O bir kilise. O bir cami. O Ayasofya. - Kelly Wall: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Video, Ayasofya’nın Bizans, Latin, Osmanlı ve seküler dönemlerini izleyerek yapı ile kullanımındaki değişimlerin birbiriyle çatışan dinî ve siyasi tarihleri nasıl koruduğunu gösteriyor. Sonunda bir restorasyon ikilemine odaklanıyor: Bir tarih katmanını ortaya çıkarmak, başka bir katmana zarar verebilir. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. if walls could talk, — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: Bu hayalî koşulu gerçek bir olasılık değil, yapıyı kişileştiren bir anlatım olarak anlamak; bir bina, yer veya nesneyle bağlantılı anıları ve tarihi tanıtırken kullanabilmek. 2. Constantinople fell to the Ottomans in 1453 — Sözcük Anlamı ve Kullanım Düzeyi: Askerî tarih anlatılarında fall to ifadesinin bir şehir ya da devletin belirli bir güç tarafından ele geçirilmesi anlamına geldiğini fark etmek; böylece fall sözcüğünü fiziksel düşme sanmadan fetih kronolojisini takip edebilmek. 3. Hidden mosaics cry out from beneath Islamic calligraphy, — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: Gizli mozaiklerin mecazen seslerini duyurmaya çalıştığını yorumlamak. Böylece görsel üst üste binmenin tarih katmanları arasındaki çatışmaya dönüştüğünü ve video boyunca tekrarlanan sesler motifini doruğa taşıdığını görmek.
Bu derste
If walls could talk: bir yeri tanık gibi kişileştirmek
If walls could talk, bir yeri kişileştiren varsayımsal bir giriş ifadesidir. Duvarlar gerçekten konuşamaz; bu ifade onları, orada yaşananları açığa çıkarabilecek tanıklar olarak hayal eder. If + özne + could + fiilin yalın hâli yapısı gerçek dışı veya hayalî bir koşul kurar. Burada gerçek bir yeteneği anlatmak yerine anılar ya da tarih için bir anlatı çerçevesi oluşturur.
Alıştırma
Eski bir ev hakkındaki hikâyede If these walls could talk en doğal olarak neyi ima eder?
- Evin konuşan elektronik duvarları olduğunu söyler.
- Duvarların yanında konuşacak birine ihtiyaç duyduğu anlamına gelir.
- Duvarların tanık oldukları olayları anlatabildiğini hayal eder.
Cevabı göster
Duvarların tanık oldukları olayları anlatabildiğini hayal eder.
each building would have a story to tell. Kalıp ifadeler
0:08her binanın anlatacak bir hikayesi olurdu.
would have a story to tell: hayalî bir koşulun sonucu
would have a story to tell ifadesindeki would, daha önceki hayalî koşulun sonucunu belirtir: Duvarlar konuşabilseydi her bina anlatılmaya değer bir deneyime sahip olurdu. A story to tell, anlatılabilecek veya anlatılmaya değer bir hikâye demektir. Mastar biçimindeki to tell, story sözcüğünü açıklar; bütün ifade bir kişinin, yerin, nesnenin veya kuruluşun geçmişini tarafsız has a history ifadesinden daha zengin ve anlatısal biçimde sunar.
Alıştırma
Cümleyi “anlatılmaya değer bir deneyime sahip olurdu” anlamındaki ders ifadesiyle tamamlayın: If Leo crossed the desert alone, he ____.
Cevabı göster
would have a story to tell
But few would tell so many fascinating stories in so many different voices Dilbilgisi
0:11Ancak çok azı bu kadar çok büyüleyici hikayeyi bu kadar farklı sesle anlatabilirdi
few would ... as the Hagia Sophia: eşsiz bir karşılaştırma ölçütü sunmak
Few burada bağlamdan anlaşılan few other buildings ifadesinin yerini tutar ve neredeyse olumsuz bir anlam taşır: başka yapıların hemen hemen hiçbiri. Sondaki as the Hagia Sophia bölümü Ayasofya’yı karşılaştırma ölçütü yapar; böylece cümle, gerçekten konuşabilen küçük bir yapı grubunu belirtmek yerine Ayasofya’yı eşsiz bir yapı olarak sunar. so many ifadesinin tekrarı iki boyutu birden güçlendirir: büyüleyici hikâyelerin sayısını ve farklı seslerin çeşitliliğini. Genel olarak olumsuz veya olumsuza yakın karşılaştırmalarda Few ... would + fiil + so much/many ... as + ölçüt yapısı, ölçüt alınan şeye yetişmenin çok zor olduğunu vurgulayabilir.
Alıştırma
Neredeyse hiçbir başka arşiv aynı miktarda gündelik ayrıntıyı korumadığı için bir arşivi olağanüstü gösteren cümle hangisidir?
- A few archives preserve as many everyday details as this one does.
- Few archives preserve as many everyday details as this one does.
- Many archives preserve as many everyday details as this one does.
Cevabı göster
Few archives preserve as many everyday details as this one does.
Hagia Sophia or Holy Wisdom: adın anlamı
Hagia Sophia yapının adıdır. Yunancadan gelir ve Holy Wisdom, yani “Kutsal Bilgelik” anlamına gelir; Divine Wisdom, yani “İlahi Bilgelik” olarak da ifade edilir. Bu ad Sophia adlı bir kişiyi değil, dinsel bir ilahi bilgelik düşüncesini anlatır. Bu ifadede or, adın İngilizce açıklamasını sunar; iki yapı ya da iki seçenek belirtmez. Wisdom sözcüğünün adın bir parçası olduğunu bilmek, daha sonra geçen divine wisdom ifadesinin aynı düşünceye gönderme yaptığını anlamaya yardımcı olur.
Alıştırma
“the Hagia Sophia or Holy Wisdom” ifadesinde or ne görev yapar?
- Konuşanın yapının adından emin olmadığını gösterir.
- Adın İngilizce anlamını açıklar.
- İlgisiz ikinci bir yapının adını verir.
Cevabı göster
Adın İngilizce anlamını açıklar.
Perched at the crossroads of continents and cultures, Deyimler
0:19Kıtaların ve kültürlerin kavşak noktasında yer alan yapı,
Perched at the crossroads of continents and cultures: kıtaların ve kültürlerin kesişim noktasında konumlanmış
Burada perched, “konumlanmış” veya “yerleşmiş” anlamına gelir ve dikkat çekici bir yerde duran bir şeyin canlı görüntüsünü verir. Bir binayı ya da yeri betimler; onun gerçek anlamda bir kuş olduğu anlamına gelmez. at the crossroads of continents and cultures ifadesindeki crossroads mecazdır. Bu konum, farklı bölgelerin ve kültürlerin buluşup bağlandığı bir nokta olarak sunulur. Böylece ifade hem coğrafi konumu hem de tarihsel önemi aktarır.
Alıştırma
Vurgulanan ifade burada temel olarak ne anlatıyor?
- Burası kıtaların ve kültürlerin buluştuğu noktada konumlanmıştır.
- Burası birkaç kıta üzerinden başka yere taşınmıştır.
- Bir kuş yol kavşağının yanında dinlenmektedir.
Cevabı göster
Burası kıtaların ve kültürlerin buluştuğu noktada konumlanmıştır.
has seen massive changes: see sözcüğünün “deneyimlemek veya tanıklık etmek” anlamı
has seen massive changes ifadesindeki see, gözlerle görmek anlamına gelmez. Özne bir bina, şehir, kurum veya dönem olduğunda see, “deneyimlemek” ya da “olaylara sahne olmak” anlamına gelebilir. Böylece özne, tarihin tanığı gibi kişileştirilir. Present perfect yapıdaki has seen, önceki değişimleri öznenin günümüze kadar uzanan tarihiyle ilişkilendirir. Massive, changes sözcüğünü güçlendirir ve değişimlerin çok büyük ya da geniş kapsamlı olduğunu belirtir.
Alıştırma
“The old station has seen massive changes” cümlesindeki has seen ne anlama gelir?
- Değişimlere dikkatle bakmıştır.
- Değişimleri ziyaret etmiştir.
- Değişimleri deneyimlemiş veya onlara tanıklık etmiştir.
Cevabı göster
Değişimleri deneyimlemiş veya onlara tanıklık etmiştir.
Bir aralığı çerçeveleyen from ... to ...
Burada from A to B, bir rota veya fiziksel hareket yerine konu aralığını çerçeveler. İlk uç nokta şehrin adı, ikinci uç nokta ise binanın kendi yapısı ve amacıdır. Bu iki uç nokta geniş bir kapsamı kısa ve düzenli biçimde sunar. Yalnızca iki ayrıntının önemli olduğunu değil, anlatımın bu alanları ve aralarındaki noktaları kapsadığını gösterir.
Alıştırma
Aralığı from ... to ... ile tamamlayın: The museum tour covers art ____ ancient pottery ____ modern photography.
Cevabı göster
from · to
to tell their tales to any visitor who will listen.
0:30hikayelerini dinlemek isteyen her ziyaretçiye anlatmak için.
stand ready to tell their tales: hazır olma durumu ve kişileştirme
stand ready to + fiilin yalın hâli, bir şeyi yapmak için tamamen hazır ve kullanılabilir durumda olmak anlamına gelir. Burada stand, fiziksel olarak ayakta durmayı değil, hazır olma durumunu anlatır. Mimari unsurlar gerçekten öykü anlatamaz. Cümle onları kişileştirir: biçimleri, malzemeleri ve farklı dönemlerden kalan izleri, dikkatli bir ziyaretçiye tarihi gösterebilir.
Alıştırma
Bu cümlede stand ready to tell their tales ne anlama geliyor?
- Mimari özellikler ziyaretçilere yol açmak için kenara taşınmıştır.
- Mimari özellikler, dikkatli ziyaretçilere tarihlerini gösterebilecekmiş gibi görünür.
- Mimari özellikler fiziksel olarak ayakta durup kurgusal öyküler anlatır.
Cevabı göster
Mimari özellikler, dikkatli ziyaretçilere tarihlerini gösterebilecekmiş gibi görünür.
the ancient fortifications hint at the strategic importance Kalıp ifadeler
0:37antik surlar, çevresindeki şehrin stratejik önemine
hint at the strategic importance: dolaylı bir sonuç
Hint at, bir şeyi kesinmiş gibi söylemek yerine dolaylı olarak düşündürmek demektir. Burada tahkimatlar, şehrin stratejik öneminin çıkarılabileceği kanıtlardır; bunu kelimenin gerçek anlamıyla iletmez veya tamamen kanıtlamazlar. Strategic importance, bir yerin savunma, hareket veya kontrol gibi amaçlar açısından önemli olduğunu belirtir. Başka durumlarda kullanılabilecek kalıp şöyledir: kanıt + hints at + olası sonuç.
Alıştırma
Bir rapor sıra dışı bir örüntü buluyor, ancak kanıt kesin bir sonuca varmak için yeterince güçlü değil. Bu ihtiyatı en iyi hangi cümle ifade eder?
- The pattern hints at a deeper problem.
- The pattern causes a deeper problem.
- The pattern proves that there is a deeper problem.
Cevabı göster
The pattern hints at a deeper problem.
founded as Byzantium by Greek colonists in 657 BCE Dilbilgisi
0:41bu şehir, MÖ 657'de Yunan kolonistler tarafından Bizantion olarak kurulmuş,
founded as ... by ... in ...: sıkıştırılmış tarihsel bilgi
Bu, edilgen bir anlatımın kısaltılmış biçimidir. Açıldığında yapı şöyledir: [The city] was founded as Byzantium by Greek colonists in 657 BCE. Founded as ilk adı veya kimliği, by kurucuları, in ise yılı belirtir. Tarihsel anlatımda bu ifade daha önce adı geçen bir yeri niteliyorsa özne ve was çoğu zaman atılır. Böylece yerin başlangıçtaki kimliği, kurucusu ve tarihi tek bir zaman çizelgesi biriminde toplanır.
Alıştırma
İlk kimliği, kurucuları ve yılı belirten sözcüklerle tarihsel açıklamayı tamamlayın: The museum was founded ____ a reading room ____ local volunteers ____ 1925.
Cevabı göster
as · by · in
and successfully renamed as Augusta Antonia, New Rome, and Constantinople Kalıp ifadeler
0:46başarıyla Augusta Antonia, Yeni Roma ve Konstantinopolis olarak yeniden adlandırılmış,
Başarıyla Augusta Antonia, New Rome ve Constantinople olarak yeniden adlandırılma
rename as + ad yapısında as sözcüğünden sonra gelen bölüm, bir yere, kuruma veya başka bir varlığa verilen yeni adı belirtir. Successfully, yeniden adlandırmanın amaçlandığı gibi gerçekleştirildiğini söyler; ‘daha sonra’ veya ‘birbiri ardına’ anlamına gelmez. Burada üç ad tek bir listede bağlanmıştır. Geniş bağlam yüzyıllar süren tarihsel değişimleri anlattığı için bunları aynı anda kullanılan üç ad olarak değil, farklı dönemlerde benimsenen adlar olarak anlamak gerekir. Cümle tek başına kullanılsaydı later, then veya successively gibi sözcükler sıralamayı açık hâle getirirdi.
Alıştırma
Bu tarihî cümlede 'renamed as Augusta Antonia, New Rome, and Constantinople' ne anlatıyor?
- Yer, bu adları taşıyan üç kişi tarafından yönetildi.
- Yer, ad değişiklikleriyle listelenen adları aldı ve bağlam bunları farklı dönemlere yerleştiriyor.
- Üç adın mutlaka tam olarak aynı anda kullanılması gerekiyordu.
Cevabı göster
Yer, ad değişiklikleriyle listelenen adları aldı ve bağlam bunları farklı dönemlere yerleştiriyor.
as it was conquered, reconquered, destroyed, and rebuilt Dilbilgisi
0:51sonraki yüzyıllarda çeşitli Yunan, Pers ve Roma hükümdarlarınca
by various Greek, Persian, and Roman rulers over the following centuries.
0:54fethedilmiş, geri alınmış, yıkılmış ve yeniden inşa edilmiştir.
as it was conquered, reconquered, destroyed, and rebuilt: fethedilip yıkılarak yeniden inşa edilirken
Burada as, ‘çünkü’ değil, ‘-iken’ veya ‘gerçekleşen süreç boyunca’ anlamına gelir. Ana anlatıyla birlikte gelişen tarihî bir arka plan sunar. Tek bir was yardımcı fiili dört geçmiş zaman ortacının tümüne uygulanır: was conquered, [was] reconquered, [was] destroyed ve [was] rebuilt. Paylaşılan bu edilgen yapı, şehre yapılan birçok eylemi tek bir dizi hâlinde sıkıştırır. By various Greek, Persian, and Roman rulers eylemi yapanları, over the following centuries ise zaman aralığını belirtir.
Alıştırma
'as it was conquered, reconquered, destroyed, and rebuilt' ifadesinde as hangi işlevi görür?
- ‘-e rağmen’ anlamına gelir ve karşıtlık bildirir.
- Bu olayların ana olayın nedeni olduğunu belirtir.
- Ana anlatıyla birlikte gelişen tarihî bir süreci sunar.
Cevabı göster
Ana anlatıyla birlikte gelişen tarihî bir süreci sunar.
Megale Ekklesia or Great Church: İngilizce açıklama sunan or
Megale Ekklesia, Great Church anlamına gelen Yunanca bir adın Latin harfleriyle yazılmış biçimidir. Bu ifadede or, İngilizce açıklamayı sunar; iki ifade de aynı şeyi adlandırır. Buradaki or, “yani” veya “başka bir deyişle” anlamında açıklama yapar; tea or coffee örneğindeki gibi bir seçim belirtmez. Özel ad + or + açıklama kalıbını tanımak, tarih metinlerindeki bilinmeyen adları anlamaya yardımcı olur.
Alıştırma
Megale Ekklesia or Great Church ifadesinde or ne işlev görür?
- Yunanca adın İngilizce açıklamasını sunar.
- İki farklı kilise arasında seçim sunar.
- Yazarın addan emin olmadığını gösterir.
Cevabı göster
Yunanca adın İngilizce açıklamasını sunar.
It was within these walls that ...: yeri vurgulama
Bu cümlede It was X that Y vurgu kalıbı kullanılır. X, within these walls olduğundan yapı odağı konuma verir. Nötr biçim The first Megale Ekklesia or Great Church was built within these walls in the 4th century. cümlesidir. Vurgulu biçim, konumu özellikle önemli veya başka bir konumla karşılaştırılan ayrıntı olarak sunar. Aynı kalıp bir zamanı, kişiyi veya başka bir cümle ögesini de vurgulayabilir.
Alıştırma
Bu cümledeki yeri vurgulayın: The class buried the time capsule behind the library. Tamamlayın: It was ____ that the class buried the time capsule.
Cevabı göster
behind the library
Though it was soon burned to the ground in riots, Deyimler
1:06Çıkan isyanlarda kısa sürede yanarak kül olmasına rağmen,
burned to the ground: yangında tamamen yok olma
Burned to the ground, bir şeyin yangında tamamen veya neredeyse tamamen yok olduğunu anlatan kalıplaşmış bir ifadedir. Bu cümlede to the ground, hasarın derecesini belirtir; yangının yerde meydana geldiği anlamına gelmez. Bu ifade, yalnızca burned demekten çok daha güçlüdür: ilk yapı kullanılamaz hâle gelmiş veya büyük ölçüde yok olmuştur.
Alıştırma
Cümleyi “yangında tamamen yok edilmiş” anlamındaki kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: The farmhouse was ____ during the wildfire.
Cevabı göster
burned to the ground
it established the location for the region's main religious structure Kalıp ifadeler
1:08bölgenin ana dini yapısının konumunu belirlemiştir
established the location for ...: kalıcı bir yer belirlemek
Burada established, bir konumun belirli bir şey için tanınan veya sürekli kullanılan yer hâline gelmesini sağlamak anlamındadır. Önceki yapı, bölgenin ana dini yapısının daha sonra nerede bulunacağını belirlemiştir. Bu ifade, bir yeri kalıcılaştırmak veya emsal oluşturmakla ilgilidir. Daha sonraki ana yapının o anda fiziksel olarak inşa edildiğini söylemez.
Alıştırma
Örnekte established the location for ... ne anlama geliyor?
- o yeri daha sonraki ana dini yapı için kalıcı konum hâline getirdi
- bölgenin ana dini yapısını o anda fiziksel olarak inşa etti
- zaten var olan bir dini yapının nerede bulunduğunu keşfetti
Cevabı göster
o yeri daha sonraki ana dini yapı için kalıcı konum hâline getirdi
for centuries to come: bir referans noktasından sonraki gelecek
For centuries to come, “söz edilen zamandan sonraki yüzlerce yıl boyunca” anlamına gelir. Referans noktası şu an ya da tarihî bir anlatıdaki geçmiş bir an olabilir. To come, döneme geleceğe doğru bir yön kazandırır. Sonraki yüzyıllar bugünün okuru için artık geçmişte kalsa bile ifade, anlatının referans noktasından ileriye bakar.
Alıştırma
Cümleyi “geleceğe doğru yüzlerce yıl boyunca” anlamındaki ders ifadesiyle tamamlayın: The monument may stand here ____.
Cevabı göster
for centuries to come
are the last reminders of the second church. Kalıp ifadeler
1:16ikinci kiliseden kalan son hatıralardır.
the last reminders of ...: geriye kalan son izler
Burada reminders, uyarılar ya da notlar anlamına gelmez. Geçmişteki bir şeyi insanlara hatırlatan veya tanımalarını sağlayan, hâlâ var olan şeyleri anlatır. The last reminders, onunla bağlantılı diğer şeylerin neredeyse tamamının yok olduğunu belirtir. Reminders of + isim kalıbı, geriye kalan izleri onların hatırlattığı şeye bağlar. Bu ifadede izler ikinci kiliseyi hatırlatır.
Alıştırma
Hangi cümlede reminders, geçmişteki bir şeyden geriye kalan izler anlamında kullanılmıştır?
- Her message was a reminder that the meeting starts at noon.
- I set two reminders to call the dentist.
- The old photographs are the last reminders of the family's first home.
Cevabı göster
The old photographs are the last reminders of the family's first home.
it was destroyed during the Nika Riots of 532 Kültür
1:21532 yılındaki Nika Ayaklanması sırasında yıkıldı
during the Nika Riots of 532: tarihsel olay ve yıl
during the Nika Riots of 532 ifadesi, yıkımın ne zaman ve hangi tarihsel koşullar altında gerçekleştiğini anlatır. the Nika Riots belirli bir ayaklanmanın adıdır; 532 ise ayaklanma sayısı değil, olayın gerçekleştiği yıldır. Tarih anlatıları arka plan bilgisini sıklıkla during + olay adı + yıl gibi kısa bir ifadede özetler. Burada bu ifade, olayın tamamını yeniden anlatmadan yıkımı bilinen bir tarihsel olayla ilişkilendirir.
Alıştırma
during the Nika Riots of 532 cümleye hangi bilgiyi ekler?
- Yıkımın kaç yıl sürdüğü
- Ayrı ayaklanmaların sayısı
- Yıkımla bağlantılı tarihsel olay ve yıl
Cevabı göster
Yıkımla bağlantılı tarihsel olay ve yıl
when angry crowds at a chariot race nearly overthrew the Emperor Justinian the First. Kelime
1:24bir araba yarışındaki öfkeli kalabalıkların neredeyse İmparator Birinci Jüstinyen'i devirdiği sırada.
nearly overthrew the Emperor Justinian the First: neredeyse gerçekleşen bir iktidardan uzaklaştırma
Overthrew, overthrow fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Siyasi ve tarihî bağlamlarda to overthrow a ruler, genellikle bir isyan, darbe veya otoriteye yönelik başka büyük bir meydan okumayla bir hükümdarı zorla iktidardan uzaklaştırmak anlamına gelir. Nearly, kalabalığın başarıya çok yaklaştığını ancak başaramadığını gösterir. the Emperor Justinian the First, iktidarı neredeyse kaybeden kişidir; the First ise hükümdarlık unvanındaki sıra sayısı olan “birinci”yi belirtir.
Alıştırma
Cümleyi nearly ve overthrow fiilinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The rebels ____ the government, but loyal forces stopped them.
Cevabı göster
nearly overthrew
Having barely managed to retain power, Dilbilgisi
1:29Zorlukla da olsa iktidarını korumayı başaran imparator,
Having barely managed to retain power: önceki eylem ve kıl payı başarı
Having barely managed to retain power, cümle başında kullanılan tamamlanmış sıfat-fiil yapısıdır. Having + past participle, tamamlanmış arka plan eylemini ana cümledeki eylemden önceye yerleştirir: önce iktidarı korudu, sonra yeniden inşa etmeye karar verdi. Barely, managed to yapısını niteler ve eylemin gerçekleştiğini, fakat bunun kıl payı olduğunu gösterir. İktidarı kaybetmedi; büyük zorlukla koruyabildi.
Alıştırma
Cümleyi tam olarak Having barely managed to başlangıç kalıbıyla tamamlayın: ____ finish the project, Maya took a long break.
Cevabı göster
Having barely managed to
he resolved to rebuild the church on a grander scale, Kalıp ifadeler
1:31kiliseyi daha büyük bir ölçekte yeniden inşa etmeye karar verdi,
resolved to rebuild: yeniden inşa etmeye yönelik kesin ve resmî karar
Resolved to rebuild, resolve to + fiilin yalın hâli kalıbını izler. Burada resolved, kesin bir karar verdi anlamına gelir; rebuild ise yapılması amaçlanan eylemi belirtir. Resolve, kararlılık ve ciddiyet katar. Yeniden inşa etmeyi geçici bir istek değil, bilinçli bir taahhüt olarak sunar.
Alıştırma
Kesin bir kararı ifade etmek için resolve ve rebuild sözcüklerini doğru biçimlerde kullanın: After the fire, the owner ____ the damaged shop.
Cevabı göster
resolved to rebuild
on a grander scale: daha büyük ve daha görkemli ölçekte
on a/an + sıfat + scale kalıbı, bir şeyin hangi büyüklükte veya kapsamda yapıldığını anlatır. Buradaki scale, tartı veya harita ölçeği anlamına gelmez. Grander, grand sözcüğünün karşılaştırma biçimidir. On a grander scale, bir şeyin önceki sürümden ya da başka bir ölçütten hem daha geniş kapsamlı hem de daha etkileyici veya iddialı olduğunu belirtir.
Alıştırma
Cümleyi on a ... scale ve grand sözcüğünün karşılaştırma biçimiyle tamamlayın: After the small pilot succeeded, the organizers launched the program ____.
Cevabı göster
on a grander scale
and 5 years later, the edifice you see before you was completed. Kelime
1:35ve 5 yıl sonra, önünüzde gördüğünüz bu devasa yapı tamamlandı.
edifice: büyük ve görkemli bir yapı için kullanılan resmî bir sözcük
Edifice, büyük, önemli veya etkileyici bir yapı için kullanılan resmî ya da edebî bir sözcüktür. Yapıya günlük building sözcüğünden daha görkemli bir hava verir. Bu cümlede the edifice you see before you, “önünüzdeki yapı” anlamına gelir. Bu resmî isim, mimari veya tarihî bir anlatımın üslubuna uygundur.
Alıştırma
Bir mimari rehberde edifice en güçlü biçimde neyi düşündürür?
- herhangi bir oda için kullanılan gündelik ve samimi bir sözcük
- resmî bir üslupla anlatılan büyük veya etkileyici bir yapı
- yapıyı tamamlayan işçi
Cevabı göster
resmî bir üslupla anlatılan büyük veya etkileyici bir yapı
As you step inside, the stones of the foundation and walls Anlatım akışı
1:39İçeri adım attığınızda, temel ve duvarların taşları
As you step inside: rehberli anlatımda geçiş
Burada As you step inside hem zamanı belirler hem de izleyicinin hareketi zihninde canlandırmasını sağlar. Dikkati binanın dışından, içeri girildiğinde görülebilecek şeylere taşır. As + özne + fiil kalıbı, yeni bir betimlemeyi bir eylemle birlikte geliştirerek bilgiyi düzenleyebilir. Rehberli turlarda ve anlatımlı videolarda bir sonraki sahneye doğru yapılan yumuşak bir kamera hareketi gibi çalışır.
Alıştırma
Rehberli bir turda As you step inside ifadesinin temel işlevi nedir?
- İzleyicinin bakış açısını yeni bir alana taşır.
- İki farklı girişi karşılaştırır.
- İzleyicinin neden içeri girmesi gerektiğini açıklar.
Cevabı göster
İzleyicinin bakış açısını yeni bir alana taşır.
murmur tales from their homelands of Egypt and Syria, Deyimler
1:43anavatanları Mısır ve Suriye'den masallar fısıldar,
murmur tales from their homelands: taşların kişileştirilmesi
Bu yan cümle taşlara insana özgü bir eylem verir: murmur tales. Taşlar gerçekten konuşmaz. Malzemeleri, kökenleri ve oradaki varlıkları Mısır ve Suriye'yle bağlantılı hikâyeleri sessizce çağrıştırır. murmur fiili, bu hikâyelerin doğrudan söylenmek yerine yumuşak ve yarım duyulur gibi hissedilmesini sağlar. their homelands ifadesi de taşların geldiği yerleri onların evleriymiş gibi göstererek kişileştirmeyi sürdürür.
Alıştırma
Doğru mu, yanlış mı? Bu cümlede murmur tales, taşların gerçekten ses çıkarıp hikâyeler anlattığı anlamına gelir.
- Doğru
- Yanlış
Cevabı göster
Yanlış
while columns taken from the Temple of Artemis Notlar
1:46Artemis Tapınağı'ndan getirilen sütunlar ise
taken from the Temple of Artemis: kısaltılmış edilgen niteleyici
Taken, take fiilinin geçmiş zaman ortacıdır. Tam cümlede taken from the Temple of Artemis, columns sözcüğünden sonra gelir ve onu niteler. Sütunlar eylemi yapan değil, eylemden etkilenen taraftır; bu yüzden ilişki edilgendir. Bu ifade, columns that were taken from the Temple of Artemis yapısının kısaltılmış biçimidir. that were çıkarıldığında kaynak bilgisi korunurken anlatım daha kısa olur. İsim + geçmiş zaman ortacı grubu kalıbı tarih ve müze anlatımlarında yaygındır.
Alıştırma
Cümleyi that were taken from anlamına gelen iki sözcüklü kısaltılmış edilgen niteleyiciyle tamamlayın: The stones ____ the ruined castle were reused in a garden wall.
Cevabı göster
taken from
Temple of Artemis: daha eski bir tarihsel katmana işaret eden özel ad
Temple of Artemis, Yunan tanrıçası Artemis'e adanmış antik bir tapınağın özel adıdır. Bu ifadede ad, sütunların alındığı daha eski yapıyı belirtir. Buradaki temel işlevi tarihsel bir katman eklemektir: sütunlar sıradan yeni malzemeler değil, daha önceki bir antik anıttan gelen parçalardır. İfadeyi anlamak için tapınağın bütün tarihini bilmek gerekmez.
Alıştırma
"columns taken from the Temple of Artemis" ifadesinde özel ad neden önemlidir?
- Sütunların kaynağı olarak daha eski bir antik anıtı belirtir.
- Sütunların mevcut yapı için yeni üretildiğini gösterir.
- Artemis'in sütunlardan birinin adı olduğunu söyler.
Cevabı göster
Sütunların kaynağı olarak daha eski bir antik anıtı belirtir.
Runic inscriptions carved by the Vikings of the emperor's elite guard: ad öbeğini çözümlemek
Bu uzun ad öbeğinin ana unsuru Runic inscriptions'tır: runik harflerle bir yüzeye kazınmış yazılar. Carved by the Vikings yazıtları kimin yaptığını, of the emperor's elite guard ise bu Vikinglerin muhafız birliğinin üyeleri olduğunu belirtir. Buradaki tarihsel bağlantı farklı kültürler arasındadır. İskandinav ya da Vareg savaşçılar Bizans imparatorlarının seçkin birliğinde görev yapmıştır. Bu yüzden onların kazıdığı runik yazılar, kuzeye ait bir yazı geleneğini Bizans ortamına taşır. Katmanları karıştırmamak için önce ana ismi bulup öbeği dışa doğru okuyun.
Alıştırma
Hangi açıklama ad öbeğindeki ilişkileri doğru biçimde korur?
- Seçkin muhafız birliği imparatorun yazdığı yazıtları buldu.
- İmparator bütün Vikinglere emir vermek için runik harfler kazıdı.
- İmparatorun seçkin muhafız birliğindeki Viking üyeler runik yazıtlar kazıdı.
Cevabı göster
İmparatorun seçkin muhafız birliğindeki Viking üyeler runik yazıtlar kazıdı.
carry the lore of distant northern lands: carry sözcüğünün mecaz anlamı ve lore sözcüğünün kültürel anlamı
Carry burada mecaz anlamda kullanılır: yazıtlar bir şeyi fiziksel olarak taşımak yerine kültürel anlamı içerir, korur ve aktarır. Lore, bir topluluk içinde kuşaktan kuşağa aktarılan geleneksel hikâyeler ve bilgiler demektir. Bu ifade yazıtları uzaktaki kuzey kültürleriyle bir bağ olarak sunar. Distant northern lands, sınırları kesin bir modern yeri belirtmekten çok çağrışımlı ve edebî bir ton katar.
Alıştırma
İngilizce cümleyi okuyun: These symbols carry the lore of an ancient kingdom. Carry the lore ne anlama gelir?
- Kitapları fiziksel olarak bir yerden başka bir yere taşırlar.
- Geleneksel hikâyeleri ve bilgileri koruyup aktarırlar.
- Krallık hakkındaki bütün bilgileri gizlerler.
Cevabı göster
Geleneksel hikâyeleri ve bilgileri koruyup aktarırlar.
But your attention is caught by the grand dome, Kalıp ifadeler
1:58Ancak dikkatiniz muhteşem kubbeye çekilir,
your attention is caught by ...: bir şey dikkatinizi çeker
Edilgen yapı someone's attention is caught by something, bir şeyin dikkat çekici veya ilginç olduğu için kişinin odak noktası hâline geldiğini anlatır. Burada görkemli kubbe, izleyenin bakışını kendine çeker. Attention sözcüğünü başa koymak, anlatıcının dinleyicinin odağını yeni bir ayrıntıya yöneltmesini sağlar. Yalnızca birinin onu gördüğünü söylemek yerine neyin öne çıktığını vurgular.
Alıştırma
Cümleyi catch fiilinin edilgen biçimiyle tamamlayın: At the museum, my attention ____ a tiny silver boat in the corner.
Cevabı göster
was caught by
representing the heavens: simgesel bir anlam ifade etmek
Burada representing, simgelemek veya bir şeyi temsil etmek anlamındadır. Kubbe, the heavens yani gökyüzü ya da göksel bir âlemi çağrıştıracak biçimde tasarlanmıştır; bir insan gibi başka biri adına hareket etmez. Representing, önceki açıklamada geçen kubbenin simgesel işlevini ekleyen bir -ing yan yapısıdır. Sanat ve mimari anlatımlarında represent, çoğu zaman görülebilir bir ögeyi onun ifade ettiği düşünceye bağlar.
Alıştırma
representing the heavens ifadesinde representing ne anlama gelir?
- birinin adına konuşmak
- simgelemek
- katılmak
Cevabı göster
simgelemek
Reaching over 50 m high and over 30 m in diameter and ringed by windows around its base, Notlar
2:0250 metreden fazla yüksekliğe ve 30 metreden fazla çapa sahip, tabanının etrafı pencerelerle çevrili,
Reaching over ... high ve ... in diameter: yükseklik ve çap belirtme
Reaching over 50 m high, dikey yüksekliğin 50 metreden fazla olduğu anlamına gelir. Over, sayının üstünde bir değeri belirtir; bir şeyin başka bir şeyin üzerinde bulunduğunu anlatmaz. Baştaki -ing yapısı aynı nesnenin iki ölçüsünü verir: over 50 m high ve over 30 m in diameter. High dikey ölçüyü, in diameter ise dairesel bir şeklin merkezinden geçerek bir kenardan diğerine yapılan çap ölçümünü belirtir.
Alıştırma
Bu resmî boyut betimlemesini over ve in diameter kullanarak tamamlayın: The circular tower reaches ____ and 12 meters ____. It is more than 40 meters tall.
Cevabı göster
over 40 meters high · in diameter
ringed by ... appears suspended from heaven: çevrelenmiş ve gökten asılıymış gibi görünen
Ringed by windows around its base, altın kubbeyi betimleyen bir geçmiş zaman ortacı öbeğidir: bir pencere şeridi kubbenin alt kenarını çevreler. Burada ring, halka biçiminde çevrelemek anlamına gelen bir fiildir. Appears suspended from heaven, görsel bir izlenim sunmak için appear + tümleç yapısını kullanır. Kubbe gökyüzünden sarkıyormuş gibi görünür, ancak ifade onun gerçekten orada asılı olduğunu ileri sürmez. İki ifade birlikte, yapının üzerinde yüzüyormuş gibi görünen bir kubbe görüntüsü oluşturur.
Alıştırma
Ringed by windows around its base, the golden dome appears suspended from heaven, betimlemesi ne anlatır?
- Pencereler kubbenin tabanını çevrelediği için kubbe yüzüyormuş gibi görünür.
- Pencereler kubbenin yalnızca bir tarafında düz bir sıra oluşturur.
- Kubbe bir destekle gerçek anlamda gökyüzünden sarkmaktadır.
Cevabı göster
Pencereler kubbenin tabanını çevrelediği için kubbe yüzüyormuş gibi görünür.
light reflecting through its interior: isim + -ing ile sahne ayrıntısı
Burada light isim, reflecting ise -ing biçimindeki ortaçtır. Birlikte light reflecting through its interior, ana sahne anlatılırken ışığın içeride yansıyıp ilerlemesini görsel bir ayrıntı olarak ekler. Bu kısa isim + -ing kalıbı tamamlayıcı bir öbektir; tek başına tam bir yan cümle değildir. Yazarın başka bir tam cümle başlatmadan aynı anda gerçekleşen bir arka plan eylemi eklemesini sağlar.
Alıştırma
Hangi cümle, sahneye aynı anda gerçekleşen bir ayrıntı eklemek için isim + -ing öbeğini doğru kullanır?
- The gallery looked magical, sunlight streaming through the colored glass.
- The gallery looked magical, sunlight to stream through the colored glass.
- The gallery looked magical, sunlight streamed through the colored glass.
Cevabı göster
The gallery looked magical, sunlight streaming through the colored glass.
Beneath its grandiose symbolism: gizli bir katmanı açığa çıkarma
Beneath its grandiose symbolism ifadesinde beneath mecaz anlamda kullanılır. Etkileyici ya da gösterişli simgesel yüzeyin altında daha az görünür bir gerçeklik bulunduğunu anlatır; bir nesnenin fiziksel olarak başka bir nesnenin altında olduğunu söylemez. İfade başa yerleştirildiğinde bilgiyi düzenler: izleyiciyi dışarıdan görünen büyük anlamdan daha derin, pratik veya daha az olumlu bir gerçeğe taşır. Böylece bir şeyi açığa çıkarma etkisi ve çoğu zaman hafif bir karşıtlık oluşturur.
Alıştırma
"Beneath her calm exterior, she was deeply anxious," cümlesinde baştaki ifade ne yapar?
- Sakin dış görünüşün ardındaki daha az görünür bir duyguyu açığa çıkarır.
- Sakin görünüşünün kaygıya neden olduğunu söyler.
- Kaygının fiziksel olarak onun görünüşünün altında bulunduğunu söyler.
Cevabı göster
Sakin dış görünüşün ardındaki daha az görünür bir duyguyu açığa çıkarır.
the sturdy reinforcing Corinthian columns: sağlamlık, işlev ve üslup
Bu isim öbeğinin ana sözcüğü columns sözcüğüdür. Önündeki her sözcük farklı bir bilgi ekler: sturdy sütunların sağlam olduğunu, reinforcing yapıyı güçlendirmeye veya desteklemeye yardımcı olduklarını, Corinthian ise klasik bir mimari düzeni belirtir. Bu niteleyiciler birlikte sütunların hem görevini hem de tasarımını anlatır. Buradaki Corinthian, malzemeyi ya da menşe yerini değil, teknik bir üslup adını belirtir.
Alıştırma
the sturdy reinforcing Corinthian columns ifadesinde reinforcing, sütunlar hakkında ne anlatır?
- Yapıyı güçlendirmeye veya desteklemeye yardımcı olurlar.
- Yalnızca süsleme amacıyla kullanılırlar.
- Yakın zamanda daha parlak bir renge boyanmışlardır.
Cevabı göster
Yapıyı güçlendirmeye veya desteklemeye yardımcı olurlar.
was partially destroyed by an earthquake in 558 CE,
2:21Lübnan'dan getirilen sağlamlaştırıcı Korint sütunları,
brought from Lebanon after ... was partially destroyed: isimden sonra gelen uzun bir niteleyici
Vurgulanan bölümün tamamı daha önce geçen columns ismini niteler. Brought, edilgen anlam taşıyan bir geçmiş ortaçtır: sütunlar Lübnan’dan getirilmiştir. Burada özne ile were brought gibi çekimli bir fiil birlikte bulunmadığından bu bölüm yeni bir ana cümle değildir. after ile başlayan yan cümle, getirme eyleminin ne zaman gerçekleştiğini anlatır. Bu yan cümlede was partially destroyed edilgen bir fiil öbeğidir ve by an earthquake nedeni belirtir. Böylece uzun niteleyici, sütunların kaynağını, olayların sırasını ve deprem hasarını ismin arkasında bir araya getirir.
Alıştırma
İsimden sonra gelen edilgen niteleyiciyi bring fiilinin geçmiş ortacıyla tamamlayın: The columns ____ from Italy after the fire now support the roof.
Cevabı göster
brought
quietly remind you of its fragility: quietly'nin üstü kapalı anlamı ve remind ... of yapısı
remind someone of something yapısında remind sözcüğünden sonra hatırlatılan kişi, of sözcüğünden sonra ise akla getirilen anı, nesne veya gerçek gelir. Burada you kişi, its fragility ise fark edilen gerçektir. Quietly burada nesnenin alçak sesle konuştuğu anlamına gelmez. Dolaylı ve göze çarpmayan bir etkiyi anlatır: nesnenin görünüşü veya varlığı, onun kırılgan olduğunu belli belirsiz fark etmenizi sağlar.
Alıştırma
remind someone of something yapısındaki eksik sözcükle cümleyi tamamlayın: The smell of rain reminds Mia ____ summer camp.
Cevabı göster
of
and the engineering skills such a marvel requires. Dilbilgisi
2:27ve böyle bir harikanın gerektirdiği mühendislik becerilerini hatırlatır.
such a marvel requires: such a + isim ile değerlendirme içeren geri gönderim
Such a marvel, az önce anlatılan şeye benzeyen olağanüstü bir şey anlamına gelir. Such önceki konuyu yeniden gösterirken marvel konuşanın güçlü ve olumlu değerlendirmesini ekler. Böylece önceki konuya dönülürken hayranlık duygusu korunur. the engineering skills such a marvel requires şeklindeki daha büyük isim öbeğinde such a marvel, requires fiilinin öznesidir. Engineering skills ise harikanın ihtiyaç duyduğu şeydir. Tam yapı, nesne görevindeki that ilgi zamiri atılmış hâliyle the engineering skills that such a marvel requires olarak anlaşılabilir.
Alıştırma
Hangi seçenek, makineye geri gönderimde bulunmak için such a/an + tekil isim yapısını doğru kullanıyor?
- The robot can clean an entire beach. So a useful machine requires careful maintenance.
- The robot can clean an entire beach. Such a useful machine requires careful maintenance.
- The robot can clean an entire beach. Such useful a machine requires careful maintenance.
Cevabı göster
The robot can clean an entire beach. Such a useful machine requires careful maintenance.
If a picture is worth a thousand words: bir resim bin kelimeye bedeldir
“A picture is worth a thousand words” yaygın bir atasözüdür: tek bir görüntü, açıklanması çok sayıda kelime gerektirebilecek kadar fazla bilgi aktarabilir. “A thousand” kesin bir sayı değil, bilinçli bir abartıdır. Burada “If”, atasözünü daha geniş bir düşüncenin başlangıç koşuluna dönüştürür. Görüntüler bu kadar çok şey anlatabiliyorsa konuşmacı daha sonra hangi mozaiklerin en fazla şeyi aktardığını karşılaştırabilir. Böylece atasözü yalnızca genel bir kural söylemek yerine doğal bir geçiş oluşturur.
Alıştırma
Bilinen atasözünü kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: A picture is worth ____.
Cevabı göster
a thousand words
the mosaics from the next several centuries have the most to say, Deyimler
2:34sonraki birkaç yüzyılın mozaiklerinin söyleyecek en çok sözü vardır,
have the most to say: mecazi olarak bilgi aktarmak
Bu cümlede “have the most to say” ifadesi mozaikleri kişileştirir. Mozaikler gerçekten konuşmaz; karşılaştırılan mozaikler arasında bunlar yorumlanabilecek en fazla bilgiyi veya ipucunu sunar. Üstünlük bildiren “most” bu sıralamayı gösterir. “Have something to say” kalıbı genellikle bir kişinin ifade edecek bilgisi, düşüncesi veya görüşü olduğunu anlatır. Özne bir sanat eseri, belge veya nesne olduğunda “say” mecazi anlamdadır: öznenin ayrıntıları bir şeyi ortaya çıkarır veya iletir.
Alıştırma
Hangi cümlede “have the most to say”, bir nesnenin en zengin bilgiyi sağladığını anlatmak için kullanılmıştır?
- Of all the artifacts, this diary has the most to say about daily life.
- At every meeting, Leo says the most because he gives the longest report.
- The guide has to say the most during today's presentation because she covers three sections.
Cevabı göster
Of all the artifacts, this diary has the most to say about daily life.
not only about A ... but also B: paralel bir odak eklemek
Not only A, but also B, ikinci ve paralel bir odağı ekler. Burada iki bölüm de bir şeyin ne hakkında olduğu fikrini tamamlar: önce their biblical themes, ardından the Byzantine emperors who commissioned them gelir. about edatı ilk konunun önünde açıkça kullanılır, ikinci konunun önünde ise var olduğu anlaşılır. Bu yapıyı okurken not only ve but also ifadelerinden sonra gelen birimleri aynı dil bilgisel düzeyde eşleştirin. Cümle iki ayrı eylemi değil, iki konuyu birbirine bağlar.
Alıştırma
Cümleyi not only ... but also yapısıyla tamamlayın: The documentary is ____ about the athletes, ____ about the families who support them.
Cevabı göster
not only · but also
commissioned them: eserlerin yapılmasını sipariş etmek
commissioned them ifadesinde commission, bir eserin yapılmasını resmî olarak sipariş etmek veya ayarlamak anlamına gelen geçmiş zamanlı bir fiildir. Bu çoğu zaman bir sanatçıya ya da zanaatkâra ödeme yapmayı içerir. Sanat ve mimari bağlamında özne, projenin destekçisi veya arkasındaki kurumdur; eseri fiziksel olarak yapan kişi olmak zorunda değildir. Who commissioned them, Byzantine emperors ifadesini tanımlayan bir ilgi yan cümlesidir. Them, daha önce sözü edilen eserleri belirtir.
Alıştırma
'The rulers commissioned the murals,' cümlesinde rulers ne yaptı?
- Bir kurulda birlikte görev yaptılar.
- Duvar resimlerinin her bölümünü bizzat boyadılar.
- Duvar resimlerinin yapılmasını resmî olarak ayarladılar.
Cevabı göster
Duvar resimlerinin yapılmasını resmî olarak ayarladılar.
often depicted along with Christ. Dilbilgisi
2:42genellikle Mesih'le birlikte tasvir edilen Bizans imparatorları hakkında da.
often depicted along with Christ: İsa ile birlikte tasvir edilmek
Bu parça, daha önce belirtilen özneyi tamamlar ve “the emperors were often depicted along with Christ” şeklinde anlaşılır. Depicted, edilgen bir yapıdaki geçmiş zaman ortacıdır: İmparatorlar sanat eserinde gösterilen kişilerdir; eseri yapan sanatçılar değildir. Depict, “bir kişiyi ya da sahneyi bir görüntüde göstermek”, along with ise “birlikte” demektir. Bu kısa anlatım resim, mozaik ve diğer görsel sanat betimlemelerinde yaygındır.
Alıştırma
Sanat eseri betimlemesini “bir görüntüde birlikte gösterilen” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: In the mural, the doctor is ____ two nurses.
Cevabı göster
depicted along with
But beneath their loud and clear voices: görünür mesajdan gizli tarihe
But bir yön değişikliğine işaret eder. Anlatı, günümüze ulaşan görsellerin açıkça söylediği izlenimini veren mesajdan, hasar ve kayıplarla ilgili daha az görünür bir tarihe geçer. Beneath bu iki katmanı düzenler: yüzeydeki belirgin mesaj ve gizli tarihsel katman. Their loud and clear voices, görselleri konuşan kişiler gibi insanlaştırır. Voices gerçek sesi değil, görsellerin ilettiği mesajları ifade eder; loud and clear ise bu mesajların kolayca anlaşıldığı anlamına gelir.
Alıştırma
Bu ifade parçada temel olarak ne yapıyor?
- Anlatıyı açık bir yüzey mesajından hasar ve kayıplarla ilgili gizli bir tarihe geçirir.
- Konuşanların seslerinin azaldığını ve duyulmalarının zorlaştığını açıklar.
- Görsellerin altından gerçek sesler geldiğini söyler.
Cevabı göster
Anlatıyı açık bir yüzey mesajından hasar ve kayıplarla ilgili gizli bir tarihe geçirir.
one hears the haunting echoes of the damaged and missing mosaics and icons, Deyimler
2:47hasar görmüş ve kaybolmuş mozaiklerin ve ikonaların akıldan çıkmayan yankıları duyulur,
hasarlı veya kayıp mozaik ve ikonaların haunting echoes ifadesi
Haunting echoes edebî bir mecazdır. Haunting, zihinde kalan ve üzüntü, korku ya da huzursuzluk uyandıran bir şeyi anlatır; echoes ise kaynağı yok olduktan sonra kalan izleri veya etkileri düşündürür. Mozaikler ve ikonalar gerçekten ses çıkarmıyor. Hasar görmeleri ve artık bulunmamaları geçmişi hâlâ mevcutmuş gibi hissettiriyor; böylece eksik olan şeyler de kaybın tarihini aktarıyor.
Alıştırma
Bu cümlede haunting echoes neyi düşündürüyor?
- Sanat eseri odada gerçekten tekrarlanan bir ses çıkarıyor.
- Kayıp veya hasarlı sanat eserleri hâlâ güçlü ve huzursuz edici bir izlenim bırakıyor.
- Mozaikler onarıldı ve artık yeni görünüyor.
Cevabı göster
Kayıp veya hasarlı sanat eserleri hâlâ güçlü ve huzursuz edici bir izlenim bırakıyor.
Dördüncü Haçlı Seferi'ndeki Latin işgali sırasında desecrated and looted
Desecrated ve looted, dinî sanat eserlerine ne olduğunu anlatan birbirine bağlı iki geçmiş zaman ortacıdır. Desecrated, kutsal bir nesneye veya yere ciddi biçimde saygısız davranıldığını; looted ise bir çatışma ya da kargaşa sırasında çalındığını ifade eder. Buradaki Latin occupation, Haçlı kuvvetlerinin Dördüncü Haçlı Seferi sırasında 1204'te Konstantinopolis'i ele geçirip yağmalamasının ardından şehirde kurulan Batılı Latin Hristiyan yönetimini anlatır. Bu ifade, hasar ve kaybın tarihsel ortamını verir.
Alıştırma
Hangi cümlede hem desecrated hem de looted doğru kullanılmıştır?
- The caretakers desecrated the shrine by cleaning it carefully and looted its valuables by recording them.
- The attackers desecrated the shrine by treating it with contempt and looted its valuables.
- The tourists desecrated the shrine by quietly admiring it and looted postcards from the gift shop after paying.
Cevabı göster
The attackers desecrated the shrine by treating it with contempt and looted its valuables.
the tomb inscription of Enrico Dandolo, Kültür
2:57seferi yöneten Venedikli hükümdar Enrico Dandolo'nun
the tomb inscription of Enrico Dandolo: tarihî bir ipucu olarak mezar kitabesi
Tomb inscription, bir mezara, mezar taşına veya mezar işaretine yazılmış ya da kazınmış sözlerdir. Bu isim grubunda of Enrico Dandolo, kitabenin kimin mezarına veya anıtına ait olduğunu belirtir. Burada belirli bir kişinin adını taşıyan kitabe, gözle görülebilen tarihî bir ipucu görevi görür. Gerçek bir yeri Dandolo’ya ve söz konusu edilen Venedik ile Latin egemenliği dönemine bağlar. İfade, mezarın tamamını değil, anıtın üzerindeki sözleri gösterir.
Alıştırma
“the tomb inscription” ifadesinde tomb inscription neyi belirtir?
- Bir askerî harekât sırasında yazılmış emri
- Bir mezar veya mezar işareti üzerine yazılmış ya da kazınmış sözleri
- Mezar yapısının tamamını
Cevabı göster
Bir mezar veya mezar işareti üzerine yazılmış ya da kazınmış sözleri
who commanded the campaign: askerî bir harekâtı yönetmek
who commanded the campaign ifadesinde who, the Venetian ruler sözünü açıklayan bir ilgi cümleciğini başlatır. Bu cümlecik, hükümdarın hangi rolü üstlendiğini belirtir. Burada command, liderlik edip yönetmek; campaign ise düzenli bir askerî harekât anlamındadır. İfade, yalnızca bir kişiye tek bir emir vermeyi değil, askerî harekâtın tamamına komuta etmeyi anlatır.
Alıştırma
“The admiral commanded the campaign at sea,” cümlesinde amiral ne yaptı?
- Harekâta katılmak için izin istedi
- Harekâtın kendisine tek bir sözlü talimat verdi
- Askerî harekâta liderlik edip onu yönetti
Cevabı göster
Askerî harekâta liderlik edip onu yönetti
is a stark reminder of those 57 years Kalıp ifadeler
3:02Ayasofya'nın, Bizans'ın geri almasıyla Ortodoks köklerine dönmeden önce
a stark reminder of: çarpıcı ve görmezden gelinmesi zor bir hatırlatma
Bir şeyin a stark reminder of X olması, çoğu zaman görünür bir kanıt olduğu için X'i açık ve güçlü biçimde akla getirmesi demektir. Stark, reminder sözcüğüne ciddi ve görmezden gelinmesi zor bir anlam katar. Bu parçada is ifadesinden önceki özne, o 57 yılın güçlü bir kanıtı olarak sunulur; burada bir kişinin başka birine bilerek bir şeyi hatırlatması söz konusu değildir.
Alıştırma
Hangi durum a stark reminder ifadesiyle en iyi anlatılır?
- Takvim uyarısının futbol antrenmanının saat altıda başladığını bildirmesi.
- Bir arkadaşın su şişeni unutmaman için mesaj atması.
- Bir savaş anıtının geçmişteki fedakârlıkları güçlü biçimde hatırlatması.
Cevabı göster
Bir savaş anıtının geçmişteki fedakârlıkları güçlü biçimde hatırlatması.
that Hagia Sophia spent as a Roman Catholic Church Dilbilgisi
3:05Roma Katolik Kilisesi olarak geçirdiği 57 yılın
spend + time + as + bir rol veya işlev
Bu, those 57 years ifadesini niteleyen bir ilgi yan cümlesidir. That, bu yılları temsil eder ve spent fiilinden sonraki nesne yerini doldurur. Temel düşüncenin tam hâli Hagia Sophia spent those 57 years as a Roman Catholic Church. şeklindedir. Aktarılabilir kalıp özne + spend + süre + as + rol veya işlev biçimindedir. Özne bir bina olduğunda spend hafif bir kişileştirme yaratır ve binanın belirtilen süre boyunca o işlevde kullanıldığı anlamına gelir.
Alıştırma
spend + time + as + rol kalıbını tek sözcükle tamamlayın: Maya spent six years ____ a nurse before becoming a doctor.
Cevabı göster
as
before returning to its Orthodox roots upon the Byzantine reconquest. Kalıp ifadeler
3:08çarpıcı bir hatırlatıcısıdır.
Bizans'ın yeniden fethiyle returning to its Orthodox roots
Return to its Orthodox roots, daha önceki bir Ortodoks kimliğini veya geleneğini yeniden benimsemek anlamına gelir. Buradaki roots bir mecazdır; bitki köklerini değil, kökenleri ve kimliği biçimlendiren gelenekleri anlatır. Upon + olay adı, bir şeyin o olay gerçekleştiğinde veya hemen sonrasında olduğunu belirten resmî bir yapıdır. before + -ing yapısının tamamı, önceki durumu bu dönüşten daha önceye yerleştirir: Ortodoks geleneğine dönüş, Bizans'ın yeniden fethi sırasında gerçekleşmiştir.
Alıştırma
before returning to its Orthodox roots upon the Byzantine reconquest ifadesine en uygun yorum hangisidir?
- Bizans'ın yeniden fethinden önce fiziksel olarak “kökleri” adlı bir yere taşındı.
- Önceki durum, Bizans'ın yeniden fethi sırasında daha önceki Ortodoks kimliğine dönüşten önce gerçekleşti.
- Bizans'ın yeniden fethi gerçekleştiğinde Ortodoks kimliğini bıraktı.
Cevabı göster
Önceki durum, Bizans'ın yeniden fethi sırasında daha önceki Ortodoks kimliğine dönüşten önce gerçekleşti.
But it would not remain a church for long. Kalıp ifadeler
3:12Ancak uzun süre kilise olarak kalmayacaktı.
would not remain a church for long: geçmişten bakarak değişikliği haber vermek
Remain a church, kilise olma durumunu veya işlevini sürdürmek anlamına gelir. not ... for long, bu durumun kısa süre sonra sona ereceğini belirtir. Geçmiş zamanla anlatılan tarihî bir metinde would, geçmişteki bir noktadan görülen geleceği belirtebilir: anlatıcı o andan ileriye bakar. Burada istek veya varsayımsal bir koşul anlatmaz. Bu ifade bir sonraki değişikliği önceden haber verir.
Alıştırma
Bu tarihî anlatımda would not remain a church for long okuyucuya ne anlatır?
- Kilise olarak kalmayı istemiyordu.
- Geçmişteki o noktadan bakıldığında, kilise olarak kullanılması kısa süre sonra sona erecekti.
- Bir koşul yerine getirilmiş olsaydı şimdi hâlâ kilise olabilirdi.
Cevabı göster
Geçmişteki o noktadan bakıldığında, kilise olarak kullanılması kısa süre sonra sona erecekti.
Weakened by the Crusades: cümle başında geçmiş zaman ortaç öbeği
Weakened by the Crusades bir geçmiş zaman ortaç öbeğidir. Edilgen bir arka plan verir: Konstantinopolis zayıflatılmıştır ve bunun nedeni Haçlı Seferleri'dir. Ana cümleden önce kullanılan bu öbek, nedeni birkaç sözcükle özetler. Because Constantinople had been weakened by the Crusades, ... biçiminde tam bir yan cümleye açılabilir. Weakened sözcüğünün örtük öznesi, ardından gelen ana cümlenin öznesidir.
Alıştırma
Başlangıç öbeğini weaken fiilinin geçmiş zaman ortacı ve nedeni belirten edatla tamamlayın: ____ repeated storms, the sea wall finally broke.
Cevabı göster
Weakened by
Constantinople fell to the Ottomans in 1453 Kelime
3:16Konstantinopolis 1453'te Osmanlıların eline geçti
Constantinople fell to the Ottomans: ele geçirilmek anlamındaki fall to
Askerî ve tarihî metinlerde bir şehir, kale, bölge veya yönetim karşıt bir güce falls to olduğunda, o güç tarafından ele geçirilmiş ve denetimini kaybetmiş demektir. Burada fell, fall fiilinin geçmiş zamanıdır ve the Ottomans fetheden taraftır. Dolayısıyla Constantinople fell to the Ottomans in 1453, Osmanlıların o yıl Konstantinopolis'i ele geçirdiği anlamına gelir. Fall to olayı, denetimi kaybeden yerin veya yönetimin bakış açısından anlatır; fiziksel olarak düşmeyi ifade etmez.
Alıştırma
Başka bir güç tarafından ele geçirildi anlamını vermek için tarih cümlesini fall fiilinin geçmiş zamanı ve gerekli edatla tamamlayın: The capital ____ the invading army in 1804.
Cevabı göster
fell to
and would be known as Istanbul thereafter. Kalıp ifadeler
3:19ve bundan sonra İstanbul olarak anılacaktı.
would be known as Istanbul thereafter: bundan sonra Istanbul olarak bilinecekti
Tarih anlatımında would be known as, geçmişteki bir noktadan ileriye bakar: o noktadan sonra insanlar şehre Istanbul diyecektir. Edilgen be known as + ad veya kimlik yapısı, bir kişi ya da şeyin hangi adla veya sıfatla tanındığını belirtir. Thereafter, o zamandan itibaren anlamına gelir. İfade bir bütün olarak sonraki adı, önceki olaydan sonra devam eden bir sonuç olarak sunar.
Alıştırma
Tarih anlatımındaki cümleyi hedef yapı would be known as ... thereafter ile tamamlayın: In 1912, the ship was renamed and ____ Aurora ____.
Cevabı göster
would be known as · thereafter
After allowing his soldiers 3 days of pillage, Dilbilgisi
3:22Askerlerine 3 günlük yağma izni verdikten sonra,
After allowing his soldiers 3 days of pillage: önceki eylem için after + -ing
after + -ing yan cümlesi, bu eylemi ana cümledeki eylemden önceye yerleştirir. After allowing ..., after he allowed ... ifadesinin kısa biçimidir ve allowing eyleminin söylenmeyen öznesi ana cümlenin öznesi olmalıdır. Allowing his soldiers 3 days of pillage, askerlere üç günlük bir yağma dönemi için izin vermek anlamına gelir. Burada pillage, özellikle savaş veya istila sırasında yapılan şiddetli ve geniş çaplı yağmayı belirten bir isimdir.
Alıştırma
after yan cümlesi önceki eylemi belirtecek şekilde cümleyi review fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: After ____ the report, Lena emailed her notes.
Cevabı göster
reviewing
Sultan Mehmed the Second: unvan ve hükümdarlık sıra sayısı
Sultan bir hükümdarlık unvanıdır, Mehmed kişinin adıdır ve the Second hükümdarlık sıra sayısıdır. Bu, aynı adı taşıyan ikinci hükümdar olduğunu gösterir; dolayısıyla tüm ifade Mehmed adlı sıradan birini değil, Sultan II. Mehmed'i belirtir. Burada 1453'te Konstantinopolis'i fetheden Osmanlı hükümdarı II. Mehmed kastedilir. Tarihî anlatıyı anlamak için gereken temel arka plan budur.
Alıştırma
Tarihî ad Mehmed II İngilizcede genellikle nasıl seslendirilir?
- Mehmed the Second
- Mehmed two
- the second Mehmed
Cevabı göster
Mehmed the Second
Though heavily damaged: kısaltılmış ödünleme yan cümlesi
Though heavily damaged, kısaltılmış bir ödünleme yan cümlesidir. Tam biçimi Though it was heavily damaged şeklindedir: though olumsuz bir durumu kabul eder, heavily damaged sözcüğünün derecesini güçlendirir ve damaged örtük özneyi tanımlar. İfade önce elverişsiz bir durumu kabul eder. Ardından ana cümle, bu duruma rağmen devam eden veya beklenenden farklı olan bir sonucu vermelidir.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için Though the bridge was heavily damaged yan cümlesini kısaltın: ____, the bridge remained open.
Cevabı göster
Though heavily damaged
grandeur was not lost on the young sultan: genç sultan görkemi fark etti
X is/was not lost on Y kalıbında Y, X’i fark eder, anlar veya takdir eder. Lost burada bir şeyi fiziksel olarak kaybetmek anlamında değildir. not, bir şeyin fark edilmediğini, anlaşılmadığını veya takdir edilmediğini belirten be lost on someone ifadesinin anlamını tersine çevirir. Bu cümlede X its grandeur, Y ise the young sultan bölümüdür. Cümle, genç sultanın etkileyici büyüklüğü ve güzelliği açıkça fark ettiğini anlatır. Dolaylı anlatım, bu görkemin onun üzerinde gerçekten etki bıraktığını vurgular.
Alıştırma
“The warning was not lost on Maya,” cümlesinde was not lost on Maya ne anlama gelir?
- Maya uyarıyı anlayamadı.
- Maya uyarıyı kaybetti.
- Maya uyarıyı fark etti ve anladı.
Cevabı göster
Maya uyarıyı fark etti ve anladı.
immediately rededicated it to Allah: rededicate A to B yapısı
Rededicate A to B, genellikle bir değişiklikten sonra A’yı yeniden B’ye adamak veya A’nın B’ye adanmışlığını resmî olarak yenilemek anlamına gelir. re- ön eki yeniden demektir; to ise adanmanın yöneldiği tanrıyı, kişiyi, amacı veya davayı tanıtır. Bu bölümde it yeniden adanan şeydir, Allah adanmanın yöneldiği varlıktır ve immediately eylemin hemen gerçekleştiğini belirtir. İfade, dinî adanmışlıkta hızlı ve resmî bir değişiklik sunar.
Alıştırma
Cümleyi rededicate A to B yapısının geçmiş zaman edilgen biçimiyle tamamlayın: After the ceremony, the hall was ____ public education.
Cevabı göster
rededicated to
proclaiming that it would be the new imperial mosque. Dilbilgisi
3:33ve buranın yeni imparatorluk camisi olacağını ilan etti.
proclaiming that ...: resmî bir ilan eklemek
Proclaiming that ... ana eyleme ek bilgi veren bir -ing yan yapısıdır. Önceki temel eyleme bir konuşma eylemi ekler ve örtük öznesi normalde ana cümlenin öznesidir. that ile başlayan yan cümle, ilanın içeriğini verir. Burada would be, geçmişteki bir bakış açısından binanın gelecekteki statüsünü gösterirken proclaim duyurunun kamusal, resmî ve yetkili bir nitelik taşıdığını belirtir.
Alıştırma
Cümleyi proclaiming that ile tamamlayın: The president signed the decree, ____ the island would become a protected reserve.
Cevabı göster
proclaiming that
The four minarets built over the next century Kültür
3:37Sonraki yüzyıl boyunca inşa edilen dört minare
four minarets built over the next century: sonraki yüzyıl boyunca inşa edilen dört minare
Minaret, bir caminin parçası olan veya yanında duran ve geleneksel olarak ezanla ilişkilendirilen yüksek kuledir. Bu ifade böyle dört minareyi anlatır. Built over the next century, that were built over the next century anlamındaki kısaltılmış edilgen bir ilgi cümleciğidir. Over bir zaman aralığını gösterir; dolayısıyla minareler sonraki yaklaşık yüz yıl içinde inşa edilmiştir ve hepsinin aynı anda tamamlanmış olması gerekmez.
Alıştırma
“Four minarets were built over the next century” cümlesindeki zaman ifadesi ne anlama gelir?
- Dört kulenin tamamı tam olarak aynı anda bitirildi.
- Dört cami minaresi, muhtemelen farklı zamanlarda olmak üzere, sonraki yüz yıl içinde inşa edildi.
- İnşaat başlamadan önce kuleler zaten bir yüzyıldır ayaktaydı.
Cevabı göster
Dört cami minaresi, muhtemelen farklı zamanlarda olmak üzere, sonraki yüz yıl içinde inşa edildi.
the most obvious sign of this era: bu dönemin en belirgin işareti
Burada sign, üzerinde yazı bulunan bir tabela değil, gözlemlenebilir bir özellik ya da kanıt anlamına gelir. A sign of this era, o dönemin nasıl olduğunu açıkça gösteren bir şeydir. The most obvious bir üstünlük yapısıdır: ilgili özellikler arasında fark edilmesi veya tanınması en kolay olanı belirtir. Bu ifade, bir dönemi ya da büyük bir değişimi en güçlü biçimde gösteren özelliği belirtmek için de kullanılabilir.
Alıştırma
Dersteki ifadenin aynısını kullanarak cümleyi tamamlayın: The new train station is ____ the town's growth.
Cevabı göster
the most obvious sign of
serving as architectural supports in addition to their religious purpose. Dilbilgisi
3:41dini amaçlarının yanı sıra mimari destek olarak da hizmet ederler.
serving as ... in addition to ...: iki işlev belirtmek
serving as ... biçimindeki -ing yan cümlesi, hemen önce sözü edilen şeyin rolü hakkında ek bilgi verir. Serve as, bir işlev görmek ya da bir amaçla kullanılmak anlamına gelir; bu nedenle serving as architectural supports, bu unsurların yapıyı ayakta tutmaya yardımcı olduğunu belirtir. In addition to + isim, ilk rolün yerine geçmeden başka bir rol ekler. Burada mimari işlev, dini amaçla birlikte bulunur. Bu yapı, bir nesnenin ya da kurumun iki işlevi olduğunu açıklamak için kullanışlıdır.
Alıştırma
İki sabit bölümü tamamlayın: The hall serves ____ an art gallery in addition ____ its role as a meeting space.
Cevabı göster
as · to
Ornate candle holders relate Suleiman's conquest of Hungary, Kelime
3:47Süslü şamdanlar Kanuni'nin Macaristan'ı fethini anlatır,
relate Suleiman's conquest: tarihî bir olayı anlatmak
Burada relate, “anlatmak, aktarmak veya betimlemek” anlamına gelir. Geçişli bir fiildir: süslü şamdanların, üzerlerinde gösterilenler aracılığıyla Süleyman'ın Macaristan'ı fethetmesinin tarihini sunduğu anlaşılır. Şamdanlar gerçek anlamda konuşmaz. Yapı relate + hikâye veya olay şeklindedir; nesnenin önünde edat bulunmaz. Sanat eserleri ve tarihî nesnelerle ilgili açıklamalarda bu yapı, bir nesnenin bir anlatıyı aktardığını belirtir.
Alıştırma
“The museum display relates the city's founding” cümlesindeki relates ne anlama gelir?
- Şehrin kuruluşuyla bağlantılıdır ama onu anlatmaz.
- Şehrin kuruluşunun yeniden gerçekleşmesini sağlar.
- Şehrin kuruluş hikâyesini anlatır veya sunar.
Cevabı göster
Şehrin kuruluş hikâyesini anlatır veya sunar.
while giant calligraphy discs hung from the ceiling Kültür
3:50tavana asılı dev hat sanatlı diskler ise
calligraphy discs hung from the ceiling: tavandan asılı büyük yuvarlak hat levhaları
Buradaki calligraphy discs, sanatsal yazılar taşıyan büyük ve yuvarlak hat levhalarıdır. Bir caminin içinde dikkat çekici görsel ve dinî unsurlar olabilirler; bazen dinî adlar veya metinler sergilerler. Disc sözcüğü bunların yuvarlak şeklini anlatır; müzik ya da bilgisayar diski anlamına gelmez. Hung from the ceiling, levhaların iç mekânın yüksek bir bölümünde asılı olduğunu belirtir.
Alıştırma
Bir caminin içini anlatan bu ifadede calligraphy discs nedir?
- Sanatsal yazılar taşıyan büyük, yuvarlak levhalar
- Müzik veya dosya saklamak için kullanılan dijital diskler
- Üzerinde yazı olmayan sade, yuvarlak tavan lambaları
Cevabı göster
Sanatsal yazılar taşıyan büyük, yuvarlak levhalar
remind visitors for the first four caliphs who followed Muhammad. Kültür
3:53ziyaretçilere Muhammed'den sonra gelen ilk dört halifeyi hatırlatır.
first four caliphs who followed Muhammad: Muhammed'in ardından gelen ilk dört halife
İngilizcedeki caliph unvanı, Müslüman topluluğun lideri olarak Muhammed'in yerini alan kişiyi ifade eder. Bu unvan belirli bir İslam tarihi ve siyaseti bağlamına aittir; bu yüzden herhangi bir kral ya da hükümdar anlamına gelmez. Burada the first four caliphs, bu ardıllık sırasındaki ilk dört lideri ifade eder. who followed Muhammad, onların lider olarak Muhammed'den sonra geldikleri anlamındadır; gerçekten onun arkasından yürüdükleri anlamına gelmez.
Alıştırma
first four caliphs who followed Muhammad ifadesinde followed ne anlama gelir?
- Müslüman topluluğun liderleri olarak Muhammed'in ardından görevi devraldılar.
- Muhammed'in yaptığı her hareketi kopyaladılar.
- Gerçekten Muhammed'in arkasından yürüdüler.
Cevabı göster
Müslüman topluluğun liderleri olarak Muhammed'in ardından görevi devraldılar.
Though the building you see today still looks like a mosque, Dilbilgisi
3:58Bugün gördüğünüz bina hala bir cami gibi görünse de,
Though ... still looks like ..., it is now ...: hâlâ ... gibi görünse de artık ...
Though, önce bir beklenti yaratabilecek gerçeği kabul edip ardından ana cümlede bu beklentiyle çelişen bir gerçeği vermek için kullanılır. Burada binanın görünüşü bir camiyi düşündürür, ancak anlatılan zamanda bina bir müzedir. still, görünüşün geçmişten beri devam ettiğini; now ise durumun değiştiğini gösterir. Though X still looks like A, it is now B kalıbı, görünüş benzer kaldığı hâlde kimlik veya işlev değiştiğinde kullanışlıdır.
Alıştırma
Hangi cümle eski görünüşü önce kabul edip binanın mevcut kullanımını vurgulayan hedef kalıbı kullanıyor?
- The hall is now a community center, though it still looks like a school.
- Though the hall still looks like a school, it is now a community center.
- Because the hall still looks like a school, it is now a community center.
Cevabı göster
Though the hall still looks like a school, it is now a community center.
a decision made in 1935 by Kemal Atatürk, Dilbilgisi
4:02bu karar, Osmanlı İmparatorluğu'nun çöküşünün ardından
a decision made in 1935 by Kemal Atatürk: isimden sonra gelen geçmiş ortaç öbeği
Made in 1935 by Kemal Atatürk, decision isminden sonra gelen bir geçmiş ortaç öbeğidir. That was made in 1935 by Kemal Atatürk ile aynı anlama gelir: decision eylemin yöneldiği öğedir, in 1935 zamanı verir, by Kemal Atatürk ise kararı alan kişiyi belirtir. Bu kısaltılmış edilgen ilgi cümleciği, bir şeyi tanımlayan ayrıntıları tek bir isim öbeğinde toplar. İsim + geçmiş ortaç + ayrıntılar kalıbı; bir kararın, kuralın, politikanın veya nesnenin kaynağını açıklarken sık kullanılır.
Alıştırma
a decision made in 1935 by Kemal Atatürk ifadesinde made in 1935 by Kemal Atatürk neyi açıklar?
- kararı
- Kemal Atatürk'ü
- 1935 yılını
Cevabı göster
kararı
the modernizing first president of Turkey, Kültür
4:06Türkiye'nin modernleşmeci ilk cumhurbaşkanı Kemal Atatürk tarafından
the modernizing first president of Turkey: Atatürk'ü açıklayan eş ad öbeği
The modernizing first president of Turkey isim öbeği, Kemal Atatürk ile aynı kişiyi gösteren açıklayıcı bir eş ad öbeğidir. Başka bir kişiyi tanıtmak yerine onun Türkiye'nin ilk cumhurbaşkanı olduğu bilgisini ekler. Modernizing, onu ülkeyi daha modern hâle getirmeyi amaçlayan reformları destekleyen bir lider olarak sunar. Bu ifade, onunla bağlantılı eylemleri daha geniş bir reform programının parçası olarak görmeye yarayan arka planı verir; Atatürk'ün kendisinin modernleştirildiği anlamına gelmez.
Alıştırma
the modernizing first president of Turkey ifadesi Kemal Atatürk adından sonra ne işe yarar?
- Türkiye'nin ilk modern ülke olduğunu söyler.
- Atatürk'e yeniden gönderme yapar ve onun görevini ve reformcu imajını ekler.
- Adı verilmeyen farklı bir cumhurbaşkanını tanıtır.
Cevabı göster
Atatürk'e yeniden gönderme yapar ve onun görevini ve reformcu imajını ekler.
following + isim: “sonra” anlamını resmî biçimde verme
Burada following, after yani “...-den sonra” anlamına gelen bir edattır. the Ottoman Empire's collapse isim grubunu başlatır ve bağlamdaki olayın bu çöküşten daha sonra gerçekleştiğini gösterir. Aktarılabilir kalıp following + isim veya isim grubudur. Ana cümledeki olayın zaman çerçevesini kısa ve net biçimde verir.
Alıştırma
Cümleyi, edat olarak after anlamına gelen follow fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: ____ the final rehearsal, the cast felt ready for opening night.
Cevabı göster
Following
It was ... that ...: this secularization ifadesini vurgulama
It was ... that ... bir yarık cümledir; yani daha basit bir ifadenin bir bölümünü güçlü odak konumuna getirir. Burada this secularization odaklanan bölümdür, that allowed for removal ise iletinin geri kalanını verir. Bu kalıpta it yalnızca yapıyı başlatan biçimsel bir öğedir ve daha önce anılan bir şeye gönderme yapmaz. Tarafsız biçim This secularization allowed for removal olurdu. Yarık cümle, başka bir etkenin değil özellikle bu etkenin önemli olduğunu gösterir.
Alıştırma
the locked gate ifadesini güçlü biçimde vurgulayan yarık cümleyi tamamlayın: It ____ the locked gate ____ stopped the dog from running into the street.
Cevabı göster
was · that
of the carpets hiding the marble floor decorations Dilbilgisi
4:15mermer zemin süslemelerini gizleyen halıların
and the plaster covering the Christian mosaics.
4:17ve Hristiyan mozaiklerini kaplayan sıvanın kaldırılmasını sağladı.
carpets hiding ... ve plaster covering ...: paralel -ing son niteleyicileri
Bu cümle parçasında eş görevli iki isim öbeği vardır: carpets hiding the marble floor decorations ve the plaster covering the Christian mosaics. Her öbekte -ing yan cümleciği isimden sonra gelerek onu niteler: hiding ... carpets sözcüğünü, covering ... ise plaster sözcüğünü açıklar. Bu kısa yapı, iki tam ilgi cümleciği kullanmadan her örtü malzemesini gizlediği şeyle eşleştirir. Yaklaşık olarak carpets that hid the floor decorations ve plaster that covered the mosaics şeklinde anlaşılabilir. -ing biçimi tek başına eylemin şu anda gerçekleştiği anlamına gelmez.
Alıştırma
block ve cover fiillerinin -ing biçimlerini isimden sonra niteleyici olarak kullanın: They moved the boxes ____ the exit and the sheet ____ the notice.
Cevabı göster
blocking · covering
in Hagia Sophia's long history to be heard again
4:24Ayasofya'nın uzun tarihinde yeniden duyulmasını sağladı
has allowed ... to be heard again: allow + nesne + edilgen mastar
Temel kalıp allow + nesne + to be + past participle şeklindedir: has allowed [the multiplicity of voices in Hagia Sophia's long history] [to be heard again]. Nesne eylemden etkilenir, bu nedenle heard edilgendir: voices dinleme eylemini yapmaz, duyulur. Bir eylem, bir kişinin ya da şeyin başka bir eyleme maruz kalmasını mümkün kıldığında bu kalıbı kullanın. Burada restorasyon, yapının farklı tarihsel seslerini yeniden fark edilir hâle getiriyor. Heard kısmen mecazidir: tarihin farklı katmanları ve bakış açıları yeniden tanınabilir.
Alıştırma
Cümleyi read fiilinin edilgen mastarıyla tamamlayın: The new scan has allowed the damaged diary ____ again.
Cevabı göster
to be read
the multiplicity of voices ... after centuries of silence: yüzyıllar süren sessizlikten sonra duyulan çok sayıda tarihsel ses
Voices ve silence burada genişletilmiş bir metafor oluşturur. Bina gerçekten konuşmaz: voices, Ayasofya'da temsil edilen farklı tarihsel dönemleri, toplulukları ve gelenekleri anlatır; silence ise bu katmanların gizli kaldığını, göz ardı edildiğini veya anlaşılamadığını düşündürür. Multiplicity, tek bir tarihsel ses olmadığını gösterir. To be heard again, restorasyonu ve yeniden gösterilen ilgiyi binanın uzun tarihinin farklı bölümlerini tekrar fark edilir kılan bir süreç olarak sunar.
Alıştırma
Bu cümlede the multiplicity of voices en çok neyi temsil eder?
- Binanın içinde çok sayıda insanın yüksek sesle konuşması.
- Birçok tarihsel katmanın ve bakış açısının yeniden fark edilebilir hâle gelmesi.
- Yüzyıllarca devam eden bir müzik gösterisi.
Cevabı göster
Birçok tarihsel katmanın ve bakış açısının yeniden fark edilebilir hâle gelmesi.
But conflict remains: çözülmemiş bir soruna keskin geçiş
But, cümleyi önceki umut verici düşünceye bağlar ve bir karşıtlık sinyali verir: ilerleme sağlanmıştır, ancak önemli bir sorun hâlâ çözülmemiştir. Cümle çok kısa olduğu için belirgin bir duraklama yaratır ve conflict sözcüğünü özellikle vurgular. Anlatıda veya bir savda, bu tür kısa bir geçiş dikkati çözülmemiş soruna yöneltir ve sonraki bölümde sorunun açıklanmasına zemin hazırlar.
Alıştırma
But conflict remains cümlesinin temel düzenleme işlevi nedir?
- Önceki sorunun tamamen çözüldüğünü bildirir.
- Tartışmayı umut verici ilerlemeden çözülmemiş bir soruna keskin biçimde yöneltir.
- Çatışmanın nedenlerini ayrıntılı biçimde açıklar.
Cevabı göster
Tartışmayı umut verici ilerlemeden çözülmemiş bir soruna keskin biçimde yöneltir.
Hidden mosaics cry out from beneath Islamic calligraphy, Deyimler
4:30İslami hat sanatının altındaki gizli mozaikler,
Hidden mosaics cry out from beneath Islamic calligraphy: gizli mozaiklerin haykırması
Burada cry out, gizli mozaikleri kişileştirir. Mozaikler gerçekte ses çıkarmaz; bu ifade onların dikkat ve kabul görmeyi acilen talep ediyormuş gibi görünmesini sağlar. From beneath Islamic calligraphy katmanlar arasındaki ilişkiyi gösterir: mozaikler hat sanatının altında gizlidir. Görsel olarak örtülmüş bir şey için ses bildiren bir fiil kullanılması, gizlenmeyi tarihin gömülü bir parçasının hâlâ varlığını hissettirdiği canlı bir görüntüye dönüştürür.
Alıştırma
Hidden mosaics cry out from beneath Islamic calligraphy cümlesinde cry out ne anlatır?
- Hat sanatı üzerinin kapatılmasını istiyor.
- Gizli mozaikler acilen dikkat talep ediyormuş gibi kişileştirilir.
- Mozaikler gerçek bir insan sesi çıkarıyor.
Cevabı göster
Gizli mozaikler acilen dikkat talep ediyormuş gibi kişileştirilir.
valuable pieces of history that cannot be uncovered Dilbilgisi
4:34diğerlerini yok etmeden ortaya çıkarılamayan
cannot be uncovered without destroying others: diğerlerini yok etmeden ortaya çıkarılamaz
That cannot be uncovered without destroying others ilgi cümleciği, valuable pieces of history ifadesini niteler. Cannot be uncovered edilgen yapıdadır: bu parçalar ortaya çıkarılamaz. Without sözcüğünden sonra destroying fiilinin -ing biçimi kullanılır. Cannot A without B-ing kalıbı, B gerçekleşmedikçe A'nın imkânsız olduğu anlamına gelir. Bu nedenle B gerekli bir adım ya da kaçınılmaz bir bedeldir. Burada bazı tarihî malzemeleri ortaya çıkarmak, diğerlerine zarar vermeyi gerektirir.
Alıştırma
Cannot ... without -ing yapısını ve use fiilini kullanarak cümleyi tamamlayın: The key cannot be copied ____ the original.
Cevabı göster
without using
Meanwhile, calls sound from both Muslim and Christian communities Anlatım akışı
4:39Bu arada, hem Müslüman hem de Hristiyan topluluklarından çağrılar yankılanıyor
Meanwhile, calls sound from...: eş zamanlı toplumsal çağrıları sunmak
Meanwhile, anlatımı az önce ele alınan gelişmeyle aynı anda veya ona paralel gerçekleşen başka bir gelişmeye geçirir. Bir haberde paralel bilgileri düzenler; olayların zaman sırasındaki bir sonraki aşamasını göstermez. calls sound from... ifadesinde calls, 'kamusal çağrılar ya da talepler'; sound ise 'dile getirilir' veya 'duyulur' anlamındadır. both ... and ... iki topluluğu aynı tür çağrının ayrı kaynakları olarak sunar; ardından gelen mastar yapısı ne talep ettiklerini açıklar.
Alıştırma
Bu cümle bir haberde hangi işlevi görüyor?
- Önceki olay bittikten sonra iki topluluğun telefon çağrıları aldığını belirtiyor.
- İki topluluğun ibadetleri sırasında çıkan sesleri anlatıyor.
- Paralel bir gelişmeyi tanıtıyor ve iki topluluğun kamusal çağrılar yaptığını belirtiyor.
Cevabı göster
Paralel bir gelişmeyi tanıtıyor ve iki topluluğun kamusal çağrılar yaptığını belirtiyor.
to return the building to its former religious purposes. Kalıp ifadeler
4:42binayı eski dini amaçlarına geri döndürmek için.
return the building to its former religious purposes: önceki kullanımı geri kazandırmak
return + object + to + former state/use kalıbı, 'bir şeyi önceki durumuna ya da işlevine yeniden kavuşturmak' anlamına gelir. Burada the building nesnedir; its former religious purposes ise binanın geçmişte yerine getirdiği işlevleri belirtir. return, binanın fiziksel olarak başka bir yere taşınmasını anlatmaz. Baştaki to return... mastar yapısı, önceki satırdaki calls sözcüğünün içeriğini tamamlar ve talep edilen eylemi belirtir. Former, bu dinî kullanımların daha eski bir döneme ait olduğunu ve binanın şu anki işlevi olmadığını gösterir.
Alıştırma
return A to B yapısını tamamlayın: After years as offices, the owners hope to ____ the hall ____ its former use as a theater.
Cevabı göster
return · to
The story of the Divine Wisdom may be far from over, Deyimler
4:45Kutsal Bilgelik'in hikayesi bitmekten çok uzak olabilir,
may be far from over: henüz bitmekten çok uzak olabilir
May be far from over, bir şeyin bitmesine daha çok zaman olabileceğini anlatır. Buradaki far from fiziksel mesafe değildir; sonun yakın olmadığı düşüncesini güçlendirir. May, yargıyı kesin değil temkinli hâle getirir. İfade bütünüyle, daha önemli gelişmeler yaşanabileceğini düşündürür.
Alıştırma
“Bitmesine daha çok zaman olabilir” anlamındaki beş kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: The investigation ____, even after today's discovery.
Cevabı göster
may be far from over
but one can only hope that the many voices residing there Ton ve niyet
4:49ancak insan sadece orada ikamet eden pek çok sesin
one can only hope that: sonucu kontrol edemeden umut etmek
One can only hope that, konuşanın kontrol edemediği veya sonucunu güvenle öngöremediği bir durum için umut belirtir. Only, insanın yapabileceği tek şeyin neredeyse umut etmek olduğu hissini katar. One burada bir sayısı değil, “insan” ya da “bu durumdaki kişiler” anlamında genel bir zamirdir. Bu yüzden I hope that ifadesinden daha az kişisel ve daha ölçülü bir yorum gibi duyulur.
Alıştırma
Sonucun konuşanın kontrolü dışında olduğunu göstermek için vurgulanan beş kelimelik başlangıçla cümleyi tamamlayın: ____ the peace talks will succeed.
Cevabı göster
One can only hope that
will be able to tell their part for years to come. Deyimler
4:52gelecek yıllar boyunca kendi paylarına düşeni anlatabileceklerini umut edebilir.
will be able to tell their part for years to come: gelecek yıllar boyunca kendi kısımlarını anlatabilecekler
Will be able to gelecekteki bir fırsatı ya da kapasiteyi öne çıkarır: bu “sesler” duyulmanın bir yoluna sahip olmaya devam edecektir. Tell their part, “daha büyük hikâyenin kendilerine ait kısmını anlatmak” demektir. Buradaki part, fiziksel bir parça değil, tarihten bir paydır. For years to come, “bundan sonraki uzun yıllar boyunca” demektir. İfade bir bütün olarak, o yerle bağlantılı farklı tarihî ve dinî seslerin uzun süre duyulmaya devam etmesi umudunu aktarır.
Alıştırma
Burada will be able to tell their part for years to come ne anlama geliyor?
- Bütün sesler kısa bir süre boyunca aynı ortak rolü yerine getirecektir.
- Farklı sesler, daha büyük bir hikâyedeki kendi kısımlarını gelecek yıllar boyunca anlatmayı sürdürebilecektir.
- Sesler, yıllar sonra o yerin fiziksel parçalarını onaracaktır.
Cevabı göster
Farklı sesler, daha büyük bir hikâyedeki kendi kısımlarını gelecek yıllar boyunca anlatmayı sürdürebilecektir.