O bir kilise. O bir cami. O Ayasofya. - Kelly Wall: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
752 kelime 170 kel/dk

Video özeti: Video, Ayasofya’nın Bizans, Latin, Osmanlı ve seküler dönemlerini izleyerek yapı ile kullanımındaki değişimlerin birbiriyle çatışan dinî ve siyasi tarihleri nasıl koruduğunu gösteriyor. Sonunda bir restorasyon ikilemine odaklanıyor: Bir tarih katmanını ortaya çıkarmak, başka bir katmana zarar verebilir. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. if walls could talk, — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: Bu hayalî koşulu gerçek bir olasılık değil, yapıyı kişileştiren bir anlatım olarak anlamak; bir bina, yer veya nesneyle bağlantılı anıları ve tarihi tanıtırken kullanabilmek. 2. Constantinople fell to the Ottomans in 1453 — Sözcük Anlamı ve Kullanım Düzeyi: Askerî tarih anlatılarında fall to ifadesinin bir şehir ya da devletin belirli bir güç tarafından ele geçirilmesi anlamına geldiğini fark etmek; böylece fall sözcüğünü fiziksel düşme sanmadan fetih kronolojisini takip edebilmek. 3. Hidden mosaics cry out from beneath Islamic calligraphy, — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: Gizli mozaiklerin mecazen seslerini duyurmaya çalıştığını yorumlamak. Böylece görsel üst üste binmenin tarih katmanları arasındaki çatışmaya dönüştüğünü ve video boyunca tekrarlanan sesler motifini doruğa taşıdığını görmek.

Bu derste

They say that if walls could talk, Deyimler

0:06

Duvarların dili olsa da konuşsa derler,

Deyimler

If walls could talk: bir yeri tanık gibi kişileştirmek

If walls could talk, bir yeri kişileştiren varsayımsal bir giriş ifadesidir. Duvarlar gerçekten konuşamaz; bu ifade onları, orada yaşananları açığa çıkarabilecek tanıklar olarak hayal eder. If + özne + could + fiilin yalın hâli yapısı gerçek dışı veya hayalî bir koşul kurar. Burada gerçek bir yeteneği anlatmak yerine anılar ya da tarih için bir anlatı çerçevesi oluşturur.

Alıştırma

Eski bir ev hakkındaki hikâyede If these walls could talk en doğal olarak neyi ima eder?

  1. Evin konuşan elektronik duvarları olduğunu söyler.
  2. Duvarların yanında konuşacak birine ihtiyaç duyduğu anlamına gelir.
  3. Duvarların tanık oldukları olayları anlatabildiğini hayal eder.
Cevabı göster

Duvarların tanık oldukları olayları anlatabildiğini hayal eder.

each building would have a story to tell. Kalıp ifadeler

0:08

her binanın anlatacak bir hikayesi olurdu.

Kalıp ifadeler

would have a story to tell: hayalî bir koşulun sonucu

would have a story to tell ifadesindeki would, daha önceki hayalî koşulun sonucunu belirtir: Duvarlar konuşabilseydi her bina anlatılmaya değer bir deneyime sahip olurdu. A story to tell, anlatılabilecek veya anlatılmaya değer bir hikâye demektir. Mastar biçimindeki to tell, story sözcüğünü açıklar; bütün ifade bir kişinin, yerin, nesnenin veya kuruluşun geçmişini tarafsız has a history ifadesinden daha zengin ve anlatısal biçimde sunar.

Alıştırma

Cümleyi “anlatılmaya değer bir deneyime sahip olurdu” anlamındaki ders ifadesiyle tamamlayın: If Leo crossed the desert alone, he ____.

Cevabı göster

would have a story to tell

But few would tell so many fascinating stories in so many different voices Dilbilgisi

0:11

Ancak çok azı bu kadar çok büyüleyici hikayeyi bu kadar farklı sesle anlatabilirdi

as the Hagia Sophia or Holy Wisdom. Kültür

0:16

Ayasofya veya Kutsal Bilgelik kadar.

Dilbilgisi

few would ... as the Hagia Sophia: eşsiz bir karşılaştırma ölçütü sunmak

Few burada bağlamdan anlaşılan few other buildings ifadesinin yerini tutar ve neredeyse olumsuz bir anlam taşır: başka yapıların hemen hemen hiçbiri. Sondaki as the Hagia Sophia bölümü Ayasofya’yı karşılaştırma ölçütü yapar; böylece cümle, gerçekten konuşabilen küçük bir yapı grubunu belirtmek yerine Ayasofya’yı eşsiz bir yapı olarak sunar. so many ifadesinin tekrarı iki boyutu birden güçlendirir: büyüleyici hikâyelerin sayısını ve farklı seslerin çeşitliliğini. Genel olarak olumsuz veya olumsuza yakın karşılaştırmalarda Few ... would + fiil + so much/many ... as + ölçüt yapısı, ölçüt alınan şeye yetişmenin çok zor olduğunu vurgulayabilir.

Alıştırma

Neredeyse hiçbir başka arşiv aynı miktarda gündelik ayrıntıyı korumadığı için bir arşivi olağanüstü gösteren cümle hangisidir?

  1. A few archives preserve as many everyday details as this one does.
  2. Few archives preserve as many everyday details as this one does.
  3. Many archives preserve as many everyday details as this one does.
Cevabı göster

Few archives preserve as many everyday details as this one does.

Kültür

Hagia Sophia or Holy Wisdom: adın anlamı

Hagia Sophia yapının adıdır. Yunancadan gelir ve Holy Wisdom, yani “Kutsal Bilgelik” anlamına gelir; Divine Wisdom, yani “İlahi Bilgelik” olarak da ifade edilir. Bu ad Sophia adlı bir kişiyi değil, dinsel bir ilahi bilgelik düşüncesini anlatır. Bu ifadede or, adın İngilizce açıklamasını sunar; iki yapı ya da iki seçenek belirtmez. Wisdom sözcüğünün adın bir parçası olduğunu bilmek, daha sonra geçen divine wisdom ifadesinin aynı düşünceye gönderme yaptığını anlamaya yardımcı olur.

Alıştırma

“the Hagia Sophia or Holy Wisdom” ifadesinde or ne görev yapar?

  1. Konuşanın yapının adından emin olmadığını gösterir.
  2. Adın İngilizce anlamını açıklar.
  3. İlgisiz ikinci bir yapının adını verir.
Cevabı göster

Adın İngilizce anlamını açıklar.

Perched at the crossroads of continents and cultures, Deyimler

0:19

Kıtaların ve kültürlerin kavşak noktasında yer alan yapı,

Deyimler

Perched at the crossroads of continents and cultures: kıtaların ve kültürlerin kesişim noktasında konumlanmış

Burada perched, “konumlanmış” veya “yerleşmiş” anlamına gelir ve dikkat çekici bir yerde duran bir şeyin canlı görüntüsünü verir. Bir binayı ya da yeri betimler; onun gerçek anlamda bir kuş olduğu anlamına gelmez. at the crossroads of continents and cultures ifadesindeki crossroads mecazdır. Bu konum, farklı bölgelerin ve kültürlerin buluşup bağlandığı bir nokta olarak sunulur. Böylece ifade hem coğrafi konumu hem de tarihsel önemi aktarır.

Alıştırma

Vurgulanan ifade burada temel olarak ne anlatıyor?

  1. Burası kıtaların ve kültürlerin buluştuğu noktada konumlanmıştır.
  2. Burası birkaç kıta üzerinden başka yere taşınmıştır.
  3. Bir kuş yol kavşağının yanında dinlenmektedir.
Cevabı göster

Burası kıtaların ve kültürlerin buluştuğu noktada konumlanmıştır.

it has seen massive changes Deyimler

0:21

devasa değişimlere tanık oldu

Deyimler

has seen massive changes: see sözcüğünün “deneyimlemek veya tanıklık etmek” anlamı

has seen massive changes ifadesindeki see, gözlerle görmek anlamına gelmez. Özne bir bina, şehir, kurum veya dönem olduğunda see, “deneyimlemek” ya da “olaylara sahne olmak” anlamına gelebilir. Böylece özne, tarihin tanığı gibi kişileştirilir. Present perfect yapıdaki has seen, önceki değişimleri öznenin günümüze kadar uzanan tarihiyle ilişkilendirir. Massive, changes sözcüğünü güçlendirir ve değişimlerin çok büyük ya da geniş kapsamlı olduğunu belirtir.

Alıştırma

“The old station has seen massive changes” cümlesindeki has seen ne anlama gelir?

  1. Değişimlere dikkatle bakmıştır.
  2. Değişimleri ziyaret etmiştir.
  3. Değişimleri deneyimlemiş veya onlara tanıklık etmiştir.
Cevabı göster

Değişimleri deneyimlemiş veya onlara tanıklık etmiştir.

from the name of the city where it stands Dilbilgisi

0:23

bulunduğu şehrin isminden

to its own structure and purpose.

0:25

kendi yapısına ve amacına kadar.

Dilbilgisi

Bir aralığı çerçeveleyen from ... to ...

Burada from A to B, bir rota veya fiziksel hareket yerine konu aralığını çerçeveler. İlk uç nokta şehrin adı, ikinci uç nokta ise binanın kendi yapısı ve amacıdır. Bu iki uç nokta geniş bir kapsamı kısa ve düzenli biçimde sunar. Yalnızca iki ayrıntının önemli olduğunu değil, anlatımın bu alanları ve aralarındaki noktaları kapsadığını gösterir.

Alıştırma

Aralığı from ... to ... ile tamamlayın: The museum tour covers art ____ ancient pottery ____ modern photography.

Cevabı göster

from · to

And today, the elements from each era stand ready Deyimler

0:28

Ve bugün, her dönemin unsurları hazır bekliyor

to tell their tales to any visitor who will listen.

0:30

hikayelerini dinlemek isteyen her ziyaretçiye anlatmak için.

Deyimler

stand ready to tell their tales: hazır olma durumu ve kişileştirme

stand ready to + fiilin yalın hâli, bir şeyi yapmak için tamamen hazır ve kullanılabilir durumda olmak anlamına gelir. Burada stand, fiziksel olarak ayakta durmayı değil, hazır olma durumunu anlatır. Mimari unsurlar gerçekten öykü anlatamaz. Cümle onları kişileştirir: biçimleri, malzemeleri ve farklı dönemlerden kalan izleri, dikkatli bir ziyaretçiye tarihi gösterebilir.

Alıştırma

Bu cümlede stand ready to tell their tales ne anlama geliyor?

  1. Mimari özellikler ziyaretçilere yol açmak için kenara taşınmıştır.
  2. Mimari özellikler, dikkatli ziyaretçilere tarihlerini gösterebilecekmiş gibi görünür.
  3. Mimari özellikler fiziksel olarak ayakta durup kurgusal öyküler anlatır.
Cevabı göster

Mimari özellikler, dikkatli ziyaretçilere tarihlerini gösterebilecekmiş gibi görünür.

Even before you arrive at the Hagia Sophia,

0:34

Daha Ayasofya'ya varmadan önce bile,

the ancient fortifications hint at the strategic importance Kalıp ifadeler

0:37

antik surlar, çevresindeki şehrin stratejik önemine

of the surrounding city,

0:40

dair ipuçları verir;

Kalıp ifadeler

hint at the strategic importance: dolaylı bir sonuç

Hint at, bir şeyi kesinmiş gibi söylemek yerine dolaylı olarak düşündürmek demektir. Burada tahkimatlar, şehrin stratejik öneminin çıkarılabileceği kanıtlardır; bunu kelimenin gerçek anlamıyla iletmez veya tamamen kanıtlamazlar. Strategic importance, bir yerin savunma, hareket veya kontrol gibi amaçlar açısından önemli olduğunu belirtir. Başka durumlarda kullanılabilecek kalıp şöyledir: kanıt + hints at + olası sonuç.

Alıştırma

Bir rapor sıra dışı bir örüntü buluyor, ancak kanıt kesin bir sonuca varmak için yeterince güçlü değil. Bu ihtiyatı en iyi hangi cümle ifade eder?

  1. The pattern hints at a deeper problem.
  2. The pattern causes a deeper problem.
  3. The pattern proves that there is a deeper problem.
Cevabı göster

The pattern hints at a deeper problem.

founded as Byzantium by Greek colonists in 657 BCE Dilbilgisi

0:41

bu şehir, MÖ 657'de Yunan kolonistler tarafından Bizantion olarak kurulmuş,

Dilbilgisi

founded as ... by ... in ...: sıkıştırılmış tarihsel bilgi

Bu, edilgen bir anlatımın kısaltılmış biçimidir. Açıldığında yapı şöyledir: [The city] was founded as Byzantium by Greek colonists in 657 BCE. Founded as ilk adı veya kimliği, by kurucuları, in ise yılı belirtir. Tarihsel anlatımda bu ifade daha önce adı geçen bir yeri niteliyorsa özne ve was çoğu zaman atılır. Böylece yerin başlangıçtaki kimliği, kurucusu ve tarihi tek bir zaman çizelgesi biriminde toplanır.

Alıştırma

İlk kimliği, kurucuları ve yılı belirten sözcüklerle tarihsel açıklamayı tamamlayın: The museum was founded ____ a reading room ____ local volunteers ____ 1925.

Cevabı göster

as · by · in

and successfully renamed as Augusta Antonia, New Rome, and Constantinople Kalıp ifadeler

0:46

başarıyla Augusta Antonia, Yeni Roma ve Konstantinopolis olarak yeniden adlandırılmış,

Kalıp ifadeler

Başarıyla Augusta Antonia, New Rome ve Constantinople olarak yeniden adlandırılma

rename as + ad yapısında as sözcüğünden sonra gelen bölüm, bir yere, kuruma veya başka bir varlığa verilen yeni adı belirtir. Successfully, yeniden adlandırmanın amaçlandığı gibi gerçekleştirildiğini söyler; ‘daha sonra’ veya ‘birbiri ardına’ anlamına gelmez. Burada üç ad tek bir listede bağlanmıştır. Geniş bağlam yüzyıllar süren tarihsel değişimleri anlattığı için bunları aynı anda kullanılan üç ad olarak değil, farklı dönemlerde benimsenen adlar olarak anlamak gerekir. Cümle tek başına kullanılsaydı later, then veya successively gibi sözcükler sıralamayı açık hâle getirirdi.

Alıştırma

Bu tarihî cümlede 'renamed as Augusta Antonia, New Rome, and Constantinople' ne anlatıyor?

  1. Yer, bu adları taşıyan üç kişi tarafından yönetildi.
  2. Yer, ad değişiklikleriyle listelenen adları aldı ve bağlam bunları farklı dönemlere yerleştiriyor.
  3. Üç adın mutlaka tam olarak aynı anda kullanılması gerekiyordu.
Cevabı göster

Yer, ad değişiklikleriyle listelenen adları aldı ve bağlam bunları farklı dönemlere yerleştiriyor.

as it was conquered, reconquered, destroyed, and rebuilt Dilbilgisi

0:51

sonraki yüzyıllarda çeşitli Yunan, Pers ve Roma hükümdarlarınca

by various Greek, Persian, and Roman rulers over the following centuries.

0:54

fethedilmiş, geri alınmış, yıkılmış ve yeniden inşa edilmiştir.

Dilbilgisi

as it was conquered, reconquered, destroyed, and rebuilt: fethedilip yıkılarak yeniden inşa edilirken

Burada as, ‘çünkü’ değil, ‘-iken’ veya ‘gerçekleşen süreç boyunca’ anlamına gelir. Ana anlatıyla birlikte gelişen tarihî bir arka plan sunar. Tek bir was yardımcı fiili dört geçmiş zaman ortacının tümüne uygulanır: was conquered, [was] reconquered, [was] destroyed ve [was] rebuilt. Paylaşılan bu edilgen yapı, şehre yapılan birçok eylemi tek bir dizi hâlinde sıkıştırır. By various Greek, Persian, and Roman rulers eylemi yapanları, over the following centuries ise zaman aralığını belirtir.

Alıştırma

'as it was conquered, reconquered, destroyed, and rebuilt' ifadesinde as hangi işlevi görür?

  1. ‘-e rağmen’ anlamına gelir ve karşıtlık bildirir.
  2. Bu olayların ana olayın nedeni olduğunu belirtir.
  3. Ana anlatıyla birlikte gelişen tarihî bir süreci sunar.
Cevabı göster

Ana anlatıyla birlikte gelişen tarihî bir süreci sunar.

And it was within these walls Dilbilgisi

0:59

Ve işte bu surların içinde

that the first Megale Ekklesia or Great Church Kültür

1:01

ilk Megale Ekklesia ya da Büyük Kilise

Kültür

Megale Ekklesia or Great Church: İngilizce açıklama sunan or

Megale Ekklesia, Great Church anlamına gelen Yunanca bir adın Latin harfleriyle yazılmış biçimidir. Bu ifadede or, İngilizce açıklamayı sunar; iki ifade de aynı şeyi adlandırır. Buradaki or, “yani” veya “başka bir deyişle” anlamında açıklama yapar; tea or coffee örneğindeki gibi bir seçim belirtmez. Özel ad + or + açıklama kalıbını tanımak, tarih metinlerindeki bilinmeyen adları anlamaya yardımcı olur.

Alıştırma

Megale Ekklesia or Great Church ifadesinde or ne işlev görür?

  1. Yunanca adın İngilizce açıklamasını sunar.
  2. İki farklı kilise arasında seçim sunar.
  3. Yazarın addan emin olmadığını gösterir.
Cevabı göster

Yunanca adın İngilizce açıklamasını sunar.

was built in the 4th century.

1:04

4. yüzyılda inşa edildi.

Dilbilgisi

It was within these walls that ...: yeri vurgulama

Bu cümlede It was X that Y vurgu kalıbı kullanılır. X, within these walls olduğundan yapı odağı konuma verir. Nötr biçim The first Megale Ekklesia or Great Church was built within these walls in the 4th century. cümlesidir. Vurgulu biçim, konumu özellikle önemli veya başka bir konumla karşılaştırılan ayrıntı olarak sunar. Aynı kalıp bir zamanı, kişiyi veya başka bir cümle ögesini de vurgulayabilir.

Alıştırma

Bu cümledeki yeri vurgulayın: The class buried the time capsule behind the library. Tamamlayın: It was ____ that the class buried the time capsule.

Cevabı göster

behind the library

Though it was soon burned to the ground in riots, Deyimler

1:06

Çıkan isyanlarda kısa sürede yanarak kül olmasına rağmen,

Deyimler

burned to the ground: yangında tamamen yok olma

Burned to the ground, bir şeyin yangında tamamen veya neredeyse tamamen yok olduğunu anlatan kalıplaşmış bir ifadedir. Bu cümlede to the ground, hasarın derecesini belirtir; yangının yerde meydana geldiği anlamına gelmez. Bu ifade, yalnızca burned demekten çok daha güçlüdür: ilk yapı kullanılamaz hâle gelmiş veya büyük ölçüde yok olmuştur.

Alıştırma

Cümleyi “yangında tamamen yok edilmiş” anlamındaki kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: The farmhouse was ____ during the wildfire.

Cevabı göster

burned to the ground

it established the location for the region's main religious structure Kalıp ifadeler

1:08

bölgenin ana dini yapısının konumunu belirlemiştir

Kalıp ifadeler

established the location for ...: kalıcı bir yer belirlemek

Burada established, bir konumun belirli bir şey için tanınan veya sürekli kullanılan yer hâline gelmesini sağlamak anlamındadır. Önceki yapı, bölgenin ana dini yapısının daha sonra nerede bulunacağını belirlemiştir. Bu ifade, bir yeri kalıcılaştırmak veya emsal oluşturmakla ilgilidir. Daha sonraki ana yapının o anda fiziksel olarak inşa edildiğini söylemez.

Alıştırma

Örnekte established the location for ... ne anlama geliyor?

  1. o yeri daha sonraki ana dini yapı için kalıcı konum hâline getirdi
  2. bölgenin ana dini yapısını o anda fiziksel olarak inşa etti
  3. zaten var olan bir dini yapının nerede bulunduğunu keşfetti
Cevabı göster

o yeri daha sonraki ana dini yapı için kalıcı konum hâline getirdi

for centuries to come. Kalıp ifadeler

1:11

gelecek yüzyıllar boyunca.

Kalıp ifadeler

for centuries to come: bir referans noktasından sonraki gelecek

For centuries to come, “söz edilen zamandan sonraki yüzlerce yıl boyunca” anlamına gelir. Referans noktası şu an ya da tarihî bir anlatıdaki geçmiş bir an olabilir. To come, döneme geleceğe doğru bir yön kazandırır. Sonraki yüzyıllar bugünün okuru için artık geçmişte kalsa bile ifade, anlatının referans noktasından ileriye bakar.

Alıştırma

Cümleyi “geleceğe doğru yüzlerce yıl boyunca” anlamındaki ders ifadesiyle tamamlayın: The monument may stand here ____.

Cevabı göster

for centuries to come

Near the entrance, the marble stones with reliefs

1:13

Girişin yakınında, kabartmalı mermer taşlar

are the last reminders of the second church. Kalıp ifadeler

1:16

ikinci kiliseden kalan son hatıralardır.

Kalıp ifadeler

the last reminders of ...: geriye kalan son izler

Burada reminders, uyarılar ya da notlar anlamına gelmez. Geçmişteki bir şeyi insanlara hatırlatan veya tanımalarını sağlayan, hâlâ var olan şeyleri anlatır. The last reminders, onunla bağlantılı diğer şeylerin neredeyse tamamının yok olduğunu belirtir. Reminders of + isim kalıbı, geriye kalan izleri onların hatırlattığı şeye bağlar. Bu ifadede izler ikinci kiliseyi hatırlatır.

Alıştırma

Hangi cümlede reminders, geçmişteki bir şeyden geriye kalan izler anlamında kullanılmıştır?

  1. Her message was a reminder that the meeting starts at noon.
  2. I set two reminders to call the dentist.
  3. The old photographs are the last reminders of the family's first home.
Cevabı göster

The old photographs are the last reminders of the family's first home.

Built in 415 CE,

1:19

M.S. 415'te inşa edilen bu kilise,

it was destroyed during the Nika Riots of 532 Kültür

1:21

532 yılındaki Nika Ayaklanması sırasında yıkıldı

Kültür

during the Nika Riots of 532: tarihsel olay ve yıl

during the Nika Riots of 532 ifadesi, yıkımın ne zaman ve hangi tarihsel koşullar altında gerçekleştiğini anlatır. the Nika Riots belirli bir ayaklanmanın adıdır; 532 ise ayaklanma sayısı değil, olayın gerçekleştiği yıldır. Tarih anlatıları arka plan bilgisini sıklıkla during + olay adı + yıl gibi kısa bir ifadede özetler. Burada bu ifade, olayın tamamını yeniden anlatmadan yıkımı bilinen bir tarihsel olayla ilişkilendirir.

Alıştırma

during the Nika Riots of 532 cümleye hangi bilgiyi ekler?

  1. Yıkımın kaç yıl sürdüğü
  2. Ayrı ayaklanmaların sayısı
  3. Yıkımla bağlantılı tarihsel olay ve yıl
Cevabı göster

Yıkımla bağlantılı tarihsel olay ve yıl

when angry crowds at a chariot race nearly overthrew the Emperor Justinian the First. Kelime

1:24

bir araba yarışındaki öfkeli kalabalıkların neredeyse İmparator Birinci Jüstinyen'i devirdiği sırada.

Kelime

nearly overthrew the Emperor Justinian the First: neredeyse gerçekleşen bir iktidardan uzaklaştırma

Overthrew, overthrow fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Siyasi ve tarihî bağlamlarda to overthrow a ruler, genellikle bir isyan, darbe veya otoriteye yönelik başka büyük bir meydan okumayla bir hükümdarı zorla iktidardan uzaklaştırmak anlamına gelir. Nearly, kalabalığın başarıya çok yaklaştığını ancak başaramadığını gösterir. the Emperor Justinian the First, iktidarı neredeyse kaybeden kişidir; the First ise hükümdarlık unvanındaki sıra sayısı olan “birinci”yi belirtir.

Alıştırma

Cümleyi nearly ve overthrow fiilinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The rebels ____ the government, but loyal forces stopped them.

Cevabı göster

nearly overthrew

Having barely managed to retain power, Dilbilgisi

1:29

Zorlukla da olsa iktidarını korumayı başaran imparator,

Dilbilgisi

Having barely managed to retain power: önceki eylem ve kıl payı başarı

Having barely managed to retain power, cümle başında kullanılan tamamlanmış sıfat-fiil yapısıdır. Having + past participle, tamamlanmış arka plan eylemini ana cümledeki eylemden önceye yerleştirir: önce iktidarı korudu, sonra yeniden inşa etmeye karar verdi. Barely, managed to yapısını niteler ve eylemin gerçekleştiğini, fakat bunun kıl payı olduğunu gösterir. İktidarı kaybetmedi; büyük zorlukla koruyabildi.

Alıştırma

Cümleyi tam olarak Having barely managed to başlangıç kalıbıyla tamamlayın: ____ finish the project, Maya took a long break.

Cevabı göster

Having barely managed to

he resolved to rebuild the church on a grander scale, Kalıp ifadeler

1:31

kiliseyi daha büyük bir ölçekte yeniden inşa etmeye karar verdi,

Kalıp ifadeler

resolved to rebuild: yeniden inşa etmeye yönelik kesin ve resmî karar

Resolved to rebuild, resolve to + fiilin yalın hâli kalıbını izler. Burada resolved, kesin bir karar verdi anlamına gelir; rebuild ise yapılması amaçlanan eylemi belirtir. Resolve, kararlılık ve ciddiyet katar. Yeniden inşa etmeyi geçici bir istek değil, bilinçli bir taahhüt olarak sunar.

Alıştırma

Kesin bir kararı ifade etmek için resolve ve rebuild sözcüklerini doğru biçimlerde kullanın: After the fire, the owner ____ the damaged shop.

Cevabı göster

resolved to rebuild

Kalıp ifadeler

on a grander scale: daha büyük ve daha görkemli ölçekte

on a/an + sıfat + scale kalıbı, bir şeyin hangi büyüklükte veya kapsamda yapıldığını anlatır. Buradaki scale, tartı veya harita ölçeği anlamına gelmez. Grander, grand sözcüğünün karşılaştırma biçimidir. On a grander scale, bir şeyin önceki sürümden ya da başka bir ölçütten hem daha geniş kapsamlı hem de daha etkileyici veya iddialı olduğunu belirtir.

Alıştırma

Cümleyi on a ... scale ve grand sözcüğünün karşılaştırma biçimiyle tamamlayın: After the small pilot succeeded, the organizers launched the program ____.

Cevabı göster

on a grander scale

and 5 years later, the edifice you see before you was completed. Kelime

1:35

ve 5 yıl sonra, önünüzde gördüğünüz bu devasa yapı tamamlandı.

Kelime

edifice: büyük ve görkemli bir yapı için kullanılan resmî bir sözcük

Edifice, büyük, önemli veya etkileyici bir yapı için kullanılan resmî ya da edebî bir sözcüktür. Yapıya günlük building sözcüğünden daha görkemli bir hava verir. Bu cümlede the edifice you see before you, “önünüzdeki yapı” anlamına gelir. Bu resmî isim, mimari veya tarihî bir anlatımın üslubuna uygundur.

Alıştırma

Bir mimari rehberde edifice en güçlü biçimde neyi düşündürür?

  1. herhangi bir oda için kullanılan gündelik ve samimi bir sözcük
  2. resmî bir üslupla anlatılan büyük veya etkileyici bir yapı
  3. yapıyı tamamlayan işçi
Cevabı göster

resmî bir üslupla anlatılan büyük veya etkileyici bir yapı

As you step inside, the stones of the foundation and walls Anlatım akışı

1:39

İçeri adım attığınızda, temel ve duvarların taşları

Anlatım akışı

As you step inside: rehberli anlatımda geçiş

Burada As you step inside hem zamanı belirler hem de izleyicinin hareketi zihninde canlandırmasını sağlar. Dikkati binanın dışından, içeri girildiğinde görülebilecek şeylere taşır. As + özne + fiil kalıbı, yeni bir betimlemeyi bir eylemle birlikte geliştirerek bilgiyi düzenleyebilir. Rehberli turlarda ve anlatımlı videolarda bir sonraki sahneye doğru yapılan yumuşak bir kamera hareketi gibi çalışır.

Alıştırma

Rehberli bir turda As you step inside ifadesinin temel işlevi nedir?

  1. İzleyicinin bakış açısını yeni bir alana taşır.
  2. İki farklı girişi karşılaştırır.
  3. İzleyicinin neden içeri girmesi gerektiğini açıklar.
Cevabı göster

İzleyicinin bakış açısını yeni bir alana taşır.

murmur tales from their homelands of Egypt and Syria, Deyimler

1:43

anavatanları Mısır ve Suriye'den masallar fısıldar,

Deyimler

murmur tales from their homelands: taşların kişileştirilmesi

Bu yan cümle taşlara insana özgü bir eylem verir: murmur tales. Taşlar gerçekten konuşmaz. Malzemeleri, kökenleri ve oradaki varlıkları Mısır ve Suriye'yle bağlantılı hikâyeleri sessizce çağrıştırır. murmur fiili, bu hikâyelerin doğrudan söylenmek yerine yumuşak ve yarım duyulur gibi hissedilmesini sağlar. their homelands ifadesi de taşların geldiği yerleri onların evleriymiş gibi göstererek kişileştirmeyi sürdürür.

Alıştırma

Doğru mu, yanlış mı? Bu cümlede murmur tales, taşların gerçekten ses çıkarıp hikâyeler anlattığı anlamına gelir.

  1. Doğru
  2. Yanlış
Cevabı göster

Yanlış

while columns taken from the Temple of Artemis Notlar

1:46

Artemis Tapınağı'ndan getirilen sütunlar ise

Dilbilgisi

taken from the Temple of Artemis: kısaltılmış edilgen niteleyici

Taken, take fiilinin geçmiş zaman ortacıdır. Tam cümlede taken from the Temple of Artemis, columns sözcüğünden sonra gelir ve onu niteler. Sütunlar eylemi yapan değil, eylemden etkilenen taraftır; bu yüzden ilişki edilgendir. Bu ifade, columns that were taken from the Temple of Artemis yapısının kısaltılmış biçimidir. that were çıkarıldığında kaynak bilgisi korunurken anlatım daha kısa olur. İsim + geçmiş zaman ortacı grubu kalıbı tarih ve müze anlatımlarında yaygındır.

Alıştırma

Cümleyi that were taken from anlamına gelen iki sözcüklü kısaltılmış edilgen niteleyiciyle tamamlayın: The stones ____ the ruined castle were reused in a garden wall.

Cevabı göster

taken from

Kültür

Temple of Artemis: daha eski bir tarihsel katmana işaret eden özel ad

Temple of Artemis, Yunan tanrıçası Artemis'e adanmış antik bir tapınağın özel adıdır. Bu ifadede ad, sütunların alındığı daha eski yapıyı belirtir. Buradaki temel işlevi tarihsel bir katman eklemektir: sütunlar sıradan yeni malzemeler değil, daha önceki bir antik anıttan gelen parçalardır. İfadeyi anlamak için tapınağın bütün tarihini bilmek gerekmez.

Alıştırma

"columns taken from the Temple of Artemis" ifadesinde özel ad neden önemlidir?

  1. Sütunların kaynağı olarak daha eski bir antik anıtı belirtir.
  2. Sütunların mevcut yapı için yeni üretildiğini gösterir.
  3. Artemis'in sütunlardan birinin adı olduğunu söyler.
Cevabı göster

Sütunların kaynağı olarak daha eski bir antik anıtı belirtir.

recall a more ancient past.

1:49

daha eski bir geçmişi hatırlatır.

Runic inscriptions carved by the Vikings Kültür

1:51

İmparatorun seçkin muhafız birliğindeki

of the emperor's elite guard

1:53

Vikingler tarafından kazınmış rünik yazıtlar

Kültür

Runic inscriptions carved by the Vikings of the emperor's elite guard: ad öbeğini çözümlemek

Bu uzun ad öbeğinin ana unsuru Runic inscriptions'tır: runik harflerle bir yüzeye kazınmış yazılar. Carved by the Vikings yazıtları kimin yaptığını, of the emperor's elite guard ise bu Vikinglerin muhafız birliğinin üyeleri olduğunu belirtir. Buradaki tarihsel bağlantı farklı kültürler arasındadır. İskandinav ya da Vareg savaşçılar Bizans imparatorlarının seçkin birliğinde görev yapmıştır. Bu yüzden onların kazıdığı runik yazılar, kuzeye ait bir yazı geleneğini Bizans ortamına taşır. Katmanları karıştırmamak için önce ana ismi bulup öbeği dışa doğru okuyun.

Alıştırma

Hangi açıklama ad öbeğindeki ilişkileri doğru biçimde korur?

  1. Seçkin muhafız birliği imparatorun yazdığı yazıtları buldu.
  2. İmparator bütün Vikinglere emir vermek için runik harfler kazıdı.
  3. İmparatorun seçkin muhafız birliğindeki Viking üyeler runik yazıtlar kazıdı.
Cevabı göster

İmparatorun seçkin muhafız birliğindeki Viking üyeler runik yazıtlar kazıdı.

carry the lore of distant northern lands. Deyimler

1:55

uzak kuzey diyarlarının efsanelerini taşır.

Deyimler

carry the lore of distant northern lands: carry sözcüğünün mecaz anlamı ve lore sözcüğünün kültürel anlamı

Carry burada mecaz anlamda kullanılır: yazıtlar bir şeyi fiziksel olarak taşımak yerine kültürel anlamı içerir, korur ve aktarır. Lore, bir topluluk içinde kuşaktan kuşağa aktarılan geleneksel hikâyeler ve bilgiler demektir. Bu ifade yazıtları uzaktaki kuzey kültürleriyle bir bağ olarak sunar. Distant northern lands, sınırları kesin bir modern yeri belirtmekten çok çağrışımlı ve edebî bir ton katar.

Alıştırma

İngilizce cümleyi okuyun: These symbols carry the lore of an ancient kingdom. Carry the lore ne anlama gelir?

  1. Kitapları fiziksel olarak bir yerden başka bir yere taşırlar.
  2. Geleneksel hikâyeleri ve bilgileri koruyup aktarırlar.
  3. Krallık hakkındaki bütün bilgileri gizlerler.
Cevabı göster

Geleneksel hikâyeleri ve bilgileri koruyup aktarırlar.

But your attention is caught by the grand dome, Kalıp ifadeler

1:58

Ancak dikkatiniz muhteşem kubbeye çekilir,

Kalıp ifadeler

your attention is caught by ...: bir şey dikkatinizi çeker

Edilgen yapı someone's attention is caught by something, bir şeyin dikkat çekici veya ilginç olduğu için kişinin odak noktası hâline geldiğini anlatır. Burada görkemli kubbe, izleyenin bakışını kendine çeker. Attention sözcüğünü başa koymak, anlatıcının dinleyicinin odağını yeni bir ayrıntıya yöneltmesini sağlar. Yalnızca birinin onu gördüğünü söylemek yerine neyin öne çıktığını vurgular.

Alıştırma

Cümleyi catch fiilinin edilgen biçimiyle tamamlayın: At the museum, my attention ____ a tiny silver boat in the corner.

Cevabı göster

was caught by

representing the heavens. Kelime

2:00

ki o gökleri temsil eder.

Kelime

representing the heavens: simgesel bir anlam ifade etmek

Burada representing, simgelemek veya bir şeyi temsil etmek anlamındadır. Kubbe, the heavens yani gökyüzü ya da göksel bir âlemi çağrıştıracak biçimde tasarlanmıştır; bir insan gibi başka biri adına hareket etmez. Representing, önceki açıklamada geçen kubbenin simgesel işlevini ekleyen bir -ing yan yapısıdır. Sanat ve mimari anlatımlarında represent, çoğu zaman görülebilir bir ögeyi onun ifade ettiği düşünceye bağlar.

Alıştırma

representing the heavens ifadesinde representing ne anlama gelir?

  1. birinin adına konuşmak
  2. simgelemek
  3. katılmak
Cevabı göster

simgelemek

Reaching over 50 m high and over 30 m in diameter and ringed by windows around its base, Notlar

2:02

50 metreden fazla yüksekliğe ve 30 metreden fazla çapa sahip, tabanının etrafı pencerelerle çevrili,

Kalıp ifadeler

Reaching over ... high ve ... in diameter: yükseklik ve çap belirtme

Reaching over 50 m high, dikey yüksekliğin 50 metreden fazla olduğu anlamına gelir. Over, sayının üstünde bir değeri belirtir; bir şeyin başka bir şeyin üzerinde bulunduğunu anlatmaz. Baştaki -ing yapısı aynı nesnenin iki ölçüsünü verir: over 50 m high ve over 30 m in diameter. High dikey ölçüyü, in diameter ise dairesel bir şeklin merkezinden geçerek bir kenardan diğerine yapılan çap ölçümünü belirtir.

Alıştırma

Bu resmî boyut betimlemesini over ve in diameter kullanarak tamamlayın: The circular tower reaches ____ and 12 meters ____. It is more than 40 meters tall.

Cevabı göster

over 40 meters high · in diameter

the golden dome appears suspended from heaven,

2:09

altın kubbe cennetten asılıymış gibi görünür,

Dilbilgisi

ringed by ... appears suspended from heaven: çevrelenmiş ve gökten asılıymış gibi görünen

Ringed by windows around its base, altın kubbeyi betimleyen bir geçmiş zaman ortacı öbeğidir: bir pencere şeridi kubbenin alt kenarını çevreler. Burada ring, halka biçiminde çevrelemek anlamına gelen bir fiildir. Appears suspended from heaven, görsel bir izlenim sunmak için appear + tümleç yapısını kullanır. Kubbe gökyüzünden sarkıyormuş gibi görünür, ancak ifade onun gerçekten orada asılı olduğunu ileri sürmez. İki ifade birlikte, yapının üzerinde yüzüyormuş gibi görünen bir kubbe görüntüsü oluşturur.

Alıştırma

Ringed by windows around its base, the golden dome appears suspended from heaven, betimlemesi ne anlatır?

  1. Pencereler kubbenin tabanını çevrelediği için kubbe yüzüyormuş gibi görünür.
  2. Pencereler kubbenin yalnızca bir tarafında düz bir sıra oluşturur.
  3. Kubbe bir destekle gerçek anlamda gökyüzünden sarkmaktadır.
Cevabı göster

Pencereler kubbenin tabanını çevrelediği için kubbe yüzüyormuş gibi görünür.

light reflecting through its interior. Dilbilgisi

2:12

ışık içinden yansıyarak süzülür.

Dilbilgisi

light reflecting through its interior: isim + -ing ile sahne ayrıntısı

Burada light isim, reflecting ise -ing biçimindeki ortaçtır. Birlikte light reflecting through its interior, ana sahne anlatılırken ışığın içeride yansıyıp ilerlemesini görsel bir ayrıntı olarak ekler. Bu kısa isim + -ing kalıbı tamamlayıcı bir öbektir; tek başına tam bir yan cümle değildir. Yazarın başka bir tam cümle başlatmadan aynı anda gerçekleşen bir arka plan eylemi eklemesini sağlar.

Alıştırma

Hangi cümle, sahneye aynı anda gerçekleşen bir ayrıntı eklemek için isim + -ing öbeğini doğru kullanır?

  1. The gallery looked magical, sunlight streaming through the colored glass.
  2. The gallery looked magical, sunlight to stream through the colored glass.
  3. The gallery looked magical, sunlight streamed through the colored glass.
Cevabı göster

The gallery looked magical, sunlight streaming through the colored glass.

Beneath its grandiose symbolism, Anlatım akışı

2:14

Bu görkemli sembolizmin altında,

Anlatım akışı

Beneath its grandiose symbolism: gizli bir katmanı açığa çıkarma

Beneath its grandiose symbolism ifadesinde beneath mecaz anlamda kullanılır. Etkileyici ya da gösterişli simgesel yüzeyin altında daha az görünür bir gerçeklik bulunduğunu anlatır; bir nesnenin fiziksel olarak başka bir nesnenin altında olduğunu söylemez. İfade başa yerleştirildiğinde bilgiyi düzenler: izleyiciyi dışarıdan görünen büyük anlamdan daha derin, pratik veya daha az olumlu bir gerçeğe taşır. Böylece bir şeyi açığa çıkarma etkisi ve çoğu zaman hafif bir karşıtlık oluşturur.

Alıştırma

"Beneath her calm exterior, she was deeply anxious," cümlesinde baştaki ifade ne yapar?

  1. Sakin dış görünüşün ardındaki daha az görünür bir duyguyu açığa çıkarır.
  2. Sakin görünüşünün kaygıya neden olduğunu söyler.
  3. Kaygının fiziksel olarak onun görünüşünün altında bulunduğunu söyler.
Cevabı göster

Sakin dış görünüşün ardındaki daha az görünür bir duyguyu açığa çıkarır.

the sturdy reinforcing Corinthian columns Kültür

2:16

orijinal kubbe M.S. 558’deki bir depremde

Kültür

the sturdy reinforcing Corinthian columns: sağlamlık, işlev ve üslup

Bu isim öbeğinin ana sözcüğü columns sözcüğüdür. Önündeki her sözcük farklı bir bilgi ekler: sturdy sütunların sağlam olduğunu, reinforcing yapıyı güçlendirmeye veya desteklemeye yardımcı olduklarını, Corinthian ise klasik bir mimari düzeni belirtir. Bu niteleyiciler birlikte sütunların hem görevini hem de tasarımını anlatır. Buradaki Corinthian, malzemeyi ya da menşe yerini değil, teknik bir üslup adını belirtir.

Alıştırma

the sturdy reinforcing Corinthian columns ifadesinde reinforcing, sütunlar hakkında ne anlatır?

  1. Yapıyı güçlendirmeye veya desteklemeye yardımcı olurlar.
  2. Yalnızca süsleme amacıyla kullanılırlar.
  3. Yakın zamanda daha parlak bir renge boyanmışlardır.
Cevabı göster

Yapıyı güçlendirmeye veya desteklemeye yardımcı olurlar.

brought from Lebanon after the original dome Dilbilgisi

2:19

kısmen yıkıldıktan sonra

was partially destroyed by an earthquake in 558 CE,

2:21

Lübnan'dan getirilen sağlamlaştırıcı Korint sütunları,

Dilbilgisi

brought from Lebanon after ... was partially destroyed: isimden sonra gelen uzun bir niteleyici

Vurgulanan bölümün tamamı daha önce geçen columns ismini niteler. Brought, edilgen anlam taşıyan bir geçmiş ortaçtır: sütunlar Lübnan’dan getirilmiştir. Burada özne ile were brought gibi çekimli bir fiil birlikte bulunmadığından bu bölüm yeni bir ana cümle değildir. after ile başlayan yan cümle, getirme eyleminin ne zaman gerçekleştiğini anlatır. Bu yan cümlede was partially destroyed edilgen bir fiil öbeğidir ve by an earthquake nedeni belirtir. Böylece uzun niteleyici, sütunların kaynağını, olayların sırasını ve deprem hasarını ismin arkasında bir araya getirir.

Alıştırma

İsimden sonra gelen edilgen niteleyiciyi bring fiilinin geçmiş ortacıyla tamamlayın: The columns ____ from Italy after the fire now support the roof.

Cevabı göster

brought

quietly remind you of its fragility Kalıp ifadeler

2:25

size sessizce onun kırılganlığını

Kalıp ifadeler

quietly remind you of its fragility: quietly'nin üstü kapalı anlamı ve remind ... of yapısı

remind someone of something yapısında remind sözcüğünden sonra hatırlatılan kişi, of sözcüğünden sonra ise akla getirilen anı, nesne veya gerçek gelir. Burada you kişi, its fragility ise fark edilen gerçektir. Quietly burada nesnenin alçak sesle konuştuğu anlamına gelmez. Dolaylı ve göze çarpmayan bir etkiyi anlatır: nesnenin görünüşü veya varlığı, onun kırılgan olduğunu belli belirsiz fark etmenizi sağlar.

Alıştırma

remind someone of something yapısındaki eksik sözcükle cümleyi tamamlayın: The smell of rain reminds Mia ____ summer camp.

Cevabı göster

of

and the engineering skills such a marvel requires. Dilbilgisi

2:27

ve böyle bir harikanın gerektirdiği mühendislik becerilerini hatırlatır.

Dilbilgisi

such a marvel requires: such a + isim ile değerlendirme içeren geri gönderim

Such a marvel, az önce anlatılan şeye benzeyen olağanüstü bir şey anlamına gelir. Such önceki konuyu yeniden gösterirken marvel konuşanın güçlü ve olumlu değerlendirmesini ekler. Böylece önceki konuya dönülürken hayranlık duygusu korunur. the engineering skills such a marvel requires şeklindeki daha büyük isim öbeğinde such a marvel, requires fiilinin öznesidir. Engineering skills ise harikanın ihtiyaç duyduğu şeydir. Tam yapı, nesne görevindeki that ilgi zamiri atılmış hâliyle the engineering skills that such a marvel requires olarak anlaşılabilir.

Alıştırma

Hangi seçenek, makineye geri gönderimde bulunmak için such a/an + tekil isim yapısını doğru kullanıyor?

  1. The robot can clean an entire beach. So a useful machine requires careful maintenance.
  2. The robot can clean an entire beach. Such a useful machine requires careful maintenance.
  3. The robot can clean an entire beach. Such useful a machine requires careful maintenance.
Cevabı göster

The robot can clean an entire beach. Such a useful machine requires careful maintenance.

If a picture is worth a thousand words, Deyimler

2:32

Eğer bir resim bin kelimeye bedelse,

Deyimler

If a picture is worth a thousand words: bir resim bin kelimeye bedeldir

“A picture is worth a thousand words” yaygın bir atasözüdür: tek bir görüntü, açıklanması çok sayıda kelime gerektirebilecek kadar fazla bilgi aktarabilir. “A thousand” kesin bir sayı değil, bilinçli bir abartıdır. Burada “If”, atasözünü daha geniş bir düşüncenin başlangıç koşuluna dönüştürür. Görüntüler bu kadar çok şey anlatabiliyorsa konuşmacı daha sonra hangi mozaiklerin en fazla şeyi aktardığını karşılaştırabilir. Böylece atasözü yalnızca genel bir kural söylemek yerine doğal bir geçiş oluşturur.

Alıştırma

Bilinen atasözünü kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: A picture is worth ____.

Cevabı göster

a thousand words

the mosaics from the next several centuries have the most to say, Deyimler

2:34

sonraki birkaç yüzyılın mozaiklerinin söyleyecek en çok sözü vardır,

Deyimler

have the most to say: mecazi olarak bilgi aktarmak

Bu cümlede “have the most to say” ifadesi mozaikleri kişileştirir. Mozaikler gerçekten konuşmaz; karşılaştırılan mozaikler arasında bunlar yorumlanabilecek en fazla bilgiyi veya ipucunu sunar. Üstünlük bildiren “most” bu sıralamayı gösterir. “Have something to say” kalıbı genellikle bir kişinin ifade edecek bilgisi, düşüncesi veya görüşü olduğunu anlatır. Özne bir sanat eseri, belge veya nesne olduğunda “say” mecazi anlamdadır: öznenin ayrıntıları bir şeyi ortaya çıkarır veya iletir.

Alıştırma

Hangi cümlede “have the most to say”, bir nesnenin en zengin bilgiyi sağladığını anlatmak için kullanılmıştır?

  1. Of all the artifacts, this diary has the most to say about daily life.
  2. At every meeting, Leo says the most because he gives the longest report.
  3. The guide has to say the most during today's presentation because she covers three sections.
Cevabı göster

Of all the artifacts, this diary has the most to say about daily life.

not only about their biblical themes, Dilbilgisi

2:38

sadece incil temaları hakkında değil,

but also the Byzantine emperors who commissioned them, Kelime

2:40

aynı zamanda onları yaptıran ve

Dilbilgisi

not only about A ... but also B: paralel bir odak eklemek

Not only A, but also B, ikinci ve paralel bir odağı ekler. Burada iki bölüm de bir şeyin ne hakkında olduğu fikrini tamamlar: önce their biblical themes, ardından the Byzantine emperors who commissioned them gelir. about edatı ilk konunun önünde açıkça kullanılır, ikinci konunun önünde ise var olduğu anlaşılır. Bu yapıyı okurken not only ve but also ifadelerinden sonra gelen birimleri aynı dil bilgisel düzeyde eşleştirin. Cümle iki ayrı eylemi değil, iki konuyu birbirine bağlar.

Alıştırma

Cümleyi not only ... but also yapısıyla tamamlayın: The documentary is ____ about the athletes, ____ about the families who support them.

Cevabı göster

not only · but also

Kelime

commissioned them: eserlerin yapılmasını sipariş etmek

commissioned them ifadesinde commission, bir eserin yapılmasını resmî olarak sipariş etmek veya ayarlamak anlamına gelen geçmiş zamanlı bir fiildir. Bu çoğu zaman bir sanatçıya ya da zanaatkâra ödeme yapmayı içerir. Sanat ve mimari bağlamında özne, projenin destekçisi veya arkasındaki kurumdur; eseri fiziksel olarak yapan kişi olmak zorunda değildir. Who commissioned them, Byzantine emperors ifadesini tanımlayan bir ilgi yan cümlesidir. Them, daha önce sözü edilen eserleri belirtir.

Alıştırma

'The rulers commissioned the murals,' cümlesinde rulers ne yaptı?

  1. Bir kurulda birlikte görev yaptılar.
  2. Duvar resimlerinin her bölümünü bizzat boyadılar.
  3. Duvar resimlerinin yapılmasını resmî olarak ayarladılar.
Cevabı göster

Duvar resimlerinin yapılmasını resmî olarak ayarladılar.

often depicted along with Christ. Dilbilgisi

2:42

genellikle Mesih'le birlikte tasvir edilen Bizans imparatorları hakkında da.

Dilbilgisi

often depicted along with Christ: İsa ile birlikte tasvir edilmek

Bu parça, daha önce belirtilen özneyi tamamlar ve “the emperors were often depicted along with Christ” şeklinde anlaşılır. Depicted, edilgen bir yapıdaki geçmiş zaman ortacıdır: İmparatorlar sanat eserinde gösterilen kişilerdir; eseri yapan sanatçılar değildir. Depict, “bir kişiyi ya da sahneyi bir görüntüde göstermek”, along with ise “birlikte” demektir. Bu kısa anlatım resim, mozaik ve diğer görsel sanat betimlemelerinde yaygındır.

Alıştırma

Sanat eseri betimlemesini “bir görüntüde birlikte gösterilen” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: In the mural, the doctor is ____ two nurses.

Cevabı göster

depicted along with

But beneath their loud and clear voices, Anlatım akışı

2:45

Ancak yüksek ve net seslerinin altında,

Anlatım akışı

But beneath their loud and clear voices: görünür mesajdan gizli tarihe

But bir yön değişikliğine işaret eder. Anlatı, günümüze ulaşan görsellerin açıkça söylediği izlenimini veren mesajdan, hasar ve kayıplarla ilgili daha az görünür bir tarihe geçer. Beneath bu iki katmanı düzenler: yüzeydeki belirgin mesaj ve gizli tarihsel katman. Their loud and clear voices, görselleri konuşan kişiler gibi insanlaştırır. Voices gerçek sesi değil, görsellerin ilettiği mesajları ifade eder; loud and clear ise bu mesajların kolayca anlaşıldığı anlamına gelir.

Alıştırma

Bu ifade parçada temel olarak ne yapıyor?

  1. Anlatıyı açık bir yüzey mesajından hasar ve kayıplarla ilgili gizli bir tarihe geçirir.
  2. Konuşanların seslerinin azaldığını ve duyulmalarının zorlaştığını açıklar.
  3. Görsellerin altından gerçek sesler geldiğini söyler.
Cevabı göster

Anlatıyı açık bir yüzey mesajından hasar ve kayıplarla ilgili gizli bir tarihe geçirir.

one hears the haunting echoes of the damaged and missing mosaics and icons, Deyimler

2:47

hasar görmüş ve kaybolmuş mozaiklerin ve ikonaların akıldan çıkmayan yankıları duyulur,

Deyimler

hasarlı veya kayıp mozaik ve ikonaların haunting echoes ifadesi

Haunting echoes edebî bir mecazdır. Haunting, zihinde kalan ve üzüntü, korku ya da huzursuzluk uyandıran bir şeyi anlatır; echoes ise kaynağı yok olduktan sonra kalan izleri veya etkileri düşündürür. Mozaikler ve ikonalar gerçekten ses çıkarmıyor. Hasar görmeleri ve artık bulunmamaları geçmişi hâlâ mevcutmuş gibi hissettiriyor; böylece eksik olan şeyler de kaybın tarihini aktarıyor.

Alıştırma

Bu cümlede haunting echoes neyi düşündürüyor?

  1. Sanat eseri odada gerçekten tekrarlanan bir ses çıkarıyor.
  2. Kayıp veya hasarlı sanat eserleri hâlâ güçlü ve huzursuz edici bir izlenim bırakıyor.
  3. Mozaikler onarıldı ve artık yeni görünüyor.
Cevabı göster

Kayıp veya hasarlı sanat eserleri hâlâ güçlü ve huzursuz edici bir izlenim bırakıyor.

desecrated and looted during the Latin occupation Kültür

2:51

Latin işgali sırasında saygısızca tahrip edilen ve yağmalanan

in the Fourth Crusade.

2:54

Dördüncü Haçlı Seferi'nde.

Kültür

Dördüncü Haçlı Seferi'ndeki Latin işgali sırasında desecrated and looted

Desecrated ve looted, dinî sanat eserlerine ne olduğunu anlatan birbirine bağlı iki geçmiş zaman ortacıdır. Desecrated, kutsal bir nesneye veya yere ciddi biçimde saygısız davranıldığını; looted ise bir çatışma ya da kargaşa sırasında çalındığını ifade eder. Buradaki Latin occupation, Haçlı kuvvetlerinin Dördüncü Haçlı Seferi sırasında 1204'te Konstantinopolis'i ele geçirip yağmalamasının ardından şehirde kurulan Batılı Latin Hristiyan yönetimini anlatır. Bu ifade, hasar ve kaybın tarihsel ortamını verir.

Alıştırma

Hangi cümlede hem desecrated hem de looted doğru kullanılmıştır?

  1. The caretakers desecrated the shrine by cleaning it carefully and looted its valuables by recording them.
  2. The attackers desecrated the shrine by treating it with contempt and looted its valuables.
  3. The tourists desecrated the shrine by quietly admiring it and looted postcards from the gift shop after paying.
Cevabı göster

The attackers desecrated the shrine by treating it with contempt and looted its valuables.

Within the floor,

2:56

Zeminde,

the tomb inscription of Enrico Dandolo, Kültür

2:57

seferi yöneten Venedikli hükümdar Enrico Dandolo'nun

Kültür

the tomb inscription of Enrico Dandolo: tarihî bir ipucu olarak mezar kitabesi

Tomb inscription, bir mezara, mezar taşına veya mezar işaretine yazılmış ya da kazınmış sözlerdir. Bu isim grubunda of Enrico Dandolo, kitabenin kimin mezarına veya anıtına ait olduğunu belirtir. Burada belirli bir kişinin adını taşıyan kitabe, gözle görülebilen tarihî bir ipucu görevi görür. Gerçek bir yeri Dandolo’ya ve söz konusu edilen Venedik ile Latin egemenliği dönemine bağlar. İfade, mezarın tamamını değil, anıtın üzerindeki sözleri gösterir.

Alıştırma

“the tomb inscription” ifadesinde tomb inscription neyi belirtir?

  1. Bir askerî harekât sırasında yazılmış emri
  2. Bir mezar veya mezar işareti üzerine yazılmış ya da kazınmış sözleri
  3. Mezar yapısının tamamını
Cevabı göster

Bir mezar veya mezar işareti üzerine yazılmış ya da kazınmış sözleri

the Venetian ruler who commanded the campaign, Kelime

2:59

mezar yazıtı,

Kelime

who commanded the campaign: askerî bir harekâtı yönetmek

who commanded the campaign ifadesinde who, the Venetian ruler sözünü açıklayan bir ilgi cümleciğini başlatır. Bu cümlecik, hükümdarın hangi rolü üstlendiğini belirtir. Burada command, liderlik edip yönetmek; campaign ise düzenli bir askerî harekât anlamındadır. İfade, yalnızca bir kişiye tek bir emir vermeyi değil, askerî harekâtın tamamına komuta etmeyi anlatır.

Alıştırma

“The admiral commanded the campaign at sea,” cümlesinde amiral ne yaptı?

  1. Harekâta katılmak için izin istedi
  2. Harekâtın kendisine tek bir sözlü talimat verdi
  3. Askerî harekâta liderlik edip onu yönetti
Cevabı göster

Askerî harekâta liderlik edip onu yönetti

is a stark reminder of those 57 years Kalıp ifadeler

3:02

Ayasofya'nın, Bizans'ın geri almasıyla Ortodoks köklerine dönmeden önce

Kalıp ifadeler

a stark reminder of: çarpıcı ve görmezden gelinmesi zor bir hatırlatma

Bir şeyin a stark reminder of X olması, çoğu zaman görünür bir kanıt olduğu için X'i açık ve güçlü biçimde akla getirmesi demektir. Stark, reminder sözcüğüne ciddi ve görmezden gelinmesi zor bir anlam katar. Bu parçada is ifadesinden önceki özne, o 57 yılın güçlü bir kanıtı olarak sunulur; burada bir kişinin başka birine bilerek bir şeyi hatırlatması söz konusu değildir.

Alıştırma

Hangi durum a stark reminder ifadesiyle en iyi anlatılır?

  1. Takvim uyarısının futbol antrenmanının saat altıda başladığını bildirmesi.
  2. Bir arkadaşın su şişeni unutmaman için mesaj atması.
  3. Bir savaş anıtının geçmişteki fedakârlıkları güçlü biçimde hatırlatması.
Cevabı göster

Bir savaş anıtının geçmişteki fedakârlıkları güçlü biçimde hatırlatması.

that Hagia Sophia spent as a Roman Catholic Church Dilbilgisi

3:05

Roma Katolik Kilisesi olarak geçirdiği 57 yılın

Dilbilgisi

spend + time + as + bir rol veya işlev

Bu, those 57 years ifadesini niteleyen bir ilgi yan cümlesidir. That, bu yılları temsil eder ve spent fiilinden sonraki nesne yerini doldurur. Temel düşüncenin tam hâli Hagia Sophia spent those 57 years as a Roman Catholic Church. şeklindedir. Aktarılabilir kalıp özne + spend + süre + as + rol veya işlev biçimindedir. Özne bir bina olduğunda spend hafif bir kişileştirme yaratır ve binanın belirtilen süre boyunca o işlevde kullanıldığı anlamına gelir.

Alıştırma

spend + time + as + rol kalıbını tek sözcükle tamamlayın: Maya spent six years ____ a nurse before becoming a doctor.

Cevabı göster

as

before returning to its Orthodox roots upon the Byzantine reconquest. Kalıp ifadeler

3:08

çarpıcı bir hatırlatıcısıdır.

Kalıp ifadeler

Bizans'ın yeniden fethiyle returning to its Orthodox roots

Return to its Orthodox roots, daha önceki bir Ortodoks kimliğini veya geleneğini yeniden benimsemek anlamına gelir. Buradaki roots bir mecazdır; bitki köklerini değil, kökenleri ve kimliği biçimlendiren gelenekleri anlatır. Upon + olay adı, bir şeyin o olay gerçekleştiğinde veya hemen sonrasında olduğunu belirten resmî bir yapıdır. before + -ing yapısının tamamı, önceki durumu bu dönüşten daha önceye yerleştirir: Ortodoks geleneğine dönüş, Bizans'ın yeniden fethi sırasında gerçekleşmiştir.

Alıştırma

before returning to its Orthodox roots upon the Byzantine reconquest ifadesine en uygun yorum hangisidir?

  1. Bizans'ın yeniden fethinden önce fiziksel olarak “kökleri” adlı bir yere taşındı.
  2. Önceki durum, Bizans'ın yeniden fethi sırasında daha önceki Ortodoks kimliğine dönüşten önce gerçekleşti.
  3. Bizans'ın yeniden fethi gerçekleştiğinde Ortodoks kimliğini bıraktı.
Cevabı göster

Önceki durum, Bizans'ın yeniden fethi sırasında daha önceki Ortodoks kimliğine dönüşten önce gerçekleşti.

But it would not remain a church for long. Kalıp ifadeler

3:12

Ancak uzun süre kilise olarak kalmayacaktı.

Kalıp ifadeler

would not remain a church for long: geçmişten bakarak değişikliği haber vermek

Remain a church, kilise olma durumunu veya işlevini sürdürmek anlamına gelir. not ... for long, bu durumun kısa süre sonra sona ereceğini belirtir. Geçmiş zamanla anlatılan tarihî bir metinde would, geçmişteki bir noktadan görülen geleceği belirtebilir: anlatıcı o andan ileriye bakar. Burada istek veya varsayımsal bir koşul anlatmaz. Bu ifade bir sonraki değişikliği önceden haber verir.

Alıştırma

Bu tarihî anlatımda would not remain a church for long okuyucuya ne anlatır?

  1. Kilise olarak kalmayı istemiyordu.
  2. Geçmişteki o noktadan bakıldığında, kilise olarak kullanılması kısa süre sonra sona erecekti.
  3. Bir koşul yerine getirilmiş olsaydı şimdi hâlâ kilise olabilirdi.
Cevabı göster

Geçmişteki o noktadan bakıldığında, kilise olarak kullanılması kısa süre sonra sona erecekti.

Weakened by the Crusades, Dilbilgisi

3:15

Haçlı Seferleri'yle zayıflayan,

Dilbilgisi

Weakened by the Crusades: cümle başında geçmiş zaman ortaç öbeği

Weakened by the Crusades bir geçmiş zaman ortaç öbeğidir. Edilgen bir arka plan verir: Konstantinopolis zayıflatılmıştır ve bunun nedeni Haçlı Seferleri'dir. Ana cümleden önce kullanılan bu öbek, nedeni birkaç sözcükle özetler. Because Constantinople had been weakened by the Crusades, ... biçiminde tam bir yan cümleye açılabilir. Weakened sözcüğünün örtük öznesi, ardından gelen ana cümlenin öznesidir.

Alıştırma

Başlangıç öbeğini weaken fiilinin geçmiş zaman ortacı ve nedeni belirten edatla tamamlayın: ____ repeated storms, the sea wall finally broke.

Cevabı göster

Weakened by

Constantinople fell to the Ottomans in 1453 Kelime

3:16

Konstantinopolis 1453'te Osmanlıların eline geçti

Kelime

Constantinople fell to the Ottomans: ele geçirilmek anlamındaki fall to

Askerî ve tarihî metinlerde bir şehir, kale, bölge veya yönetim karşıt bir güce falls to olduğunda, o güç tarafından ele geçirilmiş ve denetimini kaybetmiş demektir. Burada fell, fall fiilinin geçmiş zamanıdır ve the Ottomans fetheden taraftır. Dolayısıyla Constantinople fell to the Ottomans in 1453, Osmanlıların o yıl Konstantinopolis'i ele geçirdiği anlamına gelir. Fall to olayı, denetimi kaybeden yerin veya yönetimin bakış açısından anlatır; fiziksel olarak düşmeyi ifade etmez.

Alıştırma

Başka bir güç tarafından ele geçirildi anlamını vermek için tarih cümlesini fall fiilinin geçmiş zamanı ve gerekli edatla tamamlayın: The capital ____ the invading army in 1804.

Cevabı göster

fell to

and would be known as Istanbul thereafter. Kalıp ifadeler

3:19

ve bundan sonra İstanbul olarak anılacaktı.

Kalıp ifadeler

would be known as Istanbul thereafter: bundan sonra Istanbul olarak bilinecekti

Tarih anlatımında would be known as, geçmişteki bir noktadan ileriye bakar: o noktadan sonra insanlar şehre Istanbul diyecektir. Edilgen be known as + ad veya kimlik yapısı, bir kişi ya da şeyin hangi adla veya sıfatla tanındığını belirtir. Thereafter, o zamandan itibaren anlamına gelir. İfade bir bütün olarak sonraki adı, önceki olaydan sonra devam eden bir sonuç olarak sunar.

Alıştırma

Tarih anlatımındaki cümleyi hedef yapı would be known as ... thereafter ile tamamlayın: In 1912, the ship was renamed and ____ Aurora ____.

Cevabı göster

would be known as · thereafter

After allowing his soldiers 3 days of pillage, Dilbilgisi

3:22

Askerlerine 3 günlük yağma izni verdikten sonra,

Dilbilgisi

After allowing his soldiers 3 days of pillage: önceki eylem için after + -ing

after + -ing yan cümlesi, bu eylemi ana cümledeki eylemden önceye yerleştirir. After allowing ..., after he allowed ... ifadesinin kısa biçimidir ve allowing eyleminin söylenmeyen öznesi ana cümlenin öznesi olmalıdır. Allowing his soldiers 3 days of pillage, askerlere üç günlük bir yağma dönemi için izin vermek anlamına gelir. Burada pillage, özellikle savaş veya istila sırasında yapılan şiddetli ve geniş çaplı yağmayı belirten bir isimdir.

Alıştırma

after yan cümlesi önceki eylemi belirtecek şekilde cümleyi review fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: After ____ the report, Lena emailed her notes.

Cevabı göster

reviewing

Sultan Mehmed the Second entered the building. Kültür

3:25

Sultan İkinci Mehmed binaya girdi.

Kültür

Sultan Mehmed the Second: unvan ve hükümdarlık sıra sayısı

Sultan bir hükümdarlık unvanıdır, Mehmed kişinin adıdır ve the Second hükümdarlık sıra sayısıdır. Bu, aynı adı taşıyan ikinci hükümdar olduğunu gösterir; dolayısıyla tüm ifade Mehmed adlı sıradan birini değil, Sultan II. Mehmed'i belirtir. Burada 1453'te Konstantinopolis'i fetheden Osmanlı hükümdarı II. Mehmed kastedilir. Tarihî anlatıyı anlamak için gereken temel arka plan budur.

Alıştırma

Tarihî ad Mehmed II İngilizcede genellikle nasıl seslendirilir?

  1. Mehmed the Second
  2. Mehmed two
  3. the second Mehmed
Cevabı göster

Mehmed the Second

Though heavily damaged, Dilbilgisi

3:28

Ağır hasar görmüş olmasına rağmen,

Dilbilgisi

Though heavily damaged: kısaltılmış ödünleme yan cümlesi

Though heavily damaged, kısaltılmış bir ödünleme yan cümlesidir. Tam biçimi Though it was heavily damaged şeklindedir: though olumsuz bir durumu kabul eder, heavily damaged sözcüğünün derecesini güçlendirir ve damaged örtük özneyi tanımlar. İfade önce elverişsiz bir durumu kabul eder. Ardından ana cümle, bu duruma rağmen devam eden veya beklenenden farklı olan bir sonucu vermelidir.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için Though the bridge was heavily damaged yan cümlesini kısaltın: ____, the bridge remained open.

Cevabı göster

Though heavily damaged

its grandeur was not lost on the young sultan Deyimler

3:29

görkemi genç sultanın gözünden kaçmadı

Deyimler

grandeur was not lost on the young sultan: genç sultan görkemi fark etti

X is/was not lost on Y kalıbında Y, X’i fark eder, anlar veya takdir eder. Lost burada bir şeyi fiziksel olarak kaybetmek anlamında değildir. not, bir şeyin fark edilmediğini, anlaşılmadığını veya takdir edilmediğini belirten be lost on someone ifadesinin anlamını tersine çevirir. Bu cümlede X its grandeur, Y ise the young sultan bölümüdür. Cümle, genç sultanın etkileyici büyüklüğü ve güzelliği açıkça fark ettiğini anlatır. Dolaylı anlatım, bu görkemin onun üzerinde gerçekten etki bıraktığını vurgular.

Alıştırma

“The warning was not lost on Maya,” cümlesinde was not lost on Maya ne anlama gelir?

  1. Maya uyarıyı anlayamadı.
  2. Maya uyarıyı kaybetti.
  3. Maya uyarıyı fark etti ve anladı.
Cevabı göster

Maya uyarıyı fark etti ve anladı.

who immediately rededicated it to Allah, Kelime

3:31

onu derhal Allah'a adadı,

Kelime

immediately rededicated it to Allah: rededicate A to B yapısı

Rededicate A to B, genellikle bir değişiklikten sonra A’yı yeniden B’ye adamak veya A’nın B’ye adanmışlığını resmî olarak yenilemek anlamına gelir. re- ön eki yeniden demektir; to ise adanmanın yöneldiği tanrıyı, kişiyi, amacı veya davayı tanıtır. Bu bölümde it yeniden adanan şeydir, Allah adanmanın yöneldiği varlıktır ve immediately eylemin hemen gerçekleştiğini belirtir. İfade, dinî adanmışlıkta hızlı ve resmî bir değişiklik sunar.

Alıştırma

Cümleyi rededicate A to B yapısının geçmiş zaman edilgen biçimiyle tamamlayın: After the ceremony, the hall was ____ public education.

Cevabı göster

rededicated to

proclaiming that it would be the new imperial mosque. Dilbilgisi

3:33

ve buranın yeni imparatorluk camisi olacağını ilan etti.

Dilbilgisi

proclaiming that ...: resmî bir ilan eklemek

Proclaiming that ... ana eyleme ek bilgi veren bir -ing yan yapısıdır. Önceki temel eyleme bir konuşma eylemi ekler ve örtük öznesi normalde ana cümlenin öznesidir. that ile başlayan yan cümle, ilanın içeriğini verir. Burada would be, geçmişteki bir bakış açısından binanın gelecekteki statüsünü gösterirken proclaim duyurunun kamusal, resmî ve yetkili bir nitelik taşıdığını belirtir.

Alıştırma

Cümleyi proclaiming that ile tamamlayın: The president signed the decree, ____ the island would become a protected reserve.

Cevabı göster

proclaiming that

The four minarets built over the next century Kültür

3:37

Sonraki yüzyıl boyunca inşa edilen dört minare

Kültür

four minarets built over the next century: sonraki yüzyıl boyunca inşa edilen dört minare

Minaret, bir caminin parçası olan veya yanında duran ve geleneksel olarak ezanla ilişkilendirilen yüksek kuledir. Bu ifade böyle dört minareyi anlatır. Built over the next century, that were built over the next century anlamındaki kısaltılmış edilgen bir ilgi cümleciğidir. Over bir zaman aralığını gösterir; dolayısıyla minareler sonraki yaklaşık yüz yıl içinde inşa edilmiştir ve hepsinin aynı anda tamamlanmış olması gerekmez.

Alıştırma

“Four minarets were built over the next century” cümlesindeki zaman ifadesi ne anlama gelir?

  1. Dört kulenin tamamı tam olarak aynı anda bitirildi.
  2. Dört cami minaresi, muhtemelen farklı zamanlarda olmak üzere, sonraki yüz yıl içinde inşa edildi.
  3. İnşaat başlamadan önce kuleler zaten bir yüzyıldır ayaktaydı.
Cevabı göster

Dört cami minaresi, muhtemelen farklı zamanlarda olmak üzere, sonraki yüz yıl içinde inşa edildi.

are the most obvious sign of this era, Kalıp ifadeler

3:39

bu dönemin en belirgin işaretidir,

Kalıp ifadeler

the most obvious sign of this era: bu dönemin en belirgin işareti

Burada sign, üzerinde yazı bulunan bir tabela değil, gözlemlenebilir bir özellik ya da kanıt anlamına gelir. A sign of this era, o dönemin nasıl olduğunu açıkça gösteren bir şeydir. The most obvious bir üstünlük yapısıdır: ilgili özellikler arasında fark edilmesi veya tanınması en kolay olanı belirtir. Bu ifade, bir dönemi ya da büyük bir değişimi en güçlü biçimde gösteren özelliği belirtmek için de kullanılabilir.

Alıştırma

Dersteki ifadenin aynısını kullanarak cümleyi tamamlayın: The new train station is ____ the town's growth.

Cevabı göster

the most obvious sign of

serving as architectural supports in addition to their religious purpose. Dilbilgisi

3:41

dini amaçlarının yanı sıra mimari destek olarak da hizmet ederler.

Dilbilgisi

serving as ... in addition to ...: iki işlev belirtmek

serving as ... biçimindeki -ing yan cümlesi, hemen önce sözü edilen şeyin rolü hakkında ek bilgi verir. Serve as, bir işlev görmek ya da bir amaçla kullanılmak anlamına gelir; bu nedenle serving as architectural supports, bu unsurların yapıyı ayakta tutmaya yardımcı olduğunu belirtir. In addition to + isim, ilk rolün yerine geçmeden başka bir rol ekler. Burada mimari işlev, dini amaçla birlikte bulunur. Bu yapı, bir nesnenin ya da kurumun iki işlevi olduğunu açıklamak için kullanışlıdır.

Alıştırma

İki sabit bölümü tamamlayın: The hall serves ____ an art gallery in addition ____ its role as a meeting space.

Cevabı göster

as · to

But there are many others.

3:45

Ancak daha pek çok işaret vardır.

Ornate candle holders relate Suleiman's conquest of Hungary, Kelime

3:47

Süslü şamdanlar Kanuni'nin Macaristan'ı fethini anlatır,

Kelime

relate Suleiman's conquest: tarihî bir olayı anlatmak

Burada relate, “anlatmak, aktarmak veya betimlemek” anlamına gelir. Geçişli bir fiildir: süslü şamdanların, üzerlerinde gösterilenler aracılığıyla Süleyman'ın Macaristan'ı fethetmesinin tarihini sunduğu anlaşılır. Şamdanlar gerçek anlamda konuşmaz. Yapı relate + hikâye veya olay şeklindedir; nesnenin önünde edat bulunmaz. Sanat eserleri ve tarihî nesnelerle ilgili açıklamalarda bu yapı, bir nesnenin bir anlatıyı aktardığını belirtir.

Alıştırma

“The museum display relates the city's founding” cümlesindeki relates ne anlama gelir?

  1. Şehrin kuruluşuyla bağlantılıdır ama onu anlatmaz.
  2. Şehrin kuruluşunun yeniden gerçekleşmesini sağlar.
  3. Şehrin kuruluş hikâyesini anlatır veya sunar.
Cevabı göster

Şehrin kuruluş hikâyesini anlatır veya sunar.

while giant calligraphy discs hung from the ceiling Kültür

3:50

tavana asılı dev hat sanatlı diskler ise

Kültür

calligraphy discs hung from the ceiling: tavandan asılı büyük yuvarlak hat levhaları

Buradaki calligraphy discs, sanatsal yazılar taşıyan büyük ve yuvarlak hat levhalarıdır. Bir caminin içinde dikkat çekici görsel ve dinî unsurlar olabilirler; bazen dinî adlar veya metinler sergilerler. Disc sözcüğü bunların yuvarlak şeklini anlatır; müzik ya da bilgisayar diski anlamına gelmez. Hung from the ceiling, levhaların iç mekânın yüksek bir bölümünde asılı olduğunu belirtir.

Alıştırma

Bir caminin içini anlatan bu ifadede calligraphy discs nedir?

  1. Sanatsal yazılar taşıyan büyük, yuvarlak levhalar
  2. Müzik veya dosya saklamak için kullanılan dijital diskler
  3. Üzerinde yazı olmayan sade, yuvarlak tavan lambaları
Cevabı göster

Sanatsal yazılar taşıyan büyük, yuvarlak levhalar

remind visitors for the first four caliphs who followed Muhammad. Kültür

3:53

ziyaretçilere Muhammed'den sonra gelen ilk dört halifeyi hatırlatır.

Kültür

first four caliphs who followed Muhammad: Muhammed'in ardından gelen ilk dört halife

İngilizcedeki caliph unvanı, Müslüman topluluğun lideri olarak Muhammed'in yerini alan kişiyi ifade eder. Bu unvan belirli bir İslam tarihi ve siyaseti bağlamına aittir; bu yüzden herhangi bir kral ya da hükümdar anlamına gelmez. Burada the first four caliphs, bu ardıllık sırasındaki ilk dört lideri ifade eder. who followed Muhammad, onların lider olarak Muhammed'den sonra geldikleri anlamındadır; gerçekten onun arkasından yürüdükleri anlamına gelmez.

Alıştırma

first four caliphs who followed Muhammad ifadesinde followed ne anlama gelir?

  1. Müslüman topluluğun liderleri olarak Muhammed'in ardından görevi devraldılar.
  2. Muhammed'in yaptığı her hareketi kopyaladılar.
  3. Gerçekten Muhammed'in arkasından yürüdüler.
Cevabı göster

Müslüman topluluğun liderleri olarak Muhammed'in ardından görevi devraldılar.

Though the building you see today still looks like a mosque, Dilbilgisi

3:58

Bugün gördüğünüz bina hala bir cami gibi görünse de,

it is now a museum,

4:01

artık bir müzedir;

Dilbilgisi

Though ... still looks like ..., it is now ...: hâlâ ... gibi görünse de artık ...

Though, önce bir beklenti yaratabilecek gerçeği kabul edip ardından ana cümlede bu beklentiyle çelişen bir gerçeği vermek için kullanılır. Burada binanın görünüşü bir camiyi düşündürür, ancak anlatılan zamanda bina bir müzedir. still, görünüşün geçmişten beri devam ettiğini; now ise durumun değiştiğini gösterir. Though X still looks like A, it is now B kalıbı, görünüş benzer kaldığı hâlde kimlik veya işlev değiştiğinde kullanışlıdır.

Alıştırma

Hangi cümle eski görünüşü önce kabul edip binanın mevcut kullanımını vurgulayan hedef kalıbı kullanıyor?

  1. The hall is now a community center, though it still looks like a school.
  2. Though the hall still looks like a school, it is now a community center.
  3. Because the hall still looks like a school, it is now a community center.
Cevabı göster

Though the hall still looks like a school, it is now a community center.

a decision made in 1935 by Kemal Atatürk, Dilbilgisi

4:02

bu karar, Osmanlı İmparatorluğu'nun çöküşünün ardından

Dilbilgisi

a decision made in 1935 by Kemal Atatürk: isimden sonra gelen geçmiş ortaç öbeği

Made in 1935 by Kemal Atatürk, decision isminden sonra gelen bir geçmiş ortaç öbeğidir. That was made in 1935 by Kemal Atatürk ile aynı anlama gelir: decision eylemin yöneldiği öğedir, in 1935 zamanı verir, by Kemal Atatürk ise kararı alan kişiyi belirtir. Bu kısaltılmış edilgen ilgi cümleciği, bir şeyi tanımlayan ayrıntıları tek bir isim öbeğinde toplar. İsim + geçmiş ortaç + ayrıntılar kalıbı; bir kararın, kuralın, politikanın veya nesnenin kaynağını açıklarken sık kullanılır.

Alıştırma

a decision made in 1935 by Kemal Atatürk ifadesinde made in 1935 by Kemal Atatürk neyi açıklar?

  1. kararı
  2. Kemal Atatürk'ü
  3. 1935 yılını
Cevabı göster

kararı

the modernizing first president of Turkey, Kültür

4:06

Türkiye'nin modernleşmeci ilk cumhurbaşkanı Kemal Atatürk tarafından

Kültür

the modernizing first president of Turkey: Atatürk'ü açıklayan eş ad öbeği

The modernizing first president of Turkey isim öbeği, Kemal Atatürk ile aynı kişiyi gösteren açıklayıcı bir eş ad öbeğidir. Başka bir kişiyi tanıtmak yerine onun Türkiye'nin ilk cumhurbaşkanı olduğu bilgisini ekler. Modernizing, onu ülkeyi daha modern hâle getirmeyi amaçlayan reformları destekleyen bir lider olarak sunar. Bu ifade, onunla bağlantılı eylemleri daha geniş bir reform programının parçası olarak görmeye yarayan arka planı verir; Atatürk'ün kendisinin modernleştirildiği anlamına gelmez.

Alıştırma

the modernizing first president of Turkey ifadesi Kemal Atatürk adından sonra ne işe yarar?

  1. Türkiye'nin ilk modern ülke olduğunu söyler.
  2. Atatürk'e yeniden gönderme yapar ve onun görevini ve reformcu imajını ekler.
  3. Adı verilmeyen farklı bir cumhurbaşkanını tanıtır.
Cevabı göster

Atatürk'e yeniden gönderme yapar ve onun görevini ve reformcu imajını ekler.

following the Ottoman Empire's collapse. Dilbilgisi

4:08

1935'te alınmıştır.

Dilbilgisi

following + isim: “sonra” anlamını resmî biçimde verme

Burada following, after yani “...-den sonra” anlamına gelen bir edattır. the Ottoman Empire's collapse isim grubunu başlatır ve bağlamdaki olayın bu çöküşten daha sonra gerçekleştiğini gösterir. Aktarılabilir kalıp following + isim veya isim grubudur. Ana cümledeki olayın zaman çerçevesini kısa ve net biçimde verir.

Alıştırma

Cümleyi, edat olarak after anlamına gelen follow fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: ____ the final rehearsal, the cast felt ready for opening night.

Cevabı göster

Following

It was this secularization that allowed for removal Dilbilgisi

4:12

Bu laikleşme,

Dilbilgisi

It was ... that ...: this secularization ifadesini vurgulama

It was ... that ... bir yarık cümledir; yani daha basit bir ifadenin bir bölümünü güçlü odak konumuna getirir. Burada this secularization odaklanan bölümdür, that allowed for removal ise iletinin geri kalanını verir. Bu kalıpta it yalnızca yapıyı başlatan biçimsel bir öğedir ve daha önce anılan bir şeye gönderme yapmaz. Tarafsız biçim This secularization allowed for removal olurdu. Yarık cümle, başka bir etkenin değil özellikle bu etkenin önemli olduğunu gösterir.

Alıştırma

the locked gate ifadesini güçlü biçimde vurgulayan yarık cümleyi tamamlayın: It ____ the locked gate ____ stopped the dog from running into the street.

Cevabı göster

was · that

of the carpets hiding the marble floor decorations Dilbilgisi

4:15

mermer zemin süslemelerini gizleyen halıların

and the plaster covering the Christian mosaics.

4:17

ve Hristiyan mozaiklerini kaplayan sıvanın kaldırılmasını sağladı.

Dilbilgisi

carpets hiding ... ve plaster covering ...: paralel -ing son niteleyicileri

Bu cümle parçasında eş görevli iki isim öbeği vardır: carpets hiding the marble floor decorations ve the plaster covering the Christian mosaics. Her öbekte -ing yan cümleciği isimden sonra gelerek onu niteler: hiding ... carpets sözcüğünü, covering ... ise plaster sözcüğünü açıklar. Bu kısa yapı, iki tam ilgi cümleciği kullanmadan her örtü malzemesini gizlediği şeyle eşleştirir. Yaklaşık olarak carpets that hid the floor decorations ve plaster that covered the mosaics şeklinde anlaşılabilir. -ing biçimi tek başına eylemin şu anda gerçekleştiği anlamına gelmez.

Alıştırma

block ve cover fiillerinin -ing biçimlerini isimden sonra niteleyici olarak kullanın: They moved the boxes ____ the exit and the sheet ____ the notice.

Cevabı göster

blocking · covering

Ongoing restoration work has allowed the multiplicity of voices Notlar

4:21

Devam eden restorasyon çalışmaları çok sayıdaki sesin

in Hagia Sophia's long history to be heard again

4:24

Ayasofya'nın uzun tarihinde yeniden duyulmasını sağladı

Dilbilgisi

has allowed ... to be heard again: allow + nesne + edilgen mastar

Temel kalıp allow + nesne + to be + past participle şeklindedir: has allowed [the multiplicity of voices in Hagia Sophia's long history] [to be heard again]. Nesne eylemden etkilenir, bu nedenle heard edilgendir: voices dinleme eylemini yapmaz, duyulur. Bir eylem, bir kişinin ya da şeyin başka bir eyleme maruz kalmasını mümkün kıldığında bu kalıbı kullanın. Burada restorasyon, yapının farklı tarihsel seslerini yeniden fark edilir hâle getiriyor. Heard kısmen mecazidir: tarihin farklı katmanları ve bakış açıları yeniden tanınabilir.

Alıştırma

Cümleyi read fiilinin edilgen mastarıyla tamamlayın: The new scan has allowed the damaged diary ____ again.

Cevabı göster

to be read

after centuries of silence.

4:27

yüzyıllar süren sessizliğin ardından.

Deyimler

the multiplicity of voices ... after centuries of silence: yüzyıllar süren sessizlikten sonra duyulan çok sayıda tarihsel ses

Voices ve silence burada genişletilmiş bir metafor oluşturur. Bina gerçekten konuşmaz: voices, Ayasofya'da temsil edilen farklı tarihsel dönemleri, toplulukları ve gelenekleri anlatır; silence ise bu katmanların gizli kaldığını, göz ardı edildiğini veya anlaşılamadığını düşündürür. Multiplicity, tek bir tarihsel ses olmadığını gösterir. To be heard again, restorasyonu ve yeniden gösterilen ilgiyi binanın uzun tarihinin farklı bölümlerini tekrar fark edilir kılan bir süreç olarak sunar.

Alıştırma

Bu cümlede the multiplicity of voices en çok neyi temsil eder?

  1. Binanın içinde çok sayıda insanın yüksek sesle konuşması.
  2. Birçok tarihsel katmanın ve bakış açısının yeniden fark edilebilir hâle gelmesi.
  3. Yüzyıllarca devam eden bir müzik gösterisi.
Cevabı göster

Birçok tarihsel katmanın ve bakış açısının yeniden fark edilebilir hâle gelmesi.

But conflict remains. Anlatım akışı

4:29

Ancak çatışma devam ediyor.

Anlatım akışı

But conflict remains: çözülmemiş bir soruna keskin geçiş

But, cümleyi önceki umut verici düşünceye bağlar ve bir karşıtlık sinyali verir: ilerleme sağlanmıştır, ancak önemli bir sorun hâlâ çözülmemiştir. Cümle çok kısa olduğu için belirgin bir duraklama yaratır ve conflict sözcüğünü özellikle vurgular. Anlatıda veya bir savda, bu tür kısa bir geçiş dikkati çözülmemiş soruna yöneltir ve sonraki bölümde sorunun açıklanmasına zemin hazırlar.

Alıştırma

But conflict remains cümlesinin temel düzenleme işlevi nedir?

  1. Önceki sorunun tamamen çözüldüğünü bildirir.
  2. Tartışmayı umut verici ilerlemeden çözülmemiş bir soruna keskin biçimde yöneltir.
  3. Çatışmanın nedenlerini ayrıntılı biçimde açıklar.
Cevabı göster

Tartışmayı umut verici ilerlemeden çözülmemiş bir soruna keskin biçimde yöneltir.

Hidden mosaics cry out from beneath Islamic calligraphy, Deyimler

4:30

İslami hat sanatının altındaki gizli mozaikler,

Deyimler

Hidden mosaics cry out from beneath Islamic calligraphy: gizli mozaiklerin haykırması

Burada cry out, gizli mozaikleri kişileştirir. Mozaikler gerçekte ses çıkarmaz; bu ifade onların dikkat ve kabul görmeyi acilen talep ediyormuş gibi görünmesini sağlar. From beneath Islamic calligraphy katmanlar arasındaki ilişkiyi gösterir: mozaikler hat sanatının altında gizlidir. Görsel olarak örtülmüş bir şey için ses bildiren bir fiil kullanılması, gizlenmeyi tarihin gömülü bir parçasının hâlâ varlığını hissettirdiği canlı bir görüntüye dönüştürür.

Alıştırma

Hidden mosaics cry out from beneath Islamic calligraphy cümlesinde cry out ne anlatır?

  1. Hat sanatı üzerinin kapatılmasını istiyor.
  2. Gizli mozaikler acilen dikkat talep ediyormuş gibi kişileştirilir.
  3. Mozaikler gerçek bir insan sesi çıkarıyor.
Cevabı göster

Gizli mozaikler acilen dikkat talep ediyormuş gibi kişileştirilir.

valuable pieces of history that cannot be uncovered Dilbilgisi

4:34

diğerlerini yok etmeden ortaya çıkarılamayan

without destroying others.

4:37

tarihin değerli parçaları olarak haykırıyor.

Dilbilgisi

cannot be uncovered without destroying others: diğerlerini yok etmeden ortaya çıkarılamaz

That cannot be uncovered without destroying others ilgi cümleciği, valuable pieces of history ifadesini niteler. Cannot be uncovered edilgen yapıdadır: bu parçalar ortaya çıkarılamaz. Without sözcüğünden sonra destroying fiilinin -ing biçimi kullanılır. Cannot A without B-ing kalıbı, B gerçekleşmedikçe A'nın imkânsız olduğu anlamına gelir. Bu nedenle B gerekli bir adım ya da kaçınılmaz bir bedeldir. Burada bazı tarihî malzemeleri ortaya çıkarmak, diğerlerine zarar vermeyi gerektirir.

Alıştırma

Cannot ... without -ing yapısını ve use fiilini kullanarak cümleyi tamamlayın: The key cannot be copied ____ the original.

Cevabı göster

without using

Meanwhile, calls sound from both Muslim and Christian communities Anlatım akışı

4:39

Bu arada, hem Müslüman hem de Hristiyan topluluklarından çağrılar yankılanıyor

Anlatım akışı

Meanwhile, calls sound from...: eş zamanlı toplumsal çağrıları sunmak

Meanwhile, anlatımı az önce ele alınan gelişmeyle aynı anda veya ona paralel gerçekleşen başka bir gelişmeye geçirir. Bir haberde paralel bilgileri düzenler; olayların zaman sırasındaki bir sonraki aşamasını göstermez. calls sound from... ifadesinde calls, 'kamusal çağrılar ya da talepler'; sound ise 'dile getirilir' veya 'duyulur' anlamındadır. both ... and ... iki topluluğu aynı tür çağrının ayrı kaynakları olarak sunar; ardından gelen mastar yapısı ne talep ettiklerini açıklar.

Alıştırma

Bu cümle bir haberde hangi işlevi görüyor?

  1. Önceki olay bittikten sonra iki topluluğun telefon çağrıları aldığını belirtiyor.
  2. İki topluluğun ibadetleri sırasında çıkan sesleri anlatıyor.
  3. Paralel bir gelişmeyi tanıtıyor ve iki topluluğun kamusal çağrılar yaptığını belirtiyor.
Cevabı göster

Paralel bir gelişmeyi tanıtıyor ve iki topluluğun kamusal çağrılar yaptığını belirtiyor.

to return the building to its former religious purposes. Kalıp ifadeler

4:42

binayı eski dini amaçlarına geri döndürmek için.

Kalıp ifadeler

return the building to its former religious purposes: önceki kullanımı geri kazandırmak

return + object + to + former state/use kalıbı, 'bir şeyi önceki durumuna ya da işlevine yeniden kavuşturmak' anlamına gelir. Burada the building nesnedir; its former religious purposes ise binanın geçmişte yerine getirdiği işlevleri belirtir. return, binanın fiziksel olarak başka bir yere taşınmasını anlatmaz. Baştaki to return... mastar yapısı, önceki satırdaki calls sözcüğünün içeriğini tamamlar ve talep edilen eylemi belirtir. Former, bu dinî kullanımların daha eski bir döneme ait olduğunu ve binanın şu anki işlevi olmadığını gösterir.

Alıştırma

return A to B yapısını tamamlayın: After years as offices, the owners hope to ____ the hall ____ its former use as a theater.

Cevabı göster

return · to

The story of the Divine Wisdom may be far from over, Deyimler

4:45

Kutsal Bilgelik'in hikayesi bitmekten çok uzak olabilir,

Deyimler

may be far from over: henüz bitmekten çok uzak olabilir

May be far from over, bir şeyin bitmesine daha çok zaman olabileceğini anlatır. Buradaki far from fiziksel mesafe değildir; sonun yakın olmadığı düşüncesini güçlendirir. May, yargıyı kesin değil temkinli hâle getirir. İfade bütünüyle, daha önemli gelişmeler yaşanabileceğini düşündürür.

Alıştırma

“Bitmesine daha çok zaman olabilir” anlamındaki beş kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: The investigation ____, even after today's discovery.

Cevabı göster

may be far from over

but one can only hope that the many voices residing there Ton ve niyet

4:49

ancak insan sadece orada ikamet eden pek çok sesin

Ton ve niyet

one can only hope that: sonucu kontrol edemeden umut etmek

One can only hope that, konuşanın kontrol edemediği veya sonucunu güvenle öngöremediği bir durum için umut belirtir. Only, insanın yapabileceği tek şeyin neredeyse umut etmek olduğu hissini katar. One burada bir sayısı değil, “insan” ya da “bu durumdaki kişiler” anlamında genel bir zamirdir. Bu yüzden I hope that ifadesinden daha az kişisel ve daha ölçülü bir yorum gibi duyulur.

Alıştırma

Sonucun konuşanın kontrolü dışında olduğunu göstermek için vurgulanan beş kelimelik başlangıçla cümleyi tamamlayın: ____ the peace talks will succeed.

Cevabı göster

One can only hope that

will be able to tell their part for years to come. Deyimler

4:52

gelecek yıllar boyunca kendi paylarına düşeni anlatabileceklerini umut edebilir.

Deyimler

will be able to tell their part for years to come: gelecek yıllar boyunca kendi kısımlarını anlatabilecekler

Will be able to gelecekteki bir fırsatı ya da kapasiteyi öne çıkarır: bu “sesler” duyulmanın bir yoluna sahip olmaya devam edecektir. Tell their part, “daha büyük hikâyenin kendilerine ait kısmını anlatmak” demektir. Buradaki part, fiziksel bir parça değil, tarihten bir paydır. For years to come, “bundan sonraki uzun yıllar boyunca” demektir. İfade bir bütün olarak, o yerle bağlantılı farklı tarihî ve dinî seslerin uzun süre duyulmaya devam etmesi umudunu aktarır.

Alıştırma

Burada will be able to tell their part for years to come ne anlama geliyor?

  1. Bütün sesler kısa bir süre boyunca aynı ortak rolü yerine getirecektir.
  2. Farklı sesler, daha büyük bir hikâyedeki kendi kısımlarını gelecek yıllar boyunca anlatmayı sürdürebilecektir.
  3. Sesler, yıllar sonra o yerin fiziksel parçalarını onaracaktır.
Cevabı göster

Farklı sesler, daha büyük bir hikâyedeki kendi kısımlarını gelecek yıllar boyunca anlatmayı sürdürebilecektir.