Aralıksız Dizi İzlemek Sana Zarar Verir Mi?: İngilizce çalışma notları
AsapSCIENCE
Video özeti: Video, uzun süre televizyon izlemeyi görme, hareket, uyku ve yaşam süresi üzerindeki etkilerle ilişkilendiriyor ve hareketsizliği ortak etken olarak gösteriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. binge-watching — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: birçok bölümü arka arkaya izlemeyi anlatan gündelik terimi anlayın ve sıradan izlemeden ayırın. 2. as opposed to — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: yakındaki nesnelerle uzak manzaraları veya iki seçeneği açıkça karşılaştırın. 3. the more you move, the more you live. — Dilbilgisi ve cümle kalıpları: iki değişimi bağlayan karşılaştırmalı yapıyı tanıyın, birlikte ilerlediklerini anlayın ve kısa bir sonuç kurun.
Bu derste
Whether you're watching an entire Netflix series in one sitting Notlar
0:00İster bir Netflix dizisinin tamamını tek oturuşta izleyin,
In one sitting: tek bir kesintisiz oturumda
In one sitting, uzun bir ara vermeden tek bir kesintisiz oturum içinde demektir. Altyazıda dizinin tamamını tek seferde izlemeyi anlatır. Sitting kişinin vücut pozisyonunu değil, oturumu adlandırır. Kısa süreliğine ayağa kalksanız veya pozisyon değiştirseniz bile bir şeyi read, watch, eat, write ya da bitirme eylemi için in one sitting kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi tek bir kesintisiz oturumda anlamındaki üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: The puzzle was so absorbing that we finished it ____.
Cevabı göster
in one sitting
or playing the newest Zelda from start to finish, Kalıp ifadeler
0:03ister en yeni Zelda oyununu baştan sona oynayın,
from start to finish: sürecin tamamı
From start to finish, başından sonuna kadar demektir. Etkinliğin veya sürecin hiçbir bölümü atlanmadan tamamının kapsandığını vurgular. Bu cümlede oyunun bütün aşamalarıyla oynandığını anlatır. Buradaki finish, bitiş noktasını adlandıran bir isimdir; birine bitirmesini söyleyen emir değildir.
Alıştırma
Cümleyi, dersteki etkinliğin tamamı anlamına gelen kalıp ifadeyle tamamlayın: We watched the school play ____.
Cevabı göster
from start to finish
most of us spend a significant time in front of screens. Dilbilgisi
0:05çoğumuz ekran başında epey zaman geçiriyoruz.
Whether ... or ...: Alternatifler Değişse de Aynı Sonuç
Whether ... or ... iki alternatif durumu tanıtır. Burada tek bir you're, iki paralel -ing ifadesi olan watching an entire Netflix series ve playing the newest Zelda için de geçerlidir. Ana cümle most of us ile başlar. İki durumdan hangisi gerçekleşirse gerçekleşsin doğru kalan tek bir sonuç verir: insanların çoğu ekranların karşısında kayda değer miktarda zaman geçirir. Bu kalıp alternatifleri çerçeveler; evet-hayır sorusu sormaz ve konuşanın kararsız olduğunu göstermez.
Alıştırma
Aynı sonucun iki durumda da geçerli olduğunu gösteren ikili yapıyla cümleyi tamamlayın: ____ you're working from home ____ commuting to the office, you need a reliable internet connection.
Cevabı göster
Whether · or
Süre: spend a significant time → spend a significant amount of time
Altyazıdaki spend a significant time, insanların oldukça fazla zaman kullandığını anlatmak için söylenmiştir. Burada time süreyi ifade ettiği için genellikle sayılamayan bir isimdir. Miktar belirtirken daha doğal ve standart ifade spend a significant amount of time olur. Yeniden kullanılabilecek yapı spend + a significant amount of time + kişinin ne yaptığını veya nerede olduğunu söyleyen sözcüklerdir. Özenli konuşma veya yazıda Most of us spend a significant amount of time in front of screens. biçimini tercih edin.
Alıştırma
Cümleyi dersteki standart miktar ifadesiyle tamamlayın: Most of us spend a significant ____ time in front of screens.
Cevabı göster
amount of
But is binge-watching bad for your brain and body? Notlar
0:09Peki böyle izleme maratonları beyniniz ve vücudunuz için zararlı mı?
Ana soru: Art arda dizi izlemek beyin ve vücut için zararlı mı?
Baştaki But, uzun ekran süreleriyle ilgili tanıdık örneklerden videonun inceleyeceği konuya geçiş yapar. Evet ya da hayır diye yanıtlanabilecek bu soru, olası sağlık etkilerini açıklamanın merkezine yerleştirir. Burada soru, ana araştırma sorusu işlevi görür: izleyiciden hemen yanıt istemek yerine devamındaki içeriği düzenler. Bu kalıp, açıklayıcı bir anlatımı tanıdık bir girişten ana inceleme konusuna doğal biçimde taşıyabilir.
Alıştırma
'But is binge-watching bad for your brain and body?' girişte hangi söylem işlevini görür?
- Ekranla yapılan her türlü eğlencenin zararlı olduğu sonucuna varır.
- Açıklamanın geri kalanında ele alınacak ana sağlık sorusunu ortaya koyar.
- İzleyiciden kişisel tıbbi tavsiye ister.
Cevabı göster
Açıklamanın geri kalanında ele alınacak ana sağlık sorusunu ortaya koyar.
binge-watching: kısa sürede birçok bölüm izlemek
Bu cümlede binge-watching, değerlendirilen etkinliği adlandırır: bir dizinin birçok bölümünü tek oturuşta veya kısa bir süre içinde izlemek. Sözcük, genel olarak izleme eylemini değil, yoğun ve kesintisiz bir izleme sürecini vurgular. -ing biçimi, bütün etkinliğin Is binge-watching bad...? yapısında özne olarak kullanılmasını sağlar.
Alıştırma
Kısa sürede çok sayıda bölüm izleme anlamındaki terimle İngilizce cümleyi tamamlayın: We watched six episodes in one night, so we were ____ the series.
Cevabı göster
binge-watching
May have actually been deadly: geçmişteki olasılığı temkinli biçimde anlatmak
May have been, may kiplik fiilini have been tamamlanmış yapısıyla birleştirerek geçmişteki bir durum hakkında temkinli bir değerlendirme yapar. Burada konuşan kişi, bir şeyin geçmişte ölümcül olmasının mümkün olduğunu söyler ama bundan emin olduğunu iddia etmez; bu yapı onun şimdi de ölümcül olduğu anlamına gelmez. Actually, beklenebilecek durumla karşıtlığı vurgular: bugün sıradan veya zararsız görülen bir şey geçmişte şaşırtıcı biçimde tehlikeli olmuş olabilir. Bu sözcük kanıtı değil karşıtlığı güçlendirdiği için ifade hâlâ ihtiyatlıdır.
Alıştırma
Temkinli bir geçmiş olasılığını ve şaşırtıcı bir karşıtlığı gösteren hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: Everyone assumed the old wiring was safe, but incomplete records suggest it ____ dangerous before it was replaced.
Cevabı göster
may have actually been
an error in manufacturing led to the selling of TVs, Kalıp ifadeler
0:15bir üretim hatası nedeniyle bazı televizyonlar satışa sunuldu;
Led to: bir nedeni ve sonucunu ifade etmek
Led to, lead to ifadesinin geçmiş zaman biçimidir. Üretim hatasını neden, televizyonların satılmasını ise bunun sonucunda meydana gelen olay olarak sunar. lead to + sonuç yapısında to bir edattır. Ardından led to delays örneğindeki gibi bir ad öbeği veya led to people leaving örneğindeki gibi -ing biçimi gelebilir; ancak yalın fiil gelemez.
Alıştırma
Cümleyi lead to ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: A missing permit ____ a three-week delay.
Cevabı göster
led to
with radiation levels 100,000 times higher Dilbilgisi
0:20ve radyasyon seviyeleri tam 100.000 kat daha yüksekti,
Ek bilgi veren which emitted harmful X-rays yan cümlesi
Virgül + which yan cümlesi, daha önce sözü edilen TVs hakkında ek bilgi verir. Bu televizyonların zararlı X ışınları yaydığını söyler; daha büyük bir gruptan yalnızca bazı televizyonları seçmez. Burada which, çoğul isim TVs sözcüğüne gönderme yapar. Bu tür tanımlayıcı olmayan ilgi cümleciği, bir şey zaten belirliyken onun hakkında başka bir bilgi eklemek için kullanılır.
Alıştırma
Zaten belirlenmiş isim hakkında ek bilgi veren ilgi sözcüğüyle cümleyi tamamlayın: The museum displayed one old radio, ____ still worked.
Cevabı göster
which
100,000 times higher than ile kat karşılaştırması
number + times higher than kalıbı, iki seviyeyi bir çarpan aracılığıyla karşılaştırır. Burada 100,000, radyasyon seviyesi ile günümüzdeki güvenli seviye arasındaki çok büyük kat farkını anlatır; 100.000 ek birim anlamına gelmez. Günlük İngilizcede times higher than çoğunlukla times as high as anlamında kullanılır. Kesin bilimsel veya matematiksel anlatımda times as high as daha açıktır; çünkü times higher than birden fazla biçimde yorumlanabilir.
Alıştırma
"The level is 100,000 times higher than the safe level," cümlesinde 100,000 neyi anlatır?
- Günümüzde kullanılan güvenlik kurallarının sayısı
- Tam olarak 100.000 ölçü birimlik artış
- İki seviyeyi karşılaştıran bir çarpan
Cevabı göster
İki seviyeyi karşılaştıran bir çarpan
what is considered safe ilgi yapısı
what is considered safe yapısında what, öncülü kendi içinde barındıran bir ilgi yapısı kurar; “the level that” veya “the amount that” anlamına gelir. what, anlatılan şey ya da standart fikrini zaten içerir. is considered edilgen yapıdadır. İfadenin tamamı bugün kabul edilen güvenlik sınırını adlandırır. Bu nedenle higher than what is considered safe, insanların veya yetkili kurumların güvenli saydığı düzeyden daha yüksek demektir. Bu yapıda what sözcüğünden önce ayrıca bir isim eklemeyin.
Alıştırma
Cümleyi “uzmanların güvenli kabul ettiği düzey” anlamındaki yapıyla tamamlayın: The noise was twice as loud as ____.
Cevabı göster
what is considered safe
But even modern televisions cause a strain on your eyes. Kalıp ifadeler
0:25Ancak modern televizyonlar bile gözlerinizi yorar.
cause a strain on your eyes: gözleri zorlamak
Burada a strain baskı veya ek yük anlamına gelir; bir kasın incinmesi eylemini anlatmaz. Cause a strain on your eyes, gözleri yorulacak veya rahatsız olacak kadar çalıştırmak demektir. Kalıp cause + a strain + on + etkilenen vücut bölümü, kişi veya sistem şeklindedir. a strain on a budget veya a small team örneklerinde olduğu gibi kaynaklar ya da gruplar üzerindeki baskıyı da anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi cause a strain on + etkilenen vücut bölümü kalıbıyla tamamlayın: Reading tiny text for hours can ____.
Cevabı göster
cause a strain on your eyes
Olağan durumu temel alan Under normal circumstances ifadesi
Under normal circumstances, ‘durumu olağan dışı hiçbir şey etkilemediğinde’ anlamına gelir. Bu cümlede, ekrana bakmanın yol açtığı farklı sonuçtan önce insanların normal göz kırpma sıklığı bir temel olarak verilir. Bu ifadede under, fiziksel olarak bir şeyin altında olmayı değil, ‘belirli koşullar altında olmayı’ anlatır. Başka durumlara aktarılabilen kalıp under + sıfat + circumstances şeklindedir; under normal circumstances ve under unusual circumstances buna örnektir.
Alıştırma
Olağan durumu temel olarak belirten bu dersteki dört sözcüklük ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____, the swimming pool opens at nine.
Cevabı göster
Under normal circumstances
when staring at a screen ve çıkarılan özne
Kısaltılmış bir when yan cümlesi when + -ing yapısını kullanabilir. Söylenmeyen öznesi, ana cümlenin öznesiyle aynı olmalıdır. Örneğin When staring at a screen, people blink less, When people are staring at a screen, people blink less ile aynı anlama gelir. Altyazıda bakma eylemini humans ögesinin yaptığı anlaşılır, ancak virgülden sonraki dil bilgisel özne this rate ifadesidir. Bir oran ekrana bakamayacağı için başlangıçtaki ifade öznesiyle bağlantısı kopuk bir niteleyicidir. Açık biçimi but when people stare at a screen, this rate decreases drastically olur. Kısaltılmış biçimi yalnızca ana cümlenin öznesi -ing eylemini yapıyorsa kullanın.
Alıştırma
Hangi cümle kısaltılmış when + -ing yan cümlesini doğru kullanır?
- When carrying the glass, it slipped from Leo's hands.
- When carrying the glass, the floor became slippery.
- When carrying the glass, Leo held it with both hands.
Cevabı göster
When carrying the glass, Leo held it with both hands.
causing sore and tired eyes: sonuç bildiren bir -ing yan cümlesi
Causing, causing sore and tired eyes. biçimindeki ek -ing yan cümlesini başlatır. Bu yapıda neden olarak anlaşılan şey ayrı bir isim değil, önceki ifadenin tamamıdır: this rate decreases drastically. Yan cümle bu olayın sonucunu sunar: oranın düşmesi gözlerin ağrımasına ve yorulmasına yol açar. Virgülden sonra gelen verb-ing, bilimsel veya açıklayıcı metinlerde sonucu çoğu zaman kısa ve öz biçimde aktarır; burada amaç belirtmez ve decreases ile paralel başka bir çekimli fiil eklemez.
Alıştırma
Sonucu göstermek için cümleyi cause fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: “The cooling system failed, ____ the engine to overheat.”
Cevabı göster
causing
simply spending extended hours indoors can have developmental effects. Kelime
0:41sadece uzun saatler boyunca kapalı mekânda kalmak bile gelişimi etkileyebilir.
In children, however, ...: however sözcüğünü konu çerçevesinden sonra kullanmak
In children önce ifadenin geçerli olduğu grubu belirler. Ardından however, göz rahatsızlığının genellikle kısa süreli olduğu yönündeki önceki noktadan çocuklarda gelişimsel etkiler görülme olasılığına doğru karşıt bir geçişi işaret eder. however, cümle başındaki konu çerçevesinden sonra ve virgüller arasında yer alır; yan cümleye ara bilgi olarak girer, ancak children sözcüğünü nitelemez. Bu konum, açıklayıcı bir metnin önce konuyu belirlemesini, sonra karşıtlığı göstermesini sağlar. Uygun noktalama kullanıldığında however cümle başında veya yan cümlenin daha ileriki bir bölümünde de bulunabilir.
Alıştırma
Önceki ifade sorunun haftalarca sürebileceğini söylüyor. Karşıtlığı belirtmek için however kullanın: “For most adults, ____, the symptoms disappear quickly.”
Cevabı göster
however
Developmental effects: büyüme ve olgunlaşma üzerindeki etkiler
Bu cümlede developmental effects, bir çocuğun büyüme, olgunlaşma veya gelişme biçimi üzerindeki etkiler anlamına gelir. Developmental, etkilerin hangi alanla ilgili olduğunu belirtir; etkilerin kendilerinin hâlâ gelişmekte olduğu anlamına gelmez. Bu ifade ihtiyatlı ve genel bir adlandırmadır. Kapalı ortamda geçirilen zamanın gelişimi etkileyebileceğini söyler, ancak henüz belirli bir sonuç belirtmez; bu sonuç daha sonra kanıt veya örnekle açıklanabilir.
Alıştırma
Araştırma raporunu iki sözcüklük resmî ifadeyle tamamlayın: Researchers are examining whether prolonged stress can have ____ on young children.
Cevabı göster
developmental effects
is seen much more frequently in children who spend more time inside. Kelime
0:49ve bu durum, içeride daha çok zaman geçiren çocuklarda çok daha sık görülür.
Myopia: miyopluğun tıbbi adı
Bu cümlede myopia, miyopluğun tıbbi adıdır: göz uzaktaki görüntülere yanlış odaklanır; bu nedenle uzaktaki nesneler bulanık, yakındaki nesneler ise genellikle daha net görünür. Ardından gelen where yan cümlesi durumu basitleştirilmiş biçimde açıklar. Çevredeki cümle gözlerden ve çocuklardan söz ettiği için sözcük burada dar veya kısa vadeli düşünme şeklindeki mecaz anlamıyla değil, gerçek tıbbi anlamıyla kullanılmıştır.
Alıştırma
Bir çocuk kitabı net okuyabiliyor, ancak uzaktaki yol işaretlerini bulanık görüyor. Bu sağlık bağlamında myopia ne anlama gelir?
- Yalnızca yorgunluğun yol açtığı geçici odaklanma güçlüğü
- Esas olarak yakındaki nesneleri net görmeyi zorlaştıran hipermetropluk
- Uzaktaki nesneleri net görmeyi zorlaştıran miyopluk
Cevabı göster
Uzaktaki nesneleri net görmeyi zorlaştıran miyopluk
condition sonrasında yer belirtmeyen where
Burada where bir yeri belirtmez. a condition called myopia ifadesine gönderme yapar; bu ad öbeği onun öncülüdür. Where, “bu durumda” veya “içinde” anlamına gelir. Virgüller arasındaki yan cümle, bu durumun ne içerdiğini açıklar: gözler düzgün odaklanamaz. where bu şekilde bir yan cümleyi durum, koşul, aşama veya sistem gibi kavramlara bağlayıp bunların içinde ne olduğunu anlatabilir.
Alıştırma
Örnek cümlede where ne anlama geliyor?
- o zamanda
- bu durumda
- fiziksel bir yerde
Cevabı göster
bu durumda
is seen much more frequently ifadesinin araştırma dilindeki anlamı
Bilimsel veya istatistiksel yazılarda is seen çoğunlukla “gözlemlenir”, “tespit edilir” ya da yalnızca “ortaya çıkar” anlamına gelir. Burada miyopinin belirtilen grupta daha yaygın olduğu bildirilmektedir; durumun gözle fark edilmesinin daha kolay olduğu anlatılmaz. Much more karşılaştırmayı güçlendirirken frequently durumun ne sıklıkta ortaya çıktığını belirtir. Birlikte is seen much more frequently, “çok daha sık ortaya çıkar” anlamına gelir.
Alıştırma
Bu araştırma tarzı cümlede is seen much more frequently ne anlama gelir? “The pattern is seen much more frequently in large cities.”
- Örüntü çok daha sık ortaya çıkar.
- Örüntüye bakmak daha kolaydır.
- Araştırmacılar örüntüyü daha uzun süre izler.
Cevabı göster
Örüntü çok daha sık ortaya çıkar.
Not only are you constantly forced to focus on nearby objects Dilbilgisi
0:53Sürekli yakındaki nesnelere odaklanmak zorunda kalırsınız,
as opposed to far-off landscapes and distances, Kalıp ifadeler
0:57uzaktaki manzaralara ve uzaklara bakmak yerine.
as opposed to: tarafsız karşılaştırma, karşı çıkma değil
As opposed to iki şeyi doğrudan karşılaştırır. Burada yakındaki nesneler bir tarafta, uzak manzaralar ve mesafeler diğer taraftadır; bu nedenle ifade bu karşılaştırmada “karşıt olarak” veya “yerine” anlamına gelir. Buradaki opposed etkin bir karşı çıkmayı anlatmaz. Kalıp hâlindeki as opposed to ifadesinin tamamı karşılaştırma işareti olarak çalışır ve ardından karşılaştırılan diğer isim öbeği gelir.
Alıştırma
“Şiddetle karşı olmak” değil, “karşıt olarak” anlamına gelen ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The class examined renewable energy ____ fossil fuels.
Cevabı göster
as opposed to
but scientists believe that the sun itself Dilbilgisi
1:00Bilim insanları ayrıca güneşin kendisinin
may actually play a role in healthy eye regulation. Kalıp ifadeler
1:02göz sağlığının korunmasında gerçekten rol oynayabileceğine inanıyor.
Not only are ... but: baştaki Not only ve devriklik
Not only ilk yan tümcenin başına geldiğinde ilk noktayı verir ve but (also) ile ikinci, çoğu zaman daha güçlü bir noktanın geleceğini gösterir. Buradaki iki nokta, gözün sürekli yakına odaklanması ve güneş ışığının sağlıklı göz düzenlemesindeki olası rolüdür. Not only başa alındığı için ilk yan tümcede özne-yardımcı fiil devrikliği olur: you are forced değil, are you forced. Bu bir soru değil, bildirme cümlesidir. Tam kalıp şöyledir: Not only + yardımcı fiil/be + özne ..., but (also) + normal söz dizimi.
Alıştırma
Cümleyi Not only ... but kalıbıyla tamamlayın. İlk boşlukta be fiilinin devrik biçimini kullanın: ____ the new playground safer, ____ it also gives children more room to run.
Cevabı göster
Not only is · but
the sun itself: vurgu işlevindeki itself
“The sun itself” ifadesindeki itself, vurgu zamiridir. Dikkati konuşulan kesin varlık olarak güneşe yöneltir: yalnızca çevredeki koşullar değil, güneşin kendisi de katkıda bulunabilir. Itself, play fiilinin eylemine maruz kalan bir nesne değildir. Onsuz da “the sun may actually play a role” tümcesi dil bilgisel olurdu, ancak ek vurgu kaybolurdu. Bu kullanım, eylemin özneye geri döndüğü dönüşlü nesneden farklıdır.
Alıştırma
Tümceyi “device” ile uyumlu vurgu zamiriyle tamamlayın: “The device ____ is not damaged; only its cable is.”
Cevabı göster
itself
play a role in + isim veya -ing biçimi
Play a role in, bir sürece, duruma veya sonuca “katkıda bulunmak” ya da “etki etmek” anlamına gelir. Burada bilim insanları, güneş ışığının sağlıklı göz düzenlenmesine katılan etkenlerden biri olabileceğini söylüyor; ifade bunun tek neden olduğunu ileri sürmez. Yaygın kalıp play a role in + isim veya isim öbeği ya da play a role in + ulaç biçimidir: play a role in health; play a role in reducing risk. Buradaki in bir edattır, dolayısıyla ardından doğrudan fiilin yalın biçimi gelmez.
Alıştırma
Tümceyi “contribute to” anlamındaki dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: “Daily movement may ____ maintaining good balance.”
Cevabı göster
play a role in
And while TV may feel like a nice way to relax your body and brain, Notlar
1:05Televizyon, bedeninizi ve zihninizi dinlendirmenin güzel bir yolu gibi görünse de,
feel like + isim öbeği: bir şey gibi görünmek
Burada feel like ifadesinden sonra a nice way isim öbeği gelir. feel like + isim öbeği kalıbı bir şey gibi görünmek veya öyle bir izlenim vermek anlamındadır; dolayısıyla TV rahatlamanın hoş bir yolu gibi görünür. like sonrasındaki tümleç hangi anlamın kastedildiğini gösterir. İsim öbeği bir izlenim veya benzerlik anlatır; bir şeyi yapma isteği belirtmez.
Alıştırma
"This blanket feels like a cloud," cümlesinde feels like ne anlama gelir?
- Bir buluta dönüşmek ister.
- Bir bulut gibi olduğu izlenimini verir.
- Bir bulut kullanmak ister.
Cevabı göster
Bir bulut gibi olduğu izlenimini verir.
Ödünleme bildiren while: karşıt görüşten önce bir noktayı kabul etme
Burada while bir zaman yan cümlesi değil, ödünleme yan cümlesi başlatır. Konuşan kişi önce televizyonun rahatlatıcı görünebileceğini kabul eder, sonra ana cümleyle bu olumlu izlenimi sınırlar: rahatlamak her zaman yararlı olmak zorunda değildir. while + kabul edilen nokta, karşıt ana düşünce kalıbı dengeli bir sav oluşturur. Bir fikre çekince veya farklı bir sonuç eklemeden önce o fikirdeki doğruluk payını kabul etmeyi sağlar.
Alıştırma
Örnek cümlede while ile başlayan yan cümlenin görevi nedir?
- Televizyonun rahatlatıcı görünebileceğini kabul edip ardından karşıt bir değerlendirme sunar.
- Televizyonun neden her zaman iyi bir seçim olduğunu açıklar.
- Rahatlamanın ve televizyon izlemenin tam olarak aynı anda gerçekleştiğini söyler.
Cevabı göster
Televizyonun rahatlatıcı görünebileceğini kabul edip ardından karşıt bir değerlendirme sunar.
Not only is a sedentary lifestyle a major contributor to obesity, Notlar
1:10Hareketsiz bir yaşam tarzı obezitenin başlıca nedenlerinden biri olmakla kalmaz,
sedentary lifestyle (hareketsiz yaşam tarzı)
Bu cümlede sedentary lifestyle, çok fazla oturulan ve çok az fiziksel etkinlik yapılan alışılmış bir yaşam biçimi anlamına gelir. Sedentary, bir kişinin yalnızca belirli bir anda oturmasını değil, genel etkinlik düzenini anlatır. Bu ifade egzersiz, obezite ve uzun vadeli hastalık riskiyle ilgili sağlık tartışmalarında yaygındır. Günlük hareket azlığını sağlıkla bağlantılı bir yaşam düzeni olarak belirtir.
Alıştırma
Hangi durum sedentary lifestyle ifadesiyle en iyi anlatılır?
- Bir kişi yarıştan sonra beş dakika oturur.
- Bir kişi her gece sekiz saat uyur.
- Bir kişi genellikle günün büyük bölümünü oturarak geçirir ve çok az fiziksel etkinlik yapar.
Cevabı göster
Bir kişi genellikle günün büyük bölümünü oturarak geçirir ve çok az fiziksel etkinlik yapar.
a major contributor to (…… üzerindeki önemli etkenlerden biri)
Bu cümlede a major contributor to, bir sonucun ortaya çıkmasına yardımcı olan önemli bir etkeni tanıtır. Etken contributor sözcüğünden önce, sonuç ise to sözcüğünden sonra gelir: X is a major contributor to Y. Bu ifade, söz konusu etkeni bilinçli olarak tek neden şeklinde sunmaz. Major, etkenin büyük bir etkisi olduğunu söyler; ancak contributor başka etkenlerin de rol oynayabileceğini düşündürür. Tek ve yegâne neden anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi, derste öğrenilen ve “büyük etkisi olan önemli bir etken” anlamına gelen dört sözcüklük ifadeyle tamamlayın: Heavy traffic is ____ the city's air pollution.
Cevabı göster
a major contributor to
but studies have shown that people who watch less TV Anlatım akışı
1:14araştırmalar daha az televizyon izleyen kişilerin
studies have shown that: araştırma kanıtını sunmak
studies have shown that, that sözcüğünden sonra gelen yargıyı araştırmalarla desteklenen genel bir bulgu olarak sunar. Bu cümlede yapı, daha az televizyon izleyen insanların daha fazla kalori yakma eğiliminde olduğu bilgisini konuşanın kişisel görüşü değil, araştırma bulgusu olarak düzenler. Bu kalıp araştırma desteğine işaret eder; kesinlik bildirmez. Tek başına çalışmaların ne kadar nitelikli olduğunu göstermez ve bir şeyin diğerine neden olduğunu kanıtlamaz.
Alıştırma
Hangi başlangıç “regular sleep can improve attention” iddiasını kesin bir kanıt olarak göstermeden araştırma bulgusu şeklinde sunar?
- This proves beyond doubt that
- I personally feel that
- Studies have shown that
Cevabı göster
Studies have shown that
tend to + fiil: kesinlik değil, genel bir eğilim
Tend to + fiilin yalın hâli, genellikle olan şeyi veya bir grup ya da düzende genel olarak olma olasılığı yüksek olan durumu anlatır. Burada daha az televizyon izleyen insanların genellikle daha fazla kalori yakma olasılığı daha yüksektir; bu, herkesin mutlaka böyle olacağı anlamına gelmez. tend to sonrasında fiilin yalın hâli kullanılır: tend to burn, tends to burn. Bu yapı alışkanlıkları, eğilimleri ve araştırma sonuçlarını kesin bir yargı yerine daha temkinli biçimde anlatır.
Alıştırma
Cümleyi “genellikle, ancak her zaman değil” anlamındaki iki sözcüklü yapıyla tamamlayın: On cold mornings, the windows ____ fog up.
Cevabı göster
tend to
even if they aren't doing more physical activity. Dilbilgisi
1:19daha fazla fiziksel aktivite yapmasalar bile.
even if: sonucu değiştirmeyen bir koşul
Bu cümlede even if, önceki sonucu değiştirmeyen bir koşul getirir. Daha fazla fiziksel etkinlik yapıp yapmamalarından bağımsız olarak sonuç geçerliliğini korur. Olası, belirsiz veya varsayımsal bir koşulun normalde sonucu değiştirmesi beklendiği hâlde değiştirmediğini anlatmak için even if + yan cümle kullanılır.
Alıştırma
Sonucun değişmeyeceğini anlatan iki sözcüklü bağlaçla cümleyi tamamlayın: We will play outside ____ it gets cold.
Cevabı göster
even if
requires more energy and burns more calories.
1:27daha fazla enerji gerektirir ve daha çok kalori yakmanızı sağlar.
Simply doing ... requires: ulaç özneyle tekil uyum
Simply doing more mentally rigorous tasks like reading, playing a board game, or simple household activities ifadesinin tamamı dil bilgisel öznedir. doing more mentally rigorous tasks kısmını tek bir genel etkinlik olarak sunduğu için tekil fiil requires kullanılır. Çoğul tasks ve activities adları uzun öznenin içinde yer alır ve sıralanan etkinlikler yalnızca örnektir; fiilin biçimini onlar belirlemez. Özneyi zihninizde Doing this ... biçimine indirgemek tekil uyumu görmeyi kolaylaştırır.
Alıştırma
Cümleyi require fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: Reading mystery stories before bed ____ concentration.
Cevabı göster
requires
mentally rigorous tasks: yoğun zihinsel odaklanma gerektiren görevler
Mentally rigorous tasks, yüksek düzeyde odaklanma, dikkatli düşünme, akıl yürütme veya problem çözme gerektiren etkinliklerdir. Burada rigorous, bedensel olarak katı değil, zorlayıcı ve yüksek talepleri olan anlamındadır. mentally + sıfat yapısı, bir görevin zihni nasıl zorladığını anlatır. Ders çalışma, bilgi analizi, planlama ve zor problemleri çözme hakkında konuşurken kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi durum en iyi mentally rigorous task olarak tanımlanabilir?
- Gözleri kapalı şekilde sessizce dinlenmek
- Zor bir bulmacayı çözmek için ipuçlarını karşılaştırmak
- Ağır bir kutuyu kaldırıp odanın karşısına taşımak
Cevabı göster
Zor bir bulmacayı çözmek için ipuçlarını karşılaştırmak
TV before bed may also be hurting you. Kalıp ifadeler
1:32yatmadan önce televizyon izlemek de size zarar veriyor olabilir.
before bed: uyku öncesi ifadesinde tanımlık kullanılmaması
Before bed, uyumadan önce veya uykuya geçişten önceki süre boyunca anlamına gelir. Bu kullanımda bed, belirli bir mobilyayı değil, uyuma rutinini ifade eder. İngilizcede bu kalıplaşmış zaman ifadesinde normalde tanımlık kullanılmaz: before bed. Bu nedenle before the bed genellikle uyumadan önce anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi derste öğrendiğiniz ve uyumadan önce anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: I always brush my teeth ____.
Cevabı göster
before bed
Studies have shown that it may actually reduce the hours of quality sleep, Kalıp ifadeler
1:35Araştırmalar bunun kaliteli uyku süresini azaltabileceğini,
contributing to chronic sleep debt. Kelime
1:38böylece kronik uyku borcuna yol açabileceğini gösteriyor.
quality sleep: uyku süresi değil, dinlendirici uyku
“hours of quality sleep” ifadesinde quality, sleep sözcüğünü iyi ve dinlendirici, yani bedenin ve zihnin toparlanmasına yardımcı olan bir uyku olarak tanımlar. İfade, iyi uyuyarak geçirilen saatlerin sayısını belirtir. Yalnızca çok sayıda uyku saati anlamına gelmez. İngilizcede quality, bir ismin önünde “yüksek kaliteli” anlamında kullanılabilir; bu nedenle burada hours sözcüğünü değil, sleep sözcüğünü niteler.
Alıştırma
İyi ve dinlendirici uykuya odaklanan ifadeyi seçin: After the noisy nights ended, Mia finally got more ____.
- sleep quality
- quality sleep
- hours of sleep
Cevabı göster
quality sleep
chronic sleep debt: devam eden ve biriken uyku açığı
Bu cümlede sleep debt, ihtiyaç duyulduğu hâlde alınamayan uyku için kullanılan bir benzetmedir. Para borcu gibi eksik uyku da birçok gece boyunca birikebilir. Chronic, bu açığın tekrar tekrar oluştuğunu veya uzun süre devam ettiğini belirtir. Bu nedenle chronic sleep debt, yalnızca alışılmadık derecede kısa bir gece değil, devam eden ve biriken uyku eksikliği anlamına gelir.
Alıştırma
Bir hemşire birkaç hafta boyunca geç saatlere kadar çalışıyor ve her gece ihtiyacından iki saat daha az uyuyor. Biriken açığı en iyi hangi ifade açıklar?
- chronic sleep debt
- poor sleep quality
- insomnia
Cevabı göster
chronic sleep debt
It may also affect other bedtime activities. Kelime
1:40Ayrıca yatakta yapılan diğer etkinlikleri de etkileyebilir.
Bağlama bağlı bir örtmece olarak other bedtime activities
Burada other bedtime activities, uyumadan önceki yakınlık içeren veya cinsel etkinlikleri hafif ve dolaylı biçimde anlatan bir örtmecedir. Konuşan kişi hassas konuyu doğrudan adlandırmak yerine geniş ve gündelik duyulan bir ifade kullanır. Bu anlamı bağlam, özellikle de hemen ardından sperm ve üreme sağlığı konusuna geçilmesi oluşturur. Bedtime activities cinsel anlamı sabit bir ifade değildir; başka bir bağlamda yalnızca kitap okumak, diş fırçalamak veya uykuya hazırlanmak anlamına gelebilir.
Alıştırma
Bu cümlede other bedtime activities büyük olasılıkla neyi ima ediyor?
- Gece uygulanan bir tıbbi tedavi
- Uyumadan önceki yakınlık içeren veya cinsel etkinlik
- Diş fırçalamak gibi yatmadan önce yapılan herhangi bir rutin
Cevabı göster
Uyumadan önceki yakınlık içeren veya cinsel etkinlik
that those who watch more than 20 hours of TV a week have, Dilbilgisi
1:44haftada 20 saatten fazla televizyon izleyenlerde
those who + fiil: bir insan grubunu belirtme
Those who watch more than 20 hours of TV a week yapısında those, “o kişiler” anlamına gelir. Who, hangi kişilerden söz edildiğini açıklayan bölümü başlatır; dolayısıyla ifadenin tamamı “haftada 20 saatten fazla televizyon izleyen kişiler” demektir. Ortak bir koşulu, alışkanlığı veya özelliği bulunan insanları kısa biçimde belirtmek için those who + fiil kullanın. Bu yapı genel ifadelerde, karşılaştırmalarda ve raporlarda yaygındır.
Alıştırma
Hangi cümlede those who bir insan grubunu belirtmek için doğru kullanılmıştır?
- Those who arrive early can choose their seats.
- Those who arrives early can choose their seats.
- Those which arrive early can choose their seats.
Cevabı göster
Those who arrive early can choose their seats.
on average: bireysel sonuç değil, grup ortalaması
Bu cümlede on average, %44'ün incelenen grubun ortalama sonucu olduğunu gösterir. Katılımcılar arasındaki değerleri özetler; her kişinin tam olarak %44 azalma yaşadığı anlamına gelmez. Genel olarak, bir sayı veya sonucun her durumda aynı olan bir sonuç değil, grup düzeyinde bir ortalama olarak anlaşılmasını istediğinizde on average ifadesini o sayı veya sonucun yakınına yerleştirin.
Alıştırma
Şu yorumu değerlendirin: “The group had a 44% reduction on average”, gruptaki her kişinin tam olarak %44 azalma yaşadığı anlamına gelir.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Yanlış
a 44% reduction in sperm: reduction in kalıbı
a 44% reduction in sperm isim öbeği, azalmanın büyüklüğünü bildirir. Kalıp a + yüzde + reduction in + ölçülen miktar biçimindedir: 44% miktarı verirken in neyin azaldığını belirtir. Burada sperm, ölçülen şey için yalnızca genel bir etikettir. Dikkatli bir bilimsel raporda sperm sayısı veya yoğunluğu gibi araştırmada kullanılan kesin ölçüt belirtilmeli ve cümle bireysel bir tanı değil, grup düzeyinde bir araştırma bulgusu olarak anlaşılmalıdır.
Alıştırma
Yüzdelik azalmayı ölçülen miktara bağlayan iki sözcüklü ifadeyle raporu tamamlayın: The new process produced a 12% ____ water use.
Cevabı göster
reduction in
But perhaps the most significant findings relate directly to your lifespan. Notlar
1:50Ancak belki de en önemli bulgular doğrudan yaşam sürenizle ilgili.
perhaps the most significant findings: belki de en önemli bulgular
perhaps the most significant findings ifadesinde perhaps, most significant üstünlük ifadesinin kesinliğini yumuşatır. Konuşmacı, bu bulguları kesinleşmiş bir sıralama olarak sunmak yerine ihtiyatlı biçimde muhtemelen en önemli bulgular olarak değerlendirir. Bu ifade anlatımı da düzenler: daha önceki sağlık etkilerinden, sonuçları daha ağır olan yaşam süresi konusuna geçildiğini bildirir. Vurgu ile ihtiyatı birleştiren bu kullanım bilim iletişiminde yaygındır.
Alıştırma
perhaps the most significant findings ifadesi bu cümlede ne yapıyor?
- Bunların nesnel olarak önemli olan tek bulgular olduğunu kanıtlar.
- Bulguların yaşam süresiyle muhtemelen hiçbir bağlantısı olmadığını söyler.
- Bulguları ihtiyatlı biçimde muhtemelen en önemli bulgular olarak sunar ve daha ağır sonuçları olan bir konuya geçişi bildirir.
Cevabı göster
Bulguları ihtiyatlı biçimde muhtemelen en önemli bulgular olarak sunar ve daha ağır sonuçları olan bir konuya geçişi bildirir.
relate directly to: doğrudan ilişkili olmak
Relate directly to, bulgular ile yaşam süreniz arasında bağlantı kurar; bulguların ne kadar uzun yaşayacağınızla açık ve yakın bir bağlantısı ya da ilgisi olduğunu belirtir. Yapı relate + directly + to + isim öbeği biçimindedir. Burada relate to bir ilişki veya ilgi bildirir. Directly bulunsa bile ifade tek başına bir şeyin diğerine neden olduğunu kanıtlamaz; nedensel bir iddia için ek kanıt gerekir.
Alıştırma
Bir rapor yakın bağlantı gösteriyor ancak nedensellik ortaya koymuyor. Hangi cümle en doğru iddiayı ifade eder?
- Reduced study time causes the lower scores.
- The lower scores result from reduced study time.
- The lower scores relate directly to reduced study time.
Cevabı göster
The lower scores relate directly to reduced study time.
Not only is there a documented correlation between TV viewing time Kalıp ifadeler
1:54Televizyon izleme süresiyle
and risk for diabetes and heart disease,
1:58diyabet ve kalp hastalığı riski arasında belgelenmiş bir ilişki olmasının yanı sıra,
multiple studies have found a correlation between TV viewing time
2:02birçok çalışma televizyon izleme süresiyle
correlation between A and B: A ile B arasındaki korelasyon
Araştırma yazılarında kullanılan kalıp correlation between A and B şeklindedir. Bu kalıp iki değişken arasındaki istatistiksel ilişkiyi belirtir. Burada A televizyon izleme süresi, B ise diyabet ve kalp hastalığı riskidir. Korelasyon, değişkenlerin gözlemlenen bir biçimde birlikte değiştiğini veya birbiriyle ilişkili olduğunu gösterir. Tek başına televizyon izlemenin bu sağlık risklerine yol açtığını kanıtlamaz. İki tarafı belirtirken between ... and ... yapısını eksiksiz kullanmak gerekir.
Alıştırma
Cümleyi correlation ismi ve iki değişkenden önce kullanılan edatla tamamlayın: Researchers found a ____ sleep duration and memory performance.
Cevabı göster
correlation between
as shocking as it may be: şok edici olsa da
Baştaki as + adjective + as + subject + may be kalıbı burada ödünleme anlamı taşır. As shocking as it may be, “şok edici olsa da” veya “kulağa şok edici gelse bile” demektir. Konuşan kişi önce dinleyicinin muhtemel tepkisini kabul eder, ardından beklentilere ters düşebilecek bir iddia sunar. Bu, as ... as yapısındaki sıradan eşitlik karşılaştırması değildir; yalnızca tek bir durum anlatılır.
Alıştırma
Bu cümledeki başlangıç yan cümlesi ne anlama gelir? As unlikely as it may seem, Maya solved the puzzle first.
- Konuşan kişi Maya'nın bulmacayı çözüp çözmediğini bilmiyor.
- Maya'nın çözümü başka birinin çözümü kadar olasılık dışıdır.
- Pek olası görünmeyebilir ama bulmacayı gerçekten ilk çözen Maya oldu.
Cevabı göster
Pek olası görünmeyebilir ama bulmacayı gerçekten ilk çözen Maya oldu.
Genel ölüm sonucu olarak all causes of death
Bu araştırma cümlesinde “all causes of death”, herhangi bir nedenden kaynaklanan ölümlerin tek bir genel sonuç olarak birlikte değerlendirilmesi anlamına gelir. Olası bütün nedenlerin aynı kişiyi etkilediği veya tek bir ölüme birlikte yol açtığı anlamına gelmez. Resmî epidemiyoloji dilinde kullanılan kısa ve yaygın terim “all-cause mortality”dir. Temel anlam, nedenin sınırlandırılmamasıdır: çalışma, belirli neden ne olursa olsun ölüm gerçekleşip gerçekleşmediğini sayar.
Alıştırma
Cümlede “all causes of death” ne anlama gelir?
- Yalnızca televizyon izlemenin doğrudan neden olduğu ölümler
- Olası bütün hastalıkların aynı anda neden olduğu tek bir ölüm
- Herhangi bir nedenden ölümün genel bir sonuç olarak sayılması
Cevabı göster
Herhangi bir nedenden ölümün genel bir sonuç olarak sayılması
One study concluded that every hour spent in front of the TV Dilbilgisi
2:08Bir araştırma, televizyon karşısında geçirilen her saatin
may cut as much as 22 minutes off your life. Notlar
2:11ömrünüzü 22 dakikaya kadar kısaltabileceği sonucuna vardı.
Kısaltılmış edilgen ilgi tümceciği olarak every hour spent ...
“Every hour spent in front of the TV” ifadesinde “spent”, “hour” sözcüğünden sonra yer alan bir geçmiş zaman ortacıdır. Kısaltılmış edilgen bir ilgi tümceciği oluşturur: “every hour that is spent in front of the TV”. Saat eyleme maruz kaldığı için edilgen biçim gerekir: kişi o saati harcar. “Spent” cümlenin temel geçmiş zaman fiili değildir; temel fiil “may cut”tır. Bu yapı, birinin kullandığı zamanı, parayı, kaynakları veya başka şeyleri kısa ve öz biçimde niteler.
Alıştırma
Kısaltılmış ilgi tümceciğini “spend” fiilinin geçmiş zaman ortacıyla tamamlayın: Every hour ____ on unnecessary meetings is an hour we cannot use for focused work.
Cevabı göster
spent
cut ... off your life: beklenen yaşam süresini kısaltmak
Bu cümlede cut ... off your life, bir şeyi fiziksel olarak kesmek değil, “ömrünüzü kısaltmak” anlamına gelir. cut ile off arasındaki miktar, tahmin edilen kısalmayı belirtir; burada bu miktar 22 dakikaya kadardır. İddia tek bir araştırmaya dayandırıldığı ve may kullanıldığı için istatistiksel bir tahmini veya olası ilişkiyi anlatır; her bireyin ömründen kesinlikle aynı sürenin eksileceğini söylemez.
Alıştırma
Tahmini azalma olarak ten years kullanıp vurgulanan kalıpla cümleyi tamamlayın: The report warns that heavy smoking could ____ your life.
Cevabı göster
cut ten years off
as much as + miktar: vurgulanan üst sınır
Burada as much as + miktar, “... kadar” veya “en fazla” anlamına gelir. 22 dakikanın olası ve dikkat çekici derecede yüksek bir üst sınır olduğunu vurgular. Etkinin her zaman tam olarak 22 dakika olduğu anlamına gelmez. Bu kullanım, as tall as örneğindeki as ... as karşılaştırma kalıbı değildir; much, miktar bildiren as much as ifadesinin bir parçasıdır.
Alıştırma
Olası üst maliyetin $5,000 olduğunu vurgulamak için cümleyi öne çıkarılan ifadeyle tamamlayın: Repairs could cost ____ $5,000.
Cevabı göster
as much as
Of course, correlation does not equal causation, Notlar
2:14Elbette korelasyon, nedensellik anlamına gelmez,
Sınırlama işareti olarak Of course
Buradaki “Of course” yalnızca “elbette” ya da “kesinlikle” anlamına gelmez. Konuşmacının az önce sözünü ettiği dikkat çekici korelasyonlara gerekli bir sınırlama eklemek üzere olduğunu gösterir. Bir söylem işaretleyicisi olarak dinleyiciyi güçlü bir sonuç düşündürebilecek kanıtlardan, bu sonuca getirilen daha temkinli bir sınıra yöneltir. Bir çekinceden önce kullanıldığında “bu önemli sınırlama da kabul edilmelidir” anlamına gelebilir.
Alıştırma
Bu cümlede “Of course” nasıl bir işlev görür?
- Bildirilen ilişkinin nedensel olduğunu kanıtlar.
- Konuyu ilgisiz bir gerçeğe değiştirir.
- Önceki kanıtlara gerekli bir sınırlama getirir.
Cevabı göster
Önceki kanıtlara gerekli bir sınırlama getirir.
Correlation does not equal causation: korelasyon nedensellik değildir
“Correlation does not equal causation”, iki şeyin birlikte gerçekleşmesinin veya değişmesinin tek başına birinin diğerine neden olduğunu göstermediği anlamına gelir. Üçüncü bir etken ikisini de etkileyebilir, etkinin yönü belirsiz olabilir ya da örüntü tesadüfen ortaya çıkmış olabilir. Bu ifade korelasyondan çıkarılabilecek sonucu sınırlar; korelasyonun varlığını inkâr etmez.
Alıştırma
Bir araştırma, açık havada daha çok zaman geçiren çocukların daha iyi uyuduklarını bildirdiğini buluyor. Hangi sonuç “correlation does not equal causation” ilkesine uygundur?
- Açık havada daha fazla zaman geçirmek daha iyi uykuyla ilişkilidir, ancak çalışma tek başına bunun daha iyi uykuya neden olduğunu kanıtlamaz.
- Açık havada daha fazla zaman geçirmek kesinlikle daha iyi uykuya neden olur.
- Çalışma, açık havada geçirilen zaman ile uykunun ilişkisiz olduğunu kanıtlar.
Cevabı göster
Açık havada daha fazla zaman geçirmek daha iyi uykuyla ilişkilidir, ancak çalışma tek başına bunun daha iyi uykuya neden olduğunu kanıtlamaz.
if consumed in moderation like anything else. Notlar
2:19diğer her şeyde olduğu gibi onu da ölçülü izlerseniz.
Televizyonla sağlıklı bir ilişki kurmak
Burada have a healthy relationship with TV, televizyonu dengeli ve kontrollü biçimde kullanmak demektir. Relationship, bir şeyle ilgili uzun vadeli alışkanlıkları anlatan bir benzetmedir; arkadaşlık veya romantik ilişki anlamına gelmez. have a healthy relationship with + nesne veya etkinlik kalıbı, o şeyin hayatı ele geçirmesine izin vermeden sağlıklı alışkanlıklar sürdürmeyi anlatabilir.
Alıştırma
Hangi durum birinin televizyonla sağlıklı bir ilişki kurduğunu en iyi gösterir?
- Uyuması gerektiğinde bile izlemeye devam eder.
- Televizyonun gerçekten yakın bir arkadaşı olduğuna inanır.
- Bir program izler, sonra televizyonu kapatıp dışarı çıkar.
Cevabı göster
Bir program izler, sonra televizyonu kapatıp dışarı çıkar.
If consumed in moderation: kısaltılmış edilgen koşul
if consumed in moderation ifadesinde amaçlanan tam koşul cümlesi if TV is consumed in moderation biçimindedir. TV is sözcükleri çıkarılmıştır; bu yüzden consumed, basit geçmiş zaman fiili değil, kısaltılmış edilgen koşuldaki bir geçmiş zaman ortacıdır. Dikkatle kurulmuş bir kısaltılmış yan cümlede, anlaşılan özne normalde ana cümlenin öznesiyle aynıdır. Burada ana cümlenin öznesi you olduğu için kısaltma dil bilgisi açısından tam değildir. TV anlamı açık kılsa da resmî yazıda if TV is consumed in moderation veya if you watch TV in moderation kullanılmalıdır.
Alıştırma
Cümleyi "if the medicine is stored in a cool place" ifadesinin kısaltılmış edilgen biçimiyle tamamlayın: ____, the medicine stays effective longer.
Cevabı göster
If stored in a cool place
in moderation: sınırlı ve dengeli bir miktarda
“In moderation”, “makul ve sınırlı bir miktarda, yani aşırıya kaçmadan” demektir. Burada televizyon izleme miktarını sınırlar; dolayısıyla cümle televizyondan tamamen kaçınmayı değil, dengeli izlemeyi destekler. Kalıp do/use/eat/watch something in moderation şeklindedir. Genel bir ifadeyi miktar veya sıklıkla ilgili bir tavsiyeye dönüştürür.
Alıştırma
“Sınırlı ve dengeli bir miktarda” anlamına gelen kalıpla tavsiyeyi tamamlayın: You can enjoy video games ____ and still make time for other activities.
Cevabı göster
in moderation
is the physical inactivity associated with prolonged TV watching. Kalıp ifadeler
2:24uzun süre televizyon izlemeye eşlik eden fiziksel hareketsizlik yatıyor.
At the root ... is ...: öne alınmış tümleç ve devrik yapı
“At the root of many of these claims” öbeği cümlenin başına taşınmıştır. Bu, öne alınmış bir tümleçtir. Cümle bu öbekle başladığında “is”, gerçek özne olan “the physical inactivity associated with prolonged TV watching” ifadesinden önce gelir. Nötr sıra şöyledir: “The physical inactivity associated with prolonged TV watching is at the root of many of these claims.” at öbeğini öne almak, nedeni veya kaynağı başlangıç noktası yapar. Tekil “is” fiili “claims” ile değil, tekil temel sözcük “inactivity” ile uyumludur.
Alıştırma
Hangi cümle öne alınmış bir at öbeğini doğru kullanır ve fiili daha sonra gelen tekil özneyle uyumlu hâle getirir?
- At the heart of the delay are a missing permit.
- At the heart of the delay is a missing permit.
- A missing permit at the heart of the delay is.
Cevabı göster
At the heart of the delay is a missing permit.
At the root of: altta yatan nedeni belirtmek
At the root of, “bir şeyin arkasındaki temel neden veya kaynak olarak” anlamına gelir. Burada fiziksel hareketsizliği birçok iddianın altında yatan neden olarak gösterir. Cümle önce At the root of many of these claims bölümünü verir, ardından nedeni belirtmeden önce is kullanır. Daha doğrudan bir söz dizimi şöyle olurdu: Physical inactivity is at the root of many of these claims.
Alıştırma
Cümleyi “altta yatan neden” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: A simple mix-up was ____ our late start.
Cevabı göster
at the root of
associated with: kendiliğinden nedensellik içermeyen bağlantı
Associated with, “bağlantılı” veya “sıklıkla birlikte görülen” anlamına gelir. Burada fiziksel hareketsizlik ile uzun süre televizyon izleme arasında bağlantı kurar. Bu ifade tek başına bir şeyin diğerine neden olduğunu söylemez. associated with, physical inactivity ifadesinden sonra gelerek hangi fiziksel hareketsizlikten söz edildiğini açıklayan bir öbek oluşturur.
Alıştırma
Bir araştırma, yetersiz uyku ile yüksek stresin sıklıkla birlikte görüldüğünü buluyor ancak birinin diğerine neden olduğunu kanıtlamıyor. Hangi cümle en doğrudur?
- Poor sleep is caused by high stress.
- Poor sleep is associated with high stress.
- Poor sleep always creates high stress.
Cevabı göster
Poor sleep is associated with high stress.
Ultimately: nihai ana sonucu sunmak
Ultimately, önceki olgular ve sınırlamalar değerlendirildikten sonra konuşanın vardığı nihai ve en önemli sonucu sunar. Burada ardından gelen kısmın hatırlanması gereken ana fikir olduğunu bildirir. Argümanı düzenler: önceki ayrıntılar bu son yargıyı destekler. Bu cümlede yalnızca bir şeyin zaman bakımından daha sonra olduğunu değil, “her şey göz önüne alındığında” anlamını taşır.
Alıştırma
Ultimately bu cümlede hangi görevi yapıyor: 'Ultimately, we chose the blue bike after comparing every option.'?
- Bir dizi talimatın ilk adımını belirtir.
- Seçimin uzun bir gecikmeden sonra yapıldığını gösterir.
- Ayrıntılar değerlendirildikten sonra nihai sonucu sunar.
Cevabı göster
Ayrıntılar değerlendirildikten sonra nihai sonucu sunar.
the more you move, the more you live: birbirine bağlı iki değişim
the + comparative..., the + comparative... biçimindeki eşleşmiş yapı iki değişimi birbirine bağlar. İlk bölüm değişen bir ölçüyü ortaya koyar, ikinci bölüm ise onunla birlikte neyin değiştiğini gösterir. Burada hareket arttıkça yaşamın süresinin veya doluluğunun da arttığı anlatılır. Bu yapıda iki the de isimlerin önüne gelen sıradan tanımlıklar değil, dil bilgisi işaretleridir. Buradaki live ayrıca iki düşünceyi birlikte taşır: daha uzun süre hayatta kalmak ve daha enerjik yaşamak.
Alıştırma
Eşleşmiş karşılaştırma yapısını tamamlayın. Her boşluğa bir sözcük yazın: ____ more you practice, ____ easier the song becomes.
Cevabı göster
The · the
Be sure to check out our newest videos by clicking the screen
2:30Ekrana tıklayarak en yeni videolarımıza mutlaka göz atın
and subscribe for more weekly science videos every Thursday.
2:34ve her perşembe yayımlanan yeni bilim videoları için abone olun.