İşte 200 Kalori: İngilizce çalışma notları

AsapSCIENCE

Öğrenme zorluğu
578 kelime 202 kel/dk

Video özeti: Bu karşılaştırma meyve, peynir, içecek, öğün ve atıştırmalıklardaki 200 kalorilik porsiyonları gösterir ve kalorinin tek başına besin değerini belirlemediğini açıklar. İngilizce noktaları: 1. have you ever stopped to think about — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: ever içeren bu soruyla bir varsayımı yeniden düşündürün; amaç yalnızca bilgi istemek değildir. 2. calorie dense, — Sözcük anlamı ve kullanım: küçük bir porsiyon çok kalori içerebilir; bu doğrudan besleyici veya sağlıksız demek değildir. 3. the be-all and end-all, — Deyimler ve mecazlı ifadeler: özellikle isn't sonrasında “önemli olan tek şey” anlamını tanıyın ve bir ölçütün yararlı ama belirleyici olmadığını söyleyin.

Bu derste

We're all told to eat healthy and be aware of our calorie intake through the day, Notlar

0:00

Hepimize sağlıklı beslenmemiz ve gün boyunca aldığımız kalorilere dikkat etmemiz söyleniyor,

Kalıp ifadeler

be aware of kalıbı

Be aware of, bir şeyin var olduğunu veya gerçekleştiğini bilmek ve onu akılda tutmak anlamına gelir. Bu cümledeki tavsiye yalnızca kalorinin ne olduğunu bilmek değil, gün boyunca kaç kalori alındığına dikkat etmektir. Aware burada bir sıfattır; bu yüzden kalıp be + aware + of + isim veya -ing biçimidir: be aware of the rule; be aware of spending too much. Of edatı bu kalıbın bir parçasıdır.

Alıştırma

'Fark edip akılda tutmak' anlamındaki sabit kalıpla uyarıyı tamamlayın: Be ____ the icy steps.

Cevabı göster

aware of

Kelime

calorie intake isim öbeği

Calorie intake, bir kişinin belirli bir süre boyunca yiyeceklerden aldığı toplam enerji miktarıdır. Bu cümlede söz konusu süre bir gündür. Tek bir yeme eylemini değil, biriken miktarı anlatır. Intake, vücuda alınan miktar anlamındaki bir isimdir. Calorie intake birleşik isminde calorie neyin ölçüldüğünü belirtir; bu nedenle daily, total ve recommended gibi niteleyiciler sık kullanılır.

Alıştırma

Dersteki iki sözcüklü isim öbeğini kullanın. Bir diyetisyen her gün tüketilen toplam gıda enerjisini öğrenmek istiyor: Please record your daily ____ for one week.

Cevabı göster

calorie intake

but have you ever stopped to think about what those calories look like? Dilbilgisi

0:03

ama bu kalorilerin gerçekte neye benzediğini hiç durup düşündünüz mü?

Dilbilgisi

Hiç durup ... hakkında düşündünüz mü?

Have you ever + geçmiş zaman ortacı, geçmişten şimdiye kadar bir şeyin herhangi bir zamanda yaşanıp yaşanmadığını sorar. Burada stopped, stop fiilinin geçmiş zaman ortacıdır; bu nedenle soru belirli bir geçmiş zamana bağlı değildir. Stop to think about, bir şeyi değerlendirmek için yapmakta olduğunuz işe ara vermek demektir. Bu tür bir soruda konuşan kişi yalnızca evet ya da hayır cevabı istemez; yeni bir düşünceyi sunmadan önce dinleyiciyi düşünmeye davet eder.

Alıştırma

“Değerlendirmek için durdu” anlamındaki hedef ifadeyle düşünme sorusunu tamamlayın: Have you ever ____ how much water you use each day?

Cevabı göster

stopped to think about

For example,

0:07

Örneğin,

this is 200 calories worth of apple. Dilbilgisi

0:07

işte 200 kaloriye denk gelen elma miktarı.

Dilbilgisi

200 kalorilik elma miktarı

Miktar + worth of + isim yapısı, bir şeyin miktarını belirtilen başka bir ölçüyle açıklar. Burada ölçü 200 calories, ölçülen yiyecek ise apple olduğundan ifade, 200 kalori içeren bir miktar elma anlamına gelir. Worth burada elmayı övmez veya bir şeyi hak ettiğini söylemez. Worth of ifadesinden önce para, zaman, enerji ya da erzak miktarı gibi ölçüler kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi zamanla ölçülen bir miktarı belirten iki sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın: The emergency box contains three days' ____ food.

Cevabı göster

worth of

On the other hand, Anlatım akışı

0:10

Öte yandan,

if we take 200 calories of cheese,

0:11

200 kalorilik peynir alırsak,

it doesn't look quite the same in terms of volume. Kalıp ifadeler

0:13

hacim açısından hiç de aynı görünmüyor.

Anlatım akışı

Karşıt ikinci yönü tanıtmak için On the other hand,

On the other hand, konuşmacının farklı ya da karşıt bir yönü ele alacağını gösterir. Burada, ikisi de 200 kaloriyi temsil etse de elma örneğinden peynir örneğine geçiş yapar. Bu ifade iki fikir arasındaki bağlantıyı düzenler; gerçek bir elden söz etmez. İkinci fikir farklı olabilir, fakat bu durum ilk fikrin yanlış olduğunu göstermez.

Alıştırma

İlk gerçeğin yanlış olduğunu söylemeden karşıt ikinci bir gerçeği en iyi hangi bağlaç sunar? The library is small. _____, it has many useful books.

  1. For example
  2. On the contrary
  3. On the other hand
Cevabı göster

On the other hand

Kalıp ifadeler

in terms of volume: karşılaştırmayı tek bir boyutla sınırlamak

In terms of volume, karşılaştırmayı tek bir ölçütle sınırlar: yiyeceğin ne kadar yer kapladığı. Hacim ölçüt alındığında parçaların aynı görünmediğini söyler; her yönden farklı olduklarını iddia etmez. Başka durumlarda da kullanılabilen yapı in terms of + isim veya isim grubudur: in terms of price, in terms of time, in terms of safety. Değerlendirdiğiniz belirli yönü belirtmek için kullanın.

Alıştırma

Tek bir karşılaştırma boyutunu belirten dersteki ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: The two plans are similar in price but different ____ flexibility.

Cevabı göster

in terms of

Throw 200 calories of wine into the mix for a nice wine and cheese Deyimler

0:16

Güzel bir şarap-peynir ikilisi için yanına 200 kalorilik şarap da ekleyin,

and you have three very different looking versions of 200 calories.

0:19

karşınızda birbirinden çok farklı görünen üç ayrı 200 kalorilik seçenek olur.

Deyimler

Throw ... into the mix: yeni bir etken eklemek

“Throw 200 calories of wine into the mix” cümlesinde throw ... into the mix mecaz anlamda kullanılır. “200 kalorilik şarabı karşılaştırmaya başka bir etken veya seçenek olarak eklemek” demektir; fiziksel olarak bir şeyi fırlatma ya da karıştırma söz konusu değildir. Başka durumlara aktarılabilen kalıp throw X into the mix şeklindedir: X’i mevcut bir duruma, plana, tartışmaya veya seçenekler grubuna dahil etmek ve böylece sonucun değişebileceğini göstermek. Burada şarap, karşılaştırılan üçüncü öğe olur.

Alıştırma

Cümleyi throw ... into the mix ile tamamlayın: We have compared price and speed; now ____ safety ____.

Cevabı göster

throw · into the mix

Now compare that wine to beer or rum Kalıp ifadeler

0:23

Şimdi bu şarabı bira veya romla karşılaştırın

and you have three very different party nights for your stomach.

0:26

ve mideniz birbirinden çok farklı üç parti gecesi yaşar.

Kalıp ifadeler

Compare A to B: o şarabı bira veya romla karşılaştırmak

Compare that wine to beer or rum, compare A to B yapısını izler. That wine A’dır; beer or rum ise karşılaştırma noktasını sağlar. Yönerge, dinleyiciden şarabı aynı ölçütü kullanarak bu diğer içeceklerle birlikte incelemesini ister. Bağlamdaki ölçüt, 200 kalorilik bir miktarın nasıl göründüğüdür. To, karşılaştırmada kullanılan öğeyi tanıtır; burada hareket veya varış noktası bildirmez. Yan yana analiz için compare A with B de yaygındır ve modern İngilizce bu tür cümlelerde çoğu zaman iki edata da izin verir.

Alıştırma

Cümleyi compare A to B ile tamamlayın: To choose the cheaper service, ____ the monthly cost of Plan A ____ the monthly cost of Plan B.

Cevabı göster

compare · to

Or how about the eggs you had for breakfast? Ton ve niyet

0:29

Peki ya kahvaltıda yediğiniz yumurtalar?

Ton ve niyet

how about: başka bir örnek sunmak

Bu cümlede how about, yumurtaları dinleyicinin düşünmesi gereken bir sonraki örnek olarak sunar. Yumurtaların nasıl pişirildiğini sormaz. how about + isim öbeği yapısı, bir liste veya konuşmadaki başka bir öğeye dikkat çekebilir. Başka bağlamlarda öneri sunmak için de kullanılabilir; hangi işlevin kastedildiğini çevresindeki cümle belirler.

Alıştırma

“We have looked at the bus schedule. How about the train?” cümlesinde how about ne yapar?

  1. Trenin otobüsten farklı olduğunu söyler.
  2. Treni sırada değerlendirilecek şey olarak sunar.
  3. Bir trenin nasıl inşa edildiğini sorar.
Cevabı göster

Treni sırada değerlendirilecek şey olarak sunar.

Compare that to 200 calories of sweet cereal you had the other day Kalıp ifadeler

0:31

Onları geçen gün yediğiniz 200 kalorilik şekerli kahvaltılık gevrekle

or even some oatmeal and they're bound to seem a bit different.

0:34

hatta biraz yulaf ezmesiyle karşılaştırdığınızda, epey farklı görünecekleri kesin.

Kalıp ifadeler

the other day: yakın geçmişte belirtilmeyen bir gün

The other day, tam olarak hangi gün olduğunu belirtmeden yakın geçmişteki bir günü anlatır. Burada gevrek yeme olayını gündelik bir şekilde dinleyicinin yakın zamandaki deneyimleri arasına yerleştirir. Bu, kalıplaşmış bir zaman ifadesidir: other iki gün arasında seçim yapıldığı anlamına gelmez ve ifade mutlaka dün demek değildir.

Alıştırma

Konuşan kişi yakın geçmişteki, tarihi belirtilmeyen bir günü kastediyorsa cümleyi hangi ifade tamamlar? “I found this shell on the beach ___.”

  1. another day
  2. the other day
  3. the next day
Cevabı göster

the other day

But if you had gotten a sausage and egg breakfast sandwich, Dilbilgisi

0:38

Ama kahvaltıda sosisli ve yumurtalı bir sandviç alsaydınız,

you'd be looking at even less.

0:40

karşınızda daha da az bir miktar olurdu.

Dilbilgisi

If you had gotten ... you'd be looking: geçmiş seçim ve şimdiki sonuç

if yan cümlesindeki had gotten, gerçeğe aykırı bir geçmiş seçimi belirtir: kişi o sandviçi almamıştır. You'd be looking, you would be looking anlamına gelir. Sonucu şu anda görülebilen veya şu anla ilgili bir durum olarak sunar. Yapının bütünü, gerçekleşmemiş bir geçmiş seçimi güncel bir sonuca bağlar: If + had + geçmiş zaman ortacı, ... would be + -ing.

Alıştırma

Karma zamanlı gerçek dışı koşul cümlesini take ve look kullanarak tamamlayın: You drove inland, so you cannot see the coast now. If you ____ the coastal road, you ____ at the ocean now.

Cevabı göster

had taken · would be looking

Broccoli?

0:42

Brokoli?

You may be surprised by the amount you can eat before you hit 200 calories. Kelime

0:43

200 kaloriye ulaşana kadar ne kadar çok yiyebileceğinize şaşırabilirsiniz.

Kelime

Hit 200 calories: sayısal bir eşiğe ulaşmak

Buradaki hit, belirtilen sayısal bir eşiğe ulaşmak anlamına gelir. Kalori toplamı 200 olana kadar sayılmaktadır; herhangi bir şeye fiziksel olarak vurulmamaktadır. Aktarılabilir hit + sayı/seviye/sınır yapısında nesne, bir toplamın veya ölçümün ulaştığı noktayı belirtir.

Alıştırma

Örnekte “hit 200 calories” ne anlama geliyor?

  1. Toplam 200 kalori seviyesine ulaşır.
  2. Toplam 200 kalori seviyesini aşar.
  3. Bir şey yiyeceğe fiziksel olarak vurur.
Cevabı göster

Toplam 200 kalori seviyesine ulaşır.

Not to mention this stuff is packed with nutrients and a great source of fiber. Notlar

0:46

Üstelik besin değeri çok yüksektir ve harika bir lif kaynağıdır.

Anlatım akışı

Not to mention: daha güçlü bir destekleyici nokta eklemek

Not to mention, daha önce söylenmiş bir noktayı güçlendiren ek bir nokta sunar. Burada brokolinin bir avantajı verildikten sonra, besin maddeleri ve lif içermesi başka önemli bir neden olarak eklenir. Sözcük anlamı öyle görünse de sonraki noktanın söylenmeyeceği anlamına gelmez. Konuşan kişi o noktayı gerçekten söyler ve ayrıca vurgular; böylece bilgiler düz bir liste oluşturmaktan çok giderek güçlenir.

Alıştırma

Cümleyi güçlü bir destekleyici neden daha ekleyen ifadeyle tamamlayın: The library is free and close to home, ____ it stays open late.

Cevabı göster

not to mention

Kalıp ifadeler

packed with nutrients: çok miktarda besin maddesi içermek

Packed with nutrients, çok miktarda besin maddesi içermek anlamına gelir. Bu cümlede packed mecazidir; brokoli bir kabın içine yerleştirilmiyor. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp be packed with + isim şeklindedir. Bolluğu vurgular ve yiyecekleri, bilgileri, özellikleri, insanları ya da başka şeyleri tanımlayabilir.

Alıştırma

Cümleyi çok miktarda içermek anlamına gelen iki kelimelik İngilizce ifadeyle tamamlayın: The guide is ____ useful tips for first-time visitors.

Cevabı göster

packed with

Kalıp ifadeler

a great source of fiber: harika bir lif kaynağı

A great source of fiber, yiyeceğin önemli miktarda besin lifi sağladığı anlamına gelir. a source of + isim kalıbı, bir şeyi başka bir şeyin sağlayıcısı veya kaynağı olarak tanımlar; yiyeceğin tamamen liften yapıldığı anlamına gelmez. Bir kaynağın ne kadar yararlı olduğunu değerlendirmek için a/an + sıfat + source of + isim kalıbı kullanılabilir; a reliable source of information ve a clean source of energy buna örnektir.

Alıştırma

Cümleyi “bol miktarda besin lifi sağlar” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: Beans are ____.

Cevabı göster

a great source of fiber

A slice of pizza?

0:50

Bir dilim pizza?

Less than a slice if it has pepperoni on it.

0:51

Üzerinde pepperoni varsa bir dilim bile değil.

And what about the classic Big Mac? Kültür

0:54

Peki ya klasik Big Mac?

Try a 200 calorie Small Mac.

0:56

200 kalorilik bir Small Mac deneyin.

Kültür

Big Mac ... Small Mac kelime oyunu

Big Mac, McDonald's hamburgerlerinden birinin sabit adıdır; dolayısıyla Big, bu adın içinde normalde değiştirilebilen basit bir boyut sıfatı değildir. Anlatıcı bu an için Small Mac ifadesini uydurur ve Big yerine Small kullanarak 200 kalorilik küçücük porsiyonla eğlenceli bir karşıtlık oluşturur. Bu, marka adıyla yapılan bir kelime oyunu kalıbıdır: Konuşan kişi, tanıdık bir adın kolayca fark edilen bir bölümünü değiştirerek dinleyicinin hem asıl adı hem de yeni şakayı fark etmesini sağlar. Buradaki Small Mac, resmî bir menü ürününün varlığına kanıt değildir.

Alıştırma

Bu bağlamda Small Mac ne anlama geliyor?

  1. Tanıdık ürün adı değiştirilerek küçücük bir porsiyon için uydurulan şakacı bir ad
  2. McDonald's'ın kesinlikle sattığı resmî bir menü ürünü
  3. Her Big Mac'in fiziksel olarak küçük olduğu iddiası
Cevabı göster

Tanıdık ürün adı değiştirilerek küçücük bir porsiyon için uydurulan şakacı bir ad

And since calories are simply units of energy, Dilbilgisi

0:59

Kaloriler yalnızca enerji birimleri olduğundan,

with the calories of 217 Big Macs, Anlatım akışı

1:01

217 Big Mac'teki kaloriyle

you could drive your car 35 km.

1:03

arabanızla 35 km yol gidebilirsiniz.

Dilbilgisi

Because anlamındaki neden bildiren since

Burada since, “çünkü” anlamına gelir. since calories are simply units of energy yan cümlesi, ardından gelen sonucun nedenini açıklar. Bu kullanımı zaman anlamından ayırmak için since ile başlayan cümlenin “neden?” sorusuna mı, yoksa “ne zamandan beri?” sorusuna mı cevap verdiğine bakın. Burada bir zaman değil, neden belirtilir.

Alıştırma

“Since the museum is closed, we'll come back tomorrow,” cümlesinde since ne anlama gelir?

  1. Müze kapalı olmasına rağmen
  2. Müze kapalı olduğu için
  3. Müzenin kapandığı zamandan beri
Cevabı göster

Müze kapalı olduğu için

Anlatım akışı

Somut bir karşılaştırma için with ... you could ... kullanımı

Bu cümle, yiyeceklerdeki soyut bir enerji miktarını tanıdık bir sonuca dönüştürür: bir arabanın ne kadar uzağa gidebileceği. Baştaki with öbeği kullanılabilir miktarı belirtir, ana cümle ise karşılaştırmanın sonucunu verir. Burada with, “o miktarda enerjiyi kullanarak veya o enerjiye sahip olarak” anlamına gelir; could ise karşılaştırmadaki teorik sonucu belirtir. Cümle, Big Mac'lerin yakıt olarak doğrudan arabaya konabileceğini söylemez.

Alıştırma

Karşılaştırmayı with + resource, ... could + result yapısıyla tamamlayın: ____ one full battery, you ____ run the lamp for ten hours.

Cevabı göster

With · could

So wait, what is a calorie? Anlatım akışı

1:06

Bir dakika, kalori nedir?

Anlatım akışı

“So wait, what is ...?” ile durup açıklama istemek

“So wait”, sürmekte olan açıklamayı kısa bir süre keser ve önemli bir öncülün atlandığını gösterir. Buradaki wait, söylemi düzenleyen bir işarettir; dinleyiciden gerçekten beklemesini veya bir eylemi ertelemesini isteyen bir talimat değildir. Ardından “what is a calorie?” sorusu açıklamanın yönünü örneklerden tanıma çevirir. Başka durumlara aktarılabilecek hareket; akışı durdurmak, eksik kavramı belirlemek ve devam etmeden önce açıklama istemektir.

Alıştırma

Bir sunucu “carbon footprint” terimini birkaç kez kullandı ancak tanımlamadı. Hangi cümle açıklamayı en doğal biçimde durdurup açıklama istemeyi başlatır?

  1. Please wait until the next section.
  2. So, the carbon footprint was large.
  3. So wait, what is a carbon footprint?
Cevabı göster

So wait, what is a carbon footprint?

Specifically,

1:08

Daha açık olmak gerekirse,

a calorie is the amount of energy or heat it takes to raise the temperature of 1 g of water by 1 ° C. Notlar

1:09

bir kalori, 1 g suyun sıcaklığını 1 °C artırmak için gereken enerji veya ısı miktarıdır.

Kültür

“a calorie”: küçük kalori tanımı ve gıdalardaki Calorie

Bu cümlede “a calorie”, küçük bilimsel kalori birimidir: yaklaşık olarak 1 gram suyun sıcaklığını 1 santigrat derece yükseltmek için gereken enerjiyi ifade eder. Gıda etiketlerinde “Calorie” genellikle kilokalori anlamına gelir. Bir besin Calorie’si 1 kilokaloriye, yani 1.000 küçük kaloriye eşittir. Bu nedenle gıdalardaki enerji değerleri küçük birimin sayısı olarak okunmamalıdır.

Alıştırma

Bir gıda etiketinde “200 Calories.” yazıyor. Bu genellikle ne anlama gelir?

  1. Genellikle 200 küçük kalori anlamına gelir.
  2. Genellikle 200 kilokalori veya 200.000 küçük kalori anlamına gelir.
  3. 200 gram su anlamına gelir.
Cevabı göster

Genellikle 200 kilokalori veya 200.000 küçük kalori anlamına gelir.

Kalıp ifadeler

raise the temperature by 1 °C: sıcaklığı 1 °C artırmak

raise + nesne + by + miktar kalıbı, ölçülebilen bir değerin belirtilen miktar kadar artmasına neden olmak demektir. Bu cümlede nesne 1 g suyun sıcaklığıdır ve 1 °C son sıcaklığı değil, artış miktarını gösterir. by ile başlayan bölüm, başlangıç ve bitiş değerleri arasındaki farkı belirtir. Başlangıç sıcaklığının söylenmesi şart değildir.

Alıştırma

Cümleyi değişim miktarını belirten sözcükle tamamlayın: The heater raised the water temperature ____ 5 degrees Celsius.

Cevabı göster

by

We need energy to survive

1:16

Hayatta kalmak için enerjiye ihtiyacımız var

and we get it from food.

1:17

ve bu enerjiyi yiyeceklerden alıyoruz.

Carbohydrates, protein, and fats are the building blocks of our food Deyimler

1:18

Karbonhidratlar, proteinler ve yağlar yiyeceklerimizin temel yapı taşlarıdır

Deyimler

building blocks of: bir şeyin temel yapı taşları

Building blocks of, daha büyük bir bütünün geliştiği veya oluşturulduğu temel parçaları ya da malzemeleri anlatan bir yapı metaforudur. Burada karbonhidratlar, proteinler ve yağlar gerçek bloklar olarak değil, yiyeceklerin temel bileşenleri olarak sunulur. Bu metafor, temel oluşturan bir rolü vurgular. Tek başına, adı geçen parçaların bütünün tek parçaları olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

'Letters are the building blocks of written words,' cümlesinde 'building blocks of' ne anlama gelir?

  1. Bir şeyin içinde saklanan oyuncak bloklar
  2. Bir şey tamamlandıktan sonraki nihai sonuç
  3. Birleşerek daha büyük bir şeyi oluşturan temel parçalar
Cevabı göster

Birleşerek daha büyük bir şeyi oluşturan temel parçalar

and each contribute a different amount of energy to our bodies. Kalıp ifadeler

1:21

ve her biri vücudumuza farklı miktarda enerji sağlar.

Kalıp ifadeler

contribute a different amount of energy to our bodies ifadesindeki yapı

contribute something to someone or something yapısında, sağlanan şey contribute fiilinin hemen ardından, alıcı veya varış noktası ise to sözcüğünden sonra gelir. Burada a different amount of energy her besin öğesinin sağladığı şeyi, our bodies ise alıcıyı belirtir. Bu yapıyı bir kişinin, şeyin veya etkenin daha büyük bir bütüne ne kattığını açıklamak için kullanabilirsiniz: X contributes Y to Z.

Alıştırma

Bir anket, bir rapor için yararlı kanıt sağlıyor. Bu anlamı hangi cümle ifade eder?

  1. The survey contributes to a change in the schedule.
  2. The survey contributes useful evidence to the report.
  3. The report contributes useful evidence to the survey team.
Cevabı göster

The survey contributes useful evidence to the report.

The average person needs somewhere between 2,000 to 2,700 calories a day, Dilbilgisi

1:24

Ortalama bir insanın günde 2.000 ila 2.700 kaloriye ihtiyacı vardır,

Dilbilgisi

somewhere between 2,000 to 2,700 ifadesindeki aralık yapısı

Burada somewhere bir yeri değil, “bir aralığın yaklaşık olarak içinde” olmayı ifade eder. Vurgulanan bölüm, aralık belirtmek için kullanılan iki standart yapıyı birbirine karıştırır. Dikkatli İngilizcede somewhere between 2,000 and 2,700 veya somewhere from 2,000 to 2,700 denir. between ile uç noktaları and kullanarak, from ile ise to kullanarak bağlayın.

Alıştırma

Standart aralık yapısını tamamlayın: The repair will cost somewhere between $200 ____ $300.

Cevabı göster

and

depending on factors like height, weight, gender, and age. Dilbilgisi

1:29

ancak bu miktar boy, kilo, cinsiyet ve yaş gibi etkenlere göre değişir.

Dilbilgisi

depending on factors like: bir aralığı koşullara bağlamak

depending on, daha önce belirtilen aralığı değiştirebilecek koşulları tanıtır. Kalori ihtiyacı herkes için geçerli tek ve sabit bir sayı değildir. factors like bu koşullara örnekler verir. Burada like, “sevmek” değil “gibi, örneğin” anlamındadır ve verilen liste mutlaka bütün etkenleri içermez.

Alıştırma

Yolculuk süresinin koşullara göre değişebileceğini gösteren ifadeyi seçin: “The trip may take one to three hours, ___ traffic and road conditions.”

  1. regardless of factors like
  2. depending on factors like
  3. despite factors like
Cevabı göster

depending on factors like

And some foods like peanut butter are calorie dense, Kelime

1:32

Fıstık ezmesi gibi bazı yiyeceklerin kalori yoğunluğu yüksektir,

Kelime

calorie dense: az miktarda çok kalori

Calorie dense, bir yiyeceğin nispeten az ağırlıkta veya hacimde çok sayıda kalori içermesi demektir. Bu cümlede fıstık ezmesi, çok büyük bir miktar tüketmeden hızla kalori sağlayabilen bir yiyecek örneğidir. Bu terim enerji yoğunluğunu anlatır, yiyeceğin genel kalitesini değil. Calorie dense bir yiyecek kendiliğinden besleyici, sağlıksız veya sağlıklı sayılmaz.

Alıştırma

“Nuts are calorie dense,” cümlesinde calorie dense ne anlama gelir?

  1. Vücudun ihtiyaç duyduğu bütün besinleri her zaman içerirler.
  2. Porsiyon büyük olmadığı sürece kalori içermezler.
  3. Nispeten az bir miktarda çok sayıda kalori içerirler.
Cevabı göster

Nispeten az bir miktarda çok sayıda kalori içerirler.

filling this requirement faster.

1:35

bu yüzden bu ihtiyacı daha hızlı karşılarlar.

Or that muffin you ate as a snack,

1:36

Ya da atıştırmalık olarak yediğiniz o muffin,

chances are its calorie content is higher than you thought. Dilbilgisi

1:38

kalori miktarı muhtemelen düşündüğünüzden daha yüksektir.

Dilbilgisi

Muhtemel bir sonuç için chances are + cümlecik

Chances are, konuşanın kesin olmamakla birlikte doğru olma ihtimalini çok yüksek gördüğü bir sonucu belirtir. Burada muffin’in dinleyicinin beklediğinden daha fazla kalori içerdiğine dair güçlü bir tahmin ifade eder. Ardından doğrudan tam bir cümlecik gelir: chances are + özne + fiil. Chances sabit olarak çoğul biçimdedir; that eklenebilir, ancak buradaki gibi atılması çok yaygındır.

Alıştırma

Cümleyi bu derste öğrendiğiniz, “çok muhtemel” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: ____ the bus will be crowded after the concert.

Cevabı göster

Chances are

And those irresistible Doritos,

1:41

Bir de karşı konulmaz Doritos cipsleri var,

don't lie, you ate the whole bag. Ton ve niyet

1:44

yalan söylemeyin, bütün paketi yediniz.

Ton ve niyet

Takılma amaçlı ara söz olarak don't lie

Don't lie biçim olarak bir emir cümlesidir, ancak burada takılma amaçlı bir ara söz olarak kullanılır. Anlatıcı, dinleyiciyi açık ve zararsız bir gerçeği saklarken yakalamış gibi davranır: paketin tamamını yemiştir. Bu kullanımda konuşan, karşısındaki kişinin dürüst olup olmadığını ciddi biçimde sorgulamaz. İfade, taklit edilen bir suçlama ve samimiyet katar; bu yüzden asıl etkisi ilişkiye, konuya ve şakacı söyleyişe bağlıdır.

Alıştırma

Yeni bir iş arkadaşı hassas bir hatayı açıklıyor. “Don't lie—you did it on purpose” diyerek şaka yapmak uygun olur mu?

  1. Hayır. Yeni bir iş arkadaşı ve hassas bir konu söz konusuyken ciddi bir suçlama gibi duyulabilir.
  2. Evet. “Don't lie” her durumda şakacı duyulur.
Cevabı göster

Hayır. Yeni bir iş arkadaşı ve hassas bir konu söz konusuyken ciddi bir suçlama gibi duyulabilir.

Unlike celery,

1:45

Kereviz ise farklıdır,

which has very few calories,

1:46

çünkü kalorisi çok düşüktür,

giving you lots to munch on. Öbek fiiller

1:48

bu yüzden bol bol çıtırdatabilirsiniz.

Öbek fiiller

munch on: rahatça ve tekrar tekrar çiğneyerek yemek

Munch on, bir şeyi düzenli veya tekrarlanan biçimde çiğneyerek, genellikle rahat ve gündelik bir şekilde yemek anlamına gelir. Yemeğin nasıl çiğnendiğine odaklandığı için genel eat fiilinden daha canlı bir anlatım sunar. lots to munch on ifadesinde lots, büyük miktarda kerevizi temsil eder; on ise eylemi bağlamdan anlaşılan bu yiyeceğe bağlar. Kalıp munch on + yiyecek şeklindedir; bu cümlede yiyecek, daha önce geçen celery isminden anlaşılır.

Alıştırma

Cümleyi “rahat bir şekilde, tekrarlayarak çiğneyip yemek” anlamındaki iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: During the movie, we like to ____ popcorn.

Cevabı göster

munch on

Or carrots.

1:49

Havuç da öyle.

Not so much Hershey's Kisses. Notlar

1:50

Hershey's Kisses içinse durum pek öyle değil.

Ton ve niyet

Not so much: önceki yargıyla eksiltili karşıtlık

Bu eksiltili yanıtta Not so much, önceki tanımlamanın aynı ölçüde geçerli olmadığı anlamına gelir. Hershey's Kisses'ın sayısı hakkında doğrudan yorum yapmak yerine, önceki düşüncenin bunlara uygulanmasını reddeder veya sınırlar. Dinleyici, eksik bırakılan bilgiyi önceki cümleden tamamlar: yaklaşık olarak“You do not get lots to munch on with Hershey's Kisses.” Bu kısa kalıp, ikinci bir kişiyi, şeyi veya durumu henüz söylenmiş bir yargıyla karşılaştırabilir.

Alıştırma

Bir öğretmen şöyle diyor: "The first puzzle is easy. Not so much the second one." İkinci cümle ne anlama gelir?

  1. “easy” tanımlaması ikinci bulmaca için aynı ölçüde geçerli değildir.
  2. İkinci bulmacaların sayısı daha azdır.
  3. İkinci bulmaca da kolaydır.
  4. Konuşan kişi bulmacaları pek sevmiyor.
Cevabı göster

“easy” tanımlaması ikinci bulmaca için aynı ölçüde geçerli değildir.

Kültür

Bir çikolata ürün adı olarak Hershey's Kisses

Hershey's Kisses, Hershey'nin küçük, tek tek paketlenmiş ve damla biçimindeki çikolatalarının markalı ürün adıdır. Bu yiyecek karşılaştırmasında Hershey's ve Kisses birlikte ürün adını oluşturur. Burada Kisses, öpme eylemlerini anlatmaz. Büyük harfle yazılan bu adı tanımak, menülerde, reklamlarda veya medyada belirli bir gıda ürünü olduğunu anlamaya yardımcı olur.

Alıştırma

“Not so much Hershey's Kisses,” cümlesinde “Hershey's Kisses” neyi ifade eder?

  1. Herhangi bir şirketin ürettiği çikolata
  2. Markalı küçük bir çikolata türü
  3. Birini öpme eylemleri
  4. Bir salata sosu çeşidi
Cevabı göster

Markalı küçük bir çikolata türü

And if you're eating salad to limit calories,

1:52

Kaloriyi sınırlamak için salata yiyorsanız,

watch out for creamy dressing, Öbek fiiller

1:54

kremalı soslara dikkat edin,

particularly French dressing.

1:56

özellikle de Fransız sosuna.

Öbek fiiller

Watch Out For: olası bir sorun hakkında uyarı

Watch out for + isim öbeği, adı geçen kişi veya şey bir soruna yol açabileceği için birine tetikte olmasını söyler. Burada kremalı sos gizli bir ek kalori kaynağı olarak ele alınır; dolayısıyla ifade, sosa bakma talimatı değil bir uyarı verir. Bu yapı tehlikeler, ek masraflar, hatalar ve diğer riskler için yeniden kullanılabilir: watch out for something.

Alıştırma

Uyarıyı vurgulanan ifadeyle tamamlayın: This website may add hidden fees at checkout, so ____ extra charges.

Cevabı göster

watch out for

On its own, Kalıp ifadeler

1:58

Tek başına içildiğinde,

Black coffee is quite low in calories. Kalıp ifadeler

1:59

sade kahvenin kalorisi oldukça düşüktür.

Kalıp ifadeler

On its own: ekleme veya dış yardım olmadan

On its own, “hiçbir şey eklenmeden ve dışarıdan yardım olmadan” anlamına gelir. Bu cümlede sade kahve tek başına değerlendirilir: krema, şeker veya başka malzemeler eklenmeden önce kahvenin kalorisi düşüktür. Bu yapı, bir şeyin temel özelliklerini ek malzemelerin, ortamın veya desteğin yol açtığı değişikliklerden ayırır. Bu kullanımda own, on its own kalıp ifadesinin bir parçasıdır; sahiplik bildirmez.

Alıştırma

Kahveyle ilgili cümlede “On its own” ne anlama geliyor?

  1. Krema, şeker veya başka hiçbir şey eklenmeden.
  2. İçine ek malzemeler karıştırılmış halde.
  3. Belirli bir kişiye ait olarak.
Cevabı göster

Krema, şeker veya başka hiçbir şey eklenmeden.

Kalıp ifadeler

Be low in calories: kalorisi düşük olmak

Be low in + isim, bir şeyin belirtilen maddeden, besin ögesinden veya bileşenden yalnızca az miktarda içerdiğini anlatır. is quite low in calories ifadesinde quite, low sözcüğünü niteler; in ise miktarı ölçülen özelliği tanıtır. Aynı yapı low in sugar, low in fat ve low in salt gibi anlatımlarda da kullanılır. İçeriği belirtir; fiyatın düşük olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi “yalnızca az miktarda içerir” anlamına gelen iki kelimelik yapıyla tamamlayın: This yogurt is ____ fat.

Cevabı göster

low in

You can have a lot before you hit 200 calories.

2:01

200 kaloriye ulaşmadan önce epeyce içebilirsiniz.

But once you add one cream and one sugar, Notlar

2:03

Ama bir krema ve bir şeker eklediğiniz anda,

those calories quickly add up. Öbek fiiller

2:05

kaloriler hızla birikir.

Dilbilgisi

Once you add ...: sonucu tetikleyen bir koşul

once you add one cream and one sugar ifadesinde once, sonrasında olanları değiştiren koşulu tanıtır. Burada “bu ekleme olur olmaz veya olduktan sonra” anlamındadır; “bir kez” anlamında değildir. Koşul cümleciği, sonuç daha sonraki bir adımla ilgili olsa bile geniş zamandaki add fiilini kullanır. Once çoğu zaman bir eşiği vurgular: koşul karşılandığı andan itibaren sonuç geçerli olur veya gerçekleşmeye başlar.

Alıştırma

Hangi cümle, karşıdan karşıya geçme izninin ışık yeşile döner dönmez başladığını en açık şekilde belirtir?

  1. Before the light turns green, you can cross.
  2. While the light is green, you can cross.
  3. Once the light turns green, you can cross.
Cevabı göster

Once the light turns green, you can cross.

Kültür

Kafe porsiyonları olarak One cream and one sugar

Kahve siparişi bağlamında one cream and one sugar, içeceğe bir standart porsiyon krema ve bir standart porsiyon şeker eklenmesi anlamına gelir. One, bir porsiyon veya bir sunumluk miktarın yerini tutar; gerçek miktarı kafe belirler. Bu, bağlama bağlı bir sayma biçimidir. Cream ve sugar sözcüklerinin her kullanımda serbestçe sayılabildiği anlamına gelmez. Sipariş dışındaki kullanımlarda genellikle some cream ve some sugar örneklerindeki gibi sayılamayan isimlerdir.

Alıştırma

Bir kafe siparişinde one cream and one sugar genellikle ne ister?

  1. Bir standart porsiyon krema ve bir standart porsiyon şeker
  2. Yalnızca krema ve şekerden yapılmış bir kahve
  3. Bir kap dolusu krema ve bir torba şeker
Cevabı göster

Bir standart porsiyon krema ve bir standart porsiyon şeker

Öbek fiiller

add up: küçük miktarların birikerek önemli bir toplam oluşturması

Bu cümlede add up, birikerek dikkate değer bir toplam oluşturmak anlamına gelir. Her bir kalori kaynağı küçük görünebilir, ancak birlikte daha büyük bir miktar oluştururlar. Bu kullanım, birinden sayıları hesaplamasını istemeye değil, birleşik etkinin giderek büyümesine odaklanır.

Alıştırma

Cümleyi “birikerek dikkate değer bir toplam oluşturmak” anlamındaki phrasal verb ile tamamlayın: Small monthly charges can ____ over a year.

Cevabı göster

add up

Turn it into a specialty drink like an iced peppermint white mocha Öbek fiiller

2:07

Onu buzlu naneli beyaz moka gibi özel bir içeceğe dönüştürürseniz,

and you might be shocked at the amount left. Kalıp ifadeler

2:10

elinizde kalan miktara şaşırabilirsiniz.

Öbek fiiller

turn something into something: X’i Y’ye dönüştürmek

turn + object + into + result kalıbı, bir şeyi farklı bir şeye, biçime veya duruma dönüştürmek anlamına gelir. Burada it asıl içeceği, a specialty drink ise sonucu belirtir. Emir kipindeki Turn, bu dönüşümü yapılacak bir eylem olarak sunar. Into bir hareketin varış noktasını değil, dönüşümün sonucunu belirtir. Aynı kalıp hem fiziksel hem de soyut değişimler için kullanılır.

Alıştırma

Dönüşüm kalıbını gerekli edatla tamamlayın: A few shelves can turn this empty corner ____ a useful study space.

Cevabı göster

into

Kalıp ifadeler

Be shocked at: bir şeye çok şaşırmak

Be shocked at, bir gerçek, miktar veya sonuç karşısında çok güçlü bir şaşkınlık hissetmek demektir. Burada şaşkınlığın nedeni geriye kalan miktardır; shocked duygusal bir tepkiyi anlatır, elektrik çarpmasını değil. Yapı be + shocked + at + isim veya what/how yan cümlesidir. be fiilini özneye ve zamana göre değiştirin: I was shocked at the price; they are shocked at how little is left.

Alıştırma

Cümleyi be shocked at yapısının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: We ____ the final bill.

Cevabı göster

were shocked at

But just because something has less calories doesn't necessarily mean it's healthier or better for you. Dilbilgisi

2:12

Ancak bir şeyin daha az kalorili olması, onun mutlaka daha sağlıklı veya sizin için daha iyi olduğu anlamına gelmez.

Dilbilgisi

Just because X doesn't necessarily mean Y: X, Y'yi garanti etmez

just because X doesn't necessarily mean Y yapısı, X doğru olsa bile tek başına Y'yi garanti etmeye yetmediğini anlatır. Bu cümlede daha az kaloriye sahip olmak, bir şeyin daha sağlıklı veya sizin için daha iyi olduğunu otomatik olarak garanti etmez. just because, birinin gerekçe olarak kullandığı gerçeği tanıtır. doesn't necessarily mean hızlıca sonuca atlamayı engeller; necessarily ise iddiayı daha dikkatli yapar: Y bazen doğru olabilir, ancak her zaman doğru değildir.

Alıştırma

Fiyatın kaliteyi garanti etmediğini anlatan dikkatli ifadeyle cümleyi tamamlayın: Just because a game is expensive ____ it is fun.

Cevabı göster

doesn't necessarily mean

Dilbilgisi

less calories ile fewer calories arasındaki fark

Bu cümlede less calories, 'daha az sayıda kalori' anlamına gelir. less geleneksel olarak sayılamayan miktarlarla kullanılsa da konuşma dilinde bazen çoğul sayılabilen isimlerden önce kullanılır; bu nedenle altyazı mutlaka yanlış duyulmuş değildir. Burada calorie sayılabilen bir isim olduğundan, düzenlenmiş ve resmî İngilizcede normalde fewer calories tercih edilir. En güvenli standart biçim için fewer + çoğul sayılabilen isim kullanın.

Alıştırma

Resmî ve düzenlenmiş İngilizcede en güvenli seçim hangi cümledir?

  1. This snack has less calories than the other one.
  2. This snack has fewer calorie than the other one.
  3. This snack has fewer calories than the other one.
Cevabı göster

This snack has fewer calories than the other one.

Take for example this 200 calories of Coke versus 200 calories of whole milk. Anlatım akışı

2:18

Örneğin, 200 kalorilik Coke ile 200 kalorilik tam yağlı sütü karşılaştıralım.

Anlatım akışı

Take for example: iddiadan kanıta geçmek

Take for example, dinleyiciye veya okuyucuya belirli bir durumu değerlendirmesini söyler. Bu ifadede take; taşımak, satın almak veya tüketmek anlamına gelmez. İfadenin bütünü 'bunu bir örnek olarak düşünün' demektir. Genel bir iddiadan onu destekleyen somut kanıta geçerek bilgiyi düzenler. Örnek, Take, for example, this survey cümlesindeki gibi ifadenin ardından gelebilir. Diğer bir standart sıralama Take this survey, for example biçimidir.

Alıştırma

'Bu durumu düşünün' anlamına gelen ders ifadesiyle İngilizce cümleyi tamamlayın: Community spaces can benefit families. ____ the case of a school that opened its playground after class.

Cevabı göster

Take for example

Anlatım akışı

Coke versus 200 calories of whole milk ifadesindeki versus

Bu cümlede versus, kola ile tam yağlı sütü tek bir karşılaştırmanın iki tarafına yerleştirir. İkisinde de verilen 200 kalori ortak bir ölçüt oluşturur; böylece dinleyici neyin neyle karşılaştırıldığını hemen anlar. Burada versus tarafsızdır ve “ile karşılaştırıldığında” anlamına gelir; içeceklerin mücadele ettiği ya da yarıştığı anlamına gelmez. A versus B kalıbı konuşmada, başlıklarda, grafiklerde veya tartışmalarda iki seçeneği hızlıca düzenler.

Alıştırma

Başlığı derste öğrendiğiniz karşılaştırma sözcüğüyle tamamlayın: Electric cars ____ gasoline cars: Which costs less to run?

Cevabı göster

versus

While it's true that the Coke contains fewer calories per liter, Dilbilgisi

2:22

Coke'un litre başına daha az kalori içerdiği doğru olsa da,

you can't forget that milk contains many nutrients and healthy fats. Ton ve niyet

2:25

sütün pek çok besin maddesi ve sağlıklı yağ içerdiğini unutamazsınız.

Dilbilgisi

While it's true that: bir noktayı kabul edip sonra sınırlamak

While it's true that, konuşmacının kabul ettiği bir gerçeği tanıtır; ardından ana cümlede bir sınırlama veya daha önemli bir karşı görüş sunulur. Burada konuşmacı, kolanın litre başına daha az kalorili olduğunu kabul eder ve sonra bu gerçeğin karşılaştırmayı sonuçlandırmaya neden yetmediğini açıklar. Bu kalıpta while ödünleme bildirir ve “her ne kadar” anlamına gelir; “... sırasında” anlamında değildir. While it's true that X, Y yapısı önce X’i kabul edip sonra Y’yi vurgulayarak dengeli bir sav sunmaya yardımcı olur.

Alıştırma

Dengeli ifadeyi dersteki ödünleme girişiyle tamamlayın: ____ the ticket is expensive, the concert is worth seeing.

Cevabı göster

While it's true that

Ton ve niyet

Kararlı bir hatırlatma olarak can't forget that

Burada you can't forget that, dinleyicinin değerlendirmesine mutlaka katması gereken bir gerçeği sunar. Konuşan kişi kimsenin hafızasını sınamıyordur; can't, bu gerçeği dışarıda bırakmanın düşünceyi eksik hâle getireceğini belirtir. Önemli bir husus eklemek için you can't forget that + yan cümle yapısını kullanabilirsin. Bu yapı genellikle konunun başka bir yönü belirtildikten sonra gelir ve bir gerçeği simply also ile eklemekten daha kararlı bir hatırlatmadır.

Alıştırma

Konuşan kişi örnekte you can't forget that ifadesini kullanarak ne yapıyor?

  1. Dinleyicinin hafızasının kötü olduğunu iddia etmek
  2. Sütle ilgili bilginin muhtemelen yanlış olduğunu ileri sürmek
  3. Önemli bir gerçeğin değerlendirmeye katılması gerektiğini vurgulamak
Cevabı göster

Önemli bir gerçeğin değerlendirmeye katılması gerektiğini vurgulamak

Or like brown bread versus white bread.

2:29

Esmer ekmekle beyaz ekmek karşılaştırması da buna benzer.

Yes, whole wheat bread often contains more calories per slice,

2:31

Evet, tam buğday ekmeği dilim başına genellikle daha fazla kalori içerir,

but it also contains more nutrients and fiber.

2:35

ama aynı zamanda daha fazla besin maddesi ve lif de içerir.

So, counting calories isn't the be-all and end-all, Deyimler

2:37

Yani kalori saymak tek başına yeterli değildir,

but thinking about what goes into your body is bound to make a difference. Notlar

2:40

ama vücudunuza ne girdiğini düşünmek mutlaka fark yaratır.

Deyimler

the be-all and end-all: önemli olan tek şey

The be-all and end-all, tamamen belirleyici veya önemli olan tek şey kabul edilen unsur için kullanılan bir deyimdir. isn't the be-all and end-all biçimindeki olumsuz kullanım, kalori saymanın yararlı olabileceğini fakat karar vermenin tek temeli olmadığını belirtir. Tireli ifadenin tamamı the sözcüğünden sonra bir isim öbeği olarak çalışır. Anlamını sözcük sözcük kurma; yeniden kullanılabilir kalıp X is/isn't the be-all and end-all (of Y) şeklindedir.

Alıştırma

“Önemli olan tek şey” anlamındaki derste öğrendiğin deyimle cümleyi tamamla: Test scores are useful, but they aren't ____ when evaluating a student.

Cevabı göster

the be-all and end-all

Dilbilgisi

is bound to: kanıta dayalı güçlü bir tahmin

Bu cümlede is bound to + fiilin yalın hâli güçlü bir tahmin ifade eder: vücuda nelerin girdiğini dikkatle düşünmenin bir etki yaratması çok olası, hatta neredeyse kesindir. Bu, yalnızca geleceğe ilişkin tarafsız bir ifade değil, mevcut durumun desteklediği bir sonuç olarak sunulur. Burada bound, be bound to do something kalıbının bir parçasıdır. ‘Bağlanmış’ anlamına gelmez ve bir varış noktasına doğru hareketi anlatmaz; to sözcüğünden sonra make fiilinin yalın hâli gelir.

Alıştırma

Cümleyi ‘olması neredeyse kesin’ anlamındaki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Given her careful preparation, she ____ succeed.

Cevabı göster

is bound to

Kalıp ifadeler

make a difference: gerçek bir etki yaratmak

Bu cümlede make a difference, gerçek bir etki yaratmak veya sonucu fark edilir biçimde değiştirmek anlamına gelir. İfade, vücuda nelerin girdiğine dikkat etmenin önemli olduğunu söyler; etkinin ne kadar büyük olacağını belirtmez. Etkinin yönü ve büyüklüğü bağlamdan anlaşılır. Make a difference olumlu, olumsuz, büyük veya küçük bir etkiyi anlatabilir; ancak ek bir ayrıntı verilmediğinde çoğu zaman olumlu bir anlam taşır.

Alıştırma

Cümleyi ‘gerçek bir etki yaratmak’ anlamındaki kalıpla tamamlayın: Even a short daily walk can ____.

Cevabı göster

make a difference

At the end of the day, Deyimler

2:44

Sonuçta,

eat a healthy and balanced diet. Kalıp ifadeler

2:45

sağlıklı ve dengeli beslenin.

Deyimler

At the end of the day: nihai sonucu bildirmek

Burada At the end of the day, “önemli tüm gerçekler değerlendirildiğinde” anlamına gelir. Konuşanın çeşitli ayrıntılardan ana sonuca geçtiğini gösterir. Bu bir deyimdir; akşamı veya bir günün gerçek anlamda sona ermesini belirtmez. Virgül, cümle başındaki bu yorum ifadesini ardından gelen sonuçtan ayırır.

Alıştırma

Cümleyi nihai sonucu bildiren deyimle tamamlayın: ____, we have to choose the safest option.

Cevabı göster

At the end of the day

Kalıp ifadeler

a healthy and balanced diet: yiyeceklerin genel olarak uygun birleşimi

A healthy and balanced diet, yiyecekler ile besin öğelerinin makul bir birleşimi sayesinde sağlığı destekleyen bir beslenme düzenini anlatan yaygın bir isim öbeğidir. Balanced tek bir yiyeceği değil, beslenme düzeninin tamamını niteler. Burada balanced, kalorilerin iki tarafta tam olarak eşit olması gerektiği anlamına gelmez. Yalnızca tek bir malzemeyi veya besin öğesini azaltmaya odaklanmak yerine uygun çeşit ve oranlara yer vermek demektir.

Alıştırma

Cümleyi “sağlığa yararlı” ve “uygun bir karışımdan oluşan” anlamındaki iki sıfatla tamamlayın: Try to eat a ____ diet that includes different food groups.

Cevabı göster

healthy and balanced

And if you'd like to see even more 200 calorie examples,

2:47

Daha fazla 200 kalori örneği görmek isterseniz,

check out the WiseGeek post we've linked in the description, Öbek fiiller

2:50

açıklamada bağlantısını paylaştığımız WiseGeek yazısına göz atın,

which puts even more food into perspective. Deyimler

2:53

orada çok daha fazla yiyeceği karşılaştırmalı olarak görebilirsiniz.

Öbek fiiller

check out + bağlantısı verilen bir yazı

Bu cümlede check out, “gidip bakmak veya incelemek” anlamına gelir. Nesnenin the WiseGeek post olması, anlatıcının bağlantılı bir içeriği önerdiğini gösterir; otelden ayrılmaktan ya da hesap ödemekten söz etmez. Birinin dikkatini bir yazıya, videoya, yere veya ürüne yöneltmek için check out + bir şey yapısı kullanılır. Bu yapı öneriyi genellikle samimi ve konuşma diline uygun hâle getirir.

Alıştırma

Cümleyi “gidip bakmak veya incelemek” anlamındaki iki sözcüklü phrasal verb ile tamamlayın: You should ____ our new science video.

Cevabı göster

check out

Deyimler

put ... into perspective: bağlam içinde değerlendirmek

Burada puts even more food into perspective, “daha geniş bir yiyecek grubunu yararlı bir karşılaştırma çerçevesine yerleştirir” anlamına gelir. Daha fazla örnek görmek, tek bir yiyeceği veya sayıyı ayrı değerlendirmek yerine 200 kalorinin göreli miktarını anlamayı kolaylaştırır. put + something + into perspective yapısı; bir şeyin büyüklüğünü, önemini, ciddiyetini veya anlamını daha doğru değerlendirmeyi sağlayan bağlamı vermek demektir. Mecazidir; buradaki perspective çizimde kullanılan görsel perspektif değil, bir anlama biçimidir.

Alıştırma

Cümleyi put ... into perspective ile tamamlayın: Seeing your progress for the whole year can ____ one bad test score ____.

Cevabı göster

put · into perspective

Got a burning question you want answered? Notlar

2:56

Cevabını çok merak ettiğiniz bir soru mu var?

Dilbilgisi

Got a ...? şeklindeki gündelik kısaltılmış soru

Got a ...?, Have you got a ...? veya Do you have a ...? ile aynı anlama gelen, gündelik dilde kısaltılmış bir sorudur. You öznesi ve have yardımcı unsuru söylenmez; bağlam ve yükselen tonlama bunun bir soru olduğunu gösterir. Burada konuşmacı, dinleyicinin cevaplanmasını istediği bir sorusu olup olmadığını hızlıca öğrenir. Aynı kalıp Got a minute? ve Got any ideas? gibi kısa, konuşma diline özgü davetlerde de görülür.

Alıştırma

Sunucunun gündelik sorusunu kısaltılmış kalıpla tamamlayın: “____ a topic you want us to explain?”

Cevabı göster

Got

Deyimler

burning question: acilen cevaplanması istenen önemli soru

Burning question, acil veya önemli hissedilen ya da insanın düşünmeden duramadığı bir soru için kullanılan mecazi bir ifadedir. Burning, dinleyicinin merakını güçlendirir; gerçek anlamda yanan bir şey yoktur. Bu davette ifade, yalnızca question demekten daha canlı bir etki yaratır. İnsanları en çok cevaplanmasını istedikleri meseleyi göndermeye teşvik eder.

Alıştırma

Cümleyi, insanların acilen cevaplanmasını istediği soru anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: “The report explains the causes, but one ____ remains: who approved the change?”

Cevabı göster

burning question

Dilbilgisi

question you want answered? — want + nesne + geçmiş zaman ortacı

question you want answered, yanıtlanmasını istediğiniz bir soru anlamına gelir. Yanıtlama eyleminden etkilenen you değil, question sözcüğüdür. you want answered bölümü question sözcüğünü niteler ve ilgi sözcüğü that düşürülmüştür. Aktarılabilir kalıp want + nesne + geçmiş zaman ortacıdır. Nesne için istediğiniz sonuca odaklanır ve eylemi kimin yapacağını belirtmeden kullanmanıza olanak verir: I want it fixed.

Alıştırma

İstenen sonucu ifade etmek için cümleyi charge fiilinin geçmiş zaman ortacıyla tamamlayın: My tablet's battery is low, and I want it ____ before the trip.

Cevabı göster

charged

Ask it in the comments or on Facebook and Twitter.

2:57

Yorumlarda veya Facebook ve Twitter üzerinden sorun.

And subscribe for more weekly science videos.

3:00

Her hafta yeni bilim videoları için abone olun.