Amerika Neden Sahte Bir Sayı Üzerine Tartışıyor?: İngilizce çalışma notları
CGP Grey
Video özeti: ABD Kongresi harcamayı onaylar fakat borçlanmayı ayrı sınırlar; kriz ödemeleri tehdit eder ve siyasi pazarlık aracına dönüşür. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “financial weapon of mass destruction” (Deyimler ve mecazi ifadeler): aşırı benzetmeyi gerçek silah değil, hükümetin yarattığı sistemik risk uyarısı olarak yorumlayın. 2. “paying bills already incurred.” (Kültür, medya ve gerçek dünya bağlamı): incurred doğmuş yükümlülükleri anlatır; tavanı yükseltmek gelecek harcamayı onaylamaz. 3. “as leverage in negotiations” (Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi): leverage sözcüğünün politik mecazını öğrenin ve tehdidin taviz almak için kullanımını fark edin.
Bu derste
chained to the United States government by the United States government.
0:03Amerika Birleşik Devletleri hükümeti tarafından Amerika Birleşik Devletleri hükümetine zincirlenmiştir.
siyasi bir metafor olarak financial weapon of mass destruction
Burada financial weapon of mass destruction, borç limitini anlatan bir metafordur. Bir finans kuralını çok büyük zarar verebilecek bir silaha benzetir ve gerçek bir silahı tarif etmek yerine ekonominin tamamına yönelik riski vurgular. Bu ifade cümledeki ironiyi de güçlendirir: Tehlike, ABD hükümetinin kendi kendisine zincirlediği bir şey olarak anlatılır. Güçlü imge, riskin hem ciddi hem de kişinin kendisine dayattığı bir risk olduğunu gösterir.
Alıştırma
Cümlede financial weapon of mass destruction, borç limiti hakkında neyi ima ediyor?
- Geniş çaplı sistemik zarara yol açabilecek bir finansal mekanizmadır.
- Etkileri sınırlı, küçük bir muhasebe sorunudur.
- Hükümet tarafından finanse edilen ve resmen sınıflandırılmış bir askerî silahtır.
Cevabı göster
Geniş çaplı sistemik zarara yol açabilecek bir finansal mekanizmadır.
Then it's time for the United States debt limit explained.
0:07O zaman Amerika Birleşik Devletleri borç limitini açıklama zamanı geldi.
you need to know the US splits financial responsibility between the President and Congress. Kalıp ifadeler
0:11ABD'nin finansal sorumluluğu Başkan ve Kongre arasında paylaştırdığını bilmeniz gerekir.
açıklama yönlendiricisi olarak To understand ..., you need to know ...
To understand X, you need to know Y kalıbı, dinleyiciye X açıkça anlatılmadan önce Y'nin gerekli bir arka plan bilgisi olduğunu söyler. Bu cümlede dinleyicileri mali sorumluluğun nasıl paylaştırıldığına ilişkin bilgiye hazırlar. Bir söylem yönlendiricisi olarak açıklamayı düzenler: Önce ana konuyu belirtir, ardından sırada anlatılacak ön koşul niteliğindeki düşünceye işaret eder. Need to know, ‘bu bilgi konuyu anlaşılır kılar’ demektir; ‘bunu ezberlemelisiniz’ anlamına gelmez.
Alıştırma
Hedef kalıbın iki bölümünü kullanarak yönlendirici ifadeyi tamamlayın: ____ how solar panels work, ____ that they turn sunlight into electricity.
Cevabı göster
To understand · you need to know
split responsibility between A and B: sorumluluğu A ile B arasında paylaştırmak
Bu cümlede splits financial responsibility between the President and Congress, ABD sisteminin mali yetki ve sorumluluğun bazı bölümlerini iki kuruma verdiği anlamına gelir. Burada split, ‘bölmek veya paylaştırmak’ demektir; kurumların çatışma içinde olduğunu göstermez. split responsibility between A and B kalıbı, sorumluluğu üstlenen iki tarafı belirtir. Tek başına sorumluluğun tam yarı yarıya bölündüğünü ya da iki tarafın aynı görevleri yaptığını anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi split responsibility between ile tamamlayın: For the contract review, the company will ____ its finance team and its legal team.
Cevabı göster
split responsibility between
The President has two jobs when it comes to money. Kalıp ifadeler
0:16Konu para olduğunda Başkan'ın iki görevi vardır.
when it comes to: …söz konusu olduğunda
When it comes to money, ‘konu para olduğunda’ veya ‘para açısından’ anlamına gelir. Başkanın görevleri şeklindeki geniş konuyu mali alanla sınırlar. Burada comes gerçek bir hareketi anlatmaz. İfadenin tamamı konuyu belirleyen bir çerçevedir; dinleyiciye bir sonraki cümlenin hangi yönle ilgili olduğunu bildirir.
Alıştırma
when it comes to ile tamamlayın: ____ learning a language, regular practice matters more than one long study session.
Cevabı göster
When it comes to
This might give you the impression that the President with regards to money is all powerful, Kalıp ifadeler
0:22Bu durum size Başkan'ın para konusunda her şeye kadir olduğu izlenimini verebilir,
give someone the impression that: birine … izlenimini vermek
Give someone the impression that, “birinin belirli bir düşünceye kapılmasına yol açmak” anlamına gelir. Bu cümlede, Başkan ve para konusuyla ilgili dışarıdan görülenler dinleyicinin onun tüm güce sahip olduğunu düşünmesine neden olur. Bu ifade kanıtlanmış bir gerçeği değil, bir görünümü veya yorumu aktarır. Çoğu zaman ardından gelecek bir düzeltmeye zemin hazırlar; oluşan izlenim yanlış çıkabilir.
Alıştırma
Cümleyi give someone the impression that ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Her confident answer ____ she had prepared, but we later learned she had not.
Cevabı göster
gave me the impression that
especially when you hear news reports on the President's new budget
0:26özellikle de Başkan'ın yeni bütçesi hakkında haberler duyduğunuzda
reality is just the opposite: gerçek tam tersidir
But, önceki izlenimden farklı bir yöne geçildiğini gösterir. Ardından gelen Reality is just the opposite bu izlenimi reddeder ve dinleyiciye gerçek durumun tersine döndüğünü söyler. Burada just vurgu katar ve “tam olarak” anlamına gelir. The opposite önceki iddiaya gönderme yaptığı için cümle, konuşmacı gerçekte neyin doğru olduğunu açıklamadan önce güçlü bir geçiş işlevi görür.
Alıştırma
Durumu okuyun: People say the new schedule gives us more free time, but it actually leaves us less. Bu düzeltmeyi en iyi hangi cümle başlatır?
- Reality is somewhat different.
- Reality gives us another option.
- Reality is just the opposite.
Cevabı göster
Reality is just the opposite.
take orders: talimatlara uymak
Burada takes orders, talimatlara uymak anlamına gelir. Çoğul orders sözcüğü emirleri ifade eder; müşterilerin satın alma veya yemek siparişi taleplerini değil. take orders from + kişi veya grup yapısı yetkinin yönünü gösterir: özne, from sonrasında gelen kişi ya da grubun kararlarına uyar.
Alıştırma
Hangi cümlede take orders, talimatlara uymak anlamında kullanılmıştır?
- At lunch, I take an order for two sandwiches.
- The shop takes online orders until midnight.
- At work, I take orders from the head chef.
Cevabı göster
At work, I take orders from the head chef.
and determining how much the government will spend by writing a budget.
0:41ve bir bütçe hazırlayarak hükümetin ne kadar harcayacağına karar verme görevlerine sahiptir.
So, while the President does get to submit budgets to Congress Dilbilgisi
0:44Yani, Başkan Kongre'ye bütçeler sunup
these are just requests that Congress doesn't have to pay attention to. Dilbilgisi
0:48bunlar sadece Kongre'nin dikkate almak zorunda olmadığı taleplerdir.
does get to submit: gerçek izni vurgulama
Bu olumlu yan cümlede does vurgu amacıyla kullanılır. Başkanın sınırlı bir yetkiye gerçekten sahip olduğunu vurgular; soru veya olumsuzluk oluşturmaz. get to + fiilin yalın hâli, bir şeyi yapmaya izinli veya bunu yapma fırsatına sahip olmak anlamına gelir. does get to submit, iznin gerçek olduğunu kabul eder ve ardından önemini sınırlar: bir bütçe sunabilmek, Kongrenin onu kabul etmek zorunda olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle, başkanın bir öneri sunmaya gerçekten izni olduğunu ancak son yetkiye sahip olmadığını anlatır?
- The chair does present a proposal, so the committee must approve it.
- The chair gets to the meeting, but the committee makes the final decision.
- The chair does get to present a proposal, but the committee makes the final decision.
Cevabı göster
The chair does get to present a proposal, but the committee makes the final decision.
doesn't have to: zorunluluk yok, yasak değil
doesn't have to pay attention ifadesinde doesn't have to + fiilin yalın hâli, eylemi yapma zorunluluğu olmadığını belirtir. Kongre dikkate alabilir, ancak almamayı da seçebilir. Bu yapı gerekliliği ortadan kaldırır; eylemi yasaklayan bir kural oluşturmaz.
Alıştırma
Hangi cümle toplantıya katılmanın yasak değil, isteğe bağlı olduğunu belirtir?
- Nina can't attend the meeting.
- Nina mustn't attend the meeting.
- Nina doesn't have to attend the meeting.
Cevabı göster
Nina doesn't have to attend the meeting.
Congress can add or subtract anything they want from the President's budget
0:52Kongre, Başkan'ın bütçesine istediği her şeyi ekleyebilir veya çıkarabilir
throw it out: bir şeyi tamamen reddetmek
Burada throw it out, Başkan'ın bütçesini tamamen reddetmek veya bir kenara atmak anlamına gelir. Kullanım mecazidir; fiziksel olarak bir şey fırlatılmaz. Throw out ayrılabilen bir fiil öbeğidir. Nesne bir zamirse zamiri fiille parçacık arasına yerleştirin: throw it out denir, throw out it denmez. Nesne bir isimse hem throw the budget out hem de throw out the budget kullanılabilir.
Alıştırma
İkinci cümleyi throw out ve it zamiriyle tamamlayın: The committee rejected the old plan completely. They decided to ____.
Cevabı göster
throw it out
The same goes for the level of taxes. Kalıp ifadeler
0:57Aynı şey vergi seviyesi için de geçerlidir.
The same goes for: aynı düşünceyi başka bir duruma uygulamak
“The same goes for X”, az önce belirtilen bir kuralın, gerçeğin veya değerlendirmenin X için de geçerli olduğu anlamına gelir. Burada Kongrenin yetkisiyle ilgili önceki düşünce vergi düzeyine de uygulanır. Bu ifade, açıklamanın tamamını tekrarlamadan iki durum arasında paralellik kurar. Bu kalıpta goes hareket etmek anlamına gelmez; goes for, “için geçerli olmak” demektir.
Alıştırma
Hangi devam cümlesi kayıt kuralının teslimat sürücüleri için de geçerli olduğunu en açık biçimde belirtir?
- All visitors must sign in. The same goes for delivery drivers.
- All visitors must sign in because delivery drivers arrive early.
- All visitors must sign in, but delivery drivers follow a different rule.
Cevabı göster
All visitors must sign in. The same goes for delivery drivers.
bridges, tanks, buildings, courts, robots on Mars, robots on Earth,
1:01köprüler, tanklar, binalar, mahkemeler, Mars'taki robotlar, Dünya'daki robotlar,
the President is required by law to spend the money Congress listed in the budget Kalıp ifadeler
1:09Başkan yasalar gereği Kongre'nin bütçede listelediği parayı harcamak
Once approved: kısaltılmış edilgen yan cümle
Once approved, kısaltılmış bir edilgen yan cümledir; once it is approved veya once it has been approved anlamına gelir. Bu cümlede Başkan'a değil, önceki bağlamda sözü edilen bütçeye gönderme yapar. once + geçmiş zaman ortacı yapısı, tamamlanmış edilgen bir olayı sonraki durumun koşulu veya zaman noktası olarak sunar. Özne ve be fiilinin bir biçimi söylenmediği için kısa bir yapıdır; bu nedenle kastedilen unsur bağlamdan kolayca anlaşılmalıdır.
Alıştırma
“Once signed, the contract becomes legally binding.” cümlesindeki “Once signed” ne anlama gelir?
- Sözleşme hâlâ yeniden yazılırken
- Sözleşme imzalandıktan sonra
- Sözleşme başka bir belgeyi imzaladıktan sonra
Cevabı göster
Sözleşme imzalandıktan sonra
required by law to + fiilin yalın hâli
Be required by law to + fiilin yalın hâli, bir eylemin kanun tarafından resmen zorunlu kılındığını belirtir. Bu cümlede Başkan parayı yalnızca ihtiyaç olduğu veya kendisi seçtiği için harcamaz; bunu hukuk kuralları zorunlu kılar. Bir yükümlülüğün kanundan kaynaklandığını açıkça göstermek için özne + be required by law to + fiilin yalın hâli yapısını kullanın.
Alıştırma
Cümleyi required ile başlayan ve yükümlülüğün kaynağının kanun olduğunu açıkça belirten dört kelimelik ifadeyle tamamlayın: Employers are ____ provide a safe workplace.
Cevabı göster
required by law to
and pay for it using the taxes that Congress set.
1:13ve bunu Kongre'nin belirlediği vergileri kullanarak ödemek zorundadır.
As long as more taxes come in than spending goes out, Notlar
1:16Harcanandan daha fazla vergi geldiği sürece,
come in ... goes out: paranın girişi ve çıkışı
Burada come in, “gelir olarak alınmak”; goes out ise “harcanmak veya ödenmek” anlamındadır. Yön bildiren sözcükler fiziksel hareketi değil, para akışını anlatır. Bu paralel ikili vergi gelirini harcamayla karşılaştırır: para vergiler yoluyla içeri girer ve harcamalar yoluyla dışarı çıkar. Aynı in/out düzeni bilgi veya malzeme gibi başka kaynakların akışını da anlatabilir.
Alıştırma
“Donations come in every month, but rent and bills go out immediately,” cümlesinde come in ve go out neyi anlatır?
- Vergi oranlarının yükselip düşmesi
- İnsanların binaya girip çıkması
- Paranın alınması ve paranın ödenmesi
Cevabı göster
Paranın alınması ve paranın ödenmesi
As long as + koşul
Bu cümlenin başındaki As long as, provided that ile aynı anlamda “şu koşulla ki” veya “yeter ki” demektir. Her şeyin yolunda olması için gereken koşulu belirtir: vergi gelirleri harcamalardan yüksek kalmalıdır. Bu kullanım bir koşul belirler; fiziksel uzunluğu veya bir şeyin ne kadar sürdüğünü anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi as ile başlayan ve provided that anlamına gelen üç kelimelik bağlaçla tamamlayın: You may use the study room ____ you leave it tidy.
Cevabı göster
as long as
But almost always Congress puts more stuff in the budget than they cover with taxes,
1:21Ancak hemen hemen her zaman Kongre bütçeye vergilerle karşılayabileceklerinden daha fazlasını koyar,
which means that the President must borrow money to cover the difference. Notlar
1:25bu da Başkan'ın aradaki farkı kapatmak için borç alması gerektiği anlamına gelir.
which means that: sonucu önceki ifadeye bağlamak
Which means that, önceki durumun tamamına gönderme yapar ve bu durumdan çıkan sonucu belirtir. Burada bütçedeki harcamalar vergilerin karşılayabileceği miktarı aşar; bu nedenle Başkan eksik miktarı borç almak zorundadır. which means that virgülden sonra geldiği için önceki ifadenin tamamı hakkında yorum yapan açıklayıcı bir ilgi yan cümlesi oluşturur. Bu yapı, açıklamayı önce gerçek, sonra sonuç şeklinde düzenler.
Alıştırma
Cümleyi dersteki üç sözcüklü sonuç ifadesiyle tamamlayın: The shop sold out before noon, ____ we need to make more tomorrow.
Cevabı göster
which means that
cover the difference ile mali açığı karşılama
Bu mali bağlamda cover, “bir şeyi ödemeye yetecek parayı sağlamak” anlamına gelir. The difference, gelen para ile harcanan para arasındaki açık olduğundan cover the difference eksik tutarı finanse etmek demektir. Bu kalıp başka durumlarda da kullanılabilir: Bir ödeme masrafın bir kısmını karşılar, başka bir kaynak ise aradaki farkı karşılar.
Alıştırma
Cümleyi “kalan tutarı ödemeye yetecek parayı sağlamak” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: The grant pays most of the fee, and the school will ____.
Cevabı göster
cover the difference
the story ends here because if their legislatures approved more spending than they have income,
1:30hikaye burada biter çünkü yasama organları gelirlerinden daha fazla harcamayı onayladıysa,
they've also implicitly approved the necessary borrowing.
1:34dolaylı olarak gerekli borçlanmayı da onaylamış olurlar.
Here, Congress also limits the total amount of debt the United States can have.
1:39Burada Kongre aynı zamanda Amerika Birleşik Devletleri'nin sahip olabileceği toplam borç miktarını da sınırlandırır.
ABD federal maliyesinde debt limit
ABD federal maliyesinde debt limit, federal hükûmetin sahip olabileceği toplam federal borç miktarına Kongre tarafından konulan yasal üst sınırdır. Debt ceiling aynı üst sınır için kullanılan diğer yaygın addır. Bu sınır, harcamaları ve vergileri onaylayan kararlardan ayrıdır. Önceki kararlar borçlanma gerektiren ödeme yükümlülükleri doğurabilir; debt limit yeni programları doğrudan seçmek yerine bu yükümlülükleri yerine getirmek için gereken borçlanma yetkisini sınırlar.
Alıştırma
ABD federal maliyesinde debt limit neyi ifade eder?
- Hükûmetin sahip olabileceği toplam federal borç miktarına getirilen yasal üst sınır
- Bir kişinin kredi kartından harcayabileceği en yüksek tutar
- Kongrenin gelecekteki harcamalar için onayladığı programların listesi
Cevabı göster
Hükûmetin sahip olabileceği toplam federal borç miktarına getirilen yasal üst sınır
until you see the real world consequences of these two branches of government interacting.
1:45ta ki bu iki hükümet organının etkileşiminin gerçek dünyadaki sonuçlarını görene kadar.
As the total amount borrowed gets closer to the limit,
1:50Ödünç alınan toplam miktar limite yaklaştıkça,
Congress usually points to the President and acts shocked, Ton ve niyet
1:52Kongre genellikle Başkan'ı işaret eder ve şok olmuş gibi davranır,
shocked that his reckless spending has brought us so close to the debt limit
1:55pervasız harcamalarının bizi,
that they reasonable prudent Congress have set.
1:58makul ve basiretli Kongre'nin belirlediği borç limitine bu kadar yaklaştırmasına şok olmuş gibi.
acts shocked: gerçek olmayabilecek bir şaşkınlık sergilemek
Act + adjective, “sıfatın belirttiği durumdaymış gibi davranmak veya kendini öyle göstermek” demektir. Bu nedenle acts shocked, şaşkınlığın dışarıdan sergilenişini anlatır; is shocked ifadesinin aksine duygunun gerçek olduğunu garanti etmez. Burada shocked sözcüğünün tekrarı ve suçu başkasına atma bağlamı, tepkiyi gösteriş amaçlı ve ironik kılar. Konuşmacı, Kongrenin durumun oluşmasına katkıda bulunduğu hâlde kendini şaşırmış gibi gösterdiğini ima eder.
Alıştırma
Hangi cümle Maria’nın gerçekten şaşırmış olması gerekmeksizin şaşkınlık gösterdiğini en iyi anlatır?
- Maria is shocked whenever the missing file is mentioned.
- Maria acts shocked whenever the missing file is mentioned.
- Maria takes action whenever the missing file is mentioned.
Cevabı göster
Maria acts shocked whenever the missing file is mentioned.
And while it's technically correct that the President has borrowed this money, Anlatım akışı
2:01Ve Başkan'ın bu parayı borç aldığı teknik olarak doğru olsa da,
Congress has forced him to do it by approving a budget Dilbilgisi
2:04Kongre bir bütçeyi onaylayarak onu buna mecbur bırakmıştır.
without also approving the necessary taxes to cover that spending.
2:10ancak bu harcamayı karşılayacak gerekli vergiler onaylanmamıştır.
while it's technically correct that: sınırlı bir olguyu kabul etmek
While bir ödün vermeyi başlatır: konuşmacı önce karşı tarafın iddiasının bir bölümünün doğru olduğunu kabul eder. Technically correct, bu kabulü sözcüğü sözcüğüne veya sınırlı bir yoruma daraltır. Virgülden sonraki ana cümle konuşmacının asıl düşüncesini taşır. Sorumluluğun nasıl değerlendirilmesi gerektiğini değiştiren bir bağlam ekler. Dolayısıyla giriş, ilk olgunun yanlış olduğunu söylemez; yalnızca tek başına eksik kaldığını belirtir.
Alıştırma
Konuşmacı şu cümlenin girişinde ne yapıyor: “While it's technically correct that the library closes at six, staff usually let people finish checking out their books”?
- Dar anlamda doğru bir olguyu kabul edip ardından nasıl değerlendirilmesi gerektiğini değiştiren bir bağlam eklemek
- İlk noktaya yanıt vermeden konuyu değiştirmek
- Kütüphanenin saat altıda kapandığını inkâr etmek
Cevabı göster
Dar anlamda doğru bir olguyu kabul edip ardından nasıl değerlendirilmesi gerektiğini değiştiren bir bağlam eklemek
forced him to do it: force someone to do something kalıbı
forced him to do it ifadesinde force fiilinden sonra nesne (him), ardından to’lu mastar (to do) gelir. Kalıp force + someone + to + fiilin yalın hâli şeklindedir ve dış baskının kişiye eylem konusunda gerçek bir seçim bırakmadığını anlatır. Burada him Başkan’ı, it ise borç para almayı ifade eder. Baskı fiziksel değil, kurumsaldır: Kongrenin bütçe ve vergi kararları borçlanmayı gerekli kılar.
Alıştırma
Cümleyi eksik olan tek sözcükle tamamlayın: The court order forced the company ____ release the records.
Cevabı göster
to
legally obligated to: hukuk tarafından getirilen yükümlülük
is legally obligated to spend ifadesinde obligated, be obligated to + fiilin yalın hâli kalıbında kullanılan bir sıfattır. Başkan’ın onaylanan parayı harcama görevi bulunduğunu anlatır; yalnızca harcamanın tavsiye edildiğini söylemez. Legally zarfı görevin kaynağını, yani hukuku belirtir. Bu resmî ifade; kanunlara, düzenlemelere, sözleşmelere veya resmî yetkiye dayanan yükümlülükleri anlatırken yaygındır.
Alıştırma
Hangi cümle bir görevin hukuktan kaynaklandığını açıkça belirtir?
- The landlord is expected to maintain the fire alarms.
- The landlord feels obliged to maintain the fire alarms.
- The landlord is legally obligated to maintain the fire alarms.
Cevabı göster
The landlord is legally obligated to maintain the fire alarms.
So, the debt limit fight is essentially the government version of the playground favorite
2:14Yani, borç limiti kavgası esasen okul bahçelerindeki
except with added terror for everyone watching.
2:19sadece izleyen herkes için ek bir dehşet içerir.
Zorbalık sataşması “stop hitting yourself”
Okul bahçesindeki stop hitting yourself sataşmasında zorba, mağdurun elini tutup o eli mağdurun kendisine vurmak için kullanabilir; ardından mağdur bunu kendi isteğiyle yapıyormuş gibi davranır. Sözler tavsiye gibi görünür, ama aslında kontrolü elinden alınmış biriyle alay eder. Buradaki benzetme, borç limiti kavgasını hükümetin kendi içinde üretilen bir kriz olarak sunar: koşulları kontrol edenler zarara yol açar, sonra da sanki suç başkasınınmış veya olay kaçınılmazmış gibi davranır. Sorumluluğun böyle tersine çevrilmesi, cümleye kara mizah ve eleştirel bir anlam katar.
Alıştırma
Okul bahçesi benzetmesi borç limiti kavgası hakkında ne anlatıyor?
- Birinin kendisine fiziksel zarar vermesini durdurmaya yönelik samimi bir çabadır.
- Durumu kontrol edenlerin zararın suçunu başkalarına attığı, kendi kendine yaratılmış bir krizdir.
- Tamamen dışarıdan bir saldırganın neden olduğu sıradan bir anlaşmazlıktır.
Cevabı göster
Durumu kontrol edenlerin zararın suçunu başkalarına attığı, kendi kendine yaratılmış bir krizdir.
For it's important to note the debt limit is not about future spending.
2:22Çünkü borç limitinin gelecekteki harcamalarla ilgili olmadığını belirtmek önemlidir.
It's not a credit card on which the limit will be raised
2:26Çılgın bir hükümet partisi verilebilsin diye
The debt limit is about paying bills already incurred. Kültür
2:31Borç limiti, halihazırda yapılmış harcamaların faturalarını ödemekle ilgilidir.
“bills already incurred” ifadesinin anlamı
Already incurred, yasal veya mali yükümlülüklerin şu andan önce doğduğu anlamına gelir. Incurred, incur fiilinin geçmiş zaman ortacıdır; bills already incurred ise bills that have already been incurred ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Faturalar hâlâ ödenmemiş olabilir. Borç limiti bağlamında hükümet, daha önce alınmış ve uygulanmış harcama kararlarının yarattığı yükümlülükleri karşılayacak kadar borçlanma yetkisi istemektedir. Limiti yükseltmek kendi başına gelecekteki yeni harcamaları onaylamaz.
Alıştırma
“Mali bir yükümlülük hâline geldi” anlamındaki resmî fiille İngilizce cümleyi tamamlayın: The contractor must cover the costs already ____.
Cevabı göster
incurred
the government hires a company to repave a federal highway.
2:35hükümet federal bir otoyolu yeniden asfaltlamak için bir şirketle anlaşır.
But if the US is at the debt limit
2:38Ancak şirket iş bittikten sonra ödeme yapılmasını istediğinde,
when the company asks to be paid after the work has been done, Dilbilgisi
2:39ABD borç limitindeyse,
asks to be paid: ask + edilgen mastar
asks to be paid ifadesinde to be paid edilgen bir mastardır. Şirket ödemeyi yapan değil, alan taraftır: başka birinden kendisine borçlu olunan parayı vermesini ister. Özne bir eylemin kendisine yapılmasını istediğinde ask + to be + past participle kalıbı kullanılabilir. ask to be informed ve ask to be included buna örnektir.
Alıştırma
Leo'nun parayı almak istediğini göstermek için cümleyi edilgen bir mastarla tamamlayın: After repairing the bike, Leo asked ____.
Cevabı göster
to be paid
and since large parts of the global economy depend on the dollar being trustworthy, Dilbilgisi
2:45ve küresel ekonominin büyük bir kısmı doların güvenilirliğine bağlı olduğu için,
depend on the dollar being trustworthy: depend on + isim + -ing
the dollar being trustworthy sözleri, küresel ekonominin büyük bir kısmının dayandığı koşulu belirtir. The dollar, being sözcüğünün öznesidir; trustworthy ise geçerli kalması gereken durumu açıklar. on bir edat olduğu için, ardından gelen düşüncenin tamamı bir -ing yan cümleciği biçimini alır: the dollar being trustworthy. Burada being sıradan bir sürerlik zamanı bildirmez; “the dollar is trustworthy” düşüncesini depend on sonrasında kullanılabilecek bir içeriğe dönüştürür.
Alıştırma
Hangi cümle bir koşulu belirtmek için depend on + isim + -ing yapısını doğru kullanır?
- The match depends that the field being safe.
- The match depends on the field is safe.
- The match depends on the field being safe.
Cevabı göster
The match depends on the field being safe.
messing with: bir şeye müdahale etmek veya onu tehlikeye atmak
Mess with, gündelik ve resmî olmayan bir öbek fiildir. Burada messing with that trust, finansal sistemi destekleyen güvene müdahale etmek veya bu güveni tehlikeye atmak anlamına gelir. Fiziksel bir nesneyi dağıtmak anlamına gelmez. Bu ifade çoğu zaman önemli bir şeye dikkatsizce davranıldığını ve zararlı sonuçların göze alındığını düşündürür. Bunun a big deal olarak nitelenmesi, bu güvene zarar vermenin ciddi olacağını vurgular.
Alıştırma
“Changing these controls could mess with the safety system,” cümlesinde mess with ne anlama gelir?
- Sisteme müdahale etmek veya sistemi tehlikeye atmak
- Sistemi ayrıntılı biçimde açıklamak
- Sistemi temizleyip düzenlemek
Cevabı göster
Sisteme müdahale etmek veya sistemi tehlikeye atmak
they always have: present perfect yardımcı fiiliyle eksilti
They always have ifadesindeki have, tekrarlanan fiil öbeği çıkarıldıktan sonra kalan present perfect yardımcı fiilidir. Borç limitini yükseltme eylemine gönderme yapar; bu nedenle cümle, Kongrenin şimdiye kadar gerekli olduğunda limiti hep yükselttiği anlamına gelir. Bu, yardımcı fiille yapılan eksiltidir: eylem belli olduğunda yardımcı fiil, eylemin tamamını tekrarlamadan zamanı ve özne uyumunu taşıyabilir. Burada have, “sahip olmak” anlamına gelmez ve cümlede eksik bir nesne yoktur.
Alıştırma
Helped after past storms ifadesini tekrarlamadan B'yi they + always + present perfect yardımcı fiiliyle tamamlayın. A: Have the neighbors helped after past storms? B: Yes, ____.
Cevabı göster
they always have
So, if not raising the debt ceiling is potentially disastrous
2:59Peki, borç tavanını artırmamak potansiyel olarak felaketse
and the solution is simple and always taken in the end,
3:01ve çözüm basit olup sonunda her zaman uygulanıyorsa,
Ani bir neden kapanışı olarak Because politics.
“Because politics.” uzun neden sorusuna cevap veren, bilinçli olarak eksik bırakılmış bir cümle parçasıdır. Standart dil bilgisinde because normalde bir yan cümleyi, because of ise bir isim öbeğini başlatır. Burada dinleyici “because political interests and conflict get in the way.” gibi daha eksiksiz bir nedeni bağlamdan tamamlayabilir. Bu parça ayrıntılı bir açıklama geliştirmek yerine soruyu sıkıştırılmış bir yargıyla kapatır. Aniden kısalması, siyaseti her şeyi açıklayan bariz neden olarak sunar ve kuru, alaycı bir kapanış yaratır.
Alıştırma
Şu yeni konuşmayı okuyun: “Why is the obvious repair still waiting for approval? Because bureaucracy.” Son parça nasıl bir etki yaratıyor?
- Bütün nedenleri eksiksiz ve tarafsız biçimde açıklar.
- Bürokrasinin gecikmeyle hiçbir ilgisi olmadığını söyler.
- Bağlamdan çıkarılabilen bir nedeni ani ve gündelik bir kapanışa sıkıştırır.
Cevabı göster
Bağlamdan çıkarılabilen bir nedeni ani ve gündelik bir kapanışa sıkıştırır.
Congress can technically blame on the President who three,
3:18Kongre teknik olarak bu sorunu Başkan'ın üzerine atabilir, o Başkan ki üçüncüsü,
needs the solution that only they can provide.
3:21sadece Kongre'nin sağlayabileceği çözüme muhtaçtır.
Çıkarcı bir bakış açısından ironik övgü olarak awesome
Awesome normalde güçlü bir beğeni ifade eder. Ancak burada “from their point of view” değerlendirmeyi Kongrenin bakış açısına bağlar ve ardından numaralandırılan nedenler borç limitinin onlar için stratejik açıdan neden yararlı olduğunu gösterir. Bu uyumsuzluk awesome sözcüğünü ironik hâle getirir: Konuşmacı bu politikayı herkes için iyi olduğu gerekçesiyle övmemektedir. Olumlu sözcük bunun yerine çıkarcı bir siyasi hesabı açığa çıkarır. Övgü bildiren sözcükleri yorumlarken kimin bakış açısının aktarıldığına ve çevredeki gerçeklerin sözcüğün düz anlamındaki övgüyü destekleyip desteklemediğine bakın.
Alıştırma
“The printer jammed again five minutes before the presentation. Awesome.” cümlesinde “Awesome” ne ifade ediyor?
- Konuşmacı kızgınlığını ifade etmek için olumlu bir sözcüğü ironik biçimde kullanıyor.
- Konuşmacı yazıcının kaliteli olup olmadığını soruyor.
- Konuşmacı yazıcıdan gerçekten memnun.
Cevabı göster
Konuşmacı kızgınlığını ifade etmek için olumlu bir sözcüğü ironik biçimde kullanıyor.
Congress gets to use the threat of mutual financial self-destruction
3:23Kongre, karşılıklı finansal yıkım tehdidini
as leverage in negotiations: bir şeyi pazarlık gücü olarak kullanmak
as leverage in negotiations ifadesinde leverage, kullanılabilir pazarlık gücü anlamına gelir: karşı tarafın seçimlerini etkileyebilen veya taviz alınmasını sağlayabilen bir şeydir. Burada tehdit, fiziksel bir kaldıraç değil, baskı kaynağı olarak ele alınır. use X as leverage kalıbı, X’i sonucu etkilemek için kullanılan bir araç olarak gösterir. in negotiations ise bu baskının müzakerelerde uygulandığını belirtir.
Alıştırma
Dersin tam ifadesini kullanarak cümleyi tamamla: The union used the strike deadline ____ with management.
Cevabı göster
as leverage in negotiations