Bu Zihnini Kandırabilecek mi? (Yapay Zeka TESTİ): İngilizce çalışma notları

AsapSCIENCE

Öğrenme zorluğu
735 kelime 200 kel/dk

Video özeti: Yapay zekâ üretimi yüz, resim, müzik, deepfake video ve sesleri ayırt edin; sinir ağlarının büyük verilerle nasıl inandırıcı sahteler yaptığını görün. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “Which of these three faces do you think is the oldest?” — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: do you think içeren wh- sorusunu, sonraki yan cümleyi doğrudan soruya çevirmeden kurun. 2. “feedback loop” — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: sonuçlarla birbirini düzelten sistem benzetmesini anlayın ve yinelemeli süreçleri anlatın. 3. “what's up, man?” — Konuşma edimi ve tutum: arkadaşlar arasındaki samimi selamı tanıyın; rahat sohbete uygunken resmî müşteri hizmetine uygun olmadığını ayırt edin.

Bu derste

This episode is supported by SimpliSafe. Kelime

0:00

Bu bölüm SimpliSafe'in desteğiyle hazırlandı.

Kelime

Sponsorluk açıklaması olarak "is supported by"

Bu açılış açıklamasında "is supported by", SimpliSafe'in bölüme sponsorluk veya maddi destek sağladığı anlamına gelir. Yalnızca markanın bölüme katıldığı ya da onu teşvik ettiği anlamına gelmez. "İçerik + is supported by + sponsor" edilgen yapısı önce içeriği, ardından sponsoru belirtir. Medya içerik üreticileri bunu genellikle nazik ve kısa bir sponsorluk açıklaması olarak kullanır.

Alıştırma

Bir videonun açılışında "This episode is supported by SimpliSafe" izleyicilere büyük olasılıkla ne anlatır?

  1. SimpliSafe bölüme sponsor oldu veya finansmanına yardımcı oldu.
  2. Sunucu SimpliSafe ile duygusal olarak aynı fikirdedir.
  3. SimpliSafe videonun ekipmanını onardı.
Cevabı göster

SimpliSafe bölüme sponsor oldu veya finansmanına yardımcı oldu.

Which of these three faces do you think is the oldest? Dilbilgisi

0:02

Sizce bu üç yüzden hangisi en yaşlı?

Dilbilgisi

Özneyi soran "Which ... do you think is ...?" yapısı

"Which of these three faces", dinleyiciden bilinen bir kümeden bir öge seçmesini ister. Bu wh-ifadesinin tamamı "is the oldest" yapısının öznesi olarak anlaşılır. "Do you think" dinleyicinin görüşünü sorar. Soru düzeni "do you think" bölümünde görülür; bundan sonra iç cümle düz cümle sırasını korur: "which ... is the oldest" denir, "which ... is it the oldest" denmez.

Alıştırma

Soruyu "do you think" ve doğru sözcük sırasıyla tamamlayın: Which of these two roads ____ safer?

Cevabı göster

do you think is

A, B, or C?

0:05

A mı, B mi, yoksa C mi?

The answer is actually none of them

0:09

Aslında cevap hiçbiri,

because none of these people were ever born. Dilbilgisi

0:11

çünkü bu insanların hiçbiri hiç doğmadı.

Dilbilgisi

none of ... were ever ...: hiçbir zamanda gerçekleşmeyen durum

None of these people ifadesi tümceyi zaten olumsuz yapar: grupta tek bir kişinin bile bulunmadığı anlamına gelir. Bu olumsuzluğun kapsamı içindeki ever, “herhangi bir zamanda” demektir; dolayısıyla were ever born, içlerinden herhangi birinin doğduğu hiçbir zaman olmadığını anlatır. Ever tek başına olumsuz değildir. Soru cümlelerinde ve olumsuz ortamlarda sıkça kullanılır; burada olumsuzluğu none sağlar. none of ... ever ... kalıbının tamamını “hiçbiri hiçbir zaman ...” diye anlayın; bu kişilerin bir zamanlar doğduğu şeklinde yorumlamayın.

Alıştırma

“None of the applicants were ever interviewed” İngilizce cümlesinde ever, olumsuz yapının içinde ne anlama gelir?

  1. Sonunda; bütün başvuru sahipleri daha sonra mülakata alındı.
  2. Herhangi bir zamanda; hiçbir başvuru sahibi hiçbir zaman mülakata alınmadı.
  3. Genellikle; başvuru sahipleri birçok kez mülakata alındı.
Cevabı göster

Herhangi bir zamanda; hiçbir başvuru sahibi hiçbir zaman mülakata alınmadı.

These faces were all generated by artificial intelligence.

0:13

Bu yüzlerin hepsi yapay zekâ tarafından oluşturuldu.

Now, thinking about artificial intelligence,

0:16

Şimdi, yapay zekâyı aklınızda tutarak,

look carefully at these two paintings.

0:18

bu iki tabloya dikkatlice bakın.

Which of these does your mind think is created by AI?

0:20

Sizce bunlardan hangisini yapay zekâ oluşturdu?

Is it painting A or painting B?

0:23

A tablosu mu, yoksa B tablosu mu?

Give up? Öbek fiiller

0:25

Pes mi ettiniz?

Öbek fiiller

Eksiltili soru olarak Give up?

Bir tahmin oyununda Give up?, “Pes mi ettin?”, yani “Denemeyi bırakıp cevabı bilmediğini kabul edecek misin?” anlamına gelir. Durum açık olduğunda gündelik konuşma bu kısa soruya izin verdiği için özne you ve yardımcı fiil do söylenmez. Give up burada “denemeyi bırakmak” veya “yenilgiyi kabul etmek” anlamında geçişsiz bir öbek fiildir. Bir nesneyi teslim etmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir kişi bilmeceye birkaç yanlış cevap verdikten sonra kullanılan iki sözcüklük tam soruyu tamamlayın: ____?

Cevabı göster

Give up

The clue is in the signature.

0:26

İpucu imzada.

The AI seems a bit busted on this one. Kelime

0:28

Yapay zekâ bunda biraz çuvallamış gibi.

Kelime

Arıza bildiren gündelik a bit busted ifadesi

Bu cümlede busted, ‘bozuk’ veya ‘düzgün çalışmayan’ anlamına gelen gündelik bir sıfattır. Yapay zekânın çıktısının hatalı olduğunu anlatır; yapay zekânın tutuklandığı veya kelimenin gerçek anlamıyla parçalandığı anlamına gelmez. A bit normalde düşük bir dereceyi belirtir, ancak burada mizahi bir hafifletme de yaratır: konuşmacı, açık bir sorunu sanki yalnızca biraz yanlışlık varmış gibi yumuşatır. Bu kalıp eleştiriyi gündelik ve nükteli gösterebilir.

Alıştırma

“The AI seems a bit busted on this one,” cümlesinde a bit busted büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Yapay zekâ fiziksel olarak bir şeyi parçaladı.
  2. Yapay zekâ polis tarafından tutuklandı.
  3. Yapay zekâ biraz arızalı görünüyor; bu, mizahi bir hafifletmeyle söyleniyor.
Cevabı göster

Yapay zekâ biraz arızalı görünüyor; bu, mizahi bir hafifletmeyle söyleniyor.

Bro.

0:31

Kanka.

But someone loved it as it went at an auction for $432,500. Kalıp ifadeler

0:31

Ama biri bunu sevmiş olmalı; sonuçta açık artırmada 432.500 dolara satılmış.

Kalıp ifadeler

Satış fiyatını belirten went ... for $432,500 yapısı

Burada went ... for $432,500, go for + fiyat yapısının geçmiş zaman biçimidir ve ‘432.500 dolara satıldı’ anlamına gelir. At an auction, went ile for arasına girmiştir ancak yalnızca satışın gerçekleştiği ortamı belirtir; went ve for yine satış fiyatı kalıbını oluşturur. Bir ürünün satışta, özellikle açık artırmada, gerçekten ulaştığı fiyatı bildirirken go veya went for + miktar yapısını kullanın. Bu yapı fiziksel hareketi değil, bir işlemi anlatır.

Alıştırma

Geçmiş zamandaki satış fiyatı kalıbını eksik iki parçayla tamamlayın: “The vintage watch ____ at auction ____ $8,000.”

Cevabı göster

went · for

To explain how these images are generated,

0:37

Bu görüntülerin nasıl oluşturulduğunu açıklamak için,

let's first look at these images of fruit.

0:39

önce şu meyve görüntülerine bakalım.

By now, you know that one isn't real, Kalıp ifadeler

0:42

Artık bunlardan birinin gerçek olmadığını biliyorsunuz,

but is it the apples or the oranges?

0:43

peki sahte olan elmalar mı, yoksa portakallar mı?

Kalıp ifadeler

“By now,”: birikmiş ilerlemenin ulaştığı şimdiki nokta

By now, şimdiki zamanı daha önce başlamış bir dönemin bitiş noktası olarak gösterir. Genellikle belirtilen sonucun artık beklenebilmesi için yeterli zamanın, kanıtın veya ilerlemenin biriktiğini ima eder. Bu cümlede, önceki örneklerin izleyiciyi görüntülerden birinin gerçek olmadığını artık biliyor hâle getirmiş olması gerektiğini belirtir. Ardından gelen soru bunun hangi görüntü olduğunu sorar. by now sonrasında know gibi mevcut bir durumu anlatan geniş zaman fiili doğal olabilir; perfect zaman yapıları yaygındır ancak zorunlu değildir.

Alıştırma

Bir öğretmen kuralı iki kez açıkladı ve sınıfın artık anlamış olmasını bekliyor. Bu cümleyi en iyi hangi başlangıç tamamlar? “___ you should understand the rule.”

  1. By now,
  2. From now on,
  3. Right now,
Cevabı göster

By now,

If you said apples,

0:47

Elmalar dediyseniz,

you're right.

0:48

doğru bildiniz.

Essentially,

0:49

Temelde,

a system is fed hundreds of images to learn from. Kalıp ifadeler

0:50

bir sisteme öğrenmesi için yüzlerce görüntü verilir.

Kalıp ifadeler

Teknik edilgen yapı “is fed hundreds of images”

Teknik bağlamlarda feed, “işlemesi veya öğrenmesi için bir sisteme veri ya da malzeme sağlamak” anlamına gelebilir. Burada yiyecek vermek anlamında değildir. Etken yapı someone feeds a system hundreds of images biçimindedir. Altyazı, malzemeyi alan sistemi özne yaptığı için edilgen yapı a system is fed hundreds of images olur. Bu, çift nesneli bir yapıdır: the system alıcıdır, hundreds of images ise sağlanan malzemedir.

Alıştırma

Teknik açıklamayı feed fiilinin edilgen biçimiyle tamamlayın: During training, the model ____ thousands of labeled examples.

Cevabı göster

is fed

It's then split into two systems.

0:52

Daha sonra bu sistem ikiye ayrılır.

System one's job is to create a convincing image of an apple,

0:54

Birinci sistemin görevi, inandırıcı bir elma görüntüsü oluşturmak,

and system two is designed to figure out which images of apples are fake. Notlar

0:58

ikinci sistem ise hangi elma görüntülerinin sahte olduğunu belirlemek üzere tasarlanmıştır.

Kalıp ifadeler

be designed to + fiilin yalın hâli: amaç belirtme

Is designed to, bir sistemin, ürünün, kuralın veya özelliğin amaçlanan işlevini belirtir. Bu cümlede ikinci sistemin, ardından gelen görevi yerine getirmek üzere oluşturulduğu veya ayarlandığı anlamına gelir. Kalıp be designed to + fiilin yalın hâlidir: is designed to figure out. Buradaki designed görsel görünümle değil, planlanan işlevle ilgilidir. Amaçlanan bir yeteneği belirtir; sistemin her zaman başarılı olacağını garanti etmez.

Alıştırma

Cümleyi bu amaç için yapılmış anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: The safety lock ____ prevent children from opening the cabinet.

Cevabı göster

is designed to

Öbek fiiller

figure out: düşünerek çözmek veya anlamak

Figure out; düşünerek, analiz ederek, kontrol ederek veya deneyerek bir cevaba ya da anlayışa ulaşmak anlamına gelir. Burada sistem, hangi elma görüntülerinin sahte olduğunu çözer; figure bir sayı veya şekil anlamında kullanılmamıştır. Ardından figure out the answer örneğindeki gibi isim veya figure it out örneğindeki gibi zamir gelebilir. Ayrıca figure out which images are fake gibi dolaylı soru da getirebilir. Bu yan cümlede doğrudan soru dizilişi değil, düz cümle dizilişi kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümlede figure out, düşünme veya araştırma yoluyla bir sorunu çözmeyi vurgular?

  1. I found out that the library closes at six.
  2. I noticed that the screen was dark.
  3. We need to figure out why the printer loses its connection.
Cevabı göster

We need to figure out why the printer loses its connection.

This is known as a generative adversarial network. Kelime

1:02

Buna üretici çekişmeli ağ denir.

Kelime

generative adversarial network (GAN): üretici çekişmeli ağ

Üretici çekişmeli ağ (GAN), iki sinir ağı bileşeni etrafında kurulan bir model mimarisidir: bir üretici aday örnekler oluştururken bir ayırt edici, üretilen çıktıyı gerçek verilerden ayırmaya çalışır. Eğitim, aralarındaki rekabeti geri bildirime dönüştürür ve böylece iki bileşen de gelişebilir. Burada adversarial, bu rekabetçi eğitim ilişkisini anlatır; kişisel düşmanlık anlamına gelmez. Network ise interneti veya sosyal ilişkiler ağını değil, sinir ağı mimarisini ifade eder.

Alıştırma

Generative adversarial network ifadesine en uygun açıklama hangisidir?

  1. Bir üretici ile ayırt edicinin rekabet yoluyla geliştiği model mimarisi
  2. Bilgisayarları internet üzerinden birbirine bağlayan bir sistem
  3. Yalnızca gerçek görüntüleri tanımak üzere eğitilmiş tek bir sınıflandırıcı
Cevabı göster

Bir üretici ile ayırt edicinin rekabet yoluyla geliştiği model mimarisi

If system one fails at tricking,

1:06

Birinci sistem kandırmayı başaramazsa,

it continues to evolve its apple designing skills.

1:07

elma tasarlama becerilerini geliştirmeye devam eder.

And if system two fails at identifying the fake, Dilbilgisi

1:10

İkinci sistem de sahte görüntüyü tespit edemezse,

it must also improve its ability to catch a fake.

1:13

sahteyi yakalama becerisini geliştirmesi gerekir.

Dilbilgisi

fail at + -ing yapısı: fails at identifying

Fail at + isim veya -ing biçimi, bir etkinlikte ya da alanda başarısız veya yetersiz olmak anlamına gelir. At bir edat olduğu için identify, identify olarak değil identifying biçiminde kullanılır. Bu cümlede fails at identifying the fake, sahteyi belirlemeyi ikinci sistemin yetersiz kaldığı görev olarak sunar. Kalıp fail at something veya fail at doing something şeklinde başka durumlarda da kullanılabilir.

Alıştırma

Fails at sonrasında identify fiilinin doğru biçimini kullanarak İngilizce cümleyi tamamlayın: The filter fails at ____ altered photos.

Cevabı göster

identifying

This ultimately creates a feedback loop that generates extremely believable images. Kelime

1:16

Sonuçta bu, son derece inandırıcı görüntüler üreten bir geri bildirim döngüsü oluşturur.

Kelime

feedback loop: çıktı bir sonraki turu şekillendirdiğinde

Feedback loop, bir sistemin çıktısının yeniden girdi olarak sisteme dönmesi ve bir sonraki turda olacakları değiştirmesiyle oluşan tekrarlı bir süreçtir. Bu cümlede her iyileştirme turu bir sonrakini etkiler; böylece süreç giderek daha inandırıcı görüntüler üretmeye devam eder. Terim, değişimin yönü açısından tarafsızdır: mekanizmaya bağlı olarak döngü değişimi büyütebilir veya sistemin kararlı kalmasına yardımcı olabilir.

Alıştırma

Çıktının sonraki turu etkilediği tekrarlı bir süreci anlatan iki kelimelik terimle cümleyi tamamlayın: Every recommendation changes the data used for the next recommendation, creating a ____.

Cevabı göster

feedback loop

Now, let's try to relax and listen to some music while you try to deduce which is composed by a computer.

1:21

Şimdi biraz rahatlayıp müzik dinleyelim; siz de hangisinin bir bilgisayar tarafından bestelendiğini bulmaya çalışın.

Turns out that composition A is generated by a machine learning system called Emily Howell, Anlatım akışı

1:39

Meğer A bestesi, Emily Howell adlı bir makine öğrenimi sistemi tarafından oluşturulmuş.

which was created in the '90s

1:44

Bu sistem 90'lı yıllarda geliştirildi

and learned from a library of music to create original pieces. Kelime

1:46

ve özgün parçalar bestelemeyi bir müzik arşivinden öğrendi.

Anlatım akışı

Turns out that: ortaya çıkan sonucu açıklamak

Turns out that, belirsizlik, tahmin veya araştırmadan sonra ortaya çıkan sonucu tanıtır. Dinleyiciye, ardından gelen yan cümlenin artık bilinen gerçek olduğunu bildirir ve çoğu zaman bir şaşkınlık ya da ters köşe duygusu taşır. Burada, izleyiciler tahminde bulunmaya yönlendirildikten sonra gerçeğin açıklanmasını düzenler. It turns out that ifadesinin konuşma dilindeki kısaltılmış biçimidir; it öğesinin atılması, sonuç anlamını değiştirmez.

Alıştırma

Dersin samimi ifadesiyle açıklamayı tamamlayın: ____ the supposedly new painting was made in 1890.

Cevabı göster

Turns out that

Kelime

a library of music: koleksiyon anlamındaki library

Burada library bir bina değil, düzenlenmiş bir materyal koleksiyonu anlamına gelir. A library of music, bir sistemin öğrenme verisi olarak kullanabileceği müzik eserleri bütünüdür. Bu “koleksiyon” anlamı image library, sound library ve software library gibi ifadelerde de görülür. İçeriğin türü değişir, ancak temel fikir birbiriyle ilişkili, depolanmış ve kullanılabilir bir öğeler bütünüdür.

Alıştırma

“The app learned from a library of music” cümlesinde a library of music ne anlama gelir?

  1. Yalnızca rahatça dinlemek için seçilmiş bir çalma listesi
  2. Kaynak materyal olarak kullanılan düzenli bir müzik koleksiyonu
  3. Makinenin müzik kitaplarını fiziksel olarak incelediği bir bina
Cevabı göster

Kaynak materyal olarak kullanılan düzenli bir müzik koleksiyonu

And composition B,

1:49

B bestesi ise,

that's by Johann Sebastian Bach.

1:51

Johann Sebastian Bach'a ait.

A larger library of music will give the machine learning networks more data to learn from,

1:53

Daha geniş bir müzik arşivi, makine öğrenimi ağlarına öğrenebilecekleri daha fazla veri sağlar,

and the same is true for video. Anlatım akışı

1:57

aynı şey videolar için de geçerlidir.

Anlatım akışı

the same is true for: bir ifadeyi yeni konuya taşımak

The same is true for, önceki ifadenin tamamını yeni bir konuya taşır. Buradaki ifade, daha büyük bir kütüphanenin öğrenme ağına daha fazla materyal sağladığıdır; for video ise video sözcüğünü aynı ifadenin geçerli olduğu yeni konu olarak gösterir. Kalıp şöyledir: A hakkında ifade + and the same is true for B. B hakkındaki bütün ifadeyi tekrarlamadan paralelliği açıkça kurar.

Alıştırma

Hangi cümle reading hakkındaki ifadeyi tekrarlamadan listening konusuna doğru biçimde taşır?

  1. Daily practice improves reading, and the same is listening.
  2. Daily practice improves reading, and the same is true for listening.
  3. Daily practice improves reading, and listening is the same.
Cevabı göster

Daily practice improves reading, and the same is true for listening.

Because we upload such huge amounts of video content online, Dilbilgisi

1:58

İnternete çok büyük miktarda video içeriği yüklediğimiz için,

neural networks have begun to create convincing fake videos.

2:02

sinir ağları inandırıcı sahte videolar oluşturmaya başladı.

Dilbilgisi

such huge amounts of video content: such + sıfat + isim

Such, huge amounts of video content isim öbeğinin tamamını başlatır. Kalıp such + sıfat + isim şeklindedir: such huge amounts. Huge, amounts sözcüğünü niteler; of video content ise neyin ölçüldüğünü belirtir. Content bu anlamda sayılamayan bir isimdir; bu nedenle ayrı ayrı content öğelerini saymak yerine amount(s) of ile miktarı ölçülür. Çoğul amounts kullanımı, yüklemelerin çok sayıda büyük içerik miktarı ürettiğini gösterir.

Alıştırma

Sayılamayan bir ismin büyük miktarını anlatmak için such sözcüğünü sıfat + isim öbeğinin önünde doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The archive stores so large amounts of information every year.
  2. The archive stores such large amounts of information every year.
  3. The archive stores such largely amounts of information every year.
Cevabı göster

The archive stores such large amounts of information every year.

Here's a video of the 44th president of the United States,

2:05

İşte Amerika Birleşik Devletleri'nin 44. başkanı

Barack Obama.

2:08

Barack Obama'nın bir videosu.

People are not trapped by our past, Anlatım akışı

2:09

Geçmişimiz bizi tutsak etmez,

but able to remake ourselves as we choose.

2:10

kendimizi istediğimiz gibi yeniden şekillendirebiliriz.

Anlatım akışı

are not trapped ... but able to remake ourselves: not ... but ... karşıtlığı

not ... but ... yapısı önce insanları görmenin bir biçimini reddeder, ardından onun yerine insanlara daha çok hareket gücü veren bir bakış açısı getirir. Dinleyiciyi trapped by our past düşüncesinden able to remake ourselves düşüncesine yöneltir; konuşmacının asıl iddiası ikinci bölümde yer alır. İki bölüm de aynı are fiiline bağlıdır: People are not trapped ..., but (are) able .... Tekrarlanan are sözcüğünü düşürmek karşıtlığı daha sıkı hâle getirirken trapped ve able paralel tümleçler olarak kalır.

Alıştırma

Hangi cümle, tek bir ortak be biçimiyle not ... but ... yapısını kullanarak bir çerçeveyi reddedip onun yerine paralel bir çerçeve getirir?

  1. We are not defined by one mistake, but we learned from it.
  2. We are not defined by one mistake, and able to learn from it.
  3. We are not defined by one mistake, but able to learn from it.
Cevabı göster

We are not defined by one mistake, but able to learn from it.

But today,

2:15

Ama bugün,

our immigration system is broken.

2:15

göçmenlik sistemimiz işlemiyor.

And everybody knows it.

2:18

Ve bunu herkes biliyor.

And here's another.

2:19

İşte bir video daha.

It's been less than a week since the deadliest mass shooting in American history. Dilbilgisi

2:20

Amerikan tarihindeki en ölümcül toplu silahlı saldırının üzerinden henüz bir hafta bile geçmedi.

Dilbilgisi

It's been less than a week since: geçmişteki bir olaydan bu yana geçen süre

It's been + bir süre + since + bir olay ya da yan cümle kalıbı, geçmişteki başlangıç noktasından şu ana kadar ne kadar zaman geçtiğini anlatır. Bu cümlede less than a week geçen süredir, silahlı saldırı ise başlangıç olayıdır. It, zaman ifadelerinde kullanılan biçimsel bir öznedir. Burada It's, it has kısaltmasıdır; bu yüzden been zorunludur. Bu kalıpta since zamanın başlangıç noktasını gösterir, ‘çünkü’ anlamına gelmez.

Alıştırma

Taşınmadan bugüne yalnızca üç gün geçtiğini anlatan kalıpla cümleyi tamamlayın: '____ we moved into this house.'

Cevabı göster

It's been only three days since

And foremost in all of our minds has been the loss Dilbilgisi

2:25

Hepimizin aklında her şeyden önce Orlando halkının yaşadığı kayıp

and the grief felt by the people of Orlando.

2:28

ve hissettiği acı var.

Dilbilgisi

Foremost in all of our minds has been...: resmî öne alma ve devrik yapı

Foremost in all of our minds, herkesin düşüncelerinde neyin en önemli yeri tuttuğunu anlatır. Bu fikir güçlü biçimde vurgulansın diye ifade cümlenin başına alınmıştır. Başa alınan bu açıklayıcı bölüm, özneyi tanımlayan bir tamamlayıcıdır. Bu resmî yapıda be fiilinin biçimi gerçek özneden önce gelir: has been + the loss and the grief.... Özneyle başlayan normal sıra The loss and the grief ... have been foremost in all of our minds. olurdu. Foremost özne değildir.

Alıştırma

Tekil özneden önce gelen present perfect fiiliyle resmî, başa alınmış cümleyi tamamlayın: 'Most important to our team ____ the safety of every child.'

Cevabı göster

has been

Which of these two are real?

2:30

Bu iki videodan hangisi gerçek?

Video A or B?

2:32

A videosu mu, B videosu mu?

Known as a deep fake video, Kelime

2:34

Deepfake olarak bilinen

video B is generated using AI.

2:36

B videosu, yapay zekâ kullanılarak oluşturuldu.

Kelime

deep fake ve modern yazımı deepfake

Bu cümlede deep fake, gerçek bir kişiyi aslında söylemediği ya da yapmadığı bir şeyi söylemiş veya yapmış gibi göstermek için yapay zekâyla oluşturulan ya da değiştirilen medyayı ifade eder. Yalnızca herhangi bir taklit veya sıradan sahte nesne anlamına gelmez. Ayrı yazılan deep fake daha eski bir yazım biçimidir. Güncel habercilikte ve teknik metinlerde deepfake şeklindeki bitişik yazım daha yaygındır; deepfake video buna örnektir.

Alıştırma

Bu cümlede deep fake ne anlama geliyor?

  1. Gerçek bir kişiyi inandırıcı biçimde taklit eden, yapay zekâyla üretilmiş veya değiştirilmiş medya
  2. Alışılmadık ölçüde derin görsel perspektife sahip bir video
  3. Gerçek bir nesneye benzemesi için yapılmış sıradan bir sahne aksesuarı
Cevabı göster

Gerçek bir kişiyi inandırıcı biçimde taklit eden, yapay zekâyla üretilmiş veya değiştirilmiş medya

With over 14 hours of footage from the president's weekly addresses,

2:38

Başkanın haftalık konuşmalarından alınan 14 saati aşkın görüntü sayesinde,

neural network AI is able to model the shape of Obama's mouth Kelime

2:42

sinir ağı tabanlı yapay zekâ Obama'nın ağız yapısını modelleyebiliyor

and uses audio from one of Obama's previous addresses.

2:45

ve Obama'nın önceki konuşmalarından birinin ses kaydını kullanıyor.

Kelime

model the shape of Obama's mouth: teknik fiil olarak model

Burada model, nesne alan teknik bir fiildir. Model the shape of Obama's mouth, görüntülerden Obama'nın ağzının biçiminin hesaplamalı bir temsilini oluşturmak ve böylece sistemin bu görsel örüntüler üzerinde çalışıp onları yeniden üretmesini sağlamak demektir. Başka durumlara aktarılabilen yapı model + object veya model the shape/behavior/movement of + noun biçimindedir. Yapay zekâ, bilim ve mühendislikte bu fiil, bir şeyi yapılandırılmış veya matematiksel şekilde temsil etmek anlamına gelir; bir kişiden poz vermesini istemek anlamına gelmez.

Alıştırma

Teknik cümleyi “hesaplamalı bir temsilini oluşturmak” anlamına gelen fiille tamamlayın: The software can ____ the shape of the turbine before testing it.

Cevabı göster

model

But can AI generate convincing synthetic audio? Kelime

2:49

Peki yapay zekâ inandırıcı sentetik sesler üretebilir mi?

Kelime

Sentetik ses

Bu soruda synthetic audio, canlı bir kaynaktan doğrudan kaydedilen ses yerine bir bilgisayar sistemi tarafından oluşturulan veya birleştirilen ses anlamına gelir. Synthetic, sesin nasıl üretildiğini belirtir; tek başına sesin gerçekçi, zararlı veya aldatıcı olduğunu söylemez. Yapay zekâ ve medya bağlamlarında synthetic sıfatı çoğu zaman şu teknik anlamı taşır: doğal olarak kaydedilmek yerine üretilmiş veya yapılandırılmış.

Alıştırma

Hangi açıklama synthetic audio ifadesine en uygun düşer?

  1. Mikrofonla kaydedilmiş düşük kaliteli ses
  2. Yanlış bilgi içeren herhangi bir ses
  3. Bir bilgisayar sistemi tarafından oluşturulan veya birleştirilen ses
Cevabı göster

Bir bilgisayar sistemi tarafından oluşturulan veya birleştirilen ses

Listen to this phone call.

2:52

Bu telefon konuşmasını dinleyin.

How can I help you? Ton ve niyet

2:56

Nasıl yardımcı olabilirim?

Ton ve niyet

Hizmet açılışı olarak “How can I help you?”

Bir hizmet veya müşteri desteği ortamında How can I help you?, yardım teklif etmek için kullanılan standart bir ifadedir. Müşteriyi ya da arayan kişiyi ihtiyacını söylemeye davet eder; yardımın hangi yöntemle mümkün olacağına ilişkin gerçek anlamlı bir soru değildir. How can I + fiilin yalın hâli...? yapısı pratik yardım teklif etmek için kullanılabilir, ancak bu tam ifade özellikle profesyonel bir açılış olarak kalıplaşmıştır.

Alıştırma

Dersin standart hizmet açılışını can ile tamamlayın: “How ____?”

Cevabı göster

can I help you

Hello?

2:57

Alo?

Hello what's up, man? Ton ve niyet

2:58

Selam, ne haber dostum?

Ton ve niyet

What's up, man? — son derece gündelik bir selamlaşma

Bu cümlede what's up, man?, birbirine yakın kişiler arasında kullanılan samimi ve son derece gündelik bir selamlaşmadır. Konuşan kişi genellikle bir sorun veya olay hakkında ayrıntılı açıklama istemez. Man, yakınlık veya rahat bir ton bildiren gündelik bir hitap biçimidir; dinleyenin cinsiyetini soran bir ifade değildir. Dolayısıyla ifadenin tamamı profesyonel değil, arkadaşça bir ilişki kurar.

Alıştırma

Bir müşteri tanımadığı bir otel çalışanıyla yaptığı resmî telefon görüşmesine “What's up, man?” diyerek başlıyor. Bu, o durum için uygun ve tarafsız bir selamlaşma mıdır?

  1. Hayır. Son derece gündeliktir ve aşırı samimi gelebilir.
  2. Evet. Her yabancıyla kullanılabilecek tarafsız ve uygun bir ifadedir.
Cevabı göster

Hayır. Son derece gündeliktir ve aşırı samimi gelebilir.

Hey, um I wanted to know what are your hours for today? Dilbilgisi

3:00

Merhaba, şey, bugün hangi saatlerde açık olduğunuzu öğrenmek istiyordum.

Dilbilgisi

what your hours are ifadesinde dolaylı soru söz dizimi

I wanted to know ifadesinden sonra what ile başlayan yan cümle dolaylı bir sorudur. Standart dolaylı sorular düz cümle söz dizimini kullanır; bu nedenle özne fiilden önce gelir: what your hours are. Altyazıdaki what are your hours, doğrudan sorunun devrik yapısını korur. Bu söz dizimi yalnızca soru tek başına olduğunda standarttır: What are your hours? Özenli konuşmada ve yazıda I wanted to know what your hours are denmelidir.

Alıştırma

What are your hours? doğrudan sorusunu şu cümlenin içine yerleştirin: I wanted to know ____.

Cevabı göster

what your hours are

10:00 a.m. to 6:30 p.m.

3:04

10.00 ile 18.30 arası.

Okay, got it.

3:06

Tamam, anladım.

Thank you for your time.

3:08

Vaktinizi ayırdığınız için teşekkür ederim.

No problem, sir.

3:09

Rica ederim, efendim.

Bye.

3:10

Hoşça kalın.

Can you tell which of the callers is human?

3:10

Arayanlardan hangisinin insan olduğunu anlayabilir misiniz?

Voice B,

3:13

B sesi,

the voice you hear asking about the hours the business was open,

3:14

yani işletmenin çalışma saatlerini sorarken duyduğunuz ses,

was fake.

3:17

sahteydi.

We're relying more and more on technology today, Kalıp ifadeler

3:18

Günümüzde teknolojiye giderek daha fazla bel bağlıyoruz,

which is making our lives easier.

3:20

bu da hayatımızı kolaylaştırıyor.

Kalıp ifadeler

relying more and more on technology: teknolojiye giderek daha fazla bağımlı olmak

Rely on, “bir şeye bağımlı olmak” veya “bir şeyin desteğine güvenmek” anlamına gelir. Vurgulanan ifadede technology, on edatının nesnesidir; bu nedenle sabit yapı rely on something şeklindedir. More and more, technology sözcüğünü değil relying eylemini niteler. Bağımlılık derecesinin zamanla arttığını, yani insanların teknolojiye giderek daha fazla bağımlı hâle geldiğini gösterir.

Alıştırma

Bağımlılığın giderek arttığını belirten ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: “As dry seasons get longer, many farms are ____ irrigation systems.”

Cevabı göster

relying more and more on

Much like SimpliSafe,

3:22

SimpliSafe de bunun güzel bir örneği:

the sleek new home security system who sponsored today's video.

3:23

Bugünkü videomuza sponsor olan şık ve yeni bir ev güvenlik sistemi.

We bought a house recently and finally realized what it feels like to go anywhere and be like, Notlar

3:27

Kısa süre önce bir ev aldık ve sonunda evden her çıkışımızda şöyle düşünmenin nasıl bir şey olduğunu anladık:

"Okay, legit, we're probably going to be robbed right now." Kelime

3:31

"Tamam, cidden, muhtemelen tam şu anda evimiz soyulacak."

Dilbilgisi

what it feels like to: bir şeyi yapmanın nasıl bir his olduğu

What it feels like to + fiilin yalın hâli, bir şeyi yapmanın kişisel ve öznel deneyimini anlatır. Bu yapıda like, what ... feels like kalıbının parçasıdır ve “bu deneyimin nasıl olduğu” anlamına gelir; “hoşlanmak” anlamındaki like fiili değildir. what it feels like to go ... yan cümlesinin tamamı realized fiilinin nesnesidir. Bir kişi bir deneyimi doğrudan yaşayarak veya empati yoluyla anlamaya başladığında bu kalıp kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki kalıpla tamamlayın: “After his first week at a new school, Ben understood ____ be the new student.”

Cevabı göster

what it feels like to

Ton ve niyet

Gayriresmî alıntı belirteci olarak be like

Gündelik hikâye anlatımında be like, yeniden canlandırılan bir tepkiyi aktarır: ardından gelen sözler, birinin o anda ne söylediğini, ne düşündüğünü veya duygusal olarak ne ifade ettiğini gösterir. Burada we’re probably going to be robbed, konuşmacının evden çıkarken zihninde canlandırdığı tepkidir; mutlaka gerçekten söylenmiş birebir bir alıntı değildir. be biçimi özneye ve zamana göre I was like veya they were like şeklinde değişir. Burada “benzemek” anlamına gelmez; said, thought veya reacted yerine kullanılan canlı ve konuşma diline özgü bir seçenektir.

Alıştırma

Hangi cümlede be like, benzerlik veya beğeni yerine canlandırılmış bir tepkiyi aktarmak için kullanılmıştır?

  1. That cloud looks like a dragon.
  2. I like this song.
  3. When I saw the bill, I was like, 'That can't be right.'
Cevabı göster

When I saw the bill, I was like, 'That can't be right.'

Kelime

Gayriresmî vurgu belirteci legit

Legit, legitimate ile bağlantılı kısaltılmış bir argo biçimdir. Bu sözün başında “cidden”, “dürüstçe” veya “gerçekten” anlamında, konuşmacının tutumunu bildiren gayriresmî bir zarf gibi çalışır; korkunun gerçek olduğu yönündeki iddiayı güçlendirir. Burada soygunun yasal olduğunu anlatmaz. Konum ve bağlam önemlidir: legit aynı zamanda “gerçek” veya “hukuken geçerli” anlamına gelebilir, ancak cümle başındaki legit ifadesinden sonra gelen virgül, bunun vurgulayıcı bir söylem belirteci olduğunu gösterir.

Alıştırma

Hangi cümlede legit, “cidden” anlamında gayriresmî bir vurgu belirteci olarak kullanılmıştır?

  1. The seller proved that the autograph was legit.
  2. They asked whether the license was legit.
  3. Legit, I thought the chair was about to break.
Cevabı göster

Legit, I thought the chair was about to break.

And the stats are in. Deyimler

3:33

İstatistikler de ortada.

Deyimler

The stats are in: verilerin hazır olduğunu duyurmak

Burada “the stats are in”, istatistiksel rakamların toplandığı veya kesinleştiği ve artık kullanılabilir olduğu anlamına gelir. In burada “içeride” demek değildir; are in, beklenen bilginin geldiğini belirten deyimsel bir ifadedir. Bu ifade mesajı da düzenler. Konuşmacının bir iddia veya girişten, ardından gelecek kanıtlara geçtiğini bildirir.

Alıştırma

Yeni rakamların hazır olduğunu bildiren kalıp ifadeyi tamamlayın: “The ____.”

Cevabı göster

stats are in

America has a robbery every 15 seconds,

3:34

Amerika'da her 15 saniyede bir ev soyuluyor,

most of which happen while you're at work. Dilbilgisi

3:36

bunların çoğu siz işteyken gerçekleşiyor.

Dilbilgisi

Most of which: çoğunluk hakkında bilgi eklemek

“Most of which” sınırlayıcı olmayan bir ilgi cümleciği başlatır. Which, daha önce sözü edilen soygunlar kümesine döner; most of ise “o kümenin çoğunluğu” anlamına gelir. Böylece yeni bir cümle başlatmadan veya robberies sözcüğünü tekrarlamadan bilgi eklenebilir. Kullanılabilir kalıp, şeyler veya olaylar için quantity + of which, insanlar için quantity + of whom biçimindedir. Burada of gereklidir ve which, “15 seconds” ifadesine değil, soygunlara gönderme yapar.

Alıştırma

Hangi cümle “The library added ten computers” ile “Most of the computers are available today” ifadelerini hedef kalıpla sınırlayıcı olmayan bir ilgi cümleciğinde birleştirir?

  1. The library added ten computers, most of which are available today.
  2. The library added ten computers; most of them are available today.
  3. Most of the library's ten computers are available today.
Cevabı göster

The library added ten computers, most of which are available today.

So, join our new Zen Life by going to simplisafe.com/asap

3:38

O hâlde simplisafe.com/asap adresine gidip yeni Zen yaşamımıza katılın

and ease your mind. Deyimler

3:42

ve içiniz rahat etsin.

Deyimler

ease your mind: kaygıyı azaltmak

ease your mind ifadesinde ease, “azaltmak” anlamında bir fiildir; mind ise kişinin kaygılı düşüncelerini anlatır. İfadenin tamamı “birinin daha az kaygılanmasını veya rahatlamasını sağlamak” demektir; zihni fiziksel olarak değiştirmek anlamına gelmez. Burada bir reklamda doğrudan eyleme çağrı olarak kullanılır: önerilen adımı atmanın kişiyi daha güvende hissettireceği belirtilir. Bu yapı ease + iyelik bildiren sözcük + mind şeklinde ease her mind veya ease my mind olarak da kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi ease + your + mind ile tamamlayın: The clear test results should ____.

Cevabı göster

ease your mind

Importantly for us in our new pad is that it looks cute. Kelime

3:43

Yeni evimizde bizim için önemli olan bir şey de sistemin hoş görünmesi.

Kelime

pad: ev anlamında samimi argo

our new pad ifadesinde pad, konuşanın evini veya yaşadığı yeri anlatan samimi bir argo sözcüktür. our sözcüğü ve yerin görünüşü hakkındaki yorum, burada “minder”, “not defteri” veya “tablet” anlamlarının kullanılmadığını gösterir. Bu seçim cümleye rahat ve şakacı bir ton katar. Yaşanılan yerin müstakil ev mi yoksa daire mi olduğunu belirtmez.

Alıştırma

“We can watch the movie at my pad tonight,” cümlesinde pad ne anlama gelir?

  1. evim
  2. minderim
  3. tablet bilgisayarım
Cevabı göster

evim

The design is awesome.

3:46

Tasarımı harika.

It's intuitive to set up and use. Öbek fiiller

3:47

Kurup kullanmak çok kolay.

Öbek fiiller

set up: bir sistemi kullanıma hazırlamak

Burada set up, bir sistemi çalışmaya hazır olacak şekilde kurup yapılandırmak anlamına gelir. to set up mastar öbeği intuitive sözcüğünün anlamını tamamlar: sistemi ilk kullanıma hazırlamak kolay ve anlaşılırdır. Bu öbek fiil cihazlar, yazılımlar, hesaplar ve hizmetlerle sık kullanılır. Nesne bir isimse set up the camera veya set the camera up denebilir; zamirse set it up kullanılır, set up it denmez.

Alıştırma

Cümleyi ‘kurmak ve yapılandırmak’ anlamındaki iki sözcüklü fiille tamamlayın: Before the video call, please ____ the new webcam.

Cevabı göster

set up

You barely notice the sensors are there. Kelime

3:49

Sensörlerin varlığını neredeyse hiç fark etmiyorsunuz.

Kelime

barely notice: neredeyse hiç fark etmemek

Burada barely, notice fiiline olumsuza yakın bir anlam verir. You barely notice the sensors, sensörleri yalnızca çok az algıladığınız, yani onları neredeyse hiç fark etmediğiniz anlamına gelir. Barely sıfırın hemen üzerindeki bir düzeyi anlatır, bu yüzden not notice ile tamamen aynı değildir. Cümle, sensörlerin belli belirsiz fark edilmesine izin verirken göze çarpmadıklarını vurgular.

Alıştırma

'I could barely notice the scratch' ne anlama gelir?

  1. Onu neredeyse göremedim.
  2. Onu çok net gördüm.
  3. Onu hiç görmedim.
Cevabı göster

Onu neredeyse göremedim.

And we like that it does cool things like remind you if you left the door open Dilbilgisi

3:51

Ayrıca kapıyı açık bıraktığınızda sizi uyarması gibi harika özelliklerini de seviyoruz

Dilbilgisi

left the door open içinde leave + nesne + sıfat

left the door open ifadesinde left, leave fiilinin geçmiş zaman biçimidir; open ise kapının ortaya çıkan veya devam eden durumunu anlatan bir sıfattır. Kalıp leave + nesne + sıfat/durum tümleci şeklindedir: Bir kişi nesnenin o durumda kalmasına neden olur veya o durumda kalmasına izin verir. Burada, Greg gittikten sonra kapının hâlâ açık olduğu anlamına gelir. Bu durumda left, ayrılma fikriyle de bağlantılı olsa da the door ve open dilbilgisel olarak birlikte bir sonuç durumu yapısı oluşturur.

Alıştırma

Hedef sonuç durumu kalıbını kullanarak cümleyi leave, the window ve open ile tamamlayın: The window is open and rain is coming in. Please don't ____ when you go out.

Cevabı göster

leave the window open

because Greg literally does that all the time. Kelime

3:54

çünkü Greg bunu resmen sürekli yapıyor.

Kelime

Tam ve mecazi olmayan bir gerçek için literally

Burada literally, Greg'in az önce sözü edilen eylemi gerçekten ve tam olarak yaptığını belirtir; bu bir mecaz veya abartı değildir. Ardından gelen, kapıyı ardına kadar açık bıraktığına ilişkin ayrıntı bu olgusal yorumu destekler. Daha genel olarak literally, dinleyiciye sözleri mecazi değil, tam anlamıyla yorumlamasını söyler. Günlük konuşmada insanlar bunu abartıları güçlendiren bir vurgu sözcüğü olarak da kullanır; bu yüzden ifadenin tam anlamıyla mı doğru yoksa yalnızca vurgulu mu olduğunu bağlam belirler.

Alıştırma

Hangi cümlede literally, abartıyı güçlendirmek yerine özenli ve olgusal anlamıyla kullanılmıştır?

  1. I literally died when everyone looked at me.
  2. The signed contract is literally inside this envelope; you can open it and check.
  3. This suitcase literally weighs a million tons.
Cevabı göster

The signed contract is literally inside this envelope; you can open it and check.

He leaves the door wide open when he leaves. Kalıp ifadeler

3:56

Evden çıkarken kapıyı ardına kadar açık bırakıyor.

Kalıp ifadeler

wide open: tamamen açık

wide open ifadesinde wide, dereceyi güçlendirir ve “tamamen” anlamına gelir. Kapı yalnızca biraz değil, sonuna kadar açıktır; wide burada kapının genişliğini anlatmaz. Burada leaves the door wide open, leave + nesne + durum yapısını kullanır: kişi giderken kapının o durumda kalmasına izin verir. Aynı ifade pencereleri veya gözleri anlatabilir; mecaz olarak da çok az kısıtlaması olan bir durumu belirtebilir.

Alıştırma

“Tamamen açık” anlamındaki not ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The wind pushed the gate ____.

Cevabı göster

wide open

In the event of an actual break-in, Notlar

3:58

Evinize gerçekten zorla girilirse,

it can immediately contact the police.

4:00

sistem hemen polisi arayabilir.

Kalıp ifadeler

In the event of + isim öbeği

In the event of, “bu olay gerçekleşirse” anlamına gelir. Olası bir koşulu resmî ve bu olasılığa önceden hazırlanılmış bir tonla sunar; olayın kesinlikle gerçekleşeceğini söylemez. Bu cümlede an actual break-in, polise hemen ulaşılabilmesinin koşuludur. Yapı in the event of + isim öbeği şeklindedir: in the event of a break-in. in the event of losing power örneğinde olduğu gibi bir -ing öbeği de isim benzeri bu konumda kullanılabilir.

Alıştırma

Notta geçen ifadeyle resmî güvenlik talimatını tamamlayın: ____ a power failure, the emergency lights will turn on.

Cevabı göster

In the event of

Kelime

İsim a break-in ile fiil break in arasındaki fark

A break-in, birinin bir eve, iş yerine veya başka bir yere yasa dışı biçimde girmesi olayını anlatan sayılabilen bir isimdir. Bu cümlede an actual break-in, güvenlik sisteminin polisi aramasına yol açacak olayı ifade eder. İçeri girme eylemini değil olayı adlandırdığı için break-in burada an sonrasında tekil ve sayılabilen bir isim olarak kullanılır. Çoğulu break-ins şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi yasa dışı giriş olayını anlatan, kısa çizgili sayılabilen isimle tamamlayın: The alarm was triggered during a ____ at the jewelry store.

Cevabı göster

break-in

We literally just set up our own at home,

4:02

Biz de kendi sistemimizi evimize daha yeni kurduk

and it's just one of those things where you get like peace of mind knowing that it's there for you. Notlar

4:04

ve ihtiyaç anında yanınızda olduğunu bilmek insana gerçekten huzur veriyor.

Kalıp ifadeler

One of those things where ... konuşma kalıbı

One of those things where ..., bir şeyi geniş ve tanıdık bir kategoriye yerleştirdikten sonra o durumda genellikle ne olduğunu açıklayan bir konuşma kalıbıdır. Burada konuşmacı, güvenlik sistemine sahip olmayı insanlara huzur veren seçeneklerle genel biçimde aynı gruba koyar. Where burada fiziksel bir yeri göstermez. Bu tür bir şeyle bağlantılı sonucu veya deneyimi, yani you get peace of mind ifadesini sunan gündelik bir bağlayıcı görevi görür. Bu belirsizlik konuşmanın doğal duyulmasını sağlar ve dinleyicinin genel deneyim türünü tanıyabildiğini varsayar.

Alıştırma

Cümleyi, bir durumu sınıflandırıp ardından tipik sonucunu veren beş sözcüklü gündelik İngilizce kalıpla tamamlayın: Remote backups are ____ you may not value them until you need them.

Cevabı göster

one of those things where

Deyimler

peace of mind: iç huzuru

peace of mind, bir riskin kontrol altında olduğuna veya ihtiyaç duyulduğunda yardım bulunacağına inanmanın verdiği sakinlik ve güven duygusunu anlatır. Kelimesi kelimesine zihindeki barış anlamına gelmez. Bu cümlede sistemi gerektiğinde yanınızda ve yardıma hazır bilmek, evden uzaktayken duyulan endişeyi azaltır. Genellikle sayılamayan bir isim öbeğidir; get peace of mind veya have peace of mind denir, a peace of mind denmez.

Alıştırma

Bu cümlede peace of mind ne anlama geliyor? An emergency fund gives us peace of mind when work is unpredictable.

  1. Maddi sorunlara hazır olduğumuz için duyduğumuz rahatlık
  2. Çalışabileceğimiz sessiz bir oda
  3. Zihnimizin küçük bir parçası
Cevabı göster

Maddi sorunlara hazır olduğumuz için duyduğumuz rahatlık

Deyimler

there for you: seni desteklemeye hazır

be there for someone, o kişi ihtiyaç duyduğunda yardım etmeye, teselli etmeye veya destek olmaya hazır ve ulaşılabilir olmak demektir. Buradaki there, mutlaka fiziksel bir yeri değil, güvenilir desteği anlatır. Bu cümlede there for you, güvenlik sistemini ev sahibinin ihtiyaç duyduğu anda hazır olan güvenilir bir yardımcı gibi gösterir. Bir cihaz veya hizmet için kullanıldığında bu mecazidir ama doğaldır; vurgu fiziksel varlıktan çok erişilebilirlik ve desteğin güvenilirliği üzerindedir.

Alıştırma

Hangi cümle destek sözü vermek için be there for you ifadesini kullanıyor?

  1. Call me after the interview; I'll be there for you.
  2. The package will be there for you at the front desk.
  3. I'll be there with you at the station at six.
Cevabı göster

Call me after the interview; I'll be there for you.

And it can even tell the difference between a pet Kalıp ifadeler

4:07

Üstelik bir evcil hayvanı

and an intruder.

4:10

davetsiz bir misafirden bile ayırt edebiliyor.

Kalıp ifadeler

tell the difference between A and B: A ile B’yi ayırt etmek

Bu cümlede tell the difference between a pet and an intruder, hangisinin evcil hayvan, hangisinin izinsiz giren biri olduğunu ayırt etmek anlamına gelir. Burada tell, “ayırt etmek” veya “tanımak” demektir; “başka birine bir şey söylemek” anlamında değildir. Tekrar kullanılabilen kalıp tell the difference between A and B şeklindedir. İki kişiyi, nesneyi, sesi veya fikri birbirinden ayırt etme becerisini ifade eder; between iki seçeneği tanıtır ve bu seçenekler and ile bağlanır.

Alıştırma

Tell, difference ve between sözcüklerini kullanarak hedef ifadeyi tamamlayın: Even trained staff sometimes cannot ____ the genuine ticket and a convincing copy.

Cevabı göster

tell the difference between

So, go to simplisafe.com/asap

4:11

O hâlde simplisafe.com/asap adresine gidin

to get yours today.

4:13

ve siz de bugün kendi sisteminizi edinin.

Make sure you subscribe for more videos every Thursday.

4:14

Her perşembe daha fazla video izlemek için kanalımıza abone olmayı unutmayın.

See you next week.

4:17

Haftaya görüşürüz.