironik kılar. Konuşmacı, Kongrenin durumun oluşmasına katkıda bulunduğu hâlde kendini şaşırmış gibi gösterdiğini ima eder.

Alıştırma

Hangi cümle Maria’nın gerçekten şaşırmış olması gerekmeksizin şaşkınlık gösterdiğini en iyi anlatır?

  1. Maria is shocked whenever the missing file is mentioned.
  2. Maria acts shocked whenever the missing file is mentioned.
  3. Maria takes action whenever the missing file is mentioned.
Cevabı göster

Maria acts shocked whenever the missing file is mentioned.

And while it's technically correct that the President has borrowed this money, Anlatım akışı

2:01

Ve Başkan'ın bu parayı borç aldığı teknik olarak doğru olsa da,

Congress has forced him to do it by approving a budget Dilbilgisi

2:04

Kongre bir bütçeyi onaylayarak onu buna mecbur bırakmıştır.

that the President is legally obligated to spend Kelime

2:07

Öyle bir bütçe ki, Başkan yasal olarak harcamakla yükümlüdür

without also approving the necessary taxes to cover that spending.

2:10

ancak bu harcamayı karşılayacak gerekli vergiler onaylanmamıştır.

Anlatım akışı

while it's technically correct that: sınırlı bir olguyu kabul etmek

While bir ödün vermeyi başlatır: konuşmacı önce karşı tarafın iddiasının bir bölümünün doğru olduğunu kabul eder. Technically correct, bu kabulü sözcüğü sözcüğüne veya sınırlı bir yoruma daraltır. Virgülden sonraki ana cümle konuşmacının asıl düşüncesini taşır. Sorumluluğun nasıl değerlendirilmesi gerektiğini değiştiren bir bağlam ekler. Dolayısıyla giriş, ilk olgunun yanlış olduğunu söylemez; yalnızca tek başına eksik kaldığını belirtir.

Alıştırma

Konuşmacı şu cümlenin girişinde ne yapıyor: “While it's technically correct that the library closes at six, staff usually let people finish checking out their books”?

  1. Dar anlamda doğru bir olguyu kabul edip ardından nasıl değerlendirilmesi gerektiğini değiştiren bir bağlam eklemek
  2. İlk noktaya yanıt vermeden konuyu değiştirmek
  3. Kütüphanenin saat altıda kapandığını inkâr etmek
Cevabı göster

Dar anlamda doğru bir olguyu kabul edip ardından nasıl değerlendirilmesi gerektiğini değiştiren bir bağlam eklemek

Dilbilgisi

forced him to do it: force someone to do something kalıbı

forced him to do it ifadesinde force fiilinden sonra nesne (him), ardından to’lu mastar (to do) gelir. Kalıp force + someone + to + fiilin yalın hâli şeklindedir ve dış baskının kişiye eylem konusunda gerçek bir seçim bırakmadığını anlatır. Burada him Başkan’ı, it ise borç para almayı ifade eder. Baskı fiziksel değil, kurumsaldır: Kongrenin bütçe ve vergi kararları borçlanmayı gerekli kılar.

Alıştırma

Cümleyi eksik olan tek sözcükle tamamlayın: The court order forced the company ____ release the records.

Cevabı göster

to

Kelime

legally obligated to: hukuk tarafından getirilen yükümlülük

is legally obligated to spend ifadesinde obligated, be obligated to + fiilin yalın hâli kalıbında kullanılan bir sıfattır. Başkan’ın onaylanan parayı harcama görevi bulunduğunu anlatır; yalnızca harcamanın tavsiye edildiğini söylemez. Legally zarfı görevin kaynağını, yani hukuku belirtir. Bu resmî ifade; kanunlara, düzenlemelere, sözleşmelere veya resmî yetkiye dayanan yükümlülükleri anlatırken yaygındır.

Alıştırma

Hangi cümle bir görevin hukuktan kaynaklandığını açıkça belirtir?

  1. The landlord is expected to maintain the fire alarms.
  2. The landlord feels obliged to maintain the fire alarms.
  3. The landlord is legally obligated to maintain the fire alarms.
Cevabı göster

The landlord is legally obligated to maintain the fire alarms.

So, the debt limit fight is essentially the government version of the playground favorite

2:14

Yani, borç limiti kavgası esasen okul bahçelerindeki

stop hitting yourself, Deyimler

2:18

'kendine vurmayı bırak' oyununun hükümet versiyonudur,

except with added terror for everyone watching.

2:19

sadece izleyen herkes için ek bir dehşet içerir.

Deyimler

Zorbalık sataşması “stop hitting yourself”

Okul bahçesindeki stop hitting yourself sataşmasında zorba, mağdurun elini tutup o eli mağdurun kendisine vurmak için kullanabilir; ardından mağdur bunu kendi isteğiyle yapıyormuş gibi davranır. Sözler tavsiye gibi görünür, ama aslında kontrolü elinden alınmış biriyle alay eder. Buradaki benzetme, borç limiti kavgasını hükümetin kendi içinde üretilen bir kriz olarak sunar: koşulları kontrol edenler zarara yol açar, sonra da sanki suç başkasınınmış veya olay kaçınılmazmış gibi davranır. Sorumluluğun böyle tersine çevrilmesi, cümleye kara mizah ve eleştirel bir anlam katar.

Alıştırma

Okul bahçesi benzetmesi borç limiti kavgası hakkında ne anlatıyor?

  1. Birinin kendisine fiziksel zarar vermesini durdurmaya yönelik samimi bir çabadır.
  2. Durumu kontrol edenlerin zararın suçunu başkalarına attığı, kendi kendine yaratılmış bir krizdir.
  3. Tamamen dışarıdan bir saldırganın neden olduğu sıradan bir anlaşmazlıktır.
Cevabı göster

Durumu kontrol edenlerin zararın suçunu başkalarına attığı, kendi kendine yaratılmış bir krizdir.

For it's important to note the debt limit is not about future spending.

2:22

Çünkü borç limitinin gelecekteki harcamalarla ilgili olmadığını belirtmek önemlidir.

It's not a credit card on which the limit will be raised

2:26

Çılgın bir hükümet partisi verilebilsin diye

so a crazy government party can be thrown.

2:28

limiti artırılacak bir kredi kartı değildir.

The debt limit is about paying bills already incurred. Kültür

2:31

Borç limiti, halihazırda yapılmış harcamaların faturalarını ödemekle ilgilidir.

Kültür

“bills already incurred” ifadesinin anlamı

Already incurred, yasal veya mali yükümlülüklerin şu andan önce doğduğu anlamına gelir. Incurred, incur fiilinin geçmiş zaman ortacıdır; bills already incurred ise bills that have already been incurred ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Faturalar hâlâ ödenmemiş olabilir. Borç limiti bağlamında hükümet, daha önce alınmış ve uygulanmış harcama kararlarının yarattığı yükümlülükleri karşılayacak kadar borçlanma yetkisi istemektedir. Limiti yükseltmek kendi başına gelecekteki yeni harcamaları onaylamaz.

Alıştırma

“Mali bir yükümlülük hâline geldi” anlamındaki resmî fiille İngilizce cümleyi tamamlayın: The contractor must cover the costs already ____.

Cevabı göster

incurred

For example,

2:34

Örneğin,

the government hires a company to repave a federal highway.

2:35

hükümet federal bir otoyolu yeniden asfaltlamak için bir şirketle anlaşır.

But if the US is at the debt limit

2:38

Ancak şirket iş bittikten sonra ödeme yapılmasını istediğinde,

when the company asks to be paid after the work has been done, Dilbilgisi

2:39

ABD borç limitindeyse,

the government can't.

2:42

hükümet ödeme yapamaz.

Dilbilgisi

asks to be paid: ask + edilgen mastar

asks to be paid ifadesinde to be paid edilgen bir mastardır. Şirket ödemeyi yapan değil, alan taraftır: başka birinden kendisine borçlu olunan parayı vermesini ister. Özne bir eylemin kendisine yapılmasını istediğinde ask + to be + past participle kalıbı kullanılabilir. ask to be informed ve ask to be included buna örnektir.

Alıştırma

Leo'nun parayı almak istediğini göstermek için cümleyi edilgen bir mastarla tamamlayın: After repairing the bike, Leo asked ____.

Cevabı göster

to be paid

This shakes trust in the US

2:44

Bu, ABD'ye olan güveni sarsar

and since large parts of the global economy depend on the dollar being trustworthy, Dilbilgisi

2:45

ve küresel ekonominin büyük bir kısmı doların güvenilirliğine bağlı olduğu için,

Dilbilgisi

depend on the dollar being trustworthy: depend on + isim + -ing

the dollar being trustworthy sözleri, küresel ekonominin büyük bir kısmının dayandığı koşulu belirtir. The dollar, being sözcüğünün öznesidir; trustworthy ise geçerli kalması gereken durumu açıklar. on bir edat olduğu için, ardından gelen düşüncenin tamamı bir -ing yan cümleciği biçimini alır: the dollar being trustworthy. Burada being sıradan bir sürerlik zamanı bildirmez; “the dollar is trustworthy” düşüncesini depend on sonrasında kullanılabilecek bir içeriğe dönüştürür.

Alıştırma

Hangi cümle bir koşulu belirtmek için depend on + isim + -ing yapısını doğru kullanır?

  1. The match depends that the field being safe.
  2. The match depends on the field is safe.
  3. The match depends on the field being safe.
Cevabı göster

The match depends on the field being safe.

messing with that trust is a big deal. Öbek fiiller

2:50

bu güveni zedelemek büyük bir meseledir.

Öbek fiiller

messing with: bir şeye müdahale etmek veya onu tehlikeye atmak

Mess with, gündelik ve resmî olmayan bir öbek fiildir. Burada messing with that trust, finansal sistemi destekleyen güvene müdahale etmek veya bu güveni tehlikeye atmak anlamına gelir. Fiziksel bir nesneyi dağıtmak anlamına gelmez. Bu ifade çoğu zaman önemli bir şeye dikkatsizce davranıldığını ve zararlı sonuçların göze alındığını düşündürür. Bunun a big deal olarak nitelenmesi, bu güvene zarar vermenin ciddi olacağını vurgular.

Alıştırma

“Changing these controls could mess with the safety system,” cümlesinde mess with ne anlama gelir?

  1. Sisteme müdahale etmek veya sistemi tehlikeye atmak
  2. Sistemi ayrıntılı biçimde açıklamak
  3. Sistemi temizleyip düzenlemek
Cevabı göster

Sisteme müdahale etmek veya sistemi tehlikeye atmak

But there is a way out.

2:53

Ancak bir çıkış yolu var.

Congress can raise the debt limit

2:54

Kongre borç limitini artırabilir

and because of the aforementioned terror,

2:55

ve yukarıda bahsedilen dehşet nedeniyle,

they always have. Dilbilgisi

2:57

her zaman da artırmışlardır.

Dilbilgisi

they always have: present perfect yardımcı fiiliyle eksilti

They always have ifadesindeki have, tekrarlanan fiil öbeği çıkarıldıktan sonra kalan present perfect yardımcı fiilidir. Borç limitini yükseltme eylemine gönderme yapar; bu nedenle cümle, Kongrenin şimdiye kadar gerekli olduğunda limiti hep yükselttiği anlamına gelir. Bu, yardımcı fiille yapılan eksiltidir: eylem belli olduğunda yardımcı fiil, eylemin tamamını tekrarlamadan zamanı ve özne uyumunu taşıyabilir. Burada have, “sahip olmak” anlamına gelmez ve cümlede eksik bir nesne yoktur.

Alıştırma

Helped after past storms ifadesini tekrarlamadan B'yi they + always + present perfect yardımcı fiiliyle tamamlayın. A: Have the neighbors helped after past storms? B: Yes, ____.

Cevabı göster

they always have

So, if not raising the debt ceiling is potentially disastrous

2:59

Peki, borç tavanını artırmamak potansiyel olarak felaketse

and the solution is simple and always taken in the end,

3:01

ve çözüm basit olup sonunda her zaman uygulanıyorsa,

why does this debate last months?

3:04

bu tartışma neden aylarca sürüyor?

Because politics. Anlatım akışı

3:07

Siyaset yüzünden.

Anlatım akışı

Ani bir neden kapanışı olarak Because politics.

“Because politics.” uzun neden sorusuna cevap veren, bilinçli olarak eksik bırakılmış bir cümle parçasıdır. Standart dil bilgisinde because normalde bir yan cümleyi, because of ise bir isim öbeğini başlatır. Burada dinleyici “because political interests and conflict get in the way.” gibi daha eksiksiz bir nedeni bağlamdan tamamlayabilir. Bu parça ayrıntılı bir açıklama geliştirmek yerine soruyu sıkıştırılmış bir yargıyla kapatır. Aniden kısalması, siyaseti her şeyi açıklayan bariz neden olarak sunar ve kuru, alaycı bir kapanış yaratır.

Alıştırma

Şu yeni konuşmayı okuyun: “Why is the obvious repair still waiting for approval? Because bureaucracy.” Son parça nasıl bir etki yaratıyor?

  1. Bütün nedenleri eksiksiz ve tarafsız biçimde açıklar.
  2. Bürokrasinin gecikmeyle hiçbir ilgisi olmadığını söyler.
  3. Bağlamdan çıkarılabilen bir nedeni ani ve gündelik bir kapanışa sıkıştırır.
Cevabı göster

Bağlamdan çıkarılabilen bir nedeni ani ve gündelik bir kapanışa sıkıştırır.

The debt limit isn't the Constitution.

3:09

Borç limiti Anayasa'da yer almaz.

Congress created it themselves

3:11

Kongre bunu kendisi yaratmıştır

and from their point of view,

3:13

ve onların bakış açısına göre,

the debt limit is awesome because one, Ton ve niyet

3:14

borç limiti harikadır çünkü birincisi,

it creates a problem that two,

3:17

bir sorun yaratır ve ikincisi,

Congress can technically blame on the President who three,

3:18

Kongre teknik olarak bu sorunu Başkan'ın üzerine atabilir, o Başkan ki üçüncüsü,

needs the solution that only they can provide.

3:21

sadece Kongre'nin sağlayabileceği çözüme muhtaçtır.

Ton ve niyet

Çıkarcı bir bakış açısından ironik övgü olarak awesome

Awesome normalde güçlü bir beğeni ifade eder. Ancak burada “from their point of view” değerlendirmeyi Kongrenin bakış açısına bağlar ve ardından numaralandırılan nedenler borç limitinin onlar için stratejik açıdan neden yararlı olduğunu gösterir. Bu uyumsuzluk awesome sözcüğünü ironik hâle getirir: Konuşmacı bu politikayı herkes için iyi olduğu gerekçesiyle övmemektedir. Olumlu sözcük bunun yerine çıkarcı bir siyasi hesabı açığa çıkarır. Övgü bildiren sözcükleri yorumlarken kimin bakış açısının aktarıldığına ve çevredeki gerçeklerin sözcüğün düz anlamındaki övgüyü destekleyip desteklemediğine bakın.

Alıştırma

“The printer jammed again five minutes before the presentation. Awesome.” cümlesinde “Awesome” ne ifade ediyor?

  1. Konuşmacı kızgınlığını ifade etmek için olumlu bir sözcüğü ironik biçimde kullanıyor.
  2. Konuşmacı yazıcının kaliteli olup olmadığını soruyor.
  3. Konuşmacı yazıcıdan gerçekten memnun.
Cevabı göster

Konuşmacı kızgınlığını ifade etmek için olumlu bir sözcüğü ironik biçimde kullanıyor.

Congress gets to use the threat of mutual financial self-destruction

3:23

Kongre, karşılıklı finansal yıkım tehdidini

as leverage in negotiations Kelime

3:27

müzakerelerde bir koz olarak kullanma fırsatı bulur

that they benefit from extending

3:28

ve bu süreci uzatıp son saniyeye kadar taşımak

until the last possible second.

3:29

onların işine gelir.

Kelime

as leverage in negotiations: bir şeyi pazarlık gücü olarak kullanmak

as leverage in negotiations ifadesinde leverage, kullanılabilir pazarlık gücü anlamına gelir: karşı tarafın seçimlerini etkileyebilen veya taviz alınmasını sağlayabilen bir şeydir. Burada tehdit, fiziksel bir kaldıraç değil, baskı kaynağı olarak ele alınır. use X as leverage kalıbı, X’i sonucu etkilemek için kullanılan bir araç olarak gösterir. in negotiations ise bu baskının müzakerelerde uygulandığını belirtir.

Alıştırma

Dersin tam ifadesini kullanarak cümleyi tamamla: The union used the strike deadline ____ with management.

Cevabı göster

as leverage in negotiations